📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

35) KPSS / AGS Tarih - Milli Mücadele Hazırlık Dönemi I - Ramazan YETGİN - 2026

Benim Hocam2:27:32

Transcription

Değerli arkadaşlarım, hepinize merhabalar. Yine kameraman Murat kardeşimizle beraber Nazımla yolumuza devam ediyoruz ve tabii ki sizlerle. İnşallah iyisinizdir. Nasıl gidiyor bilmiyorum ama beraber giden arkadaşlar. Bir de video çekiyorum, yayınlıyor ya Nazım aşağıya. "Hocam, ben 4 videodayım, yetişemiyorum ya." Arkadaşlar, bu video orada kalacak. Sen yetiştiğin zaman oraya geleceksin. Yani bir de beraber gittiğimiz arkadaşlarımız var. "Hocam, diyor, kitap çekilişine katılamadım diyor. Çünkü diyor 10 videodayım diyor." E tamam ama kitap çekilişinin mantığı da zaten bizimle beraber takip edeni ödüllendirebilmek açıkçası. Namı değeri verdik. İnşallah ileriki zamanlarda mahşer için ilerilerinize de geleceğiz, Allah nasip ederse.

Milli Mücadele hazırlık dönemi. Genelde iki soru çıkar KPS'den. 4 KPS sınavı olduğu için bu sene EKPS'den tek ama diğerlerinden ikişer tane gelmesi muhtemel. Genellikle bir baş, bir orta ya da bir baş, bir sonuluyor. Ona bakacağız ama Milli Mücadele hazırlık dönemini anlamanız için öncesi biraz daha geriye götürüyoruz. Sonuçta hazırlık dönemini başlatan adam Mustafa Kemal. Ama Mustafa Kemal neredeydi, onu bilmek lazım. Hatırla. Dünya Savaşı'ndaki son cephesi olan Suriye cephesinde orduyu Hatay'a kadar çekti. İngilizler o bölgeye kadar geldi. Kendisi 7. Ordu komutanıydı. Ama 30 Ekim 1918'de Mondros imzalandığında, imzalandıktan bir gün sonra Liman Von Sanders kendisine veda etti. Onun büyük bir komutan olduğunu söyledi. İleride kesinlikle Türkiye'nin kurtulacağına ve bunu da kendisinin yapacağını söyledi. Liman Vanan derse boş adam değil, sözle söyleyeyim. Ve kendisi Yıldırım Orduları Grup Komutanını Mustafa Kemal'e verdi. Ancak o da 5 Kasım'da, 6 Kasım'da laf edildi. Niye? Çünkü Mondros'un mütarekesine göre neydi? İtilaf devletlerine bir, ordular dağıtılacak. İki, ters sistemleri başlayacak. Üç, eldeki tüm silahlar itilaf devletlerine verilecek. E böyle bir atmosferde görevi bulunmayan ve ordusu kendisinden alınan Mustafa Kemal İstanbul'a çağırılacak. Hepinizin bildiği sahneleri biliyorsunuz. Ya 30 Ekim 1918'de Mondros imzalanmış lan. Üç gün sonra zaten İstanbul'a yavaş yavaş itilaf kuvvetleri çıkmaya başlamış. Üçer beşer fark etmiyor. Karaya adım adımlarını atmaya başladılar. Mustafa Kemal 13 Kasım'da gelecek. Yani anlaşma imzalandıktan 13-14 gün sonra geliyor. Hepinizin bildiği o sahneyi söyleyeceğim. Hatırlıyoruz değil mi başkan? Kendisi geldikten sonra boğazdaki gemileri görüyor. Ne diyor kardeşim? "Geldikleri gibi giderler." Kime soruyor peki? Kime söylüyor? Yanındaki Cevat Abbas'a. Cevat Abbas, o sahneyi düşünsenize arkadaşlar. Yıllarca tek bir düşman askerinin bile girmemiş olduğu Boğaziçi'ne, yani İstanbul'a o gemileri gördüğünüzü düşünün. O gemilerin yabancı gemiler olduğunu bilin. İşgal için geldiklerini bilin. E bunun üzerine ne olacaktır? Herkes bir dehşete kapılıyor. Mesela dehşete kapılanlardan bir tanesi de 28 Kasım'da gelen, Kars'tan İstanbul'a çağrılan ve Kazım Karabekir olacak. Kazım Karabekir de İstanbul'a geldiğinde Boğaziçi'ndeki aynı sahneyi yaşayacak. Ne diyecek? "Fransız ve İngiliz bayraklarını donatılmış gemileri görünce heyecana kapıldım. Artık istiklali sağlamak için. İstiklali sağlamak için, yani bağımsızlığımı kendi vicdanıma ahdettim." diyor.

Peki bunu söyleyen Kazım Karabekir, bunu söyleyen "geldikleri gibi giderler" lafını söyleyen Mustafa Kemal, hatta döndü Refet Bey'e dedi ki, "Hata yaptım." dedi. "Keşke Anadolu'ya geçseydin de direkt İstanbul'a gelmeseydin." Çünkü oradan artık nasıl çıkacak? Görevi olmayan, ordusu olmayan. Hani haberlerde duyarsınız, "Merkeze çekildi" derler vali. Vali merkeze çekilmesi ne demek? Kızağa çekilmek. Yani aslında merkeze çekilen bir valiye bir valilik görevi verilmiyor ama adı vali. Adı vali, gene maaş alıyor. E Mustafa Kemal, Kazım Karabekir, Refet Bele, Ali Fethi Okyar, İsmet İnönü fark etmez. Hepsi şu an merkeze çekilmiş ve faal, kendisine görev verilmeyen komutanlardır. Mustafa Kemal İstanbul'a geldi. Padişah Vahdettin'le tam dört kere görüştü. Çünkü daha evvelden de padişah Vahdettin'i yaveri olarak Almanya gezisine katılmıştı. O yüzden padişah Vahdettin Mustafa Kemal'i biliyor. Mustafa Kemal Vahdettin'i biliyor. Dört kez görüşme yapacak. Bu arada Mustafa Kemal 16 Mayıs'ta Bandırma Vapuruyla Samsun'a çıkana kadar, yani mantıken düşünün, 13 Kasım'dan 16 Mayıs'a kadar, Aralık, Ocak, Şubat, Mart, Nisan, neredeyse 6 ay kalacak olan İstanbul'da ne yapacak? Bir, kendisi bir ev tutacak. Şişli'de. Arkadaşlarla görüşecek. Özellikle Kazım Karabekir'le. Efendim, Minber Gazetesi'ni birlikte çıkarttı. Bu arada 3219'dan sonra ilk yapmış olduğu faaliyetlerden bir tanesi Ali Fethi Okyar'la Minber adında bir gazete çıkartması. Zaten tüm parasını da oraya harcadı. "İleride çok param çekecek. Bütün varımı yoğumu Minber'e gömdüm." diyecek. Yani demek ki o gazete, gazete işleri o zamanlar hem pahalı hem de çıkartmak zor, dağıtmak ayrı zor. Minber gazetesi. Tamam, bunu yapmış. İki, Şişli'deki evinde dönemin mutasarrıfları, yani kaymakamlarını, valilerini, önemli kolordu komutanlıklarını, harbiye nazırlarını, istifa etmiş olan, ettirilmiş olan başlarda biliyorsun Mondros imzalandığında Ahmet İzzet Paşa hükümetiydi. Sonra değerli arkadaşlar, sizler de biliyorsunuz ki Tevfik Paşa hükümeti geldi. Mustafa Kemal peki ne olmak istiyordu İstanbul'da? Kendisine faal iki görev verilmesini istedi. Bir, Harbiye Nazırı olabilmek. İki, o olmazsa bile hükümette bir bakan olabilmek. İkisi de olmayacak tabii ki. Ve Mustafa Kemal 6 ay boyunca İstanbul'u gözleyecek. Çünkü neden? İstanbul yavaş yavaş işgal altına alınıyor. Hatta Beybaşı hükümetten sonra biliyorsunuz ki Damat Ferit başa geçecekti.

Neden damat deniyor, bilgin var mı kardeşim? Neyin damadı? Kimle evlendi de damat? Herkese damat diyor muyuz oğlum? Damat neye denir? Saraydaki damata. Yani örnek, Enver Paşa da biliyorsun o damatlık şeyi var ama kimin de var ayriyetten? Damat Ferit'in de var. Damat Ferit kiminle evlendi de damat? Eniştesi kim? Hadi bakalım. Damat Ferit bir dönem hatta Mustafa Kemal'e de yakıştırılan bir kadınla evlenecek. Vahdettin'in kız kardeşiyle evlenecek. Kimle? Sabia değil. Kız kardeşi. Vahdettin'in kız kardeşi. O yüzden Vahdettin enişte neymiş kardeşim? Damatla. Ferit. Aynen öyle. Peki, Damat Ferit özellikle hem İngilizlerin güvendiği bir isim olacak hem de Damat Ferit'in, Vahdettin'in güvendiği bir isim olarak Tevfik Paşa hükümetinden sonra Damat Ferit geçecek. Şu arada, bu arada şunu da söyleyeyim kıymetli dostlar. Biz konuya giriş yaparkenki İstanbul'un hallerinden bahsedeceğiz. Burası. Ama burada şunu dikkat etmek lazım. Damat Ferit dediğiniz adam 1919'dan 1920 Ekim'e kadar 5 defa gidip gelecektir. Kaç tane hükümet kurmuş o zaman? 5 defa hükümet kurmuş. O yüzden bu ondan sonra mı geldi? Bu bundan sonra. Ben yeri gelince ne zaman ayrıldığını, ne zaman geri geldiğini söyleyeceğim ama siz şunu bilin. 2 yıl içinde 5 defa adam geri getiriyor. Peki sizce neden? Çünkü İngilizler diyor ki, "Biz bu adamdan iyisini bulamayız." Çünkü Damat Ferit, Tevfik Paşa'dan sonra geldiğinde dedi, "Siz dedi bana liste verin." İngilizlere söylüyor. "O listedeki kim varsa tutuklatayım." diyor. Özellikle İttihat Terakkiciler. E kaçabilen kaçtı. Kaçamayan ne oldu? Kaçamayan içeride. Nereye kaçacak? İttihat Terakki'nin işte atıyorum Ankara il başkanı, il başkan yardımcısı, efendim üyeleri, aktif görevde bulunanlar. İttihatçı avı başladı 6 ay boyunca memlekette. O yüzden bizi İttihat meselesiyle özellikle hem Vahdettin'i korkutuyorlar hem Damat Ferit gibi bir adam bulup bu İttihatçıların özellikle listesini veriyor. İngilizler her gün liste veriyor, Damat Ferit, Damat Ferit de bunları tutuklatıyor. Böyle bir ülke düşünün. Bunun için de yargılanıp idam edilenler, örnek Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey. Adam dedi ki, "Ben verilen emri yaptım." "Geldiğiniz beni..." İngilizlerin her dediğine zaten Mustafa Kemal biliyorsun, İngilizlerin her dediğine boyun eğecek olursak bu ihtiraslardan sonumuz kaçı? Yani sonumuz harap, bitik. İngilizlerin her dediğine boyun eğecek olursak? Peki İngilizler her dediğine boyun eğecek birini bulmuşlar, Damat Ferit gibi. Bak mis gibi vallahi. Hatta bir ara diyorlar ki, "Bu kadar tutuklamalar fazlalaştı. Her yerde tutuklama haberi geliyor. İşte Amasya'da 5 İttihatçı, Çorum'da 4 İttihatçı, Kütahya'da 20." Hep böyle. En sona bir tanesi dedi ki, "Ya oğlum, biz herkesi tutukluyorduk. Adam kalmadı." Hem buralarda hani onların işlerini görecek adamlar da var. Dediler ki, "Böyle bir itaat etmiş at bulmuşken Damat Ferit'e diyor." Damat Ferit'e böyle itaat etmiş bir at bulmuşken, "Oğlum, listeyi fazla uzatmayalım. Biz böyle bir hükümeti bir daha bulamayız." diyorlar. Damat Ferit diyorlar. İnsan utancından yerine yıkılır ha. Şu ettikleri lafa bak. Ama kendisi İngiliz yanlısı olduğu için hala günümüzde Nazım, YouTube'dakileri değil, bu adamı bile savunacak insanlar çıktı. Bak hala tabii ki bunu savunacak insanlar mantıken o zihniyetteki insanlardır. Anlaşıldı mı? Bugün Allah korusun Anadolu işgal edildiğinde aynı işleri yapacak insanlardır. Zihniyet neyse, tutuklamaya da o zihniyete o tepkiyi gösterir. Mantıken. Damat Ferit Hürriyet ve İtilaf Fırkacısı olunca, eski İttihat ve Terakki yöneticilerin her gün bir tablo çıkartıyor. Her gün bir tutuklama listesi çıkarıyor. Ülkemiz 6 ay boyunca bak Mondros imzalandı. Her yer işgal edilmeye başlanıyor. Biz neyle uğraşıyoruz peki? Neyle uğraşıyoruz kardeşim? İptal cavabıyla. Hah, işte tüm mesele bu. Çünkü neden? Damat Ferit ve Vahdettin'in temel düşüncesi şu: Mondros'un 7. maddesi yoruma çok açık. Herhangi bir yerde bir olay çıktığı zaman buraları işgal edecek. Peki bu olayı kim çıkarabilir? Düşünün, düşünün şöyle. Lan adam seni Dünya Savaşı'na sokmuş. Senden gizli habersiz Rus limanlarını bombalamış. İki gün sonra bu ve bu kafadaki insanlar mantıken düşünün. E burada o zaman Samsun bir İngiliz birliği tarafından işgal edildiğinde elbet karşı çıkacak vatanseverler var. İttihat Terakkiler savaşı kazanmış olsaydı, biz bugün İttihatçıları ne diye okuyorduk? En büyük vatansever. Doğru mu kardeşim? Bugün talih dönmüş onlara. İttihatçı başlamış. Bunun içine Damat Ferit getirilmiş.

Fransız İşgal Kuvvetleri Komutanı François Goureau. Hani adam geldi Kasım ayında. Kasım ayında bir karşılamayı tam yapamadıklarını düşündü. Karşılamayı dedi ki, "Böyle karşılama mı olur?" dedi. "Ya ben işgal kuvvetleri komutanıyım." dedi. Bir daha geldi Aralık ayında. Sirkeci'den Beyoğlu'na yaklaşık olarak kaç kilometredir orası? 3-4 km. Önce bir kahverengi at getirdiler. "Ne oluyor?" dedi. "Ben kahverengi at olur muyum? Benim için dedi Fatih hangi ata bindi? Beyaz ata. Bana dedi beyaz at getirin." Fransız İşgal Kuvvetleri Komutanı Goureau, beyaz bir ata binip Sirkeci'den Beyoğlu'na Rumların ve Ermenilerin alkışlarıyla gitti. Adamlar ilk defa geldiğinde Kasım ayında bu Goureau bu karşılamayı beğenmeyip ikinci defa yaptırdı ya. Fransızlar Senegal askerlerini getirdiler İstanbul'a. E ne yaptı bu Senegal askerleri? Haysiyetsiz herifler. Fransızların altına girmişler. Ermeniler gibi bölgede İstanbul'a, İstanbul'da kapıları çalıyordu. "Ayşe, Fatma isteriz." diye bağırıyorlardı. Öğrenmişler iki kelime. "Ayşe, Fatma isterlermiş." Senegal'li erkekler. Hintliler desen aynı. Fransa'da, Fransa'dan 200 kişi varsa Senegal'den, Hindistan'dan 1000 kişi var arkadaşlar. İstanbul aşama aşama işgal ediliyor ve Goureau açıklamasında diyor ki, "Artık diyor İstanbul işgal edilmiştir." Bizimkiler de ne diyebiliyor? "Aman komutanım, işgal mi? İşgal deme kurban olayım. Bak işgal dersen diyor, çok sıkıntılara girersin diyor. Bu zaten işgal sayılmaz diyor." Ya Sirkeci'den Beyoğlu'na yürüdüğün atla diyor. Olaya bak olaya. Bizimkiler diyor ki, "Sakın ona işgal deme." diyor. "Biz perişan oluruz." diyor. Lan bu işgal değil de ne? Biz şu mantıktan çıkmak zorundayız. İstanbul'un resmi işgal tarihi 16 Mart 1920. Yani bu olaylardan neredeyse 1 yıl 3 ay sonra. İstanbul zaten adam gemilerini boğaz içine sokmuş. Adam Sirkeci'den Beyoğlu'na atla yürümüş. Rumlar, Ermeniler her yerde taşkınlık çıkarıyor. Senegalli askerler ev ev dolaşıp kadın arıyor. E sen buna işgal demiyor musun? Ülkemizin Milli Eğitim Bakanlığı bu resmi işgal kelimesinden önceyi anlatmak zorunda. Çünkü bu da işgal. İşgal edildiğini Elil İtilaf Devleti kumandanı söylüyor. Bizim Damat Ferit yanlar. Yok ya, işgal deme kurban olayım. Öyle dersen diyor, bir sıkıntıya düşersin. Çünkü payitaht İstanbul 400-450 yıldan beri Osmanlı Devleti'nin başkenti. Böyle bir laf edersen diyor, bizi diyor çok zor durumda bırakırsın. İstanbul'da olanlar bunlar. İstanbul'da artık bir Türk subayı bir İngiliz subayını gördüğü zaman selam vermek zorunda. Rütbesi ne olursa olsun. Hadi bakalım, hodri meydan. Bir albayımız düşünün. Albay, bir Fransız eri görünce selam verecekmiş. Bunun çok hikayesi vardır. Hep televizyonlarda gösterilir. Bak bir daha söylüyorum. Bir Fransız erini görürse, teğmen, albay, biliyorsunuz yüksek rütbeler. Nazım eri görünce sen selam verir misin oğlum? Onbaşı olsan bakbaşı daha fazla vermezsin tabii ki. Normalde onun sana vermesi lazım. Taşikade ediyorlar bir tanesine. Selam vermedi diye. Tokatlamaya kalkıyorlar. Neler neler. İstanbul'un kimse İstanbul'un işgal yönetimindeyken yapılanları görmüyor. Halk umutsuz, çaresiz. Balkan Savaşlarından göç eden binlerce insan ev bulamadığı için dışarılarda yatıyor. Nasıl uyutacaksın insanları ya? Ulan gemilerle, gemilerle bira getirdiler. Bira bilerek millete dağıttılar ücretsiz. Millet neye alışsın diye? Alkole alışsın da uyuşsun diye. Bugün Afganistan'da dünyanın en fazla uyuşturucu kullanımı Afganistan'dadır. Kadınlı erkekli. Niye? 40 yıllık savaşı sana ne unutturacak ya? Nasıl unutacaksın acını, çoluğunu, çocuğunu kaybetmenin, kocanı kaybetmenin acısını? Afganistan'da bugün kadınlar en büyük uyuşturucu batağına düşenlerdir. Geride kalanlar hep bu sıkıntıyı çekiyor. Adam orada ölüyor. Hocan orada öldü gitti. E burada kalan kadın, tane çocuk, beş tane çocuk nasıl geçinecek? Ne yapacak? Aman diyorlar, sen şundan yut da. Aman sen şunu algıl da bu dertlerini unutursun. He. Başımıza bela olmasın. Ülkemizi Afganistan'a çevirmek isteyenler değil mi? Hani öyle bir niyeti olanlar, bu kurduğumuz cumhuriyetin kıymetini bilmeyenler, o bölgelere bir kere gidip görmeyenler açsınlar YouTube'a da bir gezsinler bakalım Afganistan'ı, Pakistan'ı da gelirler burada şurada daha iner inmez secdeye kapanırlar. Benim vatanım diyor. Vatan kuruluyor da vatan bir sistem üzerine kuruluyor. O yüzden aşırılıkların olduğu yerlerde böyle kolay kolay biz böyle yaparız. Suriye gideriz. Biz Afganistan gibi olalım. Oğlum, dünyadaki tüm devletler bir gelişmiş ülke gibi olmak ister. Bizim içimizdeki geri kafalılar ne diyor? Biz şura gibi olalım, bura gibi olalım. Oğlum, siz elinizden tutan yoksa gidin. Gitsenize. Ne bekliyorsunuz? Gidin de bakayım. 5 gün sonra dayanabiliyor musunuz? 5 gün veriyorum size. Gelecek uçak ararsınız. Uçak buraya. Vatanın kıymetini bilmeyenlere Allah da kıymetini bilmez. Bakın göreceksiniz. Bu bilmeyenlerin hepsi ayrılacak. Çünkü tarih bize bunu göstermiştir.

Bu 6 ay boyunca Mustafa Kemal orada üç şeye şahit olmuştur. Vatanın kurtuluşu için kafada üç şey var. Bir, bazıları İngiliz mandasını istiyorlar. Bazıları Amerikan mandasını istiyorlar. Bazıları da bölgesel kurtuluş istiyorlar. Ne demek bölgesel kurtuluş? İşte atıyorum İzmir kurtulsun yeter. Atıyorum Adana kurtulsun yeter. Atıyorum Kilikya kurtulsun yeter. Atıyorum Kapadokya kurtulsun yeter. Bölgesel, bölgesel. Mustafa Kemal'in amacı tam bağımsızlık. O da öyle kolay olmuyor. Önce halkın bilinçlendirilmesi lazım. Bir, manda ne demek? İki, himaye ne demek? Üç, İngiliz'in buradaki amacı ne? Amerika'nın buradaki amacı ne? Fransız'ın buradaki amacı ne? İşgal ediliyorsunuz, anlamıyorsunuz diyor. Bak, işgal ediliyorsunuz, anlamıyorsunuz. Şehrinizdeki bir varlık, 200 kişi de olsa, 100 kişi de olsa, o sizin gözünüze alıştırılıyor. Nasıl alıştırılıyor? Önce bir asker çıkarıyorlar. Askerler şehirde bir geziyor. Hiç kimseye müdahalede bulunmuyorlar. Sonra bu birlik 40'a çıkıyor sayısı, 20'den. Sonra 100'e çıkıyor. Sonra 1000'e çıkıyor. Sen alıştırılıyorsun sen. O yüzden Mustafa Kemal, "Alışmayacağız." demiştir. Yani çünkü görüntüye alışan da işgale alışır. Bütün mesele bu.

