📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

GELMİŞ GEÇMİŞ EN DUYGUSAL CİNAYET | Savaş Kurtbaba ile Suçun Anatomisi

Savaş Kurtbaba35:48

Transcription

Beni öldürecek birini arıyorum. Bunu o

kadar çok sevmiş ki. Çantanın içinde

silah, mermi ve simitlerle beraber eve

geliyor. Sevgisi, duyguları, yaşanan

ikilemlerin farkında mısınız? Neler

yaşadık ne derse desin ona

yaptırabilecek bir kıvama getirmiş onu.

Ya bir polisi ara be kardeşim. Yine

aramıyor. İkisinin de ortak bir noktası

var. Anlamak çok zor. İkisi de ölmek

istiyor aslında. Bıktım der artık.

Bir an önce bu işi bitireceksin.

O sevgi kırıntıları bile onda biraz

korku yaratıyor. Neden öldürürsün? O

kadar iş ciddiye gelmiş ki duygular onu

korkutmaya başlamış. En ağır cezanın

verilmesini istiyorum ve aldığı cevap

şudur: "Pendik sahilde katilimle

geziyorum" diyor.

Selam dostlar.

Bugün Türkiye'de belki de ilk kez görmüş

olduğumuz bir cinayeti anlatacağım size.

Dünyada da çok nadirdir. Belki de

gerçekten tüyleriniz diken diken

izleyeceğiniz,

bazen çok duygulanacağınız,

ağlayacağınıza da kesin eminim.

İnanılmaz bir cinayet öyküsü.

21 Nisan 2019 günü saat 15'te 112 acil

hattına bir ihbar gelir arkadaşlar.

Karım kalp krizi geçiriyor. Adres

Pendik, Kavaklılar Mahallesi,

Çağdaş Sokak, No 18, 112 ekipleri olay

yerine hızlıca gelirler. Bir kalp

krizidir neticede. Ne kadar hızlı

müdahale edebilirlerse hayatı o kadar

kurtarılabileceği

şüphesizdir. Ve tarif ettikleri gibi

adresin 3. katına dairenin önüne

gelirler arkadaşlar. Ama bir tuhaflık

vardır. Kimse yoktur adreste.

Bekleyen yoktur. Aşağıdan kapıya

çıkarlar, bakarlar. Kimse yoktur. Sahte

ihpar deyip giderlerken 112

görevlilerinden biri fark eder. Bir

bakarlar ki kapının üzerinde anahtar

var. Anahtar bırakmışlar kapının

üzerine. Görmeseler gidecekler. Fark

eder ve kapıyı açarlar. Kapıyı

açtıklarında direkt karşıda yatağın

üzerinde yatan bir kadın vardır. Ama

yine bir acayiplik vardır. Bir kalp

krizi değildir. Karın bölgesinde ve

yerde bulunan yastığın üzerinde kan

lekeleri vardır. Hemen muayene ederler.

Nefes var mı? Kontrollerini yaparlar.

Evet. Canlıdır. Yaşıyordur. Hemen

ambulansa aşağı indirirler. 112 ambulans

servisi ile birlikte Pendik Araştırma

Hastanesine naklederler. Ameliyata girer

ve ameliyattan belli bir süre sonra

doktorlar dışarı çıkar. Bakarlar ki ya

bu ihbarı kim yaptı? Ne gelen var ne

giden var. Orada elleri böyle yüzü

kırışık, gözleri çökmüş. 50-55

yaşlarında kısa boylu bir adamı

kendilerine doğru yaklaştığını görürler.

Ve doktorlara şunu sorar. İlkay hanım

nasıl? Derler ki sen kimsin? Ben der

akrabasıyım arkadaşıyım da zaten der.

Kardeşine haber verdim. Kendileri

Manisa'da yaşıyor. Hemen otobüse binip

geliyorlar şu an, doktorlar şunu söyler.

Çok kan kaybetti. Artık Allah ne

yazdıysa o. Biz elimizden gelen her şeyi

yaptık. Şu an için yoğun bakıma

kaldırdık ve bekliyoruz. Ama sen madem

akrabasısın yine kana ihtiyacımız

olabilir. Kan grubun ne olursa olsun

aşağıya in ve bu hastayla ilgili kan

vereceğini söyle ve kan ver derler. Bu

yüzü kırışık ve çelimsiz kişi korkarak

aşağı iner. Aşağı indiğinde kan

merkezinin pazar günü olmuş olması

sebebiyle kapalı olduğunu fark eder ve

olay yerinden uzaklaşır. Oradan çıkar

gider arkadaşlar.

Yaşam mücadelesi veren kadın karnından

vurulmuştur. Yani şu bölgeden bir adet

mermi girişi vardır. Şöyle söyleyeyim

size. Diyaframın olduğu bölge yani

Mahsun'da gösteriyorum. Yani şu bölge tam.

Buradan bir mermi girişi vardır ve

kanamalar sürekli devam etmektedir. Bu

kişi İlkay Sivaslı'dır arkadaşlar.

