Transcription
Değerli arkadaşlarım, hepinize merhabalar.
İnkılap tarihimizin son ünitesi olan Cumhuriyet dönemi Kültür ve Medeniyet'e geldik. Basit bir ünite ama isimler olduğu için ister istemez bazılarını bilmek zorunda olduğunuz, ortalama 4 yılda bir gelen bir sınav sorusu. En son 2022'de geldiğine göre o zaman o zaman işte bakacağız, dikkatli olacağız.
Kameraman gene Murat kardeşimiz. Bugün Nazım hocamız yok. Tarih öğretmenimiz Merve Ahmet Kocaoğlu var.
"Nasıl Merve? Ne var ne yok? Ağzıma davrandığım gibi sana davranıyor muyum?"
[kahkaha]
"Evet."
"Murat sen ne yapıyorsun? Gene serum yiyordun en son."
"Hasta mısın?"
"İyileştim. Geld."
"İyileştir miyiz? Tahir adamı iyileştirir. Sen merak etme."
"Eyvallah. Sağ olasın."
Zaten eee bu üniteyle beraber 24 soruluk kısmı tamamen bitirmiş oluyoruz. Yani tarihin %93'lük kısmı bitmiş oluyor. Tabii bu video ile beraber bazı sınavlar için de bitiyor. Ne demek istiyorum? Mesela EKPS'de çağdaş yok. O yüzden bitmiş oluyor. Eşit ağırlıkta özellikle EKS için izleyen arkadaşlar oluyor bazen arıyorlar veya da mesaj atıyorlar. Hocam hani bizim konu nereye kadar? Mesela eşit ağırlığın 10 sorusunda yok. Hakimlikte yok, savcılıkta yok, kaymakamlıkta çağdaş yok. Ne demek istiyorum? Aslında birçoğunuz için tamamıyla bitmiş vaziyette. Sadece çağdaş kamu personeli seçme sınavında var değerli arkadaşlarım ve AGS'de de açıklandığına göre var ama var olup olmadığını onu sınavda göreceğiz. Bazen açıklananlar birbirini tutmayabiliyor.
Basit bir ünitedir. Eee, Cumhuriyet döneminde kültür medyanın mantığı şudur. Devlet nasıl yönetilmiştir? Cumhuriyet döneminde ta genelge ve kongrelerde biliyorsunuz demokratik temsile meşruiyete ve insan haklarına saygılı davranılmıştır ve vatandaşımızın tanımı 1924 anayasasında yapılmıştır. Şimdi onların ilk iki kısmını bir yazalım Merve. Ondan sonra şurası bizim için çok kıymetli. Hadi hep beraber yapalım bakalım. Başlayalım.
Mustafa Kemal genelge ve kongrelerde.
"Mustafa Kemal Genelge ve kongrelerde."
"Bir saniye."
"Demokratik meşruiyet."
"Evet."
"Demokratik temsil."
"Demokratik temsil."
"Ve hukuki kurallara saygılı olmaya dikkat etmiştir."
"Ve hukuki kurallara saygılı olunmasına dikkat etmiştir."
"Olunmasına dikkat etmiştir."
Peki ilk defa vatandaşlık tanımı hangi anayasada yer almış? Şelim. 1924 anayasasında değil mi? İlk defa vatandaşlığın tanımı yapılmıştır. Vatandaşlığın tanımı yapılmıştır. Acaba nasıl yapılmıştır? Vatandaş kime denir? Hadi bakalım. Bu da size sorum olsun. 1924 anayasasında vatandaşın tanımı nasıl yapılmış? Bir de dikkat. Mustafa Kemal'e göre vatandaşın tanımı ne? Vatandaş ne demek? Normalde aynı vatanda paydaş olan insanlar. Belli bir birikimi, kültürü, yapısı ta yüzyıllardan beri gelen kökleri olan insanlardır. Ama bir de Mustafa Kemal'e göre bir bakış açısı var. Mustafa Kemal diyor ki vatandaş bana göre diyor hür bakış açısına sahip olur. Bu çok önemli. Doğru mu? Çağa uygun adımlar atan veya çağa uygunluk gösteren yani sonuçta çağ değişiyor işte devir değişiyor dediğimiz devir. E tamam da kardeşim adam kalmış 1600'lü yıllarda kafa aynı kafa değişime ayak bir türlü uyduramıyor mesela çağa uygun davranışlar göstermek tabii ki bu noktada önemlidir. Hadi bir yazalım onlara da göre Mustafa Kemal'e göre vatandaşlığın tanımı nedir? Mustafa Kemal'e göre vatandaşlık neymiş? Söyle bakalım.
"Kalkınma yolunda birlikte ilerleyen."
"Kalkınma yolunda birlikte ilerleyen."
"Birlikte ilerleyen."
"Evet."
"Hür bakış açısına sahip olan."
"Hür bakış açısına sahip olan."
"Hür bakış açısına sahip olan."
"Evet."
"Ve çağa uygun davranışlar gösteren."
"Ve çağa uygun davranışlar gösteren."
"Gösteren."
Tamam. Bu Mustafa Kemal'e göre vatandaşın tanımı. Biliyorsunuz kadınlarımız eee 1926 Medeni Kanununa göre birçok hak elde edecek. Ama ne hakkı hariç? Siyasi haklar hariç. Onlar biliyorsunuz belediye muhtarlık ve vekillik diye hani kodlamasında BM diye yapıyoruz ya. O haklara ayrıca sahip olacak. Ama 1926'da çocuğun velayetini almak başta olmak üzere mirasta biraz daha pay alabilmek, mahkemelerde tanıklıkla kadın erkek işliği gibi birçok bu şekilde kendilerince haklar kendilerine verildi. Dikkat ama bu durum eşittir milletvekilliği, belediye başkanlığı muhtarlık değil. Yani siz sınavda 1926 Medeni Kanunua göre kadınlar aşağıdaki haklardan hangisine almamıştır diye soru gelse ya belediye diyecek ya muhtarlık diyecek ya vekillik. Çünkü bunların hiçbiri medeni kanuna yok.
Biliyorsunuz kadınlarımız Osmanlı devletin özellikle son döneminden itibaren eee artık mesleklere çoktan girmeye başlamış. Yazarlık açısından Şüküf Fezar olmak üzere birçok gazetede, birçok dergide artık kadınların olmaya başlamış. Eee Fatma Ali'ye vardır biliyorsunuz ki Fatmi Aliye Hanım Ahmet Cevdet'in kızı mesela 50 liranın arkasına değil mi? O kadın mesela büyük uğraşlar vermiş kadın haklarıyla ilgili. Çünkü dünyada kadın hakları artıyor. Eskisi gibi değil yani. Ve kadınlar birçok mesleğe sahip olacak.
Şimdi ilk belediye başkanı hatırlayın Artvin'in Yusuf Elçesi Ersis yani Kılıçkaya beldesinin ilk Türkiye'deki kadın belediye başkanımız kimmiş değerli arkadaşlar? Sadiye Hanımdır. Tamam bunu bilelim. İlk kadın muhtarımız hatırlayın Gül esindi. Aydın Çin'e. Doğru mu?
Geldik buraya. Köylü mebus. Hocam mebusun köylüsü nasıl oluyor? Şimdi oraya gelelim. Şimdi biliyorsun 1934'te kadınlara milletvekili seçme seçilme hakkı verilmesine rağmen 35'te ilk genel seçimlerde 17 ara seçimlerde de 1 olmak üzere çünkü aynı yasama dönemi olduğu için 18 sayıdır. Dikkat ama bir tanesi köyden geldi. Diğerleri hepsi şehir merkezinden gelirken Mustafa Kemal'e zamanında eee yolunda durduran ve bu kadın kesinlikle ileride milletvekili olur dediği Satı Hanım değerlişlar diğer adıyla Satı Çırpan ilk köyden gelen eee milletvekili olacak arkadaşlarım Ankara Kazan'dan gelecektir. O yüzden köylü mebus kadına da ne yazıyoruz? Satı çırpan veya satı kadın. Doğru mu?
İlk kadın mühendisi. Kendisi bir inşaat mühendisidir arkadaşlar. Ankara'da birçok yeri de yaptı. Çubuk Barajı'a çalıştı. Beypazarı'na köprüler de yaptı. İlk kadın mühendisimiz kim? Güyan.
"Sabiha Güreyman."
Tamam. İlk kadın mühendisimiz de bilelim.
