Transcription
Herkese selam. Kısa bir tatildeydim ama Türkiye'nin gündemi insanlara tatil yapma fırsatı vermiyor. Maalesef, acı gündemler peş peşe geliyor. 12 şehit haberi ile birlikte Türkiye'de herkesin yüreği dağlandı ve bununla ilgili bilgileri paylaşmak durumundayım.
Tam yeni bir çözüm süreci başlamışken, PKK silah bırakacağını ilan etmişken, kendini fesettiğini ilan etmişken Türk Silahlı Kuvvetlerinin mevcut komuta kademesi ne yaptı? Etti. Türk Silahlı Kuvvetlerinin 12 askerini gaz sonucu, bir mağarada sıkışmış, metan gazı sonucu şehit ettirmeyi başardı. Tam bugünlerde İsrail'ile İran arasında bir savaş vardı. İran İsrail'e 550'nin üzerinde balistik füze fırlattı. Bunlardan bir kısmı İsrail topraklarını vurdu. İsrail'in kaybettiği asker sayısı sadece 1 ve Türk Silahlı Kuvvetleri terörle mücadele tarihinde, PKK kendini fesetmişken, terörle mücadele tarihinde görülmemiş bir şey yaptı ve metan gazından 12 Mehmetçik'in şehit olmasına neden oldu ve bir kısım Mehmetçik, 89 Mehmetçik de şu an hastanede tedavi altında. Şimdi bu neden oluyor?
Bunun yanında Cumhuriyet Halk Partili belediyelere artık tek değil, toplu halde operasyonlar oluyor. Bunların hepsi neden gerçekleşiyor? Bunların hepsinin bize izahı geçtiğimiz günlerde bizzat Milli Savunma Bakanlığı tarafından verildi. Personel Genel Müdürlüğünden bir kişiye açıklama yaptırdı medyaya ve şunu söyledi. Dedi ki, "Son günlerde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin personel kanununda yapılan bazı değişiklikleri yapmak durumundayız. Çünkü hava kuvvetlerinde bu sene korgeneralliğe terfi etme şartını taşıyabilen, şartları bulunan sadece bir kişi var." Türk Silahlı Kuvvetlerinin düştüğü durumu görüyor musunuz? Niye? Çünkü Türk Silahlı Kuvvetlerindeki kurmay subayların %95'i ihraç edildiği için, yine aynı Milli Savunma Bakanlığı'nın personel genel müdürü söylüyor. Şimdi bir ordu kurmay subaylarını kaybedince ne olur? Metan gazından, tek kurşun atmadan 12 askeri şehit olur. Niye biliyor musunuz? Kurmay subay dediğimiz şey nedir biliyor musunuz? Karargahta görev alır. Belli stratejik, belli operasyonel, belli taktiksel eğitimler alır. Bir operasyonun nasıl yapılacağı, neler hazırlanacağı, riskleri, operasyon yapılacak bölgedeki her türlü risk, oraya nasıl müdahale edilmesi gerektiğini filan. Bunların hepsini kurmaylık eğitimi almış subaylar yapar. Bir ordu kurmaylık eğitimi almış subaylarının hepsini siyasi nedenle, sırf mevcut iktidar Türk Silahlı Kuvvetlerindeki askerlerden korktuğu için atıyorsa işte 12 tane Mehmetçik şehit olur. 12 Mehmetçik bu şekilde şehit olur. Bu ne biliyor musunuz? Bu tam bir firavun korkusu. Erkek doğacak, erkek çocuklardan bir tanesi kendi tahtını devirecek diye ne yapmış Firavun? Bütün erkek çocuklarını öldürmüş. Ama bir tane Musa onun sarayında büyümüş. İşte şu an bütün bu Kur'an-ı Kerim'de verilen örnekler, kutsal kitaplarda verilen bu örnekler bize bir şey anlatıyor. Değil mi? Bu ne anlatıyor? Bu kralların, firavunların korkularından kendi ülkelerini nasıl mahvettiklerini, bir nesli nasıl mahvettiklerini anlatıyor bu örnekler. İşte Tayyip Erdoğan da kendi ordusundan korktuğu için, kendi ordusuyla ilgili kompleksleri olduğu için ordunun en elit kadrolarını, kurmay subayların %95'ini ordudan ihraç etti. Bu Milli Savunma Bakanlığı'nın verdiği rakam. Bu rakam daha da yüksek olması söz konusu. Şimdi ne olacak? Diyor ki Milli Savunma Bakanlığı'ndaki personel dairesindeki görevli kişi, medyaya yaptığı açıklamada artık kurmay olmayanları da üst düzey rütbelere terfi etmelerini, general olmalarını vesaire vesaire sağlayacağız diyor. Yani bu ne demek? Tayyip Erdoğan'ın TSK'da yaptığı düzenlemeye kılıf uydurmak demek. Ne oldu son iki düzenleme? Tayyip Erdoğan TSK ile ilgili düzenlemesi, bir subayın hangi rütbede ne kadar bekleyeceğini, hangi rütbeyi ne kadar hızlı biçimde, jet hızıyla geçip general olacağını Tayyip Erdoğan belirleyecek. Her şey Tayyip Erdoğan'ın iki dudağı arasında. Makbul askerlerin jet hızıyla yükseldiği, vatanına, milletine bağlı askerlik görevini siyasilerin duymak istemediği şeyleri söyleyecek kadar cesur biçimde yapanların ise yükselemediği, yerinde saydığı ve nihayetinde TSK'dan ayrılmak zorunda kalacakları bir düzenin adı. İşte böyle bir düzende Mehmetçikler hayatlarını bu şekilde kaybediyor.
