📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

Özlem Gürses ve Barış Terkoğlu | 23 Temmuz

SÖZCÜ Televizyonu3:55:30

Transcription

26 Perşembe akşamındayız. Saatlerimiz 20'yi gösterirken ben Özlem Gürses. Ben Barış Terkoğlu. Yine karşınızdayız efendim. Özlemle Barış. Barış Özlem. Barış Terkoğlu Özlem Gürses programının adına ne diyorsanız artık bir şey diyorsunuz. 4 saat boyunca Türkiye'de hem siyasetteki gündemi hem adaletteki gündemi değerlendirmeye devam edeceğiz. Stüdyomuzda değerli bir de konuğumuz var. Bupar araştırma direktörü, akademisyen Doçent Doktor Onur Akılmaz bizimle birlikte. Hoş geldiniz.

Hoş bulduk. Peki şimdi şöyle bir giriş yapalım. Yani Türkiye'de bir siyasi dönem kapanıyor. Yeni bir siyasi dönem. Öyle mi diyorsun sen de? Yani CHP artık hani eee bilemiyorum. Araştırmaları soracağız tabii Onur Bey'e ama Kılıçdaroğlu'nun mutlak butlan kararıyla başına getirildiği bu CHP artık bir CHP gibi değil mi? Mesela bana öyle geliyor da.

Şimdi CHP'nin dışında aslında düşün ki bütün devlet protokolü değişecek. Ana muhalefet partisi eğer bugün yapılan açıklamalara bakılırsa ana muhalefet partisi değişecek. Ondan sonra eee önümüzdeki dönem hani biz şöyle bir şey vardır ya iktidar bunu söyledi, muhalefet bunu söyledi diye bir karşılaştırma yaparız. Bu kavramda genelde ne olur? CHP genel başkanı olur. Karşılığında ilk haber bültenlerinde bile verilen. Bu açıdan bu sıralama değişecek. Yani birçok şey Türkiye'de değişecek. Bu anlamda siyasi haritayı, siyasi zihniyeti ve belki önümüzdeki dönem siyasi hesapları her şeyi baştan yazmamıza neden olacak bir denklem kuruluyor bugün.

Ve tam da o denklemin eee kurulduğu dönemde yani bundan bir bilemedin en fazla işte 1 bu5 yıl sonra da bir seçim var. Nasıl hazırlanacaklar? Hangi kaynağı kullanacaklar? Hangi kadrolarla nasıl bir programla, nasıl bir stratejiyle yol alacaklar? Bir taraftan istifalar sürüyor. Bir taraftan da ben CHP'de kalacağım diyenler, ben Kılıçdaroğlu'nu destekliyorum diyenler en az üçe bölünmüş bir yapıyla karşı karşıyayız. O zaman yerimizi alalım başlayalım bence. Hadi buyurun.

Eee, şimdi bu aslında Yeni Parti meselesini ve Sayın Özgür Özel'in bir an evvel fotoğrafı netleştirmesi konusunu sürekli gündemde tutan, ısraren bunu söyleyen hadi daha ne bekliyorsunuz sizden vatandaş? seçmen bir kararlılık bekliyor, bir direnç, bir mücadele bekliyor, bir yol haritası, bir çözüm bekliyor diyen kişi stüdyoda konuğumuz Doçent Doktor Onurp Yılmaz ilk günden itibaren dedi ki, "Çıkın yola. Eee, programı koyun, kadronuzu koyun, fotoğrafı netleyin. İnsanlara deyin ki, "Biz buradayız kardeşim. Şöyle bir yolculuktayız. İyi mi oldu?"

Şöyle tabii hala Cumhuriyet Halk Partisi'nin içinde de başka bir mücadele yürütüleceğini ifade etmek ne kadar doğru? Ben açıkçası bunu bilmiyorum. Bunun da sebebini şöyle açıklayayım size. Eee, şimdi siz diyorsunuz ki Türkiye'de bütün yargı kararları siyasal. Yani yargı siyasallaşmıştır. Dolayısıyla eee, bizim bu yargıdan bekleyeceğimiz bir şey yoktur. Bu yargı bizim belediye başkanlarımızı tutukluyor. Bu yargı bizim partimize mutlak mutl atadı. Ama sonra Yargıtaydan çıkacak kararı beklemeye dair de bir irade ya da inisiyatif ortaya koyuyorsunuz. Mücadeleyi bölmüş oluyorsunuz. İnsanlara karmaşık bir plan anlatıyorsunuz. Daha önemlisi şu: Diyelim ki Yargıtay'dan Özgür Bey'in lehine bir karar çıktı. Hala o ihtimal var mı sizce?

Bence yok ama diyelim ki çıktı. Yani sonuçta bu verilecek karar da siyasi olacak. Belki Özgür Özel'i zor durumda bırakmak için alınacak bu karar. Eee böyle bir durumda siz şunu nasıl anlatacaksınız insanlara? İmamoğlu davası siyasi ama mutlak muttan davasında Yargıtay hukuki karar verdi. Bu anlatması zor bir şey. Sizin yargının siyasallaştığına dair bütün tezlerinizi sakatlayacak bir şey bu. O yüzden e aslında az önce sizin söylediğiniz eee hani benim anlatmaya çalıştığım şey şuydu. İnsanlar artık net bir yol haritası ve bir cesaret bekliyorlar. Bir dirayet bekliyorlar. Zaten yola düşmüş bir toplum var. Eee önüne Özgür Özelik katıp yoluna düşmüş, yola düşmüş bir toplum var. Ve araştırmalara yansıyan şey biraz da şöyle. eee insanlar yeni partiyi bir yerde de bir eee yeni başlangıç için avantaj olarak görüyorlar aslında.

Yani şu mu işte şöyle sorayım. Eee bilmiyorum katılır mısın Barış sen de ama şimdi CHP CHP olarak eee iktidarın sürekli olarak CHP'nin sırtına yüklediği bagajlarla yol almakta olan bir siyasi harekete dönüşmüştü. eee ve sürekli olarak şöyle bir konfor alanı vardı aslına bakarsanız iktidar erkinin. Yani bizim bildiğimiz CHP şimdi bence yani yavaş yavaş tarihe terk edilirken öyle söylüyorum ben ve öyle düşünüyorum gerçekten de ama bir de iktidarın sürekli olarak kendi seçmenini anlattığı bir CHP vardı ve bu bayağı da konforlu bir alandı. Yani düşünsenize sayın cumhurbaşkanı ya da siyasetin erkleri çıkıp işte bu CHP diyebiliyordu, onlar diyebiliyordu, biz diyebiliyordu. E bu kıyas ortadan kalkacak şimdi mesela. Ne olacak o zaman?

Yani ben tabii buna eee iktidarın yapmaya çalıştığı şey açısından katılmakla beraber bu kadar bütüncül e okuyabilir miyiz ya da hep böyle mi oldu meselesine geldiğimizde orada bir şerh düşmek istiyorum. Bunun sebebi de şu zaten hani Özgür Özel ve etrafındaki arkadaşları Cumhuriyet Halk Partisi'nde başarılı başarılı olamadıkları için başka bir yola çıkan insanlar değil. Aksine başarılı oldukları için başka bir yola zorlanan insanlar. Yani zaten seçmen Özgür Özer'in başında olduğu Cumhuriyet Halk Partisi'ne bir teveccüh gösterdi. Aslında başına gelenlerin sebebi sizin bahsettiğiniz CHP algısını değiştirip dönüştürdükleri için gerçekleşti. yerel seçimlerde aldığı %38

Sadece yerel seçimler değil ardından yapılan anketlerde de benzer bir teveccühün oluşmaya başladığını görmüştük. Dolayısıyla burada eee bu ayrımı yapmak önemli. Yani öbür kısma da elbette itirazım var ama sizin söylediğinize değil. Yaratılan algıya dair bir itirazım var. Yani onların tarihsel bagaj dedikleri şey cumhuriyet filan Atatürk'e filan bagaj on ifade etmek lazım. Yani tek parti devri filan diye açık açıktan Atatürk diyemedikleri için din düşmanlığı sanki. Evet. Dolayısıyla eee buradan baktığımızda hani Özgür Bey ve etrafındaki insanlar CHP'deki öyle veya böyle ama toplumda oluşan bu algıyı kıran ve toplumsal teveccüh gören bir hareketti. Ne anlamda farklı bir şey istiyor toplum? Ne anlamda avantaj olarak görüyor diye bir soru gelecekse eğer ki bu da şöyle bir yere eee oturuyor aslında. İnsanlar diyor ki tamam Cumhuriyet Halk Partisi'ndde siz belli bir değişimi gerçekleştirdiniz. Biz de buna teveccüh gösterdik. Fakat bugün CHP'yi de aşacak şekilde bir politika yapma imkanınız var önünüzde. Yani Cumhuriyet Halk Partisi'ni fena bilmediğini ifade edebilecek akademisyenlerden biriyim sanırım. Eee şöyle bir durum var hakikaten. Cumhuriyet Halk Partili olma kimliği çok ön plana çıkıp Cumhuriyet Halk Partisi'nin parti içi süreçleri dışlayıcı hale gelebiliyordu. Yani dışarıya biraz daha kapalı. Bu anlamda biraz muhafazakar bir parti olarak kabul edilebilirdi Cumhuriyet Halk Partisi. Şimdi insanlar şunu söylüyorlar. yeni yüzlere ihtiyacınız var. Sizin artık siyasette böyle 5 dönem milletvekilliği yapmış, 7 dönem milletvekilliği yapmış. buralardan sıyrılıp hakikaten genç, dinamik, eee, Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrılan kadroların ortaya koymaya çalıştığı vizyonu temsil eden, Türkiye'yi yönetebilecek iradeye sahip, içeride, dışarıda, iç politikada, dış politikada, ekonomide eee bu alanlarda farklıyı ve yeniyi söyleyebilen, dünyanın geldiği yeri doğru okuyabilen, doğru takip edebilen kadrolara ihtiyacınız var. Yani o içe kapanmış, meclis koridorlarına sıkışmış, Ankara salonlarına sıkışmış, siyasi elitler arası müzakerelere sıkışmış siyaset zemininden sıyrılıp aslında toplumun mutlak muttandan verdiği mesajı yani bir aslında kendisinin de özneleşmeye başladığı, liderinin önüne katıp yürüdüğü süreci eee biraz daha toplumsallaştıran ve toplumla beraber siyaset yapma tarzını ön plana çıkartan, toplumu yeniden özneleştiren bir siyaset eee arzusu olduğunu görüyoruz biz insanların.

Peki şimdi e bunun nasıl şekilleneceğini soracağım evet. Hangi kadrolarla, nasıl bir programla sormayın tab daha doğrusu şöyle yani sizce nasıl şekillenmeli şekilde sor?

Mesela şöyle bir tartışma var. Eee bu tartışmanın olduğunu bilerek söylüyorum bu arada somut olarak. Bir kesim diyor ki biz Cumhuriyet Halk Partiliyiz. Eee Cumhuriyet Halk Partisi'n mirasını sahipleniyoruz. Altıok sahipleniyoruz. Bu anlamda biz doğal olarak has CHP olmalıyız. Hani Numan Kurtulmuş'un Has Partisi' atıfta bulunursam o da biliyorsunuz Saadet Partisi'en zamanında koparak has parti yap. Ben asıl eee orijinim benim ben temsil ediyorum. Kebapçılar gibi öz CHP filan. Yani bu anlamda has CHP bir has CHP bir gönderme yani gerçek CHP biziz anlamına gelebilecek bir hak çizelim. Bir kesimde diyor ki bu bir yeni bir siyasi yolculuktur. bir beyaz sayfadır. Bu anlamda Türk siyasetinin eğilimlerini buluşturabilecek Özgür Özel'in bir konuşmasında ittifak diyerek tarif ettiği işte muhafazakar demokratlar işte ne Kürt demokratlar, milliyetçi demokratlar ve sosyal demokratların yan yana geldiği bir hani böyle ANAP'ın 4 eğilim formülü vardı ya yan yana getirdiği. Bunu tabii programdan mı anlarız bilmiyorum ama program önümüze çıkınca mı anlarız ama sizce hangisi CHP'den ayrılanlar için doğru strateji?

Bence bun pardon çok özür dilerim. Bir de sonra lütfen o Onur Arp Yılmaz buna yanıt verdikten sonra o üçlü fotoğrafı bana bir analiz etmeni rica edeceğim. Çünkü sadece bu ikisi yok. Bir de içeride kalarak biz üçüncü yolculuğu Evet. Oğuz Salıcı da bize katılacak malum. Buyurun. Şimdi bence bu bahsettiğin şeylerin ikisi de barış. Yine az önce bahsettiğimiz Türkiye'yi ve dünyayı eee eskinin ezberleriyle okuyan bir yaklaşım. Eee şöyle ifade edeyim. Bugün Türkiye'nin geldiği noktada yani ne kadar büyük bir servet eşitsizliği olduğunu hepimiz biliyoruz. Türkiye'de toplumun eee yüzde toplum 17,5 milyon insan Türkiye'de eee 55 60.000 1000 dolar gibi bir milli gelirle yaşıyor. Kişi başına düşen milli gelirle yaşıyor. Ama altta kalan bir de 17,5 milyon var. Bunlar 3.000, 5.000 dolar gibi garip garip rakamlarla yaşıyorlar. Şimdi bu inanılmaz bir şey. Y bu inanılmaz bir şey hakikaten. Ve Türkiye'de orta dediğimiz şey günden güne erirken yoksulluğun her gün arttığı, insanların asgari ücrete eee tam etmek zorunda kaldığı, Türkiye'nin %47'sinin asgari ücretle çalıştığı bir dünyadayız. Ve biz şunu görüyoruz. Yakınlarda böyle bir tartışma oldu. Siyaset bilimcileri arasında hatta böyle bir tartışma oldu. Hoş da bir tartışmaydı o. Eee o toplantıda da ben dile getirdim. Şunu söylemiyorum. İnsanların kimlikleri değişmiyor elbette. Yani hani insanlar daha az Kürt olmuyorlar. Daha az Türk milliyetçisi olmuyorlar. Fakat şu şu değişiyor. İnsanların beklentisi değişmeye başladı. Önceden önceliği o kimlik, o kimlikle ilgili kaygılar filanken şimdi onları yatay kesen bir şey daha fazla ön plana çıkıyor. O da iktisadi kaygılar. Çünkü bu yaşadığımız devasa ekonomik kriz neredeyse 2015'ten beri devam eden bu garip durum herkesin hayatını çok fazla negatif etkiledi ve dolayısıyla bu insanları yatay olarak kesecek bir perspektif onları ortaklaştırabilir. Hatta daha açık ifade edeyim. Düzen karşıtı bir dil. Şimdi bir düzen var elimizde. Cumhuriyet Halk Partisi bu düzenin bir parçasıydı. Nasıl bir parçasıydı? bir iktidar değişim ihtimalini temsil ediyordu bütün toplum açısından. İki, belediyelerin çoğunluğu elinde olduğu için eee AK Parti düzeninin en büyük parçasıysa CHP en büyük ikinci parçaydı. Şimdi bu da değişti. Artık bu düzen değişimci kadroları sistemin dışına attı. Dolayısıyla çok rahatlıkla bir düzen karşıtlığı yapabilecek bir siyasi parti olma iddiası var. Bu düzen karşıtlığı illa öyle şunun siyasi elitini alayım vitrine koyayım, bunun siyasi elitini alayım vitrine koyayım. Bu insanlara yönetme iradesinden yoksun olduğunuz eee sonucunu çıkartmasına da sebep olabiliyor. Altılı masa böyle bir şeydi. Ben Konya'da saha araştırması yaparken Ahmet Davutoğlu'nun hiç de öyle Kemal Kılıçdaroğlu'nun düşündüğü gibi çok da sevilen bir aktör olmadığını gördüm. Hani şöyle ifade edeyim. Hatta Konyalı Davutoğlu'nu sevmiyormuş Konyalılar. AK Partili Davutoğlu'nu seviyorlarmış. Hı hı. Dolayısıyla bu meseleyi yani kutuplaşmanın daha sınıfsal bir yere geldiği gerçeğiyle bence barışılmalı. İlk mesele bu. İkinci mesele de şu. Şimdi senin söylediğin şey bir kere toplumu eee statik olarak kabul ediyor. Yani sen tabii kendin söylemiyorsun bunu. İçerideki tartışmaları hatırlıyorsun. Bu statik kabul ediyor toplumu. Bu çok büyük bir yanlıştır. Nasıl nasıl bir yanlış olduğunu da şöyle ifade edeyim. Sen diyorsun ki Türkiye'nin bir ortalaması var. Bunların birleşimine merkezi temsil ediyor. Yani ben bunları ne kadar birleştirebilirsem o kadar merkeze giderim. Güzel de Kemal Kılıçdaroğlu bunu bütün genel başkanlığı boyunca özellikle de 2023'teki altılı masa deneyiminde yapmadı mı? Yani şunu yapmadı mı Kemal Kılıçdaroğlu? Türkiye'de muhafazakarlarla eee işte Cumhuriyet Halk Partisi arasında bir gerilim var. Tarihsel bir gerilim var. O zaman ben ne yapmalıyım? Çok da o aranlarına bakmadan Türkiye'de muhafazakarlığı temsil eden isimleri altılı masaya lider olarak oturtmalıyım. Oturtuldu. Peki seçim günü geldiğinde Türkiye'deki kutuplaşma muhafazakarlar ve sekülerler arasında mıydı yoksa Kürt meselesi üzerinden mi bir kutuplaşma yarattı Erdoğan? Yani sen diyorsun ki eee kutuplaşma lazım olduğu zaman eee her şekilde bir zemin bulunabilir bunun diyor. Hayır onu demiyorum. Ben diyorum ki merkez dediğin şey sürekli olarak yeniden tanımlanabilir bir şey. Anladım. Şimdi merkez bir ideolojik muhteva değildir. Böyle bir muhtevaya sahip değildir. Merkez bir konum belirtir. Peki merkez nerede bir konum belirtir? Bir şey olacak ki bu uçta olacak, marjinal olacak. Ona bakıp insanlar diyecek ki bu merkez. Şimdi bunu senin tanımlaman lazım. Ama bunu nereden kurduğun önemli. Bunu tanımlaman için de önce karşındaki hareketi marjinal kılman gerekir. Eğer ki sen mevcut merkeze yanaşmaya çalışırsan diyorum Erdoğan hegomonya araçlarına dayanarak o merkezi zaten değiştiriyor. Başka bir zeminle gidiyor. Seni gene marjinal kılacak bir zeminle seçimlere gidiyor. Ama şöyle bir şey düşünelim. Bu toplum kesimlerinin böyle adını saya saya değil de kardeşim bakın Türkiye'de bir düzen kuruldu. Bu düzen toplumu yoksullaştırıyor. Bu düzen kararları Ankara'dan almıyor. Bu düzen kararları Brüksel'den alıyor, Washington'dan alıyor. Buralardan icazet alarak iktidarda kalıyor. Ve bu düzen Türküne, Kürtüne işte Elazı'na, Çerkezine bakmadan bütün toplumu bu yoksulluğa muhtaç ediyor. Yani Cumhuriyet Halk Partisi'nin başına gelenlerle senin yoksulluğun arasında bir ilişki var. Çünkü iktidar sandık kaygısını kaybettikçe sizin taleplerinize de kulak asmamaya başlıyor. Bu düzeni değiştirmezsek bu devam edecek diyebilecek bir yaklaşıma ihtiyaç var. Yani düzen karşıtlığıyla merkezi kurgulamak lazım. Bu işin merkezi düzen karşıtlığı olmalı ve iktidar topluma bunu dayatan marjinal aktör olarak kurgulanmalı. Merkezi inşa eden kazanır. Siyasetin en basit kuralıdır. Merkezi inşa etme eee tek elini elinde bulunduran ya da rakibini marjinalleştiren kazandırır. Bence Erdoğan'la alakalı en az tartışılan şeylerden biri Türkiye'de bu. Bu gerçekte bir türlü barışılamadı. Erdoğan her seçimden önce yeni bir merkez yeni marjinaller inşa ediyor. Bir önceki seçimin işte marjinali HDP'ydi. Kürt hareketinin siyasi uzantısı olmakla suçlanıyordu. Altılı masanın altında HDP var denildi. Şimdi bugün peki özlemle kurgulanıyor bir hatırlayalım. Bugün hayır şöyle bir şey kurgulanıyor. Diyorlar ki Ekrem İmamoğlu bir suç örgütü lideridir. Hatta casus filandır. Cumhuriyet Halk Partisi'ndeki değişimci kadrolar Özgür Özel başta olmak üzere o iddianamenin öyle başlamasının bir sebebi var. Özgür Özel başta olmak üzere bunlar da bunun siyasi hayattaki uzantısıdır. Yani daha önce HDP için söylenen o siyasi hayatta hayattaki uzantı şimdi CHP'deki değişimci kadrolar için söyleniyor. Bugün yeni marjinal o ama merkez hep AK Parti kalıyor farkındaysanız. İşte bu denklemi terse çevirmenin yolu o insanları yatay kesen bir söylem üzerinden merkezi sizin inşa edip AK Parti'yi ve onun temsil ettiği düzeni marjinal kılmak.

Şimdi sana bir analiz soracağım. İki şey soracağım. bilgi soracağım. Gazetecilik. Birincisi bu gece 23'te ne oluyor? Eee, yani bir önemli toplantı var anladığım kadarıyla. Özgür Özel vekillerle, eee, beraber bir eee, toplantı yapıyor. Bugün akşam çünkü hangi CHP'liyi arasak ya toplantıda ya toplantıya girmek üzere ya toplantıya hazırlanıyor. Eee, önemli bir gece. Bu gece toplu istifalar falan mı olacak? Sence kurulmakta olan bu yeni partinin adı, logosu, kadrosu, dilekçesi hangi takvimde gerçekleşecek? Bir de CHP'nin içerisindeki bu üç parçalı görünümü bir anlatmanı rica ediyorum senden. Yani bir tarafında Kılıçdaroğlu ve çevresinde öbeklenen eee kendilerine senin deyiminde biz en hakiki CHP'yiz altı ok falan diyen kadro. bir tarafta CHP'nin içinde kalarak eee eskiden Kılıçdaroğlu'nu destekleyecek gibi gözüken ama şimdi ona sanki bayrak açacakmış gibi duran üçüncü yolcular ve tabii ki Özgür Özel ve çevresindeki ekip mesela kimler nerelerde kalacak? Belediye başkanları arasında, milletvekilleri arasında hangi sürprizleri bekleyebiliriz?

Şöyle birincisi e aslında hani hala bu arada neye bakıyorum dersen hala insanlar yazıyorlar eee ne oluyor ne bitiyor diye. Yarın bile dilekçe verilebilir. Yetişirse. Eee yetişmezse pazartesiye kalabilir. Yani takvim dediğin şeyin ne kadar nasıl bir takvim olduğunu anlatmaya çalışm çalışmak adına bu örnekleri veriyorum. Eee ikincisi beklenen şey hatırlıyor musun? Gerçi geçen hafta sen yoktun burada eee konuştuğumuzda eee hedeflerinin 85-95 aralığında milletvekili olduğunu söyledim ben. Cumhuriyet Halk Partisi'nden eee ayrılmakta olan bugünkü Özgür Özel yönetimini arayarak hedeflerinin 85 95 olduğunu söyledim. Bana göre hani maksimal bir hedefmiş gibi görünüyordu. Çünkü hani 135 milletvekilinin olduğu bir partide eee 8595 büyük bir eee ayrılık. Bu açıdan şu anda en azından parti içinden gelen sinyaller 90'ın üzerine çıktığı hatta 94'leri filan tarif ediyorlar. Bu milletvekilleriyle beraber bugün bu akşam bu kadar bu saatte olağanüstü toplanmasının bir nedeni var. Bir bu dilekçeyi imzalamak. Kuruluş dilekçesini bu prosedürleri tamamlamak. imzalayacak kişiler tabii ki aynı zamanda partinin hala konuştuğumuz adı, logosu, şusu, busu her şeyini öğrenecekler. Bunları yapmak, yol haritasını konuşmak, bu anlamda bunları konuşmak için takvim bu hale geldiği için bir an önce noktasında olduğu için takvim aslında böyle bir durumda. Peki ne olacak? Sonuçta Cumhuriyet Halk Partisi'nin 135 milletvekili var. Bunların içinde bugüne kadar yani 21 Mayıs'ta alınan butlan kararından beri şöyle bir üç parça gördük. Birinci grup Özgür Özel'in çevresinde kati ve kesin bir şekilde kümelenmiş. Biz onunla birlikte ne olursa olsun yol yürümeye hazırız diyen, bu anlamda Ekrem İmamoğlu'nun da bu yürüyüşün bir parçası sayan bir grup vardı. Onları zaten Animayir Başarı'dan Bülent Tezcan'a işte eee birçok ismi gördük. Velia Babay'ya. Bunları biliyoruz. İkinci grup her ne olursa olsun Kemal Kılıçdaroğlu'nun çevresinde kümelenmiş olan grup işte Mahir Polat olabilir bu işte eee il il Gezdi olabilir bu. Bazı milletvekilleri hiçbir şekilde Kuşoğlu olabilir. Sayın Kuşoğlu Mustafa adı güzel. Mustafa adı güzel olabilir. Bunlar da biz Kılıçdaroğluyla yol yürüyeceğiz diyenler. Bir de 3üncü yol çevresi vardı. Hatırlarsın onların ne olduğunu, ne murat ettiğini, ne yapmaya çalıştıklarını anlattık. Mesela Gürseleroğlu bunlardan biriydi. Mesela Engin Altay bunlardan biriydi. Bugün öyle değil. Yani bugün öyle değil. Eee, o günlerde hatırla bizim programa da konuk olduğunu da söylemişti. Tunca Özkan bunlardan biriydi mesela. Eee mesela Ali Öztunç bunlardan biriydi. Diyorlardı ki evet bu butlan kararı yanlıştır. Evet bu kararlar siyasi kararlardır. Ancak CHP'den ayrılmak, bölünmek doğru değildir. Biz bir üçüncü yol tarif edeceğiz. Hem bu kararı eleştireceğiz hem de CHP'yi birlik bütünlük içinde tutmaya çalışacağız diyorlardı. Bana sorarsan fiilen bu tarihsel sürecin 21 Mayıs'tan bugüne kadar götürüldüğü şekil Özgür Öze'nin işte denemeleri ne yaptı? Delegelerden imza topladı, imzaları teslim etti ve bir kurultay çağrısında bulundu veya işte eee tabanın tepkileri görülen bir taban tepkisi var her yerde veya aslında örgütün 81 ilden 74 tanesi Özgür Özelle birlikte davrandı. 7 tanesi eee Kemal Kılıçdıoğlu yönetimiyle dav alta topladığında aslında 3üncü yol seçeneğinin hani bir arada durma seçeneğinin belki imkanını belki olasılığını ortadan kaldırdılar. Ama bugün Özgür Özel'in ayrılırken bu kadar çok milletvekiliyle gidiyor olması hatta üçüncü yolcu olarak bilinen birtım milletvekillerin de başta işte Tunca Özkan'ın değişimini söyledim. Bu tür isimlerin de orada davranıyor olması, partinin o söylendiği haliyle birlik bütünlük içinde tutulamıyor olması bence 3üncü yol seçeneğini kaybetti. Yani bu yorum bana ait. Bu kısım 3ün yol milletvekillerinden bir tanesiyle konuşurken de söyledim. 3üncü yol kaybetti diyebilir miyiz dedim. O da hani bilemiyorum ama sonuç olarak ortaya çıkan tablo bu dedi. O oradan bakıldığında aslında 3ün yol seçilinin kaybettiğini söyleyebiliriz ama ben o isimlere peki bundan sonra ne yapacaksınız dedim. Hani bu kararı eleştiriyordunuz. Kemal Kılıçdaroğlu'na eleştiriler sunuyordunuz. Peki bundan sonra ne olacak dedim. Onlar dediler ki biz partimizde kalacağız ama parti için muhalefet sürecini başlatacağız dediler. Bu şu demek. Bu aslında bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partisi'nde kafamızda şöyle bir şey vardı. Özgür Özer gider ayrı bir yol alır. Kemal Kılıçdaroğlu burada aslında eee tırnak içinde söylüyorum. Onlar huzursuzluk çıkarıyorlardı dediklerini partinin dışına çıkarmış ve CHP'yi yönetir hale gelir diye bekleniyor. Ama belki de bundan sonra CHP için de yine tartışmalar olacak. Yine parti için muhalefetler olacak. Kemal Kılıçon'a yine çekil diyenler olacak. Yine kurultaya götürmeye çalışanlar olacak. Yani bu anlamda ben CHP'de belki de tartışma sürecinin bitti sanılırken yeniden başka bir biçimde başlayacağını düşünüyorum.

Peki o zaman bombayı ben patlatayım. Eee az önce bir sıcak gelişme yaşandı. Eee bu akşam yapılması planlanan saat 23'te yapılması planlanan Özgür Özel ve milletvekilleri ve kurmaylarıyla ilgili toplantı yarın saat 1400'e ertelendi. Bu bir mesajla da bütün milletvekillerine gönderildi. Değerli arkadaşlar, eee, akşam 23'te toplandığımızda yapacağımız işlemler gün boyu yapılan çalışmalarla tamamlandığı için bu akşam toplanma ihtiyacı ortadan kalkmıştır. Yarın saat 14.00'te tüm arkadaşlarımızın eksiksiz ve marietsiz olarak Sayın Genel Başkanımızın katılacağı toplantıya bekliyoruz. Bu arada genel kurul çalışmalarımız da devam ettiği için bizimle temas etmeden hiçbir arkadaşımızın meclisi de terk etmemesini önemle rica ederiz. Mesela Murat Emir Grup Başkan Vekili bu akşam yayına davet etti kendisini. Dedi ki ben meclisten nöbetçiyim Özlem Hanım dolayısıyla görevim var. oradan ayrılamıyorum dedi. Yani eee öyle enteresan bir yol ayrımında ki bu parti bir yandan yeni bir siyasi parti kuruluyor. Bir yandan da ana muhalefet olacak o kurulan siyasi parti. Matematik bunu gösteriyor. Sen söyledin devlet protokolü değişecekti. ya ana muhalefetin devlet protokolünde yeri var. 4. sırada. 4. sırada yeri var yani.

Peki eee bu kurulduğunda bu siyasi parti diyelim ki Özgür Özel bir kurultaya gidip kendisini genel başkan seçecekleri bir süreci tamamlamak zorunda mı? Yoksa hangi sıfatla o partinin bir üyesi mi olacak? Bir milletvekili mi olacak Özgür Özel? Yoksa o partinin genel başkanı mı olacak?

Genel başkanı olacak elbette kurulan parti. Tabii bunun için bir bir kurultağa yapması gerekmiyor mu kurul? Başlangıçta eee parti başkan ve yani hazır kadrolarıyla kurulur. Sonra kurultaya gider zaten. O yüzden aslında seçim kazanma, seçime girme yeterliliği bir kurultayını yaptıktan sonra kazanır. O yüzden henüz seçim yeterliliğine sahip olmayan ama genel başkanı ve kadroları belli olan bir parti olacak kurulan. Tabii şeyi de ifade edelim. Yani daha önce biliyorsunuz parlamentoda grubu bulunan partilerin böyle bir yeterlilik sağlamasına gerek yoktu. parlamentoda grubu olması onun seçime girme yeterliliğine haiz olduğu anlamına geliyordu. 2022'de değişti. Özellikle parti son onu söyleyecektim aslında. Barış böyle geçmişe dönük ben biraz şeye baktım. seçim kanununda neleri değiştirmişler diye. Yani o kadar şey hissediyorsun ki seçim kanununa bakarken ya iktidar açık bir biçimde böyle pek de iil olmayan bir akılla yapıyor bu değişiklikleri. Türkiye'de seçimlerin böyle tartışmalı hale geleceği bir zemin yaratılıyor hakikaten değişen şeylerde. Çünkü hiçbir hani rasyonel açıklaması yok. Niye böyle bir değişiklik? Yani bir değişiklik niye yapılır? Daha iyiye götürmek için yapılır, değil mi? Yapılan değişikliklerin neredeyse tamamı daha antidemokratik değişiklikler. Hı hı. Seçim kanununda. Hı hı.

