📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

“Zirve Şairlerimizden Şiirler”- 256 "Fahrettin KAYA"

Cafer Uzunkaya1:41:41

Transcription

Can bula cananını, bayram o bayram ola.

Kul bula sultanını, bayram o bayram ola.

Hüzün, keder def ola, dil de hicap ref ola.

Cümle günah affola, bayram o bayram ola.

Mevla bizi affede, gör ne güzel iyi dola.

Cürmü hatalar gide, bayram o bayram ola.

Feyzi-i muhabbeti hak, nuru hidayeti siyak.

Cenneti ala durak, bayram o bayram ola.

Şiirin ve fikrin aziz takipçileri, kıymetli dostlar. 21 Mart 2026 Cumartesi saat 22'de yine YouTube kanalımızda zirve şairlerimizden Şiirler programında 5 yıl olduğu gibi bu cumartesi de aralık vermeksizin sizlerle birlikteyiz. Mübarek bir Ramazan ayı oruçlarımızla, Kur'an tilavetlerimizle, hayır ve hasenatlarımızla geride bıraktık. Her birimiz bu mübarek zaman dilimini en güzel şekilde değerlendirme gayreti içinde olduk. Duamız ve temennimiz odur ki Ramazan'da kazandığımız bu güzel hasletleri yalnızca bir aya değil, yılın 365 gününe ve bütün bir ömre yayabilmiş olalım. Bu güzel duygularla mübarek Ramazan bayramınızı gönülden tebrik ediyorum.

5 yılı aşkın süredir ara vermeden sürdürdüğümüz bu program Türk edebiyatının, şiirin, kültür ve medeniyetinin kaydını tutma gayretiyle bayramın ikinci günü de sizlerle birlikte olmak kararlılığında. Bu akşam sivil toplumun gücü adlı eseriyle sivil toplumu tarihsel, toplumsal ve stratejik boyutlarıyla ele alan değerli bir ismi ağırlıyoruz. Çünkü aslında bizim medeniyetimize baktığımızda bir taraftan şiir medeniyeti, sohbet medeniyeti, vakıf medeniyeti dediğimiz o medeniyetin çok önemli bir ayağını sivil toplumu bu gece ele alacağız. Tabii biz burada bir kayıt gerçekleştiriyoruz. Tarihe emanet edilen bir kayıt. Elbette bir konuyu, bir eseri, bir hayatı ele almaya çalışıyoruz. Bu kadar önemli bir konuyu ele alan elbette ismi, yani Fahrettin Kaya'yı da tüm konuklarımızı tanımaya çalıştığımız gibi tanıma gayreti içerisinde olup onunla ilgili çalışma yapanlar veya böyle bir çalışmanın arkasındaki motive eden birikimi bilme adına elbette bu tanımlamaya ihtiyacımız var.

Evet Fahrettin Bey programımıza hoş geldiniz. Sefa getirdiniz.

Hoş bulduk. Sayın genel müdürüm, iyi yayınlar diliyorum.

Evet. Tabii. Eee, öncelikle eee Ramazanınızı, mübarek bayramınızı tebrik ediyorum. Eee, tabii Ramazan boyu konuklarımızla hep Ramazan'ı konuştuk. Evet. Belki size bu mübarek ayı nasıl geçtiğini sormak, ardından bayrama dair duygularınızı, her ne kadar genç olsanız da yine de eee geçmişe dair, geçmiş bayramlara dair sualler, geçmişte bugünün bayramlarının mukayesesini de eee değerlendirmeyi doğrusu almak isterim. Eee evet. Tekrar hoş geldiniz. Hayırlı olsun.

Hoş bulduk. Tüm yayını izleyen eee dostlara, arkadaşlara, seyircilere iyi bayramlar diliyorum. Öncelikle e beni de bu yayına davet ettiğiniz için sizlere şükranlarımı sunuyorum. E yayınlarınızın hepsini takip edemesem de birçok kısmını yayınlarını takip ettim. Eee çok istifade ettiğimiz eee konular, konuklar oldu. Öncelikle onlar için de teşekkür ediyorum. şahsınızda konuklarınıza da. Tabii eee biz 16 yıldır Ankara'dayız. Ömrümüzün büyük bir kısmı Rize'de memleketimizde geçti. Eee Rize'de bayramlar, Anadolu'nun eee güzel şehri Yeşil Rize'de bayramlar, Ramazanlar her zaman keyifli olur, güzel olur. Ama büyük şehirlerde eee aynı tadı alamazsınız. Belki İstanbul'da yaşayanlar, İstanbul'un eee manevi eee iklimi, havası daha eee yüksek olduğu için orada Ramazan daha güzel geçmiştir. Ama Ankara'da malum eee bir Hacı Bayram Veli'miz var. Bağlı'da eee Seyit Abdülhakim Arvasi. Kızılcahamam'da da Şamlıdere'de de Ali Semerkandi var. Yine de İslam alimleri, İslam büyüklerimizin olduğu bir şehir. Çok şükür bu bayrama kavuştuk. İnşallah hep beraber nice bayramlara eee kavuşmuş oluruz diyorum.

Eyvallah. Tabii biz biliyoruz ki bu eee vatanın her bir satında mutlak eee iyilikler ve güzellikler var. Önemli olan onları görmeye eee çalışmak, gayret etmek. Onun için biz genelde hep programımızda konuk ettiğimiz değerli eee edebiyat dünyasının seçkin isimlerine mutlaka İstanbul'a, mukaddes beldelere dair yazdıklarınız, şiirleriniz, yazılarınız, tanıtıcı yazılarınız, denemeleriniz olması mümkün ama eee büyüdüğünüz eee hayat mücadelesini verdiğiniz şehirlere karşı da bu gayreti ve çabayı göstermek lazım diye. Onun için Ankara'da eee elbette Hacı Bayramı Veli ve nice adını bildiğimiz bilmediğimiz velilerin eee bulunduğu eee ülkemizin başkenti. Dolayısıyla orada da Anadolu'nun her bir satında bayramı geçirmekte olan eee dostlarımızın bayramını gönülden tebrik ediyoruz. Eee ağız tadıyla eee tüm insanlığın huzura eriştiği nice bayramlar temenni ediyoruz.

Evet Fahrettin Bey tabii girişte bir Rize vurgusu ilk etapta başladık. Yani orada var. Demek ki hayat Rize'de başladı. Biz bu programları takip eden eee bir isim olarak eee bizim açıkçası konuklarımız genelde kendini tanıtmaktan hep kaçınmayı tercih eder. Yani eserler konuşulsun, bir bireyin tanınması gibi bazen de olay algılanabilir. Ama biz bu e tanınmayı, bilinmeyi, birikimi önemli biliyoruz. Çünkü kaynağın güvenirliği, yetkinliği, onun o sahada yapacağı açıklamaları da eee daha kıymetlendirecek durumdadır açıkçası. Biz eee tabii ben burada bilen bilmeyen dostlar var. Fahrettin Bey hayatını ifade edecek ama eee biz uzun süre eee Türkiye'nin istihdam kurumu İŞKUR'da Fahrettin Bey le birlikte çalıştık. Orada da enerjisine, çalışmasına, heyecanına şahit olduk. Ama bir bütün olarak Rize'den başlayan hayat, çevre, okuma, eee, ve kendisini bu anlamda, eee, kıymetli izleyenlere, eee, ve tarihin arşivine, eee, emanet etmesi için kendisinden kendisini tanıtmasını istiyoruz. Tüm konuklarımızla olduğu gibi.

Evet. Eee, 1975 yılında eee, Rize'de doğdum. Rize Merkez Dağ Mahallesi'e eee ilk, orta, lise tahsilimiz Rize'de. Eee o zaman bizim Rize'de üniversite yoktu. Karadeniz Teknik Üniversitesi'ne bağlı Rize Meslek Yüksekokulu vardı. Oradan muhasebe bölümünden mezun oldum. Sonra İşletme fakültesi eee ve memuriyet hayatı eee 2004'te Rize Belediyesi'nden başladı. Tabii eee tembel bir öğrenciydim. eee, Rize sokaklarında gazete dağıtmışlığım da var. Eee babam, ailem beni cezalandırmıştı. Belki de eee, hayat mücadelesine sokaktan, eee, başlayarak bugünlere geldik. Eee, tabii sivil toplum hayatıyla, eee, çok erken yaşta tanıştık. Kaçak olarak girdiğim Rizespor stadına. Eee, sonra kısmet oldu. Yönetim kurulu üyesi oldum. Eee, çünkü Rize'nin en büyük e sivil toplum kuruluşu Çaykur Rizespor Kulübü. Memuriyet hayatımız eee, 2010 yılında Ankara'da. Siz de demin zikrettiniz. Eee, beraber uzun yıllar Çalışma Bakanlığı'nda 10 yıl beraber çalıştık. Sonra bir İçişleri Bakanlığı deneyimimiz, sivil toplumla ilişkiler Genel Müdürlüğü. 2 yılda İstanbul'da eee, görev yaptım. İl Müdür Vekili olarak eee kitabı aslında yazmamdaki en büyük eee düşünce, fikir İstanbul'da oluştu. İstanbul'un İşgal Yılları adlı kitabını yazan bir büyüğümüz bana kitabını hediye etmişti. Çok etkilenmiştim. O da kamuda çalışırken birçok şeye şahit oluyorsunuz. Sivil toplumla önemli bir kuruluş. Bu alanda kesinlikle tecrübelerinizi ve sivil toplum alanında fazla eser yok. kitap yazmanızın uygun olacağını ifade etmişti. O da bizim için bir ilham kaynağı oldu. O kitap eee kitap yazdık. Eee birçok sivil toplum kuruluşunda 24'e yakın sivil toplum kuruluşunda aktif üyeyim, başkan yardımcısıyım ve şu anda da yine eee yeni kurduğumuz eee bir derneğin yönetim kurulu üyesiyim. Eee kısaca şu anda kendimden bahsettim. Sorularla ilerleyelim inşallah.

Evet. Tabii eee girişte de ifade ettik. Sivil toplum aslında bugün dünyada STK'lar diye işte eee ifade edilmeye çalışılan yapı eee bizim medeniyetimiz açısından bakınca çok daha kadim bir eee geçmişi var. Yani örneğin eee efendimiz aleyhissalatu vesselam cahiliye döneminde bir Hılf-ul Fudul diye bir cemiyet var. Hatta peygamberlik sonrası bile işte ihtiyaç sahiplerine yardım eden, ihtiyaçlarını gideren bu yapıyla ilgili peygamberlik sonrasında bile insanlara değil mi ki böyle dokunan yapılar bugün bile olmuş olsa işte o yapının içerisinde olacağını, olma iradesini eee ortaya koyuyor. Bu yönüyle baktığımız zaman açıkçası eee eee önce sivil toplum nedirle olaya başlayalım. Tabii bizim dediğim gibi tarihimiz, medeniyetimiz, vakıf medeniyeti diyoruz. Herhalde bu gece bunun tam anlamıyla eee içerisinde doldurma gayreti içerisinde olacağız. Bu anlamda eee kitabınız son derece kıymetli. İlgili dostlarımıza da lütfen bunu ifade ediniz. Şu anda İstanbul'dayım. Kitap benim yanımda yok. kitabı lütfen ekranda gösterirseniz ben eee bu eserin eee ciddi bir emekle 2-3 yıllık bir çalışma, ciddi bir eee gayretle eee sivil toplumun gücü. Evet, güç her zaman iyidir. Biz bu gücü konuşacağız ama kontrolsüz gücün de tehlike oluşturduğu gibi sivil toplum açısından da belki bir taraftan eee taşıdığı eee riskleri de eee konuşma eee ihtiyacımız veya konuşmayı da eee gerçekleştirmemiz gerekecek. Eee önce belki sivil toplum nedir? Neyi ifade eder? Buradan neyi anlamalıyız? Eee yelpazesi nedir? Nerede başlar? Nerede biterle eee bir giriş yapalım derim Fahrettin Bey.

