📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

Kur'an'da İhlas Kavramı & Ali AYDIN

Ahmet Ali Yıldırım57:51

Transcription

Evet, selamünaleyküm dostlar. Ali hocam, Ali Hoca ile beraber böyle videolar çekip Kur'an'da bilmediklerimizi, belki faydası olur diye öğrendiklerimizi topluma anlatalım diye düşünüyoruz. Kendimizi biraz tanıtırsa, ikimiz de aynı doğum, 1961 doğumluyuz. Yaşıtız. Ali Hoca Mardinli, kendi soyu Araptır. Hem kendisi hafızdı hem de Diyanetten emeklidir. Yani hayatı boyunca din ile ilgili bilgilerle geçirmiş bir kişidir. Ben de Elazığ'da yaşıyor. Ali Hoca, ben İstanbul'da yaşıyorum. Şu anda İstanbul'dayım. Ticaretle uğraşıyorum. Ben de 30 yıldır Kur'an'dan çalışıyorum. Meraklı bir kişiliğim var, araştırma yaparak çalışıyorum. Bu verileri ortaklaşa, Ali Hoca'dan istişare ederek yıllar içerisinde, tabii yıllardır Ali Hoca'dan istişare ediyoruz ve Ali Hoca bir meal yapmıştı zaten ama aldığımız son bilgilerle beraber düzelterek, eee, basmaya çalışacak inşallah.

Şimdiki konumuz İhlas. Önce İhlas'ı anlatalım veya İhlas'tan başlayalım ki diğer zamanlarda çok farklı, şaşılacak şekilde, eee, kavramlarla oynandığını siz de Kur'an'dan teyit ederek bulacaksınız. Şimdi İhlas'ı, İhlas'ı anlayalım. İhlas'ı bozmazsa işimiz kolaylaşacak inşallah. Ali Hocam'ın bir çalışması var zaten İhlas konusunda. Buyur Ali Hocam.

Sayın hocam, üzülerek söylemek gerekirse geleneksel din adamlarının Kur'an'da manasını değiştirmedik bir kavram bırakmamışlardır. Mesela Kur'an'ın en önemli kavramlarından bir tanesi İhlas'tır. İhlas gerçekten Kur'an'ın, yani Allah, Rab, Nebi, Resul, İman, İslam gibi kelimelerden sonra, ifadelerden sonra en önemli kavramlarından bir tanesi İhlas'tır, takvadır. Evet, Kur'an'ın dinine göre İhlas, yani Kur'an'a baktığımız zaman Kur'an'da geçen İhlas hangi anlama gelmektedir? Zaten İhlas bozulursa Allah'ın dininden çıkılmış olur. Tabii diğer kavramların hiçbir anlamı kalmamış olur. İhlas neden önemlidir?

Evet, şimdi, eee, İblis bile, İblis bile, Yüce Allah onu Adem'le birlik, Cennet'ten uzaklaştırdığı zaman, yani Has Bahçe'den uzaklaştırdığı zaman şunu söylemişti: "Ben demişti, senin bütün kullarını saptıracağım." Yani İhlas o kadar önemli ki, "Senin bütün kullarını saptıracağım ancak İhlaslı, Muhlis kulların hariç." İhlas o kadar önemli hocam. Mesela bir ayet-i kerimede Yüce Allah der ki: "Kitapta Musa'yı hatırla. Musa'yı o Muhlis." Çok ilginç. Nebi ve Resul kavramıyla birlikte Allah'ın Musa Aleyhisselam için andığı tek kavram İhlas, Muhlis.

Evet hocam, buyur. Tabii ki dediğimiz gibi İhlas'ı, eee, herkese sorsan bir farklı cevap verebilir. Ama Ali Hocam söylemişti, adamın birisi yan, Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığı yapmış, 2 saat dinledin onu, İhlas'ı tarif edemedi. Değil mi? Evet hocam. Yani İhlas, İhlas dediğin zaman Allah'ın dininde olmak veya Allah'ı bir tanımak gibi gelse bile, kelime öyle değil. Şimdi biz ortaya koyalım onu bakalım. İhlas, eee, Halis olacak. Mesela "Halis din Allah'a aittir." Evet. Halis din nedir peki? Eee, şimdi ham başlayalım.

Evet, kesinlikle, eee, Ehl-i Sünnet ve Şia kaynakların İhlas'ın sahih bir şekilde doğru bir tanımı bulunmamaktadır asla. Ben o kadar hayatım, 40 seneden beri yani Kur'an mealleriyle, dini kitaplarla uğraşıyorum, fıkıh okuyorum, tefsir okuyorum. Yani şimdiye kadar İhlas'ın Kur'an'a uygun tanımını asla bir kitapta, onların bir kitabında bulamamış. Şimdi İhlas'ın tanımını gelmeden, İhlas'ın hangi anlama geldiğini ortaya koymadan önce Nahl Suresi 66. ayetini okumak istiyorum. 66. ayet burada İhlas'ın kelime olarak hangi anlama geldiğini mükemmel bir şekilde ortaya koyar. Mesela der ki: "Ve sizin için sağmal hayvanlarda güzel bir örnek vardır. Onların karınlarından size içiriyoruz. Kan ile fışkı arasından gelen leğen, halisen içenler için halis, temiz, saf bir süt içiriyoruz." Yani yavru annesinden süt emdiği zaman süt, hiçbir şeye karışmadan tamamen annenin göğsünden çocuğun ağzına ve midesine gidiyor. Bir şey katışı. Kur'an buna "halis" diyor. O zaman İhlas nedir? Halis din nedir? Allah tarafından indirilen dinin içine hiçbir şeye karışmadan insanlara ulaştırılmasıdır. Yani insanlar Allah tarafından indirilen dini yaşayacaklar.

Evet hocam, yani biz Kur'an'dan insanlara bir şey anlatırken ve Kur'an'dan açıklama yaparken, eee, şu kelimelerden çok karşılaşıyoruz ama şöyle, ama böyle, ama öteki alimler, önceki alimler, ama işte Nebi ve Resul ayrımını da belki yapacağız. Onu çok konuştuk. Bunları, Selat, Siyami, bunları da çok yazdık, çok konuştuk. Neticede bu Nebi Resul ayrımı bilmeyince insanlar, "Peygamber böyle demedi mi? Peygamber size neyi verirse alın, neyi sizi yasaklarsa işte o yasaklara uyun veya haram kılarsa helal kılarsa..." Orada kelimelerle oynanmış. Mealler facia. Yani mealler facia. Bugün bir şey söylüyorsun insanlara, mealden bakıyor ama kavramlar karışmış. Kavramlar bugün işimizi çözemiyor. İşte mealler, meallerde yüzlerce hata var. Biz o hataların belki 100'ünü ortaya koyacağız. Zaten bu meallerden de Deist, ateist ortaya çıkar. Başka da bir şey olmaz.

