Transcription
[Müzik]
Öncelikle bireylerin dirençini yanlış bilgiye maruz kalmadan önce artırmayı amaçlayan önleyici yaklaşımlardan bahsedebiliriz. Psikolojik aşılama, prebanking yani ön çürütme bunlardan ilki. Yanlış bilgilere karşı kişileri daha dirençli hale getirmek için onları yanlış bilgiye maruz bırakma tecrübesi yaşatmak. Bu tıpkı virüs aşı arasındaki ilişkiye benziyor. Belirli bir doz virüs vererek insanları o virüse karşı bağışıklı hale getirmek gibi.
Bu tür müdahalelerin amacı kişilerin yanlış bilgi veya uygulanan manipülasyon taktiklerinden haberdar olmalarını ve karşılaştıklarında bu duruma bağışıklık kazandıkları için içeriklerin etkilerine karşı direnç gösterebilmelerini sağlamak. Başka bir tür müdahale yöntemi olan eleştirel düşünce eğitimleri bireylerin bilgi edinme, bilgileri değerlendirme, analiz etme ve yanlış bilgiyi ayırt edebilme yeteneklerini geliştirmeyi hedefler. Bu eğitimler şimdiden okul müfredatlarında yerini almış durumda. Öte yandan farklı kuruluşların işbirliğiyle daha geniş bir kitleye de ulaşmak elbette mümkün. İyi bir örnek olarak Finlandiya görsel işitsel medya enstitüsü yani KAVI modeli verilebilir. Eğitim ve Kültür Bakanlığına bağlı bir kurum ve paydaşlarla işbirliği içinde hareket ederek medya eğitimini teşvik etmek için yasal bir görev üstleniyor. Liset olarak biz de izlemekte olduğunuz açık eğitim aracını, düzenlediğimiz kış okulunu ve kolaylıkla erişilebilir bilgileri üretmeyi de bu açıdan önemsiyoruz.
Bireylerin yanlış bilgiyle mücadelesinde karşılaşabilecekleri başka müdahaleler de bulunuyor. Mesela algoritma seçenekleri ile içerik akışı düzenlendiğini görebiliyoruz. Peki yanlış bilgiye maruz kaldıktan sonra kullanılabilecek düzeltici olarak tanımladığımız yaklaşımlarla nasıl müdahaleler yapılabilir? Aklımıza ilk gelen yöntemlerden biri hem Türkiye'de hem de dünyada örneklerini gördüğümüz doğrulama araçları. Bu araçları karşımıza çıkan içeriklerin ya da haberlerin doğruluğunu kontrol etmek için kullanıyoruz. Türkiye'de teyit.org ve doğruluk payı, dünyada ise Petffect gibi platformlar herkesin kolayca erişebileceği ve kullanabileceği araçlar. Bu doğrulama kuruluşları yanlış bilgiyi tespit edip yayılmasını engellemeye çalışıyor. Uzun vadede ise insanların bilgiye daha eleştirel yaklaşmasını, özellikle siyasal içeriklerde manipülasyonları fark edip doğru bilgiye dayalı tartışmalar yapmasını sağlıyor. Hepimizin bilgi akışında sorumluluk almasını ve bilgiyi daha güvenilir bir şekilde değerlendirmemizi teşvik ediyorlar. Benzer bir biçimde içerik etiketleme ya da platform uyarıları ile teknolojik müdahaleler de bireylere yanlış bilgiyle karşılaştıktan sonra doğrulama ve direnç kazanma imkanı tanıyor.
Listeye eklememiz gereken bir başka müdahale ise yasal düzenlemeler. Özellikle medya sahipliği ve reklam finansmanın daha şeffaf hale getirilmesine yönelik adımlar önemli. Bu tür düzenlemeler yanlış bilginin yayılmasını önlemede etkili olabilir. Örneğin daha detaylı olarak ele alacağımız Almanya'nın a uygulama yasası gibi düzenlemeler sosyal medya platformlarının belirli içerikleri proaktif şekilde kaldırmasını sağlıyor. bu tür yasal dezenformasyonu önlemeye yardımcı olabilir. Ama unutmayalım bazı durumlarda bu düzenlemeler siyasal amaçlarla da kullanılabiliyor ve kimin hedef alındığı ya da verilen cezalar tartışmalara yol açabiliyor.
