📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

Kuran'da ümmet ve millet kavramı &Ali Aydın

Ahmet Ali Yıldırım38:34

Transcription

Selamlar. Yine kavramlar arasında, halk dilinde de yanlış kullanılan, hani Peygamber kelimesini kullanmak istemiyoruz ama kullanalım, halkın kullandığıdır. Çünkü biz peygamberin ümmetindeniz. Sorsan bu yanlış bir kelimedir. Ümmetle millet kavramı Kur'an'da farklı anlatılıyor. Bunu bile Kur'an'a bakmışlar, yani bakmadan bunu bile bir gelenek olarak kullanmışlar. Bu bile farklı geliyor. İşte millet ve ümmeti daha önceki program içerisinde açıkladık ama bir tek başına bir program yapmamıştık. Şimdi Kur'an'a göre millet kime denir, ümmet kime denir, onu inceleyelim.

Euzu billahi mineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Hocam, bizim amacımız Kur'an kelimelerinin, Kur'an kavramlarının gelecek nesillere doğru olarak intikal ettirmesi. Yani en ufak, en basit bir kelime bile olsa gelecek nesillere Kur'an'ın bir kelimesi, Allah'ın sözü, kelamı olduğundan dolayı doğru olarak intikal ettirilmesi çok önemli bir hadisedir. Gerçekten de baktığımız zaman millet ve ümmet kavramlarına baktığımız zaman gelenek bunları son derece yanlış kullanıyor. Yani ümmeti millet, milleti ümmet yerine kullanıyor. Tam ters bir anlam yüklemişler. Çok ilginç. İnşallah onu göreceğiz. Tabii Kur'an'ın gölgesinde, Kur'an'a göre ümmet ile millet kavramlarının arasında bulunan farklar.

Ümmet. Ümmet sözlükte yönelmek, kastetmek, öne geçmek, imam olmak manalarına gelir. Em kökünden türeyen ümmet kelimesi Kur'an'a göre kendilerine uyarıcı resul gönderilen topluluk, kavim, her kabileden bir grup insan, her canlı cinsi, bütün iyilikleri şahsında toplamış kişi veya kendisine uyulan önder gibi anlamlara gelir. Kur'an'ın ayetlerine baktığımızda, Kur'an'a baktığımızda ümmet kelimesi, ümmet kelimesi din birliğinden daha çok aynı toprak ve coğrafya üzerinde yaşayan, ümmet kelimesi aynı toprak ve coğrafya üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, ülkü birliği, aynı duygu ve düşünce, gelenek ve görenek birliği olan insanların oluşturduğu topluluklar, yani vatandaşlık anlamına geliyor.

Hocam, evet hocam. İlk açıkladığını olad ümmet, şu anda milleti daha açık. Evet hocam, sırasıyla gidiyoruz. Bu ümmet kelimesi hocam, ümmet din birliğinden daha çok aynı toprak ve coğrafya üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, ülkü birliği, aynı duygu ve düşünce, gelenek ve görenek birliği olan insanların oluşturduğu topluluklar, yani vatandaşlık anlamına geliyor. Ümmet vatandaşlık demek ve aynı yüzyılda yaşayan, aynı zamanda yaşayanlar. O eksik. Tabii aynı, aynı köyde, aynı kasabada, aynı şehirde, aynı ülkede, aynı dünyada ve aynı zamanda yaşayan, aynı zamanda yaşayan insanlara topluluklara, hatta insanlar değil topluluklara Kur'an ümmet der. Evet, yani zaman aynı olacak, aynı zamanda yaşamış olacaklar. Evet, tabii aynı zamanda olacak. En büyük ayrımı burası. Evet, aynı zaman olacak. Ümmet, ümmet aynı zaman ve aynı coğrafyada bulunmuş hocam. Ümmet aynı zaman ve aynı coğrafyada bulunmuş insan ve her türden, hem insan ve her türden canlılarla ilgili kullanılan bir kavramdır ve her inanan var, inanç birliği de olmayan bir durum var. Evet, tabii aynen. İnanç birliği de içinde hocam. İnanç birliği de içinde zaten yok. Karışık inançlarda olanlara da ümmet. Yani tabii tabii aynen aynen.

