📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

Namazda Yapılan Ve Bilinmeyen 10 Büyük Yanlış | Fatih Koyuncu

Hayalhanem54:10

Transcription

60 yıl namaz kılmışsın. 60 yıl boyunca kıldığın namazların hiçbiri kabul olmamış. Yani düşünsene yıllarca namaz kılıyorsun ama öğrenmen gerektiği halde öğrenmediğin belli başlı şeyler var ve önemsemiyorsun. Ya ben işte böyle kıldım devam ediyorum diyorsun ve yıllarca kıldığın namaz kabul olmuyor.

Efendimiz aleyhisselam bir gün mescide girdi. Orada bir adam da mescide girdi efendimiz aleyhisselam'dan sonra ve namaz kıldı. Sonra Efendimiz Aleyhisselam'a gelerek selam verdi. Namaz kıldıktan sonra efendimize geliyor ve selam veriyor. Efendimiz Aleyhisselam ona, "Dön ve namazını kıl. Çünkü sen namaz kılmadın." diye buyurdu.

50 yılda 3.650.000 rekat namaz demek. Düşünsene 3.650.000 amel yapmışsın ve hatalı yaptığın için namazların kabul olmamış. O yüzden bugün dersi biraz daha dikkatli dinlememiz gerekiyor.

Şimdi bugün ihtiyaca binaen namaz dersi yapacağız. Bunun da ortaya çıkmasının sebebi kendi aile çevremizde ya da ne bileyim iş çevresinde ya da camiye gidince böyle insanların yıllardır namaz kıldığı halde çok büyük hatalar yaptığını gördük. Bunu bana gelip söyleyenler oluyor. Benim tespit ettiklerim oluyor. Ondan dolayı dedik bir baştan şöyle namaz nasıl kılınır? Tadili erkan nedir? Onları bir ele alalım diye bir ders yapalım dedik.

Şimdi namazdan önce biz biraz hırsızlıktan bahsedelim. Ne alakası var? Namazla hırsızlığın diyeceksiniz değil mi? Efendimiz aleyhisselam şöyle buyuruyor. İnsanların hırsızlıkta en ileri olanı kendi namazından çalan kimsedir diyor. Yani hırsızlıktan en ileri olan işte ekmek çalan, baklava çalan, devlet malı çalan demiyor. En ileri olan kendi namazından çalan diyor. Sahabe efendilerimiz soruyor. Ey Allah'ın resulü, kişi namazından nasıl hırsızlık yapar denildi. Efendimiz aleyhisselam rükunu ve secdesini tam yapmaz. Bu namazdan çalmaktır.

Tadil Erkan'da akla gelecek iki şey demek ki rüku ve secde. Rüku ve secdenin düzgün yapılması, iki secde arasında yeteri kadar beklenmesi, rükuya kalktıktan sonra ayakta yeteri kadar durulması. Yani tadili erkanın ana umdeleri, ana kolonları bunlar. İki secde arası, bir de rükudan doğrulduktan sonra. Diğer kurallar namazın zaten olması gereken kuralları. Ama insanlar bunları zaten yapıyorum diye hızlı yapıyor ve namazın sıhhatine zarar veriyor.

Bunlarla ilgili zaten şimdi fıkhi hükümleri de söyleyeceğiz. Ben bilgileri yine Hanefi fıkhına göre vereceğim. Onu baştan söyleyeyim. Şafilerin kafası karışmasın. Öyle Şafilerde öyle bir özellik var ya. Şimdi bir şey soruyorsun tam böyle hani cevap alacağın bir soru. Biz Şafiiyiz diyor. Hani o sorunun cevabı biz Şafiiyiz değil. Yani bizde farklı diyor ama o fark bütün Şafilerde de farklılık gösteriyor. O yüzden çok girmeyelim değil mi Şafilere? Kafalar karışmasın.

Kaç tane Şafi var? Kendine göre >> 1 2 3 4 5 6 >> 7 8 Şafi'den Hanefi'ye dönenler kimler? >> Oo o da o da az değil. O da az değil. >> Ya şimdi bu caiz olan bir şey zaten mezhep değişimi. Çünkü mezhepler bulunulan şartlara ve konuma göre de hükümler belirlendiği için kişi şartını ve konumunu değiştirdiği zaman mezhebini de değiştirebilir. Zaten dinin kolaylık dini olmasının sebebi o.

Neden namaz kılmamız gerektiğini biliyorsun ama nasıl kılmamız gerektiğinde bazen problemler yaşıyorsun. Bu da namazın sıhhatini engelliyor. Namazın sıhhatini engellemesi demek belki namazın kabul olmaması anlamına geliyor. Yani düşünsene yıllarca namaz kılıyorsun ama öğrenmen gerektiği halde öğrenmediğin belli başlı şeyler var ve önemsemiyorsun. Ya ben işte böyle kıldım devam ediyorum diyorsun ve yıllarca kıldığın namaz kabul olmuyor. Bariz sebeplerden abi böyle hani vesvese yapacağın sebepler değil. Ya da abdesti tam almışsındır ama işte istemeden bir tarafından kan çıkmıştır. Görmemişsindir. Böyle bir konu değil. Yani bariz böyle yapabileceğin halde yapmadığın şeylerden dolayı 60 yıl namaz kılmışsın diyelim. 60 yıl boyunca kıldığın namazların belki hiçbiri kabul olmamış. Teknik olarak söylüyorum. Yani Allah katında hiç namaz kılmadan cennete giden şehit olan sahabe var. Değil mi? Allah'ın kimin namazını kabul ettiği, kimin etmediğini bilemeyiz. Ama fıkıh demek teknik demek ya zaten fıkıh bunun için gelmiş. Demek ki bu kurallar önemli ki fıkıh diye bir ilim var. Demek ki biz de bu fıkıh ilmin teknik kurallarına uymak zorundayız.

60 yıl yani 60 yılın diyelim ki 50 yılını namaz kıldın. 50 yıl demek 18.250 gün. 18.250 gün 91.250 vakit namaz. 91.250 vakit namaz da 3.650.000 rekat namaz demek. Bak 50 yılda düşünsene. 3.650.000 amel yapmışsın ve hatalı yaptığın için namazların kabul olmamış. O yüzden bugün dersi biraz daha dikkatli dinlememiz gerekiyor.

Ebu Hureyre'den rivayet. Efendimiz Aleyhisselam bir gün mescide girdi. Orada bir adam da mescide girdi efendimiz aleyhisselam'dan sonra ve namaz kıldı. Sonra Efendimiz Aleyhisselam'a gelerek selam verdi. Namaz kıldıktan sonra efendimize geliyor ve selam veriyor. Efendimiz Aleyhisselam ona, "Dön ve namazını kıl. Çünkü sen namaz kılmadın." diye buyurdu. "Namazında eksik yaptın demiyor. Namaz kılmadın" diyor. Çünkü adam tadili erkana riayet etmemişti diye de devam ediyor rivayet. O yüzden demek ki tadili erkana riayet etmeden namaz kılmak o namazı namazlıktan çıkarıyor. Hani eksik yapma değil namazlıktan çıkıyor.

Gelelim tadiliri erkanın kelime manasına. Namazda rüku, rükudan sonra ayakta durma, secde ve iki secde arasındaki oturmanın hakkını vererek tam bir sükunet içinde ve yerli yerinde mutmain olarak yapmak demek kelime karşılığı. Yani namazı dost doğru kılmak demek. Daha anlaşılır haliyle. Şimdi zaten namazı dost doğru kılmakla emre olunduk değil mi biz? Namazı kılmakla değil. Şimdi namaz kılmak Arapça salle kelimesi ama Kur'an-ı Kerim'de salle diye geçmiyor. Ne diyor? Namaz kılın diye emir verirken Arapça ekimi sale ekim ikame yani namazı ikame edin. Yerine getirin. Yani buradaki ikame aslında tadili erkandan bahsediyor. Yerine getirmek. Salle edemiyor. Ekim ikame. Bu da namazın hakkını vererek kılmamız gerektiğini bize gösteriyor.

