Transcription
[müzik] [müzik] Herkese selamlar. Bugün yeni ve son ünitemize geçiyoruz arkadaşlar. Ben idare hukukunu çok seviyorum. Umarım sizler de seversiniz. Bana gelen dönütlerden şunu anlıyorum ben. İdare hukukunda zorlanıyoruz hocam. Unutuyoruz hocam. Çok soyut geliyor hocam. Böyle derseniz yapamazsınız arkadaşlar. Bence çok keyifli. Gerçekten ben severim idare hukukunu. Çok da böyle aşırı saatlerce anlatacağım bir bölüm değil. Ve saatlerce anlatmamama rağmen soru sayısı saatlerce anlattığım bölümlerle aynı neredeyse tekerleme gibi oldu değil mi? Aynı saatlerce saatlerce. Evet. O yüzden lütfen siz de bana güvenin. Deyin ki evet biz idare hukukunu seveceğiz.
Peki neler göreceğiz içinde de seveceğiz? Özellikle son kısmına bayılacaksınız bence arkadaşlar. Önce idare idare ne demek? Bir mantığını anlayacağız. Tamam mı? İdare etmek ne demek? Mesela günlük hayattan böyle örnekler vererek mantığını güzelce oturtmamız gerekiyor. Arkasından idari hukukunun konusu ne? Amacı ne? İdari fonksiyon ne? Hangi kaynaklar kullanılıyor? Türkiye Cumhuriyeti idaresinden beklentilerimiz neler? Görevleri neler? Bunlara bakacağız. Arkasından temeli anayasada da belirtilen birtakım ilkeler var. Merkezden yönetim, yerinden yönetim diyeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti idari teşkilat yapısından bahsedeceğiz. Merkezde kim var? Taşra nedir? Taşranın başında kim var? Vali, kaymakam. Göreve nasıl gelirler? Neler yaparlar? İller, ilçeler nasıl kurulurlar? Belediyelerde, köylerde ayrı bir yapı var mıdır? Bize kamu hizmeti sunan birimlerde neler göreceğiz? İşte bunların hepsinden söz edeceğiz. Detaylarına gireceğiz. Anlatırken size ÖSYM bunu sordu. Soru şöyle gelebilir diye kalıplardan da söz edeceğim yine. Ve en son konusu şu an beni dinleme nedeniniz arkadaşlar. Devlet memurluğundan yani ilk kamu görevlilerinden bahsedeceğiz. Memur olmak için hangi koşullar gerekiyor? Memuriyetten sonra sizleri neler bekliyor? Özellikle ÖSYM memurlarda disiplin cezalarıyla çok ilgilenir ve o bölümü çok sever. Siz de umarım idare hukukunu çok seveceksiniz. Üç tane sorusu geliyor arkadaşlar genel olarak baktığımız zaman bizim için çok önemli. Bak kısacık bir konu. Üç tane sorusu geliyor. Bazı yıllar ikiye çekebiliyor ama bu çok nadir arkadaşlar. Genelde üç soruyla karşı karşıya kalırız. Dersi anlattıktan sonra tekrarımızı yapıp bol soru çözüp konuya oturturanız emin olun soru kaçırmanız çok zor. Bazı öğreten sorularla farklı bilgiler de vereceğim size. Bazı ÖSYM bazı yıllar artık detay sorulara giriyor arkadaşlar. Konuları tamamladıktan sonra en son soru çözümü yapacağım. Muhakkak izleyin. Çünkü soru çözümünde öğreten sorular var. Farklı bilgilerden, derste bahsetmediğim şeylerden de sorular üzerine bahsedeceğim. Bilginiz olsun.
O zaman idareyi seviyor muyuz? >> Evet biz seviyoruz. Siz de seviyorsunuz eminim. Duyuyorum. Ve hazırsanız koltuklar dil konumda böyle mutsuzsanız izlemeyin diyorum hep. Bakın bu çok önemli. Kendinizi iyi hissettiğiniz zaman izleyin. Çünkü önemli bir konuya giriş yapıyoruz. İdarenin kapılarını aralıyoruz. Hadi başlayalım o zaman. Ne demek acaba idare hukuku? Bizler ilk olarak idare hukuku kavramını nerede duymuştuk? Kamu hukuku dallarının içinde duymuştuk. Temel hukuk bilgisini anlatırken kamu hukuku dalıdır. İdare hukuku demiştim. Peki kamu hukukuysa kamu hukukunda devlet bizden neydi? Üstündü arkadaşlar. Anlaştık mı? Bir kamu hukuku dalı olduğunu biliyoruz biz şimdiye kadar. Acaba idare ne demek? İdare hukukunu boş verin. Bir düz düşünün. Derim ki ya beni idare edebilir misin? Sümeyra beni idare edebilir misin? >> Ederim hocam. >> Ne yapacaksın mesela? Gel o zaman ders anlat. Gel burayı sen anlat. Şey derler ya, "İdare edemem anne." İdare etmek, çekip çevirmek, yönetmek, bir şeyler sunmaktır. Arkadaşlar idare beni çekip çeviriyorsa, bana hizmetler sunuyorsa benimle denk midir yoksa benden üstün müdür? Benden üstün bir yapı var ve ben insanım. Hayatta kalabilmem için, hayatımın daha böyle düzenli, verimli, mutlu, huzurlu gidebilmesi için de bana idarenin bir şeyler sunması gerekiyor. İşte idarenin beni çekip çevirmesi gibi düşünebilirsiniz burada işleyeceğimiz şeyleri. İllerin başına valiyi boşuna koymuyor. Köye boşuna muhtar seçmiyor. Çünkü köyde de mesela yöresel ihtiyaçlar nasıl bilinmesi adına bir köy yapısı oluşturuyor arkadaşlar. Anlaştık mı? Temel mantık aslında ne? Bakın idare bizi ne yapacak? Çekip çevirecek. Mesela memur ataması yapılıyor arkadaşlar. Niye yapılıyor bu atama? Şimdi bize sağlık sektöründe sağlık personeli lazım. Öyle değil mi? Öğretmen lazım. Bak her alanda kamu görevlileri lazım. Çünkü çekip çevirmede onlar da idareye ne yapıyorlar? Destek oluyorlar arkadaşlar.
O halde diyelim ki biz idari hukuk için temeli anayasada belirlenen, anayasada belirlenir temeli anayasada belirlenen idarenin faaliyet ve örgütlenmesine ilişkin kurallar öngören kamuya tanınan dikkat kamuya tanınan üstün ve ayrıcalıklar ile bireye tanınan hak ve hürriyetlerin dengelenmesini sağlayan hukuk dalına biz idare hukuku diyoruz arkadaşlar. Şimdi benim için burada idare hukukunun konusunu ne oluştur? Nelerle ilgilenecek? Buna bakacağız. Dedim ki bak beni çekip çevirecek. Konusu mesela gidip bir özel şirketle ilgilenir mi? Hayır. İdari hukukunun konusunu devlet idaresi oluşturur. Arkadaşlar konu neymiş? Devlet idaresiymiş. Peki temel amacı ne? Benim yararım mı? Senin yararın mı? Onun yararı mı? Herkesin yararı mı? Elbette ki herkesin yararı. İdare hukukunun amacı kamu yararının sağlanmasıdır arkadaşlar. Tamam. Kamu yararı sağlamak temel amacı olarak karşımıza çıkar diyoruz.
Peki birazcık bu idari hukukunun özelliklerinden bahsedelim. Şimdi birazcık hikayesel kısımlar bunlar. Bir mantığını oturtmaya çalışıyoruz. Şimdi acaba idare hukuku nasıl bir hukuk dalıdır? Arkadaşlar idare hukuku statü hukuku olarak geçer. Statü hukukundan kasıt nedir? Kuralsaldır. Kurallara dayalıdır. Kuralları önceden bellidir arkadaşlar. Kafaya göre işlem yapılmaz. Belli bir kurala tabidir. Mesela Devlet Memurları Kanunu var. Memurlar kafalarına göre hareket edebilirler mi? Hayır. Statü hukuku demek kuralsaldır. Kuralları bellidir. Kafaya göre bir hareket yapılamaz. Statüler yüklü diyor. Yani iki tedvin edilmemiş bir hukuk dalıdır. Ne demek tedvin edilmemiş? Yani dağınık bir hukuk dalıdır. Şey diye de karşınıza çıkabilir. Kodifiye edilmemiş bir hukuk dalıdır. Kodifiye edilmemiş yani tedvin edilmemiş. Yani derlenip toparlanıp bir metin haline getirilmemiş. Ne demek istiyorum peki ben burada? Ben size dersleri anlatırken 82 anayasası dedim. Bak bir kitabını gösterebildim size değil mi? Medeni kanun yazılı belli bir yerde toplanmış. Ticaret hukuku dediğimde ticaret kanunu var. Türk Ticaret Kanunu. Arkadaşlar ben sizi şimdi elimde çıkarıp ak bu da idarenin kanunu diyemiyorum. Çünkü idare hukuku ne diyor bak? Dağınıktır. Mesela medeni kanunu ben elime alıp medeni kanunun içinde aile, eşya, mirasa ilişkin hükümleri bulabiliyorum ama idare hukukunu tek bir kitapta sen diyor bulamazsın. Dağınıktır, kütüphanesi vardır gibi düşünün. Olur mu? Tek bir böyle bir metin halinde değildir. Dağınıktır. Kütüphanesi vardır. Hangisi olacaksa gidip o kanun diyelim ki kullanılacağı kanunu o gidip o kanunu seçiyor. Anlaştık mı? Yani derlenip toparlanıp bir metin haline getirilmemiştir. İdare hukuku böyle idare kanunu diye bir şey direkt karşıma ne yapmaz benim? Çıkmaz. Dolayısıyla bak tedvin edilmemiş dağınıktır diyoruz ya arkadaşlar. İçtihatlara da dayanır. İçtihat neydi? Yargısal kararlardı değil mi? İçtihatlara da dayanarak işlemler olur. Yargısal kararlara da dayanır. Çünkü dağınık bir metin halinde değil demiştik. Genç bir hukuk dalıdır. Gençler aynı zamanda nedir? Bizler genç olarak neyiz? Dinamiğiz değil mi? Ben de kendimi bak hala genç kabul ediyorum. Sizler zaten gençsiniz. Önemli olan ruhunuzun genç olması arkadaşlar. Ruhunuz hep genç olsun. Sümeyra senin ruhun da çok genç bence. Gel gel. Değil mi? Evet. Çocuk annesi ol. >> Evet. A çocuk annesi olunca ne oluyor? Ruhunuz mu gidiyor? Yok. Evet. [kahkaha] >> Genç bir hukuk dalıdır. Dinamiktir. Dinamik. Genç. Dinamik. Ne demek bu? Şimdi genç olup dinamik olup çıtır cıtır bundan mı bahsediyor? Hayır. Diğer hukuk dallarından sonra ortaya çıktığı için idare hukukuna genç bir hukuk dalıdır diyoruz arkadaşlar. Tamam mı? Sebebi bu. Yani öyle 202 yaşlarında falan değil. Diğer hukuk dallarından sonra ortaya çıktığı için genç bir hukuk dalıdır. Dinamiktir. Değişen koşullara kendini ne yapar? Uyarlar diyor. Teknoloji ilim bilim ilerledikçe idare de bize bu hizmetleri bu teknoloji ilim bilime göre sunuyor mu? Evet. Kamu hizmetleri özelliklerini de bahsedeceğim zaten. Tamam. Temel amacı ne sağlamaktır? Kamu yararı sağlamaktır. Bakın zaten burada da söyledim. Önemli. İdare hukukunun temel amacı aşağıdakilerden hangisidir derse ne diyeceğiz? Amaç kamu yararı sağlanmasıdır. Şimdi bazen şu oluyor. E hocam ya kamu yararı gerekçesiyle hastane yapacağız diye gitti arazimi, dededen yadigar kalan arazimi kamulaştırdı. Hastane yapacakmış. E ben mağdur oldum. Çünkü arkadaşlar burada şimdi kamulaştırma neydi? Özel mülkiyette bulunan bir taşınmaza, arsaya, araziye bedelinin ödenmesi suretiyle devlet tarafından el konulmasıydı. Ben istemesem de alabiliyor bazen. Çünkü burada diyor ki, "Senin yararından üstün olarak kamunun yararı var." Kamu dediği kim? Bizleriz. Hepimiz arkadaşlar. Anlaştık mı? Temel amacı kamu yararı sağlanmasıdır. Bu kısmı unutmuyorsunuz.
Peki idare hukukuyla ilişkili bir uyuşmazlık yaşandı. Diyelim ki idare ile ilgili bir uyuşmazlık yaşadı. Uyuşmazlıkları nerede çözümlenir arkadaşlar? Mesela memura bir disiplin cezası verildi ve memurlara verilen disiplin cezalarına karşı yargı yolu açıktır. Memur buna karşı hangi yargıya başvurabilecek? İdari yargıya başvurabilecek. Memuriyette detaylı göreceğiz zaten. O halde uyuşmazlıklar idari yargıda çözümlenir. Yargı ünitesinde size anlatmıştım. Adli yargı ve idari yargı vardı değil mi? Kişiler arasındaki uyuşmazlıkları. Boşanma davası, alacak davası, cinayet davası. Bunları kim çözüyordu? İd şey adli yargı çözüyordu arkadaşlar. Biz idari yargı bünyesinde idare mahkemesi, vergi mahkemesi, bölge idare mahkemesi, danıştlar gibi mahkemelerden söz edip idari uyuşmazlık çözümler demiştik zaten. İştihatlara dayandığını da söyledik. Evet.
