📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

56) KPSS / AGS Tarih - Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi - Soğuk Savaş Dönemi (1947-1990) - 2026

Benim Hocam3:45:18

Transcription

Değerli arkadaşlarım, hepinize Soğuk Savaş Üitesinden hepinize merhabalar diyoruz. Yine kameramanımız Murat kardeşimle beraber İsviçre Çakımız. Eee, eşinin doğumuna 3 gün kala yine buralarda devam eden. Oğlum gitsene yengenin yanına. Ne işin var burada? Yok diyor. İlla soğuk savaşı dinleyeceğim hocam senden. Diyor Nazım Yaşar kardeşim ne? eee beraberiz Allah nasip ederse eee Maşer kitabından sonraki ikinci kitabımız olan Antep'in işgali tabii Maş'den daha da farklı. Orada açlık teması çok çok işleniyor. Ama tabii bir kurgu kurgu da demeyeyim aslında senaryo yazıyoruz aslında ama senaryoda gerçek gerçek işin güzel tarafı. İnşallah mayıs ayında da eee zaten Instagram'dan takip eden arkadaşlar görecekler ama çok farklı bir kitap yazıyoruz. Allah sorumuzu hayret etsin bakalım. Çünkü oradaki temayı işlemek eee birden fazla yardıma ihtiyaç duyacağımız kişiler oluyor. Klinik psikologlar açlığın vermiş olduğu eee insanın neler yapabileceğiyle alakalı 3 be farklı eee bilim dalından da yararlanıyoruz açıkçası. Bakalım güzel olacak inşallah. Nazım şimdiden başladık ama bittiği zaman gerçekten sükse yaratacak bir kitap olacak. İnsanlar şey tarihi akademik şeylerden çıkartıyoruz artık. Yani en güzel tarafı bu. bir akademik bakış açısından artık bur Antep'in işgali yüzlerce kitap var ama bir senaryo yok. Yani neyin nerede olduğunu Antep'li bile bilmiyor artık. Ya biliyor musullu biliyor, Şehyrek'ü biliyor Çınarlı'yı biliyor. Doğru mu?

Ama ya birçok yer var aslında. Yani orada onu olayı bir bütünleştirerek anlatabilmek kolay değil. Biz bunu becermeye çalışıyoruz şu an. İnşallah da çok güzel olacak. Evet. 1ci ünite bir soru, 2inci ünite bir soru, 3ünc ünite 2 soru. Ha hocam niye böyle oldu? Evet. Arkadaşlar soğuk savaş döneminin bir bu tahtası bir de öbür tahtasından dört sınavdan ikisine gelecek. Bu ne demek? AGS ön lisans, ortaöletim ve lisans KPS'den yani 4 tanesinden iki tanesi gelecek. Soğuk Savaş'ın özelliği biraz bu. O yüzden burayı biraz dikkat dinlemek lazım. Burada gene herhangi bağlantı yapmayacağım. Dünyanın yine her zamanki gibi farklı bölgelerinde olan şeyleri tek tek anlatacağız. Ancak soğuk savaş dönemini sizlerde biliyorsunuz ki başlatan en önemli olay Dünya Savaşı'ndan sonra iki süper gücün ortaya çıkmasını. Söyle kardeşim iki süper güç hangisi? Hindistan ve Pakistan. Doğru mu? Değil tabii ki. Amerika'yla Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği kısa adı SSCB olan iki devlet. Ancak tabii ki dünyanın o zamanki eee egemen devleti olan İngiltere'nin yerini Amerika'ya bıraktığını bilelim. Soğuk savaş kavramını Bernard Baruh'un kullandığını ilk defa bilelim. Ancak soğuk savaşla alakalı Milli Eğitim Bakanlığı'nın yaptığı bir hatayı eee burada ben bir düzelteyim önce. Lütfen buraya dikkat edin. Şimdi bakın değerli arkadaşlar sınava girdiniz. Aşağıdakilerden hangisi soğuk savaş döneminde yaşanan gelişmelerden biri deydi? Soru bu kadar değil mi? Soğuk savaş dönemi. Şimdi sen çocuğa soğuk savaşı MEB'e göre 1947 61 diye öğretiyorlar. Bu ne demek? 61 90 yumuşama diyor. Ya kardeşim o öyle değil ki. Senin soğuk savaş dönemin neyle başlar? 47'e başlar neyle biter? 90. Yani 4790 arasına biz ne isim veriyormuşuz? Soğuk savaş diyormuşuz. Peki MEB'in yapması gereken ne? Milli Eğitim Bakanlığı'ın yapması gereken şudur. Bu iki dönemi ayıracak. Soğuk savaşın içinde yumuşamayı işleyecek. He aslında 4 ünite olacak. 5 ünite değil. Zaten su yumuşama dönemi soğuk savaşın içinde. Çünkü 6190 arası. Ama ama ÖSYM'nin bir sorusu da daha gelmiş. Aşağıdakilerden hangisi yumuşama dönemi gelişmelerinden biri değildir? O zaman öğrenci neyi düşünecek? 610 arası. O yüzden benden size tavsiye. Soruya bakmanız lazım. Soruda soğuk savaş diyorsa 4790 arasına alacaksın. Bak bu dediğimi unutma. Ama sadece yumuşama diyorsa o zaman 6190 arasını alacaksın. Anlaştık mı? Soğuk savaş genel bir tabirdir. 1947'de Truman doktrin ortaya çıkıp 1990'da SS cebin dağılmasıyla geçen süredir. Aslında ben MEB'in yerinde olsam şunu yaparım. Yani bu kelimesel anlamda başka kelimeler de kullanılabilir. Hani birine yumuşama diyoruz ya başkan hani yumuşama. Bunun karşılığı nedir? Sertleşme. Çok güzel. O zaman A sertleşme dönemi ya da e birbirine karşı başka bir kelime kullanılab. B yumuşama dönemi. Yani 47 1961 oraya sertleşmez. Başka bir şey yaz. Ne yazıyorsan yaz ama bel 610 arasında da yumuşama yazmak zorundasın. Çünkü bu soğuk savaş genel bir ismidir bunun. Yani dünyada aslında yumuşama dönemi diye bir dönem yok. Hepsinin adı ne? Soğuk savaş. Bu bilgiyi ısrarla veriyorum. sınav gününde aşağıdakilerden hangi soğuk savaş döneminde yaşanan gelişmelerden biri değilse o zaman 47'den ta 90'a kadarki olan gelişmeyi alacaksınız. Var mı anlamadığımız herhangi bir? Yani burada MEB'in de biraz uyanık olması lazım. Yumuşama dönemi dediğimiz dönemin dünya literatüründeki isimleri evet var. Bazı ülkeler hala yumuşama diye anlatıyor ama sen böyle anlatmak zorunda değilsin veya yumuşama diyeceksen de ikiye bölerek anlaşma. Yani restleşme dönemi yumuşama dönemi gibi. Anlaştık mı başka?

Şimdi eee dünyanın iki süper gücünün ortaya çıkması Dünya Savaşı'ndan sonraki sizler de biliyorsunuz Berlin buhranıyla ortaya çıkmıştır. Hatırla Berlin'den herkes çıktı Rusya çıkmadı. Ben çıkmam dedi. Ama zaten Batı Avrupa'da, Doğu Avrupa'da özellikle komünizmi yaymaktı. E bunun içinde çıkmadığı yerlerde hatırlayın Almanya iki'ye bölünmüştü. Berlin duvarı inşa edilmişti. Aslında dünyanın iki kutba ayrıldığında en güzel göstergesi fiziki açıdan Berlin duvarının inşasıdır. Dünyada bazı devletler de hikaye ayrıldı. Hatırlayın. Kore ikiye ayrıldı, Vietnam ikiye ayrıldı ve biraz önce anlattım Almanya ikiye ayrıldı. Bu ikiye ayrılmaları şöyle nitelendirir. Birisi yani doğu ve kuzey kelimeleri geçiyorsa Rusya tarafından himaye ediliyor demektir veya destekleniyor demektir. Batı ve güney kelimeleri geçiyorsa ise Amerika Birleşik Devletleri tarafından desteklenir. Mesela örneğimizi verelim. Batı Almanya. Cevap ne >> o zaman? ABD. Peki eee Güney Kore >> ABD. Güney Vietnam >> ABD ama bakalım Doğu Almanya, Kuzey Kore ve Kuzey Vietnam ise direkt olarak Rusya zaten Rusya ne tarafta? Kuzeyde değil mi? Oradan rahatlıkla bulabilirsiniz. Demek ki dünya aslında ikiye ayrılması iki Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru olan gelişmelerle alakalıdır. Bunu baştan söyleyelim. Soğuk savaş kelimesini niye sıcak savaş diye başlık atamadığımızı da anlatayım arkadaşlar. Soğuk savaş ne demektir? Zaten bir şey eline iki tane eee ne derler ona? E silah alıp çatışma olsa biz zaten ona savaş diyoruz. E savaşa ben niye soğuk diyorum? Demek ki burada direkt olarak karşılaşma yok. Zaten karşı 300 Dünya Savaşı çıkacaktı. Karşılaşma yok. Ama ne var? Her ülkenin örne kuzeyi Rusya desteklerken Güney Amerika'nın desteklemesi gibi veya dünyanın bilimsel teknolojik efendim uzay aklınıza gülecek yerde havada gökte ne varsa bilimsel ve teknolojik yarışın adının adıdır aslında soğuk Savaş. Direkt iki devlet bir araya karşı karşıya gelmiyor. Bir kere daha söyleyeyim. İki devlet karşı karşıya gelirse kaçıncı Dünya Savaşı çıkacak? Çünkü 3. Bir de bir de ben ne Rusyacıyım ne Amerikancıyım diyenler var. Çünkü niye biliyor musuz? Mu? Adam Rusya yarışsa Amerika tehdit ediyor. Amerika'ya yarasa Rusya tehdit ediyor. Zaten güçleri yok. yeni kurulmuş ülkeler. O yüzden bunlara da her iki tarafa bağlantısı yok anlamında bağlantısızlar diğer adıyla dünya ülkeleri veya tarafsızlar demiştir. Dikkat edelim. Artık dünya kaça ayrılmış? İkiye. Hemen de anlatayım. 1947 Harry Turuman, Amerika Birleş Devletleri Başkanı Harry Turuman, "Yıllardan beri uygulanan 1823 James Mondre'den beri uygulanan Monre doktrine son verildiğini açıklamıştı." Neydi Monre doktrini? Hatırla bakın lazım. Yalnızlık, >> yalnızlık senin gibi. Evet. Anlat bakayım nasıl bir şey. >> Evet. Amerika kıtasına Avrupa devletlerinden herhangi bir saldırı gelmediği takdirde biz de Avrupa kıtasına herhangi bir şeyde bulunmayacağız veya iç siyasetine karışmayacağız. Bunu bir kere derdiler. O da hatırlayın değerli arkadaşlarım neydi? >> Bir Dünya Savaşı'na katılm sonra bir daha deliler. Kaça katıldılar? Dünya Savaşı'na katıldılar. Bu nasıl Mondri'ya doktorunuz? Her ikisine de katılmışlar. Neyse ama artık adam bu politikayla gidilemeyeceğini anladı. Bir de İngiltere kendisi Alman saldırılarına kartal hücumunda Londra ve çevresi yıkılınca ne yapmıştı? Artık dünya siyasetine Amerika Birleşik Devletleri başlayacak. Onlara verecek. Arkadan ise dünyayı yönetmeye her zamanki gibi devam edecek. Sonuçta Amerika milletini Amerikan diye bir millet yok. Hadi diyelim öyle bir millet olsa bunu zaten %80'i siz arıyorsunuz. İngilizler oluşturuyor. Peki dünya ikiye ayrıldığını Turuman bir radyo konuşmasında söyledi. Artık dünyanın ikiye ayrıldığını, bu saatten sonra doğucuların ve batıcıların olduğunu, kendisine katılması veya yanında durulması gerekenleri söyledi. Niye yanında gereken durulmasını anlattı? E bu sefer de tabii ki kendi aralarında büyük bir rekabet başladı. Truman doktriniyle dünya ikiye ayrılmıştır. Önce şu soğuk savaş döneminin kiminle kimin arasında yaşandığını bir yazayım. A B D ile hangi dere arasında yaşanıyor? SC CB arasında yaşanmıştır. Bu bir. 2. Peki ben ne batıcıyım ne doğucuyum kardeşim? Buraya yanaşsam bura, buraya yanaşsam bura beni vurabilir. O yüzden ben bağlantısızım diyerek üçüncü aslında bir grup oluşur. Doğru mu? Ancak bu grup daha yeni kurulduğu için neye muhtaç? Hiçbir devlete öyle gidip de savaşacak bir gücü falan yok. Örnek Hindistan, örnek Pakistan daha yeni kurmuş, örnek İsrail yeni kurmuş, örnek Mısır, örnek Yugoslavya gibi devletler ki İsrail yok bu arada onu söyleyeyim. Bu devletler ise bağlantısızlar hareketini ortaya çıkartacaklar. Diğer adı ne? Tarafsızlar. Diğer adı ne? 3. dünya ülkeleri. Bir şey söyleyeceğim. Biz niye 3 dünya ülkeleri deriz? Hani bizde de bazen oluyor ya Twitter'da falan görürsün. La 3. Dünya ülkesinde olmaz böyle dersin. Y fakir, yoksul, adalet yok, hukuk yok, bir şey yok. Bu tür ülkelerde biz genelde ne deriz? Dünya ülkeleri kastedilen neresi aslında? Bu yeni kurulmuş, daha hukuk ve demokrasinin yerleşmediği, yıllarca sömürge düzeni altında kalan devletler ve milletlere biz değerli arkadaşlar 3. dünya ülkeleri diyoruz. Şimdi önce dünyanın ikiye ayrıldığını yapan o anlaşmayı, daha doğu o doktrini bir söyleyeyim. Neymiş doktrinin kardeşim ismi? Turuman doktrini. Şimdi dikkat. Dünyanın neye ayrıldığını söylüyor? İkiye. Ancak. Ancak sonuçta arkadaşlar dünya ikiye ayrıldı. Hadi benim yanıma gelin diyecek. Kim gelir Allah? Size para vereceğim. Size yardım edeceğim. Merak etmeyin. Avrupa'da zarar gören her devlete ki 16 devlettir bu. 16 devlete birden yardım edeceğim dedi. Turman radyo konuşma. E bu ne demek bu? O zaman bu işin bir siyasi yönü var. Dünyaya iki ayma. Bir de ne yönü var? Ekonomik de bir yönü var. Peki Truman doktrin mantıken Mondre doktrini sona erdiğine göre Monrea doktrini neydi? Hatırlayalım lazım. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın. Şimdi ne diyor Amerika? Yeni yılan benim hepinizi sokacağım diyor. Doğru mu >> ya kardeş? Turman doktrini bu. Ben sana anlatıvereyim. Truman doktrinden sonra ileriki zamanlarda zanavur doktrini var. Nixon doktrinleri de var. Demek ki Amerika başkanları değiştikçe doktrinler de ne yapabiliyor? değişebiliyor. Peki dünyanın ikiye ayrıldıktan sonra artık ötekileşen Doğu Devletleri yani Doğu bloğu SSCB önderliğindeki uydu devletler olacak. Bunlardan Çekoslovakya, Macaristan, Doğu Almanya, Kuzey Kore değil mi efendim? Öbür tarafta Kuzey Vietnam efendim öbür tarafta Polonya'nın yarısı o bu derken bayağı bir devlette bakmayın komünist yani. Hatta ileriki zamanlarda buna Küba ve Çin de katılacak. Böyle de doğu bloğu da gerçekten güçlü bir hale gelecek. O yüzden communilen dünyayı 2 aylıktan sonra bir şey kuracak doğu bloğu. Bu ne? Dünyadaki tüm komünist partilerin bir araya geldiği yani tüm komünist ülkelerin bir araya geldiği siyasi teşkilatın adı kominform. Nasıl yazılıyor? Jominform diye. Doğru mu lazım? O zaman bu kominform dediğimiz şey siyasi mi lazım? Çok güzel. Şimdi Truman bu 16 tane Avrupa ülkesine ekonomik yardım açıklayacağını hemen kimi görevlendirdi? Dışişleri bakanı. Git dedi bu Dışişleri Bakanı olarak kimin ne ihtiyacı varsa bir sor ki Türkiye eee Amerika Birleşik Devletleri'nin çıkartmış olduğu Dünya Savaşı'ndaki ödünç ve kiralama yasasından faydalanmıştır arkadaşlar. Belki çok anlatılmıyor. Hatta hatta bizi kendi yanına çekmek isteyen Amerika Birleşik Devletleri bize hem para yollayacak hem Yunanistan'la bize hem de ne yapacak biliyor musun? Türkiye diyecek ki siz bizden daha evvelden bu kiralama ve ticaret anlaşmalarından 100 milyon dolar para aldınız. 4,5 milyon ödeyim. Geriye kalan 95.5 milyonu siliyorum dedi. Alkış, tufan, böyle bir Amerika, böyle bir millet olur mu? Böyle barış adamlar olur mu? Çünkü 44'ten sonra Rusya bizi açık açık tehdit etmiştir. Çünkü Rusya bizden Kars, Ardahan, Batup daha devam ediyormuş. Sivas, Tunceli, Muş, Bitlis, Van, Artvin'i istemiştir. Hadi buyur. Bir de boğazlar istiyor. E ne yapacaktı devlet? Mecbur bir taraftan bir tarafa iki bloktan arada kalamıyorsun. Arada kalsan Rusya seni ham yapar. Stalin tehlikeli adam. Lenin gibi değil. Lenin zamanında bozuk ihtilali olduğundan dolayı oradaki Türk milletine ihtiyaç vardı. Hem ihtilal için hem de ayrıyeten emperyalizme karşı büyük bir mücadele içinde olduğu için Türk milleti emperyalizmle mücadele ettiği için büyük bir destek gelmişti silah yönünden, para yönünden falan. Ama şimdi durum böyle değil ki. İki devlete dünyaya egemen olmak istiyor. İki devlet de komünizmi yaymak istiyor. Sen Amerikancı olmaya başlarsan mantıkken Rusya'yla ilişkilerin bir bozulur. İki, bu Stalin istekleri Türkiye'de büyük tepkiyle karşılanır. 3. Amerika Birleşik Devletleri'nin zırhlıları gelir. Misuri diye bir zırhlısı geldi buraya. Oo, bir karşılama, bir karşılama sor. inanılmaz şeyler oldu yani. Amerika'da bizimkiler yani bizim o zamanki İsveinön hükümetlerine Cumhurbaşkanlığı döneminde söylüyorum o bölgedeki eee Rusya karşıtlığını arttırmış. Aksine ise Amerikancı politikayı yavaş yavaş yerleştirmeye başlad. Bunun ilk işareti nerede? Sana 100 milyon dolar vermiştim şeyin içinde. Dünya Savaşı'nın içinde. Bunun 4,5 milyonunu ödet. Geriye kalanını ben siliyorum dedi. Öyle bir rakam var mı? >> İnsan şöyle bir düşünür ya vay be helal olsun. Mecliste var ya zaten bir gör. Herkes Amerikancı oldu. Herkes. Ondan sonra tabii eee kominonda gene bu siyasi olay bir şey. Peki bu 16 tane Avrupa ülkesine Marshallı, Marshall o zamanlarda George Marshall şeydir. Amerika Birle Devletleri'nin Dışişleri Bakanıdır. O 16 tane Avrupa ülkesinin istek ve ihtiyaçlarının hepsini kendisi kağıda almıştır ve her millete belirli bir para göndermiştir. Türkiye'de bu paradan yararlanmıştır. Tabii Türkiye hem paradan yararlanmıştır hem de 1950'lerden sonra değerli arkadaşlar NATO'ya gidişinden sonra ise birçok yatırım Türkiye'ye yapılacaktır. Hem askeri hem de ekonomik anlamda. Tabii ki elin adamı da bu paraları bize boş yere vermeyeceği iki gün sonra da anlaşılacaktır. Demek ki Marshallı dediğimiz plan neymiş Nazım? Ekonomik bir şeymiş. Marshall bir kere daha söyleyeyim. Turuma'nın Dışişleri Bakanlığı Marshallı mantıken neymiş? ekonomik bir şeydir. Şimdi bak şu an şu ana kadar iki tane ekonomik şey işledin mi? Burada var mı bir şey? Yok. Buradakilerde demiş ki, "Olur mu ya? Bizim de bir planımız var." Bak fark ettiniz mi? Bak o bir şey yapıyor. Nazım YouTube'dakiler bu da bir şey yapıyor. O bir şey yapıyor. O da hemen bir şey yapıyor. Bu arada hep batı daha sonra hep doğu yapmıştır. Aklınızda bulunsun. Molotof planı. O ne? Dünyadaki tüm komünist ülkelere yardım etmek için aynı Marshallının bir başka çeki kimi, Molotov kim? O da Rus Dışişleri Bakanı. Anlaşıldı mı? O bir şey yapıyor bir şey. Artı diyorlar ki ayrıca biz komünist ülkelere ne yapalım? Ekonomik bir teşkilat kuralım ve orada özellikle şuraya lütfen dikkat edelim. Bunun nasıl bir teşkilat olduğu belli değil mi? Ekonominin kısaltması. Komekon. Komünizmden aklınıza gelsin, ekonomiden aklınıza gelsin. Bu demek ki ekonomik bir şey. Ancak insanlarımız, öğrencilerimizin bilmediği bir nokta var. Turuman'ı sadece siyasi tanıyoruz. Halbuki Truman'ın konuşması ki bütün metin var bende. O Truman'ın konuşmasına ne diyor? Avrupa ülkelerinden Dünya Savaşı'na girsin veya girmesin zarar gören her devlete ekonomik yardım yapacağım diyor. Zaten sadece bunun planlamasını Marshall yapmıştır. O zaman burada hem siyasi hem de ekonomik vardır. Bu siyasidir ama molotof planı ekonomik. Komekon ekonomik dur şimdi diyor ki Batı, "Biz ne yapalım kardeşim? Bu Rusya her an saldırabilir." Saldırabilir. Ya birçok uydu devleti var. Uydu devlet ne demek? Rusya'nın uyduları var Avrupa'da. Bu devletlere hatta Wilson Churchill demir perde ülkeleri denir. Hadi bakalım şu demir perde ülkeleri bir yazın bana bakayım. O demir perde ülkeleri hangileri? Şimdi neden böyle bir lakap takılır? lazım. Demir bir perde. >> Evlerimizdeki perdeler demirden mi kardeşim? Evlerimizdeki perdeler demirde olsaydı içeriden dışarı dışarıdan içeri gözükür müydü? Ama senin taktığın eski Türk perdesi tül değil mi? Güneşlik her türlü açılıp kapanabiliyor mu? Ha o zaman dikkat. Demir perde ülkeleri şu demektir. Kendini dış dünyaya kapatan sadece Rusya tarafından yönetilen uydu devletlerdir. Bakın bu demir perde ülkeleri hangileriymiş? Bir ona bakın. Bu deyim çok kıymetli bir deyimdir. Demir perde ülkeleri komünizm simgeler. Bunu söyleyeyim. ki Amerika Birleşik Devletleri o zamanlar Avrupa Birliği de tabii falan Avrupa'daki Avrupa Birliği demeyeyim Avrupa devletleri tabii Rusya'nın da her an neyine uğrayabilir? Saldırısına uğrayabilir. O yüzden kendileri aralarında Batı Avrupa Birliği diye bir askeri teşkilat kurmak istediler. Aman ancak bu Amerikası mümkün değil. Amerika Birleşik Devletleri'ni çağırdılar. Amerika dedi ki o zaman Kuzey Atlantik Savunma Örgütü'nü kurayım dedi. Kuzey Atlantik Savunma Örgütü. Bunun bunun kısaltma adı NATO'dur. Anlaştık mı? Bir daha söylüyorum. O zaman bu adamlar önce neyi kuracaklar kardeşim? Batı Avrupa Birliği'ni. Doğru mu? >> Sonra bu neye dönüşecek peki? NATO. O zaman bizim şuna çok ihtiyacımız var mı? Yok. O zaman NATO nedir? Batı kanalının neyi oluyor? Hadi yapalım. Truman, Marshall, NATO nerededir? Batı bloğunda. Kominfor, Molotov, Komekon ve bir askeri pakt olan Varşova paktı ise neymiş kardeşim? Askeridir. Bunların tarihlerinde hepsi birbirinden farklıdır. 47 48 işte 48 49 ondan sonra 50 şey 49 55 gibi. Ancak önce hep ne yapmıştır? Önce hep batı tarafı sonra ne? Doğu taraf bir şey fark ettiniz mi? Yani ben bu dönemi anlatırken eee affınıza da sağarak söylüyorum. Anlamanız için söylüyorum. Tabii ki bu bir şey yapmış. Hemen dönmüş ne yapmış? Geride kalmamak için bu bir şey yapmış. Bu bir şey yapmış. Geride kalmamak için hemen buraya bir şey yapmış. Bu bir şey yapmış. Askeri hemen bir şey yapmış. Bizim Anadolu'da bir şey bir şey yaparsa devamlı onu taklit ederse biz bu yarışın adına affedersiniz sidik yarışı demez miyiz ya? Doğru değil mi kardeşim? He. Çok kullandığımız bir kelimedir ya. E o zaman bunun ben soğuk savaş dönemi desem de olur değil mi kardeşim? Aynen öyle desem de olabilir. Yani aklınıza buradan gelecek. Var mı sıkıntımız? >> Yok. >> Evet. Bunlar siyasi askeri blokların oluşmasıdır. Bu arada size soru şöyle gelecektir büyük ihtimal. Gelirse. Evet. Bunların içinden de gelebilir ama komeko konu sorarken soramıyorlar. Çünkü ekonomiden dolayı herkes çok rahat yapıyor. Ama şöyle geliyor. Hazır mısın? NATO Cominform 3 Varşovaı. Yukarıda verilenlerden hangileri soğuk savaş döneminde doğu bloğu içindedir? He o zaman ben doğu diyorsa neyi alacağım? Birisi siyasi biri askeri. 4 yaptım kardeşim. Ne yazdım? Hangileri doğu bloğu içindedir? O zaman ne yaptım? 3e aldım. 5. Truman doktrini yazdım. Olur mu? Evet. Bunlar doğu, bunlar ise neymiş kardeşim? Batı bloğu. Anlaşıldı mı? Sorunun geliş şekli böyledir. Veya veya bir soru daha geldi. Şimdi çıkan sınav sorularını söyleyeyim ki anlayın diye. 1955'te Batın'nın kurmuş olduğu NATO'ya karşılık komünist ülkelerin bir araya gelerek kurmuş olduğu askeri ittifaka neys? Askeri ittifak deyince hemen aklımıza NATO geliyor veya askeri ittifaklar deyince Akdeniz paklı sağdabat değil kardeşim. Cevap ne? Varşova. Varşova nere? >> Polonya. >> Polonya. Heh. Aynen öyle. O yüzden dikkat. Bizim bir kere doğu ve batı bloklarındakileri bilmemiz lazım. Hangisi Doğu bloğunda, hangisi batı? Hadi beraber yapalım mı Murat? Nazım YouTube'dak girer. Ben söyleyeceğim. Siz doğu mu batı mı diyeceksiniz? Hazır mısın kardeşim? >> Gözünü kapat. >> Göz gözünü kapat. Turuman. >> Batı. >> Batı. Çok güzel. Çünkü Amerika Birleşik Devletleri'nin başkan adı Kominform. E komünizm ne? Dolu doğu. Komekon. >> Doğu >> doğu. Varşovaı. Doğu demek ki genellikle soru doğudan gelir. Unutmayın bunu. Çünkü doğudaki Varşova paklı bütün işi bozuyor. NATO günümüzde de yer aldığı için çok rahatlıkla herkes onun bir askeri ittifak olduğunu biliyor. Ama NATO'nun da bir gün neyini sordular? Açılımını sordular. Kuzey Atlantik Savunma Antlaşması veya Kuzey Atlantik Savunma Örgütü. Anlaşıldı mı kardeşim? Heh. O zaman ben Ramazan hoca sadece şuradan bana 10 soru çıkarabilir. E ben 10 soru çıkarıyorsam en kötü ÖSYM profesör benim gibi 10 tane soru çıkarır. Ha bunların hangileri gelir gelmez bilemiyoruz ama istese buradan dünyaya ikiye ayrıldığını belirten Truman. Trumon bu arada Truman. Efendim dışişleri bakanının adı Marshall. Asker ittifakının adı NATO. Buraya geldim. Asker ittifakının adı Varsa. Bunlar ne? Komi komi o zaman anlıyorum ki Doğu bloğuyla alakalıdır. Hangi iki devlet arasında yaşandı soğuk savaş? ABD SSCB. Hangisi soğuk savaş dönemi? 47 90 sadece buraya kadar. Peki iki bloğun arasında olmayan 3. dünya ülkeleri bağlantısız veya tarafsız var mı iki tarafta da? Yok. Onu ayrıca işleyeceğim. 1955 senesi ayrıca işleyeceğim. Ama siz şimdilik değerli arkadaşlarım bakın. Peki hepinize sorun. Türkiye hangi blokta? Doğuda mı, batıda mı, bağlantısızda mı? Hadi bakalım. >> Hadi bak. >> Niye? >> Marshall yardımları alıyorsunuz. >> Heh. Marshall. Oğlum sen ta Dünya Savaşı'ndan beri Amerika'dan yardım alıyorsun. Mantıken ondan sonra Marshallan yardım alıyorsun. Dönüyorsun 1949'da NATO'ya giriyorsun. Doğru mu? Daha özür dilerim. NATO kuruluyor. 1950'de isteği üzerine Kore'ye asker gönderiyorsun. 1952'lerde NATO'ya üye oluyorsun. NATO'ya üye olmak hangi blok seçmek demek? >> Batı, >> Batı'yı seçmek demek. Sen Doy'u seçemin zaten. Bağlantılar ne zaman kuruldu biliyor musun? 1955. Yani Türkiye'nin NATO'ya girdiğinde daha bağlantılar hareketi başlamamıştı. Anlaşıldı mı kardeşim? O zaman Türkiye hiçbir zaman ne olmamış? Bağlantısız içinde yer almamıştır. Hep tarafsız tarafsız kalmaya alıştık ya. Zannediyoruz ki bağlantılarda kesin biz varız. Alakası yok. Mısır'ın İslam ve Yugosan önderliğinde kurulan 3. dünya ülkeleri veya taraftarı olarak adlandırılan bir sistemin adıdır. Bağlantısızlar üç üye ülke tarafından kurulur. Yeri gelince bir daha anlatacağım. Ancak şimdilik yazayım yazayım. Tamam mı? Mısır, Hindistan, Yugoslavya. Evet. Bakıyoruz. Mert Hakan Yandaş. Peki yandaş mı? >> Hayır. Sizler de görüyorsunuz ki tarafsız. Evet. Buradan aklınıza gelebilir. Mısır İistan ve Yugoslavya. Şimdi biliyorsunuz ki sosyalizm veya sosyalist pilotlu olmanın bir iki taraflı bir yararı var. Bir de zararı var. Evet. Halk tümüyle çalışır. Devlet fabrikalarında çalışır. Buraya kadar her şey normal. Çok işte müdürle işçinin arasında çok fazla fark olmaz. İşçi hakları çok kıymetlidir falan. Buraya kadar doğru. Ama insanlara komünist sistemlerde ne kadar ev verirsen ver, ne kadar araba verirsen ver, insanlara ev ve arabayı ücretsiz veya çok düşük şeylerde vermen dahi iki gün sonra bu alışkanlıkları getirecek. Kimse daha önceden de verilen şeyleri unutup gidecek. Bu ne demek istiyorum? İnsanlarda şöyle bir algı olacak. Şimdi ben size o algıyı söyleyeyim. Hazır mıyız? Burası Doğu Almanya. Burası Batı Almanya. Arada ne vardı kardeşim? Ne duvarıydı? >> Berlin >> Berlin duvarı vardı. Peki bu Berlin duvarı dediğin şey sonuçta aşılmaz bir şey değil ya da çok yüksek bir şey de değil. Elbet ki aradan kaçanlar oluyor. Doğru mu? Peki kaçanlar genellikle nereden nereye kaçıyor? A niye hocam? Doğuda daha insanlız şeyler. Herkes eşit. Herkes aynı parayla tamam da doğuda adama sen ev veya diyelim ki araba verdin. Doğru mu kardeşim? Buradaki insan da bunları çalışarak elde etti. Sıkıntı şu. Bunları verdikten sonra adamın eline 250 dolar veriyorsun. Buradaki batıdaki adama ise 2.500 dolar veriyorsun. O zaman ne oluyor? Buradan giden adam buraya kaçtığı zaman 250 dolardan 2.500 dolara çıkıyor. Ev araba umrunda değil zaten alırız diyor. Üretici bu taraf oluyor. Doğru mu? O yüzden zamanla doğuda bir efsane ortaya çıkıyor. Ne yapalım? Batıya doğru muhakkak kaçalım. kaçışları önlemek amacıyla yapıldı zaten o Berlin duvarı zaten yapılmasının sebebi bu. He. O yüzden doğuda komünist ülkelerde uygulanan ekonomik sistemlerde işçi ücretleri az düşük oluyor. Hemen hemen herkesin hemen hemen aynı oluyor. Ama ne de oluyor? Biraz işte evdir, arabadır veya günlük ihtiyaçlarına karşılayacak otobüs biletidir, bilmem bunlar karşılanıyor. Ama bir taraftan da ne var? Tabii ki bunu finanse etmek de çok zor. SSCB'nin kendisine bağlı onlarca uydusu var. Ve bu uydulardan uydusu olmayıp da yine rekabet içinde olanlar var. Mesela Çin. Çin mesela Çin Mauzed tarafından 1949'da Çin Halk Cumhuriyeti adıyla kuruldu. Senin Çin'in geçmişini bir bilseniz var ya hani şimdi düşünüyoruz kocaman Çin işgale vurar mı? Vurar. Hem Avrupalılar Çin'i işgal etti hem de Japonya işgal etti. Demek ki Çin günümüzde çok güçlü bir devlet. 1900'lerin başında Çin öyle güçlü bir devlet değil. Yabancılar o kadar fazla Çin'e eee şey yaptılar ki ne derler ona? Afyon satışını yaptılar ki artık adamların bütün paralarını satmak, bütün afyonlarını satmak zorunda kalıyorlardı. Artı batılılar ticaret amacıyla o bölgeyi sömürüyorlardı. Hatta zaman da bak burayı çok kişi anlatmaz. Eee bir ayaklanma meydana gelecek. Çin'de yabancılar istenmez. Sevilmemeye başlanıyor. Çünkü adam sömü için gelmiş belli. E Çin'de milli bilinci yüksek olan gençler tarafından boxer ayaklanması başlatıldı. Bu ayaklanma özellikle yabancıların ülkeden kovulması amacıyla yapılan ayaklanmalardır. Çok önemli ayaklanmalardır. Hatta size şöyle söyleyeyim. Yabancılarla Çinler arasında yapılan savaşın adı bile Afyon savaşıdır. Yani Afyon ne kadar önemli olduğunu anlayın değerli arkadaşlar. Bunu da söyleyeyim. Hem tıpta kullanıyor hem uyuşturucuda kullandığı için inanılmaz dedi Çin'de de yetiştiği için zamanla bu savaşın bile adı ne olmuş kardeşim? Afyon savaşı olmuş. Sakın ola ki bu tür şeyleri tarıma şeylerini küçümsemeyin. 1780'lerde Amerika Birleşik Devletleri eee biliyorsunuz ki şey yapılırken ne derler ona? Eee kurulurken çaya çay yok mu? Çay çaya vergi geldi diye millet ayaklandı. Ya şimdi sen bir Erzurum'un yanına git bir Rizel'nin çaya zam yap mesela derhale ne çıkar kardeşim? Ayaklanma. He onun gibi düşün. He o yüzden bazı şeyleri biz böyle şey yapıyoruz ama çaya konulan bir vergi ve çayın değerli arkadaşlar limanlara dökülmesi Amerika bir bunun başı odur. Yine baktığın zaman yine burada da ne vardır? Afyon muhabbeti var. Çin öyle bugünden sonra artık zaptedilmesi çok zor bir ülkedir. Çünkü ekonomik anlamda da aşmıştır kendini. hem üretim anlamında hem de savunma sanayi anlamında, tren anlamında mesela bugün kullandığımız birçok aletin Çin menşei olması tabii ki şaşırılacak bir şey değildir. 1990'lardan beri ekonomik ticaret Güneydoğu Asy'ya kaymıştır. Gelelim bu tarafa. Bu tarafa. Burada ise Avrupa ülkelerini ayakta tutabilmek kolay değildi. Sonuçta yanındaki devletler daha demokratik, daha barışçıl, daha sistemsel ve çok partili hayata geçerken, cumhuriyet rejimleri bir bir kurulurken bu tarafta ise baskıcı, totaliter. Eee, ülke tabii ki ekonomik anlamda Rusya'dan gelen paraya muhtaç ve bunların hepsi tabii ki zamanla bütün ilişkileri bozmaya çalışıyor. Mesela Yugoslavya lider Tito vardır. Mesela Tito'un değerli arkadaşlar özellikle Amerika Birleşik Devletleri yapmış olduğu ticaret anlaşmasından dolayı Yugoslavya ile Rusya'nın arası bozulacak ve bu bozulmayla beraber özellikle Yugoslavya sen komünist değilsin diyerek nereden çıkarılacak? Kominformdan. Dikkat. Kominformdan ilk çıkarılan ülke hangisiymiş kardeşim? Yugoslavya. Bunu ben 2016'larda anlatıyordum. 2016'larda tabii ki sınavda sorusu da zaten iki defa sınav sorusu olu. Cominformdan çıkarılan ilk ülke hangisidir? Cevap neymiş kardeşim? O zaman biz de SSCB Yugoslavya ilişkisinde şunu yazalım mı? Nazımcığım Nazımcı niye telefonla oynuyorsun gene? >> Hep de hanım arıyor. Allah Allah. Bizi niye aramıyorsa >> hep çocuk arıyor. Ver bak hep seninkiler. Bizde hiç arama yok. Sorma yok. Sen neredesin Nazım sen? Ben derstey de >> he. Ben rahat rahat hareket ederim diyorsun yani. Öyle mi? >> Doğru söyle. Şaka demiyor. İnşallah sağ salim çocuğunu kucağına almayı rabbim nasip etsin sağlıklı bir şekilde. Hem yengemizin hem de bebeğin. Nazım görüyor musun? Ya biz videolara başladığımızda daha yenge yeni hamileydi bak 9 ay öyle tarih kolay zannediyorlar biliyor musun? Değişin bu tarafı. >> E TYT tarih. Ah o TYT'den yeni sınava hazırlananlar o kadar yanlış yapıyorlar ki bilseler. Onu ne zaman biliyorlar biliyor musun? Allah korusun atanamayınca bir sene sonra kurban olayım hocam sen ne büyük adammışsın diye geliyorlar da oğlan o bir senelerine ik senelerine oluyor. O tabii kayıp oluyor çünkü. Niye sıkıntı? YKS'de 5 soru olunca tarih ne oluyor? Çocuk oradaki 3 tanesi d tanesine yorum sorusu geliyor. Zaten yukarıda metni veriyorlar. Ben de yapıyorum diyerek yapabiliyor. Ama bura böyle değil ki. Bak bir daha söyleyeyim. İki defa KPSS sınav sorusunuz. Aşağıdaki devletlerden hangisi Kominformdan çıkarılan ilk ülkedir? Şimdi sen bunu bilemediğin takdirde yapabilme ihtimalin var mı? Aşağı yazmış. Yugoslavya, Çekoslovakya, Doğu Almanya, Küba, bilmem ne. Hadi bakalım buyur. Ulan bu kim? Bu kim? Doğru mu kardeşim? Ya o yüzden burada bilgi seviyenizi en üste çıkartmanız gerekti. E mesela bunlardan bir tanesi şu zaten işaretleme kısmında göreceksiniz. Şöyle yazıyorum. Kominformdan çıkarılan ilk ülkedir. Doğru mu Nazım? Evet. Bu soru iki defa sorulmuş. O yüzden her zaman sorulma adayıdır. Dikkat. Çünkü zor soru. Bilen yapar. Macaristan. Şimdi Macarlar değerli arkadaşlar sizler de biliyorsunuz. Evet. Komünistleri kabul eden var, etmeyenler var. Şimdi komünist deyince zannediyoruz ki bütün ülke istiyor. Yok öyle bir şey. Hele Macaristan'ın yandaki ülkelerin demokrasiye geçişi, yandaki ülkelerdeki ücret olayları inanılmaz duyuyor. Şimdi düşsünüz arkadaşlar aynı işi yapıyorsunuz. Bak aynı işi yapıyorsunuz. İkimiz de madenciyiz kardeşim. Sen 16 saat çalışıyorsun devlete. Atıyorum ben 16 saat çalışmıyorum. 12 saat çalışıyorum bir özel şirkete. Sen devlete çalışıyorsun alıyorsun 250 dolar. Ben adamdan alıyorum 2.500 dolar. Senin çok hakkın yok. Benim var. Greve nereye gidiyorsun? Zaten devletin yani grevmiş, lokaltmış. Bunlar öyle kolay şeyler değil. Ancak SSCB her yani kendi uydu ülkelerine zaman işgal bile etmek zorunda kalacak. İşte bunlardan bir tanesi Macaristan, bir tanesi Çekoslovakya'dır. Macaristan'da olaylar öyle bir hale geldi ki en sona olayları başladan adama ülkenin başbakanı olarak atamak zorunda kaldılar. Imrenagi'yi. Ama Imrenagi bile başbakan olsa olaylar bitmeyince Budapeşte'ye Ruslar gelerek ne olacaktır? tanklarla girecektir. Yani resmen Macaristan'ı kendi uydu devleti olmasına rağmen ne yapacaktır? >> İşgal edecektir. Mesela Çekoslovakya da öyledir. Senin Çekosovya dediğin yerde Alexander Dupçek neymiş adamın ismi? Dupçek. Çet çek. Oradan ne yapıyorsun? Hemen sorunu yapıyorsun. Ya dedi ki kardeşim komünizm. Bak ben de komünistim dedi herif. Alexander Zutçek ne diyor? Ben de komünistim ama siz çok katısınız dedi ya. Zam istiyoruz vermiyor. Grev istiyoruz vermiyor. Hafta sonu tatil diyoruz. Yok 16 güya işçi yanlışsın. 16 saat çalıştırıyorsun bizi. 14 saat çalıştırıyorsun. Zor koşullarda çalışıyorsun. Ölüyorsun adama tazminat vermiyorsun. Gıdem tazminatı yok. Hani güya işçiyim diyorsun. İşçiyi destekliyorum diyorsun ama işçilere yönelik bir şeyin yok. Hele kendi ülkende varsa da bizim ülkede yok diyor. İnsancıl komünizm başlatmıştır. Alexander Tutçek insancıl komünizm başlatsa da Rus orduları bu sefer Pırak'a girecek ve Çekoslovakya'yı da ne yapacaktır kardeşim? İşgal edecek. Şimdi burada ben bir iki devlete daha temayüz edeyim. Bunlardan bir tanesi Küba'dır. Bir tanesi de Çin'dir. Şöyle başlayayım. Çin devleti eee Dünya Savaşı'ndan kurulacak olan biliyorsunuz ki Birleşmiş Milletler Teşkilatında fırça diye adlandırılan beş güvenlik konseyinin daimi üyelerinden bir tanesi. Bir ara eee BM'den çıkarılmıştır şundan dolayı. Bu doğudaki olaylardan sonra tekrardan alındı falan. Ama Çin güçlü bir devlet. Bu bir. İki, Çin değerli arkadaşlar Rusya arasında çok önemli bir sorun var. Söyleyim mi? Kimsenin aklına gelmez. Sen daha komünistsin. Ben daha fazla komünistim. Arkadaşlar bundan kavga çıkar mıyım? Sen daha az komünistsin. Ben daha fazla komünistim. Ben senden daha şunu yap. Bunların arasındaki gerilim git gide sen daha fazla komünistsin. Yok ben daha az komünistime dönmüştür. Onların biliyorsun birçok kavram var. Proletarya var. O var bu var. İnsan kafası kıy benim de sosyalist arkadaşlar var. Vallahi oturuyorum lan kardeşim ne diyorsun diyorum ya. Belli bir saatten sonra gerçek o kadar anlamama rağmen, o kadar da okumama rağmen belli bir saatten sonra kavramların içinde kayboluyorlar. Derdi anlatamıyorsun ki. Sen halka nasıl ineceksin ya? Sana bir anlat bakayım. Halka nasıl inip de anlatacaksın? Gel bizim köyde anlat bakayım. Komünizm komünizm. Adamlar de oğlum biz sizden daha fazla komünistiz. Her şeyi biz zaten ortak yapıyoruz der. >> Anladınız mı? Yani şunu anlatmak istiyorum. Burada kavram karmaşası komünizm ve sosyalizm ekollerinde gerçekten eee çok fazlalaşmaya başlıyor. Çin'le SSC ve bu noktada bir ayrıma gitmiş. Hatta Çin ABD'ye yanaşacak ve ABD'ler tekrardan onu millet Birleşmiş Milletleri tekrardan fırçanın içine alacak. Tamam. Var mı sıkıntı? Çin'le alakalı durumun ileride Amerika'yla niye nasıl ilişkiler yumuşadı anlatacağım. Bir başka ülke Küba. Küba'da batıda diktatörlüğü var değerli arkadaşlar. Bunu deviren Fidel Castro oldu. Fidel Castro tabii ki Amerika Birleşik Devletleri tarafından sevilmeyen hatta öldüğü gün biliyorsunuz Amerika Birleşik Devletleri'ndan kutlama yapılan bir liderdir. Küba lideri önemli bir devlet adamıdır. Öz de yanındaki Çeguara la dünyaca ünü yapmışlardır. Ancak şunu da bilmek lazım ki Küba, e, bugün turizmin eee Havana'ya gidenler veya Küba'nın diğer arka sokaklarını gezenler gerçeklerle bir yüzleşmesi bence gerekiyor. Evet, otantik bir şehir olabilir ya da rahat bir ülke olabilir ama fakirlik inanılmaz kol gezen bir ülke. Tabii bunlar Amerikan ambargosun büyük etkisi var. Nasıl Venezuel ambargoyla içten çürüttü çürüttü halkı fakirlikten dolayı isyan hale getirdi. Aynısını şimdi nerede de deniyor her zaman? Küba'da da deniyor. Ancak Küba da tabii ki komünisttir. Ama Sovyet Rusya'ya bağlı bir uydu devlet değildir. O zaman Çinle Küba'nın farkı neymiş? SSCB'ye bağlı bir uydu devlet değildir. Yani klasik bir demir perde ülkesi değildir. Var mı sıkıntımız kardeşim? O zaman Macaristan'la devam edelim lazım. Şunu yazacağım Macaristan'a. >> Imre Ngi >> önderliğinde isyan çıktı. İmran Agi Başbakan yapıldı. Doğru mu? Imran Agi Başbakan yapıldı. Ancak Ruslar baktık olaylar devam ediyor. Ne yapmıştır SSCB? Budapeşte işgal etti. Neresi bura? Macaristan'ın başkenti. İşgal etti. Gelelim buraya. Kimmiş bu adamın adı? Alexander Dupçek. Doğru mu Nazım? Heh. Buradaki çek kelimesinden anlıyor muyduk olayı? Değil mi? Ezbere gerek var mı? Yok. Alexander Dupçek'in özellikle hangi olayını size sorarlar? İnsancıl komünizm olayını sorarlar. Tamam. Bunu bilelim. Burada da ne işgal edilmiştir? Pırak SSCB tarafından işgal edilmiştir. İşgal edilmiştir. Allah'tan Pırak'taki tarihi eserlere zarar vermediler. Bir de o işin bu tarafı da var. Ha sen sonuçta şehre tank sokuyorsun değerli arkadaşlar. Tank inanılmaz kuvvetli bir şey. Yani orada bir top atışı yapsan bugün PA'a gidenler niye gidiyor? Oradaki tarih eserleri inanmaz. Şehir çünkü çok otantik. onları görmek için mesela SSCB tarafından işgal edildiğini görüyoruz. Şimdi ben bunları anlattıktan sonra genel manada doğu ve batı blokların içinde yaşanan gelişmeleri anlatmış oldum. Ancak burada iki kavramın ben ayırt etmek istiyorum. Hepinizin bildiği, hepinizin haberlerde duyduğu şeylere geleceğim. Bir tanesi Avrupa Konseyi, birisi Avrupa Birliği. Şimdi ikisi aynı olsaydı bütün haberlerde ikisi de aynı şekilde konuştururlardı arkadaşlar. Dünya Savaşı'tan sonra Avrupa yıkılmış. Bütün Avrupa şehirlerinden Berlin başta olmak üzere Fransa'da işte Paris, Nice şehirleri, Ren şehri öbür tarafa bakıyor. Ya her yer yıkılmış kardeşim. Ve insanlar her gördükleri yerde acı var. Doğru mu? Her gördüğün yerde yıkım var. Her yer gördüğün yerde insan ölümü var. İnsanlar ne istiyor tekrardan? Avrupa'nın

