📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

48) KPSS / AGS Tarih - Atatürk İnkılapları III (Eğitim ve Kültür Alanında Yapılan İnkılaplar) - 2026

Benim Hocam2:03:44

Transcription

Değerli arkadaşlarım, hepinize merhabalar ve tabii ki Atatürk inkılapları üç kısmından devam ediyoruz. Yine kameramanımız Murat kardeşimle beraber bu aralar nöbetlerini başkasına satıp buralara gelen Nazım Yaşarlığa devam ediyoruz. İlk iki inkılapta ne işledik Nazım? Tabii ki siyasi alanda yapılan inkılaplar, hukuk alanında yapılan inkılaplar ve toplumsal alanda yapılan inkılaplar. Bu 3'üncü tablodan ya bu tablodan bir adet sorunuz var. Sınav günü göreceksiniz. Orta öğretim, ön lisans, lisans AGS 4'ünden bir tanesi. Hatta EKPS'yi de katarsam 5 taneden bir tanesi sınav sorusu. Yani demek ki bir tahta bir soru. Doğru mu? Ama eğitimi o yüzden komple işliyoruz. Tek işliyoruz. Bakın tahtayı e önemli. Ama önemli hale getiren bana göre en önemli olay nedir diye sorarsam bir şeyin başı önemli. Yani o da ne zaman? Bir savaş sırasında toplanan bir kongre. Yani şimdi eee biliyorsun mesela İzmir İktisat Kongresi. İleride de işleyeceğim arkadaşlar. İzmir İktisat Kongresi Lozan görüşmelerine ara verildiği zamanda bilerek toplanmıştır. Amaç kapitülasyonlardan dolayı Lozan'da bir kesinti oluyor ya. O kesintiye karşı cevap verme niteliğindedir. Bu olur. Bak bu olur. Normaldir. Mesele eğitimle ilgili kongrenin bir savaş devam ederken Ankara'da yapılması. Bu çok ilginçtir. Bu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı o zaman Mustafa Kemal'in Eskişehir Kütahya muharebeleri devam ederken Ankara'da yaklaşık 250 öğretmenle bir araya gelip bir kongre düzenlemesi tarihte ileriki yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı şuralarının da temeli sayılacak olan 1. Maarif Kongresi diye geçer. Dikkat. Özellikle çıkan tüm sınav soruları şöyledir. Maarif Kongresi hangi gelişme sırasında ilan edilmiştir veya toplanmıştır? Cevap Küt Eskişehir Muharebeleri veya Kütahya Eskişehir Muharebeleri devam ederken toplanan kongre aşağıdakilerden hangisidir? Cevap Maarif Kongresi. O yüzden çift taraflı yani ön savaş kongre veya kongreyi verip savaşı sorma ihtimalleri var. Gelen her iki sınav sorusuna rahatlıkla yaparsın. Ne konuştular? Hadi bakalım. Adam Polatlı'ya kadar gelmiş şu an. Ne konuşulabilir burada? Hani diyorsunuz ki arkadaşlar burada konuşulan şu bir 250 tane öğretmenle adam şunu hesaplıyor Mustafa Kemal. Biz öyle ya da böyle bu memlekette hür olacağız. Ama hür olacağız ama hür olduktan sonra en önemli iki mesele kalıyor. Eğitim ve iktisat. Biz bu tür meseleleri şimdiden planlayalım. Bir Türkiye'deki öğretmen sayısı, Türkiye'deki öğrenci sayısı, ilk ve orta kademedeki sayılar. İlerideki üniversite sayımda zaten bir tane var Darülfünun. O yüzden burada hani o yeni nesil sizlerin eseri olacaktır. Gerçekten çok doğru. Yıpranmış, yok olmuş, ekonomik anlamda bitmiş bir ülkeye tekrardan eğitimle ayağa kaldırmak hiç kolay olmayacak. O yüzden eğitimle yapılan inkılapların başıdır bana göre 1. Maarif Kongresi. Hadi bir yazalım bakalım.

>> Eskişehir Kütahya Muharebeleri.

>> Eskişehir Kütahya değil ya. Onu hep yanlış yazıyorsun. Kütahya Eskişehir. Önce Kütahya'da oluyor ya. Kütahya, Eskişehir muharebeleri devam ederken nerede toplandı?

>> Ankara'da toplanmıştır. Tamam. Ankara'da toplandı. Mesela bu soru sorulmadı. Yani toplantı yeri sorulmadı. Hocam onu da sorarlar mı? Ya adam İstiklal Marşı'nın yazıldığı dergahı sordu ya Tacettin Dergahı'nı. O yüzden mesela nutkun okunduğu yeri sordu. Cumhuriyet Müzesi. Yani demek ki bazı şeyler de bilmemiz lazım. Ankara'da toplanıyor. Burada ne konuşuluyor veya ne yapılıyor? Genel manada milli eğitimin ile yapılacaklar konuşulmuştur. Nasıl yapalım? Nasıl bir tür eğitim verelim? Eksik yanlarımız nelerdir? Kadınların ta o zamanlarda işte kız çocukların okuma oranı daha düşük Osmanlı Devleti'nde. Evet. Okuma yazma oranları çok belirli olmasa da düşük ve bu düşüğün içinde de en düşük kısım erkek değil kadınlarımız olmuştur. O yüzden milli buradaki en önemli şeylerden bir tanesi yapılacakların konuşulmasıdır. Peki hatırlayın Lozan'da yabancı okullar konusu gündeme gelmesine rağmen Türkiye'nin çıkaracağı kanunlara uyulması şartı var. Peki Türkiye bir kanun çıkartıyor ve bu kanun tarihe Tevhid-i Tedrisat, öğretimin birleştirilmesi kanunudur. Çok ilginç bir kanun bu. Yıllardan beri eğitim alanındaki kapitülasyonları sona erdiren gelişmedir. Bak bunu unutmayın dediğimi. Eğitim alanında kapitülasyon sona eriyor. Niye hocam? Eğitim kapitülasyon olur mu? Olur. E azınlıklara sen vermişsin. Azınlık okulu aç. Rum, Ermeni, Musevi açmış. Yabancı okullara açmışsın. Yabancı devletlere. Amerika, Fransa, İngiltere, İran bile var ya. İran dahi var. İtalya var, Yunanistan var. E peki biz bunları milli mücadele döneminde gördük. Okul mu askeriye mi belli değil. Kalem olacak yerlerde tüfekleri sakladılar. Merzifon Koleji'nde öğretmenlerimizi öldürdüler. O zaman Tevhid-i Tedrisat kanunundan önce aslında biz ne yapmak istediğimizi Mustafa Kemal eee Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılış konuşmasında dile getiriyor. Önce ta 22'lerde 24'lerde yapılıyor bu kanun. Önce konuşuyoruz, yapacaklarımızı söylüyoruz. Bir ya da 2 yıl içinde muhakkak ki yapıyoruz. Mesela bizim amacımız ne? Amacımız milli bir eğitim verebilmek. Amacımız laik bir eğitim verebilmek. Amacımız çağdaş bir eğitim verebilmek. Amacımız dünyayı yakalayan, müfredatı yakalanmış bir tarih veya coğrafya veya matematik fark etmez. Dil veremiyor. A'dan muaşarata dikkat eden, büyüğünü bilen, küçüğünü seven nesil yetiştirebilmek. Şimdi sonuçta senin bir eğitim programı ne yetiştiriyor? Bir nesil yetiştiriyor. Bakın şu an Türkiye Cumhuriyeti 2005 yılından itibaren 2023'ten beri temeli atılan bir maarif modelinden bahsediliyor. İçeriğini bilen yok bu arada. Onu da söyleyeyim de kim ne derse desin. Hala öğretmeni edilgen, öğrenci etken olan formüller yarı yarıya düşünülmediği sürece başarıya ulaşmanız mümkün değil. Sadece öğrenci edilgen veya öğrenci etken demiyorum ama bu yarı yarıya olmalı. Artı maarif modelinin önce birilerine anlatılmalı. Komplece öğretmenler o seminerler yapılıyor ya kimi online yapılıyor kimi yüz yüze yapılıyor. O seminerler daha aktif olmalı. Bugün öğretmen Milli Eğitim Bakanı da seminerleri ne olarak görüyor? Yük. Halbuki oraya dönemin bugün yaşayan şartlarda önemli akademisyenler getirilse, bir dersle alakalı çok iyi hocalar oraya getirip ders verilirse, bir konuyu anlatırken şöyle anlaşsak daha iyi olur diye herkes tahtaya, tahtaya demeyeyim de bazı hocalar tahtaya çıkıp diğer o yeni nesil, yeni yetişen veya yeni mezun olan, yeni atanan öğretmenlere yol göstersin. Bakın arkadaşlar, yapacak daha çok işimiz var. Maarif modelini inceliyorum. Tamam burada doğru olan tarafları da var elbet ki ama eksik olan tarafları da zaten uygulamaya konulduktan sonra. Örnek bizde de öyle oldu. Tevhid-i Tedrisat koydun ve ardına neyi ilan etmekle zorunda kaldın? Maarif Teşkilatı'nı. Bu da birbirini tamamlayan iki gelişmedir. Biliyor musun? Birbirini düşünemezsiniz. Öğretim birleştirmek ne demek? Tüm yabancı okulları Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlamak demek. Şeriye ve Evkaf'ı kaldırdıktan sonraki medreseleri bağlamak demek. Tüm vakıfta vakıf okullarını kime bağlamak demek? Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlamak demek. O yüzden Tevhid-i Tedrisat çok kıymetlidir. Hemen karşı çıktı. Kim karşı çıkacak? Kimin okulu kapatıldıysa o karşı çıkacak. Papalık, Fransa, Amerika, İngiltere hepsi karşı çıktı. Ha sözcülüğünü Fransa yaptığı için genellikle kitaplarda Fransa'yla yaşanan bir sorun diye geçer. Alakası yok. Kimin okulu varsa o karşı çıkmıştır. Çünkü azınlık okullarında adam kendi diliyle eğitim veriyor. Artı Türkçe, tarih, coğrafya dersleri gibi derslerde adam bizleri aşağılıyor. Bir de zaten Türkçe yok da tarih derslerinde adam bizi aşağılıyor bizim memlekette. E sen böyle bir eğitim sisteminde o model bir öğrenci yetiştir. Burada da ben bunları aşağılayan veya bunların yaptıkları zulümleri anlatan bir model öğretmen yetiştireyim ya da öğrenci ikisini karşı karşıya koyalım. Bakalım toplumsal birlikteliği sağlamak mümkün değil. O yüzden Tevhid-i Tedrisat'ın çıkarılma amaçları aslında Mustafa Kemal'in konuşmasında gizli. Sonradan da çıkarılma nedenleriyle beraber başlayacağız. Hadi bakalım. Kısaca yazdı. Tevhid-i Tedrisat Kanunu.

>> Evet.

>> Mart 2.

>> 1 Mart 1922'de. Evet. Bundan 2 sene sonra yapılacak fark ettiyseniz. Evet.

>> TBMM açılış konuşmasında bakın neler söylemiş. Ne olması gerektiğini söylemiş. Başla. Medeniyet düzeyine ulaş.

>> O zaman yapacağımız program neymiş? Medeniyet düzeyine ulaşılmasını sağlamak. Ulaşılmasını sağlamak. Devam.

>> Milli kültürü.

>> Milli kültürü yüceltmek. Çok önemli bir şey bu ya. Milli kültürü yüceltmek. Devam.

>> Orta öğretimler kuracağız. Orta öğretim kurmak. Evet.

>> Sanatını.

>> Çeşitli.

>> Hizmet ve sanat.

>> Hizmet ve sanat.

>> Elemanlarını.

>> Elemanlarını yetiştirmek. Evet.

>> Yüksek.

>> Ve yüksek okula hazırlamak. Ve yüksek okula hazırlamak. Evet.

>> Eğitim ve öğretim yöntemlerini.

>> Eğitim.

>> Öğretim yöntemlerini.

>> Ve öğretim yöntemlerini. Evet.

>> Nazım.

>> Pratik uygulamalı.

>> Pratik ve uygulamalı hale getirmek. Uygulamalı hale getirmek. Türkiye'nin en büyük sorunlarından bir tanesi de bu. Şu madde. Çok kıymetli. Bu madde ney biliyor musunuz? Bu madde şu demek. Hani biz matematik öğreniyoruz nerede lazım olacak? Geometri öğreniyoruz bize ne faydası var? Tarih olan olmuş ölen ölmüş. Lan böyle bakarız da o zaman hiçbir şey işlemeyel dünyadan geri kalırsınız arkadaşlar. O yüzden şu pratik uygulamaları hale getirmek son zamanlarda örnek kimyacılar deneye daha fazla önem vermesinin biyoloji öğretmenlerinin ne bileyim anatomisi, anatomik yapıdaki ders içeriğine çok daha önem veri. Kadavraya kadar kullanmaya başladılar. Bu neyle alakalı? Bir şeyin değerli arkadaşlar e lazimiyetiyle insan kendi vücudunu bilmiyor. Başkan bak en büyük sıkıntı bu. Bilse belki ona göre önlem alacak. Bilse ona göre. Mesela son anda mesela hep duyuyorsunuzdur apandisit patlamaları. Halbuki orada bir ağrı var. 10 gün olmuş geçmiyor ama çocuk onun sağda mı apandisit solda mı orada mı anlatabiliyor mu? Böbrek diyorsun kalbi gösteriyor. Kalp diyor böbreği gösteriyor. Bunlar olmamalı bunların hepsi değerli arkadaşlar tüm ülkeye temel eğitim olarak verilmeli. Sonradan biyoloji okuyacaksa üniversitede okumalı. Biz lise müfredatını hala ben neyden şikayet edeceğim? Ağır ağır çok ağır gerek yok. Bazı şeyleri üniversitelerde Avrupa'da ta üniversitelerde okutulan şeyler bizim ülkemizde lise çağında hep beraber verelim. Her şeyden az verelim. Her şeyden az verce her şeyden az oluyor işte. Olur mu öyle şey? O yüzden değerli arkadaşlar meslek liselerinin özellikle yapı meslek lisesi inşaat yetiştiriyordu eskiden. Çok güzel meslek liselerimiz var. Bunların tekrar aktif hale gelmesi ve iyi şekilde hale gelmesi lazım. Türkiye sanayileşecekse meslek liselerine çok büyük ihtiyaç var. Devam.

>> Kadınların yetişmesine.

>> Kadınların yetişmesine eğitim açısından söylüyoruz. Önem vermek. Evet.

>> Gelecek uygulamalara temel olacak.

>> Gelecek uygulamalara temel olacak programlara hazırlamak.

>> Temel olacak programlara programları hazırlamak. Mustafa Kemal bunlardan bahsetti. Şimdi niye çıkarıyoruz? Bak amaçlarımız bunlar. Biz bunları gerçekleştir ama bunları gerçekleştirmek için öyle laflı olmuyor. Mustafa Kemal ne yapıyor? Bakın kanunlar kanunlar kanunlar ileride alfabe değişikliği, millet mektepleri, halkın mektepleri birçok şey açılacak o yüzden dikkat önce niye biz Tevhid-i Tedrisat çıkartıyoruz?

>> Başak.

>> Eğitim ve beraberlik.

>> Eğitim ve öğretimde birlik ve beraberliği sağlamak. Birlik ve beraberliği sağlamak. Devam.

>> Laikleşmeyi.

>> Eğitimde laikleşmeyi.

>> Laikleşmeyi, modernleşmeyi, doğru mu?

>> Modernleşmeyi. Başka çağdaşlaşmayı. Ne?

>> Eşitliği ve ulusallığı sağlamak.

>> Eşitliği ve ulusallığı sağlamak. Ulusallığı sağlamak. Bak bunları amaçlıyoruz. Devam.

>> Ulusal eğitimle bir.

>> Ulusal neymiş? Bir daha söyle. Ulusal eğitimle milli bilinci geliştirmek.

>> Ulusal eğitimle milli bilinci geliştirmek. Benim yapmak istediğim ney size her zaman? Heh. Tarih dersine milli bilinci gelişen her öğrenci artık bunu bir ders olarak görmeyi bırakır. Çevresine daha fazla duyarlı olur. Çevresinde daha evvelden yapılan kim yapmışsa yapmışsın daha saygı duyar. Aa bunu Roma yaptı yıkayım. Selçuklu yaptı koruyayım mantığını bırakır. Her taşın kendine ait önemini anlar. Kaleye çıktığı zaman eskisi gibi çıkmaz. Eskisi gibi oturmaz. Yazı yazmaz. Spreyle boyamaz. Ayşe seni seviyorum. Yazmaz. Tamam. Ha bunların hepsi neyle alakalı? Senin milli bilincin. O zaman ben sana bir milli bilinç verirsem mantıken bu ders ders olmaktan çıkar. Senin için eğlence haline gelir. Bir iki en önemlisi söylüyorum arkadaşlar. Sınavlarda zaten full ya da fulleye yakın yaparsınız ama mesele o değil. Bir ömür kazanacak davranış elde edebilmek. Benim tek derdim ise budur değerli arkadaşlar. Tarih ve coğrafya derslerinin iki tanesi de aynıdır. Milli bilinci gerçekleştirmek. Peki hatırlayalım. 3 Mart 1924 hepimizin neydi? Doğum günüydü. Hatırlıyorsunuz değil mi? Şurada marta ne kaldı? Hepimiz birbirimize doğum günümüzü kutlayacağız inşallah. Peki 3 Mart 1924'te biliyorsunuz en önemli sonlar halifeliğin kaldırılmasıdır. Diğerlerine nazaran. Ancak halifeliğin kaldırılmasını ayrı tutarak dört inkılab olduğunu söyledik. Hep beraber yapalım. 1. Şeriat vekaletinin kaldırılması. 2. Erkan-ı Harbiye Umumiye Vekaleti'nin kaldırılması. 3. Osmanlı hanedanının yurt dışına çıkarılması. 4. Tevhid-i Tedrisat Kanunu. Halifelikten hariç. 4. Halifelikle beraber kaç? 5 tane inkılap var. O yüzden ben Tevhid-i Tedrisat'ı bilmek zorunda mıyım? 3 Mart 1924'te yapıldığını bilmek zorundayım. Dikkat. Peki normalde normalde 3 Mart 1924'lerde aslında tam bir geçiş aşamasıdır o. Bir Milli Eğitim Bakanı tarafından aslında bu düzenleniyor. Düzenleniyor. 8 Mart'ta da o Milli Eğitim Bakanı başa geçip bunu uygulamaya koyuyor 5 gün sonra. Kimmiş onu yapan?

>> Önergeyi meclise. Evet.

>> Dönemin Maarif Nazırı. Evet.