Bireysel düzeydeki müdahaleler daha çok kişileri güçlendirme yöntemine dayanır. Yani bireylerin yanlış bilgiyi tanıyabilmeleri, onları tespit etmeleri, doğrulamaları ve yanlış bilgiye karşı dirençlilik göstermeleri ile ilişkili. Bunlardan birincisi bireylerin medyada karşılaştıkları içerikleri analiz etmeleri ve değerlendirmeleri için eleştirel bir bakış açısı geliştirme becerileri kazanmaları. Biz buna medya okuryazarlığı diyoruz. Medya okuryazarlığı bilgiyi pasif bir şekilde tüketmenin ötesinde bireyleri kaynakları ve medya içeriklerini analiz etmeye yönlendirir. Yanlış bilgi taktiklerinin farkında olduğumuz zaman karşılaştığımız bilgiye daha fazla şüpheyle yaklaşırız ve dezenformasyonun hedefinde olduğumuzu daha kolay fark ederiz. Çok sayıdaki kaynaktan gelen bilgilerin nasıl doğrulanacağını ve yanlış bilginin nasıl tespit edileceğini anlamak, karmaşık bilgi ortamında anlamlandırmak ve yanlış bilginin olumsuz etkisini azaltmak için eleştirel beceriler çok önemli. Bu sebeple erken eğitim sisteminde yer alması ve eleştirel düşünme ile birlikte ele alınması yanlış bilgilere daha duyarlı olmamızı sağlayabilir. Örneğin Google prebanking kampanyası gibi ya da bireyleri yanlış bilginin ne olduğuna ve nasıl etkilerinin olabileceğine dair farkındalık kazandıran bad news yani kötü haber gibi oyunlar bu tür müdahalelerin iyi örnekleri. Bu içerikler bireyleri potansiyel yanlış bilgilere karşı uyarıyor ve bu tür içeriklere karşı bağışıklık kazanmalarında etkili oluyor. Böylelikle daha sonra yanlış bilgiyle karşılaşan kişiler bu bilgileri tespit ederek kendilerini koruyabilirler.
İlgili çalışmalarda debanking, çürütme ve prebanking ön çürütme kullanılan iki farklı yöntem olarak karşımıza çıkıyor. Daha önce bahsettiğimiz prebanking yanlış bilgiye maruz kalmadan daha önleyici ve eğitim temelli stratejileri sunarken, debanking anında tepkisel bir şekilde doğrulama çalışmalarını içermekte. Doğrulama kuruluşlarında yer aldığı geleneksel yöntemler bize debanking için örnek teşkil ederken sosyal medya platformlarında da yanlış bilgiyi çüretme çabalarını görmek mümkün. Gönüllü doğruluk kontrolcüleri şüpheli yaklaşımları belirgin hale getirebilir. Mesela X'te topluluk odaklı gönüllü doğruluk kontrolcülerinin şüpheli gönderileri işaretleme ve bağlamsal yorumlar ekleme biçiminde verdikleri çaba bunun bir örneği.
Daha önce 3. modülde bilişsel çarpıtmalar ve önyargıların bireylerin yanlış bilgiye inanma yatkınlığına ve bunları paylaşma eğilimine önemli ölçüde katkıda bulunur demiştik. Zihinsel kısa yollar ve yanılgılar bilgiyi işlerken mevcut inançlarımıza uyumlu olanları kabul etmeyi, mevcut inandıklarımızı doğrulamayı mümkün kılabilir. Böyle durumlar için medya okuryazarlığı, psikolojik aşılama gibi yöntemlerin işe yaradığı düşünülüyor. Bireyleri doğrulama araçlarını kullanmaya teşvik etmek, bireylerin kimlikleriyle veya onların inançlarıyla çelişen bilgilere direnebilecekleri içeriklerin üstesinden gelmesi oldukça önemli.
