📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

Ruh nedir?

Ahmet Ali Yıldırım1:34:07

Transcription

Hayırlı akşamlar arkadaşlar, hoş geldiniz. Hepiniz hoş bulduk. İyi dersler dilerim hepinize.

Bu akşamki konumuz Ruh ve Ruhul Kudüs. Bir de Kudüs vardı. Biz de ruhun Emin vardı, değil mi? Ruhun demin bir defa geçiyordu galiba. Hocam, ruh kelimesine bak şey yapalım isterseniz. Tamam, olur. Bu şey yapalım isterseniz. Ben şu 3 ayet grubunu okuyayım. Buradan biraz anlaşılıyor gibi zaten, diğer ayetlerde de belli ama o daha sonra kelimenin anlamına girelim olur mu?

Hocam, tamam. Bu İstila suresinin 85, 86, 87 ayetleri. "Sana Rabbimin işindendir sizlere ve size ilimden çok az verilmişti." Evet, Allah'tan gelen kitaptaki vahiy değil aslında, onu da kapsıyor. İlk yaratılışta üflenen bilgi, bilgi destek daha doğru olur. Vahiy biraz şey oldu da. Ruh diyoruz ama sonuç kelimesi bilgidir. Verilen bilgidir. Kitaptan da verilen bilgi de, vahiy de verilen bilgi de zaten o da bir hatırlatma, bilgiyi hatırlatmadır zaten. Sonuç olarak bilgidir yani. Kelimenin son anlamı bilgidir. Bilinç, bilgi.

"Ruhtan ve bir de ruhundan üfledi." Dedenin bir anlamı daha var. Şöyle, Allah'ın esması var. Esmaül Hüsna dediğimiz hani külliyatı ona ait olan sıfatları var. "Ruhuna üfledik" kelimesinin bir anlamı da orada şey ediyor. Sanki cüzünden de her insanda vardır. Yani Allah merhametlilerin en merhametlisidir ama insanlardan da merhametliler vardır. İşte Allah affedicidir, affeden insanlar da vardır. Allah da nedir? İnsanlar da vardır. Allah'ın işte eli açıktır, adildir vesaire. Kahhar da hak edene hak ettiği cezayı verir. Yine o insanlar da vardı. Hepimizde Allah'ın esmaasından vardır. Farklıdır belki birinde biraz çok kullanır, onu bir tarafına dair kullanır. Zaten zayıf taraflarımızda imtihan olduğumuz taraflardır bizim zaaflarımız. Doğrudur. Allah'ın ruhunu ödemesini böyle de bir şey var tarafı var. Külliyatı Allah'a ait. Yüzünden her insanda bu vasıflarda ama var. Ayrıca bilgi olarak.

Evet, ben başka arkadaşlarla. Evet, o ayetlerde gördüğüm benim oydu ama diğer arkadaşlar da katkı yapabilirler. Yani o ayetlerden gördüğümüze göre bahsedilen şey Allah'tan gelen bize bilgidir ama çok az bir bilgi verildi. Bununla ilgili konuşmak isteyen var mı arkadaşlar? Yoksa şu an ayet grubunu okuyabiliriz.

"O kesinlikle alemlerin Rabbinin indirmesidir. Onunla yine Ruhul Emin ile birlikte geliyor. Emin, güvenilir." Yani senin kalbine. "Öncekilerin Zebur'larından da vardı." Bu Zebur'a baktınız mı hocam? Ben buna bakmadım ama Zebur ne demek? Allah tarafından indirilen kitaplara Zebur deniliyor. Hocam, buyur. Bir isim midir? İsimdir, hocam. Bu ayet bölümünde de açıkta gördüğümüz şey yani elçinin kalbine indirilen, emin, güvenilir. Bunun için şey diyorlardı ya hocam, yani Cebrail melek mi söyleniyordu? Melek getirildi. Bu ayetler bunu reddediyor. Yani onu kalbine indirildiğini aslında Ruh'un ne olduğunu bu ayet grubunda da görüyoruz. Doğru mu hocam? Var mı bununla ilgili konuşmak isteyen?

Şeyde var, Yunus suresinde zannediyorum. "Onlar diyor, dinleyin diyor, böldüler, parçaladılar zübürlere ayrıldılar." Oradaki zübürlerden baksa da kitapları yani sanki Allah'tan gelmiş dini kitaplarmış gibi. Yani bugün doğdu. Anladın mı? Şimdi nebilerin rüyasını vahiy olduğunu söylemiştik biz daha önce. Bu ayetlerden de zaten bir anlam ifade ediyor zaten. Kalbine ilhak oluyor. Hani insan bir rüya görür ya, apaçık onu anlatabilir. Ertesi günü mesela yaşamış gibi anlatır. Onu yaşamış gibi belleğine işler. Tamam mı? İşte bu inme şeklinin bir nevisi diye algılayabiliriz. Yani hani rüyasını da gördüğü rüyaydı. İşte rüya gibi. Yani kalbine ilhak ediliyor. Yani iki ayette geçer o zaten. Vahiy indirme şeklidir zaten. Vahiy indirme şeklini Nezir suresi baştan belli bir yere kadar onu anlatır zaten nasıl geldiğini. Yani vahyine nasıl girdiğini. Mekkelileri rahatını zatından bahsediyor. Yani nerede geldi? İşte o ağzın altında gözüküyor. Gönlü yalanlamadı. Gönlüne iniyordu. Çünkü gönlü yalanlamadı. Yani Allah'ın ayetlerinde en büyüğünü gördü. Yani seçildi ve Allah'ın ayeti işaretlerinde en büyük oydu zaten.

Evet, Serkan Hocam. Şimdi bir bağlama yapacağım ama biraz şey garip garip gelebilir size. Şimdi bilgiden bahsettik. Ben de katılıyorum şeye. Mesela ruhla alakalı bilgi olabilir. Yani bilgi ile bir alakalı bir şey olabilir. Büyük ihtimal öyle görünüyor ama şöyle bir şey var. Ya hep "ölü iken biz sizi dirilttik" diyor ya, "ruhumdan verme." Yani o ilmi o ilmi vererek insanı diriltiyor Allah. Şeyden bahsediyor mecaz olarak. Öyle bir insan diriltilmesinden bahsediyoruz. Yani nasıl bir oluşum? Şey vardı ya, "Muhammed Nebi'nin sen şey bir ahlak üzerinde" derken orada her yani Halep'e geçiyor. "Yaratma fiili." Yani o şeyle, o ilimle yeni bir oluşuma gidiliyor aslında. Evet, size yardımcı olmak için.

[Müzik]

İnsanları diriltiyordu ya İsa Aleyhisselam. İşte bu kitap. Yani biz aslında ölü gibi geziyoruz. Yani şimdi gerçek ölüler değiliz. Mesela diyelim ki vahiyden kopuk, fıtratını çalıştırmayan insanlar gerçekten ölü gibi gezerler. Tamam mı? Gözleri de var, görürler. Kulakları da var, duyarlar. Ama işte bazı ayetlerde birçok ayetlerde "hayvanlar gibidir" vesaireden bahseder. İsa da ölüleri diriltiyordu. Ne ile? Vahiy ile. İşte vahiy hayat. İnsana işte bilinçli bir hayat verir. Bilimsel hayat yaşayan da zaten işte güzel bir yaşam sürer. İşte gerçeği o tadını alır. Yani hayatın diri ona diyor zaten. Yani yoksa ölülerden bahsettiğim mezarlıklar değil tabii. Yani ölmüş insanları ve hayat verir. Yani kalpleri ölmüş insanlara. Evet, bilinç.

Şimdi sadece kalplerini öldürmüş insanlar deneyelim de o şey. Çok farklı bir boyuta geliyor. Mesela bir insan gerçeği anladıktan sonra farklı bir şeyler seçerse, çok farklı. O zaman o dediğinizi adam hiç vahiy ile mesela buluşmamış. Bizler mesela kendimizden örnek verelim. Yani önceki önceki yaşamımız vardı. Tamam ama daha vahiyle buluşmadık. Tam böyle net vahyini aslında Kur'an'da olduğunun bile tam bilincinde değiliz. Böyle. Yani herkesin dilinde olup ama tam biz bu şeyi kavrayamıyoruz. Aynı nasıl söyleyelim? Şeyde gafilli. Bu şeyden bu bilgiden habersiz diyoruz ya. Bildiğin ne oluyor? Biz bu vahiy ile tanıştık. Okuduk. Tefekkür ettik. Tezekkür ettik. Yani bunun hakkında düşündük. Ondan sonra bir bilincimiz açıldı. Yani dedik ki, doğru bu. Hani biz böyle olmamız gerekiyor. Ondan sonra biz kandırılmışız ya da ben önceki hayatımın nasıl yaşadım? Aslında baktığımızda biz ölü gibi bir yaşam sürmüşüz. Kendimize çok faydalı olmayan bir yaşam. Hatta topluma da çok faydası olmayan bir yaşamda diyebiliriz. Bilmiyorum.