Şimdi özetle idare kamu yararı için hareket eder arkadaşlar. İdari fonksiyon ne demek? Testlerde, şıklarda sık sık bu kelimeyle de karşı karşıya kalacaksınız. Aslında fonksiyon ne demek biliyor musunuz? İşlev. İdarenin işlevi nedir? Ben de bak diyorum ki acaba idarenin işlevi yani yapması gereken şey nedir arkadaşlar? Hemen şöyle küçük bir tanımla gireceğim. Sonra mantığını vereceğim sizlere. Şimdi biliyorsunuz ki idare diyoruz ama devlet yapısı var burada. Devletin yasama ve yargı işlemleri ile. Devletin yasama ve yargı işlemi dediği ne? Mesela meclisin kanun yapması, mahkemelerin yargılama yapması gibi düşünebilirsiniz. Yürüt devletin yasama ve yargı işlemleri ile yürütme organının siyasi işlemleri dışında kalan ve toplumun günlük ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yürütülen tüm kamusal faaliyetlere biz ne diyoruz? İdari fonksiyon diyoruz arkadaşlar. Yani aslında idarenin temeldeki fonksiyonunu şöyle düşünün. İdarenin işlevi gibi düşünün. Tamam mı? İdarenin işlevi nedir? Benim gündelik gereksinimlerimi karşılamak. Nedir gündelik gereksinimlerim dediğinde arkadaşlar bazen öyle şeyler var ki biz her şey kendiliğinden oluyor çünkü idari fonksiyon resen yani kendiliğinden yerine getirilir. Siz hiç arıyor musunuz belediye? Belediye çöpleri topla. Bakın bazen görüyoruz bazı belediyelerde hani böyle işte eee işçiler tarafından tepki alarak çöpler falan toplanmıyor ya. Rezalet durumda oluyor. Bakın bu bizim huzurumuzu ciddi anlamda bozuyor. Kamu düzeninin öğeleri arasındaki faaliyetleri bozuyor arkadaşlar. Hiç arıyor muyum ben? Çöpleri mısınız? Yo. Kar yağdı. Yollara tuzlar mısınız? Yo. Şimdi buna gerek var mı? Öğretmen yok. Öğretmeni atar mısınız? Zaten bizi çok da dinliyorlar da değil mi? O yüzden bak arkadaşlar benim gündelik gereksinimim vardır. Sabah uyanıyorsunuz değil mi? Uyandınız. Hava diyelim ki karanlık. Erkenden uyanıyorsunuz. Işıkları yakmam lazım. Bana elektrik lazım. Yüzünü yıkayacaksın. Ne yapacaksın? Ne lazım? Su lazım. Öyle değil mi? Bak bunlar bile küçük küçük düşündüğünüzde bizim aslında gündelik nelerimiz olarak karşımıza geliyor? Gereksinimlerimiz. Allah korusun bir sular gitse perişan oluruz. Darma duman oluruz arkadaşlar. Bunların hepsini bize kamu hizmeti olarak idare ne yapıyor? Sunuyor. Anlaştık mı?
Şimdi buna bakacağız. İşte idarenin işlevi yani idari fonksiyonun özellikleri nelerdir? İdari işlem ve eylemlerle yerine getirilir diyor. Bizim gündelik gereksinimlerimizi karşıladıkları zaman arkadaşlar idari işlem ve eylemlerle mesela bir şey yapılacak önce karar alınır. Sonra o neye dökülür? Eyleme dökülür. Bunu söylüyor. İdari işlem eylemlerle yerine getirir. Temel amacı yine neyin sağlanmasıdır? Kamu yararının sağlanmasıdır. Peki ben niye size kamu hizmeti sunamıyorum? Neden idareden bekliyorum bunu? Ben bunu istesem mesela desem ki ben size hastane yapacağım. Param var dedim. Baktım yapmayı düşündüğüm yer işte Ayşe teyzenin arazisi. Dedim ki Ayşe teyze bana burayı satmam kızım yadigar o dedi. Asla satmam. Çok para veririm dedim. Ne verirsen ver ded ama dedim kamu yararı da var. Sana mı düştü kamunun yararı dedi. Peki dedim gittim. Zorla çökebilir miyim? Hayır. Devlet ne yapıyor ama arkadaşlar? İdare Ayşe teyze diyor burayı kamulaştırıyorum alabilir miyim demiyor. Bak aldım al bedeli de bu diyor. O zaman bende olmayan bir ne var? Beni idare edip çekip çev çekip çevirip yürütüyorsa zaten arkadaşlar bizden nedir? Üstündür idare. Dolayısıyla dikkat üstün yetki ve ayrıcalıklarla yerine getirir. Bunu idarenin üstün yetki ve ayrıcalıklarla işlevlerini yerine getirmesinin adına aslında biz ne deriz biliyor musunuz? Kamu gücü adını veririz. Hemen bak şuraya çekiyorum. Bana testlerde derse ki idarenin üstün yetki ve ayrıcalıklarla donatılması aşağıdakilerden hangisinin yansıması? Yani ne var idarede diyor? Kamu gücünü kullanarak yapıyor. Bak benim yapamadığım bir şey. İdare ne yaptı? Yaptı arkadaşlar. Anlaştık mı? Sürekli bir devlet fonksiyonudur. Daima vardır. Hizmetlerde kesinti olmadan, aksamadan devam etmesi lazım arkadaşlar. Sağlık hizmetinde aksama olduğu zaman çok ciddi sıkıntılar yaşanır mesela. O yüzden mesela bazı yerlerde ulaşım hizmetlerinin 24 saat olması idarenin süreklilik özelliğinin bir yansımasıdır. Sınavda daha önceki yıllarda böyle bir soru çıktı arkadaşlar. İşte Çiçek Belediyesi şeyin ismini hatırlamıyorum da. Çiçekli Mahallesi'nde 24 saat süreli otobüs seferlerinin bulunması aşağıdakilerden hangisinin yansımasıdır diye sordu. Cevap neydi? Sürekli bir devlet fonksiyonu olmasının yansımasıdır arkadaşlar. Anlaştık mı? Süreklidir bu fonksiyon. ve tüm bireyleri kapsar. Şimdi bireyler arasında ayrımcılık yapılamaz arkadaşlar. Kamu şey idarenin yerine getirdiği benim gündelik gereksinimim sonuçta her insanın gereksinimi ayrıcalık yapılamaz. Şey gibi düşünün. Mesela bir mahallede oturuyorsunuz. Mahalledeki belediyenin sunmuş olduğu hizmette şunu diyebilirler mi? Sen bizim partiye oy vermemiştin. Sen buradan sen kaldırımlara basma falan. Olur mu? Hayır olmaz arkadaşlar. O yüzden tüm bireyleri ne yapacak? Kapsayacak diyoruz. Konusunu kamu hizmetleri oluşturuyor. Kamu hizmetinden kasıt ne? Ayrı başlık olarak da göreceğiz kamu hizmetlerini. Ulaşım değil mi? Benim işte x yerinden yine ulaşımım. Sağlık, eğitim bunlardan bahsediyor. Konusu kamu hizmetleri. Ve dedim ki ben aramıyorum şu çöpleri bir toplayın. Hadi bakalım yolları bir açın. E yağmur yağdı. Hadi bir tedbir alın. O zaman arkadaşlar kendiliğinden zaten bunu yapması gerekmiyor mu? Evet. R'sen kendiliğinden demek. Kendiliğinden harekete geçer diyoruz.
Peki şimdi dedim ki idare hukuku neydi? Tedvin edilmemişti. Yani ne edilmemişti? Kodifiye edilmemişti. Yani neydi? Dağınıktı. Kütüphanesi var gibi düşünün demiştim. Nerede ne gerekiyorsa onu kullanıyordu arkadaşlar. Peki idare hukuku kendine neleri kaynak edilmiştir? İdare hukukunun kaynaklarına bakalım isterseniz hep beraber. Aslında farklı bir şey söylemeyeceğim size. Biz hukukun kaynaklarını zaten işledik mi sizinle? Hukukun üç tane kaynağı vardı. Yazılı, yazısız ve yardımcı kaynaklardı. Şimdi yardımcı kaynaklarda neler vardı? Yazılıda ne vardı? Bir hatırlayalım. Ama bak kaynaklarını vermeden önce size diyeceğim ki dikkat şuraya geleceğim lütfen. Bu önemli. Bunu bilirseniz diğerini ezberlemenize gerek yok. Arkadaşlar bizim idare hukukumuzun yazısız kaynağının adını hatırlıyor musunuz? Evet bence hatırlıyorsunuz. Örf ve adet hukukuydu. Örf ve adet hukuku. İdare hukukunun kaynağı olamaz. İdare hukukunun kaynağı değildir. Anlaştık mı? Peki niye? Çünkü bu bir kamu hukuku dalı. Devlet üstün yetki ve ayrıcalıklar kullanıyor ve yazısız kaynak olan örf ve adet hukuku idare hukukunun kaynakları arasında yer almaz. Peki ne alır? Asli kaynakları dediğimiz kaynaklar bizim asıl kullandığı kaynakları bizim yazılı olan kaynaklarımız aslında. Neydi bizim yazılı kaynaklarımız? Neler vardı? Anayasa vardı. Normlar hiyerarşisinde en tepedeki normd arkadaşlar. Arkasından yasa. Yasanın diğer adı neydi? Biz ne diyorduk ona? Kanun. Milletlerarası anlaşmalar ya da uluslararası anlaşmalar da deriz arkadaşlar. Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ki cumhurbaşkanlığı kararnamesinin de olağanı vardı. Bir de neyi vardı? Olağanüstü olanı vardı. Her ikisi de buraya dahil oluyor zaten. Başka ne vardı? Yönetmeliklerimiz vardı. Arkadaşlar yönetmelik. Tamam. Peki yine bu yazılı kaynaklar içerisinde atsaz düzenleyici işlemler falan vardı ya onlar da mevcut yazılı kaynak olarak geçiyor zaten.
Peki bir de idare hukukunun tali kaynakları var arkadaşlar. Tali kaynağı şuraya çekeceğim. Yerim kalmadı çünkü. Asli asıl kullandığı kaynaklar birincil kaynaklarıydı. Acaba tali kaynakları arasında neler vardır? Hadi gelin ona bakalım. Bu da ne biliyor musunuz? Hukukun kaynaklarından yardımcı olan kaynaklar. Bizim yardımcı kaynaklarımız nelerdi? Bir tanesi içtihatlar. Yani yargısal kararlardan söz ediyorduk arkadaşlar biz. Tamam mı? Bak içtihatlar, mahkeme kararları zaten içtihatlara dayanır demiştik ya. Bir diğer kaynağımızsa bilimsel görüşler dediğimiz kaynaklarımız vardı. Bilimsel görüşler. Doktrin ya da öğreti adını da veriyorduk biz bunlara. Demek ki idari hukuku normal hukukun kaynakları neyse aslında onları kullanıyor. Bir tanesi kaynak oluşturamıyor. Hangisi kaynak oluşturamaz dedim. Örf ve adet hukuku idare hukukuna kaynak oluşturamaz arkadaşlar. Anlaştık mı?
Şimdi bakın biz bu kısımda dedik ki idare ne demek? Amacı ne? Kamu yararı neye neyle ilgileniyor? Konusunu devlet idaresi oluşturur arkadaşlar. Özel kesimle idare ne yapmaz? İlgilenmez dedik. Genç bir hukuk dalıdır. Yani aynı zamanda da nedir? Dinamiktir. Tedvin edilmemiştir. Yani dağınıp, derlenip toparlanıp bir metin haline getirilmemiştir. Dolayısıyla neye dayanır? İçtihatlara dayanan bir hukuk dalı olduğunu unutmuyoruz arkadaşlar. Temel amacı yine kamu yararının sağlanmasıydı. Statü hukuku olması kuralsal olduğunu söylüyordu. Uyuşmazlıklarda idari yargıda çözümlenir demiştik. İdari fonksiyonsa idari işlem ve eylemlerle yerine getirilirdi. Temel amaç yine kamu yararının sağlanmasıydı. Üstün yetki ve ayrıcalıklar kullanır. İdariden üstün yetki ve ayrıcalıklar kullanılmasına da ne ad veriyormuşuz biz? Kamu gücü adını veriyoruz arkadaşlar. Sürekli bir fonksiyondur. Tüm bireyleri kapsar. Konusunu kamu hizmeti oluşturur ve resen yani kendiliğinden harekete geçer. Örf ve adet hukuku idare hukukunun kaynağı olamaz diyoruz.
Peki şimdi ben temelde bunların bir mantığını anladım. Acaba bizler Türkiye Cumhuriyeti idaresinden neler bekleriz? Gerçekten bunu çok merak ediyorum arkadaşlar. Sizler gençler olarak, bu neslin gençleri olarak bu idareden neler bekliyorsunuz? Yorumlara yazın. Ben bir bakacağım orada. Ne bekliyorsunuz? Yani neler olmalı sizce? Siz olsaydınız neler sunardınız? Bunları yazmanızı rica edeceğim sizden. Şimdi Türkiye Cumhuriyeti idaresi'nin görevleriyle devam edelim. Tahta siliyorum. Evet. Türkiye Cumhuriyeti İdaresi'nin görevleriyle devam ediyoruz. Acaba neler bekliyoruz? Öncelikle en önemli şey güvenlik olması lazım, değil mi arkadaşlar? Ne diyeceğiz? Türkiye Cumhuriyeti idaresi milli güvenliği sağlasın. Milli güvenliği sağlamak. Dışarıda rahat rahat gezebilmek değil mi? Dış güvenliği de sağlamak. Peki bizim ülkemizde güvenlikten kim sorumluydu? Arkadaşlar ne dersiniz? Bu anlamda milli güvenliğin sağlanmasından Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne karşı Cumhurbaşkanı sorumludur. Burada da bir kez hatırlamış olalım. En temel en önemli görevlerinden bir tanesi milli güvenliği sağlamak arkadaşlar. Burada eğer ben kendimi güvenli de hissetmezsem zaten hiçbir şey tadında olmaz. Kamu hizmetinin sunmasında da bahsedeceğim bundan. Kamuda düzen de olmaz zaten. Evet. Milli güvenliğin sağlanmasından meclise karşı kim sorumlu? Cumhurbaşkanı sorumludur diyeceğiz. Devam.
2. Özendirme ve destekleme faaliyetleri. Özendirme ve destekleme faaliyetleri. Destekleme faaliyetleri. Teşvik de diyebiliriz arkadaşlar. Teşvik faaliyetleri. Bu ne demek acaba burada? Burada şunu söylüyor. Diyor ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşlarını özendirsin, desteklesin, teşvik etsin. Nasıl olacak bu iş? Mesela çiftçilere sunulan daha olumlu imkanlar gibi ya da konut sahibi olmak istiyorsun ama ekonomik koşullardan dolayı diyemedim. Ekonomik koşullardan dolayı ciddi sıkıntılar yaşıyorsun. İşte kolay konut sahibi olabilmesi için birtakım destekler sunmalı gibi. Tamam mı? Bizleri rahatlatmaya çalışması gerekiyor. Özendirsin, desteklesin, teşvik etsin diyor. Devam.
Başka ne görevi var diyeceğiz şimdi arkadaşlar. Görevlerinden bir tanesi de en temel görevlerinden bir tanesi kamu hizmeti sunmaktır. Kamu hizmeti faaliyetleri deriz. Ne demek kamu hizmetinden kasıt nedir? Eğitim, sağlık, ulaşım gibi, bayındırlık gibi hizmetler kamu hizmeti olarak geçiyor. Gördüğünüz gibi ayrı bir başlığımız var zaten kamu hizmeti diye arkadaşlar. Kamu hizmeti olarak detaylarına hep beraber bakacağız zaten. Tamam. Planlama faaliyetleri vardır. Ayağını ayağını planlama faaliyetleri planlama faaliyetleri. Ayağını yorganına göre uzatabilmek adına devlet yapmış olduğu işleri planlayarak ilerlemesi gerekiyor arkadaşlar. Birtakım planlama faaliyetleri olmazsa olmazdır ki bizde de kalkınma planları yapılıyor. Biz bile küçücük bütçeyle bir planlama yapıyoruz değil mi? Şu faturalara, bu buraya, şu şuraya gibi planlama faaliyetleriyle Türkiye Cumhuriyeti İdaresi'nin görevleri arasında yer alır diyeceğiz. Kolluk faaliyetleri yine en önemli Türkiye Cumhuriyeti İdaresi'nin görevlerinden birisidir. Yanda görüyorsunuz. Kolluğu ayrıca işleyeceğiz. Kolluk ne demek? Korumaktan, kollamaktan aklınızda kalsın arkadaşlar. Kamu düzeninin sağlaması için giriştiği faaliyetlere biz kolluk faaliyeti diyeceğiz. Polis, polisten, jandarmadan, bekçiden, zabıtadan falan bahsedeceğiz arkadaşlar. İdare günlük düzeni, kamu düzenini sağlamak amacıyla giriştiği faaliyetlere biz ne diyoruz? Kolluk faaliyetleri ve yine idare burada görevlidir diyeceğiz.
