📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

TANRI YOKSA, BU KOZMİK SENFONİYİ KİM YAZDI?

Kavram Kazıcılar Rüştü Emir18:30

Transcription

Merhaba dostlarım. Kavram Kazıcılar kanalımıza hoş geldiniz.

Bugünkü sohbetimiz eee yine kışkırtıcı bir sohbet. Eee Tanrı yoksa bu kozmik senfoniyi kim yazdı? Başlığımız bu. Yaratan aklı irdeleyeceğiz. Lütfen kanalımıza abone olmayı, desteğinizi sürdürmeyi ihmal etmeyin değerli dostlarım. Kanalımız daha çok kitleye ulaşsın diye.

Değerli dostlarım, neden dönüp dönüp arada sırada bunu gündeme getiriyoruz? Yani artık yeter diyeceksiniz. Yani Tanrının varlığını ispat etmeye ihtiyacımız mı var? E neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsunuz diyeceksiniz ama hakikaten o kadar kaypak bir düzlemde yaşıyor ki günümüz insanı. Koca koca kerli ferli ilahiyatçılar bile imanını kaybetmeye eee tanrı tanımaz hale gelmeye Kur'an'a şüpheler atmaya eee başlıyorlar ve hayretler içerisinde kalıyorsunuz. Demek ki bu konuya, bu konuyu e sürekli gündemde tutmakta fayda var.

Eee yani im hani İbrahim Aleyhisselam ne diyor? Eee Rabbim nasıl ölüleri diriltiyorsun? diyor. Rabbi kefeuhil Allah subhanu ve teala da diyor ki e efelem tmin ya ibrahim ya ben arapça yani bir nev benimki Arapça tefsir yani ayetler böyle eee birebir böyle olmayabilir ya bunu ezberimden okuyorum ben. Ey İbrahim inanmıyor musun diyor. Neden bunu neden böyle bir şey eee soruyorsun anlamında söylüyor Rabbimiz. Eee İbrahim Aleyhisselam diyor ki, "Vallahi Rabbim inanıyorum ama eee kalbin eee mutmain olsun istiyorum. Bana bir delil göster" diyor. O da eee eee Cenabı Hak'ta biliyorsunuz dört kuş al bunu kendine alıştır. Sonra ayrı ayrı tepelere koy çağır gelsinler. İşte bütün evren benim. Nasıl ki kuş senin emrinde çağırdığında tepede hazır oluyor. Bazı tefsirlerde diyor ki bunlar parçaladı. Bu sefer her bir topak eti bir tepeye koydu. Bazıları da diyor ki hayır böyle bir şey yok. E bütünlük halinde kuşları koydu. Burada ihtilaf var. Eee ama e burada gösterilen şey eee yani bizim almamız gereken ibret eee bütün evrenin parçacıklarının Allah Subhanahu ve Teala'nın emrinde olduğu biz nasıl kuşları çağırınca eee geliyorlar önümüzde hazır oluyorlarsa kuş eğiticileri bunu rahatlıkla yapar. Eee bütün evrenin eee parçacıkları da Allah Subhanahu ve Teala'nın emrindedir. Kun feyekun olduğunda dediğinde eee istediği terkipte gelip hazır oluyorlar. Tıpkı bizim Google Voice sesli yazım vasıtasıyla önümüzdeki ekrana seslendiğimizde istediğimiz bilgilerin ekranda anında hazır olması gibi.

Evet. Tanrı yoksa bu kozmik senfoniyi kim yazdı? Bir taş düşünün. taş yani evren eskiden materyalistler böyle taştan topraktan ibaret olduğunu evrenin eee tesadüfen eee dünya gibi bir gezegende hayatın ortaya çıktığını savunuyorlardı. Tanrı tanımazlar. Bir taş düşünün soğuk, sessiz, bilinçsiz. Sonra o taşların, elementlerin, gaz bulutlarının, yıldız patlamalarının içinden bir gün bir şey çıkıyor. Kendi varlığını sorgulayan bir bilinç. Yani evren bir noktada dönüp kendi kendine bakmaya başlıyor. Eee bu tek başına bile insanı sarsmaya yeter. Çünkü mesele artık sadece madde değildir. Mesele maddenin içinden anlam, bilinç, irade, ahlak, sanat, matematik, aşk ve ölüm korkusunun çıkmasıdır. Bir kaya neden şiir yazamaz? Bir yıldız neden vicdan azabı çekemez? Eee, karbon atomları neden Mozart besteleri üretmez? Ama insan yapıyor. Çünkü insan sadece et ve kemikten ibaret değildir. İnsan evrenin içine üflenmiş bir mana sorusudur.

