Transcription
Bismillahirrahmanirrahim. Değerli kardeşlerim, hepinizi Yüce Allah'ın selamıyla selamlıyorum. Allah nasip ederse bu programımızda, önceki bölümün devamı olarak şeytanın yoldaşları, kardeşleri, adımları, şeytani organizasyonların neler olduğu, "şeytanın adımlarını takip etmeyin" derken Allahu Teala'nın neleri takip etmememiz gerektiğini, Allah nasip ederse tekrar incelemeye, tekrar ele almaya çalışacağız. Çünkü konuşmamız gereken, anlatmamız gereken yer vardı değerli kardeşlerim.
Yeryüzündeki egemen gücün başında şeytan durur. Bütün kötülük faaliyetlerinin içerisinde şeytan vardır. O organize eder. Yeryüzündeki bütün kötülüklerin anası odur. Onun yüzünden yeryüzünde fesatlar çıkar. Fakat şunu da ifade edelim, daha önce okumuş olduğumuz ayetlerde gördük ya, şeytan aslında sadece kendi sözünü dinleyenler üzerinde etkilidir. Yani iblisin alanı ona gönül verenlerdir. Bir insan şeytani davranmamayı karar verirse, Allah'ın yolundan gitmeye karar verirse, şeytan ona zarar veremez. Ama burada problem şu: İnsanlar Allah'ın yolunda mı, şeytanın yolunda mı olduklarına kendileri karar veriyorlar. "Biz doğru yoldayız herhalde" diyorlar. Bu yanlış. Allah'ın yolundan mı gidiyorsun, şeytanın yolundan mı gidiyorsun? Bir kere bunu tespit edebilmen için her iki yolu bilmen gerekir. Ona göre tercih yapacaksın. Yoksa farkında olmadan şeytana kulluk etmiş, ona hizmet etmiş olursun. Hadi kulluk demeyelim de onu memnun edecek şeyler yapmış olursun.
Şeytanın nasıl bir varlık olduğunu, amacının, derdinin, sıkıntısının ne olduğunu bir öğren. Ondan sonra gel. Cenabı Allah bizden ne istiyor? "Bana kulluk edin" derken neleri yapmamızı istiyor? "Şeytandan uzak durun" derken nelerden uzak durmamızı istiyor? Bunları Kur'an-ı Kerim'den tespit et. Ondan sonra tercihini ona göre yap. Tabii bizim tercihimiz Allahu Teala'dan. Onun emri ve yasakları yanına. Biz Müslümanız, Müslümanca yaşar, Müslümanca bu dünyadan ayrılırız inşallah ve huzur-u ilahide yüzümüz güler. Ama iblisin adımlarını izleyenler, onu memnun etmek isteyenler, onun rızası için yarışanlar elbette ki onunla aynı sonu paylaşırlar.
Mesela şimdi geldi aklıma, İbrahim Suresi'nde 21. ayet olacak. 21 ve 22. Şeytan hutbe verir, hitap eder. Şeytan şöyle dedi diye başlıyor ayet. Cehennemliklere bir konuşma yapar. Nedir bu konuşma? Diyor ki: "Allah size bir vaatte bulundu, şunlar şunlar olur, şunu yaparsan şöyle olur. Bak bu işin sonu buraya varır. Böyle hareket edip buna dikkat etmen lazım." O sizi uyardı. Hedefinizin, amacınızın ne olması gerektiğini gösterdi. Nelerden sakınmanız gerektiğini gösterdi. Ben de bir vaatte bulundum. Allah'ın vaadi doğru çıktı, benim vaadim yalan çıktı zaten. Siz azmaya meyillisiniz. Zaten sizin üzerinizde bir gücüm yoktu. Peşime takıldınız, benimle aynı yere geldiniz. Kısaca bana uydunuz. Gelmeseydiniz bu kadar basit. "Ya kusura bakmayın, bu filmin böyle biteceğini biliyor olmanız gerekirdi" diye hem alay ediyor hem itiraf ediyor. Hem de cehennemliklerin oraya gelmelerinin sebebinin her ne kadar kendisi olsa da ana müsebbibi, ana sebebin kendi nefisleri, hevaları, hevesleri olduğunu da ifade ediyor. "Benim peşimden gelmeseydin buraya gelmezdin." Şimdi sonuçlarına katlanın diyor, kenara çekiliyor. Gerçekten bu çok ağır bir konuşma. Onu dinleyenler herhalde zaten ateşin içerisinde kıvranıyor, biraz daha nefret basmıştır içlerine. Bu şey karşı. Neden? Çünkü sana güvenerek hareket ettik. O da "güvenmeseydim" dedi, işin içinden çıktı, sıyrıldı.
