Transcription
Değerli arkadaşlarım, hepinize merhabalar. Yine kameramanımız Murat kardeşimle beraber Merve Ahmet Kocaoğlu tarih öğretmenimize yolculuğumuza devam ediyoruz. Nasılsın Murat? Ne var ne yok?
"İyi hocam. Siz sorun."
Bizler deyiz. 3 saat 45 dakikadan sonra baktım ki felç geçirmiyorsun. Devam edelim dedim. Sen ne yapıyorsun?
"Merhaba."
"İyiyim hocam. Nasıl gidiyor arşiv?"
Güzel gidiyor.
"Güzel gidiyor."
Evet. Arşiv soru bankası. O da inşallah eee bu ayın sonunda, bu ayın sonunda demim de bu ayın ortasında, şubatın ortasında diyeyim çıkmış olacak. O da güzel sistemli bir şey yaptık. Bakalım. Tabii biz yapıyoruz da alıp bu kütüphaneyi dizenler çok geliyor. Gene fotoğraf. Lütfen soru bankasına para veriyorsunuz. Çözün arkadaşlar. Ya hocam iki tane yanlış başka bir yayın evinden atıyorlar. B hocam bu yanlış ev çözmeyeyim. Olmaz arkadaşlar ya. İnsanlık bu. Hata çıkar. Ama sizden ricam lütfen para verdiğiniz şeyleri önem gösterin ve çözün. Çok geliyor bana. Hocam ben bunu attım diyor. Niye atıyorsun abi? Para vermişsin. Yazık günah değil mi yani? Yani para vermişsin almışsın. Bunun miktarı önemli değil ki. Senin oradaki yani oradaki amacın o soruları çözmek. Sen bunun için almıştın. İki tane cevap anahtarı yanlış çıkınca bizim öğrenci hemen şey oluyor, tilt oluyor. Hemen komple diyor hocam diyor attım diyor camdan dışarı diyor. Bak öyle o senin derdi sorman. Sen sınava kızgınsın. Hayata kızgınsın. Biz niye atamıyoruz camdan aşağı? Olmaz öyle. Lütfen almışken lütfen çözün diyoruz değerli arkadaşlarım.
Şimdi neye geldik Merve? Soğuk savaş döneminde Türkiye'ye geldik. O anlattıklarım soğuk savaşın neydi? Dünyadaki gelişmeleri. Bir de bizdeki gelişmeler var. Mantık şu. Soğuk Savaş ne zaman başlıyor? 47. İki Dünya Savaşı'nın bitiş tarihi 45. 47'de başlamasının temel sebebi iki tanedir. Birisi Truman Doktrinin yayınlanması biliyorsunuz. Ve ikincisi aslında bu çok hani anlatılmıyor ama çok sınav çıkmış bir sınav sorusu. Dünya Savaşı'nı bitiren anlaşma ne? He Paris anlaşması. Bunu bilmeniz lazım. Hatta bu 12 ada muhabbeti falan İtalya alıp kime veriyor biliyorsunuz? Yunanlılara veriyor. O zaman çıkmış bir sınav sorusuna dikkat edelim. Soru şuydu. I. Dünya Savaşı'nı bitiren anlaşma aşağıdakilerden hangisi? Cevap Paris. Hemen bir yere notunuzu alıyorsunuz. Önce bir not alalım. Onlar zaten bir şey yaptık. Yeni baskıda kitabın e Dünya Savaşı'ın sonuçlarının ilk maddesine de koydurdum. Paris anlaşması var.
Peki Türkiye özellikle 1945'ten itibaren dikkat edin savaş bitti. Savaş bitti de dünyanın her tarafında demokrasi, her tarafında sömürgelerden, sömürgecilere karşı zafer kazanan devletler, örnek Hindistan, Pakistan, örnek İsrail gibi devletler kuruluyor. O yüzden dünyadaki demokrasi anlayışı 45'ten sonra çok hızlı bir şekilde gidiyor. Bir de dünya iki kutba ayrılıyor. İşte ya Rusyacısın, ya Amerikancısın ya da üçüncü taraf bağlantısın. Şimdi buraya kadar tamamdı. Ama biz de yaşıyoruz. Şimdi dünyada yaşananlar ayrı. Aga biz ne yaşıyoruz? Biz bir sonuçta partinin adı Cumhuriyet Halk Partisi. 23'te kurulmuş. 50'ye kadar 27 yıllık kesintisiz bir iktidar dönemi var. Ve bu dönemin içinde hepinizin bildiği kişiler var. Adlan Menderesler, Refet Beleler, Ali Fatih Çebesoyler hani bir ara şey vardı ya ne derler arkadaşlar? Eee İster mahkemelerine yargılanan Kazım Karabekir falan geri dönmüştür ha partiye yani öyle partinin özellikle İsmetin önü ne yapmıştır? 39-45 arası. Dünya Savaşı'ndan sonra gerçekten şu politikayı güttü. Zamanında istiklal mahkemelerinde yargılanan başta Kazım Karabekir olmak üzere Refet Beledi, Cafer Tayy hepsini partiye geri koydu. Yani Cumhuriyet Halk Partisi'ne geri gelmişler. Hepsi milletvekili oldular. Hatta Rauf Orbay'yı bile ikna etti. Sizler de biliyorsunuz Rauf Orbay'la Lozan görüşmeleri sırasında hükümet meclis hükümeti başkanı kimdi? Rauf Orbaydı. İsmet İnönü ile Rauf Orbay'ın arası aha böyleydi. Böyle böyleydi. Ona rağmen İsmet Ö ne yapacak? Rauf Orbay'ı bile ikna edecektir diye arkadaşlar. Çünkü Rauf Orbay biraz durumu farklı. İşler mahkemeleri İzmir suikast davasından kendisine 10 yıl ceza verdi. O da neredeydi? Yurt dışına. Yurt dışından da ne yapmadı? Türkiye'ye gelmedi. 10 yıl boyunca cezalıca Rau Forb'da gelmeyince Atatürk ne zaman vefat etti? 10 yıllık süresi bitti. Öyle Türkiye'ye geldi. Onu da size söylemiş olayım. Aslında biraz Cumhuriyet Halk Partisi cumhuriyetin ilk yılında, ilk yıllarındaki bu küskünleri tekrardan partiye geri koymaya çalışacak. Neden anlatıyorum bunları? Türkiye'de 4550 arasındaki durumlar böyle ama iç politikaya birazdan değineceğim. Önce dış politikada ne yaptık onu söyleyelim. Stalin artık öğrendiniz. Bizden ne istiyordu? Artvin'i neyi istiyordu arkadaşlar? O vilerini, Ermenilerin neredeyse oraların tamamını istiyor. Artı nereyi istiyordu? boğazları kendiliğine değişik istiyordu. Stalin'in bu tavrından dolayı bizler NATO'ya başvurumuzu yaptık. Ancak NATO bizi kabul etmedi. Ne zaman etti? Kore Savaşı'na asker gönderdik. Ondan sonra NATO'ya girdik. O yüzden Türkiye'nin NATO'ya girişi 52'dir. Başvurusu 49'dur. 3 sene sonra aldılar. Dikkat! Kore Savaşı'nın bitiminden sonra sadece biz değil aynı anda Yunanistan'da girmiştir. Tamam. Demek ki sana sınavda 1952 senesinde hangi iki devlet NATO'ya aynı anda kabul edildi? Hem Türkiye hem Yunanistan hocam. E bu Yunanlılarla aramız kötü. Ne zaman kötüleşti biliyor musun? 2 yıl sonra. 54'te. Yani NATO'ya girerken birlikte girdiğimiz bu devlette Yunanistan'da 2 sene sonra Kıbrıs soru yüzünden ne yapacağız Merve?
"Çatışmalar başlayacak."
Evet. Şimdi şu NATO'ya giriş zaten daha evvelden de söyledik. Şunları kısaca bir yazalım. Daha sonra iç tehdit ve dış tehdidin ne olduğunu söyleyeceğiz. Başla bakım.
"15 Eylül 1951'de"
15 Eylül 1951'de Evet.
"NATO"
NATO
"Türkiye ve Yunanistan'ın"
Türkiye ve Yunanistan burada dikkat etmeniz gerekenler burası
"NATO'ya girmekte karar verdi."
Yunanistan'ın NATO'ya girişine onay verdi. NATO'ya girişine onay verdi. Devam.
"SPM de"
Türkiye Büyük Millet Meclisi. Evet.
"18 Şubat 1952 tarihind"
18 Şubat 1952'de Türkiye'nin NATO'ya girişini onayladı. Türkiye'nin NATO'ya girişini ne yapmıştır?
"O naı"
devam.
"Türkiye Truman doktrinin"
Türkiye Truman doktrinin Evet.
"yayınlanmasından sonra"
yayınlanmasından sonra evet
"ABD ile ilişkilerini geliştirmeye başladı."
ABD ile ilişkileri geliştirdi. İlişkileri geliştirdi. Hatta size şöyle söyleyeyim. Belki şimdi diyeceğim laflar size mantıksız gelebilir. Türkiye'nin 1945 eee 60 arasındaki Amerika Birleşik Devletleri ile geliştirdiği ilişkilerin eee tahminimce 2025'ten başlayarak 2000 30 35'i de dahil ediyorum. Belki de 10 yıllık bir süreç başlamıştır. Yani şu an itibariyle başladı. Hani o zamanlarda ta Demokrat Parti'nin 1960 darbesine kadar 4560 arasında önce İnönü sonra Adnan Menderes hükümetleri zamanında Amerikancı bir tavır var. Doğru. Ama Türkiye sanki 2025 itibariyle Rusya'dan biraz uzaklaşarak tahminimi söylüyorum bu Amerika Birleşik Devletleri ile tekrardan bir işbirliğine girdi gibi gözüküyor. Ben ya da ben öyle tahlil ediyorum bilmiyorum. Bunu anca gösterecek. Mesela bugünleri anlatacak. İlerideki yü 100 yıl sonraki tarihçilerde belki bu dönemi şöyle anlatacaklar. Türkiye işte 15 yıllık tekrardan Amerika'yla ilişkilerini düzeltme yoluna girdi. Belki de yıllar sonra diyecek. O zaman KPS kalırsa tabii. Doğru mu?
Şimdi şöyle arkadaşlar eskiden milli mücadele önünde Rusya bize çok destek verdiğinden dolayı Rusyacı bir kesim vardı. Hatta Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin içinde de biliyorsunuz ki yeşil ordu adı verilen Çerkez tam taraftarları ve Bolşevik yanlıları vardı. Hatta Yeni Dünya ve Seyari adında da dergileri hatta şey gazeteleri vardı. Şimdi Bolşeviklik Türkiye'de yok denilmez. Türkiye'de kurulan ilk partilerden bir tanesi Türkiye Komünist Partisi TKP'dir mesela. Aslında var. Ancak bunlar çeşitli kılıflar altında. Çünkü Mustafa Kemal Bolşevikliği reddettiğinden dolayı onlar direkt biz Bolşeviyiz diyemiyorlar. Tamam. Ama bu işin sol kısmına geçmişler. O yüzden Türkiye'de genellikle o zamanlar için söylüyorum Rusya ile aramızın yakın olması 1936 Montre'ya kadar oraya kadar herkes eee sol görünüm altında Bolşeviklik yapmıştır. Ama ben direkt Bolşevikim demek yok. Milliyetçiler de Türkçülüğün altında yapmıştır. Bunu da size söylemiştim daha evvelden. Ha o zaman ben neye milliyetçilik diyorum. İslamcılar da Türkçülüğün adı altında İslamcılığı yaşatmaya çalışmışlardır. Şimdi nedenler bunlar. Türkiye'de Rusya'yı bir tehdit olarak görmüyordu. Çünkü biz 1.5 yıllık kalkınma planı planlarını bile finansmanı bile biliyorsunuz Rusya'dan yardım almıştık. O zaman Türkiye ile Rusya'nın arası 36'ya kadar çok iyi. Ama 36'dan sonra Montrödü yapıldı. Mont'den sonra boğazlar tek bize verilce bak tek bize verildi. Eskiden öyle miydi? Komisyon kuruluyordu. Komisyona karşı kim karşı gelemiyordu? Rusya. Şimdi sana tek verilmesini neden sağladın anladın mı? Rusya'nın planını anladın mı? Rusya mont niye destekledin? Tek alsun da dedi iki gün sonra teki yutmak daha kolay. Sonra Stalin 45'ten sonra fikir değiştirdim. Sizler de biliyorsunuz. İşte bunların hepsini topladığım zaman benim aklıma şu geliyor. Rusya ile olan bütün ilişkiler artık soğumaya, Amerikala gelişmeye başladığına göre, e, soğuk savaşta iki blok üzerine olduğuna göre doğu, batı mantıken biz batıyı tercih ettiğimize göre artık mantıken iç ve dış tehdit algılamalarında bizler farklı şeyler yapacağız. Yani atıyorum eskiden irtica öcü öcü öcü diye bakılan şey yok ya. Milletin dini hassasiyetiymiş kardeşim. Ne öcü diye bak. En büyük şey komünizm diyeceğiz mesela. En büyük neymiş? işte Rus salatasının Amerikan salatası olma meselesini anlattığım gibi yani irtica ya da komünizmle mücadelede artık taraflar değişmeye başlıyor. Biz buna iç tehdit algısı ve dış tehdit algısında eee değişiklikler sü Türkiye'nin günümüzde de iç tehdit algısıyla dış tehdit algısı 1980'le e 20052 aynı mı? Esen devletin iç tehdit algısında atıyorum FETÖ diye bir terör örgütü yoktu. Sonra ne oldu? FETÖ diye bir terör örgütü geldi. İşte bunların hepsi nedir? Mesela zamanla değişiklik gösterir. Mesela biz bunlardan bazılarını yazalım. Hadi bakalım. Ne olmuş? Mesela Türkiye Amerika'ya yaklaşınca iç tehdit algılamalarında neyi değiştirmiş? Başla bakalım.
"Hı hı."
"Demokrasi demokrasi yönündeki demeçleri yoğunlaştır."
Demokrasi yönündeki değil mi? Demleri
"yoğunlaştı."
Yoğunlaştı. İşte genelde şey der. Benim karşımda hiçbir parti yok. Bir parti kuralım. Parti kuralım. Parti. Bunlar yoğunlaşmıştır derşler. Devam.
"Hasan Saka hükümeti"
liberalcidir bunlar. Hasan Saka hükümeti kuruldu. Doğru mu?
"Evet hocam."
Hasan Saka hükümetinin kurulması mesela başbakanlığının o yapıyor. Devam.
"Türk toplumunda ABD sempatizanlığı"
Evet. ABD sempatizanlığı arttı. Tizanlığı arttı. Başka?
"Ve batı tarzı demokrasi anlayışı gelişti."
Ve batı tarzı demokrasi anlayışı gelişti. Demokrasi anlayışı gelişti. Bak bunların hepsi değişiklikler. Devam.
"İrtica yerine komün olarak geçti."
İrtica tehdit olarak çıkmış. Yeni tehdit ne?
"Yeni tehdit komünizm olmuş."
Yeni tehdit komünizm olmuş. Arkadaşlar o kadar film seyrediyorsunuz değil mi? O kadar film sey. Eskiden hele bu daha fazlaydı. Merve babalarımız falan bir şey en ufacık bir hani sol fraksiyona yakın bir kelime lan komünist oldu dakikasında ilk kelime budur ha biliyor musun iki kelime vardı bir tanesi ne bizim gençliğimize en çok duyduğumuz da şeyler lan komünist oldum san komünizm o zaman da ne olarak algılanıyor kötü bir şey olarak algılanıyor Rusya'nın bize dayatması ve Stalin'in davranışları yüzünden artık eskisi gibi ya şu kadın kapalı giyiyormuş şu kadın çarşaf giyiyormuş bu kadın camiye gidiyormuş bu erkek sakal bırakıyor onlar geçti onlar yavaş Yavaş yavaş, yavaş yavaş ne oluyor mesela? Git gide mesela İsmettin Önünü 45'e kadarki din anlayışıyla 4550 arasındaki din anlayışı değil. Bugün Türkiye'de bu bir gerçek ki mikrofon uzatılan 45 veya 35 doğumların birçoğunun özellikle şimdi belgelerden hiçbir zaman hissiyatı anlayamazsınız. Tarih dersindeki diplomatika soğuktur. Bütün Nabut'tan mali baskısı olayından dolayı halktır. Mesela halka sol işte İsmetin önün döneminde Kur'an earı samanlıkta saklardık. Bu çok genel bir şeydir. Efendim İsmetin Önü döneminde camiler yıkıldı. İsmet İnönü döneminde şunlar oldu. Hep duyarsınız halkın çeşitli kesimlerinden. Bir kesimde bunları yalanlar. Hayır, camiler bu yüzden yapıldı da işte iki Dünya Savaşı yaklaştı, erzak yapıldı. İşte kötü camiler yıkıldı. Yani yıkılmaya namzet camiler yıkılıp tekrar gerisi yapıldı diye iki taraf birbirine hep suçlar. Ama şu bir gerçek ki 39-45 arası İnönü, 4550 arası İnönü aynı değil. Bütün okuduğum kitaplar İsveetin Önönü hatıraları da dahil olmak üzere aynı bakış açısına bakmıyor yani 39-45 arası daha bir sert dönem. 4550 arası ise bak ne oldu? İrtica yerini neye bırakmış oldu mesela? Komünizm tehdidine bıraktı. Yani biraz fark var. Onu anlatmaya çalışıyorum. Türkiye'nin öncelikleri değişmeye başlamış. Devam.
"Ülke anayasasında."
Ülke anayasasında. Evet.
"Komünizmden esinlenerek yapılan maddeler geç"
komünizmden esinlenerek yapılan maddeler çıkarılmıştı. Bu arada komünizmi özellikle Mustafa Kemal Atatürk'ümüzün halkçılık ilkesine dayandırdıkları için değerli arkadaşlarım her şey halk için devlet halkına yardım yapar, devlet halkına bedava şey verir, devlet halkını ücretsiz sokutur. Bunların hepsini komünizmle irdeleştirmiştir. Yani şunu demek istiyorum. Komünistler de Atatürk'ün hangi ilkesinin arkasına sığmışlardır yayabilmek için haksız. Güzel. Devam.
"İrtica olarak görülen bazı dini has"
irtica olarak görülen Evet.
"bazı dini hassasiyet"
bazı dini hassasiyetler Evet.
"Toplumsal yaşamda ön plana çık"
toplumsal yaşamda ön plana çıkmaya başlamıştır. Ön planda çıkmaya başlamıştır. Doğru mu?
"Evet."
Devam edelim. Son madde var mı?
"Demokrat Demokrat Parti"
Hı hı.
"ve Cumhuriyet Halk Partisi"
ve CHP Evet.
"birbirlerini komünizmle mücadele etmemekle suçlamışlardır."
Birbirlerini komünizmle mücadele etmemekle suçladı. Tam da Amerika'nın isteği biliyor musun? Değil mi? Mantıken iki taraf düşsen de Cumhuriyet Halk Partisi'ne DP'liler diyor ki sen komünizme mücadele et. O da diyor ki olur mu diyor.
"E olur mu sen asıl mücadele?"
Bakın bunların hepsi ne olur? Amerika'nın ekmeğine yağ sürer. Çünkü Amerikancı olmaya başl. Mesela Amerika'dan gelen menşei ürünler kaliteli algısı yaratılmıştır Türkiye'de. Türkiye'de dikkat edin son 40 yani 74 Kıbrıs harekatıa 74 40 yıl 50 yıl oldu. Son 3032 yılda Amerikan arabaları Türkiye'de yavaş yavaş çekilmiştir. Yani Türk insanı Uzakdoğu arabaları Alman arabalarına yönelmiştir. Normalde eskiden neydi? Amerikan arabaları. Tabii 60 70'lere bakın bakın. Taksiler o gördüğünüz uzunlamasına taksiler ne mal arkadaşlar? Hepsi Amerikan malı. Amerikan malı. Arabalar çok gelmeye başlamıştı Türkiye. Peki araba alıyorsun. Araba alm ne? Arabaya ne koyacaksın? Benzin. Benzin kimde var? Sende yok. Sende yoksa ne oluyor? Dışa bağımlı oluyorsun. Anladın mı? Lastik. Lastik patlıyor. Lastik alacaksın ya da yamasını yaptıracaksın. E bunları yerini lastik alman lazım. Ne yapacaksın? Amerika'ya bağımlı. Yedek parça Amerika'ya bağlı. Biz Amerika sen verdiği bir şeyin yedek parçasını bakın bazı şeylerin yedek parçaları mevcudun aslından daha fazladır. Bugün bir araba alırsınız arkadaşlarım. Diyelim ki sıfır bir araba aldınız. Allah size de nasip etsin inşallah. Sıfır bir araba aldınız. Memur oldunuz diyelim. Aldınız bir araba diyelim. Bu arabada mesela normalde normalde bir ayna değil mi? Arabanın aynısı kırılsa normalde aynanın değeri atıyorum 50 lira olsa o aynanın değeri yedek parçada gelirken 100 lira oluyor. Yani zaten araba pahalı geliyor. Bir de üzerine yedek parçayı nereden beklemek zorundasın? O ülkeden. Anladınız mı? Türkiye'de Çin malının çok yayılmasının istenmemesinin sebebi hem uzaklık hem de değerli arkadaşlarım Çin'in çok uygun ve çok eee şey yapması, kalitesiz ve yapması. O yüzden devlet bazı şeylere tok gelişsin diye tabii ki Çinlilere vergi koymuştur falan filan. Hatta B'ye de gelip şu an Manisa'da güya bir fabrika arsası aldılar. Bakacaklar. Ne demek istiyorum? Araba almakla iş bitmiyor. Arabanın neyi lazım? Sana helikopter vermekle iş bitmiyor. Helikopter neyi lazım? Yedek parçaları. Ya kırıldı. Kırıldı. Kullandığınız cep telefonları. Evet. Eee KVK süresi bitsin bakayım bir kırılsın da kaç lira istiyorlar? Telefon kadar istiyorlar. E ne anladım ben bu işten demiyoruz mu çoğu zaman? Hatta çoğu insan tamir paraları çok yüksek gelince ne diyor? L ben bunu giderim yenisini alırım. Doğru değil mi? Hah. O zaman yedek parça bir malı satmaktan daha değlir. Çünkü mal bir adettir. Yedek parça ise 300 adettir. Bir arabada diyelim ki 333 tane vida vardır. Ama arabayı tek görürsün. Ama arabanın bijyonu, yağı, onu, bunu, karbüratörü ayrıdır. Ve bir de bunların üzerine bakım da geldiği için Türkiye'de insanlar araba aldıkları zaman masraf etmeyecekleri falan zannediyorlar. Halbuki yedek parça ve koyduğum benzin 3 sene sonra neredeyse arabayı hem bindikçe değerin düşmesine hem de bir de üzerine ne olmasına sebep oluyor? yedek parçanın çok fazla parasını verdiğimiz için yurt dışına paramızın gitmesine sebep oluyor. Zamanında biz devrim arabalarını eğer yapabilmiş olsaydık bugün bazı şeyleri hiç konuşmayacaktık ama maalesef ki Türkiye engellenen bir Amerikan yardımlarına maruz kalmıştır. Hatta Amerikalılar yardım ederken bize şunu şuraya kullanacaksınız, bunu buraya kullanacaksınız, bunu çocuklara dağıtacaksınız, bunu yetişkinlere dağıtacaksınız diyerek vermişlerdir. Tabii öyle kafamıza göre alıp da yardımı da ne yapamıyoruz? Kullanamıyoruz. kullanamadığımızın bir göstergesini Kıbrıs'ta anlatacağım size. Burasını anladık mı? Biz artık ne yapıyoruz? İç tehditte tehdit sıralaması değişti. Artık irtica bir tehdit değil. Onun yerine ne tehdit? Komünizm bir tehdit. Anayasada halkçılık ilkesine bağlı ama komünizmden esinlenerek yapılan bütün yasalar kaldırılıyor. Hasan Saka gibi liberal bir hükümet artı 1945'lerde Milli Kalkınma Partisi ve Demokrat Parti'nin kurulmasıyla beraber çok partili rejime doğru gidiliyor. Bunlar bu.
Şimdi gelelim dış tehdite. Mesela bizi dış tehdit olarak algılayan devlet kim? Ya bizi en çok tehdit eden kim? Rusya. Mantıken hangi blok oluyor? Doğu bloğu oluyor. O yüzden mesela artık Amerika falan bir düşman değil. Bizim dost ülkemiz. Ama kim bize düşman? Rusya bize düşman. Hatta biz kendimizi Asyalı bile kabul etmeyip Avrupalı ve Batılı kabul ettiğimiz için 1949'da yapılan Asya Kongresine katılmama kararı. Biz Asyalı mıyız dedik. Biliyor musun sen? 1949'da katılmadık. Katılmadı. Biz Asyalı mıyız kardeşim dedik. Biz Avrupalıyız dedik ya. Öyle dedik yani. Katılmadık hatta. Öyle söyleyeyim. Hadi başla bakalım. Dış tehdit algılarındaki değişiklikler neler?