Peki o zaman devam edelim. Bir başka sıcak gelişmeyi, bir bomba haberi daha aktaralım. Eee, haber merkezimizden Serap Belovacıklı'nın özel haberleri bunlar. Onun da altını çizelim. Eee, iki ayrı siyasi parti kurulmuş. Bunlardan birinin ismini Yeni Parti, diğerinin ise Değişim Partisi olacağı söyleniyor. Eee, Yeni Parti'yi tahmin ediyorduk zaten ve aslında Özgür Özel, Aslı Kurtulmuş Mutlu bizim Ankara temsilcimizin 15 Temmuz özel yayınında bu ifadeyi kullanmıştı. Ama hani netleşmeyen şuydu. Yeni Parti bir sıfat mı, bir isim mi? Yani yeni bir parti mi yoksa yeni bir partinin adı mı? Eee, anlaşılan ikisi birden. Hem yeni bir parti hem de yeni partinin adı Yeni Parti. Neden mesela iki siyasi parti yeni kelimesi, değişim kelimesi nasıl çınar seçmende? Ya neden iki partinin cevabını az önce biraz verdim zaten aslında ya öyle bir dönemdeyiz ki hani cepte beş parti olmadan seçime girilemiyor yani. Çünkü hani birinin başına bir şey gel. Az önce şey dedim ya yani dünün HDP'sinin konumunda getirilmeye çalışılıyor değişimciler. Bugünün marjinali öyle ilan edilmeye çalışılıyor. Dün HDP ne yapıyorsa bugün mecburen değişimci kadrolarda onu yapmak zorunda aslında. Yani kendisini sistemin dışına eee atacak her türlü senaryoya karşı hazırlıklı olmalılar. buna engel olacak eee önlemleri almak zorundalar. Maalesef böyle garip bir şeyden geçiyoruz. Yeni Parti işi tabii şöyle eee bence iyi tınlıyor. Sebebi de şu zaten hep böyle yeni parti olarak konuşuldu. Yani yeni parti, yeni parti, yeni parti ve insanlar yeni, yeni bir şey bekliyorlar. Yeninin arayışı içindeler. Az önce dedim ya işte yeni kadrolar bekliyorlar. Örneğin yeni bir perspektif bekliyorlar. Kendilerini ortaklaştıracak bir perspektif bekliyorlar. Ve bu anlamda yeni zaten aslında şöyle partinin adı süreç içinde koyulmuş oldu. Süreç koydu partinin adını yani söylüyorsun. Eee dolayısıyla bu iyi bir şeydir. Siyasette böyle spontane şeyler iyidir. eee ya çünkü herkes zaten yeni parti diyordu. Mesela bizim programın adı da biraz öyle. Yani Barış Terkoğlu Özlem Gürses. İşte Yılmaz Özdil eee bu ikiliği bir araya getirdi ve biliyorsun bu ismi verdi. Hani dedi ki sizin isminiz çok güçlü ikisini koyalım falan. Barış Terkoğlu Özlem Gürses programı falan ama sonra program şuna döndü. Barış'la Özlem'in programına döndü ve ya ve herkes öyle diyor yani. Barışla Özlem diyor yani. Kardeşler kebap salonu ya. Evet. Çünkü hani insan yani şey gibi yani hani bir araba laf söylüyorsun mesela bilmem ne bilmem ne Sultan Köprüsü falan. Sonra İstanbuluların hepsi diyor ki ikidden geçtik abi üçüncü. Ya dolayısıyla hani olay kendiliğinden yani yeni parti yeni parti. Peki ama bu yeni partide niye eski isimler var? Barış kolo bölümü kimler var? Yani Özgür Özel'in yakın kurmayları dediğimiz mesela Tuncay Özkan'ı gördüm. Sizin Onlar TV yayınınıza da katılmıştı. Sonra Altaylı'nın yayınına da katıldı. E net bir şekilde Özgür Özel'e destek veriyor. Onun yanında bulunuyor. Eskiden Kılıçdaroğlu'nun çok yakın iletişim ekibi olan Ankara milletvekili Okan Konurak mesela Özgür Özer'in yanında. Eee ya da Bülent Tezcan şu anda zaten Cumhurbaşkanı aday ofisinin koordinatörü. Yani eee çok da aslında hani kimse alınmasın da eee yeni gibi de gözüken isimler yok. İşte bildiğimiz isimler hepsi değerli isimler şüphesiz ki. Şimdi bu soruyu bana soruyor. Ben şu ik haftadır ben bu sorularla şimdi bir an yarın savcılık karşısında ifade verirken kendimi hissetçim yani ben de herhalde on ben fotoğrafı fotoğrafı yorumlayabilirim. Hani meşhur fotoğrafta siz yaptınız ya da bir bilgi varsa yani yeni isimler var mı? Eskilerden kimler var falan gibi biraz soruyorum aslında.

Şöyle aslında mesele şu. Eee önce bir şey söyleyeyim. Sen dedin ki haber senden bir eee bir yeni parti bir de yedek parti kurulacak. Bu arada bazı yedek partiler vardır mesela şu an mecliste eee DEM Parti'yi herkes bilir ama BDP'nin de iki milletvekili var. DBP'nin çok özür dilerim. Bir dakika hangi partide? Demokrat Demokratik Bölgeler Partis Partisinin iki milletvekili partinin içinde. İki tane ayrı milletvekili var. Onlar o partiyi bekliyorlar. Nöbet bekliyorlar yani. Han ama bu önemli bir bilgi. Bir dakika buraya bir virgül koyacağım. Bunu açmanı isteyeceğim. Ankara haber müdürümüz Serkan Alan son gelişmeler ve sıcak bilgilerle telefon hattında. Serkancığım akşam akşam eee seni rahatsız ettik ama yani konu sıcak bir de mevzu önemli. Eee şu işin bir haber ayrıntılarını çerçevesini bize anlatırsan çok seviniriz. Şimdi bu akşamki eee toplantı normal koşullarda niye gerçekleşiyordu? Kimler bir araya gelecekti? Saat kaçta bir araya gelecekti? Niye gelmiyorlar? Niye 14'e ertelendi? arka plan bilgisi var mı sizde? Bir de tabii işte bu Yeni Parti Değişim Partisi iki ayrı parti. Senden bir dinleyelim lütfen Serkan. İyi yayınlar. eee yarın siyasi parti anlamında resmi anlamda bir adım bekleniyordu. Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrılan milletvekillerinin o yapacağı toplantıda son görüşmeler yapılıyordu. Bugün gün içerisinde bir toplantı gerçekleştirdi milletvekilleri. Yaklaşık 100'e kadar 100'e yakın isim eee sayıları çeşitli değişiyor. İmza toplama süreci bir yandan devam ediyor. Fakat yeni partinin hukuki anlamda son düzlükteki, son deyin yerinde ise rütüşlerini yapan isimler bu milletvekilleri. Bu akşam da 23 sularında yine meclit çatısı altında bir araya gelerek siyasi parti kurulum aşamasında o gerekli işlemlerde aynı zamanda ekonomik anlamda da atılacak adımlara dair bir toplantı gerçekleştireceklerdi. Kuruluş dilekçesinin de yarın biz verilmesini bekliyorduk. Özgür Özel İçişleri Bakanlığı'na gidecek mi gitmeyecek mi bu sorunun peşindeydik çünkü gitmeyeceğini öğrenmiştik. Sadece elediği ve avukatları aracılığıyla İçişleri Bakanlığı'na yarın bir başvurunun yapılma ihtimalinin yüksek olduğunu ifade ediyorlardı. Fakat sıcak geliş ve eee pazartesiye kalma ihtimali de söz konusu. Başvurunun yarın şunu biliyoruz. Özgürden Ankara'da bir cuma namazı kılacak. Yine kurmayları ona eşlik edecek. Aslında orada yapacağı açıklamalarla pazartesi günkü sürprizlerine dair de çeşitli ifadelerini biz özel duyabiliriz. Yani sabah saatlerinde yapılan bir resmi siyasi parti yeni parti başvurusu söz konusu olup cuma çıkışı açıklamaları yapmasını bekliyorduk. Fakat yarın saat 14.00'te de eee Özgür Özel milletvekilleriyle bir araya gelmesi bekleniyor. Anadolu Kulübü olarak adlandırılan adreste bu noktada milletvekillerinin eksiksiz aynı zamanda mazeretsiz bir şekilde toplantıya katılması beklendiği ifade ediliyor. Peki burada ne konuşulacak? Özellikle son düzlükte partinin kurumsal anlamda alınan çeşitli kararların milletvekilleriyle paylaşılması bekleniyor bu toplantıda özellikle yeni yola çıkılırken mali konularda çok dikkatli davrandığını biz anlıyoruz. Dün de yaptığı açıklamalarda özellikle Cumhuriyet Halk Partisi'nin ayrılan ve ismi henüz belli olmasa da büyük olasılık yeni parti başka isimlerle eee konuşulan o parti kuruyken maddi konularda çok temkinli olacaklarına dair o vurguyu yapmışlardı. İşte bu prosedür anlamındaki sürecin bir bakıma uzamasının temel sebebi de bu özel bir özellikle yarın bu başvuru yapılmayabilir. Pazartesi ama siyasi parti adımı resmi olarak İçişleri Bakanlığı'na Özgür Özel ve yol arkadaşları tarafından atılabilir.

Peki var mı soru Serkan'a? Eee Serkan Alana'a Ankara haber editörümüz Serkan eee perde arkasınd gelişmeleri anlattı. Serkancığım çok teşekkür ediyorum. eee mesain dışında akşam saatinde seni rahatsız ettik ama önemli bir gelişmeydi. Sıcak bir gelişmeydi. Serkan Alan'ı uğurluyoruz o zaman. Barış kaldığın yerden bu yeni bilgilerle

Şöyle bu toplantıyla ilgili size anlatılan şey şuydu bu arada. Hani eee parti kurmak şey değil hani eee ne bileyim Lego bir şey yapmaya benzemiyor. İşte eski grubunuz var, eski partiniz var. yapmak yapılması gereken bir sürü prosedür var. Mesela geçen salı günü Murat Bakan'la konuştum. Murat Bakan dedi ki, eee kuruluş bildirgesini imzalayacağız. Yani eee sivil toplum genel müdürlüğüne teslim edeceğiz. Ondan sonra tüzük program bildirge imzalayacağız. Bunları teslim edeceğiz. Ondan sonra bütün bunlar var. Eski grubun aslında bir sürü hesap şu bunları var. Bunlar kapanacak filan. Aslında eskiyi kapatıp yeni açılacağı bir sürü prosedür var. Aslında Cumhuriyet Halk Partisi'nin yaptığı toplantılar bu işin organizasyonu için regülasyonların gerekli prosedürlerin gerçek hatta Özgür Özel'in katılmayacağı bile söyleniyordu. Yani teknik bazı meseleler o zaman o yüzden şöyle bir SMS mesajı göndermişler. Demek ki değerli arkadaşlar akşam 23'te toplandığımızda yapacağımız işlemler gün boyu yapılan çalışmalarla tamamlandığı için bu akşam toplanma ihtiyacı ortadan kalkmıştır. Yarın saat 14'te Anadolu Kulübü'nde tüm arkadaşlarımızı eksiksiz, mazeretsiz bekliyoruz. Belki de bunlar yapıldı, imzalar toplandı falan filan. Aslında böyle bir prosedür var. Fiilen şu anda yeni parti macun eee tüpten çıktı denir ya. Fiilen tüpten çıktı. Artık bu işin sonrası resmi prosedür. İşte şu an bunlar görülüyor. Pazartesiye yetişir mi? Yetişecek gibi gel. Söyleyen kişi pazartesi ya yarın yetişmediği için pazartesi deniyor aslında. Hani bütün bu işlemler. Şimdi ikincisi niye iki parça? İki parti Den Parti modeli aslında. Den Parti çünkü şöyle bir siyasi gelenekten geliyor. Bir D Parti bir de Saadet Partisi'in geleneği biliyorsunuz Refah Partisi, Fazilet Partisi, Saadet Partisi. Onun öncesi de var tabii ama son üçlüyü saydım. Bu partiler kapatma önlemlerine karşı veya seçime sokulmama önlemlerine karşı yedekli çalışıyorlar. Yani bir parti kuruyorlar, yanına da bir yedek parti kuruyorlar. Mesela bugün Dem Parti'nin DBP'si var. Mecliste temsil ediliyor. Kongrelerini yapıyor. Bu arada düzenli olarak iki vekili var. Öyle mi? İki tane vekiliyle temsil ediliyor mecliste. Doğru. Unutmuştuk tamamen ama doğru. Kongrelerini yapıyor. Yani şunu söyleyeceğim. Bütün yasal prosedürler devam ediyor. Yani hani bir bu şey için mi? Dem parti'ye bir şey olursa kapatılırsa diyelim ki oraya geçecekler. Dem parti nasıl kuruldu? HDP hakkında bir kapatma davası vardı. Doğru. Anayasa Mahkemesie. hala sonuçlanmad. Bundan sonra her siyasi parti eğer iktidarda değilse yedek iki vekil mi eee oynatacak? Yani şeyde mecliste aslında bir de şöyle bir şey olduğu için daha önce mesela Fazilet Partisi Refah Partimisi mirasını devam ettiriyor diye kapatıldığı için aslında her devam partisinin bir kapatılma riski de var. O yüzden şunu yapıyor. Diyor ki yarın bir gün Dem parti kapatılırsa ben hemen ertesi gün seçime girme yeterliliğine sahip olabilecek ikinci bir seçeneğe sahip olayım. Emin olun o gün 3üncü bir parti daha kurulur. Bu kurulan iki parti kurulacak diye biraz önce Serap Yeni Parti Serap Beravacıklı. Evet. Eee kendisi haber merkezimizde hem ekran yüzümüz hem haber editörümüz Serap. Eee Yeni Parti ve Değişim Partisi isimli iki ayrı parti. Buna ben de o zaman özel bir şey ekleyeyim. Şöyle Yunus Emre bir televizyon kanalına şimdi kanalı hatırlamadığım için söyleyemiyorum yanlış anlaşılmasın. Belki Sözlü TV'dir. Ben okudum çünkü kısmını. Özür dilerim haber kaynağından, Yunus Emre ile röportaj yapandan. Yunus Emre diyor ki, "Okudum röportajı." Bu süreçte eee şeyle birlikte Silivri'de Ekrem İmamoğlu ve Kibi'nin de görüşleri alındı ve bu süreç onunla eş güdümlü yürütüldü. Aslında hani mesela bakıldığında program yazma sürecinde işte ben bunu anlattım. Eee reform enstitüsü var. reforma Enstitüsü biliyorsunuz Mehmet Ali Çalışkan'ın Araştırmanın kurduğu reforma Enstitüsü ama içerisinde İBB'nin danışmanları da vardı. Ondan sonra ve hani eee aslında bakıldığında Ekrem İmamoğlu'nun çalışma arkadaşları diyebileceğimiz isimlerden de bir anlamda program konusunda, logo konusunda, isim konusunda öneriler alınmış. Orada gelen isimlerden bir tanesi de Değişim Partisiymiş. Ha o yüzden belli ki aslında Özgür Özel yeni parti dedi. Yeni partide karar kılınmış gibi görünüyor ama bir tane de Değişim Partisi kurulmuş oluyor. Aslında bakın fiilen aslında iki öneride öne çıkan iki isimden bir tanesiydi. Yeni ve değişim. Hatta hatırlarsın e bir de yürüyüş öne çıkmıştı. Değişim kurultayı yapmışlardı hatırlarsan Kemal Kılıçdaroğlu'na bir koltuk hazırlanmıştı ama gelmemişti katılmamıştı. Aslında bu iki isimden hangisi kurulacak diye düşünürken belki de ikisi de kurulacak ama yeniyle yola devam.

edilecek. Bunu da söylemiş olalım.

Peki bir tweet var. Barış Erkadaş'ın tweeti. Diyeceksiniz ki niye veriyoruz? Çünkü Mansur Yavaş bu tweet'e bir cevap yazmış. Arkadaşlarımdan eee bu iki ekran görüntüsünü hazırlamalarını rica edeceğim. Eee hazırladıkları zaman da ekrana verirseniz ben de bilgisini vereyim.

Şöyle eee bugün Ankara'da Polatlı'da, eee bir tarım işçisi ziyareti, tarım işçileri ziyaretine gitmiş Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve Polatlı'daki bu tarım işçileri ziyaret etkinliğine Polatlı Belediye Başkanı da refakat etmiş. Kendisi hala CHP'de değil mi? Ben artık karıştırıyorum. Hayman'a mıydı geçen AK Parti'ye? Hayman'a geçti galiba. Evet. Kılıçdaroğlu ardından Polatlı Belediye Başkanı Mürsel Yıldız Kaya'yı makamında ziyaret etmiş. E, evet CHP'li demek ki ve beraber biraz sohbet etmişler. CHP Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da Ankara dışında bir programı olduğu bilgisini aktarmış ve etkinliğe bu yüzden katılamayacağını ifade etmiş.

Bu Barış Arkadaş'ın gazeteci kimliğiyle evet ekranda görüyorsunuz zaten. Verdiği bir bilgi, bir tweet fotoğraflarıyla veriyor. Yani nasıl bir eee hani öfke duyduysa hiç yapmayacağı bir şey. Sayın Mansur Yavaş cevap yazıyor. Böyle bir şey olmadı. Uydurmayın. İl dışındayım bilgim yok diye. Bu ne şimdi? Evet. Mansur Bey'in cevabını da arkadaşlarım şimdi ekrana getireceklerdir. Barış Yarkadaş'ın bu bilgiyi verdiği tweetin altına yazılmış bir cevap. Bu ekranda gözükmüyor ama belki tam ekran mı versek daha iyi.

Böyle bir şey olmadı. Uydurmayın. İl dışındayım bilgim yok diye yazmış Sayın Mansur Yavaş.

Şimdi tabii eee böyle bir risk var değil mi? Bu yeni parti, eski parti, CHP, forvetler, işte Ekrem İmamoğlu'nun muhafızlarımsınız siz. Bir de bunlar başladı biliyorsunuz. Bütün bunları bunlardan azade kılmak için bu yeni partinin hakikaten yeni halini ne yapılabilir acaba? Çünkü belli ki bu friksiyonlar hem eee biraz kaşınacak hem de yaşanacak.

Şimdi Özlem şunu ifade edeyim. Türkiye öyle veya böyle kentleşmiş bir toplum artık.

Artık öyle.

Fakat burada şöyle bir sorunumuz var. Hayata aynı yerden bakmayan, kutuplaşma dolayısıyla hiçbir ortak hayali olmayan Ya mesela çok dramatikti. Norveç milli takımını herhalde görünce en çok duygulanan millet biz olmuşuzdur. Neden biliyor musunuz? Hakikaten ortak hiçbir değerimiz kalmadı neredeyse. Kutuplaşmanın getirdiği yer bizi burası. Bir bir şarkıdan zevk alamıyoruz. Bir milli marşla ilgili tartışma oluyor. Bir dünya kupasına e bir >> eee şans e çıkıyor. Onu bile sokağa çıkıp kutlayamıyoruz. Yani böyle bir değişik bir hüzün çöktü insanlar.

Evet. Yani kadın voleybol takımıyla, milli voleybol takımıyla erkek futbol takımı arzında kutuplaşma var. Yani böyle bir yerdeyiz yani biz artık toplum olarak.

Olacak şey değil. İkisi de aynı milli formayla mücadele ediyor.

Evet. Yani böyle bir yerdeyiz. Dolayısıyla bizim burada eee tartıştığımız şey ya da tartışmamız gereken şey tam olarak bu. Yani bu kentleşmiş dolayısıyla kaygıları sekülerleşmiş. İnsanların sekülerleşmesine gerek yok. Kaygıları sekülerleşmiş. Ne demek bu? Yani dünyevi kaygıları artık eee çok daha canlı olan yani örneğin kirasını nasıl ödeyeceğini düşünen yani örneğin çocuğunun cebine nasıl harçlık koyacağını düşünen bu zeminde ortaklaşan bu insanlara nasıl bir ortak hayal ortaya koyabilir bu siyasi parti? Bence Cumhuriyet Halk Partisi'ni aşacak temel nokta burası. Bunu tartışmak gerekiyor bugün. O yüzden diyorum yani işte vitrini alayım bunu koyayımdan ziyade eee toplumu nerede ortaklaştırabiliriz, onlara ortak bir payda nasıl yaratabiliriz meselesini iktisadi saha üzerinden düşünmekte fayda var. Çünkü hakikaten eee sınıfsal kaygılar çok fazla ön plana çıktı ve kimlikleri yatay kesti. Bu da çok anlaşılabilir bir şey ya. Her şey güllük gülistanlık insanlar elbette kimlikte falan hareket ediyordu ama bugün bu kadar ağır bir ortamda insanlar artık yani tamam da hani bu düzen bu şekilde gidemez. Mümkün değil bunun böyle hareket etmesi. Ben insan onuruna yaraşır bir düzende yaşamak istiyorum noktasındalar. Çok haklı bir kaygıyla hareket ediyorlar. Fakat siz burada kalkıp hala işte dünyada bile artık geçer akçı olmayan, bunu neden söylüyorum yanlış anlaşılmasın lütfen. Eee elimde somut bir veri var. Cumhuriyet Halk Partisi'nde hazırlanan parti programı. Yani değişimci kadroların hazırladığı parti programı.

Var mı elinizde yeni parti programı?

Yok. Bu şeyin Cumhuriyet Halk Partisi'n hazırlanan parti programından bahsediyorum. Programı değiştirdiler ya. Parti programını CHP'de. Ondan bahsediyorum. O programa şurada

Yani yeni çıkacak programı

Yani şu ş

Değişim kurultayında açıklanmış olan yeni parti kurultayı program kurultayı. Evet.

Şu şundan bahsediyorum. Bu burada şöyle bir sorun var. Hala dünyayı 2002'den okuyan neyi kastediyorum? Neoliberal tezleri tekrar eden bir programdı bu. Şimdi dünyada bile artık neoliberalizm geçerçe değil. Bütün dünyada tartışılır bir hale geldi. Yani Trump'ın her yere gümrük vergisi uyguladığı filan bir dönemden bahsediyoruz. Dolayısıyla bugün ortaya koyulacak program ulusal kalkınmacı bir perspektife sahip olmalı.

Hı hı.

Ve bu ulusal kalkınmacılığın içinde başka bir soru daha olmalı. Biz refah ve mülkiyeti yeniden nasıl tabana yayabiliriz? Yani bütün toplumun asgari mülkiyete sahip olacağı ve insanca yaşayabileceği bir gelire sahip olacağı bir Türkiye'yi nasıl inşa edebiliriz? Bunu şu programda yazdığı gibi Dünya Bankası programlarına iman ederek yapamazsınız.

Öyle mi yazıyor bu program?

Evet. Dünya Bankası programlarına, program şeylerine eee kriterlerine bağlıyız yazıyor. Şimdi çünkü neden? Mesela Dünya Bankası'nın barış en temel tezlerinden biri şu an yeşil dönüşüm değil mi?

Evet. Peki Türkiye gibi ülkelere yeşil dönüşümden düşen pay ne mesela? Madenlerinin siyanür kullanılarak çıkartılması yeşil dönüşümden bize düşen pay.

Çünkü bu ülkeler

Veya geri dönüşümde çöplerin dönüştürülme İsveç'ten alınıp Türkiye'de.

Çünkü bu ülkelerin şöyle bir şeyi var değil mi? Yani bunlar kendi karbon emisyonlarını azaltıp Türkiye gibi ülkelerin karbon emisyonlarını arttıracakları bir dünya hayal ediyorlar. Biz kardeşim biz dünyanın çöplüğü müyüz diye sormak gerekiyor. Dünya Bankası programlarına uyacağız demek yerine. Ya aslında şunu söylemeye çalışıyorum. Eee hani Ecevit'in en temel itirazlarından biri ya da şöyle söyleyeyim eee Ecevit'in ortaya koyduğu perspektif iç ve dış politikayı içe geçiriyordu ya. Yani ülkenin Türkiye'nin bağımsız bir dış politika izleyebilmesini ya bu şu demek değil. Türkiye'nin bağlı olduğu uluslararası kuruluşlarla kavgalı değildi. Ecevit sadece şunu söylüyordu. Kardeşim ben ulusal çıkarımla bu iki şey arasında kalırsam yani örneğin NATO Kıbrıs meselesinde olduğu gibi benim ulusal çıkarıma aykırı bir harekette bulunursa ben ulusal çıkarımı savunurum. En azından bu ölçekte ulusal çıkar odaklı bir perspektif ortaya koyulmazsa iç politikada da farklı bir şey söylenemez. Neden? Çünkü senin dışarıda bu kadar sen Dünya Bankası'a ona buna iman eden şeyler söylersen o zaman iç politikada da karar alıcı olamazsın. Türkiye'de uzun süredir uzun yıla 80'den beri sistematik olarak Kenan Evre'nin Türkiye'ye attığı bir kazıktır bu. Onu da ifade edelim. Siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler bölümlerini ayırarak başladılar bu sürece. Şu söylendi. Uluslararası ilişkiler teknik bir mesele. Bu bir devlet politikası. Bu tartışılamaz. Bütün partiler bu meselede aynı düşünmeli. Peki öyle mi? Şöyle söyleyeyim. IMF'den borç aldınız değil mi? Türkiye defalarca IMF'den borç aldık. Alındı. Evet.

IMF'den borç aldığınızda IMF size ne diyor? Kardeşim diyor sen mesela en son 2001'de alınan borç öyle bir borçtu. Sen finans sektörüne yatırım yapabilirsin bununla. Sen turizme yatırım yapabilirsin. Sen ulaşıma yatırım yapabilirsin.

Dünya Bankası da aynı.

Evet. Ulaşıma yatırım yapabilirsin. Özlem ulaşıma yatırım yaptın. Arabayı biz nereden alıyoruz?

O alıyoruz. Yaşım.

Yurt dışından alıyoruz değil mi?

Tabii canım. Her şeyin.

Yakıtı nereden alıyorsun? Yurt dışından alıyorsun. batıdan alıyorsun. Dolayısıyla adam sürekli seni bağımlı kılacak bir sektöre yatırım yapmana sebep oluyor senin.

Hı hı.

Diğer taraftan finansa yatırım yap diyor. Yani Türkiye'de 3 be tane banka sahibi ve diğer taraftan araba üreticileri dünya küresel ölçekte de zenginleştiği bir zeminde tarıma yatırım yaptırtmıyor. Sana yasaklıyor bunu ve senin çiftçilerin iflas ediyor. Şimdi sen dış politikada işte Özdem'in de hatırlattığı gibi Dünya Bankası bilmem ne ben bunların kurallarını uyacağım dediğin anda zaten ulusal bir politika uygulamanın önüne geçiyorsun. Dolayısıyla az önce konuştuğumuz bu sınıfsal kaygılara da cevap veremiyorsun. Ve tabii iktidarın batı ile girdiği kirli ilişkilerle nasıl iktidarda kaldığını da teşir edemiyorsun. Bunları teşir edeceğin bunun karşı karşısına ise ulusal kalkınmacılığı koyacağın bir perspektife ihtiyacın var senin. Yani AK Parti eskilerini alayım vitrine koyayım. Bunlar AK Parti'yi nasıl iktidara getirdiyse beni de öyle iktidara getirir yaklaşımından uzaklaşmak gerekiyor. Bu Kemal Bey döneminde başlamış bir anlayış. hala maalesef belli ölçülerde devam ediyor. Bundan uzaklaşmak keramet bu arkadaşlarda olsa herhalde Tayyip Erdoğan bu insanları göndermezdi yanından.

Hı hı.

Ya da gönderdiği anda iktidardan inerdi. Demek ki keramet bu arkadaşlarda değil.

Ya da kendi başlarına eee ciddi bir oy potansiyeline ulaşırlardı.

Kesinle ama siz doğal olarak şeyleri de yani eee şunu da eleştiriyorsun. Ne bileyim batı basında, Newsweek'te filan yazılıyor ya zaman zaman Türkiye'de eee ana muhalefetin kadroları. Biz NATO sistemini çok daha şey sürdürürüz. Biz Avrupa'nın güvenliğini sağlarız. Biz dünyadaki bu küresel piyasa entegrasyon sisteminden Türkiye'deki kopuşları önleriz. Yani ana muhalefetin dünyaya biz serbest piyasa ekonomisine bağlı dünya nizamını >> daha iyiye devam ettiririz. Erdoğan'dan vaadini de yanlış bulduğunu söylemiş oluyorsun. Doğru mu?

Kesinlikle yok zaten böyle bir şey ya. İşte NATO bildirgesi önümde İstanbul şey eee Ankara'da çıkan ya burada Türkiye'nin bir de nasıl bir ateşe gittiğini görmek lazım. 6ı maddenin ikisi Türkiye'nin komşularıyile ilgili negatif maddeler. Rusya ve İran'ı hedefe alan hedefe koyan maddeler ve NATO ülkeleri içinde bu ülkelerin ikisine de komşu olan tek ülke Türkiye. Türkiye'nin buradan ne gibi bir çıkarı olabilir? Yani Hı hı. Böyle bir dünya düzeninde serbest piyasa filan yok öyle bir şey. Zaten ulusal pazarların yükseldiği bir denklemdeyiz. Ben bunu şöyle ifade ediyorum hatta Barış. Bütün dünya küreselcileşirken CHP ulusalcılaştı. Şimdi bütün dünya ulusalcılaşıyor. CHP küreselcileşiyor. Hı hı.

Olmaz. Atomize olursun. yine varacağın yer orası olur.

O yüzden bu ulusal kalkınmacılık, planlama, bu tür şeylere çok daha fazla kafa yorulması gereken ve dediğim gibi eee belli grupları kerameti kendinden menkul şekilde temsil ettiğini iddia eden insanlardansa bunlara kafa yoran, bunlarda e dünyayı doğru okuyabilen ve topluma seslenme kapasitesi olan insanlarla çalışmak, yeni yüzlerle çalışmak son derece önemli. İnsanlar ya şöyle bunu zaten siz de çok takip ediyorsunuz. Bizim araştırmalarımızın da bence en çarpıcı veriyi bu. Ya Türkiye'de diyorsunuz, diyorsunuz ki Türkiye'nin sorunlarını hangi siyasi parti çözer? %55'i filan hiç hiç >> hiçbiri diyordu ama bu şimdilerde değişmedi mi yani? Öyle mi? Hala mı hiçbir?

Evet. Hiçbiri. Hiçbiri >> yani. Çünkü insanlar şunu ya siyasi elitlerden eee siyasi elitleri aynıileştirmişler zihinlerinde. Diyorlar ki bunların hepsi kendi çıkarları için eğleyen.

Siyaset bir de kirli bir şey olarak görüyor.

Evet. İşte gelen yi dönem koltuktan kalkmıyor kardeşim diyor adam. Yani böyle bir şey mi olur diyor. Yani dolayısıyla mesela bence Cumhuriyet Halk Partisi'nin eee yazılacak olan tüzüğünün bir maddesi kesinlikle dönem kuralı olmalı. İki dönem üç dönem bir kural ya bir dönem kuralı eee koyulmalı.

Şimdi eee Onur Alp Yılmaz Cumhuriyet Halk Partisi'ni dedikçe kafalar karışıyor ya.

Evet abi konuşamadık yani ne yapalım?

O yüzden sürekli o yüzden de şey yapıyor ya partinin o mu falan diye.

Yeni yeni parti yeni partide dönem kuralı getirilmeli diyorsun. Ya tabii ki bunlar çok önemli veriler ama bir de tabii hangi kadro neyi yapacak ve eee kendi içlerinde yeniden bir tartışmaya mı düşecekler? Ben bunu da çok hani >> çok kritik bir konu. Saat başında geldiğimizde şimdi birazdan reklama gideceğim. Bununla başlayalım. Çünkü Mansur Yavaş'ın bu tweeti eee Ekrem Bey le ilgili olan süreçler Özgür Özel'in başına herhangi bir hal gelmesi ihtimali ki oldukça yüksek gözüküyor. Eee bütün bunları birlikte değerlendirelim inşall.

Ben şunu da söyleyeyim. Biz yeni partiyi tartışıyoruz ama eee doğada doğada her eee etkininisi >> daha uzakta bir tepkisi vardır. Yani ben bir hani mühendis kafasıyla baktığımda >> ve >> bugün Devlet Bahçeli'nin açıklaması >> onu da mutlaka konuşuyoruz.

Ee konuş hiç konuşmuyoruz. Genelde hukuk bilmem ne falan filan. Bence iktidar çapında da bunun etkileri olacak. Öyle mi diyorsun?

Kesinlikle. Yani eee bir hazine yardımı. E >> bu hazine yardımı falan kastetmiyorum. Devlet Bahçeli bir tavır aldı burada. Devlet Bahçeli de pekala hukuku, siyasi partiler yasasını bilen bir isim.

Çok da hani e hem sonuçta MHP öyle veya böyle tarihsel olarak Türk siyasetinin 50 yılında bu yazıların içerisinde yoğrulmuş bir parti. Bunu bilerek bu açıklamayı yapıyor Devlet Bahçeli. Bir tavır alıyor. Bu tavrın herhalde sadece Özgür Özel'e veya işte Kemal Kılıçdon'la karşı olduğunu düşünmek doğru değil. Bu sistemi kuran bir güç var belli ki yukarıda. Ona da bir şey söylüyor.

Ben o iradenin içerisinde Sayın Bahçeli'nin de olduğunu düşünüyordum. Belki de yanılıyorum. E belki de işte o iradenin içerisinde olan Devlet Bahçeli, eee, şu anda önümüzdeki dönemde Özgür Özel'i belki de tırnak içinde söylüyorum, sistemin dışına itecek, belki de illegalize edecek değil mi? Yargı kuşatması altında olduğunu söylüyor Özgür Özel ve arkadaşları. Bazı şeylerin de belki oraya da bir mesaj veriyor.