Mustafa Kemal tabii ki kendisine bir görev verilmesini umarken hükümette veya Harbiye Bakanında kafasında o vardı. Olmadı. Olmadıktan sonra da özellikle Harbiye Nazırı Şevket Turgut ve içerideki derin devlet. Arkadaşlar, Türk milletinin her zaman bir derin devleti vardır. Bunu bilin. Derin devlet bazen Mustafa Kemal'i bölgeden uzaklaştırabilir. Çünkü Mustafa Kemal de artık Anadolu'ya geçmenin çarelerini arıyor. Artı Damat Ferit de aslında Mustafa Kemal'i çok da istemiyor. Onu da söyleyeyim. Yani biri gitmek istiyor, biri göndermek istiyor. Ya böyle bir oluşumda elbetli bir şey bulunuyor. Çünkü Samsun'da büyük olaylar var. Samsun'u kimse anlatmıyor ya. Ya Samsun'a Mustafa Kemal çıkarken gönderilen şeyler ayrı bir şey. Mustafa Kemal'in kafasındaki düşünceler ayrı bir şey. Bu ikisini birbirinden ayıralım. Bir, Mustafa Kemal'e 9. Ordu Müfettişi verilirken temel görevi ne biliyor musunuz? Temel görevi, bir bölgedeki asayişsizliği sona erdirmek. Ne demek asayişsizlik? Bölgede Rumlar öyle bir çeteler kurmuş ki, Nazım, 40 tane çete kurmuş kardeşim. 40 tane. 20-21 tanesi Amasya'da, bir kısmı Havza'da, bir kısmı şeyde, Bafra'da, bir kısmı Samsun'un ilçelerinde her yerde çete var. Rum çeteleri. Birleşiyorlar. Köylere baskın yapıyorlar. Köyleri yakıyorlar. O memleketteki oradaki insanları göç ettiriyorlar. E göç et, et. İki gün sonra Samsun'da hadi diyelim bir son 12. maddesine göre bir prezit yapılsa bile orada Rum taraftarının daha çok olmasına çalışıyorlar. Zaten amaçları o. Neydi? Birini öldür, diğerini göç ettir. Bütün mesele bu. Artı adalardan Samsun'a ne getirmeye başladılar? Rumları getirmeye başladılar. E böylelikle Rum nüfusu Samsun'da, Amasya'da, Havza'da her yerde çoğaltılmaya başlanıyor. Amaç İngiliz gözetiminde bir Pontus Rum Devleti kurabilmek. Artı Ermeniler de Karadeniz'e bir çıkış olduğundan dolayı Trabzon'u istemek lazım. Mustafa Kemal'e dediler ki, "Samsun'da büyük olaylar var. Rumlar saldırıyor. Bizim Türkler de ellerine silah almış Karadenizliler. Onlara karşı koyuyor." Neler neler, Çağşur köyünü yaktılar. Koşaca köyünü yaktılar. Neler neler, ne zulüm yaptılar şeyde. Nebiyan Dağı, daha bugün Nebiyan Dağı Milli Park oldu kardeşim. Böyle 19 Mayıs ilçesine bağlı Bafra yolu üzerinde böyle kesişimde bir dağ. Nebiyan Dağı'nı kendilerine karargah yaptırmışlar. Bugün belki aranızda Nebiyan Dağı'na doğa yürüyüşü için giden arkadaşlar, orayı bilin ki ora Rumların karargah merkeziydi. Oradan o dağdan iniyorlardı. Nebiyan sivri demektir zaten. En üst noktaya bakın. Şöyle bir dağda sivrilik görsün. O bölgeleri, ağaçların içine gizlenen Rumlar her gün bir plan yapıp Bafra'daki bugünkü işte Asarcık'taki, Kavak'taki, Havza'daki köylere baskınlar yapıyordu. E bu baskınların sonu ne olacak ya? E baskınızı yaparken herhalde bizim de elimiz oradaki insanlar, Karadeniz insanı Mondros Mütarekesine göre gidip de silahlarını teslim etmedi. E çünkü biliyor başına geleni. Mustafa Kemal de ettirmeyecek. Hatta şöyle söyleyeyim size. Samsun'dan toplanıp da silahlar Havza üzerinden İstanbul'a geçerken, Havza'da Mustafa Kemal, Havza'da bulunduğu sürece el koyacak. Top kamalarına, sürgülerine el koyacak. Silahlara, cephanelere el koyacak. Dikkat. Hepsini halka dağıttıracak. Dikkat. Onu taşıyan bütün atlıların, atların da hepsini sattıracak. Bir daha oradan ikmal olmasın diye. Mustafa Kemal niye gönderildi? Bölgede asayişsizliği düzenle. Bölge halkının elindeki silahları temizle. Bunun için gönderildi.

Mustafa Kemal 16 Mayıs günü padişahla görüştü, Damat Ferit'le görüştü, herkesle görüştü. Hatta padişah Vahdettin'in son görüşmesini sizler de biliyorsunuz ki Vahdettin normalde Dolmabahçe Sarayı'ndaydı ama Dolmabahçe Sarayı'a Avov adındaki bir Yunan gemisi o şeyini, ne derler ona? Topun mevziini, şey namlusunu saraya doğru doğrulttu. Ne demek bu? Vahdettin diyor, "Aleyhimize bir karar alırsan bu saray yerle bir olur." Bunun da taşkınlık olabileceğini düşünen Vahdettin Dolmabahçe Sarayı'ndan Yıldız Sarayı'na taşınmıştır. Yıldız Sarayı'na taşındıktan sonra Mustafa Kemal'le görüşmesinin son görüşmesini Yıldız Sarayı'a yapmıştır. Yıldız Sarayı'a anlatılan görüşmeye göre rivayet veya hikaye, bir tarih kitabı var Vahdettin'in önünde. Şöyle bir tarih kitabı olduğunu düşün, şunun. Tamam mı kardeşim? Vahdettin pencereden Boğaziçi'ne doğru bakıyor. Gemileri gösteriyor ona. Mustafa Kemal'le görüşüyorlar. "Paşa, senin yaptıkların artık bu kitaba girdi. Bu kitap dedi ne? Tarih kitabına." "Paşa, sen artık bu devleti kurtarabilirsin." diyor. Tabii ki Mustafa Kemal de sözünü veriyor. Yani kurtarmak için çalışacağını. Ondan sonra Mustafa Kemal 16 Mayıs günü bazı kaynaklara göre 35, bazı kaynaklara göre 40, son araştırmalara göre de 53 kişiyle beraber Bandırma Vapuru'ndan dikkat, vizeyle Samsun'a gidiyor. Vize. Vize düşünebiliyor musun? Kendi memleketinden vizeyle gidiyorsun. Kral ve İngilizler onaylıyor. İngiliz onaylamadığı bir vizeyle geçemiyorsun. Karşıdan karşıya bile geçemiyorsun. Avrupa yakasına geçemiyorsun. Neyse, 53 kişilik Bandırma Vapuru hazırlandı. Vapurun içine çok önemli adamlar ve çok önemli askerler de var. Mustafa Kemal de var. Tabii liste Kız Kulesi açıklarında bekleyen İngiliz subaya iletildi. İngiliz subay bir baktı ki hiç böyle bir gezinti havası yok. İşte İngiliz subay çaktı. Dedi ki, "Kardeşim, ben bunlara vize müze vermem. Bunlar Osmanlı Devleti'nin yetiştirdiği il subaylar. Bunlar sence gidip oradaki isyanı mı bastırırlar?" diye düşündü kendi kendine. Aslında Mustafa Kemal'in amacını İngiliz subay sezdi. Düşünebiliyor musun? Gemi Kız Kulesi'ne yanaşıyor. Kız Kulesi'nden vize verilip de ondan sonra gemi ayrılıyor. Bir saat beklendi. Bir saat sonra sarayla yazılan telgraf görüşmelerinden sonra Mustafa Kemal vize aldı. Vize, 35 arkadaşıyla işte diyelim. En kötü yola çıktı. Yola çıkarken dediler ki Mustafa Kemal'e, hemen çok önemli birisi. "Gemiyi batıracaklar. Mustafa dikkat et." dedi. "Gemiyi batıracaklar." Sinop'a kadar Mustafa Kemal izlediler gemiyi. O yüzden gemi hep limana yanaşık şekillerde gitti. Şeyde çok açıktan gitmedi. Evet. Batırılırsa en azından oradan hemen karaya çıkmak kolay olsun diye veya oradaki insanlar onları kurtarır diye. Zaten sıtması vardı, ısıtma hastalığı var. Çok zor durumlar. Bazı kaynakları İspanyol gribine yakalandığını söyledi. Zaten Dünya Savaşı demek bitmesinin temel sebebi İspanyol gribidir. 100 milyon insan hayatını bu gripten kaybetmiştir. Bizim Covid bunun yanında hikayedir. İspanyol gribinde bir de hiç böyle hani o grip öyle bir yayılıyor ki askerler cephelerde kırıldı da hani bana derler, bana sorsalar Dünya Savaşı'nı ne bitirdi? İşte bazı kaynaklar, işte Amerika savaşa girdi. Evet, bu resmi ama grip bitirmişiz arkadaşlar. İspanya, 100 milyon insanın üzerine can aldı. Öyle bir hastalık. Hatta işte o yüzden Mustafa Kemal sıtma mı, grip mi? Bayağı bir tereddüte girdiler. Çünkü çok fazla terliyordu. 16 Mayıs'ta çıkıldı. 19 Mayıs'ta 9. Ordu Müfettişi, ki adı daha sonra 3. Ordu Müfettişi olarak değişecek, Samsun'a vardı. Kendisinden de daha evvelden bir Hint Birliği, 200 kişiyle Samsun'u zaten işgal etmiş. Bakın kaç kişi işgal ediyor Nazım? Şimdi diyelim ki 200 kişi şu Ankara'ya gelse, lazım. Dese ki, "Sizi işgal ediyoruz." Ne olur acaba? He. Gömerler. Yemezler değil mi? İstersen elinde dünyanın en iyi silahları olsun. Topu topu kaç kişidir sonuçta? İşte yılların vermiş olduğu savaş, yılların ekonomik zorluğu, bir de üzerine savaşın kaybedilmesinin psikolojisi ve manda ve himaye isteyenlerinin çoğunluğunun olması sebebiyle Mustafa Kemal Atatürk'ün ve arkadaşlarının, silah arkadaşlarının önce kafadaki olayı bitirmesi lazım. Değil mi? Ve sigarayı bırakırken ne derler? Önce kardeşim, önce nerede bitireceksin? Önce bu kafadakileri, soruları ve o soruların yaratmış olduğu olumsuz psikolojiyi bir alacaksın ki ondan sonra o milleti ayağa kaldıracaksın. O yüzden milli mücadelenin bir hazırlık dönemi vardır. Bir muharebeler dönemi vardır. Niye hikaye? Önce düşüncede tekrardan ayağa kalkmak lazım.

Mustafa Kemal Samsun'a vardı. Eee, Samsun'da karşılayanlar var. Tabii Samsun'daki temel görevi ne? Müfettişlik yapma. Müfettişlik ne iş yapar? Müfettiş gelir, incelemeler yapar. Sonra bir rapor yayınlar. Raporu da hükümete verir. Zaten temel görevi bu değil midir? Mesela bizler ilkokullarda, ortaokullarda, liselerde müfettiş gelmez miydi? Hatırla. Müfettiş derslere girerdi. Hatta soru bile sorar. Şimdi müfettişte sormuyor da eskiden öyle değildi. Müfettiş geldiğinde bizim öğretmenler var ya pamuk gibi oluyordu. Hatırlıyorsun değil mi kardeşim? Çünkü onlara not veriliyordu ya. Ana hocalar Ramazancığım diyordu bana, lan ben dün it herif diyordum bana. Ertesi gün müfettiş gelince Ramazancığım şu soruyu çözer misin diyorlar. Müfettiş'in temel görevi rapor yazmaktır. Tabii Mustafa Kemal Samsun'da bir otele yerleşti. Otele yerleştikten sonra belli bir süre orada incelemeler yaptı. Ama Samsun'da İngilizler tarafından takip ediliyor. Mustafa Kemal zaten Samsun'da Samsun raporunu yolladı. Bir dedi ki, "Bölgede Türklerin çoğunluklu olduğu vaki olan köy ve yerlerde Rumlar taşkınlık çıkartmaktadır. Rumların elindeki silahlar toplanmalıdır. Türklerin elindeki değil." Normalde Mustafa Kemal niye gönderildi? Türk devletindeki silahları topla diye. La mı adam ya? mı bir şerefli subay ya? Mustafa, şey Kazım Karabekir Erzurum'a gitti, topladı mı? Bandırma'ya çıkan Alaşehir'e çıkan Bekir Sami topladı mı? Hatta cephanelikleri yardılar, hepsinin silahları dağıttılar. Mustafa Kemal Samsun'dan tabii ki değerli arkadaşlar, Samsun raporunu yapıp incelemeler yaptıktan sonra İngilizlerin özellikle sıkıntılarını bildiği için kendisini her an tutuklayabilecek mevzusu da var. Dedi ki, "Böbrek rahatsızlığından dolayı kaplıca tedavisi görebilmek amacıyla Havza'ya gidiyorum." dedi. Nazım ve Mustafa Kemal Havza'ya gitti. YouTube'dakiler tabii Havza'da müthiş bir karşılama var. Ondan sonra kendisi gene bir otele yerleştirildi. Tabii Havza halkı Mustafa Kemal'i bekliyor. Mustafa Kemal de tabii bir konuşma yapacak. Çıktı Mustafa Kemal, bakın dedi, "Havzalılar, içinde bulunduğumuz durumu size şöyle özetleyeyim. Bizi diri diri mezara gömmek istiyorlar. Şu an bir çukurun ayağındayız. Eğer ki bir hamle, bir gayret göstermekse, gösterirsek anca o zaman bu çukurun kenarından uzaklaşırız. Yoksa bizi diri diri canlı canlı gömeceklerdi." Havzalılara ilk dediği bu. Dedi ki, "İzmir işgal edildi. İzmir'in işgali her yerde protesto edilmelidir. Protesto yapılırken masum azınlığa zarar verilmemelidir. Çünkü sen zarar verirsen bir masum azlığa hem hakka giriyorsun hem zararsız birini öldürüyorsun. Dönüyorsun bir de Mondros'un 7. maddesini özellikle işletilmesine olanak sağlıyorsun." dedi ve tarihi Havza Genelgesi olarak geçen bu genelgeyi tek başına yayınladı. Tek başına. Tabii Mustafa Kemal Havza Genelgesi'ni yayınlarken neler oldu, neler. Orada gittiği zaman, yani şu tarihlerde 28-29 Mayıs'ta Rumlar Merzifon'da köyleri basıyor. Teğmen Hamdi Samsun'da dağlara çıkmış askerleriyle. Efendim, bu tarafta şeyde Merzifon'da Yüzbaşı Horst, yani İngilizlerin adamının aracını taşlıyoruz ve bunlara sebep olarak İngilizler Mustafa Kemal'in bölgeye gelmesinden sonra oldu diyorlar. Niye? Çünkü biri geldi, bir adam geldi. Ne yaptı? Bölgedeki insanları tekrar ayağa kaldırdı. O yüzden de diyorlar ki adamlar, "Şimdi anlaşıldı Mustafa Kemal'in niye buraya geldiği." Bir de Havza'dan geçen silah kamalarına, torpidolara el koydu ya. Halka da silah dağıttı. O yüzden Mustafa Kemal'in ne niyetli olduğu anlaşıldı. Hemen İngilizler baskı yaptı İstanbul Hükümeti'ne. Dediler ki, "Oğlum, sizin gönderdiğiniz adama siz niye gönderdiniz? Adam bırak silah toplamayı, mevcut silahlarımıza el koyup bir halka dağıttırdı. O yüzden hemen adamı görevden alın, İstanbul'a geri çağırın." Hiç sebep su göstermeden Mustafa Kemal'e dediler ki, telgraf geliyor. "İstanbul'a dönmeniz acelece alın." Demek ki Mustafa Kemal hangi ilk gelişmeden sonra İstanbul'a çağrılmış Nazım? Havza'dan sonra. Mustafa Kemal Havza'dan sonra tabii ki, "Motor eksiğim var, benzin eksiğim var, o eksiğim var, bu eksiğim var." Çünkü kendisine verilen yetki, sivil ve askere emredebilme yetkisi olduğu için 9. Ordu Müfettişi sadece bir bölgeyi de kapsamıyor. Sivas'tan Kayseri'ye, Erzurum'dan her yeri kapsadığından dolayı bu belgenin özellikle kendisine vermiş olan bu yetkiyi sonuna kadar kullanacaktır. Peki ilk defa çağrılan Mustafa Kemal, çeşitli telgraf, WhatsApp gibi değil kardeşim. Hemen dakikasına mesaj alacak. O başına geçecek de verip makinenin başına geçecek de sen makinenin başına alacaksın da. Mustafa Kemal çeşitli bahanelerle bu süreci uzatacak ve Havza'dan değerli arkadaşlarım Amasya'ya doğru geçecek. Tamam. Bütün mesele bu. Tabii Amasya inanılmaz Mustafa Kemal'i karşılıyor. Hatta Mustafa Kemal orada Havza'da bu arada ilk mitingi de yaptı. İzmir'in işgalini ilk mitingi şeyde oldu demiyoruz. Havza'da oldu demiyoruz. Mustafa Kemal'in İzmir'i işgalini ilk tepkisini nerede göstermiş o esnada? Havza'daki o büyük mitingte gösterdi. Çünkü zaten şu an Türkiye'nin dört tarafında İzmir işgalleri protesto ediliyor. Dikkat! İzmir bu arada ayın 15'ine işgal edildi. Bakın ayın kaçı oldu şu an? Mustafa Kemal nereye geçti bu arada? Bak Haziran oldu. Mayıs, Haziran, neredeyse aradan bir aydan evet, 40 gün geçti. İzmir işgali bu arada her yerde protesto ediliyor. Sultanahmet'te, Üsküdar Doğancılar'da, Beşiktaş'ta, efendim Sultanahmet'e dua etkinliği adı altında yüz binlerce insan katılıyor falan. Her yerde müthiş protestolar var. Mustafa Kemal de bu protestaların canlı tutulmasını istiyor her zaman. Ve bunu Havza'da söyledi. Dikkat. Havza Genelgesi'ni Mustafa Kemal tek başına yayınladı. Tek başına yayınlayınca fark ettiyseniz hemen görevinden alma isteğini İngilizler Damat Ferit'e bildirdi. Dikkat. Peki Mustafa Kemal masum azınlığa zarar verilmemesini isterken aslında şunu da demek istemiş olmasın. Yani biz haklı iken işgaller sonuçta bizi haklı çıkarırız. Onları haksız çıkarır. İşgaller konusunda haklıyken haksız duruma düşmemek için Havza Genelgesi milli bilinci uyandırmak için bunu yayınladı.

Neyse Amasya'ya geldim. Müthiş bir karşılama var ama Nazım, o zamanın şartlarında diyorlar ki, tüm Amasya ilçeleriyle beraber köyleriyle beraber Mustafa Kemal'i karşılamaya gitmişler. Çünkü Mustafa Kemal Anafartalar komutanı olarak tanındığı için Çanakkale'deki başarılardan dolayı halk nezdinde çok seviliyor. Tabii Mustafa Kemal geldi. Amasya'da Amasya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin kurulmasını sağladı. Bir Amasya burada dediler ki, en etkili kişisi kim? Dediler ki, efendim Amasya müftümüz var bizim Kamil Efendi. Tamam dedi, Kamil Efendi'yi bir çağıralım. Kamil Efendi de bir yerde normalde Mustafa Kemal hemen ilk gün bir konuşma yapacaktı. Çok kısa bir konuşma yaptı. Hemen kalacağı yere geçti. Hemen ertesi gün de özellikle Bayezid Camii'nde Kamil Efendi, bu Mustafa Kemal'in yıllar sonra şu an sol tarafta gördüğünüz o fotoğraftaki hani yaşlı, beyaz sakallı bir amca var ya, o yaşlı, beyaz sakallı amca kim biliyor musunuz? Abdurrahman Kamil Efendi. Soyadı kanunundan sonra Yetkin. Yani benim soyadımı alacak. Benim soyadımı alacaklar ya, biz onun soyadını alıyormuşuz gibi. Sanki ben önce yaşamış gibi. Abdurrahman Kamil Yetkin, müthiş bir adam. Şöyle anlatayım size. Bayezid Camii'nde vaazını verecek. Milli Mücadele'ye halkı çağıracak. Kendisi değerli arkadaşlar, Amasya Müftülüğü yaparken ilk defa Milli Mücadele'ye para bağışını yapacak. Bütün Amasyalıları çağıracak. Zile Tokat isyanlarında halkı yatıştıracak. E yıllar sonra bu ikili Mustafa Kemal'in Amasya gecesinde tekrar bir araya gelecek. Çok güzel bir enstantinedir. Herkes bilir bunu. Çünkü genellikle karşınıza hep çıkar böyle sakallı, beyaz sakallı, nur yüzlü bir adam. Din adamlarından özellikle Milli Mücadele'ye çok katkı veren din adamı vardır. Rıfat Börekçi gibi, Denizli Müftüsü, Ahmet Ulus Efendi gibi çok adam var ama vermeyenler de var. Bak şimdi, gerçeği konuşmazsan tarihte hata yaparsın. Vermeyenler de var. Evet. Birçok sarıklı mücahit derler o zamanlarda. Tabii ki Milli Mücadele verdi ama Milli Mücadele'de özellikle İstanbul ve İstanbul çevresindeki hiçbir şey fetva veremiyor. Çünkü zaten onlar Şeyhülislam dibinde olduğu için biraz da burada istese bile verememe durumu var. Bir de bazı din adamları var ki burada, örnek şeyde Bekir Sami Bey. Çok adam, acayip adamlardan biri. Bandırma'ya gidiyor. Marmara'ya gidiyor. Her yeri geziyor. Yunan bayraklarını tek tek indiriyor. Alaşehir'de her yerde. Bir bakmışlar ki dört tane koca kılıklı adam efendim, Yunanlıları padişah emriyle geliyor ilçemize. İlçemize padişah emriyle geldiğinden dolayı sakın saygıda kusur etmeyin dediler. Bunu teyit ettirdi Bekir Sami, dördünü de astı. Hani hocalar asıldı deniyor ya, Milli Mücadele'de asılan hocalar var mı? Var. Bak bir tanesinin örneğini veriyorum. Dört tane hocayı Milli Mücadele karşıtı olmak yüzünden Bekir Sami kendi asmıştır. Bekir Sami sadece hoca mı astı? Yok. Yine gitti. Kendisine küstahça konuşan dört Rum ailesini, Rum bayraklarını, Yunan bayraklarını indirmedi diye onu da astı. Döndü Marmara'ya gitti. Marmara Bucak, o zamanlar Manisa'da İzmir arasında Marmara'ya gitti. Marmara'da ilçe gibi düşünün. O bölgede Marmara halkına ne dedi biliyor musunuz? Mu? "Eğer bir daha burada Yunan bayrağı görürsem Marmara'yı sizle beraber içine gömerim." dedi. Yani bir şehri komple dedi, "Ben gömerim." dedi. Öyle böyle böyle kazanıyor vatan. Her tarafa gidiyorsun, Yunan bayrağı var. Sen her gün ben sana Yunan bayrağını koyayım bakayım. Alışırsın oğlum. Alışır. Her gün Yunan bayrağına ilk gün tepki verme. Üçüncü gün tepki vermenin anlamı yok. O yüzden ilk bayrak dikimleri o kadar önemlidir ki Maraş'ta da anlatacağım aynı olayı.