Şimdi gelelim bu 12 şehidimizle ilgili bilgilere. Türk Silahlı Kuvvetleri bu 12 şehit ile ilgili açıklamayı jet hızıyla yaptı. Hemen metan gazına suçu attılar ve olayı bitirdiler. Niye biliyor musunuz? Çünkü şu an Milli Savunma Bakanı olan kişi Tayyip Erdoğan'a öylesine göbekten bağlı, öylesine temenna bir kişi ki, aman mevcut çözüm sürecini, terörsüz Türkiye sürecini bizim bu şehitler bozar, bu yanlış anlaşılır. PKK saldırdı da öldü filan denir diye hemen bir metan gazı açıklaması yaptılar. Ya ne zaman tespit ettiniz? Kim gitti? Nasıl tespit etti? Ne oldu? Otopsi raporları çıktı filan. Yani hemen jet hızıyla açıkladılar. Suçu metan gazına atıp bitirdiler. Oysa ki orada bir inceleme yapılması lazım. Artık askeri savcılar falan da yok. Askeri yargı sistemini yok ettiler. Biliyorsunuz kim neye göre, hangi askerlik mantığına göre orada inceleme yapacak? O da meşgul. Sivil savcılar yapacaklar bunu. Metan gazından mı bu askerler şehit oldu? Başka bir nedenden mi şehit oldu? Türk Silahlı Kuvvetlerinin alnına tek kurşun atmadan 12 şehit verme kararını neden kim çaldı? Bunun hesabını kim soracak? Bunun hesabını soracak savcı mı var? Askeri savcı mı var? Sivil savcı mı var? Bunu araştırıp ortaya çıkacak gazeteci mi var? Bunu araştırıp ortaya çıkacak gazeteciler Tayyip Erdoğan'ın zindanlarında ya da sürgüne gönderilmiş vaziyetteler ya da otosansüre itilmiş vaziyetteler. Şimdi panik olduğu için Milli Savunma Bakanımız Yaşar Güler hemen jet hızıyla bir metan açıklaması yaptı. Oysa bu metan konusundaki Türkiye'nin en iyi uzmanları, Türkiye pek çok metan gazı biliyorsunuz patlamasına vesaire şahit olmuştur madenlerde. Bunların uzmanları diyorlar ki Güneydoğu'daki o mağaralarda metan gazı bulunma ihtimali sıfır. Bunu medyaya da açıkladılar bazıları. Ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin alnına çalınan ikinci bir kara da ne biliyor musunuz? Sonrasında orada şehit olan askerleri çıkarmak için gidiyorlar. Türkiye kömür işletmelerinden uzman personel, işçiyi filan getirip şey yapıyorlar. Ya eğer olayın başında ne diyorlar? Olayın başında diyorlar ki bir arama göreviydi. Bu daha evvel şehit olan bir askerin naşını bulmak için yapılmış bir görevdi. Şimdi gerek bu görev gerekse de 12 asker o mağarada şehit olup birkaç asker, o 6 7 asker de yaralanınca bunları çıkarmak için arama kurtarma görevini yapacak Türkiye'deki en seçkin insanların kimde olması lazım? Türk Silahlı Kuvvetlerinde olması lazım. Bakın özel kuvvetlerin içerisinde MAK diye bir alay var. Muhabere arama kurtarma. Bununla muharebe arama kurtarma. MAK mi? Bu MTIM dünyada bile sayılılardan bir tanesiydi. Bu MAK mi, o kadar ağır, o kadar spesifik eğitimler alırlar ki bunlara bir görev verdiğinde bunların bu görevi tamamlamada geri dönme ihtimalleri yok. Fakat Tayyip Erdoğan'ın korkusu nedeniyle, neydi o korkusu? Sözde MAK mi Marmaris'e gitmiş de 15 Temmuz'da Tayyip Erdoğan'ı bulamadan geri dönmüş. Bu MAK mi'nin