Transcription
Değerli arkadaşlarım, hepinize merhabalar. Milli Mücadele Muharebeler Dönemi 4. Aslında bu dördüncüsü muharebe olmuyor. Ne oluyor? Tabii ki diplomatik faaliyetler oluyor. Özellikle Mudanya ateşkes antlaşma. Arada bir saltanatı kaldırması ve Lozan'a doğru bugün yol alacağız. Artı Milli Mücadele muharebeler döneminde normalde 27 soru çözüyorduk ama Mudanya Lozan eklenince 30'a çıkarttık. Bugün 30 tane. En sona dersin en sonunda çözeceğiz inşallah. Kameramanımız Murat kardeşimizle beraber. Nazım hocamız gene her zamanki gibi nöbette. Merve Ahmet Kocaoğlu'yla tarih öğretmenimize devam edeceğiz. Tabii ki bu arada milli mücadele muharebeler dönemini bitirdik ama Mudanya ve Lozan yani şu tahta ortalama 3 yılda bir soru gelmiş. Yani aslında muharebeler döneminin sonu gibi düşünebilirsiniz bunu. Dört tane çekmiş olduk. Doğu, Güney batının ilk kısmı, batının ikinci kısmı ve Mudanya Lozan yani dört tahta. Herkese bak herkese lisans ön lisans ort fark etmiyorum kaç soru gelecek? İki. Bu dört tahtadan birinci tahtayla Doğu Güney bu dediğimiz tahtadan ortalama üç ya da dört yılda bir gelmiş ama ikinci ve üçüncü tahta her sene gelmiş. Şimdi burada ne yapacağız o zaman? Doğu ve güney tamam onu zaten çok zor değil ama ikinci ve üçüncü tahta çok çok kıymetli sorunun en çok geleceği yer.
Murat: Ben hazırım hocam. Sen?
Ben de hazırım Murat. O zaman yolla diyoruz ve başlıyoruz derler. Ulan Murat ne adamsın ya. Başlıyoruz bakalım neyle? Tabii ki Mondros şey Mudanya ateşkes antlaşması. Bu arada Mudanya Bursa'da. Bu ateşkes antlaşmasından önceki gelişmeleri de anlatayım. Şimdi bakın başkomutanlık meydan muharebesi yapıldıktan sonra İzmir'e Mustafa Kemal 10 Eylül'de gelir ve İzmir'e geldikten sonra biliyorsunuz ki kıtalara yukarı doğru yani boğazlara doğru çıkma emri verir ve tarihimize İngilizlerle nereye geldik? Kafa kafaya gelmiştik. Hatırlayın Çanakkale bunalımı diyoruz. Hatta İngilizlerin o tel örgülerine kadar geldi bizim askerimiz. Bir kısım askerimiz silahları çat yaptı. Çat yapmak şu yani ben seninle savaşmak istemiyorum. Yani silahım yerde demektir. Askere giden erkek arkadaşlar bile onlar çok çat yapmışlardı. Silahları böyle birbirine geçirsin. Merve askerde anladın yani iki tane çatal düşün. Çatalları birbirine geçip şöyle havada durdurma. Ona biz çat yapmak deriz. Bir kısım askerimizde silahları ters astı ya tellere namlusu yukarı doğru değil aşağı. Bu savaşmak istemediğini biliyorsun. Askeri bazı şeyler vardı böyle ne derler ona? Yıllardır beri uygulanan ve bütün dünyadaki askerlerin bildiği uygulamalar vardır. Aslında biz savaşmak istemiyoruz. Çünkü buralar bizim topraklarımız. Ne kadar savaşsak bu sefer de İngiliz zarar verecek. Fark eden bir şey yok ki. O yüzden Mustafa Kemal'in özellikle İzmir günlerinde bir de İzmir yangını çıktı biliyorsun. O bayağı bir 9-10 gününü buldu neredeyse. Mustafa Kemal Karşıyaka tarafına falan geçti. Oradan izle derken bazı adamlar gelmeye başladı. Ne diye geliyorlar? İşte muhakkak Çanakkale'de birbirimizle savaşmayalım. Buna gerek yok. Şudur budur. Bazı kararlar aldılar arkadaşlar. Bu kararları Mustafa Kemal İzmir'de o itilaf devletleri temsilcileriyle aldı. Ancak bunlar prensip kararları. Ne demek prensip kararı? İşte Mudanya'da bir konferans toplanacak. Aslında başka bir yer söylediler de biz en sona Mudanya diye ikna ettik. Sonra şu olacak. Trakya boşaltılacak ama bunların görüşülüp karara bağlanması lazım. İzmir'deki yapılan bu toplantıda kısa bir toplantı ve yazışmalardan sonra Bursa'nın Mudanya ilçesi belirlendi. Buraya dikkat. Buraya biz bir kişiyi gönderdik. Hepiniz de biliyorsunuz ki İsmet İnönü'yü gönderdik. Şimdi bazı yerlere İsmet İnönü'nün daha fazla gittiğini göreceğiz. Mesela Mudanya'daki başarı son nereye yollayacak? Mesela Lozan'a yollayacak. Tabii burada şunu da bilmek lazım. Türk milleti duygusal bir millet. Birçok savaşı cephede kazanmamıza rağmen sizler de biliyorsunuz ki hani masada kaybetme olayı var ya gerçekten çok fazla. Ancak benim İngilizlerde gördüğüm bir diplomatik olay var. Birçok İngiliz diplomatın hayatı ve kişiliklerinde okumuş birisi olarak konuşuyorum ki bunlar arasında Harry Kissinger Amerikalı da çok çok etkilidir mesela. O da bir İngiliz diplomat tarafından yetiştirildi. İngilizler masaya oturduklarında savaşı kaybetseler dahi mesela bir savaş yapmışlar kaybetmişler. Hiç kaybetmemiş gibi otururlar. Yani eziklik, büzüklük öyle bir şey yok adamlarda. Zaten kibir onlarda olduğu için ona sirayet ediyor. Evet. Bu bir. İki, muhakkak senden bir şey isteyecekse mesela şu kırmızı kalemin senden niyeti o masada almak ya. Kırmızı kalemle başlamıyoruz. Diyorlar ki biz şu mavi kalemi de istiyoruz. Şimdi buradaki amaç ne? Sen kırmızıya odaklanmayı bırakıyorsun. Şu mavi kalemi önce vermemek istiyorsun. Bunun en büyük önlerini 1925'te Ali Feth Okyar'la beraber yaşadılar. Haliç konferansında biz masaya oturduk. Masadaki tek mesele Musul'du. Adam ne istedi biliyor musun bizden? Hakkari. Şimdi o zaman Türkiye heyeti mantıken önce nereyi kopartmaya çalışacak? Önlerden olmayan bir şeyi. Hakkari'yi savunmak zorunda kaldık. Yani savunmak zorunda kaldı. Hakkari'yi tekrardan biz alacağız. Lan zaten Hakkari bizim. Şimdi oradaki bütün mesele seni buraya yoğunlaştırıyor ve seni buna mecbur ediyor. İngilizlerin bu inanılmaz oyunları Mudanya'da da başladı. Amma Mudanya'da İsmet'in önü biraz insanın kişilik yapısından da kaynaklı. Biraz da biliyorsunuz böyle maalesef ki tarihi kişiliklerin engelleriyle dalga geçmek de bizim maalesef kültürümüze yerleşmiş. Hani bu sağır İsmet, Sağır İsmet sanki babasının oğluyla konuşuyormuş gibi İsmet denilmesi mesela. Şimdi bu adam niye sağır olmuş? E yanında top patlamış. Sürekli silah ateş altında kalmış. Kulağının birisinin duymaması kadar normal bir şey yok. Sadece biz değil. Feyzi Çakmak, Kazım Karabek hepsini Mustafa Kemal'in de öyle ki Mustafa Kemal gözünden de biliyorsun da Trablusgarp'ta şarap geldi. Yani o insanlar savaş meydanlarında kaybetmiş oldukları uzuvlarını bir dalga meselesi yapmanın gereği yok. Ama bazen az işitmek bu tür meselelerde çok işimize de yaramıştır. Yani İsmet İnönü bunu da iyi kullanmıştır. Arkadaşlar o zamanlarda şöyle teknolojide o duyu aletlerini düşünebiliyor musunuz? Şu kadar kocaman ve Mudanya'da ve Lozan'da da hani biz işitebilmek olanları, isteklerimizi işittirebilmek amacıyla hani bazen de ne oldu? Hiç duymamazlıktan geldik. Yani İsmet İnönü buradaki mevcut kendisindeki bir özelliği kullanabilmiştir. Belki de Mustafa Kemal'in sadık dostlarından bir tanesi olduğu için onu uygun görmüş ve Mudanya'ya gittiği zaman karşısındaki o İngiliz heyeti ki General Harrington temsil ediyor. Yine İtalya geldiler. İtalyanlar geldi Mombelli ile şey de geldi. Neydi onun ismi? Fransızlar geldi. Sharpie ile Yunanlılar da geldi Mazarakis'te. Ama o çıkmadı gemiye daha doğrusu karaya çıkmadılar. Kim temsil ediyor onları? İngiltere lan savaşa sokan o. Ege'yi veren o. Doğru mu? O yüzden Mazarakis çıkmamıştır. O durmuştur bir yerde bir geminin içinde. Yunan'ı İngiliz temsil etmiştir. O zaman biz üç itilaf değil. İtalya, İngiltere, Fransa artı Türkiye oturduk masaya. Aslında görüşmeler 3 Ekim'de başladı ama çok yoğun tartışmalar var. İstanbul'dan çıkmayız, Çanakkale'yi size vermeyiz, onu yapmayız, bunu yapmayız. Aman Allah'ım gene başladılar. Kafa aynı kafa. Hala yeniliklerini kabul etmiyorlar ve bütün mantık şunun üzerine koymuşlar. Kardeşim siz biz size yenilmedik ki. Size Yunan yenildi. O yüzden senin bu yaptığın anlaşma sadece Yunan'ı bağlar. Yani bizi bağlamaz. Zaten Lozan'da da öyle diyecekler. Sen Yunan'la savaştın kardeşim. Kusura bakma. Sen bizi mi yendin diyecekler mesela bir ton mesele var. O yüzden bazen tartışmalarda görüyorsunuz. Yedi düvel lafı arkadaşlar. Yedi düvel demek yedi devlet demek değildir. İnsanlar bu kelimeyi lütfen yanlış anlamasın. Yedi düvelin yed'si anlamında kullanılan bir şeyden ziyade birçok millet anlamında kullanılan bir kelimedir. Düveli muazzama gibi. Bazen Instagram'da falan sizler de Twitter'da geliyorsunuz. Nerede yedi düveli yendik lan? Yedi düvel orada bir tamlama yani. Orada sana bir belirt sen tutup da kastettiğin 7 kişi ha saysam gene 7 çıkıyor. O da ayrı konu. Ermeniler var doğru mu? Bölgede işte atıyorum Fransızlar var, İngilizler var, Yunanlılar var. İçindeki Rumlar var. Yani baktığın zaman, saydığın zaman zaten kafadan 5 yapıyorsun. Yani 5 isyanları say. 6. Yani baksan içteki İslam hükümeti says 7. Yani aslında yedi düvel kasteden 7 değil ama ben gene yedi tane mücadeleyi sayabilirim sana. Tabii ki buradaki İngiltere'li mücadele silahlı mücadele olmamıştır. Özellikle Çanakkale'de karşı karşıya gelmemize rağmen hatta İzmir'e İngiliz heyeti geldiği zaman Mustafa Kemal'in ilk soruları ne olacak biliyor musunuz? Siz bizle savaş halinde misiniz değil misiniz olacak. Çünkü adamlar da merak ediyor. Şimdiye kadar Yunan'ı maşa olarak kullan. E İngilizler de istemiyor biliyorsun. İnanılmaz derecede İngiltere'de protesto mitingleri avam kamerasına ciddi tartışmalar özellikle Lord Curzon ki Lord Curzon Lord George hükümeti var mesela Mudanya'dan sonra istifa etmek zorunda kalacak. Adamların politikası değişikliğine uğrayacak Ortadoğu'da. O yüzden Mudanya aslında Lozan öncesindeki büyük bir başarıdır. Neden? Çünkü savaşla yapacağımız, belki de savaşla almak zorunda kalacağımız Trakya'yı, Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ'ı ne yapmış olduk? Savaşsız kurtarmış olduk. İstanbul'un bize verilmesi kararlaştırıldı ve boğazların ama şart şu, Lozan yani yapılacak olan o zamanlar ismi Lozan değil. Yapılacak olan barış görüşmeleri ve barış anlaşması da sonra durumu tespit edilecektir." diyor. Ve böylelikle biz en azından Doğu Trakya'yı savaşsız hemen aldık. Burası çok önemlidir. Artı oraya 8.000 jandarma koyma kararı aldık. İki, ben bir şey söyleyeceğim. Osmanlı ile yapılmadı bu anlaşma. Kimle yapıldı? Ankara hükümetiyle. Bu ne demektir? Osmanlı devleti hukuken yok saymaktır. Normalde bir başka devlet de var Anadolu'nun içinde ama adam seninle anlaşma yapıyor. O zaman Osmanlı Devleti Mondros ve Sevr ile fiilen, Mudanya ile hukuken ileride saltanatı kaldırması da resmen sona erecektir. Bunu da böyle bilelim. Mudanya ateşkes görüşmeleri öyle basitli olmadı onu da söyleyeyim. 7 Ekim'e kadar ciddi tartışmalar var. 7 Ekim'de bu bazı itilaf devletleri gene onlar o üç kişi Paris'te karar alacaklar. Paris kararları diye geçer. T Mudanya'nın içindedir bu olay. O 7 Ekim'de mecbur vermek zorunda kalacaklar. Çünkü Türkiye çok dirayetli. Nedenini söyleyeyim. 7 Ekim'de Mustafa Kemal savaş kararı almıştır. Bir daha söylüyorum. Çok anlatılmaz. Mudanya'da 7 Ekim'de taraflar kalktı ayağa. O biz imzalamadık. Onlar da imzalamadı. Bunun üzerine Mustafa Kemal hatırlayın hani kıtalara bir emir ver durdurmuştu ya Çanakkale'de ileri emrini verdi. İleri emri ver direkt savaş bu. Bunu göze alamadılar. İngilizler de alamadı. İngilizler hemen dominyonlarından oradan buradan sömürge istedi. İtalya yok dedi. Fransa yok dedi. Diğerleri yok dedi. Senegalliler yok dedi mesela. Yeter dedi yani. Ya da işte atıyorum Hindistan'dakiler yok yeter. Çünkü onlar 4 sene boyunca Irak'ta, Suriye'de Çanakkale'de Türk milletiyle savaştılar. Amaçlarının halifeliği kurtarmak olmadığını, aksine İngilizlerin halifeyi kullanmak olduğunu anladılar ve bu yüzden de gelmek istemediler. Yani sömürgecilik faaliyetleri 1. Dünya Savaşı'ndan sonra azalmıştır. 2. Dünya Savaşı'ndan sonra tamamen neredeyse bitecek hale gelecek. Önemlidir Mudanya. Demek ki 7'sinden sonra aslında bir savaş kararı alıyoruz ama bunu göze alamayan itilaf devletleri Paris bu kararları veya Paris kararları adı verilen kararlarla tekrardan masaya dönüyor. Ateşkesi imzalıyor. Merve, hadi bakalım. Savaş sona erdi. Artık yeni savaşımız başlayacak. Ne diyordu Mustafa Kemal? Artık Milli Mücadele Muharebeler dönemi bitti. Artık ilim, teknik, bilim asıl bizim mücadelemiz bundan sonra başlıyor. Gerçekten de doğru. Yani İnkılaplar safhasına geçeceğiz. Ancak önce Mudanya, saltanatı kaldıracağız. O zaman bu bir sıralamadır. Dikkat. Başlayalım.
Mudanya: Bu antlaşmada Türkiye'yi Hizmet.
Bu antlaşmada TBMM hükümetini veya Türkiye'yi kim temsil ediyor? Değerli arkadaşlar İsmet İnönü temsil etmiştir. Devam et bakalım.
İsmet İnönü'nün buradaki başarısı başarıyla.
Evet. İsmet İnönü'nün buradaki başarısı kendisini Lozan'a göndermiştir. Kendisini Lozan'a başdelegasyon. İtalya adına.
He, onları şöyle yazalım. Dur bir saniye şuradan devamından alayım. Şimdi kimler katıldı? Bir tanesi hiç katılmıyor. Bak onu sorarlar. Katılmayan kim? Savaştığımız dedin dünyanı nerede gördün lan böyle bir şey? Ben seninle savaşıyorum. Masaya bile gelemiyorsun. Maşa olduğunu nereden belli İngilizsin? Çünkü seni İngiltere temsil ediyor. Hatta İngiltere bazı kararları Yunan kabul etmiyor. Oğlum beni kabul etmiyorsun da o zaman sen niye masaya gelmedin demezler mi adama? Kendi hakkını kendin savunaydın. Trakya'yı geri verdiler ya 15 gün içinde teslim edecek. Onu kabul etmediler başta. Sonra İngiltere dedi ki olmaz sen söz hakkını bana verdin. Ben ne dersem olacak dedi. Söyle bakalım İngiltere adına kim katılıyor?
İngiltere adına General Harrington. Devam et.
İtalya adına.
İtalya adına. Evet.
General Melli.
General Mombelli diye Yusuf geldi. Neymiş?
Mombelli.
Mombelli vardı ya. General Mombelli diye telefon yok muydu?
Vardı. Evet. Kimin adına başka?
Fransa.
Fransa adına bu arada. Fransa adına evet katılan resmi bir görüşmeci var. Sharp bir de o buyon ya buon nasıl bir adam ya? Frank Buyon bir ara çok ısrar etti Bekir Sami Bey'in ben Londra konferansında imzaladıklarını kabul ettir ki bizimkiler bunu kabul etmiyor. Sonradan bayağı dost oldular Mustafa Kemal'e Frank e Lin Buyon. Değerli arkadaşlar devam edelim. Fransa adına
General
Evet.
Sharp katıldı.
Sharp katıldı. Ayrıca kim de katılmış Fransa'da? Resmi bir görevi yok. Kim de katılıyor? Franklin Buyon da katılıyor.
Söyle.
Yunanistan'a ait delegeler ise konferans.
Yunanistan'a ait delegeler ise özellikle burada kim vardır? General Mazarakis. Evet. Delegeler Mudanya açıklarında bir gemide beklemişlerdir. Doğru mu? Bir gemide bekletildiler.
Son maddeyi söyle bakalım.
Görüşmelerde İngiltere.
Görüşmelerde Yunan'ı kim temsil etmiş? İngiltere temsil etmiştir. Evet. Bunları söyledikten sonra gelelim maddelerine. Zaten maddelerine bakınca anlayacaksınız. Bu bir ateşkes. O yüzden çok uzun olma ihtimali var mı? Yok. Mesela şöyle yapın. Mondros 24 + 1 madde, Sevr 433 madde. Barış anlaşmalarına kesin karar alınacağı için bu ne demektir? Ateş bırakma anlaşmaları. Yani amaç ne? İki savaşı anında sona erdirme. Hadi bakalım yazalım.
1. madde: Sözleşmenin imzalanması üzerine Türk Yunan silahlı kuvvetleri.
Türk Yunan savaşı sona erecektir.
Aynen öyle kısaltım. Savaşı sona erecektir. Devam. Yani Yunanlılar 15 gün içerisinde ne için olmak üzere.
Evet.
Doğu Trakya'yı boşaltacaktır.
15 günde nereyi boşaltacak? Doğu Trakya'yı boşaltacak. Bu arada şunu da söyleyeyim. Belki çok kişi bilmiyor bunu. Soru gelecek herhalde. Öksürdük. Ana görüyor musun? Yok gerek yok. Şimdi bir yeri atlıyoruz. O da şu biliyorsunuz evet biz savaşı kazanıyoruz ama bir İstanbul gerçeği de var. Doğru mu? Biz onun saltanatı kaldırınca daha net anlayacağız. Ancak şunu bilin. İstanbul'u ve Doğu Trakya'yı almakla görevlendirilen kişi Refet Bele'dir. Hatta Refet Bele bu anlaşmanın hemen sonrasında Doğu Trakya Yüksek Komiseri unvanını alacak ve bu unvanıyla gidecek Doğu Trakya'yı teslim alacak. Dikkat. İstanbul'da karargahını kuracak ve İstanbul'da Padişah Vahdettin'le çok sert bir üslupla konuşacak. Yani çok sert bir üslup ne demek? Yani padişah sen burada durduğun sürece başına bir şeyler gelebilir falan filan. Hatta en son saltanat kaldırılacak. Saltanat kaldırıldıktan sonra Refet Bele Vahdettin'in Malaya hazırlığıyla gidecek ya. Refet Bele'nin haberi olmasına rağmen müdahale etmeyecek. Yani aslında padişah o saatten sonra istenmiyor. İstenip yakalanabilir miydi? Yakalanırdı ya daha başka şeyler olabilir mi? Olurdu ama orada Refet Bele özellikle bilmesine rağmen gideceğini, hazırlıkların bileceğini müdahale etmemiştir ama zaten oradan hani mahiyetiyle beraber gitmesi. Ancak burada şunu bilelim Refet Bele sorulur. Özellikle Trakya yüksek komiseri sıfatıyla nereye? Doğu Trakya'yı almakla görevlendirildi. Refet Bele'ye dikkat. Hadi bakalım. Devam.
Devredilen yerlerin.
TBMM hükümetine devredilen yerlerin. Evet.
Güvenliğini sağlamak için.
Güvenliğini sağlamak için kısalt şeyi.
Ulusal jandarma gönderilecektir.
Kaç bin?
8.
8.000 jandarma görev yapacaktır. Evet. Devam et Merve.
İstanbul ve Boğazlar.
Hı hı.
TBMM'ye kadar.
Ancak burada şart var. Ona bir gelelim. Böyle yazınca öğrenci o zaman nasıl oluyor diyor millet. Doğru. İstanbul ve Boğazlar TBMM hükümetine bırakılacak. Yani prensipte bu var ama bunun bir şartı var. Barış antlaşması sağlandıktan sonra. Ne demek istiyorum o zaman? İstanbul ve Boğazları şart meselesini barış masasında konuşacağız aslında. Direkt barış anlaşmasından sonra da bırakacağız diye bir şey yok. Barış sağlanırsa biz de bunlarla ilgili yapacağız. O yüzden İstanbul mesela biliyorsunuz işgalde en fazla kalan ilimiz olmuştur. İşgalde Boğazlar'ı tam alabilmek bırakın Lozan'ı 36 Montrö'de bizim sahibimiz oldu. Yani demek istediğim hani böyle yazıyoruz. Sonra da Lozan'da farklı şeyler anlatıyoruz ya. Hayır bırakılacak ama şart ne? Barış antlaşması imzalanacak. Ona göre belki de barış anlaşması İstanbul'u bize vermeyebilirler. O yüzden bu birazcık şey bir mesele. Gel.
İtilaf devletleri.
Evet.
Askerleri barış yapılıncaya kadar.
İtilaf devletleri askerleri evet. Aslında bu mantık bu. Barış yapılana kadar değil mi?
Nerede kalacakmış?
İstanbul'da kalacak. Zaten bu bile İstanbul'un direkt olarak aslında bize verilmediğini hemen göstergesi. Ha İstanbul'u alacağız. Alacağız o zaman ama boğazları mesela alamayacağız. Boğazlarda komisyon devam edecek. İki tane notumuz var. Söyle bakalım bir.
Refet Bele.
Refet Bele. Evet.
Trakya yüksek komiseri.
Trakya yüksek komiseri. Dikkat bu sınavda bir gün gelir. Zaten bir sınavda geldi. KPSS'de bekliyorum bir gün. Sıfatıyla ya da unvanıyla. Evet. Doğu Trakya'yı Yunanlıların elinden almıştır. Doğu Trakya'yı Yunanlıların elinden almıştır. Elinden almıştır. Evet. Merve. İkinci not. Osmanlı Devleti Mondros'ta Sevr antlaşmaları ile.
