📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

Atatürk'ün Elyazılarında "Arap Dini" ve "Arap Peygamberi" (Söylentiler ve Gerçekler)

Cengiz Özakıncı ile Tarihin Bilinmeyen Yüzü40:54

Transcription

O Cengiz Özakıncı ile tarihin bilinmeyen yüzü Nicky bölümü ile yeniden karşınızdayız. Hiç vakit kaybetmeden, Atatürk'ün Türk Tarih Tezinde Arap dini, Arap peygamberi, Arap uygarlığı, Arap bilgileri, ibadethaneler var mıydı? Yoksa aksine Türkler İslam uygarlığına kurucu öğesi, hatta kurucusu ve çaycı, ulaştırıcı sı olarak mı değerlendiriliyordu? Şimdi o konuya ilişkin bu önemli bilgi ve belgelerle yani süreceğiz. Ve buyurun hocam, siz de şimdi tarih sırasına göre anlatırsak herkes daha rahat anlıyor. O denli Türk Tarih Tezini yazılmaya başlandığı tarihten alıp bu konuyu, konunun yanıtlandığı belgelere kadar tarih sırasıyla anlatım. Medeni Bilgiler, Afet İnan'ın hem yediği bilgiler ve Atatürk'ün el yazıları kitabı, birinci baskı 1969'da yayınlanmış bir kitaptır. Bu kitabın içinde de Afet Hanım der ki: "29-30 ders yılında Ankara Musiki Muallim Mektebi'nde öğretmenlik görevime yurt bilgisi ve tarih dersini vermek üzere başlamıştım. Yurt bilgisi için okutacağım ders kitabının Atatürk görürsem ben bunu yeterli bulmamıştı. Kitabın konuları ise kendisini ilgilendirdiği için önce benim Fransız Lisesi'nde okuduğum Mustafa Kışın Strike yani işte uygarlığın gelişimi kitabından bazı çeviriler yapmamı istedi. Aynı zamanda bu konulara ilişkin çeşitli kitapları genel sekreter Tevfik Bıyıklıoğlu'na araştırarak Almanca'dan bazı çeviriler yaptırmıştı. Kendisi Fransızca'dan ve Türkçeden okuduklarını bu tercümelerinden de istifade ederek, yararlanarak bazı konuları doğrudan kendisi yazdırmış veya biz nereye yani bana ve genel sekretere dikte ettirmiştir." diyor. Şimdi Türk Tarih Tezinin yazımı böyle başladı. Atatürk bütün konuya ilişkin bütün yerli-yabancı kitapları, özellikle Fransızca'da ve Almancaları topladı. Bunlar okunmaya, önemli görülen bölümler ayrılmaya, alıntılanmaya başlandı. Bu doğrultuda yüklü sayfa 153'e bakalım.

Şöyle gelelim mi? Evet. O.

[Müzik]

1969'da en ilk olarak bütün o el yazıları bu kitapta. Bakın şöyle. Mustafa Kemal Atatürk'ün el yazıları ile belgeleri ve yazdırdığı kısımlar. İşte Türk Tarih Tezi oluştururken yapılan çalışmaların el yazılarını Afet İnan 1969'da böyle yayınladı. Ve bu el yazılarının dizilmiş hali de yine bu kitapta mevcut. Şimdi bu el yazmalarının kimilerine tarihte bu atılmış. Dolayısıyla o çalışmaların hangi tarihlerde yapıldığını biz biliyoruz. Mesela 384 sayfaya bakalım. Şöyle bir tarih göreceğiz burada. 45 Teşrin-i Sani 1929. Yani Teşrin-i Sani Kasım. 45 Kasım 1929'da ilk yazı. Ondan sonra diğer yazı. 450 sayfaya bakalım. Şöyle burada da yine Hürriyet başlıklı yazıda 27 Ocak.

1466. Şöyle.

Sonunda tarihi 30 Ocak 1935'te gidiyoruz. Yine 5 Şubat 1934'te Mekki. 29-29'un kısım Ekim, Kasım ve 1930 Ocak, Şubat'ında devam eden bir Türk Tarih Tezi yazımı çalışması var. Medeni Bilgiler ve Türkler Tezi aynı zamanlarda çalışmadı. Şimdi bunu da burada 364. sayfada en yazılarında Atatürk'ün el yazıları da çok gurur speküle edilen sözler yazılı. Şöyle şöyle. Kaçmış? 364. Şurayı görebilir mi? Görüyoruz hocam da burada bakın ne diyor? Şurada sarıya boyadım yerler diyor ki burada: "Türkler Arapların dinini kabul etmeden önce de büyük bir millet idi. Arap dinini kabul ettikten sonra bu din ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin, yani İranlıların ve ne de Mısırlıların ve diğerlerinin Türklerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir etki etmedi. Bilakis aksine Türk milletinin milli rabıta'larını, milli bağlarını gevşetti, milli hislerini, milli duygularını, milli heyecanını uyuşturdu. Pek tabii idi aldı. Çünkü Muhammed'in kurduğu dinin gayesi bütün milliyetlerin fevkinde, üstünde, şamil, kapsayıcı Arap milliyeti siyasetine müncer oluyordu, dayanıyordu. Bu Arap fikri Ümmet kelimesiyle ifade olundu." diyor.