Evet. Tabii eee Türkiye'de sivil toplumdan şu anda günümüzde tanımını yaparsak doğru tanımı şu eee gönüllülerin bir araya ortak amaç için geldiği kar ama gütmeden gönül birlikleriyle oluşturdukları bir kuruluş. Yani bugün Türkiye'de 7 kişi eee bir araya gelip bir amaç için bir tüzük yazar. Hiç devletin sivil toplumla ilişkiler il müdürlüğüne gitmeden elektronik ortamda derneğinin kuruluş yapabilir. Hiç kimseden izin almadan. Türkiye'de >> dernek kurmak, dernek faaliyetinde bulunmak çok eee özgürce. Yani Avrupa'dan da daha özgürüz. Bunu özellikle ifade edebilirim. Çünkü dünya örneklerini de biliyoruz. Yani kısacası sivil toplum, kar ama azı gütmeyen kuruluşlar, ortak amaç için bir araya gelmiş gönüllü kişilerin oluşturduğu eee çok güzel demokratik eee demokrasinin en basit tabiriyle eee örgütlenmiş hali diyebiliriz. Sivil toplum siz de eee demin Peygamber efendimiz döneminden bahsettiniz. Aslında Anadolu'da 1048 yılında Selçuklular döneminde temelleri Erzurum'da atılmış. eee ortam loncalar ve ahilik geleneğiyle eee Selçuklu döneminde devam etmiş. Osmanlı'da, Osmanlı İmparatorluğu döneminde eee vakıfçılıkla sivil toplum zirveye ulaşmış. Eee tabii Osmanlı döneminde devlet otoritesiyle vakıf hizmetleri çok iç içe geçmiş yapılardı. Yani aslında kamunun tamamlayıcısıydı sivil toplum, vakıflar. İşte günümüzde eee maalesef eee bu öz eleştiri olsun dünyada sivil toplum 3. güç olarak tanımlanıyor. 3. sektör özellikle Avrupa bölgesinde ama Türkiye'de eee maalesef istediğimiz seviyede değiliz. Yani eee 102.000 dernek olsa da 6 vakıf 20.000 spor kulübü olsa da e düşünün ülkenin eee %10'u eee sivil toplum kuruluşlarına üye, aktif üye. Bu çok iyi bir oran. Ama tarihin gelişiminden baktığımız zaman Türkiye'de eee tam Osmanlı'daki gibi sivil toplum misyonunu yüklenememiş. Darüşşafaka Cemiyeti örneğini verirsek Darüşşafaka Cemiyeti eee 165 yıllık bir kuruluş yanlış hatırlamıyorsam. eee Osmanlı elitlerinin, paşalarının kurduğu eee bir cemiyet. Savaşta şehit olmuş, kimsesiz kalmış çocukların eğitimini üstlenmişler. günümüzde halen Türkiye'nin en güçlü sivil toplum kuruluşu olarak faaliyetini sürdürüyor. Yani bakıldığında sivil toplum tarihimiz çok eskilere dayanıyor. Yeşilay buna çok iyi bir örnektir. Kızılay buna çok iyi bir örnektir. Eee Türk Hava Kurumu buna çok iyi bir örnektir. Yani tarihi eee tarihinin köklerini günümüze taşıyan çok ciddi sivil toplum kuruluşlarımız var.

Evet. Yani bunlar eee aslında bizim için veya bir ülkenin eee dokunduğu alanlar itibariyle de baktığımız zaman aslında hayat damarları veya insanın hayata tutunmasını temin eden çok önemli unsurlar. Ama tabii belki tarihsel olarak eee bir değerlendirme yapacak olursak eee tabii eserinizde de bu konuyu ele alıyorsunuz. geçmişten günümüze konuyu oluşturduğumuzda hakikaten o bir o çıkar gözetmeme, kar gözetmeme hatta hatta o işte yine bizim kültürümüzdeki sağ elin verdiğini, sol elin duymayacağı hassasiyetle yapılan yardım noktasında da baktığımız zaman aslında geçmiş vizyonumuz, misyonumuz veya duruşumuz bu anlamda herhalde eee eee çok çok önemli ve kıymetli. Eee bunu bu şekliyle ifade etmemiz veya ısrarla vurgulamamız da fayda var. Şimdi tabii bir eee eee dönemsel olarak bir dönüşümden burada bahsediyoruz. Yani her dönemin hani zamanın ruhu diyoruz ya. Bu ruhu tanımladığınızda, geçmişi okuduğunuzda bugünkü eee işte yine eserinizde eee yanlış hatırlamıyorsam 189.000in üzerinde Türkiye'de sivil toplum örgütü en azından eee genel geniş çerçevede tanımladığımızdan bir yapıdan bahsediyoruz. Yani eee ve zaten oran olarak oldukça yüksek olduğunu da ifade ettiniz. Ama dünle bugün arasında eee bir değişim ve dönüşümün olduğu ortada. Yani içeriye gireceğiz ama sizce bu araştırma esnasında eee zamansal olarak bu değişimdeki eee gerekçeleri ve nasıl bir seyr içerisinde olduğunu eee tespiti de bu yönüyle önemli. Yani dünü bugünü dediğimizde evet tarihsel olarak var ama o gün odaklandığı alanla bugün arasındaki güzel gidenler gitmeyenlerini de ortaya koymamız da anlamlı diye düşünüyorum.

Evet. Tabii Türkiye'de eee darbeler tarihi eee sivil toplumun gelişmesini çok olumsuz etkiledi. Eee çünkü örgütlenme özgürlüğü ile ilgili eee çıkan kararlar Türk toplumunun vatandaşlarının sivil toplumdan uzak kalmasını sağladı. 1982 anayasasından sonra Türkiye'de eee tamamen alan daraltıldı. Ama ona rağmen Türk sivil toplumu 1960'tan sonra eee köyden kente göçlerle kentte oluşan yoğun nüfus artışıyla hemşehricilik derneklerinin örgütlenmesiyle temeller atıldı. Kültür derneği, sağlık derneği, turizm derneği, ekonomi derneği, savunma derneği bugünkü anlamda o çeşitlilik yoktu. %90'ı tamamen hemşehricilik üzerine kurulmuş ve spor dernekleri vardı. Ama günümüzde son 15 yılda sivil toplum tamamen başka alanlara evrildi. Yani Avrupa'da inanılmaz örnekleri var. Almanya'da özellikle sivil toplum kuruluşları tamamen siyasete, spora, sanata, ekonomiye rehberlik yapan, yön veren pozisyona gelmiş. Çünkü sivil toplum orada tamamen 3. sektör misyonunu üstleniyor. Türkiye'de de son 5-6 yıldır siz de gözlemliyorsunuz. Eee, yerel yönetimlerde sivil toplumun etkisini görüyorsunuz. Belediye başkan adayı belirleme, belediye meclis üyesi belirleme, eee, bürokraside de sivil toplumun her alana eee, yayıldığını görüyorsunuz. Neden? Çok güçlü sivil toplum kuruluşları var. Başarılı hizmetler yapmış. Ülkenin menfaatine çok ciddi işler başarmış sivil toplum kuruluşlarının, sendika temsilcilerinin siyasette aktif bir rol aldığını, bürokraside aktif rol olduğunu görebiliyoruz. Eee aslında bu siyasetin eee her alanda ne kadar etkili olduğunu, ne kadar güçlü bir alan olduğunu eee çıktıları açısından gördüğümüzde eee bizzat bunları eee görebiliyoruz. Yine eee Avrupa'da sivil toplum özellikle İngiltere'de, Almanya'da, İtalya'da, İspanya'da dünya örneklerinde incelediğimiz zaman toplumun her alanında var. Denetleme görevini eee siyasi partilerden çok daha düzgün yapıyor. Sokaktaki trafik akışından eğitim eee ve sağlık hizmetlerine kadar denetleme görevini tam anlamıyla yerine getiriyor. Bizim de arzumuz eee sivil toplum kuruluşlarımızın eee bu seviyeye gelmesi. Çünkü sivil toplum şu anda Türkiye'de çok ünlü. Sanattan iş dünyasına, siyasetine, devlet adamına kadar sivil toplum kuruluşunun içinde eee olmayan kimse yok. Eee, aslında herkes olayın farkında ama tabii demin de bahsettiğim ülkenin yani 1003 yıllık cumhuriyette yaşanan bu çalkantılar, siyasi riskler, 15 Temmuz darbe girişiminin etkileri. Çünkü insanların bugün hangisi bir toplum kuruluşuna hayır yapmaktan bile çekindiği, yarın başına neler geleceğine endişe ettiği. Gençlerin özellikle bu son yaşanan hadiseden sonra sivil toplumdan uzak kalmayı tercih ettiği ama eee sivil toplum her türlü eee risklere rağmen Türkiye'de inanılmaz bir şekilde büyüyor ve gelişiyor. Eee bunun da örnekleri Türkiye'de eee şunu söyleyeyim 102.000 dernek, 10 milyon üye. Bu çok iyi bir rakam. Her şeye rağmen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, Türk insanı sivil toplum hareketinin aktif olarak içinde yer alıyor. Bunun da en güzel örneğini eee asrın felaketinde büyük depremde görmüş olduk. 105.000 gönüllü, 3800 sivil toplum kuruluşu derneği bizzat afet bölgesine gitti. Devletimizin birimleri elbette oradaydı. Jandarması, polisi, AFAD, UMKE'si, tüm birimler oradayken ama bu sivil toplum kuruluşlarının başkanları, yönetimleri, gönüllüleri devletten yarışırcasına gittiler. Seyyar mutfaklar kurdular, aşevleri oluşturdular, battaniye dağıttılar. Hatta arama kurtarma faaliyeti yapan eee görevlilere telefonlarının şarjı bitmesine powerbank bile dağıttılar. Bu aslında sivil toplumun çok hızlı bir şekilde hareket ettiğini, çok eee aktif kuruluşlar haline geldiğini bu son asrın felaketinde de görmüş olduk. Bu vesileyle eee tüm bu büyük organizasyonda, asrın felaketinde ölenleri de burada rahmetle anarım ve orada gönüllü olarak çalışan tüm gönüllülere, sivil toplum kuruluş başkanlarına da buradan teşekkürlerimi ifade edeyim.

Şimdi Fahrettin Bey, orada tabii asrın felaketinden bahsedilince o günlerde eee tabii hep konuşulan, bolca konuşulan hususlardan biri şuydu. eee yani bir istismar alanının eee işte birtakım eee efendim hayır sahiplerinin yardımlarının yerine ulaşıp ulaşılmadığı gibi unsurlarla ifade edildi. Evet bu yapıların kurulmasında serbestiyetin oldukça kolaylaştırılmış olması son derece kıymetli ve önemli. Bunu önemsiyorum. Ama bunların yaptığı faaliyetler, yardımlar, topladıkları yardımların eee devletin eee belli bir anlamda denetiminden, gözetiminden işte o bahsediğimiz veya biraz daha üzerinde durmamız gerekecek eee ilerleyen dakikalarda o riskler meselesi yani çok tabii eee orada belli bir güç var. Kendi insiyatifinde olan bağlıları var. onlardan gelen haberlerin üzerinde eee toplumun manipüle edilme riskleri var vesaire vesaire. Yani bu kurum kuruluşlar açısından da eee bir başıboşluktan değil eee bu anlamda bir denetimden de herhalde bahsetmek gerekir diye düşünüyorum. Ve bu yönünün de açıklığa kavuşması lazım. Sanki eee böyle layüselmiş gibi eee bir kanaatte zaman eee oluşuyor. Tabii eee çok o hassas denge önemli tabii. Çok fazla üzerinde gittiğinde orayı resmileştirirsiniz. Belki o yardım özelliğini, niteliğini kaybeder. Ama o dengeyi nerede tutuyoruz? veya dünyadaki eee bu ilişki düzeyi yani devletin bu inisiyatifleri denetlemesi veya ne kadar eee yanında, yakınında veya ne şekliyle olduğu hususunu da netleştirmemizde fayda var kanaatimce.

