📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

SALAT 2. DERS: SALAT NEDİR? 2. BÖLÜM

Şinasi Güneş1:43:34

Transcription

Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun inşallah. Yolunuz Allah'ın gösterdiği yol olsun.

Onun gösterdiği yol sadece kitabıdır. Kitabı dışında bütün yollar batıldır. Şeytanların, tahutların yoludur. Rabbimiz Hud suresi 1 ve 2. ayetlerde buyurduğu üzere, "Kendisinden başkasına kulluk etmeyelim diye kitabı detayı ile açıklayıp indirdiğini buyurmaktadır." Öyleyse bu kitap kendi kendini açıklamaktadır. Bu kitabın açıklaması için, açıklanması için başka hiçbir kaynakla kaynağa gerek yoktur.

Kaldı ki Kur'an'ı başka kaynaklarla açıklamaya çalışmak neye yol açar? Hud suresi 1 ve 2. ayette belirtildiği üzere Allah'tan başkasına kulluğa yol açar. Bunu dersin başında niçin dedim? Salatı anlatıyorum. Salat'ı anlatırken Kur'an'ın iç bütünlüğüne bağlı kalarak salat kavramını Kur'an'ın açıklamasına bırakarak Kur'an'ın kendi içliğinde beyan etmeye çalışıyorum. Şüphesiz ki Kur'an diğer kavramları olduğu gibi, diğer konuları olduğu gibi ne yapmaktadır? Kendi içerisinde detayıyla açıklamaktadır. Ben ne yapmaya çalışıyorum? Kur'an'ın kendi içliği içerisinde salatı nasıl açıkladığını size beyan etmeye çalışıyorum. Açıkça ortaya koymaya çalışıyorum.

Evet, konumuz salat. Geçen günlerde birinci dersi çekmiştik. Salatın ne olduğu üzerine. Salat'ı Kur'an'ın nasıl tanımladığı üzerine, salatın nasıl bir şey olduğu üzerine birinci dersimizin konusu buydu. Süremiz dolduğu için yarıda kalmıştı. Bu dersimizde Kur'an'ın salatı nasıl tanımladığını, salatın nasıl bir şey olduğunu Kur'an'ın iç bütünlüğüne bağlı kalarak ayetleri bağlamlarıyla izah ederek anlatmaya kaldığımız yerden devam edeceğiz arkadaşlar.

Evet, bu hafta ikinci dersimiz salat nedir? Serimizin ikinci dersindeyiz ki bu derslerimiz yaklaşık tahminim eee 30'a yakın bir ders olarak eee sunmayı planlıyorum. Allah nasip ederse. Daha önce ben bu salat derslerimi 26 ders olarak yapmıştım 1 1,5 yıl önce. Fakat biraz daha detayına girdiğim için eee bu seri bu 26'dan fazla olması muhtemeldir.

Evet. Salat nedir? Dersimizin ikincisindeyiz ve Şuayb'in salatıyla başlıyoruz. Bakalım Şuayb'in salatı neymiş? Ona bakacağız şimdi. Şuayb'in salatı neymiş? Hud suresi 87. ayet. Kalu dediler ki: "Ey Şuayb, ey Şuayb, ey esalatüke, senin salatın mıdır? en [Müzik] [Müzik] neş ne diyor burası? Dediler ki, "Ey Şuayb, senin salatın mıdır emreden? sana emreden neyi terk etmemizi. Atalarımızın kulluk ettiklerini terk etmemizi veya mallarımızı gerekli gördüğümüz şekilde kullanmamızı, terk etmemizi emreden senin salatın mıdır? Şüphesiz sen olgun ve yumuşak huylu birisin."

Evet. Şuayb'in salatı ne yapıyormuş? İnsanları atalarının kulluk ettiklerinden ve mallarını gerekli gördükleri şekilde harcamaktan vazgeçmeyi, bunu terk etmeyi emrediyormuş. Evet. Nasıl bir salat bu yani? Nasıl bir salat? O salat ki sizi atalarınızdan kulluk, atalarınızın kulluk ettiği şeylerden men ediyor ve malınızı istediğiniz gibi harcamaktan da eee men ediyor. Biz ne demiştik birinci dersimizde salatı tanımlarken? Vahiyle bar kurmak, vahiyden destek almak, vahyi takip etmek, vahiyden destek almak ve vahyin gösterdiği hedef doğrultusunda onun misyonuna göre hareket etmek, onun misyonunu desteklemek, uymak demiştik değil mi ilk dersimizde? Sale ve kökünün kök anlamında ne vardı? Uymak vardı. Yani omuz vermek daha doğrusu daha iyi anlaşılır bir şekilde ifade etmem gerekirse yükümlülük altına girmek. Nedir o yükümlülük? Vahyin verdiği yükümlülük. İşte Şuayb'in salatı da tam olarak bu. Şuayb'ı yükümlülük altına sokan salat, ona talimat veren salat. Ne diyor o salat? Atalarına kulluk ettiklerinden vazgeç diyor. Atalarının kulluk ettiklerini bırak diyor. Devamında ne diyor? Malını istediğin gibi harcayamazsın. diyor. Biz geçen dersimizde ne demiştik? Ne yapıyordu salat? Musallinler ne yapmıyordu? Müddessir suresinde miskini doyurmuyordu. Değil mi? Miskin'i doyurmuyordu. Salat ne diyordu? Musallin olanlar ne yapıyordu? Onların mallarında isteyen ve mahrum bırakılanlar için bir hak vardı. Zariyat suresi 19. İşte Mearit suresinde de vardı. Musallinler anlatılırken yine Maun suresinde tersiyle anlatmıştık, zıddıyla. Yani e salattan gaflette olanlar ne yapıyordu? Yetimi itip kakıyordu. Yoksulu doyurmaya teşvik etmiyordu. Yardıma da azıcık yardıma bile ne yapıyorlardı? Engel oluyorlardı. Evet. İşte Şuayb'in salatı neyi emrediyor? Malını istediğin gibi kullanamamayı emrediyor. Enam suresi 141. ayet ne diyordu? Hasadınızı yaptığınız zaman işte çiftçi hasat yapar. Esnaf iş adamı tahsilat yapar. İşte bu tahsilatı yaptığınız zaman, hasadınızı yaptığınız zaman ihtiyaç sahiplerinin hakkını ayırın diyordu. Değil mi? Bu bir yükümlülük. İşte bu bizi, bu yükümlülüğü bize veren şey nedir? Salat'tır. Bunun bir ritüelle nedir? İlgisi yoktur.

Şuayb'in salatı bununla da bitmiyor. Bununla da bitmiyor. Evet. Ne yapıyor Şuayb'in salatı? Halkını gücünün yettiği kadarıyla düzeltmek. Şuayb'in, Şuayb'e yüklenen, Şuayb'in yükümlülük altına girdiği o şey, o salat ne yapıyor? Şuayb gücünün yettiği kadar halkını düzeltmek istiyor. Yani insanı yükümlülük altına sokuyor bu salat. Dolayısıyla bağ kurduğumuz vahyin gösterdiği doğrultuda insanları Allah'a kulluk etmek ve kulluk etmeye davet. Geçen dersimizde söylemiştik. Allah'a davet, takvaya davet salattı. Anlatmıştık. Sosyal sorumluluk almak, malının malından ihtiyaç sahiplerinin hakkını ayırmak ve bozulanı düzeltmek. Şuayb'in salatından anladığımız bu. Çünkü Hud suresi 87'den sonra 88 devam ediyor. Tamam mı? Ne diyor 88'de? Diyor ki, "Ey halkım, dikkat ettiniz mi? Eğer ben Rabbimden bir apaçık bir kanıt üzerindeysem ve beni rızıklandırmışsa, iyi bir rızıkla beni rızıklandırmışsa, ben sizinle ihtilafa düşmek istemiyorum. Tamam mı? İhtilafa düşmek istemiyorum. Yani vazgeçmenizi istediğim şeyleri şeyler var ya vazgeçmenizi istediğim şeyler mahak. Bu konuda sizinle ihtilafa düşmek istemiyorum. Ne istiyorum? Bakın dikkat edin buraya. Ne istiyorum? Uridu illa islah. Ancak ıslah etmek istiyorum. Düzeltmek. Salih amel neydi? Fesadın zıttıydı. Düzeltmek istiyorum. Yapabildiğim kadarıyla sizi düzeltmek istiyorum. Toplumu düzeltmek istiyorum. Bozulan şeyleri düzeltmek istiyorum. İşte Şuayb'ı yükümlülük altına sokan, salatın yaptığı şeyler. Atalarına kulluk etmekten men ediyor. Malını istediğin gibi harcamaktan engelliyor. Ve aynı zamanda da nedir? Aynı zamanda da buradan biz ne anlıyoruz? Salat düzeltici bir eylem olduğu ortaya çıkıyor. Bu sefer Şuayb'in salatı ne yapıyordu? Elinden geldiği kadar toplumu, halkı düzeltmek istiyordu. İşte nedir bu? Şuayb'in salatıdır. Evet. Zira salat nedir? Düzeltici bir eylemdir arkadaşlar. Salat düzeltici bir eylemdir. Bunu nereden anlıyoruz? Sadece Hud suresi 88. ayetteki ıslah kelimesinden değil. Tabii ki Kur'an'daki bağlam ayetlerine de diğer ayetlere de ne yapacağız? Bakacağız. Sadece tek bir ayetle yola çıkacak değiliz.

