📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

27) KPSS / AGS Tarih - XIX.Yüzyıl Islahatları I - Ramazan YETGİN - 2026

Benim Hocam1:47:06

Transcription

[Müzik] Değerli arkadaşlarım, hepinize merhabalar. 19. yüzyıl ıslahatları ile beraberiz. Yine kameramanımız Murat kardeşimle beraber, her zamanki gibi streç akımız Nazım Yaşar'la yolculuğumuza devam ediyoruz. Nazım, nasıl gidiyor?

"Murat, nasıl oldun? Hastaydın kardeşim."

"Şükür hocam, iyileştim."

"Dedim ya, özel sektör adamı ayakta iyileşilir. Yapacak bir şey yok."

"Ben hala hastayım da, yapacak hiçbir şey yok yani. Videoları çekebilmek. Bunun hazırlığı vallahi çok uzun sürüyor arkadaşlar. Bugün bir gün video çekin, anlarsınız yani ne demek istediğimi. Hele ileride böyle YouTube işlerine giren öğretmen arkadaşlarımız oluyor. Hocam, vallahi hiç dinlerken anlamıyorduk. Hiç öyle değil mi? İşte kameranın karşısında, önünde yer almakla arkasında yer almak dinlerken de bir de yapmak zor iş. Bir de millet slayt kullanıyor. Bir de biz yazdığımız için hani çocuk diyor, video süresi uzun ya. Video süresinin yarısı şey, yazma. Aslında yazma işi olmasa, diyelim ki 2 saatlik videolar kaça düşer? 1 saate düşer. Ama bu sefer de yazan arkadaşlarımız var. Durumu olup da olmayıp da video ders notunu alamayan arkadaşlarımız var. Yazma işini seven arkadaşlarımız var. Bunların hepsini bir düşünerek iş yapıyoruz. Aslında komplike bir iş."