Mustafa Kemal Amasya'da, Amasya Müftüsü Kamil Efendi ile beraber müthiş bir vaazda adam tanıttı. "Bu dedi, Anafartalar komutanı Mustafa Kemal'dir. Milli Mücadele'dir. Manda ve himaye karşıdır." Anlattı, anlattı, anlattı. Amasyalılar Mustafa Kemal'i o kadar çok sevdiler ki değerli arkadaşlar. Öyle anlatayım sana. Ve Mustafa Kemal burada Saraydüzü Kışlası'nda arkadaşlarıyla beraber, yanındaki Refet Bele, Rauf Orbay ile beraber, oraya gelen Ali Fuat Cebesoy ile beraber, Konya'da bulunan Mersinli Cemal'le, Edirne'de bulunan Cafer Tayyar Eğilmez'le ve Erzurum'da 15. Kolordu'da bulunan Kazım Karabekir'le. Bunların bazıları yok. Bunlar telgrafla onay veriyorlar. Bunların hepsine Amasya Tamimi, diğer adıyla Amasya Genelgesi adı verilen bir belge yayınlattı. Ve bu belge o kadar önemliydi ki milli mücadelenin amacı, yöntemi, programı hepsi Amasya Genelgesi'nde belli oldu. Ne dedi Mustafa Kemal? "Milletin bağımsızlığını, milletin azmi ve kararı kurtaracaktır." Millet kurtaracak. Çünkü millet olmazsa ne olacak arkadaşlar? Size başkasından yardım var mı? Lazım var mı? Size bir şey söyleyeyim mi? Türk milleti ilk defa bu kadar yalnız bırakılmıştır. Bak bir daha söylüyorum. Milli Mücadele döneminde Türk milleti ilk defa bu kadar yalnız bırakılmıştır. Hiç kimseden yardım yok. Hiç kimseden. Çünkü diğer yeni kurulan devletler de başka işlerle mücadele ediyor. Diğerlerinin çoğu eski topraklarımız, Osmanlı toprakları mandacılık altına girmiş. Bir tarafta Arap milliyetçiliği yükseltilmiş. Bir tarafta Kürt milliyetçiliği yükseltilmiş. Bir tarafta Laz milliyetçiliği yükseltilmiş. Bilerek yapılıyor bunlar. Bir tarafta Fransızlar Ermenilerle beraber olmuş. Yunanlılar bu taraftan İzmir ve çevresini işgal etmiş. İngilizlerin amacı Boğazlar ve İstanbul olmuş. E lan bize ne kalmış? Düşünebiliyor musunuz? Seninle beraber yaşayan milletlerin hepsi sana düşman olursa sana senden başkasından fayda var mı ya? Ne diyor Namık Kemal ya? "Bize bizden gelir ancak bir iştihat lazımsa ümidi kes zaferden gayrıdan imdat lazımsa." Ne diyor ya? Ne diyor Namık Kemal? Diyor ki kardeşim, "Bize bir şey gelecekse önce kendi içimizden gelir. Biz diyor zaferi başkasından umarsak o zaferden hiçbir şey olmaz." Bizim millet olarak yalnız bırakıldığımız an işte en büyük anlardan bir tanesi bu zamanlardı. Bir de bizden başka çare yok.

Mustafa Kemal Amasya Genelgesi'ni yayınladığında, "Bu bir milli sır olarak kalacak." dedi. Normal şartlarda bu herkese açık olarak düzenlenen bir şey değil arkadaşlar. Amasya kararlarıydı bu. Sonra genelge ismini aldı ve bu daha sonraki zamanlarda tabii ki yayıldı gitti. Ne dedi Mustafa Kemal? Birinci maddede ne dedi Nazım? "Vatanın bütünlüğü, milletin istiklali tehlikededir." Bak, vatanın bütünlüğü, milletin istiklali tehlikededir. İstanbul Hükümeti, Damat Ferit'e sesleniyor. "Üzerine aldığı sorumluluğu yerine getirememektedir. Bu da ulusumuzu yok olmuş gibi göstermektedir. O yüzden milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." Erzurum'da doğu illeri adına bir kongre düzenlenecektir. Sivas'ta tüm yurdu ilgilendiren bir kongre yapılacaktır. Bu kongreye reddak başta olmak üzere önemli belediyelerden her sancaktan üç kişi katılacaktır. Bu bir milli sırdır. Milli sır olduğundan dolayı bu gelecek kişiler muhakkak ki dikkatli şekilde kongrelere gelmelidir. İsimlerini her zaman saklı tutmalıdır. Seçimler gizlice yapılmalıdır. Ey Damat Ferit, görevini yapmamaya devam edersen, senin hükümetinin dışında bizler de, hükümet demiyordu orada, senin dışında bizler bir kurul oluşturacağız." diyor. Kurul. Sen hükümet görevini yapmamaya devam edersen, bizler bir kurul oluşturacağız. Orada hükümet kelimesini kullanmıyor. Bilerek kurul oluşturacağız diyor. Lan bu ne demek? Bir, vatanın bütünlüğü, milletin istiklali tehlikededir. Yani Mustafa Kemal'e, "Ya Mustafa, sen niye böyle Amasya Genelgesi'nin arkadaşlarını toplayıp yayınladın?" Bir, millet için. İki, askerlerle beraber olduğumuzdan dolayı orada arkadaşlarımla yayınlıyorum ki geniş halk kitlelerine hitap edeyim. İki, milli birlik ve beraberliği kendi içimize sağladım, sağlamadığımızı görürlerse. Havza'yı ben yayınladım. Lan bunu da ben yayınlarsam ne olur? O zaman bu Mustafa Kemal'in kendi şahsi iddiaları olur. Ama 15. Kolordu ile onunla bununla yayınlarsan o zaman ne olacak? Milli mücadeleyi devletin önemli komutanlarına ve millete mal etmek için yayınlamıştır. Mustafa Kemal'e sordular. "Neden böyle bir işe kalkıştın? Yani gerekçen ne? Yani ne oldu da sen tuttuğunda da böyle bir şey yaptın?" Vatanın bütünlüğü, milletin istiklali tehlikedeydi. İstanbul'da bulunan İstanbul Hükümeti görevini yapmıyordu. Bunlar milli mücadelenin gerekçeleridir. Amacı ne? Milletin bağımsızlığını kurtarmak. Yöntemin ne? Milletin azim ve kararı. Programın ne? Erzurum ve Sivas'ta kongreler yapmak. Değil mi? Ve İstanbul Hükümeti dışında, İstanbul Hükümeti görevini yapmamaya devam ederse ayrı bir kurul.