Evet, anlaşıldı. Eee, kısa bir araya gidiyorum. Tam da bunlarla başlayacağız. bir eee mikro düzeyde kendi içlerinde Yeni Parti Değişim Partisi şimdiden bir tartışmaya girerse Mansu Yağş bir aktör olarak farklı bir pozisyon almak durumunda kalırsa o zaman ne olur meselesini konuşacağız ve tabii ki bugün Sayın Devlet Bahçeli'nin yaptığı açıklama satır satır ekrana getireceğiz. Ne demiş, niye demiş bunu anlamaya çalışacağız ve bir sonraki kuşakta da Sayın Oğuzhan Salıcı bize katılacak. Çok önemli. Çünkü hem Kılıçdaroğlu ile beraber mutlak butlan yapısının içerisinde yol alıyor ama bir yandan da onlara bir üçüncü yol eleştirisi getiriyor. Ne yapmaya çalışıyor? Ne yapıyor? Yanında kim var? Ne planlıyor? Bunları da kendisine soracağız.

Opet Ultra Force motorun silindir duvarlarında ince bir koruma kalkanı oluşturur. Sürtünmeyi %48'e kadar azaltarak aracınızın performansını arttırır. %48'e kadar daha az sürtünmeyle koruyucu performans için Opet Ultra Force. Oturmuşsun şöyle rahat rahat ödemelerimi yapayım derken gitti kahve. EFT havale Fas masrafı. Hop. Bu da kredi kartı aidat. Masraflar yedi bitirdi seni. Bankanı acilen değiştirmen lazım. Tüm masraflara karşı aslan gibi banka arkanda. Hemen ing mobili indir. İngile ol. Masraflardan sonsuza kadar kurtul. Üstelik 5.000'ye varan nakit promosyon fırsatını kaçırma. IN'den yapılan yabancı para transferlerinde de masraf yok. Hemenli ol. Swift işlemleri için masraf ödeme.

Bahçeşehir Üniversitesi girişimci öğrencilerine 2 yılda 200 milyon TL'ye kadar yatırım desteği sağlıyor. Sen de BA Binvest'le yenilikçi ve teknoloji tabanlı fikrini dünya çapında girişimlere dönüştür. Bahçeşehir Üniversitesi İstanbul'un kalbinde bir dünya üniversitesi. 3 2 1

S0 faizli nakit fırsatları hesapta. Hesap.com'a gir. Bankaların %0 faizli 100.000 liraya varan nakit fırsatlarını kaçırma. Pimapen Nirvana pencere sistemlerinin üstün ses yalıtımı ile sessizlikte Nirvana'ya ulaşmak için size en yakın bayimizi ziyaret edin.comat

evlenecekler evini yenileyecekler. Müjde benim param kıymetli diyenler bize bakın karlı çıkın. Düğün paketleri 6380'den başlayan taksitlerle Modalif

bir üst modele mi geçeceksiniz? Otobit.com'a girin. Elinizdeki aracı açık artırmada gelen en yüksek teklife satalım. Bir de böyle hayatta herkesin bir duruşu vardır. Sokakta >> nereden geldi? A görüşürüz. >> Çarşıda >> kardeşler görüyor musun? >> Kayş arkadaşlar. Pazarda, kahvede, iş yerinde, hayatın her köşesinde bizi biz yapan o duruş ve tavrımızdır. Ben İsmail Küçükkaya. Bundan böyle tavır gazetesindeyim. Gelin tavrımızı hep birlikte koyalım. Arabalıarbam.com'a değerinde sat. Kobilere özel fırsatlar Akbank'ta.

Türkiye'de ilk ve tek kredi garanti fonu kefaleti ile kredi fırsatından yararlanmak isteyen KOBİ Akbank Mobil üzerinden şubeye gitmeden dakikalar içinde kredilerini kullanıyor, finansman ihtiyaçlarını kolayca çözüyor. Senin yanında Akbank. Söz Evladım gel biz seni bırakalım. Gel >> aç bu çocuk. Karnını doyuralım. >> Açıp olmayalım. Güvendiğimiz yere gidelim. Koktu herhalde canı çekti. >> Biz opete çekelim. >> Is is baslama. >> Afiyet olsun. Selfie >> geldi. Çıtır çıtır festi >> festi >> tatlılar. >> Festi festi. >> Opet diyor o zaman. Sandviçleri, tatlıları, meyve suları, kahveleri ve birbirinden güzel lezzetleriyle >> Festy and Festy. Opetlerde festi mali müşavirleri de düşünür. işlerini kolaylaştırır. Mükelleflerini ücretsiz ön muhasebe ve 250 kontürle başlatır. banka ve hareketlerini tüm muhasebe programlarında otomatik olarak fişlettirir.

Tekrar mutlu akşamlar efendim. Özlemle Barış, Barışle Özlem programına yeniden hoş geldiniz. İkinci kuşağımıza başlıyoruz. Stüdyomuzda bu para araştırma direktörü siyaset bilimci Doçent Doktor Onur Alp Yılmaz var. Ve Ankara tarafında da karşımızda canlı yayınımıza şimdi katılan Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi üyesi avukat hukukçu Sayın İlhan Cihaner var. Sayın Cihaner hoş geldiniz efendim. İyi akşamlar diliyoruz.

Teşekkür ediyorum. Genellikle bugünlerde unvanın önüne seçilmiş eklenmesini tercih ediyoruz. Seçilmiş parti meclis üyesi.

Evet. Çünkü şimdi en az ü tane CHP eee fotoğrafı oluşmuş durumda anladığımız kadarıyla. İşte bir >> Evet kavram kavram karmaşası olmasın >> ya. Aynılar aynılarla diyorsunuz yani bir şey yanlış anlaşılma olmasın. Ben Özgür Özel'in kuracağı yeni partide yola devam ediyorum diyorsunuz. Doğru mu anlıyoruz efendim?

E, evet. Eee, yani daha önceden de zaten pozisyonumu belirlemiştim. Yani hukuksuz bir şekilde en önemlisi de, eee, siyasi temsiliyeti ve meşruiyeti olmadan, eee, işte yargı gücüyle bir siyasi partinin yönetilmiş olmasını, yönetilecek olmasını sindirmek mümkün değil. Ve üstelik bu yönetim devre alındıktan sonra izlenen politikalar eee aynı zamanda bir ideolojik ayrışmaya da işaret ediyor baktığınız zaman. Eee tercih edebileceğimiz bir pozisyon değil. Eee butlan yönetiminin içinde bulunduğu durumu. Onun için eee yeniden yana bir pozisyon aldık.

Peki efendim Barış eee soracaktır mutlaka sorularını ama ben ilk soru şununla başlayayım. sıcak gelişmeyle normal koşullarda bizdeki bilgi sizin eee Sayın Özgür Özelle bu akşam saat 23'te bir toplantı ortamında bir araya geleceğiniz yönündeydi anladığım kadarıyla sonra bu değişti ve yarın saat 14'e ertelenmiş bu toplantınız. Niye toplanacaktınız? Niye yarın 14'te toplanıyorsunuz?

E, ya sanırım o meclis grubuyla ilgili öyle bir haber çıkmış. Eee, yani onun çok kritik bir toplantı olduğunu zannetmiyorum. Muhtemeldir ki işte eee yarın eee bu şeyin artık ilan edilmesi bekleniyor normal takvime göre. eee, partinin, yeni partinin eee herhalde onunla ilgili eee teknik bir şeydir. İşte eksiklerin tamamlanmasına falan ilişkindir. Eee tabii eee özellikle seçmenlerin, Cumhuriyet Halk Partisi'ne gönül vermiş olanların yani Buttlan CHP'sini parantez içerisine alarak söylüyorum. Gelirken de Nezip Bey sanırım eee bir CHP dedi sonra düzeltti diliniz alıştı dedi. Ben parantez içerisine alarak söylüyorum. eee sanırım onunla ilgili bir şey olsa gerek. Eee bir Yeni Parin bir saat ilan edilenden bir saat geç kurulması bile eee seçmende ona umut bağlayanlarda böyle keskin eleştirilere de neden olabiliyor. Ama bunlar bu süreç içerisinde eee normal şeyler. Yani özellikle seçmenin eee çok eee belki duymak istemediği bazı detaylar var. İşte parlamentodaki yönetim, önümüzdeki meclisin eee gündemi. Bunların hepsi eee bir şekilde düşünülmesi gereken şeyler. E parlamento çalışıyor bu arada. E herhalde onunla ilgili bir şey olsa gerek.

Peki çok teşekkür ediyorum Barışcığım. Ben çok >> yani böyle üzerinde durulacak bir şey değil.

Biz gazeteciyiz efendim. Biz her buzağının altında bir şey ararız biliyorsunuz. Yani öküzün altında buzağı ararız. Bizim olayımız o yani. Onun için soruyoruz. Evet. Barış Terkoğlu'nun bir sorusu var Sayın Can.

Şimdi eee bugün Devlet Bahçeli bir açıklama yaptı. Bakın şu an Türk Gün gazetesi'nin birinci manşeti bu.

Öyle mi?

Türk Gün Gazetesi'in birinci manşeti bu. Başlığı da söyleyeyim. MHP lideri Devlet Bahçeli'den Yeni Parti >> Yeni Parti değerlendirmesi. Ne olduğunu söyleyeyim istersen. Arkadaşlarım hazırladılar. Grafiklerle verelim. Ne dedi MHP lideri? Sayın Devlet Bahçeli eee Türk Gün' mi yapmış açıklamayı da?

Hayır. Ben Türk Günü özellikle bakıyorum. E Türk Gün gazetesi de şöyle vermiş. Yani gazeteciler CHP'de kurulacak yeni siyasi parti ile birlikte milletvekillerinin yanı sıra parti malvarının nasıl paylaşılacağına ilişkin MHP lideri Devlet Bahçeli'nin görüşünü sordu. Ben hani burada o yüzden bilemiyorum.

Ben de bilemedim.

Benim eksikliğim ben özür dilerim bilmediğim ya da mecliste mecliste bir şey Hilal köylü mü sordu acaba?

Hilal Köylü mü bilmiyorum. Bir daha bakayım bilmiisi mi sordu? Hilmuş olabilir. Bahçeli'den yeni partiye ilk yorum. CHP içinden yeni bir parti çıkıyor. Uzun süredir bunun da sinyalleri zaten var. Kaç milletvekilinin gideceği ile ilgili de kamuoyunda çeşitli yayınlanıyor. 80 diyen var, 90 diyen var ama sonuçta yeni bir parti kuruluyor. Bunun yanı sıra diğer bir tartışma konusu da mal varlığının nasıl taksim edileceği konusudur. Madem CHP içinden yeni bir parti çıkıyor ve CHP'nin de sahibi olduğu binalar, makam araçları gibi varlıkları mevcut partide kalıyorsa böyle bir durumda 2026 yılında hazineden CHP'ye ödenen 1 milyar 815 milyon liradan CHP'den ayrılarak Yeni Partiye geçen milletvekili sayısı oranında hazine yardımından pay aktarılması etik olandır. Yani diyor ki yeni kurulacak olan adı yeni parti diyelim ki bu siyasi partiye milletvekillerinin geçişi oranında eee CHP'ye verilen hazine yardımından bir pay verilmelidir. Etik olan budur diyor. Bununla ilgili iki değerlendirme yapıldı. Bunlardan birini Sayın Murat Emir yaptı. eee CHP'nin grup başkan vekili ama şimdilerde ihraç talebiyle yüksek disiplin kuruluna verilmiş olan milletvekili bu akşam da nöbetçi mecliste bir değerlendirme yaptı. Onun da sesini duyalım. Bir duyalım. Ne demiş Sayın Emir bu Bahçeli'nin çıkışına?

şu andaki yasal çerçeve içerisinde mümkün değil ama Sayın Bahçeli Cumhur İttifakı'nın bir parçasıdır. Şu ana kadar eğer böyle bir samimi düşünceleri varsa adım atmaları çok kolaydır. Bu değerlendirilebilir. Ama konunun paradan öte tarafı var. Cumhuriyet Halk Partisi bölünmeye çalışılırken, Cumhuriyet Halk Partisi'nin kadrolarının bir bölümü iftiralar üzerinden, gizli tanıklar üzerinden cezaevlerinde tutulurken bırakın yargılamanın Bahçeli'nin dediği gibi, Sayın Bahçeli'nin dediği gibi TRT'den yayınlanmasını, Sayın İmamoğlu'nun 14 yıl 14 ay cezaevinde tuttukları bir kişinin 14 saat dahi savunma yapmasına izin verilmezken Ve Cumhuriyet Halk Partisi'ne böylesine bir kirli siyasi operasyon yapılırken hiçbir şey yapılmamıştır. Biz elbette ki hazineden hak ettiğimiz yardım almak isteriz ama paradan önce konuşmamız gereken çok daha önemli etik değerler olduğu kanaatindeyiz. Keşke Sayın Bahçeli'nin müdahalesi onlar da onlara öncelikli olsaydı diye de sitem ederiz. Son olarak Sayın Müslüm Sarı Kemal Kılıçdaroğlu'nun mutlak butlan eee kurmayları arasında eee yeni yapının siyasi sözcülüğünü üstlenen Müslüm Sarı bir tweet attı. MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli bugün gazetecilere yaptığı açıklamada partimizin alacağı hazine yardımına ilişkin etik uyarısında bulunmuş. kendisine şu soruları sormak gerekir. Aynı etik yaklaşımı neden İyi Parti'nin kuruluş sürecinde dile getirmediniz? Yoksa CHP'yi bölme girişiminde bulunan kişilerin içinde bulunduğu ekonomik sıkışıklığa bir destek arayışı için misiniz?

Şimdi Barış Terkoğlu'nun sorusu.

Benim yorumum var ama ben İlhan Bey'in yorumunu kendimkinden daha çok merak ediyorum. Bir gazeteci olarak da önceliğin soru sormak olduğuna inanan biri olarak. Siz nasıl okudunuz Devlet Bey'in çıkışını?

E, ben, eee, doğrusu öncelikle bu para yardımıyla ilgili, işte hazine yardımıyla ilgili kağıt üzerinde bakıldığı zaman yani işte bu kadar büyük cüsse bir partiden ayrılıyorsa eee, nisbi temsil ilkesi çerçevesinde bir etik tutum gibi gelebilir. Ama eee ben eee Murat Bey'in işte yasal çerçeveyi tarif eden şeyine katılmakla birlikte böyle bir durum olsa bile yani yeni kurulacak partinin bu tarz bir hazine yardımı olmadan doğrudan yurttaşların katılımıyla onların imecesiyle ki süreç öyle yürüyor. Yürümesinin çok daha kıymetli ve değerli olacağı kanaatindeyim. Öyle bir şey olsa bile Yeni Parti'nin bunu reddetmesi gerekir bence. eee ki yasal zemini de yok zaten. Eee son zamanlarda eee Devlet Bahçeli'nin işte Demirtaş'ın bırakılması, Ahmetlerin göreve iade edilmesi ile ilgili bu tarz açıklamaları oldu. Ben bu polemiği Müslüm Sarıyla Sayın Devlet Bahçeli arasındaki şeye terk etmek gerektiği kanaatindeyim. Ya yeni partinin böyle bir kaygısı, böyle bir beklentisi yok. Sayın Özgür Özel de açıkladı. eee bu bir gün içerisinde teknik kuruluş gerçekleşiyor. Parti eee halkla birlikte kurulacak. O hatırlarsınız sanırım Ege'de bir yerde bir eee eee kadın yurttaş söylemişti. Otobüste alacağız, binada alacağız diye. Değerli olan budur. Ya bu tartışmayı biraz eee suyda bulandırmak gibi görüyorum. eee Murat Bey'in dediği gibi çok daha kritik radikal eee demokrasiye seçme seçilme hakkına saldırılar olurken adeta bir terör rejimi Türkiye'de hayata geçirilip önleyici tutuklamalarla NATO protestosundaki insanların tutuklandığı, insanların abuk subuk gerekçelerle gazetecilerin eee tutuklandığı bir iklimde keşke bu hassasiyet oralarda gösterilse. Bunu anlam da veremedim ben. Eee, yani dediğim gibi Müslüm Sarıyla eee, Devlet Bahçeli arasındaki polemiği terk etme yanlısıyım ben.

Peki ben Barış'ın eee, yorumunu merak ediyorum çünkü sizden farklı eee, baktığını >> ben eee, >> biliyorum. E, onu ifade edelim. Sonra da Onur Akılmaz'ın bu konuya ilişkin yorumunu dileyelim.

Ben bu arada hani eee, farklı bakıyor muyuz bilmiyorum ama şuradan bakı şuradan bakıyorum. Ben açıkçası eee Murat Emir'in bir siyasi partinin temsilcisi olarak Devlet Bahçeli'nin açıklamasıyla ilgili tepkisini anlıyorum. O siyasi pozisyonunu ifade ediyor. Bu arada Müslüm Sarı da kendisi temsil ettiği parti adına bir açıklama yaptı. O da kendi pozisyonunu belli ediliyor. Ama ben öncelikle bir gazeteci olarak da bir dünyayı okumaya çalışan biri olarak da Devlet Bahçeli ne demek istiyor anlamaya çalışıyorum. Bunu niye şöyle yapıyorum? Bu tesadüfen yapılmış bir açıklama değil. tesadüfen yapılmış bir açıklama olsaydı eğer böyle hani bazen öyle oluyor ya biliyorsunuz Meclis kürsüsan inerken Devlet Bahçeli'ye bir soru soruyorlar. Devlet Bahçeli dönüp bir cevap veriyor o sırada. Bazen de beklenmedik bir hani olayın doğaçlama olabiliyor ama Türkün Gazetesi'nin bunu birinci sırada tutması ve yeni parti açıklaması demesi bunun sıradan olmadığını bir tutum olduğunu bana gösteriyor. O tutum nedir? Bakın şöyle bir şey söyleyeyim. Şimdi size eee tarih de vererek 11 Mart 2023 tarihinde Devlet Bahçe'nin yaptığı açıklamayı hatırlıyor musunuz? Biz 2023 seçimlerine doğru gidiyorduk. HDP'ydi o zaman bugünkü DET'nin yerinde olan siyasi parti. Anayasa Mahkemesi DEM Parti'nin hesaplarındaki blokeyi kaldırdı. Ya bakın HDP mecliste olan bir partiydi. Milletvekilleri vardı. Temsiliyeti vardı. legal bir partiydi. Son Kert'de seçime giren bir parti. Yüksek Seçim Kurulu seçime girebilirsin diyor. Şimdi Devlet Bahçeli aynen şu ifadeleri kullandı. Anayasa Mahkemesi'nin HDP ile ilgili aldığı karar gafilliktir. AYM oy çokluğuyla karar almış ve yine sapını belli etmiştir. Bu mahkeme söz konusu blokeyi kaldırmış HDP'ye hazinenin kasasını açmıştır. Bu yürek Burkan hukuk skandalı olarak anınacak bir karardır. Devlet Bahçeli diyor ki HDP'ye o dönem hazine yardımı vermeyin diyor. Demek ki hazine yardımı meselesi bir hazine yardımı meselesi değil sadece. Bir partinin sistem tarafından tanınıp tanınmadığının yanıtı. Devlet Bahçeli Anayasa Mahkemesi'de diyor ki sen nasıl Anayasa Mahkemesi sonuçta herhalde devleti temsil eden ki anayasayı temsil eden bir makam. Bu arada en yüksek yargı organı. Sen nasıl HDP'yi meşru bir parti olarak kabul ederek hazine yardımda devlet tarafından kasasını konmasını şey yaparsın diyor. Bakın o dönem de bunun üzerinden tavır alıyor. Bir örnek olarak veriyorum.

Anladım.

Ben de olarak bugün diyorum ki Devlet Bahçeli bu açıklamayı şunun için yaptı. Biz bir süredir bir şey görüyoruz. Ne görüyoruz? Aslında CHP diyorduk bugün. Bugünden sonra başka yeni parti diyeceğiz belki. Özgür Özel ve liderliğinin adeta yargı eliyle illegalize edildiği gayrimeşrulaşt ben buna belki hatırlarsınız gayrimeşrulaştırması demiştim. Gayrimeşrulaştırılmaya çalışıldığı yargı eliyle bir operasyon silsilesi görüyoruz. Bunun içerisine Esenyurdu'u katarsınız, 19 Mart'ı katarsınız, işte milletvekillerinin çevresine yönelik fezlekeri, kendilerine ve çevrelerine yönelik fezleke ve yargı operasyonlarını katarsınız. Katarsınız, katarsınız. Şimdi Özgür Özel yeni bir yola çıkarken önümüzde iki seçenek var. Bakın herkesin kafasında bu iki seçenek var. Devlet bu çıkılan yola müsaade edecek mi etmeyecek mi? Şimdi ben artık devlet dediğimiz şey tam olarak nereye nereyi hedef neyi kastediyoruz devlet derken onu tabii ki yani bugünkü devlet yönetiminde bulunan >> rejim >> eee yargı unsurlarını siyasallaşmasını da göz önüne katarsak bu konuda ana belirleyici iktidar bu çıkılacak yeni yolunun önünü kapatacak. Nasıl Ekrem İmamoğlu'nun önünü kapattı? 19 Mart'ın olduğu hafta sonu Ekrem İmamoğlu Cumhurbaşkanı aday adayıydı. Cumhuriyet Halk Partisi adına aday olmak için başvurmuştu. Ne yaptı? Bir 18 Mart'ta diplomasını iptal etti. 19 Mart'ta tutuklamaya sevk edecek şekilde gözaltına aldı. Nasıl önünü kapattıysa yani bir cumhurbaşkanlığı hikayesini bu hikayenin de önünü kapatacak mı kapatmayacak mı? Bence Devlet Bahçeli diyor ki bakın Devlet Bahçeli dedim ya 50 yıllık bir siyasi geleneğin temsilcisi olarak hukuku biliyor. Hukuken mümkün değil biliyor musunuz? Yani çünkü siyasi partiler yasası diyor ki girdiği seçimde %3 oy alan partiye %3'ün üzerinde olan oy alan partiye hazine yardımı verilir. Milletvekili sayısının bir önemi yok diyor. Daha önce başka örnekler var yasalarda. Yasada bu yazarken dur ya buraya bir iyilik yapalım diye bir kural uygulanamaz. Yasada bu yazmıyor. Yasa değişmediği müddetçe bu olacak. Devlet Bahçeli bunu bile bile bunu söylüyor olmasının nedeni işte baktım bütün gün herkes e Devlet Bahçeli bunu diyor ama mümkün değil çünkü yasa böyle demiyor diyor. Hayır Devlet Bahçeli de pekala yasanın öyle demediğinin farkında. Başka bir sebeple >> ama diyor ki bak devlet hazine yardımını Özgür Özel'e de versin. Bir anlamda nasıl hazine yardımı eliyle 3 yıl önce HDP'nin gayrimeşrulaştırılmasını savunuyorsa, Anayasa Mahkemesine bunu yapmadığı için kızıyorsa 3 yıl sonra >> bu yeni partiı savunuyor. Bir tür gayrimeşrulaştırma operasyonlarına bence mesafe koyuyor. Devlet Bahçeli ve mesela Fethi yıldızın ağzından zaman zaman bazı anlarda bunu yaptı. Şimdi bizzat kendisi bence mesafe koyuyor.

Ben senin gibi yoruml >> ben o yüzden bu Özgür Özel'e veya işte Murat Emir çıktı filan bence bu iktidar içinde bu gayrimeşrulaştırma operasyonunu yapacak olanlara bir mesaj. O yüzden Müslüm Sarı bence meseleyi bu anlamda tepkiselliği böyle anlamış. Yani bu Özgür Özel'e bir yol açılıyor diye anlamış ve o yüzden tepki göster. Ben de senin gibi yaptım aslında okumayı ama İlham Bey bir saniye. Eee hemen döneceğim size. Onur Harp Yılmaz'ın da yorumlarını merak ediyorum bu başlık altında ama bir son dakika var. Eee arkadaşım, muhabir arkadaşım, meslektaşım sevgili Bala Ateş Irmak benimle beraber telefon attığında bu gece tabii hep CHP ve yeni parti konuşuyoruz malum. Çünkü sıcak bir gece. Cumhuriyet Halk Partili vekillerin istifaları başladı. Bala'da ayrıntılar var ve son dakika gelişmeleri var. Balacığım kulağımız sende. İyi akşamlar. Nedir son durum Ankara'da?

İyi akşamlar. Evet. O yeni parti için hareketlilik her gün yaşanıyor. Her gün o hareketlilik var ama artık sona yaklaşıyor o hareketlilikte. Çünkü milletvekillerinin istifasındaydı gözler ve şimdi o istifalar başladı. E-devlet üzerinden giriyorlar ve milletvekilleri birbir istifa ediyorlar. bugün toplu bir şekilde hepsi istifa edecek ve sona erecek. Bugün tabii milletvekillerinin hepsi katılacak. Milletvekillerinin hepsi kurucular kurulu üyesi olacak. Bugün de kurucular kurulu üyesi olmak için imza verdiler. Dün başlamıştı bu imza süreci ama bir imza vermek 700 sayf olduğu için 40-45 dakika sürüyordu. O yüzden biraz uzun sürdü. İmza işlemi tamamlandı. 91 milletvekili kurucular kurulu için imza attı. Bu sayının artabileceği de ifade ediliyordu en son eee Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden ayrılırken. Ama son bilgi e-devlet üzerinden milletvekilleri istifa etmeye başladı. Şu anda da grup katına çıkıyorlar. Grup katında ne var? İmza atıyorlar. Milletvekilleri bir yandan imza atmaya başladı. Çünkü Meclis Başkanlığı bilgilendirilecek. Meclis başkanlığına o son durum verilecek. Yani şunu diyoruz bundan sonra 90 milletvekilinin üzerinde eee yeni parti dilekçesinde yarım verildiğinde mecliste 7. bir grup geliyor. Yeni Parti artık ismi de %100 Yeni Parti olan bildiğimiz %100 Yeni Parti artık ana muhalefet partisi oluyor. Ama Özgür Özel kurmaylarına şunu söyledi toplantılarda dedi ki ana muhalefet değil bundan sonra Türkiye'nin birinci partisi demeye devam edeceğiz dedi. Yarın Özgür Özel Hacı Bayram camii namazını cuma namazını kılacak. eee Murat Emir ya da Gülçiçi yarın dilekçeyi İçişleri Bakanlığı'na teslim edecek ve yarın saat 14.00'te Özgür Özel milletvekilleriyle bir araya gelecek. eee o toplantıdan sonra da belki ya da cuma namazından sonra herhangi bir açıklama da gelebilir. Özgür Özel Öz

Bayla çok teşekkür ediyorum. Var mı Bay sorumuz? Ama zaten sıcak gelişmeyi aktardı. İstifalar başlamış. İlhan Cihaner, e tam siz efendim bu Devlet Bahçeli'nin yeni kurulmakta olan, yeni kurmakta olduğunuz partinin eee marjinalleşmesine bir ön aldığı yorumunu yapmıştı Barış Terkoğlu ve bu yorum kapsamında da bir analiz yapmıştı. Bir katkı sunmak istiyorsunuz. Buyurun sizi dinliyorum.

Ya ben eee yani Devlet Bahçeli'nin bu tarz krizlerde bir adeta meşruiyet kaynağı, meşruiyet merkezi gibi görülmesine eee bir kere karşıyım. Yani böyle bir şey yok. Yeni bir partinin kurulma yöntemi hukuken ve siyaseten bellidir. O meşruiyet eee halktan alınır. Şimdi o süreç başlamış durumda. Yani Devlet Bahçeli bunu yapmayınca eee bu meşruiyet sayıflamış olmayacak bu yorumlar var. Eee, Barış özellikle şeye eee, güzel bir hatırlatma yaptı. Yani HDP'de üstelik bir HDP'nin içinden çıkan yeni bir parti de yoktu. Yasal olarak, anayasal olarak kurulmuş bir parti vardı. Oraya o kadar eee, ne diyelim? hukuk dışı bir yorum yapan bir bakış açısının eee bir tutarlı konum alması beklenir. Yani madem böyle bir eee nisbi temsile gidecek kadar hazine yardımında böyle bir yaklaşımınız varsa HDP'ye niye öyle davrandınız? Dolayısıyla bunu biraz eee ne diyeyim? eee, çok, eee, bizim kastettiğimiz, daha doğrusu Barış'ın yorum yaptığı gibi ya ben böyle yapayım CHP'ye meşruiyet eee oradan eee, işte onun üzerine gidilmesin gibi bir şeye ne Yeni Parti'nin ihtiyacı var ne de oradan bir meşruiyet gelir. Bu gerekçeyle yapmış olabilir mi? E, mümkündür. Bu olsa olsa eee iktidarla eee MHP arasındaki bir sıkıntıya işaret eder. Yani böyle bir bakış açısını herhalde çok daha doğrudan daha direkt eee ilgili mercilere eee iletecek kanalları vardır Devlet Bahçeli'nin. Eee niye böyle çetrefilli şeylere başvursun? Onun için tekrar ediyorum. Ben bu polemiği eee biraz eğlenceli de geldi bana eee Müslüm Sarı'nın eee yorumları. E ikisinin arasındaki şeye bırakalım. Yani onlar devam ettirsin bu yorumu. Devlet Bahçeli böyle dedi diye yeni parti eee meşrulaşmaz ki yani öyle bir ihtiyacı yok. Dediğim gibi onun mekanizması bellidir. Zaten halk kuruyor. O süreç başladı. Teknik kuruluş şimdi ama vatandaş kuracak bunu. E hep birlikte kuracağız programına, tüzüğüne katkıları olacak. Finansmanına katkıları olacak. Eee, bu şöyle bir tehlike geçiriyor. İşte, eee, HDP örneğinde gördüğümüz gibi iktidar ya da kendi siyasi mücadelelerinde, eee, fikir değiştirdikleri zaman bu sefer meşruiyeti orada aramaya başlıyorsunuz. Hukuk devletinde böyle bir şey olamaz. Yani Cumhuriyet Halk Partisi'ne eee işte butlan kararı başta olmak üzere daha ağır saldırıları varken niye bu eee yaklaşım akla gelmiyor? Ya da işte genel olarak Türkiye'de bir sürü sorun yaşanırken eee çok şedit bir şekilde o hukuk dışı uygulamalar

destekleniyor da buradan oraya bir akıl atfedeceğiz. Bir meşruiyet kaynağı gibi göreceğiz. Eee, ben çok böyle altında çok fazla şey aramıyorum. Eee, dediğim gibi belki sayden, insani, vicdani olarak ya bu mantıklı değil. Yani bu partinin ana gövdesi ayrı bir partiye gidiyor. Devasa bir, eee, bütçe ve eee, mülk kalıyor orada. Bu adil değil. Bir duyguyla da söylemiş olabilir. Eee, diye düşünüyorum.

Peki, teşekkür ediyorum. Şimdi dönüyorum Onur Arp Yılmaz'a. Aynı konuyla aynı başlıkla. Bahçeli'nin bu açıklamasını ne şekilde değerlendirdiniz siz? Bu arada bir sıcak gelişme daha. CHP'li milletvekilleri e-devlet üzerinden istifa ediyorlar. Fakat Sayın Özgür Özen henüz istifa etmedi ve kaç vekilin istifa ettiğini de yarın eee kamuoyuyla paylaşacaklar.

Evet. Ya şimdi şöyle, eee, Milliyetçi Hareket Partisi'nin siyaset yapma tarzını ya da Devlet Bahçeli'yi anlamak gerekir. E, bu sorunun cevabını verebilmek için. Şimdi Devlet Bahçeli'i hatırlayın, eee, Adalet ve Kalkınma Partisiin iktidarının ilk yıllarında, eee, o zaman Baykal da çok sert muhalefet ediyordu ama, eee, Baykal'dan bile daha sert bir muhalefet etme tarzı vardı. Yani hatta hala Milliyetçi Hareket Partisi'nin sitesinde durur o açıklama. şunu söylüyordu Devlet Bahçeli o dönemde, "Siz bizi yani cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmaları vardı ve Erdoğan'ın adayı olacağı düşünülüyordu 2007'de. Siz bizi parlamentoya taşının taşıyın. Erdoğan cumhurbaşkanı da olsa biz onu oradan indiririz" diyecek kadar sert. 300 bilmem kaç generale mektup yazıp Erdoğan'ı şikayet edecek kadar sert bir muhalefet yapıyordu. Şimdi bunun sebebi şuydu. Milliyetçi Hareket Partisi yıllarca devletin içinde örgütlenmiş bir yapı olduğu için eee o dönem Ergenekon, Balyoz gibi operasyonlarla elbette MHP'li kadrolar da tasfiye edildi devletin içinden ve bu kadrolar FETÖ'cü kadrolarla ikame edildi iktidar tarafından. Eee bundan rahatsızlık duyan Devlet Bahçeli aslında bu sert dili tercih etti. Fakat 2015'ten sonra hem Devlet Bahçeli eee bir anda iktidar olmamaktan dolayı partileri tarafından eleştirilince yani böyle bir imkan gelmesine rağmen kamu kaynaklarından bizi niye uzaklaştırılıyor uzaklaştırıyorsun diye eleştirince diğer taraftan Erdoğan da eee hem cumhurbaşkanı olmuştu bu dönem ama başkan gibi davranıyordu. Yani bugünkü yetkilerini kullanan bir yerden davranıyordu. Bu konforu da ona partinin tek başına iktidarda olması veriyordu. Bu kriz, bu ikili kriz şöyle aşıldı. Milliyetçi Hareket Partisi iktidar bloğuna katıldı ve dolayısıyla kamu kaynaklarından yararlanarak aslında parti içindeki bu tartışmaları bitirdi ve yeniden devlet içinde örgütlenmeye başladı. Fakat bugün geldiğimiz noktada Türkiye'nin benim bir süredir Azerbaycan tipi bir rejime gitme eee olarak adlandırdığım bir babadan oğla rejim ya da iktidarın aile içinde el değiştirmesi gibi bir rejim kurgulanması kaygısıyla Devlet Bahçeli şunu görüyor benim anladığım kadarıyla. Böyle bir rejimde yani Türkiye'de muhalefetin sembolik olduğu, iktidarın rakibini kendisinin seçtiği ve artık 2023 seçimlerindeki gibi bir 5248 dengesinin dahi olmayacağı bir Türkiye'ye gidersek seçim sadece şekilden ibaret kalırsa yani sandık bizler için bir pazar ritüeline düşünür, dönüşürse sadece Milliyetçi Hareket Partisi'ne de iktidarı kalmayacak Erdoğan'ın.

