Transcription
[Müzik] Kıymetli dostlar, merhabalar. Ben Kadir Gümüş. Türkçe öğretmeniniz. KPSS Türkçenin içinden geçmek için buradayız.
Kim için mi? Lisanslar, ön lisanslar ve orta öğretimler. Kazanımlarınız aynı. Beraber yardıracağız. Buyurun.
Şimdi arkadaşlar, konuları bölmüyorduk. Tamam mı? Şimdi bir önceki videoda ses bilgisinde sadece ünlülerle ilgili ses olaylarını görmüştük. Peki bu videoda, işte burada sadece ünsüzlerle ilgili ses olaylarını göreceğiz.
O zaman ne diyorum? Ünsüzlerle ilgili ses olayları! Açın bakalım hemen video ders notlarınızı. Bunlar da ödev kitaplarınız. Ödev kitaplarınız hazır olacak.
Bizim sloganımız neydi? Dört kitapla bu işi bitirip direkt denemeye geçiyoruz. Direkt denemeye geçiyoruz. Tamam mı? Hadi bakalım. Buyurun.
Ünsüz yumuşaması, diğer adıyla ünsüz değişimi. Şimdi iyi dinleyin. Bir sözcük düşünün: Sonunda "pıçık" var. Hocam, nasıl "peçete" demiyorsunuz? Hayır, "pıçık".
Şimdi ilkokula giderken düşün. İlkokula giderken harfleri öğrenir. Kardeşiniz varsa ya da çocuğunuz varsa şöyle bir düşünün: O çocuk A B C diye saymaz. A B ünsüzler böyle C. Çünkü yanında E harfi yok ki.
Bir sözcüğün sonunda "pıştık" varsa, şimdi "pıçıtık". Ağızdan çıkışı yumuşaklıdır, sert midir? Bak, ne kadar zor değil mi söylemesi? Vallahi beni yoruldun. Bak, ağzından çıkışı sen.
Bir sözcüğün sonunda bunlardan varsa, e buna ünlüyle başlayan bir ek gelirse bunlar yumuşar. Z ne olur? "Bı b" sert. "B" yumuşak. Bak, "bıç cıdıgı" olur. Yumuşak "yi" çıkartmaya zorlamayacağım.
Bunlar ağızdan çıkışı yumuşak olduğu için, yumuşak sert yumuşağa döndüğü için ben buna ünsüz yumuşaması diyeceğim. Diğer adı da bunun ünsüz değişimidir. Çünkü ünsüz değişiyor. Dikkat edin.
Şimdi herkes dikkatini bana versin lütfen. İyi bakın. Sözcüğün sonunda "pıçıtıkı" var. İyi dinle. Kitap. Buyur. Al. "Pı" var. Hesap. Buyurun. "P" var. Al. Gördün mü? Ağaç. Bak, "ç" var. Gördün mü? Kanat. Bak, sonunda "t" var. Geldik, tabak sonunda "k" var. Ya da renk sonunda "k" var.
Siz bunları ünlüyle başlayan bir ek getirdin, sen "kitabı okudum", "hesabı yaptım", "ağacı yıktım", "kanatı kurukş", "tabakı yedim", "bunun renki güzelmiş" demiyorsun. "Pıçıtıkı" bunlar sert. Ünlüyle başlayan bir ek geldiğinde o zaman bunlar değişiyor. Ne oluyor?
"Kitapı" değil, kitabı. "Hesapı" değil, hesabı. "Ağaçı" değil, ağacı. "Kanıtı 43 kuş" değil, kanadı. "Tabakı yedim" değil, tabağı. "Renki" değil, rengi. Aa, "bıcıdık" dönüştü. Yumuşadı.
Adı üzerinde sert yumuşadığı için ben buna canım kardeşim rahatlıkla ünsüz yumuşaması derim. Diğer ünsüz değişimdir. Çünkü ünsüz değişiyor. "Pışıık bıcıdı" geri dönüşüyor. O zaman şimdi ağızdan çıkış. Ezberleme bak: "Pıçık" sert, "bıcıdık" olduğu için sert yumuşuyor. Üzüstü çıkm bu kadar basit.
Bak, hep beraber bakalım. "Hesapı" değil, hesabı. Ünsüz ne yapmış arkadaşlar? Gözünüzün önünde yumuşamış. Bak, "borçu" değil, borcu yumuşat. "Yoğurtu" değil, yoğurdu yumuşatı. "Renki" değil, rengi yumuşadı. "Yanakı" değil, yanağı yumuşadı. Gerçekten arkadaşlar, ünsüz nasıl yumuşadığını görüyorsunuz.
Tamam. Sözcüğün sonunda bunlar var. Ünlüyle başlayan birey kaldık. "Fıcıdık" dönüştük. Geçmiş olsun efendim. Ünsüz yumuşas. Bu kadar basit.
Yalnız şuna dikkat et bak: "P ç t kı". Bak, dönüşüm. Bunlar sert. "Bı cı dı gı" (yumuşak g). Efendim? Bunlar da yumuşak. Böyle bir değişim olursa yumuşamasıdır.
Şimdi yem atıyor. İyi dinle: ÖSYM "psikoloğa" derken ünsüz yumuşaması var mı? Şimdi bana bakın. Orijinali nedir bunun? Psikolog. A, doğru mu? "G" yumuşak "G"ye dönüşmüş. E, ikisi de yumuşak. O zaman bir cabası değil. Çünkü ikisi de yumuşak zaten. Bak, "G" de yumuşak, yumuşak "G" de yumuşak. Bak, bu kadar basit. Yani burada ünsüz yumuşaması ses olayı yoktur.
Hadi etkinlik yapalım. MEB'in en çok, MEB'in kitabında en fazla geçenleri beraber görelim. Bak, "yoğurtu" ünlüyle başlayan: Kapakı, kalıp, kırıkı, içliki, yaprakı, allıkı, belleki, tüfeki, gözlükü, başlıkı, pirinçi, yolluku, kabuku. Ama ben güllü kartta böyle demiyorum.
Hadi beraber sizinle yumuşatalım. Bak, sonunda sert var, gördünüz mü? "Fıçıtıkı" var. Gördüğünüz gibi teker teker bak, "pıçıtık". En fazla da "k" var. En fazla da "kı" var. Genelde bu.
Şimdi yumuşatalım: "Yoğurtu" değil, yoğurdu yumuşadı. "Kapakı" değil, kapağı yumuşadı. "Kalıbı" değil, kalıbı yumuşadı. "Kırıkı" değil, kırığı yumuşadı. "İçliki" değil, içliği yumuşadı. "Yaprakı" değil, yaprağı yumuşadı. "Allıkı" değil, allığı yumuşadı. "Bellei" değil, belleği yumuşadı. "Tüfeki" değil, tüfeği yumuşadı. "Gözlükü" değil, gözlüğü. "Başlıkı" değil, başlığı. "Pirinçi" değil, pirinci. "Yolluku" değil, yolluğu. "Kabuku" değil, kabuğu.
Bak, yumuşadığını gözünüzde görün istedim ya. Ve ders notlarını parçalayarak önünüze vereceğim. Sizi yazmaktan kurtaracağım. Ben ders notuyla takip edeceksiniz. Her şeyi ben buraya yapıştıracağım. Rahat olun. Ünsüz yumuşaması, ünsüz değişimi budur.
Peki hocam, ünsüz yumuşamasına ya da diğer adıyla ünsüz değişimine aykırılıklar nelerdir? Ya nerelerde yumuşama olmaz?
Bir, arkadaşlar, iyi dinleyin. Tek heceli sözcüklerin bazılarında ünsüz yumuşamaz. Sonu serttir ama arkasından ünlü gelir, sert olmaya devam eder. Bak, 'geçmek' sert, 'ip' sert, 'saç' sert, 'at' sert. "Pıç tık". Gördünüz mü? Ama ben "geçen gün" diyorum, "geçen gün" demiyorum. Yumuşamıyor.
"İpi tut", "ibi tut" diyor musun? Ya da "saçımı kestirdiğim yere sacımı kestirdim" diyor musun? "Atımı getirir savaşa gidiyorum" yerine "adımı getirdim" diyor musun? Demiz. Bak, "sütü" yerine "sütü" diyor musun? Hayır. Tek heceli sözcükler genellikle yumuşamıyor.
Bak, mesela tek heceli sözcükler sonunda "pıçıtıkılar". Gördünüz mü? "Pıçıtıkılar". Bak, bak. Şimdi ben buna ünlüyle başlayan ekler getireceğim. Bak, "bakan kişi", "bağan kişi" diyor musun? Demiyorsun. "Topu tut" yerine "dobu tut" diyor musun? Demiyorsun. "Suçum neymiş" yerine "sucum neymiş" diyor musun? Demiyorsun. "Adamın teki" yerine "adamın teyi" diyor musun? Demiyorsun. Bak, "yat yatıp yatıp" yerine "yadıp" diyor musun? Demiyorsun.
