Transcription
Beni öldürecek birini arıyorum. Bunu o
kadar çok sevmiş ki. Çantanın içinde
silah, mermi ve simitlerle beraber eve
geliyor. Sevgisi, duyguları, yaşanan
ikilemlerin farkında mısınız? Neler
yaşadık ne derse desin ona
yaptırabilecek bir kıvama getirmiş onu.
Ya bir polisi ara be kardeşim. Yine
aramıyor. İkisinin de ortak bir noktası
var. Anlamak çok zor. İkisi de ölmek
istiyor aslında. Bıktım der artık.
Bir an önce bu işi bitireceksin.
O sevgi kırıntıları bile onda biraz
korku yaratıyor. Neden öldürürsün? O
kadar iş ciddiye gelmiş ki duygular onu
korkutmaya başlamış. En ağır cezanın
verilmesini istiyorum ve aldığı cevap
şudur: "Pendik sahilde katilimle
geziyorum" diyor.
Selam dostlar.
Bugün Türkiye'de belki de ilk kez görmüş
olduğumuz bir cinayeti anlatacağım size.
Dünyada da çok nadirdir. Belki de
gerçekten tüyleriniz diken diken
izleyeceğiniz,
bazen çok duygulanacağınız,
ağlayacağınıza da kesin eminim.
İnanılmaz bir cinayet öyküsü.
21 Nisan 2019 günü saat 15'te 112 acil
hattına bir ihbar gelir arkadaşlar.
Karım kalp krizi geçiriyor. Adres
Pendik, Kavaklılar Mahallesi,
Çağdaş Sokak, No 18, 112 ekipleri olay
yerine hızlıca gelirler. Bir kalp
krizidir neticede. Ne kadar hızlı
müdahale edebilirlerse hayatı o kadar
kurtarılabileceği
şüphesizdir. Ve tarif ettikleri gibi
adresin 3. katına dairenin önüne
gelirler arkadaşlar. Ama bir tuhaflık
vardır. Kimse yoktur adreste.
Bekleyen yoktur. Aşağıdan kapıya
çıkarlar, bakarlar. Kimse yoktur. Sahte
ihpar deyip giderlerken 112
görevlilerinden biri fark eder. Bir
bakarlar ki kapının üzerinde anahtar
var. Anahtar bırakmışlar kapının
üzerine. Görmeseler gidecekler. Fark
eder ve kapıyı açarlar. Kapıyı
açtıklarında direkt karşıda yatağın
üzerinde yatan bir kadın vardır. Ama
yine bir acayiplik vardır. Bir kalp
krizi değildir. Karın bölgesinde ve
yerde bulunan yastığın üzerinde kan
lekeleri vardır. Hemen muayene ederler.
Nefes var mı? Kontrollerini yaparlar.
Evet. Canlıdır. Yaşıyordur. Hemen
ambulansa aşağı indirirler. 112 ambulans
servisi ile birlikte Pendik Araştırma
Hastanesine naklederler. Ameliyata girer
ve ameliyattan belli bir süre sonra
doktorlar dışarı çıkar. Bakarlar ki ya
bu ihbarı kim yaptı? Ne gelen var ne
giden var. Orada elleri böyle yüzü
kırışık, gözleri çökmüş. 50-55
yaşlarında kısa boylu bir adamı
kendilerine doğru yaklaştığını görürler.
Ve doktorlara şunu sorar. İlkay hanım
nasıl? Derler ki sen kimsin? Ben der
akrabasıyım arkadaşıyım da zaten der.
Kardeşine haber verdim. Kendileri
Manisa'da yaşıyor. Hemen otobüse binip
geliyorlar şu an, doktorlar şunu söyler.
Çok kan kaybetti. Artık Allah ne
yazdıysa o. Biz elimizden gelen her şeyi
yaptık. Şu an için yoğun bakıma
kaldırdık ve bekliyoruz. Ama sen madem
akrabasısın yine kana ihtiyacımız
olabilir. Kan grubun ne olursa olsun
aşağıya in ve bu hastayla ilgili kan
vereceğini söyle ve kan ver derler. Bu
yüzü kırışık ve çelimsiz kişi korkarak
aşağı iner. Aşağı indiğinde kan
merkezinin pazar günü olmuş olması
sebebiyle kapalı olduğunu fark eder ve
olay yerinden uzaklaşır. Oradan çıkar
gider arkadaşlar.
Yaşam mücadelesi veren kadın karnından
vurulmuştur. Yani şu bölgeden bir adet
mermi girişi vardır. Şöyle söyleyeyim
size. Diyaframın olduğu bölge yani
Mahsun'da gösteriyorum. Yani şu bölge tam.
Buradan bir mermi girişi vardır ve
kanamalar sürekli devam etmektedir. Bu
kişi İlkay Sivaslı'dır arkadaşlar.
İlkay Sivaslı
Kartal Atatürk İlköğretim Okulunda
sınıf öğretmenidir.