İç düzen dediğimiz bir faaliyeti var. İç düzen ya da öz yönetim faaliyetleri. İç düzen, öz yönetim faaliyetleri. Bu ne demek arkadaşlar? İç düzen faaliyeti dediğimiz faaliyetler idarenin doğrudan kamuya yönelik olmayan tek faaliyeti olarak karşımıza çıkıyor. Bu ne demek? Doğrudan kamuya yönelik değilse o zaman belli bir kesime yönelik değil mi? İdarenin doğrudan kamuya yönelik olmayan tek faaliyeti aşağıdakilerden hangisidir diyebilir. Ne diyeceğiz? İç düzen ya da öz yönetim faaliyeti kendi personeline yönelik faaliyetleridir arkadaşlar. Personelini yetiştirmesi gibi düşünebilirsiniz. Mesela not olarak ne diyeceğiz? O halde idarenin doğrudan kamuya yönelik olmayan doğrudan kamuya yönelik olmayan tek faaliyeti hangi faaliyetiymiş? Evet. Tek faaliyeti, iç düzen faaliyeti dediğimiz ya da öz yönetim faaliyeti dediğimiz faaliyetidir. Kendi personeline yönelik olan bir faaliyeti.
Şimdi Türkiye Cumhuriyeti İdaresi'nin görevlerinde biz saydık. Milli güvenliği sağlamak dedik. İşte kolluk faaliyetleri dedik. Özendirme ve destekleme. Kamu hizmeti sunma, planlama, iç düzen. Bunların içinde arkadaşlar kolluk faaliyetiyle kamu hizmeti faaliyetlerinin içine gireceğiz. Şimdi kamu hizmeti ne demek? Bunların detaylarına falan bakacağız hep beraber. Kamu hizmeti bizim dedim ya idare gündelik gereksinimlerimizi karşılıyor bizim diye. İşte şey düşünün bir yere gideceksiniz ve toplu taşıma kullanmanız gerekiyor. Böyle bir hizmet olmazsa ulaşımda sıkıntı yaşarsanız olur mu? Hayır. Sağlığın durduğu noktaya geldiğini düşünün arkadaşlar. Çok büyük problemler yaşarız. O yüzden kamu hizmetinin çok düzenli ve verimli bir şekilde yerine getirilmesi lazım. Kamuda düzen olması için ne gerekir? Onlara da bakacağız. O halde bizim gündelik gereksinimlerimizi karşılamak amacıyla bize birtakım hizmetler sunuluyor arkadaşlar. Ulaşım, sağlık, plan şey ulaşım, sağlık, bayındırlık gibi hizmetler kamu hizmeti olarak bize sunulmalı.
Kamu hizmetinin özellikleri nasıl olmalı acaba? Ne diyeceğim? Nasıl olmalıdır? Arkadaşlar bir kere dedim ki bakın idari fonksiyona da çok benziyor. Sürekli olan bir özelliktir. Öyle değil mi? Kesinti olduğu zaman, sekteye uğradığı zaman ciddi problemler yaşarız biz. Süreklilik özelliği diyebiliriz ya da sürekliliğe devamlılık da diyebilir miyiz? O zaman kesinti yapacak mı? Hayır. Kesintisizlik de diyebilir miyim arkadaşlar? Kesintisizlik. Daima olan süreklilik özelliği taşıyan hizmetler olmalıdır. Kamu hizmetleri diyor. Peki herkes için aynıdır arkadaşlar. Farklılık yapılabilir mi? Sağlıktan bu kesim böyle faydalansın. Bu kesim böyle faydalansın. Ulaşımdan bu kesim. Şimdi baktığımız zaman bak diyor ki ayrım yapamazsın sen diyor. Genellik özelliği vardır. Ya da ne deriz biz buna? Nesnellik de diyebiliriz arkadaşlar. Tarafsız olması gerekir diyor. Tarafsız olması gerekir. Ancak şimdi bak buradaki genellikten kasıtta evet herkese aynı şekilde uygulanacak ama bazı bölgelerde farklı bir şeye ihtiyaç varsa farklı şekilde uygulanması eşitliği falan ters olan bir ilke değildir. Nereye ne yapılması gerekiyorsa o yapılacak. Herkesi kapsar. Kamu hizmetleri bunu söylüyor aslında arkadaşlar. Tamam mı?
Peki şimdi dedim ki hani idari fonksiyon sürekli de bir devlet fonksiyonuydu ya arkadaşlar. Genç ve dinamik demiştik idare hukuku içinde biz. Dinamik neydi? Yeni günün değişen koşullarına kendini uyarlayan bir sistemdi. O halde değişkenlik özelliği olduğunu söyleyebilir miyim? Evet. Evet. Değişkenlik özelliği vardır arkadaşlar burada. Ne? Tabii uyarlıyor. Günün aynen Arzucuğum. Günün değişen koşullarına kendini ne yapıyor? Uyarlıyor. Bu ne demek? Kamu hizmeti sunulurken arkadaşlar dedim ki teknoloji, ilim bilim ilerliyor. Bak eskiden kuyruğa girip sıra bekleyerek yaptığımız şeyleri şu anda tek tuşla oturduğumuz yerde reklam gibi olduk da biraz eee oturduğumuz yerde e-devlet üzerinden pek çok şeyi halledebiliyor muyuz artık? Evet. Niye? Çünkü teknoloji ilerledi. Bak teknolojiyi ne yapıyor? Bize hizmet sunarken karşımıza çıkarıyor. Eskiden kar yağdığı zaman böyle küreklerle yollara tuzlar saçılırdı. Şimdi öyle mi? Yani yine öyle yapılan şeyler de var tabii ki ama böyle tuz saçma makineleri var arkadaşlar. Protokol yollarında alttan ısıtmalı sistemler var. O oralar hep açık kalıyor zaten. Tamam mı? Değişkenlik ve uyarlama. Uyarlamayı da yazayım şuraya. Günün değişen koşullarına kendisini ne yapması gerekiyor? Uyarlaması gerekiyor diyoruz. Eskiden böyle online eğitim falan var mıydı? Yok. Nerede? Ama teknoloji ilerledi mi? İlerledi. O yüzden hizmeti sunarken de hemen ona ne yapıyorlar arkadaşlar? Ayak uyduruyorlar. Bunu söylüyor.
Peki kamu hizmeti diyorsan bak kamuya hizmet sunulacak. Bu hizmet meccanilik de denir arkadaşlar. Bedelsiz olarak geçer kurala göre. Kamu hizmeti nedir? Bedelsizdir diyeceğim. Şimdi mecanilik de deniyor buraya. Yazayım parantez içinde. Mecanilik, bedelsizlik. Kurala göre kamu hizmeti bedelsizdir ama bazı kamu hizmetlerinden bedel de alınıyor. Buradaki bedelsizlikten kasıt şu arkadaşlar. Devlet bunu ticarete döküp direkt kamu hizmetlerinden kar etmeyi amaçlamasın diyor. O zaman işin rengi değişir. Fakat biliyorsunuz ki bizler bu hizmetlere ulaşabilmek için vergiler falan da ödüyoruz. Bu hani bedelsizlikten kasıt şey gelmesin aklına. Hiç mi ödemeyeceğiz ki? Bazı kamu hizmetlerinden bedel ne yapılabiliyor? Alınabiliyor. Ama genel kural diyor ki kamu hizmeti bedelsizdir. Burada ben bedelsizlikten devlet kar mantığına girmeden bu işleri ne yapsın? Yürüsün olarak anlayacağım. Anlaştık mı? O halde kamu hizmetinin de özellikleri süreklilik, genellik, değişkenlik ve bedelsizlik olarak karşımıza çıkıyor. Arkadaşlar kamu hizmetlerinin sunulmasında yine temel amaç neyin sağlanmasıydı peki? Kamu yararının sağlanması dedik.
Peki Türkiye Cumhuriyeti idaresi'nin bir görevi kamu hizmeti sunmaktı. Özelliklerine baktık. Bir de kolluk faaliyetleri arkadaşlar. Kolluk ne demektir? Korumaktan, kollamaktan. Aklınızda kalsın. Bakın kolluk faaliyetleri dediğimiz yapı. Korusun kollasın diyor arkadaşlar. Kim beni koruyup kollayacak? Böyle bir kızlar korumak. Koruyup kollamak deyince aklınıza kim geliyor mesela? >> Polis. >> Polis mesela. Değil mi? O halde arkadaşlar şimdi kolluk faaliyeti dediğimde evet polisten de bahsedeceğiz kızların söylediği gibi. Peki ben dışarıda böyle rahat rahat yürüyemiyorsam çok ciddi bir sıkıntı vardır. Öyle değil mi? Ya da genel ahlak maalesef aldı başını gidiyor arkadaşlar. Bir toplumda ahlak çökerse her şey çöker zaten. Her şeyin başıdır bence ahlak. O yüzden kamuda düzen müzen kalmaz. Önce kolluğun amacı nedir? Şimdi biz idare hukukunun temel amacı neydi? Kamu yararı sağlamaktı. Kolluk faaliyetlerindeki temel amaç arkadaşlar kamu düzeni sağlamaktır. O halde bana derse idarenin kamu düzeni sağlamak amacıyla giriştiği faaliyetlere ne ad verilir? Derse kolluk faaliyetleri diyeceğiz arkadaşlar. Kolluk faaliyetlerimizin amacı kamu düzenini ne yapmakmış? Sağlamakmış. Peki amaç kamu düzeni sağlamak. Kamuda düzen olması için ne gerekir? Çıkmış sınav sorusuydu. Aşağıdakilerden hangisi kamu düzeninin öğeleri arasında yer almaz diye sordu. Kamuda düzen olabilmesi için öncelikle kendimi güvenli hissetmem lazım değil mi? Güvenlik. Güvende hissediyor musunuz kendinizi? Yine merak ediyorum gerçekten. Güvende hissediyor musunuz? Rahat rahat çıkıp yürüyebiliyor musunuz? Arkadaşlar ben kendimi vallahi güvende hissetmiyorum. Gerçekten böyle akşam belli bir saati geçtikten sonra maalesef çok rahat bir şekilde gidemiyorum. Bir yere gidecekken diyorum telefonda kal da kapatma diyorum. Geliyorum diyorum mesela yürüyorsam atıyorum ya da ne ya çocuk bile yanında olsa mesela bir anne de o şekilde çocuğu biri kaçıracak mı edecek mi? Gözünün önünden çocuğu ayırmamaya çalışıyorsun falan. O yüzden ben kendimi çok da güvenle hissetmiyorum. Umarım siz hissediyorsunuzdur. Siz hissediyor musunuz? >> Yani öyle güvenlik gerçekten çok önemli. Kamuda düzen müzen kalmaz arkadaşlar. Bakın Allah korusun bak şey de düşünün. Bu sadece sokakta yürümekten değil. Eee, şimdi baktığımız zaman bir daha yaşamayız umarım ama arkadaşlar bu 15 Temmuz sürecini hatırlıyor musunuz? Mesela o süreçte insanlar böyle merkez yerlere inmeye tedirgin oluyorlardı. Kendilerini güvende hissetmiyorlardı. Çünkü değil mi? Güvenlik olmazsa sen rahat rahat oturamazsan kamuda düzen müzen kalmaz arkadaşlar.
Esenlik ve dirlik ne demek acaba? Esenlik ve dirlik. Bunu benim aklıma bir şey Rehan Muhtar geliyor. Esenlikler diliyorum falan diyordu. Ben küçükken haber sunuyordu. Esenlik ve dirlik. Esen kalın. Huzurlu kalın. Mutlu kalın. Peki huzur olması için ne gerekir? >> Ne? Kolluk. Nasıl derse odaklısın Sümeyra? [kahkaha] Kolluk diyor. Arkadaşlar esenlik ve dirlik benim huzur içinde olmamdır. Bak küçücük bir şey bile bazen insanın huzurunu kaçırıyor. Öyle değil mi? Mesela şimdilerde yine var ama eskiden çok yaygındı. Cuma ve cumartesi günleri kapının önünde kına gecesi, kına geceleri düğünler falan yapılır değil mi? Böyle sazlar gelirdi. Ondan sonra bangır bangır müzik. Tamam. Eğlenenler eğleniyordu ama düşünsenize şimdi KPSS'nin olduğu o KPSS gününden bir gün önce benim kınam var sizin kapınızın önünde. Ne olacak? Davul çalıyor, zurna çalıyor. Arkadaşlar esenlik ve dirilik olur mu o zaman? Olmaz. Öyle değil mi? Belli bir süre hele geçtiğinde iyice bu ne yapar? Kaçar. Hele ki oralarda o maganda kurşunlarının atılması falan ciddi anlamda kamu düzenini ne yapıyor? Bozuyor arkadaşlar. Ölüme giden sonuçları var. İnsanlar bile bile hala bunu yapıyorlar. Kamu düzenini de insan bozuyor zaten. Güvenlik düzenini insan bozuyor. İnsanlar kafayı yediler. Dünyanın çivisi çıkmış gibi. Adam canım sıkıldı diye insanı öldürebiliyor. Gerçekten çok tuhaf yani. Her şeyi bu insanlar bozuyorlar. Pis insanlar. [kahkaha] Tövbe ya. Şu an siniren daha fazla şeyler söylemek isterdim ama yani bir diğer ilkesi arkadaşlar güvenlik, esenliktelik ve genel ahlak. En önemli işte bir toplum ahlakı olmazsa çöker arkadaşlar. Genel ahlak. Şimdi buraya baktığımız zaman toplumda genel kabul görmüş bir takım kurallar vardır ve genel ahlak ki yine diyorum ya bak şu güvenliğin olmaması da esenlik ve dirliğin olumsuz olması da bence şuna dayanıyor. Bakın ahlak bozuk olduğu için böyle oluyor. Öyle değil mi? Sen niye yolda rahat yürüyemiyorsun? Ahlaksızın biri seni rahatsız ediyor çünkü gelip en temelidir bu. Genel ahlak bozulduğu zaman maalesef arkadaşlar kamuda düzen müzen kalmaz. Şu sinek gene gel. Sinek ve ben saygılar sunuyorum. Bir diğeri genel sağlık. Maalesef bunu da yaşadık arkadaşlar. Bir bakıyorum da yaşamadığımız şey kalmamış. [kahkaha] Genel sağlık. Maalesef Covid geçirdik. Çok ciddi ben de yakalanmıştım Covid'i hatırlıyorsanız arkadaş nereden hatırlayacağınız? Gerçi çok geçti. Önceden sınava hazırlanan varsa aranızda ve Covid yüzünden arkadaşlar kamuda düzen düzen kalmadı ya. İlk böyle duyulduğunda milletten millet marketlere üştü sanki. Evlere kapandık, dışarıya çıkamadık, eş dost göremedik. Genel sağlık ne kadar kamu düzeni etkiledi, değil mi? Allah korusun her şeyin başı sağlık ve ahlak. Gerçekten çok önemli. Özellikle anneler, babalar, çocuklarınızı lütfen iyi ahlaklı yetiştirin. Bakın son zamanlarda maalesef bu çocuklar ya çocuk diye adlandırdığın kişiler bile çok ciddi anlamda kamu düzenini bozup suçlar işliyorlar. O yüzden annelere, babalara sesleniyorum buradan. Çocuklarınızı iyi yetiştirin ve çocuklarınızı ciddi anlamda kontrol altında tutmak zorundayız. Ortalık çok kötü sahip çıkmamız gerektiğini düşünüyorum. Ve gençler sizler de aynı zamanda bazı şeylerin çizgisini aşmadan bu genel ahlak ilkelerine uygun davranırsanız çok mutlu olurum diyor. Saygılarımı sunuyorum. Tamam. Sınavda soru geldi. Kamu düzenin öğelerinden değilir dedi. Cevap genel inançtı arkadaşlar. Genel inanç kamu düzeninin öğeleri arasında yer almaz. Bizde mutlak bir inanç özgürlüğü vardı. Biliyorsunuz ki kimsenin inancına karışamıyoruz diyoruz. Bir daha birlikte sayalım. Size demiyorum siz susun. Beni izleyenler saysın. Güvenlik, esenlik ve dirlik, genel ahlak ve genel sağlık kamu düzenini öğeleri arasında yer alır diyeceğiz.