İmam Malik kim? Maliki mezhebinin imamı. İmam Şafii Şafii mezhebinin imamı. Ahmed ibn Hanbel. Ameli mezhebi. Zaten bu üçü amelde üç büyük mezhep. İmam Ebu Yusuf. O kim? İmam-ı Azam'ın talebesi değil mi? Gibi fukahanın çoğunluğu tadili erkanın farz olduğu görüşünde. Tadili erkan farz diyor. Demek ki tadili erkanda problem olduğu zaman o namazı ne yapması lazım? Tekrar kılması lazım. Yani efendimiz aleyhisselamın sen namaz kılmadın dediği bu zaten. Bunu tam yerine getirmiyorsa demek ki o namaz artık iptal olmuş demektir. Dört saydık. Üçü mezhep imamı. Geriye kim kaldı? İmam-ı Azam kaldı. Bir de İmam Muhammed kaldı değil mi? İmam-ı Azam'ın diğer talebesi. İmam-ı Azam'la İmam Muhammed'e göre de tadili erkan nedir? Vaciptir. Farza yakın vacip. Farkı ne peki? Ne olabilir? Tek tek hemen böyle el kaldırıp cevap alayım. Şimdi biri farz dedi, biri vacip dedi. Farkı ne olabilir? Hadi 10 puanlık fıkıh sorusu. Telefondan falan bakmayın ha. chat GPT ile >> abi biri yani farz ayette geçiyor olması vacip de yani diğer hükümlerle hadislerden toparlayıp kuvvetli ama ayette geçmediği için farz denilemediği yerde gibimsi gibi bence anlaşıldı >> ya bu farzla vacibin genel hükmünü söyledin sen. Farz ve vacip böyledir zaten. Kur'an'da net hüküm varsa farzdır. Mulğ da işte hadisle destekleniyorsa vaciptir. Buradaki farz ve vacip farkını soruyorum ben. >> Abi farzın terkinde namaz bozuluyordu yanlış hatırlamıyorsam. Vacibin terkinde ise sehiv secdesi yeterli oluyor. >> Aslında bu işte >> birinde farz hain bir hadi bir hep beraber bir de mikrofona söyleyin. Namazda vacip terk edildiği zaman ne gerekir? Sehiv secdesi. Demek ki İmam-ı Azam'a ve İmam Muhammed'e göre tadil erkanı bozduğun zaman sehiv secdesiyle o namazı kurtarabilirsin. Ama diğer imamlara göre namazı tekrar kılman gerekir. Büyük bir fark. Hani diyelim ki acele ettin, daldın böyle hızlı hızlı. Sonra aklına geldi. Sehiv secdesi yapıyorsun namazı kurtarıyorsun. Gelmedi. Yapmadın zaten. O büyük hata. Yok hani zaten ona dikkat etmen lazım. Mesulullüğün devam ediyor. Zaten yavaş kılman lazım ya. Kurtarır yan değil. >> Hani bir hükmünü kaçırırsak namazı tekrar etmemiz gerekiyor. Hükmü çıkıyor burada. Evet. Yani tadir erkanı yapmadığın zaman, sehiv secdesi de yapmadığın zaman öyle bir hüküm çıkıyor. Yani tadir erkanı kısaca özetleyecek olursak her rükünler arası sübhanallah diyecek kadar en az sübhanallah diyecek kadar beklemek gerekiyor.

Şimdi namazın içindeki ve dışındaki farzlarından da bahsedeceğiz. Orada aslında tam neler yapmamız gerektiğini de ben anlatacağım. Ama bugünkü ana konumuz tadil erkan olduğu için biraz oraya tahşidat yapmak istedim. Namazın dinimizdeki yerini zaten biliyorsunuz. Nedir? Dinin direğidir. Din namaz dinin direğidir. Bir de alhamah var. O nedir? Biri hapşıduktan sonra ona yhamluk >> yok. Bir daha söyleyeyim bakayım kimin aklına gelecek. >> Umredeki cenaze namazı anonsu değil mi? Ah umreciler biliyor da bak unutmuş çoğun. Evet. Namaz dinin direğidir. Yani direk yoksa yıkılır. Doğru mu? Demek ki namaz o kadar kıymetli bir ibadet bizim için.

Şimdi namaz kılarken yapılan bazı hatalar var. Onlardan da bahsedelim. Bunlar da yine tadil erkanına giren konular. İki ayağı yayarak oturmak. İki ayağı yayarak namaz kılmak ne demek? Yusufcuğum bize yardımcı olur musun? Evet. Bir ayaklarını yayarak oturur musun? Bu hata ayakları yayarak oturmak. Peki doğrusu nedir? Sağ ayak dik, sağ ayak dik, sol ayak yatacak. Onun üstüne oturacaksın. Doğrusu bu. Hz. Ali diyor ki, "Abdestimin bozulacağından endişe etmeseydim namaza başlarken sağ ayağımın baş parmağını yere çivilerdim." diyor. O kadar önemli yani. Yani sırf hareket etmemek için bu parmak, bu ayak sabit kalsın diye. Bir yanlış daha göster bize. Daha yakın zamanda gördüm. Şimdi bu da hatalı bir hareket. Doğrusunu gösterdik. Amma ve lakin bunlar sağlıklı insanlar için. Adamın ayağı kırıktır. Adama sen niye böyle yapmıyorsun diyemeyiz. Ama yapabilecek durumu varken namazın huşusunu bozmayacak şekilde kendini zorlayıp yapabiliyorsa yapması lazım. Çünkü o da bir alışkanlık. Belki 10 gün kendini zorlayacak ama ondan sonra belki ayağı o şekilde alışacak. Doktor beyler, ortopedistler tıbbi olarak bir açıklama yapar mısınız? Diyelim ki normalde aa benim ayağım ağrıyor diye yapmayan adam bir müddet yapa yapa herhalde o ayak ona göre şekil alır diye düşünüyorum. Çünkü benimki öyle oldu. Benim de bacağım kırıldı. Ben ilk oturarak namaz kılmaya başladığımda böyle yapınca ağrıyordu ama dedim ki ben böyle yapmazsam bacak belki ona göre refleks haline gelir. >> Abi kas, tendom ve bağlar esneme kabiliyetine sahiptir. O yüzden ne kadar girersek o kadar daha doğru kılarız. >> Gözünü seveyim ya. Evet. Evet.

Namaz esnasında nereye bakmamız lazım? Öncelikle mesaj geldiyse telefona bakmak lazım. Çünkü değil mi? Bekleyen vardır. Ayıp olur. Şimdi namazda belli başlı yerlerde belli başlı gözün olması gereken durumlar var. Ayaktayken yani vücut dikken tekbir ya da bağlama ya da eller serbestken gözler secde me olması lazım. Sadece secde mali kalkarken de inerken de değil mi? Tam kalktın vücut tam kalktı. Secde mali buraya kadar tamam mı? İkincisi rüku. Rükuya eğildiğinde o secde malinden geliyor gözler ayak parmak uçlarında ya da ayağın iki arasında. Yani biriyle bir parmak ucuna, biriyle bir parmak ucuna bakayım dersen şaşı olabilirsin. O yüzden çok zorlamadan yani hani o hangisine denk gelirse maksat o bölge. O bölge kaçmasın. Sonra ne var? Tahiyat var. Tahiyatta da oturduğun zaman gözler iki diz ucuna bakması gerekiyor. Namaz kılarken gözlerin açık olması lazım. Her rükunda. Secdeye giderken, secdede, secdede kalkarken normali bu. Ama senin etrafında senin huşunu, dikkatini bozacak, huşunu dağıtacak bir şey varsa belki kapatmaya müsaade var diyorlar. Ama böyle bunu alışkanlık haline getirip her namaz kılarken de böyle gözler kapatılmaz. Bunun kuralı namazda gözler açık olmalıdır.

Secdenin de kuralları var. Secdede efendimiz aleyhisselam yedi uzuv üzerine secde etmem emrolundu diyor. Bu yedi uzuv nedir diye sorulduğunda da gösteriyor. Alın ve burnu beraber gösteriyor. Bu ikisi bir ikisi beraber baş yani. Sonra iki el, sonra iki diz, sonra iki ayak. Demek ki secde esnasında tamamen ellerin, dizin ve ayakların yere değmesi lazım. Yani secdede bazen görüyorum ayağı kaldıranlar oluyor. Ayak kaldırınca namaz bozulur diyenler var. Hata yani büyük hata. O yüzden bu yedi uzu üzerine baş alınla burun da ikisini tek görmek lazım. Yani bazen sadece kafasını değdiren oluyor. İkisi de değmesi lazım. O yüzden secdede de buna dikkat etmemiz gerekiyor.

Namaz kılanın önünden geçmek aslında çok yapılan bir şey. Buna da çok mahal vermemek lazım. Şimdi imam ve cemaat namaz kılarken imamın önünde sütre varsa o kurtarıyor. Ama bireysel namazlarda namaz kılanın önünden geçilmemesi lazım. Tam önünden özellikle yani şurada namaz kılıyor. Yani şuradan geçilmemesi lazım. Adamın secde maliyle bulunduğu yerden. Bazı zaruri durumlar oluyor. İşte özellikle büyük camilerde adam geçiyor arkaya namaza duruyor. Sen de şimdi oradan oraya geçeceksin. Ta böyle adamı dolantı geçmen gerekmiyor büyük camilerde. Zaten Kabe'de bu hüküm de kalkıyor. Namaz kılanın secde mahalli hariç. Önünden geçmede problem yok. O yüzden sütre koymak gerekiyor. Yani bunu namaz kılacak kişinin sorumluluğunda namaz kılacak kişi namaz kılacaksa önüne sütre koyması gerekiyor. Bazı camilerde var böyle direkt sütre yazıyor. Böyle alıyorsun trafik dubası gibi. Onun daha düzü üzerinde sütre yazıyor. O olmadı. Efendimiz aleyhisselam diyor işte ya bir şey koysun ya odun saplasın o da olmadı yeri çizsin diyor efendimiz aleyhisselam. O yüzden hani bir şey yapman lazım. Hani ben burada namaz kılıyorum arkadaşı belirtmen lazım. Yani o yüzden sütre koymak da kişinin sorumluluğunda oluyor.