Toplum düzeyinde yanlış bilgiyle mücadelede en etkili adımlardan biri medya ve dijital okuryazarlık kampanyaları yürütmek. Amaç bireylerin bilgi kaynaklarını sorgulama ve içerikleri eleştirel şekilde değerlendirme becerisini geliştirmek. Örneğin Finlandiya'da okullardan kütüphanelere kadar pek çok kurumun dahil olduğu bir medya okur yaazarlığı seferberliği var. Bizim yürüttüğümüz reset projesinde de lise ve üniversite öğrencilerine yönelik dijital okuryazarlık atölyeleri düzenliyoruz. Bu eğitimler gençlerin bilgiye daha sorgulayıcı yaklaşmasını sağlıyor ve yanlış bilgilere karşı toplumsal direnç oluşturuyor. Bununla birlikte yalnızca bilgiyi sorgulamak yetmez. Doğru ve çekici alternatif içerikler üretmek de şart. BBC'nin reality check projeleri ya da Türkiye'de teyit.org'un Orgun genç gazetecilerle yürüttüğü karşı anlatı programları bunların iyi örnekleri. Gerçek verilere dayalı hikayeler, videolar ve mikro etkileyiciler aracılığıyla doğru bilgiyi daha geniş kitlelere ulaştırmak mümkün oluyor. Ancak güveni yeniden inşa etmeden bu mücadeleyi kalıcı hale getiremeyiz. Medya, siyaset ve bilim kurumlarına olan güvenin güçlendirilmesi kriz dönemlerinde doğru bilgiye erişimin önünü açmaya katkı sunabilir. Toplumsal kutuplaşmayı azaltmak da bir diğer önemli başlık. Daha önce yürüttüğümüz Türkiye'de kutuplaşmayı azaltmak, Turkazap gibi çalışmalar da toplumdaki ayrışmayı azaltarak ortak bilgi zeminini yeniden kurmaya çalışıyor. Sonuçta toplum düzeyinde yürütülen bu kolektif ve katılımcı çabalar yanlış bilgiyle mücadelede sürdürülebilir çözümler sunuyor ve demokratik süreçleri koruyor.
Devlet düzeyindeki müdahalelerde medya düzenlemeleri ve medya üzerindeki kontrolü birlikte düşünmek gerekir. Yanlış bilginin yayılmasını engellemek ve daha doğru içeriklerin üretilmesini teşvik etmek amacıyla oluşturulan yasalar ve kurumsal mekanizmalar yanlış bilginin yayılmasını önleyici bir rol oynayabilir. Yasa örneği için de Singapur'da 2019'da yürürlülüğe giren çevrim içi yanlışlıklar ve manipülasyonla mücadele yasasını ele alabiliriz. Bu yasa çevrim içi yanlış bilgilerin düzeltilmesini ya da kaldırılmasını sağlamak amacıyla hazırlandı. hükümete belirli içeriklere müdahale etme yetkisi veriyor. Ancak zaman hükümeti ve politikalarını eleştirenleri hedefe almak için kullanıldığı yönde eleştiriler var. Benzer bir düzenlemede az önce bahsettiğimiz gibi Almanya'da uygulanıyor. 2017 yılında yürürlüğe giren A uygulama yasası sosyal medya platformlarının nefret söylemi, hakaret ya da yanlış bilgi içeren içerikleri 24 saat içinde kaldırılmasını zorunlu kılıyor. Amaç özellikle nefret söylemi ve dezenformasyona mücadele etmek. Ancak bu düzenlemede ifade özgürlüğü sınırlarını zorladığı ve platformları aşırı sansüre yönlendirebileceği gerekçesiyle zaman eleştiriliyor.
Bugün farklı ülkelerde platformlardan içeri kaldırma zorunluluğundan bazı bilgilerin yayılmasını suç saymaya kadar uzanan pek çok farklı yaklaşım var. Ama bu tür yasal müdahaleler ifade özgürlüğü açısından hep tartışılmalı. Çünkü devletin medyaya daha fazla müdahale etmesinin denetimi artırmaya etkisi olurken, kontrolü artırırken hesap verebilirliği azaltabiliyor. O yüzden bu düzenlemeleri dikkatli değerlendirmek gerekiyor. Sonuçta alınan önlemler medya kuruluşlarının özerkliğini zedelememeli, ekonomik koşullarını zorlaştırmamalı ve en önemlisi medya bağımsızlığını, ifade özgürlüğünü ve çoğulculuğu korumalı.