Demek ki tek heceli sözcükler ölçsüzliğim aşamasına aykırı ama yumuşayan istisnalar vardır. Neler vardır? Bak, mesela "çok" sonunda "pıçıtıklar". Gördünüz mü? Evet. Ya da "uç uç uç". Sonunda "pıçıtık". Bunları ünlüyle başlayan ek getiriyor.
"Adamların çoku", "kalemin uçu". Ağızdan çıkışı "pıçıtlıkı" sert. Ama "adamların çoğu" diyorum, yumuşuyor. "Kalemin ucu" diyorum, yumuşuyor. Sert yumuşadığı için bunlarda ünsüz yumuşaması gördüğünüz gibi vardır. Ama genellikle tekiceli sözcükler aykırıdır.
O zaman ünsüz yumuşamasına aykırı: Bir, tek heceli sözcükler. İki, bunu bilmene bile gerek yok: Özel isimler. Sen bunu yumuşatamazsın ki. Yakup. Sen bunu yumuşatarak "Yakuba" dersen, lan oğlum, adamın adı değişti lan! Sen bunu yumuşatarak "Mehmedi" dersen, lan adı değişti oğlum! Yumuşam. Ya da Sinop. Sinopa yumuşaması. Aynen dur. Sen bunu "Sinopa" dersen, lan oğlum, ilin adını değiştirdin la! Olmaz.
İlinin adını değiştirmenin arkadaşlar tam kanunu bilmiyorum da, efendime söyleyeyim, vali teklif edecek de arkadaşlar bakanlar kurulu onaylayacaktı. O, sen bunu kafana göre yapamazsın.
Yabancı sözcüklerin bazılarına yumuşamaz. Bana bak, mesela sanat. Bak, yazacağım ama ben sana bileceklerini şimdi yapacağım. Ders notumda da dikkatli bir şekilde verdim. Sanat, hayat, yabancı sözcüklerin bazıları, kaset, ceket. Bak, yumuşamaz. "Sanadı" demezsin, "hayatı" demezsin, "gazeti" demezsin, "ceketi" demezsin. Sanatı, hayatı, kaseti, ceket. Bak, gördün mü? Yumuşamadı.
Ama sen hepsini bilmek zorunda değilsin yabancı. Bak, ben 5 tane bomba veriyorum sana. En fazla yanlış yaptırılan, MEB'in en fazla üzerinde durduğu: Bak, hukuku yumuşamaz. Evrakı yumuşamaz. Hukuku ÖSYM sordu. Evrakıyı daha sormadı. Tamam mı? Dikkat et.
Bu aynı zamanda yumuşatırsan yazım yanlışı olur. Yani sen "hukuku" yazdığın zaman yazım yanlışı, sen "evrağı" yazdığın zaman yazım yanlışı. ÖSYM bunu yazım yanlışlarında sorsa, "evrağı" yumuşak "g"li versen, ben size söyleyeyim, 100 kişiden 99'un ruhu duymaz. İtiraz edemezsin. Kazanım da var. Dikkat et bak.
"Ahlakı", ahlakı değil. "Müttefiki", müttefii değil. Mesela tarihte görüyorsunuz ya, doğu bloku, batı bloku, üçüncü bloku. Ah, bloğu değil. Demek ki ben bunlara arkadaşlar yumuşaklı verirsem, ahlakı, mütefi ve bloğu yanlıştır. Tamam.
Hadi bakalım, özetliyoruz. Hemen beyaz tahtama geçtim. Rahat olun. Tahtaya bir şey yazmayacağım, arkamda bunları görmeyin diye.
Hadi, ünsüz yumuşamasın. Herkes saysın bana: "Bıcıdık" dönüşü sürcümün şeması var. Tamam. "Hesapı" değil, hesabı. "Kanatı" değil, kanatı. Dikkat edin. "Ağaçı" değil, ağaç. "Tabakı" değil, tabağ. Biliyorsunuz.
Şimdi üz yumuşamasına aykırı durumlar say. Zihninde say: Bir, tek heceli sözcükler: atım, sütüm yumuşamadır. Tamam. Çok ve uç gibi is yumuşamad.
Özel isimler: Yakup, Sinop, Mehmet, değil mi? Yumuşamaz.
Ve üç: Yabancı kökenli sözcükler: Sanat, hayat, kaseti. Hayır. Onları zaten yumuşatarak verirsen zaten bilirsin. Sen bana beş tane sayacaksın. Beş tane çok önemli vereceksin. Hazır mısın? Bir: hukuk, evrak. Bak, hukuk, evrak, ahlak, müttefik, blok say. Hukuku, evrakı, müttefiki, ahlakı ve son olarak bloku. İşte bunları bil yeter.
Bak, tekrar ettik. Neden tekrar ediyoruz arkadaşlar bunları? İyice kafamız otursun diye. Çünkü videoyu kapatıp hemen soru çözmeye başlayabilelim diye. Hadi.
Şimdi bana demiş ki, bak bana demiş ki mesela aşağıdaki sözcükte, aşağıdaki cümlelerde, cümlelerde hangisinde ünsüz yumuşamasına aykırılık vardır demiş. Tamam. Al. A da yazmış arkadaşlar. Beraber bakacağız: Hangisinde ünsüz yumuşaması aykırılık var?
"Çöpü atmaya gitti." Yazdı. "Çöplü" sözcüğüne bak. Sözcüğün kökü "çöp" değil mi? "Fıçıtıkı" var mı? Var. Tamam. Sert. Arkasından ünlü gelmiş. Hala kapılı gibi duruyorsa ünlüsüz yumuşak. Bitti. Tekeli söz çıktı gördüğünüz gibi. Ah, ip örneğinin aynısı. Tamam mı?
Üz yüzlü yumşamasına aykırılık hangisinde vardır? "Çöpte A"da vardır. Bu kadar basit.
Şimdi bana bakın, iyi dinle. Demek ki ünsüz yum aşamasına aykırılıkta şu var: "Pıçıtıkı" sert varsa, arkasından ünlü gelmişse, hiç değişmeden kalıyorsa ünsül çamasına. Tekeceli "çöp" gibi, değil mi? Özel isim Sinop gibi ya da yabancı kökenli sözcüklerden beş tanesi.
Bir say hadi: Hukuk, evrak, müttefik, blok, ahlak. Bak, bunları yumuşak "g"ye yapamaz. Evet. O zaman üst yumşasını anlatık.
"Pıstıkının bıcıdık" dönüşümü cins örnekler de vardır. Mesela bana bir adım atar mısın? Bir yudum su içtim derken, tamam mı? İyi dinle.
"Adımın" sözcüğünün kökü ne? Atmak. Atmaktan "at". "Yudumun" sözcüğü kökü ne? Yutmaktan "yut". O zaman "pıçtık" sert mi? O zaman bunlar "adım" ve "yudum" olarak yumuşamış mı? Sert yumuşadığı için ünsüz yumuşaması bunlarda vardır. Bunlar gıcık örneklerdir. Can yakar. Dikkatli olun. Evet.
Peki öğretmenim, ünsüz yumuşamasını anlatım. Öğretmenim, ünsüz benzeşmesini anlatır mısınız? Ünsüz benzeşmesi, diğer adı sertleşme. Yumuşamanın tam tersi.
Bak, sonu "fısık şiap"la biten sözcükler. Hadi yaz: kitap. Bu lazım değil. "Fıstık şap" lazım olmayacak bana. "Fıstık şap" da bitecek. Bak, buyurun. Kitap yazdım arkadaşlar. Mesela kanat. Bak, sonu "fıstık şey yapma". Bitmiş mi? Bitmiş ya. Öyle düşün. Tamam. Al. Beş. Sonu "fıstık şarpa" biten sözcükler. Bunlar lazım olmayacak bana. Ya da gitmek. Bak, sonu "fıstık şarap"la bitmiş. Gördük mü? Kesmek. Bak, sonu "fıstık şap"la bitmiş. Evet, bu kadar basit arkadaşlar. Atmak "fıstık şap"la bitmiş. Bitmek "fıstık şap"la bitmiş. Tamam mı?
Sonu "fıstık şap"la biten bir sözcük, iyi dinle. Bir ek gelirse, demek ki bunlar eklerde oluyor. Ekler "cıdıgı"yla başlarsın. Çünkü Türkçede ekler orijinal "cıdıgıdır", biliyor musunuz? Aa, ağızdan çıkışı "cıdıgı" nasıl yumuşak. Bu ekler sert hale dilmiş. Aa, yumuşak sertleştiği için ünsüz benzleşmesi ya da diğer adıyla ünsüz sertleşmesi.
Hadi bunları "cıdıkı"yla başlayan ekler getirelim. Buyurun: Kitapcı. Bak, hatta şöyle sarayım: Kanatçı. Aa, bak "cıtıkı"yla başlayan ne getirdim? Ek getirdim. Çünkü Türkçede "ki" ve "ken" eki hariç ekler orijinalin "cıdıgı"yla başlar.
Bak, buyurun. "Dı" ile başlayan "saat 5te". Evet. Ekin orijinali "dedir". Hep "d" hal eki falan deyip durmuyor musun bulunmaya? Ya da "okula gitti". Aa, dili geçmiş zaman falan deyip durmadın mı yıllarca? E, orijinali "değildir". Buyurun al. En fazla da bunlar sorur. En fazla kafayı bunlar karıştırır.
