Transcription
[Alkış] [Müzik]
Değerli arkadaşlarım, değerli memur adayları, Indeks Akademi stüdyolarından hepinize merhaba. Ben tarih öğretmeni Aydın Yüce ve yeni bir video serisi ile sizlerleyim. Biliyorsunuz arkadaşlarım kanalımızda eskiden çektiğimiz videolarımız vardı. Stüdyolarımızda yenilediğimizden dolayı sizlere de daha iyi hizmet verebilmek için arkadaşlarım dedik ki ders videolarımızı da yenileyelim. Arkadaşlara daha güzel bir hizmet verelim.
Arkadaşlarım, tarih uzun ve meşakkatli bir yolculuktur. Bakın içinizde tarih dersine karşı antipatisi olanlar da vardır ama bakın bana güvenin, bana inanın. En basit şekliyle ben bunları sizlere aktarmaya çalışacağım. Uzun ve meşakkatli bir yola çıkacağız. Bakın arkadaşlarım, başarı sadece bilgiyle edinilmez. Başarı sabırla, azimle, inatla elde edilir. Sizden önceki arkadaşlarımız nasıl güzelce hazırlanıp hak ettikleri görevlere geldiler. Sizler de geleceksiniz arkadaşlarım. Süreç içerisinde moraliniz bozulacak. Süreç içerisinde arkadaşlarım birçok sıkıntıyla karşılaşacaksınız ama bırakmayacağız arkadaşlarım. Ben her zaman sizlerin elinden tutacağım ve var gücümle sizlere destek vermeye çalışacağım. Arkadaşlarım bakın attığınız her bir küçük adım sizi hedefinize yaklaştıracak.
Peki arkadaşlarım, İslamiyet öncesi Türk tarihi ile ben artık yeni video serime başlıyorum. Ve İslamiyet öncesi Türk Tarihi derken Milli Eğitim kitaplarında da ilk etapta ne demiş? Türk adının anlamları ile başlanmış. E şimdi arkadaşlarım Türk adının anlamlarına, Milli Eğitim kitaplarına baktığımız zaman Milli Eğitim kitaplarında bunlar nasıl açıklanmış? Ne demiş? Çin kaynaklarına göre Türk adının anlamı mifer arkadaşlarım. Kaşkarlı Mahmut'a göre olgunluk çağı. Ardından Vanberi'ye göre türemek. Vanberi de yabancı bir Türkologtur. Ziya Gökalp'e göre kanun, nizam, hukuk sahibi olarak açıklanmış ve 1911 yılında bulunan eski bir Türkçe metne göre de güç kuvvet olarak açıklanmış.
Arkadaşlarım bana göre ÖSYM Türk adının anlamlarını sorarsa özellikle Türklerin yüklediği anlamları sorarlar. Bu noktada ilk etapta bence Kaşkarlı Mahmut'u sorarlar. Hadi diyelim onu sormadılar. Ziya Gökalp'i sorabilirler. Mesela Kaşkarlı Mahmut'un eşsiz eseri Divan-ı Lügat-ı Türk ÖSYM'nin vazgeçilmezi mi? Mesela biz hep aynı yönden soru bekleriz ama sana şöyle sorsa dese ki Türk adının anlamının olgunluk çağı olarak açıklandığı eser hangisidir? O zaman ne olur? Divan-ı Lügat-ı Türk. Hadi diyelim onu sormadılar. Ziya Gökalp'i sorarlar. Ziya Gökalp de ne olarak açıklamış? kanun ve nizam sahibi olarak.
Peki arkadaşlarım, Türk adı ilk kez hangi kaynaklarda geçmiştir? Çin kaynaklarında geçmiştir. Karıştırmıyoruz. Türkiye adı da ilk kez Bizans kaynaklarında geçmiştir. Bakın, Türkiye adı da ilk kez Bizans kaynaklarında geçmiştir. Peki Türk adı ilk kez ne ile resmi bir kimlik kazanmıştır? Göktürk Devleti ile birlikte. Bakın, Göktürk Devleti ırk adını resmi devlet adı olarak kullanmıştır. Peki ileride arkadaşlarım, Memlükler de resmi belgelerde Türkiye adını resmi devlet adı olarak kullanacak mı? Evet. İleride de bahsedeceğiz. Memlükler resmi belgelerde devletin adı nedir? Memlüklerin devletü Türkiye arkadaşlarım. Et devletü Türkiye.
Peki arkadaşlarım, yıllardır ilkokuldan beri bize hep ne denilir? Türklerin ana yurdu Orta Asya değil mi? Peki arkadaşlarım, Orta Asya neresi? Bize hep ne denilir? İşte Orta Asya, kuzeyinde Sibirya, batısında Hazar Denizi, doğusunda Kingan dağları, güneyinde Hindiku Kuş ve Karanlık Dağlarıyla çevrili bölge. E neresi bilmiyoruz. Hep bunları ezberliyoruz. Bakın tarihte harita bilginiz ne kadar iyi olursa yorumlamanız da o kadar kolaylaşır. Birçok şeyi ezberlemekten de uzaklaşırsınız. Arkadaşlarım, Orta Asya dediğimiz yer burası. Bakın günümüzde Türk Devletleri Teşkilatı bir toplantı yaptı ve dedi ki, "Artık Orta Asya adı kullanılmayacak. Artık bu bölgenin resmi adı bizim nezdimizde nedir? Türkistan. Bakın Türkistan. Eskiden de buraya Türkistan deniliyordu ama Rusya'nın yaptığı asimilasyon çalışmaları sonucunda burası için Orta Asya" ifadesi kullanıldı.
Peki arkadaşlarım tarih boyunca nerelere Türkiye denilmiş? Bakın 6. yüzyılda Bizans kaynaklarında Orta Asya için Türkiye ifadesi kullanılmış. Arkadaşlarım 9 ve 10. yüzyıllarda bakın Volga boylarından Orta Avrupa'ya kadar uzanan saha bu bölgedir. Burası için de Türkiye ifadesi kullanılmış. 11 ve 13. yüzyıllar arasında Mısır ve Suriye bölgesi için de Türkiye ifadesi kullanılmış ve 12. yüzyıldan itibaren Anadolu için de Türkiye ifadesi kullanılmış. Bakın, Anadolu için de Türkiye ifadesi kullanılmış. Özellikle Anadolu için Türkiye ifadesinin kullanılmasında Miro Kefalon Savaşı etkilidir arkadaşlarım.
Peki şöyle bir şey haritamız hazır varken arkadaşlarım ben bu harita üzerinde size tarihi ticaret yollarını da göstermek istiyorum. Bakın arkadaşlarım Orta Asya'nın dibinde hemen ne var? Çin ve bakın Çin'in Şian kentinden başlayan bakın bu şekilde devam eden bakın böyle zigzaklar çiziyor. Bir kol Hazar Denizi'nin güneyinden aşağıya doğru iniyor ve burada tekrar ikiye ayrılıyor. Bakın böyle İskenderun limanına doğru uzanan bu şekilde Anadolu'nun kuzeyinden İstanbul'a doğru uzanan ve bir kolda Hazar Denizi'nin kuzeyinden Kırım'a doğru uzanan tarihi ticaret yolu nedir? İpek yoludur. Bakın tarihi ticaret yolu ne? İpek yolu. Peki ipek yolu üzerinde özellikle Türk devletleri hakimiyet kurarak ekonomik anlamda ilerlemek istemişler midir? Evet. Bir de ipek yolunda hakim güç ne taraftaysa ipek yolunun güzergahı o tarafa doğru uzatılmış. Mesela düşünün Asya Hunlarının merkezi Ötüken diyelim burası arkadaşlarım ne olmuş? İpek Ticaret Yolu buraya doğru uzatılmıştır ve Türk devletlerinin çok iyi gelirler elde etmesinde bu yol etkili olmuştur. Ve bakın Çin'den 5 liraya alınan mal ne oluyor? İpek Yolu aracılığıyla Avrupa'ya gidinceye kadar 50 lira oluyor. Niye? Bu yol güzergahı üzerinde bu mallardan yüksek gümrük vergisi, geçiş vergisi alıyorlar ve arkadaşlarım Avrupa'ya gidince bu mallar olabildiğince pahalı oluyor. E peki bir de şunu söyleyeceğim. Yeni Milli Eğitim kitaplarında şöyle bir bilgi var arkadaşlarım. Bakteryen veya Baktarian denilen bir deve var. Ve arkadaşlarım bu Baktarian devesi ipek yolunda malların taşınmasında bu develerden yararlanılmış. Ve bu develer öyle ilginç bir yapıya sahipmiş ki bu yolla mallar taşınırken ani bir kum fırtınası olduğunda veya 5 dakika sonra bu kum fırtınası gerçekleşecekse bunların gözünde ayrı bir perde varmış. Ve develer böğürmeye başlıyormuş. Böğürünce insanlar da o tüccarlar falan da arkadaşlarım ne yapıyorlarmış? Suratlarını falan hep böyle örtülerle sararlarmış. Ve arkadaşlarım bu develerin böğürmesi hani bu ticaret yolu üzerine gidip gelenlerin de aynı zamanda hani tedbir almasında etkili olmuş. Peki İpek Yolu bu şekilde dedik. Asya Hunları, Göktürkler, Uygurlar bu yola hakim olmak için Çin'le defalarca mücadele ettiler. Bir diğer önemli ticaret yolu baharat yolu arkadaşlarım. Bakın baharat yolu bu şekilde Hindistan'dan başlıyor. Bakın böyle Arap Yarımadası, Mekke ve Medine'den de geçip bakın Mısır üzerinden Avrupa'ya doğru giden yoldur. Bu yolun adı neymiş? Baharat yolu. Bir de güncel bir bilgi vereceğim arkadaşlarım. Hindistan günümüzde bir açıklama yaptı. dedi ki resmi belgelerde benim adım artık Baharat dedi. Bakın Hindistan resmi belgelerde Baharat adını kullanıyor. Peki Baharat yolu nereden başlıyor? Hindistan'dan başlıyor arkadaşlarım. Bakın Hindistan'dan başlıyor. Mesela ipek yoluyla ipekli kumaşlar arkadaşlarım porselenler, seramikler ne oluyor? Avrupa'ya gidiyordu. Baharat yoluyla da özellikle önemli baharatlar falan Avrupa'ya gidiyor. Bir diğer önemli ticaret yolumuz. O da ney? Türk yolu arkadaşlar. Sibirya soğuk bir bölge ve burada avlanan kürklü hayvanlar var. Bu avlanan kürklü hayvanların kürkleri arkadaşlarım Sibirya'dan ya Kırım'a getiriliyor ya da Çin'e getirilip pazarlanıyor. İşte bakın Sibirya, Kırım, Çin üçgenindeki bu tarihi yola da ne ad veriliyor? Kürk yolu denilmekte. Özellikle ileride de bahsedeceğim arkadaşlarım. Hazarlar, Sibirler gibi Türk toplulukları bu Kürk yolu üzerinde de denetim kurmuşlardır.
