Transcription
Anadolu'dan kop gel, düz git. Ankara'yı geç, Bursa'nın biraz yukarısı. Cem gemi azıya almış. Nasıl yani? Burhan şikayet ediyordu, "Böyle her akşam misafirler geliyor, gidiyor filan" diye. Vallahi Anne, beni ilgilendiren bir şey değil yani. Biz 3 haftaya resmen boşanıyoruz. Oluştu. Hayır efendim, içeride Ser taşla çay içiyorlar, hararetli de bir şey konuşuyorlar. Ben girince de öyle durdular. Bilmem artık, şahın ailesi mutası bir aile. Ne zamana kadar gezip dolacak? Bahattin Bey'in bir kulağına giderse iş, hemen ciddiye biner. Vallahi kısmet işte, bilemiyorum. Beni rızda mı gördünüz? Ya makb şu anda sinirlerim laçka, vallaha laçka. Onun için benim canımı sıkma. Şöyle sadece sessiz sedasız bir kahvaltı etmeye geldim. Y, hayır olmaz, önce parolayı söyle. Makb şu anda bütün enerjimi çekeceksin, değil mi? Öyle bir niyetin var yani? Ya, hayır, önce parolayı söyle. Parola şı? O zaman yer çekimi. Yer çekimi mi? Evet, yer çekimi. Bu mesaj sa aldık. Mesajı almadım. O zaman biraz açayım. Şimdi sen şöyle lip lip ediyorsun ya, sen bunu yaparken yer çekimi kanunlarına karşı geldiğini zannediyorsun. Ama o öyle değil, o kendini zaten fizik kanunlarına bırakıyor, diye aşağı doğru sarkıyor. Yani sarkıyor mu? Siz bana ne demek istiyorsunuz? Ya ben sana bir şey demek istemiyorum, hiçbir şey demek istemiyorum. Sadece bilimsel bir gerçekten bahsediyorum. Şu anda çok sinirliyim ve canım yumurtalı etmek istii. Paralı oydu.
[Müzik]
Günaydın, günaydın. 3 günaydın. Kaderin cilveleri ve hayatın dertleriyle dolu bir sabah. İyi, kötü beraberiz. Burhan, sen çok keyifsiz bu sabah.
[Kahkaha]
Hayrola? Ay, kusura bakmayın yani, bir sinirlerim boşandı, kendime geldim. Ay, bu çocuk bu Cem devesi beni mahvetti. Ne huzurum kaldı, ne düzenim. Roommate olarak yapamayacağız bu çocukla biz. Ay, şekerim, Aslı da yapamadı zaten. Of, yani kirayı arttırdım, beni bitirdin yani. Ya tahin be amca, bu Cem devesiyle kaldık baş başa. Ya, ya, o kira, o daireyi az bile evladım. Ay, vallahi bak başladı tık tık. Bak, bile hemen tansiyon aletini getir, tahsim Bey amcanın hemen tansiyonunu ölçelim. Ay, sen zahmet etme, burhancan. İ, nasıl bir konuşma lütfen ama ya. Sabahta bakıyorum, pek bir giselle etmişsin. Öyle mi? Ay, salatalık maskesi yaptım. Sabah da ondan. A, balkat kuruluğa birebir. Öyle mi? Kul, ya mak bile şu ayak terliklerini lütfen şaplatmak bunu ya. Ya, terliklerin mi şaplin şakl? Lütfen ama. Ben bunu son derece alaturka ve antipatik buluyorum. Antipatik mi? Evet, antipatik. Hadi şunları içeriye doğru götürelim. Bir daha da bundan sonra şaplatmak. Ekmek yapı verdim, 5 dakikada Ece Zile yaptı, bak ne marifetli çocuk. Ay, bu arada ben bu akşam yokum, biliyorsunuz. Biz dışarı çıkıyoruz. Söyledi, kızım, söyledin. Dışarı mı çıkıyorsunuz? Tanrı verdiği dinlemeye gideceğiz. Para nedir derdiniz? Burhan Bey, siz de mi gelmek istiyorsunuz? Y, ben senin abin sayılırım, onun için de çenemi tutamayacağım, kusura bakma. Sen şu anda resmi olarak boşanmamış bir kadınsın. Onun için orada burada fink atman ne kadar doğru acaba? Bravo, doğru. Bravo. Nasıl yani? Yarım dünyanın bin bir türlü hali var, değil mi? Öyle bakmak lazım. Yarın öbür gün Cem annesinin aklına uysa, sen barlarda dejenere olmuş bir şekilde dans ederken fingir fingir fotoğraflarını çeksin, sonra mahkemeye sunsa, mahkeme haklı kabul etse, bütün malının mülkünün üstüne konsa, soru. O zaman ne yapaca yaım? Vallahi çok haklı Burhan abin. Abisi. AB, benim bir tane abim var, o da askerde. Siz lütfen her şeye karışmayın. Burhan Bey. Öyle deme, doğru söylüyor çocuk. Aferin Burhan. Ah, Tahsin Bey amca, tahsi yonunu bir baksak acaba? Çünkü yarım saat ilerledi vakit. Sağ ol, bakalım ya. Sağ ol evladım. Ay, keşke Burhan hep burada olsa. Ne güzel