Transcription
Bu garipoğlu ailesini Türkiye aslında korkunç bir katliamla Cem Garipoğlu'nun katlettiği sevgili kızımızın korkunç haberiyle tanıdı. Arkasından dava dosyasının içerisindeki gariplikler. Cem Gariboğlu nerede gerçekten? İşte efendim, öldü mü ölmedi mi vesaire? Bütün bu tartışmalarla yıllarımızı geçirdik ve dosyalarla beraber bu kuş uçuşu gittiğimiz bu yalıda acayip ilişkiler, çok farklı ve anlamlandıramadığımız, bize bayağı uzak bir hayatın hikayelerini dinlemeye başladık.
Şimdi bu yalı tabii ki anlaşılan o ki birtakım uyuşturucu maddelerin, yasaklı, işte efendim fantezilerin bir adresine dönüşmüş ve tırnak içinde İstanbul'un bir cemiyet kesimi oralarda buluşuyormuş. Referanslı bir şekilde bu partilere davetler oluyormuş ve hiç gene bizim aklımızın almayacağı bir şeyler yaşanıyormuş bu yalıda. O tabii ki dosyanın içerisindeki daha magazinel ayrıntılar ama Barış Terkoğlu şimdi bize aslında Kasım Garipoğlu'nun bu magazin ve bu cinsel içerikli ve uyuşturucu madde içerikli notlarla gündeme gelmeden önce çalışanlarını nasıl dolandırdığını, insanları nasıl korkunç travmalara ve bireysel trajedilere sürüklediğini ve aslında belki de kara para aklayarak nasıl kayıplara karıştığını ve o dosyayı anlatacak. Dinliyorum seni.
Şimdi ben biliyorum. Bu arada izleyenlere söz veriyorum. Çok basit anlatacağım. [kahkaha] Çünkü ben okurken, bakın eminim ben anlatırken çok eksik kalacaktır kuşkusuz. Benim anlatım tarzım eksik eksiktir muhtemelen ama anlamakta zorlandığım şeyler her şeyden önce. Çünkü bu konular, bu konular gerçekten de anlaşılması biraz zor konular ama şunu söylemek istiyorum. Ben ne anlatmaya çalışıyorum size, önce onu söyleyeyim. Şimdi Kasım Garipoğlu'nun biraz önce görmüş olduğunuz o yalı kenarındaki eğlencesini Türkiye günlerdir konuşuyor. Hatta Kasım Garipoğlu'nun şoförü biliyorsunuz etkin pişmanlık ifadesi verdi. Bu yıl da yapılan partileri anlattı.
Kimler giriyordu, çıkıyordu, ne oluyordu içeride? Hepsini ayrıntılı bir şekilde anlattı. Bir yer tutulmuş. Orada işte özel insanlar çağrılıyormuş. Oraya işte birtakım kadınlar getiriliyormuş. Birtakım yasaklı maddeler kullanılıyormuş filan. Fakat ben bu işi bu şekilde alıp sınırlandırmama taraftarıyım. Neden olduğunu şöyle anlatayım. Bakın Kasım Garipoğlu, işte biraz önce aileyi anlattın. Hayyam Garipoğlu, biz Sümerbank dosyasında konuştuk. Garipoğlu cinayetlerinde konuştuk. Aile çok konuşuyoruz. Fakat Kasım Garipoğlu'nun bir olayı daha var, adliyeyi ilgilendiren ve yaklaşık 4 senedir, hatta 2026'ya girdiğimiz itibariyle 5 senedir işin içinden çıkılamadı. Ben oraya anlatıp ne demek istediğimi de bağlayacağım.
Şimdi Kasım Garipoğlu'nun GKF FX diye bir şirketi var İngiltere'de.
Peki ne şirketi?
Yatırım finansman.
Biraz yatırım şirketi, böyle global müşterilere aracılık hizmeti veren bir menkul yatırım şirketi. Bu şirketin Türkiye'de, bu arada Kasım Garipoğlu, yani baş harfleri de onu simgeliyor aynı şekilde, Türkiye adını da taşıyan ikinci bir şirketi var. O şirketin bir anlamda Türkiye şubesi gibi baktım. Ne kadar çalışanı var? Yaklaşık olarak 50 civarında çalışanı var. Şimdi başka şirketlerine geçmiyorum. İşte şu şirket, insanların kafası...
Bugün hala var mı bu şirket?
Yok artık.
Bildiğim kadarıyla var.
Var.
Var.