Yani sen diyorsun ki Azerbaycan modeli e iktidarın AK Parti kanadı tarafından eee aslında hayali kurulan bir şey. Sayın Bahçeli'nin burada bir eee talebi yok diye düşünüyorsunuz zaman.

Yani >> şöyle Devlet Bahçeli Türkiye demokratikleşsin. Demokrasi olmazsa aman ne yaparız diye uykuları kaçmıyordur.

Geç >> ben hiç öyle bir şey söylemedim ama.

>> Yok yok ben senin sana şey özlemiş sorusuna cevap on >> yani o mesajın Türkiye demokratikleşmesiyle ilgisi yok. Estağfurullah. Sana söylemedim. Ben Özlemin sorusuna binaen kendi eleştirimi aslında düzeltiyorum diyeyim. eee yani böyle uykuları falan kaçmıyor. Mesele şu. Devlet Bahçeli her zaman muhalefetin seçim kazanma ihtimali olacak. Bir tehdit olacak gibi ama hiçbir zaman seçim kazanamayacağı gibi bir düzen aslında öngörüyor. Ya da eee rejimin babadan oğla değil de daha güvenlik bürokrasisi içinde yer değiştireceği Rusya tipi bir rejim tipi eee ona daha uygun geliyor. Çünkü böyle bir zeminde iktidarın her zaman MHP'ye ihtiyacı olacak. Fakat günün sonunda, bu benim sürecin en başından beri iddia ettiğim bir şey. Fakat günün sonunda şu var. Devlet Bahçeli ile Erdoğan arasındaki güç ilişkisini iyi anlamak lazım. Burada güçlü olan aktör Erdoğan. Bu yanlış yorumlanıyor. Devlet Bahçeli'nin eee buradaki gücü nedense fazla abartılıyor. Türkiye'de artık gayri şahsi bir devletin kalmadığı, devlet dediğimiz şeyin Erdoğan'la iç içe geçtiğini idrak etmek gerekir. Ve güçlü aktörün Erdoğan olması sadece aldığı oy aranından kaynaklanmıyor. Sadece sistem içindeki gücünden de kaynaklanmıyor. Bu süreçte biz Milliyetçi Hareket Partili kadroların suç isnat edilen çok şeye muhatap olduğunu gördük ve bunların hiçbirinden doğru düzgün bir yargılama çıkmadı. Dolayısıyla bu açıdan da iktidarın elinin güçlü olduğunu ifade etmek lazım.

>> Ben dış politika ilişkileri açısından da Erdoğan'ın daha güçlü olduğunu

>> Mutlaka öyle ve öyle veya böyle diyelim ki bunların hiçbiri yok. Şimdi Bahçeli kaçıncı kez bir meseleyle alakalı rahatsızlığını ifade ediyor burada. Ya az önce benim söylediğim gibi bir kaygısı var. Ama gücü yetmiyor. Ya da hakikaten iyi polis, kötü polis oynuyorlar. Hangisi olursa olsun günün sonunda bu açıklamaların hiçbir şeye yaramadığını gördük biz bugüne kadar. O yüzden bence bu meselelerin üstüne çok fazla konuşmanın bir anlamı, >> bir değeri yok.

Evet. İlhan Caner de aynı yorumu yaptı. Sıcak gelişmeler hiç bitmiyor. Oldukça sıcak bir gecedeyiz efendim. Bala atışırmak keşke telefon hattında kalsaydı. Çünkü sürekli olarak özel haber ve bilgi aktarmaya devam ediyor. Eee, sevgili muhavirimiz Ankara Ofisten Bala. Eee, diyor ki, "Yarın Özgür Özel'in 24 Temmuz Ankara programı saat 13.02 Hacı Bayram Veli Cami cuma namazına sana da geldim. Peki sen anlat istersen. Sonraki süreci de anlat. Çünkü bir istifa videosu geliyormuş falan. Onlar var mı sende?" O bilgi yok.

>> Tamam sen anlat arkasından. Sadece şu anda CHP basın grubuna yani Özgür Özel'in yönetimdeki CHP basın grubuna gazetecileri böyle bilgilendirmek için programı konuştuk basın grubuna 13.02'de yarın Hacı Bayram Veli Camii notu düşürülerek eee cuma namazına >> program geçildi.

>> Programı geçildi. Şimdi bak >> Hacı Bayram Veli önemli tabii.

>> İşte bunu işte şunu baktım. Geçen cuma eee sonuçta her cuma namazına Özgür Özel katılıyor. Bu detay verilmemiş. Nerede? Önceki cumaya baktım yine basın grubunda o da değil. Bu cuma verilmiş. Neden verilmiş? Şöyle bir yorum yapabilirim. Hacı Bayram Veli Cami'nin önemi şu Cumhuriyet Halk Partisi için. Atatürk 23 Nisan 1920 günü Hacı Bayram Veli Camii'nde cuma namazını kıldıktan sonra meclise doğru giderek meclise kurbanlar keserek Türkiye Büyük Millet Meclisi'n aç. Meşhur fotoğraf bu >> aslında. Cumhuriyet Halk Partisi tarihinde Hacı Bayram Veli Cami'nin hatta deniyor ki kuruluş 22 Nisan'da değil 24 Nisan'da değil mutlaka bir cuma olurdu. O da 23'e denk geldi. Belki 30 olabilirdi ama 2224 olmazdı diyor. O yüzden Hacı Bayram'dan Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne uzanan böyle bir hikayesi var Cumhuriyet Halk Partisi'nin. Bence bunun özellikle paylaşılmasının nedeni aslında bir tarihin tekerrür ettiği >> 2018'de aynı şeyi Muharrem İnce yapmıştı hatırlayın. Adaylığın o da namazını kılıp ardından meclisin önünde otobüste Evet. Aynen. Otobüste açıklama yapmıştı.

>> Peki o zaman ben de seyri aktarayım. Bali Ateş Irmak'ın özel bilgileriyle dilekçe yarın İçişleri Bakanlığı'na veriliyormuş Yeni Parti ile ilgili. Sabah Özgür Özel bir istifa videosu paylaşacakmış eee sosyal medyasında. Sonra bir kuruluş paylaşımı gelecekmiş. Yani partimizi kurduk anlamına gelen bir paylaşım yapılacakmış. Arkasından camiye gidilecek Hacı Bayram Veli Camii'nde saat 13.02'de 02'de öğle namazı ve cuma namazı kılındıktan sonra 14'te kurucular kurulu genel başkan ve parti organları seçimi yapılacak. Ankara'daki yarın 14'teki toplantı bu toplantıymış. Arkasından da meclis yönetimi seçimi yani işte bu divan grup başkan vekili falan herhalde değil mi? grup başkanı falan seçimi. Eee, bütün bunlar yarın itibarıyla, eee, yarın itibarıyla eee, gerçekleşecek olan, eee, silsile.

Şimdi ben İlhan Cihaner'e bir soru soracağım ama o soru için önce Barış Erkadaş'ın tweetini istiyorum. Eee, az önce yayının başında e yayının başında bir eee, tweet paylaştık. Mahsur Yavaş'ın cevap verdiği bir Barış Yarkadaş tweetti paylaştık. Hatırlayacaksınız. Barış Yerkadaş eee gazeteci meslektaşımız bir tweet paylaşmış. Diyor ki tweetinde Barış CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu diyor bugün Polatlı'da tarım işçilerini ziyaret etti. Ve bu ziyarete Polatlı Belediye Başkanı katıldı. CHP'li bir başkan. Kılıçdaroğlu ardından Polatlı Belediye Başkanı Mürsel Yıldızkaya'yı makamında ziyaret etti ve bir görüştürme bir görüşme gerçekleşti. eee edindiğim bilgiye göre diye yazıyor. CHP Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da Ankara dışındaki bir programda olduğu bilgisini verdi ve etkinliğe bu yüzden katılamadığını bildirdi. Kılıçdaroğlu'na böyle bir bildirim yaptığı Mansur Yavaş'ın. Bunun üzerine Mansur Yavaş'ın hiç yapmadığı bir şeyi yaptığını görüyoruz. Bu tweetin altına bir cevap yazdığını görüyoruz. Ve hiç Mansur Yavaş'tan alışık olmadığımız kelimelerle böyle bir şey olmadı. Uydurmayın. İl dışındayım. bilgim yok. Eee, yani hani en nihayetinde Mansur Başkanı da eee, Zıvana'dan çıkartmayı başarmışlar gibi gözüküyor.

>> Sonra Barış Arkadaş cevap yazıyor buna da. "Sayın başkanım, size aynı üslupla seslenmeyeceğim. Saygımı korumak istiyorum. Sizi bugün arayan bir CHP genel başkan yardımcısına ben Muğla'dayım dediniz mi demediniz mi? E zaten onu söylüyor. Eee, Mansaş da onu söylüyor. Etkinliğe katılıp katılmama konusunda aranızda iletişim eksikliği olabilir. Sizinle konuşan CHP Genel Merkez yetkilisi de konuyu eksik ifade etmiş olabilir. Dediğim gibi polemiğe girmek ya da konuyu uzatmak istemiyorum." demiş.

İlancı sorum. Sizce yarın Mansu Yavaş Özgür Özell. Eee, yani Mansur Bey zaten tutumunu, eee, Buttan kararı sonrasında, eee, Güven Park'taki eee, o bayramlaşma programı, sonra mitinge dönüşenin programda pozisyonunu açıklamıştı diye düşünüyorum. Eee, yani bundan sonra bir tutumunu değiştirmedi diye biliyorum. Eee, şeyden de haberdar değilim gerçekten. Ama burada sorun şu gibi geliyor bana ya. bir partinin eee buttan yoluyla gelen genel başkanı olsanız da o sıfatı işte meşruiyeti kazanmaya çalışarak sürdürüyorsanız gidersiniz ziyaret edersiniz. Bunun iletişimini işte bakın sokağa çıktı, esnaf gezdi falan diye zaten onu medyaya bırakırsınız. Israrla bunun yapılması bir nasıl diyeyim? eee sanki bir yarış ya da bir meşruiyet devşirme medya aracıyla meşruiyet devşirme girişimi gibi görüyorum ben. Bu süreç içerisinde zaten Barış Arkadaş'ın eee bu tarz eee eee yani oraya bir güç atfetmeye dönük işte doğru ya da yanlış paylaşımlarını da anlamakta güçlük çekiyorum. Ya parti zaten gücünü ortaya koyar. Yani işte eee Cumhuriyet Halk Partisi formel olarak e Butlan CHP'sinde kaldı. O boş binyalar ve o kabuk orada kaldı. E işte rahatsız olduğunuz insanlar da ayrıldı. Yani artık iletişiminizi buradan yapmayın. Yani eğer siz sayen her partinin iddiası gibi iktidar istiyorsanız ya bu tarz polemiklerdense bence iktidarı hedefleyip hedeflemediklerini, iktidarla olan gerilimlerini, ayrışmalarını tarif etmeleri lazım. Eee yani Mansur Yavaş'ın orada olmasını istemek ki dediğim gibi Mansur Yavaş pozisyonunu belli etti. Baştan itibaren belli etti. Yani eee Özgür Bey le hareket ettiğine dair bir eee net bir tavrını gösterdi diye biliyorum ben. Ondan sonra bir değişiklik olduğuna dair bir açıklaması da yok. E hal böyleyken kalkıp orada ya işte ha geldi gelecek geldi gelecek bu iletişim tarzını da anlamakta zorluk çekiyorum ben. Tekrar vurgulamak istiyorum. Eğer öyle bir şey olsa herhalde Mansur Bey de eee söylerdi bunu. Bunu söyleyecek cesarete sahip bir siyasetçi diye biliyorum ben. Eee şeyden haberim yok doğrusu. Polatlı belediye başkanı >> sürecini bilmiyorsunuz. Tabii ki nihayetinde şu anda Cumhuriyet Halk Partisi'nde kalıp eee parti içerisinde yani Butlan kararından ve yönetiminden memnun olmayıp parti içinde kalıp parti içerisinde bir mücadele vermeyi eee tercih eden eee partilerimiz de var.

>> Bir tanesi birisi birazdan konuğumuz olacak. Oğuzkan Salıcı var mesela

>> yani. Evet. Şimdi hal böyleyken burada böyle bir bir çeşit eee Mansur Yavaş'la eee yeni eee oluşacak parti yönetimi arasına kama sokma girişimini çok anlamıyorum. Yani yakıştıramıyorum da bunu. Öyle görülüyor. Çünkü geçen de bir Çankaya Belediyesi'nin seçimiyle ilgili öyle bir iletişimi oldu Barış Bey'in. İşte fotoğrafların çekilip atıldığını falan söyledi. Oysa biraz sonra da kendisi benzer bir fotoğraf paylaştı falan. Biraz eee, nasıl diyeyim? eee bugüne kadar propagandasını yaptıklarını, benimsediklerini iddia ettikleri ilkeleri bir en azından gazetecilik anlamında bir gözden geçirmelerini tavsiye ederim. Doğrusu aslında polemiğe de girmek istemiyorum ama

>> Anladım. Yok ben yanıtımı aldım. Yok polemik anlamında değil yani siz ne düşünüyorsunuz diye sormuştum. Aynı soruyu >> Onur Alp Yılmaz'a sormak istiyorum. Çünkü az önce yayında konuştuk. En büyük risk bu değil mi şu anda? Yani partinin eee birtım eee marjinalize eee hamleleriyle önünün alınması ayrı bir şey. Hani iktidarın böyle bir planı var mı yok mu bilmiyorum ama kendi içlerinde böyle bir tartışma Sayın Cihaner'in polemik dediği bir şeye düşmek herhalde en sakıncalısı bu olur diye düşünüyorum.

>> İlhan Bey'in söylediği bir şeye çok katılıyorum. Önce onu söyleyeyim. Yani Kemal Bey'in Kemal Bey'i nasıl karikatürize bir hale getirdiklerini hakikaten böyle izliyoruz. Yani Kemal Kılıçdaroğlu sokağa çıktı filan diye böyle inanılmaz sanki Türk Syesinde daha önce hiç yapılmamış bir şeyi Kemal Kılıçdaroğlu böyle siyasetçinin sanki sokağa çıkması inanılmaz marjinal bir şeymiş gibi böyle acayip bir kurgu e yapma kaygısıyla karşı karşıyayız ve çok gerçekten çok karikatürüzde duruyor. Yani esnaf ziyaret etti. o filan yani hani sanki Türk siyasetinde dengeler yeniden kurulmuş gibi bir eee garip anlatı var. Öncelikle bu hakikaten çok tuhaf duran eee bir yaklaşım. Onu ifade edeyim. Diğer taraftan tabii şöyle bir durum var. Eee 2023 seçimlerinden önce iktidarın dayattığı en temel şey şuydu. Cumhuriyet Halk Partisi ve altılı masa kurmaylarının hazırlamış oldukları eee Türkiye'yi yönetme programı diyelim ya da Türkiye'ye vadettikleri şey diyelim toplumsallaşmasın diye bu toplumsallaştırılamasın diye o masadaki ayrılıkları kaşıyan, sürekli olarak buraları deşen ve bütün bir tartışmayı adaylık meselesine sıkıştıran bir yaklaşım vardı. Bugün de bence şuna dikkat edilmeli. Yani Özlem'in sorduğu soruya geliyorum. şuna dikkat edilmeli. Bunun ikamesi olabilir. Cumhuriyet Halk Partisi'nin içindeki belediye başkanlarının nerede kalacağını tartıştırmak, bütün tartışmayı belediye başkanları üzerinden yürütmek eee ve tartışmayı buraya sıkıştırmak. Yani yeni partinin kendisini anlatmasından, Türkiye vizyonundan bahsetmesinden, yeni kadrolarını eee ön plana çıkartmasındansa buraya sıkıştırıp eee ve bu anlamda oluşacak ayrılıkları da kaşıyacak bir perspektif ortaya koyabilir iktidar. çok maharetle yaptığı bir şeydir bu arada bu eee iktidarın. Yani ben eee bir süredir bir makale yazıyorum. 2011'den 2023'e kadar geçen seçimlerde CHP'nin performansını değerlendiriyorum ve bir şeyi fark ettim. Çok eee çarpıcı bir şekilde şu ortaya çıkıyor. Bakıyor en kullanışlı ayrılık neresidir? En kullanışlı ben nereyi provoke edebilirim? Ve her zaman onu provoke ediyor. Bu anlamda da muhalefetin ne tartışacağını belirleyen bir eee iktidar var karşımızda. Buna çok dikkat etmek gerekiyor. O yüzden İlhan Bey'in bu uyarısını, Özlem'in bu uyarısını ben çok yerinde görüyorum. Bu meseleye son derece dikkat etmek. Parti kurulduğu anda, partinin programı ortaya çıktığı anda, partinin Türkiye vizyonu ortaya çıktığı anda eee az önce bahsettik nasıl bir vizyon olması gerektiğinden. Bu ortaya çıktığı anda, kadrolar ortaya çıktığı anda CHP'deki tartışmalar bir kenara koyulup yeni partinin hakikaten yeni bir parti olduğu gerçeğinden hareketle eee yola çıkılması lazım. CHP içi tartışmalara girilirse oradaki tartışmalar yeni partiye de sıçrar.

>> Hiç o zaman hiçbir yeni yeni bir şey olmaz yani.

>> %100 bir de şöyle CHP için de olması gibi değil. Çünkü CHP'de bir değişim yaşanmıştı zaten. Hani milletvekili listesinin listesinin Kemal Kılıçdaroğlu yazmıştı. Bu şeyler daha tolere edilebilirdi. Seçmen de etti bunları tolere. Çünkü Özgür Özel başka bir şey anlatmaya ve başka bir şey inşa etmeye çalışıyordu orada. buraya sıçrarsa bu iş artık bu işin müsebbibi eee Özgür Özel ve değişimci kadroları olur Yeni Partiin.

>> Sen Mansur Yavaş Onur Bey'in söylediğine Onur Bey'in söylediğine bir şey eklemek istiyorum. Yani gerçekten eee otoriter rejimler eee artık normal yollardan rıza üretemeyince standart bir yol haritaları vardır. Karşıyı bozmaya çalışırlar. Ama şimdi bunu yapan eğer iktidar değil de eee muhalefette üstelik daha önceden birlikte siyaset yapılan kadrolarsa, eee yani artık dediğim gibi gündemimizden çıkarmak gerekir ama bu artık yerlerinin de Cumhur İttifakı'nın yanı olduğuna dair güçlü işaretler veriyor demektir. Yani artık oradan kopuldu değil mi? Yani üstelik çok ağır laflarla da eleştirdiniz. E tamam bitti artık. Yani niye buraya kama sokmaya çalışıyorsunuz? Bu iktidarın ajandasıyla çok uyumlu bir eee siyasi hattı tarif eder. O da bir iktidarla eee objektif olarak bir işbirlikçilik anlamına gelir. Yani dediğim gibi artık kendi ajandalarına bakmaları lazım. Türkiye'yi Türkiye'yi artık Osmanlı coğrafyasına mı götürürler, ne yaparlar bilmiyorum.

Döneceğim size ama sizin ilhamınızla bir soru soracağım. Türkiye ittifakı diyor Özgür Öze. Kim olacak mesela bu Türkiye ittifakının içinde? Mesela Kılıçdaroğlu'nun da olduğu bir altılı masa daha mı kurulacak? Ne olacak?

>> Eee, yok. Bence burada Özgür Bey.

>> Buyurun.

>> Ha soru Onur Bey'e.

>> Evet. Evet. Size de döneceğim ama şu anda Onur Bey'e sordum.

>> Evet.

>> Ama İlhan Bey tam sorunun muhatabı.

>> Sizden başlayalım. Aynen. O zaman öyle başlayalım. Türkiye ittifakı sizce kimi kiminle kuracaksınız efendim Türkiye ittifakı?

>> Ya tabii yeni bir parti kurulurken eee burada öteden beri parti içerisinde savunduğum pozisyonu tekrar etmek durumundayım. Eee Türkiye'nin eee aslında sola ihtiyacı var, sol değerlere ihtiyaç var. Bunun tabii ki siyasal iletişimi farklı yapılabilir. Eee ama baktığınız zaman hem içinde yaşanan ekonomik kriz hem Ort Doğu'nun içinde yaşadığı bu emperyalist saldırganlığın oluşturduğu riskler. Hangi açıdan bakarsanız bakın Türkiye'nin sol sosyal demokrat değerler üzerine yapılan bir siyasete ve iktidara ihtiyacı var. çok partili hayata geçtikten bu yana neredeyse Türkiye'yi kesintisiz olarak muhafazakar ve sah iktidarlar yönetiyor ve geldiğimiz noktada eee hangi eee bir ülkede ele alınacak hangi yaşamsal kriter varsa hepsinde adeta bir eee çöküş halindeyiz. Akademimiz çökmüş durumda. Eee yargımız çökmüş durumda. inanılmaz bir çöküş yaşıyoruz ve bunun en önem en büyük çöküntü de özellikle genç kuşaklarda yavaş yavaş kalıcılaşmaya başlayan umutsuzluk, ümitsizlik hissi. Şimdi böyle bir durumda bu politikayı eee son sosyal demokrat değerler üzerinden kurmak lazım. Tekrar etmek istiyorum. Tabii ki bunun siyasal iletişimi dikkatli kurulması lazım ve elden geldiğince kapsayıcı olması lazım. Yani, eee, eskisi gibi işte işte muhayyel bir seçmen grubunu referans alıp işte eee, atıyorum muhafazakar seçmen şunu ister gibi o, eee, sağ ezberlerin bize dayattığı, neredeyse bizim de beynimizi ele geçirmiş olan bu şeyleri terk etmek lazım. Eee, ben oradaki Türkiye ittifakına daha çok bu iktidar perspektifini ortaya koyan işte %51, 50 + 1, eee, ne diyelim, mecburiyetinin ortaya koyduğu daha geniş seçim sürecindeki bir ittifak olarak görüyorum. Daha çok ben kuruluş aşamasında kapsayıcı toplumun tüm kesimlerini yatayda kesen yer sınıfsal yer işte çevre gibi eee kadın hakları gibi eee böyle hangi sınıftan hangi eee etnisiteden, hangi kimlikten olursa olsun herkesin yaşadığı sorunlar üzerinden işte özgürlükler üzerinden eee tanımlanması gerektiğini düşünüyorum. Oradaki Türkiye ittifakının da eee kapsayıcılık ve eee elden geldiğince ulaşılabilecek geniş kesimlere ulaşma anlamında okuyorum. Bunun bir altılı masa gibi üstelik henüz seçim satıma yani seçim ortada seçim yokken eee altılı masa gibi bir garabetin işaret edildiği kanaatinde değilim. Ama tabii ki bu tarz majör eee politik tutumları eee genel başkanın ağzından duymakta fayda var.

Doğru söylüyorsunuz. Bir son dakika bu gece sıcak gelişmeden geçilmiyor. Fatma Kaplan Hürriyet Cumhuriyet Halk Partisi'nin CHP'li İzmit Belediye Başkanı şu dakika itibariyla tutuklandı. İzmit Belediyesi soruşturmasında toplam 20 kişi hakkında tutuklama kararı çıktı. Bu 20 kişinin tamamı şu anda bu tutuklama kararıyla hapse cezaevine gönderiliyor. Son 5 dakikam sizi uğurlayacağım. O yüzden Yeni Parti program işte sol parti sol değerler dedi Sayın Canel sol parti deyince sizin akınıza hangi partiler geliyor Türkiye'de on?

>> Aslında birinci bölümde benim söylediğim şeylerle epey paralel eee bir açıklama görmüş oldum ve bundan da mutlu oldum. Çok doğru. Yani eee artık dünyanın yani şöyle dünyanın değiştiğini, Türkiye'nin değiştiğini, toplumun dönüştüğünü ve dolayısıyla bu dünya perspektifinde, değişen dünya düzeninde Türkiye'nin nerede durduğunu, Türkiye'ye muhalefetin nasıl bir aslında dünya perspektifi sunduğunu, dünyanın neresinde Türkiye'yi gördüğünü ve diğer taraftan elbette toplum açısından da ne vaadettiğini ifade eden İlan Bey'in çok yerinde ifadesiyle bu anlamda toplumu yatay kesen meselelerde özellikle mülkiyet ve refah meselelerinde onurlu yaşam, insan onuruna yaraşır bir yaşam noktasında neleri vadettiğini ifade eden bir perspektife ihtiyaç var. E artık hakikaten bu Türkiye'ye dayatılan ezberleri, kimliksel kutuplaşmaya sıkışmış ezberleri aşmamız gereken bir noktadayız. Çünkü toplum artık bu talebi o kadar ısrarla talep etmiyor. Yani bu burada ısrarcı değil artık toplum. Dediğim gibi kimlikleri hala elbette var ama insanların beklentileri değişmiş ve dünyevileşmiş bir halde. Bunu gören bir yerden siyaset yapmak bugün Türkiye'yi de dünyayı da doğru yerden okumak anlamına gelir. O yüzden yani böyle eski siyasetçileri aşan yeni siyasetçilerle yola devam eden bir perspektife ihtiyaç var. Birkaç hatırlatma yapayım bu söylediğim şeylerin dışında. Onlardan birincisi şu olsun. sandık güvenliği meselesini çok önemsemek gerekiyor. Zaten ilk bölümde de buna benzer bir şey söyledim. Bu anlamda da Cumhuriyet Halk Partisi ile ya şöyle söyleyeyim. Cumhuriyet Halk Partisi'nin bu yeni partiye geçen milletvekilleri diyelim ya da kadroları bu açıdan ittifak yapabilecekleri tek parti kaldı Türkiye'de.

>> O da

>> İyi Parti. Çünkü e ilk be parti sandıkta üye bulundurabiliyor. Sandık kurulunda Cumhuriyet Halk Partisi bunun yapılamayacağı aşikar. Dem partinin ne yapacağı çok belli değil. Dolayısıyla İyi Parti ile bu anlamda iyi bir koordinasyon, sandıkların korunacağına dair dair insanlara bir güvence verilmeli. Şimdi ben bir süredir şeyi fark ediyorum. Bu bahsettiğimiz bütün değişim umutları diri olmakla beraber şöyle bir şey gördük. 19 Mart'tan sonra Türkiye'de AK Parti ve MHP seçmenleri dahil olmak üzere bir sonraki seçimde Türkiye'yi Cumhuriyet Halk Partisi'in yöneteceğini ya da en azından iktidarın değişeceğini düşünüyorlardı. Fakat 19 Mart'tan sonra yani bu operasyonun yapılmasından ve mutlak butlandan sonra daha da arttı bu. Şöyle bir yere geldik. İnsanlar diyor ki evet AK Parti normal bir seçim yapsa kaybeder fakat AK Parti iktidardan gitmeyecek yani bırakmayacak algısı çok yükseldi. Muhalif seçmende de böyle bu. Şimdi bu şöyle bir tehlikedir. Otoriter rejimler size bu tür sorularda kesin cevaplar verirler. Yani şöyle cevaplar. Ne yapar, ne eder bırakmaz gibi cevaplar verirler. Ama demokrasi dediğimiz rejim bir belirsizlik halidir. Neyle ilgili belirsizlik? Bir sonraki seçimde ülkeyi kimin yöneteceğini bilmediğimiz, bunun belirsiz olduğu rejimlere demokrasi diyoruz biz. O yüzden şu garantiyi vermeli muhalefet. Kardeşim biz sandıkta herhangi bir usulüsüzlüğe izin vermeyeceğiz ve bu ülkede sandığın sizin önünüzden kaçırılıp Türkiye'nin Türkiye'de seçimlerin bir pazar ritüeline indirgendiği bir yere gitmesine izin vermeyeceğiz. Sizin yapmanız gereken şey gidip oyunuzu kullanıp bu iktidarı değiştirmek. Bu ilk mesele. Yani bu sandık güvenliği meselesi son derece önemli. Bir diğer mesele bu tür otoriter rejimlerin yumuşak karnı neresidir biliyor musunuz? Güç ne kadar merkezileşirse, bugün Türkiye'de güç çok fazla merkezileşti. Yerel ağları o kadar aşınır iktidarların. AK Parti'nin Refah Partisinden beri gelen gelenekte yerel ağları çok güçlüydü. Yerelin nüfusunu insanlarla iletiş kurdular vesaire. Ancak otoriterleşme başladığından beri işte ben Kastamonu'da ya da işte Denizli'de filan 2023 seçimlerinden sonra yaptığım araştırmada bunu gördüm. Yerel ağlar çok aşınmış durumda. Yani aslında vali il başkanını yerine alınca parti örgütlerine bir gerek eee duyulmamaya başlanmış ve bu partileri rahatsız eden, onları oradan kopartan belki Kastamonu gibi yerlerde değişimin gerçekleşmesine sebep olan şeyler. Çünkü Kastamonu'da hakikaten çok sevilen bir örgütü var CHP'nin. Orada isim isim insanların sempati duyduğu bir yönetim kadrosu kurulmuş. Bu yüzden yerel ağları da güçlendirecek bir perspektife ihtiyaç var. yerelin itibarlı ama sermayer olmayan mesela sendikacı, öğretmen gibi insanlarıyla da ilişki kurup yeni partinin yerelde de güçlü bir örgütlenmeyle bu süreci yürütmesinde büyük fayda var.

Teşekkür ediyorum. Normalde sürem bitti ama son sözü Sayın Cihaner söylesin istiyorum. O yüzden bir cümle Sayın Cihaner'e veriyorum. Buyurun efendim.

>> Evet. Eee, yani tam da Onur Bey'in bıraktığı yerden, eee, bir tekrar vurgulama yapmak istiyorum. Tam da bu gerekçeyle eee bu biliyorsunuz seçimlere eee girebilmek için partinin yeni kurulan bir partinin eee 41 ilde örgütlenmiş ve aynı zamanda da kuruluş anlamında ilk büyük kongresini ya da bizim söylemimizde kurultayını yapmış olması şart. E biraz da eee bu konuda geri kalmamak için teknik kuruluşu şimdi yapıyoruz. teknik kuruş şimdi yapılıyor. Ama eee bu bahsedilen seferberlik hem sandık güvenliği hem partinin nasıl olacağı işte burada belki iki dönem kuralı tabizsiz ön seçim ne bileyim çarşaf listelerin kural olarak olması gibi tabanımızın da önemsediği ya da politik hattının işte belli temel meselelerle ilgili tutumunun da mutlaka o kuruluş sürecinde yansımaları olacaktır. Zaten onun için hakla kuracağız, milletle kuracağız diye açıklama yapıldı. Ben bu sandık güvenliği ile ilgili olarak biraz da ne diyelim total olarak muhalefetin zaman zaman kendi oyununa geldiğini de düşünüyorum. Çünkü bu sandık güvenliği Türkiye'deki sistem aslında baktığınız zaman dünyadaki en güvenceli sistemlerden. Yani yarı mekanik, boylar mekanik olarak sayılıyor. Ama eee özellikle taşda bazı yerleri hani

>> İlan Bey oraya girersek çıkamayız. Ben çok kısıtlı bir süreye sahipim. Bir son cümleyle toparlarsak sevinirim. Burada burada

>> bundan kaygı duyan, geleceğinden kaygı duyan her bir yurttaşın taşı elin altına koyması lazım. Çünkü eşitlik, özgürlük, adalet, bağımsızlık ancak mücadeleyle tert dökerek yapılır. Öyle bir yol açılmış durumda.

Çok teşekkür ediyorum efendim. Cumhuriyet Halk Partisi parti Meclisi üyesi İlhan Caner ve Onur Akılmaz, Doçent Doktor, benimle birlikteydiler. Bu kuşağı bitiriyoruz. Yeni saatte Ozkan Salıcıyla devam ediyoruz. Mete Gazoz. Mete Şahin gözleriyle bakıyor. Çok rahat, çok rahat Mete ve yerini aldı. Nefesler tutuldu ve geliyor. Haydi Mete bitir şu işi.