İlkay Sivaslı

Kartal Atatürk İlköğretim Okulunda

sınıf öğretmenidir.

Ancak öğretmen İlkay Sivaslı bir gün

sonra sabah 02.14'te

yaşam savaşıı kaybeder ve hakkın

rahmetine kavuşur, ölür arkadaşlar.

İlkay Sivaslı ile ilgili size şöyle biraz

bilgi vereyim. Kendisi Balıkesir

Üniversitesi Necati Bey Eğitim Fakültesi

fizik öğretmenliğinden mezundur ama

fizik öğretmeni olarak atanamadığı için

sınıf öğretmeni olarak atanmıştır ve

hayatını öğretmen olarak idame ettiren

bir öğretmenimizdir İlkay Hanım. Anne

babası yoktur. Sadece bir erkek kardeşi

vardır. O da Manisa'da ikamet etmektedir

arkadaşlar. Tek başına yaşamaktadır. Bir

tek erkek kardeşi var. Arkadaşları onu

çok iyi bir kadın olarak

anlatmaktadırlar. Yardımsever ve iyi

niyetli bir kadın olarak gösterirler.

Ama içine kapanık bir özelliği de

vardır. Bunu da kendi kişisel Facebook

hesabından yapmış olduğu paylaşımlardan

biraz ruh halini anlamamız bizim için

çok önemli. Hatta vefat ettikten sonra

onunla ilgili bu paylaşımı öğrencileri

hazırlık yaparlar ve o yazıyı yazarlar.

Ne der Facebook'ta biliyor musunuz? Ve şimdi perde

kapanıyor. Ben bu materyalist dünyadan

barışın ve sevginin olduğu yeni ufuklara

açılıyorum ve bu hayatta ne olursa olsun

sana şükranlarımı sunuyorum. Birine

hitap ederek bunu söylüyor aslında ama

gerçekten biraz düşündüğümüzde o ruh

halinin biraz karmaşık olduğunu da

buradan anlıyoruz ama çok iyi niyetli

bir insan olduğunu da defalarca

söylüyorlar. İlkay öğretmen hayatını

kaybettikten sonra bu olayı o dönemde de

şimdiki olduğu gibi kadına şiddet çok

fazla olması sebebiyle bunu vurgulamak

özellikle istedim takıntılı bir

sevgilisi tarafından öldürüldüğü

düşünüldü ve kamuoyunda gerçekten infial

yarattı. Günlerce gazetelerde yazdı

hatırlayanlar bilir ama olayın

hikayesini gerçekten kimse bilmiyordu.

Yüzeysel olarak konu anlatıldı. Ben size

olayın bir de hikaye tarafını da

anlatacağım. Neler yaşadı bu kadın?

Nasıl bir hayat içerisindeydi? İlkay

öğretmen bu olaydan 3 yıl önce

arkadaşlar Manisa'da yaşayan bir

sevgilisi var. İbrahim E. isminde biri.

Bunu o kadar çok sevmiş ki ona hitabı,

sevgisi, duyguları. Bunla inanılmaz bir

sevgililik dönemi evlilik aşamasına

geliyor. Ama İbrahim E. onunla evlenmiyor.

Bir gün İbrahim E.'nin evlenmiş olduğunu

duyunca yıkılıyor. Fakat ilişkilerini

yine kesmiyor. Yine onunla görüşmeye

devam ediyor. İbrahim E. bu arada bir zirai

ilaçlama şirketi kuruyor. O şirket

üzerinden çalışıyor Manisa'da. Ama İlkay

öğretmenle irtibatını hiçbir zaman

kesmiyor. Şimdi göreceksiniz olayı

anlattıkça anlayacaksınız. Hatta İlkay

öğretmen o dönem 2019'da arkadaşlar

olayın iddianamesinde olduğu için

söylüyorum. İlkay öğretmen o dönem

yaklaşık bir 60 Bin liraya yakın bir

bankadan kredi çekiyor ve bu İbrahim E.'ye

veriyor. Ama İbrahim E. parayı ödemiyor ve

ilk öğretmen bu borcu ödüyor, bitiriyor.

Bu da onda bunalımlı hayatının daha da

artmasına sebep oluyor. Son dönemlerinde

yani İlkay öğretmenin bazı dönemleri çok

ilginç. Mesela İbrahim E.'ye bir gün

telefonda şunu söylüyor. Diyor ki benim

diyor üç tane cinim var ve ben onlarla

yaşıyorum diyor.

Biraz tabii sıkıntıları bu dönemde iyice

arttığını hatta diyor ki bazen diyor

Yalova'ya gideyim bir tane ev tutayım

evin gazını açayım öleyim diyor. Böyle de

düşünceleri var. Bunlar İbrahim E.'yi

tedirgin ediyor mu? Ediyor. Zaten

İbrahim E.'nin yanında da üç kere ölmek

istediğini ona sık sık belirtmiş ama bir

türlü gerçekleşmemiş bu tabii ki. Evet,

olaydan bir ay önce 24 Mart 2019 günü

Facebook hesabından arayışlara giriyor.