gidip de bulamadan, yapamadan filan geri dönme filan böyle bir ihtimal yok. Yok böyle bir ihtimal. Türkiye'de buna karşı koyacak bir kuvvet yok. En seçkin birliğiydi. Dünyadaki de seçkin sayılı birliklerden bir tanesiydi. İşte Tayyip Erdoğan bu kompleksleri nedeniyle özel kuvvetler perişan edildi. MAK mi perişan edildi. Pek çok asker MAK mi'nden istifa edip gitti. Ayrıldılar. İllallah edip ayrıldılar. Şimdi mevcut özel kuvvetler, mevcut MAK miyle askerler mağarada şehit oluyor. En iyi seçkin arama kurtarma timinin TSK'da olması lazım. Gidip Türkiye kömür işletmelerinden madencilerle getirip o görevi yapıyorlar. Ve olayın metan gazı olduğuna ilişkin de çok fazla şüphe var. Ama bir kere bu lafı söylemişler ya. Aman bizim yüzümüzden bu işte terörist Türkiye süreci bitti denmesin filan diye panikle bunu bir kere söylemişler ya. Onu kılıfına uydurmak için de gidip oradan madencileri alıp getirmeleri lazım. Şimdi birincisi bu zaten teknik olarak pek çok kişi de söyledi. Bu mağaraya böyle bir görev icra ediliyor. O mağarada en yani normal haberlerde bile hepimiz görüyoruz değil mi? Eee, defineciler çeşitli mağaralara giriyorlar define aramaya. Oradaki çeşitli vesaire gazlardan baygınlık geçiriyorlar. Hayatlarını kaybeden oluyor. Böylesine bir mağaraya giriyorsunuz. Bu mağarada bir operasyon yapacak, icra edeceksiniz ve burada gaz ölçümü yapılmamış. Böylesine bir rezalet olabilir mi? Olur. Niye olur biliyor musunuz? Çünkü tek kurşun atmadan ordudaki kurmay subayların %95'ini Tayyip Erdoğan'ın keyfi istiyor diye TSK'dan atarsan olur. Niye 550 balistik füzeye rağmen İsrail ordusu sadece tek bir asker kaybetti şu 12 gün savaşında? Çünkü İsrail ordusu tek kurşun atmadan ordusunun kurmay subaylarının %95'ini kurban etmedi. Bu sebeple şu an Türk Silahlı Kuvvetlerinde, normal dünyadaki ordularda, bütün ordularda ordu siyasetin emrindedir. Fakat askerler gerektiğinde vatanı, milleti, ordusu ve askerliğin gerekliği için operasyonel alanda bir savaşa siyasiler karar verebilir, meclis karar verebilir. Ama o savaşın nasıl icra edileceğini operasyonel anlamda askerler karar verir. İşte o kendi işleriyle ilgili alana siyasiler müdahale ettiğinde buna direnirler. Buna karşı çıkarlar. Gerekirse istifa ederler. Ama Türk Silahlı Kuvvetlerinde böyle bir yapı kaldı mı? Böyle bir yapı kalmadı. Niye? E çünkü Türk Silahlı Kuvvetleri de bakıyor. Komuta kademesinde bir yeterlilik yok ki. Genelkurmay, Milli Savunma Bakanlığı'nın personel genel müdürlüğündeki adam ağzıyla itiraf ediyor. Hava kuvvetlerinde korgeneraliye yükselebilecek şartları taşıyan tek bir tane subay var. 80 milyonluk ülkede düştüğümüz hali görüyor musunuz? İşte o sebeple geçtiğimiz videoda da anlattım ben. Bakın 15 Temmuz'da o kadar bütün F16 pilotlarını ihraç ettiler. Sonra gittiler Pakistan'dan pilotlar getirip bizim F16 pilotlarını eğitmeye çalıştılar. Tutmadı. Yetmedi. Gittiler cezaevine attıkları F16 pilot eğitmenlerini cezaevinden çıkartıp gündüzleri bazı F16 pilotlarını eğittiler. Bunu da yaptılar. Yine de Türk Silahlı Kuvvetlerinde şu anda jet sayısıyla, F16 sayısıyla pilot yeterlilik sayısı 0.8. Eskiden 2'nin üzerindeydi bu. 2.4'lere çıkmıştı ve Türk Silahlı Kuvvetleri bütün jetlerini aynı anda kaldırabilecek kapasitedeydi. Şimdi 0.8'lere düşmüş. 