Ancak öğretmen İlkay Sivaslı bir gün
sonra sabah 02.14'te
yaşam savaşıı kaybeder ve hakkın
rahmetine kavuşur, ölür arkadaşlar.
İlkay Sivaslı ile ilgili size şöyle biraz
bilgi vereyim. Kendisi Balıkesir
Üniversitesi Necati Bey Eğitim Fakültesi
fizik öğretmenliğinden mezundur ama
fizik öğretmeni olarak atanamadığı için
sınıf öğretmeni olarak atanmıştır ve
hayatını öğretmen olarak idame ettiren
bir öğretmenimizdir İlkay Hanım. Anne
babası yoktur. Sadece bir erkek kardeşi
vardır. O da Manisa'da ikamet etmektedir
arkadaşlar. Tek başına yaşamaktadır. Bir
tek erkek kardeşi var. Arkadaşları onu
çok iyi bir kadın olarak
anlatmaktadırlar. Yardımsever ve iyi
niyetli bir kadın olarak gösterirler.
Ama içine kapanık bir özelliği de
vardır. Bunu da kendi kişisel Facebook
hesabından yapmış olduğu paylaşımlardan
biraz ruh halini anlamamız bizim için
çok önemli. Hatta vefat ettikten sonra
onunla ilgili bu paylaşımı öğrencileri
hazırlık yaparlar ve o yazıyı yazarlar.
Ne der Facebook'ta biliyor musunuz? Ve şimdi perde
kapanıyor. Ben bu materyalist dünyadan
barışın ve sevginin olduğu yeni ufuklara
açılıyorum ve bu hayatta ne olursa olsun
sana şükranlarımı sunuyorum. Birine
hitap ederek bunu söylüyor aslında ama
gerçekten biraz düşündüğümüzde o ruh
halinin biraz karmaşık olduğunu da
buradan anlıyoruz ama çok iyi niyetli
bir insan olduğunu da defalarca
söylüyorlar. İlkay öğretmen hayatını
kaybettikten sonra bu olayı o dönemde de
şimdiki olduğu gibi kadına şiddet çok
fazla olması sebebiyle bunu vurgulamak
özellikle istedim takıntılı bir
sevgilisi tarafından öldürüldüğü
düşünüldü ve kamuoyunda gerçekten infial
yarattı. Günlerce gazetelerde yazdı
hatırlayanlar bilir ama olayın
hikayesini gerçekten kimse bilmiyordu.
Yüzeysel olarak konu anlatıldı. Ben size
olayın bir de hikaye tarafını da
anlatacağım. Neler yaşadı bu kadın?
Nasıl bir hayat içerisindeydi? İlkay
öğretmen bu olaydan 3 yıl önce
arkadaşlar Manisa'da yaşayan bir
sevgilisi var. İbrahim E. isminde biri.
Bunu o kadar çok sevmiş ki ona hitabı,
sevgisi, duyguları. Bunla inanılmaz bir
sevgililik dönemi evlilik aşamasına
geliyor. Ama İbrahim E. onunla evlenmiyor.
Bir gün İbrahim E.'nin evlenmiş olduğunu
duyunca yıkılıyor. Fakat ilişkilerini
yine kesmiyor. Yine onunla görüşmeye
devam ediyor. İbrahim E. bu arada bir zirai
ilaçlama şirketi kuruyor. O şirket
üzerinden çalışıyor Manisa'da. Ama İlkay
öğretmenle irtibatını hiçbir zaman
kesmiyor. Şimdi göreceksiniz olayı
anlattıkça anlayacaksınız. Hatta İlkay
öğretmen o dönem 2019'da arkadaşlar
olayın iddianamesinde olduğu için
söylüyorum. İlkay öğretmen o dönem
yaklaşık bir 60 Bin liraya yakın bir
bankadan kredi çekiyor ve bu İbrahim E.'ye
veriyor. Ama İbrahim E. parayı ödemiyor ve
ilk öğretmen bu borcu ödüyor, bitiriyor.
Bu da onda bunalımlı hayatının daha da
artmasına sebep oluyor. Son dönemlerinde
yani İlkay öğretmenin bazı dönemleri çok
ilginç. Mesela İbrahim E.'ye bir gün
telefonda şunu söylüyor. Diyor ki benim
diyor üç tane cinim var ve ben onlarla
yaşıyorum diyor.
Biraz tabii sıkıntıları bu dönemde iyice
arttığını hatta diyor ki bazen diyor
Yalova'ya gideyim bir tane ev tutayım
evin gazını açayım öleyim diyor. Böyle de
düşünceleri var. Bunlar İbrahim E.'yi
tedirgin ediyor mu? Ediyor. Zaten
İbrahim E.'nin yanında da üç kere ölmek
istediğini ona sık sık belirtmiş ama bir
türlü gerçekleşmemiş bu tabii ki. Evet,
olaydan bir ay önce 24 Mart 2019 günü
Facebook hesabından arayışlara giriyor.
