📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

TİKTOK CANLI YAYIN SOHBETLERİ 20

Şinasi Güneş1:03:04

Transcription

Eee Toprak Usta kardeşim. Eee bugün cumalarda çok şirk unsuru var. Ve Allah'ın bizden istediği Cuma... Eee [Müzik] gerçekleştirilmiş değil, uygulanmıyor. Bugün cuma toplantılarında... Cami bana çok yakın. Cami bana çok yakın olduğu halde ben gitmiyorum. Yani o şirk unsurları bir kenara bırakılsın. Gerçekten mahalledeki eee insanlara yardım, insanların derdine, sorununa eee çare olunduğu bir toplantı olsa ben yine giderim diyeceğim. O da yok. Eee gitmeme de gerek yok yani. Ya bu kendi adıma söylüyorum. Ben kimseye gitmeyin demiyorum yani. Yarın Allah bana sorduğunda ben eee verecek cevabım var. Fakat o camiyi şirk yuvası haline getirenler ne cevap verecek onu çok merak ediyorum. Yani Kosova'ya bizden de selam. Tavaf... Turistik ziyaret demek. Mesela sen Artvin'e geldin. Artvin'in tarihi, turistik güzel yerlerini geziyorsun. Mesela sen Artvin'i tavaf etmiş oluyorsun. Yani tavafın kelime anlamı bu. Öyle Kabe'nin etrafını yedi kere dönmek değil. Tavaf, yani Mekke'ye veya Medine'ye turistik amaçlı ziyaret için gitmektir tavaf. Yani aynen gitmektense sen her cuma ihtiyaç sahibi birine yardım et. Ben mesela ne yapıyorum? Benim yaşadığım ülkede bu sayı az ama mesela sosyal medya hesabımdan Facebook'tan her cuma hem sattığım ürünleri paylaşıyorum hem de orada duyuru yapıyorum. İşte ihtiyaç sahibi olanlar eee iş yerime gelsinler diye e yardım ediyorum. Veya benim güvendiğim arkadaşlarım oluyor. E onlar diyorlar ki "Şinasi kardeşim, şurada ihtiyaç sahibi bir aile var. Onlara kıyafet yardımı yapıyorum." Eee bazen yurt dışından bana eee destekler geliyor. O destekleri e yardım olarak dağıtıyorum. Bazen kıyafet olarak, bazen nakdi yardım olarak. Böyle faaliyetler gerçekleştirip eee bu cuma salatın böyle gerçekleştirmeye çalışıyorum. E diğer türlü Salat eğitim öğretim dayanışma... Onu zaten eee uyanık olduğumuz sürece, eee imkan olduğu sürece veya gerektiği sürece eee bunları da yapıyoruz. Yani birine yardımcı olmak için ille de cumayı beklemeye gerek yok. Yani ihtiyaç sahibi birini gördünüz ve siz de müsaitseniz, eee şartlarınız uygun gidersiniz ona destek olursunuz veya Kur'an çalışması yaparsınız, eğitim öğretim faaliyeti yaparsınız. E bunun da belli bir zamanı yok yani.

Yani Kur'an-ı Kerim'de Salat namaz mı, dua mı? İkisi de değil. Dua zaten Arapça. Ki Arapçada siz bir kelimeyi Arapça bir kelimeyle çevirirseniz, bu çeviri olmaz. Şimdi İbrahim Suresi, ya 40'tır ya 41'dir. Orada Salat'la dua yan yana geçer. Yine İsra Suresi 110. ayette Salat'la dua yan yana geçer. Dolayısıyla siz Salatı dua diye çeviremezsiniz. Çeviremezsiniz yani. Çünkü ikisi de Arapça ve ikisi de aynı ayette eee geçiyor. Yani iki, iki ayette yan yana geçiyor. E dolayısıyla Salat kesinlikle dua değildir. İbadet de değildir. Mesela Taha Suresi 14'te "Yalnız bana kulluk et" orada ibadet kavramı geçer ve "zikrim için Salatı ikame et" der. Yani ibadetle Salat, Taha 14'te aynı ayette geçer. Dolayısıyla Salat ibadet de olamaz. İşte rahmet diyorlar, mağfiret diyorlar. Onlar da ikisi zaten ayrı ayrı Arapça kelimeler. Ki Bakara 157'de rahmetle Salat yan yana geçer. Yani oturmuyor yani anlattıkları, salata verdikleri anlam, yükledikleri anlam oturmuyor.