Şimdi ben tabii dava dosyalarını inceleyerek bu işe vakıf olmaya çalıştığım için, bundan sonra bu iki şirketin adının aynı olmasının bir nedeni var. Aslında bir tanesi İngiliz hukukuna göre, İngiltere'deki ticaret usullerine göre kurulmuş. Bir tanesi ise Türkiye'dekine göre kurulmuş. Ama öyle bir işlem yapıldığı zaman, örneğin Türkiye'de yapıldığı zaman sanki İngiltere için yapılmış gibi, İngiltere'de yapıldığı zaman Türkiye şubesi ile ilgili yapılıyormuş gibi filan anlaşılabiliyor. Aslında Türkiye'deki şirketin resmi anlamda baktığında para toplama izni yok. Türkiye'deki şirket daha çok İngiltere'dekine, İngiltere'deki şirkete hizmet veren, danışmanlık hizmeti veren, teknik altyapı hizmeti veren bir şirket. Fakat pek de işler öyle işlemiyor.
Şimdi göreceksiniz, 2021 yılında dedim ya 5. yılı, gidip şikayetçi oluyor Kasım Garipoğlu. Neden şikayetçi oluyor? Diyor ki, benim şirketlerimde denetim yaptırdım. Yaptırdığım denetimlerde şirketimde 2019 yılı sonu ve 2020 Mart ayında bir kasa açığı buldum. Bu kasa açığı 29 milyon dolardır ve bundan ötürü şikayetçiyim. Kimden şikayetçiyim? Eski çalışanlarımdan şikayetçiyim. 2021 yılında şikayetçi oluyor. Ve peki sevgili Özlem, kasa açığın nereden kaynaklanıyor diye sorulduğunda, kasa açığım şuradan kaynaklanıyor. Bana Kapalıçarşı'da çeşitli kimseler yatırım amacıyla, bu bir yatırım şirketi ya, bavullarla bavullarla para verirler. Ben bu, çünkü bunun kaynağını göstermek zorundasınız. Bavula getirilen paranın da kaynağını göstermeyebiliyorsunuz. Yani doğrudan bankadan gelmediği için bavullarla getirilen paralardır. Bunun kaynağı da bu paralar kayıp. 29 milyon dolar. Bunu da eski çalışanlar çaldı.
29 milyon dolar.
Dolar çok büyük bir para tabii.
Yani hani söylediğin para öyle böyle bir para değil ve benim çalışanlarım çaldı diyor. Peki.
Evet.
Bu arada tabii Türkiye'de 9 kere varlık barışı yapıldı. Bu paralar Türkiye'ye girip çıkarken birileri bu paraları getirdi, sisteme koydu. Ruhumuz bile duymadı. Kimse de kardeşim bu paranın kaynağı nedir diye sormadı. Çünkü varlık barışı vardı.
Evet.
Şimdi bu soruşturmayı nerede açtırmaya çalışıyor? Bugün eleştiriyor olabiliriz ama o dönemde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nda bu soruşturma açılması için dilekçe veriliyor. Fakat İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nda böyle bir soruşturma açılmıyor.
Açılmıyor.
Açılmıyor. Bakın ne yapıyor açılmayınca? Bir adres değişikliği yapıyor şirketine. Çünkü biliyorsun sen de suç yeri, örneğin ben şu anda bu sözcüğünün olduğu binada bir suç işlesem, buna en yakın adliye bakar. Ancak ben bunu kendi evimde mesela işlesem, oraya en yakın adliye bakar.
Kadıköy'e.
Kadıköy'de adres değişikliği yapıyor. Şirketinin kısa süreliğine, Bakırköy ilçesi sınırlarında bir adrese taşıyor.
Niye?
Çünkü Bakırköy adliyesine.
Bakırköy adliyesinde bunu açtırırım, Çağlayan'da açtıramazsam diye düşünüyor.
Ve gidiyor oraya bir dilekçe veriyor.
Soruşturma başlıyor ve bir süre sonra sorunu ne oluyor biliyor musun? Şirketin tekrar eski adresini taşıyor. Yani tamamen soruşturma açtırmaya yönelik bir adres değişikliği aslında bu. Pek de iyi niyetli öyle bir adres değişikliği değil ama o sırada Bakırköy'deki birileri de bu adres değişikliğinden hiç şüphelenmeden bu süreçlerde okey veriyor demek ki.
Evet.
Peki.
