📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

23) KPSS - MEB / AGS Coğrafya - Türkiye'de Nüfus Hareketleri ve Türkiye'de Yerleşme - Bayram MERAL

Benim Hocam37:42

Transcription

[Müzik] [Alkış] [Müzik]

Türkiye'de nüfusla ilgili ilk önce nüfusun hareketlerine bakacağız. Yani göç olaylarını değerlendireceğiz. Böyle sözel olarak çıkan sorular var. Onlarla ilgili neden göçler oluyor, nedenleri ve sonuçları neler? Beraber bir hatırlayacağız. Sonra daha da önemli bir yere gideceğiz sizle birlikte. Kırsal nüfusu detaylı bir şekilde değerlendirmek istiyorum. Önemli soru kalıpları geliyor çünkü.

İlk önce şöyle başlayalım. Göç olayları insanların çeşitli nedenlerle bulundukları yerden hareket etmesi cümlesiyle birlikte başlıyor. İç ve dış göçler var. Ülke içerisinde oluyorsa bu hareketlilik >> iç göçler, ülkeler arasında oluyorsa >> dış >> dış göçlerin kendisi karşımıza çıkıyor.

Ülke içerisindeki hareketlilik genelde mevsimlik ya da sürekli olabiliyor. Bunun temel mantığında şu var. Ben bulunduğum yerden göç etmeye karar verdim. Gittiğim yerde sanayide çalışmaya gidiyorsam devamlı orada çalışacağım. O zaman benimki sürekli göç olur. Ama ben bir yere gitmeye karar verdim. Antalya'ya gideceğim, turizmde çalışacağım. Ya da Rize'ye gideceğim, orada çay toplayacağım. Ya da Ordu'da fındık toplayacağım. O zaman benimki mevsimlik göçü olarak karşımıza çıkar. Yani belli bir dönem yapılıyorsa, belli aylar içerisindeyse yıl içerisinde mevsimlik ama yıllar yıllar içerisinde orada kalacaksam sürekli göç mantığı ile birlikte karşımıza çıkar. Bunlar ülke içerisinde oluyor. Unutmayın lütfen. İç göçler genellemesiyle ön plana çıkar.

Ama isterseniz şunları tek tek değerlendirelim. Neden bir insan bulunduğu yerden göç etmek ister? Bunlar çünkü önemli soru kalıpları olarak gelebiliyor. Yorum gücünüz artsın diye tek bakalım. Ben bulunduğum yerden göç etmek istiyorsam nüfus artış hızının fazla olması önemli bir etken olur. Yani ne kadar fazla insan varsa bulunduğum şehirde iş bulamazsam o zaman göç etmek zorunda kalırım. Niye insanlar fazla olur? Nüfus artış hızı fazladır genellemesinden.

Bunu şöyle değerlendirebilirsiniz. Bir insanın bulunduğu yerden göç etmesi itici faktörler mantığıyla birlikte karşımıza çıkar. Yani iç göçün nedenlerini böyle değerlendiriyoruz. Miras yoluyla tarım alanlarının parçalanması. Ne demek bu? Benim bir tarlam var. Daha doğrusu aile reisimiz olan babamızın bir tarlası var. Biz de çok kardeşiz. En az 15'iz. Bizim tarım arazisi 20 dönüm. O zaman 15 kişiye bölündüğü zaman miras yoluyla tarla parçalanınca bana çok küçük arazi kalacak. Oğluna geçiremem. O zaman insanlar göç etmek zorunda kalır mantığı da buradan devreye girer. Türkiye'nin en büyük problemlerinden bir tanesidir bu arada miras yolu ve tarım alanlarının parçalanması. İnsanlar hem bulunduğu yerden göç ediyor hem de bir arasından kavgalara neden oluyor. Ondan sonra o tarla ekilmiyor, biçilmiyor. Yeni kanunlar çıkmaya başladı. Üst üste bir tarım arazisini ekmediğiniz zaman mesela devletin gelip de o tarım arazisini eee bir kiraya vermesi gibi unsurlar var. Hatta mirasçılara gidip konuşuyorlar. bu tarım arazisini tekrar ekelim diye. Çünkü Türkiye ekonomisine de bir bakıma zarar vermiş oluyorsunuz aslında.

Tarımda makineleşme insanları neden göçe zorlar? 10 tane tarım işçisinin yaptığı işi bir tane makine yapıyorsa insanlar göç etmek zorunda kalır mı? Kırsaldan göçün önemli nedenlerinden bir tanesi olarak karşımıza çıkar. Su kaynaklarının yetersizliği. Kırsaldayım tarım yapacağım ama su kaynağı az. Kırsaldayım evim var ama su kaynağı az. Yaşayamam. O zaman ne olur? Göç sebepleri içerisinde karşımıza çıkıyor. Erozyon evet insanları göçe zorlar ama biraz dolaylı sonuçlar içerisinde karşımıza çıkıyor. Yani hatırlıyor musunuz erozyonu kendisini? Su ve rüzgar toprağın üst kısmını taşıyordu. Erozyon oluyordu. Toprağın en üst kısmı en verimli yerdi. Benim tarlamın en verimli yeri yıllar yıllar içerisinde taşınırsa, verim azalırsa, ben o tarladan daha az para kazanırsam 1 yıl değil, 2 değil, 3 4 5 yıl sonra göç etmek zorunda kalabilirim. Erozyon biraz dolaylı da olsa insanları göçe zorluyor genellemesini böyle ortaya çıkarıyor.

