Transcription
Merhabalar. Bu hafta sizlere 26 Mayıs 2026 tarihi itibariyle Senato'dan geçen, yani artık uygulanması önünde herhangi bir engel kalmayan mülteci yasalarından bahsedeceğim. Hedeflenen tarih 12 Haziran 2026. Yani 12 Haziran 2026 itibariyle mülteci yasaları ne yönde değişecek? Yeni başvurular bunlardan nasıl etkilenecek? Halihazırda burada olanlar, belli bir süredir burada bulunanlar ya da mülteci kalıcı oturumuna başvurmuş olanlar için aslında ne gibi değişiklikler var? Bunları tartışıyor olacağız şimdi. O yüzden başlayalım.
[müzik]
Eee, YouTube kanalıma bakarsanız Hollanda'daki iltica ve mülteci yasalarının gelişmeleri ile ilgili aslında birçok video çektim. Şimdiye kadar da orada birazcık daha böyle aslında süreci adım adım sizlerle birlikte ilerletiyor olduk. Ve geldiğimiz noktada ne olmuş oldu? 26 Mayıs 2026 tarihi itibariyle bu büyük yasa tasarısı ki bu neydi? AB Göç Paktı'nın Hollanda'yı uyarlaması kapsamında oluşturulmuş yasa tasarısıydı. O Senato'dan geçti. Yani artık uygulamaya geçecek.
Şimdi bu yasa tasarısı neler içeriyordu? Yani kimleri nasıl etkileyecekti? Ona bakalım. Buradaki belki de önemli değişiklik ne? Artık mülteci oturumu dediğimizde aklımıza 5 yıllık bir oturum değil, 3 yıllık bir oturumun gelecek olması. Yani mülteci oturumların üçer yıllıklar şeklinde yenilenecek olması. Bu da şu anlama geliyor. Güncel durumda Hollanda'da kalıcı oturum ya da vatandaşlığa başvurmak için 5 yıl kesintisiz ikamet gerektiğinden, bir mülteci buraya geldiğinde oturumunu en az bir kez, hatta belki diğer koşulları eğer sağlayamazsa iki kez uzatması gerekecek. Bu uzatmaların hepsi de işte bu mülteci kendi geçimini sağlayabiliyor mu? Ülkesindeki savaş devam ediyor mu? Riskler devam ediyor mu? İltica nedeni hala ortada mı? Ya da işte uyum süreçlerinde ne durumda vesaire gibi şeyleri aslında tekrar tekrar gündeme getirecek. Herhangi bir suça karıştı mı gibi gibi.
Şimdi bu uzatmalar o yüzden temelde zaten iltica başvurularını ciddi şekilde azaltacak. Çünkü buraya gelip işin sonunda vatandaşlık alınamayacaksa veya kalıcı oturum alınamayacaksa, iltica kalıcı bir yer değişikliği olmamış oluyor. Yine burada sürenin dışında en önemli olan değişiklik de ne? Süresiz iltica oturumu diye bir şeyin artık olmayacak olması. Bu da ne demek? Hollanda'da bir şekilde 5. yılını doldurmayı başaran mülteciler, yani 3 yıl aldıktan sonra bir 3 yıllık uzatma daha alıp 5 yılını dolduran ve aynı şekilde de uyumla ilgili, entegrasyonla ilgili gerekliliklerini tamamlayan mülteciler artık mülteci kalıcı oturumuna başvuracak. Hepimiz gibi, yani çoğu insanın yaptığı gibi AB kalıcı oturumuna başvurmak durumunda kalacak. Bunun getirdiği farklı sorumluluklar ve farklı beklentiler var. Bunlardan dairelerde bahsedeceğim.
Şimdi bu ikisi çok önemli. Bir, mülteci kalıcı oturumu kalkıyor. İki, oturum süreleri 5 yıldan 3 yıla düşüyor. Bunlar en temel iki kritik konu. Peki bunun dışında ne var? Ticaret başvuruların daha hızlı incelenmesi, daha hızlı reddedilmesi, tekrarlayan başvuruların daha hızlı reddedilmesi ile ilgili daha çok işleyişle ilgili bazı düzenlemeler de vadediyorlar. Bir de bütün bunların dışında, yani bu AB Göç Paktı'nın Hollanda'ya uyarlaması olan yasa tasarısının dışında geçirilmiş olan, yine aslında Nisan sonu gibi geçmişti, bir başka yasa daha vardı. O da neydi? İki statülü mülteci yasası. O ne yapıyordu? Mültecileri kategori A ve B olarak ikiye ayırıyordu. Eğer kategori B iseniz, yani ülkenizde sizi şahsen hedef alan bir durum yoksa, ülkenin genelinde ortaya çıkan bir sorun varsa, savaş ve doğal afet gibi, sizler için aile birleşimini daha da zorlaştıracak bazı maddeler vardı.