Ben iddia ediyorum bakın, bunu bu şu noktayı bana hatırlat. Bazı yargı içindeki klikler, yargı içindeki gruplar, yargı içindeki yakınlaşmalar çözülürse şu olayda çözülecek. Oraya kimse bakmıyor.
Barışcığım, zaten benim şu ana kadar senin anlattıklarından anladığım bu dosyadan Kasım Garipoğlu'nun kendini kurtarması ve bu paraları sisteme sokup sonra da firar edebilmesi için birtakım yargı bürokratlarının hiç değilse görmezden gelmiş olması lazım. Yani...
Evet.
Peki.
Orada çalışanlar tabii ki hani bu süreçte açığa çıkan belgeler var. Bilirkişi raporları var, 3 ya da 4 tane. Onlar gösteriyor ki aslında Kasım Garipoğlu, Kasım Garipoğlu paraları çalınmamış, paraları ortadan kaybolmamış. Kendisi bizzat şirketlerin hesaplarını kontrol eden birisi olarak şirketin 29 milyon dolarını Almanya'daki bir başka şirketine aktarmış.
Yani para dönmüş dolaşmış yine onun cebine girmiş yani.
Onun yine onun cebine girmiş ama nerede bu parası? Sen de biliyorsun böyle gayrimenkul, özür dilerim, menkul yatırım şirketleri de senin paran değil o. Sen başkalarının parasını kullanıyorsun.
Dolayısıyla sen de diyorsun ki kimin parası bu? Nereden kazanıldı bu para?
Peki sonra.
Almanya'ya aktarmış. Sonra bu arada Almanya'ya aktarmış. Bu da ortaya çıkıyor aslında. Şimdi buradan sonra şunu görüyoruz. O dönemde Kasım Garipoğlu ile yazışmalar var. Şirket çalışanlarının dava dosyasına girmiş yazışmaları var. Ve şirketin fiilen iflaslı olduğunu söylüyorlar. Ve bu iflas durumundan çıkabilmek için iki taraf da bunu kabul ediyor. Kasım Garipoğlu bir anlamda bavullarla para toplama işini organize ediyor. Sadece Türkiye'de değil, burada biliyor musun, Asya piyasalarından falan da bavullarla. Bu bavullarla para toplama işi aslında pek de hayırlı olmayan, paranın kaynağı olan bir iş. Bunu yapıyor çalışanlar. Yazışmalar var. Rahatsız oluyorlar. Ya biz bir şirketiz, biz bir yatırım şirketiyiz, biz nasıl para, bavulla para toplayıp bunu aktarırız diyorlar ve buna ilişkin rahatsızlıklarını bildiren mailler atıyorlar. Ardından işte soruşturma tam o noktada. Yani başladığım yere geri dönüyorum. Tam da bu kavganın sonunda çalışanlar rahatsız oluyorlar. Biz böyle bir şirkette çalışmayız diyorlar. 6 tanesinin öncülüğü var. 20 civarında çalışan, 50 çalışandan 20'si işten ayrılıyorlar. Biz burada çalışmayız diyorlar. İşte tam da onlar işten ayrıldıktan sonra, yani Kasım Garipoğlu'nu sen burada düzenli bir iş yapmıyorsun, başka işler çeviriyorsun diyerek işi terk ettikten sonra kendisi Almanya'ya aktardığı o 29 milyon doları diyor ki, onlar çaldılar.
Bakar mısın ya? Oysa ki o ayrılan insanlar aslında ahlaklı, liyakatli,
Erdemli insanlar oldukları için ve burada bir karanlık, film fırıldak bir işler dönüyor dedikleri için işten ayrılıyorlar.
Yani belki de işsiz kalıyorlar. Böyle bir risk kal.
Aslında şöyle, mesela 6 tanesi gitmiş kendi şirketini kurmuş, çalışmaya başlamış.
Ama ne koşullarda, ne yapmış bilmiyoruz.
Evet.
Ve sonra tekrar kendilerini o bataklığın içinde buluyorlar. Çünkü Kasım Garipoğlu ne diyor onlara? Onlar çaldı. Bak.
Çaldı. Bakın Bakırköy'de bu soruşturma açılıyor. Bakırköy'de soruşturma açıldıktan sonra Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tekrar bakılsın kimlerin o soruşturmayı açtığına. Bak buraya bir bahsun ya.
Evet.
Sen diyorsun tarih ver. 2020, 21, 22 yılında mı bu Bakırköy'deki dava dosyası?
Bu 2021 yılında şikayetçi oluyor. Çağlayan'da açılmayınca Bakırköy'de açılıyor.