Dostlar, Allahu Teala Kur'an-ı Kerim'de işte bu şeytanın tanımını bize vermiş, onun vasıflarını bize söylemiş. Nasıl hareket edersek onunla aynı akıbete uğrarız, bu konuda bizi uyarmış. Öyleyse bu uyarıları dikkate alıp şeytani güçlerin nasıl organizasyonlar kuracaklarını, Kur'an-ı Kerim'e hangi noktalarda muhalefet edeceklerini, her noktada eder de senin kabul edeceğin şekilde bunu nasıl süsleyerek yapabilir, işte bunları bize söylemiştir.
Dostlar, Allahu Teala şöyle buyuruyor: "Saçıp savuranlar şeytanın kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür." Demek ki arkadaşlar, israf etmek, israfçı yapmak insanın malını, daha da önemlisi ömrünü. Yani her şey geri geliyor da, giden günler geri gelmiyor, giden zaman geri gelmiyor. Durum böyle olunca insanın ömründen israf etmesi, efendim işte malını saçıp savurması, imkanlarını saçıp savurması gerçekten şeytani bir eylemdir, korkunç bir eylemdir. Neden? Bakın bir düşünün lütfen. İşte ben futbolu sevmiyorum, bana boş iş geliyor. Hani herkesin kabul edebileceği bir şey söyleyelim. Kumar organizasyonlarına, içki organizasyonuna, ne bileyim sigaraya, erine, kokaine, efendim işte çeşitli aşırı lüks harcamalara, işte bir maç bileti için 30-40 bin lira verenlere. Bunlar bir bak, bunların hepsi israf. Çünkü o paralarla geçinebilmek, yeryüzündeki bütün açların tamamı doyurulmuş olsa bile yine de bunlara verilen para israftır. Gelecek nesilleri düşüneceksin, hayvanları düşüneceksin, düşünecek bir sürü şey var. Para harcayacak bir yer varken Allah'ın verdiği imkanları israf olsun diye harcamak, huzur-u ilahi bizi zor durumda bırakabilir.
Bakınız, Allah ne buyuruyor? İsra Suresi 27. "Şimdi kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler. Çünkü şeytan aralarını bozar. Gerçekten şeytan insan için apaçık bir düşmandır." Gerçekten bazen öfkeleniyoruz, bazen duygulanıyoruz, bazen kendimize hakim olamıyoruz. Birileri hakkında ileri geri konuşuyoruz. Burada Allahu Teala bizi şu noktada uyarıyor: "Sözün en güzelini söylemeyi kendine alışkanlık haline getir." Tabii burada sözlerin en güzeli, insanları uyarırken, vaaz-u nas ederken elbette ki Kur'an-ı Kerim. Ama sürekli sürekli Kur'an-ı Kerim ayetlerini dostlarımızla, arkadaşlarımızla iletişim halindeyken bunları kullanmıyoruz. Kişisel sıkıntılarımız oluyor, efendim işte biz sırrımızı paylaşmak istiyoruz, birinden uğramış olduğumuz haksızlığı anlatmak istiyoruz falan ya da yanlış anlaşıldığınız mevzuyu düzeltmek istiyoruz. Birilerinin adı geçiyor bazı konuşmalarda. Allah buyuruyor ki: "Sözün güzelini söyleyin, şeytan aranızı bozar." Kim bu şeytan? Bunlar insan şeytanlarıdır. Sen öfkelisindir, çok kızgınsın, çok mutlusundur. Birisi hakkında maksadını aşan, belki de kastın da o değildir de öyle anlaşılacak şeyler söylersin. Adam alır bunu ona götürür, hemen ihbar eder. Allah Kur'an-ı Kerim'de buyuruyor ki: "Şeytan insan için düşmandır." O Rabbine karşı nankörlük et. Öyleyse arkadaşlar, şeytana ve onun yeryüzündeki kardeşlerine koz vermeyin. Sinirlerimize, duygularımıza hakim olalım. Efendim, çok mutlu, insanın zaten en çok yanlış yaptığı zamanlar, çok mutlu olduğu anlar, çok öfkeli olduğu anlar, çok sevinçli olduğu anlar, yani duyguların coştuğu anlarda, aklı bastırdığı anda insanlar panik halindeyken, kriz halindeyken, efendim işte hoş olmayan şeyler söyleyebilirler. Bunu diyen birileri gider yetiştirir, ispiyonculuk yapar. Var bu tipler maalesef. Laf götürüp getiren, dedikodudan kafasını kaldırmayan. İşte bunlar insanların arasını bozma, bozmak için uğraşırlar. Allah burada buyuruyor ki: "Şeytan insanların arasını bozar." Bu da aynı işi yapıyor. Demek ki bu da onun gibi. Ara bozmak şeytanın mesleğidir. Birisi de insanların arasında bozmaya çalışıyorsa, o zaman şeytani davranıyor. Bunun adımlarını izlemeyecek. İşte ne diyordu ayette: "Şeytanın adımlarını izlemeyin" buyuruyor Allahu Teala.