oluşturmak ve bu ileride Erzurum Kongresi'nde kurulacak olan temsili heyettir. Bak şimdi milli mücadelenin gerekçesini söyledim. Gerekçelerini, milli mücadele amacını söyledi, yöntemini söyledi. Milli mücadelenin programını söyledi. Lan bu duyulursa ne olur? Zaten Mustafa Kemal bu genelgeden hariç önemli mutasarruflıklara, valiliklere ve ordu komutanlarına da bir mektup yolladı. Artık İstanbul hükümeti ne dedi? Hatırla bakayım bir. Artık İstanbul hükümeti üzerine aldığı sorumluluğu yerine getiremediğinden dolayı artık bizlere tabi olmak mecburiyetindedir dedi. Artık İstanbul hükümeti Anadolu'ya tabi olacak dedi. Ya siz bunları gönderirseniz Damat Ferit zaten İngilizler bu adamı geri çağırıyordu. Bir anda işler hızlanmaz mı? Amasya genelgesi bir ihtilal değil mi? İtilaf devletlerine posta koyuyoruz. İstanbul hükümetine posta koyuyoruz. Sizden hariç ilk defa milli iradeye dayalı, ileride ulus egemenliğine dayalı bir devlet kurulacağından bahsediyoruz ve bunların hepsini Mustafa Kemal Amasya genelgesinde söyledi. Tabii genelge inanılmaz bir infial uyandırdı. Herkes Mustafa Kemal'i görevden almak için yarışır hale geldi. Mustafa Kemal de kendisinin mevcut durumunu ve 9. Ordu müfettişlik yetkisini bırakmamak. Çünkü birçok şey işine yarıyor. Oradan Erzurum'da, ilk Erzurum'da yapılacak kongreye davet edildi. Rauf Orbay'ı da yanına aldı. Beraber Erzurum'a gidecekler. Neyse tabii Amasya'dan önce Sivas'a geliyor. Sivas çok karışık çünkü Mustafa Kemal artık görevden alınmış. Mustafa Kemal asi ilan edilmiş. Reşit Paşa var orada vali. Bir de yanına Elazığ Valiliğine atanan Ali Galip geliyor. Mustafa Kemal Ali Galip'le hayatında iki defa mücadele edecektir. Bir tanesi Amasya'dan buradan Erzurum'a geçerken Sivas'a geldiğindedir. Sivas'a gelmeden önce Tokat'a uğrar. Tokat'ta Sivas'taki kendisinin aleyhinde olan düşünceleri öğrenir. Paşam derler, "Her yere senin resmini asıyorlar." Hani vardır ya bu Amerikan kovboy filmlerinde wanted. Heh. "Her yerde sana asi hain diyorlar." Ne diyorsun sen? Dedi ya. Ben ne ayinlik yapmışım ne asilik yapmışım dedi. Ve Mustafa Kemal Tokat'ta olunduğunu ve Sivas'tan geçeceğini Ali Galip biliyor. Ali Galip diyor ki daha kendisi Elazığ Valiliğine giderken Sivas valisine diyor ki bak diyor senin adamın geliyor. Yani senin adamın derken Mustafa Kemal bu topraklardan geçecek. Gördüğümüz an tutukla diyor. Bak gördüğümüz an Elazığ Valisi Sivas valisine diyor bunu. E Mustafa Kemal yer mi ya? Tokat'tan tam yola çıkacak sabahın körü. İyi dinle. Telgrafçısını çağırıyor. Ben çıktıktan 6 saat sonra telgraf çekeceksin. Ne telgraf paşam? Tokat'tan Sivas'a gidiyoruz. Valiye telgraf çekeceksin. Tamam Paşam. Mustafa Kemal sabah 6.15'te hareket etti otomobille. Düşünün bugün 1 saat 15 dakikaya vardığımız Tokat Sivas arası o zamanlardaki o günün şartlarında 6 saatte yol yapıyor. Tokat Sivas arası. Tokat'tan Mustafa Kemal saat 6'da çıkıp saat 12:00'de vardığında e orada bulunan Tokat'taki telgraf memuru da ne yaptı? Mustafa Kemal Sivas'a doğru geliyor dedi. Mustafa Kemal Sivas'a tam girme esnasındayken de haber yollattırdı. Kim burada? Mustafa Kemal geldi. Mustafa Kemal ne yapmış biliyor musunuz? Öyle bir önlem alıyor ki valiyi ters köşe yapıyor. Mecbur vali apar topar kalktı geldi. Çünkü bir önlem alamadı. Belki de vali ne yapacak? Bir suikastçı yerleştirecek, arabayı patlatacak, bir şey yapacak. Valiyi hemen yanına oturturdu. Gel bakayım sen dedi vali. Çünkü emredebilme yetisi var. Aman paşam biz senin yanına nasıl otururuz? Gel hele gel sen dedi ya. Belki de arabayı patlatacaklar. Mustafa Kemal yer mi ya? Oturturdu valiyi. Şehre öyle girdi. E şehre bir girdi ki şehirde kendi afişlerini gördü. Hemen Mustafa Kemal'in kendi adamları o afişleri yırttı attı. Kim var şehirde? Daha kaçmaya fırsat bulamayan Elazığ'a giden Ali Galip var. E Mustafa Kemal Ali Galip'le alakalı bütün malumatı aldı. Kendisinin Damat Ferit'in adamı olduğunu, kendisini tutuklatmak istediğini, bunun için valiye baskı yaptığını hepsini öğrendi. Çağırdı bunu odasına. Gel bakayım dedi. Sen bu var da eski asker. Tabii Elazığ Valisi dedi ki ben buradan Elazığ'a geçiyordum da vali Reşit benim eski arkadaşım da bir ziyareti edeyim dedim de ben senin hakkında hiç olumsuz bir şey konuşmadım da odasında azarlıyor Mustafa Kemal onu. Ulan diyor sen eski asker değil misin diyor. Evet efendim diyor. Eski askerim diyor Türk askeri diyor civan olur. Pek civan olur. Civan mertlerden civan olur. Lan sen buna şey mi teşkil ediyorsun dedi. İstisna mı teşkil ediyorsun lan? dedim. Bakın lafın ağırlığına lütfen bir daha dikkat edin. Türk askeri civan mert olur. Sen buna istisna mı teşkil ediyorsun dedi. Ne demek o söv ona daha iyi. Bazen sövmeye gerek var mı şey Nazım? Öyle ağır laflar vardır ki gün boyu gece boyu yalvardı. Paşam öyle demedin lan. İkide bir saate bir. Paşam süt içer misiniz? Kapıyı çalıyor. Paşam size şeker getir. Paşam şunu getir. Paşam la. Adam diyor ki Mustafa Kemal yıllar sonra anladı uyutmadı beni gece diyor ya sürekli kapı çünkü neyden korkuyor Mustafa Kemal onu tutuklatmasından ve Elazığ'a göndermemesinden korkuyor. Mustafa Kemal istese onu yapardı. Yapmadı. Yapmadı. Elazığ'a gitmesine izin verdi. Ama 2 ay sonra bu sefer de Sivas Kongresi'ne basmak için görevlendirince artık bütün ilişkiler kopacaktır. Ali Galip denen bu adamlar. İşte Mustafa Kemal. Oradan da nereye gidiyor Nazım? İlk defa Sivas'a geldi ama hemen Erzincan'a geçti. Erzincan da yolda kaldı ya. Yok otomobile konulacak benzin yok. Bunun üzerine Erzurum'dan Kazım Karabekir'e haber verildi. 350 litre benzin gönderildi. Ya ya parasızlık, yokluk o kadar fazla ki. Ve onunla beraber Mustafa Kemal Erzurum Ilıca'dan girdi şehre. Şehirde büyük bir karşılama. Bu anlattığım olay değerlişlar 3 Temmuz. Erzurum Kongresi'nin yapılacağı 10 Temmuz. 6 gün boyunca Mustafa Kemal orada tabii Kazım Karabekir o zaman çok sıkı fıkı arkadaşlar birbirlerini çok iyi tanıyorlar. Ta Manastır Askeri İdadisi'ndeyken Ali Fuat Cebesoy çalıştırmıştı. Birbirlerini çok iyi bilen iki insan oturdular muhabbet ettiler. Ne yaparız, ne ederiz, nasıl yaparız? Mustafa Kemal Rauf Orbay bu arada delege değil. Onların ikisi zaten oraya izlemeye gelen kişiler, misafirler. Yani Kazım Karabekir değiştiriyor ki Erzurum Kongresi'nde faal olsunlar. Hemen Binbaşı Kazım'da Cevat Dursunoğlu vardı. İki tane delege. Bu iki delegeyi çağırdılar. Dediler ki bak bu adamlar misafir ama bu adamlar Mustafa Kemal diğeri de Rauf Orbay. Bu insanların delege olarak katıl çünkü delegede seçimi çoktan yapılmıştı. O iki tane vatansever o iki tane vatansever eee şey ne derler ona? Eee Kazım'la Cevat Dursunoğulları istifa ettiler. Yerlerine Mustafa Kemal'e kim geldi? Rauf Orbay geldi. Artık onlar da delege, onlar da söz sahibi, başkan olabilir. Oyda aleyhte ve aleyhte oy kullanabilir. 9'u geldi. Ay artık Mustafa Kemal'in artık kaçacak şu anlamda yeri kalmadı. İstifadan kaçacak bir yeri kalmadı. Niye? İstanbul hükümeti diyor ki Mustafa sen diyor biz seni görevinden aldık. 9. Ordu müfettişi görevinde değilsin artık. İstanbul'a geri dön. Mustafa Kemal hep oy alıcı cevaplar vere vere vere vere Erzurum'a geldi. Ama 9'unun olduğu gecede artık durum kalmadı. Çünkü Mustafa Kemal ne dedi? Beni buraya padişah gönderir. Padişahın yetkisi ve izni olursa ben ancak istifa ederim dedi ya da görevinden alınırım. En sona padişah buyruğu geldi ve padişah buyruğu Mustafa Kemal'in görevinden alındığını Mustafa Kemal öğrendi. Bunun üzerine Mustafa Kemal 9. Ordu müfettişi görevinden ayrıldı. Bakın askerlik değil. Murzan Mustafa Kemal ne yaptı? Bir telgrafla istifa ettiğini tüm herkese başta saray olmak üzere duyurdu. Ne dedi Mustafa Kemal? Padişah Vahdettin'e yazıyor. Sizi kendim bu durumumdan dolayı müşkül durumda bırakmamak için sine-i millete geri dönüyorum. Yani milletten biri oluyorum. Artık milli mücadelemi ferdi bir mücahit olarak sürdüreceğim diyen Mustafa Kemal sadece 9. Ordu'nun müfettişinden görevinden alınması değil askerlik mesleğinden istifa etmiştir. Nerede? Erzurum'da hangi olay öncesi? Erzurum Kongresi'nden bir gün önce. Normalde Erzurum Kongresi 10'unda. Daha sonra atıldı 23'üne. Çünkü olaylar karıştı. İşte Mustafa Kemal o zaman genellikle sınav soruları bize nasıl geliyor? Mustafa Kemal hangi gelişme sonrası askerlik görevinden istifa etmiştir? En son Amasya genelgesiydi. Hangisinden önce istifa etti? Erzurum Kongresi. Hangi ilde istifa etti? Erzurum ilinde istifa etti. Yıllar sonra ona dedi ki bayağıdan beri dedi süren bu oyun hani Mustafa Kemal işte böbrek rahatsızım var havzaya geçiyorum ben gelemem benzinim yok param yok şunum yok diye diye Erzurum'a kadar gitti ya en sonunda diyor perde kapandı bu oyun bitti o yüzden Mustafa Kemal'in askerlikten istifa mektubu ve yıllar sonraki mülakatlarında söylediği laflar askerlik mesleğiyle alakalı çok önemli senin Mustafa Kemal dediğin adam Selanik Mülkiye Mektebi'nde normalde çocuk yaşta orada Aki komşusunun oğlu askerlik Selanik Askeri Rüştiyesi'ne gidiyor diye annesinden haber almadı da gitti Selanik'te. O sınavlara tek başına girdi. Sınavı kendi kazandı. Adam okula gidiyor o yaşta. Annesine ben mülkiye mektebini bıraktım. Askeri Rüştiye'ye gidiyorum diye sonradan söyledi. Anladınız? Bu kadar sevdiği askerlik mesleğinden düşünebiliyor musunuz? Kendisi o zamanlar tümgeneraldir. İstifa etmiştir ya. İstifa ediyor. Tümgeneral, korgeneral, general. Doğru mu kardeşim? Kolay mı ya? Hadi bakalım kim istifa edecek? Ve sen tümgeneral olarak istifa ettikten sonra 15. Kolordu'da adam gibi adam olan Kazım Karabekir gelecek. Paşam. Dün de olduğu gibi bugün de ben ve kolordum emrindeyiz deyip adama selam çakacak ya. Halbuki yanındaki Mustafa Kemal'in yanında bulunan subayı, "Paşam, benim artık seninle bir işim görevim kalmadı. Sen istifa ettin diyerek kendisine imzalanması gereken şeyi bile imzalamamıştır. Mustafa Kemal'in en yakınındaki bile yıllardır yanında gezdirdiği adam istifa ettikten sonra yanında yer almamıştır. Buna rağmen Kazım Karabekir denilen o paşa gelip ben dün de olduğu gibi bugün de emrindeyim demiştir. Bunun bir benzerini daha Samsun'a çıkmadan önce Ali Fuat Cebesoy'a da Şişli'de diyecektir. Ben senin elindeyim paşam diye. Böyle kurtuluyor. O gün o gün o günün daha sonraki günlerinde Damat Ferit Kazım Karabekir'e Kazım o 9 onun müfettişti yani 3. Ordu oldu. Burayı seni düşünüyoruz seni düşündüğümüz olsun sen müfettiş oldun. E Mustafa Kemal de orada hadi onu tutukla diyecektir. Bunun üzerine Kazım Karabekir Mustafa Kemal'i tutuklamayacaktır. Damat Ferit'in emrini dinlemeyecektir. Peki tarihi geriye alalım. Peki Kazım Karabekir hiç gidip de ben senin kolorduna emrinde değilim demeseydi ve Damat Ferit'ten gelen telgraf uyarınca Mustafa Kemal'i tutuklasaydı. Bugün biz belki de Mustafa Kemal'i doğru mu ve Osmanlı Devleti'nin kurtulduğunu düşünelim öyle ya da böyle ve biz Osmanlı bugün biz ne diye okuyorduk? Kendi kendine bir şeyler yapmaya çalışan, kendi ihtirasları olan bir adam diye okuyorduk. Doğru mu kardeşim? Kendi kendini Havza'da, Amasya'da arkadaşlarını kandırıp bir şeyler yayınlayan Erzurum, Erzurum'un gittiği her yeri karıştıran bir adam gibi işleyecektik. Evet tarih böyle bir şey. Tarihin en önemli şeyi zafer kazananlar mağlup olanlar. En çok zafer kazananları yazar. Mağlup olanları bile değil. O yüzden inkılap tarihi Mustafa Kemal Atatürk üzerinden ve yanındaki silah arkadaşları üzerinden yükselir. Bunun önemi de budur zaten. Anlaşıldı mı? Şimdi yazıya geçiyoruz. >> Bayağı anlattık. Lazım. Şimdi yazalım biraz da iyice. Arkadaşlardan bekleyenler var. Tabii bu anlattıklarım Erzurum Kongresi'ne kadar olan kısım da anlatılacak çok şey var da özellikle İstanbul zamanında işgal kuvvetlerinin yaptıkları gerçekten inanılmaz şeyler var. Dilimizin gene eee ne derler ona? Evet. Söyleyemeyeceğimiz şeyler var. Bir gün o beş kitabı çıkarıyoruz ya Nazım. Antep Maraş, Urfa, Adana ve eee İzmir'i ilk İzmir işgal İstanbul'da yazalım. Çünkü İstanbul'u kimse bilmiyor. 3 sene padişah döneminde o tarafta kaldı hep bu tarafı işliyoruz ya. Halbuki İstanbul'da inanılmaz olaylar var. Yani tren garlarında olsun, limanlarda olsun, gemilerde olsun, vize verilme muhabbetinden tut bir de işkenceler de var. En son işgal edilmesiyle beraber resmi de hani resmi diye de ayırıyoruz ya o yüzden. Evet. Mustafa Kemal ilk İstanbul'a geç Samsun'a çıkışı. Başlayalım bakalım. Başla kardeş. >> Hı hı. Bir cümleyi söyle hemen bana. Mondros imzalandığında bir gün sonra Mustafa Kemal değerli arkadaşlarım ne olmuştur? Yıldırım Orduları Grup Komutanı olmuştur. Yıldırım Orduları Grup Komutanı olmuştur. Bu sınavda çıktı. Mondros Mütarekesinden bir gün sonra Mustafa Kemal hangi göreve getirmiştir diye sordu. Cevap neymiş? 7. Ordu yerine Liman Moners ayrılınca Yıldırım Orduları Grup Komutanı devam. >> 13 Kasım 1918'de İstanbul'a gelmiştir. Devam. >> Geldikleri gibi dönerler mi? >> Giderler. Nazım uydurma döner. >> Kurban olduğum. Niye Mustafa Kemal lafını değiştiriyorsun lan? Ana >> Ben senin lafını değiştireyim mi? >> Neymiş hocam? >> Hayır demiyorum. Geldikleri gibi senin yüzünden dönerler yazıyordum ya. >> Giderler demiştir. Evet. Bir şey daha söylemişti. Hata yaptım. Ne demişti? İstanbul'a geri İstanbul'a gelmemeliydim demişti. İstanbul'a gelmemeliydim demişti. Bunu niye söyledi peki? Çünkü İstanbul'un durumunu gördükten sonra devam lazım. >> Minber gazetesini dikkat buna iki defa sınav sorusu oldu. Ali Fethi Okyar'la birlikte çıkarmıştır. Ali Fethi Okyar ile birlikte çıkarmıştır. Devam lazım. >> 9. Ordu müfettişi. Arkadaşlar bazı kaynaklarda bu 3 ordu diye de geçer. Çünkü ilk başta böyle kuruldu. Daha sonra ismi değiştirilip 3. Ordu 9. Ordu müfettişliği göreviyle Samsun'a gönderilmiştir. Samsun'a gönderilmiştir. Şimdi bu saatten sonra Samsun'a hangi amaçlarla gönderildiğini yazalım. Söyle lazım. İç güvenliği ve asayiş. >> İç güvenliği ve asayişi sağlamak. Evet. Dağınık. Bu halkın elindekiden bahsediyor. Ve dağınık olmaz. Dağınık ve >> halde bulunan silah ve cephaneyi >> silah ve cephaneyi toplatmak. Evet. >> Devam lazım. Devam. >> Komiteler. Bunlar kastedilen şuralar yani. Tamam mı? Bölgede özellikle şuralar kuruluyor. Atıyorum Kars İslam Şurası gibi. Öyle düşünebilirsiniz. Komiteleri dağıtmak aslında verilen görev kendisine şey milli mücadelenin tam tersi görevleridir. Tabii bunların hiçbirini yapmayacak. O ayrı konu devam lazım. >> Samsun raporunu yayınladı. Bu raporu zaten klasik olarak müfettiş olduğu için eee İstanbul hükümetine gönderdi. Samsun raporunu yayınladı. Evet. Güvenlik gerekçesiyle havza >> güvenlik gerekçesiyle havza'ya geçmiştir. Evet Mustafa Kemal Havza'ya geçti. Havza'da kendi başına bir genelge yayınladı. Evet Nazım şu arayı yazalım. >> Tek başına yayınladı. >> Tek başına yayınladı. Evet. Milli bilinci uyand >> amacı milli bilinci uyandırmaktır. Amacı milli bilinci uyandırmaktır. Bu yüzden de zaten bunu yayınladı. Zaten bu yayınlamasından sonra da hemen İstanbul'da ilk defa geri çağıracak. Şimdi genelge maddelerine bakalım. Genelge maddeleri genel manasıyla değerli arkadaşlar milli bilinci uyandırmak, milli birlik ve beraberliği sağlamak adına. Başlan. Her yerde >> İzmir işgali her yerde protesto edilecek. Her yerde protesto edilecek zaten. İlk yerde neresi? Kendinin ilk yeri Havza'da protestosunu yaptı. Devam. >> Protestolar yapılırken masum azınlığa zarar verilmeyecek. Masum azınlığa zarar verilmeyecek. Adamın hiçbir şeyle işi yok. Tüccar işte ya da normal emekli bir Rum onlara zarar verilmeyecek. Zarar verilmeyecek. Değerli arkadaşlarım bunun yorumu haklıyken haksız duruma düşmemek. Haklıyken haksız duruma düşmemek. Anlaştık. Evet. Sonra >> ordular dağıtılmayacak. >> Ordular dağıtılmayacak. Halbuki Mondros'a göre neydi? Mondros'a göre ordular dağıtılacak. O zaman Mustafa Kemal Mondros mütarekesine ilk defa Havza genelgesine karşı çıkmıştır. Maddelerine dağıtılmayacak. >> Silahlar teslim edilmeyecek. Silahlar teslim edilmeyecek. Evet. Notumuzu da yazan lazım. İzmir'in işgali Mustafa Kemal tarafından Havza halkıyla Havza'da protesto edilmiştir. Protesto edilmiştir. Evet. Olay >> İstanbul'a bu olay sonucunda ilk defa geri çağrılmıştır. İlk defa geri çağrılmıştır. Döndü mü? Hayır. Evet. Amasya Genelgesi. Diğer adıyla Amasya Tamimi başla bakalım. >> Mustafa Kemal silah arkadaşlarıyla birlikte yayınlamıştır. Birlikte yayınladı. Peki neden? Milli mücadeleyi kişiselleştirmekten çıkarmak için çıkarmak için birlikte yayınladı. Peki bunlar kimler? Onlara bakalım. Özellikle yanlarında var. Olanlar da var. Söyle bakalım lazım. Kimler var? >> Ne? >> Ali Fuat Cebesoy. Devam. >> Rauf Orbay. Evet. Kazım Karabekir ve Cemal. Bu Mersinli Cemal arkadaşlar dikkat. Mersinli Cemal. Evet bir sınavda geldi. Refet Bele şimdi Ali Fuat Cebesoy ve Rauf Orbay zaten yanlarında. Kazım Karabekir ve Mersinli Cemal biri adı üzerine. Mersinli Cemal Mersin'de Konya'da Kazım Karabekir Erzurum'da. Bunlar neyle onay veriyorlar? Telgrafla onay verdiler. Anlaştık. Bunlar zaten neydi? Yanında. Bu da ne? Bunlar da yanında. Peki burada bir şey söylemek lazım. Ali Fuat Cebesoy Havza'da dikkat bu birliktelik için bir ifade kullanıyor. Kutsal ittifak veya mukaddes ittifak ifadesini kullanmıştır. Anlaştık. Hatta ünlü İngiliz tarihçiye göre de Mustafa Kemal'in isyan bayrağını ilk açtığı yer Havza'dır. Buraya dikkat bak. Şey Havza'dır diyorum. Havza'dır. Eee Amasya Genelgesi içinde Ali Fuat Cebesoy neyi kullanmıştır? Mukaddes ittifak. O zaman dikkat. Havza genelgesi için neye diyorlar İngilizler? İsyan bayrağını ilk açtığı yer nereymiş? Havza. Burada Ali Fuat Cebesoy ne diyordu? Mukaddes burada mı yazıyorsun? >> Evet. Milli mücadeleyi kişiselleştirmekten çıkarmak. Çıkarmak ve halkın sevdiği komutanların desteğini almak. Halkın sevdiği komutanların desteğini almak. Neden acaba tek yayınlamada arkadaşlarla beraber? Nota gelin lazım. >> Evet. Bu genelgede hani hep Mustafa Kemal'in yanında gördüğümüzden dolayı İsmet İnönü'nün olduğu zannediliyor. Hayır, İsmet İnönü ve yine Mustafa Kemal'in Minber Gazetesi'ni beraber çıkarttığı kim yoktur imzaları? Ali Fethi Okyar imzaları yoktur. Bu ikisini niye alıyorum? Mantıken arkadaşlar birçok kişinin imzası yoktur. Doğru mu? Ama genellikle sınav soruları ki bir tane sınav sorusu geldi. Aşağıdakilerden hangisi Amasya Genelgesi'ne imzalayan ve onaylayan arasında bulunmaz? Cevap İsmet İnönü'ydü. Bir daha bu soruyu sorarlar. Bu sefer cevap Ali Fethi Okyar olabilir. Neden? Çünkü Mustafa Kemal'le beraber olduklarından dolayı yani arkadaşlık boyutları daha ileri olduğu için zannediyoruz ki bu iki kişi kesinlikle vardır. Halbuki Amasya Genelgesi'nde yok. Bu da çıkan bir sınav sorusudur. Buna lütfen dikkat edelim. Evet geldik buraya. Yani Amasya'nın maddelerinden başla bakalım. >> Vatanın bütünlüğü, milletin istiklali tehlikededir. Şimdi burayı bir açıklayacağız. Milletin istiklali tehlikededir. Neymiş bu? Milli mücadelenin yapılmasının nedenlerinden biri, değil mi? Biz buna neden demiyoruz. O zamanlar ne diyoruz? Gerekçe. Tamam. Gerekçemiz ne? Vatanın bütünlüğü yani niye Mustafa Kemal ve silah arkadaşları milli mücadeleyi başlattı? Çünkü vatanın bütünlüğü milletin geleceği tehlikede olduğu için. Bu birinci gerekçe. Gelelim ikinci gerekçeye. İstanbul hükümeti üzerine aldığı sorumluluğu yerine getirmemektedir. Lan bir hükümet ne yap ne yapması beklenir? İşgal olursa karşı koyması beklenir. Liste verip de onları yapması gerekmez. Aa kusura bakma itilaf sen şuraya niye işgal etmedin diyorlar. Damat Ferit gibi adamlar. Evet. Ne adamlar var ya şu İstanbul'da. Vatanseverler de var. Maalesef böyle vatan hainleri de var. Adam diyor ki şurayı niye işgal etmediniz diyor. La böyle bir ülkenin başbakanı olabilir mi? Şöyle dikkatli bir düşünün bakalım. Ne şeyi varmış da bana damat olmasının haricinde ne özelliği varmış da ülkenin başbakanı olmuş, sadrazam olmuş. Düşünün yani Kadıköy'de kadınlar bu şeyler baktılar ki İstanbul elden gidecek. Yani kimse bir şey yapmıyor. Adam karada asker çıkarıyor, yürüyor geçiyor. Beyoğlu'nda, Sirkeci'de, orada burada. Sonra Kadıköy'e doğru geliyorlar. Kadıköylü kadınlar bildiri iniyor. Nazım içinize hiç mi erkek yok diyor ya. Hani bunlar geliyor buraya ayak basıyorlar. Onlar yoksa biz varız diyor Kadıköylü kadın. Düşünebiliyor musunuz? Mu hani Ahmet Hüseyin Efendi elinizde silah yoksa bile üçer beşer taş alın da atın dediydi. Ya bunu da mı beceremiyorsunuz dedi. İşte bunların hepsi milli mücadelede o şeyler var ya değerli arkadaşlar. Çünkü zihniyet o kadar sıkıntılı ki manda ve himayeden başka bir şey düşünülmüyor. İstanbul halkının genel düşüncesi de bu. Tabii ki arada vatansever çok insan olacak. Hatta soruyorlar birine. Diyorlar ki ya bu Osmanlı Devleti ne olacak diyorlar ya. E Osmanlı Devleti diyor ki bizimkilerden biri hasta. E hastaysa diyor hasta hakkındaki kararı doktor verir. Doktor kim? İngiltere. Bakın bir daha söylüyorum. Manda ve himaye kafalarda zihne geldiği noktayı düşünelim. Hastayı ayağa kaldıralım demiyorlar. Hasta hakkındaki kararı doktor verir diyorlar. Doktor dedi de İngiltere. E bunlar böyle insanlar işte ya. İstanbul'daki durum çok vahim. Anadolu'ya göre çok vahim. Öyle anlatayım ben size. Devam ediyoruz. Şimdi bu milli mücadelenin gerekçelerinden biridir. Ben bunları özellikle yorum kısımlarını kırmızı kalemle yazayım. Milli mücadelenin gerekçelerinden biri açıklanmıştır. Gerekçelerinden biri açıklanmıştır. Doğru mu Lazım? Şimdi gelelim ikinci maddeye. Maddemiz şu: İstanbul hükümeti üzerine aldığı sorumluluğu yerine getirememektedir. Yazıyorum. İstanbul hükümeti Damat Ferit demiyor da İstanbul Hükümeti diyorum. Üzerine aldığı sorumluluğu yerine getirememektedir. Biraz da yumuşatıyor Mustafa Kemal biraz yumuşadı. Yoksa ne demesi lazım? Ey Damat Ferit sen üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmiyorsun demek. Burada biraz daha ne var? getirememektedir. Yani bazı şartlardan dolayı bu da diyor ulusumuzu yok olmuş gibi göstermektedir. Bunun devamı bu. Peki bir ülkenin hükümeti üzerine düştüğü sorumluluk olan bağımsızlığı bile dile getire yapamıyorsa o zaman bunlar milli mücadelenin başlatılmasının ikinci gerekçesi oluyor. O zaman bizler de yazalım. Milli mücadelenin diğer bir gerekçesi açıklanmıştır. Diğer bir gerekçesi açıklanmış demek. İki tane gerekçe var. Yani ve yıllarca liselerde duyduğunuz biz burada 3. madde olarak yer vereceğiz. Hepimizin bildiği bir kelime. Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtar. Şimdi önce şu maddeyi bir yazayım. Burada bir şeyi beraber yapacağız. Tamam. Bu bağlı bir cümledir bu arada. Milletin bağımsızlığını tam yazalım cümleyi yine milletin azmi ve kararı kurtaracaktır. Azmi ve kararı kurtaracaktır. Şimdi siz de burada ne yapacağız biliyor musunuz? Dil bilgisi yapacağız. Ne demek o? Bu yüklem kurtarmak. Doğru mu kardeşim? Milletin bağımsızlığını ne yapacakmışız? Kurtaracağız. Bu ne? Amaç. Amaç. Amacımız ne? Biz bu milli mücadeleyi niye yapıyoruz kardeşim? Niye Erzurum'da, Sivas'ta, Pozantı'da kongre düzenliyoruz? Niye elimize silah alıp da bunlarla muharebe yapıyoruz? Tek bir amacımız var. Milletin bağımsızlığını kurtarmak. Milletin istiklalini yine milletin azmi ve kararı kurtaracaktır. Olay bu. Peki bu nedir o zaman? Milli mücadelemizin amacı. Ha o zaman ben şunu bileceğim. Bu lafın devamındaki buraya yükleme vurgu yaparsam bu benim neyim oluyor? Milli mücadelemin amacı oluyor. Evet Nazım senin amacın ne? >> İyi bir insanı amaçlıyorsun. Daha değilsin yani. [kahkaha] Murat amacın ne? YouTube'dakiler amacınız ne? Amacınız amacın ne? Hadi bakalım. He. Devlet memuru olabilmek. Gerekçen ne? >> Heh. Bakın gerekçeyle amacı çok karıştırıyorsun. Siz gerekçeyi amaç zannet. Gerekçen ne biliyor musun? Özel sektörde çalışıyorum aldığım para bana yetmiyor. Özel sektörde çalışıyorum sigortamı yatırmıyorlar. Üniversiteden yeni mezun oldum. Ailem sınava girmeme karşı çıkıyor. Üniversiteden yeni mezun oldum. İş bulamadım. Üniversiteden yeni mezun oldum. Gittiğim iş yerlerinde mobbing yapılıyor. Girmiş iş yerinde. Bak bunlar KPSS'ye çalışmanın gerekçeleri. Amacı ne? KPSS'yi kazanıp memnun olmak. Gerekçe ayrı bir şey, amaç ayrı bir şey. Şimdi dikkat bak. Çözümlemeye devam ediyoruz. Peki Mustafa Kemal ve arkadaşların amacı bu. Tamam da amacı bunu dağıtm yöntemi ne? Ülke ordular terhis edilmiş. Silahlar toplanmış. Ordular dağıtılmış. Nasıl yapacağız ya? Mustafa Kemal ne diyor? Neymiş bu arada? Öksürüyorum. Bu 3. madde. Demek ki bu arada bayağıdan beri de soruluyor ya. 8 sene olmuş. Amasya genelgesi. Normalde tek madde olarak verilir. Bu maddeyi yorumlaması isterdi öğrencin. Daha şimdiye kadar bayağıdan beri verilmiyor. Dikkat. Milletin azmi yapacak. Millet neye azmedecek? Parasızlığa. Neye azmedecek? Yoksulluğa ve yoksunluğa neye azmedecek? Gidecek düşman kendi memleketini işgal ettiğinde ona azmedecek. Hazmedecek değil bak. Azmedecek onu. Ne yapacak? Onu yurttan kendi vatanından onları kovabilmek için azmedecek. Yeri geliyor ölecek öldürecek. Bu ama bunu gene kim yapacak? Millet. Peki dikkat o zaman. Milletin azmi de benim neyim oluyor? Benim başka yöntemim var mı? Ordumun olmayan yerde ne var? Sadece millet var. Peki ayrıca diyor millet her şeye karar verecek. Dikkat arkadaşlar milletin karar vermesine biz ulus egemenliği diyoruz ilk defa. Üstü kapalı da olsa ileride her şey milletin karar vereceğinden dolayı ulus egemenliğine dayalı bir devlet rejimine geçileceği ilk defa Amasya genelgesine belli olmuştur. Milletin kararı her şey milletin karar vermesi ne demek? Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi Milletvekilleri karar veriyor senin adına. Her şeye millet karar veriyorsa bunun adı ulus egemenliği. Ulus egemenliği demek ileride rejimsel adama adı olarak cumhuriyet demek. Ama burada açık açık biz cumhuriyet diyor muyuz? Demiyoruz. Üstü kapalı da olsa ileride millet iradesine dayalı bir devlet yönetiminin kurulacağından nerede bahsediliyor? Amasya genelgesinde bahsediliyor. O zaman biz de buraya ne yazıyoruz? Ulusal egemenlik. Neymiş Nazım? Ulusal egemenlik. Peki hafızada var mıydı böyle bir şey? O zaman neymiş? İlk defa Evet. Nazım yorumlamaya başla. >> Amaç ve yöntem belirlenmiştir. Milli mücadelenin amaç ve yöntemi belirlendi. Evet. Gelelim. H >> Tamam tamam söyledi zaten. Devam. >> Erzurum'da doğu illeri adına toplanacak. Doğu illeri adına 10 Temmuz'da toplanacak. 10 Temmuz'da toplanacak. Kongreye delege gönderilecektir. Delege gönderilecek. Ha bir dakika. Demek ki Kazım Karabekir'le yapılan yazışmalar sonucunda telgraflar. Kazım Karabekir demiştir ki Mustafa Kemal'e "Paşam sen Sivas'ta bir kongre düzenleyeceksin ama sen kongreyi düzenleyene kadar zaten biz de burada bir kongre düzenliyoruz. O zaman ne yapalım? Önce sen benim kongreme bir gel." Yani kasteden Erzurum'a. Demek ki Erzurum Kongresi Kazım Karabekir düzenliyor. O yüzden Mustafa Kemal önce 10 Temmuz'da 3 Temmuz'da nereye gelecek? Erzurum'a gelecek. Sivas Kongresi ne zaman? Erzurum'dan sonra. Zaten ileride öğreteceğim. İki genelge ararda, iki görüş, iki kongre arda bir görüşme sonra Havza Amasya, Erzurum Sivas Amasya. Aa hocam iki defa Amasya dedik. Evet bir tanesi genelge diğeri görüşme. Hadi bir yapalım hep beraber. İki genelge art arda iki kongre art arda, bir görüşme sonda. Evet Murat, hazır mıyız? Havza, Amasya, Erzurum Sivas Amasya [kahkaha] >> Nazım Boluğum >> Havza, Amasya >> Erzurum Sivas >> Murat Say >> Murat Havza Amasya iki genelge art arda kronoloji soruları çıkıyor o yüzden. İki kongre ard arda. Erzurum Sivas bir görüşme sonda. O da Amasya görüşmeleridir. O yüzden ben kronolojik sınav sorularında bir şeylerin tarihini ezberlemektense olayın gidişatındaki önemli olayları bilirsem yapacağız. Havza Amasya, Erzurum Sivas Amasya öğrenmiş olduk. Demek ki 10 Temmuz'da Kazım Karabekir bir kongre düzenleyecek. O yüzden Mustafa Kemal de Amasya Genelgesi'ne yazıyor. Niye? Sivas Kongresi için seçilecek olan delegeler önce Erzurum'a gelsin. Erzurum'dan da tekrar nereye gelsin diye Sivas'a gelsin. O zaman Sivas'ta Doğu illeri adına değil tüm yurdu temsil eder. Sivas'ta bir kongre yapılacak. Kongreye her sancaktan üç delege katılacak. Bu delegeleri de belediyeler ve reddi ilhak cemiyetleri gibi yararlı kişiler. Bunlar yararlı olacak ki niye adam beni niye getireyim o zaman? Mesela milli mücadele karşısında bir adamın gelmesi iyi bir şey bu. Ben bir amaç etrafında birleşmek istiyorum. Ona rağmen Sivas Kongresi çok olaylı geçecektir. Onu Sivas Kongresi'nde anlatacağım. Başakş >> Sivas'ta bir kongre >> Sivas'ta ulusal bir kongre toplanacaktır. Ama neyden sonra? Erzurum'dan sonra ulusal bir kongre toplanacaktır. Devam. >> Bu kongreye her sancaktan. Her sancaktan yani ilden. Öyle anlayın. Halkın güvenini kazanmış. Halkın güvenini kazanmış. >> Kazanmış. 3 kişi gönderilecektir. 3 kişi gönderilecektir. Tamam. Devam ediyorum. Bu delegeler kimliklerini milli bir sır gibi saklayacaktır. He demek ki bizim aslında yaptıklarımız yani kongreler özellikle Sivas Kongresi herhangi bir kişiden izin aldık mı? Osmanlı Devleti'nden izin aldık mı? Bir yerden izin aldık mı? Dernekler masasından izin biz böyle bir kongre yapacağız. Ha o zaman buraya gelen delegeler gizli gelecekler. Bu gizli gelirken de o zaman bu olay milli bir sır olacak. Çıkan sınav sorusu 2024. Milli sır kavramı diyor. Hangisinde ilk defa yönetil ilk defa hangisini ortaya çıkmış neymiş? Amasya genelgesi. Evet devam edelim. Lazım >> Ha şeyi mi diyorsun? Yorumunu mu diyorsun? Evet. Böylelikle ne oluyormuş? Milli mücadele tüm ulusa mal edilmek istenmiştir. Tüm ulusa mal edilmek istenmiştir. >> Efendim? >> Yok gerek yok. Yukarıya yazdım zaten. İşaretleme yaparken yapacağım. Evet lazım madde. >> İstanbul hükümeti görevini yapmamaya devam ederse. >> İstanbul hükümeti görevini yapmamaya devam ederse yapmamaya devam ederse Evet. Yerine her türlü >> yerine her türlü etki ve denetimden uzak bekle ben söyleyeyim etki ve denetimden uzak bir kurul oluşturulacaktır. Bir kurul oluşturulacaktır arkadaşlar. Bu kurul ileride göreceksiniz. Erzurum Kongresi'nin sonunda oluşturulan Heyet-i Temsiliye diğer adıyla Temsilciler Heyeti veya Temsil Kurulu'dur. Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmadan önce bir hükümet gibi çalışmıştır. Yasa ve yürütmeyi birlikte yürütmüştür. Hatta biliyorsunuz değerli arkadaşlarım bu olaydan sonra TBM açılana kadar bunlar. TBM açıldıktan sonra Temsil Heyeti'nin yetkileri bitiyor. Dikkat Temsil Heyeti'nin ya da eski adıyla Heyet-i Temsiliye'nin Evet. kurulmasının fikri temeli atılmıştır. Fikri temeli atılmıştır. Şimdi hep beraber bakalım. İlk iki madde gerekçe. 3. madde amaç ve yöntem. Ve ilk defa ulus egemenliğinden bahsetme. Erzurum'a kongre toplayacağım. Toplanacak kongreye katılacağım. Sivas'a kendim kongre toplayacağım ve döneceğim bir ileride temsilciler kurulu kuracağım. Bunların hepsi programdır ya. Program. Program ne demek? Şimdi siz program yapmıyor musunuz? KPSS çalışanlar nasıl program yapıyorsunuz? Diyorsunuz ki ben cuma günü kütüphaneye gideceğim. Ben öbür hafta sonu bir dershanede deneme sınavına gireceğim. Bak bunlar hep hayatınızın programları. Öbür ay bizim baldızın düğünü var ona gideceğim. Doğru mu kardeşim? Oğlanın sünneti var. Ona bir yere gitme. Geleceğe doğru. Geleceğe doğru. Bir şeyleri belirlemek için yaptığın her şey plan veya program. O zaman Erzurum'a gideceğiz. Sivas'ta bir kongre toplayacağım. Damat tehdit. Eğer yapamazsan yeni bir şey kuracağım. Bakın bunların hepsi programdır. O zaman şu son 3 madde dediğimiz 1, 2 ve 3 madde milli mücadele neyini oluşturur kardeşim? Programı oluşmuştur. Bunları bak ne yaptık? Maddeleri tek tek çözmedik. Gelelim notumuza. Nazım not. Şunu bir al bakalım. Söyle notu. >> Bu genelgeye. Ali Fuat Cebesoy. Evet. >> Mukaddes ittifak veya kutsal ittifak demiştir. İttifak demiştir arkadaşlar. Bunu bir sınavda geldi. Dikkat tekrar gelecektir. İttifak adını vermiştir. Var mı başka burada? >> Ayrıca Mustafa Kemal Genelgeden sonra dikkat genelgeden sonra bir şey söylüyordu. Artık Anadolu İstanbul'a bağlı değil. Artık İstanbul Anadolu'ya bağlı değil. Tabi olmak zorundadır demişti. Bunu da neyden sonra söylediği soruluyor. Cevap eee genelgeyi yayınladıktan bir gün sonra mektupla söylüyor. Ayrıca Mustafa Kemal genelgeden hemen sonra göndermiş olduğu mektupta göndermiş olduğu mektupta bunu önemli kişilere gönderiyor. Mektupta artık İstanbul Anadolu'ya hakim değil. Bakın bu çok önemli bir laf. Hakim değil. Tabi olmak zorundadır demiştir. Evet bunu soruyorlar zaten. İşaretleme kısmına da işaretleyeceğim. Peki genelgemizin önemi ne? Söyle Nazım. Başla bakalım. >> Milli mücadelenin programıdır. >> Milli mücadelenin programıdır. Güzel. Gel al tekrardan. Milli mücadelenin programıdır. İki mücadelenin >> milli mücadelenin gerekçesi, amacı ve yöntemi belirlenmiştir. Zaten direkt çıkıyor böyle. Sınava girdin. Milli mücadelenin gerekçesi, amacı ve yöntemi ilk defa nerede belli olmuştur? Cevap Amasya Genelgesi dört defa sınav sorusudur. Ya bu cümleyle yani amaç, gerekçe yöntem nerede kardeşim? Hepsinin Amasya olduğunu bileceksin. Belirlenmiştir. Rahmet Nazım kapalı olsal üstü kapalı da olsa yani çok açık bir şekilde söylenmiyor. İlk defa ulus egemenliğine dayalı bir devlet kurulacağından bahsedilmiştir. Evet. Bunu da söyleyeyim. Şimdi hatırlayın. Mustafa Kemal önce Sivas'a gelmişti. Bir Elazığ Valiliğine giden Ali Galip'le karşılaştı. Sonra Erzincan'a gitti. Sonra mazotu bitti. Sonra Kazım Karabekir yolladı Erzurum'a geldi. Üçünde 9'unun gecesinde de istifa etti. O istifa ederkenki özellikle sine-i millet sorusu. Sine-i millet ne demek? Milletten biri olma. Ne demek? Tüm üzerine düşen vazifeden ve meslekten istifa etmektir. Onun kısa bir uzun versiyonu ders notumda var. Kısa bir versiyonunu yazalım. Evet. Mustafa Kemal. Mustafa Kemal. Amasya genelgesinden sonra dikkat veya bu ne demektir? Erzurum Kongresi'nden önce. Erzurum Kongresi'nden önce. Devam et Nazım. >> Erzurum ile. >> Erzurum ilinde hangi ilde istifa ettiği de soruldu. Hangiymiş? Erzurum'da. Erzurum ilinde >> 9. Ordu müfettişliği bak dikkat ve askerlik mesleğinden askerlik mesleğinden istifa etmiştir. İstifa etmiştir. Devam Nazım. Mustafa Kemal'in istifadan sonra yapmış olduğu ilk sivil çalışma Erzurum Kongresi'ne katılmaktır. Yapmış olduğu ilk sivil çalışma neymiş? Erzurum Kongresi'ne delege olarak katılmasıdır. Erzurum Kongresi'ne delege olarak katılmaktır. O katılmasıdır. Var mı başka? Nazım şeyi de yazayım. Nazım. Ayrıca istifadan sonra o zaman da bir yerde de söyleriz. Kazım Karabekir emrindeyim. Emrindeyim. Paşam ifadelerini kullanmıştır. Tamam. Peki Mustafa Kemal istifa mektubundan bir kesit ver bakalım. >> He buyur Nazım. >> Askerlik >> Nazım biraz bağır kurban olduğum. >> Yüce askerlik mesleğine. >> Yüce askerlik mesleğine. Evet. Mesleğimden. >> Evet. >> Bugün veda ve istifa et. >> Bugün veda ve >> istifa ettim. Evet. >> Bundan sonra milli ve kutsal gay. >> Bundan sonra milli >> ve kutsal gayemiz için her türlü fedakarlıkla çalışmak la çalışmak üzere. Evet. >> Sine-i millet. Buradaki en önemli kelime bu. Sine-i millete. Evet. Ferdi mücahit >> bir ferdi mücahit >> suretiyle >> suretiyle bulunmakta olduğumu >> oldu mu? Evet. >> Tamen arz >> tamimen yani genelgeyle, telgrafla demek ya duyuruyla demek. Tamimen >> arz ve ilan eylerim. Doğru mu arkadaşlar? Burada sine-i milleti bilmeden asla soruyu yapamazsınız. Bu neyle ilgili? Yani Mustafa Kemal ne diyor? Padişah Vahdettin'e yollamış olduğu telgrafta 9. Ordu müfettişinden ayrılsa dahi kendisi normalde askerlik mesleğine devam edebilirdi. Etmedi. Ondan da istifa etti. Zaten kendisinin 9. Ordu müfettişinden değil askerlik mesleğinden istifa mektubudur. Ve istifa mektubunda da ne demişti? Erzurum'da sine-i millete geri döndüm. Yani milletten biri oldum. Artık ferdi yani kişisel bir mücahit olarak bu vazifemi yani kendi vazifemi milletimi kurtarmak için devam edeceğim diyerek İstanbul'a gitmeye hem eee gitmemiştir hem de hem 9. Müfettişinden hem de askerlik mesleğinden istifa etmiştir. E şimdi ne yapıyoruz? Şimdi Erzurum'a doğru gidiyoruz. Hatırlayın Mustafa Kemal 3 Temmuz'da kongreye katılmak için nereye gelmişti? Tabii ki Erzurum'a geldi. Bu arada oyuncu değişikliği yaptık. Şu an Merve var. Bir Nazım geliyor, bir Merve geliyor zaten. Merve hoş geldin. Ne yapıyorsun? >> Hoş bulduk hocam. >> Nasıl gidiyor? >> İyi hocam. >> İyi. Hadi bakalım. Ankara'ya kış gelmiş. >> Yeni tüylü şeyleri giymeye başlamış. Kaşındırmıyor mu kız? Yok >> hocam. Hadi bakalım. Şimdi Mustafa Kemal 3 Temmuz'da Erzurum'a geldi. Kendisi biliyorsunuz ki normalde 10 Temmuz'da açılacak. Aslında 10 Temmuz Rumi takvime göre İkinci Meşrutiyet'in ilan edildiği gündür. Bunun miladi takvimi de 23 Temmuz'dur. Şimdi 10 Temmuz'da açılamayacak arkadaşlar. Hem 9'unda Mustafa Kemal istifa etmesi sebebiyle hem de aslında seçilen delegelerin bazı yerlerden engellemeler ve gelememeleri sebebiyle öyle söyleyeyim. Biraz geç açılacak. Geç açıldı dediğimiz 13 gün sonraya. Tabii burada şunu da söylemek lazım. 9'unun olduğu gün böyle Mustafa Kemal'in istifa gününe de denk getiriyorlar. Biliyorsunuz şimdi adam istifa etmiş. Yanındaki Kazım Dirik bile paşam ben bu belgeyi nereye vereyim? diyerek adamın istifa ettikten sonra görevinin olmadığını bildiğinden dolayı ne yapmaya kalkmış? Yani onun verdiği emirlerin geçersiz olduğunu aslında ilan etmiş. Allah'tan 15. Kolordu komutanı Kazım Karabekir odaya girip emrindeyim paşam dedikten sonra rahatlamıştır. Bunu da söyleyelim. İki eee tabii bu duygu da çok fazla. Şimdi sürekli olarak Mustafa Kemal'i tutukla emri geliyor. Kazım Karabekir'e. Bak ona rağmen yapmıyor. Yapsaydı dediğim gibi bambaşka şeyler konuşabilirdik. Ayın 9'u Ravlinson geliyor. Yani aslında şeyden bir gün önce Erzurum Kongresi'nden normal tarihinde açılış tarihinden bir gün önce Ravlinson geliyor ayak ayak üstüne atıyor. Paşam diyor ki duyduğuma göre siz diyor yarın burada bir kongre açacakmışsınız. Bu arada Yarbay Ravrinson eee Amerikan heyetlerinin içinde olduğu için Erzurum bölgesinde falan tetkik yapıyor. Ermeniler mi fazla, Rumlar mı fazla? Bölgede sanayi var mı? Yetecek para var mı? Biraz doğu bölgelerini teftişe gönderilen bir adam olarak düşünebilirsiniz. General Rowlinson'ı diyor ki Mustafa

