Transcription
Selamlar, iyi günler diliyoruz. Şimdi sağda solda herkes bu sohbetlere duyar, yani vakıf olur. Yani işte gayrimüslimler cennete girer mi? Kelime-i tevhidi yapan cennete girer, şunu yapan cennete girer, bunu yapan cennete gider. Tabii burada kendimizi de Allah yerine koymamak gerekiyor. Buna da haşa, yine Allah'a sığınırız. Biz Kur'an'a göre kimler cennete gider, anladıklarımızı şimdi izah etmeye çalışacağız. Ayetler üzerinden, yani Kur'an'ın anlattığı, bunları yaparsanız, şu düşünce de olursanız, itikat ve ameli olarak hangi ameli ve itikatta olursak cennete girebiliyoruz? Eee, onu biz ortaya koyalım. Ondan sonra herkes kendine düşen payı alabilir. Buyur Ali hocam.
Euzu billahi mineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Kur'an'a göre kimler cennete girer? Aslında dinlerin birbirlerinden farkları yoktur, Sayın hocam. Ne Emevi, Abbasi uydurmalarından gelen rivayetler dininin, ne Şiiliğin, ne Yahudiliğin, ne Hristiyanlığın, ne de Budizmin, ne de herhangi bir dinin Allah katında diğerinden bir ayrıcalığı yoktur. Dinleri birbirinden ayıran tek şey Tevhit ilkesidir. Dinler nerede birbirinden ayrılır? Tevhit varsa bir dinde, o Allah tarafından indirilen dindir, İslam'dır. Eğer ihlasa sahipse o dinde, din Allah'a sadece Allah'a özel kılınıyordu, o din kişinin kurtuluşuna vesile olur. Evet, dinleri birbirine eşitleyen tek şey de şirktir. Hocam, bunu bir daha tekrarım. Dinleri birbirinden ayıran tek şey Tevhit, Tevhit ilkesidir. Dinleri birbirine eşitleyen tek şey de şirktir. Yani biz şirki yaptık mı hocam? Şirki istediler ama şirki biz yaptığımızı hatırlıyorum. Biz yapmadık mı şirki? Şirki herhalde yapmadık ama hocam, genellikle derslerimizde dile getiriyoruz. Yani genel bir şey. Program göreceğiz. Şimdi göreceğiz hocam. Yani Tevhit ve şirk e şeyini şimdi de bu dersimizde de var. Yani bir kenarından inşallah değineceğiz. Dinleri birbirini eşitleyen tek şey de şirktir. Adı ne olursa olsun, hani şöyle bir şey var, eee, işte geleneksel olarak ağız alışkanlığı haline getirilmiş, "İşte biz Müslümanız." Yok kardeşim, sen sen, o senin kendi dilinde, senin kendi temelinde, kendi anlayışında, fikrinde, inancında sen Müslümansın. Senin Müslüman olabilmen için o inancını yaşantını Kur'an'a götüreceksin. Kur'an ne bu konuda ne cevap veriyor? Bizim mih, Allah sana Müslüman desin. Yani tabii bizim mihenk taşımız Kur'an'dır. Senin ne olduğunu Kur'an ortaya koyan, Allah tarafından indirilen vahiy ortaya koyar. Kimin ne olduğunu, adı ne olursa olsun, ad önemli değil hocam. Şimdi Hristiyanlık dendiği zaman Hristiyanlar kendilerine kötü ad mı taktılar? Nasara, yardımcılar demektir. İsa Aleyhisselam'a yardım edenler demektir. Yahudilik, doğru yolda olanlar demektir. Senin Ehli Sünnet adını koyman, Allah Resulü'nün yolunda olman anlamına asla gelmiyor. Böyle bir şey olmaz ki. Şiiler de Kur'an'da Şii kelimesi de geçer mesela. Ehli Sünnet kelimesi geçmez ama Şii kelimesi geçer. Der ki Yüce Allah, "İbrahim, İbrahim de Nuh'un şiasında, Nuh'un tarafındaydı, onun inancına sahipti." Ama şimdiki ben Şiaya bakıyorum, Şia'nın televizyonlarından, kaynaklarından meşî Şiaya bakıyorum. Allah'a yemin olsun ki açık ve net olarak söylüyorum, dünyada Kur'an'a imana, İslam'a, Allah'ın elçilerine, Allah'a en uzak inanç sistemi, en uzak mezhep Şiilik ve Sünnilik. Ama kendilerini Müslüman olarak görüyorlar. Böyle bir şey olabilir mi kardeşim? Senin kendini Müslüman olarak görmen doğru değildir, yeterli değildir. Kendini Kur'an'a götüreceksin, Kur'an'a gideceksin, Allah'ın kitabına, vahye gideceksin.
Evet hocam, buyur hocam. Şimdi kendine Müslüman denen, denilen bu coğrafya ya da kimle konuşuyorsak, Kur'an'a getirdiğimiz zaman fikirlerini bırak, Kur'an'ı diyebiliyorlar bize, değil mi? Veya Kur'an'dan en azından biz ayetleri inkar ettiklerine şahit olabiliyoruz, değil mi? Kur'an'ı hakem kılmıyor yani. Aynen hocam, Allah razı olsun. Gerçekten de Kur'an'a öyle büyük bir düşmanlık var ki, kendisi Müslümandır, sen diyor, Kur'an'ı bırak. Ne Kur'anı? Sen diyor, sen diyor, peygamber düşmanısın. Peygamberi parantez içinde kullanıyorum. Evet, adam Kur'an'dan, Kur'an'dan yani din düşmanlarından daha fazla nefret ediyor. Tabii, onu yaşıyoruz biz birebir. Yani şu anda Kur'an hakem olsun diyoruz, kabul edilmiyor. Yani Kur'an'ın hakemliği. Allah da diyor ki, "Kur'an hakem olmadıkça siz iman etmiş olmazsınız." Bu ihtilafları gideren bir kitaptır zaten. Bundan sorguya çekileceksiniz. Bir sürü örnekleri var, ayetleri vardır yani. Yani Nebi'nin ağzından da Allah ayetleri indirdi. Bana da ne olacağını bilmiyorum. Bana bu Kur'an'a uymam emredildi. Bu Kur'an'dan sizi uyarmam emredildi. Bir sürü ayet aklıma geliyor yani. Yüzlerce hocam, yüzlerce ayet. Yüzlerce. Ya ben şimdi Kur'an'a uyarsam ahirete gidersem ceza mı alırım, mükafat mı alırım? Kur'an'ın istediklerini yerine getirdiğim zaman rivayetlere uymazsam nasıl bir sonuçla karşılaşırım? Onu düşünüyorum ben. Halbuki Yüce Allah Kur'an'da buyurur ki, "Hakkı sadece Allah söyler." Yani hidayete, doğru yola sadece Allah ulaştırır. Kardeşim, evet, sapıtan için Allah size açıklamalarda, beyanlarda bulunuyor. Nebi'ye de böyle söyler hocam. Nebi'ye der ki, "Eğer diyor sana gelen bu ilimden sonra, sana gelen bu vahiyden sonra, sana gelen bu vahiyden ilimden sonra," der ki Yüce Allah, "Eğer onların heva ve arzularına uyacak olursan, inin ey kardeşim, ey Şii ve Sünni din adamları, Nebi'ye diyor ki, sen diyor bu vahiyi, sana gelen bu ilmi, Allah tarafından gelen bu sistemi diyor bırakırsan, onların kafirlerin, müşriklerin heva ve arzularına uyarsan, zalimlerden olursun." Nebi zalimlerden olacak, siz Müslüman olacaksınız. Öyle mi? Siz Müslüman olacaksınız, değil mi? Evet. Adı ne olursa olsun, bir dinde Tevhit, yani İslam, yani İhlas, yani dini Allah'a özel kılma yoksa, o din kesin olarak şirktir kardeşim. Siz eğer dini Allah'a özel kılmıyorsan, Allah'ın ezelden ebede kadar dünyanın kuruluşundan, yani dünyada insanın varlığından konuşmaya başladığı günden itibaren göndermiş olduğu vahide açıklamış olduğu tek bir gerçek vardır. Tek bir gerçek vardır hocam. O da şöyle açıklandı: Resulüm, "Ey Resul, senden önce gönderdiğimiz bütün resullere vahyettiğimiz tek bir gerçek vardır. Benden başka ilah yoktur. Sadece bana kulluk." Kardeşim, Allah'tan kork. Allah Kur'an'da böyle söylüyor. Senin bin tane ilahın var. Sen benim bin tane ilahım var. 1400 yıldan beri gelen bütün