Transcription
[Müzik]
KRT ekranlarından mutlu akşamlar sevgili izleyenler, mutlu hafta sonları. Ben İrem Aktaş. Bugün de yine her cumartesi akşamı olduğu gibi Doktor Fatih Dağdelen’le birlikteyiz. Estetik, sağlık ve güzelliğe dair yine konuşacak pek çok konumuz olacak. Öncelikle popo protezi ve BBL yani Brezilya popo estetiğini, popo protezini konuşacağız. Hemen hocama dönmek istiyorum. Hoş geldiniz öncelikle stüdyomuza.
Hoş bulduk. Nasılsınız?
Çok iyiyim, teşekkürler. Sizler nasılsınız?
Çok teşekkür ederim. Sağ olun hocam. Şimdi ilk olarak popo protezi dedik. Yani popo protezi nedir ve aslında BBL olan farkı nedir? Onu biraz dinleyelim sizden.
Tabii ki memnuniyetle. Popo protezi özellikle basık olan, kilosu az olan, yani vücudunda hiç yağı olmayan ya da yağı az olan, sınırlı olan yahut popoya ciddi bir geriye doğru projeksiyon isteyen hastalar için kullanılan bir yöntem, bir teknik. Bu bir silikon implantla gerçekleştirilebiliyor. Eskiden popo protezi çok nadiren yaptığımız bir ameliyattı. Yani 20 tane ya da 30 tane meme yaparken bir tane popo yapıyorduk. Günümüzde neredeyse popo estetiği meme estetiği kadar trend çoğaldı ve bu hastaların bir kısmı yağları olduğu için yağ enjeksiyonu yapılabiliyor ama yağ enjeksiyonuna uygun olmayan ki asıl ihtiyacı olan ya da bu tip ameliyatları zaten en fazla isteyen grup da vücut kitle indeksi az olan hasta grubu. Bunlar içinde tek seçenek, tek alternatif popo protezi yapmak.
Evet, yani kilo yoksa popo proteziyle mi o açığı kapatıyoruz?
Kesinlikle. Şimdi şöyle, bizim vücut kitle indeksi dediğimiz boyumuz ve kilomuz arasında bir oran söz konusu oluyor ve biz bunu hesaplıyoruz. Eğer ki bu vücut kitle indeksi 22’nin altında ise, 21 gibi, 20 gibi, 19 gibi mutlak popo protez endikasyonu. Yani başka bir tercih söz konusu değil. Bazı hastalara zorlama, yani zorlama dediğim işte şurasından yağ alalım, burasından yağ alalım diyerek alınıp popoya yağ enjeksiyonu yapılan hastalarda da yeterli ve güzel sonuç elde edilemiyor. Bu nedenle popo protezi aslında hakikaten ihtiyacı olan hastalar için tek seçenek ve başka bir alternatifi olmayan bir yöntem diyebiliriz.
Yağ alınarak yapılmıyor mu popo protezi? Nasıl bir teknik uygulanıyor?
Şimdi popo protezine implant koyuyoruz. Yani bir silikon protez koyuyoruz ama yağ enjeksiyonu yağı olan hastalar için geçerli. Mesela BBL dediğimiz olay, mesela kişinin vücut kitle indeksi yüksektir, yani vücudu yağlıdır. Bu kişide de yağ alıp popoyu doldurabilirsiniz ama yağı olmayan bir kişi için başka bir alternatif söz konusu değil. Yahut yağı az, beklentisi yüksek olan bir hastada popo protezi yaparsınız, beraberinde yağla da destekleyebilir, kombine edebilirsiniz. Farkı şimdi BBL’le protezin, popo protezin ne oluyor? Yani ikisi de popoyu büyütmek amaçlı kullanılıyor. Yağ enjeksiyonu da kendi vücudunuzdan aldığınız yağlarla yapılıyor ama kendi vücudunuzda yağınız, yani basık bir popo yapınız var ise bu tip durumlarda ise direkt olarak popo protezi dediğimiz yani popoya bir silikon implant koyarak bu işi gerçekleştirebiliyor, gerçekleştiriyorsunuz.
Peki şimdi silikon koyuyorsunuz ama bunun oturma pozisyonları, yatma pozisyonları, bunlar nasıl oluyor? Rahat edebiliyor muyuz?
Şimdi şöyle, popo protezi konusunda kesinlikle rahatlıkla ilgili bir sıkıntı yok. Bu net olarak söyleyeyim. Tabii ki bu konuda yetişmiş, tecrübesi olan çok fazla hekim yok. Bu da işin aslında açmazlarından bir tanesi. Yani bu ameliyatı yılda ben şöyle bir sayısal bir oran verecek olursam, yılda 50’nin altında yapan ya da 100’ün altında yapan bir hekimin aslında bu ameliyatı yapmaması gerekir. Çünkü sorun yaşar. Sorun yaşayan hastalar da tabii ki ciddi olarak bunu artık sosyal medya var her tarafta, ister istemez herkese işte “ama silikon yaptırdım, siz yaptırmayın” tarzına. O yüzden hastaların bir korku ve endişeleri vardır. Bu işle, bu işle özelleşmiş, bu işi sık yapan hekimlerde hiçbir sorun olmadan hasta normal günlük rutin hayatına devam edebilir. Oturmaya, kalkmaya, yatmayla hiçbir sorun teşkil etmez. Yalnız burada tabii teknik bir takım detaylar var, o da şu: Popo protezi ben kendi pratiğimde 25 yıldır yapıyorum. Bu hakikaten öğrenme eğrisi dediğimiz learning curve’ü çok uzun olan bir ameliyat. Yani siz bugün plastik cerrah oldunuz, “hadi ben popo protezi yapayım” dediğinizde hakikaten pek çok hastanızda ciddi komplikasyonlar, ciddi problemler, riskler yaşayabilirsiniz.
Ne gibi mesela?
Yani enfeksiyonla karşılaşılabilir, ciddi kaymalar olabilir, asimetriler olabilir. Hastalar gerçekten ciddi anlamda mutsuz olabilirler. Bunun da en önemli sebeplerinden bir tanesi popo protezi normalde üç farklı plana yerleştirilebilir. Bunlardan bir tanesi kasın üzerine, bizim subfasyal dediğimiz yani kas zarının altına konulabilir. İkincisi kas içine konulabilir. Bir de total olarak kasın altına konulabilir. Eğer bu planlar içerisinde siz hastaya doğru endikasyona yaklaşmaz iseniz hastanın sorun yaşaması mümkün değildir. Yani mutlaka sorun yaşar. O yüzden hastanın bu esnada yani ameliyattan önce bilgilendirmesini, hastanın büyüklük beklentisini iyi anlamak gerekiyor. Hastalar tabii ki büyütmek için gelir, “en büyük olsun” istiyorlar ama bazen en büyük en iyi çözüm olmayabiliyor.
Aynen öyle, her şeyin fazlası zarar.
Yani bunu mutlaka hastaya söylemek gerekir. Günümüzde kabul edilen teknik yöntem protezin tam olarak kasın altına konulmasıdır. Yani total kas altı olmasıdır. Ben tabii bu yıllar içerisinde 25 yıllık deneyim içerisinde kas üzerine de koydum, kas içine de koydum.