Kemal'e "Böyle bir şey duyduk." diyor. "Doğru mu?" diyor. "O da doğru diyor. Milletçe karar verilmiştir. Yarın burada kongre açılacak" diyor. Diyor ki, "Ravin, kongre açmanız" diyor sizin için hayırlı olmaz diyor. Niye diyor Mustafa Kemal? Çünkü diyor eğer burada bir kongre açarsanız biz de diyor kuvvet kullanarak bu kongreyi dağıtırız diyor. Mustafa Kemal de şimdi ne diyecek adam? Mustafa Kemal söylemesi mi? Aa öyle mi? Ben bilmiyordum diyecek. Ne dedi Mustafa Kemal? Bu milletçe kararlaştırmış olduğumuz kongre yarın açılacak. Kuvvet kullanmanız takdirde bize karşı kuvvet kullanırız ve bu kongreyi de açarız. Görüşmemiz bitmiştir." dedi. Adamı resmen kibarca kovmanın bir başka yolu Ravrinson, Mustafa Kemal görüşmesi Erzurum Kongresi'nden bir gün önce yapıldı. Erzurum Kongresi bu sebepten dolayı toplanmazlık değil. Erzurum'a gelecek delegeler bir türlü gelemedi. Trabzon'dan geliyorlar. Sonuçta Bitlis'ten gelen var. Van delegeleri var. Efendim bu tarafta Rize delegeleri var. Böyle bir o Doğu Anadolu bölgesiyle Karadeniz bölgesinden gelecekleri için Sivas'tan gelenler falan engelleniyor mesela. Bayağı bir sıkıntı var. Neyse ayın en sonunda 23'ünde açılıyor. Bu arada Mustafa Kemal'e biliyorsunuz Rauf Forb normalde nedir? Bu bölgeye geldik dediğin zaman delege bile değillerdir. Çünkü delegenin seçimi daha evvelden yapıldığı için gelecek kişiler bellidir. Bazı kaynaklar 56, bazı kaynaklar 46, bazı kaynaklar 63. Bu bu hep değişmiştir. Ama şunu söyleyeyim Erzurum Kongresi'ne 50'nin üzerinde bir katılım var. Ortalama bizler de 63 diyoruz. Ama bu netliği var mı diye sorarsan hala yok. Kazım Karabekir'e göre 56 kişi mesela.

Şimdi kongre başlamadan önce Mustafa Kemal'e diyorlar ki paşam bu kongreyi düzenleyen heyet-i faal diye bir grup var. Siz bu grubun önce bir başkan olun diyorlar. Mustafa Kemal Erzurum Kongresi'nden önceki heyeti faale başkan oluyor. Sonra Erzurum Kongresi'ne katılabilirsin delege olması lazım. İki kişi yerinden istifa ediyor. Bir Cevat Dursunoğlu. İki >> Kazım Yurdalan. Kazım Karabekir değil bak Kazım Yurdalan. Bunların yerine kim geliyor? Mustafa Kemal Rav. Artık Mustafa Kemal Raufor delege mi başkan olabilir, başkan yardımcısı olabilir. Katlanlara el kaldırabilir, kaldırmayabilir. Bildiğin o kongreyle alakalı tüm yetkilendirmeler de aynı diğer delegeler gibi oldu. Şimdi Kazım Karabekir'in amacı ise Mustafa Kemal'i başkan seçtirmek. Çünkü emrindeyim paşam dediği bir kişiye tutup da kendisi başkan olup onun da bir delege olmasına da gönlü razı değil. Hem de bir jest yapmak istiyor. Ve Erzurum Kongresi 23 Temmuz'da açıldığında ilk başkanlık oylaması yapılıyor ve Mustafa Kemal büyük bir çoğunluğu alarak başkan oluyor. Burada buraya kadar tamam.

Mustafa Kemal başkan olduktan sonra arkadaşlar birçok mesele burada tartışılıyor. Normalde toplanış amacı Doğu Anadolu bölgesiyle Güneydoğu Anadolu şey Doğu Anadolu ile Karadeniz bölgesi ama alınan kararlara bakıyorsunuz. Birçok karar tüm yurdu ilgilendiriyor. O zaman bizim yurdumuz ne? Bölgesel amaçlı toplanmasına rağmen ulusal kararlar almış. Mesela ne karar almış? Bir, milli sınırlar içinde vatan bir bütündür. Bölünemez. Aslında böyle bir karar tüzükte de yok, bildiride de yok. Mustafa Kemal'in nutuk'undan okuyoruz arkadaşlar. Normalde Erzurum Kongresi'in bildiri ve tüzüklerin hepsini okudum. Aslında böyle bir şey yazmıyor. Ne yazıyor biliyor musunuz? Doğu illeri ve Canik yani Samsun ve Karadeniz illeri bir bütündür. Osmanlı'dan ayrılamaz diyor. Ama bunun yorumlamasında Mustafa Kemal nutukta ne diyor? Doğu illeri demiyor. Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür. Parçalanamaz. Bu birinci madde. Peki milli sınır nere? Şimdi bir de milli sınırımızı çizmek lazım. Mesela Arabistan bizim milli sınırımız mı? Musul bizim milli sınırımız mı? Milli sınır nereye ya? Belli değil ki. İşte o yüzden ileride milli sınırı belirleyen o Misak-ı Milli ileride ilan edecek. Ama Mustafa Kemal ne diyor şimdi? Misak-ı Milli demiyor. Milli sınan içinde vatan bir bütündür bölmez. Peki biz bu kararın aynısını nerede de görüyoruz? Misak-ı Milli'in de ilk maddesi. O zaman bana sınavda Erzurum Kongresi'nde kabul edilmiş hangi karar Misak-ı Milli' de aynen kabul edilmiş derse milli sınır içinde vatan bir bütündür. Parçalanamaz karardır.