Kur'an'ın geneline bakıldığında dedikodu, gıybet, ölü yamyamlığıdır. İğrenç bir şeydir ve şeytani bir eylemdir.
Bir başka ayet-i kerimede Allah şöyle buyuruyor: "Kimi insanlar Allah hakkında bilgisizce tartışmaya girerler." Şimdi bir bilmiyorsun, bir konuyu dinlemek istersin, bir konu hakkında soru sormak istersin, bir konu hakkında belge, bilgi, kaynak sorarsın. Anlamadığın noktaları sorarsın. İşte biraz bilgi sahibi olunca artık yavaş yavaş zihnindeki bulutlar dağılır, adım adım, adım perdeler aralanır. Tatmin olduktan sonra kendince mevzuyu tartışmaya açarsın. Bu kabul edilebilir bir şey. Ama Allah hakkında bilmediğin, Kur'an'da yeri olmayan, kimsenin söylemediği ya da yalancıların ancak söylediği şeyleri yayarsan eğer, o zaman Allah hakkında bilgisizce, belgesiz tartışmaya giren bir tip olursun. Hayırsız, şeytana uyarsın. Peki hayırsız şeytana uymanın alameti nedir? Allah'ın söylemediklerini söylemeye çalışıyor. Allah'ın kastetmediği şeyleri sanki o kastetmiş gibi, o bunu istiyormuş gibi anlatıyor. İşte bunlar şeytani varlıklardır. Yani bir tartışmada olmazsa olmaz en asgari şart delilin olmasıdır. Elinde bir delil, bilgi kaynağı, kitap, yani seni haklı çıkartacak, hepimizi ikna edecek bir belgen yoksa, o zaman Allah hakkında nasıl tartışırız? "Allah şöyle dedi, Allah şunu yaptı, Allah bunu yaptı" diye. Mazallah kıyamet günü hesap veremez.
Devam edelim arkadaşlar. Hac Suresi 52. ayeti okuyalım. Biraz önceki Hac 3'tü. "Senden önce gönderdiğimiz hiçbir resul ve nebi yoktur ki bir şeyi arzu ettiğinde şeytan onun arzusuna bir şey katmamış olsun. Ama Allah şeytanın kattığını hemen giderir, sonra ayetlerini sağlamlaştırır. Allah daima bilen ve kararları doğru olandır." Dostlar, buradan şunu anlıyoruz: Nebi ve resul bile olsa, iblisin iyi niyetine, temennisine pislik atmaya çalışmadığı hiçbir insan yoktur. Başka ve daha öz bir tabirle, Allah'ın elçisi bile olsanız, şeytan size vesvese verecektir, sizi yoldan çıkarmak için uğraşacaktır. Bu problem değil. Sen ona uymadığın sürece sorun yok. Ama onu dinlersen, o zaman sorun çıkar. Peki Allah'ın elçileri işte bazen Allah'ın razı olmadığı şeyler yapabiliyorlar mı? Yapabiliyorlar. Mesela bakınız, bakınız Yunus Aleyhisselam Allah'tan izin almadan kavmini terk etti. Allah bundan razı mıydı? Allahu Teala müsaade etti mi? Yani ben Yunus Aleyhisselam şeytana uydu demek istemiyorum. Ama Allahu Teala Kur'an-ı Kerim'de buyuruyor ki: "Eğer diyor tövbe etmeseydi, bizi tesbih edenlerden olmasaydı, kıyamete kadar balığın karnında kalacaktı." Allahu Teala ona balığın karnında ölüm cezası veriyor. Dikkatli olalım arkadaşlar. Nebi bile olsanız, insan yanılabilir. Vahiy çizgisinden hiç sapmamak lazım. Yani ş, Allah'ın elçileri şeytan'dan istisna değildir, vesvese olmaktan istisna değildir. Ki Muhammed Suresi 19. ayetinde Allah buyuruyor ki: "Hem kendi günahın için hem müminlerin günahları için Allah'tan af dile." Çok açık ifadeler.