Ki farkı ne oluyor o?
Şimdi kas üzerine koyduğunuzda istediğiniz büyüklüğü yapabilirsiniz. Fakat ilk başta harika durur. Bu ne kadar süre? İşte 3 yıl, 5 yıl ya da bir yıl. Ama bir süre sonra o protezin ağırlığıyla beraber popo aşağı doğru yavaş yavaş inmeye başlar ve hatta böyle çok komik videolar vardır bazen sosyal medyada denk gelirsiniz, işte protezini döndüren kadınlar ya da protez böyle arkada iki tane top koymuş gibi görünen görüntüler. Bütün bunların hepsi aslında yanlış plana yerleştirme konusunda. Yine aynı şekilde popo kasının arasına koyduğum yöntemleri yaptık bir dönem. Bu yaklaşık bir 10-15 yıl önce yapıyorduk. Bu tip yöntemlerde de kası eğer hastanın çok güçlü değilse ister istemez kas arasına koyarken bazen kasın dışında kalan kısım ince olabiliyor. Bu da aynı şekilde benzer problemlere sebep olabiliyordu. O yüzden ben kendi pratiğimde şu anda total kas altı planı koymayı tercih ediyorum. Tabii ki burada hastalar biraz büyük beklentisi içerisinde geliyorlar dediğim gibi ve siz bunu tam kas altına yerleştirirken eğer hastanın güçlü bir kas yapısı var ise, hastanın baseni dar ise, yani kalçası dar bir hanımefendiye bu tip bir hastaya çok büyük bir protez yerleştiremeyebilirsiniz.
Yerleştiremiyoruz.
Aynen öyle, yerleştirmeniz çok zor olur. Bu tip bir durumda eğer büyük protez koymaya çalışırsanız bu defa kasın tutunma yerleri dediğimiz yani kemiğe yapıştığı noktalar vardır, o noktalardan kesmeniz gerekir. Böyle yaparsanız protez ve kaymalar, şekil bozuklukları gibi sorunlar olabilir ya da dış tarafta kasın yine liflerinin kopması sonucu orada protezin kenarlarının hissedilmesi gibi sorunlara sebep olabilir. Bütün bunlar bu ameliyatın aslında riskleri ve karşılaşılabilecek, tecrübesi yeterli olmayan hekimlerde ciddi karşılaşabilecekleri. Bu nedenle popo protezini günümüzde sadece Türkiye’de değil, dünyada da çok sayılı hekim yapıyor. Yani iyi popo protezi yaptığını düşündüğüm benim dünyada da en fazla 5-10 kişi sayabilirim. Yani daha fazla değil. O yüzden böyle bir ameliyata ihtiyacı olan çok fazla insan var ama korkuları da çok fazla. Bu tip hastaların muhakkak doğru hekime ulaşmaları, doğru hekime bu ameliyatı olmaları bence işin en önemli kritik noktası diyebiliriz.
Peki kalıcılıkları nasıl ve en önemlisi elbette yani her operasyonda olduğu gibi iz oluyor mu?
Şimdi popo protezi kalıcılık anlamında meme protezinden daha uzun. Yani meme protezinde ortalama 10 yıl diyebiliriz ama popo için bunu çok daha uzun bir süre tutabilirsiniz. Hiçbir protez ömür boyu diyemeyiz aslında ama yani popo protezi yaptığımız hastalarda uzun yıllar gidiyor. Yani hiçbir sorunla karşılaşılmıyor desem abartmış olmam. Bununla birlikte bu tip hastalarda eğer bu ameliyatı gerçekleştiriyorsanız, bu hastalar kalçadan iğne yaptıramaz.
Ne kadar bir süre?
Her zaman, daima hayatları boyunca. Çünkü altta bir protez söz konusu. O yüzden iğne yaptırmamaları gerekiyor. Eğer hasta dikkat ederse çok uzun yıllar kullanabilecekleri ve inanılmaz memnun edici bir şey. Yani bir kadını meme mi çok memnun eder yoksa popo mu memnun eder sorusunu ben pek çok hastama soruyorum ki onların pek çoğu meme de yaptırmış oluyorlar. Bu hastaların hemen hepsinin tek söyledikleri şey popo. Başka bir şey diyorlar. Yani hakikaten de gerçek de bu. Yani popo protezi hakikaten ihtiyacı olan bir hasta için çok ciddi bir lüks, ciddi bir konfor, ciddi bir güzellik yani.
Evet, çok doğru. Kilo almak veya başka türlü dikkat etmemiz gereken konular nedir mesela bu ameliyatlar sonrası peki?
Yani özellikli bir şey yok. Yani kilo almayabilirsiniz, kilo almak zorunda değilsiniz. Yani protez ameliyatıyla kilo arasında bir ilişki yok. Zaten bu hastaların çoğu kilo alamayan insanlar. Kilo alamadıkları için zaten bu ameliyatı olmak zorunda kalıyorlar diyelim. Nihayetinde hastaların tabii ki kilo alacak olsalar zaten onlara o zaman “gidin kilo alın, yağ koyalım” diyebiliriz. Yağ enjeksiyonu çünkü bambaşka bir antite. Hastaların mesela şu an günümüzde tabii ki popo büyütmek çok trend bir şey. Çok özellikle son 2-3 yıldan beri çok fazla yapılan bir cerrahi girişim. Popoya yağ enjeksiyonu da çok sık yapıyorum bu arada. Yani aslında evet, BBL yani endikasyon olan hastalara muhakkak yağ koyuyorum zaten. Eğer bazen hastalar tabii ki yani yağları olmasına rağmen popo protezi tercih ediyor ya da popo protezi olması gereken bir hasta işte olmayan yağından yağ enjekte ettirmek istiyor. Tabii ki bunlar yanlış düşünceler, yanlış bilgiler. Tabii hastayı bu anlamda iyi bilgilendirmek gerekir. Buradaki en önemli şey şu aslında: Popo protezi dediğim gibi popoda arkaya doğru bir projeksiyon yani çıkıntı yapar. Daha ziyade yağ enjeksiyonunun bu konudaki avantajı yanları da doldurabilir. Yani mesela popoda genellikle bizim istediğimiz, arzu ettiğimiz görüntü C-V dediğimiz yuvarlak bir görüntü, yuvarlak, yüksek, dolgun bir görüntü. Yanları doldurma babında yağ enjeksiyonu popo protezine göre daha avantajlı ama biz dediğim gibi bunlara aslında “onu mu yapalım, bunu mu yapalım” değil. Bazı hastalar için yağ enjeksiyonu olması gerekiyor, bazı hastalar için protez olması gerekiyor. Ben mesela her gün pratiğimde yani bu tip ameliyatları gerçekleştiriyorum. Kimi hastaya yağ enjeksiyonu yapıyorum, bundan çok mutlu oluyor. Bazı hastalara sadece protez yapıyorum, ondan mutlu oluyor. Bazı hastalara da her ikisini yapmak zorunda da kalabiliyoruz. Yani bu tamamen hastayla hekimin görüşmesi, hastanın vücut tipi ve buna uygun olup olmamasıyla ilintili bir konu.