İlk kadın avukat. Bu konu çok tartışmalı. Mesleği yapana mı avukat deniliyor yoksa diplomayı alana mı? Diplomayı alan farklı bir şeydir ama kendisi avukatlık yapmamıştır. Avukatlık mesleğini ilk icra eden kadın Beyhan Hanım'dır değer arkadaşlar. Bu konu çok tartışmalıdır bu arada onu da söyleyeyim. Şimdi şöyle düşünün. Öğretmenlikten mezun oluyorsunuz. Cumhuriyetin ilk öğretmeni sizsiniz ama ben öğretmen olmayacağım. Gidiyorum ben başka işte çalışıyorum. Üniversiteyi bitirdiğime yani öğretmenlik diplomamı almama rağmen arkadaşlar acaba öğretmen sayılıyor muyuz sayılmıyor musun? Mesleği yaptığımızdan dolayı. İşte o yüzden çok büyük tartışmalar var. Başkaları avukatı başka bir kadın olarak söylerler ama benim araştırmam Beyan Hanımdır. Bak onu baştan söyleyeyim. Yani böyle bir soru çıkarsa farklı bir seçenek verirlerse ben gene de bu soruya itiraz ederim. Eğer cevabı Beyhan Hanım vermezlerse çünkü sıkıntılı.
Savaş pilotu geçen dedim ki size arkadaşlar ilk pilot farklı savaş pilotu farklı. İlk pilot kimdir sorusunu hala burada bir kere daha söylüyorum ama savaş pilotu olmak farklı bir şey. Kendisi Balkan Turuna da katıldı. İlk kadın savaş pilotumuz değerli arkadaşlar sizlerdi biliyorsunuz. Mustafa Kemal'in neyidir?
"Manevi kızlarından Sabiha Gökçen'dir."
Değerli arkadaşlar ilk tiyatrocu, ilk kadın Müslüman tiyatrocudur. Afife Jale KPS'de gelmiştir arkadaşlar. KPS'nin sınav sorusu neymiş? İlk Müslüman kadın tiyatrocu kimdir diye geldi. Afife Jale. Değerli arkadaşlar bunu da bileceğiz.
Dünya güzelimiz 1932'de Belçika'da düzenlenen yarışmada Keriman Alis olmuştur. Mustafa Kemal ona ne şeyi verecek soyadından sonra? Ece. Ece ne demek?
"Kraliçe demek."
Tabii. Bilmiyor mu?
"Ece."
Ece kraliçe demek.
Kadın doğum uzmanı Pakize İzzet tarzidir. Tamam. Pakize izzet tarzi. Bakın şimdi arkadaşlar. Hocam ben nereden bileyim bunu sors haklısın. Çok basit. Kadın doğum uzmanı kaç kelime? 3. Bak buraya. Hakize, izzet, tarz kaç kelime? 3. Var mı? 3 yazdıklarım arasında yok. Anladın mı meseleyi? Ezbere gerek var mı? Yok. Aklına gene mi gelmedi? Tarziyi ne yapıyoruz Merve?
"Terzi yapıyoruz."
He. O zaman ne oluyor? Kadın doğum uzmanı. Kadın doğum dikiş. Oradan lap bulacaksın. Başka çaren yok. Var mı? Yok. Bu da sana bir hocanın tiosu olsun.
İlk başbakan, kadın başbakan değerli arkadaşlar Tansu Çillerdir. Tükenik kadın başbak, kadın cumhurbaşkanımız var mı? Yok. Ama kadın başbakan Tansu Çiller çok var arkadaşlar. Kadın vali, kadın heykel tıraş, kadın işte ilk otobüs şoförü, ilk makinist böyle bunlar tamamıyla sıralarsın ama çıkabilecekleri yazdık biz. Tamam. Sorularda gelecekler.
Peki nota yazalım. İlk kadın biliyorsunuz hemşiremiz var. Hatırla ben bunu Evet. Geçen de sordum. Hatta Nazım vardı. Nazım'ın eşinin adı Safiye ya. Dedim oğlum senin eşinin adı ya. Safiye Hüseyin Elvi. Çanakkale savaşlarında orada ilk ortaya çıkmıştı. Türkiye'nin ilk kadın hemşiresidir arkadaşlar. Onu da bir yazalım mı? Merve.
"Türkiye'nin ilk kadın hemşiresi kimmiş?"
"Safiye Hüseyin Elbe."
Doktor var mı peki?
"Var hocam."
"Şimdi bir de doktoru yazalım arkadaşlarım. İlk doktorumuz kim?"
"Safiye."
"Ali."
"Ali bilerek yazıyorum ikisinde. İkisi de Safiye olduğu için. Anlaşıldı mı?"
Bir de bu zamanlarda çok ilginç. Hep isimler de bak birbirine aynı. Sabiha. Sabiha ne demek acaba? Israrla Sabiha ismi konuyor. Baksana kaç tane daha da var ha. Bunların çok da Sabiha var. Niye Sabiha ismi konuyor? Bir bakın bakalım ilk dönemlerde.
Evet. Mimar Kemalettin. Kaçlarının arkasında?
"20 hocam."
Sanki daha fazla para birimini biliyormuşsun gibi de Merve. 20 liranın arkasında. O nea kadar mıydı seninki ya? Pardon 20 liranın arkasında. Biz bir de de 100'e 200 olmayınca herkes 20 50'ye kadar biliyor zaten.
Arkadaşlarım Mimar Kemalettin e önemlidir. Bizim bugün Ankara'da Gazi Üniversitesi'in rektörlük binasını yapan adamdır. E bugün Mimar Kemalettin 1. Ulusal mimarlık akımını başlatan önemli adamlardan biridir. Yıkılmış bir memlekette en çok ihtiyaç duyulanlardan bir tanesi tekrar aynı yapıyı kurabilmek ve modern yapılar yapabilmek için Mimar Kemalettin, Vedat Tek gibi adamlar gerçekten memlekete mimarlık konusuna hizmet ettiler. Hadi neleri yapmış söyle bakalım.
"Gazi Eğitim Enstitüsü."
"Gazi Eğitim Enstitüsü rektörlük binasını yapmıştır."
"Evet."
"Vedat."
"Vedat Tekneği yapmış."
"TBMM binası."
"İkinci TBMM binası yine Ankara Ulus'tadır."
"Ve Ankara Palas."
"Ve Ankara Palas onun karşısındadır. Eee, yani gelen milletvekillerinin ağırlandığı veya gelen devlet başkanlarının ağırlandığı yerdir."
"Evet."
Profesör Doktor Emil Hani Tolat ve Doçent Doktor Orhan Arda hangisini kazanmıştır? Anıt kabirin yapım ihalesini kazandılar. Mimarlık açısından. Ali Tat Bey nereye yapmıştır?
"Beşiktaş ve Kuzguncuk iskeleler."
"Beşiktaş ve Kuzguncuk iskelelerine bugün gittiğiniz zaman bir mimarlık eseri görürsünüz. Onları da kim yapmıştır? Ali Tavat Bey yaptı."
Şu soru geldi. Bak şu soru geldi. Profesör Doktor Emin Halit Onat ve Doçent Doktor Orhan Arda'ın yaptığı çalışmayı sordular. Anıt kabir arkadaşlar 47 inşaatına başlandı. 53'te İspektör zamanında başlanmıştır inşaatına. Adnan Menderes zamanında ise bitirilmiştir. Eee, ve kalıcı olarak kabrine yerleştirmiştir. Mustafa Kemal.