Tanju D. isimli bir kişiyle tanışıyor
Facebook'tan arkadaşlar. Sürekli
yazışmalardan sonra WhatsApp ve telefon
numaralarını birbirine verip
WhatsApp'tan da konuşmaya başlıyorlar.
Aradan kısa bir zaman geçmesine rağmen
Tanju D. bu kadına aşık olmaya başlıyor
ve o dönem sanki biraz daha rahatlamış
gibi düşünebilirsiniz ama amacı başka
farklı bir amacı var. Tanju ile ilgili
bilgiler almaya çalışıyor. Tanju kimdir?
Nedir? Ne yapar? Tanju ilkokul mezunu.
Malatya Yeşilyurt 1974 doğumlu
arkadaşlar. Hırsızlıktan sabıkası var.
Aynı zamanda 24 suç kaydı mevcut.
Bunların 17'si hırsızlık, iki yaralama
ve diğer suçlar diye ayrılıyor. Yani
sabıkalı bir karakter arkadaşlar.
Aslında ilk öğretmenin tam da aradığı
kişilik ve karakter. Ama aralarında
tabii çok büyük bir tezatlar da oluyor.
Konuşmalarında
farklılıklar oluyor. Düşüncelerinde
farklılıklar oluyor. Neticede üniversite
mezunu bir kadınla eski sabıkalı. Aynı
zamanda eski sabıkalı ama cezaevinden
çıktıktan sonra arkadaşlar Tanju D. artık
hiçbir olaya karışmak istemiyor.
Cezaevinden de biraz da korkuyor. Girmek
istemiyor. Çünkü hayatının bir bölümü
cezaevinde geçmiş adamın korkuyor adam.
Artık iyi bir ilişkim olur. Kadınlarla
da konuşmayı çok seviyor. E bu kadar
güzel bir kadının ona böyle mesaj atıp
tanışmak istemesi falan onda bir
hayranlık da uyandırıyor ya. Bakıyor.
Ben neymişim falan demeye başlıyor.
Hatta Tanju D.'de arkadaşlar daha önce üç
kez ölmek istiyor ve bunu
gerçekleştiremediği için Ruh Sinir
Hastalıkları Hastanelerinde yaklaşık
4 ay yatıyor. Sonra bakıyoruz ki ikisinin de
ortak bir noktası var. O yüzden
bunlar bu kadar iyi anlaşıyor. İkisi de ölmek
istiyor aslında. Ve İkay'ın arayıp da
bulamadığı şey aradığı kişi aslında.
Arkadaşlar bu telefon görüşmeleri devam
ediyor ve daha sonra bir buluşma
ayarlıyorlar kendi aralarında. Kadıköy
sahilde buluşalım. Yani İstanbulluların
belki de biriyle buluşmak istediğinde
genel anlamda en fazla buluşma alanıdır
Kadıköy Sahil ve Kadıköy Sahil'de
buluşurlar. Tanju tabii önce gelir.
Heyecanlıdır. Bu kadını tanıyacaktır,
görecektir. Sürekli yazıştığı,
Facebook'ta bu kadar güzel fotoğrafları
olan bir kadınla yazışıyor. Tanju bir de
kadınlarla konuşmayı çok seviyor. Ha bu
arada iki kere de evlenmiş ve çocuğu yok.
Boşanmış. Sürekli yazıştığı ve aşık
olmaya başladığı kadını beklemeye
başlar. O arada telefon çalar
arkadaşlar. Arayan İlkay Sivaslı'dır.
Hemen telefonu açar. Neredesin der.
Hemen Tanju ayağa kalkar. Oturduğu
yerden hareketlenir. Kendini bir
gösterir. Sonra yanına İlkay öğretmen
gelir. Hayranlıkla onu izler. İlkay
öğretmen bakar. Hafta sonu olmuş olması
sebebiyle der ki burası çok kalabalık.
Burada bulunan bir kafeye gidelim.
Oradan çıkarlar. Bir kafenin ikinci
katına rahat konuşabileceğimiz bir yere
geçelim der ve oraya geçerler. Tanju çok
heyecanlıdır. Onun ilgi alanında olan
kadınlar bu kadar güzel değildir. Kadın
öğretmendir. Kendisini farklı hissetmeye
başlar. Ama oturduklarında,
yan yana geldiklerinde buradaki
fotoğrafla yanına oturduğu kadının
hiçbir alakası yoktur. Gayet ciddi
gülmeyen. Bir anda hayalleri yerle bir
olur. Tanju'nun neden böyle davranıyor
acaba? Ve konuşma başlar. Yaklaşık bir
saat orada kalırlar. Konuşmalar çok
kesik kesiktir ve soru cevap
şeklindedir. Ama İlkay öğretmen çok
konuşmaz ve lafı uzatmadan konuya girer.
Beni öldürecek birini arıyorum.
Bu iş için sana para ödeyeceğim.
Tanju'nun o ana kadar kurmuş olduğu
bütün hayaller yerle bir olur
arkadaşlar. Ne umdum? Ne geldi karşıma.