Peki arkadaşlar kimler sağlayacak bunları? Şimdi geleceğiz kolluğun içine gireceğiz. Kamu düzeninin sağlanması amacıyla hareket eden yapılarda kimler var? Hadi buna bakacağız. Üç tür kolluk vardır. Adli kolluk, idari kolluk ve siyasi kolluk vardır. Şimdi şurada biraz adli ve idari kolluk mantığına bakacağım. Siyasi kolluk dediğimde aklınıza kim geliyor arkadaşlar? Nere geliyor? MİT gelir. Milli İstihbarat Teşkilatı gelir. Milli istihbarat Teşkilatı geliyor değil mi? Siyasi kolluk deyince. Ve MIT nereye bağlıdır arkadaşlar? Cumhurbaşkanlığına bağlı bir yapıdır. Tamam. Cumhurbaşkanlığına bağlıdır. MIT dediğimiz yapı. Siyasi kollukta MIT var. Siyasi polis gibi düşünebilirsiniz onu. Gizli işler. Çok oraya girmeye gerek yok derste bence. Değil mi? Çok adını anmayalım diyelim. Evet. Gizli orası. Biz şimdi adli ve idari ile ilgileneceğiz arkadaşlar. Adli kolluk ve idari kolluğun mantığını bir anlayalım önce. Adli kolluk ve idari kolluk dediğimde acaba akıllara ne gelecek? Şimdi ben hep söylerim şeyden. Ben kendimi bildim bileli televizyonlarda bir tane dizi var. Hala bitmedi yani. Oyuncular orada büyüdüler ve yaşlandılar diyelim. Arka Sokaklar. Arka Sokaklar hakikaten küçük güümden beri var ve hala devam ediyor arkadaşlar. Kolluk deyince de aklıma o geliyor benim genelde. Sizce adli mi idare mi? Bir bakalım arka sokaklarda neler dönüyor. Arkadaşlar adliye kolluk olay olduktan sonra devreye giren kolluktur. Yani ortada bir kamu, kamu düzeni var ya hani kamu düzeni bozulduktan sonra harekete geçen kolluktur. İdari kolluk ise mevcut kamu düzeninin devam etmesi için uğraşan kolluktur. Tamam. O halde hırsız geldi kaçtı. Alopolis hırsız geldi diyorum. Bastırıyor. Bak gidiyor olay yerinde bastırıyor. Bastırıcı kolluk olarak da geçer. Kimdir bu? Adli kolluk. O halde şöyle söyleyebilir miyim ben? Adli kolluk ne zaman devreye giriyor? Arkadaşlar kamu düzeni kısaca yazacağım. Şöyle sizin ders notunuzda yazıyor. Hemen arka sayfayı çevirin. Kamu düzeni bozulduktan sonra harekete geçen kolluktur. Sonra harekete geçen kolluk adli kolluktur. Ama var olan yani mevcut olan kamu düzeninin korunması amacıyla hareket eden kolluğa ne diyorum ben? İdari kolluk adını veriyorum. Anlaştık mı? Peki ilki buydu. İkincisi için ne söyleyeceğim? Kamu düzeni bozulduktan sonra harekete geçiyorsa cinayet işlendi adam öldü. Bastırıcı mıdır, önleyici midir? Sizce bastırıcıdır. Addi kolluk bastırıcıdır ama idari kolluk önleyici bir kolluktur arkadaşlar. Mesela geceleri devriye gezilmesi önleyici bir kolluk mudur? Evet. Bunu söylüyor. Peki adli kolluktan doğan uyuşmazlıklar adli yargıda çözümlenir. Adli kolluktan doğan uyuşmazlıklar adli yargıda çözümlenir. İdari kolluktan doğan uyuşmazlıklar sanerde çözümlenir. İdari yargıda çözümlenir diyeceğiz arkadaşlar. Adli kolluk adli makamların emri altında çalışır. İdari kolluk idari makamların emri altında çalışır diyoruz.
Peki şimdi bakalım genel idari kolluk deyince akla ne gelecek arkadaşlar? En önemli kısım burada budur. Soru olarak karşımıza çıkacaksa eğer genel idari kolluğa baktığımız zaman bir genel idari kolluk makamlarımız var bizim. Makamları sorumlu olan kişiler. Acaba bunlar kimdir? Genel idari kolluk makamları. Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı, Vali ve Kaymakam olarak karşımıza çıkacak bizim. Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı, Vali ve Kaymakam. Elinizde çok eski kaynaklar varsa bak Bakanlar Kurulu kaldırılmadan önceki burada eskiden o vardı değişti bilginiz olsun. İçişleri bakanı şu anda arkadaşlar. Gelir idari kolluk makamları kimlermiş o zaman? Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı, Vali ve Kaymakam. Dörtlüdür önemlidir. Peki hırsız gelince vali mi gelip yakalıyor? Kaçakları kaymakam mı kovalıyor? Hayır. Bunların neyi var? Personeli var. Sorumlu olan makam bunlar. Ama bir de benim genel idari kolluk personelim var arkadaşlar. Hemen şu altı siz rahat görün diye yukarı çekeceğim. Tamam mı? Şöyle. Benim genel idari kolluk personellerim kimlerdir? Hemen makamı gördük. Personeli kimdir? Genel idari kolluk personelimiz kimlerdir acaba bizim arkadaşlar? Ne diyeceğim? Kim var? Polis, jandarma. Bekçi ve sahil. Bekçi ve sahil güvenlik olarak karşımıza çıkıyor. Tamam mı? Personel kim? Polis, jandarma, bekçi ve sahil güvenlik arkadaşlar. Peki şimdi bak ikisini karıştırmayın. İkisi farklı sorular. Genel idari kolluk makamları nelerdir derse Cumhurbaşkanı, İçişleri, Vali, Kaymakam. Personeli kimdir? Polis, jandarma, bekçi ve sahil.
Güvenlik olarak karşımıza çıkıyor arkadaşlar. Bir de özel idari kolluk var. Genel idari kolluğun görev alanı dışında kalan alana bakan özel idari kolluk olarak geçer. Mahalli idare kolluklarında arkadaşlar bir şeye bakacağız. Belediye yapısına bir de neye bakalım?
Bir de köy. Burada belediye yapısına baktığımızda arkadaşlar belediyedeki kolluk makamları kimlerdir? Mesela belediye başkanı vardır, belediye meclisi vardır. Belediye meclisi vardır. Bir de mesela belediye encümeli vardır. Peki buradaki personel kim? Buradaki personel kimdir arkadaşlar? Zabıtadır. Çok güzel kızlar. Aferin size. Zabıta var. Karıştırmayın. Bekçi ile zabıtayı karıştırmayın. Bak bekçi nerede? Genel idari kolluk personelinde. Zabıta nerede? Belediyede.
Köylerde ise şöyle de yazayım arkadaşlar. Bunlar ne? makamları bu kim? Personeli. Peki köydeki makamlarda muhtar olacak. Muhtar. Bir de ihtiyar meclisi dediğimiz yapı olacak arkadaşlar. Ama en hırsızı da muhtar kovalamıyor. Ya da orada bir ormanda bir şey yapılması gerektiğinde kim var arkadaşlar? Personel olarak burada da köy korucuları var. Köy korucuları. Koruyucu değil korucuları bunlar. personel olarak karşımıza çıkar. Tamam mı?
Hizmet kolluklarında kısaca bir bahsedelim. Çok çıkmaz karşımıza arkadaşlar. Mesela orman kolluğu. Burada müdürlükleri olur başlarında. Orman kolluğu, av kolluğu gibi isimleri vardır. Çok da takılmayın o kısma diyorum. En önemli genel idari kolluk makamlarıdır. Hep beraber bir kez daha sayalım arkadaşlar. Neydi bizim genel idari kolluk makamlarımız? Cumhurbaşkanı, içişleri bakanı, vali, kaymakam. Personelim, polis, jandarma, bekçi ve sahil güvenlik. Belediyedeki personel kim? Zabıta. O şey köydeki personelim köy korucular olarak karşımıza çıkıyor.
Peki burada bir iki bir şeyden bahsedeceğim not olarak arkadaşlar. Polis nereye bağlıdır? Polis. Polis Emniyet değil mi? Emniyet Genel Müdürlüğü. Emniyet Genel Müdürlüğü nereye bağlı? Hangi bakanlığa? İçişleri Bakanlığı'na. Kitabınızda not olarak yazdığım bazı şeyler var arkadaşlar. Siz de oradan bakabilirsiniz. Peki Sahil Güvenlik Komutanlığı nereye bağlı acaba? Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı İçişleri Bakanlığı'na bağlıdır arkadaşlar. Tamam. Hemen şuraya not olarak yazayım ben. Geliyorum. Not. Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı nereye bağlıymış? İçişleri Bakanlığı'na bağlıdır. Peki MIT nereye bağlıydı? Cumhurbaşkanlığına bağlı olduğunu unutmuyorsunuz arkadaşlar. Anlaştık mı? Evet.
Böylelikle kamu hizmeti faaliyetleri, kolluk faaliyetlerinden de söz ettik arkadaşlar. Şimdi idare hukukuna ilişkin ilke ve esaslarla devam ediyoruz arkadaşlar. İdarenin amacı neydi? Kamu hizmeti sunmaktı bana. Gündelik gereksinimi karşılamaktı benim aslında. Temelini de nereden alıyordu? Anayasadan alıyordu. Bir anayasamızdaki idari hukukuna ilişkin o genel ilkelerimiz vardı ya arkadaşlar bizim onlar burada da kendini koruyor. Genelde anayasamızın ikinci maddesindeki hükümleri sayacağız biz. Genel ilkeler arasında neleri alabilirim ben acaba? Derim ki sosyal devlet, demokratik devlet, laik devlet, hukuk devleti, insan haklarına saygılı devlet, Atatürk milliyetçiliğine bağlı devlet, üniter devlet, eşitlik ilkeleri gibi ilkeler genel ilkeler olarak kendisini burada da korur. Tamam.
Şimdi ve nasıl bu konu içerisinde idari hukukuna ilişkin ilke ve esaslarda arkadaşlar konu başlıklarımız olan kısımlar bunlar olacak bizim. Mesela idarenin kanuniliği ilkesi. Şimdi bir bütün olarak görüp hepsi bir konu başlığı arkadaşlar. Bunların ayrı ayrı göreceğiz. İdarenin kanuniliği ilkesi, merkezden yönetim ilkesi, yerinden yönetim ilkesi, yetki genişliği ilkesi, kanunsuz emir ilkesi, kamu tüzel kişiliği, idarenin bütünlüğü ilkesi, kamu hizmeti görevlileri gibi temel ilke ve esasları var anayasada. Şimdi bun mesela kanuniliği falan ne demek istiyor? Bunlardan bahsedeceğim. Bunların hepsi bizim bak merkezden yönetim, yerinden yönetim, yetki genişliği, kanunsuz emir, kamu tüzel kişiliği, konu başlıklarımız aslında bizim bunlar arkadaşlar.
Şimdi benim size bunları anlatabilmem için bir Türkiye Cumhuriyeti idari teşkilat yapımız var. Bu teşkilat yapısını şu anda video ders notundaki sıraya dönmeyin siz. Teşkilat yapısını bir daha anlatacağım ben. Ancak size bunları daha iyi anlayabilmeniz için, benim de daha net aktarabilmem için o tabloyu, tabloyu tanıyor olmamız gerekiyor bizim. O yüzden kabaca buraya tabloyu çizip o tablonun hikayesini oluşturacağım. Bunları anlatmaya öyle başlayacağım. Çünkü merkezden yönetimin ne olduğunu o tabloda anlatacağım size. Hiyerarşi vesayeti o tablonun üzerinden anlatmam daha mantıklı olacak arkadaşlar. Tamam. Hani hocam video ders notundaki sırayla gitmiyorsunuz demeyin. Hani orayı isterseniz ben çizerken tabloyu açabilirsiniz ama ben o sırada yine anlatacağım. Ayrıca çizeceğim. Tamamını çizmeyeceğim şimdi tablonun. O yüzden burada çiçek olup beni dinleyebilirsiniz arkadaşlar. Tamam mı? Dediğim gibi bak tek bunlara bakacağız. İdarenin kanuni kanun söyleyemedim. Kanuniliği ilkesi ne demek? Ben size şunu öğretmiştim. Bir şey kanuni ise onun yapılışı, kuruluşu, aşaması, osu busu neyle düzenleniyordu? Kanunla düzenleniyordu arkadaşlar. Tamam. Burada da ondan söz edeceğim.