İki ilk defa değerli arkadaşlar burada mandacılık direkt manda yazmıyor ama bunun anlamı bu. Yani eee biz diyoruz ki burada bize yardım etmek isteyen ülkeler var ise var bizim çağdaş ülkelerimiz kim Rusya kim atıyorum Hindistan sallıyorum kim şu Suriye fark etmez. Varsa bizden bir çıkarı yoksa bize yardım etmesini istiyoruz. Ne demek istiyorum? İşte sana silah veririm de Batum isterim. Sana silah veririm de Musul isterim demeyecekse eğer bize yardım etsin. Çünkü biz emperyalizme karşı mücadele ediyoruz. Ve bu yardımlardan dolayı dostluk köprüsü kurmak istiyoruz. Bak buraya kadar her şey var. Ama bunun yorumlamasında şu var. Hiç kimse bizi manda ve himayeye almazsa, ulusal topraklarımıza gözü olmazsa, bizden bir himaye ve koruma yapmayacaksa biz öyle yardımlarınızı kabul ederiz. Demek manda ve himaye kabul edilemezin ilk aşamasıdır. Direkt orada manda ve himaye kabul edilmez yazmaz. Biz Mustafa Kemal'in buradaki neye göre alıyoruz Merve? Nutuk'a göre alıyoruz. Anlaşıldı mı? Bir daha söylüyorum. Erzurum Kongresi'nin kararlarını açın bakın böyle madde göremezsiniz ama maddenin yorumlanışını Mustafa Kemal Nutuk da biz diyor mandacılığı ilk orada tartıştı diyor ve reddedildi. Biz de ona uyacağız. Çünkü gelen bütün sınav soruları Erzurum Kongresi'nde Manda ve İmanı ilk defa nerede reddedildiğini söyler? Erzurum Kongresi'e.

3. Kuvay-i Milliye etkin milli iradeyi hakim kılmak esastır. Kuvay Milliye ne? O zamanki bizim savaş gücümüz, silahlı kuvvetlerimiz etkin kılacağım. Ne demek bu? Kuvaymit Milliye ne yapacak? Düşmanı savaşacak. Düşmanı yurttan açacak. Yani bir ulusun bağımsızlığını sağlayacak. Peki devam ediyoruz cümle. Milli iradeyi hakim kılmak esası. Ne demek milli irade? Senin benim iradem. Senin benim milletin iradesi. Millet iradesi demek ulus egemenliği demek. Bunu üstü kapalı ilk defa nerede söyledin? Amasya genelgesinde. Ama şimdi burada açık açık ne diyorsun? İleride cumhuriyet rejimine geçileceğinin en güçlü ifadesi Erzurum'da verildi. Milli iradeyi hakim kılmak esastır demek. Ben ileride millete dayalı bir rejim olan cumhuriyeti benimseyeceğim demektir. Şimdi onunla ilgili bir olay anlatayım. Kongre açılmadan 3 gün önce eski Bitlis bu tasarrufu yani kaymakamı ki ondan sonra hep Mustafa Kemal'le beraber gezdiği için çok önemlidir. Mashar Müfit Kansu. Masar Müfit Kansu'un Atatürk'le beraber diye iki cilt kitabı vardı. İkisini de okudum. O başlığından beri yani Erzurum'a geldiğinden beri komple Mustafa Kemal hep yanında oldu. Masar Müfit Kansu. Kongreden 3 gün önce Mustafa Kemal'le oturuyorlar. Mustafa Kemal diyor ki eline bir kalem kağıdı al diyor. Kongre üzerinde çalışıyorlar. Ne yapalım, ne edelim, hangi kararlar alalım falan. Yaz diyor. Bir şu şu şu olacak. 2. Latin alfabesine geçilecek. 3. Fes kalkacak. Şapka giyilecek. Bak bak. Bunların adam hepsini daha evvelden masal müf kans yazdırmış ki zaten ya. Hatta bazı kaynaklar teşettür kalkacak yazar. Bazı kaynaklar yok orada der. Bazı kaynaklar var di. Böyle bir garip bir şey var. Ama Mustafa Kemal'in oradaki kastettiği özellikle Latin alfabesi fesin giyilip şapkanın yani fesin kaldırıp şapkanın giyilmesi ve Masar Müfit Kansu'ya Masar Müfit Kansu bir soru soruyor ya diyor tamam bunlarla ilgili karar aldık. Peki bizim şeyimiz ne olacak diyor. Yani rejimiz ne olacak? Vakti geldiğinde hükümet şeklimiz cumhuriyettir dediği an kalemi bırakacak masaüstü. Bak bir daha söyleyeyim. Vakti geldiğinde hükümet şeklimiz cumhuriyet olacaktır. Diyor Mustafa Kemal Erzurum Kongresi'en 3 gün önce ya Masar Müfit elindeki kalemi bıraktım diyor. Elinden kalem düştü diyor. Yani biz koca saltanatı yıkacağız Osmanlı'yı nasıl diyor cumhuriyet kuracağız diyor. Bunun maddelerini de anlıyor musunuz mu? Milli iradeyi hakim kılmak. Esastırmak lazım. Anlaştık. Bunu bir kere söyleyelim.