Bak, "kes giyin". E, ekin orijinali "günindir". Boyun atkısı bitki. Aa, hocam yerden biten şey bitki de. Bak, ağızdan çıkışa bak: "Cıdık". Ağızdan çıkışı nasıldır? Yumuşak. Şimdi bunlar kullanımda sertleşiyor. Buyurun.
"Kitapçı" demiyorsun, kitapçı. "Kanatçı" demiyorsun, kanatçı. "Saat 5'te" demiyorsun, saat 500'te. "Gitti" demiyorsun okula, gitti. "Keskin" demiyorsun, keskin. "Boyun atkısı" değil, atkı. "Bitki" demiyorsun, bitki.
O zaman yumuşak sert hale geldi mi? O zaman yumuşak sert hale geldiği için ben buna ünsüz benzeşmesi ya da diğer adıyla sertleşme adını veriyorum.
Şimdi beyaz tahtama gidiyorum işmeden. Şimdi beyaz tahtamda bana bakmanı istiyorum arkadaşlar. Şimdi herkes dikkatli bir şekilde bana baksın.
Bak, ünsüz yumuşamasını hatırlayın bundan önce. "Pıçııkı", değil mi? "Pıçıık, pıçıık". Ağzından çıkışı nasıldı? Sert. Buna neye dönüşüyordu? "Bucu"ya dönüşüyordu. Sert geliyordu, yumuşak hale geliyordu. Sert yumuşak hale geldiği için ben buna ne diyordum arkadaşlar? Ünsüz yuşaması. Ünsüz yumuşamasının adını veriyorum.
Peki "fıstık şahap"tan sonra "fısık şap" lazım diye boş verin. Ağızdan çıkışı "cıdık". "Cıdıkı"yla başlayan bir ek gelirse "cıdıkı". Ağızdan çıkışı nasıl yumuşak? "Cıdıkı". Bak, bu da sertleşiyor. Ne oluyor? "Ç t k".
O zaman dikkat edin, yumuşak sert hale gelirse, tam tersi, o zaman buna da ünsüz benzeşmesi denir. Benzeşmenin diğer adı sertleşme, yumuşamanın diğer adı ünsüz değişme.
Hocam, bunları ben karıştırır mıyım? Karıştırmazsan tam tersi. Tam tersi. Bak, "cıtıkının çıtkıya" dönüşmesini bak. Bak, burada da tam tersi. "Çıtıkı cıdıkıya" dönüşüyor. Tam tersi. Ya, bunları karıştıramazsın.
Mesela bana bak, basit bir örnek vereyim. Eve girdim. Sağ tarafta bir tane dede var, öldü ölecek, 90 yaşında. Sol tarafta da bir tane bebek var, anam debecik topacık yerinde olmuş. Arkadaşlar, sen birbirini zıttı değil mi onlar? Biri gitti gidiyor ölecek, biri yeni do. Sen git çocuğu kucağına alıp öpmek yerine gidip de dedeyi kucağına alıp fıçpışladın. Ve orada dedeyi kucağına alıp öptün mü böyle bir karıştırma yapmadın. Çünkü bunlar birbirine zıt. O yüzden karıştırmazsın. E, bunlar da birbirine zıt. O yüzden karıştırmayacaksın. Anlaştık mı? Bunları karıştırmak var mıymış, yok muymuş atanacak tayfa? Yok, yok, yok. Bunlar birbirini asla kat a hiçbir şekilde karıştırmayacaksın. Tamam.
Akıllı tahtama tekrar ne yaptım? Döndüm. Buyur. Ünsüz benzeşmesi bak. Sonu "fıstık cevap"la biten sözcükler var. Sonu "fıstık cevap"la biten sözcükler var. Tamam, bunları geç. "Fısık cevap" çok lazım değil. Kitap, kanat, beş, git. Evet, burada.
Şimdi "cıgı"yla başlayan ekler getirdim. "Kitapçı", "kanatçı" sertleşiyor. "Kitapçı", "kanatçı". Bak, yumuşak sert hale geldi. Bak, "5te gitti". Çünkü eklerin orijinali "cıdıkıdır" zaten. "5şte gitti". Yumuşak sert hale geldi. Coşku, bitki, keskin. Bak, yumuşak coşku, bitki, keskin.
Hadi bir örnek daha vereyim. Türkçe dekler "cıdıkı"yla başlar. "Çalışkan" orijinali budur. Bugün ne diyoruz? Sertleştirerek "çalışkan". Bak, yumuşak sertleşti. Demek ki burada yumuşak sertleşiyor. Ben buna ünsüzleşmesi diyorum. Tamam.
Başka örnekler bak. İlk önce özet ders notunda "bıçtık" sert, "bıcıdık" bu ünsüz yumuşamaz. Eğer "cıdıkı" yumuşak, "cıtıkı" sert ünsüz benzeşmesi, demek ki bunları birbirinden ayırt edeceksin. Hatasız bir şey istiyorum.
Bak, beraber örnek verelim. Hadi, sertleştirin siz. "Ağaçta" sertleşerek "ağaçta" oluyor. Günsüz benzeşmesi. "Simitçi" sertleşerek "simitçi" oluyor. Günsü benşmesi. "Küskün" ya, ekran "cıdıgı"yla başlar ya. "Küskün olduş". Bu kadar basit ya. Bunlara dikkat edin.
Mesela denemelerde en fazla sorulan "oluşturmak". Türkçede ekler "cıdırı"yla başlar. Orijinali "oluşturmaktır". Yumuşak "oluşturmak" diyorum, sert hale geliyor. O zaman burada ünsüz benzeşmesi var. Yani ekin ilk halleri "cıdıktır", unutmayın. Sonradan "çıtık" olmuştur. O zaman "çıtıkı"yla başlayan bir ek olduğu zaman hemen dikkatinizi vereceksiniz. Tamam mı? Orada bir şey vardır. Evet.
Beraber örnekler verelim. Hadi. Buyurun. "Fıstık şap"la biten sözcüklerden sonra "cıdıgı" ile başlayan ekler gelmiş. En çok "gı" kafa karıştır. Buyurun, beraber bakalım.
"Geçkin" değil, geçkin. Bak, sertleşti. Gördün mü? Yumuşak sert hale geldi. "Kaçkın" değil, kaçkın. Yumuşak sert. "Bitki" değil, bitki. "Atkı" değil, atkı. "Etki" değil, etki.
Bazen diyorsunuz ki öğretmenim, videolar biraz uzun sürüyor. Niye uzun sürüyor, biliyor musun? Bazı videolar MEB'in bütün kazanımlarını ver ki sınavda soru kaçırmasın. Yani senin için, senin için, başkası için değil.
Bak, biçmek, çalışmak, kalkmak. Türk, yurt. Şimdi bunlara "cıdıgı"yla başlayan ekler gelmiş. Çünkü eklerin orijinali "cıdıkı". "İçki" değil, içki. Bak, yumuşak sert hale geliyor. Benzeşme. "Çalışkan" değil, çalışkan. "Kaktı" değil, kaktı. "Türkçe" değil, Türkçe. "Yurttaş" değil, yurttaş.
O zaman eğer bir ek "cıtıkı"yla başlıyorsa arkadaşlar, orada dikkat çek. "Çıtıkı"yla başlamışsa dikkat edin, "cıdıkı çıtıkıya" dönüşümü gibi düşünebilirsiniz. Bak, hadi beraber MEB'in bütün örneklerini hatasız bir şekilde göreceğiz.
Bak, kanat, coşmak, silah, hafif, Sinop. Bak, 1965, atmak, hepsi "fısık şap". Bak, şimdi yumuşak sol ekler orijinallerin yumuşak. "Kanatçı" değil, kanatçı sertleşti. "Coşku" değil, coşku sertleşti. Yumuşak, sert hale gibi. "Silah da" değil, silahta. "Hafifçe" değil, hafifçe. "Sinop'tan" değil, Sinop'tan. "1965'te" değil, 1965'te. "Atkı" değil, atkı. Bitti. Geçmiş olsun. Bu kadar basit. Yani bu kadar basit işimiz.
Bak, devam edelim. Guydır bak. Sonra "fıstık şap"la bitmiş sözcükleri şöyle kestim. Bak, hep beraber bakalım. Eklerin orijinalleri "gıdır". Orijinalleri yumuşaktır. Bunlar ne hale gelecek? Sert hale gelecek. Bakın, beraber görelim.
"Askı" değil, askı. Bak, sertleşti. "Bitki" değil, bitki sertleşti. "Tepki" değil, tepki sertleşti. "Coşku" değil, coşku sertleşti. "Etkin" değil, etkin sertleşti. "Keskin" değil, keskin sertleşti. "Yapışkan" değil, yapışkan sertleşti. "Çalışkan" değil, çalışkan sertleşti. "Bileşke" değil, bileşke sertleşti. Dikkat edin. Bazı örnekleri, çıkması en muhtemel örnekleri tekrar ede ede kafana yazıyor. Tamam. Dikkatli ol.
