Transcription
Bir yanında Rusya, diğer yanında Ukrayna... Konumu kritik.
Dahası onlar, uzun zamandır Avrupa’nın en Amerika yanlısı devleti. Yeri geldi; Amerikan istihbaratı CIA’in topraklarında gizli bir hapishane açmasına izin verdiler. Yeri geldi; ABD'nin 2003'teki Irak işgaline katıldılar. Şimdi bir de Donald Trump'ın adını taşıyan bir Amerikan üssü kurmayı dahi teklif ediyorlar. Fort Trump, Fort Trump, Fort Trump.
Ama şimdi bir sorun var. ABD, Avrupa’dan çekiliyor. Ve Polonya, Rusya’nın bir sonraki hedefi olmaktan korkuyor. Peki ne yapacaklar? Planları ne? Rusya’ya karşı kendilerini nasıl güvence altına almaya çalışıyorlar? Şimdi gelin, bu soruların cevabını birlikte arayalım.
Böyle diyorlar ama Polonya için ABD ile ilişkiler gitgide daha karmaşık hale geliyor. Polonya, Trump'ın hep istediğini yerine getiriyor: Mesela ordusuna büyük yatırım yapıyor. Gayrisafi yurtiçi hasılasının yüzde 4 buçuğunu savunmaya harcıyor. Bunu şöyle düşünün: Bu oran, NATO ülkeleri arasında en yüksek oran. Ve Polonya halkı da yeniden silahlanmayı destekliyor. Çünkü sınırın hemen ötesinde Rusya, Ukrayna ile savaşıyor. Yani Polonya hem Ukrayna hem de Rusya ile sınır komşusu. Mesela burası, Rusya toprağı Kaliningrad. Rusya’nın yakın müttefiki Belarus da burada.
Polonya'nın, Putin Rusya'sına karşı en büyük gücü, NATO’ya üye olması. Bilindiği üzere NATO üyeleri, olası saldırı durumunda birbirlerine yardım etme sözü gereği ortak hareket ediyor. Haliyle bu da ABD'den destek anlamına geliyor. ABD, dünyanın en güçlü ordusuna ve ciddi bir nükleer güce sahip. Ama NATO'nun doğu kanadındaki Rusya’ya yakın ülkeler, ABD'nin şimdilerde ne kadar kararlı olduğunu merak ediyor. Ve Polonya, kendini savunmasız hissediyor.
Polonya, saldırılar ve hava sahalarında uçurulan drone'lara ilişkin Rusya'yı suçladı. NATO ise Putin'in talebini reddetti. Ama Polonya için bu, güvenliğinin tehlikede olduğunun açık bir işaretiydi. Varşova, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşını daha geniş bir stratejinin parçası olarak görüyor. Polonya uzun zamandır, Rusya'yı dışarıda tutma politikasına yardım etmesi için ABD'ye güvendi. Ama Washington'ın Rusya'ya bakış açısı değişiyor gibi görünüyor.
Şimdi Pentagon, Avrupa'daki ABD askerlerinin sayısını azaltmayı planlıyor. Bu, ülkede yaklaşık 10 bin ABD askeri barındıran Polonya için endişe verici. Askerlerin çoğu dönüşümlü olarak görev yapıyor ve kalıcı değiller. Ama ABD'nin bu güçler için planları kafa karıştırıyor. ABD önce Polonya'ya 4 bin askerin konuşlandırılmasını aceleyle iptal etti ve Polonya'yı şaşırttı. Ardından Trump, Polonya'ya 5 bin asker daha gönderileceğini açıkladı. Bu, Polonya'nın MAGA destekçisi Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ile ilişkisinden kaynaklı bir ayrıcalık olabilir. Bu tutarsız tavırlar, Polonya'yı ABD desteğini sağlamlaştırma misyonuna yöneltti. Ülkede kalıcı bir ABD üssü için yoğun çaba sarf ediyorlar.
Bu kulağa tanıdık geliyor. Ve görünen o ki, Polonya değişiyor. Kendi askeri gücünü büyük ölçüde artırıyor. NATO'nun üçüncü en büyük ordusuna sahipler ve ordu büyümeye devam ediyor. 2039'a kadar 500 bin asker hedefliyorlar. Polonya'nın savunma bütçesi 2020'den beri büyük ölçüde arttı. Ve bir alışveriş çılgınlığı yaşanıyor. ABD'den Abrams tankları, Apache helikopterleri ve F-35 savaş uçakları alındı. Ve ilk parti, yakın zamanda teslim edildi. Ama Polonya bütün yumurtalarını bir sepete koymuyor. Güney Kore silahlarına da ciddi kaynak ayırıyor. Ayrıca Polonya nükleer caydırıcılıkla da ilgileniyor. Ama bu konuya daha sonra geleceğiz.