fosilleri, bütün fosilleri sen Rab ve ilah edinmişsin. Sen diyorsun ki, "Ben..." Buyur hocam. Arazi edilmiş. Tabii, tabii, tabii hocam. Rab ve ilah. Hocam, Kur'an'ın Rabb ve ilah deyimi Kur'an'a ait olduğu için kullanıyor. Evet. Sen Allah'ı bir kenara bırakmışsın. Allah'ın kitabını, vahiy bırakmışsın. Sen beşeri kay, beşeri kaynaklara teslim olmuşsun. Aklını kiraya vermişsin. Onlara kulluk ediyorsun. Sen diyorsun ki, "Ben Müslümanım." Müslüman demek, müslimun der ayet, müslimun sadece Allah'a teslim olan. Müslüman sadece Allah'a teslim olan. Evet. Sayın hocam, şimdi bunları biz konuştuğumuz zaman onlar da Allah'a teslim olduklarını söylüyorlar. Yalnız aracılar ediniyorlar. Aracılık kurtulamıyor. Burayı ayırt edemiyor o insanlar. Yani diğer mesela gayrimüslimlerin cehenneme gideceklerini düşünüyorlar ve söylüyorlar. Yani diyelim ki bizden başka, yani Hristiyanların ve Yahudilerin cehenneme gitmesi veya Budistlerin, şunların ama kendilerini cennete. Ben çok zaman yerlerde de söylüyorum, inanın eğer mahşerde biz seyirci olacaksak, yani bize de sıra gelecek, biz de seyretmiş olacağız. Her şeyi görmüş olacağız. O öyle de bir ayet var, hani bu dünyadaki şey gördüklerimizi şimdi burada görmüyoruz diye de ayet var zaten. Eee, kendilerine bizi çağırıyordu falan ayeti zaten. İninin, şaşkın olacağız. Yani hani biz şu düşünüyoruz ya, şunlar cennete girer diye, bunlar Allah'ın dostları, evliyalar, şunlar bunlar veya namazını kılar, sarık tutar vesaire. Yok arkadaş, Kur'an'a göre onların sınıfta kaldığını düşünebiliyor, görebiliyoruz yani. Şimdi kimler, ayetlerden çıkaracağız, kimler cennete girebilir? Ayetlerden bunu anlayacağız. Yani ne düşünceye sahip olacak, ne eylem yapacak? Eylemsiz şey yoktur. Yani bir iş yoktur. Çünkü eylemin senin kıblendir zaten. İdeolojik düşüncen ve hareket halin senin kıblendir zaten. Uyguladığın şeydir zaten. Yani bunlar yoksa, içinden fitne düşünüyorsan, eylemin yoksa, kelime-i tevhidi binlerce sefer söylesen ne yazar ki? Şimdi bakalım, o aranıyor mu? Kelime-i tevhit de aranıyor mu, yoksa düşünsel olarak mı aranıyor, söylemsel olarak mı aranıyor? Evet hocam, sen zaten ayetlerden not aldın. Evet hocam, gerçekten de bu konuda Salih ameller o kadar önemli ki. Mesela o ayeti ilk önce söylediğiniz ayetin metni aklıma geldi. Onu okuyayım. Gerçekten insanlar orada şok olacaklar. Evet, diyor ki, "Bize ne oluyor? Biz öyle insanlar vardı ki, vardı ki biz onları burada göremiyoruz. Biz onları en şerli, en mesela şey olarak..." B diyor ki, Kur'an kaynak şey diyor, "Gavur" diyor. Yani Kur'an muhitleri o kadar alçaltıyor ki, o kadar hakaret ediyorlar ki, o kadar insan olarak görmüyorlar. Ama ahirette Allah diyecek ki, şöyle diyecekler, "Nerede bunlar? Biz bunları o kadar kötü görüyorduk. Niye bunlar cehennemde yoklar? Onların cehennemde ne işi var?" Sen gir bakalım, göreceksin. Ya ya şaşkın olacağız. Ahiret günü, hesap günü. Gerçekten bu düşüncelere olduğumuz zaman biz, biz de şaşkın olacağız. Biz de belli bir çıkarımlar yapmamıza rağmen, yani Allah kataloğu oturtur zaman, "Siz bunu nasıl yanlış anladınız? İşte bu doğrular buydu." İşte kendimizi düzeltmeye çalışıyoruz. Kur'an üzerinden, Kur'an'ı anlayarak kendimizi düzeltmeye çalışıyoruz. Yaptığımız işte budur. Yani bunu da seslendiriyor, anlayan varsa duyan varsa. Kendimize de çağırmıyor, grubumuz da yok zaten. Arkadaşları, sevenleri, duyanları uyarmaya çalışıyoruz. Biz eksik de olabiliriz. Baksınlar Kur'an'a göre hareket etsinler. Yani şimdi inanç olarak hocam, inanç olarak Kur'an'da var olan Allah tarafından indirilen inanç sisteminden başka hidayet sistemi yoktur. Başka inanç yoktur. Ayetleri, ayetleri göreceğiz. Ama şöyle bir şey var. Ahirette hocam, ahirette çok ilginç. Ahirette cehenneme girecek olanlar öyle pişmanlıklar içinde olacaklar, öyle hasretler içinde kalacaklar ki, şunu diyecekler: "Ey Rabbimiz, bizi dünyaya döndür, yaptığımız bu kötü amellerden başka salih ameller işleyelim." Demek ki insanı cennete koyacak olan, cehennemden uzaklaştıracak olan salih amellerdir. Bunu, salih amellerin içinde en önemlisi de infaktır. Evet. Sayın hocam, sen, şimdi Enfal 158 midir, 159 mudur ayette der ki, "Neyi bekliyorlar? Meleklerin gelmesini mi? Allah'ın gelmesini mi?" Yani doğru iman etmeyenlere sesleniyor. Tabii, onlar geldiği gün onların işi bitirilmiş olur. İman etmiş fakat imanında ameli olmayanlar. İman etmiş de var orada. İman etmemiş. İman son nefeste iman ederse ona faydası yoktur. İmanı var, ameli yok. O ayette ayrıntı veriyor zaten. İman var. Bu çok düşündürücü bir şey. O zaman benim kafama takılmış bir ayettir. Adam imanı var, beş vakitti diyelim ki, hani namaz var olduğunu kabul etsek, beş vakitin zamana gitse, gitse eve gelse, gitsek eve gelse, toplumla sosyal hayatta bir şey ameli yoksa, güler yüz, iyilik, hüsnü zanlılar yoksa, düzeltici işler yapmam ise amel, amellerle infak değildir. Güler yüzle infak, hasta ziyaret de infaktır. Bir sohbet de insana rahatlattı, sohbet de infaktır. Bir sürü infaklar var yani. İnfak dediğimiz zaman da aklınıza parasal vermek olarak algılamayın. Parası olanlara bu da geçerlidir. Fakat bedeni infaklar da vardır. Yani sohbeti infaklar da vardır. İnfakın çeşidi çok fazladır. Düzeltici işler yapmak, nasihat etmek vesaire, eğitim yapmak, eğitmek, bir sürü şeyi sayabiliriz. Yani salih olmayan cennete giremeyeceğini düşüncesinin tek Allah düşüncesi olması gerekiyor. Ameli salih olması gerekiyor. Başka bir şey aranmıyor zaten Kur'an'da. Ayeti buldun herhalde o zaman. 59 mudur, 159 mu? 158 hocam. 