Fotoğraf, resim gibi görüntülerin olduğu yerde namaz kılmak. Bununla ilgili de hadis-i şerif var. Ama burada asıl ana konu yani dikkat dağıtacak bir şey var mı? Yani fotoğraf, resim, o zamana göre belki nakışlı danteller zaten efendimiz aleyhisselam ondan dolayı perdenin nakışlarından bahsediyor. Herhalde kuş motifleri falan var. Ondan dolayı kaldırılmasını istiyor. Ama şimdi bizim dikkatimizi dağıtacak çok daha fazla şey var. Yani biz sadece resim ve nakışa göre değil. Yani dikkatimizi dağıtacak ne varsa bizim namaz kılarken karşımızda bulundurmamız gerekiyor. Bu resim olabilir, video olabilir, televizyon olabilir değil mi? Ya da orada sürekli hareket eden bir çocuk olabilir. Bunlara dikkat etmemiz gerekiyor.

Kamet okunduktan sonra nafile namaz kılmak. Eğer ki kamet başladıysa sen sünnete duramazsın. Artık farza durman gerekiyor. Yani dur ben ya ne olursa olsun ben çok takvalı bir insanım. Ben bu sünneti kılmak zorundayım değil. Orada farz dururken sen sünnete duramazsın. O yüzden kamet başladığı an namaza duramayacağın. Sabah hariç. Evet. Sabah namazı hariç. Sabah namazında hatta biraz da acele ederek imama yetişmek gerekiyor. Sabah namazı haricinde istisnalar var. Ama onun haricinde kamet geldiyse cemaate uyacaksın. Aslında burada cemaate uymanın önemi değil mi? Cemaat ne yapıyorsa ona uymak lazım. Evet. >> Abi peki gamet geldiğinde namazın içindeysek sünneti kılıyorsak ne yapmak gerekiyor? >> Bitireceksin. İkindi ve yatsı namazlarımız biliyorsun zaten dört sünnet. Bu 4 sünnet 22 de kılınabilir. Hiç kılınmaya da bilir. Sadece iki de kılınabilir. Orada mesela ilk rekattaysan belki ikinci rekatta selam verip o cemaate yetişebilirsin. Yani illa 4 bitireyim diye de beklemen gerekmiyor. >> Şimdi öğle namazında cemaat farza durdu. Sen de kameti duydun. Farza yetiştin. Farzı cemaatle kıldıktan sonra tekrardan ilk dört sünneti farzdan sonra kılman mümkün mü? >> Öğlen için mümkün. Aynen. Son sünneti sonra ilk sünneti kılarsın. Ama yatsı ve ikindi için gerek yok. Gayri müekkede olduğu için. Evet.

İmamla yarışmak ve imamdan önce hareket etmek. İmamdan önce hareket etsen ne olacak kurban olayım? Sanki erkenden bitirip çıkıp gideceksin mi? Yani yine beraber bitireceksin. Beraber selam vereceksin. Hani ondan önce rükuya ve secdeye gitsen ne değişiyor? Bunu yapan çok görüyorum. >> İmamlar resmen şey diyor ya abi biraz acelemiz var. Hızlanır mısın? Hani bak acelemiz var diye o psikolojikmen hızlanmak zorunda hissediyorsun kendini. >> Onu onun için mi yapıyorlar? Bilinç o yani. >> Yani içniye de olabilir abi. Arkam >> adamın namazı bozulmasın diye ben hızlanıyorum ki hani beni geçmesin diye. Mecbur namazımızı >> doğru söylüyorum. Bunun sebebi olabilir. Yoksa başka hiçbir mantıklı açıklaması yok. Bak bu mantıklı bir açıklama. İmamı gaza getirmek. Sonradan cemaate yetişen birinin imamın ayağa kalkmasını beklemesi. Mesela sonradan yetişiyorsun. Baktın imam ikinci rekatta oturmuş zaten. Üçe kalkacak. Ben şimdi otursam ne? Oturmasam ne? Değil mi? Benim rükunlarıma bir faydası yok deyip ayakta dur. Aynen. Dur son bir mesajlara bakayım. Değil. O gittiğin an o imama uymak zorundasın. Nerede denk gelirsen. Bunların hepsinin hadis-i şeriflerle tasdihi var. Yani hangi hal üzere olursa olsun hemen uyun diye efendimiz aleyhisselam söylüyor.

Şunu da söyleyeyim imam olanlar için özellikle bazen imam oluyorsun. Cemaat hep sonradan yetişmeye çalışıyor. Tam öyle rükuya gidiyorsun oradan ayak sesleri geliyor. Birileri ben o rekayata yetişeyim diye değil mi? patinah çekiyor böyle. Aynen. Orada imam duyuyor ayak seslerini. Diyor ki, "Yah şu garipler namaza yetişsin de." de değil mi? En azından bir rekatı kurtarsınlar. Diye bir düşünceye giriyor. Orada mesela normal durması gereken süreden daha uzun durursa bu da namazın sıhhatine problem. O işte ihlası bozuyor. Sen normalde nasıl yani rükuda ne kadar duruyorsan o kadar durman lazım. Hani birileri yetişsin diye o rükuyu uzatamazsın.

Saflar arası boşluk bırakmak. Bu da zaten pandemide çok alışkanlık haline geldi değil mi? Saflar böyle sosyal mesafeyi koruya koruya. Şimdi biraz artık eskisi gibi değil ya. Yani bugün cuma vardı değil mi? Bakıyorum hani insanlar böyle yan yana gelmek istemiyor. Araya boşluk vermemek gerekiyor. Evet. Namazda safları düzgün tutmamak. Bu da bir hata. Safların düzgün olması gerekiyor. Bu da namazın şartları arasında. Hatta efendimiz aleyhisselam bak ne diyor. Ya saflarınızı düzeltirsiniz ya da Allah Teala sizin aranıza düşmanlık, buz ve kalplerinize ihtilaf koyar da birbirinizden yüz çevirirsiniz. Nerede nereye? Yani şimdi senin safları düzgün tutmamanla bunun ne alakası var diyorsun. Ama bak efendimiz aleyhisselam söylüyor. Aranızdaki bozgunluğun sebebi bile bu diyor soydan. Efendimiz aleyhisselam safların arasında dolaşıyor namazda. Böyle düzeltiyor. Ondan sonra namaza başlıyor. Kıyafetleri düzeltiyor. Sonra en fazla sevap imamın arkasındaki safta. En fazlası imamın hemen arkası sonra sağ sonra sol arka arka arka gidiyor. Biz de genelde değil mi? Az benden uzak olsun diye değil mi? En arkaya böyle. Halbuki ya bizim yarışmamız lazım yani cidden bizim yine bil gayip diyor ya. Onlar gayba iman ederler. Yani bizim bir gayba imanda problemimiz olduğu için hani şey görsek eskiden Mario'da vardı. Şimdi bilmiyorum başka hangi oyunda var. Hani böyle tepede Mario zıplıyor zıplıyor altınları alıyor ya böyle ding ding ding diye. Hani biz görsek böyle ilk safta tepede tam altın, ikinci safta yarım altın, 3üncü safta çeyrek altın değil mi? Biz birbirimizi öldürürüz yani en ön safta durmak için. Halbuki en büyük sevap orada. Ona göre sevap azalıyor. En sona da değil mi? Gram altınlık.

Secdede kolları yere yapıştırmak. Evet bu da çok karşılaştığımız hareketlerden biri. Secdede kollar erkekler için ve Hanefi mezhebi için secdede kollar yere değmemesi lazım. Kolların havada olması lazım. Şöyle tabir edeyim. Altından kedi geçecek şekilde. Boşluk olmaz. Yusufcuğum bir gösterir misiniz bize ya? Göyle. >> Allahu ekber dedik. >> Evet. Şimdi bu dirsekler yere yapışmaması lazım. Şu >> tam yere değmeyecek. Bu hatalı. Çarpı koyun buraya. Bir de doğrusunu yap. Şuradan kedi geçecek şekilde namaz kılarken böyle bir dikkat ediyorum böyle bir yılgın şekilde bitkin şekilde namaz kılanlar oluyor. Hani böyle ya şu bir bitse de bir gitsem gibi. Ya namaz böyle kılınmaz ya. Yani Allah'ın huzurunda olduğumuzu unutuyoruz. Yani gerçekten Allah'ın huzurunda olduğumuzu bilsek ki Allah kendi söylüyor değil mi? Müminin bana en yakın olduğu yer diyor namaz. Hatta secde içinde daha da yakın değil mi? Daha da yakın olduğu yer diyor secde için ki secdede düşünün yani Allah'ın karşısındasın. Onu hissetsek zaten değil mi? Biraz daha dikkat ederiz.

Devam edelim. Namazda ellerini bağlamadan durmak. Hanefi mezhebi için söylüyorum. Eller bağlanmalı. Nasıl bağlanmalı? Şu bileği kavrayacak. Şu iki parmak bileği kavrayacak. Bu üç parmak onun üstüne yatacak. Sonra bırakacağın nereye gelirse. Nereye gelirse. Yani şöyle değil y şöyle de değil. Üstte de değil. Nereye gelirse. Serbest. Yani şöyle cemaate yetişmek için camiye koşmak. Bu da çok yapılıyor. Koştuğun zaman o an böyle kalp atışın, ritmin, adrenalin değişiyor. Değiştiği için de namaza odaklanamıyorsun. O yüzden namaza koşmadan sükunetle gitmen gerekiyor. Nerede yetişirsen bak efendimiz aleyhisselam diyor ki bak namaza geleceğiniz zaman yürüyerek normal adımlarla gelin. Sekinet ve vakarı elden bırakmayın. Yetiştiğiniz kadarını imamla kılar. Kaçırdığınızı tamamlarsınız diyor efendimiz aleyhisselam. Buhari'de geçen Müslim'de geçen hadis.

