Transcription
İntibasının ve sıfatlarının kainatta tecellileri var, sürekli. Bu tecellilerden bazıları sadece bize var. Sadece sana, sadece kardeşime var. Sadece Ersin'e var, sadece bize var. Hangisi yok? Mesela bizdeki beka olayı, sonsuzluk olayı, kainatta ayda beka var mı? Elbet son bulacak. Güneşte var mı beka? Hayır, son bulacak. Peki ben de var mı beka? Evet, ben de var. Peki bendeki bekâ olayı, ne ile var? Bendeki beka olayı ruhla var abi. Ve bu ruh o kadar ince bir mesele ki kardeşim, ateistlerle aramızda incecik bir çizgi, ruh. Neden? Çünkü adam ruhu inkar ettiği anda Allah yok, ahiret yok, doğru mu? Peki ruhu adam kabul ettiği anda Allah'ı, ahireti, bir hesap gününün olduğunu adam kabul etmek zorunda kalacak. Ama adam ne yapıyor? Kardeşim diyor, ruh yok, diyor. E kardeşim sen ne olacaksın, ölünce? Ben ölünce enerji olacağım. Ben ondan sonra doğaya gideceğim. Oradan tabiat anaya kavuşacağım, pamuğu tıksınlar da kim kime kavuşuyor… Abi çok ilginç mesele yani. Bu ateistlerin, hadi her şeyi tamam ama ruh pas yani.
Bir de şey var, bir reankarnasyon olayı var biliyor musun? Kardeşim ne olacaksın ölünce? Geri döneceğim. Abi sen ne olacaksın? Ben de kral falan olacağım. Hiç anakonda olarak geri dönen yok. Ruh bahsi çok ince bir olay. Bugüne kadar, ben Risale-i Nur tefsirinden şerh edilene kadar, ruhun akli delillere sığdırılabileceğini tahmin etmiyordum. Ama Risale-i Nur elime geçtiğinde, on bir, on iki, on üç yaşında kardeşlerimle 5-10 dakika okudum, dedim ki yahu gerçekten milletin bulduğu sular şu kitapları okuyanların topuğunu bile ıslatmıyor, dedim. O kadar ilginç bir şekilde şerh etmiş ki, abi dikkatleri verin buraya inanılmaz bir iman hakikati dersi bak, 10 dakika da ruhu halledelim. Üstad diyor ki ruh enfusidir. Yani ne demek oluyor abi enfusi? Enfusi iç demek. Afaki dış demek. Enfusi yani ruh, hissedilebilir bir şeymiş, diyor. Yani herkes hayatına ve nefsine dikkat etse bir ruhu bakiyi, yani sonsuz bir ruhu anlar. Anlayabiliyor musun Halil abi? Zor abi ya, şuan anlaşamıyoruz, bir iki basamak daha gidelim ağabey, evet. Her bir ruh, kaç sene yaşamış ise, o kadar beden değiştirdiği halde açıkça aynen baki kalmıştır. Cümleyi anlayalım, ruh sürekli beden değiştirdiği halde, düzeltiyorum, ruh beden değiştirdiği halde, ruh ne oluyor baki kalıyor, beden ne oluyor, değişiyor. Ruh ne oluyor, baki kalıyor. Şimdi bunun delili nasıl olur? Beden, ruh hepsi…
Aldım resimleri, bakıyorum çocukluğuma bakıyorum, büyüklüğüme bakıyorum, hiçbiri bana benzemiyor. Hepsi yakışıklı hiçbiri bana benzemiyor. Bakıyorum abi çocukluğuma, hele sakalsız halime bakıyorum Ya baba, dedim. Evlatlık mı aldınız? Evlatlık alsam seni mi alırım, dedi. Yani resimlere bakıyorum, hiçbiri bana benzemiyor resimlerin, onu çeviriyorum, öbürünü çeviriyorum, ondan sonra baktım, resimler bana benzemiyor ya, resimler tantuni arası Sarelle bir tip var resimlerde. Ama bütün hatıralar zihnimde, işte çocukluğumda mahallede kim bana kafa atmış. Ben kimin topunu patlatmışım. Hangi bakkaldan lolipop çalmışız, hep zihnimde yani. Zihninde olunca helallikte istemek zorundasın. Demek ki sürekli Ömer beden değişiyor mu, değişiyor. Bu kadardın, böyle böyle, bizde böyle, siz de farklı. Bedir abi şöyle yapıyor. Değişiyor, değişiyor, değişiyor… Sen de aynı hatıralar, bende de aynı hatıralar. Değişiyor mu, değişmiyor. Bak abi, hard diski düşün, o bilgisayara taktım bilgiler aynı. Nerede sağlam hard