Şimdi kılınan namaz mesela günde beş vakit kılıyorlar. Belli vakitlerle sabitlenmiş yapılan eee ibadetlere Kur'an "nusuk" kavramını kullanır. Yani ritüel, vakitlere bağlanmış yapılan eee ibadet şekillerine Kur'an nusuk der. Mesela Hac, hacda nusuk nedir? E her yıl hacca gidiliyor ve hacda yapılan e ritüeller nusuk la ifade ediliyor. İşte kurban nusuk la ifade ediliyor. Namaz da aslında bir nusuk tur. Yani ritüel bir ibadettir. Ha ben kılmıyorum. Benim namazım farklı. Ben 7/24 Allah'la bağ içerisindeyim. Allah'ı aklımdan çıkarmamaya çalışıyorum. Uyanık olduğum zamanlar, bazen otururken, bazen ayaktayken, bazen yürürken, bazen yere kapanarak rabbime dua ediyorum. Bunun belli bir şartı, belli bir vakti de yok. Onlar günde beş vakit namaz kılarlar. Ben uyandığımdan uyuyana kadar rabbimle her an iletişim halindeyim, bağ halindeyim. Yalnız tek taraflı bir iletişim tabii. Hemen bunu birileri çıkıp çarpıtabilir. Tamam mı? Çarpıtabilir. Rabbimle tek taraflı iletişim halindeyim. Rabbimle konuşuyorum, dertleşiyorum. O beni duyuyor, biliyor. Nefsimin ne fısıldadığını biliyor. Tamam mı? Benim namazım bu şekilde. Dileyen dilediği gibi kılabilir. Ama geleneğin namaz diye kıldığı şey bir ritüeldir. Onu demeye çalışıyorum. Ve Enam Suresi 162. ayet ritüelle Salatı ayrı ayrı zikrediyor. Dolayısıyla Salat dediğimiz şey bir ritüel değildir. Yani belli vakitlere bağlanmış, belli şeylerin yapıldığı bir şey değildir. Salat, Salat az önce de dediğim gibi eğitim öğretim. Bunu vakitlerini siz belirleyebilirsiniz. Mesela iş yerindesiniz veya evinizdesiniz. Bir spor faaliyeti bir salattır. Bir ihtiyaç sahibi gördüğünüzde ona destek olmanız eee yani Müddessir Suresi'nde belirtildiği gibi bir miskini doyurmak bir salattır. Bunun belli bir vakti yoktur. Anlatabiliyor muyum? Dolayısıyla Enam 162. ayet ritüel ibadetlerle Salatı ayırır. Yani Enam 162 der ki: "Salat bir ritüel değildir." E namaz bir ritüel olduğuna göre Salat namaz değildir. Yani en basit kanıtlarından biridir. Ki Kur'an'da Allah'a dua edin, Allah'a tevekkül edin, Allah'a firar edin, Allah'a tövbe edin emirleri vardır. Fakat Kur'an'da bir tane "Allah'a Salat edin" diye bir emir yoktur. Bakın, "Allah'a Salat edin" diye bir emir yoktur. Bana Kur'an'da. Şimdi namaz dediğiniz şey Allah'a karşı yaptığınız bir şey değil mi? İnsanlar namazı ne için kılıyor? Allah için kılıyor, değil mi? Allah için kılınıyordu. Nasıl ki dua Allah'a yapılıyor ki Kur'an'da Allah'a dua edin deniyor. Tevekkül Allah'a yapılıyor. Allah Kur'an'da bize Allah'a tevekkül edin diyor. Tövbe Allah'a yapılıyor. Allah bize Kur'an'da Allah'a tövbe edin diyor. E namaz da Allah'a yapılıyor. E öyleyse Salat namaz ise eğer, Kur'an'da bana "Allah'a Salat edin" diyen bir tane ayet göstersinler. Ben bütün videolarımı, bütün yazılarımı kaldıracağım. Bakın, Kur'an'da "Allah'a Salat edin" diyen bir tane ayet gösterin. Ben bütün salatla ilgili videolarımı ve yazılarımı kaldıracağım. Hodri meydan diyorum. Salatın namazla alakası yoktur. İstediğiniz kadar namaz kılın. Ben kimsenin namazıyla işim yok. Yani namaz kılacaksın, bilinçli kılın. Ne dediğinizi bilin. Yani namaz bir dua eylemidir. Dua Allah'a yönelmedir. Allah'a yönelmedir. Dolayısıyla Allah'la bağ kurmaktır. Ki siz biriyle bağ kuracağınız zaman ne dediğinizi bilmeniz lazım. Yani Allah'la bağ kuruyorsunuz. Fakat ne dediğinizi bilmiyorsunuz. Ayakta duruyorsunuz, eğiliyorsunuz, yere kapanıyorsunuz. Lazca konuşsam, Lazca konuşsam hiçbir şey anlamazsınız. Sizinle bağ kuramam. Şimdi Allah'la