Şimdi ben Hanefi fıkhına göre söyledim söyleyeceklerimi ve devamında söyleyeceklerim de yine Hanefi fıkhına göre. Hanefi fıkhının imamı kimdi? İmam-ı Azam. İmam-ı Azam diyor ki, "Namazla ilgili 10.000 tane fıkıh kuralı var" diyor. 10.000 tane. Biz saydığımız değil mi? Daha 3 be. Tabii bunların çok detayları var değil mi? Yani aslında bir gözün nereye bakacağıyla ilgili aslında detaya inince bir sürü belki 15 20 30 tane kural çıkar. Şurada şöyle burada böyle. Gözü görmeyen için mi ayrı bir kural çıkar? Değil mi? Bunlar da kuraldır. Yani aslında fıkıh kuralıdır. Onu da soruyorlar. Şimdi gözü görmeyen ne yapsın diye. Bunun da kitapta yer alması gerekiyor. Hani bu 10.000 nasıl oluşuyor diye merak ediyorsanız çok detay var. 10.000 tane fıkıh kuralı var diyor. Ben diyor bunun 8.000'ini biliyorum. Kalan 2.000'ini de oturur bakarız diyor. Tabii bunu tevazudan söylüyor. Bu da zaten içtihatları veren o. Evet.

Şimdi dedim ya ben Hanefi mezhebine göre söyledim. Hanefi mezhebi demişken biraz mezheplerden de bahsedelim. Bunlar da bir Müslümanın temel bilmesi gereken bilgilerden. Mezhep nedir? Kaça ayrılır? Mezhep imamı nedir? Kaç mezhep var? İtikadi mezhep nedir? Ameli mezhep nedir? Bunları bir kısaca üstünden geçelim. Şimdi mezhep ehli sünnet mezhep diyeyim daha doğrusu ikiye ayrılır. Nedir? Ameli, itikadi ameli yani hareketle, amelle yapılan kuralların ayrıcılığının olduğu mezhep. Bir de itikadi yani inanışla ilgili farklılıklar olan mezhepler. İtikadi mezhepler kaça ayrılır? İkiye ayrılır. Hangileri? Eşari ve Maturudi. Ameli mezhepler kaça ayrılır? Dördde ayrılır. Bir numara Hanefi. Evet. Şafii, Maliki, Hanbeli. Şimdi bunlar nelerdir? Bunları biraz bahsedelim. Yani Eşari deyince ne anlamamız lazım? Maturidi deyince ne anlamamız lazım? Ben Hanefiyim. Acaba itikattaki mezhebim hangisi? Bunu ben mi seçtim? Bana kim sen Maturidi olacaksın? dedi. Şunu sorayım o zaman. İmam-ı Azam Maturudi mezhebinden miydi? Şimdi sıralamasını bir konuşalım o zaman. En önemli konu şimdi dör tane ameli, iki tane de itikadi dedik. Değil mi? Bu ameli ve itikadi mezhep imamlarının doğum tarihlerine ve yaşadığı zamanlara bakalım. İmam-ı Azam hangi yılda doğdu? >> 690 mı? >> Evet. 699 doğumu. Bak sıralamayla söylüyorum. İmam-ı Azam 699, İmam Malik 711, İmam Şafii 767. Bak 699 767 aralarında 68 yıl var. İmam-ı Azam'la İmamı Şafii arasında. Ahmed ibn Hanbel 780. İmam-ı Azam'la kaç yıl var? 81 yıl var. İmam Mansur El Maturudi 853. İmam Eşari Hasan elşari 874. Kim kime tabi? Şimdi biz değil mi öyle bir yanılgı var. Sanki İmam-ı Azam Maturudi olduğu için İmam Maturudi ekolünü benimsemiş gibi anlaşılıyor da konu hiç öyle değil. İtikat mezhepleri ameli mezheplerden sonra ve o ameli mezhep imamlarının benimsediği itikatlar olduğu için biz kabul ediyoruz. İmam-ı Azam benimsediği için değil. O imamların daha sonra gelen imamların benimsediği için. O yüzden bu sıralama tarihi önemli. Ya da işte İmam-ı Azam'la İmam Şafii'nin fetvalarının arasında niye fark var? Şimdi maalesef hani bizim tarih bilgimiz, İslam tarihi bilgimiz biraz tam böyle olması gereken kadar olmadığı için biz şey zannediyoruz. Sanki böyle kendi aralarında tartışmayla bu mezhepler oluşmuş gibi değil mi? Öyle anlaşılıyor ama aralarında yüzler yıl var yani. Ve öyle bir iddiaları da yok. Yani İmam-ı Azam dur ben çıkacağımla bir Hanefi diye mezhep yapacağım. Bütün işte özellikle Asya'yı, Türkleri hepsini arkamdan öyle bir şey yok zaten. Hani ben çıkayım mezhep yapayım diye hiçbirinin bir niyeti yok. Hiçbirinin yok. Belli başlı fıkhi kurallar, içtihatlar söylüyorlar. O içtihatları benimseyenler o yoldan geliyor. O yoldan gelenlere de o mezhebe tabii kişiler deniyor. Bunlar tamamen coğrafi şartlara göre. Şafiler genelde böyle hani kırsal kesimde, üstat da öyle anlatıyor ya nimbede gidiyor ya. Kırsal kesimde yaşadığı için şimdi genelde tarımla uğraşıyor. Mesela hani bir örnekten veriyorum. Genellikle tarımla uğraştığı için sürekli bir yerlerinin kesilmesi, çizilmesi ihtimali yüksek olunca oradaki o dindeki kolaylığı sağlamak ve bunu da tabii ki bir hadis-i şerife bağlayarak değil mi? Onun yorumuna bağlayarak ona göre hüküm veriyor. Onların öyle bir hüküm verme yetkileri var. Böyle ufak meselelerde Maturudi ve Eşari bunlar ne dedik? İtikatta mezhepler. Şöyle kısaca çok basit kafanızı karıştırmadan itikatta mezhep ne demek? Yani yani itikat hepimizin itikadı aynı değil mi? Sen Şafi miydin mesela? Senin inanışınla benim inanışım farklı mı? E niye böyle bir ayrılık var? Mesela sen benim inandığım neye inanmıyorsun? >> Farkımız ne? Sen eşarisin. Ben maturudiyim. Ben öz maturudiyim ama ben gittim Özbekistan'da Semerkant'ta türbesine gittim. Dua ettim. Sen >> itikatta aynı. >> He >> amelde farklı oluyor abi. >> Ameli sormuyorum. İtikadı soruyorum. Gittin mi Özbekistan'a? >> Gitmedin mi? İmam Eşari nerede? >> İmam Eşari nerede? İmam Eşari Bağdat'ta. Evet. Farkımız ne? Var mı farkımızı bilen? >> Abi iradeyle alakalı bir fark var. Cüzi iradenin yorumuyla alakalı bir fark var. >> Ufak tefek farklar var. Mesela en akılda kalıcı olanı söyleyeyim de en akılda kalıcı, en popülist olanı söyleyeyim. Mesela Maturudiler. Yani kim? Hanefiler. Maturudiler demişler ki kadından peygamber olmaz. Kadınlar bu işi yapamaz manasında değil de belli başlı yine hükümlere göre söylüyorlar tabii. Mesela kadınlar her an vahiy alabilecek durumda mı? Değil değil mi? Hani onlara göre söylüyorlar. Ama Eşariler demiş ki kadından peygamber olabilir demiş. Yani olmasına bir engel yok demiş. Çünkü inanış bu. Hani kadın peygamber var mı? Yok ama olabilir demiş. O kadar ince fark yani hani çünkü bu şey değil. Bunlar mezhep imamları yani belli başlı konuları netleştirmekle hükümlü. Yani yükümlü kendilerini öyle biliyorlar. Ya bizim bunu çözüp ümmete yön vermemiz lazım. Ön ayak olmamız lazım diye oturuyorlar. Bunları neticelendiriyorlar. Ondan dolayı. Yoksa hani zaten son peygamber gelmiş efendimiz aleyhisselam. Hani bu saatten sonra peygamber gelmeyeceği için çok tartışmaya yani açık olmaması gerekiyor gibi zannediyor da insan. Ama bu bir inanış olduğu için olur mu olamaz mı? Yani çok çok ince ufak. Bir tane daha söyleyeyim istese olur mevzusu. Maturuidde Allah'ın her bir fiili bir hikmete bakar fikri var. Eşaride de Allah hiçbir hikmete bağlı kalmadan dilediği şeyi dilediği şekilde yapar inanışı var. Ya ince bir nüans. Yani zaten baktın mı dilediği gibi yapsa da biz diyoruz ki tamam dilediği gibi yapıyor ama hikmete göre yapıyor. Onlar da hikmet yani Allah bir hikmete bağlı kalmak zorunda değil ki deyip böyle çok ince nüanslar yani. O yüzden Maturidi ile Eşari biraz bilmemiz gereken şeyler. Çünkü hani başta sorduğumda herhalde herkes biraz ben eşari olmam gerekiyor. O yüzden eşariyim gibiydi yani.

