Transcription
Herkese selam. Türkiye'nin 2 numarası Coç Holding'den sonra Türkiye'nin en büyük holdingi olan Oyak, yani Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının paralarından oluşturulan Oyak, Türk Silahlı Kuvvetlerini yöneten komutanlar tarafından soyuluyor ve başkomutan da bu işin içerisinde. Oyağın içini çok sofistike bir mekanizmayla boşaltıyorlar. Bu işin içerisinde Bilal Erdoğan'a kadar giden yol var. Bu, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük lokmalarından, en büyük vurgunlarından bir tanesi olacak. Çünkü soya soya soya parayı bitirdiler. Şimdi böyle Can Holding gibi, mesela Oyak gibi holdingleri artık gözlerini dikmiş vaziyetteler. Ve o yağ da enteresan biçimde katmerli olarak soyacak kişi olarak Tayyip Erdoğan'ın köylüsü aileyi belirlemiş vaziyetteler. Biz bu aileyi Sedat Peker'in videolarından Suriye soygununun merkezindeki isim olarak biliyoruz. Bütün bu isimler karmakarışık ilişkiler ve çok sofistike bir soygun mekanizması. Çünkü mevcut soygun mekanizmaların hepsini artık insanlar kanıksadı. Çok dikkat çekiyor. Bu sefer değişik bir soygun mekanizması kurmuş vaziyetteler. Cumhuriyet Halk Partisi'nin içerisindeki tartışmalar konuşulurken, diğer taraftan ülkenin en önemli holdinginin içi siyasi baskıyla soyuluyor, içip tüketiliyor adeta. Diğer tarafta Kemal Kılıçdaroğlu, artık Kemal Kılıçdaroğlu'nun sözleri artık yandaş medyada neredeyse Tayyip Erdoğan'dan daha çok yer bulmaya başladı. Yandaş medyanın yıldızı haline geldi. Fakat esas olay, esas olay vurgun, soygun, talan sizin çalınan geleceğiniz. Bugün çalınan geleceğinizle ilgili çok önemli bir yayınla karşınızdayım. Fakat her zaman olduğu gibi yayına başlamadan evvel yayını beğenmeniz, paylaşmanız, yorum dahil her türlü etkileşimde bulunmanızı hatırlıyorum. Hatırlatıyorum. Bu sesimin daha geniş kitlelere duyulması açısından önemli. Yine kanalı beğenirseniz, kanala abone olursanız, bildirim butonunu açarsanız da içeriklerime çok kolay biçimde ulaşırsınız arkadaşlar.
Şimdi gelelim Türkiye'nin 2 numarasının nasıl soyunduğuna ilişkin detaylara. Şimdi Ziraat Bankası'na da bu işin içerisinde bir rol verilmiş. Çünkü her soygunda bir de Ziraat Bankası soyulur. Biliyorsunuz bu ayrı bir hikaye. Oraya doğru da geleceğim. Şimdi Oyak Holding, Türkiye'nin Coç Holding'den sonra ikinci büyük holdingi. Oyak Holding nasıl oluştu? Oyak Holding, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının tamamının maaşlarından her ay %10 kesilir ve bu %10 fona gider. Bu fonda o işletilir. Böyle 1961 yılında bir kanunla kurulan bir for. Ordu Yardımlaşma Ailesi ile ilgili kurulan bir fon 1961 yılında. O günden bugüne bütün Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu subaylar, astsubaylar, uzman çavuşlar, bunların maaşlarından %10 para kesilir her ay ve bu fona gider. Sonra ne olur? Bu Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları emekli olduklarında ya oyaktaki paralarının tamamını alırlar ya da oyaktaki paralarını çeşitli oranlarda yarı yarıya, 1/3'te oranında vesaire emekli maaşına çevirirler. Bu şekilde bir de Oyak her sene karından bir nemada ortaya çıkartır. Ordu Yardımlaşma Kurumu bu şekilde Türkiye'nin devi haline geldi. İşte Oyak Renault, o Türkiye'nin en büyük demir çelik fabrikası Ereğli gibi pek çok marka, çimento açısından bir dev, enerjide bir dev vesaire. Türkiye içinde dışında yatırımları olan bir dev.
Şimdi fakat bunun bir ucu bir şekilde kanunla kurulduğu için Tayyip Erdoğan da şu anda oradan ilerliyor ve oyağın içini boşaltıyor. Bunun için de oyağın tepesine yönetim kurulu başkanlığına ve genel kuruluna Oyak yönetim kurulu hiçe sayılarak Tayyip Erdoğan'ın iki has adamı atandı. Şimdi Oyak böyle bir kurum. Yani Türkiye'nin 2 numaralı kurumu ve Oyağa bağlı bütün şirketlerde özel şirketler. Dolayısıyla Oyak zarar ettirildiğinde aslında Oyağı parasını koymuş olan Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının parası çalınmış oluyor. Oyak hissedarlarının parası çalınmış oluyor. Yani bedeli sadece bunun katılımcısı olan askerler öder.
Şimdi bu oyağın soyulması ile ilgili belirlediği kişi, reisin belirlediği kişi Ramazan Öztürk. Biz bu Ramazan Öztürk'ü, daha doğrusu Öztürk ailesini nereden hatırlıyoruz? Sedat Peker videolarından hatırlıyoruz. Hatırlarsanız Sedat Peker Talip Öztürk isimli bir isimden bahsetmişti ve demişti ki bu Talip Öztürk Suriye'deki bütün vurgunların merkezindeki adamdır. Suriye'de Talip Öztürk'ten izinsiz hiçbir iş yapamazsınız. Çünkü reis onu yetkilendirmiş. Bunlar ne yapmışlardı? Suriye halkının, Müslüman Suriyeli kardeşlerimizin elektrik kabloları, ülkenin yeraltı, yerüstü bütün yatırımları, hatta oradaki fabrikaları o savaş ortamında söküp getirip ya yeraltı kablolarının filan hepsinin eritip bunları eee birisi üyelik hediye ediyor. Herkes herhalde çok teşekkür ederim. Eee, eee, bunları eritmişlerdi Türkiye'de vesaire. Bunlarla ilgili yayınlar yapmıştım.
Şimdi bu Talip Öztürk kim? Önce bir onu size göstereyim. Şimdi Talip Öztürk bu, Tayyip Erdoğan'ın Suriye vurgunundan sorumlu kişisi. Öldü. Talip Öztürk 2025 yılında hayatını, 24 yılında hayatını kaybetti. Şimdi bakın burada Talip Öztürk en sağda görüyorsunuz. Tayyip Erdoğan'ın yanındaysa onun oğlu Taha Yasin Öztürk'ü görüyorsunuz. Bu Taha Yasin Öztürk neyden sorumluydu? Bir ara bunu BMC'nin patronu yaptılar. Orada Altay tankını üretecekti filan. BMC'yi soydu, soğana çevirdi. Katarlıların BMC'ye koyduğu paraları da soydu. Şimdi bu Taha Yasin Öztürk. Bakın Taha Yasin Öztürk ne yapıyor? Sözde Altay tankını yapacaktı. Tank maketi yok ortada. Onun yerine gittiler bir tane BMC otobüs hediye ettiler Tayyip Erdoğan'a. Babao bir de fotoğraf çektiriyorlar. En büyük başarıları bu. Tayyip Erdoğan'a siyah otobüs hediye etmek. Şimdi burada esas bugünkü videomuzun bakın bu BMC'nin sahipleri Etem Sancak, Taha Yasin Öztürk ve onun babası Talip Öztürk. Bunlar bakın bir de Altay tankının maketiyle fotoğraf çektiriyorlar. Altay tankı nerede? Bu fotoğrafı çektirdiklerinde ta ne zamandı üzerinden 10 yıl geçti. Altay tankı filan yok ortada.
Şimdi bakın. Fakat bugünkü bu çocuk, bir de Taha Yasin Öztürk bu BMC'yi soyan çocuk, Ferrarileriyle meşhurdur. Bir sürü Ferrarisi vardır bunun. Eee, otobanları kapatır, otobanları polise kapattırır. İki taraflı otobanlar da Ferrarisiyle ralli yapar. İzmir otobanında özellikle. Fakat bugünkü videomuzun konusu Ramazan Öztürk. Bu Talip Öztürk'ün oğlu Ramazan Öztürk. Bu aynı zamanda Nakkaş Holding'in patronu şu anda ve esas Oyak'ı Nakkaş Holding üzerinden soyacaklar. Bunun için de bir mekanizma kurmuş vaziyetteler. Ramazan Öztürk, bugünkü videomuzun ana konusu. Dediğim gibi Tayyip Erdoğan'ın köylüsü Talip Öztürk'ün oğlu, Tayyip Erdoğan'ın maske olarak kullandığı iş adamlarından bir tanesi. Nakkaş Holding'in patronu.