Şimdi bu iki yasa tasarısı aslında tabii ki birlikte hareket edecek. Çünkü birbirlerini kapsamıyor olsalar da aynı hedef kitleyi etkiliyorlar. Yani mültecilere. Şimdi burayı birazcık daha kabaca tekrar özetleyelim. Mülteci kalıcı oturumu kalktı. Mülteci oturumları artık 5 yıllıklar değil, 3 yıllıklar şeklinde verilecek ve koşullar devam ediyorsa yenilenecek. Eee, bunun dışında süreçleri hızlandıran, lehte vermeyi kolaylaştıran bazı işleyişteki değişikliklerle yapılacak. Kategori B olan mülteciler için de aile birleşimleri zorlaştırılacak. Temel olarak böyle. Bütün bunların da 12 Haziran 2026 tarihiyle yürürlüğe girmesi isteniyor. İsteniyor dememin sebebi şu. Yapılabilir mi? Bu da tartışmalı bir konu. Çünkü bunların tam olarak ne zaman uygulanacağı aslında yine kralın izniyle, kralın belirlediği tarihlerle alakalı. O yüzden 12 Haziran 2026'da hepsi bir anda yürürlüğe mi girecek, yoksa bir kademeli geçiş ya da bazı alanlarda daha ek süre tanınması, geçiş süreci tanınması gibi bir süreç mi olacak? Burası hala belirsizliğini koruyor.
Şimdi birazcık daha olayın kafa karıştıran noktalarına geçelim. İlk sorumuz şu: Bir mülteci artık kalıcı oturum alamayacak mı? Bu konu kapandı mı sorusu. Çünkü herkes şunu söylüyor: İşte kalıcı mülteci oturumu kalktı. Yani bu ne demek peki? Yani mülteciler için kalıcı oturum defteri kapandı mı demek değil mi kısmına baktığımızda, yine de bunu açıkça zaten yazıyor. Mülteciler için kalıcı oturum yolu hala açık ama mülteci kalıcı oturumu statüsüyle değil, AB kalıcı oturumu statüsüyle.
Şimdi burada ne değişti o zaman? Adı mı değişiyor sadece, kâr mı diye baktığımızda, ikisinin başvuru gereklilikleri arasındaki temel fark, AB kalıcı oturumun bir geçim şartı bulunduruyor olması. Önceden mülteciler buraya geldiğinde, buradaki 5 yıllarını doldurduğunda, onlar için gerekli olan inburgering, yani işte bu uyum sürecini, dil gerekliliklerini vesaire tamamladığında ve kamu düzeni ya da güvenlik açısından risk taşıdıklarını düşündüren bir olaya karışmadıkları sürece, kalıcı oturumlarını aslında alıyorlardı. Çünkü mülteci kalıcı oturumu böyle koşullanmıştı. Yani mülteci oturumunun gereklilikleri bunlardı. Şimdi burada AB kalıcı oturumuna döndürdüğümüzde ise, buradaki şartların hepsini aynen taşımakla birlikte, artı bir de geçim şartı bulunduruyor. Bu da neden aslında önemli? Çünkü biliyoruz ki Hollanda'da bulunan mülteciler çok uzun yıllar aslında devletten yardım almaya devam ediyor.