Şimdi çok önemli bir hususa dikkat çektiniz. Eee tabii ki şöyle ifade edeyim. Uzun yıllar eee bu işi de yap, İstanbul İl Müdürlüğü de yaptım. Özellikle oradan da biliyorum. eee bir sivil toplum kuruluşuna, bir derneğe hesabına bağışçıları tarafından bir para hesabına girdiği andan itibaren o para tamamen devletin denetimi altındadır. Elbette onu harcamakla ilgili özgürdür ama amacına uygun harcamak zorundadır. Çünkü derneklerimiz risk grubuna göre ayrılmış ve denetleniyor. E tabii ki kötü niyetli, art niyetliler burada biz hep iyi yönlerinden bahsediyoruz. Var. Çok şahit olduğumuz hadiseler var. Ama eee şu asla unutulmamalıdır. Eee her bağışçı eee derneği araştırmalı. Sivil toplum kuruluşunu araştırmalı. Afrika'da su kuyusu açıyor. Afrika'da kurban işte eee hayır işi yapıyor veya okul yapıyor, cami yapıyor, organizasyon yapıyor. Aklınıza ne gelebilir? Çok geniş bir alanda faaliyet gösteriyor sivil toplum kuruluşları. Başçılar. Ben dahil, siz dahil. Burada yayını izleyen herkes bir yere zekatını verecekse veya bir bağışta bulunacaksa kesinlikle ya bulunduğu ilde il müdürlüğünü arayabilir, web sayfasına girebilir, o dernekle ilgili bilgi alabilir. Çok şahit oluyorum. Geçen yıl bir sivil toplum kuruluşunun daveti üzerine biz Vietnam'a gittik. Vietnam'da 90.000 bein Müslüman yaşıyor. Bir çok fakir, eee, oradaki en eee fakir topluluk eee Müslümanlar. Eee TRT'den de gelmişlerdi. Ulusal medyaya da konu oldu. Biz de orada bulunduk. Bir daire başkanı arkadaşımız da gitmiştik. Şimdi bizi televizyonda gören, bir Ankara'da bir üniversitemizin hocası profesör aradı. Başkanım dedi, sizi de bu derneğin faaliyetini gördüğüm için ben de zekatımı o derneğin hesabına bağışladım. Şimdi toplumdaki insanlar e bu güven elbette sizin de bahsettiğiniz gibi güven bunalımı var. Çünkü herkes bu alanda pür-i ak değil. Ama biz %90'ının, 95'inin yani düzgün işini yaptığına şahit oluyoruz. Ama şundan endişe edilmesin. Hepsi denetime tabidir. Türkiye'de birçok dernek kayyum atanmıştır. Mahkeme yoluyla kapatılmıştır. Yöneticileri hakkında savcılıklara suç duyurusunda bulunulmuştur. İdari para cezaları uygulanmıştır. Bu alan boş değildir. Devlet bu alanı çok ciddi bir şekilde özellikle takip etmekte. Yurt dışından gelen ülkemizde faaliyet gösteren yabancı kuruluşlar da var. Özellikle Alman vakıfları var. eee ve Suriye krizi temelli çok insani yardım kuruluşu Türkiye'de faaliyet gösteriyor. Özellikle Avrupa Bölgesi ve Amerika Birleşik Devletleri'nin fonladığı yabancı kuruluşlar var. Ama şunu söyleyebilirim. Orada da devletimizin hem güvenlik birimleri hem ilgili paydaş kuruluşları bu konuda gayet hassas bir şekilde bu kuruluşların hepsi takip edilmekte. Hesaplarına giren zaten bir derneğin hesabına yerli ve yabancı olsun yurt dışından para girdiği zaman onu kullanmadan önce bildirme zorunluluğu var. Bu çok önemli bir husus. Yurt dışından para geldiği anda tekrar ediyorum bildirme zorunluluğu var. Onun için biz insanlarımızın araştırarak eğitimde, sağlıkta, sporda efendim dini alanda faaliyet gösteren kuruluşlarla ilgili kesinlikle baksınlar, incelesinler. Daha da emin olmak istiyorlarsa ilgili sivil toplumla ilişkiler İl Müdürlüğüne, genel müdürlüğüne ve web sayfasından da teyit edebilirler. Şu anda bu konuyla ilgili bunları ifade edebilirim.

Tabii eee dediğim gibi özellikle son dönemde de eee gerek siyasetin üzerinde eee ve gerekse işte toplumsal birtakım talepleri dile getirme noktasında da sivil inisiyatifin, demokrasinin olmazsa olmaz ve en önemli hassas yapılarından talepleri bildirme yani hem hizmeti gerçekleştirme hem de bu talepleri ortaya koyma ve yanlışlığa gördüğü kadar mücadele etme adına da bir sorumluluğu söz konusu. Ve bu trende baktığımızda tabii görüyoruz say genel müdürlüğümüz sizler yurt dışını ve yurt dışındaki programlara ve aktivitelere de katılıyorsunuz. Artı yurt dışında da hiç azımsanmayacak bizim vatandaşlarımız var ve bu vatandaşlarımızın da orada sivil inisiyatif içerisinde çok ciddi fonksiyonlar, görevler icra ettiğini görüyoruz. Yani birçok noktada biz, dediğim gibi hem mevzuat açısından birçok alanda diğer hususlarda da Avrupa'yla kendimizi dünya ile mukayese etme her zaman benchmarking kıymetlidir. Bu mukayeseler önemli ve kıymetli olan unsurlardır. Bu yönüyle baktığımızda dünya ile Türkiye'nin bugünkü durumunu değerlendirdiğimizde farklar lehimizde daha gözüken hususlar ve de Avrupa'daki bizim vatandaşlarımızın etkinliği fonksiyonlarını gözetleme ve onların bu durumda karşı karşıya kaldığı sıkıntılar noktasında da hakikaten devlet olarak onların ne kadar yanındayız. Çünkü tüm alanda artık Türkiye Cumhuriyeti Devleti Türkiye vatandaşında, Türkiye'deki vatandaşının hangi meselelerle ilgileniyorsa belki orada daha fazla problemlerle yüz yüze olması sebebiyle de bu konulara da ciddi anlamda mesai ayırdığını biliyoruz. Bu alanlardan önemli bir alan da yine sivil toplum alanı olarak görürsek bu noktadaki durumumuz nedir?

Evet. Türkiye insani yardım alanında gayri safi hasılaya göre dünyada birinci sırada. Yani bu şunu gösteriyor. Yayına girişte de ifade ettik. Osmanlı'dan kalan bir bakiyemiz var. İyilik hareketi. Nerede mağdur, mazlum varsa Türkiye Cumhuriyeti Devleti, sivil toplum kuruluşlarıyla beraber hep insanlığın yanında olmuş. Düşünün. Arakan'da vahşet oldu, afet oldu. Ukrayna'da savaş oldu, Libya'da, Suriye'de, dünyada son 10-15 yılda yaşanan gelişmelere bakıldığı zaman nerede bir olay varsa, savaş varsa, afet varsa Türkiye Cumhuriyeti Devleti AFAD, Kızılay'ıyla ve burada şimdi birilerinin ismini öğretilen atlarsan belki gönül koyarlar. Tüm sivil toplum kuruluşlarımızla dünyanın her yerinde olduk. Bu aslında sivil toplum kuruluşlarımızın insani alanda dünyada bir numara olduğunu herkes kabul ediyor. Sadece biz değil. Bu dünyada bilinen ve kabul görmüş bir gerçek. Avrupa'daki sivil toplum daha çok bizdeki gibi değil. Çok daha teknik eğitim alanında çok aktifler. Sağlık alanında çok aktifler, çevre alanında çok aktifler. Nitelikliler. Çünkü eğitim süreçleri ve sivil toplumdaki beklenti, orada çok yüksek ve sonuç odaklı olduğu için sivil toplum hayatın her alanında nüfus etmiş şekilde. Ama geçen hafta Türk Hava Kurumu Üniversitesi'nde bir söyleşiye katıldım. Salonda 250'ye yakın üniversite öğrencisi vardı. Kaç kişi sivil topluma üye dedim. Bir tane bayan öğrenci el kaldırdım. Orada onlara şunu söyledim. Sizin mezun olduğunuzda iş bulma olasılığınız bu salondaki diğer arkadaşlardan %99 daha fazla. Neden? Sivil toplumla tanışan bir genç eğitim sonrası istihdama yani çalışma hayatına çok daha hızlı geçme olasılığı var. Çünkü sivil toplum Türkiye'de siyasetle, iş dünyasıyla, uluslararası faaliyet gösteren kuruluşlarla çok ilintili. Onun için biz buradan yeri gelmişken şunu da söyleyelim lütfen. Önceden Yeşilay kolları, Kızılay kolları vardı bizim öğrencilik dönemlerimizde. Çok küçük yaşta sivil toplumla tanışmıştık. Ama çocuklarımızı, gençleri sivil toplum hareketin içerisinde en azından gönüllü olarak mesela AFAD gönüllülüğü var, Kızılay gönüllülüğü var. Bunlar kamu kuruluşları olarak nitelendirdiğimiz kuruluşlar. Çekinmeden ailelerini, çocuklar bu kuruluşlara yönlendirebilirler. Dünyada Türk vatandaşlarının kurduğu büyükelçiliklerimize bildirilmiş olan 3811 tane dernek var. Bunların %75'i Avrupa Birliği bölgesinde geçen yıl. Aynı zamanda ben Birleşmiş Milletler Türk Derneği yönetim kurulu üyesiyim. 1946 yılında kurulmuş bir dernek. Başkanımız da Pakistan büyükelçimiz. Buradan da kendisine çok selam ediyorum. Belki yayınımızı da izliyordur. Geçen yıl bir proje kapsamında, Bosna, Kosova, Arnavutluk, Sırbistan ve Almanya'ya gittik. Türk vatandaşlarının kurmuş olduğu dernekleri yerinde inceledik. Orada karşılaştırdıkları sıkıntılar ne? Yani kamu otoritesi orada bizim Türk vatandaşlarımızın kurmuş olduğu sivil toplum ilişkileri derneklerimize nasıl davranıyor? Mevzuat açısından nasıl davranıyor? Denetimleri nasıl? Özgürlük alanlarını daraltıyor mu diye. En son Berlin büyükelçimize uğramış. Sonra da tüm sivil toplum kuruluşlarıyla Berlin'de, Almanya'da bir toplantı yapmıştık. Gördüğümüz manzara gerçekten bizim için üzücüydü. Çünkü biz Türkiye'de çok özgürlükçü, çok şeffaf, çok demokratik bir şekilde özellikle yabancı kuruluşlarla ilgili davranırken, özellikle Avrupa'da bizim kuruluşlara çok daha zorluk çıkarıldığına şahit olduk. Biz Türkiye'de bir derneği denetleyeceksek bir hafta önce o dernek başkanı aranır. Şu gün size geleceğiz. İlgilisi hesapları, kitapları işte karar defterini hazırlasın. Denetime geleceğiz deriz. Ama Avrupa'da öyle bir şey yok. Gelir sabahın köründe baskın yapar gibi defterlerini alır ve seni ne zaman çağırır belli olmaz. Yani biz hakikaten hem denetimde özgürüz hem sivil toplum kuruluşlarımız çok özgür. Ama Avrupa tabii ki yabancılara karşı böyle davranıyor. Çok korumacı bir refleks gösteriyorlar. Özellikle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sivil toplum kuruluşlarına, vatandaşlarına karşı ez cümle şöyle söyleyebilirim. Sivil toplum kuruluşlarımız özellikle Afrika'da insani yardım ve hayır, Avrupa'da daha çok hemşehricilik, eğitim ve son zamanlarda göç ve iş alanlarında, hizmet sektöründe çok aktifler. Zaten 7 milyon vatandaşımız Avrupa'da yaşıyor. 4 milyon 4,5 milyon Almanya'da. Almanya'da 852 tane Türk vatandaşlarımızın kurmuş olduğu dernek var. Bu da bize şunu gösteriyor. Dünyanın her yerinde örgütlü bir yapımız var. Bunları çoğaltmamız lazım. Neden? Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde Türkiye 20 yıldır çok ciddi bir dönüşüm yaşıyor. Nasip oldu. Ben 20 ülkeye gittim. Türkiye Cumhuriyeti'nde 81 ile gittim. Gerçekten Türkiye'nin algısının ne kadar değiştiğinin farkındayım. Özellikle sivil toplum kuruluşları üzerinden bunun değiştiğini de müşahede ettik. Onun için biz güçlü sivil toplum, güçlü Türkiye sloganıyla 2022 yılında Türkiye geneli programlarda yapmıştık. Ben, sivil toplum eliyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin tekrar o sosyolojik sınırlarına hükmedeceğine yürekten inanıyorum.