Millet ise, millete geldik. Kur'an'a baktığımızda millet kelimesi, insanlık tarihi boyunca hocam, bu bu çok enteresan. İnsanlık tarihi boyunca aynı inanç sistemine sahip olan insan ve topluluklar için kullandığını görüyoruz. Yani millet kelimesi, millet kelimesinin içinde sadece insanlar vardır. Diğer mesela canlılar yoklar yoktur. Yani aynen aynen. Millet kelimesi dediği zaman sadece insanlar için kullanılan, bir de insanlık tarihinde aynı inanca sahip olanlara Kur'an millet kelimesini kullanır ve kıyamete kadar da aynı inanca sahip olanlar aynı milletten olacaklar. Aynen. Yani ümmet aynı zaman ve mekanda, aynı tarz yaşan, aynı yol ve yordam, aynı inanç ve şeriat iken, millet ise tarih boyunca yaşayan insan ve toplulukların tevhid veya şirk olsun, tevhid veya şirk olsun aynı inanç sistemine sahip olan topluluk anlamına geldiğini görüyoruz. Millet kelimesi en çok Hanif İslam dinine olan İbrahim Aleyhisselam bağlamında kullanmış hocam. Hanif kelimesi çok enteresan. İbrahim Aleyhisselam bağlamında çok kullanmış bir kelimedir. Ev, han. Evet hocam. Yani orada zaten ayet var, milleti İbrahime Hanife. Tabii. FB millete İbrahime Hanife. Evet, İbrahim'in Hanif milletine, Hanif inancına, Hanif dinine tabi ol. Evet. Mesela hocam bir örnek veriyorum. Yahudiler, din adamları, Yahudi olun, hidayeti bulursunuz dediler. Hristiyan din adamları, Hristiyan olursanız hidayeti bulursunuz dediler. İbrahim ki, hayır hayır, hakka yönelen İbrahim'in dinine uyarız. Hanif olan İbrahim'in milletine, İbrahim'in dinine, İbrahim'in inancına döneriz. O Allah'a ortak koşanlardan değil. Demek ki hocam burada bir şey çıkıyor. Allah, İbrahim Aleyhisselam'ın yolunda olmayan, İbrahim Aleyhisselam'ın inanç sistemine sahip olmayanlar kesinlikle müşrik oluyor. Hocam, buyur. Şimdi Hanif derken, Hanif y bu mezheplerde de hani Hanefi mezhebindeniz. Yani doğru demektir. Hanefi anlamı da doğru demektir. Yani hocam, Hanif, Hanif her türlü şirkten uzak. Zaten Hanif'in hangi anlama geldiğini veriyor. Evet, diyor ki hocam, yani müşriklerden değil. Hanif saf İslam, ihlas, sadece Allah'a teslim olmuş, her türlü şirk şaibesi. Yani doğru anlamına geliyor. Son kelime olarak diyelim. Evet. Hidayet üzerinde, üzerinde olana Kur'an Hanif. Hocam, başka bir ayet. Bu okuduğum ayet Bakara 135'teydi. Başka bir ayette Yüce Allah der ki: "De ki: Allah sadıktır. Doğruyu sadıktır. Allah doğruyu söylemiştir. Tabi olun, tabi olun." Ya şimdi hocam, ben bu ayetleri okurken bizim esas amacımız, esas gayemiz Allah'ın yolundan, Allah'ın dininden, Allah'ın ayetlerinden başka yolun, hidayetin, doğru yolun olmadığını göstermek içindir. Yani yüce Allah burada diyor ki: "İbrahim Hanife." Demin okuduğum ayette Yüce Allah Nebi'ye söylüyor. "İbrahim, yani atanız İbrahim'in Hanif yoluna tabi ol." Burada da Allah bütün insanlık alemine, müminlere, müminlerin şahsında bütün insanlık alemine diyor ki: "Millete İbrahime Hanife. Ya kardeşim, siz Şafii olacağına, Hanefi olacağına, Maliki olacağına, ev olacağına, bilmem şu olacağına, İbrahim'in Hanif dinine, İbrahim Hanif." Evet, hocam. Buyur. Buradaki İbrahim'i neden anığı aklınıza gelirse arkadaşlar, öne koyduğunu, üste koyduğunu. Buna Hristiyanlık da o gün Medine'de iniyor bu ayet. Hristiyanlar da, Yahudiler de, yani İsrailoğulları da buna itiraz etmiyorlar. Yani gelin, yani ortak bir İbrahim inancına sahip olalım. Yani doğru olan İbrahim inancına sahip olalım diye bir sesleniş de var burada. Yani zaten bütün elçiler