Şimdi bu şekilde de Hollanda aslında neyi yapmış olacak? Bir mültecinin kalıcı oturum başvurusunu incelerken, devletten yardım alıyor mu? İşte hala devletin ona sağladığı sosyal konutta kalıyor mu? Ailesinin geçimini sağlayan gelir, bir kişiden ya da iki kişiden her neyse, toplam gelir ne? Yani bir yandan da bu insanların sisteme yük olma ihtimalini değerlendiriyor olacak. Bu da tabii ki şunu getirecek. Eee, mülteci kalıcı oturumu alma hakkı olan, bunu sağlayan herkes AB kalıcı oturumuna hak kazanamayacak. Çünkü maaş şartını sağlamayacak. Çünkü yardımlar nedeniyle elenecek vesaire. Yani burada sonuçta uygulamada bu nasıl olacak? Mültecilerden sadece işte işi gücü olan, devletten yardım almayan, sisteme yük olmayanlarına kalıcı oturum verilecek. Kimse böyle bunu açıkça iyi nedeni web sitesine yazmamış ama uygulamada olacak olanın bu olduğu çok açık. Çünkü temel fark, geçim şartı. Ama bu bu arada çok enteresan bir şey de değil. Bizler de buraya kalifiye göçme olarak gelenler de, girişimci olarak gelenler de, biz kalıcı oturum almak istediğimize, bize de zaten sistem şunu soruyor: Sen kendine geçindirebiliyor musun? Burada kaldığın yıllar boyunca devletten yardım aldın mı? Buradaki kasıt bu arada çocuk bakım yardımı gibi, çocuk bakım desteği gibi herkese sunulan şeyler değil. Dar gelirli olduğunuz için verilen yardımlar ya da mülteci olduğunuz için verilen yardımlardan bahsediyorum. Eee, aldığınız yardımları vesaire açıklıyorsunuz. Buna göre değerlendiriliyor. Yani sistem sizin ülkeye yük olup olmadığınızı aslında değerlendiriyor. Bu artık mülteciler için de uygulanacak.
İkinci yine karıştırılan konu A ve B kategorisi ve bunların aile birleşimleri konusu. Şimdi A ve B kategorisinde eğer sizin oturumunuz e mülteci kategorisi A olduğunuz için geldiyse, zaten oturum kartınızda bu yazacak deniyor. Yani kategori A olduğunuz. Bu da neydi? Bireysel sorunlar nedeniyle yapılan şeylerdi. Bu da işte cinsel kimlik olabilir, kan davası olabilir, siyasi nedenler olabilir vesaire. Eee, böyleyse bu zaten yazılacaktır. Bunda zaten eski koşullar aynen devam ediyor olacak. Kategori B içinse, yani savaştan, doğal afetten, kitlesel olan olaylardan kaçanlar içinse, eee, burada diyor ki sistem, sizin aile birleşimi yapabilmeniz için bir gelirinizin olması gerekiyor. Aile birleşimi yapmanıza yetecek kadar bir evinizin olması gerekiyor. Artı bir de minimum 2 yıl beklemiş olmanız gerekiyor. Bunu da neden söylüyor sistem? Aslında şuna getiriyor lafı. Senin ülkendeki o savaş, işte ya da depremden zarar gören binlerce bina bilmem ne, iki yıl içinde büyük ihtimalle bence yapılır. Ben de seni geri gönderirim diyor. Yani sen o aileni buraya getiremezsin. E ailen burada olmadığın sürece de burada uzun süre yaşayamazsın. Yaşamak istemezsin. Bu da aslında seni bir çeşit geri dönmeye motive eder ve işte burada kaçak kalmadan, sorun çıkarmadan, olay olmadan geri ülkene dönersin diyor. Yine bunu açıkça söylemiyor ama söylediği şey aslında özünde bu. Çünkü diyor ki senin durumun geçici. Hal öyle bütün aileni toplayıp çocukları burada okula yazdırıp, işte dil öğrendiler, bilmem ne yaptılar gibi süreçlere ihtiyacın yok. Çünkü geçicisin, geri gideceksin diyor.
Tabii yine kategori B için aslında bu 3 yıl sonunda yapılacak uzatmada, uzatmayı başarabilmek de daha zor. Çünkü ülkendeki savaş 3 yıl içinde tabii ki bitebilir. Bunun dışında 3 yılı hadi uzattın, oldun Hollanda'da 5 yıl, başvuruyu yapacaksın. Kalıcı oturum verecekler mi? Yine soru işareti. Çünkü orada da, eee, koşulların devamlılığıyla ilgili beklentiler var. Yani bu kategori için kalıcı olmak çok daha zor olacak. Kategori A için de bu arada, eee, tabii ki iktidar değişebilir, bir şey olabilir ve artık sizin nedenleriniz o kadar da anlamlı kalmayabilir ama bu çok daha nadir bir durum. Kategori A'daki kişiler için genellikle o ülkedeki risk çok daha uzun yıllar süreceğinden, kategori A için kalıcı oturum almak ya da vatandaşlık almak büyük ihtimalle yine daha gerçekçi olacak. Yine de azalmakla beraber.