bağ kuracaksın ama Allah'la ne dediğinizi bilmeden ezber ezber cümleler kuruyorsunuz. Veya işin bir de şu boyutu var. Allah bize uygulayın dediği ayetleri Allah'a geri okuyorsunuz. Yani bu mantıksız oluyor. Namaz kılacaksın. [Müzik] Kılın namaz kılacaksın. Ne dediğinizi bilin. Yani Kur'an'da çok güzel dua ayetleri var. O dua ayetlerinin anlamlarını öğrenin ve bilerek Allah'a bu dua ayetlerini okuyun. Veya Allah'la kendi dilinizle, dilinizle Allah'a dua edin. Yani kendi dilinizle Allah'a dua edin. Yoksa ne dediğinizi bilmeden Allah'ın bize uygulayın diye gönderdiği ayetleri Allah'a geri okumak diye bir türü yoktur. Yani kendinizi kandırmış olursunuz. Yani yani evreni bilimle yaratan, matematikle yaratan, fizikle yaratan Allah, ne dediğinizi bilmeden kendisiyle bağ kurmanıza ne kadar itibar eder? Etmediği ortada. Yani bugün kendini Müslüman diye isimlendiren topluluklara baktığınız zaman etmediği ortada. Allah müminlere yardımı vaadediyor. Allah müminlere yardımı kendisine yazmıştır diyor. E niye yardım etmiyor Allah? Allah sözünden döndü mü? Yani Allah vaadinden dönmez. Öyleyse sorun nerede? Mümin değiliz biz. Yani mümin değiliz ki Allah bize yardım etsin. Yani hadise, sünnete ben de inanmıyorum. Toprak abi, ben de inanmıyorum. Allah da inanmayın diyor. Casiye Suresi 6. ayette Allahu Teala buyuruyor ki: "Allah'a ve onun ayetlerinden sonra hangi hadise iman edeceksiniz?" diyor. Ben de diyorum ki: "Ya Rabbi, ben senin hadislerinden başka hiçbir hadise inanmıyorum." Sünnete de inanmıyorum. Geleneğin Muhammed Aleyhisselam'ın ağzına yapıştırdığı ve adına hadis dediği sözlere de inanmıyorum. Çünkü imanın konusu değil. İmanın konusu ne? Şimdi "Amenarrasulü bimave ünzile ileyhi mirrabbihivel müminun." Amenarrasulü Bakara Suresi 285. Ne diyor orada? "Resul kendisine indirilene iman etti. Müminler de." Öyleyse Resul kendisine indirilene iman etti. Müminler de Resul'e indirilene iman ettiğine göre imanın konusu resule indirilen Kur'an. Yine Muhammed Suresi 2. ayette "Muhammed'e indirilene." Yine Araf Suresi 157. ayet. Yine Fetih Suresi 89. ayet. Yani imanın konusu veya Kasas Suresi 47, Taha Suresi 134. ayet. "Bize bir resul gönderseydin de senin ayetlerine uyup müminlerden olsaydık" diyor. Ya bizim mümin olmamız için neye uymamız gerekiyor? Senin ayetlerine. Yani Allah'ın ayetlerine uyup mümin olmamız gerekiyor. Dolayısıyla imanın konusu nedir? Allah'ın ayetleridir. Buhari'nin, Müslim'in, Tirmizi'nin, İbn Mace'nin, Nesai'nin, Ebu Davud'un, Küleyni rivayetleri değildir. İmanın konusu. İsrailoğulları nasıl Yahudi geçti? Musa Aleyhisselam tebliğ ettiği din İslam'dı. Onun toplumu nasıl yahudileşme hal? Kitapları, hadis kitapları ekleyerek ne yaptılar? Hem kafir hem müşrik oldular. Din adamlarını Allah ile aralarına koyarak onları rabler edindiler. Din adamlarının yazdığı kitaplara uydular. Tevbe 31. E oldu müşrik oldular, kafir oldular. Yani benzer durum bizde. Allah Muhammed Aleyhisselam'la birlikte Kur'an'ı indirdi. İnsanlar Kur'an'ı bir kenara bıraktı. Ne yaptılar? İlmihal kitaplarını, hadis kitaplarını din edindiler. Kur'an'ın yanına koydular ve sünnileştirdiler. Niçin oldu bu? Kendilerine Nebi, Resuller'le birlikte indirilen kitaba uymadıkları için, yalnızca o kitaba iman etmedikleri için ve dolayısıyla imanın konusu Allah'tan inen ayetlerdir. İmanın konusu rivayetler imanın konusu değil. Bilakis şirkin konusudur. Neden? Çünkü Allah'ın sözünün yanına söz olmaz. Siz Allah'ın sözünün yanına kul sözünü koyamazsınız. Lafa sıra geldiği zaman "Hüküm yalnızca Allah'a aittir" diyoruz. Allah'tan başka ilah yoktur diyoruz. Bakın, hüküm yalnızca Allah'a aitse bu ilmihal kitapları, hadis kitapları nereden çıktı? Allah'tan başka ilah yoksa bu hadis kitapları, ilmihal kitapları nereden çıktı? Enam Suresi 19'la 106'yı yan yana koyun. Enam Suresi 19 ve özellikle 106. Ne diyor? 