Şimdi din indirilir, Allah'tan indirene uyulacak. Allah'tan indirilenin yanına bir başka bir şey konulduğu zaman o zaman "kralın dini" olur. Yani biraz karışım olur, yani halisliği bozulmuş olur. Halis olması için indirilen, indirilen yüzlerce, onlarca ayet var, değil mi? İndirilene, sana indirilene, Musa'ya indirilene, İsa'ya indirilene, indirilene. Bu konuda hocam, açıklama yap biraz. İndirilenlerle ilgili.

Evet hocam, gerçekten de Kur'an'a baktığımız zaman Allah'tan gelen, Allah'tan indirilenle alakalı yüzlerce ayet var. Mesela birkaç tanesini verelim. "Allah'ın indirdiğine tabi olun." "Biz din atalarımızı üzerinde bulduğumuz din, bulduğumuz yol bize yeter." Peki onların din ataları akıllarını kullanmamış, dolayısıyla hidayeti bulmamış idi iseler, o zaman ne olacak? Mesela bir ayette hocam der ki: "Ki biz Allah'a, Yahudi ve Hristiyan din adamlarına şöyle..." [Müzik] "Söyle bize indirilen İbrahim ve İshak ve Yakub'un evlatlarına indirilen ise Musa'ya ve İsa'ya verilen Rablar'ından nebilere verilen..." Hocam, Kur'an'da öyle enteresan bir, Allah Yüce Allah bir mühür vurmuş ki bütün ayetlere baktığımız zaman "Allah'tan indirilen, Allah'tan gelen el-hakku rabbike, hak rabbinden gelendir." Bununla alakalı yüzlerce ayette Allah dikkatimizi çekmiş ki sakın Allah tarafından indirilen başkasına tabi olmayın. Mesela bir ayet der ki: "De ki: Ben iman ederim, iman ettim. Allah tarafından indirilen kitaba iman ettim. Ona iman ederim."

Evet sayın hocam, şimdi, eee, toplum dedim ya biraz karışık seviyor herhalde, karıştırıyorlar işleri. Şimdi mesela hadis söz demektir. Arapçası hadis. Tür Esi söz olarak kullanıyoruz onu. Lokman Suresi 6. ayette ve Casiye Suresi 6. ayette Allah meydan okuyor. Mesela, "Ziye Suresi 6. ayette diyor ki: Allah, 'Siz işte Allah'ın apaçık ayetleri. Siz bu ayetlerden başka hangi hadise iman edeceksiniz?' der." Mesela yine Lokman Suresi'nde: "Onlar insanları Allah'ın yolundan saptırmak için boş hadislere müşteri olurlar." Yani boş hadisleri satın alırlar, onları insanlara anlatırlar ve insanları Allah'ın yolundan saptırmak için. Geçen günümüzü izah ediyor aslında Lokman Suresi 6. ayet. Ayetleri özetle söylüyorum. Bunların hepsine bakılabilir.

Evet hocam, burada hocam en önemli husus, ben yani Kur'an'da İhlas'ın tanımına gelmeden en önemli husus, en önemli yani fail, insanları ümmi halkı, ümmi halkı Allah'ın yolundan saptıran din adamlarının boynunda olduğunu ben Kur'an'da görüyorum. Vebal, günah en çok onların boynundadır. Çünkü Ali İmran 187. ayette Yüce Allah der ki: "Allah kendilerine kitap verilenlerden bir söz almıştı. Nasıl bir söz almıştı?" [Müzik] "Allah'tan indirilen, Allah'tan gelen vahyi insanlara ulaştırın, beyan edin, açıklayın, sakın onu gizlemeyin." Ama onlar bu emri, veyahut da vahyi arkalarına attılar, az bir değere, az bir dünyalığa onu sattılar. Dediler, yaptıkları alışveriş çok kötü olmuş. Burada hocam, en büyük vebal din adamlarının boynundadır. Ümmi insanlar, halk bilmez. Yani din adamlarına tabi olur.

Evet hocam, buyur. Şimdi halk bilmez, kurtulur mu, kurtulmaz mı? Orası Allah'a kalmış bir iş. Yalnız biraz kafasını çalıştıran, hani böyle tüccarlık, kurnazlık, kurnazlık, işte iş, para kazanmak, güzel yaşamak için şey etmek, bunları öğrenen bir kişi de dini de öğrenmesi gerek. O soru da sorulur ona. Yani sen bu kadar diğer işleri becerdin, akıl yordun, zaman ayırdın, merak ettin, ama gece gittin veya gündüz gittin, saatler çalıştın başka işlerde de bu Kur'an'dan hiç çalışmadın, merak etmedin? Yani dinini başkalarına verdin? Yani birileri söyledi, acaba onlar doğru mu söyledi, yanlış mı söyledi belli değilken benim noktam buydu zaten. Hocaları, müftüleri tanıdıktan sonra bu, bunlarla biz doğru yere gidemeyiz, yani cennete gidemeyiz bunların söylediklerinden diye düşünerek Kur'an'dan başlamıştım çalışmaya. Gerçekten de bu söz doğru bir sözdür. Bugünkü din adamlarının söylemlerinden hiçbir yere gidemezsiniz. Hiçbir tane ilahiyattan tutun, tefsirleri olan, televizyonlarda konuşanların bir tanesi doğru din anlatmış değil bugüne kadar. Birçoğu ilahiyatçılar da arkadaşımızdır. Bunlarla da müzakere, kere ve mütalaa ediyoruz. İşine gelmiyor, uzaklaşıyorlar bizden aslında. Çünkü bu şeyi kıramıyor veya kişi kendisi bir şey buluyor. Meal yapacak, meal, "Meale yazabilir misin?" diyorum. "Yazamam" diyor. Çünkü tefekkür durum veya kitaplarım okunmaz. Bu, bu çok kötüdür. Kur'an'a bakıldığı zaman yani Allah adına kitaba bakarlar ve Allah adına adanmış gibi size söyler. Aslında onlar kitaptan değil, ayeti aklımıza geliyor veya lanet edenlerin laneti onların üzerine olsun ayetleri aklımıza geliyor. Bir de Hakka Suresi'nin 44, 45, "O Resul bizim söylediğimizden başka şey söylese, hani boynundan tutar..." Ayet öyleydi, değil mi? Bir dakika şimdi. Evet, ham. Onu şah damarından yakalar, onu yok ederdik, yakalarız, yok ederiz. Ona da kimse yardım edemez. Yani ona indirilen başka bir şey din adına söyleyemez. Nebi iken bir sohbeti yapabilir, onlar kimseyi bağlamaz zaten. Bir de böyle gizli din veya Kur'an dışı vahiy, bilmem ne, bunlar tamamen insanı ve Allah'ı tanımamak, Allah'ı tanımaktır. İnsanı da yoldan çıkarmaktır. Yani. Evet, evet.