Jeomorfolojik yapının elverişli olmaması. Geo yer demek yer şekillerinin elverişli olmaması. Bulunduğum yer çok engebeli bir arazi. Benim köyüm düz arazilerimiz yok. Orada tarım yapamıyorum. Ticari faaliyetler olmuyor. Yollar çok problemli. Yani bırakın, eee, tarımsal faaliyetleri yaşamak bile çok zor. Sağlık hizmetleri yetersiz kalıyor. Bu da göç sebepleri içerisinde Türkiye'de, doğu bölgelerde özellikle karşımıza çıkan temel unsurlar ya da Doğu Karadeniz'de de benzer yorumları yapabiliriz. Kırsalda eğitim, sağlık ve belediye hizmetlerinin yetersiz kalması. Yani aslında kırsalda yaşamaktan çok da memnun insanlar da var ama kırsaldaki yaşam standardıyla kenti kıyasladıkları zaman kentte eğitim hizmetleri çok gelişmiş, sağlık hizmetleri çok gelişmiş ama kırsalla gelişmemişse insanlar göç ediyor. İnsanlar kırsalla yaşamaya başlıyor. Evleniyorlar, çocuklar oluyor. E çocuklar okuma çağına geldiği zaman okula gidecek. Nasıl eğitim alacak orada? O zaman ne yapıyor? Mecburen insanlar kente çocukları için kente gitmek zorunda kalıyorlar. Bu sebeplerden dolayı çok fazla göç hareketli olduğunu söyleyebiliriz. Aynı zamanda iklim koşullarının kötü olması özellikle doğu bölgelerde insanları göçe zorlar genellemesini yapabiliriz. Kan davaları azalsa da hala etkenlerden bir tanesi olarak ön planda olduğunu söyleyebilirim. Kırsalda iş imkanları yetersiz. Çünkü nüfus artış hızı fazla. Yani çok insan var. İş bulamıyorum. O zaman göç ediyorum. Nüfusun e insanların göç etmesinin itici faktörleri içerisinde yine karşımıza çıkıyor. Kırsal ekonomik yapının çeşitli olmaması yani iş bulamama ya da sadece tarım var, sadece hayvancılık var, ticari faaliyetler yoksa o zaman iş bulamıyorum göç etmek zorunda kalabilirim. Ve tarım arazisinin çoraklaşması. Ne demek çoraklaşma? >> Kuruma gibi ya da tarımsal su yeteri kadar olmadığı için tarımsal faaliyetleri üst üste az sudan dolayı yapamıyorsunuz. Çoraklaşma verimi de düşüren ana etkenler içerisinde oluyor. İşte bu sebeplerden dolayı ben bulunduğum yerden göç etmek zorunda kalıyorum. İtici faktörler diye de karşınıza çıkabilir. Anlaştık mı? Böyle tek tek değerlendirdim ki yorum gücünüz artsın diye.

Bir önemli cümle daha var. İç göçün sonuçları. Şimdi göç ettim. Gittim kente gittim. Ne oldu sorusunun cevabı? Çarpık kentleşme arttı. Neden? Ben oraya gittiğim zaman benim eve ihtiyacım var. Doğru mu? Yeteri kadar param da yok. O zaman az parayla bulunduğum yerde, istediğim alanda bir yerleşim alanı kuracağım. O da ne yapıyor? Çarpık kentleşmenin kendilerini ortaya çıkarıyor. Yani hızlı bir şekilde kentler büyümek zorunda kalıyor. Kontrolsüz büyüme çarpık kentleşme hikayesini ortaya çıkarıyor ve sonra sosyal sorunlar artıyor. Yani sen kırsalda tarım ve hayvancılık yapıyordun. Bir şekilde geçiniyordun. Kente geldin. E barınma sorunun var, iş sorunun var, paran yok. O zaman ne oluyor? E suç olayları artıyor ya da baktığımız zaman trafiğin çok fazla olması her gün trafikte bir tartışmayı beraberine getiriyor. İşte bunlara biz sosyal sorunlar diyoruz. Sosyal sorunlar da artmış oluyor. Özellikle İstanbul'da her gün haberlerde bununla ilgili birçok şeyi görüyorsunuzdur muhtemelen. Altyapı sorunları artıyor. Belediyeler artık hizmet konusunda yetersiz kalmaya başlıyor. Su kesintileri yaşanıyor. Belediyeler çöpleri alamıyor. Mesela ki ben Ankara'da yaşamamıza rağmen Ankara'da bulunduğumuz yerlerde belediye adına çok önemli problemler olduğunu mesela bulunduğumuz halde çöpler bazen alınmadığını görebiliyorum. Yani hangi şehir olduğu önemli değil. Çok fazla insan varsa büyükşehirlerde, büyükşehirin de ücra köşelerinde birçok problemin olduğunu gözle görebiliyoruz aslında diyebiliriz. Eğitim, sağlık, belediye hizmetleri aksadı. Çevre kirliliği artıyor tabii ki. Sonuçta çok fazla insanın olması çok fazla atık anlamına geliyor. Aynı şehirde yaşıyorsanız da çevre kirliliği artmış oluyor. Doğal kaynakların tüketimi artıyor. İnsanlar bir yerde yaşıyor, İstanbul'da yaşıyor. Orada suyaç var. Doğru mu? O zaman ne oluyor? Doğal kaynakların tüketimi orası için artmış oluyor. Duydunuz mu? Karbon salınımı >> enerji üretmemiz lazım. Bulunduğum yerde elektriğe ihtiyaç var. Ben ısınmam gerekiyor. Ya da ya da sanayi faaliyetleri çalışıyor. Gittiğiniz yerde evet kenti ortaya çıkarıyorsunuz ama o kentin bir enerji ihtiyacı var. Ne kadar fazla insan, o kadar fazla enerji ihtiyacı, o kadar fazla karbondioksit salınımı demektir. Karbon salınımının artması da eee yine çöplerin yakılmasından başlayarak fosil yakıtların kullanılmasına kadar, araçlardan çıkan, egzozlardan çıkan dumanlara kadar karbon salınımını arttıran temel unsurları ortaya çıkardığını söyleyebilirim. Sanayi tesisleri kentlerin içerisinde kalıyor. Şimdi dikkat ediyorsanız sanayi tesisi var. Bir bakıyorsunuz sanayi tesisi etrafına evler yapılıyor. Bir bakmıyorsunuz sanayi tesisi şehrin içinde kalmış. Normalde sanayi tesisleri hep şehrin dışına yapılır ama şehir büyür. Sanayi şehrin içine kalır. Sonra bir daha sanayi tesisi yapılır. Yine büyür. Böyle ilerliyor. Kontrolsüz bir şekilde büyüdüğü için de bu sorunlar ortaya çıkıyor. Kentlerde kültürel çeşitlilik artması aslında eee artıları da beraberinde getiriyor. Kültürel çeşitlilik olumluysa iyidir ama çatışmayı meydana getiriyorsa problemler vardır ve suç oranı artıyor. Bu da iç göçün sonuçları hatta genelde olumsuz sonuçlar içerisinde karşımıza çıktığını söyleyebiliriz. Anlaştık mı acaba?

