📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

ŞEHR-İ SAHNEM | KAVUKLU İLE PİŞEKAR 3. Bölüm

Konya Büyükşehir5:48

Transcription

Bu Efendi'yi çağırayım da, iftardan önce işlerimizi halledelim. İmam Efendi, hanımefendi, evde misin?

Evde misin? Yokum. Köydeyim, köyde. Efendim, sesin gidiyorsun böylesine. Evde yokum. Köydeyim, köyde ya. Allah aşkına git ya. Allah'ım ya. Tamam, geliyorum, bekle. O ben geldim, geldim işte. Bu ne istiyorsun? Ne istiyorsun, oğlum? Evde misin? Evde misin diyorum, söyleye söyleye biliyorsun, sesin geliyor. Sen, sen kim, kalacağını kaçırmasına? Geçen gün de karışık olsun, çocuk geldi. Amca, amca, amca, amca. Hayırdır? Ondan sonra akşam müsait mi? O zaten öyle birisi, istemezse yalan, yalan, yalan, yalan, yalan, yalan mı bu işte? Bak, o bile yanlış ve temiz yapmıştır ya, gerekiyormuş yanlış olur. Şöyle bir şey, elimizde bir şey varmış gibi, hediye bir şey verecekmiş gibi, onu çağırıyoruz. Böyle geldi mi ne yap biliyor musun? Sulandırmaya ne diyorsun? Kedi böyle bir şey verecekmiş gibi çağırıyordu, aslında bir şey vermiyoruz. O bile yanlıştır, Efendi. O yüzden kimseyi çağırmayacaksın. Özellikle de çocuklara. Neden? Çünkü bugünün küçükleri yarının büyükleridir. Kesinlikle bugünkü doğru mu ama? Haksız mıyım? Kendi yalan söylemek yanlıştır. Akdeniz'e bakan Efendi, her şeyin en güzeli, en doğrusu, doğrular insanı iyi üzere götürür, kötü değil. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovuyorlar. Doğru değil mi? Var ya, şöyle gel. İbrahim'e söyle bakalım, bugün ne öğrendin bu? Çocuklar uyurken bağırma ya. En iyi yalan, yalan, yalan söylenir çocuklara. Yalan söyleme, yalan söyleme lan! Evet efendim, her ne kadar sürç-i lisan ettiysek affola, hayırlı ramazanlar. Efendim, o abone ol.