Ama bu kadına aşık olmuştur Tanju.
Böyle bir istek karşısında ne yapacağını
şaşırır, sesi kısılır, yutkunamaz.
Sadece ona bir tek şey sorar. Neden
ölmek istiyorsun? Ve aldığı cevap şudur.
Artık yaşamak istemiyorum. Ayağa kalkar,
cebinden 200 lira para çıkarır. Tanju'ya
verir. Tanju'nun hayalleri daha da
yıkılır arkadaşlar. Seni arayacağım der
ve olay yerinden uzaklaşır. Tanju tabii
planlamış olduğu bir sevgililik
projesi kafasındayken kendisini katili
gibi gören bir kadınla karşı karşıya
kalmıştır. Aradan birkaç gün geçtikten
sonra İlkay öğretmen Tanju'ya der ki:
Kararın ne? Yapacaksan söyle,
yapmayacaksan başka birini bulacağım.
Ben senden der haber bekliyorum. Tanju
aşıktır artık. Başka bir katil bulup
kendisinden vazgeçmemesi için tamam der.
Yapacağım. O zaman der ki Kartal sahile gel.
Orada bir kafeye oturalım. Orada
artık bu işi oturup konuşmaya başlayalım der.
Ve Kartal sahilde buluşurlar
arkadaşlar. Bir kafeye giderler. İlkay
hocam ona şunu der. Sadece 8.000 Lira param
var. Senden tek istediğim bir şey var der.
Tanju'ya, Okulumun yanında beni
öldürme. Öğrencilerim benim bu halimi
görmesin. Arkadaşlar tüylerim diken
diken ya. Bilmiyorum siz ne
hissediyorsunuz. Vallahi tüylerim diken
diken. Niye bu kadar ölmek istiyorsun
diye ona Tanju sorar ve ilk kez İbrahim E.'yi
Tanju'ya anlatma ihtiyacı duyar arkadaşlar.
Aslında hiç böyle bir şey
yapmaz ama o gün İbrahim E.'yi Tanju'ya
anlatır ve aşık olduğu adamdan aradığını
bulamadığını ve onun evlendiğini ve bunu
kaldıramadığını anlatır arkadaşlar.
Bu sefer ben seni bu fikrinden
uzaklaştırabilirim der Tanju ve İlkay
öğretmen bıktım der artık ben bunları
konuşmaktan da bıktım. Yapmak
istemiyorsan söyle ben başka katil
bulacağım der. Ve eline 200 lira yine
para verir Tanju'nun. Tanju bir daha
yıkılır. Al der bu sende kalsın bununla
harcarsın. Ben gidiyorum. İyice düşün.
Ne zaman yapacağımızı planlayalım ve bu
iş bitsin der. Yaşanan ikilemlerin
farkında mısınız arkadaşlar? Yani şu
adamın yaşadıkları da biraz sıkıntılı
ama İlkay öğretmenin bu kadar ısrarcı
olmasını anlamak çok zor. Bunlarla
ilgili arkadaşlar yapılan konuşmalarda
ve mesajların içerikleri daha sonra
inceleniyor. Gerçekten Tanju D.'nin ona
göndermiş olduğu mesajlarda, Seni
seviyorum benimle evlen. ve birçok kez
sesli mesajlar attığı görülüyor.
Telefonlarında var. Ama bunların
hiçbirine İlkay öğretmen cevap vermiyor ve
kayıtsız kalıyor. Ve bir an önce artık
bu işi İlkay öğretmenin kafasında
bitirmek ve sonlandırmak var. 4 gün sonra
arkadaşlar İlkay öğretmen Yakacık'taki
evine yakın bir yerde tekrar buluşma
talep eder. Görüşürler, dışarıda
otururlar ve İlkay öğretmenin evine
çıkarlar. Yakacık'taki evine çıkarlar.
Arkadaşlar İlkay öğretmen içeri
girdikten sonra hazırlamış olduğu 8.000
lirayı Tanju'ya verir. Hadi der bu işi
bitirelim. Beni öldür. İlkay öğretmen
Tanju'nun eline bir adet sargı bezi
verir arkadaşlar ve der beni bununla
boğacaksın. Şimdi size ifadesinden
okuyacağım. Arkası bana dönüktü. Sıkmaya
başladım. Yüzü kızarmaya başladı. Acıdım
ve bıraktım. Bunun üzerine İlkay bana
iki tokat atarak beceriksiz diye
bağırdı. Aramızda herhangi bir cinsellik
olmadı. O gece İlkay öğretmenin yanına
oturdum. O yatakta yattı. Ben yerde
yattım. Kalktım gece ayaklarının altını
öptüm. Ölümden vazgeçmesi için
yalvardım. Beceremeyince İlkay öğretmen
kendisine vermiş olduğu 8.000 lirayı
geri aldı ve beceriksiz adamın
tekisin deyip evden gönderdi arkadaşlar.