Yine aile birleşimleri ile ilgili yine vurguladığı bir başka önemli nokta, eee, artık aile birleşimi yapabilmeniz için başvuru yaptığınız kişiyle resmi bir evliliğinizin olması gerekiyor ve 18 yaş altı çocuklar için yalnızca başvuru yapılabiliyor olması konusu. Bu yine Ortadoğu'dan gelenler için bir problem. Çünkü biliyoruz ki ciddi bir kısmının evliliği resmi evlilik değil. Yani dini nikahları var. Eee, bu artık Hollanda'da zaten en başından beri çok hoş karşılanmayan bir şey olmakla birlikte, önü daha da kapatılmış bir yol. Siz 18 yaşından büyük bir çocuk için başvuru yapamazsınız demek değil ya da imam nikahlı eşiniz için başvuru yapamazsınız demek değil. Bunların kabul oranı çok çok düşük olacak demek. Çünkü her zaman Hollanda'da ve bütün başvurularda, eee, sizin istisnalar talep etme hakkınız var. Sizin çocuğunuz 18 yaşından büyük olabilir ama engelli olabilir. Bakım ihtiyacı devam ediyor olabilir. Hayat boyu kendine bakamayacak bir fiziksel durum da olabilir ya da psikolojik bir sorun da olabilir. Bu tarz durumlarda tabii ki bu başvurular hala açık ama ne kadar kabul edilecek kısmı tamamen işte memura ve dosyaya bağlı ve kabul oranları elbette düşük olacak.
>> Birazcık da iltica prosedüründe neler değişiyor diye bakalım. Yani bu ne demek? IND'de iltica değerlendirirken nelere bakacak, neleri değiştiriyor demek. Şimdi buradaki önemli değişikliklerden biri artık tek görüşme yapılacak olması. Güncel durumda genellikle 2 görüşme yapılıyordu. Bu biri tabii ki zamandan kazanç. Eee, daha hızlı karar vermek istedikleri için. İkinci olarak diyorlar ki kişilere avukat görüşmeden çok kısa bir süre önce atanacak. Görüşmeler kayıt altına alınacak ve eğer görüşmeye katılmazsa kişi, bu ona hızlıca red vermek için bir neden olarak kabul edilecek. Eee, üçüncü olarak diyorlar ki biz önceden bir ön karar bildiriyorduk. Artık bunu bildirmeyeceğiz. Bu ön karar kişilere yeni evrak sunma, değerlendirmede bulunma, belki de başka şeyler söyleme hakkı veriyordu. Bunu ortadan kaldırıyorlar. Diyecek ki ben senin iltica başvurunu kabul ettim ya da etmedim. Bu kadar. Dördüncü olarak da diyor ki tekrar başvuruları sadece çok ciddi bir fark varsa değerlendireceğiz. Kişiler sürekli ek kanıt gönderdiği durumda ya da ek evrak gönderdiği durumda bu evrakları sadece dosyaya çok ciddi bir katkı sunuyorsa değerlendireceğiz. Onun dışında bütün bu işte zaman kazanma çabaları hızlıca redle sonuçlanacak diyor ve bunun bütün bu değişikliklerin sonucunda da ortalama 6 ay içinde kararımızı vereceğiz diyor.
Bütün bu anlattığımız şeylerin Hollanda özelinde olduğunu unutmayın. Çünkü bu bahsettiğim yasa tasarısı neydi? AB Göç Paktı'nın Hollanda'ya uyarlamasıydı. Yani bütün bunlar Hollanda'ya özgü şeyler. Peki diğer AB ülkeleri bu konuda hiçbir şey yapmayacak mı? Yapacak. Çünkü yapmak zorundalar. Çünkü AB Göç Paktı onlara da diyor ki, işte sen İspanya, sen de kendine göre bu benim taleplerimi uyarla. AB'de bir göç sorunu var. AB'de bir mülteci sorunu var. Biz bu mültecileri uygun şekilde geri göndermekte problem yaşıyoruz. Bu mülteciler iş hayatına çok geç katılıyor. Haliyle ekonomik olarak bize çok uzun yıllar bağımlı kalıyorlar. Yeterince entegre olamıyorlar. Ve tabii ki mülteci olmak kalıcı olarak bir yere taşınmak olarak algılanıyor. Yani sistem çalışmıyor. Sen de bir şey yap İspanya diyecek. Sen de bir şey yap Almanya diyecek. Bütün Avrupa Birliği üyesi ülkeler bu göç paktının hedefleri doğrultusunda kendi yasalarını geliştirmekten zaten sorumlular. Bunun dışında AB aslında sadece ülkelere emir vermek dışında bir yandan da bu sınır ülkelerinde kontroller, kabul oranı düşük olan ülkelerden yapılan başvuruların daha hızlı değerlendirilmesi gibi başka başka işler içinde çalışıyor. Yani asıl hedefleri mültecilerin bir kısmını AB içine hiç sokmadan değerlendirmek ve geri göndermek. Aslında böyle şeyler yapılabilirse tabii ki bunlar da Hollanda'yı etkileyecek ama şimdiye kadar anlattıklarım Hollanda özelinde.