Tanju D. isimli bir kişiyle tanışıyor

Facebook'tan arkadaşlar. Sürekli

yazışmalardan sonra WhatsApp ve telefon

numaralarını birbirine verip

WhatsApp'tan da konuşmaya başlıyorlar.

Aradan kısa bir zaman geçmesine rağmen

Tanju D. bu kadına aşık olmaya başlıyor

ve o dönem sanki biraz daha rahatlamış

gibi düşünebilirsiniz ama amacı başka

farklı bir amacı var. Tanju ile ilgili

bilgiler almaya çalışıyor. Tanju kimdir?

Nedir? Ne yapar? Tanju ilkokul mezunu.

Malatya Yeşilyurt 1974 doğumlu

arkadaşlar. Hırsızlıktan sabıkası var.

Aynı zamanda 24 suç kaydı mevcut.

Bunların 17'si hırsızlık, iki yaralama

ve diğer suçlar diye ayrılıyor. Yani

sabıkalı bir karakter arkadaşlar.

Aslında ilk öğretmenin tam da aradığı

kişilik ve karakter. Ama aralarında

tabii çok büyük bir tezatlar da oluyor.

Konuşmalarında

farklılıklar oluyor. Düşüncelerinde

farklılıklar oluyor. Neticede üniversite

mezunu bir kadınla eski sabıkalı. Aynı

zamanda eski sabıkalı ama cezaevinden

çıktıktan sonra arkadaşlar Tanju D. artık

hiçbir olaya karışmak istemiyor.

Cezaevinden de biraz da korkuyor. Girmek

istemiyor. Çünkü hayatının bir bölümü

cezaevinde geçmiş adamın korkuyor adam.

Artık iyi bir ilişkim olur. Kadınlarla

da konuşmayı çok seviyor. E bu kadar

güzel bir kadının ona böyle mesaj atıp

tanışmak istemesi falan onda bir

hayranlık da uyandırıyor ya. Bakıyor.

Ben neymişim falan demeye başlıyor.

Hatta Tanju D.'de arkadaşlar daha önce üç

kez ölmek istiyor ve bunu

gerçekleştiremediği için Ruh Sinir

Hastalıkları Hastanelerinde yaklaşık

4 ay yatıyor. Sonra bakıyoruz ki ikisinin de

ortak bir noktası var. O yüzden

bunlar bu kadar iyi anlaşıyor. İkisi de ölmek

istiyor aslında. Ve İkay'ın arayıp da

bulamadığı şey aradığı kişi aslında.

Arkadaşlar bu telefon görüşmeleri devam

ediyor ve daha sonra bir buluşma

ayarlıyorlar kendi aralarında. Kadıköy

sahilde buluşalım. Yani İstanbulluların

belki de biriyle buluşmak istediğinde

genel anlamda en fazla buluşma alanıdır

Kadıköy Sahil ve Kadıköy Sahil'de

buluşurlar. Tanju tabii önce gelir.

Heyecanlıdır. Bu kadını tanıyacaktır,

görecektir. Sürekli yazıştığı,

Facebook'ta bu kadar güzel fotoğrafları

olan bir kadınla yazışıyor. Tanju bir de

kadınlarla konuşmayı çok seviyor. Ha bu

arada iki kere de evlenmiş ve çocuğu yok.

Boşanmış. Sürekli yazıştığı ve aşık

olmaya başladığı kadını beklemeye

başlar. O arada telefon çalar

arkadaşlar. Arayan İlkay Sivaslı'dır.

Hemen telefonu açar. Neredesin der.

Hemen Tanju ayağa kalkar. Oturduğu

yerden hareketlenir. Kendini bir

gösterir. Sonra yanına İlkay öğretmen

gelir. Hayranlıkla onu izler. İlkay

öğretmen bakar. Hafta sonu olmuş olması

sebebiyle der ki burası çok kalabalık.

Burada bulunan bir kafeye gidelim.

Oradan çıkarlar. Bir kafenin ikinci

katına rahat konuşabileceğimiz bir yere

geçelim der ve oraya geçerler. Tanju çok

heyecanlıdır. Onun ilgi alanında olan

kadınlar bu kadar güzel değildir. Kadın

öğretmendir. Kendisini farklı hissetmeye

başlar. Ama oturduklarında,

yan yana geldiklerinde buradaki

fotoğrafla yanına oturduğu kadının

hiçbir alakası yoktur. Gayet ciddi

gülmeyen. Bir anda hayalleri yerle bir

olur. Tanju'nun neden böyle davranıyor

acaba? Ve konuşma başlar. Yaklaşık bir

saat orada kalırlar. Konuşmalar çok

kesik kesiktir ve soru cevap

şeklindedir. Ama İlkay öğretmen çok

konuşmaz ve lafı uzatmadan konuya girer.

Beni öldürecek birini arıyorum.

Bu iş için sana para ödeyeceğim.