Şimdi hocam, Kur'an'ın dinine göre İhlas, Kur'an'ın dinine göre İhlas nedir? İhlas dini Allah'a özel kılmak, yani din ve hüküm olarak Kur'an'dan başka kaynak kabul etmemek, sadece Allah'tan indirilen vahiye iman etmek, dinde evliya ve ilahlara yer vermemek, yani bütün hadis ve içtihatları reddetmek, dinde Allah'ın hükmünden başka hüküm mercii kabul etmemek iken, geleneksel dinde ise İhlas amelleri Allah rızası için yapmak ve samimi olmak olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla dinde Allah'ın hükmünden başka hiçbir hüküm kabul etmeme, yani itikadi, bu çok önemli, itikadi ve imani olan İhlas kavramını ameli bir kavram olarak ele almışlardır. İhlas kavramının değişikliğine sebep olmuşlardır. İhlas kavramını değiştirmişlerdir. İhlas kavramı, eee, dini Allah'a özel kılmak, itikadi ve ameli bir kavram iken, itikadi ve imani bir kavram iken, onlar ameli bir kavram haline getirmişlerdir. Yani İhlas, itikadi ve ameli konularda Allah'ın hükmüne hiç kimseyi ortak etmemek iken, İhlas'ın itikadi yönünü tamamen yok etmişlerdir. Evet. Ve bugünkü coğrafyadaki Müslüman ülkelerin durumu göz önümüzde hasıl olmuştur. Yani neticede bundan iyiye de gidecek bir durumları yok zaten. Yani, yani çünkü işin içerisinde iyi düşünürsek, hani Allah'ın şu vaatleri var, e gerçek iman etmişseniz, gerçek müminseniz, yeryüzünün üstünlükleri, üstünü siz olacaksınız, size kimse zarar veremez, benzer ayetler vardır ama hiç öyle değil. Bunlar benim kafama takılırdı zaten. Demek ki bir sorun var. Yaptıklarımıza veya itikadımız veya uygulamamızda, veya söylemlerimizde bir sorun olduğu ortadadır. Yani demek ki biz 1400 yıl mıdır, 1200 yıl mıdır nedir, ataların dininde ama iyi de kalıplaşmış yanlış olan işler, yanlış olan icraatlara kitaplar yazılmış ki hayret edersiniz. Halbuki hiçbiri yok hükmündedir. Yani bir sürü işte bunlara gireceğiz zaten ileride. Şimdi onlara girmek istemiyorum. Dini bir sefer Allah'a özel kılmamız gerek. Asıl diyor ya, "Nebi insanlar ne der diye düşündün de asıl Allah ne der diye düşünmedin." Asıl Allah ne der diye düşünmemiz gerekiyor. İnsanların ne dediği, diyor yine bir ayette ki, "Onlar ki, o müminler ki, Allah, Allah'tan başkasının kınamasından yüksünmez." Yani kim ne der diye düşünmezler. Yani Allah ne der diye düşünürler. Zaten böyle bir hayat yaşayan kişi, Allah ne der diye işini yapan ve yaşamını yapan, yapan bu kurtuluşa ermiştir zaten. Bizim üç tane görevimiz vardır arkadaşlar. Birisi imar, yani imar tamirden gelir. Ömür de, ümre de o kelimenin türevidir. Ümre. Birisi şey, irşat, eğitim. Birisi de ıslah, yani bozuk olan şeyleri de düzeltmektir. Yani kainatı da içerisinde imar, ıslah, irşat bu istiyor bizden Allah. Başka Allah şöyle bir şey istemiyor bize. Yani bana şu gün, şu saat veya şu aylarda bana, eee, ibadet edin diye. Zaten Kur'an-ı Kerim'de ibadet diye bir kelime yoktur arkadaşlar. Kur'an-ı Kerim'de hepsi kulluktur. Kulluk da insanlık ve doğanın, yani yaşadığımız dünyanın yararı olmayan hiçbir şey kulluğa girmez. Hepsi yararına olması gerekiyor. Allah'a kulluk etmek istiyorsak, yaşadığımız insanlar, coğrafya, kuşlar, hayvanlar, doğa, gözle gördüğümüz her şeye yapıcı olarak davranmaktır. Yani onlara, eee, yararına, onların yararına yararına işler yapmak demektir.

Evet hocam, İhlas'la alakalı ayetlere gelmeden önce Hac Suresi 31. ayetini okumak istiyorum. Çünkü bu coğrafyada, bu coğrafyada meydana gelen kaos ve kargaşanın en büyük nedeninin mezhepler, rivayetler ve içtihatlar olduğunu görüyoruz. Yani dini Allah'a özel kılmama, Kur'an'a dayanmama, Kur'an'dan başka kaynaklar edinme olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla bu konuda Hac 31. ayet çok önemlidir. Yüce Allah der ki: "Hanif kulları olun Allah'ın Hanif, saf kulları olun. Müşriklere sakın, sakın Allah'a hiçbir şeyi şirk koşmayın." Hocam, Allah'a şirk koşmak, Allah'a şirk koşmak nasıl olur? Allah'ın göndermiş olduğu kitabın yanında, vahyin yanında başka kaynaklara iman etmekle olur. Başka türlü olmaz. Başka türlü şirk olmaz ki. Uygulama da olur o zaman. Yani sadece iman, iman böyle düşünsel, bir de uygulaması da var bu işin. Yani şerik, şirket zaten, eee, şirk, şirkten geli, ortaklık. Allah bir şey söylüyor, insanlar da bir şey söylüyor, biraz oradan, biraz oradan. İşte ona Allah'ın aslında ilahlar edindiniz diyor. Allah tek. Allah'ın dediği yapılacak. Yani biraz oradan, biraz oradan olmayacak. Şirk zaten ortaklık demek, şerika demek, şirket demek.