Da ilave yapmak istiyorum. Şimdi bu sayfadaki arkadaşlarımızın hepsi arayış içerisinde değil mi? Hira, Hira yani Nebi gibi bir arayış içerisinde derler değil mi? Hepimiz arayış içerisinde değil miyiz? Şuraya Hira'ya çıkıyoruz hepimiz. Doğru mu? Şimdi Hira'ya çıkmayan bir vatandaş, yani gene konuşurken tabii köylü, ben de köylü sayılırım. Yani köylülükten gelmeyi. Yani köylüleri küçümsemek adına değil. Şimdi köylüden bahsetmiyoruz. Biz netice o zaten çok arayışta da olsa bir şeye ulaşamayabilir. Ama din adına konuşanların hepsinin hayat bulması bu kitapla olacak veya fıtratındaki doğru işleterek olacaktır. Aklımıza geldiği zaman sayısal olarak çeşitli olarak akrep etmemesini düşünmelisiniz. Aklını işletmeye sokmaz mısınız? İşletmekten bahsediyor. Şimdi bakın bu burada kendimizi örnek koyalım. Bu sayfadakilerin hepsi bir şey duyuyor. Bunu analiz ediyor. Duyduğu lafı analiz ediyor. Mesela ettiği zaman bunun belki arkasına düşüyor. Bu doğru mudur, değil midir? Yani Allah'tan mı dediğin bir arayış var. Yani aklını kullanma var. Yani insana fıtratına da var bu şey arama ve doğruyu bulma. Yeter ki istesin insan. Yani arayış yoksa, Hira yoksa sonuçta olmuyor zaten. Yani evet, teşekkür ederim.

Demin arkadaşın adını unuttum. Onu söylemiş olduğu şeyler alakalı. Serkan hocanın söylemiş olduğu şöyle alakalı. Bu Kalem suresinde ve "inna lale inanç" din manasına geliyor. Kur'an'da iki yerde geçer. Yani Falaka hem yaratma bakımından çok yerde geçer. Onlarca, yüzlerce geçer ama ahlak olarak iki ayette geçer. Bir o Kalem suresinde geçer inanç. Bir de hocam Şuara Suresi 137 ayette geçer. Yani dinleri, gelenekleri, inançları böyledir. Yani oradaki din ve iman inanç anlamına gelmektedir. Evet, teşekkür ederim.

Hocam, benim anladığım da şey aslında. Ben bu hala kelimesine baktığımda yani her yerde normal bir yaratılma. Yani şöyle şöyle söyleyeyim. Yani bir embriyodan bir insanın veya bir ne bileyim bir ferman bir insanın yaratılmasından bahsetmiyor her her ayette. Yani yeni bir oluşum. Ben bu şeyi çok hoşuma gidiyor. Oluşumundan bahsediyoruz. Yani nebinin önceki yaşamıyla ve onun değişime uğrar. Yani yeni bir oluşum içerisinde. Bu tabii ki ahlak içeriyor. O ben o konuda hak veriyorum ama o kelimeye o anlam vermek ne kadar doğrudur? Ahlak gerçekten o ayet şeyden mi geliyor? O kelimeden mi geliyor? Tam emin değilim. Ama yaratma bana hepsi o kökten geliyor diyor. 37 miydi? Onu bir açın. Yanlış. Şöyle bir şey söyleyeyim. Serkan hocanın söylemiş olduğu şey İhya kavramıyla ortaya konulur. Kale kahrı İhya ayrı. Vahiy ile diriltme olduğu zaman gönülleri, kalbi, zihni bu diriltme İhya kelimesi ile kullanılır ama hala kelimesi evet.

Ali hocam, kaç dedin? Şuara 137. Evet, oradayım şu anda. Hocam, şimdi burada geçmişlerin kötü ahlakını anlatıyor. Kavimlerin çirkini ve küfrünü anlatır. Ondan sonra der ki, "in here illa ki yani inançları, dinleri, gelenekleri bundan ibaretti." Hepsini böyleydi. Yani bu adaletin bağlamında buna benzer ayetler çoktur. Yani ürettikleri olabilir mi? Ürettikleri diyorum ben de hocam. Yaratma da öğretme gibi bir şey ya. Kelime bu kökten geldiğine göre. Ahmet Hoca gibi düşünün. Ya ortaya çıkardıkları ahlakları. Aynı şey hocam. Aynı. Ürettikleri de olabilir. Bu ayeti ürettikleri çok. Yani çok kaybetmeden ona yakın anlamlar çıkabilir. Yani evet, aslında ben şunu da demek istiyorum. Onu söyleyeyim de bitireyim. Şimdi insanın yaptığı ameller, yaptı işler insanın oluşumunu etkiliyor. Bunlar kötü davrandıkları için yani o yaptığı eylemler onların kötü olmasını. Yani şöyle söyleyeyim. Yani iyi bir şey yapmadan iyi insan olamayacaklar. Yani şey vardır ya, "Ben iyi bir insanım" der ancak hep kötülük yapar. Aslında o kötüdür. Yani o ağzıyla söylese de onun söylemesi bir şey ifade etmez. Eylem onu şekillendiriyor. Bu ayette işte bununla alakalı diye düşünüyorum gene. Yani baktığımızda şeyle alakalı. Yani onların yaptığı eylem de yani bu şekilde yapıp ettikleriyle şekillendiler gibi bir anlama geliyor diye. Ürettikleriyle diyelim biz ona. Aynen, aynen. Evet, teşekkür ederim.

[Müzik]

Hoş bulduk. Selamünaleyküm. Aleykümselam. Nasılsınız? Kardeşimiz Türkiye'de okuduğunuz doğru mu? Evet, Kayseri'deyim. Maşallah, maşallah. Beni şimdi hazırlıyorum ama önümüzdeki bir toplantı var olacaksa beni şu ara soru hazırlıyorum. İnşallah birçok soru size soracağım. Peki, eşime bugün katıldı. İnşallah bundan sonra da birlikte oluruz. Kameranı istersen kapat, dinleme devam et. Konu ile ilgili sorun olursa sorabilirsin. Yok, sıkıntı yok hocam. Yok, parmak kaldırarak soru soruyoruz. Şey var ya telefonda, biz de yeni öğrendik onu zaten. Parmak kaldıracağınız şurada ben göstereyim. İsminizin üstüne şöyle bir defa tıklıyorsunuz, parmak kaldır diyoruz. Daha sonra tıklayıp aynı ekran çıktığında indirdiğinizde aynı işlemi ters olarak yapabiliyoruz. Biz fazla konuştuğumuz için fazla parmak kaldırmıyoruz yani ama söz herkeste verilebilir yani. Evet, evet. Mutlaka yani ayet okurken veya geçiş yaparken o anlık müdahale edebilirsiniz ki yani sorular birikmesin ya da o anda kaçırdığımız bir şey olursa hemen onu okumuş veya görmüş olalım. Teşekkür ediyorum.

