📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

Tarih Genel Tekrar Kampı | TEK VİDEO | Tüm Sınavlar | Mehmet Celal ÖZYILDIZ | 2025

Retro Yayıncılık4:56:58

Transcription

[Müzik] evet abs'nin gülleri yavru kurtlarım pembe panterlerim benim uzun bir aradan sonra ahamlı stüdyoya girmek reycılıkta gene nasip oldu. haklısınız bir zamandır oradan oraya koşturuyoruz. rahatsızlığımız planları istediğimiz gibi gitmedi. koşturuyoruz ediyoruz kılıyoruz derken ve bazı işlerimiz yarıda kaldı. ama en azından yarım elma gönül alma. sınav öncesinde abi genel tekrar yapayım. sadece sen değil ben 8 sınıflar TYT AYTC kardeşler dem MS görecekler. onlar da girdi geçti zaten. tyt AYT'ciler KPS'ciler AGS'ciler öğretmenler ÖABT'ciler herkes bekliyor. koşturuyoruz Allah'ın kızın elimizden geldiğince de uğraşmaya çalışıyoruz. bazı işler beklediğimiz gibi olmadı ama Temmuz ayında bütün videolarımı bitireceğim. kızmakta haklısın sıkıntı yok. aa diyorsan ki hocam aa Fatih Sultan Mehmet'in sana hediye ettiği tek kırmalı çit sıkmalı tabancayla sıkarım diyorsan aha burada. aha diyorsan ki hocam yok ben Osmanlı usulü kılıçla gelirim diyorsan aha da boynum kıldan ince. ama böyle yani hani ne yapayım. en azından bir dedim genel tekrar videosunu bari geçiştirivereyim. oradan oraya oradan oraya koşturuyoruz. bir tane celal abiniz var tamam. şimdi bismillahirrahmanirrahim gel bakalım bu yanına Erdem geldim şimdi buraya Erdem orada kendimi ha şimdi gördüm. Tamam bu ne lan vay be vallahi var ya bak aa koşturmaktan yorulmuşum kurban olduklarım benim tamam ama hepinizi seviyor muyum vallahül azim seviyorum.

şimdi arkanaslan dinle şimdi güzel bir tekrar yapacağız ama bu tekrarı kıymetli arkadaşım sadece değil bak AGS diye yeni bir sınav çıktı öğretmenler için doğru mu. hemen kalemimi al şunu da kırmızı yap al şunu da bakayım a mavide kaldı neyse ags soru dağılımı demişim kps TYT AYT LGS hepsi var mı ahan da hepsi var bak şimdi üniteler herkes için ortak doğru mu. şu üniteler İslam Türk tarihi Türk İslam tarihi Osmanlı tarihi İnkılap tarihi çağdaş dünya tarihi bak AGS'de öğretmenler için KPSS'de memuriyet için TYT AYT'de değil mi lgs 8 sını var sadece soru dağımları soru işte soruluş tarzları farklı. kimisine bilgi olarak soruyor kimisine paragraf soruyor kimisine birik üçlü soruyor kimisine çıkarımlı kazanımlı soruyor har soruyor ama aynı tarih yani dolayısıyla bu video kurban olduğum AGS KPS TYT AYT LGS hepsi için hap bilgilerden oluşan bir genel tekrar videosudur anlaştık. yani bunun altına 8 sınıfa uygun mu inkılap tarihini izle uygun tamam e TYT AYT uygun mu uygun izle anlaştık tamam tek söyley vereceğim bak nelerden sormuşsunuz aynı tarih çünkü değil mi islam öncesi Türk tarihi öğretmenlik sınavı AGS'de bir tane soru gelecek e TYT'de de bir tane gelecek ayt'de iki tane gelecek ne onlar işte Göktürkler Uygurlar Hunlar bunların kültür uygarlığı aynısı lgs için yok lgs'te sadece ne var inkılap tarihi var beraberinde Türk İslam tarihi Karahanlı Gazneli Selçuklu ve bunların kültür uygarlığı kpss'de iki tane AGS'de bir tane TYT'de bir AYT'de iki tane gelecek bak aynı şeyleri soruyor düzey aynı mı hemen hemen aynı. burada beraberinde Osmanlı tarihi e bak AGS'de 3 tane gelecek e KPS'ye 9 tane gelecek ayt'de işte TYT'de bir tane AYT'de 4 tane birazcık daha bilgi ağırlıklı gelecek burası yorum burası bilgi ağırlıklı doğru mu e inkılap tarihi herkes için ortak branş bütün branşlarda inkılap tarihi ags'de 4 tane sorumuz var ki bu sene 100 yıl olanlar da var bu slaytın en sonunda zaten soru da çözdüm tamam bu güncel olaylardan da bahsediverdim çünkü şeyler var ünlü kayıplarımız var değil mi ve beklediğim yerleri yazdım 100 yılları da yazdım yani bak burada mesela beraberinde 12 bak 4 tane soru AGS'de gelecek inkılap tarihinden KPS'de 12 tane soru var asıl baba yer burası tyt'de iki tane sorumuz var ayt'de 8 tane ya da 7 tane ne var inkılap tarihi sorusu var ya ben haberimde LGS'ye girecek kardeşler 10da 10 ne gelecek inkılap tarihi gelecek ama şimdi 8 sınıf kardeşim şu ilk üç bölüm yani yaklaşık 3-4 saat süreceğini düşünürsek bunun tamam mı ilk bir saati mesela seni ilgilendirmiyor sen nereyi izleyeceksin inkılap tarihinin olduğu Mustafa Kemal'in resmini gördüğün yerden sen izlemeye başlayacaksın anlaştık yattı mı aklınıza budur olay herkes için aynı işte bak onların sınav da haftaya mesela değil mi çağdaş Türk Dünya tarihinden bak AGS'de bir tane soru gelecek çünkü burada soru sayısını kıstılar 10 tane soru var kpss'de 3 tane soru gelecek 27 tane tarihten soru var tyt'de gelmiyor değil mi 5 tane soru var burada ayt'de geçen sene bir tane sordular 5 yıl sormadılardı bir tane şey kolay bir soruyla geldiler e LGS yok sadece ne var onlarda inkılap tarihi var yani bu video bütün herkesi kapsayan bir video olacak mı o yüzden seviyeyi çıkaracağım indireceğim her şeyden bahsedeceğim niye çünkü artık Milli Eğitim Bakanlığı yayınladığı yeni şeyle değil mi yeni Maarif modeliyle dedi ki bu bebeler bunlar farklı bebeler bunlar dedi ki böyle tabletle doğdular teknolojiye zaten hakimler bunların muhayyile tahayyül tagayyur yani okuduğunu anlama analiz senten analiz sentez çıkarım karşılaştırma güçlerini ölçen büyük resmi görüp okuduğunu anlayabilen onu da sonuca bağlayabilen nesiller istiyor yok yapay zekası çetçi pitisi bilmem nesi ıvır zıvır falan takılmayın aynı tarih aynı şekilde soracak anlaştık dikkatlice dinlerseniz elimden geldiğince hap bilgilerle özetlemeye çalışıvereceğim kapiş şimdi 8'e s0 var siz yatın tamam mı inkılap tarihine geldiğimde orada açın videoyu çünkü tek video olacak bu hadi bismillahirrahmanirrahim dedim başladım geldim neye islam öncesi Türk tarihine bak buradan buradan AGS içinde KPS içinde TYT içinde birer ikişer soru var mı var değil mi ama ezberlemenizi istemiyorum böyle işte ayrıntılarına boğulmanızı istemiyorum genel yapısını bilin bilgi sorarsa zaten kimse yapamaz ki ösym'nin de ayarı yok metin makamın da ayarı yok zor sorduğu zaman azlık soru soruyor kimseye kalem oynattırmıyor ama burada daha çok çünkü girdiğiniz sınav eleme sınavı değil sıralama sınavı o yüzden herkesin işaretleyip doğru yanlış yapabileceği bu tarz sorulara yöneliyor ÖSYM anlaştık arkan Ayaslan ve dikkatli cildinde biz Türklerin has memleket neresi has memleketimiz Orta Asya onun da tam ortası neresi aha ötüken yolu doğru mu ama biz oradan gelmeyiz işte doğusunda Kingan dağları Hazar Denizi kuze Sibirya bilmem ne aşağısında Çin'le çevrili bölgeye ne deniliyor ortas deniyor bak şu haritadan bile sorular gelir biz karasal iklimle yaşayan bir millet miyiz evet soru: Haritaya bakarak İslam Türk tarihinde hangisinin diğerleri oranda geliştiği ileri sürülemez savaşçılık e savaşçıyız eee her tarih neyle çevrili düşmanla çevrili ee savaşçılık teşkilatçılık ayakta durabilmen için bu lazım doğru mu peki denizcilik dese okyanusçuluk dese de var mı yok ki neyle denizden ne kadar uzaktayız a 7.000 yıllık tarihimiz var ilk Türk denizcisi ne zaman 1081'de İzmir'de Çaka Beylem beraber çıktı bak İslam Türk tarihinde denizcilik işleri gelişmemiş yok anlamıyoruz la Fatih zamanında bile gemiyi nereden yürüttük karadan yürüttük kardeş yüklenin hay hop ee çünkü karadan götürmek daha kolayımıza geliyor anlaştık ya bitti bu kadar beraberinde bir de bizde şu var gökyüzünün olduğu her yer bizimdir anlayışı var mı bizim o coğrafi şartlara göre göçebe yaşamak zorundayız yerleşik yaşam bize göre değil şimdi arada görüyorum ben yapay zekayla yapıyorlar çinlileri yapmışlar diyorlar ki ulan Çinliler diyor ulan diyor bir sürü masraf ettik diyor buraya diyor Çin settini yaptık diyor hani diyor gelen giden Türk yok ya diyor buraya yapacağımızı diyor keşke diyor apartaydık diyor bak işi mizaha vurduğunda aklına yatıyor herkesin derdi aynı yayılabilmek kültürünü aktarabilmek değil mi ondan da vergisini parasını pulunu alıp oh yan gel yat keyfine bak modunda bir dönüm bostan yan gel yat yavrum Osman'a dönüyor olay anlayabildin budur olay e göçebeyiz bu bizim her şeyimize yansımış mı yememe içmeme kılığıma kıyafetime giyinme kuşamıma de devlet teşkilatıma dünya görüşüme din görüşüme her şeyime yansımış yerleşik hayata geçince de bunlar otomatikman ne olacak değişecek anladın genel resmi gör tamam mı gözünü kapat aç bu şeyi koy işte bu empatiikleri şeyi yap ben orada olsaydım acaba ben neyi yapardım ne bileyim ben Asya Hunlarında Mete'nın yanındaki bir şey olsam savaşçı olsam ben ne yapardım acaba diye düşün tamam mı hayal gücünü kullan vallahi yeni nesil sorular buna dönüyor hayal gücünüzü kullanırsanız eğer okursanız değil mi bak okursanız okuduğunuzu anlarsanız neydi o dil bilimcilerden bir tanesi var benim bütün bildiğim bir şey şeyle bak bildiğin kelime kadardır ne kadar çok kelime bilirsen ne kadar çok kavram bilirsen o kadar hayal gücün de geniş olur mu e olur okuyacaksın kardeş hayal gücünü geliştireceksin anlaştık bak nokta atışı bunlar orta Asya'da yaşıyoruz ama bize yetiyor mu yetmiyor hamdolsun dünyanın her yerlerine gittik mi her yerlerine gittik olmadığımız bir yer var mı var neresi avustralya'ya gidemedik mesela niye e okuyorsunuz nasıl gideceksin eee yüzme bilen var mı yok soru: İslam Türk tarihinde aşağıdakilerden hangisinin geliştiği yeri sürülemez kaldırdı böyle sordu ya cirit güreş at biniciliği yüzme var mı bizde yüzme yok a videoyu izleyen kardeşim kaç taneiz yüzme biliyor lan 3,5 tarafı denizlerle çevrili bir yarımadada yaşıyoruz türkiye'de yaşıyoruz yüzme bilen var mı yok örnek bizim Aker adam Samsunlu yüzme bilmiyor bak sen de öylesin antalya'da oturup da denize gitmeyen varla kurban olduğumun ya su olacak böyle bir cıbıldayacaksın bir çimeceksin bir şey yapacaksın ama anlıyor muyuz anlamıyoruz bak genel yapıyı anla beraberinde sürekli Çin'le savaş halinde miyiz her şeyi de kimle yapıyoruz çin'le yapıyoruz savaşı Çin'le yapıyorsun düğünü Çin'le yapıyorsun ınstagram'dan DM'i Çin'e atıyorsun düğün onda her şey onda ticaret savaş barış her şeyimiz onlarda ve öyle bir milletiz ki dünya üzerinde tamam mı 67 tane büyük uygarlık vardır mesela Türkler değil mi en başta biz varız değil mi çin Hint Roma Mısır değil mi bak Helen Yunan ya kardeş Avrupa'dakiler bizi bir çıkar tarihten adamlar kendini anlatacak bir şey bulamazlar ya bunların ikiü tanesine biz son vermişiz öbürlerini de 400 500 sene biz yönetmişiz diyeceksin ki biz böyle bir milletin evladıyız demek ki benim kanlarımda benim genlerimde bunları yapabilecek güç kudret var de iste yap bu kadar bilin bunları ve burada İslam öncesi Türk tarihinde ÖSYM tamam iki şekilde gelebilir ya siyasi tarihten sorar ya siyasi tarihten sorar ya da bunların kültür ve uygarlığından sorar la bizim işimiz bizim işlerimiz ya bunlar takıntılı olduğu da ü tane devlet var hunlar artık Hunun hangisini sorarsa Asya'dakini mi sorar Avrupa'daki Atilla'yı mı sorar değil mi bunlarla alakalı mesela KPS AGS için daha çok böyle kültür uygarlıkla birleştirip öyle geliyor anlaştık şey için de TYT için de mesela AYT de keza aynı bilgiyle geliyor şey TYT için ise burada veriyor bir tane paragraf diyor ki Asya Hunlarında çocuklar doğdukları zamanlarda ellerine tahta kılıçlar verilir çocuklar koyunlara bindirilir işte şunlar şunlar yapılır ok attırılır falan falan yaptırılır sonra belli bir yaşa geldikleri zaman ordunun içinde oraya giderler buraya giderler fetihlerde bulunur falan falan yaparlar buna göre 1 2 3 neye ulaşılır ulaşılamaz diye soruyor bak okuduğumu anlarsan kelime bilgin arcında yüksek olursa bu tarz soruları çıt çıt çıt çıt çıt işaretler geçersin ama bizim öğrencimiz özür diliyorum bizim öğrencimiz sürekli ne yapar ya ben bir der bir tekrar edeyim der bak döner döner nereye gelir döner döner en başa gelir döner döner gelir en başa döner döner en başa gelir şuraya tekrar edeceğim der lan bir tane soru geliyor işte al bir tane bir tane bir tane soru geliyor şurayla çok boğulma yükleneceğin yerler belli genel itibariyle Osmanlı inkılap osmanlı inkılap hep bak buralara odaklan enerjini buraya ver hapiş şey yapma yani yani yorma kendini doğru çalışırsan bu iş olur hunları soruyor beraberinde köktürükler artık birinciyi mi sorar ikinciyi mi sorar anladın bununla alakalı genel bilgilerle geliyor ha şöyle bir soru sorarsa "Kutluk Kaan'da falan hükümdardan sonra geçen kimdir derse herkes kalır." Tamam ösym zamanında buna benzer bir soruyla geldi dedi ki birinci Köktürklerin en parlak dönemi kimdedir dedi mesela "yeter ki zor sormak istesin mukan Kaan biliyorsan yaparsın bilmiyorsan bakarsın." Anlaştık ama işte ÖSYM'nin tarzı bu değil niye çünkü soru çok zor olduğunda öğrenci bu sefer boş bırakıyor ha sen sen ol sakınlıkla atma tutmaz tutmaz anladın o yüzden yanlış olacağını boş olsun peki boş soru sıralamada nasıl etki ediyor çok etkisi olmuyor işte anlaştık o yüzden ÖSYM'ye öyle sorular lazım ki sınava atıyorum 2 milyon adam mı giriyor 2 milyonu birden işaretleyecek 1.900.000'i yanlış yapacak ki standart sapma çıldırsın onu istiyor anlaştık o yüzden dikkat eden odaklanırsanız çözersiniz genel işte zaten sıkıntı bu odaklanma sorunu bende de var vallahi a videonun başına geçeceğim sabahtan beri ha şimdi ha şimdi ha bir daha ha bir daha bir t daha şuna bakayım şuna diyeim şöyle hop öğlen ettik anlaştık sizin de aynı ama işin sırrı başlamakta başlamdın mı gerisi geliyor Erdem geliyor muymuş la vallahi geliyormuş hele ki bizim kameraman Erdem hadi abi hadi abi çayını al abi onu al hadi bir gir hadi bir ittirdik kalktırdı en son aa girdik bak başladık mı gerisi tırrıt geliyor anlaştık bu göktürklerden bak mesela kutluk devletinden en çok sorduğu şey yazı yazı yazı Orhun abideleri sosyal Devlet anlayışı döndü dolaştı burayı sordu anlaştık burada Asya mesela bilinen ilk Türk devleti değil mi işte Mete bununla geliyor mesela Avrupa Hunlarından bilinecek bir tane adam var kimi bileceksin papay'ya diz çöktüren tanrının kırbacı Flakoloyum tedeyi Atilla'yı bileceksin bununla alakalı paragraf soruları geliyor işte Doğu Roma'ya Batı Roma'ya şunları şunları yaptı margos Anatolius anlaşmalarını imzaladı şunları şunları yaptı diyor buna göre hangisi olur işte vergiyi iki katına çıkarmış kazanımları arttırmış mı arttırmış onlara siyasi askeri hukuku diniyi ilmi bilmeyi aklına ne geliyorsa her alanda üstünlük kurmuş mu kurmuş bak nokta atışı gelir anlaştık kutluk devletinden de mesela bak hep bak aynı orhun abi deleri sosyal devlet Bilge Kaan Kültigin Vezir Tonyukukuk Muhteşem Üçlü bunlarla geliyor uygurlar ise burada ayrı bir yere sahip niye biz genel itibariyle göçebeydik uygurlarla beraber neye geçtik yerleşik yaşama geçtik 202022 TYT sınavında tamam aynı soruyu sormuş uygurlarla alakalı bir paragraf vermiş hangisi yanlıştır demiş doğru cevabı veriyorum bak şeyleri veriyorum şıkları veriyorum geniş bir coğrafyaya hükmetmiştir etmiş değil mi düzenli bir ticaret bir şey avı oluşturmuştur oluşturmuş devlet teşkilatında iyilerdir iyilerdir değil mi e cevap ne konar göçer yaşamı devam ettiriyordur ettirmiyor kardeş uygurlarla beraber biz neye geçtik yerleşik hayata geçtik işte şu kazanımı biliyorsan paragrafı okumaya gerek kalmıyor ya beş seçenek var ya dördü bir tarafı biri bir tarafı gösteriyor çıt işaretle gitsin bitti gitti bu kadar diğerlerini ise daha çok AYT tamam tarih öğretmenliği sosyal bil öğretmenliği sınıf öğretmenliği bur için soruyor işte MSÜde soruyor mesela en son mesela şeyle geldiydi eee kumanlar kıpçaklar benim boyum bunlarla alakalı geldi bak hemen özetle verim hazarlardan bileceğiniz tek bir şey var neyi bileceksiniz hazarlar Museviliğe inanan ilk tek son Türk toplumu mu ticaretle uğraştılar mı para var mı var eee para var huzur var modundalar anlaş sadece bu bunlarla alakalı gelir kırgızlardan bilinecek tek bir şey var neyi bileceksiniz manas destanını bileceksiniz ms'deki eşleştirme sorusu buydu türkişlerden Türkşlerden Bagat Arkan zamanında orta sitelik para bastırdılar arapların mevali politikasıyla mücadele ettiler gördün mü orta Asya'nin Araplaşmasını engellediler bak aynı şeylerle geldi hep beraberinde Oğuzlar Uzlar eee zaten anlatacağım size bunu 24 tane Oğuz boyu var bu Oğuzlardan kınık boyu neyi kurdu oğuzların kınık boyu Selçuklu'yu kurdu oğuzların kayı boyu neyi kurdu osmanlı'yı kurdu burayı zaten bu bir sürü anlatacağım sabarlar Sibirler Sibirya'da yaşamışlar avarlardan bileceğiniz Hristiyanlığı kabul ettiler is şey İstanbul'u ilk kuşatan da bunlar mıydı e bunlardı akları eftal ettiler diye varmış hulun zaten her türlüsü var asya'sı Avrupa'sı akı doğusu batısı kuzeyi güneyi her türlüsü var ama genelde nereyi soruyor bunları soruyor karluklar İslam'ı ilk kabul eden Türk topluluğu diye geçiyor mu geçiyor ama İTil Bulgarları da onlarla beraber var mı orada bir ne var mesela bilgi karmaşası var millet bunun peşine düşmüş yükseköğretim kurumunun koymadığı değil mi ne bileyim işte eğitim camiasının koymadığı şeyi sen koymaya çalışıyorsun kardeş demek ki bir yerde muallak varsa oradan soru gelmez senin beklediğin gibi gelmez niye sosyal medya güçlü iptal ediliyor geçen sene mesela KPS'de bir Misak-ı Milli sorusu vardı sosyal medyada haa dedik e soru hatalıydı e ne oldu iptal edildi anlaştık o bir tane iptal sorusu her şeyi karıştırıyor bütün hesaplamayı bir daha en baştan yapman lazım o yüzden dikkat ederler böyle muallaklı sıkıntılı net olmayan yerden soru gelir mi gelmez bekleme anlaştık biz beraberinde Avrupa onlarından Atilla'dan bahsettim değil mi kumanlar kıpçaklar Türk tarihinin en yakışıklıları misal ben değil mi vallahi bak ben hatta diyordum ki abim bak bize kıpçak demeyin ben alınıyorum sor where are you from ı from Kuman yeah right kum bak güzel falan ama dıpçak böyle kapçık gibi duruyor hoş durmuyor dediydim kaldırdı MS'yi sunumunda sordu çok öğrenci dedi ki hoca Allah senden razı olsun vallahi güldük eğlendik de aklıma o geldi işaret dedim dedi bitti bu kadar doğru yapmaz yaparsan yap peçeneklerden bilinecek tek bir şey var neyi bileceksin peçeneklerden tek bir şey hele bir çay içelim peçeneklerden neyi bileceğiz bunlar Malazgirt'te taraf değiştirdi bizans'ın içinde paralı askerlerdi geldiler Selçuklu'ya olması gerektiği yere geldiler bitti bulgarlar iki tane itil Bulgarları ve Bolga itil Bulgarları İslam'ı kabul etti volga Hristiyanlıktan kaldı bulgar Macar Uzlar bunlar Hristiyanlığı kabul edip asimile oldular mı e oldular eee anladın mı a bu bak işte bak bitti buradan gelecek nokta atışı sorularla gelir ama dediğimiz tarza millet neye çalışıyordu 2021 ya da 2022 2021 galiba KPSS sınavında şunu sordu orhun abideleri kimler adına dikilmiştir dedi bilge Kaan Kültigin Yolu Tigin dedi bütün milletin tepkisi şu oldu bu soru bu kadar kolay olamaz niye o neyi ezberledi orhun abideleri kaç metre kaç tane moğalistan'ın Çinin neresinde değil mi kim yazdı kim okudu kim buldu kim çevirdi bir satırda kaç tane kelime var ilk çözülen kelime son çözülen kelime falan bunları ezberliyordu adam kaldırdı sordu 6 sınıf müfredatıdır ha 6 sınıfta kardeşiniz yeğeniniz çoluğunuz çocuğunuz bir akrabanız varsa sorun ona muhteşem müştü bir kitabı öyle anlatıyor çünkü tamam mı bilge Kaan Kültigin Bilton Yukuk dersen al o bile biliyor işte böyle o içindeki o vesveseyi attıktan sonra bu iş kolay siyasi tarih gelirse bunlarla alakalı gelecek değil mi bir de neyle alakalı gelebilir bunların kültür uygarlığıla alakalı gelebilir burayı da çok seviyor ÖSYM takıntılı olduğu yerler var ne var mesela devlet teşkilatında bileceğin özellikle bir kelime var ne o kut yönetme hakkının Göktengri'den kime gönderilmesi kaan'a gönderilmesi doğru mu bu en başında olduğu gibi ta Osmanlı'ya kadar da komple devam etti mi devam etti peki buradan da bir sistem türüyor ne türüyor veraset sistemi türüyor işte bunu çok soruyor ülke hanedanın erkeklerinin ortak malıdır bunu soruyor kardeş aa geçen senenin sorusu mukan Kaan işte ülkeyi şöyle söyleyeetmiş ülkenin doğu kanadına amcasını göndermiş işte şey Batkan adına amcasını göndermiş doğu kanadını doarmış buna göre 1 2 3 neye ulaşılır diye sordu bir 1 bir ülke hanedanın ortak malıdır anlayışı var mı var 2 doğu batı federal yönetim anlayışı var mı var ülkeyi ne diye bölmüşüz doğu batı diye bölmüşüz peki 3 hanedanın en yaşlısı mı geçiyor hayır o ne zaman o Osmanlı'da işte genel kazanımı bildiğinde çık diye cevap çıkıyor mu çıkıyor nokta milletin çalıştığı sınavda ezberlediği yerde adam neyle geldi böyle gelecekler abim anlaştık hah bilin kuttur verasettir federaldir bunlar olduğu gibi bir de kafayı şuna taktı ÖSYM cihan hakimiyeti ne demek cihan hakimiyeti gökyüzünün olduğu her yer bizimdir demek o yüzden biz Türkler sivri hatları sevmeyiz yuvarlak oval hatlar bizim daha çok hoşumuza gidiyor bak kubbe mube hep böyle değil mi çatılarımız bile niye bir baktığım zaman şöyle bir biz Türkler yapı itibariyle bungun insanlarız bizim böyle ne lazım bir bir yere gittiğimizde böyle duramayız abeciğim ben bir hava alayım gelen ben bir dolaşayım geleyim ben bir etrafa bakayım bir ne var ne yok kolaçan edeyim bak yapında var bu en başından beri böyleydi bu anladın aynı kana sahipsin aynı şeyden geliyorsun işte anlaştık böyle baktığın zaman bu iş kolay oluyor mu kolay oluyor işte bitti gitti bu kadar bu kavramları bileceksin anlaştık bunları vereceksiniz mesela fel teşkilatında kurultay yönetimle alakalı işler kurultayda görüşülüp konuşulup karara bağlanıyor mu bağlanıyor bak ilkel meclisimiz var mı var bunlar işte bununla alakalı bilgileri genel bildiğin anda bu iş olur beraberinde sosyal hayat bizde var mı kölecilik köle möle işleri yok hiçbir zaman olmadı soruyorum sana hey kölem olur musun bana bak kölem olur musun hayır diyeceksin hayır biz ya bağımsız oluruz ya bağımsız ölürüz bitti sosyal hayatımız bizim buna dayalı güçlüyüz savaşçıyız göçebeyiz ama yarışık yaşama geçince işler biraz ne olacak değişecek anladın birelin beş parmağı bir mi e değil içimizde iyisi de olacak kötüsü de olacak antikuntini de olacak ama ekseriyete tabi olacaksın genele bakacağız biz beraberinde din hamdolsun inanmadığımız din kalmadı çok gezen mi bilir çok okuyan mı bilir tabii ki çok gezen bilir ham dünyanın her yerine gitmişiz ha bulduğumuz tuttuğumuz dine de şey yapmış mıyız ama bir dini arayış içisinde böyle bir durum da değiliz bakıyoruz aklımıza yatıyorsa hoşumuza gidiyorsa işimize de geliyorsa hop inanmışız anlaştık ama İslam dinine geçtikten sonra orada stop deyip kalıyorsun işte anlaştık burada da dinle alakalı kavramlarla geliyor mesela biz ölülerimizi kurgan denilen mezarlara gömer miyiz gömeriz başlarına bal denilen mezar taşı heykel diker miyiz dikeriz arkalarından sagu sav denilen agıtlar sagu denilen agıtlar yakar mıyız yakarız cennet cehennem gibi inanışlarımız var mı var bak geçen senenin ön lisans sorusu verdi bir paragraf böyle dedi ki buna göre dedi hangisini hoşlamaz dedi neydi vardı orada mesela uçmağla cennet değil mi bir de tam onun dibi cehennem değil mi hangisi yoktur dedi cevap sakydu ya bak öyle ezberlemeni istemiyor o bilgiyi kullanabilmeyi istiyor anlaştık biz de ölümden sonraki yaşama olan bir inanç var mı hani ahiret inancı diyoruz da hani ölümden sonraki yaşamın varlığı olan bir inanç var mı e var ona göre yapmışız iyilik kötülük bunlar yapılmış beraberinde hukuk çok önemli hukuk il gider töre kalır devlet yıkılırsa yıkılsın çok doğumuzdaydı ama töre her daim kalır mı töre yazılı mıdır yazsız mıdır töre yatsızdır abiciğim anlaştık töre yatsızdır bir cepte ikinci bileceğin olay buradan bu törenin değişmez hükümleri var onları da böyle adalet könüllük duzluk kuzluk falan diye öyle ezberleme tamam mı burada mesela törenin geçmez hükümleri arasında bağımsızlık yok mesela niye çünkü bağımsızlık hukukiden ziyade siyasi birine terim anlaştık böyle şeylerle gelirler karşınıza töreyi bilin hala var töre yani anladın mı örfi hukukumuz diye geçiyor ne bu örfi hukuk hükümdarın söyledikleri kanunumuzun söyledikleri değil mi ben genel işte gelenek göreneklerimiz kurultayda alınan kararlar değişir mi teknik olarak değişmez ama eğer ihtiyaca cevap vermiyorsa değişir mi e değişir nasıl değişir boy beyinin teklifi kuruldaydınan karar kanun okeyiyle değişir mi değişir soru 82 anayasasına göre kanun nasıl çıkar milletvekilinin teklifi tbm'de alınan karar cumhurbaşkanının okeyiyle resmi gazete yeminle çıkar yani şunu anla yapılan işlem aynı sadece neyi değişiyor adı değişiyor böyle rahat rilaks baktığın anda düzgün okuduğun anda bu iş olur kapiş kılıcı da merak ediyorum değil mi güzel bir kılıç o da ha tamam hukuk meselesi bu ekonomi neye dayanıyor göçebe olduğumuz için biz ekonomimiz neye dayanıyor hayvancılığa dayanıyor hamdolsun hayvancılığın da her türlüsünü yapmışız mı o hayvanın kılı tüyü yünü aklına ne geliyorsa her şeyden her şeyini çıkarmışız biz de yani bu yoğurttur şeydir süttür pastürzidir hepsini biz yapmışız şu an çalışmaya çalışanlar var mesela yoğurt ki işte ne bileyim kaşar peyniri ki diye ne sen daha bilmiyorken biz onları öyle yapıyorduk abim böyle kaşarlı tostlarımız en başından beri vardı bizde niye göçebeyiz eee ne yiyeceğim atın üstünde fast food'la kimden çıkma bizden çıkma ya atın üstünde hem yiyorum hem gidiyorum işte ha buyur ekmek arasına koy peyniri yürü git domatesi bilmem neyi dürele yürü git anladın yani bak ihtiyacımızdan dolayı bunlar böyle anlaştık bilin hayvancılık sonra da nereden vuracağız parayı ticaretten vuracağız parayı bir yol var ne yolu var ipek yolu var ipek yolu değil mi benim Çin'e zaten alıp veremediğim ne ahan da ipek yolu tamam çinliler şu boydalar işte sinir bozcular çekik gözcüler öldür öldür bitmiyorlar adamı öldürüyorsun 3 gün sonra aynısı karşına çıkıyor lan ben seni öldürmedim mi deyip bir daha öldürüyorum sürekli dejavı yaşıyorsun ama asıl sebep bu değil savaşı barışı düğünü halı saha maçını ne bileyim her şeyi kimle yapıyorsun çinlilerle yapıyorsun o işte bu tarihi de bizde yazısız yok ki kimden öğreniyoruz onlardan öğreniyoruz ama yeni kaynaklar yeni yeni buluntular burayı ufak tefek değiştirmeye başladı mı başladı biliyorsunuz o Lolan güzeline ben kafayı daktydım mesela değil mi lolanın güzelini e daha hala dünya karmese de kardeşim Halis Molis Türk kızı o o kızdaki o o kaş o göz o eyeliner sadece Türk kızın olur başka kimse de olmaz yani hani kimseye de kaptırmayız bilin sonra bir de ne yolum var mesela baharat yolu benim İslam öncesinde baharat yoluyla işim var mı benim bu dönem bununla işim yok bu neyle beraber başlayacak islamiyetten sonra Gazneli Mahmut'la beraber başlayacak ama bir tane daha yolum var ne yolu var mesela kürk yolu var bak işte bunlarla alakalı yorum sorularıyla gelecekler yazı dil edebiyat hamdolsun gelişmiş bizim eski bir dilimiz var mı var ural Altay grubuna bağlı önden eklemeli arkadan çekmeli istediğin yere göndermeli bir dilimiz var mı var ee hemen bana edebiyatçılar diyor öğretmenim Türkçe önden eklemeli abi ben de biliyorum türkçe önden eklemeli değil türkçe sondan eklemeli prodental bir dildir yani ön dişlerinizle konuşur küçük bebelerin ön dişleri olmayınca bazı kelimeleri çıkaramıyor değil mi bundan dolayı işte dilimizin fonetiği linguistiği bizim buna uygun ama biz dili de bir hale getirmişiz tamamen neyiz türk usulü kendimize uygun hale getiriyoruz abiciğim edebiyatımızda da sagu sav koşuk ve destanlarımız var mı var bunlarla alakalı sorularla geliyor bir de şu sosyal hayatta şundan bahsedeceğim bizde toplumun temel yapı taşı ailedir aile aile anne baba çocuklardan oluşan çekirdek aile mantığımız vardır ouş derler bunu da mesela sordu 82 anayasasına göre toplumun temel yapı taşı nedir diye sordu vatandaşlık sınıın içinde sordu mevzuatta sorar orada sorar toplumun temel yapı taşı ailedir aileler birleşir neyi oluşturur soyları oluşturur soylar birleşir neyi oluşturur boyları oluşturur boyların birleşmesiyle de budun denilen organizasyon sonunda da il el denilen devlet kurulur mu kurulur devlet yıkılırsa yıkılsın çok da umrumuzdaydı biz Türkler zaten neyiz teşkilatçıyız üç Türk bir araya geldik mi ne ederiz he ddüncü yü bekler kahve gideriz he her şeyi izlediğiniz zaten biliyorsunuz ne yaparız devlet kurarız kardeşim içinde var yani hani değil mi hemen boylar örgütlenir yenisini kurar mı kurar işte buradan gelebilecek soru tipi bunlar üzerinden verirler yorumlattırmaya dönük sorular sorarlar al yarım saatte ne bitti islam Türk tarihi bitti aç önüne çıkmış soruları koy çatır çatır çatır çatır çözer geçersin bunun sonunda zaten soruları çözeceğim anlaştık bununla alakalı şeylerden bahsedivereceğim işte 100 yıllardan bahsedereceğim hepsinden böyle böyle bahsedeceğim anlaştık geçtim hadi bismillahirrahmanirrahim şimdi neyi kabul ediyoruz islamiyet'i kabul ediyoruz buyurun askile hep beraber eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden abdü ve resulü hayırlı uğurlu olsun neredeyiz a Karahanlılardayız bak Türklerin İslam tarihine katkılarıyla bak nereden takıntılı olduğu üç devlet var değil mi karahanlı Gazneli Selçuklu kps için AGS için TYT AYT için hep buralardan geliyor değil mi şu Mısır'da kurulan Tolunoğlu Memlükler bunları da MS100 sınavında askeri sınavlarda soruyor tulğlu IŞİDler çok takıntılı oraya şurayı da diğer Türk devletlerini de belki AYT'de bir tane belki tamam ama genel itibariyle tarih sosyal ÖABT buralarda soruyor şimdi al 2024 lisans sorusu karahanlılardan sorduğu soru 840 falan yılları arasında yaşamış tamam karluk Yağma Çiğil Tuz Türklerinin kurarak oluşturduğu ilk Türk İslam devleti kimdir dedi kim karahanlılar topon'da bir numarada kim var karahanlı var türk İslam tarihi neyle başlıyor karahanlıyla başlıyor temeller kimde temeller hep Karahanlılarda bitti yani ben bunu söylüyorduk geçen sene de kaldırdı bunu sordu anlaştık ama burayı bir tık daha geriden 751'i neyle başlatacağım 751 Talas savaşıy başlatacağım geçen sene gene çok orijinal bir soruyla geldi ösym dedi ki bu savaş öyle bir savaştı ki dedi eğer dedi eğer Türkler bu savaştan şey yapmasalardı yardım etmeselerdi kuvvetli ihtimalle Orta Asya Türk diye bir şey kalmayacak komple hepsi manyezm olacaktı dedi aa ve eğer dedi Araplar dedi gelip savaşmasalardı dedi tamam belki İslamiyetle bu kadar yayılamayacaktı dedi yukarıda özelliği verilen savaş nedir diye sordu ben burayı hep böyle anlattıydım zaten yani dedim ki kurban olduğum bak Türklük İslamiyet için İslamiyet Türklük için ne olmuş kurtarıcı gibi olmuş diye kaldırdığı sınavda çok orijinal bir soruyla geldi ÖSYM işte yeni nesil sorular bunlar kurabilmeyi istemiyor o bilgiyi kullanabilmeyi istiyor 751 Taras savaşı işte Türkler Araplar aldıktan sonra esan kav falan bu değil bunu bir sonuca bağlayabilmek bir oy yapabilmen bir sentez analiz bir şey yapabilmen bunu istiyor ezberlemeyin işte mantığını kavradığınızda bu iş kolay olacak karahanlılar ilklerin alayı bunda temeller bunda gazneliler Afganistan'ın Gazne şehrinde kuruldular afganistan görürsen okuma yapıştır dediler anlaştık sonra Sultan Mesut zamanında Hindistan'a seferler düzenlediler baharat yolunun kontrolünü ele geçirdiler mi islamiyet'ti oraya yaydılar mı kaldırdı halife de bunlara sultan unvanını verdi mi verdi anladın bu tarz sorularla gelecekler karşınıza ve Selçuklular iki tane biri Büyük Selçuklu biri de kim biri de Anadolu Selçuklu olmak üzere ikisi üzerinden geliyor büyük Selçuklu da tamam Selçuk Bey tarafından kuruldu arkasından Tuğrul Çağrı Beyler işte devletin başına geçtiler biri ülkeyi yönetti biri ordunun başına geçti değil mi beraberinde Abbas halifesini Şii Büveyhoğollarının baskısından kurtardılar doğru mu onlara unvan verildi tuğrul Bey ne dendi doğunun batının sultanı unvanı dendi iyi de halife durduk yere birine unvan verir mi vermez değil mi bu senin İslam'a iyi bir hizmet ettiğini iyi bir iş yaptığını güçlü kudretli olduğunu da gösterir mi gösterir ama ilerleyen süreçte öyle bir olaya dönüyor ki siyasi yetki Büyük Selçuklu'da dini yetki halifede toplanıyor eee kısmi laiklik vardır diyebilir miyim evet diyebilirim nasıl din işi Selçuk şey din işi halifede devlet işi Selçuklu'da alt Lalettin tanımıyla din devlet birbirinden ayrı anladın mantığı ama sence bu durumdan halife memnun mu değil mi değil neden önceden bütün yetki kimdeydi kendisindeydi şimdi Türkler siyasi yetkiyi aldığı gibi süreç içerisinde dini yetkiyi de alırlar mı alacaklar işte 1070 1080 bu tarihlerde başlayan süreç 151617 Mercabık Ridaniye ile Yavuz Sultan Selim alacak mı halifeliği Memlüklerden e bitti nokta atışı bak böyle sorularla geliyor bir de burada takıntılı oldu 1071 Malazgirt'le Anadolu'nun kapısı penceresi her yeri bize açıldı mı açıldı alparslan ne dedi gidin fethedin fethettiğiniz yer sizin olsun dedi kılıç hakkı deriz anadolu'ya bir girdik her yerinden ta İzmir'a denize döküldük mü döküldük birinci beylikler diye mesela biraz sonra bahsedivereceğim onlardan da genel özelliklerini bildiniz mi yetecek size sonrasında Melikşah başa geçti ama Melikşah'ın da başına bir bela geldi kim geldi haşaşiler hasan Sabbah diye bir adam çıktı değil mi e bunu da çok sordu mesela Hasan Sabbah Haşa diye eee devleti içeriden çökerttiler sonra işte Oğuzlar küstürüldü halifenin çalışmaları ne bileim birbirine taht kavgası sen geçeceksin ben geçeceğim kavgası falan derken Selçuklu ne oldu tepe taklak gitti selçuklu bir yıkıldı pir yıkıldı içinden 4 be tane ayrı ne çıktı selçuk cuk çuk çıktı ırak'ta ayrı ne bileyim İran'da ayrı orada Suriye'de ayrı Anadolu'da ayrı gördün ya bitmiyoruz abim çokuz dünyanın başına da bela mıyız belayız onlar çok biz Türküz mantık bu olacak yani Anadolu Selçuklu'da da mesela burada da mesela takıntılı oldu ya dur bu burada değil birinci bekler o tarafta anlatıvereyim bunu bunlar bak bu kadar beraberinde Turunoğlu Mısır'da kurulan ilk Türk İslam devleti mi evet ışidler ik İslam devleti orada Mısır'da kurulan bir de bunların bir özelliği daha var nereye egemen oldular nereye egemen oldular hicaza egemen oldular yani Orta Arabistan dediğiniz o Mekke Medine kutsal toprakları bunlar ilk Türk tarihinde egemen olanlar beraberinde Eyyubilerden bilinecek tek bir şey var ya Selahaddin Eyyubi gitti Hııtdin savaşıyla cihat edip Kudüs'ü o Latinlerden Haçlılardan aldı mı aldı şimdi o Filistin'e bir Selahaddin daha lazım mı lazım allah oradaki Müslüman kardeşların yar yardımcısı olsun gazi'de zulüm görenlerin yar yardımcısı olsun doğu Türkistan'da zulüm gören Türk kardeşlerimizin yar ve yardımcısı olsun tamam aha Hııt savaşı bu 10 numara aynı zamanda bir de nedir cihat mıdır cihattır bak Türk İslam tarihiyle beraber bir kavram da çıktı ne çıktı cihat kavramı çıktı allah rızası için dini yaymak üzere yaptığı savaştır müslümanın gayrimüslimle Müslüman olmayanla yaptığı savaştır bak bununla alakalı gelebilir mesela 1071 Malazgirt bu bir cihat mı evet cihat niye müslüman gayrimüslimle yapıyor eyyubilerin yaptığı Hııtdin savaşı cihat mı evet cihat ama ama mesela şu Harzemşahları ortadan kaldırdı Anadolu Selçuklu'nun Yassı Çemen Savaşı cihat olur mu olmaz niye ikisi de Müslüman çünkü anladın bu tarz sorularla gelecekler karşınıza bak ezberleme mantığını anlayın tamam selahadtin Eyyubi kalp içine aldık şarkının en sevgili sultanı memlüklüler kölemenlerden de bilinecek iki tane şey var ilki Memlüklülerde klasik kut sistemi yok yani o babadan oğula ülkelerden ortak malı muhabbeti yok her güçlü emirin komutanın sultan olma hakkı var bu da devletin askeri mahiyetini gösteriyor babadan oğula geçmiyor kim güçlüyse başa o geçiyor peki bu sistemde zayıf mıymıntı birisi olabilir mi olamaz anladın m o yüzden ikinci bileceğin özellikte Türk tarihinde Moğolu durduran tek Türk de kim oldu ha bunlar oldu işte moğolları durdular lan Hilagu dediğin adam 43 sene yenilmemiş asya'nın şeyin İran'ın o şeyin Anadolu'nun içinden geçmiş ama Memlüklere Mısır'da yenilmiş niye e askeri karakterli devlet hazırlığını iyi yaparsan karşı tarafa yenilmezsin anlaştık al bunu bileceksiniz buradan karşınıza gelecek bu ve Memlüklerden bir olay daha var memlüklüler halife unvanını kullanmadılar halife karşıtı geldi abbasi halifesi bunlara sığındı memlükler halifenin koruyucusu unvanını aldılar anladın halife hala Abbasi'de soru ya

Bu Sultan Selim değil mi? Geldi işte 1516-17 Mercabık, Ridaniye ile Memlüklülere son verdiğinde halifelik Osmanlı'ya kimden geçti? Abbasi'den mi, Memlük'ten mi? Meb'in kitabı artık burayı böyle anlatıyor. Diyor ki, "Memlük korumasındaki Abbasi'den geçmiştir halifelik, diyor. Memlüklerden demiyor, bak, Abbasilerden geçmiştir diyor." Anlayabildin mi? Bu tarzlara geleceksin.

Peki, Mercadabık, Ridaniye gaza cihat olur mu? Olmaz. Niye? Osmanlı'da Müslüman, Memlük de Müslüman. Anladın mı? Bu tarz bir soruyla gelmesini bekliyoruz.

Beraberinde bu tarafta Harzemşahlar bilinecek. Tek bir şey var. Harzemşahlar bir tampon bölgedir. Bir tampon bölgedir. Kimle kimin arasında? Hemen şunun bir rengini bir değiştirelim. Şunu bir kırmızı yapayım. Hah, yaptım, değil mi? Kimle kimin arasında? İlhanlı Moğollarıyla Anadolu Selçuklu Devleti arasında. Yazıla tampon bölge mi? Tampon bölge. Yassı Çemen Savaşıyla tampon ortadan kalktı mı? Kalktı. Geçen senenin TYT sorusu işte ya! Sadece bilinecek bir şey var. Genel kazanımlar bunlar. Milli Eğitim Bakanlığı, tamam, 8'de 8.0.0 için 9, 10, 11, 12'ler için tarih öğretim programı yayınlıyor. Şu kazanımları, şunları şunları öğretin diyor. Ben onlara bakıp anlatıyorum dersimi. Mesela bana diyor, "Hoca, nereden tutturdun?" Tutturmuyorum ki kurban olduğum, kazanım o zaten. Nasıl neyi soracak? Buradan bunu soracak işte.

Ha, tarih öğretmenliği de şunu sordu, dedi ki, "Alâeddin Tekiş kimin en parlak devridir?" Aa, işte A, B, C, D. Biliyorsan yaparsın. Alâeddin Tekiş, Harzemşahların en parlak devri. Mesela anlaştık.

Beraberinde Cengiz, Türk-Moğol İmparatorluğu. Türk mü, Moğol mu? Hala tartışılır. Akademik kariyerin %80'i Moğol şeydir der, Türk değildir der. Öbürküsü Türktür der. Birbirlerine düştüler. Ama Cengiz hakikaten de çok güçlü bir imparator mu? Çok büyük bir devleti var mı? Var. Birebir bizim içimizde yaşadılar, geldiler. Ama işte gene verasetten, ülke ananın ortak mallarındandır. Bunlar da oldu üçe dörde bölündüler, gittiler. Bunu bileceksiniz.

Beraberinde Emir Timur. Emir Timur'dan bilinecek iki şey var, teknik olarak. Tamam mı? Birincisi, Emir Timur bu Rusya civarındakilere son verdi. Tamam mı? Günümüz Rusya'sını, Altın Orda'ya son verince günümüz Rus'un temelini kim attı? Timur atmış oldu. Bir, Altın Orda'ya son verdi, Rusya çıktı o coğrafyada. İkincisi, 1402 Ankara Savaşıyla Yıldırım Bayezid'le olan savaştan sonra Osmanlı Devleti Fetret Devri'ne girdi mi? Girdi. E bizim düşmana ihtiyacımız yok ki. Düşmanın yok mu? E kardeşin da mı yok? İşte hep birbirimizle ne yapıyoruz? Birbirimizle uğraşıyoruz. Böyle sorularla gelir. Osmanlı'yı Fetret Devri'ne soktu diye bak. Ve Yıldırım Bayezid de takıntılı. ÖSYM son 2 yıldır da hep neyle geliyor? Yıldırım Bayezid'le geliyor.

Beraberinde Akkoyunlar, Karakoyunlar diye devlet varmış Doğu Anadolu'da. Bunlardan da şunu bilin. Osmanlı'nın kuruluş zamanında olduğunu bilin. Tamam.

Beraberinde Babürler. Tek bir şey bilinecek. Babürlerden tek bir şey. Neyi bileceksiniz? Neyi bileceksiniz? Taç Mahal. Bitti. Hindistan'da bu kadar. Yani Babür Şah, eşi işte Mümtaz Mahal, Ercüment, Nurbanu, ne bilen ne yenge için neyi yaptırmış? E Tac Mahal'i yaptırmış, değil mi? A, erkek milleti değil mi? Ondan sonrasında gitmiş yenisini almış. He, buyurun. Hep beraber.

E bunlar işte bak. Safeviler. Hah, Safeviler teknik olarak bir Türk devletidir. Hani Şii kökenli falan da deniliyor ama Safeviler Türk devletidir. Şah İsmail Türkçe konuşmuş, resmi dilleri Türkçe. Ama işte o Şii propagandasından dolayı kabul görmüyor. Bak burada da mesela ezberlemeden önce şunu bilin. Genel yapıyı bilin deyin ki, "Ne İslam dünyasında ne de Hristiyan dünyasında mezhepsel birlik yoktur." Mesela İslam dünyasında Şii-Sünni muhabbeti var mı? Var. Aleviler var mı? Var. Şimdi soru, "Şii-Sünni birliğini sağlamak ister." Yok kardeşim, olmuyor. Anladın? Aynısı ne için geçerli? Avrupa için geçerli. Katolik, Ortodoks, Protestan. Onlar da mezhepler birbirini yiyor mu? Yiyor. Peki buraya şu gözle bakmak lazım. Avrupa'da Katolik, Ortodoks, Protestan bunlar birbirini yerken bu Osmanlı'nın işine gelir mi? Gelir. E Fatih ya da Kanuni nasıl finanse ettiler? Avrupa'da e böyle işte mezhepsel mücadeleyi kullandı. Peki Müslümanlar arasındaki Şii-Sünni rekabeti de onların işine gelir mi? Onların işine gelir.

Böyle mesela geçen senelerde 2022 ya da 23'te Alâeddin Keykubat'la alakalı bir soruyla geldi. Tövbe, Melikşah alakalı bir soruyla mı geldi? Onunla dedi ki, "Hangisini istemez?" Tuğrul Bey'le alakalıydı galiba, değil mi? Ne dedi? "İşte Şii-Sünni birliğini sağlamak." Mesela yok, zor. Anladın? Yani böyle sorara bak. Geneli bildiğin anda o beş seçenekten dördü bir tarafı, biri bir tarafı gösteriveriyor. Yakalarsın. Bunlarla alakalı sorularla gelecek.

Ha, 2017'de ÖSYM'nin şöyle de güzel bir sorusu vardı. Dedi ki, "Selçuklu Devleti, Samaniler denilen bir İslam devletinin içindeki Türk komutanın ayrılmasıyla kurulmuştur. Buna göre hangisi kuruluşu bakımından benzer?" Kaldırdı, "Torunoğulları"nı verdi. E Torunoğulları da Abbasi-İslam Devleti'nin gönderdiği Türk komutan tarafından kuruldu mu? Kuruldu. İşte içimizde var, içimizde. Sen kim olursa olsun, ister halife olsun, ister peygamber olsun, kral olsun, padişah olsun, fark etmiyor. Sen tamam mı? Çok büyük bir imparator ol. Tamam. Ben de senin Isparta Davraz Mahallesi'ne gönderdiğin tamam, küçük bey olayım. Sultanım, çok yaşa! Padişahım, çok yaşa! Hükümdarım, çok yaşa! Sultanım, çok yaşa! Çok yaşa! İlk etapta böyleyim. Ama iki yıl sonra bitim kanlandığında, vallahi padişah da olsan, halife de olsan, peygamber ne olursan ol, kardeş, umrumda bile değil. Ne diyorum? Heh, hadi lan tereyağı! Sen ayrı devletsin, ben ayrı devletim. Diyor musun? E diyorum. İşte içeride var teşkilatçıyım kardeş, ben o devleti kurarım. Bir tane bile kalsam kurarım devletimi. Bu kadar. Bak, Uluğner Mustafa Kemal ne diyor? "Gidin bakın, Toroslar'da bir Türkmen çadırından dumanın tüttüğünü görürseniz, bilin ki hala Türklük için ümit vardır." Diyor. Bir deneme bile kalsak, vallahi belayız. Anladın abi? Siyasi tarih bunlarla alakalı sorularla gelecek. Az önceki soruya mesela, Selçuklu Samaniler'in içinden ayrılan bir Türk komutan tarafından kuruldu. Torunoğulları da aynı şekilde Abbasiler'in içindeki ayrılan İslam devletinin içinden ayrılan Türk komutanlar tarafından kuruldu. Bu tarz sorularla gelecek karşınıza. Anlaştık mı? He mi? Heh, tamam. Geneli bildiğin zaman, büyük resmi gördüğünde oluyor işte. Bak neye nasıl çalışacağını da bil. Anlaştık. Buralardan gelecek karşınıza. Beraberinde devam.

Hah, bu beylikler dönemi mesela. Ama önce birinciyi bir halledelim, değil mi? Anadolu Selçuklu'dan bahsedeceğim birazcık daha. Anadolu Selçuklu Devleti'nden. Kutalmışoğlu Süleyman Şah kurdu mu? Tanıdık geldi mi? Kutalmış Süleyman Şah. E benim iki oğlum var. Birinin büyüğün adı Kutalmış, küçüğün adı İlteriş. Tamam. Ben dedim ki, "Kutalmışoğlu sırayı maşallah çok zordu." Dedim ki, "Sıra dedim şeyde, İlteriş Kaan'da." Hatta dedim ki, "Vallahi dedim, ÖSYM sorsun tamam mı? Millet anlattı, ben kucağıma alır çıkarım dedim. İlteriş konuş, babam! Millet anlattı, ben yaptım derim." Diyordum. AYT sınavında sordu. İlteriş Kaan'ı da yani bak. Ömrünü doğru baktığın zaman zaten yakalayabiliyorsun. Kutalmışoğlu Süleyman Şah İznik'te devleti kurdu mu? Kurdu. Değil mi? Sonra başa 1. Kılıç Arslan geçti. Bunun zamanında bilinecek tek bir şey var. Bak ÖSYM'nin takıntılı olduğu yer. 1. Kılıç Arslan'da neyi bileceğiz? 1. Haçlı Seferi gerçekleşti. Geçen senenin KPSS sorusu işte. 1. Haçlı Seferi, 1. Kılıç Arslan'da. Sonra başa işte Mesutlar falan falan derken, 2. Kılıç Arslan geçti. Bundan da bileceğin tek bir şey var. Neyi bileceksin? Ya, Miryakefalon. Miryakefalon ile Anadolu'nun tapusunu aldık mı? Malazgirt kapı, Miryakefalon tapı diye anlattık işte. Mondros'ta sapı kapısı, sapısı, tapısı neyin? Anadolu'nun diye. Bunu bileceksin. Soru, "Hangisi 2. Kılıç Arslan'la alakalı doğru bilgi değildir?" Şıklara bak. "Siyavuş Paşa isyanını bastırmıştır." Üç, "3. Andreanos'tan savaş yapmıştır." Üç, "Hiç duymadık, bilmiyoruz." Ama "1. Haçlı Seferi gerçekleşmiştir." Yanlış. Niye? 1. Haçlı, 1. Kılıç Arslan'da. 2. Kılıç Arslan'da Miryakefalon Savaşı var. İşte genel kazanımı bildiğinde çıt diye cevap, "Ben buradayım" diyor mu? Daha ben buraya düşenirim, altın para basmış, ülkeyi 11 yola arasında paylaştırmış. Tanıştın, kızını almış, onu almış, bunu almış, döşelerim yani hani bak gerek yok. Bil dediğim yeri bildiğinde yetiyor. Anlaştık.

Bu sonrasında da süreç devam etti. Şeyle de 2. Kılıçarslan şey diyor, tövbe, Alâeddin'le beraber en parlak devrini yaşadılar mı? Alâeddin Keykubat'la, değil mi? Ha, bir de burada bileceğiniz olay, 1. Haçlı Seferi'yle beraber başkent İznik'ten nereye taşındı? Konya'ya taşındı. Başkent önce İznik'ti. Üzerimize Haçlı Ordusu gelince başkenti nereye taşıdılar? Konya'ya taşıdılar. Ya, sonrasında devlet büyüdü. Bu beyliklere son verdi, değil mi? Sonrasında buranın ta karşısında bir yer var. Alâeddin Keykubat zamanında Kırım'ın Suğdak limanını aldılar. Günümüzdeki Ukrayna toprakları. E, kara devleti birden donanmaya başladı mı? Bunu da sordu. Kime sordu biliyor musunuz? Adli, idari hakimlik ya da kaymakamlık sınavında sordu. Dedi ki, "Konya tandanslı bir kara devleti olduğu düşünülen Anadolu Selçuklu Devleti, deniz faaliyetlerini başlatan sultan kim?" dedi. Şıklara bak. Dört, Alâeddin. Üç, Muiddin. İkinci, ne bilen, Nettin. Tamam. Cevap ne? Birinci Kıyasettin verdi. Bak, yani yeter ki zor sormak istesin. Öyle apıştırır kaldırır seni. Anladın? Aha ama bu tarz sorular işte adli, idare hakimlik, kaymakamlık, komiserlik. Orada zorlayıcı, daha böyle eleyici oralar için soruyor. Seni sıralaması lazım, elemesi değil, sıralaması lazım. Anlaştık? Boş bırakırsan işe yaramıyor bu soru. Peki, beraberinde bak, onu da o bilgiyi de verdik. Selçuklu'da denizcilik faaliyetleri ne zaman başlamış? Anadolu Selçuklu'da 1. Kıyasettin'le başlamış. Ama en parlak devir kimin zamanında? Alâeddin Keykubat zamanında. Ama Alâeddin Keykubat zamanında doğudan da bir bela gözüktü. Ne belası canım benim? Anadolu'dan doğudan geldi İlhanlı Moğolları. Naran, aa kimler gelmeye başladı? Moğollar gelmeye başladı. Arada bir tampon bölge vardı. Kim vardı? Harzemşahlar vardı. Yapılan Yassı Çemen Savaşı ile Harzemşah'a son verildi mi? Son verildi. Moğol'la Selçuklu komşu oldu mu? Oldu. Ama saldırabildiler mi? Hayır. Niye? Alâeddin Keykubat devri en parlak dönem. Güçlü, kudretli. Kendini şeye aldı, garantiye aldı. Anadolu'da işte kervansaraylar falan yaptırdı. İttifaklara girişti, değil mi? Limanları aldı. Ekonomik olarak, siyasi olarak, askeri olarak güçlü. İşte böyle paragraf veriyor. Hangisine ulaşılır, ulaşılamaz diye soruyor. TYT, AYT için böyle gelecek bak. Genel yapısı. KPSS için de mesela, AGS için de mesela bu tarz yorumlarla gelecek. Anlaştık? Bil. Sonra Alâeddin'in hatası da şuydu. Çok iyiydi. Bu kadar iyilik olmaz. Bunun bir hayırlı evladı var. Kim o? 2. Gıyasettin. Hayırlı evlat. Vezir Saadettin Köpek'le birleşti. Babası Alâeddin Keykubat'ı öldürdü. Bak, bunların dizileri de var kurban olduğum. İşte Kuruluş Osman, Diriliş Ertuğrul, Uyanış Selçuklu, Atanış, Celal gibi. Değil mi? Aa, bak bunları birkaç böyle izleyip verdiğinizde o şeyler de oturur tam. Ha, tam tarihi gerçeği yansıtmıyor ama milli manevi duyguları gazlıyor mu? Böyle bir tarihe bir şeyin başlıyor mu? E başlıyor. Anlaştık? Bil. Beraberinde 2. Gıyasettin'in vezir Saadettin Köpek'le birleşti, babası Alâeddin'i öldürdü ve ülkeyi hakikaten de çok kötü yönetti. Sonra bir isyan çıktı. Babailer, Baba İshak İsyanı. Buradakileri aldı geldi, şunları eleştiriyorum derken oradakilerin kılıç hakkı topraklarına çöktü. E adamlar da isyan ettiler. Babailer, Baba İshak diye bir isyan. Bastırmada zorlanınca birisi fırsat bekliyordu. Kim? İlhanlı. Anadolu'ya bir girdiler. Kösedağ Savaşı'yla Anadolu Selçuklu'nun içinden geçtiler. Anlaştık? Anadolu Selçuklu'nun içinden geçtiler ve beraberinde bileceğiniz burada Anadolu'da ne başladı? İkinci beylikler başladı. İşte Osmanoğulları, Karesoğulları, Saruhanlar, Aydın. 32 tane beylik var. Bunlardan da böyle ezberlemenizi istemiyorum. Tamam mı? Birkaç beylik var. Eğer onları bilirseniz bu iş kolay oluyor. Neyi bilirseniz istiyorum mesela, tamam mı? Karesi oğullarını bilin. Nerede? Balıkesir, Çanakkale civarında. Bunu bileceksin. Tamam. Germiyanoğlu'nu bileceksin. Kütahya civarında. Çeyizle aldık. Tamam. Bir de bizim Hamitoğulları Isparta'da. Benden bile onu da. Tamam. Bu üçünü bilirsen eşleştirme sorularında cevap kabak gibi çıkıyor. Soru, "Aşağıdaki beylik merkez eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?" Şıklara bak. "Germiyanoğlu Kütahya." Bilemedim. "Hamitoğlu Isparta." Celal Hoca Ispartalı mıydı? Ne dedi? Onu da bilemedim. Tamam mı? "Muğla Menteşe." Ulan, coğrafya derslerinden hatırlıyorum. Karstik arazi miydi, neydi? Bu olabilir. Tamam. "Karamanoğlu Konya." Tamam, eyvallah. E cevap ne? "Tacettinoğulları Balıkesir." Tacettinoğulları'nı hiç duymadın. Mesela değil mi? Ama Balıkesir'de kimin olduğunu biliyorsun? Karesi oğullarının olduğunu biliyorsun. Bak, böyle bilirsen bu işi doğru yaparsın. Anlaştık mı? He mi? Heh. Bitti bu kadar. Beraberinde şu Karamanoğulları da Osmanlı'yı en çok uğraştıran mı? Soru, "Osmanlı harvarken arkadan gelip vuran kim?" Karamanoğlu. Ama Karamanoğlu Mehmet Bey Türkçeyi resmi ilan etti mi? Evet. Anlaştık. Bir de burada ikinci beyliklerle beraber bir de neyden bahsedeyim? Birinci beyliklerden bahsedeyim. Orayı da es geçmiş olmayalım. Mesela Saltuklular. Bilinecek tek bir şey var. Saltuklularda neyi bileceksin? Anadolu'daki ilk beylik mi? Malazgirt'ten sonra kurulan? Evet. Üç kümbet, Mama Hatun onlarda mı? Onlarda. Bitti. Beraberinde Mengüceklerden tek bir şey bilinecek. Neyi bileceksin? Divriği Külliyesi. Divriği'nde ne varsa kimden kalma? Mengüceklerden kalma. Danişmentlerden bileceğin neyi bileceksin? Tek bir şey. Niksar Yağıbasan Medresesi. Bunu bileceksin. Tamam. Anadolu'daki ilk medrese diye. Sonra Artuklulardan bilinecek tek bir şey var. Ne var? Malabadi Köprüsü. Malabadi Köprüsü. Şimdi bak, altta yap, yaz YouTube'a Murat Göybakan Malabadi Köprüsü diye. Tamam mı? Alttaki yorumları gör. Döşelemişler, döşelemişler kurban olduğum ya. Aklında kalsın da nasıl kalırsa kalsın. Ben o modda bir adamım. Tamam. Sonrasında geriye kim kaldı? Çaka Beyliği kaldı. Soru, "Aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?" Çaka Bey'den bilinecek tek bir şey var. İzmir civarında kuruldu. İlk Türk denizci beyliği. Çaka Bey'den günümüze eser meser kalmadı. Bunları sordu işte. Bilin dediğim yeri bildiğiniz anda bu iş tamamdır. Peki, devam ettim. Geldim neye? Hah, devlet teşkilatı. Şunun rengini bir değiştirelim. Kırmızıya gelelim. Devlet teşkilatı. Kurultay'dan neye geçtik? Kurultay'dan Divan-ı Saltanat'a geçtik. Meb'in 7. sınıf kitabında bir ünite var. Kurultay'dan TBMM'ye diyor. Şimdi bu İslam öncesinde kurultaydı. Derçeri görüşülür, konuşulur, değil mi? Orun denilen oturma düzeni var. Katılanlara toygun denilir. Her şey orada konuşulur, değil mi? Hah, beraberinde bu Selçuklu'da neye döndü? Divan-ı Saltanat'a. Osmanlı'da neye döndü? Osmanlı'da Divan-ı Hümayun'a döndü. E günümüzdeki karşılığı ne? Günümüzdeki karşılığı TBMM. Anladın? Türkiye Büyük Millet Meclisi. Hep ne organı? Yasama organı. Değil mi? Bizde bizde kuvvetler birliği vardır. Teknik olarak bizim başımızdaki padişah, Hakan, Kaan, üç Y'den hangisidir? Yasama, yürütme, yargı. Teknik olarak hepsidir. Anlaştık? İşte bu kuvvetler birliği, kuvvetler ayrılığı bu tarz sorularla gelirler karşınıza. Ve Selçuklu'da kurultayı Divan-ı Saltanat adıyla birazcık daha bölmüş. Mesela Divan-ı Arz, arz ederim, askeri işler. Divan-ı İnşa, Divan-ı Tura, yazı, çizi, yazışma, diplomasi işleri. Divan-ı İstifa, maliyenin hesabını veremeyince istifa etti. Tamam. Geriye ne kaldı? Divan-ı Arz, Divan-ı şey, eee, bir su içen. Vallahi bak yoruluyoruz bak. Ama işte hep anlat, anlat. Bir maşallah de bakayım. Bir, bir maşallahını alayım. Ah! Divan-ı Arz, askeri işler. Divan-ı İnşa, Tura, ne işleri? Yazışma, diplomasi işleri. Divan-ı İstifa, ne işleri? Maliye işleri. Değil mi? Bak, bir de bunların dışında kalan bütün denetlemelere bakanlar var, değil mi? Artı bir de ne var? Divan-ı Mezalim. Ağır siyasi suçlular nerede yargılanıyor? Ağır siyasi suçlular Divan-ı Mezalim'de. Artı işte Hatun'un da var divanı, değil mi? Elçilerin kabul edildiği divan da var. Bak, ne olmuş? Spesifik hale gelmiş. Aynısı Osmanlı'da ilmiye, seyfiye, kalemiye diye daha alt başlıklara indi mi? İndi. E TBMM'de de günümüzde de alt komisyonlar yok mu? Var. Yapılan işlem aynı. Sadece neyi değişmiş? Sadece adı değişmiş. Anlayabildiniz mi? Yattı aklınıza. Bunları bilin. Hukuk, ikiye ayıracağız. Ne geldi? Örfi hukuk. Bir de ne çıktı? Şimdi şeri hukuk çıktı. İslamiyet'in kabulüyle beraber. Örfi hukuk, Türk töresi. Eyvallah. Şerri hukukta şeriat, Kur'an hukuku. Kadı denilen bir adam çıktı mı? E çıktı. Bak, ezberleme, neyi anla? Mantığını anla. Anlaştık? Peki, şerri hukukla örfi hukuk çelişirse ne olur? Kimin dediği olur? Şerri hukukun dediği olur. Bir, ikincisi, bir de buradan dolayı hukuktaki bu ayrımdan dolayı, şerri, örfüden dolayı, bunu da sordu ÖSYM. Vergiler de ne oldu? Vergiler de çeşitlendi. Örfi vergiler ayrı, şerri vergiler ayrı hale geldi. Bunu Osmanlı'da anlatıvereceğim. Anlaştık? Tamam. Ordu meselesi. Hah! Orduda bir merkez ordusu var mı? Var. Selçuklularda kim onlar? Gulam dediğin adamlar. Gulam, gulame, guleman-ı saray, değil mi? Bunun Osmanlı'daki karşılığı ne? Osmanlı'daki karşılığı kapı kulları. Bunu da nerede bahsedim? Osmanlı'da bahsedim. Bir de eyalet ordusu var. Eyalet, yani oğlum, yasana lan! Eyalet, yani ikta. Peki Osmanlı'da karşılığı ne? Tımar, sipahi, cebelü dediğin adamlar. Doğru mu? Bunu Osmanlı'da görselle anlatıvereceğim. Tamam. Ekonomi, gene neye dayanacak? Tarıma, ticarete ve vergilere dayanacak mı? Dayanacak. Niye? Çünkü Anadolu Selçuklularla beraber Anadolu'da, eee, beylikler deniz kenarında da. Anadolu Selçuklu deniz kenarı, liman, kervansaray. Buraları da alınca ciddi bir ne olacak? Ticaret hacmi olacak. Gene Venediklilere ayrıcalıklar verilecek falan falan falan. Anlaştık. Dil, edebiyatta da gene gelişmiş bir edebiyatımız, yazımız var mı? Var, değil mi? İşte, eee, Atabetü'l-Hakayık'lar, Kutadgu Bilig'ler, değil mi? Kaşgarlı Mahmut'lar havada uçuşuyor mu? Uçuşuyor. E sordu mesela, işte o dedi, "Adalet, akıl, akıbet olarak" diye geldi mesela. Yani bunları edebiyat derslerinde de görüyorsunuz kurban olduklarım benim. Yani hatta bizim burada birkaç böyle bir kelime verdiydim ben. Kaldırmış tarihte değil, şeyde sormuş, eee, edebiyat sınavının içinde sormuş. Ahitnameyi sormuş mesela. Genel kültür olsun diye verdim ben. Osmanlı çanaltırken orada sormuş. Anlaştık? Ama buraya İslamiyet'le beraber İslami bir ayarda çakıldı diyebilir miyim? Evet, derim. Anlaştık. Beraberinde bir de bir tablom olması lazım. Hah! Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu'yu karşılaştırmalı sorarlar. Merkezi otorite. Büyük Selçuklu'da meliklere, atabeylere, oğlana ve onu yetiştirene geniş yetki vermiş. Dolayısıyla Büyük Selçuklu'nun otoritesi ne olur? Zayıf olur. Neden? Çünkü bu adamlar sen hafif böyle "ehe" dediğin anda hemen dinirler sana. "Hadi lan tereyağı, sen ben devletim" diyecekler. Ama Anadolu Selçuklu böyle bir yetkiyi vermiyor. Aha, divanlar. Divan-ı Arz, istifa, işraf, denetleme, değil mi? Bak, az önce şuraya yazma dedim, bak aha burada geldi karşımıza. Ah! Aı! Büyük Selçuklu'da da var ama burada ne olmuş? Birazcık daha çeşitlenmiş, birkaç bir şey daha eklenmiş, değil mi? Ne var mesela? Pervane döne döne ne dağıtır? İktaları dağıtır, değil mi? Nihayet değil lan, Niyabet-i Saltanat. Niyabet, naip. Naip ne demek? Vekil demek. Vekil. Niyabet naipten geliyor. Vekil demek. Al bunu da adarım. Ne birine sorduydu. Beraberinde Büyük Selçuklu'da donanma var mı? Yok. Niye? E o İran'da, o civarlarda e deniz yok ki. E bunlarda ne var? Donanma var. Ya, birinci Kıyasettin beraber başladı. Unvanlar. Klasik Büyük Selçuklu'da değil mi? Ama Alâeddin Selçuklu'da ne geldi? İran, Fars etkisiyle. Bak, Arap değil, bak, İran, Fars etkisiyle. Kıyasettin, İzzettin, Rükneddin, Alâeddin. Oğlum, ne ettin? Al işte İran, Fars etkisiyle geldi. İkisinin de resmi dili Farsçadır, Türkçe değildir. İkisinin de resmi dili, oğlum, yazar mısın? Türkçe değildir. Sorarlar, "Hangisinin resmi dili Türkçe değildir?" Karahanlı Türkçe, Karamanoğlu Türkçe, Safevilerin bilinen Türkçe, Memlüklerin Türkçe, Osmanlı'nın da Türkçe. 1876 Kanuni Esasi, Osmanlı'nın resmi dili de Türkçedir. Ama Anadolu Selçuklu, Büyük Selçuklu'nun resmi dili Türkçe değildir. Anlaştık? Zor bir soru olur ama bilin. Tamam. Hakk'a da burada Türkçe demişken de dur. Medreselerden bahsedeyim, ondan sonra geçelim. Mesela medrese. Nizamiye medreseleri kimde? Büyük Selçuklu'da, değil mi? Ama Anadolu Selçuklu'da Nizamiye medreseleri yok. Bunu da sordu. Buna da benzer bir paragrafla geldi. Anadolu Selçuklu'da Nizamiye medresesi yokmuş. Kimde var? Büyük Selçuklu'da var diyeceksin. Onların Kocahan medresesi, değil mi? Çifte Minareli, Yevli. Doğru. Dünya ne var? Orada da medrese var. Bilin. Sınırlar. Uç beyliği meselesi. Selçuklu'da yok ama Anadolu Selçuklu'nun uç beyleri vardı. Osmanlı gitti, ayrıldı, ayrı bir devlet kurdu mu? Kurdu. Bak, nokta atışı neylerle gelir? Sorularla gelir. Anlayabildin? Mantık aklına yattı mı? He mi? Heh. Tamam. Ben bir çayımı tazeleyeyim. Bundan sonra da neye geçeceğiz? Buradan sonra da Osmanlı'ya geçeceğiz. Çayımı alayım, geleyim. Hop! Erdem, gel bu yanına gel. Ortaya bir çay alayım. Kılıcın kalkanını kuşan. Osmanlı'yla devam edelim. Haydi bakalım.