Evet, buyur. O ayet, "Allah'ın saf Hanif kulları olun, sakın Allah'a hiçbir şey şirk koşmayın." "B kim Allah'a şirk koşarsa gökten düşmüş, parçalanmış, yani akbabalar, vahşi kuşlar onu kapışıyor, onu kapmış veyahut da şiddetli rüzgarın, şiddetli rüzgarın ıssız bir yere sürüklediği bir nesne gibi olur." Şimdi şu coğrafyaya bakın hocam, ta Afganistan'dan, Pakistan'dan, Libya'ya kadar, ta Mısır'a kadar, Filistin'e kadar. Bugün Filistin'in başına gelenler, bugün Suriye, Irak, bu coğrafya, bu, yani sözde İslam, İslam adında, yani asla, yani bu mezheplerin, bu rivayetlerin, bu yolun, yani Allah tarafından indirilen dinle, vahiy ile, Kur'an'la, Allah'la, Allah'ın elçilerle hiçbir ilgisi yoktur. Eğer ilgisi olsaydı, eğer biz dinimizi, ahlakımızı Kur'an'dan almış olsaydık, temiz, pak kaynaktan almış olsaydık, asla bunlar başımıza gelmeyecekti. Ama öyle bir din ikame edilmiş ki, öyle bir din hakimiyeti sağlanmış ki, hareket halinde olan uçağın üzerine insanları çıkaran vahşi bir din meydana gelmiş. Kesinlikle rivayetlerin, hadislerin, eee, evliya ve ilahların dini, dini kesinlikle Allah'ın dinine, Kur'an'a karıştırmamak lazım. Evet. Hac, bu, bu ayeti işte takriben 10 sene önce de Suriye'ye gidiyoruz ya biz zaten orada biliyorsun vakıf üzerinden şeyimiz var vardı. Bu ayeti oradaki, onlar "Şeyh" diyorlar tabii burada alim denilen insanlara, onlar "Şeyh" diyorlar. Onlara izah ediyorum da, onlara izah ediyorum, onlar çok anlamak istemiyor da. Orada bir tane komutan vardı, dedi ki: "Tam bu ayet bizi şu anda işaret ediyor." dedi. Ad baktım, biraz akıllı. "Bu ayet bizi işaret ediyor zaten." Onun için söyledim zaten. "Bu ayetin durumu nedir?" Yani havadan bombalar atılıyor, rüzgarın savurduğu çerçöp haline getiriyorsunuz ülkeleri. İster içeriden, Çin, 40 grup muhalefette vardı orada savaşan, 41 grup da Esad'ın tarafında vardı. Tam 40 grup, yani aynı gruplar birbirine savaştırıyorlar. Aynı tarafta olanları sabah bakıyorlar ki birbirine tanıdıkları birbirine savaşıyor. Yani böyle bunlar hepsi fesat, şeyleri yapılmış orada. Şimdi bir şey söyleyecektim aslında tam konu orayı şey ediyordu ama şimdi şu an aklıma gelmedi hocam.

Evet, gelirse söyleyeceğim. Buyur. Dolayısıyla hocam, din itikadi ve ameli olarak tamamen Allah'a özel kılınması gerekir. Bu anlamda Kur'an'da İhlas'ın üzerinde önemle durulmuştur. Yüce Allah der ki, hocam, bu şimdi ayeti okuyorum. Bu ayet Zümer Suresi 2 ve 3 ayetlerdir. "Ey Nebi, [Müzik] sana bu kitabı bir hakka, bir amaca yönelik olarak indirdik, bir yasa olarak indirdik. Allah'a kulluk et." Burada bu, bu hak, hüküm, bunlar yerinden edileni yerine getirmek de algısı olsun insanlarda. Yani bir yerinden edileni yerine getirme, eee, olarak da algılanması lazım. Evet, bu hüküm ve haklar. Buyur hocam. Asıl 3. ayeti sokacaksın orada herhalde, değil mi? "Sadece Allah'a kulluk et." Ey Nebi, sadece Allah'a kulluk et. Şimdi ayet, eee, Zümer Suresi'nde olduğu için Mekki bir sure olduğu için burada hitap Nebi'dir. Dini Allah'a halis kılarak sadece Allah'a kulluk. Allah'ın yanı sıra, Allah'ın dında yanı sıra evliya ve ilahlar edinenler derler ki: "Onlara kulluk etmemizin sebebi şudur, bizi Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz." Tabii bugün de öyle. Bugün de öyle yapılıyor zaten. Evet, aynen. Taşırsın diye torpil arıyor insanlar. Evet. "Bizi sadece Allah'a yaklaştırsınlar diye." Hocam, zaten ben Kur'an'a baktığım zaman insanlık tarihinde, dünya tarihinde, insanlık tarihinde Kur'an hiçbir zaman imansızlığın, dinsizliği tehlike olarak görmez ve Kur'an'da imansızlık ile alakalı, ben burada mesela Said gibi, Said Nursi gibi insanlara bu yüzden e kızıyorum. Onlar hedef saptırması. Yani müşriklerden dinsizliğe, imansızlığın hedef saptırması. Kur'an imansızlığın ve dinsizliğin üzerinde durmaz. İnsanlık tarihinde hiçbir zaman imansızlık ve dinsizlik tehlike oluşturmamıştır. Her zaman tehlikeli olan şirk olmuştur ve insanlık tarihinde kaos ve kargaşaya, anarşi ve katliamlara en çok insan kanını döken din, şirk dini olmuştur. Bugün Allah'a yemin olsun ki, Filistin'de zalim İsrail tarafından dökülen kanın tek sebebi dindir. Hocam, eğer İsraillilerin, eğer Yahudilerin muharref Tevrat'tan rivayetlerden gelen o inançları, o telakkileri, o düşünceleri, o imanları olmasaydı, bu kadar kan dökmez derdi. Evet. Arzu Mevdud dedikleri kutsal topraklar diye kendi uydurdukları bir kitaptır o. Yani bir azılı Yahudinin, İsrail'in kitabı uydurduğu dur. Ve o toprakları vaadedilmiş toprak olarak zaten Musa kıssasını bir kıssa olarak, yani önceki kitaplarda var olduğu için anlatılıyor. Onlarınki din, belediyekiler de bir farkları yok. Ama şu anda mazlum durumdalar tabii. Yani kim olursa olsun, itikadı ne olursa olsun, bunlar mazlum durumdaki insanlardır. Allah zenginliği Müslüman ülkelerin ayaklarının altına koymuş fakat oradan aldıklarımızı gidiyoruz, bizi işte sezde ettiklerimize peşkeş çekiyoruz, onları, yani gelişmiş ülkelere peşkeş çekiyoruz. Kendi iktidarları için, halkı için hiçbiri onları kullanmıyor. Allah'ın emirlerine zaten uyulmamış. Ya savaşçısın, gerekli şeyleri yapmamışlar zaten. Şimdi bu, eğer Allah'ın dinine biz uyarsak zaten bu, Araf Suresi 157 olacak herhalde o zaman. O hani Resul, Nebi orada zaten en çok da bu gelenekçiler tartıştığımız o Resul, o Peygamber size neyi verirse alın, neyi size yasaklarsa... Haşr Suresi, Haşr Suresi 7. ayet hocam, o değil. Daha inşallah onlara geleceğiz. He, yani özgürleşme. Yani bu gerçekten halis dinde olanlar bir özgürlük yaşarlar. Yani özgür, bir prangalardan kurtulmuş olurlar, yüklerinden atılmış olur yani üzerlerinden yükleri alınmış olur ve özgür bir beyine sahip olurlar ve huzur içerisinde olurlar. Yoksa bu insanların ürettiği, bugünkü toplumdaki din dediğimiz, itikat dediğimiz şey, hepsi prangalarla doludur. İnsanları belli ritüellere ve belli kalıplara, dar bir çerçeveye sokmaktadır ve işin altından çıkmak zordur. Bir grup, bir fetvayı başka bir türlü veriyor, diğer bir grup başka bir türlü veriyor. Neden? Herkesin kendine göre bir dini var. Yani onlarca din var Türkiye'de. Yani bir tane değil. Buyur o zaman. Şimdi ben o, o zaman bu Zümer Suresi 1, 2 ve 3 ayetten önce hatırlattınız ayeti, ben onu şey yapacağım, ondan sonra gene Filistin olayına değineceğim, ondan sonra gel Zümer Suresi'ne dönelim. Şimdi ayet şudur hocam: "Onlar diyor, adını İncil ve Tevrat'ta yazılı buldukları o ümmi Nebi Resule tabi olurlar." Peki bu ümmi Nebi Resul onlara ne yapıyormuş? "Onlara marufu emreder, münkerden her türlü olumsuzluklardan onları engeller, men eder, yasaklar. Temiz olan şeyleri onlara helal kılar, habis olan kötü şeyleri onlara haram kılar." Şimdi geldik o cümleye hocam. "O Resul halkın toplumun üzerinde olan yükleri, esaret zincirlerini, özgürlüklerine prangalar koyan şeyleri alır, atar, onları özgürleştirir, hürriyetlerine kavuş." İşte din budur, Resul budur, Allah budur, Allah'ın indirdiği budur. Şimdi hocam, Filistin'e döneceğim. Filistin alakalı bir şey söyleyeyim. Orası istemiyorum, bir şey ilave etmek istiyorum. Şimdi bu insanların aklına şöyle gelebilir, "O Resul yok, şu anda bizi kim kurtaracak bu prangalardan?" diyebilirler. Burada bir ayrıntı giriyor işin içerisinde. Vahiy Resuldür aynı zamanda. Bunu unutmayalım arkadaşlar. Kıyamete kadar Resul var olacaktır. Nebi Muhammed, nebilerin sonuncusu, resullerin sonuncusu değildir. Yani vahiy, kitap Resuldür aynı zamanda. Birçok ayette onu bulabiliriz. Hocam, inşallah Kur'an'ın, Kur'an'ı Resul anlamında kullandığı ayetler var. Bir zaman ona özel bir bölüm ayırıp öyle özetle bir bilgi vermiş olur kafasına takılanlar için. Buyur o zaman. Filistin konusu. Şimdi aylardan beri, aylardan beri Filistinlilerin üzerinde İsrail zalim Yahudi İsrail, Filistinliler üzerine aylardan beri gece gündüz demeden yar, kadın, çoluk çocuk demeden üzerlerine bomba atıyor. Eğer din olmasaydı, dünyada insanlık tarihinde en tehlikeli şey uydurma dindir, hurafe dindir, rivayetlerin ve alimlerin dinidir, din adamlarının dinidir. Eğer bu din olmasaydı, bu inanç olmasaydı, asla İsrail bunu yapmayacaktı. Bak, Rusya, Rusya isteseydi en, yani en tehlikeli, ölümcül silahları Ukrayna'nın üzerinde kullanabilirdi ama kullanmadı. Çocuk, kadınları katletmekten uzak durmaya çalışıyor. Ama İsrail asla böyle bir şeyin hesabını yapmıyor. Gece gündüz aylardan beri o, o mazlum, o mazlum masum Filistin halkının üzerine bombalar yağdırıyor ve dünyadan hiçbir ses de çıkmış değildir. Hani böyle bir şey olabilir mi? Dünyayı, yani dinden başka bir şey, dinden başka hiçbir şey bunu yaptıramaz. Sayın hocam.