"ABD eksenli bir politikaştir."
ABD eksenli bir politika. Bunun ne demek olduğunu anlatayım. Bir politika belirlendi. Şu demek. ABD bir yere giriyor mu? Biz de giriyoruz. ABD bir yere girmiyor mu? Biz de girmiyoruz. Anladın mı? ABD lan Sehat. Ta uzak doğuda değil mi ya? Türkiye kapıyı çalmıştır Amerika'nın ya. Biz de girebilir miyiz oğlum? Uzakta olsun canım ne olacak? Anladın mı? Bütün mantığı aynı zone vur doktrini biliyorsun Ortadoğu ülkelerini Asya Asya'yı kabul etmedik. Sonra ne dedik? Olur mu canım dedik? Biz Asyalıyız dedik ya. Ortadoğuluyuz biz dedik ya. Anladınız mı? Türkiye doktrinlerden yararlanmak için jeostratejik konumunu çok iyi kullanmıştır. Ama bu kullanmayı para almaya ve teknik yardım almaya ve bedavaya alıştırılma aran o yedek parça sorunları, petrol sorunları Türkiye 1980 89'a kadar hatta inanılmaz sıkıntılar çekmiştir. Türkiye o zamanlarda yıkılmadıysa merak etmeyin şimdi hiç yıkılmaz. Her zaman bu korku oluyor insanımıza. Pohpohlanıyor. Bölüneceğiz. O olacak bu olacak. Buramızı bunlar işgal edecek. Furda üst devleti kuracak. Vallahi gram öyle korkum yoktur. Bilir merve o gün 60'la hatta 89 arası Türkiye yıkılmadıysa yıkılmaz arkadaşlar rahat olun. Anlatabiliyor muyum? Ama tabii yıkılmaz değil de biz de oturak yaylak değil yani çalışacağız o ayrı konu da. Ama o oralarda bile eee büyük devletler parçalama stratejisinde Türkiye'yi ele almamışlardı sonraki zamanlarda. Hadi bakalım devam.
"ABD karşıtı kuruluşlardan ve devletlerden."
ABD karşıtı kuruluş ve devletlerden. Evet. uzak durmuştur.
"Uzak durduk."
Devam.
"Dışa açılım sürecine girmiştir."
Dışa açılım sürecine Türkiye girmiştir. Sürecine girmiştir. Evet.
"İthalatın yönü ABD olmuştur."
İthalatın yönü ABD olmuştur. Özellikle araba ABD olmuştur. Bugün Antika denilen o arabalar var ya Merve Bey, onların hepsi işte Amerikan arabalarıdır. Çok hatta belki aranızda şu an Amerikan malı araba kullanan çok arkadaşımız vardır. Tabii onlar çok dizeli. Motor güçleri çok yüksek olduğu için 3.000 mesela. 3.000 motor. 3.000 motor ne demek? Benzini al şeye, pompacıya götürsün bizim araba. Yani o demek ya. Millet 1'ye biniyor. 1'e biniyor. 1-0 1-0 motora biniyorsun. Yeniline silmiş de bilmem. 1-0 motor ne lan? Yokşu ben hızlı çıkarım ondan arabadan. Bu halimle. Doğru mu Murat? Türk milletinin layık görüldüğü şeye bakar mısın ya? Millet 4.000 motora, 5.000 motorlara biniyor ama benzin sende işte olmayınca petrol var olan da yetmeyince işte bu sıkıntıyı yaşıyor Türkiye işte. Ya bizim insanımız 3.000 motor, 4.000 motor arabalara binmemeli mi? Ya binmeli ama maalesef ki olmuyor. Dur bakalım. Somali'de bir keşif var. İnşallah petrol bulursak belli olmazmış ya. Hiç belli olmaz. Türkiye'nin Somali ile bir ilişkisi var da çözeceğim inşallah onu da.
"İnşallah."
Somali arkadaşlarla görüşüyoruz. Çorumlu amir olmak üzere bir bakacağız. Söyle bakalım.
"ABD menşe ürünler."
ABD menşe ürünler. Evet.
"Kalitenin göstergesi sayılmıştır."
Kalitenin göstergesidir. Kalitenin göstergesi sayılmıştır. Sizde de var mı arkadaşlar? Mesela şu malı aldığım zaman güven duyuyorum. Mesela şu ülkenin malını aldığım zaman güven duyuyorum. Türkiye'de özellikle bu algı Almanlarda Almanlara geçmiştir. Bir de bizim 1960'lardan kuşak'tan sonra Almanya'ya giden işçilerimizin özellikle onların fabrikalarında çalışması işte Audid'dir, BMW'dir, Mercedes'tir, Siemens'tir, boştur. Şu markalara bakar mısın? Bu markalar Türkiye'de en çok satanlar değil mi ya? Heh. O yüzden algını nereye kayacak ileriki yıllarda? Almanya'ya kayacaktır. Bütün iş 74'te bitecek bizim. Amerika bize ambarga uyguladığı an Amerika'nın karşılığı ülkemize inanılmaz taban yapmaya başlayacak. Amerika bir dostunu Ortadoğu'da kaybedecektir. 2005'te Trump'la beraber tekrar kazandı gibi duruyor. Devam.
"Marshall yardımlarından"
Marshall yardımlarından Evet.
"400 milyon dolara yakın para almıştır."
400 milyon dolara yakın para almıştır. Şimdi bugünkü rakam şu 400 milyon dolar Türkiye için çerez bir rakamdır. Onu söyleyeyim. Ama o günün Türkiye'nin bütçesi neydi? Türkiye'nin bütçesinin dolar bazındaki duruşu neydi? O yüzden o 400 milyar 400 milyon dolar çok büyük bir para. Hani öyle anlatayım. Siz anlamanız için değerli arkadaşlar. Türkiye'nin şu anki yıllık bütçesi nedir? Bir bakın. 400 milyon dolar da bir çarpın bakayım ne kadar ediyormuş. Hadi devam.
"Türk ordusu modernize edildi."
Türk ordusu modernize edildi. Tabii ki
"ancak yedek parça"
he modernize edildi. Ancak yedek parça sorunu ortaya çıktı. Yedek parça sorunu ortaya çıktı. Yedek parça helikopter fiyatına verdiler bize. Mecbur kaldık. Devam.
"Türkiye 1949'da"
Türkiye 1949'da Evet.
"Toplanan Asya Devletler Kongres"
Toplanan Asya Devletler neine?
"Kongresine."
Kongresine katılmamıştır. Katılmamıştır. Çünkü biz neyiz? Biz Avrupalıyız. Anlaştık.
"Güzel."
Türkiye'nin bu dönemde iki tane pakta girdiğini görüyoruz. 5060 arasında. Bu arada 5060 arası Atlan Menderes dönü. Bunu siyasette anlatacağım birazdan ama Türkiye demek ki 1950 ile 60 arasında 3 tane pakta katılıyor. Biri Kuzey Atlantik Savunma Örgütü yani NATO. 2. Balkan paktı. 3. Bağdat paktı. Aa hocam şu Balkan paktı bana şöyle bir göz kırpıyor. Niye göz kırpıyor? Çünkü sen onu daha evvelden Balkan Antı diye öğrendiğin 1934'teydi. Hatırlayalım. Sayalım mı? 1934'teki Balkan Antantının bana 4 üyesini bir sayın bakım. Hızı hızı hızı hızı. YouTube'dakiler bizimkiler sayar zaten. Türkiye Yunanistan, Yugoslavya, Romanya'ydı. Doğru mu? He
"Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya, Romanya."
Balkan antıydı bunlar. Balkan antantı niye kuruldu? Türkiye hem batı sınanı güvence altına alması hem de Dünya Savaşı çıkmasını engellemedi. Peki Dünya Savaşı çıktı mı? Çıktı. Balkan Parklı dediğin o bütün üyeleri zaten Almanya, İtalya'ya şikay etti. O yüzden Balkan Paktı artık yok. Şey Balkan Antı artık yok. Ne var yeri? Balkan Paktı var. Dikkat. Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya. Demek kaç üyesi varmış? Ha o 4'tü. Hatırlayalım. Orada Romanya da vardı. Burada Romanya var mı? Yok. Evet sayıyoruz. Balkan PAKTI üyeleri Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya. Ben bir yazayım onları. Söyle bakalım.
"Türkiye, Yugoslavya, Yunanistan."
Türkiye. Şöyle yapayım. Yunanistan ve Yugoslavya tarafından kuruldu. Yugoslavya tarafından kuruldu. Devam.
"Ekonomik ve kültürel işbirliğini geliştirmek."
Evet. Ekonomik kültürel işbirliğini geliştirmek. Evet.
"Sorunları barışçıl yollarla çözmek."
Sorunları barışçıl yönden çözmek.
"Ortak savunma konusunda işbirliği."
Barışçıl yönden çözmek. Ve dikkat neymiş?
"Ortak savunma."
Ortak savunma. Bakın. Dikkat. Şimdi hep beraber şunu yapalım. Size dedim ki arkadaşlar Türkiye Yunanistan'la NATO 1952'de girdi. Dikkat edin. 53'te de Balkan Paktını beraber kurdu. Ama şimdi 54'te bir olay var. Sen bunu bilmezsen yapamazsın. Türkiye ile Yunanistan Kıbrıs sorunu yaşacak. Peki hepinize soru soralım. Türkiye ile Yunanistan Kıbrıs sorunu yaşadığına göre kendisinin kurmuş olduğu bir pakta mantıken Türkiye ile Yunanistan ne yapacak? Pak'tan çıkacak. Peki Yugoslavya kendi kendine pakt da olabilir mi? Olamaz. O zaman mantıken bu pakt ne olur? Dağılır. Başla bakalım.
"1954'ten itibaren"
1954 Kıbrıs sorunundan dolayı öyle yazayım. Kıbrıs sorunundan dolayı Türkiye ve Yunanistan Pak'tan ayrılmıştır. Türkiye ve Yunanistan ne olmuş? Pak'tan ayrılmıştır. Devam.
"Park 1960 yılında dağılmış."
1960'ta da resmi olarak dağılmıştır. Resmi olarak dağıldı. Anlaşıldı mı? Burası Bağdat paktına geçmeden önce önce Balkan paktını bileceğim. Peki çıkan bir sınav sorusunu söylüyorum. Herkes buraya dikkat etsin. Şuraya yazayım. 1. Balkan paktı. 2. Bağdat paktı. Doğru mu?
"3. Sağ da paktı."
4. NATO. Yukarıda verilenlerden hangileri? Türkiye Adnan Menderes döneminde katılmıştır. Ha 50 60. Senin bunu bilmen lazım o zaman. 53 mü?
"55 mi?"
52 mi? Ama bu 1937 değil mi? Mustafa Kemal Atık zamanı. Heh. Burada neyi bilmem lazım? Türkiye'nin Adnan Menderes zamanında katıldığı pakları bir kere bilmem lazım. Bezi alayım bir. Vay arkadaş ya. Yarın da şeye gidiyoruz ha. Merhave.
"Cumartesi günü Aydın'a gidiyoruz. Aydın'da tercih kitabevi Girneş şubesi imza günümüz var. Tüm aydınları incirleriyle beraber bekliyorum. Onu da belirtmiş olayım. Ama gerçekten çok güzel ya. Aydın yani bu noktada bize kötüsü geliyor gene. Vallahi Ankara'ya kötüsü geliyor. Ya da biz iyisini bulamıyoruz. İnsan şöyle açınca inciri kurttan korkmamalı ya. Doğru mu? İnsan korkuyor yani. Şey oluyor. Açmadan yiyebilen var mı inciri? Yok. Bir tek hurmayı açmadan millet yiyor artık. Bir tek o ondan hariç. Aman kurtlu mu değil mi bilmem ne. O da zaten kurda benziyor. Ulan acaba bu kurt mu diyor. Halbuki incirin şeyi kurutulcu da insan şey yapamıyor yani. Evet. Tüm aydınları bekliyorum cumartesi günü saat 100'de."
Bağdat paktı. Bir dakika ismine lütfen bir dikkat edin. Ne paktı?
"Bağdat."
Mantıken nerede kurulmuş? Bağdat. Sadabat paklının ismi Sadabat neredeydi? İran. O zaman nerede kurulmuş? İran. Manten önce Türkiye ile Irak arasında yapıldı. Daha sonra İngiltere geldi, Pakistan devleti geldi. Bir devlet daha geldi. Kim geldi?
"İran,"
onlar da katıldı. Kaç olduk şimdi? 5. Şimdi yapalım mı şu be? Bir bakalım. Devletleri sayıyorum. Türkiye, Irak. Önce ikisi anlaşma yaptı.
"Sonra kim geldi?"
İngiltere. Sonra
"Pakistan ve ne?"
İran. Şimdi buraya dikkat. O zaman paktın merkezi neresi? Irak değil mi?
"Paktın adını veren devlet bu değil mi?"
Tamam. Buraya kadar her şey normal. Peki Irak'ta iki gün sonra bir şey olursa mesela Irak'ta 1958 yılında bir darbe oldu. Darbe. Bu darbeyi yapan adamın arkası kim biliyor musunuz? Mu? Saddam Hüseyin. He. E hocam öldü. Evet. İşte daha gençlik zamanında bu darbenin arkasında olan adam Amerika'nın yetiştirdiği Satdam Efendi. Kim ne derse desin bana. Satdam Efendidir. Bu adam Irak'taki darbeyi yaptı. Dikkat. E Irak'taki darbeyi yapan bir adamsa Irak ben Pak'tan ayrılıyorum derse paktın merkezde Bağdat ise mantıken şu dört devletten bir tanesinin paktın olması lazım. O zaman da Türkiye inisiyatifi aldı. Dikkat, paktın merkezini Ankara'ya taşıdı. Şimdi paktın merkezi ner olmuş? 1959'dan itibaren Ankara. Ve İngiltere dedi ki eee Ankara paktı diye paktı olmasın. Biz bunun ismini değiştirelim dedi. Merkezi anlaşma örgütüne dönüştürdü. Bunun da adı Sento. Dikkat buraya. Bağdat Pakı ileride adını ne olarak değiştirmiş?
"Sento"
okunuşu Cento diye yazılıyor. Sento diye okuyoruz. Anlaşıldı mı? O zaman sana gelen 2000 kaç olur o? Kaçta geldi? 16'da ya da 17'de geldi. 16'da geldi herhalde. Öyle tahmin ediyorum. Bağdat baktı 1959'dan itibaren adını ne olarak değiştirmiştir diye geldi. Sent soruyu değiştiriyorum. 1959'a kurulans neyin yerine kurulmuştur? Bağdat paktı. O zaman ben Bağdat Parklı sentol ilişkisini bilirsem her türlü sorunu yaparım. Şimdi çıkan 3ün sınav sorusu. Bak ben niye bu kadar dikkatli anlatıyorum burayı? O zaman da öyle anlatmıştım. Çocuk da 5 saniyede yaptı. Hangi devlette bir darbe olması sebebiyle paktan ayrıldı? O paktan ayrılmasıyla ismin değişti. Hangi devlette darbe var? Hangisi? Irak. Hah. Bunu sordu işte gene KPS'de geldi. O zaman KPS'de bu Bağdat paktığını biraz bileceğiz. Anlaştık mı? Bağdat paktı önemli. Bak söylüyorum. Buranın bir adının sento olarak değiştiğini, sento merkezi anlaşma örgütü demektir. Normalde ilk adının Bağdat olduğunu, paktın merkezinin devletsel anlamda Irak olduğunu, Irak'la darbe sonucunda Irak'ın Pak'tan ayrıldığını, isminin de bu olduğunu bildiğim sürece ben buradan gelen istedik beşte ne soru ne soracak? Bağdat neye dönüştü? Sento. Sento neydi eskiden? Bağdat kimde darbe oldu? Irak. Doğru mu? Anlaşma merkez anlaşma örgütünün yeni durağı neresi? Başkent Ankara. Hadi başla bakalım.
"Arap"
İran arasında kuruldu. Söyle bakalım niye kuruldu peki?
"İsrail gerginliği."
Arap İsrail gerginliği. Evet.
"İngiliz Mısır anlaşmazlığı."
1956'yı hatırlayın. İngiliz Mısır anlaşmazlığı. Evet.
"Bağdat paktının kurmasını yol"
anlaşmazlığı Bağdat paktını kurdurmuştur. Bağdat paktını kurdurdu. Devam. Irak'ta bir darbe konuunda.
"Irak'ta 1958'de darbe olunca Irak Pak'tan ayrıldı."
Irak paktan ayrıldı. Paktın merkezi Ankara'ya taşınarak Ankara'ya taşınarak ismi ne olmuştur? Merkezi Anlaşma Örgütü. Doğru mu? merkezi anlaşma örgütü anlamına gelen anlamına gelen ne olmuştur?
"Sento olarak değiştirildi."
Sento olarak değiştirildi. Lan bu sento diye acaba bir gofret markası mı var ya? Şey Merve
"ne bileyim A101'de miyiz 1de miyiz sentral mü yazıyor? Sentral mi vardı değil mi sanki?"
Benim babamın yıllarca bize Ülker aldı diye İlker markalı şey almasına ne diyor? Biliyor musun onu?
"Hayır hocam."
Ülkerin bir şeyi var ya çıkarttığı atıyorum Füör bisküvi gibi. Biz yıllarca babam bizi Ülker alıyor zannetmiş de. İlker almış ya. Ne?
"Bimin."
Bimin mi işte? Sentro. Evet. Ama orada bir tane rakam farklı. Evet. Ya yakaladık. Yakaladık. Bu bence işaret bize. Ne diyorsun?
"Büyük oyunu çalış."
Büyük oyunu çözdük. Hadi bakalım. Evet. Anlaşıldı mı? İlklere de baksana. İlkler bisküskü. Anlarsın de bilmeyen arkadaşlar yazsın. Belki yıllarca babamız da sizlerin babası annesiz kandırmış olabilir. Ülker alıyor diye. Bak bak ihtar bisküvi
"aynısı."
Aynısı işte. Ben yıllarca ülker diye yedik. İlklermiş o. Baksana resmini bir göster.
"Kapattım."
He. Görsellerden. Ver bakayım. Aynı şeyin bazı.
"Şimdi tekrar geleceğim abiye."
Ha bak bakayım bir resmine.
"Çıktı."
E olabilir. Ha belki de öyledir yani. Bilmiyorum ismini ama yazılımı biraz öyle bir şeydi yani.
"Ha yok yok bu değil bu değil değil değil değil değil. Tasarımı aynı yazısı aynıydı ya. Yemin ediyorum var ya yıllarca iyidik vallahi. Lan bakarsın ona."
Geldik Türkiye'de siyasete. Şimdi değerli arkadaşlar Türkiye'de siyaset dediğimiz olay nasıl olacak? Ona bir bahsedeceğiz. Tabii ki Türkiye'de siyaseti konuşmadan önce 39-45 arasında herhangi bir siyaset faaliyet var mı? Ona bakalım. Dikkat. Cumhuriyet Halk Partisi 1923'ten kurulup 38'e Mustafa Kemal Atatürk zamana kadar iki defa aslında birden fazla da daha var ama onlar çok ufak partiler. Onlar saymıyoruz. Biri Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, diğeri Serbest Cumhuriyet Fırkasıyla iki defa çok büyük şekilde deneme yaptı. Ancak bu denemeler başarısız da sonuçlandı. Mustafa Kemal'in vefatından sonra hemen sonra zaten ne çıktı? Dünya Savaşı çıktı. Zaten bir şey yok orada. Türkiye kendi koruma altına aldı. Ne zamana kadar? 45'e kadar. Ama 44'lerde özellikle İsmettin Önün demokrasi demeçleri yoğunlaştı. İşte bize bir parti lazım. Karşımızda bir tane parti yok. Bir tane denetleyen yok diye. Çünkü 39-44 arasında hatta bazı kaynaklar 46'ya kadar sürdüler. Müstakil Grup diye bir grup var. Bu müstakil grup Cumhuriyet Halk Partisi'nin içindeki milletvekillerinden oluşan başkanlar Ali Rana Tarhan'ın yaptığı bir gün sınavda geleceğine inandığım aslında geldi ama farklı sınavlarda geldi. Daha zor sınavlarda geldi ama herkese gelebilir. Müstakil grup Ali Rana Tarhan'ın grup başkanlığını yaptığı Cumhuriyet Halk Partisi'n içindeki milletvekillerinden oluşan ve CHP'yi kendi içinde denetlemesi için kurulmuş bir yapıdırlar. Tabii ki bu yapı sağlıklı bir yapı olamıyor. Niye? E kanun teklif veremiyor. Onu yapamıyor, bunu yapamıyor. Hiçbir şey yapamıyor. Sadece konuşuyor. E ne kadar konuşacaksın? E şimdi Ali Rana Taran çıktı bir tane çiftçiyi topraklandırma kanununa diyelim ki muhalefet edecek. Ben bir daha Ali Ranaat Taranı milletvekili adayı olarak aday göstermem ki. Yani kuruluş amacı amacına ulaşan bir şey değildir. Müstakil grup. Anlaşıldı mı? Müstakil grup öylesine bir muhalefettir. Yani muhalefetcik cik var ya o cik. He muhalefetciktir. L insan kendi kendine nasıl yapacak? Merema nasıl muhalefet olacak şimdi? Aynı partiden seçildik. Ben bizim e ben yukarıda aynı yerdeyiz. Ne lokantasında yiyoruz nasıl olacak o kız? Dem mi sen bunu niye dedin diye. E sen ne diyeceksin? Tamam bir dahaki konuşmamla değiştirim diyeceksin. Sen bana nasıl muhalefet edeceksin veya ben sana nasıl muhalefet edeceğim? Bu saçmalıktan Türkiye ne zaman kurtuldu? Partiler kurulmaya başlanınca kurtuldu ve ilk parti Milli Kalkınma Partisi Nuri Demirağa kurdu. Çok ilginç bir parti tabii. Bir arada vardı bizde Cemuzan biliyorsunuz değil mi? Belki yaşınız yetiyor mu bitmiyor mu bilmiyorum. Konserler verirdi. Adana'da Ferit Tayfuru'u çıkarırdı. Döner dağıtırdı millete. Evet. Evet. İlk seçimde de %7 aldı. Ha öyle az bir oyda değil. 3 ayda %7 al. Kaç tane parti görebilirsin? Öyle bir adam. Cemuzan ne yapıyordu? Millete döneri dağıtıyordu, ayran dağıtıyordu. Konsere gelenler, konserler bedava. Çok güzel. A bizimki de aynı. Milli Kalkınma Partisi'nin diğer adı Kuzu Partisi. Nerede C kebap çeviriyorlar. Nerede kuzu çeviriyorlar? O yüzden her gelenlere de hani gelen veya kaydolan Milli Kalkınma Partisi' üye olmak isteyenlerin her birine döner verilmiş, ayran verilmiş, cağ kebabı yapılmış, kuzu verilmiş. Anladınız mı? Partinin adı Kzu Partisi ama önemi şu. En azından biri bir cesaret edip bir parti kur. Bu arada dikkat. Şimdi devletin devletimizin yani ÖSYM'nin muhalefet demesiyle bizim muhalefet dememiz aynı şey değil arkadaşlar. Şimdi ne demek istiyorum? Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin içindeki muhalif partileri biliyorsunuz. Doğru mu? Heh. Peki devlete göre yani ÖSYM soru yazarlarına göre bir partinin muhalefet olabilmesi için meclisin içinde milletvekili olması lazım. He o zaman mantıken Milli Kalkınma Partisi kurulmuş ama seçimlerde hiçbir başarısı olmayıp seçimlerde herhangi bir yerden milletvekili seçtiremediğinden dolayı ne olmamıştır? İlk kurulan muhalefet partisi demiyoruz. Sadece ne diyoruz? 1945'te Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan ilk partidir. Zaten başına da hemen Nuri Demir koyarlar ki hani onun Milli Kalkma Partisi olduğunu ya. Peki neden böyle anlatıyor? Bundan tam 8 yıl önce KPS'ye girmeden önce o zamanki videolarımda da arkadaşlar bakın devletin muhalefet kavramıyla bizimki aynı değil. Biz her iktidar partisine dışarıda olsun içeride olsun meclisin içinde olsun dışında olsun muhalefet demeye alışmışız ya.