olur. Ne geldi aklıma biliyor musunuz? Ya, Aslı küçük odası var ya, şu anda boş. Ben acaba oraya mı yerlesim? Böyle little bir, hani ufak bir paraya. Ne güzel böyle beraber yaşamış oluruz. V, çok güzel olur, çok eğleniriz, değil mi? Vallahi alt katta başkasına kirayı veririm. Oh, ne güzel, gelsin paralar. Vallahi bu fikir benim çok aklıma yattı ha. Gerçekten. Ben çünkü Cem devesiyle yaşayamıyorum, acayip rahatsız oluyorum. Ne güzel, ben burada yaşarım, hem başımda dinlerim, para da biriktirmiş olur. Yok artık. Aslında bence bunu ciddi ciddi düşünün. Vallahi ne güzel olur, değil mi? Dayı, Cem gitti, ev boşaldı. Ayrıca ben size söylemek için fırsat bekliyorum. Burhan'ın dairesine müşteri çıktı. Müşteri mi çıktı? Yapma ya. Aylık 3000 dolar veriyorlar. Yapma. Y, şimdikini K misli. Vallahi benim aklıma yattı. Ne bileyim, ne diyorsunuz ya? A, ne saçma şakalar bunlar. Saçma sapan. Hayır, ilanlara bakıyorum da, 3.000 dolar buranın dairesi için iyi para. Yani kaçırılacak fırsat değil. Aslında ben de Cem alt kattan gitsin istiyorum. Sinirim bozuluyor. Ne yapacaksın, Tahsim? Ne bileyim ben. Aslında Burhan bizim evde olmaz. Tabii. Niye olmasın canım? Cem yabancımı? Damadımız diye bir sene aynı evde pekala yaşadık. Hayır, ona bakarsan şimdi yazın bunlar mahbu ile evlendikten sonra ya yan daireye yahut da başka bir yere çıkacak. Hayır, 6 ay için Burhan bizde kalsın diyeceğim de, o zaman da Aslı kıyameti koparır. Aman Aslı, Volkan'la da geçinemez, Cem'le de geçiremedi. Bırak Allah'a. Sen ben buranın burada kalmasından hiç rahatsız olmam. Bilakis çok memnun olur. Hayır, koskoca ev evi olmasına da gene de yabancı işte. Bu akşam yine Cem'in misafirleri gelecekmiş. Burhan da eve kızlar alıyor, çok rahatsız oluyorum. Bir geceliğine sizde kalabilir miyim diye sordu. E, ben de peki dedim. Aslında onun da niyeti buraya taşınmak. Bakma sen, 3000 dolar beni çok rahatlatır. Üstüne Burhan'dan da 3 be kuruş alırsak. Bakalım kısmet işte. Ay, of, akşamlar efendim. İyi akşamlar. O, Burhan elini kolunu doldurmuş gelmişsin. Ne zahmetler bunlar ya. Ben böyleyim, Tahsim Bey amca. Huyum kurusun. Ben eve gelmeden önce markete uğrayıp ondan bundan almadığım zaman eve geldiğimi bir türlü anlamıyorum. Yani nasım Bey amca, sana cevizli sucuk aldım, seviyorsun diye. İot, sana da poz aldım. Çok teşekkür ederim. Çok teşekkür ederim. Cevizli sucuk sakın dokunmasın bana. Onu da düşündüm. Ehtiyar, onun için sa yemek sonrası limon aromalı soda aldım. Yaşa. Bu yaşa alsana şunları elimden canım. Allah Allah, kollarım koptu burada. A, pardon ya. Bulunmaz kiracı. Vallahi bulunmaz kiracı. Kiracı derken alt kattan bahsediyoruz herhalde, değil mi? T, Bey amca. İfot, ya bir şu çeliklerini bir şakl atmadan yürüyor. Amak bile gene mi şakladı ya? Evet, farkında değilim. Pardon abi. Şu pilavım tadına bir bakın, öyle güzel demlendi ki. İstemiyorum. Mak bile, ben elimi yüzümü yıkamadan hiçbir şey yemem. Olsun, bir tat, bak, bir tat. Ö, t, t, dökü. Ya, istemiyorum. Makb, Allah'ım ya. Akşam yemekte yerim ama hatırım için. Vallahi ağız burun gireceğim sana ha. Kaf at sana. Allah'ım ya Rabbim ya. Niye böyle sürekli ısrar, ısrar, ısrar, ısrar, mak. Ya, niye buna bu kadar kızdınız ki? Şimdi çocuk gibi hareketlerim var, makb. Yani hafakanlar B. Tamam, ben yerim. O mis gibi pav, o ye. Oh, sen i misin? Oh ye. Böyle şiş balon gibi ol, sonra havalan, git buradan. Ben de sana güle güle desem, böyle. Nasıl yani? Seni boşluğa [Müzik] bırakıyorum ya. Şöyle çok güzel bir salata hazırlayayım mı, zeytünlü meyt? Ha, ne diyorsun? Ay, canım, sen zahmet etme, misafirsin, sen daha burada a otur. Lütfen otur. Kalkacaksın gibi hissettim. Lütfen otur. Datlum, sen kraliçeler gibi oturmaya layıksın. Biz yaparız. Tahsin Bey amca, tahsi ne durumda