Transcription
Siz onu hep ekranlarda çok eğlenceli, çok neşeli bir kadın olarak tanıyorsunuz. Biraz araştırdığınızda aslında arkasında yatan çok büyük hüzünler var.
Evet. Hoş geldin Safişim, Safiyem, Soymanım, bir tanem canım. İzzetim benim. Çok iyiyim.
Kırmadın geldin. Ne demek? Sen kırılacak adam mısın? Hayır.
Ha canımsın benim. Çok çok yani komşuyu seninle. Evet. Evet. Tarabyada inanılmaz yani bu renkli dünyanın baş adamısın. Sağ olasın. Ben seni çok seviyorum. Bana sorarsanız şimdi ben kendisine soracağım. Saf gibi görünen aslında çok zeki bir kadın. Teşekkür ederim. Böyle bir kendine maske icat etmiş olabilir misin? Saflık gibi.
Ben de saflık gibi değil. Ben sessizliğimle eee şey yapıyorum. Yani doğal bir insanım. İçimden nasıl bir hareket geliyorsa, içimden nasıl bir duygu geliyorsa öyle davranıyorum. Eee çok iyi niyetliyim. Eee insanları kırmaktan e çekiniyorum, korkuyorum. Eee kalbi kırılmasın, empati yapıyorum onunla. Acaba aynı şekilde bana yapılsa ne olurum falan diye. Ona göre karşı.
Ben programda yapmam onu peşin söyleyeyim. Programdan sonra yaparım. E tabii tabii canım. Sen ne istiyorsan sor. Ben de zaten doğallık tavan ego sıfır biliyorsun. Biliyorum. Sinsilirella mısın? Sinsilik yok bende. Hiçbir şey yok. Eee, saflık dediğimde şöyle bir şey. Öyle gibi eee, gösterildim aslında ama iyi ruhluyumdur, iyi huyluyumdur. Kendimi bir şeylaman gibi şey yapmayayım. Hani tarif etmeyeyim. Eee, işte kırmaktan çekinen bir kadınımdır. Eee, susmakla insanları ne derler? Pireyi incitmeden, hayatlarından çekilirim. Eee, karıncayı incitmeden çekilirim. Hayatında bir şeyler söylemem. Umurama gelirse balık burcuyum, coşarım. Tavan yapar o zaman.
Eee, dünya güzellerimde. Hı hı. Banu Alkan gibi bir kadını, bulamadım sözcüğü, Bülent Ersoy gibi tehlikeli bir kadını birbirine düşürebilecek kadar zeki olduğuna göre onun için sordum. Sinsi misin? Alta oyuyor musun? Onları nasıl düşürdün birbirine?
Ben onları birbirine düşürmedim. Onlar birbirlerine düşüyordu. Bent beni çok sever.
Bak bu kadar. Şimdi çekime oturuyoruz. Çekime giriyoruz. İzmir'de geçen seneydi işte dünya güzellerim tatilde. Gayet böyle neşeyle bilmem çekime oturduğu zaman tabii ki eee bizim şeylerimiz var. Sıralı oturuyoruz. Dört bayan bir anda böyle rol yapacak bazen. Tabii ki rol yapmıyordu. Hemen gerçeğe dönüşüyor. Eee haksızlığa dayanamıyor. Dalıyor. Hangimize? Ben bak bekliyordum. Acaba hangimize dalacak diye bekliyorum. Ondan sonra dalmadan önce Bülent'e diyordum ki, "Ay sen gene kime bağıracaksın? Sen seni kimler üzdü? Ne oldu? Ne yapıyorsun? Bak şeyden programdan sonra hadi mantı yiyeceğiz değil mi? Dondurma yiyeceğiz mi? Acaba bana da ikram edecek misin derdim."
Evet Sofie tabii derdim. Herhalde dedim mi ben onu yumuşatıyordum. Ondan sonra ama gene program başlayınca iş gerçeklere dönüşünce tabii ki Banuyla şey oluyorlardı. Birbirine giriyorlar. Evet. Şey ayırt eden bazen ben iyi niyetle hepimiz zaten yani. Ne diyeyim ben artık? E bayağı bir zor.
Pek o günlerle ilgili bir şey sorayım bana. İngilizce 518 der misin? Ay sağ ol İzzet. 518. Oda numaramız 518. Tamam. 518. Dur. One, two, three, f, f. Eee, one h four. Eight olsun. E Allah. One, two, th, f 7 8 9 10 ten. Tamam. Ten. Ten. Yok. Ten. Tam oluyor. Dur bakayım ya. Beni şaşırtma izzet. Dur. One, two, 3, 4, 5. Tamam. 5. Bu ne dedim? 500. 500. 5. 518. 18. Bir de one. Tamam. Öbürü neydi? 8. 8. Gene sayacağım. One, two, 3, 4, 5, 6, 7, 8. E. Bravo.
Peki o gün bu program çekilirken Dünya güzelliğimde bunun viral olabileceğini hiç düşündün mü 518 demenin? Ben yok. Onu anca elimde sayarak şeye çık desen çıkamam. 30'a çık de. 20'ye çık çıkamam. Bende İngilizce yok. Naş. Naş.
Bende öyle bir şey yok. İngilaz var bende şu an. İngilazca. Evet. Ben bir restorana gidiyorum biliyor musun? Gittiğim zaman getiriyorlar bana göğüs getiriyorlar. E ben chicken diyorum. Tamam. Aa pardon diyorlar. Şimdi çıkın. Çıkın. Pleas diyorum o zaman geliyor. Tamam geliyor. Bakıyorum ki göğüs getirmişler. No no no göğüs diyorum. Çıkıyorum ayağa kalkıyorum. Yes. Çıkın diyorum. But but anla anla falan. Ben böyle aynen öyle vücut dilimle anlatabiliyorum. Gerçekten biliyor musun? Evet anlatıyorum. Hep geziyorum. Yurt dışına gittiğim zaman hareketlerimle falan hiçbir sıkıntı çekmiyorum. Yurt.
Göz nasıl oluyor? Göz no chicken. No chicken. Yes chicken. Yes chicken diyorum. O tabii ki gelen garson kahkahalarla gidiyor yani. Onu da güldürüyorum.
Göğüs demişken geçmiş olsun yeni bir göğüs ameliyatı oldun herhalde. Yeni göğüs olmadım. Ne zaman oldu? Gıdı. Gıdı mı? Göğüs. G o şey ameliyatını ben çok oldum çok oldum.