Yaptıramaz zaten. Eee, bunlar gördükleri zulümden bir anları var zaten. Zaten anti-işler gibi dünyadaki bütün ülkeleri onlar yönetiyorlar. Yani bu sermaye, para, Yahudi indir. Amerika'yı da onlar yönetiyor. İsrail dediğiniz zaman Amerika 200'lük yapıyor. Yani aslında olayların ne olacağını biliyor, görüyor. Ona karşıymış gibi gözüküyor. Öyle değil aslında. Amerika'yı da yöneten Yahudidir. Onu bile tehdit ediyor. Ben bu varlığı, bu yönetimi sineye aktarırım diye de onu da Amerika'ya tehdit. Yani Amerika da şu anda tehdit altındadır. Ama kötü bir imtihan verildi. Dünyayı yöneten ülkelerin çoğunluğu, gelişmiş ülkelerin çoğunluğu halklarına beraber kopuk bir politika izleniyor. Halklarına aynı şeyi söylemiyorlar. Hepsi kendi iktidarlarını ve Yahudiye boyun eğmiş vaziyette söylemlerde bulunuyorlar. Yani, yani yöneticilerinin de bir imtihanı kaybettiği ortadadır. Arap ülkelerinin zaten Müslüman ülkelerinin tamamen kaybettiği. Bunu isteseler savaşı bir günde durdurabilirlerdi. Hepsi deseydi ki, "Amerika, İsrail'e ambargo, petrolleri dolarla satmayacağız, hava üstlerinin hepsini kapatacağız, hepsini çekecek Amerika." Sadece "petrolü dolarla satmayacağız" bundan sonra karar alıyoruz deseler yeterdi. Üç gün müsaade gibi. Tamam mı? Yani bunların hepsini yok edecek. O kadar mı korkuyor? Ama netten yın dediği gibi, "Siz iktidarınız devam etmesine bakın." Dedi. Onlara, "Oturduğunuz yerde oturun." Yani çünkü iktidarlarının dan olmak istemiyorlar. Hiçbiri. Böyle bir şey var ortada. Yani çok konuşulabilir. Konumuz bu değil zaten. Kur'an'dan konuşalım yine. Bu bence Filistin için yeterli. Ne söylemek istediğim zaten. Evet. Bu sadece değil ki. Yani bu din, dinden bahsederken yanlış din, uydurulmuş din, insanların uydurduğu din dediğimiz zaman bunu Hristiyan, Yahudisi fark etmiyor. Bu dizimi, ateşperest, Hinduizmi fark etmiyor. Yani hepsinde, eee, Allah'ın dininden parçalar var. Hepsinde de, eee, saçmalıklar var. Zaten yani hepsi, hepsi var zaten. Yani bugün, yani biz bahsederken Türkiye'yi, Müslüman coğrafyayı dediğimiz şeyi bahsetmiyoruz zaten. Bütün dünyadaki bu zaten. Tövbe Suresi'nin 34. ayeti de var, çok güzel. 31 ve 34. 31'i İsa adına kullanır. 34 genel bir. "Ey iman edenler, din adamlarının çoğu orada Kur'an meallerinde onu da verememiş de, haham ve rahip vermişler. Halbuki ahbar ve ruhban var. Orada din adamıdır, din bilgini demektir. Din adamlarının çoğu insanların parasını hak etmeden yerler." Para yerler dedim diyorum da bir şey olmaz. Ama devamı var. Diyor ki: "Ve Allah'ın yolundan sizi alık koyarlar." Yani Allah'ın yolundan bizi alık koydukları zaman iş bitiyor zaten. Din adamlarının çoğu. Ayetin başı, "Ey iman edenler" diye başlıyor. Altını, gümüşü yığarlar, Allah yolunda harcamazlar. Onlara elem verici bir azap ver. Buna hepsi giriyor tabii. Şimdi, eee, çok yerde Allah uyarıyor bizi. Biz hangi ayeti saysak oraya buraya ihlasa çıkarız. Yani nereden etsek yine ihlasa çıkarız. Evet.