Peki başka bir bilgi vereyim. Hani arkadaşlarım genel bir yaklaşım da sergilemiş olalım. Mesela ben ta Osmanlı tarihine geldiğimde anlatacağım. Özellikle Fatih Sultan Mehmet döneminde bakın Kırım fethedilmedi mi? Evet arkadaşlarım İstanbul fethedilmedi mi? Evet. Bakın Kırım ve İstanbul İpek Ticaret Yolu'nun önemli merkezleri. Aynı zamanda Kırım Kürk ticaret yoluunun da önemli merkezi. Ve ne diyoruz? Fatih Sultan Mehmet Kırım'ı ele geçirince ve İstanbul'u ele geçirince İpek ve Kürk yolları üzerinde denetim sağladı. E Yavuz Sultan Selim dönemine geldiğimiz zaman Mısır seferi sonucunda Osmanlı ne yaptı? Baharat yolunun denetimini de eline geçirmiş oldu. Bakın, baharat yolunun denetimini eline geçirmiş oldu. Peki Osmanlı yıllarca bu yollar üzerinde hakimiyet kurmak için yoğun çaba harcamadı mı? Harcadı. Ama arkadaşlarım ne oldu? Bakın burası Portekiz. Portekizler coğrafi keşifleri başlattı. Bakın bu şekilde Batı Afrika kıyılarını dolaştı. Şuraya geldiler. Ümit burnunu buldular. Ve buradan arkadaşlarım bakın böyle dolaşıp Hindistan'a ulaştılar. Bakın, Portekizler doğunun zenginliklerine direkt ulaşmış oldular mı? Evet. Artık buralardan 5 liraya alınan mal Avrupa'ya götürülüp 50 liraya satılmadı. Buradan 5 liraya alınan mal Avrupa'ya getirilip 10 liraya satıldı. Çünkü aradaki aracılar azaldı. Direkt mal buradan alınıp Avrupa'ya götürüldü. Arkadaşlarım peki bu durum Akdeniz ticaretini, baharat yolu ticaretini yani eski ticaret yollarının önemini azaltmadı mı? Azalttı. Peki Osmanlı Devleti buna karşı tedbir olarak ne yaptı arkadaşlarım? Osmanlı Devleti buna karşı tedbir olarak Avrupalı devletlere kapitülasyon verdi. E peki kapitülasyon verince ne oldu arkadaşlarım? İlerleyen süreçte Osmanlı pazarlarını Avrupa malları hep kapladı ve özellikle 1838 yılında Balta Limanı ticaret anlaşmasıyla Osmanlı İngilizlerin yarı sömürgesi haline geldi. Ne oldu? Her tarafta İngiliz malları kaynadı. Çünkü İngilizler bu dönemde sanayi devrimini gerçekleştirmişti. Ardından Osmanlı Devleti Avrupalı devletlerden borç almaya başladı ve arkadaşlarım sonra bu borçlarını ödeyemeyince Duyun Umumiye İdaresi kuruldu. Yani genel borçlar idaresi. Bu Osmanlı'nın ekonomik bağımsızlığını kaybettiğinin de göstergesiydi. E arkadaşlar ardından ne oldu? Osmanlı Devleti yeniden hani toparlanabilmek için özellikle Dünya Savaşı'na girdi ama Dünya Savaşı sonucunda da kendi sonunu hazırlamadı mı? Evet.
Peki müfredatımıza dahil değil de tarihi önemli bir diğer ticaret yolu da nedir arkadaşlarım? Kral yolu. Bakın kral yolu burada Lidyalıların başkenti Sart'tan başlar. Bu şekilde Asurların başkenti Ninova'ya ve aynı zamanda Perslerin başkenti Persapolis'e kadar uzanan yoldur arkadaşlarım. Bu da ilk çağ uygarlıklarının gelişiminde etkili olan bir yoldur. Ama ilk çağ uygarlıkları ünitesi KPS formatına dahil olan bir ünite değil. Ama genel bilgi vermek gerekirse dedim bunlarla ilgili de bilgi vereyim. O zaman bakın Türkler için özellikle İslam öncesinde İpek Yolu ve Kürk Yolu önemli midir? Evet. E İslami dönemde İpek, Kürk Yolu artı arkadaşlarım Baharat Yolu önem kazanmıştır. Ama İslamiyet öncesi Türkler özellikle bu bölgede etkili oldukları için bu bölgeden geçen önemli ticaret yolları nedir? İpek ve Kürk yollarıdır.
Peki arkadaşlarım, Türkler ana yurtları olan Orta Asya'dan çeşitli nedenlerle göç ediyorlar, değil mi? İlkokuldan beri duyuyoruz. Neler bunlar? Kuraklık, kıtlık, salgın hastalık, otlak yetersizliği, boylar arasındaki mücadeleler, Çin ve Moğol baskıları. Şimdi mesela yıllar önce basit sorular da sorulmuştu. Türklerin ana yurtlarından göç etmelerinin nedenleri arasında şunlar şunlar yer almaktadır. Bunlardan hangisi siyasi nedendir? Bakın boylar arasındaki mücadeleler, Çin baskısı, Moğol baskısı nedir? Siyasi nedendir. Ama kuraklık, kıtlık, salgın hastalık, otlak yetersizliği nedir? Bunlar da sosyoekonomik nedenlerdir.
Peki, Türkler gittikleri yerlerde kısa sürede devlet kurmuşlardır. Arkadaşlarım Türklerin gittikleri yerlerde kısa sürede devlet kurmasında hangi özellikleri daha önemlidir? Daha ön plandadır? Teşkilatçı yapıları. Hocam bağımsız olma arzusu etkili değil midir? Etkilidir. Göçebe yaşamaları etkili midir? Etkilidir. Savaşçı özelliklerinin gelişmiş olması etkili midir? Etkilidir. Ama en önemlisi nedir? Teşkilatçı yapıdır. Teşkilatçı yapıdır arkadaşlarım. Türklerin kısa sürede devlet kurmalarındaki en önemli etken neymiş? Teşkilatçı yapı.
Peki arkadaşlarım, Orta Asya yani Türklerin ana yurdu olan Türkistan'da önemli kültür merkezleri var. ÖSYM burayla ilgili çok soru sordu ama içerikleriyle ilgili hiç soru sormadı arkadaşlarım. Soracağını da çok zannetmiyorum ama yine de ÖSYM ne zaman ne yapacağı belli değil. Yine bunlarla ilgili de açıklamalar veriyoruz. Peki hocam burayla ilgili soruları nasıl sordular? Arkadaşlarım Orta Asya kültür merkezlerinden dörd tanesini seçeneklere koydular. Bir seçeneğe ya Hititlerin başkenti Hattuşaş'ı, ya Asurların başkenti Ninova'yı, ya Friglerin başkenti Gordion'u falan koydular. Yani sen göz aşinalığı olarak bunlara hakimsen arkadaşlarım, yabancı bir isim bunların arasına girdiği zaman, yabancı bir yer girdiği zaman hemen işaretleyip geçebilirsin. Bakın Anav, Afanesievo, Andronova, işte Karasuk. Ardından arkadaşlarım Kelte Minar, Tagar gibi kültür bölgeleri var. Peki ben yine bunları açıyorum ve Anav'la ilgili arkadaşlarım. Anav atın ilk kez görüldüğü kültür bölgesidir arkadaşlarım. Bakın, atın ilk kez görüldüğü kültür bölgesi. Ben eskiden anlatırken derdim ki, atın ilk kez görüldüğü kültür bölgesi Afanesevo'dur. Yeni Milli Eğitim kitaplarında diyor ki, "Atın ilk kez görüldüğü kültür bölgesi Anavdır." E işte biliyorsunuz tarihte her yeni bulunan belge, bulgu eski bildiklerimizi değiştirebiliyor da değil mi? Bakın ben de bu bilgimi düzeltiyorum ve ne diyorum? Atın ilk kez görüldüğü kültür bölgesi Anav. Ve bak çoğunuz karıştırıyorsunuz. Çoğunuz karıştırıyorsunuz arkadaşlarım. Anav kültür bölgesinin Türklere ait olduğuna dair günümüzde kesin bir kanıt yok. O yüzden Anav için kullandığımız tabir nedir? Orta Asya'nın en eski kültür bölgesi. Peki Türklerin en eski kültür bölgesi hangisidir? Afanesievo. Afanesievo'nun biraz daha gelişmiş şekli hangisidir? Andronova. Peki demiri diğer bölgelere göre daha önce işleyen bölge hangisidir? Karasuk bölgesi. Bakın Karasuk bölgesi. Hatta İskit kültürünü oluşturan Atlı Göçebe kültürün Orta Asya'da yaygınlık kazanmasında Karasuk kültürü etkili olmuştur. Peki Tagar? Tagar en gelişmişidir arkadaşlarım. Tagar bölgesinde yaşayanlara Altaylılar da denilmektedir. Tamam mı? Peki Kelteminar. Kelteminar'da da yine yerleşik yaşam izleri görülmüştür. Bunların arasına tekrar ediyorum Hattuşaş, Gordon, Ninova gibi merkezleri ÖSYM geçmiş yıllarda denedi. Bunları koydu arkadaşlarım seçeneklere.