Tam isabet.

Her zaman şampiyon olamayabilirsin ama ödemelerini Troy logu kartınla yaparak her zaman ülkene kazandırabilirsin.

Troyle öde Türkiye'miz seninle kazansın. Troy

iyi akşamlar efendim. Aklın yoluna hoş geldiniz. Ben Seraperecıklı. Yine gündemi konuşacağız. Mesele memleketin yani vatandaşın, yurttaşın bunu istemesi. Dokunulmazlıkların kaldırılması ve olası bir tutuklama durumunda ne yapılacağı kendisine sorulduğunda

ciddi anlamda kurumlara, kuruluşlara, hukuka güven problemi yaşıyoruz. Bir yarayı sarar, bir yara bandı olur diye elimiz avucumuzakini gönderdik. Türk milleti böyle bir millet çünkü. Sözlü televizyondan ayrılmayın. Atatürk'le kalın efendim. Opet Ultra Force motorun silindir duvarlarında ince bir koruma kalkanı oluşturur. Sürtünmeyi %48'e kadar azaltarak aracınızın performansını arttırır. %48'e kadar daha az sürtünmeyle koruyucu performans için OPED Ultra Force. 9 yıldır ülkemizde emeği, yatırımı, geleceği paylaşan, güvence altına alan bir sigorta var. 30 milyona aşkın poliçe ile milyonların güveni. Her yi araçtan birinin güvencesi, finansal sigortaların ve kentsel dönüşümün uzmanı. Sorumluluk sigortalarında Türkiye'nin lideri Quik Sigorta güçlü finansal yapısı ve öz sermaye büyüklüğü ile Türkiye'nin en büyük beş sigorta şirketinden biri oldu. %100 yerli sermayeli Quik Sigorta. Türkiye'nin güven ortağı.

Ama ne otel?

Favori sitemde geceliği sadece .400. Ne oldu?

Trivago'ya bakmadın mı?

Ben 4200'e buldum. Trivago'ya bakarak %50'ye kadar tasarruf edebilirsin.

Trivago'ya bakmamış.

Otel mi? Trivago.

Pimapen Nirvana pencere sistemlerinin üstün ses yalıtımı ile sessizlikte Nirvana'ya ulaşmak için size en yakın bayizi ziyaret edin. Arabanı arabam.com'a değerinde sat.

Evlenecekler evini yenileyecekler. Müjde benim param kıymetli diyenler bize bakın karlı çıkın. Düğün paketleri 6380'den başlayan taksitlerle Modalif.

Aracınızı satmak gözünüzde mi büyüyor? Otobit.com'a girin. Aracınızı açık artırmada gelen en yüksek teklife satalım. Bir de böyle. Hayatta herkesin bir duruşu vardır. Sokakta. Nereden geldi? A görüşürüz.

Çarşıda görüyor musunuz? Kayış arkadaşlar.

Pazarda, kahvede, iş yerinde, hayatın her köşesinde bizi biz yapan o duruş ve tavrımızdır.

Ben İsmail Küçükkaya. Bundan böyle tavır gazetesindeyim. Gelin tavrımızı hep birlikte koyalım. Tatil grupları kurulmaya başladıysa ihtiyaçlar için nakit fırsatları Hangi kredide? Türkiye'nin en çok ziyaret edilen kredi karşılaştırma platformu Hangi Krediye girin? 100.000 liraya varan nakit fırsatlarını kaçırmayın. Hangi kredi? Arabalı arabam.com'a değerinde sat.

O bilette 20 milyondan fazla otel araması yapıldı. Sen de önce o bilete bak. 20.000den fazla otel. O bilette şimdi yaz 26 koduyla net10 indirim seni bekliyor.

Yaz geldi o bilete var.

Evet. Kirvem. Kirvem. Ah kirvem. He bu. Bu baba gel çocuğum. Böyle büyük boy bir yastık daha iyi olmaz mıdır? Fikir ver. Düğünde gelecek altınlar için diyorum ya. Altınlar altında uyurken biz de üzerinde kıvılmaz mıyız? Öyle bir dünya yok.

Böyle bir dünya var.

Dünya Katılım Bankası altın katılma hesabında birikiminize yüksek kar paylaşımı oranı var. Altınlarınızı şubelere veya yetkili kuyumculara güvenle teslim etmek var. Hepimizin dünyası

dünya katılım var.

Evladım gel biz seni bırakalım. Gel

aç bu çocuk. Karnını doyuralım.

Açıp olmayalım. Güvendiğimiz yere gidelim. Koktu herhalde canı çekti.

Biz opete çekelim.

is baslama.

Afiyet olsun.

Geldi. Çıtır çıtır festi.

Festi

tatlılar. Opet diyor o zaman. Sandviçleri, tatlıları, meyve suları, kahveleri ve birbirinden güzel lezzetleriyle

Festy and Festy.

Opetlerde Festy. Efendim saatlerimiz 22 gösteriyor. Artık Barış Özlem programının 3. kuşağına başlıyoruz. Sözcü televizyonunda Türkiye'nin bağımsız haber ekranındasınız. Ben Özlem Gürses.

Ben Barış Terkoğlu.

Ve şimdi de efendim eee CHP İstanbul Milletvekili Oğuzhan Salıcı bize katılacak. Ama önce gecede arka arkaya yağan sıcak gelişmelerden sonuncusunu almak ve aktarmak üzere değerli izleyicilerimize muhabirimiz yargı muhabirimiz Dilara Şahin telefon hattığımızda. Dilaracığım iyi akşamlar. İzmit'ten geldi son dakika gelişmesi. İzmit'in CHP'li belediye başkanı Fatma Hürriyet Kaplan ve beraberinde gözaltına alınan 20 kişi hakkında tutuklama kararı çıktı. Doğru mudur? Son gelişmeleri aktarır mısın lütfen?

Evet, son dakika gelişmesini sen de söyledin aslında. İzmit Belediyesi'nin yönelik yürütülen operasyon kapsamında gözaltına alınan 30 kişiden aralarında İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet ve yine eşi Murat Hürriyet'in de bulunduğu 20 isim tutuklandı ki zaten bugün 21 kişi hakkında bir tutuklama istemi vardı. Sul Ceza Hakimliğine sevk edilmişlerdi ve işte o karar çıktı. Saatler sonra 20 20 isim tutuklandı. E, Fatma Kaplan Hürriyet ve Eşi Murat Hürriyetinde bulunduğu tabii İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülüyordu bu soruşturma. Rüşvet ve ihaleye fesat karıştırma suçlamalarıyla yürütülüyordu. Ve yine bu kapsamda İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet'in de aralarında bulunduğu 31 kişi hakkında gözaltı kararı çıkartılmıştı. Ve yine aslında bu isimler pazartesi sabah saatlerinde gözaltına alınıp İstanbul Vatan Yerleşkesine yani İstanbul Emniyet Müdürlüğüne götürülmüşlerdi. Ardından sağlık kontrolünden geçirildiler ve Çağyan'daki İstanbul Adalet Sarayına sevk edilmişlerdi. Buradaki ifadeleri epey bir uzun sürdü. Yaklaşık 17.30 sıralarında girdikleri o ifadeden daha yeni çıkabildiler ve işte o son gelişmeyle birlikte aslında 20 ismin tutuklandığını aktarmış olalım. 21 isim eee sevk edilmişti. İznit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet'in de aralarında bulunduğu tam 21 isim tutuklama istemiyle Suri Ceza Hakimliğine sevk edilmişti ve işte belediye başkanı Fatma Kaplan'ın da aralarında bulunduğu 21 isim tutuklandı. Kimler var peki? Fatih Yaşar, Fatma Kaplan, Deyla Kıran, Mehmet Ersoylu, Ramazan Kırıcı, Yusuf Kırıcı. Belediyenin her bir kanadında çalışan, hizmet eden isimler var tabii ki bu listede ve işte bunun sonucunda da Fatma Kaplan Hürriyet eee tutuklanmış oldu. Eşiyle birlikte o tutuklananlar arasında. Tabii konuyla alakalı Cumhuriyet Halk Partisi Kocaeli İl Başkanı Erdem Arcan'la eski CHP İstanbul İl Başkanı yine Özgür Çelik de adliyedeki o süreci yakından takip eden isimlerden biriydi aslında. Yine öte yandan bir detay daha var. Leyla Kıran. Leyla Kıran hakkında da ev hapsi ve yurt dışı şeklinde adli kontrol kararı verilir ve dolayısıyla işte o sevk edilen, tutuklamaya sevk edilen 21 isimden bir isimse adli kontrol ve yurt dışı yasağı şeklinde serbest bırakılırken 20 kişi ise belediye başkanı dahil tutuklanmış oldu. Tabii sürecin hem Cumhuriyet Halk Partisi hem de bizler takibindeyiz. Çok teşekkür ediyorum. Akşam bu saatinde gelen tutuklama kararı İzmit'ten böylece bir CHP'li belediye başkanı daha tutuklanarak hapse gönderilmiş oldu. Dilara'yı uğurladık. Teşekkür ediyorum kendisine rakamları verelim. Eee zannediyorum eee Fatma Hürriyet Kaplan'la beraber şu anda 31 Cumhuriyet Halk Partili belediye hakkında tutuklama kararları ve soruşturma var. E bunların 28'i bu dakika itibariyle anladığım kadarıyla tutuklu olarak hapis de tutuluyor ve tutuklu olarak yargılanıyor. O zaman hemen dönelim Ankara stüdyomuzda yayınımıza yetişen, kabul eden Sayın CHP İstanbul Milletvekili Oğuzhan Salıcı'ya. Uzun yıllardır CHP'de 6 ok altında siyaset yapan, çok farklı görevlerde bulunmuş. Hem il başkanlığı yapmış hem CHP'de genel başkanlık yapmış olan Oğuz Kaan Salıcı. Hoş geldiniz efendim.

Eee, hoş bulduk. Teşekkür ediyorum.

Şimdi tabii sevimsiz bir haberle açtık Cumhuriyet Halk Partisi açısından bir CHP rozetli belediye başkanınız da tutuklanarak hapse gönderildi. Onunla birlikte 21 kurmayı da yine aynı zamanda cezaevinde kendisinin eşi de dahil olmak üzere. Şu anda CHP Genel Merkezinde genel başkan olarak görevine devam eden Kemal Kılıçdaroğlu arınma demişti. Mesela siz bu akşamki bu tutuklamayı ve tutuklu bir şekilde hapiste yargı süreçlerini devam ettiren onlarca CHP'li belediye başkanının arınması gerektiğini mi düşünüyorsunuz ya da ne düşünüyorsunuz? Öyle ben ilk soruyu sormuş olayım. Gecenin sıcak gelişmesi olduğu için arkasından Barış Terkoğlu ile birlikte tabii ki yeni parti süreçleri sizin orada içeride kalmayı tercih etmeniz ve bunun sebepleri hepsini konuşacağız. Buyurun lütfen.

Şimdi bizim belediye başkanlarımız yargılanabilir mi? Evet, yargılanabilir. Bütün belediye başkanları yargılanabilir. Herkes yargılanabilir olmalı. Normali budur. Şimdi sadece Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanları operasyonla alınıyorsa ve onlar aslında tutuksuz yargılanabilecekken tutuklu yargılama yolu tercih ediliyorsa, bir yandan da itibarsızlaştırma için her şey yapılıyorsa bu buna buna kabul göstermek kimsenin hakkı değildir. Kimse buna kabul gösteremez. Çünkü tutuklandığı andan itibaren onun suçlu olup olmadığı bir suçunun olup olmadığını biz bilmiyoruz. Onu koyarsınız ortaya. suçlu olduğu ortaya çıkar. Kamu vicdanı da bu konuda ikna olur. Amenna. Ama biz biliyoruz ki geçmişte de işte ben İstanbul İl Başkanlığı yaptım. İstanbul İl Başkanlığı yaparken de İstanbul'daki ilçe belediye başkanlarımıza da birçok operasyon yapıldı. Tutuklu yargılanmadılar ya da yargılandılar ve serbest bırakıldılar. Ama bunlar bir siyasi operasyon çerçevesi içinde ele alınmaya devam etti. Şimdi kural varsa, kanun varsa bunu herkese eşit uygulayacaksınız. Yani birileri elini kolunu sallayarak sokakta gezecek ama aslında kamu vicdanı onun suçlu olduğunu düşünecek. Ama birileri de işte sırf siyasi tercihinden dolayı, siyasi parti tercihinden dolayı ya da muhalefette olmasından dolayı tutuklu yargılanacak. Bu kamu vicdanıyla kabul edilebilecek bir şey değil açıkçası. Ozkan Bey sonuç olarak siz Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilisiniz ve bugün Cumhuriyet Halk Partisi genel merkezi bu davalarla ilgili bir pozisyon alıyor. Arınma kavramı belki partinin içerisindeki bu

Ayrışmanın en önemli kullanılan kavramlardan biri oldu. Aklıp gelsinler en önemli kavramlardan biri oldu. Bir de görünür bir şey var. Mesela 21 Mayıs'tan sonra da yani Butlan kararından sonra da bu operasyonlar devam etti ama Cumhuriyet Halk Partisi genel merkezi daha düşük yoğunluklu bir tepki vermeyi seçti. Bu anlamda CHP genel merkezinin tavrıyla Ozkan Salıcı'nın tavrı arasında bir fark olduğunu söyleyebilir miyiz?

Yani şunu söyleyeyim. Eee, arınma derken kimse toplumun, siyasi partilerin CHP CHP'den bahsetmiyorum sadece bütün siyasi partilerin kirlilik içinde olmasını, ahlaki dejenerasyonu bunu savunmaz. Kamu kaynaklarının çarşır edilmesini kimse savunmaz. Bu anlamda bir genel kabul var herkeste. Ha oluyor mu, uygulanıyor mu derseniz pratikte uygulanmıyor ama böyle bir genel kabul var. Yani kimse çıkıp da kirliliği kamuoyunun önünde savunacak kadar yüzsüzleşmedi Allah'tan Türkiye'de. Ama ortadaki şeye bakarsak, duruma bakarsak birçok yerde kirlilik var. Yani yargıda da var. Eee şeyde de var. Eee bürokraside de var. Başka yerlerde de var. Birçok yerde var. Yani sadece Cumhuriyet Halk Partililerinin olduğu yerlerde ya da sadece Cumhuriyet Halk Partililerinin olduğu yerlerde değil.

Bizim farkımız şu. Biz savunmayız. Yani ortada bir kirlilik varsa, bir yanlış varsa, kamu malına, beytülmala el uzatma varsa biz bunu savunmayız. Ama bunu örtbas edenler var. Örtmas eden siyasi iradeler var. Bunlar olmasın isteriz. Şimdi ben bütün belediye başkanları için özellikle söyleyeyim. Çünkü son dönemde de işte az önce Özlem Hanım da söyledi. 31 belediye başkanımızdan 28'i fiilen tutuklu zaten şu anda yargılanıyorlar. Bu belediye başkanlarından hangisinin suçu vardır? Hangisinin suçu yoktur? Keşke Türkiye'de bir bağımsız yargı olsa. Biz de gönül rızasıyla desek ki bu bağımsız yargı gerçekleri ortaya çıkaracaktır. Hani Berlin'de hakimler var diye bir söz vardır ya. Ne kadar yanlış yapılırsa yapılsın hakimlerimiz onu ortaya çıkaracaktır. Ama gördüğümüz tablo Türkiye'de yargının siyasi eee etkiden arındığını, tamamen bağımsız olduğunu tabii takdir edersiniz ki bütün hakim ve savcıları kastederek söylemiyorum ama böyle bir izlenimi ortaya koymuyor. Nasıl varıyoruz bu sonuca? Yaşadıklarımızdan varıyoruz. Onun için eğer gerçekten suç ortada varsa ve bu bütün açıklığıyla görünüyor ise yapacak bir şeyimiz yok. Biz tabii ki ortaya çıkan sonucu kabul etmek durumundayız. Sırf bizim partimizden diye de savunmayız. Ama sadece Cumhuriyet Halk Partililerde problem var anlamına gelen operasyonlar yapılırsa buna da karşı çıkarız. Ya da sadece muhalefette sorun var. İlla Cumhuriyet Halk Partisi olması gerekmiyor. Buna da karşı çıkarız. Bu açık. Bunu açıklıkla ifade etmek lazım.

Arınmanın bir boyutunun da şu olması lazım. Bunu sizin bahsetmiş olduğunuz arınmaya dair söyledim. Türkiye'nin siyasi dalkavuklardan da arınması lazım. Sadece kamu malı falan filan değil. Türkiye'de kamuoyunu etkilemek için siyasi dalkavukluk yapan siyasetin her köşesinde ondan darılması lazım. Meselerin açık içerikli soğukkanlı bir şekilde Türkiye'de konuşulabiliyor olması lazım. Bizde böyle bir durum yok. Biz taraftar algısıyla bir taraf bir şey söylüyor, başka bir taraf başka bir şey söylüyor. Meselenin ne olduğunu unutuyoruz biz süre sonra.

>> Peki e şu anda yani şu saatlerde programın ilk bölümünde de konuştuk. Belki Türkiye'nin en önemli gündemi sizin yol arkadaşınız olarak mecliste farklı düşündüğünüz noktalar olduğuna eminim ama 90 civarında milletvekili artık ben bu partide siyaset yapmıyorum diyerek yeni bir yolculuğa çıkıyor. Ozkan Salı niye onların arasında yok? Oğuz Kaan Salıcı niye onların arasında değil?

Bu konuda farklı düşünüyoruz çünkü arkadaşlarla. Ben diyorum ki siyasi mücadelenin kendisi esastır. O siyasi mücadelenin verildiği çatı neresi? Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi çatısını koruyarak Cumhuriyet Halk Partisi o tarihsel birikimini Atatürk'ten, Kuvay-i Milliye'den gelen birikimini koruyarak Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi içinde değişimlerini, yenilenmesini yapabilecek bir siyasi çatıdır. Cumhuriyet Halk Partisi'nden koparak başka bir yere gittiğinizde, başka bir adres ortaya çıkardığınızda aslında o siyasi mücadeleye zarar vermiş olursunuz. Yani o bütünlüklü siyasi mücadeleye zarar vermiş olursunuz. Onun için ben bu mücadeleyi, demokrasi mücadelesini, iktidar mücadelesini Cumhuriyet Halk Partisi'nin içinde vermek istiyorum. Doğrusunun da bu olduğunu düşünüyorum. Yalnız değilim. Birçok arkadaşımız böyle düşünüyor. O arkadaşlarımız da diyorlar ki biz burada bir mücadele imkanı görmüyoruz. Biz buradan ayrılıyoruz. Saygı duyuyorum. Onlar benim arkadaşlarım. Yıllarca beraber mücadele ettik. Dönüp dolaşıp bugün farklı düşünüyoruz diye hukukumuzu kesecek halimiz yok. Birbirimize hakaret edecek halimiz de yok.

Aranızda bir iletişim halen devam ediyor mu Sayın Salıcı? Bir de yani şu da enteresan. Eee, siz anladığım kadarıyla eee, CHP'nin çatısı altında Kılıçdaroğlu'nu da eleştirebilecek bir tutum ya da eee, ona karşı da gerekirse eee, bir pozisyon alabilecek bir tutumu önceliyorsunuz. Doğru mu anlıyorum?

>> Şimdi Özlem Hanım, bence meseleyi kişiler üzerinden konuşmadan götürmek lazım. di yani hani nasıl ifade edeceğimi doğrusunu bilemedim ama yani alınan kararlar diyelim, yönetimsel süreçler diyelim.

>> İsim isim telaffuz etmekte bir sakınca yok ama şu açıdan söylüyorum yani tartışma şöyle gidiyor. Kemal Kılıçdaroğlu mu, Özgür Özel mi? Şimdi bu tartışma anlamlı bir tartışma değil. Ne Kemal Kılıçdaroğlu ne Özgür Özel. Bir çatı var orada. Bir Cumhuriyet Halk Partisi çatısı var. Programı var. tarihsel geçmişi var, birikimi var. Bu kadar yıllık mücadelesi var. I. Dünya Savaşı var, soğuk savaş yılları var, darbe yılları var, ekonomik kriz yılları var. Ve bunların hepsine refleks vermiş, ayakta kalmış, iktidar mücadelesini sürdüren bir Cumhuriyet Halk Partisi var. Biz bunu dönüp dolaşıp Kemal Kılıçdaroğlu mu Özgür Özel mi denklemine hapsedersek buradan çıkamayız. Ben sosyal demokrat olduğumda, Atatürkçü olduğumda Kemal Bey yoktu. Kemal Bey bürokrasideydi. Özgür Bey de yoktu. Erdal Bey vardı. Erdal'ın ölü vardı. Adı da CHP değildi ama bu siyasi gelenekti. SHP'ydi o zaman. Şimdi biz SHP zamanında partiye üye olduk. Sonra CHP'li olduk. Eee Erdal Bey hayatını kaybetti. Deniz Bey Deniz Baykal kendisi genel başkanı oldu. Sonra başka kişiler oldu. Ama biz partiliğimizden ödün vermedik. Biz partili hayatımıza devam ettik. Çünkü bir çerçeveye inanıyoruz. Bir politik anlayışa inanıyoruz. O politik anlayış genel başkanımız değişince değişmiyor. Yani sağ partilerde bir gelenek var. Diyor ki biz lider partisiyiz kardeşim. Biz Tayyip Erdoğan'ın arkasına takılırız. O nereye giderse gideriz. Biz öyle değiliz. Üye, örgüt, program partisiyiz. Genel başkan değişir. Burada dikkat ediyorsanız lider yok. Yani Milliyetçi Hareket Partililer lider teşkilat doktrin der. Birinci sıraya alır. Biz üye alıyoruz. Üye örgüt program diyoruz. Dolayısıyla bizim genel başkanımız değişebilir. Bizim kadrolarımız değişebilir. Değişebilir. Bunda bir sıkıntı yok. Parti yenilenebilir. Dünya çerçevesi siyasi iklimi değişebilir. Ama Cumhuriyet Halk Partisi'nin ana ilkeleri korunduğu sürece Cumhuriyet Halk Partisi yoluna devam eder ve bu çatı altında devam eder. Bundan kopmamak lazım. Ben Halk Partiliyim. Benim adam öyle derdi. Ben Halk Partiliyim derdi. 95 yaşında vefat etti. Yaşadığı sürece Cumhuriyet Halk Partisi'nden ya da o siyasi gelenekten başka hiçbir partiye oy vermedi. Ben de Halk Partiliyim.

Ozkan Bey. Peki siz Halk Partilisiniz. Her Cumhuriyet Halk Partili gibi genel başkan adayı olma hakkınız var. Bu partinin üyesi olmak yeterli delege imzasını toplayınca herkesin hakkı. Siz bir genel başkan adayı olsaydınız imza toplayıp sonra bu yarışa girseydiniz, genel başkanlık sıfatını kazansaydınız kurultayda. Sonra hatta seçime girip partinizi de Halk Partisi'e sevdiğiniz atadan, dededen geldiğini söylediğiniz Halk Partisi'ni birinci parti yapsaydınız bundan sonra sizin yol arkadaşlarınız tutuklansaydı ardından mahkeme kararıyla bu görevden indirilseydiniz hala. Peki o zaman öyle olsun der miydiniz yoksa bu siyasi mücadeleyi gerekirse başka bir rozet altında ama aynı ruhla devam ettirir mi derdiniz?

>> Eee, ben kestirmeden cevap vereyim. Birincisi siz Özgür Bey'in, Sayın Özgür Özel'in ki benim arkadaşım, >> onunla beraber ayrılan milletvekillerinin büyük bir kısmı da tamamı da tamamı arkadaşım da işte parti örgütlerinden ayrılan arkadaşlarımız da olur. Tanıdıklarım var, tanımadıklarım var. Onlar da benim arkadaşım. Ben yaşanan şeyi biliyorum. Yaşanan şeyin ne kadar facia olduğunu görüyorum. Onların başına gelenin ne olduğunu gayet iyi anlıyorum. Sadece diyorum ki arkadaşlar ben bunları görmüyor değilim. Ben bunları anlamıyor değilim. Mücadelenin yerini ve rotasını doğru belirlemiyorsunuz. Gelin mücadeleyi burada yapalım. Buranın içinde yapın. Çıksın arkadaşlarımız. Yani şöyle düşünün. Bu karar niye verildi? Bu karar Cumhuriyet Halk Partisi bu süreçte ağır bir badire yaşasın diye verildi. Karar siyasi mi? Evet, karar siyasi. Buradan da bir siyasi beklenti var. O siyasi beklenti mümkünse Cumhuriyet Halk Partisi'ni bölmek. Bunu ilk defa konuşmuyoruz. Kaç aydır konuşuyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi'ni bölmek isteyenlerin istediği şeyi yani bölünmeyi hatta belki dağılmaya doğru gidiyor. Biz niye veriyoruz onlara? Ben yargı kararını engelleyemem. Kimse engelleyemez. Yargının kararına uymam gerekir. Kabul. Ama o yargının kararını boşa düşürecek siyasi hamleler yapmama ne engel var?

>> Ne yapabilirler yok?

>> Bu boşa düşürecek siyasi hamle partiden kopmak değildir. Burada ayrışıyoruz.

>> Ozkan Bey. Şimdi şu şöyle bir şey oldu. Delegelerden imza toplandı değil mi? Tegel yani sonuçta partinin kurultay iradesini omuzlarında taşıyan kişiler götürüldü. 900'ün üzerinde bir imza genel baş genel merkeze verildi. Sonuçta bu söylediğiniz örneklerden bir tanesi olabilir. Veyahut da eee tedbir kararının kaldırılması için ki parti hakkında verilmiş karar mücadele edildi. Bir arka kapı diplomasisinin olduğunu biliyoruz. Bazı milletvekilleriyle ben konuştum, anlattım. Nitekim Özgür Bey de teyit etti. Yani diplomasi, kurultay talebi, yargı kararına verim. Sizin de siyasi olduğunuz, yargı bulduğunuz kararı değiştirmek. Bunları yapan bir irade neyi düşünemedi de siz böyle olmalıydı diyorsunuz? Ne formülünüz? Onu söyler misiniz?

>> Söyleyeyim. Tabii tabii söyleyeyim. Şimdi Barış Bey şöyle düşünün. eee bu siyasi kararı verenlerin yani siyaset veriyor kararı ama yargı eliyle uygula diyor. Bu siyasi kararı verenler eğer istedikleri şeyi alırlarsa yani istedikleri şey bölünmeyse bunda da hem fikirsek biz bu oyunun figür oluruz. Korkum oyun kurucusu olmayız. Senaristi olmayız. Ana aktörleri olmayız. Figür oluruz. Aparatı oluruz. Dolayısıyla ben şunu ifade ediyorum. Evet, yargı kararını belirleyemeyiz. Evet, yargı kararı siyasi. Cumhuriyet Halk Partisi'ni bölmek için yapıldı. E, Cumhuriyet Halk Partisi bölünüyor işte. Amacına ulaştı. Amacına ulaşmasına engel olursanız oyunu bozarsınız. Amacına ulaşmaya, ulaşması için gereken adımları atarsanız o yürüyen sürecin aparatı gibi davranmış olursunuz. Bu yanlış olur. Yani şöyle bakalım meseleye. Bir Cumhuriyet Halk Partisi var. yerel seçimleri kazanmış, önemli bir başarı göstermiş. Ha bu arada ben Özgür Özel'i eee önceki genel başkanımızı eleştiren bir insanım. Dönem dönem çıkarırım, eleştiririm. Niye? Partide bazı işlerin yanlış gittiğini düşünürüm, eleştiririm. Ama saygı sırlarını aşmayız. Bizim kendi aramızda böyle bir kültürümüz vardır. Biz o kültüre uygun davranırız. Birinci parti olmuşsunuz. Butlan gelmiş ve biliyorsunuz ki partiyi bölmeyi hedefliyorlar. Çünkü Adalet ve Kalkınma Partisi kendi oyunu arttıramıyor. Yapabileceği tek şey kendisine en yakın partiyi bölebilmek. Bölerse bir amaca ulaşacak ve biz bugün bölünüyoruz. Şimdi kim karlı çıktı? Bu işi yapanlar karlı çıkmış olmuyor mu? Bu işi yapanlar amacına ulaşmış olmuyor mu? Ben diyorum ki biz onlara bu istedikleri şeyi niye veriyoruz? Yargı kararını değiştiremeyiz ama siyasi manevralarla bu kararı aşabiliriz. Nasıl aşarız? Delegeler imzaları topladılar. Doğru. Sonuçta dendi ki biz bu kurultayı yapamıyoruz. Olağanüstü kurultayı yapamıyoruz. Eylül'de kongre kararı alındı. Yani Eylül'de takvim başlayacak dendi. Eylül'de başlayan takvim Ocak ayında en kötü Şubat ayında kurultayla sonuçlanır. Yani 5 ay sonra, 6 ay sonra kurultay yapmak bir tarafta dururken hayır biz ayrılalım, yeni bir parti kuralım, büyük bir maceraya atılalım demek doğru mudur? Ben bunu soruyorum. Bence değil. Onun için diyorum ki ben Cumhuriyet Halk Partiliyim. Ben partimde kalacağım. Eğer bir derdim, sıkıntım, eleştirim varsa ki ben Kemal Bey'i eleştiriyorum. Açıkça eleştiriyorum.

>> Nesini mesela? Yani hangi hangi noktalar yaparım? Kemal olarak mücadele ederim.

>> Hangi noktaları? Hangi noktaları özellikle eee eleştiriyorsunuz Sayın Salıcıya? Nerelerde sıkıntı görüyorsunuz?

>> Anımsatayım, anımsatayım anımsatayım. Butlan geldikten sonra partiye polis müdahalesi oldu. Doğru mu?

>> Doğru.

>> Eleştirdim.

>> 9 arkadaşımız disipline verildi. Milletvekili eleştirdim. İl örgütlerinde görevden almalar başladı. Eleştirdim. Bunların partinin bütünlüğüne zarar vereceğini düşündüğüm için eleştirdim. Bazı kar yani kararın içeriğine girmedim bile. E şimdi bugün de eleştiriyorum. Bugün de yapılan eksikler var, yanlışlar var. Peki Kemal Kılıçdaroğlu seçilmiş genel başkanıyken yanlışlar yok muydu? O zaman da eleştiren arkadaşlarımız vardı. Onlar kötü müydü? Ondan önce Deniz Bey genel başkan yanlış kişiler yok muydu? Vardı. Onu eleştiren arkadaşlarımız kötü müydü? Yani her eleştiriye kötülük üzerinden bakarsak, her önümüzde hoşumuza gitmeyen işe hain yaftası yapıştırarak bakarsak yarın öbür gün birileri de Özgür Özel hain der. Bakın bu çok yanlış bir anlayış olur. Sizler için söylemiyorum. Siz sorduğunuz için size söylüyorum. Ama Kemal Kılıçdaroğlu'na hain demek olmaz. Özgür Özel'e hain demek olmaz. Onlar bizim korumamız gereken hem yapmış oldukları görev itibariyle hem de kişilikleri itibariyle. Cumhuriyet Halk Partilerdir. Biz dönüp de İsmetin Önü'yü birisi tartıştığı zaman ona çok kenarından bile bir şey söylediği zaman gönlü kırılan insanlarız. Sert bir şekilde karşılık veren insanlarız. Bugün 90'a yakın milletvekili arkadaşımız ağlayarak gidiyor. Ben bunu görmüyor muyum?

>> Öyle mi diyorsunuz?

>> Kalanlar da ağlıyor yani. Evet öyle. Evet. Öyle. İki gün önce bir arkadaşımızla konuşuyoruz. Abi ben gideceğim dedi. Dedim gitme. Anlattım. İk olmadı. Kalktık sarıldık gözleri doldu.

>> Peki şimdi ben bir de şunu merak ediyorum. Barış Terkoğlu'nun özel haberiydi.

>> Eee eee senin hakkında konuşuyorum farkındasın.

>> Farkındayım. Evet. Bir ben de bana bana da geliyor bu konuyla ilgili bir şeyler de yani sorular da onun için

>> sorular yağıyor şu and

>> dedi ki Barış ya bir gece saat 23'e 24'e kadar bu iki isim arasında Sayın Özgür Özerle Sayın Kılıçdaroğlu arasında bir iletişim hattı vardı. Eee bir arada değilse bile aynı çatı altında bulunarak bir sorunu çözme ihtimali doğmuştu. Ama sonradan bu hat koptu ve Barış'ın verdiği bilgiye göre hattı kopartan genel merkez tarafı oldu.

>> Evet. Evet. Özgür Özel de bunu doğruladı bu arada.

>> Bunu doğruladı. Şimdi bu hat kurulmuşken niye koptu? Eee, sizce Sayın Özelle Sayın Kılıçdaroğlu'nun CHP çatısı altında bir eee çözüm üretebilmesi mümkün müydü, olası mıydı? Bunu destekler miydiniz?