Değerli dostlarım, kanımızdaki demir bir süper noap eee patlamasından geliyor. Biliyor musunuz? Biz bir yıldız tozuyuz. Yıldız tozu bir araya gelmiş. Etten, kemikten, kandan, sinir sisteminden, iskelet sisteminden, iç organlardan, kalp damar sisteminden, eee, 33 trilyon hücre bir araya gelerek 33 trilyon şehir demektir. 33 trilyon hücre. 33 trilyon şehir kompleksindeki 33 trilyon yapı bir araya gelip düşünen e evreni anlamlandırabilen, soru sorabilen eee ve self action eee iradesi elinde hareket edebilen bir varlığa dönüşmüş. Bu senfoniyi kim yazdı?

Evrendeki akıl almaz ayar. Bilim bugün şunu söylüyor. Evren, evrenin temel sabitelerinden biri çok küçük değişseydi, çok küçük bir oranda değişseydi yıldızlar oluşmazdı. Karbon oluşmazdı, galaksiler oluşmazdı. Hayat imkansız olurdu. Yer çekimi biraz farklı olsa hayat yine yok olurdu. Güçlü nükleer kuvvet biraz farklı olsa atom şekillenmezdi. Evrenin genişleme oranı biraz farklı olsa galaksi yok olurdu. Bu kadar hassas ayarlı bir sistemi görünce insan şu soruyu sormadan edemez. Bir bilgisayar görünce programcıyı kabul eden insan DNA gibi kendi kendini kopyalayan devasa bir bilgi yazılımını görünce neden körleşiyor? DNA bir kimya çorbası değil. DNA harfleri dizilimi, anlamı, düzeltme mekanizması ve ve kopyalama sistemi olan dev bir yazılım. Kod varsa kodlayıcı fikri neden irrasyonel olsun?

Cansızdan canlıya geçiş mucizesi. İnorganik maddelerden organik hayata geçiş. Yani inorganik kimya var. Bir de organik kimya var. Biz eee fakülte 2'de gördük o dersi. İşte ateizmin en büyük karanlık boşluklarından birisi burada sevgili dostlar. Burada başlıyor. Çünkü mesele sadece protein oluştu meselesi değildir ki Charles Yugengay İsviçreli birim adamı diyor ki bir tek protein molekülünün tesadüfen evrende oluşmasıı için oluşabilmesi için. Oluşabilir mi? Oluşabilir ama bir tek yani olasılık var ama ne kadar var biliyor musun? Bir tek protein molekülünün tesadüfen ortaya çıkma eee olasılığı için eee katrilyon septilyon septilyonlarca yıl gerekiyor. Oysa dünyanın yaşı dostlarım eee ne kadardı? 4,5 milyar yıl. 4,5 milyar yıl içerisinde bir tek protein molekülünün tesadüfen oluşma şansı 0a yakındır. 0 dersek eee yalan olmaz yani. Eee peki bu kadar kompleks bir eee yazılım nasıl ortaya çıksın? Tesadüfen eee asıl soru şudur. Kendini tamir eden sistem nasıl oluştu? Bilgi taşıyan yapın nasıl oluştu? Hücre duvarı nasıl oluştu? Enerji üretim sistemi nasıl oluştu? Genetik dil nasıl oluştu? Bir harf bile bilinç isterken milyarlarca harflik genetik kodun tamamen kört tesadüflerle oluştuğunu söylemek bazen tanrı vardır demekten daha fazla iman gerekiyor. Yani eee iman edenlere, tanrıya iman edenlere kör eee bir taassup diyorlar ya. Eee ama böyle bir aptalca tesadüfe iman etmek için de milyar kere kör bir taassuba, taassup imana sahip olmanız gerekir. Yani o da bir ayrı iman. Yani tanrının olmadığına iman, tesadüfen kör tesadüfün eseri olduğuna iman etmek de bir iman. Eee çünkü tesadüf akıl üretmez, amaç üretmez, anlam üretmez.