Dikkat edin. Araf suresi 170. ayet. Vellezine yümessikûe bil kitabi. Kitaba sımsıkı tutunanlar var ya. Kitaba sımsıkı tutunanlar ve salat ve salatı ikame edenler. Salat-ı ikame etmek ki bu konuyu daha sonraki derslerimizde bu salat-ı ikame ve zekatı yerine getirme konusunu ileriki derslerimizde daha detayıyla tabii ki işleyeceğiz. Şu an biz salatın ne olduğunu önce bir izah etmeye çalışıyoruz. Yani salat nedir? Salatın ne olduğunu bir öğrenelim. Ondan sonra salatı ikame etmek, zekatı yerine getirmek. Bunları daha sonra daha detaylı bir şekilde ne yapacağız? İzah edeceğiz. Bakın. Velleine bil kitabi ve salat kitaba sımsıkı tutunanlar ve salatı ikame edenler var ya inelin. Biz ıslah edicilerin karşılığını ne yapmayız? Zayi etmeyiz. Demek ki kitaba sımsıkı tutunup salat-ı ikame ettiğinizde ne oluyor? Ortaya ıslah edici bir eylem çıkıyor. Arkadaşlar salih amel bozulanı düzeltmektir. Kur'an bazıları diyorlar ki işte namaz kılan insan kendini düzeltiyor falan diyorlar. Tamam mı? Ben o düşünceye katılmıyorum da insanın kendini düzeltmesi daha çok hasenatla alakalıdır. Hasenatla alakalıdır daha çok. Salihat toplumda bozuk olanı düzeltmektir. Yani size ben şöyle örnek vereyim. Salihatla hasenatın farkını izah etmek için diyelim ki bir yoksul gördünüz. Ben bu örneği eee sık sık veriyorum. Diyelim bir ihtiyaç sahibi bir yoksul gördünüz. Onu doyurdunuz. İşte kıyafet ihtiyacı vardı. Kıyafetini aldınız, giydirdiniz. Açlığı vardı. Açlığını giderdiniz. Bu hasenattır. Tamam mı? Bu hasenattır. İnsanın eee kendini de iyileştirmesi hasenattır. Salihat nedir biliyor musunuz? Salihat o aç olup doyurduğunuz, çıplak olup giydirdiğiniz o şahsın kendine yeter duruma getirmenizdir. Yani onun yoksulluğunu ortadan kaldırmanızdır. Salihat, hasenat doyurmanız, giydirmeniz. Ama salihat ise nedir? Onun yoksulluğunu ortadan kaldırmanız, onu kendine yeten bir duruma getirmenizdir arkadaşlar. Evet. Dolayısıyla Hud suresi 87-88. ayetten de gördüğümüz üzere Araf suresi 170. ayette gördüğümüz üzere nedir? Salat ıslah edici, düzeltici bir eylemdir. Toplumda bozuk olan bir şeyi düzeltmek veya topluluk içerisindeki bireylerin bozuk olan bir şeylerini düzeltmek nedir? Salattır. Araf suresi 170. ayette ne yapıyoruz? Bunu anlayabiliyoruz.

Evet. Şimdi gelelim tekrar başka bir ayete. Ekrana yansıtayım. Bakın Lokman suresi 2, 3 ve 4. ayetlere bakacağız. Ayatül kitabil hakim. İşte bu adaleti sağlayan en doğru hükümleri içeren kitabın ayetleridir. Huden yol gösterir ve rahmeten ve rahmettir. Yol göstericidir ve rahmettir. Kimler için? Lil muhsinin iyileştirenler için bir yol göstericidir diyor. Tamam mı? Bu kitap iyileştirenler için yol gösterici ve rahmettir. Ne yaparmış o iyileştirenler? Bakın dikkat edin. İyileştirenler için diyor. Ortada bir iyileştirme eylemi var ve bu iyileştirme eylemini yerine getirenler var. Ne yaparlarmış o iyileştirenler? Onlar salatı ikame ederlermiş. Yani cehalet ve yoksullukla mücadeleyi ayakta tutarlarmış. Onlar eğitim öğretimde olsun, sosyal dayanışmada, toplumsal dayanışmada olsun aktif olurlar ve onu daima ayakta tutarlar. Zayi etmezler. Ayakta tutarlar. Ve arınmanın bedelini yerine getirirler ve bil'in. Onlar ahirete de kesin olarak ne yaparlar? İnanırlar. Evet. Lokman suresi 3 ve 4. ayetlerden de gördüğümüz üzere salatı ikame etmek iyileştirici bir eylemdir. Çünkü iyileştirenler salatı ikame ediyor. İyileştirici bir eylem.

Evet. Başka bir ayete gelelim. Yine eee daha sonra detayına gireceğimiz bir ayet Hud suresinde. Daha sonraki derslerimizde bu ayeti ne yapacağız? Detaylı bir şekilde izah edeceğiz. Şu anki konumuz nedir? Salatın iyileştirici bir eylem olduğudur. Evet. Hud suresi 114 ve 115. 115 ile birlikte okuyacağız. Evet. 115. Hud suresi 114. Ne diyor? Ve salate salatı ikame et. Eim. Ekimu diye gelmiyor. Eimi diye geliyor. Salat'ı ikame et. Tarafnehari gündüzün iki tarafında. Ve zulfen minelleyl. Ve gecenin yakınlarında salatı ikame et. Tamam mı? Peki bu salatı ikame edince ne oluyor? Innel hasen şüphesiz iyilikler kötülükleri giderir. Yani siz bir insana iyilik yaptığınız zaman o insanın kötüye meyletmesine engel olur. Tamam mı? Diyelim bir açı az önceki örnek üzerinden gideyim. Diyelim siz bir açı doyurduğunuz zaman ne oluyor? O aç insan icabında kötülüğe meyledebilir. Açlığını gidermek için çalabilir. Başka bir şey yapabilir. Geçen günlerde ne geçen günü ya? Bugün ya özür dilerim. Bugün eee bir habere denk geldim. Bir baba aç olan çocuklarını doyurabilmek için hırsızlık yapıyor ve tutuklanıp cezaevine gönderiliyor. Gerçekten üzüldüm. şahsen. Yani eğer haber doğruysa tabii ki. Dolayısıyla ne diyor? Salat-ı ikame et. Gündüzün iki tarafında ve gecenin yakınlarında salat-ı ikame et. Şüphesiz iyilikler kötülükleri giderir diyor. Tamam mı? Şimdi devamına geliyoruz. 115. ayete geliyoruz. Diren innahecinin Lokman suresinin başında ne demiştik? Muhsinler için yol gösterici ve rahmetti ve onlar salatı ikame ederlerdi. Bakın burada da ne diyor Hud suresi 115. ayette diren, diren. Şüphesiz Allah iyileştirenlerin karşılığını ne yapmaz? Zayi etmez. Yani salatı ikame edince ne oluyormuş? İyileştirici bir eylem ortaya çıkıyormuş. Ve bu iyileştirici eylemler ne yapıyormuş? Kötülüğü engelliyormuş. Salat böyle bir şey.

Evet, devam edelim. Bakara suresinde de yine ona benzer bir vurgu var. Bakara suresi 110. ayet. Ona benzer bir vurgu. Bakın dikkat edin. Ne diyor? Ve salat. Salat'ı ikame edin ve zekat. Arınmanın bedelini yerine getirin. Ve enin hayırdan kendiniz için ne sunarsanız teciduh. Onu Allah katında ne yaparsınız? Bulursunuz. Innallah basir. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir. Neymiş? Hayırdan kendiniz için ne sunarsanız. Demek ki salatı ikame edip arınmanın bedelini yerine getirmede ne varmış? Kendimiz için bir hayır varmış. Hayır yapmak varmış.