Çok sen böyle bir hobin var ameliyatlarla alakalı. Oradan çıkıyorsun gözlerini aldırıyorsun da seyrediyorum ben de. O var ya'ye gittik sağ olsun yavrum benim o buradan öpücüklerimi gönderiyorum kankim e hadi dediame'ye gidiyoruz dedik bir buçuk bir aydan fazla kaldık orada da eee alt katta 30 katta o 31'inde Oğulcan'ın dairesi var. Orada kaldık. Altta da onun dairesi. 30 çünkü onun doğum günü olduğu için Oğlak burcu ya. Evet biliyor. O numaraya göre zeytin arıyoruz evde zeytende zeytin hastalığı var. Gidiyoruz hadi şey yapalım zeytin alalım diye. Hadi arıyoruz arabayla nerede diye. Ne sormuştum biraz önceki? Ameliyatları sordum. Markete giriyoruz. Her gittiğimiz marketten bir gözlük alıyorum. Çerçevesiz oluyor onlar. Güzel oluyor. 2 numara var. 2,5 numara. Tam kasaya geliyor Seda. E ay şurada bir gözlük gördüm diyorum markette. Amerika'da Mayemde. E onu alayım diyorum. Kız diyor yeter yeter dolu. Bütün evin her taraflarına gözlük atıyorum. Allah aşkına git diyor şu bir gözünü yaptır gel dedi. Tamam tamam yaptıracağım dedim. Ondan sonra bile bana para ödettirmiyor. Zaten uçağa binerken dedi ki elini cebine atarsan daha dedi benim sakın binme bu uçağa dedim.
Beni de götürürsün söylesene. Biletlerime götürür vallahi. Öyle bir gani gönüllü.
Ondan sonra uçağa bindik başladık artık şey yapmaya. Bana şart koştu. Bak dedi ben dedi gideceğimiz yerleri ayarladım. Her yere gideceğiz. En güzel yerlere sağ olsun götürdü. Çok da misafirperver ona. Ama bir kuruş cebinden çıkarsa dedi kabul etmem. Tamam peki dedim. Gittik en güzel yerlere gittik. E şimdi ya çok sıcak. Ondan sonra ben dedim şey giyemem. Eee südyen giyemem dedim. E tabii yazlık olunca çıkacak bir yerimden diye. Git dedi şu şu şeylerini yaptır dedi. Lıngır lıngır dedi. Dolanıyorsun dedi. Ben neyse bunu.
Yazdın. Temmuz. Temmuz tabii ki gittiğimiz ay. Miami'den döndük. Döner dönmez ben kendimi doğru hastaneye Ankara'ya gittim. Ankara benim kalemdir çünkü. Önce gözümü dünya göze gittim. Hemen gözümü yaptırdım. Bir tane hemen arıyorum. Bak Seda, "Gözümü şu anda yaptırdım. Gördün mü? İçin rahatladım diyorum. Tamam tamam çok. Ay ne kadar mutlu oldu anlatamam. Git memeni de yaptır dedim. Tamam mı? E demiyor ki Temmuz ayı sıcak hiç onu falan da düşünmedim.
O şey yaptı kafama işledim gittim. Sen e Temmuz ayında aynı günü sen gözden çık doğru hastaneye göğsümü toplattırdım. Onu da arıyorum. Al gördün mü? İşte memelerimi de yaptırdım ben böyle. Aynen. Oh be diyor. Çok şükür dünyalar benim. Ama ben 3 ay denize giremedim tabii. Hiç akıl edemedim ki. Güneşe çıkmayacağım.
Bu kadar Photoshop yapıyorsun. Hı. Sen mi daha çok Photoshop yapıyorsun? Sevim Emre mi daha çok Photoshop yapıyor? Ay canım benim. Şimdi onu ona gelelim. Sevim Emre sağ olsun yapıyor ama ben eee Sedala ikimiz yapıyoruz. E şöyle yapıyor. Ben yapıyorum aslında. Ona gönderiyorum. Bir de gülüyoruz. Gülüyoruz. Gece ben saat 1200'de yatağa yattığım zaman Photoshopları yapıyorum hafiften. Bir çocuk oluyorum. Bir genç kız oluyoruz falan birlikte yapıyoruz. Ona da atıyoruz. Tek başına photoshop yapmıyorum. İkili yapar.
Peki siz ikiniz mi daha çok Photoshop yapıyorsunuz? Sevim Hanım mı? Ha beni Sevimle dalaştıracaksın ya. Seim. Bir şey çıksın. Bir bir. Bir çıksın Seyim. Vallahi kusura bakma Seyim. Yani bizim bunlar dalaştıracaklar ama yapıyoruz hayatım. Sen de yapıyorsun. Bayağı iyi yapıyorsun. Photoshop şimdi bana dalarsın ama. Evet. Yani e o mu daha başarılı. Sevim daha güzel başarılı bu konuda öyle diyeyim artık yumuşatayım.
Sevgili Safişim bir tanem ben çok sevdiğim için böyle hitap ediyorum. 13 yaşında evlendirildi. Evet. Doğru mu? Doğru. Yalı çapkını gibi bir hayat aslında. Dizi vardı ya. Öyle değil mi? Aynen. Yanlış bilmiyorsam ablanı istemeye geliyorlar. Aynen. Aa diyorlar ki ablamı diyorlar ki bacısı tamam nişanlı diyorlar. Ablamı istemeye geliyorlar aslında görmeye daha doğrusu. Beni görünce a tamam o zaman diyorlar kardeşi varmış kız kardeşini isteyelim diyerek de annemin de arkadaşının oğluydu. Böyle bir serüvenle başlanıyor ve ben 15 gün işte o zamanlar beğeniyorlar işte benim fikrimi de almıyorlar aslında. Ben ne olduğunu da anlamıyorum. İsteme nasıl oluyor? Ediliyor. E çok küçük yaşlar.
Hoşuna gitti mi? Hoşuma gitmedi. Eee tabii ki çok iyi güzel bir iki çocuğum oldu. O hoşuma gitti. Eee.
Evliliği sormuyorum. Oraya geleceğim. Tabii tabii. Oraya geleceğim. Peki. Evlendirildim işte o zaman. Çocuk gelindi. Yaşımı büyüttüler. Mahkeme kararıyla yaşımı büyüttüler.