Bu el yazıları alıntılar yok ki altında yok. Komşu 646. Gördünüz mü? Atatürk bakın İslam için ne diyor? Ama diyorsunuz ama ne çok merak ettim. Evet. Şimdi onlar için sürprizler gidiyor. Öyle mi? Evet. Şimdi.

Bu el yazıları 1930 Şubat'ına kadar süren bu el yazıları 1930 yılının 30 Aralık günü kitaplaştı. O 30-30-12. Evet. Burada o kitabın tanıtımı Cumhuriyet gazetesinde 33900 diyor ki: "Muallim Afet Hanım, yani öğretmen Afet Hanım, vatandaşlar için benimle bilgiler ismiyle 5110a olarak bastırdı. Kitabı şu Sultanahmet fakir çocuklarına bakım cemiyeti'ne bağışlamıştır ve geliri himaye ihtimal, yani Çocuk Esirgeme Kurumu'na dolayısıyla Cemiyeti verilecektir. Bakım Cemiyeti bu yüksek bağışa teşekkür etmektedir." diyor. Böylece biz anlıyoruz ki Atatürk'ün 1929 Ekim, Kasım, 30 Ocak, Şubat'ında çalıştığı kitap 30 yılının aralığında kitaplaşmış ve en azından anlıyoruz. Evet. İşte 30 yılında basılan o kitabı getirdim. Bu. Bu. Yani bu el yazılarının kitaba dönüşmüş hali burada. Atatürk'ün bastırdı herhalde o sen azından basılırken işte ettiği kitap burada. Baskı tarihi 1930. Vatandaş için medeni bilgiler kitap. Bir bakıyoruz. Bu kitapta o el yazısını görmek istiyoruz doğal olarak. Dualara açıyoruz. Bakıra var yazı var. El yazısı yazıyor. Geçmiş ama Arap dini buharlaşmış. Onun yerine İslam dini gelmiş. Buyurun.

Boş hocam. Böyle Arap dini bilgiler, İslam dini. Evet.

Bir dakika. Böyle yanına koyalım. Şu el yazısında Arapların dini, Arap dini, Arap, Arap gidiyor. Fakat 29-30 yılının en geç Şubat'ında yazılmış olan bu yazı 1930 yılında onay sonra kitaplaştığında karşımıza burada "Türkler Arapların dinini kabul etmeden evvel de büyük milletti" sen burada "Arap dinini kabul ettikten sonra var." Kitapta "bu dini kabul ettikten sonra var." Bu "burada bütün milliyetlerin fevkinde şamil bir Arap milliyeti siyasetiydi." El yazısında. Fakat kitapta "bütün milliyetlerin fethini şamil bir ümmet siyaseti değildi." Ne dönmüş?

Şimdi bu dönüş nasıl oldu? Değil mi? Acaba aklım yarım? Bunu yazan, kitaplaştıran Atatürk'ün sözleri değiştirmiş olabilir mi? Sorun var. Hemen ona oraya geliyoruz. Bu kitabı Afet İnan tarafından ve adı acaba Atatürk'ün haberi olmadan mı değişti? Bu Atatürk yaşıyor. Şimdi oturacağım. Bu kitabın 1933 basmaının giriş sayfasında aynı kitap ve medeni bilgiler görelim. Şöyle bir vatandaş için medeni bilgiler. Aynı kitabın bu 1930 basamağı. Dur. 1933 basamağı. 33 basımında Atatürk'ün Atatürk'ün imzası ile başa hizmet Paşa Hazretlerine 1931'de yazılmış mektuplar kitapla ilgili diyor ki burada. Şuraya bakalım bir saniye olacağım. Bu arkadaşlar taşıyorlar. Evet. Ne diyor ki? "İsmet Paşa'ya kitaplar yazıldı. İkta yazılırken ve yazıldıktan sonra bizzat hala kadar oldum." Evet. Zaten kendi el yazılarının kitaplaşmış hali. Bakalım "bizzat alâkadar olduğu yazıldıktan sonra da alâkadar oldum" dediği kitap. B1930 basımında gördük. Arap dini İslam dinine dönüşmüş. Bizzat tekrar kontrol ettim, okudum, basılsın dediği kitapta yine aynı şekilde "Türkler İslam dinini kabul etmeden evvel de büyük millet gitti. Bu dini kabul ettikten sonra bu din ne Arapların, ne aynı dinde falan falan bilişim iletir." Ve yine aynı şekilde de "bütün milliyetlerin fevkinde şamil bir Arap simit siyaseti değil, Ümmet siyaseti" diye dönüşmüştür. Şimdi yani bu dönüşüm her yazısındaki Arap dini ve Arap milliyeti sözlerini el yazısından matbaaya o gittiği süreçte değişmesini bu Atatürk'ün bilgisi dahilinde. Bunu kitabın önsözünde Kiraz eve göstereceğiz şeyle görüyoruz anlıyoruz şimdi.