10 yıldır bunu yükseltemiyorlar. Emekli pilotları getirdiler. Bir şeyler yaptılar. Birkaç yıl bunu şey yapabilmek için, toparlayabilmek için filan. Emekli olmuş, antal hale gelmiş, yaşı ilerlemiş, kilo almış pilotlarla bu iş olmadı. Türk, Türk Hava Yollarından bazı pilotları getirdiler. Onları kargo uçağı pilotu, şu bu filan olarak kullanmaya çalıştılar. Olmadı. Ve ordu bu hale düştü. Tek kurşun atmadan 12 şehit, diğer tarafta 550 balistik füze yemiş, başka bir ülkeyle savaşa girmiş bir İsrail bir askerlerini kaybettiler. İşte bunların ikisi de aynı dönemde oldu. Bunu da Tayyip Erdoğan'ın boynuna madalya diye asmak lazım.
Şimdi diğer taraftan Cumhuriyet Halk Partili belediyelere tek tek operasyon yapıyorlardı. Şimdi Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin tamamına neredeyse kitleler halinde, bir günde 3-5 belediye başkanını birlikte alıyorlar artık ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin, Cumhuriyet Halk Partili belediyelerinin bütün kurmay kadrolarını, Cumhuriyet Halk Partisi'nin bütün kurmay kadrolarını yok ediyorlar. Ama e Cumhuriyet Halk Partisi ve muhalefet ordu, ülkenin göz bebeğinin kurmayları yok edilirken sessiz kaldı. Şimdi de Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurmayları yok ediliyor. En baba kurmay Ekrem İmamoğlu ve en baba belediye başkanları, en baba kurmaylar tek tek gidiyor. Cumhuriyet Halk Partisi felç ediliyor. Tıpkı Türk Silahlı Kuvvetlerinin felç edildiği gibi. Şimdi bazı canı yananlar, bu süreçlerde canı yananlar diyorlar ki Cumhuriyet Halk Partisi tüm bunlar olurken, orduyu olurken, şuna bu olurken toplumun farklı kesimlerine farklı farklı zulümler yapılırken Cumhuriyet Halk Partisi seyirci kaldı. Şimdi de bak zulmü onlar tadıyor filan diyorlar ve buradan Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir ders çıkarmasını söylüyorlar. Evet. Ama bu bir şey çözmüyor. Hiçbir şey çözmüyor bu. Yani bak sizin de başınıza geldi demek. Siz bizi anlamadığınız da bak şimdi sizin de başınıza geldi demek bir şey çözmüyor. Kimsenin başına gelmemesi lazım. Kimsenin kurmay kadrolarını haksız yere kaybetmemesi lazım. Ve burada da dikkatli olmaları lazım. Bakın Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanının, Manavgat belediye başkanını gördük değil mi? Çikolata kutularında para, rüşvet. 17-25 Aralık'ta ayakkabı kutularında rüşvetler vardı değil mi? Defalarca bir sürü, 15-20 çift ayakkabı kutusu Halk Bankası Genel Müdürünün evinden çıktı. İçine para dolu. Yetmedi. Dönemin bakanı Zafer Muammer Güler'in oğlunun evinden 8 tane çelik kasa çıktı. Para sayma makineleri çıktı. O kadar rüşvet alıyor ki para sayma makinesiyle sayabiliyor anca, 8 tane kasaya sığdırabiliyor anca. Bunlar çıktı. Bunları topluma yeterince anlatamadılar. Bunların etkisini oluşturamadılar ve nihayetinde Cumhuriyet Halk Partisi'nin içerisine de bu yolsuz insanlar girdiler. Ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin de, şu anda muhalefetin çok dikkatli olması lazım. Evet. Tayyip Erdoğan Cumhuriyet Halk Partisi'ne şu an birinci parti olmanın bedelini ödettirmeye çalışıyor. Ama bir parti yükselişe geçtiği zaman bütün parazitler, keneler, yamyamlar da o partinin etrafına toplanır. Bakın bu yöntem, bu ANAP'ı yok etti Türkiye'de. Bu Adalet ve Kalkınma Partisi'ni böyle diktatör hale getirdi Türkiye'de. Bu Cumhuriyet Halk Partisi'ni de çürütebilir. Buna bir yerde dur demek lazım. Zulme de bir yerde dur demek lazım. Birbirleri ezilirken toplumun farklı kesimleri birbirine dayanışması lazım. Ayrıca bu kenelerin her devrin insanlarının, her yükselen grubun etrafını kuşatması ve oradan nemalanırken o grubu çürütmesine de bir dur demek lazım. Şimdi Türk Silahlı Kuvvetleri bu halde, Cumhuriyet Halk Partisi de bu hale itiliyor giderek ve Tayyip Erdoğan diktatörlüğünü her şekilde kurmak için ilerliyor. Ama defalarca söyledim. Tayyip Erdoğan rejimi sanıldığı kadar korkutucu bir rejim değil. Bir ideoloji toplumu aşılayamadılar. Bir kadro hareketi kuramadılar. Kendi nesillerini yetiştiremediler. Dolayısıyla bir azınlık iktidarına dönüştüler. Şu an Tayyip Erdoğan tam bir azınlık iktidarı. Azınlık iktidarının ayakta kalmalarını sağlayan tek şey zulümdür. Fakat azınlık iktidarı toplumun ve devletin bütün yapısını çökertikleri için aynı zamanda kendilerini de çökertirler. Bu azınlık iktidarı bütün ülkeye ha İngilizler gelmiş, başka bir ülke gelmiş ülkeyi işgal etmiş ve bir azınlık grup olarak bütün ülkeyi, bütün bir ulusu yönetmiş. Hatta o toplumun içerisinden çıkan bir kast grup, bir azınlık grup bütün ülkeyi işgal etmiş. Şu an Türkiye işgal altında. Fakat bu azınlık iktidarına güçlü bir direniş ortaya çıkartılmazsa Türkiye daha büyük felaketleri görür. Tek kurşun atmadan. Bakın Türkiye, Osmanlı geçmişte böyle çürüdü. Tek kurşun atmadan Sarıkamış'ta on binlerce şehit verildi. Değil mi? Yine aynı kafa. Şimdi de bir sinyal gönderildi bize. İlahi bir sinyal. Tek kurşun atmadan 12 asker şehit oldu. Aynı günlerde iki ülke arasındaki savaşta bir taraf tek bir kayıp vermişken. Bunlar inanılmaz ders çıkarılması gereken, ibretlik hadiseler. Fakat hepsi yüreğimizi yakıyor. İşte orman yangınları da diğer taraftan müdahale edilmeyen, müdahale edilemeyen orman yangınları kendi başına bırakılmış bir coğrafya. Diğer taraftan zeytinlikleri yağmaya açılmış. Kömür için, çeşitli madenler için, rant için, bilmem enerji, şubufet için zeytinliğini, geleceğini, tarım arazılarını talan ettiren bir ülke. Her alanda çok büyük bir çöküş var. Fakat bu çöküşe karşı oluşacak toplumsal refleks de aynı şiddette olmak durumunda.
