📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

Gökberk Demirci: Oyunculuğu ilahlaştırmaya gerek yok | 'Yemin - Emir' beni etkileyen karakterlerden

Bi' Başka36:32

Transcription

İnsan işi yapıyoruz. Başkalaştırmaya, ilahlaştırmaya, ötekileştirmeye gerek yok ki. Ayaküstü denk gelen bir iletişimden, muhabbetten kaynaklı bir şekilde ben bayağı kostümler, saç, makyaj, elde bir tane tekst, kendimi setin ortasında buldum. Yani dışarıdan bir seyirci olarak baktığımızda daha böyle aile gibi bir ortam, daha böyle her oyuncunun birbirine yalan yalan yani ne diyeyim? Bir şey demeim ya. Çok itici bir cümle olacak ama bunu çok dostane belki buranın samimiyetinden yani evde muhabbet ediyormuş gibi hissediyorum kendimi de. O yüzden örnek vereceğim. Bir tek benimle fotoğraf çekilmeye gelirler. Bir tek bana sarılırlar. Ben utanırım artık böyle sanki. Bir gün bir tanıdık şey dedi. Oğlum sen mi çağırdın? dedi. Hani gel benimle fotoğraf yani yazıyor musun dedi. Ne yapıyorsun sen bu insanlara? Oyuncu olmasan ha çekingen adam derler ama öbür türlü diğer tür soğuk adam egolu ukala burnu havada. Hayır abi utanıyorum ya.

Bir başkadan herkese merhabalar. Bugün Gökberk Demirci konuğum. Hoş geldin. Merhabalar. Hoş bulduk. İyiyim. Çok iyiyim. Sen hoşun. Harika. Ben de iyiyim. Çok teşekkür ederim. Sefa Sultan'la tabii ki eee başlayalım istiyorum. Çünkü anlaşıldığı üzere Evet. Bıyıkları da bırakmış. Eee, nasıl, eee, gidiyor set çekimler? Ya çok güzel, çok keyifli bir ortam. Öncelikle benim için zaten en önemli şeylerden birisi eee, işini yaparken keyif almak, huzurlu bir set ortamı. O yüzden çok mutluyum ve çok farklı bir atmosfer, alışık da olmadığımız bir dil hakim vesaire derken aynı zamanda heyecanlı da geçiyor. Sabah Tümer'le olan programını izlediğinde şey diyorsun ya bir şeyler bekliyorum şu an sanki o geliyor gibi bir açıklaman var. O muydu bu proje ya? Kalbim temizmiş hakikaten. İçime doğmuş bekliyordum ya cidden. Onu laf olsun diye de söylememiştim. Yani böyle farklı bir şey olsun. Her iş güzeldir, heyecanlıdır, kendince farklıdır vesaire ama eee bu biraz daha böyle benim düşündüğüm gibi bir şey oldu. O yüzden ayrıca şanslı hissediyorum kendimi.

Peki eee dönem işinin eee diğer yani gündelik işlere nazaran farkı tabii ki hani işte kostümüdür, osudur, busudur farklı oluyor ama hani gerçek yani tarihte gerçekten yer alan bir karaktere oynamakla kurmaca bir karakteri oynamak arasında çok büyük bir fark var mı? Çünkü şundan soruyorum işte Doğa Yıldız konuğum olduğunda Şehzade Kasım'ın ben biraz böyle Lalet Tin oynuyordum ve hani seyirci aslında şaşırıyordu ama aslında onun öyle bir tarihi karakter olması eee çok böyle düz, çok böyle sınırları olan biri olduğu anlamına gelmiyor aslında. Ben biraz daha oraya çekmeye çalıştım demişti. Sen de nasıl düşünüyorsun? Nasıl bakıyorsun bu işe? Aslında çok doğru. Bana da mantıklı geliyor şu an bu yorum. Çünkü her şeyden önce o da bir insan. Ya hani oradan yola çıkarak doğru buluyorum bu yorumu. İkincisi ikisi arasında ben şahsen çok belki eee katılmayacaklardır ama bir fark olduğunu düşünmüyorum. Çünkü ikisi de bir sorumluluk. Önce mesleki açıdan bir sorumluluk. Ayriyetten diğerinin gerçek birinin belki bir tık daha böyle elbette sınırları vardır ama kimse tam anlamıyla hani bilmiyor bunu. Haliyle bir yerden sonra belli birtım donelerden sonra gene insana bağladığı için haliyle bilmiyorum ya ben eşit buluyorum hepsini açıkçası. Fakat şöyle bir heyecanı oluyor. Hani şu an hayat verdiğin, oynadığım şey zamanında yaşıyordu gerçekten. Yani insanların bildiği belki o gözle izledikleri bir durum var. Onun sorumluluğu belki bir tık daha elbette fazla olabilir.

Peki şey ilk işin de aslında sanırım dönem işiydi diye biliyorum. Osmanlı'da derin devlet. Eee sanırım ilk projen öyle yazıyor çünkü Osmanlı kıyamdı. Hı. O çok çok eski ve ilk benim sete girdiğim yani ilk setimdi diyebilirim. Şimiler böyle değişik. Onu da aslında dinledim ama burada da böyle küçük bir bahseder misin? Aslında arkadaşını ziyarete gidiyorsun. Evet. Yani çok büyük sürpriz oldu. Tamamen spontane oldu benim için. Benim aklımda hiç oyunculuğa dair herhangi bir şey yoktu. Oyuncu olmak için herhangi bir eee adım atmadım. Tamamen kendiliğinden gelişen bir şey. Orada ayak üstü böyle ya hani koştur zaten set ortamları koştur koşturdur. Haliyle ayak üstü denk gelen bir iletişimden, muhabbetten kaynaklı bir şekilde ben bayağı kostümler, saç makyaj, elde bir tane tekst kendimi setin ortasında buldum. Yani hatta ziyaretine gittiğim arkadaşım bile şaşırdı. Haberi yoktu. O an koşturmadan telefona da bakamıyorum. Yani o 50 kere aramış. Ben girmeden önce 50 kere onu aradım. O da çalışıyordu falan derken bayağı birbirimizi aynı iş yerinde çalışırken artık setten sonra bulabildik yani.