Evet. Şimdi gelelim ana temel konularımızdan diğerine. Biri tadili erkandı. Diğeri de 32 farz. 32 farz bir Müslümanın en temel bilmesi gereken yani İslam'ın alfabesi. Yani alfabeyi nasıl bilmen gerekiyor ya? A1 seviyesi her Müslümanın bilmesi gereken kurallar. 32 farz. Şimdi 32 farz. Yunus kaçtan başlıyor? >> 6 abi. >> Değil mi? 6 5 4 3 2 12 toplayınca 32 ile başlıyor. Nedir 6? İmanın şartı 5. İslamın şartı 4 >> farzı >> 3. Sen söyle. >> Bu kim farzı abi? Temmün farzı abi. >> Altısı neyin dedik? >> İmanın. >> Allah'a iman, peygamberlerine iman, kitaplarına iman, meleklerine iman, ahirete iman, kadere iman. Abi >> beş. Ney dedik? >> İslam'ın şartı. Evet. Onu da kime soralım? Musa'a soralım. Ya >> İslam'ın şartı 5 abi. >> Çok güzel. Tamam. Gidiş yolundan 5 puan. Evet. >> Kelime-i şehadet getirmek, namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, zekat vermek. >> Bugün zaten tadil erkan yani İslam'ın şartı altındaki namaz kılmaktan bahsettik biraz. 5'ten sonra >> 4. Bize de bunu Mahmut söylesin. Abdestin farzları. >> Yüzümüzü yıkamak, kollarımızı yıkamak, başımızın 1örte birini mesetmek, bir de ayaklarımızı yıkamak. >> Mesela parmakları hilallemek diye bir şey var. Hilallemek, elleri şöyle yıkamak. O pandemi döneminde hep diyorlardı ya ellerinizi böyle yıkayın. Aynı şekilde ayakları da hilallemek var. Sol elin serçe parmağıyla sağdan başlayıp sola doğru sağdan başlayıp parmağın arasına ayak parmağını bu şekilde hilallemek gerekiyor. İmam-ı Azam bu hadisi 20 yıl sonra öğreniyor ve hani ne kadar güçlü bir rivayetse ve 20 yıllık namazında kaza ediyor tekrardan hilalleyerek abdest almadan namaz kıldığı için. O yüzden hilallemek çok önemli. Bir de yıkamak ne demek? Onu da basit söyleyeyim. Yıkamak üzerinde su vurduktan sonra en az iki damla su damlaması demek yıkamak. Yani suyu vurduğun şuradan iki damla su damlayacak. Yıkamak bu yani. Yıkayayım diye böyle şar diye bütün suyu dökmek değil yani. Ya da böyle suyu sürdün ama mesme ettin. Yıkadın mı belli değil. O yüzden o iki damla en az şart var. Ayağın yüzün oralardan baş mes olduğu için başta şart yok. Bu lazım çünkü bunlar bak bu hükümler çok kolay verilen hükümler değil. Öyle veriliyor ki bize hep lazım oluyor. Ben mesela ayağım kırıldığında mecburen yatakta abdest alıyordum. Şimdi yatakta nasıl abdest alacaksın? Mecburen değil mi? O minimum kuralları uygulaman gerekiyor. En azından önüme havlu koyuyordum suyu yani yarım bardakla ben abdest alıyordum ve yetiyordu. Yarım bardakla alıyorsun böyle iyice yedire yediri hop iki damla dökülüyorsun. Tamam işte bitti. Aynı şekilde önüme sadece bir havlu alıyordum. Havlu doğru düzgün ıslanmıyordu bile. Demek ki kurtarıyor yani minimum kurallarda bu kurtarıyor. Ama illaki hani ben tasarrufçuyum deyip de o riske girmeye de gerek yok değil mi? O belki o şeyi sağlayamazsın. Hadi hastayken insan biraz daha dikkat ediyor da bunu sürekli sağlamak zor. O yüzden çok da zorlamadan değil mi? İyice bir yıkamak, yedirmek gerekiyor suyu. Evet. Dördü söyledik. 3. Yunus. Evet. Nelerdir? Hanefi'ye göre bu arada tekrardan söylüyorum. Şafilerde bunda fark var. Mesela >> ağza su vermek yani üç defa şartı yok. Burnuna su vermek ondan sonra da üç defa şartı yok. Vücudu yıkamak. >> Evet doğrusu bu. Bu ağza bolca su vermek, burna bolca su vermek. Sayı yok. Sayı sünnet de var. Şimdi guslün sünnetleri içerisinde farklı sünnetler de var. Sıralama da bir sünnettir. Önce namaz abdesti alıp sonra gusül almak da sünnettir. İşte başıa su döküp sonra omuzlara dökmek. Bunlar hep sünnetleri. Ama biz farzlarını soruyoruz. Farzını bilmezsek sünnetlerin bizim için çok bir anlamı kalmıyor. Yani sen gus alıyorsun ama farzını bilmiyorsun. İstediğin kadar sünnetini bil. Farzdan bir eksik yapınca sünnetin de bir hükmü kalmıyor. O yüzden bizim temel farzlarını bilmemiz lazım. Aynı şey normal abdest için de geçerli. Yani farzlarını bilmezsek ben işte kolumu yıkarken dirseğimi yıkamayayım ama kulağımı ensemi işte ağzıma burnuma bol su vereyim. Eksik yaptın sen. Farzı yapmadın yani. O yüzden asıl biz farzları bir tam bir oturtursak üç kere olması dediğim gibi ve benzeri sünnetleri var guslün. O yüzden sayı yok gusulde. Normal abdeste de değil mi? Hep üç kere yaparız. Üç kere. Birincisi farzdır diyelim ki yaptığın hareketin. İkincisi sünnettir. Üçüncüsü takriri sünnettir. Biz o yüzden üç kere yaparız. Normalde dedim mi ilk yapış onu yerine getirmektir. O farz. Genelde farzların hepsinde böyledir. Geldik ikiye var mı hayatında teyemmüm yapan? Oo! Ne oldu? Çölde mi kaldın sen? Yaman >> depremde abi. >> Depremde. Evet. Çok mu uzun süre? Kaç kilo oldu? Suy falan yok abi. Azları falan olması gerekiyor. Temm >> hım. Susuz kaldığında bazı hastalıklarda yani lavaya gidemeyecek kadar hastaysan falan o tip yerlerde geçerli kullanılabilir. Evet. Teyemmün farzını söyle >> abi. Niyet ve mesh. >> Niyet ve mesp ve mesih diye geçiyor. Darp ve mesih diye geçiyor. Niyet 1, Darp ve mes 2. Bazı yerlerde darp bir farzdır, mesih bir farzdır diye de geçiyor ama ikisi tek farz. Darp yani mesh edeceğin kumdur, topraktır, tuğladır, ne bileyim halıdır. Mesede bu zaten sembolik bir şey ya. Yoksa sürdüğün yerin toprağını temizleme değil mi? Bir dezenfektan şeyi yok. Evet. Yani ama ha vakit çıkacak falansa ama çok son ana kadar da zorlamak lazım. Şimdi orada su var, lavobo var. Alabilecek durumdaysan alman lazım. Geriye ne kaldı? >> 12 kaldı değil mi? 6 5 4 3 2 dedik. Geriye kaldı 12. En önemli kısma geldik. Bu 12 nedir? >> Namazın >> 12 farzı var. 6ısı içinde, altısı dışında. Hadesten taharet, necasetten taharet, setre avret, istikbal-i kıble, vakit niyet. Bu dışındaki farzları, içindeki farzları da iftitah tekbiri, kıyam, rüku, secde, kıraat, bir de son oturuş. Abi bunları kelime olarak da bilmemiz lazım. İçini doldurup da bilmemiz lazım. A ben y zaten bunları yapıyordum da olmuyor. Bak tekrar ediyorum. Sen bunları biliyor musun? >> Evet abi. >> Yapıyor musun? >> Evet abi. >> Hepsini >> namaz. >> Peki bilerek mi yapıyorsun? >> Biraz otomatik ben yapayım. >> Evet. Mesela çöp konteyner. Onun yanında namaz kılınır mı? Şartlardan biri necasetten taharet olduğu için namaz kılınan yerin de temiz olması gerekiyor. O yüzden kılınmaz. >> Evet. Sen söyle niye kılınmaz? >> Pis kokuyu abi rahatsız eder. >> Var mı fazların içinde koku rahatsızlığı olmaması şart diyen? >> Rahatsız ederdi ya. Ben o dağa bozar. >> Yani rahatsız edecek o kadar çok etken var ki bir yerde televizyonun açık olması da rahatsız ediyor insanı. Ses geliyor. Ben namaz kılıyorum yukarıda. Sen bağırıyorsun orada. >> Kılınır abi. >> Kesinlikle kılınır. >> Zaten kelime olarak problem var değil mi? Hadesten taharet nedir? Necasetten taharet nedir? Bir de içinin dolu olmasında problem var. Mesela doğan hadesten taharet ne demek? >> Abdest ve usulünün alınması. >> Bak değil mi? En basit mesela bunun basic seviyede bilinmesi lazım. Hadesten tahret demek abdestli olmak demek. Demek ki abdest namazın farzı. Normalde hani biz düz sorulsa ya işte 12 tane sayarsın e bunun içinde abdest yok. E hadeste taharet abdest demek zaten. Vücudun temiz olması. Vücut temizliği de abdestle sağlanır. Necasetten taharette vücudun dışındaki hem kendi üzerinde hem de namaz kılacağın yerin temiz olması demek. Necasetten taharet. Yani az önce çöpün yanında namaz kılınmaz diyenler necasetten taharete münafi olduğu için öyle söylüyorlar. Ama o da doğru değil. Yani yanının yörenin pis olması değil. Senin namaz kılacağın yerin temiz olması lazım. Namaz kılacağın yer ne demek? Namaz kılarken temas ettiğin yer demek. Namaz kılarken temas ettiğin yer ne demek? Ayaklarının, dizinin, ellerinin ve secde mahalinin temiz olması demek. Buralar temizse sen farzını yerine getirmiş olursun. Farzını bilmezsen işte böyle yok koku geliyordu falan onlara takılırsın. O yüzden farzını yerine getirdiğin sürece o bir geçerlidir. Ama sen daha sadece secde mahali değil, komple secday deği tertemiz yaparsın. Güzel kokular sürersin, sessiz oda yaparsın.