Evet, ABS'nin gülü, yavru kurtlarım, pembe panterlerim. Şimdi en sevdiğimiz yere geldik. Neye? Osmanlı'ya. Erdem, gel bu yanına. Şimdi geldim bak, Osmanlı en sevdiğimiz yer. Tamam mı? AGS'de, KPSS'de, TYT'de, AYT'de mutlak surette ikişer, üçer, beşler, neyse sorusu var, değil mi? Şimdi burada da Allah, bronşit geçmedi işte. İyileşemedik ki. Hani aha! Şimdi burada da bileceğim olay şu. Osmanlı Devleti'nin, eee, 10. sınıfta şurası güncellenecek. Yani şu kuruluş, yükselme dediğimiz yer. Bu sene 2025-26 sezonunda güncellenecek. Geçen sene 9. sınıf üniteleri güncellendiydi. İşte 2025-26'da 10. sınıf, 26-27'de 11. sınıf, 27-28'de 12. güncellenecek. 28'in sonundaki sınavda da hop, hadi bakalım, yeni bir değişik sisteme geçeceğiz, değil mi? Şimdi ben biraz da bunu bekledim. MEB'in kitabı gelsin istiyorum ben. Anladın ya? Görelim bakalım bir değişiklik olacak mı, bir şey olacak mı? Çünkü biz burayı kuruluş, yükselme, duraklama, gerileme, dağılma diye anlatıyoruz. MEB kitabında bu başlıklar yok ki. Beylikten Devlete Osmanlı, Dünya Gücü Osmanlı, ne bilen, ne bilen, ne Osmanlı, Denge Siyasetinde Osmanlı. Ünitelerin şeyleri değişti çünkü. Atları değişti ve bu 2018'den beri o şekliyle anlatılıyor. Tamam. Ben burayı böyle aklınızda kalsın diye veriyorum. Ben şimdi buradan gelecek soru tiplerimiz bak. Osmanlı için AGS'den işte iki ya da iki tane ya da üç tane soru gelecek, değil mi? Beraberinde KPSS için, e kafadan 9 soru var, değil mi? E TYT'de bir ya da iki soru var. Artık Osmanlı'nın dağılma dönemini Trablusgarp, Balkan Savaşı, İnkılabı mı dahil edersiniz, Osmanlı'da mı dahil edersiniz? Ona göre bakarsınız. Tamam. Beraberinde AYT'de mutlaka gelecek, değil mi? Hah! Şimdi o yüzden burayı biraz takıntılı olduğu yerler var. Onların üstünde durarak anlatıvereceğim. Şimdi Osmanlı Devleti'ni iki başlığı inceleyeceğiz. Bir, önce neyimiz var? Önce bir siyasi tarihimiz var, değil mi? Şimdi burada daha başlamadan artık burayı kuruluş, yükselme diye sormuyor. Ne diye gelecek? Burayı, burayı şöyle geliyor. Kuruluş, yükselme demiyor. Ne diyor? Eee, ne diyor? Klasik dönem diyor. Klasik dönem. Yani ne demek? Klasik dönem. Yani şu 1300-1600 arasını ÖSYM genel itibariyle ne diye yorumluyor? Klasik dönem diye yorumluyor. Ama bu kavram biraz eksik kalır. Niye? Çünkü biz 1300'leri Osmanlı'nın kuruluş devrini mesela ne diye veriyoruz? Erken dönem diye veriyoruz. Aslında bu klasik dönem dediğimiz yer tam manasıyla tamam mı? Bu 1450 İstanbul'un Fethi'nden, Fatih'ten, Fatih, Yavuz, Kanuni dönem aslında neye giriyor? Klasik döneme giriyor. Hadi 3 mata kadar uzat. Hadi Doğu'da Batı'ya ulaştığın zamana kadar uzat. Mesela anlaştık. Hani şu ama 1300-1600 genel itibariyle böyle sana klasik dönem derse aklına ne gelsin? Fatih, Yavuz, Kanuni. Orası gelsin. İşte diyor ki, "Klasik dönem Osmanlı hukukunda hangisinin olması beklenmez?" diyor. E, kadı olur mu? Olur. Ama işte burayı da sorarken şöyle soruyor bak. Osmanlı bir böyle bir süreç ya tamam. Kaldı, dağılmadan bir şeyi verir. Meclis-i Valayı Ahkamı Adliye eder. Ulan Yavuz, Fatih, Kanuni devrinde Meclis-i Valayı Ahkamı Adliye bilmem şurayı devlet var mı? Yok. Anladın? Der ki, "İşte klasik döneminde davası olan bir adam işte aşağıdakilerden hangisinin şikayetini sunamaz?" der mesela. Kadıya gider, Sancak Bey'ine gider, Beylerbey'ine gider, Sadrazam'a gider, Divan'a gider, gaz askere gider, değil mi? Padişaha çıkar, değil mi? Ama Meclis-i Mebusan'a, Meclis-i Ayak'a gidebilir mi? Gidemez. Niye? E dağılma döneminde çünkü. Anladın? Bu tarz sorularla gelecekler karşınıza. Bir, öncelikle genel o yüzyıl kavram muhabbetini orayı bileceksin. Bir, ikincisi genel itibariyle de baktığımızda çünkü Milli Eğitim Bakanlığı TYT, AYT için mesela şey yayınladı, çıkmış sorular yayınladı ve bunu analizli yayınladı. Tamam mı? Baktığınız zaman son 4-5 yılın sorularına, sorular hep TYT, AYT için kuruluş, dağılma, kuruluş, dağılma. Bir baştan, bir sondan, bir baştan, bir son. Böyle gelmiş. Anlaştık? Demek gene aynı şeylerle gelecek. Ne olur? Verir, yükselme, dağılma sorar veyahut da işte kuruluş, yükselme sorar, dağılmayı soramaz. Anladın mı? Ben bilmesi gereken birkaç var. Oradan bahs vereceğim. Şu klasik dönem muhabbeti aklın yattı mı? Hocam, bunun ergen miydi, bura mıydı, bura mıydı? La işte Fatih, Yavuz, Kanuni dönemi klasik dönemmiş. Bitti gitti. Böyle bileceğiz. Bir, bir diğer bileceğin olay ise burada kuruluş döneminde mesela şu Osmanlı'nın kısa sürede büyüme sebepleri. Bunlara takıntılı, değil mi? Hoşgörülü, adil politika, istimalet, iskan. Bu tarz kavramları seviyor, soruyor. Bir, ikincisi siyasi tarihte de takıntılı olduğu birkaç padişah var. Mesela Orhan Gazi'ye çok takıntılı. Yazar mısın kalemciğim bak. Tatlı dil herkesin dilinde. Bak diyemedim. Tatlı dil herkesi aman neyse anladık. Sen Orhan Gazi'den neyi soruyor mesela? Bir, bu Karesi oğullarının alınması, değil mi? Kuzeybatı Anadolu'nun alınması, değil mi? İzmit, Kocaeli o tarafların alınması. Beraberinde işte Karesi, Çimpe Kalesi. Bir de şu Kante kuzen yardım veriyor. Özelliği verilen padişah kimdir diyor. Zaten bütün özellikler orada. Bunlar buraya takıntılı soruyor. TYT, AYT için, MSU için, değil mi? Beraberinde KPSS'de taktı Yıldırım'a dönüyor, dolaşıyor. Kimle alakalı sorularla geliyor? Yıldırım Bayezid'le alakalı sorularla geliyor. Geçen sene de mesela canlı yayınlarda falan diyordum ben, "Vallahi taktı Yıldırım'a sorarsa gene Yıldırım'ı sorar" diyorduk. 2024 Lisansta neyle geldi? Yıldırım'la alakalı uzun bir paragraf sorusuyla geldi. Önceki yılda mesela şeyi sordu, "Sultan İklim-i Rum" diye geldi mesela. Tamam. Genel kavramları bildiğinde yetiyor. Bir de Çelebi Mehmet, ikinci kurucu diye çok takıntılı. Onu da ön lisanslara soruyor mesela. Anlayabildin? Yattı mı aklına? He mi? Heh. Tamam. Burada kuruluş devrinde bunları bileceğiz. Kelime bilin. Özellikle bak beklediğim kelimeler mesela iskan. Bununla alakalı sorularla gelir. İstimalet, ısındırma, hoşgörü, paksotlaman dediğiniz şey bunlarla gelir. Yükselmede e üç tane adamımız var. Kim onlar? Fatih, Yavuz, Kanuni. Yani kuruluşu erken dönemde yükselmenin olduğu döneme de klasik dönemde toptan bir numara oldun, dünyayı öttürdüğün dönem gözüyle bak, değil mi? E Fatih, Fatih'in İstanbul. Bak profilden ben de benziyor mu? Aynı geniş alın, aynı burun, aynı sakal, bıyık. Veya al! Fatih abim devrinin çağının çok çok ötesinde bir adam ya kurban olduğumun. Yedi yaşında hafız, on iki yaşında padişah, yirmi bir yaşında İstanbul'u fethetmiş. İki imparatorluk, dört krallık, bilmem kaç prenslik, bilmem kaç tane ülke almış. Anlat anlat biter mi? Bitmez. Ama Fatih'in şu Ayasofya, kutsal bilgelik, değil mi? Orayı kapatmayıp da Ortodoksları kendine bağlayışı, yani Hristiyan gayrimüslim tebaayı da kendine bağlayışı, bu Katolik-Ortodoks ayrımını kullanması. Bununla alakalı sorularla geliyor. Bir de şöyle bir soruyla geldi, dedi ki, "Fatih devrinde yapılan çalışmalar arasında hangisi yoktur?" diye sordu mesela. Sahn-ı Seman diye medreseler, grup eğitimi, bilimi geliştirmek ister mi? İst. Şahi denilen döktürüp İstanbul'u alır mı? Alır. Bak, genel bilgiler anladın mı? Doğudan, batıdan bilim adamlarını getirir mi? Getirir. Kitapları tercüme ettirir mi? Ettirir. Niye? Çünkü Fatih çok entelektüel bir adam. Ama Fatih kaldırıp da Robert Koleji'ni açar mı? Onlar ne zaman? Dağılma devrinde. Anladın? Mekteb-i Maarif-i Adliye'yi açar mı? Açmaz. Niye? Ne zaman? Onlar 1. Mahmut zamanında. Anladın mı? Yani buraya, buraya mutlak surette dağılmadan gelmeden bir şey verirler. Öyle sorarlar. Tamam. Beraberinde Yavuz. Yavuz biliyor musunuz? Ben Yavuzcuyum. Severim Yavuzu, değil mi? E Yavuz devrinde bileceğin zaten 8 yıllık saltanatına 80 yıllık işi sığdırmış. Sen de kalan şu işte sayılı güne 100 yıllık işi sığdırır mısın? Sığdırırsın. Yapabilecek olduktan, istedikten sonra zaten yaparsın bunu, değil mi? E Yavuz'dan bileceğiniz bu Çaldıran Savaşı'nı bildik mi? Bildik. Beraberinde şeyi bildik mi? Eee, Dulkadir Oğlu'nun alınmasını bildik mi? Bildik. Bir de üstüne Mısır Seferi. Mercidabık, Mısır'ı, halifeyi, bilmem neyi hepsini komple aldı geldi. Özelliği verilen padişah kim diye sordu? Yavuz. E bitti bu kadar. Beraberinde Kanuni. Kanuni. Erkek Sultan Süleyman. Kaan Oyunu. Sultan Süleyman. Bak bunlara da Fatih, Yavuz, Kanuni unvanları o dönem verilmedi abim. Ta Kanuni unvanını 1700'lerde Dimitri Kantemir diye bir adam verdi. Târih öğretmenliği alan sınavında sordu. Senin Fatih dediğin adamı sen ne diye bileceksin? İkinci Mehmet diye bileceksin. Yavuz dediğin adamı 1. Selim diye bileceksin. Kanuni dediğin adamı 1. Süleyman diye bileceksin. 1. Süleyman diye bileceksin. Anlaştık? Böyle soruyor mesela. Kanuni'nin o meşhur bir şey var ya, "Ben ki Sultanlar Sultanı, Hakanlar Hakanı, ben ki şuranın buranın, ben ki adına hutbeler okutulam, ben ki Anadolu'da padişah, Mısır'da Sultan, Avrupa'da Kayser, orada ne bilen ne, ben ki şuyum, ben ki donanmam buyum, ben ki Macaristan alıp Kulu Parkalı İbrahim'e veren Süleyman'ım. Ben sen, sen kimsin lan?" diyor ya. Buna göre hangisine ulaşılır, ulaştırılamaz? Cihan devleti yönetiyor mu? Dünyaya hükmediyor mu? Değil mi? Müslümanların lideri mi? Bu tarz sorularla geliyor. Okuduğunuzu anlama sorularıyla gelecekler. Tamam? Yoksa Kanuni'nin alamadığı yerler. Ah! 1. Viyana, 2. Malta, 3. Korfu. E bunu sana mı sorar? Öğretmenine mi sorar? Kardeş, tarih öğretmenine sordu zaten. Anlaştık? Yoksa ayrıntısında boğuldun mu gider? Hangisi Kanuni'nin yapmadığı seferdir? Nereden bileceksin? 46 yıllık saltanatında onlarca neyi var adamın seferi var adamın. Anladın mı? Ezbereceğiz diye uğraşmayın. Genel bilin. Duraklama. Hah! 1600'lere geldiğimiz z, şuraya kadar klasik dönem, değil mi? 1600'lere geldiğimizde böyle stop demişiz, kalmışız. Hıh! Niye? Çünkü Avrupa coğrafi keşfini yapmış, değil mi? Rönesans'ını yapmış. O dört Ninja Kaplumbağa, Leonardo, Donatello, Raphael, Michelangelo, Usta Splinter, bunlar koşar adım giderken biz ceddin deden, hıh, neslin bu biz ikileri bir geri, bir geri derken geriye doğru gittik. Beşik uleması diye bir şey çıktı. Alimin oğlu da alim anlayışı. Bilimden, ilimden uzaklaştığın anda sahtekar hocalar türer mi? E türedi gitti. 1600'lerde de işte durduk. Buradan gelen iki soru tipi var. Tamam mı? KPSS için söylüyorum. Burayı hep şunları sormuş. Tamam mı? Bir, Hotin kuşatmasında Genç Osman, yeniçeriyi kaldırmak istediği için yeniçeriyi kaldırmak istedi. Yeniçeriler Genç Osman'ı kaldırdı mı? Döndü, dolaştı, bunu sordu hep. Bu soruyla gelmiş. Bir de bu dönemki ıslahatlarda batının, Avrupa'nın etkisi var mıdır, yok mudur? Yok kardeşim. Niye? Çünkü hala biz iyiyiz. La film nerede kopuyor biliyor musun? Film 1683'te kopmuş. O zamana kadar Osmanlı hı böyle güçlü, kudretli, vurdum, x80 oturtan cinsten kuvvetliyiz. Ama işler yolunda gitmeyecek. Bu dönem doğuda İran'la savaş var, batıda Avusturya'yla savaş var, içeride Celaliler isyan etmiş. Tarihin her yerinden bir ne çıktı? Bir Celal çıktı mı? E çıktı. Celaliler isyan etmiş, sıkıntılar var mı? Var. Oğlu var, oğlu var. Hep böyle gelmiş. İşte geçen sene de bunu sordu mesela. Büyük kaçkun diye millet yerinde duramayınca kaldırdı İstanbul'a göç etti. E bu da bir sürü sorunu da beraberinde getirir mi? E getirecek. Anladın? 1600'lerde bunlarla gelmiş birkaç tane adam var. Mesela Tarhunca Ahmet, denk bütçeyi yapmış, değil mi? Köprülüler şartlı olarak başa geçmiş. Ama Merzifonlu Kara Mustafa. Film ne oldu? Film koptu. Osmanlı buradan aşağı inmeye başladı. Bir daha toparlayamadı. Şimdi MEB kitabında duraklama, gerileme diye bir ünite yok. Tamam? İşte uluslararası ne değişen dünya dengelerinde Osmanlı siyaseti diyor. İşte 3. Murat'ın ölümünden başlatıyor, 1595'ten 1774 Küçük Kaynarca'ya kadar getiriyor. La doğu dünya ne var orada olay var. Ama gerileme diye baktığımızda 1700'ler. Yani 100 yıl, yüzyıl gittiğinde 1700'lere geldiğinde Osmanlı mutlak surette şunu anladı: Kardeş, kim üstün? Batı üstün. Fatih, Yavuz, Kanuni devrinde Batı mı üstün, biz mi üstünüz? Biz üstünüz. Hangi alanda üstün? Batı askeri ve teknolojik olarak Batı üstün. Bunu kabul ettik. Ne ile? 3. Ahmet devrinde Lale Devri ile biz bunu kabul ettik. 3. Ahmet devrinde de dolu dünya iş yapıldı mı? Aşı yapıldı, korucu, sağlık hizmetleri. Mesela böyle geldi, değil mi? Hep sorduğu soru şuydu, üst üste sordu bunu. Hangisi Ahmet Lale Devri yapılmış gelişmelerinden biri olamaz? Cevabı veriyorum sana bak. Cevabı veriyorum. Halk, ahali yönetime katıldı, kardeş. Ahalinin yönetime katılması bu dönem değil. Nerede? Dağılma. Ta en sonda 1876 Kanuni Esasi, yani Osmanlı'nın anayasası, yani birinci meşrutiyetin ilanı ile katıldılar. Abiciğim, bu kadar bitti. Bunu bileceksin ya. Tamam mı? Dönmüş, dolaşmış neyi sormuş? Aynı şeyi sormuş. Al, beraberinde bu dönem biri daha var. Kim var mesela? 3. Selim. 1789'da tahta çıktığında ne oldu? 1789'da tahta çıktığında Fransız İhtilali oldu, değil mi? O milliyetçilik bizi kurtardı mı? Kurtardı, değil mi? 3. Selim mesela Osmanlı'da radikal şeyler, ıslahatlar yapan padişah diye geçer. Bunun devri ne diye geçiyor? Nizam-ı Cedid diye geçiyor. Bak bunlara takıntılı ya. Biz vallahi var ya bak, önceki yıllarda falan ben tamam, daha bundan 10 sene öncesi 2012, 13, 14, 15'lerde derdim ki, "Öğrenci abi, eğer sorularda 3. Selim görürsen okuma, işaretle. Mahmut görürsen okuma, işaretle. Öğretmenim, ikisi birden varsa cevap ikisinden biri." Derdik. Vallahi bak, açın bakın 10 sene, 15 sene önce sorularına. Hep bunları sorardı, değil mi? Artık sor, sor, sor, sor, sor, sor, sor, sor, sor, bitti. ÖSYM soru sorma tarzını da değiştirdi. Tamam mı? Soru: 3. Selim devri yapılanlar arasında hangisi yoktur? Cevabı veriyorum sana bak. Cevabı veriyorum. Halkın yönetime katılması yoktur. Geçen senenin sorusu işte. Hangisi 1. Mahmut dönemi gelişmesi değildir dedi? Vilayet Nizamnamesi'ni verdi mesela. Abdülaziz zamanındaki, yani Abdülaziz'den bilinecek birkaç bir şey var dedik. Bak, böyle soracaklar. Tamam? Bil. 3. Selim Nizam-ı Cedid devri. Burada da bir tane adam vardı. Kimdi o? Cezar, Cazır, Cüzır, Cızbız Ahmet Paşa. Bildin mi? Napolyon Bonaparte'ı paya paya paya diyordu ya. Onu öttürdü geçti. Gayet radikal, köklü meşveret meclisleriyle, değil mi? Bu ciddi bir şey yapıldı. Raporlar, lahiyalar. Oo, iki kere doğru sordu. Rapor, lahiya. 4. Murat gibi ne istedi? Bu da lahiyalar istedi. La oğlum, gidin bir araştırın dedi. La bu devlet ne oluyor? Bir rapor sunun, bir şey sunun dedi. Sistemli, planlı, programlı yaptı. Bak, hep aynı temalar üzerinden geldi. Anlaştık? Beraberinde dağılma dönemi. Artık dağılma diye geçmiyor. MEB'in kitabında ne diye geçiyor? Uluslararası ilişkilerde denge siyaseti diye geçiyor. Neydi denge politikası? Osmanlı'nın o dönem ordu yok, donanma yok, para yok, hiçbir şey yok. Tek kelimeyle yap. Osmanlı ona da eyvallah, buna da eyvallah. Ona da Instagram'dan eklemiş, ona da alev atmış, ona da DM yazmış. Günü kurtarmış, değil mi? Ben burayı vallahi ne diye anlatıyorum? Bak, böyle işte diyorum ki, o dönem İngiltere, Fransa ve şeylerle Ruslarla toksik bir ilişkimiz var. Ex, next, favex. Sürekli birbiriyle bir şeylerle gidiyoruz. Bak, ex, next, favex deyince nasıl aklına geliyor? E, uzatmalı favex. Ruslar bir kavgalı, bir savaşlı, bir yardımlı, bir bilmem neli, bir iyiyiz, bir kötüyüz. Böyle olmuş abiciğim. İşte bak, olaylara böyle bakıverdiğin zaman kolay geliyor. Burayı böyle bileceğiz. Denge politikası uygulamışız ama elinde patladı Osmanlı'nın denge. Nerede? 1914 Dünya Savaşı başlamadan önce bunlar üçü bir araya geldiler. Ne diye? İtilaf diye. İngiltere, Fransa, Rusya. Üçü birleşti. Garibim Osmanlı gitti gümbürtüye. Bir, bunu bileceğiz. Bir diğer burada bir de padişahlar var. Kim o var mesela? Mahmut. Ben hep 1. Mahmut'u ne diye anlattım? Mahmut'u kaldıraç Mahmut diye anlattım ben. Anladın? Osmanlı'da falan uygulamasını kim kaldırdı? Bilemedin sallayacak mı? Vallahi Divan-ı Humayun'u kaldırıp tamam mı? Bakanlar kurulunu getiren kimdir? Mahmut. Yeniçeri Ocağı'nı Vakay-i Hayriye ile kaldıran kimdir? 2024 AYT sorusu. Vakay-i Hayriye ne diye sordu? Yeniçeri.

Hoca'nın kaldırılması, Mahmut anladın yani en derunu kim kapattı? Ne bileyim işte şeyi kim kapattı, değil mi? Bu tarz, "kim kaldırdı?" sorularının cevabı tamam, hep Mahmut'tur. "Kaldır, aç!" diyorum ben. Kaldırdığının yerine yenisini de açıyor mu? Açıyor. Bitti gitti. Eşkineci ocağını kaldırıp işte Sekman Czit ocağını kuran kimdir? A, işte bir böyle sorularla gelir. Anlaştık.

Birinci Mahmut devrinde de gene halkın yönetime katılımı var mı? Yok. Yok ve burayı şöyle soruyor artık Mahmut'un yaptığı, eee, olaylar arasında hangisi diyor, şeyde değildir, devlet yönetimle alakalı değildir diyor. Mesela muhtarlıkları kurması devlet yönetiminde, sened-i ittifak devlet yönetiminde, divanın kaldırılması devlet yönetiminde, değil mi? Ama Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması askeri alanda bir ıslahattır. Anlaştık.

Bak, geçen sene de Mahmut'la alakalı "hangisi değildir?" dedi. Cevabı ne verdi? Vilayet Nizamnamesi verdi. Niye? Abdülaziz zamanında. Sonra kim var? Erdem, şu tahtaya gel bakayım bir. Sonra kim var? Abdül (parantezinde artık ÖSYM burayı sormaya başladı) Abdül (parantezinde sayısalcı öğrencilere gelsin) Mecit, Aziz çarpı beş, Murat. Osmanlı'nın son dönemleri, değil mi? Şimdi burayı da böyle ezberleme. Abdül'ü de dağıtıyorsun abiciğim. Tamam? Şimdi burayı böyle ezberleme. Burada bileceğin olay, olaylar kimin zamanında? Olaylar Abdülmecid'in zamanında. Tamam? Fermanlar kimde? Fermanlar Abdülmecid zamanında. Hangi fermanlar? Fermanlar "Padişah diye" geçiyor ya, Tanzimat Fermanı da Islahat Fermanı da kimin zamanında? Abdülmecid zamanında. Anlaştık.

İkinci bileceğin olay, Abdülmecid'den borç para meselesi kimde? Abdülmecid'de. Anlaştık. Bak burayı da ekonomi alakalı anlatıvereceğim biraz sonra, orada çok güzel sordu ÖSYM. Borç para meselesi Abdülmecid'de. Olaylar, savaş, Kırım Harbi, o zaman alındı zaten. Para kimde burada? Yani dağılma döneminde zaten benim Ruslarla dört savaşım var. Tamam mı? Yatıyorum, kalkıyorum kimle savaşıyorum? Ruslarla savaşıyorum. Değil mi? Arkasından fermanlar burada, borçlar burada, Kırım Harbi burada. Yani olaylar genel itibariyle kimde? Genel itibariyle Abdülmecid'de.

Abdülaziz'de ise bileceğiniz bir şey yok. Abdülaziz'i biz ne diye anlatıyoruz? Turist Aziz diye anlatıyoruz. Ataları savaşmaya gitti, Avrupa'ya Abdülaziz gezmeye gitti diye. Değil mi? Turist Aziz. Bir de bundan bileceğiniz donanma dünyanın üçüncü büyük donanması haline getirildi mi? Getirildi. Bir de geçen sene sorduğu neyi bileceksiniz? Vilayet Nizamnamesi'ni bileceksiniz. Başka da bir numara yok Abdülaziz'de. Kardeş, iki tane bilgi var la, onu da biliver. Ya soru, "hangisi Mahmut dönemi gelişmesi değildir?" Vilayet Nizamnamesi. İşte kimdeymiş? Aziz değilmiş. Böyle sordu. Millet zordu, Allah kahretsin. Yok nüfus sayımı mı vardı, o mu vardı, bilmem ne miydi? Böyle şıklar. Hepsi ben zaten beşlik arasında kalıyorum. Dediler ki, yapamadığın sorulara atla, sonra geri dönersin. Geceler, ben döndüm ama gene yapamadım. O bana dönmedi moduna giriyorsun ya, kurban olduğum ya. Bak, bilinecek dediğim yeri bil. Vallahi kolay.

Beşinci Murat'ta hiçbir şey yok. Osmanlı'nın jet padişahı. Bana demiş öğrencinin biri, "Hocam demiş, beşinci Murat'ı niye anlatmıyorsun?" demiş. Lan ne anladın? Doksan üç gün saltanatı var. Üç ay, üç gün başta kalmış. Denesin deyip indirdiler. Ama bu dönem bir bela çıktı. Tamam? Vakay-ı Hayriye ile Yeniçeri gitti ama okusun Avrupa'ya diye gönderdiğimiz adamlar ilk böyle gittiler, boynu bükükler diye gittiler, okudular geldiler. Rıptı, Şambırlar, Flar, Kadehler, Leşantamin, Kantareler. Kim lan bunlar? Kim bunlar? Kim çıktı? Jön Türkler çıktı. Genç Osmanlılar. Bunlar ilk etapta böyleydi. İlerleyen süreçte bunlar ne diye çıktılar karşımıza? İttihat ve Terakki Fırkası olarak karşımıza çıkacaklar. Yeniçeri bitti, bu sefer bunlar çıktı. Anlaştık. Aha işte bunlar dediler ki, "La, padişahlar böyle böyle taksak tak vermekle bu iş olmaz." Dediler. Bizimkiler de ne yaptılar? Önce bir Sened-i İttifak var, değil mi? Şöyle ayrıca şuraya bir yazalım.

Sened-i İttifak tamamen benim iç meselemdir. Ben hep öğrenci anlatırken de bak burayı böyle anlattım. Ben dedim ki, bak abi, bak ezberlemeyin, ne anlayın, mantığını gidin. Bir, Sened-i İttifak. İki, Tanzimat. Üç, Meşrutiyet. Bu sorunun cevabı daha ben okumadan söylüyorum sana. Bu sorunun cevabı ya yalnız birdir ya da iki ve üç tür. Niye biliyor musun? Sened-i İttifak tamamen benim iç meselem. Ayan meselesi, iltizam meselesi, değil mi? Ayan, iltizam, mültezim. Bunlar benim neyim? Bunlar benim iç meselem. Algı, vergi işlerini düzenlemek için. Padişah Mahmut kaldırdı. Ayanların resmi varlığını tanıdı. Bitti. Fransız etkisi var mı? Yok. Sömürgecinin etkisi var mı? Yok. Tamamen benim neyim? Tamamen benim iç meselem. Ama Tanzimatlar, Meşrutiyetler, bunlar hep neyden çıktı? Fransız İhtilali'nin getirdiği milliyetçilikten etkilenen azınlıklara yeni yeni neler verildi? Haklar verildi. Taviz, tavizi doğurdu mu? Doğurdu. Tanzimat Fermanı ile herkese hak verildi. Herkese değil mi? Hatta bir de burada ne vardı? Askerlik ne sayıldıydı? Vatan görevi sayıldıydı. Sonra bu azınlığın işine gelir mi? Gelmez. Ulan Osmanlı dağılma döneminde askere gidilir mi? Gidilmez. Eee, sonra uygulamadan kaldırılan hangisine sordular? Cevap askerlikti. Bak ezberleme, neyi anla, mantığını anla.

Sonra bir de ne var? Islahat Fermanı var. E, şimdi Osmanlı baktı ki arızayı kim çıkarıyor? Ulan Müslümanlar mı, gayrimüslimler mi? Erdem, çay koydun, değil mi? La, hah! Kim çıkarıyor arızayı? Gayrimüslimler çıkarıyor. O zaman Müslüman hak vermeye gerek var mı? Yok. Ne yapacağız dediler? Ya ne yapacağız dediler? Ya gayrimüslimlere hak verim dediler. Islahat Fermanı ile de yalnızca kime hak verildi? Gayrimüslimlere hak verildi. Bu iltizam uygulaması kaldırıldı. Gayrimüslimin verdiği iki vergi vardı. Neydi onlar? Öşür, haraç, cizye'den hangisiydi? Öşür Müslüman'dan, haraç Cizye gayrimüslimden alınıyordu, değil mi? Haraç topraktan, ürettiklerinden, on ürettiğin iki tanesini vergi veriyordu. Cizye ise askerlik vergisiydi. Bak, cizye başka bir şeydi. Onu da sordular. Anladın mı? Ezberlemeni istemiyor. Genel bunları çıkarım yapabilmeni istiyor. İşte anlaştık.

Bilin ve birinci meşrutiyet, Kanuni Esasi, parlamentonun açılması, meclisin açılması, anayasanın yürürlüğe girmesiyle halk yönetime dahil oldu mu? Halk genel yönetime dahil oldu. Hocam, Tanzimatlı ıslahatta yerel yönetimler yok muydu? Var ama yerel yönetim başka bir şey, genel yönetim başka bir şey. Bak, günümüzde bile belediye başkanı, değil mi? Muhtar seçimleri ayrı, değil mi? Peki belediye, şey, milletvekili, cumhurbaşkanı seçimi, o ayrı. O genel seçim. Genel seçim başka bir şey, yerel seçim başka bir şey. Müslümanlar Tanzimat Fermanı ile yerel yönetimlere katıldı. Gayrimüslimler Islahat Fermanı ile yerel yönetimlere katıldı. Müslümanı, Hristiyanı, inanını, inanmayanı, sağcısı, solcusu, ilericisi, gericisi, akıllısı, akılsızı yönetime ne zaman katıldı? Gelen yönetime birinci meşrutiyetle katıldı. Demez, Kanuni Esasi der. Meclisin, parlamentonun açılması demez. Parlamentonun açılması, anayasanın girmesi aynı şeylerdir. Anlaştık. Böyle sorularla geldi. Tamam? Genel yapısını bilin, anlayın. Bak, ezberleme. Birer cümle genel kazanımı bildiğin anda bu iş oluyor. Kapiş mi? Kapiş.