"Bugün meclisin dışında partiler yok mu? E nereden biliyoruz onların bazılarının iktidar yanlış olmadığını? Hep kafamızda ne var hep? Hem muhalefet zannediyoruz. Doğru mu? Hani çünkü parti, partinin kurulmasının amacı iktidara gitmekse mantıken iktidara göre muhalefet oluyor. Ama öyle"
Demir, "Demir, işte. Ne diyor profesör? Olur mu diyor. Dünyadaki muhalefet diyor, meclis içinde milletvekili olacak, grubu olacak, iktidara karşı mecliste savunacak. Biz buna muhalefet deriz," diyor. He, o zaman dikkat. Milli Kalkınma Partisi seçimlere girmiş, başarısı var mı? Yok. Bir tane milletvekili sokmuş mu? Yok. E, o zaman ne diyemiyoruz? Dünya Savaşı'ndan sonra meclisin içinde kurulan bir parti olarak onu göremiyoruz. O yüzden Türkiye'nin ilk muhalefet partisi, meclisin içine milletvekili soktuğundan dolayı seçimlerde Demokrat Partidir. Ben bunu böyle 8 yıl önce anlatıyordum. Sınava girdiler. Ne gördüler peki? Ne gördüler? E, bu soruyu gördüler ama soruda Milli Kalkınma Partisi'ni vermedi. Vermedi. Bizim öğrenci de Milli Kalkınma Partisi'ni göremeyince, hani böyle anlatımla dinleyen arkadaşlar, yani başkalarını kendileri çalışmışlar veya yıllarca öyle bilmişler. Millet Partisi diye bir parti vardı, gitmiş onu işaretlemişler. Bir de bizimkilere şöyle buy var, "Öğrencide en yakın işaretleme." La oğlum, böyle bir şey nasıl oluyor? O ayrı bir şey. O ayrı bir şey. Milli Kalkınma Partisi ayrı bir şey. Millet Partisi ayrı bir şey. Ana, bu buna yakın diye bu işaretlenir mi lan? İşte ben böyle anlattığım için öğrenci gidip onu 5 saniyede çözüyor. Yoksa diğer türlü ne olacak? Aklıma ne kalıyor hep? Milli Kalkınma Partisi. Evet. MKP Partisi var. Doğru. Başkanı kim? Nuri Demirağ. O da doğru. Ama ÖSYM soru yazarlarının bir kere daha söyleyeyim, muhalefet dediği şey meclisin içinde olmak zorunda. O da ne oluyor? Demokrat Parti oluyor. Anlaşıldı mı?
Peki şöyle bir soru gelse, yapar mısınız? İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan ilk parti hangisidir? MKP, Milli Kalkınma Partisi. Cevap ne? Nuri Demir? Onu zaten verirler. Yoksa soruya herkes itiraz eder. Diğer soruya herkes itiraz etti. Ne dedi ÖSYM? Millet Millet Partisi işaretledi. Nerede Milli Kalkınma Partisi yok dediler. Dediler ki, "Muhalefet o demek değil ki. Muhalefet meclisin içinde olacak." Doğru söylüyor. Kız, meclisin içinde olmadıktan sonra istediğim kadar dışarıda bağırayım. Kime sesimi duyuracağım? Haksızsam söyle. Kime? Mesele meclisin kürsüsünde, meclisten, milletten aldığın yetkiyle iktidara orada yüklenmedir ve söz hakkı tanımasıdır. Çok doğru söylüyor profesör. "Sizdeki muhalefet o demek değil," diyor. Doğru diyor adam. O yüzden soruyu da doğru sordular. Anladın mı Merve? Muhalefet neymiş? Neyin içinde olmak zorunda? Meclisin içinde. O zaman biz şu an dışarıdaki şu tabela partilerinin hepsi muhalefet partisi mi? Hayır. Muhalefet kim? Şimdi içindeki meclisin şu an iktidarın dışındaki istediği kadar ittifak ortaklığı yapsın. O da muhalefet sayılıyor. Tabii, tabii, tabii. Hiç fark etmez. Hepsi muhalefettir. Yani o şimdi onu seçimlerde ittifak ortaklığı farklı bir şey. Seçimden sonra milletvekili dağılımında, eee, ittifak orada hepsi benim diyorlar mı? Yok. Herkes ayrılıyor. Heh. O zaman o da muhalefet olur. Siyasi ittifaklar olabilir, ortaklar olabilir, bilmem ne ol ama hepsi sonuçta meclisin içine girdiği zaman destek verip vermemesi artık ona kalmış. Anladık mı?
İlk kurulan parti neymiş? Nuri Demir'ın kurduğu Milli Kalkınma Partisi. Uzun ömürlü bir parti ama girişim açısından adama helal olsun diyorsun, değil mi Nuri Demir? Çünkü Nuri Demir ne kadar önemli bir adam olduğunu kendime anlattım. Doğru mu? İşte demiryolu doğuya götüren adam, niye soyismi Demir verildi? Milli Kalkınma Partisi'ni kurdu. Nuri Demirağ, Milli Kalkınma Partisi bir gün sınavda gelir ama dediğim gibi gelir. Anlaştık mı? Peki sınava girdim. Hocam sizin dediğiniz gibi gelmedi. İşte 1945 tarihinde Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan ilk muhalefet partisi aşağıdakilerden hangisi dedi? İşte Adana, Milli Milli Kalkınma Partisi, B Millet Partisi, C Hürriyet bilmem ne partisi, D Terakki ve Muzaffer Cumhuriyet Fırkası. Saçmalamışlar. İçlerinde de Demokrat Parti yok. O zaman mecbur neyi işaretleyeceğim? Tabii ki Milli Kalkınma Partisi. Ben ne yapacağım peki? Soruya itiraz edeceğim. Anladın? Orada muhalefet diyemezsin. Şimdi o muhalefet olmaz. Muhalefet olması için sen de derim ki, 8 sene önce niye bu soruyu sordun? Çünkü benim de sonuçta akademisyen birçok hocam var. Hepsine danışıyorum. Onlar da muhalefet kavramını batıdaki muhalefet kavramıyla özdeşleştiriyorlar, dediğim gibi yani. Evet. Burası tamamı 45-46'lı yıllar artık kuruluyor.
Peki gelelim bir başka olaya. Buran, bundan sonrası çok dikkat dinlemeniz lazım. Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi'nin içinde milletvekilleri var. Bu milletvekillerinin arasında hepimizin bildiği Celal Bayar, Türkiye'nin 3. Cumhurbaşkanı olacak. Adnan Menderes, İsmet İnönü'den sonra ülkemizin başbakanı olacak. Refik Koraltan olacak. Efendim Fuat Köprülü, hepimizin bildiği tarihçimiz Fuat Köprülü olacak. Şimdi dikkat, çiftçiyi topraklandırma kanununda aslında Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi içinde bir bölümü olacak. Çünkü bunların hepsi saydığım kişiler toprak ağlarıdır. Değerli arkadaşlar, şimdi devlet şunu diyor. Çiftçiyi topraklandırma kanunu bilmeyen arkadaşlar için söyleyeyim. Devlet var olan ve üretimde olan çiftlikleri ayırıp parça parça vermek istiyor. Onlar da diyor ki, "Ulan o kadar kocaman her yerde arazi var. Hazine arazi, niye oradan vermiyorsun?" diyor. CHP de diyor ki, "Kendi içindeki milletvekillerine bakın," diyor. Adnan Menderes, Celal Bayar, Celal Bayar Manisa milletvekili. Adnan Menderes Aydın milletvekili. Bunların hepsinin neleri var? Büyük çiftlikleri var. Çünkü çiftlikte yıllardan beri tarım yapıldığı için artık ne yetişir, ne yetişmez, ne kadar yetişir bilindiği için onları bölme kararı alıyor. Bizimkiler de hayır diyor, böldürmeyiz diyorlar. Kimler? Dört kişi. Bu dört kişi bizim dediklerimiz niye dinlenmiyor diyerek dörtlü bir önerge veriyorlar. Dört kişinin imzasıyla. Biz buna tarihimizde "Dörtlü Takrir" diyoruz. Tamam. Bu dört kişiyi bilmek zorundasınız. Bakın KPSS ve ALES'e çalışanlar bu dört kişiyi bilmezse soru yapamazsın. Çünkü niye? Beşinci seçenek yanlış olacak. Yani senin için doğru olacak. Yani sınava girdin. 1945 tarihinde dörtlü takrir verenler arasında hangisi yer almaz? A. Adnan Menderes. B. Celal Bayar. C. Refik Koraltan. D. Fuat Köprülü. E. Yusuf Hikmet Bayur. Biliyor musun hocam? Vallahi adamın ismini yeni duydum hayatımda. Osman Bölükbaş Kırşehir. Anlaşıldı mı? O yüzden sizin burada bu dört kişiyi bilmeniz lazım. Hadi hep beraber yapalım. Adnan Menderes, Celal, Refik, Fuat Köprülü. Anlaşıldı mı? Bu dört kişi dörtlü takrir verdi. Partiden kovuldu. Anladınız mı? Zaten birkaç tanesi istifa etmişti de diğerleri de partiden disipline kovuldular. E, peki bunlar milletvekili mi? Partiden kovulmalarına rağmen milletvekilleri düştü mü? Hayır. O yüzden bunlar da kendi içlerine neyi kurdular? Demokrat Parti'yi kurdular ve 1946 seçimlerine gittiler.
Şimdi 1946 seçimlerinde bir tarafta Cumhuriyet Halk Partisi var. Bir tarafta Demokrat Parti var. Bir tarafta da MKP var. Ancak MKP'nin herhangi başarısı yok. İki tanesi. Hangisi iki tanesi? Cumhuriyet Halk Partisi 1946 seçimlerini kazanmıştır. 1946 seçimlerini kazanmıştır. Ancak Türkiye'nin her bir tarafında inanılmaz protestolar vardır. Niye? Oyların çalındığını öne sürmüştür Adnan Menderes. Yani Demokrat Partiler. Neden ama? Neden? Çünkü ilk defa 46'da bir şey oldu. Sonra 50'de bir şey oldu. Buraya herkes dikkatli baksın. Merve bak. Yıl 1946. Eskiden ne sistemi vardı Merve? Hatırladın mı? YouTube'dakiler çift dereceli seçim sistemi neydi? Neydi bu? Merve. Merve Murat'ı seçiyor. Murat Ramazan'ı seçiyor. Doğru mu? E, Merve sen Ramazan'ı seçmediydin ki. Kimi seçtiydin? Ama Murat ne yaptı? Beni seçti. Bir, iki çift dereceli. O yüzden sen milletvekilleri ne yapamıyorsun? Hiçbirini tanıma şansın yok. Milletvekili sen seçmiyorsun ki. Sen milletvekilini seçecek kurulu seçiyorsun. O kurul milletvekili seçiyor. Anlaştı mı? He, halbuki hiç istemediğim bir adam da meclise girmiş olabilir. Ver şimdi dursun şimdi. Dur. Peki bu çift dereceli sistem 1946'la neye dönüşmüş Merve? Tekel. Artık şu kurul var mı? Yok. O zaman millet doğrudan neyi seçebiliyor? Milletvekili seçebiliyor. Biz buna ne diyoruz? Tek derece. Peki çift dereceli mi daha demokratik, tek dereceli mi? He. La ben öbürküde bilmiyorum ki Murat kimi seçecek? Ben onu seçtim de Murat kimi seçecek? O yüzden iki defa sınav sorusu. Türkiye'de hangi yıl yapılan seçimlerde ilk defa tek dereceli seçim sistemi uygulanmıştır? Cevap ne? 1946. Burada size tarih soracaklar. Hani ben şimdiye kadar size hiç tarih ezber etmiyorum ama bazılarını bilmeniz lazım. Örnek 10 Aralık 1948 İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi Birleşmiş Milletler tarafından yayınlandı. Bunu gün, ay, yıl bilmek zorundasın. İki, neyi bilmek zorundaymışım ben? 46. Dur şimdi. Peki çift dereceli seçim sistemi ne yapıldı? Dikkat. Hala ne var? Açık oy. Ne var? Gizli sayım var. Arkadaşlar, bizler hepimiz oy kullanan yaşlardayız. Biz nasıl oy kullanıyoruz? Gidiyoruz şimdi bir yere. Okula gittik. Kimliğimizi verdik. Pusulayı aldık. Bir tane karavan gibi bir yere geçtik. Kimse görüyor mu? Hatta oraya cep telefonuyla bile girmek normalde yasak da bizim millet görüyor. Çekiyor falan, hemen atıyor falan. Seçimler görüyorsunuz. E, peki kardeşim, sonra zarfa koyuyoruz, atıyoruz. Akşam ne oluyor? İşte sen o seçimleri sen de izleyebiliyorsun. Ha, biliyorsun değil mi? Yani akşam okula git. Bizim millet nereden izlemeyi seviyor? Televizyondan. Evet. He. Ya Anadolu Ajansı bir de diğer ajanslar. Bir de diğeri o tarafı takip ediyordu. Diğeri bu tarafı takip ediyor. Seçim gideri çok komik ya. Neyse, Ankara'ya göre şu üstte, bu tarafa göre bu üstte diyorlar. Sonra Anadolu Ajansı'nın dedikleri hep çıkıyor. Ya kardeşim, bizim milletimiz akşam yani gidip de o seçimin şeyini izlemez. Çünkü tek tek açılıyor, saatler sürüyor. İtirazlar geliyor. O onu yanına kaydırmış diyor. Onun mührü çıkmamış diyor. 50.000 tane sorun var. Ama isteyen her arkadaşımız kendi seçim bölgesinde, kendi okulunda, kendi attığı sandıkta neyi izleyebiliyor? Seçimleri izleyebiliyor. Sonuçlarını. Evet. Buraya kadar anladık mı? Hah. Peki şimdi lütfen dikkat edin. Bizim kullandığımız sistem demokratik bir sistemdir. Çünkü benim attığım oyu benim annem, babam, kardeşim, eşim bile bilmez. Bilmez. Bilsen sıkıntı yaratacak. Vay komünist diyecekler. Vay bilmem ne diye. Lan bunlara maruz kalmamak için çocuklar çoğu zaman akşam eve geldiklerinde babası nereye atmışsa bilerek onu söylüyor veya dedesi üzülmesin diye dedesinin o şeyini söylüyor. Doğru mu? Para alacağım diye ama kesilmesin maaştan diye. Anlaşıldı mı? Peki eskiden düşünün. 1946 seçimlerine girdiğinizi düşünün. Lütfen şimdi hayal edin. Okula girdiniz. Hep beraber hayal edelim. Size bir pusula verdiler. Dediler ki, "At bakayım önümüzden." Oy atacaksın. Nasıl ya? Oy atacaksın onu. İki tane parti var. Ya DP ya CHP ya da MKP. Zaten MKP'yi sallayan yok. DP ile CHP. Şimdi köyün ağası CHP'li. Sen de diyorsun ki, "Ben DP'ye atayım. Bir farklılık olsun ya. Yıllardır zaten CHP'ye atıyoruz," diyor. Farklılık arıyor ya insana. Nereye atacaksın? Nereye atacaksın? Bana bir söyle bakayım. E, adam iki gün sonra sana yapmadığı eziyeti bırakmaz köyde. E, bu da milletin gözünün önünde. Bir de atıyorsun ya, hemen gösteriyorlar. Anladın? E, senin kaçış şansı yok. Bir de okuyor yani. Diyor ki, "Ramazan DP'ye oy vermiş." Hadi bakalım buyur. Böyle bir antidemokratik seçim olabilir mi? 46 seçimlerine tabii ki Demokrat Partiler itiraz eder. Bunun mantığı da zaten budur. Yani itiraz gelmiştir her yerde. E, Türkiye'nin zaten yıllardır sonra oy çalındı. Oylar sandıkta bulundu. Trafoya kedi girdi. Oradan o çıktı. Buradan YSK'nın önüne. Yah, Türkiye bu demokrasi olayını ya onu becer lan. Zaten 4 yılda bir sandığa gidiyorsunuz, onu da beceremiyorsun. Bu gerçek her sene yaşanan şey. Oylanacağım. Polis gelir, tam oyulanacakken birini alır. Biliyor musun? Hırsızlar falan öyle yakalıyoruz ya. Millet oylanmaya gidiyor. Bizim hırsızımız ne kadar demokratik ya. Ne kadar demokratik. 20-20 sıçtan arıyor ama oylanmaya da gelir. Yahım. Oyunu da çaldırmaz yani. Öyle bir hırsızdır ama kendisinin oyunu da çaldırmaz. Peki anlaşıldı mı durum? Antidemokratik bir uygulamadır arkadaşlar şu. Bu evet demokratik bir uygulamadır 46'da ama hala ne devam ediyor? Açık oy, gizli sayım. Peki seçimi kim kazandı? 46. Gene Cumhuriyet Halk Partisi kazandı. Ama artık bir muhalefet var. Öyle ya da böyle az ya da çok, az ya da çok. Atıyorum 30'a yakın, 40'a yakın, 50'ye yakın ne var şeyin içinde? E, milletvekili var. E, bu milletvekilleri ne yapacak? E, bir tarafta 400 milletvekili, bir tarafta atıyorum 29-30 milletvekili. Hepinize sorum la, o zaman bütün kanunlar gene Cumhuriyet Halk Partisi'nin istediği kadar Demokrat Partiler mecliste konuşma yapsınlar. Fark eder mi Merve? Fark etmezler. Peki.
Peki, bir de biliyorsunuz ülkemizde belediye seçimleri oluyor. Şimdi genel seçimler bizim ülkemizde de aynı. 2000 mesela 27'de bir genel seçim olursa 2028'de de ne var? Zaten belediye seçimleri var. Burada da böyle tekrardan belediye seçimleri olacak. Birçok sıkıntı, muhtarlık, neler neler. Bu ülke neler yaşadı. O 45 ile 50 arasında herkes iyi tahdil etsin. 45-50 bizim 74'e kadar politikamız olacaktı. O yüzden kardeşim 1947'lere gelindi. Artık Demokrat Partiler Cumhuriyet Halk Partilere meclise artık saldırıyor. Cumhuriyet Halk Partisi çok ya onlarda. Onlar da ona saldırıyor. Fiziki şiddet var. Oraya geldi. Demokrat Parti bir şey yayınladı. Hürriyet Misakı adı veriyor. Bak bu sınavda geldi soru olarak. Hürriyet Misakını yayınladı. Y, Hürriyet Misakı, biz de insan gibi muhalefet etmek istiyoruz. Biz de şey yapmak istiyoruz. Daha sonra 12 Temmuz beyannamesini yayınladı. Bak dikkat, dikkat, dikkat. 12 Temmuz beyannamesinin ne olduğunu bilir misiniz? 12 Temmuz 1947. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü artık Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrat Partilerinin meclisteki kavga varan görüntülerinin azaltılabilmesi için, çünkü Cumhuriyet Halk Partisi'ndekiler diyor ki, "Sen vatanı satıyorsun." Onlar da diyor ki, "Siz de faşistsiniz." Onlar birbirlerine giriyor. Çıktı İsmet İnönü. "Ey," dedi, "iki parti, ben ikinizin de üstünde bir konum. Evet. Ben Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel değişmez başkanıyım. Doğru mu? Yani ebedi milli şefim. Ama artık yok. Niye artık tek parti yok? Şimdi iki parti var. O yüzden ben cumhurbaşkanıyım. Her ikinize de eşit mesafedeyim. Biriniz birinizden üstündeyim. Demokrat Partiler gel buraya. Şunları vatan hainliğinden artık bir şey yap. Vatan falan değiller. Gel buraya CHP. Çokluğundan dolayı adamlara saldırıp durma. Tamam mı? Tamam." İnanılmaz gerilimi azaltmıştır. Tarihe bu beyanname 12 Temmuz beyannamesi diye geçer. Benim favori sınav sorularımdan bir tanesidir. Geçen sene ÖABT'ye sordular. Yani şansım nereye gitti benim? O tarafa gitti. Halbuki bu soru nerede sorulacaktır elbet? KPSS Genel Yeteneğe veya ALES'e sorulacaktır. O yüzden 12 Temmuz beyannamesine dikkat. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün kendisinin cumhurbaşkanı olduğunu, sadece Cumhuriyet Halk Partisi'nin milli şefi olmadığını, artık onu bıraktığını ne demek istiyorum biliyor musun? Merve, CHP rozetini çıkartmıştır. Yerine ne koymuştur? 16'lı cumhurbaşkanlığı forsunu takmıştır. Böylelikle ne oldu? Benim için ikiniz de aynısınız. Bu gerilimi azaltır mı? Belki de Cumhuriyet Halk Partilerin milli şefi yani İsmet İnönü'ye güveniyorlardı. Bunları yaparken o da yapmayacak. Onlar da ona güvenmeyecek. Kimse kimseyi ezmeyecek. İşte 1947'lerdeki iki büyük gelişmedir. Biri Hürriyet Misakıdır. Diğeri neymiş Merve? 12 Temmuz beyannamesidir. Dur şimdi. Demokrat Partiler duruyor mu? Bak şimdi ne yapıyorlar ya? Diyorlar, "Tamam iyisiniz hoşsunuz da bu seçim sistemi değişmediği sürece biz her seçime de girsek CHP kazanır." Ne yapalım peki? Günümüzdeki gibi ben size biraz önce ne dedim? Akşam gidip seçimde izleyebiliyorsunuz değil mi Merve? 1948'de gelmiştir. 1948 seçimlerine gelmiştir. Vatandaşın gidip izlemesi. Komisyonda ne yapılması mesela? Komisyonlarda her bir partinin temsilcisinin bulunması. Gene 48 değişikliği. 1948'de çok inanılmaz değişiklikler yapıldı seçim sisteminde. Böylelikle daha da demokratikleşti. Doğru mu? Ve bunlardan sonra neye gidildi? 1950 seçimlerine gidildi. 50 seçimlerine gidildi ama 50 seçimlerinde bir fark var. Bak buraya. Yıl 1950. Zaten bu teke dönmüş müydü? Döndü. Bunun yerine ne oldu şimdi? Gizli oy, açık sayım. Gizli oy. Artık gidiyorum. Hangi partiye oy atacaksa yazıyorum. Bir parti yazmadım da bakmayın. Ondan sonra gidiyorum atıyorum. Attıktan sonra ne yapıyorum? Benim oyum herkesin gözünün önünde böyle ne yapılıyor? Gösteriliyor. Böylelikle oraya işaretlemeler yapılıyor. Her partiden de temsilci var. Kendisinin notunu kaydediyor. Kaç kişi verdiğine. Mesela YSK'ya niye millet itirazda bulunuyor? Hiç düşündünüz mü? Diyor ki, "Kardeşim 1115 numaralı sandıkta bizim orada bekleyen müşahidimiz doğru mu? O ne yapmıştır?" Yani şahit olan o ne yapmıştır? Atıyorum A Partisi'ne 150 oy çıktı diyor ama YSK'ya gönderilen de 100 diyor. Anan burada belli kayıp var. Hemen YSK'ya ne olur? O kişi itiraz eder. Böyle orada oylar bir kere daha sayılır. Anlaştık mı? O yüzden bitmiyor zaten. La bu memlekette bir oyla belediye başkanlığı değişmiyor mu kurban olum? 50 tane olay yaşıyoruz memlekette ya. Bir oyla bir daha say, bir daha say, bir daha. E yenilgide de yenilgiyi kabul etmiyor. Bir oy dediğin ne? Bir oy bu tarafa kaysa burası kazanıyor. Çünkü öyle sıkıntılı durumlar var. Türkiye maalesef ki bunları aşa. 4 sene sonra 2027 erken seçim ol, gene göreceğiz. Gene aynı şeyler olacak. 2028'e belediye seçimi ki gene aynısı olacak. Çöpler oradan bulunacak. Konteynerdan bir yerlerden çıkacak. Yok trafoya, yok kediye trafoya girecek. Elektrikler gidecek. Bunlar olacak. Niye olacak diyorum? Çünkü 50 yıldır böyle de o yüzden. Yani 52 yılda bir şey değişmeyecek yani ülkemizde. Bunu da lütfen bilin. Var mı sıkıntı? Gene itirazlar gidilecek. Tam adam arasını atacak. Gene Ikardi'ye verecek oyunu vermiyor mu? Yazıyor. Ikardi yazıp atıyor ya oyunu. Bomba ya. E, şimdi Victor Osimen diye atacaklar. Doğru mu? He. Fenerlerde belki Kante diye atar. Garip Beşiktaşlar ne yapacak? He, ne yapsınlar? Atacak. Belki kartal çizer atarlar diyorum. Ne diyorsun? A, ne olacak bu Beşiktaş'ın hali? E, sen ne olacak Fener'in hali derdin? Vallahi ne olacak Beşiktaş'ın hali? Çok sıkıntılı. Murat ne düşünüyorsun? Hocam feder olduğum için sen federisin değil mi? Şu ganteyi de alın gayri bir ya. İyi topçu. Evet. Siyaset var mıyız? Başlıyor muyuz? 