Peki Safiş sen çocuk gelinler için herhangi bir konser vermeyi düşünüyor musun? Onlara bir yardım kampanyası yapmayı düşünüyor musun? Hep bunları kınıyorsun ama eee senden de bekliyoruz bu konuda yardımcı olmanı. Çocuk gelinlere dur demek için. Tabii ki. Aman aman aman sakın sakın evlenmeyin. Çocuk gelinler evlenmesin. Evlendirilmesin. Evlendirilmesin. Aileler eee hakikaten çok neyin ne olduğunu bilmiyorlar. Eee hepimiz öyle olduk. Ben zaten dışarıdan hepin okullarımı bitirdim. Yani evlendikten sonra bitirdim, ettim. Eee tavsiye etmiyorum küçük gelene.
Kaç senedir berabersin Faik Beyle? 27 sene. 27 senedir. Niye evlenmiyorsun? Niye fobin var? Benim evliliğe karşı fobim var. Niye? Niye? Böyle bir e çocuk yaşta evlendiğim için bende bir korku var. O o konuda o imza çok şeyi söndürecek. Çok hayatımdan birtım bazı şeyler alacak. Kleşeleşecek. Eee tadı tuzu kaçacak. Böyle bir ne bileyim şeyi yani gidecek. Onun havası gidecek. Bu bizde ya o gidecek ya ben gideceğim diye en azından bir heyecan var. O Ankara'da oluyor, ben İstanbul'da oluyorum. Her an dip dibe değiliz. Her an iç içe yaşamıyoruz. Onun için bu kadar sene birliktelik sürdü. Yani her an beraber değiliz.
Çok göründüğü kadar eee tatlı bir adama benzemiyor Faik Bey. Çok tatlı ama evlilikte biraz otoriter miş diyorlar. Yok hayır. Eee benim lafım geçer. Erkek erkek e tamam bazı şeylerde saygılı. Biz anneannelerimizden, annelerimizden, babalarımızdan öyle gördük ama çoğunlukla saygı duyarım bazı görüşlerine. Ama söz olarak benim sözüm geçer.
Son sözü kim koyar? Mesela Faik Bey dedi ki burada sahneye çıkmayacaksın. Ben dinlemem öyle şeyleri. Kesinlikle sahneme hiçbir şekilde Faik Bey'i değil kimseyi tanımam. Sahnem benim kalem. Orası benim evim. Sahneye çıktım mı ona karar vermim. Başka bir dünyada oluyorum. Cumhurbaşkanlarına, başbakanlara konserler verdim. Eee, kolay kolay hani mesleğim bana yapışmış. 6.000'in üstünde benim repertuarım var. Çıkmışım sonra Maksim Gazinosunda 10 sene orada asolistlik yapmış. Tabii ki tabii.
Senin ilk konserin Kenan Evren. Turgut Özal ve Kültür Bakanı Mesut Yılmaz'ın olduğu bir grubun içinde. Aynen. Aynen öyle. Aradan yıllar geçiyor. Sen Turgut Özal'ın bir şiirini beğeniyorsun. Hah. Bak unutmamışım. Evet. Eee, o şiiri şarkı haline getireceksin. Aynen. Eee, Semra Hanım mı para istiyor? Bak bak nerelere girdi. Girdi. Şey eee plak şirketim, müzik şirketim şeyi aradı. Eee onun yaverini mi ar? Birisini aradı o zamanlar. E avukatı Semra Hanım'a söyledim. Avukatım dedi. İlgileniyor deyince Semra Hanım eee kim ilgileniyor dedim o zaman. E avukat da dedi ki bir herhalde şey istemiş galiba. Ne vereceksiniz, ne yapacaksınız deyince müzik şirket de vazgeçti. Çıkartmaktan vazgeçti. Orada benim hatam yoktu. O kadar şarkıyı okuduğum günü tuttu. Böyle bir geliyor.
Ne? Bildiğimiz bir şarkı mı? İstiyorum diye bir şarkıydı. İstiyorum diye. Çok güzel bir şarkıydı. E belki gene eee ararsan Efe Özal'ı, Ahmet Özal'ı sana verirler o şiiri. Ha onun değil mi? Çok güzeldi. Onlar da şimdi çünkü babalar istiyorum. Hatta internette de vardır. O mutlaka vardır.
Zor bir soru olacak. Harunsuz yaşamaya, biricik oğlunsuz yaşamaya alıştın mı? Çok zor bir soru soruyorsun. Her gün içimde, her gün onun bütün videolarına bakıyorum. Eee, onunla yaşıyorum. O hiç ölmemiş gibi. Eee, bütün evin içe resimleriyle dolu. O telefonumda bütün videoları, şeyleri hepsi eee, onunla yaşıyorum. O hala gitmedi. O hala içimde yaşıyor. Bak burada evlat acısıçim Allah kimseye vermesin. Annem vefat etti, babam vefat etti. boya acıları yaşadım ama evlat çok başka bir şey. İnsanın şurada yattığı yer yanıyor. Eee, benim oğlum hiç benim yanımdan hiç ayrılmazdı, etmezdi. Karakter de aynı benim karakterim gibiydi. İyi huylu bir çocuktu. Mesela bir misafir birisi gelse bodyguard gibi böyle boylu postlu önüleyerek hoş geldiniz efendim derdi. Geri geri giderdi. İki üniversite bitirmiş bir çocuktu. Yani.
MS. MS hastalığı onun için çok donanım. Çok donanımlıdır. Soruyorum. Özür dilerim. Diğer MS hastalarına da belki bir çare, bir yol gösterici olursun diye. Benim oğlum eee küçük yaştan başlamış. Onun belirtileri tam eee diyelim ki lise son tam üniversitenin başında. Üniversitenin başında çıktı. Eee tabii ki her MS1 değil. MS hastaları lütfen üzülmesinler. Eee mesela Nüket'te de Nüket Duru'da da vardı ama bir kere uğramış bir daha da uğramamış.
Serdar Ortaç'a bir notun var mı? Serdar Serdar da eee onun da biraz agresif gidiyor şeyi. Gençleri yakaladım mı biraz şey yapıyor yani. Eee ne diyeyim? devam ediyor. Ama ben gene de burada yanlış bir şey itiraf etmeyeyim. Her MS gene bir değil. Gene Serdar Ortaş çok iyi. İyi. Serdar'la biz konuşuyoruz, telefonlaşıyoruz, ediyoruz. Abla ben ne yapayım, ne edeyim falan. İşte Harun sağken falan şunu ye, vitaminlerini al, şunu yap, bunu yap diye irtibatlaşıyoruz kendisiyle.