Bilim, sanat, spor, edebiyat, tarih yani kültürel ve sosyal gelişimini istiyor. Bizdeki halk evleri vardı ya kardeşim. Halk evleri gibi yapıların tekrardan kurulup insanların tekrardan hani kafasını dağıtacak şeylere ihtiyaç var. O yüzden birçok organizasyonu yapabilmek amacıyla 1949 tarihindeki Türkiye'de üyedir. Dikkat, Türkiye Avrupa Birliği üyesi mi? Hayır. Türkiye ama ne üyesidir? Avrupa Konseyi üyesidir. 1949'da kuruldu. Türkiye de üye oldu. O zaman Avrupa'da başta sanat, spor olmak üzere birçok şekilde etkinlik düzenlemek için kurulan konseyin adı Avrupa Konseyidir. Türkiye de üyedir. Gel buraya şimdi. 1. NATO. 2. Avrupa Konseyi. 3. Avrupa Ekonomik Topluluğu. Önce bunu bir yazayım. Avrupa ekonomik topluluğu. Türkiye yukarıda verilen teşkilatlardan hangisine taraftır veya üyedir diye size soracaklar. NATO üyesi miyiz? Hala günümüzdeyiz. O zaten basit. Ama burada öğrencinin bilmesi gereken şey Avrupa Konseyi ile Avrupa Birliği'ni ayırt etmesi lazım.

Şimdi değerli arkadaşlar, Avrupa Konseyi'ne üye miyiz? NATO'ya üye miyiz? Benim bu Avrupa ekonomik topluluğu denilen şeyin adı neymiş kardeşim? Kısaltması AET. AET ileride ne oldu? AT, Avrupa Topluluğu. Avrupa Topluluğu'nun günümüzdeki adı ne? >> Peki biz taşında bile AKÇT olan ne demek AKÇT? Avrupa Kömür Çelik Topluluğu, Avrupa Ekonomik Topluluğu, Avrupa Topluluğu, Avrupa Birliği. Benim bugün Avrupa Birliği dediğim şeyin ilk adı neymiş? Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu. O zaman anladınız mı durumu? Aslında bu dört tane şey dediğimiz şey genişledikçe ismini değiştirmiş. 6 ülke, 10 ülke, 19 ülke, 28 ülke gibi genişledikçe fark ettiyseniz adı değişmiş. Ha, o zaman AKÇT, AET, AT ve AB aynı şey. O zaman Türkiye'nin AET denilen teşkilata üye olma durumu var mı? Lan zaten biz AET'ye o günlerde üye olsaydık, bugün zaten kafadan otomatikman neyin de üyesiydik? AB'nin de üyesiydik. Dikkat! Hemen notunuzu alıyorsunuz. Türkiye Avrupa Konseyi üyesidir ama şu dördünün hiçbirinin üyesi değil. AET, AT, AB, AKÇT. Var mı sıkıntımız? Hadi bir yazalım mı? Nazım. Avrupa Konseyi kuruluşu. Söyle bakalım. >> İnsan hakları, hukuk, >> hukuk, medya, sağlık, >> eğitim, kültür alanında işbirliğidir. Evet. Dikkat, Türkiye bu teşkilata üyedir. Kurulduğu günden beri bu teşkilata üyedir.

Gelelim bir başka olaya. Tarihimizin en kırılmalarından biridir. Bugün Avrupa Birliği diye bir gerçek varsa bir adamın sayesinde vardır. Fransız Dışişleri Bakanı Robert Schuman. Şimdi yıllarca biliyorsunuz ki Alsas-Loren bölgesi Fransa-Almanya arası hep bir mücadele olmuş. 1871'lerde Sedan Savaşıyla Almanya'nın eline geçmiş. Dünya Savaşı'ndan sonra tekrar Almanya inince Fransa'nın eline geçmiş. Tekrar Fransa saldırmış. Şey, Almanya saldırmış, Fransa'dan geri almış. Sonra tekrardan Dünya Savaşı'nın sonunda Alsas-Loren tekrardan Fransa'ya. Peki kavganın sebebi ne? Kömür. Kömür. Kömür yani enerji. Şimdi bunun üzerine bir adam bakın, Fransız İşleri Bakanı Robert Schuman. Şimdi Almanya ile Fransa'nın kendi aralarındaki bölgelerde yeraltı kaynaklarının sınırsal anlamı, sınırsal bir çizgisi yok arkadaşlar. Ne demek istiyorum? Hemen şöyle anlatayım. Sana bir örnek vereyim. Burası Ankara. Burası ne? >> Bolu. Burası ne? Çorum olur mu? Çankırı. Burası ne? Burası ney? Eskişehir diyelim. Meseleyi anlamamız için Ankara bir devlet olsun ve diğerleri de devlet olsun. Ankara'nın bir sınırı var mı? Var. Peki bu sınır, bu sınır şurada kömür madeni olsa lazım. Ama bu kömür madeni şuraya kadar gelse şimdi ben aşağıdan kazarak kiminkini alıyorum? Kırıkkale'nin kömürünü alıyorum. Eskişehir'de borunu alıyor musun? >> Aldın mı? Bolu'da >> suyunu aldım. Kerede su getirdim. >> Çankırı'dan tuzu çaldım. Doğru mu? Eskişehir'den lüle taşı. La oğlum bütün mesele anladın mı? Fransa ile Almanya arasındaki durum bu. Alttan gittiğin için hiçbir şekilde ben mi oradayım? Onlar mı burada? O mu orada? Fransızlar Almanların aşağıdan girmişler, onun kömürünü çalıyorlar. Almanlar da Fransız kömürünü çalıyor. Lan diyorlar ki arkadaşlar, yakında hırsızlarımız aşağıda kapışacak artık o seviyeye gelmiş. O yüzden bir de bu ne sebebi olur? Göçmelere. İşte Robert Schuman'dan adam demiş ki kardeşim gelin Almanya. Almanya diyoruz. Bırakalım bu işleri. Ne yapalım biz? Bu kömürü çıkaralım ortak şekilde, gel dünyaya satalım kardeşim demiş. Ya bu dertten de kurtulalım. Aramızdaki en büyük ihtilaf da sona ersin. Bunun üzerine Almanya, Fransa ile yapılan görüşmeler başarılı bir şekilde edince diğer devletlerden de kardeşim senin neyin var? Senin içeriğin var. Kardeşim senin neyin var? Murat Divriği'nde neyin var? Demirin var. Senin neyin var? Kromun var. Senin neyin var? Magnezyumun var. Senin neyin var? Çeliğin var. Türkiye senin neyin var? Kuru yemişim var dedi. Seni alırlar mı? Heh. Bütün meseleyi anladık mı? He. O yüzden ilk kurulan teşkilatın adı Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu, kısaltması. Türkçe kısaltma olarak veriyoruz. AKÇT. Kim kurmuş 1951'de? Ha. Peki bu millet, bu 6 tane, 7 tane ülke bir araya gelip nazım sürekli kömür, maden çıkarıp dünyaya satarlarsa karlı bir iş mi? Parayla bölüşüyorlar mı? Ne kadar çıkart? Ee, sonra diğer Avrupa devletleri demiyor mu? "Kardeşim bak bende de çelik var." Diğeri diyor, bak bende de bu var. Bende de bu var. Bende var. Herkes birliğe ne istiyor? Girmek istiyor. AKÇT 1957'de o birliğe girmek isteyen ülkelerle bir genişleme politikası yürütüyor ve üye sayısını diyelim ki 7'den 14'e çıkarıyor. Yani iki katına. E bu sefer de 14'e çıkarınca bir madendeki bir çeşitlilik artıyor. 2. pazar artıyor. 3. E kavga etmeden kalmıyor. Herkes para kazanıyor. 4. Tabii ki ve tabii ki AET ismini alıyor. Ne demek istiyorum? Avrupa Ekonomik Topluluğu. Demek ki Avrupa Birliği eksik yanı ne? Dikkatinizi çekiyor mu? Avrupa Topluluğu, Avrupa Birliği dediğimiz eksik yanı askeriyidir arkadaşlar. >> Evet. Ekonomi değil, askeriyidir. Ekonomi var. İhtiyacı askeri >> tabii ihtiyacı olan tab kurulduğundan beri askeri. Bak fark ettiniz mi? AKÇT Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu ismini değişti. AET Avrupa Ekonomik Topluluğu. E ondan sonra zaten AET, AB aynı şey. O yüzden bu bir ekonomik topluluktur. O yüzden bazı şartlar koyuyor da giremiyoruz. Kopenhag Kriterleri, Maastricht Kriterleri ileride anlatacağım. Duymuşsunuzdur. Biz bu kriterlerinin bazılarını karşılıyoruz, bazılarını karşılayamıyoruz. Adam da diyor ki kardeşim, bu nüfusla sen Avrupa ülkelerinin içine ticaret yaparsan, Avrupa ülkelerinin içine vizesiz girersen geride çıkmazsın. Geride çıkmayacağın için ben sana vize şeyi getiriyorum. İşte Schengen vizesi. Bak Schengen vizesini alan Avrupa'nın tüm ülkelerini gezebilirken biz onu alabilmek için canımız çıkıyor. Doğru mu? Hah. O zaman senin Avrupa Birliği dediğin şeyin en çok sorulan sorusu AET'dir. Yani Avrupa Ekonomik Topluluğu'nun yani ilk genişleme hareketidir. Bunu da sizlere söylemiş olalım. Var mı sıkıntısız kardeşim? Peki Türkiye AET üyesi midir? >> Değil. AET üyesi olsa zaten kafadan ne olurdu? >> AB üyesi olurdu. Evet. Çünkü ikisi de aynı şey. Bir yazalım. Fransız Dışişleri Bakanı Robert Schuman. Robert'tır inşallah. Lan uydurdum gibi geliyor ya. Dur bak, Robert Schuman tarafından ortaya atılmıştır. Doğru mu lazım? >> Robert değil mi? Robert tarafından ortayaşımız. Devam et lazım. Alman kömür >> ne? >> Fransız Alman kömür çelik üretimi >> lazım. >> Fransız Alman >> Evet. >> kömür çelik yönetimini denetleyebilir. Ben konuşur >> kömür ve çelik denetimini doğru mu? >> Üretimi denetleyecek. >> Üretimini denetimini denetleyecek. Fark üretimini denetleyecek. Devam. >> Almanya. >> Evet. Yazın tabii. Söyle. >> Almanya. >> Evet. Almanya. Kimler var? Fransa. Evet. Belçika. Devam. >> Hollanda. >> Hollanda. İtalya >> Federal Almanya >> Hollanda, İtalya Federal Almanya yani Batı Almanya >> bir araya gelerek bu teşkilatı kurdular. Neyi kurdular? AKÇT yani Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğunu kurdular. Devam. >> Girişim başarı ulaştıktan sonra >> Girişim başarıya ulaşınca da şöyle yazayım lazım onları ben yazayım. ulaşınca da 1957'de Roma Antlaşması iki sınavda birden geldi. Buraya dikkat etmeniz lazım. Roma Antlaşması ile üye sayısı artarken üye sayısı artarken ismini de ne olarak değiştirmiştir? İsmini de AET'ye çevirmiştir. Haksız mıyım? AET. Neydi ismi? AKÇT. Şimdi bütün meseleyi anladık. Bu adı AKÇT olan şeyin bir sonraki ismi AET ama bunu sorarlar dikkat. Eee dünyada eee mesela Avrupa Birliği kurucu kurum kurulumuyla ilgili makaleler okuyorum bilmem ne. Hep kimse AKÇT'den bahsetmiyor adama kadar. Hep kez neyden bahsediyor? AET'den. Çünkü ona bir topluluk diyorlar. Ama buna resmen bir kurum, bir anlaşma, bir yapı olarak Avrupa Birliği'nin temelini AET sayarlar. Sınavda da öyle gelebilir. Hani AKÇT baktık yok. Ne yapacağız o zaman? Hemen Avrupa Ekonomik Topluluğu yapacağız. Hangi anlaşma? >> Roma. Bak buraya dikkat. İşaretleme kısmında da göreceksiniz.