diskte. Aldım Ali abi, senin bilgisayara getirdim, aynı bilgiler mi, aynı bilgiler. Bedenleri değişmesine rağmen ruh değişiyor mu, değişmiyor. Bak şimdi abi, madde de his gibi fonksiyonlar yok. Bizim iki yaşında sinir hücrelerimiz oturmaya başlar. Ardından kimi makalelere göre altı ay, kimilerine göre bir yılda sürekli beden sinir hücreleri hariç bütün hücreleri Bedir Abi sürekli değiştirip, bütün hücreleri yani altı ayda bir oluyor abi, benim bedenim komple değişmiş oluyor. Benim altı ayda bir bedenim değişiyorsa, benim hislerim ruhum hepsi aynı kalıyorsa demek ki içeride bunları, muhafaza eden bir şey olmak zorundadır. Eğer ruh diye bir şeyi ben inkar etsem, mesela düşün, Bedir Abiden bir tane araba satın aldım. Verdin mi bana arabayı, verdin. Kardeş ne zaman ödeyeceksin? Ben sana altı ay sonra veririm. Tam ondan sonra Bedir abi 6 ay sonra geliyorum, yahu diyor, nerede benim borcum, diyor. Vallahi Bedir Abi, veririm, veririmde şimdi ben o borcu olan ben değilim, değil mi ağabey? Ne oldum ben, 6 ayda bütün hücreler değişti. Ya düşünsene ya, Sana baktıkça anlatasım geliyor, sendeki bal arıda yok. E ne oldu ağabey? Eğer ruh diye bir varlığı kabul etmezsen, 6 ay sonra mahkemen düştü Deniz. Bak bankaya borcun vardı ya Onur, bitti. Altı ay sonra. Rusya'ya gittin ya altı aylığına, döndün, "Ah Hanım…" "Sen kimsin?" Hanım gitti. Altı aya bir yeni evlilik, düğün, dernek, kuyumcular bayram etti. Ne oldu altı ay sonra hanım da gitti. Demek ki bak, cümleyi tekrar okuyorum. Her bir ruh, kaç sene yaşamış ise, o kadar beden değişti. Bilbedahe aynen, ruh ne oluyor? Baki kalıyor, devamlı kalıyor, sürekli kalıyor.
Öyleyse madem ceset, madem ceset gelip geçicidir, değil mi gelip geçiyor, buruşuyor yırtılıyor, ediyor, şöyle böyle oluyor, en son gidiyor. Madem ceset gelip geçicidir, ölüm ile bütün bütün çıplak olmak dahi ruhun sonsuzluğuna tesir etmez ve ruhun mahiyetini özünü esas programını bozamaz. Bak şimdi abi ben de yüz trilyon tane hücre var, bunun yirmi beş trilyonu alyuvar hücresi. Bunları da yine makaleden okudum, işin ehli değilim, rakamlar değişiyor olabilir. Yirmi beş trilyon alyuvar… İşin ilginç yanı şu, alyuvar hücreleri 120 gün en fazla yaşayabiliyor. Şu vücudumdaki değişikliğe bakar mısın? Sürekli vücudunda değişiyor ve vücudunda yavaş yavaş, değil mi ağabey? Yavaş yavaş bir değişim oluyor, e bazen bakıyorsun hızlı bir değişim oluyor, adamın kolu kopuyor ama ruh değişiyor mu? Ruhta devamlılık var. Peki nasıl oluyor, ruhla beden arasındaki ilişki? Bak şimdi, benim şu bedenimi görüyor musun? Benim bedenimi ruh say abi, tamam mı abi? Şu da benim bedenim. Elbisem ne? Bedenim. Peki benim etim ne? Ruhum. Tam anladık mı? Neydi benim etim, bedenim? Bu ruh, peki bu kardeşim? Bu da benim bedenim. Bedir ağabey, soruyorum, hangisi hangisine bağlı hareket ediyor? Bedenim, yani elbisem ruhuma bağlı hareket ediyor. Doğru mu abi? Peki abi ben bu elbiseyi yavaşça çıkarsam, Mehmet ruhuma bir şey olur mu, olmaz. Peki heyecanlansam, uçak çarpsa hızlıca çıkarsam. Bu sefer bir şey olur mu? Tacettin neden öyle bakıyorsun? İman mı ettin? Koşarken iman etti. Peki bir şey olur mu ağabey? Bir şey olmadı. Demek ki, bak olayı çok iyi anlayalım. Bu örnek çok önemli, kaçmaması lazım. Bu benim ruhum, bu da bedenim. Bedenimdeki herhangi bir zarar, ruhumu etkilemiyorsa, demek ki kaim kalan, devamlı olan hard diski ve belleği bozulmayan içeride bir mekanizma olmak zorundadır abi.