158. Evet, diyor ki, "Le hiçbir nefse imanı fayda vermez." Daha önce iman etmemiş, imanında hayır kazanmamış, hayır yapmamış diyor kişinin diyor imanı fayda vermez. Hocam, Taha suresinde şöyle bir ayet var. Yüce Allah der ki, "Kim Allah'a mümin olarak gelirse, mümin olarak salih ameller üreterek, salih ameller yaparak iman ile gel." Salih ameller onun için. Hocam, Kur'an'da dediği zaman birçok yerde geçer bu cümle. Oradaki amen sonra gelen "ve" yani salih amel üretenler demektir. Kesinlikle iman, salih amellere bağlı bir şeydir. Yani "inn" iman ettiler olduğu zaman o zaman mümin oluyor. O zaman mümin oluyor. Yoksa "emenu" de, "emenu" makam mertebesinde imanı var. Hocam, dünyada, dünyada en tehlikeli şey her zaman söylüyoruz. Dünyada en tehlikeli şey ilimsiz, vahiy siz imandır. Çok tehlikeli bir şey bu iman. Adam da keser, o vahiy siz iman adam da keser. Vahşi bir iman. Hocam, burada çok vahşi bir iman var. Hatta orijinalliğini kaybeden ilahi din. Hocam, bu çok önemli. Orijinalliğini, organik liğini kaybeden ilahi din, uydurma beşeri bir dinden daha tehlikeli bir dindir. Bu konuda hocam, bir misal vereceğim. Yani orijinalliğini kaybeden ilahi din, İslam. Onun içine işte hurafeler, yalanlar, iftiralar. Onun için Allah Yüce Allah der ki, "Allah'a yalan yere iftira edenden daha zalim kim vardır?" Hocam, çok enteresan. Kur'an diyor ki, Allah'a daha zalim, bunlardan daha zalim kimse yok. Hocam, şuna benzer. Şimdi İslam dini, İslam dini Rahman ve Rahim olan Allah'ın dini. İslam, rahmet ve bereket kaynağı. Bu bozulduğu zaman şuna benzer. Bir temiz madde, son derece temiz, saf, sağlıklı bir madde bozulduğu andan itibaren bu diğer zehirlerden daha tehlikeli bir zehir olur. Saf olan bir madde bozulduğu zaman diğer maddelerden daha tehlikeli olur. Başka bir örnek daha vereceğim hocam. Bir madde, bir madde. Şimdi İslam dini, Allah'ın dini, vahiy dini. O kadar yüksek bir değere sahip ki, o kadar yüksek bir değere sahip ki, şimdi bu bozulduğu andan itibaren, bir madde ne kadar yüksekten düşerse, parçalanması, bölünmesi o derece şiddetli olur. Madde ne kadar yüksekten düşerse, onun parçalanması o kadar ş. Bundan dolayı hocam, bunlar İslam'dan koptukları için, İslam'dan düştükleri için, vahiyden düştükleri için hocam, paramparça oldular. Yüzlerce, binlerce parçaya ayrıldılar. Ya kardeşim, Allah Kur'an'da, biz ne diyelim şimdi? Allah buyuruyor ki, hocam diyor ki, "Bu, tabii Medine'de yaşayan, Medine'de iki tane kabile, Evs ve Hazrec hakkında nazil olmuş ama kıyamet gününe kadar evrensel olarak bütün bütün iman edenleri, bütün insanları bağlar." Kardeşim, Ali İmran 103. Ayet. "Allah'ın himayesine sığının, vahye sığının. Eğer sığınmadan fırka fırka olursunuz, paramparça olursunuz. Allah'ın size indirmiş olduğu vahiy nimetini hatırlayın." Kardeşim, vahiy Allah tarafından sana vahiy geliyor. Allah'ın indirmiş olduğu vahiyi beğenmiyorsun. Onu beğenmiyorsun. Allah'ın indirmiş olduğu bir beşerin sözünü, bir beşerin içtihadını, beşerin iftira ve uydurmaları, yalanlarını Allah'ın indirmiş olduğu vahye tercih ediyorsun kardeşim. Ya sana da Allah rızası için, bizi birisi hatırlattığı zaman, sen ona gavur diyorsun, kafir diyorsun, işte modernist diyorsun, ajan diyorsun, bilmem ne diyorsun. Siz birbirinize düşman idiniz de, Allah sizin kalplerinizi birbirine yaklaştırdı. Urumun kenarındaydınız, urumun kenarındaydınız da diyor o ayette değil mi? Siz cehennemin bir uçurumun, cehennemin kenarındayken Allah sizi oradan kurtardı. Hocam, bir insan geri çekti, yani biraz ortaya çekti sizi. Hocam, bir insan, bir insan boğulma anında olan bir insanı kurtardığı zaman, adam ölecek, girecek, sen onu kurtarıyorsun, uçurumun kenarındayken bir el atıyorsun, onu oradan çıkarıyorsun. Hayatı boyunca, hayatı boyunca ona minnettar olur. Kardeşim, Allah diyor, "Sizi bu durumdayken, cehennemin kenarında düşeceğiniz zaman, eğer Allah vahiyyle indirmiş olduğu İslam'la, dinle, imanla, Allah Resulü'yle sizin imdadınıza yetişmesi, cehenneme düşecek dininiz, siz nasıl Allah'ın vahyinden, Allah'ın kitabından, İslam'dan yüz çeviriyorsunuz?" Kardeşim, Allah'tan kork. Ya şimdi bir sürü çeşitli açık açıklamalarla, farklı farklı ayetlerle Allah bizi bu kitaba yönlendirmiş, örnekler vermiş. Hani dalgalar içerisinde denizde seyahat ederken sıkıştığın zaman tek Allah'a yalvarırsın. Sizi karaya çıkardığı zaman, yani rahata çıkardığı zaman, güvene çıkardığı zaman tekrar şirk işlersin, tekrar Allah'ı unutursun. Şimdi bizim eskiden tanıdıklarım çok rast geldiğim vardı. Sıkışık anlarında namaza dönerdin veya Allah yoluna biraz böyle döner, rahata kavuştuğu zaman mesela eski olurdu. Sonradan mesela ama sıkıştığı zaman böyle şey ederdi. Bu hala var toplumun içerisindeki insanlar da var. Ayetler bunların örneklerini veriyor zaten. Aslında çok çeşitli örnekler var. Hep ayetler aklımıza geliyor konuşma esnasında tabii de belki müdahale de etmiş oluyoruz. Şimdi bu Kur'an'da en küçük ayet sayısı olarak bir sure var, Asr suresi var. Aslında eskiler söylemiş bu bunu. Mesela bu Asr suresini yerine getiren, ya Kur'an'ın tamamı bundadır veya gibi tamam mı? Eee, "Zamana yemin olsun, insanlar hüsrandadır." Peki nasıl y olacağız? Böyle soru sor. Sorun tersten. Allah diyor ki, "Bana siz randası." Anladım. Nasıl doğru olacağız? "Elleziyne amen." İman etsin. İmanın ne olduğunu hocam, biraz önce de açıkladı zaten. Halis bir düşünceye sahip olacaksın. Yani iyi bir niyete ve halis bir düşünce, tek Allah olacak. Ondan sonra ameli salih işleyeceksiniz diyor. Yani ameli salih. İşleyeceksiniz. Ameli salih işlediğin zaman yine iş bitmiyor. Arkasından geliyor. Hakkı, hak Allah'tan gelendir zaten ve doğru olandır. Yani doğru olan her şey haktır zaten. İlla Allah'tan zaten var. Hak, herkes bulur hakkı. Hakkı tavsiye ederiz. Sabrı tavsiye ederiz. Sabır da burada şey değil, direnç göstermek. Hak yolda birbirinin haklarını da almak demektir. Yani ezilenlerin haklarını da toplanarak almak demektir. Fabrikada çalışan arkadaşlarımız varsa, fabrika sahibi tanıdığımız onlara onların haklarını verin demek. Yani böyle hani bu solcuların yaptığı gibi şey var, bazı çıkışlar var mesela doğru olarak mesela, yani adalet sağlamak, işte hakkı olan hakkı yapacağız. Sabrı tavsiye edeceğiz. Direnç, hak yolda direnç göstermeyi Allah'tan gelmişse sabretmeyi bileceğiz. Yani. Buyur hocam, biraz uzun konuştuk herhalde. Dolayısıyla din indiği gibi orijinal kalmış, Tevhit ilkesine göre hayatiyetini devam ettirebiliyor. O din Allah katında makbul ve geçerli bir dindir. Yüce Allah şöyle buyurur: "Ve dediler ki, 'Asla cennete giremez, uden Yahudilerden başka kimse cennete giremez.' Ev Nasara, Hristiyanlar da dediler ki, 'Yani din adamları, Hristiyanlardan başka kimse cennete giremez.' Bu onların boş kuruntuları. Sizin deliliniz nedir? Siz neden konuşuyorsunuz bunu? Nereden söylüyorsunuz? Yahudiler sadece cennete gir diyor. Yahudi din adamları özel bir Allah'ın özel bir toplumu olarak kendilerini görüyorlar. Hristiyanlar da böyle, 'Biz Allah'ın sevgilileriyiz, Allah'ın oğulları, çocuklarıyız ve sevgilileriyiz' dediler. Bu onların boş kuruntuları. Sizin deliliniz nerede? Eğer doğruysanız." Şiiler de böyle söyler. Kendilerini Nuh Aleyhisselam'ın gemisine binmiş, iman edenler olarak kendilerini görüyorlar. Ehlibeyt olarak görürler, Allah'ın ehlibeyti olarak