Şimdi bu Ramazan Ramazan Öztürk'e önce ne yapıldı? TMSF'nin elindeki en değerli şirketlerden bir tanesi. Peşkeş çekildi. Hangi şirket? HES Kablo. Şimdi HES Kablo, Türkiye'nin en büyük kablo şirketi olmanın yanında dünyanın en büyük kablo şirketlerinden de bir tanesi haline gelmişti. Boydak ailesinin yönetiminde. Şimdi bakın Boydak ailesi bu HES Kablo'yu satın aldıktan sonra çok büyük yatırımlar yaptı. Bu dünyanın o büyük yeraltı kabloları var ya, onlar üreten dünyanın sayılı fabrikalarından bir tanesi haline geldi. Sonra bu Boydakların bütün istikballe birlikte filan bütün mallarına çökünce Tayyip Erdoğan bu HES Kablo'ya da çöktü. Sonra bu HES Kablo TMSF'ye geçti ya. Yalandan ihale yaptılar üç kere. Dolar bazında fiyatı indirdiler, indirdiler. Kimse de ihaleye giremiyor. Ha orada da öyle gizli bir yasak var. Dolar bazında erittiler HES Kablo'nun fiyatını. Sonrasında Ramazan Öztürk'ün Nakkaş Holding'ine yok pahasına peşkeş çektiler. TMSF'nin elindeki HES Kablo, dünyanın sayılı kablo firmalarından bir tanesi.
Şimdi yine TMSF'nin elinde olan bir tane dev holding'i Nakkaş Holding'e geçirecekler. Fakat bunun için Oyağı paravan olarak kullanıyorlar. Şimdi bu bunların yeni kurdukları bir mekanizma. Ne yapıyorlar biliyor musunuz? TMSF'nin elindeki bir yere artık biraz bile olsa kendileri para koymak istemiyor. Tutuyorlar mesela bunların detaylarını anlatacağım size. Aslanı anlatacağım. Papara'yı anlatacağım. Bir sonraki videoda anlatacağım. Tutuyorlar mesela Papara'yı. Ne yaptılar? Emlak Yatırımı aldırttılar. Emlak Yatırımı TMSF'den geçtikten sonra emlak yatırımın malı ya, onu el altından birisine verip gidecekler. Aslanı da şimdi Roketsan'a aldırttıyorlar TMSF'den. Onu da başkasına verecekler. Kime verecekler? Arcaya verecekler. Bunların detaylarını anlatacağım.
Şimdi ellerinde Tekfen Holding var. Tekfen Holding ne? Tekfen Holding Can Holding'in el koydukları en önemli parçası. Tekfen Holding. İşte bunun elindeki en önemli şey nedir? Tekfen Holding'in elindeki gübre fabrikası. Türkiye'de sizi gübre tekeli yapabilecek bir fabrika. Ayrıca enerjide vesaire Tekfen Holding'in yatırımları var. Şimdi bütün bu Tekfen Holding'in mallarına çökmeyi kafaya koymuşlar. Şimdi TMSF'nin elinde niye Tekfen Holding? Can Holding'in bütün her şeyine el kondu değil mi? Haber Türk, Show TV vesaire. Önce Can Holding'in sigara kaçakçılığında Türkiye'nin bir numarasıdır biliyorsunuz ve elektronik kaçakçılığında. Can Holding'e önce güven verdiler. Can Holding'in yurt dışındaki kara paralarını da Türkiye'ye getirdiler. Sonra sen git Bilgi Üniversitesini al, Habertürk'ü al, Tekfen Holding'i al vesaire. Her şeyi böyle toplattılar ona. Sonra da ya senin paran suçtan kaynaklanıyor filan deyip hepsinin üstüne çöktüler. Adam da diyor ki Can Holding'in patronu Kemal Can ya, diyor bize devlet büyüğü aldırttı bunları filan diyor. Yani e devlet büyüklerine fazla güvenme. Bu devlet büyükleri mafyanın en büyükleri aynı zamanda. Bunların kitaplarına, hesaplarına, kitaplarına hiçbirinizin kafası ermez.
Şimdi Can Holding operasyonundan sonra Tekfen Holding'e el koydular. Şimdi Can Holding ile ilgili iddianame çıktı. Yargılanıyor. Serbest bırakıldılar. Patronu vesaire dahil filan. Yargı kararı beklemiyorlar. TMSF'ye öyle bir yetki verilmiş ki birisinin tutuklandı ya, bütün mal varlığına el koyuyorlar milyarlarca dolarlık. Sonra onu satıyorlar. Sonradan beraat ettiği zaman da diyorlar ki git diyorlar devletten tazminat al. Adama 3 kuruş tazminat veriyorlar. Bildiğiniz yağma, deri dumrul yasası.
Şimdi Can Holding'den ele konulan, el konulan holdinglerden bir tanesi de Tekfen Holding. Gübre, özellikle gübreye gözlerini dikmiş vaziyetteler. Ve bu Tekfen Holding'i satın almak için Oyak'la şu anda Oyak Holding'le Nakkaş Holding'e, yani Tayyip Erdoğan'ın köylüsünün oğlu Ramazan Öztürk'e bir ortaklık kurdurtular. Nerede? Hollanda'da. Düşünün. Oyak Türkiye'de, Nakkaş Holding Türkiye'de, satılan Tekfen Holding Türkiye'de, satan TMSF Türkiye'de. Fakat satın alacak şirketi Hollanda'ya kurdurtuyorlar. Bu son zamanlarda bunların en meşhur şeyi. Hani o Akın Gürleğ'in de mal varlığının bir kısmı şirketleri filan Lüksemburg'daydı ya. Bunlar şu an hakikaten azınlığa düştükleri için, azınlığa düşen her iktidarın yaptığı budur. Yani mallarının bir kısmını yurt dışındaki şirketlere bağlamak. Çünkü azınlığa düşen iktidarlar her anda devrilebilirler. Yani bu sebeple devrilirsek de yurt dışındaki malımızla, mülkümüzle paşalar gibi yaşarız diyorlar. Bu sebeple oyağı tuttular. Cebren Nakkaş Holding'le birlikte Hollanda'da bir tane şirket kurdurdular. Şimdi bu şirket Tekfen Holding'i TMSF'den alacak. Fakat paranın %75'ini Oyak koyacak. %25'ini Nakkaş Holding koyacak. Fakat Nakkaş kendi cebinden de koymuyor. Oyağı kendi cebinden paraya koyduruyorlar. Nakkaş Holding Ziraat Bankası'ndan kredi alıyor. Sonra o krediler ödenmiyor. Biliyorsunuz Tayyip Erdoğan Demirören ailesine Hürriyet, Kanal D'yi filan satın aldırttı. Ziraat Bankası kredisiyle bir kuruş ödemedi. Mal mülk Tayyip Erdoğan'ın oldu. Ziraatin kredisi ne oldu? Batık kredi. Batık kredi dediler. Geçtiler üzerinden. Şimdi de aynı şekilde Ziraat kredisiyle Nakkaş Holding.
Şimdi bakın Nakkaş Holding burada Tekfen Holding alınacak. Onun gübre fabrikaları, enerji işleri filan hepsi geçecek. Oyak'la Nakkaş Holding'e. Sonra TMSF'nin elinden çıkıyor ya. Sonra Oyağı yavaş yavaş hisseleri Nakkaş'a devrettirecekler. Nerede? Hepimizin gözünden uzak. Hollanda'da. Bu sebeple Hollanda'da şirket kuruyorlar. Bunun aynısını nerede yaptılar biliyor musunuz? Çimento yaptılar. Şimdi bakın, Oyak Türkiye'nin en büyük çimento üreticilerinden bir tanesi. Oyak elindeki bazı çimento fabrikalarını tuttular. Hollanda'daki bir şirkete taşıdılar. Hatta durun o şirketin ismini de ben size söyleyeyim. Eee, Oyak Amsterdam Holdings B.V. buraya taşıdılar. Sonra burada Tayvan Çimento fabrikası. Tayvan'ın çimento firması. Burada geldi. Önce ortak oldu bu Hollanda'daki firmaya. Sonra Türkiye'deki bütün o çimento haklarını tuttular buraya sattılar, geçirdiler. Oyak'ın aldığının yarı fiyatına geçirdiler. Bununla ilgili hatta ne oldu biliyor musunuz? Bununla ilgili dava açıldı Danıştay'a. 5 milyar TL'lik zarar var diye. Danıştay'a açılan davayı da reddettiler. Niye reddettiler biliyor musunuz? Dava açanlar normalde bazı emekli TSK mensupları diyor ki sizi ilgilendirmez. Bu Oyak Holding'le onların arasında bir şey. E Oyak Holding nasıl oluştu? TSK mensuplarının paralarıyla oluştu. Şu an TSK mensupları hala bu Oyak Holding'in birer iştirakçısı ama yok. Reddetti Danıştay 5 milyar TL'lik zarar. Oyak böyle bu şekilde soyuldu. Bu Hollanda formülünü iyi keşfetmişler. Şimdi Tekfen Holding üzerinden bunu uyguluyorlar.