106: "Yalnız sana vahyedilene uy. Ondan başka ilah yoktur." Evet, "Yalnız sana vahyedilene uy. Ondan başka ilah yoktur." diyor Enam Suresi 106. Ve müşriklere aldırma. Oradaki müşrikler kim? Yalnız vahye uymayan ve yalnız vahye uymayı benimsemeyen, kabul etmeyenler müşrik. E dolayısıyla bizim müşrik olmamamız ve tek ilah olarak Allah'ı kabul etmemiz için Allah'ın vahyine uymamız gerekiyor. Ne diyor Araf Suresi 3: "Rabbinizden size indirilene uyun. Onun dışında hiçbir otoriteye uymayın." diyor. Yani Allah başka ne desin? Yani yani Allah başka ne desin? Dolayısıyla tekrar tekrar söylüyorum, imanın konusu sadece Kur'an'dır. Gerisi ancak şirkin konusudur. Biz biz sadece Kur'an'a uyalım ve Allah'ın gösterdiği yolda son nefesimize kadar istikrarlı bir şekilde vahiyle bağımızı kesmeden, vahye sımsıkı sarılarak sarılarak yolumuza devam edelim. Allah senden de razı olsun kardeşim. Aleykümselam. Oruç konusunu soranlar. [Müzik] YouTube kanal kanalımda oruç konulu dört tane videom var. Oradan bakılabilir. Çünkü oruç öyle iki cümleyle anlatılacak bir konu değil. Yani YouTube kanalımda bu konuda videom vardır. Oruç konusunda. Eyvallah. Kandilimiz Kur'an bizi karanlıklardan aydınlığa çıkaracak olan kandil. Kur'an'dır. Murat kardeşim, başörtüsü konulu bir videom var YouTube kanalımda. Başörtüsü konulu YouTube kanalımda bir video var. Enbiya 107'yi soran sevgili kardeşime cevap vereyim. Enbiya 107. Orada diyor ki: "Ve rahmeten lil'alemin." Şimdi alemlere rahmet olan kim gönderilen kim? Alemlere rahmet olarak gönderilen. Şimdi sevgili kardeşim, Duhan Suresi 44. Sureyi açıp bakalım. Bu sorunun cevabı Duhan Suresi'nde diyor ki: Duhan Suresi 5. ayet. 4. ayetten başlayalım. Yani Duhan Suresi'nin 4. ayeti, hatta 3. ayetten itibaren Kadir Gecesi'nden bahsediyor. Kur'an'ın inmeye başladığı geceden bahsediyor ki bu Duhan Suresi 3 ve 4. ayetler yok Berat Gecesi diye uyduruyorlar. Kesinlikle alakası yok. Duhan Suresi 3 ve 4. ayetler kesinlikle Kadir Gecesi'nden bahseder. Ki ne der? 5. ayette: "Katımızdan bir buyruk olarak kuşkusuz biz resul göndereceğiz." Murselin. Resul göndereceğiz. Rabbinizden bir rahmet olarak. Allah resulü ne için gönderiyormuş? Kendisinden bir rahmet olarak. Resul gönderiyormuş. Dolayısıyla rahmet olan nedir? Aslında vahiydir. Şimdi Muhammed Aleyhisselam bugün bize rahmet olamaz. Bir de şöyle düşünün. Muhammed Aleyhisselam öldü. Allah bizi onunla cennette bir araya getirsin diyelim. Muhammed Aleyhisselam öldü. Muhammed Aleyhisselam bugün bize rahmet olamaz. Bugün insanlığa rahmet ne olabilir? Vahiy olabilir, Kur'an olabilir. Yani rahmet alemin bir kere oradaki alemin kelimesi kendi çağında yaşayan bilinçli varlıklar içindir. Alemin, alim, ilim, alemin bilinçli varlık. Yani kendi çağındaki insanlara rahmet olabilir. Bu da neyle olur? Resul vasfıyla, Kur'an'la birlikte olur. Bugün Muhammed Aleyhisselam bize rahmet olamaz. Bize bugün rahmet olan Kur'an'dır. Şimdi alemlere rahmet olan Muhammed'dir diyenlere ben bir de Meryem Suresi'ni göstermek istiyorum. Meryem Suresi'nde ne buyuruyor Allah Teala? 