Gözlerin doldu. Ben gözlerin dolduysa değiştirebilirim soruyu. Çünkü Bodrum'daki eve gitmek istiyorum. Harun'un yaşadığı. Özellikle serin havalarda git yani serin havada kalması gerekiyor değil mi? Yaşatıyorum. Yaşatıyorum. O ev duruyor mu? O ev duruyor. Yaşatıyorum. Eee orada bayramda gittim mesela. Ben bayramda iş almadım. Geçen bayram 3 bayram iş almadım. Çünkü Arife günü mutlaka onun eee görüyor kendisi. Zaten her an görüyor da onun yanında olmalıyım. Arife günü kedisi var onun. Kedisi orada bekliyor.
Onu bir anlatsana. Nasıl oldu? O kedinin, e, Harn'un ruhu o kedide yani Harun'un büyüttüğü, yetiştirdiği bir kedi değildi. O öldüğünden beri tırmalayıp, yuvarlayıp beni ikna eden, ağlarken böyle üzerime atlayıp da böyle yaptığını biliyorum o kedinin. Enteresan. Harun hareketlerini yapıyor. Mezarlığa bir giriyorum önümde oyunlar yapıyor. Harun araba kullanırken böyle hani beni döndürürdü. El frenini çekerdi, ağaçlara çıkardı. Kedi aynı şeyleri yapıyor. Dolanıyor, ağaçlara çıkıyor. Mezarların aralarına gidiyor. Pat önüme böyle birden atlıyor. Enteresan şeyler yapıyor. Şamat bir şeyler yapıyor bana. Eee, ağladığım zaman böyle miyav miyav böyle ağlama. Gözümden yaş geliyor. Tabii ben her şeyi göstermek istemiyorum. Tabii ki halkımı, sevenlerimi üzmek istemiyorum. Ben aslında Harun 26 sene MS hastalığı. Her gün ağladım. Her gün bazen. Ama göstermedim.
E kurtuldu dememiz gerekiyor mu? Bizler egoist miyiz Safiye? Ah ah. Yani eee bu hepimizin ailesinde MS olarak değil. Benim annem çok acı çekerek vefat etti. Ben onu hep güçlü kadın gördüm. Hep yaşatalım. Hep biraz daha yaşasın. Acaba bu insanın egoistliğinde gizli bir şey mi? Yani onun varlığına alışıyorsun. O evde o yok olursa e ne bileyim alışıyorsun tabii artık tabii ki evlat başka annen ama eee yaşatmaya çalışıyorsun. Ne kadar yaşatırsam o kadar ben onu görmüş oluyorum diyorsun karşında. Eee tabii ki biraz da diyorsun ki onu düşün. O çok acı çekiyor tabii ki. alt poposu delindi son zamanda eee organ yetmezliğinden falan eee iyileştiremiyorsun ama gene de diyor iyileştirmeye çalışıyorsun. Ayağa kalkacak diyorsun. Yürüteçler alıyorsun ayağa kaldırmak için bir şeyler eee yaşatmaya çalışıyorsun. Ne kadar yaşarsa hiç ölümü aklına gelmiyor. E bazıları diyor ki işte ki yani iki şeyden iyilikten birini ver. Onu bile diyemedim. Benim arkama bırakma diyemedim bile bunu söyle dediler bana. Hayır diyemedim. Hiçbir zaman diyemiyorsun. Beni arkama bırak. Hani arkası arkama bırakma çocuğumu diyemiyorsun.
Ben annemi kaybettikten iki yıl sonra annem kurtuldu eee nasıl diyeyim? Çok zor tabii bu sözü seçmek. Annem kurtuldu acı çekmekten diye içimde hüzünle karışık bir sevinç de vardı. Çünkü kurtuluyor. Biz senin için demiyorum anneler için çok zor olabilir ama biz annemiz biraz daha hayata tutunsun, babamız biraz daha hayata tutunsun diye onların algıları kapalıyken eee yaşamalarını istemek biraz egoistçe mi? şey egoistçe gibi oluyor da son zamanlarda eee şey yapıyorsun artık diyorsun ki onu düşünemiyorsun da hem kendini düşünüyorsun hem onun acılarını düşünüyorsun. Bir şey diyemiyorsun desen de Allah'ım diyorum bir an önce gitmesin diye düşünüyorsun. Acaba iyi olacak. Bu halde bile iyi olacak diye bekliyorsun.
Muhakkak. Yani sen anlıyorsun beni. Çok iyi anlıyorsun. Çok iyi anlıyorum. Gece gündüz karada, havada, denizde, karda, kışta, yaylada yaşattım. 6 ay. Biliyorum. Bodrum'da, yayla. Bodrum'da kışın yaşattım. Sıcaktan onu kaçırdım. Eee, Türkiyedeki herkes ağladı. Dünyadaki Türkler diyebileyim. Onların hepsi ağladı. Ne kadar çok seviliyormuş benim oğlum. Çünkü ben.
Sana olan sevginin tezahürü aslında baht. İş onu nasıl yorumlarsan eee hiç saklamadım ben çocuğumun hep sürekli briefingler verirdik onunla. Anneler Günü, Sevgililer Günü, eee Engelliler Günü falan hep böyle Harun'u merak ederlerdi. DM'den atarlardı. Harun durumunun asalı nedir? Elimle el arabasıyla onu gezdirirdim. Nereye gidersem konserlerimi çok severdi. Ben şarkı söyleyeyim bayılırdı. Mesela konsere giderdim. Doğru o tuvaletimi, kostümümü çıkartmadan Harun önünde konser verirdim. Yani öyle. Anne dedi sakın dedi bana sahneyi bırakma. Sen dedi sahnede devleşiyorsun. Sakın anneciğim derdi. Onun da sesi çok güzeldi. Onu da ben sanatçı yapacaktım. Devlet Klasik Türk Müziğinde rahmetli Özer Altın onu klasik Türk Müziği Kültür Bakanlığı'na almak istemişti.
Belki sen Harun'a mutlu görünmek için hep bu kadar gülümsedin içinde acı varken. Enerji enerji onlara Evdekiler hep suratıma bakıyor. Evde çalışanlar var.
Biraz oynuyordun değil mi? Tabii ki içerim yanıyor dışım havai.
Hadi buralardan çıkalım dönelim. eee, Maksimlere, Faik Bey'e biraz. Eee, siz ilk rap şarkıyı yapan çiftsiniz aslına baktığın zaman. Bunu pek kimse bilmiyor. Doğru mu? Evet. Rap yapalım dedi. Fahüye soktum ama yaptık. İkimiz.
Bugün kimle yapmak isterdin rap? Eee, bugün kimle yapmak isterdim? Neydi o? Meşhur Enes mi? Yok. E, Enes Batur değil mi? Kimdi o? On Enes herhalde meşhur birisi var ya. Snap yok neydi ya? Sefo değil. C5. Snapc yok pardon. Sefov. Sef. Sefov da Semihcen mi? Semihcen. Ha semicienicenk. He. Onunla yapmak isterim. Sefoyla da yani isterim gerçekten. Niye istemeyeyim? Onlar bayağı duyurmuş ol. Tabii tabii ki.