>> Çınar. Vasıf Çınar sunmuştur. Vasıf Çınar sunmuştur. Bu arada size hiç bir şey söyleyeyim. Eee 1924'e kadar çok Milli Eğitim Bakanı değişti ya. O kadar mesela ilk Rıza Nur'du ya. Sonra devam etti başkası oldu. Sonra başkası oldu. Sonra arkadaşlarımız da anlamadığı şu. 20 ile 23 arasında o kadar çok bakanlık değişiyor ki 3 ay, 5 ay, 5 ay sonra onun yerine geçiyor. Hocam diyor ki Rıza Nur değil miydi? Oğlum sen şimdi ne anlıyorsun biliyor musun? Bizdeki bakanlık bir var. Geliyor 4 yıl kalıyor eve ya. Öyle bir şey yok. 2022 arası hatta 2023 arası o gördüğün tüm bakanlıklar hepsi değişecek. Mesela dışişleri bakanı orada hatırlayın Bekir Sami sonra Yusuf Kemal Tengirşenk oldu. Sonra İsmet İnönü oldu. Bak sadece Dışişleri Bakanında kaç değişim var? Değişim var. Be adam senin kafana takılmış Rıza Nur. Diyorsun ki ilk Milli Eğitim Bakanı Rıza Nur değil mi? Ya da ilk bilmem sağlık bakanı Adnan adı var değil mi? Hep bu kafada gidiyorsun. Yanlış. Mesela birçok bakanlık kendi içinde 2023 sürekli değişiyor. Yaz bakayım ilk Milli Eğitim bakanlarımızı. Milli Eğitim Bakanlığı sayfasına gir bakayım. 6 ay yapmış oğlum adam. 6 ay sonra değişmiş. Sonra bir daha değişmiş. Anlatabiliyor muyum? O yüzden bunlara dikkat etmek lazım. Hamdullah Suphi hatta Milli Eğitim Bakanlığı kim yaptıysam inanır mısınız? Söyleyim mi? İsmet İnönü. Bu ülkede. İsmet İnönü ne yapmıştır kardeşim? Evet. Milli Eğitim Bakanlığı yapmıştır. Dışişleri Bakanlığı yapmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı yapmıştır. Ülkemizin Genelkurmay Başkanlığını yapmıştır. Ülkemizin cumhuriyetten sonraki ilk kabinesini kuran başbakandır. Bak İsmet İnönü'nün hayatına. Yani sizin hiç tahmin etmediğiniz adamlar bu ülkede Milli Eğitim Bakanlıkları yapmışlardır. Adam yokluğundan. Çünkü yok adam kimse bakan olmak istemiyor. Olayı kavra. 2023 arası Lozan imzalana kadar kim bakan olmak ister ya? Ödenek yok, o yok, bu yok, hiçbir şey yok. Artı üzerine bir ton sorumluluk kötü bitse sende kalacak. Tarihe kötü olarak lanse etsin. Kimse girmek istemiyor. O yüzden sürekli bakanlar yer değiştiriyor. Aynı bakanlar. Devam. Vasıf Çınar önemli. Bir gün bunlar gelecek. Devam.

>> Tüm eğitim ve.

>> Tüm eğitim ve öğretim kurumları bakanlığa bağlandı.

>> Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlandı. Devam.

>> Şimdi vekaleti.

>> Evet. Bunların da vardı. Evkaf vekaleti. O da kaldırıldı ya. Evet.

>> Tüm özel vakıfların.

>> Ve tüm özel vakıfların.

>> Denetimdeki okullar.

>> Denetimindeki okullar.

>> Yine MEB'e bağlandı. O zaman her şey MEB'e mi bağlandı? Evet. Devam.

>> Dini eğitim veren kurumlar.

>> Dini eğitim veren kurumlar kapatıldı. Bunlar arasında tabii ki eee medreselerden bahsediyorum. Kapatıldı ama ne olacak şimdi? Devlet bünyesinde imam hatip liseleri değil mi? Ve ve tabii ki ilahiyat fakültelerinin kurulması kararlaştırıldı. İlahiyat fakültelerinin kurulması kararlaştırıldı. Kurulması kararlaştırıldı. Peki bu gerçek oldu mu? Bilen var mı? Mesela İlahiyat Fakültesi gerçekten açıldı mı veya imam hatipli sesi açıldı mı? Türkiye'de ilk imam hatip sesi ne zaman açılmış? Hadi bakayım bulun. Şimdi aramızda imam hatipli arkadaşlarımız var. Bulun bakayım. Yıllardır imam hatip gidiyorsunuz. Bunlar ne zaman açıldı? Veya Atatürk zamanında ilahiyat fakültesi var mı? Kaç tane var? Türkiye'de günümüzde kaç tane ilahiyat fakültesi var? Mustafa Kemal Atatürk zamanında kaç ilahiyat fakültesi açılmış? Bakın 24'te çıkarılan bir kanundan bahsediyorum. Mustafa Kemal'in vefat tarihi 38. 24'ten 38'e 14 yıl var. 14 yılda bu denilen olmuş mu hocam? Bir de ona bakın bak. Tamam. Evet. Bu kanuna göre klasik tüm her şey MEB'e bağlandı. Doğru mu? Eğitim öğretim millileştirilir, ulusallaştırılır, laikleşti, modernleştirildi. Ama bunun için müfredat lazım. Müfredat ve müfredat da yetmiyor Türkiye'ye artık. Çünkü gelişen çağda müfredatımız asla yetmiyor. Gelişmeye açık olması lazım müfredatın. O yüzden maarif modeli bu hani tekrardan düzenlenmek isteniyor. Bunların eksik yanları zamanla ortaya çıkıp tekrardan oraları düzel. Çünkü bir eğitim programı yapmak kolay değil. Yani bir de çok sık da değiştirmek doğru değil. Atıyorum en son eğitim programı atıyorum belki Japonya 1970'lerde yapmış, Güney Kore'lerde yapmış ve günümüzde hala devam ediyor. 65'ten 2025'e var 60 yıl. 60 yılda kaç nesil yetişiyor? Ama ona rağmen müfredatı ki gelişme ve geliştirmeye uygun ve dünya şartlarına uygun ki hala devam ediyor. Biz olaya böyle bakmamız lazım. Maarif modeli geldi mi? Geldi. Uygulayıcısı iyi olduktan sonra her şey bir bitsin. Ondan sonra eksik anlam biz önce ne yapacağız? Bir uygulayacağız. Uyguladıktan sonra yeni nesil yetişen nesle bakacağız. Yeni nesil nasıl yetişmiş? Sorgulayıcı mı? Araştırıcı mı? Tamam. Dünyaya uyumlu mu? Dünya vatandaşı mı yetiştiriyoruz? Biz ne yapıyoruz? Bizim bir temel hedeflerimiz olmak zorunda. Tamam. Bu yüzden bazı modeller uygulanır ve sonucu alınması beklenir. En az 15 yıl. Yani bugün 2025-2040'tan canımız bunun iyi olup olmadığını. İnşallah iyi olur. Ne diyeyim? Evet. Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile.

>> Eğitim alanında.

>> Eğitim öğretim alanında. Evet.

>> Nazım.

>> Birlik sağlanmış. Ortak alanında birlik sağlanmış. Şimdi buraya dikkat. Ne olmuş? İkilik ortadan kalktı. Şimdi dikkat. Evet. Aşağıdakilerden hangisi 13 Mart 1924'te çıkarılan kanunlardan biri dedi. Bu bir klasik sorudur. Ama artık bu klasik sorular daha çok azalmaya Mustafa Kemal Atatürk'ün lafları, sözleri, o dönemi yansıtan Albert Maş'ın şunu bunu sözleri önemli. Bak şimdi bütün Tevhid-i Tedrisat ile ilgili gelen çıkan sınav soruları veya çıkmasını düşündüğüm sınav soruları şöyle mantıktadır. Mustafa Kemal Atatürk Yalova'da yapmış olduğu bir konuşmada der ki mesela bu 1925'teki konuşma. Bu kanunun çıkarılmasıyla eğitimdeki ikilikleri ortadan kaldırdık. He Ramazan hoca ne dedi? İkilik. Tevhid. Tevhid ne demek? Birlik. Tedrisat. Öğretim. Öğretimin birliği. Şimdi bak buraya. Bütün mesele işte Malatya milletvekili senin başbakanı İsmet İnönü. İyi ki de bu ikili eğitimden kurtulduk. Eskiden şöyleydi böyleydi artık her şeyi birleştirdik diyorsak neyle alakalıdır? TT. Demek ki gelebilecekse sınav soruları o dönemdeki Milli Eğitim Bakanı Vasıf Çınar, Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü başka kişiler tarafından eğitimle alakadar olan bütün sınav sorularındaki mantık şudur. İkiliği ortadan kaldırmak. Mustafa Kemal'in bütün Tevhid-i Tedrisat ile ilgili kanunlarındaki konuşmalarını inceliyorum. Hepsinde aynı şeyi söylüyor. Mesela gidiyor bir efendim Çay Partisi'ne diyor ki bu eğitimle beraber artık ikiliği ortadan kaldırdık. Sonra gidiyor başka bir yere. Örnek Balıkesir'e gidiyor. Balıkesir halkla görüşürken diyor ki, "Biz bunu böyle yapmasaydık ikilik ortadan kalkmazdı." He Ramazan hoca bana dedi ki, "Eğer size bir sınav sorusu gelecekse, konuşma metninden gelecekse özellikle ikilik kelimesi ve şu kelimeden gelecek." Hangi kelime? Birleşme. O zaman anlaşıldı mı? Mesela AGS KPSS soru bankamda eğitim alanında yapılanlara geldiğin zaman veya inkılapları veya klasik KPSS soru bankamda hep bunu önem söyledik. Yani ne demek istedik? Mustafa Kemal bakın her yerde hemen hemen aynı şeyi söylüyor. Hemen hemen hep aynı şeyi söylüyor. İkiliği ortadan kaldırdık. Eğitim öğretim birleştirdik. İyi ki ikide böyle yaptık. İşte iki farklı bir eğitim düşünülebilir miydi diyor bir ülkede? Anladın? İki farklı insan tipi yetişir mi diyor. He o zaman anlayacağım ki hangi kanuna vurgu var? Tevhid-i Tedrisat'a var. Anlaştık mı Nazım Murat? Anlaştık mı? YouTube'dakiler bak olayı öğren. Lafı ezberleme. Hangi lafını ezberleyeceksin Mustafa Kemal'in? Ya adam 19 Mayıs 1919'dan 38'e kadar ya ölümünün son bir yıl ayına kadar konuşmuş kardeşim. Demeç vermiş. Her gittiği yerde olayı anlatmış. İnkılabı anlatmış. Seçim zamanı konuşmuş. TBMM'de konuşmuş. Açık gizli celse konuşması yapmış. Başkomutan olmuş. Ayrı emir vermiş. Ya 19 yıl ya bu da bizim bildiğimiz kayıtlarda 19 yıl kaç bin cümle edebilir? Hangi birini bileceksin ya? O yüzden bütün mesele ne? TBMM'de konuşmaları çok kıymetli veya nutuktaki geçen konuşmaları hep onları alıp soru haline getiriyorum. ÖSYM de bunu yapıyor. Elbet onlar birbirleriyle bir gün çatışacak yani o sözlerle bizim sözle. Çünkü adamın konuşması aynı aynı metin şu kadar. Ben belki başına alıyorum. O ÖSYM'deki profesör ortasına alıyor veya sonuna alıyor. Biz bunlara dikkat ederek soru yazıyoruz. Amacımız ne? Soruyu önceden gör ki sınavda da hemen hemen benzerini veya aynısını gör. 5 saniyede yap. Birileri ilk defa ilk defa görecek o kelimeleri ama sen ona alışık olacaksın. Ramazan hoca dedi ki ikiliği kaldırmayı gördüm eğitimde veya birleşmeyi gördüğümde yapıştır dedi. Tevhid-i Tedrisat. Anlaşıldı. Bütün mevzu devam et kardeşim. Eğitim öğretim ne olmuş?

>> Nazım.

>> Millileştirilmiştir. Güzel. Evet.

>> Medreselerin kapatılmasını ortam hazırlamıştır. Medreselerin kapatılmasına ortam hazırlanmıştır. Evet.

>> Yabancı okullar üzerindeki değil mi? Devlet denetimi artmıştır. Devlet denetimi artmıştır. Devam.

>> Bir tane de mi en son değil mi? Fransa.

>> Papalık ve Türkiye'de okulu bulunan okulu bulunan yabancılar ne olmuştur değerli arkadaşlar? Yabancı devletler kanuna karşı çıkmıştır. Kanuna karşı çıkmıştır. Niye? E çünkü bunun denetim mekanizması Osmanlı Devleti'nde yoktu ki. Ama sen devlet olarak ben bu yabancı okulu denetleyeceğim diyorsun. Bana bağlı. Benim iznim olmadan da ileride bakın Tevhid-i Tedrisat ne yapan bir gelişmedir bu? Maarif Teşkilatı hakkındaki kanun. Eee birbirlerini tamamlayan inkılaplardır. Aynı soyadı kanunuyla unvan ve lakapların birbirine kaldırılması gibi. O yüzden birbirlerinin devamı olan ve birbirlerinin devamlılıklarını sağlayan kanunları bileceğiz. Bunlardan bir tanesi ne? Tevhid-i Tedrisat. Peki Tevhid-i Tedrisat'ın zorunlu sonucu ney biliyor musunuz? Tevhid-i Tedrisat'ın zorunlu sonucu medreselerin kapatılması. Bak şimdi buraya bak. Nazım YouTube'dakiler tarihe bir dikkat edelim. Tarih kaç? 3 var. Medreselerin kapatılması kaç kardeşim? Ee kaç gün sonra kapatılmış? 8. Bir yönergeyle kapatılıyor. E o zaman mantıken baktığımız zaman bu bunun doğal sonucu mu? E doğal sonucu. O yüzden önce şu medreselerin kapatılmasını yazalım. Sonra maarife geçelim. Zaten kronolojik olarak da öyle. Ben sadece bu buraya denk gelsin diye böyle yaptım. Şimdi başlayalım. Medreseleri kapatım. Niye kapatamıyorsun? Yaz. Medrese kapatılmaz. Tevhid-i Tedrisat Kanunu çerçevesinde.

>> Tevhid-i Tedrisat Kanunu çerçevesinde. Evet.

>> Evet.

>> Milli Eğitim Bakanı Vasıf Çınar'ın talimatıyla kapatıldı. Vasıf Çınar'ın talimatıyla kapatıldı. Devam.

>> Son medreseler isyanı.

>> Son medreseler Şeyh Said isyanı sonucunda kapanmıştır. Şeyh Said isyanı sonucunda kapatılmıştır. Destek verdiği gerekçesiyle. Devam edelim. Peki medreselerin kapatılmasıyla ne olmuştur?

>> Eğitimde ikilik ortadan kalktı. İkilik ortadan kalktı. Devam.

>> Özgür düşüncenin.

>> Özgür düşüncenin hakim olması sağlandı. Evet.

>> Eğitimin laik ve ulusal olması yönünden.

>> Eğitimin laik ve ulusal olması yönünden.

>> Yönünden önemli bir adım atıldı. Bir adım atıldı. Var mı başka?

>> İnkılap karşıtı.

>> İnkılap karşıtı. Senden bahsediyorum az [kahkaha]. Ama medreseleri kapat dedim hemen kapattın. Hiç durmadın. Karşıtı.

>> Düşüncelerin gücü kırılmış.

>> Düşüncelerin gücü kırılmış.

>> Evet. Var mı sıkıntı? Şurayı anladık mı? Bu bunun doğal sonucu. Bu da bunun tamamlayıcısı. O yüzden sınavlara dikkat. Medreselerin kapatılması Tevhid-i Tedrisat'ın doğal sonucudur. Onu da bilmemizde büyük fayda var. Gelelim Maarif Teşkilatı'na. Nasıl biliriz Maarif'i? Maarif ne demek? Eğitim. Şimdi kıymetli dostlar, Maarif Teşkilatı hakkındaki kanun Tevhid-i Tedrisat gibi değildir. Şimdi Tevhid-i Tedrisat'ta yabancı okulların hepsini bir bize bağladık. Artık ama bir şey sunman lazım. Bir yabancı okullarına Türkçe tarih ve coğrafya derslerinin konulması. Bunlara Türk öğretmenlerinin girmesinin kararlaştırılması. Dikkat devletin izni olmadan okul açılamayacağı lan. Saat Vermanlı adam her yerde açıyor. Osmanlı Devleti açılan yerlerine bakın bir de. Harput. Harput. Niye Arput diyen yok? Ben bugün özel bir okul açsam gidip Elazığ' mı açarım? Yanlış anlamasın Elazığ'lar. Meseleyi anlamazsın söylüyorum. Ticari açıdan, para açısından düşünüyorum. Nereye açar? İstanbul'a, Ankara'ya, İzmir'e, Adana'ya, daha büyük şehre açarım. Peki ben niye Elazığ'a açıyorum ya? Bir anlatsın bakayım bana. Çünkü bölgede Ermeni var. Heh. Oraya Ermeni'ye ne verecek? Silah. Ermeni'yi o kafada yetiştirecek. Türk'e karşı, Kürt'e karşı. Bütün meseleyi anladınız mı? Beyrut'u açıyor. Niye Beyrut lan? Beyrut, Lübnan'nın başkenti. E Hristiyan var, Maruni var, o var, var. Dürzî var, hepsi var. Hepsi var. Amaç karışıklık çıkar. Şimdi burayı çözeceğim. Niye bu yabancı okullar? Merzifon. Merzifon'da Amerikan Koleji'nin ne işi var ya? Bana biri anlatsın bakayım. Lütfen dikkat. Oradaki Rum'lara yakınlaşma. Aşağı taraftaki Ermenilere yakınlaşma. Bakın çok kritik yerlere konulmuştur. Bu okullar masumane okullar değildir. Tarsus masumane değildir. Hakkari masumane değildir. Süryaniler veya o bölgedekiler Nasturilerle yakın temas. O yüzden anladınız mı? Ne okulu ya? Bunların hepsi konsolosluk. Ne okulu? Şu Kaynarca Anlaşması Osmanlı'nın Balkanlardaki tüm topraklarına konsolosluk açılabilecek maddesinin okul versiyonudur. Ya misyonerliktir bunun adı be. Hristiyanlığı yaymadık bilerek bu ülkede Müslüman mahallesine salyangoz satmadır bunun adı. Ama Osmanlı Devleti sırf millet azınlıklar kendisinden ayrılmasın diye bunlara müsamaha göstermiştir. Ama müsamahanın bir sonu var. Bakın ne oldu? Milli mücadele döneminde onlara destek verdin. Kendi okulun kendi bize destek vermeyip başkasına destek verip patikan silah gibi kullanılırsa e elin adamı da değil. Bak elin adamı onlara göre yani bizim adamımız gelir bak bu kanunları çıkartır seni kapatır. Uymayanı kapatacağız zaten. Bunu da söyleyeyim ha. Şakası yok bu işin. Tevhid-i Tedrisat'a uymadı ya. Ben beni Milli Eğitim Bakanlığı denetleyemez dedi. Tamam. Denetlemiş mi? Denetleyip kapatmış mı? Kapatmış. Çok güzel. Geliyorum buraya. Maarif Teşkilatı hakkındaki kanunlar. Bir devletin izni olmadan okul açılamayacağı en çok soru budur. Bak devletin izni olmadan okul açılamayacağı. İki ortaöğretim ders programları. Aga müfredat. Müfredat burada belirleniyor. O yüzden Maarif Teşkilatı hakkındaki kanun Tevhid-i Tedrisat'ın tamamlayıcısıdır. Hatta yeri geliyor bana göre Tevhid-i Tedrisat'tan daha önemli maddeleri vardır. O yüzden sınavda dikkat. Bir hocam ben bu ikisini sınavda karıştırırsam ne yapacağım? Şimdi formülünü söylüyorum. Bak buraya. Bunun tarihini ben biliyor muyum? Aga biliyorum. Sana 1926 diye vermek zorunda. He ben bunu o zaman tarihten çözeceğim. Yazak adam. 2 Mart 1926'da Türkiye'de çıkarılan hangi kanuna dikkat devletin izni olmadan okula açılmayacağı kararı alınmıştı. Bu Tevhid-i Tedrisat'la alakası değil ki. Neyle alakası var? Maarif Teşkilatı hakkındaki kanunla. Burayı çözelim mi? Bak bu sınavda gelirse ne yapıyoruz? Senin için 5 saniye bilmeyen için Tevhid-i Tedrisat'tır cevabı. Hemen de Adana seçeneğine koyarlar ki öğrenci ilk düşündüğü ilk ortaya çıksın diye hop Adana'ya işaret ver çocuk der ki gene yaptım ya doğru ya bir de var ya sınavdan çıkt ya adam öyle diyor birden de kendi yazmış sonuç 13 net 14 yanlış 9'a inmiş neti öyle olur mu lan KPSS çok ciddi bir sınav öyle kafanıza göre ben bir işaretleyeyim yapayım boş bırakan boş bırakanın atandığını boş bırakmayıp da sallayanın atanamadığını gördüm boş Boş bırakmış. Bak doğru bile yapmamış ama o atanmış. Niye atanmış kardeşim?