"Benim adamım Mahmut. Yani Türk siyasi tarihinin, bana göre, yani Osmanlı Devleti'nde beş padişah say bana. Beş padişahtan biridir. Hani hepimizin birliği Fatih Sultan Mehmet, işte Kanuni, Yavuz Sultan Selim, üç diyoruz. Hani ben kurucu olarak Osman Bey'i de alıyorum, dört. Bana göre beşinci padişah kim? Nedenini soracağım. Nedenini söyleyeceğim tabii ki. Gönlünüzde yaş, eee, böyle anlatınca hoşunuza giden beş padişah var. Yorumlarınızı alayım, bakayım. Siz Osmanlı'da beş padişah saysanız kimi sayarsınız? Ben Osman Bey ile başladım. Sebebi de devleti kurma sebebi var. Ve özellikle Mahmut'u bu kategoriye koyuyorum. Tabii ki aramızda Abdülmecid seven, İkinci Abdülhamid seven, daha evvelden anlattım belki de Lale Devri aşığı, Üçüncü Ahmet'i seven arkadaşlar oluyor. Şimdi bu Osmanlı Devleti'nde padişahlardan, hadi bakalım, ilk be tanesini bir yazın. Gönlünüzden geçen, hocam yaptıkları icraatlarla işte şunlarla bunlarla benim çok hoşuma gidiyor. Ama Mahmut'un hikayesi biraz farklı. Bir dinleyin. Belki de hiç şimdiye kadar almadığınız bir padişahtır hani ilk beşe. Ama ben, eee, bunu niye almak istiyorum? Bu bir kere, İkinci Mahmut, Birinci Abdülhamid'in oğludur. Üçüncü Selim'in bir çocuğu olmadı arkadaşlar. Ve Selim, yani mantıken hep yiğenlerini, amcasının oğullarını veya kardeşinin oğullarını, eee, onları şey yaptı, yetiştirdi. Bu yetiştirdiklerinden bir tanesi Dördüncü Mustafa'dır. Diğeri de zaten Mahmut'tur. Dördüncü Mustafa daha büyük yaşlıdır bu arada, onu da söyleyeyim. Tabii aslında şöyle de bir olay var. Üçüncü Selim, sizler de biliyorsunuz, Kabakçı Mustafa isyanıyla tahttan indirilecek. Şimdi buraya kadar her şey normal. Kabakçı Mustafa Paşa, Paşa diyorum, isyanından sonra Selim öldürülmemiştir. Topkapı Sarayı'nın içinde bir bölüme alındı. Kendisi zaten neyzen olduğu için ney işleriyle ilgileniyordu ve Dördüncü Mustafa da devleti yönetmeye başladı. Şimdi buraya kadar tamam ama Selim'in haksız yere bir tahttan indirilme durumundan dolayı, Selim'in Nizam-ı Cedid adı verilen tüm yenilikleri de mantıken ortadan kalktı. Peki bu Nizam-ı Cedid bir kadro işidir. Bu kadroda sadrazam, vezir, defterdar, kazasker, nişancı, şeyhülislam aklınıza gelebilecek üst düzey yetkililer var. Bu biliyorsunuz bu yetkililer meclis meclislerine layihalar düzenlediler ve Üçüncü Selim'i Nizam-ı Cedid yapmasını ikna ettiler. Şimdi hatırlayın, Avusturya'ya göndermiş olduğu, eee, Ratip Efendi vardı, o yaptı. Diğeri geldi, o yaptı falan derken aslında bayağı da bir Nizam-ı Cedid statları oturmaya başlamış. Ne zamana kadar? Tabii ki Kabakçı Mustafa isyanına kadar. Şimdi Kabakçı Mustafa isyanından sonra Dördüncü Mustafa diye bir adam var. Bakın tarihimizde bir yıl tahta kalmıştır Dördüncü Mustafa ve bu bir yıllık süre içinde de zaten tahta kalsa da Yeniçeriler ve Kabakçı Mustafa'nın ağının yanındakiler devlete artık hüküm sürmeye başladı. Çünkü biz seni çıkarttık, Selim'i indirdik, biz seni yerine koyduk tahta diye. Selim'i ne yap, şey, Dördüncü Mustafa'yı ne yapacaklar? Sürekli hep onun hükmü hükmü altında kalacak. Normalde devlette öyle olmaz. Devletler nasıl yapar? Kendisini çıkaran kadro devlete zarar vermeye başladığı zaman o kadroyu da ortadan kaldıracak bir kadro bulur. Hep Osmanlı tarihi böyle olmuştur. Örnek, Nazım beni indirdi. Tamam. Nazım beni indirdi ama Nazım Murat'la işbirliği yaptı. Nazım şimdi gidecek, yukarıdaki sosyal medyadan Mehmet'i bulacak. Bu sefer de kimi yok edecek? Muradı. Başka şansı yok. Yoksa o zaman devlet tahakküm altına girer. Dördüncü Mustafa tahta çıktığında, Üçüncü Selim on Nizam-ı Cedid kadrosu, Nizam-ı Cedid yenilikleri de ortadan kalkınca, Rusçuk ayanı, Rusçuk bir bölgenin adı, bir adama gidiyor. Bu adam da bu arada Üçüncü Selim'i çok seviyor. Adamın adı Alemdar Mustafa Paşa. Bir bu Alemdar Mustafa Paşa denen adamın yanına gidiyorlar. Durumu anlatıyorlar. Diyorlar ki, "Kabakçı diye bir adam var, ayaklandırdı, Selim'imizi tahttan indirdi, tüm Nizam-ı Cedid yeniliklerine son verdi. İşte durum böyle böyle." Alemdar Mustafa'ya diyorlar ki, "Bak, Selim öldürülmedi. Topkapı Sarayı'a yaşıyor bir odada. Gel ne yap, ne şu Dördüncü Mustafa'yı indir. İndirdikten sonra Nizam-ı Cedid yeniliklerine devam edelim. Bak devlet tam oturdu, başarılar elde etmeye başladık. Burayı bırakmayalım." diyorlar. Aslında bunlar devleti iyi yöneten kadrolar. Alemdar Mustafa Paşa da tamam diyor, bir fırsatını bulursak nasıl yapacağız diyor. Şimdi adam oradan Rusçuk'tan 15.000 askeriyle yürüdüğünü duysa, bu sefer Dördüncü Mustafa'nın adamlarıyla bir savaş başlayacak. Bir fırsat kollanmaya başlanıyor ve Alemdar Mustafa Paşa'ya fırsatı Dördüncü Mustafa veriyor. Çok ilginç. Dördüncü Mustafa diyor ki, onu getiren kadrolar, "E, bu sefer de devlette biliyorsunuz, ben bunu isterim. Bana şu ketüdalığı var, bana şu kahyalığı ver, bana şu ağalığı ver diye diye Dördüncü Mustafa da adam arıyor. Ulan şimdi beni bunlar getirdi ama, e, devletle ben iş yapamıyorum ki. Bunu diyorlar ki, "Alemdar diye bir adam var. Bu kadroyu, yani Kabakçı Mustafa'yı onlar ortadan kaldır." Bakın Allah istedi. Hani dersin ya, bir göz Allah sana verdi, iki göz. Alemdar Mustafa Rusçuk'tan nasıl İstanbul'a geleceğim onu düşünüyordu. Kim çağırdı? Dördüncü Mustafa çağırdı. Dördüncü Mustafa'nın kulağına fısıldayanlar da eski Nizam-ı Cedid'ciler. "Siz merak etmeyin." Dördüncü Mustafa dedi ki, "Tamam, gelsin." Gerçekten geldi Alemdar Mustafa Paşa İstanbul'a, nerse 15.000 askeriyle geldi ve Kabakçı Mustafa'yı öldürdü. Bakın o Kabakçı Mustafa, hatırlayın, Nizam-ı Cedid yeniliklerine son verdi, Üçüncü Selim'i tahttan indirdi. Kabakçı Mustafa indirdi ama bir türlü gitmeyeyim. Aradan geçti bir hafta. Sonra dedi ki Dördüncü Mustafa, "Ulan" dedi, "şim bu başıma benim bela olur." Bir hemen bir Şeyhülislam'ı, veziri gönderdi. Dediler ki, "Devlet yaptığınız işten dolayı sizleri tebrik ediyor ama burada kalmanıza artık bir sebep kalmadı. O yüzden" dedi, "Rusçuk'a geri dön." Görcü Mustafa da akıllı. Rusçuk ayanı ki onun yanına giden Nizam-ı Cedid taraftarlarına da "yaran" derler. Yani Rusçuk ayanı veya Rusçuk yaranı, eee, Alemdar Mustafa Paşa artık bir formülü bulamıyor. Artık bu saatten sonra Topkapı Sarayı'na girecek. Girdikten sonra Dördüncü Mustafa'yı al aşağı edecek. Topkapı Sarayı'nın diğer bir bölümünde yaşayan Üçüncü Selim'i bir tahta çıkaracak. Ancak Topkapı Sarayı'a bir de unutulan bir adam var. Üçüncü Selim'in çok sevdiği, çok yetiştirdiği, her zaman onun tahta çıkmasını seçtiği, Dördüncü Mustafa'yı sevmezdi. Mahmut var ama Mahmut'tan kimsenin haberi yok. Mahmut'tan Alemdar'ın da haberi yok. Bak şimdi Alemdar Rusçuk'la yaşıyor. Haberi bile yok. Topkapı Sarayı'nın içinde kim var? Kut sahibi olan kim var? Bilmiyor. Onun tek bir derdi var, Üçüncü Selim'i tekrardan başa geçirmek. Arkadaşlar Alemdar Mustafa dedi ki, yapacak bir şey yok. Topkapı Sarayı'ı basacağız. Biz bu Üçüncü Selim'i tekrardan tahta çıkartacağız. Topkapı Sarayı'nın üzerine 15.000 askerle geldiler. Sarayın içine girdiler. Dördüncü Mustafa'ya hemen dediler ki, "Bakın padişahım, bunların amacı seni indirip Selim'i tekrardan tahta geçirmek. Ne yapalım?" Hemen dedi, "Üçüncü Selim'i öldürt ki senden başka birinin kalmadığı anlaşılsın ki sana dokunmasınlar." dedi. Çünkü Osmanlı Devleti'nde tek kişi kaldığı zaman ne olmuyor? Oturup da değerli arkadaşlar, olmuyor yani onu öldürmüyorlar. Peki Dördüncü Mustafa hemen cellatlarına, askerlerine haber verdi. Dedi ki, "Selim'in odasına basın. Selim'i öldürün." Selim de garibim orada zaten herhangi bir elinde kılıç yok. Kılıcı elinden alınmış. Sadece bir ney var, yanında birkaç tane kalfa var, kadınlar var, cariyeler ona hizmet eden. Üçüncü Selim'in odasına doğru yöneliyorlar. Üçüncü Selim tabii ki olayın daha farkında değil. Bu esnada hemen cariyeler Selim'i korumak adına kılıcın üzerine atılıyor. Kan dökmek kadınlara yasaktır Osmanlı. Yani kan dökmek derken öldürmek. Bakın istese orada gelen cellatlar ya da Üçüncü Selim askerleri kafasına bir tanesi vursa o cariyeden hepsini öldürür. Arkadaşlar, parmaklarını kesmişlerdi. Cariyede hani öldürmemişlerdir ama onu da korumaktan men etmişlerdir. Selim elindeki ney yok mu? Ney? Ney neyden yapılmadır ya? Allah'ın kamıştan onunla savunulur mu? Karşıda adam kılıç var. Mecbur kaldı kendini savunmaya kalktı. Bir tane asker şu sağ kaşına vurdu şuraya. Kılıç darbesi arkadaşlar. Şurası şöyle komple, hani deri açısından söyleyeyim anlamanız için. Bu deri komple şu sakalını, çok uzun sakallıydı, ta buraya kadar düştü. Yani sağ gözünü kapatarak düştü. Haber Dördüncü Mustafa'ya geldi. Dediler ki, "Selim'i öldürdük." Şimdi Dördüncü Mustafa dedi ki, "Bunu hemen alın. Yani Selim'in cesedini alın. Alemdar'ın önüne atın." Bunlar Topkapı Sarayı'nın içinde oluyor beyler bayanlar. Ülkede hiç savaş var gene. Üçüncü Selim odasından çıkarıldı. Alemdar'ın önüne atıldı. Ya Üçüncü Selim Alemdar'ın önüne atıldığı zaman Alemdar şoka girdi. Çünkü onu çıkartmak isterken o öldü. Onun da suçu varmış şu an mantıken. Aslında eline fırsat geçmişti. Dördüncü Mustafa onu ilk çağırdı, saraya girdi. Yanında bir de o kadar asker de vardı. İsteseydi Dördüncü Mustafa'yı orada derdest ederdi, etmedi. Hatta yanındaki Alemdar'ın yanındaki askerleri dedi ki, "Yah sen ne yapıyorsun? Hazır fırsat bu fırsat. Dönü Mustafa'yı alalım, indirelim." dediler. O ona rağmen ne dedi? "Bu mertliğe sığmaz. Adam bizi çağırmış buraya, bizden yardım bekliyor. Bu" dedi, "mertliğe sığmaz diye yapmadı." Hatta onun yanındaki askerler çok kızdı ya, dedi, "Fırsat bu fırsat, bir Mustafa var, yanında da üç adam var." dediler. "Hemen al aşağı edelim, Selim'i de getirelim dediler Topkapı Sarayı'na." Alemdar kendisini tahta çıkmasını istediği Üçüncü Selim'i o halde görünce yere kapaklandı. Öyle bir feryat figan ağlıyor ki. Kendisi zaten seviyordu onu. Ağla ağla ağla. Artık dediler ki, "Artık herhalde Dördüncü Mustafa'dan hemen bir kişi yanına geldi. Dediler ki, "Bak Alemdar, senin bilmediğin bir adam var burada. Bir şey var, bir şehzade var." "Kim var ya?" dedi. "Mahmut." "Tanıyor musun?" "Yo, tanımıyor." "Gördün mü?" "Görmedim ya." dedi. "Burada Mahmut var. Hatta Üçüncü Selim dedi, yani Selim en çok, eee, padişah olmasını istediği kişi Mahmut." "E ne yapalım?" "Mahmut'u kurtaralım. Yoksa Dördüncü Mustafa akıllıdır. Gider onu da öldürür." Arkadaşlar, oradaki geçen konuşmadan kıllanan Dördüncü Mustafa dedi ki, "Doğru söylüyorlar. Bir de Mahmut var." Şimdi bunlar ya Mahmut'u almaya kalkarlar. Selim'i geçiremediler. Selim öldü. Had deder Mahmut'un ucuna. Aynı adamlara Mahmut'u öldürme emri verdiler. Mahmut da öbür tarafta. Mahmut da öbür tarafta. Bunlar Topkapı Sarayı'nın içinde oluyor. İçinde Mahmut'u öldürmeye gidiyorlar bu sefer de. E Mahmut tabii daha evvelden çok iyi derecede, eee, eğitim almış. Selim onu çok iyi yetiştirmiş. Silahı var yanında, kılıcı var, askerleri var. Yanında cariyeler gene var. Bakın, Mahmut bir operasyonla kurtarılmıştır. Selim'i öldüren tayfa aynı şekilde Mahmut'un odasına gelmiştir. Mahmut'un odasının yanında, eee, bir hamam var. Bu hamama girecek. Yani hamama girecek. Hatta hazırlıklar da yapılmış. Hamama girecek. Hamamda da biliyorsunuz, ısıtılmak amacıyla şey var, kömürler var, bilmem neler var. Bugün bazı saunalarda görüyorsunuzdur ama gerçek kömür kullanmıyor. Tabii suyu ısıtılması için kömürler var ya orada. Cevri Kalfa diye bir kadın. Mahmut'u korumak istiyor. Alıyor ellerine külleri, o şeyleri, ne derler ona? Kürekle. Kürekle alıyor. Mahmut'un olduğu odaya getiriyor. Küreği dolduruyor böyle. Yani o kendisine bir sıcak bir alan yaratıyor. Neden yaptığını anlatacağım. Şehzadelerin veya padişahların fark etmez, odalarındaki tüm kapılar yuvarlaktır ve medrese öğrencileri de dahi hocalarına karşı eğilerek geçerler. Yani aslında bir kapıdan, hani Topkapı Sarayı düşünün, ilk açıldığında binlerce kişi geçebilir ama o odadan sadece kaç kişi geçebilir? Bir Mahmut'u öldürmeye gelenlerden ilkine Cevrik Kalfa denen kadın o küreklerle attı. Neyi? Külü. Külü suratlarına attı. Böylelikle onların görmemesini sağlayarak belirli bir zaman kazandı. Peki Mahmut ne yapacak? Yanındakiler dedi ki, "Şehzadem, acil dedi, senin çatıya çıkman lazım. Yani çatıyı kırmamız lazım." Tabii kırmaya çalışırken bir taraftan askerler geliyor. Bir taraftan Mahmut'u öldürmeye çalışıyor. Bir taraftan Cevrik Kalfa ve yanındakiler kül atmaya devam ediyorlar. Ortalık gözükmüyor. Şimdi bir küllü düşünün arkadaşlar. Bazen bizlerin de evlerde sobaları tüter. Hatta sobalar küllü tutar, biliyorsun. Nasıl oluyor? Bir anda dağılıveriyor. Kadın tomarla getirmiş. Her gelenin yüzüne sürüyor. Her gelenin bir kişi akıllık yaptı. Hemen kendi mevcut eteğini, eteğini, yani yeniçeri eteğini kaldırdı. Kaldırıp yüzüne atılınca gelmeyince bir baktı ki Mahmut tam yukarıdan şey çıkıyor. Kırdı Mahmut. Mahmut kırdı. Elindeki hançeri Mahmut'a doğru salladı ve Mahmut sol omzundan yaralandı. O esnada da gitti kafasını duvara vurdu. Oradan da yaralandı. Ama Mahmut ona rağmen nereye çıktı? Çatıya çıktı. Çatıdan da oradan aşağı indi. Karşıdan bir adam geliyor. Alemdar tanımıyor ki adamı. Alemdar dedi ki, "Bu kim ya? Gelen yaraç kim bu?" dedi. Dediler ki, "Efendim, Mahmut bu." Hemen Mahmut'un himayesi altına aldılar ve Mahmut dedi ki, "Bırak dedi, şimdi Dördüncü Mustafa'yı falan bırak dedi. Sadaret mührü, sadrazamda gidelim, o mührü mührünü alalım. Aldıktan sonra Dördüncü Mustafa'nın icabına bakarız." dediler ve gerçekten de öyle oldu. Hemen Alemdar Mahmut'u kendi kolları altına alarak gittiler. Sadrazam'dan mührü mührünü aldılar. Ardından da Dördüncü Mustafa'nın tahtına Mahmut'u oturtturdular. Neymiş bu kardeş? Kut. Heh. Diğer anlamı ne? Talih. Şans. Doğru mu? Baht. Bak Selim'i nasip ediyorlardı. Tahta kim çıktı? Tahta hiç beklemeyen adam Mahmut çıktı. İşte tarih böyle bir şey. Ve o Mahmut, Cevri Kalfa gibi o yanındaki insanlara o kadar hürmet etti ki. Mahmut zamanlarında kadınlara yönelik hakların gelişmesinde kendisini bir kadının kurtarması da çok etkili olmuştur. Hatta Mahmut tahta çıktı. Bu Dördüncü Mustafa'ya yardım eden cariyeler vardı. Onların hepsi Osmanlı Devleti'nde kadın öldürmek yasak olduğu için direkt e hepsini bağladılar. Denize attılar. Mahmut'u öldürmeye yönelik hamle yapanları. Erkekleri normal öldürüldü. Kadınlar denize atıldı. Denize. Mahmut intikam almayacak mı ya? Ama tamam ama bu sefer de Mahmut'u getiren kadro Alemdar. O da bir ayan. Ne demek ayan ya? Toprak ağası. O bölgenin en güçlü lideri, ekonomik anlamda. Osmanlı Devleti'nde vergi vermeyen. O vergi vermezse ne olur kurban olduklarım? O bölgede ne olur? Hem vergiyi toplayacağım hem vergiyi az göndereceğim veya göndermeyeceğim. Kendi ekonomik sistemini ortaya koymuş adam. Askeri sistem yaratmış. Mehmet Ali de öyleydi. Mahmut'un tahta çıkış hikayesi budur. Peki Mahmut kendisini Alemdar Mustafa Paşa'nın sonuçta getirdiği kadro getirdiği için Alemdar Mustafa Paşa'yı da ne yapmıştır? Vezir, e kendi vezir, sadrazam yaptı, vezir yaptı. Neyse. E şimdi bu saatten sonra Alemdar bu kadar Rusçuk'tan gelip İstanbul'a bir hüküm sürerse, la sormaz da Yeniçeri Ocağı kaldırılmadı. Yeniçeri Ocağı duruyor. Yeniçeri Ocağı'ndakiler kime bilenmeye başladı bu sefer de? Dördüncü Mustafa'nın indirilip tekrardan Mahmut'un getirilirken. Çünkü Yeniçeriler Dördüncü Mustafa'yı destekliyor. Çünkü onlar getirmişti Dördüncü Mustafa'yı tahta, onlar çıkarmıştı. Doğru mu Nazım? E sonra ne oldu? Dördüncü Mustafa tahttan indikten sonra bu huzursuz Yeniçeriler başta Alemdar'dan korktukları için sesini çıkartmadılar. Ama Alemdar Mustafa Paşa'nın Yeniçeri üzerine tahakkümü artınca artık Yeniçeriler bir karar vermeye kalktılar. Dediler ki, "Biz bunu ne yapalım? Sarayında kendi yaşadığı yerde çevreleyelim, öldürelim ve Alemdar'dan kurtulalım." dediler. Alemdar'ı da tabii ki çok, eee, bu esnadaki o kendini padişahtan üstün görme davranışları da var. Alemdar eve gidiyor. Bir divan toplantısının çıkışında. Kendi evde dururken bir anda Yeniçerilerin konağı sardığını görüyor. Anlıyor. Yani o Yeniçeri'nin kendisini öldürmeye geldiğini anlıyor. Yapacak bir şey kalmadığını da anlıyor. Arkadaşlar, Yeniçeriler çatıdan, yani şöyle düşünün, konağı 500'e yakın Yeniçeri çevirmiş. Bahçesinden girmeye kalkan, bacasından girmeye kalkan, çatısından girmeye kalkan. Bu arada Alemdar'ın kendi silah deposu olduğu için onu çatı katına koymuş. Çatıdan girmeye kalkınca Yeniçeri bekledi. İyice sarsın, karınca gibi olsun dediler. Çünkü adam dedi ki, "Benim buradan ama ben gidersem bunları da götürürüm." dedi. Çatıdan aşağıya doğru inmeye başlayınca barut fıçısını aldı. Kat kat kat dolandırdı. Onu anlamadı Yeniçeri barut olduğunu. Yeniçeriler çatıdan içeriye dolmaya başlayınca barutu ateşledi. Kendisi öldü. 500 Yeniçeriyi de yanına götürdü ya. Ve böylelikle Alemdar Mustafa Paşa devri de son. Mahmut, Alemdar Mustafa Paşa yüzünden Sened-i İttifak'ı imzaladı. Belki gene merkezi otoriteyi arttırmak amaçlanmış olabilir ama Osmanlı Devleti'nde hükmeden bir padişah, ayan ayan olsun, beyan olsun, ne fark eder ya? Padişahın hükmü kesindir. Bir şey verdi mi yapılır. İlk defa bir padişah bir ayan adı verilen kişileri resmi olarak tanımak istiyor. Ayan o dönemin mafyası kardeşim. Bunu