>> Kesinlikle desteklerdim. Önce onu söyleyeyim. Eğer Butlan kararı çıkmadan önce, Butlan kararı çıktıktan sonra siz dünden bahsediyorsunuz. Ben daha evveline gideyim. Butlan kararı çıkmamış. Ne karar çıkacağını bilmiyoruz. Eğer oturup konuşabilselerdi bir karar çıkacak sonuçta. Ama o karar mevcut yönetimin devamı olsa da Kemal Kılıçdaroğlu'nu dikkate alan, buttan çıksa da Özgür Özel'i dikkate alan. Bir formül üzerinde çalışılabilseydi, konuşulabilseydi butlan kararı etkisizleşmiş olurdu. Çıktıktan sonra da iş zorlaşmış olmasına rağmen yine de böyle bir görüşme trafiği anlamlı bir şekilde sonuçlanabilseydi o zaman gerçekten bütün bunları konuşuyor olmazdık.

>> Neden olmadı?

>> Ama konuşuyoruz. Şimdi ben diyorum ki biz bunu niye yapamadık?

>> Ben bundan dolayı üzgünüm. Ben de onu soruyorum. Neden olmadı? Ben de tam olarak onu soruyorum. Niye yapılamadı? Bunun için ağlayarak gidiyorlar. Neden olmadı? Muhataplara sormak lazım. Ama biz bu konuda yani milletvekili arkadaşlarımız için de söylüyorum. Birçok eee Cumhuriyet Halk Partili bu konuda inisiyatif aldı, konuştu, aracı oldu. Bir yere varılamadı. Yani ben burada şu noktada değilim. Bu çok kötü. Bu çok iyi. Ben bu noktada değilim. İkimizin iki kişi tarafın da sorumluluğu var. Benim de sorumluluğum var. Başka arkadaşlarımızın da sorumluluğu var. Parti bizim partimiz sonuçta. Kimse buradan isteyerek, güle oynaya, bayram günüymüş gibi davranarak gitmiyor ya da kalmıyor. Aileler bölündü biliyor musunuz? Yani evde anneyile baba kendi arasında bu konuda farklı fikirde.

>> Ozkan Bey şu an şimdi biz bunu niye yaşatıyoruz bu topluma ya? Bizim niye böyle bir hakkımız var? Nasıl böyle bir hakkımız oluyor?

>> Şu anda eee hani biraz önce Özleme'e önümüze soru yağıyor size. Ona bakarken yakalandım. Birlikte >> birlikte aynı çatı altında bulunduğunuz ismi bende kalsın. Hukukçu milletvekillerinden biri diyor ki Oğuz Kanalıcıa şunu sorar mısınız? Butlan kararıyla gelen yeni yönetim örgütleri görevden alıyor. Ben bunu Kemal Bey'e de sormuştum. Görmüşsünüzdür ama size şu anlamda soruyorum. örgütleri görevden alabiliyor, ihraç yapabiliyor. Partinin bir sürü bu anlamda Özgür Özel yönetimine karşı sayılabilecek, sizin de az önce yanlış buluyorum dediğiniz kararı alabiliyor. Fakat kendisine olağanüstü kurultay talebi geldiğinde hayır ben bunu yapamam tedbir kararı var. Diyor. Hukukçu milletvekili de diyor ki siz biraz önce dediniz ki e olağan bir kurultay yapılacakmış şubat, Mart değil mi? Siz o tarihlerde olabilir dediniz. Niye bunu beklemiyorsun dediniz. Size şunu soruyor. Diyor ki ya bütün bunları yapan yönetim olağanüstü kurultay yapamıyor ama nasıl olağan kurultay yapabiliyor? Burada bir mantık hatası yok mu diyor. Ne dersiniz?

Güzel soru. Şöyle söyleyeyim. Olağanüstü kurultay dediğiniz zaman hemen yapın diyorsunuz. Değil mi? Arkadaşlarımız da onun için olağanüstü kurultay istiyorlar. Keşke olsaydı ben de olağanüstü kurultay yapılması gerektiği kanaatindeydim. Bu badireyi hızlı bir şekilde atlatabilmek için.

>> Niye? Siz imza vermediniz ama.

>> Madem yapılamıyor.

>> Siz imza vermediniz ama değil mi? Araya giriyorum ama olağanüstü kurultayı için 111 milletvekili imza.

>> 111 milletvekilinin imzalamış olduğu şeye imza vermedim. Onu da gerekçesinde açıkladım.

>> 26 Temmuz'a kadar yapılması ile ilgili bir tartışma vardı. Ben o tartışmayı doğru bulmuyorum. Devamında sorarsanız da detaylarını anlatırım.

>> Evet.

>> Ama kurultay yapılması gerektiğini ilk söyleyenlerden birisiyim. Yani olağanüstü kurultay yapılması gerektiğini ilk ifade edenlerden birisiyim. Keşke olağanüstü kurultay yapılabilseydi. Olmadı. Olağan kurultay yapalım o zaman. Mesele şu. Olağanüstü kurultay bir an önce yapılacak. Olağan kurultayın bir takvimi var. Takvime yayılacak. Herhalde bu arada tedbir kararı da kalkar diye düşünüyor. Bu bir siyasi karar. Yani hukuka uygun bir karar ilan edildi diyemem. Bu da siyasi bir karar. Takvimi açıklamak, Eylül ayında açıklamak ve onu işte Ocak, Şubat'a sarkan bir takvimde yapmak da siyasi bir karar. Ben şunu söylüyorum ya Bülent Anış'la konuşabiliyoruz değil mi? Özgür Özel Bülent Anış da konuştu. Çıkışta dediler ki parti için meseleleri de konuştuk. Kemal Kılıçdaro'la konuşamıyoruz ya da konuşuyoruz sonuç alamıyoruz. Kemal Bey Numan Kurtulmuş'la konuşuyor. Özgür Özel'le konuşulamıyor arkadaşlar. Biz kurucu partiyiz. Biz 103 yıllık partiyiz. Bunu anlatmaktan da söylemekten de çok büyük bir gurur duyuyoruz. Kendi içinde konuşamayan, kendi sorunlarını tartışamayan bir parti olur mu? Kiminle konuşacağız? Kiminle konuşacağız? Tayyip Bey kenarda duruyor. Ellerini de böyle katlamış durumda. Avucunu avuç duruyor. Oh diyor ne güzel. Bak bölünüyorlar işte.

>> Şimdi 3 Ekim'de Yargıtay kararı var. 3 Ekime ertelendi ya herhalde çıkacak o gün bilmiyorum ama eee yani yargı sürprizlerle dolu bir mekanizmaya dönüştü. Çünkü eee her an her şey olabiliyor, erteleme olabiliyor, başka şeyler çıkabiliyor filan. Peki Yargıtay herkesi şaşırtacak bir şekilde ve şu andaki olağan akışa çok da uygun olmayan bir şekilde mutlak butlan kararını onamazsa ve Özgür Özel'i eee partiye geri döndürürse, e bu tarafta da bir hatta belki de iki siyasi parti kurulmuş ve bir yola çıkılmış olacak. Mesela siz nasıl bir şey beklersiniz böyle bir senaryoda? Ne olur?

Yekten söyleyeyim. Ben yine Cumhuriyet Halk Partisi'nde kalırım.

>> Onu anladık zaten. Çok net. Çok net. Benim kişiler düşünüyor.

>> Yani Özgür Özel genel başkanı olarak CHP'ye döndüğü senaryoda da ben yoluma burada devam ederim diyorsunuz.

>> Evet. Evet. Özgür Özel bizim genel başkanımızdı. Ben Özgür Özelle eee eleştirilerim oluyordu. Kemal Bey geldi. Sayın Kılıçdaroğlu. Kemal Bey'e yönelik eleştirilerim oluyor. Ben müzmin muhalif falan değilim. Ben yapılan yanlışları eleştiriyorum. Partinin bütünlüğünün korunmasını eee önemsiyorum. Bunu ta ben 45 Kasım kurultayından önce söyledim. Yani eee 2023 yılında eee yapılan kurultaydan önce söyledim. Dedim ki partide değişim olabilir. Genel başkan değişebilir. Soru şu: Partinin bütünlüğünü sağlayabilecek misiniz? Partinin bütünlüğünü sağlamak genel başkan değişimi kadar önemli bir şeydir. Hatta daha önemli olduğunu şimdi görüyoruz.

>> Bir yine bir arkadaşınız Oğuzan Bey. Ben sizin şu an size eee bu soruları sorulamayanlar

>> keşke keşke arkadaşlara getirseydiniz onlar sorsaydı. Evet. Evet.

>> Aslında şöyle davet ediyoruz gelmiyorlar. Kimse birbiriyle yayına çıkmak istemiyor. Öyle enteresan bir şey

>> ama şu, eee, Türkiye'de maalesef

>> çok hoş hoş bir durum olmaz diye düşünüyorlardır. Haklılar. Evet.

>> Maalesef Türkiye'de şu anda soru sormak da çok zorlaştı. Eee, o açıdan da hani ben

>> bu sorularla cevapları siz biraz önce dediniz ya bizim partimizin içerisinde bile yan yana gelinemiyor diye. Ben en azından soruları cevap verecek muhataplarıyla buluşturayım. Bir tanesi şunu atmış. Sizin oral 10 Aralık hareketinde yapmış olduğunuz tarihi de söyleyeyim. 12 Ocak 2010 Çorlu konuşmasını atmış ve siz orada yeni bir yeni parti mesajı veriyorsunuz. Yeni bir sol parti mesajı veriyorsunuz. Cumhuriyet Halk Partisi'ni çok ağır bir şekilde eleştiriyorsunuz. Ozkan Salıcı'nın bir dönem, o dönem Baykal tabii genel başkan bir dönem >> yeni parti için yola çıktığı CHP'yi şu an belki şu içeriği okumuyorum çok ağır eleştirileriniz var o günkü CHP yönetimine yaptığı ve yeni parti kurmalıyız. Bu parti CHP'den şöyle ayrışmalı dediği koşullarda 16 yıl sonra Oğuz Salıcı CHP'den ayrı parti ne olursa olsun kurulmamalıdır noktasına nasıl geldi?

Şimdi şöyle söyleyeyim. Eee, 2013 yılın 2013 değil o toplantının eee, 12 Ocak 2010.

>> Eee, >> ha tamam ben yanlış anladım o zaman. O

>> şimdi eee, 2010 yılında

>> 2000 2010 yılında eee, Oğuz Kaan Salıcı, bugünkü Oğuzan Salıcı değil. 2010 yılında Oğuzan Salıcı siyasi kültürü, siyasi birikimi artarak devam eden bir genç. Yani bunda ne gariplik görüyorsunuz. Yani Oğuz Kaan Salıcı sen 30 yaşında şunu söylemişsin. 54 yaşında aynı şeyi savunmuyorsun diye soruyorsunuz aslında bana.

>> Hayır insanların yaşamın ayrı parti kurabil. Bunda bir gariplik yok ki.

>> Yani ayrı ilkeleri için. Siz orada bazı ilkeler manzumesi tarif etmişsiniz o günkü konuşmanızda.

>> Tamam. Bugün

>> tamam

>> bu partinin içinde ben bu ilk >> ilkeler o ilkeler manzumesini ben sizi dinleyeyim çünkü ses eee

>> Evet. Evet. Biz geç gidip geliyoruz. Şunu söylemek istiyorum. İlkeler tarif etmişsiniz kendi siyasi ilkelerinizi. Ben artık bu partinin içerisinde savunamıyorum. Türkiye yeni bunları savunacak. Yeni bir parti lazım. Çünkü bu partide genel başkan adaylarını bile genel başkan belirlediği koşullarda izliyorsunuz. Bu lafınız çok önemli. 12 Ocak 2010 tarihinde

>> tamam

>> artık bu koşullarda bu partide olamayız diyorsunuz. Ben size niye o gün böyle düşünüyordunuz? Şimdi böyle düşünüyorsunuz diye yanlış anlamayın. Eleştirmiyorum. Demek ki

>> Hı hı. Hı hı.

>> özsel olarak ilkeleri savunmak bazen başka bir eee yol açıp o yolda yürümek de demek anlamına gelebiliyor. Bunu soruyorum sadece.

>> Ben bunu ben bunu kategorik olarak reddetmiyorum. Şunu söylüyorum sadece. Ben bir siyasi süreçten geliyorum. Yani 5 sene önce bazı konularda düşündüğüm gibi düşünmeyebilirim. Bunun açıklamasını yaparım, tartışmasını yaparım. Fikrimi değiştirebilirim. Bunda bir gariplik yok. Ama dün gece başka konuşup bugün sabah başka konuşamam. Hani bunda bir gariplik olur. İki, temel ilkeler konusunda eğer bir değişiklik yoksa aynı doğrultuda giden şeyler söylüyorsak adresler değişebilir. Kabul. Ama burada şu anda konuştuğumuz durumdaki örnekle 2010 yılındaki konuştuğumuz örnek maalesef örtüşmüyor. Yani şöyle örtüşmüyor. Bugün bir kurultay olmayacak denmiyor. Olağanüstü kurultay olmayacak deniyor. Olağan kurultay olacak deniyor. İkisinin arasında ne kadarlık bir fark var? 6 ay var. Örneğin. Şimdi diyorum ki bu 6 aylık süreyi siyasi ve bunun sonucu da ne olacak? Bir bir buçuk sene sonra biz bir seçim yaşayacağız. O seçimde de çok ciddi bir şekilde iktidarı alma imkanımız varken biz oyun dışına itiliyoruz.

>> Anladım. Siz bunun bunun sorumluluğunu bunun sorumluluğun yaşamaktansa

>> içeride kalıp bunu eee çözmek gerekirdi diyorsunuz. Bunun sorumluluğunu da sorumluluğunu da yeni parti kurulumu için ya bu bu arada herkes istifa ediyor bu akşam. Yarın Özgür Özel'in programını duymuşsunuzdur. Sabah önce bir videoyla yeni parti açıklayacak. Sonra Hacı Bayram Veli de cuma namazının arkasından dilekçe verilecek. Sonrasında da yeni eee yönetim eee gündeme gelecek. Böyle anlaşılıyor. Böyle anlattı programını. Birçok vekil eee istifa etti. Eee zannediyorum /çte ik'si eee çoğunluğu yani grubun öbür partiye geçiyor gibi gözüküyor. Bazı belediye başkanları sessiz. Eee bazıları e CHP'de kalmaya devam edeceklerini açıkladılar. En önemli isimlerden biri şüphesiz ki Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeyden Karalardı. Cemil Tugay'ın tartışmalı bir pozisyon olduğu söyleniyor. Bir anda böyle bir yine eee karmaşa farklı isimler. Siz mesela sürpriz istifalar ya da istifadan vazgeçmeler eee ya da CHP'li belediye başkanları arasında flash isimlerin CHP'de kalmayı tercih etmesi yönünde açıklamalar yapması. Böyle bir şeyler bekliyor musunuz? Bunu sorayım. Arkasına da ama iki grafik ekleyeceğim. eee Araya Araştırma Murat Kara'nın son dönemde kapattığı araştırma rakamları Yeni Parti, Özgür Özel'in yeni partisi olarak anılıyor. Eee araştırmanın içerisinde eee bu yarın kuruluşa açıklanacak olan siyasi parti ve o araştırmada tabii CHP'de 6 okuyla yer almış. Şöyle %29,1 kararsızlar dağıtılmadan önce AK Parti. Böylece partiniz aslında bütün araştırmalarda birinci parti çıkarken şimdi artık bütün araştırmalarda AK Parti birinci çıkmaya başladı. Eee, Özgür Özel'in yeni partisi 16,5. E 6 ok CHP, orijinal CHP %10 gözüküyor. Kararsızlar dağıtıldıktan sonraki versiyona baktığımızda da yine AK Parti %34,2, 19,4'ile Özgür Özel'in yeni partisi ve 6 ok 11,8 çıkıyor. Kimileri de diyor ki 3 puan bile alamaz eee CHP bu mutlak butlan yönetimiyle. İki soru. Bir flash isimler var mı? istifa ya da istifa etmeyeceğini açıklayacak. Siz ne öngörüyorsunuz? Sürprizler yaşanacak mı? İki, bu verileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

>> Yani ben sürprizler olduğunu görüyorum zaten. Hani bekliyorum da aynı zamanda olduğunu görüyorum da. Yani şu açıdan görüyorum. Eee, o kadar ciddi bir kararsızlık var ki birçok arkadaşımızda. belediye başkanı olabilir, milletvekili olabilir, başka bir pozisyonda olabilir. Şimdi kolay bir karar değil bu. Şimdi bunu kabul etmek lazım.

>> Yani koskoca Cumhuriyet Halk Partisi'nden, Özgür Özel'in deyimiyle baba ocağından, bazı başka arkadaşlarımızın dediği gibi ata ocağından ama sonuçta bir ocaktan bahsediyoruz. ayrılmak, gitmek, ne kadar teorik olarak altını doldurursanız doldurun, kendi gerekçelerinizin doğru olduğunu düşünürseniz düşünün, insan evladı olduğumuz için bir kişinin öyle kolay kolay yapabileceği bir karar değil, verebileceği bir karar değil. Bütün ömrü Cumhuriyet Halk Partisi mücadelesine geçmiş insanlar var. Şimdi dolayısıyla çok sürpriz. Yani sürpriz derken kamuoyunun sürpriz olarak gördüğü kalmalar ya da gitmeler olabilir. Bu çok anlaşılır. Eee ben bunun devam edeceği kanaatindeyim ama sonuç nereye varacak? İşte az önce siz bazı rakamlar verdiniz. Eee Arayan'ın yapmış olduğu eee araştırmanın sonuçları itibariyle. Yani maalesef bu araştırmanın sonuçları bugün itibariyle doğruyu yansıtıyorsa ki Murat Karan işini iyi yapan anket firmalarından bir tanesidir. Bir bir arkadaşımızdır. Eee aslında benim anlattığım şeye geliyor. Yani Cumhuriyet Halk Partisi 11.8 12 puan gibi bir oy alacak. Eee Özgür Beylerin kuracağı yeni parti yeni parti diyelim adına %19,5 20 diyelim 20 %20 civarında bir oy alacak. E şimdi mevcut seçmenin mevcut destekleyen eee yerel seçimde de bize oy veren vatandaşlarımızın oyunu ikiye bölmüş oluyoruz. Bir tarafta az kalıyor, öbür tarafta çok kalıyor, bir tarafta 5 kalır, öbür tarafta ya biz son seçimlerde cumhurbaşkanlığı seçimlere 1,5 puanla kaybettik seçimi. Yani böyle Bolkeseden sosyal medyada ben görüyorum. eee yorumlar yapılıyor. Eee ifadeler ortaya dökülüyor ama o işin yükünü biz taşıyoruz, görüyoruz. Sorumluluğunu da taşıyoruz. Tabii buradaki %1 oyun ayrılması bile çok ciddi sonuçlar yaratır. Sonra kalkıp gidip başka bir siyasi partiyle aynı ittifakın içinde bulunmanız gerekecek. Eğer varsa öyle bir siyasi parti. Şimdi bu bunlar çok olumsuz sonuçlar yaratacak işler. Şimdi mesela bu söylediğiniz teze eee Fatih Altay'nin yazısını okudunuz mu bilmiyorum ama diyor ki eğer Özgür Özel eee Cumhuriyet Halk Özgür Özel Cumhuriyet Halk Partisi'nde Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinin altında kalmayı kabul etseydi ve CHP diyelim ki yarın Erdoğan'ın ilan ettiği bir erken seçime girmek zorunda kalsaydı %13 %15 bandında kalacaktı. Anketler böyle söylüyor ve bu söylediğiniz kitle başka partilere gidecekti diyor. Buna ilişkin yapılmış anketler de var. Özgür Özel'in kendisinin siz de mutlaka dinlediniz o grup toplantılarında mayıs 2023'ten sonra partimiz %13'lere, %15'lere düşmüştü. Seçmen bizden uzaklaşmıştı. Biz Kasım kurultayıyla geri çevirdik dediği bizzat Özgür Özel'in kendi söyledikleri var. Eğer sizin söylediğiniz gibi eğer partide bu kırılma anına götürmeseler de Cumhuriyet Halk Partisi'nin gerçekten olduğu yerde duracağını, o seçmenin yani Özgür Özel'in aldığı %30'un üzerindeki oyun yine partinizde kalacağına inanıyor musunuz?

>> Şimdi Barış Bey, eee ben siyaset bilimciyim ve bu anket meselelerini de biraz anlarım. eee varsayımsal soru sorarsanız hata payınız çok daha yükselir. Yani eğer Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığı altında Özgür Özel olsaydı birinci varsayım. İkinci varsayım bir erken seçim yapılsaydı 3üncü varsayım kimlerin aday olacağını bilmiyoruz ama partinin oyu %13 küsur olurdu. Yani bu şöyle bir şey oluyor. Eee, iyi ki kazandık Kurtuluş Savaşı'nı ama Sakarya Savaşı'nı kaybetseydik ne olurdu gibi bir şeye benziyor bu. Şimdi bu kadar varsayımı bir araya getirip bir ankette soru olarak sorarsanız buradan sağlıklı bir cevap beklemeyin. Hatta daha ileriye gidip söyleyeyim. Özgür beyler bugün itibariyle partilerini kurmuş değiller. Parti kurulur, kadroları ortaya çıkar. Ondan sonra sorarsanız bu parti işte genel başkanı kim, yöneticileri kim, e merkez partisi mi, merkez sağ parti mi, merkez sol parti mi? Siyasette temsil ettiği alan ne? Bu partiyle ilgili ne düşünüyorsunuz? Derseniz daha sağlıklı bir sonuç almış olursunuz. Az önce bakmış olduğumuz cevaplarda eee bunların arasında da varsayımsal şeyler var kabul ama üç tane varsayımı kabul ettikten sonra soru sorup oradan sağlıklı bir cevap beklememek lazım.

Peki ben başka bir noktaya getireyim konuyu. Şimdi Ankara'da bir baskın seçim, bir erken seçim senaryosu uzun süre konuşuldu. Geride kaldı galiba. Öyle anlıyorum, bilemiyorum. Ama Ankara'da yine Ankara merkezi bazı yargı operasyonları konuşuluyor. Şimdi de bunların bir bölümü Büyükşehir Belediyesi'ne yönelebilir. Bir bölümü bizzat eee Özgür Özel'e yönelebilir. Nasıl bir tutum takınırsınız bu senaryolar hayata geçerse eee ikinci olarak da Bahçeli'nin bugün yeni kurulmakta olan bu siyasi parti ile ilgili bir hazine yardımı çıkışı oldu. Siz ben biliyorum Türk siyasetinde mecliste de Ankara'da da Sayın Bahçeli'yi en iyi tanıyan, en eee net analiz eden siyasetçilerden, milletvekillerinden birisiniz. Ne demek istemiş olabilir sizce Sayın Bahçeli? Yani ne dediğini bir hatırlatalım. CHP içinden yeni bir parti çıkıyor. Uzun süredir bunun da sinyalleri zaten var. Kaç milletvekilinin gideceği ile ilgili de kamuoyunda çeşitli listeler yayınlanıyor. 80 diyen var, 90 diyen var ama sonuçta yeni bir parti kuruluyor. Bunun yanı sıra diğer bir tartışma konusu da mal varlığının nasıl taksim edileceği konusudur. Madem CHP içinden yeni bir parti çıkıyor ve CHP'nin de sahip olduğu binalar, makam araçları gibi varlıkları mevcut partide kalıyorsa böyle bir durumda 2026 yılında hazineden CHP'ye ödenen 1 milyar815 milyon liradan CHP'den ayrılarak Yeni Parti'ye geçen milletvekili sayısı oranında hazine yardımından pay aktarılması etik olandır. Barış bunu şöyle yorumladı. dedi ki ya yani bu regülasyonlar ve yasalar açısından imkansız. Sayın Bahçeli de bilir bunun imkansız olduğunu. Kaç yıllık genel başkan siyasetçi. Ama demek istiyor ki dedi Barış ben bu siyasi partiyi meşru bir siyasi parti olarak görürüm. O kadar meşrudur ki bir devlet hazinesi yardımı dahi alması icap eder. Acaba bu sorduğum sorunun birinci bölümüyle alakalı bir çıkış mı? Ankara merkezli bazı operasyonlar mı konuşuluyor? Yoksa ne demek istedi? Bahçeli iki boyutuyla da soruyu ele alırsanız.

>> Şimdi önce ikinci sorudan başlayalım isterseniz. Sayın Bahçeli eee bir siyasi analiz yapmış. Tabii ki Sayın Bahçeli yasaların neyi söylediğini, hangi siyasi partilere devlet yardımı yapılacağını biliyordur. Ama eğer Sayın Bahçeli'nin açıklamasını eee çok ciddiye alır konuşursak yani Aahtar Parti ve Zafer Partisi İyi Parti'den ayrıldı değil mi? İyi Parti'den çıktı.

>> Doğru.

>> İyi Parti'nin onlara borcu var. İyi Parti de MHP'den ayrıldı.

>> Doğru.

>> Onun da oraya borcu var. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Saadetten alacağı var. Hepsi de günün sonunda 1940'lara dönelim. Cumhuriyet Halk Partisi'nden alacaklı gibi bir durum ortaya çıkar. Bu takdir edersiniz ki bu makul anlaşılır bir şey değil. Eee daha ciddi meseleler üzerinden bakmak lazım. Bu siyaseten söylenmiş bir laf olabilir.

>> Bunu bir kenara koyalım. İki, şimdi yeni kurulacak olan siyasi parti ile ilgili bir meşruiyet tartışmasını ben doğru bulmam. Siyasi partiler yasasına uygun bir şekilde götürüp dilekçenizi verir, kurucularınızı gösterirsiniz. O siyasi parti meşrudur. Kimse o siyasi partiyi meşru olmayan sözlerle itham edemez. Böyle böyle bir şey olmaz. Bizim itirazımız siyaset tarafına yani bu mücadeleyi aynı çatı altında beraber verebilme çabası. Benim itirazım bu ama kalkıp da orası gayrimeşru bir yapıdır, gayrimeşru işler vardır filan. Bunu kimsenin söylemeye hakkı yok. Ankara merkezli operasyonlara gelirsek eee biz zaten son dönemlerde sık sık operasyonlarla muhatap olan bir siyasi partiyiz arkadaşlarımız.

>> Evet.

>> Şimdi şunu söyleyeyim. siyasi partilere ya da siyasetçilere operasyon yaparak onları toplumun gözünden düşürmeye çalışmanın hiçbir anlamı yok. Bunun bir sonuç alması da mümkün değil. Hatırlarsanız bir süre önce, bir yıllar önce hep şu konuşulurdu. Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarından önce siyasi partilerin kapatılması konusu konuşulurdu. Bu siyasi parti kapatılmalı, şu siyasi parti kapatılmalı ki kapatılan birçok siyasi parti var bizim siyasi tarihimizde. Adalet ve Kalkınma Partisi iktidar oldu. İktidardayken 6ıya 5 kapatılması oylandı Anayasa Mahkemesinde. Şimdi bunların bir sonuç vermediği, siyasette bir seçenek üretmediği ya da bir siyasi hareketin önünü kesmediğini herkes görüyor. Öyle operasyon yaparak filan siyasetçinin önünü kesemezsiniz. Yani Ankara'ya, Ankara'da Ankara merkezli milletvekillerine, belediye başkanlarına, başka bir yerlere yapacağınız operasyonlarla ne iktidar kendi ömrünü uzatır ne de biz bir arada durduğumuz sürece ne de iktidar istediği sonuçları alabilir. Onun için bunlar beyhude işler. Bunlardan kimse bir şey beklemesin. Öyle bir durum olduğunda o operasyonlara maruz kalan arkadaşlar kimlerse onların yanında durmak da bizim boynumuzun borcudur.

>> Barış var mı? Şu eee şöyle yorumlar. Bu 3ün yol hareketi vardı. Biraz önce de ifade ettik. Onları aradım. Bu yeni parti kurma kararından sonra sizin gibi partide kalmaya karar verenlerden bir tanesi dedi ki ismini vermeyeyim çünkü rızası yok. Biz partimizde kalacağız. parti içi muhalefeti örgütleyeceğiz ve Kemal Kılıçdaroğlu'na karşı yani bu uygulamalara, bu eleştirdiğimiz uygulamalara karşı tavır alacağız dediler. Doğal olarak ben şunu sordum. Bir lider adayınız var mı diye. Şimdi şöyle bir algı var. CHP'de bu kalan isimlerden örneğin Muharrem İnce'nin adı geçti. Örneğin başka isimlerin adı geçti ama sizin de adınız çok sık geçiyor. Çok net sorayım. Cumhuriyet Halk Partisi'nde kalıyorum sözünden sonra ben genel başkan adayıyım diyor musunuz?

>> Eee, Barış Bey, eee, bu sık sorulan sorulardan bir tanesi.

>> Evet.

>> Ama bugün de soruluyor. 6 ay önce de soruluyordu. Bir yıl önce de soruluyordu. 3 yıl önce de soruluyordu.

>> Ama şu an sorulmasının bir an daha yapıyoruz.

>> Şu an sorulmasının

>> tam da tartıştığımız konu itibariyle ayrı bir tarihsel anlamı var.

>> Evet. Şimdi eee önümüzde birkaç hafta içinde bir kurultay görünmüyor. Biz kurultay ihtimalini konuşuyoruz. İşte Eylül takvim başlayacak, sonra devamı gelecek.

vesaire diye konuşuyoruz. Ya da bir olağanüstü kurultay kurultay olsaydı iyi olurduyu konuşuyoruz.

Mesele Oğuz Kaan Sılıcı'nın genel başkanlığı filan değil. Özgür Bey arkadaşları, milletvekillerimiz partide kalsınlar. O bütünlük bozulmasın. Oğuz Kaan Salıcıda genel başkan adayı falan olmasın. meseleyi çözelim. Bizim için önemli olan siyasi mücadelenin başarıya ulaşması. Bazı eleştirilerimiz var. Bu eleştirileri yerine getiriyoruz diye bunun arkasından hemen bir genel başkan adaylığı ortaya koymanın çok bir anlamı yok. Hani siz bu soruyu eee sordunuz ama tabii ilk defa sorulan bir soru olmadığı için bunu söylüyorum. Burada önemli olan şey mücadelenin bütünlüğünü bozmamak. Beraber olalım, büyük olalım, iktidar olalım. Ben genel başkan adayı olmayayım. başka bir arkadaşımız olsun. Şerefli Cumhuriyet Halk Partisi mücadelesini iktidarla sonuçlandıracak birçok arkadaşımız var. Meseleye daha bütünlüklü, daha yukarıdan bakalım diye söylüyorum.

Peki son olarak bir gelişmeyi aktarayım. 4 dakikam kaldı. Bir yorumunuz olursa onu da alayım. Sıcak bir gelişme. Yeni partinin kurucusu olan milletvekilleri, kurucusu olacak olan milletvekillerinin bütün istifa işlemleri bu dakika itibariyla tamamlandı. Eee, yarın sabah bütün o kurucu milletvekillerini isim isim öğrenmiş olacağız. Bu arada Tuncay Özkan e özellikle tüm süreçlerde Sayın Kılıçdaroğlu'na çok ama çok yakın olmuş bir milletvekili Tunca Özkan. O da Özgür Özelle yola devam edecek. Profil fotoğrafını değiştirdi. Sadece İzmir milletvekili olarak şu anda profilinde eee unvanını yazdı. O da artık CHP'de değil. O da istifa etti demek ki. da kurucular kurunda olacak. Başarılar dilemek ister misiniz? Yolları açık olsun mu dersiniz ya da ne dersiniz?

Eee, ben hukukumuzun bozulmaması gerektiği kanaatindeyim. Birbirimizle sert, olumsuz tartışmalara girilmemesi gerektiği kanaatindeyim. Yani söylediğiniz sözler üzerinden söylüyorum. Ben hala ayrılmanın doğru olmadığını düşünüyorum ama eğer bir ayrılma kaçınılmazsa, kaçınılmaz bir şekilde gerçekleşiyorsa ki öyle görünüyor. eee bundan sonraki sürecin böyle kavgalı, tartışmalı bir boşanma gibi değil anlaşmalı bir ayrılık gibi olması gerektiği kanaatindeyim ve yarın öbür gün tekrardan bir araya gelebilmenin koşullarını ortadan kaldırmadan birbirimizin yüzüne bakabilecek bir durumla devam etmemiz gerektiğini söylüyor düşünüyorum. Çünkü biz aynı dünyanın insanlarıyız. Aynı mücadeleyi veren insanlarız. çatıların ayrılmış olması bizim fikirsel yakınlığımızı, bir aradalığımızı bozmamalı. Bu mücadele devam etmeli diye düşünüyorum. Yarın öbür gün arkadaşlarımız tavır değiştirebilirler. Başka şekilde davranan arkadaşlarımız olur. Bu fırsatı kaçırmadan yani birlikte olma fırsatını kaçırmadan bu mücadelenin ortaklaştırılması gerektiği kanaatindeyim.