şimdi? Bırak, yemekten sonra bakarsın artık. Bura. Ha, şey, çok güzel bir film aldım, komedi filmi, DVD. 16'ya 9. Akşam izleriz. Ne güzel, neşesi geldi. Ay, vallahi öyle. Bu Burhan'ın çok güzel bir enerjisi var. Kanımca, yani böyle eve kanar ya almışsınız gibi. Şimdi dayı, bu adamlar 2 aylık depozit, 3 aylık peşin veriz diyorlar. Ne diyorsun? Yapma y. Dur bakayım, sade düşünüyorum. Neyi düşünüyorsunuz, dayı ya? A, kendi damadınız otururken iyi, benim ablamın nişanlısına gelince bir ayrımcılık. Yani ben anlamıyorum ki. Çocuk zaten gözünüzün içine bakıyor. Y, düğüne kadar otursun, ne olacak? Hepiniz delirdiniz artık. [Kahkaha] Ay, alemsin Burhan. Ay, vallahi ipot, gerçekten söylüyorum. Bizim üst kattakinin ilacı Sabit Efendi. Vallahi, vallahi adama aşık. O sürekli eski sevgilisi vardı ya, gelip giden sahalı, onamı bık yy. Vallahi, yani sohbeti olsun, dedikodusu olsun, yemekleri olsun, her eve bir Burhan lazım. Dayı, çok tatlı çocuk ya, şeker şeker. Niye sakit, içim bayıldı da. [Müzik] Ben altayım şimdi. Vur, dur, dur, dur, dur. Burhan kazandı. Burhan. Hadi, Tahsim Bey amcı, sıra sende. Hadi, gel bakalım. Yumı yok, yumurta, yumurta. Dur, şunu. He, vur bakalım, sen vur, sen vur. Tahsim bir amca kazandı, yalnız ihtiyar. Sende de iş var ha, baksana kırdı ya. Vallahi Allah tadımızı bozmasın. Yani bu Burhan ebe saadet getirdi bir yerde, değil mi ya? Ben şöyle bir şey düşündüm, acaba yavaş yavaş ihtiyaçlarımı, eşyalarımı filan getirsem mi, yavaş yavaş böyle hani yerlem mi diye düşünüyorum. Siz ne düşünüyorsunuz? Karar verdiniz mi? İkinci bir erkek evlat istiyor musunuz? [Müzik] Buran, had, sen toparlan, toparlan da kalan eşyanı yavaş yavaş taşırsın. Yaşatın. Ya, hay, hay Allah'ım ya. Hayat bu aralar ne kadar güzel ya. Ya, bu sa beni çok seviyor ha, ama belli etmiyor, içine atıyor. Demek ki kş. Yapma ya, tahinci. Asya da söyleseydin keşke. Neyi yavrucuğum? Biz düşündük, taşındık, anne. Hayır, canım, alt kata müşteri çıktı ya. Baba, öyle lütfen. Bak, ablamla Burhan evlenene kadar ya, bana bunu yapamazsınız. Burhan bizimle [Kahkaha] yaşayacak. Ne oluyor ya? Ay, tansiyonu düştü. Tabii, aç karnına çok zayıfladı. Ondandır. Baksana böyle kuruk bir şey kaldı. Seni hiç merak etmeyin. Merak etmeyin, ben bunun ensesini de boza pişirip sabah akşam yemek yedip tosum gibi yapmazsam, hiç merak etmeyin. Dur, o zaman ben mutfağa gideyim, gözlemeleri ne oldu onlara bir bakayım. Allah'ım ya Rabbim, panik [Müzik] oldum ya. Senin elin ne kadar yavaşmış, abe kadın ya. Ne kadar yavaşmış. Millet kahvaltıyı bitirdi. Kaplumbağa gibisin sen. Bir gözlemeyi yapamadın. Piyasa da yok hala ya. Acıktınız mı siz? He. Yapma, yapma. Mak birle en gıcık olduğum hareket. Tap bir. Yani bu. Ama ne zamandır ara vermiştim. Burhan Bey. Bence sonsuza kadar ara ver. Sonsuza kadar. Benim gıdımı rahat bırak, anladın mı beni? Bu ne? Bu ne şimdi? Çok kalın olmuş. Köü usulü olmuş. Ya, bu kölü ü ne demek ya? Senin yaptığın gibi tam karşılığını istiyorsan, o yani kalın. Yani krep tarzı olmamış. Nişan taşı işi olmamış. Gözlemeyi tavaya öyle bir dökeceksin ki, öyle bir pişecek ki, o onun altından baktığın zaman arkasını görebileceksiniz de. Şu sıralar benim yaptığım hiçbir şeyi beğenmiyorsunuz ha. Sinir katsayım artıyor ha. Ay, sinir katsayı suyumuş. Nereden öğrendiyse bu lafı, hiç de ağzına [Müzik] yakışmıyor. Sen burada gözlüme bile açamıyorsun ama dil böyle nah böyle yani. Af kıldım, sıçık. [Müzik] [Alkış] Burası of bacım of. Çocuklar okulda mı? Bak, bu ne? Ha, ekmek arısı yapıp veri verdim ellerine. Dayu, İzzet uyuyor mu ya? Um, bir kere de erken kalk, işe git, değil mi? Hem şikayet ediyor, hem de pirelerini uçuşur, uçuşur ölene kadar yatıyor ya. Adam dediğim bu saate kadar çoktan kalkmış olur, tıraşını olmuş