doğru Hanefi üzerindedir. Evet, bunun bir ötesi de öyledir zaten. Yani burada iyi hatırlattınız. Buradaki muhataplar şimdi Hristiyanların da, Yahudilerin de İbrahim Aleyhisselam'a karşı büyük sevgi ve saygıları olduğundan dolayı muhatap çevresi Yahudi din adamları ve Hristiyan din adamlarıdır. "İbrahim Hanife." Yine hocam, "Millet, Hanif olun, sakın sakın müşriklerden olmayın." Buyuruyor Yüce Allah. Bu da Ali İmran 95 ayettir. Hocam, bir ayet okuyacağım. Hatta iki ayet daha okuyacağım. İbrahim Aleyhisselam'la alakalı. İbrahim Aleyhisselam konusu, İbrahim Aleyhisselam'ın şahsiyeti, onun önderliği çok önemli bir mesele. Ve men dînehu ve men esleme vechahu lillâhi ve huve muhsinun fettebe' millete İbrâhîme hanîfâ. Ve'ttehaze'llâhu İbrâhîme Halîlâ. Hocam, ben bu ayetin mealine gelmeden önce bir şey söyleyeceğim. Biz Allah'ı, Allah'ı takdir edemedik. Biz Kur'an'ı takdir edemedik. Allah'ın ayetlerini takdir edemedik. Ama aynı zamanda Allah'ı, Allah'ın ayetlerini, Allah'ın kitabını, mesajını takdir etmediğimiz gibi hocam, İbrahim'i de takdir edemedik. İbrahim'e hiç, yani şu anda bu kadar üniversite kurulmuş, mesela bir tane İbrahim Üniversitesi kurulsa, İbrahim hakkında Kur'an'da ne geçiyor araştırılsın. Tevhit dini üzerinde olduğu, bu dünyada da prim yapar. Hiç başarı. Hocam, hocam, İbrahim, İbrahim bizim dinde, bizim dinde önderimiz. Bizim dinde önderimiz olan İbrahim Aleyhisselam bir zirve, büyük baba. Onun hakkında insanlar en ufak bir bilgiye sahip değillerdir. İbrahim kimdir? İbrahim kimdir? Yüce Allah der ki: "Kim'in dini, güzel ahlak sahibi olarak kendini Allah'a teslim eden ve hakka yönelen İbrahim'in Hanif dinine tabi olan kimsenin, kimsenin dininden daha güzeldir. Kimsenin yolundan daha güzeldir. Allah İbrahim'i insanlara önder edindi." Ve'ttehaze'llâhu İbrâhîme Halîlâ. Kardeşim, bu İbrahim Aleyhisselam senin önderindir ya, önderindir. Hocam, bir şey söyleyeceğim. Aklıma geldi. Şimdi Şiiler, Şiiler 12 tane imamın adlarını alırlar, camilerine asarlar, mabetlerine asarlar, asarlar. Ehl-i Sünnet de 10 tane sahabinin, onların inancına göre cennet müjdelendiği için camilere asarlar, Dört Halife'nin camilere asarlar. Ya kardeşim, İbrahim Aleyhisselam'ın, Musa Aleyhisselam'ın, İsa Aleyhisselam'ın, Muhammed Aleyhisselam'ın elçilerin adlarını atanız Kur'an'da geçiyor kardeşim. Bunlar dinde bizim önderlerimiz. Allah'ın elçilerinin, nebilerin adlarını koyup atsanıza mabetlere. Bu daha uygun düşmez mi? Öylesi de var hocam, öylesi de var. Yok değil de evet. Artık oraya değil, fazla girmeyelim. Da buradaki İbrahim'in çizgisini değil. Halil'e ne veriyorsunuz siz? Halil kelimesine. Buyur hocam. Halil kelimesine ne veriyorsun? Ben önder, önder anlamı veriyorum. Halil'in ben sözlük şeyini araştırmıştım. Yani böyle doğru bir çizgi üzerinde giden, yani çizgisi, yani o kelimenin öyle bir mez anlamı da var tabii. Nasıl kabul ederseniz, zaten kelimelerde onu veriyor. Hani dos doğru bir yol üzerinde diye öyle de söyleyebilir. Olabilir hocam, olabilir. Şimdi Kur'an'da diye bir ayet var ya, "Ben seni insanlara önder yapacağım." Ben ona nazire olarak, gönderme olarak. Ben Halil kelimesinin önder olma ihtimalinin daha kuvvetli olduğunu düşünüyorum. En doğrusunu Allah bilir. Evet, aynı çıkıyor, fark etmiyor. Ev kelimesi, millet kelimesi tamamen din ve inanç ile ilgili bir kelime iken, millet kelimesi tamamen din ve inanç ile ilgili bir kelime iken, ümmet ise, ümmet ise aynı yaşam tarzı, aynı düşünce, aynı