Evet. Ankebut suresi 45. ayete bakalım. Ankebut suresi 45 ki bu ayet çok önemli. Evet. Ankebut suresi 45. ayet. Dikkat edin. Yke minel kitap. Kitaptan sana vahyettiğimizi ne yap? Onlara aktar. Onlara oku. Onlara aktar. Ve salat ve salatı ikame et. Tamam mı? Kitaptan sana vahyettiğimizi onlara okuyup aktar ve salatı ikame et. Devamında ne diyor? Bakın. Münker. Şüphesiz ki salat her türlü aşırılıktan ve çirkin şeylerden ne yapar? Engeller. Salat öyle bir şey ki salatı ikame ettiğiniz zaman bu ikame edilen salat aşırılıklardan ve çirkinlikten alıkoyar. Şimdi siz bu ayetlere az önce saydığım ayetlere namaz diyebilir misiniz? Yani mümkün mü? Bugün namaza baktığımız zaman, namaza yüklenen anlama baktığımız zaman bırakın fahşa ve münkerden alıkoymasını. Tabii ki istisnalar vardır da genel olarak ben gördüğüm fotoğrafı anlatıyorum. Ben genel olarak kendi gördüğüm fotoğrafı anlatıyorum. Şimdi siz bu Ankebut suresi 45. ayetteki salata namaz dediniz ve dediniz ki namazını dost doğru kıl, zekatını da ver. Dediniz çünkü şüphesiz namaz aşırılıklardan ve çirkinlikten engeller dediniz. Şimdi namaz gerçekten aşırılıktan ve çirkinlikten engelliyor mu? Namaza yüklenen anlam dolayısıyla bırakın namazın aşırılıktan ve çirkinlikten engellediğini aşırılıklara ve çirkinliklere kapı aralamaktadır. Neden? Namaza yüklenen anlamlardan dolayı. Şimdi siz namaz kılanın bütün günahları affolur dediğinizde, abdest aldığınızda vücudunuzdan dökülen suyla birlikte günahlarınız dökülür dediğinizde cumaya gittiğinizde o haftaki günahlarınız affolur cuma namazıyla dediğinizde namaz dinin direğidir. Namazın tam olursa cennete gidersin. Yarım olursa veya namaz kılmıyorsan cehenneme gidersin. Namaz borcunu da cehennemde ateşin ateşlerin üzerinde borcunu tamamlarsın gibi. Bunun gibi birçok namazı tabiri caizse bir günah sökücü gibi tanımlarsanız o zaman ne oluyor? Toplumda ahlaksızlığa neden oluyor. Fahşaya ve münkere neden oluyor. Çünkü bu sefer insanlar şöyle düşünüyor. Ben nasıl olsa namaz kıldığımda günahlarım affoluyor. Benim bir arkadaşım vardı. Tabii şimdi görüşmüyoruz kendisiyle. 40 yaşlarındaydı. Bekardı ve gayrimeşru işlere giderdi. Yani zina yapardı. Kendisi de beş vakit namaz kılardı. Ona derdim ki ya namaz kıldığı kılıyorsun. Mümin müslüman olduğunu iddia ediyorsun ama bu yaptığın uyuyor mu? Dediğimde verdiği cevap şuydu. Ben namaz kılıyorum. Namaz kıldığımda Allah günahlarımı affediyor diyordu. Topluma bakın. Ben namaz kıldığım dönemlerde gördüğüm fotoğraf adam tefecilik yapıyordu. Camide en ön saftaydı. Ticaretinde üç kağıt yapıyordu ama namaz kılıyordu. Tamam mı? Komşusun komşusunun hakkına tecavüz ediyordu. Komşuluk ilişkileri çok kötüydü ama namaz kılıyordu. Adam yolsuzluk yapıyor, hırsızlık yapıyor. Eee işte yolsuzluk yaptı, hırsızlık yaptı diyorsunuz. Size diyor ki ama namaz kılıyor diyor. Görebiliyor musunuz? Yani benim demek istediğim ne? Namaz bırakın fahşa ve münkerden insanları alıkoymasını, fahşa ve münkere sebebiyet vermektedir. Hüseyin Atay hocama selam olsun. Namazı bu ümmetin başına bela ettiler demekteki kastı işte buydu. Yani şimdi Allahu Teala bize Ankebut suresi 45. ayette bir tespit sunuyor. Diyor ki, "Salat ikame eder, arınmanın bedelini yerine getirirseniz" diyor, sonucunda bu yaptığınız eylem fahşa ve münkerden, aşırılıktan, aşırılıklardan ve çirkinlikten engeller diyor bu eylem. Şimdi namazın bunu gerçekleştirmediği ortada hatta tam tersi şekilde seyretmektedir. Şimdi Rabbimiz mi yanlış bir tespitte bulundu? Tespitini tutturamadı rabbimiz. Haşa, ben rabbimi tenzih ediyorum. Yoksa salatı mı tahrif ettiler? Bu sorunun cevabı nedir? Çok basittir. Şüphesiz rabbimiz yanlış bir tespitte bulunmaz. O yanılmaz. baktığınız zaman salatın ikame edilip de arınmanın bedelinin yerine getirildiği yerlerde gerçekten de haşa ve münkerden engellediğini ben kendi hayatımda görebiliyorum. Yani salat-ı ikame kitabı tilavetle başlıyor. Kitabı tilavetle başlayan yani Kur'an'la inşa olmuş bireyler ve toplumlar salatı ikame edip arınmanın bedelini yerine getirdiğinde o toplumda ne olacaktır? Cehalet de olmayacaktır. Yoksulluk da olmayacaktır. Refah olacaktır. Ve bu da dolayısıyla aşırılıklardan ve aşırılıkların ve çirkinliklerin ortadan kalkmasına vesile olacaktır. Evet. Ne demek istiyorum? Salat aşırılıklardan, çirkinliklerden alıkoyan, düzeltici bir eylem olan, ıslah edici bir eylem olan, insanları atalara kulluk etmekten men eden, malınızı da istediğiniz gibi harcamaktan men eden bir eylemdir.

Evet. Yine bir başka bir ayete geçiyorum. Müzemmil suresi 20. ayet. Evet. Müzemmil suresi 20. ayete geçiyorum. Yine Müzzemmil suresi 20. ayette de ne var? Benzer bir durum var. Evet. Ekrana vereyim. Müzemir suresi 20. ayeti. Evet. Salatla ilgili bölüme geçeyim. Ayet biraz uzun. Evet. eee diyor ki burada hani rabbin gecenin üçte ik'sinde daha yakınında işte üçte birinde işte kalktığını biliyor. Seninle birlikte olanların da aynı şekilde kalktığını biliyor. Geceyi ve gündüzü, gündüzün ölçüsünü Allah koymuştur. Allah koyuyor ve diyor ki onu hesaplayacağım, hesaplayamayacağınızı bildi ve size merhametiyle yöneldi. Öyleyse şimdi bundan sonrası önemli. Öyleyse bundan sonrası önemli. Öyleyse Kur'an'dan kolayınıza geldiği şekilde öğrenin ve öğretin. Kıraat bilgiyi toplamak ve aktarmak demektir. Sadece okumak değil. Bilgiyi toplamak ve aktarmak. Öyleyse Kur'an'ı kolayınıza geldiği şekilde öğrenin ve öğretin. Allah sizden hasta olanların olacağını bildi ve başkalarının da yeryüzünde yol teptiğini de bildi. Niçin? Allah'ın armağanından aramak için. Başkalarının da Allah yolunda eee çarpıştıklarını da bildi. Yani her hepinizin değişik değişik uğraşları var. Dolayısıyla ne yapın diyor? Kur'an'ı kolayınıza geldiği şekilde öğrenin ve öğretin. Ondan kolayınıza geldiği şekilde ne yapın? Öğrenin ve öğretin. Devamında ne diyor? Ve zekat salatı ikame edin. Arınmanın bedelini yerine getirin. Yani cehalet ve yoksullukla mücadeleyi daima ayakta tutun. Eğitim öğretimde olsun, toplumsal dayanışmada olsun daima bunları ayakta tutun ve bunun için arınmanın bedelini ne yapın? Yerine getirin. ahen iyi bir ödünçle Allah'a ödünç verin. Yani yapacağınız bu eylemler Allah'a ödünç vermektir. Şimdi arkadaşlar basit bir mantık yürütün. Namaz kılmakta Allah'a nasıl bir ödünç verme var ki? Evet. Salat-ı ikame edip arınmanın bedelini yerine getirmek Allah'a verilen iyi bir ödünçtür. Veikum hayrin Bakara suresi 110. ayetteki ifadenin aynısı. Kendiniz için hayırdan ne sunarsanız ah Allah katında o hayrı ne yaparsınız? Bulursunuz ve ecren ve daha muazzam bir karşılık olarak bulursunuz. Evet. Yani buradan da ne anlıyoruz? Salat-ı ikame edip arınmanın bedelini yerine getirmek Allah'a verilmiş iyi bir ödünç ve kendimiz için yaptığımız bir hayır. Dolayısıyla salatı ikame etmek bir iyilik hareketidir. Düzeltici bir eylemdir. Ayette dikkat çekici bir husus var. Nedir o husus? Salat Kur'an'ı öğrenip öğretme ile başlıyor. Evet. Ne diyor? Teesserel Kur'an ve salat ve zekat. Kur'an'ı öğrenin ve öğretin ve salat-ı ikame edin. Arınmanın bedelini yerine getirin. Az önce okuduğumuz ayetleri hatırlayın. Az önce okuduğumuz ayetleri. Ankebut 45. Kitaptan sana vahyedileni oku, aktar ve salatı ikame et. Bakın salat-ı ikame neyle başlıyor? Önce Kur'an'ı öğrenip öğretmekle başlıyor. Yine nerede var benzer vurgu? Yine demin az önce okuduğumuz ayet. Araf suresi 170. ayet. Ne diyordu Araf suresi 170. ayet? Kitaba sımsıkı sarılıp salatı ikame edenler diyordu, değil mi? Dolayısıyla salat-ı ikame Kur'an'ı öğrenip öğretmekle, kitaba, kitaba sımsıkı sarılmakla, kitabı insanlara ulaştırıp insanları aydınlatmakla başlıyordu.