Şimdi burada Murat Yalçıntaş denen bir adam var. Tayyip Erdoğan'ın soygun işinde kullandığı çok önemli bir adamdır. Eskiden beri. Göstereyim size bu Murat Yalçıntaş'ı. Şimdi Murat Yalçıntaş bu. Bu adam daha önce 2000'lerin başında hırsızlıktan gözaltına alındı. Bakın gözaltına alındığındaki görüntüleri görüyorsunuz. Gözaltına alındı. Tutuklandı hırsızlıktan filan. Burnu iyice bir sürttü. Bu hırsızlık işte bakın adliyedeki görüntülerini görüyorsunuz. Sonra bakın e bir daha çoban olacağım falan diyordu. Bu hırsızlıktan dili yanmıştı filan ama çoban filan olmadı. Sonra döndü bu Murat Yalçıntaş'ı Tayyip Erdoğan geçtiğimiz yıl bir anda aldı BMC'ye koydu. BMC'nin yönetim kurulu başkanı yaptı. BMC'deki bütün işi öğrendi bu Murat Yalçıntaş. Sonra hop Murat Yalçıntaş'ı aldı BMC'den Oyak Genel Müdürü yaptı. Kiminle birlikte? Zekai Aksakallı ile birlikte. Bakın göstereyim. Tayyip Erdoğan'ın bir tarafında Zekai Aksakallı. 15 Temmuz'da özel kuvvetler komutanı olan Zekai Aksakallı. 15 Temmuz'da karımı teskin ediyorum diye 15 Temmuz gecesi arazi olan sonra gelip Tayyip Erdoğan'a eee yalakalık yapmak için özel kuvvetlerdeki askerlere tabanca kabzasıyla kafalarını yaran askerlere işkence yapan kişi şu an Oyak Genel Müdürü yapıldı. Yanındaki yönetim kurulu başkanı yapıldı Zekai Aksakallı. Diğer taraftaki Murat Yalçıntaş da Oyak genel müdürü yapıldı. Yani Oyağın içini boşaltacak iki tane adamı Tayyip Erdoğan oraya adapte etti.
Şimdi Oyak Genel Kurulu var. Oyak iştirakçısı askerler emekli ve görevdeki askerler filan. Oyak Genel Müdürü'nü hiç dinlemeden cebren baskıyla çünkü Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler de Tayyip Erdoğan'ı arkaladığı için orada tuttular. Oyak Genel Kurulu'nun istemediği iki tane adamı ticaretten, ekonomiden, Oyak gibi 10 milyarlarca dolar değerindeki bir holdingi yönetmekten hiç anlamayan köylü Zekai Aksakallı'yı, üstelik de şu an adam Alzheimer, dün konuştuğunu bugün hatırlamıyor. Bunu getirdiler Oyağın yönetim kurulu başkanı yaptılar. Yanına da hırsızlıktan sabıkalı Murat Yalçıntaş'ı getirdiler. Oyak genel müdürü yaptılar.
Şimdi geçtiğimiz günlerde bir Antalya Diplomasi Forumu vardı. Murat Yalçıntaş buraya Nakkaş Holding'in uçağıyla gitti ve burada Oyak Holding'le birlikte Tekfen'in satın alınması TMSF'den ve burada yüksek miktarda %75'i oranında Oyağın parasının kullanması ile ilgili karar çıktı. Şimdi burada Oyak Genel Kurulu buna karşı. Niye Oyak Genel Kurulu karşı biliyor musunuz? Bakın Tekfen'deki bu gerçek nedeniyle Tekfen şu anda kötü yönetiliyor. Bakın 2026'nın ilk çeyreğinde 535 milyon TL net zarar açıklamış. Ondan sonra önceki zararda 960 milyon TL zararı var. Yani 1,5 milyar TL zararda bir firma. Fakat ne yaptılar biliyor musunuz? Bunlar şimdi Oyak, Oyak ve eee Nakkaş Holding'e tekrar satın aldırtılacak. Ya bunu kim biliyor içeriden? Bunu içeriden bilen Tayyip Erdoğan'la birlikte onun yol vermesiyle borsada vurgunlar yapan ekip var. Kim onlar? İşte Hasan Doğan var. Ondan sonra kim o? Batuhan Mumcu var. Kültür Bakan Yardımcısı. Bunları ben hep size anlattım. Bunlar borsada öyle vurgunlar yapıyorlar ki içeriden bilgileri bildikleri için. Şimdi bunlar Oyak Tekfen satın aldıracağını bildikleri için bunlar gittiler dipten Tekfen hisselerini aldılar. Sonra bu bilgi Ankara'da konuşulmaya başlanınca Tekfen roketledi. Zaten paraları ikiye katladılar. Bakın göstereyim size. Tekfen hisselerine bakın. Yani 2025-2026'da olanı görüyor musunuz? Ondan sonra zarar ettikten sonra devlet el koyduktan sonra iniyor aşağıya. Sonra bunları aşağıdan alıyorlar. Sonra oyağın satın alacağı bilgisini yayıyorlar. Hisse fırlıyor. Paralarını ikiye katlayıp çıkıyorlar.
Şimdi burada bu vurgunun bir kısmı. İkincisi, finansman Ziraat'tan yapılacak. O paralar geri ödenmeyecek. Ziraat bu şekilde vurulacak. Şimdi bakın, Oyak yönetim kurulu bu zarar nedeniyle karşı bu işi satın almaya. Fakat Oyak yönetim kurulu'nu da dinleyen yok. Çünkü genel müdürle yönetim kurulu başkanını adamlar zaten kendilerinden belirlemişler. Ve Murat Yalçıntaş da Oyak Genel Müdürü doğrudan Bilal Erdoğan'la çalışıyor ve oyağın içinin boşaltılması, hangi patronların üzerine oyağın malının mülkünün geçirilmesi ile ilgili süreci Bilal Erdoğan adına Murat Yalçıntaş yönetiyor. Çünkü hırsızlık konularında Murat Yalçıntaş çok önemlidir. Ünlü İslamcı Nevzat Yalçıntaş'ın oğludur kendisi.
Şimdi bakın tabii buna karşı çıkanlar var. Mesela Jandarma Genel Komutanı Ali Çardakçı ile Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler arasında oyağa atanacak bir yönetim kurulu üyesi ile ilgili gerginlik çıktı. Niye? Çünkü Jandarma personeli Oyak yönetimini, oyağın mevcut bütün üye sayısının %54'ünü filan oluşturuyor. Dolayısıyla oraya bir yönetim kurulu olacaksa jandarmanın lafının dinlenilmesi lazım. Fakat burada dinlemediği gibi Yaşar Güler kendi adamını yönetim kurulu üyesi olarak oraya çaktı. Bu yetti mi? Etmedi.
Şimdi oyağın içini boşaltmak için bir de denetleme mekanizması var ya Oyağın. Oyak Ordu Yardımlaşma Kurumu, işte Oyak Denetim Kurulu Başkanlığı var. Şimdi tuttuğu önce bu denetim kurulu başkanlığı, bakın bütün holdinglerde denetim kurulu başkanlıkları yönetim kuruluna bağlıdır. Fakat burada ne yaptılar oyakta biliyor musunuz? Denetim kurulu başkanlığını yönetim kuruluna bağlı olmaktan çıkardılar. Direkt genel müdüre bağlı hale getirdiler. Ya zaten bütün işin başında genel müdür. Genel müdür bir yanlışlık yapacaksa denetim kurulu kendisine bağlı zaten. Nasıl olacak? Ama bu da yetmiyor. Genel müdür Murat Yalçıntaş Oyak Denetim Kurulu Başkanı olarak kendi kayınbiraderi Hasan Sezer'i atadı. Hasan Sezer kayınbiraderini kendisini denetleyecek adam olarak atadı. Ondan sonra buradan bir denetleme çıkar mı? Elbette ki buradan bir denetleme çıkmaz.
Şimdi bunlar bu şekilde oyağı şu anda zarar eden Tekfen Holding'i aldıracaklar. Sonra Tekfen Holding'in içerisindeki bu gübre vesaire enerji kısımlarını çekip bunları verecekler Tayyip Erdoğan'ın emanetçisi olan Ramazan Öztürk'e, Nakkaş Holding'e. Geri posasını Oyak Holding'in üzerine yıkacaklar ve Oyak Holding'in üyeleri olan askerlerin cebindeki parayı çalacaklar. Bunu kim yapıyor? Bunu Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler başta buna yol veriyor. Yani Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Genelkurmay Başkanlığını yapmış Yaşar Güler kendi silah arkadaşlarının soyulması, onların oluşturduğu emeklilik fonunun soyulması ile ilgili koç başlığı yapıyor adeta.
Fakat burada bitmiyor. Bir de oyağın elinde para çok ya. Bir de BMC derdi var biliyorsunuz. Bu BMC de TMSF'nin elindeydi yıllar önce. 10-15 yıl önce. Tayyip Erdoğan bu BMC'yi önce Ethem Sancak'a aldırttı. Ethem Sancak da Tayyip Erdoğan'ın maske iş adamlarından bir tanesi. Sonra Ethem Sancak tuttu Talip Öztürk'e sattı. Tayyip Erdoğan'ın köylüsüne. Hep bu satışlar para filan dönmüyor ha. Kağıt üzerinde muvazalı satışlar. Talip Öztürk'e geçti. Sonra Talip Öztürk'ten şimdi Fuat Tosyalı'ya geçti. Bunların üçü de Tayyip Erdoğan'ın maske işi adamlar aslında. BMC Tayyip Erdoğan'ın. Ve BMC ne yapması lazım? Altay tankı yapması lazım. Şimdi bu Altay tankını bir türlü yapamıyorlar. İşin içinden çıkamıyorlar. Koç grubunun elinden aldılar. Kendileri de yapamıyor. Motor da bulamıyorlar. Şanzıman da bulamıyorlar. Namluyu da üretemiyorlar. Tam bir ellerinde patladı Altay tankı.