ülkü ve ulusal birliği temsil ediyor. İşte bundan dolayı ümmet için, hocam, çok enteresan. Şimdi Kur'an ümmetin hangi anlama geldiğini ayetlerle ortaya koyuyor. Der ki: "Ecel." Hocam, "Her ümmetin bir eceli vardır." Yani Müslümanların bir eceli var demiyor. Yani İbrahim tevhid dinine inananların bir eceli var demiyor. Milletin bir eceli var demiyor. "Her ümmetin bir eceli var." Hocam, o kadar ilginç ki, "Her milletin eceli var" demez. Hocam, "Arakı fark nasıl?" Kur'an'ın sistemi, hocam, Kur'an'ın bağlam ve bütünlüğü muhteşem, mükemmel. Niye üzülüyorum biliyor musun? Bunlar gerçekten bugün piyasada olan düşünceler, eylemler, eylemler hiçbiri Kur'an'a uymuyor ya. Bu kadar mı? Kur'an'a bakılmadan, fıkıh diyelim, çıkarılmış bir uygulama da müşteri de buluyor. Yani müşteri de bu. Gerçekten öyle. Hocam, hocam, bir dakika, bir dakika, hocam, bir dakika. Ya şu müziğin sesini biraz kıssan ya sana. Gerçekten de hocam, mesela ümmetin eceli. Şimdi eğer Allah Kur'an'da ümmetin eceli demeseydi, biz ümmet ile millet arasındaki farkı nasıl bulacaktık? Veya milleti İbrahim'e Hanife demeseydi, ikisi de var. Evet, millet İbrahim'e Hanife demeseydi, onun için Kur'an'ın bağlanma bütünlüğü, Kur'an'ın kavramları var ya hocam. Kur'an incelendiği zaman, araştırıldığı zaman Kur'an'ın manası ortaya çıkar. Bu yüzden Kur'an kendi içinde tefsir edilmiştir. Bu yüzden Allah Kur'an'da Kur'an'ı ayetlerle tafsir etmiştir, tasrif etmiştir, tefsir etmiştir. Bu okudum hocam. Bir dakika. Şu müzik sesi geliyor mu hocam oraya? Bana gelmiyor. Gelmiyor. Devam et. Evet. "Her ümmetin bir eceli vardır." (Yunus 47) Hocam, başka bir ayet. Sizden bir ümmet bulunsun. Hocam, çok ilginç. Ümmet o kadar enteresan bir kelime ki, yani bir köy, bir kasaba, bir şehirde yaşayan, bir ülkede, bütün dünyada yaşayan insanlara Allah ümmet derken, insanlar içinden bir gruba da ümmet diyor. İnsanlar için bir gruba da "Sizden bir ümmet bulunsun, bir grup bulunsun, davet et iyiliğe, salih amelle güzelliğe davet eden bir ümmet bulunsun." Hocam, bu da o kadar önemli ki. Bu konuda, bu konuda yanımda Kur'an getirmeyi unutmuşum. Eee, yüce Allah o kadar önemli ki, Hud Suresi 116 ayet olması lazım. Bu Ali İmran Suresi 104. Hocam, bunu biliyorum. Buna geleceğim. Bundan önce bir ayet var. Diyor, yüce Allah buyurur ki: "Sizden önceki ümmetlerde insanları kötülüklerden alıkoyacak bir grubun bulunması gerekmez miydi?" Hocam, toplumda eğer insanları hayra çağıran, hayra önderlik yapan, iyilikleri anlatan, kötülüklerden engelleyen bir grup olmasa, toplum tamamen bozguna uğrar. Kesinlikle. İşte irşat diyoruz ya biz. İrşat etme, yani kötülüklerden ıslah, şey, pardon, ıslah etme, kötülüklerden insanları önleme, yani tamam mı? Islah faaliyeti olmazsa toplum ayakta durmaz. Bunu devlet eliyle de yapmamız gerekiyor. Her birey kendine de düşen görevi yapması gerekiyor. Islah faaliyetleri diyor burada zaten ayetin o, oradaki ayetin sonunda da kurtuluşa erenler de onlardır, sadece onlardır diye devam ediyor ayet. Evet, aynen. "İyiliğe, güzelliğe davet eden ve marufu (güzellikleri, iyilikleri) emreden bir grup, bir ümmet bulunsun ve ve kurtuluşa erecek olanlar bunlar." Evet, yani ıslah ediciler, düzelticiler, düzeltme yapanlar, tamir edenler. Ümre edenler, tamir edenler. Evet. Kur'an'da ümmetin çoğulu "ümem" varken, hocam, Kur'an'da ümmetin çoğulu "ümem" varken, milletin çoğulu "milel" yoktur. Milletin çoğulu yoktur. Evet. Ümmet kelimesi hocam, sanki bir inanç sistemi