Serkan hocanın biraz önceki konuşmanıza istinaden bu ayette açmıştım. "Öyle iken dirilttiğimiz ona insanlar arasında onunla yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimse karanlıklar içinde kalıp bir türlü çıkamayan kimse gibi olur mu? Kafirlerin yaptıkları kendilerini sevimli gösterilmiştir." Yani buradaki nur insanın vahiyle buluşup aydınlığa bir ışık olacak ona bir yol gösterici olacak bir şeyden bahsediyor ama yalnız burada benim bir şey dikkatimi çekti. Ayetin sonu "kafirlerin yaptıkları kendilerine sevimli gösterildi." Yani buradan çıkamayanlara kafir diyebilir mi bu ayete göre? Şimdi ben o hayatın üzerinde biraz konuşmak istiyorum. Ayette bir kas kavram var. İleride de konuşacağız veya daha önce de konuşmuş çocuklarımız vardır. Mesela yok yok. Mesela bu karanlıklar ve nur mesela mezar, mezar olarak olduğunu tamam mı? Mesela rüyamda da var biliyorsun Kadir suresinde var. Melekler ve ruh inerler. "Selam size, selamete kavuşturmak ve sizi aydınlatıncaya kadar siz aydınlanıncaya kadar" diye çeviriyorum. Bu "fecr"i kelimelerine iyi dikkat edelim. Tamam mı? Bunlar hepsi aydınlığa, aydınlanma ile ilgilidir. Bu ayette de var zaten. Nura çıkmamız için bilgi ile çıkabiliriz biz nura. Zaten illa dini değil, dünyalık işlerde de bu geçerli bir şeydir. Bilgi iledir zaten. Bunu bugün herkes kavrayabilir. Bilgisini kullanan, yeryüzünü araştıran, Allah'ın yasalarını yerine getiren ülkeler ve insanlar gelişim sağlamıştırlar ve huzurlu bir yaşam toplumlarına vaat etmiştirler. İnsanların yararına iş yapmıştırlar. Biz de 1400 senedir Kur'an'ı tartışıyoruz. Hala cemaatlere bölünmüşüz. Yaptığımız iş belli zaten. Rüzgarımız da kaçmış, her şeyimiz kaçmış yani. Bu ayetteki buraya vurgu yaptım ama siz bir şey sordunuz, orasını da kaçırdık. Kafirler. Şimdi bir arkadaşımın bir sözü var, onu da o bağlamda söyleyeyim. Gerçekten şöyle hayatta da tecrübede edinirseniz anlarsınız. Diyelim ki bir arkadaşınız bir iş yapacak, size anlatıyor o işi. Fakat yanlış ya yaptığını siz görüyorsunuz değil mi? Ve sonuçta sizin o işi yapıyoruz. Sizin söylediğiniz duruma geliyor. Yani siz ona yanlış olduğunu, o işin, o söylemin veya o idare taşımanın, o herhangi bir o kişi onu göremiyor. Şimdi biz insanlara ne kadar şey edersen gidelim biliyor musun? Bazı insanlara bazı şeyler sevdirilmiş gibidir. Sen ne dersen de ona, o onu sevmiş. O başına gelecek, o başına gelecek. O doğrultuda senin sana kulak veremiyor. Senin söylediklerini uzaktan bir ses gibi, sobanın hayvanına seslenişi gibi algılıyor değil mi? Başını kaldırıyor ama ne dediğini anlamıyor. Yani sana doğruyu bilgiyi veriyorsun, her konuda dedim ya ticari olur, düşünce düşünce olur, bilgileri veriyorsun ona. Fakat onlara dinlemiyor. Sen onu görebiliyorsun, zarar a görecek. O onu göremiyor. Niye? Şöyle düşünüyorum. Allah gaybi bilendir, sonrasını da bilendir. O onu yaşayacak. Sen ne yaparsan yap. Yani zararı çekecek. Demek ki veya o düşünceye devam edecek. Çünkü temizlemeye niyeti yok. İçin ilerisini de Allah bildiğinden dolayı tamam mı? Yaşıyor. Daha bir şey var. Buna da yasası diyoruz. İşte yani olay o zaten. Bu yasaya çalıştığımız zaman bunların hepsi aklımıza geliyor. İnsanları yasaya uyarak mı

[Müzik]

Yaptıklarıdır yoksa doğaları ile mi ilgilidir? Bunlar da hepsi orada oturuyor yani sevdirilmiş oluyor. Dediğim gibi bazı insanlara bunlar yani evet evet. Doğrularla ilgili ayetler var zaten.

Hocam, devam edelim o zaman. Geçen ayetler okuyalım. Daha sonra da Kudüs'le birlikte geliyor onlara bakalım. O zaman suresinde geçiyordu galiba. Farklı kelimeler kullanabiliriz ama daha doğru olur. Evet, Nahl suresi 2'de geçiyor. "Benden başka ilah yoktur. Öyle işte bana karşı haklar sahibi olur uyarısında bulunmaları için kullarımdan dilediğine emrinden ruh ile melekleri indirdi." Ne için indirmiş? "Benden başka ilah yoktur" bir uyarıda bulunması için. Meleklerle indirmiş. Ruh, melekler işte neydi? Pozitif, yararlı şeyler indiriliyor. Melekler vahiy, vahiy yani ruh bilgiyi indiriyor. İşte vahiy bilgisini indiriyor. Bilgi, bilgileri indiriyor. Melekler çoğu zaten orada. İşte Kadir suresinin aynı melaketi yani melekler yani vahiy sizin yararınıza olan pozitif işler yani bilgi veriliyor. Arkasından o ayette de belli zaten. Evet, ama arkadaşlar bununla ilgili konuşmak isteyen devam ediyorum. Bir sonraki ayete. "Namazı Allah'tan başka ilah olmadığını, şirk olmadığını zaten bütün nebiler müşriklere inmiştir. Tek indirilmiş amacının tevhidden insanları uzaklaştırma olduğunu söylediğimiz zaman doğru söylemiş oluruz." "Yünezzül Melekleri ruh ile indiriyor." Yani insanlara ruh veren. "Min emrihi" emrinden. "Aleme kullarından dilediğine." Çünkü burada vahiy indirmiş olduğu için dilediğine olur. Çünkü Allah dilediğini nebi ve uyarmaları için demek hocam. Bütün nebilere göre vahiy, resullerin tebliğ ettiği vahiy Allah'tan gelen vahiy tek bir amacı vardır. Tek bir amacı "Enne yoktur. Sadece bana kulluk edin." Hocam demek ki şöyle bir şey var. Sadece Allah'a kulluk olduğu zaman din, Allah'a özel kılındığı zaman her şey rayına giriyor. Her şeyi hallediliyor. Teşekkür ederim.

Devam ediyorum. Aynı surede geçiyor. Yüzük ikinci ayette. "Daha surette ki iman edenlerin imanlılığını pekiştirmek, teslim olanlara kılavuz ve müjde olmak üzere Rabbimden hak ile o Kudüs'ün ruhu çokça indi." Burada yarına şey geldi. Biraz önce söylediğimiz gibi Kudüs'te için de Allah'ın sıfatları olarak da geçiyordu. Şeyde konuşmak başka arkadaşlara da konuşmak istiyorsunuz. Onun için evet söz alabilirler. Yani kimse söylüyorum ama konuşmak isteyen konuşabilir, katkı yapmak isteyen. Kimse kimseyi kıramaz. Hepimiz çalışarak buralara geldik arkadaşlar, bilesiniz. Sonuçta öğreniyoruz, hepimiz okuyoruz. Yani bu Kudüs bu ayette geçiyor hocam. Yoktur dedikten sonra şeyleri sayıyor. Melike Kuddüs'tür, selamlar. Kudüs yani şöyle diyebilirim ki Rabbimden herkese Kudüs'ün ruhu yani temiz, aramış, temiz olan yani temiz bilgiler yani net, temiz. Temizleyen, temizleyen de diyebilirsiniz bilgiler. Evet, bir de kılavuz ol. Teslim olanlara kılavuzluk yapacağız. Bir de müjdem olacak. Evet, iman edenlere sebat vermek için, direnç vermek için yani hidayet edici. Babuş Halil Müslimin, teslim olanlara müjde olsun diye. Evet, farklı şeyler anlat, farklı şeyler.