Peki şimdi arkadaşlarım ilk Türk topluluğu olan İskitlerden, diğer adıyla Sakalardan ve filmi de var. Masagetlerden bahsediyoruz. Hocam Masagetler kim? Arkadaşlarım İskitlere çeşitli kaynaklarda farklı isimler veriliyor. Sakalar da deniliyor, Masagetler de deniliyor. İran, Avrupa kaynaklarında farklı şekilde bunlar adlandırılmış. Arkadaşlarım, İskitler ilk Türk topluluğu mu? Evet. Ezber yapmadan bunun üzerinden sizlere birkaç bilgi verelim. Bakın, İskitler ilk Türk topluluğu değil mi arkadaşlarım? Peki o zaman atlı göçebeliğin de ilk temsilcisi mi? Evet. Peki arkadaşlarım, İskitler ilk Türk topluluğuysa, atlı göçebeliğin ilk temsilcisi ise İskitler atı evcilleştirmemiş midir? Peki atı evcilleştirdiğimiz zaman ata bindiğimizde neyin üzerine otururuz? Neyin üzerine otururuz arkadaşlarım? Evet. İçinizden birçok kişi ne dedi? Üzengi dedi. Ama üzengi değil arkadaşlarım. Üzengi kusura bakmayın sıkıntılı olur. Arkadaşlarım bakın atın üzerinde bakın şu şekilde oturma yerine eğer denilir. Tamam mı? Üzengi ise şöyle uzanan demirlerdir. Bakın ayak koyma yerleridir. Bakın bu üzengidir. Tamam mı? Çoğu arkadaşım bunları karıştırıyor. O zaman İskitler ilk Türk topluluğuysa atı evcilleştirdiyse o zaman ilk eğer kullanımı İskitlerde olmaz mı? Evet. İlk üzengi kullanımı İskitler'de olmaz mı? Evet. Peki arkadaşlarım, İslam öncesi Türklerde ölümden sonra yaşam inancı yok mu? Ölülerini eşyalarıyla birlikte kurgan denilen mezarlara koymuyorlar mı? Evet. Peki bu kurganların yanına balbal denilen mezar taşları dikmiyorlar mı? O zaman İskitler ilk Türk topluluğuysa ve Türklerde de ölümden sonra yaşam inancı varsa o zaman arkadaşlarım ilk kurgan, ilk balbal örnekleri de ilk kez İskitlerde olmaz mı? Evet. Peki kadından yola çıkarak İskitlerin diğer önemli unsurlarını verelim. Arkadaşlarım İskitler'de kadın savaşçılara ne ad verilir? Amazon. Peki Amazon denilen kadın savaşçılar İskitlerde ise bunların hükümdarlarının kadın olma ihtimali yüksek mi? Evet. Bakın Tomris denilen ilk kadın hükümdar da kimlerde? İskitlerdedir. Peki kadınlar paha biçilmez olarak neyi sever? Altını sever. O zaman altın işlemeciliğinde ileri giden Türk topluluğu hangisidir? İskitler. Peki Tomris günümüzde yaşasaydı altın almak isteseydi nereden alırdı? Kuyumcudan. Bakın Bozkır'ın kuyumcuları olarak anılan Türk topluluğu hangisidir? Bakın yine İskitler. Peki kadınlar sadece altını mı sever? Hayır arkadaşlarım. Değerli taşları da sever. Mesela yakut taşını sevmez misiniz arkadaşlarım? Seversiniz. Bakın günümüzde Sibirya bölgesinde yaşayan Yakut Türkleri var. İşte Yakut Türklerinin ataları olarak gördükleri Türk topluluğu hangisidir? Bakın yine İskitler. Bakın kadından yola çıkarak arkadaşlarım İskitlerin en önemli özelliklerini verdik. Peki İskitlerin ünlü erkek hükümdarı kim? Alper Tunga. Arkadaşlarım biliyorsunuz kendi adıyla anılan destan da var. Destanları kültür uygarlığı kısmında detaylı vereceğim. Ardından İran uygarlıkları olan Medler ve Perslerle bunlar mücadele etmişler.
Peki arkadaşlar, Orta Asya'da yapılan kazı çalışmaları sonucunda iki önemli kurgana ulaşılıyor. Mesela Pazarık denilen bir bölge var. Pazırık bölgesinde Pazarık Kurganı denilen bir kurgana ulaşılıyor ve arkadaşlarım bu Pazarık Kurganından Pazırık halısı çıkarılıyor. Bu dünyanın en eski halısı olarak kabul ediliyor. Gördes düğümü ile yapılmış bir halı arkadaşlarım ve günümüzde Rusya'daki Ermitaj Müzesinde sergilenmekte. Buna Hermitaj Müzesi de deniliyor. Hani kaynağına göre değişkenlik gösteriyor. Başına bir H de ekleyebiliriz. Peki yine Orta Asya'da Issık veya Esik denilen bir bölge var. Orada da bir kurgan bulunuyor ve bu kurgandan da altın elbiseli adam zırhı çıkarılıyor. Bakın altın elbiseli adam zırhı çıkarılıyor. Şimdi arkadaşlarım günümüzde bu altın elbiseli adam zırhı da Kazakistan Milli Müzesi veya Almatı Müzesi'e sergilenmekte ve Kazakistan Devlet Başkanı Nur Sultan Nazarbayev bu Esik kurganından çıkarılan altın elbiseli adam zırhı için diyor ki Bozkır'ın Tutankamonu. Hocam Tutankamon ne demek arkadaşlarım? Tutankamon genç yaşta ölen bir Mısır firavunu ve Mısırlılarda da ölümden sonra yaşam inancı olduğu için işte kralların, firavunların mezarları hazırlanırken arkadaşlarım içine altınları da konuluyor, hazineleri de konuluyor. Öbür dünyada bunları kullanacağı düşünülerek Tutankamon mezarından sonra içinden en fazla altın çıkan mezar Esik kurganıdır. O yüzden Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev bunu Bozkır'ın Tutankamonu olarak nitelendirmiştir. Mesela ben bunu niye bu kadar önemsedim ve detaylı verdim? Arkadaşlarım, bu kurganlığından çıkarılan altın elbiseli adam zırhı Türkiye'ye getirildi. Ankara'da Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilendi. Cumhurbaşkanımız ve Kültür Bakanımız önünde resim çektirdiler ve bugüne kadar hala sınavlarda sorulmadı. Ne olur ne olmaz diye ben bunları verdim. Bir de şöyle bir bilgi vereyim arkadaşlarım. Bakın ÖSYM kendisiyle çok çelişmeyi sevmez. Şimdi bu Pazırık Kurganı ve Kurganından elde edilen buluntular geçmiş yıllarda LYS sınavında sordu. Dedi ki buradan elde edilen buluntular Asya Hunlarına aittir. Ama akademik kaynaklara bakıyoruz. Pazırık Kurganı ve Esik Kurganından elde edilen buluntular İskitlere aittir denilmekte. O yüzden bir çelişki var. ÖSYM kendisiyle çok çelişmek istemez. Şimdi Pazırık Kurganı ve Esik Kurganından elde edilen buluntular hangi döneme aittir derse Asya Hunları diyeceksiniz. Ama Asya Hunları seçeneklerde yoksa ne diyeceğiz? İskitler diyeceğiz arkadaşlarım. Hocam ikisi birden seçeneklerde olur mu? Olsa da Asya Hunlarını işaretle ki ÖSYM ikisini birden seçeneklere koymasın.
Peki İslam öncesi dönemde arkadaşlarım Türkler için Orta Asya önemli mi? Pardon Türkler için Anadolu önemli mi? Önemli. E peki arkadaşlarım İslam öncesi dönemde Anadolu'yu yurt edinme amaçlı akınlar düzenlenmiş midir? Evet. Düzenlenmiş midir arkadaşlarım? Kafa sallamayın. Düzenlenmemiştir. Bakın Anadolu'ya akınlar yok mudur? Vardır ama yurt edinme amaçlı değildir. Anadolu'ya İslam öncesi dönemde düzenlenen akınlar yağma ve talan akınları mahiyetindedir. Gelip ihtiyaçlarını karşılayıp geri dönüp gitmişlerdir. Bakın bu doğrultuda Anadolu'ya ilk akın düzenleyen İskitlerdir. Ama İskitleri bir devlet olarak kabul etmiyoruz arkadaşlarım. Bir topluluk. Bakın İskitlerden sonra Avrupa Hunları. Bakın Anadolu'ya ilk akın düzenleyen topluluk derse İskit derler, devlet derse Avrupa Hunları. Hocam Avrupa Hunları Asya Hunlarından sonra kurulmadı mı? Evet ama Asya Hunları döneminde Anadolu'ya akın düzenlendiğine dair şu an bir bilgiye sahip değiliz. Ardından Sibirler, Peçenekler, Oğuzlar da Anadolu'ya akınlar düzenlemişlerdir. Bir de şunu söyleyeyim. Oğuzlar arkadaşlarım Büyük Selçuklu Devleti, Osmanlı Devleti gibi devletlerin kurulmasında etkili olmuştur. Özellikle Büyük Selçukluları kuranlar Oğuzların üç kolunun Kınık boyundandır arkadaşlarım. Ve Büyük Selçuklular döneminde Anadolu'ya keşif akınları falan yapılmıştır. Ve arkadaşlarım beraberinde Türkler Anadolu'ya özellikle Pasinler, Malazgirt gibi savaşlardan sonra yerleşmişlerdir. Ve bakın İslami dönemde Anadolu'nun yurt edinilmesinde etkili Türk boyu hangisidir? Oğuzlar. İslam öncesinde yurt edinme amaçlı akın yok. Bakın, yağma ve talan akınları mahiyetinde İslami dönemde Anadolu'yu yurt edinme amaçlı akınları düzenleyenler kimdir? Oğuzlardır.