Evet, geldik belaya. Ney? İsrail'in kurulması. Şimdi bambaşka bir konuya geçiyor muyuz? Hiç alakası var mı? O zaman biz ben bunları parça parça ayırıyorsam sen de nasıl öğreneceksin? Parça parça. Bitti bu kadar. O zaman ben şimdi şurayı kapattım mı kardeşim? Bu arada şimdiye kadar 9 sınav sorusu gelmiştir. Buradan sadece bu yerden haberiniz olsun. Az mı kardeşim? Değil mi? Hem çağdaştan az soru geliyor hem de geliş yerine dikkat et. Sadece birinci kısımdan farklı sınavlarda bunun üzerine LYS eski LYS SOS 2 geliyorsun buraya. KPSS'nin her üç kısmına 9 soru gelen bir yeri anlattım size. Sadece burada. Şimdi gelelim buraya. Bura niye önemli? Çünkü hem güncel mesele hem de 3 seneden beri çıkan KPSS'de biliyorsunuz ki İsrail-Filistin olayıyla ilgili birçok şey var. Tabii kelimelerin insan üzerindeki gücü çok fazladır. O yüzden mesela bizler Filistin sorunu diyerek acaba doğru mu yapıyoruz? Buna da bakmak lazım. >> İsrail sorunudur. Evet. >> Mesela hastane şifane olayı da aynıdır. Doğru mu kardeşim? Bugünün ismi ne? Hastane. Selçuk'taki adı ney? Osmanlı'da? Şifahane. Yani kelimelerin gücünün olduğuna inanıyorsak eğer. Doğru mu kardeşim? O zaman bu da bu meseleyi de doğru anlıyor. Bir Filistin sorunu yoktur. Bir İsrail sorunu vardır. Eğer bir şey bu gözle bakarsan sorunun kimden kaynaklandığını, eğer diğerini sorun kabul edersen sanki orada varlıklarından dolayı bir sorun oluşturuyormuş gibi. Şimdi bu lanet devletin sizler de biliyorsunuz ki kurulma hikayesi ta 1917'lere dayanır. 1917 tarihinde sizler de biliyorsunuz ki Arthur Balfour Balfour Deklarasyonu'nu yayınlamıştır ve Yahudilerin Kudüs'e göç edebileceğini söylemiştir. Niye böyle bir şeydi? Çünkü Kudüs düştü. Kudüs düşünce İngilizlerin eline geçince İngilizler de buraya doğru bir ne yapılmasını istedi? Yahudilerin göç etmesini istedi ve binlerce Yahudi dünyanın dört bir tarafından, biraz da bana da Hitler de sebep oldu. Yahudileri sebepsiz yere çingenler ve komünistlerle beraber öldürünce bölgede ve dünyada inanılmaz derecede sevilmeyen bir millet olmasına rağmen mazlum bir millete dönüştürülmüştür. Mazlum. Niye? Eziyet görüldü. Film ekranlarına yapıldı. Parayla gazeteciler tutulmuş, sürekli gündemde gelmiştir. En sona bir yurt bulabilmesi amacıyla da Kudüs'e gönderilmiştir. Şimdi bu adamlar tabii Kudüs'e geldiği zaman hemen aklınıza şu geliyor. Hocam Kudüs'te kimler var? Kudüs'te tabii ki Araplar var, Filistinliler var. Hemen farklı milletlerden insanlar var. Ama buradaki temel şu. Genellikle şu çok şey geliyor. 1917'den 1948'e kadar yani İsrail kurulana kadar değerli arkadaşlarım bayağı bir Yahudi göçü var. Artı Yahudilerin özellikle parasal desteklenmesi var. Oradaki bazı ailelerden dikkat, bu çözüme parayla satın alınma toprak var. Bunda var yok mu diyebilir miyiz? Yok. Peki bu toprak satın alınma %100 ve 100'ün kaçıdır? Ben buna bakarım. Yani bir ülkenin topraklarının %50'sini satmışsa bunlar da zaten vatan hainliği var deriz. Doğru mu? Bugün genellikle Filistin'le ilgili argümanlarda bilinçsiz öğrencimiz veya bilmeyen, bilinçsiz demeyim, bilmeyen öğrenciler. "Hocam onlar bizi sattı. Araplar bizi sattı." Bir işte Araplar kendi topraklarını satarken düşünmeleri lazımdı. 2 yani ikisine de cevap verme niteliğinde söylüyorum. Bilinçlenmeniz için söylüyorum arkadaşlar. Bilinen devlet kayıtlarımızda %2.3 satımı vardır. Yani gerçekten oraya gelen İsraillilere karşı %2.3 şeklinde bir satış var. Peki bunların yüzde kaçı Müslüman? Yüzde kaçı Hristiyan? Şimdi bu tarafı da var. Sonuçta unutmayın ki Kudüs üç semavi dinin ortak noktası olduğu için o bölgedeki Hristiyanlar da Yahudilerle birlikte yaşamak istemediklerinden dolayı %1.6'sı da 6'sı civarında da yani yarı yarıya diyeyim. Hadi onlar satıp da Yahudilere gitmiştir. Peki Yahudiler evlerini ve bağlarını ve bahçelerini satmayan Filistinlilere ne yapmıştır? Şimdi asıl buraya bakmakla bundan sonra büyük zulüm başlayacak. Özellikle dünyada biz onlara göre biliyorsunuz ki Tanrı Yahudileri yaratmıştır. Tanrının diğer yarattığı tüm ırklar ise Yahudilerin neyidir derler kölesidir. Biz neymişiz onlara göre? Köleyiz. Bu peki köle efendi ilişkilerinde bu efendiyse eğer istediğini yapma özgürlüğüne sahip mi kardeşim? Bize? Bizi dövebilir mi? Öldürebilir mi? Kim bunlara hesap soracak? Yahudiler cennete gidecek onlara göre. Diğer bütün ırklar bunlar. Biz gene cennette onun neyisi olacağız? Kölesi. Zeytindı biliyorsunuz anlatmıştım. Zeytin dağı, Mescid-i Aksa, oradaki mezarlıktan mezarlık satın alıyorlar. Biliyorsunuz sakallarını uzatıyorlar. Niye sakallarını uzattığını anlattım. Sırat köprüsünden geçerken tövbe aşağı Allah'ımız bunları sakallarından, perçemlerinden tutacak, tutacak, cennete doğru fırlatacak. Göreceğiz bakalım. Ondan sonra işte o yüzden o Zeytindağı'nın olduğu yerlerden çok mezarlık satın alırlar. Mezarlık satın alma ve inanılmaz yüksek fiyatlara. Neden? Çünkü Zeytindağı'nın olduğu yerde yani Kudüs'te mahşer kurulacak. O mahşer kurulduğu zamanda da mantıken ilk çıkan hemen dibinden çıkacak ya ruhlar. Hemen diyor ki ben çıktığım için ilk ben sırat'tan geçeceğim. Allah da benim bak onların dikkat edin. Saçları çok örgülüdür mesela. Sakalları da örülüdür. Hani tutup atsın diye. Yani Allah sakal bırakmayanı da atacağı diye aklına gelmiyor da sakala inanç bu şekilde inanıyorlar. Onlara göre biz goyim. Goyim. Bu kelimeye bir dikkat edin. Bakın goyim ne demekmiş? Bir araştırın onlara bir göre. Biz onların lakabıyla goyim. Bir araştır bakayım o zaman. Bunlar dünyada Yahudilik ayrıyeten üstün ırk olarak görülür mü? Yahudilik deyince üstün ırk kavramı ortaya çıkıyor. 3 yaşından itibaren, 2 yaşından itibaren çocukları Yahudi inancına göre yetiştirirler ve Yahudilik de anneden soy gider. Değerli arkadaşlar, bizim gibi ataerkil değil. Şimdi bazı şeyleri şimdi bir düşman var dünyanın göz önünde dünyayı insanlarını öldüren ama ben o düşmanı tanımıyorum olmaz arkadaşlar. Önce eğer onu düşman olarak görüyorsan, insanlık suçu işlediğine inanıyorsan önce onların bir yapısını incelemen lazım. Neden böyle davranıyorlar değil mi? Neden böyle davranıyorlar? Yani bir insan Gazze'yi o kadar bombalarken, insanlar sağdan sola, soldan sağa doğru kaçarken, bir gün denize bir gün karaya doğru giderken bu kadar insan aşkla mücadele edip hala bugün Gazze'de soğuktan insanlar ne yaparken şehit olurken e biraz da düşünelim bakalım bunu ne amaçla bu kadar yaptıklarını bildikler. Onlara göre küçük çocuk canını bırakmaksızın öldürmektir. O yüzden onlar onları öldürdükleri zaman daha fazla zevk almaktadır. Şimdi öldürmenin seri katil boş yere seri katil olmaz. Allah muhafaza buyursun. İşimizden bir tanesi yanlışlıkla bile bir insana müdahalede bulunsak elimizde rastgele bir tornavidayla bazen hani geçerken şey yapıyorsun bir arkadaşına vuruyorsun. Bak kardeşim orada bile kaç kere özür diliyorsun. Bunlar bize göre şeyler değil ama onları yetiştirme tarzına göre onların hepsi öldürülmeli. Kudüs'te hiçbir din kalmamalı. Ama yazıklar olsun sadece Müslümanlara değil, Müslüman ülkelerin zaten bu tavrı çok kötü. Ama biri de bu işin Hristiyan tarafı var. Peki Yahudiler nasıl oluyor da bu Hristiyanları kendilerine çekiyor? Şimdi düşünsenize geçen bunlardan 45 gün önce Twitter'da önüme düştü. Bir Hristiyan aktivist Kudüs'e gidiyor. Yahudilerin zannediyor ki kendisine iyi davranacak. Ho, yüzüne tüküren mi ararsın? Çantasından çeken mi ararsın? Hristiyan olunca duyduğu da ya arkadaş Yahudi şu an Hristiyanın yanındaymış gibi gözüküyor. Toplumsal anlamda alakası olmadığını kadın aktivist öğrendi. Dedi ki ben bunları yaşıyorsam bir Hristiyan olarak bu Müslümanlara bunlar neler yaşatıyor dedi. Bak bingo! 1. Yahudiler dünyada az olmanın vasıtasıyla ekonomik işlerde de çok önemli hale gelmişler. Ekonomik işlerde o kadar iyi hale geldiler ki ticaretten dolayı ki Osmanlı'da büyük ticaret sahipleriydi. Ne oldular? Zamanla dünyanın borsalarını, dünyanın ekonomik değerlerini ele geçirdiler. Artı önemli devlet adamlarına veya başa geçirilecek devlet adamlarına gençlik yılları veya ileriki yıllarda çok yakın zamanlarda onlara adına parti düzenleme, kokain ve uyuşturucu kullanımı, çok affedersiniz pedofili gibi birçok olaya karıştırarak video kaydını alıyorlar ve video kaydını aldıktan sonra o kişi bir önemli bir yere gelirse örnek Amerika başkanı olursa veya örnek atıyorum müsteşarlığa yer alırsa örnek borsanın hemen onu tehdit olarak gösteriyorlar. Bugün Yahudilerin 2,5 3 milyon dünyada da diyelim ki toplasan 10 milyon Yahudi vardı. 10 milyon Yahudinin bu kadar Ortadoğu ve Amerika'ya hükmetmesinin temel sebebi budur. Zaten Almanya'da sesini çıkaramıyor. Hitler zamanında yapılan zulüm o kadar fazla anlatılıyor ki Almanya bir özür. Dolayısıyla ileride Yahudiler bizden tazminat istemesinler diye Almanya'da sesini çıkaramıyor. Tek sesini çıkaran Müslüman ülke adam akıl bir biz varız. Birazcık Birleşik Arap Emirlikleri var. Çok az. Birazcık Yemen var. Biraz ama kardeşim genel manada dikkat edelim. Dünyadaki en büyük protestolar İslam ülkelerinde olmuyor. Dünyadaki en büyük protestolar Hristiyan dünyasında oluyor. Neden? Çünkü o bölgede Müslümanlar kovulduktan sonra hiçbir Hristiyan da kalmayacaktır. Yani sadece ve sadece işin İslam tarafı yoktur. Bu işin Hristiyanlık tarafı da çok güçlü. Nazım. Herkes bunu bir bilsin. Ama Hristiyanlar da ben de diyorum ya aah nerede o eski Hristiyanlar? Ulan bir Papa'nın emriyle Haçlı düzenliyordunuz bize. İş biz olunca ikisi bir oluyor. İş kendilerine denk gelince değerli arkadaşlarım ikisi birbirini farklı yollardan tehdit ediyor. Ama ben bu işin artık sonunun geldiği taraftarıyım. Hatta belki de bunların sonunu bizim elimizden gelmesi bile artık çok yakın bir zamanda bu zulüm böyle gitmeyecektir. Ama bu durumda şunu da söyleyeyim. İsrail Filistin topraklarından gerçekten satın almış mıdır? Evet. Evini, barkını, bağını, bahçesini satan var mı? Evet. Ama çok az. Artı zorla ele geçirdikleri ya. Haberleri izliyorum. Yahudi geliyor bağa giriyor. Başkan ürünü toplayıp kaçıyor. Hırsız bunlar biliyorsunuz. Çünkü onlara göre hırsızlık değil ki. Sana göre hırsızlık. Bir başkasının izni olmadan alınan tüm mallara biz hırsızlık adını veriyoruz. Peki bunlara göre hırsızlık mı? Hayır. Hakları onlar için ganimet. Onun bağına bahçesine girmek, koyununu çalmak, devesini çalmak ganimet arkadaşlar. O yüzden Yahudi bir coğrafyasında biz yaşasaydık var ya biz kesin katil olurduk. Düşünü geliyor adam bağdan, bahçeden bir şey alıp gidiyor kardeşim izinsiz. Oğlum biz zamanında Bulgara üç kaz vermedik lan. Sen ne konuşuyorsun? Verdik mi kardeşim? >> Evet. Üç kaz vermedi bu millet. Sen kimi nereden alıyorsun? Bu işler kolay mı? Ama bu işin sonu da zaten sonlara doğru geldiğimizi anlıyorum bir tarihçi olarak. Ancak Amerika başkanlığı, İngiltere başkanları, işte Almanya, Fransa başkanlarının özellikle birçok özel hayatıyla alakalı şeyler bu Yahudilerin elinde, Mossad'ın elinde. Hatta iç tarafı Türkiye'nin de muhakkak ki içinde oldukları ve maalesef ki operasyonları o bölgelere, o insanları devletin belli kademelerine yerleştirip de yararlandıkları vardır. Memlekette vatan hainliği mi? Yok. Allah sanki. He sana sorum yok mu? Var. Devletin kurumlarına gidip silahını prototipini çizdirip veren, MK'yi satan, o tarafa gidiyorsun baş... Yok mu? Var. Demek ki satın almalarla bu iş oluyor. Satın almalarla. O zaman bunlar bir şeyleri satın alıyor. Peki eşya satın alındığı gibi insan da satın alınabiliyor. O yüzden değerli arkadaşlar dikkatli olacağız. Bugün Türkiye'de yaşanan Mossad ajanlarına baktı mı Nazım? Hepsi sakallı. Yolda görsem hacı abi ver elini öpeyim beraber namaza gidelim dersin. Gördün mü ajan nasıl olur ajan? Ajan sana benzer de öyle olur beyefendi. Her sakallıyı ne zannetme hocan? Zannetme dede de zannetme. Öyle bir şey yok. Bak yakalanan Mossad ajanlarına lütfen tiplerini inceleyin bakayım senden ne farkı var. Yakalanan operasyonlardaki IŞİD'lilere, yakalanan Selefilere bakın bakayım senden ne farkı var ya. Senden ne farkı var lan? Dersin ki ne güzel adam namaz kılıyor, oruç tutuyor ama gün geliyor kafasındaki planı eyleme geçirmek amacıyla masum bir insanı katletmekten geri durmuyorlar. Bu mu İslamiyetlerin yaşadığı? O yüzden bugün Filistin'de yaşananlar bir öncekinin, çok azının yaptığı yanlıştan dolayı o olsun denecek şey değildir kardeşim. Bugün Ankara'nın güvenliği de Ankara'dan başlamamaktadır. Bugün Türkiye'nin Suriye üzerindeki egemenliğinin aşağı tarafı olan ki Golan bu arada Golan Tepeleri'ni tamamen aldılar ve ilhak ettiler. Zaten öyleydi de resmi olarak artık yaptılar. Böylelikle Türkiye ile tampon bölge aramızda Suriye kaldı. E Suriye yönetimiyle bugün seninle arası iyi olabilir. Yarın seninle kötüsü olabilir. Geçen Esad'la bizle arasıydı. Ne oldu? Kötü oldu. Bunlar olabilir arkadaşlar. O yüzden Türkiye ne yapacak? Hiç kimseye güvenmeden kendi işini, kendi göbeğini kendini kesmeyi öğrenecek. Bunun ilk başı budur arkadaşlar. 1948 tarihinde aslında iki devletli bir yapı önlenmişti. Onu da size söyleyeyim. İki devletli bir yapıydı. Yani bir İsrail kurulsun, bir de Filistin kurulsun denmişti ama hiçbir zaman bu faaliyete geçmedi. Peki hepinize sorum bak buraya. İsrail'in kuruluşu kaç diyorum? 48. Şimdi İsrail kuruldu. Bunu tanıyan ilk devlet tabii ki onu kurduranlar arasında bulunan ve dünya siyasetini İngiltere çektiği için kim olacaktır? Truman olacaktır. Yani Amerika olacaktır. Demek ki İsrail'i tanıyan ilk ülke ABD'dir. Şimdi geçelim bir başka. Bu İsrail'i ilk tanıyan Arap ülkesi arkadaşlar, belirli bir direniş ve savaştan sonra ise Mısır olacaktır. Arap ülkesi. Ama bunu tanıyan toplumun çoğunluğunun Müslüman oluşturduğu, bakın burada devlet olarak İslam demiyorum. Dikkat edin. Toplumun çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu ilk ülke ise Türkiye olacaktır. Şimdi bu ayıp, bu ayıp bizim Filistinlilerin o Filistinliler toprak satma ayıbından daha fazla ayıp ama dönemin koşullarında İsrail'in böyle bir cani devlet olduğunu, Yahudilerin böyle bir şey olduğunu şey de bilememiştir. Türkiye Cumhuriyeti de bilememiştir. Artı İsrail Amerika Birleşik Devletleri tanıyınca Amerikan politikasına bizler de yanaşınca o ne tanırsa artık biz de o o ne kurarsa biz ona girmeye çalışırız. O ne uzak durduysa biz ondan uzak duruyoruz. 1943'lerden sonra Dünya Savaşı'nda hatırlayın bakalım müttefik devletler mihver devletlerini Almanya, İtalya'yı yenmeye başlamışlardı. Türkiye hemen ne yaptı? Eksenini değiştirip bu tarafa doğru müttefiklere doğru yanaştı. Ne yaptı mesela? Almanya ile bütün ticari ilişkiyi kesti. Almanya ile bütün diplomatik ilişkiyi kesti. Almanya'ya krom ihracatını durdurdu. Hatta Birleşmiş Milletler'e üye olabilmek için hatırlayın Almanya ve Japonya kağıt üzerinde bile olsa ne ilan etmişti? Savaş ilan etmişti. O yüzden olaya bir de bu noktalardan bakmak lazım. İsrail'i tanıyan toplumun çoğunluğunun Müslümanlardan oluşan ülke hangisidir diye sorarlarsa cevabımız ne olacaktır? Türkiye. Evet. İki tane sınav sorusu çıktı. İsrail'i ilk tanıyan Arap ülkesi aşağıdakilerden hangisi? Cevap ne? Mısır. İsrail'i toplumun çoğunluğunu Müslümanlardan oluşturan devlet hangisidir diye sordular. Cevap neydi? Türkiye. Onu da size söyleyeyim. Bu arada Türkiye başlarda Filistin davasını çokça savunmamıştır. 50-60 arası biraz Menderes döneminde ama Türkiye'nin Filistin davasına eğilimi 1980'lerden sonradır. Haberiniz olsun değerli arkadaşlarım. Onu da söyleyelim.

Şimdi 1948'de Birleşmiş Milletler kararıyla aslında azınlık ve çoğunluk planları denilen iki tane planlı yapılmıştı ama bunların hiçbiri uygulanamayacak ve tek devlet olarak Filistin topraklarının sanki üzerinde bir böyle ne derler arkadaşlarım? Bir hak gaspı yaşatılarak İsrail devleti kurulacaktır. Burada şuna dikkat etmek lazım. Kurulduğu gün bak kuruldu ya. Gün beş Arap ülkesi birden saldıracak İsrail'e. Bak düşünebiliyor musun? Beş Arap ülkesi sana saldırıyor. Savaşı kim kazanabiliyor? İsrail. Ya bu nasıl oluyor diyorsunuz değil mi? Çünkü teknolojik hamleleri İngiliz, Fransızlar verdiği için değerli arkadaşlarım, onlar da onu savunduğu için hala günümüzde böyle görünüşte son zamanları. Ama görünüşte ne oluyor? İsrail savaşı kazanıyor. Şimdi çıkan bir sınav sorusunu söyleyeyim. Hazır mıyız? 1948 tarihinde başlayan Arap-İsrail Savaşı'nın temel sebebi nedir? 1948 devlet yeni kurulmuş İsrail'i. O zaman nedir mantıken? İsrail devleti kuruluşu. Bu kadar basit. Arap-İsrail Savaşı'nın birinci nedeni neymiş? 1938'de ilk savaşı nedeni İsrail'in bölgede bir devlet olarak tanınması ve kurulmasıdır. Bu kadar basittir. İleride 56'yı da sordular. İleride 73'ü de sordular. Ama tek tek gideceğiz. Hadi başlayalım bakalım İsrail'in kuruluşuna. Kardeşim kısa kısa yazım. >> Evet. 1917 Balfour Deklarasyonu ile ile sorun başlamıştır. Devam. >> Yüz binlerce Yahudi. Evet. Yüz binlerce Yahudi nereye göç edecektir? Kudüs'e doğru göç edecektir. Yani Filistin toprakları. göç edecekti. Devam. >> 1947'de ise konu Birleşmiş Milletler'e götürülmüştür. Değerli arkadaşlar tartışmalarda iki tane plan üzerine durmuş. Söyle bakayım kardeşim o planlar. >> Çoğunluk ve azınlık diye iki tane plan var. Çoğunluk planı neymiş Nazım? >> Filistin devleti Arap olarak >> o zaman ne devleti kurulacak? Filistin devleti artı hangi devlet kurulacakmış çoğunluk planına göre? İsrail. Devam et. Azınlık planı ne? Kudüs merkezi federal >> Kudüs merkezi ne kurulacak? >> Filistin Federal Devleti. >> Filistin Federal Devleti kurulacak. Peki şöyle bakıyorum da hangi ikisi olmuş Allah'ın aşkına? İkisi de olmamış ki. Yani ne azınlık ne çoğunluk planı. Hani baktığımız zaman hatta Filistinliler İsrail'in o kuruluş gününe El-Nakba diyorlar. Yani felaket günü. Felaket günü çok kıymetli kelimeler. Bunları birazdan ne demek istediğimizi anlatacağım. Var mı şey karışım? >> Şuraya mı? >> Evet. >> Toprakların da >> Evet. >> Toprakların iki devlet diye yapılması >> Evet. >> Kudüs'ün tarafsız bir şehir olması kararı verilmiştir. >> İki devletli bir yapıdan oluşması ve >> Kudüs topraklarının >> ve Kudüs topraklarının Evet. >> tarafsız olması. >> Tarafsız olması. tarafsız olması kararlaştırılıyor. Ancak böyle bir şey olacak mı? Bak bir kere daha söyleyeyim. Olmayacak. Adamlar sürekli Filistin topraklarını gaspedecek. Devam. >> 1948'de İsrail devleti kurulmuş. >> 1948'de ise İsrail devleti kurulmuştur. Evet. AB >> ve ilk olarak Amerika Birleşik Devletleri tarafından resmi olarak tanınmıştır. ABD tarafından resmi olarak tanınmıştır. Resmi olarak tanınmıştır. Evet. Bu notumuz da zaten onunla ilgili. İlk tanıyan ülke, ilk Arap ülkesi ve çoğunu Müslüman olan ülke. Res >> ne? TSCB resmi olarak tanıyor. >> Tanıyor canım. He ama ilk tanıyan AB. Tamam. Şöyle yapalım. İlk tanıyan diyelim lazım. Şöyle notumuza. Sonra diyelim ki ilk Arap ülkesi diyelim. Değil mi? İlk Arap ülkesi. Bir de bak bu kelimeye lütfen dikkat edin. Toplumun çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu ülke diye soruyorlar. Tamam. Evet. İlk tanıyan. Buyurun ABD. İlk Arap ülkesi. Yıllarca mücadele edecek olan Mısır. Evet. Ve Türkiye ise toplumun çoğunluğunu oluşturan bir şey. Burada şunu da yazmakla önemli. Filistinliler İsrail'in kuruluşun gününe kuruluş gününe felaket günü anlamında felaket günü anlamında ne isim vermişler? El-Nakba adını vermişler. Bunun niye önemli olduğunu birazdan söyleyeceğim. Bunu size sormayacaklardır belki ama farklı bir metotla soruyorlar. İsrail-Filistin meselelerindeki sorular genellikle kavram üzerindedir. Buna dikkat. Yoksa bir de 48-49 savaşı'nın sebebi ne? Bir de 1956'nın sebebi ney? Diğerleri zaten belli ama 48 İsrail kuruldu diye çıkmıştır. O zaman yazalım mı kardeşim? Bunun sebebi neymiş? Nazım şey kalem verin bu arada. Ya bu arada son 3 seneden beri KPSS'de ve diğer sınavlarda genel kültür ve tarihte artık ne geliyor? Direkt olarak İsrail-Filistin meselesi geliyor. Hadi başlayalım. 48-49 İsrail Arap savaşırd >> sayalım bakalım. Mısır, Ürdün. Evet. >> Suriye, Lübnan >> Suriye, Lübnan. Evet. >> Irak birleşerek >> Irak birleşerek saldırdı. >> İsrail'e saldırdı. Evet. Bu savaşın temel sebebi ne? İsrail devletinin kurulması. Devam. >> İsrail savaşı kazandı. >> İsrail savaşı kazandı >> ve Filistin mülteci sorunu ortaya çıktı. Mülteci sorunu ortaya. Birçok ülkeye Filistinliler dağılmaya başladı. Ortaya çıktı. Evet. >> İsraili ABD. >> İsrailli ABD. >> İsrailli ABD. İsrail dediğim İsrail. He. >> ABD, SSCB, İngiltere. >> Ha İsraili'i ili ABD, SSCB ve hangisi destekliyor? >> Ve İngiltere'i destekliyor. Bak şimdi ulan hani soğuk savaş dönemindeydik. Bak bakayım bir. >> He bak iç Müslüman olunca Rusya'yı aman hiç kaçırır mı? Bak bak. Güya ikisi de soğuk savaş. Sonra ne olacak biliyor musun? Rusya hatasını anlayacak. Araplara destek vermeye başlayacak. Diyecek ki, "Oğlum biz ikimiz aynı şeyi savunuyorsan nasıl soğuk savaş oluyor bu diyecek." Ondan sonra Ruslar Arapları desteklemeye başlayacak. Peki ne karşılığında? Hadi bakalım. Komünizmi yayma karşılığında. Peki komünizm nasıl Müslümanlar arasında yayılacak? >> E sizde de eşitlik var. Sizde de adalet var. Sizde de gelir dağılımı var. İnfak var. Sadaka var. Zekat var. Bir girecekler oradan. Eee ya e kardeşim siz aynı Russunuz. Aynı komünistsiniz. Siz sizde yeşil sermaye var. Bizde kızıl sermaye var. E öyle yayacaklar. E nasıl olacak? Ondan sonra birçok ülkede Arap sosyalizmi yayılacak. Bunun da adı Baas olacak. Baas. Duydun mu sen haberlerde? İşte Baas Partisi Arap Sosyalist İşçi Partileri kurulacak. Özellikle iki ülkede çok büyük egemen olacak. Suriye ve Irak. Doğru mu? Hatta Libya. O yüzden bu ülkelerde genellikle Arap sosyalizmi ortaya çıkacaktır. Kıymetli dostlar bunu da söylemiş olayım. Bu partinin adı Baas. İleride anlatacağım. Şimdi burası tamam mı? O zaman 48-49 Arap-İsrail savaşının temel sebebi İsrail'in kurulmasıdır kardeşim. Zaten adam kurulur kurulmaz savaşa girmiş. Devam edelim ama bundan sonrası çok kıymet. Hele bu hele bu BM'nin favori sınav sorularından biri. Neden? Çünkü bir mantığı var. Hadi diğerinde 48-49'u sordular ama burası çok farklı. Şimdi günümüzde Mısır birçok ülke tarafından eleştiriliyor. Özellikle Muhammed Mursi zamanında ki yaşanan olayları sizler de biliyorsunuz. İşte Tahrir Meydanı, şu meydanı, bu meydanı millet ikiye bölünmüştü. Kavgalar, dövüşler derken Muhammed Mursi indirildi. Ordu tarafından Abdullah Fettah Sisi geçti. Sisi ile Türkiye'nin arası başlarda kötüydü ama sonuçta Mısır'ın öyle ya da böyle bir refah sınır kapısından dolayı Filistin'e açılan bir yeri var. Amerikan kuklası olduğundan dolayı Mısır yönetimi bu kapıyı hiçbir zaman açamadı. Çünkü İsrail de tehdit ediyor. Şimdi ama bunların bazı sebepleri var. Şimdi bu ülkeler yani bizim Mısır dediğimiz ülke hep savaşmıştır İsrail'e. Yani Filistin davasında en büyük savunuculardan bir tanesi Mısır olmuştur. Ancak Mısır'ın devlet başkanlarının daha sonra değiştiğini ve Amerikan yönetimlerinin kuklaları haline geldiğini görüyoruz. Şimdi bunlardan o daha değişmeyen zamanlarda Arap kültürünü ve Arap sosyolojisini çok iyi bilen artı ülkedeki ve dünyadaki tüm Arapları birleştirme çabası olan Pan-Arabizm'in de özellikle yükseldiği bir ülke olan Mısır'a sizi geri götüreyim. Sene 1950'ler. Biliyorsunuz Süveyş Kanalı diye bir kanal var. 1869 tarihinde İngiltere-Fransa tarafından açılmış. Zamanla bölgede İngiltere egemenliğini daha da güçlendirmiş. Hisselerini satın almış ve Süveyş Kanalı'nda milyonlarca dolar, milyarlarca dolar para kazanıyor. Şöyle bir şey düşünebiliyor musunuz arkadaşlar? Kızılırmak var bizde. Yeşilırmak var. Göksu var. Büyük Menderes, Küçük Menderes, Çoruh. Bunlar hiç ulaşım var. Bunlardan adam yukarıdan aşağı, aşağıdan yukarı gidiyor. Türkiye para almıyor. Neymiş efendim? Zamanında orada bir şirket e bunu açmış, kazısını da yapmış. E o yüzden bu geçiş hakkı ve para ücreti ona verecekmiş. Oldu mu oğlum? Benim toprağımın içinden geçiyor ya. Böyle bir saçmalık olur mu? İşte benim gibi düşünen bir Arap var. Kim o? Cemal Abdünnasır. He adam geliyor. Aynı benim düşündüğüm gibi düşünüyor. La diyor ki kardeşim, böyle saçmalık olur. Süveyş Kanalı diye bir kanal var. Benim ülkemden geçiyor. Benim ülkemde millet Afrika'yı dolaşmadan kısa yoldan Akdeniz'e çıkıyor. Bir de onun parasını ben almıyorum. Bu İngiliz şirketi alıyor. Oldu mu? Olmadı tabii ki. Bunun üzerine Cemal Abdünnasır şirkete el koydu ve kanalı millileştirdiğini yani devletleştirdiğini açıkladı. Ne demek istiyorum? Artık kanal kimin? Tamamen devletin. Peki oradan geçen gemiler artık kime parayı verecek? Devlete. Peki siz İngiltere olarak büyük bir gelirden mahrum kalıyor musunuz? Bu sebeple kalıyorsunuz. Bunun üzerine. Peki İngiltere nerede? Hadi bakalım. İngiltere'nin yerine. Hazır mısın? >> İngiltere nerede kardeşim? Burada. Mısır nerede kardeşim? Süveyş Kanalı nerede? Şurada hangi devlet var? Çok güzel. Peki burası da Mısır. Bu Süveyş Kanalı'nı Mısır millileştirirse İngiltere ve ta uzakta olan Amerika Birleşik Devletleri ne yapacak? İsrail'e hadi bakalım saldır oğlum diyecekler. İsrail ne olmuş burada? Maşa. Heh. Buraya İngiltere ve şey ne olacaktır? Saldır oğlum diyecek. Bunun üzerine İsrail Mısır'a saldıracak. Biliyorsun arada Sina Çölü var. Tabii ki 1956 Arap-İsrail daha sonra Arap dediğim de Mısır-İsrail Savaşı'nı İsrail kazanacak gene. Büyük mücadeleler olmasına rağmen değerli arkadaşlar. Hatta Ruslar burada tavır değiştirip Mısır'ı desteklese bile savaşı yine İsrail kazanacak. Bakalım bu son savaşın iki sebebini soruyorlar. İki bir sebep bir sonucunu soruyorlar. Sınava girdim. Bak bu benim favori sınav sorularımdan bir tanesi. Ben şimdiye kadar şu gelir, bu gelir diyebiliyor muyum? Diyemem. Hep işaretlediğim de gelebilir, işaretlemediğim de. Ama bunu ben herkesin bilmesini istiyorum. Çünkü çok kritik bir andır. 1956 sınava girdin. 1956 Mısır-İsrail Savaşı'nın temel sebebi nedir? Cevap Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdünnasır'ın Süveyş Kanalı'nı millileştirdiğini açıklaması diyorsunuz. Burayı yuvarlak içine alıyorsunuz ve keyfinize sınavda bakıyorsunuz. Şimdi düşünen bir adam bunu hiç bilmiyor. La oğlum oradaki 5 seçenekte 5 ile birbirine yakın gel. Hepsinin %20 şansı var. Ama benim öğrencim 5 saniyede yapacak. Niye? Ramazan hoca bu kadar üstüne durdu. Gitti ÖSYM'den profesör de bunu sordu. Çünkü 56 48'e benzemez. 56 direkt olarak değerli arkadaşlar, sınavlarda 3 defa geldi. Dördüncüsü de gelecek, beşincisi de. Onlardan biri belki de bu sene siz olacaksınız. Ben bunu bilemem ki. Videoları yükte kaldığı sürece her çağdaş nerede sınav sorusu varsa bir numaralı favori sınav sorularından bir tanesi 1956 Mısır-İsrail Savaşı'nın temel sebebidir. Bunu bilmek zorundasınız arkadaşlar. Biliyor muyuz? Şimdi neymiş? Pan-Arabizm'in kurucusu Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdünnasır veya Abdünnasır bir Arapça, bir Türkçe okunuşu. Başla kardeşim. Mısır'ın kanalında >> Cemal Abdünnasır'ın değil mi? >> Süveş >> Süveyş Kanalı'nı >> millileştirmesini üzerine bu savaş çıkmıştır. Üzerine bu savaş çıktı. Evet. Devam et kardeşim. kışkırtmasıyla >> bir daha söyleyeyim. >> İngiliz ve Fransızları kışkırtması >> İngilizlerin ve Fransızların çünkü Fransız da çok az payı vardı. Fransızların İsrail'i kışkırtması etkili olmuştur. Etkili oldu. Evet. >> Savaş İsrail kazandı. >> Evet. İsrail kazandı. Devam. Zaten bütün savaşlar İsrail kazanacak. >> Oğlum bir şey söyleyeceğim. >> Savaşı zaten İsrail değil diğer devletler kazansaydı bugün İsrail diye devlet olur muydu? >> Heh. O yüzden Kudüs böyle olur muydu? Gazze böyle olur muydu? Gene bir uyanıklık var o işte de. Ben onu da anlatacağım yeri gelmişken. Eee, çok bu konuya, Filistin davasına çok böyle şey yapan arkadaşlarımız var. Eğilen, ehemmiyetle eğilen arkadaşlar var. Ama bilmedikleri bir şey var. Onu da zamanınız gelince söyleyeceğim. Birazdan söyleyeceğim. Yani söyle işler söyleyeyim. >> Yok, önemli değil. Sen nereler gitti eller onu söyle. >> SSCB süreçte Mısır yanında yer. >> SSCB Mısır'ın yanında yer aldı. Oğlum niye kısaltmıyorsun lan? Ağzımla. >> Ee, devam et. Ben nereler alındı diyorum. Bak sen hala aynı yerdesin. >> Oğlum 1956 Mısır-İsrail savaşıın bir şeyi yok mu? Hiç kimse bir şey almamış mı? >> Fransa kalıyor işte. Fransız da çıkart >> lan. Nazım kurban olum. Ne Fransa? Fransa'nın ne işi var orada? İsrail Mısır savaşı'ndan bahsediyorum. Ben diyorum ki sana Mısır nereye aldı? Bu savaşta bir yer aldı mı? >> Almadı mı? İddia ediyorsun böyle. Peki tamam. >> Evet bu kalıyor. Sizlere soruyorum o zaman. 1956 Mısır-İsrail Savaşı'nın sonunda bir yerler alınmış mı alınmamış mı bakacağız. Tamamışımsız şimdi gel buraya. Lütfen son yazdırdığına Nazım'ın dikkat edin. Nazım çok önemli bir cümle yazdırın farkında değilsin. Söyleyeyim mi ama farkında olmadığın? Hangi devlet Mısır'ın yanında yer almış? >> He o zaman SSCB Mısır'ın yanında yer aldığına göre ben hangi dönem işliyorum? Soğuk Savaş. Mantıken Amerika hep ne tarafta? İsrail tarafında. Bu tarafa o zaman kimler geçiyor? Rusya. Peki

Ne yayılıyor dedim sana? Arap sosyalizmi. Çok güzel. Hangi partiler kurulmaya başlanıyor Arap dünyasında? B A S yani kısaltma olarak Baas. Ne demek? Arap Sosyalist Partisi. Peki dikkat dikkat dikkat. Hiç Amerika bunu ister mi? Evet. İsrail'in yanında yer alması sebebiyle dünyadaki Araplar artık Amerika Birleşik Devletleri'nin durumunu sorgular hale geldi. O Dünya Savaşı'nda gösterdiği olgun tavrın gösterilmediğini ve emperyalist politikaların İsrail ile yürütüldüğünü anladı.

Bunun üzerine bütün dünyadaki Arapların, özellikle Amerika'nın İsrail'e yardım etmesinden duyduğu hoşnutsuzluğu bilen, o dönemin devlet başkanı hatırlayın ve o dönemin en büyük devlet başkanlarından biri olan, iki defa üst üste Amerikan başkanı seçilen, hatta 1943'teki Normandiya Çıkartması'nı yapan Amerikalı ünlü general bir doktrin yayınladı. Bakın tarihe lütfen dikkat edin. 1957. Savaş ne zaman yapılması lazım? 56. E aradan bir sene geçmiş. Anladınız mı meseleyi? Ey Arap ülkeleri, ey Arap ülkeleri, siz Rusya'ya kalkmayın. Biz bu İsrail meselesini öyle ya da böyle aramızda çözeriz. Paraya ihtiyacınız var mı? Gelin para vereyim. Ey Arap ülkeleri, bak ne dedi. Ey Arap ülkeleri.

Sonra işin içine Türkiye gibi farklı Arap olmayan ülkeler de girince onu değiştirdi. Ne yaptı biliyor musun? Tüm Ortadoğu ülkeleri. Peki Türkiye Ortadoğu ülkesi midir? He. Evet. O zaman biz de bu paradan yararlanacak mıyız? Türkiye o kadar güzel stratejik bir ülkede mi? Karadeniz biz, Akdeniz biz, Ortadoğu, Avrupa, Asya. Yemin ediyorum var ya beş kıtaya yardım yapılsa beşini birden alırız. Yemin ediyorum. Hah. Türkiye'de o zaman aynı zamanda orada doktrinden yararlanmış mı? Gene 1957. Hatta Menderes döneminde buradan gelen ekonomik yardım da Türkiye'ye gelmiştir. Aynı Eisenhower doktrini. Amacı neymiş? Ortadoğu ülkelerini kendi yanına çekmek istiyor. Hangi devlet? Amerika Birleşik Devletleri çekmek istiyor.

Şimdi burada aynı Eisenhower doktrinin mantığını anlamanız lazım. Buradaki bu sınav sorusu olarak gelmiştir. 1956 Mısır-İsrail Savaşı'ndan sonra Amerika'nın hangi başkanı bir doktrin yayınlayarak dikkat, Ortadoğu ülkelerine para ve teknik konusunda, parasal, mali ve teknik konularda yardım etme kararı almıştır? Bu doktrinin adını soruyorlar. Eisenhower doktrini. Soruyu değiştirdim. 1957 yılında Amerika başkanı Dwight D. Eisenhower'ın yayınladığı doktrin aşağıdakilerden hangisiyle ilgilidir? Cevap: Ortadoğu ülkelerine maddi, manevi her şekilde yardım etmek. Bu bir kere şunu bileceksin. Eisenhower doktrini ne demek? Ortadoğu. Bak oradaki temel ismi bir daha söylüyorum. Ortadoğu. Bunu bilirsen soruyu tak diye yaparsın. Ortadoğu doktrin. İkisi de ne? Doğru yapar mıyız sınavda? Yaparız. Güzel. O zaman ben de onu bir yazayım kardeşim. Eisenhower doktrini dedik. Bölgenin, yani kastedilen yerin Ortadoğu, SSCB etkisine girmesini engellemek amacıyla çıkarıldı. Bölge ülkelerine ekonomik ve askeri yardımlar yapıldı. Yardımlar yapalım. Kardeşim o ülkelerde biraz sıkıntı var sanki. Söyle bakayım. Doktrini kabul eden ülkeleri sayalım. Türkiye. Lübnan. Afganistan. Irak, Mısır. Tunus. Pakistan ve İsrail. Ancak bunlar arasında bir tanesi olmayabilir. Öğrenciye bırakacağım. Türkiye, Lübnan, Afganistan, Irak, Mısır, Tunus, Fas ve Pakistan'dan belki bir tanesi yanlış yazmış olabilir. Ona bir dikkat edelim. Çünkü benim içime sinmedi bura. Her ülke yayınlamadı. Bazı ülkeler direkt karşı. Girmeyenlere baş. Girmeyenlere söyle bakayım. Hayır, orada da yanlışlık var. Suudi Arabistan. İşte bakacağız. Söyle bakalım. Suudi Arabistan. İşte bilemiyoruz. Ona bir bakmak lazım yani. Eisenhower doktrinin şeyine bakmak lazım. Ne derler ona? Yayınlanan, yani yararlanan ülkeler veya destekleyen ülkelerle desteklemeyen ülkeler. Milli Eğitim Bakanlığı kitabında da yanlıştı. Ona bir şeyden bakmak, Firooz Namdar'dan bir daha bakmak lazım. Çünkü önemli bir konu. Aşağıdakilerden hangisi Eisenhower doktrinden yararlanan ülkelerden biridir veya desteklemeyen bir ülke der. O yüzden çıkan sınav sorusu bizi yanıltabilir. Buna bir bakalım tekrardan. En son şeyde ona bakmamız lazım. Burası sanki benim hiç işime esmedi. Şu yani yararlanan ülkelerle karşı çıkan ülkeler acaba terslik var mı? Tamam mı? Ona bir bakacağız. Hazır mıyız Nazım? Burası tamam mı? Eisenhower doktrinle beraber.