Evet. Peki o zaman popo protezi için söyleyecekleriniz bu kadar mı yoksa BBL olan yine hastalarınız örnekler de verebilirsiniz?
Yani şöyle, bu ameliyat hakikaten hastalar için zor bir ameliyat değil. Öncelikle onu bahsedeyim. Hastaların en büyük endişesi ve korkusu işte “zor mu oluyor, ağrıyor mu” gibi sorularla karşılaşıyoruz. Zor değil. İleriki dönemde bir sorunla karşılaşmaz, bir asimetri, yukarıda kalması, aşağıda kalması gibi dertler söz konusu değildir. Çünkü eğer siz bunu total olarak kasın altına yerleştirdiğinizde onun zaten kemik içinde bir yuvası vardır. O yuvadan dışarı doğru taşamayan bir görüntüdür. Yani hasta zayıf da olsa, yani mayo bikini giydiğinde anlaşılmaz. Bu çok önemli bir kriter. Yani hastanın protez olduğunun anlaşılmaması bence çok önemli. Az önceki sorunuza gelecek olursak, izle ilgili olarak biz tam kıvrımda yapıyoruz. O yüzden hastalar yani bir C-string giyse izi belli olmayan. Çünkü tam içeride kıvrıma kalıyor. Yani hastanın izinin anlaşılmadığı, belli bir izin olmadığını da buradan söyleyebiliriz.
Süper, çok iyi. Peki o zaman kulak estetiği diyelim. Biraz farklı başlıklardan da gideceğiz ara ara. O zaman otoplasti diyoruz değil mi buna? Nedir otoplasti? Ne için tercih edilir?
Şimdi şöyle, her şeyden önce kimi insanın genetik olarak kulakları öyle açık oluyor. Buna tabii ki özellikle çocukluk çağında ciddi anlamda o çocuk için psikolojik bir sorun teşkil ediyor. Çocuklar çünkü çok nasıl anlatayım size, acımasızdır. Yani dalga geçebilirler, karşıdaki arkadaşının yerine kendini koymaz, empati yapmaz ve bundan dolayı da mesela ilkokul çağına başlamak üzere olan bir çocuk için bu artık bence yapılabilecek bir ameliyattır diyebiliriz. Çünkü okul öncesi yaptırmaz bunu. Okul döneminde sonra yaptırmaya kalkarsanız çocuk okul hayatı boyunca sürekli yerken kulak, kepçe kulak gibi akran zorbalığının biraz hani görsel anlamdaki problemleriyle karşılaşır ve çocuk bundan dolayı psikolojik sorunu yaşayabilir. Kulak gelişimini normal şartlarda 6-7 yaşına kadar %90’ı oluşturur, gelişir. O yüzden hani okul öncesi dönemde 6-7 yaşında bu ameliyat gerçekleştirilebilir. Tabii günümüzde toplum bu işi daha geç yapıyor. Yani insanlar artık sosyal medyayı kullandıktan sonra fotoğraf çektiklerinde bunu özellikle fark edip yaptırmak istiyorlar. Yani erkek hastalar tabii saçı kısa olduğu için daha fazla bu işten muzdarip. Kadınlar yine kulaklarıyla, saçlarıyla kulaklarını kapatabiliyor ama zor bir ameliyat değil. Bizim bu ameliyattaki asıl amacımız kulağı geriye almak. Tabii yapıştırmak da değil. Burada iki tane kural var. Bunlardan bir tanesi kulağın kepçesinin kafatasından açı olarak ayrık olması. Arkadan baktığınızda normalde sanki böyle iki tane gerçekten kepçe kelimesini kullanacak olursak bu şekilde bir. Bir başka konu ise bu tip hastalarda kulak kıvrımları dediğimiz o kıvrımların yetersiz gelişmesi, oluşmaması. Bunlarda ise kulak kıvrımı özellikle şuradaki bakın şu bahsettiğim şu kıvrım dümdüz olur. Yani hastanın problemi neyse bazen ikisi olur, bazen teki olur. Eğer hastanın kıvrımları oluşmamış ise o kıvrımları oluşturmak, eğer açısı çok fazla ise o açıyı tekrardan eski olması gereken konumuna getirmek son derece kolaydır ve rahattır.
Ne kadar sürüyor yaklaşık olarak?
Bir saat sürüyor. Her iki kulak için lokal anestezi altında da yapılabiliyor. Özellikle erişkin hastalar için genel anesteziye gerek yok ama hastanın bir yani ameliyat korkusu, iğne korkusu var ise genel anestezi altında yapılabiliyor.
Ameliyatsız oluyor mu peki korku da varsa?
Şimdi ameliyatsız diyemeyiz buna. Yani her şekilde orayı bir şekilde dikmek gerekiyor. E tabii kapalı yöntemler var fakat kapalı yöntemler nüks edebiliyor, tekrarlayabiliyor.
Öyle mi? Yapabiliyor.
Bu nedenle eğer kalıcı bir şey istiyorsanız zaten görünen bir iz değil. Kulağın içinde arkasında olduğu için belirgin bir izle kalmaz. Yani o hastalar için bir iz diyemeyiz. Yani izsiz bir ameliyat desek abartmış olmayız kısacası. Ve hastanın istediği konuma kulaklarını getirmek mümkün. Kulak özellikle bazı hastalarda üst 1/3 polü biraz açıktır, bazen total olarak açıktır, bazen kulak memesi açıklığı olabilir. Yine kulak memesiyle ilgili büyüklükler, şekil bozuklukları, yırtıklar, küpeye bağlı olarak deliklerin geniş olması gibi yani kulakla ilgili görsel anlamda bir probleminiz, estetik anlamda bir probleminiz varsa bütün bunların hepsi çok rahatlıkla gerçekleştirilebilir. Tabii burada mikroşiyi es geçmemek gerekir. Mikroşi dediğimiz şey şu: Bazı insanlar doğuştan kulakları olmuyor. Bu tabii başka bir sorun. Bu doğuştan olan gelen bir anomali. Bu tip durumlarda tabii o iş biraz daha rekonstrüksiyon dediğimiz onarım cinsine giriyor. Onların prosedürlerini şimdi anlatıp da seyircilerimizi de sıkmak istemiyorum. Yani çok nadir karşılaşılabilen ama bu tip problem olan hastaları da tedavi etmek mümkün.
Çok iyi. Peki iyileşme süresi de önemli elbette. Yani normal hayatımıza dönebiliyor muyuz hemen? Spor, egzersiz bunları yapabiliyor muyuz mesela?
Evet. Şimdi kepçe kulak ameliyatı dediğim gibi bir saat süren ve aynı gün hastaneden çıkabileceğiniz, yani yatılı kalmanıza gerek duymayacağınız bir işlemden bahsediyoruz. Hastalara ameliyat sonrasında kulaklarına bir hafta bir bandana takmalarını tavsiye ediyoruz. Pansumanlar oluyor. İlk bir hafta banyo yapmalarını çok fazla istemiyorum. Çünkü kulak arkasındaki o kesilerin olduğu kısım ıslansın istemediğimiz için. Bir hafta sonra normal günlük rutin hayatlarına dönebilirler, banyo yapabilirler ama bandanayı iki hafta kullanmaları gerekir.