Şimdi bu Altay tankı işini de oyağın boynuna yıkacaklar. Bakın şimdi bu BMC'yi Fuat Tosyalı'ya aldırdıktan sonra ne yaptılar biliyor musunuz? BMC'nin normalde merkezi kurulduğu yer İzmir. İzmir'de devasa bir fabrikası var ve o fabrika şu an İzmir'de şehir merkezinde kalmış vaziyette. Arsa değeri 4 milyar dolar. Arsa değeri sadece. Şu anda tuttular. Dediler ki işte biz bir tank fabrikası kuracağız. Devlet Sakarya Karasu'da bunlara bir devasa arazi tahsis etti. Oraya bir temel attılar. Temel atma törenine Tayyip Erdoğan da katıldı. Sonra binayı dahi çıkamadılar. Sonra Fuat Tosyalı dedi ki ya bu Sakarya Karasu yanlış yer. Biz vazgeçtik bundan dedi. Ne yaptı biliyor musunuz? Devlet devlet Ankara Kazan'da. Bakın Ankara Kazan'da devlet tuttu şu binayı yaptı. Ankara Kazan'da inşaatı e bitmek üzere neredeyse. Devlet bu binayı yaptı Ankara Kazan'da. Sonra tuttu biliyor musunuz? Çerez parasına BMC'ye burayı kiraladı. Sonra BMC Sakarya'daki 6 ay tankı tank fabrikası yapmaktan vazgeçiyoruz dedi. Ankara Kazan'da bu tankı üreteceğiz. Devletin bize verdiği bu binada filan dedi. Sonrasında neye getirdiler işi biliyor musunuz? BMC işte Türkiye'nin yeni silah merkezi Çankırı, Kırıkkale, Ankara yani İç Anadolu. Dolayısıyla bizim bu İzmir'deki yeri boşaltıp Ankara'daki bu yere taşınmamız lazım. Ankara Kazan'da BMC'nin yeni merkezi buraya yapmamız lazım. Bunu niye yapıyorlar biliyor musunuz? Orada şu an İzmir'de şehir merkezinde kalmış değeri 4 milyar dolar olan araziye çöküp BMC'yi oradan söküp atıp oradaki araziye rezidans, alışveriş merkezi şu bu filan yapmak için yapıyorlar. Fakat BMC'de ellerinde dert Altay tankını yapamıyorlar.
Şimdi ne yapacaklar biliyor musunuz? Şimdi aynı TMSF'nin elindeki Tekfen'i Oyak'a çaktıkları gibi şimdi de Oyak'a 1.2 milyar dolara BMC'yi satın almakla ilgili bir plan yaptırmış vaziyetteler. Bunu da yine Murat Yalçıntaş yönetiyor. Çünkü Murat Yalçıntaş BMC Genel Müdürlüğünden Oyak Genel Müdürü yapıldı. Sırf bu işi kılçıksız biçimde halletmesi için. Şimdi ne olacak biliyor musunuz? Oyağı Oyak BMC'yi alacak ama neyini alacak biliyor musunuz? Marka değerini alacak ve BMC'nin Ankara'da kiracı olduğu devlete ait olan o fabrikayı alacak. İzmir'deki o boşaltılan arazisi de bir sürü insan İzmir'de işini de kaybedecek. BMC'ye iş yapan küçük bir sürü firma da batacak İzmir'de. İzmir'deki o 4 milyar dolarlık arsası Fuat Tosyalı'da kalacak. BMC'nin şu anki patronu. Fuat Tosyalı varsay ne yapacak? Rezidans, AVM, zar zurt yapacak. Fuat Tosyalı kim? Tayyip Erdoğan'ın emanetçisi maske olarak kullandığı iş adamı. Oya BMC'ye bu şekilde çakacaklar.
Peki Tayyip Erdoğan geçtiğimiz Ekim ayında ne demişti? Altay tankı var biliyorsunuz elimizde. Üç tane prototip var. Bu üç prototipi Koç grubu yaptı. O üç prototip çevrilip çevrilip TSK'ya teslim edilir. Geçtiğimiz Ekim ayında yine bu tuttular BMC'nin bu yeni merkezinde bir açılış yaptılar filan. Sonra orada üç tane Altay tankını TSK'ya teslim ettik. Ondan sonra her ay 8 tane Altay tankı teslim edeceğiz dediler. Ne zaman? Ekim 2025'te. Kim dedi? Tayyip Erdoğan dedi. Aradan kaç ay geçti? Şimdi geldik Mayıs ayına. 48 adet tankın Türk Silahlı Kuvvetlerine teslim edilmesi lazımdı. Dünyanın şu ateş çemberinden geçtiği yerde TSK'nın köhnemiş tank altyapısının yenilenmesi için. Nerede bu 48 tank? Hiç yok ortada. Çünkü yapamıyorlar. Şimdi bu günahı kime yükleyecekler? Oyağın boynuna yükleyecekler.
Şimdi bakın size göstereyim bunu. Bizzat Tayyip Erdoğan'ın ağzından dinlettireyim ki >> entegre olacak. 63.000 m² kapalı alana sahip seri üretim hattımızda her ay 8 adet Altay tankı ile muharebe sahasının kalesi olarak tarif edilen 10 adet altul imal edilecek. >> Evet. Tayyip Erdoğan ne diyor? Her ay 8 adet Altay tankı Türk Silahlı Kuvvetlerine teslim edecek diyor. BMC ne zaman diyor? Ekim 2025'te. Peki nerede bu her ay verilecek 8 tane tank? Yok. Sıfır. Mayıs'a geldik. Şu ana kadar 48 adet tankın teslim edilmesi lazım. Haziran'a geldik. Ondan sonra ama bu 48 tank ortada yok. Zaten yapamıyorlar. Motor yok. Namluyu üretecek teknoloji yok. Normalde o pres makinelerinin filan iç dış pres özel bir makine filan o yok. Çakma olarak her şey bir araya getirilmiş filan. Ortada sadece bir şov var. 3 tane TSK'ya teslim edilen tank da Koç grubunun prototip olarak yaptığı Altay tankı. BMC bir tane tank dahi üretemedi 10 yıldır. 10 yıldır BMC bir tek tank dahi üretemedi. Hatta 10 yıldan daha fazla. Ne oldu? 10 yılda üç kere BMC'nin patronunu değiştirdi Tayyip Erdoğan. Ethem Sancak köylüsü Talip Öztürk, şimdi de Fuat Tosyalı. Ne oldu? Altay tankı. Altay tankı ortada yok.
Şimdi bu Altay tankını kendileri yapamıyorlar ya. Şimdi BMC'nin içini bir daha boşaltıp oyağı satacaklar bu ihaleyi. Oyak ne yapıyorsa yapsın. Bu Altay tankını yapsın. Yapamazsa da kim yapamadı ya? Bütün mensupları asker olan Oyak yapamadı. Tayyip Erdoğan onun adamları Fuat Tosyalı filan. Bunların günahı yok ki. Kitleme oyağı yapılacak. Dönüp dolaşıp belki yine Koç grubuna verirler. Sen yap diye.
Şimdi tabii Oyak'ta işler böyle dönerken Hulusi Akar ve Yaşar Güler. Oyağın soyulması ile ilgili Oyak kaynakları konusunda Tayyip Erdoğan'ı bilgilendiren, "Burada yağlı bir kuyruk var falan di" diyen iki kişi. Bunların ikisi de Genelkurmay Başkanlığı yaptılar. Bunların ikisinin maaşlarından da her yıl %10 kesilip oyağa aktarıldı. Bunların ikisi de şu an Oyaktan emeklilik maaşı alıyorlar. Fakat silahlı silah arkadaşlarının verdikleri paralardan toplanan oyağı Tayyip Erdoğan'a soyduruyorlar. Niye? Çünkü oradan da kendilerine birazcık pay düşer diye.