Şimdi buraya kadar, yani ilk iki satır kıymetli. Buraya kadar bir tekrar yapıyorum. Dokuz buradan gelmiş. Sonuç sınav bir, iki, üç. Baas geldi dört. İleride Filistin sorularıyla ilgili iki soru daha geldi. Altı. Mısır geldi yedi. Türkiye geldi sekiz. Kırk dokuz, elli, kırk sekiz, kırk dokuz savaşı geldi. Dokuz, elli altı, üç defa geldi. On iki soru gelmiş sadece şuradan. Tamam mı Nazım? O yüzden ikisinin toplamı yirmi bir soru gelen bir yeri işledim şimdiye kadar. Çok büyük bir oran bu arada. Çağdaş'tan hem az soru geliyor hem de gelişen yerleri dikkatli incelemek lazım. Hadi bakalım başlıyoruz. Hazır mıyız? Bir soğuk savaş. Hangi iki devlet? ABD, SSC. İki taraflı bloklar oluştu. Doğu, Batı. Dünyanın ikiye ayrıldığını kim söyledi? Harry Truman. Ne dedi? Dünya artık ikiye ayrıldı. Siyasi. Ben iki Dünya Savaşı'ndan zarar gören, savaşa girsin veya girmesin, ne yapacağım? Ekonomik yardım yapacağım. Bunun için de benim adamımı, yani Dışişleri Bakanı Marshall'ı görevlendirdi. Marshall bir plan yaptı. Ülkelerin ihtiyaçlarına göre onlara ne yaptı? Ekonomik bir yardım planı sundu. Daha sonra biliyorsunuz Batı askeri bir teşkilat kurdu. Normalde ismi Batı Avrupa Birliği'ydi. Daha sonra ne oldu? İsmi NATO'ya dönüştü. NATO nedir? Askeri bir teşkilattır. Açılımını sordular. Neydi? Kuzey Atlantik Savunma Anlaşması veya Kuzey Atlantik Savunma Örgütü. Geldik buraya. Doğu bütün komünist nece partiler birleşti. Kominform. Comecon özellikle neydi? Ekonomik anlamında. Ama dikkat, en çok sorulan bu. Çünkü NATO günümüzde devam ettiği için herkes onun bir askeri ittifak olduğunu biliyor ama kimse şunu bilmiyor değil mi? Şimdi bakıyorsun Varşova Paktı. Hiç oradan askeriyle alakalı bir şey çıkar mı? Balkan Paktı, Sadabat Paktı gibi. Yani burada çıkmıyor. NATO'da çıkıyor. NATO'nun askeri şey olduğunu artık ama bundan çıkmıyor. O yüzden neyi en çok soruluyormuş? En çok sorulan soru neymiş? Heh. Bir de nasıl geliyordu sorular? Hangisi Doğu Bloku'nda? Hangisi Batı Bloku'nda? Geldim buraya. Yugoslavya'nın önemi şudur. Tito denilen bir adam var. Yugoslavya lideri Tito. Amerika Birleşik Devletleri'ne yakınlaş. Dikkat, Kominform'dan çıkarılan ilk ülke Yugoslavya. O zaman ben bunu komple bilmek zorunda mıyım? Çıkan bir sınav sorusu mu? Evet. İkisi daha gelmedi ama burada şunu bilin. Alexander Dubček neymiş şeyi? Evet. Ben de komünistim ama birazcık insancıl olalım demiştir. Ama burada Dubček'ten dolayı bunun Çekoslovak olduğunu her öğrencimiz yapar. Heh. Geldik buraya. Avrupa Konseyi ayrı bir şeydir. Avrupa Birliği ayrı bir şeydir. Avrupa Konseyi'ne Türkiye üyedir. Ama Avrupa Birliği'ne üye değildir. Çünkü Avrupa Birliği, Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu adında kurulur. Robert Schuman'ın önerisiyle. Daha sonra 1957 Roma Anlaşması dikkat, Avrupa Ekonomik Topluluğu adını alır. 1980'lerde Avrupa Topluluğu, 2000'li yıllardan itibaren de adını Avrupa Birliği olarak değiştirecek. Bu arada her değişme bir anlaşmayla yapılacak. Artı her anlaşmada da üye sayısı artacaktır. Dikkat. O zaman ilk kurulan teşkilatın adı neymiş kardeşim? Bir daha söyle. A K Ç. Daha sonra adı ne olarak değişti onun? A E T. AT. Hangi anlaşmayla kuruldu? Roma. Bunların hepsi çıkan sınav sorusu. Hepsi.

Geldim. İsrail. Bir bu sorun, yani Filistin sorunu diye adlandırdığımız zaman bana göre, bizlere göre ne dememiz lazım? Aslında bu İsrail sorununu başlatan olay ne? 1957'deki Balfour Deklarasyonu'dur. O Filistin bölgesine Yahudi göçüne izin verilen belgenin adı. Bu çoğunluk planı, efendim azınlık planı size sorulmayacaktır. Ama İsrail-Filistin meselesinden bir soru çeşidi vardır. Buna dikkat etmeniz lazım. Aşağıdakilerden hangisi İsrail ile Filistin arasında geçen tüm tümünü düşünce işte oluşan kavramlardan biri değildir diyecek. A) El Nakba. Yani bu sorunu ilgilendiren bir kavram. Nakba var mı? Var. Çünkü Filistinliler'in İsrail'in kuruluşunu felaket günü olarak nitelendirdi. B) İntifada. İntifada ileride geleceğiz. Filistinlilerin İsraillilere hani hatırlayın çocuklar böyle taş atıyorlar ya. O direnişe verilen isim neymiş adı? İntifada. Uyanış demektir. İşte C) Azınlık planı. Var mı kardeşim? Var. İleride Kral Faysal Planı, Reagan Planı, Filistin Kurtuluş Örgütü, FKÖ, Hamas. Bak bunların hepsi neyle ilgilidir? İsrail-Filistin sorunuyla ilgilidir. Mesela bunların haricinde bir tane tarafa EOKA yazacaklar. Halbuki EOKA bir Rum örgütüdür. Bizim Kıbrıs'taki mücadele et veya Akritas Planı yazılacak. Gene Rumlarla alakalı. Bizimle alakalı. Veya Kardak Kayalıkları yazacak. Ne ile alakalı? Gene bizle alakalı. Veya ASALA yazacaklar. ASALA'nın var mı bunlarla bir alakası? Yok. Veya veya veya diye gidiyor. Enosis yazacaklar. Enosis kavramının e Filistin-İsrail'le bir alakası var mı? Yok. Anladınız mı? O yüzden kavramlara dikkat edelim. Şu ana kadar üç kavram, dört kavram öğrendiniz. Balfour Deklarasyonu, azınlık ve çoğunluk planı ve El Nakba'yı öğrendiniz. Hazır mıyız kardeşim? Burası tamam.

Geldik buraya. Geldik buraya. İlk tanıyan ülke abi. Ancak ilk tanıyan Arap ülkesini çok soruyorlar. Anlaşma yaptığı için de. Evet. Bir de ileride en çok mücadele eden bu olacak ama ilk tanıyan Arap ülkesi Mısır olmak zorunda kalacak. Toplumun çoğunluğunun Müslümanların oluşturduğu ülke. Soru böyle gelmiştir. Cevap da Türkiye'dir. El Nakba'nın ne olduğunu anladık mı kardeşim? Seninle benim tanıştığım gün yani felaket günü ordaki geldi. Gelsin Muratcığım değil mi? El Nakba. Geldik buraya.

Şimdi bu sınav sorusu geldi. Nasıl geldi? 1948-49 Arap-İsrail Savaşı'nın temel sebebi nedir diye geldi. Cevap neymiş? Tabii ki İsrail'in kurulması. Çünkü İsrail'in kuruluş tarihi kaç kardeşim? İsrail'in kuruluş tarihi 1948. O zaman bu savaşın da temel sebebi neymiş? İsrail devletinin kurulmasıdır. Herkes destekliyor bu arada İsrail'i. Herkes ama Araplara Ruslar daha sonra Arapların yanına geçecekler. Çünkü Soğuk Savaş dönüyor. Lan ikisinin aynı şeyi desteklediği nerede görülmüş? Bunun üzerine Arap-İsrail Savaşlarında SSCB eksen değişikliği yapacak. İsrail'i artık desteklemeyip kimi desteklemeye başlayacak? Arapları. Araplarda da ne yayılacak? Arap sosyalizmi. Arap sosyalizminin partisel anlamdaki adı, kısaltma adı B A S Baas. Baas Partisi'nin iki ülkede çok önemli. Suriye, Irak ve Libya'da önemlidir. Artı Arap sosyalizminin yayıldığı ülkeler daha da fazlalaşacak. Artı tabii ki ve tabii ki değerli arkadaşlar buradaki en önemli mücadeleye geliyorum. 1956. Şimdi bunu çok yakın bir zamanda sordukları için şuna bir tekrar dikkat etmeniz lazım. Çünkü bununla 57'deki doktrin birbirine çok ilişkilidir. Niye? 1956'da Mısır ile İsrail kapışacaklar. Dikkat. Ancak Mısır-İsrail kapışmasının temel sebebi birbirlerine karşı değil. İsrail'in Mısır'a saldırması. E hocam nasıl oldu bu? Çünkü Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdülnasır Süveyş Kanalı'nı millileştirdi. Peki Süveyş Kanalı kimin elinde? %94 hissesi İngiliz'in. %6 hissesi Fransız'ın. Bunun üzerine İngiltere, Fransa saldırdı. Oğlum dedi İsrail'e. İsrail Mısır'a saldırdı. Böylelikle 1956 savaşı çıktı. Dikkat. Size bu savaşın çıkış sebebini soracaklardır. O da neymiş kardeşim? Cemal Abdülnasır'ın Süveyş Kanalı'nı millileştirmesi. Var mı sıkıntı?

Geldim buraya. Peki Ruslar mantıken Arapların içinde sosyalizmi yayıyorsa? Mantıken Amerika Birleşik Devletleri Arapları kaybetmemek amacıyla Dwight David Eisenhower. Nereden hatırlıyoruz bu adamı? Normandiya Çıkartması'nı yapan ünlü Amerikalı general. Ardından Truman'dan sonra başa geçecek. İki dönem üst üste ne yapacaktır? Amerikan devlet başkanlığı yapacak ve bu adam aynı zamanda Eisenhower doktriniyle ünlenecektir. Ortadoğu ülkelerine ne yapacaktı? Yardım edecekti. Bu ülkelerden yararlananlar evet çoğu doğru orada ama sanki birkaç tanesi hata olabilir. O yüzden ona bir dikkat ettireceğim. Hangi ülkeler yararlanıyor? Hangi ülkeler direkt karşı, mesela reddediyor, almıyor. Mesela Türkiye çok büyük eleştiri yemiştir. Bu yüzden bir daha söylüyorum. Adnan Menderes'in sağ görünümlü, sağ eksenli bir parti olmasına rağmen Amerika'nın buradan bir para yardımı yapması inanılmaz derecede rahatsız edilmiştir. Aynı zamanda Eisenhower doktrinden Türkiye yararlandı ama çok da istenmedi onu da söyleyeyim. Yani çok ülke içinde de çok istemeyen oldu. Yani ne işimiz var İsrail'in, İsrail'e karşı sanki kendimizi şey yapıyoruz. Bir suç. Zaten ilk tanıyan biz olduğumuzdan dolayı bayağı bir sıkıntı vardı. Adnan Menderes'e bayağı bir karşı çıkan oldu. Yani bu doktrini karşı çık, şey yapma diye. Ne derler ona başkan? Halbuki biz ta 1941'de ödünç ve kiralama yönteminden adamlardan borç para almıştık. Adamlar da bize sırf şey olabilmek için, Türkiye'yi ele geçirebilmek amacıyla şey anlamda, ekonomi iktisadi anlamda ne yapmışlardı? Hatırla ya Türkiyeciğim ya, sen 4,5 milyon dolar ver bana, saat 93,5 95,5 milyar milyon dolarını sileyim dedi. Tuttu bize Marshall Planı'ndan para verdi. Tuttu NATO'ya Menderes zamanında girdik. Kore'ye asker gönderdik derken Amerika'yla artık var ya oh enişte kayın olduk. E o saatten sonra adam her doktrini çıkarttığında ne oluyor? Sen ya sen mecbur kabul etmek zorunda kalıyorsun veya onu tanıyan ilk ülkeyi bak kabul etmek zorunda kalıyorsun. O yüzden Amerikan ama bizi Amerika'nın tabiri caizse kucağına iten Stalin'dir. Stalin. Stalin efendi. Sen Gürcülere, Artvin'i, Bitlis'i, Van'ı, onu bunu, Ermenilere şunu bunu isteyeceğine, Kars'tan Batum'u geri isteyeceğin ve boğazları isteyeceğini istemeseydin, istemeseydin, Montrö'de değişiklik yapılmasını talep etmeseydin, biz bunların hiçbirini yaşamayacaktık. Anlaşıldı mı kardeşim? O yüzden bunları da bilmek lazım.

Geçiyoruz. 1967'ye devam ediyoruz. 5 dakikalığına bir ara verdik. Çünkü buraya kadar anlattığım soru en ağırlık soru gelen yerdi. Kaç soru gelmiş şimdiye kadar? 21 sorunun sınavda geldiği yerdi. Şimdi oradan devam ediyoruz. Evet, devam ettik. 1967 Arap-İsrail Savaşları. Nazım sen de biliyorsun ki kaç gün sürdü bu? 6. Şimdi diyeceksiniz hocam bir savaş 6 gün sürer mi? Bazen bir gün sürer ki Muaz gibi. Bazen 2 saat süren savaşlar da var. Burada 6 gün sürmesi artık ekonomik anlamda ve askeri anlamda İsrail'in ne kadar güçlendiğini ve destek gördüğünü de aslında bize göre en büyük gerekçelerinden bir tanesidir. 6 Gün Savaşları yine İsrail kazanacak arkadaşlar. Ama burada bambaşka bir şeyden bahsedeceğiz. Bugün Filistin devleti'nin kurulması istenen ve bütün İslam ülkelerinin başta olmak üzere tek şartı 67 sınırlarına geri dönmektir. Yani açın atıyor Birleşik Arap Emirlikleri'nin Dışişleri Bakanı, 67 sınırı der. İşte bizim Cumhurbaşkanımız 67 sınırı. Efendim Suudi Arabistan Prens Selman der ki 67. Niye 67? Çünkü 67'de İsrail Filistin topraklarının dört katına çıkarttı. Yani ne demek istiyorum? Gazze'yi, Doğu Kudüs'ü, Ramallah'ı, Şeria'yı, Nablus'u gibi yani salıyor. Buraların hepsini yavaş yavaş aldı. Hatta çok ünlü bir harita vardı. Sizler de bilirsiniz. İşte ilk İsrail devleti kurulduğunda 1956'da, 67'de böyle gider ve günümüzde diye arkadaşlar orası işte bütün şey burada oluyor. Yom Kippur. Bu Yom Kippur'un, yani Yom Kippur'dan bir önceki savaşta her şey orada belli oluyor. O yüzden 1956 sorusundan sonra soru olarak gelirse ne gelebilirse, niye hala bugün Türkiye başta olmak üzere İslam ülkelerinin İsrail'e sunduğu en büyük hani ne derler ona teklif 67 sınırlarına herkesin geri dönmesi. Bu ne demek biliyor musunuz? Eğer bugün İsrail o teklifi kabul etse toprakları 1/3'e düşer. O yüzden İsrail buna yanaşmıyor yani. Çünkü burada büyük kazanım sahibidir. Nazım şu bezi ver bakayım bana. Bez diyoruz artık. Farkındasın değil mi? Şunu ben bir sileyim. Kendi barkamı yaratabilirim. Doğru söylüyorsun. Ramazan. Mr. Ramazan. He. Mr. Ramo tozu havada yakalar. Ha sloganımız bu olsun mu? Ya kardeşim bu kırmızı da nasıl bir şey ya Murat değil mi? Silinmiyor. Sen nasıl siliyorsun benden sonra tahtayı? Bir de bu tahtanın silinmesi var. Yarım saat sürüyor. Sağ kollu. Evet. Evet. Aynen. Hadi başla bakalım Nazım Efendi. 1967 Arap-İsrail Savaşı kısaca yazdır. Yardım. Yazıyorum. Filistin'e yardım etmesi sonucu savaş başlamıştır. Evet. Katıl yazı. Evet. Tabii ki yazıım. Mısır, Ürdün, Suriye. Mısır, Suriye, Ürdün. Evet. İsrail'e karşı savaşmıştır. İsrail'e karşı savaşmıştır. Evet. Devam et Nazım. İsrail savaşı kazanmış. İşte buraya dikkat. İsrail savaşı kazandı. Evet. Suriye Golan Tepeleri. Şimdi bak burayı nereye alıyor? Suriye'den Golan Tepeleri. Çok önemli. Evet. Kudüs'ü. Doğu Kudüs'ü. Devam. Sina Yarımadası. Mısır'dan ise Sina Yarımadası ve Gazze'yi ele geçirmiştir. Gazze'yi ele geçir. Bayağı topraklarını genişletti mi? Bak Suriye'den aldı Golan'ı. E Mısır'dan da Sina'yı. Filistin'i kendi içinden Doğu Kudüs'le beraber Gazze'yi de aldı. E baktığın zaman o zaman bu 1967 Arap-İsrail Savaşı'nda özellikle bir kere daha söylüyorum. Herhangi bir gün bir sınavda İslam ülkelerinin özellikle İsrail'den en büyük talebi nedir? 67 Savaşı'nın öncesindeki sınırlara İsrail'in geri gelmesini ister. İsrail peki bunu yapar mı? Asla. Buralara yerleşip özellikle Yahudi yerleşimcilere yer açmaya devam etmektedir. Not kısmına gelelim arkadaş. Filistin davasının en sorgusu. Evet. Şimdi bu zamanlarda bir adam ortaya çıkacak. Bu adam özellikle El Fetih diye bir örgüt kuracak. Filistin'e. Değerli arkadaşlar, Filistin'in dayanışmasını artırabilmek amacıyla Yaser Arafat. Bu adama dikkat. Hiç daha gelmedi ama gelecek. Yaser Arafat çünkü demek Filistin sorunu ya da Filistinlilerin en büyük kabul ettiği liderlerden biridir. Evet. Birçok lider vardır orada. Şeyh Ahmet Yasinler var. İşte en son mesela Yahya Sinvarlar var. Sizler de görüyorsunuz. Birçok insan Filistin tarihinde gelip geçmiştir. Ama Yaser Arafat'ın durumu biraz daha farklıdır arkadaşlar. El Fetih'i kuracaklardır. Hatta ileride El Fetih'in karşısına Hamas kuracaktır. Bugün Hamas'la ilgili en büyük iddialar genellikle ne olmuştur? İşte El Fetih Filistin hareketini örgütlerken Hamas'ı genellikle İsrail'in kurdurduğu çok gündemdedir. Doğru mu? Ta kurulduğundan bu yana bitmeyen bir tartışmadır bu. El Fetih'in karşısına kurulduğu için. Ama evet, benim bir saatten sonra siyasi bir hüviyeti de var sonuçta. Bu bir parti. Bu bir parti. Bizim günümüzdeki partiler gibi bir parti. Ama bunu kurucularının ve kurduklarının ve arkasındaki gücün hep İsrail olduğunu söylerler. Amaç şudur burada. Hamas eylem yapar ve bu eylemin sonucunda İsrail oraya girer, eylemi bastırmak için ve o bölgeyi alarak genişletir. Böylelikle bütün saldırılarının sonucunda o bölgeler hep kaybedilmiştir. Örnek en sonki olay hatırlıyoruz değil mi? He. Tamam. Nasıl oldu peki? İlk yıllardan beri zulüm var. O ayrı konu ama Hamas ne yaptı? Oraya saldırdı, savaşı başlattı. Doğru mu? Bütün mantığa bakın lütfen. Önce bir gazete haberi okuyorum size. İşte Hamas bilmem bilmem bilmem ne gitti. O paratonerle falan saldırdı. İşte ondan sonra da İsrail operasyonlarına başladı. Zaten İsrail ne arıyor? Ufacık bir şey olsun da hani ben oraları zaten işgal edeyim. Bunu gerekçe istiyor. Bugün İsrail dünya kamuoyuna hep aynı görüntüyü vermiyor mu? Görüyorsunuz bak onlar bize bunu yaptı. Biz hiçbir şey yapmıyorduk demeye getiriyor. Lan oğlum yıllardır o zulmünüz sürüyor zaten. Kudüs'te Mescid-i Aksa'ya giden dövüyorsunuz, sövüyorsunuz. İnsanları gereksiz yere yolda giderken katlediyorsunuz. Soyguna çeviriyorsunuz. E şimdi bunları hiçbiri göz ardı etme. Batı dünyasının anlayacağı şekilde gördünüz mü? Paratonerler havalandı mı? Kim vurdu? Hamas vurdu. Hamas kimi temsil ediyor? Filistin'i temsil ediyor. Hadi Hurra. E şimdi ondan sonra Gazze'nin halini görüyoruz. O yüzden hala bu tartışma kısır döngü tarafından gider. Ne demek istiyorum? Hamas İsrail devleti kurdurdu veya İsrail ajanları tarafından desteklendiği hani kendisinin alacağı istediği bir bölgeye onları saldırttırarak, Hamas'ı saldırttırarak ne yapmasını sağlamak? O bölgeye İsrail'in girmesini ve İsrail'in bölgedeki genişleme siyasetini güttüğünü söyler bazı akademisyenler. Bunlar arasında Filistinli akademisyenler de vardır. İsrail akademisyenler de vardır. Ben tartışmanın tamamen dışındayım. Yoksa o onu yapmış, bu bunu yapmış. Mümkün değil. Burada da insanlar cihat yapıyorlar. Hani o kendilerine baktığınız zaman ama El Fetih ilk hareketin öncüsüdür. Bunu da böyle bilmek lazım. Başında kim var kardeşim? Yaser Arafat var. Dikkat çu adama. Kendisi vefat etmiştir ama Yaser Arafat'ı bilmeyen özellikle yeni 2000 doğumlu arkadaşlar için görsellere bir bassınlar. Yaser Arafat'ı belki 32 günde, bazen belki bir belgeselde de denk gelmiş olabilir. Çünkü Filistin hassasiyeti olan gençlerimiz çok fazla. Bugün eylemler yapılıyor. Türkiye'nin dört bir tarafında, dünyanın dört bir tarafında. Hatta ben her zaman size şunu söyledim. Dünyanın geneline baktığımız zaman ki bunların çok azı Türkiye'de ekranlara gösteriliyor. En az protestoların yaşandığı yer İslam ülkeleridir. Kim ne derse desin. Bazı İslam ülkelerini geçiyorum. Nüfus kalabalığından dolayı eylemler de kalabalık oluyor. Örnek Endonezya ya da Malezya. Şimdi oralarda bir eylem olduğu zaman haberlerde olmuyor. Ne zaman Hristiyanlar bir eylem yaparsa örnek Londra yürüyüşü, Almanya'da Berlin'de ya da işte Hollanda, Amsterdam'da fark etmez. Oralardakiler haber ediliyor. Halbuki Uzakdoğu Asya'da da birçok Müslüman ülkede bunlar protesto ediliyor ama ekranlara getirilmiyor. Bakın bizzat burada basının kendi kendine uyguladığı sansür de var. Bu sansürü delecek olan tek bir kuruluş vardı. TRT. TRT ne yapacak? Anadolu Ajansı veya diğerlerinin almış olduğu bilgilerin tamamıyla vermek zorunda. Dünyada sadece Hristiyanların yaptığı protestoları getirirsen, İslam dünyasındaki ayrılıkçı ve ayrılmış düşünce ve ifadeleri sen resmen o insanlara empoze ediyorsun. Ne diyorsun? Bakın görüyorsunuz Hristiyanlar ayaklanıyor. Bir tane bile ne yok? İslam dünyasında hareket yok. Hayır var ama sen orayı göstermiyorsun. Orayı göstermiyorsun. Bütün mesele bu. Ha İslam dünyasında bana göre Hristiyan dünyasına göre daha az protesto olmuştur ya da daha kalıcı olmamıştır. Mesela Selik diye bir takım var biliyorsun İskoçlar. Adamlar her yeri şey yaptı. E kardeşim şuradaki bir Filistin bayrağı götürüyorsun. Salıyorum. Ya da o bayrak üzerinde de birçok tartışma var. İşte Şerif Hüseyin'in işte isyan bayrağı falan diyor. Alakası yok da neyse o konuya girmeyeceğim. Ama şu var. Filistin davası Türkiye'nin 90'lardan sonra çok ilgilendiği bir davadır. Sebebi de 1978'de birazdan anlatacağım Camp David Antlaşması'yla Mısır'ın İsrail'i tanımasıyla beraber artık o davadan Arap dünyasından Mısır çekildi. Mısır çekilmesi ne demek? Ürdün'ün gücü yeter mi İsrail'e? Lübnan'ın gücü yeter mi İsrail'e? Artık sorun biraz da ülkemizin sol kuşağının da sağ kuşağı değil buraya da lütfen dikkat edelim. Sol kuşağının da sahiplendiği bir şey olmuştur. Çünkü bütün mesele emperyalizme karşı savaştır. Ha o yüzden bizler de ne diyoruz her zaman? 67 sınırı asıl olan sınırdır. Çünkü dört yer gidiyor. Golan Tepeleri ilhak ettiler daha günümüzde. Şu an ne oldu? Golan Tepeleri bugünlük gitti Suriye'nin elinden. Bakalım ileride neler olacak. O zaman Yaser Arafat diyorum. Bu adama dikkat. Görsellerden bak. Yaser Arafat'ı karşısına ne diyorum başkan? El Fetih diyorum. Anlaştık mı? Buraya dikkat. Bu arada biraz önce Hamas'la ilgili söylediklerim de yanlış anlaşılmasın. Tekrardan keps yapıp düşüyor. Ben sadece El Fetih'in karşısına kurulduktan sonraki söylenen söylentiyi söylüyorum. Yoksa o değil. Bir de bunu ısrarla Hamas'ın saldırılarını sanki İsrail saldırmıyormuş gibi gösterip sadece Hamas'ınkini göstermelerini kınıyorum. İkincisi bunu da İsrail'in çok iyi kullandığını düşünüyorum. Doğru mu? Yani adam aslında kendinecek cihat ve vatanı korumak için yapsalar da İsrail Hamas'ı dünyaya terör örgütü olarak kabul ettirdiğinden dolayı Nazım. O yüzden de ne oluyor? Onun yaptığı her eylemi bir terörizm eylemi olarak düşündürüyor. Yani bir vatan savunmasıyla alakadar olmadığını düşünüyor değerli arkadaşlar. Onu da size söyleyeyim. Evet, Türkiye'de bu arada çok Filistinli genç var. Onu da size söyleyeyim. Birçok eğitim kademesinde şu an eğitim alıyorlar. Hatta bugün beni dinleyen arasında Filistin kökenli arkadaşlarımız da var. Bunu da size söyleyeyim. Yani var. Gazze'den birçok şey geliyor bana. İşte o bölgelerden birçok sağ olsunlar hani şeyler de gönderiyorlar. Çünkü unutulmaması isteniyor. Çünkü Filistin Türkiye'nin özel davalarından biridir. Kıbrıs gibi. Sebebi de İslam'la alakalı olan Kudüs'ün orada olması. Peygamberin miraca yükseldiği yer kabul edilmesi. Üç semavi dinin sadece bizi ilgilendirmiyor. İşte burada sıkıntı şu. Hristiyan, Müslüman bu konuda bir olamayınca bu iş Yahudiye kalıyor. Mesela bugün Hristiyan dünyası ve Müslüman dünyası bir olsa o bölgede Yahudinin bu kadar etkinliği söz konusu dahi olamayacak. Ama nerede o eski Hristiyanlar? Her zaman söylüyorum ya. Ne olduğunu haç seferlerini başlatıyordunuz bize. Doğru mu? Evet. Yom Kippur.

Şimdi gelelim bir başka olaya. Yom Kippur ne demek? Herkes bir araştırsın baksın. Tamam. Yom Kippur ne demek? Murat araştır bakayım. Yom Kippur ne demek? Böyle bir isim var. Sence sence bu isim bir bir diğerlerinde hep tarih verdik. Doğru mu? Ya da 6 Gün Savaşı dedik. Ama Yom Kippur ne demek? Ya bu savaşın 1973'teki çıkış nedeni ve çıktığı tarih ve çıktığı zaman çok kıymetlidir. Onların Ramazan'ıdır. Onların Ramazan'ında Filistinliler dünyaya duyurabilmek amacıyla çünkü ileriki zamanlarda birçok eylem olacak. Filistinliler mesela uçak kaçıracak, gemi kaçıracak. Evet, orada insanlara zarar vermeyecek ama Filistin davasını dünyanın unutmaması amacıyla birçok sansasyonel eylemler yapacaktır ki bunlardan birkaçı da Türkiye'de yapılacaktır arkadaşlar. Zarar verme maksadıyla değil. Dünyaya böyle bir olay duyurma maksadıyla. Ama bu da neye sebep oluyor? Bir şey yaparken bir şey de ne oluyor kardeşim? Sorunu çözmeye çalışırken yeni sorunlar ortaya çıkarıyor. Bak bir daha söyleyeyim. Sorunu çözmeye kalkarken ne olur? Bazen hayat yeni sorunlar çıkartır sana. Halbuki sen PS'yi çözdüm zannedersin. Birazdan Hindistan-Pakistan muhabbetini anlatacağım. 73 Yom Kippur onların Ramazan ayıdır. Aynı bizim gibi oruç ayları. Orada savaş çıktı. O yüzden bunun öcünü almak isteyen İsrail her Ramazan ayında dikkat ederseniz Ramazan'ın ilk gününden son gününe kadar saldırır. Bunun sebebi 1973 Yom Kippur'dur. Bilmeyen arkadaşlar için söyleyeyim. Bu sene Ramazan ayı hangi ay? Şubatın 19'unda başlıyor. Allah korusun. Rabbim vermesin. Ama işte şimdi Gazze barış süreci oluşturuyor, kurul oluşturuluyor. Belki bir asker göndereceğiz orada. Aynı şey Birleşmiş Milletleri gönderdiğimiz gibi. Ama arkadaşlar ben gene hiç umutlu değilim bu konuda. Yani olmasın tabii ki ama Ramazan ayında muhakkak ki insanlar o bölgelerde camilere, kutsal yerlere Müslümanlar olarak gitmek istiyor. Bunları engellemek isteyen bir İsrail var. O yüzden tekrardan Ramazan ayında baskı ve zulmü şiddeti arttırıyorlar. Bunun peki sebebi ne? Niye Ramazan ayı? O 1973 Yom Kippur Savaşı'ndan dolayıdır. Anlaşıldı mı? Var mı sıkıntısı olan? Heh. O yüzden buna çok dikkat etmek lazım değerli arkadaşlar. Yom Kippur. Peki bunun sonucu da ne oldu? Hemen anlatayım arkadaşlar. 1973'te Yom Kippur'u da kim kazandı? Gene İsrail kazandı. Ama bu olaydan sonra bambaşka şeylere dünya sahne olacak. Şimdi Arap ülkeleri dedi ki kardeşim ulan biz ucuz hammadde olan petrolü Amerika'ya satıyoruz. Hatta Suudi Arabistan da Aramco adında şirket 1932'den itibaren varlığını gösteriyor ve onlar petrolü çıkartıyor ve dünyaya satıyor. Belli bir payını da Suudi Arabistan'a veriyor. Araplar bir araya geldiler. Zaten daha evvelden de bir araya gelmişlerdi ama bu bir araya gelişler bambaşka oldu. Ve dediler kardeşim Amerika Birleşik Devletleri'ni biz kaç kere daha uyaracağız bu İsrail konusuna. Bu verdiği destekten dolayı İsrail sürekli olarak savaş kazanıyor ve bu bölgedeki Arap ve Ortadoğu'yu kan gölüne çeviriyor. Biz ne yapalım? Biz bunları ilk defa zorlu bırakalım. Petrolün fiyatını yükseltelim dediler ve petrolün fiyatını yükselttiler ya. Bugün kaç lira? İşte bir tane diyelim ki 1 litre benzin ne kadar başkan? 60 lira. Hadi ben bunu konuşana kadar 100 oluyor zaten de diyor çocuk diyor ki hocam diyor bundan 3 sene önce videolarınızda diyor çeyrek altın 8.000 şey 2.500 liraydı diyor. Şimdi diyor çeyrek altın oldu 10.000 lira değil mi? Evet. Şimdi ben 60 diyeyim zaten. 60'ı izleyene kadar 60 olur. 60 lira. Düşünün ki 60 liradan değerli arkadaşlar 120 liraya çıktı. Bir günde ne yaparsın başkan? Sen mantıken bizim milletimiz gibi ben 50 liralık alıyorum diyemiyorsun. Artık alamıyorsun da fark ettiysen. Doğru mu Nazım? 50 liraya artık pompanın ucunu değdiriyorlar, geri bırakıyorlar. Arkadaşlar bitti o devirler. O yüzden petrol fiyatları artıyor. Şimdi petrolü biz maalesef ki sadece arabaya konulan yakıttan ibaret sanıyor. Sonuçta petrol bir kimya testleri var. Yani petrole ihtiyaç duyan, hammaddeye ihtiyaç duyulan testler var. Peki ne olur biliyor musunuz? Örnek lastik bir petrol ürünüdür mesela ve arabanın birçok parçasında petrol kullanılır veya farklı şeylerde. Peki ben şöyle bir şey yapalım Nazım. Ben Arap'ım. Sen de Amerikalısın. İlk defa iyi bir şey oldun lan. Olmadı mı? Yok illa ben Arap'ım. Kusura bakma. Arap'ım ben. Peki ben Arap'ım. Fiyatı yükselttim. Eskiden eskiden ben sana hammadde veriyordum. Sen bunu işleyip bana satıyordun. Doğru mu? Hala bu aynı geliş olmayacak mı? Peki ben 60'tan 120'ye yükseltirsem sen bir anda 120 liralık bir şey almazsın. Gene kaç liradan almaya? Eksik almaya. Aynısını almaya devam edeceksin. Gene atıyorum yarısını almaya devam. Çünkü fiyatlar çok arttı. Peki ben ne yapıyorum? Sana bu petrolü veriyorum hammadde olarak ama sen bunu işleyip bana geri satıyorsun. Örnek, ben sana petrol veriyorum, sen bana lastik olarak geri satıyorsun. Ben sana petrol veriyorum, sen bana bunu araba olarak geri satıyorsun. La araba araba satıyorlar. Anlaşıldı mı? Anlamadım. Arap yok muyum? Arap ben bana geri ne satıyorlar? Araba satıyor. Peki bir şey söyleyeceğim. Bu petrolden dolayı fiyatlar yükselmedi mi? E burada kazanan Arap oldu. E burada petrolü işleyip de geri satan kim oldu? Gene kazanan Amerika oldu. Olan kim oldu? Petrolü olmayan oldu. Kim o? Türkiye. İşte Türkiye gibi petrole dayalı tesisleri olmayan ülkelerde, dışarıdan alımı yapan ülkelerde olan birisi oldu. Petrolün fiyatı arttı. Her şeyin maliyeti arttı. Anlaşıldı mı durum? O yüzden başlardaki şoku atlatan Amerika dedi ki, "Ver kardeşim Ramazancığım, ver kardeşim bana petrolünü. Ben dediğin gibi 120 liradan o petrolü almaya devam edeceğim." 60 bu. Al bakalım. Bu da lastik. 4 tanesi eskiden 40 liraydı. Şimdi 4 tanesi oldu 80 lira. E tamam Arap'ta da para var, sende de var. İkiniz birbirinizi etkilemiyor ki. Olan kime oldu? O yüzden bugün Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri görüyorsunuz. Kuveyt, işte efendim Suudi Arabistan 1973 petrol krizinden sonra o gördüğünüz o bütün o ülkelerdeki inanılmaz yapılar ortaya çıkmıştır. Neden? Araplar para kazandı. Araplar petrolden inanılmaz para kazanırken Türkiye'de ise durum bambaşka hale aldı. İnsanlar görmüşsünüzdür. 1970'li filmlere dikkat edin. Petrol kuyruklarına, benzin kuyruklarına bir de üzerine Kıbrıs Barış Harekatı üzerine Amerikan ambargosu derken herkes sırada. Herkes 1950'lerde ekmek sırasına giren 10 yaşındaki çocuk 45'lerde hatırlayın 43'lerde bundan tam 30 sene sonra yani 45 yaşında bu sefer de tüp kuyruğuna gitti. Yağ kuyruğuna, gaz kuyruğuna. Hep hatırlıyorsunuz filmlerde. Bunlar gerçek arkadaşlar size filmlerde bunun sadece bir saniyesi, 3 saniyelik görüntü gösteriliyor. Halbuki o çocuk ta sıranın akşama kadar kendisine gelmesini bekliyor. Geldikten sonra adam diyor ki tüp bitti. Hadi bakalım akşama kadar bekle. Bir de akşam geliyor. Bir de Türkiye'de sağ sol olayları. Adam kendi mahallesine bile oradan geçemiyor. E sen bu ülkeye nasıl gelirsin kardeşim? Bir tarafta sağ sol, bir tarafta ambargo, bir tarafta Kıbrıs Harekatı, bir tarafta askeriyenin eksiklerinin giderilmesi kolay değil. Türkiye çok zor şartlarda geçti kardeşim. Türkiye'yi iyi anlamak lazım. O yüzden bu ekmek karnesi, ekmek karnesinden sonra 74'teki bu olayların hepsi bir de ne eklendi? Petrol krizi. La oğlum şarkı var la. Aman petrol canım petrol diyelim. Sen hiç petrole şarkı yazıldığını gördün mü? Yön bilmiyorum. Yönü hatırlamıyorum da yani. Aman petrol canım petrol. Kim söylüyordu? Bak bakayım. Pekkan değil ya. Haydi Pekkan değildir ya. Hacı Pekkan yazı Hacı Pekkan petrol alır. Sen ne yapacaksın Hacı Pekkan? Başka biridir o. Bir bakın belki de Hacı Pekkan'dır. Dediğin gibi Hacı Pekkan'mış. Aman Petrol. Oo vallahi billahi bak petrolü. Aman petrol canım petrol. Hacı Pekkan gibi kadın bile düşüp petrol bulamamış demek ki. Yoksa şarkı niye yazsın? Anlaşıldı mı durum? 73'teki Yom Kippur'u anlamak lazım. Ramazan ayında bir saldırı. O günden sonra onların Ramazan ayından sonra bizim Ramazan ayımızda her sene saldırı. Her sene Ramazan ayında kutsalımıza saldırı devam ediyor. Bakın bir kere yaptılar. Onlar 100 kere yaptı. Aradaki bütün mesele bu.