Eğer böyle bir proje gelişirse yalnız unutma ilk bizde söyleyeceksin şarkıyı. Tamam. Faik Bey'i de çağıracağız. Bu konuşulanların hepsini teyit edeceğiz inşallah. Doğru mu? Tamam. Tamam. Tamam. Haluk Levent çok istemişti o zaman. Gel beraber düet yapalım diye. Hatta havaalanında karşılaşmıştık. Seninle düet yapalım demişti. E bir türlü olmadı yani. Ben sürekli onun telefonu değiştiği için sürekli bulamıyorsun ki yakalayamıyorsun. Tabii ki Haluk. Haluk bir tanedir ya. Dünya iş çok iyi. Çok severim.
Sen de bir türlü kötü olmayı beceremeyen bir tipmişin Faik Bey'in deyimiyle bu arada. O kavga etmeyi bile beceremez diyor. Doğru mu? Faik mi diyor? Evet. E ben beceririm de. Küsmeyi unutuyor diyor. Susmak erdemliktir biliyorsun bazen.
Fırçalıyor musun arada? Hem de nasıl evde. He. Evde. Televizyona çıkıyoruz İzzetciğim. Ay kendini evde zannediyor. Kendini o kadar rahat hissediyor ki bu kadar egosuuz sıfır olan bir adam. Cimcikliyorum her yerini. Sus diyorum. Niye cimcikliyorsun diyor bana. Niye diyor sus diyorsun diyor bak ayağıma vuruyor diyor. Bazen aşırı böyle şeyini kaçırıyor, dozunu kaçırıyor. Ya sus diyorum illa ay bana sus diyor diyor.
Kedi hikayesiyle duygulandık. Kuş hikayesi nasıl? Ay sorma kuş. Şimdi eee dedim ki bir arkadaşımız dedim çok zayıflamış otlarla dedim işte bir şeyler bir şeyler otlar. Git dedim bir yerden ot mot al bir şeyi al getir de dedim şey yapalım nedir o? E biz de ondan zayıflayalım dedim. Bunu kapalı çarşıya gönderdim. Kapalı çarşıda gidiyor işte bakıyor alıyor onları. Funda yaprağı biberiye şundur bunur budur. Getiriyor. Orada da iki tane kanariye kuş getiriyor. Alıyor. Biri Safiye biri Faik diye bana göre olsun diyor. Tamam mı? getiriyor. Eve getiriyor. E masanın üstüne koyuyor. Kadın da e bunları dolaba koyuyor. Aslında ben koymadım. Kadın koyuyor kuşu. Ya insan bir kese kağıdın şey yap, havalandır. Delmiş de hava alıyor tabii kuşlar. Ondan sonra pijamalarını değiştirmeye eee şey yaptı. Üstünü değiştirme master çek. Aşağı indi. Dedik burada dedi şeyler vardı. Nereye git dedi. Hepsini dolaba koyduk dedim ben de. Ne dedi? Kuş var. Ne kuşu dedim. Senin kuşun mu dedim. Sana kuş aldı.
Senin kuşun mu? Ne kuş? Ben böyle gırgır geçtim. Yok dedi sana da kuş aldım. Kendime de kuş. E çıkart bakayım şu kuşunu dedim ben de. Tamam mı? Ondan sonra gel çıkarttık kuşlarını. Aa kuşlar boynunu bükmüş. Böyle bükünce bir yerde o duymuş. Ya e tiner veya benzin koklatacakmışım. Bizde tiner yok da öyle bir şey ama benzin vardı. Balkondan pamuğa koklattık. Kuşu koklatmaya başladık. Kuş havalandı. Uçmaya başladı evin içinde. Kuş ay kuş dedim uçuyor. Bakıyor pat. Sonra düştü kuş. Kuşun benzini bitti dedim. Kuşun benzini bitti dedim faik deyince Allah seni kahretmesin. Tabii benzin düştü. Bu bir. Tabii bunu bir sahnelerde Armağan Çağlayın'ın programında falan bir anlattık falan. Çok bir şey oldu. Popüler oldu. İşte geçen günü de e sahneye çıktığımız zaman bunu espri olsun gülelim diye anlatıyoruz. Faik diyorum şu havalanıp da düşen şu kuşundan bahseder misin diyorum. Gülüyorlar önce bir şey muhteşem falan bir şey zannediyorlar. Sonra da anlatınca sonuna kadar ha değilmiş falan diye önce çok gülüyorlar. Çok hoşlarına gidiyor. Böyle bizim bir hikayemiz var.
Maksim'e dönmeden önce bugünden başlamak istiyorum. Yeni nesil şarkıcılardan hangisi bugün Fahri Bey'in maksiminde sahneye çıkabilirdi? Yeni nesil bugün. Bugün bugün yeni nesilde zaten Ebr Gündeş tavan. Ondan sonra. Tabii ki Seda zaten çıkıyordu. O da zaten çıkıyor. Eee şu anda yeni nesilde kim çıkabilir? Kimin. Mesela hadise çıkabilir miydi? Hadise çıkardı. Çıkardı. Tabii ki çıkar ama astolist olarak çıkmaz. Değil. Tabii ki. Bir onun bir rajonu vardı biliyorsun. Bir adı türkücü şantöz derlerdi o zaman popçulara. E hadise çıkardı. Gülşen. Gülşen de çıkardı.
Peki kıyafetlerini nasıl buluyorsun? Gülşenle hadisenin seksiliklerini doğru konuş ama bak. Ben doğru konuşacağım. Yalan makinesine bağlarım seni. Şimdi bak şimdi. Eee kendilerine bir tarz yapmışlar. Hadise. Balık etli, güzel, dişi, alisi olan, aurası olan bir kadın. Benim hoşuma gidiyor mu? Yemin ediyorum gidiyor. Bak gidiyor. Kur'an çarpsın gidiyor. Bak yemin ediyorum o onun yakışıyor. Yapışmış. İltifat falan da değil. Ben gördüğümü söylüyorum. Eee ben beğeniyorum onun. Balık etli. Tam böyle diş. Gülşen incecik. Peki Gülşen de incecik. Kendine bir tarz yakalamış. tarzını işte daha böyle dikkat çekmek için yapılan bir şey. Ben diyor sahne şovu yapıyorum diyor. Yurt dışındaki şeyleri görüyor. Kendine bir tarz yaratmış. Kimse umrunda değil. Herkes neler söylüyor, neler söylüyor hiç umrunda bile değil. Yani bir derlenip toparlanayım falan bir şeyler yapayım amacında da değil. Maksim'de sahneye çıksa hadiseyi mi alt kadrona alırdın, Gülşeni mi? Birini alacak olsa. Bana çok zor bir soru soruyor. Bak şimdi ya. Ya bir şey değil ki bu. Çok kolay bir soru. Ya. Bak şimdi çok kolay. Ben hadiseyi alırdım. Alırım. Çünkü Gülşen de alırım da eee ikisi ayrı. E bir tanesini alacaksın biliun. Ben birini alıyorsam hadiseyi alırım. Gülşenin. Tamam. Sesi çok güzel. Besteleri çok güzel. Harika. Ya ikisi de çok benim için kıymetliler. Niye yalan konuşayım? Ama hadiseyi alırdım.