Peki öğretmenim, sözcüklerde ünsüz benzeşmesine bazen aykırılık olur. Nerelerde olur? Mesela birleşik sözcükler.
Birleşik sözcüklerde "fısık şahap"tan sonra, bak "fısık şahap", "fısık şahap"tan sonra arkadaşlar şuradaki birleşik sözcüklere bak. İki tanesi birleşik sözcüklerdir. Tamam mı? Şu ikisi de istisnai unsurlardır. Bazen aykırılık olur.
"Fızık şarap"tan sonra "cıtıgı" gelir, sertleşmesi kalır. Mesela üçgenle beşgen. "Gangen" yeni bir şey öğreneceksin burada. "Gangen" ek değildir, bir sözcü. "Gangen" ne demek biliyor musun? Kenarlı demek. Üçgen üçgenarlı, beşgen beşkenarlı.
O yüzden bak, birleşik sözcüklerde ünsüz yumuşamasına aykırı bir fark "cıdıkı" var ama bu "çıtıkı" olmamış. Üçgen ya da beşken olmamış.
Bir de "gılgil" ve "cağız ceviz" ekleriyle. Bunlar da arkadaşlar aykırıdır, istisnai eklerdir. Bak, "Fikret gil" yerine "Fikret kil" demiyorsun. "Fısık şap"tan sonra "cıdı" gelmiş, kalmış. Ya da "çocuk çağız" demiyorsun, "çocuk çağız" yerine. Bak, bunlar hala duruyor, "cıdık". Demek ki bu da ünsüz benzeşmesine aykırı.
Şimdi ÖSYM'nin en çok sorduğu, bana bak, en çok sorduğu "dık" ve "dığında"ya dikkat etsin. Şimdi hep beraber bak: "Dık" sıfat fiildir. "Dığında dinde" de zarf değildir. Bak, en son ÖSYM'nin sordu: "Yaptığında". Şimdi hep beraber bana bakın.
Şimdi bu "yaptığında" sözcüğü "yap tığında". Şimdi hep beraber bak, bu ekin orijinali nedir? "Tıkında". Doğru mudur? Ya da "yaptığı". Bunun orijinali nedir? "Dık diktir". Yıllardır "anası mezar dikecekmiş" deyip durmuyor musun? Yani orijinallerinde "dık" var.
Peki bunlarda ne olmuş arkadaşlar? "Yaptığın" olmuş. Bak, "tı". O zaman bunun orijinali "tık"mış, bu "tığ" olmuş. Burada "yaptığı" derken orijinal "tık"mış, ne olmuş? "Tı" olmuş.
Peki o zaman hangi ses olayı olmuş? Bak, ağızdan çıkışı "dı" değil midir? Ne olmuş bu? "T". "Dı" yumuşak, "t" sert. Burada yumuşak sert hale dönüştüğü için burada ünsüz benzeşmesi olmuş.
Peki ağzına çıkışık sert. Yumuşak "g" yumuşak. Burada da sert yumuşak hale geldiği için ünsüz yumuşaması olmuş. İkisi bir arada bak: "Dık dik". İyi dinle. Beraber beyaz tahtada çalışma yapacağız.
Ağzının çıkışı yumuşak sert. Burada yumuşak sertleştiği için ünsüz benzişmesi olmuş. Bak, bu ağızdan çıkışı sert. Bu yumuşak olmuş. Sert yumuşadığı için ünsüz yumuşaması olmuş.
Ben şimdi yazacağım burada beyaz tahtada. Siz teker teker bana göstereceksiniz. Hadi, sevgili beyaz tahtama en sevdiğim yerime geçti ve dikkatle bana bakmanızı istiyorum ve kendinizi bana fazlasıyla vermenizi istiyorum. Bana bakın.
Şimdi diyorum ki ben "geldiği gün geldi". Şimdi sen şöyle düşüneceksin: Kadir hoca bana anlatmıştı. Bu ekin orijinali en fazla ÖSYM'nin sorduğu "dık". "Anası mezar dikecekmiş". "Dık". Doğru mudur? Ne olmuş bu? "Dı" olmuş. Peki "D"de herhangi bir problem var mı? Yok. "D" aynen tekrar etmiş.
Burada "K" ağızdan çıkışı sert. "R" yumuşak. Bak, "K" yumuşak. O zaman sert yumuşadığına göre burada sadece "yı" var. Bak, gördük mü? Bu kadar basit.
Şimdi diyorum ki "kestiği". "Kestiği". Şimdi Kadir Hoca dedi ki ekin orijinali neydi? "Tık". Tamam, "tık". Burada ne olmuş? "Tı" olmuş. Ünlü sayma. Bak şimdi, ağızdan çıkaca yumuşak. "T" sert. O zaman yumuşağın sertleştiği, "tı" oldu. O zaman ben bunu ünsüz benzeşmesi var.
Ağızdan çıkışı sert. Yumuşak. Sert yumuşadı. O zaman burada da ünsüz yumuşaması var. Hem yumuşama var hem benzeşme var. Gördük mü?
Şimdi "olduğu" gibi diyor. Oldu. Hadi ağızdan çıkışına bak. Ya Kadir Hoca dedi ki bu ekin orijinali "dık". Tamam. Burada ne olmuş? Aradaki ünlüyü saymıyorum arkadaşlar. "Dı" olmuş. Bak, "D"de problem yok. Bak, bu sertmiş. Yumuşak olmuş. Sert yumuşağa dönüşme için ünsüz yumuşamasın. Yani ezberlemeyeceksin. Kuralın belli. Buna göre tıkırtır tıkırtır tıkırt mantık yürüteceksin. Anlaştık mı?
Bakın arkadaşlar, sınavda en fazla sorulma ihtimali olan arkadaşlar ek "tıktığında" dikkat edin. Bunlarda da nasıl bulunacağını tane tane gösterdim. En çok çıkanlar, MEB kazanımında da belli.
Hadi, hangisinde hem ünsüz benzeşmesi hem ünsüz yumuşaması vardır? İkisi de vardır.
Bakalım, "kitabın" demiş. Kitap orijinali bu: Kitabın. Peki ağızdan çıkış "kitap" sert. "Kitabın" derken yumuşak olmamış mı? Sadece ünsüz yumuşaması var. Başka bir şey var mı? Yok.
Ele "gidip" sözcüğün kökü ne? Orijinali gitmek. Gitmekten "git". Sert. "Gidip" derken ne olmuş bu? Yumuşak. Peki sert yumuşak olduğu için kardeşim, burada da sadece ünsüz yumuşaması var. Başka bir şey yok.
"Sahaftan". Sahafan orijinali arkadaşlar, bunun sahaftan değildir. Orijinal, hani yıllardır demiyor musun? "De halki deneki saftan" derken ağızdan çıkışı yumuşak değil mi? Peki "saftan" derken sert olmamış mı? Aa, tam tersi, yumuşak sert olmuş. Burada da ünsüz benzeşmesi var. Canş gitti.
"Yaşadığı", anam "dık dikine" çıktı. Yaşadığı. Peki Kadir Hoca sürekli sana ne diyor? Bu ekin orijinali "dık" demiyor mu? Bu ekin orijinali neye dönüşmüş? Tığa dönüşmüş arkadaşlar. Pardon, dığa dönüşmüş. Aynısı "yaşadığı" derken "dı". Şöyle alayım da. Evet. Şöyle olmuş. Evet, "the" olmuş. "Yaşadığı" derken "D''lerde problem yok. "K" ağızdan çıkışı sert. E, bu da yumuşak. Sert yumuşağa dönüştüğü için sadece össüz yumuşaması var. Başka bir şey var mı? Yok.
O zaman arkadaşlar, burada sadece ünsüz yumuşaması var. Burada sadece ünsüz yumuşaması var. Burada sadece ünsüz benzeşmesi var. Burada da sadece ünsüz yumuşaması var. Başka bir şey yok.
Şimdi diğer örneğe bakalım. Şurada diğer örnek için hemen kendime kara tahtamdan güzel mini mini harika bir yer açıyorum. Tamam, açtım. Hadi bakalım. Buyurun.
"Çekişti", anamay çekişti. Kadir hoca zaman ne dedi? "Diktik" demedim, bu ekin orijinalini dedi. Peki "dıktik" ne olmuş? "Ti" olmuş. Şimdi beyaz kalemle gösterdiğim yer ağızdan çıkışı olmuş. Ana, yumuşak sertleşmiş. Burada bir kere ünsüz benzeşmesi var mı? Var. Açıkçık. Sert yumuşak "g" yumuşak, burada da sert yumuşamış ünsüz yumuşaması var.
O zaman burada hem yumuşama var hem benzeşme var. Benzeşme artı yumuşama olduğu için, e bana da zaten o sormuş. İşte en fazla sorduğu soru tiplerinden birisi, dikkat edin, "tık dığında" bunlara dikkat edin.
Geldik: Ünsüz düşmesi. Bak, ünsüz düşmesi nasıl? Ceplerimizi dolduralım.