kendilerini görürler. Onların 12 imamının izinde olanlar cennete girecekler. Ehlibeyt medresesine sahip olanlar cennete girecek. Ehli Sünnet'e bakıyorsun, sünnilere bakıyor din adamlarına, "Kesinlikle diyorlar, Sünnilerden başka Ehli Sünnet'ten başka kimse cennete giremeyecek." İnanç bu. Demin okuduğum ayet hocam, Bakara 111. Şimdi Nakşibendilere geç denilecek. Adıyamanlı zaten oradan alıp kendisi getirecek. Sen ben yandık. Yani bu dışarıda olanlar yandı. Yani herkes grubunu toptan şey ediyor, yani pazarlık ederek geçiriyor zaten. Evet. Burada Yüce Allah bir cevap veriyor. Tabii hocam. Şimdi Yahudilikten, Şiilikten, Sünnilikten ve Hristiyanlıktan öte alt kademeye indiğimiz zaman bakıyorsunuz, marjinal olmuş. Yani bazı tarikatlar bile diyorlar ki, "Biz gideceğiz." Yani adam, cennet onlara özel kılınmış. Yani öyle bir inanç meydana gelmiş ki. Yüce Allah şöyle cevap veriyor: "Allah diyor ki, eğer doğru iseniz, delilinizi getiriniz. Hayır, sizin bu söylemleriniz, bu inancınız doğru değildir, yalandır. Esas gerçek şudur: Cennete kim girecek? Yönünü, aklını, fikrini, imanını sadece vahiye yönlendiren, sadece Allah'a yönlendiren başka ve muhsinun, güzel ahlak sahipleri." Demek ki, demek ki yönünü, yüzünü, inancını, fikrini, aklını sadece vahiye yönlendiren güzel ahlak sahipleri cennete gidecek. "Ve lehu Rabbuhu." İşte onun mükafatı Rabbinin katındadır. "Aleyhim." Gidecekleri gidecekleri yerden asla korkuları olmayacaktır. Dünyada bıraktıklarından dolayı da asla mahzun olmayacaklar. Mesele budur kardeşim. Güzel ahlak sahibi olacaksın. İlk önce güzel ahlak sahibi ve muhsinun. Ondan sonra yönünü sadece Allah'ın indirdiği vahiye yöneltecek. Başka sen kula kulluk yaparken, din adamlarına kulluk yaparken, din adamlarına taparken, beşeri bir sözü Allah'ın sözüne tercih edersen, sen nasıl cennete gideceksen kardeşim? Musa Aleyhisselam ne diyor? Musa Aleyhisselam ne diyor? Ne kadar güzel bir söz. "Allah'ın üzerinde bir yücelik taslamayın. Size Rabbinizden ayetlerle geldim." Allah'ın üzerinde yücelik mi taslıyorsun? Gönderiyor. Allah sana vahiy gönderiyor. Kalkıyorsun din adamlarını, bir beşeri, beş kuruş etmez beşeri Allah'ın sözüne, vahye tercih ediyorsun. Sen diyorsun ki, "Ben Müslümanım." Bu nasıl Müslümanlık kardeşim? Böyle din mi olur? Böyle Müslümanlık mı olur? Böyle iman mı olur ya? Hocam, ayette ne diyor? Hocam, biliyor musun? Şuara Suresi der ki, "Şimdi ayetler aklıma gelmiyor ama orada bir ayet var, çok enteresan, çok ilginç. Cehenneme giriyorlar." Tabii bu din adamlarına tabi olanlar, bu şeytanlara tabi olanlar birbirlerine küfretmeye başlarlar. Derler ki orada, "Enteresan bir ayet. 'Ya Rabbil alemin' diyorlar hocam. 'Rabbimiz bunları muvazi tutuyorduk.' Biz bunları aynı seviyede tutuyorduk. Biz bunları" diyor. Din adamları diyor ki, "Biz sizi alemleri Rabb musavi tutuyorduk, eşit tutuyorduk." Böyle bir inanç var mı hocam? Baktığımız zaman vallahi 1400 yıllık sürece baktığımız zaman, daha ötesine, Yahudi ve Hristiyanlara 4000 yıllık sürece baktığımız zaman, 5000 yıllık sürece baktığımız zaman, özellikle son vahyin tarihine, Şii din adamları, Sünni din adamlarına baktığımız zaman, Allah'a yemin olsun ki din adamlarını Allah'ın üzerinde tut. Hocam, musavi de değil, eşit de değil. Allah'ın üzerinde bir seviye çıkarıyor. Şundan kaynaklanıyor. Şimdi senin de yaşadığın, bildiğin bir şeydir. Böyle aklında hemen gelecektir. Bir mesele fıkıh meselesi olduğu zaman ne diyorlar? "Kitaba mı gidelim?" diyorlar. Yoksa "Şu adama, şu hocaya gidelim, soralım mı?" diyorlar. Yani kesinlikle fetva, içtihat, hocalara gidip sor. Aynı hocam. Allah razı olsun. Gerçekten zaten, yani onların dinlerine baktığımız zaman, Allah'a bak ne kadar rahat konuşuyoruz. Neden? Çünkü biliyoruz. İçinde 50 seneden beri içindeyiz. Hocam, 50 seneden beri bu davanın içindeyiz. Allah'a yemin olsun ki, bunların dininde, davalarında, inançlarında, fikirlerinde, hayatlarında kesinlikle Kur'an'ın yeri yoktur. Kesinlikle Kur'an'ın yeri yoktur. Onların dinlerinde geçerli olan, geçerli olan içtihat, din atalarının verdiği fetvalara göre hareket ederler. Kur'an asla yoktur. Kur'an, Kur'an onların yanında Kur'an müzik yapılan, güfte yapılan, eğlence edilen, ölülere okunan bir kitaptır. Allah'ın indirmiş olduğu, dirilere okunması gereken Kur'an'ı, ölülere okunan bir kitap haline getirmişler. Hocam, Allah'ın ayetlerini eğlence yapmışlar. Allah'ın dinini eğlence yapmışlar. Dalga geçiyorlar Kur'an'la. Dalga geçiyorlar. Alay ediyor. Allah'ın kitabıyla alay ediyorlar. Bir anım anlatayım, anlatmaya çalışacağım. Onu Kur'an'la nasıl tanıştım. Buna da vesiledir. Evliyim. 86-87 yılında bir mesele üzerine üçten dokuza kadar üç sefer şahadet ettim ben. Üçten dokuza kadar. Bak o zaman bunu sana ilk defa anlatıyorum. Hanım dedi ki, "Boşuz dedi, artık dedi." Onun çünkü yakınları İsmail Azem altında zaten. Biz de fete oturuyoruz. O zaman oralara soruyorlar, soruyorlar, "Boşsunuz" diyor. Üçten dokuza kadar. Ya sen şimdi beni istiyor musun? İstiyor. Ben de istiyorum. Bu nasıl bir şeydir ki, yani bir laf söyledik diye, yani şimdi boş olduk. Bu çok uygun bir şey gelmiyor bana diyorum. Kendi kendime dedim ki, "Bir meal alayım." Ben gittim çarşambaya, işte bir meal aldım. Boşanma hukukunu inceledim. Baktım ş. Allah öyle bir şey demiyor. İlk meal okumam 87'de. Yani bu mesele üzerindedir. Yani dedim ki, "Yok ya, bu Allah, bu adamların söylediği başka, Allah'ın söylediği başka." Yani boşanmanın üç sefer olduğunu, yani üç ayrı zaman olması, üç kelime değil, üç ayrı zaman olduğu orada veriliyor zaten. Yani kızmış anında söylenen kelimelerin sayılmayacağı, yazılmayacağı ayetin 25'te başlangıcında var Bakara'da. Yani zaman içerisinde. Tabii meal okumayı öyle sürdürmede 94'te başladık tekrar meal okumaya. Yani eğer onlar uymuş olsaydım, ben bugün boş olacaktım. Yani anlatabiliyor muyum hocam? Evet, evet. İnsanların fıkhın fetvasına uymuş olsaydım, yani bugün boş olacaktım. Yani böyle hayatını mahveden insanlardan tanışıyoruz. Yani böyle onlara uymuşlar, onların dizlerini yapmışlar, boşanmışlar, başka şeyler yaşanmışlar. Ticarete istiareye yatırmışlar, ticarette zarar etmişler. Yani istihare, istihareye yatırmışlar. Onlar ne demişse onu yapmışlar. Ticarette yanlış, yanlışa düşmüşler. Bir sürü şey var yani. Evet hocam, bunların dini, bunların dini hocam, büyük bir cinayettir. Bu uydurma din, büyük bir cinayettir. Kur'an, Kur'an Yüce Allah ne