Devam ediyorum. Sonra Amerika baktı ki bu petrol krizinin arkası kesilmeyecek. Farklı şekillerde de Araplar artık Amerika Birleşik Devletleri'ne uzaklaşıp, biliyorsunuz ki Rusya'ya yaklaşmıştı. Ya da Rusya Araplara yaklaştı. Dedi ki Amerika başkanı, ben dedi Ortadoğu'ya bir görevli göndereyim. Bu bu arada Türkiye'nin de geçmesi gereken sistemlerden bir tanesi bu. Kim ne derse desin, özel temsilci. Yani bu her şey dışişleri bakanı koşamaz. Mümkün değil. Özel temsilciler olması lazım. Bakın Amerika Birleşik Devletleri'ne dikkat ediyor musunuz? Ortadoğu özel temsilcisi. Ortadoğu bilmem ne böyle olacak. Direktörü bilmem ne. Bizim de buna geçmemiz lazım. Şimdi burada çok önemli bir hadiseden bahsedeceğim. ABD başkanı dedi ki, arkadaş bu Filistin davasını en çok savunan ülke hangisi? Nazım Mısır. E karşısında yan yana arada Refah Sınır Kapısı var. İsrail. Bu iki devletin barıştırmadan asla bir burada bir barış söz konusu olamaz. O zaman ne yapacağız? Biz Mısır'la İsrail'i barıştır. Dünyanın en zor işi biliyor musunuz? Mu? Mısır'la İsrail'i barıştırmak. Niye? 67 adam Sina Yarımadası'nı Mısır'dan almış. Bir adam görevlendirdi ki kendisinin son zamanlarda çıkan kitabını herkesin okuması lazım. Henry Kissinger. Bugün Ortadoğu valideyse o ateşi bol olsun onu sayesinde bu adam. Tabii biz ateşi bol olsun diyoruz ama Amerikalılar onu ne olarak kabul ediyorlar? Çok büyük bir diplomat olarak kabul ediyor. Şimdi hangi milletin gözünden baktığına bağlı. Bize zulm ederken o taraf için ne? Bir başarı oluyor onlar için. Henry Kissinger arkadaş. Mısır'la İsrail arası yan yana değil mi kardeşim? Bir oraya gidiyor, bir oraya gidiyor. Bir oraya isteklerini söylüyor, yumuşatıyor. Oradan alıyor, lafı buraya getiriyor. Hani vardır ya karı kocanın arasını bulmak için devamlı giderler, gelirler de en sonunda o ona yalan, aslında yalan söylerler. Yok seni çok seviyor da bilmem. Bu da diyor ki ölüyor senin için falan. Aynı mantık. Ya diyor ki kardeşim siz iyi misiniz? Diyorlar ya sizler yıllarca bu topraklarda beraber yaşadınız. Yahudilikten niye korkuyorsunuz? Şöyle olmaz. Bunu Mısır'a söylüyor. İsrail'e geliyor. Diyor ki ya bu Araplar, Filistinli Araplar gibi değil. Siz bunların Sina'sını aldığınız için böyle yapıyorlar. Gelin oturun bir konuşun. Sizin bir sorununuz yok diyorlar. Dört savaştan beri yapan adama sizin sorununuz yok demeye başladılar. Bunu söyleyen adam çok ünlü bir diplomat. Henry Kissinger'dır. Dikkat edelim. Bir şeyi sürekli olarak bir ona, bir ona, bir ona, bir ona gitmeye biz ne isim veriyoruz arkadaşlar? Mekik dokumak. Hah. O mekik dokumanın ismi de ne oluyor? Mekik diplomasisi. O zaman mekik diplomasisinin bir yapan devlet Amerika'dır. İki bunu görevlendirdiği şey Henry Kissinger'dır. Üç. Henry Kissinger ilk defa Araplarla İsrail'i arkadaşlar şu savaşa bir son verim. Ateşkes gibi düşünün. 101 kilometre anlaşması yaptırılıyor. 101 kilometre ney biliyor musun? Oradan bu tarafla oradan bu tarafın tam ortası. 101 kilometrede İsrail ile Mısır'ın arasında yapılmıştır. Tarih de o yüzden 101 kilometre anlaşması dikkat, ilk temastır bu. Yani Mısır'la İsrail'in ilk diplomatik temasıdır. Çünkü Mısır İsrail, İsrail Mısır'ı tanımıyor. O yüzden ne olmuştur sonunda? Demişlerdi ki Henry Kissinger, ben sizin sorunuzu çözeceğim. Ben sorunuzu çözene kadar iki taraf birbirine savaş ilan etmeyecek. Tamam mı? Tamam. 5 sene ya adam 5 sene Kahire, Tel Aviv. Kahire, Tel Aviv. Kahire, Tel Aviv. En sonunda İsrail Devlet Başkanı Menachem Begin'le Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat'ı bir araya getirdiler ve ikisinin arasında

Tarihe Camp David Antlaşması diye geçen ve ilk defa Arap dünyasında Mısır'ın İsrail'i tanımasıyla sonuçlanan ve İsrail'in de 1967'deki almış olduğu Sina Yarımadası'ndan geri çekilişini simgeleyen Camp David imzalandı.

Ağa, bu sınavda çıkar. Senin bunun gerisini bilmen lazım yani. 73 John Kipper. Evet. Ama sonunda ne oldu? Sonunu bilmen lazım. Petrol krizi oldu. Amerika devreye girdi. Önce bir ateşkesi, 101 kilometre anlaşması. Sonra dediler ki bekleyin 5 sene adam gidip geldi. Mekik diplomasisi sonu neyle bitti? Camp David. Enver Sedat'ın sonu nasıl bitti? Bilen var mı? Senin Mısır Devlet Başkanı dediğin Enver Sedat ne yapmıştır kardeşim? Dikkat, o Arap dünyasına göre Filistin davasını satan adamdır. Bugün en sevilmez. Mısırlılar bile sevmez. Bir askeri geçit töreninde öldürülmüştür suikast. Sen nasıl oluyorsun da İsrail ile anlaşma yapıyorsun diye. Anlaşıldı mı? O yüzden Enver Sedat bu olaydan sonra öldürülecektir değerli arkadaşlar. Bunu da böyle bilin. Hadi başlayalım kardeşim.

Yom Kippur. Mısır ve Suriye. Mısır, Mısır ve Suriye. Mısır ve Suri. Evet. 67. 1967'de kaybettiği toprakları. Evet. Geri almak için İsrail'e saldırmıştır. Geri almak için saldırdı. Devam. Savaşı İsrail kazandı. Savaşı İsrail kazandı. Evet. Devamında kaybettiğinin Mısır'ı almıştır. Mısır savaşı kaybetmesine rağmen nereyi geri alıyor? Sina Yarımadası'nı geri alıyor. Evet. 1973'te. 1973. Maddesindeyiz de lazım. Bak madde madde gidiyorsun. 1973'te petrol krizi çıktı. Evet. Sonra bölgeye. 4 mü? Evet. Evet. Sayı sayı gel. En son Henry Kissinger bölge barış sağ. Henry Kissinger Mısır-İsrail arasındaki anlaşmazlığı çözmek için görevlendirildi. Anlaşmazlığı çözmek için görevlendirildi. Evet. Devam. İlk Arap-İsrail antlaşması olan. İlk Arap-İsrail antlaşması olan 101 kilometre anlaşması imzalandı. Bu anlaşma şöyledir arkadaşlar. Yine iki devlet birbirini tanımıyor. Sadece şu, sen şurayı geçmeyeceksin. Sen de şurayı geçme. Yani savaş durumu bizim şeye benziyor. Mondros ateşkesine benziyor. Yani bir ateşkes antlaşması gibi. Olay kime aksettirildi şimdi? Henry Kissinger'a. Artık olayı kim çözecek? Amerika. Yani Amerika olaya el atmış vaziyette. Söyle bakalım. Bu antlaşma David. Bu antlaşma Camp David antlaşmasının önünü açmıştır. Antlaşmasının önünü açtı. Devam. Barışın sağlanması için. Evet. İsrail vermiştir. Evet. Kissinger defalarca kaç kere gittiğini bilen var mı aranızda? Hadi bu sizin sorunuz olsun. Kaç kere bir adam iki ülke arasında bu kadar mekik dokuyabilir mi? 5 senede. 5 senede hesabını yap. Kissinger defalarca Mısır ve İsrail'i ziyaret etti. Ziyaret etti. İki tarafın taleplerini birbirine sundu ama yumuşatarak. Devam. Tarihi ne diplomasi diye geçiyormuş bu? Mekik diplomasisi. Sonucunda. Sonucunda. Evet. Camp David antlaşması imzalandı. Camp David antlaşması imzalandı. Bu Camp David nerede? Bir daha herkes oraya baksın. Devam. Mısır. Mısır bu antlaşma ile dikkat neymiş? İsrail'i tanıyan ilk Arap ülkesi oldu. İsrail'i tanıyan ilk Arap ülkesi oldu. Dikkat, bir şey ne olduğunu bilen var mı aranızda? Bu olaydan sonra Mısır İslam dünyasında sevilmeyen devlet haline geldi. Enver Sedat da dediğim gibi Mehmet Beggin ne yapmış oldu anlaşma sonunda suikastle öldürüldü. Suikast görüntüleri var. İzleyebilirsiniz.

Ay hocam, hiç iyi bir şeye yönlendiriyor. Şey var ya ders çalışırken kimse gelmeyip gelmeyip de hani şey babası annesi odaya girince hani öğrencilerin izlediği şeyler tarihle alakası olmuyor ya. Ya biz burada espri yapıyoruz bir millet gülerken falan. Hep öyle denk geliyor mu dedi arkadaşlar? Hocam tam tarih dinlerken bir olay anneniz anlatıyorsunuz. Tam o anı anlatırken işte ya babaya anneye birisi girer abi falan. He ne yapıyorsun sen? Ne yapıyorsun sen? O kadar bir buçuk saatten beri dinlemiş cumartesi. Anlık anlık o anlık var ya hep böyledir zaten. Mesela ara verirsin tam ara verdiğin zaman gelir. Ya ne yapıyorsun? Niye ders çalışmıyorsun ya arkadaş? Şimdi çalıştığına inandıramazsın. Bunların hepsini sizler yaşarsınız. O yüzden kütüphanelerde söylüyorum. Aile evinde ders çalışmak çok zor iş. Çok zor. O yüzden varsa kütüphane her zaman söylüyorum. Kütüphaneye gir.

Evet. Bu anlaşmaya göre Nazım 5 tane madde. Mısır-İsrail savaşı. Mısır-İsrail savaşı ne olacakmış? Sona erdirilecek. Artık bu arada bundan sonra Amerika Mısır üzerindeki etkinliğini arttırmaya başlayacak. Hem ekonomik yardımlarla hem de Sina Yarımadası'nı alıp da veren bir devlet konumuna geldiği için Amerika'nın Mısır üzerindeki etkinliği artacak. 1. Mısır'ın gelirleri turizm açısından dünya destinasyon açılacak. Özellikle piramitlerle beraber başlayan Şarm El-Sheikh gibi Akdeniz bölgesindeki bir turizm bölgesi bizim Antalya gibi düşünebilirsiniz inanılmaz ilgi çekmeye başlayacak. Para kazanacak Mısır ama bunlar hep Amerika'nın sayesinde. Buraya dikkat, aradaki Refah sınır kapısı İsrail'in özellikle Filistin'de yapılan müdahaleler sonucu hiçbir zaman açılmayacak. Bakın bugün yapılan anlaşmayla artık Refah sınır kapısı açılacak. O kadar insan oraya yığıldı da hatırlıyor musun değil mi? Açmadı Mısır. Bak o kadar insan oraya yığıldı da Mısır askeri oradan ağlıyordu. Filistinlilere bir ekmek bile vermediler. Sen şimdi bunun nasıl hesabını vereceksin? Mısır davayı sattın. Anladık. Hani bir Arap ülkesi olarak bu davayı sattın. İsrail davasını Avrupa'da şey dünyadaki tüm İslam ülkelerinden ne oldu? Çıkartıldı. Dünyadaki İslam ülkeleri artırsan çok e tekrar bunu düzeltme fırsatım vardı. İşte bak Mısır bugün Ortadoğu'nun lideri olma fırsatını kaçırmıştır. Neden? Gene Amerika'nın baskısı. Amerika açmayacaksın dedi. Açmadı. İnsanlar Refah sınır kapısına kadar bombalanarak geldi. Ağzını açamayanlar sınır kapısını da açamadı. Nasıl açacaksın ya? Açamadılar işte. Ha bak şimdi daha yine açılacak da Refah sınır kapısından Filistinlilere yardım gidecek. Şu kış vakti insanlar gene orada gene zulmün zulmün altında inliyorlar. Yani açlıktan çocuklar ölüyor, soğuktan çocuklar ölüyor. E kardeşim bunun sonu nereye gidiyor? Bir insanlık dramı yaşanıyor ama bu bir gün tersine dönecek. Tersine döndüğünde bunun nasibini Mısır'da alacak. Öyle yok. Öyle yok. Türkiye şu ana kadar sınırına gelmiş de kimi geri göndermiş? Sadece tarihimizde bir olay var. Onu da diplomatik çok baskı kurulduğu için geri vermek zorunda kaldık. Ha. Boraltan Köprüsü olayı. O bambaşka bir olay. Onu da geri gelince anlatırım. Ondan hariç Türkiye sınırına geldi de zaten bizim sınırlardan geçebilen gayrimeşru yollardan geçebilen geçiyor ama geçemeyen pasaportuna şunla bunla kimliğine kime Türkiye şimdiye kadar Avrupa'da Osmanlı Devleti'nde lan mülteci krizi savaşa sebep oldu be. 1853 Kırım Savaşı'na Yıldırım Beyazıt hatırlayın bakalım Karayusuf'la şey gelmedi mi? Celalioğlu Ahmet Timur'dan kaçıp da kime sığındı? 19. yüzyıla gelmemize rağmen Osmanlı Devleti hala sığınan, adaletine önem verilen ve dünyanın büyük imparatorlarından gözüküyordu. 1850'ye kadar. Halbuki bundan şöyle bakın bir 70 sene sonra yıkılan bir devletten bahsediyoruz. Hala umut Osmanlı'daydı. Bugün de hala umut Türkiye'dedir. Türkiye evet belki kızıyorsunuz, ediyorsunuz ama o sınıra gelen bir gün Allah korusun biz de böyle bir duruma gelebiliriz. Bizim ülkemizin genel yapısı bir savaş çıkma herkesin savaşacağını zannediyor. Sen kalırız, ben kalırız. Ben sana veririm. Merak etme yani. Sen ne zannediliyor biliyor musun? Savaş ihtimali olduğu zaman herkes böyle kadınlarımız hepsi Nene Hatun olur. Erkeklerimizin hepsi Gazi Osman Paşa olur. Ne bileyim Yörük Ali. Öyle mi zannediyorsunuz ya? Evet çok olacak. Hatta hiç beklemediğiniz insanlar olacak. Göreceksiniz ya bundan ne olur dediğin adamların en atıldığını göreceksiniz. En milliyetçi geçinenlerin de ülkeden kaçtığını göreceksiniz. Milliyetçilik laftaysa dünyada ben ben milliyetçi yoktur. Doğru mu kardeşim? Laftaysa lafta olur mu? İcraat lazım öyle. Milliyetçi vatanseverlik öyle kolay mı ya? He icraat da olur o iş. Vatanı sevdirmek de olur. Hani demek istediğim şu. Ben her zaman Mustafa Kemal Atatürk'ün bir lafını çok severim. Görevini en iyi yapan, vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır kardeşim. Görevinizi iyi yapacaksınız. Bugün bak memur olacaksınız. Bu sınavlardan sonra birileriniz memur olacak Allah'ın izniyle. İnşallah hepiniz olursunuz. Gideceksiniz o memuriyetlere. Çok daha aslında bir yükümlülüğünün altına girdiğinizi fark edeceksiniz. Kamu malı gibi. Ben her zaman dikkat etmenizi öneriyorum. O yüzden arkadaşlar, Filistin davası gerçekten Türkiye'nin son zamanlar hem insani drama açısından Mısır'ın yaptıklarını kendiniz gözünüzle gördünüz. Adam oradan bombalar. Adamların elinde hiçbir şey yok. Yumuşama döneminin sonunda Filistin davasına bir daha döneceğiz. İşte bunun bu çağdaşın en sıkıntılı yönünü anlatayım mı? Belirli bir zaman aralığını anlatınca örnek belirli bir zaman aralığından sonra orayı kesmek zorunda kalıyoruz. Yani bunun sonunu öbür üniteye bırakmak zorunda kalıyorsun. Anlaşıldı mı? Normalde İsrail-Filistin meselesi. Benim şurayı komple doldurmam lazım baştan sona. Ne demek istiyorum? 1973'te 78'de kestim olayı. 78'den sonra ne oldu? Aa bu ülkede hala bu zulüm devam etti. Doğru mu? E bu zulüm devam ettikten sonraki durumları anlatmak bir sonraki ünite yani yumuşama döneminde devam edeceğiz. Hadi bakalım.

Mısır-İsrail savaşı sona erdirilecek. İsrail işgal ettiği Mısır topraklarından geri çekilecek. İsrail işgal ettiği neymiş? Mısır toprakları. Mısır topraklarından ne olacakmış kardeşim? Geri çekilecek. Geri çekilecek. Evet. Devam. Taraflar birbirlerinin egemenlik haklarından. 3. madde mi lazım? 3 diye git. Taraflar birbirlerinin egemenlik haklarına. Birbirlerinin egemenlik haklarına. Evet. Saygı. Haklarına saygı duyacak. Saygı duyacak. Devam. İki ülke arasında diplomatik. İki ülke arasında diplomatik ilişkiler geliştirilecek. İşte konsolosluk, büyükelçilikler açılacak. Diplomatik ilişkiler geliştirilecek. İlişkiler geliştirilecek. Evet. İsrail Süveyş Kanalı'ndan yararlanacak. He. Günü hakları kaplama. İsrail Süveyş Kanalı'ndan yararlanacak. Öyle diyelim. Süveyş Kanalı'ndan yararlanacak. Doğru mu? Evet. Bunları düşündükçe görüyorsunuz ki Camp David Antlaşması'nın çok önemli maddeleri var. Sina Yarımadası Mısır'a verilince sus payı verildi ve bu olay tamamen kapanmıştır.

