📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

Kurbanda Yapılan 11 Büyük Hata @Mehmedyildiz

Hayalhanem10:59

Transcription

Birinci soru ile başlayım. Kurbanın hükmü nedir? Hüküm demek, Allah Azze ve Celle'nin bizi hangi düzeyde sorumlu tuttuğunun göstergesi demektir. Böyle baktığımızda farz, vacip, sünnet, müstehap. Peki kurban hangi hükme girer? Ben bugün Hanefi fıkıhına göre anlatacağım anlatacaklarımı. Kurban Hanefilere göre vacip hükmüne girer. Ne oluyor vacip? Farzın bir altı, zorunluluk oluyor. Farza yakın bir sorumluluğu var ama farz değil. Bu vacip oluyor.

Diğer İslam büyüklerine göre ise kurban nedir? Sünnettir. Mesela bir İmam Şafii'ye göre sünnettir. Ama burada bizim sünnete bakışımızı da değiştirmemiz gerekiyor. Sünnet yaparsan yap, yapmazsan bir şey olmaz demek değildir. Ben İslam dinindenim. Belgesine, ameline, uygulamasına biz sünnet deriz. Bu nazarla bakarsak daha sağlıklı olur. Bir insanın ibadet etmesi için 3 şart gereklidir. Müslüman olması bir şarttır, akıllı olması ikinci şarttır, baliğ (ergen) olması, ne demek? Olgunluk yaşına ermesi, yani biz ergenlik diyoruz değil mi? SİNN-İ BÜLÛĞ diyoruz, o da takribi 15 yaş oluyor. Bu 3 şart vardır. Kurban ibadeti girince dördüncü bir şart daha ekleniyor buna. Nedir? Nisab miktarı kadar malı olması şartı olur.

Ne demek nisab miktarı? İslam'da belli başlı ibadetleri yapması için, mesela zekat için, kurban için belli bir zenginlik değeri vardır. O zenginlik değerine ulaşabiliyorsan, o kadar malın varsa buna nisab miktarı denir, o malına. Peki, nisab miktarı ne kadardır? Birkaç rivayet var. 81 gram altın diyen var, 86 gram altın diyen var, 90 gram altın diyen var. Bunlar da senin zenginliğini belirliyor. Ne demek istiyoruz yani bu kadar gram altın ne demek? 81 gram altına kabaca otuz bin diyelim şimdi günümüz şartlarında. Bir insan oturduğu evinin elektriğini, suyunu vesaire ödedi. Ondan sonra baktı ki o adamda hala otuz bin lira para var. Hanefi fıkıhına göre söylüyorum, kurban kesmek vacip hükmündedir. Az önceki hesabı yaptı ama o adamda nisab miktarı kadar mal çıkmadı, vacip hükmünde değildir. Kişinin bir de hani fıkhi yönü ayrı, ahlaki yönü ayrıdır değil mi? Kimisi o yakınlığı Allah ile sağlayabilmek için bir yıllık bir plan yapar kafasında, belki ufak ufak köşeye koyar, eder. Ne olur? Oradan da o vacip sevabını alır.

Bir de işin diğer bir boyutu var. Hani günümüzde de insanlar "Borçluyum. Nasıl kurban bana vacip olsun?" diyor. O yüzden biz "borçlu" ne demek onu da bir kendimizde düşünecek olursak, bir insanın elinde olan malından daha fazla ödemesi varsa buna borçludur desek bence daha sağlıklı olur diye düşünüyorum. Çünkü öteki türlü bu borçlunun tevili de çok oluyor değil mi? Adamın belki milyon dolarlar serveti var, işte elektrik faturasını ödememiş, 1 ay gecikmiş "aa onun borcu var, bana nasıl kurban olur?" gibisinden öyle bir şeyler de çıkabiliyor. Bu işin fıkhı ayrı bir şey, ahlakı ayrı bir şey.

Geldim ikinci meseleye: "Kurbanın ne kadarı bize kalmalıdır?" diye bir sual gelebilir akla. Efendimiz Aleyhisselam'la Hazreti Ayşe annemizin yaşadığı bir hadise var. Hazreti Ayşe annemiz kurban kesildikten sonra dağıtımını gerçekleştirir ve Efendimiz sorar: "Ya Ayşe bize ne kadar kaldı?" diye. "Bize bir but kaldı Ya Rasulallah" deyince: "Desene bir but hariç hepsi bize kaldı" der. Bu da kurbanın ahlakı için önemli bir meseledir, sünnet cihetinde.

Yine meşhur sorulardan: Her hayvan kurban olur mu? Piliç kesmeye çalışanlar var, ejderha kesen tanıdıklarımız var. O yüzden insan merak eder, her hayvan kurban olur mu? Hatta tırtılı hayvan kategorisine sokmaya çalışanlar var, öyle öğreniyoruz. Her hayvan kurban olmaz. Ne kurban olur? Öncelikle bizim bildiğimiz koyun, koç, keçi cinsi kurban olur ve onların 1 yaşında olması şarttır. Bir üst kategoriye gittiğimizde, işte inek, başka ne diyelim, boğa diyelim, başka onların çeşitleri. Onların da 2 yaşında olma şartı vardır. Bir diğer kurban edilebilecek hayvan devedir. Devede ise 5 yaşında olma şartı vardır, sağlıklı ve özürsüz şekilde.