Buyur hocam. İhlas o kadar önemli ki, sadece Zümer Suresi'nde 2 ve 3 ayetten sonra Yüce Allah, "Sana bu kitabı bir amaca yönelik olarak indirdik, sadece dini Allah'a özel kılarak kulluk et" dedikten sonra, şimdi 11, 12. ayetler gene Zümer Suresi'nin 11 ve 12. ayetlere geliyorum. Bu sefer Nebi Aleyhisselam diyor ki: "Kul innî umirtu." De ki: "Ey Nebi, innî umirtu." Allah tarafından bana emredilen şey çok ilginç. İhlas o kadar önemli. "Kul innî umirtu." Allah'a kulluk etmek, dini sadece Allah'a özel kılarak, yalnız Allah'a kulluk etmekle emrolundum. Ve yani bana emredilen şey Allah tarafından, "m" yani Müslümanların ilki olmakla emrolundum." Hocam, dolayısıyla İhlas sahibi olmayan, dini Allah'a özel kılmayan, dinde sadece Kur'an'a dayanmayan, Allah tarafından indirilene tabi olmayanlar, aslında Müslüman olmazlar. Müslüman değillerdir. Onlar Allah'a teslim olmuş değillerdir. Müslüman, Bakara Suresi'nde o kadar Müslüman'ın kimliği anlatılır ki, mükemmel şekilde anlatılır. İnşallah o ayetler bir gün gideriz. Müslüman sadece Allah'a teslim olan demektir. İhlas sadece Allah tarafından indirileni yaşayan demektir. Evet.

Bunun, ben, eee, iki şey bize lazım. İhtiyacımız olan iki şey lazım. Evet, emin olacak, mümin yani mümin olacak, emin olacak ve müslim olacak. İslam olacak yani teslim olacak. Teslim olması için bir şeyden emin olması gerekiyor. O da var bu işin içerisinde. Yani mümin, yani emin, iman. Yani bir şey emin olacak. Bir inandığı bir şey de emin olacak. Emin olduğuna teslim olacak, müslim olacak. Şimdi biz, bu toplumun %2'si Kur'an'dan haberdar, biraz anlam bakımından. %198'i haberdar değil. Haberdar olan %2'sinde de meallerden haberdardır ve onlar da kafasına okudukları zaman karışıklıklar geliyordur. Mesela ayetlere yanlış çeviriler yaptıklarından dolayı bir sürü karışıklığa, altından çıkamadıkları şeyler var. İnşallah biz önümüzdeki günlerde birçoğunun karışıklık olan birçok şeyi düzeltmiş olacağız inşallah. Hem Kur'an'a hem akla hem mantığa uyacak. Zaten bizim yaratılışımızın, Allah bizi yarattığından dolayı gönderdiği vahiylere de hiç aykırı düşmez. Fıtrata çok uygun gelir. Bugün yeryüzünde Allah'ın indirdiği kitabı biz gitsek, gayrimüslim dediğiniz insanlara anlatsak, hepsi kabul eder. Hepsi de "Evet, doğru, Allah bunu ister" diye söyler zaten. Yani fıtrata hiçbir aykırı şey Kur'an'da yoktur.

Şimdi Zümer hocam 2, 3 ayetten sonra 10, 11 ve 12'yi okudum. Çok ilginç. 13 ve 14. ayetleri, yani İhlas o kadar önemli bir kavram, o kadar önemli itikadi bir mesele ki, ayetlerde sürekli olarak tekrar edilir. Mesela 13 ve 14. ayetlerde Yüce Allah der ki: "De ki, ben korkarım, K ben korkarım ihlasa sahip olmamaktan, yani şirke kaymaktan. İhlasa sahip olunmadığı zaman şirke kayılır. Dolayısıyla ben Rabbimden korkarım, K ben büyük azim günün azabından korkarım. Dolayısıyla ben sadece dini Allah'a özel kılarak ona kulluk etmekle emrolundum. Ben sadece Allah'a kulluk ederim, muhlisen, muhlis olarak, halis olarak dini ona özel kılarak. Lehud din, çünkü din ona özel kılınması gerekir." Evet. Zaten başka ayetler de vardı, "Halis yalnız Allah'a ait olan dindir" diye yine ayetler var zaten. Yani ondan başka din edinmeyin veya evliyalar edinmeyin diye bir sürü uyarıları var zaten Kur'an'dan çalışması olanlar, bunlar hemen hafızasına gelecektir zaten bu ayetler.