Biliyorsunuz Osmanlı Devleti Mondros ve Sevr ile fiilen, Mudanya ile hukuken. Doğru mu? Mudanya ile hukuken ve saltanatın kaldırılmasıyla da resmen sona ermiştir. Resmen sona ermiştir. Evet. Bunları da söyleyelim. Bir Mudanya'nın önemi kardeşim Mustafa Kemal'e göre çok önemli bir zaferden sonra ilk siyasi nedir değerli arkadaşlarım? Kazancımızdır. Mudanya. İki Milli Mücadelenin muharebeler dönemini tamamen sona erdirmiştir. Üç Adamlar seni tamamıyla hukuken tanımışlardır. Doğru mu? İstanbul hükümetleri bak seni tanıyorlar. O yüzden Mudanya'nın önemi çok. Mesela baskıya dayanamayan İngiliz hükümeti başbakanı Lord George istifa etmiştir kabineden mesela. Ya biz İngiltere'nin de politikasına değişik resepsiyon bu. Çünkü kimse bizim zafer kazanacağımızı beklemiyorlardı. O yüzden Mudanya Ateşkes Antlaşmasının önemi var. Hadi yazalım bakalım. Mudanya'nın önemi.
Bir.
Milli mücadelenin askeri safhası sona ermiş.
Askeri safhası sona ermiş.
Diplomasi başlaması safhası başladı başlamış. Devam.
Milli mücadelenin Türk zaferiyle sonuçlandığını.
Gösteren tutanak olmuş.
Milli mücadelenin Türk zaferiyle neyi? Türk zaferiyle.
Sonuçlandığını gösteren.
Sonuçlandığını gösteren devam et.
İlk diplomatik belge olmuştur.
İlk diplomatik belge olmuştur. Devam.
Doğu Trakya. Hı hı.
İstanbul ve Boğazlar.
Doğu Trakya. Hemen bak buraya yazıyorum hemen diye. İstanbul ve Boğazlar neymiş?
Diplomatik geri alınmıştır.
Diplomatik yolla geri alınmıştır. Yolla geri alınmıştır. Evet.
İngiliz başbakanı Lord George görev.
İngiltere Başbakanı Lord George görevinden istifa etmiştir. Görevinden istifa etmiştir. Evet.
Lozan Barış Konferansı'na yola çıkılmıştır.
Lozan Barış Konferansı'na konferansına giden yol açılmıştır. Evet.
İsmet İnönü'nün buradaki başarısı.
Onu zaten söylemiştik. Bir daha.
İsmet İnönü'nün buradaki başarısı buradaki başarısı kendisini nereye yolluyor değerli arkadaşlar?
Kendisini Lozan'a yollamıştır. Lozan'a yollamıştır. Evet. Bunları da söyledikten sonra bizim birinci kısım dediğimiz Mudanya ateşkes antlaşması bitti. Dikkat burada en büyük soru İsmet İnönü'den geliyor. İsmet İnönü'nün buradaki başarısı nereye yolladı? Burayı bizi kim temsil etti? Bir gün ama şey gelecek ha. Şerifler var ya Harrington, Sharpie, Mombelli. Bak bunlar bir gün gelecek hani biz şimdi şey zannediyoruz. Bunlar sorulmaz falan zannediyoruz. Alakası yok. Bir gün aşağıdakilerden hangisi Mudanya konferansına katılan delegelerden biri değildir? A. İsmet İnönü, B. General Harrington, C. General Mombelli, D. General Sharpie, E. Mazarakis olmaz çünkü yok ki herif. Ne yazarsa yazsın Saryanis de var mesela. O da çıkmamıştı mesela ikisi beraber şeyde gemide beklediler. Sonucu beklediler mesela. Katılmayan devlet kim? Yunanistan. Bunu böyle bilelim. Peki Mudanya bitti. Artık biz nereye doğru gideceğiz? Lozan'a doğru gideceğiz. Bu arada Lozan'a gitmekle alakalı önce tarihlere bakalım. 11 Ekim'de anlaşma imzalandı. Lozan'ın tarihine, ilk görüşme tarihine bakalım. 20 Kasım. Yani baktığımız zaman 30 günden 30 gün civarı. Hatta 30 günden fazla mı oluyor? 11, 11, 30, 40 gün var. Şimdi 40 gün var ama zaten bir tarafta da yolculuk var. Şimdi biz istiyoruz ki hemen biz nereye gidelim? İsviçre'nin Lozan kentine gidelim. Hayır öyle olur mu? Biz ne istedik? Dedik ki İzmir'de olsun konferans. Niye istedi Mustafa Kemal İzmir'de? Yangını gösterecek. Bir de İzmir'e gelebilmek için oradan çıkarttırmayacak. İçlere yani Manisa'ya, Uşak'a, Aydın'a götürecek. Niye? Amaç ne? O yaptıkları tahribatı gösterecek ki Yunanlılardan savaş tazminatını alabilmek için. İşte onlar da yıllardan beri bu İsviçre'nin tarafsızlık muhabbeti var ya. O yüzden İsviçre'de olacak. Tamam. Buraya kadar her şey normal. Belirlendi. İşin İsviçre'de olacağı belirlendi. Ama çok zekiler ya. Aynı Londra konferansında bizim İstanbul hükümeti ikilik çıkartma meselesi yüzünden burada da aynısını deneyecekler ve hem İstanbul hükümetini hem de Ankara hükümetini yani hem Osmanlı Devleti'ni hem de Türkiye Devleti'ni birlikte çağıracaklar. Bak bir daha söylüyorum. Bunu Londra Konferansı'nda yaptılar hatırlayın. Ama Londra Konferansı'ndaki Tevfik Paşa ne yapmıştı hatırlayın. Böyle hasta yatağıyla gelmişti güya. Birkaç kelime etmişti. Merhaba arkadaşlar. Nasılsınız? İyi misiniz? Ben sözü bu milletin hakiki temsilcisi Bekir Sami'ye yani TBMM temsilcisine bırakıyorum demişti. Olayı çözmüştü. Şimdi bakın aynı mesele. Yine Tevfik var. Yine Tevfik Paşa son sadrazam o ya. O yüzden son sadrazam Tevfik Paşa tabii Mustafa Kemal'le biraz görüşüyorlar ediyorlar. Mustafa Kemal çok sert çıkıyor. Sizin orada ne işiniz var? Biz kazandık ettik falan. Artık neye döndü ülke? Biz siz netleşti. Kesinleşti. Yani sizin taraf ayrı oldu. Bizim taraf ayrı olmuş gibi oldu. O yüzden bu sonradan Tevfik Paşa'da sanki yani okuyorum hatıratını veya işte şeyini okuyorum. Mustafa Kemal'e vermiş olduğu cevapları okuyorum. Hani paşam kaldır da sen de rahatla ben de rahatla der gibi oldu. Çünkü bütün o söylemleri hani bir insanı şey yaparsın ya zorla bir şey yaptırırsın gibi olur ya. Mesela saltanatı kaldırmak belki ileriki zamanlarda yapılacak bir şey veya atıyorum hilafet belki de 1930'lara gelse kaldırılmaya da bilirdi. Onu biz bilmiyoruz. Tarihin tekerrürlerinde ne vardır böyle okuduğun zaman biraz Tevfik Paşa'nın zorlaması da var. Bak sadrazam olmasına rağmen ve saltanat kaldırılsa Osmanlı Devleti sona erecek ve kendisinin de görevi bitecek. Mühim mühim mahuru var. Nereye verecek? Padişah verecek. L padişahlık yapmış. Kime verecek? Zaten saraya gitti. Saltanatı kaldırıldıktan sonra mühürü verecek yeri bulamadı. Kime vereceksin ya? Adam da yok. O da artık devlet başkanı değil. in. O yüzden saltanatın kaldırılmasının en önemli meselelerinden bir tanesi Lozan'a iki tarafın birlikte çağrılması. Peki biz bu oyunu daha evvelen Londra Konferansı'nda gördük. O yüzden adamların amaçları ikilik çıkartmak isteği oldu. Bunlar aşikar. Biz tabii bunu yaparken artık Anadolu'da da çift devlet var. İstanbul merkezde Osmanlı Devleti, Ankara merkezde Türkiye Devleti. Peki bu olay iyi bir şey mi? Heh. O yüzden Anadolu'daki çift devletin, iki devletin birden var olmasının ulusal çıkarlarımızda ters olması da var. Ulusal çıkarlarımızı zedelemesi de var. İşte bunların hepsi birleştiği zaman işte devleti laikleştirme amacı da vardır. Ama bu üçüncü amaçtır mesela. Ama en önemli hızlandıran gelişme Lozan'a her iki tarafın da birlikte çağrılması. O yüzden nedenlerini bilmeniz lazım. Saltanatın nedenleri Osmanlı Devleti'ne son vermektir. Evet doğru. Lozan'a tek katılabilmektir. Lozan'a çift çağrılmamışızdır. Anadolu'daki devletin işte yapımızı bozmasıdır. Bakın bunların hepsi kaldırılmasının nedenleri. Hadi bir yazalım bakalım niye kaldırıyoruz saltanatı. Bu arada dikkat saltanatın tarihi 1 Kasım 1922. Şimdi ben niye bu kadar bazı tarihlerin hiç önemi yoktur değil mi bizim için? Derim ki arkadaşlar sıralama bilmeniz lazım. Havza Genelgesi, Amasya Genelgesi, Erzurum Kongresi, Sivas Kongresi, Amasya Görüşmeleri. Sen bir kere bu sırayı bileceksin. Doğru mu? Ben orada size tarihi ezberleyin dedim mi? Hayır. Ama savaşları bileceğim dedim. Bütün savaşlar Giriş Taarruzu haricinde 1921'dir. Bir tek Büyük Taarruz 1922'dir. Çünkü Sakarya ile Büyük Taarruz arasında 11 ay beklenmiştir. Böyle öbür yıla geçmiştir. Ama o 1921'de nasıl çözecektik? Merve 1 ay 1. İnönü. Sonra 2 ay ekleyecektik üzerine. Ne olmuştu? Mart 2. İnönü. Ama Nisan 1'de bittiğine göre Nisan'dan sonra 3'e ekleyeceğiz. Mayıs, Haziran, Temmuz. 3. İnönü diye bir şey yok. Kütahya, Eskişehir muharebeleri, Sakarya Meydan Muharebesi ondan bir buçuk ay sonra. Ardından da bakıyorsunuz ki bir yıl sonra Büyük Taarruz. Özellikle ilk üç savaşın tarihleri çok önemli. Ocak, Mart'ta başlayıp Nisan'da biten ikinci İnönü ve değerli arkadaşlar Kütahya Eskişehir muharebeleri Temmuz Ağustos. O yüzden benim bazı şeyleri bilmemde şart var. Şimdi geldik size. Eee, şimdi biz tarih eğitimi alırken üniversitede ve pedagojik formasyon eğitimi alırken tarihte tarih öğrenilmez. Doğru. Ama ÖSYM'nin çok böyle yüksek sayılı öğrencilerin girdiği sınavlar, örnek YKS, örnek YKS'nin AYT bölümü veya KPSS bazı tarihlerin önemi önemli olduğunu görmeye başladık. Tarihler, laflar, sözler arada mesela 21 gün, 21 gün savaş. Mesela başlarda 22 gündür. Mustafa Kemal 22 sonra 21'e çevir. Ha o zaman ben neyi bileceğim? Ramazan hoca bana dedi ki 21 ve 22'yi görürsem böyle bir laf anla ki bu Sakarya Meydan Muharebesi. Şimdi burayı çözdük. Sorularda da göreceksiniz. Ama son zamanlarda dikkatimi çeken bir şey var. Dikkatimi çek yıldır bakıyoruz da o anlamda değil. Şu şu şimdi saltanatı kaldırmanın ne kadar büyük bir önemi biliyor musunuz? Düşünsenize o zamanlarda siz yıllardan beri tabi olduğunuz padişahlık rejimi sona eriyor. Yıllardan beri tabi olduğunuz Osmanlı Devleti yıkılıyor. Bak arkadaşlar şimdi 600 yıllık bir devletin yıkıldığını ve sizin de bu ana tanıklık ettiğini düşünün. Bir neyse tartışmalar olmaz mı? Olur. İki saltanatın kaldırıldığı gün yani 1 Kasım 1922 Mustafa Kemal ısrarla bugüne hep 1 Kasım 1922 demiş ya da 1 Kasım gün demiş. Yani oturup da şey dememiş yani sürekli ben 1 Kasım 19 saltanatı kaldırdı dememiş. 1 Kasım'da yaptığımız bu davranış, 1 Kasım'da çıkardığımız bu inkılap, bir kas anlayacağım. Şimdi o zaman Mustafa Kemal'le alakalı demek ki saltanatı kaldırmasıyla Mustafa Kemal'in bir sözü geldiği zaman ağırlık hangi kelimeyi kullanmış Merve? 1922 demiyor. Ne diyor? 1 Kasım. 1 Kasım. 1 Kasım bir Kasım. Peki bir şey söyleyeceğim. Mustafa Kemal saltanatı 1 Kasım'da kaldırdı. 2 Kasım'da hiç konuşmamış olabilir mi? 3 Kasım'da hiç konuşmamış olabilir mi? 5 Kasım'da hiç. E o zaman benim kafam şuna çıkacak. Bir saltanatı kaldırmadan önce de tartışmalar mantıken vardır. İki saltanat kaldırdıktan sonra da vardır. O zaman Kasım ayından bir önceki Ekim sonları Kasım ayının ilk başı ve Kasım'ın sonuna kadar yani Lozan'a kadar 20 Kasım'a kadar müthiş bir saltanatı kaldırması tartışmaları hem halk nezdinde hem Türkiye Büyük Millet Meclisi nezdinde olmuş. O zaman ben de sorularda şuna dikkat edelim. An şöyle 5 Kasım'da Hakimiyet-i Milliye Gazetesi'nde yayınlanan artık bir devir kapandı şeklindeki başlık aşağıdakilerden hangisidir? Bu arada salladım öyle bir şey yok ama anla diye. O zaman 5 Kasım Ramazan hoca dedi 1 Kasım. 1 Kasım 1 Kasım 1 Kasımsa 5 Kasım'da bir gazete çıkıyorsa o zaman neyi konuşması beklenir? Saltanatı. Lan hoca devlet sona eriyor. O yüzden anlaşıldı mı? Bazı tarihlerde bazı şeyleri bileceğiz. O yüzden Mustafa Kemal'in 1 Kasım'da yaptığımız diye başlayan cümle varsa anlayın ki bu nedir değerli arkadaşlar? Saltanatın kaldırmasıdır. Anlaşıldı bütün mevzu? Hadi bakalım başla.
Lozan Konferansı'na.
Evet.
Hem Osmanlı Devleti'nin.
Niye kaldırıyoruz bu arada Lozan Konferansı'na? Hem Osmanlı Devleti'nin hem de TBMM'nin yani Türkiye'nin davet edilmesi. TBMM'nin birlikte davet edilmesi. Amaç ne? Kavga etsinler. Evet. İkili işgal. Davet edilmesi. Devam.
Ulusal egemenliğin önünde.
Ulusal egemenliğin önünde.
Bir engel teşkil etmesi.
Bir engel teşkil etmesi. Hemen anlatayım. Engel teşkil etmesi. Ulusal egemenlik ne demek? Halk egemenliği. Halk bu egemenliği nasıl yapar? Milletvekili aracılığıyla. Peki padişahlık babadan oğula gelen bir saltanat usulü yürüdüğünden dolayı bir kere tek kişinin rejimidir. O yüzden ulus egemenliğine yani halk egemenliğine aykırı bir durumdur. Devam.
Anadolu'nun içindeki iki devletin bulunmasının.
Anadolu'nun içinde iki devletin bulunmasının. Evet.
Milli menfaatlerle bağdaşmaması.
Bulunmasının milli menfaatlerle bağdaşmaması. Milli menfaatlerle bağdaşmaması. Evet. Devam.
Osmanlı Devleti'ni resmi olarak.
Osmanlı Devleti'ni resmi olarak. Evet.
Sonlandırmak istenmesi.
Sonlandırmak istenmesi. Sonlandırmak istenmesi. Hemen neden sonlandırılıyor onu da anlatacağım. Devam.
Diyarbakır milli egemenliğe dayalı yönetimin.
Milli egemenliğe dayalı yönetimin. Evet.
Türk milletinin karakterine daha uygun olması.
Türk milletinin karakterine daha uygun olması. Daha uygun olması. Evet.
Dönem itibariyle birçok ülkede.
Dönem itibariyle birçok ülkede. Evet.
Monarşinin yıkılması.
Monarşinin yıkılması.
Ve cumhuriyetinin kurulması.
Ve yerine cumhuriyetin kurulması. Devam.
İstanbul hükümetinin.
İstanbul hükümetinin evet.
Milli mücadele devam ederken.
Milli mücadele devam ederken.
Takındığı tavır ve.
Takındığı tavır. Evet.
Aldığı kararların milli mücadeleyi olumsuz etkilemesi.
Milli mücadeleyi olumsuz etkilemesi. Evet. Bunların hepsi neymiş? Bu şimdi beni dikkatli herkes dinliyor. Bu arada saltanatı kaldırması Atatürk inkılapları kısmında da işleyeceğiz. O zaman 1. TBMM'nin yapmış olduğu en büyük inkılaplardan biri. Yani Osmanlı Devleti'ni hangi TBMM sona erdirdi? 1. TBMM haberiniz olsun. Ama burada bir şey dikkat ettireceğim. Saltanatı anlamayanlar için. Saltanat ne demek? Saltanat Osmanoğulları sülalesinin denen bir erkek çocuğunun ne olmasıdır? Tahta geçmesidir. O zaman yetkinler, Kocaoğulları, efendim Arıoğulları soyadı başka isimli olan yani Osmanoğulları sülalesi haricindeki öyle soy soy isim olduğunu düşünelim. Böyle bir sülaleden olmayanlar asla ne olamazlar? Padişah olamazlar. Yani sen olabilir misin Osmanlı Devleti padişahı? Olamazsın. Ben olabilir miyim? Olamam. Soyismim Yetkin. Senin Ahmet Kocaoğlu olmaz. Ne olacak? Osmanoğulları o sülaleden gelecek. İki tabii bunun için de zaman zaman kardeş katli çok olduğu için ne yapılmış? Ekber ve erşed sistemi gibi kendi içinde bir düzenleme. Ama dikkat bu düzenleme yapılırken dahi Osmanoğlu sülalesinden vazgeçilmemiştir. O zaman şuraya dikkat. Kurucu teşkilat almaz. Osmanlı padişahları böyle çizdiğim için söyleyeyim. Kurucusu neydi? Osman Bey'dir. Doğru mu? Peki Osman'ın oğlu geçmemiş midir? Kimdir bu? Orhan Bey geçmiştir. Orhan Bey'in oğlu kim? Mehmet şey Merve. Ne oldu kız gene?
E devam et bakayım. 1. Murat. Aha yakaladık Merve'yi. Söyle bakayım Merve. 1. Murat'tan sonra kim geliyor? Yıldırım Bayezid. Sonra 1. Murat de Murat'ı yazdık ya.
Mehmet, Mehmet, Murat, Fatih Sultan Mehmet, Bayezid, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, 3. Murat bu böyle gider. Şimdi gitti gitti gitti gitti. Son dört padişah yazıyorum. Sultan Abdülmecid doğru mu? Hatta üç padişah yazayım. Sultan Abdülaziz. Arada bir ne vardı? 5. Murat. Doğru mu? Arada ondan sonra 2. Abdülhamit. Abdülhamit'ten sonra 1. Dünya Savaşı başlarken kim vardı? 5. Mehmet Reşat. Doğru mu? Son padişah kim? 6. Mehmet Vahdettin. Vahdettin. Şimdi buraya kadar. Tamam mı? Şimdi baba oğul. Baba oğul arada belki amca geçmiş olabilir. Arada kayın geçmiş olabilir ama Osmanlı sülalesinden olacak. Peki Osmanlı Devleti'nin devamı için mantıken Vahdettin'in oğlunun geçmesi lazım. Vahdettin'in oğlu kim? Hadi bakalım Murat yaz bakayım. Vahdettin'in oğulları kim? Merve yazın bakayım bir. Hiç kimse bilmiyor bunları. Vahdettin'in oğulları kim? Osmanlı Devleti devam etmesi için mantıken Vahdettin'in oğlunun geçmesi lazım. Yani yönetim biçimi açısından oğlu geçecek. Kim oğlu?
Mehmet Ertuğrul. Mehmet Ertuğrul.
Bir oğlu.
Başka yok mu?
5 Ekim 1912, 1944 tarihinde de öldü.
Tamam. Mehmet Ertuğrul geçecek. Doğru mu? O zaman Mehmet Ertuğrul'un ben saltanatı kaldırarak diyorum ki, "Ey Osmanlı, senin babadan oğula geçmeni kaldırıyorum." Yani sistemini kaldırıyorum. O zaman Mehmet Ertuğrul küçük yaşta ya. Şöyle çizelim. Mehmet Ertuğrul Efendi. Ben buradan burayı geçişi yasaklıyorum. O zaman ne olur? Mehmet Ertuğrul Efendi geçemez. E geçemezse mantıken son padişah kim olur? 6. Mehmet yani Vahdettin. Böylelikle buradan buraya geçişi yasaklıyorum. Böylelikle Osmanlı'yı mantıken son padişah da 6. Mehmet oluyor ve resmi olarak Osmanlı sona eriyor. Ancak burada bir şey var. Bir daha bakıyorsun tahtaya. Bak buraya. 6. Mehmet'in iki tane görevi vardır. Bir siyasi görevi vardır. İki dini görevi vardır. Siyasi görevi nedir? Osmanlı padişahlığıdır. Tamam. Devlet yönetiyor. Dini görevi nedir? Tüm Müslümanların nesidir? Halifesidir. Şimdi dikkat. Ben saltanat kaldırarak hangi tarafa son veriyorum? Bu tarafa mı son veriyorum? Bu tarafa mı son veriyorum? Çok güzel. O zaman Vahdettin'in ben şu tarafına son vermiyor muyum? O zaman artık Vahdettin Osmanlı Devleti yıkıldığından dolayı bir Osmanlı padişahı değildir. Ama nedir? He. E hocam hazır saltanatı kaldırdık. Halifeliği niye kaldırmadık? Ortam müsait değil canım. Öyle açıklar. Çünkü onu da kaldırsan büyük sıkıntılar belki de ortaya çıkacak. O yüzden o 2 sene sonra ama prensip olarak asla kaldırmasana 1 Kasım 1920'de karar verilmiştir prensip olarak ama 1. TBMM'nin halifeliği kaldırma ihtimali o milletvekilleriyle yok. O yüzden daha çok kendine uygun milletvekilleri ikna etmede olacak Mustafa Kemal'in. O yüzden şu durdu. Peki Vahdettin halife mi sadece? Artık din değeri yok. Şey din diyorum şey siyasi bir şeyi yok. Devleti yok. Peki bu halife iki gün sonra şu çağrıyı yapabilir mi? Yapabilir mi? Size sorayım. Ey dünya Müslümanları! Biz Mustafa Kemal'i devleti kurtarsın diye bir devlet operasyonuyla Samsun'a gönderdik. O Osmanlı'yı kurtaracağım derken gitti yeni devletini kurdu. Bizi de şu an istenmeyen adam ilan etti. Ey dünyadaki Müslümanlar birleşin Mustafa Kemal'e karşı diyebilir mi diyemez. Der. Belki taraftar toplayabilir mi İstanbul'da, İstanbul çevresinde veya ona biat edenler tarafından toplayabilir. Belki Şeyhülislam'ı onun için fetva verilebilir ki zamanında Mustafa Kemal'e asi, Kuvay-ı Milliyecileri asi öldürülmeleri vacip diye fetvalar verildi. Gene verilebilir mi? Verilebilir. O yüzden saltanatın kaldırılmasıyla beraber biliyorsunuz ki artık Vahdettin bir halifedir. Ancak zaten halifeydi de tek halifelik görevi kaldı. Biz de dedik ki öyle olmasın. Ama yine Osmanoğulları sülalesine halifenin devam etmesi için bir başka birini atayalım dedik ve halifeliği başka birine verdik. Kime verdik değerli arkadaşlar? Son Abdülmecid Efendi. Bak dikkat. Sultan Abdülmecid değil o adam öldü. Tamam öldü. O öldü. Sultan Abdülmecid neredeydi? Bak a burada bak. Aha öldü. 1860'ta öldü. Ha bu Abdülmecid Efendi bu nedir? Saltanat kaldırıldıktan sonra Osman Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen yeni halifedir. Mantıken 24'e kadar da görev yapacaktır. O zaman son halife Vahdettin değildir. Kimdir? Abdülmecid Efendi'dir. Şu saltanatı kaldırması mantığını anladınız mı? Bak çok kıymetli bir şeyden bahsediyorum. Adamın ben iki tane görevinden birine son veriyorum. Diğeri de bana karşı kullanmasın diye TBMM kendi adamını seçmiştir. Yine Osmanoğlu sülalesinden olmak kaydıyla. Anlaşıldı mı? Peki bu Abdülmecid Efendi kimdir? Kimdir bu adam? Nerededir? Kimin torunudur? Bir yerden olacak. O da size araştırma görevi olsun. Tamam. Abdülmecid Efendi kimdir? Ver bakalım. Evet. Burası anladın mı? Saltanatı. Peki mantıken düşün. Dur. Ben saltanatı kaldırırsam Osmanlı Devleti resmi olarak sona erer mi? Erer. İki, ben saltanatı kaldırırsam yeni halife Abdülmecid Efendi olur mu? Olur. Üç. Dikkat. Tamam da kardeşim ben saltanatı kaldırdım. Osmanlı Devleti diye bir devlete son verdim. Tamam da bir benim hani Osmanlı'nın rejimi belliydi. Atıyorum meşrutiyet veya monarşi başkanı da belliydi. Vahdettin falan da bir benim rejim ne olacak? İki benim devlet başkanım kim olacak? Yani Mustafa Kemal'de belki de kendisi padişah olmak isteyecek veya.