Büyükbaş hayvana 7 ortakla gireceğim, içlerinden bir tanesinin niyeti kurban değil de et olursa o kurban kabul olur mu? Büyükbaş hayvanda 7 kişiye kadar ortaklaşa girebilme izni var, içlerinden bir tanesinin bile niyeti Allah için olmazsa o kurban kurbanlıktan çıkar ve sizin ilişkiniz kısa devre yapar. Çünkü kurbanın amacı et değildir, Kurban Bayramı da haşa bir et festivali değildir. Bir hayata son vermek ancak Allah için olur demek ve bunun teslimiyetini gösterebilmek kurbanın manasıdır. Yani bu kurbanın manası olmadıktan sonra sen o kurbanı kesersen et festivali olur ve 7 kişiden birinin niyeti bu şekilde değilse o kurban kurbanlıktan çıkar, kurban olmaz artık.

Diğer sorumuz: "Sahibi kurban üzerinden ticaret yapabilir mi?" Bu soru ne demek istiyor? Kestirecek birisine belki kesim için bi' 100 lira verecek, sen deriyi al, onun karşılığında ben sana 100 lira vermeyeceğim. Yapabilir mi bunu? Yapamaz. Kurbanın sahibi, yani birinci el, kurban üzerinden hiçbir ticarete asla giremez. Eğer dilerse o deriyi alır, kendisine ayakkabı bile yapar. Sıkıntı yok, kendisi kullanabilir. Ama o kurban derisi üzerinden birinci el ticarete giremez. Ama ikinci el girebilir. Ne demek bu? Tam o esnada bir hayır kurumu, bir vakıf, bir dernek oradan geçiyor, kurban derilerini toplayacak ve onlarla belki bir yere yardım edecek, bir talebe yardım edecek ya da yurt dışında birine yardım edecek, evet onlar topladığı deriyi satabilir ama birinci el, kurbanın asıl sahibi olan hiçbir şekilde dişi, tırnağı, eti, derisi hiçbir şekilde ticaretini yapamaz.

"Seferilikte kurban vacip olur mu?" 90 kilometre ikamet ettiğin yerden uzaklaşmak seferilik hali. Cevap verelim: Bayramın birinci gününün sabah namazından üçüncü gününün akşam namazına kadar seferi haldeysen kurban sana artık vacip değildir.

"Teşrik Tekbirinin Hükmü Nedir?" Teşrik günleri tekbir getirmek vaciptir. İnsanların unuttuğu bir ibadet oluyor genellikle, ancak böyle kalabalık olursan değil mi, birbirine hatırlatıcı fazla olursa insanlar onu gerçekleştirebiliyorlar. Arefe sabah namazından kurbanın dördüncü günü ikindi namazına kadar, ikindi de dahil, teşrik tekbirlerini getirmek vaciptir, her farz namazından sonra.

"Kurban kesilirken çocuğumuza göstermesek olur mu?" Çocukların psikolojisi bozuluyor kurbanı kesilirken görünce diye. Bakalım rivayetlere. Efendimiz Aleyhisselam bir kurban zamanı kızı Fatıma annemizi ve iki torununu birden yanına çağırır. "Ya Fatıma şimdi kurban kesilirken baş ucumda durun ve bu kurbanın akan her damla kanından dolayı günahlarınızın döküldüğünü hissedin" der. Ne demek oluyor bu? Demek ki torunlarına bile izletmiş o anı. Her ne kadar insanlar kurban kesmeyi ve kurban kesilirken izlemeyi merhametsizlik olarak düşünseler de, ki çok batıl bir düşünce tabii ki de bu, fıtratı ve kurbanı yaratan Allah Azze ve Celle'nin biraz bu noktadaki hikmeti anlaşıldığında görülüyor ki kurban kesmek ve kurbanı seyretmek insanın merhametini arttırıyor aksine. Kurbanı Efendimiz Aleyhisselam kendisi kesiyor. Özellikle imkanı olan varsa tabii kesebilir, kesemez ama bi' izlese bile çok makbuldür. Çünkü insanın içerisinde biriken bir kötülük damarı, bir zulüm damarı da var diyor ya Üstat Hazretleri, o zulüm damarının insan ruhunda sindirilmesine ve erimesine sebep olur. Hem kurbanı kesmek hem de o kesilme anını hissetmek. Daha tabirlerle böyle insanın içerisinde vahşete ve kan dökmeye de bir meyil var. Neden var? Dünya'yı gördüğünde anlıyorsun neden var. Kurban aslında onu da dindirebilen bir şey. İşin diğer garip yanı, çocuğa kurbanları sakın izlettirmeyin diyenler her gün TV'de çocukları nelere nelere izlettiriyorlar, o da işin daha garip, daha komik bir yanı oluyor. Kısacası Allah'ın emri olan bu ibadeti bu pencereden bakmak lazım ve kurbanı imkanı olan keser, imkanı olmayan da kendi kurbanını kesilirken izlerse eğer o kanı görmek onun merhamet hissini daha çok uyandıracaktır, söylenenlerin aksine.