Peki devam ediyorum. Bakın ilk Türk topluluğu ne dedik? İskitler. Ama tarihte bilinen ilk Türk devleti de hangisi? Asya Hunları. Yani diğer adıyla Büyük Hun İmparatorluğu veya Çin kaynaklarında geçen adıyla Xiongnu Devleti arkadaşlarım. Şimdi arkadaşlarım ne dedik? Bilinen ilk Türk devleti ve merkezi nere? Ötüken. Arkadaşlarım Ötüken çeşitli adlarla anılıyor. Kutlu Kent, Toprak Ana, Türk memleketlerinin yüreği ve arkadaşlarım Ötüken Orta Asya'daki Orhun ile Selenga Irmakları arasındadır. Bir de bakın ÖSYM bazen bütüncül sorular da sorar. Yani birçok alt başlığı bilerek ortak noktadan hareket etmenizi ister. Mesela Asya Hunlarından sonra 1. Göktürkler, 2. Göktürkler, bakın bunlar da Ötükeni merkez olarak kullanacak. Kırgızlar da merkez olarak kullanacak. Hatta bir detay ilk etapta Uygurlar da kısa süre Ötükeni merkez olarak kullanmış. Sonra Karabalgasun kentini merkez olarak kullanmıştır. Mesela İslam öncesi Türklerde Ötüken'i merkez olarak kullanan devletler arasında hangisi gösterilemez? Çünkü Ötüken önemli. Mesela Ötüken'in açıklamasını yapar. Der ki bu kutlu kent neredir? Bu önemli kent neredir? Bakın, Orta Asya'daki Orhun ile Selenga Irmakları arasındadır. Kutlu kent, toprak ana, Türk memleketlerinin yüreği olarak anılan kent neredir? Ötüken.
Peki Asya Hunlarının bilinen ilk hükümdarı kim? Teoman. Ama arkadaşlarım, Çin kaynaklarından yapılan çevirilerde yanlışlık yapılmış. Aslında Teoman'ın asıl adının Tuuman olduğunu yeni kaynaklar belirtir. Ama çok önemli bir şey mi? Değil bence. Ve bana göre bakın şu sorudur. Bunu bir yıl ÖSYM soracak arkadaşlarım. Tanhu veya Şanyu unvanları. Arkadaşlarım Tanhu veya Şanyu büyüklük ve genişlik anlamına gelen bir unvandır. Bakın büyüklük ve genişlik anlamına gelen bir unvandır. Şöyle sorusunu sorayım. Asya Hunlarında Teoman ile birlikte kullanılmaya başlanan büyüklük ve genişlik anlamına gelen unvan hangisidir? Şanyu veya Tanhu seçeneklerde hangisi varsa işaretleyip geçersin. Peki büyük olasılıkla Teoman döneminde Türklerle Çinliler arasında arkadaşlarım ilk anlaşma da yapılıyor. Bu anlaşma neymiş? Kuzey Şansi anlaşması. Bazı kaynaklar ilk anlaşmayı Peytank anlaşması diye de verir ama genelde kabul gören Kuzey Şansi anlaşmasıdır.
Ve arkadaşlarım Asya Hunlarına en parlak dönemini yaşatan kimdir? Metahan. Çin kaynaklarından yine yanlış çeviri yapıldı. Metahan'ın da asıl adının Madu veya Maudun olduğu belirtilir. Arkadaşlarım biliyorsunuz Teoman'la Metahan'la ilgili birçok hikaye anlatılır. Aa hocam sizin anlattığınız hikayeyi ben şöyle biliyorum falan içinizde diyenler de olur. Ben bir tane hikaye anlatayım arkadaşlarım. Şimdi Teoman aslında kendisinden sonra asker tarafından da sevilen Metahan'ın tahta geçmesini istiyor. Ama biliyorsunuz hükümdarlar çok eşlidir ve dönemsel gözde altınları vardır. İşte Teoman Metahan'ı tahta geçirmek istediği zaman o dönemdeki gözde hatunu kendi oğlunu tahta geçirmek istiyor ve arkadaşlarım bir sürü dalavere çeviriyor ve Teoman'da tutuyor oğlunu can düşmanı olan Yühçilere esir olarak veriyor. Yani Metahan'ı Yühçilere esir olarak veriyor ve Metahan belli bir süre Yühçiler de esaret altında. Ama denilen odur ki Metahan bir yolunu buluyor, esaretten kurtuluyor ve geçmişte kendisine sadakat yemini eden askerleri var. Onlarla buluşuyor. Diyor ki, "Hala bana sadık mısınız?" Diyorlar ki, "Evet, hala sana sadığız." Diyor ki, "Sizin sadakatinizi ölçmem lazım. Ben elimle nereyi hedef olarak gösterirsem orayı yok eder misiniz? İmha eder misiniz?" diyorlar. "Tabii ki ederiz. Arkadaşlarım orayı gösteriyor, buraya gösteriyor. En son en sevdiği atını gösteriyor ve askerleri gözünü kırpmadan atını da vurunca Metahan diyor tamam diyor bu askerler bana karşı sadık diyor ve diyor ben artık babama karşı taht mücadelesine girişebilirim. Ve arkadaşlarım bir gün bir sürek avına çıkıyorlar ve babası önde avdalar ve askerlerine şunu söylüyor. Diyor ki ben elimle nereyi işaret edersem orayı yok edeceğinizi söylemiştiniz ve eliyle birdenbire babasını işaret ediyor. Askerler babasını okuyor ve arkadaşlarım Teoman ölüyor ve yerine Metahan tahta geçiyor. Arkadaşlarım Metahan Asya Hunlarına büyük bir ivme kazandırıyor. Metahan Asya Hunlarına en parlak sürecini yaşatıyor. Neler yapıyor? Tahta geçtiği tarih milattan önce 209 ve bu tarihte 10'lu ordu sistemini de kuruyor. Yani günümüzdeki ordu sisteminin temellerini atıyor. Orduyu on başı, yüzbaşı, bin başı şeklinde birimlere ayırıyor arkadaşlarım. Ve günümüzde milattan önce 209 tarihi arkadaşlarım Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın da kuruluşu olarak kabul ediliyor. Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın armasında, broşüründe milattan önce 209 yazar. Bu Metahan'dan kaynaklı bir durumdur. Peki Metahan diyor ki, "Nasıl devletimin gelirlerini arttırırım? İpek Yoluna hakim olarak." Ve arkadaşlarım ipek Yolu üzerinde denetim kuruyor. Bakın Orta Asya'da Türk Çin mücadelelerinin temel dayanak noktası nedir? İpek Yolu hakimiyetidir. Ve Metahan düşmanlarına korku salmak için ıslıklı oku, diğer adıyla çavuş okunu buluyor ve okları belirli yerlerden deliyor. Oklar rüzgarda giderken arkadaşlarım ıslık sesi çıkartıyor. Bu şekilde düşmanlarına korku saldığı da belirtilir. Ve Metahan arkadaşlarım Çin'den bir sürü toprak alıyor. Ama kalabalık Çin nüfusu içerisinde Türklerin asimile olmasını önlemek için ne yapıyor? Çin'i vergiye bağlayıp uzaktan yönetmeyi tercih ediyor. Bakın vergiye bağlıyor, uzaktan yönetiyor. Ve Metahan Orta Asya Türk siyasi birliğini ilk kez tam anlamıyla sağlayan ilk Türk hükümdarı olarak kabul edilir. Hocam Metahan'dan önce Teoman vardı. Teoman döneminde de Orta Asya'da Türk siyasi birliği sağlanmadı mı? Sağlandı da nasıl? Mesela Teoman bu kadar Türk topluluğunu bir araya aldı ama Metahan hepsini bir araya topladı. O yüzden Orta Asya'da tam anlamıyla ilk kez Türk siyasi birliğini sağlayan kimdir arkadaşlarım? Metahan'dır. Tamam mı? Metahan. Ama yeni Milli Eğitim kitaplarında şöyle bir bilgi var. Demiş ki Metahan'dan sonra 1. Göktürklerde şu, 2. Göktürklerde şu, Uygurlarda şu diyor. Bunlar da Orta Asya Türk siyasi birliği sağlamıştır. E bakıyorum dört tane seçenek oluyor. O zaman ÖSYM bize şöyle bir soru soramaz mı? Orta Asya'da tam anlamıyla Türk siyasi birliğini sağlayan hükümdarlar arasında hangisi yer almaz? E arkadaşlarım bakın Asya Hunlarında kimdi? Metahan. 1. Göktürklerde Mukan Kaan. 2. Göktürklerde Kapkan Kaan. Uygurlarda Moyençur. Bakın onları da buraya yazdım. Asya Hunlarında Metahan. 1. Göktürklerde Mukan Kaan, 2. Göktürklerde Kapkan Kaan ve Uygurlarda Moyençur arkadaşlarım Orta Asya Türk siyasi birliğini sağlayan hükümdarlardır.