Şimdi eee tabii aslında her konuda eee dünya ile mukayesemiz yani çok iyi hatırlayacaksınız biz İşkurda istihdamla ilgili konuları ve istihdam faaliyetlerini iş gücü ile ilgili faaliyetleri hep değerlendirirken Vapes'in de bir üyesi olarak dünyadaki tüm gelişmiş ülkelerle Türkiye'nin bu alandaki çalışmaları, mukayesesini, hangi hizmetleri hangi alanda işte gence yönelik, dezavantajlı gruba yönelik, kadınlara yönelik gibi bu tasniflerle çalışmalar yürütülürken yani sivil toplumun bu denli yani yaptıklarımızı ortaya koymak. Eser açısından da öyle. Bir esere bir ömrü verirsiniz ama o eseri aslında asıl ulaşılması gereken okuyucuya ulaştırma noktasındaki gayretleriniz eksik olursa veya bir ürünü efendim bütün ambalajını da yerinde yapmış olursunuz ama siz bunu sevkiyatını ihtiyaç olan alana iletmediğiniz takdirde böyle bir sıkıntıyla karşı karşıya kalırız. Bu kadar geniş bir alanla ilgili aslında yaptıklarımızın ortaya konması da eee şu bahsettiğiniz ve eseri bir bütün olarak baktığımızda maalesef kendimizi ifade edemediğimizi birçok konuda olduğu gibi görüyoruz. Tabii siz az önce sivil toplumun dünyada, Türkiye'de de dünyadaki olan olaylara karşı da ne kadar bizim hassas davrandığımızın bir ifadesi olarak sadece bunu asrın felaketinde değil yine yanı başımızda Suriye'de yaşanan milyonları ilgilendiren ve milyonlarca insanın canıyla ölümle yüzleştiği bir ortamda Türkiye'den den Türkiye'nin Suriye'den gelen mültecilere yöneli gerek sivil toplumuyla gerek devletiyle üstlendiği sorumluluğu da bu kapsamda bakmak lazım. Yani millet olarak da devlet olarak da farklı bir duruşumuzun olduğu ortada. Yani ekonomik anlamda, sivil toplum anlamda kendini çok güçlü takdim eden Almanya işte 10.000 20.000 mülteci ile ilgili yaptığı programları büyük bir başarı olarak o gerçekleştirdiğimiz toplantılarda ortaya koyarken ve bütün Almanya'nın 10 katını bizim bir Kilis ilimiz mülteci bünyesinde barındırıyordu. Ha bunu eleştirenler, eleştirmeyenler oldu ama tarih gösterdi ki hem bizim tarihi duruşumuza hem de açıkçası karşı karşıya kalınan bu durumun, sürecin sonuçları itibariyle de Türkiye doğru bir yerde ve alanda durmuş oldu. Şimdi Fahrettin Bey devam edeceğiz. Çok önemli sorularımız, konularımız var. Yani evet biz bir bayramda da ara vermedik. Programa devam ettik. Alışılagelmiş bir usul değildir. Bayramda insanlar artık bayramların ruhunu kaybettik. Bayramlar artık tatil alanları yani büyükleri sıayı rahim ziyaretler olması gerekirken bayramda insanlar ikiü kişilik o neyse o çekirdek dedikleri siz çekirdeğe dönerseniz o çekirdeğe de kaybedersiniz. Büyük aileyi. Büyük aile önce Türkiye ailesidir. Sonra işte kendi ailelerimiz, sivil toplumlarımız hep bunlar bir ailenin parçası. Onun için bizim programımızı da alışa gelen bir program değil. Yani programlar belki bayram süreçlerini böyle rahatta yaz dönemlerini kapanmaya terk ederlerken hayır. Biz süreklilikte bereketin olduğunu az da olsa nasıl ibadette devamlılığın esas olduğu gibi burada da taviz vermeden bir bayram gecesinde ama çok önemli hassas konulardan birini ele alıyoruz. Sivil toplumu her birimizin şu veya bu aranda olduğu, gerektiği şekliyle olmiysek bizim varlığımızın istismar edilme riski var. Olup daha güzel hizmetler yapma imkanı varken kaçıyor isek oradaki o hizmetleri yapmamanın vebali var. Yanlışlar yapılıyorsa yanlışlara seyirci kalmanın sorumluluğu gibi bir husus var. Ve yine başkalarının çok etkin olarak burayı hedefine, amacına yönelik olarak birtakım o risk alanı dediğimiz alanlar için kullanma durumuna karşı siz hayır ve hasenat, güzel işler için onu kullanmıyorsanız bunun da bir vebali ve sorumluluğu var. Yani onun için çok önemli bir konuyu konuşuyoruz. Bayram gecesinde izleyenler, izleyemeyenler belki olacak ama bir sivil toplumu ve bu sivil inisiyatifte yer alıp almamamız adına durumumuzu veya yapılan adımızın bulunulduğu yani o sizin az önceki örneğinden bahsettiğim başkan seni o toplantıda gördüm o zaman ben de oraya katkıda bulundum derken bizim adımızın o dernekte var olup eee efendim vakıfta var olup hiç yaptığına karışmadığımız takdirde de yanlış yapılıyorsa nasıl ki hayra delalet eden, aracılık eden onu işlemiş gibi olduğu gibi bir kötülüğün yapılmasına da vesile olan seyirci kalan onu işlemiş olur. Yani burada hem olacağız hem de olmamız gerektiği kadar olmamız gereken bir alandan bahsediyoruz. Tabii eee bizim eee programımızın öteden beri geleneğidir. Dostlarımızın yorumları, selamları, bayramlaşmalarını alıyoruz ama tabii belli bir yorumun üzerinde gelince maalesef önceki yorumlar görülmüyor. Oysa ki başta gördüğüm birçok ismin şu anda yorumunu ben ekranda göremiyorum. Göremediğimden dolayı okuyamayacağım için dostlarım sakın ha sakın e bizi niye okumadı diye düşünmesinler. Daha fazla da mesajın görmeme durumuna düşmemek için Fahrettin Bey bu mesajları, selamları veya cevap vermemiz gereken hususlar varsa lütfen siz de notlarınızı alıp onlara dönmüş olalım. Ama belli ki belli bir oranda notları maalesef ve maalesef mesajları okuyamayacağız. Çünkü onları göremiyorum şu anda ekranda. Evet. Bayramdal Kılıç hocamız rabbim nice Ramazan ve kutlu bayramlar versin. Bereketli bir program dileğini ifade ediyor. Kıymetli abeyim Musa Uzunkaya, selamünaleyküm sevgili kardeşlerim. Fahrettin Bey ve Cafer hocam. Yıllar sonra sizi aynı karede görmek ve güzel bir programda birliklerinizi seyretmek ne güzel. Başarılı ve güzel bir program çıkartmanızı dileğiyle selam, sevgilerimi iletiyorum. Bayramınızı tebrik ediyorum. şahsında tüm izleyenlerin de bayramını tebrik ediyorum. Eee, eee, eee, dolayısıyla Fahrettin Bey, Cafer Bey iyi bilir ki programın en başlarında ilk takip etme fırsatı bulduğum bir program oldu. Yani programları Musa hoca abeyimiz. Bazen sonradan tümden izle diyor olur veya biraz daha geç herhalde diyor ki Fahrettin bir kıymetini senin programa baştan beri varım diyor Murat Paşağok hocamız hanemize hoş geldiniz hayırlı akşamlar iyi yayınlar diliyorum Rizeli hemşehrilere diyor Fatma Uzunkay hayırlı bayramlar iyi yayınlar diliyor Mücahit Kocaba kardeşimiz dostumuz hayırlı akşamlar ve hayırlı bayramlar diliyorum selam ile Metin ve insan kıymetli Fatma Fatürk hanımefendi yazarımız Almanya'dan Fatma Türk diyor ki Ramazan Bayramınızı tebrik ederim. Zamanı bereketli kullanmak deyince Cafer Hoca'dan öğrenecek çok şey var. Fahrettin Bey'e Almanya'dan selamlarımı iletiyorum. İyi yayınlar diliyorum. Ve aleykümselam. Mustafa Uzun, Cafer Uzan, Cafer hocam ve konuklara hoş geldiniz di" diyor. Sefalar getirdiniz. Geçmiş e bayramınızı kutluyorum. Yağmur hayırlı akşamlar. Kızım Meyra Yağmur ile Samsun'dan Ankara'ya yolculuk yaparken sizin programınızı dinlemek için aracımızı sağa çektim. Ya bizim ara programı dinlemek için sağa çekmeye gerek yok. Sesini aç. Dinleyin yani. Tamam istifa. Radyo dinlemiyor musunuz? Dinler gibi yapın. Yani yolda geç kalmanın vebalini bize yüklemeyin. Yani bizi programı erken kesmeye de mecbur etmeyin. Efendim Yağmur Hanım teşekkür ediyoruz tabii duyarlılığınıza. İsmail Gemici hocam sizi ve misafirinizi selamlıyorum. Kıymetli rektörümüz Musa Yıldız Bey, Cafer hocam size ve Fahrettin Kaya başkanıma hayırlı yayınlar diliyorum. Herkesin Ramazan bayramını kutluyorum. Selam ve duayla. Mahmut Dökel hocamız hayırlı yayınlar ve bayramlar diyor. Yağmur Hanım Fahrettin hocam ve Fahrettin hocama başarılı yayınlar diliyorum. Serpil Uzun Günay, Hayırlı akşamlar, iyi yayınlar, keyifli dinlemeler, Bafra'dan selamlar diyor. Saygılar, mübarek Ramazan bayramınızı kutluyorum. Yağmur Hanım Fahrettin Başkan'ın kitabının ilk baskısını dikkatle okudum. Birçok şeyden istifade ettim. yayının devamını diliyorum diyor. Teşekkür ediyoruz. Kıymetli Arif Şimşek Baş Müfettiş müfettişimiz, Sayın Genel Müdürüm, zat-ı halinizi, kıymetli konuğunuzu ve tüm katılımcıları saygılarımla selamlıyorum. Bayramınız kutlu ve mübarek olsun. Kutluyorum. Güzel, ve faydalı bir program. Hayırlı yayınlar diyor Mudat Arslan. Sevgili kıymetli avukatımız. Bu vesileyle her iki kıymetlimizin bayramını tebrik ediyorum muhabbetle. Yağmur Hanım harikasın genel müdürüm çok başarırsınız maşallah diyor. Mustafa Doğan Karac kıymetli rektörüm hayırlı bayramlar sayın genel müdürüm. Sizi ve misafirinizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum. Yayınınız hayırlı olsun diyor. Yetkin Dilek hocamız, şairimiz, yazarımız. Hayırlı yayınlar Cafer hocam. Değerli konuğunuz hoş geldiler. Bir vesile sizi ve izleyen muhterem dostların da bayramını kutlarım. Selam ve dua ile. Sevgili dostumuz Muzaffer Alptekin Bey hayırlı akşamlar. Tüm dostlara iletiyor. Ailece izliyoruz. Genel müdürüm size ve başkanımıza güzel yayınlar diliyoruz. Sevgili yeğenimiz Ahmet Uzunkaya, Hayırlı bayramlar, hayırlı yayınlar. Kıymetli amcam, kıymetli konuğu Fahrettin Bey ve tüm izleyenlere selamlar, saygılar. Ramazan Bayramınızı tebrik ediyorum. Muzaffer Bey, tüm izleyenlerin, dinleyenlerin bayramı kutlu olsun. Kıymetli yazarımız, şairimiz İsmet Erdal hocamız bayramımızı tebrik ediyor. Kıymetli hocamız Ali Yılmaz hayırlı bayramlar diliyoruz cümle dinleyenlere ve bizlere. Yetkin Dilek hocamız diyor ki ülkemizdeki darbeler tarihi esasen dış müdahaleler tarihi olarak değerlendirilebilirse daha isabetli olur. Dernekleşme toplumsal örgütlenme anlamında çok değerlidir. Sohbetinizden istifade edilmesi temennisini ifade ediyor İsmet Erdal hocamız. Mehmet Salam, saygıdeğer genel müdürüm, saygıdeğer kardeşimiz de çok faydalı. Fahrettin Bey'e saygı ve sevgilerimi iletiyorum. Yetkin hocam der ki, Bizdeki derneklerin bir kısmı dışarıdan fonlanmakta. Fahrettin Bey burası çok önemli diye düşünüyorum. Yetkin Hocam bizdeki derneklerin bir kısmının dışarıdan fonlanmakta ve siyasi hayatımıza müdahalede kullanılabilmektedir. Bu gibi güdümlü dernekler toplum mühendisliği üzerinden iç barışı tehdit edebilmektedir diye bir riskli alana dikkat çekiyor. Muammer Akgün, Sayın Genel Müdürüm, Ramazan bayramınız mübarek olsun. Kıymetli şairimiz, yazarımız, hocamız İrfan Önder, hayırlı bayramlar, iyi yayınlar diliyorum. Selamlar, saygılar. Yetkin