İşin şu yanına bakalım, mesela ölmüş bir adam, öldükten bir saat sonra bakıyorsun, yetmiş kilo. Hiçbir fark yok. O esnada abi, ölmüş bir adama elektrik veriyorlar Halil abi, adamın sadece parmağı oynuyor. Bak çok ilginç bir olay. Adamın sadece parmağı oynuyor. Şimdi bir şey soracağım, ölmüş bir adam, bir saat önce ölmemiş adam. Ölmüş adamın elektrikle sadece parmağı oynarken, düğme iliklemek gibi kompleks bir hareketi bana yaptıran nedir? Şantiyeyi, trafoyu bağlasam sana yapamazsın o işi. Doğru mu Halil abi? Hoşuna gitti. Yapamazsın. Yapamazsın abi, çok ilginç. Demek ki, Fatih burası çok önemli. Bendeki bu kompleks mekanizmayı değil mi abi, içeride bir algoritmik yazılım, bir sistem olmak zorunda mı Murat abi? Zorundadır, çok ilginç. Mevtte yani ölümde ise birden soyunur. Yani ölüm anında Emre abi, birden abi heyecana geliyor beden elbisesini soyunup, hemen gidiyor oradan abi. Gayet kati bir hat ile belki müşahede, şahit olarak görerek sabittir ki, ceset ruh ile kaim devamlılığı sağlanmaktadır. Öyleyse ruh onun ile kaim değildir. Belki ruh binefsihin, yani kendisiyle istiklaliyetine halel, düzeltiyorum yanlış yerden okudum. Belki ruh binefsihin kaim ve hakim olduğundan ceset istediği gibi dağılır. Şuradan çıkarken tam o esnada da Kaan abi el frenini çekip, arabayla şov yapacak. Tam o esnada arabanın arkasını bana vuruyor. Dalağım bir yerde, böbreğim bir yerde, gözüm bir yerde, peki ne oldu abi? Beden elbisem yırtıldı. Hani insanlar diyor ya abi, ya öldüm kolum yok ne yapacağım falan diye. Yahu o beden elbisen, ruhunda bir sıkıntı yok. Yoksa ne oluyor adamlar kendisini yakıyor. Bu adam nasıl hesap verecek, diyor. Değil mi abi? Çünkü bedeni yakmış, gitmiş adam. Ne kurnazlar var ya. Adam bedeni yakmış ya. Abi bakıyorsun, adam bedeni yaktı gitti. Sorun var abi? Yok, neden yok abi? Ruh sağlam. Yıpranan ne oldu? Beden elbisem. Bedenim neyim? Sadece gömleğim, elbisem benim abi.