olur, giyilmiş, değil mi? Ama bizimki nerede? Günaydın, Sütçüoğlu rezistansı sakinleri. Günaydın İstanbul. Güneşli bir güne uyandı. Yine işe geç kalmak istemiyorum. Hemen bir şeyler atıştırıp gideceğim. O, burcım, keyfin yerine bakıyorum bugün. Bahar geldi, böyle oldu. İfot, keyfim yerinde. Şahika dedi ki, "Bu hafta dedi, seni dedi, sosyetik çevreye takdim edeceğim" dedi. Allah Allah. Arkadaş edinmen için mi? Yok, kız bulacağım kendime. Şika dedi ki, "Eski dedi, İstanbul ailelerin dedi, çok tatlı dedi, bilgili, görgülü kızları var dedi, hemi de bekar dedi, kapış kapış gidersin aralarında" dedi. Ba ba dedi. Siz o ortamlara uyum sağlayabilecek misiniz? Burhan Bey. Asl, benim aile geçmişim, bilgim, kurgum bu tip çevrelere daha uygun birin. Benim vakti zamanda çok itinin köpeğinin vakit geçirdi ki artık layık olduğum çevreleri de boy göstermek istiyorum. Eski İstanbul aileleri ve onların tatlı kızları. Ne demiş büyüklerimiz? Efendim, herkes layığını bulur. Davul bile denk denine derdi. Benim Paşa dedim. Paşa dediniz? Evet. Tokat'taki Tokat'ta ne paşası? Bu Erbağ paşası tabii. Osmanlı'da paşalık babalıktan oğulla geç otomatik olarak ben de Paşa oluyorum. Paşa junior. Paşalık babadan oğla mı geçiyor? Bak, bunu bilmiyordum ben. A, istirham ederim. Ehtiyar, bit. Tabii, benim annem beni hep Paşa oğlum diye severdi. Sıvaz, sıvaz, gözlemi açarken filan. Ah, ne günlerdi o günler ah. Ne günlerdi. Piyano dersleri, Fransız mürebbi, ay Madam, ay neydi? T, sonradan Mumya Müzesi açmış olabilir mi? Ah, şu gençler işleri güçleri hep dalgacı, değil mi? Aristokrasi tabii bitince ailemde bütün mal varlığını kaybetti. Her şey sıfıra indi. Atıyor lan bu lütf. Affınıza sığınarak, ben sizinle muhatap olmak istemiyorum. Efendim, dö. Nasılsın? Günaydın. Çay koyabilir misin canıma? Ari, bulasın yani. Geldin atletine çoraplarla bir sakal oturdun. Çay dökene ne bu ya? Hava sıcak ya, kafam bozuk. İdare edin. Ay, bir çorap kokusu geliyor ya. Nereden geliyor bu koku? Evde amele mi çalışıyor yorsa ni? Atletin üst bir şey yedin. Hava sıcak, gitmedin. Hava sıcak, bütün suallerin cevabı bu mu? İzzet, bu hava sıcak, kimse deri almıyor ve ben dükkana gitmiyorum. Hava sıcak, içim pişiyor, atletle dolaşıyorum ya. Hava sıcak, Ekim ayına kadar dükkan sinek avlayacak. Kafam bozuk, tamam mı? Kusura bakma, bey baba. Yani zor zamanlar, krizde ilk bizi vurdu. Tabii, tabii. Ama sen de böyle kendini koyverme be oğlum. Aslan gibi adamsın, taşı sıksan suyunu çıkarırsın. İki gün iş olmaz, üçüncü gün müşteri geliverir. Sıcaktan bizim dükkanda da satışlar düşüyor. Yani ben seni çok iyi anlıyorum, oğlum. Çok iyi. Bak, Bey babanın ağzından bal damlıyor. Senin surat mahkeme duvarı. Ah, benim mahkemem var bugün. Bugün mü? A, gözümüz aydın. Hadi. [Müzik] Hayırlısı. Acele etmeseydiniz. Aslı bacım, hani evlilikte keramet vardır da. Ya, ne demezsin, gençsiniz, sırtınız pek, karnınız tok. Bir daha bir tecrübe etseniz diyordum. Ay, sen ne anlıyorsun da kıza akıl veriyorsun, İzzet? Allah Allah. İlkokul 5'ten sonra okumadık diye geri zekalı mıyız biz ya? Ay, kusura bakmayın, üniversite yıllarımda, yüksek öğrenim sırasında bir arkadaşın anlattığı bir fıkra geldi aklıma, ondan dolayı güldüm. Höpürdetme, İzzet. O baydın artık lan. Huzur kalmadı be. Kusura bakma ama Makbule, ne çaçar olmuşsun sen be. Ağzından çıkarı kulağı alıyorsun. İzel, ne oluyor lan? Pişmiş kelle. Hayır, kusura bakmayın, şimdi de Paşa dedemin anlattığı bir fıkra geldi aklıma. Halkla alakalı bir şeydi ama çok güzeldi. Günaydın, herkese günaydın. Engim, nasılsın? Aslı, bugün çok güzelsin ya. Vay, İzzet, işte ne haber? Burcım ve dayıların en güzelini en sona asolist olarak sakladım. Nasılsın, dayıcım? Ben sana demedim mi, süper bir adam, süper. Valli, nasıl böyle