Peki nasıl oynadın ilk sahneyi Gökberk? Ben ona onu böyle kafamda oturtamadım ya. Hani bir anda girdin hiç öyle bir deneyimin de yok ve oraya aslında ayak uydurmuşsun ki bunun devamı gelmiş. Yani aslında şöyle gene tabii tartarak konuşmak istiyorum ama çok oynadım da sayılmaz. Yani şu an yaptığım şeyle o zamanki şeyin aslında hiçbir alakası yok. Hı hı. Sadece ben o an şimdi düşününce orada bulunmuşum. Yani hani orada duran bir adam, koşan bir adam, arada 3 be laf söyleyen bir adam vesaire. Sonra sonra baktım yani bu artık iş olmaya başladı. Telefonlar çalmaya başladı. Habire birileriyle tanışmaya başladık falan. Bir de dürüst olmak gerekirse çok güzel yönlendirdiler beni. Cesaretlendirdiler, motive ettiler. Dedim o zaman en azından deneyeyim yani şansımı. Gerçekten çok mutlu. ve ait hissettikten sonra kendimi oraya artık devam etmeye, ondan sonra ben artık girdikten sonra çabalamaya başladım açıkçası. İşte tiyatro, oyunculuk eğitimleri vesaireler vesaireler beraberinde peşi sıra geldi. Akışta onlar da eklendi.

Peki hani ben oynamam, yaşamaya çalışırım diye de bir cümlem var aslında. Eee, bu karakterlerden, yaşamaya çalıştığın bu karakterlerden Gökki en böyle derinden etkileyen veya hayatında farklı bir bakış açısı getiren çünkü ben hep söylüyorum yani sizinle konuştuğumda buraya gelen konuğumla iletişim kurduğumda bile farklı bir bakış açısı kazanıyorum. Senin bir cümleni alıyorum hayatıma. A bak böyle bir şey de var diyorum. Siz şimdi o karaktere giriyorsunuz. O karakteri yaşamaya çalışıyorsun. Hiç böyle Gökberke'e çok sirayet etmiştir dediğin bir karakterin oldu mu? Ya çok kliş olacak ama hepsinin birtım izler bıraktığı oluyor. Yani hepsi eee benim için çok değerli ve unutulmaz hikayeler, maceralar, yolculuklar vesaire. Ama tabii ki illa böyle bir ayırt etmek, kıyaslamak birbiriyle gerekirse mesela ilk işim olan asla her zaman övgüyle bahsedeceğim Yemin dizisinde oynadığım Emir Tarhun karakteri veya şu anki Zülfkar ağa mesela böyle her okuduğumda her sahneden sonra gerçekten bir şeyler bırakıyor. Çünkü bizi çok zorlayabilecek şeyler. Bizi belki artık böyle yere düşürüp yerden kalkmamamızı sağlayacak şeylerle baş ediyorlar insanlar ve o tarz hikayeler ve her seferinde bayağı o işte Rakip Alboa hani kaç yumruk yediğin değil ne kadar daha adım atmaya çaba gösterdiğin adım atabildiğin bir durum yani haliyle onlar beni mesela olumsuz anlamda derinden etkilemek gibi değil vay be dedittiriyor yani hakikaten bazen kağıt üzerinde de yazılı bir karakterin bile şu an kanlı canlı bana katkıları olabiliyor ya ya da motivesi. Eee zihnime bir bilet henüz sanırım seyirciyle buluşmadı diye biliyorum buluşmadı. Ben de çok merak ediyorum onu. Orada da sanırım her bölüm farklı bir hikaye işleniyor farklı karakterlerle. Eee onu onu tabii de mi izleyeceğiz? Tabii de izleyeceğiz onu. Evet ama henüz belli değil. Değil. Hiç karaktere de çok girmiyoruz anladığım kadarıyla. Evet. Çok değişik böyle bir şey ya o. Hadi bakalım. Merakla bekliyoruz. Farklı bir şey sanırım böyle olağanın farklı yani böyle kısa ve öz çat çat çat böyle izleyiciyi gerçekten her zaman diri tutacağına inandığım bir bölüm diyeyim. Merakla bekliyor proje.

Peki eee bu projeden sonra var mı kafanda bir şeyler görüştüğün? Çünkü yaz dönemine denk geldi. Yeni sezon Eylül'de başlayacak. Hani eee kafanda belki şuraya bir şey yapmak istiyorum diğerlerini bekletirim gibi bir durumla mı ilerliyorsun yoksa aslında gelen teklifleri değerlendiriyorum? Kesinlikle öyle. Ben çok açığım her şeye. Eee, hiç böyle bir şunu yapayım, bunu yapmayayım, şöyle bir şey yapmak istiyorum, bunları yapmam gibi bir şeyim hiçbir zaman olmadı. Hep dediğim gibi sürpriz oluyor benim için. Yeni sezonla şu an anlaştığım herhangi bir proje yok. Fakat görüşmelerimiz devam ediyor. Haliyle biz de karşılıklı böyle en çok hani uyuşabildiğimiz, anlaşabildiğimiz yoldan yürüyeceğiz diyebilirim.