50'de ne oldu? 50'deki seçimleri Demokrat Parti kazandı. Hem de bu sefer tam tersi. Yani bu sefer muhalefet, yani 50'nin üzerine 50-60 arasında bir rakama düştü. Böyle de 400-450 milletvekili tabii ki kim çıkarttı? Şey neydi onun ismi? Demokrat Parti çıkarttı. Eskiden bir de şöyle bir sistem var. Eee, atıyorum bir yerdeki oy oranı diğerinden bilmem iki kat fazlaysa adam bir tane milletvekili bile çıkartmıyor. Onun kompleksi oraya geçiyor. Bir de öyle bir saçma sistem vardı. Şimdi o kaldırıldı da. Yani bunu tam ismini zikredemiyorum ne olduğunu. Yani şöyle söyleyeyim. Malatya'da oy kullanıyorum. ASA Malatya'da CHP bir tane milletvekili çıkartıyor aslında ama Demokrat Parti Türkiye'nin genelinde oyunu genel oyda da üstün olduğundan dolayı orayı da o ağlıyordu. Yani CHP milli milletvekili çıkaramıyor. O yüzden ne oluyordu? Her ilden iller blok blok alınıyordu. Anladın mı? Blok. Yani Ankara'da diyelim ki 9'a 8 çıktı. 9 olan kim? Demokrat Parti. O zaman kompleksi 9, 8, 17 komple DP. Tabii eskiden öyleydi. Şimdi şimdi böyle 1, 2 çıkıyor. Merve ya, Türkiye'nin demokratik gelişimi bilmezsen hiçbir şey anlayamazsın bu ülkede. Bak Türkiye neler yaşadı onu anlatıyorum. Hadi başlayalım. 50'ye kadar getirelim. Hiç durmadan, ara vermeden, mola vermeden başlayalım. Siyaset müstakil grup adında bir grup kuruldu. Bu arada bir kalem alabilir miyim? Müstakil grup CHP içinde görev yapmıştır. CHP içinde muhalefet yapmıştır. Bir saniye ver bakalım kalemimizi. Evet. 7 Haziran 1945. Söyle bakalım. Adnan Menderes. Adnan Menderes. Evet. Celal Bayar. Celal Bayar. Evet. Refik Koraltan. Refik Koraltan. Evet. Ve Fuat Köprülü. Fuat Köprülü. Ne yapmışlardır? Dörtlü takrir. Dörtlü takrir verdiler. Bak bunu bilmezsek zaten soruyu yapma şansımız yok. Dörtlü takrir önerge yani. Devam. Dört kişinin imzaladı. CHP yüksek. Ha, burada bu önerge kime veriliyor arkadaşlar? Bu 4 milletvekili, 4 de CHP'nin içinde. CHP'nin içindeki CHP Yüksek Divan Kurulu'na veriyorlar. Yani partideki şeyi, artık şu demokrasi anlayışı yerleşsin diye veriyorlar. Tamam. Sonra kabul edilmiyor. Hepsi istifa ettiriliyor. Evet. Devam. 11 Haziran'da ne oldu? Çiftçiyi topraklandırma kanunu kabul edildi. Çiftçiyi topraklandırma kanunu kabul edildi. Aslında güzel bir kanun değil mi mantıken? Ama devlet burada ne demiyor? Sen diyor, çorak araziyi alacaksın, yapacaksın, edeceksin derken yıllar geçer. Bizim acil neye ihtiyacımız var? Tarımsal gelişmeye. O yüzden mevcut işlenebilen toprakları bölelim diyor. Anladın mı? O yüzden istenmiyor zaten. Sıkıntı o. Devam. Nuri Demirağ başkanlığında. Nuri Demirağ başkanlığında Milli Kalkınma Partisi kuruldu. Milli Kalkınma Partisi kuruldu. Milli Kalkınma Partisi kurulmuştur. Dikkat devam. 1 Kasım 1945. İsmet İnönü'nün yaptığı bir konuşmasında. İsmet İnönü yaptığı bir konuşmada bakın ne diyor. Yaptığı bir konuşmada. Evet. Bizim tek eksiğimiz. Bizim tek eksiğimiz. Evet. Hükümet partisinin karşısında. Hükümet partisinin karşısında. Yani CHP'nin karşısında. Evet. Bir partinin bulunmamasıdır. Bir partinin bulunmamasıdır. Bir partinin bulunmamasıdır demiştir. E, bu da neyi harekete geçirir mantıken Merve? Bir partinin kurulmasını harekete geçirir. Hangi parti kurulacak? Tabii ki 7 Ocak 1946. Celal Bayar başkanlığında. Evet. Başkanlığı kimmiş? Adnan Menderes'te. Celal Bayar başkanlığında Demokrat Parti kurulmuştur. Demokrat Parti kuruldu. Devam edelim bakalım. 46. İlk genel seçimleri CHP kazandı. İlk genel seçimleri yani hangi seçimler? 46. İlk genel seçimleri yine CHP kazandı. Yine kim kazandı? Cumhuriyet Halk Partisi kazandı. Evet. Demokrat Parti meclise girmiş. Demokrat Parti de bu seçimlerde meclise girdi yani TBMM'ye. Evet. İlk defa bu seçimlerde. İlk defa bu seçimlerde dikkat. Tek dereceli seçim sistemi uygulanmıştır. Tek dereceli seçim sistemi. Burayı büyük yazıyorum. Tek dereceli seçim sistemi uygulanmıştır. Var mı başka bir şey? Sistemi uygulanmıştır. Evet. 1947'de ne oldu? İki tane şey. Biri Hürriyet Misakı, diğeri 12 Temmuz beyannamesi. Dikkat söyle bakalım. Demokrat Parti Hürriyet Misakını yayınlamıştır. Hürriyet Misakını yayınladı. Evet. Önemli değil. Devam. Onu ayrı yazarım ben. Tamam. 1948'e geç. 48'e geç. Ben 12 Temmuz'u ayrı bir yerde vereceğim. Seçim kanunu değişikler yapıldı. Evet. Seçim kanunu değişiklikler. Çok basit şekilde yazdır. Yani 48. Bir şey söyleyeyim mi? O seçim kanunu değişikliklerin çoğunu şu an zaten kullanıyorsun. Devam et bakalım. Mesela söyle bir tane. Parti temsilcilerinin. Siyasi parti temsilcilerinin. Evet. Seçim kurullarında yer almak. Seçim kurullarında yer alacak. Kurullarında yer alacak bundan sonra. Demek ki eskiden yokmuş. Devam. Diğer madde. Belediye başkanı ve meclis üyeleri. Belediye başkanı ve meclis üyeleri. Evet. Seçim komisyonlarında görev almaya. Seçim komisyonlarında görev almayacak. Doğru mu? E, adam orada ne yapar? Düşünsene. Bizim belediye başkanı böyle duruyor. E, sen de geldin. Nereden geldin? Yeni mahalleden geldin. Tane aday bekliyor veya mevcut bir belediye başkanı da bekliyor. Nasıl oy atacak ya? He. Bir de başkanı görünce ne olur? Kesin Sırp yalakalığına değil mi? Başkanım, başkanım diye at. Bizde öyle olmuyor mu? Çoğu insan parti amblemlerini çok beğendiği için memlekete oy atan insanlar var ya. Hocam diyor, dayanamadım diyor, gene bastım diyorum, olmuyor mu? O kadar kızıyorum diyor, gene onu gördün mü, dayanamıyorum basıyorum diyor. Yok mu ya bu memlekette? Çok var arkadaşlar yani. Evet anlaşıldı mı? O yüzden belediye başkanı ve meclisteki milletvekilleri gelmesini istiyorlar. Devam. Partilerin ve bağımsız adayların temsilcileri. Partilerin ve bağımsız adayların neyi? Temsilcileri. Seçim komisyonlarında. Seçim komisyonlarında görev alabilecek. Evet. Devam. Oy verme işlemi kapalı bir şekilde veriliyor. Oy verme işlemi kapalı bir şekilde. Doğru mu? Evet. Kapalı bir şekilde ne olacak? Zorunlu hale gelecek. Kapalı bir şekilde vermesi zorunlu hale gelecek. Yani bu biraz önceki ne oluyor? Yani açık oy, gizli sayımın işte 50'de ilk defa 48'e seçim kanununa giriyor zaten. Devam. Son. Seçime katılan siyasi partilerin. Seçime katılan siyasi partilerin. Evet. Birer temsilcisinin. Birer temsilcisinin. Seçim kurullarında hazır bulunması kabul edilmiştir. Birer temsilcisinin hazır bulunması kabul edilmiştir. Hazır bulunması kabul edilmiştir. Her partiden var mı Merve? Var mı? Yok. Siz insanlara öyle geliyor değil mi? Bu ülkede bazı illerde bazı partilerin üstün olduğu vardır. Doğru mu günümüzde? O yüzden genellikle o partiler oraya çok fazla ne yapmazlar? Müşahit koymazlar. Yani 5 tane koyuyorsa oraya zaten, "Bura %100 bizim," diyor adam. Anlatabiliyor muyum? Türkiye'de öyle iller yok mu? Diyarbakır'dır, Bayburt'tur, Konya'dır. Ama çok kritik iller var. Ankara, İstanbul gibi, İzmir gibi, Bursa gibi, Antep gibi ne olacağı belli değil. Sonuçta büyükşehri kim tasarruf edebiliyor günümüze? Kimse demiyor. O yüzden oralara yayın var. Yani ne de olsa bu var diyor. Ne de olsa bu. O zaman ne yapıyor partiler? O tarafa daha çok yönleniyor. Bazen buraları ne yapmak mesela gidip müşahit bulamıyorsun. Buluyorsun mesela aşağı tarafta diğerleriyle muhabbet sohbet ediyor. Çünkü sonuç belli. Anlatabiliyor muyum? Sonuç belli. Ben mesela partiyim. Herhangi bir partim. Benim hocam partisi. Ben benim hocam partisi. İlk defa seçime girsem aşağıda yemek yerim. Niye? Niye? E, ne yapacağım? Ankara Büyükşehir Belediyesi'ni mi alacağım? E, alamayacağımı bildiğim için genelde aşağıda ne yapıyorlar bizim? Çay, sigara, çay, sigara aşağıda görür. O aşağıdakilerin hepsi oylanmayanlar değil abi arkadaşlar. Yarısı çok müşahit. Ama her partiden var. Üzerlerinde de görürsün zaten. O partinin şeylerini giymişlerdir. Yani bizim seçim günlerimiz bir demokrasi anlayışlar bir şölen havasında. Fark ediyor musunuz mu? Simitçisi, gazozcusu, kestanecisi hangi yaz takvimine gelmişse ana baba günü sabahın 7'sinde oya gidenler var mı öyle? Takım elbise giyip gidenler? Atıyorum o olaya işte tepkilidir. Fener formasıyla geliyorlar. Galatasaray formasıyla geliyor. Takım formalarıyla geliyor. Arkadaşlar bizim gerçekten baktığınız zaman çok şölen havasına geçmiyor. Kavga gürültü. En çok kavga muhtarlıkta oluyor. Ben şu başkan olayım, var şu muhtarlığı dakikasına kaldıracağım. Bu memlekette ne kadar atanamayan, zira atanması yapılmayan daha doğrusu ziraat mühendisi, orman mühendisi gibi turizmle alakalı da aynı şekilde alayını atayacağım. 56.000 muhtar yerine bunu düşüreceğim 28.000'e. 28.000'lik asgari ücret maaşını çıkaracağım 56.000'e. Nasıl formül? Aynı parayı vermiyor muyuz kardeşim? E, la mühendis atak mühendis yoksa var ya bu muhtarlarla muhtarlar olacak iş değil bu. En son ne zaman muhtara gittiniz ya? Herkese devletten bitiyor kardeşim. Bu nesil eski nesil kaldı ya. Fakirlik muhaberi alan bitti. Değişime ayak uyduramayan gençte adam yapay zekayı getirmiş. Dünyada neler oluyor neler. Bizim muhtar da arasın ki kahvede bulasın. Kahvede de yok. Nereye gitti? Eve. Evde eve gidiyorsun. Düz diyor ki, duş alıyor. Bekleyin bekle. Allah bekle. Bir deneme. Eskide eskiyi anlatıyorum. Eskiyi bu ülkede muhtar ne işe yaramış ya? Bana bir anlatsın biri bakayım. Ha öyle muhtarlar var. İhtiyaç sahipleri aileleri belirleyen öyle muhtarlar var. O köye yol getiren. Evet, var. Öyle cengaver muhtarlar var. Bu memleket hala var bu arada. Onlar kalsın kardeşim. Ama bazıları var ki kardeşim, muhtarlık tabelası var. var. Muhtarın kendi yok. Ya da muhtar da gidiyor bir yeğenini oraya koyuyor. Yeğene de internet vermiş. Kız orada KPSS çalışıyor. Evet, ben sana söyleyeyim. Türkiye'deki muhtarlıkların halini internet var diye KPSS çalışıyor. Muhtar oluyor, uğramıyor. Zaten günde 2 kişi oluyor. Ona da o kız yardımcı oluyor, veriyor. Zaten ne yazdığı belli. Haksız mıyız? Türkiye muhtarlıktan kurtulmalı. Kurtulmayacaksa da muhtarın niteliği değişmeli. Onu anlatmaya çalışıyorum. Anlaştık. Yapalım mı bunu başa geldiğimize? Hadi yapalım inşallah. Hadi bakalım. Bir de muhtarları karşımıza alalım. Herkesi karşımıza aldık. 48. Yusuf Hikmet Bayur. Yusuf Hikmet Bayur. Buraya bir dikkat et önce. Şimdi bu CHP doğru mu? CHP'den ayrılarak ne kuruldu? DP'den de ayrılarak ne kuruluyor? Heh. Bir kere daha söyle. CHP ayrıldı. Ne kuruldu? DP'yi de bunlar Yusuf Hikmet Bayur, Feyzi Çakmaklar var ya 44'te biliyorsunuz Feyzi Çakmak Genelkurmay Başkan emekliye ayrıldı. Bunun içindedir. Millet Partisi'nin içinde. Millet Partisi de neyi diyor biliyor musun? Ey Demokrat Partiler, hiç CHP'ye muhalefet etmiyorsunuz diyor. Halbuki kırtlak kırtlağa geliyorlar her şeyde. Onlar da CHP'ye iyi muhalefet etmediklerini düşünerek Demokrat Parti'nin içinden ayrılmışlardır. Partinin adı ne? Millet Partisi başkanı kim? Yusuf Hikmet Bayur. Kim var içinde ünlü? Feyzi Çakmak. Heh. Hadi bakalım. Yusuf Hikmet Bayur başkanlığında DP'den ayrılarak ne kurulmuş? Millet Partisi kurulmuş. Evet. Güzel. 50. Buyur. YK kurul. YK dur. Yüksek Seçim Kurulu'nun kurulması önemli bir şey mi? Seçimleri kim çekecek arkadaş? Seçimde güvenliği kim? O yüzden dikkat. Adnan Menderes'in bazı kaynaklar YSK'nın kurulduğu için söyler. Bazı kaynaklardaki 50'nin, 1950'deki seçimleri kazanmasından dolayı söylediğini söyler. Çok net değil. Ama şunu biliyoruz. Yüksek Seçim Kurulu'nun kurulmasıyla beraber daha olaylar sistemleştirilmiş. Artı o sandıklar artık Ankara'ya geliyor falan filan. O kurullara geliyor. Neyse olay şu, demokrasinin Sakarya zaferi diye benzetmiştir. Bak bir daha söylüyorum. Ya YSK'nın kurulmasına ya da 50 seçimlerini kazanmasına. Ne demiş? Demokrasinin Sakarya zaferidir diyor. Zaferi ifadesini kullanmıştır. Evet. 1950. Merve söyle bakalım. Gizli oy, açık sayı çek. Gizli oy, açık sayım ilkesi getirilmiştir. İlkesi ilk defa bu seçimlerde uygulanır. İlk defa bu seçimlerde ne olmuştur Merve? Uygulandı. Diğer 1950. Hocam bu maddenin içerisinde Demokrat Partisi ve beyaz. Tamam, onu buraya yazalım. Boş ver. 1950 seçimleri kim kazandı? Seçimleri Demokrat Parti kazandı. Dikkat. Demokrat Parti kazanınca ne olur? Cumhurbaşkanlığı seçimi İsmet İnönü, Celal Bayar cumhurbaşkanı olur. Celal Bayar cumhurbaşkanı olur. Çünkü parti başkanları genelde nedir? He, bir de bu çıktı. He, bir eleştirim de bu. La arkadaş, Türk siyasi tarihinde ben ilk defa görüyorum ya bir genel başkan isen otomatikman cumhurbaşkanı adayı sensindir ya. Ona göre zaten genel başkan seçilir memlekete, partiye. Bu partilerin ne hikmetse bir genel şey cumhurbaşkanı arayışını hiç anlamamışımdır. Ya arkadaş, sen bir parti yönetmiyor musun? Sen otomatikman nesin zaten? Sen cumhurbaşkanı. Bizim partiler ne yapıyor? Oradan onu çağıralım. Buradan bunu getirelim. Oradan onu yapalım. Şu belediye başkanı yap. La olmaz, olmaz la. Biraz kendinize güvenin la. Ana neymişsiniz la siz? La biraz Türk siyasi tarihi okuyun ya. Kuruluş amacı iktidar olacak her parti için söylüyorum. İktidardaki partiye de kim genel başkansa otomatikmen neymiş? Cumhurbaşkanı adayıdır. Bu kadar basittir ya. Siz ne yapıyorsunuz? Onu oradan getireyim, bunu buradan getireyim. Aman millete bir kabul ettireyim. Hayır kardeşim. Parti genel başkanı kimse otomatik cumhurbaşkanı adayı durur. Şimdi niye anlatıyorum? Gelenekler vardır Türkiye'de. Bu ülkede Demokrat Parti'nin kurucusu Celal Bayar'dı. Celal Bayar hepimiz biliyoruz. Milli Mücadele döneminde hatta milli mücadele dönemi kitabını anlatan "Ben de Yazdım" diye de bir kitabı vardı. Onu da okuyorum. Ben de yazdım. Celal Bayar'ın anıları. E, mantıken partinin başkanı Celal Bayar. Celal Bayar otomatikman ne olur? Türkiye Cumhurbaşkanı. Mantıken partisindeki en etkin adamlardan Adnan Menderes'i de başbakanlığa getirir. O yüzden Türkiye Cumhuriyeti 3. Cumhurbaşkanı Demokrat Parti'nin kurucusu Celal Bayardır. Anlaşıldı mı Merve? Demek ki ileride parti kurarsan ne yapacaksın Merve? Merveler partisi kurarsan başkan da sen olsan neymişsin? Cumhurbaşkanı adayı Merve. Bu kadar basit. Sonra millet bize niye güven? Güvenir mi oğlum millet? Lan vallah çok zor değil biliyor musun? Zor değil de zorlaştırılıyor. O yüzden Türk siyasi tarihi herkesin okuması lazım. Hangi dönemi? 45-50 arasını. Orayı bilmeyen hiçbir şey yapamaz. 50-60'tan sonra 61-65 arasını okumanız lazım. Çünkü Türkiye'nin ilk demokratik koalisyon hükümetlerinin kurulması. Anlaşıldı mı? E, çocuk adam hiçbirini bilmiyor. Ondan sonra gelmiş ben de siyaset falan neyi tartışıyor? Türk siyasi geleneklerinizden bir habersiniz. Ne değil onu bilmiyorsunuz. Anlaştık. Türkiye'de siyaset kavga aracıdır. O yüzden yakın arkadaşlarımıza her zaman ne diyorum? Siyaset konuşmayın. Moda konuşun, spor konuşun, dedikodu yapın. Sallıyorum gıybet edin. Değil de ama lütfen lütfen ne yapmayın arkadaşlar? Siyaset konuşmayın. Siyaset hepimizi ayırır. Gerek yok ya. Gerek yok. Ondan sonra ayrılıyorsunuz, kamplaşıyorsunuz. Gençken bu kamplaşmanın ne gereği var ya? Ben arkadaşımı sev Murat'ı seviyorum. Ben Murat şimdi hangi parti? Bana ne Murat hangi parti yazıyor? Bir tane partiniz olsun kardeşim. Sizin partinizin adı Ekmek Partisi. Partinizin adı neymiş öğrendik mi? Ekmek Partisi. Senin bir tek partin var. Ne? Ders çalışacaksın. Sınava gireceksin. Memur olacaksın. Ekmeğini kazanacaksın. Sınava girdin, kazanamadın. Tekrardan ne yapacaksın? Özel sektörde bir yere gideceksin. Ekmeğini kazanacaksın. Senin bir tek partin var. Ekmek Partisi. Başka bir partiye oy atmana gerek yok. Bunu her zaman yurtlarda üniversite öğrencilerinin üzerine çok denediler. 70'lerde anlatacağım oraya gelince. İşte sağ sol çatışmaları bu memleketi bitirir kardeşim üniversitede. Üniversite bilimsel şeyi kalmasın. Doğru mu? Sen saysın ben niye kavga? Niye diyor? Yukarıdakiler mecliste beraber yemek yiyorlar. Manyak mısınız siz ya? Siz meclisteki her kavgadan sonra millet birinden özür diliyor. Başkanım diyor, sağ köşeyi attım ama diyor, ne yapayım diyor, dayanamadım. Güzel geldin. Gelişine vurdum diyor. O da diyor, kardeşim diyor, bacağını ısırdım ama diyor, "Var mı bir şeyin? Bir pansuman mansuman." Siz ne zannediyorsunuz ya? Siz meclise hiç gitmediğiniz için, Ankara dışında yaşadığınız için bilmiyorsunuz olayları. Başkanlıkları arip, milletvekilleri, hepsi o gördüğünüz kavga eden adamların hepsi birbirinin arkadaşı. Arkadaşı, arkadaşı. Dün savunduğu şeyi yarın savunamaz hale gelirsin. Bak benim dediğimi unutma. Gerek yok bu kadar partizana. Ha hocam o parti beni bir yere getirecek. O parti beni mülakatla bir yere atayacak. O parti KPSS'ye girdi gel dedi. Ömür boyu haram yersin. Bunun bir de altının olduğunu unutma. Sen çünkü Murat'ın hakkına giriyorsun. Sen çünkü burada şu an benim videolarımı 2 saatini, 3 saatini ayıran, 5 saatine ayıran o çocukların her birinin hakkına giriyorsunuz. Ömür boyu aldığınız maaş ar bir Diyanet yetkisi çıkmış beyefendi. Efendi demiş, "Girme şekli yanlış olsa da torpil ediyor. Girmenin şekli yanlış olsa da alınan para helalmiş." Tamamdır. O alınan paraya helal olmasın zaten girme şeklini yanlış değiştirdim. Oldu o zaman ona haram. Nasıl olacak o? Onun düzgün fetva vermeyi bilmiyoruz mu lan? Kimi işe soktuğunda fetvasını arıyorsun? He, siz kimi kandırıyorsunuz bu memlekette? Bak bir daha söylüyorum. Kimi işe soktuğunda şu an ona kılıf arıyorsun. Ne demek ya? Burada çocuğu canlı dişine takmış. İnternet bazısının kotalı interneti var. Bazısının parası yok. Fotokopi al. Fotokopi bile alamıyor çocuk. Ondan sonra verdiği fetvaya bak. Hadi işe giriş şekli yanlış olsa da oğlum zaten işe giriş şekli olmasa zaten o ona girebiliyor mu? O olabiliyor mu? Olamıyor. E, sen ne yapıyorsun? E, gariban Mehmet'in, gariban Ayşe'nin hakkını yiyorsun ve bunu da 30 yıl yiyorsun. Evleniyorsun, çocuğuna yediriyorsun. Siz bu kadar haram yemeği ne kadar alışkanlık haline getirdiniz ya? Lan senden çıkmaz, çocuğundan çıkar be. Orada bir tane kişi işe gireceğim diye canı çıkıyor bu memlekette. Siz ne yapıyorsunuz ya? Lan insan 40 kere düşünür şunu lafı söylerken ya. Ama ben onu niye söylediğini biliyorum işte. Kılıf aramayın. Haram haramdır, helal helaldir. Ne bu kadar zorluyorsunuz hayatı? Yazık değil mi bu KPSS çalışan çocuklara? O yüzden herkesi bak bir kere daha söylüyorum. Mevcut hakkını her zaman koruyun kardeşim. Yoksa diğer türlü ne oluyor biliyor musunuz? Öbür taraftan birisi de diyor ki, "Evet diyor, doğru söylüyor diyor. O da onu tasdikliyor." Sonra bir tanesi biz o diyor ki, "Evet olabilir aslında." diyor. Ne oluyor? Senin olmuş torpil yasallaşıyor.
Nerede yasallaşıyor? Dinin içinde sanki yasallaşmış. Sanki din şey diyor. Gidin torpil yapın da işe girin diyor. Sonra ne oluyor? O dindar görünümlü insandan dolayı dine saldırılıyor. Ne oluyor? Vay diyor ab bütün Müslümanlar böyle diyor. Bak gördün mü diyor. Sen İslam'a nasıl zarar verirsin ya? İslami anlayışa sen nasıl zarar verirsin? Bu kul hakkını sen nasıl savunursun ya? Bana bir anlat bakayım ya.