böyle anlayın. Askeri var, gücü var, ekonomisi var. Vergi vermiyor. Askere gitmiyor. Asker de göndermiyor. Oğlum bu o zaman devlet gibi devlet. Devlet içinde devlet olmuş bunlar. Feodal bey olmuş. Alemdar Mustafa Paşa'nın bu ölümünden sonra dizginleri eline alacaktır kim? Mahmut. Çünkü Mahmut'a yapılan en büyük şey Sened-i İttifak oldu. Sened-i İttifak. Rusçuk ayanı Alemdar Mustafa Paşa'nın diğer ayanları toplayıp İstanbul'da Mahmut'la, Mahmut istemese bile imzalatmasıdır. Neydi? Şimdiye kadar ben bir ayana emir vereceğim, "Vergini gönder" diyeceğim de o ayan vergisini göndermeyecek. Burada ne var? Merkezi otorite ne kadar bozuk ki Sened-i İttifak'a oturuyoruz. Ama amacımız ne? Sened-i İttifak'ı yaparak, yani o ayanlarla ittifak yaparak bir Yeniçeriler eğer bir baskın düzenlerse tüm ayanlar tüm varlıkları ve güçlerini İstanbul'a gönderecekler ve isyanı bastıracaklar. İki, ayanlar haktan rastgele vergi almayacaklar. Düzenli vergi alacaklar. Devletin sınırının dışına çıkmayacaklar. Zekat 4 ise kırkta bir kırkta 4 niye alıyorum diyecek. Öşr onda 1,26 alıyordu ayanlar. Bunlar düzene girecek. Üç, ayanlar devletin yanında olacak. Padişah ne derse onu yapacak. Baktığın zaman maddelere, "Aa hocam, maddelerde hiçbir şey yok." Tamam da devlet bir kişiyle masaya oturmuş, bir grupla masaya oturup bir anlaşma yapmış değerli arkadaşlar. Onun varlığını resmileştirmiş. Onun varlığını kanunen kabul etmiş. Sened-i İttifak ne diyoruz? Osmanlı Devleti'nde ilk defa padişah yetkilerini sınırlandırdığı bir belgedir. Bu belge Osmanlı Devleti'nin ilk demokratikleşme hareketi sayılır. O yüzden 1215'teki Magna Carta'ya ben çok benzetmesem de ona benzetilir. Magna Carta'da İngiliz kralının, Vatansız John'la işte oradaki soylular arasında yapılan bir anlaşmaydı. Avrupa hukukunun temellerinden biridir Magna Carta. Bu Magna Carta'ya benzetilen girişim bizde ne olarak kabul edilmiş? Sened-i İttifak. E Sened-i İttifak'la ben ayanları meşrulaştırdım. İstemeye istemeye Mahmut bunları yaptı. Ama Mahmut ne yapacak? Alemdar'ın ölümünden güç alacak ve gidip tüm ayanlıkları ortadan kaldıracak. Volat Alemdar gibi bir gecede altı baba kaldıracak. Evet, aynen öyle. Alemdar'ın öcünü alacak. Böylelikle Sened-i İttifak da tabii ki tarihe karışacak. Yemek Sened-i İttifak öyle kalmayacak ki. Alemdar Mustafa Paşa'nın zorlamasıyla imzalatıldı. Mahmut istemeye istemeye. Mahmut dedi ki, "Lan 33 tane padişah geldi şimdiye kadar, hiçbiri böyle bir şey imzalamadı. Kabak benim mi başıma patladı?" dedi. "Ya bu nasıl bir kadersizlik?" dedi. Çünkü seni kim getirdi? Sen doğal yollardan çıkmadın ki tahta. Seni Selim'in ölümünden sonra birileri kurtarıp da Alemdar, o zaman Alemdar seni çıkartmış oluyor. O yüzden zaten Alemdar hemen vezir yapıyorsun, sadrazam yapıyorsun, onun yanına alıyorsun. O yüzden seni çıkaran kadrolara borcu oluyor herkesin. Bu borç nasıl kalkacak? Ya ödenecek ya o borca olanları kaldırmak zorundasın. Osmanlı Devleti'nde özellikle 17. yüzyıldan sonra çıkan tüm padişahlara bakın. Hep birilerine borçlu olarak çıkmıştır. Çünkü hep isyanların sonucunda çıkan padişahlar var. Üçüncü Ahmet, patron Halil isyan etti. E, Birinci Mahmut'u tahta çıkarttılar. İsteseler başka adamı da çıkartırlardı. Niye Birinci Mahmut? Çünkü o kadroya ne veriyor? Ona seraskerlik veriyor. Atıyorum ona işte ketüda veriyor, kahyalık veriyor. Yeniçeri Ocağı'nın ağalığı veriliyor. O yüzden böyle oluyor. Mahmut Sened-i İttifak'tan sonra yemin etti zaten, "Ben bunları kaldıracağım." diye ve kaldırdı. Bütün ayanlıkların olduğu bölgelere, hepsine merkeze vali atadı. Köylere muhtar atadı. Niye? Merkezi otorite ta köylere kadar gelsin diye. Ya senin Mahmut dediğin adam ta Orhan Bey döneminde kurulmuş Divan'ı kaldırdı ya. Çünkü Divan işsiz. Esen hatırlayın haftada bırakın her gün toplanan Divan daha sonra haftada 4 güne, sonra haftada 1'e, sonra ayda 1'e, eee, sadrazamlık makamı Fatih'ten sonra önem kazandığından dolayı sadrazamlar Fatih Sultan Mehmet'le beraber Divan'a başkanlık etmeye başlayınca bu sefer sadrazamlık makamı artınca, e, Divan'daki sorunların hepsi bir günde çözülmüyor ki. Herkes Sadrazam'ın konağına gidiyor. Biz buna Bab-ı Ali deriz. Bab-ı Ali o zaman neyin önemi artıyor? Sadrazam'la beraber o Bab-ı Ali denilen şeyin önemi artıyor. Konağın önemi artıyor. Herkes Sadrazam'ın yanına geliyor. Sadrazam da iyi de kötü de. Hatırla bakalım. Sadrazam oluyorsun ama ilk kabak kimin başına patlıyor? Senin başına patlıyor. Lan oğlum, Sultan Ahmet Meydanı'nda adamları astılar, yıl günlerce durdu lan. Sadrazam olmak iyi mi? Köprülü Mehmet, niye sadrazamlık kendisine teklif edince, "Benim şartlarım var." dedi. O zaman kim kime bu memlekette sadrazamlık teklif edince benim şartım var diyebilir ya? Mahmut, Sened-i İttifak'tan sonraki en önemli meselesi devlet ve merkezi otoriteyi tekrar tesis etmek zorunda kaldı. Özellikle Nizam-ı Cedid kaldırıldı. Hatırlayın, Üçüncü Selim gidince Nizam-ı Cedid kaldırıldı. Peki Nizam-ı Cedid'in yerine neyi kurdu biliyor musunuz? Bir gün bu soru gelecek ama kimden kime gelir, ne zaman gelir bilmem. Ve çoğunlukla insanlar da, yani öğrencilerimiz de bu soruyu yanlış yapacak. Arkadaşlar, Nizam-ı Cedid'in yerine Sekban-ı Cedid kurulmuştur. Lütfen isimlere dikkat edelim. Nizam-ı Cedid. Mahmut neyi kurmuştur? Sekban-ı Cedid. Ha, Sekban-ı Cedit çok mu yaşadı? Yaşamadı. Ardına Eşkinci Ocağı kuruldu. Ona da Yeniçeri ayaklandı. Yeniçeriyi kaldırmaktan başka şans bırakmadılar ki Mahmut'a. Mahmut'a Yeniçeriyi kaldırmaktan başka şans bırakmadılar. Onu askeri ıslahatlarda anlatacağım. Yönetim anlamında, e ıslahat yapılacak. Dar-ı Şura-yı Bab-ı Ali kuruldu. E memurların yargı, terfi işlemleri var. Dar-ı Şura-yı bilmem ne kuruldu. E devam ediyorsun. Yönetim alanında yapılan ıslahatlarda özellikle çıkartılan kanunların halka ulaştırılabilmesi amacıyla Takvim-i Vekayi yayınlandı. İlk Osmanlı Devleti'nin resmi gazetesi. Ya neymiş? Takvim-i Vekayi. Yıllarca gitti bu resmi gazete. Türkiye Cumhuriyeti adı resmi gazete oldu zaten. E bu dönemde, e kardeşim, Avrupa'ya öğrenciler gönderelim. Şu Avrupa'nın bilimini, tekniğini, buluşunu alalım diye öğrenci göndermeye kalk. Oğlum sen buradan İstanbul'dan Yalova'ya öğrenci mi gönderiyorsun? İstanbul'dan Paris'e gönderiyorsun. E elin adamı da diyor ki, "Kardeş, nerede diyor şey, pasaport?" He, doğru mu? He, pasaport nerede? Demek ki uluslararası bir kimlik çıkarılmış. Bunun üzerine pasaport uygulamasına gir. Ya pasaport varsa ya sana giren vardır ya senden çıkan vardır kardeşim. Bir daha iki. Doğru mu? Pasaport olmadan ne yap? Biz pasaport niye alıyoruz kardeşim? Yurt dışına çıkabilmek için. Evet. Ülkemizde bir pasaport uygulaması varsa bizim temel amacımız yurt dışına çıkmaktır. O zaman bu dönemde Avrupa'ya öğrenciler gönderiliyor. Ya bu öğrenciler gidiyor, orada eğitim görüyorlar. Fransa'nın cumhuriyetini alıyorlar. Ülkemizde de meşrutiyet, cumhuriyet akımlarını başlatan Genç Osmanlılar, diğer adıyla Jön Türkler oluyor. Bu dönemde yönetim alanında yapılan ıslahatlarda şöyle genel bir bakışında neyi görüyorsunuz? Mesela İstanbul'a o kadar fazla göç var ki gene her zamanki gibi işsizlik, her zamanki savaşlardan dolayı gelen insanlar. E bunlar için de diyoruz ki, "Kardeşim, niye herkes İstanbul'a geliyor ya?" İstanbul'a girişe bir memur koyalım. Bu memur sorsun. Bir neyi soracak? Kardeş, sen niye İstanbul'a geldin? İş arıyor. Yok iş, bir şey yok. Kalmadı İstanbul'da iş. Geri dön köyüne. Kardeş, sen niye geldin İstanbul'a ya? Ben Tekirdağ'a geçeceğim kardeşim. Ticaret yapıyorum, malım, dükkanım orada. İstanbul'a mal almaya geldim. Tamam, sen geç. İstanbul'a niye geldin? Akrabanız yer. Git lan. Başka zaman da akrabanız yer. Başka bulamadın mı başka zaman? Bu zaman da akrabaz yer dedim. Bakın, İstanbul'a gelenler fişlenmeye başladı. Ne anlamda? Tezkere veriliyor. Geçiş belgesi. Ya geleceğim. Geçerken de 50 tane şart soruyorlar. Niye? İstanbul'un nüfusunu belli bir dengede tutmak. Çünkü yetmiyor. Yiyecek yetmiyor. İçecek yetmiyor. Altyapı yetmiyor. O yüzden Mahmut, İstanbul'a gelenlerden mürur adı verilen bir tezkere istemiştir. Bak, bunların hepsi yönetim alanında. İleride Yeniçeri Ocağı'nın kaldırıldığı gün ki gün dediğimiz güne öyle bir kaldırılmadan bahsediyor. İç savaş çıktı. Diğer ocaklar, hani düşünün, humbaracı, topçu, top arabacı, lağımcı ocakları birleşiyor. Yeniçeri Ocağı'na savaş ilan ediyor. Böyle bir şey var mı? Yani bizdeki ne gibi düşünelim? Hava kuvvetlerimizin kara kuvvetlerine savaşı ilan ettiği gibi düşünün. Anlamanız için söylüyorum. Hatta hava kuvvetleri değil. Yanına jandarmayı alıyor. Yanına deniz kuvvetlerini alıyor da öyle kara kuvvetlerine saldırıyor. Lan ne olur o zaman bu ülke? Bu ülkede bunların hepsi İstanbul'da yaşanıyor. Lan İstanbul zaten Yeniçeriler haraca bağlanmış. Millet zaten gayrimüslim bile haraca bağlandığı için gayrimüslim gitmek istiyor. Haraca bağlandığı için insanlar mal varlıklarını, altınını, malını zaten korkusuna müsade olduğu için hep ağaç kovuklarına, yer altlarına, bilmem nereye saklıyor. Mahmut, Yeniçeri Ocağı'ndan sonra kendisine gelen gayrimüslimlere ne dedi? "Gayrimüslim hak, gitmek istiyor." Dedi ki, "Bu nasıl bir ülke?" dedi ya. "Gözümüzü açıyoruz, Yeniçeri geliyor, haraç istiyor. Kalkıyoruz, Yeniçeri yok. Bambaşka bir iç savaş var. Biz nasıl yapacağız böyle?" dedi ya. "Biz dedi bu şehirden gitmek istiyoruz." Mahmut sırf onlara kıyak olsun diye, özellikle gitmesinler, İstanbul'u terk etmesinler. Çünkü iaşeyi, gayrimüslimler ağırlıklı sağlıyordu İstanbul'un iaşesi. Saltanatımın korku kaynağı olmasını istemiyorum. O yüzden ferdin malına el koyma geleneğini kaldırıyorum." dedi. "Neyi kaldırdım? Müsadere. İlk defa Fatih Sultan Mehmet zamanında Çandarlı ailesine uygulanan müsadere ilk defa kimin üzerinden kaldırmıştır? Esnafın ve memurun üzerinden kaldırdı. Halkın tümünün üzerinden kaldırması Tanzimat'tır. Ama genelde ilk defa sorulur. O da İkinci Mahmut'tur. Bak, bunların hepsi gördüklerinizin hepsi yönetim ve idari alanda yapılanlardır. Mahmut kendisine biliyorsunuz Osmanlı tarihinde gavur padişah diyorlar. Vay anam vay. Keşke herkes böyle gavur olsa. Gavurmuş. Ne gavuru ya? Sana böyle öğrettiriyorlar tarihi. Ne gavuru ya bu adam zamanında bütün türbeler yenilenmiş, bütün camiler yenilenmiş. Kabe onarılmış, Mescid-i Nebevi onarılmış. Medine'deki bütün tür, eee, adama gavurmuş. Ne gavuru ya? Neymiş efendim? Resmini devlet dairelerine astırmış. Tasvirini de devlet ayak şey olduğu için ne derler ona? Mahmut'a büyük tepki varmış. Hatta size tepkinin bir tane örneğini söyleyeyim. Anlayın. O devlet dairelerine resmini astırma olayından sonra hatırlayın, Mahmut'un siyasi tarihinde de anlattım. İbrahim Paşa diye bir adam Kütahya'ya kadar gelecek. La kimse de demiyor, "Oğlum bu adam Mısır'dan kalktı, nasıl geliyor buraya kadar?" Tamam, peş peşe orduları yeniyor. Tamam da kardeşim, bu adam Hatay'dan geçiyor, durduran yok. Oradan geçiyor, durduran yok. Konya'dan geçiyor, durduran yok. Ya Konya halkı ne yaptı biliyor musunuz? Dediler ki, "Geçsin." Niye? Mahmut'tan dolayı. Mahmut'a gavur padişah lakabı halk arasında yayınlandığı için dediler ki, hatta şeyden Konya'dan geçerken halk toplandı. İbrahim Paşa'ya dediler ki, "İndir bu gavuru." dedi ya, "Bunun yaptıkları ıslahat mıslahat değil." dedi. "Bunların hepsi batı özentisi." dedi. "İndir." dedi. Konya halkı bile, sadece Konya halkı değil, geçerkenki bütün Osmanlı halkları şeye, İbrahim'e destek verdi ya. O yüzden adam Kütahya'ya kadar gelebildi. Hangi valinin ordusu gelebilir ya? Söyleyin bakayım. Konya'nın valisi yok muydu o gün? O gün Hatay'ın valisi yok muydu? O gün atıyorum Kütahya'nın valisi yok muydu? Kendi askeri yok muydu? Durduramaz mıydı? Anlayın. Bir tane resim, bir tane kılık kıyafet kanunu. Biliyorsun memura fes, ceket zorunluluğu, pantolon, setre giyme zorunluluğu getirdi. Memur dedi, "Ayrılsın arkadaş." dedi ya, "Bir milletten ayrılsın." Kılık kıyafet kanunu getirdi. Yahudiler ayrı renk gidecek. Müslüman ayrı renk giyecek. O ayrı renk gidecek. Hayır dedilsin diye. Hayır dedilsin diye. Hatta onun ünlü cümlesi vardır biliyorsunuz. "Ben" dedi, "Müslümanımı camide, Yahudimi havra'da, Hristiyanımı kilisede fark ederim." Yani oraya girerse sanırım Müslüman mı, Hristiyan mı yoksa dedi, "Hepsi benim bir cümle evladımdır." Ne demek o? "Hepsi benim bu ülkenin evladıdır." dedi. Osmanlıcılık denilen ilk politikayı din, dil, ırk farkı gözetmeksizin Mahmut başlattı. Mahmut bana göre modernleşmenin en büyük adamıdır. Mahmut Tanzimat Fermanı'nı Mustafa Reşit Paşa'ya yazdırdı da ömrü vefa etmeyip oğlu Mecit ilan etti. Bak, Tanzimat Fermanı maddeleri yok. Hepsini Mahmut'a yazdırmış. Mahmut Mustafa Reşit'e yazdı. Mustafa Reşit bazı eklemeler yaptılar. Gülhane Parkı'nda oğlu Mecit okudu. Ya bunların hepsi Mahmut. İyi ki de Mahmut diye bir adam var. Ne gavur padişah ya. Adamın İslam'a hizmetleri saymakla bitmez ya. Ama buradaki yenileşme her zamanki gibi bizim toplumumuzda da böyledir. Yeniliğe çok karşıyız arkadaşlar. Gelenekçi yapımız her yerde var. Yani yeniliği bir türlü lazım. Ha şöyle bir özelliğimiz var. Yeniliği kabul edersek de gerçekten ona çok bağlı oluyoruz. Bu bir dahaki 1925'te Mustafa Kemal şapkayı getirdiğinde de aynı sorunlar yaşandı. Mahmut fes'i getirdiğinde de aynı sorunlar yaşandı. Fark etmiyor. İnkılaplara karşı çıkan her zaman bir hal zümresi elbet ki vardır ve elbet ki olacaktır. Bugün de yapılan birçok yeniliğe bizler karşıda durmamızın sebebi bizlerin bugünkü belki de anlık düşünceleridir. Sonraki zamanlarda bunun önemi çok daha artmaktadır. Doğru yapılan işlerden kastediyor. O yüzden biz tarihin içinden de geçiyoruz şu an arkadaşlar. 2025'teyiz. 2026'daki bir sınava hazırlanıyorsunuz. Tarihin içinden geçiyoruz farkında olmadan. Günümüzde bakın neler oluyor neler. Dünyada hepimiz tarihte bunları görüyoruz. Biz de bir tarihçi oluyoruz mantıken bir sosyal tarihçi oluyoruz. Her gün Twitter'da, X'te şunda bunda, Instagram'da yazılanları görüyoruz. Tarihe ilgin devam ettikçe arttıkça hep önüne o sayfalar düşmeye başlıyor. Doğru değil mi kardeşim? Neyle konuşursan veya neyi ararsan hep onunla ilgili sayfalar önüne düşmeye başlıyor. KPSS'ye ilgilenmeden önce hiç Ramazan Yetkin'in adını duymamıştın belki ama duydun, araştırdın. Şimdi onunla ilgili videolarını YouTube'dan izleyince hep diğer videolar da mesela karşına çıkmaya ve önerilenler de geliyor. Bu bir algoritma. Şimdi bütün mesele Mahmut, anladınız mı yönetim alanında yaptıkları? Yönetim alanında çok şey yapmıştır. Memurlukları işte hariciye, dahiliye yani ikiye ayırmıştır. Memurlara maaş vermiştir. Niye? Bir dakika. Memura normalde ne veriliyordu? Hatırla bakayım. Tımar sisteminden para verilmiyor mu? Tımar toprak. La tımar mı kaldı? O yüzden Mahmut tımar sistemini kaldırmıştır. Yerine devlet memurlarına maaşa bağlamıştır. Maaşa. O zaman tımar sistemini kaldıran kim? Mahmut. Müsadereyi kim kaldırdı? Mahmut. Yeniçeri Ocağı'nı kim kaldırdı? Mahmut. Divan'ı kim kaldırdı? Mahmut. La Mahmut'u sormayacak da bu ÖSYM kimi soracak ya? Her sene her sene Mahmut'un bir ıslahatı sorulsa niye soruldu diyebilirsin. 40'a yakın büyük ıslahatı var. Çünkü ıslahat da demeyeyim, neresi inkılap bunlar yani. O yüzden Mahmut tarihçi, akademisyenler veya tarihi ilgisi olanlar insanlar tarafından iyi irdelendiği zaman anlayın ki Mahmut gerçekten büyük bir lider. 19. yüzyılda yaptıklarını Mecit, Aziz ve Hamit devam ettirmiştir. Büyük adamdır. Ama her şeyin bir başı var. Başı başlatan bana göre biraz Selim ama Mahmut bambaşka bir adam. Bir kere Yeniçeri Ocağı'nı kaldırmış. Her şeyi geçiyor mu ya? Her şeyi geçiyor. E Divan'ı kaldırdı. E Divan işlevini yitirdi. Divan'ı bir kere heyeti ülkeler yani vekiller heyeti yani günümüz anlamıyla bakanlar kuruluna çevirdi. Nazırlık yani eskiden defterdar neydi? Defterden hazine işte mali, maliye bakanı oldu. Maliye nazırı. Nazır ne demekmiş? Bakan. Peki Şeyhülislamlık. Şeyhülislamlık diye bir makam var biliyorsunuz. Dikkat, işte sınav sorularından bir tanesi de budur. Şimdi sınava girdi öğrenci. Mahmut zamanında Divan-ı Hümayun kaldırılıp yerine nazırlıklar kurulmuştur. İşte bir devam eder cümle. Bu buna dönüşmüştür. Şeyhülislamlık makamı neye düştü? A'ya. Hemen Diyanet İşleri Başkanlığı yazar. Sakın düşmeyin lan. Diyanet İşleri Başkanlığı 1924'te Mustafa Kemal emriyle şeri vekaletin yerine kurulmuştur. O yüzden buradaki bilmeniz gereken Bab-ı Meşihat Dairesi'dir. Bu bir. İki, Reisülküttap önce görevini hatırlayacak. Neydi görevi? Dışişleri Bakanlığı'ydı. O zaman mantıken ne olmuştur? Dışişleri Bakanı. Eskiden dışişleri denilmez de hariciye denir. Ya bugün çok şeye, hastaneye gidiyorsun. Dahiliye diye bir bölüm yok mu lan? Dahiliye ne demek? İç hastalıkları. Hariciye ne demek? Dış hastalıkları. Öyle bir bölüm yok işte. Hariciye nerede kullanılıyor? Şey, devlet kademesinde dış işleri anlamında kullanılıyor. Demek ki bir şeyler bir şeylere dönüşmüş. Örnek, sadrazamlık başkaleti. Daha sonra tekrardan ismi sadrazam olarak devam etti. Ama burada ne vardır? Bir dönüşümden bahs. Devlet idari mekanizma açısından bir dönüşüme girmiştir. Hadi bakalım Mahmut diyoruz. Başlıyoruz değerli arkadaşlar. Hadi bakalım.