Peki iç göçü önlemek için neler yapılabilir? İnsanlar neden geliyor? Örneğin İstanbul'a bulunduğu yerde eğitim sağlık sorunları, bulunduğu yerde iş problemleri yaşıyorlar mı? Yaşıyorlar. O zaman insanların geldikleri yerdeki sorunlarını çözerseniz insanlar kentlere göç etmek zorunda kalmaz. Mesela kırsal en büyük problemlerinden bir tanesi bu. Sulu tarıma geçilmesi. Yani problem bu. Yani sulu tarımın olmaması. Ya da sulama sorunu çözerseniz, kırsalda besi ağırlı hayvancılığı geliştirirseniz, modern hayvancılık, bu arada besi ağırlı hayvancılığı böyle anlatacağım ve tarıma dayalı sanayi faaliyetlerini geliştirirsiniz. Mesela ben kırsalda tarım, hayvancılık yapıyorum ama bunu bir fabrikaya satmam lazım ki para kazanayım. Doğru mu? O zaman küçük ölçekli sanayi tesislerini kurduğunuz zaman kırsala sorunları çözüyorsunuz. Kırsalda eğitim, sağlık, altyapı sorunlarını çözdüğünüz zaman insanları orada tutabiliyorsunuz. Ya da nüfus artış hızını kontrol altına aldığınız zaman da ne oluyor? Oradaki sorunları çözmenin de önemli adımlar atmış oluyorsunuz. Ama sonuçta insanların her zaman ihtiyacı var ve insanlar bir şekilde hep göç ediyor.

Türkiye'de göçler genellikle doğudan >> batıya son eee pandemi döneminde deprem olayında bir tam ters göç yaşandı aslında İstanbul'dan. Batıdan doğuya göçü de gördük yani. Ama genelde gelişmeyen yerden gelişen yerlere doğru yaşandığını söyleyebilirim. Eskiden kırsaldan kente göçler var diye genelleme yapıyorduk ama artık Türkiye'de hemen hemen her yer kent olduğu için kentten kente yapılan göçlerin kendisinden bahsediyoruz son dönemde. Anlaştık mı acaba? Biraz yorum gücünüz artsın diye detaylı bir şekilde anlatmış oldum ama sonuçta insanlar göç ediyor.

Mevsimlik göçler varsa, mevsimlik göçler genellikle turizme dayalıysa nereye göç ediyorsunuz? >> Tarım için yapılan göçlerde Adana, Giresun, Rize diye devam edebilir. Urfa'yı da alabilirsiniz. Yaylacılık için insanlar yaylaya çıkar. Bu da bir göç sebebi oluyor. Karadeniz olur mu? >> Akdeniz'de olur mu? >> Doğu Anadolu bölgesinde ekleyebilirsiniz Erzurum Kars hattını. Bu arada eğitim amaçlı yapılan göçler, üniversitelere okumak için gidiyorsunuz. Mesela Ankara eee çok fazla öğrenci geliyor biliyorsunuz Ankara başta olmak üzere birçok üniversite şehrimize. Bu da bir göç olarak değerlendirilir. Maden ve orman işçileri de yine bazen mevsimi göçler içerisinde karşımıza çıkıyor. Anlaştık mı? Bunlar ülke içerisinde olduğu için biz bunlara iç göçler genellemesini yapıyoruz.

Bir de ülkeler arasında oluyorsa ne oluyor? Dış göç. >> Dış göçlerin kendileri karşımıza çıkar. İnsanlar bulunduğu ülkeden başka ülkeye neden gitmek zorunda kalır sorusunun önemli cevaplarından bir tanesi savaşlar ve etnik baskılar. Nedenler olarak karşımıza çıkar ki Suriye'de yaşanan olaylardan dolayı Türkiye'ye gelenler örnekler verilebilir. Uluslararası antlaşmalar gereği insanlar bulunduğu yerden göç etmek zorunda kalabilir. Lozan anlaşması ya da nüfus mübadelesini duydunuz mu acaba? Misak-ı Milli sınırları çizilince özellikle Avrupa'da Yunanistan'ın bulunduğu yerde kalan Türklerle Anadolu'daki Rumların kendisi takas edildi. Mesela mübadele. Uluslararası antlaşmalarla birlikte yapılan göçlere en önemli örnekler içerisinde karşımıza çıkar. Ekonomik sebeplerden dolayı Almanya'ya gidiyor amcalar, dedeler eskilerden hala gidenler var bu arada. Bu da dış göçler içerisinde değerlendiriliyor ve Türkiye'nin en büyük problemlerinden bir tanesi de şu anda yetişmiş insanlar yurt dışına eğitim almaya hatta orada çalışmaya gidiyorlar. Bu da beyin göçü hikayesini ortaya çıkarıyor. Önemli detaylardan bir tanesi. Beyin göçü derken evin erkeği gidiyor anlamında düşünmeyin. Bey öyle mi düşünmüş? Doğal afetlerden dolayı insanlar göç ederler. Önemli etkenler içerisinde. Ama Türkiye'de neyse ki son yıllarda böyle bir şey yaşamadık. Yaşamayalım da. Eğitim, sağlık, turizm amaçlı yapılan göçler var. Dini amaçla yapılan Arabistan'a göçlerde sonuçta ülkeden gidiyor, geri geliyor ama dış göç içerisinde karşımıza çıktığını söyleyebilirim.

İç göçler mi, dış göçler mi ülkenin nüfusunu değiştirir sorusunun cevabı göçler. Dış göçlerin kendisi, iç göçlerin kendisi genelde itici faktörlerin olduğu yerden, çekici faktörlerin olduğu yere, gelişmenin az olduğu yerden, gelişmenin fazla olduğu yerlere şeklinde gerçekleştiğini söyleyeyim. Ve özellikle mevsimlik ve sürekli göçleri lütfen unutmayın. Antalya için, Muğla için, turizm için yapılan göçler sürekli mi mevsimlik mi? >> Mevsimlik. >> Mevsimlik. Rize için, Trabzon için ya da Adana Urfa için, tarım için yapılan göçlerin >> mevsimlik olarak karşımıza çıkar. Ama Kırıkkale'ye ya da İstanbul İzmit arasına ya da Zonguldak'a sanayide ya da İstanbul'a ya da Bursa'ya ya da İzmir'e sanayide çalışmaya gidiyorum. Sürekli >> sürekli göçler olarak karşımıza çıkar.