Peki. Çünkü çok eee da sorulmuş yani fanların tarafından. Biz işte daha sık görmek istiyoruz, daha fazla görmek istiyoruz. Ben de çok istiyorum ama tabii ki bu yani tabii yanlış bir cümle de kurmak istemiyorum ama bazen şey zannediliyor sanırım ya çok dostane paylaşacağım yani ben de arada bir okuyorum. Yeni sezonda ekranda görmek istiyoruz. Ben de istiyorum ama yani bu benim şeyim değil kararım. Yani ben yeni sezonda şu proje şu kanalın şu projesinde oynuyorum. Buna karar verdim bu olacak diye bir şey yok ki yani. Bir sürü etmem var. göre gelip buraya da oturamıyorum. Siz davet ediyorsunuz, ben geliyorum. Bizim iş de bunun gibi işte. Yani birileri çağırırlarsa, eee, birileri sizin orada oynamanızı isterlerse biz gidip oynuyoruz. Ha evet. O teklif geldikten sonra elbette bizim de bir seçme hakkımız var. Hani seçme ve seçilme hakkı. Fakat tamamen bu birazcık sürpriz. Yani bazen şey zannediliyor. Görüyorum ben tercih etmiyorum gibi. Neden etmeyeyim? Başka bir işim yok ki benim yani. Ben oyuncuyum ve oynadığım zaman mesleğimi yapıp paramı kazanıyorum haliyle. Eee, umarım güzel bir şey olur. Uzattım biraz farkındayım da. Aynen. Çok çok güzel cevapladım. Dediğim gibi çünkü bunu benim de çünkü başıma geliyor Gökberk şey açısından geliyor. Mesela şu konuğu kesinlikle görmek istiyoruz diyorlar ama şimdi biz de davet ediyoruz. Bazen program uyuşmuyor. Bazen katılmak istemiyor. Bundan dolayı bazen linç yiyoruz. Dediğin gibi o şeyleri hani bir sürü etken var. Evet. Çok etken var. Zaten bilen biliyor. Bu etkenlerin %80'ini artık herkes biliyor. Evet. Evet. O yüzden daha böyle anlayışlı, daha tolerans gösterilebilir. Bazı yorumlar yaparken bu kadar acımasız ve tahammülsüz olmamamız gerekiyor bence. Çok doğru.

Peki şimdi biraz da böyle setlerdeki tatlı çerçeveden bahsetmek istiyorum. Daha önceden böyle seyciin kulağına daha böyle entrika dolu, egosal savaşların çok yoğun olduğu şeyler çalınırdı ya hani 90'lar, 2000'ler televolesinden bahsediyorum aslında. Biraz daha işte şu şu isim sette kriz çıkardı gibi gibi. Sence bu durumun şu anda değişmesinin sebebi veya değişiyor gibi mi gözüküyor onu da bilmiyorum. Dışarıdan bir seyirci olarak baktığımızda daha böyle aile gibi bir ortam. Daha böyle her oyuncunun birbirine yalan yalan ne diyeyim? Bir şey dem hep böyle sosyal medyada da hep böyle birbiriyle görüşen işte sette tatlı tatlı iletişim kuran bir eee oyuncu birliği görüyoruz. Bunun sebeplerinden biri acaba sosyal medyanın görünürlüğüyle gelen aman bir şey yapmayayım hemen patlayabilirim, linç yiyebilirim korkusu mu? Yoksa biraz daha böyle oyuncu arkadaşın da bakış açısı değişti. O egosal problemler biraz daha eee bilinçli bir yerden mi verilmeye başlandı? Var mı? Yani senin aslında bu görüşe katılmıyor da olabilirsin. Nasıl düşünüyorsun? Yani şöyle bir ya hiçbirine katılmıyorum ya hepsine katılıyorum gibi bir şey olacak. Ya sosyal medya bir kere bir vitrin. Bunu artık herkes biliyor. İnsanlar sosyal medyada sen neyi gösterirsen, ne göstermek istiyorsan, nasıl gözükmesini istiyorsan onu veriyorsun ve onlar da senin istediğin şeyi görüyorlar. Tabii ki insanlar her zaman her yerde her şeyi kendi görmek istedikleri gibi görüyorlar da hani nasıl bakarsan öyle görürsünden yola çıkarak. Ama ben kendi adıma eee şöyle bir yorum yapayım bu konuyla ilgili. Gerçekten ben kendimi çok şanslı hissettiğim setlerde bulundum. Yani böyle birazcık da aynadır ya bu. Hani sen neysen bazen karşındaki de odur. Tabii ki istisnai durumlar oluyor. Haliyle bir şekilde ayak uyduruyorsun ya. Ya öyle kepenkleri kapatıyorsun görmüyorsun. Çünkü kendi akıl sağlığın, kendi psikolojin de çok önemli olduğu için haliyle işkenceye dönüşmemesi lazım. Bu konuya belki yorum yapacak son insan olabilirim. Çünkü ben hep uzak taraf oldum. Yani bir şekilde dürüst olmak gerekirse insanlar seni uzaklaştırıyorlar. Şimdi hep aynı örneği vermişimdir. Yani bir tabloya şuradan bakarsan burnunu dayayarak hiçbir şey göremezsin. Ha ne zaman ki uzaklaşırsan işte geniş bakarsan daha net belli oluyor her şey. Ve ben ne zaman geniş bakmaya başladım o zaman uzaklaştım. Haliyle çok fazla kendimi o kaos ortamının, ego savaşlarının içerisinde son zamanlarda bulunmamaya işte gayret gösteriyorum. Ama her yerde her şey olabiliyor. Yani bu tamamen insanların yaptığı işe, kendisine, bulunduğu ortama, bakış açısıyla, verdiği değerle, saygıyla doğru orantılı. Ama ben bu değerlerin, saygıların hep önce insanın kendinle, kendinden başladığına inanırım. Haliyle o yansıyor yani dışarıya da.