Hocam der ki, "Dolayısıyla dernekler değerlendirilirken bu tehlikeye, tehditlere de dikkat çekmekte fayda var. Ülkemize ve milletimize aidiyet duygusu olan dernekler, sosyal hayatımızın önemli katkılar yapmaktadır." diyor.

Eee, İsmail Şahin Bey kıymetli doktorumuz hayırlı yayınlar diliyor. Murat Arslan değerlerimiz eee, eee, "Bayramınızı tebrik ediyorum. Her iki dosta da selamlar." diyor.

Eee, Yetkil hocam, "Dernekler önemli ülkelerde Türkiye'nin lobi faaliyetlerine şimdilik yeterli olmamalıkla birlikte katkılar sunuyorlar. Bu bakımdan derneklerimiz stratejik bir bütünlüğe kavuşturulmalıdır." eee, Lütfi Atilla Özdemir, "Her ikinize de hayırlı bayramlar diliyorum." diyor Yetkin hocam.

Fahrettin Bey önemli bilgiler verirken çok değerli mesajlar da vermektedir. Sağ olsunlar diyor Atakan Sargın. Hayırlı bayramlar diliyorum. Keyifle dinlediğimiz bir yayın. Fahrettin Başkan'a da selam eee sevgiler. Diyor Furkan Sargın da mübarek Ramazan bayramınızı kutluyor. Eee iyi yayınlar diliyorum diye dostların bu selamlarını da dediğim gibi ekranda şimdi görebildiklerimi ama daha önce paylaşılanları atladıklarım sebebiyle de eee özümün kabulünü istirham ediyorum.

Evet Fahrettin Bey, >> eee çok teşekkür ediyoruz. Bu eee hüsuniyetle bizi, eee selamlayanlara. Hepsine çok teşekkür ediyoruz. Eee tabii biz aynı zamanda kamu görevi yapıyoruz. Hem konuştuklarımız ölçülü olmalı hem de vereceğimiz bilgiler eee doğru bilgiler olmalı. Onun için biraz böyle eee çok detaylı çünkü sivil toplum alanı eee çok daha mayınlı bir alan olarak bilinir. Eee kitabımda da özellikle buna değindim. Konuya geçmeden siz istihdam boyutundan bahsetmiştiniz. Eski eee iş burcu olarak uzun yıllar beraber görev yaptık. Şu anda sivil toplum kuruluşlarında 50.000 kişi çalışıyor. Aslında aynı zamanda bir eee istihdam kapısı. sivil toplum kuruluşları eee Türkiye'de eee böyle de bir misyon üstleniyor. Onun için eee ben yine biraz önce ifade ettiğim gibi tüm gençlerimizi özellikle sivil toplum kuruluşlarına üye olmaya, aktif olarak faaliyette bulunmaya davet ediyorum.

Burada bir iki husus eee yorumlarda zikredildi. Eee kuruluşlarının fonlandığı Türkiye'nin demokratik yapısına eee ve demokrasisine yönelik eee müdahalelerden bahsedildi. Şunu öncelikle ifade edeyim. Devletimizin tüm birimleri, eee, güvenlik birimleri, eee, ve ilgili kuruluşlar bu konularla ilgili gayet titiz, hassas çalışmalar yürütüyor. Tüm vatandaşlarımız aslında bundan emin olsun. Neden? Biz de bu işin içinde olan birisi olarak bunu hasreten söylüyorum. devletin e masağından tut eee istihbarat birimlerinin tamamına hem yurt içinde hem yurt dışında tüm faaliyetleri ciddi bir şekilde takip etmekteler. Ama dediğiniz gibi eee en son İsrail'de yaşanan eee İsrail İran Savaşı'nda yaşanan eee bir eee 12 günlük bir savaş yaşandı. İlk savaş. Milli İstikhbarat Başkanlığımız bir eee kitap yayınladı. Kısa bir kitap. O kitabı ben bizzat okudum. Orada da özellikle sivil toplumun ne kadar faydalı olduğunu, sivil toplum üzerinden devletlerin eee iç yapısı ile ilgili istihbarat faaliyetleri yaptığı eee en son İran'a yapılan saldırılarda da gördük. birçok İranlı üst düzey yetkilinin eee ev adresleri efendim konutları eee tek tespit edilmiştir. Biz şuna inanıyoruz. Bu tabii bilgiye dayalı değil yorum yapıyoruz ama bu yorumları eee güçlendirecek çok ciddi de kaynaklar var. eee kesinlikle saha elemanları sivil toplum üzerinden dünyada şekilleniyor. Bu istihbarat üzerine yazılmış birçok kitapta, makalede de eee eee gündemde. Aynı zamanda polis akademisie yüksek lisans yapıyorum. Güvenlik bilimleri üzerinde yeni nesil terör örgütleri ve istihbarat üzerine çok ciddi okumalar yapıyoruz. Oradan da edindiğim izlenimler bu yönde. Ama şunu söyleyeyim kısaca. eee her gelen para, her formlanan kişi muhakkak devletin ilgileri birimleri tarafından takip edilmekte. Eee ben bu anlamda şöyle bir örnek vererek bu e konuyu kapatmak isterim. Eee ben Kuzey Suriye'de de yabancı kuruluşların yaptığı faaliyetleri yerinde görmek için sınır dışına çıktım. eee ekiplerimizle beraber. Orada o parayı nerede kullanmışlar? Gerçekten çadır kentlerde mi? E su kaynağı oluşturmada mı? işte kanalizasyon altyapısında mı, eee, okul bu hastane yapımında mı tek yerlerini bizzat görerek denetlemiş olduk. Onun için eee Türkiye bu alanda işi çok sıkı tutuyor. Çünkü sıkı tutmayan ülkelerin başına neler geldiğini tüm eee dünya şahit oluyor.

Şimdi Fahrettin Bey tabii eee bir eee buradaki yanlışların varlığı ve risk alanlarının varlığı eee yapmamız gereken bu güçlü yapıya karşı

duyarlılığımızın aksatılmasına değil aksine daha duyarlı ve hassas davranmamızı gerekiyor. Yani bıçağı birileri farksın masrafta kullandığından dolayı biz bıçağı yok kabul edemeyiz veya trafikte araçları

futursuzca kullanan insanlar kazaya vesile oluyor diye

10 tane insan, 10 şoförin dikkatsizliği

veya 1000 şoförin varlığı milyonlarca aracın daha doğrusu o milyonlarca aracı arabadan, trafikten çekmemize değil aksine

bunun kurallara uygun kullanılmasını, temin etmesini oluşturmamız gerekiyor. Şimdi tabii

sivil toplumu zamana uygun olarak bunun nasıl bir

dönüşüme uğradığını, zamanın şartlarına bir dijital çağda

artık sivil toplumun

kullandığı

enstrümanların da değiştiği

farklı alanlarla

dijital dünyada faaliyetlerini, görünürlüklerini fark ettirme noktasındaki aparatları yönüyle de bunları elbette

üzerinde durmak zorundayız. Yani evet

çok önemli kazanımlar söz konusu ama çok önemli güç olanlar aynı zamanda da çok önemli riskleri de beraberinde barındırırlar. Yani bu konunun hasreten altını

bolca çizmek. Dolayısıyla

sivil toplum

konusunu

elbette ki bizim buradaki bu programın sınırlılıklarıyla değil. Yani devletin az önce de sizin bahsettiğiniz bütün kurumlarının yeri geldiğinde seferber olduğu bu alan çok hassas bir alandır.

dolayısıyla ülkemiz üzerinde birtım

yanlış ihanet emellerini besleyenler açısından da başka ülkelere yönelik olarak da hatta bu yapının içerisine yerleştirdikleri birtım isimlerle de maalesef ve maalesef çok güzel yapıların

maksadı dışında kullanılmasına

sebebiyet verilmektedir. Yani dolayısıyla burada

çok iyi okumalar yapmak

ve

mevcut yapıyı risklerden korumak ve harekete geçirilmemiş potansiyeli de harekete geçirme adına açıkçası

büyük sorumluluk üstlenmek durumundayız.

yani buradaki işte insani yardım boyutu, kriz yönetimi boyutu, toplumsal dayanışmadaki rolünün değerlendirmesi yani bugün birçok ülkede yaşanan ekonomik sıkıntılar, riskler

bakıldığında çok büyük krizler olarak geçirildiği yerlere oranla aslında sivil toplumun

güçlü olduğu toplumlarda

bu süreçlerin daha

efendim

az riskle atlatıldığı gerçeğiyle de karşı karşıyayız.

yani bu

buradaki o güç kullanma kapasitesini, risk alanını, etki ajanlığı dediğimiz

alanının ne olduğunu

burada sivil toplum ile etki ajanlığının farkının ne olduğunu yani onun arkasına sığınarak

bir aparat olarak kullanılarak bu konunun

geçiştirilmemesi gerekliliği

Eee, evet. Yani belki bir temel sorularda da bakabileceğimiz yine bir okuma olarak bunu yani bir görev alanı olarak sadece değil dünyayı, Türkiye'yi ve

bu anlamda makaleler, araştırmalara bakan birisi olarak

küresel ölçekte olaya baktığımızda

ne kadar bu yapıların

bağımsız olduğunu, ne kadarının

efendim

birtım güç odaklarının

kullanımında olduğu gibi konularda

elbette devlet bu soruyu sorduğu gibi kendine bu yapıların içerisinde olan insanların da bu soruları veya bu risklere karşı kanaatimce duyarlı olması gerekiyor. Yani bir neticede

bu sivil toplumun, insisiyatifin içerisinde doğan, büyüyen bir medeniyetin evladı ve

işte yaşadığımız ömrün tecrübesi bizde böyle bir okumayı da

zorunlu kılıyor. Bilmiyorum bu noktada

Fahrettin Başkan ne der? Çok önemli bir konu.

Bu konuya geçmeden önce özellikle yani sivil toplum,

Türkiye'de tabii herkes ya nasıl buna müsaade edilir?

işte %99'u Müslüman bir ülkede nasıl LGBT derneklerine, kuruluşuna onay verilir diye özellikle çok baskı geliyor, eleştiri geliyor.

Mesela ülkemizde 46 tane kurulmuş, 26 tanesi aktif LGBT derneği var.