Değerli arkadaşlar, şimdi benim bu anlattıklarım özellikle sorunun başından itibaren bir kere daha tekrar ederek geliyorum. Bir sorun Balfour Deklarasyonu'na çıkar. Günümüzde Filistin sorunu demeye gerek yok. Bu sorunun adı ne? İsrail sorunudur. 2. Devam ediyorum. Yahudi göçünden sonra ilk savaş Birleşmiş Milletler tarafından kurulması kararı verilen İsrail olmuştur. Filistin topraklarına ve İsrail devleti kurulduktan sonra 48-49 savaşın çıkması sebebi İsrail devletinin kurulmasıdır. 56 çok kıymetli. Burada Süveyş Kanalı'nı millileştiren Cemal Abdülnasır'ı unutmuyoruz. 67 6 gün sürmüştür savaş ve 6 günlük bu savaşın sonunda gene İsrail devleti kazanmıştır. Ama burada biraz farklı şu var. 4 katına çıkartmıştır topraklarını. Bu nedenle tüm dünya ülkeleri ve özellikle İslam ülkeleri 67 sınırlarının öncesine geri dönmeyi talep etmektedir. Onu da söyleyeyim. 73 Yom Kippur tarihe Ramazan Savaşı diye de geçer. Onlar için çok önemli bir günde Filistinliler saldırmıştır. Bu saldırının sonucunda tabii ki Mısır o bu bir araya şey ne olarak? Devletler olarak gelmiştir. Ama savaşı gene kim kazanıyor? İsrail devleti kazanıyor. Ancak Amerika Birleşik Devletleri özellikle bu sorunu çözmek çok istiyor. Çünkü Arap ülkeleri bir araya gelerek İsrail'e destek veren Amerika'yı cezalandırmak amacıyla petrol krizini başlattı. Ama petrol krizinden en çok etkilenen ne Amerika oldu ne Arap oldu. Olan kim oldu? Dört lanet Nazım oldu. Doğru mu kardeşim? Heh. Sivaslı Muradım oldu. Arabasına her ay 50 liralık alıyordu değil mi kardeşim? Ha şimdi alamıyor. O yüzden bundan sonraki petrol krizlerinde özellikle Arap ülkelerinin bu petrolü silah gibi kullanmasının önemini söylüyorum. Burada en büyük tepki 1973'teki Yom Kippur olayında gene Amerika Birleşik Devletleri tarafından İsrail'in desteklenmesidir. Sonuç Mısır ile İsrail'in kesinlikle bu arasındaki sorunun çözülmesi lazım. Üzerine Amerika Birleşik Devletleri Henry Kissinger'ı gönderir. Henry Kissinger gelir Mekik diplomasisini yapar ki kitabında bunu çok iyi anlatıyor. Ben kitabınızı okumanız bak hep kitap önerisi istiyoruz. Söylüyorum söylüyorum almıyorsunuz oğlum. Ondan sonra bana diyorsunuz ki hocam niye yayın ya? Henry Kissinger'ın alın kardeşim kitabını ya. Şu kitabın adını da bir yazsana. Henry Kissinger yaz. Kitabın adını söyle bana. Kitabın adını unuttum. Çok kalın bir kitap ama yani biraz dikkatli okumanız lazım. Olay özellikle Mısır-İsrail muhabbetindeki mekik diplomasisini dikkatli okuyun. Bakın birbirinden neler talep ediyorlar. Mesela adam nasıl bu kadar ustalıkla en büyük iki düşmanı en büyük iki tane dost haline getiriyor. Dünya düzeni var. Dünya düzeni. Evet. Diplomasi var. Diplomasi. 94 2 numaralı. Evet diplomasiyi okuyalım. Oldu mu mesela? Çok önemli. Adam sana dünyada nasıl yapılacağını gösteriyor. Bence her diplomatın da okuması lazım. Henry Kissinger dediğin adam var ya başım. 1950'den sonra Ortadoğu bu haldeyse bu adam sayesinde. Ha savaş varsa da bu adam sayesinde barış varsa da bu adam sayesinde. O yüzden çok kıymetlidir Henry Kissinger. Amerikalılara göre öyle anlatayım ben sana. Evet burası tamam mı? Var mı sıkıntı? Evet. Diplomasi var mı sorunumuz? Evet. Camp David. Sınava girdin. Mısır'ın İsrail'i tanımasına neden olan anlaşma aşağıdakilerden hangisi? Camp David. Bu arada Camp David ne demek artık? Camp David nerede? Tamam bir de buna bakalım. Bir fotoğraf göreceksiniz. Bir tarafta Enver Sedat, bir tarafta Menahem Begin. Peki ortadaki Amerikan başkanı kim? Bir tane adam var orada. Kim o? Yoksa Camp David o mu? Şey gibi hocam yanınızdaki Olof Palme mi? Evet. Halbuki alakası yoktu. Kore. Şimdi burayı atlattık. İsrail-Filistin meselesinin 78'e kadar olan durumu bu. Geldik Kore'ye. Bizim için en önemli noktalardan biri. Var mı Kore Savaşı tanıdığım? Nazım denk geldin mi hiç mesela? Pusat Müzen var ya o yüzden soruyorum. Kore Savaşı gazileri senin Pusat Müzesi'ne gelmişler. E onlar biliyorsun. E şimdi özel bir unvan herkese nasip olmuyor gazilik ve şehitlik. Şehitlik ve gazilik herkese nasip olmaz. Şimdi o gaziler tabii eski yıllarda hatırlayın kardeşim bundan 25 sene önce mantıken 25 yaş daha gençti. O yüzden dikkat edin 25 sene önceki 23 Nisan törenlerinde 19 Mayıs'larda, 30 Ağustoslarda veya Kore Savaşı'nın yıldönümlerinde muhakkak ki Ankara'da sokaklarda gezerlerdi. O kıyafetleriyle her tarafta madalyalarla. Tamam. Hatta bilmeyenler için söyleyeyim. Ankara Ulus'ta Türkiye Şey Devlet Demiryolları'nın yani Ulus Meydanı'nın tam sol tarafın karşısında Kore Anıtı vardır. Bizde Kore Anıtı var. Koreliler her sene girdi. Ben yıllar önce onun yanında paraşüt kulesi vardı. Böyle paraşüte atlamaya korkanlar insan da için alıştırmak için önce oraya geçerlerdi. Orada yukarıdan paraşüte şöyle seni bindirirler aşağı doğru indirirler. Yani şey asansör var ya gidip gelen onun gibi yani maksat alıştırmak. Biz o paraşüt kulesine girdiğimiz zaman anlayamazdık. Şöyle bir anıt hani onların klasik Kore anıtları olur ya. Halbuki ne kadar önemliymiş zamanda o dikilen bizim orada diktiklerimiz. Koreliler bizi çok seviyor. Biz onları seviyoruz ama sebepleri var. Şimdi ben size önce olayı bir anlatayım. Şimdi size Kore'yi çiziyorum. Hazır mısınız? Hazır mısın? Nazım. İşte sana Kore. Ama gerçek kardeşim çok büyüktür. Ama sen ölçekli nasıl çizeyim? Kore'ye sığmaz. Kore çizemez o. Şimdi Kore, II. Dünya Savaşı'ndan sonra bir enlemden ikiye ayrılır. Evet. Çıkan bir sınav sorusu. Neyi sordular hocam? Enlemi sordular. Şaka gibi değil mi? Kore aşağıda verilen hangi enlemden ikiye ya da hangi paralelden ikiye ayrılmış diye sordular. Cevap neymiş kardeşim? 38. Şimdi dikkat. 38'in yukarı kısmı kuzeyde kalmıyor mu? Bunun adı ne o zaman? Kuzey Kore. O zaman bu ne peki? Güney Kore. Kimin himayesine giriyor? Güney Kore. Kimin himayesine giriyor? Amerika. Kuzey Kore ise kimin himayesine giriyor? SSCB tarafından. Yani Soğuk Savaş'ın iki bloğu iki farklı yerde gene karşı karşıya gider. Ama dolaylı. Doğru mu? Yani direkt çatışmıyorlar da ikincil nedenlerden çatışıyorlar. Peki Kuzey Kore'yi bugün bilmeyen var mı aramızda? Yok. Bunun bir babası vardı biliyorsun. Öldü halk çığlık çığlığa ağla ağla ağla. Adam meclise geliyor. Mecliste şöyle alkışlamayanı görüyor. Ne bileyim gözü böyle şöyle hafif uykuya dalanı görüyor. Şöyle bir işaret ediyor. Şunu diyor bizim diyor aslanlara bir yemedek diyor. Bilmem. Çok sert bak maksat görsen hep de gülüyor. Kimyon mu? Kimyon. He bu sürekli gülüyor. Doğru mu kardeşim? Çok ciddi ama böyle halkıyla falan böyle çok neşeli, çok şehirli var ama hiç kimseye güvenmiyor. Kamera arkasında ne olduğunu bilen yok. Doğru mu arkadaş? Adam diktatör ya. Adam büyük diktatör. Babası da öyleydi. Bu da böyle. Bundan sonra da öyle. Çık adam nükleer gücü var. Kimse. E Amerika niye Kore'ye demokrasi getirmiyor? He yemiyor mu o manyak? Atar mı başkan? Atar dünya abi atabilir. Şimdi İran atmayabilir. Rusya için belki atmayabilir ama kendisine yönetilecek tekrardan ikinci bir savaşta atabilir kardeşim. Bugün Kuzey Kore, Güney Kore gene hala aynı mı? Hala ayrı. Ha e yukarıdakini biliyoruz. Komünist bir yapı. Güney Kore ise Amerikan yansı çok gelişme gösterdi. Güney Kore dünyanın bütün önemli Samsung'dan tutun da birçok firması ne firması? LG falan hep Güney Kore. Türkiye'de Güney Kore malları sevilir mi? Kore malları kesinlikle tutulan endüstri malları arasındadır. Kore malları mesela aslında birçok Çin, Çin diye aldığımız mesela Kore malı veya Kore diye aldığımız birçok Çin malı çıkabiliyor. Dikkat 38. İkiye ayrılan burada özellikle kimin saldırısıyla başlayacak bu olay? Kuzey'in Güney'e saldırmasıyla başlattı. Peki Kuzey Güney'e saldırdığı zaman burada Güney'in koruması Amerika Birleşik Devletleri'nda bakın ABD doğrudan Rus askeri ve Çin askeriyle Çin'e destek vermiştir. Çatışmaya girmemek amacıyla toplumsal ve dünyadaki bütün devletlerden yardım talep etmiştir. Birleşmiş Milletler'in adına bak bir daha söyleyeyim. BM adına NATO adına değil. Birleşmiş Milletler dedi, "sen bu zamana bu savaşa dur demeyeceğin de ne zaman dur diyeceksin dedi. Ey Birleşmiş Milletleri oluşturan devletler buraya" dedi, "ortak bir askeri güçle gitmemiz lazım" dedi. E Türkiye'nin o zamanlar durumu belli. Stalin oradan tehdit ediyor bizden. Boğazları istiyor, Artvin'i istiyor falan. Biz buraya 4500 askerle katıldık. Tuğgeneralimiz Tahsin Yazıcı önderliğinde Kuzey Şimal Yıldızı adıyla katıldık. Ve bu bölgede Amerika Birleşik Devletleri'nden sonra asker gönderen hemen ikinci ülke olduk. Toplamda bu arada 17 ülke asker gönderdi. Ama bunlar arasında hem bizim birliklerimizin en önde Amerikalılarla aynı anda mücadele etmesi, Amerikalıyı birçok pusudan kurtarması, Çinliler, lan o Çinlilerle bir Kurey muharebesi var. Bir izledim. Sisten gözükmüyor ki kardeşim. Her yer sis. Sis bir çökmüş. Amerikalılar diyor, "Nereden gördünüz?" diyor. "Bu Çinlileri de vurdunuz da oradan." Amerikalılar pusuya düşürdüler. Biz oradan Amerikalılar çıkardık. Bugün Ayla denilen filmin tutmasının temel sebebi ne? Yaşanmış bir gerçek olay. İnsanımız kurgu değil de kurgu eğer yaşanmış bir olaysa çok seviyorlar. Bugün Ayla filmini izlemeyen kaldı mı? Bugün ya sinemada izlendi ya televizyonda izlendi. İnsanlar ağlamaz olur musun ya? Ufacık kız çocuklar. Bu arada a bir tanesi Ayla gibi 300'ün üzerinde çocuk vardır orada. Aylayı işlediler orada sadece Ayla bir tanesi ve gerçek yaşanmış bir olayı. Ve biliyorsunuz o günü olayı yaşayan Süleyman'dı herhalde. Süleyman Astsubay vefat etti biliyorsun film efendim yeni yakın vefat etti. Evet. Allah rahmet eylesin. Kore'deki tüm şey çünkü kolay değil kardeşim. Türkiye bakın Amerika hemen asker gönder Birleşmiş Milletler'e. Biz de tarihimizde Türkiye Cumhuriyeti'nin kendi sınırlarımızın dışında Birleşmiş Milletler çatısı altında ilk asker gönderdiği yer Kore'dir. Kore dışına çıkan ilk askerimiz nereye çıkmıştır? Kore'ye. O zaman Türkiye'nin ilk asker gönderdiği ülke derseniz hangi savaşa gönderdi? Cevap Kore Savaşı. Tuğgeneral Tahsin Yazıcı 4500 askerimizle gittik. Özellikle Kurey muharebelerinde büyük bir inanılmaz bir gayret sarf ettik. Onu da söyle. Burada 590 yazışlar. 4500'e katı. Önce onu bahsettim. Daha sonra artıyor tabii. Önce 4500'e katı. Nasıl olur peki? Bir şeyin sayısını sabit bak. Sabit 4500 lazım. 721 şehit verirsen ne yapman lazım? Tamam. Heh. Tamamladığın için toplam katılım sayısı artar. Anlatabildim mi? Ama onu oradan. Bir de bu arada kayıpta çok. Kaç askerimiz de kaybolmuşuz arkadaşlar. Çünkü coğrafya çok çetin. Bilinmedik coğrafya. Adalar var bilmem ne. O yüzden Korelilerle yapılan mücadelelerde Koreliler bizi çok sevmiştir. Neden? E o kadar onlar için mücadele ettik. Şimdi düşünelim. Acaba bugün Koreliler böyle bir durumda gelir Türkiye için mücadele eder mi? Etmez. Sana öyle geliyor. Bireysel mücadeleden bahsetmiyorum. Devletin katılımından bahsediyorum. Bireysel mücadelede evet. Bir Kore büyükelçisi çıkar. Olur mu böyle Türkler bizim kardeşimiz der. O taraf çıkar şöyle bir eğilir. Anıt kabire gidiyorlar. Geri geri gidiyorlar. Böyle paytak paytak hoşuna gidiyor da öyle olmuyor işte. İp kimin elinde? Ağa ip Amerika'nın. Hah. Bireysel. Evet. Çıkar adam. 10 Kasım'da Atatürk'le alakalı bir şeyden bahsedecek olan Güney Kore'deki bir spiker 10 Kasım'da ayağa kalkıyor. Biz nasıl 10 Kasım'da biliyorsunuz ki sirenler çalınca millet arabasından iniyor veya orada duruyor. Bir dakikalık bir ölüye rahmet olarak bir saygı duruşunda bulunuyor. Ya 10 Kasım törenlerinde 10 Kasım'da orada bir haber bülteni sunan ve Mustafa Kemal Atatürk'ün ölüm haberini sunan bir spiker Güney Kore'de ayağa kalkabiliyor. Bu saygı başka ama bunlar bireysel. Bugün Kore'ye gidelim seninle beraber. Bizi çok severler. Türk müsünüzü ne almıyorlar bize? Taksi parası almıyorlar. Türksün diyorlar yemek parası almıyorlar. Evet. Ama sen de buna yakışır davranacaksın. Aa oo ne güzel ülke. Of her şey bize bir şey ısmarlıyor. Tamam da ağa senin o yediklerin bir önceki neslin mücadelesiyle oluyor. Senin o ülkelerde özellikle Uzakdoğu Asya'da kendine dikkat etmen lazım. Türk'ün algısı o bölgelerde git gide zayıflıyor. Lan Güney Kore'de artık Türk'ü sevmeyenler başladı ya. Normalde hiç olacak iş değil yani. Adamlar çünkü çok seviyor ha. Geleneksel devam. 2002 Dünya Kupası'nı hatırlayanlar la Güney Kore ile beraber maç yapıyoruz. İnanılmaz Güney Kore'ye gol atıyor. Güney Koreliler alkışlıyor. Dost olmasan babam Güney Kore ile Kuzey Kore maç yapsın bakayım öyle oluyor mu? Hah buradaki dostlukları kaybetmeyelim. Uzakta da olsa aga ama şunu da söyleyelim bizim gibi 4500 5000 askerle bir daha bizi belki dünya hali bizi savunmaya inşallah biz kendi kendimize yeteri savunmamızı yaparız. Kimseye ihtiyacımız olmasın Allah'tan başka. Ama dediğim gibi bakalım yapabilecekler. Bak bireysel demiyorum bireysel çok görüyorum çünkü televizyonlarda adam Anıt Kabir'e geliyor. Gerçi Anıt Kabir'e çok saygılılar. Allah var. Çok çalışkan bir millet. Çok üretken bir millet. Koreliler. Bu arada la şunla şunun ayırt eden ne lan? İyiler hep buraya gitmiş de sanki kötüler hep buraya gitmiş gibi. Yok öyle bir şey ya. Bu dayı oğluysa bu amca oğlu. Bu teyze oğluysa bu da hala oğlu. Bu bacanaksa bu kayın. Bu görümceyse bu elti. Birbirinden ayrılmış akrabalar. Bugün hala kuzeyden kaçabilenler güneye geliyor. Nasıl sarılıyorlar birbirlerine. 40 yıllık akraba. 40 yıl önce görüştü. Zamanında Türkiye-Suriye sınırı çizilirken de öyle oldu. Evet. Bu taraf bir Türk köyü bu tarafta kaldı. Bu taraf böyle kaldı. Hadi bakalım buyur. Pasaportla gireceğim. Türkiye'de de bak bunlar oldu ama Kuzey Kore, Güney Kore. İlginç bir olay. Sonuç Amerika dedi ki adamlar şokta da kendisini pusudan kurtarmışız. Amerikalıların gözünün önünde Türk askeri şey yazı destan yazıyor. Orada Amerikalı bir general vardı. İsmini unuttum ya. McGregor diyeceğim de McMah diyeceğim. O da de bir adamın ismini bulsanıza bana ya. Amerikalı general vardı orada. Kore Savaşı'nı yöneten Amerikalı general. Bir yazsana ya. Adamın ismini unuttum ya. Çok da önemli bir adam. Türkiye'ye de gelecek bu arada ileride. Türkiye'ye de gelecek Nazım. Adamın ismi unuttum. Neyse adam diyecek ki Nazım bize ya diyecek siz nasıl savaşıyorsunuz öyle diyecek ya. Ulan biz siste göremedik adamları. Siz bu adamları nasıl gördünüz? Nasıl mücadele ettiniz? Ha MacArthur. Mm diyor. Marthur. O Türkiye'de gelecek. Ha bunun üzerine zaten Türkiye NATO'ya başvurusunu yapmıştı, bekliyordu ama bizi almıyorlardı NATO'ya. Bu savaştan sonra NATO şunu anladı. Evet, Amerika Birleşik Devletleri'nin bir askeri gücü var, doğru ama buna Türkiye'yi de katarsak özellikle Ortadoğu'da ne yaparız? Hem üs elde ederiz NATO olarak. Hem Amerika Türkiye'yi alırsa Rusya'nın tehdidi Türkiye üzerinden azalır. Evet, Türkiye ile Rusya'nın arası bozulabilir ama en azından Türk toprakları işgale uğramaz. Niye? NATO'nun 5. maddesine göre üye ülkelerden birine yapılmışsa olan saldırı tüm üyelere yapılmış gibi sayıldığı için NATO uçakları kalk bu ülkeye vurabilir. Şimdiye kadar çok öyle olmadı da hani en azından öyle bir şey var. Yani o maddeye çok güveniyoruz da o maddeye kimse güvenmesin. Ben onu da baştan söyleyeyim. Şimdi anlaşıldı mı? Kore bizim için önemli. Bugün Kore gazilerimiz bizim başımızın tacı. Doğru mu? Zaten çok fazla kalmadı. Bir Kıbrıs gazilerimiz kaldı. Kore gazileri ta 50'den olduğu için. Düşünsenize Kore'ye savaşa giden 20 yaşındaki bir asker 1950 yılında gittiğine göre şu an onun üzerinden tam 75 yıl geçti. Mantıken Kore gazilerimiz şu an kaç yaşında? 95'lerde. Peki Türkiye'de kaç tane Kore gazisi kaldı? Çok az. Evet. O kadar az kaldı ki. Artık insanlar ne demeye başlıyor? Benim dedem Kore gazisiydi. Ne oldu? İşte vefat etti. Eskiden Kore'ye ben ondan 30 yıl önceyse Kore gazilerini o gazi Ulus'taki şeye kadar yürüyorlardı. Nazım tabii o yaptıkları Kore şey Kore anıtına kadar yürüyordu. Ben çok net günlerimi hatırlıyorum. Bak 12-13 yaşlarında Kore gazileri oturttururlardı anılarını anlattırırlardı ve birçok belgesele de çekildi. En azından biz bugün ne yapabiliyoruz? Mesela Korelilerle ilgili belgesel izle artı Amerikalıların Türk askeri hakkındaki düşüncelerini de kendilerinde çektikleri belgesellerden izliyoruz. Mesela pusudan nasıl kurtardıklarını falan. E bunları bir izleyin bakalım. Ecdadımızda gurur duyacak çok şey var. Sadece sıkıntımız şu. NATO'nun yani Rusya'nın bizi tehdit etmesi üzerine NATO'ya girebilmek amacıyla bunu yap. Peki girdik mi? Amacımıza ulaştık mı? En azından NATO şemsiyesi altında Rusya'nın bize saldırmasını engellemiş olduk. Arkadaşlar size sınavda Türkiye'nin NATO'ya girişini kolaylaştıran gelişmeyi sorarlarsa Türk askerinin Kore'ye gönderilmesi veya Kore Savaşı'na Türk birliklerinin gönderilmesi diyeceksiniz veya Kore Savaşı'nın sonunda nereye girdik? Hangi birliğe? NATO. NATO'ya girmemize neden olan gelişme ne? Kore'ye asker gönderme. Hepsi birbirine bağlantılı mı? Heh. Kore, NATO. İkisi de kaç harf? 4. 4. Anlaştık. Kore, NATO. NATO kafa, NATO mermi. Evet. Peki bunun ne demek olduğunu herkes bir araştırsın. Biliyor mu Murat onu? Niye NATO kafa, NATO mermi derler? Tamam. NATO ne? Niye? Ne alaka? Yani NATO kelimesi oradaki bizimki kullandığımız NATO mu? Hiç yıllarca duyuyor musun? Demedim oğlum. Hiç yani duymadın mı bu lafı? E sana söylenmedi. Ben yıllarca söylüyorum. NATO kafa, NATO mermi. Değişmeyen anlamında. Değişmeyen anlamında ama oradaki NATO bizim bildiğimiz NATO mu? Not not a mı? Yani o İngilizce bir terimin bizim Türkçeyeştirilmesi mi? Onu anlatmaya çalışıyorum sana. NATO kafa, NATO mermi'deki NATO. O NATO mu? Arkadaşlar araştır. Araştır. Sen de araştır. NATO kafa, NATO mermi. Yıllarca bizim. Şuraya bir not alalım. Evet alalım. Şey eee o zaman şöyle dursun. Lazım. Kenarlarına yazayım. Önce şunu bir söyleyelim arkadaşlar. Buraya dikkat. Kore Savaşı. Kore Savaşı hangi döneme aittir? Önce bir yazayım. Adnan Menderes Başbakanlık. Yani o zamanlar Cumhurbaşkanı kim? Cumhurbaşkanı ise Celal Bayar. Demek ki Celal Bayar ülkenin Cumhurbaşkanı. İleride geleceğiz siyaset kısmına. Adnan Menderes ülkenin neyidir? Başbakanı. Peki kimi gönderdik? Tu general kimde? Tahsin Yazıcı'yı gönderdik. Toplamda 5090 kişi gönderdik. İlk birliğimiz 4500'dür. İskenderun limanından çıkmıştır. Bu arada 5090 kişiden değerli arkadaşlar kaç şehit verdik Nazım? Onu diğer. Y sen söyle maddeye gerek yok. 741 şehit. 741. Evet 741 şehit. 2147 gazi. Daha bir de kaybolanlar var Nazım onlar ne şehit ne gazi sayıldıkları için sayılmıyor. Kayıp diye sayılır. Bunlar adı Şimal. Evet. Birliklerimizin adı neymiş? Şimal ne demek? Kuzey. Kuzey Yıldızları. Evet. Var mı burada ilk herhangi bir şey? Evet. Buralar. Tamam. Geldik. Türkiye niye Kore Savaşı'na katılıyor? Şimdi onları bilmemiz lazım. Kore Savaşı ile alakalı bilmeniz gerekenler. Bu çıkan sınav sorularına bakalım. 38. Enlem çıktı. Kore'deki birliğimizin başında bulunan Tu general Tahsin Yazıcı çıktı. Tamam mı? İkisi de çıktı. Yani bunlar çıkmıyor falan zannetmeyin. Aşağıdakilerden hangisi Adnan Menderes dönemine ait bir gelişmenin içinde seçeneklerde veriliyor Kore. Doğru mu? Asıl meseleye gelin. Türkiye'nin ilk asker gönderdiği ülke sınırları dışında neymiş? Kore. Ama şuraya şöyle bir yazalım lazım. Hangi çatı altında gönderdik? BM çatısı altında Türkiye'nin ilk asker gönderdiği ülkedir. İlk asker gönderdiği neymiş ülke? Kore'dir. Efendim? NATO. Yok NATO değil. Birleşmiş Milletler. Bunu da sordular. O yüzden yazdım. İşaretleme kısmında zaten yazacağım. Dikkat, NATO'ya gönderdiğimiz askerler ayrı bir şeydir. Birleşmiş Milletler ayrı bir şeydir. Evet. Gelelim biz niye Kore Savaşı'na katıldık? Arkadaşlar bunları artık mantığınıza çözersiniz. Bütün meselelerin Rusya'nın bizi tehdit etmesi, NATO'ya başvuruda bulunup NATO'ya üye olmamız gerekliliği. Biz bu sebepten dolayı gidiyoruz. Ha orada tabii bazılarının Türkiye Kore Savaşı'na katılsın diye de Amerika'nın da bir ısrarı olmuştur ısrarla. Amerika ve Türkiye'nin askeri gücüne güveniyor. Sadece bizde ne sıkıntısı var? Teçhizat. Teçhizat. Biz bu teçhizat sıkıntısını ancak 90'lardan sonra çözebildik. Düşünüyor. E şaka demiyorum ama 74'te de birçok sıkıntı yaşadık Kıbrıs Harekatı'nda. Yani Kıbrıs'ın yarısı alındı da nasıl alındı diye soran yok yani. Çok zor şartlar altında. Sene hazırlık yaptın. Efendim. 10 sene hazırlık yaptın. O yapabildin mi adam? Akıllı zor. Evet. Başka. Türkiye Kore Savaşı'na niye katılıyor? ABD ile ilişkileri sekteye uğratmak. ABD ile ilişkileri sekteye uğratmamak. Sonuçta çağrıyı kim yaptı buraya gideceğiz diye? ABD yaptı. Devam. SSCB'nin karşısına. SSCB'nin karşısına. Karşısında güvenlik sorunu çözmek. Güvenlik sorunu çözmek. Yani SSCB'nin tehditlerine karşı önlem almak. Devam. Senatörü. ABD'li senatör. Kein. Senatör. Ke'in. Ke'in. Türkiye'yi savaşa davet etmesi. Türkiye'yi savaşa davet etmesi. Türkiye'yi savaşa dahil etmesi. Devam. Türkiye Türkiye ile ABD arasında. Türkiye ile ABD arasında. Evet. Savunma ve güvenlik güvenliğe yönelik. Savunma ve güvenliğe yönelik. Evet. İşbirliğini geliştirmek. Ülkede Amerika'nın özellikle Marshall yardımları biliyorsunuz ki Adnan Menderes döneminde çok fazlalaşacak. Bir de NATO'ya da girdik. Gitgide Amerikancı bir devlet yapısına bürünmeye başlayacağız. Bu bir gerçek. Özellikle Marshall yardımlarından gelen birçok şey direkt tüketiciye sunulduğundan dolayı da biraz da ne olacak? İnsanlara bedava gelen şeyler alıştırılmaya başlanacak. Biliyorsunuz ki ülkemize süt kıtlığı olmamasına rağmen bu ülkede süt tozunu getiren Amerikalılardır. Süt tozu ve bu süt tozunu bizim bir önceki neslimiz içmiştir. Yani bizim annelerimiz babalarımızın ilkokullarda içtikleri sütToz halinde verilir, karıştırılır, içilir. Değerli arkadaşlar, süt tozu yıllarca Türkiye'de özellikle çocuk felci ile alakalı çok ilişkilendirilmiştir. Ha, net bir bulgu yok ama o olaydan sonra birçok yayın çocuk felcinde büyük artışların sebep olduğunu, bunun da süt tozunun sebep olduğunu söylerler değerli arkadaşlar. Demek ki tozlu olan bir şeyin sıcak ve temasa geçtikten sonra hala günümüzde içimi devam etmekte. Doğru mu? İkisi bir arada, üstü bir arada, dördü bir arada, sütlü köpüklü. Hangisini istiyorsun? Oldu canım. Evet. Anlaşıldı mı değerli arkadaşlar? Bütün mesele bu. Burada özellikle Marshall yardımlarından gelen yardımların da Türkiye'ye çok iyi niyetli olduğu söylenemez değerli arkadaşlar. Mısır yağı mesela. Tabii tabii. Zeytinyağlı yiyemem aman bilmem neler. Bak o şarkılar boş yere o türküler boş yere değil arkadaşlar. Bunu da böyle söylemek lazım. Şey uçak fabrikasında. Tabii tabii. Adnan Menderes zamanında uçak fabrikası Türk Traktör oldu şimdi Ankara'daki fabrika. Tabii tabii ya. Onları Adnan Menderes döneminde anlatacağım. Sadece Türkiye'nin gerçekten çok yardım aldığını bu süreçte size söyleyebilirim. Hem maddi hem değerli arkadaşlar şey tahıl tohum traktör gibi çiftçiyi geliştirecek okullarda bu süt tozundan başları bez mesela Amerikan bezi. Bakın arkadaşlar, bir önceki nesle geri gidelim. Nesle ya bir önceki nesle anneanneleriniz ve babaanneleriniz varsa eğer bunlar da daha evvelden bilinçliyse veya büyük şehirde yaşamışsın. Bak buraya dikkat ettiriyorum köylerdeki değil büyük şehirlerde yaşamış. İstanbul, İzmir, Adana, Bursa talip. Gidin sorun bakayım. Rus salatası demezler. Amerikan salatası derler. Biliyor musun? Amerikan salatası. Rus salatası demezler. Hayır, yasak değil. O dönemde Rusya'nın komünizm faaliyetleri ve Türkiye'yi tehdit etmesinden dolayı Rusya ile özdeşleşen her şey Amerikanlaştırılmıştır kardeşim. Yani ben sana Türkiye'deki Amerikanlaştırmaya bir örnek verdim. Ne salatası kardeşim? Normalde Rus salatası. Ama o zamanlarda insanlarımız ne diyormuş ona? Hayır Amerikan salatası diyorlardı. Doğru mu? Amerikan armudu ne? Avokado. Tabii. Devam ediyorum. Şey bilardo mesela. Aslında bilardonun gelişimi hep Ruslara bağlıdır. Rusya askerlerin eğlencesi için. Ama bugün Rus bilardosu o delikli var ya 9 delikli. Bugün adı ne? Amerikan bilardosu. Bunlar hep Türkiye'de yerleşmiş kelimeler. Bu kelimeler yerleşince ne olmaya başlıyor? Kendini Amerika'nın Allah korusun bir tabi devleti, bir manda devleti gibi hissettirilmesine çalışıyor. O yüzden Türk milleti hiçbir şey üretemez, edemez. Sadece yardım alabilen bir ülke konumuna zihinsel anlamda sokuluyor. Türk yapamaz. Olmaz. Tutmaz. O yaptı mı bozulur bir daha yapamaz. E bu ileride anlatacağım devrim arabalarının hikayesini. Türkiye soğuk savaş döneminde Rusya'nın bizi tehdit etmesi üzerine. İnanın ben size bir şey söyleyeyim mi? Bizim NATO'ya girme gerekçemiz olmadı. L ne işimiz var bizim Kore'de ya? Sana soruyorum kar ne işimiz var? Allah için soralım. Biz NATO'ya girme niyetimiz olmasaydı biz Kore'ye asker gönderir miydik? Göndermezdik tabii ki. Bu da bir gerçek. Türkiye Amerikancılaşmaya başlamıştır. Sıkıntı bu. Bir çok olay olacak ileride. Duymuşsunuzdur hep böyle tarihe yeni merak salan arkadaşlar var. 6 fil olayı vardır mesela. Abi canım 68. Türkiye'de birçok Amerikancıya karşı ve Amerikancı hem de Rusya'ya yani ikisine birden karşı olan gruplar ortaya çıkacak. Amerikancı gruplar ortaya çıkacak. Rusyacı gruplar ortaya. Türkiye soğuk savaş döneminde de fikri olarak insanlar ikiye bölünmüştür. Birçok olay var. Birçok olay var. İsmet İnönü döneminde. Irkçı Turancılık davaları var. Alparslan Türkeş başta olmak üzere Nihat Atsız'ın yargılandığı davalar. Tan gazetesinin basılması. Ben size bu tarihi anlatmaya kalksam var ya burada 5000 video sürer. Anlatmıyorum arkadaşlar. Her bildiğimi anlatmaya kalksam bir birçok akademisyen değil mi? Türkiye'de yaklaşık olarak %90 akademisyen tarihçiden daha fazla bilgiye sahip olursunuz. Bunu bir söyleyeyim. İki, her şeyi anlatmaya kalktığımız zaman da bu videoların süresi 5000 video falan olur. 5000 videoda izleyecek kim var? Hani bugün videolara uzun diyorsunuz ya. Videolara uzun diyorlar lazım. O videoların uzun halini ben zaten bir tane video çekeyim yaklaşık olarak sadece birini 24 saatte falan anlatabilirim. Öyle olur mu arkadaşlar? Koca tarih bu. O yüzden mesela sadece Kore Savaşı okuduğum kitap sayısı 14'ün üzerindedir. Sadece Kore Savaşı. Ama ben Kore'deki her bir şeyi anlatmaya kalksam sadece 3 saat Kore Savaşı'nı anlatırım. E nasıl alıcı bu? Tek dersin tarih mi? Tek derdin Kore mi? Yani o yüzden için dışına bilince böyle yorumlama kısmını daha hızlı geçebilme şansını elde ediyorum. Sizler de değerli arkadaşlar ileride hangisi ilginizi çekiyorsa ona yönelik kitaplar almanızda büyük fayda olacak. Yani keşke NATO'ya girmeseydik. Keşke Rusya bizi önce başa geliyorum. Keşke Rusya bizi tehdit etmeseydi. Stalin Boğazları bizden istemeseydi. Artvin'i istemeseydi. Kars'ı Batum'u bizi istemeseydi de keşke NATO'ya girmeseydik. Çünkü NATO'ya girmek için de Kore'ye asker gönderip şehit verdik. Döndük NATO'ya girdik. E NATO ne yaptı? Her yer üs oldu. Şimdi İncirlik, Çiğil, oraya bakıyorsun.

Amerikanın üstü yok. Malatya, Kürecik, bilmem ne. E ne oluyor ondan sonra kardeşim? Heh. Ne oluyor? Amerikancı oluyor. Bak adam Rus'un salatasının adını değiştirmiş. Bilardon'un adını değiştirmiş. Anlaşıldı mı? Bir öncek size bir sorun bakayım babaannelerinize. Babaanne de sana de Rus salatası yaptın der. O ne der biliyor musun? Yok kızım Amerikan salasın çünkü zihne nasıl yerleştiriliyor bu olaylar kardeşim? Bu şekilde. Evet güzel. Hadi bakalım başla.

Orada iki madde var. Orada iki maddemiz var. Üç madde var. Senin canın sağ olsun. Silerim lazım. Senden kıymet değil mi?

Bu savaş sonunda. Bu savaş sonunda. Evet.

741 şehit vererek vererek. 700 41 şehit vererek. Evet.

2147. 2000 Nazım bir okumayı öğren artık la. 2147. Ya toparlamaya çalışıyorum. Gaziyle. E devam et sen niye oku? Devam et. Hile savaş bitmiştir.

Yenilmiştir diyelim ya. Ya Nazım kurban olum. Ne yapıyorsun senin kafana göre? Yazş bak Naz bir dakika bir şey söyleyeceğim. Çıkmıştır. Nazmıştır şimdi bu elinde video ders not olan çocuklar var mı? Olmayanlar. Peki tamam kısalt diyorsun ya. Tamam kısalt da sen onu düzgün bir kısalt. Sen kafana göre kısaltmadan cümleyi burada söylüyorsun. Olmuyor bak. O çocuklar eksik kalmayacak abi. Hani sen onu oru o şekilde yap kardeşim. Senden rica ediyorum ya. Sen ben kısaltım sen oku.

Türkiye'ye NATO'ya giriş almıştır. Var mı başka bir şey? Maşallah ne güzel okuyorsun. Türkiye'nin NATO'ya girişi burada anlaşamıyoruz zaten. Hızlanmıştır. Okuma sıkıntısı yok orada. Kısaltma sıkıntısı yok. Lazımla şu hayatta tek anlaştığın adam benim lan. Daha fazla konuşma.

Evet. Türkiye'nin NATO'ya girme gerekçesi aslında buna Kore Savaşı'na girmeyile NATO'ya girme arasındaki gerekçeler arasında aslında çok fark yok. Buradakinin sadece iki tane maddesi. Söyle bakalım niye giriyoruz NATO'ya? Gerekçemiz ne?

SSCB tehdidi karşısında. Aynen öyle. SSCB tehdidi karşısında. Evet.

Güvenlik sorunu çözmek. Güvenlik sorununu çözmek. Devam. Çağın gerisinde kalan ordusunu. Çağın gerisinde kalan ordusunu modernize etmek. Kalan ordumuzun. Evet. Modernize etmek. Modernize etmek. Biz NATO'ya bu sebepteniyoruz ama birinci sebep çok kıymetli. SSCB'nin tehdidi var. Peki normalde biz kafamıza göre giremeyiz. Amerika birizi kabul etmesi lazım. Peki Amerika başlarda bizi kabul etmedi arkadaşlar. Bu arada biz NATO'ya iki defa üçer aralıklarla başvurduk. İkisine de red cevabı geldi. NATO'ya almadılar bizi. Sonra NATO'ya Yunanistan'la birlikte alacaklar bizi. 1952'de bir sınavda geldi. Türkiye hangi ülkeyle aynı yıl NATO'ya girmiştir diye. Cevap Yunanistan. Bunu bilmezsen yapamaz soruyu. Biliyor muydun? Türkiye ile Yunanistan aynı yıl girmiştir 52'de. Peki Amerika başlarda bizi kabul etmemesine rağmen niye bizi kabul etti daha sonra? Mantık değil mi? 1. SSCB'de Ortadoğu'da SSCB'nin tehdit ettiği ülkelere karşı bir güç oluşturmak. 2. Ortadoğu'da yeni üsler elde edebilmek. 3. Türkiye gibi bir gücü yanında görmek istemesi. 4. Niye bizi NATO'ya kabul ediyor bunlar kardeşim? Hadi başlayalım.

ABD Türkiye'de. Evet. SSCB'ye karşı üst talep etmesi. Türkiye'de SSCB'ye karşı ne yapmasıymış? Üs talep etmesi. Devam. Türkiye'nin Ortadoğu ve petrol noktalarına ek olması. Türkiye'nin Ortadoğu ve petrol noktalarına petrol noktalarına ne olmasıymış? Yakın olması. Noktalarına yakın olması. Allah'ın hikmeti ya. Sen görzini petrol oluşturan bütün dinozorlar Suriye'de öl değil mi? Arabistan'da öl. Bizde hiç ölmüyor. Bizim yani. Halbuki Goray'yı izledik yıllarca. Yani orada dinozorlar var. Meteor düşmüş bize. O dinozorlar hepsi Suriye'ye kaçmış kardeşim Arabistan'a. Herkes orada ölmüş. Yani bizde dinozor minazor yok. O MTA müzesine sergilenen de bizim farklı kemikler herhalde. La kardeşim böyle bir şey olabilir mi ya? Muhakkak ki varsa olmaz. Olur mu kardeşim? Abdülhamit zamanında Abdülhamit Türkiye haritasını çıkartmadı mı petrol haritasını? Ya bunlardan bazılarını biz kapattık. Niye kapattık? Çünkü açsan sıkıntı petrol neye sebep oluyor? Savaşa. Ben şimdi desem ki Suudi Arabistan kadar petrolümüz var desem ne olur? Evet. Mesela ben doğalgaz keşifleri falan var ya ben yani kesinlikle söylenmesine karşı. Evet. Bir iç politik malzeme ve siyaset malzemesi olarak kullansa da bu doğru değil. Veya devletin zaten metre küpe kim metre küp hesabı yapacak ya? Onu anca mühendis bilir. Doğru mu? Soruyor. 1 milyon metre küp buldum. Senin için anlam ifade ediyor mu? Bazı şeyler ifade etmez. Şöyle dersen ifade Türkiye'ye 10 yıl yetecek gaz buldum. O zaman ne olur? Ha bir ifadesi var. Metreküpü ben nereden bileyim? Ha burada ne vardı? Sakarya gaz sahası işte bu doğalgaz bulunması olayı bilmem ne falan filan. Ondan sonra ama bunların hepsinin bence miktarsal olarak ne bulunduysa muhakkak ki azı söyleniyordur. Mümkün değil. Hiçbir devlet mevcut kendi doğalgaz rezervi olsun, maden rezervi asla söylemez. Nazım bu saçmalıktan ibarettir. Yani ben söylemem. Sen söylem mi? Sen yeniden para bulsa söylem. Nerede söylersin? Benim değil çünkü. Hayır senin değil de kendi sağında buldun. Para buldun. Yüklü bir miktar ama. Hayır yüklü miktar buldun ama bu parayı sahibi yok. Bunun sahibi ilk sen olacaksın ve bunu da açıklaman isteniyor. Sen ne dersin? 1 milyon bulduysan ne dersin? 10 milyon buldun dersin. Kardeşim bak burada şey 10 milyon buluysan 1 milyon buldun dersin. O yüzden devletler asla rezerv açıklamaz. Nadir elementler başta olmak. Bak Türkiye'nin birçok sorunu var. Bu iyiye de olabilir, kötüye de gidebilir. Bilmiyoruz. Bunu zaten sonuç gösterecek. Ama bak biz ta aşağıdan geriye doğru ileri doğru size doğru geliyoruz. Evet.

3. SCB'nin komünizme. SSCB'nin komünizme komünizme Yunanistan ve Türkiye'ye yayabileceği endişesi. Türkiye ve Yunanistan'a yayabileceği endişesi. Yayabileceği endişesi. Evet devam. Türkiye'nin Kore savaşına vermiş olduğu katkı. Türkiye'nin Kore savaşına vermiş olduğu katkı. Kore Savaşı'na vermiş olduğu katkı. İşte bunlar Amerika Birleşik Devletleri'nin başta hayır dese de sonra tamam lanet olsun siz de gelin deyip Yunanistan'la bizi birlikte demek Yunanistan'la aramız hala iyi mi 1952'de? Demek ki 54'te oluyor olay Kıbrıs sonu çıkınca. Demek ki hala o 1930'daki ahali anlaşması yani nüfus mübadelesi sorunu çözdükten sonra hala dostluğumuz devam ediyor. Öyle söyleyeyim. Peki Türkiye NATO'ya girmesiyle birçok askeri yatırımları var. Doğru mu? Mesela taş şun NATO yeri var kardeşim. Sen başıma geleni biliyor musun? Benim YouTube'da gidiyorum. Beni NATO askerleri tutuklayacak. Şimdi diyor ki hocam nasıl tutuklayacağım? Şimdi Taşsu limanı limanın orada NATO vardır. Bim Mersin'deki tüm arkadaşlar NATO'nun bazı yerlerde yerleri var. Şimdi oranın yukarısında da bir kale var. Üniversitedeyim. Silifke tarihini anlaşılıyorum. Proseminer yani tez konum. Kendi memleketime verildi. Kendi memleketimi araştırıyorum. Gitmediğim kaleye gitmedim çıkmadığım yer kalmadı. O yüzden Silfk gezmediğim herhangi bir köyü kalmamıştı. Bir anıt için ya da bir kabartma için gitmediğim yer yok. O zamanlar cep telefonu yok. Fotoğraf makinesiyle geziyorsun. Yol yok, iz yok, otostop sürekli git git git uzunca bu şu bu. Sonuç dedim ki şurada bir kale var. Şimdi o kaleye de gitmem lazım. Bu arada benim seminer konumu veren hoca da Silifkeyi daha evvelden gezdiği için Ramazan dedi atlarsan dedi yakarım dedi. Puan vermem sana. Yani onu mecbur biliyor yani. Adam adam dedi ki hatta o kaleye de gideceğim. Şimdi ben Taşu otobüsüne bindim. Dolmuşuna indim. Elimde makine yanımda notlar çanta. Yaşım 24'ler falan. Bundan tam 20 sene önceden bahsediyorum. Şimdi şöyle bir şey düşünün arkadaşlar. Şöyle. Onu şimdi görenler görecektir. Şu an ağaçlar çok kapladığı için biraz da NATO da çok göstermek istemiyor. Burada bir kale var. Şurası da taş ucu. Mersin'e gidenler bilir. Taştan ileri doğru gidiyorsun. Orada NATO var. NATO'nun yeri var. Bu da Antalya yolu. Tamam mı kardeşim? Buradan Antalya, Alanya, Antalya'ya doğru gidersin. Şimdi ben burada indim ya başkan. Şimdi burada şuranın girişinde teller var. Şimdi normal bildiğin askeri teller yok mu? Lan bu telleri kim koydu buraya? Burada askeri ne işi o zaman da? Daha yeni ben de bilmiyorum ya. Telin bir tanesi açıklık buldum. Buradan girdim yukarı doğru çıkıyorum. Lan biri bağırıyor. Dur la diyorum acaba bana mı dedi? Şimdi bizim oralarda da hayvan çok otlatılıyor. İşte orada arabaya mı dedi? Tam da bu tarafta ya. Araba sesinden de anlaşılmıyor. O zaman aslatmaz adam akılıyor. Ben çıkıyorum çıkıyorum çıkıyorum çıkıyorum. Pat yukarıdan bir ateş. Bana değil havaya. Meğer ben NATO'ya girmişim haberim yok. NATO'ya giren ilk insan benim. Lan buradan bir girdim yukarıdaki kaleye. Lan ulan adamlar beni aldı mı lazım? Şakası yok. İkisi koluma girdi. Sen gel bakayım. Senin burada ne işin var? Sen bu buraya nasıl girdin? Ben de yeri gösterdim. A dedim bak abelden girdim şöyle çıktım. Sen kimsin? Dedim üniversite öğrensin. Tezgonum. Buralıyım. Silifkeliim. Kimliğimi aldılar baktılar buralı. Ondan sonra komutanın yanına çıkarttılar beni. Komutana durumu anlattım. Komutan nasıl gülüyor ama? Siz silah sesi görünce insanlar bir tedirgin oldu. Çıktım yukarı. Ondan sonra çay içtiler beni, kahve içirdiler. Ondan sonra dedim ki benim bu kaleyi çekmem lazım. Vallahi beni hoca bırakır dedim seni. Nereden? Bir de tezi veremedin mi? Mezun da olamıyor. Tamam dediler. Komutanın eşliğinde kalenin resimlerini çektim. Şimdi o kadar çakallık yapmışlar ki hemen anlatayım. Bu kalenin önüne full ağaç var. Şimdi evet gözükmüyor şu an buradan yani şuradan bir kalenin olduğunu gören de kalmadı. Lazım anladın mı kardeşim? Heh. Bütün mesele bu. NATO birçok yere yatırım yapmıştır. Bakın bunlardan bir tanesi de a buradır. He. Sincan'da var. Sincan da var. Benzinlik. Ne benzinliği? NATO benzinliği. NATO benzinliği mi? Nasıl? Benzinli falan da var. Onu bilmiyorum. Ben görmedim. Sincan'da NATO yolu var mesela. Tabii tabii tabii. Abidir Paşa'an şey dedik o tarafların NATO yolu diye bir yol vardır arkadaşlarım.