Evet. Bakın.

1934'te de bakıyoruz. Atatürk'ün bütün eserlerinin bu değişikliği nereden geldiğini araştırıyoruz. Bu araştırmaya devam ediyoruz. Pata Türk'ün uyu değişimi. Atatürk'ün kendi bilgisi dairesinde onu anladık da ne oldu da değişti? Ne oldu da Arap dini diyordun? Ne oldu da İslam dini orduyu anlamak zorundayız. Çünkü kullanılıyor bugün. Onun için Atatürk'ün bütün eserleri kitabında cilt 24. 2900 30-31 arası Atatürk'ün yazılarını içeren bir kitaptır. Burada Atatürk'ün 1929 sonu, 1930 başında yaptığı çalışmalarda el yazıları burada da söz konusu. Bakın 82 sayfadan bu şuraya kadar görüyoruz değil mi? Atatürk'ün el yazıları tak kaçıncı sayfaya kadar? 259 sayfaya kadar. Şöyle hızla geçeceğim. Bunlar hep Türk Tarih Tezinin oluşması sırasında çalışmalar. Atatürk'ün yaptığı çeşitli kitaplardan çeviriler ve kendi yorumlarını içeren ve çalışması. Ata şeyler var. Çizmiş. Bukavaz mı? Filan her şeyi. Öyle mi? Tabii. Kendimi çizmiş. Tabii. Şimdi yazarlar bilirler. Bir müsvedde yazarsınız. Sonra o yayınlanmak üzere onun üzerinde çalışırsa. Yayınla vermeden önce sol okuma larımızı yaparız. Kekilli sözcükleri bu daha iyisiyle değiştiririz falan ya. Atatürk'ün yapıyorlar doğal olarak. Bu işte o süreci içerisinde el yazılarında Arap dini, Arap milliyeti siyaseti dediği şeyleri yayından önce değiştirip İslam dini ve İslami Ümmet siyaseti olarak değiştirmiştir. Fakat mı soru şu? İçin Arap dini demişti ve niçin sonra düzeltip ona geleceğiz? Şimdi.

Bakın burada bu sayfa 102 ve 117. Şuradan bakalım. Bakın şu şurada şurada başlık var. Bu başlık Araplar tire Muhammed. Altta Arap imparatorlukları yazılı. Evet. Hadi Atatürk'ün el yazısı ile bu bölüm. Bakın böyle devam ediyor 117 sayfaya kadar. İslam dini ve peygamberle ilgili kendi el yazıları burada. 117 sayfa da ondan sonra Selçuklu'ya geçiyor. Görüldüğü gibi. Bunların dizilmiş hali burada var. Ya o el yazılarının. Evet. Matbaa harflerini dönüşmüş hali burada. Burada Arabistan, Araplar, Arapları, Arap ilkel dinleri, Arap ülkelerini dediği İslamiyet'ten önceki Arap putperestleri ve Muhammed'in kökeni diye ayrı bir bölüm var. Bu bölümünde devam ediyor. Bu Muhammed peygamberin ismi değil, lakabı diyor. Muhammed kendisi için hiçbir zaman asla şerif iddiasına kalkışmıştır diyor vesaire. E Muhammed'in peygamberliği diyor ayrı bir bölüm. Devam ediyor. İlk vahiy ve burada Selçuklulara geçiyor. Şimdi bunlar farkında mısınız ki küçük paragraflar halinde bölüp 4 paragraflar halinde. Bunlar daha sonra ne oluyor? Ve bu el yazılarının biz la la o seytanin bu İtalyan ve tarihçi İslam dini adlı kitabından alıntılar olduğunu görüyoruz. Atatürk'ün kendi cümleleri dile gelir. O'ndaki ifadeler bugün bakın el yazılarını alıp bak Atatürk nerede? Atatürk ne yazmış? Atatürk el yazısı ile yazmış da okuduğu bir kitaptan alıntılar çıkarmış. Onu ortak. Bu ne? 10K tanenin İslam Tarihi kitabı 1905 yılında yayınlanmış bir kitap. Bu 21 cilt. Bu dünyada yazılmış en geniş İslam Tarihi gidiyor. Şimdi bunu Atatürk'ün okuduğu kitaplar da biz bunu görüyoruz. Şöyle yapalım. Şöyle göstereceğim. Sayfa 133.