Bakın, Allahu Teala biz insan şeytanların bir tane de örnek veriyor. Furkan Suresi 27 ve 29. "Yanlış yapan her kişi o gün iki elini ısırarak şöyle der: Keşke bu resul ile aynı yolu tutsaydım. Yazık ettim kendime. Keşke falancayı samimi dost edinmeseydim." Neden? "Doğru bilgi, zikir, yani Allah'ın kitabı geldikten sonra beni uzaklaştırdı." Adam dünyada bir takım arkadaşlıklar kurmuş, dostluklar kurmuş, bir takım kurumlara katılmış. Bunlar diyor beni diyor Allah'ın zikrinden uzaklaştırdılar. Bakın ayet-i kerimede Allahu Teala bu tiplerden nasıl bahsediyor. Devamında: "Şeytan insanı yüz üstü bırakır." Kendisini zikirden uzaklaştıran, Kur'an'dan uzaklaştıran arkadaşı için. Allah diyor ki: "Şeytan insanı böyle yüz üstü bırakır." Zikirden uzaklaştıran kişiyi. Allah şeytan diyor. Kur'an-ı Kerim'e göre, Kur'an'la insan arasına giren kişi şeytandır. Olumsuz manada giren kişi şeytandır. Kur'an'dan uzaklaştırmaya çalışan kişi şeytandır. Uydurma hadislerle ümmet-i Muhammed'i hurafe ve şirk bataklığına sokanların haline dikkat et. Peşinden gittiğin şeytan olmasın. Ayette Allah ne diyordu: "Kim şeytanı Allah'tan daha yakın dost edinirse, kim şeytanı Allah'la arasına koyarsa." Şimdi insan diyor ki: "Bir dakika ya, şeytan nasıl Allah'la arama koyabilirim? Hem Allah'a tapayım, hem şeytana tapayım? Hem onu mutlu edeyim, hem mutlu edeyim?" Oradaki şeytan zaten senin ilk aklına gelen Adem'e secde etmeyen şeytan değil. O da olabilir elbette de. Öncelikli olarak sana Allah'ın dinini anlatıyorum diye yalan yanlış şeyler anlatanlar var ya, o peşinden gittiğin insanlar var ya, uyduğum hadisleri yayınlar var. İşte onlar şeytandır. İşte Allah'la arana o iblisleri koyma. Seni doğru yola götüreceğini zannettiğin kişiler, eğer uydurma hadisleri, yalan yanlış menkıbe, tahrifatı, Kur'an-ı Kerim'e efendim işte keyfi yorumları giydirmeyi, bunları anlatıyorlar. İsa, Kur'an'la arana giriyorlar ve kıyamet günü pişmanlık sebebi olacaklar. Allah'ın şeytan dediği, Kur'an'dan seni uzaklaştıran kişi. E bunu elbette "Aman Kur'an'a inanma" diye yapmayacak. Böyle yaparsa sen buna inanmazsın. Ama Kur'an-ı Kerim ayetlerinin altını üstüne uydurma hadisi sıkıştıracak, yalan yanlış menkıbe, Kur'an-ı Kerim'e aykırı inanç ve itikatla, bilmem kimin hikayesi, bilmem kimin kıssası, ayetlerin bağlantılarını koparacak, keyfi yorumlar. İşte burada benden bahsediyor. Bilmem ne. Bir bakmışsın Kur'an-ı Kerim'den uzaklaşmışsın. İşte bu uzaklaşmayı bu dünyada arayı kapat, telafi et ve Kur'an'la arana giren tiplerden kurtul. Ahirette çok kötü olur, pişman olursun. O pişmanlık da fayda vermez.