Serkan hocam, buyur. Şimdi biliyorsunuz ki eğer takılı da gelmişim anlamı varsa böyle özel bir özel gibi böyle bir değişik bir anlamı var diye kök anlamında. Aynen hocam. Şöyle düşünmek lazım. Bu ruh eğer ilimle alakalı ise bu herhangi birinin ilmi ile bir insanın dirilmesi ile alakalı bir şey değil. Allah bununla iman edenleri diriltiyor diyebiliriz. Öyle bir delil mi? Yani herhangi bir insanın bir insanı bilgi verip şey yapması değil bu özel bir dilim. Neden özel? Çünkü o mukaddes olan kimsenin kimseden geldiği için de diyebiliriz diye düşünüyorum. Adaletlidir, insanıdır vesairedir. Fakat emin olamaz bize bu kitaptan bilgiler bu durumumuza eminlik verir. Yani oradaki fark o işte. Yani vahiyle biz emin oluyoruz. Bu sefer sebat, sebat etmiş oluyoruz ve bize güven geliyor içimize biliyor musun? Yani biz şimdi düşüncelerimiz biliyorsun kendi düşüncemiz olsaydı işte bu şimdi tek tek saymak istemiyorum. Bugün bir toplumdan ayrıldık. Bazı konularda biliyorsunuz ibadetleriyle, bazı konularda ayrıldık. Bu düşünceleri biz fıtraten toplumda var olsa bile endişe taşır. Kur'an vahisine dayanmadığı için emin olamadığı için endişe eder. Tamam mı? Yani diyelim ki namaz yok desen adama, "Evet, ben de öyle düşünüyorum ama emin değilim." Endişesi vardır hala. Ama bize bu bir eminlik veriyor değil mi? Yani Kur'an'a dayalı bir çıkarımlar yaptığımızdan dolayı işte burada ayrım zaten geliyor. Yani bu Allah'tan gelen vahiye dayanarak aldığımız bilgi, edindiğimiz bilinç bize bir güven ve eminlik veriyor ve sebat veriyor müminlere.

Hocam, Kudüs hocam. Kuddüs kelimesi, Kuddüs kelimesi yani bütün noksan sıfatlardan uzak, her türlü hatadan, yanlıştan, kötü ahlaktan müberra ve münezzeh anlamına geliyor gibi gözüküyor. Aynen, her türlü mükemmellik anlamına geliyor. Her türlü kötülükten uzak. Bu ayette zaten açıkça belli. Yani müjde veriyor ve kılavuzluk yapıyor. Geçiyorum o zaman bu ayeti.

Ekleme yapayım. Mesela bir şey fark ettiniz mi? Yani biz bu bak mesela bu vahyi okuyarak bir araya geliyoruz. Böyle şöyle diyelim. Yani bir ayet vardı, "Ne kadar ne yaparsanız yapın, birbirinizin kalplerinin dünya malı, bilim, dünyalar kadar mal bile verseniz birbirinize kalbiniz ısınmazdı" diye bir ayet var ya. Sırf açılsın diye değil de, yani baktığımızda Allah şöyle söyleyeyim, hep ya iyi insanları bir araya toplayacak kadar. O kadar vahiy, o kadar şey ki insanların içine işliyor ki yani toplumu, toplumu harekete geçiriyor. Yani bizler herhangi bir insanın söyleme siz devam edin burada. Demek istediğim vahiyle yani insanların dirilmesi olayı ve birlik beraberlik içerisinde olması durumu var. Bu bunu yapacak şey ilimle yapılıyor tabii ki de. Yani o herhangi bir ilimdi. Mesela benim sana söylediğim bir şey değil. Sen bunu alıyorsun ve hepimiz ortak bir şekilde aldığımız için herkes herkesin kulluk yapılacağı yer Rabbi. Bu sefer de biz ortak paydada buluşuyoruz. Bir büyük bir dirilme. Tamam. Şu ayet okuyayım hemen oraya getirelim. "Hep birlikte sımsıkı tutun ve ayrılığa düşmeyin. Allah'ın izniyle ki nimetlerini hatırlayın. Hani bir zamanlar birbirinize düşmandınız, o da kalpleri kaynaştırması sayesinde kardeş olduğunuz ve yine ateş çukurunun tam kıyısında bulunuyorken sizi ona düşmekten korudu. İşte Allah ayetlerinizle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız." Tabi bu mezoz ateş çukuru derken yani perişanlık içerisindeydiniz. Yani gidişatınız da iyi değildi. Ateş sonuçta ateşe giderdi. Evet, Enfal karşı işlemişti. 63. Serkan Hoca'nın o söylemiş olduğu ayet o. Serkan Bey'in bahsetti bu savaş bağlamında geliyordu galiba. Eğer yeryüzündeki her şeyi dinine dolguları kalplerinde kaynaştıramazdım fakat Allah onları kaynaştırmıştır. Üstün olandır, en iyi hüküm verendirir. Yani evet.

Hocam yani ayetler hayatın içinde de sizin dediğinizi de verin. Hiç kimseyi bir araya getiremezsiniz. İmkansızdır yani. Fakat Allah onları kaynaştırdı diyor ya. Baktığımızda bak Allah'ın şimdi Allah onları nasıl kaynaştırır? O bilgiyle değil yani. Mesela Allah tabii ki Allah'ın gücü her şeyi yeter ama o ilim geldikten sonra birleşme kararı alıyorlar. İlim geldikten sonra ayrışanlar da ayetleri de var tabii tabii. Geldikten sonra ayrılığa düştüler tabii şey dediğiniz gibi olumsuz yerleri daha eyvallah ama müminler için kaynaştırma var. Evet, zaten ayrışma toplumlarında bir şey yani kitap geldik, kitap bilgisi gelince ayrışma oluyor zaten. Mesela bir kitap bilgisine ulaşmadan önce aynıydı ama kitap bilgisi okuduktan sonra ayrılmaya başladık. Böyle değil mi zaten? Onlara kitap ilim geldikten sonra ayrılığa düştü. Kendi nefsi ve arzularından dolayı diyor ya. Evet, vazgeçmediler yani öndeki yaşamlarından.

Şu şeyi okuyalım o zaman. Hocam, şu Kadir suresini baştan sona okuyalım bakalım kim Kadir Gecesi'ni yakalayabiliyor. Evet, "Kuşkusuz biz onu Kadir Gecesi'nde indirdik. Kadir Gecesi'nin ne olduğunu sana bildiren nedir? Kendi açıklasın. Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve ruh, evet melekler var. Onlar Rabbinin izniyle her bir emir için iner de iner. O fecrin ağrımasına kadar selamlar." Evet, var mı Kadir Suresi ile ilgili konuştuğumuz için zaten arkadaşlar varsa konuşabilirsin. Kadir Gecesi'nden ne anlıyoruz? Melekler ve ruh, o fecrin aydınlığı nedir? Serkan Hocam, buyurun.

Ya bir şey vardı ya ben 5 ile alakalı konuşmak istiyorum.

[Müzik]

Diyor ya "Ecrin araması ne kadar bir selamdır?" Yani bu fecri nasıl anladığımızda önemli. Mesela birisi bir şey paylaşmış tı. Mesela bir bulut vardı, arasına böyle bir şey güneş onu yarıp geçiyordu. Böyle bir aydınlık bir şeyin yarılması gibi sanki mesela onu görürsün. Şafak mesela aslında baktığımızda bir şey yararak çıkıyor gibi. Hatta şöyle geceyi gündüzün içine sokmakta sokulan bir şey yani bir şekilde çıkma durumu vardır. Aslında bu da onun gibi bir şey yani bu fecir şeklinde bir selamı erme gibi. "Selamun" diyor ya. Yani selam yurduna ermekle alakalı bir şey olabilme ihtimalini düşünüyorum. 5 ayeti ile zaten. Teşekkür ederim.

Selam, selam zaten barış, huzur vesaire kapsamları var kelimenin. Ta ki siz aydınlanıncaya kadar bu duruma varıncaya kadar melekler ve ruh yani vahiyler inerler, bilgi melekler vahiy, size bilgi yani bilgiler inerler. Her bir iş için 23 yılda inmesinin yani bizim tıkandığımız, çıkamadığımız meseleler için yani o gün eder getirelim zaten. Diyelim ki mücadele suresinde ne oluyor? Vahiy gelerek çözülmüş oluyor. Kadir'in itirazı haklı olduğu vesairesi ne oluyor? Orada da meleklere imiş oluyor. İşte Allah bir yol gösteriyor. Yani Kadir'in haklı olduğunu söylüyor vesaire. Her bir işimiz için o geceyi yani kim bu kıymet bilirse, kadir kıymet bilmekten gelir zaten. Çalışırsa gecesini inşa ederse işte gündüz aydınlık getirir. Ömrü de aydınlık keser. Bir ömre bedeldir zaten. 80 bin ay, 83 yıl falan yapıyor herhalde. Öyle hesaplanmıştı ben tam hesaplamadım. Küsürleri olabilir yani bir ömre bedeldir. Öyle anlayalım yani binada çokluktan kinayelidir zaten orada bir ömre bedeldir demektir bu. Bakara 188'i de bir gözden geçirelim.