İslam Tarihi Leon Ketani. Çeviren Hüseyin Cahit. Ve bu cilt bir başlıyor. Atatürk okumaya notlar çıkararak. Bak şöyle görelim. Bakın. Atatürk'ün işaretler koyduğu sayfaların ve bugünkü dilimizde dönüştürülmüş bu yazımızda dönüştürülmüş hali sayfalarca devam ediyor. Leon Ketani'den. Bu burada Muhammed aslında gerçek adı değil, lakabıdır diyor. Ya. O burada aslında Dalokay Ketani'nin kitabından alıntılar. Muhammed adında peygamberi nasıldı değil, bir lakabı olması başladığını unutulmuş olması. Bu laf Atatürk'ün ait değil. Bu yak. Atatürk'ün alıntı. L on Ketani'den alıntıladığım onun İslam tarih kitabından alıntılar dıı bir söz çalışır. Ve yani bir konu yarış. Sonra geliyoruz böyle. Bakın 130/650 iki gün elimizde 52'ye.

[Müzik]

167. Takın. O ne diyor ya? O Ketani'nin kitabında Arabistan peygamberidir. Bu devam ediyoruz. 300 sayfa 189. Ve yine o Ketani'nin İslam Tarihi kitabının çevirisindeyiz. Arap peygamber. Bu sefer 193.

Atatürk bir sayfanın altını çizmiş. Ona a işareti koymuş. Devam ediyoruz. Yine çizdiği yere a işareti, çarpı ve a işareti koymuş. Çarpı ve ay işareti. Bu Loketani'nin İslam Tarihi kitabı. Ayşe aleti ve altın dizilmişti. Bu altı çizili ve aa işareti konularının hepsi alıntılanmış. Yani ister kendi el yazısıyla alıntıla dipleri var. Yani az önce gördük ya her yazarın. Evet. İşte o ağlar kendi el yazısıyla yazmış onları. Sonra tekrar daha sonra da onu kitaba geçirirken bazı yerlerini yani Arap dini de verici İslam dini demiş. Evet. Siz bir. Şimdi tekrar geri açanlar için de toparlamak adına soracağım. Peki şimdi bunun ya anlattığım şunun içinde hocam yanlış anlamıyor. Arap değil midir? İslam dinidir. Ben Atatürkçüyüm. Olay o halde Atatürk'ün Arap dini dediği bildiğine cephe alırım gibi bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Siz diyorsunuz ki hayata Türk'ün o sözler Alev on Ketani'ye aittir. Atatürk'ün Atatürk'ün el yazılarına. Atatürk o kitaplardan alıntı yaparken yazmış olan sözlerdir. Fakat Atatürk her yazıları ve alıntıları kitaplaştırıldı kenar ap dini laflarını Arap peygamber laflarını çizip İslam dini ve İslam peygamberine dönüştürmüştür. Ne diyoruz? Ayında kanıtlarını sunduk. Şu dakika. Şimdi bu Atatürk'ün okuduğu kitaplar cilt 9. Sen burada ha Az önce Ketani'den yapılan alıntıların Atatürk'ün okuduğu kitaplar cilt 9. Türk tarihinin ana hatlarına girdiğini görüyoruz. Bakın Türk tarihinin ana hatları ve Atatürk'ün el yazıları. Bu her yazıları. İşte Levo Ketani'den Ketani'den yaptığı alıntılar ve bu da Türk daima anahtarı kitabı basılmadan önceki daktilo hali. Bu lafların tamamı Leon Ketani'ye ait. Ama Türk tarih tezinde onun Arap dini dedikleri çizilip İslam dini yapılmıştır. Şimdi Allah bugün işini yanlış anlamalar var. Onu düzeltmek için Altını çiziyorum. Bu işte Arap dini çizilip İslam dini Atatürk tarafından yapılması bir matbaa hatası değildir. Değil bilinçli tercihine Atatürk'ün. Arap dini yazdığını kitaba İslam dini diğer aktif etmemişler. Tam tersi Ketani'nin Arap dini sınıflandırınız fadlan durmasını Atatürk kabul etmeyerek bunu İslam dini olarak nasıl kabul etmemiş? Niye kabul etmemiş? Şimdi ona geliyoruz. Bu önemli.