Şimdi bakın, biz bu ilkeler arasında anlayabilmek adına Türkiye Cumhuriyeti İdare Teşkilat yapısını tanımam gerekiyor dedim ben. Türkiye Cumhuriyeti idari teşkilat yapısı diyorum. Bunu yazmak zorunda değilsiniz. Ben burayı yeniden anlatıp gerçekten çizeceğim. Tamam mı? Şimdi biraz kabaca çiziyorum. Dinleyin sadece arkadaşlar. Bir hikayeyle Türkiye Cumhuriyeti İdare Teşkilatını hep beraber oluşturalım. Bu hikayeyi anlarsanız idare hukukunu halledersiniz demektir. Mantık çünkü burada oluşuyor. Tamam mı? Bir hikaye anlatacağım size. Yaslanın sadece dinleyin. Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur zamanı içinde idare diye bir yapı varmış. Bu yapı yeniden sıfırdan oluşmak için yola koyulmuş ve oluşumu yaparken herkesi düşünmesi gerekiyormuş. Demiş ki belediyelerde, köylerde bu yapıların hiç olmadığını düşünün mesela arkadaşlar. Tamam. Biz sıfırdan kuruyoruz. Şimdi belediye yokmuş, köy yokmuş gibi düşünün. Sıfırdan kuruyoruz biz hikayeyi. Hikayeyi böldüm. Özür diliyorum. Evet. Demiş ki yola koyulmuş ve bir teşkilat yapısı oluşturmak istemiş. Sonra gel zaman git zaman demiş ki bizim hizmetleri sunabilmemiz için bir merkez noktası belirlememiz lazım demiş. Ve merkezden yönetim diye bir yapı çıkmış ortaya. Bak merkezden yönetim yapısını ortaya çıkarmış. Demiş ki bu yapı hizmetlerin ana çıkış noktası olsun demiş merkezden yönetime. Sonra bunun bir koluna başkent teşkilatı diyelim. Bir koluna da taşra teşkilatı diyelim demişler. Başkent teşkilatına gerçekten ana noktayı koymuşlar. Hizmetlerin çıkış noktasını. Demiş ki burada kim olsun? Cumhurbaşkanı. Bakanlıklar mesela sağlık adına hizmetler. Eee, Sağlık Bakanlığı bunu belirlesin demiş arkadaşlar. Bakın, Cumhurbaşkanlığı hizmetleri belirlesin. Milli Eğitim, Bakanlığı Milli Eğitime ilişkin hizmetleri belirlesin. Ana nokta olarak bunları koymuşlar. Tamam mı? Ben hep her şey yazmıyorum. Hikaye anlatıyorum şimdi.
Sonra ama demiş biz çok yoruluruz ya. Bize yardım eden bazı kuruluşlar da olsun deyip kendilerine yardımcı kuruluşlar da oluşturmuşlar. Mesela kimler olabilir? MGK olabilir. Danıştay olabilir. Sayıştay olabilir mi? Sayıştay olabilir. Danıştay, ekonomik ve Sosyal Konsey gibi kendilerine ne yapmışlar? Yardımcı olacak kuruluşlar oluşturmuşlar. Ekonomik ve Sosyal Konsey. Her şey çok güzel yolunda giderken hizmetler her yere bu başkentten gidecek. Bak şimdi düşünsene sen buraya çok uzakta bir yerdeysen hizmet sana gelene kadar ti ölürsün. O yüzden insanlar gel zaman git zaman demişler ki ya demişler başkent hizmetleri tamam var da bu hizmetler bize nasıl gelecek? Başımızda hiç kimse yok. Bak köyde muhtar yokmuş, ilçede kaymakam yokmuş. Hiç yetkili yok. İnsanlar orada tek başına yaşıyor. Bunu çözmemiz lazım diyorlar. Ve bir gün illerdeki ve ilçelerdeki insanlar toplanıp geliyorlar. Başkentin kapısını çalıyorlar. Başkent ne oldu diyor. Niye geldiniz ya? diyor. Sen hizmetleri belirlemişsin diyor. Sağlık Bakanlığı'nın hizmeti bize gelene kadar diyor çok biz sıkıntı çekiyoruz diyor. Bu hizmetleri bize yakın olan yerlerde bize sunacak bir yapı oluşturun diyor. Başkent düşünüyor, taşınıyor ve diyor ki aslında doğru söylüyorlar bunlar ya. Diyorlar oraya gidene kadar çok ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Biz en iyisi bir yapılanmaya gidelim. Buradaki hizmetleri illere ve ilçelere yayacak yapılar oluşturalım diyorlar ve taşra teşkilatını kuruyorlar. Taşra teşkilatı bünyesi altında oluşturdukları yapının bir tanesine il genel idaresi adını veriyorlar. İl genel idaresi oluyor. Sonra bir de bunun yanına ne oluşturuyorlar? Diyorlar ki ilçeleri de oluşturalım. İlçe idaresi oluşturuyorlar. Bir de bölgesel örgütler var ama artık aktif faaliyet olarak yok arkadaşlar. Asıl tabloda çizeceğim onu. Ona takılmayın. Şimdi şuraya yazayım bölgesel diye. Sadece adı kalsın.
Sonra il genel idaresine diyor ki taş daha doğrusu Taşra'ya diyor ki, "Ey taşra ben sizi yapılandıracağım ama" diyor bak kontrolünüz benim elimde olacak. Sizin ipinizi sıkı sıkı tutacağım. Sizi çok sağlam bir şekilde ne yapacağım diyor? Denetleyeceğim diyor. Bunlar da diyor ki peki biz ne olduk? İl ve ilçe oldunuz diyor. Başımıza birini koyacak mısın diyor. Evet başınıza getirip birilerini koyacağım ama size seçtirmem. Benim atayacağım kişiler olacak sizin başınızda diyor. Taşlığı diyor ki peki kabul ediyorum. Sonra illere getiriyor. Vali koyuyor burada. Sonra diyor ki bakanlıkların hizmetlerini kim sunacak bize? İşte başkent bakanlıklarının illere ve ilçelere hizmetlerini sunsun diye şu yapılar kuruluyor arkadaşlar. İl idare şube başkanları, il idare kurulu gibi yapılar karşımıza çıkıyor. Tamam mı? Sonra ilçenin başına getiriyor. Kaymakam koyuyor. Bak seçtirmiyor. Bunları kendisi atıyor. Doğru mu? Aynı mantıkla ilde hizmetleri sunsunlar diye kurduğu yapının aynısını ilçeye de kuruyor. İlçe idare şube başkanları ve ilçe idare kurulu olarak getiriyor. Başlarına ne yapıyor? Koyuyor arkadaşlar. Peki şimdi valiyi kaymakama atadı mı seçtirdi mi? Nasıl geldiler bunlar? Atamayla geldiler arkadaşlar. Şuradaki şube başkanları falan var ya bunlar ne biliyor musunuz? Şu başkentteki bakanlıkların illerdeki ve ilçelerdeki temsilcilikleri. Sağlık Bakanlığı burada mesela İstanbul İl Sağlık Bakanlığı Müdürlüğü işte İstanbul Beykoz ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü gibi düşünün. Bakanlık hizmetlerini illere ve ilçelere yaymaları adına da bu yapıları oluşturuyor. İnsanlar çok mutlu ayrılıyorlar. Başkent ne yaptı? Çünkü Taşra'da bir yapı kurdu ve başkent hizmetlerini illere ve ilçelere yaymaya çalıştı.
Gel zaman git zaman. İşler biraz iyi gidiyor. Fakat bu kez de şu oluyor. İnsanlar yine geliyor başkentin kapısını çalıyor. Diyor ki başkent ne oldu? Yine valiyi kaymakama mı koydum ya? Diyor. Diyorlar ki ya koydun da yine her şeyi sana soruyorlar. Bak sen kendi çatın altında tutuyorsun taşlayı. İpi senin elinde görüyor musun diyorlar. Ne yapayım diyor. Öyle belirliği belirleyelim ki diyor işlerimiz birazcık daha kolaylaşsın. Çünkü bu bürokrasiyi ve kırtasiyeciliği çok artırıyor diyor. Bürokrasi nedir? Ona sor, ona sor, ona sor. Kırtasiyecilik nedir arkadaşlar? Sorarken kullandığınız dilekçe yazıyorsun. Kağıt masrafı, kalem masrafı, bildiğin kırtasiye masrafı. Yani merkezden yönetim çok ciddi sıkıntı doğuruyor. O yüzden ne olur? biri kar alsın diyor. Başkent düşünüyor. Aslında doğru söylüyorlar diyor. Mesela şunu düşünsene. Bölgeye kar yağdı. Kar tatili edilecek. Ta okul müdürü ilçe eğitime gidecek. İlçe eğitim Milli Eğitime'e gidecek. Milli Eğitim ta gelecek diyecek ki olur kar kalkar o zamana kadar. Bak çok sıkıntı değil mi? Başkenti haklı buluyor bu görüşü ve diyor ki seni seçtim Pikachu. Deyip valiyi alıyor karşısına ve diyor ki vali ey vali seni yetkilerle donatıyorum diyor. Vali diyor ki nasıl yani? diyor. Yani artık sen devletin ta kendisisin ey vali diyor. Sen artık devlet adına kararlar alabilirsin bu yapıda diyor ve valiye yetki genişliği adında bir ilke tanıyor arkadaşlar. Validen başka hiç kimsede olmayan bir ilke. Bakın yetki genişliği yine idare hukukuna ilişkin ilke ve esaslardan ve konu başlıklarımızdan bir tanesi olacak bizim. Yetki genişliği ilkesini tanımlıyor. Artık vali ilde kendi başına kararlar alabilir hale geliyor. Yetki genişliği kimledir sorusu defalarca soruldu. Valide hangi yapıdadır? İl genel idaresi yapısındadır. Bu anlattığım konuları bak şu an sadece hikayeye odaklanın. Yetki genişliği valide mi nerede? Hikayenin mantığını bilin. Tamam mı? Bilgi öğrenmeye çalışmayın burada arkadaşlar. Not tutmaya çalışmayın. Beni lütfen dinleyin. Bunun konusunu ayrıca anlatacağım ben size.
Gel zaman git zaman. Bunlar erdi muradına. Ama bir de belediyeler, köyler var ya diyor koskoca vali diyor köydeki insanın ihtiyacını nereden bilecek? Başkentten hizmetler köye gelene kadar oo. Köy halkının bir ihtiyacı oluyor. Valiye kaymakama nasıl ulaşalım biz diyor. Ya bu işler böyle gitmiyor diyor. Ve başkent diyor taşrayı güya kurdu ama atadı. Biz seçerek başımıza gelecek karar organları seçmenler tarafından oluşturulan yapılar da olsun istiyoruz diyerek tekrar başkentin kapısını çalıyorlar. Başkente' geldiler. Başkent diyor ki yine ne oldu ey insanlar diyor. Sen taşlayı kurdun. Vali kaymakamı koydun ama biz birazcık daha kendi içimizde bir yapı da istiyoruz diyor. Başkent diyor ki ya diyor şimdi ben bunların dediğini yapsam kontrol etmem çok zor olur diyor. Öyle değil mi? Düşünsene bölüyorsun sürekli. Bölüm bölüm bölüm. Kontrolü güç olur ama diyor. Bir şekilde yapmalıyım diyerek arkadaşlar merkezden yönetime ek olarak yerinden yönetimler karşımıza çıkıyor. Yerinden yönetim diyoruz. Yerinden yönetim ne demek? Olduğu yerde yönetim aslında. Yerinden yönetim arkadaşlar bak ilkelerimizden bir tanesi bizim zaten merkezden yönetim, yerinden yönetim. Merkez yönetim neydi? Hizmetlerin ana çıkış noktasıydı değil mi? Şimdi de merkez yönetim yöresel ihtiyaçlar daha uygun karşılansın diye, daha demokratik olunsun diye kabul ediyor bu insanların talebini ve diyor ki, "Peki ey halk, ben size yerel yerinden yerel yerinden yönetimler diye bir yapı kuracağım" diyor. Sonra onlar diyor ki, "Era sonra oluşturacağım birimler şunlar. Bir il özel idaresi diyor. Bu il özel idaresi iller kurulurken otomatik il özel idaresi de kurulacak diyor ve başında yine kim var? Vali. Bu yapının içine il genel meclisi adında bir yapı olacak. Bu il özel idaresinde kararları il genel meclisi yapısı alacak diyor. Bir de burada il daimi encümeni olan danışma kurulu gibi bir yapı alacak diyor. Tamam mı? Encümenim. Sonra belediye yapısı kuracağım. İstediğiniz gibi belediyenin başına belediye başkanı gelecek ve siz seçeceksiniz diyor. Aynı zamanda karar organı olan belediye meclisi burada yine yer alacak diyor. Ve aynı şekilde bir de ne var? Belediye meclisi var. Köyden gelenler diyor ki, "Peki ya köy ne olacak diyor. Tamam anlaştık. Bir de köy yapısı oluşturacağım ve köyün başına kimi koyacağız? Muhtarı koyacağım köyün başına. Aynı şekilde burada ihtiyar meclisi olacak. Bir de köy derneği adını verdiğimiz bir yapı olacak diyor.
Peki bunlar diyor ki e oldu tamam çok güzel diyor. Biz başımıza zaten birileri gelsin istedik diyor. Bizim ne gibi özgürlüklerimiz olacak diyor. Şimdi arkadaşlar taşra yapısı kurulurken taşra başında başındaki kişiler bak validi, kaymakamdı bunlar atamayla mı geldi seçimle mi geldi? Atamayla geldi değil mi? Valiyi, kaymakamı ben atadım bak bize seçtirmedi. Ama burada karar organları, karar organı dedikleri meclisler zaten arkadaşlar. Karar organları seçimle mi oluşacaktı, atamayla mı? Seçimle. O zaman taşra mı daha ya merkezden yönetim mi daha demokratiktir? Yerinden yönetim mi daha demokratiktir? Daha değil mi? Bak bu daha demokratiktir. Ama bu çok da demokratik ilkelere uygun değildir diyeceğiz birazön biraz sonra.
Peki başkent şimdi bunlara ayrı bir dedi şunu da söyledi ya dedi ben dedi bunları böyle yaptım da arkadaşlar şunu düşünsenize bir şeye tek bir elden yönetmek kontrol açısından güçtür ama güçtür tabii ki. Niye? Çünkü nerede ne yapıyor bilinemiyor. Merkezin bunların hepsini kontrol etmesi gerekiyor. Başkent Taşra dedi ki: "Hey taşra sen merkez çatısı altındasın ve ipim benim elimde. Sizin ayrı bir yapınız var mı? Yok. Ayrı bir kamu tüzel kişiliğiniz, kişiliğiniz yok. Ayrı bir bütçeniz var mı bunların? Ayrı bir bütçeniz var mı? Hayır. Yok. Bunlar değil. Yani ne demek dedi. Yani siz devlet çatısı altındasınız ve biz bu devlet çatısına bak bu yapının adı burası arkadaşlar devlet tüzel kişiliği. Tamam. Taşra evet var. Yapıları var ama yine merkez çatısı altında. Fakat diyor şu taraf var ya diyor ben bu tarafa bunların kamu tüzel kişiliği yoktu. Buradakilere ben kamu tüzel kişilikleri vereceğim. Kamu tüzel kişilikleri var bunların diyor. Bak kamu tüzel kişiliği yine bir başlığımız detayını göreceğim. Bir yapının kamu tüzel kişiliği varsa o yapının ayrı bütçesi vardır. Kendi alanını kendi düzenleyebilir. Hatta yönetmelik bile ne yapabilir? Çıkarabilir. O halde bunlara ne yaptı arkadaşlar? Belediyelerin ayrı bütçeleri var mıdır mesela? Evet var. Ayrı bütçeleri var. Kamu tüzel kişiliği oldukları için kamu tüzel kişileri ne çıkarabiliyorlardı? Yönetmelik. O halde kamu tüzel kişilikleri oldukları için bunlar ne çıkarabilirler? Yönetmelik çıkarabilirler. Ama burada kamu tüzel kişiliği olmadığı için yönetmelik ne yapamazlar? Çıkaramazlar. Bunları yine konularda anlatacağım. Bak bir daha söylüyorum. Hikayeyi anlayın sadece. Tamam mı? Hepsi başlık.