Tanju parayla pulla aslında ilgisi yok
aslında. İlkay'ı ölümden vazgeçirebilmek
için neler yapabileceğini düşünüyor ama
mental olarak ulaşamıyor ona. Yani orada
bir kopukluk var, ağ kesik. Onun
söylediği hiçbir şeyi zaten İlkay
duymuyor arkadaşlar. Ama biraz da şu
var. Tanju onu bir türlü hayatından
çıkarmak istemiyor. Çünkü çıkarırsa
başka bir katille bu işi bitireceğini
tahmin ediyor. Kesinlikle böyle. Onu
durdurmak için her şeyi yapıyor
arkadaşlar. Hatta bu konuyla ilgili
yakalandıktan sonra polis diyor ki,
Niye kardeşim? Madem böyle bir şey
vardı, niye polise kolluğa gelmedin veya
niye bir sağlık kuruluşuna müracaat
etmedin? diyor. Onun verdiği ifadede
şöyle diyor: "Bana sorduğunuz sorunun
yanıtını bilmiyorum." diyor. Belki
vazgeçebilir diye elimden geleni yaptım.
Bir ara diyor sağlık kuruluşuna
başvurmayı düşündüm ama diyor İlkay beni
engelledi. Yapmamı engelledi diyor.
Çünkü artık İlkay da onu ne derse desin
ona yaptırabilecek bir kıvama getirmiş onu.
Bunlar profesyonelce değil aslında
onu da söyleyeyim. Sadece yaşadıkları
duygular eşliğinde oluyor. Yani bir
katil tutuyorsunuz ve katiliniz size
aşık oluyor ve delice sizi seviyor.
11 Nisan 2019 günü İlkay öğretmen
Kartal'daki evinden Pendik'teki evine
taşınarak cinayetin işleneceği eve
yerleşir arkadaşlar. Kaldığı evde Özbek
ve Türkmenistan uyruklu iki kadın kalır.
Bir odasını da ilk ay öğretmene
kiralarlar. Amaç nedir? Eski evi okuluna
çok yakındır. Öğrencilerinin bu olaya
şahit olmasını istemez ve Pendik'te bir
eve taşınır. İki kadının kaldığı,
yabancı uyruklu iki kadının kaldığı ve
onların da izinde olmuş olması, kendi
memleketlerine gitmiş olması sebebiyle
evde tek başına kalır. Artık sonu
hazırlamaya başlamıştır. Planlarını
kurmuştur. Ama şöyle de bir sorun var.
bulmuş olduğu katilini bir türlü ikna
edemiyordur. Çünkü katili ona aşıktır ve
o isleri yazmış olduğu mesajlardan,
göstermiş olduğu ilgiden zaten İlkay
öğretmen anlıyor bunu arkadaşlar. Ama
bir türlü ikna edemiyor. Yani İlkay
öğretmen de bu arada Tanju'dan
vazgeçemiyor. Katilince sevildiğini
biliyor. Belki de şöyle düşünün. O
yaşadığı kişiden göremediği ilgiyi
kiralamış olduğu katilden görmeye
başlıyor. Belki o da onu biliyor. Hoşuna
gitmiş bu ama ne kadar hoşuna gitmiş?
Tabii biz bunu hiçbir zaman
bilemeyeceğiz. Katiline bu arada
durmadan mesaj atıyor. Çünkü artık
farklı duygular işlemeye başlayınca
bakın yakışıklılık, karizma, bilmem ne
kadın aramıyor zaten öyle bir şey. Öyle
bir derdi yok. Ama o sevgi kırıntıları
bile bir kişi tarafından çok sevilmesi
bile onda biraz korku yaratıyor ve
sürekli mesaj atmaya başlıyor. Bu sefer
hızlandırıyor. Bir an önce bu işi
bitireceksin. Durmadan mesaj atıyor
arkadaşlar. Ve daha sonra tekrar
Pendik'te buluşuyorlar. Diyor ki artık
bu iş bitecek. Ben sana para veriyorum.
Yaşadığın yerde değil burada bir
pansiyon tutacaksın ve ben bunu
göreceğim. İstediğimde geleceksin ve bu
iş çünkü duygular onu korkutmaya
başlamış. Tanju'ya bir miktar para
veriyor arkadaşlar ve Pendik'te bir
pansiyona yerleştiriyor ve şuna karar
veriyorlar. Sen beni iple boğamıyorsun,
öldüremiyorsun. O zaman diyor ki İlkay
öğretmen, Ben sana silah satın
alacağım. Beni silahla öldüreceksin. Bu
senin için de kolay olacak. Benim için
de daha basit olacak. Ve Fatih isimli
biriyle anlaşıyorlar. İnternet üzerinden
Pendik sahilde bir buluşma gerçekleşiyor
ve silahı 2.500 lira karşılığında silah
ve mermileri teslim alıyorlar. Bu arada
İlkay'ın sevgilisi arıyor. İlkay ne
yapıyorsun? Neredesin diyor. İlkay'ın
verdiği cevap şu arkadaşlar. Pendik
sahilde katilimle geziyorum diyor.