Şimdi adam Atatürk'ün bütün eserleri kitabında o Leo Ketani'den yapılan alıntılar aktarılırken Atatürk'ün yaptığı el yazılı yaptığı anlatacaklarını rken bir dipnot düşmüş. Bu dipnot çok önemli ve bunu okursak taşlar yerine oturacak. Bakın yok ki: "Şemsettin Günaltay hatıralarında Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal'in Hz Muhammed'e ilişkin fikirlerini şöyle aktarmaktadır: Atatürk tarihi karşı büyük ilgi gösteriyor. Bu konuya ait kitapları okumaktan deniz zevk alıyordu. Sonraları bu sevgi daha çok artmış. Tarihi araştırmalarına büyük önem vermişlerdi. Bu sıralarda yedik bir gün Cumhurbaşkanlığı Genel Katibi Tevfik Bıyıklıoğlu tarafından terrain köyüne adresimi bir mektupla bir eser müsveddesi getirdi gönderildi. Bu Atatürk'le Ketani'den alıntılarını Şemsettin Günaltay gönderiyorum. Mektupta Atatürk'ün kendisine takdim edilmiş olan ve ilişik olarak gönderilen yazıların tarafından incelenmesini arzu buyurduklarını Yalova'dan dönüşlerinde bu eser hakkındaki değerlendirmelerini dinleyecekleri bildiriliyordu. Şemsettin Günaltay İslam Tarihi uzmanı. İslam tarihinin ilk devirlerini ve Peygamberin hayatını tasvir eden bu eser ilmi bir etüt kisvesine bürünen dürülmüş olmakla beraber hakikat de böyle bir niteliğe bulunmuyordu. Papazlar tarafından yazılan kaynaklara dayanarak kaleme alındığı ilk bakışta anlaşılıyordu. Büyük dinler trden birinin kurucusu olan Muhammed bu eserde cezbeye tutulmuş istedik bir adam ortaya attığı esaslarda başka dinlerden mahiyetleri kavranma yara kalınmış şeyler bu ediliyordu. Arabistan çöllerinde yalnız bir din değil, büyük mücadelelerle bir teşkilatı devlet kuran Muhammed Selman faresi gibi bazı yakınlarının telkinleriyle hareket eden şahsiyetsiz sürüp bir derviş gibi belirtiliyordu bu kitapta." Evet, Ketani'nin kitabında. Aradan bir hafta kadar geçtikten sonra genel katip delikli oldu. Atatürk'ün ertesi gün öğleden sonra benimle görüşmek arzusunda olduğunu telefonla bildirdi. Saraya gittik. Dolmabahçe Sarayı'na. Atatürk masasının önündeki sandalye oturmamı işaret etti. İltifatta bulunduktan sonra gönderdikleri eser hakkındaki değerlendirmemiz sordu. Gönderdikleri seyret Ketani'nin İslam Tarihi kitabı. Esirin hakikate uygun ve ilmi bir kıymeti sahip olmadığını söyledim. Fikirlerimi açıkladım. Ben sözlerime devam ederken büyük atanın her bakışında binbir mana ifade eden gözlerinde tasvibi andıran bir şimşek çaktığını sezmiştim. Bu sözlerini bitirince Atatürk: "Muhammedi bana cezbeye tutulmuş sönük bir derviş gibi tanıttırmak gayretine kapılan bu gibi cahil adamlar onu yüksek şahsiyetini ve başarılarını asla kavrayamamışlardır. Anlamaktan da çok uzak görünüyorlar. Cezbeye tutulmuş bir derviş Uhud muharebesi'nde en büyük bir komutanın yapabileceği bir planı nasıl düşünür ve nasıl taklit edebilir?" dedi. Önündeki kağıda Uhud muharebesinin planını çizdi. Her iki tarafında kuvvet durumlarını, alınan tedbirleri, peygamberin savaştan önceki ve sonraki kararlarını beni hayrete düşünen bir hukukla kavrayışla izah etti. Atatürk birden bire gözlerini bana çevirerek: "Tarih hakikatleri çarpıtan bir sanat değil, belirten bir bilim olmalıdır. Bu küçük harfle bile askeri dehası kadar siyasi görüşüne de yükselen bir insanı cezbeli bir derviş gibi tasfiye yeltenen cahil serseriler ama isterseniz neler bizim tarihi mesaimize katılamazlar. Tarih çalışmalarımıza katılamazlar. Muhammed Uhud sonunda çevresindekilerin dinlenmelerini yenerek kendisinin yaralı olmasına bakmayarak galip düşmanı takip et kalkışmış olsaydı bugün yeryüzünde Müslümanlık diye bir varlık görülemez." dedi ve bu emri icab edenlerle tebliğ etmemi söyledi. Evet.