Peki böyle uzakta aslında duruyorum bu durumlardan diyorsun ya. Şey durumu oldu mu hiç Gökberk? Hani ben şu isimle böyle bir durum yaşadım ve artık asla onun olduğu bir projede yer almak istemiyorum gibi bir durum oldu mu yoksa yo profesyonelim oynarım ama bir yerde de görmem gibi bir durum mu var? Evet. Çünkü bu benim işim. Ben bir insan yüzünden kendi mesleğimden, kendi belki o benim kısmetim yani. Neden tepeyeyim bunu bir başkası yüzünden? Kendime böyle bir kötülüğü asla yapmam ama Evet. Yani başı doğru sonuna katılmıyorum. Sadece yok sayarım devam ederim. Çünkü biz de yok sayıyorlar. Herkes herkesle iyi olmak, canciğer olmak, arkadaş olmak zorunda değil. Eee, hepsine kabulüm. Neler yaşadık yani oluyor şimdi hani çok detay vermeme gerek yok ama çok üzülüyordum. Kendimde hep bir sorun arıyordum. Ya neden hani bu insan böyle davranıyor? Hani ona bu davranış Evet. Yani ne sebep? Yok, bulamadım yani ben her zaman neysem oyum yani. Düşünsene herkes tarafından sevilip sayılıyorsun. Herkesle aran çok iyi. Sadece bir kişiyle değil. Demek ki orada sorun senle değil. Yani artık elbette sorun olabilir ama insanız. Yani hayvanlardan ayıran bir tane özelliğimiz var. Yani belki iletişim, konuşabilmek, dil hani aşamayacağımız belki hiçbir problem yok ama orada da işte başka şeyler devreye giriyor. Az önceki örnekteki gibi. Haliyle ben de birazcık üst üste geldiği için o durumlar artık çok yıpranmaya başladım. Yani şu sakallarım annem öldüğünde beyazlamamıştır. Yani abuk subuk şeyleri kafaya takmaktan, hep kendimde aramaktan vesaire. Ama sonra baktım olacak gibi değil. Başa çıkılacak gibi. Uzaklaştım. Şimdi en azından kafam rahat. Tek başımayım. İşimi yapıyorum sadece.

Yani var mı peki sektörden çok arkadaşın? Hani böyle bir masaya otururum, derdimi de anlatırım, derdini de dinlerim diyeceğin isimler var mı çok fazla? Tabii ki canım. Çok sevdiğim arkadaşlarım var. Vakit geçirmekten çok keyif aldığım arkadaşlarım da var. Ya çok tanıdığım var ama her tanıdık arkadaş olmuyor malum. Benim az ve öz arkadaşlarım var. Fırsat buldukça bir araya geliyoruz. Eee, fırsat buldukça vakit geçiriyoruz. Tatile çıkıyoruz. Yeri geliyor beraber davetlere katılıyoruz vesaire. Sağ olsunlar hiç eksik olmasınlar. Öyle iyi ki hayatımdalar dediğim birkaç arkadaşım var. Meslektaşım olan. Harika.