Bunlar başka şeyler. Bunlar farzıyla alakalı durumlar değil. Ama sen farzını yerine getirmek istiyorsan, çünkü insan her zaman aynı şartlarda olmadığı için farzını bilmesi lazım ki onu kılarken o farzı acaba yerine getiriyor muyum diye sorması lazım.

Aynı deprem döneminde değil mi? Namaz kılacak yer de bulamıyorduk. Ona göre diyorduk ki ha şurada sadece işte, değil mi? Secde edeceğimiz yer, ayağımız, dizimiz, dirseğimiz değen yer işte temizse tamam, burada biz demek ki necasetten tahareti yerine getirmiş oluyoruz deyip namaz kılabiliyorduk. O yüzden hani sağının solunun pis olması değil, senin hem kendi kıyafetin hem de namaz mahalinin temiz olması lazım.

Tabii bu necasetin kendi içinde detayları var. Necaset nedir? Ne olursa kirli olur? Kirli nedir? Kir nedir? Pislik nedir? Necis nedir? Bu detaylara çok girmeyeceğim. Sadece hani mesela bir idrar necistir. Onun da bir sınırı vardır. İşte bunu da minimize etmemiz gerekir. Yani tertemiz olmak gerekir. Ama çok zor durumda kaldın. O ayrı. O yüzden bu sınırlar hep böyle metrekaresine, dirhemine varana kadar, değil mi? Sıvıda ayrı, katıda ayrı. Katıda iki dirhem pislik, sıvıda avuç içi ayası şeklinde böyle ince ince dokunmuştur.

Yani bu şimdi hadesten tariharet, necasetten tarret dediğim gibi bunlar altına girdiğimiz zaman hepsi bir ders olabilir. Çünkü o kadar çok şey var ki bunun altında detay. Ya 10.000 tane fıkıh kuralı kolay değil yani. Mesela o hadesten tarih sağlamak için abdest alınacak suyun temizlik hükmü diye bir konu var. Sayfalar dolusu hangi suyla abdest alınır, hangi suyla abdest alınmaz? Bunun gibi çok detay var. Hangi su temiz, hangi su pis? O yüzden onlara çok detaylı girmeyeceğim. En azından bu hükmü bilin. Hadesten taret nedir? Necasetten taret nedir? Sonra devam edelim biz.

Setri avret nedir mesela? Ne demek setri avret?

>> Vücutta avret yerlerinin kapatılması demek.

>> Avret yeri ne demek?

>> Erkek için diz kapağının altından göbek deliğinin üstüne kadar olan yer abi.

>> Evet. Yani ben şort giysem göbeğimi kapatıyor ve diz kapağımı. Bunla namaz kılabilir miyim?

>> Tamam. Anlaşıldı. Tabii bununla ilgili de hükümler var. Dediğim gibi bunlar çok detaylı hükümler. Kılarken mesela bir yerin açılması, mesela o açılma süresi, bir rükünde yüzde kaç açıldı diye. Bunun o kadar çok detaylı hükmü var ki dediğim gibi o detaylara girmiyorum ama bizim en azından Yasin'in söylediği kadar bilmemiz lazım.

Erkekler için nedir? İstikbali kıble ne demek?

>> Kıbleye yönelmek. Namaz kılarken Kabe'ye yönelmek demek. Eskiden yine zor buluyordu da şimdi artık bütün uygulamaları rahatlıkla tam gösteriyor. Kıble şart, farz bu arada. Kıbleye dönmek farz. Yani ben a kıbleyi bulamadım. Bulana kadar zorlayacaksın. En son bir yere kanaat getirdin. Dedin ki ya burası olabilir artık. Çünkü onu gösteriyor. Kutup yıldızına baktın, ne bileyim aya baktın, karınca yuvasına baktın. Dedin ki yok bura olabilir. Ondan sonra durdun artık senden günah gitti. Diyelim ki tutturamadın sorun yok. Ama senin vicdanın mütmain olması lazım.

Namazlar vakitledir bu arada. Namazlar İslam'da saatle değildir, vakitledir. Vakitle saat farklı şeylerdir. Namaz vakti girdiğinde bir namazı kılabilirsin. Ezanı beklemek zorunda değilsin. Ramazan haricinde genelde sabah namazları, sabah namaz vakti girdiğinde okunmaz. Sabah ezanları Türkiye'de Ramazan'da sadece değil mi? Sahurda okunur. Onun haricinde biraz bekliyorlar. Bir yarım saat sonra falan okuyorlar. O yüzden illaki olsun ezanı beklemek zorunda değilsin. Namazın vaktini girdiğini gördüğünde direkt kıl.

Niyet her namaz bir niyete göre kılınır değil mi? O namaza niyet etmek gerekiyor. Hanefilerde niyet dilden ziyade kalple yapılır. Kalben niyet etmek gerekir. O yüzden hangi namaza ne için durduğunu bilmen gerekiyor. Yani bir şuur gerekiyor. Ben şu an hangi namaza duruyorum diye. O yüzden aslında on bir niyet oluyor. Sen üç kere ağzına bol bol suyu niye verirsin ki durduk yere? Demek ki gusül için değil mi? O niyetin odur. Hayır. Namaz içinde mesela geldim ben dört rekat sünnet kılacağım bu öğlen saatinde. Niye? İçinden böyle dersin ki ben öğle namazının sünneti kılıyorum. O da bir niyet oluyor. Niyet ettim Allah rızası için öğle namazının sünnetini kılmaya uydum hazır olan imama falan. Bu da söylenir ama bazen buna da takılıp vesvese yapmamak gerekir. Onun için söyledim.

Evet.

>> Bazen namazın içindeyken fark ediyorum. Hani o dille niyet gelmiyor. Duruyorum. Sonra diyorum öğle namazını kılıyorduk. O anda ezberden yapıyoruz ya. İkin dille niyet etmiş oluyorum. Oradaki

>> Hiç niyetin önemli. İmamla mısın?

>> İmamlayım.

>> Bu senin imama uyduktan sonra sorun değil.

>> Tek kıldığında değişiyor mu?

>> Tek kıldığında senin niyetin neyse odur. Sen dilinle yanlış söyleyip kalben öğleni kıldığına eminsen sorun yok. O yüzden kalp önemlidir.

>> Onu da bilemiyorsan selam verip yenilemek mi gerekir?

>> Ya onu da bilmiyorsan senin ne işin var orada?

>> An

>> diyor ya ben buraya niye geldim ded?

>> İyi de buraya niye döndün falan.

Asıl konumuza gelelim. Şimdi asıl yani bugün toplanma sebebimiz namazın içindeki farzlar. Şimdi Mahmut bize namazın içindeki farzları tek tek anlatacak, sayacak. Biz de ona göre işini dolduracağız. Saymayacaksan uğraştırma. Evet mi? Hayır mı? Altısını da sayacak mısın?

>> Altı olmasa da beş sayarım.

>> Ben söyleyeyim hani siyah cidden saat geç olmuş. Gerçi herkesin keyifleri yerinde de.

>> Evet abi.

>> Bir sen herhalde biraz sıkıldın.

>> İyi misin?

>> Ha tamam. Bir popcornun eksik yani. Mutlu olmakta haklısın. En köşe

>> bak şimdi en güzel sahne çıkacak şimdi. Bak şimdi soru soracak. Kimse bilemeyecek. Bak şimdi güzel eğleniyor fakat cidden iyi eğleniyor. Sana soruyorum. Evet. Ver mikrofonu. Ver. Biraz da biz eğlenek. Gel ya böyle gel. Gel bir gel. Gül cemalini görelim ya. Gel gel. Güzel gömleğini de güzel. Beyaz sarı. Biz ortaokulda giyiyorduk bu sarı gömleğe ya.