İnsanlar göç ediyor. Bir yerde yaşamaya başlıyor ve yaşadığı alanlar da nüfus fazlaysa kent, nüfusu azsa kırsal alanları ortaya çıkarabiliyor. Kır yerleşmelerin kendisi için daha doğrusu kent yerleşmelerle başlayalım. Nüfusu 10.000'den fazla olan yerler kent alanlarını ortaya çıkarır. Genellemesiyle başlıyoruz. Kentler, tarım kenti, sanayi kenti, ticaret kenti, turizm kenti olarak gruplanıyor. Bu detaylara şimdilik girmiyorum çünkü tarım, hayvancılık, maden sanayide bunları size tek anlatacağım ama şimdilik biz kırsala bakalım. Kırsal nüfusu az, kente göre, gelişmenin az olduğu yer kente göre, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin olduğu yer tabii ki kentlere göre ve tabii ki kentlerden uzak olan yerler kırsal alanları ortaya çıkarıyor. Türkiye'de kır yerleşmeleri Karadeniz'de çok fazla görüyoruz. Mesela. Çünkü arazinin de katkılarıyla bir de kırsalda insanların yaşayabileceği uygun alanlar da var. İklimin uygun olması, suyun olması da önemli etkenler içerisinde karşımıza çıkar. Ama bunlar büyüklüklerine göre kasaba hani kentten kasabaya geldim. Öyle düşünün, kırsala geldim. Kasabadan daha küçük köy, köyden sonra da daha çok dağlara doğru ya da kırsala doğru köyaltı yerleşmeler şeklinde karşımıza çıkıyor. Duydunuz mu daha önce? Mezra, çiftlik, divan, kom, yayla, oba, ağıl. Bunların nerede olduğuna beraber bakalım. Köyaltı yerleşmelerin ve nasıl yerleşiyorlar diye değerlendirelim. Artık burayı bağlayalım. Ama çok önemli. Köyaltı yerleşmeler kırsal yerleşmelerdir. Köyaltı yerleşmelerde sanayi, ticaret mi olur, tarım, hayvancılık mı? >> Tarım hayvancılık. >> Çok güzel. Köyaltı yerleşmelerde kentlere göre nüfus fazla mıdır, az mı? >> Az. >> Azdır. Çok güzel. Köyaltı yerleşmeler şehir merkezine yakın mıdır, uzak mı? >> Uzak. Uzak genellemesiyle birlikte ortaya çıkar. Bulundukları yerlere göre de isimleri değişiklik gösterebiliyor. Buradan soru gelebilir diyorum. Önemli diyorum, değerli diyorum. Ve köyaltı yerleşmelerden devamlı kalıcı olanlarla başlıyorum. Kim o? >> Mahalle. >> Mahalle. Mahallenin kendisini bu kentin mahallesiyle karıştırmayın ama bu kırsalın mahallesi. Ben şu köyde yaşıyorum. Amca çocuklarına dedim ki bu köyde yaşamaktan sıkıldık. Karşıda bizim tarlalar var. Gidip oraya ev yapalım. Kendi başımıza yaşayalım. Geldik amca çocuklarıyla birlikte buraya birkaç ev yaptık. Yaşamaya başladık. Sonra gittik dedik ki muhtara, "Biz de köy olmak istiyoruz" dedik. "Olamazsınız" dedi. Neden? Sayınız yetmez dedi. Biz ne olacağız dedik. Bizim köye bağlı mahalle olacaksınız dedi. Sonuç mahalleler köyaltı yerleşmedir. Kalıcı köy altı yerleşmedir. Muhtemelen köyünüz vardır. Büyük köylerin mahalleleri olur. Böyle bir şey olan var mı? Büyük köy böyle mahalleler ayrılmıştır. Mahallenin kendisi bir köy altı yerleşme geçici mi kalıcı mı? >> Kalıcı köy altı yerleşme mantığıyla birlikte karşımıza çıkar. Bu daha önce yıllarda bir sınav sorusu oldu bu arada. Dediler ki aşağıdaki köyaltı yerleşmelerden hangisi kalıcı diye sordular. Seçeneklerde mahalle vardı. Herkes işaretledi. Bilmeden de işaretledi mahallede bu mahallenin çocuğuyum. Burada oturuyorum dedi. Devamlıyım, kalıcıyım ben. Dedi. Doğruyu yapmış oldu. Aslında sorulan kırsalın mahallesi devamlı köy altı yerleşmelerden bir tanesi.

Geldim doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesine. Ben bulunduğum yerde fazla para kazanamadığım için biraz kırsala gittim. Orada yerleştim. Tarım ve hayvancılık faaliyetlerini yapmaya başladım. Zaten genelde kırsalın kalıcı yerleşmesi varsa mutlaka tarım devreye giriyor. Hani yerleşik hayata geçme tarımla başlıyor ya. Öyle bağlayabilirsiniz. Tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin yapıldığı Doğu Anadolu'da birkaç haneli ve Güneydoğu Anadolu birkaç haneli bu gördüğünüz mekanlara mezra deniyor. Nerede? Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da. Geçici mi kalıcı mı? >> Kalıcı >> diye değerlendirin. Anlaştık mı?

Geldik tekrar Batı Karadeniz'e. Bunun altını çizin. Uzun zamandır sorunun gelmediği yer. Ben bir öncüllü soru olarak gelebilir diye düşünüyorum. Ben ben bir köyde oturuyordum. Karşı tarafta mahalleyi kurduk ve mahallelerin sayısı biz mahalleyi kurduktan sonra artmaya başladı. Sonra geldi muhtar bize dedi ki bu saatten sonra sizden ne köy olur >> ne de kasaba. Bari üçünüz, dördünüz birleşin. Başınıza bir de muhtar verelim dedi. Siz ne olun? Divan olun dediler. Divan birkaç mahallenin birleşmesiyle ortaya çıkar. En fazla Batı Karadeniz'dedir. Genellikle tarım ve hayvancılık yapıldığı mekanlar divan mantığı ile birlikte sorulabilir. Anlaştık mı? >> En fazla Batı Karadeniz'de birkaç mahallenin birleşmesiyle ortaya çıkıyor. Kalıcı köy altı yerleşmek. Kim bu? >> Divan >> diye sorulabilir. Anlaştık mı?