Bir, en önemli y, tamam. Bir sözcü küçültmek gelirken alır. Mesela beraber yapalım: Cık cık, rakrek. Bu arada "rakrekin" de küçültmek olduğunu öğreneceksin. Ha, bugün burada öğreneceksin.
Bak, ufak, buyur. Ufak, buyur. Minik, buyur. Küçük, buyur. Bak, bunları küçültmek getireceğim beraber. Tamam mı? Küçük. Evet. Yine küçük, getirdim. Büyük, getirdim. Hep beraber hazır mıyız?
Şimdi ben bunları küçültmek getiriyorum. "Ufakcık" çocuk ama ben bugün buna "ufacık" diyorum. Dünsüz düştü. "Ufak rak" çocuk ama ben buna bugün "ufarak" diyorum, düştü. Yeni bir şey öğrendim: "Ufarak", "ufacık" demek, çok ufak anlamına gelir. "Rockrek" de "cıkın" başka bir formidir.
Mesela "minikçik" adam, "minicik" adam, ünsüz düştü. "Küçücük" çocuk, bak "K" düştü, ünsüz düştü. "Küçük" çocuk, "A" ünsüz düştü. "Büyük" ev, "a" ünsüz düştü. İşte ünsüz düşmesi böyle. Sonda "K" ünsüz düşüyor, küçük yer. Tamam.
Bir de ben size bundan önceki videoda bir bomba anlatmıştım, hatırladınız mı? Gülücük ve öpücükte. Aman dikkat edin. Bu ikisi var ya, adınız gibi bileceğiniz örnekler. Nasıl olmuş demiştim?
Gülmek ve öpmek. Gülmek ve öpmek neydi? Fiildi. Aa, bunlara ne geliyordu? İş memek. İş iş. Bunlar isim yapıyor. Gülmekten "gülüş", yaptığım eylemin adı. Öpmekten "öpüş", yaptığım eylemin adı isim geliyor. Buna artık isim olduğuna göre, isim fiil geldi bunlara. İsim olduğuna göre arkasına küçültme ekleri gelir: Gülüşçük, öpüşçük. Biz buna "gülücük", "öpücük" diyoruz. Ş'ler düşer. Burada da ünsüz düşmesi vardır diye ilk videoda bunlarda ünlü türemesi yok, aksine ünsüz düşmesi var diye anlatmıştım.
Bir, bu "cık cık" küçültmekleri geldiği zaman olur. Bir de nasıl olur biliyor musunuz arkadaşlar? Şimdi ona geçmeden şu örnekleri görün.
Ben bugün "minicik" diyorum, ünsüz düştü. "Alçacık" diyorum, ünsüz düştü. "Küçürek" diyorum, ünsüz düştü. "Çabucak" diyorum, ünsüz düştü. Gördünüz mü?
Şimdi bunların köklerini söylüyorum. "Büyüyecek". Kökü büyük. "Büyücek". "Büyüyecek". Ünsüz düştü. "Küçücük" kökü nedir? Küçük. "Küçükcük". "Küçücük" ünsüz düştü. "Ufarak". "Ufak rak", "ufarak" ünsüz düştü. "Sıcacık", "sıcakçık" ünsüz düştü. Bitti. Nasıl ünsüzlerin düştüğünü gördük mü?
Bir, küçültmek geldiğinde. İki, arkadaşlar, "L" yapımak geldiğinde de olur. Nasıl yani?
Şimdi ben buraya bazı sözcükler yazacağım. İyi bakın, bana köklerini bulacaksınız: Seyreldi, yükseldi, alçaldı. Buna nasıl olmuştur, biliyor musunuz?
"Seyreldinin" kökü ne? Seyrek. "Yükseldinin" kökü ne? Yüksek. "Alçaldının" kökü ne? Alçak. Hadi bir daha yapalım, siz söyleyin. "Ufaldı". "Ufaldı" sözcüğünün kökü ne? Ufak. Ama bunlar isim.
Şimdi ben bunlara "L" yapım ek getirerek fiil yapıyorum: Seyrelmek, yükselmek, alçalmak, upalmak. O zaman burada "k"ler ne yapıyor? Düşüyor. Bugün ne diyoruz biz? Seyreldi, yükseldi, alçaldı, ufaldı. Dünsüz düşün. Bak, "L" yapım ekinde ve küçültmek geldiğinde düşer.
Bir de arkadaşlar bunları görelim beraber: Seyrekten "seyrelmek" ünsüz düştü. Yüksekten "yükselmek" ünsüz düştü. Küçükten "küçülmek" ünsüz düştü. Alçaktan "alçalmak" ünsüz düştü. Eksikten "eksilmek" ünsüz düştü. Evet. Ufaktan "ufalmak" ünsüz düştü. Anlaştık. Evet.
Şimdi o zaman şu an ben size iki tane ne anlattım? Hadi bana bir tekrar edeceksin. İki tane anlattığım şeyi tekrar etmenizi istiyorum.
Bir, küçültüm eki geldiğinde: "minikçik", "minicik". Tamam. Bir de "seyreldi" gibi "L" yapım eki gelip fiil yaparken yere düştü.
Bir de yıllardır gördüğünüz "as" ve "üst" sözcüklerinde olur. "As temen", "asmen" birleşik sözcüklerde. "Üst temen", "üst temen" birleşik sözcüklerde olur.
Bir de bakın, "addaş". Aynı ada sahip olanlara "addaş", aynı mesleğe sahip olanlara "meslektaş". Ama böyle derken biri düşüyor, "adaş" oldu. Bitti, ünsüz düşüyor. Bak, ünsüz kendini yere bırak, ünsüz düşmesin. Bu kadar basittir arkadaşlar. Tamam.
Şimdi ünsüz düşmesinin herkes ne demek olduğunu anladı mı? Hadi yaptıralım. Bir ufak çık. Ufacık "cık cıkle" seyreldiğinin kökü ne? Seyrek. Seyrelmek derken de "k" düşmüş. Bir de üsten, alt deme adaş. Bunlara dikkat et.
Şimdi ünsüz türemesi. Aa, bu sefer düşmeyecek, gelecek konacak. Ünsüz gelecek konacak arkadaşlar. Nasıl olacak hocam?
Şimdi ben buraya bazı sözcükler yazayım. İyi bak: His, zam. Bak, diğer adını da beraber bulacağız. Tamam. Ya da sorunun şık, hani soruda şık olur ya, seçenek ya da telefonda ne olur? Hat olur. Bak şimdi.
Şimdi ben bunlara ek getireceğim. "Kızım bana hisi". "Memurun maaşı zamtlı". İnşallah o günlerde görürsünüz. Memuru olun ya, zamdan zaten bir yıl sonra şikayet etmeye başlarsınız maaşlardan, hele bu sonra şikayet edersiniz. Şimdi içinizden diyorsunuz: "Hocam yeter ki olayım. Ne şikayet edeceğim bir yıl sonra, göreim sizi." Bakın, "sorunun şıkı" ya da "telefonun hattı". Ama ben Gülükatla bunlara böyle demem ki. Hop.
Ne derim bak: "Kızın bana hissi", bak bir ünsüz geldi buraya kondu. "Memurun maaş zammı", geldi kondu buraya, geldi kondu. "Soruların şıkkı", geldi kondu buraya. "Telefonun hattı", geldi kondu buraya. Aa, o zaman ünsüz türedi.
Peki türeyen ünsüz? Dikkat ettiniz mi? Kendi önünde ne varsa aynısı türet. Aynısı türediği için ünsüz türemesinin diğer adı nedir biliyor musunuz arkadaşlar? Ünsüz ikizleşmesidir. Çünkü aynısı geldiği için ben buna ünsüz ikizleşmesi derim. Tamam.
Bazen de "etmek" falan gelirken, mesela hissetmek ya da zan etmek ya da haz etmek ya da hal olmak. Ama gülükte ben bunları böyle söylemem ki.
Ne derim arkadaşlar? Hisset. Türet. Zannetti. Türedi. "Zannetti" dersen eski bir futbolcu olur, kendini zannetti. Haz etti. Evet. Hall oldu. Peki aynısı türedi değil mi? Evet. Kendinden önce ne varsa aynı. O zaman ben burada özsüz türemesi derim. Diğer adı da özsüz ikizleşmesi. Niye ikizleşme dediğimi anladım. Çünkü ikizi geliyor, aynısı geliyor.
Bak, bu nasıl olur? Beraber bak, ek alırken oluyor. "Affı" yerine affı, ünsüz türedi, bak "f". "Hissi" değil, hissi, türedi, bak türeyen aynısıdır. Dikkat edin.
"Zamı" değil, zammı. "Reddi" değil, reddi, bak aynısı türüyor. "Sırrı" değil, sırrı, bak aynısı türüyor. "Hakkı" değil, hakkı, aynısı duruyor. "Hatı" değil, hattı, aynısı duruyor. "Zanı" değil, zannı. Zan yanılgı. "Zannlı" yanılgısı anlamında. "Şıkkı" değil, şıkkı. Bak, ünsüzün nasıl türediğini görün.
E, "etmek olak" gelirken de türüyor. Biraz an önce gösterdim ya ben, mesela burada "zan etmek", değil mi? Ya da "olmak" gelirken "hal olmak". Buyurun.