Sonra önemli.
Evet, ilk hafta bunu gece gündüz, ikinci haftada ise sadece geceleri yatarken kullanabilirler. Yani gündüz çıkacakları zaman kullanmayabilir. Yine kış dönemlerinde bazı hastalar çok sıkı bere kullanıyorlar, bere de takabilirler. O anlamda bir problem olmaz. Yani estetik ameliyat ama iyileşmesi hızlı, ağrısı olmayan ve çok hızlı bir şekilde de iyileşen sonuçlar.
Kalıcı sonuçlar.
Kalıcı. Evet, o da önemli. Aynen öyle. Yani hasta memnuniyetinin en üst seviyede olduğu operasyonlardan bir tanesi. Nüks ihtimali çok az, çok çok çok nadiren olur. Yani ben hani yıllardır yapıyorum kepçe kulak. Yani herhalde 3-5 tane belki 10 tane hastada tekrar revize etmek zorunda kalmış olabilirim ama sonuçta 30 yıldan beri yaptığımız ameliyatlar olduğu için sayısız ameliyatlar içerisinde 3-5 tanenin çok da bir anlamlı olduğunu düşünmüyorum.
Peki şimdi de benlere gelecek olursak, vücutta benler var biliyoruz. Çoğumuz da bundan rahatsız oluruz ama hani “onunla oynama” derler, “işte kanser riski olabilir, önce bir gösterelim” vesaire. Neden oluşuyor bu benler özellikle vücutta?
Şimdi ben dediğimiz şey bence çok önemli. Benleri hani küçümsememek gerekir. Bu tip hastalar genellikle benlerini olunca bunları dermatologlara giderler. Dermatologlar, deri hastalıkları uzmanları genellikle beni görür, tanısını koyar ya da işte düşüncesini söyler. Eğer alınması gerekiyorsa bir plastik cerrahiye yönlendirir. Bizler tabii deriyle ilgili her türlü cerrahi uygulamaya hakim olduğumuz için bu tip çıkardığımız bütün benleri de mutlaka patolojiye gönderir ve bunların tanısını görür ve anlarız.
Riskli olabilir çünkü.
Aynen, aynen. Tabii ki deriyle ilgili sadece benler değil, deri kanserlerini de bilmeniz gerekiyor. Çünkü biz plastik cerrahlar aynı zamanda deri kanserleri dediğimiz gerek SCC yani skuamöz hücreli karsinom, gerekse bazal hücreli karsinom dediğimiz deri kanserleriyle, malign melanomlarla uğraşan bir branşız. Malign melanom da bunların bazen öncüsü olabiliyor ya da karıştırılabilir. Nevüsü olan ya da beni olan bir hasta nasıl yaklaştığımızdan biraz bahsedeyim. Bu tip problem olan insanlar ona göre en azından doğru yol alabilirler.
Şimdi benler her şeyden önce dört amaç için çıkarılır. Nedir o? Yani dört tane amacımız vardır. Bunlardan bir tanesi estetik kaygı. Evet, yani yüzünüzde bir tane beniniz var. Bu iri olabilir, küçük olabilir, renkli olabilir. Bunu estetik kaygıyla çıkartırsınız. İkincisi bunu konfor amacıyla çıkartırsınız. Konfor dediğimiz şey mesela kolye takıyorsunuz, boynunuzda bir tane beniniz var, bu sürekli orada tahriş ediyor ya da erkektir, tıraş oluyor, tahriş oluyor ya da kadındır, erkektir fark etmez, koltuk altında vardır, orada sürekli problem çıkartıyor yani temizlik esnasında. Bir başka sebep de tanı amaçlı çıkartırız. Bakın estetik, konfor, tanı ve tedavi amaçlı. Yani dört amaçla çıkartıyoruz.
Evet.
Şimdi estetik kaygıyı zaten anlattım. Kişinin görsel anlamda rahatsız olduğu bir beni varsa bunu çıkartmaktır. Konfor amaçlı dediğim gibi yakanızda var mesela gömlek giyiyorsunuz, orası sürekli tahriş oluyor. Bunu konfor amaçlı çıkartıyorsunuz. Tanı amaçlı bazı benler var ki bunlara atipik nevüsler, displastik nevüs deriz ki bunlar çok sayıda olabilir ve ileride kötüleşebilir, kansere dönüşebiliyor.
Değil, kansere dönüşebilir derken aslında şöyle: Atipik nevüsler kanser öncülü diyebiliriz. Yani bunlar güneşten korunması gerekir, sık takip olması gerekir. Bu kurallara eğer uyulduğu takdirde bir problemle karşılaşılmaz. Bazı benler tabii doğuştan olabiliyor, bazı benler sonradan oluyor. Yine benlerin şekilleri, yapıları, görselleri de çok önemli. Bir ben eğer ki çapı büyük ise, üzerinde alacalı bulacalı bir renk varsa, yani biz ona sahanda yumurta deriz hatta görüntü anlamında, çevresi düzgün sınırlı değil, böyle farklı bir sınırı var ise, yani dağınık bir yapısı var ise, içerisinde renkli farklı halkaları var ise, yani bir taraf koyu bir taraf açık gibi ise ya da büyüme eğilimini başlamış ise bu benler aslında bizim istemediğimiz benler grubuna giriyor. Yani atipik nevüs dediğiniz zaman bu hakikaten o kişi için artık ciddi bir problemdir. Atipik nevüsler, displastik nevüsler bazı kişilerde sayısızdır. Yani çok fazla, bazen 40 tane olur, bazen 50 tane olur. Bu tip beni olan hastaların biz ben haritasını çıkartıp bunları bazen tanı amaçlı çıkartır, atipik nevüs olduğunu anladıktan sonra o hastayı takip alırız. Bazı benler ise hastanın görsel estetik kaygısı, burnunun kenarında var, dudağında var, çenesinde var, yüzünde var ve kişinin gerçekten fotojenik olarak görüntüsünde onu ciddi rahatsız ediyorsa onları zaten çıkartıp patolojiye gönderiyoruz.
Evet.
Ve benlerde dediğim gibi eğer çapı 0.5’in, 1 cm’in üzerinde ise, çevresindeki renk halkaları farklı ise, düzensiz sınırlı ise, büyüme eğilimi göstermiş ise bu tip benlerin mutlaka takip edilmesi, çıkartılması, patolojik tanısının çok önemli olduğunu düşünmek gerekiyor. Yine bazı benler var üzerinde tüy çıkar, iridir filan ama üzerinde tüy çıkan ben biz genel anlamda kötü ben olarak değerlendirmeyiz. Tabii tedavisi burada nedir? Şimdi tedavi konusunda işte lazerle tedavi edebilirsiniz.
Evet, nasıl ediliyor? Cerrahi yöntemle mi, lazerle mi?