Çok teşekkür ediyoruz Sayın Oğuz Salıcı. CHP Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul milletvekili bizimle birlikteydi. Kendisi 6ı ok e CHP'sinde yola devam edecek olan siyasetçilerden biri. Ama bu gece de anlattığı üzere Kılıçdaroğlu yönetimine de eleştirel bakışımı korurum. Her zaman birlikten, beraberlikten yanayım dedi. Sorularımızı yanıtladı. Sağ olun efendim. Sizi uğurluyoruz. Eee bu kuşakta eee katılımınız için tekrar teşekkür ediyoruz.

Sağ olun. Teşekkür ediyoruz. Kısa bir araya gidelim. dönüşte çözüm sürecini konuşalım. Gaza basılıyor galiba süreçte. İlginç gelişmeler var. Numan Kurtuluş'un liderler turu var. Eee, anayasayla ilgili olarak yasal düzenlemeler geliyor meclise. Altantan eee ve İyi Parti'den Selçuk Türkoğlu bizimle birlikte olacak son kuşakta.

Hakan Çalhanoğlu.

Hakan orta sahada ilerliyor. Tüm gözler Hakan'a çevrildi. Kayarak müdahale. Nefesler tutuldu. Haydi Hakan. Hakan şut ve gol.

Her zaman şampiyon olamayabilirsin ama ödemelerini Troy Golu kartında yaparak her zaman ülkene kazandırabilirsin.

Troye. Türkiye'miz seninle kazansın.

Beko'dan ezberleri bozan 360 soğutma teknolojisi tazeliği dolabın tamamına eğar. Yiyeceklerin %30'a kadar daha uzun süre taze kalmasını sağlar. Şimdi BEO'da 74 cm ve üzeri geniş hacimli buzdolabı alışverişlerine Power Clean 1.0 şarjlı dikey süpürge hediye. Detaylar Beko mağazaları ve beko.com.tr'de.

Oradan kes, buradan kes. Bize bir şey kalmadı.

Bizde makas aralığı çok. Her işlemde çok kesinti oluyor.

Yok mu bunun bir çaresi?

Var. DCMyatırım.com.tr. Gereksiz kesintiler yok. Minimum makas oranlarıyla paritelere altın, gümüş ve dünya borsalarına kolayca yatırım yapmak var. Geleceğime yatırım. Geleceğime yatırım.

Aracınızı satmak gözünüzde mi büyüyor? Otobit.com'a girin. Aracınızı açık artırmada gelen en yüksek teklife satalım.

Bitte böyle. Otobitte.

Evlenecekler evini yenileyecekler. Müjde benim param kıymetli diyenler bize bakın karlı çıkın. Düğün paketleri 6380'den başlayan taksitlerle. Modaliif.

Türkiye'nin 81 ilinde doğan inşaat güvencesi Doğan İnşaat olarak İstanbul başta olmak üzere Türkiye'nin 81 ilinde villa inşaatı, komple villa tadilatları, yenileme projeleri ve anahtar teslim yapı uygulamalarında profesyonel hizmet sunuyoruz. Mevcut villalarınızı A'dan Z'ye yenileyerek modern yaşam alanlarına dönüştürüyor. Sıfırdan Villa projelerinizi ise uzman kadromuz, güçlü ekip yapımız ve kaliteli işçilik anlayışımızla hayata geçiriyoruz. Ege sezonunun sona ermesiyle birlikte villalarınızı yerinde inceleyerek projelerinizi planlıyor, tadilat, ruhsat ve resmi süreçleri titizlikle yöneterek çalışmalarımıza başlıyoruz. İstanbul merkezli hizmet ağımız Şile, Balıkesir ve Aybalık Altınova şubelerimizle güçlenirken Türkiye'nin her noktasındaki projeleriniz için yanınızdayız.

Hayatta herkesin bir duruşu vardır. Sokakta >> nereden geldi? Alıyoruz. Çarşıda >> kardeşler görüyor musun >> arkadaşlar? >> Pazarda, kahvede, >> iş yerinde, hayatın her köşesinde bizi biz yapan o duruş ve tavrımızdır. >> Ben İsmail Küçükkaya. Bundan böyle tavır gazetesindeyim. Gelin tavrımızı hep birlikte koyalım.

Arabanı arabam.com'a değerinde tren sat. hesap.com'dan kredinin hesaplısı. Şimdi hesap.com'a gir. Mobilden Akbank müşterisi ol. %0 faizli, 3 ay vadeli. Toplamda 100.000 liraya varan hesaplı nakit fırsatını kaçırma. Hesap basit. Hesap basit.

Bu otel harika.

Evet. Ve geceliği sadece 13.500.

Ne? Ben 6750'ye tuttum. Trivago'ya bakmadın mı?

Trivago'ya bakmalısın.

Trivago'ya bakarak %50'ye kadar tasarruf edebilirsin. Otel mi? Trivago.

OPED Ultra Force motorun silindir duvarlarında ince bir koruma kalkanı oluşturur. Sürtünmeyi %48'e kadar azaltarak aracınızın performansını arttırır. %48'e kadar daha az sürtünmeyle koruyucu performans için Opet Ultra Force.

Evet, Barış Özlem programının son kuşağındayız efendim. sözlü televizyonunda saatler 23'ü gösteriyor. Artık ilk 3 eee saat içerisinde kuşakta iç siyaseti konuştuk ve genellikle aslında muhalefet mahallesinin içerisindeki eee durumu anlamaya çalıştık. Cumhuriyet Halk Partisi, yeni parti, yeni kadrolar, istifalar mı geliyor? Yarın ne olacak? Çünkü yarın Özgür Özel yeni partiyi açıklayacak artık kurucular kuruluyla beraber. Dolayısıyla meseleyi eee masaya yatırdık tüm taraflarıyla. Hem Kılıçdaroğlu yönetimi ile birlikte yol yürümeyi tercih eden Auzkan Salıcı bizimle birlikteydi. Hem eee Sayın İlhan Cihaner, Cumhuriyet Halk Partisi parti Meclisi üyesi ve o Onur Alp Yılmaz'la birlikte eee iç siyasetin bu cephesine baktık.

Şimdi isterseniz biraz Cumhur İttifakı tarafına geçelim ve iktidar tarafından bir süredir paradigma değişikliği tabiriyle yürütülen terörsüz Türkiye eee yerli ve milli çözüm süreci. Onlar böyle demişlerdi. Komisyon kuruldu. Haftalarca dinlemeler yaptı. Bir ortak rapor yayınlandı. Sonra aniden sanki hiç süreç yokmuşçasına eee bir devre arası verildi. Eee bir frene basıldı. Ama anlaşılan geçtiğimiz haftadan itibaren süreç yeniden hız kazanacak. Süreci konuşacağız. Yeni yasa ne getiriyor? Çıkacak mı? Eee çözüm süreci maksat hasıl olacak mı? Maksat neydi? Zaten bütün bunları anlamaya çalışacağız. Hem eee eski milletvekili Altant'tan bizimle birlikte İstanbul stüdyoda yerini aldı. Hem de İyi Parti Bursa milletvekili Selçuk Türkoğlu benimle beraber. Bizimle beraber. Selçuk Bey'e de hoş geldiniz diyelim. İyi akşamlar efendim.

Hoş bulduk. İyi akşamlar. Meclisten Ankara'dan selamlar.

Tabii doğru. Meclis genel kurulu devam ediyor. Yasa konuşacaksınız çünkü haklısınız Sayın Türkoğlu. Peki o zaman hemen başlayalım. Barışcığım istersen sen başla. Altan Bey bizimle beraber. Eee Ankara'da da meclis eeki makamında Selçuk Bey bizimle beraber. Çözüm sürecinde, süreç yasalarında ne aşamadayız? Uzun bir aradan sonra DM Parti İmralı'ya gitti.

Evet. Şimdi eee Selçuk Bey önce oradan başlıyorum.

Olur.

Selçuk Bey, Musavat Bey Numan Bey'le görüştü.

Doğru. Ve eee sanırım benim okuduğum açıklamalar içerisinde tek tepki veren değil mi? Musat bunu desteklemiyoruz desteklemiyoruz diyen ve sert bir şekilde de bunu söyleyen partinizin genel başkanı Musavat Bey oldu.

Şunu merak ediyor kamuoyu. Y sonuçta çerçeve yasa, çerçeve yasa, çerçeve yasa diye konuşuyoruz ama Numan Bey bunun ne olacağı konusunda hani siz karşısınız sonuçta. Numan Bey de bunu kabul edin diye geldi oraya. Bunun içeriğinin ne olacağı konusunda, yasada topluma ne sununacağı konusunda, meilse ne geleceği konusunda. Yani sizin neye karşı oldunuz? Kendisinin ne istediği konusunda şu an sonuçta toplumun bilmesi gerekiyor bunu. Bir şey söyledi mi?

Teşekkür ediyorum. eee öncelikle hiçbir şey söylemedi.

Eee aynı gün eee yani çarşamba günü bizim grup toplantımız vardı ve Sayın Genel Başkanımız Müsavat Dervişoğlu grup toplantısında o gün saat 13.00'te e Sayın Kurtulmuş'un e bu süreçle alakalı parti ziyaretlerini yaptığını ve birde de bizi yani Sayın Genel Başkanı ziyaret edeceğini eee ne olursa olsun eee bütün soruları soracağını ve bütün cevapları eee bütün şeffaflığıyla ve açıklığıyla ta en başından beri böylesine hayati önemli bir sürecin mutlaka Türk milletinin gözünden kaçırılmadan kapalı kapıların ardından hiç hiçbir şey konuşulmadan olamayacağını, ne konuştuğunun tamamını da eee hemen eee milletimizle ve kamuoyuyla, basınla paylaşacağını peşinen ve önceden ifade etmişti. Eee 45 dakika 50 dakika civarında bir görüşme oldu. E ve görüşmenin neticesinde Sayın Genel Başkan görüşmenin detaylarını eee izah etti. Merak edilen soruda aynı sizin sorduğunuz gibi eee ne getirildi size? Eee kastedilen bu işte 12 madde deniyor. Bilmiyoruz kaç madde olduğunu. Bunların içeriğinin ne olduğu soruldu. Bununla ilgili Sayın Kurtulmuş genel başkanımıza yani grubumuza eee herhangi bir bilgi vermedi. Eee çalışmanın devam ettiğini, hazırlıkların devam ettiğini gibi o genel bildik eee işte bu malum komisyon bize göre korsan komisyon oluşurken söylenen genel geçer ifadelerle bir cevap verildiğini söyledi. eee, Sayın Genel Başkan, içerikle alakalı hiçbir şey söylenmemesini, eee, esasen topyek yani, eee, biz bu bilgileri nereden alıyoruz? Ne Cumhur İttifakı'ndan alabiliyoruz? ne de eğer e süreçle alakalı bir eee güvenlik bürokrasisinden tabiri caizse devletten bir bilgi gelmediğine göre biz bu bilgileri daha ziyade eee işte eee demin açıklamalarından, Kandil'den, İmral'dan ve eee örgüte yakın eee yayın kuruluşlarında yapılan açıklamalardan öğreniyoruz. Türk kamuoyu da zaten oradan takip ediyor. O nedenle eee topyekün eee devletin sanki e bir eee savaşı, mücadeleyi kaybetmişine sanki diz çökmüşçesine eee dayatılan şartlarla ve bir dayatmayla kurulan eee bu komisyonun yani İmralı tarafından dayatılan bu komisyonun eee yaptığı çalışmaların eee topuna birden zaten mantık olarak karşı olacağımızı ifade etti. Basının eee sorularına cevap verdi. Yani o gün bize eee hiçbir maddesinden ve içeriğinden bahsedilmedi.

Peki ben de o zaman Altan Bey'e döneyim. Çözüm süreci nedir? Bir devlet projesi midir? Eee ve ne bekleniyor çözüm sürecini? Yani maksat hasıl olursa olduğunda ne değişmiş olacak Türkiye'de? Bir de deniyordu ki hep Ankara'da ya AK Parti bu işe çok da sıcak bakmıyor. Bak Sayın Cumhurbaşkanı reis hiç konuşuyor mu? Bak hiç şey yapıyor mu falan yani. Eee yani içselleştirmedi canım daha eee işte külliye bu işi falan deniyordu. Böyle hep bir geride duran eee bir AK Parti fotoğrafı var. Doğru mu bu?

Bence tam olarak doğru değil. Bu bir siyasi zamanlama, bir temkin. seçimlerle alakalı bir yani bu önümüzdeki sürece bağlı yani zamanlama derken onunla alakalı bir duruş

yani oy kaybederiz endişesiyle çok da böyle

şimdi oy kazanırız veya kaybederiz endişesi bütün siyasi partilerde vardır ama bu iş onun ötesindedir. Çünkü 2013 yılında yürütülen bir süreç vardı. Ben o sürecin de içindeydim. maalesef işte başarılı olamadı o tarihte. Bunu da çok konuştuk. Yani niye başarılı olmadı? Nasıl oldu? İşte kimler müdahale etti? Kimler istedi, kimler istemedi? Ve sonuçta işte o tecrübenin getirdiği bir temkin var, bir dikkat var. Bir de işte seçimler en erken 202'nin sonbaharında yani Ekim, Kasım olarak tahmin ediliyor, öngörülüyor. Onunla ilgili bir zamanlama var bana göre. aksayan, bekleyen, bozulan bir şey yok. Böyle spot cümlelerle konuşayım. Yine tekrar bana göre, görebildiğim kadarıyla, anlayabildiğim kadarıyla süreç doğru bir şekilde ilerliyor. Yine tekrar bana göre diyeyim, sonuca da varacak.

Nedir işte o? Yani

işte şimdi onu anlatacağım.

Bunu da baştan beri konuştuk biz. Yani nedir bu süreç? İşte birilerine göre eee Türkiye'nin bölünmesidir. Teröre prim verilmesidir. Taviz verilmesidir. Hatta hatta o kadar ileriye götürdüler ki işte Suriye'de bir Kürdistan kurulacak. Türkiye işte bunun ön hazırlıklarını yapıyor burada vesaire vesaire. Öbür taraftan da yine bazı Kürt siyasetçiler işte ne oldu da peki kesilah bırakıyor. Peki 40 senedir niye bu süreç böyle devam etti? Ne aldınız? Niye işte bugün böyle bir sürece giriyorsunuz? Ortada hiçbir somut bir şey yok. Yani Kürtler açısından, demokratikleşme açısından veya beklenilen tırnak içinde haklar açısından hiçbir somut bir şey yok. Yani özetlersek bir taraf ülkeyi satıyorsunuz, bölüyorsunuz, Kürdistan kuruyorsunuz dedi diyor. Bir tarafta işte siz hiçbir şey almadan, hiçbir şeyi çözmeden körü körüne teslim oluyorsunuz diyor. Bence ikisi de değil. Süreç iki boyutludur. Bir PKK'nin tasfiyesi. Yani bu askeri kanadının tasfiyesi. Yoksa PKK siyasi olarak buharlaşmıyor. İşte mecliste bir partisi var. Bunu Türkiye içinde ve Türkiye dışında uzantıları var. Ama bu işin silah, şiddet, terör kısmı bitiyor. Tasfiye ediliyor. Bu bir devlet kararı mı? Bana göre devlet kararı bana göre. E peki devlet eğer bu işi böyle çözebiliyorduysa yani istediği zaman bu işi bitirebiliyorduysa niye bugüne kadar bekledi veya bu mesele niye 40 yıl sürdü? Gerçekten

bu başka bir tartışma konusudur. Ben bu konuda da fikirlerimi çok arz ettim kamuoyuna. Yani milletvekiliyken de

ikinci soru da şudur. Peki PKK eğer bu noktaya geldiyse veya gelebiliyorduysa niye 10 sene evvel, 20 sene evvel, 30 sene evvel bu noktaya gelmedi? Çünkü Abdullah Öcalan'ın da yaptığı konuşmalarda işte ben 1990'dan beri bu işi bitirmek istiyorum. işte kaç sefer devletle görüşmelerimiz oldu ama bir siyasi irade ortaya çıkmadı gibi ipucu sayabileceğimiz hatta ipucunun da ötesinde çok açık beyanlar var. Bu başka bir tartışma konusudur. Uzun bir tartışma konusudur ve bunu Türkiye'nin önümüzdeki siyasi tarihi bunu tartışacaktır. Ama siyaset felsefe değil. Siyaset sadece polemik de değil. Siyaset dedikodu da değil. Siyaset sadece magazin de değil. sonuç alma sanatıdır. Nedir o? Bugün geldik bir noktaya. Bu noktada artık şu veya bu sebeple ne olursa olsun ki bunları da konuştuk epeyi. Yani dünya dengeleri, Ortadoğu dengeleri, Türkiye'deki siyasi dengeler, bu işin bu şiddet, terör, silah kısmı bitecek. Peki bitecek mi? Bana göre bitecek. Devlet de kararlı. İşte PKK'nin lideri de kararlı. Den Parti de onun dışında bir şey yapmıyor, yapamıyor. Yani yapmak zorunda kalıyor bütün bu karar doğrultusunda hareketlerini. Bu işin birinci boyutu silahların susması, geçmişte eline silah alan kişilerin bir şekilde toplumsal hayata kazandırılmaları. Birinci aşaması şu an yapılan iş bu. Yoksa bu Kürt sorunun çözümü değil. Topyekün demokratikleşme değil. Türkiye'nin yeni bir işte anayasa yapması değil, iki boyutludur. Bir silahların susması, PKK'nin bu silahlı işte eylemlere giren kanadının tasfiye edilmesi. İkinci kısmı demokratikleşmedir. İkinci kısmı sonrası. Yani e bu süreç başarıya ulaşacak mı? Tekrar söylüyorum ikinci 3üncü sefer bana göre ulaşacak. Yani silahlar susmasın işte bu dağa gidenler gelmesin, yurt dışındakiler dönmesin diye bir tavır sergilemek siyaseten de doğru değil. Yani ülkenin yararı için de doğru değil.

Şimdi ama araya şöyle gireceğim. Ben kendimi Selçuk Bey'in yerine koyuyorum. Kusura bakmasın. Kendimi onun yerine koyacağım süre.

Koyum.

Siz aynı görüşte değilsiniz. O çok net. Tabii

ama milliyetçi, bir Türk milliyetçi partisinin yerine

Evet.

siyasi görüşleriniz varet

ve size bir meclis 2 sene oldu değil mi? Süreç başladı 2 sene oldu. 2024 Ekim itibariyle düşünürsek neredeyse 2 sene olmak üzere

mecliste bir komisyon kuruldu. Neredeyse bir sene çalıştık. Her şeyi katarsanız.

Evet. Ve bütün bunların sonunda hatta çıkacak çıkmayacak denirken bir anda bir şey oldu. Hızlandı. Son bir bir ik hafta içinde meclis başkanı geliyor ki biz bir şey getireceğiz siz ona destek verin. Ne getireceksiniz?

Getireceğiz işte.

Evet.

Ya böyle bir şeye siz kendinizi yerine koyduğunuz zaman bir Türk Milliyetçi Partisi'in iyi peki der misiniz? Hayır. Türk milliyetçisi de olsa, liberal de olsa, demokrat da olsa, İslami görüşe de sahip olsa

sonuçta neye destek is neyin bilinmesi lazım? Bu saat itibariyle ben de bilmiyorum. Şimdi 12 maddeden bahsediyorlar ya. Ben görmedim. Bilmiyorum tabii sizin şeyleriniz daha geniştir. Gazeteci olarak, televizyoncu olarak. Size bu 12 madde ile ilgili bir bilgi ulaştı mı? Yani nedir bu hal?

Zaten mesele şu. Ben de bir yerlerden bir şey duyuyorum ama

Evet.

duyum değil de bilgi

el kaldıracak milletvekilinin

bunların bunların açıkça belirtilmesi lazım. Ha ben de bilmiyorum yani ben de şu an bu bu 12 maddeyi say deseniz ben bir tanesini bile bilmiyorum görmedim. Yani yayınlandıysa da veya bir yerde işte çıktıysa da ben görmedim ama çerçevesini biliyorum. Yani bunun çerçevesi nedir? Bir dağdakiler gelecek. İki Avrupa'dakiler dönebilecek. 3. Cezaevindekilerin bu mevzuyla ilgili davaları işte düşecek veya hafifleyecek ve Türkiye yeni bir iklime girecek. Yani işin genel çerçevesi bu ve bu çerçeveyi de destekliyorum. Ben doğru buluyorum. Çünkü yani bizim özellikle hem bizlerde yani Kürtlerde hem de Karadeniz'de çok sayıda kan davası vardır. Bu kan davaları bile haklı haksız kim oldu, ne oldu, nasıl oldu, ne zaman oldu? Bunun ötesinde öyle bir noktaya gelir ki artık bütün çevre devreye girer ve o işi bitirir. Burada bir yargılama da yapılmaz. Yani tekrar söylüyorum. Yani siz haksızdınız, siz haklıydınız, sen yanlış yaptın, sen doğru yaptın. O defter kapatılır. Artık yeni bir sayfa açılır. Bu sayfanın biteceğini biliyorum ama muhtevasını yani içeriğini ben de bilmiyorum. Yani tek tek o maddeler nedir? Bunların açıklanması lazım. Tabii ki açıklayacaklar. Yani diyelim ki haftaya meclise gelecekse zaten açıklanacak. Bunlar gizli bir madde geçmez meclisten.

Şimdi

ama bilinmesi lazım. Tabii bunların hepsinin tek tek bilinmesi lazım.

Şimdi Selçuk Bey diyor ki Altantan kendisi de parlamentoda vekillik yapmış olan bir siyasetçi olarak bu bir devlet projesi diyor. Eee siz de eee tam tersini söylüyorsunuz. Yani siz neye dayanarak mesela eee bu izlenimi eee alıyorsunuz? Yani bu bir devlet projesi değil derken hangi verilerle söylüyorsunuz? konuşuyorsunuz ve eee ne yapacaksınız? Önümüzdeki hafta herhalde zaten yani tutumunuz belli. Eee çözüm sürecine ilişkin bu yasa tasarısı da geldiğinde aynı tutumu devam ettireceksiniz tabii ki.

Şimdi bakın Özlem Hanım, Topyek'ün ne yazık ki tıpkı eee birinci açılım ve ihanet sürecinde olduğu gibi eee Türk milletinin gözünden gerçekler kaçırılarak eee bir operasyona tabi tutuluyor. Bu bir devlet projesi olamaz. Hiçbir devlet kendini yok etmeye çalışan, vatandaşlarını katleden, bebeğinden çocuğuna, askerinden polisine, kadınından kızına, Kürtünden, Türkünden Lazına, herkese tarihin en kanlı narkoterör e bölücü örgütünü bu şekilde muhatap alamaz. Bu bizim devletimiz olamaz. Böyle bir devlet aklı da olamaz. Biz hayırdır eee şey mi kaybettik? Savaş mı kaybettik? Bize ne oldu? Biz neden bu şartlara boyun eğmek zorunda kalıyoruz? Şimdi burada hükümetin eee yani ya bize 2 yıl önce yalan söylüyorlardı ya da şimdi yalan söylüyorlardı.

Niye öyle dediniz? Yani 2 yıl önce aldıkları hangi pozisyonu hatırlatarak konusu?

şöyle 2023 seçimleri başta olmak üzere o 2023 seçimlerindeki Cumhur İttifakı'nın eee propagandaları, seçim eee politikaları ve topyekün güvenlik politikalarıyla birlikte girilen bir seçim sürecini yaşadık. Bize demiyorlar mıydı? Eee sayıları 5060 civarında eee eylem yapamayan terörist kaldı. Ayakkabı numaralarına kadar biliyoruz ve eee terör artık bitti. Türkiye'nin bir terör sorunu yok diyen bu iktidardı. Ondan sonra şimdi bu iktidar geldi bize terörsüz Türkiye diye bir şey getiriyor. Ülke gündeminde yok. Kamuoyunun sorun sıralaması içerisinde yer almıyor. Allah'a şükür kan neredeyse bitme noktasına gelmiş. Örgüt esasen kaybetmiş, dağılma sürecine girmiş. Siz bize çıkıyorsunuz bir anda terörist Türkiye ve barış süreci diye bir şey sunuyorsunuz ve hiç kimse ne terörsüz Türkiye sözüne ne de barışa karşı çıkmaz. Biz aklımızı peynir ekmekle mi yedik ki barışa karşı çıkalım? Terörsüz Türkiye'ye karşı çıkalım. Ama gerçeği söyleyeceksiniz. Bu ambalajlar bunlar bir ambalaj. Bunlar bir e ekran koruma. Gerçek o değil. Gerçeğin olmadığı bu süreç 2024 Ekiminde başladığı günden beri biz haykırıyoruz. O nedenle bu korsan komisyona da katılmadık. Bütün itirazlarımızı en başından beri koyduk. Bu özetle şudur ve tek başına Türkiye'nin içerisinden kaynaklanan bir proje değildir bu. Adoğu'daki gelişmelerden, Esad'ın devrildikten sonraki gelişmelerden Tela Aviv'de ve Washington'da planlanan Büyük Ortadoğu projesinin bu coğrafyadaki uygulama sürecinden bağımsız değildir. Tombara'ın söyledikleri gün gibi ortadadır. Milli devlet ulus devletimizle ilgili yaklaşımı ortadır. Suriye'de kurulan tıpkı e Kuzey Irak'taki gibi bir özerk bölge çalışmaları ortadadır. Şimdi siz bunlardan bağımsız hiçbir şey yokmuş gibi barışalım. Vatandaş diyor ki barış ister misin? Ben de barış isterim. Barışı kim istemez? Evde barış, yurtta barış, iş yerinde barış, siyasette barış. Sonra dönüyor diyor ki, "Kimle barışacağım vatandaş?" diyor ki, "Kürtle barışacaksın." Ben ne zaman küstüm diyor Kürtle. Kürt dediğim benim dünürüm, benim gelinim, benim damadım, iş arkadaşım, okul arkadaşım, benim patronum, benim cumhurbaşkanım, benim milletvekilim, meclis meclis başkan vekillerimizin bizim hepsi Kürt kökenli. Ta ki Sayın Devlet Bahçeli çıkıp da Cumhurbaşkanı yardımcılarından biri Kürt, biri Alevi olsun deyip Türkiye'yi Lübnanlaştırma projesidir bize göre bu. Bunu diyene kadar biz hiç önemsemedik. Merak da etmemiştik. Döndük baktık. Evet. Yani Cumhuriyet Halk Partisi'nin eee başkan vekili, Meclis Başkan Vekili Tekin Bingöl, Kürt kökenli. Sayın Bekir Bozdağ defa Sayın Cumhurbaşkanı söyledi. Yozgat vekili ama Kürt kökenli. Deminki Pervin Buldan Kürt kökenli. Milliyetçi Hareket Partisi'ninki eee Sayın Celal Adan ağrı tutaklı Kürt kökenli. Hatta biz bir adım öte gidiyoruz. Bütün eee Meclis Başkanı Kürt olabilir, vekiller Kürt olabilir, eee Başbakan Kürt olabilir, Laz olabilir, Çerkez olabilir, Türkmen olabilir, Avşar olabilir, Boşnak olabilir. Bizim böyle bir sorunumuz mu var? Bakınız bu etnik fitne fitne tarihin en tehlikeli fitnesidir. Şöyle mi yapacağız? Kim ki etnik kimlikler üzerinden imtiyaz talep ediyorsa, imtiyaz talep ediyorsa şimdi bu kusura bakmayın bu coğrafyada bizi ayakta tutan tek özelliğimiz olan milli devletin, üniter devletin temellerine savaş açmış demektir. Neden? Barış süreci sadece Kürtlerle oluyor. Çerkezlerle niye olmuyor? Avşarlarla, Türkmenlerle, Boşnaklarla, Çepnilerle, ne bileyim hepsiyle olabilir. Benim bir tarafım Çerkez. Bizim akrabaların, dünürlerin büyük bölümü Kürt kökenli. Avşarlar var. Şimdi bu tam anlamıyla bir etnik fitne ve bu coğrafyada Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin milli ve üniter yapısına kusura bakmayın. Bizim bakış açımız nettir. Mücadelemiz de bu noktadadır. Savaş açmak demektir. Biz öncelikle buna karşıyız. Biz küs değiliz. Biz 86 milyon Türkiye Cumhuriyeti'ne anayasal vatandaşlık bağıyla bağlı olan her vatandaşı birinci sınıf vatandaş kabul ederiz. Kıymetli kabul ederiz. Her yere layık kabul ederiz. Ve bununla da bizim küs olmamız mümkün değil. Yani sorun arıyorsanız eğer sorun efendim adalet sorunu var. Kürtün de var, Türk'ün de var, Çerkez'in de var. Avşar'ın da var. Türkmen'in de var. Boşna'ın da var. Çepni'nin de var. Yoksulluk sorunu var. İşsizlik sorunu var. Özgürlük sorunu var. İfade hürriyeti sorunu var. Varoğlu var. Türkiye istibdat yönetimiyle yönetiliyor. Ülkenin üzerine karabasan gibi çökmüş bir baskı yönetimiyle yönetiliyoruz. Bu sadece Kürtlerle ilgili bir hadise değil. Türklerle de ilgili. Hepsiyle alakalı. Bakın ben size bir şey söyleyeyim.

Evet. Son bir şey alayım. Altona döneyim.

Şimdi hemen 250 yılını kutladı Amerikan Büyükelçiliği. Eee, yani Amerika devleti. İfadeye bakar mısınız? Şöyle diyor. Tek ulus, tek hikaye. 250 yıl. İşte bu 4 Temmuz'da Amerika Devletiinerinin bağımsızlık bildirgesinden alınarak ya Allah aşkına Amerika Birleşik Devletleri Alman, İngiliz, İrlandalı, Meksikalı, Portekiz, İtalyan, Afrikalı, Çinli, Hintli, Filistinli, Polonyalı, Fransız, İskoçlardan oluşmuyor mu? onlardan oluşuyor. Şimdi 50 çeşit milletin göçerek kurduğu yer tek milletten, Amerikan milletinden. Bu bir kültür meselesi. Bu bir birlikte yaşam meselesidir. Bu ırk ve kanla ilgili olan bir şey değildir. Bunu yaparken biz zaten 1000 yıldır bu coğrafyada kan kana can yaşarken hiçbir teknik olarak böyle sorunumuz yokken nedir bizi rahatsız eden? Bizi zora sokan nedir? Son bir örnek vereyim. Bu memlekette yanılmıyorsam 91 ya da 92'ydi. 33 silahsız eri şehit ettiler Bingöl yolunda. Doğru mu? 33 silah

1993

Evet 1500 kovan bulundu orada.

Allah aşkına bu olayın ertesi günü ne Bursa'da, ne Edirne'de, ne Diyarbakır'da, ne Rize'de hiç kimse ne Kürt komşusuna kaşını çattı, ne de başkasına. Bizim böyle bir sorunumuz yok. Yapmayın Allah aşkına. Peki

burada bu ısrar ve bu ısrar ve bu plan üzerinden yürümeye biz topyekün karşıyız. Barışa evet ama biz gelin adalet için barışalım, işsizlik için barışalım, ekonomi için barışalım. Eşit eee sosyal adalet, ekonomik dağılım için barışalım. Lanet olası mülakatları kaldıralım. Kimse kimseyle torpille yapmasın. Her konuda barışalım da bu ırk üzerinden, kimlik üzerinden ayrışma hiç kusura bakmayın. Bu coğrafyada 1000 yıllık bizi ayakta tutan milli kimliğe, üniter devlete bizce savaş açmaktır.

İki sorum var. Sonra da sana bırakayım.

Eee,

sanık sizin.

Estağfurullah. Sanık kelimesini duymak istemiyorum. Gerçekten

ben çok sanık olduğum için. Biz de, biz de. Dolayısıyla Dolayısıyla yani bıktık usandık artık.

Evet.

Eee, şöyle

ben de 30'un üzerinde kez oldum.

Öyle mi? Deyince benim de bir 30'un üzerinde var.

Evet. Yani hamama giren tertık olmuyor. Herkes oluyor.

Evet. Evet. Biliyorum. Farkındayım. Zor dönemler. Şimdi efendim eee, yani Kürt meselesi diye sizin tarif ettiğiniz şeyi çözeceğiz derken bir Türk sorunu mu yaratılıyor acaba? Eee, yani böyle başka bir noktaya mı gidiyor acaba süreç? Bir de ikincisi Sayın Demirtaş uzun zamandır sesini çıkartmıyordu.

Evet.

Birdenbire tweetler yazmaya başladı. İlginç tweetler.

Eee, sanki Özgür Özel'in yanında pozisyonlanan ya da ona eee,

değil mi? Yani ona bir selam gönderen gibi anladığım benim bazı mesajlar.

Ben görmedim. Bugün mü, dün mü?

Yok. Eee, daha önceki yazdığım mesajlarda eee, yani ne kadar oldu? Bir hafta 10 gün oldu herhalde. Sonra yine tekrar yazmamaya başladık. Şimdi CHP dediğimiz yapı ikiye ayrılıyor gördüğümüz kadarıyla.

Ama çok karıştırdığınız soruları zaten 15 aklımız var.

Bağlayacağım bağlayacağım.