>> E yanlış yapmamış. Evet.

>> Sen sallamayacaksın. O zaman Ramazan hoca bana ne dedi? 1926. O demek ki 26'ya dikkat etmem lazım benim. 24 Tevhid-i Tedrisat biliyorum. 26 onun devamı. Evet. Hadi bakalım. Başla kardeşim. Necat katkılarıyla.

>> Aha bakan değişmiş. Doğru mu? Mustafa Necati Bey. Ankara'daki caddenin adı değil mi kardeşim? Sıyeki. Heh. Necati Bey Caddesi. Tabii burad.

>> Fakültesi var. Fakültesi var tabii. Necati Bey. Evet.

>> Katkılarıyla hazırlandı. Evet. Bu kanuna göre diyelim. Söyle abım.

>> İlk ve öğretim orta öğretim tasar belirlenir.

>> İlk ve orta öğretimin ne olmuştur?

>> Esasları belirlendi.

>> Esasları belirlendi. Devam. Gna'na göre de yazmaya gerek yok. İlk ve orta öğretimin programları belirlenmiş.

>> İlk ve orta öğretimin neyi belirlenmiş? Programları belirlendi. Hangi dersler okutulacak? Nazım. Bütün mesele bu. La ne dersler vardı? Eski karnelere bakıyorum şimdi. Cumhuriyet dönemindeki ilk karneler tarım. Çünkü %80'i tarım olan bir toplum. Tarım diye bir ders var kardeşim.

>> Tarım. He.

>> Bizim oğlan da şurada fasulyede şey yetiştirdim. Neydi? Pamuğun içinde fasulye yetiştir mi alkışlıyoruz komple. He şeyde hatırlıyorsun değil mi? Bizde de vardı hatırlayın. Fasulye. Pamuk vardı. Pamuğu her gün ıslardık. Bakardık fasulyeye ne olmuş diye. Hatırlayın. Merak duygusunu geliştirmek. Türkiye tarım toplumundan uzaklaşmıştır kardeşim. Adam daha bugün meyvenin, sebzenin ne zaman çıkacağını bilmemekte en büyük sıkıntı meyveleriniz ve sebzelerin zamanını bilmediğinden dolayı mesela gidip domatesi sallıyorum farklı bir zamanda aldığından dolayı çok pahalı. Çünkü ticaret ve seracılıkla beraber artık her meyveyi eee yılın 12 ayı neredeyse bulabilecek hale geldik. Doğru mu kardeşim? La karpuz bir tık karpuz var. Karpuz var ya. İlginç değil mi? Kışa gelmişsin mesela. Biz kış ürünlerini, yazın yaz ürünlerini kışın yemeye başladığımızdan dolayı fiyat skalasında da çok şaşırıyoruz. Bu ne ya? Fiyat mı olur diyor. Ama olur. Çünkü sen onu o zaman yemiyorsun ki. Zamanında yemediğin o meyve sebze değerli o fiyatsal anlamda kışın veya daha pahalı veya yazın daha pahalı oluyor. O yüzden hani baktığımız zaman Türkiye'de tarım toplumundan büyük bir uzaklaşma var. Neyin nerede yetiştiğini, nasıl yetiştiğini, ne kullanıldığını, ne olduğunu bilmiyoruz. Ata tohum zaten kalmadı. Şeylerde saklıyorsun. İleride kullanırız savaş mavaş olsun diye. Halbuki onları kullansak çok daha güzel şeyler elde edeceğiz. Evet daha pahalı olacak çünkü az ürün olacak ama en azından insanlar doğal bazı şeyler yatır. Kardeşim meyve alıyorsun, sebze alıyorsun, sirkeye yatır oradan bala yatır, oradan bilmem ne yatır. Neye o sıkılan ilaçları bilmem ne yapacakmışız. Ne kadar yapabilirsek. Doğru mu? Bir şey söyleyeyim mi? Bu memlekette bizler doğru gıda yemeye çalışıyoruz. Ya böyle bir şey olabilir mi ya? Bu ülke gıdanın memleketiydi kardeşim. Kendi kendine yeten kendi kendine öğret şimdi ithal ediyoruz. Ne ithal ya bu memleket kendi kendine yetmez mi? Ama ne oldu? Çiftçinin çocuğu çiftçi iki dönem önce oldu. Sonra ne oldu? Çiftçinin çocuğu üniversite okudu. Çiftçinin çocuğu bir daha köye gelmedi. Ölenler öldü. Sonra miras kavgaları başladı köyde. Hayırlı uğurlu olsun. Kimse de miras kavgasına katılmadı. Bugün Türkiye'de çok atıl tarım alanları var. Niye? Niye biliyorsunuz? Lan 100 hisseli la 100 3 dönüm 100 hisse olur mu? Herkese zaten şu kadar düşüyor toprak. Kim ne yapacak o da toprağı? Ama devletin en son aldığı karar çok önemli. Bak bir daha söylüyorum. Tarım için çok kıymetli. Tarım arazilerin mirasta bölünememesi kuralı. Ya o kadar önemli ki ya. 8 dönümümüz var. Nazım Anneanneden kaldı. Sekiz kardeşiz. Murat sen. Ben hepimiz kardeş. Herkese kaç dönümü düşünüyor? La bir dönümde ne ekeceksin oğlum? Bir dönümde ne ekeceksin de sana ne faydası verecek? Veya o bir dönümde ektiğin şey seni 12 ay boyunca köyde yaşattıracak. Senin 50 dönüm olacak ki, 100 dönümün olacak ki bir para kazanacaksın. İki değerli arkadaşlar 12 ay boyunca o köyde kalmak zorundasın. Hasadı var, bilmem neyi var, hekimi var, zirai ilacı var, bilmem neyi var, donu var ona karşı. E ne oluyor ondan sonra lan? Herkese bir dönüm tutarsa hobi bahçesine dön. Hobi bahçe zaten büyükşehirlerde biliyorsun tarım arazisi kalmadı. Hobi bahçesi oldu.

>> Gidene domates üretiyor, gidene hıyar.

>> O mutlu oluyor. Oğlum bu tarım birileri mutlu olsun diye yapılabilir mi ya? Yapılabilir mi? Allah için konuşalım ya. Ee o sen bir dönüm için ya da 500 metrekare aldığın hobbesine su harcıyorsun. Harcamıyor mu? E kimi kuyu suyu harcıyor kim harcamıyor? Türkiye başında önlem almadığı şeyi sonunda yapmaya kalkınca o devrin hükümeti kimse tepki çeker. Sen şimdi yıkayım deb bahçeleri bakayım neler oluyor.

>> Kıyamet. E şimdi yapamıyorsun. E yapamayınca da ne oluyor? Bu da yaygınlık devam ediyor arkadaşlar. Zor. Türkiye tarım toplumu tekrar olmayan tarımsal üretimde para kazanmayı ve tarımsal örne kendi kendine yetmeyi öğrenmek zorunda. Gene eskisi gibi bizim sadece bir sıkıntımız var. Üretiyoruz hammadde hammaddeyi işleyip satamadığımızdan dolayı sıkıntı çıkıyor. Hammadde olarak satıyoruz. O da ne oluyor? Daha ucuza gidiyordu. İşte devletçilik politikası ilerleşeceğim bir sonraki videomda. Çok kıymetli hale getirmiştir Türkiye'de. Pamuğu, şekeri, şunu, bunu ama işte tarım, tarım, tarım onu bunu bilmem arkadaşım. Bir çiftçi ailesi olarak söylüyorum bunu. Eee, bugün yediğimiz her türlü meyve sebze çiftçilerden 1 liraya, 2 liraya, 3 liraya alınırken sana sofrana gelişi 40-50 lira oluyorsa birileri arada yiyor kardeşim. Bir ne üretici kazanıyor, ne tüketici kazanıyor. Böyle bir toplum olabilir mi ya? Aradaki kim kazanıyor kardeşim? Kim yiyor bu milletin hakkını? Üretsen fazla kazanılabilir mi ya? Tüketiciye bu kadar pahalı gelir mi arkadaşa? Yapmayın gözünü seveyim ya. Hiç emeği sarf etmeyen insanlar milyonları götürüyor bu ülkede tarım üzerinden ya. Tarım üzerinden. O yüzden şu o kadar önemli dersler vardı ki tarım dersleri, zirai dersleri. Bunlarla çocuk öğreniyordu. Nasıl ekilir, nasıl yapılır, hangi yerde hangi bitki, o bitkinin değerli arkadaşlar yetişmesi için toprağın çeşidi. Bak bizim bu dersleri öyle ya da böyle bir şeyin içinde okutmamız lazım. Öğrenciyi tarıma tekrardan teşvik etmemiz lazım. Ama bu doğru yöntemlerle tabii ki. İşte o yüzden maarif teşkilatı hakkında kanun ilk ve orta öğretim programlarını belirledi. Açın bakın bakayım. Eskiden Mustafa Kemal Atatürk zamanında okutulan dersler nelermiş? Şimdi okutulan dersler neler? Devam.

>> Okul açılması bağlantı.

>> En çok gelen sınav sorusu budur. Okul açılması bakanlığın iznine bağlanmıştır. Nazım bu çok önemli zaten. En çok bunu işaretleyeceğim. Devam.

>> Evet.

>> Yeni okullar açıldı ve öğretmen sayısı arttırıldı. Arkadaşlar Mustafa Kemal zamanında öğretmene büyük öğren var. Doğru ama bir böyle bir yılların bir şeyi vardı. Onu bir çökerteyim şurada. Yoksa bu yıllarca böyle gidecek. İşte öğretmen maaşı milletvekili maaşıyla eşittir. Hatta Mustafa Kemal'e gelmiş bir de milletvekilleri maaşları ne olacak diye sormuşlar. Mustafa Kemal demiş ki öğretmen maaşını geçmesin. Lan hiçbir kaynak da yok. Yapmayın gözünüzü seveyim. Bir de araştırdım. Öğretmen maaşıyla milletvekili maaşıyla alakası yok. Hatta öğretmenler cumhuriyetin ilk yıllarında maaş bile alamamışlardı. Ankara'da eylemler yapıyorlar sürekli. Maaş çok düşünebilir mi? Maaş ödeyememişiz yani. Hani bu romantizmden bir çıkalım. Hani olan şeyleri zaten ben söylüyorum. Olmayanlara da söyleyelim ki insanların aklına kalmasın. Ha eğitim açısından var mı? Önem var. Mesela Mustafa Kemal ne diyor? Sınıfta sınıfta cumhurbaşkanı bile öğretmenden sonra gelir diyor. Bak bu çok önemli. İki ayakta dersin dediği çok bilerek fotoğrafı var. Artı kendisine şikayet eden çocuklarına öğretmenine şikayet etmişti. Çok ders veriyorsun diye o derse giden o manevi kızların mesela azarlaması var. Gerçekten doğru. Öğretmene takdir belgesi gönderiyor. Öğretmen devam etsin istiyor. Çünkü ders kaynatan işlemeyen öğretmen en sevilen öğretmen. Bizim zamanımızda işte kar tatili olsun da gözünün içine bakardık. Allah'ım ben kar yağsın diye dua ettiğimi bilirim ya. Şu dualarımı bugüne size şu memleket susuzluktan öğrencileri davet ediyorum ya. Bu memleket susuzluktan nasıl kurtul? Sizin sayenizde açacaksın ellerine duayı. Allah'ım kar yağsında okula.

gidemeyelim. Biz böyle böyle kar yağdırdık Allah'ın izniyle. Bütün Türkiye 10 milyon öğrenci. E kardeşim Ankara Ayaz memleketi. Yani kar yağmasa ne olur? -14 dışarı. Ayaz Ayaz. Buzda mı düşürsünüz? Sabah arabasını çalıştıramayanı görürsün. İlla bir memlekete eğitim ara vermesi şey mi lazım? Kar mı yağması lazım? Yok. Buz da bunun en büyük etkeni ama memlekete illa kar yağacak. Hani diyorlar ya Erzurumlarla kar. Oğlum bizim çocuklar şey mi diyor ya? Bizim çocuklar da kar yağıyor. Hiç tatil matil yok kardeşim. Oraya da tatil versen hep tatil vermek zorundasın. Kimseye okul açılmaz. O da 3 ay açık kalır. Haziran, Temmuz, Ağustos. Ondan sonra gene yok. Doğru mu Nazım? Evet devam edelim. Ama şu öğretmen şeyini bir atlatalım. Öyle bir şey yok yani. Evet.

İlköğretim tüm çocuklar için zorunlu ve parasal >> ilköğretim tüm çocuklara zorunlu ve parasız hale getirildi. Parasız hale getirildi. Ücretsiz hale. Devam. >> Yabancı okullara Türkçe >> işte bütün mesele bu. Yabancı okullara Türkçe >> tarih coğrafya >> tarih ve coğrafya dersleri konuldu. Dikkat. Bunlara da kim girmesi kararlaştırıldı? Türk öğretmenlerinin girmesi karar şey verin bana bir kalem verin. Türk öğretmenlerinin girmesi kararlaştı. Bu ne demek? Bu milliyetçilik demektir. Doğru mu? Bunu bazıları bazen ÖSYM tevhid-i tesisatın içinde yer alarak yapar ama aslında orijinal nerededir? Orijinal Marif Teşkilatı hakkındaki kanundadır. Onu da söyleyeyim. Çünkü o kanundan sonra Türkçe Türk öğretmenlerinin girmesi prensip açısından tevhit tesisat ama uygulama açısından burasıdır. Fark etmez. Sınava girdin. Tesisat kanunua dedi. Yabancı okullara Türkçe tarih ve coğrafya derslerinin konulmasına ve Türk öğretmenlerinin girilmesine karar. Bu hangi ilkedir diye soracaklar milliyetçil. Devam. >> Talim terbiye kurulu oluşturu. >> Talim terbiye kurulu oluşturuldu. Bunlar ders müfredatlarını ve kitaplarını en son onaylayan kurum. Değerli arkadaşlarım bugün günümüzde var mı? Var. Devam. Karma eğitim modeli. >> Karma eğitim modeli ne demek bu? [kahkaha] >> Kız erkek birlikte okuma kuralı. Yani karma eğitim dediği bu. >> Hayır hayır karma eğitim o değil. Karma eğitimden kasted kız erkek çocuklarının birlikte okuması lazım. Yoksa birleştirilmiş sınıf senin dediğin birler ikiler, üçler, dörtler, beşler. Bir dönem evet öyle okutuluyordu. Ne kadar yanlış. 1. sınıfsın okumaya yazmaya gidiyor. Evet. 5. sınıfa geçiyoruz arkadaşlar deyip 3 tane bir çocuğa 5. sınıf hadi dörtler siz ne yapıyorsunuz ya? Bu ülke var oldu da ya bazen gerçekten gülüyoruz ama bunlar yaşandı kardeşim ya. Benim annem gil de köylerde Mersin Silifke'de birleştirilmiş sınıflarda okumuş kardeşim 1. sınıftan 4 çocuk 2. sınıftan 3 çocuk 3. sınıftan 5. Ne oluyormuş 1. sınıfta derdi oğlum hadi siz gidin bahçede oynayın ne olacak? Çünkü onu anlatmıyor ki ders yani. 40 dakika birine, 40 dakika birine, 40 dakika bir de işin iç tarafı o birler 5'e kadar 5şler de neyse 1'e kadar kimse çıkamıyor. Yani o şeye gidemiyorsun. Ben dersin bir tane eve gideyim. Yok o ne zaman biterse o zaman eve gidebiliyorsun falan. Evet bunlar Türkiye'de yaşandı. Devam. >> Müfredatların modern bir yapıya kavuşması sağlanmış. Var mı başka bir şey? >> Eğitim öğretim. >> Evet. >> Eğitim öğretim din etkisinden kurtarılmıştır. >> Evet. Böylelikle hangi bir yapıya büründürülmüş eğitim? Laik bir yapıya büründürülmüştür. Mesele budur.