Allah buyuruyor ki: "Şeytanların kime indiğini size haber vereyim mi?" Diyor. Kime iniyormuş şeytanlar? Yani şeytanın yoldaşı, kardeşi, şeytanın emir verdiği, şeytanın emir eri, şeytanın askeri tipler kimlermiş? Bakın kimlermiş onlar? "Her günahkar iftiracıya iner." Bunlar Allah'a iftira atan tipler. Bunlar Resulullah'a iftira atan tipler. Özellikle onun söylemediği şeyleri yaymaya çalışan tipler, din diye anlatan tipler. Ayetlere, hadislere kafalarına göre manalar veren, hadis uyduran, menkıbe uyduran, masal uyduran. Din kitabını eline alıyorsun, içinde ayet yok. Araya bir Allah, Muhammed sıkıştırmış. Zannediyorsun ki sana anlattığı İslam dini. Uydurma hadis var kitabında. 70 basım yapmış. E bu nasıl mikrop gibi ümmet-i Muhammed arasında yayılabilir? İşte bunlar bu günahkarlar şeytanlara kulak verirler, onu dinlerler. Kulak verdikleri şeytanlar da kulak verdikleri şeytanlar kendilerini yoldan çıkartan bu uydurmacı, masalcı, menkıbeci tiplerdir. Güzel insanların, bilgili insanların, yetişkin insanların, olgun insanların hayatta belli bir makama, belli bir mevkiye gelmiş, başarılar kazanmış insanların hayat hikayelerini dinlemek, onların karşılaştığı zorluklarla karşılaştığımız zaman ne yapabiliriz, bize bu noktada yön verebilir. Onların tecrübelerinden istifade etmek güzel bir şeydir. Ama adamın sana anlattığı uydurma hadiste lafı getirip getirip Kur'an'da benden bahsediyor ise, Kur'an-ı Kerim ayetlerinin iç bütünlüğüne sadık kalmadan keyfi yorumlar yapıyorsa, işte bu tiplerden uzak durun arkadaşlar. Bunlar Allah hakkında yalan söyleyen, Allah hakkında uydurmalar inanan, başkalarını da ikna etmeye çalışan tiplerdir. Allah bunların şerrinden bizi korusun. Ne diyor Allahu Teala? "Onların çoğu yalancıdır." Niye çoğu yalancıdır? Çünkü bazıları yalan söylüyordur ama o kandırılmış, kandıran değildir. Ona da biri yalan söylemiş, kandırmıştır. Dikkatli olmak lazım. İnsanları uyarırken dikkatli olmak lazım. Ya da "Şeytan onları hakimiyetin altına aldı da onlara Allah'ın zikrini unutturdu. Onlar şeytanın taraftarlarıdır. İyi bilin ki şeytanın taraftarları kaybedeceklerdir." Demek ki arkadaşlar, demek ki arkadaşlar, Allah ile insan arasına giren, Allah'ın kitabını devreden, karmaya çalışan, Allah'ın kitabını unutturmaya çalışan, Allah'ın kitabında vermiş olduğu bilgilerin dışında başka bilgiler verip yaymaya çalışan kişiler şeytani karakterli insanlardır. Kur'an-ı Kerim'e aykırı inançları yaymaya çalışan insanlar şeytani karakterli insanlardır. Cenabı Allah buyuruyor ki: "Bunlar şeytanın taraftarı, hizbu şeytan." Bunlar kaybedecekler. Bir de hizbullah var arkadaşlar. Allah'ın yanında olanlar, Allah'ın olmasını istediği yerde olanlar, Allah'ın taraftarları diyeceğiz de bu takım taraftarı gibi değil. Tarafını, safını, çizgisini, tavrını Allah'tan yana belirleyenler. Hizbullah herhangi bir örgütün, herhangi bir kurumun, kuruluşun, kişinin, şahsın adı değil. Bütün müminlerin ortak sıfatıdır. Birileri Kur'an-ı Kerim'in bazı kavramlarını istismar ediyor diye biz bu kavramı o istismara kurban veremeyiz. Kendi kelimelerimizi, kavramlarımız, Allahu Teala'nın bahsetmiş olduğu terkip'lere sahip çıkmak zorundayız. Birine der, birilerine der değil. Birisine der. Müslüman ona kafayı yorar. Birisi o, birisine der. "Benim hakkımda siz de çok iyi biliyorsunuz ki alemlerin Rabbi olan Allah'tır. Biz Allah'ın ne dediğini önemseriz." Bu parantezle kapatalım.
Bakınız ne demiştik bir önceki ayette: "Şeytanların kime indiğini size bildireyim mi? Onlar her günahkar iftiracıya iner." İşte iftiracı, Allah'ın kelimesini Kur'an'dan alıyor, başka manalar yüklüyor, saçma sapan yerlere çekiyor. Bunlar şeytani karakterdeki insanlar. "Bu günahkarlar şeytanlara kulak verirler. Onların çoğu yalancıdır." Devam edelim. Buradaki "onların çoğu yalancıdır" ifadesi geniş şerlere ihtiyacı var. Yani Allahu Teala "çoğu yalancıdır" derken ne demek istiyor? Ayetlerin iç bütünlüğünü kurarak bunu incelediğimiz zaman birkaç netice elde ediyoruz. Benim aklıma ilk gelen "çoğu yalancıdır" derken, yani şeytanlar sizi aldatmak için araya doğruları da sıkıştırabilir. Yahut her kötü insan o da kötülüğe maruz kalmış, o da Allah'mış olabilir ve benzeri yorumlar. Tabii ayetin iç bütünlüğüne bakarak daha sağlıklı yorumlar yapılabilir, yapılmalıdır. Lütfen bu ayetleri benzeri ayetlerle beraber okuyun. Ol ki benim de göremediğim şeyi görmüş olursunuz, bana da haber vermiş olursunuz. Videoların altına yorum yaparsanız, ben de eksik bıraktığım yerleri tamamlar, devam ederim.