Bunların örgütlenme özgürlüğünün önünde hiçbir engel yok. Yani Türkiye'de

herkes

dernek kurabilir ve dernek faaliyetinde bulunabilir. E ama en nihayetinde

kanun yapıcılar bunlarla ilgili bizim arzumuz şu. Eğer olumsuz kötü örnekler varsa daha iyilerini daha iyi insanlar kurmalı. Mesela siz çıkıp bu yaşam tarzının kadın ve erkek vardır. İki cinsiyet vardır. Dinen de ahlaken de kültüren de bize uymayan yapılardır deyip yani devlet

her alanda girsin baskıyla bu işi halletsin değil ama çok güçlü sivil toplum kuruluşlarının

çok daha güzel faaliyetler ortaya koyarak demin de bahsettiniz dijital çağdayız. Mesela çok eleştiriyoruz. İçerik üreten sivil toplum kuruluşumuz maalesef yok. Yani

hepimizin çocukları var. Akıllı telefonlar elinde.

Önlerine ne çıkarsa onları izliyorlar. Ama

doğru içerik üreten sivil toplum kuruluşları olsa tarihi, medeniyeti, ahlakı

anlatan

sivil toplum kuruluşlarının dijital platformları içerik üretip topluma sunsa,

inanılmaz bir aydınlanma olur ve bu kötülüklerin de önüne geçmiş oluruz. Demin bahsetmiş olduğunuz etki ajanlığı konusu aslında

dünyada son 10 yılda özellikle istihbarat örgütlerinin

görüldüğü

sivil toplum kuruluşları üzerinden

devletlerin tamamen ekonomik, siyasi, kültürel her alanında inanılmaz sızma faaliyetleri var. Bunlarla ilgili de

basına da yansıyor. Güvenlik primlerinin yaptığı operasyonlarda İran ajanı, İsrail ajanı

çok değişik alanlarda faaliyet gösteren kişilerin mesela geçenlere basına düşmüştü.

Hangi ilde şimdi tam söyleyemeyeceğim. Bir sağlık çalışanının

İsrail ajanı olduğu

tespit edildi ve yakalandı. Şimdi

bu konular tarihten tabii Osmanlı'nın

çöküşünde herkesin tanıdığı Lavrens İngiliz ajanı. Yani

o kadar iyiydi ki herkes neredeyse bir Arap şeyhi gibi peşine takılmıştı. Çünkü Arapları Osmanlı'ya, Türklere düşman ederek oradaki ayrı ayrı

fikirleri

destekledi ve tamamen

işte Suriye'den, Kuzey Irak'tan

çekilmemize, orada Osmanlı'dan ayrılmalarına yardımcı oldu. İngilizlerin büyük oyun kurucusu olarak en büyük tarihi geçen ajan olarak bilinmekte.

Gezi olaylarında bir şeyi gördük. CNN INe canlı yayın yaparak

yanan çöp arabalarını işte yanan çöp konteynerlarını göstererek Türkiye ile ilgili inanılmaz bir dezenformasyon oluşturdu. Yani Türkiye de turist. Çünkü biz şu anda ekonomisi turizmle çok güçlenen bir ülkeyiz. Yaklaşık bu yıl herhalde yanılmıyorsam 65 milyon turist geldi.

bu yayınlarla turizmimizi baltaladılar. Depremde y aynı yayın kuruluşu

devlet otoritesi ortada yok. Yağma başladı diye yayınlar yaptı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti yetişemiyor diye yayınlar yapıldı. Şimdi tabii

bunlarla ilgili

inanılmaz

devletimiz mücadeleler yaptı.

İletişim Başkanlığımız, dezenformasyonla mücadele

başkanlığı bu konuyla ilgili geliyor. >> Sesin gitti. Tamam. Ha tamam. >> Eee bu konu

çok hassas bir konu aslında. Konuşacağım çok şey var ama bir kamu çalışanı olmanın verdiği zorlukla da

tam konunun detayına giremiyorum ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve güvenlik birimleri bu konuda

çok tecrübeliler.

İstihbarat birimlerimiz, kamuda çalışan kamu görevlileri bu alanla ilgili yaşanan çok acı tecrübelerden çok dersler çıkartıldı. Kesinlikle bu alan,

boş bırakılmaması gereken

riske edilmemesi gereken bir alan.

komşu ülkelerde yaşanan iç karışıklıklar,

satılmışlıklar ve yaşanan hadiseler bize şunu gösterdi. İç cephe kesinlikle çok güçlü olmalı. Tüm toplum sadece kamu görevlileri değil

ama tüm toplumun bireyleri

herkes

çok duyarlı olmalı, duyarlı davranmalı. Özellikle

sivil toplum kuruluşlarının içerisinde sızan, sızmaya çalışan

kötü niyetli kişilerle ilgili uyarı, ikaz ve ihbarlarda bulunmalarını özellikle de

bekliyoruz.

Şimdi Fahrettin Bey tabii biz

açıklamaları siz yaparken bir taraftan böyle bir feedbackle

yani biz örneğin Hasper Kader bu programı bile

kendi içerisinde bir

sivil inisiyatif bir sorumluluk projesi ve ben burada bu ülkenin işte siz 256 canlı yayınımızın konuğu oldunuz 5 yılı aşkın süredir devam eden bir süreç. E ve olaya şöyle bakıyorum. Diyorum ki bu programda Evet. Fahrettin Bey bir ömür birikimini, müktesebatını verip

bir eser hazırladı ve toplumsal önemli bir konuyu ele aldı. Elbette şunu biliyorum. bir programda bu konunun ele alınıp tüm kamuoyuna bir hakkın anlatılması hem mümkün olmayacaktır hem de belki

zaten

toplumun ne kadarı bu işe

ilgi gösterecek tartışılabilir. Ama benim açımdan evet bu akşam izlenmese. Ben bir kayıt olarak bunu hazırladığımda yarın bir esere dönüştüğündeki

programımıza katılan ilk bölümdeki 155

kıymetli konuğumuzun portreleriyle, şiirleriyle, onlarla gerçekleştirdiğimiz

sohbetin QR kodla erişme imkanı olan,

efendim

eseriyle ki burada iftarla, bayram gecesinde de

nimetin sah sahibine şükür sadedinde söylüyorum. Kıymetli başkan,

bugüne kadar,

henüz Türkiye'de böyle bir eser çıkmadı ama bu eseri açacak olan kitapların çıkacağından da zerre kadar endişemiz yok. Bu örneğini için veriyorum. Bir,

kibir abidesi olarak değil, Allah'a sığınırım bu programın duruşu ortada. Ama neticede yaptığımız için en iyisini ve en güzelini yapmak durumunda olma sorumluluğu için bunu söylüyorum. Şimdi aynı şekilde bu eldeki imkanların ve vakıfların

da nasıl biz ben programımı diyorum ki ister 10 kişi izlesin ama ben 86 milyon Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan vatandaşa Avrupa'daki milyonlarca Türk vatandaşına ve yarın ihtiyaç duyulacaksa buyursun nasıl eserler başka dillere çevriliyorsa buradaki mesajların veya verilebileceği sorumlulukla bu programı hazırlama konuğuma hazırlık yapma ki bunun şahitlerinden biri sensin. Yani 15 yıldır tanıdığım, ettiğim

Fahrettin Kaya ile ilgili bu programı çalışırken de

etraflıca

onlarca saat süren hem eser üzerinde okumalar hem de ne sorarız da bu programda bahsedilen zamanı en etkili kullanabiliriz. Buradan neye gelmek istiyorum? Yani burada devletin hani ne diyor? Görevlerinden biri vatandaşını zarar verecek. İşte

vatandaş ben bu can benim istediğim zaman kaza yaparım deme şansı var mı? Yok. Bu evlat benim. Bunu ben dünyaya gelmesine vesile oldum. Sebep oldum. O halde dünyadan ayrılacağı tarihi de ben karar veririm deme hakkı var mı? Yok. Olmadığına göre o zaman

bu

faaliyetlerin devir işaret ettiniz. Yani nesilleri, toplumumuzu, kendi evlatlarımızı başkalarının kurguladığı dijital birtım eğitim formatlarıyla daha bebek yaşında ellerinde yapılan bu çalışmalar yapılırken biz görünür şekilsel alanlara bu imkanları seferber ederken asıl zihinler üzerinde etkin olan dijital alana yönelik eğitime yönelik, çocuklara yönelik

daha etkin aktivitelere

yön yönlenmemiz noktasında sıkıntı var. Ve bu anlamda da aslında devletin ilgili kurum kuruluşlarının veya birtım sivil inisiyatiflerin bu konulara bu kaynakların ve potansiyelin aktarılması noktasında seferber olması lazım. Yani biz bu programda bir saatte daha önemli bir şey konuşma imkanımız varsa, konunun dışında dolaşıyor isek nasıl yalnızsa bu milletin veya tüm insanlığın

ortak

imkanlarını ve fırsatlarını

zay etmenin de bir vebali var. O halde devlet bu anlamda

ön açıcı, hatırlatıcı, bu hizmet alanlarını bildirici durumda olması lazım. Yine sizin hatırlayacağınız gibi biz ne diyorduk? diyorduk ki illerin iş gücü piyasası araştırmasını yapıp diyorduk ki işte Rize'de

yakın geleceklere bugün ihtiyaç duyulan

nitelikli insan veya iş gücü kapasitesi budur. 10 sene sonra beklenen de budur. O zaman eğitime ve ilgili yerlere yatırım yapmak istiyorsanız bu anala yönelin diye. Çün vakıf hizmetlerinin sivil inisiyatifle ilgili bu imkanların sadece hukuka uygunluğu açısından bir denetim değil vicdani ve olması gereken noktada standartın salanması adına da

ciddi bir yönlendirmeye ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.

yoksa bu bir hayali düşünce midir? Gerçeği ifade ediyor mu? Doğrusu başkanım. Bunu da konuşmak isterim. >> Evet. Aslında çok geniş olarak özetlediniz.

Aslında sivil toplum dünyada

kamu ve özel sektörün yanında üçüncü güç. Destekleyen güç. Şimdi geçen ay beni

Bülent

Bülent hoca aradı İstanbul'dan. Çok önemli bir

doktor.

eee şunu söyledi. Ben bir dernek kurmak istiyorum. Kız çocuklarının onurunu koruma derneği. Ne yapacaksın hocam dedim. Bülentür hocamız ben dedi

Türkiye'de 7 bölgede yedi temsilcilik ve özellikle Afrika'da

kız çocukların geçim zorluğu çeken ekonomik sıkıntı içinde olan kız çocuklara

yardımcı olmak istiyorum. Şimdi

Türkiye'de birçok insan ekonomik olarak belirli seviyeye gelmiş

veya sizin bizim gibi belirli bir yaşın üzerine gelmiş toplumsal meselelere duyarlı kişiler bir araya gelerek

hem tecrübelerini parası olan parasını imkanını ortaya koyarak topluma, insanlığa faydalı işler

yapma peşindeler. Onun için hocam telefondan bağlandığım için

aslında kapatmıştım ama

telefon geliyor ara sıra kusura bakmayın.

Şimdi biz bu bağlamda şunu söylüyoruz. Türkiye'de sivil toplum alanında çok düzgün işler yapan,

çok nitelikli kuruluşlar var. Aslında birçok alanda kamuya yardımcı oluyorlar. kamunun efendim eksik kaldığı alanlarla ilgili yardımcı oluyorlar. Rapor hazırlıyorlar. Gerektiği zaman rehberlik yapmak için işbirliği yapıyorlar. Çok güzel örnekleri var. Bizim aslında benim gördüğüm en büyük eksiklik şu.