Bir de senin meşhur gafların var. Gel şunları bir okuyalım. Her başarılı erkeğin altında bir kadın yatar. Hayda. Televizyonun altını kısar mısın? Aradığınız numaraya şu anda kavuşulamıyor. Bunları bilerek mi yapıyorsun? Vallahi doğal. Ağzımdan çıkıyor bir anda. Biz program yapıyorduk. Arman Çağlar işte sabah programı yapıyorduk. Eee, her başarılı erkeğin altında. Bir kadın yatıyor. Bir kadın yatıyor. Her başarılı erkeğin arkasında diyeceğimi. Ve ben bilinçsizce konuşuyorum bunu. Bilinç bilinç değil. Bir anda böyle tabii doğal bir halimle konuşuyorum. Sonra Armağan bir indi. O da şeyde yapımcımızdı. İndi ya Safiye Hanım ne dedin? Ne yaptın? Ne dedim? Dedim sen böyle söyledin de her başarılı erkeğin altında bir kadın yatıyor. E diyorsun dedim. Ondan sonra. Vallahi farkında değilim dedim. Kimse de o suratımın şeklinden o andan sonra ay ben ne yaptım deyip gülseydim belki dikkat çekerdi. O zaman antipatik olabilirdim. Ama hiçbir kendim bile farkında değil.
Kimle yapıyordun sen programı sana? Armağan Çağlayan. Armağanla ikiniz değil mi? Doğru. Yapımcıydı zannediyorumcıydı. Tabii ki o yapıyordu. Faitle ikimiz yapıyorduk sabah programı. Safi P. Ay yılanlar diye programın adı. Armağana selam olsun buradan. Can. Sonra bir şey daha sordun. İkincisi neydi? Şeyi sordum. Gaflar. Eee gaflarını bilerek mi yapıyorsun dedim. Yok. Ağzımdan çıkıyor. Bir bir and. Aradığınız numaraya şu anda kavuşam. Şu anda kavuşamıyor. Evet. Öyle şeylerim vardır. Yağmur yağıyor, hava ağlıyor diyorum yani. A. O doğru ama bu gaf değil. Güzel. Bu sanatsal bir betimleme oluyor senin için. Aynen. Yeşil diyeceğim çim diyorlar. Çim rengi diyorum. Çim diyorum. Kafam dolu oluyor o anda işte ağzımdan çıkıyor. Mesela bir şey anlatacağım. Eee, Faik dedim. Anlatabilirim değil mi? Faik dedim. Tamam. Ne istiyorsan yap. Benim canım balık istiyor dedim. Beni dedim lütfen bir balıkçıya götürür müsün dedim. O da köşkte Ankara'da köşkün karşısında bir yer açılmış dedim. Oraya beni götür. Akşam Ay Safiye dedi Faik iş dedi oraya randevu alınmadan dedi gidilir mi dedi. Randevu almamız lazım dedi. O bırak dedim ya ben Safiye soymanım dedim yani her yere eee giderim. im dedim. Ondan sonra hemen Ali o göbekten köşkün o göbeğinden karşısında girdik. Akşam saat 7.30 8 bakıyoruz hiç kimse yok. Kapının önünde bir içeri girdik hemen o binanın içine girdik. Balık restorantı dedi ki oradaki bekçi burası dedi balık restorantı değil dedi. Liberal Demokrat Parti binası dedi. Nasıl yani dedim. E balık şeyi var. Resmi var orada. Meğer Yunus'u ben balık zannetmişim. Tamam. Öyle bir gaflarım var. Bu doğal. Yemin ediyorum bende hiç böyle yapmayacak bir şey yok. Her şeyim doğal.
Seda'yı nasıl çağırıyorsun böyle yorum yaparken? Kameraya bir yapsan hani ne diyorsun? Sedam Barbie. Barbie yok. Sedoşum derim. Başka. O da o da bana safişim der. Kayıtlı onun telefonunda da safişim diye kayıtlıdır. Benim o sedoşumdur. Barbie derim. Ondan sonra kraliçem derim. Böyle benim şeylerim vardır.
Yalnız bir gün Seda Sayan hepimizi tık tık tık tık takipten çıktı. Sinir oldum. Ne yaptın? Sinir oldum. Dedim bu ne dedim ya? Sen ne o beni naşladın dedim. Ne yani gönderiyorsun? Ne demek bu? Dedi ki bana şey dedi. Sosyal medyacım öyle söy git gel dedim öyle sosyal medyacı mı olur dedim. Bırak naşla gönder o. Aa ben senin canını ayol dedim. Nasıl? Seni de herkesle aynı kefeye koydu. Görüyor musun? Ben sinirlendim ama ay affedemedim onu. Kendi de söylüyor zaten. Yerlere göklere şey yapamadım. Böyle sığmadım. Dedim lütfen beni alıyorsun dedim. Tamam, yapacağım." dedi. "Ben seni takip ediyorum. Yandan giriyorum" dedi. Şeye bakıyorum. "Seni layıklıyorum. Ben seni görmüyorum değil. Ben görüyorum seni." dedi.
Ama şimdi beni çıktı takipten. Çok normal. Safişini nasıl çıktı? Bunu anlayamıyorum. Herkes şok geçirdi zaten beni çıkartmasını. Onu hazmedemedim zaten. On da kafayı yedim. beni takipten çıkartınca ben kafayı yedim tabii. E gerçekten benim Sedaya çok düşkünlüğüm çok başkadır. Bir gün dedim ki lan dedim Allah korusun bir şey olsa dedim böbreğimi verim, dalağımı verim dedim. Kız dedi beni dedi şey mi z sakat atlarınla dedi. Ondan sonra bir baktım diyor kendi de anlatıyor. Meğer dalak ne kadar kıymetliymiş diyor. Meğerse diyor ne kadar böbrek kıymetliymiş. Bizim öyle şeylerimiz vardır birbirimize gaflarımız. Sonradan çok üzüldüğümü gördü. Sonra dedi ki bana aradan bir zaman geçti gene. Bir 3 ay 5 ay geçti yani. Takibe aldım dedi. Haberin olsun şükür dedim.