Gelelim at devrimine. Türkiye'de en çok tartışılan devrimlerden Atatürk devrimlerinden bir tanesidir. Zaten Türkiye'de üç tane Atatürk devrimi çok tartışılır. Bir halifeliğin kaldırılması. Bu çok tartışılmıştır Türkiye'de. İki şey şapka kanunu lazım. Üçüncüsü de harf diyorum. Bunlar genellikle hani Mustafa Kemal Atatürk'e karşı çıkanlar veya Mustafa Atatürk'ü ilgili sevmeyenler 3 tane 4 tane inkılabını gösteriyor. Halbuki yapılan inkılap sayısı 1196'lardadır. Toplamda çıkarılan kanunlarla beraber ama dör tanesi çok eee kabul edilmemiştir. Yani eee kabul etmeyen tayfa tarafından. Bir medreselerin kapatılması dini eğitime son verildiği için. 2. Değerli arkadaşlar şapka kanunu fesin yerine şapka geldiği için 3. Halifeliğin kaldırılması İslam dünyasının parçalanacağına işaret olduğu için 4. Değerliş harf inkılabı eski Osmanlı metinlerinin tamamen nutulup kültürel bağın tamamen kesilmesiyle alakalı eleştirilerdir. Bu eleştiriler ara ara sizler de duyarsınız. Eee harf inkılabı çok ilginçtir. Eee İttihat Terakki döneminde de gene aynı şekilde harf inkılapları yapılmak istenmiş. Çok işin ilginç tarafıdır. Mesela . Dünya Savaşı çıkmasaydı Mustafa Kemal Atatürk'ün gördüğünüz tüm inkılaplarını yapacak parti daha terakkim ilgil gelecek ama mesela Teşkis Sanayi Kanunu da mesela yapmışlardır ama uygulanamıştır. Neden? Dünya Savaşı çıkmıştır. Demek ki tarihimizde . Dünya Savaşı diye bir savaş olmasaydı ya da biz o savaşa girmeseydik büyük bir ihtimal değerse Osmanlı Devleti yaşamaya yaşamsal faaliyetlerine devam edecek. Baştaki İttihat Terakk'in en çok yapmak istedikleri şeyler de bunlardı zaten. Yani şunu demek istiyorum. Mustafa Kemal Atatürk'ün zamanında bir dönem üyesi de olmuş oldu. İttihat Terakki'nin gayet genel programını bilmektedir. Eğitim açısan, siyasi açısından. Ama bakıyorsunuz ki bazı programlar Dünya Savaşı'ndan dolayı aksamış sonraki zamanlarda yapılmış. Harfi inkılaplarından en büyük Latin alfabesine geçen Azerbaycan olacak biliyorsunuz. Doğru mu? Hatta Ruslar çok baskı yapacak kiral alfabesi kullanılsın falan diye. Aslında harf inkılabı bana göre tartışması 100 yılı bulan bir inkılap. Yani sadece günümüze ait bir hemen Mustafa Kemal geldi. Hamalala öğretin, kürekçiye öğretin. Buna 3 ay vakit veriyorum dedi. Halbuki o 3 ay vermese 100 yıl 3 aydır. Neden? Çünkü 100 yıldan beri tartışma konusu. 1850'lerden beri tartışma konusudur. Latin alfabesine geçilmesi. Ses Türkçe uyumlu. Biliyorsunuz arkadaşlar Arap harfleriyle yazılıyor Osmanlıca. Osmanlıca bir de konuşma dili değildir arkadaşlar. Nedense bunu insanlar yanlış anlıyor. Osmanlıca bir yazı dilidir. Bunun da çeşitleri vardır. Sülüs vardır, Rika vardır, matbu vardır gibi. Mesela Kur'an-ı Kerim'de Matbu yazılmıştır. Şimdi dikkat. O yüzden yazı ile konuşma aynı değildir. Yani Arap harfleriyle yazıyorsun ama Türkçe konuşuyorsun veya Türkçe Arapça konuşuyorsun. Şimdi bunlar böyle olunca bu iki tane uyumsuzluğu giderelim istenmiş ve 1928'de eee biz buna elif bağ raporu da deriz veya A B C işte eee kongreleri de deriz. Burada fikirler tartışılmış ama Mustafa Kemal diyor ki ben bunu yapacağım ama korkuyorum ya tutmazsa diyor. Çünkü ülkede eğitim öğretim seviyesi çok düşük. Okuma yazma çok düşük. Onun için demiş bana eğer düzgün şeyler getirirseniz bunu yapabileceğine ya yaparsak 3 ayda yaparız ya da hiç yapmayız demiş. Latin harflerine geçtiğimizde biz Latin alfabesinin hepsini almadık ki. Q'yu almadık. Aldık mı lazım? Başka neyi almadık kardeşim? X'i almadık. W'yu almadık. Bunun yerine Türkçede kullanılan Ç, yumuşak g değil mi? Ö, ü'yü aldık. Mesela bir tane daha aldık. Şeyi aldık. He böylelikle 3 harf çıkarttık 6 harf yerine koyduk. O zaman alfabeyi Türkçeleştirdik. O yüzden sınavda Latin alfabesi demek, Latin dediğine göre dışarıdan Alman demek. Bu ne demektir? İnkılapçılık. Ama yeni Türk alfabesi, yeni Türk harfleri derse o zaman milliyetçiliğe de giriyor. Doğru mu lazım? Çünkü 6 tane harf bize ait. Harf inkılabı yapıldı. Şimdi olumlu sonucunun olumsuz sonucuna şöyle vurgu yapalım. Bir yapıldıktan sonra basma eserler fazlalaşmaya başladı. Çünkü yeni harflere geçilince mecbur bütün tabelalar değişti. Bütün devlet kurumlarına biraz müsaade verildi geçirmesi için değişti. Gazeteler değişti. Kalıplar değişti. Ya şurada mesela şu mahallenin adı değişse şu an benim hocamın olduğu yer Yenibatı Mahallesi. Yenibatı Mahallesi'ni değiştireceğim. Nazım Caddesi yapacağım. E tabii da ben Nazım Caddesi yaparsam bunu bir bütün kuruluşları tabelayı değiştirmem lazım. Her yöndeki ok işaretlerini değiştirmem lazım. Doğru mu? Bir masraf ve külfet. O yüzden yeni harflerle basılma sayısı tabii ki mantıken fazla olacak. Çünkü sen bunu birilerine öğretmek zorundasın. Yeni harflerinde Mustafa Kemal'in en büyük gayesi bunu sandalcıdan hamamcıya kadar öğretin. Hamala kadar. Hamamcı diyorum ya. Hammal ya. Hamamcı olur mu? Hamamcıyla ne yap kese yapmayacağız. Evet. Hamala kadar öğretin ama bunu ne? kısa sürede 3 ayda böylelikle erit harf peki nasılcek bu iş? Önce Mustafa Kemal öğreniyor mantıken önce harfleri kendileri bilir. Sonra tahtanın karşısına geçiyor İstanbul'da şeyde Saray >> Burnunda orada hani o bir tane şey var ya bazı eee resimler görürsünüz. Kara tahtanın önündedir Mustafa Kemal. Aslında o çekilen en ünlü fotoğraf Kayseri'dir orası. Onu da söyleyeyim. Bak Mustafa Kemal İstanbul'da harfleri tanıtıyor. Dikkat edin. Ama çekilmiş ve en bilinen fotoğrafı Kayser'de. O zaman Mustafa Kemal bunları tanıtmak için gidiyor. Önce öğretmene öğreteceksin ki öğretmen öğrenciye öğretsin. O yüzden temel gayemiz kime öğretebilmek? Öğretmene. Öğretmene öğrettin, öğrenciye öğreteceksin. Tamam da herkes öğrenci değil. Herkes o çağda değil. Kimi adam 40 yaşında, kimi 35 yaşında. Eğitim öğretim şeyi bitmiş. O yüzden de onlar için millet mektepleri açılıyor. Millet mektepleri ne demek? Her yerde okuma yazma kursları açılıyor. 3 aylığına ve 6 aylığına. Okuma yazmayı öğrenenler değer arkadaşlar hani vardı ya bizim o kırmızı kurdar takarlardı. Bir de sertifika veriliyor. Bu adam okuma yazma biliyor diye. Arkadaşlar Millet Mektepleri gerçekten 1929'un 30'lara kadar dünya ekonomi krizinde ve 30'lardaki bu dünyanın tekrardan savaş olma ihtimaline karşı büyük fedakarlıkta 1,5 milyon insana neredeyse okuma yazma öğretilmiştir. Hatta yetmemiş. İleride halk evlerinin içinde dokuma, yazma kursları açarak süreç devam ettirilmiş. Herkese ücretsizdir. Bir şey her şeye ücretsize nedir? Hakkçılıktır. Devlet tarafından milletine yapılan ücretsiz her şey hakçılıktır. Burs halkçılıktır. Aşı zorunlu aşı ve bunun ücretsiz olması hakkçılıktır. Doğru mu? Sağlık hizmetleri bedavaysa hakkçılıktır. O yüzden harp devrimini anladınız mı? Harp devrimi ile ilgili birçok sıkıntı hala devam etmekte. Evet. İnsanlar artık yeni harfleri öğrendiğinden dolayı, eski harflerinden dolayı da eski metinleri okumakla zorlanır mı? Tabii ki zorlanır. Mezar taş hani diyor dedemin mezar taşını okuyamadım diye bir genel kabul vardır Türkiye'de. Eee dedesinin mezar taşını okuyamaz. Doğru söylüyor. Çünkü orada hangi harflerle yazılmıştır? Arap harfleriyle yazılmıştır. Değerli arkadaşlar dünyada da şunu söyleyeyim. Harfi inkılabı böyle çok ilginç karşılamıştır. Mesela harf inkılabının yapılması batıya tam entegre olarak görülmüş. Olumlu karşılayanlar olduğu kadar olumsuz karşılayanlar da çok olmuştur. Osmanlı Devleti tarihi ve kültürel bağı kesmekle suçlanmıştır. Çünkü bütün belgeleri ha şu an günümüzde Osmanlıca öğrenebilir mi? Öğrenilir. Arapça öğrenilebiliyor mu? Evet. Ama bazı belgeler, bazı şeyler yok olduktan sonra, yangınlar çıktıktan sonra, eski belgeleri bulamadıktan sonra bazen diplomatika biliminde zaten bugün tarihçiler ve edebiyatçıların en büyük öğrenmesi zorunlu olan ders hangisidir? Osmanlıcadır. Mesela karşınızdaki Nazım Yaşar Hoca'nın bir Osmanlıca öğretmenidir arkadaşlar. Yani ona herhangi bir metni verin. O onu Türkçeye çevirebilmekle böyle bir kapasitesi, yeteneği var. Herkeste bu yok. Her tarih bitiren Osmanlıca okuyacak. Her edebiyat mezunu Osmanlıca okuyacak diye bir kural yok. Binde birdir yani. Bakmayızsa ha dönemimizde Osmanlıca kursları açılıyor mu? Bazı belediyeler açıyor, bazı şeyler açıyor. Ama sonuçta Osmanlıcayı geliştirmeniz için sürekli Rika okumanız lazım. Özellim hat bu da değil. Rika ciddelet yazımalarına ağırlık Rika kullanılmıştır. Eli yazısı yani. O yüzden adam bir yazıyor. Topkapı sarayına gittim. Oğlum üç harf var lan. Nasıl oluyor diyorsun ya. Elyasının dışın herkes kendi elası ne kadar zor değil mi? E şimdi bunları harf inkılabı tartışılan inkılaplardan bir tanesidir. Benim yorumum şudur. Bugün olduğumuz için bugün herhangi bize bir etkisi yoktur. Hani baktığın zaman. Ama o gün olsaydı belki de bizler de karşı çıkacak taraftan olabilir. Niye? E kardeşim sen koca harf mi değiştiriyorsun? Ben öğrenmişim mesela onu tekrardan geri şey yapıyorsun olabilirdi ama bugün şartlarında anlayamıyoruz o dönemi. O yüzden mesela bugün çocukluğumuzdan itibaren eee Türkçe öğrendiğimizden dolayı ve yazma işiyle konuşma dilimiz aynı olunca bizim için hava hoş. Ama o dönemde tabii ki tepki çekmiş midir? Tepki çekmiştir. En şey bir gecede cahil kaldık lafıdır. Mesela en çok söylenen başka kardeşim. Harp da biriminin yapılması neden? Arap harflerinin öğrenimin zor olmasından kaynak >> Arap harflerinin öğreniminin zor olmasından kaynaklı Evet. >> Düşük okuma oranının art >> düşük okuma oranının artırılmak istenmesi. Evet doğru. Devam. Düşük okuma oranı doğru. >> Batı ile olan kültürel ilişkileri >> batı ile kültürel ilişkileri geliştirmek. Evet. >> Konuşma ve yazı dili arası fark >> işte zaten büük sıkıntı da bu ya. Konuşma ile yazı dili arasındaki neyi geliştirmek? >> Farkı gidermek. Evet. Devam. >> Türk dilin gelişmesine hizmet etmek. >> Türk dilinin gelişimine hizmet etmek. >> Hizmet etmek ve ne yapmakmış? ulus bilincini artırmak. Devam lazım. >> Arap harflerin Türkçenin yapısına uymasam. >> Arap harflerinin Türkçenin yapısına uymaması. Evet. >> Kaynaklı sıkıntılar gider. >> Kaynaklı sıkıntıları gidermek. Sıkıntıları gidermek. Şu bir gerçek ki arkadaşlar, Arapça gerçekten dünyanın en zengin dillerinden bir tanesidir. Bu bir. Gerçek dünyanın ilk dört dilinden biridir zaten konuşma dili olarak. Bu karar tartışmalı bir karardır. Onu baştan söyim. O zamanlar için bak bize göre şu an ne var? Bize göre buradan yorum yapmak çok basit. Biz şimdi 10'la yetiştik. Onunla şey yaptık. 29 harfi biliyor muyuz kardeşim? He. Hatta alfabede olmayanları da siz mesajlarda falan kullanıyorsunuz. Q'ları, V'leri. E zaten her şey hazır ama genel manada o güne döndüğümüz zaman tepki çekmesi kadar normal bir şey yok arkadaşlar. Y devam gelişmelerim. İzmirat kongres gündeme gelmiş. >> Evet. İzmir iktisat kongresi bile gündeme geliyor. Ancak Kazım Karabekir reddediyor. Çünkü ne alakası var diyor mesela kongresinde gündeme gelmesine rağmen gündeme alınmamıştır. Gündeme gelmesine rağmen gündeme alınmadı. İktisat Kongresi olduğu için devam. 29 Mayıs 192 tarihinde. >> 29 Mayıs 1928 tarihinde Evet. >> Marif vekal tarafından >> Maarif vekaleti tarafından >> dil enceni tarafından. >> Dil enceni tarafından. Evet. >> Elif rap >> Elifba raporu hazırlandı. Devam. >> Mustafa Kemal yeni harflerin tanıtım. >> Mustafa Kemal yeni harflerin tanıtımını >> yeni harflerin tanıtımını nerede yaptı? Saray burnu parkında yapmıştır. Hatta fotoğrafına görsellerden ulaşabilirsiniz. Devam. >> İstanbul'da halk şurasında >> halk >> şurasında >> fırkası şurasında. Evet. >> Yeni harfler açıklandı. Hatta günümüzde de böyle bir plan var biliyorsunuz değil mi? Türk dünyası ile ilgili. >> 34 harf. Evet. Devam. >> 1 Kasım 194. 1 Kasım 1928'de Evet. >> Kanun >> kanun kabul edildi. Kanun kabul edildi. Dur. İnkılaplar birbirlerine bağlı inkılaplar mıdır? Ya ben harfi öğreteceğim ama ben adamı 40 yıll Nazım 35 yılda eğitim öğretim hayatım kalmış Nazım. Ben Nazım'a nasıl öğreteceğim? Tamam ilkokuldaki çocukta sıkıntı yok. O başlardan. O yüzden bunun millet mekteplerinin ne olması lazım? Açılması lazım. Yani millet mekteplerinin açılması olacak ki bu bunu tamamlasın. Sınava girdin. Yeni Türk harflerinin veya Latin alfabesini tamamlayan gelişme aşağıdakilerden hangisidir? Cevap millet mekteplerinin açılması en çok gelen sınav sorularından biri. Murat kardeşim bu tarafa doğru kaydırman lazım. Artı devin sonuçları burada. Şuraya kaydır kardeşim. >> Not >> tabii not da var. Not eee bu tarafa doğru yanda şu an görüyorsunuz. Şurayı sağ tarafa doğru kaydır kardeşim. Oradaki harf devriminin sonuçlarını yazmamız lazım. Evet. Sonra bir tekrar yapacağım. Başla karışım. >> Okur yazar oranı ciddi artur yazar oranı ciddi bir şekilde artış göstermiştir. Şekilde artış gösterdi. Devam. >> Basılan kitap sayısı arttı. >> 2inci madde değil mi? Basılan kitap sayısı arttı. >> Ama bu normal ya. Millet bunu harfin kılabına bağlıyor da alakası yok. Kitap sayısı artı. Evet. tercümesi kolaylaştı. >> Batı eserlerinin tercümesi kolaylaştı. Çünkü yepyeni bir şey yaptığın için mecbur yepyeni bir şey yapmak zorundasın. Evet. >> Batıdaki teknik gelişmelerin kolay >> batıdaki teknik gelişmelerin takibi kolaylaşmıştır. Takibi kolaylaştı. Evet. Notumuz nezım? >> Yeni harflerle basen. >> Evet. Yeni harflerle basılan ilk dergi. Bak dikkat buna zamanında geleceğim. Belleten dergisidir. Bu Türk Tarih Kurumu tarafından çıkarılan bir dergidir arkadaşlar. Peki ilk gazeteyi biliyor musunuz? Yeni harflerle basılan ilk gazete. Orada yazmayabilir. Mardin gazetesidir. Tabii. Bilmiyor muydun Nazım? >> Nazımı Mardin aklına mavi şeker geliyor. Başka bir şey gelmiyor. Ne gelecekmiş başka? He yeni harfler. Evet burası tamam mı? Dergi ve şeyleri. Şimdi bir genel tekrar yapalım. Buraya kadarki olan kısmı çünkü anlattım. Şuraya kadar olan yerden soru gelme ihtimali çok güzel. Bir Mauf Kongresi hangi savaş devam ederken toplanmıştır? Kütahşehir muharebir. Doğru mu? 1. Tevhit tesisatı tarihini bilmek zorunda mıyım? 2. Mustafa Kemal'in lafları sözleri genellikle neyle alakalıdır? İkilikler. İki eğitim programı olmaz. İki öğretim programı olmaz. Biz bunları birleştireceğiz. Anladık ki bu tev tesis. Devam ettik. Öneriyi sunan kim veya bunun uygulamasını yapan kim? Evet. Milli Eğitim Bakanı Vasıf Çınard'dır. Değerli arkadaşlar bunun zorunlu sonucu neyin kapatılmasına sebep oluyordu? Bak bakalım. Tarih 3 Mart. Buraya bak 11 Mart 8 gün sonra oluyor. Geldim geldim. Geldim. Eğitim alanında birlik ve beraberlik hangi kanuna sağlanmıştır? Tevhit tesisat. İkilik hangisiyle ortadan kalkmıştır? Yine teh tesisat yabancı okullar üzerine devlet denetimi artmıştır ve otomatikman medreselerin kapatılmasını ortam. Dikkat Fransa papalık özellikle okul olanların hepsi tevhit tesisata karşı çıkı. Dikkat buraya. Biz bu konuyu uluslararası platformda görüşmek istediler. Biz bunu reddedik. Hatta derler ki dış politikamızın ilk eseri, ilk siyasi başarısı yabancı okullar konusunu uluslararası bir platformda görüşmeyi reddetmemizdir dermiş. Tamam. Bir daha söylüyorum. Türk dış politikasının ilk siyasi başarısı çünkü Fransa papalık bizi uluslararası bir kongreye davet etti. Sorunu orada görüşelim diye. Aynı Boğazlar gibi. Aynı işte atıyorum Mehmet Ali Paşa olayı gibi. Biz bunu kabul edersek ne olur? Sorun bizden çıkar gene. Aynı sanıyorum. Biz de bunu kabul etmedik. Bu da oraya karşı direnmemiz. Hatta direnen bazı okulları kapatmamız. Tevhit tesisat kanunu ne kadar ciddi bir kanun olduğunu gösteriyor. Gelelim marif teşkilatı hakkında kanuna. Dikkat dikkat dikkat. Tevhid-i tedisasın neyidir? Tamamlayıcısı. Doğru mu? Tevhid-i tesisatın zorunlu sonucu nedir? He o zaman bir tane kanun çıkarttım ama iki şeyi etkiliyor. Devam ettim. Mustafa Necati Bey, tarihi bilmek zorunda mıyım? E ben 24'ü bilirsem zaten 26'yı bilirim. Geldim buraya. En çok sınavda gelen soru direkt gelir ve tek soruluyor. Okul açılmasının bakanlığın iznine bağlı olması hangi kanundur? Marif teşkilatı hakkında kanun. Devam ediyorum. İlk ve orta öğretim ders programlarının belirlenmesi. Yine neyle alakalı? Türkçe, tarih ve coğrafya derslerine Türk öğretmenlerin girmesi hangi ilkeye girer? Buradan da bunu söylemiş olalım. Devam ettik. İlköğretim ne olacak? Nazım zorunlu ve parasız olacak. Peki buraya geldim. Harf devrimi aslında 100 yıllık bir süreç. Daha 100 yıl önce bile başladı. Böylelikle de arkadaşlar 1928'de harf inkılabı yapıldı. Böylelikle okur yazar oranı arttı. Eee basılan matba sayısı, basılan kitap sayısı arttı. Çünkü sıfırdan bir alfabeye mant. Şimdi düşünelim bugün. Düşünelim. Bunu harf inkılabına bağlayanlar için konuşuyorum arkadaşlar. Nazım Nazım Sokağı adını verdiğim gibi. Türkiye bugün Japon alfabesine geçmeye karar verse ne olur? E kardeşim mecbur bu müfredatla Japon alfabesi okutulacağım diye tüm ders kitapları yenilenmez mi? Bundan sonra böyle bir eğitim olacağı için tüm broşürler, tüm dergiler, tüm tabelalar, tüm memurların kullanacakları her şey değişmez mi? Değişmez kardeşim. O zaman mantıken buradaki basım sayısını direkt Latin alfabesine bağlamak doğru değil. Ancak dikkat devletin yaptığı çok güzel bir şey var. Devlet basımevleri kurdurduğundan dolayı matbaaları aktif hale getiriyor. Biliyorsunuz 1727 İbrahim Müteferikar'ın getirmiş olduğu matbaada 1922'ye kadar basılan eser sayısıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin neredeyse 15 yılda basılan eser sayısı kafa kafaya gelmiştir. Yani burada ne diyorum? 300 yılda basılan eser ile 15 yılda basılan eser sayısı aynı hale gelmiş. Bu çok önemli gelişmedir. Mesela bu matbaanın özellikle devlet matbaalarının aktif hale getirilinin en güzel göstergesi bu. Ama direkt Latin alfabesine bağlamak doğru mu? Tereddütlüyüm. Çünkü neden? Bir alfabe değişikliğinden sonra zaten mecburen bazı şeylerin basımı hızlanmak veya yenisiyle değiştirmek lazım. Ama gene de genel kabul olarak alacak mıyız? Evet. Aşağıdakilerden hangisi Latin alfabesine geçiren sonuçlardan biri değildir? Tabii ki. Neyi de alacaksınız? Basan kitap sayısının artması arttı mı? Arttı. Tercümeler faaliyetleri yoğunlaştı mı? Yoğunlaştı. Okur yazar oranı ciddi bir şekilde arttı mı? Arttı. Bunu bilmek lazım. Tamam mıdır? Var mıdır sıkıntı? O yüzden Maarif Teşkilatı hakkındaki kanundan sonra şimdi neye geçtik? Harf devrimine geçtik. Özellikle şu harf devriminin yapılmasının sonuçları bana soru olarak gelebilir. Yeni harflerle basılan ilk dergi belleten böyle bir soru gelmedi daha ama şu soru geldi Nazım. Tabii bir bir sınavda Latin harfleriyle basılan ilk gazete nedir diye sorular. Neymiş kardeşim? >> Heh. Mardin. >> Var mı sıkıntımız? Artık Mardin diyeceksin. Güzel. Şimdi buraya kadar bir bir ara veriyoruz. Sonra millet mekteplerine geçeceğiz. 5 dakika aramız var. Hadi bakalım.