Şimdi resim Osmanlı Devlet'te resim biliyorsunuz son zamanlarda anca o da Osman Hamdi Bey'in çalışmalarıyla oldu. Osmanlı padişahlarının birçok resmi vardır görüyorsunuzdur ama o resimlerin hiçbiri gerçek değildir. Yani eee Osman Bey mesela resimleri var. Hatta eski MEP kitaplarına şöyle bakın. Mesela Osman böyle duruyor. Aynı fotoğraf sarı kaftan değişiyor. Böyle duruyor. O da Orhan oluyor. Şimdi oğlu ya onu ona benzetmek için döndürüyoruz Murat döndürüyoruz Beyazıt döndürüyoruz Çelebi. Dikkat edin fotoğraflar yan >> yan. Fatih Sultan Mehmet biliyorsunuz resimde getirmişti ünlü sanatçıyı ve ünlü sanatçı İtalyan sanatçı geldikten sonra kendi resmini çizdi. Onu da yaşlandırma tekniğiyle çizdirdi. Ne demek istiyorum? aynısını çizmediği resim sanatı yıllarca hat sanatının, tesif sanatının ve miyet sanatının gölgesinde devam etmiştir ve en son resim sanatı özellikle Tanzimat dönemiyle beraber artış gösterecektir. Hatta onların bir önceki padişahı olan ı Mahmus zaman da tasfiri Hümayin kendi resmini devlet dairelerine astıracak merkezi otoriteyi sağlamak için. Resimde eee çok önemli bir hikayedir bana göre. İbrahim Çallı'nın değerli arkadaşlar bir resmine Mustafa Kemal Atatürk'ün müdahale etmesi. Sizler de biliyorsunuz anlattım. Sakarya Meydan Muharebesi'ni anlatan resimde bizim atlar bildiğin semirmiş. Ne demek semir? Çok yemiş yani. Halbuki ata verecek arpayı bulamamışız. O denli sıkıntı var. O yüzden Mustafa Kemal İbrahim Çalınlı'nın bu resmine müdahale edip yani ileride milli mücadele millet zor şartlarda kazandı. Atlarımız cılızdı diye anlatırken senin burada atları çok büyük çizmen veya çok semirmiş bir şekilde çizmen olmadı İbrahim demiştir. Ve İbrahim eee Çallı yine hemen fırça darbeleriyle o atları cılız hale getirmiştir. Değerli arkadaşlarım bu tablonun ismini istiyoruz. Zeybekler tablosu her zaman çıkar. Genel kültürde çıkar. Herhangi bir yarışma programında çıkar. Mülakatınıza bile bir gün sorulur. O yüzden İbrahim Çallı'yı unutmamak lazım diye düşünüyorum. Hadi bir yazam bak. İlbram Çal'ın hangi eseriydi?
"Hatay bekleş."
"Var mı başka?"
"Hatay'ın anavatana."
"Evet."
"Hatay'ın anavatana özlemi."
"Ve Emirgan."
"Ve Emirgan tabii çok atlanıyor bu Emirgan. Hepsine lütfen bakın arkadaşlar. Yani buradan geçerken şu tablolara bir bakın. Tamam. Bazıları Ankara resim heykel Müzesinde, bazıları İstanbul Heykel Müzesi'de. Tamam."
Onları bir Mehmet Ruhien neyi çizmiş?
"Atatürk köylülerle."
"Atatürk köylülerle."
"Türk ordusunun kitabında."
"Atatürk köylülerle ve Türk ordusunun nereye girişi?"
"İstanbul'a girişi."
"İstanbul'a girişi tablolarını yapmış."
Cemal Toğlu neyi yapmış?
"Manisa yangını."
"Manisa yangını ya."
"Evet."
"Başka?"
"Yok baş."
"Peki."
Ali Çelebi.
"Kelebek yakalayanlar."
"Kelebek yakalayanlar."
"Ve cumhuriyetin ilanı."
"Cumhuriyetin ilanı."
"Evet."
Önemli söy Abidin Dinalar var. Mihri Mihri Müşfik Osmanlı kadın ressam. Cumhuriyet dönemine geliyor. Atatürk'ün Maraşal bakın eee resmini çizmiştir. O Maraşal üniformasıyla bir bakın bakalım Mehri Müşfi'in resimlerine. Türkiye'deki Atatürk potresini resmini yapan kadındır değerli arkadaşlar. Mihri müşrik.
Heykel gelişti mi heykel bizde? Hayır. Osman Devlet'te gelişmeyen sanat dallarından bir tanesi heykeldir. Diğeri de resimdir değerli arkadaşlar. Ama resmi daha doğrusu heykelini yaptıran bir padişah var. Sultan Abdül Aziz'dir. Osmanlı devlet tarihinde heykel yaptıran ilk padişah Sultan Abdülazizdir. Mustafa Kemal zamanında ise değerli arkadaşlar ilk heykeli Mustafa Kemal'in ilk heykeli. İstanbul Saray burnunaşmış. Ancak buraya dikkat ettireceğim. Bir şeyi geri getiriyorum arkadaşlar. Mustafa Kemal için bir de anıt yapılmıştır. 1917'de Şanlıurfa'da yapılmıştır bu anıt. Tamam. Bir daha söylüyorum. Mustafa Kemal'i için, Çanakkale şehitleri için bir anıt yapılmıştır. Tabii orada Mustafa Kemal'in resmi yok bilmem ne ama anıt ona itafen yapılmıştır. O da Şanlıurfa'dadır. Şanlıurfa'da arkadaşlar benim şimdi ne demek istediğimi biliyorlar. O anıt var. O Urfa mutasarrufu Mustafa Kemal çok seviyordu. Çanakkale savaşlarından sonra ona bir hatıra olsun diye yaptı. Ama direkt olarak Mustafa Kemal heykel görünmüyor. Yani canlı bir şekilde sanki duruyormuş gibi o hatlarının belli olduğu resim İstanbul Sarayburnu Parkına açıldı. Bu bir a heykel tıraş getirdik mi? Getirdik. Eee, o dönem için millet tarafından çok eleştirilen bir şeydi. Onu da baştan söyleyeyim. Çünkü heykel harcanan paranın özellikle çok yoksul kalmış bir şehirde, çoks ülkede oraya para harcanması çok istenmiyordu. Günümüzde bile heykel yapımı yine çok büyük tepkilerle karşılanıyor. Ama bence heykel yapımının şöyle bir tepkisi var. Heykel yapamamız.
"Yani kurban olayım bir Rasettin Hoca yapıyoruz. Nasrettin hoca kendi gelse heykelini kendi yıkar ya. Hani bugün dilis adam bu ne kardeşim bu bana benziyor mu der bardağı var birçok şey var ya heykel konusunu beceremiyoruz. Açıkçası o yüzden biz beceremediğimiz için zaten başkasını getirdik. Ulus bizim için çok kıymetlidir. E buradaki Henry Kilpel geldi mesela Ulus zafer anıtını yaptı. Yine Samsun'da yapıldı biliyorsunuz. Samsun da aynı kişi yaptı. Bunlar Türkiye'deki özellikle iki önemli anıttır. Taksim var mesela. Taksim anıtlarında Piyetro Kanonika yapmıştı. Demek ki biz aslında heykel çok meselemiz olmayınca yabancıları getirerek yaptırdık. Pietre Kanonika Taksim'de ve Henry Kilpen Ulus'ta ve Samsun'da yapmıştır. Hadi bir yazalım."
"Osmanlı Devleti'nde."
"Osmanlı Devleti'nde."
"Evet."
"Heykelini yaptıran ilk padişah."
"Heykelini yaptıran ilk padişah."
"Evet."
"Sultaniz."
"Sultan Abdülaziz'dir."
"Devam."
"İlk Atatürk heykeli ise."
"İlk Atatürk heykeli."
"İstanbul Saray burnunda açılmıştır."
"İstanbul Sarayburnua açılmıştır."
"Saray burnunda açılmıştır."
"Evet."
"Henel."
"Henry Kripel."
"Ulus anıtı."
"Ulus zafer anıtı."
"Evet."
"Ve Samsun Atatürk."
"Ve Samsun Atatürk."
"Arıntını yapmıştır."
"Arıntını yapmıştır."
"Çok önemlidir bu ikisi."
"Evet."
"Devam et."
"Kenan YÇ."
"Kenan bu Türk."
"Evet."
"Kenan Yontucç."
"Lütfen dikkat edelim soyismine. Yontç Yontmak. Bak o boş yere verilmiyor arkadaşlar."
"Devam."
"Tekirdağ. Amasya."
"Tekirdağ. Amasya."
"Evet."
"Çorum ve Edirne'de heykeller yaptı."
"Çorum ve Edirne'de heykeller yaptı."
"Çorum ve Edirne'de heykeller yapmıştır."
"Türkiye'de birçok heykel var. Bunlardan bayağısı Kenan'a ait ama Kenan Yontuç'a ait. Ben hepsine bakıyorum. Heykelleri kim yaptığı önemli. Genellikle önüne ve arka tarafına imzalarını atarlar. Tabii o heykel kala gala gala ne imza kalmış ne bir şey kalmış. Heykel bakım sadece heykeli temizlemek değil. E orada özellikle yapımcısının da adını ön plana çıkartmak lazım."
"Devam."
"Piyetro kanonik."
"Piyetro Canonika."
"Evet."
"Taksim Cumhuriyeti yapmıştır."
"Taksim adayı aklıma geliyor. Taksim Cumhuriyet anıtını yapmışız. Biliyorsun değil mi Merve?"