Şu anda takipte mi? Takipteyim.
Safişim fal falan baktırır mısın? Ben eee öyle fal düşkünü değilimdir. E çok bazen böyle şey yapıyorlar ama bir iki baktırdım geleceğe söylemiyor da olmuş ol bir iki böyle yok. Ben pek inandırıcı gelmiyor bana. Peki sana desem ki çok yıllar önce birisi fal değil de öngörüyle iç görüyle sana fal bakıp bugünlere kadar her şeyi söyledi desem doğru mu? Hah. Bir tane birisi söyledi. Ay izzet sen benim fizibilim her şeyimi artık. Maşallah sana yahu. H. Kimsenin aklına gelmedi. Şu anda senin sorduğun soruların bazılarını hiç kimse sormadı. Sen derinlere girdin. Ciddi şöyle bir anlatana. Vallahi. Anlatana. Şimdi ben yeni evliyim. Ondan sonra eee bir arkadaşımızın evine gittik. Dediler ki bir telepati falına bakan biri var dediler. İyi dedim ama dediler her şeyi biliyor. Daha ben o zaman 14 yaşında bir kadınım yani 13 yaşında evlenmişim. 14 yaşında hamileyim. Hamile miydim değil miydim? Hamileyim. Hamileyim tabii.
Allah bağışlasın. Bir kızım var onu söyleyelim. Çok bilmeyen var. Kız bilen çağı. Evet. Evet. Şurama bir bastı. Şöyle şuraya baktı. Karşıma oturdu böyle bana yüzüme bakaraktan. Sen dedi daha yeni evliyim. Sen dedi ayrılacaksın eşinden dedi. Senin elinde dedi bir mikrofon görüyorum dedi. Ondan sonra ondan önce de bir oğlun bir kızın olacak dedi bana. O kadar yüksek mertebelere çıkacaksın ki dedi. Çok büyük isim ve boşanacaksın kocan. Ay deme ya ben kocamı çok seviyorum falan demişim çocuğum ya daha. Ondan sonra gözümün içine bakarak telepati fali falına baktı. He işte yazlığın olacak, kışlığın olacak, araban olacak. O zaman da öyle bir şey yoktu bende. Ondan sonra şunun olacak, bunun olacak. Allah Allah bu hayal görüyor dedim. Rüya mı görüyor? Ne yapıyor falan. İşte İstanbul'a geçeceksin. İşte Bodrum'da evin olacak. bunlara yazdığın kışın her şeyi söyledi. Ondan sonra her şeyin dedi ki elinde mikrofon görüyorum. Sen çok şöhret olacaksın.
Peki kocandan dayak mıydın ilk kocanda? Doğru söyle. Bu çok samimi bir program. İlk defa eee Safiş'in, Safiye Soyma'nın gerçekleri konuştuğu, hep makara yapmadığı, hayatı, hayata bakış açısını anlattığı bir program olacak. Yemedin desem yalan olur. Yedim, dayakta yedim. Eee, yani şiddetle gördüm, görmedim desem yalan olur. Eee, zaten, eee, aileden de tabii babam şeydi eee, hafızdı, etti rahmetli babam da, annem de onlar da tabii ki zamanda şey dayak da yedik anneden babadan. Eee, onlar ne gördüyse aynısını yapıyorlardı evlatlarına zamanında babalarından, annelerinden. Eee, eşten de yedim. Yemedim de yani ben asla yalan konuşmam ama öyle böyle mor artana kadar şunu yapana kadar öyle değil tabii ki. Şimdi bir artık köpeğine vuramıyorsun, kedine bir şey kış diyemiyorsun. O zaman eskiden öyleydi.
Eee gene de ben onun arkasından kötü konuşmak istemiyorum. Benim iki evladımın babasıdır diye. Eee benim şeyime sığmıyor. Harun'un cenazesine geldi mi? Geldiler. Hepsi geldiler. Amcaları geldi. Hepsi geldiler.
Ümran ne iş yapıyor? Ümran eee kendisi bir ev hanımı. Eee kozmetik ürünler satıyordu kendisi. Onu şimdi bıraktı. Eee kendisi grafiker. İç mimar kendisi ama yapmıyor. Mesleğini yapmıyor. Eee iki tane çocuğu var. Torunum var iki tane. O maşallah maşallah. Evet. Sen şeytan kulağına mı derler? Erken evlenen erken yol alırmış derler işte öyle oldu.
Evet. O şeylerden sonra eee Photoshoplar belki seni oraya taşıyor aslında farkında olmadan. Evet. Ama Photoshop'a bakıyorsun. Ay ben böyle mi olsam derken kendim baktım. Öyle olmuş. Şeye attım.
Annemin bir lafı vardı. Küçülde cebime gir derdi. Sen de kullanıyorsun o lafı bildiğim kadarıyla. Evet. Sedaya diyorsun galiba. Küçülelim de cebimize girelim diye. Sedaya demiyorum. Faiye söylüyorum. Fai sa şimdi Faik şey yapıyor. Elimi öpüyor bazen geçen günü o ödül töreninde bir şey tarihi eserler diyor benim için. Bana geçen günü biri dedi ki sende şey var mı? Ne o? E antika'yı sever misin dediler. Yok ya dedim evde bir tane var antika dedim daha yeter. Kim o Faik Bey dedim halbuki benden küçük o biliyor musun?
Öyle mi? Tabii küçük ama maşallah kendini bıraktı. Beyaz saçlı ton oldu ama. Yanında baban gibi duruyor. Ben. Değil mi? Ben daha genç duruyorum.
Programa gelince de tersini söylerim. Hiç merak etme. Söyle söyle. Senden hiç borç alıyor mu Faik Bey? Asla. Asla. Bak çok kötü günler yaşadı. tavanları buldu, yerlere attı. Asla benden sigara parası bile istemedi. Asla. Öyle bir huyu için özellikle sordum. Yok. Ben kesinlikle onu zannediyorlar ki hani işte bazen fai çok zengin zannediyorlar. Ondan sonra beni şey yapıyorlar. Acaba kadın parası asla öyle bir şey yapmaz. Yok.