Burada konuşmak isteyen yok tabii. Diğer arkadaşlar yok. Hemen dönelim diğer ayetlere. Kadir Gecesi'nde tabi yapmışlar Ramazan'dan bir gün diye bir güne her şeyi rivayete. Yani bunu şunu anlayalım arkadaşlar. Her en gün Kur'an'ın rivayetlere göre çevrildiğini bilelim. Yani Kur'an'ın rivayetlere göre anlam verildiğini anlayalım artık. Onun için belki de doğrulara bile üfleyerek bakıyoruz artık. Yani doğru ayetler bile olsa acaba demeye başladık. Yani biliyor musunuz? Ama çok yanlışları bulduğumuzdan dolayı rivayetlere göre mana verildiğini gördüğümüzden dolayı üzgünüz. Evet, Fatma Hanım, buyurun.

Hayırlı akşamlar hocam. Nakil 101 ayette Ruhul Kudüs kavramını çok net olarak anlatıyor. Okuduk ya hocam biraz önce. Tamam hocam. Teşekkür ederim. Hatırlatmak istedim. Sağ ol. Teşekkür ederim. Şu ayetteki de aynı anladığımız olabilir mi hocam? Yoksa farklı bir şey olabilir mi? Yani hudutlarını aşanlara karşı mehmette duyanları sevgi duyduklarını tanık olamazsın, şahit olamazsın. İsterse babaları, çocukları, kardeşleri, akrabaları olsun. Onlar Allah'ın kalplerine iman yazdı ve kendilerinden kendinden bir ruh ile destekledi kimselerdir. Allah onları içten beraber kalmaklara cennete koyacaktır. Onlar orada sürekli kalacak olanlardır. Allah onlardan hoşnut oldu, onlar da ondan hoşnut oldular. İşit oldular. Allah'ın tarafına dikkat edin. Doğrusu Allah'ın tarafı kurtuluşa erenlerdir. Aslında orada "kendinden ruhu ile desteklediği" derken şöyle olabilir. Mesela al onları bir mesela ilim vererek nasıl yani? Mesela ben size yardım edeceğim diyor değil mi? Şöyle şöyle şöyle yapın, böyle böyle yapın diyor. Yani aslında bu ilmi vererek desteklenme durumu var aslında. Müminlerin ruhundan o, ondaki olan yani o ruhundan gelen o ilim sayesinde onlar mesela savaşta galip geliyoruz. Yani onlara bir ekstra ekstra böyle bir yardımda bulunma gibi bir şey dedi düşünebiliriz aslında. Ben böyle gördüm ayeti. Bunun belki birçok yani Allah mesela nerede yardım ediyor? Bir düşünülebilir. Sonuç olarak yapmayın şunu şunu yapın dediğinde.

[Müzik]

Mesela şey diyor ya hocam, "Sizden 100 dirençli 1000 kişi veya 200 kişiye galip gelir." Diyor ya. O bilgiyi vermesi aslında onunla destekleniyor. Bu kimseler derler. Eyvallah, teşekkür ederim. Bu mehmette hep kelimesi işten sevgiye, arzulamak gibi bir anlamı var. Acaba öyle görünüyor sanki sevgi bağlamak, isteyen bir sevgi, gönül bağı. Kalpten bir sevgi duyamazlar. Buna şahit olursun. Evet, babaları da olsa diyor. Allah'ın o dudaklarını aşıyorlardı. Onlara bir mehmet olduğunu şahitlik yapmazsın diyor. Kalbi bir ısınmaları olamaz yani onlara karşı. Önemli bir ayet. Bir de Allah'ın taraftarlarıdır diyor bunlar. Evet.

Devam ediyorum. Var mı konuşmak isteyen? Hangi ayet demiştiniz? Yani biraz önceki konuyla ilgili yani müminlerin bir araya gelmesi vesaire konusu. "Hayırlarda yarışın." Şeye bir yön vardır. Evet, o ona yönelir. Herkesin yöneldiği bir yönü vardır. Öyle siz de hayırlı işler yapmada birbirinizle yarışın. Nerede olursanız olun, Allah hepinizi bir araya getirir. Kuşkusuz Allah her şeye gücü yeterli. Evet, kıble ayetlerinde gelen bağlamla ilgili. Yani yüzünüzün herkesin yüzünü dönük bir yönü vardır diyor. Yani ben değilim tamam. Meal-i suresinde 4 ayette geçiyor. "Melekler ve ruh miktarı 50 bin yıl olan bir günde ona yükselir." Bu kadar zamanla ilgili bir ayetle zannedersem bu. Burası nasıl anlaşılır acaba? Var mı burayla ilgili konuşmak isteyen? Melekler ve miktarı 50 bin yıl olan bir günde. Burada da yükselme olarak var. Daha farklı anlam kazanıyor olabilir yani. Var mı bir yere arkadaşlar konuşmak isteyen? Arkadaşların önünde okusana o ayetleri ya. İsteyen gerçekleşecek olan azabı istedi. Kafirler için engellenemez olan azaplı nefret edecek ve Arif sahibi Allah tarafından. Melekler ve ruh miktarı 50 bin yıl olan bir günde ona yükselir. O halde güzel bir sabırla sabret. Onlar onda uzak görüyor. Onlar onu uzak görüyorlar. Yani bir uzaklık, yakınlıktan bahsediyor. Bir şeyler ama bir önceki ayette Allah bir güne vurgu yaparak "miktarı 50 bin yıl olan bir günde yükselir" diyor. Burada ya hani şeyle ilişkisi var diye anladım ben. Babası diyeyim, kafirler hala oğlu uzak, uzak, çok uzak bir zaman görüyor ama hani sanki Allah diyor ki, "Size göre havuzda olabilir ama bana göre 50 bin yıl olan bir gün." Ama başka bir şeyler de anlatıyor olabilir.

Serkan Hocam, biraz farklı bir bakış açısı olabilir. Şimdi şeyden bahsediyor mesela onların yapıp ettiklerinin yükselmesi ile alakalı. Yani melekler ve ruh, eğer ruhu ilimle alakalı bir şey olarak da görürsek, eğer böyle görürsek yani bunun onların yapıp ettiklerinin bir kitapta yazılması ile alakalı bir durumdan mı bahsediyor? Şimdi meğer diyordu ya tarafından 3 ayette. Şimdi Rabbin arşı şeyde değil mi? Göklerde olduğunu görüyoruz. Yani baktığımızda yani yüksek bir makamda olması gerekiyor tabii ki. Allah biz herhangi bir şey yani Allah'ın varlığın her yerde olduğunu zaten biliyoruz. Ben bundan bahsetmiyorum. Kitaba göre konuşuyorum. Yani göklerde onun harcı göklerdedir gibi böyle bir ayet vardı sanki. Yüksek bir yerde ise ona bir bir şeylerin gitmesi de gerekiyor. Yani o bilginin gitmesi ya o alan bilgisi her şeye birisi var. O değil konu. Onların o yapması önemli. Çünkü onlar o iş için şey yapmış Allah yani onları o onlara kulluk sizin de yani peki böyle düşündüğümüzde bana mantıklı gelen şey oluyor. Yani ona gel yani o kafirlerin yaptığı şeylerin yani o bilgilerin der sanki böyle bir depolandığı onun ona geldiği ananın onun ondan haberdar olduğu gibi geliyor bana. Eyvallah, teşekkür ederim.