Başka kapalı halde bulunan Osmanlı Mebusan meclisi açılacak. Çünkü bir tane hükümet var başta damat verit gibi. E arkadaşlar meclis biliyorsunuz ki yasamadır. Yasama yürütmeyi ne yapar? Her zaman denetler. Ama denetleyemiyorsun ki. Çünkü yasama dediğin ayan ve Mevsan meclisleri çoktan kapatılmış. Kapatıldığından dolayı damat verildin her söylediği kanun oluyor ülkede. O yüzden biz istiyoruz ki kapalı halde bulunan Osmanlı Mevsan Meclisi açısın ki mevcut hükümeti denetlesin. Devam ediyor. Eğer bu dediklerimiz yapılmazsa yani Mevusan Meclisi açılmazsa o olmazsa bu olmazsa biz diyor kendimiz teşkilat kurarız. Osmanlı hükümeti dışında bir hükümet kurarız diyorlar. Bak ilk defa Osmanlı hükümeti dışında bir hükümet kurulması kararı gene nerede alınmıştır? Erzurum'da. Çünkü Amasya'da kurul diyor. Hükümet demiyor. Kurul derken kurul ne demekti? Dernek olabilir bu. Başka bir şey olabilir. Toplantı olabilir. Ama burada Osmanlı hükümeti dışında bir hükümet kurma kararı gene nerede alınmıştır? Erzurum. Erzurum'da alınan kararlara dikkat edin. Erzurum'daki kararlar çok ilginç kararlar. Artı Erzurum'da bakın dikkat. Kuvay-i Milli etkin milli iradeyi hakim kılmak esastır diyen Mustafa Kemal ve arkadaşları bir kararda da şunu diyor. Padişah ve hilafet kurtarılacaktır. Şimdi dikkat padişah ve hilafet dediğimiz yani padişahlık saltanat makamını ben kurtarırsam mantıken bu saltanat devam etmez mi? Eder. Peki saltanat tek kişinin egemenliği değil mi? Millet iradesi mi? Değil. O zaman mantıken biraz önce söylediğim millet iradesini hakim kılmaktır. Esastır maddesiyle bu madde çelişiyor. Peki neden Mustafa Kemal bu iki maddenin çeliştiğini bilmiyor mu? Bir tarafta millet iradesi derken bir tarafta padişah iradesi. Buradaki amaç saltanat yanlarını da kendi yanlarına çekmektir. Mustafa Kemal özellikle Vahdettin'e hiç ters düşmek zatir. Bunu da bilin. Mustafa Kemal milli mücadeleyi yönetirken Vahdettin ve Vahdettin taraftarlarına hiç ters düşmemeye hep yönünü İstanbul hükümetinden vuracaktır. Çünkü mesela Vahdettin'in doğum günü olmuştur. Mustafa Kemal kutlamıştır. Vahdettin'le alakalı bir şey olmuştur. Hemen Mustafa Kemal tebrik mesajı yollamıştır. Hatta istifa mektubunda bile kendisinin Vahdettini zor duruma düşürdüğünden bahsederek istifa etmiştir. Yani buradaki temel amaç ne? Saltanata saygı duyuyor. Vahdettin'in taraftarlarının yani saltanat taraftarlarının çok olduğunu biliyor. Ve bu kişiler eğer Mustafa Kemal şöyle deseydi: "Ben alayınızı yıkacağım. Vahdettin'i yurt dışına yollayacağım. Şunu yapacağım. Biz de cumhuriyeti kuracağız derse Mustafa Kemal bunu başarıya ulaştırmayı da kendi biliyor. Çünkü gezdiği bölgeler İç Anadolu, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu efendim o bölgelerde padişah yanları İstanbul'la beraber çok fazladır. Yani mesela öğüt kurullarını gönderiyor biliyorsunuz öğüt kurulları. Bu Mondros'dan sonra biliyorsunuz ki hani işgal edilen kenti oğlum işgal edecekler ama sen de sessiz kal denen kurullar. E kurullara niye şehzadeleri atıyorlar? Niye şehzadeler gitti dese padişahın selamı var deyince halk bir gal ayağına geliyor. Padişah emri çok fazla arkadaşlar. Şimdi biz o tek rejimli, tek adamlı rejimi olan böyle bir saltanatla yaşamadığımızdan dolayı anlayamıyoruz. Şimdi anlayamadığımız yerler var. Belki de o zamanlar biz de yaşasak belki de Mustafa Kemal'e belki de bizle karşı çıkacaktık. Ne yapıyor bu adam? Memleketi mi yıkmaya çalışıyor? Her yerde karşı çıkartıyor. Mondros'un 7. maddesini uygulatmaya mı çalışıyor? Der. Çünkü damat Vit gönderdiği bütün telgraflarda Anadolu'ya hep bundan bahsetmiş. Mustafa Kemal asi demiş lan. Hatta Erzurum Kongresi'en sonra Erzurum'a bir vali atanacak Reşit diye. Lan Reşit gelecek bir belediyenin önünde konuşma yapacak halkın önünde falan. Vali ya diyecek ki kardeşim iyi hoş da diyecek bizim Mustafa Kemal ve yandaşların arkadaşlarını Celalilere benzetecek. Celali. Celali ne demek ya? Osmanlı Devlet tek hatırlayın. Celali ayaklanmaları mı? Millet bir ayaklanacak valiye. Vali de daha sonra özür dilemek zorunda kalacak. Lafını geri çekecek. Yani birkaç tane celali var. Onları da biz bertaraf edeceğiz zamanında dedi. Erzurum'a atanan vali sonuçta İstanbul'dan atanan vali. Elazığ'a atanan vali gene İstanbul'dan atanan vali. Bu valiler kimin emrinde olabilir ya? İstanbul hükümetinin başkanı olan Damat Ferdi'nin emrinde. O yüzden bu tür kongreler yapılması gerçekten muazzam. Bunu yapmak çok zor. İkide bir her yerden tehdit var. Ravlinson tehdit ediyor İngiltere. Öbür tarafa bakıyorsun damat tehdit ediyor. Öbür tarafta vali tehdit ediyor. Öbür tarafta Kazım Karabekir'e diyorlar ki Mustafa Kemal'i tutukla da böyle bir atmosferde kongre yapmak inanın kolay değil. Ve aldığın kararları çok dikkatli seçeceksin. Aldığın kararlar çünkü tüm yurda duyuruyorsun. Aldığın kararlar bölgeyi ilgilendirmiyor ki. Tüm yurdu ilgilendiriyor. Evet. Görünüş bölgesel ama aldığı kararların tümü ulusaldır. Yani tüm yurdu ilgilendirir. Ve Erzurum Kongresi'en sonra çok önemli bir şey yaşanıyor. 9 kişiden oluşan ve sadece Doğu Anadolu'yu temsil eden 9 kişilik bir temsil heyeti oluşturuluyor arkadaşlar. Mustafa Kemal temsil heyetinin başkanlığına seçiliyor. Öyle söyleyeyim size. Ve 9 kişiden oluşan bu temsiliyeti Sivas'ta tüm yurdu temsil eder hale getiriyor. Ve TBMM'ye kadar ülkemizin yasama ve yürütme yetkilerinin yanında bir hükümet gibi çalışmıştır. Öyle söyleyeyim size. O zaman temsil heyeti nerede kuruluyor? İlk emaresi Amasya Genelgesine verildi ama nerede kuruldu? Erzurum'da kuruldu. Hadi bir Erzurum Kongresi diyelim başlayalım. Hazır mısın Merve? Hazırım. >> Hadi bakalım. Nazım gibi benim konuşmazsın inşallah. konuşmam diye. >> Geçen onu şey yaptım ya ben. Evet. Kongreye iki cemiyet topladı. Onları ben bir yazayım kendim. Bir tanesi değerli arkadaşlar vilayat-ı şarkiye. Bu bu konu hakkında bir şey daha söyleyeyim. ÖSYM son zamanlarda ısrarla söylüyorum kendi özel adıyla yazıyor. Evet. Vilayet-i Şarkiye Cemiyeti Erzurum Kongresi'en sonra ismini Şarki Şarki Müdafaa- Hukuk Cemiyeti yani hepimizin milli adıyla Doğu Anadolu Müdafaa Hukuk Cemiyetine'ne çevirecek ama eskisi gibi Doğu Anadolu Müdafaa Hukuk Cemiyeti demiyor. ÖSYM ne diyor? Vilayet-i Şarkiye. Sen diyor şarkinin ne anlama geldiğini bileceksin. >> Doğu. Doğu deyince şarkini gördüğün her şeyin de Kazım Karabekir olduğunu anlayacaksın. Doğu deyince aklına ne gelecekmiş? Kazım Karabekir, Biraç Şarkiye'nin önemli kurucular. Kazım Karabekir. Şarkimesi var efendim. İleride Şark Fatih diyeceğiz. Kim? >> Kazım. Şark bülbülü diyeceğiz. Kim? Fark etmez. Neymiş? Kazım Garip. Ben şark gördü mü ne yapacağım? Şak diye Kazım yapacağım. Anlaştık mı Murat? Şark gördüğünde ne yapacaksın kardeşim? Şark gördüğün örnek ileride bir tiyatrol gösterir. Şarkılı ibret kitabı. Şarkı şarkı kelimesi geçiyor mu? Geçiyor. O zaman cevap ne? Kazım Karabek. Bitti. Ben bunu size anlatayım. Kazım Karabekir'den soru elbet geliyor. Geldi. Dört defa sınav sorusu oldu KPS'de. Şarkılı ibret kitabı da daha gelmedi. O da gelecek ama Kazım Karabekir ister abimiz kitabını sordular. Kazım Karabekir'in 15. kolordu sordular. Emrin Deniz Paşa mı sordular? Farklı sınavlarda ne sorular geldi Kazım Karabekir'le ilgili. O yüzden Kazım Karabekir'e dikkat. Biraç Şarkiye doğru mu? MHC ve bir de her zaman söylüyor. Trabzon Muhafazayı Hukuk Cemiyeti. Evet bunlar toplayanlar gelelim. Ha bunlara destek veren kastam şurası da var. Lojistik destek ama düzenleyen bu iki cemet. Kongre öncesi iki kişi istifa etti. Cevat Dursun oğlu. Bir tane daha vardı. Kazım >> Yurdalan. Arkadaşlar bir kişinin soyadı varsa o soyadı kanunu görmüş demektir. Yani 34'e kadar yaşamış demektir. Bir kişinin soyadı yoksa Enver Paşa'nın soy ismi var mı? Yok. Çünkü Enver Paşa 1921'de şehit oldu. Doğru mu? Talat Paşa diyorsun. Niye Talat bilmem ne demiyor? Çünkü yok. Kazım Karabekir o zaman var. Demek ki bu adam 34'ten sonra yani birinin soyadı kanunundan önce öldüğünü o soyadı olmadığından anlayabiliriz. Yani o yüzden mesela bunları ikisi de yaşamış mı? Daha sonra yaşamış. Bell isfalar sonucunda kimler geliyor? Mustafa Kemal ile Rauf Orbay gelmiştir. Anlaştık mı? İkisi de yaşamış mı mantıken? Evet. Heh. Zay soyadı kanuns. Şimdi gelelim şu araya bir şey yazalım. Bölgesel olarak toplanmasına rağmen aldığı kararlar ulusal. Toplanış amacı bakımından bölgesel. Aldığı kararlar açısından ulusal. Ulusal ne demek? Yani tüm yurdu ilgilendirir demektir. Bazı kaynaklar dediğim gibi Kazım Karabekir 56 dese de biz toplamda kaç kişi diyoruz? 63 kişi diyoruz. Bölgesele 63 kişi önemlidir. Birazdan bir kıyaslama yapacağım Sivas Kongresi'en. Şimdi alınan kararları tek tek yazıyoruz. Alınan kararların özellikle değerli arkadaşlar şeyini ne derler ona? Eee yorum kısımlarını kırmızıyla yapacağız. Anlaştık mı? Başlayalım bakalım. Önce ilk alınan kararı söyle. Milli sınırlar içinde vatan bölün. >> Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, bölünemez veya parçalanamaz. Tamam. Bütündür, parçalanamaz hesabı. Peki bu karara iki tane yorumu var. Bir bu kararın aynısı Misak-ı Milli'nin de ilk kararı. Tamam. Misak'e ilk kararı. İkinci yorum en şey Merve. İlk defa milli sınırlardan bahsedi. Çünkü Amasya genelesi veya havzada var mıydı böyle şey? Yok. İlk defa milli sınırlardan bahsedilmiştir. Milli sınırlardan bahsedilmiştir. İkincisi ne yazacağız? Bu karar Misak-ı Milli'de de aynen kabul edilmiştir. Misak-ı Milli'de de aynen kabul edilmiştir. Sınava girdim. Erzurum Kongresi'en alınan hangi karar Misak-ı Milli'de de aynen kabul edilmiştir? Cevap Milli Say içinde vatan bir bütündür. Bölmez. Hadi yazdır bakalım. İkinci karar. >> Her türlü yabancı işgal ve >> Evet. >> müdahalesine karşı. >> Müdahalesine karşı. Evet. Hatta Osmanlı hükümetinin dağılması halinde >> Hatta Osmanlı hükümetinin dağılması halinde >> millet >> dağılması halinde. Evet. >> Millet kendisini topekün savunacak ve direnecek. >> Millet kendini topyekün savunacak ve direnecektir diyor Mustafa Kemal ve arkadaşları. Erzurum Kongresi. Evet yorumunu alalım. E yok yorum diyorum. Madde ikinci madde. Bak >> manda ve himaye kabul edilemez. >> Evet manda ve himaye kabul edilemez. Şimdi bunun iki yorumu var. Şimdi manda ve himaye bize dışarıdan yönetilen bir şey. Himaye anlamında, koruma anlamında kullanılıyor. Değerli arkadaşlar, manda ve himayecilik özellikle Amerikan ve özellikle İngiltere etrafında çok fazla dönüyor ve insanların kafası da çok karışık. Mandayı manda zannedenler mi ararsın? Gerçekten mandayı manda zannedenler var. E mesela Amerika'nın kendisine köylüler manda vereceğini falan zannetmiş. Mandacılığın siyasi bir şey olduğunu daha yeni çıktığı için kelimesel anlamda kimse bilmiyor. İşte Mustafa Kemal gibi insanlar bildikleri için anlatmaya çalışıyorlar dilleri döndükçe. O yüzden manda ve himaye kabul edilemez kararı bir dışarıdan geldiği için dış politikaya yönelik bir karardır. İki ilk defa manda ve himaye reddedilmiştir. Doğru mu? Yazalım iki tane yorumu. Bir tane yorum yapalım. Hayecilik defa reddedilmiştir. >> Manda ve himayecilik ilk defa reddedildi. Demek ki ileride bir daha sorun olacak. Bir daha reddedilecek. İlk defa reddedildi. Ayrıca bu neydi? Ayrıca bu dış politikaya yönelik bir karardı. Dış politikaya yönelik alınmış bir karardır. Alınmış bir karardır. Anlaştık. Evet. Güzel. Gelelim bir başka maddeye. Söyle bakalım. Kuvay-i Milliye'yi etkin, >> Kuvay-i Milliye'yi etkin, milli iradeyi hakim kılmak esastır. Milli iradeyi hakim kılmak esastır. Anlaştık mı? Var mı sıkıntı? Şimdi bak beraber çözümleyelim. Bu Kuvay-i Milliye amacı ne? Düşmanı yurttan atmak. Amacı ne? Amacı istiklalimizi sağlamak. Vatanın içine girmiş düşmanı temizlemek. Şimdi o zaman bunun bir amacı var. Bunun amacı şu değil midir? Ulusal bağımsızlık. Öğrencilerimize bugün ulusal bağımsızlık ile ulusal egemenliğin arasındaki farkı anlatacağım. Şimdi kelime birbirlerine çok yakın ama anlamlar birbirinden çok farklı. Şimdi milli iradede kelime manası olarak aslında ne demek? Halk egemenliği. Diğer adıyla ne? Ulusal egemenlik. Şimdi ikisinin arasındaki farkı anlatıyorum. Lütfen dikkatinleyin. Hazır mıyız Murat? Ulusun bağımsızlığı şu demektir. Seni bir ülke işgal eder. Topraklarına, senin topraklarına yabancılar gel. Seni zulmeder ve sen o yabancıları ülkenden kovmak için askeri bir hareket düzenlersin. Çünkü senin amacın bağımsızlığı kazanmak. Ulus egemenliği ise bağımsızlığı kazanıldıktan sonra veya önce fark etmez millete değerli arkadaşlarım millet yönetimi demektir. Yani ulusal egemenliğin rejimsel adı cumhuriyettir. Ulus egemenliği bir şeye halkın kanunları olsun, her şey olsun milletin karar vermesi demektir. O zaman birbirinden farklı kelimeler. Şimdi size bir soru. Hangisi olmadan hangisi olamaz? Hadi bakalım. Normal şartlarda. Hadi bakalım. Sizce hangisi olmadan hangisi olamaz? Ya bağımsız olmadan nasıl egemen olacaksın ya? Önce bir bağımsız olacaksın tabii ki. Yoksa bağımsızlığın elden giderse adam istediği rejimi getirir oraya. O yüzden bu bunun ön şartı. Yani ulusal bağımsızlık olmadan ulusal egemenlik çok zor arkadaşlar. Çünkü hak karar ver. Hak şuna karar verilmiş olabilir mi? Gel düşman sen beni işgal et diyor. Böyle bir karar olamı. O zaman ulusal bağımsızlık düşmanı yurttan atmaktır. Ulusal egemenlik aklınıza cumhuriyet gelecek. Tamam. Anlaştık mı? Güzel. Hadi bakalım. Devam edelim. O zaman ulusal bağımsızlık ve ulusal egemenlik o zaman bu maddeye göre birlikte gerçekleşecek. Şimdi gelen bir sınav sorusunu söyleyeyim. Erzurum Kongresi'en alınan hangi karar? Ulusal bağımsızlık ile ulusal egemenliğin birlikte gerçekleşeceğini öngörmüştür. Bak direkt kararı sordu. Anlaştık. Devam. >> Ulusal sınırlarda >> Evet. >> amacı olmayan herhangi bir >> Ulusal sınırlarda amacı olmayan herhangi bir devletten değil mi? Devletten >> dış yardım alınabilir. >> Dış yardım alınabilir. Sen bana silah ver, ben sana Musul'u vereyim. Sen bana silah ver, ben sana Mersin'i vereyim. Öyle bir şey yok. Sen bir kere bunu bir emperyalizmle mücadele olarak düşüneceksin ve sen bana silah yardımı yap. En çok silah yardımı Rusya yapacak. Neden? Bir, rejimi diğer rejimlere, kapitalizme karşı komünizm olmuş. 2. Bir Dünya Savaşı'da aynı cephede savaşırken onlardan ayrılmış. 3 artı emperyalist karşıtı olmuş. E tamam da böyle bir hükümetin mantıken emperyalizmle savaşan bir komşu devlete destek vermesi kadar normal bir şey olamaz. O yüzden başa geçen Lenin, Mustafa Kemal'in mektuplaşmaları da var. Tabii ki bizlere destek verecek. Artı Rusya'nın içindeki Azerbaycan, Rusya'nın içindeki işte Türkmenler, Kazaklar ve ileride eee Hindistan bölgesindeki değerli arkadaşlar Müslümanlar hep paralarını buraya gönder. Mesela Buhara Emirliği bayağı bir para gönderecek. Bu paralar değerli arkadaşlar Rusya aracılıyla bizlere bazıları silah olarak bazıları maddi olarak gelecektir. O yüzden resmi kayıtlara göre bize milli mücadelede en çok desteği Rusya vermiştir. Ama niye bunu sordular? Bir, Rusya'nın kendi güneş sınırlarını korumak. Güneş sınırı dediği Türkiye. Peki Türkiye giderse ne olur? Sıra bu sefer Rusya'ya gelecek. O zaman Rusya ön savunma hattını Türkiye'deki Mustafa Kemal ve arkadaşlara destek vererek yapmıştır ki milli mücadeleye bu destekten dolayı da eee itafetleri belli bir süreden sonra çekilecekler. Peki farzı misal tam tersi olsaydı İngiltere Fransa bu işi başarıya ulaştırsaydı sıra Rusya'ya gelecekti. O zaman Rusya güney sınırlarını korumak altına adı altında da bize para göndermiş mi? Cephane ve yardım yapmış mı? Sebeplerinden bir tanesi bu. İki rejimleri birbirinden farklı. Rusya'nın artık emperyalist bir devletten emperyalist olmayan bir devleti ve karşı olan bir devlete dönüştüğünü görüyoruz. Anlaşıldı mı? Yani aslında Rusya'nın temel amacı da güney sınırlarını korumak. Evet. Yazalım bakalım. Güm. >> Milli Mücadeleye en fazla desteği, >> Milli Mücadeleye en fazla desteği resmi olarak, bunu ısrarla söylüyorum, resmi olarak kim vermiştir? Sovyet Rusya vermiştir. İki defa sınav sorusu olmuştur. Haberiniz olsun değerli arkadaşlar. Tamam. Devam edelim. Bir başka madde. >> Hristiyan azınlığa. >> Hristiyan azınlığa. Evet. Siyasiyor. >> Siyasi ve sosyal dengemizi bozucu >> ayrıcalıklar verilemez. Bunun yorumunu da şöyle yapayım ben size. Bu ayrıcalıkları Osmanlı Devleti ne ile verdi? Tanzimat ve ıslahat fermanlarıyla verdi. O zaman burada ne var? Tanzimat ve ıslahat fermanlarına bir tepki var. Devam. Bir başka mı madde? >> Ulusal güçler, padişahı ve >> ulusal güçler yani kastettiği Mustafa Kemal'in kendi gücü padişahı ve saltanat makamını değil mi? >> Evet. >> Ve saltanat makamını düştüğü bu durumdan kurtaracaktır. Düştüğü bu durumdan kurtaracaktı. E hocam ne durumuna düşmüş koca padişah? Hocamı padişah bir kere Mondros'tan 3 ay önce gelmiş. Geldiğinde zaten savaşı itiraf devletleri kazanmış. Mondros imzalıklar başa çaresi kalmamış. Ama bunun ardına bir de kendi sarayına dahi Yunan Avarov gemisi namlusunu şey yapmış, ona döndürmüş. Herhangi bir farklı emir verdiği zaman sarayı bile yıkacaklar. O yüzden hatırlayın Dolmabahçe Sarayıan dedim ki Yıldız Sarayına taşındı. Şimdi ben neyi anlatmaya çalışıyorum? Padişah kendisi bağımsız ve özgür şekilde bir karar veremiyor. O yüzden Mustafa Kemal de ne diyor? Seni bu durumdan kurtaracağım. Dikkat. Ama bu maddeyle şu madde birbirine terstir. Niye terstir? Çünkü bir tarafta millet iradesi diyor. Diğer padişahım seni kuruyor. Peki sen padişahı kurtarırsan o zaman saltanat veya padişahlık devam etmez mi? Eder. Ederse şunun olma ihtimali var mı? Yok. Olursa bile kısmi meşruiyet gibi olur. Anlaştık mı? Evet. Hadi bakalım. Yorumunu yapalım. >> Bu madde >> ne? >> Bu madde ulusal egemenlikle >> bu madde ulusal egemenlik ilkesi ile >> çelişse de >> çelişse de amaç neymiş? Amaç saltanat yanlılarını değil mi? Yanına çekmekmiş. Mustafa Kemal'in amacı bu. Evet. Bir başka madde. Merve. >> Kapalı halde bulunan. >> Kapalı halde bulunan. Kapalı halde bulunan. Kapalı çarşımı ne? >> Osmanlı meclisi. >> Osmanlı meclisi. Evet. >> Açılacak. açılacak >> ve hükümet bu yolla denetlenecektir. >> Ve hükümet bu yolla denetlenecektir. Hükümet bu yolla denetlenecektir. Burada Damat Ferit'in denetlenmesini istiyoruz. Çünkü damat Ferit abidık bu kararlar alıyor. Doğru mu? >> He o zaman bizler de bunun yorumsal anlamda mavi mi yapmış? Mavi nerede? Şurada. Evet. Yorumu var mıydı bunun? >> Tabii hocam. >> Yap yorumunu bakayım. Damat Ferit Paşa hükümetinin >> Damat Ferit Paşa hükümetinin Evet. >> yaptığı faaliyetler, >> yaptığı faaliyetlerin Evet. >> faaliyetler denetlenmesi istenmiştir. Denetlenmesi amaçlanmıştır. Evet. Hem de milli irade vuku bulsun istiyoruz. Bir başka madde mi? >> İstanbul hükümeti. >> Başka madde değil mi hocam? >> Evet hocam. >> Bunu bir kırmızıyla bir şey yapayım. Evet. Söyle. İstanbul hükümeti. >> İstanbul hükümeti. Dikkat bu madde çok kıymetli. Evet. >> Vatanı korumadığı takdirde >> Vatanı korumadığı takdirde Evet. >> Bu gayeyi gerçekleştirecek. >> Bu gayeyi gerçekleştirecek. >> Geçici bir hükümet kuracak. >> Geçici bir hükümet kurulacaktır. İlk defa hükümet kurulmasından bahsediyor. Hükümet kurulacaktır. Dikkat. Bu madde önemlidir. Bu maddenin yorumunu da size şöyle maviyle yapayım. Ne diyelim buna? İlk defa Osmanlı hükümeti dışında değil mi? >> Bir hükümet kurulması kararı alınmıştır. Bir hükümet kurulması kararı alınmıştır. Dört defa sınav sorusu olmuştur. Nasıl geliyor peki? Mine mücadele döneminde Osmanlı hükümeti haricinde bir hükümet kurması kararı ilk defa nerede alınmıştır? Cevabı Erzurum Kongresi. Ya Erzurum Kongresi çok önemli ya. Amasya'da ne yapılacağını söylüyor. Bunların hepsini Erzurum'da gerçekleştiriyor ve burada 9 kişiden oluşan bir temsilciler kurulunda hemen kurulduğunu söylüyor. E bu da hükümet gibi işte adam dediğini yapmış. Ama burada şunu da söylemek lazım. Erzurum Kongresi Amasya Genelgesien daha fazla soru olmuştur. Bak söylüyorum. Çünkü alınan kararlar her biri yani çok önemli. Resmen Osmanlı hükümetine diyoruz ki senden ayrı bir hükümet kuracağız demeye getiriyoruz. Çok çok kıymetlidir. Şimdi bu tarafa doğru geçelim. Merve bir dikkat. İki notumuz var? Ne oldu? >> Nereye? >> İyi mi? >> Tamam kardeşim. Biz de sazcıya göre uyuyoruz işte. Ne yapık? Yapacak bir şey yok. Oldu mu? >> Evet. Bir dikkat iki not hazır bakalım Merve. >> Erzurum Kongresi'nin sonunda. >> Erzurum Kongresi'in sonunda. Evet. >> Başkanlığını Mustafa Kemal'in yapacağı. >> Başkanlığını Mustafa Kemal'in yapacağı. Evet. >> 9 kişiden oluşan >> 9 kişiden oluşan >> heyet temsiliye kurulmuştur. >> Heyet-i Temsiliye kurulmuştur. Heyet-i Temsiliye kurulmuştur arkadaşlarım. Heyet-i Temsiliye veya Temsilciler Heyeti veya Temsilciler Kurulu üçü de aynı kelimedir. Aslında orijinali budur. E yani ifadeyi ÖSYM nasıl vermek zorunda aslında? Bu şekilde. Evet. Var mı başka? >> Şunu söyleyelim. Bu kurul TBMM açılana kadar öyle söyleyeyim yasama ve yürütmeyi yürütmeyi sürdürmüştür. Anlaştık mı ya? Onun gibi hareket bir hükümet gibi hareket etmiştir. Gelelim ikinci nota. Söyle bakalım. >> Siz bundan evvel olduğu gibi >> Evet. 15. Kolordu komutanı Kazım Karabekir. Ne görürsek Kazım Karabekir yapacaktık hep? >> Şarkı güzel. Kazım Karabekir söyle bakalım. >> Siz bundan evvel olduğu gibi. >> Siz bundan evvel olduğu gibi bak. Vay anam vay. Çok zordur bu lafları söylemek. Evet. >> Bundan böyle de. >> Bundan böyle de. Evet. >> Bizim kumandanımızsınız. >> Bizim kumandanımızsınız. emrinizdeyiz. Paşak. Arkadaşlar bu lafı verdiler. Sınavda da sorusunu da sordular. Bunun ne kadar önemli olduğunu şöyle anlatayım. Bugün askerlikten istifa etmiş olan bir general bugün şuraya gelse bak askerken farklı, sivilken farklı. Paşam geldi deri. Sonuçta memlekete TSK'ya hizmet etmiş. Çay ısmarları şu ama paşa şunu diyebilir. Çay getir onu getir. Bunu diyemez. Bir kere istifa etmiştim. Doğru mu? Evet, biz onun yaşına hürmeten, bulunduğu daha evvelki konuma hürmeten bir şeyler yapabiliriz ama biz onun askeri değiliz. Sonuçta neyiz biz burada? Siviliz. Şimdi bizim bunu anlamamız çok zor arkadaşlar. Çünkü dünya tarihinde ben ilk defa böyle bir olay aşağıdım. O kadar dünya tarihi okudum. İstifa etmiş bir tüm generalin dikkat bir kolordu komutanının ordu komutanının gelip ona da paşam ben senin emrindeyim demesi. Kaç kere şahit oldunuz ömrünüzde? Böyle bir şey normalde demesi mümkün mü? Ya sana soruyorum. Demesi mümkün mü? Ben istifa edeceğim. Bizim şu an TSK'da görevli bir general gelecek. Ramazan ben ordumla arkandayım diyecek. Der de ne manada der acaba? O yüzden bunun mümkün değil böyle bir şey olması. Der mi Allah'ını seversen ya ikimiz de kim takar? Ramazanı istifa etmiş gitmiş. İşte Kazım Karabekir'in büyüklüğü burada. İşte bunu o egoyu yeneceksin. O rütbeden kendini sıyıracaksın da bu lafı edeceksin. Büyük olay. Ya tutuklasaydı her zaman onu söylüyorum. Ya tutuklasaydı ya tutuklayıp İstanbul'a gönderseydi acaba ne olur? E Mustafa Kemal'i Erzurum'a gitme sebeplerinden tabii tabii ki Kazım Karabeki çok evvelinden tanıması. Onun öyle bir karakterde olmayacağını bilmesi tabii. Bir de Robinson'ı söyleyelim. Söyle bakalım. Mustafa Kemal ile İngiliz General >> Yarbay mı olsun? Hadi senin rütbesini düşürel hadi. Ravinson >> 9 Temmuz dikkat buraya yani şuraya bilerek yazıyorum. Temmuz 1919'da normalde Erzurum Kongresi'nin açılmasından bir gün önce açılmasından bir gün önce şöyle yazım Erzurum Kongresi'nin toplanmaması için toplanıp toplanmayacağı ile ilgili tartışmışlardırcağı ile ilgili tartışmışlardır. Mustafa Kemal Ravlinson'a. Bunun devamı nasıl olacak merak ediyorum. Yazıyorum ya. Ravlinson'a. Bu milletçe alınmış bir karardır. Alınmış bir karardır. Sonra da ne söylüyor? En sonunda da görüşmemiz bitmiştir. Evet, görüşmemiz bitmiştir demiştir. Evet, sonuçta önemli bir söz. General Renson'la Mustafa Kemal'in arasında geçen önemli. Merü sen şunu bir al bakayım. Evet. Erzurum Kongresi bu. Bir de Masar Müfit >> şeyin Kansu'un >> ileride rejimi sorduğu zaman neydi? Vakti gelince şekli hükümetimiz yani hükümet şeklimiz cumhuriyet olacaktır. Kongre 23 Temmuz'a açıldığından dolayı 3 gün önce 20'sinde söylemese artı kongrenin açıldığı günü bir kere daha söylüyorum Rumi takvime göre 10 Temmuz'da açılıp ik meşe miladi takvime göre de bu 23 oluyordu. 23'ü ikisinde de amaç oraya bir vurgu yapmaktır değerli arkadaşlar. Tutar mı tutar? Bir gün soru sorar. İk meclisiyete ittif edilerek açılan kongre her zaman söylüyorum. Yani bunlara dikkat etmek lazım. Bu arada biz önemli ve büyük kongreler işlerken ülkenin dört bir tarafında da kongreler yapılmaya devam eder. Özellikle Yunan işgalinin olduğu Balıkesirde, Alaşehir'de efendim ilk milli mücadelenin orada başlatılan alaylı mücadele 172 alaylı Ayvalık'tı Ali Çetinkaya. Hemen bu tarafa bakıyorsun yani Erzurum'dan hariç Oltu'da Oltu Kongresi var. Kars Kongresi var. Birçok kongre var arkadaşlar. Edirne Kongresi, Löburgaz Kongresi. O zaman aslında birçok kongrenin olduğunu da size söyleyeyim ama bunlar arasında özellikle Balıkesir Alaşehir Kongreleri Hacim Muhittin Bey tarafından toplanmış. Amaç ne? Yunanlılara karşı nasıl hareket ederiz? Nasıl yaparız, nasıl ederiz tartışmış. Peki Pozantı nerededir? Bir kere sen önce Pozantı'nın yerini bilmen lazım. Pozantı Adana'nın Niğde'ye doğru son ilçesidir. Dikkat. Pozantı bu noktada niye kıymetlidir? Onu anlatayım. Adana'yı Fransızlar işgal edince Adana'nın vilayet merkezi Pozanti'ye taşınmıştır değerli arkadaşlar. Yani Pozantı bir dönem Adana vilayetinin yerini görmüştür. O yüzden kongreyi de 5 Ağustos 1920'de Fevzi Çakmakla Ağustos'taki Adana sıcağına düşün o zaman kapalı bir alanda olması beklenemez. Bir ağacın altında Pozantılılar bilir. Orada bir kahvehanede yapılmıştır. Öyle söyleyeyim size. Ve orada da Güney Cephesi ile alakalı önemli kararlar almıştır. Demek ki Balıkesir ve Alaşehir kongreleri Yunan'a karşı yapılırken Pozantı Kongresi Fransızlara karşı yapılmıştır. Anlaşıldı mı? Buradaki Balıkesir Alaşehir'de Yunan'a karşı nasıl mücadele ederiz? Cephemiz nasıl olmalı? Kuvay-i Milli'yi nasıl teşkilatlandırırız? Buralara silaha nasıl veririz? Ama biz bir taraftan da unutmayın ki padişah ve saltanat makamına da saygılıyız demişlerdir. Hacım Muhittin Beyler. Evet başla bakalım. >> Hacıım Muhidin Bey. >> Hacım Muhidin Bey. Evet. >> Toplamış >> ya çok önemli bir adam. Şimdi biz bunları böyleyip böyle yazıp geçiyoruz ya. O kadar önemli adam. Hacı Muhidtin Bey hakkında yakalama kararı çıkartmıştır. Osmanlı hükümeti. Damat Ferit var ya damat Ferit yakalandığı yerde derdest edilsin diye bu adam hakkında. Çünkü bu da şey Yunan'a karşı şey yapıyor ya. Ne dedi damat? Beni dedi öyle yakalamayın. Geçin bir Yunan birliğinin başına da beni öyle tutuklayın dedi. Lafa bak lafa küf bak hiç küfür yok. Ben milli bir tane küfür duymadım. Gerçekten söyle. Bir tane küfür yok ama bazı laflar küfürden beter. Bak Merve gerçekten söyle. Hiç Atatürk zamanı hiç küfür duyuyordunuz mu arkadaşlar? Bir yazında, bir yayında bir küfür Türkiye'de 1960'tan sonra icap olmuş. Açık söyleyeyim size. Küfür denen şeyin şeklen de değişmesi. O zamanlar bu arada küfür edilen şey yani o günkü şartlarda bir şey söyleniyor ya. O günkü anlamda küfür algılanmıyor. Ama mesela bugün algılanan birçok kelime var gibi düşünün. Hiç küfür yok. Herkes saygı çerçevesine birbirine laf sokuyor. Ben buna net şahidim. E Mustafa Kemal o kadar kitap okuyan adam bu kadar da bilgi sahibi olunca bakın Hacı Muhidtin Bey de ne diyor. Siz öyle yapmayın diyor. Bir Yunan birliğinin başına geçin. Beni öyle tutuklayın diyor. Senin Yunan'dan ne farkın var diyor. Benim gibi vatanseveri alıp tutuklamaya kalkıyorsun. İşte Hacı Muhittin Beyler o yüzden çok önemli. Devam. >> Toplanmıştır. >> Toplanmıştır. Evet. Devam edelim. >> Batı cephesi kurulmuştur. >> Batı cephesi kurulmuştur. Kime karşı? Tabii ki Yunan'a karşı. Evet. Hı hı. >> Gerektiğinde Yunanlılara karşı. >> Gerektiğinde ama değil mi? >> Yunan'a karşı. Dur burada dikkat. İzmir ve çevresi kimden an kime verilmişti? İtalya'dan. İtalya'da ikide bir bize demiyor mu? Bırakın onları işgal etmesin. Biz işgal edelim. Bak biz daha yumuşaklar. Bakın Antalya'da yaptıklarımız ortada. Kurban diyoruz. Kurban bayramını kutuyoruz. Lan askerlerimiz oruç tutuyor ya. Anlayın yani yumuşak bir işgalden bahsediyor. Yani diyor ki bak biz işgal etseydik hiç böyle olur muydu diyor. Sen de aynısı olurdun da oralar sana verilmediği için Yunan'a düşman oldun. Yunan'a düşman olduğun için 15 Mayıs 1919'da eee hapishaneleri boşalttırdı İtalyanlar. O İtalyanlar hapishaneleri boşaltınca bizim Türkleri de hapishaneden kaçıyorlar. İşte o yüzden 15 Mayıs'ta büyük kargaşa oluyor İzmir'de. İşte Mahşerda kitapta yazdık. Şimdi buradaki bütün mesele ne biliyor musun? İtalya'nın Yunan'a karşı düşman olması. İtalya'nın Yunan'a karşı düşman olması sebebiyle düşmanın düşmanı ne oluyor şimdi? Dostun gibi bir şey oluyor. O yüzden biz de diyoruz ki Yunan'a karşı gerekli kimden yardım alırız? Aslında İtalya'dan. İtilaf'larından kastettiği kim? İtalya. Evet. >> Gerektiğinde Yunan'a karşı diğer itilaf devletlerinden yardım alınabilir. Devam. >> Mustafa Kemal bu kongreye katıldı. >> Evet. Mustafa Kemal'in katıldığı bir kongre değildir arkadaşlar. Mustafa Kemal katılmamış. Şimdi beni dikkat dinleyin. Mustafa Kemal tarihte dört kongreye katılmıştır. Bunlar Erzurum, Sivas, Afyon, Pozant. Erzurum sıralaması da böyledir. Sivas Afyon 2 Ağustos 1920. Pozantı 5 Ağustos 1920. Oradan oraya geçmiştir. O yüzden dört kongreye katılmıştır Mustafa Kemal. Aşağıdakilerden hangisi? Mustafa Kemal'in milli mücadele döneminde katıldığı kongrelerden biri değildir. Neyi yazarlar sana? Balıkesir ya da neyi yazarlar? Alaşehir. Anlaştık mı? Devam. İki tane notumuz var mı? >> Batan >> Evet. >> Galip hoca. >> Evet. Dur.