Sonra dedi ki başkent, "Peki sizi nasıl denetleyeceğim?" Taşra'ya dedi ki, "Hey Taşra, senin ipin benim elimde. Bak tutuyorum senin ipini." dedi. "Yani benim hiyerarşim altında olmak zorundasın." dedi Taşraya. Nea? Ben senin yaptığın her işlemi hem hukuka uygun mu diye denetleyeceğim hem de yaptığın işlem yerinde mi değil mi diye denetleyeceğim dedi. Yani başkent Taşra'yı denetleyeceğini söyledi ki devletin merkezin denetlemesi gerekmez mi arkadaşlar? Yoksa hangi belediye ne yapıyor? Hangi vali ne yapıyor? Ülke bile bölünebilir. Baktığınızda tehlikeli de bir şeydir. Bazı yönlerden de sakıncaları vardır. Bakacağız ayrıca. O halde Taşra'yı başkent neyle denetleyeceğini söylemiş? Hiyerarşim altında olacaksın sen benim demiş. Başkent Taşra'yı hiyerarşik denetimle denetliyor. Yani diyelim ki bu yapıda ilde bir işlem yapılıyor. Başkent yapısı yaptığı işlemi hukuka uygun mu yerinde mi denetliyor. Hiyerarşide göreceğiz.
Sonra bu tarafa geliyor ve diyor ki, "Hey, sizi de denetlemek zorundayım. Ülke bütünlüğü bölünebilir. Bu bir tehlike, bu bir sakınca." diyor. Bunlar da diyor ki ya tamam bizi denetle ama diyoruz bak sen bize ayrı bir kamu tüzel kişiliği verdin. Artık biz kamu tüzel kişisiyiz diyor. Bizim ayrı bütçemiz var diyor. Kendi alanımızı kendimiz düzenleyebiliyoruz. Bazı üstün yetkilerimiz var." diyor. Başkent diyor ki, "Elbette biliyorum ben verdim size bu yetkiyi ama sizi daha hafif bir yöntemle denetleyeceğim" diyor. Bu yöntemin adına ise idari vesayet adı veriliyor arkadaşlar. O halde başkent yerinden yönetimler dediğim yapıyı, yerel yerinden yönetimler dediğim yapıyı neyle denetleyecekmiş? İdari vesayetle denetleyecekmiş arkadaşlar. İdari vesayette hukuka uygunluk denetimi yapıp yerindelik yapamaz diyeceğim biraz sonra konusunu anlatırken. Tamam mı? Yani bak şimdi biz hiyerarşinin ast üst ilişkisi olduğunu biliyoruz ve bir denetim olduğunu biliyoruz. O yüzden denetler gibi zaten biliyoruz bunu. Ama vesayetin ne olduğunu daha yeni öğreneceğimiz için şimdi vesayet var aralarında dediğimde nasıl yani denetlemiyor mu diyoruz. Vesayet de bir denetleme yöntemidir. Türkiye Cumhuriyeti'nin başkent yapısı taşrayı burayı kurdu ya. İdarenin bütünlüğünü sağlayabilmek için arkadaşlar bak idarenin bütünlüğü ilkesi dediğimiz bir ilke var. Bu bütünlük hiyerarşi ve idari vesayetle sağlanıyor. Şimdi tablomuzun bu tarafının devlet tüzel kişiliği vardı değil mi? Bu tarafta ayrı ayrı ne oldu? Bakın arkadaşlar bakın. Şu yapının ayrı bir kamu tüzel kişiliği var. Bu yapanın ayrı bir kamu tüzel kişiliği var. Bu yapanın ayrı bir kamu tüzel kişiliği var. Hatta sonra bize hizmet sunan kurumlar dedi ki, "Hey, bize de bir bak biz ne olacağız?" dedi. Hizmet yerinden yönetimler yapısı ortaya çıktı. Ve burada da arkadaşlar iktisadi, idare, siyasi gibi birtım birimler, şeyler çıktı burada yapılar. Mesela detaylı derste anlatacağım. Botaş, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları mesela Türkiye Barolar Birliği, Türkiye Barolar Birliği, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir Yolları, Odalar Birliği, Tabipler Birliği, bir sürü arkadaşlar. Bunlara ayrıca bakacağım. Dediler ki bu tarafın ayrı bir neyi var? Bak kamu tüzel kişiliği var. Bunların detayına bakacağız yine. Dediler ve Türkiye Cumhuriyeti idare teşkilat yapısı bu şekilde oluştu arkadaşlar. Hikayesi böyle. Tamam. Yani şimdi her bize hizmet sunan kurumlar ayrı bir yapıda. İl özel idaresi, belediye idaresi farklı farklı yapıları var. Alanlarını kendi düzenliyor. Bazısı seçimle geliyor, bazısı atamayla geliyor. Gördük. Peki yerel seçimler kaç yılda yapılır? Yerel seçimler şu yapıya mahalli idareler de deriz biz arkadaşlar. Yerel seçimler 5 yılda bir yapılır arkadaşlar. Yine konusunda söz edeceğim. İşte bizim hikayemiz bu şekilde arkadaşlar.
Şimdi bakın ben bu hikayeden yola çıkarak size bu hikayede anlattığım başlıkları tek tek konu olarak anlatacağım. Diyeceğim ki merkezden yönetim nedir? Aslında hikayesini öğrendik değil mi? Merkezden yönetim ne? Hizmetlerin çıkış noktası olan bir yapıydı. Merkezden yönetim arkasından yerinden yönetim. Ne olduğunu gördük değil mi? Yöresel ihtiyaçlar uygun karşılansın diye diyeceğim. Yetki genişliği, kanunsuz emir, kamu tüzel kişiliği. Şimdi tek tek bu başlıkların içine girelim. Haydi bakalım hep beraber. Şimdi ben bunu da ayrıca anlatacağım arkadaşlar. Daha bu kısma gelmedik gibi düşünün. Tamam. Evet.
İdarenin kanuniliği ilkesi ne demekti arkadaşlar? İdarenin kuruluş, teşkilat, görev, yetki ve sorumluluklarının kanunla düzeni, düzenlenmesi olarak karşımıza çıkıyordu. Bir diğer ilkemiz merkezden yönetim ilkesi ve yerinden yönetim ilkesiydi. Şimdi burada merkezden yönetim ne demekti? Hizmetlerin ülke genelinde planlanılarak yürütülmesi iken yerinden yönetimde yöresel ihtiyaçların karşılanması amacıyla yine merkezi yönetimin vesayeti altında kurulan yapıya da biz yerinden yönetimler yapısı diyorduk arkadaşlar. Şimdi bu kapsamda merkezden yönetim ve yerinden yönetim iyi bir şey mi yoksa iyi şeyleri de var, kötü şeyleri de var? Bunlara hep beraber bir gelin bakalım arkadaşlar. Şimdi diyeceğiz ki merkezden yönetimin yani şu ikisini karşılaştıracağız. Faydaları ve sakıncaları diyeceğiz. Önce ne diyelim sizce? Faydaları mı diyelim? Sakıncaları mı? Faydaları. Hadi bakalım. Merkezden yönetimin faydaları diyeceğim arkadaşlar. Merkezden yönetimin faydaları. Şuraya geleceğim. Diyeceğim ki merkezden yönetimin faydası olduğu kadar bazen neyi de vardır? Sakıncaları da vardır. Şimdi ben size tabloyu anlattım ki işte bunları daha net bir şekilde algılayalım diye. Tamam mı? Bir de aynı şekilde bunlarla yerinden yönetimi de alacağım arkadaşlar. Diyeceğim ki yerinden yönetimin faydaları ve yerinden yönetimin sakıncaları diyeceğiz. Yerinden yönetimin sakıncaları. Birinin faydası öbürünün sakıncası olabilir mi acaba? Bence olabilir. Hadi gelin bakalım.
Merkezden yönetim arkadaşlar tek bir elden yönetilip kontrol edildiği için güçlü bir devlet yönetimi sağlar mı? Evet. Diyeceğim ki merkezden yönetim için güçlü bir devlet yönetimi sağlar. Güçlü bir devlet yönetimi sağlar. Merkezden yönetim. Bu iyi bir şey mi, kötü bir şey mi? E iyi bir şey tabii ki. Güçlü bir devlet yönetimi sağlıyor. Peki gerinden yönetimler hangi belediye nerede ne yapıyor ki bazı zamanlar duyduk arkadaşlar sıkıntılı şeyler olduğunu. Sizler de şahit olmuşsunuzdur. Denetimi de güç olduğu için arkadaşlar ülke bütünlüğünün bölünmesi tehlikesini doğurabilir mi? Hangisi? Ne yapıyor bilinmediği için. Evet. Bak güçlü bir devlet yönetimi sağlar. Merkezden yönetimi faydasıyken ne diyeceğim? Devlet bütünlüğünün bölünmesi tehlikesi yaratır diyeceğiz. Birinin faydası öbürünün neyi oldu? Gördüğünüz gibi bakın sakıncası olarak karşımıza çıktı diyeceğiz. Peki kasa bir tane mi olursa harcamalar daha akıllı olur sizce? Daha planlı olur, mali denetim daha kolay olur yoksa 4 be tane kasa mı düşünün? Kendiniz bir şey düşünün. Mesela paranızı aldınız, maaşınızı tek bir çekmeceye mi koysanız daha kolay? Bir arada tutup hesaplarsınız. Yoksa 56 çekmeceye yaydığınızda ben olsam şahsen hemen unuturum zaten nereye ne koymuştum falan diye. Kasa tek olduğu zaman bak merkezden yönetimde arkadaşlar harcamalar daha rasyoneldir. Daha planlı yapılır. Daha akılcadır. Ama şu yapıda nerede nereye gidiyor birazcık daha zordur. Harcamalar nedir? Rasyoneldir. Daha azdır. Daha azdır demeyeyim de yani daha akılcı, daha planlı gider. Mali denetim kolay mıdır, güç müdür? Tek bir kasada mali denetim kolaydır. Ama yerinden yönetime geldiğimde hangi belediyede mesela nereye ne gidiyor? Birazcık kontrolü zor olduğu için ne diyeceğiz burada arkadaşlar? Harcamalar ne değildir? Harcamalar rasyonel yani akılcı olmayabilir. Rasyonel değildir. Ve mali denetim nedir? Güçtür. Mali denetim güçtür. Peki başka ne söyleyebiliriz? Hizmetlerin daha az harcamayla yürütülmesini sağlar. Hizmetlerin bunlarla paralel gidiyor zaten. Daha az harcama ile yürütülmesini sağlar. Peki size şimdi bir şey sorayım. Mesela eee yerel bir etki olur mu belediyecilik yapısında? Bence olur değil mi arkadaşlar? Merkezden yönetimde yerel etkilerden birazcık daha kurtulur. Ama burada yeniden yönetimler yapısında bir particilik vardır. Partizanca uygulamalara yol açabilir. Şimdi belediyeye hangi parti aldığı zaman biliyorsunuz ki eee o parti genelde hangi parti olursa olsun arkadaşlar burada bir particilik anlayışı ortaya çıkıyor. O yüzden burada merkezden yönetimde ne diyeceğiz? Yerel yerel etkilerden kurtulur burada. Ama yerinden yönetim dediğimiz uygulamada bu bir sakıncadır. Particilik olur biraz. Bakın partizanca uygulamalara yol açar. Partizanca uygulamalara yol açar. Şimdi düşünün mesela bir yer adı söylediğinde he o şu partinin orada bir particilik olayı ortaya çıkıyor arkadaşlar. Tamam mı? Ve merkezden yönetimde hizmetler yeknesaktır. Hizmetler nedir? Yeknesaktır. Yeknesak demek hizmetler tek tiptir demek. Merkez belirler hizmetler tek tiptir. Ama şimdi baktığımız zaman yerel etkilerde oluyor dedik ya arkadaşlar. Belediyeciliklere falan baktığınızda hepsi her belediyede aynı hizmet var mı? Bir belediye var ki mesela yeşilliğe çok önem veriyor, çok sağlam çalışıyor ama bir belediye var. Çöpleri bile toplayamıyor atıyorum. O yüzden hizmetler tek tip olarak gitmiyor. Bu yerel yapılara baktığında her belediyede farklı hizmet sunulabiliyor mu? Evet sunulabiliyor. O zaman ne diyeceğim ben? Kırmızı kalemim akıyor. Üstüme gelmeden şöyle bir silim. Evet. Yerinden yönetimin sakıncası bu. Bakın değil mi? Bu iyi bir şey. Hizmetler yeknesaktır. Bu faydalı bir şey. Tek tiptir. Ama yerinden yönetimler yapısında ben mesela şimdi bir tane bildiğim bir yer var. Oranın o kadar güzel yaşayı var ki belediyesi o kadar güzel çalışıyor ki. Ne kadar güzel çalışıyor diyorum. Neler yapıyor diyorum ya. Bir de şu belediyeye bak falan diyorum. Tamam. Hizmetler ne değildir burada arkadaşlar? Hizmetler yeknesak değildir. Yeknesak değildir diyoruz. Evet. Ne fikir diyorsunuz? Ha he. Yeknesak tek tip demektir. Tamam mı? Şimdi düşünsene sizin belediye yapıyor bizim belediye yapmıyor. Aa derim. Tüh falan derim. Peki hiç mi iyi bir şeyi yok yerinden yönetimin? Elbette ki iyi bir şeyi var arkadaşlar. Olmaz olur mu? Mesela yerinden yönetim yöresel ihtiyaçlar için nedir? Uygundur. Yöresel ihtiyaçlar için uygundur. Yerel yönetim dediğim yapı kim arkadaşlar? Uygundur. Kimleri görmüştük biz burada? Belediyeleri, köy yapılarını görmüştük. İnsanların yöresel ihtiyaçlarını biliyor. Köyde yaşayan insanın neye ihtiyacı var? Evet, oluyor ama merkezden yönetim yöresel ihtiyaçlar için uygun mudur sizce? Hayır, değildir. Yöresel ihtiyaçlar için uygun değildir. Yerinden yönetim yapısı uygun değildir. Peki şimdi geleceğim. Diyeceğim ki yerinden yönetimde karar organları seçmenler tarafından oluşturuluyordu ama burada atamayla geliyordu. Hangisi daha demokratiktir? O zaman arkadaşlar yeniden yönetim. Demokratik olmak iyi bir şey mi? Evet. O zaman bu faydalı bir şey. Demokratik ilkelere uygundur. Demokratik ilkelere uygundur. Ama merkezden yönetim demokratik ilkelere uygun değildir diyoruz. Demokratik ilkelere uygun değildir. Ay ne kadar kötü yazdım. Hızlı yazacağım diye değil mi? Peki bürokrasi iyi bir şey mi sizce? Iıı. Kötü bir şey değil mi? Niye? Ona sor. Ona sor. O ona sor. Oh, uzun. Kırtasiyecilik neydi? Sorarken kullandığım kırtasiye malzemelerinin masrafıydı. Merkezden yönetim mi sizce bürokrasiyi artırır yoksa yerinden yönetim mi? Merkezden yönetimi artırır değil mi? Bu iyi bir şey mi? Kötü bir şey mi? Kötü bir şey. O halde bürokrasi ve kırtasiyeciliği artırır. Merkezden yönetimin sakıncasıdır. Bürokrasi. Bürokrasi yazamadım ya. ve kırtasiyeciliği artırır. Ama yerinden yönetim bürokrasi ve kırtasiyeciliği ne yapar? Azaltır. Bürokrasi ay yine yazamadım ve kırtasiyeciliği ne yapar? Azaltır. Peki sorularda nasıl gelecek arkadaşlar? Diyecek ki aşağıdakilerden hangisi merkezden yönetimin faydaları arasında yer alır? Hangisi yerinden yönetimin sakıncaları arasında yer almaz gibi soru kalıplarıyla karşı karşıya kalacaksınız.