Yine bir köy altı yerleşme. Yine tarım hayvancılık var. Bu kez düz mekanlardayız. Düz mekanlarda tarım ve hayvancılığın yapıldığı o alana çiftlik diyoruz. Duydunuz mu? >> Evet. >> Çiftliklerin kendisi için düz mekanlar diye bakın Türkiye'de ama en fazla Trakya Ergene hattına bakın. Sonra gelin Akdeniz'de Adana Çukurova'ya. Duydunuz mu? Hanımın çiftliği. >> Çok güzel. Çiftlikler eee bizim için düz mekanlarla birlikte karşımıza çıkar. Geçici mi kalıcı mı? >> Kalıcı. >> Çiftlik en fazla Trakya'da Ergen'de geçici mi kalıcı mı? Söyleyin bana. >> Kalıcı. >> Divanlar en fazla Batı Karadeniz'de geçici mi kalıcı mı? >> Kalıcı. >> Harikasınız. Mezralar Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da geçici mi kalıcı mı? >> Kalıcı. >> Kalıcı. Çok güzel. Mahallenin kendisi Batı Karadeniz'de geçici mi kalıcı mı? >> Kalıcı. >> Hazır olun şu soru kalıbına. Mahalle, mezra, divan, çiftliği veririm ben size. Bir de kom'u veririm. Hangisi? Geçici köy altı yerleşme. >> Bu ve bundan sonra bahsedeceklerim geçici köy altı yerleşme mantığıyla karşımıza çıkar ve kom'dan başladık. Geçicilik varsa tarımdan >> hayvancılığa doğru hayvancılık ağırlıklı yaşam alanlarını görmeye başlıyoruz aslında. Neredeyim? Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeyim ve ben bir çobanım. Ünlü bir çobanım. Herkes koyunlarını bana veriyor. >> Ben de kırsalda iyi dolaştırıyorum. Ama akşam olunca çok uzaklara gidiyoruz biz. Akşam olunca köye geri götürmek hayvanların enerji kaybına yol açabiliyor. O yüzden kırsalda taşlarla çevrili bir mekan yapıyorum. Akşam koyunları orada yatırıyorum. Neyi ortaya çıkarıyorum? Kom. >> Nerede? Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da karşımıza çıkar. Kom'un kendileri. Ben yine çobanım. Bu kez İç Anadolu bölgesindeyim. Yine akşam oldu. Bu kez kendime bir tık daha kapalı bir mekan yapıyorum. Neyi ortaya çıkarıyorum? >> Ağıl. Akşam tüm koyunlar aynı yerde yatıyor. Koyun, çoban aynı yerde. Koyun koyuna >> yatma hikayesi buradan geliyor. Ağılların kendisi İç Anadolu bölgesinde Doğu Anadolu'da da var. Genelde İç Anadolu'da karşımıza çıkıyor. Anlaştık mı acaba? Görmüşsünüzdür muhtemelen böyle köylere doğru giderken kapalı >> sadece hayvancılık faaliyetinin yapıldığı yerler olarak ön planda. Genelde Kurban Bayramı'nda gözümüze çarpıyor.

Devam edelim. Geldik yaylaya. Bir yerde yaylanın olması için bir dağ kütlesi lazım. O zaman yaylaların olduğu yer için Güneydoğu Anadolu bölgesine gidelim yoksa Karadeniz'e mi? >> Karadeniz'e. >> Toroslara da gidelim mi? >> Doğu Anadolu bölgesinde Erzurum Kars'ında da olabilir mi? >> Yaylaların kendisi Doğu Karadeniz'de var. Kuzey Anadolu dağları üzerinde diyebiliriz aslında. Ama orada yaylacılığın temel mantığında hayvancılık var. Yaylacılık Toroslarda da var. Hatırlıyor musunuz bu cümleyi? >> Toroslarda yaylacılıkta >> serinleme hikayesi var. Serinlemek için insanların yaylaya çıktığı yer. Orta Toroslar, batı Toroslar olarak Antalya Adana'nın yaylaları olarak karşımıza çıkar. Karadeniz bölgesinde Kuzey Anadolu dağları üzerinde burada da yaylacılık faaliyetleri olur. Burada biraz daha hayvancılığa bağlı yaylacılık faaliyeti var. Aramayın Güneyde Anadolu'da, Urfa'da yayla. Keşke hocam yaylamız olsa da yazın sıcak günlerinde dama çıkmak yerine yaylaya çıksak diyor bizim Urupalılar ama yok işte. Ama Adana Mersin'de tekrar söyleyeyim bir pazar günü kimseyi bulamazsınız. Genelde insanlar yaylalarda ön plana çıkarlar. Çünkü eee serinlemek gerçekten çok kıymetli oluyor. Yazın çok aşırı sıcak oluyor çünkü. Geçici mi kalıcı mı? >> Geçici. >> Geçici olarak karşımıza çıkar. Ben Toroslarda yaşıyorum. Toroslarda yaşıyorum. Keçi besliyorum. O keçilerle birlikte yaylalara çıkıyoruz. Yayların olduğu yerlere. Orada çadır kuruyoruz. Arada keçileri taşlıyoruz. Ve sonuçta keçinin sütünden de yayık ayran da yapıyoruz. Buradan Maraş dondurmasına kadar giderim ben. Ve neyi ortaya çıkarmışım? >> Toroslar. Mantığıyla birlikte karşımıza çıkan Toroslarda bizim için Doğu Anadolu Güneydoğu Anadolu'nun böyle yükseklerine de bakabilirsin ama daha çok Toroslar mantığıyla bakın. Obalar geçici köy altı yerleş mantığıyla hayvancılık faaliyetine yapılı yerler mantığıyla ön plana çıkar. Duydunuz mu acaba? Oba >> dikkat edin. Yani karşılına çıkma ihtimali yüksek bir soru kalıbıdır. Oba düzlükler var. Biraz detaya iniyorum ama sonbahar döneminde kullanılan ikinci yayla. Karadeniz ve Akdeniz'de insanları yaylayı o kadar çok seviyor ki sonbahar döneminde bulunduğu yükseltide sıcaklık değerleri çok düşünce bir tık daha yükseltinin az olduğu yere gidiyorlar. İkinci yayla yapıyorlar. Yani o yayla diyorlar ya mesela Güzelyayla'nın kendisi de bu şekilde karşımıza çıktığını söyleyebiliriz. Damlar var. Nerede? Ege, Göller, Gökçeada, Bozcaada hattında hayvancılık faaliyetlerinin yapıldığı mekanlar olarak karşımıza çıkar. Dam hayvancılık faaliyeti yapılıyor. Caniklerin kendisi yine çok detay ama hatırlıyor musunuz Canik dağlarını? >> Neredeydi? >> Samsun. >> Orta Karadeniz'de Samsun'un arkasında değil mi? Biraz daha doğuya doğru gelin. Giresun Ordu hattına doğru gelin. Caniklerin kendisi orada. Yayla ile köy arasında eee yine baktığım zaman böyle dinlenme mekanı olarak karşımıza çıkıyor. Canikler böyle güzel mekanlar. Görüyor musunuz? Derenizde bu görüntüler çok fazla var. İlerlemeye devam ediyorum. Bağevleri duymuşsunuzdur. Geçici dalyanlar Ege'de. Duydunuz mu? Balık çiftlikleri geçici. Yazlıklar, taş evler, kireç ocakları. Yani burada birkaç haneli yerler oluyor. Mesela işçiler kalıyor. Onları anlatmaya çalışıyoruz. Kum ocakları bunlar geçici. Köy altı yerleşmeler içerisinde ön plana çıkar. Dalyanlar Ege'de geçici mi kalıcı mı? >> Geçici. >> Çok güzel. Caniklerin kendisi Karadeniz'de geçici mi kalıcı mı? >> Geçici. >> Harika. Damlar için daha çok Ege hattındayız. Geçici mi kalıcı mı? >> Geçici. >> Düzlük kendisi için Karadeniz, Akdeniz diyelim. İkinci geçici mi kalıcı mı? Geçici. >> Obalar için Toroslar >> geçici. >> Geçici diyorsunuz. Yaylalar için hem Toroslar hem Kuzey Anadolu dağları >> yine geçici. Ağıl kendisi ilk önce İç Anadolu sonra Doğu Anadolu >> geçici. >> Geçici diyorsunuz. Komlar Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da >> geçici. >> Geçici. Kalıcı olanları bir kez daha anımsayalım mı? Çiftlik, divan, mezra, mahalle. Geçici mi kalıcı mı? >> Kalıcı >> olarak karşımıza çıkar.