Peki bu ün şöhret kavramlarına da geçiş yapmak istiyorum. Yani sen nasıl görüyorsun bu kavramları? Çünkü hem aslında psikolojik olarak bir yük. Az önce de konuştuk ya çekimden önce hem de aslında o süreci yönetmek de bir meziyet bence. Yani çünkü bir anda herkes tarafından görünür hale gelmek. E o durumu kendi psikolojine yedirmek, kendine sürekli bir otosensür uygulamak. Sen nasıl bakıyorsun bu kavramlara? Ya kendi adıma bunlar beni çok mutlu eden şeyler. Hani insanların tanıyıp gelmesi. Bir de her yerde söylerim. Biz denk geldiğimizde beni tanıyan insanlarla yani hiç yabancılık çekmiyoruz. Biz nasıl oluyor anlamıyorum. Böyle bir anda sanki böyle kuzen, akraba ya da böyle uzun zamandır görüşmeyen iki dost gibiyiz. Yani o durum beni her zaman çok mutlu etmiştir açıkçası. Ama ekstradan ben bu durumun böyle yönetilmesi gereken ne bileyim hani x y z diye kategorize edebileceğim bir şey olduğunu düşünmüyorum. İşin verdiği bir şey. Hani illa bir başlık altında toplayacaksak mutluluk olabilir bu benim için. Motivasyon olabilir. Seni cesaretlendirme işini. Ben zaten dört elle sarılmış bir insanım ama belki sekiz kolla sarılmanı sağlayacak böyle daha pozitif, daha güleryüzlü, daha insanca hareket etmeni sağlayacak taraftan bakıyorum ben. Hani aldığım şeyler bende bu tarz başlıklar, etkiler yaratıyor. Haliyle diğer türlüsünü, olumsuz kısmını yönetmekmiş. Psikolojikman işte o ego, zart zırtma onlardan çok açıkçası anlamıyorum. Ya var çevremde görüyorum yeri geliyor ama herkesin kendi yolu, kendi bakış açısı, kendi tercihi sadece saygı duyuyorum. Yani herkesin yorumu. O aslında gerçekten senin o her şeyi daha böyle sıradan indirmen. Ya sıradanlık derken kötü bir şeyden bahsetmiyorum. Hani çok böyle büyütmek, her şeyi bambaşka bir hale getirip abartmak durumunda bırakmadığın için hiçbir şeyi hayatında ki bence o yüzden o sıradanlık ve samimilikle ilerliyor demek ki. Ve bunu da yönetmek zorunda kalmıyorsun. kalmıyorsun. Çünkü ortada yönetecek bir şey yok. İnsanız. İnsan işi yapıyoruz. Dünyayı kurtarmıyoruz. Yeni bir dünya yaratmıyoruz. Haliyle çok mutlu, keyif alarak yapılması gereken bir şey. Aslında az öncekinde de çok yorum yani mantıklı bir yorum yapamadım. Belki bu bakış açısına sahip olduğum için çok içerisinde değilim. İşte o kaosların, savaşların vesaire. Haliyle bazen meslektaşlarım yani kızacaklardır. Arada bir böyle tabii kendi çevremden de duyuyorum. Oğlum sen de çok küçümsüyorsun yaptığımız işi. Abi bu küçümsemek değil. Yani bu aslında ne kadar güzel bir şey. Hani normal ya insan işi yapıyoruz. Başkalaştırmaya, ilahlaştırmaya, ötekileştirmeye gerek yok ki. Zaten bundan kaynaklı insanlar farklı tavır davranış biçimi sergiliyorlar. Sen de kendini böyle gerçekten öteki başka diğeri zannediyorsun. Tamam ama insanız yani. Hiçbir oyuncunun y pembe değil yani. Anladın mı? Hani böyle ne bileyim enteresan haliyle. Şimdi bu bakış açısı beraberinde eee doğallığı, saflığı işte herhangi bir ne derler kontrol edilmesi gereken bir şey olmadığını gösteriyor. Yani sonuç itibariyle hiçbirimiz ya vardır belki o şekilde doğan, onun içine ortasına doğan ama oyuncu olarak, ünlü olarak işte milyonlarca takipçisi fanları olan insanlar olarak doğmadık. Yani bu muhtemelen o yola veya bu hani şeye girmeden öncesini unutan insanlardan kaynaklanıyor bu durum sanırım. Bilmiyorum yani ben hiç unutmuyorum. İlk gün neyse tanıyanlar hak verecektir. Oyundur yani. Hatta insanlar şaşırırlar dışarıda. Ya normalsiniz diyor. Ne olmamı bekliyor? Android miyim? Robot musun? İlahi nesin ki? Yani elbette dediğin çok doğru. bir başkalaşım yaşanıyor. O şöhrete kavuştuktan sonra. Demek ki o şöhretten önceki halini devam ettirme şansın varsa sana aslında hayatında değişen bir şey olmuyor. Yok ekstra sadece para benim için yani evet zamanında bu kadar para kazandığım hiçbir işim olmamıştı ya da eee vesaire vesaire bu rahatlıkla para harcayabildiğim benim için tek bir şey söyle deseler bu derim. Onun haricinde neysem oyum. Hani insanların tabii ki vitrinleriyle gösterdikleriyile de alakalı bir durum olabilir. Hani o aşırı eee şaşalı böyle korumalar, bilmem neler, işte lüks hayatlar, abartılı işte vesaireler vesaireler ama elbette tek değilim. Yani çok normal, mütevazi hala insan hayatı yaşayan insan oyuncular da var. O yüzden aynen tepkiler bazen çok komik olabiliyor yani bu yönde.

Peki o hani tepki veren arkadaşlarına bu durumu böyle anlattığında yine aynı tepkiyi mi alıyorsun yoksa a evet ya dediğin doğru yani sana hak veren bir tarafa geçiyorlar mı? Ya elbette böyle egosundan sıyrılıp kendini oradan alıp ayakları üzerinde yere bastığı zaman eee normal bir insan gibi dinlemeye başladığı zaman beni hak veren çok arkadaşım oluyor ki zaten hayatımdaki o az özlediğim kısım zaten benimle aynı bakış açısına sahip olan arkadaşlarımız. Öyle olmayanlar da yeri geliyor hak veriyorlar. Çünkü ya bazen öyle bir an geliyor ki ben kendimi hiç böyle bir yerlerde görmem açıkçası. Tabii ki başladığım noktayla şu anki arasında fark var ama genel itibariyle bir yerde görmüyorum ama tabiri caizse çok daha ünlü insanlarla yeri geliyor bir araya geliyoruz aynı ortamda bulunabiliyoruz falan filan. Ya çok itici bir cümle olacak ama bunu çok dostane belki buranın samimiyetinden yani evde muhabbet ediyormuş gibi hissediyorum kendimi de. O yüzden örnek vereceğim. Bir tek benimle fotoğraf çekilmeye gelirler. Bir tek bana sarılırlar. Ben utanırım artık böyle sanki. Bir bir gün bir tanıdık şey dedi, "Oğlum sen mi çağırdın?" dedi. "Hani gel benimle fotoğraf yani yazıyor musun?" dedi. "Ne yapıyorsun sen bu insanlara?" diyen oldu mesela. Abi y ego yok vesaire yok. İnsanlığımı evde bırakıp çıkmıyorum yani. Ya da ne bileyim hani çok güzel bir şey ya. Umarım gibi gi bazen böyle saçma cevaplar veriyorum ama. Bu bence harika cevaplar ve umarım bu bakış açısı biraz daha böyle yayılır ki daha böyle hani katlanılabilir bir hayata da evrilir hem fanlar açısından hem oyuncular. Çünkü fanlar da büyük ihtimal daha farklı bir e tavır gördüğünde gerçek hayatta büyük ihtimal o tüm şeyler kırılıyor. Bütün ukteler iç içe kalıyor. Evet. Ya önyargıları da tabii ki çok oluyor. O da mesleki. Şimdi bak, eee, ben yapı gereği çok çekingen bir insanımdır. Ben hiçbir zaman böyle girişken, yalapşılap bir insan olamadım hiçbir yerde. Ben hep böyle yavaş yavaş ısındıkça, alıştıkça yakınlaşabilen, temas edebilen işte vesaire bir insan oldum. Bir de çok konuşmam. Bugün çok aksi tabii ki ama konuşasım varmış sanırım. Eee, normalde hep dinleyen taraf olurum vesaire. Sırf oyuncu olduğun için bazen bu yanlış anlaşılabiliyor. Bir tek bunun kontrol edilme durumu işte yani bunu kontrol edemediğim için bazen gerilebiliyorum veya sıkılabiliyorum. Şu bakımdan oyuncu olmasan ha çekingen adam derler ama öbür tür diğer tür soğuk adam, egolu ukala, burnu havada. Hayır abi utanıyorum ya sadece lak diye giremiyorum o ortama yani. Ya da bir anda ne haber olamıyorum yani. Yavaş yavaş. Şimdi yapı karakter durumunu unutuyorlar. Yani sonuçta hepimizin bir yapısı var, karakter özellikleri var. Hassasiyetlerimiz farklı vesaire vesaire. Eee bazen bu yanlış böyle entegre edip a bundan dolayı demek ki diye oradan sıyrılıyorlar. Evet çok kötü bir dezavantaj bu. Birçok yerde yaşamışımdır birçok ortamda. Ya Gökm Bey biz korkudan yanınıza gelemiyorduk falan. Öyle bir duruyorsunuz ki. Hayır abi yani tanıdıkça çok günah çıkartan olmuştur mesela. Ya nasıl anlattılar sizi bize veya biz sizi ne zannedik da neyinisiniz falan. Çünkü ben hep arkadaşımdır yani çalıştığım bütün ekip kamera önü kamera arkasıyla.