Şimdi bakın size daha dramatik bir örnek vereceğim. Yaşar Güler Genelkurmay Başkanlığı yaptı. Şu an Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler. Yaşar Güler'in bir yeğeni var. Taha Çağtay İmaç isimli. Yaşar Güler'in bir yanlışlık oluyor. O yanlışlık ne biliyor musunuz? Maliye Bakanlığı vergi denetmenleri Türkiye'deki işte bu teknoparkları normal olarak denetliyorlar. Çünkü bu teknoparklara verilen bazı vergi avantajları var vesaire vesaire. Bunları denetlerlerken bir tane teknopark'ta Selçuk Üniversitesi'nin tekno kentindeki Tekno kentindeki Botc Bilim İlaç Limited şirketinin firmasına geliyorlar ve 10 m² bir yer. Şimdi bu 10 m²de bunlar ne ARGE geliştiriyorlar, ne yapıyorlar? Bu teknopark'tan bunların faydalanma hakları var mı yok mu? Vergi denetmenleri buna bakıyorlar. Buna bakarken vergi denetmenleri şunu tespit ediyorlar. Bu firma Oyak'a 16 milyon 15 milyon dolar pardon 15 milyon dolarlık bir fatura kesmiş Oyak'a. Şimdi tuhaf bir durum. Teknopark'ta 10 m²lik bir yerleri var. Küçücük bir stand gibi bir yerleri var. Oyak'a 15 milyon dolar fatura kesmişler. Ya bunların argeleri nerede? Bunlar ne üretiyorlar filan nasıl kesmişler? Sonra çağırıyorlar bunun patronunu. Bu firmanın patronu kim? Taha Çağtay İmaç. Taha Çağtay İmaç vergi denetmenlerini tehdit ediyor filan. Sonra gidiyor bu vergi denetmenleri beni tehdit etti, rüşvet istediler diye şikayet ediyor filan. Vergi denetmenleri soruşturma geçiriyorlar. Hiç öyle bir şey çıkmıyor ortaya filan. Fakat vergi denetmenleri işin peşini bırakmıyor. Sonra olay kağıda küreye yansıyınca skandal patlıyor. Sonra Oyak Genel Müdürü şu anki Murat Yalçıntaş, Yaşar Güler'le birlikte Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'le birlikte Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in kapısını çalıyorlar. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de vergi denetim başkanlığından bilgi alıyor ve vergi denetim başkanlığı da diyor ki bunların yaptıkları işin normalde değeri 2 milyon dolar ama bunlar oyağı 15 milyon dolar fatura kesmişler. Onu geçtik. Bu bir tabela şirket diyorlar. Yani netice itibariyle vergi zararı filan. Bunu geçtik tabela şirket. Oyağın zararı var. Şimdi Oyak zarar ediyorsa ne olması lazım? Milli Savunma Bakanı müdahale etmesi lazım. Oyağın genel müdürünün müdahale etmesi lazım filan. Ama Milli Savunma Bakanı ile Oyak Genel Müdürü bu işin kapatılmasını istiyorlar. Niye biliyor musunuz? Oyağa 15 milyon dolar fatura kesen bu tabela şirketin patronu Yaşar Güler'in yeğeni diye dolaşan kişi. Görüyor musunuz? Yaşar Güler yeğeni üzerinden oyağı soyuyor. Bütün bu AK Partililerin, MHP'lilerin şeyi böyledir zaten. Bakanlar çocukları üzerinden, yeğenleri üzerinden, o bu filan bütün hepsi çocuklar, yeğenler bunların rüşvet takipçisi haline gelmişler. Zaten 17-25 Aralık'ta da gördük bunları.
Sonra bu tabii bu arada işlem ilerliyor. Oyak'ta işin bir tarafı olduğu için ondan sonra vergi denetim başkanlığı olayın bir tarafı Oyak olduğu için olayı izahata çağırıyor. İzaha davet diye bir davet vardır maliyede. İzaha davete çağırıyor. Sonra olayın içerisinden Yaşar Güler çıkınca olayın üzerinin panikle kapatılması için baskı yapıyorlar. Ve Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı, Milli Savunma Bakanı olarak oyağın soyulması ile ilgili bir numaralı fail yeğen üzerinden oyağı soyan kişi.
Şimdi burada oyağın denetiminin devreye girmesi lazım değil mi? Oyak madem zarar etmiş 2 milyon dolarlık iş 15 milyon dolara yapılmış. Oyak denetim başkanlığının devreye girmesi lazım. Girmez. Çünkü Oyak denetim başkanı Hasan Sezer, oyağı soyan, Oyak Genel Müdürü Tayyip Erdoğan'ın oraya atadığı Oyak genel müdürünün kayınbiraderi Murat Yalçıntaş'ın. Dolayısıyla kimi kime şikayet edeceksin? Araştıracak adam onlardan, soyan adam onlardan. Soyduran adam onlardan. Bütün her tarafta onlar var. Gördüğünüz gibi. İşte bu soygun düzeni. Bu böyle bu şekilde anlaştıkları soygun düzenine hepsinin parçası olduğu soygun düzenine de ne at koymuşlar? Biliyor musunuz? Devlet aklı. Bu soygun düzeni bitmesin diye CHP'ye operasyon yapan, Kemal Kılıçdaroğlu'nu butlan diye atayan, Abdullah Öcalan'la bu süreci yürüten filan devlet aklı dediğiniz şey var ya. Aha işte bu soygun düzeninin parçası olan bürokratlar ve siyasetçiler. Bu bürokratlar, siyasetçiler bu talan düzenleri devam etsin diye yaptıkları işlere, heden partiyi felç etmeye, CHP'yi felç etmeye, bu işi eleştiren gazetecileri zindanlara tıkmaya filan ülkeyi bu şekilde otoriter düzene getirmenin adına devlet aklı demişler. Eskiden derin devlet dediğimiz Mehmet Ağarlar, Veli Küçükler filan bunlar da aynı şekilde ülkeyi soyuyorlardı. Onu ortaya çıkaracak adamın arabasına bomba koyup havaya uçuruyorlardı. Şimdi bunlar da bomba koyup havaya uçurmuyor. Bu şekilde zindana atıyorlar. Bunun da adına devlet aklı diyorlar. Selahattin Demirtaş'ı içeride. Şimdi Özgür Özel ile Ekrem İmamoğlu zaten içeride. Onlara yol gözüküyor herhalde. Bunun adı da devlet aklı olmuş. Yani alengirli böyle cafcaflı bir laf. Devlet aklı.
Şimdi tabii de Ereğli Demir Çelik soygunu var. Ereğli Demir Çelik Fabrikası nedir? Türkiye'nin en büyük demir çelik fabrikası ve Oyak burayı 2006 yılında satın almıştı. Şimdi Ereğli Demir Çelik Fabrikası'nda biliyorsunuz genel müdür istifa etti filan. Mobbingler oldu filan. Niye oldu? Çünkü Ereğli Demir Çelik en kaya mühendislik Yusuf Kaya var. Buna iş verilmesi için Yaşar Güler tarafından zorlanıyor. İş verdikten sonra daha fazla daha fazla filan bir noktada genel müdür Tayyip Erdoğan'a ulaşmaya çalışıyor filan. Sanki Tayyip Erdoğan durduracakmış filan. Sonra oradan mobbing'de görevini kaybetti. Yine Tayyip Erdoğan'ın özel kalem müdürü Hasan Doğan. O da Akçadağ üzerinden Oyağın elindeki bu Ereğli Demir Çelik'e zorla iş verdirtiyorlar kendilerine. Yine Oyak Yatırım var biliyorsunuz borsada işte yatırım gayrimenkul filan işleri yapan. Bununla Karakayalar üzerinden borsa işlerini yapan Batuhan Mumcu filan Hasan Doğan üzerinden filan Oyak yatırıma cebren satın almalar ve sattırmalar yapılıyor borsada. Borsadaki zararı ayuka çıkartılıyor. Oyak bu şekilde soyuluyor. Kimse bir şey diyemiyor. Çünkü gidip sığınacakları bir adalet mekanizması yok. Yani böyle bir durum.