Tanju'nun o ana kadar kurmuş olduğu

bütün hayaller yerle bir olur

arkadaşlar. Ne umdum? Ne geldi karşıma.

Ama bu kadına aşık olmuştur Tanju.

Böyle bir istek karşısında ne yapacağını

şaşırır, sesi kısılır, yutkunamaz.

Sadece ona bir tek şey sorar. Neden

ölmek istiyorsun? Ve aldığı cevap şudur.

Artık yaşamak istemiyorum. Ayağa kalkar,

cebinden 200 lira para çıkarır. Tanju'ya

verir. Tanju'nun hayalleri daha da

yıkılır arkadaşlar. Seni arayacağım der

ve olay yerinden uzaklaşır. Tanju tabii

planlamış olduğu bir sevgililik

projesi kafasındayken kendisini katili

gibi gören bir kadınla karşı karşıya

kalmıştır. Aradan birkaç gün geçtikten

sonra İlkay öğretmen Tanju'ya der ki:

Kararın ne? Yapacaksan söyle,

yapmayacaksan başka birini bulacağım.

Ben senden der haber bekliyorum. Tanju

aşıktır artık. Başka bir katil bulup

kendisinden vazgeçmemesi için tamam der.

Yapacağım. O zaman der ki Kartal sahile gel.

Orada bir kafeye oturalım. Orada

artık bu işi oturup konuşmaya başlayalım der.

Ve Kartal sahilde buluşurlar

arkadaşlar. Bir kafeye giderler. İlkay

hocam ona şunu der. Sadece 8.000 Lira param

var. Senden tek istediğim bir şey var der.

Tanju'ya, Okulumun yanında beni

öldürme. Öğrencilerim benim bu halimi

görmesin. Arkadaşlar tüylerim diken

diken ya. Bilmiyorum siz ne

hissediyorsunuz. Vallahi tüylerim diken

diken. Niye bu kadar ölmek istiyorsun

diye ona Tanju sorar ve ilk kez İbrahim E.'yi

Tanju'ya anlatma ihtiyacı duyar arkadaşlar.

Aslında hiç böyle bir şey

yapmaz ama o gün İbrahim E.'yi Tanju'ya

anlatır ve aşık olduğu adamdan aradığını

bulamadığını ve onun evlendiğini ve bunu

kaldıramadığını anlatır arkadaşlar.

Bu sefer ben seni bu fikrinden

uzaklaştırabilirim der Tanju ve İlkay

öğretmen bıktım der artık ben bunları

konuşmaktan da bıktım. Yapmak

istemiyorsan söyle ben başka katil

bulacağım der. Ve eline 200 lira yine

para verir Tanju'nun. Tanju bir daha

yıkılır. Al der bu sende kalsın bununla

harcarsın. Ben gidiyorum. İyice düşün.

Ne zaman yapacağımızı planlayalım ve bu

iş bitsin der. Yaşanan ikilemlerin

farkında mısınız arkadaşlar? Yani şu

adamın yaşadıkları da biraz sıkıntılı

ama İlkay öğretmenin bu kadar ısrarcı

olmasını anlamak çok zor. Bunlarla

ilgili arkadaşlar yapılan konuşmalarda

ve mesajların içerikleri daha sonra

inceleniyor. Gerçekten Tanju D.'nin ona

göndermiş olduğu mesajlarda, Seni

seviyorum benimle evlen. ve birçok kez

sesli mesajlar attığı görülüyor.

Telefonlarında var. Ama bunların

hiçbirine İlkay öğretmen cevap vermiyor ve

kayıtsız kalıyor. Ve bir an önce artık

bu işi İlkay öğretmenin kafasında

bitirmek ve sonlandırmak var. 4 gün sonra

arkadaşlar İlkay öğretmen Yakacık'taki

evine yakın bir yerde tekrar buluşma

talep eder. Görüşürler, dışarıda

otururlar ve İlkay öğretmenin evine

çıkarlar. Yakacık'taki evine çıkarlar.

Arkadaşlar İlkay öğretmen içeri

girdikten sonra hazırlamış olduğu 8.000

lirayı Tanju'ya verir. Hadi der bu işi

bitirelim. Beni öldür. İlkay öğretmen

Tanju'nun eline bir adet sargı bezi

verir arkadaşlar ve der beni bununla

boğacaksın. Şimdi size ifadesinden

okuyacağım. Arkası bana dönüktü. Sıkmaya

başladım. Yüzü kızarmaya başladı. Acıdım

ve bıraktım. Bunun üzerine İlkay bana

iki tokat atarak beceriksiz diye

bağırdı. Aramızda herhangi bir cinsellik

olmadı. O gece İlkay öğretmenin yanına

oturdum. O yatakta yattı. Ben yerde

yattım. Kalktım gece ayaklarının altını

öptüm. Ölümden vazgeçmesi için

yalvardım. Beceremeyince İlkay öğretmen

kendisine vermiş olduğu 8.000 lirayı

geri aldı ve beceriksiz adamın

tekisin deyip evden gönderdi arkadaşlar.