Evet hadi bakalım başla. Evet Türkiye'ye hangi yatırımları yaptı? Türkiye'ye verilen silah ve teat. Türkiye'ye verilen silah ve teçhizatların kullanılmasının öğretilmesi. Teçhizatların kullanımının öğrenilmesi. Kullanımın öğretilmesi. Evet. Devam. Türkiye'ye gelen bu uzmanlar. Türkiye'ye gelen bu uzmanlar. Türkiye'ye gelen bu uzmanlar. Evet. Askeri okullarda ve aklerde. Askeri okullarda ve akademilerde evet görev almışlar. Görev almış. Şimdi buraya geleceğim. Dikkat. Devam. Son maddeyi de yazayım. Adana İncirliku. Adana İncirlik. Evet. İzmir NATO Güney Komutanı. İzmir NATO Güney Komutanı. Güney komutanı. Nerede bunun yeri? Ha bravo sana. Tebrikler. Devam. Çiğili. Çiğli. Trabzon Diyarbakır Beaşı. Trabzon Diyarbakır Beaşı. Diyarbakır Gölbaşı Ankara değil mi? Gölbaşı Samsun'da Karamürsel. Samsun Karamürselde askeri üler işler. Karamürselde askeri işler. Karamürselde üsler askeri üstler inşa de en sonunda bu Malatya Kürece'ye de onlar bir radar sistemi kurduk. Evet. Anlaşıldı mı arkadaşlar? NATO'da birçok yatırım yapıldı. Bugün mesela Adana'da İncirik Hava üstünde çalışan Amerikalı subayları biliyorsun lazım. O bölgede dışarı çıkarlardı. Eskiden o Türk askeri çıkmazdı. Sadece onlar gider alışveriş yaparlardı, geri döner. Birçok olay yaşandı Adana'da böyle olmadı. Yani her şey kebap değil. Adana'da da birçok olay oldu. Birçok mesela ilk Amerika'yla sürtüşmelerimizde Irak operasyonlarında 2000'li yıllarda millet Adana'da nereye doğru yürüdü? Buraya doğru yürüdü. Tabii hala bir şey olduğu zaman nereye gidiliyor? Hemen İncirlik bir şey sembol yani. Anlatabiliyor mu? Evet. ABD Türkiye'ye bu yardımları niye yapıyor? Çünkü bizi çok seviyorlar. Doğru mu? Al bakalım. Tabii ki alakası yok. Ver. Amerika'nın bizi bu yardımları yapmasının temel sebepleri nelermiş? Kendileri açısından bakalım. Başla bakalım. SCB saldırına karşı. Karşı duracak. Tampon bir ülke destek. Tampon bir ülkeyi desteklemek. Evet. Türkiye'nin bağlantısızlar hareketine katılmasına. Türkiye'nin bağlantısızlar hareketine bağlantısızlar hareketine katılmasını engellemek. Katılmasını engellemek. Devam. Türkiye'de kurulan ABD ülerinin sağlamak. Türkiye'de kurulan ABD üslerin neymiş? Devamlığını sağlamak. Devamlı sağlamak ve üstleri kurmak. Ve üsleri kurmak. Evet. ABD'nin yürüttüğü. ABD'nin yürüttüğü. Evet. Çevreleme politikasında. Çevreleme politikasında. Yani SSCB her alanda çevreliyor arkadaşlar. Çevreleme politikasında Türkiye duyduğ ihtiyaç. Türkiye'ye duyduğu ihtiyaç kısalt. Türkiye'ye duydu ihtiyaç. Yoksa yıllarca buna ben mi sorayım? Not lazım. Evet. Bu anlatayım mı? Yok. Anlat önce ben bir dinleyeyim. Anlat. ABD Batına Sovyetler Birliği kendi sınırları kalmasını ve yayılmasını. SSCB'nin kendi sınırlarında kalmasını. Evet. Sağlamak. Sağlamak. Yayılmasını engellemek için. Ve yayılmasını engellemek için alınmak. Yayılmasını engellemek için hangi politika uygulamış? Çevreleme politikasını uygulamıştır. Var mı sıkıntı Nazımcığım? Evet. Burayı anladık mı arkadaşlar? Hemen bir kere daha kısaca tekrar edeyim. Soğuk savaş deninden bu arada kesinlikle sorunuz olduğu için buraya dikkat. Kore savaşıı bir daha tekrar ediyorum. İşaretleme kısmında bir daha yapacağım. Kore 38. ayrılmıştır. Dünya Savaşı'tan sonra ikiye ayrılan devletlerden biridir. Kuzeyini Ruslar, güneyini Amerikalılar savunuyordu. Bir gün kuzey güneye saldırdı. Yani ne demek bu? Derin görümceye saldırdı. Bacanak kayınçoya saldır. Bunun gibi yani herkes aslında birbirinin akrabası ama birbirlerinin çok gazına geldiler. Bu taraf Rusların bunlar da Amerikalıların. Bu saldırılar sonucunda Amerika Birleşik Devletleri NATO'ya değil dikkat edelim dünya barışının sağlanması amacıyla kurulan Birleşmiş Milletlerin faaliyetlerinde etkin rol almasını anlamak amacıyla dedi ki ey dünyada Birleşmiş Milletleri oluşturan ülkeler sizden Güney Kore'ye yardım etmenizi istiyorum dedi. Amerika ilk askeri Güney Kore'ye gönderdikten sonra ilk olarak Amerika'dan sonra biz asker gönderdik. Türkiye'nin Cumhuriyet döneminde Birleşmiş Milletler çatısı altına ilk asker gönderdiği ülke Kore'dir. Tuğ General Tahsin Yazı Şimal Yıldızlar adı verilen önce 4500 daha sonra 5090'a kadar çıkan orada 741 şehidimiz ve kaybolan birçok insanımız ve gazimizle biz Türkiye olarak üzerimize düşen köprü görevi, orada Amerikan askerlerinin birinci derecede güvenliği gibi birçok Çinlerle yapılan mücadele başarı kazandık. Kazandığımız başarılarda Kuniri muharebelerin çok etkisi var. Ve bizler daha sonra tabii ki bu olay NATO'ya daha evvelden Kore Savaşı'ndan önce zaten başvuru yapmıştık ama reddedilm bir daha yaptık. Bu sefer de NATO'ya kabul edildik. O zaman Kore Savaşı'nın sonunda Türkiye hangi nereye girmiştir? NATO. Kore, NATO. İkisi de kaç harfli? Dör harfli. Rahatlıkla yapacağınız şeylerdir. Türkiye tabii NATO'ya girmesiyle beraber Türkiye'de NATO'ya bizi iten olay Stalin'in özellikle bizlerden boğazları, Artvin bölgesini ve eski Karsdağan Batum'u bizden istemesidir. Karsdağını Batumu gelmed zaten. Batum yok. Karsdağını falan istemesidir. Türkiye tabii ki NATO'ya girmekle beraber NATO yatırımlarını ülkemize çekmiştir. Türkiye'nin bir tarafında üs kuruluyor. NATO tesisat getiriyor. Yeni makineler, yeni silahlar getir. Bunu Türk subaylarına öğretiyor. Şimdi buraya dikkat. Biz ne zaman NATO'ya üye olduk, her şey Amerikancı olduğu gibi maalesef ki askerlerimiz içinde NATO tarafından eğitilen ama Amerika'nın kendi sistemiyle eğitildiğinden dolayı zamanla Amerikancı subaylar ortaya çıkmıştır. Bu subaylar küçük subaylardır. Başlarda Teymen, Yüzbaşı, binbaşı rütbesel anlamda söylüyorum. Tabii bunlar ileriki zamanlar ülkenin neyi oluyor değerli arkadaşlar? Tu generali, tüm generali, or generali olabiliyor. O yüzden Amerika bir bir bölgeye geldiği zaman planı en az 50 yıllıktır, 40 yıllıktır. Yani öyle basit planları iki gün sonra olacak diye kurmaz. O yüzden dikkatimizi çekelim tarihimize. Gladio adı verilen bazı askeri oluşumlar askerin kendi içinde oluşmaya başladı. Yani askerlerimiz de artık Amerikancı askerler diye de ayrılmaya başladı ki bu Amerikancı askerler arasında hemen 60 darbesinin olması, daha sonra 80 darbesinin olması da yatsınamaz. Askerin özellikle Amerikancı bazı askerlerin görünüşte Amerika karşıtı gibi gözükse de Amerika'ya hizmet ettikleri de çok sonraları anlaşılabiliyor. O yüzden ülkemize Gladio adı verilen bir sistem askerin içinde NATOcu askerler olarak görev yapacaklar arkadaşlar. Aynı askerin içinde de bir askeriye var. Yani yıllarca öyleydi. Evet. Gerçek kardeşim Türkiye'nin birçok sorunundan bir tanesi Gladio sorunudur. Her yerde bu Gladio kelimesel kullanılan bir şey. Sadece askeri değil, kamuda, her yerde bu sorunla Türkiye yıllarca mücadele etmiştir. Var mı sıkıntımız kardeşim? Yok. Geleceğiz şimdi nereye? Asya ve Afrika'nın kurtuluşu. Yani neymiş arkadaşlar? Seato. Aslında çok duyduğunuz iki şeyden bahsedeceğim. Hocam diyor ki ben öyle diyorum ya hocam di vallahi yemin ediyorum ilk defa diyordum 40 yaşındaydım. Seato ve ASEAN. Aslında bu tür teşkilatlar neymiş Nazım? Aslında şey kelimesel anlamda hiçbirinin açılımını bilmeyiz. Seato ne demek? Aseton ne demek? Aseton diyor mesela bizim öğrenci. Hayır aseton diyor. Lan aseton ne? He işte aseton diyor. Onu anlatmayın. Seato diyemiyor mesela. Seyahat diyor aseton diyor hocam diyor asetonun kurucuları kim diyor. Geçen soru gelmişse oğlum aseton ne diyor bu ne bileyim hocam diyor. Seyahatom da karıştırıyor insanı. O yüzden buranın soru gelme ihtimalleri zaten çok çok düşük olan yerlerde. Hadi başlayalım Asya ve Afrika'nın kurtuluşuyla. Evet devam ediyoruz değerli arkadaşlar. Nazım hocamızın işi olduğu için acil derecede ikinci zorbaladığım insan Merve ile devam ediyoruz. Merve şimdi buradan devam edeceğiz. Zaten yeri biliyorsun. Şurayı ben bir sileyim önce. Buradan da şurayı da silelim. Geldik Afrika kıtasında. Asya ve Afrika diyelim. Çünkü sadece Asya şey sadece Afrika olmaz. Şimdi şunu şöyle bir verelim. Bu haftaki yıkama görevi sen de biliyorsun. Şimdi Seato. Arkadaşlar iki tane kavram var. Seato asean. Herkes notunu bir alsın önce. Seato asean. Anlaştık mı? Bunlar Güneydoğu Asya ile alakalı olan şeylerdir. Seotto Amerika Birleşik Devletleri özellikle Güneydoğu Asya'daki bazı ülkelerle hem ekonomik hem ticari hem siyasi hem askeri teşkilatı bakmayın. Yani askeri teşkilatı derken bir askeri pak değil elbette ki ama ABD ben bu devletleri koruyorum demektir. E o zaman ne oluyor? Tayland mesela en bilinenler arasında Filipinler zaten bu seoton içinde ABD var, İngiltere, Fransa var düşünün. Bir de üzerine Tayland, Filipinler, Avustralya ve Yeni Zelanda var. Yani gördüğünüz üzere orada bir hat çekiyor. Bu hat genelde kimin sınırı? Dikkat edin Çin'in sınırı. Heh. O yüzden aslında SEO'nun kuruluşu ekonomik anlamda, siyasi anlamda bir işbirliğidir. O yüzden SEO'ya sadece şunu yazacağız. Açılımını söyle bakalım bana. Ney açılımı? Güneydoğu Asya Antlaşma Teşkilatı. Güneydoğu Asya Antlaşma Teşkilatı. İsmi bu. Peki üye devletleri bir yazalım bunlardan. Başındaki kim var zaten? ABD var. Fransa var. Efendim? İngiltere var. Doğru mu? Evet hocam. Filipinler vardır. Evet. Tayland var. Tayland vardır. Başka? Yeni Zelanda'ya. Yeni Zelanda ve tabii Yeni Zelanda varsa kim de vardır kesin? Avusturalya. Anlaşıldı mı? Sizlere şunlar şöyle sorular gelmeyecek merak etmeyin. Aşağıdakilerden hangisi Seato'nun üyelerinden biri değildir diye bir soru gelmez? Dedim. Hemen bunu dinleyen profesörümüz yazın arkadaşlar de. İnşallah gelmez. Yani zor soru çünkü baktığınız zaman. Ama şimdiye kadar öyle bir soru yani o kadar konu varken buraya atlamaz ama teşkilat isimlerini az çok bilmeniz lazım. Çünkü soğuk savaş dönemini ilgilendiği için aşağıdakilerden hangisi soğuk savaş döneminde kurulan paklardan veya oluşumlardan biri değildir? O zaman cevaplardan yani şeyi bilmeniz lazım. Seato diye bir kuruluşun Seato, NATO bak ikisinin sonunda da ne var? TO var. Seato NATO. O zaman bu neyle alakalı? Amerika'nın himayesine kurulan bir Uzakdoğu teşkilatı. Bunu böyle biliriz. Hindistan. Hatırlayın bakın 1858'e kadar Babilir İmparatorluğu vardı. 1858'de bölge İngiltere egemenliği altına aldı. 1900'lerin başında özellikle bir adam çıktı. Orada yaşayan Hinduların lideri oldu. Kendisi hepiniz de biliyorsunuz ki Mahatma Gandhi'dir. Değerli arkadaşlarım, Mahatma Gandhi özellikle ne derler ona? Merve ünlü bir tuz yürüyüşünü yapacak. Tuz vergilerini protesto etmek için. Tabii bu yürüyüşlerin hepsinde de kimseyi şiddete İngilizlere karşı şiddet göstererek değil de tam tersi onları sinir edecek davranışlar. Yani adamların üzerine mermi sıkılıyor, kaçmıyorlar. Kimseyi öldürmüyorlar. İnanılmaz bir inanış var orada Hinduizm'de. Böylelikle dünyanın özellikle masum insanları katlettiği algısını çok iyi yerleştirmişlerdir. Muhatma Gamdi ki Gandhi adında film de var mesela izleyebilirsiniz. Gandi adının kendi kitapları da var. E milli mücadeleye de bu arada destek vermişler o zamanlar bütün konuşmalarında. O zaman biz de Mahatma Gandhi'nin Hindistan ancak Hindistan coğrafyasına sadece Hindular yok ki ya da Hinduizme inananlar yok. İnanılmaz çoğunlukta da bir Müslüman kitle var. Bu Müslüman kitlenin başına da Muhammed Ali Cinnah geçiyor. Bakın Ankara'da en büyük caddelerden birimizin adı ne? Cinnah Caddesidir. Evet. Peki Muhammed Ali Cinnah'a geçince ne olmuştur Merve? Onlar da Müslümanların başında. Onlar Müslüman birliği kongresi falan yapıyorlar ve kendi aralarında anlaşıyorlar. Diyorlar ki biz bu İngiltere sömürgesinden kurtulalım. Hindistan ve Pakistan adında iki tane devlet kuralım diyorlar. Gerçekten de 1947 tarihinde İngilizlerin özellikle Hindistan bölgesi üzerindeki egemenlik yapısını kaldırmasıyla beraber yani mandasını iki devletli yapı ortaya çıkıyor. Hindistan ve Pakistan. Ancak burada bir sorun var. Hindistan'ın bu arada liderini sorarlarsa Mahatma Gandhi diğerini sorarlarsa Muhammed Ali Cinap. Bunlar hep çıkan sınav sorusu. Burada bir olay var. Anlamanız için çiziyorum. Böyle değil normalde. Tabi de böyle yapayım. Oldu mu? Evet. Dersimiz kümeler. Hadi sakalım. Şimdi bak buraya. Bura Hindistan. Bura Pakistan değil mi? Anlamanız için söy coğrafya şeyle alakası yok. Ortada bir yer var. Ortadaki yerin adı Keşmir. Şimdi hocam biz bunu niye çizdik? Allah razı olsun. Murat sadece kafamın yarısı gözüküyor. Bir daha yapsana onu. Bir hocam bir daha yap. Bir daha bir daha yapsana. Allah'ını seven ya. Var ya yarım Atlan diye bir tane adam aynı onun gibi oldu. Evet. Anlaşıldı mı? Pakistan, Hindistan. Arada ne var hocam? Seferoğulları, Tellooğolları, Yeşiladi. Anlaştık mı? Aynı mantık var bura. Niye? Hindistan ve Pakistan coğrafyasını az çok tahmin edebiliyorsunuz. İnanılmaz de dağlık alanlar, yeşillik bir kısımda var. Bir kısımda yok ama burası bambaşka bir yer. Normalde buraya bir Hint vali yönetiyor. Bu valinin adına Mihrac denir. Bu Mihraceden bir tanesi bu şeyi görmüşsünüzdür. Evet. He bunlar niye bir Hinduizmde bunlar bu şekilde bu şeye ne derler ona? Eee alınların ortası alanında ne yapıyorlar? Nokta yapıyorlar veya farklı yerlerde de var. Neden bunu yapıyorlar? Bir araştırın bakayım. İkincisi bu Keşmir olayı günümüzde devam ediyor mu? Elbette devam ediyor. Sınava girdim. Hindistan ve Pakistan arasında 1947 yani kurulduklarından itibaren biliyorsunuz 48'de de savaşa sebep oldu ama arıya devletler gir falan. Siz kardeşsiniz yapmayın bak ne güzel İngilizlerden kurtulacağınıza seviniyorsunuz. Bir de bunun için kavga mı ediyorsunuz falan. Çünkü oradaki Hintli mihracı yani oranın vadisi hukuksuz bir şekilde neden hukuksuz? O Keşmir'den çoğunluğu Müslüman. Müslüman olmasına rağmen gidip Hindistan'a vermeye kalktı. Böylece de bu sorun ortaya çıktı. Bu bu sorun iki ülkeyi savaşa getirse de en sona 1966 Taşkent Deklarasyonuna adı verilen bir deklarasyonla herkes kendi sınırlarına geri döndü. Bugün işte bir kısmı ne Pakistan'ın şeyindedir. Ne derler ona Merve? Kontrolündedir. Bir kısmını Çin kontrol etmektedir. İlginç bir yapısı var Keşmir'in. Ama hiç Keşmiri'i görmeyen insanlar için ki Kaşmir kelimesinden türeme. Sizlerden ricam görsellere bir Keşmir yazın. Niye ben mücadele ettiğini o zaman anlarsınız. Yani Hindistan'ı ve Pakistan'ı günümüzde sizler yapılan belgeselerden, YouTube'dan görüyorsunuz. Hindistan'da ne var? Ortadan bir ganjir geçiyor. Ganj nehrinden dolayı kutsal kabul ediliyor. Ölüler orada yıkanıyor. Ölülerin külleri oraya. Zaten inanılmaz pis bir nehir. E şimdi şöyle düşünün. Bir de Pakistan'a bakalım. Pakistan, İslamabat, başkent, Kabil falan Afganistan'da. O coğrafyayı görüyor musunuz? Mu? O coğrafya acayip bir yer. Şimdi Keşmir ver bakayım bir. Bak Merve yazdı. iPhone 17 Pro Max şeyiyle. Evet. Bakıyorum bak. Keşmir'i gösteren çok güzel bir ne var değerli arkadaşlarım? Bir şey var. Mesela Keşmir'i şöyle bakıyorum. Hani ne derler ona? Şu fotoğraf bile herhalde. Doğru mu? Şu fotoğraf bile nedir? Yemyeşil bir vadiyi gösteriyor. Bu ne demek yani? Merve inanılmaz derecede yeşillik güzel bir yer. E buraya da herkes sahip olmak isteyecektir elbette ki. Al bakalım. Tabii bu Keşmir olayı bize nasıl sorularla geliyor onu hemen anlatalım. 1947'de kurulduklarından beri Hindistan ve Pakistan arasında yaşanan en büyük sorun nedir? Cevap Keşmir. Soruyu değiştiriyorum. Keşmir aşağıda verilen hangi devlet arasında, hangi iki devlet arasında günümüzde de bir sorun olmaya devam etmektedir? Cevap ne? Hindistan. Pakistan. Hindistan'ın kurucusu kim? Mahatma Gandi. Pakistan'ın kurucusu kim? Muhammed Ali Cinap. Mahatma Gandi'nin yaptığı yürüyüşün adı ne? Tuz yürüyüş. Çok ünlüdür. Gandi filmini izlemenizi büyük bir tavsiye ederim değerli arkadaşlar. Gandhi filmini izlemenizi, en sona kendi müritleri tarafından, kendi müritlerinden birini tarafından bir suikaste kurban gidecektir. Mahatma Gandi. Şimdi Türkiye'de anlatacağım olayı aslında hepiniz biliyorsunuz. Hepiniz bilmenize karşı neden kullanıldığını bilmiyorsunuz. Beni dikkatliyorsunuz Murat Merve ve YouTube'dakiler. Şimdi ülkemizde bir olay olduğu zaman ya da bir para mevzularında şurada bir para var Merve. Ben bu parayı aldım. Bu senin olabilir, başkasının olabilir. Aldım, cebime attım. Türkiye'de bu kelime Indira Gandi diye nitelendirilmiş. Duydunuz mu öyle bir şey? Indira Gandi. Ya bak, görüyor musun? Bak, Indira Gandhi yaptı. Halbuki Indira Gandhi diye bir kişi var ve o kişinin isminden özdeşleşerek günümüzde bu kelime kullanılıyor. Hani genelde Recepedik filmlerinde falan görmüşsünüzdür ama genelde Türkiye'de 1900 özellikle değerli arkadaşlar 50'lerden sonra bu kelime yerleşmiştir. İndira Gandhi yapmak. Peki bu Indira Gandi kim? Hadi bir bakın bakalım bu kelimeye sebep olacak ne davranışta bulundu da Türkiye'ye bu kelime bir kişinin ismi ve soyismiyle yerleşti. Çok ilginç değil mi? Hani biz de Indıra Gandhi diye okumuyoruz ya. İndire Gandhi yani buradaki bütün mesele ne? O parayı almak. Yolsuzluk yapanlara mesela o zamanlar gene aynı şekilde Indira Gandi derler. Evet. Neden bu Indira Gandhi kim? Herkes bir araşsın bakalım. Şurayı anladık mı? Dur şimdi bir şey daha var. Hindistan ve Pakistan arasında Keşmir varken bir de Pakistan'dan ayrılarak bir devlet daha kuruluyor. Neymiş o devletin adı? Bangladeş. Bu da Müslümandır. Bu da 1971'de hangi devletten ayrılmıştır? O zaman gelen sınav sorusuna bakın. 1971'de Pakistan'dan ayrılarak kullanı aşağıdakilerden hangisi? Cevap Bangladeş. Görmüşsünüzdür. Şöyle bir yük treni gidiyor da tren gözükmüyor da insandan. Hani sabah işe gidiyorum durdu. Hayır. Türkiye'de çok kepsi yapılan o tren Bangladeşli. Bangdeş dünyanın en fakir Müslüman ülkelerinden bir tanesidir değer arkadaşlar ve inanılmaz pis. Yani maalesef ki diyorum ya arkadaşlar İslam'ın en güzel yaşandığı ülkelerden birinde yaşıyoruz. Gerçekten kıymetini bilelim. Çünkü emri uygulamak bambaşka bir şeydir. Yani temizlik imandan gelir. Ya kardeşim bizim İslam ülkelerinde niye böyle bir Ama bakıyorsun bakıyorsun Suudi Arabistan'a git mesela Mekke Medine çevresi temizdir ama Cidde temizdir. Riyad temiz ol ama bazı yerlerde göremiyorsun veya Dubai ya kardeşim bu temizlik meselesi İslam'da bize uygulanması gereken şekilde biz bunu uygulayamıyoruz. Bakın ben Suriye'ye gittiğimde Halep'te mahalleleri geziyorum. Müslüman mahalleleri çöpten durmuyor. Ermeni mahalleleri tertemiz arkadaşım. E şimdi böyle olunca ne oluyor? Sana sanki din temizleme mi diyor? Aksine temizle diyor ama sen bunu beceremiyorsun. O yüzden burada Bangladeş maalesef ki YouTube'dan ara ara sizler atandıktan sonra veya denk geleceksiniz muhakkak Bangladesh videolarını izleyin. Benim ne demek istediğimi anlayacaksınız arkadaşlar. Yani inanılmaz sokak manzaraları. Temizlik hiç yok. Müslüman ülke beş vakit namaz kılınıyor ama ne bileyim o insanların belki de giymiş olduğu kıyafet renkleri bile kıyafetin renkleri bile genelde koyu koyu kahverengi kahverengi siyah ya bir yeşil koyu yeşil bir şeyi çağrıştırmıyor yani temiz bir insan çağrışımı yapmıyor insana sakalların uzatılması sakalların kirli olması yani tıraşın ol ya ne oluyor biliyor musun bir Müslüman imajı yaratılmış orada Bangladeş'te ve Pakistan'da bu Müslüman bizimkiler hiç Hiç alakası yok. Anlatabiliyor mu? Bizimkilerde temiz koku sürünmek, temiz kıyafet giymek. Adam namaza bile dururken gidip o pijamayla falan durmuyor. Biz gidiyor adam kıyafetini giyor öyle gidiyor. Allah'ın huzuna çıkıyorum. G burada da kardeşim ayağıyla oynuyor bir dakika önce. Biliyorum ya öyle yani. Şimdi yalana gerek yok. Hindistan'da pis sanki Hindulara laf ediyoruz. Bizimkiler sanki şey ya şu coğrafya çok sıkıntılı ya. Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Afganistan. Hayırlı uğurlu olsun. Ve inanılmaz nüfus yoğunluğu. Şuranın nüfus yoğunluğu 2 milyar. 2 milyarın da bile üzeri. Bir de yanına Çin'i koy. 4 milyar nüfusun 8 milyarlık dünyanın sadece 5 devlet sadece yarısını oluşturuyor. Düşünebiliyor musunuz? Hindistan Pakistan olayını anladık mı? Soru gelirse yapar mısınız? Daha evvelden geldi mi? Geldi. Üç defa sınav sorusu olmuş. Bir daha soruyorum. Hindistan'ın kurucusu kim diye geldi? Mahatma Gandhi. Bunu nasıl verdi? İşte kendisinin adına şu an ödül töreni düzenleniyor. Tuz yürüyüşü yaptı. İşte özgürlüğü İngilizlerinden kazanmasın. İki, Pakistan devletin kurucusu kim diye geldi? Muhammed Ali Cin. Ankara'daki en büyük caddelerden ve en bilinen caddelerden bir tanesi Cinnah Caddesidir. Aslında Muhammed Ali Cinnah da millet Muhammed Ali Cinnah demi ne diyoruz biz de? Cinnah diyoruz. 3. Gelen sınav sorularına bakalım arkadaşlar. Keşmir iki ülke arasında yaşanan sorun sorudu. Cevabı da Keşmir'di. Bir sınavda da Keşmir. Hangi ülke iki ülke arasında sınav sorusu oldu? Şey hangi iki ülke arasında yaşanan bir sorun oldu? Niye konuşamıyorum bey ya? Nazım gitti görüyor musun? Meğer bütün iş nazımdaymış bak. Evet. Silelim o zaman. Hadi bey yazalım. 3 saattir ders anla diyor. Normal değil mi? Evet. Hadi bakalım. Allah anlatana da dinleyene de gerçekten sabır versin. Hadi bakalım.

Hindistan Pakistan. Hindistan'daki ilk bağımsızlık ayaklanmalarını. He ilk bağımsızlık ayaklanmalarını. 1917'de Matma Gandi önerdiğini başlamıştır. Ayaklanmasını. Mahatma Gandhi başlatmıştır. Mahatma Gandhi başlatmıştır. Evet. Muhammed Ali Cinnah'ın önderliği. Muhammed Ali Cinnah. Muhammed Ali Cinnah ise şöyle yazalım Müslümanların temsilcisi olmuştur. Müslümanların temsilcisi olmuştur. Devam. 1947 yılında. 1947 yılında. Evet. Hindistan ve Pakistan devletleri kurulmuştur. Hindistan ve Pakistan devletleri kuruldu. Pakistan devletleri ne olmuştur? Kuruldu. Evet. Hindistan ile Pakistan. Evet. Arasındaki en önemli sorun. Hindistan ve Pakistan arasında en önemli sorun bir kere daha söyleyeyim hala devam ediyor. Neymiş? Keşmir bölgesidir. Keşmir bölgesidir. Devam. 1948 yılında. İki ülke ilk savaşmış. 1948'de bu meseleden dolayı bu meseleden dolayı ne olmuş? İki ülke ilk defa savaşmıştır. İki ülke ilk defa savaştı. Evet. Kaç kent deklarasyonu? 1966 mi? Evet. 1966'da Taşkent deklarasyonuyla iki ülke sınırlarına geri döndü. Deklarasyonu ile geçici çözüm sağlandı. Öyle yazayım. Geçici çözüm sağlandı. Var mı bilmemiz gereken başka bir şey? Yok. Hindistan ve Pakistan kurucusunu bileceğim. Hangi sömürge devletten kurtulduğunu bileceğim. İngiltere. Gandhiyi bileceğim. Cinnaı bileceğim. Keşmir'i bileceğim. Gelen soruyu yapacağım. 1-0 öne geçeceğim. Bütün hayat meselesi bu. Evet. Bilmeyen adam için çok çok zor sorudur. Keşmir hangi iki ülke arasında sorun düşünemiyorum. Adam bilmiyor. Yazar oraya Amerika Meksika Çin işte atıyorum Tayvan. Yazar oraya Suriye İsrail. Hemen bizim Suriye İsrail var. Keşpirin nerede olduğunu bilmez. Ama burada ne vardır? Elbet birileri yanlış yapacak ki birileri doğru yapacak bu sınavlar kazanıyor. Herkesin doğru yaptığı ne olmaz zaten? Soru olmaz. Artı herkes doğru yaparsa mantığı olmaz. O yüzden bu sınavlarda sıralama sınavlarında özellikle muhakkak ki sizleri düşünecek seçenekler yer alacaktır.

Devam hocam. Güney Afrika Cumhuriyeti. Bakın Afrika'da bir başka buradan Afrika'ya doğru bir geçeyim. Güney Afrika Cumhuriyeti'nde. Evet. Özgürlük savaşçısı anlamına gelen. Özgürlük savaşçısı anlamına gelen. Dikkat savaşçısı anlamına gelen. Madiba lakaplı. Madiba lakaplı. Evet. Nelson Mandela. Nelson Mandela. Oo bu da çok etkili bir adam. Dünyanın yön veren yüz adamından biri Nelson Mandela. Irkçılığa karşı büyük mücadeleler vermiştir. Hatta Nelson Mandela'nın biliyorsunuz ki ölüm yani öldüğündeki cenazesine her ülke neredeyse şey gönderdi. Ne derler? Temsilci gönderdi. Bizdekiler de gitti. Türkiye de katıldı yani. Neden? Yıllarca adama işkence yap, hapis et bilmem ne. En sonunda özgürlük savaşçısı olan Mad. Bunlar da zaten böyledir. Sindirdikleri sindirdiler. Sindiremedi. Avrupa ne yapar? Onu bu sefer de lakaba bak. Özgürlük savaşçısı. Madibaı böyle el üstünde tutar. Lan öldürene kadar öldüremediğiniz için zaten el üstünde tutuyorsunuz. Yani o gün Avrupalıların cenaze törenine gelmesi büyük skandal. Yıllarca zulmettiler Avrupa Afrika'yı yıllarca sömürdü. Sömürdü kardeşim. Bugün Zanzibar diye gir bakın bir. Zanzibar köleciliğin merkeziydi. Zanzibar. E ne oldu şimdi? O şeyler de unuttu. Siyahiler de unuttu. E siyahi de geçmişini unutsa ne olur? Aynısı olur. Evet. O yüzden Zanzibar mesaj eğlencenin merkezi olmuş. Ne güzel dünyada. Oğlum onun bir bedellerini ödeyen var. Bakın bizim özgür olmamızın bedellerini ödeyenler var. O yüzden o bedeli ödeyene saygı duymak lazım. Bir de müze yapmayla, köleciliğin tasvirini yapmayla bu iş olmaz. O yüzden her zaman söyleyeyim. Kölecilik sistemsel ve finansal kölelik olarak devam etmekte. Birer direkt insanın bedenini bu sefer parayla çalıştırmanın gene ondan verim almanın adı yine kölelik değil mi? Allah'ını seversin bu güldür güldür de mi yapmışlardı? Mısır piramitleri inşa ederken bize hep keten yakarları. E aynı şey. Adam diyordu ki bu boş ver diyor. Ne konuşsa konuşsun. Ben işimi yaptırdıktan sonra ister kendine keten yakaladsın ister mavi yakaladı ister beyaz yakaladırsın. Fark etmiyor. Burada en son Mandelaı yıllarca hor gördüler. hapislerde çürüttüler adamı. Adam en sonunda bir şekilde devlet başkanı oldu Güney Afrika Cumhuriyeti'nin. E ondan sonra oo sen büyük adamsın. E niye büyük adam? Öldüremediğin için büyük adam oldu. Yıllarca onun gibi kaç tane siyahi lider var? Devam. Nenson Mandela. Siyahi halka yapılan ırkçılar karşı mücadele. Siyahi halka yapılan ırkçılığa karşı mücadele etmiştir. Yani devamlı da şey yapıyorum. İlk siyahi cumhurbaşkanı. Bilim ilk siyahi cumhurbaşkanı. İlk siyahi cumhurbaşkanı. Düşünebiliyor musunuz ya? İlk siyahi cumhurbaşkanı hangi tarihte olmuş Allah'ını seçim. Düşünebiliyor musunuz? İlk siyahi cumhurbaşkanı. Lütfen buraya dikkat edelim. 1994'lerde Güney Afrika Cumhuriyeti kıtanın adı Afrika adam XY Cumhurbaşkanı oluyor. Lütfen mantığınızı bir çalıştırın. Anlaştık. Güzel. Hadi devam edelim. İki tane daha var.