değil, ulusal birlik anlamına geliyor. Mesela Kur'an'da bulunan bu fark ve anlama göre, hocam, şimdi çok enteresan bir şey. Kur'an'daki, Kur'an'daki tanıma göre, tarife göre, Kur'an'daki tanıma göre Türk veya Kürt kelimesi millet ile değil, millet ile değil, ümmet kavramının içine giriyor. Bu da çok yanlış. Bir Kur'an, Kur'an'ın bunlar Kur'an'daki kavramlardır. Kur'an'ın kullandığı kelimelerdir. Bu kelimeler, yani bu kelimeler Kur'an'dan alınmıştır. Kur'an'dan alınmış kelimelerdir. Ümmet ve millet kelimesi ama çok ilginç. Hocam, Kur'an'dan almış ama yanlış yerde kullanılıyor. Adam Türk milleti diyor. Ya şimdi biz millet kelimesi dinle alakalı bir şey. Bu ulusal birliği temsil ediyor. Türk milleti asla denilmemesi gerekir Kur'an'a göre. Evet. O ne olacak hocam? Türk veya Kürt kelimesi millet değil, ümmet kavramını içine giriyor. Türk ümmeti, Kürt ümmeti, Zaza ümmeti, Arap ümmeti. Bu şekilde kullanılması lazım. Kur'an'ın tanımına göre dedik ya, her şey bozulmayan bir şey kalma. Derimiz de ki, yani her nereye girersek girelim, kalıplaşmış, şu anda değişmeyecek bir yönde ilerliyor zaten. Bunlarda. Bir de hocam, en çok kullanılan kelimelerden mesela diyor ki: "Muhammed Ümmeti." Ya kardeşim, Allah Resulü döneminde yaşayanlar Muhammed ümmetidir. Sonra gelenler Muhammed ümmeti olamazlar ki. Öyle hem ümmeti idiler, hem milleti idiler. Onlar inananları, tüm yaşayanları ümmeti. İnananları milleti di. Aynı dönemde da milleti. Evet, din açısından da milleti idi. Evet. Çünkü millet tek inancı sembolize ederken, millet tek inancı sembolize ederken, ümmet aynı düşünce ve ülkü birliğini anlatıyor. Ümmet aynı düşünce ve ülkü birliğini anlatıyor. Yani bu anlama göre Türk milleti, Kürt milleti, Arap milleti isimlendirmesi kesinlikle hatalı olur. Çünkü bu ırklarda, bu ırklarda her türlü inançtan insanlar ve topluluklar bulunmaktadır. Doğrusu Türk ümmeti, Arap ümmeti, Kürt ümmeti olduğunu görüyoruz. Yani dolayısıyla Muhammed Ümmeti. Hocam, en çok kullanılan kelimelerden bir tanesi, en çok kullanılan kelime nesi? Muhammed Ümmeti. Muhammed Ümmeti, Muhammed Ümmeti. Yok kardeşim ya, böyle bir şey yok yani. Ya hem ümmet kelimesi şey, hem de Muhammed ümmeti diye bir şey de olmaz. Ümmet ve millet kelimeleri arasında en önemli farklardan biri, ümmet aynı zamanda ve aynı coğrafyada bulunmuş yaşayanları ele alırken, millet kelimesi ise insanlık tarihinde aynı inanç sistemine sahip olan insanlara anlatıyor. Millet kelimesi tamamen din ile ilgili bir kavram iken, hocam, millet kelimesi tamamen dinle alakalı bir kavram, dinle imanla, aynı inanç sistemiyle ilgili bir kavramdır. Mesela yüce Allah der ki: "Yahudi din adamları, Hristiyan din adamları, sen onların milletine tabi olmadıkça senden asla razı olmazlar." Ne demek? Onların milletine, onların dinine, onların inanç sistemine demektir. Aynen öyle. Evet. "De ki: Hidayet, hidayet, doğru yol sadece Allah'ın yoludur. Sadece Allah tarafından indirilen yol. Eğer onların heva ve hevesine uyarsan, ey Nebi, sana gelen bu ilimden sonra onların heva ve heveslerine tabi olursan ve nasir, senin Allah'tan başka yardımcın ve velin yoktur." Buyuruyor Cenabı Hak. Evet. Ümmet kelimesi, aynı inanç, aynı yaşayış ve aynı yol, aynı fikir ve anlayış üzerinde bulunan insan ve her canlı türüne verilen bir isim oluyor. Hayvanlar için, hocam, çok enteresan. Allah hayvanlar için de ümmet kelimesini kullanıyor. Evet, hayvanlar ümmettir. Şimdi burada şunu da açıklığa kavuşturalım hocam. "Her