Evet. Eee, Taha suresi 14. ayete bakalım. Musa'nın ilk vahiy aldığında aldığı talimat. Evet. Ekrana yansıtayım görüntüyü. Inneni. Şüphesiz benim. Ben Allah'ım. La ilahe illa ene. Benim dışımda ilah diye bir şey yoktur. Bana kulluk et veikri lizikri. Bana kulluk et ve zikrim için salatı ikame et. Zikir nedir? Musa'nın aldığı vahiydir. Zikir. Zikrim için salatı ikame et. Yani öğretim için, mesajlarım için salatı ikame et. Çünkü salatın nasıl ikame edileceği, salat-ı ikamenin içeriğinin neler olduğu, salatın ikamenin ne demek olduğu nerededir? O zikrin içerisindedir. O zikri hayata uygulamak, hayata yansıtmaktır. Salat-ı ikame. Dikkat edin burada ince bir detay daha var. Hani biz diyoruz ya işte namazı kimin için kılıyorsunuz, neye kılıyorsunuz diye sorduğumuzda işte siz duayı kime yaparsınız? Allah'a dua edersiniz. Namazı kime yaparsınız? Allah'a yaparsınız. Yani Kur'an'da ne vardır? Allah'a dua edin. Allah'a tövbe edin. Allah'a tevekkül edin. Allah'a firar edin. Fakat Allah'a salat edin yoktur. Geçen dersimizde de söyledik. Allah'a salat edilmez. Çünkü Allah bize salat ediyor. Ahzap 43'ta 43'te 56'da Bakara suresi 157 ayetlerde. Salat Allah'a yapılmaz. Allah için yapılır. Bakın burada Taha suresi 14. Zikrim için salatı ikame et. Keevser suresi 2. Rabbin için salat et ve zorlukları göğüsle. Enam suresi 162. Benim salatım, benim nusukum, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi Allah içindir diyor. Yani salat Allah içindir. Allah'a yapılan bir şey değildir. Allah için. Yapılan bir şeydir. Evet. Şimdi Taha suresi 14'ün bağlamına gitmek istiyorum ben. Şimdi Musa'ya zikrim için salatı ikame et derken bunu nasıl yapması gerektiğini de öğretiyor Allahu Teala. Yani tamam Taha suresi 14. Zikrim için salatı ikame et. Ama Musa bunu nasıl yapacak? Yunus suresi 87. ayetteki gibi yapacak. Evet. Ne diyor burada? Ve ev Musa veihi. Biz Musa ve kardeşine vahyettik. Yerleştirmeniz. Yerleştiriyorsunuz. Halkınız için yerleştirmeniz yerleştirmenizi bir Mısra Mısır'da halkınız için yerleştireceksiniz. Nedir? Büyüten evler. Tabii bu evler bizim oturduğumuz evler değil. Beyt kurum demektir. Kurum. Yani bu kurumlar nedir? Okul, eğitim kurumu olabilir, sosyal dayanışma kurumu olabilir, fabrika olabilir. Yani fabrika derken o günün şartlarındaki üretim şeyleri yani ne bileyim kılık kıyafet olur, ne bileyim taş tuğla olur, her ne olursa kurumlar çoğul geçiyor. Kurumlar oluşturun [Müzik] ve bu kurumları hedef olarak belirleyin. Bu hedef nedir? Vahyin merkezde olduğu kurumlar demektir. Evet. Vahyin merkezde olduğu kurumlar. Yani neydi? Taha suresi 14. ayette zikrim için salatı ikame etti. Hedefin ne olacak? O zikrin sana gösterdiği hedefler olacak. Ve bu hedefler bu Mısır'da yerleştirdiğim kurumlar. Kurumlar bu hedefe hizmet edecek ve ve salat ve böylece salatı ikame et ve beşiril müminin. İnanıp güvenenleri müjdele. Ne yap ne yapıyormuş Musa ve Harun salatı ikame etmek için? Taha suresi 14. bir ayetin talimatı doğrultusunda halkları için Mısır'da kurumlar oluşturuyormuş. Kurumları kıble yapıyormuş ve salatı ikame ediyormuş. Dikkat edin burada ince bir detay da şudur. Halkınız için salatı ikame ediyorsun. Bakın halkın için dikkat edin. Bu salatı ikame etme eylemi kimin için? Halkın için. Siz bu ayetteki e salat kelimesine namaz deme şansınız yok zaten. Yani Kur'an'daki hiçbir salat kelimesine namaz deme şansınız yok da bu ayette ki salata namaz yani şöyle yani halkınız için Mısır'da evler hazırlayın evleri kıble yapın ve namazı kılın. Yani halkın için mi namazı kılıyor? Çok komik oluyor değil mi? Bir de evleri bir evleri kıble yapmak ne demek? Geleneğin tanımlaması üzerinden gidecek olursak evleri kıble nasıl yapacaksın? Yani evleri mi birbirine döndüreceksin? Yoksa namaz kılarken komşunun evine doğru mu döneceksin? İki tarafında da komşun varsa hangi eve doğru döneceksin? Yani saçma sapan şeyler işte sıkıntı orada. Ne diyor burada? Halkınız için Mısır'da kurumlar oluşturun. Halkın refahı için Mısır'daki Musa ve Harun'un halkı için Mısır'da kurumlar oluşturacak ve Mısır'daki halkı için salat ikame edilecek. Evet. Amaç ne? Amaç şu: Musa ve Harun'un halkını Firavun'un zulmünden, halkın köleleştirilmesinden, halkını ne yapmak? Kurtarmak başardı mı? Elbette ki başardı.

Taha suresi 132. ayete gelelim. Geçen ders değinmiştik diye hatırlıyorum. Taa suresi 132. ayete. Evet. Ahaline salatı emret. Sen de onun üzerinde sabırlı ol. Demek ki salat sabır gerektiren bir şey. Ehline salatı emret ve sen de üzerinde sabırlı ol. Senden rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırıyoruz. Bakın en önemli detay şu: "Vel akibet takva." Sonuç takva için. Demek ki sonuç takva için. Evet. Taa suresi 132. Sonuç takva için. Yani salatın hedeflerinden biri de takva. Peki takva ne demek? Takva arkadaşlar Allah'ın sınırlarına, koyduğu sınırlara uyarak kendini korumak demek. Bir insan Allah'ın sınırlarına nasıl uyar? O sınırları bilirse uyar. O sınırları bilmeyen ne yapamaz? O sınırlara uyamaz. Evet. Ahaline salatı emret. Sen de üzerinde sabırlı ol, dirençli ol. Biz senden rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırıyoruz. Sonuç takva içindir. Arkadaşlar salatta sonuç yani hedef vahyin sınırlarına uyup korunmak içinmiş. O zaman buradaki salat nedir? Vahyin sınırları için yapılan eğitim öğretim faaliyetidir. Taha suresi 132. ayetteki salat.