Yok ben toparlayamayacağım. Ben size hatırlatacağım. Şunun için soruyorum. Siz bu süreç yolculuğunda Özgür Özel'in yeni partisiyle Kılıçdaroğlu'nun eee CHP'sinin nasıl pozisyon alacağını düşünüyorsunuz?

Şimdi Selahattin Demirtaş'tan başladık.

Özgür Zer Kılıçdaroğlu'ndan geldik. Kürt sorunu ırk meselesi nereden başlayım? Siz bana yardımcı oldun. Ben köyden yarın geldim.

Evet. Nereden başlıyor?

Şu

Özgür Özerle Kılıçdaroğlu'ndan başlıyor.

Evet. Mesele şu CHP'ye diyor ki öz CHP'nin başına bunlar gelirken ülkede bir şey çözüm süreci olabilir mi?

E Türkiye'de her şey olur. Yani Türkiye'de son 100150 senedir neler oldu neler. Şimdi ben önce şuna geleyim. Yani bir sefer bu işte bu etnik sorun, e, ırksal sorun veya ülkeyi bölme bunları çok tartıştık. Yani 40 senedir en azından böyle programlarda işte o siyaset meydanı programlarından bugüne kadar tartışıyoruz. Hatta bir sefer sabah yani sabahın 8.30 9'una kadar tartıştık. Bir dedik.

Öyle bir Türkiye vardı diyeyim ben size. Bunları tam

Allah rahmet etsin. Bizim Abdülmelik Fırat ab kalp krizi geçirdi. Hastaneye kaldırıldı. Yani sabaha

siyaset meydanında mı olmuş? Sbaha kadar devam etti. Yani böyle

gündenlerden geldik. Şimdi bu bir bakış açısıdır.

Yani tek millet nedir? Amerika nedir? Türkiye nedir? Ortadoğu nedir? Osmanlı İmparatorluğu nedir? Ben bu fikirlere katılmıyorum kısaca. Yani polemik de yapmak istemiyorum. Hani böyle daha böyle izleyicilerin hoşuna girecek bir çatışmacı üslup da kullanmak istiyor.

Yok kimsenin hoşuna gitmez o. Bence

yani Kürtlerin bugün bir imtiyaz talep etme hakları da yok. Yani imtiyaz talep etme diye bir şey yok. Kürtler haklarını talep ediyorlar. Bir halk var. Yok kabul edilmiş. 1000 yıllık tarih deniliyor. Türkler Anadolu'ya gelmeden 2000 sene evvel de Kürtler burada 3.000 yıllık, 4.000 yıllık yani bilindiği kadarıyla bir halk var. Bu halk 100 sene evvel birden buharlaşmış. Buna yok demişler. Senin dilin yok, kültürün yok, müziğin yok. Bunun mücadelesidir. Yoksa ayrılma, bölünme, kavga, kan davası değil. E şimdi sen 33 askeri öldürdün. E çok yanlış bir şey tabii. Hiç kimse buna doğru bir şey demedi. Abdullah Öcalan bile doğru demedi. Ama öbür tarafta 3.000 köy boşaltıldı. Mezralarla beraber 4.000 yerleşim yeri boşaltıldı. Milyonlarca insan metropollere sürüldü. Yani kim haklıydı, kim haksızdı? Kim ne kadar zulüm gördü? Yani benim babam 12 Eylül'de bir Ramazan günü oruçluyken dışkı yedirilerek işkenceyle öldürüldü. Şimdi ben önüme gelen her askere kinle bakarsam bu hayat olmaz. Yani rejimler değişecek, sistemler değişecek, eee, ortamlar değişecek. Yani mevsimler değişir, ilkbahar olur diyor ya şair. Onu aramak zorundayız. Bir toplumsal uzlaşmayı aramak zorundayız. Bu Ortadoğu'da da öyle. Yani bu çok uzun bir meseledir. Yani var mıydı, yok muydu, ne oldu? Etnik mesele nedir? Dini meseleir, ulus devlet nedir? Tek devlet nedir? Çift devlet nedir? Mesela şu an Azerilerle yani Azerbaycan Türkleriyle Türkler kardeşiz diyorlar değil mi? Bir halk iki devlet diyor. Peki Azerbaycan bizim düşmanımız mı? Yani böyle bir şey var mı? Veya niye ikisi bir devlet olmuyor? Bunun tarihi sebepleri var. Belçika'da işte filanlarla Hollandalılar da aynı. Aynı etnik topluluk dili bir ama biri Katolik biri Protestan. Hollandakiler ayrı. Belçika'dakiler böyle daldan dala atlayayım da biraz karıştırayım kafaları sonra toparlayayım ben de. Şimdi burada da yani bu bu mevzu öyle o kadar basit değil ya. Kimsenin bölünmek, ayrılmak, öldürmek diye bir derdi yok ama insanca kendi diliyle, kültürüyle, inancıyla yani inanç da öyle yani. Müslümanlık, Hristiyanlık, Ezidilik, Alevilik, Sünnilik, laiklik, sekülerlik, Süryanilik neyse >> herkesin kendi kimliğiyle Ortadoğu'da veya Balkanlarda veya Kafkaslarda bir yerde yaşama meselesidir bu yeni dünyada. Bunu kapatalım. Bu bu parantezi kapatalım. Şimdi sizin sorunuza gelelim. İşte Özgür Özel ve Kılıçdaroğlu CHP bölündü. Vallahi arkadaşlar darılmasınlar. Birkaç sefer daha söyledim. Yani hem Kılıçdaroğlu taraftarları yani CHP'liler hem de Özgür Özel'in yanında duranlar darılmasınlar. Ben bu kavgayı anlayabilmiş değilim. Yani Özgür Özel'in Türkiye projesi ne mesela? Türkiye'nin ekonomisi ile ilgili ne diyor? Tarım ve hayvancılığı ile ilgili ne diyor? Yapay zeka ile ilgili ne diyor? Ortadoğu politikası ile ilgili ne diyor? Sanayileşmeyle, ithalatla, ihracatla ilgili ne diyor? Eğitim sistemi ile ilgili ne diyor? Hukuk nasıl bir şey tasarlıyor? Nasıl bir demokratikleşme? Kürt sorunuyla ilgili ne söylüyor? Aynı şekilde Sayın Kılıçdaroğlu ne söylüyor? Yani bunların ikisinin arasındaki fark veya mücadelede bu program hayata bakış, Türkiye'ye bakış, Ortadoğu'ya bakış, NATO'ya bakış, Avrupa Birliği'ne bakış, Rusya'ya, Çin'e bakış, Avrasya'ya bakış neyse bunlar arasında büyük bir derin farklılıktan mı kaynaklanıyor? Yoksa bu arabayı sen mi süreceksin, ben mi süreceğim kavgası mı? Bana göre kavga bu. Gördüğüm bu. E yok öyle değil. sen işte haksızlık yapıyorsun diyorlarsa buyursunlar. Bu saydığım yani tekrar saymayayım. Eee 9 10 11 madde saydım. Bu maddelerle ilgili bu taraf ne diyor? Bu taraf ne diyor? Bunları halkın önüne koysunlar. Yani program olarak koysunlar, tez olarak koysunlar. Onun için ben yani buradan çok böyle sağlıklı bir şey de çıkacağını düşünmüyorum. Şu an o kitleyi motive eden Tayyip Erdoğan ve AK Parti karşıtlığı. Yani Tayyip Erdoğan'dan bıktık, AK Parti'den bıktık. Bunların çok büyük yanlışları var. Bunlar gitsin de kim gelirse gelsin. Bu psikoloji üzerinden gidiyorlar, siyaset yapıyorlar. Ha bu da önemlidir. Yani bir toplumda mesela İngiltere işte 10 yılda 7 başbakan değiştirdi biliyorsun. 7 başbakan şu an. Yani toplum bazen bir şeyden bıkar. Bazen bir şeye tepki koyar ve önüne ne gelirse oraya yönlenir. Ama o yönlenişten de bir şey çıkmaz. Eğer sıhhatli, sağlıklı bir zemin deyilse 6 ay sonra oradan da döner. Onun için bu bir. İkincisi işte Selahattin Demirtaş acaba attığı tweetlerde Özgür Rüzölö'nin yanında bir duruş mu sergiliyor? Bu sizin cümleniz yani benim değil.

Evet. Evet.

Bunu bilmiyorum. Yani doğrusu ben o tweetleri de tam görmedim. Yani böyle birebir yani yorumlayabileceğim bir tweet görmedim. Ama bu onun tercihidir. Hani sonuçta Selahattin Demirtaş da çıkacak.

Çıkacak mı?

Bence çıkacak. Yani bugün çıkacak, yarın çıkacak. Çıktığı zaman bunu daha iyi göreceğiz. Yani Özgür Özel çizgisinde bir siyaset mi? Yani daha doğrusu onun çizgisi demeyelim de yani o bloğu destekler bir yerde mi duracak yoksa bugün Abdullah Öcalan'ın ve Dem Parti'nin konuşulandığı Cumhur İttifakı'nın, hükümetin yanında bir siyaset mi yapacak?

Öcalan eee Cumhur İttifakı'nın yanında ifadesini kullandığınız için söylüyorum. Bunu net olarak söyle.

Evet. Ya bunu Sayın Cumhurbaşkanı da söyledi. İşte diğerleri ya çok insan söyledi bunu. Ben ilk olarak ben söylemiyorum. İlk olarak siz söylemiyorsunuz ama sizin söylemeniz

Evet.

Benim kanaatim bu. Yani öyle söyleyeyim. Yani benim kanaatim çünkü dedim ya böyle çok

çünk siz hani o görüşmelerin zamanında içinde ol

Evet. Yani 2013'te de Öcalan o zaman bir mutabakat içerisindeydi. Yani o günkü hükümetle başkanlık sistemine karşı değildi. Başkanlık sisteminin özellikleri üzerinde tartışalım dedi. Yani yetkileri ne? Sorumlulukları ne? Nasıl bir başkanlık? Yoksa biz işte kesinlikle başkanlık sistemini istemiyoruz, karşıyız gibi bir tavrı yok. Zaten o dönemin bütün görüşme tutanakları yayınlandı. Yani PKK de yayınladı onları.

Ben ben de okudum. Çok üzerine yazı yazdım.

Evet. Yani o zaman da Abdullah Öcalan'la hükümet arasında bir mutabakat vardı. Bugün de var. Şimdi bugünkü tabloda DEM Parti yani önümüzdeki DEM Parti işte tekrar şekilleneceği, tekrar yapılandırılacağı da söyleniyor. Önümüzdeki süreçteki Den Parti ile Cumhur İttifakı'nın siyaseten bu mevzularda birlikte hareket edeceği öngörülüyor. Ben de öyle öngörenlerdenim. Yani böyle çok uzak dur.

O zaman ben sizin Selçuk beyle şu konuda anlaştığınızı kabul edebilir miyim? Şimdi de

hangi konuda? Bilmiyorum ki. Net anlaştırın ya. Varsa bir anlaşma. Çünkü ben sözü arıyorum bir yandan önünde bulmaya çalışıyorum.

Bir cümle daha söyleyeyim. Selahattin Demirtaş orada mı durar? Durur. Burada mı durur? Kendi karar verecek buna.

E Musavat Bey son grup toplantısında sert bir konuşma yaptı.

Dedi ki yani bu işte sorunlarla şunlarla bunlarla alakalı değil. Hükümetle Öcalan arasında yani Erdoğan'ın başında olduğu iktidarla Öcalan arasında bir tür alber pazarlığı yapılıyor seçime yönelik dedi. Siz de bu konuda hemfikir olduğunuzu düşünüyorum.

Ben ben o kadar basit görmüyorum. Yani bu bir yani siyasi bütün hamlelerde bir alver vardır. Yani destekler vardır, köstekler vardır, karşı çıkışlar vardır. Ama burada Türkiye devletinin, Topyekün devletinin yeni dönemde Ortadoğu'da işte dünya dengelerinde aldığı konumla alakalıdır bana göre. Ve doğru olarak görüyorum. Yani eksiklikler, yanlışlıklar ayrı bir şey. Pozisyon olarak doğru görüyorum. Yani şu an Türkiye ne körü körüne Çin, Rusya işte İran ekseninde ne körü körüne NATO veya Amerika ekseninde kendince kendi havzasında yani bulunduğu Hinterland'ta işte İngilizce, Türkçe, Arapça hangi kelime varsa kullanalım kendi bölgesinde yani Kafkaslarda işte Balkanlarda Ortadoğu'da bir pozisyon almaya edilgen değil mümkün olduğu kadar edilgenlikten çıkıp oyuna girebilecek bir pozisyon

almaya çalışıyor. Bakın çok dikkatli bir cümle kurdum. Almaya çalışıyor. Yani alabiliyor mu, alamıyor mu? Ne kadar başarılı, edilgenliği ne kadar kırdı veya ne kadar eee işte bir irade ortaya koyabiliyor, bu ayrı bir tartışma ama buna çalışıyor. Bana göre bu da doğru. Yani biz bu coğrafyada işte Ortadoğu, Balkanlar, Kafkaslarda körü körüne ne oranın, ne buranın, ne şuranın bir uzantısı olmamalıyız. E bunun için de Kürt işte meselesi de bir meseledir. Araplarla ilişkiler de çok önemlidir. Yani işte Katar'la, Suudi Arabistan'la, Birleşik Arap Emirlikleriyle >> daha çok cep ülkelerini söylediniz. >> Evet. uzun vadede İsrail'le yani sonuçta bu bölgede bir siyaset yapılacaksa burada bir doğru yerde durmak, bir güç merkezi olabilmek ve sorunlara müdahil olabilecek, çözebilecek bir pozisyon almak, alabilmek önemlidir. Türkiye bugün bunu yapıyor. İşte bu konuda da Sayın Özgür Ödel ne diyor? Sayın Kılıçdaroğlu ne diyor? Nasıl bir Ortadoğu tasarlıyor? Nasıl bir Rusya işte Avrasya ilişkileri tasarlıyor? Ben bunların hiçbirisini bilmiyorum. Sadece Sayın Kılıçdaroğlu geçenlerde bir cümle kurdu biliyorsunuz. Eee, eee, dedi ki işte Türkiye eski Osmanlı İterlandı içerisinde >> Osmanlı coğrafyasında >> Evet. coğrafyasında tabirini kullandığı var olmak zorundadır. Bu doğru bir bir sözdür. Yani kim söylemiş olursa olsun. Öbür türlü bir şeyi daha söyleyip durmak istiyorum. Sonra devam ederiz. Yine işte devletler terörle konuşmaz. Devletler işte silahlı güçlerle masaya oturmaz. Bu devleti tanımamak demektir. Yani biz her gün işte Osmanlı'nın uzantısıyız. Osmanlı atamız diyoruz. Özellikle milliyetçi, muhafazakar çevreler her gün bunu tekrarlıyorlar. Osmanlı'nın siyasi hayatına bakın. Yani Eflak'tan, Boğdan'dan, Macaristan'dan Bulgaristan'a kadar birçok kendisine isyan eden güçle tekrar masaya oturmuştur, görev vermiştir. Birçok yerde şiddet kullanmıştır. Yani şiddet derken cezalandırma, güç kullanmıştır ama birçok yerde de siyaset kullanmıştır. Ben iki örnek vereyim çok uzağa da gitmeden. Bunlardan birisi 1847'de Botan Miri işte Kürdistan'ın son beylerinden yani özerkinden Bedirhan Bey le olan münasebetidir. Bedirhan Bey Osmanlı'ya karşı 5 yıl savaşmıştır. Binlerce insan ölmüştür o savaşta ama sonuçta 1847'de işte teslim olmuştur. Osmanlı öldürmemiştir. Bütün çevresiyle beraber alıp Girit adasına yolladı Bedirhan Bey'i. 19 sene Girit adasında kaldı. 6 tane çocuğunu paşa yaptı. İşte Selimiye Kışlasının paşası oğlu Şamil Paşa'ydı. Ali Şamil Paşa. Emin Ali Paşa. İşte Suadiye'de caddesi var. 6 tane oğlu. Birçok kaymakam vali oldu çocuklarından ve ona da paşalık işte verildi. Bir diğer örnek Kavalalı Mehmet Ali Paşa'dır. Hani der sadece Kürtlerden değil. Mesela Kavala işte şu an Batı Trakya'da bir şehirdir. Ben de geçen aylarda gittim. gördüm. Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın evine de gittim. Kavalalı Mehmet Ali Paşa Mısır'a asker olarak gitti. Mısır'ı zaptetti. Osmanlı'ya karşı isyan etti. Mısır'a el koydu. Devlet kurdu. >> Evet. >> Suriye'yi Lübnan'a aldı. Nizip savaşıı yaptı. 1839 Kütahya önlerine kadar geldi. Yani İstanbul'a giriyordu. Ama sonra tekrar işte diplomasi, masa, görüşmeler devam etti ve torunu Sait Halim Paşa biliyorsunuz Osmanlı'nın son sadrazamlarındandı. Çok da büyük bir entelektüeldir Said Halim Paşa. Kızı Zeynep Kamil Hanım. İşte bu Zeynep Kamil hastanesini kurandır. Yani devlette >> Selçuk Bey'e de söz vereceğiz. >> Evet. Çin Fenil işte İra yani İngiltere devleti defalarca görüştü, defalarca anlaşmalar yaptı. Defalarca muhatap aldı, aflar çıkardı. Yani bu dünyanın bütün büyük ülkelerinde yani sadece işte Türkiye'de veya Osmanlı'da değil devletler karşı çıkmaya karşı, isyana karşı, başkaldırıya karşı çoğu zaman kuvvet kullanırlar. Yani bu devletlerin meşru hakkı olarak görülür. siyasal bilgiler literatüründe ama gün gelir devletler en işte karşı karşıya geldikleri, savaştıkları veya işte büyük kayıplar verdikleri kişilerle veya örgütlerle otururlar. >> Peki >> Celali isylarında Osmanlı şiddet kullanmıştır ama işte bahsettiğim Kavalı'ya karşı, Bedirhan Bey'e karşı veya Eflak Boğdan beyine karşı da siyaset kullanmıştır. Sade Osmanlı değil bütün devletler bunu yapar. Yani bugün de olan biten bundan çok farklı bir şey değil. Görmemek lazım. >> Değiş. Peki Selçuk Bey hem Altan Bey'in anlattıklarına yorumlarınız. Eee 11 dakikam var bu arada galiba. >> Şimdi >> eee hem de hem de tabii ki bir ittifak yapısı içerisinde şüphesiz ki seçimlerde eee hareket etmeniz gerekecek. Yani aritmetik onu gerektiriyor ve başkanlık sistemi de onu gerektiriyor. Sizin mesela bir kırmızı çizginiz mi bu olay? Atıyorum yani bir senaryo olarak işte Özgür Özel'in Yeni Partisi ya da Kılıçdaroğlu'nun şimdiki CHP'si çözüm sürecinde birbirinden farklı iki pozisyon alırsa sizin kriteriniz ne olur mesela? >> Teşekkür ediyorum. Esasen başından beri söylüyoruz kriterimizi. Kuruluş gayelerimizde de olan kriterimiz çok net. Hele hele memleket artık iyice saflar netleşmeye başlıyor. Safların bir tarafında e Sayın Cumhurbaşkanı açıkladı. Biz dedi bu süreci eee AK Parti MHPden birlikte yürüteceğiz. Anlaşılan bu sürecin eee masanın altındaki diğer ortaklarının da İmralı, Kandil. Yani bu en son açıklamasından eee eğer kısmen bir yorum çıkaracaksak ittifak anlamında eee Butlan CHP'si de burada olabilir. Eee bunların da e en büyük ve sahiplenicisi. Bunları da tırnak içinde söylem birliklerinden dolayı yapıyorum bu yorumu. Tombarak da anlaşılan bu cephede olacak. Biz diğer cephede olacağız. Bu net. Hangi cephede olacağız? Ya işte eee üniter devletten, milli devletten, kurucu değerlerden, hukuk devletinden, cumhuriyetten, e güçlendirilmiş parlamenter sistemden yana olacağız. Bizi 1000 yıldır burada ayakta tutan, 1000 yıl daha ayakta tutacak sistemden yana olacağız. Yani Kütahya'ya kadar geldi. O zaman anlaşarak çözmüş ama Polatlı'ya kadar gelenleri de denize dökmüş bu millet. Hiç sorun yok. Yani bakın savaşı talep etmezsiniz, silahı talep etmezsiniz ama herkes bilir ki devletler gerektiğinde ne savaştan ne de silahtan kaçamaz. Öncelikle şu yanıltmadan bir eee kurtulmak lazım. Muhataplar ne diyor? Ben size bir örnek söyleyeyim hemen. Ortada baştan bir silah bırakma yok. Bunu net söyleyin. Ben de söylemiyorum. Murat Karaylan diyor ki işte 5 10 gün önceki açıklaması. Biz diyor silahlı mücadeleyi bırakacağımızı söyledik. Düzeltiyorum. Biz diyor zaten silah bırakacağımızı söylemedik. Silahlı mücadeleyi bırakacağımızı söyledik. Biz silah bırakmıyoruz diyor. Şu an şartlar gereği silahlı mücadeleyi bırakıyoruz diyor. Yetinmiyor yani. Ortada bir hani ilk başta bize demişlerdi ya şartsız şursuz hiçbir şekilde ön şart olmadan terör bitecek. PKK fes edecek. Bu işler tam anlamıyla bir yalan kandırmaca. dört defa ağırlaştırılmış mühebbet hapsi olan Çetinkaya mağazasını Mavi Çarşıyı yakan Çetin Arkaş meydan meydan geziyor. Diyarbakır Van İstanbul eee Bölücübaşına özgürlük mitinglerinde konuşuyor. Müsaade buyurun önemli. Burada diyor ki efendim dönüp dolaşıp pişmanlık yasasına geleceksiniz. Dönüp bize bakın. Meydandaki on binlere bakın. Bizde pişman olmuş bir hal var mı? Bu meydanda evladım pişman olarak gelsin, pişman olsun. Onu evlat olarak kabul eden var mı diyor. Ben yani meydanlar bunu diyor. Efendim bunların sempatizanları bunu diyor. Yetkilileri bunu diyor, sözcüleri bunu diyor. En son yanmıyorsam Ruşen Çakır birkaç gün önce eee şeyle bir röportaj yaptı. >> Duran Kalkan'la. Evet. Duran Kalkan'la yaptığı röportajda net bir şekilde böyle bir kelime yok diyor. Pişmanlık yok diyor. Silahı da bırakmadık diyor. Ve diyor ki biz şimdiye kadar yani buna hendek zamanındaki eylemler dahil en çok şehit verdiğimiz 2015 yılındaki bunlar dahil hepsinde önderliğin oluruyla onayıyla talimatıyla yaptık diyor. Türk Ceza Kanunu askıya mı alındı bu memlekette? Özlem şimdi örgüt liderliği suç değil mi? 99 yılından sonra, 99 yılından bugüne kadarki terör eylemlerinde vermiş olduğumuz şehitlerin, kaybettiğimiz insanların, çocukların, kadınların, kızların emir vericisinin APO olduğunu örgütün bütün birimleri Kandil söylüyor. Duran Kalkan söylüyor. Apozate bu örgüsün lideri benim diyor. Fesih kararını ben gönderdim diyor. lider. Oysa neden sonraki eylemlerden yargılanmıyor? Bunlar kabul edilecek şeyler değil. Özetle bir aldatmacayile karşı karşıyayız. Talep edilen ne biliyor musunuz? Talep edilen yani önümüze gelince göreceğiz. Eee, öncelikle, eee, işte sayıları göreceli ama 3.000'in üzerinde eee dağdaki eee teröristlerin herhalde Irak'ta, Suriye'de bunlara statü verilmesi güya e 5 yıl eee adli eee tedbir şartıyla cezaevindekilerle ilgili infaz düzenlemesi PKK'lı teröristlerin, katillerin eee infaz düzenlemesiyle çıkarılması ya da su şeylerinin hafifletilmesi mutlaka bölücübaşı bebek katili APOL ya eee bir iletişim başakereci statüsü verilerek bir siyasi motif, bir kravat takılarak bir teröristin karşımıza siyasi bir lider oluşturulması var. Başka bir şey daha var. Nedir o? En büyük zararı verdiği eee Kürtlerin sanki eee bu ülkedeki tek meşru lideriymiş gibi sayılması. Şimdi Sayın Tan biraz önce eee yani Demle PKK'nın bu manadaki eee söylem birliğini vesairesini olumlayan da bir şey ve bir realite şeklinde söyledi. Ama geçmişte öyle demiyordu Sayın Tan. Eee eski yani HDP Diyarbakır eee milletvekiliydi önceden. Aydınlık gazetesini Evet. Notları gelirken, araştırırken buldum. diyor ki PKK'ya karşı açık bir tavır almamasını o zamanki HDP'nin defaen eleştirmiştiniz. >> E yine eleştiriyorum yani silah devam etsin, kan devam etsin demiyorum ki. O zaman da demiyordum. >> Şimdi PKK'yla >> yani ben şu ana kadar ağzımdan ne çıkmışsa bu 40 senedir kalemimden ne yazılmışsa hepsinin arkasında. >> Bu tam ben PKK ile HDP'nin ilişkisini >> ben o zaman da hendeklere karşı çıktım. O zaman şimdi şimdi >> şimdi de kapanıyor bu bu defter. Bunu destekliyorum yani devam etsin. Kan kavga silah devam etsin demek mümkün. >> Bu eleştiriyi yapmanız gerekmiyor mu? >> Evet gerekiyor. >> Tam onu da yapıyoruz. Yani yanlıştı bunlar. >> Geçmişte de yanlıştı. O zaman ben meclisteyken söyledim yani. Öyle bir >> şimdi biz siyaseti şöyle mi yapacağız? Şunu ekleyeyim. Siyaseti şöyle mi yapacağız? Yine eee galiba 20 yakın bir tarihte yoldaki işaretler programında Sayın Tan demiş ki, "İslami kesim ve sol hareketler Kürtlerin haklarıyla ilgili basit bir şey bile söylemedi." >> Doğru. >> Oysa Kürt de Tamam onu söylüyorum. Ben de bir şey demiyor >> doğru. Söylemedi. Söyleseydiler hiçbir noktaya gelmezdi. Yani >> müsaade buyurun. Ev. Oysa Kürtler uzun yıllar iki hareketin de hallallığını yaptı. >> Evet. Doğru. Hammal Kürt dedi ya Mücahit Bilici kardeşimiz. Hamal Kürt diye kitap yazdı. Solu da taşıdı. İslami kesimleri de sırtında taşıdı. >> Tam anlayabilir miyim? >> Buyurun >> buyurun. >> Hamaliye ücretini bile kazanamadı diyor. Şimdi o zaman şöyle mi bakacağız? Ben de çıkacağım. >> Çerkezler yıllarca şu hareketlerde şunu yaptı. hamali ücretini kazanamadır. Türkler. >> Evet. Niye? Çerkezler bütün milli istihbarat Çerkezlerin elindeydi. Bütün devlet kurumları Çerkezlerin elindeydi. Daha Çerkezler ne istiyorlar? İşte sor >> cumhuriyeti Kur'an kadrolarının yarısı Çerkezlerden siyaseti tam anlamıyla kimlikler üzerinden şekillendirmeye başlarsak hiç kusura bakmayın bu işin sonu küllü nefsin zaikatül mevs olur. >> Evet. Milli devlet mev olur, ulus devlet mev olur. Anayasal vatandaşlık, herkesin birinci sınıf vatandaş olduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin temel değerleri Mert olur. Kastettiğimiz şey bu. >> Evet. Türkiye Cumhuriyeti Devletine hiçbir şey olmaz. Korkmayın. Biraz demokratikleşsin. >> Olur. Olur. >> Hakları, hukukları tanısın. >> Zımba gibi olur. Çok daha iyi olur. Bursa'da >> eee Bursa'da bir demokrasi platformu var. Evet. >> Orada da konuşmuştuk aşağı yukarı o zaman da aynı şeyleri söyişti. Ben hatırlıyorum. Birinci açılım sürecinde. Biz de demiştik ki bakın bu birinci açılım ve ihanet sürecinde kana neden olacak. Ülkede kğne neden olacak böyle dedik >> ya niye kana neden olsun? Bakın Suriye'de kan akmadı. >> Irak'ta Kürdistan'da kan akmadı. >> O zamanlar şöyle diyordu. Hemen tamamlayayım. Eee Sayın Taner hatta Ahmet Gündoğdu vardı. Memur Sen Genel Başkanı bu süreci dağdaki hayvanlar bile anladı, bunlar anlamadı diyordu. Ne oldu sonra? >> Gördünüz gerçek. >> Ne oldu sonra? Silah kullananlar gördünüz. >> Reklama git >> yani kapatarak gitmek zorundayız reklama. O yüzden bitirmelerini bekliyoruz. >> Şimdi geldiğinde biz ne yapacağız Özlem Hanım? Onu >> Vallah bence siz de destekleyin. Bırakın bu inadı da memlekette yeni bir sayfa açılsın ya. Son bir cümle alabilirim. Sadece son bir cümle. >> Destekleyin. Destekleyin. Bakın Özgür Özel de destekleyecek. Kılıçdaroğlu da destekleşin. >> Bu işlerin devletin varlığı, birliği, milletin geleceği meselesinin şakası olmaz. Siyaseten kumarı olmaz. O nedenle bu meclise, komisyona gelir gelmez genel kurula gelmesini beklemeden o komisyonda biz tam kadro gideceğiz. Bu bize göre geldiğinde göreceğiz ama görünen o ki bize göre ihanet yasaları. Bunların hepsinden karşısında millet adına siper olacağız. >> Peki çok teşekkür ediyorum. >> Allah hayırlısını versin size de. Evet. >> Böylece bu dilekle hayırlısı olsuna hepimiz katılarak bu kuşağı da bitiriyoruz. Tamam. >> Hayırlısı olsun. Tabii. >> Millet adına mücadeleden hayatta vazgeçmedik. Vazgeç. Bakın devlet haklı dediklerine eğer geçmişte devlet haklı deselerdi biz bugün manda yönetimindeydik. Devlet haklı deselerdi bugün coğrafyamız yoktu bizim. >> Peki teşekkür ediyorum hem Altantan hem katkıları için. En bomba en bomba flajları tam son cümlelerde almış olduk. Özgür Özel de destekleyecek dedi. Kılıçdaroğlu da destekleyeceğ. Evet. Mecbur destekleyecek. Desteklemeyip ne yapacak yani? >> Peki onu önümüzdeki hafta gene konuşuruz. Selçuk Bey çok teşekkür ediyorum katkılarınız için. Aını sağık olmayın. Reklama gidiyorum. Konuklarımı uğurluyorum efendim. >> Evet. >> Evladım. Gel biz seni bırakalım. Gel. Aç bu çocuk. Karnını doyuralım. Açıp olmayalım. Güvendiğimiz yere gidelim. >> Koktu herhalde canı çekti. >> Bizete çekelim. >> is baslama. >> Afiyet olsun. >> Geldi. Çıtır çıtır. Festi fest. >> Tatlılar. >> Fest. O zaman >> sandviçleri, tatlıları, meyve suları, kahveleri ve birbirinden güzel lezzetleriyle >> Festy and Festy. >> Opet'lerde Festy. >> Bir üst modele mi geçeceksiniz? Otobit.com'a girin. Elinizdeki aracı açık artırmada gelen en yüksek teklife satalım. >> Böyle >> tatil grupları kurulmaya başladıysa ihtiyaçlar için nakit fırsatları hangi kredide? Türkiye'nin en çok ziyaret edilen kredi karşılaştırma platformu. Hangi krediye girin? 100.000 liraya varan nakit fırsatlarını kaçırmayın. Hangi >> evlenecekler? Evini yenileyecekler. Müjde benim param kıymetli diyenler bize bakın karlı çıkın. Düğün paketleri 6380'den başlayan taksitlerle Modalif. Hayatta herkesin bir duruşu vardır. Sokakta >> nereden geldi? Al >> çarşıda. >> Kardeşler görüyor musun? >> Kayşler arkadaşlar. >> Pazarda kahvede >> iş yerinde hayatın her köşesinde bizi biz yapan o duruş ve tavrımızdır. >> Ben İsmail Küçükkaya. Bundan böyle tavır gazetesindeyim. Gelin tavrımızı hep birlikte koyalım. Türkiye'nin 81 ilinde doğan inşaat güvencesi Doğan İnşaat olarak İstanbul başta olmak üzere Türkiye'nin 81 ilinde villa inşaatı, komple villa tadilatları, yenileme projeleri ve anahtar teslim yapı uygulamalarında profesyonel hizmet sunuyoruz. Mevcut villalarınızı A'dan Z'ye yenileyerek modern yaşam alanlarına dönüştürüyor. Sıfırdan villa projelerinizi ise uzman kadromuz, güçlü ekip yapımız ve kaliteli işçilik anlayışımızla hayata geçiriyoruz. Ege sezonunun sona ermesiyle birlikte villalarınızı yerinde inceleyerek projelerinizi planlıyor, tadilat, ruhsat ve resmi süreçleri titizlikle yöneterek çalışmalarımıza başlıyoruz.