21. ayet. Meryem Suresi 21'de ne diyor? "Onu insanlara bir ayet ve bizden bir rahmet kılacağız" dedi. Eee o zaman İsa da alemlere, insanlığa rahmet. Yani Meryem Suresi 21. ayete göre İsa da insanlığa rahmet. Bu mu yani? Evet. Allah merhametinin gereği olarak resul gönderir. Buradaki resulden kasıt da gönderdiği mesajdır. Çünkü bugün ne İsa vardır, ne Muhammed vardır. Ama gönderdiği vahiy önümüzde durmaktadır. Burada bize rahmet olan kesinlikle vahiydir. Ali İmran 18. ayette şehadet. Bugün toplumun dediği anlamda yani şehitlik anlamında şehadet geçmez ki. Aslında Ali İmran Suresi ayette çok önemli bir vurgu var. Ali İmran Suresi 18. ayette ne der? "Şehidallahu ennehu la ilahe illa hu." Kendisinden başka ilah olmayan olmadığına Allah şahittir. Vel melaiketu melekler şahittir. Ve ulul ilmi kaimen bil kıst. Hakkaniyeti, adaleti gözeten ilim sahipleri. Melekler ve Allah, Allah'ın kendisinden başka ilah olmadığına şahittir. O mutlak üstün olan ve en doğru hüküm verendir. Şimdi eee size bir tane daha ayet söyleyeceğim ki öyle Allah'tan başka ilah yoktur demekle şahitlik olmadığını daha iyi izah etme, açma açısından bir ayet daha söyleyeceğim. Bu ayet Muhammed Suresi 19. ayet. Muhammed Suresi 19. ayette ne diyor? "Fe'lem" diye başlıyor. "Bil ki, bil ki ennehu la ilahe illallahu." Bil ki ondan başka ilah yoktur. Dolayısıyla Allah'tan başka ilah olmadığına tanıklık etmek, şahitlik etmek bilgiye dayalıdır. Bilgi olmadan. Şimdi gelelim Ali İmran 18'e. Kim şahit olabiliyor Allah'tan başka ilah olmadığına? Hakkaniyetli ilim sahipleri. Dolayısıyla Allah'tan başka ilah olmadığına şahitlik edebilmek için bilgi gerekiyor. Bilgi olmadan Allah'tan başka ilah yoktur demeniz sadece slogan. Yani eee öyle kuru lafla Allah, tamam Allah'tan başka ilah yoktur diyorsun ama Allah'ın tek ilah olduğunu sen indirdiği kitaptan öğrenmen lazım. Muhammed Resulullah diyorsun, Muhammed Allah'ın resulüdür diyorsun ama onun gönderdiği resulü onun kitabından öğrenmiyorsun. Siyer kitaplarından, hadis kitaplarından, bilimum ilmi kitaplarından öğreniyorsun. Muhammed'in Resulü, senin şahitliğin kabul olmaz. Kabul olmaz. Hadis kitaplarında, siyer kitaplarında veya bilimum ilmi kitaplarındaki Muhammed'le Allah'ın seçtiği, bize Allah'ın seçtiği ve görevlendirdiği Muhammed, Kur'an'daki bize tanıttığı Muhammed alakası yok. Sizin Allah katında Allah'ın tek ilah olduğuna ve Muhammed'in de onun kulu ve elçisi olduğuna şahitlik edebilmeniz için Allah'ı da, Muhammed'i de Kur'an'dan tanımanız lazım ki şahitlik edebilesiniz. Yani düşünün bir dava var. Şahit yazıldın. Mahkemeye çıktın. Şahit olarak mahkemeye çıktın. Hakim sana söz hakkı verdi. Anlat bakalım dedi. Sen bir şeyler anlatıyorsun ama anlattığın konunun olayla alakası yok. Olayla alakası yok. Sen başka şeyleri anlatıyorsun. Hakim sana soruyor: "Ya konu bu diyor. Bu, bu. Konu hırsızlık değil, konu adam öldürmek. Sen hırsızlıktan bahsediyorsun" diyor. Mesela eee siz adam öldürme konusunda o olaya şahit olmamışsınız. Hırsızlık olayına şahit olmuşsunuz. Siz adam öldürme davasında hırsızlık konusunu şahitliğinizi anlatıyorsunuz. Geçerli olur mu? Size demezler mi: "Senin bu olayda hiçbir bilgin yok. Senin şahitliğin böyle şahitlik mi olur?" deyip hakim sizin şahitliğinizi kabul eder mi? Etmez. Peki siz Allah'ın tek ilah olduğuna, Muhammed'in onun kulu ve elçisi olduğuna Kur'an'dan şahitlik etmezseniz, Kur'an'daki bilgiye dayalı olarak şahitlik etmezseniz, Allah katındaki şahitliğin ne kadar geçerli olur? Geçerli olmaz. Dolayısıyla Ali İmran 18'de vurgu, Allah'ın tek ilah olduğuna ancak bilgiyle şahit olunur. Allah'ın tek ilah olduğuna. Muhammed