Peki Çin bakıyor ki Asya Hunlarıyla baş edemiyor. Ne yapıyor? Böl, parçala, yönet politikasını uyguluyor. Ve her zaman Asya Hunlarında Metahan gibi basiretli hükümdarlar yok arkadaşlarım. Metahan'dan sonra başa kim geçiyor arkadaşlar? Oğlu Kiyok geçiyor ve Kiyok döneminde Çinli prenseslerle evlenme geleneği başlıyor. Ve bu Çinli prenseslerin yardımcıları unvanıyla Kun ülkesine ajanların girdiği belirtilir. Bunlar devlet hakkındaki bilgileri sürekli Çin'e iletiyorlar ve ardından Çiçi ile Huhanyeh arasında arkadaşlarım taht kavgaları başlıyor. Çiçi tamamen istiklali, bağımsızlığı savunuyor ama Çin'le irtibat halinde olan Huhanyeh de Çin hakimiyeti altına girilmesini istiyor. Ve arkadaşlarım bunlar arasındaki taht kavgasını Huhanyeh kazanıyor. Ve işte diyorum ya Çin entrikaları, taht kavgaları derken Asya Hunları ilk etapta kuzey ve güney olarak ikiye ayrılıyor. E Güney Hunları Çin hakimiyetine girerken kuzey Hunları da Karadeniz'in kuzeyinden batıya doğru ilerliyor. Ve bu da neye neden oluyor? Kavimler göçüne neden oluyor.
Peki arkadaşlarım şimdi kavimler göçünden bahsedeceğim ama ben tahtayı bayağı karaladım. Şu tahtada belirli yerleri silip size güzelce kavimler göçünde harita üzerinden anlatmak istiyorum. Aslında genelde bir tarih bilgisi vermek istiyorum. Şablon şeklinde güzelce bilgiler vereceğim. Yeri geldiği zaman alt başlıklarla bunları da genişleteceğiz. Evet, bu kadarı bizim için yeterli arkadaşlarım. Bakın şurası nereydi? Hazar Denizi ve Türklerin ana yurdu Orta Asya yani Türkistan buraydı. Düşünün Asya Hunları geniş sınırlara sahip. Çin entrikaları, taht kavgaları derken bakın Asya Hunları ne oluyor? Kuzey ve Güney Hunları diye ayrılıyor. Yanı başımızda can düşmanı Çin burada. Bakın Çin hemen ne yapıyor? Güney Hunlarını hakimiyet altına alıyor. Kuzey Hunları da Balamir komutasında bakın bu şekilde. Burası Karadeniz. Karadeniz'in kuzeyinden batıya doğru ilerliyorlar. Şuraya yazayım. Balamir önderliğindeki Türkler ne yapıyor arkadaşlarım? Bakın, Karadeniz'in kuzeyinden böyle batıya doğru ilerleyecekler. Balamir komutasındaki Türkler arkadaşlarım ilk etapta Alanlar denilen toplumun yurdunu işgal ediyor. Alanlar yarı Türk yarı yarı İranlı bir kavim. Ve arkadaşlarım ilk etapta Alanlar denilen toplumun yurdunu işgal eden kim? Balamir. E arkadaşlarım Alanlar kendi yurtları işgal edilince onlar da bir önündeki toplumun yurdunu işgal ediyor ve bakın böylece silsileli göç hareketi başlıyor. İşte biz bu silsileli göç hareketine ne diyoruz? Kavimler göçü. Ve 375 yılında başlıyor. Bakın 375 yılında başlıyor. Ve kavimler göçü sonucunda ne diyoruz arkadaşlarım? İlk çağ kapandı, orta çağ başladı. Bakın kavimler göçü de nedir? Çağ açıp çağ kapatan bir olaydır. Ve Balamir komutasındaki Türkler şu tarafta Avrupa'da Macaristan dolaylarına geliyorlar ve burada Avrupa Hun devletini kuruyorlar. Bakın böylece ne oluyor? Kavimler göçü sonucunda Türk kültürü de Avrupa'da yayılma alanı buluyor ve Türkler Avrupa'da ilk siyasi teşekküllerini kurmuş oluyorlar. Ve bu süreçte Avrupa'da güçlü olan nedir? Roma İmparatorluğu. Arkadaşlarım bakın Roma İmparatorluğu. Roma İmparatorluğu kendisinden olmayan kavimlere barbar kavimler diyor. Ve bu barbar kavimlerin saldırıları sonucunda ne oluyor arkadaşlarım? İlk etapta Roma İmparatorluğu bakın Batı Roma ve Doğu Roma diye ayrılıyor. Bakın Batı Roma ve Doğu Roma diye ayrılıyor. Ve şöyle Batı Roma'nın merkezi arkadaşlarım şey pardon Batı Roma Hristiyan Katolik olarak kalıyor. Doğu Roma Ortodoks olarak kalıyor. Yani Doğu Romalılar Batı Romalıları Hristiyanlığın özünden ayrılmakla suçluyorlar. Bunlar kendi kiliselerini kuruyorlar. Kendi mezheplerini oluşturuyorlar. Bu yeni mezhebe Ortodoksluk deniliyor. Mesela Batı Roma'da Latin kültürü etkili oluyor. Doğu Roma'da Grek kültürü etkili oluyor. Mesela Ortodoksların merkezi İstanbul'daki Fener Rum Patrikhanesi oluyor. Katoliklerin merkezi İtalya'daki Vatikan oluyor. Böyle aralarında kültürel farklılıklar da oluşuyor ve sonrasında ne olacak? 476 yılında Batı Roma'da yıkılacak. E Batı Roma yıkılınca Avrupa'da bir siyasi otorite boşluğu yaşanmayacak mı? Evet. Peki arkadaşlarım bu Karadeniz'in kuzeyinde birçok kavim vardı değil mi? Bak buralarda birçok kavim vardı. Kavimler göçü sonucunda bu kavimler Avrupa'ya geliyor ve Latinlerle karışarak günümüz Avrupa uluslarının temellerini oluşturuyorlar. Mesela arkadaşlarım, Vizigotlar geliyor İspanya'ya, İspanyolları oluşturuyorlar. Bakın Franklar geliyorlar Fransa'ya, Fransızları oluşturuyorlar. Mesela İngilizce Fransa nasıl yazılır? Friends. Bak çoğu yerde de arkadaşlarım C'ler K'ur. Bak Frankların yurdu. Tamam mı? Bakın Franklar geliyor Fransa'ya, Fransızları oluşturuyor. Bak Germenler geliyor Almanya'ya, Almanları oluşturuyor. Hatta İngilizce Almanya'ya Germany de deniyor değil mi? Germany. Bak, German ırkından olanların yurdu anlamında. Mesela Angıllar ve Saksonlar. Bak Angıllar ve Saksonlar. Onlar da Britanya adasına geliyorlar. Bakın burada İngilizleri oluşturuyorlar. Hatta bir kaynakta okumuştum arkadaşlarım. Coğrafyada kırmızı toprağa ne deniyor? Terra Rossa. Bak Terra Rossa. Terra kırmızı pardon terra toprak. Rossa da kırmızı anlamlarında falan kullanılır arkadaşlarım. Hatta bir dönem birçok kaynakta buraları Angılların toprağı anlamında Anglra ifadesi de kullanılıyor. Bizim dilimize de bak Angra İngiltere diye geçmiş. Yani demem o ki kavimler göçü sonucunda ne oluyor? Bu kavimler Avrupa'ya gelerek günümüz Avrupa uluslarını oluşturuyor. Avrupa'nın etnik yapısı ve ırk yapısı da değişmiyor mu? Evet. Hatta arkadaşlarım, Batı Roma'nın yıkılmasında ve Batı Roma'da istilaların, yağmacılığın, talanların artmasında etkili olan bir topluluk vardır. Mesela Vandallar. Bakın Karadeniz'in kuzeyinde Vandallar, Gepitler, Süevler, Angıllar, Saksonlar, Franklar, Germenler gibi topluluklar yaşıyordu. E bunlar geldi Avrupa uluslarının temellerini oluşturdu dedik, değil mi? Bakın, Vandallar denilen topluluk çok yağmacı ve talancıdır. Hatta yeni MEB kitabında da şöyle bir ifade var. Diyor ki günümüzde yağma, talan işte affedersiniz pislik yapanlara ne diyor? Diyor ki sen vandalsın. Yani Avrupa'da vandalizm denilen düşünce vandalların yağmalarından, talanlarından kaynaklı hani adlandırılmış bir şeydir.