Lozan Konferansı'na.
Hem Osmanlı Devleti'nin.
Ulusal egemenliğin önünde.
Bir engel teşkil etmesi.
Anadolu'nun içindeki iki devletin bulunmasının.
Milli menfaatlerle bağdaşmaması.
Osmanlı Devleti'ni resmi olarak.
Sonlandırmak istenmesi.
Milli egemenliğe dayalı yönetimin.
Türk milletinin karakterine daha uygun olması.
Dönem itibariyle birçok ülkede.
Monarşinin yıkılması.
Ve cumhuriyetinin kurulması.
İstanbul hükümetinin.
Milli mücadele devam ederken.
Takındığı tavır ve.
Aldığı kararların milli mücadeleyi olumsuz etkilemesi.
Bunların hepsi neymiş? Bu şimdi beni dikkatli herkes dinliyor. Bu arada saltanatı kaldırması Atatürk inkılapları kısmında da işleyeceğiz. O zaman 1. TBMM'nin yapmış olduğu en büyük inkılaplardan biri. Yani Osmanlı Devleti'ni hangi TBMM sona erdirdi? 1. TBMM haberiniz olsun. Ama burada bir şey dikkat ettireceğim. Saltanatı anlamayanlar için. Saltanat ne demek? Saltanat Osmanoğulları sülalesinin denen bir erkek çocuğunun ne olmasıdır? Tahta geçmesidir. O zaman yetkinler, Kocaoğulları, efendim Arıoğulları soyadı başka isimli olan yani Osmanoğulları sülalesi haricindeki öyle soy soy isim olduğunu düşünelim. Böyle bir sülaleden olmayanlar asla ne olamazlar? Padişah olamazlar. Yani sen olabilir misin Osmanlı Devleti padişahı? Olamazsın. Ben olabilir miyim? Olamam. Soyismim Yetkin. Senin Ahmet Kocaoğlu olmaz. Ne olacak? Osmanoğulları o sülaleden gelecek. İki tabii bunun için de zaman zaman kardeş katli çok olduğu için ne yapılmış? Ekber ve erşed sistemi gibi kendi içinde bir düzenleme. Ama dikkat bu düzenleme yapılırken dahi Osmanoğlu sülalesinden vazgeçilmemiştir. O zaman şuraya dikkat. Kurucu teşkilat almaz. Osmanlı padişahları böyle çizdiğim için söyleyeyim. Kurucusu neydi? Osman Bey'dir. Doğru mu? Peki Osman'ın oğlu geçmemiş midir? Kimdir bu? Orhan Bey geçmiştir. Orhan Bey'in oğlu kim? Mehmet şey Merve. Ne oldu kız gene?
E devam et bakayım. 1. Murat. Aha yakaladık Merve'yi. Söyle bakayım Merve. 1. Murat'tan sonra kim geliyor? Yıldırım Bayezid. Sonra 1. Murat de Murat'ı yazdık ya.
Mehmet, Mehmet, Murat, Fatih Sultan Mehmet, Bayezid, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, 3. Murat bu böyle gider. Şimdi gitti gitti gitti gitti. Son dört padişah yazıyorum. Sultan Abdülmecid doğru mu? Hatta üç padişah yazayım. Sultan Abdülaziz. Arada bir ne vardı? 5. Murat. Doğru mu? Arada ondan sonra 2. Abdülhamit. Abdülhamit'ten sonra 1. Dünya Savaşı başlarken kim vardı? 5. Mehmet Reşat. Doğru mu? Son padişah kim? 6. Mehmet Vahdettin. Vahdettin. Şimdi buraya kadar. Tamam mı? Şimdi baba oğul. Baba oğul arada belki amca geçmiş olabilir. Arada kayın geçmiş olabilir ama Osmanlı sülalesinden olacak. Peki Osmanlı Devleti'nin devamı için mantıken Vahdettin'in oğlunun geçmesi lazım. Vahdettin'in oğlu kim? Hadi bakalım Murat yaz bakayım. Vahdettin'in oğulları kim? Merve yazın bakayım bir. Hiç kimse bilmiyor bunları. Vahdettin'in oğulları kim? Osmanlı Devleti devam etmesi için mantıken Vahdettin'in oğlunun geçmesi lazım. Yani yönetim biçimi açısından oğlu geçecek. Kim oğlu?
Mehmet Ertuğrul. Mehmet Ertuğrul.
Bir oğlu.
Başka yok mu?
5 Ekim 1912, 1944 tarihinde de öldü.
Tamam. Mehmet Ertuğrul geçecek. Doğru mu? O zaman Mehmet Ertuğrul'un ben saltanatı kaldırarak diyorum ki, "Ey Osmanlı, senin babadan oğula geçmeni kaldırıyorum." Yani sistemini kaldırıyorum. O zaman Mehmet Ertuğrul küçük yaşta ya. Şöyle çizelim. Mehmet Ertuğrul Efendi. Ben buradan burayı geçişi yasaklıyorum. O zaman ne olur? Mehmet Ertuğrul Efendi geçemez. E geçemezse mantıken son padişah kim olur? 6. Mehmet yani Vahdettin. Böylelikle buradan buraya geçişi yasaklıyorum. Böylelikle Osmanlı'yı mantıken son padişah da 6. Mehmet oluyor ve resmi olarak Osmanlı sona eriyor. Ancak burada bir şey var. Bir daha bakıyorsun tahtaya. Bak buraya. 6. Mehmet'in iki tane görevi vardır. Bir siyasi görevi vardır. İki dini görevi vardır. Siyasi görevi nedir? Osmanlı padişahlığıdır. Tamam. Devlet yönetiyor. Dini görevi nedir? Tüm Müslümanların nesidir? Halifesidir. Şimdi dikkat. Ben saltanat kaldırarak hangi tarafa son veriyorum? Bu tarafa mı son veriyorum? Bu tarafa mı son veriyorum? Çok güzel. O zaman Vahdettin'in ben şu tarafına son vermiyor muyum? O zaman artık Vahdettin Osmanlı Devleti yıkıldığından dolayı bir Osmanlı padişahı değildir. Ama nedir? He. E hocam hazır saltanatı kaldırdık. Halifeliği niye kaldırmadık? Ortam müsait değil canım. Öyle açıklar. Çünkü onu da kaldırsan büyük sıkıntılar belki de ortaya çıkacak. O yüzden o 2 sene sonra ama prensip olarak asla kaldırmasana 1 Kasım 1920'de karar verilmiştir prensip olarak ama 1. TBMM'nin halifeliği kaldırma ihtimali o milletvekilleriyle yok. O yüzden daha çok kendine uygun milletvekilleri ikna etmede olacak Mustafa Kemal'in. O yüzden şu durdu. Peki Vahdettin halife mi sadece? Artık din değeri yok. Şey din diyorum şey siyasi bir şeyi yok. Devleti yok. Peki bu halife iki gün sonra şu çağrıyı yapabilir mi? Yapabilir mi? Size sorayım. Ey dünya Müslümanları! Biz Mustafa Kemal'i devleti kurtarsın diye bir devlet operasyonuyla Samsun'a gönderdik. O Osmanlı'yı kurtaracağım derken gitti yeni devletini kurdu. Bizi de şu an istenmeyen adam ilan etti. Ey dünyadaki Müslümanlar birleşin Mustafa Kemal'e karşı diyebilir mi diyemez. Der. Belki taraftar toplayabilir mi İstanbul'da, İstanbul çevresinde veya ona biat edenler tarafından toplayabilir. Belki Şeyhülislam'ı onun için fetva verilebilir ki zamanında Mustafa Kemal'e asi, Kuvay-ı Milliyecileri asi öldürülmeleri vacip diye fetvalar verildi. Gene verilebilir mi? Verilebilir. O yüzden saltanatın kaldırılmasıyla beraber biliyorsunuz ki artık Vahdettin bir halifedir. Ancak zaten halifeydi de tek halifelik görevi kaldı. Biz de dedik ki öyle olmasın. Ama yine Osmanoğulları sülalesine halifenin devam etmesi için bir başka birini atayalım dedik ve halifeliği başka birine verdik. Kime verdik değerli arkadaşlar? Son Abdülmecid Efendi. Bak dikkat. Sultan Abdülmecid değil o adam öldü. Tamam öldü. O öldü. Sultan Abdülmecid neredeydi? Bak a burada bak. Aha öldü. 1860'ta öldü. Ha bu Abdülmecid Efendi bu nedir? Saltanat kaldırıldıktan sonra Osman Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen yeni halifedir. Mantıken 24'e kadar da görev yapacaktır. O zaman son halife Vahdettin değildir. Kimdir? Abdülmecid Efendi'dir. Şu saltanatı kaldırması mantığını anladınız mı? Bak çok kıymetli bir şeyden bahsediyorum. Adamın ben iki tane görevinden birine son veriyorum. Diğeri de bana karşı kullanmasın diye TBMM kendi adamını seçmiştir. Yine Osmanoğlu sülalesinden olmak kaydıyla. Anlaşıldı mı? Peki bu Abdülmecid Efendi kimdir? Kimdir bu adam? Nerededir? Kimin torunudur? Bir yerden olacak. O da size araştırma görevi olsun. Tamam. Abdülmecid Efendi kimdir? Ver bakalım. Evet. Burası anladın mı? Saltanatı. Peki mantıken düşün. Dur. Ben saltanatı kaldırırsam Osmanlı Devleti resmi olarak sona erer mi? Erer. İki, ben saltanatı kaldırırsam yeni halife Abdülmecid Efendi olur mu? Olur. Üç. Dikkat. Tamam da kardeşim ben saltanatı kaldırdım. Osmanlı Devleti diye bir devlete son verdim. Tamam da bir benim hani Osmanlı'nın rejimi belliydi. Atıyorum meşrutiyet veya monarşi başkanı da belliydi. Vahdettin falan da bir benim rejim ne olacak? İki benim devlet başkanım kim olacak? Yani Mustafa Kemal'de belki de kendisi padişah olmak isteyecek veya.
Sadece Mustafa Kemal değil, onun nezdinde Mareşal Fevzi Çakmak, Kazım Karabekir, doğru mu? Ali Fatih Cemes, Refet Bey kardeşim, biz birlikte kazandık. Hayırdır, sen ne derlerse diyebilirler mi? İkincisi, bu diplomatik yollarla deneyip Terakkiperver kuracaklar, o ayrı. O yüzden burada devlet başkanlığı ve rejim sorunu ortaya çıkmıştır. Bizde kim devlet başkanı olacak? Devlet başkanlığı hangi sisteme göre belli olacak? Yani rejimi ne olacak? O yüzden saltanatı kaldırmasının sonuçlarında en çok sorulan soru şudur: Saltanatın kaldırılması hangi sorunlara neden olmuştur? Bir, devlet başkanlığı. İki, devletin rejimi. Peki bunlar neyle şey oldu? Cumhuriyet ilan edildi. Bir, cumhuriyet ilan ederek rejimimiz cumhuriyet oldu. Cumhuriyet ilan ederek cumhurbaşkanlığı Mustafa Kemal oldu. Böylelikle devlet başkanlığı ve rejim sorunu saltanatın kaldırılmasıyla oluşan sorunlara çözüm olmuştur. Cumhuriyetin ilanı. Anlaştık. Hadi silelim bakalım o zaman şunları. Saltanatı kaldırmasını ayrıyetten nerede bir daha işleyeceğiz? Merve >> inkılaplarda işleyeceğiz. Peki saltanatı kaldırmasıyla dini otorite, siyasi otorite birbirinden ayrıldı mı? Mantıken adam sadece din, dini olarak kalmadı mı? Peki dinle siyaset bir arada mıydı? Peki dinle siyaseti ayırırsam ben hangi yönetim tarzında ilk defa bir inkılap yapmış oldum? Laiklik. Çok güzel. O yüzden saltanatın kaldırmasıyla ilk defa laiklik yolunda önemli bir adım atılmıştı. Bunu zaten ben nerede işleyeceğim? Tabii ki ve tabii ki >> Atatürk inkılapları kısmında da işleyeceğim. İlkeler kısmında da işleyeceğim. Saltanat kaldırması çok yönlü bir olaydır. Öyle basit bir olay değildir. Düşünsenize sabah kalkıyoruz, devlet yok. Doğru değil mi? İnsan şaşırır. Tamam, yeni bir devlet var da hani sonuçta 600 yıldan beri egemen. Şimdi bazı şanslı nesiller vardır. Örnek, biz hem 20. yüzyılı gördük hem 21. yüzyılı gördük. E bazı insanlar var, sadece aynı yüzyıl içinde ölüyorlar. Mesela sen kaç doğumlusun? 2000 doğumlusun. Aha, sen bir sene öncesi 99'da hem 20. yüzyılda hem de 21. Aman hocam, 20. yüzyıl arasında sanki çok fark var da diyorum da hani bazı nesiller var, düşünebiliyorum. Sabah kalkıyorsun, devlet yok ve sen bir başka devletin egemenliği altında. Çok ilginçtir yani o zamanlar eee için içinde olmak bambaşka bir şey herhalde. Tamam, bayrak gene aynı ama şey değişiyor. Başkent değişiyor. Mesela bir sene Ankara'da oturuyorsun, Ankara'da köyde oturuyorsun. Bir diyorlar ki, "Siz başkent oldunuz." Ne yapan >> yani biliyorsun başkent Kayseri de olabilirdi. Doğru mu? Başkent Kayseri de olabilir. Son anda tabii kürsü bile gitti. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kürsüsü bile Kayseri'ye gitmiştir. Yani düşün o Eskişehir Kütahya muharebelerinden sonraki durumda. Hatta Sakarya'nın ilk 10 günü bile biliyorsun çok sıkıntılı. Sakarya'nın ilk 10 günü bile çok sıkıntılı. Adamlar anlattım, Çaldağ'ı ele geçirdiler, Mangal Dağı'nı ele geçirdiler. Doğu Tepe'ye saldırdılar. Ona saldır, buna saldır. Evet. Güzel. Başlayalım bakalım. Merve, saltanatın kaldırmasının sonuçları. 1. TBMM'nin yapmış olduğu >> 1. TBMM'nin yapmış olduğu Evet. >> en önemli inkılap hareketlerinden >> En önemli inkılap hareketlerinden birisidir. İnkılap hareketlerinden birisidir. Devam. >> TBMM Lozan konferansına. Peki Osmanlı Devleti resmi olarak sona erdiğine göre TBMM Lozan konferansına tek başına gitmiştir. Konferansına tek başına bir devlet olarak katılmıştır. Bir devlet olarak katılmıştır. Evet. >> Kaleme alayım. Ver bakalım. Al bakalım. 3. >> Laiklik yolunda. >> Laiklik yolunda. Evet. >> İlk büyük adım atılmış. >> İlk büyük adım atılmıştır. Evet. >> Devlet başkanlığı ve >> Evet. En önemlisi bu. Devlet başkanlığı ve neymiş? Rejim sorunu ortaya çıkmıştır. >> Rejim sorunu ortaya çıkmıştır. Güzel. Var mı başka? >> Üç notumuz var. Bu notları saltanatı kaldırmasının sonuçlarında şöyle birinci notu kaydırarak geliyorum canım ya da üçüncü nota yazayım. Ya bu kararla biliyorum, o not olmadığını biliyorum. Bu kararla Osmanlı Devleti resmen sona ermiştir. Sona ermiştir. Sen şu ilk iki notu bir yazdır bakalım. Not yok. >> Nasıl yok kız? >> Tamam. Olmasa iki tane not olacak. >> Nereye gitti kız? İki tane not kocaman. A sonra şöyle yapalım. Birinci notumuz Osmanlı Devleti resmi olarak sona ermiştir diyelim. Heh. Burada bir şeye dikkat edeceğiz notlarda. Bir tane saltanatı kaldırma. He. Tamam. Gerek eee bir bayramı ifade edeceğiz. Bayram bakın, saltanatı kaldırmasıyla bir bayram ortaya çıkmıştır. Bu bayram şu ikinci nota yazalım. Bu bayramı öğrencimiz bulacak. Tamam. Bayram olmuştur. Ne bayramı bu? Saltanatının kaldırılmasının bayramı nedir? Tamam. Üçüncüsüne ben, birincisine ben yazayım oraya. Onlarda yoktur. Saltanatı kaldırmasıyla yeni halifelik seçimi yapılmıştır. Onu da yazalım. Son halifeyi de yazarız. Şöyle yazalım. Saltanatın kaldırılmasıyla kaldırılmasıyla TBMM tarafından yeni halife seçilmiştir. Yeni halife seçilmiştir. Yeni halife ve son halife değil mi? Başka yok. 1922'den 3 Mart 1924'e kadar görev yapacak olan kimmiş? Bakıyoruz. Abdülmecid Efendi'dir. Bunun Sultan Abdülmecid'le bir alakası var mı? Abdülmecid Efendi'dir. Var mı sıkıntısı olan? Üç tane ancak şu bayramı size bıraktım. Bakın, saltanatın kaldırılmasının bayramı mı olur hocam? Var. O bayramda siz olsun. Şimdi ilk iki kısmı işledik. Ne yapıyoruz? Üçüncü satıra kayıyoruz. Evet, geldik Lozan'a. Hani 1 Kasım 1922'de kaldırmıştık ya saltanatı. 2 Kasım'da ne olduğunu bilen var mı? Lozan görüşmeleri için tek başına gideceğimizin kararlaştırılmasından sonra bir adam yani Mudanya'daki başarısından dolayı Lozan'a gidecek. Bu arada Lozan'a dışişleri bakanı, içişleri bakanı, bakan, bakan olmayan herkes gidebilir delege bazında. Ama eee Mustafa Kemal özellikle Mudanya'da üç tane devlet başkanıyla veya generalle oturduğundan dolayı bir asker kökenli olduğundan dolayı burada ketumluk çok önemli ve dirayet çok önemli eee üç tane baş delege seçiliyor. Bakın bu üç baş delege KPSS'de geldi. Bir, dışişleri bakanı İsmet İnönü. Aa hocam, dışişleri bakanı en son Yusuf Kemal Tengirşekti. Doğru. O zaman Lozan'a gitmeden önce Yusuf Kemal Tengirşek istifa ediyor. Yerine İsmet İnönü geliyor. Bunu dört defa sordular. Bir, kim istifa diye iki defa sordular. İki, Lozan'a istifa ettikten sonra dışişleri bakanı olarak kim gitti diye sordular. Bir de üçünü 1, 2, 3 öncül verdi. Ne demek Merve? 1. İsmet İnönü. 2. Hasan Saka. 3. Rıza Nur. Hangileri baş delege olarak gitmiştir? Üçü de baş delege olarak. İsmet İnönü, Dışişleri Bakanı. Eski iktisat bakanı Hasan Saka. Çünkü iktisadi konular çok fazla, inanılmaz iktisadi konular var. Yani bir devrin sonu gibi gözüküyor da e devirden kalan borçlar, devirden kalan kapitülasyonlar, birçok mesele var. Yani ekonomik boyutu çok yönlü bir anlaşmadır Lozan. Onu size söyleyeyim. 3. Sağlık Bakanı Rıza Nur. Bak bunlar gidiyor tabii. Üç baş delege. Yanlarında da bir tane de şair var. O şairi de ben size bırakayım. Bakın Lozan'a giden şairimiz kim? O da gözlemci olarak gidiyor. Yani bizim gözlemcilerimiz yani orada not etti, not aldı. Lozan sonuçta bir 3 kişi gitmedi ki, 20 kişilik heyetle gittik. Ve bu heyet yola çıktığında normalde 13 Kasım'da düzenlenecekti. Lozan'ın normalde yeri nere bu arada? İsviçre'nin Cenevre kentine gidiliyor. Önce şato otel var. Yani bir resepsiyonist gibi böyle geniş bir alanda yapılacak bir toplantı var. Başkanlığını ise yani onu açış konuşmasını ise İsviçre Başbakanı yapacak. Yani tarafsız bir ülkede yapılması. Normalde biz nereye istedik? Dikkat. İzmir iki defa sınav sorusu olmuş. Şimdi o zaman benim burada anlatacağım her şey ya sınav sorusu olmuş ya da sınavda beklenen yer olmuş. E Lozan her zaman sorar. Lozan sorulmayacak şey değil ki. Biz Şarkiyle gittiler İsviçre'ye. Kardeşim, biz bir gittik ayın 13'ünde bir Allah'ın kulu yok. Daha gelmemişler yani. Adam Fransa'dan İsviçre'ye, İtalya'dan İsviçre'ye atıyorum oraya katılan devletler var biliyorsun. Japonya katıldı. Boğazlar konusunda Bulgaristan ve Rusya katıldı. Efendim Sırp, Sloven, Hırvat katıldı. Yugoslavya katıldı. İtalya katıldı. Yunanistan çok yani öyle düşündüğümüz gibi değil. Amerika Birleşik Devletleri'nin gözlemci devlet olarak katıldığı bir anlaşmadan bahsediyoruz ki bunu da sordular. Gözlemci devleti kim? Cevap ABD. E hocam bu kadar geniş katılımlı bir konferans. Güzel ya. Biz 13 Kasım'da başladık. 20 Kasım'da anca başladılar. E ne yaptık? 7 gün hemen Paris'e geçti. Bizimkiler tepki verdik. Kardeşim biz bu kadar barışı istiyoruz. Siz de bu kadar barışı önemsemiyorsunuz ki. 7 gün olmuş burada. Hala sıkıntı. E bir de Türk delegasyonuna sürekli bir ihbar. İhbar var. Ne ihbarı biliyor musunuz? Mu? Ermeniler. Yani Ermeniler sokakta görse İsmet İnönü falan vuracaklarmış. Çünkü bunlar alışkın. Talat Paşalardan efendim Cemal Paşaları vurmaktan sizi vuracaklar. Bir tanesi geldi İsmet İnönü'ye dedi ki, "Ya dedi, şu arabaya biniyorsunuz ya, normal Türk bayrağını çok büyütmüşsünüz, çok dikkat çekiyor, büyütmüşsünüz." Derken herkes gibi yani. Bunu dedi, "Küçültelim de kimse görmesin." Ya sizce bu olabilecek iş mi? Ha alçak masada oturmuşsun, ha sıcak sandalyede oturmuşsun, ya da bayrağı küçültmüşsün. Tabii ki İsmet İnönü kabul etmedi delegasyon. Yani aslında baktığımız zaman İsviçre'de de çok yoğun güvenlik önlemleri alındı. Çünkü daha evvelden orada sonuçta şehit edilen insanlarımız var. Ermeniler o bölgede çok fazla yaşıyorlar. E zaten biz Mustafa Kemal'den talimat ne şekilde alındı? İki şey. Bir, kesinlikle her şeyi tartışalım, konuşalım. Bizim aleyhimize de olabilir, lehimize de olabilir. Karar verelim. Ama iki şey değil. Bir, vilayet-i sitte'de Ermenilere yurt isteği kesinlikle olmayacak. İki, adli, siyasi, mali her konuda bizi kısıtlayan kapitülasyonları kabul ediyoruz. İsmet İnönü sordu yani dedi, "Boğazlar konusunda farklı bir şey ortaya çıktı veya İstanbul'un boşaltılması ama kapitülasyonu çözdük, o zaman dedi devam edin tartışmaya. Peki kapitülasyonu çözemedik, istersen hepsini çöz. O masadan kalkıp geliyorsun." Yani ne kadar etkili ki o kapitülasyon dediğimiz şey. O yüzden yani giden heyet Mustafa Kemal'den direktifleri de aldı gitti. Açılış konuşmasını İsviçre Başbakanı yaptı değerli arkadaşlar. Hatta ismi de neydi hatırlayamadım. Başbakan güzel bir konuşma yaptı. Sonuçta bu bir adam. Ev sahibi bir adam. Yani her gelen millete barış içinde yaşamak istediğini söylüyor. Neyse konuşmalar başladı zaten. Daha ilk gün gerginlik başladı. Yani hani daha şey değil yani bir 3. 