buyurmuşsa, ne demişse, bunlar tam tersini söylemişlerdir. Burada çok canlı bir örnek var. Mesela Kur'an, Bakara Suresi 215. Ayette infak yapılanları anlatırken, ilk önce "Felil de ana babaya infak edin." Bunlar ana babaya zekat verilmez diye anne babaya infakı bile yasaklamıştır. Kur'an, Kur'an kim dininden döner ve o şekilde ölürse, amelleri boşa gider der. Bakara 2217. Ayette, "Bunlar der ki, dinden dönen öldürülür." Der. Evet hocam. Ne Kur'an ne söylemişse, bunlar tam tersini yapmışlar. Tam tersini söylemişlerdir. Tamam, bir facia, bir faciayla, bir büyük bir kaos ve kargaşaya, vahşetle karşı karşıyayız. İnsanlar şiddetli bir şekilde bu dinden kendilerini kurtarmaları gerek. Yüce Allah der ki, demin okuduğum ayet, Bakara 112. Ayeti. Yüce Allah, Ali İmran 19. Ayette buyurur ki, "İnna, İslam, inna, İslam. Yahudilik, Hristiyanlık, Şiilik, Sünnilik, tarikatçılık, cemaatçilik, Süleymancılık, Nurculuk. Allah katında zerre kadar bir değer yok. Sizin bir değeriniz yok kardeşim. Allah katında değerli olan inna, İslam, orijinal, organik olan İslam'dır. Allah katında geçerli olan, Allah'ın vahiyle indirdiği dindir. Din. Sen kimsin? İnna, İslam, yani Allah'ın nezdinde hak din, Tevhit dini olan İslam'dır. Onda bilinç vardır, onda ihlas vardır, onda takva vardır, onda rahmet vardır, bereket vardır. Senin atalarından gelen, senin atalarından gelen kaos ve kargaşa, ihtilaflar ve cinayetler değil. Allah'ın dini başka, sizin dininiz başka. Sizin dininizin Allah'la, Kur'an'la, vahiyyle, Allah'ın elçilerle hiçbir, hiçbir benzerliği yoktur. Kur'an'da İslam kelimesi ve türevlerinin büyük çoğunluğu Tevhit akidesi, yani din ve hüküm olarak sadece vahiye teslim olma anlamında kullanmıştır. Bu konuda birkaç örnek verecek olursak, mesele daha iyi anlaşılacaktır. Yüce Allah der ki, "İslami dinen, dinen kim İslam'dan başka bir din ararsa, bir din peşinde olursa, hocam, bugün Süleymancılık din olmuş. Ha bırakın Şiilik ve Sünniliği. Şiilik bir dindir, Sünnilik bir din, Yahudilik bir dindir, Hristiyanlık dindir. Tarikatçılık acayip bir dindir. Tam bir putperestliktir, tam bir şirktir. Bugün Nurculuk tam bir dindir. Geçenlerde bizim Elazığ'da Said Nursi talebelerinden bir tanesinin ölüm yıldönümünü kutladılar. Hocam, televizyon onu canlı olarak verdi. Adamlar baştan sona kadar Risale-i Nur okudular. Kur'an asla. Belki bir Aşur okudular. Bir Aşur okuyorlar. Onların geleneği bu. Bir Aşur okurlar, ondan sonra tamamen Said Nursi'nin kitabını okurlar. 1000 sene geçse, sen Said Nursi'nin kitabını okumakla 1000 sene, 10.000 sene geçse senin ilminde, fikrinde, imanında bir gelişme olur mu kardeşim? Bu nihayette beşerin üretimidir, beşerin ürünüdür. Ali hocam, bu kitapları yurt dışına, o devletlere göre anlamlandırmak, bu Osmanlıcı, Türkiye'deki kitapları Türkçeye çevrilmemiş, Osmanlıca okuyorlar. Çocukların çoğu anlamıyor bunları biliyor musun ya? Yani sen de biliyorsun onu. Yani Osmanlı, evet, ağır Türkçe diyelim. Yani Osmanlıca olduğu için ağır bir Türkçe oluyor. Bizler anlayabiliriz, hepsini de anlayabiliriz. Ali hocam belki daha iyi anlar ama bunlar halk okuyor, anlamıyor. Yani oradakiler okuyup anlamıyorlar bunları. Şimdi biz hocam, 10 senede, 10 senede Kur'an'ın sayesinde, Allah'ın indirmiş olduğu vahiy sayesinde, ilimde, fikirde, imanda Kur'an'ın üzerinde bu kadar gelişme gösterdik. Kur'an bize o kadar kapı ve pencereler, o kadar rahmet ve bereket kapılarını açtı ki, Kur'an'ın karşısında hayretler içerisinde kaldı. Kur'an'ın bize vermiş olduğu anlayış, iman, yaşam tarzı, hayat, fikir, zikir. Gerçekten insan Kur'an'ın ilmine, Allah'ın indirmiş olduğu ilme hayran kalıyor, hayran kalıyor ve daha çok sevgi bağıyla bağlıyor. Tabii ama sizin bu beşeri üretimin, bu beşer din adamlarının ortaya koymuş ilimden kardeşim, bir adım boyu yol alamazsınız. Bir yere gidemezsiniz. Bununla kardeşim, yerinizde çakılır kalırsınız. Bununla gelişme olmaz. Ayete devam ediyorum: "Kim Allah'ın indirmiş olduğu vahiy haricinde, İslam haricinde bir din peşinde koşarsa, ondan kabul edilmeyecek." Kardeşim, sana Allah nasıl kabul edecek? Senin Süleymancılığın, uğrunu, tarikatçılık, senin Şiiliğin, Sünniliği. Allah nasıl kabul edecek kardeşim? Bu, sen Allah'a hangi yüzden çıkacaksın? Allah'ın huzuruna? Kur'an'dan zerre kadar haberin yok. Kur'an'dan bir kelime bilmiyorsun. Bağlam ve bütünlük yok. Allah sana bir kitap göndermiş, ondan hiç haberin yok. Onu hiç merak etmiyorsun. Allah, bana Yüce Allah, Rahman ve Rahim olan Allah, bu göklerin, hocam, bazen bazen şeyde seyrediyoruz, bu kozmik alemi seyrediyoruz. Hocam, bırakın dünyayı, içinde bulunduğumuz galaksi sistemi, öteki galaksilerin yanında, uzayın yanında bir zerre kalıyor. Allah bu kadar muhteşem bir güç ve kudrete sahip. Sana bir name göndermiş, mektup göndermiş, bir mesaj göndermiş. Telefondan gelen mesajı merak ediyorsun da, Allah'tan gelen mesajı asla merak etmiyorsun kardeşim. Ya sevgilinden, yani seni en çok sevenden sana mesaj var. Allah'tan ya. Her şeyimiz kardeşim, yani her şeyimiz Allah'a bağlı. Her şeyimiz. Şimdi bunu insan anlıyor. Ben Allah'a karşı bir görev yapmam lazım diyor. Ya işte oruç tutuyor, tespih çekiyor, namaz kılıyor. Bunları Allah'a karşı görev yapma. Yani Allah bu kadar şeyi bana nimeti verdi, ben de ona karşı bir görev yapayım. Eksikliğiyle bunu yapıyor zaten. Bu düşünce zaten Kur'an bilinmeden, vahiy bilinmeden, Kur'an'la alakalı bilinç sahibi olmadan bunların bir önemi yok ki. Senin, senin ibadetlerinin, senin zikrin ve inin Allah katında değerli olması için, geçerli olması için kesinlikle bunu Kur'an'dan elde edeceksin kardeşim. Kur'an bunu değerli kılacak. Ev, Kur'an vahiye bunu götürmediğin zaman, sen ibadetini, zikrini, fikrini, imanını anlayışını, zihniyetini Kur'an'a götürmeden sonra, Kur'an'dan okey almadıktan sonra asla olmaz kardeşim ya. Olmaz. Biz şimdi mukabele yapıyoruz, doğru mu hocam? Evet, mukabele. Evet, yani bu Ramazan da müzakere, mukabele, karşılıklı Kur'an okuması yapıyoruz, değil mi? Biz şimdi anlamlı Kur'an. Hocam, Kur'an buna müzakere der. Müzakere. Şimdi Ramazan, hani Ramazan anlamışlar Kur'an çalışmasını ama anlamadan okuma. Ayı anlamamışlar. Tabii, tabii, tabii. Onlar evet, mukabele diyorlar. Eğer, eğer hocam, eğer anlama, anlama derecesine gitmiş olsalardı, Kur'an'ın manasını anlamış olsa, ona da müzakere derlerdi zaten. Onlar mukabele, yani karşı karşıya gelme. Mukabele. Müzakere ise zikir olan hocam. Zikir