Evet, kanunilik merkezden yönetim, yerinden yönetimden söz ettik arkadaşlar. Peki, geldik şimdi yetki genişliğine. Yetki genişliği ne demekti? Demiştim ki merkezde bir hizmetler vardı başkentte. Bu hizmetler daha çabuk uygulanabilsin diye birini yetkilerle donatmışlardı. Kimdi o kişi arkadaşlar? Valiydi. Vali konusunda bir daha anlatacağım zaten. Eee, bu anlamda merkezden yönetimin sakıncalarını azaltabilmek amacıyla yalnızca illerde valiye tanınan yetkinin adına biz yetki genişliği adını veriyoruz. Anlaştık mı? Vali dışında hiç kimse de yoktur ve il idaresi yapısındadır. Bir daha anlatacağım. Sorusu şöyle gelir ve geldi daha önceki yıllarda. Yetki genişliği aşağıdakilerden hangisi tarafından kullanılır? dedi. 1 2 Merkezden yönetimin sakıncalarını azaltmak amacıyla yalnızca illerde valiye tanınan yetki aşağıdakilerden hangisidir? dedi. Ne? Yetki genişliği. 3. Şöyle geldi soru arkadaşlar. Yetki genişliği valiye tanındı ya. Bir tanım olarak verdi daha doğrusu. Eee, yetki genişliği kimdedir? Vali dedik. Şöyle geldi. Bir de il genel idaresinde valiye tanınan yetki nedir? Bunu sordu ve hangi yapıdadır diye sordu. İl genel idaresi yapısında olduğunu unutmuyorsunuz. Tamam. Yetki genişliği kalp vali diyoruz. İlleri anlatırken tekrar zaten bahsedeceğim.
Bir diğer ilkemizse şuraya hemen diyorum ki vali bak başka kimse de yok. Kanunsuz emir dediğimiz bir ilkemiz var arkadaşlar. Kanunsuz emir ilkesi bana neyi anlatıyor? Kamu görevlileri başlığında bir kez daha göreceğiz bu kısmı. Anayasamızda da geçiyor zaten. Kanunsuz emir şudur. Der ki, üst asta kanuna aykırı bir emir verirse as bunu üste bildirir. As üste de amir memur gibi düşünün. Tamam mı? Bak üst asta kanuna aykırı bir emir verirse as bunu üste bildirir. Üst emri yazılı olarak tekrar ederse ast emri yerine getirir ve sorumluluktan kurtulur. Ne demek bu? Şimdi siz memursunuz arkadaşlar. Hiyerarşik bir üstünüz var sizin. Tamam. Geldi size masa başında oturdunuz çalışıyorsunuz. Çalışırken size bir emir verdi ve bu emrin kanuna aykırı olduğunu fark ettiniz. Siz ne yapacaksınız? Şimdi yapsam bir dert, yapmasan bir dert. Böyle durumlarda da değil mi? Şey duymazlıktan gelin, ben bir çay alıp geliyorum falan yapın böyle. Şimdi kanuna aykırı bir emir geldiğini fark ettiniz. Siz bu emri üste bildirirsiniz. Diyeceksiniz ki bu emir kanuna aykırı. Eğer üstünüz emri size yazılı olarak tekrar ederse siz bu emri yerine getirirsiniz. Ancak sorumluluk sizde değildir. Kurtulursunuz siz sorumluluktan. Çünkü yazılı olarak tekrar etti. Tamam. Bak ne diyor. Üst asta kanuna aykırı bir emir verirse ast üste bildirir. Üst emri yerine üst emri yazılı olarak tekrar ederse ast emri yerine getirir ve sorumluluktan ne yapar? Kurtulur diyor. Ancak konusu suç oluşturan bir emir varsa bunu yapmayacaksın. İstiyorsa yazılı getirsin, istiyorsa noteri onaylatsın. Öyle bir şey olamaz da tabii ki yapmayacaksınız arkadaşlar. Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde sorumluluktan kurtulamazsınız diyor. Kanunsuz emir hükmü. Tamam.
Bir diğer ilkemiz kamu tüzel kişiliği ilkesi arkadaşlar. Şimdi tahtayı temizleyip öyle bakacağım. Kimler? Kamu tüzel kişileri bizim için önemli olacak. Arkasının ideenin bütünlüğü ilkesine bakacağız. Kamu hizmeti görevlilerini de zaten devlet memurları kanunu kısmında göreceğiz. Burayı şimdi sileceğim. O yüzden neleri yapacağız bir bakın istedim. Tamam. Tahtayı silip geliyorum.
Kamu tüzel kişiliği kanunla veya cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulan üstün yetki ve ayrıcalıklarla donatılmış malları, gelirleri, personeli ayrı bir statüye tabi tutulmuş kuruluşlar olarak karşımıza çıkar. Arkadaşlar ne ile kuruluyor dedim. Bakın kanunla ya da cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kurulacağını unutmuyoruz arkadaşlar. Tamam mı? Şimdi bir yapının kamu tüzel kişiliği varsa o yapının kendi neyi varmış bakın malları varmış, geliri varmış, kendi personeli varmış, üstün yetki ve ayrıcalıkları varmış arkadaşlar. Kendi alanını kendi düzenleyebiliyormuş. O kadar fazla kamu tüzel kişisi var ki idari teşkilat tablosuna geçtiğimizde ikinci dersimizde göreceğiz. Orada da şimdi ben size burada açıkça anayasada kamu tüzel kişiliği olan yapılardan söz edeceğim. Şimdi çok fazla dediğim gibi anayasada yazma kanunlardan da alanlar var. Kamu tüzel kişiliklerini. Anayasada kamu tüzel kişiliği olan yapılar nelerdir acaba? Anayasada hangi anayasa? 82 anayasası. Anayasada kamu tüzel kişiliği olan yapılara bakacağız. Şimdi bak size bir şifre vereceğim. Bu şifre yukarıdan aşağı cros yapıyoruz gibi düşünün. Tamam mı? Ay şunu yanlış yazdım yanına. Dur. Tübikak yazacağız. Bak tübitak falan demiyorum arkadaşlar. Tamam mı? Tübikak diyeceğim. Evet şifremiz olacak bu bizim. TÜBİ kak. Tamam. Anayasadaki kamu tüzel kişilerinin şifresi. TRT üniversite belediyeler. Belediye il özel idaresi. İl özel idaresi. Köylerimiz var. Köy Atatürk Atatürk Kültür. Dil ve Tarih Yüksek Kurumu diyeceğiz. Dil ve tarihi yüksek kurumu. Bunda vardır. Kamu tüzel kişiliği. Aşağıdaki K ise kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarıdır. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarından kasıt arkadaşlar birlikler. Tab tabipler birliği gibi düşünün mesela. Birlikler. Barolar. Baralar yazdım. Yanlış barolar. Sileyim Başak burcu olarak şöyle. Heh. Barolar size daha iyi görünmesi için yapıyorum bunu. Barolar, odalar, kamu kurum niteliğindeki meslek kuruluşları gibi düşün. Tamam mı? İzmir Barosu, Ankara Barosu, Türkiye Barolar Birliği, Tabipler Birliği gibi düşünebilirsiniz bunları. Anayasada açık açık kamu tüzel kişilikleri vardır arkadaşlar. Tamam mı?
Şimdi baktığımız zaman bu yapının anayasada kamu tüzel kişiliği varsa ne çıkarabilirler? Yönetmeliği. Kamu tüzel kişiliği olan yapılar ne çıkarabiliyorlardı? Çünkü yönetmelik çıkarabiliyorlardı. Şimdi size sorularda aşağıdakilerden hangisi yönetmelik çıkaramaz derse kamu tüzel kişiliği yoksa yönetmelik çıkaramayacaktır. Öyle değil mi? Peki şimdi bunlardan başka kamu tüzel kişisi yok mu? Var. Mesela TÜBİTAK da bir kamu tüzel kişisi ama anayasada açıkça belirtilmemiş. Ya da arkadaşlar dikkat edin şıklarda çok çıktığı için o ikisini de ekleyeceğim buraya. YÖK de bir kamu tüzel kişisidir. YÖK ve Rütüğün de kamu tüzel kişiliği olduğunu unutmayın. Tamam mı? Anayasada açıkta belirtilmemesine rağmen onların da kamu tüzel kişiliği var. YÖK ve Rütük kamu tüzel kişiliğine sahiptir. Bu da aklınızın bir kenarında kalsın. Çünkü biraz sonra şey kullanacağım. Hiyerarşi ve idari vesayeti anlatırken çok işime yarayacak. O konuyu da anlattığımda o zaman oturacak bu kısım. Tamam mı? Soru. Aşağıdakilerden hangisi 82 anayasasında belirtilen kamuot tüzel kişileri arasında yer almaz derse şifrem ne oldu? TÜBİK. Hadi beraber sayalım. TRT üniversite belediye il özel idaresi, köy, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Kamu Kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları dediğimiz yapıların neyi var? Kamu tüzel kişiliği var. O zaman İzmir Barosuun kamu tüzel kişiliği var mı? Var. Yönetmelik çıkarabilir mi? Çıkarabilir. Türkiye Barolar Birliği'nin ayrı bir kamu tüzel kişiliği var mı? Evet var. Yönetmelik çıkarabilir mi? Çıkarabilir. Güzeller Köyü kamu tüzel kişiliği olduğuna göre yönetmelik çıkarabilir mi? Çıkarabilir. Çankaya Belediyesi çıkarabilir mi? Çıkarabilir. Ankara Üniversitesi çıkarabilir mi? Çıkarabilir. Peki Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi çıkarabilir mi? Çıkaramaz. Fakültelerin ayrı bir kamu tüzel kişiliği yoktur arkadaşlar. Şimdi şey gibi düşünün bak. Avcım üniversite düşünün. Parmaklarımı da fakülteleri düşünün. Uzantıları gibi düşünün. Üniversite çıkarır onun adına yönetmeliği. Fakültenin ayrı bir kişiliği yoktur. Üniversite bünyesinde yer alır. Ama bak YÖKte bir kamu tüzel kişisi. Üniversite de ayrı bir kamu tüzel kişisi olarak karşıma çıkıyor. Şimdilik böyle kalsın. Hiyerarşi ve vesayeti anlatıp buraya atıfta bulunacağım zaten.