Evet, belki ceset ruhun hanesi ve yuvasıdır. Libası, kıyafeti değil. Bak şimdi abi, burası çok önemli. Üstad Hazretleri bir mesele anlatırken Onur, insanların önce bir örneği anlatıyor abi, daha sonra bir üstü örneğine geçiyor. Şimdi de diyor ki, ruh düzeltiyorum beden ruhun evidir, diyor kıyafeti değildir. Şimdi az önce şu benim neyimdi abi? Bedenimdi. Bu benim neyimdi? Ruhum. Birbirine benziyor değil mi? Üstat diyor ki, bak o örneği anladın mı, diyor. Evet, evet Üstadım anladım. Öyle değil, diyor. Beden ruhun evi gibi, diyor. Şimdi yeni örneğimiz oldu. Ben ruh muyum abi? İşte bu evde beden. Bana benziyor mu? O zaman ruhta sevimli Casper benzemiyor. Stajyer melek Salih'e hiç benzemiyor. Benziyor mu? Benzemiyor. O zaman ruhun nasıl bir şemali var? Biz onu anlatamıyoruz yani farklı bir şemali var. Belki ruhun libası, ruha münasip, ruha uygun bir glaf-ı latifi ve bir bedeni misali vardır. Yani Bedir abi, senin ruhun nasıl bir kıyafet olacak? Çaya rengini veren Rabbim, sana da dengini verecek. Ahirette abi ruhun nereye gelecek? Böyle Herakliyus pazılı, saçlar böyle oluk oluk akan bir Bedir abiye, böyle güzel kıyafet gelecek yani. Ona yakışır bir kıyafet gelecek abi. Yoksa olur mu abi? Olmaz yani. Niye olmaz? Düşünsene yani bu beden elbisesi sürekli deforme olmuş, o şekilde cennete gitmek ister. Beden elbisesi Cenabı Allah'ın esması farklı tecelli etmiş onda. Şimdi bu beden elbisesiyle cennete gitse, ne olacak? Huri kontenjanı otomatik boşalacak. E şimdi olur mu böyle? Olmaz. Cennete münahi. Öyleyse ölüm anında, bütün bütün çıplak olmaz kendisine has, uygun bir kıyafet, sonsuz bir ruha böyle yırtılan bir beden elbisesi olmaz. Özel hususi bir kıyafet gerek. Yuvasından çıkar, bedeni misalini giyer.
Şimdi abi biz ruhun varlığını Elhamdülillah anladık diyelim. Peki Bedir abi, bu ders bizim ne işimize yaradı? Bir ruh var mı Murat abi? Var, peki bu ne işimize yaradı? Eğer ruh varsa, ahiret var. Nasıl oluyor bu? Bak şimdi abi, sizinle bir hikayeye dalalım. Ama bütün dikkatinizi bana verin yani, bu vermeniz tefekkür olur. Çok ciddi sevap boyutu var. Bir saat tefekkür, bir yıllık aralıksız nafile ibadetten daha hayırlı. Şimdi anne karnında bir bebek düşün Tacettin, tamam mı? Bedir abi anne karnında bir bebek, bu bebek birden şuurlandığını düşün Deniz. Birden şuuru açılıyor. Şimdi bu bebek eline baksa, anne karnında kullanıyor mu? Yok, ne bir şey kesiyor, ne bir şey biçiyor. Anne ses yok, ağız kullanmıyor, kulak kullanmıyor. Anne, baba dur ne yapıyorsun, baba. Düşün, bir şey kullanıyor mu? Hiç bir şey kullanmıyor. Bacakları yok. Gol atıyor mu Kaan abi? Gol atmıyor. Gözleri kullanıyor mu? Anne âlemindeki uzuvları, bir sonraki alemde onları kullanacağına işaret etmektedir. Şimdi ruhumuza bakalım. Ben ruhuma iniyorum Burak, bakıyorum ruhumda ne istekler var? Ruhumun özelliklerine bakalım Murat abi. Ruhumu abi çilek yiyip, çiğ köfte tadı almak istiyorum. Burak babaoğlu ilahiyi okusun ama Yunus Çoban'ın sesi gelsin istiyorum. Uçmak istiyor, ıslanmadan yüzmek istiyorum. Tanka kafa atmak istiyorum. Peki bunlar bu dünyada olabiliyor mu? Olabiliyor mu bu dünyada? Bu dünyada olamıyor. Şimdi Üstadın bir cümlesi var. Vermek istemeseydi, istemeyi vermezdi, diyor. Murat abi, abi çok önemli. Bebeğin anne karnında kullanmadığı uzuvları, bir sonraki alemde kullanacağına kesin bir işaret ise, benim ruhumda kullanamadığım sonsuzluk öldükten sonra ahiret aleminde kullanacağıma işarettir. Eğer ruh varsa, ahiret şarttır. Yırtılan yalnız ve yalnız bir beden elbisesidir abi. Bir gün bu dersi yaptığımda kardeşin biri sordu. Aynı Atilla fıtratında. Peki abi ruh kolay çıkar mı, dedi. Dedim, birader o nerenden çıkacağına bağlı. Evet, Allah rızası için El-Fatiha.