Peki arkadaşlarım şimdi Avrupa'da Roma İmparatorluğu vardı ve Roma İmparatorluğu ne oldu? İlk önce batı ve doğu diye ikiye ayrıldı, değil mi? Sonradan Batı Roma yıkıldı ve Avrupa'da bu süreçte arkadaşlarım zengin toprak sahipleri vardı. Bunlar kim? Lordlar ve senyörler deniliyordu. Bu barbar kavimlerin saldırılarından kendilerini koruyabilmek için arkadaşlarım şöyle etrafı surlarla çevrili korunaklı şatoların olduğu yeni bir sistem oluşturdular. İşte bu yeni sisteme feodalite yani diğer adıyla derebeylik denildi. Bakın feodalite diğer adıyla derebeylik denildi. Mesela düşünün Avrupa'da ben yoksul bir halkım arkadaşlarım. Kendimi koruyamıyorum. Barbar kavimlerin saldırılarından da korunmak istiyorum. Geliyorum buraya. Diyorum ki lordum senyörüm ne olur beni de bu sınırlar içerisinde barındır. Sen ne istiyorsan ben de onu yapayım. Lordlar senyörler de beni alıyor yanlarında. Tarlalarında, bağlarında, bahçelerinde arkadaşlarım köle gibi çalıştırıyorlar. Demek ki feodalitede yani derebeylikte arkadaşlarım sınıflar arası eşitlik de söz konusu değildir. Arkadaşlarım beni köle gibi burada kullanıyorlar. Peki Batı Roma İmparatorluğu yıkılınca Avrupa'da yoğun bir otorite boşluğu yaşanmadı mı? İşte bu otorite boşluğunu arkadaşlarım Orta Çağ'da kendi menfaatini kullanan kim oluyor? Hangi kuruluş oluyor? Arkadaşlarım, Katolik Kilisesi ve Papalık Teşkilatı. Bakın, Katolik Kilisesi ve Papalık Teşkilatı. Arkadaşlarım, kilise ve papalık ne diyorsa o doğru kabul ediliyor ve Avrupa'da skolastik düşünce de yaygınlaşıyor. Bakın Avrupa'da skolastik düşünce de yaygınlaşıyor. Örnek vereyim. Mesela düşünün. Ben diyorum ki bu tahta beyaz. Kilise diyor ki hayır bu tahta gri. Ben bunun beyaz olduğunu iddia edip bu iddiamı sürdürdüğüm zaman kilise ne yapıyor? Beni afaroz ediyor. Afaroz ne demek? Kişinin dinden çıkarılması. Bak kişinin dinden çıkarılması. Ardından kilise bana diyor ki mesela Aydın diyor sen bu tarafın derebeyisin diyor. Sen burada kilisenin kurallarını uygulayacaksın veya sen buranın kralısın diyor. Sen burada kilisenin kurallarını uygulayacaksın. Ben diyorum ki o topraklar benim. Benim bulunduğum bölgede benim kurallarım geçerli olur diyorum. E kilise ne yapıyor? Beni enterdi ediyor. Enterdi ne demek? Bir ülkenin kralıyla birlikte dinden çıkarılması. Bakın bir ülkenin kralıyla birlikte dinden çıkarılması. Peki Afarozla dini alanda etkinlik sağlayan Katolik Kilisesi enterdi yetkisiyle de arkadaşlarım ne yapıyor? Siyasi alanda etkinlik kazanıyor. Bakın bir ülke kralıyla birlikte dinden çıkarılıyor. Ardından düşünün ben Avrupa'da gariban bir halkım. Kilise beni yanına çağırıyor. Ya diyor ki Aydın diyor sen diyor annene babana hakaret etmişsin diyor. Çeşitli günahların var. Kiliseye bağışta bulun. Senin bu günahlarını affedelim. Arkadaşlarım ben kiliseye gidiyorum. Diyorlar ki sen ne yaptın? İşte böyle böyle yaptım. Şunu şöyle ettin falan. Diyor ki bunların cezası bak diyor kutsal kitabımız İncil'de yazıyor. Anaya hakaretin cezası bu. Babaya hakaretin cezası bu. Arkadaşlarım benden para almak için bunu yapıyorlar. Neyse ben diyorum ki tamam ben bu parayı vereyim benim günahlarım aff olsun. Sonra ben çıkarken diyorlar ki Aydın sen güzel de bir çocuksun diyorlar. Akıllısın diyorlar. Gel diyorlar sana cennetten de toprak satalım. İşte arkadaşlarım bakın endüljans deniliyor. Peki endüljans yetkisiyle de kilise ekonomik anlamda güçlenmiyor mu? Yani dini amaçlarla kurulmuş bir yer ne oluyor? Devlet gibi hareket ediyor. Bakın din alanında, siyaset alanında, ekonomik alanda birçok yetkiye sahip oluyor. Ve Katolik Kilisesi ve Papalık Teşkilatının bu faaliyetlerinden dolayı Orta Çağ'da Avrupa karanlık sürecini yaşıyor. Bakın karanlık sürecini yaşıyor.
Peki şuraya bakalım arkadaşlarım. Bakın burası da Doğu İslam dünyası. Özellikle İslam dünyasında Abbasiler dönemi Orta Çağ boyunca bayağı uzun sürmüştür arkadaşlarım. Abbasiler dönemine baktığımız zaman Abbasiler döneminde Çin'den başlayan İpek Yolu'nun güzergahları buradan geçiyor. Baharat yolunun güzergahları buradan geçiyor. Abbasiler bu noktada ekonomik anlamda zenginleşmişler mi? Evet. Abbasiler döneminde Beytül Hikme denilen bilgelik evleri kuruluyor. Beytül Hikme denilen bilgelik evleri. Mesela ben bir bilim insanıyım. Bir buluş ortaya atmışım. Sizler de başka bilim insanlarısınız. Bana gelip diyorsunuz ki Aydın diyorsunuz. Bunu biraz daha şöyle geliştirebiliriz. Bağdat'ta rasathaneler kuruluyor. Antik çağ, Hellenistik dönem eserleri arkadaşlarım Arapçaya tercüme ediliyor ve bir İslam Rönesansı yaşanıyor. Yani Orta Çağ'da İslam dünyası demek bilim demek, kültür demek, sanat demek, edebiyat demek zenginlik demek. Ama Orta Çağ'da Avrupa demek ne demek arkadaşlarım? Karanlık demek. Her şey dine göre yorumlanıyor. Dolayısıyla halkta okuma yazma oranı çok düşük ve kilise ne derse ona inanıyorlar arkadaşlarım. Ama İslam dünyası öyle mi? Hayır. Ama ne oluyor arkadaşlarım? Orta Çağ'da Papa önderliğinde şöyle ifadeler kullanılıyor. Diyorlar ki Avrupa'daki halkta Papa ve Katolik Kilisesi şunu söylüyor. Diyor ki sizler diyorlar hep sefalet içinde mi burada yaşayacaksınız? Doğu İslam dünyası zenginlik içerisinde. Hadi hep birlikte oraya doğru seferler düzenleyelim.
Üstelik kutsal kitabımız İncil'de bahsedilen Kudüs de Müslümanların elinde. Bakın Kudüs de bu bölgede. Gelin hem gidelim Kudüs'ü alalım hem de diyor Müslümanların zenginliklerinin tamamını ellerinden alalım. İşte Orta Çağ'da bu doğrultuda Papa'nın kışkırtmaları sonucunda İslam dünyası üzerine seferler düzenleniyor ve bu seferlere katılan insanların eee üniformalarında haç işareti olduğu için bunlara ne diyoruz? Haçlı seferleri diyoruz.
Peki arkadaşlarım bu Haçlı seferleriyle Avrupalı Hristiyanlar bak Avrupa'dan yola çıkıyorlar geliyorlar İslam dünyasına. Peki İslam dünyasının özellikle Abbasiler döneminde Çin'den öğrendiği buluşlar vardı değil mi? Kağıt, matbaa, barut, pusula. Peki seferler, savaşlar da birer etkileşim aracı değil midir? Evet. Bunlar Haçlı seferleriyle geliyorlar. Müslümanların daha önce Çin'den öğrendikleri kağıt, matbaa, barut, pusula gibi buluşları da öğreniyorlar ve alıyorlar bunları arkadaşlarım Avrupa'ya taşıyorlar.
Ve arkadaşlarım kağıt, matbaa, barut, pusula diyoruz değil mi? Kağıt ve matbaayı öğrenen Avrupalılar Avrupa'da Rönesans ve reform hareketlerini başlatıyorlar. Barutu öğrenen Avrupalılar ne yapıyorlar? Barutu ateşli silahlarda kullanıp dere beylerinin aşılması güç sanan surlarını yıkıyorlar. Ardından arkadaşlarım pusulayı öğrenen Avrupalılar pusuladaki sapma açısını da geliştirip okyanuslara açılıyorlar. Amerika kıtasını keşfediyorlar. Ardından Doğunun, Hindistan'ın zenginliklerine falan ulaşıyorlar. O zaman arkadaşlarım bu durumda coğrafi keşiflerin başlamasında etkili olmuyor mu? Yani pusulayı bulan Avrupalılar coğrafi keşiflere başlıyor. Keşfettikleri ülkelerin zenginliklerini kendi bölgelerine taşıyorlar. Ardından barut ateşli silahlar da kullanılınca dere beylik rejimini yıkıyorlar. Avrupa'da merkezi krallıklar güçlenmiş oluyor. Düşünün bölük pörçük bir sürü otorite yerine hepsi tek çatı altında toplanıyor. Bu Avrupa açısından ilerleme midir? Evet.