bir enerjisi var? En güzel bir bı versene, balım. Verme, verme. Sen dün gece burada mı kaldın, kovmadan? Day, ilahi ya. Ya, yapma şunu Allah aşkına ya. Sen hala eşyalarını mı topluyorsun ya? Çık git. Biz arkandan yollarız sana. Efendim, git dedik ya sana. Pişkin, defol git. Artık bu evde oturmuyorsun ya. Nasıl gideyim ya? Gidip ne yapacağım? Bana ne ya? Herkesin dayısı mı bakıyor, Allah Allah. Tamam, o zaman yalvaracak değilim ben. Benim kimseye ihtiyacım yok yani. Aslı, bari böyle ekmek arısı falan bir şey yapın ya. Vaktim yok. Sacit gidip boşanmam lazım. [Müzik] Ah, ah, fil Baki. Çok üzülüyorum bu aileye. Kuzu, ne demek yani? Yani çocukların karnını bile doyuramıyorlar. İyi değil diyor Makbule. Havalar ısınınca deri satılmıyor muş, şekerim. Küresel ısınma, İzzet'in kary yerini vurdu filan diyor. Ne bileyim, zavallı Makbule. Ck, varlık içinde yokluk mu çekiyor ya? 50 tane dairesi var, satsın birine oturup yesinler. İzzet gurur yapıyormuş, şekeri Makbule ne kadar kartı filan varsa el koymuş, harcamasın diye. Ben karı parası yiyecek adam değilim diyormuş. Ysa, vallahi şak diye düşer bayılır. Hayır, ben Makbule mutlu, Makbule iyi diyor. O da eniş diye söylemek için vakit kolluyor. Ne mutlusa ayol. Düşün artık, bize gelip makarna, domates, bilmem ne alacak kadar düşkünler. Olmaz böyle şey canım, olmaz tabii. Şekerim, olur mu hiç? Mak buye de yazık, yazık vallahi yazık. Bu iş böyle gitmez, gitmez, şekerim, gitmez. Gelsinler bizde otursunlar. Ne herhalde, ne yapabiliriz başka? Ay, sen delirdin mi, tsin? Bir kocaman İzzet tane haydut gibi çocuk, şak kak düşüp bayılacağı yan daire. Onlari bize ne? A, yan daire Makbule ile Sacidin eviydi. Bize ne? Oldu mu? Adam gibi semtte otururlar, efendi gibi yemek yerler, değil mi? Yani inanmıyorum. Nereden geliyor bu antika fikirler aklına? Tah sokaktan iti, köpeği, dilenciyi toparlayacak. Yok efendim, onlar it, köpek değil, benim kanımın canımın kocasıyla kocasının çocukları, çocuklar. Daha güzel büyürler. Yazık değil mi? Ay, sanki Makbule'nin çocukları, İzzet'in çocukları. Ay, olmadı, olmadı. Y, günah değil mi? Sabere hiç acımıyor musun? Onların yeni anneleri Makbule. Ay, Makbule yeni anneleri diye mi acıyacak? Tahs. Hayır, yahu, gelsinler burada yan daireye oturuversinler, yesinler, içsinler. Kusura bakma, ben yiğenim. Yarı aç, yarı tok kenarda köşede yaşamasından razı olamam. O zaman evlendirmesi. Ya, ben evlendirdim, kendi kaçtı. Ay, burası çocuk yuvası mı? A, kalpsizlik yapma ama biraz şefkat göster. Bak, bak, vall başık. Ben Aslı ile Volkan'la bile küçükken bazen sinir olurdum. Elalemin çocuklarına nasıl yaşayacağım canım? Yocum tut, K yandaki dairi çoluk çocuklu birisine verdik. Ay, vermeyiz ki. Bak, çoluk çocuk gelip burada oturacaklar mış. Efendim, bir kere Burhan duysa kendini paralar. Şu anda süzülerek buraya geldim ve kendimi paralamak istiyorum. Nedir bu şaka mı, espri mi? Hangi geri zekalının fikri bu? Benim efendim. Ettim ya. Ehtiyar, sen iyice yaşlandın, gözümün önünde iyice bunamaya başladın ha. Ne bin konuşuyorsun ya? Terbiyesiz. Affedersin ama bu kadara olmaz. İzzet, makb. Ben aynı evde üç tane pisl çocuk yak. Artık ya. Ana evim yandı ya. Ya, bu ev benim evim. Makbule de benim yiğenim. Sana mı soracağım? Ay, ama haklı Tahsinim. Yani bu çocuğun da eski nişanlısı Makbule, böyle dip de aynı evde nasıl otursunlar? Ne bİM ben ya? Yani bana kapı gösteriliyor. El mi? Dış kapı gösteriliyor bana. Git buradan. Gidiyor. Yani bana de mi öyle bir şey diyorsunuz ya? Öyle bir şey demedik. E, o zaman ben gidiyorum. Gel, otur, Burhan. Allah a. Yok, yok. Çantamı alıp gidiyorum. Şu anda şuradaydı çantam. Ay, Burhan, gel, otur. Gidip bir otele yerleşeceğim. İki yıldızda. Orada da ölümü bulursunuz artık. Ay, gel, otur, şekerim. Yumurtalı