Bölge ülkeleri. Hı hı. ASEAN. Bölge ülkeleri. ASEAN. A bir başka bir şey daha. Hocam bu ne? Yine ezber yapmanıza gerek yok. Açılımı söyledim. Güneydoğu Asya milletleri. Güneydoğu Asya milletleri. Birli. Birli. Bu da oradaki ülkeler var ya gene Tayland, Filipinler, Singapur, Malezya gibi ülkelerin birlikleri. Demek ki yine soğuk savaş döneminde mi kurulmuş? Demek ki soğuk savaş döneminde sadece Varşova pakt yok. Sadece NATO yok. Doğru mu? Bak neler var dikkatinizi çekiyorsa. ASEAN var. Efendim Seato var, NATO var. Varşova baktı var. Komekom var, Kominform var. AET dediğimiz, AKÇT dediğimiz Avrupa Kömü Çelik Topluluğu var. 57'de bunun adı değişti. Avrupa ekonomik toplu oldu. Bak ne kadar şey var. Afrika Birliği var. Afrika Birliği var. İşte ileride göreceksiniz değerli arkadaşlar. İleride yumuşama döneminde İslam İşbirliği Teşkilatı olacak. Demek ki sürekli kuruluşlar artacak. İleride petrol için OPEC kurulacak, OAPEC kurulacak. Demek ki ben soğuk savaş dönemindekileri bir bileyim.

Önce. Asean, Asya. Bak buradan aklınıza geldi. Seato. Seato. >> He. >> NATO. >> NATO Seato. Oradan aklınıza gelecek. Amerika'nın uzaklıkta kurduğu şey. Devam et bakalım. >> Filipinler. >> Hangi ülkeler varmış? >> Filipinler. >> Ulan bu Filipinleri de her yerde var ama dünyanın gene en fakir ve sel alan ve deprem alan bölgelerinden bir tanesinde yaşıyorlar. Evet. >> Tayland. >> Tayland. >> Malezya. >> Malezya. Evet. >> Endonezya. >> Endonezya. Bu iki devlet bu arada dikkat. İki devlet çok güçleniyor. Şu iki devlet bak haberiniz olsun. Bilmeyen arkadaşlar için söyleyeyim. Çok uzakta kaldığı için anlam veremiyoruz ama Malezya ve Endonezya hem Endonezya turizmden kazanıyor. Malezya'da yine aynı şekilde eee üretim ve gıdada çok iyiler. Bu iki ülke ileride göreceksiniz Çin'in en büyük hedef iki devleti olacak. İkisinden biri. Çin buna izin vermeyecektir. Bunu bir yere aklınıza yazın. Bunlar ikisi de İslam ülkesi. Devam. Hani Bali, Bali, Bali var ya >> turizm cenneti. İşte o Endonezya'dadır. Devam. >> Ne? Singapur. >> Singapur. Bu da dünyanın sayılı teknoloji devlerinden bir devlettir. Singapur. Anlaştık mı? >> Var mı sıkıntımız? >> Yok hocam. >> Gelelim bir başka yere. Ulan hocam oradan oraya zıplıyoruz. Orada ezatı çağdaş işte o yüzden zaten sıkıntı. Ondan sonra millet diyor ben hiçbir şey anlamadım. Ne yapacaktık? Kutu kutu gideceğiz. O kutuyu biliyorsun. Tamam bitti. Öbür kutu yani şu kutudan kastettim. Şu burayı biliyorum. Sonra burayı biliyorum. Burayı biliyorum. Burayı bu işe bu gözle bakacaksınız. Bu bu gözle baktığınız sürece çok rahatlıkla yaparsınız. Ama ben bunları bir birleştireyim dersem birleştiremezsin. Ben ne anlatıyordum sana? Dünyanın dört bir tarafındaki aynı zaman dilimi içindeki gelişmeleri anlatıyorum. Bugün Türkiye'nin yaşadığı şeyle, Amerika'nın yaşadığı şey aynı mı? Suriye'deki yaşananlarla, Türkiye'de yaşananlar aynı. Bak çok dip dip olmamıza rağmen. Evet. Bizi ilgilendiren konular olsa bile aynı şeyleri mi yaşıyoruz? Hayır. Öbür tarafa bakıyorsun aşağı Suudi Arabistan, Yemen'le savaşta. Bu tarafa bakıyorsun Hindistan, Pakistan, Çin, Tayvan. Orada bir ayrı mücadele var. Bir bakıyorsun başka ülkede hiçbir şey yok. Herifler gayet iyi. E şimdi herkes aynı şeyleri aynı zaman dilinde aynı şeyleri mi yaşıyor? Murat'la ben şimdi aynı şey mi yaşıyor? Merve ile ben aynı şey mi? Ya da ben sizle aynı şey mi yaşıyorum? Bak KPSS öğretmeni olmam. Siz KPSS çalışmanıza rağmen aynı şeyi mi yaşıyorsunuz? Ben anlatırken sen dinliyorsun. Bu aynı şey değil. Benzerlik olabilir ama aynı şeyler hayatta kimse yaşamıyor. Hem normal özel hayatında hem bu tür sınavlarda.

Şimdi gelelim Fransa'ya. Fransa sizler de biliyorsunuz 1830 tarihinde Osmanlı Devlet'in o zamanlardaki Kuzey Afrika'daki ilk toprak parçasını yani Kuzey Afrika'da kaybettiğimiz ilk toprak parçamız Cezayir olacaktır. Cezayir'i ilk işgal eden devlet Fransa olacaktır. Bakın tarihine dikkat. 1830 bakı düşünebiliyor musunuz? Eskiden biliyorsunuz Cezayir eee Trablus Karp ve Tunus'la beraber şey Cezayir özellikle dayı dayı bildiğimiz adı üzerine dayılar tarafından yönetiliyordu. Osmanlı Devleti bölgeye eee dayılar göndererek yönetiyordu. Ama şöyle bir ortam şöyle bir olay ortaya çıktı. 1830 tarihinden itibaren bölgede Fransa'nın egemenliği arttı. İşgalede başladılar. Böyle Osmanlı Devleti Cezayir'i kaybetti. Ancak Cezayirliler tabii ki kendi bağımsızlık mücadelelerine çok sıkı sarılacaklar. Muhammed el Mukrani diye bir adam çıkacak. Abdülhamit bin Badis diye bir adam çıkacak ileride. Eee, Cezayir ünlü kadını Cemile Buhayra filmi var Cemile diye oturup izleyelim. Mesela öyle bir kadın ortaya çıkacak ve bunların hepsi zaman Cezayir'in bağımsız için gayet mücadele edecekler. Cezayir maalesef ki Fransa'nın sömürgesi altında yıllarca eee zulme uğramıştır. Hele 1954'lerde yaşanan bir katliam. Görüntüleri var. İzleyebilirsiniz. Setif katliamı. Yani uçaklar acımasızca Cezayir halklarını vurmuşlardır ve burada binlerce insan hayatını kaybedecek. Setif Kadam hiçbir zaman unutmamıştır Cezayirler. Gün ola devran döne. Dur bakalım bir hayat neler gösterecek. Fransa'nın Cezayir işgali en sona tabii ki Fransa bu bölgeden çekilecek. Ama bugün bile birçok Cezayirli, birçok dediğime bakmayın neredeyse milyonlarca Cezayir hangi ülkede yaşandığını sürdürür? Fransa'da sürdürür. Bak geçen videolarımda da aynı örneği verdim. Bir daha veriyorum. Hepimizin bildiği özellikle erkekler çok takip ettiğini söylüyorum. Zidan Zinedin. Zidan gerçek adı ne? Zeddeddin Zidane. Nereli bu? Cezayirli. E ne olmuş? Ama Fransa milli takımda oynuyor. E bunlar sömür değil mi? Adamı o bölgeden Fransa haricinde herhangi bir yere çıkarttırmıyor. O bölgede ne oluyor? Zeddettiğiniz zidanlar zinediğiniz zidan oluyor. Normalde adam Cezayir asılı. Cezayirli yani. Asılı Cezayirli yani buna benzer şeyler. Fransa'nın cezayir işgali ile alakalı herhangi bir soru şimdiye kadar gelmemiştir değerli arkadaşlar. Ama onların bir parolası var. İlginç bir parola. Hani şey vardı ya eee Basmaca harekatında Çar ve Ruslar defol Müslümanlara Hürriyet Türkistan Türkistanlı onların da var. Bak Cezayirlerin bir paralosu var. Neymiş paralosı? >> Dinimiz İslam >> dinimiz İslam >> dilimiz. >> Dilimiz Arapça. Vatanımız Cezayir. Bu parolayı kullanıyorlar. Dinimiz İslam, dilimiz Arapça, vatanımız Cezayir. Değerli arkadaşlar, hadi bakalım Cezayir'i bir yazalım. Osmanlı Devleti'nde kimler tarafından yönetiliyordu? >> Dayılar, >> dayı adı verilen yöneticiler tarafından yönetilmişti. Yöneticiler tarafından yönetilmiştir. Evet. >> 1830'da aynı madde. >> 18 Yok gerek yok. 1830'da kim işgal ediyor? Fransa >> Fransa tarafından işgal edilmiştir. İşgal edilmiştir. Ha şu soru geldi ama bunu söyleyeyim. Hani cümlenin içinde kullandığım için. Osmani Devet'in Kuzey Afrika'da kaybettiği ilk toprak parçası aşağıdakilerden hangisi? Cezayir dikkat. Osmani Devet'in 1830 yılında kaybettiği Cezayir hangi ülke tarafından işgal edilmiştir? Fransa. Yani bu soru Osmanlı'nın içinde gelmiştir. Yani çağdaş kısmında değil. Onu anlatmak istiyorum. Devam. Mukrani öndermi. >> Muhammed >> El Mukrani. >> Elmukrani. Evet. >> Önderdiğinde yönetime karşı ayaklanmalar. >> Yönetime karşı ayaklanmalar çıktı. Birkaç isimden bahsedeceğiz. Çıkmıştı. Sonra >> 1931'de ise >> 1931'de Evet. >> Abdülhamit bin Badis önderliğinde >> Abdülhamit bin Badis önderliğinde Evet. Cezaevir Müslüman Alimler Cemiyeti. >> Evet. Devam et. >> Para olarak dinimiz İslam. >> Buraya dikkat. Dinimiz İslam. >> Bir saniye. >> Dinimiz İslam. Dilimiz >> Arapça. >> Arapça. Bu buna bir dikkat edelim ya. Sonundakini şöyle verebilir çünkü Merve. Vatanımız der boşluk bırakır. Anlatabiliyor muyum? Neresi olduğunu sorabilir. Biz neresi olduğunu biliyoruz. Cezayir parolasında Fransa'ya karşı ayaklanmışlardır. Fransa'ya karşı ayaklandılar. Devam. Başarı var mı? Yok. >> Devam. >> 5 Ağustos 1945'te >> 5 Ağustos 1945'te devam. >> 40.000 Cezayirli hayatın. >> 40.000 Cezayirli arkadaşlar. O rakamlar çok büyük. Cezayirliin hayatını kaybetti. Olay Setif katliamı >> hayatını kaybettiği olay setif katliamıdır. Setif katliamıdır. >> Söyle. >> 1962'de Eveyan Antlaşması >> 1966'da Eyan Antlaşmasıyla Fransa Cezayir'in bağımsızlığını tanımıştır. Cezayir'in bağımsızlığını tanıdı. Anlaştık. >> Hadi notumuzu yazalım. Bir tane kadın var. Cemile Buhayra lütfen filmini izleyin. Hani film soruyorsunuz ya Cemile filmini izleyin. Soral5 katliamı sonrası >> 1945'teki setif katliamı sonrası. >> Ceza Cemile fayda >> Cezayirli Cemile yani değil mi? >> Evet. >> Bu filmin ismi de bu olmadı. Bir baksana filmin adı neydi? Cezairli Cemile miydi yoksa direkt Cemile miydi? >> Cemile Buhayra. Orada bir bakayım filmin adı neydi? Ceza Cemile miydi yoksa direkt Cemile miydi? >> Ceza Cemile. >> Ceza Cemile. Evet. Tamam. Evet. Devam et. Ceza Cemile. Bu hayra >> Cezayir Ulusal Kurtuluş Cephesine katılmıştı. >> Cezayir Ulusal Kurtuluş Cephesine katıldı. >> 1957'de idama mahkum. 1957'de idama mahkum edildi. Ancak dünyadan tepki olunca geri döndüler. İdama mahkum edildi. Uluslararası baskılar neticesinde uluslararası baskılar neticesinde ara ara devletler bu şekilde baskılar yapabilir. Mesela İran'a da yıllar önce çok baskı geliyordu bu idamlar konusuna. baskılar sonucunda cezası affedilmiştir. Cezası affedilmiştir. Önemli mi? Evet. Bugün firme bile konu olmuşsa o zaman o demek ki Cezayirler için önemli biridir. Cem ile Bu hayra geldik genel tekrara. Evet buradaki şu iki tanesini zaten yapmıştık. Buradan başlayarak genel tekrar yapıyorum. Dikkat. Herkes başlarda insanlara çok karışık gibi gelebilir ama soru çözünce hiç öyle olmadıklarını görüyorlar. O bizi tabii ki şey yapıyor. Sen kamerayı açısını oynadın mı kardeşim? >> Yok hocam. >> İstersen bu tarafa doğru biraz oyna. Yok yok o anlamda değil. Ben tam tersi diye düşünmüştüm. Şu tarafa doğru. >> Vallahi mı ya? Senin canın sağ olsun Muradım ya. Evet. Baktık buraya. Bugün dünyadaki tüm İslam ülkeleri ve bazı Hristiyan ülkeler 1967 sınırlarına geri dönsün İsrailliler. Niye? Çünkü İsrail 1967 6 gün savaşı kazanmış. Sınırlarını tam 4 kat arttırmıştır. Bugün İsrail ise Filistin diye bir devlet neredeyse hiçbir şekilde bırakmamış. birçok yerleşme yerini işgal etmiş ve en son sırada zaten gördüğünüz üzere Gazi'ye gelmiştir. 1967 Arap İsrail Savaşı bu. Bir adam çıkacak. İsmi neydi? Yaser Arafat. Neyi kuruyordu? Elfetih hareketini kuracak. Dikkat. Özellikle buradan hangisini alıyordu? Suriye'den >> Golan tepeleri. Golan değil mi? Gol nereden çıkt? Golan. Peki bir şey söyleyeceğim size. Şöyle bir soru gelse. 1. Golantepeleri 2. Dağlık Karabağ 3. Keşmir. Yukarıda verilenlerden hangileri Azerbaycan'la Ermenistan arasındadır? Yukarıda verilenlerden hangileri İsrail'ile Suriye arasındadır? Yukarıda verilenlerden işte Hindistan'la Pakistan böyle de gelebilir. Artı devletlerin karşılarına sorunları da verebilir. Mesela Azerbaycan Tire, Ermenistan yazar. Karşısına Keşmir yazar. Doğru mu değil mi? Türkiye Yunanistan karşısına yazar. Ne? Ege adaları. Anlatab mı? Kardakalıkları. O yüzden hangi devletin hangi sorunlarla uğraştığını bileceğiz. Golan, Golan, Golan. Bakın Golan tepeleri her zaman gelir. O tepe diye yutturdukları yer su havzasıdır. Ne diye yutturuyorlarmış dünyaya? Şimdi sen tepe deyince Ankara'da hangi tepeler geliyor? Aklına söyle bakın. Şente. Başka? Piyongatepe. Ankarada tepe söyleyin bana. >> Doğantepe. >> Doğantep devam. >> Aktepe. Çiğiltepe devam. Devam. Güvercintepe. Bak her yer tepe. Ankara'da maşallah. E hiç aklına su geliyor mu? Niye tepe? Hep çünkü tepe deyince aklınıza ne gel? İşte Golan tepelerinin bütün meselesi bu. Dünyaya yansıtırılan aynı şey değil. Golan suyu diyemiyor. Ne diyor? Golan tepesi diyor. O yüzden bugün İsrail'in en son ilhak ettiği yerdir. Nereyi ilhak etti? 1967'den beri işgal ediyordu. En son bu olaylar yani 2025 senesinde de ilhak ettiğini açıkladı. Yani sınırına kattı. İyi bir şey mi? Suriye'nin o zamanlarat yönetimine her zamanki gibi karşı çıkmadığından dolayı adamlar Golan tepelerini sessiz sedasız aldılar. Bütün mesele bu. Golan tepeleri sorusuna dikkat ediyoruz. Yanser Arafat'ın kim olduğunu öğrendik. Tamam. Devam ediyoruz. Yom Kipbur onlara göre onların Ramazan ayı, oruç ayı, saldırıyı is şey Filistinler ve Mısırlılar başlattı. Dikkat. Bunun sonucunda en sonunda Kent David diye bir anlaşma imzalanacak. Ancak ondan önce başka bir şey var. 1973 Yom Kipur Savaşı'ndan sonra Araplar baktı ki Amerika hep İsrail'in yanında. Bunun üzerine petrol krizini ortaya çıkartılar. Petrolün fiyatını arttırmaları Araplara daha fazla para kazandırdı. Başlangıçtaki şoku atlatan Amerika ham aldığı petrolü işlenmiş şekilde Araplara sattığından dolayı o da para kazandı. Para kazanamayan kim var? Ülkse petrol olmayan yani Türkiye. O yüzden Türkiye büyük bir petrol krizine girmiştir değerli arkadaşlar. Onu baştan söyleyelim. İki eee iki devlet arasında bir ateşkes gibi düşünün. 100.000 kil anlaşması yapıldı. İki devletin arasında tam ortasında yapıldı. Çünkü birbirini tanımıyor. Sonra olaya Amerika el koydu. Dedi ki ben sizi barıştıracağım ama bana süre verin. 5 sene boyunca 73'ten 78'e Henry Kissinger bu adam Ortadoğu'ya şekil vermiştir. Hala onun etkileri devam ediyor. Henry Kissinger de arkadaşlar bir Kahire'ye gitti bir telavve yani bir İsrail'e gitti bir Mısır'a. En sona biz buna ne diyoruz? Mekik dokuma. Biz bunun adı ne? Mekik diplomasisi. Her zaman sınavda çıkar. Bakın en son çıkan sınav sorusu üçgen diplomasi adında çıktı. O zaman ne de gelebilir bize? Mekik diplomasisi. Dikkat hangi iki ülkeyi barıştırmak amacıyladır ve Mısır'ı. Ne oldu? İsrail devlet başkanı Menahan Begin'le Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat kentte antlaşmalarını imza adı. bölgte Mısır İsrail'i tanıyan İsrail Mısır İsrail'i tanıyan evet ilk Arap ülkesi oldu. Böyle Filistin davasından Mısır geri çekilmiş oldu. Bugün yaşanan bütün zulümlerde Mısır'ın da suçu var. Bunu baştan söyleyeyim. Anlaşıldı mı burası? Cemp David anlaşmaları. O zaman şunları bir yazalım. İsrail'i tanıyan ilk Arap ülkesi Mısır. Mekik diplomasisi neymiş değerli arkadaşlarım? Henry Kissinger tarafından yapılmıştır. Anlaşmanın adı ne? Camp David. Güzel. Geldik Kore'ye. Bak buraya kaçıncı enlemden ayrılıyor? 18 nerenin plakası? >> Kayseri değil artık. Ne yapacağız? Kore'nin plakası. Evet. Güzel. Kuzey Kore, Güney Kore. Kore'nin yukarısını Rusya, aşağısını Amerika koruyor. Yukarı aşağıya saldırdı. Saldırınca Amerika, Birleşmiş Milletler, bırak buraya dikkat. BM'yi harekete geçirdi. NATO'yu değil. NATO burada bir şey yok. BM'ye dedi ki bu kuzeyliler güneylere saldırdı. BM çatısı altında Güney Kore'yi korumak için asker talep ediyoruz. Türkiye'den sonra daha sonra Amerika'dan sonra ilk askerini gönderen ülke Türkiye oldu. Türkiye için önemi ne? İlk defa sınırlarımızın dışına eee savaşmak amacıyla ne göndermiş olduk? Asker göndermiş olduk. Bu Türkiye Cumhuriyeti'de bir ilktir. Hangi kuruluş altında? Bak burayı sorarlar. Birleşmiş Milletler. Doğru mu? Evet. Peki bu bir Atlan Menderes dönemi gelişmesi midir? Evet. Çünkü 1950 53 Atlan Menderes ne zaman şey tahta çıkacak diyor. 1950 53 50 60 arasında şöyle yapalım. Adnan Menderes ne zaman başbakan olacak? 5060 arasında. O yüzden kimin dönemine denk geliyor? Adnan Menderes dönemine denk geliyor. Dikkat. Tu general Mizinas ismi tahsin yazıcıdır. Değerli arkadaşlarım hangi kuruluş altında asker gönderdik? Birleşmiş Milletler. 38 yaptık. Orayı yaptık. Güzel. Peki biz niye Kore savaşına asker gönderiyoruz? Durup dururken ta bizden kaç kilometre öteye. O yüzden Türkiye'nin Kore Savaşı'na katılma sebepleri önemlidir. Dikkat. Bizim Kore'ye katılmamız bizim hangi kuruluşa üye olmamızı kolaylaştırdı? NATO. Kore harf. NATO 4 harf. Kore NATO. Söyle. >> Kore NATO. >> NATO >> Kore >> Kore >> NATO. >> Tamam. Güzel. Bu iş bittikten sonra o zaman Türkiye'nin NATO'ya girişinin hızlandığı bir gelişme olduğunu da söyleyelim değerli arkadaşlar. Var mı yapar mıyız bunları? >> Hepsi Türkiye niye kabul etti? NATO NATO bizi niye kabul etti? Bizim isteğimiz neydi? Onların askeri yatırımları ne? Burasından bir soru geldi şimdiye kadar. İkinci soru geleceğini sadece şu olay haricinde düşünmüyorum. Geldik buraya. Seato, NATO. NATO. >> Seato, >> NATO. O zaman kimin kuruluşu bu? Amerika'nın Uzakdoğu'da kurduğu bir kuruluş. Bir de o uzaklığı ülkelerin kendi arında işbirliği var. ASEAN diye. ASEAN sorulmaz ama Seato'nun NATO yani Amerikan örgütü Amerika'nın Uzakdoğu'daki bir eee oluşturduğu ittifak olduğunu unutmayın. SAT. Devam edelim. Hindistan ve Pakistan. Hindistan'ın kurucusu kim? Geldik buraya. Kimmiş? Mahatma Gandhi. Pakistan'ın kurucusu kim? Muhammed Ali Cinna. Peki ikisinin arasındaki sorunun adı ne? Keşmir. Peki burayı geçiyorum. Bir adam var. Güney Afrika Cumhuriyeti'nin ilk siyahi devlet başkanı. Adı Nelson Mandela. Lakabı ney? Mada. Doğru mu? Doğru. Geldik Fransa'nın Cezayir işgali. Dikkat. Osmanlı Devleti'nin Osmanlı Devleti'nin elinden çıkan ilk Kuzey Afrika toprağı neresiymiş? Cezayir. Hangi ülke tarafından? Fransa. İndim aşağıya. Bir gün şunu sorabilirler. Dikkat. Biraz ÖABT sorusu gibi duruyor ama dinimiz İslam, dilimiz Arapça. Neymiş? Vatanımız Cezayir. Kimin önderliğinde başlamış? Abdullah bin Baadis önderliğinde başlamış. Cezayir ayaklanmaları. Peki Fransa'nın yaptığı katliamın adı ne? Setif katliamı. Bir de ne vardı? Cezayirli >> Cemile neydi değerli arkadaşlar? Uluslararası baskılar neticesinde idamdan kurtulan vatansever bir Cezayirdi. Hatta Cezayir oyunu içinde ben size ne demiştim? Bir ağıt yakılmasına rağmen Türkiye'de hala Cezayir oyunu bir oyun havası şeklinde oynanıyor. Bu bizim bir ayıbımız kardeşim. Kim ne derse desin. Bir de o YouTube'un altına yapan Cezayirlerin hiç tarih bilgisi yokmuş. Onu da öğrenmiş olduk. Kardeşlarım benim ne güzel de oynuyorsunuz diyor. Lan oğlum öyle de Cezayirli bunu yorum yapar. Oğlum sen demiyor musun lan oğlum bunlar a bunlar bizim ölülerimiz için şehitlerimiz için yazı siz niye böyle oynuyorsunuz demiyor da vay Türk kardeşlerim benim ne güzel de oyun havası yapmışsınız diyor. Şuursuz milletler yine şuursuz hareketleri devam ettiği sürece yine o işgal görüntülerinden hiçbir farkı kalmayacak. Artık işgalleri lütfen karasal anlamda düşünmeyin. Finansal ve ekonomik işgaller var ve kültür işgali var. Senin setif katliamını unutabilir. Bir insanın 40.000 kişisinin katliamı unutulabilir mi? E sen unutursan ne oluyor? Veya unutturulursan aynı katliamları yaşar yaşar durursun. Tarih bilinci olmasının en güzel sebebi ne? O Fransa bak bir Cezirli olsan Fransa bir daha gelse ne yapacağını biliyorum. En azından setif katliamıyla bir katliam yapacağını biliyorum. Çanakkale'ye bir gemi geldiği zaman anlıyorum ki bunlar bizi acaba işgali mi? Bakın Çanakkale'ye ben giderim hala. Oradan gemi geçtiği zaman gene şey yaparım. Bir ürperirim. Niye? Biliyorum çünkü olayı. Olayı biliyorum. İşte mesele bu. Bu şuuru kazanacak dünya. İlk kazanması gereken de İslam ülkeleri. Cihat eline silah alıp gitmek değildir. Sadece cihat eğitimle de olur. Cihat kültürle de olur. Cihat tarih bilinci ve şuuruyla olur. O insanları yetiştireceksin ki silah eline alan adam silahın ne zaman alınması gerektiğini öğrenecek. Yoksa silahı al masum insanlara sık öldür. Bu mu İslam? He sen nereden bakıyorsun da olaya nereden şey yapıyorsun? O yüzden buna çok dikkat etmemiz lazım. Bugün Filistinlilerin silahı sarılması kadar normal bir şey olabilir mi? Asla olamaz. Adam ne yapacaktı yani? Gel öldür mü diyecek ama ne zaman nerede sarılıyorsun? Bütün mesele bu. O yüzden arkadaşlar bu meseleler yani şu tablo bir kere dört sınavdan birinize %100 ama bunu hangi gün öğreneceğiz Merve? Sınav günü. Hep beraber öğreneceğiz. Ben de sınava girip sorulara bakıyorum. Tabii ben lisans mezunca mecbur sadece lisansa girip ön lisans ve orta öğretimi göremiyoruz. Ha, AGS'ye de giriyoruz. 6 soruda görüyoruz. Bakalım 6 soruda çağdaş var mı? Hani görünüşte bir tane çağdaş var gibi gözüküyor da bilmiyorum. Çağdaş varsa bile bu konulara kadar gelir mi? O da bir muamma. O yüzden bazı şeylere maalesef muammada olan bir sınava gireceğiz. Kaç dakika oldu kardeşim? Şöyle baktığın zaman >> 3 saat 40 dakika mı? Ya bizim öğrenci için çerez bunlar ya. 3 saat 40 dakika zaten 40 dakikada şey dersi ısınıyorlar. Aranıza yazan arkadaşlar var. eee, bu zamana kadar geldiler. Biliyorum yoruldunuz ama buradan sonrasını lütfen bırakmayın. Özellikle Çağdaş'ı yazmanızda büyük fayda görüyorum. Çağdaşta benim işaretlediğim her yer unutmayın ya çıktı ya tekrardan çıkabilir. Çağdaş'ın şeyi yok. Ne derler ona? Ve mesela Rosevald'ın bir sözüyle başlamıyor veya işte bazı yerlerde örneğin Haydar Aliyev'in yıllar sonra işte bir lafı vardı. Neydi mesela? eee, bir millet, iki devlet gibi mesela bu söz soruldu mesela çok önemli olacak veya Vietkonglar bana bir şey yapmadı ki ben neden askere gideyim diyen Muhammed Ali mesela çok önemli ama Atatürk dönemi öyle değil mi? Atatürk'ün birçok 19-38 arasındaki çok lafında yani o laflardan bir tanesi de soru haline getirilebiliyor. O yüzden burada neyi bilmemiz lazım? İşaretlediğim yerlerdeki her olayı ayrı düşüneceğiz. Mesela İsrail Filistin'le alakalıysa aşağıdaki kavramlardan hangisi İsrail Filistin mücadelesine ait bir kavram değildir dedim. Yapalım mı? Örnek Elnakba. Evet. Felaket günü. Bu İsrail Filistin arasındadır. B. Keşmir. Neyle alakalı? Hindistan. Pakistan. C. İntifada uyanış. İsrail Filistin aras. D. Kral Faht bilan planı. İleride göreceksiniz. O da var. E. Elfetih hareketi var mı? >> Var. Hamas var mı? Var. Zaten bugün. E demek ki burada neyi bileceğim ben? Hangisinin İsrail ile Filistin arasında olduğunu diyelim ki e EOK. EOK mı? Öyle diyeceksiniz değil mi? Ne alaka? Bak EOK Rum örgütü harb ne alakası var? O bizimle Yunanlılar arasındaki Kıbrıs muhabbeti şurayı anlamanız lazım. Çağdaş ezber yapılacak bir ders değil. Kutu kutu gideceğiniz bir ders. Fransa'nın cezai işgali. Ramazan hoca bana ne dedi? Bunu bunu bunu bunu bileceksin. Tamam mı? Tamam. Biliyor muyum? Biliyorum. Kapattım. Konuyu. Kapattın. Burada konu kapatma var. İnkılapla kapatamıyorsun. Osmanlı burada konuyu kapatabiliyorsun. Fransa cezayı işgal etmiş. Bu olmuş. En son bağımsız olmuş. Konuyu bitirdin, kapattın, kenara koy. Sizin yerinizde olsam kavanoz yöntemini ıslahatlarda öğretmiştim. Soğuk savaş dönemi. Özellikle bu dönem için çizdiğim ne kadar kavram varsa çizdiğim size yazın. Komekon yazın içine atın. İçine at. Efendim? Ne? Dinimiz İslam, dinimiz Arapça, vatanımız cez içine at. Ne? Elnakba, elfetih, Yasfat. Bak buradaki kavramlar. Yom kipur. Atın bunların hepsini çekin. Ne çıktı? Yom Kipbur. Ha, Yom Kipbur ne dedi Ramazan hoca? Yahudilerin Ramazan günleri. O zaman bu neyle alakalı? İsrail Filistin arasında bir soru. Hemen başla İsrail Filistin yaz. Hemen oraya altına koy. Yap bakayım. Şunları bir ayır bakayım. Bak bakayım oluyor mu olmuyor mu? Hayatınızda ilk defa çağdaş görüyorsunuz derse ben 20 yıldır çağdaş anlatıyorum. 20 yıldır bu ülkede. 20 yıl değil 2009'da gelmişti o zamanlar. Sos 2 miydi neydi? İlk defa çağdaş 2009'dan o zamana kaç yıl geçti? >> 17 yıl. 17 yıldır ben bu ülkede çağdaş anlatıyorum. Okumadığım Çağdaş'la alakalı herhangi bir kitap yoktu. Sizin akşinden tut da şey Fire Armund'an tut da işte günümüzdeki bütün özel meseleler de dahil arkadaşlar çok mesele var ama biz ne yapacaktık? Çekecektik. Hadi bir tane çek bakayım Merve çektin mi? Çek söyle bana. >> Elfetih mesela neyle alakalı? İsrail Filistin çektim. Komekoon neyle alakalı? Komekon nereye yazılabilir? dediği Ramazan doğu batı bloklarından doğusunu ilgilendiriyor. Truman doktrini batıyı ilgilendiriyor. Demek ki burada ne yapacağım ben? Doğuyla batının ayrımını muhakkak yapmak zorundayım. Var mı sıkıntımız? 3 saat 40 dakikanız hayırlı olsun. Bu anlattığım soğuk savaşın biri. Bir de bunun neyi var? Türkiye'de ne oldu? İsmetin ön dönemi. Adnan Menderes dönemi. Daha sonra Adnan Menderes İsmetin ön döneminden alacağız. Şöyle Adman Menderes söyleim 5060'a darbeye kadar getireceğiz. Hangi videodan sonra? Bir video yani bundan sonraki videoda soru çözüyor muyuz? Hayır çözmüyoruz. Ünite bittikten sonra çözüyoruz. Hem KPS AGS soru bankam hem de KPS soru bankamdan. Merak etmeyin hepsini sınavda üçte çağdaş yapacaksınızdır. Ben zannetmiyorum kaçıracağınızı. İnşallah kaçırmayız hiç beraber. Ben şu ana kadar bu çağdaşla alakalı bir soru kaçırmadım. Yani çıkan bütün sınav soruları hep anlattığımız, üstüne bastığımız yerlerden geldi. Çağdaşta sizi zorlamayacaklar ama çağdaş dinlemeyen arkadaşlar o ü tane sorudan mahrum olarak sınava girecekler. Herkes 27 soru yaparken sen 24'ten gireceksin ama merak etme şu an sen bu videoyu dinliyorsan zaten o 27'nin içindesindir. Kendine iyi bak. Bir sonraki videoda görüşmek dileğiyle.