Şimdi eskiden tabii eskiden de oyak biraz arpalıktı. Askerlerin böyle hani çok güçlü olduğu dönemde, generallerin çok güçlü olduğu dönemde kimse de hesap soramazdı ama generaller bunlar kadar böyle büyük soyamıyorlar. Mesela ne olurdu böyle Oyak Genel Müdürlüğünde mesela Renault değil mi? Oyak Renault'nun ortağı Fransız Renault ile Renault tabii Oyak Renault'da bir vurgun yapamazsınız. Üretim ve yurt dışına satışla ilgili Fransızlar da ortak olduğu için orada bir de Renault var. Bu ne yapıyor? Yurt içindeki satışları yapıyor. Hangi bayiye hangi fiyattan verilecek? Hangi bayiye çok Renault verilecek? Hangisine az verilecek filan. Burada işler döner. Bu Renault Mayıs üzerinden askerler nemalandırılırdı. Ne yapılırdı? İşte Oyak yönetim kurulu toplantısından önce askerlerin sinirlerini yatıştırmak, onları yumuşatmak için filan torbayla Rolex getirilirdi. Böyle generallere Rolex'ler dağıtılırdı. Rus generallere dağıtıldığı gibi filan bu şekilde bu miktardaydı ama yine vurgun vurgundur yani netice itibariyle. Şimdi ayyuka çıkardılar. Milyar dolar milyar dolar götürüyorlar şu anda. Bu şekilde Tayyip Erdoğan yönetiminde bakın İş Bankası'na da sıra gelecek. Başkalarına da sıra gelecek. Çünkü kamu kaynaklarıyla artık bu sistem dönmüyor. Bu devlet aklı dedikleri, yeni derin devlet dedikleri şey ne? Milliyetçi Hareket Partisi ile AK Partilerden oluşan Milli Görüş de var bunun içerisinde. Oluşan bir entelijans. Bunlar işte devletteki A grubu kadrolar bunların elinde, siyaset bunların elinde filan. Eskiden asker değil mi Türkiye'de karar vericiydi? Fakat asker dar ve böyle siyasette iş yapmadığı için asker böyle büyük vurgunlar filan değil. Türkiye'nin belli şeylerine yön veriyordu filan. Tabii kendileri de ilerledi yani o dönemde. Şimdi ne oldu? O eskiden asker derin devleti asker MİT ondan sonra oluşturuyordu. Şimdi bu yayıldı AK Parti ve MHP ile birlikte artık işte bütün bürokrasideki kadrolar bunlardan oluştu ve bunların hepsi birbirleriyle hareket ediyorlar. Hiçbiri hiçbirinin ayağına basmaz. Hiçbiri hiçbirinin hırsızlığını, arsızlığını ortaya çıkarmaz. Hepsi birbirinin hırsızlığında yol verirler birbirlerine. Dolayısıyla eskinin asker ve MİT'ten oluşan derin devleti dedikleri o devlet aklı dedikleri şey şimdi bütün bürokrasiye yayıldı. Bütün bürokrasinin yöneticileri hırsız. Bunlar da siyasetçilerle birlikte hareket ediyorlar. Dolayısıyla bunların hırsızlığının devam etmesi için Türkiye'nin bu şekilde kalması lazım. Hangi şekilde? Tayyip Erdoğan'ın iktidarda Devlet Bahçeli ile birlikte kalması lazım. Orada böyle ölse bile böyle yürütecekler neredeyse. O şekilde bile kalmaları lazım onların. Kendilerinin de altta malı götürmeleri için. Bu soygun düzeninin adına devlet aklı diyorlar. Ve bu devlet aklı ne yapıyormuş? Abdullah Öcalan'ı Kemal Kılıçdaroğlu'nu, Devlet Bahçeli ve Tayyip Erdoğan'dan oluşan bir koalisyon istiyormuş bu devlet aklı. Bu koalisyonu isteyen, Türkiye'deki mevcut statükonun devam etmesini isteyen bu devlet aklı dediğimiz şey işte size anlattığım bu soyguncular. Bunlar oyağı soyuyorlar. Bunlar Can Holding'e çöktüler. Bunlar kamu kurumlarının diğerlerinin hepsini soyuyorlar. Borsada her gün vurgun yapıyorlar. Bunlar her türlü yolsuzluk bunlarda filan hepsi zengin oluyorlar. Yani bunların genel müdürleri, özel kalem müdürleri, bakan yardımcıları, bakanları, milletvekilleri, bürokrasinin her kademesindeki isimler, sivil ve asker bürokratların hepsi zengin oluyorlar. Bunların oluşturduğu bu talan yani bir topu topu 10.000 kişi. Bu 10.000 kişinin 80 milyonun iliğini emdiği düzenin adına da devlet aklı deniyor. Hangi devlet aklı? Mevcut statükonun devam etmesinden yana olan devlet aklı. Eskiden de böyleydi. Eskiden de askerler mevcut statükonun devam etmesini isterlerdi. Türkiye'de hukuk olmasın. Türkiye'de demokrasi çok gelişmesin. Avrupa Birliği'ne girmeyelim. Türkiye'de Kürt sorunu çözülmesin filan ki askere ihtiyaç olsun filan. Ne oldu? Askerin dediği olsun filan. Siyasetçiler gelsin geçsin filan. Şimdi bu daha da genişledi. Askeri, sivili, bütün bürokrasi yani bütün Ankara siyasetçisiyle ve bürokrasisiyle birleşip derin devlet koalisyonu oluşturdular. Buna da devlet aklı diyorlar. Aslında büyük bir çete, bir çete mafya örgütlenmesi Türkiye'ye çöktü. 10.000 kişiler bunların hepsi tamamı 80 milyona çökmüş vaziyetteler. Şimdiki hedefleri Oyak.
Şimdi bunların parçası olan Yaşar Güler ve Hulusi Akar ya bu oyağın işte bu kadar 450.000 tane üyesi var. Bunların hepsi de bizim silah arkadaşlarımız. Bazıları bazı üyelerimizin şehitler var içinde değil mi? Yani onların aileleri üyüyor onların yerine. Şehitler var, gaziler var. Hiç umursamazlar. Bu 450.000 kişiyi soyarlar. Nereye gidecek? Bir avuç azınlığın eline geçecek o para. Yani kime geçecek? Ramazan Öztürk'ün olacak bu para. Tayyip Erdoğan'ın maske iş adamı. Şimdi oyaktan birkaç milyar dolar bu şekilde vuracaklar. Dolayısıyla 80 milyonu soyan bu düzenin adı ne derin devlettir, ne bu düzenin adı devlet aklıdır, ne de burada bir akıl vardır. Bu çapulcu düzeni. Yani bu çapulcu düzeninin işbirlikçileri var. İşte görüyorsunuz şimdi Kemal Kılıçdaroğlu da katıldı buna. E dolayısıyla bu sistemin bu şekilde devam etmesini istiyorlar. Ne zamana kadar? Büyük çöküşe kadar ya da halkın artık bunlara yeter dediği zamana kadar, şartların dramatik biçimde değişeceği zamana kadar bu olay böyle devam edecek.
Evet, biraz da kalan zamanda sorularınızı yanıtlamak istiyorum arkadaşlar. Çok iyi anlattın cehri demiş. Sağ olasun. Devlet aklı kelimesini duyunca aklıma gelen ilk kelimeyi hay sizin aklınızı film demiş. Eee, arkadaşlar iyiler kurtulacak, kötüler kaybedecek. Filistin'de şehit edilen insanlar ve Tayyip Erdoğan'ın akıbetinden akıbetini biliyorum demiş. Ey halkım yine kandırıldık der. Affedin beni der bir kere daha demiş bir tanesi. Allah tay dünyadan alsın biz de rahat edelim demiş yayınınızı. Eee, evet. Büyük çöküş demiş. Din, dinle unuttular. Sıra geldi devlet güzellemelerine. Tabii dinle uyuttular. Sonra sıra geldi devlet. Zaten şu anda işte Tayyip Erdoğan ve ekibinin ağzından artık böyle dinle ilgili kavramlar da şey oldu. Birkaç kavram var bunların ağzında şu an. Devlet, eee, millet, milli, yerli. Bu kavramlar var sadece. Artık bunların yeni o devlet aklı dedikleri şey bu kavramlarla çalışıyor filan. Çünkü burada din dozunu düşürmeleri lazım ki diğer partnerler de işin içerisine girsin. Kılıçdaroğlu gibi, işte Öcalan gibi partnerlerin de işin içerisine girmesi için o dozu düşürdüler. Daha hepsinin anlaşabileceği bir milli kavram ürettiler yani. Eee, evet. Türkiye'nin eee, evet bugün.
Bu, bugün bu anlatılanlarla yer yerinden oynaması lazım. Halk ne zaman dökülecek demiş acaba? Yani bu yerinden oynaması kavramı da Halk TV'nin bir YouTube kanalında sürekli "yerinden oynayacak" filan diye bir kavram kullanılır. Yani Türkiye maalesef bu vurgunlar eşik yükseltildi bunda. Ama bunların anlatılması lazım.
Bunların anlatılması niye önemli biliyor musunuz? Bugün bu iktidar azınlığa düştüyse, bu iktidar azınlığa düştüğü için Ekrem İmamoğlu hapiste. Bu iktidar azınlığa düştüğü için Selahattin Demirtaş hapiste. Tayyip Erdoğan azınlığa düştükleri için artık başka çaresi kalmadığı için rakiplerini tutukluyor. Yoksa Tayyip Erdoğan onları rezil edip böyle bir şekilde sandıkta yenmek ister yani. Ama sandıkta yenemiyor. Ne kadar yalan iftira atsa yine de sandıkta galip gelemeyeceği çok net. O sebeple tutuklayıp içeriye atıyor. Niye? Azınlığa düştü.
Peki bu iktidar nasıl azınlığa düştü? Bu iktidar işte böyle anlata anlata azınlığa düştü. Gerçekleri dinleyen halk sayesinde azınlığa düştü. İktidarın propaganda makinesi olan medyaya itibar etmeyen halk sayesinde azınlığa düştü. İnsanlar bunların söyledikleri yalan diyor. İtibar etmiyorlar. İnsanlar bir şekilde sosyal medyadan oradan buradan gerçeklere ulaşmaya çalışıyor. İnsanlar akıllarını kullanıyorlar. Bunların söylediklerinin yalan, Türkiye'nin aslında çöküşe gittiğini görerek akıllarını kullanıyorlar. Bu sebeple azınlığa düştüler. Azınlığa düşmeleri önemli bir şey. Bunun için de bu yayınların yapılması lazım. Yani CHP'nin içerisindeki karışıklıklar filan. Ama bu şekilde Oyak, Türkiye'nin 2 numaralı Holding'i soyuluyor. Şu anda 2 numaralı Holding'in içini boşaltıyorlar. Bunun da anlatılması lazım ki bunlar daha da azınlığa düşsün. Gerçekler daha da ortaya çıksın. Çünkü bir yerden temiz su akmazsa insanlar kirli su içmek durumunda kalır. Bu medya dünyasında da temiz suyu akıtacak kanallar çok önemlidir.