5 konuya girilmedi. Daha ilk günlerde biz Yunanlılarla, Fransızlarla, İngilizlerle kapışmaya başladık. Tabii bizden giden adamlar belli. Bizden İsmet İnönü. Öbür taraftan Lord Curzon gelmiş mesela. Mesela Lozan ikilidir. Lozan bir gidildi, bir ara verildi. Sonra ikinci defa yapıldı. Mesela İtalya'yı kim temsil etti desem inanır mısın? Mussolini. Mussolini vardı. Biz Mussolini oturduk, konuştuk. Efendim, öbür taraftan Fransızlarla konuştuk. Öbür taraftan gittik İtalya'yla konuştuk. Ama maalesef ki biz cephenin yani bu tarafta biz varız. Karşımızda 10 tane devlet var. Kolay olmuyor arkadaşlar. O yüzden dikkat edin. Lozan kaç ay sürmüştür? Arada kesinlikle de dahil olmak üzere. Bakın 20 Kasım'da başlamış. 23 Temmuz'da imzalamış. Hesap Kasım. Hadi Kasım boş ver. Aralık, Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz. 8 ay. Az mı Allah'ını seversen ya? Böyle bir görüşme. Her konu önümüze geliyor. Ama nereden geliyor? Osmanlı Devleti'nin konularından. Dış borçlar ne yapacaksınız diyor. Nasıl ödeyeceksiniz? Kapitülasyonlar o kadar bize direttiler ki kapitülasyonlar. Boğazlar biz dediler ki, "Biz komisyonu kaldırmayız." Savaş tazminatı oğlum diyor, "Siz vereceksiniz diyor." Bak bak bak bir daha söylüyorum. Savaş tazminatı istiyoruz. Niye biliyor musunuz lan? Yaktınız her yerimizi. Uşak'ı, Bilecik'i, Söğüt'ü, İzmir'i, Manisa'yı kül hale getirdiniz. Adam utanmadan dedi ki, "Siz diyor savaş tazminatı veriyor." Niye? E çünkü onların kafasında hala Türkiye Mondros'tan gelme. Ne demek istiyorum? Hiçbir büyük taarruzu, Sakarya'yı tövbe kazanmadık. Yani onlara göre biz neymişiz hala? "Siz diyor onu Yunanlılarla yaptınız. Biz de yapmadınız ki" diyor. Anladınız mı durumu? Yani durum öyle kolay değil. Vahim bir durum var. İsmet İnönü önce üç şey yaptı. Bir, Lozan Konferansı'nın adını "Yakın Doğu Konferansı" olarak değiştirdi. Şimdi bunun bazı sebepleri var. Tamam. İki, eee, kürsüye çıktığında, söz aldığında dedi ki, "Bak şu an bile siz barışı geciktirmeyin dedi. Şu an bile Asya ovalarında 1 milyondan fazla insan" dedi, "Türk işsiz, perişan, serseri gibi gezmekte, evi yok yani. Farkı yok ki. Sığınacak bir yeri yok." dedim. 1 milyon adam dedi. Barış ne kadar gecikirse o insanlar da o kadar dışarıda kalmaya devam edecek. Bu 1, 2 döndü arkadaşlar dedi, "Beyler dedi, biz dedi buraya Mondros'tan değil, Mudanya'dan geldik dedi." Ne demek bu? Biz mağlup bir devletin temsilcisi olarak değil, galip bir devletin temsilcisi olarak geldik. En ünlü sözlerinden biridir. Biliyorsunuz, "Biz buraya Mondros'tan değil, Mudanya'dan geldik." Çok önemli bir laf mesela. Çok tartışmalar yaşandı artık. Tabii bizim eee ne derler ona? Şeyin adı neydi? E Merve. Lord Curzon'la bizimkiler o kadar çok kapışıyoruz ki inanılmazsın. İnanılmaz kapışıyoruz. Dışişleri Bakanı olarak geldi Lord Curzon. İstifa ettikten sonra hükümet tekrar onu Dışişleri Bakanı yaptı. Adamla kapış kapış kapış. Şimdi biz de her şeyi reddediyoruz. Çünkü kapitülasyon meselesi o kadar önemli ki reddet reddet reddet. Döndü. Lord Curzon dedi ki, "İsmet, sen dedi, bizim tekliflerimizin hepsini reddediyorsun. Biz bunların hepsini cebimize koyuyoruz. Bugün para bir yanımdakinde Amerika'yı gösteriyor. Bir de bende var. Senin ülken harap olmuş vaziyette. İki gün sonra sen ülkeni tamir etmeyecek misin? Edeceksin. Paraya ihtiyacın olacak. Kimden alacaksın? Ya benden ya ondan. O yüzden diyor bu meseleleri tek tek cebimizden çıkarıp önüne koyacağız." Anlaşıldı mı? Bütün mevzu. İsmet İnönü hatıralarını okudum. Diyor ki, "Hayatımda bu laf kadar ağırını işitmedim." Neden? Çünkü bir gün Türkiye paraya ihtiyaç duyarsa ve İngiltere'nin kapısına gelirse bilirdim ki o meselelerin hepsi tek gerçekten önüme gelecek. ömrüm boyunca onların kapısına gitmemek için Türkiye'nin özellikle mali bir disipline, kalkınmaya, sanayileşmeye ihtiyacı vardır. Ama maalesef dönemin şartları 27'de Teşvik Sanayi Kanunu çıkarttık, 29'da dünya ekonomik krizi çıktı. 33'te devletçiliğe geçmek zorunda kaldınız ama kendimize yeter bir ülke haline getirmek. Bütün mesele bu. Ham maddesi yurt içinde olan şeyleri değerlendirebilme, tren yapabilme, milli banka yapabilme, fabrika açabilme. Bakın bunların hepsi önemli. İşte İsmet İnönü hayatı boyunca en büyük korkusu neymiş? Bir gün bunlara para istersem bana ne yaparlar? Tutarlar. Bu meseleleri de gözümün önüne tekrar getirirler diye. Yani çok kapışma var. Bir de bizim telgraflarımız yok. Onların telgraflarını kullanıyoruz. Ankara'ya bir telgraf çekiyoruz. Maalesef ki okunuyor. Bunlar okuyor. Hani dedim ya askerde mektup yazarken de "Vay oğlum, çok küfürlü bir şey yazmayın, komutanlar açıp okuyor diye." Aynı mesele. Telegraflarımızı açıp okumuşlardır ya. Sürekli sürekli sürekli. Şimdi onlar bir şey diyor. İsmet İnönü aynı lafı söylüyor. Sürekli İsmet İnönü red red red. E bu sefer de diyor ki şey hani onların kendi aralarında konuşmada bunlar diyor şey diyor, "İsmet İnönü diyor şey gibi müzik kutusu gibi diyor. Sürekli aynı şeyi tekrarlıyor diyor." Yani müzik kutusuna şey yaparsa hep aynı melodi çalar ya. Müzik kutusundaki gibi şey diyor. Melodi gibi diyor. Ne istiyorsunuz? Bağımsız, bağımsız, bağımsız. Hani adamların İsmet İnönü ile alakalı olan durumu bu ve büyük mücadeleler sonunda ne olduğunu söyleyeyim misin? Hiçbir şey olmadı. Kapitülasyonlardan, borçlardan, boğazlardaki istekleri yüzünden ve Ermenilere yurt verme istekleri gibi birçok mesele yüzünden zaten kalktık biz masadan. Mecbur kalktık. Kalktığımız tarih 4 Şubat. Bak iyi dinle. 4 Şubat'ta kalktık masada. Mustafa Kemal ne emri vermiş olabilir orduya? Dikkatli düşünün bakalım. Tekrardan azıyor. Evet. Çünkü biz ordularımızı ileri götürmedik ki barış anlaşması. Mudanya'dan beri ordu kıta şeklinde duruyor. Ha ama burada bir şey var. Bunu da söylemeden geçmeyeyim. Şimdi bunu stratejik bir hata olarak düşünebilirsiniz ama belki de gereklilik olan düşünce. Şimdi biliyorsun 1914'te Dünya Savaşı başladığından beri hatta 1312'ye geri gidiyorum. Adam 1912 Balkan Savaşı'ndan beri asker arkadaşlar. Olmuş. Sene 1923. Adam 11 yıldır asker. L çocuğu olsa çocuğunu bilmiyor. Eşi o gelmez diye öldü diye o zaman ulaşatları, Instagram, WhatsApp yok arkadaşlar. Adam ölmüştü diye düşünerek eşi mesela gidip başka biriyle evleniyor. Köy yeri, köy adetleri düşünün şöyle bir. Kim 11 yıl bekleyecek abi? Sen beklem niye 11 yıl? Bekle öldü. Hayır, bu dönemin şartları demiyorum. O dönemin şartları ölmüştür. E gelen yok, giden yok. Hep sürekli şehit haberi geliyor. Çanakkale'den, Kafkas'tan. Bir dünya savaşı içinde ama e bir de milli mücadele üzerine adamın geleceğinden kimsenin haberi yok. E geliyor şehit haberi ya da gazi ya da bulunmuyor ya da kaçırılmış tarafından. Şimdi bu bilinmezlikler çok kötü. O yüzden şunu anlatmaya çalışıyorum. Yani o bölgelerde o zamanlarda şöyle düşünün arkadaşlarım. Hani biz bu meselelere karar verirken gerçekten geride şehit olanlar, gazi olanlar bunların hepsini hepsini düşünmek zorunda bırakılmışız. Yani İsmet İnönü orada bir karar verirken de öyle kolay bir karar veremedi. Zaten 4 Şubat'ta biz o arayı verdikten sonra Mustafa Kemal kıtalara şey dedi ya hani ne derler ona? Hazır olun diyor. Arkadaşlar biz şöyle bir karar aldık orada kısaca. Biz ordularda terhis'e başlamak zorunda kaldık. Çünkü asker savaş bittiğinden dolayı hele 10 yıldır 8 yıldır kalan askerle bu arada Osmanlı Devleti asker kaç yıl? 5. 5 yılı aşanları mecbur şey yapıyorsun, terhis ediyorsun. Adam evine köyüne dönüyor. E tamam da 5 yılı şimdi 10 yıllık askerle 3 yıllık asker aynı değil. Kaç tane savaş görmüş? Kaç tane dağlarda savaş? Şimdi ne oldu biliyor musunuz? Mu? Biraz Lozan öncesi biraz asker terhisini biraz acele ettik. Bu benim görüşüm bu arada yanlış olabilir. Eee, orada biraz, eee, İngilizler ve Fransızlar bu askerleri sonuçta izliyorlar. Terhis olunanlarını izliyorlar. Bayağı bir asker terhis oldu. Neredeyse üçte yarı yarıya diyebilirim terhis oldu. Bu da aslında biraz mecliste de tartışmalara sebep oldu. Niye? Lozan'da elimiz biraz zayıfladı. Yani düşünceler o şekilde. Çünkü Fransızlar, İngilizler terhisleri tek takip etmişlerdi neredeyse. Ordunun yarısına yakın neredeyse terhis olunca. Bu sefer de Lozan'da biraz da elimiz askeri açıdan güçsüz gittik. Bak bu da var. Ama ona rağmen Lozan'a 4 Şubat'ta ara verildi. Bitti. Kalktık herkes. Herkes masadan kalktı. Peki biz masaya tekrardan oturacağız. İleride oturacağız. İkinci. Demek ki Lozan kaç konferans aslında? İki. Birincisinde oturduk anlaşamadık. Bir ara geldi. Dikkat et o araya. O ara işte bizim Türkiye'de hem sınav için çok önemli hem de onlara bir eee cevap niteliğinden. 17 Şubat'ta başkanlığını Kazım Karabekir'in yaptığı ki Atatürk inkılapları kısmından anlatacağım. bir konferans, bir kongre düzenleniyor. Bu kongre İzmir'de düzenleniyor. Tarihe Türkiye İktisat Kongresi diye geçer veya hepinizin bildiği adıyla İzmir İktisat Kongresi diye geçer. Başkanlığını Kazım Karabekir'in yaptığı işçiler, çiftçiler, tüccarlar ve sanayicilerin dört farklı grubun katıldığı 1135 delegeden oluşan açılış konuşmasını Mustafa Kemal'in yaptığı, kapanış konuşmasını da Kazım Karabekir'in yaptığı ve inanılmaz kararlar alındığı bir yerdir. İktisat Kongresi Lozan'daki o hani kapitülasyonları bize dayatmalarına verilen tepkidir. Tepki ne dedik biz? Öyle mi dedik? O zaman biz de kendi yol haritamızı Misak-ı İktisadi yani iktisat andımızı ortaya koyalım. Nedir bunun içinde? Banka yapalım, demir yolu yapalım, sanayi yapalım, teşvik edelim, özel sektörü teşvik edelim. Türkiye'de üretilen malların e kendimize yeteneğini yapalım, yetmeyeni ihraç edelim. İthalata karşıyız. Özel sektöre de karşıyız. Destekleyelim. Yabancı sermayeye karşıyız. Gelsinler yapsınlar. Bize devlet olarak şey verelim. Ama biz bunları yaparken onlara cevap vermiş olduk. Bak bunu iyi dikkat dinleyin. Bu birincisi. Demek ki iki Lozan arasında soru size öyle gelirse iki Lozan konferansı arasında veya tarihler 17 Şubat ile kaç Nisan arasındaydı günüm? 17 Şubat'la 23 Nisan arasında. Evet. Bu aralarda ne oldu diye sorarsak neymiş? Bir, Türkiye İktisat Kongresi İzmir'de düzenlendi. İki, dikkat Lozan'dan gelenlere şimdi Lozan'a gitmek ayrı dert. Orada o devletlerle mücadele etmek ayrı dert. Bir de Lozan'dan geldikten sonra birebir başa görüşmeler yaptı Mustafa Kemal, özellikle İsmet İnönü bu başa görüşmelerin eee Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yansımasını istedi milletvekilleri. Bunun üzerine büyük kavgalar, tartışmalar, işte vatan hainlikleriyle suçlamalar falan derken çünkü bir kısım da barışı bekliyordu. Bir kısım da verilenlere şöyle bir baktı ya da şey yapılanlara. Yani normalde İsmet İnönü'nün tebrik edilmesi lazım. Neden şu anlar? Atatürk'ün direktifiyle geri geldi. Zaten burada şu var. Birçok meselede barış olsun diye bekleyenler de vardı. Sonuç barış yapılmadan geri geldi. Bir taraftan barış yapılsın diyenler de İsmet İnönü'ye yapılmasın diyenler de İsmet İnönü'ye yüklendi. Çünkü tek tek madde madde bakıyorlar bize önerilenlere veya bizim önerilerimize de bakıyor. Mesela bizim de garip grup önerilerimiz olmuş ama ona rağmen onlar kabul etmemiş. Yani bizim aleyhimize onların lehine olacak şekilde olmuş. Ona bile mecliste mecliste çok büyük kavgalar çıktı. Bunun üzerine Mustafa Kemal meclisin seçimlerinin yenilenmesi kararı o zaman 1. TBMM yani 1. yasama dönemiydi. Bu kaçıncı yasama dönemi olacak? Mantıken atıyorum 2. TBMM, 2. yasama dönemi. Arkadaşlar 1. TBMM, 2. TBMM, 3. TBMM, 4. TBMM diye gider. Bu TBMM binasını değiştirmek değildir. Bu yasama dönemi demektir. Mesela Türkiye şu an kaçıncı yasama dönemindedir? Eşittir kaçıncı TBMM'dir? Ya bugün 50. TBMM'deyiz, 45. TBMM arkadaşlar, oradaki yasama dönemini yansıtır. Yoksa e hocam ben Ankara Ulus'a gittim. Evet, yukarıda aşağıda 1. TBMM. Yukarıda aşağıda 2. TBMM. E şimdi burada da bir TBMM var şeyde şu anki TBMM. Öğrenci ne zannediyor biliyor musunuz? Öğrenci anlatılmayınca TBMM sürekli yer değiştiriyor. Bina değiştiriyor. Lan olur mu? Yasama dönemine biz diyoruz. TBMM 45. yasama dönemi. 46. yasama dönemi. Mesela örnek vereyim. Bak buraya. Dur dur. 1920'de açılmadı mı Merve? Bu kaça kadar? >> Bu kaçıncı TBMM? >> Peki? 1923-27 arası kaçıncı TBMM? İkinci. Devam edelim. Çünkü 4 yılda bir ya seçim. 27-31 kaçıncı TBMM? >> E tamam. 1931-35 kaçıncı TBMM? >> Dördüncü. 1935'te Mustafa Kemal vefat ettiğine göre anlaşıldı mı? Bütün mesele 28 >> kaçıncı? >> Çok güzel. 28. yasama dönemindeyiz. Tamam. Hah. Anlayın. Yani kaçıncı TBMM'deyiz? Yani mantıken 28. TBMM'deyiz. Bina değiştirmiyor. Yasama yılı açıyor. Her 23 Nisan'da. Anlaştık mı? Daha sonra tabii onlar Eylül alındı falan filan. Bir silgi alayım. Ha silgi zaten buradaymış. Artık bunun da reklamını yapmayalım. Ne para veriyorlar ne pul veriyorlar. O kadar şey yaptık değil mi? Şey Murat >> o kadar reklamını yaptık. Bir arayan soran yok kardeşim. Böyle şey mi olur ya? Şimdi Lozan'daki durumlarımız bunlar. Önce Lozan'ın şeylerine geçmeden önce, ne derler ona? Bu konuşulan konulara geçmeden önce buraya geçeceğiz. Bu arada Lozan'da eee ilk geldiğimizde bizim özellikle çözdüğümüz ilk konu Yunanlılarla oturup konusudur. Yani Yunanlılarla çünkü savaşı onlarla yaptığımız için hem sınır tespiti hem de mübadele ile alakalı eee bazı görüşmeleri yaptık ve burada ilk aslında imzaladığımız şey eee Lozan'a gittiğimiz halde Lozan Barış Anlaşması imzalanmadan önce bak düşün Yunanlılarla ayrı bir anlaşma yaptık biz. Hangi anlaşma bu? Nüfus mübadelesi. Yani baktığımız zaman e bayağı bir Yunanlılarla ilk çözdüğümüz konu da bu olmuştur zaten. Çünkü neden? E burada kalmış Yunan. E Türk artık Yunan'a ne gözle bakmış kastık. E öbür tarafta Batı Trakya Türkleri. Onlar da buraya gelmek istiyorlar. Mustafa Kemal de istiyor. Çünkü nüfus çok azalmış. O yüzden birbirlerine kolaylık sağlanması ilk imzalanan ne olmuş? >> Evet. Mübadele. Yunanlılarla ama kastettiğimiz o. Başla bakalım. Lozan >> konferansa. >> Konferansa. Evet. Türkiye. >> Türkiye. Bakalım hangi devletler katılmış. Evet. >> Heh. >> Başgilerden başlamak. >> E tamam. Canın sağ olsun. Tamam silelim. Vay Mervem önümdekini de okuyamaz hale geldiniz. Ne olacak sizin bu? Senin gözlük derecesi git gide büyüyor. >> Büyüyor büyüyor. Seni dörtlü ameliyat ettireceğiz. Hadi bakalım. Baş >> delegeler. Baş delegeler. >> İsmet İnönü. >> İsmet İnönü. Ancak İsmet İnönü buraya bakın. Bir sınavda dahi gelebilir. Ne olarak gitmiştir? Dışişleri Bakanı. Peki dışişleri bakanı olarak gitmesi için mantıken bir önceki dışişleri bakanının istifa etmesi lazım. Yusuf Kemal Tengirşek. Bak ben bunu 3 senede bir sorarım. Çünkü çok önemli mevzu. Gidebilmesi için dışişleri bakanı olması lazım. Çünkü dışişleri bakanlığı e şeyiyle katılıyor herkes. Mecbur bir tane dışişleri bakanımız olacak. Yusuf Kemal Tengirşek yerine Mudanya'dan, Lozan'dan Mudanya'dan başarısından o Lozan'a gönderildi. Devam. Hasan Saka. >> Hasan Saka eski iktisat bakanıdır. Evet. >> Ve Doktor Rıza Nur. >> Ve Doktor Rıza Nur o zamanlar ne bakanıymış? Sağlık Bakanı değil mi? >> Devamlı >> Sağlık Bakanı. Evet. >> Hikmet'in o zaman gidebilmesi için. >> He. Kim istifa etti? Kemal >> Yusuf Kemal Tengirşek istifa etti. İstifa etti. Doğru mu? >> Evet. Bunu bilmemiz lazım. Zaten şey kısmına da yazar. Evet. Gel bakalım diyelim. >> Mustafa Kemal'in Lozan Konferansında. >> Mustafa Kemal Lozan Konferansında. Evet. >> Taviz verilmemesini istediği konular. >> Konferansında kesinlikle. Ama bak buradaki tüm mesele ne? Kesinlikle taviz verilmeyeceği dediği konular. Verilmeyeceği dediği konular tabii ki Ermenilere yurt verme. Evet. Ermenilere yurt verme ve neymiş? Kapitülasyonlar. Yani Ermeniye yurt vermeyeceğiz. Kapitülasyonları kaldırıp döneceğiz. Bütün mesele bu. Şimdi gelelim şu beş not var ya işte bu beş nottan birini soruyorlar ağırlıklı. Şunu sordular bu arada İnönü yerine kim geldi? Kimin yerine İnönü geldi? Yusuf Kemal soruldu. Üçlü soruldu. Buralar geldi. Bu soruldu. Hangi konularda taviz vermeyeceğiz. Bu da ama şu beş not her zaman size sınavda geliyor. O yüzden bize biliyorsunuz not dünyada çok çok ayrıntıdır. Yani böyle hani isteyen öğrensin iste bizde öyle değil. Not demek >> tabii önemlidir. Bak bunu asla her milletin kendine göre eğitim sistemi var. Biz de not dedin mi hatta küçük notları alıyorduk. Post-it diyorduk. Hatta ona postiş diyordu bizim Nazım Nazım'danmış olalım. Hadi başlayalım. Ha bu arada aşağıdakilerden hangisi Lozan Barış Konferansı'na katılan devletlerden biri değildir? Çok güzel soru. Hemen Adana'ya Osmanlı Devleti yazar. Ben olsam yazarım. Osmanlı Devleti var mı ya? Yok. Çünkü saltanatı kaldırıp gittim. O zaman zaten saltanatı kaldırmamın sebebi ne? Osmanlı oraya davet edildiği için. Anlaşıldı mı mesele? Osmanlı yok. Hadi bakalım. Yazıyoruz. Kimler? Konferansa Türkiye. >> Konferansa Türkiye. Evet. >> İngiltere. >> İngiltere. >> Fransa. >> Fransa. >> İtalya. >> İtalya. >> Japonya. >> Ulan Japonlar her yerden çıkıyorsunuz lan. E, >> Romanya. >> Romanya. >> Yunanistan. >> Yunan. >> Ve Yugoslavya devletleri katılmış. >> Ve Yugoslavya devletleri katılmıştır. Devletleri katılmıştır. Bazı kaynaklarda da eee, Sırp, Hırvat, Sloven diye geçer. Aynı şeyden kastediyor. Evet, katılmıştır. Devam. >> 4 Şubat 1923'te. >> 4 Şubat 1923'te. Evet. Hiçbir sonuç alınamadan dağıldı. >> Hiçbir sonuç alınamadan dağıldı. Alınamadan dağıldı. Evet. >> İsmet İnönü'nün konferansta. >> İsmet İnönü'nün konferansta. >> İtilaf devletlerin. >> İtilaf devletlerinin. Evet. >> Karşısında. >> Evet. >> "Biz buraya Mondros'tan değil, Mudanya'dan geldik." Biz buraya nereden gelmişiz? Mondros'tan değil, değil mi? Mudanya'dan geldik. Yani biz yenilen bir devlet değil, zafer kazanan bir devlet. Mudanya'dan geldik. Bu soru geldi bu arada. Geldik demişti. Başka ne dedi? "Çok kan akıttık. Çok hız çekip. Biz de diğer milletler gibi medeni ve hürriyeti olan bir ülke istiyoruz." dedi. Bakın bu laf da çok kıymetli. Bu da geliyor. Yani İsmet İnönü'nün bu lafları nerede söylediği soruluyor. Hadi yazalım bakalım. Devam edelim o laf da ya da onu başka bir yerde yazacaksın. >> Tamam. Devam edelim o zaman. >> Türkiye. >> Evet. 17 Şubat günü. >> 17 Şubat günü. >> İzmir İktisat Kongresi'ni. >> İzmir İktisat Kongresi'ni iken kongresini toplarken. Evet. >> 1 Nisan 1923'te de. >> 1 Nisan 1923'te de seçimlerin yenilenmesi kararı almıştır. Seçimlerin yenilenmesi kararını almıştır. İşte bunlar geliyor arkadaşlar haberiniz olsun. Yani Türkiye'de neler olduğuyla alakalı neymiş devamı? Bu sıra bu sıra arabayan barış 23 Nisan 192 >> tamam başlanmış. Evet. >> 24 T 192 >> Tamam onlar zaten yazı. Evet şu önemli bizim için. Evet gelelim ikinci nota. Söyle bakalım. >> Lozan görüşmeleri başladığı ve imzalandığı sırada. >> Lozan görüşmeleri >> başladı. >> Başladığı. Evet. >> Ve imzalandığı sırada. >> Ve imzalandığı sırada. Evet. Meclis Hükümeti Başkanı. >> Heh işte bu çok önemli. Dur şimdi ben burayla alakalı bir konuşma yapayım ondan sonra. Dursun şimdi bu. Şimdi dur. Çok önemli mevzuya geliyorum. Kıymetli dostlar şu harita tarih kitabını bana verin bakayım. Sen oradan bir tarih kitabı var. Harita tarih. Onu ver bakayım Murat bana. Ver kardeşim. Ver ver. L kameralara çıkacağınız diye ölüyorsunuz ha. Aman nazar mazar değer. Çıkmayın. Biz ne yapak? Ayakta duramayız vallahi. Şu öğrencinin duası olmasa. Şimdi bakın buraya dikkatlice dinleyin. Çünkü bu nerede bu şey? Evet. 1. TBMM'ye geleyim bakayım bir Merve. Çünkü 1. TBMM'de yazdım diye hatırlıyorum. Şimdi Merve diyor ki ben neyi araştırıyor ki hoca? Ben bilmiyorum ki diyor. Değil mi? [kahkaha] Hayır canım benim. Tabii ki kabineyi araştırma. Heh. Elinde haritalarla tarih olan kitapta 117. sayfa şu bakın burada bir önemli bir şey var. Bu önemli şeyi bilmeden soru yapamazsınız. Şimdi diyeceksiniz ki hocam nedir? Ne yazıyor? Önce bir onu okuyayım. 