Farklı sektörlerle işbirlikleri yaparak bu alanlardaki aktörlerin uzmanlıkları ile müdahale yöntemleri geliştirilebilir. Hem bu alanlardaki uzmanlar güçlendirilir hem de uzmanların rollerinden öğrenilebilir. BBC liderliğinde trusted news inisiyatifine örnek verebiliriz. Bu inisiyatif medya gruplarını ve sosyal medya platformlarını içer dünyada dezenformasyonla gerçek zamanı mücadele etmek, kullanıcıların güvenini inşa etmek ve yanlış bilgi sorunlarıyla başa çıkabilmek için çözümler üretmeyi amaçlıyor. Farklı grupları birleştiren ortak projelerle o alanlarda bilgi düzensizliklerine karşı dirençlik sağlanabilir.
Başta dezenformasyon olmak üzere bilgi düzensizlikleri tek bir ülkenin kendi başına çözebileceği bir sorun değil. Bu nedenle uluslararası ve ulusüstü müdahaleler kritik bir rol oynuyor. Avrupa Birliği bu alanda en aktif aktörlerden biri. Örneğin dijital hizmetler yasası Avrupa genelinde büyük dijital platformlara yanlış bilgiyle mücadelede yasal sorumluluklar getiriyor. Kullanıcı sayısı 45 milyondan fazla olan platformların yanlış bilginin yayılımını önlemek için etkili sistemler kurması zorunlu hale geldi. Kurallara uymayan platformlar ise ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kalabiliyor. Avrupa Birliği aynı zamanda kapsamlı araçlarla yabancı bilgi manipülasyonu ve müdahalelerine karşı stratejiler geliştiriyor. Bu kapsamda farkındalık artırma, toplumların dayanıklılığını güçlendirme ve dezenformasyon kampanyalarını bozma gibi yöntemler uygulanıyor.
Bir diğer önemli girişim ise Avrupa dijital medya gözlem evi yani EDMO. EDMO farklı ülkelerdeki akademik kurumlar, medya kuruluşları ve doğrulama organizasyonları arasında işbirliği sağlıyor. Amaç yanlış bilgiyle mücadelede veri paylaşımı kolaylaştırmak, etkili yöntemler geliştirmek ve bu yöntemlerin ülkeler arasında uyumlu şekilde uygulanmasını desteklemek. Riset projesi de bu uluslararası işbirliklerinin bir parçası. Türkiye ve Avrupa Birliği ülkelerinde bilgi düzensizliklerine karşı toplumsal bilişsel direnç geliştirmeyi hedefleyen Riset hem akademiyi hem de sivil toplumu kapsayan çok paydaşlı bir yaklaşımı benimsiyor.
Birleşmiş Milletler de sürece katkı sunuyor. Ortak gündemimiz raporunda dijital platformlarda bilgi bütünlüğünü sağlama gerekliliğine dikkat çekiliyor. Paris Col ve Chris Church Call gibi uluslararası girişimler ise ülkeleri ve teknoloji şirketlerini çevrim içi dezenformasyona karşı ortak hareket etmeye davet ediyor. NATO ve G7 gibi uluslararası örgütler ise özellikle yabancı bilgi müdahalelerine karşı hızlı yanıt mekanizmaları geliştiriyor. NATO, Türkiye gibi ülkelerle işbirliği içinde toplumsal dayanıklılığı artırmayı hedefleyen projeler yürütüyor. Türkiye ise hem Avrupa hem de Ortadoğu arasında köprü rolü üstlenerek bölgesel işbirliklerine liderlik edebilecek bir konumda. Sınır ötesi medya okur yazarlığı projelerinde aktif görev alıyor ve bilgi paylaşımını kolaylaştırıyor. Sonuç olarak dezenformasyon ve bilgi düzensizliklerine karşı etkili mücadele için sınırları aşan işbirlikleri şart. ortak kurallar, şeffaflık ilkeleri ve dayanışma mekanizmaları sayesinde bilgi ekosistemini daha güvenilir ve dirençli hale getirmek mümkün.