Şimdi bakın, Türkiye'de medya iyice Kemal Kılıçdaroğlu'ndan sonra daha da kuşatmaya gelecek. Şimdi Kemal Kılıçdaroğlu Anka'nın yönetimini değiştirecek. Ondan sonra Halk TV'nin de ümüğü sıkılacak filan. Söylüyorum ben ya. Bu böyle bağımsız gazetecilik yapmak isteyen Türkiye'deki özellikle de seküler kesimin ittifak ettiği gazetecilerin Türkiye'nin dışına çıkması lazım. Yani mesela Fatih Altaylı değil mi? Fatih Altaylı'nın parası da var. Yani aileden çok çok zengin. Dünyanın istediği yerinde kral gibi yaşar. Yani çık yurt dışından böyle dolu dolu gerçek gazetecilik yap. Yani eyyamın dışında yani. Diğer genç gazeteciler de var böyle. Çıkın yurt dışından yapın. Yani bazen mücadele de böyle veriliyor. Bakın Yunanistan'da bir cunta yönetimi kurulmuştu. 1970 yılında Yunanistan canını okudu. Yunan gazeteciler o zamanki şartlarda bile Yunanistan'ın dışından gazete bastırıp Yunanistan'ın sınırlarından radyo kurup Yunanistan'a yayın yapa yapa o cuntayı çökerttiler. Emekle çöktü. Yanlış olm yani kendiliğinden olmadı tabii. Sivil toplum kuruluşları da, siyasetçiler de, onlar da bunlar da elinde böyle bir şart varsa halkına ulaşmak için yurt dışına da çıkacaksın. Yani bu fedakarlıkta da bulunacaksın. Tamam İstanbul güzel, arkadaşlar, eş dost filan ayrılmak istemiyorsunuz ama bu işi hakkıyla yapacaksanız da, eyyamsız yapacaksanız da bunu da yapmanız lazım.
Yani eee Kemal'i nasıl ikna ettiler? Tehdit mi ettiler? Yo o gönüllü ki zaten Kemal Kılıçdaroğlu yani o CHP yönetimini, CHP genel başkanlığını bu şekilde kaybetmek, o koltuğu bırakmak istemiyordu. Çünkü elinde tek o var yani. Başka hiçbir şey yok yani. Dolayısıyla o koltuğu bir anda sosyalle anlattım bunu bir önceki videoda. Dolayısıyla o gönüllü yani zaten Kemal Kılıçdaroğlu gönüllü olmasa bu mutlak mutlağın olayını yapamaz Tayyip Erdoğan. Çünkü mutlak mutlağın olunca Kemal Kılıçdaroğlu kerhen gelmiş olsa hemen ne yapar? Gider Özgür Özer'le filan hemen hızlı biçimde filan yeni şey belirlerler filan. Yeni takvimi belirlerler, kongre takvimi filan. Ben aday da filan olmak istemiyorum. Bu şekilde dönmek istemiyorum der filan. İşe yaramaz. Ama Kılıçdaroğlu gönüllü olunca Tayyip Erdoğan da o zaman yapalım bu işi filan dedi. Gönüllü olan Kılıçdaroğlu bir zorlamayla filan olmuyor.
Türkiye'de bağımsız medya kalmadı. Hepsi AKP Erdoğan'a geçti. İki tane gazete TV kanalıyla nasıl olacak? Nasıl ülke kurtarılacak? Öyle ama diğerleri yani Tayyip Erdoğan'ın propaganda makinesine dönmüş olan medyaya da kimse inanmıyor. Reytingleri de berbat zaten. Gazeteler bitti komple Türkiye'de. Gazete tirajlarının Türkiye'deki bakmayın öyle şişirdiklerine. Türkiye'deki bütün gazetelerin tamamı 100.000 satmıyor. Hürriyeti, şusu, busu filan hepsi tabela. Tabela yani kimsenin aldığı filan yok yani. Dolayısıyla o medyaya da kimse inanmıyor yani. E bunların azınlığa düşmesi de hani medyadaki çoğunluk sayesinde olmadı filan. İnsanlar uyandılar yani. Eee, kimse Gandhi Kemal'ı kimse istemiyor ki." demiş. Evet, kimse istemiyor da CHP'yi kilitliyor işte adam yani. "Oyak, eee, Oyak gel birlikte soyak" demişler. "Tarih geçecek gerçekleri yazıyorsun." Cevo demiş.
Muhsin Yazıcıoğlu Cumhurbaşkanı olsaydı ülkenin gidişatı ne olurdu? Bakış açını merak ediyoruz. Yani çok farazi bir soru olmuş. Sormuşsun açıkçası. Yani Muhsin Yazıcıoğlu'nun Türkiye'nin son vefat ettikten sonraki 17 yıldaki Türkiye'de pek çok kırılmalar oldu. Onların tek karşısında nasıl duruş sergileyeceğini bilmiyoruz yani. Eee dolayısıyla çok farazi bir soru olmuş.
Çevir Bey, "Bugün yavaş mod mu açık? Kopyala yapıştır. Yapılmıyor artık. Daha iyi böyle demiş." Evet, bugün yavaş modu açtım. Seni dinledim. Eee Cever Bey Tayyip gittiğinde hesap sorulacak mı? Bunlar da yargılanacak mı? E şimdi şeye bakın. Macaristan'daki bakın Orman yönetiminden nasıl hesap sorulmaya başlandı. Eee, iş adamları filan kaçmaya çalışıyorlar filan. Dolayısıyla hesap sorulabilir. Yani hesap sorulabilir ama hesap sorulmasından öte bir daha bunların yaşamayacağı, yaşanmayacağı bir düzen kurmak. Yani bir yasal altyapı kurmak, yargıyı bağımsız hale getirmek, medyanın üzerindeki baskıları kaldırmak filan, siyaset kurumunu şeffaf hale getirmek filan. Esas bu. Yani demokrasi, hukuk filan dediğiniz şey bağımsız kurumlar. Herkesin hukuka saygı duyduğu bir ortam ve herkesin nihayetinde gidip sığınacağı hukukun bağımsız olması budur. Yani bunları yaptıktan sonra hesap da sorulur. Bir daha da bunlar yaşanmaz filan. Yani zannetmeyin ki mesela bu Avrupa ülkelerinde filan böyle insanlar çok dürüst olduğu için böyle yolsuzluk olmuyor, şu öyle değil. Yani sistem buna izin vermediği için yani buralarda da oluyordur yolsuzluk belli bir düzeyde ama sistem buna karşı duracak bir sistem olduğu için yargı bağımsız olduğu için gazeteciler medya bağımsız olduğu için filan bunun ortaya çıktığında toplumun tepkisini örgütleyecek sivil toplum kuruluşları olduğu için işler kimse yolsuzluk yapamıyor. Yani sendikalar ayağa kalkar, medya ayağa kalkar filan değil mi? E Türkiye'de sendikalar sarı sendika. Medyayı bu şekilde boğulmuşlar. Yargıtay Erdoğan'ın emir eri olmuş. Kurum bağımsızlığı yok olmuş filan. Ne devlet aklı ya hiçbir akıl falan kalmamış. Şu an bir akıl varsa insanlarda var. Halkta bir akıl var. Yani başka kimsede bir akıl yok yani.
İmamoğlu ne olacak demiş. İmamoğlu Tayyip Erdoğan İmamoğlu'nu eee cezaevinde çürütmeye kararlı. Aynı eee Selahattin Demirtaş gibi kendi oyununu bozan müebbet hapis cezası alır. Yani hesap bu. Yani bakın şimdi Selahattin Demirtaş yani bir 10 yıl yattı. Bir 5 yıl daha yatması gerekiyor. O 5 yılın sonunda da yine Tayyip Erdoğan istediği noktaya gelmezse filan yine oyun bozacak. Yine siyasete başka bir kulp bulur Selahattin Demirtaş'a. Yani yapar yani bunu.
E lütfen lütfen cevaplayın. Joker diye bir hesap var. KK'lılar hakkında umut verici yazılar yazıyor. Trollüyor mu? Ne yapıyor? Bilginiz var mı? Yani bazen KK'lılar hakkında tabii böyle umut verici yazılar yazınca sosyal medyada da çok alıcısı var bu işin. Eee, bazı şizofren hesaplar da var. Bir tane şizofrenin birini deşifret etmiştim. O da çok yapıyordu bir ara. Şu an KK'larla ilgili bir çözümle ilgili hükümetin eee iktidar ortaklarının gündeminde hiçbir şey yok arkadaşlar. Yani dolayısıyla kendi hayatlarınızı kurmanız gerekiyor KHK'lar olarak. Yani zor bir şey. Herkesin hakkı gaspedilmiş bir durumda. Ve geçtiğimiz günlerde de Etem Etem Mahcupyan ne diyor biliyor musunuz? Bu devlet aklı fikrinin eee ilk söyleyicilerinden bunu ilk tespit eden kişi Eten Mahcupyan. Bu devlet aklı neymiş biliyor musunuz? Bu devlet aklı 2016'da KHK'larla tasfiye edilenlerin yerine alınan kamu personeli tarafından oluşturulmuş. Şu anki devlet aklı yani şu an Selahattin Demirtaş'ı içeriye atan, Ekrem İmamoğlu'nu içeriye atan, CHP'ye mutlak butlan atayan devlet aklı buna karar veriyor diyor yanahupyan. Bu devlet aklı da 2016'dan sonra KK'lılarla atılan 150.000 kişinin yerine alınan memurlar tarafından oluşturuldu diyor. Etan mahcup yan. Yani ülkeye bir gün, ülkeye bir gün dönme umudunuz var mı? Elbette ki var. Yani gazetecilik de yerinden yapılır. Türkiye'den mesleğimi yapmak istiyorum.