1. İcra vekilleri heyeti başkanı Mustafa Kemal. Dur şimdi hatırlayın. Meclis hükümet sisteminde ne vardı Merve? Meclisin içinden seçilen bir kişi meclis başkanı olur. O kurulacak olan hükümetin de başkanıdır. Doğru mu? >> O zaman meclis başkanı Mustafa Kemal olduğuna göre hükümetin de başkanı kim? Heh. Size bir şey anlatayım bundan sonra. İşte bundan sonrası dikkatin şimdi ileride bu meclise çok büyük bir tartışma konusu oldu ve meclistekiler dedi ki, "Ya böyle biz bir şey yapmayalım. Hani meclisin başkanı ayrı da hükümetine başkan olmasın. Mustafa Kemal meclis başkanı olarak devam etsin ama hükümet başkanı ayrı olsun." Yani başbakanı biraz böyle meclis başkanıyla başbakanlığı ayırmış gibi oldu. Yoksa ikisi bir aradaydı ya. Bakın 24 Ocak 1921 yani İnönü Savaşı'ndan hemen sonra Fevzi Çakmak ikinci icra vekilleri heyeti oluyor. Tamam. He. Sonra 3. icra vekilleri heyeti gene Fevzi Çakmak oluyor. İyi dinleyin. Dördüncüsü tarihini veriyorum 12 Temmuz 1922. 12 Temmuz 1922. Bu ne demek? 30 Ağustos 1922'de büyük taarruz başlamadan hemen önce gelmiş. Dikkat edelim. 14 Ekim 1923. Bak dikkat. 14 Ekim 1923. O zaman Temmuz'u geçmiş. Bunun başkanı kim? Bak o yüzden geçen ben bu soruya bu kim milyoner ister diye bir yarışma var ya hemen sordular. E KPSS'de sordular. Hani lisanslar bize gelir mi ya? Ne olacak lan? Engelli kardeşlerimize sordular lan bu soru. Bu soru öyle basit bir soru olabilir mi? Mantıklı düşünün bakayım. Ben şunu anlayacağım. Birinci icra vekilleri heyeti hükümette meclis başkanı kimse hükümet başkanı oydu. O yüzden Mustafa Kemal. O zaman şunu şöyle söyleyebilir miyiz? Mustafa Kemal. Tamam. Fevzi Çakmak. Fevzi Çakmak. Doğru mu? >> En sonuncusu kim? Rauf Orbay. He neden? Çünkü Mustafa Kemal hem meclis başkanı hem başbakandı. Sonra dediler ki, "Efendim, biz bunu ikiye ayıralım." Ayrıldı. Ayrıldıktan sonra gene meclis başkanı kim? Ama hükümet başkanı kim? Gene Fevzi Çakmak hükümet başkanı yani başbakan. Mustafa Kemal ne? Meclis Başkanı. Mustafa Kemal daha sonra ne oldu? Başkomutan oldu. Hatırlayın tüm yetkilerini aldı. Hükümet başkanı kimmiş gene hala? >> Rauf Orbay. O zaman Lozan imzalandığı sırada Meclis Başkanı Mustafa Kemal değil zaten başkomutan. Hadi o tarafını geçin. Hükümet başkanını soruyorlar zaten. Hükümet başkanı kimmiş? Rauf Orbay. Bunu bir yere yazın. Benden size söylemesin. Sınava girdin. Lozan görüşmeleri devam ederken bakıyoruz. Evet, Lozan görüşme veya Lozan Barış Anlaşması imzalandığında yani 23 Temmuz hükümet başkanı açarlar hemen parantez. İcra vekilleri heyeti yazarlar. Başkanı kimdir? Kimmiş başkanı? Hemen oraya Mustafa Kemal yazarlar. Sakın düşme. Sakın düşme Ahmed'im. Sakın düşme. Cevap ne? >> Rauf Orbay. Bak uyarıyorum. Geçen de bak milyonerde o soru çıktı. E dördüne de böyle bakıyor. Lan oğlum bir kere KPSS çalışın da öyle milyonere çıkın lan. Oğlum ilk sorularda gidiyoruz kurban olum. Biz burada yatarak cevap verdiğimiz şeylere. Şu KPSS ömründe bir kere tarihini, coğrafyasını, vatandaşını çağıran yani çalışmış. Türkçesine çalışmış ve ülkesinde yazarlık, edebiyatlık, sinema ve yönetmenlik ve dünya sinemasıyla beraber dünyadaki bazı şarkıcıları bir adam kesinlikle 500.000 liraya kadar 1 milyona kadar. Bak o kadar iddialıyım ben. La ilk 7 soru la ne sorarsa sorsun oğlum çok basit lan. Hani bize basit gelmesinin sebebi genel kültür sevimizin yüksek olması. Siz de öyle olun. Bak esen tarih sorularını geçiyordunuz. Şimdi hepsini bana atıyorsunuz. Hocam bu KPSS çalışsaydı yapardı. İkili şey kullanıyor. Seyirciye sorar. Seyirci zaten yani seyirciye sor. Seyirciye ilk be soruda sor ama 5'ten sonraki soruda seyirciyle senin aranda herhangi bir fark yok canım benim. O yüzden bana da ara ara geliyor. Hocam joker hakkım sen olabilir misin dedi. Tamam bulurum da ben gittiğim zaman bir ton konferansa gidiyorum. O esnada ararlar ulaşamazlar. O muhabbet de var bizde. O yüzden kimseye joker. Ama kardeşim öğrenci geçen bana atıyor. Hocam diyor KPS çalışsa yapardı. Cevap neydi? Çünkü Rauf Orbay. Şunu anladınız mı? Meclis hükümet sistemiyle başbakanlık aslında tek kişideydi. İtiraz geldi. Onun üzere meclis başkanlığına ne ayrıldı? Hükümet başkanlığı ayrıldı. Evet. Başla devam. Hükümet başkanı >> Hüseyin Rauf Orbay'dır. Evet. >> Görüşmeler >> devam mı? Evet. >> 1. TBMM döneminde baş. >> Heh. Gelelim bir başka mevzuya. 1. TBMM döneminde başlamıştı. Şimdi dikkat döneminde başlamıştır. Peki 1. TBMM döneminde başladı, devam etti. Lozan'a ara verildi. Ara verince ne oldu? Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin seçimlerinin yenilenmesi kararı. O zaman mantıken Lozan'ı onaylayan kaçıncı TBMM? Evet çok güzel başlamıştır. Ancak 2. TBMM tarafından onaylanmıştır. Milletlerarası anlaşmalar nereden geçmek zorunda? Ve sanat sınavda Lozan'a onay veren kurum aşağıdakilerden hangisidir? A yazar başkomutan. B yazar Genelkurmay başkanı. C bilen TBMM arkadaşlar TBM asla unutmayın. Evet 2. TBMM onaylamıştır. Var mı burada başka bir şey hocam? >> 3üncü not Merve. >> Kapitülasyonların kaldırılması. >> Bak birçok mesele var burada. Kapitülasyonların kaldırılması. Evet. >> Dış borçlar konu. >> Dış borçlar. Evet. Nüfus mübadelesi. İlk defa okuyunca insan bir garip oluyor tabii. Evet. Eee nazım >> düzenlemeleri. >> Ne? >> Ve gümrük düzenlemeleri. >> Ve gümrük düzenlemeleri. Evet. >> Bu antlaşmanın. >> Düzenlemeleri. Bu anlaşmanın Evet. >> ekonomik taraflarının olduğunu göstermiştir. >> Ekonomik taraflarının olduğunu gösterir. Ekonomik taraflarının olduğunu gösterir. Hatta şey de var. Savaş tazminatı da var değil mi? Orada biz para almadık tabii de. Evet. Devam et. Var mı başka? >> Evet. Ayrıca Lozan'ın gözlemci devleti. >> Ayrıca dikkat. Lozan'ın gözlemci devleti kimmiş? Amerika Birleşik Devletleri'dir. Çünkü Amerika'nın bir politikası vardı. Neydi? Monroe. Ne demek Monroe? >> Avrupa'daki gelişmelere ben kayıtsız kalacağım. Avrupa bana saldırmadığı sürece. Yani tarafsızlık, inziva politikası, yalnızlık politikası. Ben kıtamda mutluyum arkadaşım. Ben kıtamda mutluyum ya. Venezuela'yı öldürüyorum. Kızılderili öldürüyorum. Bırakın ya beni baş başa. Evet. Evet. Sonra dünyaya açılıp başkalarını öldürmeye başladı. Var mı sıkıntı? Haritada tarihin 117. sayfasında Milli Mücadele dönemi icra vekilleri heyetinin listesi var. Bak en sonuncusuna bakıyorsun. Kimmiş? 4. icra vekilleri Heyeti Başkanı Rauf Orbay. AC. Evet. Gözlemci devlet. Devam edelim bakalım. İki not kaldı. >> Diğer notayım. >> Evet. İsmet İnönü Lozan Konferansında. >> İsmet İnönü Lozan Konferansında. Evet. >> Çok ızdırap çektik. >> Çok ızdırap çektik. >> Çok kan akıttık. >> Çok kan akıttık. Evet. >> Bütün milletler gibi. >> Bütün milletler gibi. >> Özgürlük ve bağımsızlık istiyoruz. Özgürlük ve bağımsızlık istiyoruz demiştir. Özgürlük ve bağımsızlık istiyoruz demiştir. Rus demiştir. Var mı başka burada? >> Şunu da yazayım mı? Şu dakikada 1
Milyondan fazla insanımız değil mi? Asya ovalarında perişan halde dolaşmaktadır. Yani ne kadar gecikirse diyor, o kadar sıkıntı çekeceğiz diyor. Perişan halde bunun devamı da var. Dolaşmaktadır diyor. Burada çok ünlü bir sözüdür. Yine kimin? İsmet'in. Şu arada bir şey verebilir misiniz? Siyah kalem. Al bakalım. Dikkat et. Elin çıkacak kameraya. Allah korusun. Evet, notla devam ediyoruz. 5.
>> Mustafa Kemal.
>> Mustafa Kemal. Evet.
>> Lozan Barış Antlaşması.
>> Tabii Mustafa Kemal biliyorsun Lozan imzalandıktan sonra yıllarca sözleri vardır. İki sözü birleştirdim. Söyle bakalım.
>> İmzalanması sözleriyle yorumlamıştır.
>> Lozan için. Evet.
>> Bu antlaşma.
>> Çok önemli söz. Evet.
>> Türk milletine karşı.
>> Türk milletine karşı.
>> Yüzyıllardan beri hazırlanmış.
>> Yüzyıllardan beri hazırlanmış. Evet.
>> Sevr anlaşması ile.
>> Ve Sevr anlaşması ile.
>> Tamamlandığı sanılmış.
>> Tamamlandığı sanılmış. Evet.
>> Büyük bir suikastim.
>> Büyük bir suikastin. Bu çok çıkabilen bir söz. Dikkat.
>> Sonuçsuz kaldığını.
>> Suikastin sonuçsuz kaldığını.
>> Bildirir bir belgedir.
>> Kaldığını bildirir bir belgedir. Bir belgedir.
Bu arada bir şey söyleyeceğim. Dikkat. Bunun devamını yazdıracağım. Bir saniye. Bak bakayım şu meselelere. Sınır yıllardır sorun. Kapitülasyon ta Fatih'ten, hatta Orhan Bey'den beri alabiliriz. Azınlık Tanzimat'tan beri sorun. İstanbul'un boşaltılması 4 yıldan beri sorun. Patikane Fatih döneminde kurulmuş. Kurulma amacı belli. Hani o Katolikte Ortodoksu devam etsin. Adalar la kardeşim bu adalar silahlanıyor. Adam dibimde İtalya almış. Hatırla Balkan Savaşanı 12 ad Rodos bize gidiyor, geri verilecekti, verilmedi, gitti. Bak devam. Savaş tazminat 4 yıldır yakıp yıkımlar. Boğazlar hatırla 1833 Hünkar İskelesi'nden beri sorun. Yabancı okullar. La yabancı okul mu? Adamlar her tarafa yabancı okul açtı. En çok yabancı okul da Amerika açmıştır. Onu da söyleyeyim. Hani herkes Fransa falan zannediyor da ABD'dir. Osmanlı dış borçları la 1853'te Kırım Savaşı İngiltere'den aldık. Dikkat, en çok dış borcu Fransa'dan aldık. Bak geçen kaymakamlıkta sordu. E demek ki biz böyle anlatıyoruz. O vurgu yaptığımız yerler hep sınavda soru. Ben size demedim mi büyük Darız öncesinde önce Yusuf Kemal Tengirşenk gitti, sonra eee Ali Fethi Okyar gitti diye. Ne nasıl sormuşlar? Büyük Taarruz'un hemen öncesinde bir daha barış, taarruz, bir daha barış. Çünkü Yüz Kemal Tengiçek geldi. Olmadı. Bir daha barış için Fransa ve İngiltere'ye gönderilen kimdi diye sordu. Cevap Ali Fethuker. Seçeneklerde Yus Kemal Tengiril Şenk bile yok. E ne oldu? Kaymakamlıktaki 10 tane soru var. Daha işlemediğimiz konularda onları da gelsek onları da anlatmış olacağız. E 8 tane soru birebir anlattığım videolarda hepsi. Dikkatli dinleyen, yuvarlak içine aldığım yerleri iyi bilen, bunun sorusunu pekiştirme amacıyla çözen herkes bu sınavda başarır. Çünkü çok detaylı bir anlatım. Yani sizin düşündüğünüz gibi değil. Birçok devletin kaynağından eee hazırlanarak geliyor bunlar. Tabii ki detaya girile. Bak şimdi öğretmen neyi bilmiyor biliyor musun? Nerede detaya gireceğini. Padişahın gözlüğünden giydiği kıyafete kadar girersen o detaycılık değil. Yani sınav için detaycılık olur. Öğrenci olayın içindeki diyaloğu bilirse, öncesi ve sonrasını bilse o zaman bu detay olmaz. Olayın aslı olur. Bizim öğrenci detay kelimesini karıştırıyor. Padişahın gözü, Atatürk'ün kopağının adı. La kardeşim Fox'u bilsek ne olur, bilmesek ne olur? Mantıken. Evet. Mülakatlarda bazen saçma sapan yerlerde elemek için sorulabilir. Sınavda bunu sormazlar. Onu anlatmaya çalışıyorum. Sınavın mantığını çözmesi lazım hocanınca. Hoca çözemezse dersi de öyle anlatıyor. Dersi öyle anlatınca çocuk dinliyor, sınava giriyor. İki kişi giriyor sınava. Biri diyor ki, Ramazan bitti, çok uzundu ya falan. E 27'nin üzeri yapıyor bizim çocuk. Diğeri 10 yapıyor. Öbür öğrenci öbür sene bana yazıyor. Hocam diyor, geçen sene arkadaşım sizi dinlemiş. O 25'in üzeri yaptı. Atandı gitti. Ben kaldım. Niye kaldın oğlum diyorum, işte hocam saçma sapan çalıştım, işte bir türlü beceremedim, bir türlü zaman ayıramadım. Çok kahkahalar atıyorduk, çok güzeldi her şey. Tarih o kadar eğlenceli olsa vallahi ben yaparım. Benden daha komiği yok. Ama her şeyin bir ciddiyeti var. Bak ciddiyeti nerede vereceğiniz çok önemli. Bir de uzatmadan. Yoksa KPSS bir sınavda şöyle bir şey, iki yıl daha beklersin. Yazık günah değil mi arkadaşlar ya? Ömürden ömür gidiyor ya. Ömürden ömür gidiyor. Merve bak 19 yaşına evlenecekti, hala evlenemedi. 25 yaşına geldi KPS belası değil mi kız? 19'da gidiyordum vallahi. KPS ömür tüketiyor. Evet ama inşallah bu sene son olur.
>> Bir lafı daha var.
>> Osmanlı tarihinde.
>> Bu da başka bir laf arkadaşlar. Onu da parantez tırnak içine alalım. Osmanlı tarihinde. Evet.
>> Benzeri görülmemiş.
>> Benzeri görülmemiş. Evet.
>> Bir siyasi zaferin eseridir.
>> Bir siyasi zaferin neymiş?
>> Eseridir. Çünkü yüzyıllık sorunlar çözüldü. Evet. Devam et.
>> Yan Konferansı.
>> Evet.
>> Düne bugüne ait.
>> Düne bugüne ait. Evet.
>> 35 yıla ait.
>> Veya 35 yıla ait.
>> Hesapların sonuca bağlanmasıyla.
>> Hesapların sonuca bağlanmasıyla. Evet.
>> Uğraşmakta değildir.
>> Süren devam edelim. Sonuca bağlanmasıyla uğraşmakta değildir. Evet.
>> Belki.
>> Ne? Belki.
>> He.
>> 3400 yıllık.
>> 3400 yıllık. Bu çok geliyor. Ona dikkat ettireceğim.
>> Yıllık.
>> Birikmiş ve yoğunlaşmış.
>> Birikmiş ve yoğunlaşmış. Evet.
>> Hesapların görülmesiyle.
>> Hesapların görülmesiyle.
>> Uğraşmaktadır.
>> Merve sen bunu niye kısaltmıyorsun kız? Uğraşmaktadır.
>> Vallahi Mustafa Kemal'e sorsak belki hatırlamıyordur bu sözünü ya. Sen maşallahın var. Hepsini yazdırıyorsun. Geldik buraya. Anlaştık mı?
Şimdi burada Lozan'daki ilk yapılanı söyledim. Yunanlılarla aramızdaki Lozan'ı önce kapsama yani kendi aramızda dedik ki o şeyleri bir belirleyelim önce. Buradaki Rum tedirgin, oradaki Türk tedirgin. O yüzden Lozan'da hemen bir nüfus mübadelesi yani ahali değişimi diğer adıyla söyleyeyim eee anlaşması yapıldı. Lozan'da tabii ikinci oturumdan sonra artık herkes niyeti iyi. Biraz daha biz tavizler var. O taraf biraz taviz verdi. Lozan Sevr'e göre muhteşem bir anlaşmadır. Şimdi Sevr'in tüm maddelerini bir Lozan'a da bakıyorum. Lozan'da da çok kısıtlayıcı, sıkıntılı maddeler var mı? Var. İleriki yıllarda özellikle Lozan'dan sonra gündeme gelecek çok mesele olacak. Lozan'da çözüldü zannedilecek ama bir olay olacak. Muhakkak ki onlar gündeme gelecek. Peki mantıken şöyle. Lozan'da çözülmüş veya çözülememiş, sonraya bırakılmış meseleler vardır. Çözülmüş zannettiklerimiz Türkiye'nin çıkaracağı bir kanuna mesela bir kere daha gündeme geliyor. O da hangi konumuzu oluşturuyor biliyor musunuz? Atatürk dönemi Türk dış politikası. Niye? Çünkü 23-30 arasında biz Lozan'dan kalan sorunları çözmeye çalışacağız. Çünkü neden yabancı okulları çözdük gibi duruyor? Lan 1924'te Tevhid-i Tedrisat'ı bir çıkarıyoruz. Hop bir daha sor. Boğazlar çözüldü gibi duruyor ama 1930'lardan sonra dünyada savaş şeyine girilince 36 Montrö ile çözüyoruz. Güney sınırı Hatay elimizden gidiyor. Hatırlayın Ankara Anlaşması burada da teyitleşiliyor ama 1936'da şartlar değişince 39 Hatay vatana katılıyor. Değil mi? Mesela bunlar hep Lozan'da patikane İstanbul dışına çıkartmaya uğraşıyoruz, çıkaramıyoruz. Patikane'nin ekümenlik iddiasını ortadan kaldırıyoruz. Dikkat ama patikane ekümenik gibi davranmaya kalkınca sınır dışı ediyoruz. Al başına bela. Tekrardan patikane sorunu. Dış borçlar. Lan tamam ödeyecek diyoruz, ödeyelim. Tamam bu şartlar da kabul diyoruz. Sonra 1929 dünya ekonomik krizi patlıyor. Kimse ödeyemiyor. Biz de ödemiyoruz. 33'te oturuyoruz. Bir daha anlaşma yapıyoruz, 30'da. O yüzden Lozan'daki görülen, konuşulan bütün konular bir konu şeye bırakılmıştır. İngiltere ile ikili görüşmelere bırakılmıştır. Diğerleri çözülmüştür. Lehimize, aleyhimize. Bu bir. İki. Bir daha bir de gündeme gelenler var. Şimdi onlara tek bakacağız. Hazır mıyız?
>> Hangileri bir daha gündeme geldi? Hepsini not ettireceğim.
>> Batı sınırımız. Bizim batıda hangi iki devlet var?
>> Yunanistan.
>> Yazayım mı? Buraya da ne yazıyor? Çok güzel. Yunanistan'la hangi anlaşmayı esas alıyoruz? Mantık.
>> E tamam o zaman. Yunanistan'la hangi anlaşmayı esas aldık? E bizim Bulgarlarla hangi anlaşmayı esas aldık?
>> Ha doğru. Bükleş olmaz. Bükleş kendi aralarında yaptığı anlaşma. Doğru. İslamsen olmasan yanlış yazıyorduk ha. Sonra tekrar da aklımıza gelecek mi? Bakalım hangi anlaşmayı esas almışız. Daha evvelden yapılan İstanbul. Böylelikle biz buradaki anlaşmaları ne yapmışız değerli arkadaşlar? İki devletle zaten birincisi de Bulgaristan'da daha evvelden yaptık. Yunanistan'da da en son Mudanya yani Doğu Trakya'nın bize ait olduğu kesin zaten orayı almıştık.
>> Devam. Doğu sınırımız. Hangi anlaşma esas alındı? Kars Antlaşması esas alındı. Bunu zaten hangi devlette yapmıştık biz? Sovyet Rusya'ya bağlı. Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan.
>> Suriye sınırı. Hangi anlaşma? Fransa'yla yapılan Ankara Anlaşması. Dikkat! Hatay nereye gitti? Fransız mandasındaki kime bırakıldı? Suriye'ye bırakıldı.