"İngilizce konuşan dayı vardı ya Taksimli."
[kahkaha]
"Evet."
Geldik müziğe. Hatırlıyor muyuz müziği? Osman Dede müzik var. Ta Mehterhane var. Daha sonra iki imam biliyorsunuz mızka humayunu eee donizetti kardeşleri getirdi ve mehteraneyi kapatmıştı. Yeni içeri ocağına kaldırmasına bağlı olarak. Müzik de Osmanlı Devlet'te zaten çok önemli müzikler yetişmiş. Neyzen padişahımız Selim Suzilere makamını o seslendirdi. Yine bestekar padişahlarımız var. Yine baktığımız zaman müzikle demek ki alakalı ta Osmanlı Devletinden gelen bir gelenek var. Müzikte değerli arkadaşlar bizim yapmış olduklarımızdan en önemlisi mesela Darül Elhan denilen name evi veya sanat evini biz konservatuvara çevirdik. Bu bir. İki yine Darül Bedai var mesela değerli arkadaşlar. Genel müzik değil bu tiyatro. Mesela Darül Bedai'yi biz İstanbul Şehir tiyatrolarına dönüştüreceğiz. Bu dönüşümleri bilmeniz lazım. Hani sanayi nefes mektebi nasıl güzel sanatlar fakültesine Darüf nasıl İstanbul Üniversitesi'ne dönüşmüşse dönüşüm sorularına dikkat etmeniz lazım. Dikkat. Darülelhan neye dönüştürüldü? Cevabı bilmeniz lazım. konservatuvara, darül bedai, İstanbul şehir tiyatrolarına ve müzikte çok önemli kişileri biz nereye yolladık? Yurt dışına. Yurt dışından geri geldiler. Her biri Türkiye'nin en önemli adamlarından biri oldular. Hepimizin milli insanları aslında. Cemal Reşit Rey. Bakın buraya bakıyorsun. Ankara'da birçok yerde veya İstanbul'da salonun adıdır Cemal Reşit Rey. Niye bu adamın öpki konuldu mesela? Değil mi? Mesela Özsoy operası. Türkiye'nin de ilk devlet sanatçıdır. Kim?
"Adgın."
"Adnan Saygın tükenlik devlet sanatçısı. Devlet sanatçısı olmak kolay mı ya? Şimdi bakmayın peynir ekmek gibi verildiğini eskiden böyle devlet sanatçısı olacağın da on olana kadar canın çıkardı yani. Ta ölümünden sonra devlet sanatçısı ilan edilenler var biliyor musun? Ölüyor. Kıymeti o zamana anlaşılıp devlet sanatçısı oluyor. Devlet sanatçısı unvanı almak da güzel bir unvan arkadaşlar. Hani şimdi devletin bir sanatçısı gibi mantığıyla bakmayın bu işe. Devlet tarafından koruma altına alınan sanatçılar gibi bakarsanız olayı anlarsınız. Tamam."
Evet. Müziği bir yazalım istersen. Mer başla bakalım.
"Doktor Paul Hindem."
"Doğru mu?"
"Evet."
"Paul Hindemit."
"Bu adam geliyor müzikle ilgili bir rapor veriyor."
"Evet."
"Musiki muallim mektebine."
"Musiki Muallim mektebini."
"Daha sonra bu mektep."
"Açmıştır. Daha sonra bu mektep."
"Milli Musiki ve."
"Bu mektep."
"Evet."
"Milli Musiki ve Temil Akademisine çevrilmir."
"Milli Musiki ve Temsil Akademisine çevrilmiştir."
"Sonra da Ankara Kon."
"Evet."
"Akademisine sonradan da neye çevrilmiş?"
"Ankara Devlet Konservat."
"Ankara Devlet Konservatuvarına çevrildi."
"Devlet Konservatuvarına çevrildi."
Var mı müzik aletliğine yatkınlığınız değerli arkadaşlar? Var mesela senin mer.
"Flüt ç alamıyorsun."
"E Murat bir müzik aletine yatkınlığın var mı kardeşim?"
"Petle ses çıkar. Bizimkiler bizim memleket hepsi sokak sanatçısı hale dındırı dındırı dındırı yap."
Evet. Çoğu insanda maalesef yetenek yok. Bizde flüt vardı yani o lisede ne olacak? Lisede flüt vardı ama flütte de ister marşına kadar çalıyordum. Ha bak hatırla Helvacıoğlu hiç unutmam yemin ediyorum. Eee, o tabii flüt. O flit zaten hiçbir zaman şey olmadı ki. Herkesin flüdi başkasınaydı. Liseye flüt getirmek ne demek? İkiye ayrılmıyor mu? İki parçaya kafa orada. Öbür sapı öbür tarafta. Onu oraya anıyor. Mesela sapı sarıydı başı kırmızıydı benimkinin. Çalmış herifin teki başını. Hadi buyur bakalım. Ya arkadaşlar çok sıkıntılıydı yani. Sanatın gelişmesi için bakın sanat bugün parayla. Bugün ders alacağım. Piyano parayla, keman parayla. Doğuştan siz ne istiyorsunuz ya? Neşe Tertaş gibi apdallar mı olsun? Dakikasına sazında çocuğun ikine öyle bir şey yok. Bu müzik bugün spor hepsi parayla. Yani eskiden eee doğada yaptığımız bazı şeyler hani diyorsun ya bazı şeyler hani sokakta yapıp da aslında müzik yeteneği çok güçlü bir milletiz ama imkanı olanlar çok az. Mesela sokaktan sanatçıdan olanlar da çok. Ankara'da sokak sanatçısıydı mesela. Koray Avcı kaç kere bizim önümüzdeydi. Ben dershanemin önündeydi Koray Avcı. Biz ders anı aşağıda gır gır şamata adam ne oldu sonra uçtu gitti olabiliyor hayatde getireceği doğuş öyle değil mi yani doğuş var çok var böyle yokluktan gelip de şey olan daha sonra varlık da bozuyor bazen ama genel manada şunu söylemek lazım Türk milleti müzik kulağı olan bir millet sadece eee bu dönemlerde şeye müziği daha çok içeriği değil de müziğine daha çok bizde de tam tersi eski nesillerde söz daha önemli şey daha önemsizdi içinde yaşan İşte Zeki Müren niye Zeki Müren Müzeyyen Senar şu Türk beşlerini almı Türk altılıları olacaktı. Mustafa Kemal Müzeyensar'a gönderecekti ama Müzeyensar çok ufak yaştaydı o yüzden göndermedi. Safi aylalar falan hep Mustafa Kemal zamanı ünlü sanatçılar. Ama Türk beşleri deyince aklımıza 5 kişi geliyor. Sayalım. Cemal Reşit Rey. 1. Adnan Saygun Devam et. Necil.
"Necil Kazım Akses."
"Cemal."
"Ulvi Cemal Erkin."
"Hasan Ferit."
"Hasan Ferit Alnar bak 5 tane kişiler şu Türk beşlerini ben bir yazayım mı şey söyle bakalım."
"Cemal Reşit Bey."
"Özelliğini söyleyeceğim Cemal Reşit Beyin bir kere hepimizin bildiği bir şeyin bestecisi. 10 yıl değil mi? Marşının besteisi. Devam et."
"Adayın."
"Adnan Saygın'ın özelliği ne? Ona bakalım. Ösoy operası."
"Özsoy operası. Demek ki Türkiye'deki açılan ilk opera neymiş? Özsoy operası. Ankara'da da bir yer var biliyorsun. Sıyıya doğru giderken opera diye geçer."
"Türkiye'nin ilk devlet."
"Türkiye'nin ilk devlet sanatçısıdır. Evet. Türkiye'nin ilk devlet sanatçısıdır. Peki size bir soru. Adnan Saygın'a bu opera niye kurdurulmuştur? veya bu opera için yabancılardan bir devlet adamı gelip de bu operayı dinlettirilmiştir kendine. Bu kimdir? Hadi size sorumlu olsun. Devam."
"Necilım Akses."
"Necil Kazım Akses."
"Doğru mu?"
"Söyle."
"Ulvi Cemal Erkin."
"Ulvi Cemal Erkin."
"Evet."
"Hasan Ferit Alnar."
"Hasan Ferit Alnar."
"Normalde bir kişi daha olacaktı. Kim olacaktı?"
"Müzeyen Senar da olacaktır. İnanılmaz ses ya. O kadın bambaşka ya."
"Efendim?"