Sen diyorsun ki Çağlayan'da açtırmayıp Bakırköy'de açtıran yargı bürokratlarına bir bakalım diyorsun. Peki tamam. Çünkü bağlayacağım yeri de söyleyeceğim ben.
Peki.
Tamam.
Şimdi savcılık operasyon yapıyor. Altı çalışanı tutukluyor. İçeri atılıyorlar dolandırıcılıktan.
Bakar mısın ya?
Ve bunun arkasından bakıyorsun, Kasım Garipoğlu Hollanda'da yine aynı kapsamda, dünyanın değişik yerlerinde biliyorsun vergi muafiyeti olan adalarda da şirketler kurmuş. Başka yerlerde de şu yerde şirketler de kurmuş. Hollanda'da TRV isimli bir şirket kuruyor. Geliyor, Türkiye şubesini Trive Türkiye. Aynı bu GKFX gibi İngiltere'de ve Türkiye'de kurmak.
Öyle bu sefer bir farklılık var ama bunu kurarken o GKFX'in Türkiye'de para toplama izni yokken gidip şurada SPK onaylı toplama izni olan bir şirketi satın alıyor, adını değiştiriyor ve adeta Türkiye'de bütün bu olayları yaparken bir de Türkiye'den bu mevduat toplama, para toplama, fon toplama yetkisini eline aldı.
Bir dakika Barış. Ama şimdi o zaman sadece bu Bakırköy'deki yargı bürokratlarına değil, SPK'daki finans bürokratlarına da bakmamız lazım.
Bakmamız lazım.
Ben çok tanıdık isimler göreceksiniz. Sedat Peker dosyalarına kadar girmiş, başka yerlere kadar girmiş.
Adı Türkiye'nin çok konuştuğu isimler gördü.
Ünsal Ban.
Hayır, yani Ünsal Ban o da olabilir. Başkaları da olabilir, başkaları da olabilir. Yani bunun gibi bir isim göreceğiz. Ya bu kadar şaibeli bir para akışını SPK üzerinden okeyleyip yeni bir şirketin lisansını bu karanlık kişiye, yani daha doğrusu hakkında birçok şüphe olan, şu an devlet onu karanlık olarak addediyor, mallarına el koyma kararı aldı. Bakın bu beni, sen karanlık işi dedin ya, belki tereddüt ederek söyledin. Şu an Türkiye Cumhuriyeti senin gibi tanımlıyor ve mallarına tedbir kararı koyuyor.
Pekun değil mi?
Evet.
Bu karar alındı yakın zamanda. Ve buradan sonra bu fonlar toplanıyor. Bak, 2025 Eylül'e kadar zararı o şirketin. Yani ne yapıyor? İnsanlar bir miktar para yatırıyorlar. O paralardan kar etmeyi elde etmeyi planlıyorlar. Şirketin zararı 770 milyon lira totalde.
Ama bu kağıt üstünde zarar. Bu para birinin cebinde alsın. Eyvallah.
Cebinde. Ve bak haber olmuş. O haberleri de bulup çıkarım ama hiç [kahkaha] kafa vatandaşa çok basit şekilde anlatayım diye özetledim. Çıkardığı fon.
Yani bu Trive Türkiye'deki fon.
TR Türkiye'deki fon 10 günde %83 kaybetti. Yani 100.000 lira yatıran vatandaşın 13.000 lira, 17.000 liraya düşmüş.
Bunların arasında bu adamın kim olduğunu, ne olduğunu, nasıl bir geçmiş olduğunu bilmeyip güvenip.
Evet.
Hakikaten çoluğunun çocuğunun rızkını belki de yani birken 10 yapalım, 5ken 500 yapalım falan diye bu işlere giren birileri de olmuş olabilir. Onlar da mağdur.
Peki.
Olabile ve bak gelelim tekrar başa. Ne oldu? Bir şirket 29 toplanmış, 29 milyon dolar. Kayıp 29 milyon dolar. Bu arada yeni çıkan bazı bilgiler var aslında. O 29 milyon doların başka bir şirkete aktarıldığının son derece açık delilleri de açığa çıkmış durumda. Ama.
Bu insanlar 100 günden fazla o çalışanlar içeride kaldılar. 100 günden fazla.
Tutuklandılar. Çünkü yani Bakırköy adliyesinde Garipoğlu'na geçiş izni veren yargı bürokrasisi bu masum insanları 100 gün hapis yatırdı. Sonra bak ne oldu biliyor musun?