Galip Hoca. Kesin miting adamı ya. Ben net eminim ya. Neden diyeceksin arkadaş, her yerde ismi değişir mi ya? Ben de yazdım diye bir kitabı var. Eee Mahmut Celal Bayar, ülkemiz iktisat bakanlığı da yapacak çok önemli bir şahsiyet. Mahmut Celal Bayar bu dönemde inanılmaz Batı Anadolu ve Trakya'yı dolaşacak, tek tek her yerde de ismi farklı. Oraya gidiyor, isim değiştiriyor. Buraya gidiyor. Hani Trabz Kak Mustafa Gazetesi Şerif Bey gibi düşünün. Her yerde isim değiştirmiştir. Ama bilinen isimleri Reşad-ı Sani ve Galip Hoca takma adlarıdır. Onu da size söyleyelim. Galip Hoca takma adıyla 5 kaldı.

>> Evet. Kimmiş?

>> Celal Bayar.

>> Celal Bayar.

>> Kongreler düz...

>> Kongreler düzenlemiştir. Kongreler düzenlemiştir. Şimdi ikinci notumuz Mustafa Kemal'e hangi kongrelere katıldığı ile alakalı. Mustafa Kemal tek yazayım arkadaşlar. Zaten bu da sırayladır bu arada, onu da söyleyeyim. Erzurum, Sivas, Afyon ve Pozantı kongrelerine katılmıştı. Ancak Pozantı'nın bir önemi var. Evet. Buradaki arkadaşlar, Pozantı Kongresi'nin önemi, birincisi bu Yunan'a karşı değil, Fransa'ya karşı. Artı milli mücadelenin son kongresi. E bu mantıken Mustafa Kemal Milli Mücadele'nin son kongresine katılmışsa, bu Mustafa Kemal'in de katıldığı son kongredir. Son kongreye Mustafa Kemal katılıyor. Mantıken ondan başka kongre olmayacağına göre, Mustafa Kemal'in katıldığı son kongre Pozantı. Yazalım o zaman. Mustafa Kemal'in katıldığı son kongre. Parantez açıyorum. Ne yazıyorum? Milli Mücadele'nin de son kongresi. Doğru mu?

>> Başka da yok. Katıldığı son kongre Pozantı Kongresi'dir. Değerli arkadaşlarım, bunu da söylemiş olalım. Zaten bunu da zaten burada yazıyorduk herhalde. Buraya niye yazdıysak bu kadar?

>> Y tam yaz.

>> Yaz burada da var ya Pozantı. Hadi Alaşehir'i yazalım. Alaşehir Manisa'nın bir ilçesidir. Gene kim topladı?

>> Hayri Muhittin Bey toplamıştır. Devam.

>> Batı Anadolu'da devam eden direnişin...

>> Batı Anadolu'da devam eden direnişin. Evet.

>> Direniş gözden geçirilmiştir. Eksikler tamamlanmıştır.

>> Direniş gözden geçirilmiştir. Özellikle bir yer. Evet, İzmir var ama Aydın. Aydın. Şimdi Aydın'ı bilmeyen arkadaşlar şöyle söyleyeyim. Aydın işgal edildikten sonra Yunan, ertesi İzmir'den sonra işgal ediliyor ya arkadaşlar, sürekli Kuvay-i Milliye o bölgeye akın yapıyor. Özellikle Nazilli Kongresi de var burada. Sürekli akın yapıyoruz. Bir bölgeyi alıyoruz, geri çekiliyoruz. Hani alıyoruz, sonra Yunan saldırıp bizden geri alıyor. Lan bir daha yapıyoruz, bir daha alıyoruz. Bir daha Yunan giriyor. Yunan girdiğinde bir de yakıp yıkıp, özellikle inanılmaz soykırım davranışlar sergilediğinden dolayı artık halk dağlara doğru çekiliyor. Şimdi özellikle Aydın iki defa Kuvay-i Milliye tarafından kurtarılmış. İki defa da tabii mantık, üç defa da Yunanlılar tarafından işgal edilmiş. Peki Yunan her kaybettiğinde geri geldiğinde daha fazla hınçla gelmiştir. O yüzden birçok insanımız Aydın'da şehit edilecek. O yüzden Aydın'da efelerin çıkması boşuna değil. Doğru mu? Hangi efe var orada? İki tane. Bir tanesi önce Çerkez, tabii o Balıkesir tarafında ama Aydın'da kim vardı söyle bakalım.

>> He, Yörük Ali Efe var.

>> Aynen öyle. Yörük Ali Efe gibi insanlar. Hatta neler teklif ediliyor Yörük Ali Efe'ye? Gel dediler, Yunan'ın yanında savaş. Biz sana para verelim. Yörük Ali Efe'nin şeyini biliyor, reddetmiştir. Mesela Yörük Ali Efe büyük adam. Yıllarca bazı yanlış ders kitapları birbirinden kopyalayınca Yörük Ali Efe'yi tuttular da Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne isyan eden isyancılar arasında gösterdiler. Saçma sapan böyle. Ulan o isyancının heykelini Aydın merkeze niye dikiyoruz o zaman? Hiç bunu diyen yok. Yörük Ali Efe çok önemli bir adamdır. Öyle söyleyeyim size arkadaşlar. Aydın dediğim gibi sürekli olarak kurtulmuş ve maalesef ki Yunan işgaline maruz kalmıştır. Aydın, Aydın, güzel Aydın. Ah bir kere de kurtulaydın, o dönemin ünlü sözüdür der. Tamam, hadi bakalım devam.

>> Evet.

>> Paris Barış Konferansı mı?

>> Paris Barış Konferansı. Evet.

>> Görevlendirdiği...

>> Evet.

>> Yunan zulümlerini inceleme komisyonu.

>> Yunan zulümlerini inceleme komisyonu. Bunun aynısını bizler Sakarya Meydan Muharebesi'nden sonra yapacağız. Evet.

>> Raporlar hazırlamayı da amaçlamıştır.

>> Raporlar hazırlamayı da amaçlamıştır. Evet. Bunları söyledikten sonra Pozantı Kongresi'ne geçelim. Mustafa Kemal ve Fevzi Çakmak birlikte katılmışlardır. Fevzi Çakmak birlikte katılmışlardır. Pozantı bir kere daha söylüyorum, Adana vilayet merkezi yapılmıştır. Merkezi yapılmıştır. O zaman Adana'yı alanlar şimdi nereye saldıracaklar Merve? Nereye doğru saldırıya geçecekler? Pozantı'ya. Pozantı'da işte birçok zorlukla karşılaşacak. Çünkü Pozantı çok dağlık bir yer ve yol iz bilmiyorlar. O yol iz bilmemelerini Adana Cephesi'nde anlatacağım. Tamam. Adana vilayet merkezi yapılmıştır. Milli mücadelenin son kongresi olmuştur. Son kongresi olmuştur. Evet. Biz bunları söyledikten sonra gelelim neye? Tabii ki işaretlemeye. Merve, tut bakalım bunu bir. Hadi bir işaretleyelim bakalım. Ne kadar ağır konular değil mi ya? Merve, hiç öyle düşündüğü gibi falan değil yani. Milli mücadele, yazık dönemi gerçekten algınızın çok iyi olması lazım. Bu baştan iki bol soru çözmeniz lazım. Hemen zaten bununla ilgili Amasya Genelgesi, Havza Genelgesi, AGES soru bankası, KPSS fark etmiyor. Orada Havza, Amasya, Erzurum'a mesela orada tek alacak. Hemen onu da çözüyorsunuz. Böylelikle hemen bu videonun arkasına ünitenin bitimini beklemeden hemen sorusunu çözüyoruz. Başlıyoruz.

1. Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişliği görevinde Samsun'a gönderilmesinin sebepleri, yani aslında hükümetin ve padişahın istekleri bunlardır. Peki Mustafa Kemal Havza Genelgesi'ni yayınladı. Bazı İngiliz kaynaklarına göre isyan bayrağını, İngiliz tarihçiye göre ilk açtığı yer neresi? Havza. Nereden anlıyorum? Bir, çünkü milli bilinci uyandırmak için yayınlıyor. İki, çünkü maddelerin hepsi Mondros'a ters. Niye? Ordular dağıtılmayacak, silahlar toplanmayacak. Halbuki Mondros ne diyor? Ordular dağıtılacak diyordu. Doğru mu? Silahlar teslim edilecek. Bak şu madde direkt Mondros'a karşı çıkıldığını ve mantıken de isyan bayrağının ilk açıldığı yere adamın yaptığı yorum doğru yani. Devam ediyorum. Peki protestolar yapılırken niye ben masum halka zarar vermeyeceğim? Onlar bana veriyor. Ama Mustafa Kemal diyor ki, arkadaşlar eğer sen diyor masum halka zarar verirsen, bunlar Mondros'un 7. maddesini hemen uygulamaya koyacaklar. Artık masumu öldürmek bize yakışmaz diyor. Amaç ne? Haklıyken ne durumuna düşmemek? Haksız duruma düşmemek.

Geldik buraya. Amasya Genelgesi. Dikkat. İmzalamayanlar kimdir arkadaşlar? İmzalayanlar 5 kişi. İmzalayanlar 1,5 milyon insandır. Mantıken. O mantık gütmüyoruz. O mantıktan şu, Mustafa Kemal hep yanında olduğuna inandığımız insanların bazılarının genelgeye katılmadığını görüyoruz. Ve bu soru çıktığında ne vermişlerdi cevabı? İsmet İnönü. Ama bir daha sorarlarsa illa İsmet İnönü vermeyebilirler. Seçeneklere ne verebilirler? Ali Fethi Okyar. Halbuki Ali Fethi Okyar'la biliyorsun Minber Gazetesi'ni çıkarttılar. Minber iki defa sınav sorusu oldu KPSS'de. Dikkat. Peki neden Mustafa Kemal Havza'yı yayınladığı gibi tek başına, neden Amasya Genelgesi'ni tek başına yayınlamıyor? Milli mücadeleyi kişiselleştirmekten çıkarmak ve halkın desteğine bu komutanlar, sevilen komutanlar olduğu için almak.

Geldik Amasya Genelgesi'nin ilk üç maddesi herkes tarafından bilinmek zorunda. Biraz daha kardeşim şey yap. Biraz daha açığı ver. Evet, devam et, devam et, devam et, devam et. Sıkıntı yok. Devam, devam, devam, devam. Dur. Tamamdır kardeşim. Geldik buraya. Birinci madde neymiş Merve? Vatanın bütünlüğü, milletin istiklali tehlikededir. İkinci madde ne? İstanbul hükümeti üzerine aldığı sorumluluğu yerine getiremiyor. O zaman bu iki maddede neyi oluşturuyor bize? Mustafa Kemal ve arkadaşlarının neden milli mücadeleyi yaptığının nedeni. Neden demiyoruz da ne diyoruz? Gerekçe. Peki Mustafa Kemal'in yöntemi ne? Milletin azmi. Peki neyi sağlayacağız? Amacımız ne? Milletin bağımsızlığını kurtarmak. Peki milletin karar vermesi ne demek? Evet. İlk defa üstü kapalı da olsa ulusal egemenlikten nerede bahsedilmiş? Amasya Genelgesi'nde bahsedilmiş.

Geldik buraya. Son madde milli mücadelenin neyini oluşturur? Programını. Ne demek? Doğu illerinde toplanan Erzurum'a katılacağım. Kendim Sivas'ta bir kongre toplayacağım. Ey Damat Ferit, görevini yapmamaya devam edersen, senin yerine geçici bir kurul oluşturacağım. Bak hükümet demiyor, kurul. Farklı bir şey. Bu dernek olabilir, toplantı başka bir şey olabilir, bilmiyoruz. O yüzden ileride bu Temsil Heyeti olacaktır. Dikkat, Temsil Heyeti'nin fikri Amasya Genelgesi'ne atılmış ama yapılması Erzurum Kongresi'dir. Bunu da söyle. Peki yapacağım, edeceğim, edeceğim ne demek? Program. Program. Ders çalışacağım, sınava gireceğim, KPSS'ye gireceğim, atanacağım. Atanacağım. Bir kere amaç değil mi? Atanacağım amaç. Ama ben bunu yapacağım. Yapacağım. Yapacağım. Bir hafta sonra ders çalışacağım. Bunların hepsi değerli arkadaşlar nedir? Yapmış olduğumuz hayattaki programlardır. Hafta sonu sinemaya gideceğim. Sinemaya gitmek bir amaç değil. Program. Tamam. Hafta sonu sinemaya şu şu sebepten dolayı gideceğim. O gerekçe. Amacın ne? Amacım benim çok sevdiğim bir insanın filmini sevmek. Bu amaç. Amaç ayrı, gerekçe ayrı, program ayrı. O zaman ben sinemaya gideceğim demek aslında kafadan nedir? Yapmış olduğun hayatınla ilgili programdır. Doğru mu? Merve'nin de programı var. Mesela 30 yaşında evleneceğim diyor. Hep söylüyor bize. O zaman Merve ne oluyor? Program.

>> Bakalım program olacak mı?

>> Evet. Şimdi gelelim gelelim gelelim. Burada şu Heyet-i Temsiliye, yani Temsil Heyeti'nin kurulmasının fikir temeli de nerede atılmış? Amasya'da atılmış. Dikkat. Ali Fuat Cebesoy ne diyordu buna? Mukaddes veya kutsal ittifak diyordu. Bir gün sınavda gelir. Amasya Genelgesi için kullanılan kelime Ali Fuat Cebesoy tarafından budur. Peki Mustafa Kemal Genelge'den sonra arkadaşlarına göndermiş olduğu mektupta artık İstanbul Anadolu'ya hakim değil, tabi yani bağlı olmak zorundadır diyor. Yani İstanbul'dan gelen emirleri dinlemeyin, bizden gelen emirleri dinleyin demektir bu. Bu Amasya Genelgesi bir milli mücadelenin programıdır. İki, milli mücadelenin gerekçesi, amacı ve yöntemi ilk defa belli olmuştur. Üç, kapalı da olsa ilk defa ulusal egemenlikten bahsedilmiştir.

Peki Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi görevinden resmi olarak alındıktan sonra kendisi tepki olarak 8-9 Temmuz gecesi askerlik mesleğinden istifa edecek. Dikkat, 3 Temmuz'da Erzurum'a geldiğine göre hangi ilde istifa edecek? Erzurum. Ya Erzurum. Erzurum'da istifa edecek. Ve istifa mektubunda da ne diyecektir? Sine-i millet. Bak bu kelimeyi çok sorar. Sine-i millet. Milletten biri olmak, yani vasıflı bir insan olmak. Ferdi bir mücahit olacağım diyor. Ferdi mücahit de kişisel diyor, bir mücahit olacağım. Herkes gibi olacağım. Yani ben bu mücadelemi ferdi bir mücahit olarak sürdüreceğim. Yani bendeki bu askerlik veya 9. Ordu Müfettişliği beni bu görevlerden alsanız dahi veya ben istifa etsem dahi ben bu olaya devam edeceğim demektir. Bu büyük bir kararlılıktır arkadaşlar. Onu da söyleyeyim. Dikkat. O yüzden şu askerlik mesleğinden sonraki şu kelimeye dikkat ediyorsunuz. Sine-i millete dönmek.

>> Tamam. Evet. Ve ferdi bir mücahit olmak. Zaten ikisini bir verirler. Şimdi yan yana cümleler. Emrinizdeyim Paşam diyen kimdi?

>> Kazım Karabekir'di.

>> Güzel. Mustafa Kemal hangi ilde istifa etmişti? Erzurum. Banka. O zaman dikkat. İki genelge art arda, iki kongre ard arda, bir görüşme sonunda. Biz bunu biliyorduk. Havza, Amasya, Erzurum, Sivas, Amasya. Biri genelge, biri görüşme. Genelge önce, görüşme sonra. Hadi hep beraber yapalım. Buyurun. Havza, Amasya. Bakın iki genelge art arda. Erzurum, Sivas iki kongre ard arda. Bir görüşme sonra. Havza, Amasya, Erzurum, Sivas, Amasya. Yap bakayım. Hadi Merve söyle.

>> Murat söyle.

>> Bana Havza'dan Erzurum'a geçip Erzurum'dan niye Amasya'ya geri geliyorsun Murat? Havza, Amasya, Erzurum, Sivas, Amasya. Hadi Havza, Amasya.

>> Havza, Amasya, Sivas.

>> Erzurum, Sivas.

>> Erzurum, Sivas.

>> Amasya. Aslında çok basit değil mi?

>> İnsan doğrusunu unutur lan. Murat, senle konuşunca.

>> Evet. Ya zaten bak Havza ile Amasya'nın arasında kaç kilometre var? Erzurum ve Sivas olayına baktığın zaman arada bir tek Erzincan var. Yani geçiş güzergahlarına bile bakılsan bulursun yani. Onu demek istiyorum. Evet.

Geldik Erzurum Kongresi. Nasıl biz Erzurum Kongresi'ni toplanış amacı bakımından bölgesel, aldığı kararlar açısından ulusaldır. Buraya dikkat. Bu soru defalarca geldi. Bu bir. Ama şu soruya dikkat etmeniz lazım. Kongre öncesi istifa edenler kimler?

>> Evet. Veya kongreye delege olarak katılanlar. İki tane cemiyet düzenliyordu. Onu öğrendik.

Geldik ilk defa milli sınırlardan nerede bahsedilmiş? Erzurum. İlk defa ve manda himaye nerede reddedilmiş? Erzurum. İlk defa dikkat, ulusal egemenlikten bu kadar güçlü bir şekilde bahsedip ileride milli iradeyi güçlü kılmak ne demek haklar? Cumhuriyet rejimine geçileceğinin ilk göstergesi nerede? En güçlü göstergesi Erzurum. İlk defa yabancı devletlerden destek alacağız diye nerede söylendi? Erzurum. En fazla desteği kim verdi? Sovyet Rusya verdi. İlk defa. İlk defa. Osmanlı hükümeti dışında bir hükümet kurulacağından nerede bahsedildi? Erzurum. O zaman Erzurum ilklerin olduğu yer mi? Kararlar açısından ilklerin olduğu yer Erzurum. Dört sınavdan birine gelme ihtimali çok yüksek. Anlaştık mı Merve? Anlaştık.

>> Güzel. İlk defa ulusal egemenlikten bahs, ilk defa manda himaye. İlk defa dış yardım talebi. Efendim ilk defa Osmanlı hükümeti dışında bir hükümet kurulmasından bahsedilmesi değil mi? Bak hep postalar işte azınlıklara siyasi sosyal ayrıcalıklar vermeyeceğiz. Misak-ı Milli'de ilk defa şu madde aynısı Misak-ı Milli'de olacak. Açılmadan bir gün önce Mustafa Kemal'le Rauf Orbay'ın görüşmemiz bitmiştir diyerek Mustafa Kemal'in postasını görüyoruz burada. General Yarbay general diyorum ya Yarbay Rauf Orbay'a. Değerli arkadaşlar şimdi bakıyoruz bu Erzurum Kongresi'nden sonra 9 kişiden oluşan ne kurulur? Heyet-i Temsiliye, Temsil Heyeti veya Temsilciler Kurulu. 9 kişinin başkanları Mustafa Kemal yapar. Bu normalde sadece Doğu Anadolu'yu temsil ederdi. Sivas Kongresi ile tüm yurdu temsil eder hale getirir. TBMM'ye kadar görev yaptı. TBMM'ye kadar yasama ve yürütmemizi kim yapıyor? Temsil Heyeti yapıyor. Bunu böyle bilelim. Zaten Kazım Karabekir bir kere daha söyledik. Şark Cephesi'ni gördüğün an

>> Şak, Kazım Karabekir gelecek. Anlaştık mı? Güzel.

Geldik buraya indik. Balıkesir Kongresi ve Alaşehir Kongreleri değil mi? Mantıken Batı'dadır. Yunan'a karşıdır. Ama Pozantı Kongresi neyle alakalıdır? Fransız ve Fransızların yanındaki Ermeni işgaline karşı. Çünkü Güney Cephesi sadece Fransızlar değil, Ermenilere karşı da mücadele edecek. Benim işaretlemem bunlar. Bir de Mustafa Kemal'in katıldığı kongreler. Mustafa Kemal dört kongreye katılmıştı. Sayalım. Erzurum, Sivas, Afyon, Pozantı. Say Merve.

>> Erzurum, Sivas, Afyon, Pozantı. YouTube'dakiler say.

>> Güzel. Evet, herkes öğrenmiş. Bravo. Erzurum, Sivas, Afyon ve Pozantı. İşaretlemediğimiz herhangi senin gördüğün bir yer var mı Merve? Hani şurası da önemli. Şurası da şey. Milli Mücadele'nin son kongresinin bir kere daha söylüyorum, Pozantı Kongresi olduğunu mantıken Mustafa Kemal'in de katılmasıyla beraber ne olur? Mustafa Kemal'in de katıldığı son kongre olur. Evet. Mustafa Kemal'i Samsun'a çıkarttık. Çıkarttık derken o nasıl kendisi çıktı. Çıktıktan sonra Havza'ya Samsun raporu, sonra Havza Genelgesi, sonra Amasya Genelgesi. Oradan Erzurum Kongresi ve aradaki tüm hikayeleri anlattım. İnşallah şu gördüğünüz kesinlikle bak dört sınavdan biri kesin ama ben ancak bunu sınav günü göreceğim. Bir tane sınav sorunuz var. Hayırlı uğurlu olsun. Bunun devamı olan ikinci tabloda ikinci sınav sorunuz olacak. Sivas Kongresi'nde görüşmek dileğiyle.