"Zan etti" dersen eski bir futbolcu oluyor. Türedi, zannetti. "Hal oldu" değil, hall oldu. İşte ben buna çatır çatır ne diyeceğim? Yüzünüz türbes adını vereceğim. Diğer adı ikizleşme.
Bak, her gördüğünüz iki harfi üz üstüremez. Hayır hocam, her gördüğünüz iki harfe olamaz.
Mesela ben "hak" sözcüğün kökü "hak" üstüne "ı" gelmiş. "Hakkı" ünsüz türemez. Evet, ek gelir. Şimdi sen "cenneti" ünsüz türemes diyorsun. Lan, cennetin kökü zaten cennet, ek gelmemiş ki. Üns türemesi değil.
"Bellinin" kökü "bel" mi anasını zat? O zaman herhangi bir şekilde ünsüz türemesi yok. Ya da sikke. Lan, bunun kökü zaten bu. Bunlarda ünsüz türemesi yoktur.
Üns türemesi olması için arkadaşlar, atıyorum, "zam" sözcüğün kökü üstüne "ı" geliyor. Bak, fazdan bir "m" geliyor. Eten ve sözcük kökünden başka bir şey geliyor.
Bunlar sözcük kökleri ya da "çocuk okula gitti" derken "gitmek" zaten fiil kökü. "The d" de arkadaşlar burada görülen geçmiş zaman "d"ye dönüşmüş. Hatta ünsüz benzeşmesi olmuş burada. Tamam mı? Aman diyeyim ha. Bunlarda ünsüz türemesi yok.
Yani fazladan bir şeyin gelmesi lazım. Mesela "sır" sözcüğün kökü ekle "ı". E, "r" geliyor. Ünsüz türedir. Bunlarda var ama bunlarda ünsüz türemesi yoktur.
Ya sikkede falan zaten sözcük kökü sikk, değişik kökler bulmaya çalışıp durmayın. Tamam mı? Dikkatli olun ve mantık yürüterek olayı ne yapalım? Bulalım. Evet.
Şimdi bana bakın arkadaşlar. Buraya kadar olan bölümde dört tane ünsüzlerle ilgili ses olayı görcek. Beyaz tahtama geçeceğim. Ben bazı sözcükler yazacağım, siz onlarda hangi ses olay olduğunu bulacaksınız. Tamam.
Ne bu? Ünsüz yumuşaması gördük. Ünsüz benzeşmesi gördük. Ünsüz türemesi gördük. Ünsüz düşmesi gördük. Dört tane temel ses olayı.
Hemen ben sevgili beyaz tahtama geçtim. Sevgili beyaz Tahla bunlarla alakalı isterseniz birkaç örnek çalışması yapayım. Hadi, hazır mıyız? Ben şimdi yazacağım, siz hangi ses olayı olduğunu söyleyeceksiniz. Tamam.
İyi bakın, yazıyorum arkadaşlar. Burada yine beni üzer, altını çizeceğim. "Ahmet" hangisi solayı var? Şimdi Türkçedekiler neyle başlar dedim? "Cıdıgı"yla. "Ahmet" görülen geçmiş zaman orijinal bu değil midir? Yumuşak. Peki ne oluyor? "Ahmet" diye sert olu. Yumuşak sert hale geldiği için ünsüz benz, bak aynı.
Şimdi yazıyorum: "Küçücük elleri vardı." "Küçücük". Tamam. Sözcük kökü ne? Küçük. Buyurun. "Cık cık" gelmiş burada. Evet. O zaman "K" düşmüş. Bitti. O zaman ünsüz düşmesi vardır.
Bak, "uçak alçaldı". Sözcük köküne bak. Alçak değil midir sözcüğün kökü? Üstüne "L" gelerek fiil yapmamış mı? "K" düşmüş. O zaman bitti. Burada da ünsüz düşvesi vardır. Bak, bu kadar basit. Anlaştık mı?
Şimdi diyorum ki "yaptığın işten memnun musun?" Abo, en fazla karşımıza çıkı. Kadir hoca ne dedi? Bak, "tığ" burada ama ekin orijinali neydi? "Tık". Ekin orijinali ne oldu? "Tı" oldu. Şimdi ağızdan çıkışa bakar mısın? "Dı" ağızdan çıkışı yumuşak. "Tı" ağızdan çıkışı sert. Yumuşak sert hale geldiği için burada yüzünden çıkması olmuş.
Peki bu sert, bu yumuşak. Sert yumuşak hale geldiği için burada üssüz yumuşaması olmuştur. Ama bunlara dikkat et.
"Hissetti" derken hangi ses olayı var? Bak, "hissetti" derken hangi ses olayı var? Hissetti. Orijinali "hisetmek" değil mi? Hop, aynısı ne yaptı? Geldi. Hop, bala cumbala bumbala kondu. O zaman burada da ünsüz türemesi ya da diğer adı ünsüz ikizleşmesi vardır. Evet.
Şimdi biraz sonra tahta lazım olacağı için yine ben burayı ne yapacağım? Sileceğim. Çünkü gerçekten göreceğimiz çok az bir yer kaldı arkadaşlar. Videomuzun son bölümündeyiz. Ünsüzlerle alakalı ses olaylarında, yani ses olaylarını bitireceğiz artık, biliyor musunuz?
Üçüncü videoda artık egzersizler olacak, sınav analizler olacak. Bir de dandik dünlük arkadaşlar, hani büyük ürün oy mu küçük ünlü oy mu sınavda çıkmıyor da, dandik dünü üçüncü videoda da onu göreceğiz. Bitti ya. Abartmayacağız. Tamam.
Evet, geldim buraya. Tekrar buradayım. Hadi. Kayrıştırma harfi ya da diğer adıyla koruyucu ünsüz. Aa, bu nedir?
Şimdi gençler, Türkçede iki tane ünlü yan yana gelmez. Bak, iki tane ünlü yan yana gelmez. Araya "yaşasın", "yeşesene" kaynaştırma erkleri gelir. İşte ben bu "yeşe seneye" istersen kaynaştırma yüzün sözle, istersen kaynaştırma harfleri de, istersen yardımcısüzde ve istersen de koruyucu sözle. İstediğiniz öyle bütün isimlerini bilelim.
Bak, bir ünlü bir ünlü daha yan yana gelmeyecek, araya "yeşesene" girecek. İşte olay da burada bitecek. Beraber görelim.
Bak şimdi, ben günlük hayatta demem ki arkadaşlar, mesela ben günlük hayatta arkadaşlar "su iki tane ün yan yana geldi gelmez". Araya "Y" kaynaştırma harf yaptım. "İki er elma" demem, "ikişer elma" dedim.
Bak, "araba ı" demem. "Ayşe'nin arabası" der. "Altıın", "altı" sayısının "altıının" demem, "altı yaşas". Bitti. Bu kadar basit.
Peki bana bakın. Şimdi ben size öyle bir şey öğreteceğim ki kaynaştırma harfinde test çözerken yanlış yapanların hepsi doğru hale getirecek. Bekleyin birazdan.
Bak, "Y"de bir sıkıntı yok, her zaman bulursun. "Ş"de bir sıkıntı yok, her zaman bulursun, üleştirmeler de çıkar sadece. "S"de bir sıkıntı yok, her zaman bulursun. En sıkıntılısı "N"dir. "N"dekiler bazen bazı "N"ler kaynaştırma harfi olmaz. İşte denemede ya da başka bir yerde en çok onları yanlış yapıyorsun. Ben o olayı çözeceğim. Rahat.
Bak şimdi, şuradaki kaynaştırma harflerini bulalım. Ondan sonra olaya gelelim. "Araya" derken "ara aa" kaynamış değil, araya. Kaynaştırma gitmiş.
"Beklemek" sıfat fiil "anası mezar dikecekmiş" gelmiş, bekleye. "Söylemek" gelecek zaman "accek" gelmiş, söyleyecek. "Ayşe'nin kedi kedisi", "arabanın kapısı" değil, "arabanın kapısı". "Çocukların yediği" değil, "yedisi". "Aramak" gelmiş, "acak ecek" gelecek zaman, arayacak diye kaynaştırmak beklemek. "Acakecek" gelmiş. Bekleyecek. "Yeşesen" bu kadar kolay bir şekilde karşımıza çıkıyor.
Şimdi bomba geldi. Bombayı vermeden önce bir ön bilgi vereceğiz. Bak, normalde sözcükte yapıda göreceğiz ve daha sonra isim tamamlarında göreceğiz ama önceden bilelim. Çok basit, daha rahat ol.
Bak şimdi gençler, isim tamlamaları vardır. İsim tamlamalarında bak, iki tane ikin adını öğreneceksin. Çok kolay. Beraber yapacağız. Adını duyunca var ya hemen zorlanıyorsunuz. İlgi yelik gidyince milletinin kafası karışıyor. Aslında beni bir dinle, beni bir kendini ver dinle. Vallahi 10 numara almayacaksın.