Tanju parayla pulla aslında ilgisi yok

aslında. İlkay'ı ölümden vazgeçirebilmek

için neler yapabileceğini düşünüyor ama

mental olarak ulaşamıyor ona. Yani orada

bir kopukluk var, ağ kesik. Onun

söylediği hiçbir şeyi zaten İlkay

duymuyor arkadaşlar. Ama biraz da şu

var. Tanju onu bir türlü hayatından

çıkarmak istemiyor. Çünkü çıkarırsa

başka bir katille bu işi bitireceğini

tahmin ediyor. Kesinlikle böyle. Onu

durdurmak için her şeyi yapıyor

arkadaşlar. Hatta bu konuyla ilgili

yakalandıktan sonra polis diyor ki,

Niye kardeşim? Madem böyle bir şey

vardı, niye polise kolluğa gelmedin veya

niye bir sağlık kuruluşuna müracaat

etmedin? diyor. Onun verdiği ifadede

şöyle diyor: "Bana sorduğunuz sorunun

yanıtını bilmiyorum." diyor. Belki

vazgeçebilir diye elimden geleni yaptım.

Bir ara diyor sağlık kuruluşuna

başvurmayı düşündüm ama diyor İlkay beni

engelledi. Yapmamı engelledi diyor.

Çünkü artık İlkay da onu ne derse desin

ona yaptırabilecek bir kıvama getirmiş onu.

Bunlar profesyonelce değil aslında

onu da söyleyeyim. Sadece yaşadıkları

duygular eşliğinde oluyor. Yani bir

katil tutuyorsunuz ve katiliniz size

aşık oluyor ve delice sizi seviyor.

11 Nisan 2019 günü İlkay öğretmen

Kartal'daki evinden Pendik'teki evine

taşınarak cinayetin işleneceği eve

yerleşir arkadaşlar. Kaldığı evde Özbek

ve Türkmenistan uyruklu iki kadın kalır.

Bir odasını da ilk ay öğretmene

kiralarlar. Amaç nedir? Eski evi okuluna

çok yakındır. Öğrencilerinin bu olaya

şahit olmasını istemez ve Pendik'te bir

eve taşınır. İki kadının kaldığı,

yabancı uyruklu iki kadının kaldığı ve

onların da izinde olmuş olması, kendi

memleketlerine gitmiş olması sebebiyle

evde tek başına kalır. Artık sonu

hazırlamaya başlamıştır. Planlarını

kurmuştur. Ama şöyle de bir sorun var.

bulmuş olduğu katilini bir türlü ikna

edemiyordur. Çünkü katili ona aşıktır ve

o isleri yazmış olduğu mesajlardan,

göstermiş olduğu ilgiden zaten İlkay

öğretmen anlıyor bunu arkadaşlar. Ama

bir türlü ikna edemiyor. Yani İlkay

öğretmen de bu arada Tanju'dan

vazgeçemiyor. Katilince sevildiğini

biliyor. Belki de şöyle düşünün. O

yaşadığı kişiden göremediği ilgiyi

kiralamış olduğu katilden görmeye

başlıyor. Belki o da onu biliyor. Hoşuna

gitmiş bu ama ne kadar hoşuna gitmiş?

Tabii biz bunu hiçbir zaman

bilemeyeceğiz. Katiline bu arada

durmadan mesaj atıyor. Çünkü artık

farklı duygular işlemeye başlayınca

bakın yakışıklılık, karizma, bilmem ne

kadın aramıyor zaten öyle bir şey. Öyle

bir derdi yok. Ama o sevgi kırıntıları

bile bir kişi tarafından çok sevilmesi

bile onda biraz korku yaratıyor ve

sürekli mesaj atmaya başlıyor. Bu sefer

hızlandırıyor. Bir an önce bu işi

bitireceksin. Durmadan mesaj atıyor

arkadaşlar. Ve daha sonra tekrar

Pendik'te buluşuyorlar. Diyor ki artık

bu iş bitecek. Ben sana para veriyorum.

Yaşadığın yerde değil burada bir

pansiyon tutacaksın ve ben bunu

göreceğim. İstediğimde geleceksin ve bu

iş çünkü duygular onu korkutmaya

başlamış. Tanju'ya bir miktar para

veriyor arkadaşlar ve Pendik'te bir

pansiyona yerleştiriyor ve şuna karar

veriyorlar. Sen beni iple boğamıyorsun,

öldüremiyorsun. O zaman diyor ki İlkay

öğretmen, Ben sana silah satın

alacağım. Beni silahla öldüreceksin. Bu

senin için de kolay olacak. Benim için

de daha basit olacak. Ve Fatih isimli

biriyle anlaşıyorlar. İnternet üzerinden

Pendik sahilde bir buluşma gerçekleşiyor

ve silahı 2.500 lira karşılığında silah

ve mermileri teslim alıyorlar. Bu arada

İlkay'ın sevgilisi arıyor. İlkay ne

yapıyorsun? Neredesin diyor. İlkay'ın

verdiği cevap şu arkadaşlar. Pendik

sahilde katilimle geziyorum diyor.