Bilinç maddeyi aşan şey insan beynindeki atomların hiçbirisinde merhamet yoktur, matematik yoktur, güzellik duygusu, estetik duygusu yoktur, ben hissi yoktur. Ama bunların toplamında bir bilinç ortaya çıkıyor. Nasıl? Elektrik akımından aşk nasıl doğuyor? Kimyasal reaksiyonlardan adalet duygusu nasıl ortaya çıkıyor? Bir bilgisayar işlemcisi ne kadar gelişirse gelişsin ölüm korkusu yaşamaz. Ama insan yaşar. Çünkü insan sadece biyolojik değil aynı zamanda metafofizik bir varlıktır. İnsan sonsuzu arar. Eee sonsuzluğu isteyen bir varlığın içine eee bu arzuyu koyan şey ne? Kim? Susamışlık suyun varlığına işarettir. Açlık yemeğin varlığına işarettir. İnsandaki sonsuzluk arzusu da boşuna değildir.

Evren neden matematiğe itaat ediyor? Neden ya? Ya bir insan sadece bundan dolayı kafa kafayı yemesi lazım ya. Matematik tanrının garantörüdür diyor Ahmet Arslan. felsefe profesörü Dücane Cündioğlu ile eleştiriyoruz Dücane hocayı ama eee çok güzel sohbetler yapıyordu. Ben izledim o sohbetleri. Ahmet Arslan eee diyor ki eee felsefe profesörü, "Matematik tanrının garantörüdür. Matematik varsa tanrı vardır." Neden? Niye matematik olsun evrende? Bu çok büyük bir sorudur. Neden kaos değil de matematik var? Neden fizik yasaları var? Düzen var, tekrar edilebilirlik var. Neden elektronlar kafasına göre davranmıyorlar? Çünkü evren rastgele bir gürültü değil. Anlaşılabilir bir sistem. Ve daha da ilginci insan zihni bu sistemi anlayabiliyor. Bu inanılmazdır. Evren anlaşılabilir şekilde kurulmuş. İnsan zihni de bunu anlayabilecek şekilde yaratılmış. E bu iki şeyin aynı anda olması bir uyum işaretidir.

Tarihin mezarlığındaki tiranlar dostlarım sadece fizik değil sosyal tarihe bakınca da insan ürperiyor. Firavunlar, Nemrutlar, Hitler, Stalinler hepsi bir dönem ben güçlüyüm diyordu. Ben tanrıyım diyordu. Ama hepsi ama tarih hepsini üttü. İlginçtir, insanlık hafızası zalimlerin sonunu hep ibret olarak sakladı. Sanki evrenin içinde sadece fiziksel değil ahlaki bir düzen de var. O kadar güçlü insanlar nasıl yok olup gidiyorlar? Nasıl insanlık hafızasında kötü izler bırakarak cehennem olup gidiyorlar? Mevcutlarda öyle olacak. Mazlumun ahı neden insan vicdanını delip geçiyor? Neden insanlar adalet istiyorlar? Çünkü insan ruhu kahus için değil hakikat için yaratılmıştır.

Ateizmin en büyük çelişkisi eğer her şey anlamsızsa neden anlam arıyoruz? Neden doğruyu önemsiyoruz? Neden ahlak diye bir şey var? Neden sevgi kutsal geliyor insana? Neden ölüm bizi korkutuyor? Tamamen tesadüfi bir evrende iyi ve kötü sadece kimyasal reaksiyon olurdu. Ama insan kalbi buna razı olmuyor. Bir çocuğun öldürülmesine neden yanlış diyoruz? Atomlar mı yanlış diyor? Kimya mı yanlış diyor? Hayır. İçimizde daha yüksek bir ölçü var. En sert ateistin bile susamadığı, itiraf ettiği bir şey var. Tanıdığım, benim tanıdığım, bildiğim dünyanın en sert ateisti Anthony Flow. Bir sohbet yapmıştım bunun için. Ömrünün son çeyreğinde kabul etti. Yanılmışım tanrı varmış dedi. Aman Allah'ım. Dünyanın en sert ateisti bile ölüm yaklaşınca, çaresizlik çökünce, sevdiklerini kaybedince, sonsuzluk korkusu hissedince şu soruyla yüzleşiyor. Ya gerçekten bir anlam varsa çünkü insan zihni tanrı fikrinden kaçabilir ama varoluş sorusundan kaçamaz. Gece yıldızlara bakarken, ölüm haberleri alırken yalnız kaldığında insan içinde bir boşluk hisseder hisseder. Bu boşluk belki de sadece biyolojik değildir dostlar.