Suresi 19. ayetin ilk cümlesi de öyle başlar: "Bil ki Allah'tan başka ilah yoktur." Bil ki. Öyle kuru sloganla Allah'ın tek ilah olduğuna şahitlik edilmez. Murat Özdoğan kardeşim, beş vakit namaz yoktur. Beş vakit namaz yoktur. Sevgili kardeşim, Salat aynen. Evet, Meryem Suresi'nde 24'ten sonra Meryem'e gönderilen o ruh, Zekeriya ile birlikte gönderilen vahiydir. Evet, Zekeriya ile Allah Zekeriya'ya ruhunu göndermiş. Yani bilgi, vahiy bilgisini göndermiş. Zekeriya da bu bilgiyi Meryem'e iletmiştir. Benim gibi iyi anlatan hocalarım vardır. Yani sadece bu konuyu benim gibi iyi anlatan sadece ben değilim. Başka hocalar vardır. Bu konuyu güzel anlatan. Taha 14'e bakalım. Taha 14'e de. Taha 14 ayet tek başına anlaşılmaz. Şöyle düşünün 11. ayetten başlayalım. Taha 14'ü anlamak için. Ne diyor 11. ayet? 11. ayette Musa'ya bir sesleniş var. 12. ayette: "Ben senin rabbinim." Şimdi ayakkabılarını çıkar. "Sen temizlenmiş vadide Tuvadası." "Varını çıkar"dan kasıt şu: Aslında sana ayak bağı olan her şeyi bırak. Düşünün, Allah sana önemli bir görev verecek. Bunun için sen kutsal vadi, temizlenmiş vadi, Tuvadası. Çıkar, çünkü artık sen önemli bir göreve, önemli bir görevle görevlendirilecek. Sana ayak bağı olan her şeyi bırak. Her şeyi bırak. Devamında ne diyor? 13. ayet: "Ben seni seçtim. Öyleyse sana vahyolunanı dinle." Ne yapılıyor? Musa'ya vahy ediliyor. Musa Allah'tan vahiy alıyor. 14. ayet: "Ben Allah'ım. Benden başka ilah yoktur. Fe'budni ve ekim li zikri." Yalnızca bana kulluk et ve zikrim için Salatı ikame et. Şimdi buradaki zikir ne? Bakın, zikri anlamanız için çok kısa tekrar izah ediyorum ki buradaki zikri iyi anlayın. Salat-ı ikameye de iyi anlayın. Zikir, zekerle aynı kökten gelir. [Müzik] İninin sertleşip cinsel ilişkiye hazır hale gelmesinden dolayı erkeğe "zeker" denmiştir. Zikir de anlam bağı vardır. Nedir? Allah'ın mesajlarını hazır hale getirmektir. Dolayısıyla Taha 14'e göre zikri için, yani Allah'ın Musa'ya vahyettiği ve Musa'nın bunları uygulayıp hazır hale, uygulanır hale getirmekle görevlendirildiği o mesajları hayata geçirmek nedir? İşte Salat-ı ikame etmek budur. Az önce de Kara Kalem kardeşim izah etmişti zaten. Buna benzer bir açıklama yapmıştı. Allah'tan gelen mesajı insanlara öğretip, o mesajların uygulanabilirliği ortamını hazır hale getirmek, o mesajları sadece akılda tutmak değil, o mesajları hazır hale getirmek Salat-ı ikame etmektir. Yani Taha 14'ün verdiği mesaj budur. Allah sizden de razı olsun. Teşekkür ediyorum. Uğur kardeşim, oruç konusunda YouTube kanalımda dört tane dersim var. O o videolara bakabilirsiniz daha iyi olur diye düşünüyorum. Zikir sadece hatırlamak değil. Yani eee Ramin kardeşim, Allah'ın mesajlarını akılda tutmanın hiçbir faydası yoktur. Zikir, Allah'ın gönderdiği mesajları aklımızdan çıkarmamız ve uygulanabilir hale getirmektir. Zikir sadece akılda tutmak değil. Şimdi şöyle düşünün, Bakara 200 olması lazım. "Allah'ı babalarınızı zikrettiğimiz gibi zikredin" diyor. Biz babalarımızı nasıl zikrediyoruz? Baba, baba, baba deyip zikretmiş etmiyoruz. Ne yapıyoruz? Babamıza değer veriyoruz, ona babamıza iyi bakıyoruz. Babamızın bizden istediği şeyleri yerine getiriyoruz, değil mi? Babamızı zikretmem budur. Dolayısıyla Allah'ı zikretmem de Allah'ı aklımızdan çıkarmamız, onun mesajlarını aklımızdan çıkarmamız ve onun mesajlarını gücümüzün yettiği kadar hayata hakim kılmaya çalışmamızdan. Aklımızda tutmamız zikir değildir. Hakkı Yılmaz güvenilirdir. Kesinlikle. Kafa sallamanın zikirle