Ben burada canımı dişime takıyorum. Video çekeceğim. Canımı çıkmış. Hastalık halinde çekeceğim. Şu çocuklar memlekette bir şey öğrensin diye sen geleceksin. Benim yetiştirdiğim 90 almış çocuğu gelip onun yerine 60 alan çocuğu sokacaksın. Hayırdır ya? Hayırdır demezler mi adama ya? Bugün ben hayırdır diyorum yarın Allah diyecek ahirette. Sen demeyecek mi zannediyorsun? O yüzden hakkınızı savunun. Korkmayın hiçbir şeyden. Sadece Allah'tan korkan hiçbir şeyden korkmaz kardeşim. Anlaşıldı mı? Lütfen hakkınızı koruyun. Saçma sapan açıklamalara, Twitter'da saçma sapan tarihçilerin peşinden giderek bu halk bir yere varamaz. Önce adalet, önce adalet, önce adalet. Adalet olmadan bir ülkede olmaz kardeşim.
O zaman ne oluyor? Merve bana düşman oluyor. Ben Murat'a düşman oluyorum. Çünkü Merve'nin torpile ve Murat'ın torpilsiz işe giremediklerini görüyorum. Ve ne oluyorum o zaman? Diyorum ki demek ki bunların yaptıkları doğru. Ben de torpilım. Ben de torpil arıyorum. Allah hepinizi torpilsiz, mülakatsızlar şekilde işlere girmeyi nasip etsin. Ömür boyu helal kazanç nasip etsin. Tamam. Helal zordur. Sabır ister. Haram kolaydır arkadaşlar. Anlaşıldı mı? Siz şu an zor olanı seçtiniz ama doğru olanı seçtiniz. Hepinizi o yüzden tebrik ediyorum. Bu tür sınavlar sadece sınava hazırlanmak için hazırlan. Beni zaten anlamışsınızdır tarzımı. Kaçıncı videoya geldim? 57. 57 videodan beri size bir şey aşılamaya çalışıyorum. Tarih bilinci, vatan sevgisi ama bunu yaparken yanlışları gördüğüm anda da müdahale. Hiçbir şeyden korktuğumu gördünüz mü? Benim görmem. Çünkü ben Allah'tan korkarım. Onun onun demediği bir şeyi sen bir din adamı olarak diyemezsin. Diyemezsin kardeşim. İmasını dahi yapamazsın. O yüzden memleketteki herkes hakkına, hukukuna saygılı olsun. O torpille bir yere gelmek isteyen arkadaşlar aman yapmayın. Babanız belki der ki oğlum gel şu partiye üyedim seni. Ya da der ki oğlum sen KPS bir girer ben hallederim. Yapmayın arkadaşlar. Bak babanı babanız kendinizi de yakıyor. Kendisi de yakıyor siz de yakıyor. Yapmayın. Kimsenin hakkına girmeyin. Belki de senin yerine alınacak o çocuk çoktan bir iş imkanına sahip olup annesi babası hasta, kardeşi hasta veya engelli bu insanlar bir iş hayali kuruyor da devlet memur olayım da yanındakilere bakayım heves kuruyor. Sen o çocuğun bütün hevesini, devlete olan bağlılığını, millete olan bağlılığını yok ediyorsunuz. Siz torpil koyarak bu memleketin altına dinamit koyuyorsunuz. Farkında değilsiniz. Güvensiz gençler, devlete güvenmeyenler, her zaman her an sistem değişen bir yapı. Siz ne yapıyorsunuz ya? Böyle yapı mı olur ya? Sınavın ortasında sınav mı değişir gene? Ama alışkanlık haline getiriz. Niye? İlkinde yeteri tepki vermeyince ikincisi alışkanlık oldu. Yazık, yazık, yazık. Bu bu gençliğin halinde. Şu gençliği başka ülkeye vereyim bakayım ben bir. Vereyim Almanya'ya vereyim İngilizin eline bakayım nasıl kullanıyor. Doğru mu? Hem para kazandır hem çalıştırır. O ayrı konu. Biz bu memlekette var olmanın mücadelesini biliyorsunuz. Tamam. Anlaşıldı mı?
>> Oh be söyledim. Rahatladım vallahi. Siz de söyleyin siz de rahatlayın. DP kazandı. Celal Bayar ne oldu?
>> Başbakan kim oldu?
>> Adnan Menderes.
>> Başbakan Adnan Menderes oldu. Bir de ülkemizin neyi oldu? TBMM başkanı olacak değil mi? TBM başkanı kim oldu?
>> Refik Koraltan oldu. Var mı sıkıntı?
>> Yok hocam.
>> Evet. Şu notu bir yazalım. Notun bu arada iki kısma ayıracağım. Şey, eee, Merve
>> 12 Temmuz beyannamesini yazacağım. Tamam mı? Şöyle iki tane not yapalım. Evet. Önce 12 Temmuz beyannamesini yazayım. Tamam mı? Ben kendim. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü 12 Temmuz 1947'de, bu soruya dikkat etmenizi isteyeceğim. 47'de ne yapmıştı? 12 Temmuz beyannamesini yayınlamıştır. Beyannamesini yayınladı. Böylece, böylece kısa süreliğine de olsa, kısa süreliğine de olsa CHPD gerginliği azaldı, değil mi? Evet. Bir kere daha söyleyim. İsmet İnönü Cumhurbaşkanı benim dedi. Ne demek istiyorum? Ben bir partinin genel başkanıyım. Doğru ama ben sonuçta biz cumhurbaşkanıyım. O yüzden bütün partiler eşit mesafe. Dikkat bu soruya. A kalemin düştü Merve. Bu ne demek? 12 Temmuz 1947 gelebilir. Evet. 2. not Merve.
>> 16 Şubat 1950'de.
>> 16 Şubat 1950'de. Evet.
>> Milletvekili seçim kanunu tamamen yenilendi.
>> Milletvekili seçim kanunu tamamen yenilendi. Evet.
>> Suma göre seçimler yargı denetimine alındı.
>> Seçimler yargı denetimine al. Yargı yolu açıldı değil mi?
>> Ama YSK karar veriyor. Yargı denetimine açıldı. Evet.
>> Ve yol açık. Evet. Gizli oy açık sayım ilkesi getirildi. Açık sayım ilkesi ne olmuştur? Getirildi. Var mı sıkıntı? Var mı? Yok. Güzel. Hadi bir genel tekrar. Kaç saat oldu bu arada?
>> Çok iyi ya. Ben de vallahi bir şey var zannettim. Bizim öğrenci 3 saat 45 dakikayı görmüş. Ne olacak değil mi Merve? Ya bu ikisi çok önemli. Bu arada soru gelirse size, eee, ikisinden gelme ihtimali daha yüksek. Çünkü zor sorular burada. Kolay sormak isterlerse sonik. Bak bir daha söylüyorum. Zor soracaklarsa bura, kolay soracaklarsa son. Anlaştık mı? Ne kadar telledim ya?
>> Vallahi ne kadar telledim. Evet, başlıyoruz. Hazır mıyız? Bir Türkiye NATO'ya hangi ülkeyle bir arada girdi? Yunanistan. Güzel. Peki iç tehdit algılamalarını anladık mı? Neyin ne olduğunu? Yani içerideki tehditler artık ne olmadı? Değişti. Bir de neredeki değişti? Dıştaki değişti. Bunu zaten içeri ve dışarı olarak çok rahatlıkla yapabilirsiniz. Balkan Parkı burası gelir. Yani gelirse buray gelir. Balkan paktının üç üyesi var. Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya. Peki 1954'te Kıbrıs sorunu iki devlet arasında çıkarsa ikisi de paktan ayrılırsa ne olur? Yugoslavya tek başına pakt yapamaz. Kendisini biraz arayış oldu ama pakt dağıldı gitti. Geldik buraya. O zaman Balkan paktının üç üyesini bilelim. Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya. Sınava gidin. 1953'te Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya'nın kurmuş olduğu Balkan paktını dağıtan olay aşağıdakilerden hangisi? Cevap Kıbrıs sorunun ortaya çıkması.
>> Harika. O zaman şunu da yazalım. Bunu da ne yapalım? Şöyle bir yuvarlak içine alalım. Bağdat paktı bana göre daha önemli. Niye? Önce Türkiye ile Irak arasında oldu. Sonra İngiltere, Pakistan ve hangi devlet girdi?
>> İran girdi. Sonra Irak'ta darbe oldu. Darbe olunca Irak çekilince merkezde Bağdat'ta kaldı ya. Biz de onu Ankara'ya taşıdık. Merkezi Anlaşma örgütü İngilizce olan Sento ismini aldı. O zaman dikkat. Bağdat Parkta hangi ismi alıyor? Sento. Sento hangi isimden önce kurulmuştu? Bağdat Park. Bağdat baktı.
>> Sento.
>> Bağdat baktı. Sento. Bravosun. Evet. Anlaşıldı mı? Görmüyor mu zannediyor değil mi öğrenci? Evet. O zaman Türkiye, Irak hepsini söyledik. Merkez anlaşma örgütü olan sent olduğunu söyledik. Ancak dikkat bu değişimin sebebini soruyorlar. Doğru mu? Neymiş değişimin sebebi? Irak'ta darbe olması. Geldik buraya. Muhalefet kavramının ne olduğunu size söyledim. Bir kere daha söylüyorum. Milli Kalkınma Partisi muhalefet diye veremezler. Verirlerse soruya itiraz ederim. Çünkü 50 tane profesörle görüştüm bu mesle için. Muhalefet kavramı batıdaki gibi meclisin içinde olacak zaten. Bir de tarihlere bak lütfen dikkat. 7 şey eee Nuri Demirhan kurduğu partinin şeyi ne? 18 Temmuz 1900 45. Sonra kurulan partinin adı ne?
>> 7 Ocak 1946. Zaten 45 46. Demokrat Parti 46'da milli kalkınma sonra kuruluyor. Bunu zaten çözersiniz. 45 olduğu için. Evet. Partinin adı ne? Kurucusu kim? Nuri Demirat. Dikkat. Dörtlü takridirdeki bana dört kişiyi söyle. Kazım Karabekir. Refet Ble. Adnan adı var. Söyle.
>> Kaburik.
>> Ama bu dört kişi neydi biliyor musun? Terakkiip Perver'in kurucularını saydım. Halbuki biz neyi sayacağız? Dörtlü takl yani Demokrat Parti'nin kurucuları. Dörtlü takdir Cumhuriyet Halk Partisi'nin içindeki dör tane milletvekillerinin yüksek divana vermiş olduğu önergenin adıdır. O yüzden dördünün imzası vardır. Tarihe dörtü taklidi diye geçir. Say bakalım.
>> Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü. Biz bunu biliyorsak o zaman diğer yazdıklarım hepsine Feri Çakmak yok. Yusuf Bayur yok. Osman Bölükbaşı var mı? Süleyman Demirel. Tansu Çiler, Necmettin Erbakan, Mesut Yılmaz var mı? Yok. Bülent Ecevit yok. E işte bunu bile Alparsan Türkeş yok. O yüzden size ısrarla ne yapacaklar? Belki de çok tanıdık bir ismi oraya koyacaklar. Bunu bilebiliyor muyuz? Bilemiyoruz. Hazır mıyız? Türkiye'nin 1946 seçimlerinin önemi ne? Önemi şu. İlk defa bu seçimlerde ne kullanıldı? tek dereceli seçim sistemi. Geldik buraya. Hürriyet Misakı. Biz iyi muhalefet etmek istiyoruz. Bizim önümüzdeki muhalefet engellerini kaldırın. Ne bileyim bize 5 dakika değil bir dakika süre vermeyin. 5 dakika süre verin. Yani konuşma süreleri. Hep bunların düzenlenmesini istedikleri hürriyetme hakkıdır. En sona bu gerginlik başlamıştır. Gerginliği azaltan en büyük gelişme benim favori sınav sorularımdan. İlla bu sene gelecek diye bir şey yok. Her zaman gelebilir. Her sınavda gelebilir. Bu arada 12 Temmuz beyannamesi kardeşim. Cumhurbaşkanı, "Evet ben CHP'nin başıyım ama sonuçta ben bir cumhurbaşkanıyım. Kusura bakma CHP dedim. Siz ikisiniz ikiniz de benim gözümle aynısınız." Yani CHP ile DP'nin birbirlerine suçlamalarını azalttı. Gerginliği bir süre azaltan olay ne? Hatta ileriki yıllarda 1947'lerden sonraki seçim yasalarındaki değişikliklerin yapılmasının sağlanması 12 Temmuz beyannamesidir. 1950 seçimlerine giderken bu beyanname çok kıymetlidir. Lütfen bu beyannameyi herkes bilsin. Nereye yazdım? Şuraya 12 Temmuz beyannamesini yuvarlak içine aldım. Evet. Demokrasinin Sakarya zaferi neymiş? Yüksek Seçim Kurulu'nun kurulması. Peki DP'den ayrılan partinin adı ne? Millet Partisi Yusuf Hükmet Bayur kurmuştu. Efendim ilk defa gizli oy açık sayım ilkesi hangi tarihte yapıldı? Gizli oy açık sayım. Hadi beraber yapalım. 1946 çift dereceli yerine tek dereceli. 1950 gizli oy açık sayım. E sen aslında açık oy gizli sayım. Yani açtın hadi diyelim ki verdin A'nın karşısındaki partiye. E nasıl sayılıyordu? Gizli. Gizli ne demek? Sen de ben sayıyorum. Sen de benim sayarken ne çıkar o zaman? Ya Merve çıkar ya Ramazan çıkar. Kim çıkacak ya? O yüzden demokraside 45-50 arasında Türk siyasi tarihçilerin ve özellikle genç milletvekillerin şu an meclise biz çok genç milletvekili var 30'a 35'e kadar herkesin önce 4550'yi bir okuması lazım. Daha sonra 61 65 arası seçim seçimlerini de bir okuması lazım. Yoksa Türkiye'yi kavrayamazsın, anlayamazsın. Yani Türkiye'nin değişimini anlayamazsın. O yüzden burası tamamı bence soru buradan gelecek. Ya soru gelirse Türkiye tarihinden soğuk savaştan bence buradan gelecek. Çünkü Demokrat Parti çok sordular. Ha ben bir kolay soru sorayım bebelere derse profesör neyi soracaktır? Aşağıdakilerden hangisi? Demokrat Parti döneminde Türkiye'de yaşanan gelişmelerden biri değildir lan. Dünyanın en basit sorusu. Nasıl oluyor hocam? İTÜ kurulmuş, Ege Üniversitesi kurulmuş, OTDÜ kurulmuş, Atatürk Üniversitesi kurulmuş. Marshall yardımlarından gelen yardımlar gelmiş. Memlekette traktör sayısı artmış, karayolları genişlemiş, demir yolları atıl hale getirilmiş. Yani deviroları yatırımlar azalmıştır. Efendim, 1954 seçimlerin yeni Demokrat Parti kazanmıştır. 57 seçimlerine yeni Demokrat Parti kazanmıştır. 1958'de ilk defa IMF ile anlaşma yapılmıştır. İleride sizden borç alırız diye. Efendim bu dönemde Atatürk aleyhine işlenen suçlar kanunu çıkarmıştır. Hepinizde 5816 var ya o 5816'yı eee çıkaran Adnan Menderes hükümetidir. Adnan Menderes hükümeti ikinci kez zafere taşıyan olay da kesinlikle ezanın Türkçeye çevrilmesidir. Türkçeden tekrar Arapçaya çevrilmesidir. ve dini birçok yasağın kaldırılmasıdır. Yurt dışındaki hanedanın sürgün edilenlerden geri getirilmesidir. Yüzelliklerin affedilmesidir. Ya birçok mesele var yani hani cumhuriyetin ilk dönemlerindeki o katı olan şeyleri Adnan Menderes'e göre söyledes Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilidir. Ha hani başka bir yerin milletvekili değil. Hatta o gün karşı çıktıklarını bugün olumlu bulmuş ve o gün olumlu bulduklarına daha sonrakiler zaman karşı çıkmış. O yüzden Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri Adnan Menderes'i çok iyi bilmektedir. Çünkü yıllarca CHP'nin içinde milletvekili yapmıştı. Peki başka neler oldu Demokrat Parti zamanında? Merve mesela ne tür gelişmeler oldu? NATO'ya üye olundu. Bağdat ve Balkan Parklarına üye olundu. Doğru mu? Efendim ülkemizde özellikle tarım alanında çok büyük gelişmeler yaşanmıştır. Onu söyleyeyim 5060 arasında gerçekten tarım alanında büyük gelişmeler traktör ve makinşmayla beraber tarımsal üretimde arttığını görüyoruz. 17 tane kamu iktisadi teşebbüsü kuruldu. Mesela bunlar hep Demokrat Parti gelişmeleri. Eee, enflasyon düşürüldü ya bayağı bir şey var. E bunları o zaman ne oluyor? 5060 arası Demokrat Parti gelişmeleri oluyor. Hadi bunları da şimdi yazmaya başlayalım. Evet. Şimdi ne yapıyoruz? Burayı bir silelim. Merve. CHP'den ayrıldı DP. DP'den ayrıldı MP. Doğru mu? Millet Partisi. Güzel. Demek ki Millet Partisi ile Milli Kalkınma Partisi aynı şeyler değilmiş. Onu da öğrenmiş olalım. Şimdi başlayalım bakalım neler yapıldı. Demokrat Parti zamanında söylediklerim var, söylemediklerim var. Karayolların önem verildiği saporu var. Efendim şey var mesela bu dönemde köy enstitüleri halk evleri artık tamamen kapatılı çünkü onlar Cumhuriyet Halk Partisi'nin gençlik yapılanması gibi gözüküyor mesela onlar tamamen resmi olarak kapanmıştır. Bunları da hani söylemek lazım. Eee bunlardan hariç başka ne vardır mesela ekstra söyleyebileceklerimiz onlara bakalım. Hadi tek tek bir yazdır bakalım. Bir
>> ezan tekrar Arapçaya çevrilmiştir.
>> Evet ezan Arapçaya çevrildi. Arapçaya çevrildi. Mesela bunun görüntüleri var videol kayıtlarında. tekrar ilk Arapça okunduğu zaman mesela millet sokağa çıkıyor falan. E çünkü Türkçe o şey olmuyor. Onun etkisini vermiyor. Yani Allah tanroludur, tanruludur. O şeyi vermiyor arkadaşlar. Bir alışkanlık var sonuçta. Yüzyılların yani 1400 senenin alışkanlıkları var. Yani bir anda Türkçeye çevril her şey Türkçeye çevmeyle o his yakalanmıyor. Yani sizler de görüyorsunuz. Fatiha suresini Türkçe okuyun. Türkçe anlamı zaten okumasan zaten sıkıntı ama Türkçe söylemeye kalk yarıştan çoğu unutursun. Ama Arapçada çok daha rahat söylenebilen bazen dil yapısı var. Şimdi bu da bir gerçek. Bir de bistendeki uyandırdığı hissiyat önemli. Ezanın Arapçaya çevirdikten sonra YouTube'da videolarını izleyebilirsiniz. Zaten öğrenci de yazmış. Hocam diyor 3 saatlik 45 dakika videolarımızda şunu araştır bunu araştır dediniz diyor. Videoya diyor sabah başladım akşam bitti diyor. 10 saat sürmüş diyor ama öğrendim diyor. Allah'a şükürler olsun. Evet bir de bu işin bu tarafı da var tabii. Devam. Atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkında
>> Atatürk aleyhine değil mi? İşlenen suçlar hakkında
>> kanun çıkarı
>> hakkında kanun çıkarıldı. Kanun çıkarı günümüzdeki yürürlükteki olan kanır. Devam.
>> Atatürk'ün naşı
>> tabii biliyorsunuz ki Atatürk'ün vefatıyla beraber etnografya müzesine kaldırılan naşı 1947 anıt kabir projesi yapıldı. Profesör Doktor Emin Halit Onat'la, Doçent Doktor Arda. Arda neydi? Orhan Arda. Onların ikisinin ortak projesi olan Antik Kabir yapılmıştır. Yaklaşık 6 yıl süren bu projeden sonra Mustafa Kemal Atatürk'ümüz nereye nakledildi? Günümüzdeki edebi istigaratına yani antik kabire. Atatürk'ün naaşı yapımı biten. Nereye yapılmıştır? Yapımı biten anıt kabire nakledili. Anıt kabire nakledildiğinde söylemiş olalım. Oranın eski adı ne olduğunu biliyor musun? Ant kabirin olduğu yerin
>> Rasattepe.
>> Tamam. Devam. Yüksekte ya fark ettiysen.
>> Ankara her yerde anlat kabiri görebilirsin. Eğer binalar yüksek olmasa Ankara'nın her yerinde anlat kabir gözükür. O yüzden orası açıldı yani. Devam.
>> Halk evleri ve köy enstitüeri kapatılmış.
>> Halk evleri ve köy enstitüleri kapatıldı. Yani çok tartışmalı. Özellikle belki köy enstitülerinde çok şey yapan arkadaşlar var ama ben halk evlerinin kapatılmasına çok karşı çıkan bir yapıda bir insanım. Çünkü ben çok halk evlerinin kitaplarını okudum. Bir de günümüzde de bir halk evleri var. O siyasi bağlantılı bir şey. O değil. Halk evlerine arkadaşlar çok büyük makaleler, dergiler, film, video arşivi hepsi dağılmıştır. Halk ederi kapatıldıktan sonra hepsi dağıldı. Bunların hepsi işte saraflara, kitapçılara, millet evine koydu falan. O yüzden büyük bir birikim ortadan kaldırmıştır. Halk evleri de geçme çok büyük bir birikime sahip bir yapılanmaydı. Mesela benim karşılıklıklarımdan köy enstitülerinden ziyade hangisidir mesela? Ha keşke kapatılmasaydı ikisi de ama demek ki oradaki durum bizim bildiğimiz durumlar olmayabiliyor ama halk evleri biraz sıkıntılı. Devam.
>> Liberal bir ekonomik models
>> liberal bir ekonomik model. Yani devletçilik ne oluyor artık? gidiyor. Model benimsendi. Eee, Türk Lirasın'ın düşürülme hadisesi var. Mesela 1947 Ocak kararlar. Devam.
>> Yabancı sermayeyi teşvik kanunu çıkarılmıştır.
>> Yabancı sermayeyi teşvik kanunu çıkarıldı. Teşvik kanunu ne olmuştur?
>> Çıkarıldı. Bu zamanlarda geldi şey Coca-Cola falan Türkiye'ye. O gemiler vardı ya anlatıyordum. Bir tane ünlü Amerikan gemisi defalarca Cocaolay'yı getirdiler Türkiye'ye soktular. Türkiye'de kolay kim bilir Türkiye'de bir önceki nesil ne içiyordu sadece gazoz. Gazoz. Gazoz. Türkiye'de bir ton gazoz firması var. Türkiye'de her yerin neredeyse büyük ilçelerin bile kendilerine gazozları vardı. Gazoz kültürü mü kaldı? Ha nostaljik olarak her yerde şey oluyor. Biliyorsun biliyorsun gazozunu biliyorum. Başka bir şey bilmiyorsun ki. Sen Niğde gazoz var bu memlekette. Bu memlekette ne gazozlar vardı? Türkiye'nin annelerinizin içtiği gazo mesela büyük ihtimal zafer gazozlarıdır. Denizli yani genelde odur. Kınık var, o var, bu var. Gülhane gazozları vardı eskiden. Birçok var Ankara'da mesela bir gün ziyaret ederseniz Ankara'yı eee şeye çıkın. Kaleye Ankara Kalesi'ne. Orada gazozcu göreceksiniz arkadaşlar. Oradan mesela çok değişik gazozlar alabilirsiniz. Konya'da öyle. Konya'da da gittiğimizde gazozcu. İstanbul'da bir gazozcu öyle. Türkiye'de Türkiye gazoz cennet. Bak o kadar söylüyorum size. Ama Türkiye'ye ne sokuldu? Coca-Cola sokuldu. Evet. Ne zaman geliyor bu işler? Ta bak 1950'lerde Amerikan yardımları adı altında millet alıştırılmaya başladı. Bir de bağımlılık yaptığı için değil mi? Senin bir deniz Çankırlı vardı ya. Günde 2 bu5'ta kola içiyorum 6da ekmek yiyorum diye. Evet devam et.
>> Marshall yardımları alınmaya devam etmiş.
>> Marshall yardımları alınmaya devam etti. Bug tarım aletleri su aldı.
>> Burada devamı değil mi? Modern tarım aletleri ve ne su almış? Traktör sayısı arttı. Traktör sayısı arttı. Devam.
>> Çiftçiye ucuz krediler verilerek
>> çiftçiye ucuz krediler verilerek
>> üretim artırılmaya çalışmıştır.