Kur'an'dır, fabrikadır. Müzakere de o fabrikada çalışmaktır. Müzakere, müzakere Kur'an fabrikasında üretim, üretim, emek elde etmektir, ilim elde etmektir. Kur'an buna müzakere diyor. Çok enteresan. Bunlar bütün kavramları değiştirmişler. Kur'an'da fikir, hocam, fikir, tefekkür göklerdeki ve yerdeki ayetler hakkında kullanılır. Müzakere de Kur'an'daki ayetler hakkında kullanım. Ne kadar enteresan. Kur'an'ın sistemi mükemmel bir şey. Evet, ayete devam ediyorum. "İsen kim Allah'ın indirmiş olduğu İslam dininden, vahiyden başka bir dinin peşinde koşarsa, ya kardeşim, Allah'tan kork. O kadar emek sarf ediyorsun, zikir yapıyorsun, ibadet ediyorsun. Ahirete geleceksin. Allah sana senin bütün bu amellerini, zikrini, fikrini bir çava gibi yüzüne vuracaktır. Git diyecektir. Seni oradan kovacak. Kardeşim, Allah'tan kork ya. Bir serap gibi olacak senin bütün bu amellerin. Şey, asla teraziye konmayacak. Onların hiçbir amellerini teraziye koymayacağız. Neden? Çünkü o Kur'an'ı teraziye koymuyor. Kur'an'a değer vermedi. Ve hüsran. Ve ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır." Ali İmran 85. Ayet. "Ve ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır." Yazık günah değil mi kardeşim ya? Yazık günah değil mi? Bu kadar ticaret yaptığını zannediyorsun, kar yaptığını zannediyorsun. Hepsi hüsran, hepsi hüsran. Ayetin tam olarak hocam meali şöyledir: "Kim Tevhit dini olan İslam'dan başka bir din ararsa, o hüsrana uğrayanlardan olacaktır." Başka bir ayet hocam. Yüce Allah der ki, "O gün hiçbir mal ve evlat fayda vermeyecek. O gün hiçbir şey fayda vermeyecek. Tek bir şey fayda verecek." [Müzik] Şuara Suresi 88-89. "Ahirette hiçbir şey fayda vermeyecek. Tek fayda verecek olan şey de nedir? Her türlü şirkten, hurafeden, yalandan arınmış, sadece vahiyle, İslam'la, ihlastan dolu olan bir kalp fayda verecek." İhlas, İslam, vahiy, Allah tarafından indirilen din. Çünkü Yüce Allah hocam şöyle der. Şimdi Yüce Allah'ın bize emri nedir hocam? Çok enteresan bir emir bu ayet. "Allah'ın himayesine sığının." Ali İmran 103. Ayetin hemen üzerinde olan bir ayet. Allah bütün insanlara, bütün iman edenlere diyor ki, "Ey ey iman edenler, Yüce Allah..." He yok hocam, bu başka bir ayet. O ayeti okuyayım. Belki o ayeti almamız. 102. Ayet. "Allah'a karşı bilinçli olun. Ey iman edenler, Allah'a karşı bilinçli olun. Sakın ölmeyin, ölmeyin ancak şu şekilde ölün. Sadece inancınız, hayatınızda, fikrinizde, yaşantınızda sadece Allah'ın kitabına teslim olmuş olarak. Bu şekilde benim huzuruma çıkın. Tertemiz olarak gelin. İmanınıza, zihninize, hayatınıza, fikrinize benden başka, benim gönderdiğim kitaptan, vahiyden başka ilimden başka zihninizi başka bir şey meşgul etmesin. Benim huzuruma sizi temiz olarak yarattım. Benim huzuruma temiz olarak gelin. Temiz olarak gelin. Benim yanımda size bu kadar sonsuz nimetler verdim. Benim yanımda başkalarına şirk koşmayın." Ya hocam, ne diyordu? "Ben de sizin gibi bir beşerim." Kef 111. Ayet. "Bana vahyedilen tek bir şey vardı. Sizin ilahınız tek bir ilahtır." Bak, Nebi Aleyhisselam, Allah'ın Resulü. Allah'ın Resulü'nden öte bir şey var mı kardeşim ya? Sen, sen din adamını Allah'ın Resulü'nden öte üstün gösterebilir misin? Senin din adamın, uyduğun, taptığın, kulluk ettiğin içtihatlarına, rivayetlerine göre hareket ettiğin din adamın Allah'ın Resulü'nden üstün mü kardeşim? Bana cevap ver. Allah'ın Resulü'nden üstün mü? Bak ne diyor, "Ben de sizin gibi bir beşerim. Bana vahyedilen tek bir gerçek, tek bir şey var. Sizin ilahınız tek bir ilahtır." Bakın dikkat edin. Eğer siz Allah'a iman ediyorsanız, Allah'ın huzuruna çıkacağınıza iman ediyorsanız, o güne imanınız varsa, hocam, dikkat. Ne kadar hocam enteresan bir ayet. "Salih ameller getirsin. Salih ameller işlesin." Yani Nebi Rabbine kullukta, ibadetinde, hayatında Rabbine karşı hiçbir şirk, şerik koşmasın. Salih amel hocam budur. Vallahi Tevhit akidesi başka, ihlastan başka. Yani salih amellerin zirvesi budur. Amellerin zirvesi budur kardeşim. Allah'tan korkun. Evet. Başka bir ayet. Yüce Allah der ki, bu da Bakara Suresi 208. Ayet. Ya yine Allah buyuruyor ki, "Ey iman edenler, hepiniz toptan olarak kaffeten silme girin." Şimdi silme barış anlamı veriyorlar. Olabilir ama buradaki silm, o selim gibi. Bunların kökü İslam'a dayanır. Hepiniz birlikte huzura girin, barışa girin, İslam'a girin, Tevhide girin, ihlasa girin demektir. Çünkü neden? Arkasından gelen cümle hocam, "Sakın o şeytan var ya, o din adamının, o din adamının adımlarını takip et." Kur'an'da eş-şeytan kelimesi Elif Lam takılı geldiği için bilinen din adamı kılığındaki şeytandır. Sayın insanları hocam, burada bir şey söyleyeceğim. İnsanlık tarihinde olsun, son vahiy tarihinde olsun, insanları Allah yolundan uzaklaştıran, Allah'ın yolundan uzaklaştıran kesinlikle din adamı kılığındaki şeytandır. Din adamı kılığındaki şeytandır. Başka hiç kimse insanları Allah'ın yolundan uzaklaştıramaz. Bu mümkün değildir. Yani başka bir şeytan var da din adamı kılığına mı girdi? Ya hoc kelime oraya gitti, oraya gitti. Kelime yok hocam. Kur'an'da eş-şeytan kelimesi, eş-şeyatin kelimesi. Din adamları, müşrikler, hak insanlar. İnsanlardan din adamıyım deyip doğru yoldan bizi saptıran vardır. Tabii, tabii, tabii, tabii. Dinden geçilenler. Evet. Şimdi Kur'an'da hocam, Kur'an'da çok enteresan bir ayet grubu var. Ben bu ayetleri okumak istiyorum. Enam mı? Yok hocam. Bakara Suresi. Bakara suresinde Yüce Allah der ki hocam. Evet, bu da Tevhidin, Tevhidin ne kadar önemli olduğunu gösteren bir manzara var. Çok önemli. Diyor ki, "Şimdi müşrikler İbrahim Aleyhisselam'a büyük saygı duyarlar. Yahudiler ve Hristiyanlar da İbrahim Aleyhisselam'a büyük saygı duyuyorlar. Bu yüzden Kur'an özellikle İbrahim'in inancı, karakteri, şahsiyeti üzerinde çok durmuş ve der ki, 'Bizim en büyük Tevhit vahiy önderimiz İbrahim Aleyhisselam.' İbrahim nefsehu sefih, akılsız, ahmaklardan başka, İbrahim'in vahiy dininden kim yüz çevirebilir? Biz onu dünyada seçtik, o ahirette de salihlerdendir."
Rabbi ona teslim ol demişti. Sadece Allah'a teslim ol. Ben sadece alemler Rabbine teslim oldum demişti. Hocam, çok ilginç. İbrahim ve Yakup da çocuklarına bunu vasiyet ettiler. Hocam, biz çocuklarımıza bunu vasiyet edebiliyor muyuz? Arkadaş, çağırın şimdi. Biraz sonra Yakup ne yapmış hocam, onu göreceğiz. Çocuklarınızı çağırın, onlar konuşun, onlara söyleyin. İbrahim ve Yakup çocuklarına bunu vasiyet ettiler.