"Notumuz kalmış."
"Ha notumuz kalmış. Nerede? Söyle bakalım."
"Not."
"Osmanlı Devleti'nden kalan Dar."
"Osmanlı Devleti'nden kalan."
"Evet."
"Darülhan."
"Darül Elhan. Neye dönüştürüldü bak? Bilmek zorundasınız. Neye?"
"Konservatuvara."
"Konservatuvara."
"Evet."
"Darül Bedai ise."
"Darül Bedai ise."
"İstanbul Şehit Tiyatrolarına."
"İstanbul Şehit Tiyatroları ki Muhsin Ertuğrullacaktır arkadaşlar. Öylelikle tiyatromuz gelişecek. İstanbul şehit tiyatrolarına dönüştürülmüştür. 1927'de Muhsin Ertuğlu."
"1927'de Muhsin Ertuğrul."
"Türk Tiyatroları genel müdürü olmuştur."
"Türk Tiyatroları genel müdürü olmuştur."
"Türk tiyatroları genel müdürü olmuştur zaten. Ondan sonra ne oluyor?"
"Evet."
"İnanılmaz bir gelişme var tiyatroda özellikle. Peki Türkiye'de çekilen ilk film hangisi acaba? Türkiye'deki yayınlanan ilk sinema filmi hangisi? Bakın bunları bir araştırın bakayım. Türkiye'de film sektörüde yine Mustafa Kemal Atatürk zamanında gelişmeye başlayacak. Hatta Mustafa Kemal bir filmde çok kısa bir rol de olsa çok kısa bir şekilde oynayacaktı. Bakalım Mustafa Kemal'in ilk oynadığı film ne? Mustafa Kemal filmde oynamıştır. Hadi bakalım. Ne? Hadi bakalım. Söyle."
"Biliyorsunuz ya. Söyle kardeşim."
"Mustafa Kemal ilk oynadı Yunan'ı kovalarken ya. Bilmiyor muydunuz?"
"Yunan'ı kovalarken değil film mi olur?"
"Tabii ki yok."
"Evet."
"Yanı."
"İstiyorsunuz ki sinemadan televizyonlara düşsün de öyle izleyelim. Hadi bakalım. Burası tamam mı? Ben bir genel tekrar yapayım bu kısma. Dikkat. Burada bazı isimleri bilmek zorundasınız. Şimdi buraya geldik. Vatandaş Mustafa Kemal'e göre tanıma. Eee, kalkınma yolunda birlikte ilerleyen bu bir. 2. Hür bakış açısına sahip olan. 3. Çağa uygun davranışlar gösteren. Burasına dikkat. Meslekleri bilmeniz lazım. Özellikle ilk kadın muhtar kim? Gül Esind'ir. Değerli arkadaşlar buraya doğru geldim. İlk kadın savaş pilotu. Ancak ilk pilot değil. Onu bir kere daha savaş pilotu ayrı bir şey. Evet. Bayağı oldu. Bayağı olduğu için Fecale'yi bir daha alıyorum. Tamam. İlk kadın tiyatrocu. Diğerlerini beklemiyorum. Evet, ilk kadın hemşiremiz buraya dikkat. Safiye Hüseyin Elvi. İlk kadın doktorumuz gene Safiye Ali. İki isimli mimar kemaletinin Gazi Üniversitesi Rektörlük binasını ya da diğer adıyla Gazi Eğitim Enstitüsü yaptığını bilelim. Profesör Doktor Emin Halit Onat ile Doçent Doktor Orhan Arda anıt kabiri yapacaklardır. Ortaklaşa proje. Geldim buraya. Dikkat dikkat dikkat. Her zaman gelir. Neymiş? Zeybekler tablosu. Bu arada muhakkak ki Emirgan'a da bakın. Bir de neye de bakın hemen görsellerden. Hatay'ın anavatana özlemi tablosuna muhakkak bakın arkadaşlar. Bunlar önemli tablolardır. Özellikle şu tabloyu da yazayım. Hatay'ın anavatana özd tablosu. Aslında hepinizin gördüğü, bildiği ilkokullarda Milli Eğitim Bakan ders kitaplarında vardır. Geldik buraya. Osmanlı Devleti, Osmanlı Devleti, Osmanlı Devlet. Henry Kripel. Bu adamın özelliğine iki tane anıtı yaptı. Ulus zafer anıtı ve Samsun Atatürk anıtlarını yapandır. Evet. Müzikte kim varmış? Profesör Doktor Paul Indem. Nasıl üniversitelerde Profesör Doktor Albert Maş varsa burada da bu olacak değerli arkadaşlar. Buraya dikkat. İndim indim indim indim. Darüel Erhan neye dönüştürüldü? Konservatuvara. Darül Beda ise İstanbul şehir tiyatrolarına dönüştü. Dikkat! 10 yıl marşıın bestisi, lükü hayat gibi operatların hepsinin bestesi Cemal Reşit'dir. Cemal Reşit'ye dikkat. Türkiye'ye batı müziğini getiren adamdır Cemal Reştey. Bugün birçok konser salonunun isminin bu olması tesadüf değildir kardeşim. İki Adnan Saygın bir sınavda geldi. Türkiye'nin ilk operasyonu sordular. Operasının adını sordular. Adı neymiş? Özsoy operası. Bu bir. İki bu adamın bir başka özelliği ise bu operayı kime yaptı? Bu operayı kim dinlemeye geldi ilk? İkincisi Türkiye'nin de ilk neymiş? Devlet sanatçısı. Hadi bakalım. Türkiye'nin son devlet sanatçısı kim? Bilen var mı?
"Son."
"Son. Şu an Türkiye'de son devlet sanatçısı kim? O sanatçılık unvanı ona verildi. Bazıları ölümden sonra veriliyor. Hiçbir işe yaramıyor. Sadece aileye maaş bağlanıyor. Maaş bağlanması önemli. Çünkü yaşlılık var bu işin. Sanatçıların halini görüyor musunuz? Para kazanıyor. Kumar. Allah'ım sen ya şu memleketten şu illeti uzaklaştır yüce rabbim ya. Geçen biliyorsun bir öğretmen intihar ediyor. Bu sanal kumarına olacak arkadaşlar. Para kazanmak öyle basit bir şey olsaydı arkadaşlar niye yapalım bu kadar uğraşalım? Böyle bir şey yok yani. Allah helalinden versin. Hepinize söyleyeyim. Bak siz KPSS'ye girerek helalinden para kazanmak istiyorsunuz ama kamu malı oraya da çok dikkat etmeniz lazım. Ben dersi 10 dakika erken bitireyim. 10 dakika geç salım. Hepsi hak arkadaş. Öğretmenler söyle. Devlet memurları. Vallahi biz babamız. Benim babam da devlet memuruydu. Sallıyorum. Şey yok mu? Ne derler ona? Şarj ne oluyor? Bataryasınız değil de ne ismi? Hadi. Yok yok yok. Oraya takıyorsun da oradan şarj ediyorsun ya.
"Jeneratörçü ya kız. Jeneratör olur mu ya? Kız şu şey yok mu ya? Bir yerlere götürüyoruz ya taşınıyoruz yanımızda."