E peki arkadaşlarım eee kağıt ve matbaanın etkisiyle de ne oluyor? Bilgiler kağıda aktarılıyor. Matbaa aracılığıyla çoğaltılıyor. E halkta okuma yazma oranı düşüktü. Kilise ne derse ona inanıyorlardı. İncil'de böyle şeylerin yazılmadığını, kilisedeki rahiplerin, papazların bunları kandırdıklarını Avrupa'daki halk öğreniyor arkadaşlarım. İşte bu durum kağıt ve matbaa Avrupa'da Rönesans ve reform hareketlerine neden oluyor. Reform hareketleri nedir? Hristiyanlığın Katolik Kilisesinde yapılan yenilik ve düzenlemelerdir. İşte kilisenin bu engelleri, set çekmeleri hepsi arkadaşlarım ortadan kaldırılıyor. Ve sonraki süreçte ne oluyor? 17. yüzyılda Avrupa'da aydınlanma çağı yaşanıyor. E aydınlanma çağında bakıyoruz arkadaşlarım coğrafi keşiflerin etkisiyle bir zenginlik var. Kağıt ve matbaanın etkisiyle bilimde, kültürde, sanatta ilerleme yaşanmış. Yani Rönesans hareketleriyle e arkadaşlarım bunlar birleştiriliyor. Bu durum 18. yüzyılda sanayi devrimine neden oluyor. Peki Avrupa'da sanayileşen ilk ülke İngiltere oluyor. Büyük sanayi dokuma fabrikaları falan kuruyorlar. E arkadaşlarım diğer devletler de Fransa, Belçika gibi devletler, Hollanda gibi devletler de sonradan sanayileşiyorlar. E gelişen sanayilerine hammadde arayışına yöneliyorlar. E hammadde nerede? Bakın bu bölgelerde değil mi? Peki bu durum sömürgecilik yarışını hızlandırmıyor mu? Emperyalizm mücadelesine dönüşmüyor mu? Sömürgeciliğin ileri boyutu emperyalizm değil mi? Evet. Peki bu durum devletlerin kutuplaşmasına neden oluyor. Böylece ne oluyor? 20. yüzyıl başlarında iki kutup ortaya çıkıyor. İttifak ve itilaf devletleri. E bunlar birbirine giriyorlar arkadaşlarım. Sonra Dünya Savaşı çıkıyor. İşte bu Dünya Savaşı'nda istediklerini elde edemeyen devletler yeni bir Dünya Savaşı'nın başlamasında etkili olmuyorlar mı? E beraberinde Dünya Savaşı başlıyor. Peki arkadaşlarım bu 1. ve 2. Dünya Savaşları sonucunda günümüz dünya düzeni oluşmuyor mu? Oluşuyor. Bakın ta kavimler göçünden aldık. Neredeki gelişmeleri nereye bağladık? Bakın arkadaşlarım çoğunuzun genel bir bakış açısı yok. Hep böyle kısa kısa partlara odaklanıyorsunuz. Genel bir bakış açısına sahip olursanız arkadaşlarım daha rahat yorum sorularını da yaparsınız. Bak harita bilgisi ne kadar önemli. Haritada bakın ne kadar önemli yerlerle ilgili bahislerde bulunduk değil mi? Nerelerden bahsettik? İşte arkadaşlarım harita bilginiz ne kadar gelişmiş olursa tarihte olayları ezberlemekten de o kadar kurtulmuş olursunuz.
Peki şimdi üzerinden geçiyorum. Bakın kavimler göçü 375 yılında başladı. Balamir komutasındaki Türkler Karadeniz'in kuzeyinden batıya doğru ilerlemedi mi? Evet. Balamir komutasındaki Türkler ilk etapta kimlerin yurdunu işgal etti? Alanlar denilen topluluğun yurdunu işgal etti. Alanlar da kendi yurtları işgal edince onlar da bir önündeki toplumun yurdunu işgal etmedi mi? Evet. Peki böylece bu silsileli göç hareketi kavimler göçüne neden oldu mu? Evet. Peki kavimler göçü sonucunda ilk çağ kapandı. Orta çağa başladı mı? Ardından Roma İmparatorluğu önce ikiye ayrıldı. 476'da Batı Roma yıkıldı. Ardından Balamir komutasındaki Türkler günümüzde Macaristan'ın başkenti Budapeşte'lerine gittiler ve Avrupa Hun devletini kurdular. Böylece Türkler Avrupa'da ilk siyasi teşekküllerini oluşturdu mu? Evet. Türk kültürü Avrupa'da yayılma alanı buldu mu? Evet. Peki Karadeniz'in kuzeyinde topluluklar vardı. İşte Vandallar, Gepitler, Süevler, Angıllar, Saksonlar, Franklar, Germenler gibi. Peki bunlar batıya doğru hareket ederek arkadaşlarım Latinlerle karışıp günümüz Avrupa uluslarının temellerini oluşturmadı mı? Evet. Yani Avrupa'nın etnik yapısı yani ırk yapısı da değişmedi mi? Evet. Peki Avrupa'da feodalite yani derebe beylik denilen sistem ortaya çıkmadı mı? Evet. ve beraberinde Batı Roma İmparatorluğu özellikle yıkılınca Avrupa'da bir siyasi otorite boşluğu oluştu. Bu siyasi otorite boşluğunu Orta Çağ'da eee kendi menfaatine dönüştüren kimdi? Katolik Kilisesi ve Papalık Teşkilatı. Ve Avrupa'da skolastik düşünce yaygınlaşmadı mı? Yaygınlaştı. Avrupa karanlığa girmedi mi? Girdi. Bakın dikkat edin. Orta Çağ'da Avrupa'ya bakıyoruz. Karanlık sürecini yaşıyor. Değil mi arkadaşlar? İslam dünyasına baktığımız zaman İslam dünyası çok ilerlemiş. Üzülerek söylüyorum. Çok çok üzülüyorum arkadaşlar dikkat edin. Günümüzde İslam dünyası aynen Orta Çağ Avrupa'sı yaşadığı karanlık süreci yaşamıyor mu? Düşünün İslam dünyasında Beytül Hikme denilen bilgelik evleri, Bağdatlar, Sataneler, Helenistik dönem eserlerinin Arapçaya çevrilmesi, bilim adamlarının faaliyetleri, baharat yoluyla ve ipek yoluyla elde edilen gelirler. Arkadaşlarım, İslam dünyası o biçim ama ne yazık ki günümüzde saçma sapan tarikatlar, saçma sapan insanlar arkadaşlarım buraları kan gölüne çeviriyorlar. Gerçek Allah yolunda olan tarikatlara hiçbir şey demiyoruz zaten. Ama dikkat edin emperyalist devletler bir İslam bölgesine gözü olduğu zaman hemen orada ne oluyor? Bir tarikat oluşturuluyor ve bu tarikat eee sonradan İslami bir terör grubu olarak andırılıyor ve ne yazık ki İslam'ın adını da terörle andırıyorlar. ve işgal etmek istedikleri bölgeleri bu tarikatlara, bu teröristlere müdahale etmek babında arkadaşlarım ne yapıyorlar? Bu ülkelere giriyorlar ve bu ülkeleri kültürüyle, her şeyiyle yok ediyorlar. Günümüzde bunların hepsini görüyoruz. Haberlerde izliyoruz arkadaşlarım. İnşallah İslam dünyası kısa sürede eee geçmiş zamandaki eee yaşadığı şeyleri yeniden yaşar ve emperyalist devletlerin oyunundan kurtulur.
Arkadaşlarım peki Almanların ünlü bir destanı var. Ney? Nibelungen Destanı. Arkadaşlarım kavimler göçünden bahseden Almanların ünlü destanı hangisidir? Nibelungen Destanı. Peki arkadaşlar kavimler göçü sonucunda ne oldu? Balamir komutasındaki Türkler günümüzdeki Macaristan'ın başkenti Budapeşte'lerine geldiler. Ne yaptılar? Avrupa Hun devletini kurdular. Değil mi? Peki bakın Avrupa'da kurulan ilk Türk devleti mi Avrupa Hunları? Evet. Peki sıralayalım. İlk Türk topluluğu kimdi? İskitler. Tarihte bilinen ilk Türk devleti Asya Hunları. Avrupa'da kurulan ilk Türk devleti Avrupa Hunları. Kurucusu Balamir. Merkezi Budapeşte. Hatta Budapeşte yakınlarında ilk etapta bir yer var. Oraya Etselburg da deniliyor. Orayı da bir dönem merkez edindikleri söylenir. Peki arkadaşlarım ne demiştik? Anadolu'ya İslam öncesi dönemde eee akınlar düzenleyen ilk topluluk İskitler dedik ama devlet ne dedik arkadaşlarım? Avrupa Hunları dedik. Değil mi? Peki Avrupa Hunları hangi hükümdarları döneminde Anadolu'ya ilk akınları düzenlediler? Uld döneminde. Hatta arkadaşlarım Uld Trakya'ya kadar geliyor. Bakın Trakya'ya kadar geliyor Yıldız. Bakın şu taraf Trakya. Şu taraf Trakya. Yıldız buraya kadar geliyor ve Bizans'ın Trakya valisini tehdit ediyor. Diyor ki, "Güneşin battığı yere kadar her yeri zapt edebilirim." Peki Uldan mı Anadolu'ya giriyor? Hayır. Bakın burada Bizans surları var. Burada boğazlar. Buradan giremez. Uld nereden gelip Anadolu'ya giriyor biliyor musunuz? Yani Bizans'ın Trakya valisini tehdit ediyor ve fake atıyor. Bakın böyle geliyor Kafkasya'dan Anadolu'ya giriyor. Gelip yağma talan akınlarında bulunup tekrar Avrupa'ya geri dönüyor. Şöyle bir soru. Bizans'ın Trakya valisine güneşin battığı yere kadar her yeri zapt edebilirim söyleminde bulunarak Anadolu'ya ilk akınları düzenleyen Türk hükümdarı hangisidir? Cevap Uld. Ve sonradan Avrupa Hunlarında Rua, Karaton dönemleri falan da var arkadaşlarım. Ama Avrupa Hunlarına en parlak dönemini yaşatan kimdir? Atilla'dır. Arkadaşlarım Atilla daha Batı Roma İmparatorluğu parçalanmadan önce Batı Roma üzerine İtalya ve Galya seferlerini düzenliyor arkadaşlarım. İtalya, İtalya. Galya nere? Galya da İtalya'nın kuzeyi Fransa'nın