Adam şok oluyor. Bunu söylüyor ama
arkadaşlar işin ciddiyetini İbrahim E. bir
türlü algılayamıyor. Yani o esnada aile
bireylerini de tanıyor. Abisini tanıyor,
yengesini tanıyor. Ya bir evlilikten
dönmüş bir ilişki. Kimseye bununla
ilgili bir bilgi vermiyor. Yani kadın
orada aslında çığlık atıyor, bağırıyor.
Yani ben artık bitiyorum. Bitti bu iş
diyor. Arıyor devamlı mesaj atıyor
arkasından. Ama İlkay telefonu açmıyor.
21 Nisan 2019 günü İlkay öğretmen
katilini arayarak, "Eve gel seni
bekliyorum."
Tanju evden çıkıyor. Önce sabah saatleri
bir fırına gidiyor. Dör tane simit
alıyor arkadaşlar. Simitlerle beraber
çanta elinde. Çantanın içinde silah,
mermi ve simitlerle beraber eve geliyor.
Önce oturuyorlar. Bir güzel bir kahvaltı
yapıyorlar. Daha sonra kahvaltı
yaptıktan sonra paranın diğer kalan
kısmını Tanju'ya veriyor. Al diyor bu
para senin. Sonra diyor ki bana biraz
müsaade et. Bir duşa gireyim. Bir duş
alayım. Ondan sonra duşu alıp çıktıktan
sonra İbrahim E.'ye son mesajını atıyor
arkadaşlar. Seni seviyorum. Rüyalarına
geleceğim. Hoşça kal. Ve İbrahim yine
aramıyor. Yine kimseyi ne polisi arıyor.
Şimdi arkadaşlar suçlamak amaçlı değil
ama o kadar iş ciddiye gelmiş ki ve her
şey planlanmış. Kadını tanıyorsun her
şey. Ya bir polisi ara be kardeşim. Bir
polisi ara ya. Hadi polis aramadın
kardeşini ara ya. Bunun erkek kardeşi en
azından bir ulaşır bir yerlere ulaşır
ama kimseyle bir bağ kurmuyorlar. Ve
katili yarın der hazır ol iş bitecek
öldüreceğim seni. Karar verdim. Hayır
der bugün olacak. Tamam. Der ki
telefonum açık. Şifreye girmeden bununla
istediğini bu telefonları al aileme
falan kimseye verme at gitsin der. Şimdi
Tanju D. ifadesinde aynen şunları anlatıyor
arkadaşlar. Ölmek istediğini söyleyerek
banyoya girdi. Banyo yaptı ve çıktı.
yatağa uzandı. Arkadaşlar şunu
söyleyeyim önce. Bunların hepsi gerçek.
Hiçbir hikayeleştirme yok. Hepsi birebir
gerçek. Çünkü telefon kayıtlarından elde
edilen telefon makinelerı her iki
kişinin de elde olduğu için tüm kayıtlar
elde ve silinmemiş. Anlattıkları her şey
birebir aynı. Size buradaki anlattığım
konu birebir aynı. Hiçbir ekleme yok.
Emin olun yok. Banyodan çıktı. Yatağa
uzandı. Beni öldür. Ölene kadar elimi tut.
Sonra git dedi. Yapamayacağımı
söyledim. Yine bir tokat attı. Düşündüm,
düşündüm ve karar verdim. Yapacaktım.
Yatağa yattı. Örtüyü üzerine serdim.
Üşümesin diye ayaklarını kapattım.
Yatağın diğer ucundaki yastığı bana
verdi. Silahı yanı başındaydı. Bana
eldiven kullan. Parmak izin çıkmaz.
dedi. Burada olay yerine geldiği zaman
polis İlkay hanımın ağır yaralı olduğu
süreçte yerde bir adet yastık ve bir
adet eldiven vardı arkadaşlar. Olay yeri
inceleme bunları tuttu, aldı. Bundan
bahsediyor. Niye? Eldivenler zaten o
yüzden eldivenle ateş ediyor ve daha
sonra eldivenleri çıkarıp bırakıyor. Ama
diyor bana bu akıllı da zaten İlkay
verdi diyor. Eldiven kullan parmak izin
çıkmaz dedi diyor. Daha sonra yastığı
karnının üzerine koydu ve silahı elime
verdi. Beni kalbimden vur dedi. Ben de
karın bölgesinin üst kısmına ateş ettim.
Ölmemesi için en uygun yer bana göre
burasıydı. diyor ki, Karın boşluğundan
ateş edersem ölmeyebilir. Yaralı
kurtulabilir.
İkimiz de çığlık attık. Sakın ha
ambulansı aramayacaksın. Nabzımı kontrol
et, öldüğümden emin ol. Öyle git.
dedi. Ateş ettikten yaklaşık yarım saat
sonra telefonun şifresini kaldırıp
telefonu bana verdi. Beni sakın
kurtarma diye sürekli sayıklıyordu. Su
istedi, su içirdim. Sarıl bana dedi.