Geldim diğer bir ilkemiz idarenin bütünlüğü ilkesiydi arkadaşlar. İdarenin bütünlüğünden kasıt nedir burada? Şimdi buna bakacağım ben. Türkiye Cumhuriyeti idari teşkilat yapısı neydi? Merkezden yönetim ve yerinden yönetim olmak üzere iki elden yönetiliyordu. Bu bütünlüğü sağlayabilmek için ne demişti? Ben denetlemeler yapacağım. Ülke bölünmesin. Sizleri kontrol edeceğim." dedi. İdarenin bütünlüğünü sağlayan iki tane ilkemiz vardır. Bunlardan bir tanesine biz deriz ki hiyerarşi ilkesi. İdari bütünlüğünü sağlayan ilke hiyerarşidir. Bir diğer bütünlük sağlayan ilkemiz ise idari vesayet ilkesidir. Tabloyu size hikayesini anlatırken hiyerarşi ve vesayetten bahsetmiştim hatırlıyorsanız. Şimdi onun konusuna giriyoruz arkadaşlar. Hiyerarşi bir ast üst ilişkisidir aslında. İyi kötü biliriz. Amirin memur üzerindeki sinek geliyor da. Amirin memur üzerindeki yetkisi mesela ast üst ilişkisi varsa bu nedir arkadaşlar? Hiyerarşi ilişkisidir. Baktığımız zamanlarda idari vesayet de yine bütünlüğü sağlayan bir ilkedir. İdari vesayet de merkezden yönetimin yerinden yönetimler üzerinde sahip olduğu bütünlüğü sağlayan bir denetleme aracıdır. Baktığımız zaman hiyerarşide arkadaşlar yapılan denetleme, yapılan işlemler hukuka uygun mu değil mi bunu denetlerler. Hukuka uygunluk denetimi yapılır. Yapılan işlemler yerinde mi değil mi yerindelik denetimi de yapılır. Ama idari vesayetle yapılan denetim sadece hukuka uygunluk denetimidir. Yerindelik denetimi
yapamaz. Ne demek şimdi? Bir şey de hukuka uygun mu diye denetliyorsam yapılan işlem hukuka uygun yapılmış mı yapılmamış mı bu denetlenir. Yerindelik ise gereken bir işlem miydi bu? Yerinde bir işlem miydi? Olmasaydı ne olurdu gibi denetlemeler yapılıyorsa yerindelik denetimi. Sizce hangi denetim daha ağırdır? Hiyerarşi mi, idari vesayet mi? Elbette ki hiyerarşi ağır. Bak iki şey denetliyor. Bu tek bir şeyi denetliyor. Hiyerarşiyi ast-üst ilişkisi gibi düşünebilirsiniz arkadaşlar. Yaptığın iş hukuka uygun mu? bakıyor. Bir mesela bir şey yaptım. Belgeleri getir bakayım sen bana bir. İmzaları getir bakayım sen bana bir. Hukuka uygunluk. Gerekmeyen bir işlem yapılıyorsa gereksizlik. Yerinde olmayan bir işlem varsa yine hiyerarşide bakılıyor. Ama idari vesayette sadece hukuka uygunluk denetimi yapılıyor. Peki neden? Çünkü vesayet dediğimiz denetleme merkezden yönetime yerinden yönetimler üzerindeki denetleme gücüydü hatırlıyorsanız. Ben şimdi buraya tabloyu bir kez daha çizmek zorundayım. Tamamını çizmeyeceğim. Bir yapısını oluşturacağım. Daha tabloya geçmedim. Biz Türkiye Cumhuriyeti idari teşkilat yapısını oluştururken arkadaşlar ne demiştik sizlerle birlikte? Hemen bir hatırlama yapacağım. Bunu çizmeyin lütfen dinleyin sadece. Neydi? Kendi içinde ayrılmıştı. Merkezden yönetim vardı. Bir de nasıl yönetim vardı? Yerinden yönetimler var demiştik hatırlıyorsanız. Merkezden yönetim ve yerinden yönetim. Bunlar da kendi içinde ne diye ayrılmışlardı? Başkent teşkilatı hizmetlerinin çıkış noktasıydı. Başkent hizmetlerini illere ve ilçelere yaymak için oluşturduğum yapı neydi? Taşra teşkilatıydı. Yöresel ihtiyaçlar için mahalli idareler dediğimiz yerel yerinden yönetimlerimiz vardı. Bir de bize hizmet sunan ne vardı arkadaşlar? Hizmet yerinden yönetim kuruluşları vardı. Tamam. Şimdi bak dikkat. Niye çizdi hoca gene bunu? Çünkü bunları bunun üstünde daha iyi anlayacaksınız. Arkadaşlar başkent yapısına baktığımda mesela Cumhurbaşkanı vardı değil mi? Bakanlıklar vardı. Taşra yapısında şurada illerimiz vardı. Kim vardı? İlçe vardı. Mesela vali vardı. Tam bölge uygulamada çok kalmadı artık o yüzden yazmadım. Kaymakam vardı burada. Altlarında il idare şube başkanı falan vardı. İlçe idare kurulu vardı. Geliyorum. Yerel yönetimler yapısında da ne vardı? İl özel idaresi dediğimiz bir yapı vardı. Baktığımda şurada kim vardı altında? Belediye vardı. Başında belediye başkanı vardı. Ne vardı? Başında muhtar olan köyler vardı. Şu tarafa baktığımda iktisadi, idari, sosyal diye konusu gelince ayıracağım ama örnekler yazalım. Mesela kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları dediğimiz yapılar. Onlar da burada varlardır arkadaşlar. Örnek yazalım. Barolar, odalar, birlikler gibi yapılar da burada ne yapıyor? Yer alıyor dedik. Şimdi bak bana diyor ki başkent kurulurken dedi ki şu kısım devlet tüzel kişiliğidir. Burası devlet tüzel kişiliği olarak geçiyordu. Doğru mu? Geldim. DTK. İyi anlayın burayı. Şimdi şifre vereceğim. DTK yani devletin kendisi. Bu tarafa geliyorum. Şimdi yerinden yönetimler dediğimiz yapının neyi var bunlarda? Baktığımda ayrı bir KTK. Kamu tüzel kişiliği olan yapılardır bunlar. Belediyenin kendi içinde kamu tüzel kişiliği vardır. Köyün ayrı bir kamu tüzel kişiliği vardır. İl özel idaresinin vardır. Bak tabloda da zaten yazmışım değil mi? Mahalli idare dediğimiz yerel yönetim bilimlerinin kamu tüzel kişiliği olduğu anayasada da açık açık yazıyor mu? Evet yazıyor arkadaşlar. Şimdi başkent ne dedi? Ben dedi hey taşra seni kurdum başına birilerini koydum ama seni ne yapacağım demişti? Denetleyeceğim demişti. Başkentin taşra üzerindeki denetleme aracının adına biz ne demiştik arkadaşlar? Hiyerarşi demiştik. Peki merkezden yönetimin yerinden yönetimler üzerindeki denetleme aracına ne demiştik? İdari vesayet adını vermiştik. O halde ben size desem ki hani dedim ya idarenin bütünlüğünü sağlamak için iki denetleme yöntemi var. Valinin kaymakamı denetlemesi desem bak vali kaymakam aynı halkanın içindeler mi? Evet. Ne var aralarında? Hiyerarşi ilişkisi var. Gördünüz mü? Bak bir ast ilişkisi var. Peki şuradan bakanlıklar da burada ya İçişleri Bakanlığı'nın kaymakamı denetlemesi desem mesela İçişleri Bakanlığı'nın aynı halkada mı kalıyor? Yine ne var aralarında? Bakın hiyerarşi ilişkisi var. Bu halka içindeki bir denetim nedir? Hiyerarşidir. Ki bir bünyenin kendi içindeki ast-üst ilişkisi de hiyerarşidir. Amir, memur, bakan, bakan yardımcısı, rektör, dekan. Bak, ast-üst ilişkisi olduğu için bunlar nedir? Hiyerarşi ilişkileridir arkadaşlar. Ama onun dışında buradaki bunu denetliyorsa bu bunu denetliyorsa nedir? Hiyerarşidir. O zaman şöyle bir şifre çıkacak bakın birazdan ortaya. Devlet tüzel kişiliği. Devlet tüzel kişiliği ise iki tarafta bu nedir? Hiyerarşidir. Peki buradan kaymakam gitti köy muhtarı diyorum. Kaymakamla köy muhtarı arasındaki ilişki nedir? Artık devlet tüzel kişiliği. Bir taraf ne oldu? Kamu tüzel kişiliği. Bunların arasındaki ilişki nedir arkadaşlar? İdari vesayet ilişkisidir. Peki desem ki Adalet Bakanlığı, bak Adalet Bakanlığı burada değil mi? Başkent Teşkilatında bakanlıklar. Türkiye Barolar Birliği. Adalet Bakanlığı ile Türkiye Barolar Birliği arasındaki ilişki ne ilişkisidir? Bakıyorum. Biri devlet tüzel kişiliği içinde bak şurada. Biri de kamu tüzel kişiliği içinde. O zaman ne olacak aralarındaki ilişki arkadaşlar? İdari vesayet ilişkisi olacak. Peki o halde benim şuraya geliyorum bak ipucu bunu bilirsek konuları da rahat bir şekilde anlarız arkadaşlar dedim ki bir taraf devlet tüzel kişisi. Bak şöyle olsun DTK karşısındaki de DTK ise bunların arasındaki ilişki ne ilişkisi oldu? Hiyerarşi ilişkisi oldu. Ne demek? Vali kaymakam. Bak burada burada. Hadi örnek yazalım altına. O halde diyorum ki ben bak vali ile vali ile kaymakam arasındaki ilişki ne ilişkisi oldu arkadaşlar? Hiyerarşi ilişkisi oldu. Peki bir tane daha yazalım. İçişleri Bakanlığı kaymakam dedim. Şimdi ne olacak? Yine yine aynı halka içinde değil mi? İçişleri bakanı ile kim dedim yine? Kaymakam dedim ya da vali dedim. Fark etmez. Ne oldu aralarındaki ilişki arkadaşlar? Hiyerarşi ilişkisi oldu. Gördünüz mü? Peki valiyle kaymakam dediğimde ne oldu? Yine ast üst ilişkisi aynı halkadalar. Vali kaymakam dersem yine ne olacak? Bakın bu bir hiyerarşi ilişkisi olacak. Gördünüz mü? Peki ikinci şeye geldiğimizde şifremize bir taraf devlet tüzel kişisi. Karşısındaki kamu tüzel kişisi ise bu ilişki ne ilişkisi olur dedim size. İdari vesayet. Bakalım. Mesela eee kaymakam köy muhtarı arasındaki ilişki ne ilişkisidir arkadaşlar? Kaymakam ile kaymakam köy muhtarı dedim. Kaymakam nerede yer alıyor? Hemen geliyorum tabloya. Kaymakam bakın neredeymiş? Buradaymış. Gördünüz mü arkadaşlar? Kaymakam yani devlet tüzel kişiliği bünyesinin içinde yer almadı mı kaymakam? Evet. Peki köy muhtarı bu tarafta. Köyün ayrı bir tüzel kişiliği var mı? Evet var. O zaman aralarındaki ilişki ne ilişkisi olacak? İdari vesayet ilişkisi. Peki geldim burada örnek vermiştik. Adalet Bakanlığı ile Türkiye Barolar Birliği arasındaki ilişki için ne diyeceğim? Yine biri devlet tüzel kişiliği, bir tanesinin kamu tüzel kişiliği var. O halde nedir bu ilişki? Adalet Bakanlığı ile Türkiye Barolar Birliği arasındaki ilişkiye biz ne diyoruz yine arkadaşlar? İdari vesayet ilişkisi diyorum. Tamam mı? Peki hemen geldim. Dedim ki bak bu da şey yine arkadaşlar örneklerini verdik. Eee bir taraf devlet tüzel kişisi. Mesela dedim ki şurada ne olsun? Neyi verelim? Burada rektör dekan desem size. Şimdi bu yapının içinde değil. Bir araya şeyi sokalım. Rektörle dekan desem ast ilişkisi yok mu? Rektörü dekanı nereye koyarsınız? Hiyerarşiye koyarsınız, değil mi? Peki bakan, bakan yardımcısı dersem nereye koyarsınız? Yine hiyerarşinin içine koyarsınız değil mi? Kültür ve turizm bakanlığı ile dedim ki Yozgat Valiliği. Bak bakanlık burada. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Yozgat Valiliği burada. O zaman ne aralarındaki ilişki yine? Hiyerarşi. Yani özetle bak şu halka içinde birileri birbirini denetliyorsa bu bunu denetliyorsa nedir bu o zaman ne ilişkisidir? Hiyerarşi. Buradan biri bu taraftan birini denetliyorsa ne diyeceğim arkadaşlar? Bunun adına idari vesayet ilişkisi diyeceğim. Peki ikisinin de ayrı ayrı kamu tüzel kişilikleri varsa ne olacak? Şimdi biri kamu tüzel kişisi, biri de ayrı bir kamu tüzel kişisi. Birbirini denetliyorsa yine bunun adı idari vesayet olur. Mesela ne demek istiyorum? YÖK'ün bir kamu tüzel kişiliği var mıydı? Evet yazdım orada. YÖK bir kamu tüzel kişisidir. Peki Ankara Üniversitesi'nin var mıydı? Ayrı kamu tüzel kişiliği var. Bak YÖK bir kamu tüzel kişisi. Üniversiteler ayrı bir kamu tüzel kişisi değil mi arkadaşlar? O zaman YÖK ile üniversite arasındaki ilişki nedir? İdari vesayet. Yani bak dikkat edin. Üniversiteler YÖK'ün hiyerarşisi altında değil arkadaşlar. Çünkü üniversite yapılarının da ayrı bir neyi var? Kamu tüzel kişilikleri var. Dolayısıyla YÖK, YÖK'le üniversiteler arasındaki denetleme yolunun adına biz ne diyoruz? İdari vesayet diyoruz. Burada şunu düşünmeyin. Nasıl hocam ya? YÖK üniversiteyi denetlemiyor mu? Denetliyor ama idari vesayet denetimi yapıyor arkadaşlar. Hiyerarşi değil. İdari vesayet denetimi vardır. Anlaştık mı? Peki Türkiye Barolar Birliği'nin bak dedim ki bir kamu tüzel kişiliği var mı? Türkiye Barolar Birliği bir kamu tüzel kişisi mi? Evet. Samsun Barosu bir kamu tüzel kişisi mi? Barolar da ayrı ayrıdır. Evet. Samsun Barosu ayrı ayrı kamu tüzel kişilikleri olduğu için ne olacak o zaman arkadaşlar? Bunların arasındaki ilişki idari vesayet olacak. Tamam. Bak dikkat et. Adalet Bakanlığı ile Türkiye Barolar Birliği arasındaki neydi? İdari vesayet idi. Çünkü bu devlet tüzel kişisi, bu kamu tüzel kişisi. Kamu tüzel kişi dedikleri ikisinin de ayrı ayrı olduğu zaman ne olacakmış? İdari vesayet. Ha birbirine denk olan şeyler denetleyebilir mi? İki tane ilçe belediyesi birbirini denetleyebilir mi? Mesela Ankara'da Çankaya Belediyesi var. Bir de Mamak Belediyesi var. İşte Yenimahalle Belediyesi var. Bunlar birbirini denetleyebilir mi arkadaşlar? Çankaya Belediyesi ile Mamak Belediyesi. Hayır denkler zaten onlar. İşte İstanbul Barosuyla İzmir Barosu arasında bir böyle bir ilişki olabilir mi? Hayır. Çünkü onlar birbirlerine nedir? Zaten denktir. Ankara Üniversitesi ile işte Eskişehir'de bir üniversite birbirini denetleyebilir mi? Hayır. Niye? Çünkü zaten denk o da üniversite. O da üniversite olarak karşımıza çıkıyor. Tamam mı? Mesela rektör, dekan, bölüm başkanı. Rektör, dekan, bölüm başkanı. Bak hiyerarşik olarak aşağı doğru ne yaptım? İndim. Tamam mı? Temel mantık bu. O halde ben diyorum ki başkentin taşra üzerindeki denetleme aracının adı nedir? Hiyerarşi. Bana bu şekilde tanım sorarsa derse ki başkentin taşra üzerindeki denetleme aracına ne ad verilir derse ne diyeceğim ben? Hiyerarşi. Peki derse ki merkezden yönetimin yerinden yönetimler üzerindeki denetleme aracına ne denir derse onun adına da idari vesayet adını vereceğiz arkadaşlar. Anlaştık mı? Şimdi bakın bu kısım çok önemli. Ben artık ikinci dersimize geçeceğiz. Bu tabloyu bir kez daha çizeceğim. Tabloyu tamamen oluşturduğumda buraya bir kez daha atıfta bulunacağım. Hadi gelin bir hatırlayalım diyeceğim. Tablonun üzerinden bir kez daha yapacağım. Bu kısım size şu anda birazcık karışık gelebilir. Bu da çok normaldir arkadaşlar. Ama dediğim gibi ikinci derste de dinledikten sonra konuları çözdükten sonra emin olun net bir şekilde hepsini yapabileceksiniz. Kamu tüzel kişileri kanunla ya da cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulur dedik. Bunu lütfen unutmayın arkadaşlar. Merkezden yönetimin yerinden yönetimler üzerindeki denetleme aracı neymiş? Vesayet. Başkentin taşra üzerindeki denetleme aracı ise hiyerarşiymiş. Evet bu dersimizde arkadaşlar idare hukukuna giriş yaptık. Birazcık da uzun sürdü. Bölmek de çok istemedim açıkçası. Kusura bakmayın artık uzunluk için. Eee idare nedir? İdari fonksiyon nedir? Türkiye Cumhuriyeti Cumhuriyeti idaresinin görev ve yetkileri nelerdir? Bunlardan söz ettik. İdare hukukuna ilişkin ilke ve esaslardan söz edip konuların altına girdik. Şimdi Türkiye Cumhuriyeti idari teşkilat yapısı diyoruz. Çok aşırı ciddi anlamda önemli bir konu. İkinci derste görüşmek üzere. Hoşça kalın. Oho [müzik]