>> Geleyim mi abi?

>> Gel gel gel.

>> Yani Yusuf'tan iyi geliyorsun bence. Yusuf'u üç kere getirdik. Gel

>> abi. E ifti tekbiri

>> çok güzel.

>> Kıraat.

>> Evet.

>> Kıyam. Yok. Kıyam diye bir şey var mı? Kıyam.

>> Kıyam diye bir şey var mı ya? Bu ne ya?

>> Kıyam. Secde. E kadayi ayrı. Kadei ayrı. Yayın

>> 5 oldu.

>> 5 beş tane değil

>> Baştan sıkın beş tane.

>> Tekbir, kıraat, kıyam, rüku, secde, kade-i ayrı.

>> Tamam. Çok güzel. İftitah tekbiri. İftitah giriş. Yani giriş demek iftitah tekbiri. Giriş tekbiri. İftitah tekbiri tek başına kılıyorken imam değilsen Allahu ekber. Yani Allahu ekber burada başlıyorsun. Yani a elif elif burada ra harfi kulakta bitiyor. Yani böyle ele kaldırdın Allahu ekber değil tek başına kılıyorsan imam değilsen. İmam kaldırdıktan sonra da Allahu ekber der. Ora başka konu. O yüzden kendini başına kılıyorsan Hanefi için söylüyorum. Ayaklar omuz hizasında mümkün oldukça dört parmak boşluk. Tamam mıyız? Eller kenarda serbest. Bunda da tamamız değil mi? Gözler secde mealinde böyle bir askeri disiplinle yani şöyle Allahu ekber değil askeri disiplinle vücut dimdik. Gözler secde mahalinde eller Allahu ekber serbest şekilde. Ne böyle sıkıyorsun ne böyle açıyorsun. Serbest şekilde yani ellerini serbest bırakınca nasıl duruyorsa o şekilde Allahu ekber deyip kulak hizasına getiriyorsun. Şöyle ufak bir temas ettiriyorsun. Allahu ekber deyip elleri bağlıyorsun. Gözler secde meinde. Ayaklar oynamıyor. Vücut dik. İftitah tekbiri aldık. Kıyama geçtik. Az önce bahsetmiştim. Şu parmaklar tam bileği kavruyor. Şu üç parmak üste geliyor. Sonra serbest bırakıyorsun. Kıyama geçiyorsun. Gözler yine secde mahalinde. Sağa sola bakmıyor. Gelene gidene bakmıyor. Gözler direkt secde mahalinde. Kıyama geçtin. Sonra kıraat. Kıraat ne demek? Okumak demek değil mi? Kıraat okuyorsun. Ne okuyorsun? Fatiha ve bir parça Kur'an. Zammı sure olabilir. Kur'an-ı Kerim'den birkaç ayet olabilir. En az Kevser suresi uzunluğunda. 3 değil Kevser suresi uzunluğunda. Çünkü müdayene ayetini okursun bir sayfa. O yüzden ayet sayısıyla sınırlandırılmamış. Sure uzunluğuyla sınırlandırılmış. Kevser suresi uzunluğunda ayet okuyabilirsin. Fatiha ve ayet okuyorsun değil mi? Kıraat ne oldu? Kaç farzını yerine getirmiş olduk? 3 oldu işte. Tamam. Üçünü tamam değil mi? Yarı yarıya hallettik. Sonra ney? Kıyam, kıraat, rüku.

Geldik en önemli probleme. İşte asıl bu dersi yapma sebebi. Gerçekten asıl sebep bu. Herkesin de kesin bir bahanesi var ama çok yaşlıdır. Gerçekten hastadır. Ne bileyim bel fıtığıdır, diz fıtığıdır, kasık fıtığıdır. Onlara bir şey diyemem. Ama yapabiliyorken ya da bir iki zorlamayla aynı o az önceki ayak hareketi gibi bir iki zorlamayla yapabilecekken yapmayanlar bu konuda mesuller. O yüzden en önemli kısma geldik. En önemli noktaya geldik. Bak cidden kıyam. Şimdi kıyamda Allahu ekber derken aynı o tekbirdeki süreç hani burada elifle başlayıp raile bitiyordu ya. Eğildiğin zaman bel dümdüz olacak. Belin dümdüz olmasını sağlamak için de kollar ve dizin dümdüz olacak. Kollar ve diz dümdüz olunca zaten belin de düz oluyor. 90 derece bükülüyor. Tabii illaki sırtına su terazisi koyup ölçmeye gerek yok. Onu insan hissiyat olarak bilmesi lazım. En önemli konu dediğim gibi bu konu çok önemli. Bu konu yüzünden namazları iptal olanlar var beyler. Gerçekten çok kişi de görüyorum. Hani yaşlıdır İbrahim abhibi gibi beli tutmuyordur. Bacağı sakattır.

>> Ona bir şey diyemem ama gerçekten hani bunu yapabileceği halde yapmayan bugün yan yana hem sağımda hem solumda namaz kılan kişide gördüm bunu. Hem sağımda hem solumda benden ne geç. Dirseği kırıyor. Düz tutması lazım. Bak dirsekler düz. Diz de düz olması lazım. İkisi de dümdüz olması lazım. Bak ikisi de dümdüz. Eller pençe şeklinde dizi tutması lazım. Ayaklar aynı kıyamdaki gibi. İkisi de karşıya bakması lazım. Arada omuz hizasında boşluk olması lazım. Dört parmak gibi. Ne kaldı geriye? Sırt. Sırt dümdüz olması lazım. Baş. Baş da dümdüz olması lazım. Onu da çok görüyorum. Hani bunları tam yapıyor. Bu sefer kafayı şöyle yiyor ya da şöyle kaldırmaya çalışıyor. Rukuda gözler parmak uçlarına bakacak. Hani gözlerle ilgili konuda ben anlattım ama tam yerinde söyleyeyim. Gözler parmak uçlarını görecek. Eller pençe şeklinde dizi tutacak. Diz kapağını tutacak. Kollar kırılmayacak. Tekrar söylüyorum. Diz de kırılmayacak. Tam böyle L şeklinde rüku odur zaten. Adı rüku değil mi? Bir rükunun bir hesabı, matematiği var. Yani bir disiplini var. Yani böyle ben eğildim bu rüku olmuyor. Yani askerde mesela rahat hazır ol diyor ya. Şimdi rahat dediğinde sen şöyle yapabiliyor musun? Ben böyle daha rahatım. Yani o rahat bile bir disiplini var. Yani aynı şekilde rüku da bir disiplin, secde de bir disiplin, kıyam da bir disiplin. Hepsi disiplin. Rükuyu anladık mı? Anlamayan var mı? Eksik bir yer kaldı mı? Tamam mıyız?

>> Anlaşılmayan bir şey var mı?

Secdeyi anlattık. Ne dedik? İftak, tekbiri, kıyam, kıraat, rüku dedik. Şimdi bir de rükudan doğrulması var. Tadili erkanın bir parçası dedik. Değil mi? Rükudan doğrulma işine. Bir de iki secde arasına dersin başında bahsettiğimiz tadil erkan kısmına giriyor zaten. Böyle semiallahu limen hamideh derken yine orada s harfiyile h harfi burada başlayıp burada bitecek. İmam değilsen aynı şekilde bak. Semiallahu limen hamideh dediğinde ayaktasın yani dimdiksin artık. Eller serbest, gözler secde mahalinde ayaktayken öyleydi ya. Yine kıyamdasın çünkü durdun ya. Yani semiallahu lülhamde diye durdun. Ondan sonra durduktan sonra rabbena ve lekel hamd ya da rabbena lekel hamd diyorsun. O rabben lekel hamdı ayakta söylemen lazım. Yani şöyle semiallahu limen hamde rabbena lekel hamd değil. Semiallahu lim hamde diye dimdik durdun. Ondan sonra rabbena lekel hamd deyip o bittikten sonra secdeye gitmek gerekiyor. Bu çok yapılmıyor maalesef. O semiallahu lül hamide ne ara deniyor bilmiyorum. Yani o sühanallah diyecek kadar diyoruz ya o kadar bile kalınmıyor. Yani o semiallahu lim hamide demek için cidden insanın şöyle bir ayakta biraz durması lazım. Yani semiallahu lim hamideh dedin. Rabbena lekel hamd dedin. Ondan sonra yine Allahu ekber derken yine elifle başlayıp ra harfiyle secdedesin. Secdenin de detaylarını az önce anlattık. Secdeden doğruldun. İki secde arasında da en az sübhanallah diyecek kadar beklemek gerekiyor. Ondan sonra yine secdeye gittin. Aynı kuralları geçerli. Ondan sonra geri doğruldun. Sonra selam verdin. Doğru mu? Selam verirken de orada da yapılan bir hata var. Selam verirken gözler nerede? En başta cemaatte kim var? Kimler gelmiş orada? Çünkü görüyorum ben adam şöyle yapıyor. Esselam aleyk. Lan bugün bugün bizim berber üstem gelmemiş falan diye cemaati süzüyor. Yok gözler gözler omuzda. Buradaki melekte yani melek seni yazacak. Bakıyor sen meleğe bakmıyorsun yani. O yüzden selam verirken boyun böyle. Selam kısa veriliyor. Esselamüaleyküm ve rahmetullah. Esselamüaleyküm. Öyle esselam selam verir gibi değil yani. Bazıları çok uzatıyor ya gerçekten.