Geldik millet mekteplerine. Millet mektepleri bir kere daha söyleyeyim. Latin harflerinin kabul edilmesinden sonra dikkat tamamlayıcısıdır. Ne demek o? E Latin harfleri konusunda kim okutacak? Kim öğrenecek? Önce öğretmenler. öğretmenler ki o zamanın ismiyle söyleyeyim ben size. Münevver. Bakın cumhuriyetin ilk en önemli meselesi münevver yetiştirmektir. Siz bu kelimenin anlamını bir araştırın bakayım. Münevver ne demektir? Tamam. Müzeyyen değil. Bak münevver. Baştan söylüyorum. Bir bakın bakın münevver ne demek? Münevver acaba bugün sadece öğretmen mi demek? Münevver ne demek? Halkı aydınlatan birisi mi? Aydın mı? Kim bu insanlar? toplumun münevverlere ihtiyacı vardı. Bakalım bu münevverler nasıl yetişiyor. Tabii ki alfabe bunlar için çok çok kıymetli. Bu arada millet mektepleri ile alakalı şunu söyleyeyim. eee 24 Kasım 1928'de yürürlüğe giriyor. Resmi gazetede aslında açılış tarihi daha evvelden ama resmi gazeteye yürürlüğe girdiği an itibariyle millet mekteplerinin talimatnamesiyle Mustafa Kemal başöğretmen seçiliyor. Dikkat biz bunu 1981'den beri Dünya Öğretmenler Günü Ekim ayında kutlarken biz kendimizi özel üslupla kutluyoruz. Yani 24 Kasım'dan itibaren Türkiye'de 1981 yılından itibaren ben doğmadan bir yıl önce başlamış ne kutlanıyormuş kardeşim? Öğretmenler günü kutlanıyor. Dikkat. Demek ki bu bize aslında Dünya Öğretmenler Günü bir gün var işte mesela 12 Ekim'de ama biz onu kutluyor muyuz? Hayır. Bir dene bile mesaj gelmiyor bana. Ama nerede geliyor? 24 Kasım'da. Neyi kutluyoruz? Mustafa Kemal'in millet mekteplerinin başöğretmeni seçilmesini kutluyoruz. Anlaşıldı mı bütün mesele? O yüzden Mustafa Kemal hangi kurum tarafından başöğretmen seçilmiş? Dikkat Millet mektepleri sakın unutma. Hadi bir yazalım. Bu arada millet mektepleri şöyle herkes okuma yazma kursu veriyor. Doğru. Ama peki gidemeyenler, köyden dışarı çıkamayanlar, tarım sonuçta tarımla alakalı bir durumumuz var. Gezici millet mektepleri bile açılmıştır. Yani köye geliniyor. 2 ay o köyde kalıyor. Bu arada 2 aydır köylere gidişlerde ilçelerde 4 ay, büyükşehirlerde neredeyse 6 aydır. 2 4 6 aydır. Demek ki bir insanoğlu 2 ayda ne öğrenebiliyormuş kardeşim? Okuma yazma öğrenebiliyor. Kaç ayda öğrendin ağzını hatırlıyor musun? >> 4 ayda mı öğrendin? Vallahi bravo. Murat kaç ayda öğrendin? >> 5'te öğrendim. Ben 6'da öğrendim mesela. Belki de öğrendik. Kurdele takımı o zamandı. Onu da bil ara sömestreye girmeden önce takım olmuşlar. O zaman 4 ay. Doğru. Bizler de 4 ayda öğrendik. 15 >> mesela yeni nesli çocuklar çok daha hızlı öğreniyorlar. Sebep ne? Hadi bakalım. >> Evin içine kitap sayısı fazla. Ebeveynin kitap okuduğunu görüyor. Artı gazete, dergi, broşür daha fazla. Bak sonuçta neye etken bırakılırsan, neye çocuğu da hani zorda bir şey bırakırsan çocuk da onu öğreniyor kardeşim. Maruz bırakmak. Bugün dil nasıl öğreniliyor kardeşim? Maruz. E çocuk sürekli kitaba, deftere maruz bırakılsa da erken öğrenmesi oluyor. Bir de anaokullar artık ilkokul gibi farkındaysan. Birçok şey aslında çocuk tarafından öğreniliyor. Sadece onları bitiştirme yani yakınlaştırma ve seslendirme ile alakalı bir durum kalıyor. Böylelikle öğrencimiz çok daha hızlı öğreniyor. Burada neyin etkisi var? Okul öncesi eğitimin çok büyük etkisi var. O zaman devlet ne yapacak? Mantıken okul öncesi zorunlu. Doğru mu kardeşim? Her yerde ama proje okul. 3 sene sonra buraya, 4 sene sonra Sivas Divri, 8 sene sonra Mers. Hayır. Aynı anda prosedür. Çünkü yeni nesil yetiştirmenin birinci kuralı aynı andadır. Buradan aşağıdan başlatacak, yukarıdan azalacak. Anladın mı? Böyle hayata daha etkili, daha bilinçli şekilde girmiş olacaksın. 4 sene eğitime hiçbir şekilde gerek yok. Lisede. Lisenin maksimumu 2,5 yıl olmalı. Daha fazla olmamalı. Lan adam zaten 4 yılda üniversite okuyor. Yerine göre 5 yıl, yerine göre 6 yıl. E bir de zaten kalırsa 7 yıl 8'e uzayanlar var. Doğru mu? E çocuk çıkıyor 25 yaşında. E ondan sonra ne yapacak çocuk? Özele girse giremiyor. Meslek sahibi olsa olamıyor. Önüne KPSS geliyor. İşte diyor ki ben burada şansım dedim. Veya adam öğretmen. Öğretmen olmak istiyor. Başka şansı var mı bu sınava girmekten başka? Yok. Ya da özelde çalışacak ya da ücretli yapacak mesela. Ama bunların hiçbiri tatmin etmez. Ne özel ne ücretli. Öğretmenin yeri ne de kardeşim? Devlet okulu. Tabii. Bu yüzden bizim öğretmen yetiştirme politikamızda ta 90'lara kadar inanılmaz öğretmen açıyla geldik. Ama 90'lardan sonra öğretmen açı git gide git gide git de farklı şeylerle azaltıldı, azaltıldı, azaltıldı. Veteriner din dersine girdi. Beden eğitim öğretmeni müziğe girdi. Müzikçi matematiğe girdi. Böyle saçma bir düzen. Öyleydi kardeşim. Bizim dün öğretmeni boksördü. Hadi bakalım. Buyur. Hadi ezberleme git de ben niye bu kadar Arapça? [kahkaha] Kimse demiyor. Maruz kal kardeşim. Yukarı doğru şey kaldırırdı ya. >> Ya bir de dövmek de serbest biliyor musun? Bir de dayağı yiyorsun. Eve gidiyorsun. >> Evet. >> Evde gidiyor ki niye dayak yedin? Dese ki hadi denk geldi de hocaya telefon açtı. Olmaz da hani diyelim ki benim çocuğu niye dövdün? Dese ki babama süphanek ki okuyamadı. Ne kadar harfce varsa o kadar dayak yerdik. Yemin ediyorum bak. O yüzden öğretmenin ya veliyle o irtibatını kesmek için mesela yıllarca veli toplantısını zamanını söylemezdik. Babaya hiç söylenmez o. Hani niye hep anneler gidiyor babalar gitmiyor. Evet. İkinci sebep de bu. Adam en son diyor öğretmenler toplantısı bitmiş öyle duyuyor. E çünkü söylesem büyük sıkıntı ya. Ne yapacağı belli olmaz onun. O yüzden arkadaşlar millet mektepleri bakın bu tür bütün yapılanların hepsi yeni bir nesil yetiştirmek amaçlı. Bu nesil beğenirsiniz beğenmezsiniz. Şimdi oraya o taraftan bakıyorsun. Eski nesil bizim nesli beğenmiyor. Bizim nesil bir sonrakini beğenmiyor. Bir sonraki nesil de bir sonrakini beğenmeyecek. Bu böyle gidip gelecek. Ama bunun neyle alakası var? Bilgi birikimi arttıkça bir önceki neslin tabii orada teknoloji çok önemli. Cep telefonu yok, bilgisayarı yok, hiçbir şey yok. Eski nesilde televizyon elevlere zor girmiş bazı ekonomik faktörler de var. Bilim parasız olmaz. Artık bunu bir Türkiyece bir idrak etmemiz lazım. Ne yapıyoruz biz? Bir meslek lisesinin ki küçüsedimden söylemiyorum. Bunu asla yanlış anlamasın. Adam bir şeyler uğraşmış değil mi kardeşim? bir şey yapmış ama o yaptığın şey TÜBİTAK'ta birinci bile olsa seri üretime geçemiyor. Veya aynı şeyi çocuk burada yapmış. Burada dereceye giremiyor. Adam Amerika'ya götürüyor birinci oluyor. Beni beynimi kontrol eden kim kardeşim? Bu yaptığım şeylerdin eee ileriki zamanlarda seri üretime geçip geçmeyeceğine de karar veren kim? Onun da benden daha iyi olması lazım ki buna karar versin. Yani aslında gördünüz mü? Eğitim bir şema. Bu şemanın en üstünde bulunan iyi eğitimci olacak ki aşağı doğru sirayet edecek. Her şeyin başı olduğu gibi. O yüzden yeni nesil yetiştiriliyor burada. Yeni nesilde bazı kuralları var. Örnek yeni harfleri öğrenme gibi. Yoksa nasıl yapacaksın? Yapma şansı yok. Millet mekteplerini anladık mı? Latin harflerinin devamında halka ücretsiz şekilde okuma yazmak için açılan kurslardır. 2 4 6 aydır gezileri de vardır. Ve millet mekteplerin değerli arkadaşlar Mustafa Kemal başöğretmeni seçilmiştir. Hadi bir yazalım bakalım. Yeni harfleri >> bitti. Bu kadar. Yeni harfleri öğretmek amacıyla açılmıştır. Devam et Nazım. >> Eğitim süreci 2 4 6 ay >> 2 4 6 ay için planlanmıştır. Evet. >> Gezici millet mektepleri >> Evet. Gezici millet mektepleri vardır. Esen kütüphaneleri vardı. Bizim köye geliyordu. Lazım. Kütüphane geliyordu köye. Arabanın arkasına tırlay bizim şey kütüphane şeye geliyordu. Ne derler? He köye geliyordu. Bizim köylerde ne de olsa tır geldi çilek >> çilek yüklüyüp aşağı gönderiyordu kardeşim. Oradan alırlardı. Böyle bir durumumuz da var. Hani devam. >> 11 Kasım 1928 tarihinde >> 11 Kasım 1928 tarihinde evet açıldı. Ama resmi olarak resmi gazetede yayınlanması 24 Kasım 1928. Peki Mustafa Kemal ne seçiliyordu? Mustafa Kemal millet mektepleri tarafından başöğretmen seçilmiştir. Başöğretmen seçildi. Peki Mustafa Kemal başöğretmen seçildi diyoruz ama bunu biz ne zamandan itibaren kutluyoruz? 1981 yılından sonra kutlanmaya başlanmıştır. Öğretmenler günü kutlanmaya başlandı. Keşke her 24 Kasım'da atama haberi gelse. Her 24 Kasım'da öğretmenlere bir maaş ikramiye verilse bak bunlar hep teşviktir. Esen öğretmenler için lojmanlar vardı. Onlar da kalmadı. Lojman 1960'ta yapılmış. Köy lojmanları. Bugün köy okulları açılma planı var ya. Vallahi köy okullar köyde kimse kalmadı arkadaşlar. O zaman tren geçti. Tekrardan insanı köye geri getirebilmem için aynı şekilde yüzeiz tarım tarla vereceksin işte traktör vereceksin. E sen sabandla babanla kurtul nerede kurtulacaksın traktör vermesin adam neyle geçinecek orada? O yüzden sanki biz orayı köy okulları meselesini biraz kaçırdık. Bir de taşımalı eğitim. Adam saat 6'da kalkıyor. En üst köyden alıyor. Bizim köye varana kadar 8 oluyor. L çocuk 2 saat ne olmuş? Yolda gitmiş. 2 saatte bebe okur mu ya? Okur musun kardeş söyle? Vallahi okumam. Çocuk haklı. O yüzden Türkiye'de taşımalı eğitim eğitimini bitirmiştir. Köy okulları açık kalmadı. Hiç kapanmamalı. Ha iki yakın köy çocuk nüfusundan dolayı bir tane olabilirdi. Yah bu memlekette hala bir tane çocuğa ders verenler var. Haberlerde geliyor. Köyde bir tane çocuk var. İşte devlet budur. Japonya'da da öyle. Mesela bir tane çocuk için yapılıyor. Abi o çocuğu biliyor musun? Sen ülkenin cumhurbaşkanı olayacağını, başbakan olmayacağını, Milli Eğitim Bakanı kimse bilemez. Bundan 30 sene önceki siyasetçilere sor ne olacağını ded hiçbiri belki de gazeteci olacağım, avukat olacağım, spor yorumcusu olacağım, şu ama hepsi bakın şimdi bakan, milletvekili şu bu oluyor, müsteşar oluyor. O yüzden bir çocuk deyip geçmeyin. O çocuğu kazandırmamız toplumu ahlaklı bir şekilde hak yemeyecek, hukuk yemeyecek. Bunları okul öncesi öğretmenleri, sınıf öğretmenleri, büyük paydaş sizde. Aileden sonra her şey aile verir ama okuma, yazma, ahlak, edep, haya efendim 50 tane şey sayarım. Güzel konuşma, efendim eee toplum ilişkileri hep sizlerden oluyor. Sonuçta çocuklar bizi 20 kişilik sınıfta eğitim görüyorlar. 30 kişilik. Oradaki sizsiniz. Oradaki anne baba siz. O yüzden sınıf öğretmenleri ve okul öncesi öğretmenleri benim gözümde yeri bambaşkadır. İkinci annedir çünkü. Ha bu arada erkek öğretmen de olsa fark etmiyor. O da anne. Tabii bu gerçek kardeşim. Ben ilkokulu ü tane öğretmen de üçü de annedir benim için. Çünkü gerçekten öyle şefkatli öğretmenler var. İlkokulda şefkat aranıyor. Ortaokuldan sonra daha çok disipline doğru geziliyor. Çünkü ergenlik dönemine girdiği için çocuk disipline edilmeye çalışıyor. Tabii belli nokta her zaman edemiyorsun. Allah gençlerimizi muhafaza bürsün. Her gün 50.000 000 tane haber duyuyoruz haberlerde. Doğru mu kardeşim? Bu haberler bu ülkede oluyor. Kimse demesin, kimse kınamasın. Benim çocuğum yapmaz diye. Bakın görüyorsunuz. Kınayan insanlar çocukları iki gün sonra değerli arkadaşlar kınadıkları şeyden oluyor. Dediğim gibi kolay değil. Yeni bir ulus yaratma peşinde olmak çok zor. Bakın bunların meyveleri 60'larda anca alacaklar. Haberiniz olsun. Türk Tarih Kurumu Mustafa Kemal. Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa o tarih bambaşka bir alem. Ne demek istiyor Mustafa Kemal? Ben size hep şunu söyledim. Bak videomun başından şu an izlediğiniz videoya kadar kardeşim tarihi ben yazıyorum. Şimdi diyeceksiniz hocam ne alaka? Müfredat var şu var alakası yok. Müfredatın içindeki o nota kadar ben verip vermemeye karar veririm. O zaman tarihi yazan yapandan daha kıymetlidir. Çünkü ben yazıyorum adam ölmüş teyit edemiyorum. Adam ölmüş teyit edemiyorum. Ya Kaan Sultan Süleyman'la ilgili bir şey yazsan nasıl teyit yapacağız ya? Kalsın da öbür taraf ahirete saçma sapan olabilir, yalan yanlış olabilir, belgeye dayanmayan olabilir. O yüzden tarihçilik mesleğinde tarihi tarihçi yazar. Arkadaşlar bugün YouTube'da birçok tarih öğretmeni var. Niye beni dinliyorsunuz? 3 4 tane sebebi olabilir. İşte bir tanesi der ki benim amcam vardı, atandı seninle hocam. Dayım vardı, halam vardı, teyzem vardı. Ben komşunun kızı olacağım. Bak bunların hepsi neden? E ben hocam çok bilgi veriyorsun. Hocam ben tahtaya yazdığım için sen de yazıyorsun. Oradan deftere geçiriyorum. Çok gelen var. Birçok sebep sayabilir misin? Ben size söyleyeyim. En büyük sebebi üç tane sebep vardır beni izlemenin. Bir, bak videoların süresi uzun olmasına rağmen. Bir, milli bilinç için izlersin. Bu en önemli gayemdir. 2. Gerçekten sınavda 25 ve üzeri yapmak için izlersin. 3. Değerli arkadaşlar, o arada kalan hikayeler dediğiniz şey tarihtir aslında da o arada kalanlar size ezberci mantıkla yıllarca anlatılmadığı için Uş anlaşması neden sonuç? Trabz savaşı neden sonuç? Karlovça neden? Hayır. Bu aralardaki hikayeler çok kıymetli. En sona profesörlerimiz ve doçentler yeni sistemden yetiştiklerimden dolayı doçentler için konuşuyorum en azından. Ne oluyor? Şu an o hikayelerden soru yazıyorlar ve bu hikayelerin yarısından çoğuse gelecek. Atatürk'ün lafları sözleri, Kazım Karabekir'in sözleri, Ali Fatiç ve Sön Refet Belin. Özellikle inkılap hariç konuş laflar sözler gelecek. O yüzden Mustafa Kemal'in Türk Tarih Kurumu açılırkenki bu sözü her zaman sınavsun. Niye? Çünkü nesnellik, objektiflik olmasını istiyor. Ya Sakarya'yı ben kazandım. Adam şimdi dese ki Sakarya diye savaş yok. Anlattım geçen videolarda. Diyor mu demiyor mu kardeşim? >> Diyor değil mi? Büyük taarruz yok diyor. İzmir kendi kendine kurtulmuş ya. Yunanlılar binmiş gemiye hadi arkadaşlar geri dönelim ya. >> Sıkıldık İzmir'den ya. Bordon yürü yürü hep aynı yer mi demiş. Adamın mantığı bu. O yüzden bazı insanlar 1908'den 1922'ye kadarki tarihi reddediyorlar. Halbuki ik orada iki tane padişah var. E artı milli mücadele adamlara göre bu yok. Yok ya öyle bir şey olmamış tat yılın hatta bana göre son 300 yılın en büyük 15 yılıdır. O 15 yılı 1908 2000 şey 198 1923 en büyük olaylar rejim değiştirilmiş milli mücadele yapılmış. Balkan savaşları kaybedilmiş. Trablus'la gidilmiş . Dünya Savaşı E kardeşim şöyle bir tarihe bakar mısın ya? Mondrosu var, Sevri var. Milli mücadelelerin hazırlığı kongresi var. Adam diyor ki bunlar yok lan. Ne güzelmiş lan sen. Senin 15 yılını silek hayattan. Hadi 25'te 40 yok. Böyle bir şey olabilir. E senin senin sen kendi tarihini kendi yaşamını sildirmiyorsan nasıl tarih siliyorsun oğlum? Buralar çok kıymetli. Tarih yazan yapana sadık kalmalı. Sah Kemal'in çok ünlü söz. Çok beğendiğim bir söz. E adam yapmış yapmış savaş kazanmış kazanmış. Adam diyor ki yok kazanmadım. Bir de sanki olay içindeymiş gibi de anlatıyor. Yalancının şahidi çok olur arkadaşlar. Bunu bak bunu her zaman size söyleyeyim. Her zaman doğru ayağa kalkana kadar yalan dünyayı dolaşır. Anladın? Bunu hiçbir zaman unutmayın. O yüzden şu laf çok kıymetlidir. Neden? Tarih biliminin nesnelliği ve objektifliği ile alakalı bir şeydir. Yani Mustafa Kemalse bu lafını verdi. Bu tarih biliminin neyle alakalıdır? Nesnel davranmasıyla alakalıdır. Objektif olma durumuyla. Hadi bir yazalım mı? O lafı lazım. Önce olafı yazalım. >> En alta yazmak. >> Tarih