Mesela hocam, şimdi Nebi Aleyhisselam'dan sonra Zümer Suresi'nde Nebi Aleyhisselam'dan sonra işi bu sefer genele getiriyor Yüce Allah. Beyyine Suresi'nde Yüce Allah der ki, hocam, sadece nebilere, sadece Nebi ve Resullere değil. Mesela gene Zümer Suresi'nde Yüce Allah der ki: "Ve uhiye ileyke ve il." Şimdi Beyyine Suresi'nin ayetine geleceğim ama Zümer Suresi'ndeki bu ayet aklıma gelmişken konumuzla bağlantılı olduğu için onu da okumak istiyorum. "Ey Nebi, sana ve senden önceki nebilere vahyedilen tek bir şey vardır. And olsun ki, eğer şirk koşarsan, eğer Allah'a şirk koşarsan, bütün amellerin boşa gider, Kur'an'da kalanlardan olursun. Bilakis, sadece Allah'a kulluk et, sadece Allah'a kulluk et, şükredenlerden ol." Şükredenlerden ol. Dolayısıyla teşekkür edenlerden, şükredenlerden. Şimdi, eee, şey geldi aklıma. Şimdi, yani şirk işlerken hayır yapsa adam, boşa mı gidiyor? İşte hocam, o aklıma gelmişti. Adam gece gündüz zikir ediyor, infak ediyor, belki bir sürü amel olarak kendisi güzel amel olarak ediyor. Evet, zikir dediğimiz şey akıl, Allah'ın ayetlerini hatırlatarak yaşama, yaşama indirmektir. Yani bu bahsettiğimiz söylemlerle ilgisi olmadığını biz biliyoruz zaten. Yani onu kastetmiyorum ama gerçek ameli var. Yani böyle parasal, ekonomik, vesaire, bedeni, vesaire, bu tip şeylere koşuyor ama şirk de nedir? Ne olacak bunun durumu? Tamamen boşa gitmiştir hocam. Ne diyor Allah, "İnsanlardan öyleleri vardır ki, sabah harcamıştır." Hangi ayetti? Yamda mıydı hocam? Sen şimdi hatırlayacaksın onu. "Çalışmış, çaba harcamış ama, eee, boşa gitmiş." O tip ayet. Kehf Suresi'nde hocam. Kehf Suresi'nde midir? Tabii, tabii. Bütün amelleri boşa gider. Kıyamette onların amellerini teraziye koymayız." De bir şeyler yaptığını düşünüyor o kişi. Hatta hocam, Nur Suresi'nde çok enteresan bir ayet var hocam. Der ki: "O kafirlerin amelleri çok mükemmel bir örnektir." Diyor ki: "Onların amelleri, amelleri çöldeki gibidir. O kafirlerin amelleri, susayan kişi, susayan kişi uzaktan baktığı zaman onu su zanneder. O perişan olmuş, aç kalmış, susuz kalmış, baktığı zaman uzaktan, ha ileride bir tane su var, koşarak oraya gelir. Onun yanına geldiği zaman orada hiçbir şey bulamaz." Bir de rüzgarlı havada dışarı çıkaran adamın durumuna benzemiyor mu? O da şeyde, İbrahim Suresi'nde: "Rablerini inkar edenlerin durumu, onların amelleri fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu küle benzer." Yani rüzgarlı bir günde külü dışarı çıkardın, açık bir kaplan gidiyorsun, onları toplayabilir misin? Rüzgarın dağıttığı o külleri toplayabilir misin? Amellerini de toplarsın. Yani şirk, tabii. Biz bu çok ince bir konu gerçekten şirk. Yani dini Allah'a özel kılmamak. Yani ben size arkadaşlar söyleyeyim, bugün siz o televizyonlara seyrettiğiniz koca koca dediğiniz adamlar var ya, geçmiş koca koca dediğiniz adamların hepsi şirk tedir. Yani çünkü Kur'an'a aykırı şeyler söylüyorlar. Kur'an'da olanları gizliyorlar. Dolayısıyla bunların hepsi şirke girer. Yani şirk sadece Allah'ın aslında, dında bir kişinin söylemine değil, kendi söylemleri var ya, kendileri şeytan durumunda. Kur'an zaten din adamlarına şeytan der. Şeytan ayrı bir varlık olmadığını izah ediyor size ileriki günlerde zaten. Biraz ileriki günler daha heyecanlı geçecek, daha bilgi akışlı geçecek. Öyle gözüküyor. Buyur hocam.

Diğer, eee, şeyde bak ayet okuyacaktım. Evet. Şimdi hocam, Yüce Allah özelden Nebi Aleyhisselam'dan genele getiriyor ve çok enteresan, çok ilginç bir şey buyuruyor, söylüyor, buyuruyor ki: "Sizden önceki bütün toplumlar, bütün kavimler, bütün insanlara emredilen Allah tarafından bir şey vardı. Sadece Allah'a kulluk etmeleri." Nasıl dini Allah'a özel kılarak? Beyyine 3 müydü bu? Hocam, Beyyine 5, 6. Beyyine 5, hatırlıyorum. Evet, doğru. Kılmaları lazım. Ayeti tamamla o zaman. Buyur. "Ve umiru." Bütün insanlık alemine, toplumuna geçmişte emredilen tek bir şey vardır. "İlla ancak sadece Allah'a kulluk etmeleri." Dini Allah'a özel kılarak kulluk etmeleri emrolunmuştur. "Hafife Hanif, saf, temiz, her türlü şirkten arınmış bir şekilde Allah'a kulluk etmeleri ve yani salatı ikame etmeleri ve zekata arınmaya gelmeleri emredilmiş." Kayyime, kayyime işte toplumları ayağa kaldıran, insanları, toplumları ayağa kaldıracak, onları ihya edecek, onlara nefes aldıracak, müreffeh, mutlu bir hayat yaşatacak din işte bu dindir. Şimdi halisi herkes bilir zaten. Halis demek sütten bahseder Allah Kur'an-ı Kerim'de halis sütten örnekler verilir. Halise bir şey katıldığı zaman necis olarak biz kabul ediyoruz. Halisliği, orijinalliği, organikliği kaybolmuş olur. Hepimiz ne ararız biz? Orijinal parça ararız, orijinal, her şeyi ararız veya organik şeyler ararız. Ama dine sıra geldiği zaman bunu aramıyoruz. Yani organik bir din, orijinal bir din aramıyoruz. Bizim biraz da toplum yapımız bozuk. Bir şey lazım olduğu zaman, bir bilgi veya bir şey, gidip istediğimize sorarak oradan bir fetva alarak yol alabiliyoruz. Yani o öyle dedi, bu böyle dedi. Aslında az bir bilgi herkeste olmalı. Tabii bu iş için bir otorite, bir şey de olmalı. Yani hac yapılmalı, yani müzakere yapılıp Arafat bilgilenmesi, yani bu konuyla bir kalıp oturması lazım Türkiye'de. Yani din, din Allah ne demiş, her konuda ticari, ekonomik, iktisadi konularda ne demiş bir otoritede oturması lazım. Bugün Diyanet'te de öyle bir şey yok. Toplumda da öyle bir şey yok. Bilen yok. Konulara herkes farklı cevaplar veriyor. Halbuki halislik bozulmuş oluyor o zaman. Allah ne dedi? O zaman oluyor. Allah bir şeyin ne dediği ortada değil. Yani halis, halis olan şeye de bir şey kattığın zaman zaten iş bozuluyor. İtikad bozuluyor. Gel bundan sonra istediğim kadar amel yap, ne, hiçbir işe yaramıyor. Evet.