>> Üretim artırılmaya çalışıldı. Artırılmaya çalışıldı. Devam. Hils raporu ile
>> Hilts bu raporu inceleyebilirsiniz. Evet.
>> Karayollarına önem verilmişti.
>> Kara yollarına önem verildi. Mustafa Kemal zamanında neydi? Merve demir yolları. Evet devam.
>> Çarpık kentleşmeye gece gondulaşma.
>> Ve altyapı yolun.
>> Çarpık kentleşme ve ne olmuştur?
>> Altyapı
>> altyapı sorunları ortaya çıktı. Altyapı sorunları ortaya çıktı. Günümüzde gördüğümüz gecekondu mantığı 50'lerde ortaya çıkmıştır. Ankara Kalesi'nin çevresinde gecekondular havalimanına kadar gece kondular. İzmir Buca Türkiye'de hala gece modu sorunu aşmış vaziyette değil. Hala bu ne zaman tayilerde. Oy alabilmek için de ne yaptı devlet? Sürekli oralara su götürdü, elektrik götürdü. Böylelikle ne oldu? Mahallenin komple oyunu alabilmek için de her gelen hükümet bunu yaptı. Sadece DP değil. CHP'nin daha sonra koalisyon hükümetleri yaptı. MSP fark etmiyor arkadaş. Fark hepsi bu çarpık kentleşmeyi yapanlardır. Fark etmiyor. Devam.
>> 17 tane.
>> Evet.
>> Kamu
>> kit diyoruz bunlara. Kamu iktisadi teşebbüsü kuruldu. Devam.
>> 19504 arasında.
>> 504 arasında. Evet.
>> %11 ile %13 arasında.
>> %11 veya %13 arasında. Evet.
>> Büyüme gerçekleşti.
>> Büyüme gerçekleşti Türkiye. Bu büyük bir rakamdır bu arada. Büyüme gerçekleşti. Evet. Devam et. NATO'ya, Balkan ve Bağdat paktılarına üye olundu.
>> NATO'ya Balkan ve Bağdat paktı'na üye olundu. Bağdat paktına üye olundu. Devam.
>> Kıbrıs sorunu ortaya çıktı.
>> 1954 Kıbrıs sorunu ortaya çıktı. Onu yumuşama döneminde anlatacağız. Kıbrıs sorunu ortaya çıktı. Devam.
>> 67 Eylül olayları yaşand
>> dur burayı anlatmam lazım. 6-7 Eylül olayları ortaya çıktı. Şimdi 67 Eylül 1955'tir. Bu arada Türkiye'nin eee nasıl bir tabir kullansam da biraz olayı yumuşatsam diye düşünüyorum da Türkiye'nin ayıbıdır ya. Açık söyleyeyim ya. Hiçbir olayın asla asları araştırmadan insanların eee çok ırkçı bir yaklaşımla insan. Bakın normalde biz Yunan'ı sevmem. Sizler de bil ama şurada bir Yunan iş yapsa, ticaret yapsa, şurada bir Türk çalışsa, hakkını verse kim o adama ne yapar? Zımmi hukukundadır. Adama zaten bir şey yapamaz. Şimdi Türkiye'de biliyorsunuz ki 1930'larda bu e ahali anlaşması yapıldı. Nüfus mübadelesi. Ne denildi? İstanbul'da kalan Rumlar yer değiştirmeyecek dedi. Doğru mu? Ve gerçekten de yer değiştirmi. Halbuki biz e Yunanlılar İstanbul'da daha fazla Rum bırakma isteği yüzünden zaten tekrar bu sorun ortaya çıkmıştı. Neyse en sona kaldılar. O kalanlar ne oldu biliyor musun? Birinci kuşak çocukları doğdu. 20'li yaşlara geldiler. O çocukların 20'li yaşlardayken ki Türkiye'de birçok film yapıldı bununla ilgili. Selanik'te Mustafa Kemal'in evinin bombalandığı haberi geldi Türkiye'ye. Şimdi bombala tabii ki millet olarak inanılmaz bir reaksiyon gösterildi. İki gün boyunca İstanbul'da ve Marmara'nın çeşitli yerlerinde ç Rumların ağırlıkta yaşadı İstanbul, Kocaeli, Gebze hattı. Bu taraftan da Bursa hattıydı. O bölgede Tekirdağ'da dahil olmak üzere hiçbir iş yeri kalmadı. Hepsi ya yakıldı, ya talan edildi, ya o insanlar içinde öldürüldü, ya dövüldü. E tamam da kardeşim 67 Eylül 1955 olaylarından sonaya gelelim arkadaşlar. Mustafa Kemalgün evi bombalanmamış. Hadi bakalım buyur. Olan iki gün boyunca oradaki masum insanlara oldu. O insanlar da pılını pırtısını toplayıp göç etmek zorunda kaldılar. Nereye? Kimi Yunanistan'a, kimi parası olan Mısır'a, kimi parası olan Amerika'ya, Kanada'ya. Neyse işte Türkiye'nin iş gücü üretimi 55'ten sonra çok büyük sıkıntıya girecek. Bakın Adnan Menderes sadece darbeye giren süreçte çok büyük bir ekonomik darboğaz yaşayacak. Bunun sebeplerinden bir tanesi de yüz binlerce Rum'un İstanbul'u terk etmesi. Böylelikle ne olmuştur? Vergi düşmüştür. O bölgelerde tekrar tamirat için büyük paralar gerekmiştir. O yüzden 1955 olaylarından sonra dönemin bir bakanı ne diyecek? Mozaik çatladı. Ne demek o hocam? Mozaik çatladı. Şimdi biz Türküyle, Kürtüyle, Arabıyla, Çerkeziyle, Lazıyla saymaya kalınca millet sayıyor ya böyle. He bu ülkede yaşayanların ırksal anlamda hepimiz neyi oluşturuyoruz? bir mozaiği bunlar oluşuyor ki mozaikte bir tablo ortaya çıkıyor. Diyelim ki böyle bir mozaikten bir Türkiye bayrağı ortaya çıkıyor di. Mozaimiz bu oldu. Peki bu bayrağı oluşturan katmanlardan bir tanesi Rumlar içimizdeki. Ama ne oldu böylelikle? Mozaik çatladı. Bu mozaik çatlama olayı bütünlüğün, birlik ve beraberliğin ilk defa değerli arkadaşlar Türkiye'de çatladığı olaydır. Önemli olaylardır. İzlemek isteyenler hemen şimdi diyecek ki hocam izleyic Eylül 1955 olaylarına lütfen baksın. Benim ne demek istediğimi anlayacaksınız. İstanbul'da olan özellikle arkadaşlar o bölgeleri de zaten bileceklerdir. Çünkü semt semt yazıyorlar nerede ne yapıldı. Onların hepte evinizin şu an oturduğunuz dibinizdeki alttaki dükkan haberiniz var mı? Yok. O yüzden bir bakın bakalım neredeymiş burlar da. Vurumların evleri, iş yerleri ve fabrikaları yakılmış. Tamam. 67 Eylül olayları ne çatladıydı?
>> Mozaik çatladı haberiyle verildi. Devam.
>> 1954 seçimlerine
>> 1954 seçimlerini yine DP kazandı. Yine DP kazandı. Doğru mu?
>> Var mı başka bir şey?
>> Devam.
>> 1958'de yapılacak olan seçimler
>> 1958 seçimleri ise değil mi? 57'ye alındı. 1957'ye alındı. Gene kim kazandı?
>> Yine tek başına DP kazandı. DP kazandı. Devam.
>> 1960
>> 1900
>> Evet.
>> 60 Zürih ve Londra Antlaşmaları imzalanarak
>> Zürih ve Londra Antlaşmaları imzalandı. Bu hangi olayla ilgilidir? Geri gelince anlatacağım. Kıbrıs olayıyla. Kıbrıs meselesiyle. Devam. Büyük bir Kıbrıs Cumhuriyeti kuracağız. Vatan Cephesi.
>> Vatan Cephesi. Çok ilginç olaylar var bundan sonra. Evet. 57'den sonra özellikle Türkiye'de
>> Demokrat Parti tarafından kurulmuştu.
>> Demokrat Parti tarafından kurulu. Ne olduğunu anlatacağım. Evet.
>> Bu durum halk arasında kutuplaşmaya
>> Bu durum halk arasında kutuplaşmaya sebep oldu. Halk arasında kutuplaşmaya sebep oldu. Değerli arkadaşlar ben olayları bir anlatayım. Demokrat Parti 1957 seçimlerini kazandıktan sonra 57'den 60'a darbeye kadar giden o 3 senelik süreçte bir ekonomik kriz başlamaya başladı. O yüzden 58'de IMF ile bir anlaşma yapıldı ya Merve. Tamam borç alınmadı ama ilk defa bir borç alınma anlaşması yapıldı 58'de. Ama borcu alan ilk şey değil. Atenderes almadı. Eee şunu da şöyle söyleyeyim. 57'ye 60'a kadar çok büyük olaylar yaşamıştır Türkiye. Bunlardan bir tanesi mesela seçim propagandası için büyük taarruzun başladığı yere giden ve büyük taarruzdan başlayarak hani o bölgeleri tekrardan kurtaracağını söyleyen İsmet İnönü mesela gittiği her yerde taşlanmıştır. Bir daha söyleyeyim. Kim taşlanıyor?
>> İsmetin önü. Geyikli olayları var. Herkes otursun baksın. İzmir olayları var. Şimdi ben çoğunu anlatmıyorum. Buradaki birçok olay yaşandı. Onları kimse bilmiyor. Birçok suçlama yapıldı. Daha sonra biliyorsunuz şey Adnan Menderes idam sürecinde en sona 1960 senesine gelindi. 1960 senesinde 38 tane alt rütbeli subay ne demek? Teymen, yüzbaşı, birbaşı. Yani aranda TU general, tüm general, orgenal veya korgenal yok. Orgenerale rağmen yani ne demek istiyorum? Genelkurmay Başkanının istememesine rağmen 38 tane subay bu ülkede darbe yaptı. Ya şaka gibi gelmiyor mu size? Şimdi 38 kişi gelse darbe yapabilir mi? Sana soruyorum. Yapabilir mi arkadaşlar? Alt dü dütperi subay olacak bir yani teymen üstteymen yüzbaşı binbaşı gibi. Yani tu generale geliyor. Alt düpte yapabilir mi? Yapamaz. İşte olayın nasıl anladınız mı? 38 kişiyle bu ülkede darbe oldu ve Demokrat Partiler yakalandı. Hepsi nereye götürüldü? Bir adaya. Hangi adaya götürüldü? He yassı adaya. Yassı adaya götürüldü. Ve yapılan yargılamalar sonucunda aslında çoğundan da berat etmesine rağmen Adnan Menderes saçma sapan yok köpek davası yok o davası yok bu davası adama resmen suçlama yapabilmek için suçlama. Hani şöyle olmuş adalet. Önce bir tutuklayalım da sonra zaten biz ona bir suç isnat ederiz. Ne kadar kötü bir durum değil mi? Hiçbir suçun günahın yok. seni tutkular. Sonra sana suç uyduruyorlarmış gibi. Ve Adnan Menderes, Celal Bayar gibi iki kişi zaten direkt neye çarpıldı? Direkt idama çarptıldı. Bakın bu ülkenin cumhurbaşkanı idama çarpıldı. Başbakanı idama çarpıldı. Ama Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın hem milli mücadeleye olan katkıları hem de yaşının ilerlemiş olmasından dolayı Celal Bayar idam edilmemiştir. İdam kararı almasına rağmen. Peki yerine kim almıştır? Adnan Menderes idam edildi. İdam edildi. Fatin Rüştü Zorlu idam edildi. Hasan Polatkan idam edildi. Kaç tane bütün Demokrat Parti kapatıldı. Bütün şubeleri kapatıldı. Bunun üzerine yeni gelen askerler ki yeni gelen askerlerin de oluşturduğu bir birlik var. Bu birlik zaten yaptı bu darbeyi. 38 kişilik birliğin adına ne ismi veriliyormuş? Milli Birlik Komitesi MBK. Demek ki darbeyi yapan kimmiş şey? Milli birlik komitesi. Çıkan bir sınav sorusu mu? Evet. KPS'de çıkan bir sınavsudur. 1960 darbesini yapan kuruluş sordular. Şey olay oluşumu sordular. Cevap Milli Birlik Komitesi'nin Demokrat Parti kapatıldı. Yeni gelen asker anayasayı ilan etti. 1961 anayasası yapıldı. Doğru mu? Hatta askerin yaptığı çok ilginçtir. Asker yapmasına rağmen daha demokratik bir anayasadır. 24. anayasasına göre. Şimdi hepinize bir soru. 1924 anayasasını bitiren gelişme nedir diye sorarlarsa cevabınız ne olacak? 1960 darbesinin yapılması. Evet, aynen öyle. Gelen çıkan sınav sorusu. Bu basit mi? Bilen yapar. Bilmeyen nasıl yapacak ya? Bilen yapar. O yüzden 1960 darbesi ile alakalı bütün olaylar çok fazla detaya girmeden Adnan Menderes idam edildi. Fatin üstü zorlu idam edildi. Hasan Polatkan yani eee Demokrat Parti en önemli insanları idam edilmişti. Celal Bayar idam edilmedi. Milli Mücadele olan katkısı ve yaşının ilerlemiş olmasından dolayı affedilecek. Peki eee Celal Bayar'ın yerine kim geçti? Bilgin var mı? Türkiye'nin 4. başkanı kim? Allah Allah. Murat, Türkiye'nin 4. Cumhurbaşkanı kim? Asker
>> Kenan Evran. Tabii ki. Bravo sana ya. Merve kurban 7. Cumhurbaşkanı o ya. Cemal Gürsel. Cemal Gürsel. 3C arka arkaya. Celal Bayar. Cemal Gürsel. Cevdet Sunay. Asker köken. Tamam. Evet. Kim gelmiş kardeşim? Cemal Gürsel geldi. Şimdi niye Cemal Gürsel'e bağladım? Onu anlatacağım. Cemal Gürsel zamanında 29 Ekim törenlerine Türkiye'nin bir otomobil yapmasına istendi. Bunun üzerine Cemal Gürsel'in isteğiyle beraber Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryol'ın Eskişehir otogarında, Eskişehir garında mühendisler tarafından dör tanesi yapıldı. Bu dört tanesi de değerli arkadaşlar son katı bile trende atıldı boyasının. Tamam. Atıyorum şey siyah arabaya binecekken beyaza bindirildi. Beyaza bindirdi. Beyazda da ne yok? Benzin yok. E çünkü boya atıldığı için ne yapılabilir? Benzin koyarsan Allah korusun o araba yanabilir. Muhabbeti var. O yüzden Cemal Gül'in binmiş olduğu arabada çok az bir benzin vardı. O da araba 100 metre gitti durdu. Durunca ne oldu? Ertesi gün manşetler devrim yolda kaldı. Anladın mı? Devrim yolda kaldı. Bu devrim yolda kaldığı devrim ne? Ben size böyle bir soru sorsam. Devrim yolda kaldı. Devrimin ne olduğunu biliyor muyuz? Biliyoruz tabii ki. Neymiş? Türkiye'nin ilk yerli otomobilidir. Peki bütün o dönemin kalemşörleri, Amerikan yaltakçıları ve Amerika'dan ve İsrail'den para alan gazeteciler yani şunu demedi ya Sayın Cemal Gülser biz yanlış yani yanlış arabaya binildi. Bu arabada çalışıyor bu arabada gidiyor zaten. Sadece benzini yok. Hani Cemal Gülsen'in ünlü bir lafı oldu orada. Batı kafasıyla araba yaptınızda doğu kafasıyla gidip benzin koymayı unuttunuz lafından sonra bir cumhurbaşkanının 100 metre sonra yolda kalması ne demek? Bugün cumhurbaşkanımız var doğru mu? Ya da ana muafet partisi ya da fark etmez. Yolda kalırsa ne olur? Mesela dikkat düşün. TOK'la beraber ilk deneme süreşini yapıyor. TOK TOK yolda kalsın. Ne denir? Yarınki manşetleri düşünebiliyor musun Türkiye'de? Olabilir mi? Bu arada aldığınız sıfır araba da yolda kalabilir mi? Her şey olabilir değil mi? Elektronik alet. Hatta Türkiye'de elektronik alet bir şans. Sen aynı marka alıyorsun. Aynı ikimiz buzdolabı alıyoruz. Benimki 2 sene sonrası bozuyor. Sen 20'yi kullanıyorsun. Bu şans değil mi general? Sana soruyorum. He aynen. E Türkiye'de kalabilir ama ne yaptılar? İşte o devrim yolda kaldı manşeti. Türk insana sen bir şey üretemezsin. Senden bir şey olmaz demeye getirdiler. Böylelikle 1961'deki ilk denememizin ardına ta'de ilk denemelerimizi yapabildik. Düşünebiliyor musun? Aradan geçen zaman komple kayıp zaman. Türkiye kendi arabasını ucuz şekilde üretebilse sadece elektrik model değil benzin dizel veya diğer modelleri üretebilse kötü mü Allah'ını severs Türkiye'de bir sene içinde o beğenmediğiniz doblolar ne kadar satılıyor? Sizin haberiniz var mı? O beğenmediğiniz doblolar hani doblocu dayı diye yazıyor ya. Ha o doblolar kaç tane satılıyormuş bir bakalım. Bak Türkiye'de zannediyorsunuz ki binek araba daha fazla satılıyor. E ticarette kullanılan büyük araçlar, kırlar, otobüsler, onlar bunlar satılmıyor mu? Keşke Türkiye. Evet. Türkiye'nin içinde üretilen arabalar var. Doğru. Yani Türkiye'nin içinde üretiliyor ama gönül ister ki tamamen Türk patenti, tamamen yerli haç yerli malzemeden olamaz. Mümkün değil de o. Dünyada bile bütünon insan farklı malzemeler kullanıyor. Diğer arabalar ucuza olsun diye Çin'e Vietnam'a götürülüp orada parçası takılıyor falan filan. Yani devrim yolda kaldı diye bir manşet oradaki yapılan mühendislerin gece gündüz çalışmasına ihanet. O yüzden izlemeyen varsa Devrim filmini muhakkak izlemesini öneriyorum. Gerçekten çok güzel anlatılmış eee olaylar. Üzüntü noktamızdan bir tanesi bu. İkinci üzüntü noktamız Türkiye'de Milli Selamet Partisi'nin kurucusu olacak. Yıllarca Almanya'da eğitim görecek ve Türkiye'de yüksek mühendisi olarak Türkiye'ye gelip devlet su işlerini o zamanlar DSini DS inanılmaz ataklarda bulunacak. işte baraj yapımı o bu şu derken o DS'nin derin kuş su pompalarını yapacak ve böylelikle ithalattan alınacak paralarla ithalattınacak malzemeye para verilmesini engelleyerek Türkiye'nin içinde kalmasını sağlayacak yerli motor yapılmıştır. Bu motorun adı Gümüş Motor projesidir. Bu motoru yapan yüksek başmühendis Necmettin Erbakan'dır. Profesör Doktor ve Profesör Doktor Necmettin Erbakan'ın yapmış olduğu bu şeyler DS'nin yani devletin tüm ihtiyaçlarını karşılıyordu. Ne zamana kadar? Amerika bunların aynısını bizlere çok ucuza neredeyse onda bir fiyatına verene kadar. E ne oldu sonra onu? E gümüş potu, gümüş motor projesi gitti. Bir tane firma aldı. Önce Necmettin Erbakan'ı oradan uzaklaştırdı. Sonra da alan firma değerli arkadaşlar ne yaptı? Hani Şakir Zümre'ye adam el bombası yaparken soba ürettirdiler ya. E ondan sonra ne olacaktı? İsmini ne olarak değiştirmiş? Pancar motor. Ne oldu şimdi? Kim kaybetti yine? Biz kaybettik. Ders alınmış mı? Nuri Killi Gilild'den veya Şakir Zümre'den seversin, sevmezsin Erbakan'ı. Ama Erbakan bu ülkenin beyinlerinden bir tanesi. Bugün bir bakıyorsun nezaket konuşmalarına Ecevit olsun, Erdal inan olsun o zamanlarda Türk siyasetine nezaket getiren adamlardandır. Bu bir gerçek. Esen vardı siyaset meydanı vardı biliyor musun? Her seçim öncesi bütün siyasi liderler bir masa etrafında toplanırlardı. O gün Türkiye'de hayat dururdu. Ömer herkes televizyonun başında. O ne konuşacak? O ne vaadedecek? O ne? Öyle saldırayım. Sen şerefsizsin. Yok sen adisin. Yok bilmem nesin. Sen vatan. Öyle bir şey yok. Kimi bu noktada devletçilik iyi diyor. Kimi bu noktada liberalizmin, kimi ekonomik politikası. mi arkadaşlar bunları bilin. Siyaset nezaket işidir. Kim ne derse desin. Ama bu nezaket Türkiye'de kaybolmuş vaziyettedir. Kameraların karşısında bu kadar rahat konuşmamalı kimse. O yüzden Türkiye'de bakın iki tane proje anlattım. Biri devrim, diğeri gümüş motor. Anlaşıldı mı? Hadi bakalım devam ediyoruz. Bu arada bir başka da şunu da söylemek lazım. Demokrat Parti döneminde dör üniversite kuruluyor. Bunlardan bir tanesi değerli arkadaşlarım Erzurum'daki Atatürk Üniversitesi. Bir tanesi hepimizin bildiği Ankara'da OTTÜ. Bir tanesi İzmir'de Ege Üniversitesi, bir tanesi de Karadeniz'de Karadeniz Teknik Üniversitesi yani Trabzon'da kurulmuştur. Hadi onları bir yazalım.
>> Şeyleri söyleyelim yeterli. Ottü.
>> Ottü. Katü.
>> Katü.
>> Ege.
>> Ege. Evet. ve Atatürk üniversiteleri kurulu. Senin üniversite nerede Merve? Atatürkandırma.
>> Yani üniversitenin adı Bandırma Üniversitesi mi yoksa
>> 17?
>> Bandırma 17 Eylül Üniversitesi kısaltması var mı? Bayü mü?
>> Banü.
>> Banü mü?
>> Evet.
>> Devam edelim bakalım. Evet. İkinci not.
>> Necmettin Erbakan'ın
>> Necmettin Erbakan'ın Evet.
>> girişimleriyle.
>> Girişimleriyle değerli arkadaşlar hangi proje başlamış? girişimleriyle Gümüş Motor Projesi başlamıştır. Gümüş Motor Projesi başlamıştır. Derin kuyu su pompaları üreten bu proje ABD'nin düşük fiyatlara aynı malı verme sonucu sonucu ne olmuştur?
>> Pancar motor olarak. pancar motor olarak ismini değiştirmiştir. Pancar motor olarak ismini değiştirmiştir. İsmini değiştirdi. Doğru mu?
>> Evet. Üçüncüyü yazalım.
>> 1961'de Türkiye Devrim adında ilk arabasını yapmıştır. Devrim adında ilk yerli arabasını yaptı. 29 Ekim şeyine yetiştiriliyordu. Cumhuriyet Bayramına yapmıştır. Ancak araç içine benzin konulmadığı için, bunun da sebebini anlattım. Diğer arabaya binecektik. Öbürküsüne bindirdiler. Burada bir oyun var için 100 metre sonra durmuştu. Doğru mu?
>> Peki bunun üzerine Cemal Gürsel ne demişti? Hadi bakalım. Batı kafasıyla otomobil yaptınız.
>> Batı kafasıyla otomobil yaptınız. Ancak
>> Doğu kafasıyla
>> Doğu kafasıyla ne olmuştur?
>> Benzin koymayı unutur.
>> Benzin koymayı unuttunuz. Bu arada bu olay eee sadece bizim Türkiye'de olmadı. Yani şey anlamında dünyanın birçok gazetesi bu olayı alaya eder şekilde eee şey yaptı, yansıttı. Evet. O da var. O yüzden işte Türklerin bir şey olmaz. Biz zaten size araba veriyoruz. Siz niye kedi kedinize yapıyorsunuz demeye getirdiler. Maalesef ki bu projede yarım kaldı. Peki Türkiye'de sosyal kültürel hayatta neler yaşandı? Mesela benim de çok sevdiğim bir sanatçı. Buradan öyle durmayıp oyun havacısı gibi dursam da Elvis Pressi rock rolü o zamanlarda ortaya çıkarttı. Doğru mu? Rock'ın rolü bilir misin? Hiç dinledin mi? Bilmedim ama
>> ama Elis Presiden diyeceksin.