"Islahatların genel özellikleri 19. yüzyılda ıslahatlarına tamamen Avrupa örnek alınmıştır."

"Tamamen Avrupa örnek alınmıştır. Bu bir."

"Devam lazım."

"Saray ve asker."

"Her zamanki gibi saray, ulema ve asker karşı çıkmıştır."

"Evet Nazım, devam."

"Evet, 19. tamamında Abdülhamit zamanında biliyorsunuz Kanun-i Esasi ve 1. Meşrutiyet ilan ediliyor. Böylelikle halk ilk defa yönetime katılmıştır. İlk defa. Bundan önceki ıslahatlarda 1817'de var mı? Yok. Halk ilk defa yönetime katılmıştır. Bunu Abdülhamit döneminde işleyeceğiz. Evet."

"Devam."

"Her alanda ıslahat yapılmıştır."

"Her alanda ıslahat yapılmıştır. Her alanda ıslahat yapılmıştır. Maliye, ekonomi, askeri, eğitim. Arkadaşlar bu arada her alanda derken dini alan olmaz. Dini alan da nasıl dini alan derken zor bir sorudur bu. Çünkü dini alandan kastedilen eğer işte Kur'an-ı Kerim'le ilgili yorumlama ya devlet bu soruyu sormaması lazım. Zor bir soru. Çünkü din alanında örnek, Şeyhülislam'ın yetkilerini almak da dini alanda bir, ya da kazaskerden ulema sallıyorum almak yine bir dini. Orada biraz sıkıntı var. O yüzden dini alanda herhangi bir ıslahat yapılamaz. Yani onu söylüyorum. Devam."

"Demokratikleşme faaliyetleri başladı."

"Yani şöyle demek istiyorum. Ramazan ayını biz 30 günden 10 güne indirdik. Demek dini bir ıslattır. Doğru mu kardeşim? Yani zaten onu diyecek güç de yok kimsede. Zaten adama halife yani. Hadi yani öyle bir şey olmadığı için. Gelelim Mahmut'a. Özellikle hatırlayın. Önce şu indirilenleri bir şey yapayım. Üçüncü Selim sonra indirildi. Yerine kim çıktı? Dördüncü Mustafa. Dördüncü Mustafa indirildi. Yerine kim çıktı? Mahmut. Peki Mahmut'u tahta çıkaran adam, anlattığım adam Alemdar Mustafa Paşa. Peki bu Alemdar Mustafa Paşa kim? Rusçuk ayanı. Peki ayan ne demek? Ayan bir bölgedeki, bir bölgedeki ekonomik ve askeri güce sahip olan kimse, askeri güce sahip olan kimseye biz ne diyoruz? Bunu söylüyoruz değerli arkadaşlar. Bunu da böyle biliyoruz. Devam et bakalım."

"He."

"Evet."

"Alemdar Mustafa Paşa ne olmuştu hatırlayalım."

"Sadrazam oldu. Sadrazam oldu. Evet."

"Devam."

"Türkiye için etkin bir gelen ayarları."

"He."

"Şu son ikisini mi yazıyorsun?"

"Ayanlar İstanbul'a davetmiş."

"Evet. Ayanlar İstanbul'a davet edildi."

"Davet edildi. Evet."

"Evet."

"Sened-i İttifak imzalandı. Daha tahta çıkar çıkmaz çok geçmedi. Sened-i İttifak imzalandı. Hadi bir sorum olsun. Bakayım bu Sened-i İttifak nerede imzalandı? Hadi bakalım. Tamam. Sened-i İttifak'ın iki tane, bu arada tarihini de söyleyeyim 1808'dir. İki tane şeyi var. Bir padişah olan Mahmut var. Karşı tarafta ise kimler vardır? Ayanlar vardır. Peki Sened-i İttifak'ın içine içeriğine geçelim. Bir gün bu sınav sorusu gelecek. Her zaman şöyle geliyor. Osmanlı Devleti'nde ilk demokratikleşme hareketi. Hayır. Bir gün ne der devlet? Şunları verir, verir, verir bu nedir diye sorar."

Veya buna atılacak en güzel, en iyi başlık hangisidir der. Senin, sen ittifakı bulmanı ister. Başla kardeşim.

>> Ayanlar merkezi otorite.

>> Ayanlar merkezi otoriteyi kabul edecek. Evet.

>> Asker ve vergi yardım.

>> Asker ve vergi toplamaya yardım edecek. Zaten göndermeyen onlar. Asker ve vergi toplamaya yardım edecek. Bu bir.

İki şah.

>> Bak burada zaten iş çıkıyor. Padişahın burada otoritesi sarsılıyor. Bakın padişah eşit ve.

>> Adaletli vergi alacak.

>> Adaletli vergi alacak. He.

>> Ağır vergiler koymayacak.

>> Vergi alacak. Ağır vergiler koymayacak. Ağır vergiler koymayacak. Evet.

Nazım devam.

>> Ayanların olduğu bölgede.

>> Ayanların olduğu bölgede. Evet.

>> Kim topluyormuş? Ayanlar topluyor. E ne güzel vallahi. Ayanlar toplayacak. Evet.

>> Devamında ayanlık babadan oğula geç.

>> Ayanlık babadan oğula geçecek. Ayanlık babadan oğula geçecek. Evet.

>> İstanbul'da çıkan isyanlardan.

>> Eğer bir isyan olursa İstanbul'da çıkan isyanlara. Evet.

>> Ayanlar bekleme.

>> İsyanlara karşı ayanlar emir beklemeden ne yapacakmış? İsyanı bastıracak. İsyanı bastıracak. Evet.

Bunlar önemli. Peki önemi ne? Hadi bakalım. Bayır.

Bir.

>> İlk kez Osmanlı padişahının mutlak otoritesi sarsılmıştır. Mutlak otoritesi ne olmuştur?

>> Sarsılmıştır. Devam.

İki.

>> Ayanların varlığı resmileşmiştir. Çünkü masaya oturdu. Devlet tarafından ne olmuş? Resmileşmiştir. Evet.

>> Osmanlı Devleti tarihinde ilk demokratikleşme hareketidir. İlk demokratikleşme hareketidir. Evet.

Lazım. Büyük.

>> 1215'te İngiltere'de yayınlanan Magna Carta'ya benzetilir. Carta'ya yani büyük şart demek benzetilmiştir. Evet.

Olay bu. Gelelim not kısmına. Nazım notu şöyle yazacağım. Dikkatli dinleyin arkadaşlar. Görünüş itibariyle padişahın yetkilerini kısıtlıyor mu ilk defa? Evet. Ama padişah bu Sened-i İttifakı yapma sebebi ne? Merkezi otoriteyi korumaktır. Bir daha söylüyorum. Padişah oturduğu zaman otoriteyi kaybetmek için oturur mu? O zaman dikkat. Sened-i İttifakın II. Mahmut tarafından imzalanmasının temel sebebi, Mahmut tarafından imzalanmasının temel sebebi neymiş? Merkezi otoriteyi sağlamaktır. Merkezi otoriteyi sağlamaktır. Sonuçta karşı taraftaki ayanlar da ne vergi veriyor, ne asker veriyor. Gidiyor Yeniçeri isyana destek veriyor. O var, bu var. En azından bunları bir dizginleme olayı var fark ettiyseniz. Bunu da söyleyelim.

Evet, geldik idari alanda yapılan ıslahatlara. Hep beraber bakalım. Bu arada kalemimi de hazırlayın. Atımı hazırlayın der gibi oldu. Ver bakayım kalemi de. Gelelim Mahmut'a. Üç sınavdan birine kesin gelmesini beklemiyor. Üç sınavdan kastettiğimizi daha söylüyoruz. KPSS'nin lisansı, ön lisansı, orta öğretimi veya EKPS'si veya ALES'i, kaymakamlık, hakimlik, ne söylüyorsan. Mahmut çünkü modern Osmanlı tarihinin en büyük padişahlarından biri sayılıyor. Yaptığı ıslahatlar. Peki şu ıslahatları bir yazalım. Neler yapmış ya? Ardından konuşuruz. Başla bakalım.

Bir.

>> Ayanlığı kaldırmıştır.

>> Ayanlığı kaldırdı. Evet.

>> Köylere muhtar.

>> Bir daha söyleyeyim. Ayanlığı kaldırdı. Köylere muhtar.

>> Köylere muhtar. Evet.

>> Eyaletlere de müşir yani vali atadı. Eyaletlere müşir yani vali atamıştır deriz. Evet.

Bir, iki devam ettim.

>> Tımar sistemini kaldırdı.

>> Tımar sistemini kaldırdı. Devamı var mı? Müsadere sistemini kaldırmıştır.

>> Tımar sistemini ve müsadere sistemini kaldırmıştır. Müsadere sistemini kaldırmıştır. İki tane büyük icraat bence. Evet.

Nazım devam.

>> Devlet dairelerine resmini.

>> Devlet dairelerine resmini astırmıştır. Bu nedir? Devlet otoritesini sağlamaya yöneliktir. Haberiniz olsun. Bu da merkezi otoriteyi sağlamaya yöneliktir. Devlet adamlarına dedim ya. Oğlum demiyorsunuz da ne adam biz de yazıyoruz ha. Şöyle.

>> Devlet dairelerine.

>> Devlet dairelerine resmini astırmıştır. Bu merkezi otorite midir? Resmini astırmıştır. Değerli arkadaşlarım.

>> Biliyorsun Mahmut benim adamım. Bunun ismi ne olarak geçer? Tasviri Hümayun, portresi. Devam.

>> Ne?

>> Evkaf vekaleti.

>> Evkaf vekaleti. Evet.

>> Bu neymiş yani? Vakıflar Genel Müdürlüğü niye kurmuştur sence? Bütün Osmanlı Devleti vakıf eserlerini tamir yapmak için ve oraya bütçe aktarılıyor. Oraya para toplanıyor. O yüzden Evkaf vekaletini kurdurmuştur. Kıymetli dostlar devam.

>> İçin.

>> Belediye işlerini düzenlemek için ihtisap nezaretini kurmuştur. Nezaretini kurdu. Evet.

>> Pasaport uygulamasına geçildi. Amaç ne? Avrupa'ya ne göndermek?

>> Öğrenci. Şimdi bir olay anlatacağım size. Hayata geçirmiştir. Arkadaşlar pasaport uygulaması idari yani yönetim alanında bir ıslahattır. Ama o pasaportla eğitim yani öğrenci gönderilmesi Avrupa eğitim alanında yapılan ıslahattır. Yani Mahmut'u biraz da ayırt etmek çok zor. Çünkü her inkılap veya her ıslahat birbirini çok etkiliyor. Yani yönetimde de olabilir, eğitimde de olabilir. Eğitimde de olabilir, askeriyede de olabilir. Yani burada biraz ayırt etmek çok zor. O yüzden devlet Mahmut'tan üç soru sorar. Bir, aşağıdakilerden hangisi II. Mahmut dönemi ıslahatlarından biri değildir? Bu çok klasiktir. O yüzden Selim'in ıslahatıyla bir sonraki Mecit'in ıslahatını bilmek yeterli. Zaten Mahmut'u zaten biliyorsun. İki, bir tane ıslahatı alır, tek soru yapar. İşte 1831 tarihinden itibaren Osmanlı Devleti'nde Mahmut zamanında yayınlanmaya başlayan ilk resmi gazete nedir? Cevap: Takvim-i Vekayi. Bu tekli olarak sorulur. Şimdi asıl mevzuya gelelim. Mahmut'u bilen Mecit'in sorusunu da yapar. Hamit'in sorusunu da yapar. Aziz'in sorusunu da yapar. Aa hocam nasıl yapar? Ben Mahmut'u bilirsem aşağıdakilerden hangi Sultan Abdülmecid dönemiatlarından biri değildir? O değildir. Genellikle kimin ıslahatı veriliyor? Mahmut'un. Aşağıdakilerden hangisi Tanzimat dönemi ıslahatlarından biri değildir? Cevap gene ne? Mahmut'un ıslahatı. Aşağıdakilerden hangisi Abdülhamit dönemi gelişmelerinden biri değildir? Cevap gene Mahmut'un ıslahatı. Çok ilginç şekilde şimdiye kadar yaptığım tüm analizler Mahmut'u bilenin 19. yüzyıldaki bütün sorulara doğru cevap verdiğini gösteriyor. Islahatlar açısından söylüyorum. O yüzden birazdan size de bir oyun anlatacağım. Onu en son zamanda yapacaksınız. Böylelikle Mahmut, Mecit, Aziz ve Hamit ıslahatlarını çok ciddi şekilde öğreneceğiz. Bunu hayatımızda bir kere öğreneceğiz. Bir daha da öğrenmeye ihtiyaç duymayacağız. Devam.

>> İstanbul'a gelenler için.

>> İstanbul'a gelenler için. Evet.

>> Mürur tezkeresi düzenlendi. Peki mürur ne demek lazım? Bilgin var mı hiç? Yine araştırma işi sana düştü. Korkuyorum sana iş vermekten ziyan olacak diye ama. Evet. Mürur ne demek? Arapça tezkeresini çıkarmıştır. Devam et Nazım.

>> İdari işler.

>> İdari işler. Evet.

>> Ve ıslahatları düzenlemek amacıyla. Evet. Darı Şurayı Babali Daru Şurayı Babali kurulmuştur.

>> Evet.

>> Neymiş?

>> Ne?

>> He. Geçip gitmek işte. Geçip gitmiyor. Orada durduruyor adam.

>> Devam.

>> Memurlar memurların yargı ve tercih.

>> Memurların yargı ve terfi işlemleri için terfi işlemleri için Meclis-i Valay-i Ahkam-ı Adliye dikkat. Bu Meclis-i Valay-i Ahkam-ı Adliye ileride Meclis-i Ahkam-ı Adliye olacak. O da ileride Yargıtay olacak. Ne kurulmuş? Meclis-i Valay-i Ahkam-ı Adliye kuruldu. Evet.

>> İlk resmi gazete olan.

>> İlk resmi gazete olan Takvim-i Vekayi çıkarılmıştır. Takvim-i Vekayi çıkarılmıştır. Çok ilginçtir bunun hikayesi de bu dönemde Mahmut'la biliyorsun Mehmet Ali arasındaki büyük rekabetten dolayı Mehmet Ali Mısır'da Vaka-i Mısriye'yi çıkarmıştır. Mısır gazetesi yani. O yüzden de o da devlet gazetesini çıkarttı. Onu da söyleyeyim. Devam.

>> Memurlara maaş bağlanmış.

>> Memurlara maaş bağlandı. Neden? Tımar sistemi kaldırıldığı için maaş bağlandı. Evet.

>> Ve memurlar dahiliye ve hariciye diye ikiye ayrılmıştır. Hariciye diye ikiye ayrılmıştır. Evet.

>> Memurların ceket ve.

>> Memurlara ceket. Evet.

>> Pantolon. Ve fes giymesi. Evet.

>> Zorunlu hale getirmiş.