Hocam, ben burada sizin söylemenizle yola çıkarak birkaç tane örnek, somut örnek vermek istiyorum. Mesela diyelim, İsviçre'nin pahalı saatleri vardır. O pahalı saatlerden el üretimi, gerçekten orijinal saatler vardır. O saatlerden bir tanesi bayi geldiği zaman Türkiye bayi, bayi, o değerli el işçiliği olan saatlerden bir tanesinin bir tanesinden bir parça çıkarsa, o parçanın yerine adi, takma, çakma, sahte koysa, fabrika bunu kabul eder mi? Fabrika al... Asla kabul etmez. Almanya'dan gelen bir araba. Evet hocam, alıcı da kabul etmez onu zaten. Ama dinin alıcıları, dinin alıcıları her şeyi kabul ediyor kardeşim ya. Niye orijinal dini aramıyorsunuz? Organik dini aramıyorsunuz? Evet. Buyur. Onların önünde bir engel var, onu anlatayım hocam. Şimdi diyelim ki Almanya'dan bir araba geldi, gene bayi, o arabadan, o pahalı arabadan, marka ismi vermeyelim, diyelim ki bir parçayı kıp da yerine çakmasını koyduğu zaman fabrika bunu asla kabul etmeyecektir ve hemen bayiden kesinlikle bütün anlaşmaları, sözleşmeleri iptal edecektir. Vay boş ver. Tüketici bunu kabul etmeyecektir. Ama en önemlisi hocam, en önemlisi onu üreten, üreten şeydir, üreten fabrikadır, kabul etmez ki zaten. Dediğim gibi tüketici de buna müşteri olmayacaktır. Ama biz, biz bu dindeki bu duruma, bu parçaları değişmiş de araba de, saat de, dindeki bu hastalar değişmiş şeye o kadar müşteri oluyoruz ki, yani anormal bir durum var ortada. Yani o anormal durum durum bir şeyden kaynaklanıyor hocam. Şimdi hocam, iki örnek daha vermek istiyorum. Bir, bu meyve sebzelerden örnek vereyim. Şimdi insanlar bu meyve aldıkları zaman, gıda maddesi aldıkları zaman, sebze aldıkları zaman organik olanı tercih ediyorlar. Yani Allah tarafından yaratılan, Allah, Allah'ın fıtratından geçen, içine kimyasal maddeler karışmayan şeyler tercih ederler. Sağlık açısından zehirlenmek istemiyor, zehirlenmek istemiyor. Aynen sağlık açısından. Ama bir türlü dinde zehirleniyor hocam. Şimdi diyelim, bir örnek daha vereceğim. Bir kazan yemek, bir kazan yemek olsun. O bir kazan yemeğin içine bir tane çay kaşığı necaset, necaset dökülse, o kazandan kimse yemek yemez. Evet. Kimse yemek yemez. Şimdi şöyle bir şey yapayım. Din de böyledir. Din de Allah tarafından geldiği gibi organik, orijinal olarak yaşanması lazım. Sen dinin parçalarını bir beşer olarak değiştiremezsin kardeşim. Sen ilahi olanı beşeri yapamazsın. Bu olmaz. Sen dinde oynadığın zaman, nasıl ki organik olmayan meyve ve sebzeler insanın sağlığında, insanın bünyesinde tahribatlara yol açıyorsa, dinin bozuk olması hocam, Allah tarafından indirilen dinin yaşanması değil de beşer tarafından üretilen din olduğu zaman, Allah'a yemin olsun ki en büyük tehlike, en ölümcül silah, ondan daha zehirli bir şey olamaz. Bugün yeryüzünde bu kadar kan ve kaosun kaynağında bu organik, orijinali bozulmuş dindir. Peki insanlar neden bu dine müşteri olacak? O çok önemli. İnsanların büyük çoğunluğu Kur'an'a gitmekten acizdir, araştırmaktan acizdir. Onlar din adamlarının anlattıklarının din olduğuna iman ediyorlar, onlara güveniyorlar, onların din adamlarının kendilerini aldatmayacağına biliyorlar. Halbuki Kur'an'da Yüce Allah din adamlarına şeytan kelimesini kullanır. Din adamlarını şeytanlar olarak kullanır. Cin Suresi'nde onu izah etmiyor mu? Yani "Meğer biz biliyorduk ki bu, bunlar bizi Allah adına aldatmazlar, biliyorduk ama Allah adına aldatılmış." Öyle değil mi? Gerçekten de böyle. Din adamlarının o kadar büyük, yüce payeler, o kadar yüksek mertebeler, makamlar ortaya koymuşlar ki, bu din adamlarının kendilerini aldatmayacağına, yalan söylemeyeceğine, alev dalavere yapmayacaklarına iman ediyorlar. Bu böyle bir şey yok. Kur'an'ın tüm hedefi, Kur'an hedefinde din adamları vardır. Kur'an'da din adamları şeytanlar olarak geçiyor. Evet. Evet hocam. Bunları ileriki konularda şey edersiniz. Yeterli mi hocam?

Hocam, şimdi bu bir, eee, İhlas'ın ne kadar önemli olduğuna dair bir ayet var. O ayeti okuyorum ben. Ben bitiyorum hocam. Tamam, bitirelim o zaman. Buyur. Şimdi hocam, Nisa Suresi 145 ve 150. ayetler o kadar önemli ki bu konuda. Yüce Allah der ki: "Münafıklar ateşte en ateşin en alt tabakasında olacaklardır. Onlar için asla bir yardımcı bulamayacaksınız. Ancak tövbe edenler." Peki tövbe nasıldır? İnsanlar tövbeyi dille yapılan bir şey olarak kabul ediyorlar. O da yanlış. Her şey yanlış, her şey bozulmuş. Peki tövbe nedir? Yani kendilerini ıslah edenler. Y, cevabı veriyor orada. Yani tövbenin cevabı orada veriliyor aslında. Aynen hocam. Tövbenin cevabı. Vazgeçmek demektir. Sözle değil bu. Tabii burada hocam, çok mükemmel bir şekilde tövbenin nasıl yapılacağını anlatıyor. Sadece Allah'a sığınanlar, sadece Kur'an'a sığınanlar, "Lillahi" dinlerini sadece Allah'a özel kılanlar, işte bunlar müminlerle beraberdir. Allah müminlere, bu gibi müminlere dini Allah'a özel kılan müminlere büyük bir mükafat verecektir. Sadakallahülazim.

Evet dostlar, ilk programı yapmış olduk böylece. Devam edeceğiz. Belki 50 program yapabileceğiz. Bildiklerimizi aktaracağız sizlere inşallah. Bizi takip edin ve canlı yayını sonlandırıyoruz. Şimdi biz kendi aramızdaki, sohbeti, sohbeti al, al, e.