Adam şok oluyor. Bunu söylüyor ama

arkadaşlar işin ciddiyetini İbrahim E. bir

türlü algılayamıyor. Yani o esnada aile

bireylerini de tanıyor. Abisini tanıyor,

yengesini tanıyor. Ya bir evlilikten

dönmüş bir ilişki. Kimseye bununla

ilgili bir bilgi vermiyor. Yani kadın

orada aslında çığlık atıyor, bağırıyor.

Yani ben artık bitiyorum. Bitti bu iş

diyor. Arıyor devamlı mesaj atıyor

arkasından. Ama İlkay telefonu açmıyor.

21 Nisan 2019 günü İlkay öğretmen

katilini arayarak, "Eve gel seni

bekliyorum."

Tanju evden çıkıyor. Önce sabah saatleri

bir fırına gidiyor. Dör tane simit

alıyor arkadaşlar. Simitlerle beraber

çanta elinde. Çantanın içinde silah,

mermi ve simitlerle beraber eve geliyor.

Önce oturuyorlar. Bir güzel bir kahvaltı

yapıyorlar. Daha sonra kahvaltı

yaptıktan sonra paranın diğer kalan

kısmını Tanju'ya veriyor. Al diyor bu

para senin. Sonra diyor ki bana biraz

müsaade et. Bir duşa gireyim. Bir duş

alayım. Ondan sonra duşu alıp çıktıktan

sonra İbrahim E.'ye son mesajını atıyor

arkadaşlar. Seni seviyorum. Rüyalarına

geleceğim. Hoşça kal. Ve İbrahim yine

aramıyor. Yine kimseyi ne polisi arıyor.

Şimdi arkadaşlar suçlamak amaçlı değil

ama o kadar iş ciddiye gelmiş ki ve her

şey planlanmış. Kadını tanıyorsun her

şey. Ya bir polisi ara be kardeşim. Bir

polisi ara ya. Hadi polis aramadın

kardeşini ara ya. Bunun erkek kardeşi en

azından bir ulaşır bir yerlere ulaşır

ama kimseyle bir bağ kurmuyorlar. Ve

katili yarın der hazır ol iş bitecek

öldüreceğim seni. Karar verdim. Hayır

der bugün olacak. Tamam. Der ki

telefonum açık. Şifreye girmeden bununla

istediğini bu telefonları al aileme

falan kimseye verme at gitsin der. Şimdi

Tanju D. ifadesinde aynen şunları anlatıyor

arkadaşlar. Ölmek istediğini söyleyerek

banyoya girdi. Banyo yaptı ve çıktı.

yatağa uzandı. Arkadaşlar şunu

söyleyeyim önce. Bunların hepsi gerçek.

Hiçbir hikayeleştirme yok. Hepsi birebir

gerçek. Çünkü telefon kayıtlarından elde

edilen telefon makinelerı her iki

kişinin de elde olduğu için tüm kayıtlar

elde ve silinmemiş. Anlattıkları her şey

birebir aynı. Size buradaki anlattığım

konu birebir aynı. Hiçbir ekleme yok.

Emin olun yok. Banyodan çıktı. Yatağa

uzandı. Beni öldür. Ölene kadar elimi tut.

Sonra git dedi. Yapamayacağımı

söyledim. Yine bir tokat attı. Düşündüm,

düşündüm ve karar verdim. Yapacaktım.

Yatağa yattı. Örtüyü üzerine serdim.

Üşümesin diye ayaklarını kapattım.

Yatağın diğer ucundaki yastığı bana

verdi. Silahı yanı başındaydı. Bana

eldiven kullan. Parmak izin çıkmaz.

dedi. Burada olay yerine geldiği zaman

polis İlkay hanımın ağır yaralı olduğu

süreçte yerde bir adet yastık ve bir

adet eldiven vardı arkadaşlar. Olay yeri

inceleme bunları tuttu, aldı. Bundan

bahsediyor. Niye? Eldivenler zaten o

yüzden eldivenle ateş ediyor ve daha

sonra eldivenleri çıkarıp bırakıyor. Ama

diyor bana bu akıllı da zaten İlkay

verdi diyor. Eldiven kullan parmak izin

çıkmaz dedi diyor. Daha sonra yastığı

karnının üzerine koydu ve silahı elime

verdi. Beni kalbimden vur dedi. Ben de

karın bölgesinin üst kısmına ateş ettim.

Ölmemesi için en uygun yer bana göre

burasıydı. diyor ki, Karın boşluğundan

ateş edersem ölmeyebilir. Yaralı

kurtulabilir.

İkimiz de çığlık attık. Sakın ha

ambulansı aramayacaksın. Nabzımı kontrol

et, öldüğümden emin ol. Öyle git.

dedi. Ateş ettikten yaklaşık yarım saat

sonra telefonun şifresini kaldırıp

telefonu bana verdi. Beni sakın

kurtarma diye sürekli sayıklıyordu. Su

istedi, su içirdim. Sarıl bana dedi.