Peki Gökberk hani o sete gitmeseydin eee o oyunculuk yolculuğuna başlamasaydın. Evet. Nasıl bir şey planlıyordun hayatında? Neler yapıyordun yani oyunculuktan önce de? Ya ben çok böyle spora odaklıydım. İnanılmaz derecede boks kickboks hayranıydım. Yani böyle hep işte o tarz biyografiler izlerdim veya çok sevdiğim, hala bayıldığım eski dövüşçüler, boksörler vardı. Hep onların videolarını, maçlarını izlemekle geçiyordu benim zamanım. Vasıl boksa başlamıştım ve o zamanlar işte deli gibi bütün hayatım bokstan ibaret zannediyordum. Sonra askere gittim geldim oyunculuk başladı. Yani muhtemelen oyunculuk başlamasaydı çok güzel bir spor kariyerim olabilirdi yani.

Peki nerede doğdun? Büyüdün, nasıl bir çocukluk geçirdin? Fix sorumla da devam edelim. Yani eee şu an dönüp baktığında en çok aslında eee hatırladığın işte o anda olmak istediğin bir anı da istiyorum senden. Biraz da böyle büyüme hikayeni de dinlemek istiyorum. Ben İzmit'te doğdum fakat benim babam Deniz Asubayıydı. Yani biz böyle çok taşındık yani hep hani bir yerde değil birkaç yerde büyüdüm gibi bir şey oldu. Gölcük, İzmit, işte İzmir, eee, İskenderun vesaire ama çok uzun zamanım mesela İzmit Değirmen Dere'de geçmiştir. Kocaeli'de. Değirmen Dere'yi çok severim. Böyle küçük bir tatlı bir sahil kasabası. Ya orada çok güzel ortamlarımız, arkadaşlıklarımız vardı. Yani gerçek arkadaşlık şeyinin hani başladığı zamanlar böyle hem o yaşlar hem o iletişimler. Görüştüğün birileri var mı? Hala var tabii. Çok sevdiğim arkadaşlarım var. Arada bir gelirler ben giderim. Babam zaten hala orada yaşıyor. Yakın bir saat bir saat 15 dakika falan fırsat buldukça gidiyorum. Onlar geliyorlar vesaire. Hala devam ettirebiliyoruz. Ama artık tabii büyüdük. Herkesin kendi hayat şartları. Kimi evlendi, çocuğu oldu. Kimisi işte yurt dışında iş yapıyor vesaire. Fırsat buldukça bir araya geliyoruz ama güzel bir çocukluğum oldu benim ya böyle biraz da tabii sokaklardaydık hı daha böyle bir hani o mahalle kültürü komşuculuk vesaire vardı evet ya oyunlar oynamacalar hani toplaşıp işte annelerimiz çağırana kadar öyle keyifliydi.

Peki ilk böyle aklına en eski anına sorsam ne gelir? Var mı hiç aklında canlanan böyle ilk anım herhalde buydu dediğin bir an var mı yani? Çok var ya. Ben biraz çocukken çok yaramazmışım aslında. Şu anki halimle hiç alakasız bir çocukmuşum ben de ya. Niyeyse direkt aklıma o geldi. İskenderun Arsus'da ojmanlarda yaşıyorduk o zaman. Ben böyle bir lağım çukuruna düşmüştüm. Askercilik oynuyormuşuz işte. Görmedim. Düştüm. Kapağı da üstüme düşmüş yani. Onun inanmıyorum. Ha o böyle öğütücülerden geçip falan denize akıyormuş yani. Bir de o şey o zaman bir tane kekeme bir arkadaşım vardı böyle ama ciddi ileri seviye kekeme. O birine yoldan geçen bir askere söylemiş. Beni böyle o adam kapağa mapa üstümden alıp tişörtümün burasından çekip çıkartmıştı. Öyle bir şey geldi aklıma yani ilk ama çok güzel anılarım da var tabii ki.