>> Zorunlu hale getirmiştir. Ya böylelikle bunun bir devlet memuru olduğu anlaşılır. Bizde de mesela ilk şeylerde ne derler ne uygulaması serbest kıyafet uygulamasından sonra kimin öğrenci olup olmadığı belli olmuyor. Doğru mu bu böyle? Mesela askeri kıyafetin ülkemizden kaldırıldığını düşünelim. Abu herkes kot pantolon değil mi kardeşim? Yani gömlek, kravat, sakal. Ben 2010'da Suriye'ye gittim. Dediler ki hocam şurada bir işleminiz var. İşlem yapmaya gittik bizim arkadaşlar. İşlem yapmaya girdik. Devlet dairesini bir gör ya böyle devlet dairesi mi olur kurban olayım ya. Arkadaşlar o kadar farklı giyimler, o kadar farklı hiç anlaşılmıyor. Anlıyorsun zaten ya. Burada bir devlet ciddiyeti yok yani. Sakal ayrı. Saç sakal ayrı ayakkabı. Adam terlik girmiş parmak arası gelmiş. Kurban olayım böyle ciddiyet mi olur ya? Zaten belli zaten. Bir de böyle 1'de de uykuya yatıyorlar biliyorum ya. Acayip bir ülkeydi ya. Ben savaştan önce gittiğimiz için söylüyorum. Savaştan sonra zaten her yer gittiğimiz her yer yıkıldı. Devam.

>> Devlet memuru yetiştirmek için.

>> Devlet memuru yetiştirmek için. Dur şimdi Nazım. Arkadaşlar normalde biz devlet memurlarını Enderun'dan yetiştiriyorduk. Doğru. Ama Enderun vasfını kaybetti. Onun üzerine Mekteb-i Maarif-i Adliye diye bir teşkilat açtı. Kim? Mahmut. Mekteb-i Maarif-i Adliye'ye getirmiştir. Adliye Teşkilatı Kurulu. Bu arada şunu da söyleyeyim. Enderun kapatılmamıştır. Sadece önemi azalmıştır. Devam.

>> Divanı kaldırdı.

>> Divan-ı Hümayun kaldırıldı. Evet. Yerine ise Heyet-i Vükela kuruldu. Heyet-i Vükela yani Vekiller Heyeti yani Bakanlar Kurulu. Tüm bakanlıklarda nazırlığa çevrildi. Tüm Divan-ı Hümayun üyeleri nazırlığa çevrildi. Şimdi bakalım başla kardeşim. Divan-ı Hümayun'u neye çevirdi?

>> Nazırlık.

>> Nazırlık yani diğer adıyla şu hepsinin hepsinin birleşimi ne buysun? Sadrazamlık başvekalete, Reisülküttaplık Hariciye Nazırlığına, Sadaret Ketküdalığı Dahiliye Nazırlığına yani İçişleri Bakanlığına efendim vakıflar neye çevrilmiştir?

>> Efkaf-ı Hümayuna. Padişah vakıfları demek işte. Şeyhülislam'a dikkat. Bab-ı Meşihat Dairesine. Bab-ı Meşihat Dairesine. Niye ben buna vurgu yapıyorum? Hemen söyleyeyim. Çünkü bunu sordukları zaman Diyanet İşleri Başkanlığı koyduğu zaman bu ülkenin %70'i Diyanet İşleri Başkanlığı yapar. Halbuki Diyanet İşleri Başkanlığı Türkiye Cumhuriyeti'nde kurulan bir kuruluştur. Bu bir. İki zaten şu Reisülküttaplığı sordular iki defa. İki defa sorulanın üçüncü defa sorulma ihtimali ilk çıkana göre daha fazladır. O yüzden hala buradaki ne çıkma ihtimali var? Reisülküttaplık neye dönüştürülmüş? Cevap Hariciye Nazırlığına veya işte II. Mahmut zamanında Hariciye Nazırlığı kurulmuştur. Hariciye Nazırlığı aşağıdakilerden hangisinin yerine kurulmuştur? Cevap Reisülküttaplığın yerine. Anlaşıldı mı kıymetli dostlar? Notumuzu yazalım lazım. Başla.

>> Adalete önem verdiği için.

>> Evet. Kendisi adalete önem verdiği için zaten lakabı mahlası Adli'dir.

>> Ve yeni kanun ve tüzük.

>> Ve yeni kanun.

>> Ve tüzükler hazırladığı için. Hazırladığı için. Evet.

>> Adli unvanı verilmiş.

>> Adli unvanı verildi. Kendisine ne unvanı verilmiş? Adli, adaletli yani unvanı verilmiştir. Var mı başka bir şey? Ha bu arada kendisinin döneminin çok önemli bir olayıdır. Bir insanın suçlu olduğunun kesin kararlaştırılana kadar suçsuz ve masum olması diğer adıyla masumiyet karinesi ilk defa kimin zamanındadır? II. Mahmut zamanında bunu yazılı hale getirmiştir. Evet zaten herkes klasik olarak bilmiyor bizim ülkemizde suçu kanıtlanana kadar herkes masum. Bu ne? Ama bunun bir de neyi olması lazım? Yazılı kanunu olması lazım. Gene kimdir değerli arkadaşlar? Mahmut. Onu da yazayım mı? Masumiyet karinesi. Masumiyet karinesi ilkesi yazılı hale getirildi. Yazılı hale getirilmiştir. Kimin zamanı? Mahmut. Bu arada Mahmut zamanı tabii ki yapılan tüzükler Mecit, Aziz ve Hamit dönemlerinde de hep hukuk fakültesi okuyan değerli arkadaşlarımızın ders konularından ibarettir. Osmanlı hukuk sistemi, İslam hukuku sistemi. İşte onlar Roma hukukunu alıyor, ona alıyor, buna alıyor. Ama tabii ki bir de ne dönemi var? Mahmut dönemiyle ileride başlayacak olan Tanzimat dönemi çok çok kıymetlidir. Bu da hukukta büyük değişimler var. Burası tamam mı? Tamam. Şimdi 5 dakika molanız var. 5 dakika sonra devam ediyoruz.

Geldik askeri alanda yapılan ıslahatlara. Yani Mahmut deyince zaten hemen askeri alandaki hemen Yeniçeri Ocağı geliyor. Ama ondan önce bir olay var. Şimdi II. Mahmut tahta çıktıktan sonra Nizam-ı Cedid yani kaldırılmış Nizam-ı Cedid'in yerine Sekban-ı Cedid'i koyuyor. Tam buraya kadar normal ama Yeniçeri ayaklanacak ve Sekban-ı Cedid'i kaldıracak. Sonra diyor ki Mahmut, "Yahu arkadaş bu Yeniçerilerin içinde hiç mi devlet yanlısı yok ya?" diyor. Bir istihbarat yapıyor. İstihbaratları 6000-7000 civarında devlete bağlı, yani "Ocak devlet içindir" anlayışını güden Yeniçerilerden yeni bir ocak kuruyor. Bunun da adı Eşkinc Ocağı. Ama bu sefer de Yeniçeri Ocağı'nın diğer kalanları kendilerini vatan haini gibi hissettiklerinden dolayı ayaklanıp bu ocağı da kaldırıyor. Bakın şimdi arkadaşlar, adam iki tane ıslahat yapmış. Biri Sekban-ı Cedid, diğeri Eşkinc Ocağı. İkisi de kaldırılmış. Şimdi Mahmut için tek yapılacak şey Yeniçerilerle ulemanın arasını bozmak. Neden? Çünkü Yeniçeriler her zaman ayaklandıkları zaman din kisvesi altında ayaklanmışlar. Yani ulemanın desteği olmadan herhangi bir ayaklanma yapmamışlar. O yüzden ulemadan artık çağırıyor yanına. "Bakın," diyor, "devletin ciddiyeti bu. Sıkıntılarımız var. Bilmem neyimiz var. Bak Mora İsyanı var. 1826'dan bahsediyorum. Tepedelenli Ali Paşa isyan etmiş. Sıkıntılar çok büyük. Artık," diyor, "bu Yeniçeriye desteğiniz kesin." Peki Yeniçeri ne yapmış? Bir, ocağa aykırı alımlardan dolayı zaten kim artık devşme, kim değil belli değil. İki, İstanbul'da evlenmeleri artık serbest olduğu için evlenmişler, çocuk sahibi olmuşlar, dükkan açmışlar, esnaflık yapıyorlar. Yani o ulufe maaşlarını artık gidip bozduruyorlar. Milletin bütün esnafın elinde ulufeler var. Düşünebiliyor musun? Ulufe kağıtları var. Her üç ayda bir ama böyle bir şey değil ki artık. Yeniçeri askerden kaçıyor. Yeniçeri artık Yeniçeri sıkıntı arkadaşlar. Mahmut bunun farkında. Yani tepesinin üzerinde hep bir kılıçla yaşamış Mahmut. E şimdi ne yapacak? Bu ocağı kaldırmak için destek arayışına çıkıyor. Bir, diğer ocakların tamamını bağlıyor. İki, ulemayı kesiyor. Bakın ulemadan özellikle Şeyhülislam, kazasker, medrese öğrencilerine hepsine haber veriliyor ve Topkapı Sarayı'ndan ne çıkarılıyor? Ne çıkarılmıştır sence? Et Meydanı'na, Sultanahmet Meydanı'na götürülüyor. Sancak, sancak. Peygamber sancağı çıkarılıyor ve herkesin bu sancak altında birleşmesi isteniyor. Bunun üzerine yaklaşık 3500'e yakın müderris ve öğretmen ve öğrenci ilk sancağa gelenler oluyor. Ardından halktan bezmiş halk oraya geliniyor. Artık Yeniçeri olayı anlıyor. Yani kendileriyle bir iş savaşı. Onlar da o düzeni alıyor. Levent ve Selimi yakıştırmalarında sabahleyin bir top atışıyla başlanıyor. Arkadaşlar düşünebiliyor musunuz? Diğer tüm ocaklar birleşip bu ocağa karşı saldırıya geçiyor. Ocak'tan çıkabilenler yani oradan kışladan çıkabilenler sokaklara dağılıyor ve sokak savaşı başlıyor. O gün sadece 6000-7000 Yeniçeri öldürülüp 20.000'e yakın esir elde ediliyor ve tarihteki bu Yeniçeri Ocağı kaldırılıyor. Peki Yeniçeri Ocağı ile beraber ocak mı kaldı? Bunlar Bektaşi değil miydi? Tüm Bektaşi tekkeleri kapatılıyor. Artı II. Mahmut diyor ki, "Kardeşim bu ocak benim diyor yıllarca anamı ağlattı. Bu ocakla alakalı hiçbir şey istemiyorum diyor." Ya ne demek istemiyorum? Bir, inandıkları tarikat Bektaşilik. Gülbank duası kaldırıldı. Döndü bakın neyi kaldırdı. Bu dedi Yeniçerilerin söylediği marşlar var ya hani askere giden arkadaşlar şimdi bilecekler. Askerde sabah içtimadan sonra ilk koşularda ön tarafta bir asker, uzman bir asker. Uzman dediğimiz yani bayağıdan beri askerde olan bir asker. Tüm marşları bildiği için en önde o koşar. Sen onun arkasında marş söyleye söyleye gidersin. Yaylalar değil mi? Hepinizin bildiği işte yaylaları söyle. Diyor ki, "Yaylalar yasaklandı." Niye? "Yeniçeri'yi bana hatırlatan her şey ne olacak? İptal olacak." Sevgiden ayrılın lazım. İnsanoğlu ne yapıyor ilk başta? Klasik Instagram'dan fotoğraflar kaldırılır. Doğru mu? Ondan sonra mutlu pozlar atılır. Erkekler body salonuna gider. Klasik işler var biliyorsun. Efendim.

>> Kadınlarımız kuaföre gider. Bir ay sonra kadın erkeği unutur. Erkeğin acısı bir ay sonra başlar falan. Böyle ilginç bir şey var ya kardeşim. Siz sizi hatırlatan her şeyden vazgeçmiyor musunuz? Al mektuplarını ver mektuplarını. Al hediyelerini ver hediyelerini falan. E mektup yakma vardı eskiden. Bizim zamanımızda kovaya doldurulur yakarlardı falan. E kardeşim bu adam yıllarca bunun çilesini çektikten sonra elbet genişler. Ocağı kaldırınca onu hatırlatacak her şeyi de vazgeçiyor. Bunlardan bir tanesi de marşlar. Birçok marş var. Mehterhane kapatılıyor ya. Ünlü piyanist Donizetti'nin kardeşleri geliyor. Osmanlı Devleti'nde yepyeni bir teşkilat kuruluyor. Bu teşkilatın adı ne ya? Bu teşkilatın adı Mehterhane'nin yerine kurulan Mızıkka-ı Hümayun oluyor. Şimdi buraya kadar tamam. Peki bu Osmanlı Devleti'nde Vaka-i Hayriye diye nitelendirilir. Yani hayırlı olay. Osmanlı tarihinde geçiş sistemindeki ismi budur. Çokça gelmiştir bu soru. Dikkat. Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasına ne deniyormuş? Vaka-i Hayriye. Yani hayırlı olay. Peki Yeniçeri Ocağı kaldırıldı. E yerine yeni ocak kurulacak. Bu ocağın adı da Muhammed'in güzel askerleri, Muhammed'in meşhur askerleri, Muhammed'in şerefli askerleri anlamına gelen Asakir-i Mansure-i Muhammediye. Bak şimdi. Asakir-i Mansure-i Muhammediye. Peki bu ordu için yeniden bir alım yapılması gerekmiyor mu? E alım yapılacak. Diyorlar ki o zaman memleketteki erkekleri sayalım. Askere elverişli olanları alalım. Peki sayarken lan zaten millet evine kadar gidilecek. Eski sayımlar gibi düşünün. Türkiye'de biliyorsunuz 2000'li yıllara kadar evde sayım yapılırdı. Pazar günü sokağa çıkma yasağı ilan edilir arkadaşlar. Pazar burada heyecanla beklerdik. Şimdi o memurun ne zaman geleceği de belli. Bu arada ben memur da oldum bu arada. Yani o sayan kitlelerden bir tanesi de bendim. Evet. Son 2000 yılında yani kaç yaşında oluyorum lazım? 18 yaşında başvurmuşum. Beni verdiler Altında telsizlere sayıyorum. Nasıl saydığım da belli değil. Her taraf sıkıntı. O işte hep eve davet edilir. Evin içine girer, sayarlar. Ondan sonra tek tek. Ya acayip bir sistemdi. İşte işte babamız falan takım elbise giyilir bilmem ne. Acayip bir ortamdı. Sonradan bu Allah'tan adrese dayalı sistem geldi de şimdi gerçek nüfus saptanabiliyor. Çünkü aileye soruluyordu. Ailede kaç kişi var diye. Adam 5 derse 5 yazılıyordu. Ya memlekette kadın sayılmıyordu ya. Kadınları saymıyordu toplum. Değerli arkadaşlar, o yüzden net nüfusun ortaya çıkma ihtimali çok azdı. Bu arada sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesi falan değil. Karadeniz, İç Anadolu ha neler yaşadı bu ülke? Şu an kadınlarımız ders çalışıyor, atanıyor. En çok mutluluk olanlardan bir tanesi benim. Niye? Hem ekonomik anlamda kendilerini özgürleştiriyorlar hem de topluma faydalı oluyorlar. Hem annelik vazifesi hem de kariyer vazifesini birlikte yürütüyorlar. Çok daha zor işler. Peki bu nüfus sayımı yapılırken demedi mi lan biri? La arkadaş zaten biz evlere gidip erkekleri sayacağımıza bir de mülkleri sayalım. Mülk. Hayvanları da sayalım. Hayvanları da erkekleri de sayalım. Şimdi ilk akla geliyor. Acaba hayvanlarla erkekler hangisi daha fazla diye değil. Neden burada hayvanlarla şeyi sayıyoruz? Mülkü vergi alabilmek için. Erkekleri saymamızın temel sebebi de askere uygun olanları belirlemek için. Bütün mesele bu. O zaman Osmanlı Devleti'nde ilk kez nüfus sayımı ne zaman yapılmıştır? Mahmut zamanında. Ama o nüfus sayımında kadınlar sayılmamıştır. Bunu da söyleyeyim. Tamam? Peki askeri alanda lan yeni Asakir-i Mansure-i Muhammediye diye bir ordu kurdum. Gittim nüfus sayımda erkekleri belirledim. Peki tamam da erkekleri ben göz kararı, yaş kararı belirledim. Kaç yaşındasın oğlum? 19. Kaç yaşındasın? 22. Ben bir sistem belirlemişim. 19 ile 25 arası alacağım. Tamam da her 19 ile 25 arasındaki çocuk sağlıklı mı? Esen değiştirme kanununa göre nasıl alıyordun? Alıyordun. Yara, iz, bere, yanık olmayacak. Kellik olmayacak. Ne uzun boylu ne kısa boylu olacak. Birçok şart vardı. Ya bu şartlar o günde de var. O yüzden bu çocukları belirlenen çocuklar diyelim ki ülkede 100.000 erkek belirlendi. Böyle Daru Şuray-ı Askeriye'ye gidecek. Ne o? Askerlik şubeleri. Klasik. Biz de gittik Askeri Şubesi'ne. Ben askere gitmeden önce Askeri Şubesi'ne gittim Mamak'ta. Biliyorsun kardeşim Askeri Şubesi önü ne yapılıyor? Ön muayene. Sağlık muayenesi. E düz taban çıksam almayacaklardı. Doğru mu? Atıyorum başka herhangi bir sakatlığım, herhangi bir şeyim olsaydı gene almayacaklardı. Orada bir muayeneden geçiyorsun. Sağlığa yani askerlik yapmaya elverişli raporunu alıyorsun. Daru Şuray-ı Askeri ne demekmiş? Askerlik şubesi. Peki ülkede ser askeri kuruluyor. Ne demek biliyor musun sen? Genelkurmay Başkanlığı kuruluyor. Genelkurmay Başkanı diye bir adam oluyor bu ülkede. Ser askeri. Bak bunların hepsi askeri alanda yapılan ıslahatlar. Mahmut ya genelde buradan soruyorlar ya da buradan soruyorlar. Bakalım sınavda hangisi gelecek. Başla kardeşim.