Evet, evet. Bunları şöyle anlatayım: Bazı benler var et beni diyerek tabir edilir. Bunlar sadece böyle hani eskiden berberler üzerine ip sararlardı belki bilirsiniz ya da makasla kesmek gibi. Bunlar yapılabilecek şeyler. Bunlar et beni. Bunlar basit şeyler. Skin tag diyoruz biz bunlara. Bunlarda bir problem yok ama bazı benler var ki deriyi tam katı tutuyor ki biz bunlara intradermal nevüs diyoruz. İntradermal bir nevüsü siz üzerini yaksanız dahi, dondursanız tekrarlar. Bu nedenle benin tedavisinde yani lazerle mi yapıyorsunuz yoksa kryo’yla mı yapıyorsunuz, radyofrekansla mı yapıyorsunuz, hangi işte ilaçla mı yapıyorsunuz, koterize mi ediyorsunuz, ne yapıyorsanız bu önemli değil aslında. O benin tanısına göre hareket etmek gerekiyor. Bazen bu yakma işlemleri ya da lazer gibi uygulamalar küçük benler için mümkün ama büyük bir beni yaptığınızda şimdi biz kesip diktiğimizde bunu uç uca dikiyoruz. Bu primer bir iyileşme ama yaktığınızda bu kendi kendine kontrakte olarak yani büzüşerek iyileşiyor. Buradaki iz daha fazla kalır. Yani doğal olarak.
Yani kısacası şunu demeye çalışıyor, tercih edilmiyor mu büyük bende?
Büyük benleri tabii ki çıkarmak gerekir. Yani cerrahi olarak çıkarmak gerekir. İşte bu noktada işte biz plastik cerrah olarak o hastalara hangisine koter yapılıyor, hangisine kryo yapılması gerekiyor, hangisini keserek çıkarmak gerekiyor, hangisi daha avantajlı, hangisi daha avantajlı, bunu en azından bildiğimiz için ve çıkardığımız benleri mesela yaktığınızda onu artık patolojiye gönderemiyoruz çünkü yanlış bir doku oluyor ama biz çıkardığımız dokuyu mesela mutlaka patolojiye gönderip onun bir tanısını elde etme şansımız var. Bu da bence çok kıymetli. Hastanın elinde en azından bir veri oluyor. Bu nedenle hani benlerin tedavisi konusunda da mutlaka eğer böyle bir ben probleminiz varsa bu sizi gerek konfor anlamında gerekse görsel anlamda rahatsız ediyorsa bir plastik cerraha mutlaka başvurmalısınız. Çünkü bize geldiklerinde hastalar biz onlara bu benin nasıl tedavi edilmesi gerektiğini, işte tanısının ne olacağı, ön tanımı diyeyim daha doğrusu ve sonrasında da biz bunu zaten çıkardıktan sonra patolojiye gönderip hastanın eline bir rapor da vermiş oluyoruz. Bu şekilde hastalar da tedavilerini daha düzgün bir şekilde ilerletmiş oluyor. Kaldı ki beni çıkartıp üzerine bir tane dikiş koyarsınız ama bazen bu dikişler açıldığında çok daha kötü bir izle karşılaşılır. Yani sonuçta ben çıkarmak bir şey değil, basit bir şey ama çıkarıldıktan sonra eğer onu doğru teknikle estetik bir şekilde dikmezseniz bu defa çok kötü bir izle karşılaşabilirsiniz.
Değil mi? Yani siz izden kaçarken yeni bir izle karşılaşıyorsunuz.
Bu da tabii ki rahatsız ediyor. O yüzden hastalar plastik cerrahlara bu konuda gelmeleri gerekir. Hem tanı açısından hem görsellik açısından hem de tedavi açısından. Bu nedenle benlerin tedavisi konusunda biz hastaya zaten gereken tüm bilgileri çok net bir şekilde veriyoruz.
Evet. Peki ağrılı mı? Bu da çok merak ediliyor.
Ben yani almak da ağrılı değildir. Çünkü lokal anestezi altında yaparız genellikle ve hasta ağrı falan hissetmez. İşlem sonrası da zaten ağrı hissetmez. Yani zaten basit uygulamalardır. Yani ben dediğimiz zaman bizim böyle hani nasıl desem, en basit çerez ameliyatlarımızdan bir tanesi ve sıklıkla yapıyoruz. Bazen aynı kişiden 5-6 tane, 10 tane, 15 tane bile çıkardığımız olur. Bu tip deri lezyonları, yani bunun içine benler de girer, lipomlar da girer, kistler de girer. Bazen yüzde olsun, kafa derisinde olsun ya da vücutta olsun lipomlar, kistlerle karşılaşılabilir. Bu tip durumlar biz rahatlıkla o hastaların direkt olarak gelince görüp bazen bunlara ultrason çekmek gerekiyor, bazen tomografi çekmek ya da emar çekmek gerekebiliyor. En azından tanısını netleştirdikten sonra yapmak son derece kolay oluyor.
Evet, süper. Peki benleri biraz aydınlattık. Yine Lip Lift diyecek olursak onun için neler söylemek istersiniz özellikle izleyicilerimize de? Hemen Lip Lift nedir aslında, onun bir Türkçesini ben...
Lip Lift’i özellikle bugün konu olarak işlemek istedim. Çünkü Lip Lift günümüzde çok trend ve çok popüler bir konu. Bundan bir 3-5 yıl önce ya da 10 yıl önce mesela Lip Lift için gelen hastaları çok da fazla “hemen yapalım” demiyorduk. Çünkü Lip Lift’in biliyorsunuz burun hemen şu alt kısmında oluşan bir izi oluyor. Tabii o dönemde yapılan hastalarda da belki teknik bu kadar ilerlememişti. Yani son 3-5 yıl Lip Lift konusunda çok ciddi şeyler aldık. Yani yol aldık, kilometreler aldık diyeyim. Teknik daha böyle oturdu ve hastalar gerçekten inanılmaz derecede memnun kalıyor. Özellikle bıyık mesafesi gerek erkek gerek kadın ki çoğunlukla ben kadınlara yapıyorum. Yani şu ana kadar 2-3 tane erkek hastam oldu ama her hafta en azından 1-2 kişiye kadın hastaya Lip Lift yapıyorum.
Aradaki mesafe değil mi hocam?
Evet. Şimdi bıyık mesafesi 2 cm ya da onun üzerinde olan bir hastaya mutlaka Lip Lift yapmak gerekir. Çünkü bıyık mesafesi uzun olduğunda bu kişinin böyle sarkık bir dudak yapısı olur, gülümsediğinde dişleri gözükmez. Yine eğer dudağınız çok inceyse, bu ince dudaklarınızı Lip Lift yaptığınızda bir miktar daha kalınmış gibi bir görüntü ortaya çıkar. İster istemez bu biraz yukarı doğru kalkar. İşte o takdirde rahat edebilir hastalar. Diğer şekilde hastanın zaten dudağı uzun, bir de beraberinde dudak inceyse dudak dolgusu yapsanız bile bu kişi dudak ağırlıkla beraber daha da uzar.