Seher Hocam, buyurun. Bu ayeti okuduğumuzda şey geldi aklıma. Fatır 10 ayet geldi aklıma. "Kim İzzet istiyorsa bilsin ki İzzet tamamen Allah'a aittir. Temiz sözler ona yükselir. Düzgün iş onu yükseltir. Kötülük planı yapanlar için şiddetli bir azap vardır." Ayetini bir bakayım dedim de burada "yer falan" kelimesine yükseltme anlamı vermiş. Bu ayette de yine yükseltme kelimesine "terrucu" demiş. Bunlar farklı farklı kelimeler ama ikisine de yükseltme anlamı vermiş. Buradaki yükseltme daha farklı bir mana ifade edebilir mi diye sormak istedim. Kelimesi yükseklikle ilgili de onu bilmiyorum ama oraya da "salih ameller" mutluluk şeklinde denenmiş ya. Tabii tabii. 14 kelime gelme diye çevrilmiş. Gelmişler. Hani burada da aynı kelime. Hani farklı bir kelime ona da yükseltmedenmiş. Burada birinden biri yüksel olmaması lazım. Bu kelimeye baksanıza. Bir şey yakalamış. Orada mesela aynı kelimenin birebir aynı anlamı olamaz. Yakın anlamı olabilir ama yakın kelime olduğu için. Şimdi bir çalışalım ona. Yani böyle zaten çalışıyoruz. Sistem öyle çalışıyor. Evet, incelemek lazım ama sanki bunu kaldırmak gibi bir yakın anlamlı gibi. Sanki bir de 50 bin yılla ilgili geçen ayetlere de bakalım. Hani o yıl kelimeleri hangi bağlamda geçmiş Kur'an'da? Yine başka yerlerde de geçiyor ya. Evet, ben o ayetten anladığım kadarıyla zamanla bir atık var. Ama tabii onun haricinde melekler ve ruhun yükseldiğini. Nuh'un bin yıldan 50 yıl eksik diyor ya. Bin yıldan 50 sene eksik mi gerekiyor? Zaten bin yıl yaşamadı ortadadır zaten. Bu şeye aykırıdır. Torunu ile evlenir. Yani kaç tane torunuyla bir evlenme olasılığı olur bir insanın? Öyle bir şey yok zaten. Yasalara aykırı. Oradaki kasıt ne ise oradan çözüm oradadır aslında. Nuh'un bin seneden 50 yıl eksik mi diyor? İkisini ayrı kavram kullanıyor zaten orada. Biri yıldır, biri senedir. Orada bayağı yorumlar yapılmış. İşte ne anlam vermiştiniz hocam? Yükselme. Yükselme. Abiciğim, bence farklı bir anlamı olması lazım. Hocam, yükselmekten daha farklı bir anlam ifade ediyor. Yani yalanlayan nankörler için bir azaptan bahsediyor ve bu azapla bağlantılı olarak "hariç sahibi Allah tarafından" diye çevrilmiş. Bu bağlamda melekler, ruh. Bunları eğer bilgi, bilinç olarak hani şey yapıyorsak bir süreçten bahsediyor. Başka yere geçiyor mu? Onun üzerine tıklayıp bakabilir. Şey, Nuh Bey. Buradan mavi geçtiği yer hocam, hicret Suresi 14 ayet. Oradan yakalayabiliriz. Şimdi hocam, burada bir şey var. Burada "yarın şu" kelimesi bu ayette "sema" ile birlikte kullanmış. "Ve la bakalım sema yeryüzüne kadar işleri düzelirler. Sonra miktarı programı kelimesi ile birlikte gene sema kelimesi kullanılmış. Yedek Birol emri Hans var. Aracın kelimesine bakacağım. O nasıl kullanılmış? Bu burada var hocam. Bir de başka nerede var? Sebe suresinde var. "Yere gireni, gökte nineni ve ona yükseleni" kelimesi var hocam. Gök bana ya bu doğrudan mealize geçiyor.

[Müzik]

[Müzik]

Gümüşten yapardık. Burada merdiven kelimesine mi kelimeleyim bahsediyor? Zaman da var ya hocam. Bu merdivende basamak basamak çıkılıyor ya. Bir şeye yani bazıları 5000 yıl, sizin hesabınıza göre 1000 yıl gibi bir rakamlar da geliyor. Bu işleyen bir süreç o demek hocam. Derecede derece derece. 4 ayette var. Hadi 4. Evet, o gökleri verirse o yere gireyim ve ona yükselen anlamında ve nerede olursanız olun o sizinle beraberdir. Allah yaptıklarına en doğrusun. Hocam, Allah bilir. Benim şu anda kafamda çatan şey şöyle. Yani maarif derecelerle yükseltmeye, derece derece yükseltme. Bir daha bakayım. Rafa ise rafa ise yani onu bir anda yükseltme. Ne bileyim manevi olarak yükseltme gibi anlamlara geliyor ama maariften giderecedere kat kat. Tuğrul Vefa yapmadı mı? Merdiven, merdivenden Musa ile ilgili dir. Mesela İdris Aleyhisselam bebek hocam. Aradaki fark İdris Aleyhisselam aynı. İsa Aleyhisselam ile alakalı aynı kelime kullanılır. İdrisle alakalı rafa ailen şey arasındaki fark budur yani. Ya bir daha bakayım nasıl kullanılmış. Daha çoktur. Musa ile ilgili çok var. Tur ile ilgili var. Evet, var. Efendim kelimesi dini yönden, manevi yönden, ne bileyim, inan ki. Mesela bak başka bir ayet hocam. Bak belirleyici bir şey. Araf Suresi 176 ayet. Arap hakkında kullanılan derler.

Serkan Hocam, buyurun. Mert ile alakalı konuşmak istiyorum da. Evet, mesela bu bir şeyi bir şeye tırmanmak anlamı var diye görüyorum. Ne diyor? Bak mesela evleri, tavanları, merdivenleri gümüşten yapardık dedi. Bir de bir anlamı var. Bir şey yoktur diye geçiyor ya. Şimdi topal'da da şöyle bir şey var. Yani yürürken bir sanki basamak çıkarmış gibi yürür. Benzetme yapmak istiyorum. Mesela bir basamak çıktığında herhangi bir yürüme değildir. Basamak çıkma yukarı doğru bir farklı bir şeydir. Aynı topal'ın benzetmesi de o yöndedir. Sanki basamak çıkar gibi yürür. Ondan dolayı gelmiş de olabilir. Tam emin değilim bu konuda ama bir şeye çıkmak yani yüksek bir yere yani tırmanmak gibi böyle bir anlama var diye düşünüyorum. Yani meleklerin ve ruhun bu noktada yükseliş olmasını anlamamız gerekiyor. Yani hani burada çıkan melekler ve ruh. Bunları

[Müzik]

En doğrusunu Allah bilir ya. Hani melekler ve ruh yani olabilir mi? Bilmiyorum. Şöyle bir şey lazım hocam. Oruç, oruç fiziki yükselme, fiziki yükselmeye benziyor. Dini, manevi, imani, ahlaki yükselme. Çünkü rafa kelimesi nebiler, nebiler bağlamında, resuller bağlamında kullanılan bir kelime. Rafa sanki dini, imani, ne bileyim manevi bir yükselme hocam. Değer, değer bakımından yükselme.

Serkan Hocam, devam ediyor mu acaba? El takılı geçiyor. Bütün yapılacak işler onun için yapılacak gibi bir anlama geliyor olabilir yani. Birisi bir şey yapacaksa yani ona gitmesi gerekiyor yani işlerin yani başkası için değil de Allah yani Allah tarafına doğru gitmesi gerekiyor yani o değerli görülecek gibi böyle sanki böyle bir anlamı var yani zaten seni doğrudan ayetler var ya Allah'a katsın diyor ya zaten bu konuşmalarımızın hepsi Allah'ı tanımlamadır aslında. Allah'a tanımadım. Hani beni senden sorarsalar de ki ben onlara.

Yakınım bana sağır yaparım. Benim davetimi uyanın davetine hitap ederim. Benim davetim olsunlar ki, yani doğru yolu bulabilirler, diyor ya ayette. Benim davetim o olsunlar ki, doğru. Yani aslında biraz önce konuştuk ya, şirk asıl bütün nebilerin görevi, yastıkların görevi ile ilgili Allah'ı tanıtım tanıtmaktır. Aslında biz gerçekten şöyle özetle dediğimiz zaman, Allah iki ayette diyor ya, "Allah'ın kadri kıymetini hakkıyla bilemediler." Evet, yani Allah'ın hakkını Allah'a veremedik biz. Yani işin gerçeği bu. Yani evet, bu doğru bir şey, hepimiz için geçerli. Yani bu kavramları, bu bilgileri edinerek daha doğru, yani Allah bizden aslında ne istiyor? Biz Allah'ı daha iyi nasıl tanıyabiliriz? Amacımız, mücadelemiz budur. Yani bir ayet daha aklıma hemen geldi. Arapça arasında çok koz olarak okur diyorum da, Arapçası bile cenneti. Şimdi diyor ki ayette, "Onlar Allah'tan razı oldular." Şimdi bizim için diyor, değil mi? Ben Allah'tan önce razı olmam gerekiyor. Allah'ı tanımadan nasıl razı olabilirim ki? Allah benim üzerime bir sürü tahakküm, diyoruz ona biz, hüküm tavsiye etti, doğru mu? Yani ben şimdi bir işe girdim, önce ne yapacağımı sorarım, değil mi? Adam bana anlatır, oradaki patronun şunları şunları yapsın derdimi, ben de onlara yaptığım zaman adam benden memnun olur, doğru mu? Şimdi Allah bizi bu döneme tahakküm kurdu. "Onlar Allah'tan razı oldular." Yani biz önce Allah'tan razı olmamız gerektiğini söylüyor o ayette. İstersen ayeti aç. O zaman Furkan suresindeyim. Evet.