Üzeri kanlı olması sebebiyle yine de

sarıldım. Sonra bir bakışla elimi tuttu.

Hakkını helal et dedi. Helal olsun.

Sen de et dedim. O da helal etti. Sonra

beni yan çevir. dedi. Kan gelip

gelmediğini sordu. Geliyor dedim.

Beni hatırla. Sakın unutma. diye

söyledi.

Aradan 10 dakika geçti. Artık şuuru

yavaş yavaş gitmek üzereydi. Silahı,

telefonu bir çantaya koydum. Adresi

bilmediğim için sokağa çıktım. 112

ekipleri rahatlıkla içeri girsin diye

evin anahtarını kapının üzerine

bıraktım. Aşağı indim. Adresi bir

vatandaşa sorarak 112'yi aradım. Eşim

kalp krizi geçiriyor diyerek yakın bir

yerden izlemeye başladım. Arkadaşlar,

gerçekten çok inanılmaz bir şey bu. Ben

çok etkileniyorum bunda. Aşağı indikten

sonra da aşağıda Tanju beklemeye

başlıyor. 112'yi uzaktan gözetliyor. 112

geliyor çıkıyor. Ambulansa indirene

kadar da orada bekliyor. Çünkü görmeyip

giderlerse bir daha aracak ve o arada

gidiyor. Evet arkadaşlar o doktora

yaşıyor mu diye soran olayı işleyen

katil olarak gelip aşık olup ölümüne

sebep olan kişi Tanju Doğan 45 yaşında

dediğim gibi. Yani burada karizma,

sevgi, aşk falan eee veya işte çok

yakışıklılık falan değil. Duygusal insan

duygularını işleyen bir konu arkadaşlar

bu. Ve o esnada

İlkay'ın telefonu elinde arkadaşlar.

İlkay'ın en sevdiği arkadaşını biliyor.

Ondan bahsetmiş. Hemen telefondan,

İlkay'ın telefonundan o arkadaşını

arıyor. Ona durumu bildiriyor.

Kapatıyor. Erkek kardeşinin eşi var

kayıtlı. Hemen onu arıyor. Manisa'da

olan ona da haber veriyor. Tamam

diyorlar. Biz geliyoruz. Ve üzeri

kanlanmış olduğu için elinde de parası

var. gidip değiştiriyor. Yeni elbise

satın alıyor. 112'ye aramaya başlıyor.

İlkay Sivaslı hangi hastaneye

kaldırıldı? Ben yakınıyım. Yaklaşık 20-25

dakika durmadan 112'yi arıyor ve en

sonunda Pendik Araştırma Hastanesinde

ameliyatta olduğu söyleniyor ve olay

yerine gidiyor. Olayın ilk başında

anlattığım gibi bekliyor ve doktorlar

çıkıyor. Arıyorlar, bakıyorlar yok kimse

yok. Bir tane kalorifer peteklerine

yaslanmış, yüzü kırışık, gözleri çökük.

50 yaşlarında bir adam geliyor. İlkayın

durumu nedir diyor. Ben diyor

akrabasıyım. Aynı zamanda da arkadaşım

diyor. İşte diyor çok kan kaybetti.

Bundan sonrası artık takdiri ilahi neyse

o olacak diyorlar ve bekliyor. Ama o

esnada da aşağıya kan vermeye gittikten

sonra da korkuyor ve olay yerinden

uzaklaşıyor. Bunlar bir gün içerisinde

gerçekleşen 21'i ve 22'sinde olan

olaylar bunlar arkadaşlar. hastaneye

gelmiş olması, İlkay'ın telefonundan

İlkay'ın arkadaşını aramış olması, daha

sonra 112'yi aramış olması o telefonun

ve doktorun ifadeleri, hastane kamera

kayıtları

çıkınca

Tanju Doğan'ın

görüntüsü ortaya çıkıyor ve bununla

ilgili polis çalışmalarına başlıyor.

Tanju telefonu kapatmıyor, silahı

atmıyor. Ben buradan şunu anlıyorum.

Tanju aslında bu saatten sonra tamam

kaçma teşebbüsünde bulunuyor ama

yakalanırsam da vereceğim, anlatacağım

diye. O biraz da vicdan var. Yani bir

kadına aşık olmuş ve o kadını öldürdü.

Telefonu kapatmıyor arkadaşlar. 21 suç

kaydı olan bir adamın telefondan çok

rahat yakalanabileceğini bilmesine

rağmen telefonu kapatmıyor ve hemen

teknik çalışmalar başlıyor. Telefonun

nerede olduğuna bakılıyor. Telefon Adana

Aksaray bölgesinde hareket halinde

gözüküyor arkadaşlar. Bu da ne demek?

Yani Tanju da ifadesinde şunu söylüyor.