ekmek var. Hadi. İyi o zaman, kahvaltımı yaptıktan sonra sahneyi terk ederim. Ben de. Hay, terk etmene gerek yok. Makbule gelmez zaten. İzzet iş güveyi olmayı kabul etmez. Zaten Makbule eler geliyor. Çoluk çocuk buraya yerleşiyor desem, Aslı fenalık geçirir. Ne anne? Ne diyorsunuz ya? Vallahi fenalık geçireceğim burada. Yalnız, hangi geri zekalının fikri bu ya? Gel, otur, Asım. Otur, Tahsin amcanın çok orijinal fikri. Yok, yok, öyle bir şey. Hani mesela dedik, mesela filan evde yeterince misafir var zaten. Evet. Ya, sacı başı başına yetiyor zaten, değil mi? Değil mi? Ay, efendim, acaba diyorum, pilatese mi başlasam? Güleri açı diyorlar. Nereden çıktı sabah sabah? Buran Bey. Aa, bu kadar fit ve yağsız bir vücuda ne gerek var diyorsun. İçin. [Müzik] Ama yani, hayatımda bir değişikliğe ihtiyacım var gerçekten. Ne bileyim, yani acaba diyorum, şöyle saçlarımın rengini falan mı değiştirsem? Hangi renk? Mesela, mesela böyle sıcak tonlar, tropikal bir hava olsun istiyorum. Kızıl, Kestanenin böyle erkeksi tonları. Kızı Kestanenin erkeksi tonları mı var? Veya giyim tarzım mı yenis? Bence sizin içiniz daralmış, Gurhan Bey. Evet. Yüreğim kabardı benim şimdi. Aklıma geldi, falcıya mı gitsem acaba? Veya psikolog. Ay, ne yapsam, ne yapsam ya? Bir şeyler yapmam gereki. Hayatımı değiştirmek istiyorum. Kendimi iyi hissetmek istiyorum. Neden böyle kalbim fıkır diı, hiç anlamıyorum. Burhan Bey, siz sevgilisinden ayrılmış kadın sendromu geçiriyorsunuz. Vay, s. Ay, saçımı mı uzatsam acaba ya? Rapunzel gibi, şöyle pamama kadar uzasın. Nereye gidiyorsa gitsin ya. Değişik modeller denerim, at kuyruğu, örgü, balık sırtı, mesela. Günaydın. G e. Ya, bir şey söylemeden mi oturacaksın? Ne söyleyeyim? Dayı, şarkı söyle. Biz alışığız. Yüzüme vuracak mısınız artık bunu? Sürekli böyle Osman'ın ailesine ne kadar rezil olduk yani? Ne yapıyorum? Sanatçılık ayıp mı yani? Ne sanatçısı evladım? Ay, hele o pelerin var ya, seni gördükçe hatırlayacağım. Vallah, ne yapayım peki? Ne? Beni görmediği bu evden gideyim mi? Onu mu diyorsun yani? Ay, sısla sanatçıyı. Ondan. Ay, bugün de herkes gitmeye kalkıyor. Oturun oturduğunuz yerde. Sacit, her ne kadar aptalca bir şey yapmış da olsan, biz senin daha fena maceralar al. Onun iur kahvaltıya devam et. Daha fena maceralar derken, biz göbek at, şarkı söyle. Razıyız. Kumar oyna. Day, kumar. Ne zaman gördün buraya taşısınlar diyoruz. Anam, vallahi çok iyi olur, dayı. Yani ablamın o evde oturmasına gönlüm razı gelmiyor. Bizim evin büyük odasına onlar yerleşir, salonu da çocuklara büyük oda yaparız. Ha, proje hazır. Hazırdır. İzzet, hayatta kabul etmez. Bak, bak, bu zaten olumlu bir şey ama yanlış biliyorsun. Bir daha anlatmaya çalışı. Öyle değil ama ol. Bir öyle oldu. Old. Vallahi ben giderim bu evden ha. Bunlar burada kaldıysa, ben giderim. Y, ur. Ne oldu? Bunun saçı olmuş. Vallahi ben giderim. İhtiyar, hiç benim şakam yoktur. Vallahi giderim. Bak, çantamı koluma taktım, gidiyorum. Sen kak, dayı. Müd yaklaştım, giderim. Ha, şu anda gidiyorum ha. Sen saçını mı boyattın? Bur, gel, otur. Bur, gel. Bu nasıl iş? İfot, bu nasıl iş? Eski nişanlım, eski nişanlımın kocası ve ben aynı evde nasıl olabilir? Bir de viyak viyak bağıran çocukları hiç saymıyorum bile. Sızır lan, 3 tane. Ne saymıyorum dedin ya? 3 tane. Anı dedik lan, geri zekalı. Doğru konuş lan. Pamuk şeker. Ay, iut, gördün mü? Hemen beni incitti. Vallahi şu anda kırıldım. Ay, sinir krizleri geçiriyorum ya. Yetişin ha, dostlar. Bunlar gitsin, topaş gitsinler bence. Bunlar sok sal. Aferin kızım ya. Bunların kendi evleri yok mu? İfot, gitsinler evlerinde kalsınlar. Bak, size söylüyorum, ocağınıza incir ağacı dikecekler. Topaş gitsinler. Bunlar gitsinler, bunlar. Biliyorum, haklısın ama sabırlı