"He ya powerbank ya. Merve de jeneratör diyor. Kurban jeneratör nereye koturacaksın? Power Powerbank yok mu? Ben öyle devlet memurları biliyorum ki kamudan adam telefonu şarj etmiyor. O kadar dikkat ediyor. Powerbank götürüyor millet. Ya memur olacaksan öyle olacaksın. Devletin herhangi bir şeyinden zaruri ihtiyaçlar haricinde kullanamazsın. 80 milyonun orada hakkı var. Bu işin şakası yok. Hani devlet memuru olacağım diye yırtılana yırtınıyoruz ya olalım olalım olalım. Hak yiyeceksek hiç olmuyor. Hak yiyeceksek tapu kadastro, belediye işleri çok, üniversite işleri çok çok zor işler bazen. O yüzden mesela çok dikkat etmeniz gereken yerlerden delet sanatçı niye veriliyor? İşte sanatçılar bir özellikle mesela Yeşilçam'a herkes üzülmedi mi? Bu memlekette Yeşilçam'ın aktörlerini zamanla herkes eee Şener Şen gibi, Kemal Sunay gibi çok büyük yeteneklere sahip değil. Yardımcı roller oynayanların çoğu biliyorsunuz ki arkadaşlar banklarda vefat etti bu ülkede. Peki onlar devlet sanatçılığı unvanı almış olsaydı kısmen ne olurdu? En azından bir maaşı olurdu. E bu zamanında yetişenlerse kumardan başını kaldıramıyorlar. Sanal kumar bir de gerçek kumar. İkisi beraber. Arkadaşlar ben her zaman iki şey söylerim. Kumar ve uyuşturucu. Bunlar fakir ve orta dereceli insanların hobileri arasında olamaz. Olamaz. Ya bunlar tabiri caizse zengin kişilerin yapacağı şey oğlum sen zaten fakirsin. Kumar zaten kazanan aynı kişi. E bir de borçlanıyorsun. Ailen anan kötü oluyor. Gidiyorsun evini satıyorsun. Barkını satıyorsah ediyorsun kendine. Kumar bir bağımlılık arkadaşlar. Kumar bir zevk değil. Bağımlılık. Bazı arkadaşlar vallahi şimdi okeye gidiyoruz 101'e adam illa ortaya bir şey koyacak ya oğlum sen hiç zevkine diye bir şey oynamadın mı hayatında zevkine yok ya ben diyor gelirsem diyor şunu oynarım diyor biz oynamıyoruz mesela sevmem yani. Çünkü iddialaşmak ne kadar? Kalp kırarsın. Karşındaki eşini kırarsın. Eşle oynarsan onu memlekette ne kavgalar çıkıyor millet ıstakayla birbirini kafasına vuruyor. O yüzden memlekette kahvehanelerden şeyleri kaldırdılar. Eski eee bizim bildiğimiz klasik tahta ıstakaları kaldırdılar. Millet plastik ısaka koydular. Niye? E kafaya vursan adam ölür. Kumar, kumar, kumar, kumar ve uyuşturucu. Allah'ın her bir türlü sentetiğe şi fark etmez. Rabbim bu memleketten uzak eylesin kardeşim. Bak çocuklarımız zehirleniyor. Kumar ve uyuşturucu senin benim kullanabileceğim şeyler değil arkadaşlar. Yapacağım şeyler değil. Bunlar zenginlerin şey o parayı kaybetmeye göze alanların hayattan tüm zevki alayım da bir de şurada kokayın çekeyim diyen adamın zevki sana ne ya? Seninle ne alakası var? Hayattan her zevki almış da haspan bir de gidiyor kokain kullanıyor. La oğlum siz iyi misiniz ya? La bir aklınızı başınıza zaten sana düşmüyor. Uyuşturucu sana ta tinerden başlatıyorlar. Tiner bali. Bak halimizi görüyorsun değil mi? Sentetiği sana hani onlara göre iyisi onlara. Ben kokayım kaç liraya? Sen alabiliyor musun? Nereden bu? Sen bulamıyorsun ki sana işte kötüsünü veriyorsun. Ha kötüsünü veriyor bu da iyiymiş gibi anlatmıyorum. Yani bizim dengiz olan şeyler değil. Haddimizi bileceğiz. Yoksa ne oluyor? Müptela oluyorsun. Müptela olunca ne oluyorsun? Hep bir üst düzü tozunu dozunu dozunu Allah korusun ailenin aran bozuluyor, ocak batırıyor. Çok sıkıntılı. Devlet sanatçılarında özellikle çok vefat eden, parklarda donarak vefat edenler vardı. Bir araştırın bakayım kimler donarak vefat etti bu ülkede hepinizin her gün ağzımızı açarak izlediğimiz filmlerdeki insanlar bu memleketlerde çok kötü şartlar altında ölmüştür. İşte devlet, devlet sanatçılığı unvanı çok kıymetlidir. Bir kere adam devletin sanatçısı olduğu için kendine daha çok dikkat eder. Gittiği yerlerde daha çok itibar görür. 3. Bir kendisine maaş bağlandığı için de daha hayatını idame ettirecek şey olur. Ama yeşilçam ve sanat dünyası dünyanın en vefasız bakın bir daha söyleyeyim en vefasız şeylerdir. Bir filmde rol verme. Azıcık bir rol ver. Hemen kopar ilişkileri. Ondan sonra cenazene bile gelmezler. O yüzden sanat dünyası bize gösterilen o sanat dünyasıdır. Biz o sanat dünyasıyla yaşamadık kardeşim. Herkes ferdiye oranı üstümü birbirine düşman zanneder mantıken aynı işi yaptıkları için arab halbuki yan yana üçü de birbirine gelince o ona abi der. O ona abi der. O on abidir. Yaşı küçük bile olsa saygıdan millet birbirine büyüğe küçüğe bile abi denmiştir. O yüzden biz siz bugün sanatçılarla yetişmiyoruz değerli arkadaşlar. Bunlar sanatçı falan değil. Bunların son sanatçılar kaldı bu arada. Ben sana söyleyeyim. Onlar da gittiği zaman hayırlı uğurlu olsun. Sanat ayrı bir şey. Müzik ayrı bir şey. Müzik herkese hitap eder. İstediğin parçaya çıkarız. Saçma sapan. Ha görüyoruz işte. Bana bize saçma geliyor. Bilmiyorum. Çünkü siz o şeye bakıyorsunuz. Sese bakıyorsunuz. Biz ise tam tersi hem ses hem içindeki yazılana bakıyoruz. Yani güfteye bakıyoruz arkadaşlar. Aradaki fark bu. Şimdi güfteyi bir dinleyin. Sesimi kapatın. La bu şarkının sözleri ne? Ben bir dinleyeyim mi? Hiçbiriniz dinlemezsiniz. Şarkının sözlerini lütfen alın bir okuyun. Hiçbiriniz bugünkü şeyleri dinlemezsiniz. Çünkü sana bir katkısı yok. Senin bir duygunu ifade edecek durumu yok. Ha kendiniz görüyorsunuz. Ha eğlenmek için mi? A sonuna kadar değil mi? Bu memleket İsmail Yaka dinlendi ya. Vallahi [kahkaha] diyorum ya. Ya hocam bir mantığı yok. Hani yanlış anlam İsmail Yayı laf ettiğimizden değil memlekette sevilen bir adam bizim memleketimizde. Ama açın bir müzik şeylerine bir bakın bakayım kimin ne okuduğu zaman ne anlıyorsunuz dinlediğiniz zaman ne size hayatınıza katkısı var. Müzik rığın gıdası oluyor muymuş acaba? Olmuyor yani. Evet. Şu tarafa geçeceğiz. Burası tamam mı? Merve iki tane Cemar işte Yatnağan Saygun. E bunları bir halledelim. Ondan sonra şu tarafa doğru geçelim. Şimdi neye? Edebiyat. Evet, geldik edebiyata. Özellikle Milli Mücadele, Edebiyat dönemi gerçekten çok kaliteli. Bugün bile hala okuduğumuz eserler var. Özellikle Yakup Kadri Karaosmanoğlu iki eseri çok kıymetlidir. Bu çok eseri var aslında ama yaban ile Ankara hepimizin bildiği Yakup Kadir Kara Ososmanoğlu'nun önemli eserleri arasındadır. Kemal Arıburnu ve Atatürk'ten anlar. Halide Edipadı var. Dikkat Milli Mücadele üzerine ilk romanı Halid Edipadı yazmıştı. Hangisiydi? Hatırlayalım. Ateşten gömlek. Yine onun 10başıyken Sakarya Meydan Muharebesi Başta olmak üzere büyük taarruza geçirdiği yılları anlattığı eseri ise herkesin okuması lazım. Bakın şu iki eseri Türk'ün ateşle imtihanı. Çünkü birebir oraya şahit olduğu için Halidedip Badvar'ın burada yazdıkları çok çok kıymetlidir. Mesela Fa Rıfkı Hatay özellikle Zeytindağı bu daha evvelden sınavda da geldi. Hangi sınavımızda? kendimizin bildiği