E Mehmet Ağ da yargılansın. Yani Mehmet Ağrı yargılama aslında yolu açıldı. Hatta tutuklandı da biliyorsunuz bir hüküm de giydi. Fakat Tayyip Erdoğan'ın çok büyük hüküm giymemesi için o zaman da çok eee çaba gösterdi yani. Hatta cezaevinde kalmadı bile. Mehmet Ağar.
E Ceveri Bey bugünkü madenci işçilerine destek verdi tüm muhalefet. Evet maden işçileri bir momentum oluşturdular. Bir destek verdiler. Bazen böyle momentumlar işe yarıyor, bazen yaramıyor. Mesela geçtiğimiz günlerde Bilgi Üniversitesi'ni Tayyip Erdoğan kapattı. Sonra Bilgi Üniversitesi'nin kapatmasından vazgeçti. Geri açtı kendi kapattı üniversiteyi. Bu niye oldu biliyor musunuz? Yani üniversite öğrencileri filan o bu maden işçileri gibi yeterli momentum üretemediler. Bence ne oldu biliyor musunuz? Erasmus'tan dolayı oldu. Bilgi Üniversitesi Erasmus Üniversitesi. Girin bakın Bilgi Üniversitesi'nin onlarca üniversiteyle Erasmus anlaşması var. Bir sürü bilgi öğrencisi üniversitesi Erasmus çerçevesinde o üniversitelerde bir sürü yurt dışından yabancı üniversitesinin öğrencisi de Erasmus çerçevesinde Bilgi Üniversitesi'nde eğitim görüyor. Bütün büyükelçilikler ayağa kalktı. Bu öğrenciler ne olacak diye. Hem oradaki Bilgi Üniversitesi'in öğrencileri hem Bilgi Üniversitesi'de okuyan yabancı üniversitelerinin öğrencileri büyükelçilikler ayağa kalkınca o yabancı ülkelerden filan ne oluyor falan böyle saçmalık mı olur notaları gelince geri adım attı Tayyip Erdoğan. Yani devletin böyle ani kararlarla yönetilemeyeceğine ilişkin bir örnek. Yani arada getiriyor iki kişi saraydan. Ya bu Bilgi Üniversitesi zaten zarar ediyor filan. Burayı kapatalım malına mülkünü de satalım filan. Ondan sonra biz alalım arsalarını filan. Bu kafayla getirdiler. O yabancı elçilikler filan onlar ayağa kalkınca geri adım atmak durumunda kaldılar. Ama bu maden işçilerinde böyle değil. Yani yürüdüler bir momentum oluşturdular. Başta sosyal medya olmak üzere.
E Cevheri Coç Holding'in kurulmasında özgür ne abi? Koç Holding'in kurulmasında Özgür Özel Bahçeli'yi gördün mü? Samimi tokalaşmasını yok görmedim. Yani tam ne demek istediğini de anlamadım ama 2016'dan beri her yıl Erdoğan gidecek, yargılanacak, kaçacak vesaire diyorsunuz diyorlar. Ne zaman olacak? Bilal geldikten sonra mı Ceveri Bey? Ya ben her öyle Erdoğan kaçacak, yargılanacak falan böyle bir tarih filan vermiyorum. Hatta YouTube kanalımın tanıtım cümlesinde kehanet yok diye bir şey var. Bir cümle koydum ben oraya. Sırf bu sebeplerden dolayı ben olan hadiselerle ilgili konuşuyorum ve yorumluyorum. Ve olan mesela bugün anlattığım yolsuzluk olan bir yolsuzluk. Yani şu an yürüyen bir yolsuzluk. Bunu anlatıyorum. Yani olan şeylerle ilgili. Gazeteci budur zaten. Gelecekle ilgili perspektifleri, gelecekle ilgili yorumları özellikle akademisyenler filan yapar. Gazeteciler genel olarak yorumlar. Olan olmuş şeyleri açığa çıkartır. Gazeteciler budur yani. Yoksa ben Tayyip Erdoğan kaçacak şu böyle tarih şu bu filan gibi şeyler vermedim yani. Vermem de.
E eee Ceveri Bey, Mehmet Ali Birandın öğrencisi Cüneyt Özdemir gazeteciliği hakkında ne düşünüyorsunuz? Etle sütle karışmıyor adam. Kenan Taş'la vur çatlasın. Vur patlasın çal oynasın. Cit Özdemir'le birkaç tane polemiğe girmiştim. Böyle gazetecilerle ilgili çok konuşmak istemiyorum ama birkaç tane polemiğe girmiştim. Cino Özdemir gemisini yürüten kaptan. Yani Türkiye ne hale gitmiş, ne olmuş hiç umrunda filan olmaz yani. Amerikada vatandaşlığı falan da gider Amerika'da yaşar yani karısının üzerinden filan. Orada taş gibi yapar yani mesleğini filan. Umurunda değil yani. Şu an gemim yürüyor. Bu düzen böyle. Bir devlet aklı var. Şimdi Bülent Kuşoğlu ne diyor? Eee, şu an CHP genel başkan yardımcısı yapılan Kemal Kılıçdaroğlu tarafından devlet aklı CHP'ye böyle bir rol bişti. Biz de bu rolü oynayacağız." diyor. Hangi devlet aklı? Etiy Mahcupya'nın 15 Temmuz'dan sonra KYK'lıların yerine alınan memurlar tarafından oluşturuldu dediği devlet aklı. CHP böyle bir rol bişmiş. Biz de bu rolü oynayacağız. Ne yapalım? Devlet aklı bu rolü biçmiş. Şimdi bu da öyle. Yani Cüneyt Özdemir de ya devlet aklı işte böyle bir düzen öngörmüş. Ben de bu düzenin gazetecisi olurum diyor. Yani böyle hikaye.
E Bilal'den bir cacık olmaz. Torununu geçirir Erdoğan demiş. Yani evet belki o da torunlarına bakıyordur. Belki torunlar daha çok umut vadediyordur filan ama bu işler çok da öyle hesaplandığı gibi gitmiyor abi.
E, evet. Sizce Ekrem İmamoğlu içeride kaldığı sürece Özgür Özel bu durumda ne yapacak? Çünkü arkasında milyonlarca İmamoğlu seveni var. Yani bu durumda bile bir strateji geliştirilebilir. Bu durumda bile halkın destek verebileceği, özellikle AK Parti'den oy koparatabilen Ekrem İmamoğlu profilinde bir kişi çıkartılabilir. Ama bunun için Ekrem İmamoğlu'nun da Özgür Özel'in de pozisyonundan vazgeçmeleri lazım belli bir süre için. En azından Türkiye'deki sorun bu. Siyasetçiler asla pozisyonlarından vazgeçmiyor. Ben pozisyonumdan vazgeçeceğime ülke yansın diyor. Mesela Kemal Kılıçdğlu 2023'te kendi pozisyonundan, kendi adaylığından yani vazgeçip Ekrem İmoğlu'nu aday yapabilirdi. Vazgeçmedi ve ülke bu duruma geldi. Şimdi de Ekrem İmoğlu ve Özgür Özel için aynı test söz konusu. Yani Özgür Özel AK Parti seçmeninden oy kopartabilecek bir profili değil. Özgür Özel ya Kemal Kılıçdaroğlu profilinde böyle halkın CHP'li gördüğü bir isim. Yani klasik CHP'li gördüğü Deniz Baykal gibi birisi. Özgür Özel daha sağ kesimden Türkiye'deki geniş o sağ seçmen kitleden oy alabilecek Ekrem İmamoğlu profilinde bir aday bulabilir Ekrem İmoğluyla Özgür Özel. Fakat kendi pozisyonlarından vazgeçip böyle bir liderin doğuşuna ya da bir şekilde seçilebilecek adama yol verecekler mi? Kılıçdaroğlu'nun geçirdiği test şu an Ekrem İmoğlu ile Özgür Özel'in kapısında. Bakalım nasıl atlatacaklar bu testi.
E, Dilen Polat'a yapılan saldırıyı gördün mü abi? Detayları senin kaleminden dinlemek istiyoruz yani. Evet, onunla ilgili bir video yapabilirim arkadaşlar. Zaten hani biraz backgroundunu eski videolarımda anlatmıştım. Uzun zamandır Daltonlar grubu Dilan Polatlıların peşinde. Eee, onlar da işte vermiyorlardı onların istediği paraları. En sonunda bakalım durum ne hale geldi, nasıl işlendi bu cinayet filan. Onunla ilgili bir video yapabilirim.
Evet arkadaşlar bugünkü yayının da sonuna geldik. Lütfen yayını beğenmeyi, paylaşmayı, yorum dahil her türlü etkileşimde bulunmayı unutmayın. Kanalıma abone olup bildirim butonunu da açmayı lütfen unutmayın. İletişim bilgilerim, beni destekleyebileceğiniz yollar, bunların hepsi de videolarımın altında yer al yer alıyor. Bir sonraki yayında görüşmek üzere. Hoşça kalın.