Şimdi namazda okumuştur zaten. Şimdi bak burası çok önemli, biliyor musunuz? Yani sonuçta hep aynı yere varacak. Biz Allah'tan razı olacağız, önce Allah da sonra bizden razı olacak. Biz razı olduk ya, verilen görevi, kulluk görevimizi yerine getirdik. "Beni size ancak ve ancak bana kul olasınız diye yarattım," diyor. Başka bir şey etsin değil, kul. Yani biz secdelerimizi Allah'a yapacağız, yani emirlerimizi Allah'ın emirlerini kabul ederek, yeryüzüne hakim kılmaya doğru hizmetinde oldu. Zaten Allah'ın hizmetinde olmak zaten hani melekler secdesini bilir diyor ya, işte kainattaki bütün melekler secdesinin tesbihini yaratılmış diye her varlık secdesini ve tesbihini bilirler. Şimdi biz Allah'tan razı oldu, az önce onu söylüyor. "Onlar ki Allah'tan razı oldular, Allah da onlardan razı oldu." "Gir cennetime," dedi. Bakın, sonrasında görüyor musunuz? Önce bizim Allah'ı tanımamız gerekiyor. Ben bu siyam da hani oruç diyoruz ya arkadaşlar, zaten 187'de biraz önce bahsettiğim ayette, işte ayetin yeri orası değil gibi söyleyenler var. Tam tersi, aslında Allah'ı tanımak, tanıma faaliyetidir siyam, biliyor musunuz? Dolayısıyla Allah adına hastanız ağız, vahiy ile tanışmış olacağız. Mescidde de Akif un, yani vakıf olana kadar, yani Allah'ın emirlerini kabul edildiği her yerde vakıf olana kadar. Yani biz şu anda vakıf olmaya çalışıyoruz zaten, Allah'ın ayetlerini, Allah'ı tanımaya çalışıyoruz ve tanıdığımız zaman ne olacak? İşte söz aldırmış olacak, o zaman anlaşmamız geçerli olacak, Allah da bizden razı olacak ve inşallah cennetine koyacak bizi. Önce Allah'ın bizim üzerimizdeki tahakkümlerini, Allah kimdir, yüzümüze hemen ne kadar görev koydu, kabul edebiliyor muyuz, kaldırabiliyor muyuz, bunları biz yapabiliyor muyuz, ona bakmamız gerekmiyor. Yani bir iş veren gibi olarak tanımda şey olabilir ama öyle anlayın. Yani görevler, Allah bize görevler verdi, bu görevleri yapar mısınız, yapmaz mısınız? Zaten ilim geldikten sonra, bilgi geldikten sonra ayrılığa düştükleri Allah'a o görevlerini yapmayanlar için söylüyor zaten. Nefislerine ağır geldi, nesine ağır geldi? Yoksa yere kalkıp yatıp kalkmak kimseye ağır gelmezdi ki. Genel üzerinden bakacağız. Bütün sorunun yaratıcıyı tanıyamamak, kavrayamamakla ilgili. Yani hakkını ona teslim etmek. Yani hep bütün sorun böyle devam ediyor. O ayeti bulamadım ben. Öyle bir ayet hatırlıyorum. Fetih suresinde. Beni bir Tevbe suresine baktım da bulamadım hocam. Ama bu süre çok güzel bir soru hocam. Nefis, yani evet, o nefsi mutmain edenler Allah'tan razı olmuş oluyor ve Allah da onlardan razı olacak ve bir cennetimizce ilişkiyi görebiliyor muyuz?

Devam ediyorum. Şura Suresi 52'de geçiyor. "İşte bu, öylece sana buyurduğumuzdan bir ruh vahyettik. Sen kitap ne bileyim, anne bir sakat, onu kullarımızdan dilediğin kimseye doğru yola ileteceğimiz bir ışık yaptık. Kuşkusuz etmektesin ya." Bu ayet tefsir ediyor zaten ruhun ne olduğunu, bizim test etmemize ihtiyaç bile yok, tefsir etti. Şimdi bu millete soralım, Kur'an'dan bilgisi olmayanlar ruhun ne olduğunu bilmez. Bizdeki caner ruh olarak kabul ederler, anlatabiliyor muyum? Yani onu bile çalışmamıştır yani. Üzülüyor insan. Yani bu kitabı meal yapanlar da bunu bulamamışlar, bulmamışlar yani. Buna şaşırıyor insan. Yani şaşırıyoruz gerçekten, üzülüyoruz ya. Evet, devam ediyorum. Buyurun. Suresinde geçiyor. "O dereceleri yükseltendir, Arş'ın sahibidir. O oluşma günü hakkında insanları uyarmak için kendi buyruğundan olan ruhu kullarından dilediğine ulaştırır." Neyi gönderiyor? Ruh'u. Benim aslında bir yazı veriyor orada, bilgilerini gönderiyor Meryem'e. Yani orada da kelimeler var, kelime var, Kudüs var, kavramlarla geçiyor. Ona bilgileri anlatıyor, yani verilen bilgileri Meryem'e. Ruhumuzu gör. Şimdi burada bir şey daha söyleyeyim ben. Bir ayette vardır hocam, onu belki aklına gel de ben kelimesini söyleyeyim. Türkçesinde, "Size ruhtan az bilgi verildi," derdi. Kelimenin altında koklatmadır, yani anlatabiliyor muyum? Size değil mi? Mesela Allah'ın bilgisinden, anlatabiliyor muyum? Öyle de düşünelim. Yani koklatmadır. Yani bu bize, biz tabii bu akıldan da Allah'a kuşatamayız. Anladıklarımızı da anlamış olduk, anlamadıklarımızı daha çok olacak tabii ki. Yakın anlam gibi. Yani hocam, oradaki şeyiyle, "Ömer, size az bir şey verilmiştir." Acaba diyorum, bu vahyin indirilişi mi acaba onu kastediyor? Yani şu anda biz vahyin indirilişinin nasıl olduğu ile alakalı Kur'an'da ayet var. Evet, diyor ki, "Alakal kalbine indiriyor." Ama onunla alakalı uzun bir şeyimiz yok tabii. Ya gerekli görmemiş, vermemiş yani. Ya zaten bizim için de gerek yok hocam. Bu kadar konuyu zaten anladık gibi. Çok sayıda şeye gitmeye gerek yok diye düşünüyorum. Ama genel hatlarıyla anladık Kur'an'daki ruhun ne olduğunu. Ya evet.