Bak, isim tamlamasına birinci unsura tamlayan denir. İkinci unsura tamlanan denir. Tamlayan ek alır isim tamlamasında.
Tamlayan eklayanın aldığı ek, ilgi ekidir ya da tamlayan ekidir. Tamlananın aldığı eke de iyelik eki denir ya da buna canın isterse tamlanan eki de diyebiliriz. Hep beraber bakalım, isim tamlaması yapalım. Ekleri beraber getirelim. Bak, adam ev arkadaşlar. Kapı kol, bu milli örneğimiz. Tamam. Milli örneğimiz, iyi bakın. Hatta milli örneğe bile gerek yok. Direkt olaya gireyim. Milli örneği konurken ben ev. İsim tamlaması yapacaksınız. Sen ev. Tamam. Şimdi isim tamlaması yapalım beraber. Bak, adamın evi, benim evim. Senin evin. Bak, bunlar ne ekidir? İlk ek. Aferin sana. Bunlar ne ekidir? İyelik. Aferin. Şimdi bunu ön bilgi olarak öğrendin mi? Öğrendin. Şimdi içinden diyorsun ki, "Ya hocam, Allah'ını seversen, bunu ön bilgi olarak öğrendim de benim niha işime yarayacak?" O kadar güzel işine yarayacak ki, kendini bana bırak. Bak, iyi dinle. Ve burada en sonunda da bir kısa yol söyleyeceğim ama kısa yol en sonunda olacak. Bak şimdi, iki tane şey yazıyorum. İyi bakın. Diyorum ki, "Adamın evini gördüm." Buna bir numara diyorum. Burada da diyorum ki, "Senin evini gördüm." Tamam mıyız buraya kadar? Şimdi buradaki 'n'lerden bir tanesi kaynaştırma harfi. Bir tanesidir. Şimdi bana buradaki isim tamlamalarını, çıplak isim tamlamalarını çıkarın, bulun. Eklerin adını yazdırın. En sonda kısa yolu beraber bulacağız. Tamlayan, tamlanan, isim tamlaması, böyle değil mi? Bak. Adamın evi. O zaman bu ne eki? İlgi eki. O zaman bu ek ne eki? İyelik. Senin evin derken isim tamlamasını çıkart. Senin evin. Bu ek ne eki? İlgi eki. Bu ek ne eki? İyelik eki. İsim tamlamasını tamamen kapat. Burası isim tamlaması. Biz "adamın evini" derken üstüne gördüğünüz gibi bir tane daha 'i' gelmiş. Araya da ne gelmiş? Bu neye kaynaştırma? Ama başında "senin" varsa, "senin evini" derken 'n' zaten iyelik ekinin kendisiymiş. O zaman demek ki buradaki 'n'de kaynaştırma harfi yok. İpucu ne? Bir sözcüğün başında "senin" varsa, oradaki 'n' kaynaştırma değil. Ama "senin" yoksa, o 'n' kaynaştırma. Bitti. Geçmiş olsun. Bu kadar. Bak, örneği vereyim, iyi bak. Adem'in kalemini gördüm. Bak, ben ispatlı yapıyorum. Burada da diyorum ki, "Senin kalemini gördüm." Bak, direkt ezberletmiyorum. İspatını yapıyorum sana. Şimdi "Adem'in kalemini" derken buradakine bir numara. "Senin kalemini" derken buradaki iki numara. Bunların bir tanesi kaynaştırma harfi. Bir tanesi değil. Başında "senin" varsa kaynaştırma değil. Açılımını yaparsan isim tamlamasına ne demek olduğunu anlarsın. Bak, isim tamlamasının açılımını yapıyor. Adem'in kalemi. İsim tamlamasının açılımını yap. Senin kalemin. Senin varsa iyelik eki indirir. O zaman şunlar ne eki öğretmenim? İlgi eki. Şunlar ne eki? İyelik eki. "Adem'in evi" giderken araya ne giriyor? Kaynaştırma harfi. Ama buradaki direkt "kalemini" derken 'n' zaten iyelik ekinin içinde olduğu için kaynaştırma harfi burada yok. Eğer bir sözcüğün başında 'n' varsa, oradaki kaynaştırma harfi değildir. Daha sana ne vereyim? Başında "senin" varsa, oradaki kaynaştırma harfi değil. Tamam. Hikaye bak, yazıyorum. Kaynaştırma harfinde. Şimdi yazacağım. Hangisinde? Bak, bir tek 'n' sıkıldı. Yeşeseyi bulursun. Ne sıkıntı? Onu ben sana bulma yolunu anlatıyorum. Bak şimdi, basit bir şekilde yazdım. "Adamın" yazdım arkadaşlar. "Evini" yazdım. "Senin evini" yazdım. "Senin evini" yazdım. Hangisindeki 'n' kaynaştırma harfi değildir? Başında "senin" varsa, oradaki değildir. Çünkü buradakinin açılımını yapıyor. İsim tamlaması, adamın evi. Ama şuradaki isim tamlamasının açılımını yapıyorum. Senin evin. Bunlar ne ekiydi? İleride göreceğiz. İlgi eki. Bunlar ne ekiydi? İyelik. "Adamın evi" giderken araya 'n' giriyor. Kaynaştırma harfi. Ama burada kaynaştırma harfi falan yok. Bak, bu kadar basit. Yani bunu bilirsen iş tamam. Ya kaynaştırma harflerini yeşene deyip geçiyorsun. Hızlı bir şekilde öğreniyorsun, sonra işine yaramıyor. Bunlara dikkat edeceksin. Tamam. Haydi bakayım, hangisinde demiş ki kaynaştırma harfi yoktur demiş. Bak, herkesin dikkatini burada var. Çünkü isim tamlaması yaparken başında "senin" yok. O zaman 'n'e kaynaştırma harfi? Yiyecek. Burada da var. Yemekten yiyecek. Ünlü daralması olmuş. Yiyecek. Burada da var. Hediye in. Hediyenin. Burada da var. Notlarından. Anam patlat. Vallahi patlat. Başında "senin" var ya. Allah'ını seversen "senin" var ya arkadaşlar. Senin notların. Buyurun ilgi eki. E buyurun. Başı da "senin" olduğu için iyelik eki. Üstüne de arkadaşlar burada dikkat ederseniz 'ı' gelmiş. O zaman burada da başında eğer "senin" varsa bu iyelik eki. "Notlarından" derken de 'dan' gelmiş. Burada kaynaştırma falan yok. Yani cevap rahatlıkla D seçeneği olarak çıkmış. Peki, "olduğun" derken 'n' gitti. Başta "senin" olsaydı, buradaki 'n' de olmazdı. Bak, yöntemini bilirsen, kısa yolunu bilirsen zor sorunun bile içinden çıkarsın. Evet. Ulama en kolay. Eğer bir sözcük varsa, son ünsüzle bitmişsin. Arkasından ünlüyle başlayan bir sözcük gelmişse, onu ona bitişik okunur. Ulama vardır. Adam eve, ulama. Ünsüz, ünlü. Bunu nasıl okuruz? Adam eve diye okuruz. Ulama. Ama arada noktalama işareti varsa ulama yoktur. Mesela şurada ulama var mı? Bakkaldan. Bu da milli örneğimiz. Ekmek aldı. Önce ünsüz olacak. Beraber bakıyorum. Hadi beraber bakalım. Ünsüz, ünlü. Ulama var. Ünsüz, ünlü. Ünsüzden sonra ünlüyle başlayan bir kelime geldi. Ulama var. O zaman burada da var. Burada da var. Önce ünlü, sonra ünsüz gelirse, mesela şöyle diyorum. Eve gittim. Önce ünlü gelmiş. Evet. Sonra ünsüz gelmiş. H, burada ulama falan yok. Tamam mı? Yazıyorum. Kübra dün geldi ama evden aldıklarını getirmedi. Şimdi burada ulama var mı? Varsa kaç tane var? Beraber bakalım. Kitaba Kübra, önce ünsüz gelecekti, gitti. Ünsüz arkasından ünlü gelmesi lazımdı. Burada da gitti. Ünlü, ünlü olmadı. A, ünsüz arkasından ünlü bitti. O zaman burada ulama vardır. Bak, bu kadar basit hocam. Burada olmaz. Önce ünsüz, son ünlü gelecek. Burada önce ünlü, son ünsüz gelmiş. Ulama budur. Önce ünsüz, arkasından ünlü gelecek. Ben bunu ulama diyecektim. Bitti, geçti. Evet. Dudak ünsüzlerinin benzeşmesi. Anam, çok önemli. Herkes dikkatli bir şekilde bana baksın. Dudak ünsüzü. Dudağımı mı kullandığım ünsüzler? Bunlar neler biliyor musunuz arkadaşlar? Pembe sözcükleri. Pembe. Pembe sözcüğün ünsüzlerinde dudağımı kullanmak zorundayım. M, inek gibi oldu ha bu. H, bak pembe. B, b, b, b, m. Gördün mü? Ben burada dudağımı kullanıyorum. Pembe. Pembenin üstlerinde dudağımı kullanıyorum. Demek ki pembenin 'p'si, 'm' harfi arkadaşlar. Ve 'b' harfi. Bunlar dudak ünsüzüdür. Dudakçılar, dudakçılarla iyi anlaşır. Dudak ünsüzü, dudak ünsüzünün yanında iyi durur. Şimdi Türkçede, iyi dinleyelim. Yabancı dilden dilimize girenlerde ya da Türkçe sözcüklerde 'n' ile 'b' yan yana geldiğinde bir sıkıntı çıkar. Çünkü neden? 