Yazmak. Tarih yapar mühimdir. Tarih yapmak kadar mühimdir. Evet.

Yazan yapana sadık kalmazsa. Yazan yapana sadık kalmazsa. Yapana sadık kalmazsa. Evet.

Değişmeyen hakikat. Değişmeyen hakikat yani gerçekler. İnsanlığı şaşırtacak. Şaşırıyor muyuz? Bir mahiyet alır. Bir mahiyet alır. Evet.

Bu laf çok kıymetlidir. Her zaman sınavda sizlere gelir değerli arkadaşlar. Haberiniz olsun. Mustafa Kemal Atatürk'ün özellikle Türk Tarih Kurumunu açmasının temel sebebi milli şuur, milli benlik, kültürel değerler. Türk tarihinin özellikle araştırması çok ilginç de bir hikayesi vardı. Bilmeyen arkadaşlar için anlatayım. Türk Tarih Kurumu böyle biraz da kurucusu Mustafa Kemal tamam ama kurulma hikayesi çok ilginçtir. Bir tane kızın adı neydi ya? Manevi kız. Ülkü Adatepe. Yok. Ülkü mü ya? Hayır hayır. Afet İnan. Afet. Ülkü daha küçük. Afet İnan geldi. Bir Fransız ders kitabında Türklerin ikinci ırktan yani Sarı ırktan, barbar ırktan geldiğine dair bir şey gösterdi. Ona ne derler ona? Bir belge ders gösterdi. Mustafa Kemal şaşırdı kaldı. Yani Fransızların Türk milletini öğretirken yaptıkları. İkinci ırk ya da sarı ırk ya da barbar ırk demek medeniyete katkı sunmayan demek.

Şimdi düşünebiliriz biz medeniyete katkı sunmamış olabilir miyiz? Arabistan çöllerine git bizim izimizin. Balkanlara git her yer bizim izimiz. O kadar yıkmalarına rağmen camiyi, medreseyi, okulu, mektebi, o kadar çeşmeyi yıkmalarına rağmen hala izlerimizi yıkamadılar. Anladınız mı?

O yüzden tabii bunun üzerine bu Türk Tarih Kurumunun Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti adıyla kurulu. Hepimizin milli adıyla Türk Tarih Kurumu Mustafa Kemal'in vefatına sizler de biliyorsunuz ki iki kuruluşa mirastan pay bıraktı. Biri Tarih Kurumu, biri dil kurumu. Mustafa Kemal'e göre bunlar ne? İki kardeş kurum. Tarih dilsiz, dil tarihsiz olur mu ya? O yüzden Ankara'daki fakültenin adına lütfen dikkat edin. Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi. Bak orada coğrafya da var. Dil, tarih ve coğrafya fakültesi. Türkiye'nin en önemli, en saygın kuruluşlarından biri. Hele bir de ders yapılsa, ikide bir eylem yapılmasa çok güzel olacak ama normal oranın ders yuvası olması lazım. Doğru mu kardeşim? İkide bir o ona, o ona, o ona, o ona. Oğlum ne kazanıyorsunuz? O kadar üniversite okudum. Bir tane olaya kaçılmaz de Kütah'da ne olay olacak?

Soğuk. Ne? Soğuktan bir. Hayır, 1 Mayıs'ta ben Cumhuriyet Caddesi'nde yürüyorum. Hava soğuktu. Beni şey zannetmişler. Yürüyen tek kişi. Hayır ya, soğuktan yürü ben vardım yani eve gidiyordum. Beni eylemci zannediyorlardı yani düşün yani hale bak. Oraya geldik.

Arkadaşlar anlayacağınız Türk Tarih Kurumunun temel açılma sebepleri Türklerin bir kere barbar ırktan gelmediğini kanıtlamak. Dünyayı medeniyete ne sunduğunu gösterebilmek. O yüzden bakın kazılar yapılıyor. Türkiye'nin dört bir tarafında kazılar. Ne kazılar bunlar? Antik kazılar. Antik kent bulakazları, bizlerin değer restorasyon çalışmaları ağlattı bel Ankara'da burada Atatürk şeyi var şu an Atatürk parkının olduğu yer ağlattı ben işte Ankara'da kazı orada yapıldı. O yüzden dikkat et park böyle niye böyle diyen yok. Park öyle park gördün mü? Niye öyle Ankara şey şey parkı Atatürk Parkı kazı yapıldığı için orada tümsekler aslında.

Şimdi burada şuna dikkat etmek lazım. Türk Tarih Kurumunun açılma nedenlerini bir öğrenci çok rahatlıkla yapabilir. Ama aşağıdakilerden hangisi Mustafa Kemal Atatürk zamanında tarih adına yapılan çalışmalar arasında gösterilemez. İşte bunu yapamayabilirsin. O yüzden neler yapıldığını bileceğiz. Hadi başlayalım. Türk Tarih Kurumu niye açıyoruz? Başla.

Türk milletinin kökenlerini araştırmak. Kökenlerini araştırmak. Hemen burada bir şey araya gireyim arkadaşlar. Türk milletinin kökenini araştırmak. Eskiden Osmanlı Detea ne okunuyordu? Selçuklu biraz ve Osmanlı tarih okunuyordu. Uygur, Göktürk onlar var mı? Hititler, Anadolu'daki uygarlıklar var mı? Haddiler, Hititler, Lidyalılar, Urartular hepsini ortaya çıkmıştır. Türk Tarih Kurumu çıkartmıştır. Hatta size bir bambaşka hikaye anlatayım. Türk Tarih Kurumunun kurucuları arasında ve çok büyük bir üstadıdır kendisi. Değerli arkadaşlarım bizler yıllarca ders tabı olarak da okuduğumuz bir adam. Şimdi o adamı size bırakacağım ne olduğunu. Bu adam Büyük Selçuklu Devleti'nden ayrı, müstakil bir devlet olduğunu Anadolu Selçuklu Devleti'ni kanıtlamıştır. Biz bugün Anadolu Selçuklu Devleti devlet işliyoruz değil mi? E sen ayrı işlenmiyordun. Büyük saçta yetişemiyor. Kim bu adam ki oturdu da Mustafa Kemal'e belge sundu? O belgelerin sonunda a diye bir devlet ve diğer adıyla Türkiye Selçuk Devleti diye bir devlet olduğu ortaya çıkar.

Şimdi dikkat. Peki müstakil bir devlet değil mi TSS'de başlar? Devlet Büyük Selçuklu'ya bağlı ama Büyük Selçuklu Devleti yıkıldı ama şey devam etti. ASD. Hepinize soru. Bugün cumhurbaşkanlığının forsunda ASD yok. Dikkat edin. Çünkü bilim dünyasına kazandırılması ve genel kabul görümlü 60'lara dayandığı için bu cumhurbaşkanlığı fora daha evvelden çizildiği için kardeşim o cumhurbaşkanlığı forsunun yenilenmesi lazım ya. Öyle olur mu? Aldık bir şeyi kullanıp duruyoruz ya. Olacak iş mi ya? Şey karıştırılıyor hala. Batı'nın hükümdarları hangi batı? Doğudan batı ayrıldığı için mi batı yoksa gazeteden Balamir'in kurduğu Avrupa on devleti mi? O da yok. O yüzden cumhurbaşkanlığı forsunun değişip devletlerin eklenmesi lazım. Ne 16 Türk devleti ya? Ne 16'sı ya? Oraya ben 36 tane yaparım. Yıldızlar kümesi yaparım oraya ben. Evet Nazım gerçekler var ama ha insan da şunu düşünmeli. Ulan 30 16 değil 36 yazsak ne olur? 36 tane Türk devleti kurulmuş ve yıkılmış. O zaman biz de düşüneceğiz niye kuruluyor bu kadar? Niye yıkılıyor? Doğru mu? Heh. Orayı akledersek bu son kurduğumuz devlet bir ömür gider inşallah. Doğru mu?

Cevabı ASD öğrencisi. ASD'de verdim. Belki de öğrenci unuttu. Şimdi bir daha söyleyelim. Kim bu adam? ASD'yi müstakil devlet haline getirip de Mustafa Kemal'e kanıtlarıyla sunan adam. O olmasa bugün öyle bir devlet işlemiyoruz. Düşünebiliyor musunuz? Anadolu'da 1075'ten 1308'e kadar bir devlet var. Hani mantıken şöyle baktığın zaman 25 225 233 senelik bir devlet hiç işlenmiyor. Böyle bir şey olur mu ya? İşte Türk Tarih Kurumu dediğin tarih ha zararını işsize yani özellikle YKS'de Lidyalılar, Midyallılar, onlar bunlar hiç bilmiyorduk. Neyle başlayacaktık biz? Selçuklu birazcık ondan sonra Osmanlı tamamdı. Hayırlı uğurlu olsun. 27 soru bunlardan yapabiliyor musun? Şimdi yapamıyorsun. Heh. O KPS'de de Allah'tan onlar yok ha. KPS'te tarih ve zaman yok. İş çağ yoklar. Bazen ar soru geliyor bana. Onlara da cevap vereyim. Orta Çağ, yeni çağ ve yakın çağda Avrupa yoktur arkadaşlar. Bizim müfredat konularımız arasında değildir. İslam tarihi de dahil. Devam.

Türklerin dünya ve İslam tarihine katlarını ortaya. Türklerin dünya ve İslam tarihine neymiş? Katkılarını ortaya koy. Katkılarını ortaya koymak. Devam Nazım. Devam.

Türklerin sarı ırk. Burada kastedilen sarışınlık değil. Sarı ırktan yani barbarı kastedilen gelmediğini kanıtlamak. Çünkü Türkler ağırlık olarak değerli arkadaşlar gelmediğini kanıtlamak değilim. Ağırlık Moğollarla çok karıştırılıyor. Dünya tarihinde de böyledir. Ha dünya tarihinde hala bizim ne zannediyorlar? Moğol. Hiç Moğol benzer tarafın var mı? Senin biraz var Nazım. Vallahi var Nazım. Şimdi gerçekler gözler çok kısık.

Hun. Hun türküsün de işte. Evet. Devam et bakalım.

Türklerden önceki Anadolu tarih. Türklerden önceki Anadolu tarihini anlatmak. Anadolu tarihini aydınlatmak. Tarihini aydınlatmak. O yüzden Türkiye'nin ilk arkeoloji müzesi Ankara'ya yapıldı. İşte etnografya. Kaleye doğru çıkın göreceksiniz. Etnografya dedim ama Anadolu Medeniyetleri Müzesi yani kastettim. Anadolu Medeniyetleri Müzesi nerede? Bak bakayım oraya git. Ankara'ya geldiğiniz z Ankara'da gezecek bir yer yok. Ankara'da deniz yok. Oğlum Ankara'da deniz yok da niye geliyorsun be adam? Deniz olmadı. Bir bir niye geliyorsunuz Ankara'ya? Ankara'ya gelen ulusu dikkatli gezsin. Hem iki manada dikkatli gelsin. Hem [kahkaha] hırsızlık olayları için dikkatli gelsin.

Kalmadı. Kalmadı mı? Senin başına gelmediği için lazım. Dükkanı mı aralı? Tamam da sen dükkanda saklanıyorsun. Lazım dükkanda kimseni soysun ya. Yanlış anlama da arkan dönük kasanın önündesin. Kim seni soyun ama gene de dikkat edilmezsin. Ulus Türkiye'de dikkat edilmesi gereken yerlerden biri kardeşim. Bu bir gerçekten Nazım. Akşam altdan sonra geziyor musun orada? Yok. E ne abi? Nerede geziyorsun? Orada müzeden çıkıyorsun arabana biniyorsun. Evine gidiyorsun. Hadi bir gez bakayım. Abi kimin çıkacağını bilmiyorsun. Sıkıntı o. Çok affedersiniz pavyonlar da aşağı tarafta. E şimdi öyle deme lazım. Bir kadın olarak düşün bakım. Oraya çıktın akşam kaldın birisi olmadan hayatına veya bir topluluk olmadan. E niye grupiyorlar o zaman otobüslerle iniyorlar. Tekil gelen çok az veya herkes gündüz geziyor. Tamam müzelerin açış kapanış saatleri de tamam ama eskisi gibi değil. Onu da kabul ediyorum ama gene de tehlikeli.