>> Irak sınırı dikkat. Türkiye ile İngiltere arasında Lozan'dan sonraya bırakıldı. Çünkü bu mesele ikimizi ilgilendirdiği için değil mi? Lozan'dan sonraya bırakıldı. Hatta karar şu: Lozan'ın hemen bitiminde bir konferans yapılacak. 2 yıl içinde o konferansta karar verilecek. Peki biz burada Irak sınırında Musul'u biz istiyoruz. Kerkük'le Musul'u herifler de petrolden dolayı istiyor. E o zaman da ne olacak arkadaşlar? Bu mesele uzayıp gidecek. Lozan'ı 5 sene uzatır bu mesele. O yüzden biz biraz barış yanlısı takı tavır takınıyoruz. Diyoruz ki İngiltere'de bu senle beni ilgilendirmiyor. Nasıl mübadele Türk Yunan'ı ilgilendiriyorsun? Bu mesele sen de beni ilgilendiriyor. O yüzden kendi aramızda konferanstan sonra iki yıl içinde ne toplanacakmış? Bir konferans toplanacak ve toplandı mı ileride göreceksiniz. Haliç Konferansı toplandı. 1926 Irak Ankara Anlaşması çözülecek. Demek ki Türkiye ile İngiltere arasında Lozan'dan sonraya bırakılan tek meseledir. Lozan'da görüşülmüş sonraya bırakılmış. Yani ne lehte ne aleyhte karar vermiş. Bunun adı Türkiye Irak sınırı. Hepinizin bildiği adı ne? Musul sorunu. Merve iyi misin?
>> İyi hadi bakalım. Vallahi gözlükler git gide sürahinin dibini gibi dibi gibi olmaya başlamış senin yar sonra çok kitap okuyor Merve o yüzden işte bunları ben 20'li yaşlarda okuyacağım sonra bir daha nerede 50 yaşına gelince göz de görmeyecek.
>> Görmüyor ama ameliyatı var sıkıntı yok.
Kapitülasyon bir şey söyleyeceğim. Mustafa Kemal kapitülasyon konusunda sert değil miydi? Kapitülasyonları kaldırmadan dönmeyin demedi mi? Döndü mantıken bir anlaşma imzalandığına göre e zaten ta ilk kalkışımızda bile kapitülasyonları öne sürdüğümüze göre mantıken bir anlaşma imzalandığına göre o zaman kapitülasyonlar kimin leyine çözmüş olabilir? Bizim leyimize. Kapitülasyonlar ne olmuştur? Tamamen kaldırıldı. Ayrıca değerli arkadaşlarım Düyun-u Umumiye İdaresi'nin Türkiye'deki görevine son verildi. Türkiye'deki görev hatırlayın Düyun-u Umumiye İdaresi'ni. Hatırlıyor musun? 1881'de Muharrem Kararnamesiyle Osmanlı Devleti'nin borçlarını tahsil edebilmek amacıyla özellikle İngiltere Fransa'nın dönüşümü başkanlığını yaptığı devletin içe devlet gibi bir hareket eden hani yeniçeri ocağı gibi düşünün yani devlet içinde devlet gibi hareket eden bu ekonomik kuruluş günümüzde buna bir IMF veya işte Dünya Bankası'nın koşulları oluyor ya sana kredi veririm ama memura %5 yapacağım. Sana kredi veririm ama işçiye hiçbir şey vermeyeceksin. Ha bunlar bunlar vergiyi yükselteceksin. Yeni vergi türeteceksin gibi. O ekonomine karışma olayı var. Parayı veren ne oluyor? Düdüğün çalıyor kardeşim. O yüzden şu tamamen kaldırdık. Bunun da zaten biz kurmadığımız için Düyun-u Umumiye Türkiye'de görevine son verdik. Bir şey söyleyeceğim. Biz borçlarımızı hala nereye yatırmaya devam ettik? Düyun-u Umumiye yatırmaya devam ettik. Osmanlı Devleti'nin dış borçlarını. Onlar da devletlere, taksitlere verdik. Evet.
Azınlıklar dur bir mesele de bu. Şimdi azınlık kavramsal olarak yıllardan beri kullandığımız bir kavram. Ama 1900 özellikle 14 yani 1. Dünya Savaşı'ndan sonra hatta 1900'lerin başından itibaren buna ekalliyet deniliyor arkadaşlar. Ekalliyet. Millet kelimesinden aklınıza gelsin. Ekliyet. Uyruk. Şimdi azınlıklar var içimizde. Gayrimüslimler var. Şimdi kim azınlık? Aa şimdi gelelim buraya. Türkler azınlık mı? Olabilir mi? Olamaz. Kürtler azınlık olabilir mi? Olamaz. Lazlar azınlık olabilir mi? Olamaz. İçimizdeki Araplar azınlık olabilir mi? Olmaz. Bunlar Türklerin asli unsuru sayılmış. Biz özellikle farklı bir dini inanca mensupları ne saymışız? Ekalliyet. Yani azınlık saymışız. Peki azınlıkların hepsini ben Türk vatandaş sayarsam mı olur? Azınlık kavramı ortadan kalkar. O zaman yıllardan beri Osmanlı'ya yaptığın şantajı yapabilirler mi? Bak şu azınlık senden ayrılacak. Hepsini Türk saymışım lan. Hepsini Türk vatandaşlığı vermişim. O yüzden azınlıkların hepsini Türk vatandaş say. Dikkat. Peki azınlıklar? Yok kardeşim ben azınlıkta kalmak istiyorum. Yani ben kendi azınlık hukukuma devam etmek istiyorum derse biz de tamam dedik. Kim azınlıkta kalmak istiyorsa azınlık hukukuna tabi. Peki ileride 1926 Medeni Kanunu çıkartıldığında öyle haklar verildi ki Türk milletine yani Türk pasaportu, Türk kimliği olana, pasaportu değil mi? Kimliği olarak her taraftan hak verildi. E azınlıklar bir baktı ki onların hakları cücük kadar. O yüzden dedi ki biz de geçmek istiyoruz. Özellikle 1926'dan 1930'a kadar o azınlıktaki kalan insanlar içinde Rum olabilir, bunun Ermeni olabilir, Yahudi olabilir bilmiyoruz. Hepsi ne olmuştur? Evet. Vatandaşlık almışlardır. Peki adamın Rum'luğu devam ediyor ya da şey oldu soyadı kanununda Türk vatandaşı olduğundan dolayı da ileride 34'te soyadı almışlardı. O yüzden azınlığın kim olduğu belirsizdir Türkiye'de mantıken. Ha bunu devlet bilir bu arada onu da söyle. Devlet her şeyi bilir ama sen benim bilme ihtimalim var mı? Değil mi? Bilemez. Ramazan yetki nerede milyon azınlık olmadım? Nereden biliyor Murat? Nerede milyon azınlık olmadın? Bilemezsin. Neden? Çünkü sana soyadı verilmiş. Artı ne olmuş? Sen bir kere Türk vatandaşına geçtin. Benim gibi Türk kimliğine sahipsin. Şimdi bir tane kimlik yazım sana. Fotoğrafı yok. Muhammed yazıyor. Söyle bakalım. Muhammed Türk mü, Arap mı, Suriye mi? Bilemezsin. Hah, aynı meseleyi anlatıyor. E Türkiye'de de Arapça isimler fazla. E zamanla o Rumca isimler şeylerden de Arap isimleri de fazlalaşıyor. O yüzden bilme şansın yok. Azınlıklar meselesini dikkatli anlayın. İleride bizi yıllarca Osmanlı Devleti'ne Tanzimat'ı Islahat Fermanlarıyla azınlıkları belli bir seviyeye getirip onlara hak vermesiyle yani iç işlerimize karışmasından dolayı Mustafa Kemal de bir daha azınlıklar bahane edilerek iç işlerimize karışılmasından istemedi. O yüzden azınlıklar hepsi Türk vatandaş. Doğru mu anlattık?
>> Yaz bakalım. Hepsi sayılmıştır.
>> Hepsi Türk vatandaşı sayılmıştır. Diğer adı.
>> Bu sorunun diğer adı. Dikkat dikkat dikkat. Çok yakın bir sınavda geldi. Bütün sınavları takip ederim ben Türkiye'de. Her sınav sorusu bana gelir. Hepsine tek bakarım. Öncülüğü nasıl vermişler? Sorunun kalıbını nasıl sormuşlar? Çok önemlidir bu. Sınav takip olmaz. Bak Merve huyumu biliyor benim. Sınavın açıklandığı gün öğrencilerimden isterim bana atın diye. O yüzden bir sınavda geldi. Çok yakın bir sınavda yani 2025 yılında yapılan bir sınavda geldi. Ekalliyet yani azınlıkların diğer adını sordular. Lozan'da neymiş? Buraya da yazıyorum. Ekalliyet. Sen nereden hatırlayacaksın? Millet kelimesi. Millet neydi? Ermeni milleti, Rum milleti, Arap milleti gibi. Evet.
İstanbul'un boşaltılması. En uzun süre işgalde kalan ilimiz derse cevabı ne? İstanbul'dur. Tamam. İstanbul çok uzun süre işgalde kaldı. En sona Refet Bele'nin birlikleri girdi ve İstanbul'un boşaltılması Lozan'dan sonra 45 gün içinde boşaltılmasına karar verir. 5. Evet. Yaz bakalım.
>> 45 gün içerisinde boşaltılması kararı alın.
>> 45 gün içinde boşaltılmasına ne olmuş? Karar verildi. Kaçıncı gün boşaltı? Haberin var mı? Bak hiç şey yapmadım. 34 gün. İstanbul plakası ne? Duydun mu?
>> Değil tabii lan. Kandırıyorum. [kahkaha]
Evet patikane'den devam ediyoruz. Patikane. Hatırla. A bu patikane. Yavuz Sultan Mehmet Patrikane'yi niye açtı? Katolikle Ortodoksların mücadelesi devam etsin diye. Abdülhamit ne yaptı? Yıllarca Bulgar, Sırp ve Yunan kiliselerini birbirine karşı kışırttı. O sana bunu diyor. Bak bu sana bunu diyor. Bak bu İsa'ya bunu diyor. Bu Meryem'e bunu diye diye diye diye. O Balkan Birliği'ni yıllarca önledi hatırla. Ama tarihi kaynaklar Rus diplomasisinin eseri derler. Balkan Savaşları'na o dört tane Balkan ülkesi ya öldürsen birbirini kessen gelmez lan. Ama amaç Müslüman olunca amaç Türk olunca böyle oluş. Rus diplomasisinin eseri. Dört ülke bir araya geldi. Hatırla. E bu patikane hep destek verdi. Mavrimira, Etnik Eterya, Kordus hepsine destek verdi. Pontus Rum ve silah depoları oldu. Bütün kiliseler Anadolu'da. E bu patrikhane'ye gümenlik istiyor. Yani Vatikan gibi içimizde bir devlet isteniyor. Sanki bugün istenmiyormuş gibi değil mi? Papa geldi. Ne kadar da masumlar ya. Ay haberleri bir izliyorum. Ana çok masumsunuz la siz. O kadar masum olmayın şu hayatta ya. Masumluk şöyle yani. Papa geldi arkadaşlar. Sonuçta bu Venedik devlet başkanı ya istediği zaman gelir. Tabii ki istediği zaman gelir arkadaşlar. Zaten bunda Venedik devlet başkanı sıfatıyla gelen bir kişi. Sonuçta sen devlet olarak da tanımışsan elbette ki bunun siyaseten bir açıklaması var. Bu ülkede bugün eskiden de Papa'yı ziyarete giden başbakan cumhurbaşkanı yok mu? Var. Papayı bile biz vurduk. O kadar yakın ilişkilerimiz var. Muhammed Ağacı, Mehmet Ali ağacı pardon. Ee ben onu demiyorum ki. Mesele orada o değil ki. Mesele burada ayin yapmaları. Bak siz burayı kaçırıyorsunuz ve özellikle İznik'te yapmaları. Yoksa Papa normal gelir klasik Ayasofya'yı ziyaret ediyor. Biliyorsunuz ilahiler milahiler söyledi. Gördünüz orkestra maşallahı vardı kardeşim benim. O kadar şey orkestra kardeşim kendini düğünde zannediyordu. Renk oldu yani bir Papa'nın gelmesi bir renklendirdi ülkemizi. Niye? Bir ton sorun gene sualt edildi gitti. E tamam da biz onu demiyoruz ki. Buradaki bütün temel mesele ekümenliktir. Ekümenlik İstanbul'da İstanbul'u Vatikan yapmaktır. Bu tehlike var kardeşim. Çünkü niye? E Sümela'da izin veriyorsun. İznik'te izin veriyorsun. Yarın İtalyan kilisesine Mersin'de izin vereceksin. Döneceksin. Senin bilmediğin o kadar çok kilise var ki. Bak bir şey söyleyeyim. Sen Türkiye'de hangi kiliselerin olduğunu bilmiyorsun. Bütün sıkıntı bu. Sen bir bilsen bu ülkede, bu coğrafyada ne kiliseler var Hristiyanlar için özel. Hristiyanlar için çok önemli. O zaman anlarsın benim ne demek istediğimi. Adamlar İstanbul'da bir ekümenlik davası gidiyorlar. Bunu ta yıllarca gidiyorlar. Bakın Mustafa Kemal İsmet dedi ki patikane bize milli mücadelede büyük zarar verdi. Şu patikane'yi İstanbul'dan çıkartalım. Kimin olsun dediler biliyor musun? Biz kimin olsun sen? Yunan'ın oğlum o kadar seviyorsan bu patikane'yi al o zaman seninle olsun dedi. Hiç çıkartmayın. Çıkarlar mı? Dikkatli şunun bakın. Hiç çıkarlar mı? Yoksa Papa'nın gelişi gelir gider. Sıkıntı yok. Bir devlet başkanıdır. Doğru söylüyorsun. Ama masum da değil yani. O kadar da yani öyle haber şeyleri okuyorum böyle Twitter'larda falan. Tarihçi kisvesi altında kisvesi de ne oldukları da belli arkadaşlar gayet normal. Tamam ki normal oğlum. Ben de normal karşılıyorum zaten. Benim zaten aile sıkıntım var. Bu kadar bu kadar. Biz oralarda ne zaman yaparsak Papa da gelsin bu zamanlarda. Biz de Vatikan'da yapalım. Hadi gidelim Vatikan'da. Hep beraber bir Kur'an okuma yarışması düzen kabul müyüz?
>> He.
>> Tamam. Ayin değil mi? Onlar da ayin. Bizdeki şey T el Bedrü Aleyna'yı şeyde söyleyelim. Vatikan'da söyleyelim. Sen mütekabiliyetin ne demek olduğunu biliyor musun? Mütekabiliyet karşılıklı. E sen onu yapmadığın için insanlar işte orada o noktada insan bir tedirgin oluyor. Bunlar buraya geldi. Dikkat ediniz mi? Herkes tedirgin oldu. Hani dindarı dindar olmayanı, laik seküler kesim öbür kesim bu. Bak herkesin rahatsız olduğu bir konudur papalık. Bak Mustafa Kemal papalığı göndermek istedi. Papalık derken buradaki Ortodoksın lideri Patriklik. Zaten ileride sınır dışı edecek. Bir yolunu bulacak Mustafa Kemal. Sınır dışı edecek ama tekrar sorun olarak karşımıza gelecek. Patikane'yi anladık mı? Patikane milli mücadelesinde gerçekten bizim sırtımızdan vurmuşlardır o rahipler. Ya bu Histotomos ya. Hristotomos hatta. Öbür tarafta Trabzon Metropoliti var. Eee metropoliti herifin ismini unuttum ya. His Santos. Sen bunları boş adamlar mı zannediyorsun? Adamlar Paris Barış Konferansı'nda hemen gidiyor şeyi ne derler ona? Amerikan başkanını bir kutsa hemen oradan İtalya'yı bir kutsa, orayı bir kutsa. Lan Türk filmlerinde bile papazlar patikler gelince nasıl ayağa kalkıyor Bizanslı hükümdarlar? Çünkü din çok etkili onlarda ne kadar seküleriz deseler de etkili kardeşim. Etkili tarihten gelen şeyler la geçen Adolf Hitler'in bir filmini yapacaklar herhalde. Adolf Hitler kılıkla bir herifi yani makyajla o herifi yaptılar. Lan bütün Almanlar selam verdi ya. Ben hala söylüyorum. Bu Almanların içinde Adolf Hitler sevgisi yok. E D Messi Adolf Hitler ne yapmış? Almanya için yapmış. Doğru mu? Dünya Savaşı'nı kazansaydı şu an adamı göklere çıkartıyor. Ne konuşuyoruz? Tarihte yenilgiyi yazmıyor. Zaferi yazdığı için böyle. Haksız mıyım? Ne konuşur? Biz Mustafa Kemal kazanmasaydı ne diye okuyorduk bugün? Okuyor muyduk? Ayrı konu hadi okuduk diyelim. Ne diye okuyorduk? Çerkezemle Mustafa Kemal yer değiştirmişti. Evet. Tarihi bir de lütfen buradan bakalım. Kazananın tarihini okuyoruz sonuçta. Kaybedene bir şey yok. Kaybedene tarihte de hisse yok. Haberiniz olsun. Evet. Patikane başla.
Tüm ısrarlara rağmen >> Tüm ısrarlara rağmen. Evet.
>> İstanbul dışına çıkarılmamıştır.
>> İstanbul dışına çıkarılmamıştır. Evet.
>> Lozan'da.
>> Lozan'da.
>> Her iki taraf arasında.
>> Evet. Her iki taraf arasında uzlaşılıp çünkü bu meselede çok şey yaptılar. Uzlaşılıp yazıya geçirilen hikmesi bak ama nerede? Lozan'da. O mübadele biz Lozan'la Yunan'la kendi aramızda yaptık. Dikkat. Yazıya geçirilen ilk meseledir. Hani bir yazıya geçelim. Hadi beyler bir oturalım. Şunu bir yazalım gayri dedikleri zaman ilk neyden başlamışlar? Hani ben burada sınırlardan başladım da öyle başlamıyor. Patikane ya adli ya idari yargı hakimliği sınavında gelmiştir. 2015 veya 2016. Yani bu sınav sorusu geldi haberiniz olsun.
Adalar ah bir başımızın belası da bu. Ya senin olacak ya hiçbiri senin olmayacak. Bir iki tanesi senin olunca büyük sıkıntı. Neden? Şimdi bugün adalara çok yakın oturan arkadaşlar var. Adada oturan arkadaşlar var. Doğru mu? Gökçada, Bozca'da şu an bizleri dinleyen arkadaşlarımız var. Büyük adada dinleyen arkadaşlarımız var. Türkiye'de yerleşim olan adalarımız var. Şimdi ancak adalarımız var ama örnek Karaburun'a gidiyorsun İzmir'e, karşıda Yunan Adası. Kaş'a gidiyorsun karşıda Meis Adası. Datça'ya gidiyorsun karşıda Yunan Adası. Hepsinin isimleri var. E tamam da kardeşim bu Yunan adaları normalde ta Balkan Savaşı Balkanlarda kaybetmişiz. İtalya'da 3 tanesini 12 adayı biliyorsun Rodos Modos onlar da gitti. Çünkü Rodos ve 12 adayı kim istiyor? Özellikle İtalya. Kıbrıs'ı kim almış? 1914'te il hak ettiğini söyleyen İngiltere almış. Sonra da Gökçeada Adala'yla Bozca kalmış. Doğru mu? Diğer tüm adalarda Yunan'ın olmuş. Mesela büyük kayıp. Bu kayıp bir şeyle telafi ettik. Türkiye'ye yakın olan adalarda ne yapılmayacak?
He >> Silahsızlanacak. Evet arkadaşlar biz milli mücadeleyi Anadolu'nun içinde yapıp adalarda yapmayınca hani adalar kısmına daha gelemedik içeride boğuşmaktan. O tarafa doğru bir şeyimiz olamadı. Çünkü biz Anadolu'yu içinde boğduk. Hani Mustafa Kemal diyor ki İsmet hareminde boğacağım. Hani içeri doğru çek. Evet. Ama adalar kısmına gelemedik ki. Çünkü biz adadan önce kurtaracağımız gene içimizdeki Trakya ve Boğazlar vardı. E Trakya Boğazlara doğru gelince de Mudanya, Mudanya'dan sonra da Lozan. O yüzden bizim adaları alma fırsatımız olmadı. Ama ne zaman Merve? Dünd. Anladın? Bunu hiç kimse bilemez. Biz adalar yüzünden zaten Yunan'la kapışacağız. Bu kesin. Çünkü Yunan bazı adalarını NATO kisvesi altında silahlandırıyor. Dibimize, dibimize, dibimize silahlandırıyor. Biz sanki Türk istihbaratı olarak veya oradaki Türk denizci ve sahil güvenlik. Sahil güvenlik sadece şey Yunan balıkçısı teknesini mi kovaladı sanki? Hani hep haberlerde var ya Yunanlılar e kendi sularına geçen Türk balıkçıları kovaladı. Bunun üzerine sahil güvenliğimiz geldi. Onlar da Yunan'ı kovaladı. Hani biz buna havada iddialaşıyoruz ya. Heh. Şimdi bir şey söyleyeceğim. Biz böyle mi devlet zannediyorsunuz bizi? Böyle bir şey mümkün değil. Bizim ne denizaltılarımız orada istihbarat faaliyetindedir. Kimse bilemez bunu. Yukarıdan, aşağıdan, sağdan, soldan, havadan onlar bizi kuşattı zannederken. Bir bakmışsın ki biz onları kuşatmışız. Bakın tarih bunu çok fazla yapmıştır. O yüzden bugün adaları onların olabilir. Ama Türkiye hedef koymazsa efendim Mustafa Kemal'in evet. O zamanlar için çok önemliydi. Yurtta su, cihanda sul lafı gerçekten çok önemli. Niye lan? Koca dünya savaşı bitmiş. Herkes o barışa dör elle sarılmalı. Milletler Cemiyeti kurulmuş. Kabul ediyorum ama nereye kadardı o? O da 2'ye kadardı. E o zaman o zaman artık yurtta su cihanda su politikası sona ermiştir kardeşim. Türkiye'nin güvenliği Türkiye'nin sınırından ibaret değildir. O zaman ne olur biliyor musun? İçine kapanık sürekli bekleyen olursun. Bir gün de biz masaya oturduğumuzda sallıyorum Rodos'la ilgili konuşacaksak biz de meclisten başlayalım. İngilizler gibi kardeşim meclis adası ne olacak? Rodos'u unutturalım. Rodos zaten bizim diyelim. 12 ada bir daha konuşalım. 12 ada görünüş 16 ada toplanı Rodos'un içinde. Kıbrıs'ı konuşalım. Yarısını aldık. Yarısına izin vermedilerdi. Bir yarısını daha konuşalım. Bunun için ne lazım? Güç. Ekonomik güç. Askeri güç. Nüfus gücü lazım. Lan Hindistan'a saldırabilir mi? Saldırabilir mi? Allah Hindistan'a e Çin'e. Çin'i ne yapacak? Kolay mı bu coğrafyaların nüfusunda? Sonuçta sen oraya hakim olabilir için harekatı yapmak zor. Nasıl yapacaksın harekatı? Lan Hindular seni yer lan. Seni yer. Sen Çinli seni yer. He.
>> Asla aç kalmam. Ben daha Çin'in aç kaldığını falan görmedim. Denk geldi Çinlilerle bir otele. Lan şimdi sabah kahvaltısı açık büfe ya. Zaten yurt dışındasın zaten bir şey yok. Ekmek yok, o yok, bu yok. Zaten dedi ki şurada bir tane ananas var. Bir tane de karpuz al. Sabahın körü bunu yiyorsun yani. Yok. E lan kimliği bir gördü ana şöyle bir tabak üstünde üst üste vardır ya böyle üst üste koyup her şeyin lan ben baklavayla sarmanın suyu birbirine karışınca şeyde yemiyorum. Bayramda biliyor musunuz? Bayramda o tatlı sarmaya denk geliyor bilirsiniz.
>> Evet. Yani biz onu yemeyiz bak. Karıştırmayız. Ha var aramızda çok karıştıranlar. Benim kaybabam böyle lan. Peynirin üzerine çilekleçeli koyuyor. La baba kurban olayım sana damarım tıkandı diyorsun. Damarım da tıkanır. 4 değil 400 damarın olsa tıkanır kardeşim. Yani uyarıyorum da yani hani bir şey yiyorsak bana karıştıral yemeği ya. Yumurtanın üzerine tatlı koyalım. Biliyorsun değil mi? Tabii tabii. Türkiye'de de çok. Çünkü mantık şu. E hocam ne de olsa mideye gidiyor. E tamam mideye gidiyor diye her şeyi yiyelim. Taştan yumuşak ne varsa yiyelim. Öyle olur mu?