Teknoloji özellikle yapay zeka yanlış bilgi ile mücadelede güçlü araçlar sunuyor. Yapay zeka sistemleri yanlış bilgi içeren içerikleri tespit edebiliyor. Onları analiz edebiliyor ve yayılımı sınırlamak için çeşitli müdahaleler gerçekleştirebiliyor. Örneğin bot Sentinel veya botometer gibi araçlar sosyal medya platformlarında sahte hesapları ve bu benzer botları tespit etmek için kullanılıyor. Benzer şekilde INVIT ve V verify gibi görsel doğrulama araçları da görsellerin ve videoların kaynağını analiz ederek yanlış bilgi içeren içerikleri belirliyor. Doğal dil işleme teknikleri ile çalışan sistemler ise haber başlıklarını, metinleri ve içerikleri tarayarak güvenirlik analizi yapabiliyor. Büyük platformlar da algoritmalarını bu yönde güncelliyor. Facebook ve X eski adıyla Twitter kullanıcıları şüpheli içerik paylaştıklarında uyarıyor. yanlış olduğu tespit edilen içeriklere etiketler ekliyor veya görünürlüğünü azaltıyor. YouTube ise otomatik sistemlerle ihlal içeren içerikleri henüz yayılmadan önce yakalamaya çalışıyor. Ancak teknolojinin sunduğu bu imkanların bazı sınırlamaları da var. Yapay zeka yeni ve daha önce görülmemiş dezenformasyon içeriklerinde zorlanabiliyor. Ayrıca dilin ince nüanslarını, ironi ya da deyimleri anlamakta yetersiz kalabiliyor. Bu yüzden insan denetimi ve eleştirel düşünce süreçleri hala çok önemli. Sonuç olarak yapay zeka destekli doğrulama ve içerik moderasyonu yanlış bilgiyle mücadelede büyük kolaylık sağlıyor. Fakat bu sistemlerin adil, şeffaf ve hesap verebilir olması gerekiyor. Etik standartlara uygun olarak geliştirilen ve insan yapay zeka işbirliğine dayanan sistemler daha güvenilir sonuçlar sunabiliyor. Bu nedenle teknoloji çözümlerini medya okuryazarlığı eğitimleri ve etkili politika düzenlemeleriyle desteklemek uzun vadeli başarı için şart.
Peki müdahale yöntemlerinde nelere dikkat etmeliyiz? Öncelikle bilgi düzensizliklerinin etkileri çok katmanlı demiştik. O yüzden çözümlerimizin de çok boyutlu olması şart. Ama bunu yaparken insan hakları, medya bağımsızlığı ve ifade özgürlüğü başta olmak üzere hakları, özgürlükleri korumak her zaman önceliğimiz olmalı. Müdahalelerin kapsayıcı olması, farklı grupların ihtiyaçlarını ve insan güvenliğini tehdit eden durumları dikkate alması önemli. Ayrıca uyguladığımız yöntemlerin etkisini ölçebilmeli ve değerlendirebilmeliyiz. Bilgi düzensizlikleri ile mücadelede kapsayıcılığı ve katılımcılığı artırmak, sürece herkesin dahil olmasını sağlamak da çok değerli. Görüldüğü üzere bilgi düzensizliklerine yönelik müdahale yöntemleri çok boyutlu düşünüldüğünde birden fazla aktörün devreye girmesi ve farklı düzeylerde stratejilerin geliştirilmesi önemli hale geliyor. İşbirliklerinin sürekliliği kadar değerlendirmelerin de etkiyi ölçmek ve yeni yöntemler geliştirebilmek için devamlılığı önemli. Bilgi düzensizlikleri bireysel etkilere sebep olsa da toplumsal açıdan da kutuplaşmanın artması, uzlaşmanın zayıflaması gibi oldukça olumsuz etkiler yaratabilmekte. Bu sebeple müdahaleleri bireysel, toplumsal, devlet ve uluslararası aktörlerle birlikte ele alınca daha etkili ve kapsayıcı olacağına inanıyoruz. Ah