Evet. Dikkatli olacaksın iki şekilde. Bir dediğim olay iki orada çok müze var. Roma anamından, Anadolu Medeniyetleri müzesinden, Etnograf'dan, Rahmi Koç Müzesinden, Kelime Müzesind'en işte şu arkadaşların açtığı bir tane müze var. Onu da ziyaret edebilirsiniz. Neydi? Pusat. Türk PSAT Müzesinden var. Yani ora çok güzel bir yer ama lütfen Ankara'ya dikkatli gezelim. Aşağıda bak Türkiye Büyük Millet Meclisi yan taraf resim heykel Müzesi öbür taraf Osmanlı Bankası ya Ankara bir rehber aracılığıyla gezildiği zaman gerçekten tadına doyamazsın. Ama biz ne yapıyoruz? Trafiği oraya veriyoruz. Bak bunu şu tarih bak şu tarih başka bir ülkede olsa var ya şöyle bir coğrafya yerleşken hayatta trafiği oraya sokmaz. Trafik ne ya? Orada trafik olur mu? Ankara garından garından ta yukarı kaleye kadar oranın komple trafiğini yer altına alması lazım kardeşim. Çünkü orayı Akköprü'de dahil olmak üzere ta şeye kadar Sıyya kadar opera da dahil Ankara'yı bilenler hiç konuşum. Şöyle büyük genişçe bir alan ne yapacaksın biliyor musun? İşte orayı kültürel bir miras olarak bırakacaksın. İnsanlar orada arabalarla girmeyecek. Arabalarla girilir mi ya oraya? Herkes yürüyerek gezecek oralı. Rota, rota, rota. Türkiye'nin en büyük sıkıntı rota oluşturmak. Bak aşağıda Ligya yolu var. Antalya'da bak oranın bir rotası var değil mi? Ligya yolu dünyanın en güzel yollarından biridir. Hatta geçen anketlerde birinci seçde. Kaç kişi gidebildi bu ülkede lig? Antalya'da yaşayan biliyor. Azıcık Isparta'da yaşayan biliyor. Birileri yolda görünce Lidyalılarla diyor. Halbuki o ligı bir şey. Doğru mu? Ana parayı burada bulmuşlar diyor. Hiç alakası yok. E sen böyle nasıl geliştireceksin? Müfredat her sene güncellenerek yayınlanır. Ben niye her sene soru bankamı güncelliyorum ya? Aynı sorular kalsın ömür boyu. Olur mu öyle şey? Devlet kitapları devletteki öğrenci sayısına göre basılmalı, dağıtılmalı bitti. Ertesi sene verilecek kitaplar gene eklemeler olmak zorunda. Çünkü dünya değişiyor. Dünyadaki güncel olarak eklenerek çocuklara öğretiliyor. Çocuklar anlamıyor. Benim derdim başka kardeşim. Bunun üzerine KPSS yasan benim derdim o sizin. Böyle haberleri açtığınız zaman vay be anlamanız. Libya'da uçak düşüyor Hayman'a e sen şimdi onu tezahür edemezsen o zaman bomboş izersin. Sana göre bir uçak kazası. Doğru mu? Bana göre öyle değil. Bana göre öyle değil. Sana göre öyle. Senin için normal bir yolcuya düşmesiyle orun düşmesi. Fark yok. Sadece son dakika son dakika gelişmesi biraz önemli bir şey olduğunu anlarsın ama gerisini anlayamazsın. Çünkü ne bilmiyorsun? Tarih bilmiyorsun. Geçmiş bilmiyorsun. İkili del ilişkisi bilmiyorsun. O yüzden sizlerde çağdaşlık ve dünya tarihinde en güzel kısmıdır tarihin bana göre. Çünkü yaklaşıyoruz günümüze. Buralar bildiğin şeyler. Bunu sınavda yaparsın. Hadi bakalım. Devam.

Türklerin ilişki kurdukları devletler üzerindeki. İlişki kurdukları devletler üzerindeki evet. Etkilerini ortaya koymak. Etkilerini ortaya koymak. Devam.

Ümmetçi ve hanedancı. Bir tarih anlayışından evet. Milli bir tarih anlayışına geçmek. Milli bir tarih anlayışına geçmek. Evet. Devam.

Vatandaşlar arasında ortak bir kültür. Milli bir bilinç. Milli bir bilinç oluşturmak. Evet.

Böylelikle biz Türk Tarih Kurumunun neden açıldığını öğrendik. Peki neler yapıldı? Birçok şey var. Kütüphaneler açıldı. Yurt dışı eserler incelendi. Efendim Belleten adında bir dergi çıkarttı ki çok kıymetli bizim için hala tarih için tarih öğrenmek isteyen arkadaşlarımız Belleten dergisine sahip olsunlar. Zaten kendisi de yayınlanıyor. Dijital olarak da herkes okuyabilir. Efendim kazılar yapıldı birçok yerde kazılar. Ankara'da Dil Tarih Coğrafya Fakültesi açıldı. Doğru mu? Türk tarih tezi dikkat Türk tarih tezi ortaya konuldu. Tamam mı? Türklerin kökenlerinin buradan geldiği Türklerin medeniyeti katkıları hepsini Türk tarih tezinde görebilirsiniz. O yüzden de Türk tarih tezi esas alınarak orta öğretim ve ders kitapları çıkartır. Bende ilk 4 senenin ders kitabı var. 1931'de basılan ve okutulan arkadaşlar dört cilt. Hadi bir oku da göreyim şu memleket. O tarihler kitaplarını bir tanesini bitirsin de göreyim bakayım. Yani anlayın oradaki tarihte nasıl bir tarih dersi veriliyorsa. Şimdi bunları okuyacak hoca, anlayacak hoca yok. Onu anlatacak hoca yok. Bravo. Öğrenecek çocuk yok. Dört ciltlik. Hatta şey derler, Kemalist devrimin tarih kitapları. Hatta birçok kısımla, dinle alakalı çok sıkıntı olduğu için bazı şeylerle hep eleştiri yağmuruna tutulur ya bu kitaplar. O dört kitap. Bir bakın bakalım dört kitapta neler anlatıyor. Dört cilt yani. Tamam. Hadi bakalım baş.

Türk tarihinin evet. Ana hatları. Bu bir kitap. Devam. Tarih tetkik. Türk tarihi tetkik Cemiyeti yani Türk tarih kurumu. Evet. Türk. Türk tarihi. Bir daha söyle. Tetkik heyet serisi. Evet. Bunlar hep yapılan çalışmalar. Devam et lazım. Orta öğretim tarih serisi. Yani orta öğretim ders kitapları diyelim. Daha mantıklı olur. Öğrenci anlasın. Devam et. Tarih tezi. Türk tarih tezi bu çok kıymetli evet. Ahlatlı Ben neresidir burra. Ya nere nerede Ankara. Evetğrafya. Ankara Dil, tarih ve coğrafya fakültesi evet. Nazım son Belleten dergisi. Dikkat Mustafa Kemal'in vefat etmeden önce okuduğu son yazıdır, son kitaptır, son dergidir. Adını Mustafa Kemal vermiştir. O yüzden çok kıymetlidir. Bellete dikkat. Tamam.

Evet. Orada yana bir dikkat koyalım Muratcığım. O dikkatte burada yanda yer alsın. Halk evleri. Şimdi diyeceksin ki, "Aa hocam bizim mahallede bir halk evi var. Ankara'da gelen Abidip Paşa'da oturanlar bilir." Arkadaşlar o halk evleri o halk evleri değil. Yapısal olarak da değil ama halk evleri, halk odaları veya halk evleri diye geçen şöyle anlatayım size. Bir insana okuma yazmayı verdikten sonra çocuk okuma yazmayı öğrendi. E böyle mi kalıyor bu insan? Okudukça okuyas gelir. Zaten birinci temel kural ne? Okudukça okuyas gelir. Okuduktan sonra bilgi. Şimdi burada bir aşama var ama insanoğlu okuyor. Diyor ki tiyatro tiyatro. Tamam. Ama onun bir karşılığı yok ki çocukta. O yüzden bunun karşılıkları bulunması için bir okuma yazılma kurslarının devamı. 2 burada özellikle biçki, dikiş, nakış kursları veriliyor. Spor yaptırılıyor, edebiyat yaptırılıyor. Hemen anlatayım. Halk evleri bir bina, dört katlı bir bina. Birinci katına giriyorsun. Okuma yazma var. Ondan sonra odalara ayrılıyor. Oda. Oda. Ne odası la? Bugün bir ton belediyenin kursu var. İşte burada ebru yapılıyor. Burada hatanat yapılıyor. Burada çinicilik yapılıyor. Burada seramik yapılıyor. Doğru mu? Halk evleri de aynen böyledir. Günümüzdeki neye benziyor? Halk eğitim merkezlerine. Ücretsiz mi? Evet. Ama çocuk ne yapıyor? Aşağı katta okuma yazmayı öğrendikten sonra yukarıdaki herhangi bir kulübe yani kulüp dediğim odalara herhangi bir şekilde ücretsiz devam ediyor. Çok güzel de bir şey vardı. Bu arada halk ederi Türkiye'nin her yerinde vardır. Türkiye'nin her yerine aynı millet mektepleri gibi açılmıştır. Dikkat dikkat dikkat. Ben bunu en son videolarımda da aynı üzerine basarak söyledim. Aynı şekil sınavda geldim. Bir sınavda soru şu ya. Bastırdığım şeyi söyleyeyim. Soruyu söyleyeyim. Bastırdığım şey şu arkadaşlar. Bizim halke evlerinin her bir halkevinin çıkarttığı bir gazete var. Dergi de var. Şimdi Bolu dört divandaki bir halkevi başkan. Çıkarttığı şey ne biliyor musun? Dört divanın sesi. Tamam. Bir başka mesela Bolu merkezde Bolu'nun sesi. Anlatabiliyor muyum? İşte Silifke'de tarımın gücü. Bak bunlar hep halk evlerini çıkarttıkları isimlendirmeleri. Ama bir tanesi var ki o onların hepsinin üstüdür. En çok oştur. Zannediliyor ki bütün halka evlerinin toplamı bir dergidir. Hayır, her halkevinin kendine ait bir dergisi var. O yüzden dedim ki size sınavda eğer soruyu halkevlerinin resmi dergisindedir ülkü cevabı varsa soruya itiraz ederim. Neden? Çünkü halkevlerin 50 tane neyi vardır? Farklı isimlerde de Ankara Halk Evleri demek zorunda. Sınavda soru nasıl geldi? Ankara Halke'nin yayınladığı derginin adı nedir? Ülkü. Bak soruyu yazan adam ne kadar dikkatli yazmış. Çünkü Ankara Halk Evleri eğer deseydi ki bana işte 1932 tarihinde kurulan halkevlerinin dergisi aşağıdakiler hangisi? Soruya direkt itiraz eder ve direkt ne yapardım değerli arkadaşlarım? İptal ettirdim. Neden? Çünkü Ankara Akevi'ninki farklı, İstanbul'unki farklı, Malatya'nın farklı. İzmir'in farklı farklı ya. İlçelerin farklı köylerin farklı hangi halkı varsa halkin hepsinin birbirinden farklı. Doğru mu lazım? Hatırladın onu.

4 sene önce aynı videoda aynı şekilde bahsettim. Sizler sadece KPS'ye girmeyeceksiniz. Bu süre içinde belki de kaç tane sınava daha gireceksiniz? Mülakatlarda sorulacak. Dikkat. Ankara Halkevlerinin dergisinin adı Ülkü. Hepsi var. Bütün serisi var bende. Çok ilginç bir dergi. Yani Türkiye'nin 4 bir tarafından şiir alıyor. Bizim Posta Gazetesi vardı ya 3. sayfa şiirleri. Onun gibi değil tabii. Çok mantıklı. Süzgeçten geçiyor. Süzgeçten geçtikten sonra yayınlanıyor. İnsanlar orada çıktıkça gurur duyuyor. Edebiyat köşesi ayrı, tarih köşesi ayrı, sanat köşesi ayrı, tarım köşesi ayrı. Ya ülkü dergi ya. Şöyle bakıyorum dergi ya. O şartlarda muhteşem bir dergi çıkarmış ve özellikle köycülük üzerine çok önem vurulmuş arkadaşlar. Köylü eğitirsen toplum eğitiliyor. Çünkü köylü eğitilince doğan çocuklar da değerli arkadaşlarım hem köylüden hem de şehirleşme açısından araya doğru yani ne demek istiyorum? Bilinçlenmiş bir şekilde eğitiliyor. O yüzden köylünün çocuğu salt köylü olarak kalmıyor. Halk evleri bunu başardı. İleride bir başaran da köy enstitü olacaktır bu bağlamda. Anladık mı halkevlerini? Ardalık evleri Osmanlı Devleti'nde açılan Türk Ocaklarının yerine kurulmuştur. Bu da gelen sınav sorusu. Neyin yerine kurulu diye soru cevap Türk Ocakları. Halk evleri. Türk Ocakları kapatılıp ne kurulu diye soruldu. Halk evleri. Hadi bakalım. Buyur. İki türlü soru sorulmuş. Hadi başla bakalım. Halk evleri.

Cumhuriyetin ilke ve inkapları. Cumhuriyetin ilke ve inkılaplarını halka anlatmak. Halka anlatmak için kuruldu. Evet, devam lazım.

Türk 1912'de açılan Türk Ocaklarının yerine kurulmuştur. Türk Ocaklarının yerine kuruldu. Devam. Ankara Halk Evlerinin olduğu derg. Ankara Halk Evlerinin dergisi dergisinin adı dikkat Ülküdür. Son zamanlarda iyi geliyor. Evet devam.

Yurt dışına açılan tek. Yurt dışına açılan tek şubesi Londra'dadır. A hocam Londra'da ne işi var? Niye biliyoruz mu? Mustafa Kemal'in yapmış olduğu bu hamleyi ta Londra Belediye Başkanı görüyor. Londra Belediye Başkanı halka evi açıyor Londra'ya. Evet. Etkiye bakar mısın? Yani Türkiye'deki bir kurumu beğeniyor yapısını. Aynısını Londra'da açıyor. Tabii bizdeki gibi şeyleri yoktur elbette. Hani demen bir de folklor var. Ne İngiltere'de ne oynattıracaksın yani? He. Ne? Bir şeyler çıkabilir. Londra'nın bağları. O yok işte yani devam.

Adnan Menderes tarafından kabul. Adnan Menderes tarafından ya da döneminde kapatıldı. Sebebi Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir örgütü gibi hareket etmesidir. Tamam. Çünkü bunlar CHP açtığına göre millet mekteplerini CHP, halkevlerini, Cumhuriyet Halk Partisi yine şey açıyor. Köenslerini CHP açtığı için bunlar iki gün sonra siz bunu örgüt olarak veya oy değiştirmek için yapıyorsunuz diyerek kapatılmıştır. Bazıları işlevini yitirmiştir. Bazıları komünizmle suçlanmıştır gibi. Evet. Bana alkelerin çalışmalarını söyle.

Bitki ve dikiş kursları verilmiş. Doğru mu? Devam. Yöresel değerler. Yöresel değerler. Bunlar arasında hem anneanneler var hem yemekler var. Evet. Okuma yazma. Okuma yazma kursları burada da var mı? Dur dur dur dur. Ben olsam yazarım herkes de düşürürüm. Bir millet mektepleri öncüllü üçlü soruyorum. 1. Millet mektepleri 2. Halka evleri 3. Türk tarih yukarıda verilenlerden hangileri? Latin alfabesini öğretmek amacıyla ya da yeni Türk harflerini öğretmek amacıyla kurmuştur. İkisi de var. Yani sadece millet mektepleri yok. Nede var? Halk evleri de var. Evet. Devam. Tüh kurumu yok. Sağlık. Genel sağlık. Bunu sağlık kısmında işleyeceğim. Türkiye'nin en büyük mücadelesi bununla olmuştur. Ailelere soyadıma. Ailelere soyadı bulma. Evet. O da var.

Şimdi gelelim bu tarafa doğru. Ney var burada? Şubeleri var. Söyle bak. Odalar yani.

Dil, edebiyat, tarih. Dil, edebiyat ve tarih. Evet. Devam. Güzel sanatlar. Güzel sanatlar. Evet. Spor ve temsil. Spor ve temsil. Evet. Kütüphane ve neşat. Kütüphane ve neşriyat. Bak bunlar hepsi neymiş lazım? Şubeler. Oda. Odanın üzerine ne yazıyor? Kütüphane ne yazıyor? Spor veteranisi. Tamam. Devam. Sosyal yardım. Sosyal yardım. Halk dershan. Halk dershanedeleri evet burada ders görüyorsun. Evet. Köyülü köycülük muhakkak veriliyor. Müze ve serg. Müze ve sergi. Görüyor musunuz arkadaşlar? Buraya gidenler bu hizmetlerden ücretsiz bir şekilde yararlanıyor. Bu arada Halk evleri her hafta bir broşür yayınlayarak işte bu şair geliyor, bu yazar geliyor. Düşünebiliyor musunuz? Yani o dönemin sanıyorum en önemli adamları geliyor. Senin ilçene kalabalığı bir tahmin edin. Yani orada insanlar bir kelime feyiz alabilmek için değerli arkadaşlar saatlerce günlerce bekleyenler var. Günlerce bekleyenler var.

Ses yarışmaları yapıyorum. Ses yarışmaları burada değil. Hayır ses yarışması şu temsilin içinde ses var da yarışma olarak yok. Ses yarışmaları de daha sonra güzellik yarışması olacak. 19 30'larda güzellik yarışması olacak. Hatta Keriman Alislayacak kazan. Kerem Haris de Mustafa Kemal soyadıan sonra Ece yani kraliçe unvanı vereceğim. Nereden aklına geldi?

Dün yılbaşına o ses Türkiye izleyenlerden biri de bu işte arkadaşımız. He devam edelim bakalım. Türk Dil Kurumu [kahkaha] kardeş biz boşovdaydık hala unutulmayanları izledik. Ulan ne kadar çok kişi ölmüş. Allah rahmet eylesin ya. Ulan bir baktım ölmeyen bir tek İbrahim Tates herkes programına çıkan herkes ölmüş. Evet. Şu şeyi verir misin bana? Kalem. Şöyle bir baktım kardeşim ne bileyim Ferdi Tayfurlar gördün mü? Ahmet Selçuk ilklar Ahmet Kayalar o tarafa bakıyorsun işte şey Müzeyyen Senarlar efendim Yusuf Hayaloğlular değil mi ya neler neler aslında ne kadar çok kişi kaybetmiş. Biz bizim zamanın müziğini ve sanatını kaybetmişiz arkadaşlar. Ben bunu anladım yani. Doğru mu? Üzün sana unutulmayanlar diye bir şey yayınladılar da ondan sonra izledim şöyle bir. Ulan ne kadar çok kişi gelmiş geçmiş o programlardan vefat etmiş. Müzeyyen Senar izmez. O nedir? O nasıl bir sestir ya? Plakta bile izlerken, dinlerken yani Müzey senar büyük usta yani. Tamam mı? 100 yaşına kadar ya. Allah herkesine rahmet etsin. Benim öyle şeyim yok biliyor yani. Öldü mü? Ben herkese rahmet dilerim. Evet Cem Karaca mesela vardı.

Türk Dil Kurumu Mustafa Kemal'in iki kardeş kurum dedikleri kurumlardan biri. Söyle bakayım iki kardeş kulübü bana Fenerbahçe Galatasaray mı? Kim? Tarih Kurumu, Dil Kurumu. Çok güzel. Tarih Kurumundan sonra dil ya dil olmadan olur mu ya? Anlaşamıyorsun kardeşim. Bu bir yani. Ve Türk Dil Kurumu üç aslında üç amaçla açıldı. Bir, Türk dilini yabancı dilin boyunduru altından kurtarmak. 2. Türkçedeki bu yapım ve çekim eklerini bulabilmek. 3. Türk kökenli ya da yabancı kelimeleri Türkçe karşılıklarını bulabilmek. Türkçe üretmek, kelime üretmek amacıyla kurulmuştur. Ve Türk Dil Kurumu da birçok çalışma yapıyor. Biliyor. Divan Lüga Türk'ü Türkçeye çeviriyor. Bilmem bir ton mesele var arkadaşlar. İşte dil bayramı ilan ediliyor biliyorsun. Ta Karahoğlu Mehmet Bey 1277 hatırlayın Andos Devletini anlatırken anladım anlatmıştım. Cimri olayında. Yani o Cimri olayındayken biliyorsunuz divan toplantısı yapılıyor. Alaattin Siyavuş. Alaattin Siyavuş'u Konya'da alan dolay sürein tahtına çıkartığındaki divanda bundan sonra dergahta bargahta sarayda Türkçeden başka dil kullanılmayacak demişti. Değerli arkadaşlar bakın t dil bayramı Türkçenin dillermesi 1277 hadi bakalım nedenleri ve defteri.