Adalar çok kıymetli kardeşim. Bir gün bu adalar için savaşacağımızı bilin. Bana göre bunun tarihi 2030'u geçmeyecektir. Yani bizim bütün hazırlığımız az çok Ankara'da yaşıyorum. Birçok yerde arkadaşım var. Bu hareketlilik normal hareketlilik değil. OSİM'de şaşmazda yani bu askeriye aselsan, havelsan işte ne bileyim tusaş üretim yapılan merkezlerin %25-30'luk kapasitelerden %100'lük kapasitelere çıkarılması savaşidir. Bunu size korkutmak amaçlı söylüyorum. Korkmanıza gerek yok anlamında söylüyorum. Anlaşıldı mı? Bak korkmanıza gerek yok ama bunun içinde zaman lazım. Yani şurada kalmış kaç sene? 5 sene. Havara yok ama bunlar gerçek. Biz savaşı yıllardır uzak tuttuğumuz için kendi topraklarımızdan İsrail'in zulmünü anlayamazsın. Rusya'nın Ukrayna'yı bombalamasını anlayamazsın. Sudan'daki olayları anlayamazsın. Hiç kafandan füze geçti mi? Hiçbir yerde bombalandığında insanlar öldü. Gördün mü parçalanmış ceset? Allah göstermesin. Ha biz bunun beterini beterini milli mücadelede yaşadık. Ama o günün savaş teknolojisiyle yaşadık. Ama biz bugünün savaş teknolojisiyle savaş yaşamadık. Rabbim vermesin. Ama vermemesi için de ne yapmamız lazım? Önce içeri, birlik, beraberlik, dışarıya karşı tamamen birlik beraberlik görülsün. Artı bir de ne? Savunma sanayi. Çünkü bizi kurtaracak onlar. Başka şey kurtarmaz bizi. Her yan düşman dolu kardeşim. Bugün dostlar de düşman. Hani sana dost göreceğiz bakalım dostluklar. Ben hiç zannetmiyorum ya.
Söyle bakalım adalara.
>> Kıbrıs'a.
>> Kıbrıs İngiltere'ye. Evet.
>> 12 İtalya'ya.
>> 12 ada İtalya'ya. Evet.
>> Ege adaları.
>> 12 ada İtalya değil mi? Rodos da var ya burada. Rodos da var. Evet. Çünkü bazıları 12 adanın içine Rodos sayıyorlar. Bazıları saymıyorlar. Evet.
>> Ege Adaları.
>> Ege Adaları silahsızlanma. Onu bir yazayım da koşulu ile değil mi? Özellikle Türkiye'ye yakın adalar koşulu ile Yunanistan'a bize ne kaldı? Davşan Adası. He.
>> Bya'da. Evet. Imroz, Imroz Taşoz diye geçen adlar. Bozcaada ve Gökçeada kime bırakılmıştır? Türkiye'ye bırakıldı. Peki hiç dikkat ettin mi Merve? Hiç araştırma gereği duydun mu bilmiyorum. Bugün Adalar Denizi dediğimiz yani Yunanlıların Ege Denizi dediği yerde kaç ada var veya yerleşim yeri olarak kaç ada var? Hadi bakın bakalım. O da size şey olsun.
Savaş tazminatı benim Lozan'da en üzüldüğüm konulardan bir tanesidir. Fransa ve İtalya biliyorsunuz Sakarya Meydan Muharebesi'nden çıktıktan sonra silah verdi, o verdi, onu şeye saydı. Savaş tazminatına saydı. Ama Yunan sen Manisa'da, İzmir'de, Aydın'da, Uşak'ta, Bilecik'te, Söğüt'te hiç ev bırakmamışsın. E senin bunun bunun mümessili yani bu kadar şeyin maddi ve manevi tazminatı sadece Edirne'nin Karaağaç ve Bosna köyünü almışsın. Şimdi bu doğru değil arkadaşlar. Mesela Lozan'la ilgili benim en büyük eleştirim bu kadar yakılan yıkılanın muhakkak ki ne yapılıp ne edilip bu Yunanlılardan alınmasıydı. Doğru mu? Çünkü ne oluyor biliyor musunuz? Almadığın zaman böyle bir iki gün sonra bu olaylar bir daha tekrarlandığı zaman onu örnek gösterir bak zamanında da böyle yaptık kardeşim diyorlar. Bir de öylesindir abi. Savaşı kazandığın zaman, savaşı kazandığın zaman onlar senin kardeşin olur. Hadi bir kaybet bakayım dedi. Heh. O yüzden mesela savaş tazminatı sıkıntılıdır. Yani sıkıntı evet bir şey elde ettik doğru. Karaağaç bizim oldu. Bosna köy kabul ediyorum. Onlar da bize lazım. Keşke onların üzerine bir savaş tazminatı alsaydık. Şey anlamında söylüyorum çünkü maddi anlamda bayağı bir zor durumdaydık. O yüzden başla bakalım.
Yok köyde >> Hı hı.
>> Karaağaç savaş tazminatı olarak >> ve Karaağaç savaş tazminatı olarak verilmiştir. Bir sınavda geldi şimdiye kadar olarak verilmiştir. Yunanistan şey olarak savaş tazminatı olarak nereyi verdi diye sordu. Bosna köy yazmaz Karaağaç. Çünkü buradaki önemli nokta bura.
Geldik boğazlara. Aha bütün mesele bu. Hatırla yıl 1833 Hünkar İskelesi anlaşması Rusya'yla yaptık. 8 yılına Boğazlar ilk defa sorun oldu. 1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi'nde de uluslararası bir sorun oldu. Türkiye'nin boğazlar tezi çok şeydi. Hatırlayın Misak-ı Milli'i. Marmara Denizi'nin ve Karadeniz sahillerinin güvenliği ve İstanbul güvenliği sağlandığı takdirde boğazlar uluslararası denetime açılabilir. E tamam da e bunun içinde ne lazım? İstanbul'un güvenliği lazım. O zaman İstanbul'u boşaltacaksınız. Ha oturalım ondan sonra konuşalım. Hatırla Sovyet Rusya ile biz bir anlaşma yapmıştık. Hatırladınız mı? Moskova diye bir anlaşma. Bakın Moskova'da bir madde var. O yüzden boğazlar konusuna oturulduğunda Merve hangi iki devlet de geldi? Bulgarlar ve şeyler de geldi. Ruslar da geldi. Ne dediler peki? Şunu dediler. Bak bütün meselelere katılmadı Sovyet Rusya ile Bulgaristan. Ama Boğazlar meselesine ikisi geldi. Çıkan bir sınav sorusu. Sovyet Rusya Bulgaristan dedi ki özellikle Sovyet Rusya kardeşim dedi. Biz bu meseleyi Türkiye ile çözdük. Bunlar dediler ki nasıl çözdünüz ya dediler. Bize yani Karadeniz'e kıyısı olan devletlerle çözdük. Biz kendi aramızda oturup boğazlar söyle. Senin boğazlarda ne işin var Fransa? İtalya senin boğazlarda ne işin var? Git atletiklerini izin et. Burada büyük tartışmalar var. Özellikle Rusya ile şey arasında ne derler ona? İtalya ve Fransa ve İngiltere arasında özellikle Boğazlar meselesine şuna karar verilir. Bir Boğazlarda aynı Sevr'deki gibi Sevr'deki gibi bir komisyon yönetecek. Bu komisyonun ayrı bir bayrağı ve bütçesi olacak. A aynı hocam o zaman. Sevr. Evet aynı. Sadece başkan Türk olacak. O da başkan Türk olacak diye madde de ben göremedim yani o kadar okudum okudum okudum. Hani şimdi Lozan'dan da okuyorum. Hani orada da belirsizlik var. Ama hadi diyelim öyle olsun. Başkan Türk olacaksa Türk oldu zaten. Şimdi arkadaşlar Sevr'den bir değişiklik yok ki burada. Çünkü boğazlar öyle bir mesele haline gelmiş ki 200 yıldan beri oturup da kendi boğazımız hakkında bile karar veremiyoruz. Düşünebiliyor musunuz ya? O kadar sıkı boğazlar ne zaman çözüldü? Allah'tan 1. Dünya Savaşı yaklaştı. O zamanın siyasi ve askeri konjonktürü değişti. Biz Boğazlara o zaman egemen olduk. İleride anlatacağım. İleride. Nerede? Dış politikada mesela. 30-39'da. Evet. Başlayalım.
Boğazlar, >> Boğazlar bir komisyon tarafından yönetilmeye devam edecek.
>> Boğazlar bir komisyon tarafından yönetilmeye devam edecek. Evet.
>> Komisyon başkanı ise.
>> Komisyon başkanı. Evet.
>> Türk olacak. Kim Türk olmuş? Bunu da bulsun öğrencimiz. Komisyon başkanı Türk olacak. Kim olmuş bu komisyon başkanımız? Baksınlar. Evet.
>> Sadece bu konuya.
>> Sadece bu konuya kim katılıyordu?
>> Sovyet Rusya ve.
>> Sovyet Rusya ve. Evet.
>> Bulgaristan katılmıştır.
>> Bulgaristan katılmış. Peki sence Sovyet Rusya bu maddeyi anlaşmaya imza atmış mıdır? Şu konuya katılıyor ya. Katılınca bir imza atılıyor. Atmamıştır. Atar mı ya? Adamın aleyhine bu. Devam et. Bulgaristan ne olmuştur? Katılmıştır. Evet.
Boğazlarda şu an aleyhimize çözülenlerden biri yabancı okul. Bir sıkıntı da bu. Her tarafta yabancı okullar. Özellikle Mersin Amerikan Koleji anlattık size. Vay anam vay. Türk öğretmenini bile öldürdüler. Saman attılar. Yıllarca saklamışlar. Sırf öğretmen milleti arayınca eee şey oldu. Depo oldu. Depo. Rumların deposu oldu orada. Amerikan kolejleri. Türkiye'de en fazla Amerikan okulu vardı. Bunu da bilin. Yabancı okullara şöyle bir karar aldık. Bir, Türkiye'nin çıkaracağı tüm kanunlara uyma zorunluluğu getirdik. Öyle kafanıza göre yok. Yani kafanıza göre yabancı bir okulda ben şu müfredatı okuturum, şunu söylerim, Türkler hakkında barbar kelimesi yazarım. Müfredatına ders kitabında. Hayır bitti o iş. Türkiye Cumhuriyeti'nin çıkaracağı eğitimle ilgili tüm kanunlar seni de kapsıyor. Yabancı okullar. Mesela önemlidir. Doğru mu? Yazalım.
>> Türk tarafından.
>> Evet.
>> Çıkaracağı kanunlara uyulması şartı.
>> Çıkaracağı kanunlara uyulması şartı getirdi. İyi mi? Bence güzel. Sence güzel.
Gelelim dış borçlara. Başımızın belası. Hatırla. Osmanlı Devleti dış borcu 1853'te Kırım Savaşı devam ederken İngiltere'den aldı. Ancak zaman içinde en fazla dış borcu Fransa'dan aldı. Ödeyemedik. Düyun-u Umumiye Muharrem Kararnamesiyle kuruldu. Devlet içinde devlet oldu. Ekonomimizin her şeyine onlar hakim oldu. Tamam. Devam. Tamam da bu Osmanlı'nın dış borcu nasıl ödenecek? Aga Osmanlı şöyle bir şey değil ki. Osmanlı bir baba. Baba. Baba. Murat Trabluskarp. Sen Yunanistan. Nazım Bulgar, öbürküsü bilmem ne. Bunlar hepsi benim evladım. Doğru mu? Ben de bir babayım. Osmanlıyım ben. Tamam da her evlenen göçmüş gitmiş benden ayrılmış. Yeni yuva kurmuş. Bana diyorlar ki sen diyorlar onların da borcunu ödeyeceksin. Oğlum bana ne? Gitsin damat ödesin. Benden kız almayı biliyor. Yok diyor sen ödeyeceksin. Senden ayrılsın. Sen bunu kabul eder misin? E benden ayrılıp gitmiş ki zamanında ben buralara yatırım yapmadım. Yaptım. Medreseyi buraya da açtım. Okulu buraya da açtım. Polis okulunu açtım. Jandarmayı açtım. PTT kurdum. Banka kurdum. Şube açtım. Bana diyor ki hepsini. Olur mu lan diyorsun? Kim Osmanlı Devleti'nden ayrılıyorsa özellikle yüz ölçümleri dikkate alınarak borçlar ödenecek. Ona rağmen %70'ini neredeyse biz öderiz. Borçları bir ödemeye başladık. Ödeyemeden kriz geldi. Kriz gelince bir daha anlaşma yaptık. İleride ne oldu biliyor musunuz? Mu? Ta 1954'te Adnan Menderes döneminde 100 yıllık borç kapandı. 1854'te aldık. 1954'te bitti. Düşünebiliyor musunuz mu arkadaşlar? 100 yıl ne kadar borçla alakalı şeyler var bunu bilin yani. Evet başlayalım.
Osmanlı dış borçlan.
>> Bu arada bir şey daha söyleyeceğim. Evet Osmanlı Devleti'nden ayrılan.
>> Evet.
>> Yüz ölçümleri alınarak.
>> Bazı yerlerde yüz ölçümü aldık, bazı yerlerde nüfus aldık, bazı yerlerde durum aldık. Çok fark ediyor bu. Yüz ölçümü dikkate alınarak. Evet. Öyle yazalım. Paylaştırmak istiyor.
>> Anılarak paylaşayım. Bir dakika. Peki hepinize soru. Biz kimin borcunu ödüyoruz? Kim borcunu ver? Evet YouTube'dakiler. Biz kimin borcunu ödüyoruz? Türkiye Cumhuriyeti olarak? Osmanlı. E mantıken ben reddi miras yapmadığıma göre Osmanlı Devleti'nin benden bir önceki devlet olduğunu kabul etmiş miyim? Etmiş. Bak şimdi. Peki kendini kurulduğu halde eskinin devamı görmeyen devletler de var.
Örnek Sovyet Rusya diyor ki, bana ne diyor? Çarlık kimden borç alırsa olsun, ben diyor babamı tanımıyorum. Reddi miraslar yok mu günümüzde? Sen reddi miras yapabilir misin? Herkes etti miras yapabilir. Çocukları baba borç bırakırsa reddi miras normal şey. Bırakırsa Allah razı olsun, miras bırak diyorsun. Ama reddi miraslar oluyor mu? Oluyor. Yıllarca memlekette insanlar öldükten sonra borçlarını çocuklar üstlenmedi mi? Yıllarca çocuklar ödedi.
Ha şunu diyeceğim, Osmanlı Devleti reddi miras yapmamıştır kardeşim. Şey, Türkiye Cumhuriyeti yapmadı. Yapmadı. Bazı kurumları, bazılarını kapattı, bazıları etti ama sonuçta Osmanlı'dan gelen bütün şeyleri de kullanmaya devam etti. Dikkat.
Biz dış borçları dedik ki, kardeşim, bir biz yeni savaştan çıktık. Bize bir kere 7 yıl hiç ödemeyin. Ödemeyelim bize. Sonra ödeyelim. Tamam dediler. Sonra konuşalım, ödeyelim. İki, biz bir şey teklif ettik. Şunlarla ödeyelim dedik. Onlar dedi ki, hayır, şunlarla ödeyin. Şimdi biz ne teklif ettik? Onlar neye ödemesin biliyor musun? Frank. Biz Frank ve Türk lirası olarak ödeyelim dedik. Onlar ne? Altın ve sterlin. Bak bak bak, b bak. En pahalı para bilmem, sürekli yükseliyor ya değeri var. Şimdi sen benden altın borç almak istersin, tükas. Neden? Ne de olsa değeri düşüyor. Altın niye istemiyor? He he. İşte o yüzden aynı mantık düşün. Dünyada frank ve atıyorum sterlin veya dolar ya da sterlin veya altın çok yükseliyor. Günlerde sterlin çok pahalıdır. Mesela düşünün bu teklifler sonucunda frank ile ödenmesine falan karar veriliyor. Bilmem ne. İşte buradaki mesele şu arkadaşlar. Bizim bu borcu ödememiz Sovyet Rusya'yı rahatsız ediyor. Allah Allah. Hocam ne alaka? Ben kendi borcumdayım. Ödüyorum. La ödüyorsun da bu bir örnek teşkil ederse ne olacak? Merve, Sovyet Rusya, Rusya dese ki, ya Osman Türkiye, sen ne yapıyorsun o zaman? Sen ödersen e bana da ödettirler. Çarlık Rusya diyerek tepki göstermiştir. Sınava girdi. Türkiye'nin Osmanlı Devleti'nin dış borçları ödeme kararı alması hangi devleti de olumsuz yönde teşvik edeceğinden dolayı karşı çıkmasına sebep olmuştur? Cevap: Sovyet Rusya. Olumsuz örnek. Çünkü sen ödüyorsun, ben ödemiyorum diyor adam. Yaz bakalım. Devam.
Türkiye bu borcu. Türkiye bu borcu. Evet. Lira ya da Frank ödemek istemiştir. Lira veya frank ile ödemek istemiştir. Evet. Borcun vadesi tutarı. Borcun vadesi tutarı. Evet. Taksidi için. Ve taksidi için. Düğün Umumiye idaresi. Yine görevlendiriliyor. Oraya ödeyeceğiz. Yani Düğün Umumiye idaresi görevlendirilmiştir. Eee, Sovyet Rusya değil mi? Olumsuz örnek teşkil edeceği için teşkil edeceği için karşı çıkmıştır. Karşı çıkmıştır. Hangi meseleye? Osmanlı dış borçlamadı.
Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği yere. Nüfus mübadelesi. Lozan'da daha görüşülükken Lozan dışı imzalanan ve Yunanlılarla ahali diye geçen anlaşma. Bana göre Türkiye'nin için inanılmaz bir anlaşmadı nüfus mübadelesi. Niye biliyor musunuz? Şimdi şöyle söyleyelim. Şöyle anlamanız için. Biz ilk defa Rumeli'ye Çimpe Kalesini alarak geçmedik mi? Çimpe bu kale. Hadi neyse ama biz gidiyoruz Silist'e, Filip'e, Kavala. Sürekli gidiyoruz. Kosova, Belgrad, Sırbistan, Bosnersek, Arnavutluk, Eflak, Boğan, e Viyana, Macaristan her yeri almışız kardeşim. Ne demek istiyorum? E yıllarca öyle Türk aileler gitmiş yerleşmiş. Şimdi Yunanistan içinde de İstanbul'a çok yakın olması sebebiyle doğru mu? Çok fazla var. Ve Atina'da var, Selanik'te var. Or e burada da var. Karaman'da Rum var. Konya'da Rum var. Kütahya'da Rum var. İstanbul'da Rum var. Adalarda Rum var. E nasıl olacak bu iş? Nasıl çözeceğiz biz bu işi ya? Şöyle bir karar aldık kardeşim dedik. Bu senin içinde bak bizim Batı Trakya diye nitelendirdiğimiz yerde gümücü de şurada bu. Kardeşim yıllardan beri Türkler yaşıyor. 400 yıl. E sen de yıllardan beri içimizdesin Anadolu'da. O zaman ne yapalım? Bir karar alalım. Şöyle yapalım. Batı Trakya'da oturan Türkler ile İstanbul'da oturan Rumlar yer değiştirmesin. Yani onlar etabli yerleşik sayısı. Tamam mı? Tamam. O zaman Merve sen İstanbul'da bir Rumsun. Ben de Batı Trakya'da bir Türküm. Biz gene yerimizde ne kalıyoruz? Sabit. Murat sen Sivas'ta bir Rumsun. Muratossun sen. Muratos. Tamam mı kardeşim? Ben ben de Selanik'te şey Batırak'ın içine girmediği için bir şey söyleyeyim. Selanik diyelim. Selanik'te Ramazan'ım. Ne yapacağız biliyor musun başkan? Yer değiştireceğiz. O yüzden Konya'dan, Karaman'dan birçok aile yani Anadolu'da Türkçe bildiği için yıllar sonra o mübadeleyle gittiklerinden dolayı mesela hepsi Türkçe biliyordu. Hatta birinci nesil kuşak değil, ikinci nesil kuşak da biliyordu. Evde Türkçe konuşulduğundan dolayı çok böyle onun şeyleri yapıldı. Hatırlayın filmleri, dizeleri ayrılanlar. Niko, Niko, Niko da. Tamam da kardeşim bizimki de orada ne zulümler görmeye başlayacak. Sonra Türkiye özellikle Batı Trakya'da kalan Türkleri teşvik edecek. Nereye doğru gelsin diye? Anadolu'ya. Çünkü nüfusumuz az. 13 milyon nüfus var. Çok az. O yüzden şu iki şeye dikkat. Batı Trakya'da oturan Türkler ile İstanbul'daki Rumlar etabli sayılmış. Yani yerleşik sayılmış. O zaman bunlar ne olmayacak? Merve. Evet. Yer değiştirmeyecek. Şimdi cümle öyle başlayınca hemen insan haklarına geliyor. Sanki yer değiştirecek gibi. Mübadele değiş tokuş ya. Değil. Bunların haricinde o zaman Kütahya'daki bir Ermeniyle Selanik'teki bir Rum pardon Kütahya'daki bir Rum ile Selanik'teki bir Türk yer değiştirebilir veya Yunanistan'ın daha farklı Batı Trakya'ya ait olmayan şehirlerindeki bir Türk ile şey yer değiştirebilir. Konya'daki bir aile yer değiştirebilir. Konstans Karaman Lis. Lis llı. Karamanlı Konstans Evistan'ın bundan 3 3 dönem önceki başbakanı Karaman'dan göç eden bir ailenind Evet. Konstans, Karaman nereden gelmiş bu? İşte mübadeleyle gitmişler. Evet. Tabii bize gelenlere biz ne isim ver? Muciz buyorsun. He. O yüzden nüfus mübadelesinde hangi iki yerde mübadele yani değiş tokuş olmadığını bilmeniz lazım. Batı Trakya, İslam. Hadi bir yazalım bakalım. Batı Trakya'da oturan Türkler. Batı Trakya'da oturan Türkler ile Evet. İstanbul'da oturan Rumlar. İstanbul'da oturan Rumlar. Evet. Yerleşik. Rumlar yerleşik. Etabli. Sayılacak. Sayılıp yer değişmeyecek. Onu bir yazayım. Şöyle uzatayım. Yer değiştirmeyecek değil mi? Diğerleri ise diğer bölgelerde kalan Türk ve Rumlar yer değiştirecek. Rumlar yer değiştirecek. Bu ileride tabii gene sorun olacak. Evet. Notumuzu yazanlar. Sende not yok mu? O zaman bizde de yok diyorum ve konuyu kapatıyorum o zaman.