Evet. Yani kişiyi daha genç, daha güzel göstermek. İşte gülümsediğinizde dişlerinizin gözüküyor olması bu tabii ki görsel anlamda bir orkestra, bir senfoni gibi. Yani hakikaten kişiyi inanılmaz derecede mutlu ediyor. Lip Lift uygulaması kolay, çok basit ve izi açısından da gerçekten hastaları kesinlikle rahatsız etmediğini net olarak söyleyebilirim ki ben hastalarıma bu tip ameliyatları yaptığım hastaların resimlerini de gösteriyorum. Onlar görüyor.
Evet, görüyoruz operasyonlarını. Çok başarılı hakikaten.
Hastalar çok memnun kalıyor. Tabii Lip Lift’te dikkat edilmesi gereken birkaç şey var. Çok aşırı kısaltmak ya da doğru hastayı değil de yanlış hastayı ameliyat ederseniz mesela dudak mesafesi 1 cm olan bir hastayı da Lip Lift yaparsanız burası çok incelir ve çok kısalır. Bu da çirkin bir görüntü olur. Yani doğru hastaya doğru teknik, doğru ameliyat gerçekleştirildiğinde hasta için inanılmaz derecede mutlu edici ve riski olmayan, lokal anestezi altında dahi yapabileceğimiz.
İz kalmıyor değil mi hocam?
Yani burun altında kalan, gözükmeyen bir izle karşılaşıyor. Yani ben bu tip ameliyatları yaptığım hastalar hakikaten iz anlamında hiçbir şekilde bir şikayetle karşılaşmadığımı söyleyebilirim. Tabii orada böyle bir koç boynuzu gibi bir doku çıkartıyoruz ve onu düzgün bir şekilde diktiğinizde dudağın hem orta kısmını hem yan kısımlarını yukarı doğru çekebiliyorsunuz. Kısaltıyorsunuz. Bu filtrum dediğiniz dudakların bu kenarlarında olan iki tane çıkıntı vardır, onları oluşturabiliyorsunuz. Dudağın çünkü kendine has bir yapısı vardır. Eğer düzgün bir Lip Lift tekniği uygulanırsa hakikaten hastalar inanılmaz derecede mutlu oluyorlar ve kendilerini çok daha iyi hissediyorlar.
Evet. Peki şimdi dolgu da var bir yandan. Yani Lip Lift’e ihtiyaç duyulmadığı noktada dolgu o şeyi karşılayabiliyor mu ya da ikisi bir beraber yapılabiliyor mu?
Şimdi şöyle, dolgu tabii ki dudakları kalınlaştırmak için yapılan bir işlem. Lip Lift ise sadece bıyık mesafesini kısaltan bir uygulama. Yani dolgu apayrı bir şey, Lip Lift apayrı bir şey. Bununla beraber dudakları ince olan hastalarda mesela Lip Lift yaptığınızda ister istemez dudak biraz dışa doğru döner. Bu tabii ki olumlu bir şeydir o kişi için. Eğer dudak aşırı ince ise bu takdirde direkt olarak bizim white roll dediğimiz dudak bu kırmızı dokusuyla derinin oluşturduğu böyle bir çizgi iz vardır. Kontur der kadınlar oralara genellikle. Evet, o kısımdan kesilerek yapılan dudak yani içten dışa doğru çevirmeyi amaçlayan bir teknik de söz konusu fakat bu teknikte bir iz kalıyor ve bu iz böyle bir kontur izi gibi ama bir iz yani ve o iz hakikaten ben nasıl Lip Lift’e yıllar boyunca biraz korkak yaklaştıysam o ize de şu anda korkak yaklaşıyorum. İlerleyen yıllarda düşüncem değişebilir ama nihayetinde oradaki o izi ben kabul edemiyorum şu aşamada. Eğer dudağınız çok inceyse yine doldurmak sizin için en doğru çözüm diye düşünülebilir. Dediğim gibi dudak dolgusu apayrı bir şey, Lip Lift apayrı bir şey.
Özellikle sordum çünkü o akılda oluşabilecek en başta gelen soru aslında.
Evet, ince dudağı daha kalın göstermek ya da kalın dudağı daha ince göstermek gibi farklı yani bu ağız çevresinde yapılabilecek farklı uygulamalar söz konusu. Yine özellikle yaşlı grup hastalarda ise bizim barcode line dediğimiz sigara içme çizgisi gibi düşünün. Buralarda çok ince ince böyle dudak büzmek, dudak büzmek oluşan izler de olabiliyor. Bu tip hastalarda tabii daha farklı yaklaşımlarımız var. Yani eğer sizin bir barcode line’ınız varsa bu tip hastalar için dermabrazyon yapmak, bir lazerli peeling yapmak en uygun çözüm oluyor. Bazen yağ enjeksiyonu eklemek gerekiyor, Lip Lift yapmak gerekebiliyor, dolgular gerekebiliyor. Yani hastanın aslında ihtiyacına göre çok farklı seçenekler sunabilir.
Beraberinde kombine oluyor.
Evet, farklı alternatifler uygulayabilirsiniz. Amaç oradaki problemi düzeltmek. Ama tabii ki bunu bilinçli, neyi ne için neden yaptığını bilen bir hekime denk gelirseniz ve işi biraz daha böyle maddi açıdan değil de hakikaten etik çerçeveler içerisinde gerçekleştiriyorsanız.
Nelere dikkat etmek gerekiyor?
Yani mesela Lip Lift hastası için soruyorsanız bu 5 günlük bir süreçtir. Yani ameliyatı yaptıktan sonra hasta 5 gün çok rahatlıkla artık günlük rutin yaşamına dönebilir. İlk 5 gün biraz hafif şişlikler olabiliyor. Gerçi şişlikler az olsun diyerek oraya bantlar yapıştırıyoruz. Hatta dudağı böyle asıyoruz ki orada ödem oluşmasın, çok fazla şişlik oluşmasın diyerek. Buna dikkat ettikten sonra herhangi bir problemle karşılaşılmıyor.
Çok iyi. Peki şimdi operasyon bazlı en popüler 20 estetik cerrahi konuya gireceğiz. Tabii ki hangisiyle başlayalım? Yüz germe diyelim mi? Facelift’ten.