Hastaneden çıktım koşarak minibüse

bindim. Otobüs duraklarına geldim. Hiç

binmediğim bir otobüse bindim ve

gidiyorum. Hiç bilmiyor. Hangi nereye

gittiğini de bilmiyor adam ama Adana

Aksaray'a gelmiş. Telefon hep hareket

halinde devam ediyor. Telefon da

İlkay'ın telefonu. İlkay Sivaslı'nın

telefonu. Ve İstanbul Cinayet Masası

ekipleri hemen Adana Aksaray il emniyet

müdürlüklerine

bilgi veriyorlar. Diyorlar ki hemen yol

uygulamasına başlayın. Herhangi bir

otobüste ama hangi otobüs olduğunu şimdi

tespit edemedik. Devam ediyor. Yani

normalde tespit edilir. Gidersin

otogardaki bütün bu Adana firmalarına

falan ama zaman yok. Çok bir de direkt

teknik bilgi verince zaman da bulamamış.

Hemen iki il emniyet müdürlüğü

aramışlar. Bakın olayın olduğu gün 21

Nisan. 22 Nisan 2019 saat 17'de Aksaray

yolunda durdurulan bir otobüsün 46

numaralı koltuğunda Tanju Doğan

oturmaktadır ve polis tarafından

yakalanır. Silah ve mermilere İlkay'ın

telefonuna ve kendi telefonuna el konur

ve gözaltına alınır. Tanju Doğan hiç

direnmez, konuyu anlatır. Her şeyi

anlatır ve kendisinin anlattıklarını

destekleyen birçok mesaj vardır. Birçok

ses mesajı vardır. Ama neden öldürürsün?

Öyle değil mi? Neden? Neticede katil

olmuşsundur. Hani suçtan kaçıyordun.

Hani cezaevine bir daha hiç girmemek

için mücadele ediyordun

diye polis sorar. Onun vahşice

öldürülmesini istemedim. Belki benden

sonra birini bulacaktı ve vahşi bir

şekilde öldürülecekti. En masum şekilde

öldürmek istedim. İstemediğim halde. Bu

cezaevini görmek istemem rağmen bundan

dolayı cezaevine gireceğin için. Ve

arkadaşlar bununla ilgili devam eden bir

süreç başlıyor. 7 tane duruşma oluyor.

Ama bir duruşma çok ilginç. İlkay

Sivaslı'nın abisi de duruşma salonunda ve

Tanju Doğan sanık sandalyesinde.

Abi oradan bağırır. Bundan şikayetçiyim.

En ağır cezanın verilmesini istiyorum.

Tanju şu şekilde döner. Bugüne kadar

neredeydiniz? Ben hayatımı ortaya

koydum. Niye kardeşinle ilgilenmedin?

cevabını verir ve salon sus pus olur. Herkes

yerine oturur. Aslında belki de tüm özne

buradadır. Arkadaşlar son duruşma

Cumhuriyet Savcısı mütalaasını veriyor

bununla ilgili. Tabii o dönem bu

hikayeyi kimse bilmiyor. İlkay öğretmenin

kendini öldürtmek istemesi katil için

bir indirim sebebi olacak mıydı? Bunlar

kamuoyunda tartışılmaya başlar. 1 Aralık

2020 günü son duruşmada Cumhuriyet

Savcısı mütalaasını verir.

Anlatılanların tamamı dile getirilen

iddianame hazırlanır. Tasarlayarak

öldürme değil, daha düşük suç cezası

bulunan kasten öldürmeden ceza istenir.

Mahkeme savcının mütalaasına uyarak

kasten öldürme cezasını onadı.

Tanju Doğan'ın değiştirilmiş ifadeleri

kabul edilmedi. Bir de Tanju burada şunu

söylüyor. Diyor ki yatağa yattı. Daha

sonra ifadesinde böyle bir değişiklik

var. Yattı. Parmağını parmağımın üzerine

koydu ve bastırdı. Bir taraf öldü. Bir

taraf belki dediler, Cezada bir indirim

sağlanabilir mi? Hiçbir indirimi kabul

etmedi mahkeme. Ha burada Adli Tıp

raporunu merak ediyor olabilirsiniz.

Ölüm sebebi neydi? Arkadaşlar ölüm

sebebini söyleyeyim size. Kesinlikle bir

organ yaralanması yok. Öyle bir yere

ateş etmiş ki hiçbir organa zarar

vermemiş arkadaşlar. Kan kaybından ölüm.

Arkadaşlar bu olayın incelenmesinde,

araştırılmasında,

günyüzüne bu kadar net bir şekilde

çıkarılmasında,

araştırmayı yapan gazeteci arkadaşımız

Timur Soykan'a teşekkür ediyoruz.

kendisinden

izin alıp iyi şekilde size anlatmamda

desteği çok büyüktür. Kendisine teşekkür

ediyoruz.

Mahkeme başkanı

Tanju Doğan'a son sözünü sorar.

Tanju Doğan ayağa kalkar. Der ki,

"Çok pişmanım. Ben onu çok sevdim."