Vefa Sultan setine dair en sevdiğin o şeyi soracağım. Yani e bir kere oyuncu arkadaşlarım, yönetmenlerim ikisi de Ahmet hocamla, İsmail hocam da, İsmail Egeşmaz, eee, Merve Üçer. Tek tek bütün isimleri hiç yorulmadan sayabilirim. Öncelikle ikisi bakımından kendimi çok mutlu ve şanslı hissediyorum. O yüzden sizin aracılığınızla buradan hepsine de teşekkür ederim. Karavanda yapmayı en sevdiğin o etkinlik beklerken ya böyle blues müzik dinlemeyi çok severim. Karavan genelde benim için böyle bir gözlerimi kapatıp hani sakinleştiğim, durulduğum, zihnimi boşalttığım yer olur. Bir o ya da kitap okumak oluyor. Eğer yalnızsam ama bazen oyuncu arkadaşlar gelebiliyor vesaire. Ekipten arkadaşlar muhabbet oluyor. Öyle değişken.

Peki mutlaka kariyerinde görmek istediğin o iş yani ne çıkarsa bahtıma diyebilirim yani. Peki ya sürpriz. Ben çok seviyorum sürprizi. O yüzden hep her şeye açığım yani. Biraz daha spontane ve akışında harika.

Peki asla aynı projede yer almam dediğin o oyuncuyla çalışmak istememe sebebin aslında az önce konuştuk. Öyle bir ayrım yapmam diyorsun ama gerçekten böyle bir yol ayrımına geldin ve artık dayanamıyorsun. O sebebi soracağım. Ego mudur? İşte daha böyle farklı bir sebep midir? Yani o oyuncuyla aslında bu yüzden asla aynı yerde yer almak istemem dediğin o aslında davranışı soruyorum. Ya ego ve saygısızlık diyebilirim. Hani saygısızlık tabii insanın biraz da kendine de saygısı olması lazım ki hani değil mi verebilesin başkalarına da. O yüzden ilk aklıma gelen bunlar oldu.

Peki izlemeye görmeye dayanamadığın bir performansla karşılaştığında yüzünün aldığı o şekli soracağım. Olumsuz ama böyle pek karşılaşmıyorum desem yani. Çünkü çok hiç iyi bir izleyici değilim maalesef yani. Yani ben de pek genel itibariyle gerçekten iyi bir izleyici sayılmam. Yani çok klişe şeylerdir benimkiler.

Peki her şey bitti dediğin o an. Bu iyi anlamda da olabilir. A tamam. Oh ya, her şey bitti ve devam ediyorum. Ya da daha böyle kötü her anlamda bence hep diyoruzdur ya bazen bir şeylere kapılıp mesela ayrılıklar olabiliyor veya ne bileyim başka bir şey gelmedi aklıma da. Yani küskünlükler, kırgınlıklar olabiliyor aslında. Her şey bitmiyor, devam ediyor da biz öyle adlandırıyoruz ya o anki ruh haliyle. Mesela çok hep aynı yere bağlıyorum ama o benim herhalde artık daha diğer şeyleri çok fazla gözümle büyütmememden kaynaklanıyor olabilir. Şimdi ben arka arkaya çok kayıp verdiğim için o zamanlarda da demişimdir. Kardeşimin vefatında da başınız sağ olsun dediklerinde o anda geçmiştir aklımdan. Eyvah her şey bitti. Annemde de olmuştur keza vesaire. Peki et hep diyoruz ama hiç bitmiyor yani hiçbir şey. Aynen öyle. Yeniden başlıyor. Çünkü insanoğluyuz ve alışıyoruz her duruma.

Etkilendiğin o en büyük hikayeyi soracağım. Bu bir yani izlediğim bir şeyden de olabilir veya gerçekten hayatında yaşadığın bir hikaye vardır. Farklı birinin yaşadığı bir şey vardır. Bir film konusu da olabilir. Rocky'yi çok sevdiğini biliyorum. Belki o Rock'yi çok seviyor ya o Rocky işte bir boks filmi olmak Silvester Stalon hayranlığı olarak değil o biyografi. Evet. O hikaye, bir insanın vazgeçmeyişi, çabalayışı, nelere rağmen ayakta durma azmi onunla eee ilişkilendirdiğim için yani o tarz şeyleri daha çok aldığım için ben çok seviyorum. O zaman bunu verebilirim cevap olarak. Bir. İkincisi hayvanları çok fazla sevdiğim için mesela Hachiko beni etkileyen bir hikaye olabilir. Onun haricinde tabii ki kendi sosyal çevremizden duyduğumuz bazı hikayeler de oluyor. Ben çok fazla duygusal bir insanım aslında. Bunu çok belli etmemeye çalışırım. Ya da otomatikman artık bir şey belirlemişiz kendimize. Yani bir gard birçok şey etkiler beni açıkçası.