ümmete bir ecel tayin ettik" diyor ya. Evet. Bu ayetten yola çıkarak hani erenerin işte ezeli o kadar idi tayin edilmişti gibi yola da çıkılıyor. Bunlar yanlış şeylerdir. Her ümmete bir ecel tayin ettik dedikleri, arkadaş diyelim ki insana 130 yıl ömür tayin edilmiş. İnsana bu sağlıklı yaşayanlar, kendini şey edenler, muhafaza edenler, kaza bela olmadığı müddetçe diyelim ki 130 yaşına kadar yaşayabilir. Yani bir o ümmetin, yani bugünkü yaşayan insanlara ümmet diyor. Bu ümmetin bir ömrü var. Yani 130 sene sonra kimse kalmayacak. Bu sıfırdan doğan bir çocuk bile varsayalım. Şimdi işte a bir ömrü var. Hayvanların bir ömrü var. Onlar da ayrı ümmet derdir. Kuşların ayrı bir ümmetler. Onların da bir ömrü var. Cinslerine ve yapılarına göre hepsinin bir ömür ecel sonu vardır. Yani e bunun içerisinde erken ölenler olacaktır. İşte kazası, belası, işte kuraklığı, ağacı, suyu vesaire hepsi etken, etkenleri olup bir sebebiyeti olup erken ölenler, erken vefat edenler olacaktır. Ama bu bahsedilen şey ezeli, yani pertin ezeli var. Bu manada bahsediliyor. Yani yani hocam, Allah'ın yasasında, Allah'ın yasasında bu şekilde belirlenmiş. Yani yasa bu şekilde işliyor o anlamda. Mesela hocam, hayvanlar içinde ümmet kelimesi kullanılırken, yüce Allah der ki: "Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve gökte iki kanadıyla uçan her tür kuş sizin gibi birer topluluk, birer ümmetten ibarettir." Onlar da ümmet dedi. Mesela kuşlar için ümmet kelimesini de millet kelimesi sadece insanlar için kullanmıştır. Aynı zamanda ve mekanda yaşamış, aynı hayat tarzına sahip insan gruplarına Bakara 213, "ümmet" denmiştir. "Ümmet" kelimesi, "Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten sakındıran bir ümmet bulunsun" mealindeki ayette Ali İmran 104 olduğu gibi, büyük bir topluluk içindeki özel bir grubu da ifade etmektedir. Evet. Mesela hocam, Kur'an tek bir kişi için bile ümmet kelimesini kullanmıştı. Mesela İbrahim Aleyhisselam'la alakalı yüce Allah der ki: "İnne İbrâhîme ümmeten." İbrahim gerçekten Allah'a itaat eden, tevhit ehli, başlı başına bir ümmetti." Ayetinde İbrahim'in hidayet önderi ve bütün iyiliklere sahip olan bir kimse vasfıyla tek başına bir ümmet sayıldığı belirtilmektedir. Hocam, buradaki İbrahim'in tek başına ümmet olması şu anlama geliyor? Yani o dönemin de inananı yoktu, tek başına bir inanç üzerindeydi. Yani yok hocam. Şimdi ümmet kelimesi şöyle, tek başına bir ümmetti. Demin insanlar içinde bir grup içinizden bir grup ümmet bulunsun, iyiliği emreden. Evet, İbrahim de kendi bulunduğu dönemde tek başına bunu yapıyordu. Tek başına bir ümmetti. Y, tek başına bir ümmetti. Hatta şöyle bir manada verilebilir. Yapabileceğini tek başına yapıyordu. Tabii o zamanki insanlar, o bütün insanlara eş değer, denk, hepsini tartan bir özelliğe, bir karaktere, bir ahlaka sahipti. O kadar derecesi yüksekti. Evet. Ümmet kelimesi bazı ayetlerde zaman, müddet ve devir manasında da kullanılmıştır. "Ve zindandaki iki kişiden kurtulmuş olanı nice zamandan sonra." Demek ki ümmet zaman anlamına da geliyor. (Yusuf Suresi 45 ayet) Evet, zannedilenin aksine ümmet kelimesi, zannedilenin aksine ümmet kelimesi millet kelimesinden daha geniş bir anlama sahiptir. Hocam, şimdi genellikle millet kelimesinin daha geniş bir anlam olduğuna inanılır. Halbuki hayır, ümmet kelimesi daha geniş bir anlama sahiptir. Çünkü ümmet kelimesinin içinde her türlü inanç, kültür, gelenek, insanlar, her türlü insanlar, hayvanlar, mahlukatın