ol. Ne yapalım, şekerim? Ası yum. Bunlar gitsin. Oldu. Burhan Bey. Söylerim. Yoksa ben giderim. Vallaha ben de sizin yerinizde olsam, ben de giderdim. Burhan Bey, doğru. Bence hemen toplanın, gidin. Bunlar hak ettiler. Ay, vallahi yığılım üzerine ha. Oar, sinir krizi geçiriyorum şu anda. Dip ol, gidi. Sacit, nerede kaldı? Gelse de şuradan bir konuşsa. Oturdu, bey baba. Gece geç gelir artık. Ne artık bir aile olduk. Bende yalan yok yani. İzzet, sen geri zekalı mısın? Senin ağzın ne diyor? Makbule, rezilsin sen, vallahi rezilsin. Hay, daha bu sabah konuşmasam. Neyse. Hayır, izin verirsiniz. İzin vermiyorum efendim. Sen resmen bağımlısın, seni tedavi ettirmek lazım. Seni. Hayır, şimdi konuşulacak konu sus. Konuşulacak konuyu ben seçerim. Serseri, Sacit, gel, canım, gel. İşte bakın, çocuklarım. İçki, kumar, uyuşturucu gibi illetler, sonu böyle olur. Bakın, öğen. Ne diyorsun, abla? Öğrensin. Had, Sacit. E, kazandın mı bari? Kazandın. Kaçma. Kazandın, bakayım. 2.000 dolar. Dayı. Aferin sana. Olduğu gibi onları Makak buye ver. Bak, böyle çocukların eksiklerini tamamlarsın. Sacit, dayıların küçük bir hediye. Sait, dayı ama dayı. Ben o parayla hala. Ne yüzle konuşuyorsun sen? Parayı vereceksin ama daha bitmedi. Bak, s, bu sözlerimi iyi dinle. Bir daha seni papaz kaşı dahil kumar oynarken görürsem, toplarsın eşyanı, bu evden gidersin. Gider mi? Çok ciddiyim. Gidersin. Ya, zaten kalabalığız, ne güzel yer açılır. Kalabalığız. [Kahkaha] Evet, bravo, İzzet. Eh, madem evim soyunup döküleyim, rahat edeyim dedim. Onu demiyorum, dayıma. Sacit, kumarda demişsin. Tebrik ederim. Kusura bakma abi, aileye yalan söylenmez, gizli saklı olmaz yani. Aman, bu ne ya? Bu ne ya? Çoraplar, atlet, pijama. Yani lümpenlik paçalarından şöyle kanepeye doğru sızım sızım sızılıyor ya. Ne lan? Ev hali işte. Ama bu evin hali değil, anlıyor musun beni? Sütçüoğlu rezistansında şimdiye kadar böyle bir olay görülmedi ya. Eskiden bu evin salonuna girilirken ütüsüz pantolonla girilmez, erkekler fötür şapka takarlardı. Eskiden öyleydi işte. Yozlaşma işte, köyden kente göç işte. Fotograf, şakır şakır. Ne dırdır lıy lan? Biz senin hot saçına bir şey diyor muyuz? Ağzının burnunu dağıtırım senin lan, terbiyesiz. SS lan, karışma lan. Lan, bana bak lan. Gel, hadi buraya gel. Oh, bu hep böyle mi olacak? Bunlar olmayacak, Tahsim Bey amca. Ya, bunlar gidecek ya, ben gideceğim. Vallahi giderim ha. Vallahi giderim. Eğer bunlar. Anne, elektrik kes. Ay, bayılıyorum. Ne oluyor be? Yüzlerim karardı şu anda. Kolonya getir, kolonya. Ay, bayılıyorum. Bir ay kim iyi hissetmiyorum. Ay, koş kızım, koş. Ay, limon kolonyası olmasın, lat olsun. Gezm yarı. Ay, dost, can kurtaran yok mu? Ay, ölüyorum dak. Ya, Allah Allah. Aynı şeyi yapıyorsun, mak bile. Tipsiz misin nesin ya? Burhan Bey, aynı çatı altında yaşayacaksak, dost olmamız lazım. Bu asabiyetten yere varamazsınız yani. Ayrıca şunu unutmayın ki, sevgi bitmez, yalnızca şekil değiştirir. Şu andan itibaren binen iki iyi arkadaş olabiliriz. Aman, bu kadar lafın cevabı bu mu yani? Evet, makb. Allah Allah ya. Ha, ifot, çayın altını kapattım. Sabah da uyku tutmadı, 5 gibi de ütüleri böyle toparlayayım dedim. Ay, sağ ol, sağ ol. Ah, size İmam bayıldığı la puzzı sarması yaptım evde. Çekirge sürüsü olduğu için bence bitmeden hemen bir uzaktan bir bir gör, haber vereyim dedim. Ya, teyze, öyle dün akşamki gibi alafortanfoni yemekler yapmayın ya. Bir makarnadan karnımız çizsin. Yani sen benim yemeklerim laf mı ediyorsun lan? Sen benim pazı sarmam da İmam bayıldım karın doyur mu diyorsun lan? Lan, kes lan, sus lan. H mi lan? Yürü git lan. Dokunma yok. Aı dokundu şuraya. Dokunma yok, bulaşma lan bana. Sabah sabah nerede lan onu altlı? Ne çay bardağı? Niye yalız? Niye bardak altlığı? Onu