Dağılma döneminin genel hatlarıyla bu. Sonra başa işte ikinci meşrutiyet kim geldi? İkinci Abdülhamit geldi. Olaylar, olaylar, olaylar, olaylar. Doğru mu? İstibdat devrinin ilan ettiği, doksan üç harbinde yenildik mesela. İstibdat devrinin ilan ettiği ciddi toprak kayıpları var, değil mi? Üst üste geldi mi? Geliyor. Düyun-u Umumiye'yi kurdular. Borçlar idaresi. Düşünsene, senin bana yüz bin dolar borcun olsa, "Sebahattin, ödesene lan borcunu!" desem, ödeyebilir mi? Ödüyormuş. Allah'ım, köpek deyip çıkarıyormuş dolarları. Müezzinsin, değil mi? Peki benim o paraya zerre kadar ihtiyacım yok. Benim o parayı ödememi ister misin? İstemez misin? İster miyim? İstemez miyim? İstemem abim. Niye? Çünkü seni köle olarak kullanırım. Ulan şimdi günümüz sistemi, işte borçtan doğan ne var? Kölelik var. Nasıl borçsuz adam ben gibi, Memati gibi, yavrum böyle borçlu adam. H, ne diyecek yani? Osmanlı neyi kaybetti? Düyun-u Umumiye, Muharrem Kararnamesiyle ekonomik bağımsızlığını kaybetti. Geldi mi? Üst üste gelir mi? Gelir, değil mi? Meclis açıldı. Ellerinde bir tane meclis yok. Bizde iki tane meclis var. Gene bir Mebusan Meclisi, bir de ne? Ayan Meclisi. İşte ÖSYM burayı da sordu. Dedi ki, "Ayanların da içinde olduğu meclisli dönem nedir?" dedi. Bizimkiler Ayan'ı görünce, "Hop, cumburlu hopp!" atladılar Sened-i İttifak'a. Yanlış, yanlış. Ulan Ayan var, Sened-i İttifak'la tanındı ama Mebusan Meclisi, Ayan Meclisi ne zaman açıldı? Birinci Meşrutiyetle açıldı. Ya edik ming, Gladbach, ara, Frankfurt. Ne güzel, güzelin varmış senin. Öyle olsun. Seninki kabalık. Bakma bana öyle. Böyle, böyle, işte seni böyle düşürürler. Anladın? ÖSYM sordu, millet sazanam atladı. Niye gelirsin okumaya? Okuyun, ciddi okuyun, dikkatli okuyun. Anlaştık? Peki. Öpücük. Ödüllü soru bilen öper. Tamam? Soru, "Birinci Meşrutiyet'te parti purti var mı?" Hocam, İttihat var ya. Yok işte. İttihat ve Terakki. Bak, geçen senenin lisansın en kazık sorularından birisi. İttihat ve Terakki'nin kurucuları arasında kim yok dedi. Anladın? İshak Sukuti, İbrahim Tamo, işte Mehmet bilmem kim dedi. Zor soruydu. Direkt bilgi sorusuydu. Ama işte girdiğin sınavda artık tarihten on soru gelir, yirmi soru gelir, otuz soru gelir. Kaç soru gelirse, onun bir tanesi kazık olacak. Tamam? Bir tanesi zor olacak. Geriye kalanlar kolay yapılabilir olacak. İşte bizimkiler o kazığın peşine düşüyor. Kazıklandığıyla kalıyor. Daha ne diyeyim ben yani. Tamam? Sen yapamıyorsan zaten kimse yapamaz. Bu işe öözle bak. Anladın? Bil. Peki, burayı da böylece hallettik. Parti purti var mı? Birinci Meşrutiyet'te parti purti yok. Tamam? Ondan sonrasında sonra Abdülhamit bir gün 14 Şubat'ta meclisi toplantıya çağırdı. Gelin bakalım lan buraya dedi. Kuş kapalılar dedi. Bugün ne dedi? 14 Şubat, sen Valentin's Day. Hadi lan dedi. Yetkimanık sizi dedi, tatile gönderiyorum dedi. Arkadan biri sordu, "Hooş, hoş, ne zaman gelelim?" dedi. Ben çağırmadan sakınlıkla gelmeyin dedi. Abdülhamit onları tam otuz sene çağırmadı. İşte o birinci meşrutiyetle ikinci meşrutiyet arasında geçen baskıcı, sansürlü, yasaklı döneme ne dendi? İstibdat devri dendi. O dönem işte kayıplar da var, şeyler de var. İşler geldi mi? Üst üste gelir, ya aynısı işte. Tamam? İşler kötü gitmeye başladı. Sonra 1908'e geldiğinde Abdülhamit güç kaybettikçe Jön Türkler, Genç Osmanlılar yer altına çekildilerdi, güçlendiler. İttihat ve Terakki olup çıktılar. Ama tam ortaya çıkış tarihleri 1909. Tamam? Parti olarak, fırka olarak İttihat ve Terakki Fırkası 1909'da ortaya çıkıyor. Yani ne zaman? İkinci Meşrutiyetle ortaya çıkıyor. Anlaştık? Yattı mı aklına? He mi? İşte bu tarz sorularla geliyor. Sonrasında işte 31 Mart Vakası'nı çıkardılar. Hareket Ordusu geldi, isyanı bastırdı. İsyan'dan sen de vardın diye Abdülhamit devrildi. Osmanlı'da oradan sonra film koptu. Başa kim geçti? Beşinci Mehmet Reşat geçti. Hiç adını sanını bilmiyoruz. Niye? Çünkü 1909 yılında anayasada bir değişiklik yapıldı. Padişahın süsiyet hiçbir işe yaramaz hale geldi. Bütün etki, yetki, tepki kimde toplandı? Mecliste, özellikle de İttihat ve Terakki'cilerde toplandı. Anlaştık? İlerleyen süreçte İttihat ve Terakki'ciler Bab-ı Ali Baskını'nı da yaptı. Hepten iplerini aldılar mı? Onlar üç kişilerdi. Enver, Cemal, Talat üçlüsü Osmanlı'yı Dünya Savaşı'na kattılar. İttihat ve Terakki Dünya Savaşı denildikten sonra bunlar da ortadan gitti. İttihat ve Terakki neye dönüştü? Teceddüt Fırkası'na dönüştü. Ne demek yenilenme, tazelenme, refresh, F5, F5. Ne işe yarıyor? Sayfayı yeniliyor. Anlayabildin? Al, genel böyle bir özetle. Bak bu bile senin var ya, bak çıkmış son beş yıllık sorularını çat çat çat çat. Şundan bile çözersin. Geneli bilin yeterli. Erdem, gel tahtaya. Tamam? Erdem, dem, Erdem, gel tahtaya. Erdem, hocam tahtadayım değilsin. Ben hala şeyde görüyorum kendimi. Yo, tamam. Tahtayla seni çekiyorum şu an. He, bu tarafa gel oğlum. Bu tarafa. Şeye gel. He, buradaymışız lan. Tamam. He, pardon, özür. Yapıyorum ben tabii mal gibi otuz tane kameraya koyarsanız buraya, böyle benim kafam karışır. Ne, hangi kameradayım ben? Ondan, bundan, bundan. Nereye bakacağım ben? Ne kalabiliyorsan kalabil. Hadi keç bir ipen. Tamam, o çocuğa bağladık yani. Hadi millet diyor, "Nereden buluyorsun?" Buluyoruz işte kurban olduğum ya. Sevdiğim işi severek yapıyoruz. Al, ahanda geldim. Neye? Osmanlı Kültür Uygarlığına. Cultural civilization. La bunu da İngilizler yapmış ya. Vallahi billahi bak moralim bozuluyor öğrendikçe işleri. Bazı şeyleri işte şey yapılıyor. Al, Osmanlı'da hemen hızlı bir şekilde geçivereceğim. Tamam? Osmanlı'da hakkaniyet çemberi. Ben şurada mı dursam ki? Erdem, şurada daha yerlem böyle iyi de mi? He, de, he, he. Tamam. Hah, hakkaniyet çemberinin ortasında ne vardır diye sordu. Ne var? Adaleti koyduk ortasına. Dön dedi dünyaya. Fakirin dünyadan haberi yok ama adaleti koyduk ortasına. Bitti gitti abim bu kadar. Şimdi artık şeyi de değiştirdik. Her akşam güneşin battığı yerden gözlerin doğuyor gecelerime demiyoruz. Ne diyoruz? Sırtım yere gelmedi halen. Gelsin diye uğraşır. Halen beni ben yapan bu hırs ve iradem. Yo deyip devam edeceğiz. Al, beraberinde Osmanlı yönetim, merkez teşkilatı. Kardeş, bir kere balık baştan kokar. Osmanlı tam bir monarşiyle yönetiliyor mu? Yönetiliyor. Padişah dediği dedik, çaldığı düdük mü? Düdük. Üç "y"nin hepsi de onda mı? Yasama, yürütme, yargı. Her şey kimde? Her şey onda. Doğru mu? Dediği dedik, çaldığı düdük. Ama padişah merkezde bu yasama, yürütme, yargısını taşrada paylaşıyor. Nasıl? Nasıl? Gel şimdi gel. Taşra. Mesela eyaletin başındaki Beylerbeyi, merkezdeki padişah adına, merkezdeki İstanbul'daki padişah adına hangi yetkiyi kullanır? Yürütmeyi kullanır. Doğru mu? Peki sancağın başındaki Sancak Beyi neyi kullanır? Yürütmeyi kullanır. Peki padişah adına, padişah adına Kadı, yasama, yürütme, yargıdan hangisini kullanır? Yargı yetkisini kullanır. Demek ki bizde merkezde güçler birliği var ama taşrada ne var? Kısmen güçler ayrılığı var mı? Yürütme birinde, yargı birinde. İkisi de kime bağlı? Padişaha bağlı. Mantığı anladın mı? Yattı mı aklınıza? Ve Osmanlı'da yargı teknik olarak bağımsız. Kadı asker doğrudan padişaha da bağlı değil. Kadı askere bağlı ama kadının verdiği hükme Beylerbeyi, Sancak Beyi karışabiliyor mu? Karışamıyor. Bak, devlet yönetimini bil. Bunu da böyle çok anlattık. Bunu da evvelli senelerde sordu. Şimdi geldim neye? Merkez teşkilatına. Monarşi var. Yasama, yürütme, yargı var. Aynı zamanda Osmanlı'da teokrasi de var mı? Teokrasi de var. Yani dine dayalı yönetim. En başından var. Yavuz'la beraber zaten ne yapacak? Pik yapacak, en üste ulaşacak. Ama burada klasik kut anlayışı da var mı? Var. Lakin kut anlayışı bir tek Memlükler'de yok. Bizde tamam. Kut anlayışına İslami bir ayar çakıldı. Ne çakıldı? Kut anlayışına artık gökten Tengkri değil, Allah celle celalühü gönderiyor dendi. Tamam? İlahi kelimetullah, emri bil maruf, nehyanil münker, devlet-i aliye, devlet-i ebet müddet. Ve en önemli kavramlardan birisi Fatih'le beraber gelen Nizam-ı Alem. Hah! Alemlere, dünyaya ne getireceğiz? Nizam getireceğiz. Bizim işimiz odur. Raconu biz keseriz. Raconu biz koymadık ama biz uygul. Oğlum, iyi bağlıyoruz vallahi ha. Bak, beraberinde birinci Murat bu kutu ayar çaktı. Ne dedi? "Ülke hanedanın tamamı erkeklerin idi, değil mi? Hayır, ülke hanedanın değil, padişah ve oğullarındır." dedi. Bir anda kardeşlerini, yiğenlerini, amcalarını, amcaoğullarını ne etti? Tasfiye etti. Anladın? Ülke padişahın oldu dedi. Sonra Fatih'le beraber bir ayar daha çakıldı. Fatih dedi ki, "Ve her kimesine evladımdan saltanat müyesser ola, Nizam-ı Alem için." Ne için? Ne için? Nizam-ı Alem için. Kardaşın katli caiz ola dedi. Devletin devamı, Nizam-ı Alem için kardeş katli yasaldır dedi. Ama hala başa geçecek kim belli değil. İlla ne çıkacak? İlla o taht kavgası çıkacak. Film nerede koptu? Film birinci Ahmet'le beraber koptu. Ekberiyet, Erşet sistemi dediğiniz bir olayla Ahmet düşme dedik. Ahmet Ekberiyet sistemini getirdi. İşte burayı soruyor. Bak bu Ekberiyet, en yaşlı, en olgun sistemi şeyde var mı? Asya Hunları'nda var mı? Mete'de var mı? Teoman'da var mı? İlde de var mı? Yok. Ne zaman çıkmış? Ta 1600'lerde çıkmış. İşte 2024 lisans sorusu buydu. İşte bu kanka kanka zamanında böyle böyle olmuş. Ülkeyi batı kanadını, doğu kanadını, amca sistemi böyle falan yönetmiş, falan falan falan. Hangisi vardır diye sordular. Ülke hanedanın ortak malıdır anlayışı devam ediyor. Federal yönetim doğu, batı devam ediyor. Ama en yaşlı, uygun mu başa geçiyor? Hayır abiciğim. O ta ne zaman ta? Osmanlı'da. Bilin. Anlaştık? Bilin. Yavuz'la beraber de halifelik geldi mi? Geldi. Merkezden yönetim var. Osmanlı'da Trablusgarp'a bir ağaç dikeceksin. Kafana göre dikebilir misin? Dikemez misin? Dikemem. Merkezden ne alman lazım? İzin alman lazım. Bu da bürokrasiyi arttırır. Tamam? Yerel çözümlere müsaade etmiyor. Tamam? Ve sonrasında merkezde bir de ne var? Divan-ı Divan-ı Hümayun var. Doğru mu? Aha, İslam öncesindeki Kurultay, Selçuk'daki Divan-ı Saltanat, Osmanlı'da Divan-ı Hümayun. Günümüzde TBMM'ye dönmüş, değil mi? TBMM gibi, bakanlar kurulu gibi. Seyfiye, İlmiye, Kalemiye üçe bölmüş. Osmanlı Seyfiye, askerler, askeri bürokrasi elinde neyle gezenler? Elinde kılıçla gezenler. Sadrazam, Pargalı İbrahim mesela. Bak elinde kılıç da var, mühür de var. Askeri bürokrat. Anladın? Vezirler, bakanlar, yardımcıları. Yeniçeri Ağası zaten asker, değil mi? Kaptan-ı Derya, donanma komutanı zaten asker. Beraberinde İlmiye, din, hukuk, eğitim işleri. Elli kere sordu. Genelde sorarsa da zaten burayı soruyor. Şimdi bunların elinde kılıç var. İlmiyenin elinde de ne var? Aziz, Kur'an-ı Kerim var. Din işleri neye göre? Kur'an'a göre. Hukuk, eğitim neye göre? Şeriata, Kur'an'a göre, değil mi? Şeyhülislam, din işlerinin başında mı? Din işleri kimden soruluyor? Şeyhülislam'dan. Kazasker, hem adaletin hem de eğitimin sorumlusu. Nasıl yani hocam? Adaletten sorumlu, adalet bakanı. Kadıların atamasını kim yapıyor? Bu adam yapıyor. Eğitimden sorumlu, Milli Eğitim Bakanı. Nasıl? Çünkü müderrislerin atamasını bu yapıyor. Oldu ki bir davan var, değil mi? Kadıya gittin, kadı çözemedi, temyiz hakkı istiyorsun. Nereye geliyorsun? Kazasker'e geliyorsun. İşte kadının verdiği hükme Sancak Beyi, Beylerbeyi, padişah falan bunların hiçbirisi karışamıyor. Anladın mı? Adalet, yargı bağımsız Osmanlı'da. Tamam? Bir de şu Nakıb-ı Eşraf, Seyyid Şeriflerin özlük işlerini tamamlayan eee kişilerdir. Bunu da sosyal medya riyasetlerinde falan sordu. Al, İlmiye en çok da sorulan kimdir? En çok da sorulan Kazaskerdir. Niye? Çünkü Kazasker ya atlıyor öğrenci askere diye. Oğlum, gaz maz ama asker diyorsun, işte ha. Ben bu adamın askerlikle zerre alakası bile yok. Düşeceğin yeri söylüyorum sana. Ah, beraberinde Kalemiye, ellerinde kalem var. Sivil bürokrasi. Osmanlı'nın yaz kızları diyorum işte ben. Nişancı, dört "T" görevi var. Ne onlar? Bu tuğrayı, padişah imzasını bu çekiyor. Tımar kayıtlarını bu tutuyor. Anladın mı? Tapu kayıtlarını bu tutuyor. Yani tahriri de bu yaptırıyor. Tahrir, fethedilen bölgedeki her şeyin sayılıp kayıt altına alınması, değil mi? Ulan bu adamın işi biter mi? Yaz babam yaz. Osmanlı zaten gazoistik, ayrıntıcı. Uşan kuşun, sineğin, arının, tırtık takıb bir yazıyor. Niye? Vergi alacak çünkü onlardan. Bilin. Sonra Reis-ül Küttap buna yardımcıydı. Ayrıldı. İlerleyen süreçte ne oldu? Hariciye, yani dışişleri bakanı oldu. E, Defterdar da adı üzerinde maliye. Damat, anladın? Hazinenin anahtarı kimde? Defterdar'da. Al, merkez karar alır, taşradakiler uygular. Aynısı günümüz içinde geçerli. Anlaştık? Nokta. Sorularım? Soru, "Hangisi İlmiye'den değildir?" değil mi? Şeyhülislam, Kazasker, Kadı, Müderris, Defterdar. Ya dikkat ettiğinde ezberleme, dikkat ettiğinde vallahi çıkıyor. Tamam? Peki, beraberinde continue. Aha, Divan toplantısı. İşte aha burası. Seyfiye böyle lüleburgaz bardağı gibi dikilmişler. Tamam? Aha burası Seyfiye, aha burası İlmiye, aha burası Kalemiye, yaz kızları. Tamam? Ah, burada padişah da olabilir, Sadrazam da olabilir. Buna eğer Sadrazam dersek, Fatih'e kadar şey başkanlık ediyor. Eee, padişah başkanlık ediyor. Fatih'ten sonra padişah gitmiyor. Sadrazam. Padişah da şurada gördüğüm bu cam, tamam mı? Kasr-ı Adıl denilen yerden buradan dinliyor. Bunların tamamını Osmanlı ne için yapıyor? Tek bir kelime: Merkezi otoriteyi korumak için yapıyor. Anladın? Osmanlı ne yapmışsa bunu buradan aldı, buraya koydu. Sebep? Osmanlı şu Sadrazamı, şu veziri idam etti. Niye? Merkezi otoriteyi korumak için abim. Bitti bu kadar. Anlaştık? Ezberleme, mantığını anlayın. Burada da genelde Seyfiye'nin borsası niye kalabalık? Kesim orası. Askeri bürokrasi birazcık daha ne basıyor? Ağır basıyor. Bunların sayısını azalttılar ki Divan daha bürokratik, daha kalematik hale gelsin diye. Bak, geniş açıyla baktığın zaman görüyorsun. Aynısı günümüzde şey işte, eee, TBMM, kurultay da böyleydi. Şu düzenin bile bir adı var. Mesela kurultaydaki oturma düzeninin adı nedir? Orun diyorlar. İşte üç tür, dört tür de mesela bunu soruyor. Orun. Neymiş bu kurultaydaki, kurultaydaki oturma düzeni. Günümüzdeki adı ne bunun? Protokol diyorsunuz buna. Protokol. Bir devlet erkanı bir toplantı moplantı bir şey yapacağı zaman kimin nerede duracağı, ne olacağı belli, değil mi? E, bu işte bunun adı. Anlaştık? Peki, beraberinde devam ettim. Hah, taşra yönetiminde ise mesela bak. Taşra'da da bileceğimiz neyi bileceğiz? Osmanlı Devleti geniş bir coğrafyaya hükmediyor, değil mi lan? Üç buçuk kıtaya hükmediyor. Adam yönetimi kolaylaştırmak için bölmüş. Ne? İşte ülkesini bölmüş. Ne? Eyaletlere. Başına Beylerbeyi göndermiş. Sancaklara başına Sancak Beyi'ni göndermiş. Kaza, karye, köy falan diye bölmüş. Anlaştık? Bunu niye yapıyor? Yönetimi kolaylaştırmak için. Ama Abdülaziz zamanında Vilayet Nizamnamesi ile burayı yeniden şekillendirdiler. Tamam mı? Eyaletler, eyaletler vilayet olarak değiştirildi. Sancaklar, liva olarak değiştirildi. Kaza, aynı kaza olarak kaldı. Köy, aynı köy olarak kaldı. Arada bir tane de ne çıkardılar? Nahiye çıkardılar. Bu değişiklik kimin zamanında oldu? Abdülaziz zamanında oldu. Böyle soruyor işte. Kim neydi, ne ne yaptı? Değil. Hangisi Mahmut dönemi gelişmesi değildir? Vilayet Nizamnamesi değil. İşte böyle soruyor. Bizim öğrenci şunları ezberleyeceğim duruyor. Hocam, köyün olmuş mu? Ol. Ya sen şimdi kendi köyünde kim ne var, kim yoksa onu biliyorsun da burayı mı ezberleyeceksin? Kurban oldum ya. Yani boğulmayın. Genelini bilin yeterli. Sizin için. Beraberinde işte bölmüş, salad, saldesiz falan diye. Mesela orduda mesela merkez ordusu, kar ordusu. Bak hiç bunlardan mesela bak Yeniçeri'nin Selçuk'daki gulam muhabbeti. İşte es geçtiğim yer. Aldıkları maaşa ne deniliyor? Ulufe deniliyor. Cülus denilen padişah tahta çıktığında para alıyor mu? Alıyor, değil mi? Pençik, beşesirden biri sonradan neye döndürülüyor? Devşirme sistemine döndürülüyor. Anladın? İstediği özelliklere sahip gayrimüslim çocuklarını, Müslüman değil ama gayrimüslim çocuklarını alıp yetiştirip üst düzey hizmetlerde kullanıyor. Soru şu, niye Türk'ün çocuğunu almıyor da gayrimüslim çocuğunu alıp en tepeye kadar çıkarıyor? Niye? Beni öldürüp de başa geçmesinler diye. Tek bir amaç var: Merkezi otoriteyi korumak. Bilin, değil mi? Çıkma denilen sistemle bunlar neymiş? İşte okullarından mezun oluyorlar, değil mi? Bir de bunların mesela Yeniçerilerin şeyini sorduydu, eee, bağlı olduğu tarikatı sorduydu. Mesela bunlar nereye bağlı? Üçler, yediler, kırklar. Hu diyelim. Hu hu demine devrende. Celle celalühü, celiül cabbar, halikul leylü ve nehar, zül celal birdir. Allah birdir. Anın birliğine Allah Allah diyor. İşte bak, Bektaşi tarikatından kaldırıldı. Geçen sene bunu sordu ya. Millet neyi ezberliyordu? Adam neyle geldi? Bir gerek yok yani. Hani tamam. Bu kapı kulları da kapı kulu. Kimin kapısının kulu? Padişahın kapısının kulu. Bunlar özel askerler. Bunlar has kime has? Padişah. Hassa dedikleriniz. Anladın? Bunlar bölünmüşler. Sahalar, silahlar, sağ, solfeciler, sağ, sol garipler diye. Öbür tarafta acemiler, yeni şeyler, cebeciler. Şu cebecilerle takıntılı. Cebeciler ordunun silah yapımı, zırh. Bunları soruyor. Hangi eşleştirmesi yanlıştır diyor mesela. Lağımcılar mesela lağım şey kazıyor, tünel kazıyor. Soru, soru. Osmanlı Devleti ilerleyen süreçte baktı ki işler yolunda gitmiyor. Tamam mı? Mesela ıslahatlar yapacak oldu. Hangisini yapmamıştır diye soruyor. Şimdi ıslahatlar ne zaman başladı? 1600'lerde, 1700'lerde, değil mi? Hah, neyi yapmış? Topçu Ocağı kurmuş olabilirler mi? Hayır abim. Topçu Ocağı bir Murat'tan beri var mı? Var. Kuruluştan beri var mı? Var. Anladın? Kaldırdı bunu sordu. Hangisi işte dağılma dönemi ıslahatlarından bile olamaz. Mühendishane-i Bahr-i Hümayun, Berri Hümayun o dönem. Anladın mı? Neyim, Sekban-ı Cedid, Eşkine Ocağı o dönem. Ama Topçu Ocağı kuruluştan beri var. Bak dikkat ettiğinde küçük nüans ama yakalayabiliyor musun? Yakalayabiliyorsun. Bostancıları da şey olsun diye anlattıydım ben. Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem Yenge ile Hasbahçe'de gezerken tamam mı? Böyle biri saldırıya geçti, değil mi? Kimi saldırır? Kim kimin olur? Sarayı koruyanlar kimmiş? Saray muhafızları Bostancılarmış. Bostancılar nöbetçiler dediği anda pışt, hemen gelirler miş. Anlaştık? Bilin. Çıktı bu da. Bilin. Taşra ordusu. Burada ben neyi bileceğim? İkta sistemi, tımar. Ben bunu bileceğim. Selçuk'daki ikta, Osmanlı'daki tımar. Öğrenci buraları ezberleyecek diyor. Şu 2014'te ÖSYM kaldırdı. Makedonya'daki at bakıcısına ne denir diye sordu. Voynak, toynak diyorduk da la kurban olduğum. Bilinecek soru mu ya? Herkes hapıştı kaldı yani. Hani ondan sonrasında millette bir tarih travması oluştu. Zor gelecek, zor gelecek, onu soracak, bunu soracak falan falan. Ansız çalışan öğrenci biliyorum ben ya. Sonra soru, "Hangisi Osmanlı ordusundandır?" falan diye soruyor. Böyle. E, şimdi öğrenci diyor ki, "Ulan bu soru bu kadar kolay olamaz." Niye? O bunların hepsini, Mortoloslar kim, cerahorlar kim, levantenler kim? Hepsini ezberlemiş yani. Ya ben mesela derse girdiğimiz zaman, seminerlere gittiğimiz zaman soruyorum ben. Diyorum ki, "Osmanlı tarihini alacağım." Diyorum. Peki diyorum, "Şunları dedim biliyor musunuz?" Osmanlı ordusunu yamyamların yediği savaş. E, peki, peki, peki. Acayip acayip sorular soruyorum ben. Millet diyor ki, "Ana, neymiş lan demişler." Lan Bombasa Muharebesi. Sana ne kurban olduğumun ya? Nerede? MEB'in kitabında geçmez. Orada geçmez, burada geçmez. Millet bunların peşine düşmüş ya. Sorarsa diyor. Aynı şeye benziyor işte. Nasrettin Hoca'nın, "Göl maya çalıyorum." Göl oruçluysa. La oğlum, böyle bir şey yok la kurban olduğum. Boğulmayın la. Hah, tamam. Genelini bilin yeterli. Buradan ama Yeniçeri, Tımarlı Sipahi, bu ikisinin ayrı olduğunu bilin. Bunlar nerede? Bunlar merkezde. Bunlar nerede? Bunlar taşrada, eyalette. Merkezin dışında kalan taşradır. Bunlar kapı kulu diye geçiyor. Bunlar Türk değil, teknik olarak neler? Devşirmeler. Ama ilerleyen süreçte Türklerden de alınacak mı? Türklerden alınacak. Bunlara ulufe denilen ne verilir? Yaz lan. Ulufe denilen maaş verilir. Cülus denilen ne alırlar mesela? Cülus denilen bahşiş alırlar, değil mi? Bektaşi tarikatına üyeler. Peki bunların sayısı çok mudur, az mıdır? Azdır. Bunlar özel kuvvetler. Ama taşra asker. Bunlar bizim bildiğin Tımarlı Sipahiler. Anlaştık? Bunlar abiciğim halis mulis Türkler. Halis Mis Türkler. Bunlara hazineden maaş yok. Hazineden maaş verilmiyor. Ne veriliyor bunlara? Bulundukları bölgedeki toprağın geliri maaş karşılığı verilir. Bu da kimine üç dönüm, kimine beş dönüm, kimine on dönüm. Niye böyle? Rütbe ve dereceye göre verilir. Anlaştık? Peki, bunlar öyle ulufe denilen maaş almıyor. Toprağın geliri belirliyor. Cülus denilen maaş hiç almıyor. Niye? Bunlar subay statüsünde. Bunlar bildiğin er. Peki bunlar azsa, ordunun en kalabalık kesimi de neresi? Ordunun en kalabalık kesimi de burası. Peki Yeniçeri Ocağı ne zaman kaldırıldı? Vaka-i Hayriye ile kaldırıldı, değil mi? Mahmut kaldırdı. Peki tımar ne zaman kaldırıldı? Tımar o da gene Mahmut'la beraber kaldırıldı. Ama yerlerine bir şeyler getirelim dediler ama tuttu mu, tutmadı mı? Nin Davut tutmadı, tutmadı, tutmadı. Devam. Beraberinde şu tımarın faydaları. Bak, toprağı köylüye ver. Ver vergi al. Alıyoruz ya. Böylece üretimde süreklilik sağlanır mı? Sağlanır. Piyasada ürün, mal bol olur mu? Bunun bir adı var. Ne onun adı? İaşet. Halka, dünyadan haberi yok ama adaleti koyduk ortasına. Bitti gitti abim bu kadar. Şimdi artık şeyi de değiştirdik. Her akşam güneşin battığı yerden gözlerin doğuyor gecelerime demiyoruz. Ne diyoruz? Sırtım yere gelmedi halen. Gelsin diye uğraşır. Halen beni ben yapan bu hırs ve iradem. Yo deyip devam edeceğiz. Al, beraberinde Osmanlı yönetim, merkez teşkilatı. Kardeş, bir kere balık baştan kokar. Osmanlı tam bir monarşiyle yönetiliyor mu? Yönetiliyor. Padişah dediği dedik, çaldığı düdük mü? Düdük. Üç "y"nin hepsi de onda mı? Yasama, yürütme, yargı. Her şey kimde? Her şey onda. Doğru mu? Dediği dedik, çaldığı düdük. Ama padişah merkezde bu yasama, yürütme, yargısını taşrada paylaşıyor. Nasıl? Nasıl? Gel şimdi gel. Taşra. Mesela eyaletin başındaki Beylerbeyi, merkezdeki padişah adına, merkezdeki İstanbul'daki padişah adına hangi yetkiyi kullanır? Yürütmeyi kullanır. Doğru mu? Peki sancağın başındaki Sancak Beyi neyi kullanır? Yürütmeyi kullanır. Peki padişah adına, padişah adına Kadı, yasama, yürütme, yargıdan hangisini kullanır? Yargı yetkisini kullanır. Demek ki bizde merkezde güçler birliği var ama taşrada ne var? Kısmen güçler ayrılığı var mı? Yürütme birinde, yargı birinde. İkisi de kime bağlı? Padişaha bağlı. Mantığı anladın mı? Yattı mı aklınıza? Ve Osmanlı'da yargı teknik olarak bağımsız. Kadı asker doğrudan padişaha da bağlı değil. Kadı askere bağlı ama kadının verdiği hükme Beylerbeyi, Sancak Beyi karışabiliyor mu? Karışamıyor. Bak, devlet yönetimini bil. Bunu da böyle çok anlattık. Bunu da evvelli senelerde sordu. Şimdi geldim neye? Merkez teşkilatına. Monarşi var. Yasama, yürütme, yargı var. Aynı zamanda Osmanlı'da teokrasi de var mı? Teokrasi de var. Yani dine dayalı yönetim. En başından var. Yavuz'la beraber zaten ne yapacak? Pik yapacak, en üste ulaşacak. Ama burada klasik kut anlayışı da var mı? Var. Lakin kut anlayışı bir tek Memlükler'de yok. Bizde tamam. Kut anlayışına İslami bir ayar çakıldı. Ne çakıldı? Kut anlayışına artık gökten Tengkri değil, Allah celle celalühü gönderiyor dendi. Tamam? İlahi kelimetullah, emri bil maruf, nehyanil münker, devlet-i aliye, devlet-i ebet müddet. Ve en önemli kavramlardan birisi Fatih'le beraber gelen Nizam-ı Alem. Hah! Alemlere, dünyaya ne getireceğiz? Nizam getireceğiz. Bizim işimiz odur. Raconu biz keseriz. Raconu biz koymadık ama biz uygul. Oğlum, iyi bağlıyoruz vallahi ha. Bak, beraberinde birinci Murat bu kutu ayar çaktı. Ne dedi? "Ülke hanedanın tamamı erkeklerin idi, değil mi? Hayır, ülke hanedanın değil, padişah ve oğullarındır." dedi. Bir anda kardeşlerini, yiğenlerini, amcalarını, amcaoğullarını ne etti? Tasfiye etti. Anladın? Ülke padişahın oldu dedi. Sonra Fatih'le beraber bir ayar daha çakıldı. Fatih dedi ki, "Ve her kimesine evladımdan saltanat müyesser ola, Nizam-ı Alem için." Ne için? Ne için? Nizam-ı Alem için. Kardaşın katli caiz ola dedi. Devletin devamı, Nizam-ı Alem için kardeş katli yasaldır dedi. Ama hala başa geçecek kim belli değil. İlla ne çıkacak? İlla o taht kavgası çıkacak. Film nerede koptu? Film birinci Ahmet'le beraber koptu. Ekberiyet, Erşet sistemi dediğiniz bir olayla Ahmet düşme dedik. Ahmet Ekberiyet sistemini getirdi. İşte burayı soruyor. Bak bu Ekberiyet, en yaşlı, en olgun sistemi şeyde var mı? Asya Hunları'nda var mı? Mete'de var mı? Teoman'da var mı? İlde de var mı? Yok. Ne zaman çıkmış? Ta 1600'lerde çıkmış. İşte 2024 lisans sorusu buydu. İşte bu kanka kanka zamanında böyle böyle olmuş. Ülkeyi batı kanadını, doğu kanadını, amca sistemi böyle falan yönetmiş, falan falan falan. Hangisi vardır diye sordular. Ülke hanedanın ortak malıdır anlayışı devam ediyor. Federal yönetim doğu, batı devam ediyor. Ama en yaşlı, uygun mu başa geçiyor? Hayır abiciğim. O ta ne zaman ta? Osmanlı'da. Bilin. Anlaştık? Bilin. Yavuz'la beraber de halifelik geldi mi? Geldi. Merkezden yönetim var. Osmanlı'da Trablusgarp'a bir ağaç dikeceksin. Kafana göre dikebilir misin? Dikemez misin? Dikemem. Merkezden ne alman lazım? İzin alman lazım. Bu da bürokrasiyi arttırır. Tamam? Yerel çözümlere müsaade etmiyor. Tamam? Ve sonrasında merkezde bir de ne var? Divan-ı Divan-ı Hümayun var. Doğru mu? Aha, İslam öncesindeki Kurultay, Selçuk'daki Divan-ı Saltanat, Osmanlı'da Divan-ı Hümayun. Günümüzde TBMM'ye dönmüş, değil mi? TBMM gibi, bakanlar kurulu gibi. Seyfiye, İlmiye, Kalemiye üçe bölmüş. Osmanlı Seyfiye, askerler, askeri bürokrasi elinde neyle gezenler? Elinde kılıçla gezenler. Sadrazam, Pargalı İbrahim mesela. Bak elinde kılıç da var, mühür de var. Askeri bürokrat. Anladın? Vezirler, bakanlar, yardımcıları. Yeniçeri Ağası zaten asker, değil mi? Kaptan-ı Derya, donanma komutanı zaten asker. Beraberinde İlmiye, din, hukuk, eğitim işleri. Elli kere sordu. Genelde sorarsa da zaten burayı soruyor. Şimdi bunların elinde kılıç var. İlmiyenin elinde de ne var? Aziz, Kur'an-ı Kerim var. Din işleri neye göre? Kur'an'a göre. Hukuk, eğitim neye göre? Şeriata, Kur'an'a göre, değil mi? Şeyhülislam, din işlerinin başında mı? Din işleri kimden soruluyor? Şeyhülislam'dan. Kazasker, hem adaletin hem de eğitimin sorumlusu. Nasıl yani hocam? Adaletten sorumlu, adalet bakanı. Kadıların atamasını kim yapıyor? Bu adam yapıyor. Eğitimden sorumlu, Milli Eğitim Bakanı. Nasıl? Çünkü müderrislerin atamasını bu yapıyor. Oldu ki bir davan var, değil mi? Kadıya gittin, kadı çözemedi, temyiz hakkı istiyorsun. Nereye geliyorsun? Kazasker'e geliyorsun. İşte kadının verdiği hükme Sancak Beyi, Beylerbeyi, padişah falan bunların hiçbirisi karışamıyor. Anladın mı? Adalet, yargı bağımsız Osmanlı'da. Tamam? Bir de şu Nakıb-ı Eşraf, Seyyid Şeriflerin özlük işlerini tamamlayan eee kişilerdir. Bunu da sosyal medya riyasetlerinde falan sordu. Al, İlmiye en çok da sorulan kimdir? En çok da sorulan Kazaskerdir. Niye? Çünkü Kazasker ya atlıyor öğrenci askere diye. Oğlum, gaz maz ama asker diyorsun, işte ha. Ben bu adamın askerlikle zerre alakası bile yok. Düşeceğin yeri söylüyorum sana. Ah, beraberinde Kalemiye, ellerinde kalem var. Sivil bürokrasi. Osmanlı'nın yaz kızları diyorum işte ben. Nişancı, dört "T" görevi var. Ne onlar? Bu tuğrayı, padişah imzasını bu çekiyor. Tımar kayıtlarını bu tutuyor. Anladın mı? Tapu kayıtlarını bu tutuyor. Yani tahriri de bu yaptırıyor. Tahrir, fethedilen bölgedeki her şeyin sayılıp kayıt altına alınması, değil mi? Ulan bu adamın işi biter mi? Yaz babam yaz. Osmanlı zaten gazoistik, ayrıntıcı. Uşan kuşun, sineğin, arının, tırtık takıb bir yazıyor. Niye? Vergi alacak çünkü onlardan. Bilin. Sonra Reis-ül Küttap buna yardımcıydı. Ayrıldı. İlerleyen süreçte ne oldu? Hariciye, yani dışişleri bakanı oldu. E, Defterdar da adı üzerinde maliye. Damat, anladın? Hazinenin anahtarı kimde? Defterdar'da. Al, merkez karar alır, taşradakiler uygular. Aynısı günümüz içinde geçerli. Anlaştık? Nokta. Sorularım? Soru, "Hangisi İlmiye'den değildir?" değil mi? Şeyhülislam, Kazasker, Kadı, Müderris, Defterdar. Ya dikkat ettiğinde ezberleme, dikkat ettiğinde vallahi çıkıyor. Tamam? Peki, beraberinde continue. Aha, Divan toplantısı. İşte aha burası. Seyfiye böyle lüleburgaz bardağı gibi dikilmişler. Tamam? Aha burası Seyfiye, aha burası İlmiye, aha burası Kalemiye, yaz kızları. Tamam? Ah, burada padişah da olabilir, Sadrazam da olabilir. Buna eğer Sadrazam dersek, Fatih'e kadar şey başkanlık ediyor. Eee, padişah başkanlık ediyor. Fatih'ten sonra padişah gitmiyor. Sadrazam. Padişah da şurada gördüğüm bu cam, tamam mı? Kasr-ı Adıl denilen yerden buradan dinliyor. Bunların tamamını Osmanlı ne için yapıyor? Tek bir kelime: Merkezi otoriteyi korumak için yapıyor. Anladın? Osmanlı ne yapmışsa bunu buradan aldı, buraya koydu. Sebep? Osmanlı şu Sadrazamı, şu veziri idam etti. Niye? Merkezi otoriteyi korumak için abim. Bitti bu kadar. Anlaştık? Ezberleme, mantığını anlayın. Burada da genelde Seyfiye'nin borsası niye kalabalık? Kesim orası. Askeri bürokrasi birazcık daha ne basıyor? Ağır basıyor. Bunların sayısını azalttılar ki Divan daha bürokratik, daha kalematik hale gelsin diye. Bak, geniş açıyla baktığın zaman görüyorsun. Aynısı günümüzde şey işte, eee, TBMM, kurultay da böyleydi. Şu düzenin bile bir adı var. Mesela kurultaydaki oturma düzeninin adı nedir? Orun diyorlar. İşte üç tür, dört tür de mesela bunu soruyor. Orun. Neymiş bu kurultaydaki, kurultaydaki oturma düzeni. Günümüzdeki adı ne bunun? Protokol diyorsunuz buna. Protokol. Bir devlet erkanı bir toplantı moplantı bir şey yapacağı zaman kimin nerede duracağı, ne olacağı belli, değil mi? E, bu işte bunun adı. Anlaştık? Peki, beraberinde devam ettim. Hah, taşra yönetiminde ise mesela bak. Taşra'da da bileceğimiz neyi bileceğiz? Osmanlı Devleti geniş bir coğrafyaya hükmediyor, değil mi lan? Üç buçuk kıtaya hükmediyor. Adam yönetimi kolaylaştırmak için bölmüş. Ne? İşte ülkesini bölmüş. Ne? Eyaletlere. Başına Beylerbeyi göndermiş. Sancaklara başına Sancak Beyi'ni göndermiş. Kaza, karye, köy falan diye bölmüş. Anlaştık? Bunu niye yapıyor? Yönetimi kolaylaştırmak için. Ama Abdülaziz zamanında Vilayet Nizamnamesi ile burayı yeniden şekillendirdiler. Tamam mı? Eyaletler, eyaletler vilayet olarak değiştirildi. Sancaklar, liva olarak değiştirildi. Kaza, aynı kaza olarak kaldı. Köy, aynı köy olarak kaldı. Arada bir tane de ne çıkardılar? Nahiye çıkardılar. Bu değişiklik kimin zamanında oldu? Abdülaziz zamanında oldu. Böyle soruyor işte. Kim neydi, ne ne yaptı? Değil. Hangisi Mahmut dönemi gelişmesi değildir? Vilayet Nizamnamesi değil. İşte böyle soruyor. Bizim öğrenci şunları ezberleyeceğim duruyor. Hocam, köyün olmuş mu? Ol. Ya sen şimdi kendi köyünde kim ne var, kim yoksa onu biliyorsun da burayı mı ezberleyeceksin? Kurban oldum ya. Yani boğulmayın. Genelini bilin yeterli. Sizin için. Beraberinde işte bölmüş, salad, saldesiz falan diye. Mesela orduda mesela merkez ordusu, kar ordusu. Bak hiç bunlardan mesela bak Yeniçeri'nin Selçuk'daki gulam muhabbeti. İşte es geçtiğim yer. Aldıkları maaşa ne deniliyor? Ulufe deniliyor. Cülus denilen padişah tahta çıktığında para alıyor mu? Alıyor, değil mi? Pençik, beşesirden biri sonradan neye döndürülüyor? Devşirme sistemine döndürülüyor. Anladın? İstediği özelliklere sahip gayrimüslim çocuklarını, Müslüman değil ama gayrimüslim çocuklarını alıp yetiştirip üst düzey hizmetlerde kullanıyor. Soru şu, niye Türk'ün çocuğunu almıyor da gayrimüslim çocuğunu alıp en tepeye kadar çıkarıyor? Niye? Beni öldürüp de başa geçmesinler diye. Tek bir amaç var: Merkezi otoriteyi korumak. Bilin, değil mi? Çıkma denilen sistemle bunlar neymiş? İşte okullarından mezun oluyorlar, değil mi? Bir de bunların mesela Yeniçerilerin şeyini sorduydu, eee, bağlı olduğu tarikatı sorduydu. Mesela bunlar nereye bağlı? Üçler, yediler, kırklar. Hu diyelim. Hu hu demine devrende. Celle celalühü, celiül cabbar, halikul leylü ve nehar, zül celal birdir. Allah birdir. Anın birliğine Allah Allah diyor. İşte bak, Bektaşi tarikatından kaldırıldı. Geçen sene bunu sordu ya. Millet neyi ezberliyordu? Adam neyle geldi? Bir gerek yok yani. Hani tamam. Bu kapı kulları da kapı kulu. Kimin kapısının kulu? Padişahın kapısının kulu. Bunlar özel askerler. Bunlar has kime has? Padişah. Hassa dedikleriniz. Anladın? Bunlar bölünmüşler. Sahalar, silahlar, sağ, solfeciler, sağ, sol garipler diye. Öbür tarafta acemiler, yeni şeyler, cebeciler. Şu cebecilerle takıntılı. Cebeciler ordunun silah yapımı, zırh. Bunları soruyor. Hangi eşleştirmesi yanlıştır diyor mesela. Lağımcılar mesela lağım şey kazıyor, tünel kazıyor. Soru, soru. Osmanlı Devleti ilerleyen süreçte baktı ki işler yolunda gitmiyor. Tamam mı? Mesela ıslahatlar yapacak oldu. Hangisini yapmamıştır diye soruyor. Şimdi ıslahatlar ne zaman başladı? 1600'lerde, 1700'lerde, değil mi? Hah, neyi yapmış? Topçu Ocağı kurmuş olabilirler mi? Hayır abim. Topçu Ocağı bir Murat'tan beri var mı? Var. Kuruluştan beri var mı? Var. Anladın? Kaldırdı bunu sordu. Hangisi işte dağılma dönemi ıslahatlarından bile olamaz. Mühendishane-i Bahr-i Hümayun, Berri Hümayun o dönem. Anladın mı? Neyim, Sekban-ı Cedid, Eşkine Ocağı o dönem. Ama Topçu Ocağı kuruluştan beri var. Bak dikkat ettiğinde küçük nüans ama yakalayabiliyor musun? Yakalayabiliyorsun. Bostancıları da şey olsun diye anlattıydım ben. Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem Yenge ile Hasbahçe'de gezerken tamam mı? Böyle biri saldırıya geçti, değil mi? Kimi saldırır? Kim kimin olur? Sarayı koruyanlar kimmiş? Saray muhafızları Bostancılarmış. Bostancılar nöbetçiler dediği anda pışt, hemen gelirler miş. Anlaştık? Bilin. Çıktı bu da. Bilin. Taşra ordusu. Burada ben neyi bileceğim? İkta sistemi, tımar. Ben bunu bileceğim. Selçuk'daki ikta, Osmanlı'daki tımar. Öğrenci buraları ezberleyecek diyor. Şu 2014'te ÖSYM kaldırdı. Makedonya'daki at bakıcısına ne denir diye sordu. Voynak, toynak diyorduk da la kurban olduğum. Bilinecek soru mu ya? Herkes hapıştı kaldı yani. Hani ondan sonrasında millette bir tarih travması oluştu. Zor gelecek, zor gelecek, onu soracak, bunu soracak falan falan. Ansız çalışan öğrenci biliyorum ben ya. Sonra soru, "Hangisi Osmanlı ordusundandır?" falan diye soruyor. Böyle. E, şimdi öğrenci diyor ki, "Ulan bu soru bu kadar kolay olamaz." Niye? O bunların hepsini, Mortoloslar kim, cerahorlar kim, levantenler kim? Hepsini ezberlemiş yani. Ya ben mesela derse girdiğimiz zaman, seminerlere gittiğimiz zaman soruyorum ben. Diyorum ki, "Osmanlı tarihini alacağım." Diyorum. Peki diyorum, "Şunları dedim biliyor musunuz?" Osmanlı ordusunu yamyamların yediği savaş. E, peki, peki, peki. Acayip acayip sorular soruyorum ben. Millet diyor ki, "Ana, neymiş lan demişler." Lan Bombasa Muharebesi. Sana ne kurban olduğumun ya? Nerede? MEB'in kitabında geçmez. Orada geçmez, burada geçmez. Millet bunların peşine düşmüş ya. Sorarsa diyor. Aynı şeye benziyor işte. Nasrettin Hoca'nın, "Göl maya çalıyorum." Göl oruçluysa. La oğlum, böyle bir şey yok la kurban olduğum. Boğulmayın la. Hah, tamam. Genelini bilin yeterli. Buradan ama Yeniçeri, Tımarlı Sipahi, bu ikisinin ayrı olduğunu bilin. Bunlar nerede? Bunlar merkezde. Bunlar nerede? Bunlar taşrada, eyalette. Merkezin dışında kalan taşradır. Bunlar kapı kulu diye geçiyor. Bunlar Türk değil, teknik olarak neler? Devşirmeler. Ama ilerleyen süreçte Türklerden de alınacak mı? Türklerden alınacak. Bunlara ulufe denilen ne verilir? Yaz lan. Ulufe denilen maaş verilir. Cülus denilen ne alırlar mesela? Cülus denilen bahşiş alırlar, değil mi? Bektaşi tarikatına üyeler. Peki bunların sayısı çok mudur, az mıdır? Azdır. Bunlar özel kuvvetler. Ama taşra asker. Bunlar bizim bildiğin Tımarlı Sipahiler. Anlaştık? Bunlar abiciğim halis mulis Türkler. Halis Mis Türkler. Bunlara hazineden maaş yok. Hazineden maaş verilmiyor. Ne veriliyor bunlara? Bulundukları bölgedeki toprağın geliri maaş karşılığı verilir. Bu da kimine üç dönüm, kimine beş dönüm, kimine on dönüm. Niye böyle? Rütbe ve dereceye göre verilir. Anlaştık? Peki, bunlar öyle ulufe denilen maaş almıyor. Toprağın geliri belirliyor. Cülus denilen maaş hiç almıyor. Niye? Bunlar subay statüsünde. Bunlar bildiğin er. Peki bunlar azsa, ordunun en kalabalık kesimi de neresi? Ordunun en kalabalık kesimi de burası. Peki Yeniçeri Ocağı ne zaman kaldırıldı? Vaka-i Hayriye ile kaldırıldı, değil mi? Mahmut kaldırdı. Peki tımar ne zaman kaldırıldı? Tımar o da gene Mahmut'la beraber kaldırıldı. Ama yerlerine bir şeyler getirelim dediler ama tuttu mu, tutmadı mı? Nin Davut tutmadı, tutmadı, tutmadı. Devam. Beraberinde şu tımarın faydaları. Bak, toprağı köylüye ver. Ver vergi al. Alıyoruz ya. Böylece üretimde süreklilik sağlanır mı? Sağlanır. Piyasada ürün, mal bol olur mu? Bunun bir adı var. Ne onun adı? İaşet. Halka, dünyadan haberi yok ama adaleti koyduk ortasına. Bitti gitti abim bu kadar. Şimdi artık şeyi de değiştirdik. Her akşam güneşin battığı yerden gözlerin doğuyor gecelerime demiyoruz. Ne diyoruz? Sırtım yere gelmedi halen. Gelsin diye uğraşır. Halen beni ben yapan bu hırs ve iradem. Yo deyip devam edeceğiz. Al, beraberinde Osmanlı yönetim, merkez teşkilatı. Kardeş, bir kere balık baştan kokar. Osmanlı tam bir monarşiyle yönetiliyor mu? Yönetiliyor. Padişah dediği dedik, çaldığı düdük mü? Düdük. Üç "y"nin hepsi de onda mı? Yasama, yürütme, yargı. Her şey kimde? Her şey onda. Doğru mu? Dediği dedik, çaldığı düdük. Ama padişah merkezde bu yasama, yürütme, yargısını taşrada paylaşıyor. Nasıl? Nasıl? Gel şimdi gel. Taşra. Mesela eyaletin başındaki Beylerbeyi, merkezdeki padişah adına, merkezdeki İstanbul'daki padişah adına hangi yetkiyi kullanır? Yürütmeyi kullanır. Doğru mu? Peki sancağın başındaki Sancak Beyi neyi kullanır? Yürütmeyi kullanır. Peki padişah adına, padişah adına Kadı, yasama, yürütme, yargıdan hangisini kullanır? Yargı yetkisini kullanır. Demek ki bizde merkezde güçler birliği var ama taşrada ne var? Kısmen güçler ayrılığı var mı? Yürütme birinde, yargı birinde. İkisi de kime bağlı? Padişaha bağlı. Mantığı anladın mı? Yattı mı aklınıza? Ve Osmanlı'da yargı teknik olarak bağımsız. Kadı asker doğrudan padişaha da bağlı değil. Kadı askere bağlı ama kadının verdiği hükme Beylerbeyi, Sancak Beyi karışabiliyor mu? Karışamıyor. Bak, devlet yönetimini bil. Bunu da böyle çok anlattık. Bunu da evvelli senelerde sordu. Şimdi geldim neye? Merkez teşkilatına. Monarşi var. Yasama, yürütme, yargı var. Aynı zamanda Osmanlı'da teokrasi de var mı? Teokrasi de var. Yani dine dayalı yönetim. En başından var. Yavuz'la beraber zaten ne yapacak? Pik yapacak, en üste ulaşacak. Ama burada klasik kut anlayışı da var mı? Var. Lakin kut anlayışı bir tek Memlükler'de yok. Bizde tamam. Kut anlayışına İslami bir ayar çakıldı. Ne çakıldı? Kut anlayışına artık gökten Tengkri değil, Allah celle celalühü gönderiyor dendi. Tamam? İlahi kelimetullah, emri bil maruf, nehyanil münker, devlet-i aliye, devlet-i ebet müddet. Ve en önemli kavramlardan birisi Fatih'le beraber gelen Nizam-ı Alem. Hah! Alemlere, dünyaya ne getireceğiz? Nizam getireceğiz. Bizim işimiz odur. Raconu biz keseriz. Raconu biz koymadık ama biz uygul. Oğlum, iyi bağlıyoruz vallahi ha. Bak, beraberinde birinci Murat bu kutu ayar çaktı. Ne dedi? "Ülke hanedanın tamamı erkeklerin idi, değil mi? Hayır, ülke hanedanın değil, padişah ve oğullarındır." dedi. Bir anda kardeşlerini, yiğenlerini, amcalarını, amcaoğullarını ne etti? Tasfiye etti. Anladın? Ülke padişahın oldu dedi. Sonra Fatih'le beraber bir ayar daha çakıldı. Fatih dedi ki, "Ve her kimesine evladımdan saltanat müyesser ola, Nizam-ı Alem için." Ne için? Ne için? Nizam-ı Alem için. Kardaşın katli caiz ola dedi. Devletin devamı, Nizam-ı Alem için kardeş katli yasaldır dedi. Ama hala başa geçecek kim belli değil. İlla ne çıkacak? İlla o taht kavgası çıkacak. Film nerede koptu? Film birinci Ahmet'le beraber koptu. Ekberiyet, Erşet sistemi dediğiniz bir olayla Ahmet düşme dedik. Ahmet Ekberiyet sistemini getirdi. İşte burayı soruyor. Bak bu Ekberiyet, en yaşlı, en olgun sistemi şeyde var mı? Asya Hunları'nda var mı? Mete'de var mı? Teoman'da var mı? İlde de var mı? Yok. Ne zaman çıkmış? Ta 1600'lerde çıkmış. İşte 2024 lisans sorusu buydu. İşte bu kanka kanka zamanında böyle böyle olmuş. Ülkeyi batı kanadını, doğu kanadını, amca sistemi böyle falan yönetmiş, falan falan falan. Hangisi vardır diye sordular. Ülke hanedanın ortak malıdır anlayışı devam ediyor. Federal yönetim doğu, batı devam ediyor. Ama en yaşlı, uygun mu başa geçiyor? Hayır abiciğim. O ta ne zaman ta? Osmanlı'da. Bilin. Anlaştık? Bilin. Yavuz'la beraber de halifelik geldi mi? Geldi. Merkezden yönetim var. Osmanlı'da Trablusgarp'a bir ağaç dikeceksin. Kafana göre dikebilir misin? Dikemez misin? Dikemem. Merkezden ne alman lazım? İzin alman lazım. Bu da bürokrasiyi arttırır. Tamam? Yerel çözümlere müsaade etmiyor. Tamam? Ve sonrasında merkezde bir de ne var? Divan-ı Divan-ı Hümayun var. Doğru mu? Aha, İslam öncesindeki Kurultay, Selçuk'daki Divan-ı Saltanat, Osmanlı'da Divan-ı Hümayun. Günümüzde TBMM'ye dönmüş, değil mi? TBMM gibi, bakanlar kurulu gibi. Seyfiye, İlmiye, Kalemiye üçe bölmüş. Osmanlı Seyfiye, askerler, askeri bürokrasi elinde neyle gezenler? Elinde kılıçla gezenler. Sadrazam, Pargalı İbrahim mesela. Bak elinde kılıç da var, mühür de var. Askeri bürokrat. Anladın? Vezirler, bakanlar, yardımcıları. Yeniçeri Ağası zaten asker, değil mi? Kaptan-ı Derya, donanma komutanı zaten asker. Beraberinde İlmiye, din, hukuk, eğitim işleri. Elli kere sordu. Genelde sorarsa da zaten burayı soruyor. Şimdi bunların elinde kılıç var. İlmiyenin elinde de ne var? Aziz, Kur'an-ı Kerim var. Din işleri neye göre? Kur'an'a göre. Hukuk, eğitim neye göre? Şeriata, Kur'an'a göre, değil mi? Şeyhülislam, din işlerinin başında mı? Din işleri kimden soruluyor? Şeyhülislam'dan. Kazasker, hem adaletin hem de eğitimin sorumlusu. Nasıl yani hocam? Adaletten sorumlu, adalet bakanı. Kadıların atamasını kim yapıyor? Bu adam yapıyor. Eğitimden sorumlu, Milli Eğitim Bakanı. Nasıl? Çünkü müderrislerin atamasını bu yapıyor. Oldu ki bir davan var, değil mi? Kadıya gittin, kadı çözemedi, temyiz hakkı istiyorsun. Nereye geliyorsun? Kazasker'e geliyorsun. İşte kadının verdiği hükme Sancak Beyi, Beylerbeyi, padişah falan bunların hiçbirisi karışamıyor. Anladın mı? Adalet, yargı bağımsız Osmanlı'da. Tamam? Bir de şu Nakıb-ı Eşraf, Seyyid Şeriflerin özlük işlerini tamamlayan eee kişilerdir. Bunu da sosyal medya riyasetlerinde falan sordu. Al, İlmiye en çok da sorulan kimdir? En çok da sorulan Kazaskerdir. Niye? Çünkü Kazasker ya atlıyor öğrenci askere diye. Oğlum, gaz maz ama asker diyorsun, işte ha. Ben bu adamın askerlikle zerre alakası bile yok. Düşeceğin yeri söylüyorum sana. Ah, beraberinde Kalemiye, ellerinde kalem var. Sivil bürokrasi. Osmanlı'nın yaz kızları diyorum işte ben. Nişancı, dört "T" görevi var. Ne onlar? Bu tuğrayı, padişah imzasını bu çekiyor. Tımar kayıtlarını bu tutuyor. Anladın mı? Tapu kayıtlarını bu tutuyor. Yani tahriri de bu yaptırıyor. Tahrir, fethedilen bölgedeki her şeyin sayılıp kayıt altına alınması, değil mi? Ulan bu adamın işi biter mi? Yaz babam yaz. Osmanlı zaten gazoistik, ayrıntıcı. Uşan kuşun, sineğin, arının, tırtık takıb bir yazıyor. Niye? Vergi alacak çünkü onlardan. Bilin. Sonra Reis-ül Küttap buna yardımcıydı. Ayrıldı. İlerleyen süreçte ne oldu? Hariciye, yani dışişleri bakanı oldu. E, Defterdar da adı üzerinde maliye. Damat, anladın? Hazinenin anahtarı kimde? Defterdar'da. Al, merkez karar alır, taşradakiler uygular. Aynısı günümüz içinde geçerli. Anlaştık? Nokta. Sorularım? Soru, "Hangisi İlmiye'den değildir?" değil mi? Şeyhülislam, Kazasker, Kadı, Müderris, Defterdar. Ya dikkat ettiğinde ezberleme, dikkat ettiğinde vallahi çıkıyor. Tamam? Peki, beraberinde continue. Aha, Divan toplantısı. İşte aha burası. Seyfiye böyle lüleburgaz bardağı gibi dikilmişler. Tamam? Aha burası Seyfiye, aha burası İlmiye, aha burası Kalemiye, yaz kızları. Tamam? Ah, burada padişah da olabilir, Sadrazam da olabilir. Buna eğer Sadrazam dersek, Fatih'e kadar şey başkanlık ediyor. Eee, padişah başkanlık ediyor. Fatih'ten sonra padişah gitmiyor. Sadrazam. Padişah da şurada gördüğüm bu cam, tamam mı? Kasr-ı Adıl denilen yerden buradan dinliyor. Bunların tamamını Osmanlı ne için yapıyor? Tek bir kelime: Merkezi otoriteyi korumak için yapıyor. Anladın? Osmanlı ne yapmışsa bunu buradan aldı, buraya koydu. Sebep? Osmanlı şu Sadrazamı, şu veziri idam etti. Niye? Merkezi otoriteyi korumak için abim. Bitti bu kadar. Anlaştık? Ezberleme, mantığını anlayın. Burada da genelde Seyfiye'nin borsası niye kalabalık? Kesim orası. Askeri bürokrasi birazcık daha ne basıyor? Ağır basıyor. Bunların sayısını azalttılar ki Divan daha bürokratik, daha kalematik hale gelsin diye. Bak, geniş açıyla baktığın zaman görüyorsun. Aynısı günümüzde şey işte, eee, TBMM, kurultay da böyleydi. Şu düzenin bile bir adı var. Mesela kurultaydaki oturma düzeninin adı nedir? Orun diyorlar. İşte üç tür, dört tür de mesela bunu soruyor. Orun. Neymiş bu kurultaydaki, kurultaydaki oturma düzeni. Günümüzdeki adı ne bunun? Protokol diyorsunuz buna. Protokol. Bir devlet erkanı bir toplantı moplantı bir şey yapacağı zaman kimin nerede duracağı, ne olacağı belli, değil mi? E, bu işte bunun adı. Anlaştık? Peki, beraberinde devam ettim. Hah, taşra yönetiminde ise mesela bak. Taşra'da da bileceğimiz neyi bileceğiz? Osmanlı Devleti geniş bir coğrafyaya hükmediyor, değil mi lan? Üç buçuk kıtaya hükmediyor. Adam yönetimi kolaylaştırmak için bölmüş. Ne? İşte ülkesini bölmüş. Ne? Eyaletlere. Başına Beylerbeyi göndermiş. Sancaklara başına Sancak Beyi'ni göndermiş. Kaza, karye, köy falan diye bölmüş. Anlaştık? Bunu niye yapıyor? Yönetimi kolaylaştırmak için. Ama Abdülaziz zamanında Vilayet Nizamnamesi ile burayı yeniden şekillendirdiler. Tamam mı? Eyaletler, eyaletler vilayet olarak değiştirildi. Sancaklar, liva olarak değiştirildi. Kaza, aynı kaza olarak kaldı. Köy, aynı köy olarak kaldı. Arada bir tane de ne çıkardılar? Nahiye çıkardılar. Bu değişiklik kimin zamanında oldu? Abdülaziz zamanında oldu. Böyle soruyor işte. Kim neydi, ne ne yaptı? Değil. Hangisi Mahmut dönemi gelişmesi değildir? Vilayet Nizamnamesi değil. İşte böyle soruyor. Bizim öğrenci şunları ezberleyeceğim duruyor. Hocam, köyün olmuş mu? Ol. Ya sen şimdi kendi köyünde kim ne var, kim yoksa onu biliyorsun da burayı mı ezberleyeceksin? Kurban oldum ya. Yani boğulmayın. Genelini bilin yeterli. Sizin için. Beraberinde işte bölmüş, salad, saldesiz falan diye. Mesela orduda mesela merkez ordusu, kar ordusu. Bak hiç bunlardan mesela bak Yeniçeri'nin Selçuk'daki gulam muhabbeti. İşte es geçtiğim yer. Aldıkları maaşa ne deniliyor? Ulufe deniliyor. Cülus denilen padişah tahta çıktığında para alıyor mu? Alıyor, değil mi? Pençik, beşesirden biri sonradan neye döndürülüyor? Devşirme sistemine döndürülüyor. Anladın? İstediği özelliklere sahip gayrimüslim çocuklarını, Müslüman değil ama gayrimüslim çocuklarını alıp yetiştirip üst düzey hizmetlerde kullanıyor. Soru şu, niye Türk'ün çocuğunu almıyor da gayrimüslim çocuğunu alıp en tepeye kadar çıkarıyor? Niye? Beni öldürüp de başa geçmesinler diye. Tek bir amaç var: Merkezi otoriteyi korumak. Bilin, değil mi? Çıkma denilen sistemle bunlar neymiş? İşte okullarından mezun oluyorlar, değil mi? Bir de bunların mesela Yeniçerilerin şeyini sorduydu, eee, bağlı olduğu tarikatı sorduydu. Mesela bunlar nereye bağlı? Üçler, yediler, kırklar. Hu diyelim. Hu hu demine devrende. Celle celalühü, celiül cabbar, halikul leylü ve nehar, zül celal birdir. Allah birdir. Anın birliğine Allah Allah diyor. İşte bak, Bektaşi tarikatından kaldırıldı. Geçen sene bunu sordu ya. Millet neyi ezberliyordu? Adam neyle geldi? Bir gerek yok yani. Hani tamam. Bu kapı kulları da kapı kulu. Kimin kapısının kulu? Padişahın kapısının kulu. Bunlar özel askerler. Bunlar has kime has? Padişah. Hassa dedikleriniz. Anladın? Bunlar bölünmüşler. Sahalar, silahlar, sağ, solfeciler, sağ, sol garipler diye. Öbür tarafta acemiler, yeni şeyler, cebeciler. Şu cebecilerle takıntılı. Cebeciler ordunun silah yapımı, zırh. Bunları soruyor. Hangi eşleştirmesi yanlıştır diyor mesela. Lağımcılar mesela lağım şey kazıyor, tünel kazıyor. Soru, soru. Osmanlı Devleti ilerleyen süreçte baktı ki işler yolunda gitmiyor. Tamam mı? Mesela ıslahatlar yapacak oldu. Hangisini yapmamıştır diye soruyor. Şimdi ıslahatlar ne zaman başladı? 1600'lerde, 1700'lerde, değil mi? Hah, neyi yapmış? Topçu Ocağı kurmuş olabilirler mi? Hayır abim. Topçu Ocağı bir Murat'tan beri var mı? Var. Kuruluştan beri var mı? Var. Anladın? Kaldırdı bunu sordu. Hangisi işte dağılma dönemi ıslahatlarından bile olamaz. Mühendishane-i Bahr-i Hümayun, Berri Hümayun o dönem. Anladın mı? Neyim, Sekban-ı Cedid, Eşkine Ocağı o dönem. Ama Topçu Ocağı kuruluştan beri var. Bak dikkat ettiğinde küçük nüans ama yakalayabiliyor musun? Yakalayabiliyorsun. Bostancıları da şey olsun diye anlattıydım ben. Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem Yenge ile Hasbahçe'de gezerken tamam mı? Böyle biri saldırıya geçti, değil mi? Kimi saldırır? Kim kimin olur? Sarayı koruyanlar kimmiş? Saray muhafızları Bostancılarmış. Bostancılar nöbetçiler dediği anda pışt, hemen gelirler miş. Anlaştık? Bilin. Çıktı bu da. Bilin. Taşra ordusu. Burada ben neyi bileceğim? İkta sistemi, tımar. Ben bunu bileceğim. Selçuk'daki ikta, Osmanlı'daki tımar. Öğrenci buraları ezberleyecek diyor. Şu 2014'te ÖSYM kaldırdı. Makedonya'daki at bakıcısına ne denir diye sordu. Voynak, toynak diyorduk da la kurban olduğum. Bilinecek soru mu ya? Herkes hapıştı kaldı yani. Hani ondan sonrasında millette bir tarih travması oluştu. Zor gelecek, zor gelecek, onu soracak, bunu soracak falan falan. Ansız çalışan öğrenci biliyorum ben ya. Sonra soru, "Hangisi Osmanlı ordusundandır?" falan diye soruyor. Böyle. E, şimdi öğrenci diyor ki, "Ulan bu soru bu kadar kolay olamaz." Niye? O bunların hepsini, Mortoloslar kim, cerahorlar kim, levantenler kim? Hepsini ezberlemiş yani. Ya ben mesela derse girdiğimiz zaman, seminerlere gittiğimiz zaman soruyorum ben. Diyorum ki, "Osmanlı tarihini alacağım." Diyorum. Peki diyorum, "Şunları dedim biliyor musunuz?" Osmanlı ordusunu yamyamların yediği savaş. E, peki, peki, peki. Acayip acayip sorular soruyorum ben. Millet diyor ki, "Ana, neymiş lan demişler." Lan Bombasa Muharebesi. Sana ne kurban olduğumun ya? Nerede? MEB'in kitabında geçmez. Orada geçmez, burada geçmez. Millet bunların peşine düşmüş ya. Sorarsa diyor. Aynı şeye benziyor işte. Nasrettin Hoca'nın, "Göl maya çalıyorum." Göl oruçluysa. La oğlum, böyle bir şey yok la kurban olduğum. Boğulmayın la. Hah, tamam. Genelini bilin yeterli. Buradan ama Yeniçeri, Tımarlı Sipahi, bu ikisinin ayrı olduğunu bilin. Bunlar nerede? Bunlar merkezde. Bunlar nerede? Bunlar taşrada, eyalette. Merkezin dışında kalan taşradır. Bunlar kapı kulu diye geçiyor. Bunlar Türk değil, teknik olarak neler? Devşirmeler. Ama ilerleyen süreçte Türklerden de alınacak mı? Türklerden alınacak. Bunlara ulufe denilen ne verilir? Yaz lan. Ulufe denilen maaş verilir. Cülus denilen ne alırlar mesela? Cülus denilen bahşiş alırlar, değil mi? Bektaşi tarikatına üyeler. Peki bunların sayısı çok mudur, az mıdır? Azdır. Bunlar özel kuvvetler. Ama taşra asker. Bunlar bizim bildiğin Tımarlı Sipahiler. Anlaştık? Bunlar abiciğim halis mulis Türkler. Halis Mis Türkler. Bunlara hazineden maaş yok. Hazineden maaş verilmiyor. Ne veriliyor bunlara? Bulundukları bölgedeki toprağın geliri maaş karşılığı verilir. Bu da kimine üç dönüm, kimine beş dönüm, kimine on dönüm. Niye böyle? Rütbe ve dereceye göre verilir. Anlaştık? Peki, bunlar öyle ulufe denilen maaş almıyor. Toprağın geliri belirliyor. Cülus denilen maaş hiç almıyor. Niye? Bunlar subay statüsünde. Bunlar bildiğin er. Peki bunlar azsa, ordunun en kalabalık kesimi de neresi? Ordunun en kalabalık kesimi de burası. Peki Yeniçeri Ocağı ne zaman kaldırıldı? Vaka-i Hayriye ile kaldırıldı, değil mi? Mahmut kaldırdı. Peki tımar ne zaman kaldırıldı? Tımar o da gene Mahmut'la beraber kaldırıldı. Ama yerlerine bir şeyler getirelim dediler ama tuttu mu, tutmadı mı? Nin Davut tutmadı, tutmadı, tutmadı. Devam. Beraberinde şu tımarın faydaları. Bak, toprağı köylüye ver. Ver vergi al. Alıyoruz ya. Böylece üretimde süreklilik sağlanır mı? Sağlanır. Piyasada ürün, mal bol olur mu? Bunun bir adı var. Ne onun adı? İaşet. Halka, dünyadan haberi yok ama adaleti koyduk ortasına. Bitti gitti abim bu kadar. Şimdi artık şeyi de değiştirdik. Her akşam güneşin battığı yerden gözlerin doğuyor gecelerime demiyoruz. Ne diyoruz? Sırtım yere gelmedi halen. Gelsin diye uğraşır. Halen beni ben yapan bu hırs ve iradem. Yo deyip devam edeceğiz. Al, beraberinde Osmanlı yönetim, merkez teşkilatı. Kardeş, bir kere balık baştan kokar. Osmanlı tam bir monarşiyle yönetiliyor mu? Yönetiliyor. Padişah dediği dedik, çaldığı düdük mü? Düdük. Üç "y"nin hepsi de onda mı? Yasama, yürütme, yargı. Her şey kimde? Her şey onda. Doğru mu? Dediği dedik, çaldığı düdük. Ama padişah merkezde bu yasama, yürütme, yargısını taşrada paylaşıyor. Nasıl? Nasıl? Gel şimdi gel. Taşra. Mesela eyaletin başındaki Beylerbeyi, merkezdeki padişah adına, merkezdeki İstanbul'daki padişah adına hangi yetkiyi kullanır? Yürütmeyi kullanır. Doğru mu? Peki sancağın başındaki Sancak Beyi neyi kullanır? Yürütmeyi kullanır. Peki padişah adına, padişah adına Kadı, yasama, yürütme, yargıdan hangisini kullanır? Yargı yetkisini kullanır. Demek ki bizde merkezde güçler birliği var ama taşrada ne var? Kısmen güçler ayrılığı var mı? Yürütme birinde, yargı birinde. İkisi de kime bağlı? Padişaha bağlı. Mantığı anladın mı? Yattı mı aklınıza? Ve Osmanlı'da yargı teknik olarak bağımsız. Kadı asker doğrudan padişaha da bağlı değil. Kadı askere bağlı ama kadının verdiği hükme Beylerbeyi, Sancak Beyi karışabiliyor mu? Karışamıyor. Bak, devlet yönetimini bil. Bunu da böyle çok anlattık. Bunu da evvelli senelerde sordu. Şimdi geldim neye? Merkez teşkilatına. Monarşi var. Yasama, yürütme, yargı var. Aynı zamanda Osmanlı'da teokrasi de var mı? Teokrasi de var. Yani dine dayalı yönetim. En başından var. Yavuz'la beraber zaten ne yapacak? Pik yapacak, en üste ulaşacak. Ama burada klasik kut anlayışı da var mı? Var. Lakin kut anlayışı bir tek Memlükler'de yok. Bizde tamam. Kut anlayışına İslami bir ayar çakıldı. Ne çakıldı? Kut anlayışına artık gökten Tengkri değil, Allah celle celalühü gönderiyor dendi. Tamam? İlahi kelimetullah, emri bil maruf, nehyanil münker, devlet-i aliye, devlet-i ebet müddet. Ve en önemli kavramlardan birisi Fatih'le beraber gelen Nizam-ı Alem. Hah! Alemlere, dünyaya ne getireceğiz? Nizam getireceğiz. Bizim işimiz odur. Raconu biz keseriz. Raconu biz koymadık ama biz uygul. Oğlum, iyi bağlıyoruz vallahi ha. Bak, beraberinde birinci Murat bu kutu ayar çaktı. Ne dedi? "Ülke hanedanın tamamı erkeklerin idi, değil mi? Hayır, ülke hanedanın değil, padişah ve oğullarındır." dedi. Bir anda kardeşlerini, yiğenlerini, amcalarını, amcaoğullarını ne etti? Tasfiye etti. Anladın? Ülke padişahın oldu dedi. Sonra Fatih'le beraber bir ayar daha çakıldı. Fatih dedi ki, "Ve her kimesine evladımdan saltanat müyesser ola, Nizam-ı Alem için." Ne için? Ne için? Nizam-ı Alem için. Kardaşın katli caiz ola dedi. Devletin devamı, Nizam-ı Alem için kardeş katli yasaldır dedi. Ama hala başa geçecek kim belli değil. İlla ne çıkacak? İlla o taht kavgası çıkacak. Film nerede koptu? Film birinci Ahmet'le beraber koptu. Ekberiyet, Erşet sistemi dediğiniz bir olayla Ahmet düşme dedik. Ahmet Ekberiyet sistemini getirdi. İşte burayı soruyor. Bak bu Ekberiyet, en yaşlı, en olgun sistemi şeyde var mı? Asya Hunları'nda var mı? Mete'de var mı? Teoman'da var mı? İlde de var mı? Yok. Ne zaman çıkmış? Ta 1600'lerde çıkmış. İşte 2024 lisans sorusu buydu. İşte bu kanka kanka zamanında böyle böyle olmuş. Ülkeyi batı kanadını, doğu kanadını, amca sistemi böyle falan yönetmiş, falan falan falan. Hangisi vardır diye sordular. Ülke hanedanın ortak malıdır anlayışı devam ediyor. Federal yönetim doğu, batı devam ediyor. Ama en yaşlı, uygun mu başa geçiyor? Hayır abiciğim. O ta ne zaman ta? Osmanlı'da. Bilin. Anlaştık? Bilin. Yavuz'la beraber de halifelik geldi mi? Geldi. Merkezden yönetim var. Osmanlı'da Trablusgarp'a bir ağaç dikeceksin. Kafana göre dikebilir misin? Dikemez misin? Dikemem. Merkezden ne alman lazım? İzin alman lazım. Bu da bürokrasiyi arttırır. Tamam? Yerel çözümlere müsaade etmiyor. Tamam? Ve sonrasında merkezde bir de ne var? Divan-ı Divan-ı Hümayun var. Doğru mu? Aha, İslam öncesindeki Kurultay, Selçuk'daki Divan-ı Saltanat, Osmanlı'da Divan-ı Hümayun. Günümüzde TBMM'ye dönmüş, değil mi? TBMM gibi, bakanlar kurulu gibi. Seyfiye, İlmiye, Kalemiye üçe bölmüş. Osmanlı Seyfiye, askerler, askeri bürokrasi elinde neyle gezenler? Elinde kılıçla gezenler. Sadrazam, Pargalı İbrahim mesela. Bak elinde kılıç da var, mühür de var. Askeri bürokrat. Anladın? Vezirler, bakanlar, yardımcıları. Yeniçeri Ağası zaten asker, değil mi? Kaptan-ı Derya, donanma komutanı zaten asker. Beraberinde İlmiye, din, hukuk, eğitim işleri. Elli kere sordu. Genelde sorarsa da zaten burayı soruyor. Şimdi bunların elinde kılıç var. İlmiyenin elinde de ne var? Aziz, Kur'an-ı Kerim var. Din işleri neye göre? Kur'an'a göre. Hukuk, eğitim neye göre? Şeriata, Kur'an'a göre, değil mi? Şeyhülislam, din işlerinin başında mı? Din işleri kimden soruluyor? Şeyhülislam'dan. Kazasker, hem adaletin hem de eğitimin sorumlusu. Nasıl yani hocam? Adaletten sorumlu, adalet bakanı. Kadıların atamasını kim yapıyor? Bu adam yapıyor. Eğitimden sorumlu, Milli Eğitim Bakanı. Nasıl? Çünkü müderrislerin atamasını bu yapıyor. Oldu ki bir davan var, değil mi? Kadıya gittin, kadı çözemedi, temyiz hakkı istiyorsun. Nereye geliyorsun? Kazasker'e geliyorsun. İşte kadının verdiği hükme Sancak Beyi, Beylerbeyi, padişah falan bunların hiçbirisi karışamıyor. Anladın mı? Adalet, yargı bağımsız Osmanlı'da. Tamam? Bir de şu Nakıb-ı Eşraf, Seyyid Şeriflerin özlük işlerini tamamlayan eee kişilerdir. Bunu da sosyal medya riyasetlerinde falan sordu. Al, İlmiye en çok da sorulan kimdir? En çok da sorulan Kazaskerdir. Niye? Çünkü Kazasker ya atlıyor öğrenci askere diye. Oğlum, gaz maz ama asker diyorsun, işte ha. Ben bu adamın askerlikle zerre alakası bile yok. Düşeceğin yeri söylüyorum sana. Ah, beraberinde Kalemiye, ellerinde kalem var. Sivil bürokrasi. Osmanlı'nın yaz kızları diyorum işte ben. Nişancı, dört "T" görevi var. Ne onlar? Bu tuğrayı, padişah imzasını bu çekiyor. Tımar kayıtlarını bu tutuyor. Anladın mı? Tapu kayıtlarını bu tutuyor. Yani tahriri de bu yaptırıyor. Tahrir, fethedilen bölgedeki her şeyin sayılıp kayıt altına alınması, değil mi? Ulan bu adamın işi biter mi? Yaz babam yaz. Osmanlı zaten gazoistik, ayrıntıcı. Uşan kuşun, sineğin, arının, tırtık takıb bir yazıyor. Niye? Vergi alacak çünkü onlardan. Bilin. Sonra Reis-ül Küttap buna yardımcıydı. Ayrıldı. İlerleyen süreçte ne oldu? Hariciye, yani dışişleri bakanı oldu. E, Defterdar da adı üzerinde maliye. Damat, anladın? Hazinenin anahtarı kimde? Defterdar'da. Al, merkez karar alır, taşradakiler uygular. Aynısı günümüz içinde geçerli. Anlaştık? Nokta. Sorularım? Soru, "Hangisi İlmiye'den değildir?" değil mi? Şeyhülislam, Kazasker, Kadı, Müderris, Defterdar. Ya dikkat ettiğinde ezberleme, dikkat ettiğinde vallahi çıkıyor. Tamam? Peki, beraberinde continue. Aha, Divan toplantısı. İşte aha burası. Seyfiye böyle lüleburgaz bardağı gibi dikilmişler. Tamam? Aha burası Seyfiye, aha burası İlmiye, aha burası Kalemiye, yaz kızları. Tamam? Ah, burada padişah da olabilir, Sadrazam da olabilir. Buna eğer Sadrazam dersek, Fatih'e kadar şey başkanlık ediyor. Eee, padişah başkanlık ediyor. Fatih'ten sonra padişah gitmiyor. Sadrazam. Padişah da şurada gördüğüm bu cam, tamam mı? Kasr-ı Adıl denilen yerden buradan dinliyor. Bunların tamamını Osmanlı ne için yapıyor? Tek bir kelime: Merkezi otoriteyi korumak için yapıyor. Anladın? Osmanlı ne yapmışsa bunu buradan aldı, buraya koydu. Sebep? Osmanlı şu Sadrazamı, şu veziri idam etti. Niye? Merkezi otoriteyi korumak için abim. Bitti bu kadar. Anlaştık? Ezberleme, mantığını anlayın. Burada da genelde Seyfiye'nin borsası niye kalabalık? Kesim orası. Askeri bürokrasi birazcık daha ne basıyor? Ağır basıyor. Bunların sayısını azalttılar ki Divan daha bürokratik, daha kalematik hale gelsin diye. Bak, geniş açıyla baktığın zaman görüyorsun. Aynısı günümüzde şey işte, eee, TBMM, kurultay da böyleydi. Şu düzenin bile bir adı var. Mesela kurultaydaki oturma düzeninin adı nedir? Orun diyorlar. İşte üç tür, dört tür de mesela bunu soruyor. Orun. Neymiş bu kurultaydaki, kurultaydaki oturma düzeni. Günümüzdeki adı ne bunun? Protokol diyorsunuz buna. Protokol. Bir devlet erkanı bir toplantı moplantı bir şey yapacağı zaman kimin nerede duracağı, ne olacağı belli, değil mi? E, bu işte bunun adı. Anlaştık? Peki, beraberinde devam ettim. Hah, taşra yönetiminde ise mesela bak. Taşra'da da bileceğimiz neyi bileceğiz? Osmanlı Devleti geniş bir coğrafyaya hükmediyor, değil mi lan? Üç buçuk kıtaya hükmediyor. Adam yönetimi kolaylaştırmak için bölmüş. Ne? İşte ülkesini bölmüş. Ne? Eyaletlere. Başına Beylerbeyi göndermiş. Sancaklara başına Sancak Beyi'ni göndermiş. Kaza, karye, köy falan diye bölmüş. Anlaştık? Bunu niye yapıyor? Yönetimi kolaylaştırmak için. Ama Abdülaziz zamanında Vilayet Nizamnamesi ile burayı yeniden şekillendirdiler. Tamam mı? Eyaletler, eyaletler vilayet olarak değiştirildi. Sancaklar, liva olarak değiştirildi. Kaza, aynı kaza olarak kaldı. Köy, aynı köy olarak kaldı. Arada bir tane de ne çıkardılar? Nahiye çıkardılar. Bu değişiklik kimin zamanında oldu? Abdülaziz zamanında oldu. Böyle soruyor işte. Kim neydi, ne ne yaptı? Değil. Hangisi Mahmut dönemi gelişmesi değildir? Vilayet Nizamnamesi değil. İşte böyle soruyor. Bizim öğrenci şunları ezberleyeceğim duruyor. Hocam, köyün olmuş mu? Ol. Ya sen şimdi kendi köyünde kim ne var, kim yoksa onu biliyorsun da burayı mı ezberleyeceksin? Kurban oldum ya. Yani boğulmayın. Genelini bilin yeterli. Sizin için. Beraberinde işte bölmüş, salad, saldesiz falan diye. Mesela orduda mesela merkez ordusu, kar ordusu. Bak hiç bunlardan mesela bak Yeniçeri'nin Selçuk'daki gulam muhabbeti. İşte es geçtiğim yer. Aldıkları maaşa ne deniliyor? Ulufe deniliyor. Cülus denilen padişah tahta çıktığında para alıyor mu? Alıyor, değil mi? Pençik, beşesirden biri sonradan neye döndürülüyor? Devşirme sistemine döndürülüyor. Anladın? İstediği özelliklere sahip gayrimüslim çocuklarını, Müslüman değil ama gayrimüslim çocuklarını alıp yetiştirip üst düzey hizmetlerde kullanıyor. Soru şu, niye Türk'ün çocuğunu almıyor da gayrimüslim çocuğunu alıp en tepeye kadar çıkarıyor? Niye? Beni öldürüp de başa geçmesinler diye. Tek bir amaç var: Merkezi otoriteyi korumak. Bilin, değil mi? Çıkma denilen sistemle bunlar neymiş? İşte okullarından mezun oluyorlar, değil mi? Bir de bunların mesela Yeniçerilerin şeyini sorduydu, eee, bağlı olduğu tarikatı sorduydu. Mesela bunlar nereye bağlı? Üçler, yediler, kırklar. Hu diyelim. Hu hu demine devrende. Celle celalühü, celiül cabbar, halikul leylü ve nehar, zül celal birdir. Allah birdir. Anın birliğine Allah Allah diyor. İşte bak, Bektaşi tarikatından kaldırıldı. Geçen sene bunu sordu ya. Millet neyi ezberliyordu? Adam neyle geldi? Bir gerek yok yani. Hani tamam. Bu kapı kulları da kapı kulu. Kimin kapısının kulu? Padişahın kapısının kulu. Bunlar özel askerler. Bunlar has kime has? Padişah. Hassa dedikleriniz. Anladın? Bunlar bölünmüşler. Sahalar, silahlar, sağ, solfeciler, sağ, sol garipler diye. Öbür tarafta acemiler, yeni şeyler, cebeciler. Şu cebecilerle takıntılı. Cebeciler ordunun silah yapımı, zırh. Bunları soruyor. Hangi eşleştirmesi yanlıştır diyor mesela. Lağımcılar mesela lağım şey kazıyor, tünel kazıyor. Soru, soru. Osmanlı Devleti ilerleyen süreçte baktı ki işler yolunda gitmiyor. Tamam mı? Mesela ıslahatlar yapacak oldu. Hangisini yapmamıştır diye soruyor. Şimdi ıslahatlar ne zaman başladı? 1600'lerde, 1700'lerde, değil mi? Hah, neyi yapmış? Topçu Ocağı kurmuş olabilirler mi? Hayır abim. Topçu Ocağı bir Murat'tan beri var mı? Var. Kuruluştan beri var mı? Var. Anladın? Kaldırdı bunu sordu. Hangisi işte dağılma dönemi ıslahatlarından bile olamaz. Mühendishane-i Bahr-i Hümayun, Berri Hümayun o dönem. Anladın mı? Neyim, Sekban-ı Cedid, Eşkine Ocağı o dönem. Ama Topçu Ocağı kuruluştan beri var. Bak dikkat ettiğinde küçük nüans ama yakalayabiliyor musun? Yakalayabiliyorsun. Bostancıları da şey olsun diye anlattıydım ben. Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem Yenge ile Hasbahçe'de gezerken tamam mı? Böyle biri saldırıya geçti, değil mi? Kimi saldırır? Kim kimin olur? Sarayı koruyanlar kimmiş? Saray muhafızları Bostancılarmış. Bostancılar nöbetçiler dediği anda pışt, hemen gelirler miş. Anlaştık? Bilin. Çıktı bu da. Bilin. Taşra ordusu. Burada ben neyi bileceğim? İkta sistemi, tımar. Ben bunu bileceğim. Selçuk'daki ikta, Osmanlı'daki tımar. Öğrenci buraları ezberleyecek diyor. Şu 2014'te ÖSYM kaldırdı. Makedonya'daki at bakıcısına ne denir diye sordu. Voynak, toynak diyorduk da la kurban olduğum. Bilinecek soru mu ya? Herkes hapıştı kaldı yani. Hani ondan sonrasında millette bir tarih travması oluştu. Zor gelecek, zor gelecek, onu soracak, bunu soracak falan falan. Ansız çalışan öğrenci biliyorum ben ya. Sonra soru, "Hangisi Osmanlı ordusundandır?" falan diye soruyor. Böyle. E, şimdi öğrenci diyor ki, "Ulan bu soru bu kadar kolay olamaz." Niye? O bunların hepsini, Mortoloslar kim, cerahorlar kim, levantenler kim? Hepsini ezberlemiş yani. Ya ben mesela derse girdiğimiz zaman, seminerlere gittiğimiz zaman soruyorum ben. Diyorum ki, "Osmanlı tarihini alacağım." Diyorum. Peki diyorum, "Şunları dedim biliyor musunuz?" Osmanlı ordusunu yamyamların yediği savaş. E, peki, peki, peki. Acayip acayip sorular soruyorum ben. Millet diyor ki, "Ana, neymiş lan demişler." Lan Bombasa Muharebesi. Sana ne kurban olduğumun ya? Nerede? MEB'in kitabında geçmez. Orada geçmez, burada geçmez. Millet bunların peşine düşmüş ya. Sorarsa diyor. Aynı şeye benziyor işte. Nasrettin Hoca'nın, "Göl maya çalıyorum." Göl oruçluysa. La oğlum, böyle bir şey yok la kurban olduğum. Boğulmayın la. Hah, tamam. Genelini bilin yeterli. Buradan ama Yeniçeri, Tımarlı Sipahi, bu ikisinin ayrı olduğunu bilin. Bunlar nerede? Bunlar merkezde. Bunlar nerede? Bunlar taşrada, eyalette. Merkezin dışında kalan taşradır. Bunlar kapı kulu diye geçiyor. Bunlar Türk değil, teknik olarak neler? Devşirmeler. Ama ilerleyen süreçte Türklerden de alınacak mı? Türklerden alınacak. Bunlara ulufe denilen ne verilir? Yaz lan. Ulufe denilen maaş verilir. Cülus denilen ne alırlar mesela? Cülus denilen bahşiş alırlar, değil mi? Bektaşi tarikatına üyeler. Peki bunların sayısı çok mudur, az mıdır? Azdır. Bunlar özel kuvvetler. Ama taşra asker. Bunlar bizim bildiğin Tımarlı Sipahiler. Anlaştık? Bunlar abiciğim halis mulis Türkler. Halis Mis Türkler. Bunlara hazineden maaş yok. Hazineden maaş verilmiyor. Ne veriliyor bunlara? Bulundukları bölgedeki toprağın geliri maaş karşılığı verilir. Bu da kimine üç dönüm, kimine beş dönüm, kimine on dönüm. Niye böyle? Rütbe ve dereceye göre verilir. Anlaştık? Peki, bunlar öyle ulufe denilen maaş almıyor. Toprağın geliri belirliyor. Cülus denilen maaş hiç almıyor. Niye? Bunlar subay statüsünde. Bunlar bildiğin er. Peki bunlar azsa, ordunun en kalabalık kesimi de neresi? Ordunun en kalabalık kesimi de burası. Peki Yeniçeri Ocağı ne zaman kaldırıldı? Vaka-i Hayriye ile kaldırıldı, değil mi? Mahmut kaldırdı. Peki tımar ne zaman kaldırıldı? Tımar o da gene Mahmut'la beraber kaldırıldı. Ama yerlerine bir şeyler getirelim dediler ama tuttu mu, tutmadı mı? Nin Davut tutmadı, tutmadı, tutmadı. Devam. Beraberinde şu tımarın faydaları. Bak, toprağı köylüye ver. Ver vergi al. Alıyoruz ya. Böylece üretimde süreklilik sağlanır mı? Sağlanır. Piyasada ürün, mal bol olur mu? Bunun bir adı var. Ne onun adı? İaşet. Halka, dünyadan haberi yok ama adaleti koyduk ortasına. Bitti gitti abim bu kadar. Şimdi artık şeyi de değiştirdik. Her akşam güneşin battığı yerden gözlerin doğuyor gecelerime demiyoruz. Ne diyoruz? Sırtım yere gelmedi halen. Gelsin diye uğraşır. Halen beni ben yapan bu hırs ve iradem. Yo deyip devam edeceğiz. Al, beraberinde Osmanlı yönetim, merkez teşkilatı. Kardeş, bir kere balık baştan kokar. Osmanlı tam bir monarşiyle yönetiliyor mu? Yönetiliyor. Padişah dediği dedik, çaldığı düdük mü? Düdük. Üç "y"nin hepsi de onda mı? Yasama, yürütme, yargı. Her şey kimde? Her şey onda. Doğru mu? Dediği dedik, çaldığı düdük. Ama padişah merkezde bu yasama, yürütme, yargısını taşrada paylaşıyor. Nasıl? Nasıl? Gel şimdi gel. Taşra. Mesela eyaletin başındaki Beylerbeyi, merkezdeki padişah adına, merkezdeki İstanbul'daki padişah adına hangi yetkiyi kullanır? Yürütmeyi kullanır. Doğru mu? Peki sancağın başındaki Sancak Beyi neyi kullanır? Yürütmeyi kullanır. Peki padişah adına, padişah adına Kadı, yasama, yürütme, yargıdan hangisini kullanır? Yargı yetkisini kullanır. Demek ki bizde merkezde güçler birliği var ama taşrada ne var? Kısmen güçler ayrılığı var mı? Yürütme birinde, yargı birinde. İkisi de kime bağlı? Padişaha bağlı. Mantığı anladın mı? Yattı mı aklınıza? Ve Osmanlı'da yargı teknik olarak bağımsız. Kadı asker doğrudan padişaha da bağlı değil. Kadı askere bağlı ama kadının verdiği hükme Beylerbeyi, Sancak Beyi karışabiliyor mu? Karışamıyor. Bak, devlet yönetimini bil. Bunu da böyle çok anlattık. Bunu da evvelli senelerde sordu. Şimdi geldim neye? Merkez teşkilatına. Monarşi var. Yasama, yürütme, yargı var. Aynı zamanda Osmanlı'da teokrasi de var mı? Teokrasi de var. Yani dine dayalı yönetim. En başından var. Yavuz'la beraber zaten ne yapacak? Pik yapacak, en üste ulaşacak. Ama burada klasik kut anlayışı da var mı? Var. Lakin kut anlayışı bir tek Memlükler'de yok. Bizde tamam. Kut anlayışına İslami bir ayar çakıldı. Ne çakıldı? Kut anlayışına artık gökten Tengkri değil, Allah celle celalühü gönderiyor dendi. Tamam? İlahi kelimetullah, emri bil maruf, nehyanil münker, devlet-i aliye, devlet-i ebet müddet. Ve en önemli kavramlardan birisi Fatih'le beraber gelen Nizam-ı Alem. Hah! Alemlere, dünyaya ne getireceğiz? Nizam getireceğiz. Bizim işimiz odur. Raconu biz keseriz. Raconu biz koymadık ama biz uygul. Oğlum, iyi bağlıyoruz vallahi ha. Bak, beraberinde birinci Murat bu kutu ayar çaktı. Ne dedi? "Ülke hanedanın tamamı erkeklerin idi, değil mi? Hayır, ülke hanedanın değil, padişah ve oğullarındır." dedi. Bir anda kardeşlerini, yiğenlerini, amcalarını, amcaoğullarını ne etti? Tasfiye etti. Anladın? Ülke padişahın oldu dedi. Sonra Fatih'le beraber bir ayar daha çakıldı. Fatih dedi ki, "Ve her kimesine evladımdan saltanat müyesser ola, Nizam-ı Alem için." Ne için? Ne için? Nizam-ı Alem için. Kardaşın katli caiz ola dedi. Devletin devamı, Nizam-ı Alem için kardeş katli yasaldır dedi. Ama hala başa geçecek kim belli değil. İlla ne çıkacak? İlla o taht kavgası çıkacak. Film nerede koptu? Film birinci Ahmet'le beraber koptu. Ekberiyet, Erşet sistemi dediğiniz bir olayla Ahmet düşme dedik. Ahmet Ekberiyet sistemini getirdi. İşte burayı soruyor. Bak bu Ekberiyet, en yaşlı, en olgun sistemi şeyde var mı? Asya Hunları'nda var mı? Mete'de var mı? Teoman'da var mı? İlde de var mı? Yok. Ne zaman çıkmış? Ta 1600'lerde çıkmış. İşte 2024 lisans sorusu buydu. İşte bu kanka kanka zamanında böyle böyle olmuş. Ülkeyi batı kanadını, doğu kanadını, amca sistemi böyle falan yönetmiş, falan falan falan. Hangisi vardır diye sordular. Ülke hanedanın ortak malıdır anlayışı devam ediyor. Federal yönetim doğu, batı devam ediyor. Ama en yaşlı, uygun mu başa geçiyor? Hayır abiciğim. O ta ne zaman ta? Osmanlı'da. Bilin. Anlaştık? Bilin. Yavuz'la beraber de halifelik geldi mi? Geldi. Merkezden yönetim var. Osmanlı'da Trablusgarp'a bir ağaç dikeceksin. Kafana göre dikebilir misin? Dikemez misin? Dikemem. Merkezden ne alman lazım? İzin alman lazım. Bu da bürokrasiyi arttırır. Tamam? Yerel çözümlere müsaade etmiyor. Tamam? Ve sonrasında merkezde bir de ne var? Divan-ı Divan-ı Hümayun var. Doğru mu? Aha, İslam öncesindeki Kurultay, Selçuk'daki Divan-ı Saltanat, Osmanlı'da Divan-ı Hümayun. Günümüzde TBMM'ye dönmüş, değil mi? TBMM gibi, bakanlar kurulu gibi. Seyfiye, İlmiye, Kalemiye üçe bölmüş. Osmanlı Seyfiye, askerler, askeri bürokrasi elinde neyle gezenler? Elinde kılıçla gezenler. Sadrazam, Pargalı İbrahim mesela. Bak elinde kılıç da var, mühür de var. Askeri bürokrat. Anladın? Vezirler, bakanlar, yardımcıları. Yeniçeri Ağası zaten asker, değil mi? Kaptan-ı Derya, donanma komutanı zaten asker. Beraberinde İlmiye, din, hukuk, eğitim işleri. Elli kere sordu. Genelde sorarsa da zaten burayı soruyor. Şimdi bunların elinde kılıç var. İlmiyenin elinde de ne var? Aziz, Kur'an-ı Kerim var. Din işleri neye göre? Kur'an'a göre. Hukuk, eğitim neye göre? Şeriata, Kur'an'a göre, değil mi? Şeyhülislam, din işlerinin başında mı? Din işleri kimden soruluyor? Şeyhülislam'dan. Kazasker, hem adaletin hem de eğitimin sorumlusu. Nasıl yani hocam? Adaletten sorumlu, adalet bakanı. Kadıların atamasını kim yapıyor? Bu adam yapıyor. Eğitimden sorumlu, Milli Eğitim Bakanı. Nasıl? Çünkü müderrislerin atamasını bu yapıyor. Oldu ki bir davan var, değil mi? Kadıya gittin, kadı çözemedi, temyiz hakkı istiyorsun. Nereye geliyorsun? Kazasker'e geliyorsun. İşte kadının verdiği hükme Sancak Beyi, Beylerbeyi, padişah falan bunların hiçbirisi karışamıyor. Anladın mı? Adalet, yargı bağımsız Osmanlı'da. Tamam? Bir de şu Nakıb-ı Eşraf, Seyyid Şeriflerin özlük işlerini tamamlayan eee kişilerdir. Bunu da sosyal medya riyasetlerinde falan sordu. Al, İlmiye en çok da sorulan kimdir? En çok da sorulan Kazaskerdir. Niye? Çünkü Kazasker ya atlıyor öğrenci askere diye. Oğlum, gaz maz ama asker diyorsun, işte ha. Ben bu adamın askerlikle zerre alakası bile yok. Düşeceğin yeri söylüyorum sana. Ah, beraberinde Kalemiye, ellerinde kalem var. Sivil bürokrasi. Osmanlı'nın yaz kızları diyorum işte ben. Nişancı, dört "T" görevi var. Ne onlar? Bu tuğrayı, padişah imzasını bu çekiyor. Tımar kayıtlarını bu tutuyor. Anladın mı? Tapu kayıtlarını bu tutuyor. Yani tahriri de bu yaptırıyor. Tahrir, fethedilen bölgedeki her şeyin sayılıp kayıt altına alınması, değil mi? Ulan bu adamın işi biter mi? Yaz babam yaz. Osmanlı zaten gazoistik, ayrıntıcı. Uşan kuşun, sineğin, arının, tırtık takıb bir yazıyor. Niye? Vergi alacak çünkü onlardan. Bilin. Sonra Reis-ül Küttap buna yardımcıydı. Ayrıldı. İlerleyen süreçte ne oldu? Hariciye, yani dışişleri bakanı oldu. E, Defterdar da adı üzerinde maliye. Damat, anladın? Hazinenin anahtarı kimde? Defterdar'da. Al, merkez karar alır, taşradakiler uygular. Aynısı günümüz içinde geçerli. Anlaştık? Nokta. Sorularım? Soru, "Hangisi İlmiye'den değildir?" değil mi? Şeyhülislam, Kazasker, Kadı, Müderris, Defterdar. Ya dikkat ettiğinde ezberleme, dikkat ettiğinde vallahi çıkıyor. Tamam? Peki, beraberinde continue. Aha, Divan toplantısı. İşte aha burası. Seyfiye böyle lüleburgaz bardağı gibi dikilmişler. Tamam? Aha burası Seyfiye, aha burası İlmiye, aha burası Kalemiye, yaz kızları. Tamam? Ah, burada padişah da olabilir, Sadrazam da olabilir. Buna eğer Sadrazam dersek, Fatih'e kadar şey başkanlık ediyor. Eee, padişah başkanlık ediyor. Fatih'ten sonra padişah gitmiyor. Sadrazam. Padişah da şurada gördüğüm bu cam, tamam mı? Kasr-ı Adıl denilen yerden buradan dinliyor. Bunların tamamını Osmanlı ne için yapıyor? Tek bir kelime: Merkezi otoriteyi korumak için yapıyor. Anladın? Osmanlı ne yapmışsa bunu buradan aldı, buraya koydu. Sebep? Osmanlı şu Sadrazamı, şu veziri idam etti. Niye? Merkezi otoriteyi korumak için abim. Bitti bu kadar. Anlaştık? Ezberleme, mantığını anlayın. Burada da genelde Seyfiye'nin borsası niye kalabalık? Kesim orası. Askeri bürokrasi birazcık daha ne basıyor? Ağır basıyor. Bunların sayısını azalttılar ki Divan daha bürokratik, daha kalematik hale gelsin diye. Bak, geniş açıyla baktığın zaman görüyorsun. Aynısı günümüzde şey işte, eee, TBMM, kurultay da böyleydi. Şu düzenin bile bir adı var. Mesela kurultaydaki oturma düzeninin adı nedir? Orun diyorlar. İşte üç tür, dört tür de mesela bunu soruyor. Orun. Neymiş bu kurultaydaki, kurultaydaki oturma düzeni. Günümüzdeki adı ne bunun? Protokol diyorsunuz buna. Protokol. Bir devlet erkanı bir toplantı moplantı bir şey yapacağı zaman kimin nerede duracağı, ne olacağı belli, değil mi? E, bu işte bunun adı. Anlaştık? Peki, beraberinde devam ettim. Hah, taşra yönetiminde ise mesela bak. Taşra'da da bileceğimiz neyi bileceğiz? Osmanlı Devleti geniş bir coğrafyaya hükmediyor, değil mi lan? Üç buçuk kıtaya hükmediyor. Adam yönetimi kolaylaştırmak için bölmüş. Ne? İşte ülkesini bölmüş. Ne? Eyaletlere. Başına Beylerbeyi göndermiş. Sancaklara başına Sancak Beyi'ni göndermiş. Kaza, karye, köy falan diye bölmüş. Anlaştık? Bunu niye yapıyor? Yönetimi kolaylaştırmak için. Ama Abdülaziz zamanında Vilayet Nizamnamesi ile burayı yeniden şekillendirdiler. Tamam mı? Eyaletler, eyaletler vilayet olarak değiştirildi. Sancaklar, liva olarak değiştirildi. Kaza, aynı kaza olarak kaldı. Köy, aynı köy olarak kaldı. Arada bir tane de ne çıkardılar? Nahiye çıkardılar. Bu değişiklik kimin zamanında oldu? Abdülaziz zamanında oldu. Böyle soruyor işte. Kim neydi, ne ne yaptı? Değil. Hangisi Mahmut dönemi gelişmesi değildir? Vilayet Nizamnamesi değil. İşte böyle soruyor. Bizim öğrenci şunları ezberleyeceğim duruyor. Hocam, köyün olmuş mu? Ol. Ya sen şimdi kendi köyünde kim ne var, kim yoksa onu biliyorsun da burayı mı ezberleyeceksin? Kurban oldum ya. Yani boğulmayın. Genelini bilin yeterli. Sizin için. Beraberinde işte bölmüş, salad, saldesiz falan diye. Mesela orduda mesela merkez ordusu, kar ordusu. Bak hiç bunlardan mesela bak Yeniçeri'nin Selçuk'daki gulam muhabbeti. İşte es geçtiğim yer. Aldıkları maaşa ne deniliyor? Ulufe deniliyor. Cülus denilen padişah tahta çıktığında para alıyor mu? Alıyor, değil mi? Pençik, beşesirden biri sonradan neye döndürülüyor? Devşirme sistemine döndürülüyor. Anladın? İstediği özelliklere sahip gayrimüslim çocuklarını, Müslüman değil ama gayrimüslim çocuklarını alıp yetiştirip üst düzey hizmetlerde kullanıyor. Soru şu, niye Türk'ün çocuğunu almıyor da gayrimüslim çocuğunu alıp en tepeye kadar çıkarıyor? Niye? Beni öldürüp de başa geçmesinler diye. Tek bir amaç var: Merkezi otoriteyi korumak. Bilin, değil mi? Çıkma denilen sistemle bunlar neymiş? İşte okullarından mezun oluyorlar, değil mi? Bir de bunların mesela Yeniçerilerin şeyini sorduydu, eee, bağlı olduğu tarikatı sorduydu. Mesela bunlar nereye bağlı? Üçler, yediler, kırklar. Hu diyelim. Hu hu demine devrende. Celle celalühü, celiül cabbar, halikul leylü ve nehar, zül celal birdir. Allah birdir. Anın birliğine Allah Allah diyor. İşte bak, Bektaşi tarikatından kaldırıldı. Geçen sene bunu sordu ya. Millet neyi ezberliyordu? Adam neyle geldi? Bir gerek yok yani. Hani tamam. Bu kapı kulları da kapı kulu. Kimin kapısının kulu? Padişahın kapısının kulu. Bunlar özel askerler. Bunlar has kime has? Padişah. Hassa dedikleriniz. Anladın? Bunlar bölünmüşler. Sahalar, silahlar, sağ, solfeciler, sağ, sol garipler diye. Öbür tarafta acemiler, yeni şeyler, cebeciler. Şu cebecilerle takıntılı. Cebeciler ordunun silah yapımı, zırh. Bunları soruyor. Hangi eşleştirmesi yanlıştır diyor mesela. Lağımcılar mesela lağım şey kazıyor, tünel kazıyor. Soru, soru. Osmanlı Devleti ilerleyen süreçte baktı ki işler yolunda gitmiyor. Tamam mı? Mesela ıslahatlar yapacak oldu. Hangisini yapmamıştır diye soruyor. Şimdi ıslahatlar ne zaman başladı? 1600'lerde, 1700'lerde, değil mi? Hah, neyi yapmış? Topçu Ocağı kurmuş olabilirler mi? Hayır abim. Topçu Ocağı bir Murat'tan beri var mı? Var. Kuruluştan beri var mı? Var. Anladın? Kaldırdı bunu sordu. Hangisi işte dağılma dönemi ıslahatlarından bile olamaz. Mühendishane-i Bahr-i Hümayun, Berri Hümayun o dönem. Anladın mı? Neyim, Sekban-ı Cedid, Eşkine Ocağı o dönem. Ama Topçu Ocağı kuruluştan beri var. Bak dikkat ettiğinde küçük nüans ama yakalayabiliyor musun? Yakalayabiliyorsun. Bostancıları da şey olsun diye anlattıydım ben. Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem Yenge ile Hasbahçe'de gezerken tamam mı? Böyle biri saldırıya geçti, değil mi? Kimi saldırır? Kim kimin olur? Sarayı koruyanlar kimmiş? Saray muhafızları Bostancılarmış. Bostancılar nöbetçiler dediği anda pışt, hemen gelirler miş. Anlaştık? Bilin. Çıktı bu da. Bilin. Taşra ordusu. Burada ben neyi bileceğim? İkta sistemi, tımar. Ben bunu bileceğim. Selçuk'daki ikta, Osmanlı'daki tımar. Öğrenci buraları ezberleyecek diyor. Şu 2014'te ÖSYM kaldırdı. Makedonya'daki at bakıcısına ne denir diye sordu. Voynak, toynak diyorduk da la kurban olduğum. Bilinecek soru mu ya? Herkes hapıştı kaldı yani. Hani ondan sonrasında millette bir tarih travması oluştu. Zor gelecek, zor gelecek, onu soracak, bunu soracak falan falan. Ansız çalışan öğrenci biliyorum ben ya. Sonra soru, "Hangisi Osmanlı ordusundandır?" falan diye soruyor. Böyle. E, şimdi öğrenci diyor ki, "Ulan bu soru bu kadar kolay olamaz." Niye? O bunların hepsini, Mortoloslar kim, cerahorlar kim, levantenler kim? Hepsini ezberlemiş yani. Ya ben mesela derse girdiğimiz zaman, seminerlere gittiğimiz zaman soruyorum ben. Diyorum ki, "Osmanlı tarihini alacağım." Diyorum. Peki diyorum, "Şunları dedim biliyor musunuz?" Osmanlı ordusunu yamyamların yediği savaş. E, peki, peki, peki. Acayip acayip sorular soruyorum ben. Millet diyor ki, "Ana, neymiş lan demişler." Lan Bombasa Muharebesi. Sana ne kurban olduğumun ya? Nerede? MEB'in kitabında geçmez. Orada geçmez, burada geçmez. Millet bunların peşine düşmüş ya. Sorarsa diyor. Aynı şeye benziyor işte. Nasrettin Hoca'nın, "Göl maya çalıyorum." Göl oruçluysa. La oğlum, böyle bir şey yok la kurban olduğum. Boğulmayın la. Hah, tamam. Genelini bilin yeterli. Buradan ama Yeniçeri, Tımarlı Sipahi, bu ikisinin ayrı olduğunu bilin. Bunlar nerede? Bunlar merkezde. Bunlar nerede? Bunlar taşrada, eyalette. Merkezin dışında kalan taşradır. Bunlar kapı kulu diye geçiyor. Bunlar Türk değil, teknik olarak neler? Devşirmeler. Ama ilerleyen süreçte Türklerden de alınacak mı? Türklerden alınacak. Bunlara ulufe denilen ne verilir? Yaz lan. Ulufe denilen maaş verilir. Cülus denilen ne alırlar mesela? Cülus denilen bahşiş alırlar, değil mi? Bektaşi tarikatına üyeler. Peki bunların sayısı çok mudur, az mıdır? Azdır. Bunlar özel kuvvetler. Ama taşra asker. Bunlar bizim bildiğin Tımarlı Sipahiler. Anlaştık? Bunlar abiciğim halis mulis Türkler. Halis Mis Türkler. Bunlara hazineden maaş yok. Hazineden maaş verilmiyor. Ne veriliyor bunlara? Bulundukları bölgedeki toprağın geliri maaş karşılığı verilir. Bu da kimine üç dönüm, kimine beş dönüm, kimine on dönüm. Niye böyle? Rütbe ve dereceye göre verilir. Anlaştık? Peki, bunlar öyle ulufe denilen maaş almıyor. Toprağın geliri belirliyor. Cülus denilen maaş hiç almıyor. Niye? Bunlar subay statüsünde. Bunlar bildiğin er. Peki bunlar azsa, ordunun en kalabalık kesimi de neresi? Ordunun en kalabalık kesimi de burası. Peki Yeniçeri Ocağı ne zaman kaldırıldı? Vaka-i Hayriye ile kaldırıldı, değil mi? Mahmut kaldırdı. Peki tımar ne zaman kaldırıldı? Tımar o da gene Mahmut'la beraber kaldırıldı. Ama yerlerine bir şeyler getirelim dediler ama tuttu mu, tutmadı mı? Nin Davut tutmadı, tutmadı, tutmadı. Devam. Beraberinde şu tımarın faydaları. Bak, toprağı köylüye ver. Ver vergi al. Alıyoruz ya. Böylece üretimde süreklilik sağlanır mı? Sağlanır. Piyasada ürün, mal bol olur mu? Bunun bir adı var. Ne onun adı? İaşet. Halka, dünyadan haberi yok ama adaleti koyduk ortasına. Bitti gitti abim bu kadar. Şimdi artık şeyi de değiştirdik. Her akşam güneşin battığı yerden gözlerin doğuyor gecelerime demiyoruz. Ne diyoruz? Sırtım yere gelmedi halen. Gelsin diye uğraşır. Halen beni ben yapan bu hırs ve iradem. Yo deyip devam edeceğiz. Al, beraberinde Osmanlı yönetim, merkez teşkilatı. Kardeş, bir kere balık baştan kokar. Osmanlı tam bir monarşiyle yönetiliyor mu? Yönetiliyor. Padişah dediği dedik, çaldığı düdük mü? Düdük. Üç "y"nin hepsi de onda mı? Yasama, yürütme, yargı. Her şey kimde? Her şey onda. Doğru mu? Dediği dedik, çaldığı düdük. Ama padişah merkezde bu yasama, yürütme, yargısını taşrada paylaşıyor. Nasıl? Nasıl? Gel şimdi gel. Taşra. Mesela eyaletin başındaki Beylerbeyi, merkezdeki padişah adına, merkezdeki İstanbul'daki padişah adına hangi yetkiyi kullanır? Yürütmeyi kullanır. Doğru mu? Peki sancağın başındaki Sancak Beyi neyi kullanır? Yürütmeyi kullanır. Peki padişah adına, padişah adına Kadı, yasama, yürütme, yargıdan hangisini kullanır? Yargı yetkisini kullanır. Demek ki bizde merkezde güçler birliği var ama taşrada ne var? Kısmen güçler ayrılığı var mı? Yürütme birinde, yargı birinde. İkisi de kime bağlı? Padişaha bağlı. Mantığı anladın mı? Yattı mı aklınıza? Ve Osmanlı'da yargı teknik olarak bağımsız. Kadı asker doğrudan padişaha da bağlı değil. Kadı askere bağlı ama kadının verdiği hükme Beylerbeyi, Sancak Beyi karışabiliyor mu? Karışamıyor. Bak, devlet yönetimini bil. Bunu da böyle çok anlattık. Bunu da evvelli senelerde sordu. Şimdi geldim neye? Merkez teşkilatına. Monarşi var. Yasama, yürütme, yargı var. Aynı zamanda Osmanlı'da teokrasi de var mı? Teokrasi de var. Yani dine dayalı yönetim. En başından var. Yavuz'la beraber zaten ne yapacak? Pik yapacak, en üste ulaşacak. Ama burada klasik kut anlayışı da var mı? Var. Lakin kut anlayışı bir tek Memlükler'de yok. Bizde tamam. Kut anlayışına İslami bir ayar çakıldı. Ne çakıldı? Kut anlayışına artık gökten Tengkri değil, Allah celle celalühü gönderiyor dendi. Tamam? İlahi kelimetullah, emri bil maruf, nehyanil münker, devlet-i aliye, devlet-i ebet müddet. Ve en önemli kavramlardan birisi Fatih'le beraber gelen Nizam-ı Alem. Hah! Alemlere, dünyaya ne getireceğiz? Nizam getireceğiz. Bizim işimiz odur. Raconu biz keseriz. Raconu biz koymadık ama biz uygul. Oğlum, iyi bağlıyoruz vallahi ha. Bak, beraberinde birinci Murat bu kutu ayar çaktı. Ne dedi? "Ülke hanedanın tamamı erkeklerin idi, değil mi? Hayır, ülke hanedanın değil, padişah ve oğullarındır." dedi. Bir anda kardeşlerini, yiğenlerini, amcalarını, amcaoğullarını ne etti? Tasfiye etti. Anladın? Ülke padişahın oldu dedi. Sonra Fatih'le beraber bir ayar daha çakıldı. Fatih dedi ki, "Ve her kimesine evladımdan saltanat müyesser ola, Nizam-ı Alem için." Ne için? Ne için? Nizam-ı Alem için. Kardaşın katli caiz ola dedi. Devletin devamı, Nizam-ı Alem için kardeş katli yasaldır dedi. Ama hala başa geçecek kim belli değil. İlla ne çıkacak? İlla o taht kavgası çıkacak. Film nerede koptu? Film birinci Ahmet'le beraber koptu. Ekberiyet, Erşet sistemi dediğiniz bir olayla Ahmet düşme dedik. Ahmet Ekberiyet sistemini getirdi. İşte burayı soruyor. Bak bu Ekberiyet, en yaşlı, en olgun sistemi şeyde var mı? Asya Hunları'nda var mı? Mete'de var mı? Teoman'da var mı? İlde de var mı? Yok. Ne zaman çıkmış? Ta 1600'lerde çıkmış. İşte 2024 lisans sorusu buydu. İşte bu kanka kanka zamanında böyle böyle olmuş. Ülkeyi batı kanadını, doğu kanadını, amca sistemi böyle falan yönetmiş, falan falan falan. Hangisi vardır diye sordular. Ülke hanedanın ortak malıdır anlayışı devam ediyor. Federal yönetim doğu, batı devam ediyor. Ama en yaşlı, uygun mu başa geçiyor? Hayır abiciğim. O ta ne zaman ta? Osmanlı'da. Bilin. Anlaştık? Bilin. Yavuz'la beraber de halifelik geldi mi? Geldi. Merkezden yönetim var. Osmanlı'da Trablusgarp'a bir ağaç dikeceksin. Kafana göre dikebilir misin? Dikemez misin? Dikemem. Merkezden ne alman lazım? İzin alman lazım. Bu da bürokrasiyi arttırır. Tamam? Yerel çözümlere müsaade etmiyor. Tamam? Ve sonrasında merkezde bir de ne var? Divan-ı Divan-ı Hümayun var. Doğru mu? Aha, İslam öncesindeki Kurultay, Selçuk'daki Divan-ı Saltanat, Osmanlı'da Divan-ı Hümayun. Günümüzde TBMM'ye dönmüş, değil mi? TBMM gibi, bakanlar kurulu gibi. Seyfiye, İlmiye, Kalemiye üçe bölmüş. Osmanlı Seyfiye, askerler, askeri bürokrasi elinde neyle gezenler? Elinde kılıçla gezenler. Sadrazam, Pargalı İbrahim mesela. Bak elinde kılıç da var, mühür de var. Askeri bürokrat. Anladın? Vezirler, bakanlar, yardımcıları. Yeniçeri Ağası zaten asker, değil mi? Kaptan-ı Derya, donanma komutanı zaten asker. Beraberinde İlmiye, din, hukuk, eğitim işleri. Elli kere sordu. Genelde sorarsa da zaten burayı soruyor. Şimdi bunların elinde kılıç var. İlmiyenin elinde de ne var? Aziz, Kur'an-ı Kerim var. Din işleri neye göre? Kur'an'a göre. Hukuk, eğitim neye göre? Şeriata, Kur'an'a göre, değil mi? Şeyhülislam, din işlerinin başında mı? Din işleri kimden soruluyor? Şeyhülislam'dan. Kazasker, hem adaletin hem de eğitimin sorumlusu. Nasıl yani hocam? Adaletten sorumlu, adalet bakanı. Kadıların atamasını kim yapıyor? Bu adam yapıyor. Eğitimden sorumlu, Milli Eğitim Bakanı. Nasıl? Çünkü müderrislerin atamasını bu yapıyor. Oldu ki bir davan var, değil mi? Kadıya gittin, kadı çözemedi, temyiz hakkı istiyorsun. Nereye geliyorsun? Kazasker'e geliyorsun. İşte kadının verdiği hükme Sancak Beyi, Beylerbeyi, padişah falan bunların hiçbirisi karışamıyor. Anladın mı? Adalet, yargı bağımsız Osmanlı'da. Tamam? Bir de şu Nakıb-ı Eşraf, Seyyid Şeriflerin özlük işlerini tamamlayan eee kişilerdir. Bunu da sosyal medya riyasetlerinde falan sordu. Al, İlmiye en çok da sorulan kimdir? En çok da sorulan Kazaskerdir. Niye? Çünkü Kazasker ya atlıyor öğrenci askere diye. Oğlum, gaz maz ama asker diyorsun, işte ha. Ben bu adamın askerlikle zerre alakası bile yok. Düşeceğin yeri söylüyorum sana. Ah, beraberinde Kalemiye, ellerinde kalem var. Sivil bürokrasi. Osmanlı'nın yaz kızları diyorum işte ben. Nişancı, dört "T" görevi var. Ne onlar? Bu tuğrayı, padişah imzasını bu çekiyor. Tımar kayıtlarını bu tutuyor. Anladın mı? Tapu kayıtlarını bu tutuyor. Yani tahriri de bu yaptırıyor. Tahrir, fethedilen bölgedeki her şeyin sayılıp kayıt altına alınması, değil mi? Ulan bu adamın işi biter mi? Yaz babam yaz. Osmanlı zaten gazoistik, ayrıntıcı. Uşan kuşun, sineğin, arının, tırtık takıb bir yazıyor. Niye? Vergi alacak çünkü onlardan. Bilin. Sonra Reis-ül Küttap buna yardımcıydı. Ayrıldı. İlerleyen süreçte ne oldu? Hariciye, yani dışişleri bakanı oldu. E, Defterdar da adı üzerinde maliye. Damat, anladın? Hazinenin anahtarı kimde? Defterdar'da. Al, merkez karar alır, taşradakiler uygular. Aynısı günümüz içinde geçerli. Anlaştık? Nokta. Sorularım? Soru, "Hangisi İlmiye'den değildir?" değil mi? Şeyhülislam, Kazasker, Kadı, Müderris, Defterdar. Ya dikkat ettiğinde ezberleme, dikkat ettiğinde vallahi çıkıyor. Tamam? Peki, beraberinde continue. Aha, Divan toplantısı. İşte aha burası. Seyfiye böyle lüleburgaz bardağı gibi dikilmişler. Tamam? Aha burası Seyfiye, aha burası İlmiye, aha burası Kalemiye, yaz kızları. Tamam? Ah, burada padişah da olabilir, Sadrazam da olabilir. Buna eğer Sadrazam dersek, Fatih'e kadar şey başkanlık ediyor. Eee, padişah başkanlık ediyor. Fatih'ten sonra padişah gitmiyor. Sadrazam. Padişah da şurada gördüğüm bu cam, tamam mı? Kasr-ı Adıl denilen yerden buradan dinliyor. Bunların tamamını Osmanlı ne için yapıyor? Tek bir kelime: Merkezi otoriteyi korumak için yapıyor. Anladın? Osmanlı ne yapmışsa bunu buradan aldı, buraya koydu. Sebep? Osmanlı şu Sadrazamı, şu veziri idam etti. Niye? Merkezi otoriteyi korumak için abim. Bitti bu kadar. Anlaştık? Ezberleme, mantığını anlayın. Burada da genelde Seyfiye'nin borsası niye kalabalık? Kesim orası. Askeri bürokrasi birazcık daha ne basıyor? Ağır basıyor. Bunların sayısını azalttılar ki Divan daha bürokratik, daha kalematik hale gelsin diye. Bak, geniş açıyla baktığın zaman görüyorsun. Aynısı günümüzde şey işte, eee, TBMM, kurultay da böyleydi. Şu düzenin bile bir adı var. Mesela kurultaydaki oturma düzeninin adı nedir? Orun diyorlar. İşte üç tür, dört tür de mesela bunu soruyor. Orun. Neymiş bu kurultaydaki, kurultaydaki oturma düzeni. Günümüzdeki adı ne bunun? Protokol diyorsunuz buna. Protokol. Bir devlet erkanı bir toplantı moplantı bir şey yapacağı zaman kimin nerede duracağı, ne olacağı belli, değil mi? E, bu işte bunun adı. Anlaştık? Peki, beraberinde devam ettim. Hah, taşra yönetiminde ise mesela bak. Taşra'da da bileceğimiz neyi bileceğiz? Osmanlı Devleti geniş bir coğrafyaya hükmediyor, değil mi lan? Üç buçuk kıtaya hükmediyor. Adam yönetimi kolaylaştırmak için bölmüş. Ne? İşte ülkesini bölmüş. Ne? Eyaletlere. Başına Beylerbeyi göndermiş. Sancaklara başına Sancak Beyi'ni göndermiş. Kaza, karye, köy falan diye bölmüş. Anlaştık? Bunu niye yapıyor? Yönetimi kolaylaştırmak için. Ama Abdülaziz zamanında Vilayet Nizamnamesi ile burayı yeniden şekillendirdiler. Tamam mı? Eyaletler, eyaletler vilayet olarak değiştirildi. Sancaklar, liva olarak değiştirildi. Kaza, aynı kaza olarak kaldı. Köy, aynı köy olarak kaldı. Arada bir tane de ne çıkardılar? Nahiye çıkardılar. Bu değişiklik kimin zamanında oldu? Abdülaziz zamanında oldu. Böyle soruyor işte. Kim neydi, ne ne yaptı? Değil. Hangisi Mahmut dönemi gelişmesi değildir? Vilayet Nizamnamesi değil. İşte böyle soruyor. Bizim öğrenci şunları ezberleyeceğim duruyor. Hocam, köyün olmuş mu? Ol. Ya sen şimdi kendi köyünde kim ne var, kim yoksa onu biliyorsun da burayı mı ezberleyeceksin? Kurban oldum ya. Yani boğulmayın. Genelini bilin yeterli. Sizin için. Beraberinde işte bölmüş, salad, saldesiz falan diye. Mesela orduda mesela merkez ordusu, kar ordusu. Bak hiç bunlardan mesela bak Yeniçeri'nin Selçuk'daki gulam muhabbeti. İşte es geçtiğim yer. Aldıkları maaşa ne deniliyor? Ulufe deniliyor. Cülus denilen padişah tahta çıktığında para alıyor mu? Alıyor, değil mi? Pençik, beşesirden biri sonradan neye döndürülüyor? Devşirme sistemine döndürülüyor. Anladın? İstediği özelliklere sahip gayrimüslim çocuklarını, Müslüman değil ama gayrimüslim çocuklarını alıp yetiştirip üst düzey hizmetlerde kullanıyor. Soru şu, niye Türk'ün çocuğunu almıyor da gayrimüslim çocuğunu alıp en tepeye kadar çıkarıyor? Niye? Beni öldürüp de başa geçmesinler diye. Tek bir amaç var: Merkezi otoriteyi korumak. Bilin, değil mi? Çıkma denilen sistemle bunlar neymiş? İşte okullarından mezun oluyorlar, değil mi? Bir de bunların mesela Yeniçerilerin şeyini sorduydu, eee, bağlı olduğu tarikatı sorduydu. Mesela bunlar nereye bağlı? Üçler, yediler, kırklar. Hu diyelim. Hu hu demine devrende. Celle celalühü, celiül cabbar, halikul leylü ve nehar, zül celal birdir. Allah birdir. Anın birliğine Allah Allah diyor. İşte bak, Bektaşi tarikatından kaldırıldı. Geçen sene bunu sordu ya. Millet neyi ezberliyordu? Adam neyle geldi? Bir gerek yok yani. Hani tamam. Bu kapı kulları da kapı kulu. Kimin kapısının kulu? Padişahın kapısının kulu. Bunlar özel askerler. Bunlar has kime has? Padişah. Hassa dedikleriniz. Anladın? Bunlar bölünmüşler. Sahalar, silahlar, sağ, solfeciler, sağ, sol garipler diye. Öbür tarafta acemiler, yeni şeyler, cebeciler. Şu cebecilerle takıntılı. Cebeciler ordunun silah yapımı, zırh. Bunları soruyor. Hangi eşleştirmesi yanlıştır diyor mesela. Lağımcılar mesela lağım şey kazıyor, tünel kazıyor. Soru, soru. Osmanlı Devleti ilerleyen süreçte baktı ki işler yolunda gitmiyor. Tamam mı? Mesela ıslahatlar yapacak oldu. Hangisini yapmamıştır diye soruyor. Şimdi ıslahatlar ne zaman başladı? 1600'lerde, 1700'lerde, değil mi? Hah, neyi yapmış? Topçu Ocağı kurmuş olabilirler mi? Hayır abim. Topçu Ocağı bir Murat'tan beri var mı? Var. Kuruluştan beri var mı? Var. Anladın? Kaldırdı bunu sordu. Hangisi işte dağılma dönemi ıslahatlarından bile olamaz. Mühendishane-i Bahr-i Hümayun, Berri Hümayun o dönem. Anladın mı? Neyim, Sekban-ı Cedid, Eşkine Ocağı o dönem. Ama Topçu Ocağı kuruluştan beri var. Bak dikkat ettiğinde küçük nüans ama yakalayabiliyor musun? Yakalayabiliyorsun. Bostancıları da şey olsun diye anlattıydım ben. Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem Yenge ile Hasbahçe'de gezerken tamam mı? Böyle biri saldırıya geçti, değil mi? Kimi saldırır? Kim kimin olur? Sarayı koruyanlar kimmiş? Saray muhafızları Bostancılarmış. Bostancılar nöbetçiler dediği anda pışt, hemen gelirler miş. Anlaştık? Bilin. Çıktı bu da. Bilin. Taşra ordusu. Burada ben neyi bileceğim? İkta sistemi, tımar. Ben bunu bileceğim. Selçuk'daki ikta, Osmanlı'daki tımar. Öğrenci buraları ezberleyecek diyor. Şu 2014'te ÖSYM kaldırdı. Makedonya'daki at bakıcısına ne denir diye sordu. Voynak, toynak diyorduk da la kurban olduğum. Bilinecek soru mu ya? Herkes hapıştı kaldı yani. Hani ondan sonrasında millette bir tarih travması oluştu. Zor gelecek, zor gelecek, onu soracak, bunu soracak falan falan. Ansız çalışan öğrenci biliyorum ben ya. Sonra soru, "Hangisi Osmanlı ordusundandır?" falan diye soruyor. Böyle. E, şimdi öğrenci diyor ki, "Ulan bu soru bu kadar kolay olamaz." Niye? O bunların hepsini, Mortoloslar kim, cerahorlar kim, levantenler kim? Hepsini ezberlemiş yani. Ya ben mesela derse girdiğimiz zaman, seminerlere gittiğimiz zaman soruyorum ben. Diyorum ki, "Osmanlı tarihini alacağım." Diyorum. Peki diyorum, "Şunları dedim biliyor musunuz?" Osmanlı ordusunu yamyamların yediği savaş. E, peki, peki, peki. Acayip acayip sorular soruyorum ben. Millet diyor ki, "Ana, neymiş lan demişler." Lan Bombasa Muharebesi. Sana ne kurban olduğumun ya? Nerede? MEB'in kitabında geçmez. Orada geçmez, burada geçmez. Millet bunların peşine düşmüş ya. Sorarsa diyor. Aynı şeye benziyor işte. Nasrettin Hoca'nın, "Göl maya çalıyorum." Göl oruçluysa. La oğlum, böyle bir şey yok la kurban olduğum. Boğulmayın la. Hah, tamam. Genelini bilin yeterli. Buradan ama Yeniçeri, Tımarlı Sipahi, bu ikisinin ayrı olduğunu bilin. Bunlar nerede? Bunlar merkezde. Bunlar nerede? Bunlar taşrada, eyalette. Merkezin dışında kalan taşradır. Bunlar kapı kulu diye geçiyor. Bunlar Türk değil, teknik olarak neler? Devşirmeler. Ama ilerleyen süreçte Türklerden de alınacak mı? Türklerden alınacak. Bunlara ulufe denilen ne verilir? Yaz lan. Ulufe denilen maaş verilir. Cülus denilen ne alırlar mesela? Cülus denilen bahşiş alırlar, değil mi? Bektaşi tarikatına üyeler. Peki bunların sayısı çok mudur, az mıdır? Azdır. Bunlar özel kuvvetler. Ama taşra asker. Bunlar bizim bildiğin Tımarlı Sipahiler. Anlaştık? Bunlar abiciğim halis mulis Türkler. Halis Mis Türkler. Bunlara hazineden maaş yok. Hazineden maaş verilmiyor. Ne veriliyor bunlara? Bulundukları bölgedeki toprağın geliri maaş karşılığı verilir. Bu da kimine üç dönüm, kimine beş dönüm, kimine on dönüm. Niye böyle? Rütbe ve dereceye göre verilir. Anlaştık? Peki, bunlar öyle ulufe denilen maaş almıyor. Toprağın geliri belirliyor. Cülus denilen maaş hiç almıyor. Niye? Bunlar subay statüsünde. Bunlar bildiğin er. Peki bunlar azsa, ordunun en kalabalık kesimi de neresi? Ordunun en kalabalık kesimi de burası. Peki Yeniçeri Ocağı ne zaman kaldırıldı? Vaka-i Hayriye ile kaldırıldı, değil mi? Mahmut kaldırdı. Peki tımar ne zaman kaldırıldı? Tımar o da gene Mahmut'la beraber kaldırıldı. Ama yerlerine bir şeyler getirelim dediler ama tuttu mu, tutmadı mı? Nin Davut tutmadı, tutmadı, tutmadı. Devam. Beraberinde şu tımarın faydaları. Bak, toprağı köylüye ver. Ver vergi al. Alıyoruz ya. Böylece üretimde süreklilik sağlanır mı? Sağlanır. Piyasada ürün, mal bol olur mu? Bunun bir adı var. Ne onun adı? İaşet. Halka, dünyadan haberi yok ama adaleti koyduk ortasına. Bitti gitti abim bu kadar. Şimdi artık şeyi de değiştirdik. Her akşam güneşin battığı yerden gözlerin doğuyor gecelerime demiyoruz. Ne diyoruz? Sırtım yere gelmedi halen. Gelsin diye uğraşır. Halen beni ben yapan bu hırs ve iradem. Yo deyip devam edeceğiz. Al, beraberinde Osmanlı yönetim, merkez teşkilatı. Kardeş, bir kere balık baştan kokar. Osmanlı tam bir monarşiyle yönetiliyor mu? Yönetiliyor. Padişah dediği dedik, çaldığı düdük mü? Düdük. Üç "y"nin hepsi de onda mı? Yasama, yürütme, yargı. Her şey kimde? Her şey onda. Doğru mu? Dediği dedik, çaldığı düdük. Ama padişah merkezde bu yasama, yürütme, yargısını taşrada paylaşıyor. Nasıl? Nasıl? Gel şimdi gel. Taşra. Mesela eyaletin başındaki Beylerbeyi, merkezdeki padişah adına, merkezdeki İstanbul'daki padişah adına hangi yetkiyi kullanır? Yürütmeyi kullanır. Doğru mu? Peki sancağın başındaki Sancak Beyi neyi kullanır? Yürütmeyi kullanır. Peki padişah adına, padişah adına Kadı, yasama, yürütme, yargıdan hangisini kullanır? Yargı yetkisini kullanır. Demek ki bizde merkezde güçler birliği var ama taşrada ne var? Kısmen güçler ayrılığı var mı? Yürütme birinde, yargı birinde. İkisi de kime bağlı? Padişaha bağlı. Mantığı anladın mı? Yattı mı aklınıza? Ve Osmanlı'da yargı teknik olarak bağımsız. Kadı asker doğrudan padişaha da bağlı değil. Kadı askere bağlı ama kadının verdiği hükme Beylerbeyi, Sancak Beyi karışabiliyor mu? Karışamıyor. Bak, devlet yönetimini bil. Bunu da böyle çok anlattık. Bunu da evvelli senelerde sordu. Şimdi geldim neye? Merkez teşkilatına. Monarşi var. Yasama, yürütme, yargı var. Aynı zamanda Osmanlı'da teokrasi de var mı? Teokrasi de var. Yani dine dayalı yönetim. En başından var. Yavuz'la beraber zaten ne yapacak? Pik yapacak, en üste ulaşacak. Ama burada klasik kut anlayışı da var mı? Var. Lakin kut anlayışı bir tek Memlükler'de yok. Bizde tamam. Kut anlayışına İslami bir ayar çakıldı. Ne çakıldı? Kut anlayışına artık gökten Tengkri değil, Allah celle celalühü gönderiyor dendi. Tamam? İlahi kelimetullah, emri bil maruf, nehyanil münker, devlet-i aliye, devlet-i ebet müddet. Ve en önemli kavramlardan birisi Fatih'le beraber gelen Nizam-ı Alem. Hah! Alemlere, dünyaya ne getireceğiz? Nizam getireceğiz. Bizim işimiz odur. Raconu biz keseriz. Raconu biz koymadık ama biz uygul. Oğlum, iyi bağlıyoruz vallahi ha. Bak, beraberinde birinci Murat bu kutu ayar çaktı. Ne dedi? "Ülke hanedanın tamamı erkeklerin idi, değil mi? Hayır, ülke hanedanın değil, padişah ve oğullarındır." dedi. Bir anda kardeşlerini, yiğenlerini, amcalarını, amcaoğullarını ne etti? Tasfiye etti. Anladın? Ülke padişahın oldu dedi. Sonra Fatih'le beraber bir ayar daha çakıldı. Fatih dedi ki, "Ve her kimesine evladımdan saltanat müyesser ola, Nizam-ı Alem için." Ne için? Ne için? Nizam-ı Alem için. Kardaşın katli caiz ola dedi. Devletin devamı, Nizam-ı Alem için kardeş katli yasaldır dedi. Ama hala başa geçecek kim belli değil. İlla ne çıkacak? İlla o taht kavgası çıkacak. Film nerede koptu? Film birinci Ahmet'le beraber koptu. Ekberiyet, Erşet sistemi dediğiniz bir olayla Ahmet düşme dedik. Ahmet Ekberiyet sistemini getirdi. İşte burayı soruyor. Bak bu Ekberiyet, en yaşlı, en olgun sistemi şeyde var mı? Asya Hunları'nda var mı? Mete'de var mı? Teoman'da var mı? İlde de var mı? Yok. Ne zaman çıkmış? Ta 1600'lerde çıkmış. İşte 2024 lisans sorusu buydu. İşte bu kanka kanka zamanında böyle böyle olmuş. Ülkeyi batı kanadını, doğu kanadını, amca sistemi böyle falan yönetmiş, falan falan falan. Hangisi vardır diye sordular. Ülke hanedanın ortak malıdır anlayışı devam ediyor. Federal yönetim doğu, batı devam ediyor. Ama en yaşlı, uygun mu başa geçiyor? Hayır abiciğim. O ta ne zaman ta? Osmanlı'da. Bilin. Anlaştık? Bilin. Yavuz'la beraber de halifelik geldi mi? Geldi. Merkezden yönetim var. Osmanlı'da Trablusgarp'a bir ağaç dikeceksin. Kafana göre dikebilir misin? Dikemez misin? Dikemem. Merkezden ne alman lazım? İzin alman lazım. Bu da bürokrasiyi arttırır. Tamam? Yerel çözümlere müsaade etmiyor. Tamam? Ve sonrasında merkezde bir de ne var? Divan-ı Divan-ı Hümayun var. Doğru mu? Aha, İslam öncesindeki Kurultay, Selçuk'daki Divan-ı Saltanat, Osmanlı'da Divan-ı Hümayun. Günümüzde TBMM'ye dönmüş, değil mi? TBMM gibi, bakanlar kurulu gibi. Seyfiye, İlmiye, Kalemiye üçe bölmüş. Osmanlı Seyfiye, askerler, askeri bürokrasi elinde neyle gezenler? Elinde kılıçla gezenler. Sadrazam, Pargalı İbrahim mesela. Bak elinde kılıç da var, mühür de var. Askeri bürokrat. Anladın? Vezirler, bakanlar, yardımcıları. Yeniçeri Ağası zaten asker, değil mi? Kaptan-ı Derya, donanma komutanı zaten asker. Beraberinde İlmiye, din, hukuk, eğitim işleri. Elli kere sordu. Genelde sorarsa da zaten burayı soruyor. Şimdi bunların elinde kılıç var. İlmiyenin elinde de ne var? Aziz, Kur'an-ı Kerim var. Din işleri neye göre? Kur'an'a göre. Hukuk, eğitim neye göre? Şeriata, Kur'an'a göre, değil mi? Şeyhülislam, din işlerinin başında mı? Din işleri kimden soruluyor? Şeyhülislam'dan. Kazasker, hem adaletin hem de eğitimin sorumlusu. Nasıl yani hocam? Adaletten sorumlu, adalet bakanı. Kadıların atamasını kim yapıyor? Bu adam yapıyor. Eğitimden sorumlu, Milli Eğitim Bakanı. Nasıl? Çünkü müderrislerin atamasını bu yapıyor. Oldu ki bir davan var, değil mi? Kadıya gittin, kadı çözemedi, temyiz hakkı istiyorsun. Nereye geliyorsun? Kazasker'e geliyorsun. İşte kadının verdiği hükme Sancak Beyi, Beylerbeyi, padişah falan bunların hiçbirisi karışamıyor. Anladın mı? Adalet, yargı bağımsız Osmanlı'da. Tamam? Bir de şu Nakıb-ı Eşraf, Seyyid Şeriflerin özlük işlerini tamamlayan eee kişilerdir. Bunu da sosyal medya riyasetlerinde falan sordu. Al, İlmiye en çok da sorulan kimdir? En çok da sorulan Kazaskerdir. Niye? Çünkü Kazasker ya atlıyor öğrenci askere diye. Oğlum, gaz maz ama asker diyorsun, işte ha. Ben bu adamın askerlikle zerre alakası bile yok. Düşeceğin yeri söylüyorum sana. Ah, beraberinde Kalemiye, ellerinde kalem var. Sivil bürokrasi. Osmanlı'nın yaz kızları diyorum işte ben. Nişancı, dört "T" görevi var. Ne onlar? Bu tuğrayı, padişah imzasını bu çekiyor. Tımar kayıtlarını bu tutuyor. Anladın mı? Tapu kayıtlarını bu tutuyor. Yani tahriri de bu yaptırıyor. Tahrir, fethedilen bölgedeki her şeyin sayılıp kayıt altına alınması, değil mi? Ulan bu adamın işi biter mi? Yaz babam yaz. Osmanlı zaten gazoistik, ayrıntıcı. Uşan kuşun, sineğin, arının, tırtık takıb bir yazıyor. Niye? Vergi alacak çünkü onlardan. Bilin. Sonra Reis-ül Küttap buna yardımcıydı. Ayrıldı. İlerleyen süreçte ne oldu? Hariciye, yani dışişleri bakanı oldu. E, Defterdar da adı üzerinde maliye. Damat, anladın? Hazinenin anahtarı kimde? Defterdar'da. Al, merkez karar alır, taşradakiler uygular. Aynısı günümüz içinde geçerli. Anlaştık? Nokta. Sorularım? Soru, "Hangisi İlmiye'den değildir?" değil mi? Şeyhülislam, Kazasker, Kadı, Müderris, Defterdar. Ya dikkat ettiğinde ezberleme, dikkat ettiğinde vallahi çıkıyor. Tamam? Peki, beraberinde continue. Aha, Divan toplantısı. İşte aha burası. Seyfiye böyle lüleburgaz bardağı gibi dikilmişler. Tamam? Aha burası Seyfiye, aha burası İlmiye, aha burası Kalemiye, yaz kızları. Tamam? Ah, burada padişah da olabilir, Sadrazam da olabilir. Buna eğer Sadrazam dersek, Fatih'e kadar şey başkanlık ediyor. Eee, padişah başkanlık ediyor. Fatih'ten sonra padişah gitmiyor. Sadrazam. Padişah da şurada gördüğüm bu cam, tamam mı? Kasr-ı Adıl denilen yerden buradan dinliyor. Bunların tamamını Osmanlı ne için yapıyor? Tek bir kelime: Merkezi otoriteyi korumak için yapıyor. Anladın? Osmanlı ne yapmışsa bunu buradan aldı, buraya koydu. Sebep? Osmanlı şu Sadrazamı, şu veziri idam etti. Niye? Merkezi otoriteyi korumak için abim. Bitti bu kadar. Anlaştık? Ezberleme, mantığını anlayın. Burada da genelde Seyfiye'nin borsası niye kalabalık? Kesim orası. Askeri bürokrasi birazcık daha ne basıyor? Ağır basıyor. Bunların sayısını azalttılar ki Divan daha bürokratik, daha kalematik hale gelsin diye. Bak, geniş açıyla baktığın zaman görüyorsun. Aynısı günümüzde şey işte, eee, TBMM, kurultay da böyleydi. Şu düzenin bile bir adı var. Mesela kurultaydaki oturma düzeninin adı nedir? Orun diyorlar. İşte üç tür, dört tür de mesela bunu soruyor. Orun. Neymiş bu kurultaydaki, kurultaydaki oturma düzeni. Günümüzdeki adı ne bunun? Protokol diyorsunuz buna. Protokol. Bir devlet erkanı bir toplantı moplantı bir şey yapacağı zaman kimin nerede duracağı, ne olacağı belli, değil mi? E, bu işte bunun adı. Anlaştık? Peki, beraberinde devam ettim. Hah, taşra yönetiminde ise mesela bak. Taşra'da da bileceğimiz neyi bileceğiz? Osmanlı Devleti geniş bir coğrafyaya hükmediyor, değil mi lan? Üç buçuk kıtaya hükmediyor. Adam yönetimi kolaylaştırmak için bölmüş. Ne? İşte ülkesini bölmüş. Ne? Eyaletlere. Başına Beylerbeyi göndermiş. Sancaklara başına Sancak Beyi'ni göndermiş. Kaza, karye, köy falan diye bölmüş. Anlaştık? Bunu niye yapıyor? Yönetimi kolaylaştırmak için. Ama Abdülaziz zamanında Vilayet Nizamnamesi ile burayı yeniden şekillendirdiler. Tamam mı? Eyaletler, eyaletler vilayet olarak değiştirildi. Sancaklar, liva olarak değiştirildi. Kaza, aynı kaza olarak kaldı. Köy, aynı köy olarak kaldı. Arada bir tane de ne çıkardılar? Nahiye çıkardılar. Bu değişiklik kimin zamanında oldu? Abdülaziz zamanında oldu. Böyle soruyor işte. Kim neydi, ne ne yaptı? Değil. Hangisi Mahmut dönemi gelişmesi değildir? Vilayet Nizamnamesi değil. İşte böyle soruyor. Bizim öğrenci şunları ezberleyeceğim duruyor. Hocam, köyün olmuş mu? Ol. Ya sen şimdi kendi köyünde kim ne var, kim yoksa onu biliyorsun da burayı mı ezberleyeceksin? Kurban oldum ya. Yani boğulmayın. Genelini bilin yeterli. Sizin için. Beraberinde işte bölmüş, salad, saldesiz falan diye. Mesela orduda mesela merkez ordusu, kar ordusu. Bak hiç bunlardan mesela bak Yeniçeri'nin Selçuk'daki gulam muhabbeti. İşte es geçtiğim yer. Aldıkları maaşa ne deniliyor? Ulufe deniliyor. Cülus denilen padişah tahta çıktığında para alıyor mu? Alıyor, değil mi? Pençik, beşesirden biri sonradan neye döndürülüyor? Devşirme sistemine döndürülüyor. Anladın? İstediği özelliklere sahip gayrimüslim çocuklarını, Müslüman değil ama gayrimüslim çocuklarını alıp yetiştirip üst düzey hizmetlerde kullanıyor. Soru şu, niye Türk'ün çocuğunu almıyor da gayrimüslim çocuğunu alıp en tepeye kadar çıkarıyor? Niye? Beni öldürüp de başa geçmesinler diye. Tek bir amaç var: Merkezi otoriteyi korumak. Bilin, değil mi? Çıkma denilen sistemle bunlar neymiş? İşte okullarından mezun oluyorlar, değil mi? Bir de bunların mesela Yeniçerilerin şeyini sorduydu, eee, bağlı olduğu tarikatı sorduydu. Mesela bunlar nereye bağlı? Üçler, yediler, kırklar. Hu diyelim. Hu hu demine devrende. Celle celalühü, celiül cabbar, halikul leylü ve nehar, zül celal birdir. Allah birdir. Anın birliğine Allah Allah diyor. İşte bak, Bektaşi tarikatından kaldırıldı. Geçen sene bunu sordu ya. Millet neyi ezberliyordu? Adam neyle geldi? Bir gerek yok yani. Hani tamam. Bu kapı kulları da kapı kulu. Kimin kapısının kulu? Padişahın kapısının kulu. Bunlar özel askerler. Bunlar has kime has? Padişah. Hassa dedikleriniz. Anladın? Bunlar bölünmüşler. Sahalar, silahlar, sağ, solfeciler, sağ, sol garipler diye. Öbür tarafta acemiler, yeni şeyler, cebeciler. Şu cebecilerle takıntılı. Cebeciler ordunun silah yapımı, zırh. Bunları soruyor. Hangi eşleştirmesi yanlıştır diyor mesela. Lağımcılar mesela lağım şey kazıyor, tünel kazıyor. Soru, soru. Osmanlı Devleti ilerleyen süreçte baktı ki işler yolunda gitmiyor. Tamam mı? Mesela ıslahatlar yapacak oldu. Hangisini yapmamıştır diye soruyor. Şimdi ıslahatlar ne zaman başladı? 1600'lerde, 1700'lerde, değil mi? Hah, neyi yapmış? Topçu Ocağı kurmuş olabilirler mi? Hayır abim. Topçu Ocağı bir Murat'tan beri var mı? Var. Kuruluştan beri var mı? Var. Anladın? Kaldırdı bunu sordu. Hangisi işte dağılma dönemi ıslahatlarından bile olamaz. Mühendishane-i Bahr-i Hümayun, Berri Hümayun o dönem. Anladın mı? Neyim, Sekban-ı Cedid, Eşkine Ocağı o dönem. Ama Topçu Ocağı kuruluştan beri var. Bak dikkat ettiğinde küçük nüans ama yakalayabiliyor musun? Yakalayabiliyorsun. Bostancıları da şey olsun diye anlattıydım ben. Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem Yenge ile Hasbahçe'de gezerken tamam mı? Böyle biri saldırıya geçti, değil mi? Kimi saldırır? Kim kimin olur? Sarayı koruyanlar kimmiş? Saray muhafızları Bostancılarmış. Bostancılar nöbetçiler dediği anda pışt, hemen gelirler miş. Anlaştık? Bilin. Çıktı bu da. Bilin. Taşra ordusu. Burada ben neyi bileceğim? İkta sistemi, tımar. Ben bunu bileceğim. Selçuk'daki ikta, Osmanlı'daki tımar. Öğrenci buraları ezberleyecek diyor. Şu 2014'te ÖSYM kaldırdı. Makedonya'daki at bakıcısına ne denir diye sordu. Voynak, toynak diyorduk da la kurban olduğum. Bilinecek soru mu ya? Herkes hapıştı kaldı yani. Hani ondan sonrasında millette bir tarih travması oluştu. Zor gelecek, zor gelecek, onu soracak, bunu soracak falan falan. Ansız çalışan öğrenci biliyorum ben ya. Sonra soru, "Hangisi Osmanlı ordusundandır?" falan diye soruyor. Böyle. E, şimdi öğrenci diyor ki, "Ulan bu soru bu kadar kolay olamaz." Niye? O bunların hepsini, Mortoloslar kim, cerahorlar kim, levantenler kim? Hepsini ezberlemiş yani. Ya ben mesela derse girdiğimiz zaman, seminerlere gittiğimiz zaman soruyorum ben. Diyorum ki, "Osmanlı tarihini alacağım." Diyorum. Peki diyorum, "Şunları dedim biliyor musunuz?" Osmanlı ordusunu yamyamların yediği savaş. E, peki, peki, peki. Acayip acayip sorular soruyorum ben. Millet diyor ki, "Ana, neymiş lan demişler." Lan Bombasa Muharebesi. Sana ne kurban olduğumun ya? Nerede? MEB'in kitabında geçmez. Orada geçmez, burada geçmez. Millet bunların peşine düşmüş ya. Sorarsa diyor. Aynı şeye benziyor işte. Nasrettin Hoca'nın, "Göl maya çalıyorum." Göl oruçluysa. La oğlum, böyle bir şey yok la kurban olduğum. Boğulmayın la. Hah, tamam. Genelini bilin yeterli. Buradan ama Yeniçeri, Tımarlı Sipahi, bu ikisinin ayrı olduğunu bilin. Bunlar nerede? Bunlar merkezde. Bunlar nerede? Bunlar taşrada, eyalette. Merkezin dışında kalan taşradır. Bunlar kapı kulu diye geçiyor. Bunlar Türk değil, teknik olarak neler? Devşirmeler. Ama ilerleyen süreçte Türklerden de alınacak mı? Türklerden alınacak. Bunlara ulufe denilen ne verilir? Yaz lan. Ulufe denilen maaş verilir. Cülus denilen ne alırlar mesela? Cülus denilen bahşiş alırlar, değil mi? Bektaşi tarikatına üyeler. Peki bunların sayısı çok mudur, az mıdır? Azdır. Bunlar özel kuvvetler. Ama taşra asker. Bunlar bizim bildiğin Tımarlı Sipahiler. Anlaştık? Bunlar abiciğim halis mulis Türkler. Halis Mis Türkler. Bunlara hazineden maaş yok. Hazineden maaş verilmiyor. Ne veriliyor bunlara? Bulundukları bölgedeki toprağın geliri maaş karşılığı verilir. Bu da kimine üç dönüm, kimine beş dönüm, kimine on dönüm. Niye böyle? Rütbe ve dereceye göre verilir. Anlaştık? Peki, bunlar öyle ulufe denilen maaş almıyor. Toprağın geliri belirliyor. Cülus denilen maaş hiç almıyor. Niye? Bunlar subay statüsünde. Bunlar bildiğin er. Peki bunlar azsa, ordunun en kalabalık kesimi de neresi? Ordunun en kalabalık kesimi de burası. Peki Yeniçeri Ocağı ne zaman kaldırıldı? Vaka-i Hayriye ile kaldırıldı, değil mi? Mahmut kaldırdı. Peki tımar ne zaman kaldırıldı? Tımar o da gene Mahmut'la beraber kaldırıldı. Ama yerlerine bir şeyler getirelim dediler ama tuttu mu, tutmadı mı? Nin Davut tutmadı, tutmadı, tutmadı. Devam. Beraberinde şu tımarın faydaları. Bak, toprağı köylüye ver. Ver vergi al. Alıyoruz ya. Böylece üretimde süreklilik sağlanır mı? Sağlanır. Piyasada ürün, mal bol olur mu? Bunun bir adı var. Ne onun adı? İaşet. Halka, dünyadan haberi yok ama adaleti koyduk ortasına. Bitti gitti abim bu kadar. Şimdi artık şeyi de değiştirdik. Her akşam güneşin battığı yerden gözlerin doğuyor gecelerime demiyoruz. Ne diyoruz? Sırtım yere gelmedi halen. Gelsin diye uğraşır. Halen beni ben yapan bu hırs ve iradem. Yo deyip devam edeceğiz. Al, beraberinde Osmanlı yönetim, merkez teşkilatı. Kardeş, bir kere balık baştan kokar. Osmanlı tam bir monarşiyle yönetiliyor mu? Yönetiliyor. Padişah dediği dedik, çaldığı düdük mü? Düdük. Üç "y"nin hepsi de onda mı? Yasama, yürütme, yargı. Her şey kimde? Her şey onda. Doğru mu? Dediği dedik, çaldığı düdük. Ama padişah merkezde bu yasama, yürütme, yargısını taşrada paylaşıyor. Nasıl? Nasıl? Gel şimdi gel. Taşra. Mesela eyaletin başındaki Beylerbeyi, merkezdeki padişah adına, merkezdeki İstanbul'daki padişah adına hangi yetkiyi kullanır? Yürütmeyi kullanır. Doğru mu? Peki sancağın başındaki Sancak Beyi neyi kullanır? Yürütmeyi kullanır. Peki padişah adına, padişah adına Kadı, yasama, yürütme, yargıdan hangisini kullanır? Yargı yetkisini kullanır. Demek ki bizde merkezde güçler birliği var ama taşrada ne var? Kısmen güçler ayrılığı var mı? Yürütme birinde, yargı birinde. İkisi de kime bağlı? Padişaha bağlı. Mantığı anladın mı? Yattı mı aklınıza? Ve Osmanlı'da yargı teknik olarak bağımsız. Kadı asker doğrudan padişaha da bağlı değil. Kadı askere bağlı ama kadının verdiği hükme Beylerbeyi, Sancak Beyi karışabiliyor mu? Karışamıyor. Bak, devlet yönetimini bil. Bunu da böyle çok anlattık. Bunu da evvelli senelerde sordu. Şimdi geldim neye? Merkez teşkilatına. Monarşi var. Yasama, yürütme, yargı var. Aynı zamanda Osmanlı'da teokrasi de var mı? Teokrasi de var. Yani dine dayalı yönetim. En başından var. Yavuz'la beraber zaten ne yapacak? Pik yapacak, en üste ulaşacak. Ama burada klasik kut anlayışı da var mı? Var. Lakin kut anlayışı bir tek Memlükler'de yok. Bizde tamam. Kut anlayışına İslami bir ayar çakıldı. Ne çakıldı? Kut anlayışına artık gökten Tengkri değil, Allah celle celalühü gönderiyor dendi. Tamam? İlahi kelimetullah, emri bil maruf, nehyanil münker, devlet-i aliye, devlet-i ebet müddet. Ve en önemli kavramlardan birisi Fatih'le beraber gelen Nizam-ı Alem. Hah! Alemlere, dünyaya ne getireceğiz? Nizam getireceğiz. Bizim işimiz odur. Raconu biz keseriz. Raconu biz koymadık ama biz uygul. Oğlum, iyi bağlıyoruz vallahi ha. Bak, beraberinde birinci Murat bu kutu ayar çaktı. Ne dedi? "Ülke hanedanın tamamı erkeklerin idi, değil mi? Hayır, ülke hanedanın değil, padişah ve oğullarındır." dedi. Bir anda kardeşlerini, yiğenlerini, amcalarını, amcaoğullarını ne etti? Tasfiye etti. Anladın? Ülke padişahın oldu dedi. Sonra Fatih'le beraber bir ayar daha çakıldı. Fatih dedi ki, "Ve her kimesine evladımdan saltanat müyesser ola, Nizam-ı Alem için." Ne için? Ne için? Nizam-ı Alem için. Kardaşın katli caiz ola dedi. Devletin devamı, Nizam-ı Alem için kardeş katli yasaldır dedi. Ama hala başa geçecek kim belli değil. İlla ne çıkacak? İlla o taht kavgası çıkacak. Film nerede koptu? Film birinci Ahmet'le beraber koptu. Ekberiyet, Erşet sistemi dediğiniz bir olayla Ahmet düşme dedik. Ahmet Ekberiyet sistemini getirdi. İşte burayı soruyor. Bak bu Ekberiyet, en yaşlı, en olgun sistemi şeyde var mı? Asya Hunları'nda var mı? Mete'de var mı? Teoman'da var mı? İlde de var mı? Yok. Ne zaman çıkmış? Ta 1600'lerde çıkmış. İşte 2024 lisans sorusu buydu. İşte bu kanka kanka zamanında böyle böyle olmuş. Ülkeyi batı kanadını, doğu kanadını, amca sistemi böyle falan yönetmiş, falan falan falan. Hangisi vardır diye sordular. Ülke hanedanın ortak malıdır anlayışı devam ediyor. Federal yönetim doğu, batı devam ediyor. Ama en yaşlı, uygun mu başa geçiyor? Hayır abiciğim. O ta ne zaman ta? Osmanlı'da. Bilin. Anlaştık? Bilin. Yavuz'la beraber de halifelik geldi mi? Geldi. Merkezden yönetim var. Osmanlı'da Trablusgarp'a bir ağaç dikeceksin. Kafana göre dikebilir misin? Dikemez misin? Dikemem. Merkezden ne alman lazım? İzin alman lazım. Bu da bürokrasiyi arttırır. Tamam? Yerel çözümlere müsaade etmiyor. Tamam? Ve sonrasında merkezde bir de ne var? Divan-ı Divan-ı Hümayun var. Doğru mu? Aha, İslam öncesindeki Kurultay, Selçuk'daki Divan-ı Saltanat, Osmanlı'da Divan-ı Hümayun. Günümüzde TBMM'ye dönmüş, değil mi? TBMM gibi, bakanlar kurulu gibi. Seyfiye, İlmiye, Kalemiye üçe bölmüş. Osmanlı Seyfiye, askerler, askeri bürokrasi elinde neyle gezenler? Elinde kılıçla gezenler. Sadrazam, Pargalı İbrahim mesela. Bak elinde kılıç da var, mühür de var. Askeri bürokrat. Anladın? Vezirler, bakanlar, yardımcıları. Yeniçeri Ağası zaten asker, değil mi? Kaptan-ı Derya, donanma komutanı zaten asker. Beraberinde İlmiye, din, hukuk, eğitim işleri. Elli kere sordu. Genelde sorarsa da zaten burayı soruyor. Şimdi bunların elinde kılıç var. İlmiyenin elinde de ne var? Aziz, Kur'an-ı Kerim var. Din işleri neye göre? Kur'an'a göre. Hukuk, eğitim neye göre? Şeriata, Kur'an'a göre, değil mi? Şeyhülislam, din işlerinin başında mı? Din işleri kimden soruluyor? Şeyhülislam'dan. Kazasker, hem adaletin hem de eğitimin sorumlusu. Nasıl yani hocam? Adaletten sorumlu, adalet bakanı. Kadıların atamasını kim yapıyor? Bu adam yapıyor. Eğitimden sorumlu, Milli Eğitim Bakanı. Nasıl? Çünkü müderrislerin atamasını bu yapıyor. Oldu ki bir davan var, değil mi? Kadıya gittin, kadı çözemedi, temyiz hakkı istiyorsun. Nereye geliyorsun? Kazasker'e geliyorsun. İşte kadının verdiği hükme Sancak Beyi, Beylerbeyi, padişah falan bunların hiçbirisi karışamıyor. Anladın mı? Adalet, yargı bağımsız Osmanlı'da. Tamam? Bir de şu Nakıb-ı Eşraf, Seyyid Şeriflerin özlük işlerini tamamlayan eee kişilerdir. Bunu da sosyal medya riyasetlerinde falan sordu. Al, İlmiye en çok da sorulan kimdir? En çok da sorulan Kazaskerdir. Niye? Çünkü Kazasker ya atlıyor öğrenci askere diye. Oğlum, gaz maz ama asker diyorsun, işte ha. Ben bu adamın askerlikle zerre alakası bile yok. Düşeceğin yeri söylüyorum sana. Ah, beraberinde Kalemiye, ellerinde kalem var. Sivil bürokrasi. Osmanlı'nın yaz kızları diyorum işte ben. Nişancı, dört "T" görevi var. Ne onlar? Bu tuğrayı, padişah imzasını bu çekiyor. Tımar kayıtlarını bu tutuyor. Anladın mı? Tapu kayıtlarını bu tutuyor. Yani tahriri de bu yaptırıyor. Tahrir, fethedilen bölgedeki her şeyin sayılıp kayıt altına alınması, değil mi? Ulan bu adamın işi biter mi? Yaz babam yaz. Osmanlı zaten gazoistik, ayrıntıcı. Uşan kuşun, sineğin, arının, tırtık takıb bir yazıyor. Niye? Vergi alacak çünkü onlardan. Bilin. Sonra Reis-ül Küttap buna yardımcıydı. Ayrıldı. İlerleyen süreçte ne oldu? Hariciye, yani dışişleri bakanı oldu. E, Defterdar da adı üzerinde maliye. Damat, anladın? Hazinenin anahtarı kimde? Defterdar'da. Al, merkez karar alır, taşradakiler uygular. Aynısı günümüz içinde geçerli. Anlaştık? Nokta. Sorularım? Soru, "Hangisi İlmiye'den değildir?" değil mi? Şeyhülislam, Kazasker, Kadı, Müderris, Defterdar. Ya dikkat ettiğinde ezberleme, dikkat ettiğinde vallahi çıkıyor. Tamam? Peki, beraberinde continue. Aha, Divan toplantısı. İşte aha burası. Seyfiye böyle lüleburgaz bardağı gibi dikilmişler. Tamam? Aha burası Seyfiye, aha burası İlmiye, aha burası Kalemiye, yaz kızları. Tamam? Ah, burada padişah da olabilir, Sadrazam da olabilir. Buna eğer Sadrazam dersek, Fatih'e kadar şey başkanlık ediyor. Eee, padişah başkanlık ediyor. Fatih'ten sonra padişah gitmiyor. Sadrazam. Padişah da şurada gördüğüm bu cam, tamam mı? Kasr-ı Adıl denilen yerden buradan dinliyor. Bunların tamamını Osmanlı ne için yapıyor? Tek bir kelime: Merkezi otoriteyi korumak için yapıyor. Anladın? Osmanlı ne yapmışsa bunu buradan aldı, buraya koydu. Sebep? Osmanlı şu Sadrazamı, şu veziri idam etti. Niye? Merkezi otoriteyi korumak için abim. Bitti bu kadar. Anlaştık? Ezberleme, mantığını anlayın. Burada da genelde Seyfiye'nin borsası niye kalabalık? Kesim orası. Askeri bürokrasi birazcık daha ne basıyor? Ağır basıyor. Bunların sayısını azalttılar ki Divan daha bürokratik, daha kalematik hale gelsin diye. Bak, geniş açıyla baktığın zaman görüyorsun. Aynısı günümüzde şey işte, eee, TBMM, kurultay da böyleydi. Şu düzenin bile bir adı var. Mesela kurultaydaki oturma düzeninin adı nedir? Orun diyorlar. İşte üç tür, dört tür de mesela bunu soruyor. Orun. Neymiş bu kurultaydaki, kurultaydaki oturma düzeni. Günümüzdeki adı ne bunun? Protokol diyorsunuz buna. Protokol. Bir devlet erkanı bir toplantı moplantı bir şey yapacağı zaman kimin nerede duracağı, ne olacağı belli, değil mi? E, bu işte bunun adı. Anlaştık? Peki, beraberinde devam ettim. Hah, taşra yönetiminde ise mesela bak. Taşra'da da bileceğimiz neyi bileceğiz? Osmanlı Devleti geniş bir coğrafyaya hükmediyor, değil mi lan? Üç buçuk kıtaya hükmediyor. Adam yönetimi kolaylaştırmak için bölmüş. Ne? İşte ülkesini bölmüş. Ne? Eyaletlere. Başına Beylerbeyi göndermiş. Sancaklara başına Sancak Beyi'ni göndermiş. Kaza, karye, köy falan diye bölmüş. Anlaştık? Bunu niye yapıyor? Yönetimi kolaylaştırmak için. Ama Abdülaziz zamanında Vilayet Nizamnamesi ile burayı yeniden şekillendirdiler. Tamam mı? Eyaletler, eyaletler vilayet olarak değiştirildi. Sancaklar, liva olarak değiştirildi. Kaza, aynı kaza olarak kaldı. Köy, aynı köy olarak kaldı. Arada bir tane de ne çıkardılar? Nahiye çıkardılar. Bu değişiklik kimin zamanında oldu? Abdülaziz zamanında oldu. Böyle soruyor işte. Kim neydi, ne ne yaptı? Değil. Hangisi Mahmut dönemi gelişmesi değildir? Vilayet Nizamnamesi değil. İşte böyle soruyor. Bizim öğrenci şunları ezberleyeceğim duruyor. Hocam, köyün olmuş mu? Ol. Ya sen şimdi kendi köyünde kim ne var, kim yoksa onu biliyorsun da burayı mı ezberleyeceksin? Kurban oldum ya. Yani boğulmayın. Genelini bilin yeterli. Sizin için. Beraberinde işte bölmüş, salad, saldesiz falan diye. Mesela orduda mesela merkez ordusu, kar ordusu. Bak hiç bunlardan mesela bak Yeniçeri'nin Selçuk'daki gulam muhabbeti. İşte es geçtiğim yer. Aldıkları maaşa ne deniliyor? Ulufe deniliyor. Cülus denilen padişah tahta çıktığında para alıyor mu? Alıyor, değil mi? Pençik, beşesirden biri sonradan neye döndürülüyor? Devşirme sistemine döndürülüyor. Anladın? İstediği özelliklere sahip gayrimüslim çocuklarını, Müslüman değil ama gayrimüslim çocuklarını alıp yetiştirip üst düzey hizmetlerde kullanıyor. Soru şu, niye Türk'ün çocuğunu almıyor da gayrimüslim çocuğunu alıp en tepeye kadar çıkarıyor? Niye? Beni öldürüp de başa geçmesinler diye. Tek bir amaç var: Merkezi otoriteyi korumak. Bilin, değil mi? Çıkma denilen sistemle bunlar neymiş? İşte okullarından mezun oluyorlar, değil mi? Bir de bunların mesela Yeniçerilerin şeyini sorduydu, eee, bağlı olduğu tarikatı sorduydu. Mesela bunlar nereye bağlı? Üçler, yediler, kırklar. Hu diyelim. Hu hu demine devrende. Celle celalühü, celiül cabbar, halikul leylü ve nehar, zül celal birdir. Allah birdir. Anın birliğine Allah Allah diyor. İşte bak, Bektaşi tarikatından kaldırıldı. Geçen sene bunu sordu ya. Millet neyi ezberliyordu? Adam neyle geldi? Bir gerek yok yani. Hani tamam. Bu kapı kulları da kapı kulu. Kimin kapısının kulu? Padişahın kapısının kulu. Bunlar özel askerler. Bunlar has kime has? Padişah. Hassa dedikleriniz. Anladın? Bunlar bölünmüşler. Sahalar, silahlar, sağ, solfeciler, sağ, sol garipler diye. Öbür tarafta acemiler, yeni şeyler, cebeciler. Şu cebecilerle takıntılı. Cebeciler ordunun silah yapımı, zırh. Bunları soruyor. Hangi eşleştirmesi yanlıştır diyor mesela. Lağımcılar mesela lağım şey kazıyor, tünel kazıyor. Soru, soru. Osmanlı Devleti ilerleyen süreçte baktı ki işler yolunda gitmiyor. Tamam mı? Mesela ıslahatlar yapacak oldu. Hangisini yapmamıştır diye soruyor. Şimdi ıslahatlar ne zaman başladı? 1600'lerde, 1700'lerde, değil mi? Hah, neyi yapmış? Topçu Ocağı kurmuş olabilirler mi? Hayır abim. Topçu Ocağı bir Murat'tan beri var mı? Var. Kuruluştan beri var mı? Var. Anladın? Kaldırdı bunu sordu. Hangisi işte dağılma dönemi ıslahatlarından bile olamaz. Mühendishane-i Bahr-i Hümayun, Berri Hümayun o dönem. Anladın mı? Neyim, Sekban-ı Cedid, Eşkine Ocağı o dönem. Ama Topçu Ocağı kuruluştan beri var. Bak dikkat ettiğinde küçük nüans ama yakalayabiliyor musun? Yakalayabiliyorsun. Bostancıları da şey olsun diye anlattıydım ben. Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem Yenge ile Hasbahçe'de gezerken tamam mı? Böyle biri saldırıya geçti, değil mi? Kimi saldırır? Kim kimin olur? Sarayı koruyanlar kimmiş? Saray muhafızları Bostancılarmış. Bostancılar nöbetçiler dediği anda pışt, hemen gelirler miş. Anlaştık? Bilin. Çıktı bu da. Bilin. Taşra ordusu. Burada ben neyi bileceğim? İkta sistemi, tımar. Ben bunu bileceğim. Selçuk'daki ikta, Osmanlı'daki tımar. Öğrenci buraları ezberleyecek diyor. Şu 2014'te ÖSYM kaldırdı. Makedonya'daki at bakıcısına ne denir diye sordu. Voynak, toynak diyorduk da la kurban olduğum. Bilinecek soru mu ya? Herkes hapıştı kaldı yani. Hani ondan sonrasında millette bir tarih travması oluştu. Zor gelecek, zor gelecek, onu soracak, bunu soracak falan falan. Ansız çalışan öğrenci biliyorum ben ya. Sonra soru, "Hangisi Osmanlı ordusundandır?" falan diye soruyor. Böyle. E, şimdi öğrenci diyor ki, "Ulan bu soru bu kadar kolay olamaz." Niye? O bunların hepsini, Mortoloslar kim, cerahorlar kim, levantenler kim? Hepsini ezberlemiş yani. Ya ben mesela derse girdiğimiz zaman, seminerlere gittiğimiz zaman soruyorum ben. Diyorum ki, "Osmanlı tarihini alacağım." Diyorum. Peki diyorum, "Şunları dedim biliyor musunuz?" Osmanlı ordusunu yamyamların yediği savaş. E, peki, peki, peki. Acayip acayip sorular soruyorum ben. Millet diyor ki, "Ana, neymiş lan demişler." Lan Bombasa Muharebesi. Sana ne kurban olduğumun ya? Nerede? MEB'in kitabında geçmez. Orada geçmez, burada geçmez. Millet bunların peşine düşmüş ya. Sorarsa diyor. Aynı şeye benziyor işte. Nasrettin Hoca'nın, "Göl maya çalıyorum." Göl oruçluysa. La oğlum, böyle bir şey yok la kurban olduğum. Boğulmayın la. Hah, tamam. Genelini bilin yeterli. Buradan ama Yeniçeri, Tımarlı Sipahi, bu ikisinin ayrı olduğunu bilin. Bunlar nerede? Bunlar merkezde. Bunlar nerede? Bunlar taşrada, eyalette. Merkezin dışında kalan taşradır. Bunlar kapı kulu diye geçiyor. Bunlar Türk değil, teknik olarak neler? Devşirmeler. Ama ilerleyen süreçte Türklerden de alınacak mı? Türklerden alınacak. Bunlara ulufe denilen ne verilir? Yaz lan. Ulufe denilen maaş verilir. Cülus denilen ne alırlar mesela? Cülus denilen bahşiş alırlar, değil mi? Bektaşi tarikatına üyeler. Peki bunların sayısı çok mudur, az mıdır? Azdır. Bunlar özel kuvvetler. Ama taşra asker. Bunlar bizim bildiğin Tımarlı Sipahiler. Anlaştık? Bunlar abiciğim halis mulis Türkler. Halis Mis Türkler. Bunlara hazineden maaş yok. Hazineden maaş verilmiyor. Ne veriliyor bunlara? Bulundukları bölgedeki toprağın geliri maaş karşılığı verilir. Bu da kimine üç dönüm, kimine beş dönüm, kimine on dönüm. Niye böyle? Rütbe ve dereceye göre verilir. Anlaştık? Peki, bunlar öyle ulufe denilen maaş almıyor. Toprağın geliri belirliyor. Cülus denilen maaş hiç almıyor. Niye? Bunlar subay statüsünde. Bunlar bildiğin er. Peki bunlar azsa, ordunun en kalabalık kesimi de neresi? Ordunun en kalabalık kesimi de burası. Peki Yeniçeri Ocağı ne zaman kaldırıldı? Vaka-i Hayriye ile kaldırıldı, değil mi? Mahmut kaldırdı. Peki tımar ne zaman kaldırıldı? Tımar o da gene Mahmut'la beraber kaldırıldı. Ama yerlerine bir şeyler getirelim dediler ama tuttu mu, tutmadı mı? Nin Davut tutmadı, tutmadı, tutmadı. Devam. Beraberinde şu tımarın faydaları. Bak, toprağı köylüye ver. Ver vergi al. Alıyoruz ya. Böylece üretimde süreklilik sağlanır mı? Sağlanır. Piyasada ürün, mal bol olur mu? Bunun bir adı var. Ne onun adı? İaşet. Halka, dünyadan haberi yok ama adaleti koyduk ortasına. Bitti gitti abim bu kadar. Şimdi artık şeyi de değiştirdik. Her akşam güneşin battığı yerden gözlerin doğuyor gecelerime demiyoruz. Ne diyoruz? Sırtım yere gelmedi halen. Gelsin diye uğraşır. Halen beni ben yapan bu hırs ve iradem. Yo deyip devam edeceğiz. Al, beraberinde Osmanlı yönetim, merkez teşkilatı. Kardeş, bir kere balık baştan kokar. Osmanlı tam bir monarşiyle yönetiliyor mu? Yönetiliyor. Padişah dediği dedik, çaldığı düdük mü? Düdük. Üç "y"nin hepsi de onda mı? Yasama, yürütme, yargı. Her şey kimde? Her şey onda. Doğru mu? Dediği dedik, çaldığı düdük. Ama padişah merkezde bu yasama, yürütme, yargısını taşrada paylaşıyor. Nasıl? Nasıl? Gel şimdi gel. Taşra. Mesela eyaletin başındaki Beylerbeyi, merkezdeki padişah adına, merkezdeki İstanbul'daki padişah adına hangi yetkiyi kullanır? Yürütmeyi kullanır. Doğru mu? Peki sancağın başındaki Sancak Beyi neyi kullanır? Yürütmeyi kullanır. Peki padişah adına, padişah adına Kadı, yasama, yürütme, yargıdan hangisini kullanır? Yargı yetkisini kullanır. Demek ki bizde merkezde güçler birliği var ama taşrada ne var? Kısmen güçler ayrılığı var mı? Yürütme birinde, yargı birinde. İkisi de kime bağlı? Padişaha bağlı. Mantığı anladın mı? Yattı mı aklınıza? Ve Osmanlı'da yargı teknik olarak bağımsız. Kadı asker doğrudan padişaha da bağlı değil. Kadı askere bağlı ama kadının verdiği hükme Beylerbeyi, Sancak Beyi karışabiliyor mu? Karışamıyor. Bak, devlet yönetimini bil. Bunu da böyle çok anlattık. Bunu da evvelli senelerde sordu. Şimdi geldim neye? Merkez teşkilatına. Monarşi var. Yasama, yürütme, yargı var. Aynı zamanda Osmanlı'da teokrasi de var mı? Teokrasi de var. Yani dine dayalı yönetim. En başından var. Yavuz'la beraber zaten ne yapacak? Pik yapacak, en üste ulaşacak. Ama burada klasik kut anlayışı da var mı? Var. Lakin kut anlayışı bir tek Memlükler'de yok. Bizde tamam. Kut anlayışına İslami bir ayar çakıldı. Ne çakıldı? Kut anlayışına artık gökten Tengkri değil, Allah celle celalühü gönderiyor dendi. Tamam? İlahi kelimetullah, emri bil maruf, nehyanil münker, devlet-i aliye, devlet-i ebet müddet. Ve en önemli kavramlardan birisi Fatih'le beraber gelen Nizam-ı Alem. Hah! Alemlere, dünyaya ne getireceğiz? Nizam getireceğiz. Bizim işimiz odur. Raconu biz keseriz. Raconu biz koymadık ama biz uygul. Oğlum, iyi bağlıyoruz vallahi ha. Bak, beraberinde birinci Murat bu kutu ayar çaktı. Ne dedi? "Ülke hanedanın tamamı erkeklerin idi, değil mi? Hayır, ülke hanedanın değil, padişah ve oğullarındır." dedi. Bir anda kardeşlerini, yiğenlerini, amcalarını, amcaoğullarını ne etti? Tasfiye etti. Anladın? Ülke padişahın oldu dedi. Sonra Fatih'le beraber bir ayar daha çakıldı. Fatih dedi ki, "Ve her kimesine evladımdan saltanat müyesser ola, Nizam-ı Alem için." Ne için? Ne için? Nizam-ı Alem için. Kardaşın katli caiz ola dedi. Devletin devamı, Nizam-ı Alem için kardeş katli yasaldır dedi. Ama hala başa geçecek kim belli değil. İlla ne çıkacak? İlla o taht kavgası çıkacak. Film nerede koptu? Film birinci Ahmet'le beraber koptu. Ekberiyet, Erşet sistemi dediğiniz bir olayla Ahmet düşme dedik. Ahmet Ekberiyet sistemini getirdi. İşte burayı soruyor. Bak bu Ekberiyet, en yaşlı, en olgun sistemi şeyde var mı? Asya Hunları'nda var mı? Mete'de var mı? Teoman'da var mı? İlde de var mı? Yok. Ne zaman çıkmış? Ta 1600'lerde çıkmış. İşte 2024 lisans sorusu buydu. İşte bu kanka kanka zamanında böyle böyle olmuş. Ülkeyi batı kanadını, doğu kanadını, amca sistemi böyle falan yönetmiş, falan falan falan. Hangisi vardır diye sordular. Ülke hanedanın ortak malıdır anlayışı devam ediyor. Federal yönetim doğu, batı devam ediyor. Ama en yaşlı, uygun mu başa geçiyor? Hayır abiciğim. O ta ne zaman ta? Osmanlı'da. Bilin. Anlaştık? Bilin. Yavuz'la beraber de halifelik geldi mi? Geldi. Merkezden yönetim var. Osmanlı'da Trablusgarp'a bir ağaç dikeceksin. Kafana göre dikebilir misin? Dikemez misin? Dikemem. Merkezden ne alman lazım? İzin alman lazım. Bu da bürokrasiyi arttırır. Tamam? Yerel çözümlere müsaade etmiyor. Tamam? Ve sonrasında merkezde bir de ne var? Divan-ı Divan-ı Hümayun var. Doğru mu? Aha, İslam öncesindeki Kurultay, Selçuk'daki Divan-ı Saltanat, Osmanlı'da Divan-ı Hümayun. Günümüzde TBMM'ye dönmüş, değil mi? TBMM gibi, bakanlar kurulu gibi. Seyfiye, İlmiye, Kalemiye üçe bölmüş. Osmanlı Seyfiye, askerler, askeri bürokrasi elinde neyle gezenler? Elinde kılıçla gezenler. Sadrazam, Pargalı İbrahim mesela. Bak elinde kılıç da var, mühür de var. Askeri bürokrat. Anladın? Vezirler, bakanlar, yardımcıları. Yeniçeri Ağası zaten asker, değil mi? Kaptan-ı Derya, donanma komutanı zaten asker. Beraberinde İlmiye, din, hukuk, eğitim işleri. Elli kere sordu. Genelde sorarsa da zaten burayı soruyor. Şimdi bunların elinde kılıç var. İlmiyenin elinde de ne var? Aziz, Kur'an-ı Kerim var. Din işleri neye göre? Kur'an'a göre. Hukuk, eğitim neye göre? Şeriata, Kur'an'a göre, değil mi? Şeyhülislam, din işlerinin başında mı? Din işleri kimden soruluyor? Şeyhülislam'dan. Kazasker, hem adaletin hem de eğitimin sorumlusu. Nasıl yani hocam? Adaletten sorumlu, adalet bakanı. Kadıların atamasını kim yapıyor? Bu adam yapıyor. Eğitimden sorumlu, Milli Eğitim Bakanı. Nasıl? Çünkü müderrislerin atamasını bu yapıyor. Oldu ki bir davan var, değil mi? Kadıya gittin, kadı çözemedi, temyiz hakkı istiyorsun. Nereye geliyorsun? Kazasker'e geliyorsun. İşte kadının verdiği hükme Sancak Beyi, Beylerbeyi, padişah falan bunların hiçbirisi karışamıyor. Anladın mı? Adalet, yargı bağımsız Osmanlı'da. Tamam? Bir de şu Nakıb-ı Eşraf, Seyyid Şeriflerin özlük işlerini tamamlayan eee kişilerdir. Bunu da sosyal medya riyasetlerinde falan sordu. Al, İlmiye en çok da sorulan kimdir? En çok da sorulan Kazaskerdir. Niye? Çünkü Kazasker ya atlıyor öğrenci askere diye. Oğlum, gaz maz ama asker diyorsun, işte ha. Ben bu adamın askerlikle zerre alakası bile yok. Düşeceğin yeri söylüyorum sana. Ah, beraberinde Kalemiye, ellerinde kalem var. Sivil bürokrasi. Osmanlı'nın yaz kızları diyorum işte ben. Nişancı, dört "T" görevi var. Ne onlar? Bu tuğrayı, padişah imzasını bu çekiyor. Tımar kayıtlarını bu tutuyor. Anladın mı? Tapu kayıtlarını bu tutuyor. Yani tahriri de bu yaptırıyor. Tahrir, fethedilen bölgedeki her şeyin sayılıp kayıt altına alınması, değil mi? Ulan bu adamın işi biter mi? Yaz babam yaz. Osmanlı zaten gazoistik, ayrıntıcı. Uşan kuşun, sineğin, arının, tırtık takıb bir yazıyor. Niye? Vergi alacak çünkü onlardan. Bilin. Sonra Reis-ül Küttap buna yardımcıydı. Ayrıldı. İlerleyen süreçte ne oldu? Hariciye, yani dışişleri bakanı oldu. E, Defterdar da adı üzerinde maliye. Damat, anladın? Hazinenin anahtarı kimde? Defterdar'da. Al, merkez karar alır, taşradakiler uygular. Aynısı günümüz içinde geçerli. Anlaştık? Nokta. Sorularım? Soru, "Hangisi İlmiye'den değildir?" değil mi? Şeyhülislam, Kazasker, Kadı, Müderris, Defterdar. Ya dikkat ettiğinde ezberleme, dikkat ettiğinde vallahi çıkıyor. Tamam? Peki, beraberinde continue. Aha, Divan toplantısı. İşte aha burası. Seyfiye böyle lüleburgaz bardağı gibi dikilmişler. Tamam? Aha burası Seyfiye, aha burası İlmiye, aha burası Kalemiye, yaz kızları. Tamam? Ah, burada padişah da olabilir, Sadrazam da olabilir. Buna eğer Sadrazam dersek, Fatih'e kadar şey başkanlık ediyor. Eee, padişah başkanlık ediyor. Fatih'ten sonra padişah gitmiyor. Sadrazam. Padişah da şurada gördüğüm bu cam, tamam mı? Kasr-ı Adıl denilen yerden buradan dinliyor. Bunların tamamını Osmanlı ne için yapıyor? Tek bir kelime: Merkezi otoriteyi korumak için yapıyor. Anladın? Osmanlı ne yapmışsa bunu buradan aldı, buraya koydu. Sebep? Osmanlı şu Sadrazamı, şu veziri idam etti. Niye? Merkezi otoriteyi korumak için abim. Bitti bu kadar. Anlaştık? Ezberleme, mantığını anlayın. Burada da genelde Seyfiye'nin borsası niye kalabalık? Kesim orası. Askeri bürokrasi birazcık daha ne basıyor? Ağır basıyor. Bunların sayısını azalttılar ki Divan daha bürokratik, daha kalematik hale gelsin diye. Bak, geniş açıyla baktığın zaman görüyorsun. Aynısı günümüzde şey işte, eee, TBMM, kurultay da böyleydi. Şu düzenin bile bir adı var. Mesela kurultaydaki oturma düzeninin adı nedir? Orun diyorlar. İşte üç tür, dört tür de mesela bunu soruyor. Orun. Neymiş bu kurultaydaki, kurultaydaki oturma düzeni. Günümüzdeki adı ne bunun? Protokol diyorsunuz buna. Protokol. Bir devlet erkanı bir toplantı moplantı bir şey yapacağı zaman kimin nerede duracağı, ne olacağı belli, değil mi? E, bu işte bunun adı. Anlaştık? Peki, beraberinde devam ettim. Hah, taşra yönetiminde ise mesela bak. Taşra'da da bileceğimiz neyi bileceğiz? Osmanlı Devleti geniş bir coğrafyaya hükmediyor, değil mi lan? Üç buçuk kıtaya hükmediyor. Adam yönetimi kolaylaştırmak için bölmüş. Ne? İşte ülkesini bölmüş. Ne? Eyaletlere. Başına Beylerbeyi göndermiş. Sancaklara başına Sancak Beyi'ni göndermiş. Kaza, karye, köy falan diye bölmüş. Anlaştık? Bunu niye yapıyor? Yönetimi kolaylaştırmak için. Ama Abdülaziz zamanında Vilayet Nizamnamesi ile burayı yeniden şekillendirdiler. Tamam mı? Eyaletler, eyaletler vilayet olarak değiştirildi. Sancaklar, liva olarak değiştirildi. Kaza, aynı kaza olarak kaldı. Köy, aynı köy olarak kaldı. Arada bir tane de ne çıkardılar? Nahiye çıkardılar. Bu değişiklik kimin zamanında oldu? Abdülaziz zamanında oldu. Böyle soruyor işte. Kim neydi, ne ne yaptı? Değil. Hangisi Mahmut dönemi gelişmesi değildir? Vilayet Nizamnamesi değil. İşte böyle soruyor. Bizim öğrenci şunları ezberleyeceğim duruyor. Hocam, köyün olmuş mu? Ol. Ya sen şimdi kendi köyünde kim ne var, kim yoksa onu biliyorsun da burayı mı ezberleyeceksin? Kurban oldum ya. Yani boğulmayın. Genelini bilin yeterli. Sizin için. Beraberinde işte bölmüş, salad, saldesiz falan diye. Mesela orduda mesela merkez ordusu, kar ordusu. Bak hiç bunlardan mesela bak Yeniçeri'nin Selçuk'daki gulam muhabbeti. İşte es geçtiğim yer. Aldıkları maaşa ne deniliyor? Ulufe deniliyor. Cülus denilen padişah tahta çıktığında para alıyor mu? Alıyor, değil mi? Pençik, beşesirden biri sonradan neye döndürülüyor? Devşirme sistemine döndürülüyor. Anladın? İstediği özelliklere sahip gayrimüslim çocuklarını, Müslüman değil ama gayrimüslim çocuklarını alıp yetiştirip üst düzey hizmetlerde kullanıyor. Soru şu, niye Türk'ün çocuğunu almıyor da gayrimüslim çocuğunu alıp en tepeye kadar çıkarıyor? Niye? Beni öldürüp de başa geçmesinler diye. Tek bir amaç var: Merkezi otoriteyi korumak. Bilin, değil mi? Çıkma denilen sistemle bunlar neymiş? İşte okullarından mezun oluyorlar, değil mi? Bir de bunların mesela Yeniçerilerin şeyini sorduydu, eee, bağlı olduğu tarikatı sorduydu. Mesela bunlar nereye bağlı? Üçler, yediler, kırklar. Hu diyelim. Hu hu demine devrende. Celle celalühü, celiül cabbar, halikul leylü ve nehar, zül celal birdir. Allah birdir. Anın birliğine Allah Allah diyor. İşte bak, Bektaşi tarikatından kaldırıldı. Geçen sene bunu sordu ya. Millet neyi ezberliyordu? Adam neyle geldi? Bir gerek yok yani. Hani tamam. Bu kapı kulları da kapı kulu. Kimin kapısının kulu? Padişahın kapısının kulu. Bunlar özel askerler. Bunlar has kime has? Padişah. Hassa dedikleriniz. Anladın? Bunlar bölünmüşler. Sahalar, silahlar, sağ, solfeciler, sağ, sol garipler diye. Öbür tarafta acemiler, yeni şeyler, cebeciler. Şu cebecilerle takıntılı. Cebeciler ordunun silah yapımı, zırh. Bunları soruyor. Hangi eşleştirmesi yanlıştır diyor mesela. Lağımcılar mesela lağım şey kazıyor, tünel kazıyor. Soru, soru. Osmanlı Devleti ilerleyen süreçte baktı ki işler yolunda gitmiyor. Tamam mı? Mesela ıslahatlar yapacak oldu. Hangisini yapmamıştır diye soruyor. Şimdi ıslahatlar ne zaman başladı? 1600'lerde, 1700'lerde, değil mi? Hah, neyi yapmış? Topçu Ocağı kurmuş olabilirler mi? Hayır abim. Topçu Ocağı bir Murat'tan beri var mı? Var. Kuruluştan beri var mı? Var. Anladın? Kaldırdı bunu sordu. Hangisi işte dağılma dönemi ıslahatlarından bile olamaz. Mühendishane-i Bahr-i Hümayun, Berri Hümayun o dönem. Anladın mı? Neyim, Sekban-ı Cedid, Eşkine Ocağı o dönem. Ama Topçu Ocağı kuruluştan beri var. Bak dikkat ettiğinde küçük nüans ama yakalayabiliyor musun? Yakalayabiliyorsun. Bostancıları da şey olsun diye anlattıydım ben. Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem Yenge ile Hasbahçe'de gezerken tamam mı? Böyle biri saldırıya geçti, değil mi? Kimi saldırır? Kim kimin olur? Sarayı koruyanlar kimmiş? Saray muhafızları Bostancılarmış. Bostancılar nöbetçiler dediği anda pışt, hemen gelirler miş. Anlaştık? Bilin. Çıktı bu da. Bilin. Taşra ordusu. Burada ben neyi bileceğim? İkta sistemi, tımar. Ben bunu bileceğim. Selçuk'daki ikta, Osmanlı'daki tımar. Öğrenci buraları ezberleyecek diyor. Şu 2014'te ÖSYM kaldırdı. Makedonya'daki at bakıcısına ne denir diye sordu. Voynak, toynak diyorduk da la kurban olduğum. Bilinecek soru mu ya? Herkes hapıştı kaldı yani. Hani ondan sonrasında millette bir tarih travması oluştu. Zor gelecek, zor gelecek, onu soracak, bunu soracak falan falan. Ansız çalışan öğrenci biliyorum ben ya. Sonra soru, "Hangisi Osmanlı ordusundandır?" falan diye soruyor. Böyle. E, şimdi öğrenci diyor ki, "Ulan bu soru bu kadar kolay olamaz." Niye? O bunların hepsini, Mortoloslar kim, cerahorlar kim, levantenler kim? Hepsini ezberlemiş yani. Ya ben mesela derse girdiğimiz zaman, seminerlere gittiğimiz zaman soruyorum ben. Diyorum ki, "Osmanlı tarihini alacağım." Diyorum. Peki diyorum, "Şunları dedim biliyor musunuz?" Osmanlı ordusunu yamyamların yediği savaş. E, peki, peki, peki. Acayip acayip sorular soruyorum ben. Millet diyor ki, "Ana, neymiş lan demişler." Lan Bombasa Muharebesi. Sana ne kurban olduğumun ya? Nerede? MEB'in kitabında geçmez. Orada geçmez, burada geçmez. Millet bunların peşine düşmüş ya. Sorarsa diyor. Aynı şeye benziyor işte. Nasrettin Hoca'nın, "Göl maya çalıyorum." Göl oruçluysa. La oğlum, böyle bir şey yok la kurban olduğum. Boğulmayın la. Hah, tamam. Genelini bilin yeterli. Buradan ama Yeniçeri, Tımarlı Sipahi, bu ikisinin ayrı olduğunu bilin. Bunlar nerede? Bunlar merkezde. Bunlar nerede? Bunlar taşrada, eyalette. Merkezin dışında kalan taşradır. Bunlar kapı kulu diye geçiyor. Bunlar Türk değil, teknik olarak neler? Devşirmeler. Ama ilerleyen süreçte Türklerden de alınacak mı? Türklerden alınacak. Bunlara ulufe denilen ne verilir? Yaz lan. Ulufe denilen maaş verilir. Cülus denilen ne alırlar mesela? Cülus denilen bahşiş alırlar, değil mi? Bektaşi tarikatına üyeler. Peki bunların sayısı çok mudur, az mıdır? Azdır. Bunlar özel kuvvetler. Ama taşra asker. Bunlar bizim bildiğin Tımarlı Sipahiler. Anlaştık? Bunlar abiciğim halis mulis Türkler. Halis Mis Türkler. Bunlara hazineden maaş yok. Hazineden maaş verilmiyor. Ne veriliyor bunlara? Bulundukları bölgedeki toprağın geliri maaş karşılığı verilir. Bu da kimine üç dönüm, kimine beş dönüm, kimine on dönüm. Niye böyle? Rütbe ve dereceye göre verilir. Anlaştık? Peki, bunlar öyle ulufe denilen maaş almıyor. Toprağın geliri belirliyor. Cülus denilen maaş hiç almıyor. Niye? Bunlar subay statüsünde. Bunlar bildiğin er. Peki bunlar azsa, ordunun en kalabalık kesimi de neresi? Ordunun en kalabalık kesimi de burası. Peki Yeniçeri Ocağı ne zaman kaldırıldı? Vaka-i Hayriye ile kaldırıldı, değil mi? Mahmut kaldırdı. Peki tımar ne zaman kaldırıldı? Tımar o da gene Mahmut'la beraber kaldırıldı. Ama yerlerine bir şeyler getirelim dediler ama tuttu mu, tutmadı mı? Nin Davut tutmadı, tutmadı, tutmadı. Devam. Beraberinde şu tımarın faydaları. Bak, toprağı köylüye ver. Ver vergi al. Alıyoruz ya. Böylece üretimde süreklilik sağlanır mı? Sağlanır. Piyasada ürün, mal bol olur mu? Bunun bir adı var. Ne onun adı? İaşet. Halka, dünyadan haberi yok ama adaleti koyduk ortasına. Bitti gitti abim bu kadar. Şimdi artık şeyi de değiştirdik. Her akşam güneşin battığı yerden gözlerin doğuyor gecelerime demiyoruz. Ne diyoruz? Sırtım yere gelmedi halen. Gelsin diye uğraşır. Halen beni ben yapan bu hırs ve iradem. Yo deyip devam edeceğiz. Al, beraberinde Osmanlı yönetim, merkez teşkilatı. Kardeş, bir kere balık baştan kokar. Osmanlı tam bir monarşiyle yönetiliyor mu? Yönetiliyor. Padişah dediği dedik, çaldığı düdük mü? Düdük. Üç "y"nin hepsi de onda mı? Yasama, yürütme, yargı. Her şey kimde? Her şey onda. Doğru mu? Dediği dedik, çaldığı düdük. Ama padişah merkezde bu yasama, yürütme, yargısını taşrada paylaşıyor. Nasıl? Nasıl? Gel şimdi gel. Taşra. Mesela eyaletin başındaki Beylerbeyi, merkezdeki padişah adına, merkezdeki İstanbul'daki padişah adına hangi yetkiyi kullanır? Yürütmeyi kullanır. Doğru mu? Peki sancağın başındaki Sancak Beyi neyi kullanır? Yürütmeyi kullanır. Peki padişah adına, padişah adına Kadı, yasama, yürütme, yargıdan hangisini kullanır? Yargı yetkisini kullanır. Demek ki bizde merkezde güçler birliği var ama taşrada ne var? Kısmen güçler ayrılığı var mı? Yürütme birinde, yargı birinde. İkisi de kime bağlı? Padişaha bağlı. Mantığı anladın mı? Yattı mı aklınıza? Ve Osmanlı'da yargı teknik olarak bağımsız. Kadı asker doğrudan padişaha da bağlı değil. Kadı askere bağlı ama kadının verdiği hükme Beylerbeyi, Sancak Beyi karışabiliyor mu? Karışamıyor. Bak, devlet yönetimini bil. Bunu da böyle çok anlattık. Bunu da evvelli senelerde sordu. Şimdi geldim neye? Merkez teşkilatına. Monarşi var. Yasama, yürütme, yargı var. Aynı zamanda Osmanlı'da teokrasi de var mı? Teokrasi de var. Yani dine dayalı yönetim. En başından var. Yavuz'la beraber zaten ne yapacak? Pik yapacak, en üste ulaşacak. Ama burada klasik kut anlayışı da var mı? Var. Lakin kut anlayışı bir tek Memlükler'de yok. Bizde tamam. Kut anlayışına İslami bir ayar çakıldı. Ne çakıldı? Kut anlayışına artık gökten Tengkri değil, Allah celle celalühü gönderiyor dendi. Tamam? İlahi kelimetullah, emri bil maruf, nehyanil münker, devlet-i aliye, devlet-i ebet müddet. Ve en önemli kavramlardan birisi Fatih'le beraber gelen Nizam-ı Alem. Hah! Alemlere, dünyaya ne getireceğiz? Nizam getireceğiz. Bizim işimiz odur. Raconu biz keseriz. Raconu biz koymadık ama biz uygul. Oğlum, iyi bağlıyoruz vallahi ha. Bak, beraberinde birinci Murat bu kutu ayar çaktı. Ne dedi? "Ülke hanedanın tamamı erkeklerin idi, değil mi? Hayır, ülke hanedanın değil, padişah ve oğullarındır." dedi. Bir anda kardeşlerini, yiğenlerini, amcalarını, amcaoğullarını ne etti? Tasfiye etti. Anladın? Ülke padişahın oldu dedi. Sonra Fatih'le beraber bir ayar daha çakıldı. Fatih dedi ki, "Ve her kimesine evladımdan saltanat müyesser ola, Nizam-ı Alem için." Ne için? Ne için? Nizam-ı Alem için. Kardaşın katli caiz ola dedi. Devletin devamı, Nizam-ı Alem için kardeş katli yasaldır dedi. Ama hala başa geçecek kim belli değil. İlla ne çıkacak? İlla o taht kavgası çıkacak. Film nerede koptu? Film birinci Ahmet'le beraber koptu. Ekberiyet, Erşet sistemi dediğiniz bir olayla Ahmet düşme dedik. Ahmet Ekberiyet sistemini getirdi. İşte burayı soruyor. Bak bu Ekberiyet, en yaşlı, en olgun sistemi şeyde var mı? Asya Hunları'nda var mı? Mete'de var mı? Teoman'da var mı? İlde de var mı? Yok. Ne zaman çıkmış? Ta 1600'lerde çıkmış. İşte 2024 lisans sorusu buydu. İşte bu kanka kanka zamanında böyle böyle olmuş. Ülkeyi batı kanadını, doğu kanadını, amca sistemi böyle falan yönetmiş, falan falan falan. Hangisi vardır diye sordular. Ülke hanedanın ortak malıdır anlayışı devam ediyor. Federal yönetim doğu, batı devam ediyor. Ama en yaşlı, uygun mu başa geçiyor? Hayır abiciğim. O ta ne zaman ta? Osmanlı'da. Bilin. Anlaştık? Bilin. Yavuz'la beraber de halifelik geldi mi? Geldi. Merkezden yönetim var. Osmanlı'da Trablusgarp'a bir ağaç dikeceksin. Kafana göre dikebilir misin? Dikemez misin? Dikemem. Merkezden ne alman lazım? İzin alman lazım. Bu da bürokrasiyi arttırır. Tamam? Yerel çözümlere müsaade etmiyor. Tamam? Ve sonrasında merkezde bir de ne var? Divan-ı Divan-ı Hümayun var. Doğru mu? Aha, İslam öncesindeki Kurultay, Selçuk'daki Divan-ı Saltanat, Osmanlı'da Divan-ı Hümayun. Günümüzde TBMM'ye dönmüş, değil mi? TBMM gibi, bakanlar kurulu gibi. Seyfiye, İlmiye, Kalemiye üçe bölmüş. Osmanlı Seyfiye, askerler, askeri bürokrasi elinde neyle gezenler? Elinde kılıçla gezenler. Sadrazam, Pargalı İbrahim mesela. Bak elinde kılıç da var, mühür de var. Askeri bürokrat. Anladın? Vezirler, bakanlar, yardımcıları. Yeniçeri Ağası zaten asker, değil mi? Kaptan-ı Derya, donanma komutanı zaten asker. Beraberinde İlmiye, din, hukuk, eğitim işleri. Elli kere sordu. Genelde sorarsa da zaten burayı soruyor. Şimdi bunların elinde kılıç var. İlmiyenin elinde de ne var? Aziz, Kur'an-ı Kerim var. Din işleri neye göre? Kur'an'a göre. Hukuk, eğitim neye göre? Şeriata, Kur'an'a göre, değil mi? Şeyhülislam, din işlerinin başında mı? Din işleri kimden soruluyor? Şeyhülislam'dan. Kazasker, hem adaletin hem de eğitimin sorumlusu. Nasıl yani hocam? Adaletten sorumlu, adalet bakanı. Kadıların atamasını kim yapıyor? Bu adam yapıyor. Eğitimden sorumlu, Milli Eğitim Bakanı. Nasıl? Çünkü müderrislerin atamasını bu yapıyor. Oldu ki bir davan var, değil mi? Kadıya gittin, kadı çözemedi, temyiz hakkı istiyorsun. Nereye geliyorsun? Kazasker'e geliyorsun. İşte kadının verdiği hükme Sancak Beyi, Beylerbeyi, padişah falan bunların hiçbirisi karışamıyor. Anladın mı? Adalet, yargı bağımsız Osmanlı'da. Tamam? Bir de şu Nakıb-ı Eşraf, Seyyid Şeriflerin özlük işlerini tamamlayan eee kişilerdir. Bunu da sosyal medya riyasetlerinde falan sordu. Al, İlmiye en çok da sorulan kimdir? En çok da sorulan Kazaskerdir. Niye? Çünkü Kazasker ya atlıyor öğrenci askere diye. Oğlum, gaz maz ama asker diyorsun, işte ha. Ben bu adamın askerlikle zerre alakası bile yok. Düşeceğin yeri söylüyorum sana. Ah, beraberinde Kalemiye, ellerinde kalem var. Sivil bürokrasi. Osmanlı'nın yaz kızları diyorum işte ben. Nişancı, dört "T" görevi var. Ne onlar? Bu tuğrayı, padişah imzasını bu çekiyor. Tımar kayıtlarını bu tutuyor. Anladın mı? Tapu kayıtlarını bu tutuyor. Yani tahriri de bu yaptırıyor. Tahrir, fethedilen bölgedeki her şeyin sayılıp kayıt altına alınması, değil mi? Ulan bu adamın işi biter mi? Yaz babam yaz. Osmanlı zaten gazoistik, ayrıntıcı. Uşan kuşun, sineğin, arının, tırtık takıb bir yazıyor. Niye? Vergi alacak çünkü onlardan. Bilin. Sonra Reis-ül Küttap buna yardımcıydı. Ayrıldı. İlerleyen süreçte ne oldu? Hariciye, yani dışişleri bakanı oldu. E, Defterdar da adı üzerinde maliye. Damat, anladın? Hazinenin anahtarı kimde? Defterdar'da. Al, merkez karar alır, taşradakiler uygular. Aynısı günümüz içinde geçerli. Anlaştık? Nokta. Sorularım? Soru, "Hangisi İlmiye'den değildir?" değil mi? Şeyhülislam, Kazasker, Kadı, Müderris, Defterdar. Ya dikkat ettiğinde ezberleme, dikkat ettiğinde vallahi çıkıyor. Tamam? Peki, beraberinde continue. Aha, Divan toplantısı. İşte aha burası. Seyfiye böyle lüleburgaz bardağı gibi dikilmişler. Tamam? Aha burası Seyfiye, aha burası İlmiye, aha burası Kalemiye, yaz kızları. Tamam? Ah, burada padişah da olabilir, Sadrazam da olabilir. Buna eğer Sadrazam dersek, Fatih'e kadar şey başkanlık ediyor. Eee, padişah başkanlık ediyor. Fatih'ten sonra padişah gitmiyor. Sadrazam. Padişah da şurada gördüğüm bu cam, tamam mı? Kasr-ı Adıl denilen yerden buradan dinliyor. Bunların tamamını Osmanlı ne için yapıyor? Tek bir kelime: Merkezi otoriteyi korumak için yapıyor. Anladın? Osmanlı ne yapmışsa bunu buradan aldı, buraya koydu. Sebep? Osmanlı şu Sadrazamı, şu veziri idam etti. Niye? Merkezi otoriteyi korumak için abim. Bitti bu kadar. Anlaştık? Ezberleme, mantığını anlayın. Burada da genelde Seyfiye'nin borsası niye kalabalık? Kesim orası. Askeri bürokrasi birazcık daha ne basıyor? Ağır basıyor. Bunların sayısını azalttılar ki Divan daha bürokratik, daha kalematik hale gelsin diye. Bak, geniş açıyla baktığın zaman görüyorsun. Aynısı günümüzde şey işte, eee, TBMM, kurultay da böyleydi. Şu düzenin bile bir adı var. Mesela kurultaydaki oturma düzeninin adı nedir? Orun diyorlar. İşte üç tür, dört tür de mesela bunu soruyor. Orun. Neymiş bu kurultaydaki, kurultaydaki oturma düzeni. Günümüzdeki adı ne bunun? Protokol diyorsunuz buna. Protokol. Bir devlet erkanı bir toplantı moplantı bir şey yapacağı zaman kimin nerede duracağı, ne olacağı belli, değil mi? E, bu işte bunun adı. Anlaştık? Peki, beraberinde devam ettim. Hah, taşra yönetiminde ise mesela bak. Taşra'da da bileceğimiz neyi bileceğiz? Osmanlı Devleti geniş bir coğrafyaya hükmediyor, değil mi lan? Üç buçuk kıtaya hükmediyor. Adam yönetimi kolaylaştırmak için bölmüş. Ne? İşte ülkesini bölmüş. Ne? Eyaletlere. Başına Beylerbeyi göndermiş. Sancaklara başına Sancak Beyi'ni göndermiş. Kaza, karye, köy falan diye bölmüş. Anlaştık? Bunu niye yapıyor? Yönetimi kolaylaştırmak için. Ama Abdülaziz zamanında Vilayet Nizamnamesi ile burayı yeniden şekillendirdiler. Tamam mı? Eyaletler, eyaletler vilayet olarak değiştirildi. Sancaklar, liva olarak değiştirildi. Kaza, aynı kaza olarak kaldı. Köy, aynı köy olarak kaldı. Arada bir tane de ne çıkardılar? Nahiye çıkardılar. Bu değişiklik kimin zamanında oldu? Abdülaziz zamanında oldu. Böyle soruyor işte. Kim neydi, ne ne yaptı? Değil. Hangisi Mahmut dönemi gelişmesi değildir? Vilayet Nizamnamesi değil. İşte böyle soruyor. Bizim öğrenci şunları ezberleyeceğim duruyor. Hocam, köyün olmuş mu? Ol. Ya sen şimdi kendi köyünde kim ne var, kim yoksa onu biliyorsun da burayı mı ezberleyeceksin? Kurban oldum ya. Yani boğulmayın. Genelini bilin yeterli. Sizin için. Beraberinde işte bölmüş, salad, saldesiz falan diye. Mesela orduda mesela merkez ordusu, kar ordusu. Bak hiç bunlardan mesela bak Yeniçeri'nin Selçuk'daki gulam muhabbeti. İşte es geçtiğim yer. Aldıkları maaşa ne deniliyor? Ulufe deniliyor. Cülus denilen padişah tahta çıktığında para alıyor mu? Alıyor, değil mi? Pençik, beşesirden biri sonradan neye döndürülüyor? Devşirme sistemine döndürülüyor. Anladın? İstediği özelliklere sahip gayrimüslim çocuklarını, Müslüman değil ama gayrimüslim çocuklarını alıp yetiştirip üst düzey hizmetlerde kullanıyor. Soru şu, niye Türk'ün çocuğunu almıyor da gayrimüslim çocuğunu alıp en tepeye kadar çıkarıyor? Niye? Beni öldürüp de başa geçmesinler diye. Tek bir amaç var: Merkezi otoriteyi korumak. Bilin, değil mi? Çıkma denilen sistemle bunlar neymiş? İşte okullarından mezun oluyorlar, değil mi? Bir de bunların mesela Yeniçerilerin şeyini sorduydu, eee, bağlı olduğu tarikatı sorduydu. Mesela bunlar nereye bağlı? Üçler, yediler, kırklar. Hu diyelim. Hu hu demine devrende. Celle celalühü, celiül cabbar, halikul leylü ve nehar, zül celal birdir. Allah birdir. Anın birliğine Allah Allah diyor. İşte bak, Bektaşi tarikatından kaldırıldı. Geçen sene bunu sordu ya. Millet neyi ezberliyordu? Adam neyle geldi? Bir gerek yok yani. Hani tamam. Bu kapı kulları da kapı kulu. Kimin kapısının kulu? Padişahın kapısının kulu. Bunlar özel askerler. Bunlar has kime has? Padişah. Hassa dedikleriniz. Anladın? Bunlar bölünmüşler. Sahalar, silahlar, sağ, solfeciler, sağ, sol garipler diye. Öbür tarafta acemiler, yeni şeyler, cebeciler. Şu cebecilerle takıntılı. Cebeciler ordunun silah yapımı, zırh. Bunları soruyor. Hangi eşleştirmesi yanlıştır diyor mesela. Lağımcılar mesela lağım şey kazıyor, tünel kazıyor. Soru, soru. Osmanlı Devleti ilerleyen süreçte baktı ki işler yolunda gitmiyor. Tamam mı? Mesela ıslahatlar yapacak oldu. Hangisini yapmamıştır diye soruyor. Şimdi ıslahatlar ne zaman başladı? 1600'lerde, 1700'lerde, değil mi? Hah, neyi yapmış? Topçu Ocağı kurmuş olabilirler mi? Hayır abim. Topçu Ocağı bir Murat'tan beri var mı? Var. Kuruluştan beri var mı? Var. Anladın? Kaldırdı bunu sordu. Hangisi işte dağılma dönemi ıslahatlarından bile olamaz. Mühendishane-i Bahr-i Hümayun, Berri Hümayun o dönem. Anladın mı? Neyim, Sekban-ı Cedid, Eşkine Ocağı o dönem. Ama Topçu Ocağı kuruluştan beri var. Bak dikkat ettiğinde küçük nüans ama yakalayabiliyor musun? Yakalayabiliyorsun. Bostancıları da şey olsun diye anlattıydım ben. Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem Yenge ile Hasbahçe'de gezerken tamam mı? Böyle biri saldırıya geçti, değil mi? Kimi saldırır? Kim kimin olur? Sarayı koruyanlar kimmiş? Saray muhafızları Bostancılarmış. Bostancılar nöbetçiler dediği anda pışt, hemen gelirler miş. Anlaştık? Bilin. Çıktı bu da. Bilin. Taşra ordusu. Burada ben neyi bileceğim? İkta sistemi, tımar. Ben bunu bileceğim. Selçuk'daki ikta, Osmanlı'daki tımar. Öğrenci buraları ezberleyecek diyor. Şu 2014'te ÖSYM kaldırdı. Makedonya'daki at bakıcısına ne denir diye sordu. Voynak, toynak diyorduk da la kurban olduğum. Bilinecek soru mu ya? Herkes hapıştı kaldı yani. Hani ondan sonrasında millette bir tarih travması oluştu. Zor gelecek, zor gelecek, onu soracak, bunu soracak falan falan. Ansız çalışan öğrenci biliyorum ben ya. Sonra soru, "Hangisi Osmanlı ordusundandır?" falan diye soruyor. Böyle. E, şimdi öğrenci diyor ki, "Ulan bu soru bu kadar kolay olamaz." Niye? O bunların hepsini, Mortoloslar kim, cerahorlar kim, levantenler kim? Hepsini ezberlemiş yani. Ya ben mesela derse girdiğimiz zaman, seminerlere gittiğimiz zaman soruyorum ben. Diyorum ki, "Osmanlı tarihini alacağım." Diyorum. Peki diyorum, "Şunları dedim biliyor musunuz?" Osmanlı ordusunu yamyamların yediği savaş. E, peki, peki, peki. Acayip acayip sorular soruyorum ben. Millet diyor ki, "Ana, neymiş lan demişler." Lan Bombasa Muharebesi. Sana ne kurban olduğumun ya? Nerede? MEB'in kitabında geçmez. Orada geçmez, burada geçmez. Millet bunların peşine düşmüş ya. Sorarsa diyor. Aynı şeye benziyor işte. Nasrettin Hoca'nın, "Göl maya çalıyorum." Göl oruçluysa. La oğlum, böyle bir şey yok la kurban olduğum. Boğulmayın la. Hah, tamam. Genelini bilin yeterli. Buradan ama Yeniçeri, Tımarlı Sipahi, bu ikisinin ayrı olduğunu bilin. Bunlar nerede? Bunlar merkezde. Bunlar nerede? Bunlar taşrada, eyalette. Merkezin dışında kalan taşradır. Bunlar kapı kulu diye geçiyor. Bunlar Türk değil, teknik olarak neler? Devşirmeler. Ama ilerleyen süreçte Türklerden de alınacak mı? Türklerden alınacak. Bunlara ulufe denilen ne verilir? Yaz lan. Ulufe denilen maaş verilir. Cülus denilen ne alırlar mesela? Cülus denilen bahşiş alırlar, değil mi? Bektaşi tarikatına üyeler. Peki bunların sayısı çok mudur, az mıdır? Azdır. Bunlar özel kuvvetler. Ama taşra asker. Bunlar bizim bildiğin Tımarlı Sipahiler. Anlaştık? Bunlar abiciğim halis mulis Türkler. Halis Mis Türkler. Bunlara hazineden maaş yok. Hazineden maaş verilmiyor. Ne veriliyor bunlara? Bulundukları bölgedeki toprağın geliri maaş karşılığı verilir. Bu da kimine üç dönüm, kimine beş dönüm, kimine on dönüm. Niye böyle? Rütbe ve dereceye göre verilir. Anlaştık? Peki, bunlar öyle ulufe denilen maaş almıyor. Toprağın geliri belirliyor. Cülus denilen maaş hiç almıyor. Niye? Bunlar subay statüsünde. Bunlar bildiğin er. Peki bunlar azsa, ordunun en kalabalık kesimi de neresi? Ordunun en kalabalık kesimi de burası. Peki Yeniçeri Ocağı ne zaman kaldırıldı? Vaka-i Hayriye ile kaldırıldı, değil mi? Mahmut kaldırdı. Peki tımar ne zaman kaldırıldı? Tımar o da gene Mahmut'la beraber kaldırıldı. Ama yerlerine bir şeyler getirelim dediler ama tuttu mu, tutmadı mı? Nin Davut tutmadı, tutmadı, tutmadı. Devam. Beraberinde şu tımarın faydaları. Bak, toprağı köylüye ver. Ver vergi al. Alıyoruz ya. Böylece üretimde süreklilik sağlanır mı? Sağlanır. Piyasada ürün, mal bol olur mu? Bunun bir adı var. Ne onun adı? İaşet. Halka, dünyadan haberi yok ama adaleti koyduk ortasına. Bitti gitti abim bu kadar. Şimdi artık şeyi de değiştirdik. Her akşam güneşin battığı yerden gözlerin doğuyor gecelerime demiyoruz. Ne diyoruz? Sırtım yere gelmedi halen. Gelsin diye uğraşır. Halen beni ben yapan bu hırs ve iradem. Yo deyip devam edeceğiz. Al, beraberinde Osmanlı yönetim, merkez teşkilatı. Kardeş, bir kere balık baştan kokar. Osmanlı tam bir monarşiyle yönetiliyor mu? Yönetiliyor. Padişah dediği dedik, çaldığı düdük mü? Düdük. Üç "y"nin hepsi de onda mı? Yasama, yürütme, yargı. Her şey kimde? Her şey onda. Doğru mu? Dediği dedik, çaldığı düdük. Ama padişah merkezde bu yasama, yürütme, yargısını taşrada paylaşıyor. Nasıl? Nasıl? Gel şimdi gel. Taşra. Mesela eyaletin başındaki Beylerbeyi, merkezdeki padişah adına, merkezdeki İstanbul'daki padişah adına hangi yetkiyi kullanır? Yürütmeyi kullanır. Doğru mu? Peki sancağın başındaki Sancak Beyi neyi kullanır? Yürütmeyi kullanır. Peki padişah adına, padişah adına Kadı, yasama, yürütme, yargıdan hangisini kullanır? Yargı yetkisini kullanır. Demek ki bizde merkezde güçler birliği var ama taşrada ne var? Kısmen güçler ayrılığı var mı? Yürütme birinde, yargı birinde. İkisi de kime bağlı? Padişaha bağlı. Mantığı anladın mı? Yattı mı aklınıza? Ve Osmanlı'da yargı teknik olarak bağımsız. Kadı asker doğrudan padişaha da bağlı değil. Kadı askere bağlı ama kadının verdiği hükme Beylerbeyi, Sancak Beyi karışabiliyor mu? Karışamıyor. Bak, devlet yönetimini bil. Bunu da böyle çok anlattık. Bunu da evvelli senelerde sordu. Şimdi geldim neye? Merkez teşkilatına. Monarşi var. Yasama, yürütme, yargı var. Aynı zamanda Osmanlı'da teokrasi de var mı? Teokrasi de var. Yani dine dayalı yönetim. En başından var. Yavuz'la beraber zaten ne yapacak? Pik yapacak, en üste ulaşacak. Ama burada klasik kut anlayışı da var mı? Var. Lakin kut anlayışı bir tek Memlükler'de yok. Bizde tamam. Kut anlayışına İslami bir ayar çakıldı. Ne çakıldı? Kut anlayışına artık gökten Tengkri değil, Allah celle celalühü gönderiyor dendi. Tamam? İlahi kelimetullah, emri bil maruf, nehyanil münker, devlet-i aliye, devlet-i ebet müddet. Ve en önemli kavramlardan birisi Fatih'le beraber gelen Nizam-ı Alem. Hah! Alemlere, dünyaya ne getireceğiz? Nizam getireceğiz. Bizim işimiz odur. Raconu biz keseriz. Raconu biz koymadık ama biz uygul. Oğlum, iyi bağlıyoruz vallahi ha. Bak, beraberinde birinci Murat bu kutu ayar çaktı. Ne dedi? "Ülke hanedanın tamamı erkeklerin idi, değil mi? Hayır, ülke hanedanın değil, padişah ve oğullarındır." dedi. Bir anda kardeşlerini, yiğenlerini, amcalarını, amcaoğullarını ne etti? Tasfiye etti. Anladın? Ülke padişahın oldu dedi. Sonra Fatih'le beraber bir ayar daha çakıldı. Fatih dedi ki, "Ve her kimesine evladımdan saltanat müyesser ola, Nizam-ı Alem için." Ne için? Ne için? Nizam-ı Alem için. Kardaşın katli caiz ola dedi. Devletin devamı, Nizam-ı Alem için kardeş katli yasaldır dedi. Ama hala başa geçecek kim belli değil. İlla ne çıkacak? İlla o taht kavgası çıkacak. Film nerede koptu? Film birinci Ahmet'le beraber koptu. Ekberiyet, Erşet sistemi dediğiniz bir olayla Ahmet düşme dedik. Ahmet Ekberiyet sistemini getirdi. İşte burayı soruyor. Bak bu Ekberiyet, en yaşlı, en olgun sistemi şeyde var mı? Asya Hunları'nda var mı? Mete'de var mı? Teoman'da var mı? İlde de var mı? Yok. Ne zaman çıkmış? Ta 1600'lerde çıkmış. İşte 2024 lisans sorusu buydu. İşte bu kanka kanka zamanında böyle böyle olmuş. Ülkeyi batı kanadını, doğu kanadını, amca sistemi böyle falan yönetmiş, falan falan falan. Hangisi vardır diye sordular. Ülke hanedanın ortak malıdır anlayışı devam ediyor. Federal yönetim doğu, batı devam ediyor. Ama en yaşlı, uygun mu başa geçiyor? Hayır abiciğim. O ta ne zaman ta? Osmanlı'da. Bilin. Anlaştık? Bilin. Yavuz'la beraber de halifelik geldi mi? Geldi. Merkezden yönetim var. Osmanlı'da Trablusgarp'a bir ağaç dikeceksin. Kafana göre dikebilir misin? Dikemez misin? Dikemem. Merkezden ne alman lazım? İzin alman lazım. Bu da bürokrasiyi arttırır. Tamam? Yerel çözümlere müsaade etmiyor. Tamam? Ve sonrasında merkezde bir de ne var? Divan-ı Divan-ı Hümayun var. Doğru mu? Aha, İslam öncesindeki Kurultay, Selçuk'daki Divan-ı Saltanat, Osmanlı'da Divan-ı Hümayun. Günümüzde TBMM'ye dönmüş, değil mi? TBMM gibi, bakanlar kurulu gibi. Seyfiye, İlmiye, Kalemiye üçe bölmüş. Osmanlı Seyfiye, askerler, askeri bürokrasi elinde neyle gezenler? Elinde kılıçla gezenler. Sadrazam, Pargalı İbrahim mesela. Bak elinde kılıç da var, mühür de var. Askeri bürokrat. Anladın? Vezirler, bakanlar, yardımcıları. Yeniçeri Ağası zaten asker, değil mi? Kaptan-ı Derya, donanma komutanı zaten asker. Beraberinde İlmiye, din, hukuk, eğitim işleri. Elli kere sordu. Genelde sorarsa da zaten burayı soruyor. Şimdi bunların elinde kılıç var. İlmiyenin elinde de ne var? Aziz, Kur'an-ı Kerim var. Din işleri neye göre? Kur'an'a göre. Hukuk, eğitim neye göre? Şeriata, Kur'an'a göre, değil mi? Şeyhülislam, din işlerinin başında mı? Din işleri kimden soruluyor? Şeyhülislam'dan. Kazasker, hem adaletin hem de eğitimin sorumlusu. Nasıl yani hocam? Adaletten sorumlu, adalet bakanı. Kadıların atamasını kim yapıyor? Bu adam yapıyor. Eğitimden sorumlu, Milli Eğitim Bakanı. Nasıl? Çünkü müderrislerin atamasını bu yapıyor. Oldu ki bir davan var, değil mi? Kadıya gittin, kadı çözemedi, temyiz hakkı istiyorsun. Nereye geliyorsun? Kazasker'e geliyorsun. İşte kadının verdiği hükme Sancak Beyi, Beylerbeyi, padişah falan bunların hiçbirisi karışamıyor. Anladın mı? Adalet, yargı bağımsız Osmanlı'da. Tamam? Bir de şu Nakıb-ı Eşraf, Seyyid Şeriflerin özlük işlerini tamamlayan eee kişilerdir. Bunu da sosyal medya riyasetlerinde falan sordu. Al, İlmiye en çok da sorulan kimdir? En çok da sorulan Kazaskerdir. Niye? Çünkü Kazasker ya atlıyor öğrenci askere diye. Oğlum, gaz maz ama asker diyorsun, işte ha. Ben bu adamın askerlikle zerre alakası bile yok. Düşeceğin yeri söylüyorum sana. Ah, beraberinde Kalemiye, ellerinde kalem var. Sivil bürokrasi. Osmanlı'nın yaz kızları diyorum işte ben. Nişancı, dört "T" görevi var. Ne onlar? Bu tuğrayı, padişah imzasını bu çekiyor. Tımar kayıtlarını bu tutuyor. Anladın mı? Tapu kayıtlarını bu tutuyor. Yani tahriri de bu yaptırıyor. Tahrir, fethedilen bölgedeki her şeyin sayılıp kayıt altına alınması, değil mi? Ulan bu adamın işi biter mi? Yaz babam yaz. Osmanlı zaten gazoistik, ayrıntıcı. Uşan kuşun, sineğin, arının, tırtık takıb bir yazıyor. Niye? Vergi alacak çünkü onlardan. Bilin. Sonra Reis-ül Küttap buna yardımcıydı. Ayrıldı. İlerleyen süreçte ne oldu? Hariciye, yani dışişleri bakanı oldu. E, Defterdar da adı üzerinde maliye. Damat, anladın? Hazinenin anahtarı kimde? Defterdar'da. Al, merkez karar alır, taşradakiler uygular. Aynısı günümüz içinde geçerli. Anlaştık? Nokta. Sorularım? Soru, "Hangisi İlmiye'den değildir?" değil mi? Şeyhülislam, Kazasker, Kadı, Müderris, Defterdar. Ya dikkat ettiğinde ezberleme, dikkat ettiğinde vallahi çıkıyor. Tamam? Peki, beraberinde continue. Aha, Divan toplantısı. İşte aha burası. Seyfiye böyle lüleburgaz bardağı gibi dikilmişler. Tamam? Aha burası Seyfiye, aha burası İlmiye, aha burası Kalemiye, yaz kızları. Tamam? Ah, burada padişah da olabilir, Sadrazam da olabilir. Buna eğer Sadrazam dersek, Fatih'e kadar şey başkanlık ediyor. Eee, padişah başkanlık ediyor. Fatih'ten sonra padişah gitmiyor. Sadrazam. Padişah da şurada gördüğüm bu cam, tamam mı? Kasr-ı Adıl denilen yerden buradan dinliyor. Bunların tamamını Osmanlı ne için yapıyor? Tek bir kelime: Merkezi otoriteyi korumak için yapıyor. Anladın? Osmanlı ne yapmışsa bunu buradan aldı, buraya koydu. Sebep? Osmanlı şu Sadrazamı, şu veziri idam etti. Niye? Merkezi otoriteyi korumak için abim. Bitti bu kadar. Anlaştık? Ezberleme, mantığını anlayın. Burada da genelde Seyfiye'nin borsası niye kalabalık? Kesim orası. Askeri bürokrasi birazcık daha ne basıyor? Ağır basıyor. Bunların sayısını azalttılar ki Divan daha bürokratik, daha kalematik hale gelsin diye. Bak, geniş açıyla baktığın zaman görüyorsun. Aynısı günümüzde şey işte, eee, TBMM, kurultay da böyleydi. Şu düzenin bile bir adı var. Mesela kurultaydaki oturma düzeninin adı nedir? Orun diyorlar. İşte üç tür, dört tür de mesela bunu soruyor. Orun. Neymiş bu kurultaydaki, kurultaydaki oturma düzeni. Günümüzdeki adı ne bunun? Protokol diyorsunuz buna. Protokol. Bir devlet erkanı bir toplantı moplantı bir şey yapacağı zaman kimin nerede duracağı, ne olacağı belli, değil mi? E, bu işte bunun adı. Anlaştık? Peki, beraberinde devam ettim. Hah, taşra yönetiminde ise mesela bak. Taşra'da da bileceğimiz neyi bileceğiz? Osmanlı Devleti geniş bir coğrafyaya hükmediyor, değil mi lan? Üç buçuk kıtaya hükmediyor. Adam yönetimi kolaylaştırmak için bölmüş. Ne? İşte ülkesini bölmüş. Ne? Eyaletlere. Başına Beylerbeyi göndermiş. Sancaklara başına Sancak Beyi'ni göndermiş. Kaza, karye, köy falan diye bölmüş. Anlaştık? Bunu niye yapıyor? Yönetimi kolaylaştırmak için. Ama Abdülaziz zamanında Vilayet Nizamnamesi ile burayı yeniden şekillendirdiler. Tamam mı? Eyaletler, eyaletler vilayet olarak değiştirildi. Sancaklar, liva olarak değiştirildi. Kaza, aynı kaza olarak kaldı. Köy, aynı köy olarak kaldı. Arada bir tane de ne çıkardılar? Nahiye çıkardılar. Bu değişiklik kimin zamanında oldu? Abdülaziz zamanında oldu. Böyle soruyor işte. Kim neydi, ne ne yaptı? Değil. Hangisi Mahmut dönemi gelişmesi değildir? Vilayet Nizamnamesi değil. İşte böyle soruyor. Bizim öğrenci şunları ezberleyeceğim duruyor. Hocam, köyün olmuş mu? Ol. Ya sen şimdi kendi köyünde kim ne var, kim yoksa onu biliyorsun da burayı mı ezberleyeceksin? Kurban oldum ya. Yani boğulmayın. Genelini bilin yeterli. Sizin için. Beraberinde işte bölmüş, salad, saldesiz falan diye. Mesela orduda mesela merkez ordusu, kar ordusu. Bak hiç bunlardan mesela bak Yeniçeri'nin Selçuk'daki gulam muhabbeti. İşte es geçtiğim yer. Aldıkları maaşa ne deniliyor? Ulufe deniliyor. Cülus denilen padişah tahta çıktığında para alıyor mu? Alıyor, değil mi? Pençik, beşesirden biri sonradan neye döndürülüyor? Devşirme sistemine döndürülüyor. Anladın? İstediği özelliklere sahip gayrimüslim çocuklarını, Müslüman değil ama gayrimüslim çocuklarını alıp yetiştirip üst düzey hizmetlerde kullanıyor. Soru şu, niye Türk'ün çocuğunu almıyor da gayrimüslim çocuğunu alıp en tepeye kadar çıkarıyor? Niye? Beni öldürüp de başa geçmesinler diye. Tek bir amaç var: Merkezi otoriteyi korumak. Bilin, değil mi? Çıkma denilen sistemle bunlar neymiş? İşte okullarından mezun oluyorlar, değil mi? Bir de bunların mesela Yeniçerilerin şeyini sorduydu, eee, bağlı olduğu tarikatı sorduydu. Mesela bunlar nereye bağlı? Üçler, yediler, kırklar. Hu diyelim. Hu hu demine devrende. Celle celalühü, celiül cabbar, halikul leylü ve nehar, zül celal birdir. Allah birdir. Anın birliğine Allah Allah diyor. İşte bak, Bektaşi tarikatından kaldırıldı. Geçen sene bunu sordu ya. Millet neyi ezberliyordu? Adam neyle geldi? Bir gerek yok yani. Hani tamam. Bu kapı kulları da kapı kulu. Kimin kapısının kulu? Padişahın kapısının kulu. Bunlar özel askerler. Bunlar has kime has? Padişah. Hassa dedikleriniz. Anladın? Bunlar bölünmüşler. Sahalar, silahlar, sağ, solfeciler, sağ, sol garipler diye. Öbür tarafta acemiler, yeni şeyler, cebeciler. Şu cebecilerle takıntılı. Cebeciler ordunun silah yapımı, zırh. Bunları soruyor. Hangi eşleştirmesi yanlıştır diyor mesela. Lağımcılar mesela lağım şey kazıyor, tünel kazıyor. Soru, soru. Osmanlı Devleti ilerleyen süreçte baktı ki işler yolunda gitmiyor. Tamam mı? Mesela ıslahatlar yapacak oldu. Hangisini yapmamıştır diye soruyor. Şimdi ıslahatlar ne zaman başladı? 1600'lerde, 1700'lerde, değil mi? Hah, neyi yapmış? Topçu Ocağı kurmuş olabilirler mi? Hayır abim. Topçu Ocağı bir Murat'tan beri var mı? Var. Kuruluştan beri var mı? Var. Anladın? Kaldırdı bunu sordu. Hangisi işte dağılma dönemi ıslahatlarından bile olamaz. Mühendishane-i Bahr-i Hümayun, Berri Hümayun o dönem. Anladın mı? Neyim, Sekban-ı Cedid, Eşkine Ocağı o dönem. Ama Topçu Ocağı kuruluştan beri var. Bak dikkat ettiğinde küçük nüans ama yakalayabiliyor musun? Yakalayabiliyorsun. Bostancıları da şey olsun diye anlattıydım ben. Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem Yenge ile Hasbahçe'de gezerken tamam mı? Böyle biri saldırıya geçti, değil mi? Kimi saldırır? Kim kimin olur? Sarayı koruyanlar kimmiş? Saray muhafızları Bostancılarmış. Bostancılar nöbetçiler dediği anda pışt, hemen gelirler miş. Anlaştık? Bilin. Çıktı bu da. Bilin. Taşra ordusu. Burada ben neyi bileceğim? İkta sistemi, tımar. Ben bunu bileceğim. Selçuk'daki ikta, Osmanlı'daki tımar. Öğrenci buraları ezberleyecek diyor. Şu 2014'te ÖSYM kaldırdı. Makedonya'daki at bakıcısına ne denir diye sordu. Voynak, toynak diyorduk da la kurban olduğum. Bilinecek soru mu ya? Herkes hapıştı kaldı yani. Hani ondan sonrasında millette bir tarih travması oluştu. Zor gelecek, zor gelecek, onu soracak, bunu soracak falan falan. Ansız çalışan öğrenci biliyorum ben ya. Sonra soru, "Hangisi Osmanlı ordusundandır?" falan diye soruyor. Böyle. E, şimdi öğrenci diyor ki, "Ulan bu soru bu kadar kolay olamaz." Niye? O bunların hepsini, Mortoloslar kim, cerahorlar kim, levantenler kim? Hepsini ezberlemiş yani. Ya ben mesela derse girdiğimiz zaman, seminerlere gittiğimiz zaman soruyorum ben. Diyorum ki, "Osmanlı tarihini alacağım." Diyorum. Peki diyorum, "Şunları dedim biliyor musunuz?" Osmanlı ordusunu yamyamların yediği savaş. E, peki, peki, peki. Acayip acayip sorular soruyorum ben. Millet diyor ki, "Ana, neymiş lan demişler." Lan Bombasa Muharebesi. Sana ne kurban olduğumun ya? Nerede? MEB'in kitabında geçmez. Orada geçmez, burada geçmez. Millet bunların peşine düşmüş ya. Sorarsa diyor. Aynı şeye benziyor işte. Nasrettin Hoca'nın, "Göl maya çalıyorum." Göl oruçluysa. La oğlum, böyle bir şey yok la kurban olduğum. Boğulmayın la. Hah, tamam. Genelini bilin yeterli. Buradan ama Yeniçeri, Tımarlı Sipahi, bu ikisinin ayrı olduğunu bilin. Bunlar nerede? Bunlar merkezde. Bunlar nerede? Bunlar taşrada, eyalette. Merkezin dışında kalan taşradır. Bunlar kapı kulu diye geçiyor. Bunlar Türk değil, teknik olarak neler? Devşirmeler. Ama ilerleyen süreçte Türklerden de alınacak mı? Türklerden alınacak. Bunlara ulufe denilen ne verilir? Yaz lan. Ulufe denilen maaş verilir. Cülus denilen ne alırlar mesela? Cülus denilen bahşiş alırlar, değil mi? Bektaşi tarikatına üyeler. Peki bunların sayısı çok mudur, az mıdır? Azdır. Bunlar özel kuvvetler. Ama taşra asker. Bunlar bizim bildiğin Tımarlı Sipahiler. Anlaştık? Bunlar abiciğim halis mulis Türkler. Halis Mis Türkler. Bunlara hazineden maaş yok. Hazineden maaş verilmiyor. Ne veriliyor bunlara? Bulundukları bölgedeki toprağın geliri maaş karşılığı verilir. Bu da kimine üç dönüm, kimine beş dönüm, kimine on dönüm. Niye böyle? Rütbe ve dereceye göre verilir. Anlaştık? Peki, bunlar öyle ulufe denilen maaş almıyor. Toprağın geliri belirliyor. Cülus denilen maaş hiç almıyor. Niye? Bunlar subay statüsünde. Bunlar bildiğin er. Peki bunlar azsa, ordunun en kalabalık kesimi de neresi? Ordunun en kalabalık kesimi de burası. Peki Yeniçeri Ocağı ne zaman kaldırıldı? Vaka-i Hayriye ile kaldırıldı, değil mi? Mahmut kaldırdı. Peki tımar ne zaman kaldırıldı? Tımar o da gene Mahmut'la beraber kaldırıldı. Ama yerlerine bir şeyler getirelim dediler ama tuttu mu, tutmadı mı? Nin Davut tutmadı, tutmadı, tutmadı. Devam. Beraberinde şu tımarın faydaları. Bak, toprağı köylüye ver. Ver vergi al. Alıyoruz ya. Böylece üretimde süreklilik sağlanır mı? Sağlanır. Piyasada ürün, mal bol olur mu? Bunun bir adı var. Ne onun adı? İaşet. Halka, dünyadan haberi yok ama adaleti koyduk ortasına. Bitti gitti abim bu kadar. Şimdi artık şeyi de değiştirdik. Her akşam güneşin battığı yerden gözlerin doğuyor gecelerime demiyoruz. Ne diyoruz? Sırtım yere gelmedi halen. Gelsin diye uğraşır. Halen beni ben yapan bu hırs ve iradem. Yo deyip devam edeceğiz. Al, beraberinde Osmanlı yönetim, merkez teşkilatı. Kardeş, bir kere balık baştan kokar. Osmanlı tam bir monarşiyle yönetiliyor mu? Yönetiliyor. Padişah dediği dedik, çaldığı düdük mü? Düdük. Üç "y"nin hepsi de onda mı? Yasama, yürütme, yargı. Her şey kimde? Her şey onda. Doğru mu? Dediği dedik, çaldığı düdük. Ama padişah merkezde bu yasama, yürütme, yargısını taşrada paylaşıyor. Nasıl? Nasıl? Gel şimdi gel. Taşra. Mesela eyaletin başındaki Beylerbeyi, merkezdeki padişah adına, merkezdeki İstanbul'daki padişah adına hangi yetkiyi kullanır? Yürütmeyi kullanır. Doğru mu? Peki sancağın başındaki Sancak Beyi neyi kullanır? Yürütmeyi kullanır. Peki padişah adına, padişah adına Kadı, yasama, yürütme, yargıdan hangisini kullanır? Yargı yetkisini kullanır. Demek ki bizde merkezde güçler birliği var ama taşrada ne var? Kısmen güçler ayrılığı var mı? Yürütme birinde, yargı birinde. İkisi de kime bağlı? Padişaha bağlı. Mantığı anladın mı? Yattı mı aklınıza? Ve Osmanlı'da yargı teknik olarak bağımsız. Kadı asker doğrudan padişaha da bağlı değil. Kadı askere bağlı ama kadının verdiği hükme Beylerbeyi, Sancak Beyi karışabiliyor mu? Karışamıyor. Bak, devlet yönetimini bil. Bunu da böyle çok anlattık. Bunu da evvelli senelerde sordu. Şimdi geldim neye? Merkez teşkilatına. Monarşi var. Yasama, yürütme, yargı var. Aynı zamanda Osmanlı'da teokrasi de var mı? Teokrasi de var. Yani dine dayalı yönetim. En başından var. Yavuz'la beraber zaten ne yapacak? Pik yapacak, en üste ulaşacak. Ama burada klasik kut anlayışı da var mı? Var. Lakin kut anlayışı bir tek Memlükler'de yok. Bizde tamam. Kut anlayışına İslami bir ayar çakıldı. Ne çakıldı? Kut anlayışına artık gökten Tengkri değil, Allah celle celalühü gönderiyor dendi. Tamam? İlahi kelimetullah, emri bil maruf, nehyanil münker, devlet-i aliye, devlet-i ebet müddet. Ve en önemli kavramlardan birisi Fatih'le beraber gelen Nizam-ı Alem. Hah! Alemlere, dünyaya ne getireceğiz? Nizam getireceğiz. Bizim işimiz odur. Raconu biz keseriz. Raconu biz koymadık ama biz uygul. Oğlum, iyi bağlıyoruz vallahi ha. Bak, beraberinde birinci Murat bu kutu ayar çaktı. Ne dedi? "Ülke hanedanın tamamı erkeklerin idi, değil mi? Hayır, ülke hanedanın değil, padişah ve oğullarındır." dedi. Bir anda kardeşlerini, yiğenlerini, amcalarını, amcaoğullarını ne etti? Tasfiye etti. Anladın? Ülke padişahın oldu dedi. Sonra Fatih'le beraber bir ayar daha çakıldı. Fatih dedi ki, "Ve her kimesine evladımdan saltanat müyesser ola, Nizam-ı Alem için." Ne için? Ne için? Nizam-ı Alem için. Kardaşın katli caiz ola dedi. Devletin devamı, Nizam-ı Alem için kardeş katli yasaldır dedi. Ama hala başa geçecek kim belli değil. İlla ne çıkacak? İlla o taht kavgası çıkacak. Film nerede koptu? Film birinci Ahmet'le beraber koptu. Ekberiyet, Erşet sistemi dediğiniz bir olayla Ahmet düşme dedik. Ahmet Ekberiyet sistemini getirdi. İşte burayı soruyor. Bak bu Ekberiyet, en yaşlı, en olgun sistemi şeyde var mı? Asya Hunları'nda var mı? Mete'de var mı? Teoman'da var mı? İlde de var mı? Yok. Ne zaman çıkmış? Ta 1600'lerde çıkmış. İşte 2024 lisans sorusu buydu. İşte bu kanka kanka zamanında böyle böyle olmuş. Ülkeyi batı kanadını, doğu kanadını, amca sistemi böyle falan yönetmiş, falan falan falan. Hangisi vardır diye sordular. Ülke hanedanın ortak malıdır anlayışı devam ediyor. Federal yönetim doğu, batı devam ediyor. Ama en yaşlı, uygun mu başa geçiyor? Hayır abiciğim. O ta ne zaman ta? Osmanlı'da. Bilin. Anlaştık? Bilin. Yavuz'la beraber de halifelik geldi mi? Geldi. Merkezden yönetim var. Osmanlı'da Trablusgarp'a bir ağaç dikeceksin. Kafana göre dikebilir misin? Dikemez misin? Dikemem. Merkezden ne alman lazım? İzin alman lazım. Bu da bürokrasiyi arttırır. Tamam? Yerel çözümlere müsaade etmiyor. Tamam? Ve sonrasında merkezde bir de ne var? Divan-ı Divan-ı Hümayun var. Doğru mu? Aha, İslam öncesindeki Kurultay, Selçuk'daki Divan-ı Saltanat, Osmanlı'da Divan-ı Hümayun. Günümüzde TBMM'ye dönmüş, değil mi? TBMM gibi, bakanlar kurulu gibi. Seyfiye, İlmiye, Kalemiye üçe bölmüş. Osmanlı Seyfiye, askerler, askeri bürokrasi elinde neyle gezenler? Elinde kılıçla gezenler. Sadrazam, Pargalı İbrahim mesela. Bak elinde kılıç da var, mühür de var. Askeri bürokrat. Anladın? Vezirler, bakanlar, yardımcıları. Yeniçeri Ağası zaten asker, değil mi? Kaptan-ı Derya, donanma komutanı zaten asker. Beraberinde İlmiye, din, hukuk, eğitim işleri. Elli kere sordu. Genelde sorarsa da zaten burayı soruyor. Şimdi bunların elinde kılıç var. İlmiyenin elinde de ne var? Aziz, Kur'an-ı Kerim var. Din işleri neye göre? Kur'an'a göre. Hukuk, eğitim neye göre? Şeriata, Kur'an'a göre, değil mi? Şeyhülislam, din işlerinin başında mı? Din işleri kimden soruluyor? Şeyhülislam'dan. Kazasker, hem adaletin hem de eğitimin sorumlusu. Nasıl yani hocam? Adaletten sorumlu, adalet bakanı. Kadıların atamasını kim yapıyor? Bu adam yapıyor. Eğitimden sorumlu, Milli Eğitim Bakanı. Nasıl? Çünkü müderrislerin atamasını bu yapıyor. Oldu ki bir davan var, değil mi? Kadıya gittin, kadı çözemedi, temyiz hakkı istiyorsun. Nereye geliyorsun? Kazasker'e geliyorsun. İşte kadının verdiği hükme Sancak Beyi, Beylerbeyi, padişah falan bunların hiçbirisi karışamıyor. Anladın mı? Adalet, yargı bağımsız Osmanlı'da. Tamam? Bir de şu Nakıb-ı Eşraf, Seyyid Şeriflerin özlük işlerini tamamlayan eee kişilerdir. Bunu da sosyal medya riyasetlerinde falan sordu. Al, İlmiye en çok da sorulan kimdir? En çok da sorulan Kazaskerdir. Niye? Çünkü Kazasker ya atlıyor öğrenci askere diye. Oğlum, gaz maz ama asker diyorsun, işte ha. Ben bu adamın askerlikle zerre alakası bile yok. Düşeceğin yeri söylüyorum sana. Ah, beraberinde Kalemiye, ellerinde kalem var. Sivil bürokrasi. Osmanlı'nın yaz kızları diyorum işte ben. Nişancı, dört "T" görevi var. Ne onlar? Bu tuğrayı, padişah imzasını bu çekiyor. Tımar kayıtlarını bu tutuyor. Anladın mı? Tapu kayıtlarını bu tutuyor. Yani tahriri de bu yaptırıyor. Tahrir, fethedilen bölgedeki her şeyin sayılıp kayıt altına alınması, değil mi? Ulan bu adamın işi biter mi? Yaz babam yaz. Osmanlı zaten gazoistik, ayrıntıcı. Uşan kuşun, sineğin, arının, tırtık takıb bir yazıyor. Niye? Vergi alacak çünkü onlardan. Bilin. Sonra Reis-ül Küttap buna yardımcıydı. Ayrıldı. İlerleyen süreçte ne oldu? Hariciye, yani dışişleri bakanı oldu. E, Defterdar da adı üzerinde maliye. Damat, anladın? Hazinenin anahtarı kimde? Defterdar'da. Al, merkez karar alır, taşradakiler uygular. Aynısı günümüz içinde geçerli. Anlaştık? Nokta. Sorularım? Soru, "Hangisi İlmiye'den değildir?" değil mi? Şeyhülislam, Kazasker, Kadı, Müderris, Defterdar. Ya dikkat ettiğinde ezberleme, dikkat ettiğinde vallahi çıkıyor. Tamam? Peki, beraberinde continue. Aha, Divan toplantısı. İşte aha burası. Seyfiye böyle lüleburgaz bardağı gibi dikilmişler. Tamam? Aha burası Seyfiye, aha burası İlmiye, aha burası Kalemiye, yaz kızları. Tamam? Ah, burada padişah da olabilir, Sadrazam da olabilir. Buna eğer Sadrazam dersek, Fatih'e kadar şey başkanlık ediyor. Eee, padişah başkanlık ediyor. Fatih'ten sonra padişah gitmiyor. Sadrazam. Padişah da şurada gördüğüm bu cam, tamam mı? Kasr-ı Adıl denilen yerden buradan dinliyor. Bunların tamamını Osmanlı ne için yapıyor? Tek bir kelime: Merkezi otoriteyi korumak için yapıyor. Anladın? Osmanlı ne yapmışsa bunu buradan aldı, buraya koydu. Sebep? Osmanlı şu Sadrazamı, şu veziri idam etti. Niye? Merkezi otoriteyi korumak için abim. Bitti bu kadar. Anlaştık? Ezberleme, mantığını anlayın. Burada da genelde Seyfiye'nin borsası niye kalabalık? Kesim orası. Askeri bürokrasi birazcık daha ne basıyor? Ağır basıyor. Bunların sayısını azalttılar ki Divan daha bürokratik, daha kalematik hale gelsin diye. Bak, geniş açıyla baktığın zaman görüyorsun. Aynısı günümüzde şey işte, eee, TBMM, kurultay da böyleydi. Şu düzenin bile bir adı var. Mesela kurultaydaki oturma düzeninin adı nedir? Orun diyorlar. İşte üç tür, dört tür de mesela bunu soruyor. Orun. Neymiş bu kurultaydaki, kurultaydaki oturma düzeni. Günümüzdeki adı ne bunun? Protokol diyorsunuz buna. Protokol. Bir devlet erkanı bir toplantı moplantı bir şey yapacağı zaman kimin nerede duracağı, ne olacağı belli, değil mi? E, bu işte bunun adı. Anlaştık? Peki, beraberinde devam ettim. Hah, taşra yönetiminde ise mesela bak. Taşra'da da bileceğimiz neyi bileceğiz? Osmanlı Devleti geniş bir coğrafyaya hükmediyor, değil mi lan? Üç buçuk kıtaya hükmediyor. Adam yönetimi kolaylaştırmak için bölmüş. Ne? İşte ülkesini bölmüş. Ne? Eyaletlere. Başına Beylerbeyi göndermiş. Sancaklara başına Sancak Beyi'ni göndermiş. Kaza, karye, köy falan diye bölmüş. Anlaştık? Bunu niye yapıyor? Yönetimi kolaylaştırmak için. Ama Abdülaziz zamanında Vilayet Nizamnamesi ile burayı yeniden şekillendirdiler. Tamam mı? Eyaletler, eyaletler vilayet olarak değiştirildi. Sancaklar, liva olarak değiştirildi. Kaza, aynı kaza olarak kaldı. Köy, aynı köy olarak kaldı. Arada bir tane de ne çıkardılar? Nahiye çıkardılar. Bu değişiklik kimin zamanında oldu? Abdülaziz zamanında oldu. Böyle soruyor işte. Kim neydi, ne ne yaptı? Değil. Hangisi Mahmut dönemi gelişmesi değildir? Vilayet Nizamnamesi değil. İşte böyle soruyor. Bizim öğrenci şunları ezberleyeceğim duruyor. Hocam, köyün olmuş mu? Ol. Ya sen şimdi kendi köyünde kim ne var, kim yoksa onu biliyorsun da burayı mı ezberleyeceksin? Kurban oldum ya. Yani boğulmayın. Genelini bilin yeterli. Sizin için. Beraberinde işte bölmüş, salad, saldesiz falan diye. Mesela orduda mesela merkez ordusu, kar ordusu. Bak hiç bunlardan mesela bak Yeniçeri'nin Selçuk'daki gulam muhabbeti. İşte es geçtiğim yer. Aldıkları maaşa ne deniliyor? Ulufe deniliyor. Cülus denilen padişah tahta çıktığında para alıyor mu? Alıyor, değil mi? Pençik, beşesirden biri sonradan neye döndürülüyor? Devşirme sistemine döndürülüyor. Anladın? İstediği özelliklere sahip gayrimüslim çocuklarını, Müslüman değil ama gayrimüslim çocuklarını alıp yetiştirip üst düzey hizmetlerde kullanıyor. Soru şu, niye Türk'ün çocuğunu almıyor da gayrimüslim çocuğunu alıp en tepeye kadar çıkarıyor? Niye? Beni öldürüp de başa geçmesinler diye. Tek bir amaç var: Merkezi otoriteyi korumak. Bilin, değil mi? Çıkma denilen sistemle bunlar neymiş? İşte okullarından mezun oluyorlar, değil mi? Bir de bunların mesela Yeniçerilerin şeyini sorduydu, eee, bağlı olduğu tarikatı sorduydu. Mesela bunlar nereye bağlı? Üçler, yediler, kırklar. Hu diyelim. Hu hu demine devrende. Celle celalühü, celiül cabbar, halikul leylü ve nehar, zül celal birdir. Allah birdir. Anın birliğine Allah Allah diyor. İşte bak, Bektaşi tarikatından kaldırıldı. Geçen sene bunu sordu ya. Millet neyi ezberliyordu? Adam neyle geldi? Bir gerek yok yani. Hani tamam. Bu kapı kulları da kapı kulu. Kimin kapısının kulu? Padişahın kapısının kulu. Bunlar özel askerler. Bunlar has kime has? Padişah. Hassa dedikleriniz. Anladın? Bunlar bölünmüşler. Sahalar, silahlar, sağ, solfeciler, sağ, sol garipler diye. Öbür tarafta acemiler, yeni şeyler, cebeciler. Şu cebecilerle takıntılı. Cebeciler ordunun silah yapımı, zırh. Bunları soruyor. Hangi eşleştirmesi yanlıştır diyor mesela. Lağımcılar mesela lağım şey kazıyor, tünel kazıyor. Soru, soru. Osmanlı Devleti ilerleyen süreçte baktı ki işler yolunda gitmiyor. Tamam mı? Mesela ıslahatlar yapacak oldu. Hangisini yapmamıştır diye soruyor. Şimdi ıslahatlar ne zaman başladı? 1600'lerde, 1700'lerde, değil mi? Hah, neyi yapmış? Topçu Ocağı kurmuş olabilirler mi? Hayır abim. Topçu Ocağı bir Murat'tan beri var mı? Var. Kuruluştan beri var mı? Var. Anladın? Kaldırdı bunu sordu. Hangisi işte dağılma dönemi ıslahatlarından bile olamaz. Mühendishane-i Bahr-i Hümayun, Berri Hümayun o dönem. Anladın mı? Neyim, Sekban-ı Cedid, Eşkine Ocağı o dönem. Ama Topçu Ocağı kuruluştan beri var. Bak dikkat ettiğinde küçük nüans ama yakalayabiliyor musun? Yakalayabiliyorsun. Bostancıları da şey olsun diye anlattıydım ben. Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem Yenge ile Hasbahçe'de gezerken tamam mı? Böyle biri saldırıya geçti, değil mi? Kimi saldırır? Kim kimin olur? Sarayı koruyanlar kimmiş? Saray muhafızları Bostancılarmış. Bostancılar nöbetçiler dediği anda pışt, hemen gelirler miş. Anlaştık? Bilin. Çıktı bu da. Bilin. Taşra ordusu. Burada ben neyi bileceğim? İkta sistemi, tımar. Ben bunu bileceğim. Selçuk'daki ikta, Osmanlı'daki tımar. Öğrenci buraları ezberleyecek diyor. Şu 2014'te ÖSYM kaldırdı. Makedonya'daki at bakıcısına ne denir diye sordu. Voynak, toynak diyorduk da la kurban olduğum. Bilinecek soru mu ya? Herkes hapıştı kaldı yani. Hani ondan sonrasında millette bir tarih travması oluştu. Zor gelecek, zor gelecek, onu soracak, bunu soracak falan falan. Ansız çalışan öğrenci biliyorum ben ya. Sonra soru, "Hangisi Osmanlı ordusundandır?" falan diye soruyor. Böyle. E, şimdi öğrenci diyor ki, "Ulan bu soru bu kadar kolay olamaz." Niye? O bunların hepsini, Mortoloslar kim, cerahorlar kim, levantenler kim? Hepsini ezberlemiş yani. Ya ben mesela derse girdiğimiz zaman, seminerlere gittiğimiz zaman soruyorum ben. Diyorum ki, "Osmanlı tarihini alacağım." Diyorum. Peki diyorum, "Şunları dedim biliyor musunuz?" Osmanlı ordusunu yamyamların yediği savaş. E, peki, peki, peki. Acayip acayip sorular soruyorum ben. Millet diyor ki, "Ana, neymiş lan demişler." Lan Bombasa Muharebesi. Sana ne kurban olduğumun ya? Nerede? MEB'in kitabında geçmez. Orada geçmez, burada geçmez. Millet bunların peşine düşmüş ya. Sorarsa diyor. Aynı şeye benziyor işte. Nasrettin Hoca'nın, "Göl maya çalıyorum." Göl oruçluysa. La oğlum, böyle bir şey yok la kurban olduğum. Boğulmayın la. Hah, tamam. Genelini bilin yeterli. Buradan ama Yeniçeri, Tımarlı Sipahi, bu ikisinin ayrı olduğunu bilin. Bunlar nerede? Bunlar merkezde. Bunlar nerede? Bunlar taşrada, eyalette. Merkezin dışında kalan taşradır. Bunlar kapı kulu diye geçiyor. Bunlar Türk değil, teknik olarak neler? Devşirmeler. Ama ilerleyen süreçte Türklerden de alınacak mı? Türklerden alınacak. Bunlara ulufe denilen ne verilir? Yaz lan. Ulufe denilen maaş verilir. Cülus denilen ne alırlar mesela? Cülus denilen bahşiş alırlar, değil mi? Bektaşi tarikatına üyeler. Peki bunların sayısı çok mudur, az mıdır? Azdır. Bunlar özel kuvvetler. Ama taşra asker. Bunlar bizim bildiğin Tımarlı Sipahiler. Anlaştık? Bunlar abiciğim halis mulis Türkler. Halis Mis Türkler. Bunlara hazineden maaş yok. Hazineden maaş verilmiyor. Ne veriliyor bunlara? Bulundukları bölgedeki toprağın geliri maaş karşılığı verilir. Bu da kimine üç dönüm, kimine beş dönüm, kimine on dönüm. Niye böyle? Rütbe ve dereceye göre verilir. Anlaştık? Peki, bunlar öyle ulufe denilen maaş almıyor. Toprağın geliri belirliyor. Cülus denilen maaş hiç almıyor. Niye? Bunlar subay statüsünde. Bunlar bildiğin er. Peki bunlar azsa, ordunun en kalabalık kesimi de neresi? Ordunun en kalabalık kesimi de burası. Peki Yeniçeri Ocağı ne zaman kaldırıldı? Vaka-i Hayriye ile kaldırıldı, değil mi? Mahmut kaldırdı. Peki tımar ne zaman kaldırıldı? Tımar o da gene Mahmut'la beraber kaldırıldı. Ama yerlerine bir şeyler getirelim dediler ama tuttu mu, tutmadı mı? Nin Davut tutmadı, tutmadı, tutmadı. Devam. Beraberinde şu tımarın faydaları. Bak, toprağı köylüye ver. Ver vergi al. Alıyoruz ya. Böylece üretimde süreklilik sağlanır mı? Sağlanır. Piyasada ürün, mal bol olur mu? Bunun bir adı var. Ne onun adı? İaşet. Halka, dünyadan haberi yok ama adaleti koyduk ortasına. Bitti gitti abim bu kadar. Şimdi artık şeyi de değiştirdik. Her akşam güneşin battığı yerden gözlerin doğuyor gecelerime demiyoruz. Ne diyoruz? Sırtım yere gelmedi halen. Gelsin diye uğraşır. Halen beni ben yapan bu hırs ve iradem. Yo deyip devam edeceğiz. Al, beraberinde Osmanlı yönetim, merkez teşkilatı. Kardeş, bir kere balık baştan kokar. Osmanlı tam bir monarşiyle yönetiliyor mu? Yönetiliyor. Padişah dediği dedik, çaldığı düdük mü? Düdük. Üç "y"nin hepsi de onda mı? Yasama, yürütme, yargı. Her şey kimde? Her şey onda. Doğru mu? Dediği dedik, çaldığı düdük. Ama padişah merkezde bu yasama, yürütme, yargısını taşrada paylaşıyor. Nasıl? Nasıl? Gel şimdi gel. Taşra. Mesela eyaletin başındaki Beylerbeyi, merkezdeki padişah adına, merkezdeki İstanbul'daki padişah adına hangi yetkiyi kullanır? Yürütmeyi kullanır. Doğru mu? Peki sancağın başındaki Sancak Beyi neyi kullanır? Yürütmeyi kullanır. Peki padişah adına, padişah adına Kadı, yasama, yürütme, yargıdan hangisini kullanır? Yargı yetkisini kullanır. Demek ki bizde merkezde güçler birliği var ama taşrada ne var? Kısmen güçler ayrılığı var mı? Yürütme birinde, yargı birinde. İkisi de kime bağlı? Padişaha bağlı. Mantığı anladın mı? Yattı mı aklınıza? Ve Osmanlı'da yargı teknik olarak bağımsız. Kadı asker doğrudan padişaha da bağlı değil. Kadı askere bağlı ama kadının verdiği hükme Beylerbeyi, Sancak Beyi karışabiliyor mu? Karışamıyor. Bak, devlet yönetimini bil. Bunu da böyle çok anlattık. Bunu da evvelli senelerde sordu. Şimdi geldim neye? Merkez teşkilatına. Monarşi var. Yasama, yürütme, yargı var. Aynı zamanda Osmanlı'da teokrasi de var mı? Teokrasi de var. Yani dine dayalı yönetim. En başından var. Yavuz'la beraber zaten ne yapacak? Pik yapacak, en üste ulaşacak. Ama burada klasik kut anlayışı da var mı? Var. Lakin kut anlayışı bir tek Memlükler'de yok. Bizde tamam. Kut anlayışına İslami bir ayar çakıldı. Ne çakıldı? Kut anlayışına artık gökten Tengkri değil, Allah celle celalühü gönderiyor dendi. Tamam? İlahi kelimetullah, emri bil maruf, nehyanil münker, devlet-i aliye, devlet-i ebet müddet. Ve en önemli kavramlardan birisi Fatih'le beraber gelen Nizam-ı Alem. Hah! Alemlere, dünyaya ne getireceğiz? Nizam getireceğiz. Bizim işimiz odur. Raconu biz keseriz. Raconu biz koymadık ama biz uygul. Oğlum, iyi bağlıyoruz vallahi ha. Bak, beraberinde birinci Murat bu kutu ayar çaktı. Ne dedi? "Ülke hanedanın tamamı erkeklerin idi, değil mi? Hayır, ülke hanedanın değil, padişah ve oğullarındır." dedi. Bir anda kardeşlerini, yiğenlerini, amcalarını, amcaoğullarını ne etti? Tasfiye etti. Anladın? Ülke padişahın oldu dedi. Sonra Fatih'le beraber bir ayar daha çakıldı. Fatih dedi ki, "Ve her kimesine evladımdan saltanat müyesser ola, Nizam-ı Alem için." Ne için? Ne için? Nizam-ı Alem için. Kardaşın katli caiz ola dedi. Devletin devamı, Nizam-ı Alem için kardeş katli yasaldır dedi. Ama hala başa geçecek kim belli değil. İlla ne çıkacak? İlla o taht kavgası çıkacak. Film nerede koptu? Film birinci Ahmet'le beraber koptu. Ekberiyet, Erşet sistemi dediğiniz bir olayla Ahmet düşme dedik. Ahmet Ekberiyet sistemini getirdi. İşte burayı soruyor. Bak bu Ekberiyet, en yaşlı, en olgun sistemi şeyde var mı? Asya Hunları'nda var mı? Mete'de var mı? Teoman'da var mı? İlde de var mı? Yok. Ne zaman çıkmış? Ta 1600'lerde çıkmış. İşte 2024 lisans sorusu buydu. İşte bu kanka kanka zamanında böyle böyle olmuş. Ülkeyi batı kanadını, doğu kanadını, amca sistemi böyle falan yönetmiş, falan falan falan. Hangisi vardır diye sordular. Ülke hanedanın ortak malıdır anlayışı devam ediyor. Federal yönetim doğu, batı devam ediyor. Ama en yaşlı, uygun mu başa geçiyor? Hayır abiciğim. O ta ne zaman ta? Osmanlı'da. Bilin. Anlaştık? Bilin. Yavuz'la beraber de halifelik geldi mi? Geldi. Merkezden yönetim var. Osmanlı'da Trablusgarp'a bir ağaç dikeceksin. Kafana göre dikebilir misin? Dikemez misin? Dikemem. Merkezden ne alman lazım? İzin alman lazım. Bu da bürokrasiyi arttırır. Tamam? Yerel çözümlere müsaade etmiyor. Tamam? Ve sonrasında merkezde bir de ne var? Divan-ı Divan-ı Hümayun var. Doğru mu? Aha, İslam öncesindeki Kurultay, Selçuk'daki Divan-ı Saltanat, Osmanlı'da Divan-ı Hümayun. Günümüzde TBMM'ye dönmüş, değil mi? TBMM gibi, bakanlar kurulu gibi. Seyfiye, İlmiye, Kalemiye üçe bölmüş. Osmanlı Seyfiye, askerler, askeri bürokrasi elinde neyle gezenler? Elinde kılıçla gezenler. Sadrazam, Pargalı İbrahim mesela. Bak elinde kılıç da var, mühür de var. Askeri bürokrat. Anladın? Vezirler, bakanlar, yardımcıları. Yeniçeri Ağası zaten asker, değil mi? Kaptan-ı Derya, donanma komutanı zaten asker. Beraberinde İlmiye, din, hukuk, eğitim işleri. Elli kere sordu. Genelde sorarsa da zaten burayı soruyor. Şimdi bunların elinde kılıç var. İlmiyenin elinde de ne var? Aziz, Kur'an-ı Kerim var. Din işleri neye göre? Kur'an'a göre. Hukuk, eğitim neye göre? Şeriata, Kur'an'a göre, değil mi? Şeyhülislam, din işlerinin başında mı? Din işleri kimden soruluyor? Şeyhülislam'dan. Kazasker, hem adaletin hem de eğitimin sorumlusu. Nasıl yani hocam? Adaletten sorumlu, adalet bakanı. Kadıların atamasını kim yapıyor? Bu adam yapıyor. Eğitimden sorumlu, Milli Eğitim Bakanı. Nasıl? Çünkü müderrislerin atamasını bu yapıyor. Oldu ki bir davan var, değil mi? Kadıya gittin, kadı çözemedi, temyiz hakkı istiyorsun. Nereye geliyorsun? Kazasker'e geliyorsun. İşte kadının verdiği hükme Sancak Beyi, Beylerbeyi, padişah falan bunların hiçbirisi karışamıyor. Anladın mı? Adalet, yargı bağımsız Osmanlı'da. Tamam? Bir de şu Nakıb-ı Eşraf, Seyyid Şeriflerin özlük işlerini tamamlayan eee kişilerdir. Bunu da sosyal medya riyasetlerinde falan sordu. Al, İlmiye en çok da sorulan kimdir? En çok da sorulan Kazaskerdir. Niye? Çünkü Kazasker ya atlıyor öğrenci askere diye. Oğlum, gaz maz ama asker diyorsun, işte ha. Ben bu adamın askerlikle zerre alakası bile yok. Düşeceğin yeri söylüyorum sana. Ah, beraberinde Kalemiye, ellerinde kalem var. Sivil bürokrasi. Osmanlı'nın yaz kızları diyorum işte ben. Nişancı, dört "T" görevi var. Ne onlar? Bu tuğrayı, padişah imzasını bu çekiyor. Tımar kayıtlarını bu tutuyor. Anladın mı? Tapu kayıtlarını bu tutuyor. Yani tahriri de bu yaptırıyor. Tahrir, fethedilen bölgedeki her şeyin sayılıp kayıt altına alınması, değil mi? Ulan bu adamın işi biter mi? Yaz babam yaz. Osmanlı zaten gazoistik, ayrıntıcı. Uşan kuşun, sineğin, arının, tırtık takıb bir yazıyor. Niye? Vergi alacak çünkü onlardan. Bilin. Sonra Reis-ül Küttap buna yardımcıydı. Ayrıldı. İlerleyen süreçte ne oldu? Hariciye, yani dışişleri bakanı oldu. E, Defterdar da adı üzerinde maliye. Damat, anladın? Hazinenin anahtarı kimde? Defterdar'da. Al, merkez karar alır, taşradakiler uygular. Aynısı günümüz içinde geçerli. Anlaştık? Nokta. Sorularım? Soru, "Hangisi İlmiye'den değildir?" değil mi? Şeyhülislam, Kazasker, Kadı, Müderris, Defterdar. Ya dikkat ettiğinde ezberleme, dikkat ettiğinde vallahi çıkıyor. Tamam? Peki, beraberinde continue. Aha, Divan toplantısı. İşte aha burası. Seyfiye böyle lüleburgaz bardağı gibi dikilmişler. Tamam? Aha burası Seyfiye, aha burası İlmiye, aha burası Kalemiye, yaz kızları. Tamam? Ah, burada padişah da olabilir, Sadrazam da olabilir. Buna eğer Sadrazam dersek, Fatih'e kadar şey başkanlık ediyor. Eee, padişah başkanlık ediyor. Fatih'ten sonra padişah gitmiyor. Sadrazam. Padişah da şurada gördüğüm bu cam, tamam mı? Kasr-ı Adıl denilen yerden buradan dinliyor. Bunların tamamını Osmanlı ne için yapıyor? Tek bir kelime: Merkezi otoriteyi korumak için yapıyor. Anladın? Osmanlı ne yapmışsa bunu buradan aldı, buraya koydu. Sebep? Osmanlı şu Sadrazamı, şu veziri idam etti. Niye? Merkezi otoriteyi korumak için abim. Bitti bu kadar. Anlaştık? Ezberleme, mantığını anlayın. Burada da genelde Seyfiye'nin borsası niye kalabalık? Kesim orası. Askeri bürokrasi birazcık daha ne basıyor? Ağır basıyor. Bunların sayısını azalttılar ki Divan daha bürokratik, daha kalematik hale gelsin diye. Bak, geniş açıyla baktığın zaman görüyorsun. Aynısı günümüzde şey işte, eee, TBMM, kurultay da böyleydi. Şu düzenin bile bir adı var. Mesela kurultaydaki oturma düzeninin adı nedir? Orun diyorlar. İşte üç tür, dört tür de mesela bunu soruyor. Orun. Neymiş bu kurultaydaki, kurultaydaki oturma düzeni. Günümüzdeki adı ne bunun? Protokol diyorsunuz buna. Protokol. Bir devlet erkanı bir toplantı moplantı bir şey yapacağı zaman kimin nerede duracağı, ne olacağı belli, değil mi? E, bu işte bunun adı. Anlaştık? Peki, beraberinde devam ettim. Hah, taşra yönetiminde ise mesela bak. Taşra'da da bileceğimiz neyi bileceğiz? Osmanlı Devleti geniş bir coğrafyaya hükmediyor, değil mi lan? Üç buçuk kıtaya hükmediyor. Adam yönetimi kolaylaştırmak için bölmüş. Ne? İşte ülkesini bölmüş. Ne? Eyaletlere. Başına Beylerbeyi göndermiş. Sancaklara başına Sancak Beyi'ni göndermiş. Kaza, karye, köy falan diye bölmüş. Anlaştık? Bunu niye yapıyor? Yönetimi kolaylaştırmak için. Ama Abdülaziz zamanında Vilayet Nizamnamesi ile burayı yeniden şekillendirdiler. Tamam mı? Eyaletler, eyaletler vilayet olarak değiştirildi. Sancaklar, liva olarak değiştirildi. Kaza, aynı kaza olarak kaldı. Köy, aynı köy olarak kaldı. Arada bir tane de ne çıkardılar? Nahiye çıkardılar. Bu değişiklik kimin zamanında oldu? Abdülaziz zamanında oldu. Böyle soruyor işte. Kim neydi, ne ne yaptı? Değil. Hangisi Mahmut dönemi gelişmesi değildir? Vilayet Nizamnamesi değil. İşte böyle soruyor. Bizim öğrenci şunları ezberleyeceğim duruyor. Hocam, köyün olmuş mu? Ol. Ya sen şimdi kendi köyünde kim ne var, kim yoksa onu biliyorsun da burayı mı ezberleyeceksin? Kurban oldum ya. Yani boğulmayın. Genelini bilin yeterli. Sizin için. Beraberinde işte bölmüş