Şimdi kaynak Şemsettin Günaltay. Atatürk'e ait iki hatıra. Ülkü dergisi 16 Kasım 1945 sayı yüz sayfa 3.

Şimdi Atatürk evet Leon Ketani'den İslam Tarihi'nden alıntılar yapıyor. Bu alıntıları işte Arap dini de Arap peygamberiydi. İşte cezbeye kapanmıştı, Tevrat'tan İncil'den almıştı gibi laflar o kitapta geçiyor. Atatürk'le bunların altını çiziyor. Kime gönderiyor? Şemsettin Günaltay. Şemseddin Günaltay kim? İstanbul. Onun da İslam Tarihi diye bir yapısı var. Tarihçesi. Bir İslam tarihçisi. İşte o Şemsettin Günaltay bakın.

Atatürk'ün okuduğu kitaplar arasında Ketani'nin de kitabı var. Buyurun. Atatürk'ün okuduğu kitaplar cilt 4. Şemsettin Günaltay'ın soyadından önceki kadın ve Şemsettin. İslam Tarihi burada. Atatürk onun kitabında L Okey Ketani'den sonra okuyor ve onun kitabında şu bölümün altı çizildi. Ne diyor ki? "Şemsettin Günaltay İslam Tarihi ilişkin batıda yazılan eserlere gelince bunların çoğunluğunda Hristiyanlığı yücelterek objektiften uzak şekilde kaleme alındığının izlerini görmeme olanağı yoktur. Hristiyan yazarlarının en tarafsız davranır bile birtakım yanlış bilgiler vermekten kendini alamamıştır. Bunlar karşı gelmedikleri bir üçlü içgüdüyle İslam'ın büyük sinemalarını küçük göstermeye çalışmışlar, özellikle Peygamberin büyük halifenin kumandan ve emirlerin tutum ve davranışlarını aşağılayıcı bir şekilde tasvir etmek, ulema ve düşünürlerin bilim ve teknik alanındaki çalışmalarını değersiz göstermek gibi subjektif birleşmekten kendini kurtaramazlar." diyor ve bölümün altı Atatürk tarafından çizilmiş. Şimdi.

Şimdi yıl 1932'de ikinci birinci Türk Tarih Kongresi. Eğer yapılacak bir Türk Tarih Kongresi. Atatürk İslam tarihini anlatmak üzere kimi görevlendiriyor? Şemsettin Günaltay'ı. Bu görüşlerini öğrendiği Şemsettin Günaltay'ı görebilen çok önemli bir Şemsettin Günaltay. Bu sana katılıyorum. Demek ki tabii yazıyorum. Hemen fikre katıldığı hastalar nasıl var? Buyurun. Şemsettin Günaltay İslam medeniyeti, Türk'ün de, Türklerin mevki konumu konulu bir bildiri sunuyor. Türk Tarih Kongresi'nde. Yıl 1932. Şimdi burada Türk tarihinin esaslı bir biçimde incelenmemiş bir konusuna giriyoruz diyor. Özetleyeyim. Çünkü birazdan en yeni şey söyleyeyim. Bu bildirinin özeti Türk Tarih Tezi haline geliyor. Yani Türk Tarih Tezinin içinde İslam ve Türkler konusu Şemsettin Günaltay'ın 1932 yılında Türk Tarih Kongresi'nde sunduğu bildirinin özeti olarak tarih 2 ders kitabına giriyor. Ne demek ki Atatürk Ketani değil ve o Ketani değil. Bu Şemsettin Günaltay'ı tercih ettiği içindir ki Türk Tarih Tezinde L Okey Ketani'nin Arap diniyle Arap peygamberiydi gibi görüşleri değil, Şemsettin Günaltay'ın görüşleri yer alıyor. Şemsettin Günaltay işte bu 1932 yılında Türk Tarih Kongresi'nde sunduğu bildiride ezcümle şunu söylüyor: "Araplar ve İslam olmadan önce herhangi bir uygarlıkları yoktu. Bunları göstersin tek tek çocuklar okula ne olacak? Biz bu kuru o zaman şöyle size hadi erken uygarlıkları yoktu. İslam öncesi Arap uygarlığı diye bir şey yok. İslam öncesi Arap bilmediği bir şey yok. İslam öncesi Arap sanatı diye bir şey yok. Ama İslam öncesi İran Uygarlığı ve sanatı diye bir şey var. İslam öncesi Türk Uygarlığı ve sanatı ve bilimi diye bir şey var ve Türkler ne kağıt yapımı gibi pek çok bilimsel buluşunu sahibiler ve Çin yıllıklarında Türklerle olan ilişkiler anlatılıyor ve Türklerin diye her yıl gönderdikleri hediyelerin mükemmelliği hayran bırakıyor çinlileri ve dolayısıyla Türk uygarlığının yüksek düzeyde olduğunu anlatıyor ve Türklerin çeşitli büyük İslamı kabul ettikten sonra ancak Türkler ne zaman İslam'a girdiyse İslam'da uygarlık bilim ve sanat o tarihten sonra başlamıştır. 950'lerde 850'lerde başlamıştır. O da Türkler uygarlıkların ile birlikte İslam'a girdikleri için çünkü daha önce Arapların Hüseyin yok. Herhangi bir bilimsel başarısı falan yok. Uygarlıklar Ken onu kastırıyor. Bilimsel başa ve savcılık düşüneceği felsefe matematik ve Ser." İşte bu bu yirmi sayfalık bu makalesi Atatürk tarafından çok beğenildiğini den dolayı işte 1933 yılında basılan ve bu Atatürk'ün Türk Tarih Tezinin yazılı dökümanı olan dise tarihi iki kitabı da bu ve İslam Tarihi bölümü tamamen Şemsettin Günaltay tarafından göre Atatürk görevlendiriyor ve o yazıyor bu konuyor. Şimdi bunu şöyle.