Belirli bir yaşa gelmiş. Yani artık dünyada

ortalamaya 80 yıl.

belirli bir tecrübeye gelmiş insanların kesinlikle sivil toplum hareketin içinde olması gerektiğine inanıyorum. Bugün

Türkiye'de

mesela çok önemli eğitim alanında faaliyet gösteren dernekler var. Her ne kadar

yani Spor Bakanlığımızın işte Kredi Yurtlar Kurumu'nun oluşturduğu yurtlar varsa öyle derneklerimiz var ki Türkiye'nin dört bir tarafında

çok güzel öğrenci yurtları açmışlar ve çok güzel hizmetler veriyorlar. Onun yanında

çok güzel

burs hizmetleri veren, dezavantajlı

olarak adlandırdığımız kesimlere yönelik faaliyetleri olan çok güçlü sivil toplum kuruluşlarımız var. Bunların sayısının artması lazım. Sayı nasıl artar? E bu memleketin eğitimli insanları aynı Darü Şafaka örneğinde olduğu gibi kesinlikle sivil toplum alanında inisiyatifi ele almalılar. Yani bugün Türkiye'de bu alan halen daha çok bakir.

ve yapılması gereken çok iş olduğunu düşünüyorum. Özellikle savunma sanayi alanında yapılan,

son 10 yılda yapılan Türkiye'nin büyük atakları sayesinde çok güzel savunma sanayi şirketleri oluştu. Ankara'da da çok güzel savunma sanayi alanına faaliyet gösteren dernekler oluştu. Bunlarla da irtibatlı olduğumuz için söylüyorum. Yani hangi alanda başarılıysak o alanda sivil toplumda da bir hareketliliği görmüş oluyoruz. Ama benim

asıl beklentim her büyük sivil toplum kuruluşuyla da bir araya geldiğimizde de ifade ettiğim 2010 sonrası doğan Türkiye'de yaklaşık e 15 milyona yakın genç var, çocuk var. Ama dijital alanda içerik üreten,

çocuklarımızı, nesillerimizi doğru yönlendirecek içerikler üreten sivil toplum kuruluşlarımız henüz maalesef bir elin beş parmağına geçmeyecek kadar az. Eğer gençliği yönetemezsek, gençliği yönlendiremezsek, düzgün eğitemezsek

hakikaten yarınlarımızla ilgili endişe edeceğiz. Çünkü sivil toplum kuruluşlarındaki yaş ortalamamız da

bakıyorum 35'in üstünde. Bu da bizim için üzücü bir tablo. Onun için çocuklarımızı, gençlerimizi sivil toplum hareketin içine, bu iyilik hareketinin içine kesinlikle

katmamız gerektiğini düşünüyorum. >> Evet. Yani tam

ben hemen programın başında efendimizin cahiliye döneminde olan o Hilful Fudur Cemiyeti olsa bugün de içinde olurdum dediği o yapıyı aslında bugün

evet biz

toplum olarak sivil toplum karşısında veya

sivil toplumda olma bilincini oluşturmak çok önemli bir şey söylediniz. Yani bugün çalışma dünyasında da yine işte

en riskli alanlarla ilgili

hususlarda hep savunduğumuz şudur. Yani siz toplumda o bilinci sağlayamadığınız, temin edemediğiniz takdirde yasal mevzuatları ne kadar güçlü yaparsanız yapın bu sorumluluk duygusunu, bilincini toplumda oluşturmak lazım.

ve bu bilincin de aslında

dikkat ettiğiniz yönüyle de çok kıymetli buluyorum Sayın Başkan. Yani küçük yaşlarda bu sorumluluk duygusunun verilmesi, mutlaka böyle bir yapıda olunması gerekliliği ve burada kullanılacak olan her imkanın

hesabını sorulacak. daha etkin kullanılma imkanı varken niçin etkin kullanılmadığını, nasıl bir ailenin bireyleri mevcut bütçe ile ilgili yapılan israfları, yanlış tasarrufları hep birlikte sorgulaması, kaçaklarla ilgili herkesin mücadele etmesi gerekliliği gibi bu

açıkçası

sivil toplum

karşısında bir sivil topluma katılım noktasındaki bir bilinçletmeden bahsediyorum kıymetli başkan. Diğer taraftan da sivil toplumdan gelebilecek riskleri veya imkanların

zay edilmesine yönelik olarak yine bir bilincin oluşturulması herhalde bu işin çok önemli

unsurlarından

biri olarak görmek gerekir diye düşünüyorum. Bütün bunlar aslında yaptıklarımızın evet kıymetli olduğunu

ortaya koyuyor ama yapılması gerekenlerin de

bir o kadar daha önemli ve anlamlı olduğunu ortaya koyuyor. Tabii konuya dair aslında dediğim gibi bir vakıf medeniyetinin çocukları dediğiniz zaman buna dair nice güzel örnekleri tarihten veya bu günümüz açısından da vermek mümkün. Ama bir bayram gecesidir.

açıkçası

bir konuya giriş olarak ben bunu görüyorum.

sivil

topluma ya mutlaka bu inisiyatiflerin içerisinde olmamız gerekliliğini bir insanı kurtarmak, bir insanın hayatına dokunmak, bütün insanlığı kurtarmak kadar önemli olduğu bir yerde bu kuruluşların milyonların hayatına yeri geldiğinde dokunduğunu ama yine burada bir istismar alanıyla

yine milyonların hayatının tahrip edilebileceğini, bu imkanların yanlış yerlerde kullanılmasıyla yanlış şekilde vakıfların

birtım insanları devşirme adına kullandığında farklı ideolojilere de e teslim edildiği anlamını görüyoruz. Bütün bunları şunun için söylüyorum Fahrettin Bey.

Bunlar

dıştan bir vatandaş olarak benim gözlemlerim.

bu gözlemlerimle ilgili gereksiz endişelerim varsa bunların izale edilmesi adına size bir soru olsun diye söylüyorum veya burada oluşturulması gereken duyarlılık adına sizin yaklaşımınız ortaya konsum. Ve yine kitapta benim soracağım onlarca başlık var ama siz

evet bu program kapsamında bunlar yeterlidir dediğiniz takdirde

programı da vereceğiniz benim adıma hep konuklarıma sorduğum son süreçteki sorulardan biri budur. Evet ben

her bir misafir benim konuğumdur. Olabildiğine ben onlarca soruyla konuyu açmasını arzu ederim. Ama netice itibariyle de bu konu verilirken mutlaka bu da kayıtlara girmeliydi. Bu işin özüdür diye her bir konunun kendi uzmanlık alanı ile ilgili verilmesi gereken mesajlarının var olduğunu düşünüyorum. Yani yarın Fahrettin Kaya bana, "Sayın genel müdürüm, program yaptık.

evet bana beni konuşturdu ama en az benim kadar da sen konuştun. Doğru. Ben seni konuşturmak için bu konuşmaları yaptım. Onun için bir zaman problemimizin olmadığını, burada 3 saat 16 dakika konuşan konuklarımızın da olduğunu,

bir zaman baskımızın olmadığını,

bununla ilgili,

süreci,

evet burada söylenmesi gereken

söz yeterlidir diyecek olan da Sayın Kaya sizsiniz. Dolayısıyla ben hem görevimi hem de sorumluluğumu işin ehline havale etmiş oluyorum.

Bu arada tabii ortak dostlarımız var. Ne diyor mesela, e, eee, bazı dostların. Evet. Onları da paylaşayım. Sen de bu arada o topla dediğim veya unutma dediğim mesajları verin diye. Evet, kıymetli Ömer Yılmaz kardeşimiz, sayın genel müdürüm, sayın başkanım, devletimizin iki önemli bürokratı. sizleri aynı yayında görmek, muhabbetlerine katılmak, dinlemek ne güzel diyor. Eyvallah. Mehmet Ayan Bey üstadım, hayırlı bayramlar, iyi yayınlar. Size ve konuğunuza saygılar, selamlar sunuyorum. Yüreğinize, kaleminize, sesinize sağlık. Kıymetli Faruk,

tabii Faruk Faruk Kaya, Fahrettin Bey'in oğlu Faruk'tan çok şey bekliyoruz. Faruk programı

muazzam diyor.

Takip ediyorum diyor. İyi bayramlar diliyorum diyor Faruk.

Yani bir daha karşılaştığımızda bu kitabı

efendim

Cafer amca başladım. Edebiyata, sanata ve ne güzel isimler varmış bunları

bize tanıttın diyecek etkilediğin unsurları görmek istiyorum.

inşallah 4 Nisan'da,

Ankara'daki Kitap Fuarında, kitabını da imzalayarak Faruk sana vermiş olacağız. Tamam mı? Onun için ben de senin gözlerinden öpüyorum. Evet.

yine

dostlardan İsmail Bey der ki ümmet için faydalı olan yayınların devamını diliyoruz. Orhan Göksal hayırlı yayınlar diliyor. Abdülkerim Uzunkayaoğlum hayırlı yayınlar diliyor ve dolayısıyla sohbeti dikkatle takip ettiklerini de ifade ediyorlar. Evet Fahrettin Bey herhalde

yani sana biraz da zaman kazandırdım. Bütün bu mesajları arada okumak suretiyle.

sorum, beklentim ve program sonrasında

şunları konuşmadık denmemesi adına sizin kafanızda da mutlaka bir

bu eser konuşulacaksa, sivil toplum konuşulacaksa

bu zaman şunlar da söylenmeliydi diyeceğiniz ifadelerinizle

devam edelim veya

onların ardından da programı

arzu ettiğiniz anda

bırakabiliriz. >> Evet. Sayın genel müdürüm, bu kitap

aslında bu alanda yazılmış ender kitaplardan biri. Çok emek verdik

bu kitaba. Bu kitap aslında hap bilgiler içeriyor. Sivil toplumun dünü, bugünü, dünyadaki örnekler. >> Biraz kitabı yukarı doğru kaldırırsam ismi de okunsun. Evet. Sivil Toplumun Gücü. Fahrettin Kaya. >> Evet. Evet. Bu kitaba çok emek verdik aslında. Bir farkındalık oluşturup dikkat çekmekti. Çünkü Türkiye'de bu kadar büyük ve güçlü bir yapı varken bu alanda yazılmış fazla eser yok. İstihbarat alanına yazılmış

eserler var. E çok kısıtlı

sayıda akademik

makaleler var. Hepsinden istifade ettik. Bu kitap hazırlanırken çok güzel okumalar, taramalar yaptık.

ve bu eseri oluşturduk. Bu eseri Hacettepe Üniversitesi

rektörüne de takdim ettim. oradaki hocalarımıza da

bir profesör hocamız ben çok kitap okudum ama bu kadar butik, bu kadar konu başlığının bu kadar güzel işlendiği kitap okumamıştım.

ve teşekkürlerini iletti. Bunu şunun için söylüyorum. Elbette ki herkes bu alanda bilgi sahibi olamayabilir ama

bu toplumun, bu topluma, bu vatandaşlara, bu millete hepimizin bir bonservis bedeli olduğunu, borcu olduğuna inanıyorum.

Benim büyük dedem Sarıkamış'ta şehit oldu.

babam onun ismini taşıyor. Bu vatan için o canını verdi. Biz, ben de 50 yaşına geldim artık.

yani yaş 35, ömrün yarısı denilirse biz de artık yaşlılar sınıfına doğru gidiyoruz. Hem toplumu aydınlatmak, gençlere örnek olmak,

sivil toplumun

dünyada ne anlam ifade ettiğini, Türkiye'de ne anlam ifade ettiğini, sivil toplumun gücünü ve etkisini, örgütlü bir yapının dünyada neleri yaptığını ve değiştirdiğini, Türkiye'de en iyi örnek uygulamalarından da burada bahsettim. Özellikle

burada kitabımda birinci baskıda

iyi uygulama örneklerinden

Sadaka Taşı Derneği'in ismini vermekten burada çekinmeyeyim yaptığı faaliyetlerden bahsettim. tarihi böyle çok uzun bir

sivil toplum kuruluşumuz değil ama dünyanın birçok bölgesinde insani yardım, hayır yardımı Türkiye'de yardım faaliyetlerinde bulunuyor. Yani

marifet iltifata tabidir. Biz güzel işler yapan, bu memleketin hayrına, bu milletin hayrına güzel işler yapan sivil toplum kuruluşların her zaman destekçisi olacağız, yanlarında olacağız ve onları

anlatmaya

ve insanların bu örgütlü yapıların içinde olmayı, desteklemeye davet edeceğiz. Bu kitaptan

3.000 adet bastık. Ankara'da Yade Yayınevinde

iade yayınevinde bastık ilgi gördü.

1250 adet

internet üzerinden satıldı.

ve çok güzel. Ben buradan bir maddi beklenti içinde asla olmadım. Olmayacağımı da söyledim.