>> Evet. Çok uzatılmaz. Selam uzatılmaz. Selam verdin ondan sonra bitti. Tamam.

Rüku ve secdede yapılan tesbihler var. Yusuf hangileri?

>> Rükudayken söylüyorsun abi. Sü rabbel azim. Sonra

>> Ben söylüyorum abi. Doğrulduğunda rabbena ve lekel hamd. Sonra secdedeyken sübhane rabbiyel ala.

>> Bir de bunların bize sayısını söyle. Sayısını söyle. Evet.

>> Sübhane rabbiyel azim. 3. Rabbena ve lekel hamd. 1. Onu da ben 3 söylüyorum abi. Tamam.

>> Normalde ik başka

>> Y sühan rabbel ala bir defa sonrasında sühane rabbiyel ala defa.

>> Nedir o tesbihler? 3 5 7 9 diye tek sayılar ve minimum 3'tür. Biz ne yapıyoruz? Minimum neyse onu yapıyoruz.

>> Tabii ki şunu söyleyeyim. Gerçekten minimum 3 bu arada 5 7 9. Evet söyleyeyim. Minimum 3. Bu da tadili Erkan'ın bir parçası bu arada. O yüzden söylüyorum. Çünkü o kadar hızlı söyleniyor ki o tadili Erkan o mafsalların mütmain olması denen kavramı karşılamıyor. Mafsalların mütmain olması yani orada bir durulması lazım yani orada mafsallar.

Şimdi Amerika'ya giden var mı aranızda? 1 1,5 2 3 başka ülkede görmediğim için söylüyorum. Şimdi Amerika'da oradaki trafik kuralları çok katı. Böyle bir dörtlü kavşağa geldiğin zaman ışık yoksa, ışık varsa da yeşil de yanıyorsa gelirsin sanki orada bir tümsek varmış gibi orada bir çizgi var orada durursun frene basarsın o araba durur yani durmak zorunda. Durursun böyle 1 2 saniye beklersin. Sonra yola devam edersin. Yani sonra kavşağa gelince böyle az yavaşladım da yola baktım ondan sonra geçtim demek gibi bir şey yok. Bu çok kati bir kural. O kavşağa gelirsin frene basarsın böyle 1 2 diye durursun ama durmak zorundasın. Eğer durmadan yavaşladın geçtin direkt hiç gözünün yaşına bakmazlar. Yani yol isterse boş olsun isterse gece olsun yeter ki yakalasınlar. Şimdi orada ben biraz ona benzetiyorum. Yani o orada bir durma zorunluluğu var ya sen o arabayı bir durduracaksın. Bir sakinleşeceksin yani. Anladın mı? Hakimiyet sende olacak yani. Yolu görebileceksin. Çünkü durmadığın an yine tam hakim değilsin yola. Aynı ona benzetiyorum. Sen o rükunda böyle bir duracaksın. Yani orada bir sakinleşeceksin. Anladın mı? Yani böyle Allahu ekber Allahu ekber değil yani. Bir Allahu ekber diye duracağın bir orada hani 1 2 diye saydığın gibi aynı burada da beklemen lazım. İşte bunun adı tadil Erkan. O bekleme, o mafsalların mütmain olması, o sakinlik, o durağanlık. Şimdi dediğim gibi biz bunu biraz alışkanlık haline de getirmemiz lazım. Hani tadili Erkan'da da problem var dedim ya bu rükuda. Bu da zaten şeyi de gösteriyor. Hani böyle şöyle yapayım hemen kalkayım bak. Yani ben bu kolları kırmıyorum ki hani kalkarken bana güç versin anladın mı? Ha şöyle esnetiyorum. Hop beni bir atsın böyle anladın mı?

>> Yay hani yay efekti versin diye. O var biraz şimdi. Çünkü ona sebep oluyor. Şimdi sen düz yaptığında mecburen bir durman lazım ya. O durmayı engelliyor. Şöyle yapıyorsun hop bak şöyle hop. Anladın yay işte bu sebebi o. Yani o tadili erkana münafi hareket. O yüzden biz bu sakin bunu yapmak için de ben hani uzun süredir kendim uyguladığım için söylüyorum. 3 değil de 5 yapın. Yani üç kere sübhane rabbiyel ala, sübhane rabbiyel ala, sübhane rabbiyel ala değil. Bir iki daha ekleyin. Zararı yok. Cidden zararı yok. Sevap yani. Yani bu insanın biraz daha namazı daha sakin kılmasını, tadili erkanı daha iyi ayarlamasını sağlıyor. Semiallahu lülhamide de o kuralı yakalarsan tam dikeldikten sonra rabbena aleykel hamd dersen zaten onu kurtarırsın. Secdelerde de, rükularda da 3 yerine 5 yapın. Hatta 5 değil 7 yapın. Sevap büyük sevap. Yani o yüzden bunu sağlamak için bu uygulanabilir bir şey.

Başka ne kaldı? İki secde arasında dediğim gibi en az sühanallah diyecek kadar beklemek gerekiyor. O da aynı o araba örneği gibi kalktın ya secdeden bir duracaksın böyle bir sakinleşeceksin. En çok yapılan hata o. Gidiyor hop. Hatta hiç doğrulmadan geri secdeye giden çok görüyorum ya. Şöyle yani şimdi bunu göstereyim ben. Şimdi adam böyle secdeye gidiyor. Allahu ekber. Allahu ekber. Yani cidden çok ya çok yani hiç gülmeyin. Bu direkt götürüyor namazı bu arada. Hani o başta da anlattık ya tadil erkanın

>> önemiyle ilgili. Aynen. Hani vacip ya da farz. Bu da çok önemli.

Secdedeyken eller nasıl olacak? Secdedeyken eller kapalı. Yani ihtiyari bir şekilde kapalı. Hani böyle serbest bıraktığında kapandı değil. Kapatacaksın ellerini. Eller böyle olacak. Yani eller açılmayacak secdede. Serbest de bırakılmayacak. Tam böyle kapalı olacak. Secdedeyken tam kapalı yani yüz hizasında olacak. Çok böyle uzakta yakında böyle de değil. Anladık değil mi? Böyle ve kade-i ahire de tam tersi ellerin serbest böyle açma da değil yani böyle zorlama değil serbest şekilde bırakacaksın şöyle yok yani serbest şekilde bırakmak gerekiyor elleri. Otururken kaderi ahire tahiyyattayken eller serbest yani nereye denk gelirse yani şöyle değil eller nereye yani şöyle oturdun yani kendi oturduğunda ellerin nereye denk geliyorsa şöyle yapıp kendini zorlamaya gerek yok. Böyle bel de dik bu arada parmak kendi halinde böyle yani zorlayarak kapatmıyorsun. Zorlayarak açmıyorsun. Kendi haline bırakınca açılıyor zaten. Bel dik bu arada

>> onunla şöyle yapan var. Böyle değil.

>> Otururken böyle yok. Böyle dik. Hani böyle böyle de değil de böyle dik yani zaten ya şu ayağa alışınca bu ayak seni bir dik tutuyor zaten. Genelde bu ayağı böyle indirenler yamlıyor. Şu ayak iniyorsa ister istemez insanın postürü bir bozuluyor. Yani şu ayak dikeldiği zaman zaten ister istemez insan dik durmak istiyor. O yüzden bu önemli. Şu duruş önemli. Hani dedim ya disiplin ya bu. Yani namaz disiplin yani her şeyin disiplini var. Yani askerde bir rahat hazır olun disiplini var da namazın niye disiplin olmasın?

Sadece şunu söyleyeyim. Bu da hani tavsiye olarak söyleyeyim. Güzel oluyor yani. Ahirete yatırım tavsiyesidir. Namazda, tahiyyatta ne yapıyoruz? Tahiyat okuyoruz, salli okuyoruz, barik okuyoruz. Rabbena dualarını okuyoruz. Selam veriyoruz. Tahiyat, salli, barik, rabbena dualarından sonra yine peşine dua edebilirsiniz. Bu da güzel bir şey olur. Onu da söyleyeyim. Ne diyebilirsiniz mesela? Rabbiriabel la ilahe ill sühaneke inni küntü. Yani Kur'an-ı Kerim'de geçen dua ayetlerinden okuyabilirsiniz. Allahümahşur fi zümreti salihin diyebilirsiniz. Bir rahmeti ya erhamerrahim diyebilirsiniz. Onu evet onu söyleyebilirsiniz. Kur'an-ı Kerim'de geçen dualardan da Arapçasını öğrenip namazınıza eklemeniz güzel olur. Güzel dualar. Mesela az önceki söylediğimiz rabbici ve zürriyeti ya da rabbah innheb. Ama işte bu özellikle namazla ilgili olduğu için rabbene vebel dua nedir? Rabbi ve min zürriyeti rabbicialni. Allah'ım beni ve

>> zürriyeti, benim zürriyet neslimden gelenleri namazı devamlı kılanlardan eyle. Ve rabbene ve tekabbel dua. Ey Rabbimiz duamızı kabul eyle. Allah rızası için elfatiha.