"Kurbanı Üçe Bölmek Şart Mıdır?" Rivayetlerde tavsiye edilen kurbanın üçe bölünmesidir. Bir parçası ihtiyacı olanlara, diğer parçası evine gelen misafirlerle yemek için, diğer parçası da ev halkıyla yemek için, bu şekilde üçe bölmeyi uygun görürler. Ama bu şart mıdır? Hayır, şart değildir, iki tane farklı örnek verelim. Hicretin ikinci senesi Bedir'den sonra ilk kurban kesildiğinde Medine'ye akın akın misafir gelmişti ve o dönemde Efendimiz Aleyhisselam kurbanların tamamının infak edilmesini istedi. Tamamını. Kimse evine götürmeden. Bir örnek yapmıştık, insan tamamını infak edebilir demek buradaki mana. Diğer bir örnek daha verelim, mesela birisi vardır, o kişinin de helal etle ilgili bir hassasiyeti vardır. Yani ben kurbanda zar zor gözümün gördüğü bir helal eti buluyorum ya onu da nasıl vereyim diyebilir. O kişi de alıp kurbanın tamamını evinde helal et cihetinde buzdolabında saklayıp kendi yese, onda da bir beis yoktur. Artık bundan sonrası dediğim gibi kişinin mizacına, ahlakına kalmış bir durumdur ama bize önerilen o üç parça, önerilenin de üstü var, Hicretin ikinci yılındaki ilk kurban hadisesi var.

Yeni soru. "Kurban Kesmek Hayvana Eziyet Midir?" Değil mi bunlar da başladı, "Kıymayın kuzularıma" onlar da başladı, "Kurbanı kesmeyip kasaptan alsak olmaz mı", "Ağaçta yetişiyor, ordan koparsak olmaz mı", "Kıymayın kuzularıma, çevirme çok güzel gider ama". Onlar da var. İnsana baktığında sadece et ve kemik olarak gören bir göz kurbana baktığında sadece kan görüyor. Bu da bakış darlığından oluyor, başka bir şeyden değil. İnsanı insan kılan eti ve kemiği olmadığı gibi, kurbanı kurban yapan da o hayvanın eti ve kemiği değildir. Orada başka bir teslimiyet manası vardır. Kurban kesen medeniyetlere dikkat edelim bir de kesmeyen medeniyetlere dikkat edelim. Kurban kesen hiçbir medeniyette bir boğayı oklayarak bir spor yaptığını göremezsin, arenalarda aslanlarla insanları aynı kafese kapatıp parçalatma hadiselerini göremezsin. Demek ki hangisi vahşet, hangisi eziyet, insafı olan aslında bunu daha net anlar. Efendimiz Aleyhisselam genellikle bayramlarda iki koç keser. Bunun bir tanesini kendisine ve Ehli Beyt'ine, diğerini de "Ya Rab bunun sevabını ümmetimden kurban kesemeyenlere" diye. Yani asıl ahlak iki kurban o cihetle. Onu da bir bilelim köşede. Efendimiz bıçağı biler ve çok keskin hale getirir. Bıçağı asla ve asla kurbana göstermez, koçlara göstermez. Koçlar kesilirken onları da birbirine göstermez asla ve kesilen hayvanın iki rivayet var ya başını çevirir ya da gözlerini kapar diye iki rivayet var. Şimdi bizim günümüzde göz kapama hadisesi değil mi. Özellikle kulakla da göz kapatıyorlar, bir şey bağlayarak çaputla da göz kapatıyorlar ama o hayvanı o hayvana bile kesilirken göstermiyor, bu kadar da hassas. Elhamdülillah.

Son soruya geçiyorum. "Kurban Kesmek Yerine Sadaka Versek Olur Mu?" Namaz dinin, oruç bedenin, zekat malın, hac ümmetin, kurban da canın sigortasıdır. Her birinin bir karşılığı var mı? Var. O onun yerine geçer mi? Asla geçmez. Zaman zaman kimileri fakirin etten daha çok maddi şeylere ihtiyacı var dese de bu ancak bir dar görüşün ifadesidir, başka bir şey değil. Zira ibadetlerde illet vardır, hikmet vardır. İllet asıl sebep. İbadetlerde asıl ve bir tek sebep vardır: Allah'ın rızasını kazanmak, ikinci bir sebep yok. Ondan sonra bir de Allah lütfederse onun hikmetini bizlere bildirir, biz onu da anlarız, sadece anlarız. Bizim için kurbanı kesmek Allah'ın emretmesi kafi bir sebeptir. Onun haricinde belki aklımız yetmez, fikrimiz yetmez ama bu meseleyi çok anlamak zorunda da değiliz belki. Sadaka vermek ayrı, zekat vermek ayrı, kurban kesmek apayrı bir ibadet. Hiçbir şekilde sadaka değil, dünyaları da versen bir tek kurbanın yerine geçmesi söz konusu değildir.