Üzeri kanlı olması sebebiyle yine de
sarıldım. Sonra bir bakışla elimi tuttu.
Hakkını helal et dedi. Helal olsun.
Sen de et dedim. O da helal etti. Sonra
beni yan çevir. dedi. Kan gelip
gelmediğini sordu. Geliyor dedim.
Beni hatırla. Sakın unutma. diye
söyledi.
Aradan 10 dakika geçti. Artık şuuru
yavaş yavaş gitmek üzereydi. Silahı,
telefonu bir çantaya koydum. Adresi
bilmediğim için sokağa çıktım. 112
ekipleri rahatlıkla içeri girsin diye
evin anahtarını kapının üzerine
bıraktım. Aşağı indim. Adresi bir
vatandaşa sorarak 112'yi aradım. Eşim
kalp krizi geçiriyor diyerek yakın bir
yerden izlemeye başladım. Arkadaşlar,
gerçekten çok inanılmaz bir şey bu. Ben
çok etkileniyorum bunda. Aşağı indikten
sonra da aşağıda Tanju beklemeye
başlıyor. 112'yi uzaktan gözetliyor. 112
geliyor çıkıyor. Ambulansa indirene
kadar da orada bekliyor. Çünkü görmeyip
giderlerse bir daha aracak ve o arada
gidiyor. Evet arkadaşlar o doktora
yaşıyor mu diye soran olayı işleyen
katil olarak gelip aşık olup ölümüne
sebep olan kişi Tanju Doğan 45 yaşında
dediğim gibi. Yani burada karizma,
sevgi, aşk falan eee veya işte çok
yakışıklılık falan değil. Duygusal insan
duygularını işleyen bir konu arkadaşlar
bu. Ve o esnada
İlkay'ın telefonu elinde arkadaşlar.
İlkay'ın en sevdiği arkadaşını biliyor.
Ondan bahsetmiş. Hemen telefondan,
İlkay'ın telefonundan o arkadaşını
arıyor. Ona durumu bildiriyor.
Kapatıyor. Erkek kardeşinin eşi var
kayıtlı. Hemen onu arıyor. Manisa'da
olan ona da haber veriyor. Tamam
diyorlar. Biz geliyoruz. Ve üzeri
kanlanmış olduğu için elinde de parası
var. gidip değiştiriyor. Yeni elbise
satın alıyor. 112'ye aramaya başlıyor.
İlkay Sivaslı hangi hastaneye
kaldırıldı? Ben yakınıyım. Yaklaşık 20-25
dakika durmadan 112'yi arıyor ve en
sonunda Pendik Araştırma Hastanesinde
ameliyatta olduğu söyleniyor ve olay
yerine gidiyor. Olayın ilk başında
anlattığım gibi bekliyor ve doktorlar
çıkıyor. Arıyorlar, bakıyorlar yok kimse
yok. Bir tane kalorifer peteklerine
yaslanmış, yüzü kırışık, gözleri çökük.
50 yaşlarında bir adam geliyor. İlkayın
durumu nedir diyor. Ben diyor
akrabasıyım. Aynı zamanda da arkadaşım
diyor. İşte diyor çok kan kaybetti.
Bundan sonrası artık takdiri ilahi neyse
o olacak diyorlar ve bekliyor. Ama o
esnada da aşağıya kan vermeye gittikten
sonra da korkuyor ve olay yerinden
uzaklaşıyor. Bunlar bir gün içerisinde
gerçekleşen 21'i ve 22'sinde olan
olaylar bunlar arkadaşlar. hastaneye
gelmiş olması, İlkay'ın telefonundan
İlkay'ın arkadaşını aramış olması, daha
sonra 112'yi aramış olması o telefonun
ve doktorun ifadeleri, hastane kamera
kayıtları
çıkınca
Tanju Doğan'ın
görüntüsü ortaya çıkıyor ve bununla
ilgili polis çalışmalarına başlıyor.
Tanju telefonu kapatmıyor, silahı
atmıyor. Ben buradan şunu anlıyorum.
Tanju aslında bu saatten sonra tamam
kaçma teşebbüsünde bulunuyor ama
yakalanırsam da vereceğim, anlatacağım
diye. O biraz da vicdan var. Yani bir
kadına aşık olmuş ve o kadını öldürdü.
Telefonu kapatmıyor arkadaşlar. 21 suç
kaydı olan bir adamın telefondan çok
rahat yakalanabileceğini bilmesine
rağmen telefonu kapatmıyor ve hemen
teknik çalışmalar başlıyor. Telefonun
nerede olduğuna bakılıyor. Telefon Adana
Aksaray bölgesinde hareket halinde
gözüküyor arkadaşlar. Bu da ne demek?
Yani Tanju da ifadesinde şunu söylüyor.