Şimdi bunların harita üzerindeki yerleriyle en fazla olduğu yerler acaba sorulur mu diye düşünüyorum ben. Olabilir. O yüzden şöyle bir bir toparlayayım ben. Sonra beraber tekrar etmiş olalım. Mesela Doğu Karadeniz'de eğer bir köyaltı yerleşme sorulacaksa bence yaylalar ön planda. Batı Karadeniz'de mahalle artı divan, mahallelerin birleşmesiyle divanlar ön planda. Problem var mı? Ergene'de çiftlik var mı? Problem. Ege sahillerinde dalyanlar, balık çiftlikleri, Toroslarda daha çok oba. Oba, İç Anadolu daha çok ağıl ama sadece burada değil Doğu Anadolu'da da var. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da kom artı mezralar var. Bir daha söylüyorum. Doğu Karadeniz'de yayla, Batı Karadeniz'de mahalle artı divan, Ergene'de çiftlik, Ege sahilleri Dalyan, Toroslar Oba. İç Anadolu ağıl, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da kom artı mezralar var. Bir daha söylüyorum. Doğu Karadeniz'de yayla, Batı Karadeniz'de mahalle artı divan, Ergene'de çiftlik, Ege sahilleri Dalyan, Toroslar Oba. İç Anadolu ağıl, Doğu ve Güneydoğu Anadolu kom artı mezralar var. Bir daha söylüyorum. Doğu Karadeniz >> yayla >> Batı Karadeniz mahalle artı >> divan. Ergene'de >> çiftlik Ege sahilleri Dalyan, Toroslar Oba. İç Anadolu >> ağıl Doğu ve Güneyde Anadolu'da kom artı mezralar. Bir daha söylüyorum. Doğu Karadeniz'de yani istemezseniz döneceksiniz. Batı Karadeniz'de mahalle artı >> gece rüyanızı gene kadar anlatacağım. Ergene'de çiftlik diye rüyada oynayacaksınız. Ege sahilleri >> Dalyan. >> Dalyanlar nerede diyeceksiniz. Toroslarda >> oba. >> Beni obamın yağmurlarına yakasınlar. Yok köy müydü? İç Anadolu'da >> ağıl. >> Ağıl. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da kom artı mezraların kendileri var. Anlaşılıyor mu acaba? >> Ama lütfen unutmayın. Mahalle artı divan, mezra çiftlik. Geçici mi kalıcı mı? >> Kalıcı. Diğerleri >> köy altı yerleşme olarak karşımıza çıkar. Anlaşılıyor mu? >> Problem var mı? >> Hayır. >> Anlaşılmayan bir durum var mı? >> Kırsalda yaşıyorum ben. Param yok. Doğadan hangi malzemeyi bulursam ona göre yapılır kırsalda. Doğada hangi malzeme çoksa >> öyle bir yerde yaşıyorum ki bol yağış var. Öyle bir yerde yaşıyorum ki bol bol ağaç var. O ağaçlarla birlikte ben kereste'den ahşaptan evler yapıyorum. Ben nerenin kırsalındayım? Konya mı, Rize mi? >> Rize. >> Doğu Karadeniz'in kırsalında ya da dağlık olan yerde, ormanların olduğu yerde genelleme yapın lütfen. Sadece oraya bakmayın. Ahşap evler ortaya çıkar. Problem var mı? >> İklim koşullarına bağlı olarak bunu yaptım. Öyle bir yerde yaşıyorum ki param yok. Kırsaldayım. Etrafıma baktım yağış az. Bitki örtüsü fakir. Toprak var saman var. karıştırdım. >> Kerpiç evler, toprak evleri ortaya çıkardım. Ben nerenin kırsalındayım? Trabzon mu, Urfa mı? >> Urfa. >> İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu gibi karasal yağışın az olduğu yerlerde olur bunlar ama daha fazla Güneydoğu Anadolu'da. Harran evlerini duydunuz mu? >> Evet. >> Toprak evler mantığı böyle karşına çıkar. İç Anadolu'da da var. Anlaştık mı? Ben öyle bir yerde yaşıyorum ki bol bol taş malzeme var. Karstik araziden dolayı 1. volkanizmadan dolayı 2. O zaman taş evlerin kendisini ortaya çıkarırım. Örnek verin bana. Karstik araziden dolayı taş evler için Karadeniz mi, Akdeniz mi? >> Akdeniz. >> Volkanizmadan dolayı taşevler varsa Karadeniz mi, Akdeniz mi, Doğu İç Anadolu mu? >> Doğu İç Anadolu. >> Volkanizmadan dolayı Volkan Dağları etrafında Doğu İç Anadolu'da karstik arazi için Akdeniz'deyim. Burada da taş evlerinin kendisi var. Andezit bazaltın kendisi volkanik kayışlardır. Sonuçta burada da taş evlerinin hikayesi buna bağlı olarak karşımıza çıkıyor. Anlaştık mı acaba? >> Güzel. Önemli detaylar içerisinde. Ben öyle bir yerde yaşıyorum ki doğada her malzemem var. Allah ne verdiyse karıştırdım. >> Bravo. Aydınlanma coğrafya için başladı. Hımış evlerin kendisi ortaya çıkıyor. Safranbolu evleri nerede? >> Karabük. Karabük'teki Safranbolu Evlerin kendisi Hımış Evlerin en değerli örnekleri olarak karşımıza çıkar. Tüm malzemenin kullanılmasıyla ortaya çıkıyor. Hımış evler. Duydunuz mu? >> Biraz detay. Serender. Ben öyle bir yerde yaşıyorum ki ben yaşamıyorum. Ben yerleşmiyorum ama tahıllarımı tahılları saklamam gerekiyor. O zaman tahılları saklamak için ne yapacağım? Nemden korumak için serender. Nereye gidelim? Konya mı, Rize mi? Doğu Karadeniz'de bol yağışın olduğu yerde Trabzon Rize, Giresun, Ordu'da Serender denilen bu yapılar karşımıza çıkar. Serender. Duydunuz mu acaba? >> Evet. >> Bunlar da bizim için önemli detaylar içerisinde. Var mı problemimiz? >> Güzel.