Askeri alanda yapılan ıslahatlar.

>> Sekban-ı Cedid ve Eşkinc Ocakları kurulmuştur. Eşkinc Ocakları kurulmuştur. Şimdi bir hatayı daha söyleyeyim. Bir hatanız var. Sınava girdiniz. Bir öncülü verdi. Sekban-ı Cedid Ocağı kurulmuştur. İki. Yeniçeri Ocağı kaldırılmıştır. Üç. Eşkinc Ocağı kurulmuştur. Yukarıda verilenlerden hangileri Mahmut dönemi ıslahatları arasındadır? Şimdi cevabı ne beklenir? Bir, iki ve üç. Mantıken. Peki bizim öğrenci ne düşünüyor bazen? Ulan diyor Sekban-ı Cedid de diyor ikinci hoca kaldırıldı. E kaldırıldıysa ıslahat değil. Bak öyle bak hele. E oğlum o zaman bizim bugün 2025'i anlatıp tarih dersini bitirmemiz lazım mantıken. Aa sen o gün dönemdesin. O gün o gün ocak kuruldu mu? Kuruldu. Islahat mı? Islahat. Kaldırılmaz seni ilgilendirmez. O zaman biz onus falan işlemeyelim. Berlin'e geçelim direkt. Sevr'i işlemek hiç Lozan'a geçelim. İptal de edilse kaldırılsa da ıslahat ıslahattır mantığıyla bakacaksınız. O zaman Mahmut ıslahatlarına aşağıdakilerden hangisi Mahmut dönemi ıslahatlarından biri değildir? A) Sekban-ı Cedid Ocağı var mı? Var. Eşkinc Hoca var mı? Var. Bu işe bu gözle bakacaksınız. Sakın ola "Ulan bunlar kaldırıldı. O zaman ıslahat yoktur" diyemezsiniz. Bak bir olayı anlatayım. Ben yaşadığım bir tecrübedir bu. Öğrenciler arasında bir deneme sınavında öğrenciye soruyoruz. Öğrenci gidiyor diyor ki, "Hocam Sekban-ı Cedid Ocağı kaldırıldı. Kaldırılan şeyin ıslahatı mı olur?" Hayır, mantık yanlış. Sen kaldırıldıktan sonraki bir anlatımı dinliyorsun şu an. O yüzden bu yorumu yapabiliyorsun. Sen hangi tarihtesin şu an? Mahmut'tayım. Şu an Mahmut Ocağı kurdum mu? Kurdum. Bitti. Islahat. Devam.

>> 1826 Yeniçeri Ocağı kaldırılmıştır.

>> 1826'da Yeniçeri Ocağı kaldırıldı. Evet.

>> Bu olay Vaka-i Hayriye.

>> Bu olaya Vaka-i Hayriye denildi. Vaka-i Hayriye adı verildi. Ne demekmiş? Yani hayırlı olay.

>> Denildi. Değerli arkadaşlar yerine ne kuruldu onu da söyleyelim. Asakir-i bir sınavda çıktı. Mansure-i Muhammediye. Muhammediye. Anlaştık mı? Asakir-i Mansure-i Muhammediye. Hatta bir şey söyleyeceğim. Asakir-i Mansure-i Muhammediye şey üst düzey bir ordu. Bu orduya da mantıken acemi olanlar nasıl Yeniçeri Ocağı'na asker veriyorsa mantıken de buraya da birilerinin asker vermesi lazım. O yüzden Mekteb-i Fünun-ı Harbiye açılıyor. Mekteb-i Harbiye var ya harp okulu. He. Harp Okulu kimi asker yetiştirecek? Buraya asker yetiştirecek. Yani Mahmut'un yapmış olduğu ıslahatlara bakalım. Hepsi bugünümüzdeki kuruluşlardır. Mekteb-i Tıbbiye, Mekteb-i Harbiye. Tamam. Devam.

İki tane not var.

>> Nazım harbi.

>> Söyle.

>> Ordunun ihtiyacı.

>> Ordunun ihtiyacı değil. Asker ihtiyacı lazım.

>> Tamam. Sen düzelt. Asker ihtiyacını karşılamak için. Evet. Mekteb-i Fünun-ı Harbiye yani klasik olarak neymiş yani Harbiye kuruluyor.

>> İleride de Asakir-i Mansure-i bu devamı mıydı Nazım?

>> Tamam bu bunun devamıydı. Notun devamı mı yani?

>> Muhammediye yerine ne kurulmuş? İsmi değişmiş yani. Asakir-i Nizamiye Ordusu kurulmuş. Bakın devam ediyor hala. Devam.

>> Yeni ocağın kaldırılması Osmanlı Devleti.

>> Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması Osmanlı Devleti'nden. Ağzım biraz sesli. Evet.

>> Ordu ve devlet teşkilat.

>> Ordu ve devlet teşkilatlarındaki. Evet.

>> Başlangıç.

>> Teşkilatlarındaki. Evet.

>> Modernleşme.

>> Modernleşmenin başlangıcı sayılmıştır. Modernleşmenin başlangıcı sayılmıştır. Evet.

>> Askerlik çağına gelmiş kişileri tespit etmek.

>> Tespit etmek.

>> Ve vergi almak amacıyla.

>> Ve vergi almak amacıyla. Evet Nazım.

>> İlk kez nüfus sayımı yapılmıştır.

>> İlk kez nüfus sayımı yapılmıştır. Hayvanlar sayılmış.

>> Kimler sayılmış? Hayvanlar.

>> Sayılmıştır.

>> Ve mülkler de sayılmıştır. Mülkler de sayılmıştır. Hep şey vardır ya. Türkiye'de Galatasaray taraftarım fazla, Fenerbahçe taraftarım fazla diye. Hani hep bu şey vardır ya hani hep bu anımsatır. Keşke nüfus sayımında hani derlerdi ya hangi takımlısınız diye sorsanız diye. Bütün nüfus sayımlarında bu mantık hep şeydir yani. Abi halbuki nüfus sayım ne alakası var? İnsanlar böyle o zamanlar öyle düşünüyor yani. Devam.

>> Daru Şuray-ı.

>> Daru Şuray-ı Askeri yani askerlik şubeleri kurulmuştur. Askerlik şubeleri kurulmuştur. Evet.

>> Nazımet.

>> Evet.

>> Mekteb-i Harbiye ve Mekteb-i Tıbbiye açılmıştır.

>> Mekteb-i Harbiye ve Mekteb-i Tıbbiye açılmıştır. Devam.

>> Köylerin ve kasabaların güvenliğini sağlamak.

>> Köy ve kasabaların güvenliğinin sağlanması için arkadaşlar tımar sistemi kaldırıldıktan sonra redif birlikleri kuruluyor. Köy ve kasabaların güvenliğinin sağlanması amacıyla redif birlikleri kurulmuştur. Redif birlikleri kurulmuştur. Devam.

>> Seraskerlik yani diğer adıyla Genelkurmay Başkanlığı kurulmuştur. Başkanlığı kurulmuştur. Evet. Bunları da söyleyelim. Bu kalem yazmıyor gene. Nazım kalem. Şu kalemi alın benden. Şunu vereyim ben. Ver oradan kardeşim.

Evet, geldik eğitim kültür alanındaki ıslahatlara. Bu arada şunu söyleyeyim. Hani şey diyoruz ya mehterhane kapatıldı. Yerine mızıkka-ı hümayun kuruldu. Bazı kaynaklar bunu askeri alanda alır. Bazı kaynaklar eğitim alanında alır. Her ikisini bana göre kapsar. Ha ben eğitim de aldım sonuçta bu bir okul. Hani okul olduğu için. Ama burada da mesela tıbbiye okulu, harbiye okulu. Bunlar da eğitim alanında. O yüzden Mahmut'u böyle ayırt etmek biraz zor. Çünkü mesela tımar sistemi hangi alanları etkiler? Tımar sistemi söyle bakalım. Ekonomi 1, askeri 2, eee, yönetim 3, sosyal 4. Ben her alan etkilerim. Her alan etkilemez mi? Yatım var. Aynı mantık düşünün yani. Devam.

Şimdi kardeşim şeyi çevireceksin. Murat'a da bir şey biz öğretiyoruz. Kurban olduğum ya Rabbim, ya Resulallah ya. Hadi Murat. Geldik eğitim kültüre. Güzel. Üçüncü satıra geldik yani. Devam ediyoruz. Hadi bakalım.

Eğitim, kültür ve sağlık alanı. Mahmut zamanında arkadaşlar inanılmaz derecede hastalıklar yayılıyor. Bu hastalıklarla başa çıkabilmek için karantina uygulaması. Hatırlıyoruz hep beraber karantinaya günlerce girmiştik Covid-19 sürecinde. Doğru mu Nazım? Sen sağlıkçıydın bir de sen dışarıda geziyordun. Biz içeride oturuyorduk vallahi. Evet, sizlerin işleri çok zordu. Karantina uygulamasını Mahmut getirmiştir. Dikkat. İki, Avrupa'ya eğitim amaçlı öğrenci gönderilmesi gene Mahmut. İstanbul'da ilköğretimi zorunlu hale getirmesi gene Mahmut. İlköğretimi zorunlu hale gelirse ne oldu biliyor musun? Esnaflar karşı çıktı dediler, "Kardeşim çırak bulamayız." Türkiye'nin zaten bugünkü temel sorunlarından bir tanesini ülkede mesleki eğitimde aşağıdan yani alaylı mektepli değiliz, alaylı şekilde yetişen öğrenci bulunamaması. Yani bugün sıvacılık, inşaat işleri yarıdan çoğu artık yok oluyor. Hep bakın gelen insanlar hiç genç var mı aralarında? Yok. Hiç kimse, herkes çocuğu okusun. Gerçekten masa başı bir iş olsun. Yani doktor olsun, hakim olsun, sağlıkçı olsun. Evet, ister. Ama bu işleri de yapacak insanlar var. Mesleki açıdan Türkiye'de hani son zamanlarda lise eğitimi indirilmesi muhabbetini ben 10 yıldır söylüyorum kardeşim. Türkiye mesleki eğitime önem verecekse eğer ilerideki zamanlarda Almanya bizden nasıl 1970'lerde alıyor da hatırlıyor musunuz? İşçi alıyordu. Aynısını almak zorunda kalabiliriz. Aynısını. Lise eğitimi zorunlu olmamalı. Hala aynı kanıdayım. Evet. Ancak orada çocuğun da iyi yönlendirilmesi lazım. Yani çocuk sonuçta okuldan sıkılabilir, bıkabilir ama lisede iyi bir eğitim görüp olabilir. Mesela ortaokulda çok başarısız olan bir öğrenci lisede çok başarılı olabilir. Ancak lise eğitimi zorunlu tuttuğundan itibaren inşallah bunu 2 yılda zorunlu tutacaklarmış. 2 yıl ardından 4 yıl ne kadar fazla ya. 4 yıl ne ya? 4 yıl 4 yıl ne? E ben videolarımda hep söylüyorum bunu. Türkiye eğitim sistemi yanlış kardeşim. Yanlış ya. Ya şu dünyaya bir bakalım ya. Bu dünya ne yapıyor? Bu ileri ülkeler ne yapıyor? Nazım bir kere araştırdın mı lan? Finlandiya eğitim sistemini bir kere araştırdınız mı? Kanada eğitim sistemi bir kere. Güney Kore ve Japonya eğitim sistemleri, Singapur eğitim sistemi. Araştırmıyoruz arkadaşlar. Araştır ya da onu buraya aynen almaya kalkıyoruz. Ya olmuyor işte. Olmuyor. Türkiye kendi eğitim sistemini bulmak zorunda. Bir taraftan okuyana yol vermeli, yer vermeli, burs vermeli, okutmalı. Bir taraftan ben okumayacağım diyen çocuğa da mesleki eğitimde zirveye ulaştırmalı. La oğlum ne onu becerebiliyoruz ne bunu becerebiliyorsun? Olmuyor. Bugün devlet memuru 50.000 lira alırken bir inşaat ustası 150.000 lira kazanıyor arkadaşlar. Neden? Adamın elinde meslek var çünkü. E ben üniversiteyi bitiriyorum 25 yaşında. Ne öğreteceğim bana 25 yaşında? Berberlik mi öğreteceksin? Ne öğreteceksin bana? Babadan eğer çıraklaştın herhangi veya haşır neşir olduğun bir dükkanı yoksa babadan hiçbir şey öğrenemez. Çıraklığını yapmadığın bir işin ustası olamazsın kardeşim. Tamam. Önce çıraklığını yapacaksın. Herkesin hayali. Bir dükkan alayım, ticaret yapayım, zengin olayım. Olmaz.