100 günden sonra biri çıktı. Bu yaşananlar bu Massak'tayız biz bu arada Sözcü TV binası olarak. Bu Massak aynı zamanda iş merkezlerinin olduğu bir yer, plazanın olduğu bir yer. Burası plazalar bölgesi.
Evet.
Onlardan bir tanesi bu yaşadıklarını gururuna yediremediği için, yaşadıklarını gururuna yediremediği için intihar etti. Hayatına son verdi.
Bak tam olarak bir Ali Tatar hikayesi değil mi bu?
Evet. Evet.
Ve bunu çok zor söyleyeceğim. Yani bu ailelerden, biraz araştırdığımda 8 yaşında bir çocuğu var vefat ettiğinde. Ve çocuğu aylarca bana bunu anlattılar. Babasının eşyalarına sarılarak uyumuş babası vefat ettikten sonra. Şimdi bir başkası, bu ikinci söyleyeceğim kişi. İsimlerini ben vermiyorum, yanlış anlaşılmasın. Hani bir tık masumiyet karinesini biraz da ben karalamak istemiyorum.
Hem de insanların acılarını ve yaralarının kabuklarını sürekli olarak kanatmanın da bir alemi yok. Finans direktörü. İkinci kişi ve bu finans direktörü dava dosyalarında var. Kasım Bey, 29 milyon dolara götürüp başka bir yere yatırmışsınız. Bu şirketin parasıdır. Bunu yapamazsınız. O parayı götürün yerine koyun diye mail atan kişi tutuklu kaldıktan sonra çıktıktan sonra kanser, kanserden vefat ediyor ve.
İnanmıyorum.
Ölüyor.
İnanmıyorum.
Onun da 6 ve 8 yaşında iki çocuğu babasız kaldı ve hani eşi sonra İstanbul'da yaşamakta zorlandığı için şehirde yaşadı falan. Bir aile trajedisi aslında. Son kişi, o da mesela pankreas kanserine yakalanmış. Bütün bu olaylar sırasında hayatın nasıl değiştiğini söyleyeyim. En son kuryelik yaptı. Kuryelik yapıyor. Yani kötü bir şey değil. Emeğiyle geçiniyor. Tabii ki ama yani insanların hayatı onurlu bir iş. Ama nasıl değişti? Bakar mısın? Yani belki de bir üniversitenin ekonomi bölümünden, finans bölümünden mezun, liyakatli, yetenekli biriydi. Bu.
4 yaşında bir çocuğu var.
Bakar mısın ya?
Şimdi ben burada şunu anlatmak istiyorum. Türkiye günlerdir ya işte orada partiler yapılıyor. Burada bilmem ne yapıyor, yalının teknesinin adı buymuş. Yok havuzun içinde o yazıyormuş.
Ben çok basit bir şey söylüyorum. Ben bu ülkenin yargısını, yani şöyle burnuma bir baharat yaklaştırdığımda kokusunu tanır gibi tanırım. Çünkü çok muhatap oldum. Ben burada ne olduğunu görüyorum.
Barışciğim, yanına gelmek istiyorum. Şurada bir kırılma anı var.
Evet.
Yani senin anlattığın hikayede şurada net bir kırılma anı var. Ve bu kırılma anı, şu sonucu doğurmuş bir kırılma anı. Bu.
Yani doğru kelimeleri seçmeye çalışıyorum. Günahtır, yazıktır, kul hakkıdır.
Evet.
Yani burada bu kırılma anında yanlış ya da yanlı karar veren yargı bürokrasisi bu silsile içerisinde bak kaç kişinin yaşamını nasıl etkilemiş ve o insanların kaderi değişmiş. Yani buradaki bir tane bir imzayla bu insanların ve bu insanların senin saydığın çocuklarının kaderi değişmiş. Onun için yargıda adalet arıyoruz ya. Adalette adalet arıyoruz. Yani.
Bak sevgili Özlem, şu an yargı ne diyor? Bu Kasım Garipoğlu'nun kazanmış olduğu paraya paraya dair ben normal bir iş olduğunu düşünmüyorum. Mal varlığına el koyuyorum diyor. Değil mi? Ama bak ne kadar zaman geçmiş üzerinden. 2021 diyorsun.
5 senedir neredeydiniz?
2025'teyiz. İnsanlar hayatını kaybetmiş, hasta olmuşlar. Evlatları perişan olmuş. Bütün kaderleri değişmiş, kariyerleri değişmiş. Daha bir de arada paralarını kaybeden belki kimler kimler var, onları da bilmiyoruz. Yani Kasım Garipoğlu.