KPSS'de geldi. Bir Dünya Savaşı'da Suriye Filistin cephesi' anlattığı bir eseridir. Zeytindağı yine Farukfatay'ın özellikle Çankaya toplantılarına katıldığından dolayı ileride çıkarttığı Çankaya da yine hepimizin okuması gereken kitaplardır. Kazım Karabekir çok kitap çıkartmıştır ama en bileni İster abimizdir. Dünya Savaşı'na niye girdik? Efendim çocuk davamız gibi birçok kitabı vardır arkadaşlar. Kazım Karabekir'in kitapları da çok kıymetlidir. Yine okunması gereken yine hayatım diye de bir kitabı vardır. Samim Kocagözdür. Kalpaklar olması lazım. Doğru mu? Fahrettin Türkkan. Hocam bu kim? Hatırla Fahrettin Türkkan'ın Fahrettin Paşa. Ama Fahrettin Türkkan'ın diyerek bir eseri yok. Fahrettin Türkkan'ın yaşadıkları eserleştirilmiştir. Yani ne? Medine müdafaası adıyla. Yoksa Fahrettin Türk'ın herhangi bir eseri var mı diye sorarsan yok. Kemal Tahir neydi? Ne? Yorgun savaştı. Tabii. Alif Fatih Cebes hepimizin bildiği arkadaşım Atatürk veya diğer adıyla sınıf arkadaşım Atatürk'tür. Tarık Buğra'nın özellikle iki eseri ama bir tanesi milli mücadeleyi ilgilendirir. Küçük Osmancıksa Osmanlı Devleti'nin kuruluşunu anlatır. Şevket Süreyya Aydemir dikkat dikkat dikkat. Tek adam. A bir okumanız gereken kitap da bu. Hep soruyorsunuz ya hocam ben ne okuyacağım? Ben ne okuyacağım? Arkadaşlar ben size sürekli olarak okumanız gereken kitapları söylüyorum ama çoğunuz bunu tabii ki mantıken KPSS sınavlarınızın sonrasına bırakıyorsunuz. E sonrasına bıraktığınızdan dolayı da bunlar unutulup gidiyor. Mesela buradan Şevket Süley Aydemin tek adamı okumanız lazım. Lord Kinros Atatürk'ü okumanız lazım. Kryer'in Atatürk'ünü okumanız lazım. Yine Andrew Mango'nun ki"
Andrew Mango, eee, yine hep Atatürk biyografilerinden bahsediyorum bu arada, olabilir. Okunacak kitaplardan. Şey vardı, Wolf Grey vardı. Bozkurt, onu Mustafa Kemal bayağı bir eleştirdi. Onu bayağı da bir yolladı. Eee, Armstrong'un yazmış olduğu, Armstrong mu yazdıydı ya şeyi? E, Wolf Grey, Armstrong'ın değil mi? Evet. Mesela Mustafa Kemal'in sağlığında yazılan ilk biyografidir mesela. O çok kıymetli ama Mustafa Kemal, ya sağlığında yazılan ilk biyografi kitabı ne yaptı? Eleştirdi. Böyle bir şey yok dedi. Sallamışsın. Oğlum, sen insanı görmeden yazdığı biyografi olabilir mi ya? Ben de buna şeyim yani. Evet. Bunlar değerli arkadaşlar, önemli bilmeniz gerekenlerdir.
Tabii, bunlar arasında özellikle Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun, Şevket Süreyya Aydemirler'in, ne bileyim, önemli bazı adamların bir çıkartmış olduğu bir dergi var. Bu dergiye dikkat. Bu derginin adı mesela, ben size şimdiye kadar üç tane dergi öğrettim. Biri Belleten, Türk Tarih Kurumu. Diğeri Ülkü, Halkevlerinin, Ankara Halkevlerinin çıkardığı dergi. Şimdi üçüncüye dikkat, Kadro. Hocam bu kim? Bu özellikle arkadaşlar, Türk inkılabının ideolojisinin sistemleştirilmeye çalışıldığı derginin adıdır. Kadro dergisinin yazarları kimler? Merve, söyle bakalım.
"Hocam, Şevket Süreyya." Şevket Süreyya Aydemir. Evet. "Yakup Kadri Karaosmanoğlu." "Vedat." Vedat Nedim. Bak, bunların bu arada hepsi komünist. Öyle söyleyeyim ben size. Yani Sovyet Rusya'dan çok etkilenen adamlar olduğunu da size söyleyebilirim ama değişik değişik değişik. O gün komünist ol, Kemalist oluyorlar. Böyle bir arada var yani. Ama bu işin gerçekten iyi bir şeyini yapmışlardır. Kadro dergisi. Onu da baştan söyleyeyim size. Birçok sayısı bende var. Kadro dergisi gerçekten ilginç bir dergi. Mesela şapka kanunu çıkarılıyor mesela. Şapka kanunu niye çıkarıldı? Neden çıkarıldı? Uygulama safhaları. Yani adam, hepsinin mantığına göre halkı anlatmaya çalışır. Hadi bir yazalım bakalım şunları. Evet.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu. "Düşmanın yaktığı köyler halisine." Düşmanın yaktığı. Evet. Köylerine. "Hı hı." "Diğeri Ankara." Ankara. "Ve Yaban." Yaban. Bu arada bana kalem verir misin? Bunlar yazmıyor. Murat, görmüyor musun? Kalem siliniyor. Kameradan izliyorsun oradan. Erkek, devam.
"Eee, hocam, Kemal Arıburnu, Atatürk'ten anı var." Evet. Halide Edibadı var. "Ateşten gömlek." Ateşten gömlek. Dikkat, buna bir hemen bir parantez açayım. Milli mücadele üzerine yazılmış ilk romandır. Yazılmış ilk romandır. Buna dikkat etmek lazım. Halide Edibadı var. Türk'ün "Ateşle imtihanı." Özellikle Halide Edibadı'ın onbaşı ve çavuş rütbelerindeki katıldığı savaşlar, rütbeleriyle katıldığı savaşlardaki elde ettiği izlenimler. Her ikisi de okunması lazım. Fahir Rıfkat Atay, Zeytindağ daha evvelden bir sınavda geldi. KPSS'de geldi yani. Ve Çankaya. Çankaya'ya dikkat. Çankaya'nın yayınlanma tarihi 1961'dir. Kazım Karabekir, hangilerini vermiş? İstiklal Harbimiz tabii ki. Bu da çıktı sınavda. KPSS'de çıkan ikincisi de budur. Devam et.
"Paşaların kavgası." Paşaların kavgası. Bakın, bu kitabı da okuyun. Bir saniye kızım. Heh. Söyle. "Şarkılı ibret." Şarkılı ibret. Bir kere dikkat. Şarkimesi varsa nedir değerli arkadaşlarım? Tabii ki ve tabii ki doğu demek. Hani şarkı aslında burada da özellikle yetim kalan çocuklara o öğretilen, bu bu eserde eee tiyatro piyasa olarak yapacaklar. Yani çocuklar yetiştirilecek Kazım Karabekir tarafından ve bu çocuklar bu şarkılı ibret kitabındaki yazan piyesler, işte müzikalleri hep bu şehit çocukları farklı illerde değer arkadaşlar kendileri eee işte artık bilm anlamda pies oynayacaklar veya konser verecekler. Şarkimesi gördüğün zaman zaten an ki bu Kazım Karabekir. Evet, devam ediyoruz. Kalpaklılar.
"Kalpaklılar." Fahrettin Türkan. Bir kere daha söylüyorum. Fahrettin Paşa yani hemen kısaca şöyle söyleyeyim. Bunun bir eseri yoktu. Devam edelim. Şey, "Medine müdafaası." Medine müdafaası. Medine'de yaşadıklarının kitaplaşmış hali. Kemal Tahir. "Yorgun Savaşçı." Yorgun savaşçı. Gene çok güzel bir kitap, okunması lazım. Ali Fuat Cebesoy. Sınıf arkadaşım Atatürk. Sınıf arkadaşım Atatürk. Evet. Tarık Buğra. "Küçük Osmancık." Bir kere daha söyleyeyim. Burada küçük Ağ Milli Mücadele dönemini anlatır. Osmancık değil. Sadece Osmancık'ta kime ait olduğunu bilin diye yazdım. Osmanlı Devleti'nin kuruluşunu anlatır. Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam. Üç cilttir. Herkesin okuması lazım. Bir de İkinci Adam var. Bu serinin devamı İsmet İnönü'yü anlatır. Evet. Notumuzu yazın.
"Kadro dergisi." Kadro dergisi. Evet. "1932-35 yılları arası." 1932-35 yılları arasında. Evet. "Yakup Kadri Karaosmanoğlu." Yakup Kadri Karaosmanoğlu. Evet. Şevket Süreyya Aydemir. "Şevket Süreyya Aydemir." Bir saniye. Süreyya Aydemir. Evet. "Vedat Nedimör." Vedat Nedimör. "Burhan Asaf Belge." Burhan Asaf Belge mi? "Evet." tarafından Türk inkılabının. "Türk inkılabının sistemleştirilmeye çalışıldığı dergidir." Sistemleştirilmeye çalışıldığı dergidir. Murat, gene buna niye takoz koymadınız oğlum?