>> Dolandırılırsınız. Ha babadan marketçiliğin varsa, babadan hırdavatçılığın varsa, babadan elektrik sat, ticaretle uğraşsak arkadaşlar devlet memuru olmaya da hiç gerek yok. Yok bu bir gerçek. Siz devlet memuru olmak istediğiniz yüzünden biz bu dersi anlatıyoruz. Bak aradaki farkı bir kere daha anlatıyorum. Sen öğretmensin. Evet. Sen devletle çalışacaksın diye ben bu dersi anlatıyorum. E bugün birçok öğretmen farklı mesleklerde çalışıyor. İstese de istemese de. Herkes mi mutsuz yani? He sana sorayım. Lazım lazım sana 50.000 lira yerine 200.000 lira vereyim. Mutsuz musun? Mutlu musun? E aynı şeyi aynı eforu sarf ediyor. Birini devlette sarf edeceksin diğerini özelde ya da kendi işini kuracaksın. KPSS her şey demek değil. KPSS bazen her şey oluyor. Bazen değil oluyor. Bu ülkede değerli arkadaşlar devlet memurluğu garanti olduğu için biz bu sıkıntıyı yaşıyoruz. Özelimiz iyi olsa hiç sorun olmayacak. Özel sektörde sen adama öğretmen, asgari ücret verirsen ne olacak? Koş nasıl olacak? E bir taraftan öbür taraftan 60.000 lira 70.000 lira kazanıldığı görülüp bir taraftan asgari ücrette çalışı hatta daha fazla çalışırsa ne olur bunun üzerine? Herkes o yüzden KPSS'ye giriyor. İşte herkes bir umutla giriyor. Birileri bir umutla bir gireyim diye giriyor. Bazıları da oturup ciddi ciddi emek veriyor. İşte bizim öğrencimiz ciddi ciddi emek veriyor kardeşim. İnşallah Allah emek verenlerin devletin de iyi alımlarıyla beraber inşallah sizleri de memur yapar. Memurluk bambaşka bir şey ama her gittiğiniz yerde memurluk eşittir mutluluk diyemem. Diyemem kardeşim. Öyle bir şey yok. Hayat yaşıyorsunuz ya. Memur oldun gittin evlendin. Memur oldun gittin adam mobbing yaptı. Ya Türkiye'de ben sana mobbingin 50.000 çeşidini söyledim. Her şey memurluk değil. Bir sınav kaybedince hayat kaybedilmiyor. Ben de bir karşılık devlet memuru değilim. Ama işimi iyi yaptığımdan dolayı yıllardır sektöre hizmet verdiğim belli bir kademeye rabbim bizleri sizlerin sayesinde getirdi. O yüzden şu işleri 10 kere yapmayalım. Bak bir bir defa yapalım. Bak adam hayatına bir defa yapmış gibi almış. Bak hepsini anlatıyorsun tek. Bir defa yaptın. İkinci defa yaptın bunları 10 kere çal bir bir puanım olsun ya. La böyle KPSS mi geliyor? Böyle sınava mı girilir ya? La hiçbir hedefiniz yok. Sınava giren KPSS'ciler hedef koymadan olmaz. Alacağınız puanı her yere yazmanız lazım. Beyninizin bulaştırmanız lazım. Ve gelen sınav sorularını 5 saniye içinde tarih sorusunu çözmeniz lazım. Ben Mahmut'u bu kadar anlatmamın sebebi Mahmut'tan kesin soru geleceği içindir. Gel bakayım. Bak bakayım KPSS'de Mahmut'un sorulmadığı sene var. Ya öyle sorulmuş ya cevap Mahmut olmuş ya direkt Mahmut'u sormuş ya da Mahmut'un içinden sormuş. Eğitim işlerinde en büyük sıkıntımız lise eğitimimizdir. Bizim ilkokullarımız çok iyi. Öyle ya da böyle. Evet. Sınıflar kalabalık olanlar var. Olanlar var. Öğretmenimiz iyi. Ama biz branşa geldi mi çocuğun ergenlik dönemi geldi mi biz yönlendiremiyoruz kardeşim. Yönlendiremiyoruz bu çocukları. Çocuğun acayip şeyleri, yetenekleri var. O çocukları köreltiyoruz. Bizim ilköğretimde Mahmut bakın ilkokulu adam zorunlu hale getirdi de kaldırdı esnaf ya. Ya dedi. Ne yapıyorsun sen Mahmut dedi? Biz nereden bulacağız çırağı dediler. Nasıl gidecek bu sektör dediler. Anlaşıldı mı? Her şey KPSS değil. Bazen her şey KPSS olur. Bazen olmaz. Allah hayırlısını versin. Yani ben her zaman söylüyorum. Hayırlı, hayırlı olan neyse sizlere onu versin. İşte ilköğretimdeki olay bu. Nazım Mahmud'a direkt esnaflar gelip karşı çıktı. Bu dönemde bakın değerli arkadaşlar ortaokullar açıldı. Mekteb-i Ulum-ı Edebiye diye geçer. Bunlar açıldı. Rüştiyeler yani ortaokullar açıldı. Bakın bunların hepsi Mahmut dönemindeki büyük ıslahatlardır. Hadi bir yazalım bakalım.

Eğitim, kültür ve sağlık alanında baştan.

>> Avrupa'ya eğitim amaçlı yok. Avrupa'ya. Bu arada Avrupa'ya ilk defa öğrenci gönderen Mahmut değildir. Daha evvelden de öğrenciler gönderildi ama eğitim amaçlı değil. Gezme görme açısından. Avrupa'ya eğitim amaçlı ilk defa öğrenciler gönderildi. İlk defa öğrenciler gönderildi. Peki göndermem için neyi çıkartmam lazımdı? Pasaport. Bak onunla o ilişkili. Devam.

>> Mekteb-i Ulum-ı Edebiye.

>> Mekteb-i Ulum-ı Edebiye zengin çocukların gittiği ortaokul mu? He kolej.

>> Ve Rüşdiye. Bizim taraf Rüşdiyeler kuruldu. Rüşdiye ne demekmiş? Ortaokul. İptidai ne demek? İlkokul. Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatını hatırlayın. Şemsi Efendi İptidai ilkokul ve Selanik Askeri Rüşdiyesi yani ortaokul. Sonra ne oldu? Manastır Askeri İdadisi lise oldu. En son ne oldu? Tabii ki Darülfünun üniversiteler. Devam.

>> Bulaşıcı hastalıkların yayılımının engellenmesi amacıyla.

>> Bulaşıcı hastalıkların yayılımının engellenmesi amacıyla karantina uygulamasına geçildi. Karantina uygulamasına geçildi. Devam.

>> Bu arada kendisi de veremden ölmüştür. Şey Mahmut veremden. Bu kadar olay yaşayan bir adam neyden ölmesi beklenir? Allah'ını seversen tahta çıkmış. Sened-i İttifakı dönmüş. 1800 şeylerde 12'de 612 Rus savaşı dönmüş. 1879 İngiltere ile savaş 1815'te çıkmış Eflak'ta isyan Tepedelenli Ali Mora İsyanı dönmüş Yeniçeri Ocağı'nı kaldırmış. Daha evvel ıslahat yapmış kaldırılmış. E sonra Mehmet Ali Paşa olayı verem amca ya. Adam veremden gitti ya. Veremden öldü adam ya. Düşünebiliyor musun? Osmanlı padişahı veremden ölür mü? E dağılma dönemi padişahısan veremden ölüyorsun işte. E bunun iki padişah öncesi I. Abdülhamid'le Özi Kalesi'ndeki o şeyden felçindi. Düşünün yani Mahmut'un yaşadıkları hiç kolay bir şey değil. Mahmut yani Osmanlı ömrünü uzatmıştır. O kadar söyleyeyim. Yaptığı reformlarla. Devam.

>> Yurt içine geziler düzenlendi.

>> Yurt içine geziler düzenlendi. Evet. İlkokul İstanbul'da sadece ilkokul İstanbul'da zorunlu hale gelmişti. Sonra kaldırıldı. Zorunlu hale geldi. Evet.

>> Mehterhane kapatıldı. Yerine Donizetti kardeşler. Yerine açılmıştır. Mızıkka-ı Hümayun. Mızıkka-ı Hümayun açılmıştır. Değerli arkadaşlar bir kere daha söylüyorum. Bunu açan ünlü ünlü bu arada Donizetti kardeşlerdir ya da Donizetti Paşalar. Favoritli yok muydu eskiden? Heh onun hataları bunlar. Devam.

>> E dur burası önemli. Şimdi biliyorsun bizim en büyük sıkıntımız nedir? Biz bir türlü bu diplomasi işini beceremiyoruz. Duygularımızı kapat eee işte bu işe karışıyor diplomasi işine. Bizler sıkıntı bugün hala Türkiye Cumhuriyeti bana diplomasiyi hala öğrenememiştir. Kim ne derse desin kardeşim. Maalesef ki bizim bu yeteneğimiz yok ya. Zaten bizim yeteneğimizin olmadığını 1699 Karlovça'da zaten müzakere yoluyla yaptık. Hatta ilk müzakere yoluyla yaptık. Arabuluculuk istedik. 1739 Belgrad'la arabulucumuz Fransız ya niye biz başkasını arabulucu yapıyoruz ya? Ve bunu niye yapıyoruz biliyor musunuz? Çünkü Fransızca metnin orijinali veya Rusça metnin orijinalinde yorumlamalar var. Yorumlamalar. Ya öyle olsaydı Mondros Mütarekesi'ni imzalayan Rauf Orbay lan mütareke eden limandan geri geldi. İlk açıklaması. Mutluluktan ölüyorum dedi ya. Lan mutluluktan ölüyorum diyen Rauf Orbay imzaladı. 3 gün sonra Musul 15 gün sonra tüm Anadolu işgal edildi. Niye? Anadolu'nun 7. maddesinden dolayı Mondros'u. Bu mu diplomatik zafer? Niye göndermedi Mustafa Kemal Rauf Orbay'ı Lozan'a ya? He bir anlatın bakayım bana. Niye göndermedi? Diplomasi bambaşka bir şey. Suratsız olacak, geçimsiz olacak. Klasik evdeki koca olacaksın ya. Doğru mu kardeşim? Geçimsiz ve suratsız olacak. Şu İngilizlerin suratlarını görüyor muyuz? Bir anlaşma metni. Vallahi bizimkiler daha hepsi sırıtıyor. Oğlum neye sırıtıyorsunuz lan? Ne kazandık da ne sırıtıyorsunuz? Arkadaşlar mutluluk anlaşmalarına ben anlaşmalarında hep şuna dikkat ederim. Verilen kare resme. Hadi bakalım İngiliz. Hadi bakalım Amerika. Hadi bak Kanada. Lütfen bir bakalım bakalım. Acaba bunların hepsinin fotoğraflarına yüzleri bir kere gülüyor mu? Hepsi suratı beş karış. Kazansa da bu arada yani anlaşmada bir kazanım elde etse de beş karış, etmese de beş karış. Devlet temsil ediyorsun. Devlet. O yüzden bu diplomatik işini hala beceremediğimizi düşünüyorum. Suratsız olacağız, şekilsiz olacağız. Başka şansımız yok. Çünkü metinlerdeki orijinal metni herifler istedikleri gibi yorumlayabilir. Senin Fransızcan ki biliyorsun 3. Selim zamanında Fransızca eğitim başladığı zaten ilk yabancı dili öğrenen Osmanlı padişahı yani şey olarak ders açısından söyle. Yoksa Fatih biliyordu zaten. Şey Fransızca öğrenen 3. Selim'dir. Hatta 3. Selim Mahmut'u yetiştirirken Mahmut'a da Fransızca öğretir. Niye? E çünkü Fransa'da hep arabulucu oluyordu. İşte Mahmut dedi ki bu böyle olmasın. Yabancı dil bilen Müslüman diplomat yetiştirelim. Yetiştirelim. Tercüme odasını mı burada? Bak tercüme heyeti.

değil. Tercüme heyeti neydi? Kitapları tercüme ediyor. Tercüme odası kurdu. Ne demek bu? Bu yabancıların şimdiye kadar yapmış olduğu tüm anlaşmalar incelendi. Oradaki ufak nüanslar, oradaki ufak bilerek kelime oyunları hepsi ortaya çıkarıldı. İşte o yüzden lan 1774 Küçük Kaynarca Anlaşması'nda orijinalinde yazmayan metni Ruslar ekledi. Bir daha söylüyorum. 1774 Küçük Kaynarca Anlaşması'nda, eee, Balkanların her yerinde konsolosluk açabilecek, oradaki herkes de Osmanlı, şey Rusya'ya gidip şikayetini dinlenecek madde mi var? Öyle 1775'teki orijinal metnine eklemişlerdir. Hangi diplomatik faaliyette bir anlaşma metni imzalandıktan sonra oraya ekleme yapabilirsin ya? Böyle şu kolay mı? Sana sorayım. Maalesef biz bu işi çok geç yapıyoruz. Ha, öğrenmiyor muyuz? Öğreniyoruz. Türkiye Cumhuriyeti'nde elbet ki yapılan diplomatik zaferlerden elde edilen anlaşma metinleri vardır. Ama ben sadece devlet ciddiyetinde kazanım alsan da almasan da sırıtılmasına karşı bu olmaz. Ketun olacak. Ketun. Bakıyorum, diğerleri hepsi kötü. Bizimkiler oynuyor kardeşim. Biraz daha ciddiyet. Benim tek demek istediğim bu. Ha, belki de diplomaside çok bir şeyler kazandık biz bunu. Her şey bize açıklanmıyor sonuçta. Doğru mu kardeşim? Her şey biz açıklanmasını da beklemiyoruz. Devlet ciddiyeti var. Ama buradaki en önemli olay Mahmut'un tercüme odalarını kurdurmasıdır. Bir kez sınav sorusu. O yüzden dikkat. Mahmut'un tercüme odaları bize KPSS'de gelebilir. Yazıyoruz ama şöyle gelecek. Yabancı dil bilen değil mi? Müslüman diplomat yetiştirmek. Müslüman diplomat yetiştirmek amacıyla tercüme odaları kuruldu kardeşim. Tercüme odaları kuruldu. Bu, buna çok dikkat edeceğiz. Evet. Nazım not.

Şimdi Mahmut'un o biraz önce ünlü bir sözü vardı. Hatırlayalım. Biliyorsunuz kılık kıyafet devrimini getirdikten sonra dedi ki: "Ben işte Müslümanımı camide, Yahudi havra'da, Hristiyanımı kilisede ancak ayırt ederim." Ne demek bu? Hepsi bir cümle evladıdır. Yani din, dil, ırk farkı gözetmeksizin herkesi Osmanlı vatandaşı sayma anlayışına Osmanlıcılık denir. Bu politikanın ilk uygulayıcısı Mahmut'tur. O zaman biz de şöyle yazalım. Onun ünlü lafını yazalım. Söyle bakalım.

Mahmut: "Ben tebamdan Müslümanımı camide, Hristiyanımı kilisede, Musevi'yi havra'da fark ederim. Aralarında başka bir fark yoktur benim gözümde."

Bu ünlü sözüdür. Bununla hangi politikayı başlatmıştır ilk defa? Osmanlıcılık. Bunu özellikle en sona işleyeceğiz. Osmanlı Devleti'ni dağılmaktan kurtarma fikirlerine. Gelelim ekonomi alanına. Bir şey söyleyeceğim ya. Mahmut döneminde ekonomi alanında bir ıslahat olmazsa, yani çok meşhur bir ıslahat olamaz. Çünkü sen zaten 1838'de Baltalimanı diyip çok kötü bir anlaşma imzalamışsın. Tekeli kırmışsın. Tekel ne demek? Osmanlı Devleti'nde bazı hammaddelerin satımı yasaktır. Nazım. YouTube'dakiler Türkiye Cumhuriyeti'nde de öyledir. Her mal satılır mı ya? Özellikle senin ihtiyacın olan veya senin hammaddeni zar zor karşıladığın bir şey satamazsın. Bu yedi vahit derler. Yi vahidi bilir misin? Neymiş bu 7 vahit? Nelerin satımı Osmanlı'da dışarıya yasaktır? O yedi vahit kırılıyor işte İngiltere. Kırıyor.

Söyle. Tuz. Evet. Güzel. Balık. O da güzel. Hangi cins? Hamsi, kalkan, kılıç. Hangisi? Su. Evet. 7 Vahit ne? Bak bakalım bir neler satılmıyor. Yani senin işine yarayacak bazı şeylerin satımı, ihracatı yasaktır başkan. Ama bu 1838 Baltalimanı'na kırılıştır, anlatabiliyor muyum? Baltalimanı o yüzden çok kötü bir anlaşmadır. Ekonomi anlamında hem vergiler düşürmüştür, İngiliz malları buraya gelmiştir hem de İngiliz malları tüm Anadolu'ya yayılmıştır. Türk esnaf iflas etmiştir. Lonca teşkilatı dağılmıştır. Birçok oba ocak yıkılmıştır. Birçok esnaf baktığından dolayı. O yüzden 7 vahit tekeli kırılması da 1838 Baltalimanı'na gelir.

Sonra bakarsın. Başla. Ekonomi alanında yapılan 1. Ticaret Nezareti yani Ticaret Bakanlığı. Tarım ve Ticaret İşleri düzene konulmak istenmiştir. Yerli malı kullanımı teşvik edilmiştir. Bakırköy'de bez fabrikası açılmış. Osmanlı tüccarlarına, Avrupalı tüccarlarla rekabet edebilmesi için gümrük vergilerinde kolaylık sağlanmış. Sonra düşürülecek o Baltalimanı'ndakiler. Gümrük vergisine kolaylık sağlanmıştır. Feshane açılıyor. Ordunun fes ihtiyacının karşılanması için. Feshane İstanbul'da bir semt adı değil mi bur? He, Feshane açılmış. Tabii canım. Ramazan şenlik, Ramazan etkinlikleri Feshane'de çok yoğundur. Bir gün gidelim Ramazan'da. Gene oruç tutmadığım bir gün gideriz. Söyle bakalım. Memurun giyeceği kıyafetlerin yerli malı olma zorunluluğu getirilmiştir.