>> İlk şarkısı YouTube'a yüklendi. Onun ilk klibiyle beraber. Elis Presson tabii ki önemli bir adam. Eee o zamanlar manyak değil bu sana bunla kim bakar falan dedikleri gitarla çalıyordu. Ondan sonra dünyanın bir numaralı şarkısı oldu. Elvis presi annem gibi zamanında
Bile yani bizim bir kuşak değil, bir önceki kuşağın çok sevdiği bir sanatçı olmuş Elvis Presley. Rock and Roll'la. Yine bu dönemde Türkiye'de neler oluyor? İşte Türkiye'de sosyal, kültürel, sanat, edebiyatçılar, Hisarcılar, Misi'ciler, Mavi Yeniler, hepsi burada. Mesela Türkiye'de Müjden Senar her zamanki zaten. Müjden Senar her dönemde var. 20. yüzyıl başlarında var, Dünya Savaşı'nda var, Soğuk Savaş'ta var, yumuşama dünyasında var. Yumuşamada küreselleşen dünyada yaşayan adam ne olur? Her dönemde olur. Doğru mu? Ajda Pekkan'la beraber de kim var? Müjden Senar var. Doğru mu? Hepsi var kardeşim yani. 100 yaşına işte Safiye'li bir dönem, bir dönemi var. Ondan sonra yok mesela. Evet. Hadi bir yazalım bakalım. Türkiye'de sosyal kültürel hayat. Caz, rock and roll. Evet, yayıldı. Yayıldı. Evet. Zeki Müren. Zeki Müren sanat güneşidir arkadaşlar. Lakabı neymiş? Sanat güneşi. Evet. Ertaş. Vay vay. Kim gelmiş? Evet. Müjden Senar. Müjden Senar. Evet. Ünlenmiştir. Ünlendi bu dönemlerde. Evet. Devam. Edebiyatta. Hı hı. İkinci Yeniler. İkinci Yeniler. Bunlar hep arkadaşlar önemli gruplar. Evet. Maviciler. Maviciler ve Hisarcılar Grubu ortaya çıktı. Hisarcılar grupları ortaya çıktı. Ortaya çıktı. Bu arada buraya gelmişken bir şey daha söyleyeyim Merve, unutmadan. Eee, 1900 bu dönemlerde bir de biz Harika Çocuklar Yasası çıkarıyoruz. Bilir misin Harika Çocuklar Yasası'nı? Bilen var mı? Harika Çocuklar Yasası'nı. Murat, hiç duydun mu? Harika Çocuklar Yasası şu: Yeteneği olan, müziğe, kulağa, ses yarışmaları gibi düşün. Yani bugünkü o Ses Türkiye'nin devlet tarafından yapıldığını düşün. Bu ama sadece ses olarak değil. Alet çalma, müzik. Mesela adam köyde ama bir türlü kendini keşfedilmiyor. İyi bağlama çalıyor ama kimsenin haberi yok. Mesela eee İdil Biret ve Sunakan mesela, bunlar Harika Çocuklar Yasası'yla Avrupa'ya gönderilen çocuklarımızdır. Orada eğitim aldılar. Harika Çocuklar Yasası diye bir yasa çıkarıldı bu ülkeden. Çok önemlidir ha. O kadar önemli kişiler, insanlar başvurdu. Bak mesela Müslüm filmini seyredenleri gördün mü? Müslüm filminde ne var? Müslüm ses nasıl meşhur oluyor? Adana'da yapılan bir festivaldeki ses yarışmasında o zamanlar demek ki ülkemiz genelinde ne yapılıyormuş? Yetenekli çocukları ortaya çıkarabilmek için ses yarışması. Ne bileyim, Kilas festivalinin içinde bir yarışma. Böylelikle bu yarışmalar düzenlenir ki o sesler ortaya çıkıyor. Nereden çıkacak yoksa? Yoksa sen koyuna bağır, koyun sağa bağırsın. Nereden bilecekler Müslüm Gürses gibi adamın Müslüm Gürses olduğunu? İşte bunların hepsi bu tür yarışmalarla yapılıyor. Bu tür organizasyonlarla yapılıyor. Bunu da bilin. Devam. Safa Önal. Safa Önal bir farklı adam bu. Guinness Rekorlar Kitabı'na girmiştir bizden. Guinness Rekorlar Kitabı'na girmiştir. Yakında bu videolarla ben de gireceğim gibi hissediyorum. Ne diyor? Evet. Girmiştir. Niye girmiştir peki? Kaç tane senaryosu filme çevrilmiş? 395. 395 tane senaryosu filme çevrilen bir insandan bahsediyor. Safa Önal devam. Kanun Namına. Kanun Namına. Bak bunların hepsi film. Bunları izleyin. Hani diyorsunuz ya ben ne yapacağım? Tarihi bitirdim, atandım gittim. Ya ne yapacağım biliyor musun? Ta bu dediklerim aklıma gelir. Kanun Namına'yı izleyeceksin. Efendim gidip Halıcı Kızı izleyeceksin. Türkiye'nin ilk renkli. Bak bunlar hepsini izlemiş birisi olarak konuşuyorum. Susuz Yazı izleyeceksin. Anlatıyoruz. Ödül aldı. G filmi. E izledin mi? Yok. E tamam. Susuz Yazı belli bir dönem Türkiye'de yasaktı ama soru şimdi serbest. A YouTube'a yüklemiş. Git izle. İzle izle ki değerli arkadaşlar anla Türkiye'nin filmsel endüstri gelişimini. Yoksa anlayamazsın ki. Anlaştık mı? Devam edelim. Halıcı Kızı söyleyelim. Halıcı Kızın özelliği neydi? İlk renkli Türk filmi değil mi? Evet. İlk renkli Türk filmi. Muhsin Ertuğrul yayınlandı diyelim. Demek ki ne olmuştur? Tamam, onu söyledim. Devam. Şuna da Harika Çocuklar Yasası'nı ekleyeyim ben. Tamam. Harika çocuklar yasası çıkarıldı. Kim gitmişti dışarıya? İdil. Biret bir de kim peki bunlar? Kim bilen var mı? Hiç duydun mu İdil Biret diye birisini? Nasıl duydunuz? Sunakan'ı da biliyorsunuz ama bunlar kim? Virtüöz mü, kemancı mı? Ne bunlar? Bir bakın bakayım Murat, bakayım. İdil Biret kim? Ne sanatçısı? Sunakan ne sanatçısı? Devam. Verem Savaş Dispanserleri. Verem Savaş Dispanserleri ile Ankara'da ebe neymiş? Hemşirelik okulları açıldı. Hemşirelik okulları açıldı. Devam. Yayını baş. İTÜ ilk televizyon yayınını yaptı. Çıkan sınav sorusudur bu arada. Hemen söyleyeyim. İlk televizyon yayınını yaptı. Değerli arkadaşlar, Türkiye'de ilk televizyon yayını nerede yapıldı diye soru geldi. Gelmedi zannediyorsunuz değil mi? Ha geldi. İTÜ'de, İstanbul Teknik Üniversitesi'nde geldi. Gönül isterdi ki Banu da gelsin ama Banu. Banu da gelemedi. Evet, devam edelim. Necmettin Erbakan. Necmettin Erbakan biraz önceki söylediğimi söyleyeceğim. Gümüş Motor projesini başlattı. Gümüş Motor projesini başlattı. Projesini başlattı. Evet. Devrim arabaları yapılmış. Devrim arabaları yapıldı. Arabaları 4 adetti. Kalem alayım bu arada. Yaz. Biraz kalem bitiyor bu. Ona göre düşün gayri yani. Evet. Devam. Önemli kuruluşlar kuruluyor. Bakalım hangileri kuruluyor bakalım. Söyle bakalım. MKE. Evet. Dur. Makine Kimya Enstitüsü'nün ne çağrımı var kardeşim? Benim takımım Ankaragücü'nün önünde kocaman MK yazar. Doğru mu? Makine Kimya la kardeşim siz niye bu takıma destek oluyorsunuz? 3 seneden beri niye para vermiyor? Önde sponsor sen yazmıyor musun? Sizlerden ricam Makine Kimya Enstitüsü MK Ankaragücü'dür. MK Ankaragücü imalatı harbiyedir. Önünde de MK yazar. Başka bir sponsor alabilir miyiz biz? Başka bir marka alınabilir mi? Bir devlet markasının yanında. Y o yüzden MYK'yi asli görevini yapmaya çalışıyorum. Ankaragücü açısından söylüyorum. Yoksa asli görevini yapıyor. Adamlar 50.000 tane silah üretiyorlar biliyorsun. MK kendini çok açmış vaziyette. MK nerede var? Ankara'da ve Kırıkkale. Ben MK patlamasını bilirim. Eski Kırıkkale patlamasını bilirim bu ülkede. Sen bilir misin? MK patladı bu ülkede. Allah korusun. Allah bir daha vermesin. Yani bizim Tanduan testleri MK'dir. Esen şöyle söyleyeyim Merve. MK'de çalışan her işçiden ve her memurdan ya da işçiden hatırlayamıyorum. Ankaragücü için para kesiliyordu. Sonradan kaldırıldı. Hani destek olunsun diye. Ya ne oldu şimdi? İkinci ligteyiz. Sürüyoruz. İnşallah çıkarız. MK başka. Et ve Balık Kurumu. Et ve Balık Kurumu. Evet. Türkiye Çimento. Türkiye Çimento. Azot Sanayi. Azot Sanayi. Bayağı bir şey olmuş ama ha. Merve ne diyorsun? Bayağı. Bayağı bir şey var. Evet. Türkiye Petrolleri. TP bugün de var mı? Var. Var. Evet. Turizm Bankası. Turizm Bankası. Güzel. Yem Sanayi. Yem Sanayi. Evet. Ereğli Demir Çelik. Ereğli Demir Çelik. Hangi Ereğli bu? Merve, Ereğli nerenin? Hemen akla Konya geliyor. Zonguldak Ereğli hemen. O yüzden isimlerin ikisi de karışmasın diye. Birinin adı ne oldu? Marmara Ereğli. Bunun ismi ne? Konya Ereğli. Anladın mı? Devam. Devlet Malzeme Ofisi. DMO açılmış. Açıldı. Güzel. Devlet Malzeme Ofisi açıldı. Eskiden sıralar okul sıraları nereden geliyordu? Devletten geliyordu. Devlet Malzeme Ofisi Ankara'da Gazi Üniversitesi'nin eee ne oluyor? Emniyet Mahallesi Silahtar Caddesi'nde bulunur. Oradaydı. Devlet Malzeme Ofisi. Merve kalem alınacak tebeşir yok mu? Tebeşir hep oradan gelirdi. Bittiği zaman devlet istikakı bittiği zaman ne yapardı hocalar? Kendi paralarından, kendi ceplerinden bizlere tebeşir alırlardı kırtasiye e devletin gönderdiği bir kutu. Bu kutu neye yetecek? Kırılıyor biliyorsun zaten ilk. Şimdi a yazdı mı zaten ikiye ayrıldı. Hayırlı uğurlu olsun. Biliyorsun bazı tarafı gıcık yazardı. Gıcık o ses çıkartır. O şimdi tahtanın o çıkarttığı sesi hatırlıyor musunuz değil mi? O için titrerdi. Denk gelmediniz mi siz? Sen ne kadar şanslı bir nesilsin lan? Kapkara önlüğüm var. Karşıda da kapkara şey tahta. Tabii tek beyaz olan tebeşir. Hoca da karaydı. Anladın? O yüzden yani nereden nere devlet malzeme ofisi tebeşir gönderildi. O tebeşiri zaten bir kutu tebeşiri biterdi. E çok kavgalar edildi aşağıda öğretmenler. O tebeşiri ondan almış, oradan çalmış dolabından. Yani geliştik de nasıl geliştik yani? Anladın mı? Ve çok uzak değil bunlara. Bunlar anlattığım olaylar 25 sene önce. Fazla değil. Evet. Tamam mıdır? Şimdi gelelim dünyada yaşananlar. Dünyada gene dediğimiz gibi rock and roll var ama burada bir tane soru olarak gelecek yer var. Çok dikkat dinliyorsunuz. Hazır mısınız? Rusya uzay yarışını başlatmıştır. Dikkat! Uzaya uydu göndermiştir arkadaşlar. Uydu Rusya'da Sputnik demektir zaten. O yüzden Sputnik kelime manası olarak uydu olduğu için Sputnik 1, 1957 senesinde Rusya'dan uzaya gönderilen ilk uydudur. Böylece uzay yarışları başlayacak. Hatta bunun üzerine Amerika Birleşik Devletleri uzayda ne dedim ben size? Soğuk Savaş havada, yerde, uzayda, her yerde büyük rekabet demek. Bunun üzerine Amerika Birleşik Devletleri, sizler de biliyorsunuz, Ulusal Havacılık Uzay Sanayisi'ni kuracak. Hepinizin bildiği adıyla her sene milleti korkutan NASA uzaylılar geliyor, şu geliyor, bu geliyor diye kendisinin yapmış olduğu çalışmaları dünyaya yapıyor. Ya bir gün Amerika istila etmeyecek de ne diyecek? Uzaylılar istirahat bizde hiç alakası yok diyecek. Onun şimdiden çabasını yapıyor. Biliyorsun değil mi bu işleri? Evet. Devam edelim. Başkan olmuştur. Mesela bu dönemde ilk defa Şampiyonlar Ligi düzenleniyor. Artık dünya tekrardan o globalleşmeye doğru gitmek istiyor. Yine bu dünyada, bu zamanlarda neler oldu? DNA'nın genetik yapısı çözüldü. Yani bilimsel anlamda, biyoloji anlamında da büyük gelişmeler var. Dünyada mesela Akdeniz Oyunları yapıldı. İlk defa 1951'de Mısır'ın İskenderiye kenti yapıldı. Dikkat! 1974'te İzmir'de, 2000'li yıllarda ise Mersin'de yapıldı Akdeniz Oyunları. Hadi bir yazalım bakalım bunlar nelermiş. Caz ve Elvis Presley ünlenmiştir. Caz ve Elvis Presley ünlendi. Evet. Televizyon ve radyo kullanımı yaygınlaştı. Televizyon ve radyo kullanımı kullanımı yaygınlaştı. Hatta şöyle söyleyeyim sana Merve. Bizde rock and roll evet yapıldı ama mesela Anadolu halkında eee şey vardır. Eski annelerinize bir sorun ya da babalarınıza şey eee rock and roll gibi ayak hareketleriyle yapılan twist geldi şarkısı yapıldı. Sen biliyor musun twist geldi? Bilmez misin? Annene bir sor bakayım. Evlendiğinde hangi dans yapmış? Senin gibi öyle bembeyaz gelinliklerle gelip ortaya şöyle eğilip ondan sonra şu tarafa dönüp öyle bir şey yok. Twist geldiye bir şarkı var. Dinlemek isteyenler dinlesin. Bilirsin ya. Twist aslında duyduğunuz duyduğunuz bir şey ama o şimdi çok küçük yaşlarda belki denk geldin. Ben mesela düğünlerde benim bir önceki neslin twist gelini ben dinledim Mersin'de. Antalya'da dinledim bir düğünde denk geldi yaani twistegel şarkısı çalışıyor. Orkçular yok mu? Onlar çalıyordu eskiden sonradan bırakıldı onlar. Kim oynayacak twistegeli? Evet. Var mı? Baktın mı Murat? Evet. Bu Rock and Roll'un Anadolu'ya etkisini söylüyorum ben sana. Rock and roll ne kadar yayılmış ki biz ona uydurup bir şarkı yapmışız. Bir de onu oynamışız. Ayak hareketleri. Elvis Presley rock and roll en büyük kattığı olay ne? Ayak hareketleri. O yüzden bizimkiler de şey oynuyorlar. Twist gel oynuyorlar. Lütfen sizden ricam annenize babanıza sorun. İstan düğünlerde twist gel şarkısı çalıyorum dedi. Tamam. Onlar diyecek ki oğlum nereden biliyorsun oğlum diyecek. Sen diyeceksin ki tarih öğreniyoruz baba diyeceksin. Heh devam. New York başkenti olmuş. New York ne olmuş? Batının sanat başkenti. Batının sanat başkenti olmuştur. Esen nereydi? Paris'ti. Devam. Mısır'ın İskenderiye kentinde. Mısır'ın İskenderiye kentinde. Evet. İlk defa Akdeniz Oyunları düzenlendi. İlk defa Akdeniz Oyunları düzenlendi. Akdeniz Oyunları düzenlendi. Bir kere daha söylüyorum. Akdeniz Oyunları'nın Türkiye'de ilk defa yapıldığı il hangi ildir? İzmir. 1974 olması lazım. Daha sonra kimdir? Akdeniz Oyunları nerede yapıldı? Mersin'de. O da zaten yeni yakın yapıldı. Devam. Şampiyonları şampiyon kulüpler neyi yani bugünkü ne anlamı bu? Şampiyonlar Ligi. Doğru mu? Hani dün Manchester Galatasaray yemişti ya 2-0. Ha o kupa işte o. Öyle mi? Peki, Şampiyon Kulüpler Kupası ilk defa düzenlendi. Kim almış bilen var mı? Bir bakın bakın. Şampiyonlar Kulüpler Kupası'nı kim almış. Devam. İlk uydu. İlk uydu. Evet. Sputnik 1 SSCB tarafından ne yapılmıştır? Uzaya gönderilmiştir. Bu zaten beklediğimiz sorulardan bir tanesi. Dikkat. Gönderildi. Devam. 19'de. Evet. NASA kurulmuştu. NASA kuruldu. Açılımı ne? Amerikan Havacılık ve Uzay. Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi. Dairesi. Peki bu da uzaylılar daire mi? Hep böyle uzay araçları ney bu şeyler basacak değil mi bize uzaylılar? Evet. Ne? Hep daire şeklinde değil mi? Elif şeklinde. Anladın mı olayı? Çözdün mü gene ya? Büyük oyunu gene çözdük. Evet. Devam. Kalpli. Kalp. Lazer ve çocuk felci. Lazer ve çocuk felci. Aşı geliştir. Aşısı geliştirildi. En çok tartışma neyde olmuştu? Süt tozundan dolayı çocuk felcin Türkiye'de çok yayılmasıyla alakalı kalp pili çok önemli mi? Bence çok önemli. Zaten Türkiye'de bu yani Türkiye'de çok hastalık geçirsen bile insanlar hastalıkları alaya etme ya da dalga geçmeyle ilgili çok argümanlar geliştiriyor biliyor musunuz? Mesela kalp pili takan bir işte kadına kocası pilli bebek diyor mesela. Demiyor mu? Pilli bebek diyor veya şeyi takıyorlar ya mesela kulağı şey takıyor. Evet. Bu memleket böyle yani en ağır hastalık bile bizde bir neşe tarafı olabiliyor. Evet. Devam. DNA'nın kimyasal yapısı çözülmüştür. Bunu Milli Eğitim Bakanlığı 1973'te de doğru değil. DNA'nın kimyasal yapısı çözülmüştür. Bunun e çözülmesinin önemi ne? Genetik hastalıkların çözümü için çok önemli. Devam. 1960'ların başında. Evet. Hippi hareketi başlamış. Hippi anlatacağım onun ne olduğunu. Hippi hareketi başlamıştır. Hippi. Şimdi niye güldüğümü anlatayım. Bunların çoğunun ben etkisi altında yetişmiş bir birey olarak 43 yaşında olunca bunları yaşadık arkadaşlar. Şimdi niye diyeceksiniz? Hippi 1960'larda özellikle dünyadaki yapılan Kore Savaşı başladı o zaman başladı zannettim sonra Vietnam Savaşı falan bunları yumuşamadan anlatacağım Vietnam'ı. Savaş karşıtı gençler ne istiyorlar? Ölmek istemiyorlar. Dünyanın neresinde olursa olsun savaşa karşılar. Dünyanın nerede olursa olsun toplumların birleşmesinden yani eğlenceden yana bu günümüzdeki o festival var ya rock festivalleri çadırda kalma şunlar bunlar hep o zamanlarda ortaya çıkan hareketlerdir. Hipp hareketindeki çocukların en önemli şeyi eee serbest kıyafettir. Şimdi diyorsunuz hocam serbest kıyafet ne? Arkadaşlar mesela soğuk savaş döneminde Rus'un giydiğini Amerikan, Amerikan'ın giydiğini Rus giyemezdi. Anladın? Bak bir daha söylüyorum. Rus müziklerini Amerika, Amerikalılar Rus müziklerini dinlemezdi. Bir doğulu kadın ile bir batılı erkek veya tam tersi evlenemezdi. Sen doğusun sen batılısın diye. Dünyanın ne kadar iki kutba ayrıldığını anlayın. Bu hareketin tam işte ortasına gençler biz böyle bir hayat sürme yok istemiyoruz diye öyle bir akım ortaya koydular ki bu akımın uzun saçlar erkeklerde kadınlar için söylemiyorum uzun saçlar, piercingler, şu günümüzdeki dövmeler, ayakkabının mesela bir tanesi sarı, diğeri kırmızı. Mesela bir tane kıyafet giyiyorsun. Yakası şuradaki burada yaka var. Burada yok. Kodlardaki şey dizlerin açılması. Evet. Hepsi hepsi neymiş? Hippi hareketi. Benim zamanda babam mesela aykırı bir giyim giydim. Mesela o dedikleri şeyin bir tane gittim saçma sapan onlara göre bir spor ayakkabı aldın veya kıyafetin hiç beğenmedin. Çünkü bizim babalarımıza göre gömlek ve kumaş pantolon giymek zorundayız. Evet bizim gençliğimiz öyle geçti. Sonuç hemen aykırı bir şey giydi ya mesela gittim kot aldım. Kot almak o zaman çok şey. Vay! Görüyor musun bizim oğlum? Hippi oldu. Bizim lakabımız neymiş gençlikte? Hippi ha. Ah! Gelin görün de gençler şimdi hippi görün. Hippi neymiş ha? Millet gösteriyor ya. Şimdi bak bakalım benden hippi olur mu? Sana soruyorum. Benden bir hippi olabilir mi ya? Ama o zamanlarda anla 50'ler 60'lar vay komünist oldun. 60'lardan sonra da vay hipim mi oldu? Hep gençler bir şey olur. Dikkat et. Şimdi Z kuşağı aldım. Bilmem 2000'li doğanlar milyonum kuşağı aldım. Dikkat edin hiç yaşlıya bir şey yok ha. Hep gence bir şey var. Çünkü genci toplumlar ve devletler yönlendirmek isterler. O yüzden ona hippi diyor. Hippi gibi giyindirme mesela bir akım çıkmışsa muhakkak onun karşı çıkar. Hippi çıkmışsa bu tarafta da başka bir akım çık. Bu sefer de adamlar ne diyor arkadaşlar diyor. Hakim yaka giyiyoruz. Gömleklerimizi bileklerimize kadar giyiyoruz. Pantolonları bozuyor. Bu da akım oluyor. İşte şalvar akımı. Tüket ararı oluyor mu? Oluyor. Evet. Oluyor. Şalvar akımı Türkiye'de çok 1960'lara kadar köylü ne giyiyordu arkadaş? 70'ler 80. Hala köylü ne giyiyor? Hala şalvar giyiyor. Şimdi demek istediğim hipiyi anladın mı? Aykırı bir giyinme, aykırı bir düşünme. Mesela baban diyor ki mesela televizyonu açmış o zamanlar Vietnam Savaşı'ı diyor. Allah bu Vietnamların belasını versin dedi. Veya gitti. Oh oh Amerikalıları öldürüyorlar. Çok güzel dedim. Çocuk dese ki ya baba savaş olmasın ne var her şey herkes toplu hani böyle yumurcak çocuklar var ya savaşı olmasın baba bilmem ne hemen dönen ne ded lan hippi mi oldun sen o düşünce bile bu hareketi istiyor anladınız mı hippii anladık mı senden hippi olur mu iyi bakalım oluyor mu olmuyor mu göreceğiz evet genel tekrarla ardından da soru çözeceğiz bakıyoruz bakıyoruz bakıyoruz zaten şura üç defa sınav sorusu olmuş KPS'de ama bunlar arasında neler var? Mesela şunları bilmemiz lazım. Halkevleri ve Köy Enstitüleri resmi olarak kapanması ne zaman? Demokrat Parti zamanı. Geldik buraya. Marshall yardımları kimin zamanında alınmaya başlandı ve devam etti? Alınmaya başlanması İnönü döneminde de devam etmesi. Evet. Devam ettim. Devam ettim. Devam ettim. Devam ettim. Evet. Üç tane yere üyeliğimiz vardı. Zaten biraz önce de anlattık. NATO, Balkan Paktı, Bağdat Paktı. Kıbrıs sorunu kimin zamanı ortaya çıkıyor? Adnan Menderes zamanı. Evet. 6-7 Eylül olaylarını anladık mı Merve? Neydi? Söyle bakayım. 6-7 Eylül. Mozaik çatladı. Evet mozaik çatladı. Mozaik deyince aklıma da mozaik pasta geldi ya. Evet devam et. Atatürk'ün evine bombası. Evet Selanik'teki evinin bombalandığı haberi üzerine İstanbul ve Marmara bölgesindeki Rumların iş yerlerinin ve evlerinin yağmalanması olayına biz ne isim veriyoruz? 