Yine benimle ilgili bir konu var. Bununla ilgili de kısa bir şeyler söylemek istiyorum. İnsana tatil yapma fırsatı vermiyor bu ülke. Çoluğunuzla çocuğunuzla bir yerde tatil yapamıyorsunuz huzur içerisinde. Şimdi bir operasyon olmuş Türkiye'de. E 10 kişiyi gözaltına almışlar. Oda TV var ya, iktidarın eklemlenmiş medya gruplarından. Oda TV'de haber yapmış. Cevheri Güven'in ekibi, İstanbul ekibine operasyon. Sonrası bakıyorsunuz yandaş medyada başka başka hiç tanımadığım haber, sosyal medyada, Twitter'da yok ki haber, bilmem kent haberleri filan diye hesaplar varmış, bunların da benim kontrolümdeymiş. Cevher Güven'in İstanbul ayağı. Cevher Güven zannedersiniz ki bir örgüt. İstanbul ayağı var, Ankara ayağı var filan. Diyarbakır ayağı var filan. Geçtiğimiz günlerde Ankara'da kendi atadıkları emniyet amirlerini, Ayhan Bora Kaplan'a operasyon yapmış emniyet amirlerini, AK Parti ile MHP arasındaki kavga nedeniyle bu amirler Cevheri Güven'e haber sızdırıyor diye MHP'li savcılar operasyon yapıp Ali Yerlikaya'nın atadığı emniyet amirlerinin hepsini paket yapıp içeriye attılar. Sonra gel zaman git zaman iddianame çıktı. Benimle bağlarına ilişkin tek bir tane delil yok. Şimdi de böyle bir kısım gazetecileri, eski gazetecileri, bir kısım sosyal medya çalışanları, tanımadığım insanları, bunların hepsini bir torbaya koymuşlar. Bir şey yapmışlar kendilerine göre. Buradan bir hikaye çıkarmak için ne yapmak lazım? Popüler bir figür bulmak lazım. O kim? Cevheri Güven. Cevheri Güven'in İstanbul ayağı. Ya siz istediğiniz kadar çatlayın, patlayın, takla atın, ne yaparsanız yapın benim haber kaynaklarımı bulma ihtimaliniz sıfır. Tamam mı? Dolayısıyla böyle yalan haberlerle sulandırmalar yapabilirsiniz. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'nda da bir tane kat kurulmuş. Bu kat ne biliyor musunuz? Yurt dışından yayın yapan medya organları ve gazetecileri takip edip itibarlarını yok etme katı. Bir bizi takip ediyorlar sürekli. Harıl harıl, arıl harıl. Kimse herhalde haber vermediği için bizden alıyorlar onlar da haberleri. Satır satır haberlerimiz, Instagram hesaplarımız, şu bu filan bunların ne açığını bulabiliriz filan diye. Diğer taraftan da bunların itibarlarını yok etme. Yurt dışından yayın yapan birkaç gazeteci var zaten. Onların itibarlarını nasıl yok ederiz diye. Sürekli çeşit çeşit yalanlar, ailemizle ilgili yalanlar, tanımadığımız insanları haber kaynağı yapma yalanları. Sürekli olarak geçtiğimiz günlerde bir haber yapmışlardı yine. MİT Cevheri Güven'in siber ayağını çökertti. Siber casusluk ayağını. Neymiş? Devletin sistemlerine girmişler. Vatandaşların kimlik bilgilerini, vatandaşların sağlık verilerini, vatandaşların en özel bilgilerini devletin sisteminde olan Mernis sisteminden şundan bundan çekmiş bir çete. E bu çeteyi ben anlattım zaten. Bu çetenin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bütün verilerini, banka bilgilerini, tapu bilgilerini, sağlık verilerini kullandıkları ilaçlara kadar, kimlik bilgilerini, nüfus kütüklerini filan bunların hepsini devletin sisteminden çektiklerini sonra bunları Telegram'da paneller şunlar bunlar açarak insanlara Bitcoin üzerinden parayla filan sattıklarını ekran görüntüleriyle ben gösterdim zaten. Bu nasıl rezalet diye. Sonrasında bu rezaletleri yapan bir hacker grubuna operasyon yapıyorlar. O hacker grubunu da ben ifşa etmişim. Bak böyle böyle yapıyorlar diye. O hacker grubunu ifşa ettiğim ekran kaydını almışlar, dosya koymuşlar. Bak Cevher Güven videosunda göstermişti. Ya ben zaten rezalet bu. Nasıl bu adamların elinde vatandaşların verileri var diye gösteriyorum. O adamları tutuyorlar. Cevheri Güven'in siber casusluk ağını MİT çökertti. Uluslararası operasyon yaptı diye haber yapıyorlar. Rezalet, rezalet üstüne ama bu yalanlardan hiçbir yere varamazsınız. Ben gazetecilik yapmaya, ben sizin rezilliklerinizi anlatmaya bıkmayacağım. Siz de anlaşılan rezillik yapmaktan bıkmayacaksınız. Bu böyle devam edecek. İzlediğiniz için teşekkür ederim. Bir sonraki yayında görüşmek üzere. Hoşça kalın. [Müzik]