Tevhidi tedrisatla eğitimde ne sağlandı? Eğitimde birlik sağlandı. Tamam, devam. Beraberinde toprak. Ha, bak bunları, bak genel, genel söyleyelim geçelim. Toprakta neyi bileceğiz? Erdem, çay bitti oğlum. Lan, bir saat attırıyorsun bana. Toprakta şunu bileceğiz, ikiye ayırıyoruz. Bir, mülki. Kime ait? Kime ait? Kişiye ait, değil mi? Osmanlı topraklarının %0.001'i mülkidir. Osman kimseye özel mülk toprak vermez. Niye? Verse başına geleceği biliyor. Bana verdi, değil mi? Osmanlı Isparta Davraz mar de mi? Padişahım, çok ama iki yıl sonra bitim ganlandığında vallahi padişah, padişah olsan da haddelen terayı a kutsal Mehmet Celal Özgürlüğü Devleti Aliyül Alaül Ala'sını kurar mıyım? E kurarım kardeş. O yüzden müsaade etmiyor. Anladın? Özen mülk topraklardır. Öşriye Müslümana ait, haraciye gayrimüslime ait topraklardır. Bitti. Kaldırdı. Haraciye'yi sordu. Asıl topraklar miridir. Kime ait? Devlete ait. Mülkiyeti devlete, işleme hakkı halka. Parasını almak karşılığıyla elde edilen vergi geliri de orada çalışanlara ne olarak veriliyor? Maaş olarak veriliyor. Parayı nerede kullanıyor? Yerinde kullanıyor. Vakıflar. O çay kimin? Aziz Allah senden razı olsun. Heh, tamam. Al. Vakıf geliri, sosyal yardımlaşmaya ayrılan kurumlar mı bunlar? Bu vakıflar aracılığıyla eğitim, sağlık, sosyal, kültürel işleri hazineden para çıkmadan bedavaya getirir mi? Getirir. Aç mısın? Get vakıfta yemek ye. Hasta mısın? Get vakfın hastanesinde bakın. Kalacak yer yok? Get vakfın dairesinde kal. Anladın? Bunlar hep şey. Peki vakıflarda saray yaptırılır mı? Asker yaptırılır mı? Hayır. Onlar neye girer? Onlar ayrı işlere girer. Özel topraklara girer. Mesela Dirlik ne diye biliyorsunuz siz? Tımar diye biliyorsunuz. Ve bu tımar'dan gelen askere de bir isim verilmiştir. Ne denilmiştir? Cebelü denilmiştir. Tamam. Cebelü. Ve bu tımar topraklarını da bölmüş. Ne diye? Has, ziyamet, tımar diye. Niye böyle bölüyor? Gelire göre bölüyor. Anladın? Herkes aynı maaşımı mı alıyor? Günümüzde, günümüzdeki öğretmen, müdür değil mi? Bakan aynı maaşım mı alıyor? Yok. İşte hassamet tımar dediğiniz olaya geliyor. Bizi ilgilendiren hangisi? Tımar. Maaş karşılığı alıyorlar ve aldıkları ilk paraya da ne deniliyor? Kılıç tımarı deniliyor. Yani herkes parasını pulunu alıyor, öyle çalışıyor. Bedava yok abi. Anlaştık. Bilin. Bu tımar az önce bahsettik işte bunlar. Sonrasında ocaklık, yurtluk, paşmaklık mı? Bunları da ezbereceğiz diye uğraşmayın. Ocaklık geliri kale muhafızlarına, kale muhafızının evinde ocağı tutsun diye. Yurtluk Akıncılara veriliyor, akıncının yeri yurdu belli olsun diye. Paşmak, Yaşmak'tan aklınıza gelsin saray kadınlarının Max Factor, Alex Avian, Roşemba, Gratis, Mac, Maybelline, Maybeline. Bunlar hep neredenmiş? Paşmaklıktan gidiyormuş. İşte değil mi? Malikane üst düzey hizmetleri, arpalık emekli, tekahüt diye geçer. Tekahüt. Anladık. Hepinize yaşlı 65 yaşında emekli olacaksınız. Bekle durunga. Ben Allah'ınızı 58'de de ben oluyorum. Az kaldı. Tamam. Mevt, mefta, ölü, ölü, deh, death. Anladın? Ölü bir yalta yaramayanlar. Metruk da ortak kullanılan yerlermiş. Bunları da mesela eşleştirme diye sordu zamanında. Beraberinde mukataa ise şu: Parayı yerinde kullanacağız da bazı yerin geliri çok fazla. Mukataa, limanlar, tersaneler geliri doğrudan hazineye gider. Ne ile? İltizamla, nakit olarak alır. Anlaştık. Bilin. Bu iltizam, ihaleyi alan kişiye mültezim, değil mi? Sonra ömür boyu veriyor. Malikane. Bak burada anlattım. Böyle olunca adam ömür boyu vergi toplama işini alınca üç, üçtü, beşti, ondu deyip o bölgede ayan olup karşına çıktı. Sen ittifakla da tanıdın mı? Tanıdın. Tımarın bozulmasıyla oldu bunlar. Hazinenin nakit ihtiyacını karşılamak. Hep bunu sordu. Büyük coğrafyadaki vergi toplamaktan kurtuluyordu ama feodal düzen ortaya çıkıyordu. Güvenlik zafiyeti veriyordu. Ağalar çıktı işte karşıma. Bak şu slayt. Bak, yani bütün geçen sene haberim, sorularım hepsinin cevabı burada. Sosyal hayatta ikiye ayrılıyor. Yönetilen, yöneten olmak üzere sınıf ayrımını gösterir mi? Hayır. Osmanlı'da ayrım tek bir şeyde yapılır. Dinde değil, şey, aman, üf, cevap verdim. Soruyu sor. Eee, coğrafyada değil. Anladın? Irkta değil, renkte değil. Ayrım neyde yapılır? Etli kökende değil. Sadece inançta, dinde yapılır. Müslümansan bu yana yaz. Lan, müslümansan yazar mısın? Müslümansan bu yanına, gayrimüslimsen bu yanına. Yani sen de Müslüman ol, sana da ona göre davranılsın deniyor. Bu millet sistemi de bunu defalarca sordu. Ayetçiler, tehditçiler. Bilin ha. Millet sistemi ilerleyen süreçte Osmanlı'nın elinde patladı. Niye? Milliyetçilik diye bir şey çıktı. Yani din, dil, ilk ayrımı yapmaksızın şeye döndürdü. Aynısını Lozan için de sordu. Mesela bu şeyde, eee, mübadelede ne göz önüne alındı dedi? Din, inanç göz önüne alındı. Anlaştık. Bak bu tarz sorularla geliyor. Ayrım sadece orada yapılır. Bilin. Çiftçiler, zanaatkarlar, tüccarlar, göçebeler, değil mi? Aa, aklıma gelmişken bir de bir şeyden bahsedeceğim. Erdem, şu kameraya gel. Şuraya gel. Hah, şöyle yazalım. Erkan-ı Erba diye bir şey var. Tamam. Bunu ÖSYM 2022'deki sınavındaydı galiba. Orada sordu. Osmanlı toplumunu oluşturan Erkan-ı Erba ne lan bu? Erkan-ı Erba, vahit, isneyn, selase, erbiya, rabia, erbiya dört, hamse beş. Anladın? Erba, toplumu oluşturan. Osmanlı'da toplumu oluşturan dört unsur. Bir, ümera. Osmanlı'daki emir veren askerler, bürokratlar, askerler, askeri bürokratlar. O seyfiye dediğiniz yer. Anladın? İki, ulema. Ulema, Osmanlı'nın ilim, bilim, din adamları. Tamam. Üç, esnaf ve zanaatkarlar. Burası da mesela bir isimle daha geçer. Ehli hiref. Osmanlı'da sanatla, zanaatla uğraşanlar kimmiş? Ehli hiref diye geçermiş. Tamam. Sonuncuya da kim kaldı? Sen, ben, köylü. Al. Erkanı erba, toplumu oluşturan dört unsur. Bunu da böylece bir yerlere alın. İnşallah sorar. İnşallah sen de bilirsin. Tamam. Peki, devam. Gel bu tarafa slayta. Çiftçiler, zanaatkarlar, tüccarlar, göçebeler demiş, değil mi? Yönetenler. Bir de kim var? İşte yönetenler. Beraya, ilmiye, seyfiye, kalemiye. Bunlar yıl için sınıf. Tamam. Peki, beraberinde dikey, yatay hareketlilik var. Dikey hareketlilik kişinin statüsünün yükselmesidir, değil mi? Şu an mesela cumhurbaşkanı arayıp dese ki bana, "Celal oğlum, geç şu Milli Eğitim Bakanlığı'nın başına" dedil mi? Bak, sıradan bir tavuk etme derken hop ne oldum? Milli Eğitim Bakanı oldum, değil mi? Aldık hareketledik. Bak, statüm değişti. Anlaştık. Beraberinde Osmanlı'da bu var ama liyakata göre oluyor bu. Yatay hareketlilik ise kişilerin yerinin değişmesidir. Mesela kuruluş, yükselme, iskân politikası yok mu? Bulduğunu, tuttuğunu Anadolu'dan Balkan'a, Balkan'dan oraya, buraya getiriyor, değil mi? Duraklamada Celali isyanları, büyük kaçkun. Geçen senenin sorusu işte, değil mi? Halk taş toprağı altın diye köyden kente göç etti. Gerileme, dağılmada da toprak kayıpları var mı? Var. İşte biz bu Balkanlardan göç edip gelenlere bir isim verildi. Balkanlardan göç edip gelenlere ne dendi? Muhacir dendi. Balkanlardan göçüp gelenler, Kırım'dan göçüp gelenler muhacir dendi. Bir de doğuda Ermeniler için uygulanan bir şey var. Tehcir. Bu kime? Bu Ermenilere uygulandı. İkisini birbirine karıştırma. İkisini de sordu soru. Balkanlardan gelenler için ne oluşturuldu? Muhacir komisyonu oluşturuldu. Anlaştık. Bilin. Böyle bilin burayı. Peki, devam. Ekonomi modelleri. Hah, burası da önemli. Burayı da çok seviyor, soruyor. Mesela geçen senenin sorusu işte. Mesela iaşe, halkın karnının doyurulmasıdır kardeş. Piyasada yeterince bolca malzeme, kalite, bunu bulunduracaksın. Arz, talep dengesini güdeceksin kardeş. Arz, talep dengesi. Ne kadar ekmek, o kadar köfte. Ne yapıyorsa bunun için yapıyor. Arz, talep dengesini oluşturacak. Piyasada bolca malı bulunduracak. Halkını aç bırakmayacaksın. İşe gelenekçilik, fikalizm neyle alakalıymış? Ekonomi ile alakalıymış. Halkın karnını doyuracaksın. Bak bana sor abi. Senin derdin ne? De abem ne olacak? Benim derdim, derdi maişet. Ne demek derdi maişet? Geçim derdi demek. İyi aşe burada hani karader duzus herifler cızın Osmancası derdi manşet. İşte işe burada ben bir baba olarak evim, ailemin rızkını, nafakasını, geçimini sağlamak zorunda mıyım? E zorundayım abim. Anladın mı? İşte işe de bu devlet de biz Türklerde babadır. Devlet baba karnımızı doyurur, sırtımızı giydirir, kalacak sıcak yuvamızı verir mi? Iaşe, halkın karnını doyur. Piyasada bolca malı bulundur. Arz, talep dengesini gözet demektir. Anlaştık. Bil. Beraberinde vergiler. Ha, vergilerde çeşitlilik var. Niye? Çünkü ne yok? Çünkü hukukta birlik yok. Hukuk ayrılmış. Şer'i diye vergiler de ayrılmış. Vergilerde abim Osmanlı'da 120 tane falan vergi var. Bak ezberle. Bak şunlarla falan boğulmayın. Tamam hocam, ee anam, çit bozan. Bunlar şerri mi, örfi mi? La oğlum, MEB'in kitabında sürekli değişiyor. Umurumda değil. Şerri vergi üç tane bileceksin. Öşür, haraç, cizye. Öşür Müslümandan alınan 10 ürettiğinin bir dene vergisi, ürün vergisi. Gayrimüslim haraç 10 ürettiğinin iki denesini vergi veriyor. Ulan birini de böyle anlatıyordum ben. Hocam, e 10'a bu 5'te bir. E bu daha şey. Sam sözelci problems. Onu da yaşadık. Yani hani tamam la, gayrimüslim de 10 ürettin, iki tanesini veriyor ama hangi vergi farklıdır? Topraktan alınmaz. Cizye, gayrimüslimün askerlik vergisidir. Bunları bak üründen alıyor. Bunu askerlik için alıyor. Anlaştık? Böyle sordu. Yoksa anam şerri miydi, örfi miydi, o muydu, bu muydu? Yok kardeş. Öşür, araç, cizliyi şerri diye bil. Benim için yeterli. Anam, küçükbaş hayvan vergisi. Bir yıl şerri de, bir yıl örfü de. MEB'in kitabında sürekli değişiyor. Bakalım seneye ne olacak, göreceğiz bakalım. MEB kitabında inşallah çıkarırlar. Anlaştık. Çit bozan. Anam, burada bir bilgi vereyim. Anam, 1 TBMM'nin yaptığı ilk kanun nedir? Aam, rüsum-ı erba'iyen kat arttırılması haddine dair kanundur. Ne dedim lan ben? Küçükbaşen vergisini TBMM 4 kat artırmış. Ne lazım? Para lazım. Anladın? Bu kadar. Bunu bil. Beraberinde öbür tarafta da örfi vergilerden. Bak bennak, evli, mücerret, bekar bu vergi geliyordu. Bundan da yırttınız, değil mi? Sadece avarızı bil. Avarız, olağanüstü hallerde halktan alınan ekstra vergidir. Bu vergi kuruluş devrinde yok. Tamam, kuruluşta yok. Ne zaman çıkıyor? Bu yükselmede, Beyazıt'la beraber başlıyor. 1600'lerde duraklamada sürekli hale getiriliyor. Halk ver, vergi, vergi. Doğuda İran'ına, batıda Avusturya. Ne lan bu? Buraya kadar geldi. Halk kaldırdı. Neyi çıkardı? Celali isyanlarını çıkardı. Anladın? Büyük kaşkuna da köyden kente göç gitti mi? Gitti. Tımar bir bozuldu. İltizam, mültezim, malikane, esam, mesam derken yalan oldu gitti. Osmanlı ekonomisi, devletin gücü ekonomil ölçüdür abim. Böyle bilin burayı. Tamam. Şunları falan Amediye, ref, imdad, sefer, ici ezberlemeyin. Boğulmayın boşuna. Tamam. Müsadere, devletin kişinin mallarına el koymasıdır. Osmanlı özel mülkiyeti yaygınlaştırır mı? Yaygınlaştırmaz. Tamam mı? Sen şimdi görgüsüz gibi tamam mı? Neyin var, neyin yok her şeyi gösterirsen, sen hiç zenginin Bugatti'sini gösterdiğini, helikoptere bindiğini, dolarlarla bilmem ne yaptığını gördün mü? Görmedin, değil mi? E işte görgüsülük yapar. Gösterirsen devlet gelir, "Nereden buldun?" der. "Nereden buldun?" der. Ondan sonra mağdurum da mağdurum. Anladın? O yüzden müsadere, devletin kişinin malların ele koymasıdır. Osmanlı'da özel mülkiyet güvence altında değil. Tamam mı? Yani her şey kimin? Devletin. Muhabbeti var. Sonra müsadere kaldırılınca özel mülkiyet güvence altına alınacak mı? Alınacak. Kim kaldırdı? Kaldıraç Mahmut kaldırdı. Tanzimat Fermanı'nda da Abdülmecid hüküm olarak yerini koydu. Ezberleme, böyle bil. Tamam. Defalarca sordular. Sanat. Ha, sanatın da her türlüsü var. İki tanesi yok. Bir, ne yok? Heykel yok. Putat tapıcılık olur diye. Ama istisnası var. Abdülaziz'in atın üzerinde heykeli var. İki, resim yok. Niye? Evde bile anneannen, babaannen namaz kılacağı zaman resim, şekil, şemali indirmiyor mu? İndiriyor, değil mi? Ama istisnası var. Fatih resimlerini yaptırmış. Anlaştık. Bilin. Şu ehli hiref, esnaf, sanatkarlar. Üslupta birlik var mı? Var. Her şey ne altında? Kontrol altında. Gel şimdi buradan görsellere bakacağız. Şimdi gel görsellere bakacağız. Müzik. Neyi bil? Buradan 3. Selim suziları makamında. La bu şey, Mozart falan Türk marşı bizden etkilenip de besleniyorlar. La oğlum, ceza dinle. Lan birileri iki geri. Haydi yavrum gel. Türkler önde giden. Anladın? Bunu sordular genel kültürde sorduydu bunu. Yani tabii zamanında bizim cep telefonlarına böyle d dit biz melodi girerdik. Sen şimdi Spotify listesinden indiriyorsun, geçiyorsun. Ah ah, gençliğim benim. Resim. Fatih yaptırdı. Göstereceğim. Şeker Ahmet. İsimleri bilin. Şekerim Ahmet, Abdülaziz zamanında bu Şekerim Ahmet ilk resim sergisini açmış. Osman Hamdi Bey, müzeciliğin babasıdır. Arke müzesi müdürlüğünü yapmış. Bu Kaplumbağa Terbiyecisi, değil mi? Kur'an Okuyan Kız. Bunlar bak bunları yapmışlar. Gel görsellere gel. Al. Benziyor mu la? Vallahi benziyor, değil mi? Aynı geniş alın, aynı uzun burun. İtalyan, senos, sanchilli, belliniye yaptırılan Fatih'in portresi. 21 yaşında kendini yaşlı çizdiriyor. Niye? Bu tıfılı oğlan mı fethetti İstanbul'u demesin diye. Kendini şeyi göstermiş. Aynısı olmasın istemiş. Sinan'ın yaptığı Gül Koklayan Fatih. Müthiş eserler. Bir tek Fatih'te var ha. Başka kimsenin resmi yok yani. Osmanlı padişahların o resimlerini falan gördüğünüz hep uydurma abem. Kafadaki, zihindeki hocası var. Akşemsettin. Aksakallı, aksarıklı çiziyorlar. Saruman, Gandalf gibi. Zerre alakası yok. Köse, köse saçı sakalı yok. Şimdi alttan yap görselleri yaz. Akşemsettin diye hep sakallı, sağ şeyli adamlar çıkar. Alakası yok. Kösedir, kayıtlarda öyle geçer. Anladın? Al beraberinde. Aha minyatürler. Ne ararsan var mı? Ayrıntılara bak ya. Ama orantısızdır. Bak hiyerarşiye göre çizilir. Padişah nerede? Bak bu adam demek ki bu meclisin en protokol olarak üstünü. Şu bizim Akerellam, ela ela ella oynayıp duruyorlardı. Devam. Şunun da önünde durdum. Şöyle gittiğim seminerlerde dedim ki, ikisinden birisini soracak. Dedim ki ya bunu ya bunu. Tamam. Vitrayı sordular. Şeyi, e yanlış mı döndük? Vitrayı sordular. Çeşmi bülbül diye, bülbülün gözü çeşmi bülbül diye burayı sordular. Tamam. Cam sanatı. Tek sorulmayan tes kaldı. Kitabın o süslemesi, yazması, hat. Tamam. Süslemesi tesip. Bir bunu sormadı. Beraber bak tesip sanatı. Bak özellikle koymuşum. Bak ne güzel. Bak lan incikli boncuklu böyle süslemişler. Gördün? Beraberinde aha hat sanatı. Bak elif, vav. Mevlana. Bak işte Mesnevi. Kaldırdılar. Neyi sordular ya la? Bunların kıyafetinin adı nedir diye. Tennure. Bunu sordular. Anladın mı? Aln bizimkinlere. Şu slaytı oluştururken şurada ne yazıyor dedim? Euzu billah dediler. Dedim, yaklaştınız. Besmele var orada. Tamam. Şurada ne yazıyor dedim? Şunlarda chatç pitiye sordular. Bilemedi. Ben çevirdim. Bugün Allah için ne yaptın yazıyor orada. Nazenin kefli yaptın diye. Burada da böyle göründüğüne bakma, keyfine bak. Geç bile kaldın yazıyor. Ya her gördüğün sakallı da sarıklı da diden değilmiş işte. Ben şunu anama götürdüm. Anama asım dedim ki, ana dedim senin sıkıldık ki dedim buraya bak. Ne oğlum dedi. İnşirah suresi. Ana dedim, "Elem neşrah leke sadrek" dedin mi? Anam öyle biliyor onu. Anladın? Ha böyle dedim, bak dedim keyfine bak yazıyor orada. Anladın abi? Niyet eftaldir. Gönlünüz iyi olsun yeter. Kurban olduklarım benim ya. Yapay zeka hala okuyamadı bunu. Okudun mu lan Erdem? Yapay zekasına tükürdüklerim. Al. Ebru sanatı. Bu da sorulmadı. Bak bunu da sormadım. Suyun üzerine resim. Genelde işte elif, vav, gül, lale bunlar yapılır. Kağıda alınır. Türk bulutu diye geçer. Beraberinde çini sanatı. Kute, porselenin alevde açan laleler, ateşte açan laleler. Ben Dumlupınar tarih mezunu olunca abim her yıl anneler günü, babalar günü hep böyle çini, çömlek, bilmem taf şey alırdım anama getirdim. Anam sonra dedi ki, yeter getirme dediydi. Ucuzdu o zamanlar. Şimdi pahalanmıştır. Al. Vitray, çeşme bülbül, cam sanatı soruldu. Tamam. Genel kültür olsun. A Osman Hamdi'nin eserleri. Tospağ terbiyecisi kim? Üniversitelere sordulardı lan kaç kaplumbağa var diye? 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8. Sırtında 9 tane kaplumbağa varmış. Kur'an okuyan kız en çok paraya satıldı soruldu. Bak bunlar hep görsel. Bunlar ve millet neye çalışıyor? Do Camroko, barok tarzı. İşte şey camisi mi? Nuru Osmaniye mi? Ne bilen? Ne kasrı mı? Şu mu, bunu mu falan derken Mimar Sinan'ın kalfalık eseri neresidir? Süleymaniye ustalık eseri neresidir? Edirne Selimiye Cami. Şunlar İstanbul'da. A o İstanbul'da. Allah gidip görmeyi nasip etsin. Mük mükoha nasip yaptın be adam. Bil dedim. Ahan da Osmanlı'yı da burada bitirdim. Gel bu yanına şimdi. 8. sınıf LGS'ler. Atatürk resmini gördünüz. Sizden de başlıyoruz. Ben hemen bir çayımı suyumu tazeliyorum. Devam ediyoruz. Hadi bakalım. Evet, abisinin gülü. Şimdi geldik neye? İnkılap tarihine. Soruların en çok geldiği ünite burası. Pşt, 8. sınıflar gelin siz de hadi. Tamam. İnkılap tarihi genel anatlarıyla gene anlatıvereceğim. Beklediğimiz yerleri söyleyvereceğim. Bu sene 100 yıllar var. Tamam. 1925'te olanların 100 yılı. ÖSYM ara ara geliyor böyle hani onlardan da bahsedeceğiz. Geldik bakalım. Erdem, gel bu yanına gel. Hah, şimdi burası tamam mı? E artık MEB'in kitabında 2026, neyse o zaman tamam mı? 11. sınıf kitabı güncellendiğinde burasının ünite başlığı değişecek tamam mı? Bu Trablusgarp, Balkan, Dünya Savaşı'nın olduğu yere bir ünite adı getirdiler. Dediler ki: Savaş Sarmalında Osmanlı. Savaş Sarmalında Osmanlı. Trablusgarp, Balkan ve Dünya Savaşı. Padişah kim? Padişah V. Mehmet Reşat'tır. Tamam. Şimdi burada bileceğimiz olay inkılap tarihinde. Ha, bir de bu arada mesela o Bab-ı Ali Baskını'ndan daha önceki şeyde de söylediydim tamam mı? Gerçi Balkan Savaşı'nda yeri gelecek, orada da değinivereceğim. Çünkü ÖSYM'nin son zamanda ya Osmanlı'dan gelen soruları ya kuruluştan soruyor ya dağılma. Burayı soruyor. Biz buraya inkılap diyoruz ama Trablusgarp Savaşı Osmanlı'nın yaptığı savaştır. Anlaştık. Mustafa Kemal'in tarih sahnesine çıkışıyla beraber. İkinci Meşrutiyet ilanı inkılap tarihiymiş gibi bölüyor kitaplarda. Tamam. Şimdi geldim Trablusgarp Libya Savaşı ve Uşi Antlaşması'na. Olay şu. Burada bileceğiniz bu olay Mustafa Kemal. Kaşan bak, Arap kıyafeti resmini gördünüz mü? Mustafa Kemal'in sömürgeciliğe karşı ilk savaşıdır. Ne bu olay? İtalya. Bunlar kuruldu, geç kuruldu. Neyde geç kaldı? Sömürgecilik meselesinde geç kaldı. Sağına soluna bakıyor. Tamam mı? Şunun rengini bir değiştirelim. Ne yapalım? Ne yapalım? Karanlık yapalım. Al. Aha olay edemedik. Karanlık edem. Ha, al. Fransa işgal etmiş Cezayir civarını. Tamam. İngilizler konmuş Mısır'a. E tam orta tampon bölge Trablusgarp boş, değil mi? Ha, işte İtalya'da kaldırdı burayı işgal etti. Şimdi Osmanlı buraya karadan gidemiyor. Neden? Çünkü Mısır'ın İngilizlerin. İngilizlerin. Aman anlaştı. Mısır'da ne işgali var? İngiliz işgali var. Doğru mu? Bir karadan gidemiyoruz. İyi. Denizden gidelim desek, denizden de gidemiyoruz. Donanma yok bizde. Ne yapacağız ya? Ne alt edeceğiz ya? Değil mi? Kınıyoruz seni. Kın mı dedik? Hayır. Mustafa Kemal gibi, Enver gibi, işte Nuri Bey gibi, Neşet Bey gibi, Ali Askeri gibi insanları gizli kimlikle gönderdik. Mustafa Kemal Şerif takma ismiyle buraya geldi. Tamam. Sordular bunu. Bu onun sömürgeciliğe karşı ilk savaşıydı. Bu bölgedeki Arapları desteklediler ve Araplar İtalya'ya karşı bir ne başlattı? Bir akım başlattı. Bir savaş başlattı, değil mi? İşte bu bir neydi? Halk hareketiydi. Halk hareketi tıpkı bizim ne gibi? Tıpkı bizim Kuvay-i Milliye gibi. Bu nedir? Eee, nizami, yani düzensiz. Anladın? Böyle bir savaş yapıldı. Gayri nizami bir ne var burada savaş var. Anladın? Ve İtalya elini kolunu sallaya sallaya geldi. "Ora senin, bura benim." dedi. Fakat beklemediği bir direnişle karşılaştı. Derne'de, Tobruk'ta, Bingazi'de, Trablusşam'da Enver Bey, işte Nuri Beyler, Mustafa Kemal'ler bölge halkını örgütlediler. Bölgedeki Araplar da henüz milliyetçilikten etkilenmedi. İngilizlerle beraber değil, Osmanlıyla hareket ettiler. Tamam. Bunun üstüne İtalya en büyüğü Rodos olan 12 Ada, şu coğrafyayı işgal etti. Niye? "Osman bana Trablusgarp'ı verdin, verdin. Eğer vermezsen boşta bere deniz kenarı neren varsa orayı işgal ederim." dedi. Bak, Osmanlı'yı tehdit ediyor yani. Anlaşmayı istediği şartlarda imzalamaya mecbur etmek istiyor. Buna rağmen Osmanlı vazgeçmedi. Vazgeçmedi. Bir olay oldu. Vazgeçti. Ne oldu? Geldiğimiz üste gelir. Ya bu sefer de milliyetçilikten etkilenen dört Balkan ulusu, Rus'un gazıyla kime saldırdılar? Osmanlı'ya saldırdılar. Şimdi Osmanlı satranç oyununda ikisinden birisi gidecek. Hangisi gitsin? Karadan, denizden bağının olmadığı Trablusgarp mı? Burnunun dibindeki Balkanlar mı? İşte benim üzüldüğüm bu. Osmanlı'nın son dönemleri hep böyle. Anladın? Yani masa başında ya er meydanında iyiyiz, masa başında gidiyor. İmzaladığı Uşi Antlaşması'yla Balkan Savaşları çıkınca Osmanlı Trablusgarp'tan vazgeçti. Kuzey Afrika'daki son toprağını da kaybetti mi? Kaybetti. Tamam. Osmanlı subayları, Mustafa Kemaller, Nuriler hep Balkan Savaşları için geriye çağrıldılar. Tamam. Osmanlı bölgeyi kaderine terk etti. Ama orada bir adam çıktı. Kim? Ömer Muhtar. Yıllarca bekledim soracak dedim. Filmini, Antony Queen'in falan izleyin dedik. Ön lisansa güncelde sordu. Bu da çıktı. Tamam. Bu tamamen neyle alakalıdır? Sömürgecilikle alakalıdır. Trablusgarp Savaşı. Bu Balkan Savaşları ise tamamen milliyetçilikle alakalıdır. Tamam. Milliyetçilikten etkilenen dört Balkan ulusu kim? Onlar Karadağ, Yunanistan, Sırbistan ve Bulgaristan. Rus'un gazıyla Osmanlı'nın içinde bulunduğu zor durumdan fırsat bilerekten neye geçtiler? Osmanlı'ya saldırıya geçtiler, değil mi? Osmanlı ağır bir yenilgi aldı. Badem denilen toprakları kaybetti. Neresi orası? Batı Trakya, Arnavutluk, işte beraberinde Doğu Trakya. Önce kaybediyor, sonra geri alacak, değil mi? Ege Adaları, Makedonya. Beşi birden gitti, değil mi? Sonra Doğu Trakya'yı geriye aldılar. Arnavutluk Balkanlardaki son kayıptı. Ha, burada haritada şunu söyleyeyim. Osmanlı'nın, hop geri gel. Osmanlı'nın Kuzey Afrika'daki ilk kaybı Fransa'ya, Cezayir, 1830'da. Son kaybı neresi? Trablusgarp, Libya. Bunu sordu. Balkanlarda ilk kayıp ise, Balkanlarda ilk kayıp Yunan. Son kayıp da Arnavutluk. Nerede? Şurada olacak o zaman. O da hah, Arnavutluk. Anlaştık. Bunları da seviyor soruyor. Ama bu dördü birleştiler, Osmanlı'ya saldırdılar. Birinci Balkan Savaşı'nda en çok payı kim aldı? Bulgaristan aldı. Tamam. Bunu da fırsat bilen İttihat Terakkiciler, Bab-ı Ali Baskını'yla yazar mısın kalemciğim? Bab-ı Ali Baskını'yla İttihat Terakkiciler yönetime el koydu. Bunu bilin. Yedik. Bunu sorar dedik, değil mi? Sonra Bulgar çok pay aldı. Bak, aha Makedonya. Makedonya, şu gördüğün coğrafyayı Osmanlı adaları, madaları komple kaybetti. Bulgaristan çok pay alınca diğer Balkan ulusları ikinci Balkan'da birleşip kime saldırdılar? Bulgar'a saldırdılar. Romanya, Bulgar'a saldırdı. Sırbistan saldırdı. Yunanistan saldırdı. Anladın? Karadağ vardır, yoktur. Umrumda da değil. Anlaştık. Osmanlı da fırsattan istifade, o da saldırdı. Kaybettiği Doğu Trakya dediğin Edirne, Kırklareli. Orayı geri almak için onlar da saldırıya geçti. Edirne, Fatih, Edirne kahramanı Enver Paşa. Mustafa Kemal de burada Bolayır'da şey yaptı, eee, Çanakkale'de geri hizmetlerde görev yaptı. Bu bölgeyi yakından tanıdı. Çanakkale Savaşı'nda işine yarayacak. Anlaştık. Bir cepte. Bir diğer. Sonra birinci Balkan, ikinci Balkan savaş bittikten sonra Osmanlı her bir Balkan devletiyle anlaşma imzaladı. Sınırım olanla sınır anlaşması. Benim sınırım Bulgar'la var, Yunan'la var, değil mi? Eee, benim Sırp'la, Romanya'yla, Karadağ'la. Bak, birinciye katılma. İkinciye katılan da hep Romanya. Bunu sordular. Tamam. Benim onlarla sınırım yok. Ne olacak? Bunlar ama o bölgede yaşayan Türkler var mı? Dün Türk toprağı olan yerde bugün azınlığa düştüler mi? Düştüler, değil mi? Kalan Türklerin hakkını koruyan anlaşmalar yapıldı. Bunlar da baskılar, baskılar, baskılar, baskılar. Bunlar da nereye göç ettiler? Geldiler Anadolu'ya göç ettiler. Geldiler. İşte Balkanlardan göç edip gelenlere ne dendi? Muhacir dendi. Anlaştık. Sordu ÖSYM. Bilin. Al. Trablusgarp önce, sonra 1. Balkan, sonra 2. Balkan. 1. Balkan'da birleşip Osman'a, 2. Balkan'da birleşip Bulgar'a saldırıyorlar. Sonra bak bundan dolayı Rus, Bulgar şeyde, eee, Balkan altında Bulgar yok. Niye lan? Hepsiyle sınır sorunu var adamın. Girer mi? Girmeyecek. Anlaştık. Bilin. Peki, beraberinde hep de padişah kim? Hep de padişah şey, eee, sen söyle, V. Mehmet Reşat. Savaş sarmalında Osmanlı. Hemen peşi sırada neye girdik? Dünya Savaşı'na girdik. İki genel sebep var. Milliyetçilik, sömürgecilik. Osmanlı Devleti aşağı topraklarını sömürgecilikten, Kuzey Afrika'yı sömürgecilikten, Balkanları da neyden kaybetti? Milliyetçilikten kaybetti, değil mi? Dünya asıl sebep ekonomik işte sömürgecilikten dolayı dünya para lazım abi millete. Ya sömürecek, üstüne konacak şey yapacak yer lazım. Bu sömürge demiyor artık MEB'in kitabı. Müstemlekecilik, kolonyalizm, dominyon gibi kelimeler kullanıyor. Bak dilini güncelliyor. Domino, domine, dominant. Baskı, baskın olduğun yer manasında değil mi? Hemen bu takımda Almanya, Avusturya, İtalya var. Satıp karşıya geçiyor. Osmanlı, Bulgaristan. Burası zaten kalabalık. İngiltere'si, Fransa'sı, Rusya'sı. Ama burayı da şöyle sordu bak. Çağdaş dünya tarihinde tamam. İki küresel savaş dikkate alındığında verilenlerden hangisi doğrudur, değildir diye sorar. Almanya iki savaşta da yenilen tarafta mı? Evet. Birincide de yenildi, değil mi? Arkasından İngiltere, Fransa iki savaşta da aynı takımda mı? Aynı takımda değil mi? Amerika iki savaşa da sonradan girdi ve bitirdi mi? Bitirdi, değil mi? İtalya ve Japonya bunlarla alakalı şeyle gelir. Tamam mı? Mesela İtalya burada taraf değiştiriyor. Buraya geçiyor. Dünya Savaşı'nda yenen tarafta. Dünya Savaşı'nda yenilen tarafta olacak. Japonya Dünya Savaşı'nda yenen tarafta. Dünya Savaşı'nda yenilen, kafasına atom bombası yiyen tarafta olacak. Anlaştık. Nokta sorularla gelir. Peki, savaşın sebep sömürgecilik. Peki savaşı başlatan olay ne? Sırplı milliyetçi Gabrilo Princip'in Avusturya-Macaristan veliahtını vurdu, değil mi? Hah, orayı da şöyle söylerler. Saraybosna Cinayeti. Saraybosna. Yazar mısın? Kitapçığım. Yaz. Alacağız lütfen. Saraybosna Cinayeti, dünya savaşını başlatan olaydır. Savaş böylece başladı ve hurra. Rus bu yandan, İngilizi bu yandan, Fransız'ı bu yandan daldılar. Osmanlı ilk etapta savaşa girmedi. Tarafsız kaldı, değil mi? Ama iki Alman gemisi sen buradan gel, buradan İstanbul Boğazı'na demirle. Osmanlı ilk etapta ben bunları dedi, satın aldım dedi. Niye? Tarafsızlığını korumak istiyor, değil mi? O iki gemi Yavuz, Midilli gitti Rus limanlarını bombalayınca Osmanlı'nın tarafsızlık söylemi gündemden düştü. Çıkan sorular bunlar işte. Kim 500 ister sorusu. Dünya Savaşı'nda tarafsız ülkeler. İsviçre tarafsız, İspanya tarafsız. Anlaştık. Genel kültür bilgileri olsun. Tamam. Burada beni ilgilendiren bunların savaştığı cepheler değil. Burada beni ilgilendiren bak genel olarak bilmen istediğim birkaç bir şey var. Almanya, Avusturya. Tamam. Osmanlı, Bulgaristan girince Almanya, Osmanlı kara bağlantısı sağlanır mı? Sağlanır. Bulgar savaştan çekildiği anda Almanya, Osmanlı kara bağlantısı kopar mı? Kopar. Bak harita bilgisi işte. Bilmeyi istiyor. Görsel verecek, yorumlattıracak sana. Böyle renkli, şekilli şembelekli verir, yorumlattırır. Tamam. Peki beni ilgilendiren bu arada savaş devam ederken bir de gizli anlaşmalar var. İngiltere, Fransa, Rusya bir araya gelip Osmanlı'yı kendi aralarında paylaşıyorlar. Onlardan bilmeniz istediğim ilki Sykes-Picot. Bak bu güncel de bir anlaşma. Mesela niye İngiltere, Fransa Ortadoğu'da manda yönetimleri kurup orayı şekillendirmenin derdindeler? Tamam mı? O toprakların üstüne sömürüp konun derdindeler, değil mi? Sykes-Picot Ortadoğu'yu şekillendiren anlaşma. Benzerini geçen günlerde Donald Trump da söyledi. Anladın? Hala şu an Ortadoğu'da da olaylar var mı? Var. E İran, İsrail'i vuruyor, bilmem ne diyor falan falan, değil mi? Televizyonu bir açtık, hop İsrail, İran, İran, İsrail. Lan tam da şeye geldiniz mi ya? Kurban olduğum vallahi billahi. Yani hani bunlar bilin. Sykes-Picot'u bilin. İtalya'nın İzmir karşılığında satıp karşıya geçtiğini bilin. Tamam. Bir de Araplara, MakMahon'la bağımsız Arap devleti kurma sözü verdi. Araplar da neye geçti? Osmanlı'ya ihanet ettiler. Onlar da doğru mu? Peki, şimdi burada olanları değil, ÖSYM olanı değil, abim olmayanı sorar. Gizli anlaşmalarda kim yok? Amerika yok. Niye? Çünkü Amerika rahmetli babaannem bot. Ben bilmem, ben karışmam. Ben ne ederseniz edin ama hep oralarda mı? Hep oralarda. Babaanne rahmetli gibi. Ben kutlamıyorum, ben bank. Ben kutlamıyorum. Bu ama hep nerelerde? Hep oralarda. Niye? Amerika'nın ne doktrini var? Monroe doktrini var. Anlaştık. Nokta atışı. Tamam. SSCB'yi de karıştırmayın. Bak burada İngiliz var, Fransız var. Tamam. Rus var ama bu Rusya'yla bu Rusya'yı birbirine karıştırmayın. Bu Rus, ötekileş. Bunu sevmiyoruz. Bu bizler, ilk aşkım, sevgilim, süvetli anam diyorum ya ben. Niye? Çünkü ilerleyen süreçte Türkiye Cumhuriyeti, Türk, Arap, Türk devletine yardım edecekler. 1. Beş Yıllık Kalkınma Planı'nda para nereden geldi? Ruslardan geldi. Bak, x, next, favex, ex'ten, nex olur mu? Hem nex olur hem favex olur. Kimmiş o? Ruslarmış. Anlaştık. Dağılma döneminde savaşacağız. Osmanlı'nın sonunda TBMM zamanında da bize yardım edecekler. Kapiş? Böyle bilin burayı. Bunlar yok. Ermeniler ve Yunanlılar da yok. Olmayanı sorar dedim. MS sordu. Tamam. Peki, devam ettim. Beraberinde Osmanlıların savaştığı cepheler. Ha, burayı da ÖSYM seviyor, soruyor. Tamam mı? Bak bunlar yer adı bildirir. Osmanlı Dünya Savaşı'nda hamdolsun 8-9 cephede savaştık. Hepsini yenildik. Bir galibiyet nerede var? Bir galibiyet Çanakkale'de var. Doğru mu? Ha, bir yerde daha galibiyetimiz var. Nerede? Irak'ta kısmi bir galibiyetimiz var. Neresi, neresi? Kut'ül Amare'de İngilizleri ikinci kez yeniyorsun. Kut'ül Amare'de İngilizleri ilk kez Çanakkale'de, ikinci kez de nerede yeniyoruz? Kut'ül Amare'de yeniyoruz. Bunları bilin, değil mi? Beraberinde taarruz amaçlı cepheler. Osmanlı Alman'ın gazıyla saldırıya geçti. K ile başlar. Kaşındığımız itirafların bizi bir güzel kaşıyıverdiği cepheler. Kafkasya'da Ruslara doğru gidelim. Enver Turan'ı gerçekleştirelim dedi. Beklenmedik bir şey oldu. Ne oldu? Sarıkamış faciası oldu. Anladın? Bu başarısız oldu ama yenilmemize rağmen toprak kazandığımız tek cephe burası. Niye? Çünkü buraya daha sonrasında Ruslar savaştan çekilecek. Tamam. Brest-Litovsk Anlaşması'yla sonra bize Kars, Ardahan, Batum, o Elvi-i Selase o toprakları verecekler. Mustafa Kemal de buraya atınacak. Muş, Bitlis'i geriye alacak. Bak Kafkas Cephesi. Hatta günümüz Ermeni meselesinde nerede hortladı? E burada hortladı işte. Anlaştık. Ermenilerin o 4T planı vardı. Neydi? Tanınma, tanıtma, işte top, tazminat, toprak. 4T planları hep nereye dayanıyor? Buraya dayanıyor. Vay katliam, matliam yok abim. Öyle yok. Öyle bir şey. Soykırım yok. Öyle bir şey. Sözde soykırım. Biz onları değil, onlar bizi katletti. Osmanlı da bunları dedi ki, Suriye taraflarına dedi gidin. Tehcir Kanunu çıkardı. Hep nerede? Hep bu cephede. Kanal, Süveyş Kanalı. İngiliz'in lojistiğini kesmek istiyorduk. İki cephede başarısı sordu. Kaşındık, saldırdık, bizi bir güzel kaşığı verdiler. Soru: Hangisi farklı amaçlıdır? Irak, Hicaz, Suriye, Çanakkale, Kafkasya. Anladın mı? Böyle gelirler. Bilin. Sonra saldırıyı beceremeyince neye geçtik? Savunmaya geçtik. Irak'ta petrol var ya. Saldırıya geçtiler. Önce Çanakkale'de indendik. Sonra Irak'ta Kut'ül Amare'de kısmi bir zaferimiz var işte. Eee, İngilizleri ikinci kez yendiğimiz diye MS'de sordu. Gene burayı. Tamam. Halil Kut Paşa ciddi bir direniş yaptı burada ama işte gitti. Tamam. Burada gitti. Sonra Hicaz Yemen'de Araplar İngilizlerle işbirliği yaptı, değil mi? Ne milliyetçilikmiş? İslam bir önüne geçti mi? Geçti. Suriye, Filistin kapanan son cephe. Nablus muharebeleri var. Ondan sonrasında zaten şey imzalıyor. Mondros imzalanıyor. Ama Çanakkale ayrı bir dünya. Çanakkale'ye altın harflerle "You cannot pass here." Buradan geçemezsin diye altın harflerle yazdık mı? E yazdık abiciğim. Anlaştık. Bulgaristan bizim takımda savaşa girdi ama burası bak şöyle sorularla geliyor artık tamam mı? Çanakkale'de savaşan askerin mektubu diyor. "Ana vatan için beni gönderdiğin kınalı kuzun olarak cephede üstüme düşen görevi yapıyorum. Ana, bugün iki siperin arası 3 metre." diyen asker nerede diye soruyor. Nerede? Çanakkale'de. Anladın mı? Bak böyle sorularla geldiler karşımıza. Tamam. Kemal yeri, Mustafa Kemal'in savaştığı yerde adli idari hakimlikte sordular mesela. Anladın? Genel yapısını bilin. Hikayelerini bilin. Seyit Onbaşı'nın kaldırdığı mermi, işte kimi vurdu diye sordu. İngiliz Ocean gemisini. Hikayesini anlatıyordum ben. Bana "Atatürk'ü bilmem ne" diye kaldırı sınavda geldi işte. Yani al aç bak. Anladık. Hikayemiz çok. İzniyle bu. Peki, Çanakkale anlatılmaz, orası yaşanır. Orası ayrı. Orayı YouTube'dan aç, otur, izle. Tamam. Hah, bir de çok alt etmişiz gibi yardıma gittik. Hah, yardıma. Sınırlarımızın dışında. Bunlardan bileceğiniz Romanya, Makedonya, Galiçya, Röork diye kodla. Yardımcı diye tamam. Aha bunları bileceğiniz. Bunlar benim sınırlarımın dışında ve ben bu cephelerde kimle savaşıyorum? Ruslarla savaşıyorum. Bu da soruldu. Tamam. Nedir? Kimle kimle değil, ne? İşte sınırımızın dışında Ruslarla savaşıyoruz. Ruslar savaştan çekilince otomatikman bu cepheler ve şu cephe kapandı. Ama Çanakkale Rus girdi çıktı diye değil, abem. Çanakkale ben yendiğim için kapandı. Anlaştık. Ve Çanakkale'den beklediğim birisi var. Kim var Çanakkale'de? Bir düşünün bakalım. Yorumlara yazın. MEB'in kitabında burayı çok üstüne basa basa anlattım. Bu adamı dedim, soracaklar. Tamam. 18 Mart kahramanı. 18 Mart kahramanı. İnşallah bu seneki zikrettiğim sınavlardan birinde bunu sorar. Bilmiyorsan aç bak Google'a. 18 Mart kahramanı kimmiş? Aşağı yoruma yaz. İster misin çıksın sınavda? Hadi bakalım. Al. Bir Çanakkale'de var galibiyet. Bir de Irak'ta var galibiyet. Tamam mı? Hah, devam ettim. Beraberinde sonra savaş yeter. Dört yıl sürdü. Tamam. Savaşta parayı kim kazanır? Savaşanlar değil. Kim kazanır? Silah satan kazanır. Dünya Savaşı'nın silah tüccarı da kimdi? Amerika abangızıydı. E hani Monroe Doktrini vardı? Hani rahmetli babaanne? Hani karışmıyordu? Gizli saklı satıyordu, değil mi? Almanlar bunu fark etti. Batırdılar gemilerini. Şimdi Amerika savaşa girecek. Bak, Dünya Savaşı'na da sonradan girip savaşın kaderini değiştiren devlet Amerika'dır. Amerika niye giriyor savaşa? Çocuklar ölmesin, babalar ölmesin, çocuklar ağlamasın, analar değil abiciğim. Silah ticareti sekteye uğradığı için savaşa girdi. Anlaştık? Ve Amerika Wilson İlkeleri diye bir şeyi çıkardı. Dedi ki: "Yenen yenilenden toprak almayacak. Yenen yenilenden tazminat almayacak." dedi. Toprak almayacak, tazminat almayacak. Klasik sömürgeciliğe son vermek, ipleri İngiltere, Fransa'nın elinden kendine geçirmek istiyordu ama öyle olmadı. Tamam. Girdi, savaşı bitirdi. Her savaştan sonra iki şey imzalanır. Bir ateşkes, bir barış anlaşması. Hemen savaştan ilk çekilen bu takımda Bulgaristan oldu. Tamam. Bulgar çekilince Alman, Osmanlı kara bağlantısı koptu. Sonra Osmanlı çekildi. Avusturya-Macaristan, en son kim gitti? Almanya gitti. Beni bunlardan 8. sınıflarda NÖY, Ser, Tron, bunların eşleştirmelerini 8. sınıftan beri görüyorsunuz. Tamam. Beni ilgilendiren burada Osmanlı'nın imzaladığı ateşkes ve barış anlaşmasıdır, değil mi? Mondros Ateşkesi, Sevr Antlaşması. Beni ilgilendiren bu. Ama diğerleri özellikle Versay'ın ağırlığı bir şeye sebep olacak. Ney? I. Dünya Savaşı'na sebep olacak. Anlaştık? Peki, Osmanlı da zorda kalacak ve ne imzalayacak? Mondros Mütarekesi'ni. Bak, Mondros'a ÖSYM takıntılı, Milli Eğitim Bakanlığı takıntılı. Burayı çok böyle paragraflar verip şeyler verip soruyor. Tamam mı? Mondros'tan bileceğimiz eğer bir soruda işgal görürsem nereye atlayacağım? Mondros'a atlayacağım. Resmen gel beni işgal et gibi bir şey. O meşhur neleri var? Meşhur 7. ve 24. maddeleri var. 7. maddeyle güvenliğini tehlikede gördüğü stratejik noktayı işgal edecek. Geçen senenin sorusu mesela bu anlaşmada. Burada özellikle kesin yerlerden ziyade stratejik noktalar için daha belirsiz şeyler kullanılmalı. Gerekirse İstanbul denmemeli. Sözü geçen ne diye sordu? Mondros. Stratejik noktalardan çıkaracaksınız. Adam ülkemi işgale geliyor. Bir. Mondros'tan başka işgal görürseniz atlan. Zafer görürseniz Lozan'a atlayın. Bir de Mondros'tan bileceğiniz Misak-ı Milli Sırları. Misak-ı Milli Sınırları nereyi esas alır? Mondros imzalandığı anda işgal edilmemiş topraklar senin neyindir? Senin milli, ulusal sınırındır. Bir bunu bileceğiz. İki, bir yerde daha geçti. Mondros mübadelede değişik tokuş yapacağız ya. Mondros'tan önce İstanbul'da olanlar kalsın, ondan sonrakiler işgalcidir istemeyiz dedik. İkisini de sordu ÖSYM. Anlaştık. Bilin. Ve bu anlaşma müthiş derecede neye açık? 7. 7. maddeyle ülkeyi işgal ediyor. Hukuk, değil mi? 24'le de doğuda ne kuruyor? Ermeni devleti kuruyor. Van, Elazığ, Erzurum, Sivas, Diyarbakır'da ne açılacak diyor? Yeni bir devlet kurulacak diyor, değil mi? Ermeni devleti kuracaklar. Adamlar atmışlar temelleri ve yoruma açık maddeleri çok fazla. Tamam. Stratejik nokta, stratejik. Yani böyle incitmeden bizi işgal edecekler ve Osmanlı gidiyor bunu saf gibi imzalıyor. Niye? Yapacak başka bir şey yok abim. Sen ben gitsek de imzalayacaktık. Hatta ilk imzalayıp geldiğinde bunu Rauf Hamidiye kahramanı Rauf alkışlarla karşılanıyor. "Oo helal olsun, aferin sana, harikasın" diyorlar da Mustafa Kemal Adana'da bu imzalandığında diyor, "Oğlum bunu imzalam çünmiyor" diyor. Klikke civarında karşılık çıkarsa çıkartacak. Klikke neresi la diyor? Sınırlar belli değil ki. Bak ben Isparta göller bölgesi civarında yaşıyorum. Ben sınır neresi? Herif göller bölgesi deyip Kars'ı işgal edebilir mi? Eder. Niye? Doğusundaş, batışın düşür diye böyle bir sınır yok ki. Yoruma açık işte. Stratejik noktalar konulacaklar. Her şeyimize, ordumuza, askerimize, her şeyimizi ters ettirdiler. Bütün ulaşım, o haberleşme ağlarının üstüne kondular. Ama Mondros'ta her şeyle alakalı madde var. Neyle alakalı yok? Onu da sordu. Borçla alakalı bir madde var mı? Yok.