Peki Polonya bütün bunları nasıl karşılayabiliyor? 2004'te Avrupa Birliği'ne katıldıklarından beri büyümeleri hız kazandı. Bu yıl Polonya trilyon dolarlık bir ekonomi oldu ve artık dünyanın ilk 20'sinin kapısını çalıyorlar. Polonya'nın tarihine bakarsanız, bu başarının gerçekten ne kadar nadir olduğunu anlarsınız. Ülkenin geri gitmekten neden bu kadar korktuğunu da.
Polonya yüzyıllar boyunca bölündü ve işgal edildi. 1700'lerin sonunda, o zamanki Polonya-Litvanya Birliği Rusya, Avusturya ve Alman devleti Prusya arasında bölündü. Polonya tamamen yutuldu. Bir yüzyıldan uzun süre haritadan kayboldu. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Polonya bağımsız bir devlet olarak yeniden ortaya çıktı. Ama bu uzun sürmedi. İkinci Dünya Savaşı'nda Nazi Almanyası ve Sovyetler Birliği tarafından tekrar bölündü. Ve savaş sona erdikten sonra Polonya'nın sınırları batıya kaydırıldı. Bir Sovyet uydu devleti oldu, yaklaşık yarım yüzyıl boyunca Demir Perde'nin arkasında kaldı.
Polonya "Dayanışma" Hareketi, Sovyet egemenliğine karşı direndi. 1989'da komünist yönetim çöktü ve Polonya egemenliğini yeniden kazandı. Sovyet birlikleri kademeli olarak çekildi. Yeni Polonya hızla kendini Batı ile uyumlu hale getirmeye çalıştı. O zamanki Polonya Cumhurbaşkanı, ABD'li mevkidaşıyla görüşmek için Washington'a gitti. Bu görüşmenin tutanaklarının gizliliği kaldırılmış durumda. Ve onlar, Polonya Cumhurbaşkanı'nın net bir mesajı olduğunu gösteriyor. Onlarca yıllık Sovyet egemenliğinden sonra hepimiz Rusya'dan korkuyoruz. Eğer Rusya yeniden agresif bir dış politika benimserse, bu saldırganlık Ukrayna ve Polonya'ya yönelecek. ABD gücünün korumasına ihtiyacımız var.
Dönemin Polonya Cumhurbaşkanı Wałęsa'nın çağrısı sonuç verdi. Polonya ABD'nin desteğiyle NATO'ya katıldı. Ve güvenilir bir ortak olduğunu kanıtlamak için elinden geleni yaptı. ABD'nin Afganistan ve Irak'taki savaşlarına katıldı. Ve hatta CIA'in Polonya topraklarında, 11 Eylül sonrası terör şüphelilerine işkence yaptığı gizli bir hapishane işletmesine izin verdi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi daha sonra Polonya'nın eski tutuklulara tazminat ödemesine hükmetti. Ama yine de Polonya-ABD ilişkilerinde yakınlık devam etti.
Peki Rusya bunu nasıl karşıladı? Bunun için biraz daha geriye gidelim. Rusya, NATO'nun büyümesi ihtimalinden memnun değildi. NATO endişeleri gidermek için, bir tehdit olmadıkça kalıcı olarak asker konuşlandırmayacağına söz verdi. Ve Rusya NATO'nun kararları üzerinde veto hakkına sahip olamadı. Bu anlaşma 1999'da NATO'nun Polonya dahil genişlemesinin yolunu açtı. 2004'te bir kez daha genişledi. Ama NATO büyüdükçe...
...Rusya, ABD'yi küresel stratejisini fazla ileri götürmekle suçladı. Rusya ile Batı arasındaki gerilim tek bir ana konuya odaklandı: Ukrayna ve Gürcistan'ın NATO'ya üyeliği. Bu iki ülke de eskiden Sovyetler Birliği'nin bir parçasıydı. Polonya bu ülkelerin NATO'ya girmesini destekledi. İşte burada olan da, tam olarak buydu. Rusya, 2008'de Gürcistan'a saldırdı. Polonya Cumhurbaşkanı desteğini göstermek için Gürcistan'ın başkenti Tiflis'e gitti. Altı yıl sonra Rusya, Ukrayna'ya bağlı bir yarımada olan Kırım'ı ilhak etti. NATO ancak bundan sonra, doğu kanadına ilk birlikleri konuşlandırmaya karar verdi. Polonya, Estonya, Letonya ve Litvanya'ya 5 binden az asker dağıtıldı. Bu adım Polonya için yeterli değildi. Bu ancak Rusya'nın Ukrayna'yı topyekûn işgal girişimiyle değişti. Diğer Avrupa ülkeleri destek göstermeye başladığında, Polonya ekstra bir adım attı: Mültecileri hızla kabul etti ve silah tedarik etti.