Şimdi son olarak da halihazırda başvurusu olanlar süreçten nasıl etkileniyor diye bakalım. Burada üç tane temelde aslında durum var. Onlar üzerinden tek anlatacağım. Bir, siz Hollanda'ya iltica başvurusunda bulunmuş birisiniz. Ortada bir karar yok. Sadece kampta bekliyorsunuz ya da işte bir kararı bekliyorsunuz. Sizin için bütün bu saydıklarım uygulanacak mı? Evet. Çünkü sizin elinizde halihazırda bir karar yok. Sizin Hollanda'nın gözünde halihazırda başvurmamış birinden bir farkınız yok. Ancak IND'de bunu dese de mahkemelerde bu kişiler bazı haklarını geri alabilirler diye düşünüyor avukatlar en azından. Yani siz Hollanda'ya halihazırda başvurdunuz. Suriye'den geldiniz. Savaştan kaçtım dediniz ve siz bütün bu süreçleri bilmiyordunuz. Çünkü bunlar sonradan çıkan şeyler. Size 3 yıllık mülteci oturumu verdiler ve işte B statüsü oldunuz. Çünkü savaştan kaçtınız. Bundan dolayı da ailenizi getiremiyorsunuz. Başka riskler var. Oturumunuzu uzatıp uzatamayacağınız belli değil vesaire. Ya bunlar için mahkemelere gittiğinizde bazı avukatlar kazanımlar elde edebileceğinizi düşünüyor. Burası benim işim değil. O yüzden yorum yapmayacağım. Eee, çünkü avukatlar da birazcık bir şeyleri vaad ederek en nihayetinde para kazanıyor. Eee, bu davalar açıldığında lehinize sonuçlanabilir tabii ki ama sonuçlansa bile bunların yıllarca süreceğini ve bu süreçte yine de aslında IND'nin dediğinin olacağını unutmayın. Çünkü siz IND'nin talebiyle aynı fikirde olmasanız da mahkemeye gitseniz de o mahkemenin zaten sonuçlanması belki 2-3 yıl sürecek. Bütün bu mağduriyetleri de bu süre boyunca yaşayacaksınız.
İkinci konu süresiz iltica oturumuna başvuruda bulunmuş ve kararı bekleyen kişiler. Yine de bununla ilgili de açıkça diyor ki, eee, başvuruda bulunanların başvurusu artık bizler için bir yenileme başvurusu olarak algılanacak. Çünkü artık süresiz iltica oturumu diye bir şey yoktur. Eee, kendilerine ücret iadesi yapılacak vesaire. Eğer 12 Haziran'a kadar eee başvurunuz onaylanmazsa bu artık bir yenileme başvurusudur bizim gözümüzde diyor. Yine altına da bu arada şey eklemişler. 12 Haziran'a kadar niye karar veremedikleriyle ilgili işte yoğunlukla vesaire ilgili açıklamalarını eklemişler. Halihazırda karar bekleyenler tabii ki beklemeye devam edebilir ve 12 Haziran'a kadar geleceğini umabilir ama gelmeyecek. Çünkü yapmak istedikleri zaten yeni sisteme olabildiğince çok kişiyi taşımak. O yüzden bir karar gelmeyecek ve kişilere de gelecek kart 3 yıllık geçici oturum olacak. Eee, eğer tabii ki koşulları sağlıyorlarsa yine o koşulda burada da avukatların bazıları yine, eee, davalar ve mahkemeler olabileceğini, haklar iddia edilebileceğini söylüyor.