Niye borç ateşkeste mi olur, barışta mı olur? Ateşkeste değil, barışta olur. Anlaştık, böyle bileyim.

Ve Mondros imzalandıktan hemen sonra Osmanlı fiilen sona erdi. Bak, hep yorumları aklıma geldikçe yazıyorum. Bak, Osmanlı fiilen sona erdi. Niye? Çünkü ülke işgale açık hale geldi, değil mi? Hemen neler başladı? İlk işgaller başladı. İlk işgal hemen şurada Mondros'ta. İşgaller hemen. İlk işgal İngilizler nereye girdi? İngilizler hemen Musul'a daldılar, değil mi? Fransızlar hemen Hatay civarına daldılar mı? Daldılar.

Sonra Anadolu'nun muhtelif yerlerini önce kim işgal etti? Önce İngilizler işgal ediyor. Önce İngilizler, tamam. Çünkü ağa babaları o. Sonra Suriye İtirafnamesiyle aldığı toprakları verdi, anladın mı? Mesela Urfa, Maraş, Antep, oralara önce İngiliz işgal ediyor, sonra kime veriyor? Fransız'a veriyor. Kars'ı işgal ediyor, buradaki cemiyeti dağıtıyor, Kars Ermenilere veriyor, anladık. Trakya'yı işgal ediyor, burayı şeye veriyor, Yunanlılara veriyor, anlaştık. Ve en sonunda neresi işgal ediliyor? 15 Mayıs 1919'da İzmir işgal ediliyor. Hasan Tahsin, orası işgal edilince cebinden çıkardığı gel orta tahtaya. Cebinden çıkardığı bakıyor ki Yunanlılar ilerliyor. Cebinden çıkardığı altı patlar revolveriyle düşmana tak tak sıkıyor mu? Aynen böyle sordu. Hasan Tahsin'in düşmana kurşun sıktığını gören bir öğrenci, nerenin direnişini izliyordur diye sordu, anladın? Yeni nesil kurguyla, polisle böyle geliyor. Tamam, yıllık performans ödevi yapan işte Ali Osman neyi yanlış yaptı diyor. Kütüphanede sağa kitap okuyan Ali Osman hangi döneme çalışıyor diyor. Zaman makinesine binip geçmişe giden Ali Osman hangi dönemde diye soruyor. Bak, böyle sorularla gelecekler. Gel buraya Erdem'im. Tamam, ülke böyle işgal edildi.

Peki asıl soru şu: İstanbul hükümeti, Damat Ferit, sürekli de hükümet değişiyor. Biraz sonra hükümetleri de göstereceğim, tamam mı? Damat Ferit ne yapıyor? Ya aman durun, aman onları arıza çıkarmayın ama bir şey çıkarmak, böyle teslimiyetçi bir politikayız diyor. İyi de Anadolu'nun yiğidi, baba yiğidi, ulan müsaade eder mi Anadolu'nun vatan evladının işgal edilmesini? Etmez.

Peki işgallere karşı tepkimiz ne oldu? İşgallere karşı tepkimiz önce müdafaa-i hukuk cemiyetleri kurduk. Cemiyetler, biz müdafaa-i hukuk, nefsi müdafaa, haklı müdafaa. Gelmiş adam benim ülkemi işgal ediyor ya, haklı olarak cemiyet kurduk. Ama bu cemiyetler hep bölgesel. Kars İslam, Trakya Paşa değil mi? İzmir Müdafaa, Trabzon Müdafaa, Muhafaza Müdafaa, işte Şark Cephesi Müdafaa, Kilikyalılar, ne? Değil mi? Hep herkes kendi gemisini kurtaran kaptandı. Bunlarda Mustafa Kemal'in burada bir etkisi yok. En son Sivas Kongresi'nde bütün cemiyetleri Mustafa Kemal birleştirecek ne diye? Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adıyla. Mustafa Kemal'in bunlarda etkisi orada olacak, Paşa'nın. Tamam, önce cemiyetler kurduk. Haklı davamızı diplomatik, hukuki, barışçı yollardan aramaya gittik. Ama işgaller bitmediği gibi artarak devam etti. Tamam, film nerede koptu? İzmir'in işgaliyle koptu. Katliam başlayınca Zito Benizeros Takaturkos demedi diye Albay Süleyman Fethi Bey'i katlettiler, şehit ettiler. 48 saatte 2000'den fazla Türk'ü şehit ettiler. Bak, Yunan, İngiliz, Fransız işgal, onlar sömürgeci. Yunan Megalo ideali yerleşme, katliamla geliyordu, anladın? Bunu gören millet Kuvay-i Milliye ile yerel halk direnişiyle milis kuvvet olup direnişe geçti mi? Tıpkı Trablusgarp'ta halkın direndiği gibi. Halk direnişidir. E ordu yok mu? Vardı. Mondros'la ne oldu? Mondros'la dağıtıldı, anlaştık. Hemen bunlara geçtik.

Peki Müdafaa-i Kuvay-i Milliye bunlarda Mustafa Kemal'in rolü var mı? Mustafa Kemal'in rolü yok. Kimseye demedi "cemiyet kurun" diye. Kimseye demedi "gidin elinize alın silah, savaşın" diye. Türk milleti içinden gelen tepkiyle bunu yaptı. Mustafa Kemal'in burada etkisi şu: Sivas Kongresi'nde bütün cemiyetleri tek çatı altında topladı. Kuvay-i Milliye'den bizi neye geçirdi? Düzenli orduya geçirdi. Ama İstanbul hükümeti ağzını ayırıyor, Damat Ferit. Anlaştık.

Bu beraberinde Paris Barış Konferansı'nda bileceğiniz bir şey var. İki şey var. Ne var? Paris Konferansı'nda burada İngiliz, Fransız, Amerika'nın bir son ülkelerine kılıf uydurdular. Yenen yenilenden toprak almayacaktır. Yerine neyi getirdiler? Manda ve himayeyi getirdiler. Yani sömürgecilik bitmedi, aynen devam mı? Aynen devam. Bunun üstüne Amerika küstü, gitti. Hıh dedi, tamam. Rahmetli babaannem moduna gene geri döndü. Ben bilmem, ben karışmam. Ben niye derseniz, dedin dedi. En gibi kullanıldı? Biri daha en gibi kullanıldı. Kim o? İtalya. Ha, bu bisikolata da İzmir için taraf değiştirdiydi. İzmir'i İtalyan'dan aldılar ve kime verdiler? Yunan'a verdiler. İkinci en de buydu işte. Kullanıldı, kenara atılıverdi, anladın? Aha bitti gitti bu kadar. Sürekli soruyor, "küsüp duran kim?" İtalya. Niye? "İzmir bana." Bunu bana ne diyecek? Beş kere sordu, gene sorar, gene sorar, anladın? Durum bu. İşler yolunda mı? Değil. Vatan millet işgal edilmiş mi? Edilmiş. Lan Paşam nerede? Mustafa Kemal nerede? Adana'da. Haberi aldığında tamam. İngilizler ülkedeki işgali kolaylaştırmak amacıyla Anadolu'daki bütün komutanlar nereye gelsin dediler? İstanbul'a gelsin, ordularını dağıtsın, gelsin. Niye? Çünkü onların elini kolunu bağlamak istiyor. Orduyu, komutanı idare eder. Herkes gidiyor. Bir tanesi gitmiyor. Kim? Doğuda terhis etmediği 15. Kolorduyla Türk ordusunun forveti, gol yollarımızın etkin silahı kim? Kazım Karabekir. Baba, anladın? O gitmiyor, o burayı bırakmıyor. Niye? Çünkü burada Ermeni tehlikesi var. Adamlar devlet kuracaklar. Bırakmıyor orayı. Tamam. Mustafa Kemal de geliyor İstanbul'a ama eli kolu bağlı geldiğinde. Geldiğinde bakıyor ki orası işgal edilmiş. Eli kolu bağlı bir şekilde nereye geçmesi lazım? İstanbul'dan direniş başlamaz. Burası işgal altında. Plan, işgal altında bir şekilde Anadolu'ya geçip halkı örgütlemeli ve bu millet bu kadar kolay teslim olamaz. Bunu yapmalıydı. Tamam, şimdi oraya ayrıca geleceğim.

Şurada bak ne var? Osmanlı'da hükümetler var, değil mi? Bak Mahmut Şevket Paşa. Hakimlik sınavında sordular, kaymakamlıkta da sormuş olabilirler. Hangisi Dünya Savaşı'na katılmadı diye? Mahmut Şevket Paşa o tarihte ölüyor. Dünya Savaşı 14'te başlıyor, anladın? Sait Halim Paşa ile Talat Paşa hükümeti. Sait Talat Paşa, Dünya Savaşı'nda olanlar mı? Evet, Dünya Savaşı'nda olanlar. Ahmet İzzet neyi onayladı? Mondros'u onayladı, değil mi? Sonrasında Damat Ferit zaten hain. Ali Rıza Paşa'dan neyi bileceğiz? Temsil Heyeti'ni tanıdı. Temsil Heyeti'ni tanıdı. Salih Hulusi Kezrak, bu da iyi, bu da bizden. Bu da İstanbul işgal edildiğinde, İstanbul resmen işgal edildiğinde hükümetin başında. Damat Ferit, gene aynı şekilde. Sevr Anlaşması imzalandığında başta Ahmet Tevfik. Değil mi? Son hükümet. Bizi en çok kim uğraştıracak? Damat Ferit uğraştıracak. En uzun sürede kim kalacak? Ahmet Tevfik Paşa kalacak. Osmanlı hükümetleri. Burayı da seviyordu, burayı da sordu, anlaştık. Tek hepsinden bak bahsediverdim. Tamam, devam.