Eee gerçekten Faik çok karakterli bir adam. Öyle bir adam olmasa zaten 27 sene. Şöyle diyor ama ben olmasam Safiye geçinemez diyor. Her evinde iki tane çalışanı var. Bodrum'da iki tane, Ankara'da iki tane, İstanbul'da iki tane. Hepsine ben bakıyorum. Akar benden geliyor diyor. Bak evine bakan bir adamdır. Evine bakar. Ondan sonra evdeki yardımcıların şeylerini öder. Paralarını öder. yapar eder. Eee, ben geçiniyorum deyince ben varsam Safiye, ben zaten Safiye soymandım. Yani ben varsam Safiye var. Ne demek o? O emekli maaşı var ona yeter demiş bir yerde.
Evet. Ben de onu seyrettim. Ben bugün seni biriyle kavga ettireceğim. Bakalım bu kim olacak? Programın finaline gelmeden eee Sevim Hanım'la kavga ettiremedim. Şimdi Bülent Ersoy'ya geçeceğim. Allah Allah. Ay Bülent sakın inanma. Dün dün Bülent Hanım'la konuştum. Dedim ki Safiye Soyman'ı koroda ilk izleyip beğenen senmişin. Maximeten. Yokayol nereden çıkarıyorsun dedi. Ben gördüm güzel kız dedim dedi. Hiç öyle sesini beğendim falan dedim demedi. Hani ben söyleyeyim de sen Bülent Hanım'la konuştuğunda söylersin.
Bak şimdi Özel Altın eee rahmetli benim koro şefimdi. Devlet Klas Türk Müziği koro şefimdi. Ondan sonra televizyonda tabii orada bir tane şey kanal olduğu için bana sola verdiler. Sen hep benim ağzaki halimle tanırsın diye şarkıyı okudum. Koronun içinde sarışım böyle şeyle olunca bunda bir şey var. Bunda olur bu bu falan demiş. O zaman bu sahneye çıkar. Bunda iş var. Kesinlik bu olur demiş. O kadar koronun içinde yani beni piyasada çalışacağımı, çıkacağımı öyle bir kafasında şey yapmış, söylemiş. Ben onu söylüyorum. Ya. Biliyorum şaka yapıyorum. Ben konuştum Bülent Hanım'la da ben çok güzel bir kadındı dedi. Ben de hatta şimdi sormak istiyorum. Şimdi güzel değil misin? O zaman çok güzel bir kadınmışsın. Bülent Hanım neyi ima etti. Ya? Bülent aşk olsun. Niye öyle yapıyorsun aşkım? Yani Sofi dersin Sofi'ye. Sofi niştie. Aa çok güzel kadın. Ayık kaymak gibi der. Teni de güzel der bana. Kalbin der bir şey der. Yani onu söyler. Beni Maksim'e rahmetli eee Yaşar Kekova'a. Türker İnanoğlu. Türker İnanoğlu eee çok telefonlar gitti Fahr Fahrettin Aslan'a. Böyle böyle özel altın rahmetli çok söyledi. Çıkmam için. Bu sene 91'in sonu 2000'e şeydi. 91'in eee 91'in sonuydu tabii. 99 ne oluyor? 91'in 2000 değildi ya. Hayır hayır 91'in sonunda çıktım Kasım ayında. 10 sene Vanotrif o değil. Eee o sırada bir gün işte eee sanatçı arkadaşım var. E Muazzez Ersoy sağ olsun. E Nurdan Torun falan onlar benim arkadaşlarımdı. Maksim'e başlamış Muazzes. Dedim ki, "Ay" dedi, "Başladım Safiye" dedi, "nurdan torun baş inşallah ben de bir gün dedim o maksimde ben de yer alırım dedim. Böyle içimden çok dua ettim. Kadir gecesiydi. Kadir gecesi gerçekten çok dua etmiştim. Ertesi günü beni Fahrettin Aslan aradı. Bakın bu çok önemli. Dedi ki ben seni dedi bayramda çıkartmak istiyorum. Kadir gecesiyile bayram arası o kadar az ki 4 gün falan öyle bir şey. Bütün her yer afişler dolu falan dedim. Ben dedim İzmir'e baş çalışacağım dedim. İzmir'de programım var. Sen dedi çalışacak mı kardeşim çalışmayacak mıs bayramda? Başlıyor musun başlamıyor musun? Tamam hemen ben e söylüyorum Şenay Hanı'a dedim. Tamam dedim. Kapattım. Şenayı aradım. Şenayı dedim böyle böyle Fahri Bey bana dedim teklif etti. Hemen ben dedi ona dönüyorum. Babamsın, atamsın, sen de patronsun deyip onlara da çok ayıp olur. Afişleri çıktı onun deyip bir hafta dedi bari orada çıksın İzmir'de dedi. Sonra İstanbul'a bayramın 3üncü günü olsun dedi. Neyse geldim ki İstanbul'a ayak bastım İzmir'den tam böyle sayfa. Satıya Soyman ilanları afişlerde. Şey derlerdi o zaman hafızın kızı. Yani bu şekilde tanıtılı tabii. Bu ne var? Arkasında biri mi var falan böyle? Bu nedir arkasında? Bu kocaman sayfa tam sayfa ilanlar yani böyle şey. Bir de Seda da benim canım Seda. Evet. O da. 35 yıllık arkadaşın. O da S. Tabii tabii tabii. Bize geliyordu. Oğlur kucağıma verdi. Sinanla o zaman evliydi Ankara'da. Eee onu sahneye şey yaptı. Hadi gel dedi Seda'ya. Fahri Bey. O da dedi ki, "Ben Safye'nin evindeyim. Sen beni bırak da" dedi, "safie'yi çıkart dedi."
Çok teşekkür ediyorum. Beni eee teketek medyada yalnız bırakmadın. Eee baştağcısın. Ay benim canım. Sıra Faik Bey de bunların hepsini ona teyit ettireceğiz. Çok teşekkür ederiz. Ay canımsın ya. Ay İzzet var ya sen benim çok kıymetli dostumsun. Çok böyle iç içe gelemesek de inan ki sen benim ilk gördüğüm gibi suratın da aynı yüzünde ne yaşlanmışsın ne bir şey dondurmuşsun içinin güzelliği yüzüne vurmuş be kralsın kral. Canımsın. Yemin ederim kralsın çok öpüyorum. Ben de seni öpüyorum o iyi ki varsın seni seviyorum çok mersi. Vallah her zaman aradığın zaman bir telefon kadar yakınım sana. Seni seviyorum çok. Evet.