6-7 Eylül olayı. Bunu Türkiye'de çok film aldılar arkadaşlar ama siz onun 6-7 Eylül olayları olduğunu anlamıyorsunuz. Şimdi ne yaptınız? Farkındalığınız arttı. Farkındalık arttı. Niko diye bir film yaptılar. Niko. Niko diye bir adamın yıllarca o 6-7 yıldan sonra Yunanistan'a göç etmesini, yıllar sonra sevdiği bir Türk kızı için tekrar ülkeye geri gelmesini falan filan anlatan bir film. Şimdi filmin adını da unuttum. Çok güzeldi bir film. Ama aklının karakteri kalmış aklıma. Neymiş bu karakter? Niko. Anlaştık mı? Gelelim buraya. Zürih ve Londra anlaşmaları kimin zamanında imzalandı? Bunu da zaten Kıbrıs sonunda anlatacağım. Merve dikkat. ODTÜ, KTÜ, Ege, Atatürk üniversiteleri kurulduğunu görüyoruz. Gümüş Motor projesi kime aittir? Necmettin Erbakan. Bir gün sınavda soru olarak gelecek. Burada projeyi sorup adamı isteyebilir, adamı sorup projeyi isteyebilir. Bir, "Devrim yolda kaldı" diye bir manşette size bir soru sorulsa ne düşündünüz? Atatürk devrimlerinin yok olması, bilmem. Devrimin adının bir araba olduğunu bileceğiz. Anlaştık mı? Cemal Gürses'in lafını biliyor muyuz? Neydi? Batı kafasıyla araba yaptınız. Doğu kafası benzin olmayı unuttunuz. Geldik buraya. Rock and Roll'u biliyoruz. Elvis Presley. Şöyle bakayım böyle. Heh. Şunu bir gün sorarlarsa şaşırmayın ya. Neymiş yasanın adı? Harika Çocuklar Yasası. İlk televizyon yayını nereden yapılmış Merve? İTÜ'den yapıldı. Devrimi biliyoruz zaten. Şurada gene işaretleyeyim bunları da. Gümüş Motor'la ikisini. Geldim, geldim, geldim. Dikkat, dikkat, dikkat. İlk defa Akdeniz Oyunları hangi ülkede düzenlendi? Bir Akdeniz ülkesi olmak lazım. Mısır. İlk uydunun adı ney? Sputnik'i gönderen devletin adı ney? NASA'nın açılımını biliyor muyduk? Uzay dairesi. Güzel. Buraya baktık. Buraya baktık. Hippi zaten anladık. Var mı sıkıntımız? Türkiye'de ilk Akdeniz Oyunları hangi zamanda yapıl hangi ülke. Evet, İzmir. Bitmedi. Promosyonumuz devam ediyor. Ders anlatımından sonra sorular soğuk savaş döneminin 27 sorusunu hadi hep beraber bir çözelim bakalım. Hazır mıyız kardeşim? Şöyle iyi mi? Sana biraz. Vallahi yoruldum ya. Kaç saat oldu ya? Saatlerdir ders anlatıyorum. Kaç saat oldu? Ver bakayım işe. Ha şu toplam neredeydi? Şu muydu? Şunu da şöyle yapalım. Evet, soğuk savaş dönemi başlıyoruz. Hedefimiz 27'de 27. Bak hep anlattığım burada işaretlediğim yerlerin soruları geldi. Rahatlıkla yapacaksınız. 27 soruda kendinize ayıracağınız vakit sadece 9 dakika. Bu ne demek? 20 saniyede bir ortalama soru çözeceksiniz. Hemen şimdi sizlerden ricam 27 adet soru için ne yapıyorsunuz? Ne yapıyorsunuz? Kronometrenizi açıyorsunuz. Bak şimdiye kadar hiçbir şey dedim mi ben size? Kronometre ama artık sonuna geldik. Kronometrenizi açıyorsunuz. Ancak şöyle tabii ki ben burada soruyu gördüm çözene kadar sen çözünce kronometreyi basıyorsun. Durduruyorsun. Yani 1000 soruya. Şimdi baktın benden önce çözdün. Şu an ben konuşuyorum. Çözdün mü hemen ne yapıyorsun? Durduruyorsun. İkinci soruya geçtiğim zaman başlatıyorsun. Çözdün, durdurdun. Bak bakalım 9 dakikada çözüyor musun? Çözmüyor musun? Ne yapıyoruz? Hızlanıyoruz. Anlaştık mı? Erve Türkiye niye Kore'ye asker gönderiyor? Mantık değil mi? Durmeme Marshall yardımlarından gelen yardımları ne yapmamak? Tabii ki kestirmemek. İlişkileri sekteye uğratmamak. Senatör zaten diyordu. Gelelim savaşalım diye. Türkiye SSCB tehdidi karşısında NATO'ya dahil olmak istiyoruz. O zaman üçü de var mı Merve? O zaman cevap Edirne. Şimdi çözüldü ya. Durdurdun. İkinci soru geldi. Çözdün mü? Şimdi çözdüysen hemen kronometrine bas. Dilimiz İslam, eee, dilimiz Arapça, vatanımız Cezayir sloganını ilk defa dile getiren Cezayirli Müslümanlar aşağıda verilen hangi devlete karşı Dünya Savaşı'nın ardından bağımsız mücadelesi vermiştir? Yani neyi soruyoruz? Cezayir'i işgal eden ülkeyi soruyoruz. Tabii ki ve tabii ki Fransa. Devam. Üçlü Komekon, Cominform, Varşova Paktı yukarıda verilenlerden hangileri dikkat doğu bloğu içinde yer alır dikkat. Ben size şöyle ayırmadım mı? Doğu batı demedim Merve. Arayı da ayırdım. Mert Hakan Yandaş yazmadın mı? Neydi bu? Mısır, Hindistan, Yugoslavya. Neydi bu? Bağlantısız veya tarafsız. Doğuda ne vardı? C ile başlıyor. Kom. Komünizmin komları değil mi bunlar? Zaten Komekon, Kominform. Bir de askeri şey Varşova. Cevap ne o zaman? Hepsi doğuda. Turman yazsaydım olmazdı. O batıda 1947 yılında bağımsızlığını kazanan Hindistan devletinin kurucusu kimdir? Yani o ayaklanmaları başlatan, tuz yürüyüşünü yapan, günümüzde onun için günler düzenlenen bu adam tabii ki ve tabii ki kimmiş? Mahatma Gandhi. Dur. Muhammed Ali Cinnah kim? Pakistan devletinin kurucusudur. Evet. Devam. Hangisi Demokrat Parti'nin kurucuları içinde yer almaz? Dört kişiyi bilmezsek soruyu yapamayız. Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü, Refik Koraltan. Alparslan Türkeş var mı? Yok. O zaman cevap Edirne. Bak hızlı hızlı hızlı hızlı. Avrupa ülkeleri başta ekonomik olmak üzere insan hakları, hukuk, medya, sağlık, eğitim, kilo. Söyleyemiyorum bile. Uzatmışlar. Ne bu? 1949'da Türkiye'nin de üye olduğu kuruluş. Türkiye hiçbir zaman Avrupa Birliği'ne girdi mi? Girmedi ama neye girdiğini söyledik her zaman. Avrupa Konseyi. Devam. 1949 yılında Batı kanadının NATO'yu kurması üzerine SSCB önderliğinde Doğu bloğu 14 Mayıs 1955'te o komünist ülkeler askeri bir birlik kurdu. Bu birlik adı Varşova Paktı'dır. Buna dikkat. Bu soruya dikkat ediyoruz. Tamam. Varşova Paktı. NATO'nun karşısına kurulan Doğu bloğunun en önemli askeri yapısı. Heh. Benim sevdiğim sorular bunlar. Aşağıdakilerden hangisi İsrail Filistin'le ilgili bir ne değil? Bir kavram değil. Mesela El Nakba 1948'de İsrail Devleti'nin kuruluşuna felaket olarak nitelendirilen kelimenin adı. FKÖ Filistin Kurtuluş Örgütü Yaser Arafat kurdu. İntifada. Ne demek intifada? 1989'lardan itibaren Filistin'in İsrail'e karşı başlatmış olduğu sivil halk uyanışına intifada denir. Siyonizm Siyon Dağına bunların tekrardan değerli arkadaşlar o ünlü mabedi yapma çabasına siyonizm denir. EOK. Buna gelmedik görmediniz. E gelip görmediğiniz bir şey o zaman mantıken ben anlatmadığıma göre bunun Filistin'le bir alakası var mı? Yok. EOK ney? Kıbrıs sorununda anlatacağım Rumların kurmuş olduğu terör örgütünün adıdır. Kızartmadı. 29 Ekim 1956'da başlayıp 57 Mart'ına kadar devam eden 1956 Mısır İsrail Savaşı'nın temel sebebini soruyoruz. En çok sorulan sorulardan bir tanesidir. Klasiktir. Cevap Cemal Abdünnasır, Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdünnasır'ın Süveyş Kanalı'nı millileştirdiğinin açıklamasıdır. Cevap ne? Adana. Henry Kissinger H ne yapıyordu? Her iki tarafı da aynı soyadı gibi öpüyordu. Doğru mu? Hangisini? İsrail'le Arapları. Sonuç ikisinin arasında barışın insans. Bak oradan aklınıza gelsin. Onu bir onu öpüyor, bir onu öpüyor. Amaç değil. Bir barış sağlam. Sonuç bu diplomasi için sürekli olarak Tel Aviv'den nereye gelmiştir? Sürekli ama Kahire'ye. Kahire Tel Aviv. Tel Aviv. Kahire Kahire. Buna ne diyoruz biz? Tarihimize mekik diplomasisi diyoruz. Her zaman soru gelmeye adaydır. Başlatan adam kim? Amerika Dışişleri Bakanı Harry Kissinger. 1948 yılında İsrail kurulduktan sonra 1979'a kadar bir mücadele var. Ama 1979'da bir antlaşma yapıyor. Bu anlaşmayı yapan Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat ile İsrail Devlet Başkanı Menahem Begin'dir. İkisinin arasında yapılan anlaşmanın adı Dikkat Camp David'tir. Böylece Mısır İsrail'i tanıyan, resmi olarak tanıyan ilk Arap ülkesi olmuştur. Doğru mu? Camp David. ABD ve Batının SSCB'nin kendi sınırları içinde kalmasını ve yayılmasını engellemek amacıyla ne yapıyordu? SSCB nerede? Şurası Türkiye'de değil mi? Karadeniz'de mi? SSCB burada. Doğu Avrupa'ya doğru yayılıyor mu? O zaman Türkiye burada oluyor. Ne oluyor Türkiye? Amerika burada üst kuruyor. Sonra dönüyor burada kuruyor. Dönüyor burada kuruyor. Dönüyor yukarı Alaska'da kuruyor. Amaç ne? Çevrelemiyor mu burayı? Bu politikanın adı neymiş o zaman? Çevreleme adı üzerinde. Yani hani ekstra bir şey ya. Türkiye, Yugoslavya ve Yunanistan'ı SSCB'nin tehdit etmesi üzerine bu üç devlet bir araya geldi. Balkan Paktı'nı kurdu. Balkan Paktı'na ne oldu? Bir sene sonra Kıbrıs sorunu ortaya çıkınca Türkiye ile yönetim sorunu ortaya çıkınca dağıldı. 1955'te Türkiye Irak arasında Sovyet yayılmacı ve tehdidine karşı kurulan Bağdat Paktı. Irak'ın 24 Mart 1959'da paktan ayrıldığını resmen açıklamasıyla 19 Ağustos 1954'te 59'da hangi ismi aldı? Hah bak bu soruya dikkat edeceksin. Paktın adı neydi? Bağdat Paktı. Bağdat Paktı ne zaman kuruldu? 1955. Pakt 58'de paktan kim ayrıldı? Irak ayrıldı. Pakt 59'da adını ne olarak değiştirmişti? CENTO. Doğru mu? O zaman Bağdat Paktı CENTO oldu. Merkezde Bağdat yerine ne oldu? Ankara oldu. O zaman ben şununla şunu bilirsem gelebilecek her soruyu yaparım. Ama bu duruma neden olan gelişmeyi sorarlarsa ki sordular Irak'ın paktan ayrılması. O zaman işaretleyelim mi? CENTO gofretten aklınıza geliyordu. 7 Haziran 1945'te Cumhuriyet Halk Partisi'nin tek parti yönetiminden çok partili hayata geçmesini, seçimlerin serbest yapılmasını, tek dereceli seçim sisteminin uygulamasını isteyen CHP'li dört milletvekili meclis grubunda açık olarak görüş almak üzere bir önerge verdiler. Tarihte bu önergeye Dörtlü Takrir adı verildi. Aşağıdakilerden hangisi bu önergeyi yer alanlar arasında yer almaz diye sorduk. Biraz önceki sorumda neyi sormuştum? Alparslan Türkeş. Buradak neyi soruyorsun? İsmet İnönü olabilme şansı var mı? İsmet İnönü zaten ülkenin cumhurbaşkanı. Hindistan, Pakistan, Keşmir, Seferoğulları, Telliğulları neydi? Yeşil Vadi. Doğru mu? O zaman Keşmir hangi iki devlet arasında sorun hala? Hindistan'la Pakistan arasında. 1957'de Fransa, Batı Almanya, İtalya ve Benelüks ülkeleri kendi aralarında Avrupa Ekonomik Topluluğu kısaca AET'yi kuruyorlar. Ancak AET'ye gelmeden önce önce sunumu soralım. Önce Fransız Dışişleri Bakanı AKÇT'yi kurmadı mı? Söyle bakalım bana. Avrupa Kömür Çelik Topluluğu. Peki bunun kuruluş tarihi 1951 değil mi? Doğru mu? Daha sonra bu AET oldu. Hangi tarihte? 1957. Peki AET hangi anlaşmayla kuruldu? Buraya dikkat etmeniz lazım. Hangisiymiş? Roma. Bugün AET dediğimiz daha sonra adını ne olarak değiştirdi? Avrupa Topluluğu. Bugünkü adı ne? Avrupa Birliği. Evet. Devam. 1957 hatırlayın başkan Dwight David Eisenhower özellikle bir doktrin yayınladı. Hatırlıyor muyuz? Bu doktrine Ortadoğu ülkelerine yardım etme kararı aldı. Amacı ne? Mısır İsrail sonunda İsrail'in yanındayız. Siz de o zaman benim bu doktrinimi kabul edin. Siz de benim yanımda olun dedi. Tabii ki Mısır en çok buna şiddetle karşı çıkan ülke olmuş. Türkiye kabul etti mi aynı zamana orada? Etti mi etmedi mi? Para aldı mı almadı mı? Aldı. O zaman burada kastedilen hangi doktrinmiş? Eisenhower Doktrini. Dikkat diyoruz. Dikkat diyoruz. Bak üç tane doktrin öğrettim. Bir hangi doktrin? Truman Doktrini. İkincisi Eisenhower Doktrini. Üçüncüsü de neydi? Monre Doktrini. Evet. Cezayir'de 1945'te hatırlayın Fransız uçakları bir gösteri sırasında 40.000 Cezayirliyi Setif Katliamı'yla öldürdüler ve bundan sonra birisi çıktı. Bunun izini sürdü. Yıllarca Cezayir'in bağımsızlığı için mücadele etti ve yıllarca o katledilen insanların haklarını savunmak için kendisi idama mahkum edilmesine rağmen uluslararası af örgütlerinin ve dünyadaki diğer İslam kuruluşlarının ve diğer insan hakları derneklerinin çabalarıyla kurtuldu. Kendisi adına biliyorsun Cemil adında da film yapılmıştı. Kimden bahsediyorum? Cemile Buhayra'dan bahsediyorum. Buna göre metinde verilen bilgiler aşağıdaki oluşumlardan hangisi ile ilgilidir? Yukarı bakalım. SSCB ve ABD'nin Marshall'ına karşı komünist ülkelerin ekonomik dayanışmasını sağlamak için kurmuştuk. Demek ki bu ekonomik kelime manası karşılığı ekonomik yardımlaşma konseyiymiş. Buna Sovyet, Rusya, Bulgaristan, Macaristan, Polonya, Romanya, Çekoslovak yani klasik demir perde ülkeleri. Demokratik Alman, Arnavut, Küba ve Moğolistan bile katılıyor. Arkadaşlar bu Komekon'dur. Komekon ney? Sonuçta buranın bir ekonomik doğu bloğunun en büyük olayıdır. Kominform siyasi. Komünist partilerin birliğidir. Bir öğretmen sorusu. Şimdiye kadar çağdaş da gelmedi. Çağdaş soruları genelce öğretmen mi öğretmed mi çatık diye soruyorlar. Yani hiç öyle onu oradan söylettireyim ama ben gene de bir tane dünya hali nasıl olabileceğini göstermek amacıyla kurdum. Öğrencilere soğuk savaş döneminde uzak doğu'daki yaşanan gelişmeleri anlatan Volkan öğretmen 38. Enlem Panmunjom Mütarekesi hala bu arada bu mütareke devam eder ve tahsin yazı gibi ifadeler kullanılıyor. Volkan öğretmen buna göre aşağıdaki hangi konuyu anlatıyor arkadaşlar? Kore doğru mu? Kaçıncı enlemdendi? 38'den ikiye ayır. Burası neydi? Kuzey Kore, Güney Kore savaş kaçta başladı? 50'de başladı. Kaçta bitti? Hangi anlaşmayla bitmiş? Panmunjom. Bir şey söyleyeceğim. Bu bir ateşkes antlaşması biliyorsun değil mi? Daha barış yapılmadığı için hala bu ateşkes de devam ediyorlar. İki taraf da birbirine hala herhangi bir zaman ne yapabilir? Savaş ilan edebilir. Evet. Aslında Panmunjom Mütarekesi aslında çok bir önemi yok aslında. İki ülke şu an resmi olarak da nerede gözüküyor? İkisi de savaşta gözüküyor. Hayır hayır savaşta gözüküyorlar hala yani. Ama bir şey yapıyorlar mı? Yok. O yüzden burayı anlattık mı? Kaçıncı enlem olduğuna kadar sormuşlardı. Devam. A dur işaretlemem lazım. İşaretleyeyim. Kore devam. 1948 yılları arasında Hindistan'ın bağımsızlık hareketine liderlik yapmıştır. Ona göre düşmanla işbirliği yapılmamalı, beraber olunmamalı ve onun altında çalışılmamalı. Bunun yanında ancak düşmana da zulmedilmemeli, fiziksel zarar da verilmemeli. Eğer zalimlere karşı zalimlerin usullerini kullanırsak onlardan farkımız kalmaz." demiştir. 1939'da İngiltere'nin Hindistan'da uyguladığı tuz vergisine protesto etmek için tuz yürüyüşünü gerçekleştirmiştir. Birleşmiş Milletler onun doğum tarihi olan 2 Ekim gününü dünya şiddete hayır günü ilan etmiştir. Değerli arkadaşlar demek ki 2 Ekim günü biz Nazım'ı dövemeyeceğiz. Buradan bunu anlıyorum. Doğru mu cevabımız? Kim? Tabii ki Gandhi. Gandhi filmini de muhakkak izleyin. Biraz yanlı ama gene de idare eder yani. O gene de iyi yapılmış. Yani Atatürk'ün Selanik'teki evinin yakıldığı haberi geldi. Başta İstanbul üzere birçok ilde protesto mitingleri yapıldı. Hatta ben size söyleyeyim. Ankara'da yapılan protesto mitingi Ankara Anafartalar çağrısına geldi. Orada kuyumcular vardı. Çoğu kuyumcu orada kuyumcuların çoğu ben Rum değil ben Ermeniyim demek zorunda kaldılar. Adam ama gayrimüslim olduğu belli. İçeride haç işareti var. Neyi bu saatten sonra ben Müslümanım desem kimse kabul etmez. Çoğu Ermeniyim demek zorunda kaldı. Aslında Ermeniler de vardı ama Rumlar da orada ne demek zorunda kalmıştır? Ermeniyim demek zorunda kalmışlardı. Onu da söyleyeyim. İstanbul'daki gösteriler olayı protestodan çıkıp azınlıklara karşı saldırıya dönüştü. Ülkede etnik yapının zenginliği için kullanılan mozaik benzetmesine atıfta bulunan Namık Gedik. Kimmiş bu Namık Gedik? Araştırın. 1955 yılında yaşanan bu olay için "mozaik çatladı" ifadesini kullanmıştı. O zaman ne yapıyoruz biz buna? 6-7 Eylül olayları diyoruz. Namık Gedik kimmiş? Yani önemli bir olması soruya koymam değil mi? 50'de Demokrat Parti'nin iktidara gelişiyle ekonomilerden hangisi yaşanmamıştır? Merve bak bakalım. A Marshall yardımlarından gelen yardımlar tarım aletleri üretim artış. Doğru mu? Ülke içindeki traktör sayısı arttı mı? Arttı. Karayollarının önemi verildi mi? Gerçekten verildi. 17 tane kamu o zaman zaten geriye ne kaldı? Demir yolunda böyle bir taşımacılıkla %16 arttı mı? Mümkün değil. Demir yolları rahat bir duruma getirdi. Tekrardan 1980'lerden sonra tekrardan demir yolları yavaş yavaş programlara falan alınmıştır. Ceren tarih dersinde Doğu bloğundaki SSCB liderliğinde atılan siyasi ve ekonomik adımlarla ilgili defterine notlar alıyor. Ama Ceren bunlardan bir tanesini defterine yanlış geçiriyor. O zaman bana ne diyor Ceren? Ben doğu bloğunun içindeki şeyleri yazdım. Cominform veya C ile yazılır. Doğru mu? Kominform var mı? Var. Komekon var mı? Var. Varşova var mı? Var. Şimdi ikiye düşürdü öğrenci. Tamam. Molotov NATO. Lan oğlum NATO'nun zaten ne olduğunu biliyoruz. NATO demek ne demek? Ne demek? AB de demek. O zaman bu batı bloğunda mı? Evet. O zaman cevap ney? 4. Peki şu ne? Marshall yardımlarına karşı. Marshall biliyorsunuz Truman'ın dışişleri bakanıdır. Stalin dışişleri bakanının adı da Molotov'dur. Marshall plan yapınca Molotov da plan yapmıştır. Anlaşıldı mı? Ne diyorduk o döneme? Ha karşılık Evet. Bir kelime kullandıydım. Şimdi söylemek istemedim. Evet. Adnan Menderes bir gelişme için dedi ki demokrasinin Sakarya zaferi Millet Partisi'nin kurulması için mi? Çok partili hayata geçildiği için mi? 12 Temmuz Beyannamesi'nin yayınlandığı için mi? Yüksek Seçim Kurulu'nun kurulduğu için mi? Tek dereceli seçim sistemine geçildiği için mi? Vallahi şu soruyu sorayım. Bir öğrenci de bunu bilmesin. Tövbe yapamaz. Hepsi ona ne gelir? Doğru gelir. Ama cevap ne? Yüksek Seçim Kurulu'nun kurulması. Sputnik 1 uydusunu uzaya göndererek soğuk savaş döneminde uzay yarışlarını başlatan devleti soruyoruz. Sputnik. Az çok Rusçamız var biliyorsunuz. Ne demekti? Evet. İki tane Rusça kelime var pardon. Dört tane Sputnik. Novaya Ekonomiya Politika. İleride göreceksin Gorbaçov'da Glasnost ve Perestroyka. Yani dört kelimeyle Rusya'yı gezmeyi düşünüyorum. Bakalım yapabilecek mi? Cevap neymiş? SSCB. Eee, uzay yarışlarını zaten sizler de nereden biliyorsunuz? Uzay filmleri 70'lerde inanılmaz derecede yapıldı. Biz de uzay filmlerinin hepsini T'ye aldık. Ne yaptık peki? Turist Ömer Uzayda gibi filmler yapıldı. Dünyayı Kurtaran Adam biliyorsunuz dünyanın en kötü filmi seçildi. Cüneyt Arkın falan. Yani velhasıl Türkiye uzay yarışına katılamayınca nesini yapmıştır? Esprisini ve mizahını yapmıştır. Evet değerli arkadaşlar böylelikle soğuk savaş döneminin ötesinde bitirdi. Toplam kaç dakika oldu kardeşim? Ben de çok yoruldum yani. 2 saat 43 dakika. 2 saat 43 dakika, 3 saat 40 dakikadan 1 saat daha. O vallahi bizim öğrencim yatıyor. Vallahi yatıyor. Bir az dişleri. Evet 3 saat 40 dakikadan 2 saat 40 dakikayı yumuşama dönemine geçeceğiz. Eee hemen sizlerden ricam hem IGS Soru Bankası hem de KPS Soru Bankamdan eee ikisinden birden çözümle şey soruları çözmeye başlıyorsunuz arkadaşlar. Doğru yapsanız dahi çözümlerini muhakkak yazı şekilde okumaya devam ediyorsunuz. Kaldık son 3 videoya. Görüşmek dileğiyle.