Okuyalım. Bu sayfa 159.

"Türkler yalnız savaş alanındaki şanlı zaferler ile değil, medeniye bilim alanındaki yüksek yetenekleri, mali ve idari hususlardaki parlak başarılarıyla da Abbasi İmparatorluğu'nun hakim olmuşlardı." Kısaca hemen okuyup geçeceğiz bunları. "Türkler Ver şu Arapların bir asırdan çok uğraştıkları halde İslam dinine sokamadı kları Türkler kendi arzularıyla hakim oldukları İmparatorluğu'nun dinini kabul ettiler." Geçen hafta anlattınız verdim merak edenler ile verir YouTube'da var 62 kanalı iltihap basit devrinde İslam medeniyeti ve bu medeniyette Türklerin etkisi başlıklı bölüm. Burada "İslâmiyet devrim değil, eğil devrinde ilimlere ve eğitimle uğraşanların büyük çoğunluğu Arap olmayan kavimleri mensuptu. İslam medeniyeti kök bu ismi diğer milletlere özellikle Türklere ve ilanlara borçludur. İslamiyet'in ortaya çıkışı sırasında yüksek bir seviye ve eski bir medeniyet sahibi olan Türklerin İslamiyeti kabul ettikten sonra İslamiyet'in kök leşmesi ve gelişmesinde pek önemli bir etken olmaları doğal the. İstisnasız İslam medeniyetinin her şubesinde Türklerin büyük hizmetleri vardı." Ve burada 164 sayfada "dokuz Oğuz türklerinden ile Mısır'a hakim olan Tulum oğullarının ve Fergana türklerinden inen Fergana hükümdarlarının ünvanını alan Akşit türklerinde e Abbasi devri medeniyetini etkileri pek büyük olmuştur diyor. Endülüs tarihi ile ayrıntılı bir incelemeden geçirildiği takdirde orada bütün Avrupa'ya doğru yolu gösteren yüksek medeniyet kurucularının ilim saçan büyük alimlerin doğudan giden Türk alimleri ve Türk ırkından Müslüman olmuş tıpkı bugünkü Müslüman Türkler gibi araba isimleri takılmış Burberry Hazarlar olduk ve anlaşılır. Tarih belgelerine edilen bilgilere dayanarak kesin olarak denilebilir ki İslam'dan evvel bir Arap medeniyeti olmamıştır. İslam devrinde de medeniyet yaratan Araplar değil, onlardan başka ırktan olan özellikle de Türklerdir." diyor. Ve son olarak özetle: "İslam medeniyeti bütün İslam kavimlerinin ortak malı olan bir medeniyettir. Bu medeniyetin kök leşme sinde her milletten çok Türklerin hizmetleri olmuştur. Arap olmayan Milletler İslam lastik Tan sonra her alanda bir kaynaşma meydana geldi. İslamlaşması olan her kavim ve medeniyet alanında kendi gayret ve kabiliyetine açıldı. İlim ve fennin her alanda birçok eserler yaratıldı. Arap dininin yayılması sonucu çeşitli milletler arasında bir kültür ortaklı oldu." diyor.