Şimdi benim bu anlattıklarım İkinci Mahmut sorunun en ağırlıklı geldiği, o yüzden tekrara muhtaç olan ve burada özellikle tekrar kısmında dikkatlice dinlemenizi öneriyorum. Çünkü Mahmut sizin üçünüzden, hatta dördünüzden veya hangi sınava giriyorsanız girin en yüksek dağılma dönemi ıslahatından gelecek sorudur. Genellikle çift senelerde bir siyasi, iki ıslahat sorulur. Bazen tabii ki iki siyasi, bir ıslahat soruluyor. Ama ıslahat sorulurken de nereden soruluyor? Mahmut. Mahmut'u üç şekilde soruyorlardı. Bir daha söylüyorum. Bir, aşağıdakilerden hangisi ıslahatlarından biri değildir? Bu bir klasiktir. İki, bu gördüğünüz ıslahatlardan tümünden tekli sorarlar. Takvim-i Vekayi, Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması, Vakayı Asakir-i Mansure-i Muhammediye, ilk öğretimin zorunlu olması, Avrupa'ya eğitim amaçlı gönderilmesi hepsini tekli tekli sorabilirler. Bak, tekli tekli. Üç, aşağıdakilerden hangisi Sultan Abdülmecid dönemi ıslahatlarından biri değildir? Genellikle kimin ıslahatı verilir? Evet, Mahmut'un bir ıslahatı verir. O yüzden ben Mahmut'u bilirsem soru yaparım. Soru yaparsam öne geçerim. Öne geçersem memur olurum. Evet. Mahmut bu kadar önemli. Mahmut'tan bir soruyu yanlış yaparsan 0.25 de doğrundan gider. Bizim niye yanlışlarımız doğrularımızı götürsün ya? Biz doğru yapalım, geçelim. Başlıyoruz. Hazır mıyız? Bir, şu olayı anladık mı? Mahmut'un tahta geçme hikayesini anlattık. Burada Rusçu ayağının kimin olduğunu görüyoruz. Alemdar Mustafa Paşa'nın da nasıl öldüğünü de anlattım sizlere. Geldik buraya. Sened-i İttifak'ın iki tarafı vardır. İkinci Mahmut ve Ayanlar arasında imzalandı. Dikkat. Bunu imzalanmasının aslında temel sebebi devletin merkezi otoriteyi sağlamaktır. Çünkü Ayan ne vergi veriyor, ne bir atıyorum isyanı bastırıyor, neyi hiçbir şey yapmıyor. Aslında Mahmut buraya otururken amacı neymiş? Ayanları kontrol altına almak ama sonuçta Ayanların dedikleri de oraya yazıyor, padişahın dedikleri de. O yüzden de ne oluyor? Padişahın ilk defa Osmanlı Devleti'nde otoritesi sarsılıyor. Peki bu durum ne demek istiyoruz? Osmanlı Devleti'ndeki ilk demokratikleşme faaliyeti. Bu Avrupa'daki neye benzetilmiş yıllarca? Magna Carta'ya benzetilmiş.

Gelelim buraya. Yönetim alanında yapılan ıslahatlar. Bir, müsadere sistemi ilk defa kaldırıldı. Lütfen buraya dikkat. Bir daha söylüyorum. İlk defa ne demek lazım? İlk defa şu demek. Bunun son defası da var demek. Ne demek bu? Aslında müsadere'nin tamamen kaldırılması, herkesin herkesin mal ve mülk sahibi olabilmesi Tanzimat Fermanı. Ama burada ne vardı? Oradaki gayrimüslimler gitmesin, esnaf terk etmesin diye esnaf ve memurun üzerinden kaldırıldı. Tanzimat'la ise komple herkesin üzerinden kalktı. Ama ilk kaldıran kim? Tabii ki bu kaldırma çok önemli bir şey bu ya. Millet zengin olamıyordu ki Osmanlı'da. Osmanlı'da zengin bile fakir giyiniyor. Niye? Nazım Efendi beni şikayet etmesin diye. Doğru mu Nazım? Şöyle yeni bir tane sarık cübbe alsam Nazım. Oho, Ramazan hoca parayı bulmuşsun özel dersten deyip beni şikayet edecek. O yüzden herkes yamalı. Nazım'la şey Nazım fakir, ben Fas fakir. Halbuki ev günümüzde de yok mu aga? He, sana söyleyeyim bakayım var mı yok mu? Günümüzde birçok zengin insan nasıl giyiniyor? Ulan yolda görsen dilenci desen para verirsin. Ha, halbuki adama diyor o hocam bunun diyor 40 tane evi var diyor. Bilmem nerede yatı var diyor. Nerede katı bir Müslüman bu neyi dinleyin her müslümansa kendini zenginken fakir gösteremez. Neden? Çünkü ihtiyaç sahibi bir insanın başvurabileceği bir kişi olmalı. Bu mahallesinden, akrabasından, şundan bundan. Sen kendini de böyle yaparsan bir kere cimri olursun. Allah cömerttir, cömerti sever. O yüzden bizim Müslümanların genel sıkıntılarından bir tanesi neymiş kardeşim? Cimri değil. Cimri olmak ayrı bir şey. Bir de kendini fakir göstermek. Fakir göstermek. Bilerek yapın. Aman kimse benden para istemesin. Tekrar ya bundan mı insana oğlum üzerine bir kıyafet bile alam. Bütün mesele bu. O zaman Müslüman ne yapmalıymış kardeşim? Kendini zenginse zengin gibi giyinmeli. Zengin gibi göstermeli ki fakir de gidip ondan ne yapılabilmeli? Bir ihtiyacı olduğu zaman ona danışabilmeli. Oğlum sen fakir, ben fakir. Hani diyor ya bunun bir tık altılı yamyamlık olur şeyde mahsusunda aynısı lan. Gerçekte böyle bir şey olur mu? O zaman herkes birbirini anlayamaz ki bu bana yardım edecek kişiyi bulamaz. Anlaşıldı mı? Bazı şey de doğru yapalım. İşte bunlardan bir tanesi müsadere. Müsadere varken herkes ne yapıyormuş? Herkes zengin gibi asla giyinemiyormuş bilerek. Çünkü Nazım'ın beni şikayet etme ihtimali kıskançlar %1 milyon. E bu sefer de ne oluyor? Devlet soruşturma açıyor. Artık ölmeyi de beklemiyor. Hatırlarsan eskiden ölüp konuyordu ya, ölmeyi beklemiyor. Yaşarken ele konuyor. O yüzden müsadere her zaman sınav sorusu olabilir. Peki ayrıca hangi sistemi kaldırmış işlevini yitiren? Tımarı kaldırmış. Peki devam ediyoruz. Yavuz Padişah denmesine sebep olan olay neydi kardeşim? Resmini asırması. Geldik buraya. Pasaport niye uygulanır? Çünkü biri çıktığı için mürur. Evet. Mührur tezkeresi. İstanbul'a giriş yapacak kişilerden, İstanbul'a ne amaçla geldiği sorgulanan ve eğer ki İstanbul'da ticaret amaçlı gelmişse, akraba ziyareti falan bunlar veriliyor. Ama ben buraya göç etmeye geldim. Şuraya da bir gece kondu dikeceğim diyorsan izin verin. Geldik buraya. Takvim-i Vekayi defalarca sorulmuştur. Osmanlı Devleti'nin ilk resmi gazetesi. Geldik buraya. Divan-ı Hümayun kaldırmış. Yerine ne kurulmuş? Heyet-i Muvakkat. Dikkat. Bazen sana Heyet-i Muvakkat demezler. Ne der? Nazırlık kurulu der. Peki özellikle iki sınav sorusuna dikkat. Reisülküttap neye çevrilmiş? Hariciye Nazırlığı. Şeyhülislamlık neye çevrilmiş? Bab-ı Meşihat Dairesi. Dikkat. Şunu çokça sordular ya. Bir gün bunu sorarlar. Ben Adana'ya da Diyanet İşleri Başkanlığı B'ye Şeriye ve Evkaf Vekaleti. Oğlum ne kadar dini terim varsa hepsini koyarım buraya sen düş diye. Haksız mıyım kardeşim? Cevap ne? Halbuki Bab-ı Meşihatlar. Peki meşihat nedir? Evet. Nazım oradan şiatı gördü ya yapıştırıyor. Kelimenin transkripsiyonunu yapıyorsun ama yanlış yerden yapıyorsun. Haberin olsun. Geldik buraya. Adli unvanı niye verdiler? Çok fazla tüzük ve kanun çıkarttığı için. Hatta bu dönemde masumiyet karinesinden o karine ortaya çıkmıştır. İşte eee, cezasız suç mu olmaz? Ne derler? Yani suç ve cezada bir ilke var ya hani ceza nasıl diyeyim? Her suçun bir cezası olmak zorunda. Yani mesela suç var ama bunun cezası yok kanunda. O zaman o suç sayılmıyor. İşte o suçu cezalandırmak için birçok kanun çıkarılmıştı. Mesela eskiden şey mi vardı? Hani derler ya kapkaçılık yoktu. Kapı adam alıyor şey cüzdanı kaçıyor veya çantayı kaçıyor. E ona ne yapıyorsun ister istemez? O suçun terimini tanımını yapıyorsun. Öylelikle ceza vereceksin. Suç ve ceza ilkesi gelmiştir. Geldik buraya. Sekban-ı Cedid dikkat. Üçüncü Selim zamanında kaldırılan hangi ordunun yerine kurulmuştur? Bir gün Nizam-ı Cedid yerine ne kuruldu diye soracaklar. Bütün millette neyi işaretleyecek? Asakir-i Mansure-i Muhammediye. Doğru mu? Halbuki cevap ne? Cevap ne? Neyin yerine kurulmuş? Sekban-ı Cedid. Nizam-ı Cedid veya Sekban-ı Cedid'in yerine ne kuruldu diye bir şey gelmeyecek. Onu bilin. Ama Nizam-ı Cedid'in yerine ne kuruldu? Sekban-ı Cedid. Ya da şöyle gelecek. Nizam-ı Cedid ıslahatlarından sonra kaldırılmasından sonra hangi ordu kurulmuştur? Hemen insanın aklına ne geliyor? Asakir-i Mansure-i Muhammediye. Alakası yok. Çünkü bu olay neydi? Vaka-i Hayriye. Yani hayırlı olay. Dikkat. Hayırlı olay neymiş? Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması. Şimdi bir şey soracağım. Mahmut Yeniçeri Ocağı'nı kaldıramasaydı eğer, sizce bu kadar ıslahatı yapabilir miydi? O zaman ıslahatların önündeki en büyük engel kaldırılmış mı? Ha, dikkat. O zaman sana sınavda İkinci Mahmut'un yapmış olduğu hangi ıslahat sonucunda diğer ıslahatların da önü açılmıştır? Cevap ne? Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması. Yeniçeri Ocağı kaldırıldıktan sonra kurulan ordunun adı Asakir-i Mansure-i Muhammediye. Peki ben hayvanı ve mülkü ve erkeği niye saydım? Erkeği niye saydım? Askerliğe tespit etmek için. Peki hayvanla mülkü niye saydım? Vergi için. Güzel. Peki bu dönemde Mekteb-i Harbiye, Harp Okulu ve Tıp Okulları açılmıştır. Bu dönemde redif birlikleri kuruluyor. Niye? Tımar sistemi kaldırıldıktan sonra köyleri ve eyaletleri ve şehirleri korusun diye. Şehir demeyeyim de köy, kasaba biraz daha taşra bölgesi kurulsun diye. Seraskerlik. Hiç duydunuz mu? He, baş. Ser ne demek? Baş. Güzel. Peki eğitim kültür alanına gelelim. Hangileri önemli? Bir, Avrupa'ya eğitim amaçlı ilk defa öğrenci gönderen Osmanlı padişahı Mahmut. Osmanlı Devleti ilk karantina sistemini uygulayan Mahmut. Osmanlı Devleti ilkokulu İstanbul'da zorunlu hale getiren ilk padişah Mahmut. Mehterhane kapatılıp yerine ne kuruldu? Mızık. Ama bunun kurucuları kimler? Donizetti kardeşler. Yabancı dil bilen Müslüman yetiştirmek için ne yapıyorum? Tercüme odaları. Bu arada çizdiğim tek sınav sorusu olmuştur. Üç, Osmanlıcılık denilen Osmanlı Devleti'ni dağılmaktan kurtarma fikirlerinden, biliyorsun beş tane var. Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük, Adem-i Merkeziyetçilik ve Batıcılık. Bunları fikirsel anlamda o beşinden ilk uygulamaya konulan Osmanlıcılık. Tamam. Osmanlıcılık. Geldim buraya. Ekonomi alanında öyle çok bir şey var mı? Yok. O zaman benim gördüğüm kadarıyla değerli arkadaşlar, bir de Mahmut'un hangi lafı çok önemli? "Ben tebamdan Müslümana..." İkinci hangi lafı çok önemli? Denize düşen yılana sarılır. Üçüncü hangisi önemli? Söyleyeyim size. Mahmut'un en ünlü lafı ya devlet başa ya kuzgun leşe. O laf da İkinci Mahmut'a aittir. Bu öldürme meselesi vardı 3. Selim'in. O esnada söylediği bir laftır. Demek ki Mahmut'un aslında çok lafı var günümüze gel ama denize düşen yılana sarılır en bilineni ve sınav sorusu olmuştur. Rusya'ya karşı biliyorsun Hünkar İskelesi Anlaşması imzalaması münasebetiyle söylenmiştir. Bunu da bilelim. Yine Mahmut'un Yeniçeri Ocağı kaldırıldıktan sonra "Saltanatımın, toplumum yani milletim için, halkım için bir korku kaynağı teşkil etmesini istemiyorum. O yüzden ferdin malına el koyma geleneğini kaldırıyorum." Yani müsadereyi kaldırırım.

Kaç dakika oldu Mahmut? 1 saat 45 dakika. 10 numara. O zaman burada bir şey verelim. Bu videoyu yükleyelim çünkü Mecid'e geçmeyelim. Mecid çünkü o da var. O yüzden Mahmut'u tek aldım. Tek alalım. Mahmut'u bir iyi bir bilelim. İyi bilirsek Mecid, Aziz ve Hamidi yaparız ama Mahmut'u bilmeden asla geçmeyin. Bir sonrakinde Sultan Abdülmecid, Tanzimat, Islahat ve Tanzimat dönemi yenilikleri, Abdülaziz ve Abdülhamit'te devam edip ondan sonra bitireceğiz değerli arkadaşlarım. Böylelikle ne yapacağız? Tabii bir Mecid'i işleyeceğiz ayrı. Aziz Hamit'i ayrı işleyeceğiz. Kendinize dikkat edin. Hemen varsa sorularımızı çözüyoruz. Mahmut ıslahatları neyde var? AGS Soru Bankası'nda direkt Mahmut ıslahatları diye bir bölüm var. AGS'ye geçsene. AGS değiliz. KPS AGS Soru Bankası. Soru bankası yok mu? Ver oradan. Şimdi bu kitabı alan arkadaşlar zaten hep mesaj atıyorlar. Çok sağ olsunlar. Bu arada gerçekten kitaplara verdiğiniz önem için de çok teşekkür ediyorum. Herkes orijinalini alıyor. Buna da çok gayret ediyorsunuz. Hepinizden Allah razı olsun. Onu baştan söyleyeyim. Bakın test 23 direkt sadece Mahmut ıslahatları. Yani şu an bu kitabı elinde olan arkadaşlar bu video bittikten sonra sadece burayı hemen hızlıca çözebilecekler. Bunun bir sonraki testinde ise devamında diğer ıslahatlar dediğimiz Mecid, Aziz ve Hamid'in ıslahatları gelecek arkadaşlar. Ondan sonra zaten inkılap tarihine geçeceğiz. Evet, kendinize iyi bakın. Sultan Abdülmecid'de görüşmek.

[Müzik]