"Oğlum geliyorum, geliyorum, 50 videoya geldim la oğlum, bir baksanıza la. Tahta oynuyor oğlum komple. Lan." "Hocam, en son usta geldi oraya koydu." "Bunu yerinden oynatacak adam yok." "Adam yok dedi." "Biz nasıl oynatabiliyoruz o zaman adam yoksa?" "Ha, olacak iş değil ya." Evet.
Cumhuriyet döneminde bilim var mı? Tabii ki bilim insanları yetiştiriyoruz. Tabii, bunlar da bazen Osmanlı Devleti'nde doğmuş, yani daha doğrusu, yani daha Cumhuriyet döneminde silahlanmış insanlardı. Mesela 10-15'li yıllarında Osmanlı Devleti'ni görmüş, daha sonra yıllarda bilimle uğraşmış birçok kişi var. Feza Gürsey'ler var, Cahit Arf'lar var, değil mi? Birçok kişi var. Onların bazılarını yazdıracağım. Hadi bakalım, başlayalım.
"Hocam, astronomi çalışmalarında Fatih Gökmen." Astronomi çalışmalarında kimmiş? Mehmet Fatih Gökmen. O ne hesaplaması yapıyordu biliyor musun? İmsak falan var ya. "Hicri takvim adam yapmıştı." Devam. "Matematik alanında Cahit Arf." Matematikte Cahit Arf. "Arf teoremiyle." Hı hı. Devam et. "Hı hı." "Beşoğlu." Devam ediyorum buradan. "Üçüncü satır mı?" Söyle. "Behram Kurşunoğlu." Hı hı. "Nükleer fizik." Nükleer fizik. Evet. "Devam ediyorum. Orhan Asım Barut matematik." Orhan Asım Barut. "Evet." "Matematik, kuramsal fizik." Devam et. Yüksek enerji ve karcık bir ile çalışmalar yapmışlar. "Başka var mı?" Yok. "Tamam. Devam. Feza Gürsey." Feza Gürsey. Bugün Altın Park'ta Feza Gürsey Bilim Merkezi vardır Ankara'da. Evet. "Fizik konusunda atomları çekirdiğini." Önemli değil. Fizik. "Tamam." "Kim onu bilecek? O kurban olduğum. He." "Eee, Profesör Doktor Hulusi Behçet." "Aşağıda mı?" Evet. "Profesör Doktor Hulusi Behçet." Evet. "Behçet hastalığına buymuştur." Behçet çalışmaları yapmıştır diyelim. Behçet hastalığıyla ilgili çalışmalar yapıldı. Evet. "Hangi hocam?" "Profesör Doktor Maksar Osman." Profesör Doktor tabii. Masar Osman ne? Psikoloji. Masar Osman hangi alandaymış? "Evet." "Hıı. Tarih bilimindeyle önemin tarih çalışmalar." Tarih biliminde ya, çok uzatmana gerek yok ver be aman kurban olayım sen de nazımı geçtin vallahi ya. Tarihçilerin kutbu kim? "Halil İnalcık hoca." Evet, aynen öyle. Halil İnalcık ünlenmiştir değerli arkadaşlar. Yani buradaki dediğimiz şu, tabii ki daha da çok kişi var. Yine tarih alanında mesela kim vardır, büyük ansiklopedi yazan? "İbrahim İsmail." Ben bilmem. Git araştır. Tarihçi olan sizlersiniz. Bak bakayım telefonuna bakayım. İbrahim Akbuz'un çarşılı mı? İsmail Akbuz'un çarşılı mı? Hanımefendi ya. Hadi bakalım. Hayırlısı inşallah.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Ankara ve Yaban. Halide Edibadı var, Ateşten Gömlek'in özelliği Milli Mücadele üzerine yazılmış ilk roman. Geldim buraya. Halide Edibadı var, Türk'ün Ateşle İmtihanı. Falih Rıfkı Atay, Zeytindağ geldi. Çankaya'ya dikkat. Kazım Karabekir, İstiklal Harbimiz geldi. Geldi. O yüzden Kazım Karabekir'le alakalı isterler bayağı da oldu ama ne ona ne kadar. Şunu bir daha işaretleyelim. Fahrettin Paşa'nın kitabı yok ama Fahrettin Paşa'nın Medine'de yaptıkları, Medine Müdafaası. Efendim, buraya geldik. Ali Fuat Cebesoy, dikkat et. Ali, Sınıf Arkadaşım Atatürk ve Şevket Süreyya, Tek Adam. Ancak burada şunu da bilmemiz lazım. Kadro dergisine dikkat. Zaten üç dergi bilmek zorundasınız. Kadro, Belleten ve Ülkü. Buraya geldim değerli arkadaşlarım. Ama bu Kadro dergisinin amacını sorabilirler. Türk inkılabının sistemleştirilmeye çalışıldığı derginin adı Kadro'dur. Dikkat. Cumhuriyet alanında ben sadece isimsel vermek istedim. Mehmet Fatih Gökmen'ler var. Efendim, matematikte Cahit Arf var, değil mi? Efendim, Behram Kurşunoğlu var. Mesela Orhan Asım Barut var. Hani bilm sadece isimler duyun. Feza Gürsey. Tabii ki Halil İnalcık, tarihçilerin kutbu, Profesör Doktor Hulusi Behçet'ler ve Masar Osman'lar. Bunlar önemlidir değerli arkadaşlar. Evet, buyurun.
"Hak." İsmail Hakkıymış. İbrahim diyeyim işte. Vay Merve işte. Hayırlısı olsun inşallah. "Profesör Doktor İsmail Hakkı Uzunçarşılı." İbrahim Kafesoy'la karıştırdığın için o isme geldi. Evet, şu tarafa doğru alalım şimdi. Şöyle biraz ortalayalım. Şöyle bir gelsin. Kıymetli dostlar, böylelikle 24 soruluk olan kısım eee bitti. Birçok sınavda artık çağdaş gelmeyeceği için sadece KPSS öğrencileri için 3 tane çağdaş soru gelecek. Hayırlı uğurlu olsun. Tarihinizin %93'lük ünite kısmı bitmiş vaziyette. Çağdaş'ın da 3 sorusu. Eee, onu da yakalayacağız inşallah.
Böylelikle sınavda mesela çağdaşa çalışmayan arkadaşlar oluyor aramızda ve de sona bırakılıyor. Dershanelerde zaten en son konu olduğu için mayıs, hazirana denk getiriyorlar ve mayıs, haziran'da öğrenci zaten bunu dinlemiyor. E, bir de Türkiye'de yaşanan gelişmelerden dolayı insanlar derstenler, daha şeylerden soğuyor, sınavlardan soğuyor. O yüzden çağdaş Türk ve dünya tarihi sona geldiği için sona kalan dona kanal oluyor. Peki, bir şey söyleyeceğim. İslami öncesi Osmanlı Devleti'ne kadar üç soru geliyor ve ta 2000 yıl öncesini işliyoruz. Oradan üç soru gelmesine rağmen öğrenci oraya 50 kere, 100 kere tekrar ediyor ama hiç çağdaş Türk ve dünya tarihine geldiği zaman oradan da üç soru çıkıyor arkadaşlar. Oradaki üç soruyla buradaki üç soru arasındaki farkı söyleyin bana. Herhangi fark yok. O yüzden çağdaş Türk ve dünya tarihinin İslam öncesi, Müslüman Türk Devleti, Anadolu Selçuk Devleti'nden herhangi bir farkı olmadığını söyleyeyim. O üç soruyu yapmazsanız 24 sorudan sınava girersiniz. Diğeri ise 27 sorudan gelir. O 3 tane yanlış yaparsa senin netin 21'lere inerken, hatta 20.25'lere, o 27 soruda 3 yanlış yaparsa 12 değerli arkadaşlar, 23.75 olur. Yani sen kendi kendine soru sayısını azaltamazsın. Tarih böyle bir şey değil. Bir de 2000 yılın öncesiyle günümüze son 100 yılını işlemek arasında dağlar kadar fark var. Çağdaş olmayan herhangi bir öğrencinin bugünleri alması, anlaması mümkün değil. Her kazayı, her suikasti, yani hiçbir şekilde yorumlama gücüne sahip olamazsınız.
Böylelikle inkılap tarihi bitti. Hayırlı uğurlu olsun. Nerede görüşeceğiz arkadaşlar? Çağdaş'ta görüşmek dileğiyle. Esen kalın. Hoşça kalın.