terk etti hıy. Arca sorular sorduğu için olabilir. Bak, köylü Sütçüoğlu rezistansında hiçbir çay bardağı altlıksız ve kaşıksız şimdiye kadar dolaşmadık. Kat burası ne? An kapının mandalı gördün mü? Vallahi giderim ben ya. Bu evde giderim. Giderim, git o zaman lan. O zaman gidiyorum ben. Gidiyorum. Gerçekten. Bunlar gitme mi? Gitme. O zaman ne? Kal. Benim gitmem kal. Ben zaten bavulum F hazırlamıştım. Ben gidiyorum. Gidin. Burhan Bey. Şekerim, ne yapıyorsun? Ha, biriniz söylesenize, gitmesin. Ne ya? İzzet, ayağını bir terlik y. İstersen ben size giderim demiştim. Hep şaha zannettiniz sanki spiritüel bir insanım ben. Geceden hiçbirinizin haberi olmadan eşyalarımı toplamıştım zaten ve ben gidiyorum dediğim zaman altını her zaman çizerim. Bavulunuz boş. Burhan Bey. Şimdi bavul hazırlamam zor olur. Aş toplarım yani. Hadi görüşürüz. İzzet, çayı höpürdetme. Afır paır, afır paır. Ay, iyice şamar olan oldum. He, İzzet, bağırabilir musun? Ol, evde kimse yok. İyice şamar olan oldum ha. Ne bağırıyorsun be? Edepsizlik etme. Edepsiz sensin. Maşallah, beyine de bir karış dil çıkıyor ha. Böyle çıkar tabii. Öyle atlet, çorapla pijama altıyla dolaşmaları. Köyde şikayetin yoktu ama ortama ve ikiliğe uyum sağlayacaksın. İzzet ya, bu evde kimse böyle giyiniyor mu? Sen stik akrabalarından ut. Yani sosy etik değil bir kere. Görgülü. Ayrıca çay içerken bir zamin tabağını da kullan. Vay, Buran, az birli. Ne alakası var ya? Çok alakası var. Adam bana geri zekalı dedi. Bir saat sonra sen de dedin. Her şeyi fark ediyorum ben. Bu eve geldik, iyice değiştin. Makbule. Asıl sen değiştin be. İnadına bir köylülük geldi üstüne. Gü mü? Bak, bu da Burhan'ın lafı canım. Ben lafı. Sen laf. Allah Allah ya. Doğru söze ne denir. Hay, be, bu eve geldik, birbirimize girdik ha. Ne yapalım? Sen de uyum sağla biraz. Allah Allah ya. İyice böyle özellikle ayıya bağlıyorsun gibime geliyor mu? Doğru konuş lan. Lan deme bana. Nişan taşındayım bu evde. Bu semtte oturduğumuz sürece bizim sonumuz yakındır ha. Bana da öyle geliyor. [Kahkaha] Ay, Buru burada. Ay, insan yatığı. İnsan evladı yatı ya. Affedersin. Affedersin. Ay, yüreğime indi, Burhanı. Çok affedersin. Ay, çocukların gürültüsünden evden kaçtım. Buran. Ay, vallahi gittim markete, tam 10 kişilik alışveriş yaptım. Sersem oldum, sersem. Hiç iyi deyilim ben, hiç. Ay, tatlı, ifot, lütfen kendini üzme. Hayat çok güzel olacak. Life, hayat çok güzel. Bak, bahar geliyor, çiçekler açıyor, kediler birbirine sii atıyor. Çok güzel olacak hayat. Miyorsun? B. Evet. Ay, vallahi sen haklısın, şekerim. Bu Burhanı tahsine söyleyelim yani. Ne yapıp ne edip ikna edelim bu adamı ya. Bu bunlar gitsin. Şekerim, bu evden gitsinler yani. Gitsinler ya. Bence gitmesinler ya. Gitmesinler. Ben düşündüm, taşındım, kaşındım. Her şey yolunda, bence bence gitmesinler. Çuk çocuk ortada mı kalacak ya? Bence git. Hayat çok güzel, bence burada kalsınlar. Allah Allah. Al bakalım, al bakalım. Kızım, kendi ellerimle yaptığım efferin. Keleş. Şunu da ef verin. Keleş. Evet. Sonra kırmızı başlıklı kız kurda sordu, nim senin niye ağzın bu kadar büyük? Daha iyi yiyebilmek için demiş. Sonra kurdun karnını yarıp kırmızı başlıklı kızı kurtarıyorlar. Hadi ya. Ay, beni de sonunu merak ediyordum, demek ki öyle oluyormuş. Bütün heyecanı gitti, biliyor musun? Hadi kızım, şundan biraz daha iyi. Hop, uçak geldi. Afferin, Keleş. Artık çizgi film seyredebilir miyiz? Hadi seyredelim o zaman. [Müzik] [Alkış] Gelin bakalım. Aman Allah'ım ya. Saç rengiydi, kıyafet fç, hepsi yalanmış. Fatoş'un dediği gibi, gerçek huzur annelik deymiş. SS, be bir şey seyrediyoruz. Si sus. Bir Anadolu'dan kop gel, düz git. Ankara'yı geç, Bursa'nın biraz yukarısı. Altın iadeden sonra köprünün hemen aşağısı, Avrupa Yakası. [Müzik]