Üçüncü olarak da halihazırda iltica oturumu talebinde bulunmuş, kabul almış ama Hollanda'da yalnızca 2 yıldır bulunan, 3 yıldır bulunan, yani kalıcı iltica oturumuna henüz başvurma hakkı olmayan biri. Şimdi buna ne olmuş oluyor? Bu da aslında yine aynı şekilde bütün her şeyden etkilendiği için temelde birkaç seçeneği olmuş oluyor. Ya diyecek ki işte oturum kartımı ben böyle böyle yenileyerek burada kalmaya çalışayım. Ya diyecek ki AB kalıcı oturumuna başvurmaya çalışayım. E bu ne? Aslında söylediklerimden etkilenmiş oluyor. Yani bütün bu üç kategorinin tamamı da aslında bütün bu anlattıklarından etkilenecek diyor IND. İster başvurunuzu dün yapmış olun, ister kabul edilmiş bir yıldır burada olun, ister süresiz oturuma başvurmuş ama kararı gelmemiş kişiler olun. Hepinize bütün bunların hepsini uygulayacağım diyor. Dediğim gibi avukatlar aynı fikirde değil. Uygulanamayabileceğini düşünüyor ama yine de böyle diyor. Bütün bu olanlardan etkilenmeyecek tek kategoride halihazırda cebine kalıcı mülteci oturumunu koymuş olanlar. Bu grubun ellerindeki kalıcı mülteci oturumları devam ediyor olacak. Yani verilmiş hak geri alınmıyor olacak. Eee, onlar için süreçte o yüzden hiçbir şey yaşanmayacak. Halihazırda sahip oldukları haklarını zaten sürdürecekler.
Evet. Genel olarak söylemek istediklerim bu kadar. Eee, kısaca özetleyecek olursam ne olmuş oldu? Yani AB, paktının, AB Göç Paktı'nın Hollanda'ya uyarlaması olan yasa tasarısının 26 Mayıs 2026 tarihi itibariyle geçmesiyle birlikte kalıcı mülteci oturumu diye bir şey artık yok. Mülteci oturumları üçer yıllıklar şeklinde verilip ancak koşullar devam ediyorsa yenilenecek. Eee, bunun dışında kategori A ve B şeklinde mülteciler olacak. Kategori B için aile birleşimi çok daha zorlaştırılıyor. Bütün mültecilerin Hollanda'da kalıcı olmasının yolu artık AB kalıcı oturumundan geçiyor. Bu da aslında bize bir maaş, geçim sorumluluğu ve işte yardım almama konusu gündeme getiriyor. Eee, yani daha bağımsız olma kısmını getiriyor. Yine bunun dışında, eee, mülteci başvuruların incelenmesi ile ilgili bazı değişiklikler de olacak. Bütün bu değişikliklerin temel amacı da daha hızlı değerlendirme ve daha kolay red temelde bakılırsa. Ve son olarak da bütün bu değişikliklerden Hollanda'da mülteci başvurusunda bulunmuş, başvurusu onaylanmış, birkaç yıldır burada olan, başvurusu onaylanmış, 5. yılını doldurmuş, işte inburgering sürecini tamamlamış, kalıcı oturumu bekleyen kişiler dahil etkilenecek diyor. Yalnızca halihazırda kalıcı oturumunu almış, yani işte minimum 6-7 yıldır burada olan kişiler süreçten etkilenmiyor olacaklar. Onun dışındaki herkesin etkileneceğini söylüyor. Tabii ki dediğim gibi mahkeme yolları, dava yolları herkes için açık. Sonuç alınabilir mi tartışılır. Alınsa bile kaç yıl süreceği ayrı bir konu. Eee, ama yani başka bir seçeneğiniz yoksa da haklarınızı geri almak için denemek zorundasınız. Eee, bu videoyla ilgili söylemek istediklerim bu kadar. Eee, sanırım yani bana göre en azından Hollanda'daki iltica sorunu çok büyük ölçüde ve çok kalıcı bir şekilde çözülmüş oldu. Beğenin ya da beğenmeyin ama en nihayetinde artık yani Hollanda'ya iltica başvurusunda bulunmak hiç de cazip bir şey değil. Çünkü sürekli bir geri gönderilme baskısı, kalıcı olmak için beklenen birçok koşul, aile getirmekte zorluk, yani her açıdan cazibesini çok yitirdi. Zaten amaç da buydu. Evet, sonuna kadar izlediğiniz için çok teşekkür ederim. Eğer bu konuyla ilginizi çekiyorsa mültecilerle ilgili daha önceki videolarımı burada bulabilirsiniz. Çok teşekkür ederim. Hoşça kalın.