güney taraflarında olan bir yer. Hatta Asteriks, Oburiks'te Galyalılar falan denilir ya. İşte o bölgede yaşayanlar bakın Batı Roma üzerine İtalya ve Galya seferlerini düzenliyor. Peki İtalya'nın içinde Katoliklerin merkezi Vatikan'da yok mu? Peki Atilla Vatikan üzerine de sefer düzenlemek istememiş midir? İstemiştir arkadaşlarım. Vatikan üzerine sefer düzenlerken Papa kardinallerini yani kendisinden sonra gelen din adamlarını Atilla'nın önüne yolluyor. Bunlar Atilla'ya yalvarıyorlar. Diyorlar ki burası uzun süredir bir din merkezi. Lütfen burayı yakıp yağmalama. Tanrının gazabına uğrarsın diyorlar. Atilla da diyor, "Lanet olsun tamam diyor, vazgeçtim" diyor. Ve bunlar arkadaşlarım, Papa'nın yanına bu din görevleri döndüğü zaman Papa'ya şunu söylüyorlar. Diyorlar ki, "Papa hazretleri diyorlar, biz aforoz, enterdi, endüljans gibi yetkileri kullanarak Avrupa'daki halk üzerinde bu kadar baskı uygularsak, Tanrı da bizi cezalandırmak üzere üzerimize Atilla'yı gönderir. O yüzden Atilla tanrının kampçısı veya kırbacıdır. Bizzat bizi cezalandırmak üzere görevlendirilmiştir" diyorlar. Ve bundan sonra Avrupa'da genelde Atilla için kullanılan unvan tanrının kamçısı veya kırbacı oluyor. Hatta buna Latince adıyla Flagellum Dei de denilmekte arkadaşlarım. Peki Atilla Doğu Roma üzerine devriyor. Doğu Roma dediğimiz nedir arkadaşlarım? Bizans bakın Bizans üzerine 1 ve 2 Balkan seferlerini düzenliyor ve bu seferler sonucunda Bizans'ı Margus ve Anatolius anlaşmalarıyla vergiye bağlıyor. Bakın Margus ve Anatolius anlaşmalarıyla vergiye bağlıyor. Ve Atilla'nın unvanlarından da bahsedeyim arkadaşlarım. Bakın Atilla'ya tanrının kamçısı veya kırbacı deniliyor mu? Evet bu geçmiş sınavlarda çıktı. Mesela yanlış hatırlamıyorsam ön lisans sınavında da Nibelungen destanında Atilla'ya ne ad verilmiştir? Etzel o tarz bir soru çıkmıştı. Arkadaşlarım cesur kavimlerin efendisi deniliyor ama bana göre çok önemli bir bilgi. Bakın savaş tanrısı Ares'in kılıcına sahip hükümdar olarak bilinen Türk hükümdarı hangisidir? Atilla arkadaşlarım savaş tanrısı Ares'in kılıcına sahip hükümdar kimmiş? Atilla arkadaşlarım Atilla'dan sonra başa oğulları geçiyor. Oğulların isimlerine bakın. İKEK, dengizlik, Irnek. İsimlerinden bile bunların başarısız olacağı belli değil mi arkadaşlarım? Evet. Yani her zaman Avrupa Hunlarında Atilla gibi basiretli hükümdarlar yok. Sonradan oğulları arasında taht mücadeleleri falan da çıkıyor. E düşünün Türkler anayurtları Orta Asya'dan Avrupa'ya gittiler. Ana yurttan yeterli göçlerle beslenmiyorlar. Bazı Avrupa Hun kavimleri de arkadaşlarım ne oluyor? Hristiyanlığı benimsiyorlar. Böylece Avrupa ulusları içerisinde eriyip gidiyorlar. Bir detay arkadaşlarım, Bizans'ı vergiye de bağlayan ilk Türk devleti hangisidir? Avrupa Hunlarıdır. Hatta bu ilk etapta Rua denilen hükümdarları döneminde başlamıştır. Attila döneminde arkadaşlarım Margus ve Anatolius anlaşmalarıyla bu daha belirgin bir hale gelmiştir.
Bir de Atilla ile ilgili hikayeler de vardır arkadaşlarım. Bu hikayelerden de bahsedip dersimi bitireceğim. Şimdi arkadaşlarım Atilla'nın Arıkan adında bir eşinin olduğu belirtilir ve Atilla bu eşine Arıkan'a çok büyük bir aşkla bağlı ama kadın amansız bir hastalığa yakalanıyor ve ölüyor. Ve Atilla bundan sonra daha acımasız olduğu söyleniliyor. Atilla Bizans'a karşı daha acımasız işte işgal faaliyetlerine falan yöneliyor. Arkadaşlarım bu süreçte Bizans İmparatoru Avrupa Hun ülkesine gönderdiği ajanlarına şunu söylüyor. Diyor ki ya Atilla diyor niye bu kadar acımasız oldu diyor. Ne yapabiliriz? Nasıl tedbir alabiliriz? Ajanlar da diyor ki ya diyor Arıkan'ı çok seviyordu. Arıkan öldü ve acımasızlığı iyice arttı diyorlar. E peki diyorlar ne yapalım ne edelim? Güya rivayet odur ki Bizans imparatoru bir ferman yayınlıyor. Bu arı özelliklerinin hepsini ajanlardan öğreniyor. Uzun boylu, renkli gözlü bir kadın olduğu belirtiliyor. İşte atıyorum ülkede 1.70 180 boylarında kızıl saçlı, renkli gözlü ne kadar kız varsa bunlar İstanbul'da toplanıyor arkadaşlarım. Ve ajanları çağırıyorlar. Diyorlar ki, "Hangisi Arıkana'a daha çok benziyor arkadaşlarım?" ajanlar geliyor diyor ki, "Evet şu benziyor." Onu alıyorlar arkadaşlarım. Ona biraz eğitim verip Avrupa Hun ülkesine ajan olarak götürüyorlar. Şimdi Türk filmine bağlayacağım arkadaşlarım. Bu ajan denilen kızıl saçlı renkli gözlü kadın Atilla'nın olduğu yerlerde çamaşır yıkıyor. Dolayısıyla arkadaşlarım su taşıyor. Su taşırken salına salına gidip geliyor ve Atilla arkadaşlarım bununla birdenbire göz göze geliyor. Attila diyor ki ana diyor ne kadar diyor arı kana benziyor diyor. Ve rivayet odur ki Atilla bununla da evleniyor. Ve arkadaşlarım düğün gecesi kadın sırtından çıkarttığı hançeri Atilla'ya sapladığı belirtilir. Kimileri de diyor ki, kimi kaynaklar da diyor ki, "Yemeğine zehir kattılar."
Peki başka Attila ile ilgili bir hikaye? Ondan da bahsedeyim arkadaşlarım. Güya Atilla kendisine sadakat yemini eden askerleri var. Onlara şunu söylüyor. Ya diyor ben çok kere istila faaliyetinde bulundum. Çok insanın canını acıttım. E günün birinde diyor ben öldüğüm zaman benim mezarımı bile yağmalayacaklar. Beni rahat bırakmayacaklar. O yüzden diyor benim mezarımı kimse bilmeyecek. diyorlar. Atilla bunu nasıl yapacağız? Diyorlar ki ben öldüğüm zaman beni bir nehir yatağına gömün. Ve diyorlar diyor ki bakın diyor bu şişelerin içerisinde zehir var. Beni nehir yatağına gömdükten sonra bana sadakat yemini eden 20 kişisiniz diyor. Herkes bu şişenin içindeki zehri içecek ve kimse diyor benim mezarımın yerini bulamayacak diyor. Ve arkadaşlarım Atilla ölüyor. Ve Macaristan'da arkadaşlarım Tins Nehri mi yanlış hatırlamıyorsam Tins Nehri öyle bir nehir var. Onun yatağına gömüyorlar. Nehir böyle akıyor. Akış yönünü değiştiriyorlar. Atilla'yı buraya gömüyorlar. Arkadaşlarım şamanlık geleneğinden dolayı çaput falan bağlayıp içine atıyorlar. Savaş tanrısı Ares'in kılıcı olduğu düşünülen kılıcı alnından aşağıya doğru uzatıyorlar. Biraz hazine falan koyuyorlar arkadaşlarım ve üzerini kapatıyorlar. Sonra nehrin akış yönünü düzeltiyorlar. Ve o zehri de içiyorlar arkadaşlarım. Bu şekilde kimse güya Atilla'nın mezarının olduğunu bilmiyor. Ama bundan 5-6 yıl önce Macaristan'da Tins Nehri üzerine bir köprü yapılacak arkadaşlarım. Mühendisler köprünün ayak yerlerini belirlemek istiyorlar. Bir bakıyorlar sert cisme çarptı. E bir bakıyorlar arkadaşlarım bir mezar içinden kılıç çıkıyor. Birkaç parça altın çıkıyor. Çaputlar falan çıkıyor. Arkeologlar geliyor diyorlar ki ya diyorlar bunlar işte efsanelerde bahsedilen Atilla'nın mezarıyla birebir uyuşuyor. Ve bu noktada Atilla'nın mezarını bulduk diye açıklama yaptılar arkadaşlarım. Ve o bölge köprü yapılacak bölge falan komple sit alanı ilan edildi. Bizim ülkemizde olsa ne olur arkadaşlarım? Hemen o altınları falan alırlar. Üzerinde kepçeyle örterler. köprüyü de hemen oraya yaparlar. Ama Macarlar tarihlerine saygılı arkadaşlarım. Tarihlerine saygılı. Hatta arkadaşlarım böyle ders anlatıyoruz ya bazen bazı arkadaşlar öyle ilginç sorular soruyor ki mesela diyorum ki Atilla'nın 20 tane ona sadakat yemini eden askeri var. Bunlar zehirleri içiyorlar. Mesela mesaj geliyor bana DM'den falan diyorlar. Hocam hepsi mi içmiş? Yok diyorum 17 tanesi içmiş tanesi içmemiş. Ya arkadaşlarım efsane bu. Ben nereden bileyim tamam mı? Evet arkadaşlarım, Etra Bey de buradan gülüyor. Etra Bey'e de çok teşekkür ediyorum. Çok destek veriyor bize. Arkadaşlarım bir sonraki dersimizde kaldığımız yerden devam edeceğiz. Memleketlerinize selamlar, sevgiler yolluyorum. Bir sonraki dersimizde görüşmek üzere. Hoşça kalın, güzel kalın, esen kalın. Ve ben çekiliyorum. Etrafa tam ekran tahtayı gösteriyorum. [Alkış] [Müzik]