hepsini, bütün canlıları içine alırken, millet sadece insanları ve inançları içine alan bir kelimedir. Yani ümmet kelimesinin içinde inançla birlikte yaşam tarzı, düşünce birliği ve ulus anlayışı olduğu halde, millet kelimesinin içinde sadece inanç birliği mevcuttur. Kur'an'ın birçok kavram gibi insanlar bu iki kavramı iyi bilmedikleri için tam tersi bir anlam yüklemişler. Mesela hocam, yüce Allah der ki, bak hocam, çok enteresan. Şimdi Allah kavramların içinde onu anlama, onu anlama izini de yüklemiş. Mesela bu zannediyorum Bakara Suresi 134 ayette yüce Allah der ki: "İbrahim Aleyhisselam, İshak, İsmail alakalı, onlar geçmiş birer ümmetti." Demek ki ümmet gelip geçen anlamında kullanılan bir kelimedir. Yani ölmüş kişilere. Ümmet mi kullanıyordu burada? Ümmet kelimesi hocam. Evet. Buyur. "Onlar geçmiş birer ümmetti. Onların kazandıkları onlara, sizin kazandıklarınız sizin içindir, sizedir. Siz onların yaptıklarından sorumlu olmazsınız." Biz İsmail'in, İbrahim'in, İshak'ın yaptıklarından, Muhammed'in yaptıklarından, Allah bizi sormaz ki. Biz kendi yaptıklarımızdan sorumluyuz. Bu geçmiş ümmetin de farklı düşündükleri de ortaya çıkmış oluyor. Dolayısıyla evet, yani bir mlar fark düştüler, kendilerine seç seç işler yapmıştı. Hepsinin iyisi kötüsü vardı anlamıyla gelmiş, geçmiş, ölmüş, gitmiş o ümmet olarak geçiyor. Evet. Mesela hocam, başka bir ayette der ki: "Şehidin ahirette her ümmetten bir şahit getirdiğimiz zaman, seni de bunlar üzerine şahit getirdiğimiz zaman işler nasıl olacak?" Şimdi çok enteresan hocam, bir şey söyleyeceğim. Burada ümmet kelimesini, ümmet kelimesini ta kıyamet gününe kadar gelecek olan insanlar için kullanıyor gelenek. Halbuki Allah Resulü döneminde yaşayan insanları söylüyor. Şe, yani kullanım alanı hocam son derece hatalı. Mesela hocam, neden bu kelime yanlış kullanılıyor? Neden yanlış kullanılıyor? Diyorlar ki hocam, "Muhammed Allah, Muhammed Aleyhisselam bütün insanlara şahittir." Kıyamet gününe gelecek olan herkese şahittir. Şimdi aynen şunu hatırlıyorum. Cübbeli diyor ki: "Şahitlik diyor gözle görülen bir şeydir diyor. Eğer gözle görülen bir şey şu anda diyor, Allah Resulü bizim bütün yaptıklarımıza şahit oluyor. Eğer Kur'an şahit dediyse, o zaman şahit dememesi gerekirdi." Halbuki Nebi Aleyhisselam, Allah Resulü kendi döneminde yaşayanlar için şahittir. Neden? Çünkü İsa Aleyhisselam'a Allah diyor ki, hocam, bu çok önemli. Maide Suresi 116-117 ayetlerinde Allah bir zamanlar demişti veyahut da ahirette diyecek: "Ey Meryem, ey Meryem, sen mi dedin, 'Beni ilah edinin, benden başka Allah'tan başka iki ilah edinin.' Hayır. 'Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan sadece Allah'a kulluk edin.' Ya şimdi İsa Aleyhisselam, Allah'ın Resulü, bak ne diyor? 'Sen ben onları yaşadığım müddetçe ben onlara şahit. Şimdi beni vefat ettirdin, onların üzerine gözet kaldın. Onlar senin kulların, ister onlara eziyet edersin, ister onlara hidayet edersin. Ama sen merhametlilerin en merhametlisin.' diye ve bitiyor ayet." Şimdi her ümmetten bir şahit dediği hocam, elçiler dönem döneminin şahitleridir. Yani her ümmet yaşadığı çağdaki duruma söyleniyor. Şimdi biz bu çağın ümmetiyiz ve şahit oluyoruz. Şu anda yeryüzünde olanları, yeryüzünü fesada boğanlar olsun, bireysel olsun, dünya üzerinde genel üzerinden biz buraya şahitlik yapabileceğiz. Yani her ümmet, her dönem aslında desek oraya daha doğrudur. Yani her 100, 100 yıl veya 80 yılın şahitleri olacak. Yani