Evet. Ankebut suresi 45'i dedik. Araf suresi 170'i dedik. Salat vahiyle bağ kurarak, vahiy sımsıkı sarılarak başlar dedik. Bir de ne vardı? İsra suresi 78. ayete de bakalım. İsra suresi 78. Evet ekrana da yansıtayım. İsra suresi 78'i akim salat şemsiyl güneşin sarkmasından gecenin kararmasına kadar salatı ikame et. Tamam mı? Ve Kur'anel fecr. Kur'an neydi? Bilgiyi toplayıp aktarmaktı. Öğrenmek ve öğretmekti. Tamam mı? Ve Kur'anel fecr ne olur o zaman? Fecir vakti yapılan eğitim öğretim faaliyeti olur. Evet. Ve Kur'anel fecr ifadesi Kur'an bilgiyi toplayıp da aktarmak demektir. Fecir de günün aydınlanmaya başladığı vakittir. Tamam mı? Dolayısıyla bu vakitte yapılan eğitim öğretim faaliyetidir ki bu eğitim öğretim faaliyetinin ayrıcalığını bize devamında söylüyor. İnne Kur'anel fe şüphesiz ki fecir vakti yapılan eğitim öğretim faaliyeti k meşhuda şahidi daha fazla olur, katılımı daha fazla olur. Katılan daha fazla olur. Bu vakitte yapılan eee eğitim öğretim, Kur'an okuma faaliyetinin katılımı ne olur? Daha fazla olur. Evet arkadaşlar gördüğümüz üzere salat aynı zamanda ne ile başlıyormuş? Kur'an'a sarılıp Kur'an'ı öğrenip öğreterek Kur'an'a sımsıkı sarılınarak başlıyormuş. Benzer ifade ayrıca nerede var? Fatır suresi 29. ayette var arkadaşlar. Fatır suresi 29. Ne diyor? Fatır suresi 29. Ekrana yansıtayım siz de görün. Innine yetlel kitaballahi Allah'ın kitabını okuyanlar, aktaranlar, insanlara aktaranlar ve salatı ikame edenler ve kendilerine verdiğimiz rızıktan aleni olarak ve gizli olarak infak edenler. Salat infak ilişkisi. Salat-ı ikame ile birlikte kimi yerlerde zekatı yerine getirmek geçer. Kimi yerlerde infak geçer. Tamam mı? Vec ticareten lentur. Asla bozulmayacak, kesintiye uğramayacak bir ticaret, zarar etmeyecek bir ticaret bekleyebilirler." diyor. Yani de ne demek istiyorum? Fatır suresi 29. ayete göre de salat nedir? Önce kitabı tilavet etmekle başlıyor. Çünkü siz kitabı bilmezseniz kıblenizde ne olmaz? Vahiy olmaz. Kıblenizde vahiy olmaz arkadaşlar. Ve bu sefer salatı ne yaparsınız? Çığrından çıkarırsınız. Allah'ın gösterdiği, öğrettiği şekilde yapmazsınız ve salatı ne yaparsınız? Bozarsınız. Bugün salatın namaz olmasının sebebi nedir? Kıblenin Kur'an olmamasıdır. İnsanların Allah'ın ayetlerinden haberinin olmamasıdır. İnsanlar Allah'ın ayetlerinden haberdar olsaydı eğer bugün insanlara salatı namaz diye çok affedersiniz yutturamazlardı. Ama vahiyden kopuk bir topluma siz her şeyi yutturabilirsiniz. Her şeyi yutturabilirsiniz. Birilerine efendi hazretleri dersiniz. Birilerine molla dersiniz. Birilerine büyük alim, birilerine veli, evliya, Allah dostu dersiniz. Onu yüceltirsiniz. Ondan sonra da onu istediğiniz gibi konuşturarak insanlara bu dini kolaylıkla pazarlayabilirsiniz. İşte o yüzden ruhbanlar Kur'an'ın Türkçesini okumanızı ne yapmazlar? İstemezler. Evet. O yüzden salatı ikame edebilmek için önce kitabı bilmeniz lazım. Çünkü Bakara suresi 238-239. ayette rabbimiz ne buyuruyor? Salatı diyor Allah'ın size bilmediğiniz şeyleri öğrettiği şekilde ikame edin diyor. Evet. Salat'ı Allah'ın size bilmediğiniz şeyleri öğrettiği gibi ikame edin. Evet. Ne diyor? Güvene, güvene erdiğiniz zaman diyor Allah'ın size bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği şekilde Allah'ın mesajlarını yerine getirin. Buradaki zikir kelimesi salata gider arkadaşlar. Salata gider. Biz bir önceki ayet neydi? Salat-ı vustaydı. Daha sonraki derslerimizde bunu daha detaylı bir şekilde işleyeceğiz. Taha suresi 14. Ne diyordu? Zikrim için salatı ikame et diyordu. Cuma suresi 9 ne diyor? Salata çağrıldığınızda Allah'ın zikrine koşun diyor. Diyordu değil mi? Diyelim Nisa suresi 142. ayette ne diyordu? Onlar salata üşene üşene kalkarlar. Allah'ı çok az zikrederler diyordu. Ankebut suresi 45 ne diyordu? Salat-ı ikame etmek zikirlerin en büyüğüdür diyordu. Değil mi? İşte burada da ne diyor? Ahakem tekem. Allah'ın size bilmediği şeyleri size öğrettiği şekilde zikredin. Konu salat. Salat'ı Allah'ın size bilmediğiniz şeyleri öğrettiği şekilde yerine getirin anlamına geliyor bu. Dolayısıyla salat-ı ikame edebilmemiz için önce kitabı bilmemiz lazım. O yüzden de salat-ı ikame kitabı öğrenip öğretmeyle, tilavet etmeyle ve kitaba sımsıkı sarılmayla başlar.

Salat-ı ikame dedik. Bir de ikame konusuna kısaca değinelim arkadaşlar. Arkadaşlar ikame kelimesi eee doğrultmak anlamına gelir arkadaşlar. Doğrultmak. Bir şeyi yamuk olan çok affedersiniz yamuk olan bir şeyi doğrultmak demektir. Hani Meryem suresi 59. ayeti hatırlarsınız. Onlardan sonra gelen nesiller diyordu salatı ikame ettiler diyordu. Tamam mı? Evet. Salat'ı zayi ettiler. Ondan sonra gelen nesiller diyordu. İşte ikame bunun tam tersidir. Zai olan bir şeyi doğrultmak, düzeltmek anlamına gelir. Özellikle eee ben size bir ayet konuyla ilgili değil ama bir ayet göstermek istiyorum. Hani eee Musa'yla birlikte yürüyen bir kul var. O kul ne yapıyor? Bir kasabaya eee bir kente geldiği zaman ne yapıyor? Bir duvar buluyor ve o yan olan duvarı ne yapıyor? Feekame huu diyor. Bakın dikkat edin. Feekamehu. Ne yapıyor? Yamuk olan duvarı doğrultuyor. Ekamenin ne anlama geldiğini buradan anlayabilirsiniz. Artık o devamlı doğrultursa ekame olur. O yani bir yıkılıp bir doğrulan, bir yıkılıp bir doğrulan ekame olmaz. Ekame yıkılmış halde, zayi olmuş haldeyken doğrulan, doğrultulan ve ayakta duran demektir. Ekame ayakta tutulan, zayi edilmeyen demektir. Yani Kur'an'da mesela dini veimud din der. Dini ikame edin. Veim şehadet. Şahitliği ikame edin. Veim vezne bilisti. Ölçüyü, tartıyı hakkaniyetle ikame edin. Ve vel incil ve rabbik. İşte Tevrat'ı ve İncil'i ve rabbinizden size indirileni ikame etmek. Bakın dikkat edin. Bu ikamenin geçtiği ayetlere baktığınız zaman ikamenin bir ritüel olmadığını görürsünüz. İkame olan şey, ikame edilmesi gereken şey belli vakitlerde yapılan bir şey olamaz. Devamlı ayakta tutulması gereken bir şeydir ikame. Dolayısıyla salatı ikame etme ifadesi salatın bir ritüel olmadığını ifade eder. Az önce de salat-ı ikamenin geçtiği ayetleri bahsettik. Birçoğunda salat-ı ikame geçiyordu. Yine Hac suresi 40. ayette Bakara 125'te, İbrahim 37'de, Enam 72'de, Rum suresi 31-32'de İbrahim 31'de Bakara 3, Enfal 3, Hac 35 Şura 38 Fatır 18 İbrahim 40 Rad 22 Evet. Baktığınız zaman salat ikame edilmesi gereken bir şey. Yani daima ayakta tutulması gereken bir şey. Salat-ı ikame. Evet. Daima ayakta tutulması gereken bir şey. Dolayısıyla salat bir ritüel olamaz. Bu açıdan baktığımızda da salat bir ritüel olamaz. Çünkü ritüel olan bir şey için ikame ifadesi kullanılamaz. Yani bir şey ritüelse o ikame olmaz. Evet. İşte bu yüzden salat-ı ikame edebilmek için bu yüzden zekat ve infak olmazsa olmazdır arkadaşlar. Olmazsa olmazdır. Çünkü siz salatı ikame edeceksiniz. Düşünün Musa ve Harun'a vahyettik. Yunus 87. Halkınız için Mısır'da kurumlar oluşturun ve salatı ikame edin dedi ya. Bu kurumlar oluşturmak basit iş mi? Ne gerekiyor? Zekat ve infak gerekiyor. Namaz kılmak için ne zekata gerek var ne infaka gerek var. Öyle değil mi? Herkes namazını kılabilir. Ne infak lazım ne de zekat lazım. Ama salatı ikame etmek için ne yapmak lazım? Buraya kadar okuduğumuz üç madde var. Salat-ı ikame etmek için üç madde. Bir, salatı ikame etmek için kitabı bilmek lazım. Kitabı öğrenip öğreterek, kitaba sımsıkı tutunarak salat ikame edilebilir. Merkezde vahiy olacak. Evet. Salat-ı ikame edilebilir. Ondan sonra ne vardı? İkame zekatla birlikte ve ondan sonra ne vardı? İnfakla birlikte geçiyordu. Eğitim öğretimle başlıyordu. Kur'an'ı öğrenip öğreterek başlıyordu. Ondan sonra ne yapıyordu? Onu ikame ediliyordu. İkame edilmesi gerektiği, ikame edilebilmesi için de zekata ve infaka ihtiyaç ihtiyaç vardı. Evet. Yani Yunus 87'de Musa ve kardeşinin Mısır'da kurumlar oluşturması için neye ihtiyaç vardır? Zekatın yerine getirilmesine ve infaka ihtiyaç vardır. İnfak olayın tamamen maddi boyutudur. Zekat ise sadece maddi değildir tabii ki. Yani maddi gücü olan maddi gücüyle, bilgisi olan bilgisiyle sanatı olan sanatıyla zanaatı olan zanaatıyla enerjisi olan enerjisiyle gücü olan gücüyle kimin? Salat-ı ikame, salatın ikame edilebilmesi için kimin ne yeteneği, ne kabiliyeti varsa bunu seferber etmesi zekattır. Arınmanın bedelidir. İşte bunu yaparsanız siz ne yapıyorsunuz? Arınmış oluyorsunuz. Yani Musa ve Harun Mısır'da kurumları oluştururken, salatı ikame ederken kimisi bilgisiyle emek veriyordu. Kimisi enerjisiyle, gücüyle emek veriyordu ve kurumları oluşturuyordu. Kimisi olayın maddi tarafını yerine getiriyordu. Kimisi işte diyelim bir kurum oluşturulacak tuğlasını taşıyordu. Taşını yap, taşını taşıyordu. Kimisi dekorasyonunu yapıyordu. Yani salatın ikame edilebilmesi için kimin elinde ne argüman varsa, ne bilgi, ne donanım varsa bunu yerine getirmesidir. Zekatı yerine getirmesi demek. İnfak da nedir? Bunun tamamen maddi olan boyutudur. Dolayısıyla İbrahim suresi 31 ve 37di. Herhalde yanlış hatırlıyor olabilirim. Fatır suresi 39. ayet olabilir. Yanlış hatırlıyor olabilirim. Yani neydi? İnfak. Salat-ı ikame ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler. İşte Lokman suresi 3 ve 4. ayetler. Yine Bakara suresi eee hemen başında o takva sahipleri salatı ikame ederler ve kendilerini verdiğimiz rızıktan infak ederler. Bakara suresi 2-3 ayetler. Yani salatı ikame edebilmek için ne gerekiyor? İnfaka ve zekat. Zekata ihtiyaç duyuluyor. Haydi 55, Bakara 43, Nur 56, Mücadele 13, Ahzap 33, Bakara 83, Bakara 177, Bakara 277, Nur 37, Hac 78, Enbiya 73, Nisa 77, Nisa 162, Maide 12, Tevbe 5, Tevbe 18 eee tövbe 11, tövbe 71. Bu ayetlerde nedir? Salat-ı ikame etmek ve zekatı yerine getirmek. Dolayısıyla salatı ikame edilmek için, edebilmek için zekatı yerine getirmek ve infak etmek olmazsa olmazdır. Oysa namaz için bunlara nedir? Gerek yoktur. Bunun için salat direnç ve kararlılık gerektiren bir eylemdir. Bize diyorlar ki siz namaz kılmıyorsunuz çünkü namaz size zor geliyor. Ben onlara gülüyorum arkadaşlar. Keşke bu iş namaz kılmak kadar basit ve kolay olsaydı. Salat-ı ikame etmek nedir? Zordur. Evet. Zor. Onun için Kevser suresi 2. ayette Rabbimiz ne buyurur? Rabbin için salat et ve zorlukları göğüsle diyor. Demek ki salat salat etmek zor. Evet. Taha suresi 132'de ne diyordu? Ahaline salatı emret ve sen de üzerinde dirençli ol, sabırlı ol. Çünkü salat sabır gerektiren bir iş. Lokman suresi 17. ayette Lokman oğluna nasihat ederken ne diyor? Ey oğulcuğum salat-ı ikame et. Herkesçe kabul edilen ortak iyileri emret. Herkesçe kabul edilen ortak kötüden engelle ve aleyhine isabet eden şeylere karşı dirençliği ol. İşte bunlar azim ve kararlılık gerektiren işlerdir. Demek ki salatı ikame etmek azim ve kararlılık gerektiren işlerdenmiş.