Facelift’e geçelim. Peki nedir yüz germe, ne için yapılır? Evet, yüz germeyi şöyle kısaca özetleyecek olur isem, yüzle ilgili olarak aslında ben hep daha önceki programlarda anlatmıştım, 13 farklı ameliyat yapıyorum. Bugün de mesela buraya bir yüz germe ameliyatı yaparak geldim ve hastamızın hikayesi bence çok enteresan. Ben çünkü hastamıza normal klasik bir facelift önerdim ama hastamız genç bir hasta ve “ben iz istemiyorum” dedi. “Ben izi çok belirgin olmayacak” ve dedim “siz beyaz tenlisiniz, iziniz çok kalmaz” dememe rağmen “hocam” dedi “siz izsiz yapın, endoskopik yöntemle yapın.” Şimdi endoskopik yöntemle de yapılabilecek bir hasta olduğu için bunu kabul ettim ve hastaya endoskopik şakak ve orta yüz germe, temporal derin facelift dediğimiz bir uygulama yaptım ki bunu çok detaylı bir işlem olduğu için programlarda bundan çok bahsetmedim ama ben bugün böyle bir ameliyatı yaparak geldim buraya. Yüz hakikaten iki amaçla yapılıyor: birincisi gençleşmek, ikincisi güzelleşmek amacıyla. Çünkü yüz cerrahisi yaptığımız hastalarımız daima yaşlı hastalardan oluşmuyor. Yani genellikle 50, 60, 70 yaş arasındaki hastalar için düşünülen bir antite gibi gelebilir ama aslında öyle değil. Mesela bugünkü hastamız 40’lı yaşlardaydı. Sözün kısası 20’li yaşlardaki bir hastaya da yüz germe işlemleri yapabiliyoruz ama bunlar klasik yüz germe olmuyor da endoskopik dediğimiz izsiz yapılan lift işlemleri. Bu kaş kaldırma gibi, orta yüz liftingi gibi, Lip Lift gibi bunlar hep gençlere bile yapılabilecek uygulamalar. Kısacası yüz germede şu anda teknolojinin ve tıbbın geldiği son nokta neyse, bu yurt dışında ileri düzey hizmet veren ülkelerde ne yapılıyorsa daha iyisini Türkiye’de yapabilecek noktadayız. Çok tabii ki bunun için çok büyük emek vermek gerekiyor. Yüz cerrahisi hakikaten çok büyük bir tecrübe gerektiren bir husus. Yani pek çok farklı alternatifi olan yöntemler olduğu için hastanın neye ihtiyacı olduğunu bilip ona göre davrandığınızda hakikaten hastalarınız için inanılmaz güzel sonuçlar elde edebiliyorsunuz.
Doğal görünüm gitmiyor ama değil mi hocam?
Gitmiyor, hayır. Sadece gençleşiyor ya da güzelleşiyor.
Evet. Mini yüz germe ne oluyor?
Şimdi ben bu tip şeylerin, mini yüz germe, mikro yüz germe gibi uygulamaların ben genellikle bir marketing olduğunu düşünüyorum. Dediğim gibi yani mini yüz germe aslında yüz germeden korkan kişiler için verilecek bir sunulmuş bir paket gibi.
Sevimli duruyor.
Evet ama bunu tabii ki istismar eden hekimler de olabilir ya da kuruluşlar da olabilir. Nihayetinde mesela işte iple askı yöntemlerine karşı olduğumu şu an için söyledim zaten daha önceki programlarda da söyledim ki bugünkü hastamız da daha önce kalıcı bir ip askısı yaptırmıştı ve hiçbir efekti de yoktu ve çıkartmak zorunda kaldık ameliyat esnasında. İşin enteresanı bu ameliyatımızı da zorlaştırıyor. Neden? Çünkü anatomiyi bozuyor. Orada içeride ciddi bir takım problemlere sebep oluyor. Normal o hasta hiçbir şey yapılmamış olsa benim için çok daha rahat, çok daha iyi sonuç alacağım bir hastayken çok daha uğraştırıcı bir şeyle karşılaşıyor. Yani bence yüzle ilgili hatta iki gün önce yaptığım yüz germe hastama da aynı şekilde, ona da hastaya söyledikleri şey şu: “Biz size mezoterapi uyguladık.” Halbuki mezoterapi değil, yüze bir sürü değişik malzemeler, dolgular yapılmış ve bu dolgular bildiğimiz hyaluronik asit dolguları da değil. Yani bambaşka şeyler.
Ne türlü dolgular oluyor mesela?
Yani muhtemelen kalsiyum hidroksiapatit dolgularıydı, böyle beyaz beyazımsı dolgulardı ya da sıvı ip diyorlar, bir takım şeyler diyorlar. Yani bu tip olaylar tabii hastaların yüzünde ciddi birtakım ele gelen nodüller, topaklanmalarla sonuçlanıyor. O yüzden siz siz olun lütfen yüzünüzle ilgili bir probleminiz var ise direkt tercih olarak yani bana gelmeniz önemli değil, mutlaka bir plastik cerraha başvurmalısınız. Plastik cerrah size mezoterapi yapacaksa da o yapsın, yüzünüzü gerecekse de o gersin, ip askı yapacaksa da o yapsın. En azından cerrah olsun ama. Çünkü bu alan ihlalleri günümüzde maalesef çok fazla istismar ediliyor. Bu nedenle bu konunun özellikle altını çizmek istedim.
Peki süper. Burun estetiği, göz kapağı estetiği, meme büyütme bu konularda neler söylemek istersiniz? Süremiz daralıyor biraz çünkü hocam.
Tabii, tabii. Gelecek haftaki programımda zaten burun estetiği işleyelim mutlaka. Yani burun estetiği bence çok önemli. Burun konusunda çok fazla burun cerrahisi yapan bir hekim olarak bunu söyleyeyim. Yüzde belki yüzümüzü en çok değiştiren organdır burun.
Elbette öyle.
Ve orada kemik oynadığınız için yani uzun bir burnu kısaltmak, daraltmak, nefes almasını düzenleştirmek, kemerini almak, eğikliğini düzeltmek hem fonksiyonel hem estetik açıdan kabul edilebilir iyi bir sonuç ve doğal bir görüntüye kavuşmak burun estetiğiyle mümkün ve burun estetiği yaptıran hastalar hakikaten kendilerine olan özgüvenleri, öz saygıları inanılmaz tavan yapıyor. Bu da çok önemli.
Nefes alma problemleri de çözülüyor.
Tabii, tabii. Yani bütün bunların hepsi aslında tek potada iletilebilecek şeyler. Hakikaten burnu çok yapan, burunla çok uğraşmış bir hekim olarak söylüyorum. Burun estetiği benim yani plastik cerrahide belki en fazla yaptığım ameliyattır. Ben hani bütün ameliyatları çok yapıyorum ama en çok burun yapıyorum. En çok burun yaptım hayatım boyunca da. O yüzden burun konusuna ayrı bir ilgim, ayrı bir şeyim var, sevgim var ve nihayetinde hastaların bu konudaki memnuniyeti de çok üst seviyede. Tabii ufak tefek problemler her hekimin de başına gelebiliyor. Geçen programlarda anlatmıştım biliyorsunuz, en iyi hekimlerde bile %2-3’lük bir revizyon riski ortalaması vardır. Bu nedenle endişe etmeyin. Yani burnunuzla ilgili olarak eğer sizin burnunuz zor bir burun değilse hakikaten ya da daha önce 3-4 defa yapılmış ve artık çözemediğiniz bir konuysa bile fark etmez. Çünkü sonuçta sekonder burunlara da çok fazla uğraşıyoruz.
Karşılaşıyorsunuz. Zor oluyor değil mi onlar?
Yani evet tabii ki yani mesleki tecrübeniz arttığında ister istemez pek çok revizyon hastasıyla karşılaşmanız mümkün oluyor ve ben hani yaptığım burunların herhalde %30 ya da %40’ını revizyon burunları oluşturuyor. Yani başka yerde yapılmış, ikinci defa düzeltmek için gelen hastalarla çok karşılaşıyorum. Neredeyse her yaptığım hasta sekonder.