Bir de evet, bir de beşeri ruhu yüklenmesi var, üflenmesi var. Bunun da yine bilgi olduğunu şu ayetten görebiliyoruz. "Şükretmesi için ses gelmiyor mu? Geliyor. Bize geliyor mu? Düzenledi ve ona ruhundandır size duymayı, görmeyi, yetti ve parası verdi. Ne kadara şükrediyorsunuz?" Orada Bey olarak alsak, Allah kendi sıfatlarından da orada bana derken, "Ruhumdan üfledim," derken kendi ahlakından, kendi ahlakından ve sıfatlarından verdiğine bir işaret vardır. Evet, bir bilgi yüklendiğini anlıyoruz ki, yani ona şükür, kulluk yapmak için. Daha önce de biz daha söyledik ya, ruhunda Allah'ın sıfatlarının cüzünden hepimizde vardır. Külliyatı ona aittir zaten. Allah'ın bu sıfatlarını külliyatını kimseye vermezsek, şutanda kurtulmuş oluruz. Külliyatını Allah'a ait olduğunu düşünürsek, işte onlar ki hep onlar külliyatı veriyorlar. Ha, külliyatı veriyorlar başkasına sıfat olarak. Yani o da yaratır, o da görür, tamamını, o da görür. Yani seni, benim her şeyimden ilmi haberi var, diyor. Ne oluyor? Allah'ın sıfatını tamamen, sıfatını tamamen yüklüyor. İşte bizden vardır, biz de görürüz ama görebildiğimiz kadar. İşte yani biz de merhametliyiz diyelim ama sonsuz merhamet ona aittir. Yani hepsinden cüzünden ruhunun üflemesi. Bunu da aklımızdan çıkarmayalım. Yine Meryem için kullanılıyor. "Onlar ruhumuzdan üfürüklüyor." Başka ayetlerde de vardı da bu NBA 91'de de yine onun için geçiyor ve namussuzunu koruyan dalına ruhumuzdan dedik ve kendisine ve oğluna alemler için bir ayet. Tabii bilgi verdi yani Meryem'e bilgi verildi. O da bir elçi tarafından olduğu ortadadır. Zekeriya dönemedir, çünkü öyle düşünüyoruz. O bilgileri Zekeriya onu okudu, ona verilen bilgiler olarak algılasak bu kadar yeterli. Bu Meryem suresinde geçen ayet daha önce de şey gibi efsane parantezisine koymuşlar. Yine de sonra ailesi ile ara. O zaman onları ruhumuzu gönderdik. Ona normal bir beşer yapısında tembel temessül ne demekmiş hocam? Hiç bakmadım diyor. Yani temsil, temsil, temsil. Bu hani diyor ya İbrahim Aleyhisselam da bağlamında da o kelime geçiyor. Mehdi demesi, bu temsililer nedir? Ftliler sanki böyle bir benzetme. Meryem ile alakalı tabii bu benim kendi görüşüm, daha bunun üzerinde çalışıyorum. En doğrusunu Allah bilir. Ben İsa Aleyhisselam'ın aynı Muhammed Aleyhisselam gibi daha önce konuşmuştum. Normal bir doğumla dünyaya geldiğine ben inanıyorum. Ama daha sonra Hristiyanlar rivayetlerinde İsa Aleyhisselam ve yücelttiklerinden dolayı, çok yücelttiklerinden dolayı, İsa gibi birisi nasıl bir doğumla meydana dünyaya gelir diye Yahudilerin Musa Aleyhisselam ile alakalı uydurdukları o annesinden başka süt emmezdi gibi göklerdeki verilerdeki yaratılış yasasına aykırı olan şeyleri daha önce bu kitaplarında şey yaptıklarından dolayı, Kur'an onların kitaplarında olan şeyi almış, onların mitolojinin teklife etme maksadıyla. Yani bunlar gerçek olma anlamında değil tabii. Ben de olsa alabilir. Ben şunu söylüyorum hocam, bildim %100 bildim, kani oldum, iman ettim ve bununla da Allah'a hesap vereceğim bir şey söylüyorum. Ben göklerdeki ve yerdeki yaratılış yasasına aykırı hiçbir şeyin var olmayacağına inanıyorum. Asla böyle bir şey olamaz. Asla Muhammed Aleyhisselam, Allah'ın sünnetinde değişiklik yoksa, Muhammed Aleyhisselam nasıl doğmuşsa, Musa da o şekilde doğmuş, İbrahim de o şekilde doğmuş, İsa da o şekilde doğmuş. İnsanın diğer elçilerden, nebilerden doğumda hiçbir farkı ve özelliği yok diyor. Evet hocam, üstündeki şeyleri okuduk. Sadece bu şeyle ilgili kaldı. Evet, burada geçiyordu İsa ile ilgili. "Allah, ey Meryem oğlu İsa, seni ve annenin üzerine olan nimetini hatırla. Hani seni Kudüs'ün ruhu ile desteklemiştik." Bu neden acaba hep iyi sahipti kullanılmıyor? Bu fark ettiniz mi? [Müzik] Bir anneden doğduğunun izahatını vererek aradığı temiz, yani temiz kıldık. Yani birine söylüyorsa, diğerlerine söylemiş gibi algılayabiliriz. Yani şimdi bu diğer nebiler için farklı da şeyler söylüyor zaten. Bilemiyoruz. O kadar şöyle bir şey söyleyeyim. Bu duayı yerine bir şey söylemek istiyorum. Bu ayetler Medine'de inen ayetlerde hocam. Açın, hepsi bu ayet-idir. Yani bu şeytanlar önceden gelen Hristiyanlar, onların kaynaklarında, onların kaynaklarında aynı kelime kullanıldığı için Kur'an'da aynı kelimeyi kullanmış. Onlar bağlamında bu Hristiyanlar için kullanılan bir kelimedir. Bu yüzden sadece İsa bağlamında geçmiştir. Yoksa Allah eğer İsa Aleyhisselam'ı, İsa Aleyhisselam desteklemişse, vallahi İbrahim Aleyhisselam, Muhammed Aleyhisselam'a da. Ama eğer sadece Hristiyanların kaynaklarında geçiyorsa, onların kaynaklarında olan bir kelime ile olarak kaybetmiştir. Bu kadar. Yani bu Bakara 87'de geçiyor. Şu anda dostum Musa'ya kitaplardaki Arda sıra Resuller gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da beynini attı. Burası şey olabilir mi? Şu ve bağlaçları birleştirilebilir. Bilmiyorum. Destekledik. Ne zaman bir elçi hoşunuza gitmeyen bir şey getirdiyse, büyüklük taslayarak kimini yalanlayıp, kimini de öldürmediniz? [Müzik] Yani her defasında ne zaman ki nefislerinizden hoşlanmadığı bir şeyi getirmişlerse, Resuller diyor, öldürdünüz. Çok ilginç. Buradaki aslında İsa Aleyhisselam'dan sonra bizim bildiğimiz Allah Resulü değil mi? [Müzik] Demek ki hocam, çok Resuller gelmiş. Yani kitaba bağlı, kitaba bağlı çok Resuller gelmiş. [Müzik] O arada onlar da gelmiş olamazlar mı? Bir tane ayette Enam suresinde miydi? Adını zikrettiğimiz, zikretmediğimiz birçok elçiler gönderdik. Mesela hocam, size bir ayet açacağım. Yani şey açıyorum. Hud suresini açın hocam. Kitaba Resulullah'la alakalı çok şeyler var, örnekler. Tevrat Musa'nın diyor ki, "Bütün sahilde elçilerine veren kitap Tevrat'tır." Larda var, kitaba bağlılar, resullerine isyan ettiler diyor. Çoğu kullar gönderdik, elçilerine diyor, elçileri. Demek ki yani vahiye bağlı Resuller vardı. Vahiye bağlı köle gönderdiği kitaba bağlı Resuller de olmuş olabilir. Aynen o yasasında anlatılan. Kitaba bağlı Resulullah her zaman olmuştur. Enam 87'de de onların atalarından, soylarından ve kardeşlerinden bir kısmını da diye ismini vermediği birçok elçiler. İşte bu aradaki çoğul kulübünde bence buradakiler kastediliyor. Özellikle burada Vakıa sadece bir özellik lan makedonileri resulleri yalanladılar. Evet hocam, diğer ayetler zaten şeyle ilgili. Hocam, yine bir iki tane daha var İsa ile ilgili. İsrail aynı bağlamda geçiyor. Burada soru, "Ruhu ile diyor, destekledik." Başka da ayet yok zaten. Orada zaten Kudüs'ün ruhu duyduğu zaman, Allah kendini atıyor. El Kudüs Allah ya, yani kendi bilgisi ile desteklediğini söylüyor. Allah kendi bilgisi ile oraya destekledi. Yani onları da hep yaptığın sistem aynı. Kendi bilir hocam. Bir ayette de emin sıfatıyla geliyor, güvenilir olarak. Diğerleri şey olarak geliyor. Birkaç ayette de ruhu gösterebildik. Konuyu anlamış olduk. Sadece bir mealist suresindeki gibi anlayamadık onları. En doğrusunu Rabbimiz bilirler. Zamanla anlarız ya çalıştıkça inşallah. Zaten bir şeyi yakaladığımız zaman, sokuk gibi çekebilsek, alnımıza azalır inşallah. Her geçen gün daha da şey oluyor, güzel oluyor aslında. Peki, burada toplantıyı sonlandırıyorum abi. Genel konuşma olsun diğer arkadaşlarla.