Peki bana söyler misiniz? Kırsaldayım ben. Kırsalda yaşam alanlarını seçerken iki tane alternatifim var aslında. Örneğin Trabzon'dayım. Kent merkezinde yaşamak istemiyorum. Zaten kırsalı değerlendiriyorduk. Kentlerden uzaklaştım. Geldim, geldim, geldim, geldim. Burada bir yerde yaşayacağım. Ama o kadar bol alternatif var ki her yerde su var. Bir de her yer dağlık. O zaman her yer dağlık olduğu için ben yapacağım evi şuraya da yaparım. Buraya da yaparım. Buraya da yaparım. Buraya da yaparım. Şurada da ev olur, burada da ev olur. Dağınık yaşam ortaya çıkar. Görüyor musunuz? Dağınık yerleşmelerin ortaya çıkmasındaki temel faktör yer şekilleri ve iklim yani su kaynaklarının bol olması hikayesidir. Anlaştık mı? >> Şimdi şöyle düşünün. İstediği kadar dağınık, dağlık yer olsun. Su olmasın, dağınık yaşam ortaya çıkmaz. Su var her yerde. Bastığın yerden su çıkıyor zaten. Trabzonlarla ilgili çok önemli bir tespitim vardır mesela benim. Şimdi Karadeniz'desiniz. Karadeniz bölgesinde istediğiniz yere ev yapıyorsunuz değil mi? Her yerde su varmış ve dağlık. Evden çıktınız mesela şehir merkezine giderken şu arazilerden geçmek zorundasınız. Bu arazinin olumsuzluğu, eğimler vesaire yolların darlığı insanlar üzerine karakterine de yansıyor. >> Karadenizler mesela biraz daha böyle sinirli, asabi. Bir de kimseye eyvallah olmaz mesela. Çünkü her yerde su var. Yani kimseyle ortak bir iletişim kurmak zorunda kalmamış. Bakın şu örneği verdiğim zaman daha net anlayacaksın. Mesela şimdi gelin Karadeniz'in kırsalından sizi iç bölgelerdeki düz mekanlardaki bir kırsala götüreyim. Eee, şimdi buralardan bir köy bulmak zor ama şurada açtığım için şuradan bir köy bulacağım size. Arıyorum. Bizim köye götüreceğim sizi. Yaklaştım, yaklaştım, yaklaştım, yaklaştım, yaklaştım. Bir baktım bakın herkes aynı yerde yaşıyor. Görüyor musunuz? Neden herkes burada? Her yer düz. Herkes yayılabilir aslında. Su az. Su az. Su. Eski filmleri hatırlarsanız böyle çeşmenin başında birbiriyle tanışan insanlar muhabbeti var ya. Bir tane çeşme var. O bir tane çeşmeden eviniz nerede olursa olsun alacaksınız kovaları, suyu taşıyacaksınız. Taşırken de sizin komşu size yardım edecek. Dayanışma ve sonuç olarak da arazinin düzlüğü, o yardımlaşma biraz daha böyle asabi olmayan, ilişkilerin biraz daha rahat olduğu alanları ortaya çıkıyor. O yüzden Karadenizler hem yer şekilleri hem de su kaynaklarının bolluğundan dolayı biraz daha böyle kendi halinde biraz daha asabi insanlarken Akdeniz'e, İç Anadolu'ya geldiğin zaman o paylaşma özelliği eee coğrafi şartlardan dolayı yıllardır hep olduğu için de biraz daha böyle farklı karakterde insanlar olmuştur. O yüzden ne diyoruz? Coğrafya >> kaderdir. >> Kaderdir mantığı da buradan geliyor. Sonuç ben buna toplu yerleşme diyorum. Bir yerde toplu yerleşmenin olmasındaki temel hikaye neye bağlı? Su azlığına bağlı. Yer şekilleri sade yaşayabilirsin. Bir de su azsa o zaman toplu yerleşmelerin hikayesi ortaya çıkmış olur. Kırsal hikayesi de buna bağlı. Var mı problemimiz? >> Anlaştık mı acaba? Bakın bir de kentlerin yerleşme hikayesi var. Kentlerde insanlar dairesel yaşam alanları ortaya çıkarabilirler. Örneğin Ankara. Görüyor musunuz? Ama bazı kentlerde insanlar yaşam alanları seçerken akarsu boylarına göre yaşamak zorunda kalabilirler. Amasya'dayız. Görüyor musunuz? >> Yeşilırmak boyunca akarsu boyunca yaşıyorlar. Bazı şehirlerde insanlarda yine yer şekillerinden dolayı böyle eee çizgi halinde bu şekilde yaşamak zorunda kalırlar. Karadeniz'de mesela kent yaşamı daha çok kıyıda ortaya çıkar. Yerleşmenin yine yer şekillerinin çok net etki ettiğini buradan da