Beraberinde gene ÖSYM'nin en çok sevdiği ve sorduğu yerlerden birisi neresi? Milli Mücadele örgütlenme dönemi. Ezberlemeyin. Şimdi burada bilmenizi istediğim birkaç bir şey var. İlki şu: 15 Mayıs 1919'da İzmir işgal edildi mi? Edildi. Bak, tarihleri bilin. Özellikle TYT'de buraya hep böyle sordu, tamam mı? 15 Mayıs İzmir işgal edildi. 16 Mayıs'ta Mustafa Kemal Bandırma Vapuru'na binip İstanbul'dan nereye geldi? Samsun'a geldi. Peki haberi var mıydı? Haberi yoktu. Peki, peki Bandırma Vapuru'yla geldi, doğru mu? Peki İzmir'in işgaliyle Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışı arasında sebep-sonuç ilişkisi var mı? Kesinlikle yok. Niye? İzmir işgal edildi diye Mustafa Kemal Samsun'a gitmedi. Alakası olur. Madem İzmir işgal edildi, Samsun'da ne işin var? İzmir'e geldi, değil mi? Peki, peki Mustafa Kemal Samsun'a çıktığı için mi İzmir işgal edildi? Hayır. Önce İzmir işgal ediliyor, sonra Mustafa Kemal 19 Mayıs'ta nereye çıkıyor? Samsun'a çıkıyor. Ve genel kültür olsun, Mustafa Kemal'in doğum gününü İngilizler kutlamak istiyor. Garice nezaretinden, Dışişleri Bakanlığı'ndan resmi yazı yazıyorlar. Diyorlar ki, "Ya diyorlar, Mustafa Kemal'in doğum gününü kutlayacağız. Ne zaman gün bildirin bize diye." Mustafa Kemal diyor ki, "Neden 19 Mayıs olmasın?" diyor. Sembolik tarihtir o. Mücadelenin başlangıcı orasıdır. TBMM'nin açılışına kadar. Ve Mustafa Kemal bir şekilde Samsun'a geliyor. 9. Ordu Müfettişi ve İstanbul Hükümeti'nin komiseri sıfatıyla Mustafa Kemal Samsun'a geldi. Şimdi Mustafa Kemal bir savaş yapacak, bir Kurtuluş Savaşı yapacak, değil mi? Ama İngilizler gönderiyor. Niye? "Git bizim adamımız ol, Mondros'u uygula, işte cemiyetleri dağıt, silahları topla, orduları dağıt, Kazım'ı tutukla" diye gönderiyorlar. Tamam. E Mustafa Kemal onların adamı olur mu? Hayır. Onu bir geç. Ama bir şekilde nereye geçmesi lazım? Anadolu'ya geçmesi lazımdı. Bütün görevlerinin dışına çıkıyor. Samsun'a çıkar çıkmaz İzmir'in işgal edildiğini öğreniyor ve diyor ki, "İzmir'in işgali haksızdır."

Şimdi Paşam, bir savaş yapacak da bu savaşı kimle yapacak? Ordu var mı? Yok ki. Mondros'a dağıtılmış. Halkla yapacak. İyi de halk ne düşünüyor? Öyle ya, bu millet 100 yıldır savaşıyor. 100 yıldır şehit veriyor. Her evde abim, 5, 10, 15 kimi evde erkek kalmamış. Düşünsene, dedeni 53-56 Kırım Harbi'nde kaybettin. Babanı 93 Harbi'nde kaybettin. Tamam mı? Kocanı Dömek Meydan Muharebesi'e kaybettin. Büyük oğlunu Trablusgarp'ta, küçük oğlunu Balkan Savaşı'nda kaybettin. Büyük torunu Çanakkale'de, küçük işte ortanca torunu Suriye, Filistin'de, Hicaz'da. Tamam mı? Son bir tane torunun kaldı, onu da Mustafa Kemal istese gönderir misin? Göndermez misin? Nereden bileceğiz? Acaba dedi, Mustafa Kemal, "Ben bir milli mücadele ateşi yaksam bu millet benim peşimden gelir mi, gelmez mi? Nereden bileceğiz?" dedi. İşte Havza'ya geldi. İşgaller mitinglerle protesto edilecek dedi. Tamam. 19 Mayıs'ta Samsun'a çıktı. Hemen 10 gün sonra neyi yaptı? Havza Genelgesi'ni yaptı. Ve Türk milleti, yani Mustafa Kemal çıktı sahaya, topu dikti havaya. Millet, "Ben savaşacağım lan, benimle misiniz, değil misiniz?" dedi. İşte burayı kim o Kazım Özerp miydi? Kazım, Kazım Bey almış aklımda şey miydi? Fevzi Çakmak mıydı? Hatırlayamadım. Tamam mı? Onlar birisi diyor ki, "Mondros'tan sonra bir uçağa binip Anadolu üzerinde uçsaydınız yer yanan ateşleri görürdünüz. İşte onlar milli mücadele için çırpınan yüreklerdir. Onları birleştirecek bir komutan lazımdı. O komutan ondan başkası olamazdı" diyor. Allah, ulan kavga var dedikleri zaman biz geri kalır mıyız millet olarak? Ama bize bir ne lazım? Bir lider, bir alfa kurt lazım, değil mi? Mustafa Kemal opsiyonu aldı işte. Tamam. Halk birte sokaklara döküldü. İstanbul'da, Fatih'te, Üsküdar'da bir sürü ne yapıldı? Mitingler yapıldı. Bak, önce Samsun'a, önce İzmir işgal edildi, sonra haberimiz yok, Samsun'a çıktık, Havza'da halkı yokladık, değil mi? Beraberinde Amasya'ya geldik. Bu işin amaç, yöntem, gerekçe, planını belirleyeceğiz. Ama bunların hepsi bak hep Havza Mayıs ayında, Amasya Genelgesi Haziran ayında. Soru: İzmir'in işgaliyle falan falan falan falan hangisinin alakası yoktur? Cevabı veriyorum: Amasya Genelgesi kararlarını duyurmak. Niye olamaz? Daha yapılmamış çünkü, anladın? Kronolojiyi böyle soruyor. Bunu 2 defa TYT'de sormuş. Tamam, KPSS'de tam uygun bir sorudur bu. AYT'ye uygun bir sorudur bu. Anlaştık, bilin sıralamayı. Tamam. Ve Amasya Genelgesi amaç, yöntem, gerekçe, plan, program, her şey nerede belirlendi? Burada belirlendi. Ve Mustafa Kemal istifa etti. Neye döndü? Sine-i millete döndü. Milletin bağrına. Artık Mustafa Kemal sivil, anlaştık. Bunu da sorduk. Buradan sonra ta Kütahya-Eskişehir'de Başkomutanlığı alana kadar Mustafa Kemal sivil olacak, anlaştık. Ve tutuklama görevi kime verildi? Kazım Karabekir'e verildi. Türk ordusunun forveti, gol yollarımızın etkin silahı, hırçın çocuğumuz Kazım Karabekir. Buradan Temsil Anneye selam olsun. Temsil Anne, Karabekir'in kızı. Kendisiyle beraber Denizli'de bir seminerdik. Anneciğim, ellerinden öpüyorum. Tamam. Aha Kazım Karabekir çıktı geldi. Mustafa Kemal'e ellerini uzattığında, "Tutukla bizi, götürdüklerinde" Kazım Paşa, "Paşam, ben ve kolordum emrinize amadeyiz, Paşam" deyince Allah tüylerin diken diken oldu o sahne, değil mi? Kazım'ın desteğini de arkamıza aldık. İstanbul'a geydirip de duruyoruz artık, değil mi? Sonra Erzurum'a geldi Mustafa Kemal. İlk önemli kararları aldı. Tamam, ilk önemli kararlar. İlk kez ulusal sınırlardan, ilk kez geçici hükümetten, tamam mı? İşte Temsil Heyeti'nden, ilk kez manda himayenin reddinden, işte dış yardımdan, bilmem. Bunların hepsi nereden bahsedildi? Erzurum'da bahsedildi. Ama aynı tarihlerde Manisa, Balıkesir, Alaşehir'de de kongreler var. Fakat hiç böyle sağlam ulusal bir karar çıkmadı. Niye? Çünkü Mustafa Kemal gibi bir lider yok, anladın? Hep aynı sorularla geldi. Sonra Mustafa Kemal ta Amasya'da belirlediydi Sivas Kongresi'ni. Bak, Erzurum Kongresi ne zaman oldu? Temmuz, Ağustos gibi gerçekleşti. Tamam. Sonra Eylül'de ne gerçekleşti? Sivas Kongresi gerçekleşti. Ya İstiklal ya ölüm. Mbi 8. Sınıf kitabın ünite başlığı. Ya İstiklal ya ölüm. Ya bağımsız oluruz ya bağımsız ölürüz kardeş. Baskı alternatifi yok. Her yönüyle ulusal bir kongre oldu mu? Oldu. Sivas'tan bileceğiniz birkaç bir şey var. Bütün cemiyetler tek çatı altında birleştirildi. Temsil Heyeti bütün ülkeyi kapsar hale getirildi. Tamam. Bir de gazete çıktı, İrade-i Milliye diye. Bir tane daha olay var. Ne var? Temsil Heyeti Batı Cephesi'ne Ali Fuat Paşa'yı komutan olarak atadı. Bu onların hangi yetkiyi kullandığını gösterir? Yürütme yetkisini kullandığını gösterir. Yürütme. Tamam. KPS sizin için kolay. Niye? Çünkü sen atamanın yürütme yapacağını biliyorsun. Sen 8. Sınıf önemli kazanımlarından birisidir o. İlk kez yürütme etkisini kullandı. Temsil Heyeti ve Ali Fuat'ı Batı Cephesi Komutanı tayin etti. Anlaştık. Ve bu olaydan sonra Anadolu'da ipler Mustafa Kemal'in eline geçti, Temsil Heyeti'nin eline geçti. Erdem, şuraya bir gel. Ortaya bir gel. Şu Temsil Heyeti, bununla alakalı şu köşeye doğru gelsem oluyor. Hah, Temsil Heyeti. Bunun fikri ne zaman ortaya çıktı? Bunun fikri Amasya Genelgesi'nde atıldı. Tamam, her türlüden uzak ulusal bir kurum oluşturalım diye. Peki kuruluşu nerede? Kuruluşu Erzurum'da, 9 kişiyle kuruldu. Doğu illerini kapsar dendi. Peki ulusal olması, sayısının etkisinin etkisinin artması nerede? Sivas'ta. Tamam. Yani şuradan sonra Heyet-i Temsiliye dönemi ta ne zamana kadar? 1. TBMM'nin, 1. TBMM düşürdük. 1. TBMM'nin açılmasına kadarki gelişmeler Temsil Heyeti gelişmesidir. Hah, soru: Hangisi Temsil Heyeti gelişmelerinden biri değildir? Cevabı veriyorum: Nokta nokta kanunu diyorsa, o kanunu meclis yapar. Anladın? Temsil Heyeti değil. Anlaştık. Bu tarz sorularla gelecekler karşınıza. Tamam. Burayı da böyle bildik ve gel bu tarafa, gel bu tarafa.

Ve Sivas Kongresi'nden sonra Mustafa Kemal ipleri eline alınca dedi ki, "İstanbul'la tüm bağlantıyı keseceksiniz." Bunun üstüne Damat Ferit hükümeti istifa etti. Yerine kim geldi? Damat Ferit gitti, yerine Ali Rıza Paşa hükümeti geldi. Bak, abim, Allah aşkına bir bak. Tamam mı? Şunu şuradan takip et. Mesela 1918'den tamam mı? 1922'ye kadar 4 yılda 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8. Saat ne değişmiş? Hükümet değişmiş. Yani 6 ayda bir hükümet gidiyor. Hele ki şunlar falan bak, 2 Mart, 5 Nisan, bir ay, bir ay. Anladın mı? Yani hükümete bak kurban olduğum ya. Yani kısa kısa kısa kısa gidiyorlar. Niye? Ülkede işgal var, kaos var, abiciğim, bil. Tamam. Ve Amasya Protokolü'nde iki taraf bir araya geldi. Kimle kim? İstanbul Hükümeti ile Temsil Heyeti. İstanbul Hükümeti Ali Rıza Paşa adına Salih'i gönderdiler. Temsil Heyeti'nin adına da bizzat Mustafa Kemal gitti. Buradan bileceğiniz olay: Tanınma sorunu çözüldü mü? Tanınma sorunu çözüldü. Artık Anadolu'da resmen, ismen, cismen, cinsen, şeklen, şemalen Temsil Heyeti diye bir şey var mı? Var. Bir bunu bileceğiz. İkincisi, dediler ki, "İstanbul dışında bir yerde ne açılsın? Meclis açılsın" dendi. İngiliz, meclisin İstanbul'da açılması şartıyla kabul edecek. Diğerlerini kabul etmeyecek. Tanınma meselesi önemli bir siyasi sonuçtur. Defalarca sordular. Sivas Kongresi'nde komutanlar toplantısı da şıkları doldurmak için konulur. Tamam. Mustafa Kemal komutanları topluyor. Eğer açılacak meclis iyi işler yaparsa peşinden gideriz. Yok yapmazsa bizim onunla işimiz yok dedi. Tamam. Peki devam. Beraberinde sonra Mustafa Kemal Temsil Heyeti'ni takımı taklavayı her şeyi topladı. Nereye geldi? Ankara'ya geldi. Ankara. Ankara seni görmek ister, her bahtı kara geldim ben de Ankara'ya. Ankara'ya çıktı geldi. Burada da şey değil, gazeteler var. Burada mesela ne var? Mesela Mustafa Kemal'in İstanbul'da çıkardığı bir gazete var. Yakın arkadaşı Fethi Okyar'la beraber. Minber. Erzurum'da çıkan bir gazete var. Albayrak. Kurban olduğumun Albayrağı. Aha burada. Allah bizi Albayrak gölgesinden ayırmasın. Tamam. Arkasından Sivas'ta İrade-i Milliye. Sonra Ankara'ya geldiğinde bir gazete daha var: Hakimiyet-i Milliye gazetesi. Tamam. Bir de Anadolu Ajansı var. Bu ikisini sormadı diyorduk. Hakimiyet-i Milliye mesela AYT sınavında şöyle bir soruyla geldi. Dedi ki, "Şimdi Mustafa Kemal Temsil Heyeti'ni aldı, 27 Aralık 1919'da nereye geldi? Eee buraya geldi. Sonra Ocak ayında Hakimiyet-i Milliye gazetesi çıkarılmaya başlandı. E şimdi gazete çıkarıldı da gazetede hangi başlık atılmış olamaz?" dedi. Buradan sonraki olaylar gazetede başlık olarak atılır mı? Atılır. Önceki olaylar atılır mı? Atılmaz. Hakimiyet-i Milliye'de ne yoktur mesela? Mondros diye bir başlık yoktur. Niye? Çünkü Mondros bir sene, 2 sene önce zaten imzalanmış. Anlaştık abim, böyle kronolojilerini böyle sormaya başladı. O soruyu ben çok takdir ettim. Ben çıkmışları çözdüğünüzde görürsünüz. AYT soranına bakın. Son 3-4 yıl içinde olması lazım. Tamam. Ve son Osmanlı Mebusan Meclisi açıldı. Buradan bileceğiniz önemli bir olay var: Misak-ı Milli'nin kabulü. 1. İstanbul'un resmen işgali. 2. Ve TBMM'nin açılması. 3. Tamam, kronolojik olarak sorarlar. O meclis gitti, neyi kabul etti? Ulan bunu yazmayalım. O meclis gitti, neyi kabul etti? Misak-ı Milli'yi. Nerede atıldı temelleri? Erzurum Kongresi'nde. Sınır olarak nereyi kabul eder? Mondros imzalandığı andaki sınırlar bizim ulusal sınırlarımızdır. Misak-ı Milli'yi kapsar diye kodlaya veriyorum ben. Kapitülasyonlar kaldırılacak. Azınlıklara diğer ülkelerdeki Türk'e verilen kadar hak verilecek. Mütekabiliyet dediğimiz. Tamam. O kelime, öbür kelimeyi kullanmayacağım ben. Sen alta yaz. Mütekabiliyet. Boğazlar. Tamam. Güvenliği sağladığımızda boğazları ticarete açarız dedik. Geçen sene koşulsuz şekilde boğazlar açılır dedi, yanlış soru, iptal edildi. Tamam. Borçlar. Ne öderiz, ne inkar ederiz dedik. Tamam. İşte arkasından sınırlar. Hah, burası önemli. Doğuda Elviye-i Selase (Kars, Ardahan, Batum) tamam. Güneyde Arapların yaşadığı coğrafya. Batıda Trakya'da istenirse yeniden halk oylaması yapılabilir dendi. Azınlık değil, Araplar olacak burası. Tamam. İstenirse senen referandum. Yani Misak-ı Milli Wilson ilkelerinden etkilenmiş. Kardeş, git Kars, Ardahan, Batum'u say. Git güneyi say. Git Trakya'yı say. Kim çokla? Türk çok. E Wilson ne diyor? Kim nerede çoğunluktaysa orada devletini kurabilir diyor. Anlaştık. Bunu kabul ettiler. Ama İngilizler istekleri doğrultusunda karar aldırmak istiyordu. E bu işler ne gelir mi, gelmez. Anladın? Sonra dediler ki, "Hükümete, Salih Paşa hükümetine, özür dilerim, Ali Rıza Paşa hükümetine bunu geri çek" dediler. Ali Rıza istifa etti. Yerine Salih Paşa geldi. Salih'e baskı, baskı, baskı. Sahte geri çekmeyince İstanbul'u, başkentimi resmen işgal ettiler. Klasik klişe sorular. İstanbul'un resmen işgalinin sebebi ne? Misak-ı Milli'nin kabulü. Soru: Misak-ı Milli'nin en önemli sonucu ne? İstanbul'un resmen işgali. Soru: Aşağıdakilerden hangisi İstanbul'un resmen işgalinden sonraki bir gelişme olamaz? Cevabı veriyorum: Misak-ı Milli'nin kabulü olamaz. Niye? Önce Misak-ı Milli kabul ediliyor, sonra İstanbul işgal ediliyor. Defalarca sordular, gene sorarlar, gene sorarlar. İşte Halil Çillilerin lafı var ya, Ying Yang bildiniz mi? Ha, iyiliğin içinde kötülük, kötülüğün içinde. L sıçratma iyiliğine kötülüğüne. Hayır gibi görünür şer vardır. Şer gibi görünür hayır vardır. Fakat siz bilemezsiniz. Eğer İstanbul resmen işgal edilip meclis basılıp dağıtılmayaydı, Mustafa Kemal'in Ankara'da TBMM'yi, ama henüz T'si yok, BM'yi açabilir miydi? Büyük Millet Meclisi'ni açamazdı, değil mi? Şer gibi görünen olay neye dönmüş? Hayra dönmüş. Anlaştık. Hah, o dönem TBMM başkanı da kaçıyor, geliyor, şey yapıyor. Ankara'ya Celalettin Arif Bey. Onu da sordu mesela KPSS sınavında. Ve şurayı, şurayı eğer böyle rahat şey izlemek istiyorsan tamam mı? Ben böyle kafamda daha yatsın. Ben film, fırıldak seviyorum. Böyle diziyle büyüğüm. Netflix tarzında bir şeyler diyorsan tamam mı? Bir dizi var ya, İstiklal ya ölüm diye. TRT'nin 13 bölümlük bir dizisi. Şurada anlattığım hikayelerin hepsini film olarak, dizi olarak görürsünüz. Ha, hayali kahramanlar da var, bilmem neler de var. Bana hocam, o adam kim diye? Lan, o dizi, o dizi. Dizi ama genel yapıyı iyi kötü aklına yatırır. Anlaştık, bilin tamam. Aha TBMM'nin açılması dedik. Açtık TBMM'yi de. Al, Ankara'da Ulus'taki taş meclis. Burası. Ulus'taki kurban olduğum la. Bak la. Aa, şurası. Bak atları baler. Ahır la. Bu kadar adam, bir avuç insan var abim. Yok. Biz bu devleti, milleti vallahi böyle kurduk la. Ankara'da ilk asfalt yol 1938'de yapılıyor. Kurban olduğum, o zamana kadar yok yani. Tamam. Bak hep genel kültür olsun. Ulus'taki ilk meclis binası. Burası. Meclis açıldı, hayırlı uğurlu olsun. Hemen şimdi meclisi açtık. 23 Nisan 1920. İlk bayramımız da mesela 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'dır. Bak, genel kültür olsun. Tamam. Hah, meclisi açtık. Cuma günü. Meclis neyle çalışır? Suyla, benzinle, anayasayla. Anayasayla. Var mı anayasa? Yok. E oturalım yazalım. Bir yazacak adam yok. İki, vakit yok, değil mi? Hemen ilk etapta lazım olan maddeleri Mustafa Kemal aldı, çıkardı. Ama TBMM'nin açılması, İcra Vekilleri Heyeti'nin göreve başlamasıyla birinin işi bitti. Kim? Artık Temsil Heyeti dönemi yok. Anlaştık. Şuradan da bilmenizi istediğim geçici hükümet başkanı, padişah vekili atamak doğru değildir diyor. Yani biz bu maddeye dayanarak deriz ki, Anadolu'da yeni bağımsız bir devlet kuruldu. Padişahın olmadığı, ulusal egemenlikli bir devlet kuruldu. Peki adı ne? Yok. Hukuki mi? Değil. Anayasa yok, bayrağı yok, marşı yok, ordu yok, para yok. Ne var lan? Bir kuru meclis var. Geride kalan her şey zaman içinde, süreç içerisinde gelecek mi? Gelecek. İşte işleri hızlandırmak için de bir sistem geçildi. Ne o? Meclis hükümeti sistemine geçildi. Meclisin başkanı, hükümetinin de başkanı. Yani güçler birliği var. Yasama ve yürütme ne olmuş? Yasama ve yürütme birleşmiş. Yargıyı da birleştirdiler. Ne ile? İstiklal Mahkemesi ile. Bu durum demokratik değil ama o dönem şartları bunu gerektiriyordu. Anlaştık. Şu meclis hükümeti sistemi, bunu bilin. Sonra Cumhuriyetin ilanıyla kabine sistemine geçeceğiz. Şimdi gene daha öncesinde yapılan referandumla neye geçildi? Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildi, değil mi? Bak, ülkemizdeki sistemler. En azından iyi kötü. Ayrıntı içi değil, çok ayrıntılı bilmenize gerek yok. Genel yapısını bilin yeterli. Burada ne var? Güçler birliği var. Niye? Hızlı karar al, hızlı uygula. Niye? Bir avuç adamsın abi. Bu kadar işte. Meclis Yunan'la savaşalım mı? Evet. Yunan'la savaşma kanununu yaptık. Yasama. Al, kanun gücünü kullandık. Tamam mı? Kalk, yürüyün gidelim. Hadi savaşalım. Hadi neye koydun? Yürütmeyle işe koydun. Niye? Başka adam yok çünkü. Tamam. Yargıyı da bağladık. Nasıl? İstiklal Mahkemeleri diye mahkemeler kurduk. O mahkemelerde yargıç nerede buluyorsun? Nerede buluyorsun? O ilin milletvekili mahkemede de ne yaptı? Yargıçlık yaptı. Al, güçler birliği meselesini anladınız mı? Tamam. Burayı hep böyle sordu ÖSYM, bilin. Peki meclis açıldı. Meclisin yaptığı ilk kanun da Anam Rübünü Erbiyen kat arttırma. Yani küçükbaş hayvan vergisini 4 kat arttırdı. Sen şimdi vergiyi 4 kat arttırırsan, halkın tepkisi ne olur? Harikasın mı der, isyan mı der? Arıza çıkaranlar vatan haini sayıldı, değil mi? E halk da ne etti? İsyan etti tabii. TBMM'ye karşı ayaklanmalar var. Bunları da dört başlıkta inceleriz. Bir, İstanbul kendiliğinden bir isyan etti. Tamam. İki, adam var burada. Kim bileceksiniz? Ahmet Anzavur. Bak, bu adam kötü adam. Tamam. Ahmet Anzavur, kötü atıyorlar. Hangisi Kuvayici değildir diyor? Ahmet Anzavur değil. O İstanbul Hükümeti'nin adamı. Bir de ne var? Halifelik ordusu var. Anlaştık. Bunlar sonra halkı fişeklediler. İngilizler de boş durmuyor. Batıda, doğuda herkesi fikir. Mesela Bolu, Düzce, Hendek, Adapazarı. Beraberinde şu Ahmet Naz, şey, İzmit, Balıkesir hattında şu bölgede halkı isyan ettirdiler. Niye biliyor musun? Olur da Ankara'dan TBMM'ciler İstanbul'a gelmek isterse. Tamam. Önce Bolu, Düzce, Hendek'te halkla, arkasından da Ahmet Anzavur, Halifelik ordusuyla. Yani Türkü Türk'e, kardeşi kardeşe kırdıracaklardı. Bunlarla uğraştılar. Anlaştık. Sonra bizim kuş kafalı Kuvay-i Milliyeciler de ne etti? Bunlar da isyan etti. Niye? Bunlar da düzenli ordunun emir komutasına girmek istemiyor. Çerkez Ethem, Demirci Mehmet. Anlaştık. Sonra beraberinde bir de kim var? Gambersiz düğün olur mu? Azınlıklar var. Bak tam dört tane. İstanbul Hükümeti, halk, Kuvay-i Milliyeciler, azınlıklar. Soru: 1. TBMM'ye karşı isyan arasında hangisi yoktur? Cevabı veriyorum: Rejim karşıtları. Rejim karşıtları olamaz. Niye lan? Ortada rejim yok daha. Ne rejimi? Anladın? Daha ne adımızımız yok. Daha anlaştık. Böyle soracaklar, bilin. Tamam. Ve İngiliz'in amacı basitti. Ne alacak lan? Kim lan bunlar? TBMM derler. Ne alacaklar? Çıkarız 20-30 tane isyan, kendi kanlarında boğarız diyorlardı. Ama Mustafa Kemal hemen etkili şeyler aldı. İstiklal Mahkemeleri, Hıyanet-i Vataniye Kanunu. Tamam mı? O kaçaklar, firerler hakkında kanun. Ve İstanbul Hükümeti'nin fetvasına karşılık, anti-fetva ile Rıfat Börekçi ile karşılık verdirdi. Asıl dedi, "Vatanını, milletini, bayrağı, ezanı, Kur'an'ı, ırzı, namusu, toprakları, sınırı için savaşmayanlar, onlar haindir." dedi. Tamam. İsyanlar TBMM tarafından şiddetli şekilde bastırıldı. Anadolu'nun tek hakimi kim oldu? TBMM oldu. Ama bu sırada biz toprak kaybettik. Boş yere kardeş kanı döküldü. Buradakilerin hepsi bizim insanımız, anladın? Yani Anadolu yaşayan insanımız, bizim insanımız. Ama TBMM güçleri eline aldı. İşte İngilizler, "Eyvahlar olsun" dedi. "Biz dedi, bir şeyi unuttuk. Neyi unuttuk la? Her savaştan sonra iki şey imzalanır. Bir ateşkes, bir ne? Bir de barış anlaşması." Tamam. 2 yıl geçti, hala ne yok? Hala barış anlaşman yok. 2 yıl geç imzalandı. Neden? Hala seni paylaşamıyorlar ya. Hala seni paylaşamıyorlar. E paylaştılardı. E ne oldu? Rus çekildi, Yunan girdi, İtalya falan. Ortam ne oldu? Karıştı. Tamam. O yüzden bir de Mondros geniş hükümler taşıyordu. Lan ne olacak lan? Nasıl ağız deyiz? Bir zaman sonra alırız diyorlardı. Ama Anadolu'da TBMM ile bir milli mücadele başlayınca hemen İngilizler harekete geçtiler. Tamam. San Remo denilen bir yerde bu Sevr, sözde barış anlaşması. 8. Sınıflar öyle anlatıyor. Sevr, sözde barış anlaşması, ölüm fermanı diyor. Hakikaten de çok değil, 433 madde. Ayağındaki donun lastiğine varıncaya kadar almışlar, anladın? Osmanlı'ya sadece şurası kalmış, %40 oranında. Ne oluyorsun? Küçülüyorsun. Nereden nereye geldin, anladın? Al. Ve eee San Remo'da taslak atıldı. Uyduruk bir Saltanat Şurası'na, uyduruk bir Saltanat Şurası'na imzalattırıldı. Ama Sevr'den gelecek hatta bir de burada yukarı banttan birkaç bilgi daha vereyim size. Tamam mı? Bir Milliye Hattı var. Ne o? Çanakkale'den şöyle aşağıya doğru inen bir hat çizin. Tamam mı? İzmir'den Yunan işgali başladı. Bizim Kuvay-i Milliyeciler yine de şahla anıyor dediler, gümbür gümbür geldiler. Tamam mı? Yunan hemen gitti İngiltere'ye. İngiltere abla, İngiltere abla, ben korkuyorum. Orada palabli adamlar var, böyle tüfekleri falan var. Geldiler burayı işgal ediyorlar, beni koru deyince İngiliz dedi ki, "Lan Milli gel lan buraya" dediler. General Milli bir git bak lan dediler, ne oluyor dediler. General Milli bir rapor yazdı dedi ki, "Türk'le uğraşmak bu Yunan'ın haddine ve de çapına değil dedi. Bunlar caciki, bunlar plaki dedi. Bunları Türkler öttürür. Daha Türklerin ordusu bile yok" dediz. Tamam. Biz bunları korumamız lazım. Çanakkale'den aşağı Muğla'ya bir hat çizdiler. Milliye Hattı dediler ki, "Yunan buradan buraya geçmeyecek. Kuvay-i Milli de buradan buraya geçmeyecek." Kimi koruyorlar? Yunan'ı koruyorlar. İşte Osmanlı'ya Saltanat Şurası'nın önüne koydular, "İmzalayın" dediler. Onlar da Allah için imzalamadı. Tamam. Rıza Tevfik, Reşat Talis, işte Hadi Paşa, Kaanon. Onlar imzalamadı. Milliye Hattı'nı açtılar. Niye açtılar Milliye Hattı'nı? Milliye Hattı'nı neden açtı İngilizler? Osmanlı Sevr'i imzalasın diye açtılar. Tamam. Mecbur gittiler, imzaladılar. Geriye döndüklerinde de Damat Ferit'le Padişah'a da onaylattılar mı? Onaylattılar. Ama Sevr'in maddesi, müddesi falan ezberlemeyin, gerek yok. Niye? Çünkü Sevr Anlaşması abim ölü doğmuştur, uygulanmamıştır, hükümsüzdür, geçersizdir. Neden? Çünkü bir meclis onayı yoktur. Çünkü ortada meclis yoktur. İstanbul'u işgal edip meclisi dağıttılar. TBMM bunu kabul eder mi? TBMM bunu kabul etmez. Edenleri de ne saydı? Vatan haini saydı. Anlaştık. Hah, bunu kabul etmeyince yerine yenisini yapmanın tek bir yolu var. Ne? Savaşırsın kardeş. Hiçbir barış anlaşması savaş olmadan olmaz. "If you want peace, prepare for war." Türkçe meali: "Savaş istiyorsanız, aman barış istiyorsanız savaşa hazırlanın" demektir. Bunu kabul etmeyince Kurtuluş Savaşı'mızı yapacağız. Ona da geleceğim. Ama bir de burada Bilecik Görüşmeleri var. MEB kitaplarında da bahseder, önemsiz bir şeymiş gibi görülür ama aslında önemli. Niye? Sevr Anlaşması imzalanıp geldikten sonra İstanbul'dakilerin "Nerede rahatsız? Bu ne biçim anlaşma lan?" diyorlar. Ayağınıza ona varıncaya kadar vermişsiniz. Allah belanızı vermeye. Niye? İngilizce bir gereksiz, aşırı bir ne var? Güven var. Ama işte güvenin karşılığını görüyorsun. Anlaştık. Ve TBMM ile İstanbul Hükümeti oturdu, konuştu. İstanbul Hükümeti Tevfik Paşa hükümetinden kim geldi? Ahmet Rıza. Mondros'u onayladı. Salih, Amasya Protokolü'nde geldiydi. İstanbul'un işgalinde değil mi? Anladın? İşte bunlar buradan bilinecek olay. Bilecik görüşmesinden olay şu: İstanbul Hükümeti bu görüşmeyi kimle yaptı? TBMM ile yaptı. İstanbul Hükümeti kimi tanıdı? TBMM'yi tanıdı. Amasya Protokolü'nde İstanbul Hükümeti Temsil Heyeti'ni tanıdıydı. Temsil Heyeti başka bir şey, TBMM başka bir şey. Ve Mustafa Kemal, Ahmet İzzet'le Salih'i kulaklarından tutup Ankara'ya götürdü. Niye? Şöyle bir izlenim oluşturmak istiyor. İstanbul'da hatasını anladı. İngiliz'e güvenmenin ne olduğunu anladı. Geldiler milli mücadeleye katıldılar izlenimi oluşturmak için. Mustafa Kemal onları götürdü. Artık salsa da bunlar geriye dönemez. Mecbur ne katılacaklar? Buraya katılacaklar. Dedim, hadi bir çayımı tazeleyim. Sen de abdestini tazele. Kurtuluş Savaşı'nı yapacağız. Hadi bakalım. Evet, şimdi geldim abisinin gülleri neye? Kurtuluş Savaşı'na. Allah Türk askerini, Türk polisini korusun ve yüceltsin. Amin, inşallah. Aha Mehmetçik kepimiz de var. Kurban olduğumun beraber bunlar da var ya. Bak Çanakkale arabası geliyor ya okullara, oralardan aldıydım. İlterşe de aldıydım. Bundan müthiş bir şey ya. Vallahi ya. Kendini şey hissettiriyor ya. Gözünü kapat, oraya geliyorsun ya. Ve bir de Kurtuluş simgesinin, Kurtuluş Savaşı'nın simgesi Kalpak. Ulan benden de iyi komutan olurmuş ha. Vallahi tam şu ay yıldızı da bir denk getirdin mi? Tamam, Paşam, ben ve ordum emrinize amadeyiz, Paşam. Vallahi anası tip de müsait. Lan lan, bir adam bu kadar mı işiyle müsemma olur ya? Kurban olduğum. Naş orada. Bak burada fes var. Bak fesi tak. İttihat Terakki'nin Isparta şubesi. Kurban olduğumun kovuğu da ne bileyim şey, böyle orada börk var, börü var. L hepsini buraya getirmişim ya. Lan ben Erdem, vallahi nasama tip. Vallahi oluyor ya. İşte sevdiğin işi severek yaparsan böyle oluyor. Yani kurban olduğum. Daha geçen polis çevirmesinde de şu şey oyuncakçıdan al dedim. Lan bunu al, kaldır dedim. Öğrencileri de Murat bana hediye etti. Fatih'ten bana hediye falan diye. Plastik, plastik anladın ha. Oyuncak tabanca dedim. Şey, bebeler oynuyor dedik. Şimdi geldik neye? Kalemim nerede? Aha burada. Çaydan bir fırt daha alayım. Hadi bismillah. Gelin bakalım. Geldim şimdi Kurtuluş Savaşı. Independence War. Tamam. A bağımsızlık savaşımız. Hatta ne diyebileceksin? İstiklal Harbi diyebileceksin ya. Retro yayıncılık bana bir şey ayarla ya. Kuvay-i Milliye kıyafeti ya. Karşım kamuflaj da var da aklımdan çık. Kamuflajda çekme fikri çık aklımdan. Çek, çek, can al. Çek. Hah. Şimdi geldik Kurtuluş Savaşı'na. Kurtuluş Savaşı'nı biz tam dört cephede yaptık. Sri kabul eder miyiz? Etmeyiz, değil mi? Yenisini yapmanın tek bir yolu var. O da ne? Kurtuluş Savaşı'nı yapmak, değil mi? Doğuda Ermenilerle Kazım Karabekir Paşam savaştı. Çok kısa sürede onların işini bitirdi. Gümrü Anlaşması'nı imzaladı, değil mi? Doğu cephesi büyük ölçüde güvenlik altına alındı. Birlikler nereye kaydırıldı? Batıya kaydırıldı. Bir cepte. Güneyde herhangi bir düzenli ordumuz yok. Tamamen Kuvay-i Milliyeciler. Benim Urfa'mın, Antep'imin, Adana'mın, değil mi? Şeyin, Maraş'ımın oranın insanları. O bölgede ciddi bir direniş yaptılar. Urfa'da Ali Sahip Bey, 12'liler. Değil mi? Maraş'ta Sütçü İmam, Rıdvan Hoca. Beraberinde Antep'te Şahin Bey. Bak, ciddi bir direniş gösterdiler. Şimdi buradan bileceğiniz olay: Soru: Hangisi Doğu Cephesi ile alakalı doğru bilgi değildir? Cevabı veriyorum: Kuvay-i Milliye savaşmıştır. Hayır abim. Doğu'da Kazım Karabekir'in terhis etmediği Türk ordusunun forveti, değil mi? Ne o? 15. Kolordu. Bordo bereliler var orada. Soru: Hangisi Güney Cephesi ile alakalı doğru bilgi değildir? Cevabı veriyorum: Düzenli ordu savaşmıştır. Güneyde de düzenli ordu yok. Tamamen Kuvay-i Milliye savaştı. Değil mi? Ama asıl savaş nerede gerçekleşecek? Batıda. Bir de İç Cephe var. Biz doğuda, batıda, kuzeyde, güneyde her yerde düşmana savaşıyoruz. Bir de içeride saltanata karşı ulusal egemenlik mücadelesi yapıyoruz. Yani benim savaşım hem bağımsızlık hem egemenlik. İkisi beraber gidiyor mu? Gidiyor. Anlaştık. Böyle bileceksin burayı. Ama asıl savaş nerede gerçekleşti? Asıl savaş batıda gerçekleşti. Güneyin kaderinde neresi belirleyecek? Batı Cephesi belirleyecek. İtalya, değil mi? Fransa bakacaklar. Biz birinci dönüde indik, geri çekilecekler. İkinci dönü de yendik, geri çekilecekler. İtalya'yı ufak ufak boşaltmaya. Fransa barış teklif edecek. Ama tam ortadaki barnaklar nerede? Kütahya-Eskişehir'de yenilince. Tamam. Hemen bunlar geri gelecek. Sakarya'da Yunan'ı mahvettiğimiz anda İtalya bırakıp çekip gidecek. İlk küsüp giden o. Anlaşma, anlaşma yok. Bırakıp gidiyor. Fransızlarla da Ankara Anlaşması yapılacak. Tamam. 1921 Ankara Antlaşması. Fransızlar da gidecek. İngilizler zaten orada. Güney Cephesi kapanacak. Ama ama asıl büyük taarruzdan sonra da yönel denize dökeceğiz. Kurtuluş Savaşı'ndan galip geleceğiz, değil mi? Şimdi burada bileceğiniz olay, Batı Cephesi önemli. Burayı ben parmak hesabı anlatıyordum. Yani tamam mı? Artık biliyorsunuz onu. Tamam. A Dönü Savaşı'ndan bilecekleriniz. Tamam mı? TİLİM diye kodlayacaksınız burayı. Sakın ha MİLAD, TALİM diye kodlama. Niye? Yımılır gidersin. Bir kronolojik sorarsa hapı yutarsın. Tamam. Önce Teşkilatı Esasiye, 21 Anayasası geldi. Ve burada birkaç yıldır ÖSYM şundan geliyor. Aşağıdaki siyasi metinlerden hangisinin temelini halkçılık beyannamesi oluşturur diyor. Halkçılık beyannamesinin temel oluşturduğu siyasi metin nedir diye soruyor. Cevabı da 1921 Anayasası, yani Teşkilatı Esasiye veriyor. La ne demek la bu? İs bak, şu abem Mustafa Kemal'im her şeyi kim için yaptı? Halk için yaptı. Kimle beraber yaptı? Halkla beraber yaptı. Kime mal etti? Halk'a mal etti. 21 Anayasası'nın temelinde halkçılık beyannamesi vardır. Tamam. Hakimlere, kaymakamlara sordu. Son iki yıldır da KPSS'de şıklarda geliyor. Yani ÖSYM mesajı veriyor, gelir. Tamam, bilin. Teşkilatı Esasiye ile devletin hukuki kuruluşu tamamlandı. Artık temiz geldi. Tamam. Ama işte rejim belli. Egemenlik, hakimiyet bilakay metindir. Resmen Cumhuriyet demek ama adı konmadı. Cumhuriyetin ilanıyla konacak. Tamam. Sonra Londra Konferansı'yla TBMM'nin varlığını tanıyacaklar mı? Tanıyacaklar. Dönemin Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey gidecek. Herhangi bir görüşmeden bir şey çıkmadan geriye gelecek, değil mi? İkilik çıkarmak istiyorlardı. Hem Osmanlı'yı hem TBMM'yi çağırıyorlardı. Anlaştık. Bunlar beraberinde Afganlarla bir dostluk anlaşması yapılacak. Beraberinde İstiklal Marşı. Ankara Tacettin Efendi Dergahı'nda Mehmet Akif'im oturup kahraman ordumuza itafen neyi yazdı? İstiklal Marşı'nı yazdı. Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın. Sordular. Tamam. Ve Moskova Anlaşması'yla da aşkım Svetlana ile adını koyacak mıyız? Nex FVEX a Ruslar. Tamam, böyle bil. E Teşkilatı Esasiye ve İstiklal Marşı içerideki sonuçlarıdır. Londra, Afgan, Moskova dışarıdaki sonuçlarıdır. Bakın bunlar birinci dönüde. Sonra hangisi Sakarya ile alakalı doğru bilgi değildir? Moskova Anlaşması imzalamıştır. Yanlış. 1. Dönü'den sonra. Tamam. İkinci Dönü'de gene onlar saldırdı, gene savunma yaptık. Burada bileceğiniz bir önemli olay Mustafa Kemal İsmet Bey'e bir söz söylüyor. Ne diyor? "İsmet, siz orada yalnızca düşmanı değil, siz orada yalnızca düşmanı değil, milletin makus talihini de yendiniz" diyor. Anlaştık. Burayı bileceksin. Sonra asıl savaş şimdi başlıyor. Şunları biraz çatışma gibi düşünürsen, asıl savaş burada. Yunan ordusu bütün güçleriyle saldırıya geçtiler. Tamam. Kaybettik abim. Eskişehir'i, Kütahya'yı. Burayı artık Kütahya-Eskişehir diye sormuyor. Ne diye soruyor? Burayı ordunun, ordunun Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilmesi diye soruyor. Yani Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilmesi diye soruyor. Bak böyle bilin burayı. Anlaştık. Ve buradan bileceğiniz Mustafa Kemal'in Başkomutan olup ordunun başına geçti mi? Evet, geçti. Yasama yetkisine dayanarak neyi çıkardı? Tekalif-i Milliye emirlerini çıkardı mı? Evet, çıkardı. Anlaştık. Nokta atışı bilgilerdir. Tamam. Sonra Sakarya.

Meydan Muharebesi'nde Mustafa Kemal daha önce olmamış bir taktikle sahneye çıktı. Ne dedi, ne dedi? "Hattı müdafaa yoktur, hattı müdafaa yoktur. Vallahi sattı müdafaa vardır!" dedi. Ve Sakarya Savaşı, hakikaten de Kurtuluş Savaşı'mızın dönüm noktalarından birisidir. Tamam. Eğer burada yenilseydik, vallahi bu iş bittiydi abiciğim. Tamam. Yani hakikaten de şey olurdu. Tamam. Ama Sakarya Meydan Muharebesi ile beraber doğuda Kars Antlaşması imzalandı. Ruslar gönderdi. Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan'la Kars Antlaşması imzalandı. Burası tamamen kapandı. Fransızlarla 1921 Ankara Antlaşması imzalandı. Güney cephesi tamamen kapandı. Ulan ne Sakaryaymış! Hem doğuyu hem güneyi komple kapattı mı? Komple kapattı. Ukrayna ile dostluk anlaşması yapıldı falan falan. İçeride dışarıda ciddi neyleri var? Ciddi sonuçları var. Barış teklifiyle geldiler. Paris Muahedatı diye geçiyor. Sevr'in yumuşağının yumuşağının yumuşağının yumuşağının yumuşağının yumuşağı yatırılmışıyla geldiler. Tamam, kabul etmedik. Anlaştık, aslanlar gibi savaşacağız. Ve Büyük Taarruz. Bunların içinde ayrı bir yere sarıp Büyük Taarruz, Başkomutanlık, Dumlupınar Meydan Muharebesi. Bir tane daha var. Rum Sındığı, Rum Sındığı gibi isimlerle anılıyor. Bazen böyle isimleri de soruyor. Tamam, bilin. Burada Ulum Sındığı hücum. Allah Allah! 26 Ağustos Malazgirt tarihini dikkat getirdi. Mustafa Kemal saldırıya geçti. Ahan da bir televizyon programını izlerken bunu gördüydüm ben. Ordunun taarruz planı SAT Harekat Planı diye geçiyor. Ne demek SAT? Arapçada hani Sadat diye harfler var ya? Hani Ordu ani bir baskınla çember içine alınacak, çember içine alınacak. Atlı birlikler içlerinden geçecek. SAT harfine benzeyecek. Deni bu taktiğin aynısını bu Hannibal mı ne, şeyde, eee, Roma komutanı Kartaca'da mı, nerede bir yerde kullanmış. Mustafa Kemal bak, tarih okumanın faydaları işte anladın mı? Aynı taktiği Hitler de kullanıyor. Blitzkrieg diye Yıldırım Harekat Planı diye. Etrafından çevir, içinden geç. Anladın? Bu Afyon Kocatepe'den ne başladı? Tarzımız başladı. Ama burada bileceğiniz bir olay var. Komutanların hepsi var. Fakat birisi yok. Kim yok? Kazım Karabekir. Burada Mustafa Kemal'le ufak bir saldırı yönünde e şey yaşıyor. Kazım Karabekir gir hizmete verildi. Bak, hani ben size diyorum ya, Kazım Karabekir görürsen okuma işareti diye. Ama Batı Cephesi'nde Kazım Baba yok. Anlaştık. Geri hizmete verilmiş. Bilin. Ve buradan da bilinecek tek bir slogan var. Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir. Ama ordunun sırtı Akdeniz'e dönük. Nasıl oluyor? Biz buradan böyle kualep nasıl edeceğiz böyle abem Akdeniz diye? Mustafa Kemal nereyi kastediyor? Burayı kastediyor. Mustafa Kemal'e göre Ege diye bir yer yok. Oranın adı da ne? Akdeniz. Ege kavramını Yunanlılar kullanıyor. Anladın? Ve buradan Afyon'dan başlayan taarruz koştur koştur koştur koştur koştur koştur koştur koştur İzmir. Buraya kadar kovaladık bunları. Tamam. Akdeniz'e döktük. Dökmedik. Oraları karıştırma. Tamam. Ve buradan nereye yöneldik? Yukarıya yöneldik. İtalyanlar zaten çekti gitti. Giderken topu tüfeği biz bıraklar gittiler. Fransızlar gitti. İngilizler te nerede? İngilizler Irak'ta, Musul'da değil mi? Hah. Türk ordusu yukarıya yönelince Çanakkale'de bize ne teklif ettiler? İşte Çanakkale olayı denilen bir olay yaşandı. Bir ilk yaşandı. İlk kez Kurtuluş Savaşı'nda İngilizlerle savaş ihtimali ortaya çıktı. Bak ya, benim düşmanım kim? İngiliz. E hiç savaşmadım ki ben bunlarla. Nerede? Doğuda Ermeni, batıda Yunan'ı, aşağıda gene Ermeni, Fransız, İtalyan'ı saldı saldı üstümüze. İngiliz bu abim. İngiltere diye yazılır, entrika diye okunur. İngilizler ben savaşmıyorum, ben savaşmıyorum. Onları savaştırırlar. Bu işi çok iyi yapar. Diplomasi. İngilizler çok iyidir. Tamam. Hemen bize barış teklif ettiler. Her savaştan sonra iki şey imzalanır, değil mi? Bir ateşkes, bir barış. Metriste İnönü Savaşları yapıldı. Nutuk'ta geçiyor. Doğu Sakarya Savaşı'nın en kalınlı sahnelerine tanıklık etti. Kocatepe'den Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa, Fevzi Paşa Yunan'ın kaçışını seyrettiler. Büyük Taarruz. Anlaştık. Bak, nokta dışı bilgiler beraberinde hemen bir Mudanya Ateşkesi imzalandı. Bu bizim İsmet Paşa'nın ilk neyidir? İlk siyasi etkinliğidir, değil mi? İngiliz, Fransız, İtalyan'a karşı bizim İsmet Paşa'yı göndermişiz. Anladın? Ama ve ilginçtir abiciğim, tamam mı? Bak geçenlerde mesela şeyde sordular. Ben bunu anlattıydım. Mesela mesela eee Mustafa Kemal, değil mi? İsmet Öür'ün bir adı da Mustafa. Fevzi Çakmak'ın da bir adı Mustafa. Kazım Karabekir'in değil ama. Anladın? Yani hani böyle gelmiş, böyle şeyde aklınızda bulunsun. Hani genel kültür olsun diye soruyorum. Geçen şeyde sormuş. Kim biliyor? Bilyonistlerde sormuş. Hoca atıyordunuz. Mesela hocam ondan bildin diye. La oğlum, işte bak genel kültür olsun diye anlattıklarımız orada geliyor işte. Bilin. Kültür kültürdür. Tamam. Mudanya'dan bileceğiniz İsmet Paşa'ya göndermişiz. Ama bir dakika. Ben savaşı kimle yaptım? Ben savaşı doğuda Ermeni, batıda Yunanlı'la yaptım. E anlaşmayı kimle imzalıyorum? İngilizle, Fransızla, İtalyanla imzalıyorum. Nerede Yunan, Ermeni? Ermenilik işini zaten Kazım Karabekir bitirdi. Yunan nerede? Yunan Mazarak açıklarda bekliyormuş. Tamam mı? Bana bir ordu verin, ben Türk'ün işini bitireyim ki falan dedikleri zaman İngilizler bunun ağzın üstek dolaya dolaya veriyor. Bir daha dolaya dolayı yol, bir de bunla dolayı dolaya veriyor. Ulan diyor, yenecek olsan şimdiye kadar yenerdin zaten diyor. Ya ya abi bunların kralı bile ya ıstırıp ölmüş. La bir yaz Google'a bir bak maymunu ıstırıp ölen Yunan kralı kimdir diye. La Allah ölümün de hayırlısını versin. Yani hani al o Sakarya Savaşı zamanında a şey ısırmış, ısırmış tövbe neuzubillah nereden bulduğunda da maymunu ısıttırıyorsun kendini. Al burada Mudanya'dan bileceksiniz bir şey var. İsmet Paşa, İsmet Paşa İstanbul ve çevresini, Trakya'yı, İstanbul ve çevresini savaşmadan aldı mı? Aldı. İyi de İstanbul Osmanlı'nın başkenti. Osmanlı'nın başkentini kime verdiler? TBMM'ye verdiler. Osmanlı oldu hukuken kağıt üstünde bitti gitti. Fiilen Mondros'la, hukuken Mudanya. Şimdi Saltanatın Kaldırılması da resmen ortadan kalkacak, değil mi? Ve burada Refet Bey'i yıllardır beklerim, hep söylerim bu ya çıkarsalar içine de yazarım. Refet Bey gelir gelir gelir gelir diye bir tek sormadıkları bu kaldı. Trakya'nın teslim işiyle bu görevlendiriliyor. Şu adamı iki yıldır sordular. Şerif Lloyd George, Çak. İngiliz başbakanı. Bu Lloyd George iki kere Mustafa Kemal yüzünden istifa ediyor. Bir Çanakkale'de İngiliz başbakanı, ikincisi Mudanya'dan sonra. Biz Yunan'ı İzmir'den denize döküp yukarıya doğru çıktıktan sonra herifin Anadolu politikası yatıyor ve doğrulanmamıştır. Ama bir lafı var. Uluslar 100 yılda bir daha yetiştirir, o da bana denk geldi ya la deyip üst üste iki kere Mustafa Kemal yüzünden istifa eden İngiliz başbakanı kimdir? Kimmiş? Lloyd George. Şerif Lloyd George diye anlattı, kaldırdı sınavda sordu. Tamam. Şurayı bekliyorum. Trakya Yüksek Komiseri diye bu adam gelebilir. Tamam, bilin. Refet Bey'i ve sonra tamam. Şimdi Kurtuluş Savaşı'nın askeri aşaması sona erdi. Zaferle kazandık. Şimdi her savaştan sonra iki şey imzalanır. Ateşkes, barış. Ateşkesim Mudanya. Barış anlaşması imzalamaya gideceğim. Nereye? Lozan'a gideceğim. Ama önümde teknik bir engel var. Türk tarafının temsilcisi kim olacak? Dünya Savaşı'nın yeniyi Osmanlı mı? Kurtuluş Savaşı'nın galibi TBMM mi? Hangisi olacak? İşte Saltanatın Kaldırılmasının öncesini mutlak suretle neyle ilişkilendir? Lozan'la ilişkilendir. Lozan'a gitmeden önce hangisinin yapılması şart oldu? Saltanatın kaldırılması. Peki saltanatı kaldırdık. Türk tarafının Türk tarafının tek temsilcisi kim olacak? Tek temsilcisi TBMM olacak. Doğru mu? Bir cepte soruldu. Tamam. Peki saltanatı kaldırdık. Oluşan rejim boşluğu neyle doldurulacak? Bir yıl sonra. Bir yıl sonra sonrasını da Cumhuriyetin İlanı ile ilişkilendir. Tamam. O boşluk neyle doldurulacak? Cumhuriyetle. İstese Mustafa Kemal 2 Kasım 22'de Cumhuriyet ilan edemez miydi? Ederdi. Niye ilan etmedi de bir yıl bekledi? Niye? Çünkü ben lanetmeyeyim, halk istesin. Şu siyasi kaos, istikrarsızlık ortamı kendini göstersin ki halk istesin. O zaman sahip çıkar. O zaman bak bir yıl bekleyecek ve biz 1 Kasım'ı ne olarak kutlayacağız? Hakimiyet Bayramı olarak kutlayacağız. Bu zamana kadar hiç Mustafa Kemal kaldıracağım demedi. Hep kurtaracağım dedi. Niye? Birlik beraberlik bozulmasın diye. Anlaştık. Hah. Saltanatın kaldırılma sorularını son birkaç yıldır soruyor. Tamam, bilin. Ve Saltanatın kaldırılmasıyla son hükümet Ahmet Tevfik'te istifa etti mi? O da şanssız la. Osmanlı hükümeti istifa edecek. Makam yok, padişah yok ortada, kaldırılmış. Anladın? İstifa mektubu cebinde kalıp orta yerde kalan son Osmanlı hükümeti kimdir? Ahmet Tevfik Paşa. 2016'da ön lisansa sordu. Çok öğrencimiz kurum sınavlarına mülakata gittiydi. Mülakatlarda da sordular. Tamam, bilin. Ve Saltanatın kaldırılmasıyla Osmanlı Devleti resmen sona erdi. Osmanlı üç aşamada bitti. Fiilen Mondros'la ülke işgali açık hale geldi. Hukuken Mudanya ile başkent İstanbul TBMM'ye bırakıldı. Resmen de Saltanatın kaldırılmasıyla Osmanlı bitti. Anlaştık. Peki Saltanatın kaldırılmasıyla Türk tarafının tek temsilcisi TBMM oldu mu? Lozan'da ikilik çıkması önlendi mi? Önlenlendi, değil mi? Ama bir teknik olay daha var. Bizim padişahımız, son padişah, Allah çok sen de ben de inşallah hep beraber son padişah Vahdettin. Hem padişah hem halife mi? Hem padişah hem halife mi? Evet. Yani hem siyasi lider hem de dini otorite mi? Evet. Biz Saltanatı kaldırmadan önce, Saltanatı kaldırmadan önce saltanat ve hilafeti birbirinden ayırdık ve yalnızca neyi kaldırdık? Padişahı kaldırdık. İyi, hazır eldeymişken Mustafa Kemal halifeyi de kaldırıverseymiş ya? Hayır, henüz zamanı değil. Bak, Mustafa Kemal her şeyi zamanı geldiğinde yapıyor. Bu onun mantıklılık ilkesidir. Tamam. Padişah bir işe yaramıyor artık, o misyonunu tamamladı. Ama halife kalanlar için önemli. Anladın? Bu da bir zaman sonra kaldırılacak. Anlaştık. Peki halifeyi götürüyorlar İngilizler. Ben dünya Müslüman halifesi, işte gidiyorum çeşmesi siyahım diyor. Ne olacak? Hemen TBMM tarafından başka kurum yok çünkü. Hemen TBMM tarafından Osmanlı hanedanından Abdülmecid Efendi ne seçildi? Abdülmecid Efendi son halife olarak seçildi. 3 Mart 1924'te de o da kaldırılacak. Anlaştık. Kim seçiyor? TBMM. Başka herhangi bir kurum yok. Her işi kim yapacak? TBMM yapacak. Anlaştık. Hah tamam. Saltanatı kaldırdık. Nereye gidiyoruz? Lozan'a gidiyoruz. Tamam. Türkiye'yi temsilen kimi gönderdik? İsmet Paşa'yı gönderdik. Çünkü anlaşma Dışişleri Bakanlığı nezdinde imzalanıyor. Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Tengirşenk istifa etti. İsmet Bey işte yanında Rıza Nur, Hasan Saka'yla başdelegasyon olarak 30 kişiyi gönderdik. Anladın? Ama Osmanlı yok, bitti. Almanya yok, bitti. Çarlık Rusya'sı yok. Bunun yerine kim var? SSCB var. İşin içinde boğaz varsa mutlaka Ruslar orada mıdır? Mutlaka. Ruslar. Amerika'da ne olarak geliyor? Gözlemci olarak geliyor. Aynı rahmetli babaannem. Ben bilmem, ben karışmam. Ben ne dersin? Ama hep oralarda mı? Hep oralarda. Soru: Falanca anlaşmayı kim imzalamadı? A) Amerika. İmzalamadı. Soru: Falancaya doğrudan katılmayıp gözlemci gönderen kim? A) Amerika. Anladın mı? Rahmetli babaannem gibi kararıp duruyor. Anamı gördüğü gibi hıh. Böyle tamam. I. Dünya Savaşı'nda atom bombasını atacak ipleri ondan sonra eline alacak. Anlaştık. Bilin. Peki gittik oraya. Birkaç şeyden taviz vermeyecektik. Neyden taviz vermeyecektik? Ülke bütünlüğü, ekonomik bağımsızlık. Yani Ermeni meselesi, kapitülasyonlardan taviz vermeyeceğiz dedik. Sınırlarımızı. Ama burada kavga dövüşler çıkıyor abi. Bildiğin yumruk yumruğa kavgalar çıkıyor. İngilizler diyor, ben galibim. Biz diyoruz, ben galibim. İsmet bir geliyor, bir koyuyor masaya. Lan diyor, tereyağı Mudanya'da İsmet İnönü şeyi kırmıştır, masa kırmıştır. Tamam, yaz Google'a İsmet İnönü'nün Mudanya'da kırdığı masa. Yaz görsellere bir bak. Tamam. Lozan'da da aynı. Bir koyuyor masayı, kalkıyor ayağa. Lan diyor, oğlum diyor, anlaşmaya diyor benimle yapıyorsunuz diyor. Anlaşmanın metni nece? İngilizce, Fransızca, bilmem neçe. Türkçeyi de koyacaksınız diyor. Koydurmuş. Helal olsun mu? Helal olsun. Bak hakkını vereceğiz yeri geldiğinde, değil mi? Sonra komisyonlar kurulmuş. Bunların hepsinin böyle komisyonu var. Başkanlar hep itiraflılar. Yarısını komisyon başkanlığını bana vereceksiniz diyor. Bak helal olsun. Tamam. Sonra ertesi gün çıkıyor diyor ki, efendiler, çok ızdırap çektik, çok kan akıttık. Tek bir isteğimiz vardır. Tüm uygar milletler gibi özgür, hür, bağımsız yaşamak istiyoruz. Diyor. Bana, ben buraya Mondros'tan, Sevr'den sonra gelmedim la. Ben buraya Mudanya'dan sonra Yunan'ın karpuz kabuğu gibi denize döktüm, ondan sonra geldim. Yani bana yenik, ezik muamelesi yapmayın diyor. Ben galip devletim. Ona göre karşımda durun. Ve milletini yüceltmiş, ızdırap çeken bir milletin temsilcisiyim ben diyor. Buradan istediğimi alır giderim diyor. Ama işte alacağız, vereceğiz, alacağız, vereceğiz. Anlaştık. Burada sınırlar eksiklerle çizildi. Batum'u alamadık mesela. Tamam. Doğu sınırı hemen çizildi. Musul'u çözemedik. Çözülemez tek sorun. Petrol var, verirler mi? Vermezler. Burada Hatay'ı alamadık. Adaları alamadık. Batı sınırında herhangi bir şeyler yürümedik. Bize iki yeri verdiler. Yunanlılar. Nereyi? Karaağaç'la Bosna Köyü'nü ne olarak verdiler? Savaş tazminatı olarak verdiler. Anlaştık. Yunan yenildiğini, savaş olduğunu kabul etti. Tapiş bunları bileceğiz. Boğazlar en büyük tavizlerden birisi bu. Boğazlar başkanı Türk olan Milletler Cemiyeti'nin garantörlüğünde, başkanı Türk olan uluslararası bir ne yönetecek dendi? Komisyon yönetecek dendi. Kardeş, bu komisyon benim egemenliğimi zedeler. Boğazların iki yakasını da askerden arındırıyoruz. Burada alamadık. Tam boğazı ne zaman gelecek? T 1936 Montrö ile gelecek. Anlaştık. Ah beraberinde kapitülasyonlar tavizsiz kaldırdık. Ve artık Milli Eğitim Bakanlığı da ÖSYM'de kapitülasyon demiyor. Bunun yerine şu kelimeleri, şunları kullanıyorlar. Adli, idari, siyasi, mali gelişmemizi engelleyen faktörler diyorlar. Yani o kapitülasyonlar sadece ekonomik değilmiş. İdari, hukuki, mali her alanda ne verilmiş? Ayrıcalık verilmiş. Ve burayı bir daha sordu. Dedi ki, eee, Lozan Mustafa Kemal Paşa diyor ki, "Lozanlaşması 3-4 yıllık sorunları değil, belki 300-400 yıllık sorunlara son vermiştir." Mustafa Kemal'in 300-400 yıllık sorun dediği nedir diyor? Kapitülasyon. Anlaştık. Böyle bilin burayı. Böyle gelecekler karşınıza. Tamam. Ermeni yurdu kurulmayacak dendi. Azınlıklara işte diğer ülkelerdeki Türkler kadar hak verilecek dendi. Tamam. Ve Türk vatandaşı olacaklar dendi. Bitti bu kadar. Fener Rum Patrikhanesi kaldıramadık. Hala duruyor. Ama ekümenik iddiası olmayacak. Yani dünya Hristiyanlarının lideriyim yok. Sadece İstanbul'daki Ortodoksların liderisin dendi. Savaş tamiratı Karaağaç, Bosna Köyü verdiler. Ve bunlardan sürekli ne çıkıyor? Kavga, dövüş, vukuat, bir şeyler çıkıyor. Özellikle Musul meselesinde yumruk yumruğa, kapsas, boğazda kavgalar çıkıyor. Borçlar ödenecek. Tamam. Ama Osmanlı'nın uçan kuşa neyi var? Borcu var. Borçlar konuşulacak. Mesela değil mi? Salona sığmamışlar. Bir sürü devleti ilgilendiriyor çünkü borç meselesi. Tamam. Buraya da dediler ki, tamam, borcu öderiz ama hepsini değil. Bize Osmanlı'dan nere kaldı? Anadolu mu kaldı? Kardeş, Anadolu'nun yüz ölçümüne borçları şekillendirin, taksitlendirin. Osmanlı'dan Anadolu üzerine düşen borçlar ne kadarsa yüzölçümüne göre biz bunları taksit taksit öderiz dendi. Anlaştık. Bak bunları çözdük ama yarım yamalak çözdük. Kimisini uygulamada sorun oldu. Tekrar gelecek gündeme. Yabancı okullar Türk Milli Eğitimine bağlandı. Nokta bu kadar. Ve nüfus mübadelesi. Mübadele dediler ki, İstanbul'daki ve Trakya'daki Türk, Yunan hariç diğerleri yer değişsinlendi. Mübadele burada çözüldü. Tamam. Burada çözüldü. Ama burada sıkıntı çıkmadı. Yani kavga dövüşe gerek kalmadı. Burada ama asıl mübadelenin tam çözüldüğü yer 1900 30. Solak yazıyorum bu sefer. Al. 1930 neyle? ETABİ, yani yerleşik kanunu ile çözüldü. Anlaştık. Etabli yavrum benim be. Sorula da yazdım ha. Yerleşik olarak çözüldü. Tamam. Şimdi buradan gelecek sorular. Eğer bir soruda zafer görürseniz RZEN'ı işaretleyin. İngiliz Başbakanı Lloyd George, "Türkler İngilizlerin 4 yılda aldığını bir yılda geri aldılar" dedikleri olay ne? Bu zafer görürseniz bunu. O dönem şartlarında imzalanabilecek en iyi anlaşmalardan birisiydi. Ha, gönül ister hepsini al gel. Verirler mi abi? Vermezler. Sen onların babalarının oğlu değilsin. Hala kimi koruyorlar? Hala Yunan'ı koruyorlar. Hala onların dediği oluyor. Anlaştık. Bilin. Yani tamam, bu Avrupa'nın Yunan merakı da nereden gelir? Şeyden gelir. İşte atası olarak onu görüyor. Sonra Lozan'a ara verildiğinde Anadolu'da iki önemli gelişme var. Bir, seçimler yenileniyor. Çünkü muhalefet var. Nasıl günümüzde Lozan benim için anlaşmak diyen varsa, o zaman mecliste de vardı, değil mi? Muhalefet temizlenecek. Seçimler ilerliyor. İkincisi, bir de İzmir İktisat Kongresi olacak. Anlaştık. Nokta. Şey. Şimdi 2. TBMM geldi. Seçimler yenilendi. 1. TBMM gitti, 2. geldi. Lozan'ı onayladı. Eyvallah. Ankara'yı başkent yaptı. Tamam. Bak, Ankara'nın başkent oluşu Cumhuriyetin ilanından öncedir. Tamam. Burayı nokta dışı bilin. Ve Cumhuriyet ilan etti. İşte doğan çocuğun adı kondu mu? Doğan çocuğun adı kondu. Ne ile? Cumhuriyetin ilanıyla. Bir dakika, o çocuk ne zaman doğdu? 23 Nisan 1920. TBMM açıldığında bir çocuk doğdu. Yeni bir devlet kuruldu. Adı ne? Yok. Tamam. Göbek kurdunluğu neyle kestin? 21 Anayasasıyla kestin. Kulağına ezanı ne zaman okuyormuşsun? Cumhuriyetin ilanıyla okuyormuşsun. Soru: Kime sorarsanız sorun, bu doğan çocuğun adının konduğu gelişmedir denilen olay nedir? Cumhuriyetin ilanıymış. Burayı böyle bileceksiniz. Meclis Hükümeti'nden neye geçtik? Kabine sistemine geçtik. Artık Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlar Kurulu'ndan oluşan bir neyimiz var? Heyetimiz var. Anlaştık. Bilin. Beraberinde Halifeliği kaldırdı. 24 Anayasasını yaptı. Ve 27'ye kadar olan eee inkılapları da bu meclis yaptı. İnkılapçı meclis. Anlaştık. Bilin. Peki burada beni ilgilendiren şu var. Halifeliğin kaldırılması tarih 3 Mart 1924. Tamam. Al. Tevhid-i Tedrisat. Halifeliğin kaldırılması ana kanun gibi düşünün. Tamam. Diğerlerinde buna bağlı, bağlı, bağlı, takır takır takır takır geçti. Torba poşet kanun gibi geçti. Tevhid-i Tedrisat'la eğitim ve öğretimde birlik sağlandı mı? Yes. Şeriye ve Evkaf Vekaleti ile Diyanet İşleri Başkanlığı kuruldu mu? Evet. Tamam. Bütün okullar burada neye bağlanacak? MEB'e bağlanacak, değil mi? Ama şeriye Osmanlı'daki din, hukuk, eğitim işlerini yapıyordu. Şeyhülislam vardı. Şeyhülislam ne oldu? Diyanet gelince şeyhülislam'ın işi bitti. Eğitim işlerine de bakıyordu. Evkaf Tevhid-i Tedrisat'la MEB'e bağlandı. Hukuk işleri kadılar bakıyordu. Yani Şeriye ve Evkaf vekaleti aynı zamanda da neyle alakalıymış? Hukukla alakalıymış. Anlaştık. Kadı Mekteb-i Kuzat, Kadı Okulları, Kadılık bu müessese kaldırıldı. Anlaştık. Beraberinde Erkan-ı Harbiye Umum Vekaleti. Bu tamamen ayrı bir şey. Bunu yıllardır bekliyorum ben. Bunu bir sormadı gitti ÖSYM. Tamam. Erkan-ı Harbiye Umum Vekaleti. Ordu neyden ayrılacak? Ordu gündelik siyasetten ayrı tutulacak. İşte Mustafa Kemal soruyor, subaylık mı, mebusluk mu? Tercihinizi yapın diyor. Çünkü o dönem şey var. Artık böyle sıkıntılar başlıyor. Anladın? Yani problemler başlıyor. Bak ezberleme, mantık. Anlaştık. Beraberinde son olarak da Osmanlı hanedanı yurt dışına sürgüne gönderildi. Sordu, Osmanlı hanedanının yurt dışına gönderilmesi neyle oldu diye sordu. Halifeliğin kaldırılmasıyla oldu. Aynı gün 3 Mart Pazartesi günü takır takır takır takır yapıldı, geçildi. Anlaştık. Peki devam. Beraberinde Mustafa Kemal çok partili hayatı istiyor ama geçmeyi deneyeceğiz, geçemeyeceğiz. Mesela Halk Fırkası'nı kurdu. Halk Fırkası. Tamam. O dönem öyle öyle geliyor. Sonra Cumhuriyet'ten sonra Cumhuriyet Halk Fırkası. 30'lu yıllarda da Cumhuriyet Halk Partisi oldu. CHP. Günümüzdeki tamam. Şimdi buradan bileceğimiz olay Cumhuriyet Halk Partisi CHP 9 Eylül 1923'te kuruluyor. Yani Cumhuriyetin ilanından önce kuruluyor. Tamam. Bunu bilin. Beraberinde hemen CHP'nin içinden bir muhalefet partisi çıktı. Kim? Kazım Karabekir. İşte Kararcılar diye kodlarlar. Kazım, Rauf, Refet, Ali Fuat, Ali Sancar, Cafer. Bunlar CHP'nin içinden ayrıldılar. Ayrı bir ne kurdular? Ayrı bir parti kurdular. Ama parti Şeyh Said İsyanı'na karıştıkları gerekçesiyle kapatıldı. Siyasi yasak geldi. Oradan istifa ettiler. Vekillikleri de düşürülünce muhalefetten böylece kurtulmuş oldu. Anladın? Bu saatten sonra da isimleri geçmiyor. Tamam. Şimdi buradan bileceğiniz olay Şeyh Said Ayaklanması'nın 1925. 100 yılı gerçi en sona 100 yıllar var. Orada değiniveren buraya. Tamam. Bunlarla alakalı yeri YouTube'dan tamamını izleyin. Tamam. Sorusu gelir buradan. Sonra 26'ya bak. Ben Musul'u kaybettim. Şeyh Said Ayaklanması yüzünden ama başka bir sebep yok. Bitti. Dışarıda güçlü olmanın ön koşulu içeride güçlü olmaktır. İçerideki karşılık dışarıdaki başarısızlığı beraberinde getirir. Beraberinde 26'da Mustafa Kemal'e bir suikast girişimi var. İşte diyor ya, "Benim naciz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır." diye. Hedef Cumhuriyet ileki hedef Mustafa Kemal. Anladın? Yani Mustafa Kemal'in şahsında aslında nereye düzenleniyor? Cumhuriyet'e düzenlenen hain bir saldırıdır. Tamam mı? Ortalık karışık. Cumhuriyetin başında. Sonra 29'da dünya ekonomik krizi çıktı. CHP inim inim iniyor. Terakkiperver Hocamın Fırkası kapanmış. Tamam mı? Siyasi yasak gelmiş. E işte bizzat Mustafa Kemal yakın arkadaşı Fethi Okyar'a bir parti kurduruyor. Bu parti CHP'nin tıpkısının fotokopisi ama tek bir şey var. CHP ekonomide devletçidir. Bunlar liberaldir. Parti açılıyor, açıldıktan çok kısa bir süre sonra nerede rejim karşıtı, nerede karşılık varsa hepsi doldu partiye. Parti amacından şaştı diye Fethi Okyar kendi kendini feshetti. Al. İlk çok partili hayat, ikinci çok partili hayat denemesi başarısız. Niye? Hazır değilsin. Belli bir demokratik seviyede değilsin. Anladın? Bil. Ve beraberinde Serbest Cumhuriyet Fırkası kapandıktan 45 gün sonra Menemen Olayı çıktı. Kubilay'ın başını kestiler ya. Demek ki henüz ortam hazır değilmiş. Bir daha Atatürk devrinde denenmeyecek. I. Dünya Savaşı'ndan sonra kurulacak partiler. 1945'te, 46'da kurulacak. Çok partili hayata geçiş Atatürk devrinde olmayacak. Bir ikincisi buradan bilmenizi istediğim olay tamam mı? Cumhuriyet Halk Partisi bütün seçimlere katıldı. Ama Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası herhangi bir genel seçim görmedi. Anladık. Ama yerel seçimlere, belediye seçimlerine katılmış. Cumhuriyet Serbest Cumhuriyet Fırkası genel seçim görmedi. Ama yerel seçimlere katıldı mı? Katıldı. Anlaştık. Bak bizde günümüzde Cumhurbaşkanlığı, Milletvekili seçimleri genel seçimdir. Belediye, muhtar yereldir. İkisi birbirinden farklı şeyler. Anlaştık. Bilin. Böyle bilin burayı. Paşam istedi ama olmayınca olmuyor işte. Beraberinde ilkeler, devrimler. Bak ilkelerden de son eee son 5-6 yılda ülkemizde değişik değişik işler oldu. Tamam mı? İşte 2019, 2020, 2021'de o Pürüz mikro pandemi çıktı. İkinci dönem konularını çıkardılar. Bunlar hep ikinci dönem konusuydu. Sormadılar çocuklara. E sonra 6 Şubat 2023'te bir deprem oldu. Allah yaşatmasın bir daha, değil mi? İkinci dönem konuları müfredat çıkarıldı. 2 yıl sormadılar mesela, değil mi? Ama 2023'te gelmedi, 24'te gelmedi, 25'te gelir. Tamam. İlke sorusunu bir tane soruyor. Burayı da ezberlemeyin. İlkelerden gelecek soru mantığı şudur. Cumhuriyetçilik ilkesi. Eğer ulusal egemenlik görürseniz, eğer ulus iradesi, seçim, meclis, parti, oy, pusula, sandık, milletvekili atla milliyetçiliğe. Şeye, cumhuriyetçiliğe. Tamam. Eğer bağımsızlık görürsen atla milliyetçiliğe. Savaş, işte savaş, vuruş, kırış, vatan, millet, bayrak, Sakarya. Senin o gözlerin var ya, bak milliyetçilikmiş. Türk görürsen atla milliyetçiliğe. Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu, Türk parasının değerinin korunması. Tamam. Beraberinde kapitülasyon, kabotaj görürsen kapitülasyon, kabotaj okuma, yapıştır gitsin milliyetçiliği. 557 kere sorular hep cevap milliyetçilik. Öğrenciler hep atlar işte şeye, denetçiliğe. Atla. Ekonomik bağımsızlıkla alakalıdır. Anlaştık. Bilin. Manda himayeye karşı olması, birlik beraberlik, vatan, bayrak, Sakarya, bunlar hep milliyetçiliğe girer. Tamam. Halkçılık tek kelime. Eşitlik. Eşitlik atla halkçılığa. Laiklik. E din, Diyanet İşleri'nin ayrı olması, değil mi? Din, devlet işlerinin birbirinden ayrı olması ve beraberinde insanlarınıza fikir, düşünce, ifade özgürlüğü verin. Beraberinde insanlarınıza işte eee özgür bir düşünce ortamı sağlayın. Din için gayet iş için ayırın. Yaptığınız işleri dinle değil, akılla, bilimle, mantıkla yapın. Laiklik en güzel ilke, en çok kötüye kullanılan ilke. Anlaştık. Mesela çok partili hayata geçilemeyiş hangi ilkeye zarar verdi? Cumhuriyetçiliğe. Niye? Çünkü tek parti iktidarı devam etti. Hangi ülkenin kötüye kullanılmasından geçemedik biz çok partiye? Laiklik. Anlaştık. Bu kadar. İnkılapçılıkta da karşısı kurşuk bir şeylerden bahsediyor. Tamam mı? Anlamadıysan çünkü belli. İşte seçim, ulus irade, cumhuriyetçilik. Tamam. Bağımsızlık, milliyetçilik, eşitlik, halkçılık. E bir şeyler anlatıyor. Hukuk önünde eşitlik falan falan bir şeyler. Hukuklar falan diyorsa işaretle laikliği. Tamam. Hah. Ama atma sakın ha. Tamam. Yakalarsın. İnkılapçılık eskimiş, çürümüş, köhnemişi at yerine çağdaş, modern, demokratik, muasır, gelişmiş devletler seviyesini yakala ve onları geç diyor. Bak Mustafa Kemal batılılaşma demiyor. Muasır devletleri yakalama ve onları geçme diyor. Ne ile? Kesinlikle kendi içimizle, Türk özelliklerimizle. Bununla yapalım diyor. Tamam. Ve devletçilik ise en son uygulanan ekonomi. E en son uygulanan ilkedir. Tamam. Bu bir ekonomi modelidir. Ekonomi demiyorum bak. Ekonomi modelidir. Tamam. Halkın tüm ihtiyaçlarının devlet tarafından yapılması. Bir de bunun alternatifi var. Ne var bunun alternatifi ise liberalizmdir. Liberalizm yani özel sektördür. Tamam. Devletçi ekonomi modelinde halkın ihtiyaçlarını devlet görür. Liberalizm dese özel sektör görür. Devlet okul açar, özel sektör işte kolej açar, özel hastane açar. Ne bilen ne açar. Anlaştık. Ama o dönem şartlarında şöyle bir kolej, özel okul bir şey açacak girişimci yok, para yok, teknik eleman yok, yok yok. Onları var edelim diye Teşviki Sanayi diye bir kanun çıkardık. Sanayiye teşvik ediyoruz. Gelim dedik onlara işte kredi verelim, işte sigorta verelim, ortası işte işte stopajı biz ödeyelim, arazi tahsis edelim, vergi almayalım, muafiyet sağlayalım dediler. Bir te bir şey açıldı. Ne açıldı? Uşak Şeker. Uşak Şeker Fabrikası açıldı. Yok 50 ortakla açtılar. Mehmet Hacimli 50 giden ortakla açtılar. Yani yokluğu anla. Burada film nerede koptu biliyor musun? Burada film 1929 Dünya Ekonomik Krizi ile koptu. Özel sektör bununla baş edemedi, battı. Mecbur neye geçtik? 29 ekonomik krizinden sonra devletçiliğe geçtik. Soru: Son uygulanan ilke hangisidir? Devletçilik. Ulaşılamaz, varılamaz, çıkarılamaz sorularında cevap genelde devletçiliktir. Anlaştık. Çünkü ekonomi modelidir bu. Çıkar yani hani anlaştık. Ve bu ilkelerin çoğu nereden gelmedir? Devletçilik hariç. Ne? Fransız İhtilali'nden gelmedir. Anlaştık. Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, laiklik nereden çıktı? Fransa'dan çıktı. Ama devletçilik değil. Tamam mı? Bak hep bak cevaplar genelde ne oluyor? Taktı devletçiliğe zaten dönüp dolaşıp neyi soruyor? Devletçiliği soruyor. Bunlar Nutuk'ta anlatılır mı? Anlatılmaz. Nutuk'ta anlatılmaz. Anlaştık. Ve Mustafa Kemal hayattayken 1931'de ilkeleri CHP parti programına soktu. İşte CHP'nin altı oku işte neyi kasteder? Altı ilkeyi kasteder. 1937 yılında da bunlar nereye dahil oldu? Anayasaya dahil oldu. Bütün soru tipleri burada işte anladın. Aha. Ve başka ne kaldı? Dış politika mı kaldı? Hah. Dış politikada ise biz Atatürk devri dış politikasında 23-30 arası bir şeyle uğraştık. Neyle? Lozan'dan kalan meselelerin halli. Hall, hall, hall, abstroplu halledeceğiz bunları. Tamam. Al. Bununla uğraştık. Sordu 24 neyle uğraştınız diye? Lozan'dan kalan meselelerin halli. Yabancı okullar Türk Milli Eğitimine bağladıydık. Fransa patrikane arıza çıkardı. Gelin dışarıda görüşelim dediler. Hadin lan tereyağaları yedik. Tamam mı? Bu bizim neyimizdir? İç meselemizdir dedik. Bu işi içeride çözdük. Lozan'dan sonraki ilk siyasi başarımız yabancı okullardır. Musul olmuyor, olmuyor, olmuyor. Musul'dan da bilmeniz gereken bak burada şeyi izleyin. Tamam mı? O benim Musul videom. Tamam mı? Dış politikada izleyin orayı. Çok ayrıntılı anlatıverdim. Tamam. Burada bilmeniz gereken ne var? Mesela bir su içelim. Bir bir kuble anlatıverim orayı da. Tamam. Neyi bileceğiz mesela? Musul sorunundan bak biz Lozan'da Musul'u çözemedik. Dediler ki, Türk tarafı, İngiliz tarafı, Allah cezanızı versin, gidin bunun kendi aranızda çözün dediler. Sonra İstanbul Haliç Konferansı'nda biz İngilizlerle oturduk. Fethi Okyar'ın başbakanlığında. Buradan bir şey çıkmadı. Nasturiyanı çıkardılar, bastırdık. Tamam mı? Geç. Sonrasında olay Milletler Cemiyeti'ne gitti. Milletler Cemiyeti Brüksel Hattı denilen bir hat çizdi. Hakkari. Bundan sonra Yokgari'den aşağısını İngiliz mandasındaki Irak'a verdi. Biz bunu kabul eder miyiz la? Biz bunu kabul etmeyiz. Biz de gittik sivri sinek, cırcır böceği ile dostluk anlaşması imzaladık. Ulan ne alaka? İngiltere olan sorun, Rusya anlaşma. Bak abim, denge politikası. Batıyla küsüşünce nereye gidiyorsun? Doğuya gidiyorsun. Bunun 100 yılı bu sene. Tamam. Sonra baktık diplomatik işlerden bir şey çıkmıyor. Orduyu toparladık, gidiyoruz. Musul nereye? Buraya. Giderken İngilizler tam şurada ortada neyi çıkardılar? Şeyh Said İsyanı'nı çıkardılar. Tam da nerede? Türk ordusuyla Musul'un arasında. Fethi Okyar istifa etti. Yerine İsmet İnönü geldi. Bir kanun çıkardı. Neyi? Takriri Sükun. Yani sıkı yönetim kanunu çıkardı. İstiklal Mahkemeleri kuruldu. İsyan şiddetli şekilde bastırıldı. Ama isyan bastırılırken, isyan bastırılırken tamam, içeride, içeride tekke ve zaviyeler kapandı. Tekke zaviyeler kapandı. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası isyanda siz de vardınız diye kapandı. Bak bunlar içeride isyanı bastırırken de ordunun U'su gitti, D'si gitti, R'si gitti. Sap gibi neyi kaldı? O'su kaldı. Tamam. Musul'daki teknik, taktik, askeri üstünlüğümüzü kaybedince imzalanan 1926 Ankara Antlaşması'yla Musul'u da kaybettik. Dışarıda güçlü olmanın ön koşulu içeride güçlü olmaktır. İşte şu gördüklerinizin hep bu sene 100 yılı. Tamam. En sona zaten 100 yıllar diye vereceğim onu. Anlaştık. Beraberinde Musul gitti. İngiliz'e olan borç sıfırlandı. Musul'u aldılar, borcu sıfırladılar. Borç kimle sorun oldu? Fransızlarla. Tamam. Tamam dedik, borçları öderiz biz dedik. Bonus 26 taksitte öderiz dedik. 26'da, 27'de, 28'de neyse ufak tefek ödedik. 29'da ödeyemedik. Niye? Dünya ekonomik krizi çıktı. Tamam. Hemen Fransızlar "Konte burcun lene lö" dediler. Tamam mı? Biz de şu tarih hareketi yaptık. Kasa tam takır kurubakır. Ayeml mangır dedik. Ulan dedik, para yok. Tamam. Hah. Sorun ekonomik kriz. Amerika'dan çıktığı gibi çözüm de Amerika'dan geldi. Her Moratoryumu denilen Her Moratoryumu denilen bir şeyle borç meselesi uzun vadede yapılandırıldı ve çözüldü. Bak. Huaver Moratoryumu'nun ne olduğunu bilme. Neyle alakalı olduğunu bil. Neyle alakalı? Borçla alakalıymış. Bitti bu kadar. Soru: Borçlar neyle çözüldü? Her Moratoryumu'yla. Her Moratoryumu neyi çözdü? Yabancı okul, Musul, borç, mübadele, boğaz borcu çözmüş. Anlaştık. Bitti. Nokta atışı. Bak ben bunları hep söyledim. Ben Brüksel Hattı Musul'la alakalı diyordum. Sordu çıktı. Bilin burayı da sordu. Ve nüfus mübadelesi. Mübadele değiş tokuş demektir. Anadolu'da kalan Yunan'ı göndereceğiz. Yerine kimleri getireceğiz? Türkleri getireceğiz dendi. Anlaştık. Ve buradan bileceğiniz olay ETABİ denilen bir kanunla burayı çözdük. Ve bu saatten sonra 1930'dan sonra da Yunanlılarla kanki olduk. Tamam. Kankim. Yunan'la beraber de nereye gireceğiz? Birleşmiş Milletler'e gireceğiz. Özüm Milletler Cemiyeti'ne gireceğiz. Beraberinde de nereye gireceğiz? Balkan Paktı yapacağız. 1930'dan 54'e kadar Yunan'la kanki olduk. 54'te Kıbrıs meselesiyle gene film koptu. Hala plaki cacı ki ne bile işte fasulyei başka ne var lan erdemiki gidiyor o benim benim benim baklavaaki diye ümü sıkan ki deyip işte geliyoruz bu. Ve burada asıl bizim ilgilendiren Lozan'da alamadığımız iki yeri geri aldık. Bir, Montrö ile Boğazları geri aldık. O komisyondan kurtulduk. Tamam. İkincisi Hatay'ı aldık. 40 asırlık Türk yurdu zaten düşman elinde bırakılamazdı. Hatay'ın geri alınması neye uygun bir gelişme? Misak-ı Milli'ye uygun bir gelişme. Soru: Lozan'da kurtaramayıp sonra aldığımız yerler neresidir? Neresidir? Neresidir? Bir, Boğaz. İki, Hatay. Anlaştık mı? He he mi? Tamam. Bunları bilin. Ve ama Hatay'ın geldiğini Mustafa Kemal Paşam gördü mü? Göremedi. Allah gani gani rahmet eylesin. Sonra geldim neye? 30-39 arası. Hah. Bu arada da boş durmadık. Biz neyle uğraştık? Dünya barışına katkıyla uğraştık. Çünkü dünya üzerinde yeni savaşçılar, yeni adamlar ortaya çıktı. Almanya'da Hitler diye bir adam çıktı. Nazizm diye bir tez ortaya attı. İtalya'da Duce Mussolini ortaya çıktı. Japonya'da İmparator Hiro Horo Hoto Orogo Mabrogo Tasuko Tusubosa Ozana Gonz. Bunlar ortaya çıktı. E bu üçü Almanya, İtalya ve Japonya sağ solu işgale başladılar. Milletler Cemiyeti de ağzını ayırıyor. Tamam. E ne yapacağız? Mecbur dünya barışına kabak gibi de dünyanın ortasında mıyız? Dünya barışına katkıyla uğraşacağız. Cenevre Silahlanmaya katıldık. Briand-Kellogg Paktı'na katıldık. Nerede yokuz? Locarno'da yokuz. Defalarca sordu. Locarno Paktı'nda biz yokuz. Ama Locarno'nun şöyle bir özelliği var. Fransızlar şeyden ürküyor eee siz söyleyin eee Almanlardan ürküyor. İlk kez Locarno Anlaşması'yla 1925'te Almanları uluslararası bir organizasyona dahil ettiler. Geçen senenin sorusu işte vatandaşlık sorusu. Anladık. Milletler Cemiyeti bize pislik yapmasına rağmen gittik üye olduk. Anlaştık. Yani üye olduk. İşte Cemal Hüsnü Ay ilk temsilcimiz. Niye? Biz barış canlısıyız kardeş. Yurtta barış, dünyada barış bizim sloganımız bu. Tamam. Ve bileceğiniz bir olay daha bak şu Balkan ve Sadabat Paktlarını yaptık. Ürküyüyoruz kimden? E ucundan kıyısından Almanya'dan. Ama özellikle kimden? Özellikle İtalya'dan ürküntümüz. Tamam. Türkiye'nin önderliğinde tamam. İşte kim onlar? Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya ile bir ne yapıldı? Bir saldırmazlık dostluk anlaşması yapıldı. Bulgar katılmıyor. Niye? Sınır sorunu var çünkü. Balkan Savaşlarının hepsi Besun atılıydı. Arnavutluk da katılmıyor. Niye? İtalya'dan ürküntüsüne. Anlaştık. Peki pakt bir işe yaradı mı? Yaramadı. Niye? Almanlar komple bu coğrafyayı işgal etti. Burnumuzun dibine kadar geldiler. Hah. Aynısının laciverti Sadabat Paktı. 37'de gene Türkiye'nin önderliğinde İran, Irak ve Afganistan'la bir saldırmazlık dostluk anlaşması yaptık. Kim yok? Suriyeliler yok. Şimdi her yerde o dönem hiçbir yerde anlaştık. Bak ortak kim? Ortak Türkiye. İşte biz bölgesel paktlar oluşturarak neyle uğraşıyoruz? Dünya barışına katkıyla uğraşıyoruz. Oldu ki İtalya Türkiye'ye savaş mı açtı? Kaç birden savaş açıyor? 1, 2, 3. Buradan 1, 2, 3. Bir de Türkiye. 3, 6. Bir de Türkiye 7. Birden savaş açıyor. Bölgesel paktlarla dünya barışına katkıyı anladınız mı? Anlaştık. Hah. Nokta atışı. Diğer NON konferansı, ne bileyim işte Akdeniz tipi şeyleri parkları, bunlar hep saldırgan İtalya'ya karşı ne yapılmak işte tatbikat yapalım, bir şeyler yapalım diye hep kime karşı? Saldırgan İtalya'ya karşı yapıldı. Böylece inkılap tarihiniz sona erdi. Şimdi sırada ne var? Şimdi sırada çağdaş Türk Dünya Tarihi var. Tamam. Hadi bakalım. Bir çay daha içelim, ondan sonra gene devam edelim. Yoruldun mu? Bir de bana sor oğlum. Erdem, bir mehter ver, bir şey ver lan. 4 saattir, 5 saattir bana video çektiriyorsun. Kurban oldum. Bir gaza getir beni, bir şeye getir beni. En zaten söyleyemediğim yer çağdaş dünya Türk tarihi mi? Çağdaş dünya Türk tarihi miydi la burası? He, çağdaş Türk dünya tarihi hocam. Çağdaş Türk ve dünya tarihi değil mi ya? 11 yıldır anlatırız şu üniteyi. Kurban. 12 yıldır 2013'te geldi şu. Tamam la oğlum, hala daha adını öğreneceğiz ya. Kurban olduğum. Ama anlatıyoruz. Tamam. Şimdi arkana yaslan, hadi bakalım. Son parta geldik. Haydi bismillahirrahmanirrahim. Çağdaş Türk Dünya tarihi. Burada AGS'den bir soru gelecek. Tamam. KPSS'de 3 tane soru gelecek. TYT AYT'de TYT'de yok. AYT'de bir belki gelecek. LGS'de zaten yok. 8 hadis. Gidin abim. Hadi. Tamam. Hadi bakalım. Gelin geriye kalanlar. Şimdi burası teknik olarak tamam. 5 üniteden oluşuyor ve işte e yakın tarihimiz. Tamam. Burada bak birkaç film fırıldak izlemeyle de burayı ne yapabilirsiniz? Çözebilirsiniz, değil mi? Şimdi burası normalde beş üniteden oluşuyor. Ben dördünü yazdım. Bir tanesi 20. yüzyıl başlarında dünya. İşte o dış politikada olan işlerimiz var ya oralar var. Orada anlatılmayan iki şey var. Bir, Japonya'nın kurulması. Meiji Restorasyonu'yla Japonya Uzakdoğu'da yeni bir güç olarak ortaya çıktı. Tamam. İkincisi SSCB'nin kurulması. Anlaştık. Ha bunlar. O Ruslar yayılmacı siyaset izliyor. Orada bir kim var onlara karşı gelen? Kafkas Kartalı Şeyh Şamil var. Bak isim nokta atışı bomba böyle gelirler. Tamam. Bir de 29 ekonomik krizi ballandıra ballandıra dillendire dillendire anlatıyor. Ondan sonrasında Einstein'dı, ne bileyim işte şeydi, böyle radyoydu falan. Bunlar konuşan basındı. Charlie Chaplin, Charlot falan. Bunları anlatıyor. Tamam. Onlar artık genel kültürdür. Ama Dünya Savaşı'nda yanlış kalem aldık. Dünya Savaşı'nda tamam. Dünya Savaşı'nda hesaplaşma bitmedi. Kapish? Tamam. Burada bileceğimiz olay çok. Tamam dedim be Erdem. Niye böyle oldu bu? Ha demiyorum efendim hocam. Bir ara hatırlıyor musunuz mu? Ben bu deyip duruyordum. Şimdi onu bıraktık. Tamam. Delik. Sonra he mi demeye başladı? Her sene bir şey çıkarıyoruz. Neyse 5 saatten sonra Celal Hoca benim mental sağlık. Raskol bunu sevdi. Al. Şimdi arkana yaslan, dinle. Dünya Savaşı'nda Dünya Savaşı'nda hesaplaşma bitmedi. Tamam. Özellikle Almanya'ya öyle bir anlaşma imzalattılar ki. Yani tamam, heriflerin ayağındaki dona varıncaya kadar aldılar. Sonra Almanya'da Hitler diye bir adam çıktı. Ekonomik krizden sonra bu ekonomik krizler beraberinde kurtarıcıları da getirir. Hitler orada kurtarıcı olarak görüldü. Hayır, Hitler dedi adam. Neonazizm diye bir şey çıkardı ortaya çıktı. Neonasyonal Sosyalist Parti diye bir parti kurdu. Ekonomik buhranla beraber millet paraları yakıyordu, bilmem ne yapıyordu. Kurtarıcı gördüler. Sonra faşist İtalya'da onlar da bak devrim, revizyonist diye geçiyor bunlar. Revizyonist vizyonları relenmiş, yenilenmiş vizyonlarıyla Türkiye antelevizyonist bir politika izliyor. Orayı bilin. Tamam. Almanya, İtalya, Tokyo.