Hocam, ne kadar Kur'an, ne kadar muhteşem bir şey ya! Kardeşim, bırakın atalarınızın kitaplarını buraya gelin ya! Kitaba gelin, bu vahye gelin. Ey oğullarım, Allah size bu dini seçti. Bu dini seçti kardeşim. Yahudiliği, Hristiyanlığı, tarikatçı Süleymancılığı, Ulu'yu seçmedi. Bu dini seçti kardeşim. Allah sana zorluk da üzerinize koymadı. Zor bir şey de size yüklemedi. Yani yapamayacağınız, altından kalkamayacağınız hiçbir şey de içinde koymadı ya! Ne kadar rahat, kolay, tamamen fıtrata uygun bir din seçti Allah bize. Allah sizin kolaylığını ister, zorlanmanızı istemez. Bu dine girdiği zaman rahat yaşar, özgür olursun kardeşim. Burada, burada prangalar var. Burada hapishaneler var. Burada askerlik var, askerlik var. Böyle bir şey olabilir mi? Allah'tan korkuyor ya! Bakın ne kadar güzel. Hem de İbrahim ve Yakup çocuklarına bunu vasiyet ediyorlar. Bak, hocam dikkat. Demin Allah ne demişti? Demişti aynı şey. Hocam, sakın ölmeyesin. İslam, İhlas, vahiy haricinde Allah'ın huzuruna çıkmayın. Mahcup olursunuz kardeşim, rezil olursunuz. Bak şimdi, hocam dikkat. Şimdi ayete bak. Bu dava, bu dava ne kadar önemli hocam. Bu davanın karşısında, bu davanın yanında, hocam bize ne kadar hakaret ederlerse etsinler, hocam vallahi değer. Bazen kızıyoruz, bazen biz de hakaret ediyoruz. Allah günahımızı affetsin. Nebinin ne çektiğini anlıyoruz. Nebinin ne çektiğini anlıyoruz. Hocam, bu dava, bu dava çok büyük hocam ya! Bu dava çok büyük. Bu dava çok büyük.
Diyor ki, [Müzik] hocam, Yakup'a ölüm geldiği zaman, Yakup'a ölüm geldiği zaman, ölüm anında siz orada şahit miydiniz? Bir bakın manzara nasıldı? Nasıl bir manzara oldu? Tabloya bak. Bak hocam, tablo şu. Ne kadar önemli ya! Çocukları, çocukları etrafında ölecek vefat edecek. Dünya hayatından ahirete intikal edecek. Çocuklarına diyor ki, çocuklarına dedi ki: Benden sonra kime kulluk edeceksiniz? Benden sonra Buhari'ye mi, Müslim'e mi, bize mi? Bazen hocam, isim söylemek zorunda kalıyoruz. İnsanlar anlasınlar, anlasınlar diye. Yani evet, mezhebe mi kulluk edeceksiniz? Beşere mi kulluk? Benden sonra hocam, vefat etmiş, görevini yerine getirmiş ama gözü arkada. Gene gözü vahiye takılı. Allah'ın dinine takılı. İslam'a takılı. Merak ediyor. Benden sonra kardeşim, işte nebiler ya! Sizin hangi kitabınız, kaynağınız bu ahlakı, bu dini, imanı size öğretir ya! Allah'tan korkun ya! Bu ahlaka, bu edebe hangi kitabınız size öğretecek kardeşim? Said Nursi kalkmış diyor ki, diyor ki: Risaleler Kur'an'ın tefsiridir. Ne tefsiri kardeşim ya! Saçma sapan hurafeler, yalanlardır. Allah'a iftira ettin. O şizofren aklına öldün gittin. Milyonlarca sana tapan bıraktın. Yani bak ne diyor: Benden sonra kime kulluk edeceksin? Huzurlu gitmek istiyor Allah'ın huzuruna. Huzurlu gitmek istiyor. Dediler ki: Senin ilahına kulluk edeceğiz. Senin ilahın ve ataların ilahına. Yani, yani ataların ilahına. İbrahime ve İsmail'e ve İshak, İbrahim, İsmail ve İshak'ın ilahına kulluk edeceğiz. Evet, ilahan vahida. Yani tek bir ilah. Yani tek bir ilah. Hocam, Kur'an her ayette vahdaniyetin birliğini vuruyor, damgayı vuruyor, mührü basıyor. Kur'an, Kur'an bu kardeşim. Sizin Kur'an'dan, Kur'an ahlakından, Kur'an'ın imanından, Kur'an'ın ihlasından ne nasibiniz var? Zerre kadar nasibiniz var mı? Ey Şii ve Sünni din adamları, sizin Kur'an'ın ahlakından ve imanından, Allah elçilerinin davasından zerre kadar nasibiniz olmu. İlahen vahida. Evet.
Hocam, buyur. Burada bir şey anımsadım. Ben de şimdi orada saydı ya, insanın şeyin ilahına diye saydı. Evet hocam. Ya ilah demedi. Şimdi Musa biliyorsunuz sihirbazlarla bir delile söz ölesine çıktığı zaman, hani sihirbazlar Musa'nın gerçekten elçi olduğunu anladıklarında ne dediler? Biz Musa ve Harun'un ilahine iman ediyoruz, secde ediyoruz. Evet, evet. Dese ki, ilaha. Biz ilahımız da şey diyoruz. Firavun kendine ilahlık zaten ortaya attı. Yani isim ortaya koyarak yani söyleniyor bu. Bakın ne diyor buradaki şeylerde, Yakup'un oğulları da nebilerin ismini sayarak onların ilahına diye. Zaten Allah da ne diyor orada? Başından okudun hani İbrahim dinde Hanifi ve önderdi. İbrahim'in dininden kim yüz çevirir ki? Akılsızdan başka kim yüz? Kimse yüz çevirmedi ancak akılsızlar yüz çevirirler. İbrahim'in dininden diyor. Bunu da zaten oradaki üç cemaatin ortasında söylüyor. Yani inanç, yani İbrahim'de buluşalım demek istiyor. Aynı din. Evet.
Hocam, burada o ayeti o zaman söylediniz. Ben hatırlatmak istiyordum. Esas meseleyi. Şimdi, Musa Aleyhisselam'ın Allah tarafından gelen vahyin hak olduğunu sihirbazlar görünce diyor ki ayet, sihirbaz diyor secde ettiler. Yani orada onların secdesi şudur: Birabbil alemin, alemlerin Rabbine iman ettik. Rabbi Musa ve Harun. Çok enteresan. Firavun da kendini ilah olarak gördüğünden dolayı özellikle Musa ve Harun Rabbi diyerek, ey Firavun, senin ilahlığını değil, Musa'nın ve Harun'un Rabbine iman ediyoruz. O kadar Kur'an. Hocam, çok enteresan inceliklere. Burada da gerçekten hocam söylediğiniz gibi, ince bir nokta yakaladınız. İbrahime ve İsmail'e ve İshak'a ilahen vahida. İbrahim'in, İsmail'in, İshak'ın tek olan ilahına. Ondan sonra hocam der ki, hocam, her kelime, her kelime mührü vuruyor. Sadece biz Allah'a teslim olduk. Sadece Allah'a. Ne demek hocam? Sadece Allah'a. Allah'ın indirdiği vahiy. Hocam, şimdi ben şu 134 ayete özellikle dikkat etmelerini istiyorum. Burada Allah tarafından indirilen vahyin haricinde Nebi Aleyhisselam'a atfedilen hadislerin rivayetlerin hepsinin iftira ve yalan olduğunu o kadar güzel gösterir ki bu. Bakara 134 ayet şudur. Hocam, bu nebileri anlatırken, İbrahim, İsmail, İshak, Yakup'u anlatırken der ki ayet, 34. ayet: Onlar geçmiş birer ümmetti. O nebiler geçmiş birer ümmetti. Onların kazandıkları onlara, sizin kazandıklarınız sizedir. Onların yaptıklarından siz sorumlu değilsiniz der. Bu nebiler için. Peki kardeşim, onlar diyor ki, Allah insanlara onların yaptıklarından, yaptıklarından siz sorumlu değilsiniz. Nebinin nübüvvet kimliğine, nübüvvet makam ve mertebesine mertebesine bağlı olarak nebinin Medine'de yaptıklarından bize ne? Bana ne? Kardeşim, Allah tarafından indirilen ve Resulün dilinde hayat bulan Kur'an vahiy bizi ilgilendiriyor. Kur'an'da yüzlerce ayet bunu gösteriyor.