Steve Jobs 50'li yaşlarda ölüyor. Dünyanın en zengin eee adamlardan biri. Eee neyin patronu? Şu elinizdeki en yaygın, en iyi markalardan birisi olan Apple'ın Apple'ın patronu, iPhone'un patronu. E ölürken diyor ki inanılmaz bir manifestosu var ölüme yakın. Hepsi boşmuş diyor. Her şey boşmuş diyor. Ben tanrıya inanmıyordum ama şu anda inanıyorum diyor. Bir bu kadar anlamsız bir şey olamaz hayat diyor. Ben bu kadar para kazanacağıma keşke sevgi biriktirseydim. dost biriktirseydim. Keşke insanlara iyilik yapsaydım." diyor. Steve Jobs. A açın internette bulun okuyun. Tanrı inancı kör bir kaçış değil. aklın son durağıdır. Tanrı fikri cehaletin ürünü olmak zorunda değildir. Bazen tam tersine çok fazla düşünmenin sonucudur. Çünkü düzen, matematik, bilinç, ahlak, anlam, yaşam, evrenin hassas ayarları insanı şu ihtimale götürüyor. Bu evrenin arkasında kör bir kaos değil dostlar. üstün bir akıl vardır. E ve insan belki de bu yüzden anlam arıyor. Sonsuzluğu özlüyor, istiyor. Ölümü reddediyor. Hakikat istiyor.

Şimdi Richard Finman diyor ki, "Ölüm diye bir şey yok." diyor. Eee, yani öldüğünüzü hissetmeyeceksiniz bile. Ölüm bir döngüdür diyor. Tamam da yani ölüm yok diyelim ama böyle bir ısttiraplı başka bir dünyanın geçmenin, dünyaya geçmenin işte kara deliklerden sonra bizim bilincimiz başka bir evrende tekrar açıldı. Ama hep hep haklılar, mazlumlar ıstırap çekiyor. Yani bu bu daha korkunç bir duygu. Yani sonsuza kadar sonsuza kadar tiranlar bizi sömürecek mi? Sonsuza kadar onlar sarayda yaşayacak. Bizim emekli maaşımız çalına çalına kuşa mı çevrilecek? Ben böyle bir sonsuzluk istemiyorum. Öleyim yok olayım, toprak olayım bundan iyi. İnsan bunu mu istiyor? Yoksa gücümüz yetmediği tiranların cezalandırıldığı, mahlumların hakkının verildiği bir adalet dünyası mı istiyor öldükten sonra? Dostlar bütün insanlar hangisini istiyor? Çünkü insan tesadüfen oluşmuş anlamsız bir et yığını değil ki. hakikati arayan bilinçli bir emanettir. Belki de bu yüzden insan evrene baktığında sadece yıldızları değil onların arkasındaki iradeyi de hissetmeye başlıyor. Ve hayatın en güzel tadı burada dostlarım. İnsan bu konularla uğraştıkça günlük telaşenin eee günlük dağdağanın arkasında evrendeki anlamı aradığınızda bütün şeyler buluyorsunuz ve insan ancak bununla tatmin oluyor. Kur'an bir ayet vardır. Eee, evet. Nasıldı o? Kalpler ancak Allah'ın zikriyle mutmain olur. Allah zikriyle. Allah'ın zikri derken işte tesbihi alıp Allah demek değil. evrenin anlamıyla ilgilendiği zaman ve o o anlamı bulduğu eee zaman eee kalpler ancak tatmin olur. Yoksa eee çok zengin olduğu zaman değil, çok konforlu yaşadığı zaman değil. Onlar da mutsuz. Onların mutlu olduğunu zannetmeyin. Allah'a emanet olun. Hoşça kalın sevgili dostlarım. G