Hastaneden çıktım koşarak minibüse
bindim. Otobüs duraklarına geldim. Hiç
binmediğim bir otobüse bindim ve
gidiyorum. Hiç bilmiyor. Hangi nereye
gittiğini de bilmiyor adam ama Adana
Aksaray'a gelmiş. Telefon hep hareket
halinde devam ediyor. Telefon da
İlkay'ın telefonu. İlkay Sivaslı'nın
telefonu. Ve İstanbul Cinayet Masası
ekipleri hemen Adana Aksaray il emniyet
müdürlüklerine
bilgi veriyorlar. Diyorlar ki hemen yol
uygulamasına başlayın. Herhangi bir
otobüste ama hangi otobüs olduğunu şimdi
tespit edemedik. Devam ediyor. Yani
normalde tespit edilir. Gidersin
otogardaki bütün bu Adana firmalarına
falan ama zaman yok. Çok bir de direkt
teknik bilgi verince zaman da bulamamış.
Hemen iki il emniyet müdürlüğü
aramışlar. Bakın olayın olduğu gün 21
Nisan. 22 Nisan 2019 saat 17'de Aksaray
yolunda durdurulan bir otobüsün 46
numaralı koltuğunda Tanju Doğan
oturmaktadır ve polis tarafından
yakalanır. Silah ve mermilere İlkay'ın
telefonuna ve kendi telefonuna el konur
ve gözaltına alınır. Tanju Doğan hiç
direnmez, konuyu anlatır. Her şeyi
anlatır ve kendisinin anlattıklarını
destekleyen birçok mesaj vardır. Birçok
ses mesajı vardır. Ama neden öldürürsün?
Öyle değil mi? Neden? Neticede katil
olmuşsundur. Hani suçtan kaçıyordun.
Hani cezaevine bir daha hiç girmemek
için mücadele ediyordun
diye polis sorar. Onun vahşice
öldürülmesini istemedim. Belki benden
sonra birini bulacaktı ve vahşi bir
şekilde öldürülecekti. En masum şekilde
öldürmek istedim. İstemediğim halde. Bu
cezaevini görmek istemem rağmen bundan
dolayı cezaevine gireceğin için. Ve
arkadaşlar bununla ilgili devam eden bir
süreç başlıyor. 7 tane duruşma oluyor.
Ama bir duruşma çok ilginç. İlkay
Sivaslı'nın abisi de duruşma salonunda ve
Tanju Doğan sanık sandalyesinde.
Abi oradan bağırır. Bundan şikayetçiyim.
En ağır cezanın verilmesini istiyorum.
Tanju şu şekilde döner. Bugüne kadar
neredeydiniz? Ben hayatımı ortaya
koydum. Niye kardeşinle ilgilenmedin?
cevabını verir ve salon sus pus olur. Herkes
yerine oturur. Aslında belki de tüm özne
buradadır. Arkadaşlar son duruşma
Cumhuriyet Savcısı mütalaasını veriyor
bununla ilgili. Tabii o dönem bu
hikayeyi kimse bilmiyor. İlkay öğretmenin
kendini öldürtmek istemesi katil için
bir indirim sebebi olacak mıydı? Bunlar
kamuoyunda tartışılmaya başlar. 1 Aralık
2020 günü son duruşmada Cumhuriyet
Savcısı mütalaasını verir.
Anlatılanların tamamı dile getirilen
iddianame hazırlanır. Tasarlayarak
öldürme değil, daha düşük suç cezası
bulunan kasten öldürmeden ceza istenir.
Mahkeme savcının mütalaasına uyarak
kasten öldürme cezasını onadı.
Tanju Doğan'ın değiştirilmiş ifadeleri
kabul edilmedi. Bir de Tanju burada şunu
söylüyor. Diyor ki yatağa yattı. Daha
sonra ifadesinde böyle bir değişiklik
var. Yattı. Parmağını parmağımın üzerine
koydu ve bastırdı. Bir taraf öldü. Bir
taraf belki dediler, Cezada bir indirim
sağlanabilir mi? Hiçbir indirimi kabul
etmedi mahkeme. Ha burada Adli Tıp
raporunu merak ediyor olabilirsiniz.
Ölüm sebebi neydi? Arkadaşlar ölüm
sebebini söyleyeyim size. Kesinlikle bir
organ yaralanması yok. Öyle bir yere
ateş etmiş ki hiçbir organa zarar
vermemiş arkadaşlar. Kan kaybından ölüm.
Arkadaşlar bu olayın incelenmesinde,
araştırılmasında,
günyüzüne bu kadar net bir şekilde
çıkarılmasında,
araştırmayı yapan gazeteci arkadaşımız
Timur Soykan'a teşekkür ediyoruz.
kendisinden
izin alıp iyi şekilde size anlatmamda
desteği çok büyüktür. Kendisine teşekkür
ediyoruz.
Mahkeme başkanı
Tanju Doğan'a son sözünü sorar.
Tanju Doğan ayağa kalkar. Der ki,
"Çok pişmanım. Ben onu çok sevdim."