En çok bağ kurduğun o antika parçanı soracağım. Hepsi ya hepsi benim çocuğum biri böyle özel yerdedir belki ya elbette böyle daha hassas olduğum daha böyle bir eee ilgim olan bazı parçalar var aslında. Kategoriler var isimler var diyeyim. Onların haricinde şu an bütün evim öyle olduğu için yani birini söylemezsem diğeri ona ayıp olur gibi düşünüyorum açıkçası. Hepsi diyebilirim. Genel itibariyle ben antikaı çok seviyorum. Evet biliyorum. Hala daha sanırım almaya da bakmaya da devam ediyorsun. Yoksa böyle aslında bir yerde durman gerekiyor mu? Durmam gerekiyordu. Çünkü benim ev bir aralar böyle yürünmeyecek hale gelmişti yani. Çünkü artık baktım şey olacağım yani vardır ya bazı programlarda istipçilerin hayatı falan yürüyemezler o evde. Öyle bir hal alacaktı ya. Şimdi biraz daha dizginledim o durumu. Denk gelirse sürpriz bir şekilde ve asla hani imkanlarım dahilinde tabii ki es geçemeyeceğim bir şey o zaman alıyorum.

Seni ev sunlayan, büyüleyen o ilk aşkın veya celebrity crashın benim olmadı ya açıkçası. Olmadı mı? Hiç büyülenmedim. Peki böyle hani ergenliğimizde duvarlara poster asardık ya ünlülerle böyle. Öyle bir şey var mı? İnanmayacaksın belki ama benim çok saçma benim o da olmadı yani. Hiç ne müzik ne grup posterim vesaire dinliyorum. Aşık olduğum, çok sevdiğim müzik grupları var vesaire. Mesela aşırı derece işte Pink Floyd Bedzeplin'in hayranıyımdır ama hiç duvarımda posteri olmamıştır. Öyle yüksek bir ergenlik yaşamadın. Yok yaşamadım ya ben. Ne bileyim değişik.

Tam edemediğin o insan tipini soracağım ya aslında bir önceki şeyle de birazcık uyuşuyor ya. Ben bazı konularda çok hassasım hepimizin olduğu üzere y herkesin çok farklı hassasiyetleri var. Ben anlayış eee ve saygı konularında ya benim için temellerden birisi böyle saygısızlığa hiç gelemiyorum. Ben her zaman saygılı olmuşumdur ama mesela insanların bunun karşılığında en azından nezaketen hani o tarz şeyler yani saygısız insanlardan pek haz etmem. Bir de dürüst olmak gerekirse üslup hani çok üslup takıntı demeyeceğim ama çok dikkat ettiğim bir kategori benim için. Bir de o üslup bozukluğuna çok gelemiyorum. O tarz insanlar beni hep germiştir yani. Hemen uzaklaşırım oradan.

Bırakamadığın o takıntı. Ha saçıma dokunulmasını hiç sevmem yani böyle. O da şeyden değil. Aman saçım bozulacak bilmem değil. Bir şey oluyor bana yani o an. Hani çok tarif edemeyeceğim. Bir kasılıyorum yani. Peki setlerde falan çok hani kendin mi yaparsın saçını yoksa yine kuaföre berbere bırakıyorum? Ya elbette çok şu anki kuaförlerimiz eee çok da seviyorum. İkisini de buradan selamlar. Muharrem abiciğim, Adem abiciğim. Eee onlar tabii böyle minik minik dokunuyorlar ama biliyorlar beni hani. An çok da rahatsız etmeden. Çok Evet. Asla rahatsız olmuyorum tabii ki ama Muammer özellikle en yakın arkadaşlarımdan birisi kuaförüm. O bilir mesela inadına yapar bazen böyle sesimi çıkartamam dururum böyle ama şey değil takıntı demeyeyim ya bu farklı bir şey de soruya cevap vereyim. Eee genelde hazır giderim ben hep o yüzden değişmesine en çok şaşırdığın o fikrini soracağım. Tabii ki her gün değişiyor fikirlerimiz. Dönüşüyoruz, ediyoruz ama böyle çok majör şeyden bahsediyorum. 10 sene önce şöyleydim ama şu an taban tabana zıttım dediğin bir şey var mı? Çok büyük. Ya elbette. Şu tahammül ve sinir konusu diyebilirim. Yani eskiden daha çabuk sinirleniyordum. Daha tahammülsüzdüm bazı şeylere. Yani şu an bu olumsuz alışkanlıkların ne kadar gereksiz olduğunu fark ettim. Benim en çok fikir olarak bilmiyorum doğru cevap mı olacak ama en çok değişenler bunlar oldu bende.

Peki o şey kısmının son e sorusuna geliyorum. Eskiye dair en çok özlediğin o hissi soracağım. Doğallık ve samimiyet. Evet. Şu anda en çok herhalde eksikliğini hissettiğimiz şey bu. Ve öyle birini gördüğümüzde böyle herkesin böyle tutup böyle eve götürmek. Aynen öyle. Evet. Ya çok her alanda her yerde.

Peki çok teşekkür ediyorum güzel sohbetin için. Ben teşekkür ediyorum. Harikaydı. Çok güzel aktı sohbet. Bundan sonraki projelerini de zaten dört gözle merakla bekliyoruz. Ben de eee ben de öyle. Eklemek istediğin bir şey varsa seyircine söylemek istediğin bir şey varsa alalım. Sonra da kapanışı yapalım. Çok klişe olacak. Her yerde her zaman dile getirebilmek için can atıyorum. Çünkü böyle sizlerin vesilesiyle bir araya gelebiliyoruz. O yüzden başından beri eee desteğini, sevgisini, ilgisini esirgemeyen gerçekten bu işte klişe değil. Ben bunu senelerdir yaşıyorum. Aile gibi olduğum o muhteşem kitleye sizlerin huzurunda tekrardan teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız. Umarım her şey hepimizin gönlünce olur. Umarım. Bugünlük bizden bu kadar. Bir sonraki programa kadar hoşça kalın. Hoşça kalın. [Müzik] He. Ev.