Aslında bütün bu işte nasıl diyeyim? Magazinel, fantezisel, yok efendim işte tabaklarda bilmem neler döndü de sonra da üst kattaki odada şöyle şöyle fanteziler yaşandı bilgileriyle gündeme geliyor da. Yani bu ne asıl bu ya? Dosya budur yani. Gerçi dosya bu.
Dosya bu yani bizim Türkiye olarak konuşmamız gereken şey bu. Şunu söyleyeyim. O eğlenceyi görüyorsunuz ya.
O yalının etrafındaki o havuzdaki o eğlenceyi, o sınırsız şeyi görüyorsunuz. O eğlencenin parasını ben verdim, sen verdin, vatandaş verdi, o verdi, bu verdi. Ne demek istedi? Ben para yatırmadım. Başka bir şey söylemek. Bedelini bize ödettiler.
Tabii.
Evet.
Hep birlikte ödettik.
Bedelini bize ödettiler.
Ya bu kadar yani böyle bir şey olabilir mi? Peki ben sana o zaman böyle.
5 sene sonra çıkıp adalet diye işte orada parti yapılmışlar.
Peki ben de şunu sorayım. Barış Terkoğlu. Barışçığım, şimdi bu adam bir şekilde öyle ya da böyle bir ucundan tutuldu. Yargılanıyor. Hoş firari nerede belli değil. Döner mi belli değil. Bu paralarla bundan sonra nasıl yaşar belli değil aslında bakarsan. Peki bu kırılma anına sebep olan o imzayı atan, ya benim verdiğim bir kararla mı Türkiye'de işler değişecek diye belki de bu kadar küçük düşünen o yargı bürokratı, o SPK bürokratı, bunlar da yargılanmayacak mı? Barış ya bir.
Ben bu işin peşine düşmesi lazım. Çok basit bir şey söyleyeceğim. Bakın ben bu olaylar başladığından beri hep şunu yapıyorum. Bir ifade alıyorsam elime, bir ifadeden özel hayat bölümlerini karalıyorum, çıkarıp atıyorum. Geri kalan bölümleri okuyorum.
Tabii doğrusu bu. Zor zaten.
Şimdi okuduğum şey başından beri şu değil miydi? Bu insanlar işte birtakım partiler düzenliyorlar, sıra dışı.
Aynen.
Birtakım yasaklı maddeler kullanıyorlar, birtakım cinsel bilmem neler yapıyor. E dediğinizde evet.
Niye diğerlerinden ama bunların üzerinden bir menfaat elde ediyorlar demediler mi? Dediler.
Peki ne menfaati? Edindiğinizde bazı devlet bürokratları, bazı yargı mensupları,
Hatta siyasetçiler.
Bazı siyasetçiler.
İş adamları.
Buralara katılıyorlardı.
Buraların üzerinden hatırla ne denildi? Bazı dava dosyaları değiştirildi. Bazı yargıda işler görüldü. Şunlar yapıldı, bunlar yapıldı dedi. Ben çok basit bir şey söyleyeyim. Geldiğimiz aşama ne kadar oldu? Bir ayı geçti. Bütün bu sürecin başından beri bunu söylediğinizin üzerinden bir ayım geçti. Ben bu bir ayın sonunda şunu duymak istiyorum.
Kim bunlar?
Kim bunlar? Bana şunu söyleyin. Bu partiye katılıp da hangi dava dosyası kapatıldı? Yani ben iktidar medyasının diliyle konuşuyorum. Bakın dediler ya böyle diye. Yani çok özür dilerim. Yani Şeyman Subaşı'nın değil herhalde dava dosyasını kapatan veya işte ne başka adı geçen bilmem ne mankeni değil herhalde dava dosyasını kapatan. Dava dosyasını kapatan kişi, söylediğiniz tarifler bir hakimlik cübbesi, bir savcılık cübbesi taşıyor olması lazım. Takipsizlik verecek veya mahkeme kararı kapatacak.
Aynen.
Veya devlet bürokrasisi içerisinde birisi olması lazım. Çünkü dediler ki çok yüksek bir yerlere uzanıyor. Ya tamam da o zaman sizin eğer başından itibaren söylediğiniz iddianın arkasında duracaksanız bize bunu söylemeniz lazım. Ben toplum adına, bir ben gazeteci olarak toplum adına bir fikriyi takip et. Diğeri işte Dir.