Şimdi burada nerede başlamıştık? Atatürk'ün el yazılarında Arap dini, Arap peygamberi, Arap milliyetçiliği. K nereye geldik? İşte onlar Ketani'nin etki alıntılarıydı. Atatürk'e ait görüşler değildi. Ama Atatürk de İslam dini konusunda Şemsettin Günaltay'ın görüşlerinin mi Türk Tarih Tezini oluşturmasını kararlaştırdı ve işte Türk Tarih Tezinin İslam dini ve Türkler bölümü böylece Şemsettin Günaltay tarafından yazılmış oldu. Çok önemli vurguyu koydunuz ortaya. Çünkü bu çok kullanılıyor. Yani izleyicilerimize çok seviyor. Soru şu andan itibaren Atatürk'ün el yazıları fotokopi yapıp gördünüz mü? Arap dini diyor. Gördünüz mü? Arap milliyetçiliği diyor. Gördünüz mü? Müslüman Araplar da Arap milliyetçisi olan yok mu? Var. Müslüman Araplar da Arap fırçası olan yok mu? Var. Müslüman Araplar da Türkleri ilanları aşağı gören yok mu? Var. Fakat bu Müslümanlık düşüncesinin eseri değil, o kişilerin kendi islahında kendisine aykırı olan bu yapmalarıdır. Biz biz ve İslam'ın gerçek yönünü bu olmadığını Türk Tarih Tezini ortaya koyuyoruz. İşte Türk Tarih Tezi Arap bilimi, İslam'a ait ne varsa araba mahalleden Hristiyan oryantalist zihniyeti zihniyeti tokatlayan bir Türk Tarih Tezi görüyoruz burada. Çünkü İslam'a Arap dini, Hz Muhammed'e Arap peygamberi, İslam uygarlığına Arap uygarlığı, İslam üzere Arap milleti, Arap bilimi diyenler oryantalist Hristiyan papazdan dönme tarihçilerdir. Türk Tarih Tezi bütün emperyalist psikolojik savaş tuzaklarını tokatladığı gibi bu psikolojik savaş tuzağına düşmemiş, onu tokatlamış. Çok teşekkür ederiz. Bundan sonra dediğiniz gibi bitti söylemesi çok sevdiği eti okuyamadım ama hepsi tek tek okuyoruz program. Evet hocam da birazdan birer bardak. Evet. Ver hiç merak etmeyin değerlendiriyoruz güzellikleri. Çok teşekkür ediyoruz. Olumlu olsun, olumsuz oluyor. Onlardan da bir yol haritası da ediyoruz. Yani bilgi neye doğru bilmemiz gerektiğine dair bir fikrimiz oluyor. Hocamla kömür. Fakat çok güzel bir malzeme verdiniz bugün. Hepsi çok önemli de bundan sonra kağıt duruyor. Bak liste birlikte konuştuğumuz konularda ileti geldiğinde siz tebessüm ediyorsunuz. Onu yanlış anlıyorlar. Mesela yetişmeyecek gibi. Ay o ayrı ama bu geçen haftaydı. Yani bunlara bakın Atatürk ne demiş? Arap dini demiş diye el yazısını gösterenlere ben hemen Ketani'nin kitabı edinip bulabilirsem sizi tarafta bakın nasıl bunu bu demiş diye. Bu konu kapanmıştır artık. Bunu kimse kullanmamalı. Yani eğer aslında arayan Atatürk'ün Türk Tarih Tezi ne bas söyledim hocam aynı bu konuya ilişkin gerçeği arayan oraya bak. Çok teşekkür ederiz. Dediler programı Sonuna Geldik. Yayında yapımda emeği geçen bütün o kadına iyi bir hafta sonu, iyi bir hafta geçirmenizi temenni ediyoruz. Çok kısa bir süre sonra YouTube'da kanal adıyla açtığımız sayfada ve daha sonra da kanalda internet sitemizin arşivinde bu programın tekrarını bulabilirsiniz. Kaydını bulabilirsiniz. Tekrar izleyebilirsiniz. Paylaşarak ki bence paylaşın yakınlarınızın da izlemesine vesile olabilirsiniz. Sözlerinden Ankara'ya devam ediyoruz. İyi akşamlar.

[Müzik]