bu dönemlerde kim ne yaptı, yöneticiler ne yaptı, ülkelerarası ne oldu, şunlar oldu, komşular vesaire. Her her dönem, her ümmetten bir şahit getirme bu manada olduğunu düşünüyorum ben. Evet. Evet hocam, dersimi bir ayetle bitirmek istiyorum. Bu ayette de enteresan bir ayet. Nahl Suresi 36 ayette geçer. Yüce Allah der ki: "Biz her ümmette bir resul gönderdik." Demek ki buradan da ümmetin, ümmetin gelip geçeceği, ömrü, dönemi olduğu. Aynen aynen. Mesela milletin dememesi çok ilginç. Hocam, yani Kur'an kendi bağlam ve bütünlüğü içerisinde anlamını veriyor, manasını veriyor. Evet. Peki hocam, size bir şey şunu soracağım. Eğer biz Kur'an'ı araştırmayı, incelemeye düşünmeseydik, yani bu kelimeleri incelemesine, böyle hepsini kontrol etmeseydik, Allah 1400 sene sonra bize Kur'an'daki ümmet ve millet kelimesinin hangi anlama geldiğini gösterdi. Biz başka bir kitaptan, hocam, bu bizim anlattığımız şey, ben 40-45 seneden, 50 seneden beri bu işin içindeyim. Hayatımda binlerce kitap okudum hocam, binlerce kitap okudum ama asla böyle bir tanımlama görmedim. Kur'an'dan uzak olunduğu için, Kur'an üzerinde düşünülmediği için. Evet hocam, sadece bu kavramda değil ki hocam. Biliyorsun ki son 5-6 yıl elde ettiğimiz kazanımlar, belki ondan önce de tevhit üzerindeydi, şirk yoktu ama bu kavramlarda bozulmaları 5-6 yıldır gerilemesini inceliyoruz ve yine Kur'an'dan buluyoruz. Yani bu kadar mı? Her seferinde bu kadar mı diyoruz? Yani bu kadar mı bozuldu diye söylediğimiz var. Kur'an'a bakılmadığı da ortaya çıkmış oluyor. Yani Kur'an'a bakılarak bir hayat, bir nizam, intizam örnekliği alınmamış. Yani Kur'an'dan, yani hepsi dolma laf, karan gidiyoruz. Öyle değil mi? Yani biz de 5-6 sene önce bu kavramları belki bazısını 2 sene önce, bazısını 1 sene önce, bazısını 10 sene önce bilmiyorduk. Yani çalışarak bunları elde etmiş olduk. Doğru mu? Yani Kur'an, hocam, Kur'an başka hiçbir kaynağa ihtiyaç bırakmıyor kardeşim. Eğer biz sizin kaynaklarınıza gitseydik, sizin batıl, şirk, hurafe kaynaklarınıza da gitseydik, kesinlikle bu kavramların, onlarca kavramın gerçekte hangi anlama geldiğini kesinlikle bilmeyecektik. Ama yüce Allah'a hamdolsun ki 1400 seneden sonra biz Kur'an'daki kavramlara, metin bozulmadığından dolayı, taklit olmadığından, burada hocam şunu da anlıyoruz. Bazı Şii ve Sünnilerin, bazı ateistlerin, dinsizlerin iddia ettikleri gibi Kur'an asla taklit uğramamış. Kur'an'ın metni sağlam olarak durduğundan dolayı biz bu kelimeleri bu şekilde ortaya koyuyoruz, sistemini buluyoruz. Evet hocam, bir de şunu da arkadaşlar bilsinler ki, rivayetlere delillere dayandırmak, Kur'an'ın içerisinden ayetlere dayandırmalarının ayetleridir. Yani bir başka ayet, bir başka ayet fark etmiyor. Ayetlerden delil çıkararak bu söylediğimiz kavramları sizlere izah ediyoruz. Yani bu konuda da bilgi olsun. Buna çok dikkat ediyoruz. Evet hocam, ben ayeti bitireyim. "Her ümmette bir resul gönderdik." Göndermemiz amacı sebebi sadece Allah'a kulluk edin. Yani din adamlarından uydurma din anlatan uzak durun. Onlardan birçoğuna vahiy sayesinde Allah hidayet etmiştir. Kak ASM adlarından dolayı bazıları da sapkınlık yolunu tercih etmişlerdir. Yeryüzünde gezip dolaşın diye yüce Allah böyle buyuruyor. Yeryüzünde dolaşın, görün ki zalimlerin, zalimlerin yalan, yani vahyi yalan sayanların sonu nasıl oldu? Gezin, görün buyuruyor Cenabı Hak. Teşekkür ediyorum. Evet. Peki, teşekkür ediyoruz. Programa son veriyoruz. Hayırlı günler diliyoruz.