Arkadaşlar size iki ayetin bağlamıyla veriyorum. Özellikle üzerinde biraz daha detaylı düşünmenizi istiyorum. Biraz daha detaylı. Önce Araf suresi 10. ayete bakın. Araf suresi 10. ayet. Ben bu ayetleri okuduğumda özellikle hac 41 araf 10'un bağlamı hac 41. Hac 41'i okuyup da olayı içselleştirdiğimde nasıl bir yanılgıda, nasıl bir gaflette olduğumu çok daha fazla iyi anladım ve içine düştüğüm aslında o trajikomik duruma acı bir tebessüm, tebessüm oldu. Neyi ne demek istediğimi şimdi size izah edeceğim. Allahu Teala Araf suresi 10. ayette ne diyor? Size meknah erdi. Size yeryüzünde imkan verdik. Ve ceal size oralarda geçimlilikler kıldık. Kalilen teşkür. Karşılığını ne kadar da az veriyor. Size yeryüzünde imkan verdik. Tamam mı? Ve orada size geçimlilikler kıldık. Karşılığını ne kadar az veriyorsunuz. Bakın mekken şüphesiz size fil erdi bakın şu cümleyi unut şu ifadeyi unutmayın. Mekkennak fil erdi yeryüzünde imkan verdik. Fakat karşılığını ne kadar da az veriyorsunuz. Şimdi arkadaşlar Hac suresi 41'e geliyorum. Bu ayetin bağlamı bu. Tamam mı? Ne kadar az karşılığını veriyorsunuz diyordu ya. Karşılığını vermemiz için ne yapmamız gerektiğini söylüyor. Bakın ellezine onlar ki mekkennahum fil erdi aynı ifade bakın. Onlara biz yeryüzünde imkan versek in var başında. Onlara biz yeryüzünde imkan versek salat ve zekat salatı ikame edip arınmanın bedelini yerine getirirler. Ve ameruf veil münker. Herkesçe kabul edilen ortak iyileri emrederler ve herkesçe kabul edilen ortak kötülerden de engellerler. Evet arkadaşlar şimdi siz şöyle düşünün. Araf suresi 10. ayette Rabbimiz buyuruyor ki size yeryüzünde imkan verdik. Karşılığı ne kadar az veriyorsunuz? Hac suresi 41'de de diyor ki onlara yeryüzünde imkan versek, onlara yeryüzünde imkan versek salatı ikame ederler. Arınmanın bedelini bedeline bedelini ne yaparlar? Yerine getirirler. Kim onlar? Hac suresi 40. ayete bakarsak görürsünüz. Rabbimiz Allah'tır diyenler. Onlar Rabbimiz Allah'tır diyenler ne yapıyorlar? Onlara yeryüzünde imkan versek salatı ikame ederler ve arınmanın bedelini yerine getirirler. Şimdi arkadaşlar demek ki salatı ikame etmek için belli bir imkan gerekiyor. Şimdi siz bu ayeti şöyle okuyun. Biz onlara yeryüzünde imkan versek onlar namazı kılarlar. Dost doğru