Şimdi geldik hocam, bu cennete girme, girmeme, hidayet meselesi. Bakara 135 ayet diyor ki: Yahudi din adamları derler ki: Ancak Yahudiler işte hidayet. Hristiyan din adamları, Hristiyanlar işte hidayet. Kul millete İbrahim Hanife. İbrahim'in anlayışı, İbrahim'in inancı, İbrahim milleti kurtuluştur. Hanife olan, İslam olan sadece odur. O hiçbir zaman müşrik, hiçbir zaman müşriklerden olmadı. Biz Allah'a iman ettik deyin. Bize indirilen, indirilen Ünzile ve İbrahime ve İsmail'e ve İshak ve Yakup, İbrahim, İsmail, İshak ve Yakup'a indirilen ve asb, torun nebilere indirilen ve Musa'ya ve İsa'ya verilen bütün nebiler rableri tarafından verilen indirilene biz iman ederiz. Biz indirilen kurtuluş, cennet Allah tarafından indirilen vahiydir. Sayın hocam.
Evet, bitirdin mi yoksa? Ya hocam, vallahi birçok ayet yazmışım. Yani bu artık ben sadece dersimizden iki, iki yaprak şey yapmışım, not aldığım şeylerden sadece iki, üç sayfa okumuşum. Mesela şurada Yüce Allah der ki, buyur. Yüce Allah der ki, hocam. Kitap önemli. Hocam, iki ayet bunu okuyayım. En sona bir sonuçla bitirelim inşallah. Cennete girme, cehennemden uzaklaşma ne sizin kuruntularla ne de ehli kitabın din adamlarının kuruntularıyla olmaz. Böyle bir şey yoktur. Peki gerçek nedir hocam? Yüce Allah gerçeği ortaya koyuyor. Kim bir kötülük yaparsa onunla cezalandırılır. Allah'ın katında, Allah'ın katında kendisi için ne bir veli, ne de bir yardımcı olmaz. Kim Salih ameller işlerse, kim Salih ameller yaparsa, erkek olsun, kadın olsun ve mümin olarak Salih ameller işlerse, cennete, işte bunlar cennete girer hocam. Allah'a iman, Salih ameller üretme, sağlam iman, Salih ameller üretme. İşte bunlar cennete girerler ve bir hurma çekirdeğin içindeki çukur kadar asla zulme uğramaz. Evet.
Dolayısıyla hocam, Sonuç olarak hocam, Sonuç olarak, Sonuç olarak Allah Resulü Aleyhisselam'ın risaletinden sonra gayri müslimler yani Müslüman olmayanlar üç sınıfa ayrılır. Bir, Allah Resulünün davetini duymamış, Kur'an'la uyarılmamış olanlar. Bu sınıf, hangi din ve kültüre sahip olurlarsa olsunlar, hocam sonuca geleceğiz. Bu sınıf, hangi din ve kültüre sahip ol olsa olsunlar, güzel ahlak sahibi oldukları takdirde cennete giderler. Çünkü Yüce Allah der ki, tek Allah, tek Allah inancı olacak. Yani Allah'ın aslında şirk koşmayacak. Yani evet, tabii burada hocam, biz saf ümmi insanlar hakkında bunu söylüyoruz. Evet, uyarıcıları olmadan hiçbir memleketi helak etmeyiz. Neden? Zikra, bu bir öğüttür. Ve çünkü Allah diyor ki, biz zalim değiliz. Başka bir ayet, İsra 15. Biz elçi göndermeden azap etmeyiz, buyurur Yüce Allah. Başka bir ayet okuyorum hocam, Nisa 165. ayette Yüce Allah der ki: Resul, yerine göre müjdeleyici ve uyarıcı Resuller bulunur ki elçilerden sonra insanların Allah'a karşı bir bahaneleri, bir mazeretleri olmasın. Ve ikinci, hocam, geldik ikinci madde. Allah Resulünün davetini, Kur'an'ı ve Tevhid akidesini duymuş, Müslümanlar içinde yaşamış olmakla beraber hiçbir zaman indirilmiş olan Kur'an'ı araştırma ve inceleme görevini yerine getirmemiş, merak etmemiş ve ona hakkıyla iman etmemiş olan din adamları, yani ilim, hikmet, akıl ve tefekkür düşmanı olan fetva makamları, Ehl-i Sünnet ve Şiilik dininden kendini kurtaramayan cemaatleri, şirk bataklığında boğulan tarikat şeyhleri ve onlara fanatik bir şekilde iman edenler, onları dinleyenler, onları tasdik edenler, şirk sözlerini dinleyip de itiraz etmeyenler, hocam öyle bu tarikat şeyhlerinin dilinden öyle şeyler anlatırlar ki anlatılır ki orada oturanlar, yüz binlerce insan onlara kalkıp itiraz etmiyor, onları kabul ediyor anlamına geliyor. Şirk yolunu benimseyip bir inanç ve şuur neticesinde o yolda devam edenlerin hepsi cehenneme girer. Burada hocam, bu benim söylediğimi, onları Allah'ı sever gibi severler. Allah'a bağlanır gibi bağlanırlar. İman edenler, Allah'a olan sevgileri daha şiddetlidir. O zalimler gördükleri zaman var ya, azabı gördükleri zaman, bütün güç ve kuvvetin Allah'ın olduğunu gördükleri zaman, Allah'ın azabının şiddetli olduğunu gördükleri zaman, tabi olunanlar, yani önderler, tabi olanlardan hızla kaçarlar. Hepsi azabı görmüşlerdir. Aralarındaki bütün bütün bağlantılar kopar. Hocam, burada liderler, liderler bir de onlara şiddetli bir şekilde onlara itaat eden, onlara tabi olan, fanatik bir şekilde bağlı olan, onlara tabi olanları anlatıyor. Tabi olanlar derler ki: Keşke bizim için bir sefer dünyaya dönüş olsaydı, nasıl bizi burada yüzüstü bıraktılar, bizden kaçtılar, bizi terk ettiler, biz de onları terk etsek derler. Üçüncü madde, hocam. Biz Müslümanlar Ebu Cehil'in ve Firavun'un isimlerini duyduğumuzda nefret ettiğimiz gibi, onlar da Allah Resulü'nden ve tanımadıkları için İslam'dan böylece nefret eden ümmi, ümmi gayri müslimler. Yani Müslüman olmayan saf insanlar. Bunlar Kur'an'ın, İslam ahlakının ve Allah Resulü'nün aleyhinde yapılan yanlış propagandalar başka bir şey duymamışlar. Şiiler ve Sünniler onlara kötü örnek olmuş. Gerçek İslam'ı ve Allah Resulü'nü Kur'an'dan öğrenememiş. Onlara İslam ve Kur'an yanlış tanıtılmış. Kılıç sadece savaş yapan ve kafa kesen bir barbar olarak gösterilmiş. Kur'an'ı gerçek olarak temsil eden Müslümanların içinde kalmamış. Büyük çoğunluk. Eğer bunlar kendi dinlerinde Allah'a iman ile birlikte güzel bir ahlaka sahip olur, insan haklarına saygı gösterir, Salih amellerde bulunur, doğal dengeye ve canlı varlıklara yarayışlı bir hayat geçirirlerse, bunlar da ilk grup gibi Allah'ın rahmet ve keremiyle cennete girerler. Şu ayet bunu gösteriyor hocam. Bu ayeti okuyup dersime son vereceğim inşallah. Şüphesiz iman edenler ile Yahudiler, Hristiyanlar ve Sabiîlerden Allah'a ve ahiret gününe iman eden ve Salih ameller işleyenler için rableri katında mükafatları vardır. Yani onlar ahiretten yana korku, dünyada bıraktıkları şeyler için mahzun olmayacaklar diye hükmedilmiştir. Bu ayet hocam, ayetin numarasını söyleyeyim, Bakara 62. Yukarıdaki ayet din adamlarıyla ilgili değil, ümmi insanlarla ilgilidir. Çünkü Kur'an'ın hedefinde ümmi insanlar değil, Allah ile aldatan din adamları vardır. Evet, sadakallahülazim. Teşekkür. Bir ayetten de ben bitireyim. Mülk Suresi 2. ayet hocam, bitirelim. Hayı, ölümü yarattı sizi imtihan ediyor. Hanginiz daha güzel amell geleceksiniz? Güzel amel işliyor, kim kötü amel işliyor, ona bakacak. Genel yapı budur arkadaşlar. Buradan yola çıktığımız zaman, Asr Suresi bunun kapsamını veriyor zaten. Birçok insan bunu bilir. Asr Suresi müsaade etti. Bir süredir tek Tevhit düşüncesi olacak, ahiret inancı olacak, yani hesap verilecek, kelur kimse yemeyecek düşüncesi olacak. Resuller dediğimiz zaten vahiy. Allah'ın hem kainattaki ayetleri hem kitaptaki ayetleri. Bunlara da iman etmiş olacak. İnşallah güzel işler yaparak cennete gitmiş olacağız. Hoşça kalın arkadaşlar.