söyleyebilirim. Anlaştık mı? >> Problem var mı? >> Anlaşılmayan bir durum var mı? >> O zaman benim için tekrar eder misiniz acaba? Türkiye'de nüfusu en fazla olan il >> İstanbul. >> İstanbul. Türkiye nüfusu en az olan il >> Bayburt >> olarak karşımıza çıkar. Türkiye'de insanlar daha fazla. Genç mi, olgun mu, yaşlı mı? >> Olgun. >> Sonra kim var? >> Genç. >> En az kim var? >> Yaşlı. >> Olgun nüfus çalışır. Hizmet, sanayi, tarım. Yeni adıyla 3 2 1 söyleyin. Hambatı ortaya çıkaran tüm meslek dalları 1 işleyenler >> hizmet veren >> bilgi işlem >> üst yöneticiler >> 5. >> Türkiye'de insanlar daha fazla erkek mi kadın mı? >> Erkek >> 65 yaş üstüne daha fazla erkek mi var kadın mı? >> Kadın. >> Kadınlar daha fazla olarak karşımıza çıkar. Türkiye'de insanlar daha fazla kırda mı yaşıyor kentte mi? >> Kent. >> Kent yaşamı olarak karşımıza çıkar. İstanbul nüfus fazla alan küçük. Diğer şehirlere göre nüfusun fazla olmasını ilerleyebilirsiniz. Aritmetik yoğunluğun en fazla olduğu il >> İstanbul. >> Peki alan geniş, insan sayısı az, aritmetik yoğunluğun en az olduğu il >> Tunceli >> olarak karşımıza çıkar. Peki bana söyler misiniz? İnsanlar Karadeniz'in kırsalında yaşıyor. Toplumu dağınık mı? >> Dağınık. >> Dağınık yaşam var. İç Anadolu'da, Güneydoğu Anadolu'da düz mekanların olduğu yerde kırsalda dağınık mı toplu mu? >> Toplu. >> Toplu yerleşmeler var. Ahşap evleri arıyorum. Kırsalla gitmem gereken yer Niğde mi, Rize mi? >> Rize. >> Çok güzel. Peki, Kerpiç evleri arıyorum ben. Gitmem gereken yer Trabzon mu, Urfa mı? >> Urfa. >> Peki taş evlerin kendisini arıyorum ama karstik araziden dolayı taş evler olsun. Nereye gideyim? Karadeniz mi, Akdeniz mi? >> Akdeniz. >> Volkanizmadan dolayı taşevler arıyorum ben. Gitmem gereken yer Samsun mu, Nevşehir mi? Nevşehir >> Nevşehir Mardin, Erzurum hattında volkanizmayla birlikte oluşan taşevlerinin kendilerini görebiliyorum. Ben kırsalda yaşıyorum. Köy ve köy altı yerleşmeleri ortaya çıkardım. Bana söyleyin. Köy ve köy altı yerleşmeleri kentlere göre nüfus fazla mı az mı? >> Az. >> Sanayi, ticaret, tarım, hayvancılık mı? >> Gelişme fazla mı, az mı? >> Az >> olarak karşımıza çıkar. Şehir merkezine yakın mı, uzak mı? >> Uzak. >> Peki köy ve köy altı yerleşmelerden yaylalar daha fazla nerede? >> Karadeniz. Doğu Karadeniz'e bakalım daha fazla. Peki. Batı Karadeniz'de mahalle artı >> divan. >> Divan var. Ergene'de >> çiftlik. >> Çiftlik var. Ege sahilleri >> Dalyan, >> Dalyan, Toroslar. >> Oba, >> Oba, İç Anadolu, >> Ağıl, >> Ağıl, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da >> Kom artı mezraın kendileri var. Türkiye'de nüfusla ilgili çok kısa bir tekrar yapmak istedim ama önemli bilgiler şöyle ilerler. Bu temel bilgileri bileceğim. Temel bilgilerden sonra nüfusla ilgili bol soru çözmem lazım. Bol soru çöz işi çözüyorum. O da grafik sorularını çözmek için aslında nüfusla ilgili sorular daha çok yerleşmeye doğru kaymaya başladı. Örnek Batman'da eee kent yaşamının ortaya çıkmasındaki temel etken ne özelliği? Maden. Zonguldak Ereli Karabük'te kent yaşamının ortaya çıkmasında ne var? Sanayi. Antalya Muğla'nın kendisinde yıl içerisinde nüfusun fazla olması ne? Turizm. O yüzden kentlerin yerlerini bilerek bağlantı kurma. Nüfusun özelliklerini temel olarak TÜİK verilerine göre bilme. Buradan çıkan soruları genelde bize çözdürecek inşallah. Anlaştık mı? Sorusu olan anlaşılmayan bir yer. Nüfusla ilgili detayları net hale getirmiş olduk. Bununla ilgili hemen soru çözüme gidelim isterseniz. Sorularla bir daha pekiştirelim. Ondan sonra ilerleyeceğiz. Anlaştık mı? >> Evet. >> Bir sonraki videoda görüşmek üzere. [Müzik] [Alkış]