Devam edelim. Zuhruf 36 ve 37. "Kim Rahman'ın zikrine kör gibi bakarak yüz çevirirse, onun başına şeytan sararız, artık o onun yoldaşı olur." Tabiat boşluğu kabul etmez. Ben Kur'an-ı Kerim'e göre hayatımı düzenlemek istemiyorum dersen, hayatını kendisine göre düzenleyecek birileri çıkacak. Şeytanlar kesinlikle onları yoldan çıkarır, ama onlar kendilerine doğru yolda sanırlar, kandırılırlar. "Nihayet huzurumuza gelince de onlardan her biri kendi şeytanına şöyle diyecektir: Keşke seninle benim aramda doğuyla batı kadar mesafe olsaydı. Sen ne kötü bir arkadaşmışsın!" İşte arkadaş kurbanı. Bu arada şu terkibi de yeniden ele alalım. Arkadaş kurbanı ne demek? Elbette ki, eroin, kokain, içki, katil olayları, ahlaksızlık, hırsızlık, yolsuzluk, arsızlık. Bu tür yerlerde arkadaşlar seni çekiyorsa kurban olursun. Ama en büyük arkadaş kurbanı, arkadaşına uyup da Kur'an-ı Kerim'i terk edendir. Hiç kimse şunu demez: "Ben arkadaşıma inanıyorum, Kur'an'a inanmıyorum." Bunu demezsin zaten. Ama adam seni Kur'an'dan uzak, kuransız bir yaşantıya çekiyor, kuransız bir noktaya götürüyor. Sen de peşinden gidiyorsan, bunu fiilen dedin zaten. Bakın, huzur-u ilahide de günah üzere bir araya gelenler, şeytani işlerde bir araya gelenler, şeytanın adımlarını izleyenler, huzur-u ilahide de böyle karşı karşıya gelir, kapışır, kavga dövüş cehenneme iter. "Gidin orada kavga edin."
İsra Suresi 64 ve 65. "Onlardan gücünün yettiğini sesinle inden oynat, süvarilerle ve piyadelerin onların üzerine yürü, mallarını ve çocuklarını ortak ol, onlara vaatlerde bulun. Şeytan onlara sadece aldatma vad edebilir. Şu da kesin ki, senin kullarıma boyun eğdirecek gücün yoktur vekil olarak Allah yeter." Cümle cümleye gidelim. "Onlardan gücünün yettiğine." Gücünün yettiği nedir? Zaten ona gönüllü teslim olanlar, zaten günah işlemeye, şehvetlerine, nefislerine, hırslarına uymaya dünden razı olan tipler. "Sesinle inden oynat." Arkadaşlar, müzik aletleri, işte ilahiler, ne bileyim işte şiirler, piyesler, şunlar bunlar. Bunlar insanların akılcı düşünme yeteneklerini engeller. Yani bir yerde e gürültülü, şarkılı, türkülü bir yerde siz insanları mesela şöyle örnek vereyim. Dinlemiş olduğunuz kaç tane şarkıyı düz yazı olarak okudunuz? Şöyle mantıklı bakın bakalım. Sözler arasında bir uyum, mantık, alaka var mı? Çoğu şarkının boş, gereksiz, kafiyeyi uydurmak için birbirinden saçma sapan cümlelerden oluştuğunu göreceksiniz. Burada diyor ki Allah: "Sesinle onları yerinden oynat." Yani benzeri bir şekilde yalan ve hurafelerle onları öyle bir pazarla ki, onların hoşuna gitsin. Hoşuna gidecek şekilde. Aziz dostlar, müziktir, şiirdir, çeşitli sanat dallarıdır. İslam bunları saklamaz. Bunlar kötü değildir. Kötülüğe alet edilirse kötüdür. Kötü kullanılırsa kötüdür. Bıçak durup dururken kötü değildir. Kurban kesersen sevaba girersin, adam öldürürsen günaha girersin. Müziktir, piyes, romandır, şudur budur. Bunlar görsel sanatlar, güzeldirler. Hakkın tebliğinde güzel örneklik olabilirler. Bir zalimi eleştirmek de, hicvetmek de bunlar ibadettir aynı zamanda. Müzikle insanları doğru yola iletmek, insanları efendim işte dini duygularını coşturmak, hareket ettirmek, efendim insanlara müzik aracılığıyla Allah'ın ayetlerini, yani müzik eşliğinde Kur'an-ı Kerim'i okumaktan bahsetmiyorum. İnsanların içinde yaşamış olduğu bunalımları, sorunları, insanlara yönlendirmeleri bu şekilde yaparsanız, nitekim bunun örnekleri de var. Bu güzel bir şeydir. Ama siz zaten duyguların coştuğu, feveran ettiği bir anda, yalanı, uydurmayı, hurafeyi, şirki, vaaz