Yani öyle mi?
Bu evet ve ben bu tabii beni de çok yoruyor.
Yani niye olmuyor mesela hocam? Neye aslında dikkat etmek gerekiyor orada yine?
Yani hastalar bence ilk başta çok fazla bu işi hafif alıyorlar. Bence çok ciddiye almıyorlar ve çok paraya takılıyorlar belki bir anlamda. O yüzden hani daha sonra ciddi araştırmalar yaptıklarında bunun farkına varıyorlar. Tabii ben sadece burun yapan bir hekim de değilim. Yani ben bunu hep söylüyorum. Ben bütün 360 derece dokunabildiğim her bölgeyle uğraşan, her konuda çok fazla ameliyat yapmış, çok fazla tecrübesi olan bir hekim olduğum için ki ben hani bunu zaten paylaşımlarıma da göreceklerdir insanlar. Mesela bazen hasta geliyor bana diyor ki “hiç burun yapıyor musunuz?” diyor. “Ben sizin burun yaptığınızı bilmiyordum” diyorlar. Ben şaşırıyorum tabii ki. Çünkü her paylaşımda burun yapma şansım yok. Çünkü popo da yapıyoruz, meme de çok yapıyoruz, vücut estetiği de çok yapıyoruz. O yüzden bütün bunların hepsini yapabilmek aslında 360 derece sizin şeyinizi artırıyor, el becerinizi artırıyor. Yani bunun üzerinde durmak gerekir. Yani sadece burun yapan bir hekim olmaktansa bütün kısımların hepsine bakan bir hekim olmak benim cerrahi pratiğime daha büyük bir katkı sunduğuna inanıyorum. Bu nedenle sadece buruncu ya da sadece memeci olmak istemiyorum.
Yani her alanda aslında tecrübe sahibisiniz. Bu çok önemli.
Yani bu tabii ki yılların verdiği bir şey ve 30 yılı aşkın bir tecrübeden bahsediyoruz.
Evet, çok çok iyi. Evet, peki bahsedebiliriz tabii ki. Şimdi ben 20 estetik cerrahi dedim. Bunların içerisinde hakikaten yüzle ilgili böyle bir üstünden geçecek olursak göz kapağı mesela ki göz kapağı, göz torbaları herkesin çok şikayet ettiği göz torbaları gerek alt göz kapağında olsun gerek üst göz kapağında olsun. Bu konuda da yine yani pek çok hastanın plastik cerrah dışında başka branşlara gidiyor olması hakikaten çok üzüntü verici bir şey. Çünkü göz kapağı deyince gözle ilgili olduğunuz için hep göz hekimlerine gidiyorlar ki bu da çok doğru bir tercih değil. Nihayetinde göz kapağı yapılmaması gereken bir hastaya belki sadece kaş kaldırılarak düzeltilebilecek bir hastaya göz kapağı yapıldığında daha sonrasında gene bunun sıkıntılarını yaşayan hastalarla karşılaşıyoruz. Yine alt göz kapağı torbaları olan hastalara bazen midface yapmak gerekiyor, endoskopik ya da normal bir midface uygulaması gerekiyor. Bu tip hastalarda da sadece alt göz kapağı yapıldığında o bölgede çekmeler olabiliyor, ektropiyon oluşabiliyor. Özellikle yüzde yine vücutla ilgili olarak mesela meme cerrahisini özellikle altını çizmek isterim. Çünkü gerek meme protezi olsun gerek küçültme olsun gerekse dikleştirme olsun. Yaptığımız mesela post-bariatrik yani aşırı kilo vermiş hastaların ameliyatlarını yapmak. Mesela dün bir hastam gelmişti, 20’li yaşlarda genç bir hanım ve vücuduyla ilgili mesela kollar çok kalın, bacaklar çok kalın, alt baldır kısımları çok kalın, çizme giyemediğinden bahsediyor. E şimdi o kişiden sadece lipo yapmanız yetmiyor. Çünkü çok kilolu da olunca ister istemez biri oraya germek gerekiyor. Mesela aynı hastaya kol liposuction’ı, bacak liposuction’ı, baldır liposuction’ı, aldığımız yağlardan meme büyütme ve aynı zamanda uyluk germe ameliyatı yaparak mesela o genç kızın hakikaten vücuduyla barışık hale gelmesini sağladığımız işlem yaptık mesela. Bütün bunlar tabii ki hastaları hem görsel anlamda memnun eden hem de kendilerine olan öz saygılarını artırıcı uygulamalar. Az önce zaten popodan bahsetmiştik. Yine çarpık bacak problemleri özellikle sütun gibi bacak beklentisi olan çünkü hani bacak estetiği de bence çok önemli en az bir vücut estetiği kadar. Bazı insanlar bacaklarının görüntüsünden etek giymek istemiyor, bikini mayo giymek istemiyor. Bu tip hastalara tabii ki eğer ki fazlalık yağları varsa bunları almak, eğer bacaklarında bir çarpıklık varsa bunları protezle ya da yağ enjeksiyonlarıyla doldurmak. Bütün bunlar daima hastaları çok memnun edici uygulamalar. Yine genital estetik cerrahisi özellikle çok sıklıkla yaptığımız uygulamalar.
Genital bölgesi cerrahisi.
Evet, genital bölgede erkeklerde yapılan uygulamalar farklı, kadınlarda yapılan uygulamalar daha farklı. Kadınlarda genellikle mons pubis dediğimiz o tüylü bölgenin kalın olması, sarkık olması problem. Bununla birlikte işte labiumların büyük olması ya da vajinal daraltma ameliyatı özellikle kadınları ilgilendiren kısım. Erkeklerde ise yine mons pubis dediğimiz bölgenin gerginlik ya da sarkmışsa oraların toparlanması, yine penil bölgenin kalınlaştırması ya da uzatması ya da penil protez dediğimiz uygulamalar da erkeklerde yaptığımız genital cerrahinin, estetik cerrahinin en büyük işlemleri diyebiliriz.
Çok güzel. Çok teşekkür ediyoruz hocam aktardığınız kıymetli bilgiler için. Yine bugün de bizlere…
Ben teşekkür ederim. Sağ olun.
Sevgili izleyenler, bugün de Doktor Fatih Dağdelen’le birlikteydik. Öncelikle popo protezini ve BBL protez farkını konuştuk. Ardından da en popüler 20 estetik başlığını ele aldık. Önümüzdeki hafta da burun operasyonu konuşacağız değil mi hocam?
Peki, önümüzdeki hafta cumartesi günü saatler 8’i gösterdiğinde yeniden görüşmek dileğiyle hoşça kalın, iyi hafta sonları.
[Müzik]
[Müzik]
Muhalefet iktidarı erken seçime zorlamıyor mu? Erken seçim tartışmalarıyla yeni ittifaklar oluşur mu? Genç Parti yeniden iddialı bir çıkış yapabilecek mi?
[Müzik]
Sönmez, Gazeteci Ali Kemal.