'B' dudakçıdır. Dudakçı. Dudak ünsüzü. Hani pembe, pembe sözcüğünün ünsüzleri 'p', 'm', 'b' dudak ünsüzüydü ya, bu dudak ünsüzü ama yanındaki 'n' dudak ünsüzü değil. Anam değil, vallahi değil. Anlaşamaz. Dudakçı, dudakçı ister. Dudakçının derdi dudakçıyla. O zaman ne yapar biliyor musunuz? Hoppa. Al. Bu 'n'yi tekme atar ve 'b' yanındaki 'n'yi kovalar. Kendi gibi dudakçıyı alır. 'N'yi alır. İşte 'n' harfinin 'm' harfine dönüşmesine, 'n'nin 'm'ye dönüşmesine, 'nm' değişimine, dudak ünsüzlerinin benzeşmesi denir. Siz buna hep 'nm' değişimi diyebilirsiniz. Ya da bazen 'n' ile 'b' yan yana gelmeyi sevmediği için buna 'nb' çatışması da diyebilirsiniz. Hayır, ben bu isimleri kullanmanızı istemiyorum. Ben kazanımda hangi isim geçiyorsa, onu bilmeni istiyorum. Dudak ünsüzlerinin benzeşmesi. Sen bunu bu isimlerle öğrenirsen, bu isimlerle öğrendin. Sınavda ÖSYM, "Dudak ünsüzlerinin benzeşmesidir." Ne hal diyeceksin? Yani o yüzden her şeyi kazanımına göre bilmeni istiyorum. Buyurun. Yabancı dilden sözcükler dilimize şöyle girmiştir. Pembe, kan, kanur, çarşamba, perşembe ya da Türkçe sözcükler, saklanbaç, dolanbaç. Bak bunlar olmaz. Niye? Hepsinde 'n' ile 'b' yan yana geldi. Bunlar dönüşüm geçirecek. Hadi beraber dönüşümü beraber geçiştirelim. Bak 'n' ile 'b' yan yana gelmiş ya. Gelmeyecek yan yana. Hadi dönüşüm. Pembe değil, pembe. Buyurun, dudak ünsüzlerinin benzeşmesi. Kamber, kambur, çarşamba, saklambaç, dolambaç. Buyurun. Dudak ünsüzlerinin benzeşmesi elinden bak. Beraber örneklerde beraber yapalım. Bak 'n' ile 'b' yan yana geldi. 'B' dudakçı. Kendi gibi dudakçıyı getirdi. 'N'yi karaladı? 'N'yi getirdi? Ben buna dudak ünsüzlerinin benzeşmesi derim. Buyurun. Pembe. Pembe oldu. Dudak ünsüzlerinin benzeşmesi. Kanber. Kanber. Dudak ünsüzlerinin benzeşmesi. Anbar. Ambar. Dudak ünsüzlerinin benzeşmesi. Devam. Çarşamba. Çarşamba. Dudak ünsüzlerinin benzeşmesi. Perşembe. Perşembe. Dudak ünsüzlerinin benzeşmesi. Saklambaç. Saklambaç. Dudak ünsüzlerinin benzeşmesi. Dolanbaş. Dolanbaş. Ünsüzlerinin benzeşmesi. Bakın bunlarda da var çünkü. Niye? Çenber. Çember. Tenbel. Tembel. Bak bunların hepsinde dudak benzeşmesi var. Kan kambur. Bak tanbur. Tambur. Video ders notlarına bazılarını yazmıyorum. Çok az, çok az nadiren yazıyorum. Onun işte özellikle onlar önemli. Sana yazdırarak göstereceklerim bunlar. Mesela özellikle çok sorulan sana yazdırarak göstermek istediklerimdir. Tamam mı? Evet. Peki dudak ünsüzü benzeşmesi nerelerde olmaz? Bir, özel isimlerde olmaz. İstanbul'a İstanbul mu diyeceksin? İlin adını mı değiştireceksin? Ya da birleşik sözcüklerde. On ile başı, son ile bahar birleştiği için on başı ve sonbahardır. Birleşik sözcükler. On başı, sonbahar olmaz. Tamam. Bir de göçüşme var. Ya göçüşme, yer değiştirme. Halk ağzında yazım yanlıştır. Mesela sözcüğün orijinali nedir? Kibrit. Kibrit yazımı da doğru. Bunun yazımı doğrudur. Kibrit zaten. Ama bizim halkımız bunu yanlış bir şekilde kullanarak bunu göçüşmeli kullanıyor. Göçüşme, metatez, yer değiştirmedir. Bak yer değiştiriyor. Kibrit demiyor, kirbit diyor. Yazım yanlış oluyor. Toprak demiyor, torpak diyor. Bak halk ağzına görüyorsunuz köylerde. Ekşi demiyor, eşki diyor. İşte peki bunlar aynı zamanda öğretmenim yazım yanlışı mıdır? Tabii ki yazım yanlıştır. Demek ki yer değiştirme, bak yer değiştiriyor. B'lere, H'lere ve bu şekilde yer değiştirme oluyor. Bitti, geçti, gitti. Hikaye budur. Bak yaprak, bak yer değiştiriyor. Hop, yarpak oluyor. Bak al. Bunun yazımı doğrudur. Halk ağzında olur, yanlıştır. Yani göçüşme halk ağzında yazım yanlışı olarak çıkar. Evet. Geldik. Altı çizili sözcükte hangi ses olayları vardır? Hadi bismillah diyelim. Bulalım. Hissettikleri zaten 'dık dik' var, ona bir dur. Hissetmekte araya gelmiş 's' türediği için burada bir kere ünsüz türemesi var mı? Var. Hissettikleri derken, anası mezar dikecekmiş. Var mıymış? Ana, 'd' yumuşak. Hissettiği derken 't' sert olmuş. Yumuşak sertleştiği için ünsüz benzeşmesi var. Bakın arkadaşlar. Peki 'k' hala duruyor. O zaman herhangi bir şey yok arkadaşlar. Hissettik. Bu değişmiş. Bak, hissettiğim derseydi yumuşamalı olurdu. 'Lerim' derken bir şey yok. O zaman ünsüz benzeşmesiyle ünsüz türemesi var. Buyurun, hadi bulalım. Ünsüz türemesi, hissetmek. Hissetmek ve burada da 'd'ye dönüştüğü için ünsüz benzeşmesi var. O zaman 1, 2. Cevap rahatlıkla A seçeneği olarak çıkmıştır. Evet. Şimdi yorum etkinliğine geldik. Videonun sonunda bak, bu cümledeki ses olaylarını yoruma yazacaksınız. Mesela baktığında karşısına hangi ses olayı ya da olayları varsa, iki tane de olabilir. Dikkat edin. Duydu, küçücük, hangi ses olayı varsa, ellerinin hissini, bunların hepsinde kaynaştırma harfi dahil olmak üzere ses olaylarını buluyorsunuz. Hemen yoruma yazıyorsunuz. Evet arkadaşım, ödev var. Ve de elinizden öper. Hadi şimdi arkadaşlar, KPSS Türkçe Soru Bankamızda test 2 ve 3'ü çözüyorsunuz. 10 + 11, 22 soru burada ve çözemediğiniz her soruyu kare koddan dinliyorsunuz ve Parla Bilgisinden test 2'yi çözüyorsunuz. Kaç soru? 11 soru arkadaşlar. Ve geldik Parla Paragraf muhteşem ilk bölüm taksonomisiyle harika bir paragraf kitabından. Burada da ikinci gün zaten başında bir bölüm var. Orada ikinci gün yazan bölümü çözüyorsunuz. Şimdi ben bazen böyle deyince öğrenci bazen yanlış anlıyor beni. Aday hocam diyor, ses bilgisi sorusu bulamadım. Parla'dan paragraf çözüyoruz. Günlük belli bir sayıda paragraf çözerek kendimizi geliştiriyoruz. Ya bunun içinde ses bilgisi aramayın. Dil bilgisi falan peşinen yoktur. Evet, o zaman arkadaşlar, videomuzun sonuna geldik. Ünsüzlerle alakalı ses olaylarını tamamen bitirdik. Diğer videoda aşındırıcı bir konu, ünlü uyumları, sonra ÖSYM analizleri ve sorularla ses bilgisini bitireceğim. Ama ses bilgisini iki videosu buydu. Ana video buydu. Üçüncü video analizler olacağı için çok önemli. Seni seviyorum. Etkinlikle üçüncü videoda görüşmek üzere diyorum. Esen kalın efendim. Birbirimizi aldatmayalım. Aman dört kitapla gidelim ki arkadaşlar bir sıkıntı çıkmasın. Görüşmek üzere. [Müzik]