hiçbir alakası yok. Kafa sallamak saçma sapan bir ritüeldir. Eyvallah. Ona göre yaşamamız zikirdir. Mesajlara göre yaşamamız. Aynen aynen. Burak kardeşim, Allah Hakkı Yılmaz'dan razı olsun. Allah Hakkı Yılmaz'dan razı olsun. Aynen. Nahıl Suresi 24'le e Bakara 170 öyle birbirine çok yakın bir anlam bağı yok aslında. Şöyle ki Bakara Suresi 170. ayet daha çok atalarından gelen geleneğe uyan, geleneğe uyan bir zihniyetten bahsediyor. Nahıl Suresi 24 ise "öncekilerin satırları" diyor. Yani bugün özellikle Deist akımda ne var? Kur'an Sümerlerden, Sümerlerden kopyalanmış bir kitap, Muhammed'in yazdığı bir kitap diyor, değil mi? Deistler özellikle. İşte Yahudilerin yazdığı, Hristiyanların yazdığı, kökeni Sümerlere dayanan bir kitap. Yani "öncekilerin satırları". Yani burada vurgulanan aslında bu Deizmin bu görüşüne bir eleştiri var. Fakat Bakara 170. ayette vahyi önceki in satırları denmiyor ama vahye davet edildiği zaman ne diyor? "Biz atalarımızdan ne gördüysek ona uyarız" deniyor. Yani tam bir anlam bütünlüğü. Birebir aynı şeyi söylemiyor iki ayet. Uğur kardeşim, oruç bir aydır. Ramazan ayıdır. "Şehr-i Ramazan". Ramazan ayıdır. Oruç ayı. Bu ay içerisinde siyah iplik beyaz iplikten ayrılmaya başladığı, o şafak aydınlığının gözle görüldüğü vakitten, güneşin battığı akşam vaktinin girdiği vakte kadar kendini yeme, içme ve cinsel ilişkiden alıkoymaktır. 61 gün safsatadır. Yani 61 gün şeytanların uydurduğu. Oruç bozmanın 61 gün diye bir cezası yoktur. Şeytanlar uyduruyor. [Müzik] Şimdi Ediz kardeş, Salat-ı ikame. Yani Cuma Salat'ı vakti belirlenmiş Salat. Bu eğitim öğretim ve toplumsal dayanışma faaliyeti. Abi aleykümselam. Çok teşekkür ediyorum. Şimdi eğitim öğretim faaliyeti var. Fakat bu seferde olur veya tehlike anında olur. Allahu Teala bizden bu eğitim öğretim faaliyetini kısaltabilir. Tehlike anında savaş ortamı olabilir, tehlike ortamı olabilir. E bu toplantıyı kısa tutabiliriz. Fakat tehlike anında olmadığımız zaman bu faaliyeti tam olarak gerçekleştirmemiz söyleniyor. Salat-ı Vusta. Cuma Salat'ı dır. Vusta kelimesi en hayırlı, en güçlü, en yararlı, en iyi anlamına gelir. Allah'ın bizden istediği özellikle istediği önem verdiği Cuma Salat'ı dır. Dolayısıyla aksatmamak da Cuma Salat'ı dır. Dolayısıyla Salat-ı Vusta kesinlikle Cuma Salat'ı dır. Ediz Bey, cevabıma katılmayacak sanız, itiraz edecek seniz, soru neden soruyorsunuz? Yani cevabınızı bildiğiniz bir soruyu bana niye soruyorsunuz? Madem biliyorsunuz, bana soru sormayın. Bildiğiniz konuda soru sormayın. O zaman yani soru soruyorsunuz, ben cevap veriyorum. Cevabıma hayır, öyle değil orada dur diyorsunuz. Ya biliyorsanız bana sormayın. Burada başka sorulara cevap vereyim. Boşuna oyalanmış olurum. Yani yanlış yönlendiriyorsunuz. Salat-ı ikame vakitli bir ibadettir. Evet, Cuma Salat'ı diyorum. Cuma Salat'ı vakitli değil mi? Ben başka bir şey mi söylüyorum? Ya ha, Cuma Salat'ı vakitsiz mi diyorum ben? Yani Ediz Bey, cevabını bildiğiniz soruları bana sormayın. Beni gereksiz meşgul etmeyin. Hakka Suresi 40. ayet, 69. surenin 40. ayeti "O resul sözüdür" mevzusu çok yanlış anlaşılıyor. [Müzik] Eee burada "o resul sözü" olan nedir? Kur'an'dır. Şimdi eee arkadaşlar, "Kerim" o değerli bir elçinin sözüdür. Şimdi Arapçada "kavl" vardır, söz demektir. "Kelam" bir de "kelam" vardır. Kur'an Allah'ın kelamıdır. Mesela Bakara Suresi 75 miydi, 76 mıydı tam hatırlayamadım. "Allah'ın kelimelerini tahrif ediyorlar" derler. Yani Allah'ın kelimelerinin anlamlarını kaydırırlar der. Dolayısıyla Kur'an