Kılarlar arkadaşlar. Yani ne kadar komik bir tanım ya. Ne kadar komik bir tanım. Namaz kılmak için yeryüzüne imkan sahibi olmak mı gerekiyor? Geleneksel inanç namaza hasta olsan bile, yatalak olsan bile, gözünle bile kılabilirsin demiyor mu? Ama Hac suresi 41 ne diyor? "Onlara biz yeryüzünde imkan versek salat-ı ikame ederler." diyor. Salat-ı ikame etmek için imkan sahibi olmak lazım. İşte o imkanın sahibi olabilmek için de arınmanın bedelini yani zekat gerekiyor. Arınmanın bedelini vermek gerekiyor. Yerine getirmek gerekiyor. İnfak gerekiyor. Bu kadar basit mi arkadaşlar? Ya namaz onlara yeryüzüne imkan versek onlar namazı kılarlar. Arap suresi 10. ayette "Biz size yeryüzünde imkan verdik. Ne kadar da karşılığını az veriyorsunuz." derken Allah'ın bize verdiği bu imkanların karşılığını vermek namaz kılmak mı arkadaşlar? Bir de bu açıdan bakın ya ne kadar komik olduğunun farkında mısınız Allah aşkına? Salata namaz diyenlerin nasıl büyük bir gerçeği örttüklerinin farkındalar mı acaba? Salat-ı ikame etmek için imkan sahibi olmak gerekiyor. Yunus Musa ve Harun'a ne diyordu? Yunus 87'de "Halkınız için Mısır'da kurumlar oluşturun. Kurumları kıble yapın ve salatı ikame edin." diyordu. Değil mi? Kurumlar oluşturmak gerekiyor. İmkan sahibi olmak gerekiyor. Ama namaz için imkan sahibi olmaya gerek yok. Yani ben bunu niye diyorum? Nasıl bir gerçeğin örtüldüğünü izah etmek için diyorum ben bunu. Allah aşkına Araf 10'la Hac 41'i bir yan yana koyup bir düşünün ya. Bu kadar basit mi arkadaşlar? Ya ne diyorduk? Salat. Salat-ı ikame etmek direnç ve kararlılık gerektiren bir eylemdir diyorduk. Devam ediyorum. Bakara suresi 153 ve 45. 45. ayetlerle 153. ayetler "Sabır ve salatta yardım isteyin" ifadesi. Sabır ve salat birlikte. Evet. Yani direnerek, mücadele ederek, pes etmeyerek. Evet. Münafıkların salatının zıttıyla düşünürsek Nisa suresi 142. ayette. Çünkü onlar ne yapıyorlar? Üşenerek kalkıyorlar. Üşenerek. Bir münafık namaz kılmak için üşenmez. Yani namazını kılar münafıklığını gizlemek için. Ama münafıklara ağır gelen, üşendikleri nedir? Salat-ı ikame etmektir. Salat etmektir. Münafıklara ağır gelen namaz kılmak değildir. Yine Tevbe suresi 54. ayet. Evet. "Üşenerek gelmeleri. Salata üşenerek gelenler, istemeyerek infak edenler." Ne diyor? "Onlar salata üşenerek geliyorlardı ve istemeyerek infak ediyorlardı." diyor. Bakın salat infak ilişkisi. Tevbe suresi 54. Meryem suresi 59. ayet ne diyordu? "Onlar salatı zayi ettiler. Çünkü şehvetlerine, tutkularına uydular." Meryem suresi 59. "Ve yakında yaptıkları bu aşırı sapkınlığın sonuçlarıyla karşılaşacaklar." Meryem suresi 59. Yani şimdi baktığımız zaman Meryem suresi 59. ayete kadar olan bölümde bazı nebilerden bahsediliyor ve Meryem suresi 59'da onlardan sonra gelen, onların yerine geçenlerden bahsedilirken "Onlar salatı zayi ettiler." diyor. Tamam mı? "Salatı zayi ettiler." diyor ve yaptıklarının sonucunu da tatacaklar diyor. Buradaki "yaptıklarının sonucunu tatmak" ahirettekinden bahsetmiyor. Salat-ı ikame etmeyen, salatı zayi eden topluluklar helak olmaya mahkumdur. Helak olmaya mahkumdur. Salat-ı zayi eden toplumlar helak olmaya mahkumdur. Şimdi Araf suresi 170'te demiştik. "Kitaba sımsıkı sarılıp salatı ikame edenlere gelince, kuşkusuz biz düzeltici olanların emeklerini zay etmeyiz." diyordu. Bir önceki ayet ne diyor? İsrailoğullarını eleştirirken "İsrailoğulları sebt gününü çiğnemişti. Sebti ihlal etmişti. Onların sebt günü de bizim dayanışma günümüzdü aslında. Salat günümüzdü. Onların sebt günü bizim salat günümüzdü." Ben bu konuyu ayrı olarak ileriki derslerde işleyeceğim. Ne diyordu? Araf suresi 169. ayet. "Onların yerine geçen ve kitaba varis olanlar ne yapmış? Daha yakın olanı tercih etmişler. Yani dünya hayatının menfaatlerini tercih etmişler." Hani Meryem 59 ne diyordu? "Şehvetlerine, tutkularına uydular ve salatı zayi ettiler." diyordu. Değil mi? Ne diyorlardı? "Vefirana. Nasıl olsa bağışlanacağız. Allah bizi nasıl olsa bağışlayacak." Bugün geleneksel inanç ne diyor? "Ehli sünnet olanlar nasıl olsa bağışlanacak." diyor. Tamam mı? "Nasıl olsa bağışlanacak." diyorlar ya. Evet. Aynı bugünkü bizim toplumumuzun yaptığının aynısını yapıyorlar. Tutkularına, şehvetlerine uydular. Kitaba sımsıkı sarılmadılar. "Nasıl olsa bağışlanacağız." diyerek aynı İsrailoğullarının yaptığı hatanın aynısını yaptılar. Bak ne diyor Araf 169. "Onlardan sonra gelip onların yerine geçen ve kitaba varis olanlar." Meryem suresi 59. ayetin bağlamı bu. "Bağışlanacağız diye daha aşağı olanı arzu edip tuttular. Yani dünya hayatına meyl ettiler. Arzu ettiklerinin benzeri gelince onu tutuyorlardı." Yani işlerine gelen hadisler, rivayetler, görüşler olduğu zaman hemen ona tutunuyorlardı. Hemen sarılıyorlardı. Tamam mı? "Onlara Allah hakkında haktan başka bir şey söylemeyeceklerine dair kitabın teminatı alınmadı mı? Ve içinden ders alıyorlardı. Ahiret yurdu, vahyin sınırlarına uyup korunanlar için hayırlıdır. Akletmiyor musunuz?" Evet. Meryem suresi 59. bağlamı "Salatı zayi ettiler." Ve ne diyor? "Aşırı sapkınlıklarıyla karşılaşacaklar." diyor. "Onlara dönecek." Bu aşırı sapkınlıklarının sonucu onlara ne yapacak? Dönecek. Şimdi bugünkü sözüm ona Müslüman topluluklara bir bakın bakalım. Salat-ı zai etmenin acı faturası döndü mü dönmedi mi? İsrailoğullarına çok feci olarak döndü. Zamanında Ashurluların işgaline uğradılar. Babil'e sürgün edildiler. Doğu Roma İmparatorluğu onları haritadan sildi. Yani 1800-1900 yıl dünyanın her tarafında sürgün hayatı yaşadılar. Dağınık yaşadılar. Salat-ı zayi etmenin sonucunu tattılar. Tamam mı? Sonucunu tattılar. E biz tatmıyor muyuz şu an? Aynı şekilde tadıyoruz, değil mi? Evet. Salat-ı zayi etmenin sonucunu bugün sözüm ona Müslümanlar tadıyor. Bugünkü sözüm ona Müslümanların içler acısı hali namazsızlıktan değil, salatsızlıktandır. Bir toplum düşünün namaz kılma oranı %90 olsun. O toplumu, refahını, huzurunu, adaletini sağlamıyor. Sağlamıyor. Cehaletini ve yoksulluğunu ortadan kaldırmıyor. Hukuksuzlukları, adaletsizlikleri ortadan kaldırmıyor. Ve bu da ne oluyor? Zulme neden oluyor. Helake neden oluyor. Artık bunu artık bunu görün. Yani artık bunu görün. Bugün sözüm ona Müslümanların içine düştüğü düştüğü bu durum namazsızlıktan değil, salatsızlıktandır. Çünkü salatı hani ne dedik? Azim, kararlılık gerektiren, sabır gerektiren, imkan gerektiren bir iştir dedik. Zor bir iştir dedik. Salat-ı ikame etmek münafıklara ağır gelir dedik. Bu yüzden de salat-ı müminler ifade ikame ederler. Yani örnek olarak Müminun suresi 1, 2 ve 9'a bakabilirsiniz. "Salatı ancak müminler ikame eder. Müşrikler salatı zayi eder." Yunus suresi 87'ye bakabilirsiniz. Eee, Neml suresi 2 ve 3'e bakabilirsiniz. Yine benzer şekilde Lokman suresi 34'e bakabilirsiniz. Bakara 153, 177'ye bakabilirsiniz. Nisa suresi 43 ve 162'ye bakabilirsiniz. Maide 6 ve 55'e bakabilirsiniz. Enfal 2'ye bakabilirsiniz. Tevbe 18, 71'e bakabilirsiniz. Cuma 9'a bakabilirsiniz. Yani ne demek istiyorum? Salat müşrikler ve münafıklara ağır gelir. Onlar zayi ederler salatı. Salat-ı müminler ifade eder. Çünkü salat eşittir nedir? Dindir. Salat-ı olmayanın İslam'da payı yoktur. Salat dinin direğidir demiştim. Geçen dersimizde bana bir yorum gelmiş. Salatın dinin direği olduğu Kur'an'da geçmiyormuş. Ben tek kaynak Kur'an dediğim halde o hadiste geçiyormuş. Ben hadisi dillendirmişim. Kur'an açık açık salat din direğidir diyor. Açık açık. Anlayan anlar, anlamayan anlamaz. Maun suresine baktığınız zaman bakın salat eşittir İslam'dır, dindir. Salat-ı olmayanın İslam'da payı yoktur dememin şimdi size kanıtlarını söyleyeceğim. Maun suresini geçen dersimizde işlemiştik. "O din hakkında yalana sarılana dikkat ettin mi? Kimdi o? Salatta yanılgıda olan, salat konusunda gaflette olan, o din hakkında yalana sarılandı." Salatla dinin birlikte geçtiği ayetlere dikkat edin. Salatla dinin geçtiği ayetlere ne yapın? Dikkat edin. Beyhine suresi 5. ayete bakalım. Beyhine suresi 5. "Onlara ancak emredilen şuydu: Allah'a kulluk edin. Nasıl? Dini sadece ona halis kılarak. Hanif bir şekilde yani ortak koşmadan dini ona halis kılarak ona kulluk edin ve salatı ikame edip arınmanın bedelini yerine getirin. Dinleyin işte dost doğru ayakta tutan din işte budur." Salat-ı ikame edip arınmanın bedelini yerine getirmek. İşte ayakta tutan dost doğru din budur diyor Allahu Teala. Beyhine suresi 5. ayette bakın Beyhine suresi 5. "Dost doğru din işte budur." diyor. Başka ayete gelelim. Nereye gelelim? Rum suresine gelelim arkadaşlar. Salat eşittir dindir diyorum ya. Rum suresine gelelim. Evet. Ekrana da yansıtayım. "Veiddini hanifa içinde hiçbir şirk unsuru barındırmayan dine yönünü, benliğini döndür." Tamam mı? "Fıtratellahi fetase aleyha. Allah'ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata yani fıtratında olan dine dön diyor. O din senin fıtratında var diyor. La yubillahi Allah'ın yaratmasında, oluşturmasında bir değişim yoktur. İnsanın fıtratında bu din vardır. O fıtratındaki dine dön. İşte dost doğru ayakta tutan din işte budur. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler." Evet. "İnsanların çoğu bunu bilmezler." Devam ediyor. Ne diyor? "Münine ileyhi. Tamamen Allah'a, ona yönelin. Onun sınırlarına uyup korunun. Ve salat ve salat ve salatı ikame edin. Ve teku minel müşrikin. Ortak koşanlardan olmayın." Allah'a yönelin. Salat-ı ikame edin. Onun sınırlarına uyup korunun ve ortak koşanlardan olmayın. Devamında ne diyor? "Dinlerini fırkalara ayıran, bölen ve kendileri değişik değişik inanç gruplarından olan önce dinini bölüyor. Sünni Şii diye bölüyor. Ondan sonra Sünnii kendi içerisinde değişik inanç grupları oluşturuyor. Şi o demek. Şienen değişik inanç grupları demek. Yani bunun içerisine siz sosyalizm, kapitalizm, deizm, ateizm, agnostisizmi de koyabilirsiniz ama Hanefi, Şafi, Malik, Hanbel, Selefi, Caferi, İsmailî, Vehhabi bunları da diyebilirsiniz. Küllü hizbin bimedeyhim ferû." Evet. "Her partinin kendileriyle şımardığı, ferahladıkları kimselerden olmayın." Demek ki dini dost doğru ayakta tutmak için ne gerekiyormuş? Salat-ı ikame etmek gerekiyormuş. Rum suresi 30, 31 ve 32 ayetler. Maide suresine gelelim arkadaşlar. Din ile salatı, ikameyi eşitleyen ayetlerden biri. Evet. Eşitleyen ayetlerden biri. Bakın. "Ey inanıp güvenenler, dininizi oyun ve eğlenceye, alaya alanları veli edinmeyin." Tamam mı? Kimlerden? Kendilerine kitap verilenlerden ve kafirlerden veliler, yakınlar, yol göstericiler, müttefikler edinmeyin. Kimlerden? Kendilerine kitap verilenlerden, kafirlerden. "Dininizi oyun ve eğlenceye alanları veli edinmeyin." Tamam mı? Bunlar ne yapıyormuş? Dini oyun ve eğlenceye alıyormuş. Bir sonraki ayet ne diyor? "Ve onları salata çağırıldığınız çağırdığı zaman ne yaparlar?" Aynı şey dini oyun ve eğlenceyi almak diyordu. Maide 57. Maide 58 ne diyor? "Salata çağrıldığınızda o salatı ne yaparlar? Oyun ve eğlenceye alırlar." diyor. Dini oyun ve eğlenceye almak ve salatı oyun ve eğlenceye almayı bir zikrediyor arkadaşlar. Yani salatı oyun ve eğlenceye almak dini oyun ve eğlenceye almaktır. Maide suresi 57 ve 58. ayet. Bir de bir ayet üzerinde düşünmenizi istiyorum arkadaşlar ki bununla da bu dersimizi bitiriyorum. Nedir o? Tevbe suresi 11. ayet üzerinde düşünmenizi istiyorum arkadaşlar. Tevbe suresi 11. ayet. Önce 11. ayete kadar olan ayetleri okuyun. Ondan sonra 11. ayeti düşünün. Evet. Ne diyor? 11. ayete kadar olan bölüm baktığınız zaman azgın bir müşrik grup var arkadaşlar. Kendileriyle anlaşma yapılmış ve bu anlaşmayı ne yapmışlar? Bozmuşlar, ihlal etmişler ve saldırmışlar. Böyle azgın müşrik bir gruptan bahsediyoruz. Fakat 11. ayette öyle dikkat çekici bir detay var ki hani salat eşittir din diyorum ya. Salat eşittir din. Bunu daha net bir şekilde ortaya koyan bir ayet. Tevbe suresi 11. ayet. Ne diyor? "Bu müşrik, azgın müşrik grup ve fein tabu eğer tövbe ederlerse ve salat ve atü zekat salat-ı ikame eder. Arınmanın bedelini yerine getirirlerse ihvanukum fiddini. Onlar sizin dinde kardeşlerinizdir." diyor. Bakın dikkat edin. "Onlar sizin dinde kardeşlerinizdir." diyor. Düşünün bir azgın müşrik topluluk düşünün. Salat-ı ikame edip arınmanın bedelini yerine getirince benim dinde kardeşim oluyor. Evet. Ve şöyle düşünün. Geleneğin tanımladığı anlam üzerinde düşünelim biz şimdi geleneğin tanımladığı anlam üzerinde düşünelim bu müşrikleri. Bu azgın müşrikler namazı kılıp zekatı verince bizim dinde kardeşimiz oluyor arkadaşlar. Yani komik olmuyor mu Allah aşkına ya? Komik olmuyor mu? Bir insan namaz kılıp geleneğin tanımladığı anlamda namaz kılıp zekat verdiğinde benim dinde kardeşim olabilir mi ya? Ortalık namaz kılıp 40 zekat veren geleneğin tanımı üzerinden konuşuyorum. Namaz kılıp 40 bir zekat veren müşrik dolu ortalık. Ya bunlar benim dinde kardeşim olabilir mi? Bir insan namaz kılarak ve 40 bir zekat vererek benim dinde kardeşim olabilir mi arkadaşlar? Ya Allah aşkına. Ama bu azgın müşrik grup Tevbe suresi 11. ayete göre tövbe edip salatı ikame edip arınmanın bedelini yerine getirdiğinde benim dinde kardeşim oluyor arkadaşlar. Yani dolayısıyla salat-ı ikame edip arınmanın bedelini yerine getiren bir insan Allah'ın dinindendir, İslam'dandır. Ama salatı zayi eden biri Allah'ın dininden değildir. Arkadaşlar ayetleri bir daha söylüyorum. Maun suresini bütününü okuduğunuzda, Beyhine suresi 5'e baktığınızda, Rum suresi 30, 31, 32 ayetlere baktığınızda, Maide suresi 57, 58'i birlikte okuduğunuzda ve Tevbe suresi 11. ayete baktığınızda evet. Salatın ne kadar önemli bir kavram olduğunu görüyorsunuz. Salat-ı ikame edip arınmanın bedelini yerine getirmenin Allah'ın dininin daireleri içerisinde olmayı sağladığını, salatı zayi etmenin ise insanı bu dairenin dışına attığını açıkça ne yapıyoruz? Görüyoruz. Bir insan salat-ı ikam müşrik de olsa, azgın bir müşrik de olsa tövbe edip salatı ikame eder, arınmanın bedelini yerine getirirse benim dinde kardeşim olur. Bu kesinlikle namaz değil. Anlatabiliyor muyum? Evet. İkinci dersimizde de ne yapmaya çalıştık? Şöyle bir ikinci dersimizin özetini de verelim. Salat-ı tanımlarken ne dedik? Salat Allah için yapılır dedik. Allah'a yapılmaz. Allah için yapılan bir eylemdir dedik. Salat Şuayb'in salatından bahsettik. Atalara kulluk etmekten ve malını istediğin gibi harcamaktan men ediyor. Aynı zamanda salat düzeltici bir eylemdir dedik. Salat bir iyilik hareketidir dedik. Salat vahiy öğrenip öğreterek başlar. Vahiy merkezli bir eğitim öğretimle başlar dedik. Başlangıç noktası odur dedik. Salat bir ritüel değildir. Salat ikame edilmesi yani daima ayakta tutulması gereken bir şeydir dedik. Salat-ı ikame etmek için arınmanın bedelini, zekatı, zekatın yerine getirilmesi gerekir dedik ve infak gerekir. Bunlar olmazsa olmazdır dedik. Evet. Ve salat-ı ikame etmek için kararlılık gerekir dedik. Sabır, direnç gerekir dedik. Salat-ı ikame etmek sabır gerektiren, direnç gerektiren, azim ve kararlılık gerektiren bir eylemdir dedik. Bu yüzden salatı sadece müminler ikame eder, münafıklar ise üşene üşene gelir. Dedik, salatı sadece müminler ikame eder dedik. Ve salat eşittir İslam'dır, dindir. Salat-ı olmayanın İslam'da payı yoktur. İslam dairesinden çıkmıştır dedik. Son olarak Tevbe suresi 11 ile noktaladık. Evet, Tevbe Suresi 11 ile noktaladık. Bugünkü dersimizi de burada tanım bitirmiş olduk. Salat 1. dersimizde ikinci dersin salatın ne olduğu üzerineydi arkadaşlar. Önümüzdeki ders ise konumuz nedir? Önümüzdeki ders salatın neden namaz diye çevrilemeyeceği üzerine yapacağız. Neden salat namaz diye çevrilemez? Bunu anlatacağız arkadaşlar. Eee ayrıntılarıyla salata namaz diyenlerin çelişkilerini ortaya koyacağız ve salata neden namaz denemeyeceğini, salata namaz diyenlerin çelişkilerini belirteceğiz. 3. dersimizin konusu bu olacak. 3. dersimizde görüşmek üzere. Hepinizi kendisinden başka ilah olmayan Allah'a emanet ediyorum. Salat-ı ikame edip arınmanın bedelini yerine getirdiğiniz getirmeniz ve İslam dairesinin içerisinde ki ihvanlardan olmanız dileğiyle diyorum. Hoşça kalın diyorum. Yeah.