Türk dilimi yabancı kimleri. Aha maviyle yazdım. O zaman ben devam edeceğim. Söyle. Türk dilini. Evet. Yabancı kelimelerin boyunduruğundan kurtarmak. Yabancı kelimelerin boyunduruğundan kurtarmak. Yok yok verme. Vardır bir hayır diyoruz ya. Nazım. Zaten diye diye bu haldeyiz diyor. Ver bakayım bir şey. Yo yok. Şey peşte bunu şey akıyor ya. Peşte alabilir miyim Murat? Oo gene anam babam supa döndük ha ya. Onlar kaybetti. Onlar kaybetti. Devam et. 2.

Türkçenin zenginliğini ortaya koy. Türkçenin zengin bir dil olduğunu, zengin bir dil olduğunu ne yapmakmış? Ortaya koymak. Ve kökenlerini. Ve kökenlerini araştırmak. Devam. Konuşma dili ile yazı arasındaki. Konuşma dili ile yazı dili arasındaki. Farklılığı gidermek. Farklılığı gidermek. Bu neye de istirat ediyor? Aydınlarla halk arasındaki dile de. Aydın çok iyi biliyor Arapça ve Osmanlıca. Halk bilmiyor. Onun konuştuğunu o anlayamıyor veya hissedemiyor. Devam. İki tane söyleim. Teknik kavramlar kavramların Türkçe karşılığını bulmak. Teknik kavramların Türkçe karşılıklarını bulmak. Evet. Türk dili. Ve Türk diline yeni kelimeler kazandı. Yeni kelimeler kazan. Evet. Nazım. Aydınlar ile halk arasındaki kopuk. Aydınlar ile halk arasındaki dil kopukluğunu önlemek. Bu özellikle edebiyatta çok oldu. Dil kopukluğunu önlemek. Evet. Halk ağzından derlemeler. Halk ağzından derlemeler. Evet. Kitaplar ve kitaplardan ne yapmak? Taramalar yapmak. Kıymetli dostlar olay bu. Türk Dil Kurumunun açılma sebepleri bunlardır. Bu arada ikisini de başkan da yeri gelmişken söyleyeyim. Türk Tarih Kurumu'nun ilk başkanı Mehmet Tevfik Bıklıoğlur. Şeyin ise Sami Rıfat'tır. E Türk Dil Kurumuunun başkanları bir sınavda geldi. E bir sınavda dil kurumunun başkanlığını sordular. Bir sınavda da Türk Tarih Kurumunun başkanını sordular. Mehmet Tevfik Bıyıklıoğlu Türk Tarih Kurumunun başkanıdır. Sami Rıfat ise nedir değerli arkadaşlarım? Türk Dil Kurumunun başkanıdır. Evet Nazım. Bu da mavi. Nazım bana siyah ver. Mavi. Bir daha bakayım. Bu da mavi. İki tane mavi var. Söyle bakalım şimdi bunlar neler yaptı? İki tane oraya.

Dil enceni. Dil encenii. Evet. Ve imla kılavuzu. Ve imla kılavuzu. Eskiden biliyorsun imla kılavuzlarını taşımak zorunluydu bizim zaman. Hala öyle mi bilmiyorum. Bize Emla kılavuz mu? Mecburiydi. Bir ret sözlük İngilizce bir de imla kılavuz. Devam. Güneş dil teorisi. Güneş dil teorisi. Hemen açıklayayım ben bunu. Bu Mustafa Kemal Atatürk tarafından ortaya atılmış 1936'da bir tezdir. Bakın tez. Tez ne demek? Bilim dünyası onu kabul ederse ne oluyor? Tezdikten çıkıyor. Ancak kabul edilmemiştir. Güneş dil teorisi Mustafa Kemal'in bütün dillerin kaynağı Türkçedir dir. Bunun için de büyük tartışmalar yapılmış ve böyle bir şey olmadığına kanaat getirmiş. Ancak güneş dil teorisi bir sınavda soru olarak gelmiştir. Dikkat devam.

Bir dil kurultayı. Birinci dil kurultayı yapıldı. Dil kurultayı yapıldı. Devam. Dil bayramı. Dil bayramı. Bunu kurban bayramıla bilgisi yok. Lütfen sizlerden rica ediyorum. Evet. Tarama sözlüğü. Tarama sözlüğü. Evet. Ankara'da dil, tarih ve. Dil, tarih ve coğrafya fakültesi. Bu da dil tarih. Fark etmez. Okumadıktan sonra lazım. İki tane notumuz var. Söyle bakalım.

Grubunun ilk başkanı Samih. Sami demek istedin herhalde. TDK'nın ilk başkanı kimmiş? Sami Rıfat kardeşim. Evet devam edelim. İkinci notorisi. Güneş dil teorisi. Buna dikkat. Evet. Bir daha söyle. Güneşli teorisi. Türkçenin dünya dillerinde. Türkçenin dünya dillerinin Evet. Kaynağı olduğunu savunan. Dünya dillerinin kaynağı olduğunu savunan 1936'da ortaya atılmış teoridir. Bir teoridir. Anlaştık. Güzel. Türk Dil Kurumu bu. Gelelim üniversite reformuna.

Arkadaşlar günümüzde kaç üniversite var? Artık sayamıyorsun. Adam bina yapmış. Binaya üniversite demiş. L arkadaş öyle üniversite mi oluyor? Binanın üst katında dönercinin ne işi var ya? Üniversitenin üst katına. L şaşırılaca bu İstanbul. İstanbul nasıl memleket arkadaş ya? Ya üniversite deyince insanların akla ne gelir? Kocaman kampüsler doğru mu? Yeşillik, çayır bayır, Görkem hoca gibi gitar çalan adamlar, flütçanlar bizim gibi yan tarafta. La kardeşim bu ne ya? Biz üniversite lan gerçekten ya. Üniversite kavramı değişiyor dünyada. Halbuki dünyanın ne güzel üniversiteleri var. Kampüs açısından üniversite demek kampüs demek kardeşim. Kampüs güzel olacak, geniş olacak. Adam bina üniversite olur mu ya? Dershane olmayacak yerler memlekette üniversite akademik. Bir de kariyerle alakalı bir de durum var. Oradaki giren derse giren akademisyenlerin değerli arkadaşlar yeterlilikleriyle alakalı. Çünkü öğrenci bir de kampüse güvenecek gide hocaya da güvenecek. Şimdi bu da bir gerçek. Otlü kampüsü Ankara için konuşalım. Gazi'nin kampüsü ki Gazinin kampüsü bana göre hala eski kampüs çok dar. Gölbaşına yapıldı, çubağa yapıldı, her yere yapılıyor. Kastamonu uydu falan. Onlar daha sonra üniversite oldu. Üniversite yani Türkiye'deki üniversite deyince aklımıza gelenleri çok değiştirmemek lazım. Bu tür özel vakıf üniversiteleri ne bileyim bir tıp fakültesinin içindeyse verilebilir. Yoksa diğer türlü ben üniversite açmak için üniversite açmam. Yani üniversitenin bir ağırlığı olmalı. Efendim.

Ticaret. Ya şöyle ben bir 2000 yılına üniversiteye girdiğimde Türkiye'deki üniversite sayısı 50'ydi. Bunların da 5 10 tanesi vakıftı zaten. Öyle kafamıza göre giremiyorduk. Öyle kolay değil üniversiteye girmek. 90 soruda 85 netle girdim ben. Tarih bölümü. O da zar zor. Okul bilincisi olarak düşün yani durup bunları da okudum arkadaşlar ya. Şimdi düşünüyorum 90'a. Şimdi 90 soru olsa 85 net yapan biri nereye gidiyor acaba? Ve yani şöyle düşünün. Sözel açısından konuşuyor mesela. O yüzden biraz üniversite kavramı bende biraz farklı. Sizde de farklıdır eminim ki. Şimdi bir adam geliyor aynı benim kafada İsviçreli zaten biliyorsun ki İsviçreli oldu mu o bir deney meney yaptı mı o bizim için yeterli. İsten gazeteler de sağ tarafta köşede yazardı. İsviçreli bilim adamlarının yaptığı bir araştırmaya göre tamamdır o yani. Doğru mu kardeşim? He o gazetelerde sağ taraflarda vardı işte kellin ilacı bulundu falan. İşte 30 seneden beri bakıyoruz aynı. Neyse meseleye dikkatleim. Bir adam geldi. Profesör Doktor Albert Malş. Bu adam Türkiye'de incelemeler yaptı. Nerede inceliyor? Zaten bir üniversiteler orada inceliyor. Nere ora? Darüfün yani İstanbul Üniversitesi olacak bu olaydan sonra darübünde inceleme yaptı. Lan sıra desen sıra yok. Adam akıllı masa yok. Deney yapılacak işte atıyorum biyolojide incelenecek kimyada işte camdır, lamdır işte dürbündür, teleskoptur. Ne hangi bölümle alakalı çok az materyal var. Çok az materyal Türkiye'nin yaşadığı durumun aynısı. Aynısı. Ver bakayım bana Milli Eğitim Bakanı. Ben memlekette çağ açıyor muyum? Tarih laboratuvarı kurduracağım. Tarih laboratuvarı. Tarih laboratuvar mı olur? Olur kardeşim. Çocuk parayı eline alamıyor, hissedemiyor. Yerleri, mevkileri bilmiyor. Bak bakayım oluyor mu olmuyor mu? Ama burada ne var? Tabii ki ekonomik şartlarla alakalı. Buradaki en önemli meseleye geliyorum arkadaşlar. Albert Maş'ın raporu çok doğru bir rapor ki ne kadar doğru olduğunu şöyle anlatalım hemen. Kabul ediliyor ve Darülfün eksiklikleri giderilerek açılıyor. Ne olarak ama İstanbul Üniversitesi olarak dikkat Darüfün'ün İstanbul Üniversitesi'in dönüşmesi bir inkılapçı ilk kesinlikle ilgilendir. Çünkü yerine açılmış iki Darüfünün kapatı ne açıldı diye size sorarlarsa cevap İstanbul Üniversitesi adamı sorarlarsa bir sınavda sordular. Albert Malş neyi kurmuş? İstanbul Üniversitesi'ne marş raporu. Hadi bakalım yazalım. O bu arada sadece bunla mı bitti? Ziraat fakültesi kurduk. Dil tarih coğrafya kurduk. Doğru mu? E mesela Ankara Hukuk Mektebi Türkiye'de açılan ilk yüksek öğrenim kurumudur. Hukukçu yetiştireceğiz ya bugün. Hala var mı? Var. Cebec. Evet. Şimdi onları bir yazalım lazım. Hadi başlayalım. Bakalım.

Söyle. İkisi devişeli ya arkadaşlar. Raporu doğrus. Maaşın raporu doğrultusunda. Evet. Raporu doğrusunda ne açılmış? Darül Fünun yerine İstanbul Üniversitesi açılmıştır. Evet bu bir. Evet. Türkiye'de açılan ilk öğren. Türkiye'de açılan ilk yüksek öğrenim kurumu neymiş değerli arkadaşlarım? Ankara hukuk mektebidir. Hukuk mektebidir. Ben bilmem git araçtır. [kahkaha] Ankara hukuk mektebi tarihi de 1925'tir. Erken bir tarih görüyorsunuz. Hukuk kaç haklı Nazım? 5. O zaman ne zaman açılmış? 1925. Evet. Başla bakalım. Ankara Hukuk Mektebini yazayım o zaman bir daha buraya. Ankara Hukuk Mektebi. Bu arada iki sınavda geldi bu soru olarak. Devam. 26'da ne açıldı? Gazi. Gazi Eğitim Enstitüsü. Hepimizin bildiği adıyla ney? Günümüzdeki Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Enstitüsü. Bu arada Güzel Sanatlar Fakültesi olarak açılmıştır. 33. İstanbul. İstanbul Üniversitesi Maşın raporundan sonra açıldı. Dönüşümle açıldı. 33'te başka. Yüksek. Enstitüsü. Evet. 35 lazım. Ankara tarih. Ankara dil tarih coğrafya. Evet 36 lazım. Ankara. Ankara Siyasal. Ben de o yüzden zaten bekledim ya. Siyasal bilgiler. Evet. Ülkeye ya.

Şimdi benim bu anlattıklarımdan sonra tekrar tekrar diyoruz ve tekrarımıza buradan başlıyoruz. Değerli arkadaşlar bayağı bir konu derin ha değil mi? Ne diyorsun? Vallahi billahi. Biz de deriniz ama skoru da derin. Millet mektepleri bir şu ilk yazdığım direkt sınavda soru olarak gelir. Aşağıdakilerden hangisi yeni Türk harflerini öğretilebilmesi amacıyla oluşturulan kurumdur? Açılan kurumdur? Cevap ne? Millet mektepleri bir de şey vardır. Gelişme sonuç soruları. Eskiden çok çıkıyor da şu an çıkmıyor ama gene de bir örnek olsun diye vereyim. Gelişme sonuç yazarlar. Şöyle yazarlar. Bir bunu sesi de öncülü soruyorlar zaten. Latin harflerinin kabulü hemen karşısında sonuç millet mekteplerinin açılması. Doğru mu yanlış mı? Doğru. Tevhid-i tesisatın kabulü medreselerin kapatılması. Doğru mu yanlış mı? Doğru. Heh. Türk Tarih Kurumunun açılması. Dikkat. Atıyorum İstanbul Üniversitesi'nin kurulması. Bağlantı var mı? Yok. Alakası yok. Peki Albert Marş raporu İstanbul Üniversitesi var. Demek ki ben bağlantıları bilirsem neyin neyden neyin sonunu etkilediğini bilirsem soruları yapıyor. Eskiden çok daha geliyordu gelişme sonuç soruları. Bu daha çok TYT'nin Suski kısmındadır. E yani AYT kısmına biraz daha geliyor. O da son demleri ama eskiden çok geliyordu. Yani ne demek istiyorum? Sakarya zaferinin kazanılması. Mustafa Kemal'e gazilik ve maraşallik rütbe ve unanın verilmesi. Üman ve rütbenin verilmesi. Doğru mu yanlış mı? Doğru mu? Kütahşehir muharebeleri kaybedilmesi. Gelişme hemen karşısına tekrü milli emirlerinin çıkarılması. Doğru mu yanlış mı? Heh. Bu tür sorular gelirse de şaşırm. Eğer gelirse çünkü çok nadir gelmeye başladı. Buraya bakıyoruz. Buraya bakıyoruz. Buraya bakıyoruz. 24 Kasım 1928 Mustafa Kemal'in başöğretmen seçildiği de gündür. Onu da söylemiş olalım. Mustafa Kemal demek ki hangi kurum tarafından seçilmiş? Millet mektepleri tarafından. Tarih kurumun özellikle tarih kurumunun açılması nedenlerini her öğrencimiz rahatlıkla yapar. Bir sorun yok. Ama buradakileri bilmeniz lazım. Hangi çalışmalar yapılmış değil mi? Özellikle Mustafa Kemal'in vefat etmeden önce okuduğu son dergi belleten. Adını kim verdi? Mustafa Kemal. Belletmek ne demek? Öğretmek. Güzel. Geldim buraya. Mustafa Kemal Atatürk'ümüzün bu lafı çok kıymetli mi? Tarih yazan yapana sadık kalmalı. Bu neyle alakalı? Tarih bilin nesnellik veya diğer adıyla objektiflik durumuyla ilgilidir. Evet. Halk evleri cumhuriyetin ilke inkılaplarını hem halka tanıtmak hem de okuma yazma kurslarının devamını sağlamak hem de okuma yazma kursu elde eden bir kişinin kültürel gelişiminin devamını sağlamak. Bu amaçla açıldı. Ankara halkevlerinin özellikle dergisi çok etkilidir. Neymiş? Ülkü. Kızın adı da Ülkü biliyorsun. Man kızın adı Ülkü Adate. Evet. Devam edelim. Devam edelim. Devam edelim.

Türk Dil Kurumunun açılması. Bu da nedenleri ve hedeflerini biliyor muyuz? Lazım biliyoruz. İki kurum kardeş mi? Mustafa Kemal'e göre kardeş. Peki şurada güneş dil teorisi yazıyor. Ne demek o? Tüm dünyadaki dillerin Türkçeden kaynaklandığını savunan bir teoridir. Mustafa Kemal Atatür tarafından atılmıştır. Ancak bilim dünyasında kabul görmemiştir. İki başkanı bilelim. Dil başkanının adı kim? Sami Rıfat. Ve TTK'nın ilk başkanı kim? Söyle bakayım. Mehmet Tevfik Bıyıklı Oğlu. Tamam. Zaten Samiri Rıfat ismi bir edebiyatçı ismi gibi hemen anlaşıyor. Bizimki zaten bıyıklı mıyıklı bir şey tarihten anlarsınız oradan bilirsiniz. Güneşli teorisi çıkabilir. Dikkat edelim buna dikkat. Şimdi buradaki raporu kim yazdı? Aa bu raporu yazan çıkar. Albert Malş. Bu 1 2. Bu doğrultuda Albert Malş'ın yazmış olduğu rapor doğrusunda Darül Fün kapatılıp yerine ne kuruldu? Cevap İstanbul Üniversitesi veya İstanbul Üniversitesi neyin yerine kuruldu? Cevap Darül Fünun. Var mı sıkıntımız? Yapar mıyız? Aşağıdakilerden hangisi? Şimdi soruyu genelleştiriyorum. Bak dikkat. Şimdi soruyu tamamen genişletiyorum. Bu tahtayı gördünüz, işledik. Aşağıdakilerden hangisi? Atatürk döneminde eğitim ve kültür alanında yapılan inkılaplardan biri değildir. O zaman ben tümünü alacağım. Evet. Tümünü alacaksın. A. Tüp tarih kurumunun açılması. Var mı? Var. B. Halk evlerinin açılması. C. Saltanatı kaldırması olabilir mi? Olamaz. O siyasi bir inkılap. İşte 1924 anayasasının kabul olmaz. Hukukla alakalı soyadı kanun çıkarılması olmaz. Toplumsalla alakalı 1 5 yıllık kalkınma sanayi planı olmaz. Devletçilik ekonomiyle alakalı. Anladın mı? Bu daha basittir. Çünkü geneli düşünmeni ister. Orada sadece ayıracaksın. Eğitim mi, siyasi mi, hukuk mu, ekonomi mi bilmen lazım diyorum. Ve ekonomik alanda ıslahatlar ve ulaştırma vayındırlık sağlık alanı ki ekonomi burada çok çok kıymetli. Ekonomi, ticaret, tarım, sanayi, ulaştırma, bayındırlık, sağlık. Bir sonraki videoda görüşürüz.