Allah'ın kelamıdır. Fakat bu Allah'ın kelamı kimin ağzından çıkmıştır? Muhammed Resul'ün ağzından çıkmıştır. Dolayısıyla Kur'an Allah'ın kelamıdır. Yani Allah'ın takdir ettiği güçlü söz, kelam. Ama Muhammed Resul'ün ağzından çıktığı için değerli bir elçinin "kavli"dir, sözüdür. "Kelam"la "kavl"in farkını bilirsek Hakka Suresi'ni çok daha doğru anlayabiliriz. Şimdi Hakka Suresi 17'yi kısaca izah etmeye çalışayım ama ne kadar izah edebilirim bilmiyorum. Şöyle izah edeyim. Bugün Allah'ın arşını taşıyan melekleri düşünelim. Önce meleğin ne demek olduğunu iyi bir bilmemiz lazım. Güçlü varlıklar demek melek. Yani mesela Enam Suresi 76 olması lazım. Orada ne der? "Biz İbrahim'e yerde ve göklerde melekûtü gösterdik." Yani melekût, gücümüzü, ihtişamımızı gösterdik. İbrahim'e gösterilen melekût neydi? Mesela güneşe baktı, aya baktı, yıldızlara baktı ve ne dedi? Dedi ki: "Bunlar rab, ilah olamaz. Bunları da yaratan, rab ve ilah olan." Dolayısıyla melekût, yani Allah'ın gücünü, ihtişamını gösteren güçler demektir. Yani arş. O gün Allah'ın arşını, yani gücünü, kudretini, ihtişamını bize yeni varlıklarla bize gösterecek. Allah, gücünü, ihtişamını. Düşünün ki yeni yaratacağı sistemde değişik varlıklar olacak. Mesela bugün göğe baktığınız zaman ne görüyorsunuz? Güneşi görüyorsunuz, ayı görüyorsunuz, yıldızları görüyorsunuz, mavi bir gökyüzü görüyorsunuz, bulutları görüyorsunuz, yıldırımları görüyorsunuz, şimşekleri görüyorsunuz, yağmuru görüyorsunuz, karı görüyorsunuz. Allah'ın arşını, gücünü, otoritesini, ihtişamını size gösteren güçlü varlıklar bunlar. Fakat yeni yaratacağı sistemde bunların bazıları olmayacak. Bunların yerine başkaları olacak. Dolayısıyla Hakka Suresi 17. ayette Devrim kardeşim, arş dediğimiz şey öyle bir mekan değil. Allah'ın arşı demek, Allah'ın gücü, kudreti, otoritesi demektir. Bir mekandan bahsetmiyor. Devrim Kardeş. Dolayısıyla neyse uzatmayacağım. Hakka Suresi 17. ayette: "Rabbinin arşını yeni varlıklar taşırlar." Yani yönetimi, ihtişamı, gücü, kudreti. Allah evreni ne ile yönetir? Güçlü yarattığı güçlerle yönetir. Güneşi o yaratmıştır, ayı, yıldızları, galaksileri, evreni o yaratmıştır. Onun yarattığı güçlü varlıklardır melekler. Bu sistem sona erdi, bazı güçler yok olup gidecek ama yeni güçler yaratacak Allah. Hakka Suresi 17. ayetteki vurgu budur. Farklı düşünen, farklı düşünebilir. Önce tabii bunu anlayabilmek için önce kafamızdaki melek algısını, melek kavramını doğru yapmamız lazım. Vay Emrah abi, sensin abilerin gülü. Allah razı olsun. Astral seyahat Kur'an'da geçiyor mu? Geçmiyor kardeşim. Kanatlı şeyler değiller. Aynen. Yani oradaki mecazi iki kanatlı, dört kanatlı, altı kanatlı kasıt görev ve kabiliyet olarak farklı farklı güçler demektir. Yani anlatabiliyor muyum? Diyelim ki örnek vereyim. Basit bir örnek. Bugün bir eşek, iki kanatlı. At, dört kanatlıdır. Görevleri aynı ama güçleri farklıdır. At, eşekten daha güçlüdür. Anlatabiliyor muyum? Ya basit bir örnek oldu ama arkadaşlar şarjım bitiyor ya. Mesaj geldi telefonunuz kapanacak diyor. E dolayısıyla bu akşam son verelim. En kısa zamanda tekrar yeni yayında buluşmak üzere diyorum. Doldurmayı unutmuşum. Gerçi yine bir saati doldurduk sayılır. E beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum. Faydalı olduysam ne mutlu. Hakikat ben değilim. Hakikat Allah'ın kitabıdır. Ben sizi kendime değil, Allah'ın kitabına davet ediyorum. Doğru oradadır. Aklınızı vahiyle kullanın. Sizi kendisinden başka ilah olmayan Allah'a emanet ediyorum. Hoşça kalın. Ah.