Bursa olarak öğrencilere yardım ediyorum bu kitabın gelirlerinden.

nasip olursa şimdi, ikinci baskımız çıkıyor bu hafta Allah nasip ederse. >> Evet. Şu anda Mehmet Sağlam diyor ki, "Sayın genel müdürüm, o kitabı nasıl temin edebiliriz?" diye soruyor. Dolayısıyla internet üzerinden sanıyorum

tüm

yayını şeyi üzerinden yani ilgili

yayınevinden de temini mümkün ama internet üzerinden de zaten >> tabii Amazon'da da var.

efendim birçok

kitap satılan trend yolda da her yerde şu anda zaten yayınevi üzerinden ama direkt iade yayınevinin sayfasından da alınabilir.

Biz buradaki asıl beklentimiz gerçekten

Türkiye'deki beyaz yakalılar

Çalışma Bakanlığı'ndan bize

kalmış güzel bir ifade. bu memleketin eğitimli insanları,

kamuda çalışmış,

yetkin insanları,

rehber olmalılar. tecrübelerini

topluma sadece yaşantılarıyla

oturdukları makamlarla değil

bu ülkenin gençlerine, bu ülkenin

vatansever iyi yürekli insanlarına, ahlaklı insanlarına hangi alanlarda

olmaları gerektiğini, hangi alanlarda faaliyet gösterilirse hep beraber bu

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ilelebet

yaşatacağımızı, hangi alan mayınlı alanlara dikkat edilmesi gerektiğini aslında ortaya koy. koymak için bu eseri yazdık.

Ben gerçekten

yazdığımda bu kadar etkili olacağını, bu kadar

olumlu tepki alacağımı düşünmüyordum. Ama buradaki hayalim şuydu.

İsrail

Nasrallah'ı

tamamen sağ elemanların verdiği

istihbarat bilgisiyle yok etti.

Bu şunu gösteriyor. Hiçbir şey

hafife alınamaz. Özellikle sivil toplum alanında hafife alınamaz. Dün hemşeri dernekleriyle

örgütlü bir yapıya

kavuşan Türkiye'deki sivil toplum hareketi bugün Türkiye'de çok başka bir alana evrilmiştir.

Düşünün

AFAD üzerinden Türkiye Cumhuriyeti Devleti her yerde. Kızılay üzerinden her yerde. Kızılasay'ın karşılığında Kızılay inanılmaz dünyada işler yapıyor. Biz de şunu diyoruz. Türkiye'de her

gönüllü, her sivil toplum alanında faaliyet göstermek isteyen, her bu ülkeye dair iddiası olan, fikri olan kesinlikle sivil toplum kuruluşlarının içinde olmalı veya sivil toplum kuruluşu kurmalı ve bu alanda faaliyet göstermelidir. Çünkü

sizin dediğiniz gibi

bir gün akşam olur biz de gideriz kalır dudaklarda şarkımız bizim.

Çünkü hiç kimse kalmıyor. Onun için,

kalıcı eserler bırakmak, toplumu bilinçlendirmek, gelecek nesillere

düzgün

eserler bırakmak

bizim de vicdani bir sorumluluk olduğunu düşünüyorum. >> Evet. Çok teşekkür ediyorum. Aslında konu kendiliğinden oraya geldi.

Belki bu da tamamlayıcı bir soru olsun. Kıymetli Bayram Dalkılıç hocamız diyor ki Dalkılıç Fahrettin Bey diyor kitabın içindeki tasnifi ve özellikle başlıklar bağlamında iki dakika da olsa bilgi verebilir mi? Yani Firistlerin konu başlıklarını içeriği görmesi adına önemli. Ben hep söylüyorum. Netice itibariyle

insanlar uzun uza diye bölümleri okumakta zorluk çekiyorlar. Ben akıcı bir kitap olduğunu,

konuya dair müthiş bir yönelişe vesile olabileceğini,

dostlarımızın mutlaka temin etmesi ve ben yine söylüyorum bayramda seyryan farklı vakitlerde en iyi hediye dün de bugün de kitaptı ama biz kitabı bıraktıktan sonra kitabı bırakmanın bedelini ağır ödedik. Elbette hele hele bu sorumluluk duygularıyla yazılan az önce kıymetli başkanın burada biz kendi adımıza bir şey beklemiyoruz. Vatana, millete karşı bir sorumluluğumuzun. Ama burada da bir şey olacaksa 3 tane be tane öğrencine

efendim

burs vermeye vesile olacaksa işte yani kitabın varlığı da veya

sivil toplum

yaptığını da bir eserle yapma iradesini de

Sayın Başkan ortaya koydu.

Mustafa Uzan Bey'in söylediği gibi biz Fahrettin Bey'e gayretinden dolayı teşekkür ediyoruz.

ve

buradaki dostlarımıza da olmayan dostlara da yarın izleyecek olan dostlara da mutlaka bu eseri

okumalarını

öneririz, tavsiye ederiz.

bizim

rabbimizin ilk emri ikradır.

ve

yine rabbimizin

üzerinde durduğu hususlardan biri de diğer taraftan ikradan bahsederken diğer taraftan nun vel kalemi ve yasturun. Evet.

kaleme ve onun yazdıklarına andolsun. Yani yazı önemlidir. Bu yazılanları okuyacak idrak ve izan sahibi olmak da önemlidir. Ve dostlar ve biz biliyoruz ki az önce işte Fahrettin Bey daha dün tanıdığımızda farklı bir yer. Artık yaştan o da bahsetmeye başladı. Bu da güzel. Yani yaşı hesaba katmadan gençlik hesaplarından bugün farklı bir noktadayız ve biliyoruz ki küllü nefsün Evet. Küllü nefsinatül mevt. Her nefis ölümü tada ve sonra yaptıklarımızdan ve yapmamız gerektiği halde yapmadıklarımızdan. Yazdıklarımızdan ama yazmamız gerektiği halde yazmadıklarımızdan da hesap vereceğiz. Rabbim her birimizin hesabını kolay etsin başkan.

evet.

dolayısıyla,

şu konu başlıklarını da kısaca bir özetlersen veya okursan daha doğrusu iyi olur. >> Evet. Şöyle kısaca,

arz edeyim. Türkiye'de sivil toplumun tarihçesi, geleceği, insani yardım alanında Türkiye'nin rolü ve önemi, gönüllülük. Malum bir kanun çalışması da var gönüllülükle ilgili. Uluslararası sivil toplumdaki gelişmeler, Türk vatandaşları tarafından dünyada kurulan

dernekler, Türk Dünyası ve sivil toplum ilişkisi, istihbarat, etki ajanlığı ve sivil toplum aslında kitabımızın

öznesi olacak bir konu. Çok önemsediğimiz ve üzerinde titizlikçe çalıştığımız bir konu. Türkiye'de LGBT ve sivil toplum demin de bahsettiğim gibi

iyi alanlar olduğu gibi

toplama

yani zararlı etkileri olan kuruluşlar da var ama onlar da hep denetimde ve takipte. Türkiye'de faaliyette bulunan yabancı

kuruluşlar özellikle Alman vakıflarını ve

Amerika tarafından fonlanan yabancı kuruluşları burada detaylıca ele aldık. Sonra da Türkiye'de demin de bahsettim

örnek sivil toplum kuruluşlarından

bahsettik.

Burada bunlardan da mesela atladım. Saabat Köyü Kadınlar Dayanışma Derneği var Bursa'da. Uludağın eteklerinde. Yolu düşen muhakkak görsün. Kadın girişimcilerin oluşturduğu bir dernek. Aynı zamanda bir istihdam kapısı olmuş. Çok güzel

bir derneğin yaptığı faaliyet var. Kitabımızın kısaca

başlıkları

bunlar.

Başlıkları da ikinci baskıda da sadece azınlıkları işledik. Türkiye'de 70'e yakın kilise derneği var.

onlara birinci baskıda atlamıştık.

önemli

dostlardan uyarı geldi. Bu konunun da kesinlikle bu kitapta yer alması, yer alması gerektiği konusunda onları da ikinci baskıya

işledik. Özellikle Türkiye'de Kilise derneklerinin yaptığı faaliyetler, amaçları ve yürüttüğü iş ve işlemlerle ilgili o da ilgi çekecek, beğeniyle okunacak bir alan olarak

inşallah ikinci baskıda

beğeninize sunmuş olacağız. Evet Fahrettin Bey, e yeterli mi? Programı bitiriyor muyuz burada? >> Genel müdürüm,

aslında konuşacak,

çok şey var. Çok uzun bir alan. Sivil toplum alanı. Çünkü sadece insani yardıma girsek bir günümüz alır. Eğitime girsek, sağlığa girsek, çevreye girsek,

spora girsek. Onun için bu alanda,

konuşma bitmez.

sohbet bitmez ama kitabımı bir butik kitap hap kitap olarak adlandırdıkları için programımızın da böyle

hap bir program olmasını kısa bir program olması

seyircilerimiz için de bizim için de kıymetli olur diye düşünüyorum. >> Evet. O halde biz teşekkür ediyoruz ve diyoruz ki evet

gideriz Nur Yolu izle gideriz. Taşbağıda sular dizle gideriz. Bir gün akşam olur biz de gideriz kalır dudaklarına. Şarkımız bizim. Yine Fahrettin Bey'in dostların hatırlayacağı gibi bak bayram gecesinde de aynısını söylüyoruz. Tohum saç bitmezse toprak utansın. Hedefe varmayan mızrak utansın. Hey gidi küheylan koşmana bak sen. Çatlarsan doğuran kıstak utansın. Eski çınar şimdi Noel ağacı dallarda iğreti yaprak utansın. Ölümden ileride varış dedin geride ne varsa bırak utansın. Dolayısıyla biz utanılmayacak güzel işler yapmak üzere her birimiz bu aziz millet için, bu toplum için

üzerimize düşen görevleri ve sorumlulukları yerine getirmeliyiz ve dolayısıyla

aslında kitabı Fahrettin Bey butik bir kitap tanıttığı gibi biz de bu konuyu bizim programımızın ölçeklerine bakınca tabii normal standartlarda 1 saat 40 dakikalık program oldukça büyük bir program. Ama bizim üst saati bulan programlara bakınca butik bir program olarak da addedilebilir. Ama önemli hususlara değinildiğini düşünüyorum. Umit ediyorum ki dostlarımız dostlarına sadece bu linki kopyalayıp

göndermeleri halinde

bu noktaya bir duyarlılığın, farkındalığın ve bu işin arkasındaki itici gücü olan eserin tanınmasına ve daha fazla bu konuya odaklanmamıza vesile olmuş olur diye düşünüyorum. Evet değerli dostlar, e bu akşam sivil toplumun yanlıca bir dayanışma zemini olmadığını, aynı zamanda bir güç, bir etki alanı ve kontrol edilmediğinde bir risk alanı olduğunu hususunu

kıymetli Fahrettin beyle birlikte konuştuk. Tarihsel köklerinden günümüze uzanan bu yapının hem Türkiye hem dünya açısından taşıdığı önemi ele almaya çalıştık. Bugüne kadar çoğu zaman fark edilmeden varlığını sürdüren bu alanın aslında her birimiz için bir sorumluluk ve

bilinç meselesi olduğunu gördük.

Sivil Toplumun Gücü adlı eser üzerinden gerçekleştirdiğimiz bu sohbet hepimiz için yeni bir farkındalığın oluşmasına vesile olsun diyorum.

Kıymetli katkıları için Fahrettin Bey'e teşekkür ediyorum.

Gördük ki kıymetli dostlar sivil toplum yalnızca iyiliğin değil, aynı zamanda bilincin, sorumluluğun ve geleceğin inşa edildiği bir alandır. Sivil toplum ya bilinçle büyür ve güç olur ya da ihmal edilirse başkalarının yön verdiği bir alana dönüşür. Ve bu sorumluluğumuzu hatırlayarak bir bayram gecesinde bütün dostlara kalbi selamlarımızı nice bayramlara erişmeleri Yeah.