Miferi üçü birleşti. Almanlarda hayat sahası, italyanlarda Akdeniz, bizim deniz Marenast. Rumo diyebileceksiniz. İşte Japonlarda da Asya, Asyalılarındır. Ortak refahların bunu bileceksiniz. Bunlar mihver grubunu oluşturduğu. Karşı taraf beşi bir yerde. Kim onlar? Fırça diye kodla. Fransa, İngiltere, Rusya, Çin, Amerika. Değil mi? Hah! İngiltere'de Chamberlain diye bir başbakan var. Agreement politikası, yetiştirme politikasını izledi. Tamam. Sonrasında işte kısa Winston Churchill, Clement Attlee, bunlar geldi. Sonrasında Fransa işgal altındaydı. Tamam. Orada işte Vichy hükümetini falan kurdular. Çin sonradan çıktı, geldi, girdi. Rusya ilk etapta Almanlarla beraberdi. Komünist Rusya. Sonradan Polonya, Danzig, bilmem koridor oralarda sıkıntı yaşayınca bu şeye geçti müttefiklerin tarafına geçti. Ve Amerika Pearl Harbor baskınından sonra onlar da neye girdi savaşa girdiler. Almanya'nın Polonya'yı işgaliyle savaş başladı. Bir ikinci bileceğin olay burada üç önemli cephe var. Orada ilki Pearl Harbor. Tamam. Pearl Harbor baskınıyla Japonlar gitti Amerika'nın gemilerini batırdı. Amerika savaşa girdi. Dengeler değişti. Tamam. İkincisi Stalingrad. Barbarossa Harekatı. Almanlar Rusya'ya gittiler. Tanklar dondu kaldı. Üçüncüsü Normandiya çıkartması. Bak orası önemli işte. Tamam. İşte Fransa üzerinden Almanya'ya saldırıya geçtiler. Dwight David Eisenhower oranın komutanıydı. Sonradan neye geçti? Amerika başkanı oldu. Quebec Konferansı denilen bir konferansla buna karar verildi. Ve o dönem toplanmış 30 tane konferans var. Bunlardan üçünü bilmenizi istiyorum ben sizden. Tamam mı? Ne onlar? Mesela Amerika Atlantik Bildirisiyle geldi. İşte Birleşmiş Milletler'in temeli atıldı falan. Geç kardeşim bak yok. Dumbarton Oaks'la anayasa oldu. Moskova bitmez yani hani. Tamam. Üç tanesi var. Yalta Konferansı. 1 Mart 1945 tarihi çıktı. Ne var orada? Her kim ki 1 Mart 1945'e kadar Almanya'ya, İtalya şeye, İtalya yok, İtalya çekildi. Japonya'ya savaş ilan etmezse kurulacak yeni dünya düzeninde kendine yer bulamaz dendi. Türkiye de savaş ilan edecek. Birleşmiş Milletler'e alacaklar bizi. Bir tamam. Arkasından San Francisco Konferansı. Birleşmiş Milletler kuruldu. Nerede kuruldu? San Francisco'da. Bitti. Yok temeliydi, köküydü, arkasıydı, önüydü beni ilgilendirmiyor. Birleşmiş Milletler nerede kuruldu? San Francisco Konferansı'nda kuruldu. Tamam. Türkiye de oraya kurucu üye oldu. Ama beş daimi üye var. Kim onlar? Fransa, İngiltere, Rusya, Çin, Amerika. Bu beşi daimi üye. Biz kurucu üyeyiz. Anlaştık. Hani Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan diyor ya, "Dünya 5'ten büyüktür" diye. Bak MEB kitaplarında da var o mesela. Değil mi? Sordular orayı bilin. Ve son konferans Potsdam. Artık işbirliği bitti. Kim nereye alır, nereye gider bilmem. Bunların hepsi de nereyi konuşuyorlar? Boğazları konuşuyorlar. Çünkü Rus ne istiyor? "Dibat Kasi oçin davay davay." O boğaz yok mu? O boğaz. Uzun'un boğazı. Onu bir bana verin diyor. Tamam. Şimdi bunlar olurken Türkiye'yi ilgilendiren yerlere bakacağız biz. Ne var Türkiye'yi ilgilendiren? Başta Milli Şef İsmet İnönü var mı var? Şükrü Saracoğlu işte şey başbakanlar mı? Refik Saydam başbakanlar. Çakmak hattını yaptık oraya onları durdurmak için. Sonrasında Varlık Vergisi. Bir kereye mahsus zenginlerden vergi alacağız dedik. Bak Türkiye'yi ilgilendiren, beni ilgilendiren yerlere bakacağım ben. Varlık Vergisi, Toprak Mahsulleri Vergisi, kaldırılan aşar geri geldi değil mi? Arkasından o işte IAŞ, müsteşarlıkları, et balık kombinaları değil mi? Bunun gibi kararlar alındı. Ekmek karması, karartma uygulaması, bunlar başladı. Yol vergisi çıktı. Soru: Dünya Savaşı'nda İsmet İnönü'nün aldığı önlemler arasında hangisi yoktur? Cevap veriyorum. Takrir-i Sükun yoktur. Niye? O Şeyh Said İsyanı'nda 1925'te. 20 sene önce. Anlaştık. Böyle geliyor işte. Milli Korunma Kanunu, işte toprak vergisi, anladın? İşte şey varlık vergisi, yol vergisi. Bak dört tane koy, beşinciyi sor. Bir de bizi savaşa kalktırıvermek istiyorlar. Kazablanka, Adana mülakatı, Sağırlar diyaloğu ve ne diye geçer bir de? Kazablanka, Adana, Kahire. Bir tane ta'ı çıkardılar da o arada MEB kitaplarına giriyor, çıkıyor ama Adana Mülakatı genel itibariyle bu sorudur. Ezberlemeyin. Churchill'le İsmet İnönü Sağırlar Diyaloğu diye geçiyor. Anlaştık. Burayı bilin. I. Dünya Savaşı'ndan sadece şu Almanya, İtalya ve şeyin politikalarını bilmenizi istiyorum. Chamberlain'i bilmenizi istiyorum. Tamam mı? Pearl Harbor, beraberinde şey Stalingrad, Barbarossa Harekatı. Tamam. Ve Normandiya çıkartması. Bunları soruyor ÖSYM. Ama asıl geldiği yer Soğuk Savaş. Tamam. Dünya Savaşı'ndan sonra Amerika atom bombasını atınca Japonya'ya, dünya üzerinde iki kutuplu bir düzen ortaya çıktı. Dehşet dengesi dediğiniz. Batıda kapitalist Amerika, batıda kapitalist Amerika Birleşik Devletleri, doğuda ise komünist. Doğuda ise komünist sivrisinek, cırcır böceği. Amerika'nın başında Truman diye bir adam var. Sordu. Morya Doktrini'nden vazgeçip Amerika'nın ipleri eline aldığı başkan Truman değil mi? Burada da kim var? Stalin var. Lenin. Dünya Savaşı'nda Stalin. Dünya Savaşı'nda o dönem. Amerika ne yaptıysa kime karşı? Rusya'ya karşı. Aralarında sıcak bir muhabbet yok ama soğuk savaş. Siyasi, hukuki, adli, mali, dini, ilmi, ne geliyorsa hep işte Amerikalı boksör Rocky Balboa, Rus boksör Ivan Drago. Sanki dünyada başka boksör yok gibi. Filmlere bile yansıdı. KGB'si sürekli birbirleriyle ne halindeler? Anladın mı? Şey halindeler işte Tom ve Jerry'si, bilmem nesi, Şirinler hep bak böyle fırıldakla böyle insanların kafasına bir şeyleri oturtmaya çalıştılar. Anlaştık. Birbirlerine karşı önlemler aldılar. Tamam mı? Ha bir blok daha var. Kim var? Bir de bağlantısızlar var. Bağlantısızlar. Bunlar ne? Bunlar direkt Allah'a bağlı. Kim onlar? Mısır, Yugoslavya, Hindistan. Bak bu üçü tamam. Ya geçen senenin sorusu. İşte Truman'ı sordu, bağlantısızı sordu. Bu kadar. Böyle gelecekler abiciğim. Tamam. Peki bunlardan birbirlerine karşı aldıkları önlemler. Amerika hemen Truman Doktrini'ni yaptı. Truman Doktrini'ni. Beraberinde Marshall Yardımıyla ekonomik yardım yaptı. Sonrasında NATO'yu kurdu. NATO demez, Kuzey Atlantik Paktı der. Peki buna karşı Ruslar ne yaptı? Onlar da boş durmadılar. Hemen Jominform, arkasından Comecon, arkasından Molotov Planı, arkasından Varşova Paktı. Bak tam dört tane koy, beşinciyi sor. Soru: Hangisi Doğu Bloku'nda yer alan gelişmelerden biri değildir? Jominform, Comecon, Molotov, Varşova, NATO. Kardeş, bak duruyor zaten. Jominform, Comecon, Jominizm. Bak çağrışım yapıyor zaten. Çıkarttırabilirsin. Anlaştık. Buraları böyle soruyor. Bir de Batı Avrupa Birliği var mesela. Avrupalılar da yana. Anlaştık. Soğuk Savaş'ta burayı bilmenizi istiyorum. Ve üstüne basa basa bir şeyi söylüyorum. Yumuşama dönemini de neyin içine alın? Yumuşama dönemini de Soğuk Savaş'ın içine alın. Niye? Şimdi iki kutuplu bir düzen ortaya çıktı. MEB'in kitabı burayı 1945-60 arası, 60-90 arası da yumuşama diyor. Değil mi? Yumuşama dönemi de teknik olarak neyin içine giriyormuş? Buraya giriyormuş. İkisinden birisi ortadan kalkana kadar dünya bu şeyde gitti. Hangisi kalktı? 1990'da SSCB yıkıldı. Soğuk Savaş bitti. Berlin Duvarı yıkıldı. Soğuk Savaş bitti. Anlaştık. O yüzden yumuşamada olan iki önemli politika var. Bak bizi ilgilendiren ne onlar? 1. Kıbrıs Meselesi. 2. Ermeni terör örgütü ASALA meselesi. Bak Kıbrıs Meselesi teknik olarak neyin de içine giriyormuş? Soğuk Savaş'ın da içine giriyormuş. Anlaştık. Burayı bileceğiz. Tamam. Buradan bunlar bilinecek. Sonra dünya üzerinde sömürgecilik bitti. Ne başladı? Bağımsızlık hareketleri başladı. Hindistan'ı, Pakistan'ı bilmem. Bunlar hep bağımsız oldu. Hindistan-Pakistan arasında sorunlu bir bölge var. Neresi? Keşmir. Halihazırda hala sorun mu? Şimdi İran-İsrail birbirini vuruyor diye unutuldu ama hatta Ukrayna Başkanı Zelenski de açıklama yaptı. Vallahi dedi, İran-İsrail birbirini vuruyor da bize yardımlar gelmez. Elam dedi. Bak her koyun kendi bacağından asılıyor. Herkes neyi düşünüyor? Kendini düşünüyor. Hindistan-Pakistan arasında sorunlu bölge Keşmir'dir. Bir de burada bileceğiniz bizim iç politikada bir olay var. 27 yıllık CHP iktidarı sona erdi. Yerine ne geldi? Demokrat Parti geldi. Çok partili hayat bizde 1946'da başlıyor. O Hürriyet Misakları, 12 Temmuz Beyannameleri. Anlaşmak genel kültür olsun. Sordu ÖSYM. Hürriyet Misakı'nı. Demokrat Parti diyor artık demokraside olsun ya bir şey olsun ya diyor. Buna karşılık İsmet İnönü de 12 Temmuz Beyannamesi'yle tamam diyor. Muhalefet, iktidar, işimizi yapalım diyor. Ama bu Dörtlü Takrir denilen olayla dört CHP'li vekil kim onlar? Celal Bayar, beraberinde Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan. Dördü CHP'den ayrıldılar. Demokrat Parti'yi kurdular. Buna Beyaz Devrim deniliyor. Anlaştık. CHP gitti, Demokrat Parti geldi. 1950-60 arasında bu var. Anlaştık. Burada bir de nereye katıldık? Kore Savaşı'na katılmakla tam ortadaki Türkiye tarafını belli etti. Biz kimden tarafız? Aşkım Svetlana ile işler bitti. Kimle tarafız? Amerika'yla tarafız. Bizi nereye aldılar? Yunan'la beraber NATO'ya aldılar. Anlaştık. Bak burayı bilin. Ve beraberinde Amerika işin içinde TO varsa Amerika vardır. NATO, CENTO, SEATO, değil mi? Mesela Eisenhower Doktrini. Bak ne olduklarını bilme. Bunlar kime karşı? Rus'a karşı. Anlaştık. Burayı soruyor. Ve 60'ta da bir darbe gerçekleşti mi? Darbe gerçekleşti. İşte Cumhurbaşkanı Celal Bayar yargılandı. Sonra Yassıada'dan beraat etti ama başbakanın, maliye bakanının, şey bakanın bunlar hep idam edildi. Adnan Menderes, Hasan Polatkan, değil mi? Fatin Rüştü Zorlu idam edildi. Bunalım yıllarımız diye geçiyor. Anlaştık. Bilin. Peki yumuşama dönemine geldiğimizde de dünyada bak burayı bildin mi yetiyor sana. Bir de bizi bil. İçeriyi bil. Bizi soruyor. Tamam. Yumuşama dönemine geldiğimizde ise 60'lı yıllara gelindiğinde artık dünyadaki dehşet dengesi almış başını gitmiş. Ya Amerika'da var nükleer teknoloji, Rusya'da var nükleer teknoloji. Başka da kimsede yok bu teknoloji. Amerika, Rusya, Rusya, Amerika'ya bir atom bombası alsa hepimiz geberdik ettik. E bunun üstüne iki taraf işte o şey yaşanıyor, kriz yaşanıyor. İşte o şey, Stanislav Petrov yok mu? Dünya vatandaşı böyle durduk yere Rusya Amerika'ya füze atacaktı mesela. Değil mi? Kırmızı hat, telefonlar çekildi. SALT 1, SALT 2'ler yapıldı. İki taraf da geriye çekildi. Strategic Arms Limitation Talks, stratejik silahları sınırlama. Amerika ve Rusya nükleere hayır dedi. Avrupa bu durumdan rahatsız. Önceden ipler kimin elindeydi? Avrupa'nın elindeydi. Şimdi kime geçti? Amerika'ya, Rusya'ya geçti. Birbirlerine bir atom bombası alsalar hepimiz öldük, geberdik gittik. Avrupalılar da toplandı. Helsinki Nihai Senedi. 30 toplantı yaptılar. Toplan, dağıl, toplan, dağıl, dağıl, toplan, ayrıl, git, bit falan derken AGİK, AGİT denilen bir şeyi kurdular. Tamam. Dünyadaki bu dehşet dengesinden rahatsızlar. Sonra Amerika ve Rusya SALT 1, SALT 2'leri yaptılar. Nükleere hayır dediler. Bak Türkiye yok orada. Niye? Çünkü bizde nükleer silah yok. Tamam. Beraberinde SALT 1 yapıldı. SALT 2'de yapıldı ama Amerika parlamentosu onaylamadı. Niye? 79'da Amerika şey, Ruslar Afganistan'ı işgal etti. O arada bunlar boş durmadılar. Tamam. Amerika Vietnam'ı işgal etti, başarısız oldu. Dünyadaki tek işgali Vietnam. Tamam. Ruslar Afganistan'ı işgal etti, başarısız oldu. Tabii bunun içine siyaset de giriyor. Olimpiyatlar mesela protesto edildi, bilmem ne edildi. Anladın? İşte Bağlantısızlar Hareketi tekrar hortladı, çıktı. Yugoslavya kovuldu'dan çıktı geldi nereye? Bağlantısızlara. Mısır, işte Filistin-İsrail mücadelesinde tamam mı? Kaldırdı Camp David Anlaşması'nı imzaladı. Bu da kovuldu Arap Birliği'nden buraya geldi. Hindistan zaten Gandhi Allah'a emanet. Hani onlar da çıktı geldi nereye? Buraya. Bak bunları bileceksin. Tamam. Dışarıdaki politikalar bunlar. Yok pinpon diplomasisi bilmiyorum. Anlatmaya kalktım bitmez ama yumuşama dönemini anlatan bir film var. Onu izlemenizi istiyorum. Ne o film? Bak abim güzel. ID puanı da yüksektir. Forrest Gump. Forrest Gump diye bir film var mesela. Çöküş diye bir belgesel var. İzle. Tamam. Ha bunların hepsini görürsünüz ya. Tamam mı? Ya bir bak birkaç filmle fırlat artık. Yeni nesil buna döndü. Hocam ben görmeden anlamıyorum diyorsun. Şey var mı? Görsel bir şey editlesenize falan diyor öğrenci. Yani şey istiyor, görmek istiyor. Okumaktan ziyade görmek daha hoştur. Anlaştık. Bilin. Forrest Gump'ı izleyin. Bak anlattığımız hikayelerin tamamı burada geçiyor. Beraberinde ama beni ilgilendiren asıl benim içerideki işlerim ne onlar? Bir ASALA terör örgütü var. Ermeniler bizim Türk diplomatlarının, Dışişleri Bakanlığı'na bağlı Hariciye Nezareti'ndeki katibimiz, elçimiz, konsolosumuzu bombalı saldırılarla şehit ediyorlardı. İşte Ermeni terör örgütünün adı neymiş? ASALA'ymış. Birkaç yıldır ÖSYM bunu şıkların içine koyuyor. Tamam. Beraberinde Kıbrıs Meselesi. Hah burası önemli. Kıbrıs 1954'te İngilizler şeyden çekilince Kıbrıs'tan çekilince tamam, hemen Yunanlılar dedi ki "Ora benim" dedi. Atladılar hemen bir örgüt kurdular. EOKA. Yunan'ın, Yunan'ın bak sorduğu sorular işte bunlar. İşte tamam. Yunan'ın Kıbrıs'ta kurduğu örgütün adı EOKA. Tamam. O düşüncelerinin adı Enosis. Kıbrıs'ı da içine alan büyük Bizans hayali. Bir de planları var. Ne o? Akritas. Akritas çok bir baskınla adadaki tüm Türkleri katletme planıydı. Anlaştık. Bunlar hep bunu yapar da bizimkiler boş durur mu? Durmaz. Bizler de neyi kurduk? Hemen hemen TMT'yi kurduk. Türk Mukavemet Teşkilatı. Türk Mukavemet, mukavemet karşı gelme, direnme teşkilatını kurduk. Volkan Teşkilatı'nı kurduk. Bak biz de boş durmuyuz? Anlaştık. Ama burası çözüldü. Londra, Zürih anlaşmalarıyla. Tamam. Türkiye, Yunanistan, Londra'nın garantörlüğünde bir Kıbrıs devleti kuruldu. O devletin başına Makarios denilen bir adamı geçirdiler. Yardımcısı ise Doktor Fazıl Küçük abeydi. Allah gani gani rahmet eylesin. Doktor Fazıl Küçük geçti. Burası biraz çözüldü gibi oldu. 63'te Kanlı Noel yaşandı. Hemen bizimkiler adaya müdahale etmek istedi. Cengiz Topel'i burada şehit ettiler. Olan biten işkence yaptılar. Cengiz Topel'in Türkiye'nin her yerinde okulu, caddesi, bir şeyi mutlaka vardır. 63'te şehit edildi. Tamam. Peki beraberinde Türkiye Cumhuriyeti adaya müdahale etmek istedi ama Amerika geldi. "Se menme" dedi. Johnson Mektubu denilen bir mektup gönderdi. "Pişt" dedi. Türkiye Cumhuriyeti, sen dedi koyun kendini dedi benim koynuma attın ama dedi olası bir Türk-Yunan Savaşı'nda ben kimden taraf olurum? Yunan'dan taraf olurum ben dedi. Çok güvendiğimiz dağlara ne yağdı? Karlar yağdı. Atlıydın kendini Amerika'nın mektubuna. Johnson Mektubu. Bak Soğuk Savaş'ın içinde yumuşama dönemi neye dahil? Soğuk Savaş'a dahil. Anladın? Burayı böyle sordu. Hangisi dedi işte Kıbrıs'la alakalı doğru bilgi değildir tarzında bir soruyla geldi. Kıbrıs Meselesi Soğuk Savaş'ın içindedir dedi. Evet, kabul etti bunu ÖSYM. Tamam. Böyle bir Johnson Mektubu. Bak burayı da tekrarlıyorum. Yumuşamayı neyin içine dahil ediyorsun? Soğuk Savaş'ın içine dahil ediyorsun. Anlaştık. 90'da Rusya yıkılana kadar Soğuk Savaş Amerika-Rusya arasında devam etmiş. İşte Johnson Mektubu Türkiye-Amerika ilişkilerinde bir dönüm noktası oldu. Güvendiğimiz Amerika Yunan'dan taraf çıktı ya engellediler. Tamam. Ve biz anladık. Ah ah ben senin kıymetini bilemedim dedik. Hemen mesaj attık. Özledim. 5M ile tamam. Özledim diye attık mesaj. Uyudun mu? O ayrı. O hayrı ben biliyorum. Senin başına geleceğini ben tamam mı? Hemen next favex'imize attık mesaj. Denge politikasına geri döndük. Amerika'yla küsünce bu tarafa. Tamam. Süreç devam etti. Sonrasında baktık olmuyor. Tamam mı? Yunanlılar Makarios'u devirdiler. İşte şeyi geçirdiler başa Nikos Sampson diye bir adamı geçirdiler. Baktık burası böyle olmayacak. Adaya müdahale edelim dedik. Dışişleri Bakanı Turan Güneş'i gönderdik. Turan Güneş baktı ki bunlardan bilecek olmaz. "Ayşe tatile çıksın" parodisiyle biz de buraya harekat düzenledik. Bu kadar yürekten çağırma beni dedik. Harekat düzenlendi. Dönemin başbakanı rahmetli Ecevit Karaoğlan. Kıbrıs Fatihi diye geçiyor. Turan Güneş Dışişleri Bakanımız. Anlaştık. Rahmetliler. İşte hep şeyler, Necmettin Erbakan yani Kıbrıs mücahidi diye geçiyordu mesela. Değil mi? Oraya bir harekat yapılması. Gece bizimkiler hop Kayseri Köşk'te hava indirmeden aldık. Tamam. Şehit pilotumuz Fehmi Ercan. O 10 liraya oraya indiriverdi. Bak Kıbrıs'a gittiğinizde Ercan Havalimanı'na inersiniz. O şehit pilot Fehmi Ercan'dır. Allah gani gani rahmet eylesin. Tamam. Şurada bir de Kumsal Katliamı var. Ona da bir bakın. Tamam. Görün yani hani eziyetleri, işkenceleri görün yani. Hani tamam. Ve buraya biz askeri harekat düzenledik ama Amerika bu saatten sonra "Vay sen Kıbrıs'a nasıl şey yaparsın" dedi ve bir ambargo uyguladı Türkiye'ye. 74-79 arasında tamam. Bize bir ambargo. Kimse Türkiye'ye bir şey satmayacak, kimse Türkiye'den bir şey almayacak dediler. Bu bir yöne iyi oldu, bir yöne kötü oldu. İyi oldu niye? Kardeş biz bir tek bir şey üretmiyormuşuz la. Her şeyi nereden alıyormuşsun? Amerika'dan alıyormuşsun. Yani ha. Kötü oldu bir şey yok. İyi oldu bu sefer içeride üretmeye başladık. İthal ikameci model diye bir model çıktı. Yani dışarıdan ithal ettiklerini içeride ikame üretmeye başladı. Daha sonra ileri ithal ikameci modelle tamam mı? Çamaşır makinesi, buzdolapları, bilmem neler, araba. Anadolu marka araba yaptık mesela. O dönem. Devrim. 60'ta tamam mı? Devrim. Devrim arabaları 60'ta şey, 74'ten sonra şeyler siz söyleyin. Anadolu marka arabalar. Onun da tamponunu yapacak ne yok? Metal yok. E ne ettik? Ya saman araşımlı şey yaptık. Orta sınıf memuru aldı gitti köyün çeşmesinin oraya park etti arabayı. Köyün ineği, köyün eşiği arabanın tamponunu kütür kütür yediler. Niye? Mis gibi saman kokuyordu çünkü. Bak bunlar bile hep şeylere, filmlere konu oldu. Anlaştık. Bizi ilgilendirenler bunlar. Kıbrıs Meselesi. Sonra 83'te KKTC kuruldu. Kıbrıs Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kuruldu. Bizden başka tanıyan yok. E şeyi başkenti Lefkoşa. Yeşil Hat'la bölündü. Aynı anda iki ülkeye birden ne yapıyor başkentlik yapıyor mesela. Anlaştık. Gene bu dönem bir de ne çıktı? Arap-İsrail Savaşları çıktı. Hadi buyur. Tamam. Dört savaş yaptılar. Tamam. Beş Arap ülkesi. Mısır, Ürdün, değil mi? Suriye, Irak, Lübnan. Beşi El-Gad'ın hakkından gelemediler. Dört savaşın dördünü de kaybettiler. İsrail büyüdükçe büyüdü. Sen sanıyor musun ki Gazze'deki o katliam yeni? Daha dün bugün değil abim. 1948'den beri orada ne var zaten katliam var. Doğu Türkistan'da işe de Doğu Türkistan'da Türk kardeşler yüzyıllardır ne var katliam var. Anladın mı? Bosna-Hersek'te işte katliamlar olduğu, Srebrenitsa'da. Yani anlaştık. Hepsine sahip çıkmamız lazım. Allah yar yardımcıları olsun yani. İşte o İsrail belasını bize bir an önce ne yapmak lazım? Bir şekilde çözmek lazım. İran uğraşıyor bakalım. Hadi bakalım. Tamam. Al genel yapıyı bil. Anlaştık. Gene gene bu süreçte işte 60-90 arası. 60'ta darbe, 71'de muhtıra. Anladın? Şeyde 80'de gene darbe oldu. 60 darbesiyle 80 darbesinden sonra yapılan anayasalar referandumla halk tarafından kabul edildi. Burayı sorarlar. Tamam. Bilin. Demokrat Parti kapatıldıydı. İşte Ragıp Gümüşpala Adalet Partisi adıyla açtı. Mesela Demokrat diyemiyormuş bizim milletimiz. Demirgırat diyormuş. Bak belgeselleri vardır bunların. Anlaştık. Bilin. Tamam. Burası da bu şekliyle özellikle şu bilinecek yerleri bilin. İnşallah bunları sorarlar. Tamam. Ve küreselleşen dünya düzeninde aslında tek bir başlık var. Ne var? SSCB'nin yıkılması. SSCB'nin son lideri kim? O Mihail Gorbaçov. Bu adam da 2022'de mi, 23'te mi ne oldu oldu. Şey yeni 23 yıl oldu. Bu önemli. Mihail Gorbaçov baktı ki ülke komünizm ittire kalktıra gidiyor. Tamam. Yahu dedi, bunu bir de düzeltelim dedi. Sosyalist Teşebbüs Kanunu diye bir şey attı. Ulan komünizmde teşebbüs olur mu? Her şeyi kim yapar? Devlet yapar. Glasnost, Perestroyka diye şeyler ortaya attı. Tamam. Ama adam ülkeyi kurtarayım diye ortaya attığı şeyler ülkeyi tepe taklak getirdi. Rusya bir yıkıldı, pir yıkıldı. 15 ayrı ülke çıktı topraklarında. Beni ilgilendiren oradaki Türk kardeşlerim. Azerbaycan, Özbekistan, Kırgızistan, Kazakistan, Türkmenistan. Onlar bağımsızlığını kazandı. Değil mi? Orada bileceğiniz Azerbaycan'da bir Hocalı Katliamı yaptı Ermeniler. Onları bilin. Bak anlaştık. Yani başka oradan bileceğiniz. Sonra Rusya yıkıldıktan sonra bunlar sodan çıkmış balığa döndü. E ne olacak? Ya Bağımsız Devletler Topluluğu diye bir şey kurmaya çalıştılar. Anlaştık. Bak genel kültür olsun bunlar hep. Mihail Gorbaçov. Bunu bilin. Mesela o Stanislav Petrov. Dünya vatandaşı diye geçer. Dünya Savaşı'nı önleyen adam diye geçer. Tamam. Beraberinde beni ilgilendiren işte o Orta Asya'daki Türk devletleri. Tamam mı? Gerçi onlar da Kıbrıs'la alakalı var da neyse bakalım. Hadi tamam. Sonrasında Rusya'nın yıkılması bütün dünyayı etkiledi abim. Bütün dünyadaki komünizmler takır takır takır takır takır takır tasfiye olmaya başladı. Mesela Çekoslovakya kansız bir devrimle ortadan ikiye bölündü. Kadife Devrimi'yle. Çek ve Slovakya diye. Sonra birleştiler. Çekya oldular. Sonra ayrıldılar gene. Senya birleştiler. Çekyat olurlar. E bilin. Yugoslavya bir dağıldı. Orada da bir sürü sorun ortaya çıktı. Tamam. Sırpı, Hırvatı, Slovenya'sı, Makedonya'sı, Bosna-Hersek'i, Kosova'sı. Bir sürü ne çıktı ülke çıktı. Ve orada Bosna-Hersek'te efsanevi bir lider var. Kim o? Bilge lider Ali İzzetbegoviç. Onu bilin. Tamam. Bilge Kral Ali İzzetbegoviç. Onu bilin. Dayton Anlaşması'yla da Bosna-Hersek'in neyi tanındı? Bağımsızlığı tanındı. Tamam. Camp David Anlaşması'yla Arap-İsrail Savaşları sona erdi. Şimdi hala devam ediyor. Tamam. Dayton Anlaşması da Bosna-Hersek. Ve burada bir de katliam yapıldı. Srebrenitsa Katliamı yapıldı. Anlaştık. Bunları bilmenizi istiyorum. Arkasından burada MEB'in kitabında anlatıyor. Artık böyle GAP Projesi'nden bahsediyor. Türk ordusu barış gücü olarak gitti diyor. Türk ordusu barış gücü olarak ilk Kore'ye gittik biz. Tamam. Ondan sonrasında halihazırda Somali'de, Afganistan'da, Irak'ta, Suriye'de her yerdeler miyiz? Her yerdeyiz hamdolsun. Ama gitmediğimiz bir yer var. Nereye gitmedik? Afganistan'a gitmedik. Türk ordusu. Bak olanı değil olmayanı sorarlar. Keza Türk Kızılayı da aynı şekilde. Tamam. Bunları böyle. Sonra MEB kitabında tamam. Artık günümüze doğru geldikçe 15 Temmuz hain FETÖ darbe girişimi. Onu anlatıyor. O işte şeyi anlatıyor. Gezi Parkı olaylarını anlatıyor. Ve bilim adamlarımızdan bahsediyor. Tamam. Mesela yeni kaybettiğimiz daha 3-4 gün oldu. Yüzyılın beyin cerrahı Gazi Yaşargil. Allah gani gani rahmet eylesin. Bak onlardan bahsediyor. Tamam mı? Naim Süleymanoğlu deyip de halteri kaldırdığı, Türk milli takımının dünya işte üçüncülüğünü kazandığı. Tamam. Buralardan bahsediyor. Günümüze kadar getiriyor. Anka'larımız, SİHA'larımız, tamam. TOGG arabamız falan hepsi şeyin içinde mevcut. Ama ben burada bilmenizi istediğim olay Rusya'nın yıkılması. Tamam. Soğuk Savaş bitti. Ne zaman? 1990'da. Rusya yıkıldı. Berlin Duvarı yıkıldı. Ve ne sona erdi? Soğuk Savaş sona erdi. Tamam. Burası artık yakın tarihimiz. Anlaştık. Ben mesela geçen bizimkilerle beraber oturuyorum. Tamam mı? Ben bunları anlatırken mesela dediler ki "Lan abi" dediler, "Abi" dediler, "Sen" dediler anlatmıyorsun yaşadığını. Ulan abim yaş 1980 doğumluyum. Tutuyor yani hani. Mihail Gorbaçov gözümün önünden gitmiyor benim mesela. 1986'daki Çernobil, Ukrayna'daki o gaz. E ben ilkokul 1. sınıf öğrencisiyim ya Çernobil olduğunda. O satamadık fındığımızı, şeyimizi de çayımızı da bize dağıttılardı. E hatırlıyorum artık kendi tarihimi anlatıyorum yani. Anlaştık. Bilin. 12 şey Gezi Parkı olayları dün gibi. Kaç sene geçmiş üstünden. E şey 15 Temmuz hain darbe girişimi dün gibi. Tamam. 2016'daydı lan. 2025'teyiz abim. 10 sene olmuş o olalı. Anladın yani. Al çok çabuk geçiyor. Tek ilaç her şeye ilaç var da ölüme, zamana bunlara bir ne yok ilaç yok. O yüzden anın tadını çıkarın. Tamam. Ülkemizde son yıllarda üst üste acayip acayip olaylar. Dünyadaki şeyleri görüyorsunuz. Tamam. Aa işte dün şey başladı. İran İsrail'i vurdu, İsrail İran'ı vurdu. Öbür tarafta şey, Vukat orada Gazze'de şey var. Doğu Türkistan'da ne var? Ne bileyim orada şey var. Hastalık var, falan var, falan var. Ekonomik kriz, enflasyon, kaos, maos falan. Abo! Depremiydi, seliydi, bilmem neydi. Ya milletçe böyle ne olduk? Dolduk taştık ya. Ya Rabbel alemin. Ha bu millet uzun yıllardır cenaze namazı kılıyor. Kurban olduğum Rabbim, biz de artık bir şükür namazı kılacağımız vakitleri ver bize ya. Bir böyle bir huzur. Elim her şeyi gördük. Bir gün yüzü görmedik. Rabbel alemin. Ha bu videoyu izleyen ne kadar kardeşim varsa tamam. Hangi sınava giriyorlarsa, hangi okul istiyorlarsa, hangi bölüm istiyorlarsa, hangi memur istiyorlarsa inşallah atansınlar. Rabbi yessir ve la tuassir. Rabbi temmim bil hayr. Hayırlısıyla sen tamamına erdir. İnşallah. Daha ne diyeyim? Kurban olduğum yani hani hakikaten de ama kalp kırmayın, gönül kırmayın. Tamam. Bak elimizden geldiğince koşturuyoruz. Rahatsızım, alerjim var, bilmem ne var. Bir sürü ha bahane değil ama işte stüdyoya girebildik mi? Bak takır takır takır takır gün içinde çekip geçiyoruz işte. İşte iş buraya girmekte. O yüzden aşağıya bir tane kalp bırakıverin abi. Allah razı olsun deyin. Tamam. Bir tane kalp istiyorum lan. Gülümse. Müslümanın Müslümanın sadakasıdır. Kurban olduğum. Ne edelim? Yüzümüz karardı gitti. Rahmetli babaannemin anamı gördüğü gibi olduk. Kalbimiz böyle kararıp duruyoruz. Böyle bir barut gibiyiz yani. İşte ekonomik işlerimizi çözdüğünüzde tamam. Bunların hepsi de geçecek Allah'ın izniyle. Tamam. Yeis öyle bir bataktır ki düşersen boğulursun. Düşme arkadaş. Tamam. Evet Akif öyle söylüyor. Tamam. Aha çağdaş dünyadan da genel hatlarıyla böyle bahsediverdim. Hadi birkaç da soru çözelim. Şu 100 yıllardan bahsedivereyim. Bir de kayıplarımız var. Eee kardeş 2025'te de bayağı 2024'te de falan bayağı ünlümüzü falan kaybettik la yani. Belli mi olur? Genel kültür olsun. Belki bir yerde karşınıza gelir. Erdem gel bakalım yanına. Hop hadi bismillahirrahmanirrahim. Hızlı bir şekilde de çözelim. Bak yeni nesil soru tipi işte buna döndü. Bir paragraf veriyor. Yaz lan artık bu da iflas etti ha. Bak ama ben anlattıkça dizel motor ya. Allah bismillah açıldıkça açılıyor ha. Tamam. Aha bak yeni nesil soru. Bir paragraf veriyor. Yukarıdaki bilgilere göre sana göre değil. Sen 30 tane hocadan gazeteledin, 40 tane YouTube kanal oradan. Bunlar değil kardeşim. Yukarıdaki bilgiye göre tamam. Hangisine ulaşılır, ulaşılamaz diye soruyor. Anlaştık. Yeni nesil soru bu. Şimdi İslam öncesi Orta Asya'da önce soruyu okuyacağız. Buna göre kanlar yetkilerinden hangilerinin üstlendiği söylenebilir? Bak daha okumadan çıkartıyoruz kardeş. Bizim kanunlarımız, yasama, yürütme, yargı hepsi var mı la bizde? Hepsi var. Bakalım yukarıda daha spesifik bir şey mi sormuş? Hemen de atlama. Oku. Tamam. İslam öncesi Orta Asya Türk devletlerinde kağan komutan olarak ordunun başında bulunur. İyi. Savaşa barışa karar verir. İyi. Devletin iç dış politikasını belirler. İyi. Ayrıca yüksek mahkemeye de başkanlık edermiş. Ağzından çıkan yasa istediğini yürürlüğe koyuyor, istediğini de yargılıyor. Al hepsi var mıymış? Varmış. Anlaştık. Bitti. İçeride dışarıda verir buyruğunu yapar. Savaşa barışa o karar veriyor. Al yasama. Anladın? Orduya komutanlık geliyor. İşte yargı hakimlik görevini yapıyor. Hepsi var mı var? Güçler birliği var mı var? Güçler ayrılığı var mı? O da var. Sorunun gelişine göre yorumlayacaksın. Ezberleme. Buraya bağlı kal. Devam. Yukarıdaki anlatıma göre bak hepsiz sorular bunlar. Tamam. A bizim kitaptan. Yukarıdaki anlatıma göre Selçukluların uyguladığı iktidar tımar sistemiyle alakalı hangilerine ulaşılabilir? Bakalım. Selçuklular iktidar sistemiyle merkezle eyaletler arasındaki para transferi sorununu ortadan kaldırmış. He. Toprağın devlete ait olması sayesinde devlete karşı gelebilecek zengin bir sınıfın varlığını da engellemiştir. Bilding tımar demişti. Buna göre bunları niye yapıyor? Bizimkiler tek bir sebep var lan. Merkezi otoriteyi korumak kardeş. Bitti. Merkezi otoriteyi koruyacağız. Şıklarımda bir olmayanlar gitti. Gitti. Topraktan elde edilen gelirin hazineye gitmediği. Evet, gitmemiş. Para transferi sorunu ortadan kaldırmış. Hazineden para gelmiyor. Parayı nerede kullanıyor? Yerinde kullanıyor. Ama ağır olmuş bu. Tamam. Ve uygulanan sistemin uygulandığı toprakların miri vasıfta olduğu. Evet, miri ne demek? Devlete ait zaten diyor. Devlete ait diyor topraklar. Anladın? Al hepsi gördün. Tık işaretle gitsin. Takılma. Öküz altında buzağı aradığın zaman ben biliyorum başıma geleceği yani. Hepsi o muydu, bu muydu, bu muydu? Mesela al. Orhan Bey döneminde yapılan örgütlenmelerden biri değildir. Hah. Devletin asıl kurumsallaşması Orhan, Orhangazi zamanında başladı mı? Başladı. Değil mi? Bakıyorum. Divan-ı Hümayun, Yeye Müsellem adıyla ordu, medrese, vezirlik makamı. Bunlar hep kurumsallaşmayla alakalı. E toprak fethi, Çimpe Kalesi'nin fethi. Ters gibi duran soru. Tamam mı? İlk etapta şey gibi duran soru. Dikkatli baktığında çıkıyor mu? Kurumsallaşma, örgütlenme, kurum arıyorum. Divan-ı Hümayun, ordu, medrese, vezirlik makamı, başbakanlık bir şeyler kurulmuş. Ama bu neyle alakalı? Bu fetih, kaza, cihatla alakalı. Burada da şeyi unutma. Kanta Kuzen'e yardım ettik. O da bize Çimpe Kalesi'ni verdi. Çimpe Kalesi Rumeli'deki üssümüz, askeri üssümüz. Bak nokta dışı. Devam. Osmanlılarda ilmiye sınıfı. İşte Şeyhülislam ve Kazasker'in olduğu yer. Din işleri ve hukuk, eğitim işleri kimde? Ha bu sınıfta değil mi? İlmiye sınıfı hangilerini? Bak hep aynı tarzda soruyu koymuşum. Bak 1, 2, 3. 1, 2, 3. En çok yanlış yaptığımız sorular bunlar. Çünkü eğitim, öğretim, gazasker'de eğitim, i adli hizmetler, hukuk, bunlar da tamam. Sosyal, idari ve askeri konularda dini görüşün açıklanması. Şeyhülislam ne yetkisi var? Fetva, ifta, cevaz yetkisi var. Gördün. Normal buraya bir anlatırdım böyle bir girerdin diye pratik olacağız bazı yerlerde ya. Al hepsi, hepsi, hepsi, hepsi gidiyoruz. Bak gördün. Tamam. Beraberinde Osmanlı Devleti'nde 19. yüzyılda çıkan aşağıdaki isyanlardan hangisinde Fransızların getirdiği milliyetçilikten bahsedilemez? Bak Yunan milliyetçilikten ilk isyanı etti. Doğru mu? Sırplar, milliyetçilikten. Bulgar, Karadağ, hep bak neyden isyan etti? Milliyetçilikten. Ama Mısır'daki Kavalalı Mehmet Ali Paşa. Kavalalı Mehmet Ali Paşa la bunun isyanının milliyetçilikle alakası yok. Bu adam Osmanlı'yı devirip başa geçmek istiyordu. Anlaştık. H mi? H de tamam. Al ve hiç bilemedin. Bak 5 seçenek var ya. Hep diyorum sana belli bir seviyeye geldiğinde, belli bir uygunla geldiğinde bunları okuman bile dördü bir yanını gösterir, biri bir yanını gösterir. Yunan, Sırp, Bulgar isyanı değil mi? Yunan, Sırp, Bulgar, Karadağ hep nerede? Balkanlar'da. E Mısır nerede? Kuzey Afrika'da. Bak bakış açını, paradigmanı genişlettiğinde, geniş baktığında cevaplarda çıkıyor. Kapiş. Devam. Amasya Genelgesi. Milli Mücadele'nin yüklemi gibi. Hangisi milli mücadelenin hangi sebeple yani milli mücadelenin neyini soruyor bana? Gerekçelerini soruyor. Ne onlar? Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikede. Al sana Kurtuluş Savaşı için gerekçe, sebep. Peki Amasya neden? Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikede. Çünkü İstanbul Hükümeti üzerine aldığı görev ve sorumlulukları yerine getirememekte. Bu da ulusumuzu yok olmuş gibi göstermekte. Yani İstanbul Hükümeti damat verip ağzını ayırıyor, gel beni işgal et diyor. Al bu da gerekçeyi açıklayan ne? Gerekçeyi açıklayan gerekçe değil mi? Hah. Beraberinde ulusun bağımsızlığını yine ulusun azim ve kararı kurtaracaktır. Ha burada bir olay var. Şimdi milletin bağımsızlığı amaç. Ne ile kurtarılacak? Milletin azim ve kararıyla yöntem. Kurtuluş Savaşı'nın gerekçeleri 1, 2. Anlaştık. Amaç, yöntem nerede belli? 3'te belli. Bak 1, 2 dedim. Kapiş. Defalarca sordu şu soruyu. Kıpırıp çevirip aktarıp dönderip sorarlar. Gene tamam. Devam. Hangisi Türk ordusunun Sakarya Savaşı'nı kazanmasının sonuçları arasında? Bak doğrudan bilgi sorusu bu da. Nasıl? Doğu Cephesi'nin kesin olarak kapanması. Doğu sınırının son şeklini alması neyle? Kars Anlaşması'yla. Doğru mu? Aha Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan'la yapıldı. Batum'un yettiği kesinleşti. Tamam. Beraberinde Ukrayna ile dostluk. Ruslar gönderdi. Datı diye. İtalya işgal ettiği bölgelerden tamamen çekti gitti. Anlaşma falan yok. Tamam. Bize ateşkes önerisinde bulundular. Paris Mükerreratı. Fransızlarla da ne imzalandı? 1921 Ankara Anlaşması imzalandı. Güney kapandı. Bak şimdi Osmanlı tarihinde İstanbullular, Londralılar, Parisliler bitmez. Tamam. Cumhuriyet tarihinde de Ankaralar bitmez. 1921 Ankara Anlaşması Hatay ile alakalıdır. Tamam. 1926 Ankara Anlaşması Musul'la alakalıdır. Orada da karıştırma. Tamam. Bil. Ama taarruza hazırlık amacıyla Tekalif-i Milliye. A bir tashih bulduk. Milli emirlerin çıkarılması. Burada değil. Sakarya'da değil. Nerede? Daha önce Kütahya-Eskişehir'de. Anlaştık. Aha bak böyle sorularla geliyor. Hani ben buraya patıyorum ya. Parmak'tan önce, parmak'tan sonra diye. Bildin mi çıkıyor? İşte Kütahya-Eskişehir Savaşı. Ama burayı Kütahya-Eskişehir demez. Ordu'nun, Ordu'nun Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilmesi. Birkaç sınavdır da böyle soruyor ÖSYM. Tamam. Devam. Anayasamızda "Türk devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türktür" ifadesi Atatürk'ün "Ne mutlu Türküm" sözü doğrultusunda Türkmençinin aral hangisi bulunmaz? Bak din, kültür, duygu birliği olabilir. Milli birlik, beraberlik olabilir. Gelecekte bir arada yaşama olabilir. Akılcılık, insancılık olabilir. Ama ne yok? Etnik köken, inanç birliği gibi bu yok. Anlaştık. Bak şunu din diye okudum, kafam karıştıydı. Bu yok kardeşim. Bize vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes nedir diyor? Türktür diyor. Değil mi? Etnik kökene bakmıyor. İnanca bakmıyor. Anadolu'da yaşayan Yunanlı, Ermeni de ne sayıldı mesela? Türk sayıldı mesela. Anlaştık. Onlara da o Türkiye Cumhuriyeti kimliği verildi. Bu tarz sorularda tamam hep cevap ne oluyor? İşte etnik köken. Mustafa Kemal'de var mı ırkçılık? Etli kökencilik yok. Anladın yani ayrım yapılırken işte inanç birliği bu Osmanlı'daydı. Bizde bu yok kardeş. Laik devlet düzeni var. Bak güzel bir soru olmuş. Devam. Efendim dünyaca ünlü tıp dergisi nasıl okunuyor la bu? Neurosurgery. Come on man. Neurosurgery tarafından 20. yüzyılın beyin cerrahı seçilen mikro nöörroşirücünin. Vow. İlk seferde okudum ha. Mikro nöroşirücünin kurucusu. Benim söyleyemediğim ama onun kurduğu kabul edilen tıp alanındaki katkılarıyla tarihe altın harflerle yazdıran Türk bilim insanı kimdir? 3-4 gün önce kaybettiğimiz Haziran'ın başında. Tamam. Kimdir? Allah gani gani rahmet eylesin. Gazi Yaşargil hocamdır. Tamam. Al sana güncelde bu. Şimdi buradan tamam mı? Bileceğiniz birkaç isim daha var. Mesela Muazzez İlmiye Çığ. Ünlü bir Sümerologtur. Çok etkili bir hocamdı. O da vefat etti. Allah rahmet eylesin. Halil İnalcık zaten biliyorsunuz tarihçilerin kutbu. Değil mi? Henry Kissinger da bu geçen sene öldü. Bu da mekik diplomasisini yapıp o shuttle diplomasisini yapıp işte eee Amerika, İsrail, Mısır arasında. ABD, ABD, İsrail. Arkasından Mısır arasında gide gele, gide gele, gide gele, gide gele, gide gele, gide gele, gele gele mekik dokudu ve neyi Camp David Anlaşması'nı imzalattı. Carter, Menachem Begin, Enver Sedat. Tamam. Onlar imzaladılar. Al bitti. Tamam. Gazi Yaşargil. Bak o da yeni vefat etti. Allah gani gani rahmet eylesin. Beraberinde de 2025 yılında böyle. Hep tanıdığımız isimler vefat etti. Allah gani gani rahmet eylesin. Ferdi Tayfur benim gençliğimin, benim çocukluğumun şarkıcısıdır. E biz şoför çocuğu olunca hep Ferdi, Orhan, Müslüm, Arabesk bunlarla geldik mesela. Allah gani gani rahmet eylesin. Beraberinde daha bak dolu dünya. Edip Akbayramlar, Osman Sınav, Kurtlar Vadisi'nden değil mi? Filiz Akınlar. En sonunda yenilerde daha şey vefat etti. İşte İlhan Şeşen vefat etti. Tamam. Allah gani gani rahmet eylesin. Vay. Son slayt ve 100 yıllar. Tamam. Şimdi ABS'nin gülleri. ÖSYM 100 yılları seviyor ve soruyor. Tamam. Buradan da belki bir soru gelir ama burayı ayrıntılı şekilde izleyin. Tamam. Çekerim videoya, Instagram'a yayın yaparım diyemiyorum. Yapamayabilirim çünkü. Şeyh Said İsyanı 100 yıl. Neyi bileceksiniz? 1926 Ankara Anlaşması nereye gitti? Musul gitti. Tamam. Bu dışarıdaki sonucu ama buraya getiren olaylar vardı. Mesela ne o? Halıç Konferansı. Tamam. Beraberinde buradan çözüm çıkmadı. Nasturi İsyanı çıkardılar. İşte şey Fethi Okyar'ın başbakanlığı zamanında. Beraberinde olay Milletler Cemiyeti gitti. Brüksel hattını çizdiler. Bak Brüksel hattının ne olduğunu bilme. Neyle alakalı olduğunu bil. Musul'la alakalıymış. Tamam. Orada mesela dış politikada Brüksel hattı, Halıç Konferansı neyle alakalı? Musul. Yüz. Şey. Bunlar hep şeyle alakalı. Arkasından Etabli Kanunu, yerleşiklik, mübadele ile alakalı. Hoover Moratoryumu, borçlarla alakalı. Bir de Fır hattı diye bir şey var. Flight Information Region. Hava uçuş kontrol sahası. Bak genel kültür olarak gelir. Tamam. Beraberinde Brüksel hattı. Buradan bir şey çıkmadı değil mi? Biz kabul etmedik bunu. Gittik Rusya'yla bir ne imzaladık? Dostluk Antlaşması imzaladık. Bunu geçen sene sordu ÖSYM. Tamam. Buradan bir alt çıkmadı. Orduyu toparladık. Gidiyorduk Musul'a doğru. Neyi çıkardılar? Şeyh Said İsyanı'nı çıkardılar. Fethi Okyar istifa etti. Yerine İsmet İnönü geldi ve neyi çıkardı? Takrir-i Sükun. Bak hepsini de alt alta yazmışsın zaten. Tamam mı? Takrir-i Sükun Kanunu çıkardı. Sıkı yönetim ilan etti. İsyanı şiddetli şekilde iskel mahkemeleri aracılığıyla ordumuz ne etti? Bastırdı. Tamam. Beraberinde takır takır gelen olaylar ne var mesela? Takrir-i Sükun Kanunu. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kapandı. Burada işte subaylık mı, mebusluk mu? Kazım Karabekir'in ekibe ne geldi? Siyasi yasaklar geldi. Aynı kanunla tekke, zaviyeler de ne oldu? Kapatıldı. Beraberinde Rusya ile bir dostluk anlaşması yapıldı. Neyle alakalı bu? Şu süreçle alakalı. Anlaştık. Şu Musul, Musul meselesi buranın işte şeyi burayla alakalı. O Musul meselesi bitmiyor. Anlaştık. Beraberinde Aşar kaldırıldı 1925'te. Öşür, aşar. Halkçılık alanında yapılan ilk yenilik mi? İlk yenilik. Tamam mı? Bilin. Şapka Kanunu 1925'te Kastamonu'da. Efendiler bölümünde görmüş olduğumuz başlık, serpuştur. Artık fesi takmayacağız. Neyi takacağız? Şapkayı takacağız dediler. Tamam. Bilin. Ve Miladi Takvim Aralık 1925'te kabul edildi. Avrupa ekonomik işleri düzenlemek amacıyla, ikiliklere son vermek amacıyla 1926'da da uygulandı. Anlaştık. Al bunların da 100 yılları dedim. Erdem gel. Orta kameraya. Sürç-i lisan ettiysek affola. Tamam. Hepinizi seviyorum. İnşallah bu sene o sene olsun. Tez zamanda hayırlı bir üniversiteye, hayırlı bir liseye, hayırlı bir üniversiteye, hayırlı bir memuriyete, hayırlı artık yurt dışı görevlerine işte ne bileyim kamu kurumlarına nereye istiyorsanız görevinize atanın. Hepinizi seviyorum. Bana da dua edin biraz sağlık problemlerimiz var. Dua edin bana da. Tamam. Hepinizi seviyorum. Aşağıya da bir tane kalp bırakıverin. Bir de nazar boncuğu bırakıverin. Hadi bakalım. Allah'a emanetsin. Hadi bakalım. Dertli gönüllere giren işte benim Mehmet Celal. [Müzik]