Bugünlerde Polonya-Ukrayna ilişkileri de krizde. Ülkeler hâlâ İkinci Dünya Savaşı'ndan kalma sorunları tartışıyor. Ama bu başka bir hikâye. Böyle olsa bile önemli sorunlara yol açabilir. Çünkü Polonya'nın Ukrayna'ya ihtiyacı var. Savaş NATO'yu doğu kanadındaki varlığını artırmaya itti. Yeni muharebe grupları eklendi, asker sayısı artırıldı. Finlandiya ve İsveç, işgalin ardından ittifaka katıldı. Ama NATO tam da Polonya’nın uyardığı durumla karşı karşıyayken, ABD tutumunu değiştiriyor. Artık NATO'ya daha fazla ülke katılması konuşulmuyor.
Polonya ayrıca Trump'ın Putin'e kırmızı halı sermesinden ve Rusya ile ilişkileri yeniden kurmayı hedeflemesinden endişeli. Bu yüzden Polonya daha yakınındaki ortaklarla bağ kuruyor. NATO zirveleri öncesinde bu Doğu Kanadı ülkelerini bir araya getirerek ortak gündemlerini ilerletmeye çalışıyor. Ve İskandinav ülkelerini de aralarına davet ettiler. Polonya İsveç'ten yeni denizaltılar satın alıyor. Avrupa Birliği'nin ilk drone karşıtı sistemini geliştirmek için Norveç ile çalışıyor. Ve Polonya güçleri İskandinav meslektaşlarıyla eğitim yapıyor. Bu örnekte göründüğü gibi.
Polonyalı paraşütçüler, Danimarka'nın Bornholm Adası'nı savunma tatbikatlarına katıldı. Ada tam burada, Baltık Denizi'nde. Polonya ve ortakları için Baltık Denizi kilit bir nokta. Peki neden? Başlarda sözünü ettiğimiz Kaliningrad'ı hatırlıyor musunuz? Burası, olası bir çatışmanın kıvılcım noktası olabilir.
Peki Polonya'nın Batı Avrupalı müttefikleri? Polonya Fransa ve Birleşik Krallık ile yeni güvenlik anlaşmaları imzaladı. Avrupa Birliği üyesi en büyük komşusu Almanya ile de yeni bir anlaşması var. Ama bu anlaşma daha düşük bir seviyede. Çünkü Almanya ile iş birliği yapmak, Polonya siyasetinde hâlâ tartışmalı bir konu. Polonya uzun süre Almanya'nın Rusya ile bağlarını, özellikle Kuzey Akım doğalgaz boru hattı projelerini önde eleştirdi. Bugün Almanya'nın en büyük muhalefet partisi, aşırı sağcı AfD, Moskova ile iş birliğine geri dönülmesi çağrısı yapıyor. Ama Alman hükümeti, Ukrayna'yı işgal ettikten sonra Rusya ile ilişkilerin kesin olarak koptuğunu söylüyor.
Nihayetinde, Polonya'nın en büyük güvenlik garantisi nükleer silahlar olabilir. Birleşik Krallık ve Fransa kendi nükleer silahlarına sahip olan Avrupa ülkeleri. Ve Fransız silahları, Polonya'nın faydalanabileceği silahlar. Polonya, nükleer caydırıcılık işbirliğini derinleştirme konusunda Fransa ile görüşüyor. Bu görüşmeler gizli, bu yüzden detaylar hâlâ belirsiz. Polonya ayrıca NATO'nun nükleer paylaşım projesinde daha aktif bir rol oynamakla ilgileniyor. Şu anda durum şöyle görünüyor: Bu beş NATO üye ülkesinde konuşlanmış ABD nükleer silahları. ABD Avrupa'daki birlikleri azaltmayı planlarken, nükleer silahları orada tutmak ve belki de genişletmek istiyor.
Polonya'nın ABD'yi kızdırmayı göze alması pek olası değil. Ama ülkelerin Rusya konusundaki farkları büyüyor. Şimdilik Polonya askeri gücünü ve Avrupa'daki dostluklarını inşa etmeye devam edecek. Ve ABD'yi yanında tutmak istiyor. Bir yandan da en güçlü müttefikinin yanında olmayabileceği bir geleceğe hazırlanıyor.