sohbetlere şöyle bağıra bağıra konuşan, yani sesiyle etkiliyor insanları, duygusallığa başvuruyor. Bu şekilde efendim insanları etkileyen kişilerden yalan uydurma, hurafe duyarsanız, emin olun o çıkan ses şeytanın sesidir. Bakın size bir örnek vereyim. Kur'an'dan diyor ki: "Yakup'un oğulları geldi diyor, gece Yakup'a dediler ki: Kardeşimiz Yusuf'u kurt yedi." Ama Allah bir detay veriyor orada: "Ağı, ağı bunu söylediler." Yalan söylemişler. Ama bu yalanı nasıl söylemişler? Ağlaya ağlaya söylemişler. Sesin ne etkili, insan ağlamaklı olduğu zaman seni de onunla beraber ağlayasın gelir ya. Adam yalan söylüyorsa, zaten başımıza ne geldiyse bu hurafeci, ağlayanların yüzünden geldi ve hep de geliyor. Öyleyse arkadaşlar, yalan yanlış vaazlara, yalan yanlış konuşmalarla sesini yükselt, yok efendim bağır, duyguları oyna, ağla, efendim enstrümanla, bilmem neyle şunla bunla sizi hurafeye, yalana, şirke, bidata peşinden gidilmemesi gereken birine ikna ediyorsa, emin olun o ses şeytanın sesidir. "Yerinden oynat" diyor onları. "Süvarilerin ne piyadelerin ne." Ordu şeytanın ordusudur bunlar. Her yere hurafe yayıyorlar, yalan yayıyorlar. Radyoların başında, televizyonların başında, gazetelerin başında, basın yayın araçlarını, her türlü sanat faaliyetini kullanıp ahlaksızlığı, küfrü, şirki, pisliği, hurafi, fuhşu yayan tiplerdir. "Mallarını ve çocuklarını ortak ol." Nasıl ortak oluyor? Tabii şöyle ortak oluyor. Adam bomboş işlerle uğraşıyor, dünyanın ve ahiretin hiçbir katkısı yok. Sen gidip ona para veriyorsun, dini kitaplar diye alıyorsun, içi gibi şirk ve hurafe dolu. Senin malına ortak olmuş. Y ona çalışıyorsun. Çocuklarına ortak ol, yolluyorsun. Şirk ve hurafe yuvasında çocuklarını artık kafasını karnını sen doyuruyorsun. Kafasını da iblis doyuruyor. Bir bakmışsın fiziksel babası sensin, fikir babası şeytan oluyor. O da şeytan şeyleri yayıyor. Bu böyle bir ortaklık. "Onlara vaatlerde bulun." Aynı Adem'e dediği gibi, "Bundan ye, sen cennette ebediyen kalacaksın." Şunu şöyle yapalım, bunu böyle yapalım. Ya herkes birbirine vaatte bulundu. Bu doğal bir şey. Ama Kur'an'a aykırı, Kur'an'ın dışında, Kur'an'ın göstermediği, Kur'an'ın önermediği şeyleri öneriyorsun. Orada bir duracaksın. "Şeytan onlara sadece aldatma vad edebilir." Senin diyor kulların üzerind hiçbir etkin yoktur. Bir başka Kur'an ayeti. "Her nebiye insan ve cin şeytanların düşman yaptı." Bakınız gördüğünüz gibi Allah şeytanları ikiye ayırttı: İnsan ve cin şeytanı. Demek ki insan şeytanları da varmış. Şeytanlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Haramı, pisliği, küfrü, şirki öyle bir pazarlar ki sana hoşuna gider. Zaten insanı mahveden şey en çok canının istediği, en çok hoşuna giden şeylerdir. Çünkü insan canının çok istediği şeyde akli düşünmesini kaybeder. Kendini tatmin etmek için gider gider ilerler de ilerler. Kendini mutlu, huzurlu etmek için, tatmin duygusuna ulaşmak için duygularını daha çok tatmin edebilmek için olmadık işlere bulaşır. Şeytanların tabii en güzel çalışma sahası, mesai yeridir. Nedir o? İnsanların duygularına hitap edip aklen ikna edemediğini duygusal yollarla ikna etmek. "Tercihi onlara bırakmasa da Rabbin yapsa bunu yapamazlar." Yani Allah şeytanların vesvese vermesine imkan bulmasa, bırakmasaydı, bunlar yapamayacaklardı. Ama imtihan dünyasında yaşıyoruz. Onlar vesvese verecek, sen de peşinden gitmeyeceksin ki Allah'ın emirlerine mi uyuyorsun, şeytanın adımlarını takip ediyorsun, bu ortaya çıksın. "Onları iftiralarla baş başa bırak" diyor Allah. Uzaklaşacak.
Arkadaşlar, şeytani işlerden uzaklaşacak. Son ayetim, Fatır 5 ve 6. "Ey insanlar, Allah'ın vaadi gerçektir. Dünya hayatı sakın sizi aldatma. O aldatıcı sakın sizi Allah ile aldatmasın." Korkunç bir şey. Bununla ilgili özel bir çalışmamız var arkadaşlar, kanalımızda "Allah ile Aldanmak ve Allah ile Aldatmak" diye. Orada çok daha geniş detaylar var. İçinde Allah ya da altında Allah geçiyor diye böyle bir kelime geçiyor diye her anlatana inanmayın. Her yazılana inanmayın. Allahu Teala kendisi hakkında ve insanlık hakkında son sözlerini Kur'an'da söylemiştir. Kur'an-ı Kerim'e aykırı bir şey Allah'ın dini değildir, şeytanın dinidir. Ama Allah'tan bahsediyor. Hayır, bahsetmiyor. Allah ile seni aldatıyor. O Allah'a inanmıyor, Allah'ın adını kullanıyor. Allah rızası için yaşamakla, Allah'ın rızasını kullanmak aynı şey değildir. Sen belki iyisin, maksadın şeyin iyi yapmak istediğin şeyler iyi. Ama adam Cenabı Allah'ın adını kullanarak seni kandırıyor olabilir. Malına, canına, ırzına musallat oluyor olabilir. Aman uyanık ol, dikkatli ol. Uydurma hadisleri sana pazarlıyor olabilir. Kendi sapkın düşüncelerini sana kabul ettirmeye çalışıyor olabilir. Aman dikkatli ol. "Şüphesiz ki şeytan size düşmandır. Siz de onu düşman sayın." E tabii ki yani ne demiştik? İçki, kumar, zina, fuhuş, bilmem ne. Bunların hepsi şeytani pisliklerdir. Bunların senin ailene bulaştırılır ki o zaman ona karşı ol, tedbirlerini al. Aynı zamanda şirk, hurafe, her türlü İslam dışılık ve bunları yayanlar şeytani şeylerdir. Çünkü insan bir müddet sonra şeytana uyuyor, uyuyor, o kadar tabi oluyor ki artık şeytana uyan olmaktan çıkıyor, başkalarını da şeytan yoluna çağırıyor. Artık o sapan değil, aynı zamanda saptıran oluyor. Haram düşkünleri bir müddet sonra işlemiş olduğu haramları yaymaya başlıyorlar. Bu durumda artık haramı işleyen değil, işleten oluyor. O işletmenin organizasyonun sahibi oluyor. Allah korusun. İş bambaşka yerlere gidiyor. Allah buyuruyor ki: "Onu düşman sayın." O sadece taraftarlarını Alevli bir ateşle ahali olmaya çağırır, ateşin derinliklerine gömülmeye çağırır.
Değerli kardeşlerim, şeytanın organizasyonları çok değişik, fazladır. Her an, her yerde karşınıza çıkabilir. Allahu Teala şeytani pislikler bizi korusun. Şeytanın yoldaşı, kardeşi olmaktan bizi korusun. Şeytanın adamlarını izlemekten bizi korusun. Elinizde Kur'an olsun. Işığınız Kur'an olsun. Onun o karanlık sokaklarından uzak durun. Allahu Teala hepimizi affetsin. Kendinize iyi bakın. Allah'a emanet olun.