Evet, Lozan Barış görüşmeleri ile beraber alınan kararlar bunlar. Şimdi ne yapalım bir hemen hop bir genel tekrar zamanı ardından da Kurtuluş Savaşı muharebeler dönemi sorda? Şöyle baktığın zaman şöyle şöyle bir baktığın zaman 2 saat 10 dakika. 2 saat 10 dakika ya mis gibi ya. Vallahi billahi yemin ediyorum. Evet hazır mıyız? Mudanya'da Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetini temsil eden görevli İnönü. Peki İsmet Paşa'nın buradaki başarısı ona ileride hangisini de açacak? Lozan'a başl olacak. Peki yani bu bir gün çıkar mı çıkmaz mı bilmiyorum ama şu Harrington, Monelli ve Sharpy şimdi bunların özelliği ne? Bunlar Mudanya'ya gelip de bizimle İsmet İnönü masaya oturanlar. Birisi İtalyan, bir tanesi İngiliz, bir tanesi Fransız. Ama Yunanistan gelmedi. Bir kıyıda bekledi. Kim? General Mazarakis denen adam nerede beklemiş? Kıyıda beklemiş. Geldik buraya. Mudanya Ateşkes Antlaşması özellikle nereyi savaşsız kurtardık? Hemen ama hemen bak Doğu Trakya'yı. Bunu da almak için kim görevlendirildi? Refet Bele ne görevi aldı burada? Trakya yüksek komisyesi. Çok güzel. İndik aşağıya. Mudanya ile Osmanlı devleti neyi olarak sona ermişti? Hukuken. Niye adam seninle anlaşma yapmıyor ki? Seni artık tale kale almıyor. Hukuken ne olmuştur? Tabii ki Türkiye Büyük Millet Meclisi'e yaptığına göre seni sallamıyor demektir. Yani hukuken seni bir anlaşma yapacak bir devlet olarak görmüyor demek. Şimdi Lord George hangi olaydan sonra istifa etmiştir? Mudanya Ateşkes Antlaşmasından sonra. Mustafa Kemal'e göre neydi bu? Mühim bir zaferin aldığından elde edilen ilk siyasi semere. Anlaştık. Evet. Sorusunu da sordum. Evet. Saltanatı kaldırmasının nedenleri çok kıymetli. Aşağıdakilerden hangisi 1 Kasım 1922'de saltanatı kaldırmasının nedenlerinden biri değildir. Bu kadardır soru. Ama burada saltanatın kaldırılmasından sonraki süreç önemlidir. Yani ne demek istiyorum? Biz tamam bunları tahmin edebiliriz. Özellikle Lozan konferansına her iki devletin birlikte davet edilmesi olayı. Geldik buraya Merve. Hazır mıyız? YouTube'dakiler özellikle bir soruna sebep oluyor. Devlet başkanlığı ve rejim. Bunu da ileride cumhuriyeti ilan ederek çözeceğiz. Burası tamam mı? Güzel. Heh. Saltanat kaldırıldı. Vahdettin görevi sona erdi. Ama Vahdettin halifeydi. Halifeliği tekrardan kullanabilir veya İngilizler kullanabilir korkusuyla bizler de ne yapıyoruz? Yeni bir halife seçiyoruz. Yeni halifemizin adı ne? Abdülmecid Efendi. O da 3 Mart 1924'e kadar görevde kalacak. bir bayram olduğunu söyledik. O bayramı öğrenciye bıraktım. Öğrenci yazacak. Tamam. Osmanlı Devleti resmen hangi olay sonucu sona ermiştir? Evet. Dedim ki saltanatı kaldırması çok önemli bir olaydır Türkiye'de. Sonuçta koca bir devlet düşen sabah uyanıyor öbür devlet yok. Öbür devlete tabiz acayip bir şey. Şimdi o yüzden bazı tarihleri bileceğiz. Saltanatın kaldırılması 1 Kasım 1900 kaçtır? Merve bakayım bir. 22. Şimdi senden bir ricam var. Mer YouTube'dakiler sizlerden de ricam. Saltanatın kaldırılmasını bir türlü sınavda şey aklınıza gelmiyor. Tarihi. Şimdi 5 Kasım 1922 yazıyor ama o esnada senin için 5 Kasım 1922'nin bir ifadesi yok. Çünkü bizim için zaten tarihte tarihin ifadesi yok. Yani oraya sanki boş yere koyuyorlar. Yüzyıla tövbe bakan görmedim ben. Hani orada 19 mu yazıyor, 15 mi yazıyor? Zaten bir de aranızda Roma rakamı bilmeyenler var ya. 10. Mesela 10 yazıyorsun 5 diyor. Tamam da oğlum hiçbir görmedin lan. 11. yüzyıl 12. Bazen aramızda bilmeyenler de var. Bak onu da söyleyeyim. Sen bilmek zorundasın. Hangi tarihe özellikle? Ben ben şimdiye kadar size iki tarihten bahsettim. Hatta üç tarihte söyleyeyim mi? Bir halanızın amcanızın sevmediğiniz bir akrabanızın doğum tarihi. 100 yıldır hep sanki seninle beraber. 10 Ağustos 1920 sef. Dedim ki Kurtuluş Savaşı muharebelerde 1ci ayda birincinin önü 2 ay ötesi arayacaksın. Şubat Mart. Mart'ta ne vardı? İkincinin önü. 1 Nisan'da bittikten sonra 3 ay sayacaksın. Mayıs, Haziran, Temmuz. O zaman ne? Eskişehir, Kütahya. 1922'de tek bir savaşımız var. Onun adı büyük taarruz. Anlaştık mı? Çok güzel. Peki ben buraya kadar söyledikten sonra sana bir tarih daha söylüyorsam çok dikkat et. 5 Kasım 1900 işte atıyorum 22'de işte Açık Söz gazetesinde koca devlet yıkıldı sallıyor. Böyle bir şey yok. Sebirül Reşat dergisi Mehmet Akif Ersoy gitti canım imparatorluk yani sallıyorum. Böyle bir başlık yok da olabilir ya. Buna benzer muhakkak ki başlar olacak. Bir de Mustafa Kemal asla saltanatı kaldırması gibi bir laf söylemiyor. Israrla ne diyor? 1 Kasım günü aldığımız karar. 1 Kasım günü aldığım. E o zaman adam bile ağzına almıyorsa bu lafı o zaman sen de ne yapacaksın? 1 Kasım 1922'yi indireceksin. Doğru mu Merve? Peki dikkat. 1 Kasım 1922'de sınavda bir türlü aklınıza gelmiyor. O zaman ne yapacaksın? Saltanatın kaldırılmasının harflerini okuyacaksın. Say bakayım harflerini. Murat sen de say. YouTube'dakiler sizler de sayın. Saltanatı kaldırmasının harflerini say. He. 20 mi? Bu kızım gözlük artık kurtarmıyor. Merve Murat saydın mı? Saltanatın kaldırılması kelimesinin toplam içindeki harf sayısını bana bir söyleyin. 22 mi? Çözdün mü büyük oyunu? Heh. 22 harften oluşuyor. Böylelikle biz de olayı çözüyoruz. Anlaşıldı mı? Anam hocam ne kadar güzelmiş. Ben sayar sayar duyurum. Sayar sayar durursun da öyle olmuyor hepsi. Yani bir sayıyorsun 2025 çıkar. Öyle olmaz. Ben bazılarında size zaten yapılan en büyük ilk inkılablardan bir tanesi altın kaldırması. Yani önemlidir. O yüzden 1 Kasım 1922'nin tarihini bil sınavda aklına gelmese bile saltanatı kalması kelimesini say. Zaten 1922 çıktığını göreceksin. Çalışıyoruz mervey. Çözdük gene büyük oyunu.
Geldik Lozan'a. Bir Lozan'a katılan üç başnavda geldi mi? Daha önce geldi. Hadi bir daha sayalım. İsmet İnönü ne olarak katılmış? E tamam da bizim bir Dışişleri bakanımız vardı. O zaman Yusuf Kemal Tengir Şenk ne oldu? İstifa etti. Yerine kim geldi? İsmet Ö sürekli çıkar. Diğer çıkan sınav sorusu 2013'te gelmişti herhalde. Neydi? Doktor Rızaur Hasan Sakay İsmetin önü üçün üçünde öncül verdiler. Hangileri Lozan'a baş delege olarak gitti? Üçü de gitti. Geldik buraya. Mustafa Kemal özellikle Ermenilere yurt vermeyin, kapitülasyonları kaldırmadan dönmeyin dedi. İki önemli isteği vardı. Evet. Diğerlerini tartışalım dedi. Peki konferansa birçok devlet katıldı. Bu arada Yugoslavya diye gelmeyebilir. Sırp, Hırvat, Sloven diye de gelebilir. Var yani buraya söyleyeyim. Şimdi 4 Şubat 1923'ten 1 23 Nisan 1923'e kadar ne olmuştur arkadaşlar? bir ara verildi. Ara verilmesinin sebebi kapitasyonun bize dayatılması. Bu boğazlardaki meseleler ya dış borçlar her şeyi bize dağıtıyorlar. Çünkü onlara göre biz nereden geldik? Mondros'dan. Biz diyoruz ki İsmetin nereden geldik biz? Mudanya'dan. O zaman Olaf'ı ben mi bir bulayım? Önce Olaf'ı bulacağız. Nerede Olaf? Nerede? Hah şu. Biz buraya Mondros'tan değil Mudanya'dan geldik. Beyler bize ne yapamazsınız? Bize kesinlikle mağlup bir devlet muamelesi değil, galip bir devlet muamelesi yapmanız lazım. Bu bir. İki, geldik buraya. Türkiye'de iki şey oldu. Bir, seçimler yenilendi. Doğru mu Merve? İki, tabii ki ve tabii ki İzmir'de Türkiye İktisat Kongresi düzenlendi. O zaman benim bu ikisini bilmem lazım mı? Türkiye İktisat Kongresi'nin İzmir'de olduğu için diğer adı İzmir İktisat Kongresidir. Ayrıca ne olmuştu? 1923'te Türkiye Büyük Millet Meclisi milletvekilleri seçimlerinin yenilenmesi kararı almıştır. Herkes bilmek zorunda. 4 Şubat 1923 10 eee 23 Nisan 1923'e kadar bu esnada Türkiye'de ne oldu? İki tane önemli olay var. Bir daha söylüyorum. İzmir İktisat Kongresi toplandı. İki Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimleri yenileme kararı. Geliyoruz buraya. Peki bu konferans devam ederken artı bu konferans bitiminde Lozan kesinlikle kabul edilirken ülkemizdi. Hükümet başkanı kimdi? O zamanlar hükümet denilmiyor da icra vekilleri heyeti başkanı arkadaşlar Rauf Orbay. Onu bir bilmemiz lazım. O zaman aşağıdakilerden hangisi? Bak ben bir soru yazayım mı? Merve yazayım mı? Hadi yazayım. Hadi. 1 2 3 öncül Fevzi Çakmak. Bak yok. Ali Fethi Okyar değil mi efendim? Rauf Orbay. Yukarıda verilenlerden hangileri? 1920-23 yılları arasında görev yapan icra vekil heyetinin başkanlığını yapmamıştır. Şunu çözecek var ya Türkiye'de adam yok. Bilmezsen yapamazsın ki. Çok zor. Ama ben neyi biliyorum? Fevzi Çakmak iki defa yapmış. Doğru mu? İcra vekilleri iki kere başbakan olmuş. Yani o zaman tabirle Rauf Formay'ı da zaten biliyor muyum Lozan'dan? Ama ben sana hiç Ali Fethü Okyar dedim mi? Ali Fetih Okyar dedik mi? Yok. O zaman icra vekili eyetinde Alifet Okyar yok. Alif Fatih Besoy yok. Refet Bele yok. İsmetin Önü var mı? Var mı İsmet Önü? Yok. Evet onu anlatıyorum. O yüzden bu soruya dikkat. Devam ediyorum. Peki gözlemci devleti kim? Doğru mu? Bir de ben size bir soru sordum. Buraya bizim yanımıza katılan delegelerin listesine bakın. Hani son baş delegeler bir de delegel orada bir şairin katıldığını göreceksiniz. Olayları şey yapamın ne dedi İsmetin önü? Çok ızdırap çektik çok kan akıttık. O yüzden biz de diğer milletler gibi medeni ve hür olmak istiyoruz dedik. Yine bunu lafı hangi nerede söyledi? Lozan Konferansında. Doğru mu? Ne kadar önemli. Yine Lozan'ın girişinde beyler barışı geciktirmeyelim. Şu dakikada bile Asya ovalarında 1 milyon üzerine Türk perişan serseri sefil hale dolaşıyor demiştir. Ya bunu da gene nerede söyledi İsmet Hanım? Lozan'da. Bak Lozan o kadar önemli. Mustafa Kemal Lozan'dan sonra dedi ki Türk milletine karşı yüzyıllardan beri hazırlanan Sevr anlamıyla bu büyük suikastin gerçekleştiğini zanneden insanlara biz ne yaptık değer arkadaşlar? Lozan'ı imzalayarak cevap verdik diyor. O yüzden bu laf birincisi önemli. Bu anlaşma Türk milletinin karşı yürütülen yüzyıllardan beri hazırlanan ve Sevr anlaşmasıyla tamamlanmış sanılan büyük bir suikastin sonuçsuz kaldığı bir belgedir. Bu birinci laf. İkincisi arkadaşlar bu laf niye söylendi biliyor musunuz? O kadar fazla eleştiri geldi ki Lozan'la ilgili özellikle o kesilme mevzusunda Mustafa Kemal de ne dedi? Kaç yıllık birikmiş sorunları çözüyoruz? Elbette ki bunlar bir günde çözülmeyecek diyerek şu cevabı verdim. 300 400 yıllık sorunlar. Lakapsülasyon 400 yıl. Doğru mu? Şöyle baktığın zaman kaç yıllık meseleler? 300 yıllar neredeyse olmuş boğazlar. 300 yıl nerede? 150 yıl olmuş neredeyse. Atıyorum ne var burada? 150 yıl mesela sınır problemleri. Doğru mu? E patikane ta Ortodoks'tan beri Fatih'ten beri var. O yüzden buraya dikkat. Geldik buraya. Lozan'da şimdi bundan sonrasını iyi dinlemeniz lazım. Tekrardan anlatacağım çünkü bir tek gideceğim. Tek tek olumlu olumsuz diye gideceğim. Bir de ileride hatta olumlu olumsuz diye gitmeyeyim de şey olarak gideyim. Eee, hangileri daha sonra bir daha gündeme geldi. Tamam. Hadi bakalım. Beraber yapalım. Hangileri bir daha gündeme geldi? Bunun şey kırmızısı nerede? Nerede? Heh. Hadi be. Hangileri gündeme geldi? Mudanya, İstanbul. Var mı sıkıntımız? Bir daha gündeme geldi mi? Peki Kars anlaşması bir daha gündeme geldi mi? Hayır. Ankara anlaşması bir daha gündeme geldi mi? Yani Fransa'yla Suriye ve Hatay meselesi için bir daha gündeme geldi mi Hatay meselesi? Suriye sınırı geldi tabii ki. Hatay bize nasıl katılacak olsa. Evet. Irak zaten çözümü sonraya bırakılan tek mesele. Mantıken Lozan'dan sonra bir daha gündeme geldi mi? Geldi. İki türlü soruyorlar. Lozan'da görüşmeler yapıldığı halde sonuçsuz kalan veya konferans dışına verilen veya sadece İngiltere ile arasında çözülme meselesinin adı nedir? Türkiye Irak sınırı. İlla Musul demek zorunda değil. Buraya dikkat. Bu çok önemli. Gelelim kapitülasyonlar sence bir daha gündeme geldi mi? Hayır. Kaldırıldı ya. O yüzden en çok gelen sınav sorularından bir tanesidir. Neden? Üç öncül verir sana. Bir Türkiye eee Suriye sınırı veya Hatay. Hatay diyelim bak. 2. Dış borçlar. 3. Kapitülasyonlar. Yukarıda verilenlerden hangileri? Lozan'da yapılan görüşmeler sonucunda Türkiye Cumhuriyeti bir daha gündeme gelmemişti. Kapitülasyonlar bir daha gündem. Tamam. Anlaştık mı? Geldik azınlıklar bir daha gündeme geldi mi? Peki azınlıkların diğer adını bilmek zorundaydı. Neydi? Ekliyet. İstanbul boşaltı ve boşaltılana göre bir daha gündeme gelmedi. Patikane. Bir daha gündeme geldi mi? Evet. Dış politikada inceleyeceğiz. Bir sebepten dolayı geldi. Adalar geldi ama Mustafa Kemal zamanında gelmedi. Biz o özellikle neye bakıyoruz? 193839'a kadar gündeme geldi mi? Gelmemiştir. Ona eksik. Gerek yok. Savaş tazminatı aldık zaten. Gene boğazlar bir daha gündeme geldi mi? E 1936 montro yapıldığına göre bir daha gündeme gelecek. Yabancı okullar. E tevil tesisatı çıkarırsan gelir. Tabii Türkçe dersi koydun. Tarih doğrusu koydun Türk öğretmenin girmesini kararlaştırdın. Haç işaretini kaldırdın. İçindeki ayin salonunu kapattın. Bir daha gündeme gelmez olur mu ya? O zaman geldi dış borçlar. Bir daha gündeme geldi mi? Geldi. Çünkü ödemedik. 1929 dünya ekonomi krizi sadece Fransa'yı mı etkiliyor kardeşim? Bizi etkilemiyor mu? Yerli mal haftası ne zaman çıktı ya? O zamandan beri kutlanıyor. Geldi mi? Geldi. Peki nüfus mübadelesi geldi mi? Halbuki Yunanlı aramızda ilk yapılan şey geldi. Çünkü Yunanlılar mantıken İstanbul'daki Rumlar yer değiştirmeyeceklerse o zaman ben Karaman'daki akrabamı ararım. Oğlum pını pırtını Vın İstanbul'a gel ki İstanbul'da geler yer değiştirecek. Hem de İstanbul'a daha güçlü oluruz derse Karaman'dan, Kars'tan, Kütahya'dan, Antalya'dan, Mersin'den, Ankara'dan herkes nereye doğru göç etmeye başlayacak? İstanbul'a o zaman da ne olur? İstanbul'da bir Rum nüfusu artar. İki anlaşmaya aykırı. Anlaşmaya aykırı. Ve o zaman da bu mesele bir daha gündeme geliyor mu? 1930'da çözülecek. Evet. Buralara kadar anladık. Hangileri bir daha gündeme geldi? Demek ki sınırlar gelmiş. Doğru mu? Patikan gelmiş. Atatürk zamanda bahsediyorum. Boğazlar gelmiş. Yabancı okullar gelmiş. Dış borçlar gelmiş. Mübadele gelmiş. Hangisi? Bir daha asla gündeme gelmem çözülmüş kapitülasyon. Soruya geçiyoruz. Hadi bakalım. Evet, şimdi soruya geçiyoruz değerli arkadaşlar. 30 adet Milli Mücadele Muharebeler Dönemi ile ilgili sorularımız var. Başlıyoruz. Evet, şimdi ne yapacağız? Şöyle biraz daha şöyle yapalım. 30 sorumuz var bu arada. Doğru mu Merve? 30 soru çözeceğiz. Hedef kaç? 30. Çünkü milli mücadele muharebeler döneminden KPS'nin her iki yani her üç kısmı lisans, ön lisans ve orta öğretime kesinlikle ikişer soru geliyor. AGS'den de bir soru gelecek. Yani böyle bir baktığımız zaman 2 4 6 7 soru kesin. Ha bunların içinde hakimlik, adli hakimlik, idari hakimlik, ileride kay bunlardan da geliyor. Yani baktığınız zaman çok önemli bir yeri işlemişli olduk bu dört videoda. Hadi başlayalım bakalım. çevir. Evet. Gene yandım söndüm. Doğru mu? Başladık. Şimdi soru tarihte ne kadar uzunsa aksine o kadar kolaydır. Birinci bütün mantık. Eğer soru kısaysa bir bilgiyi net ölçüyordur. Bak şimdi 11 Ocak 1921. Şimdi Ramazan Hoca dedi ki bana 1 ayda hangi savaş yaşanmıştı 1921'de? He nönü. 1. Nol'ün ben tarihini biliyor muyum? 6 10 Ocak veya 11 Ocak. Bu 1 yıl önünün tarihi. He 1ci aydı. Çok güzel. Batı Cephesi Komutanı Albay İsmet Bey demiş ki bu başarı mukaddes topraklarımızı düşman istilasından tamamen kurtaracak olan kesin zafere yani ileriden bahsediyor. Hayırlı bir başlangıç. La oğlum üçüncü yani ikincinin önü hayırlı bir başlangıç olabilir mi? bir varken o yüzden ya da Sakarya olabilir mi? Olmaz. Birinciyi kastediyor. O zaman neydi cevap? Birincinin önü. Neymiş yani cevap? Birincinin önü savaşının kazanı 2. Ağustos 1921 Ağustos ayına gelmişiz. Bakalım. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin gizli oturumunda Mustafa Kemal hayatım boyunca milli egemenliğin ve yasaların en sadık bir hizmetkarı olduğumu milletin gözünde bir defa daha doğrulamak için dikkat. Bu yetkinin kaç ay ha dikkat Mustafa Kemal'e periyodik halde 3 3 kere uzatıldı. 4düncü süresi uzatıldı. Bu neyi kastediyor o zaman? Hangi yetki bu? E başkomutanlık Mustafa Kemal Kütahya askeri muharebelerinden sonra Sakarya meydan muharebesinden önce askerlik mesleğine neyle geri döndü? Başkomutan bir şey söyleyeceğim. Sakarya Meydan Muharbesi tarihi kaç Merve? [kahkaha] Merve'ye böyle sorunca var ya yemin ediyorum bu Sakarya'nın tarihi kaç? Bak bakayım bir telefon yok mu yalnız senin? Ne? Bir bak bakalım Sakarya Meydan Muharebesi'nin tarihi kaç? Hadi bakalım önce sizler de Sakarya'nın tarihi kaç? Tamam. 23 Ağustos. Doğru mu? Devam et söyle. 13 Eylül arasıysa bu Sakarya değil mi? Peki Sakarya'dan mantıken tam önceye denk gelmiyor mu? 5 Ağustos Sakarya'dan önce. Kütahya'dan sonraya Sakarya'dan önce Mustafa Kemal'e ne verildi? Başkomutan. Demek ki biraz neye dikkat edeceğiz buralarda? Tarihlere. Yani tarih bize soruyu çözdürebilir. Onu anlatmak istiyor devam. 21 Eylül 1921'de kazanılan zafer nedeniyle kendisini kutlayan Ankaralıların telegrafına cevaben soylu milletimizin hayat ve bağımsızını yok etmek isteyen Yunan ordusunun dikkat 21 günlük meydan muharebesi. Dikkat. Şimdi Mustafa Kemal başlarda buna 22 gün diyordu. Sonra ne oldu? 21 oldu. O zaman bizim 21 gün dediğimiz hangisiymiş? Sakarya Meydan Muharebesi. Sınavda bana 21 de gelse, 22 de gelse bu neymiş? O zaman cevabımız hangisi oluyor? Doğru mu? Güzel. Hatırlayın. 1. Yönü Zaferini kazandık. Daha sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi başlarla davet edilmiyordu. Sonra tekrardan İtalya'nın davetiyle gittik. Londra konferansına katıldık. Şimdi diyor ki biz niye katıldık? Eğer biz katılmasak diyeceklerdi ki Türkler savaştan anlar barıştan kaçıyor propagandasına engel olmak için. O zaman bir var mı? Birli olanları alalım. Doğru mu? Birle olmayanları eleyelim. Bak hemen 3'e indirdik. 2. Misak-ı Melii tüm dünyayı duyurmak istemiyor muyuz? İkili olanları alalım. Zaten bir tane kaldı. O zaman cevap 1 2 3. Türk milletinin yasağı temsisinin terim olduğunu göstermek lazım. Dur bir geri gel sana. Bir geri gel. Arkadaşlar şunu tek başına da sorabiliyorlar. Ne demek istiyorum? Aşağıdakilerden hangisi Türkler barıştan kaçıyor propagandasını önlemek amacıyla TBMM'nin katıldığı konferans? Bak soru bu kadarı. Hemen Adana'ya Lozan koyarlar. Sak cevap ne? Londra. Evet. 1 Eylül 1922. Lan arkadaş Ramazan hoca bana dedi ki tüm savaşlar yani birincinin önü, ikincinin önü Aslanlar Dupınar, Sakarya Meydan Muharebesi, Kütahyaşehir hepsi 1921'dir. Bak hepsi sadece bir önceki savaş olan Beşar'ta yapılan Gedis taarruz bir tek o 20'dedir. O zaman şöyle yapalım mı? 1920'de ne vardır? Gediz. taarzu 1921'de hangileri vardı? Söyle bakalım. 1 İnönü, ikinci İnönü, Aslanlar Dulupınar Muharebesi. Doğru mu? Kütahya, Eskişehir, Sakarya meydan. Bunların hepsi neydi? Tamam da biz Sakarya'dan sonra biz tam 11 ay ara verdik mantıken. Eylül ayında 11 aya ara vermişsek mantıken öbür sene neredeyse Eylülü'ne geldik. Yani o zaman 1922'de bir tane taarruz ya da bir tane savaşımız var. Hangisi bu? Niye git? Heh. Şöyle. Evet. Bak. 192. Ramazan hoca bana ne dedi? 1922'de tek savaş var. Onun da adı büyük taarruz. Diğer adıyla Başkomutanlık Meydan Muafesi. Diğer adıyla Rum sındığı diğer adıyla Dunupar Meydan Muharebesi. Bakıyoruz ya da Yurt Kurtaran Savaşı'na. O zaman ben ordular ilk hedefiniz Akdenizli dilerim. Mustafa Kemal ünlü emri değil mi? Şimdi size buradan iki soru çıkarıyorum. Bir bu emri hangi savaşta verdiği soruluyor. Cevap ne? Cevap Başkomutanlık Meydan Muharebesi. Tamam. Ya da büyük taarruz. 2. Bunu bununla beraber şöyle şu lafın hepsini veriyor. Yine nerede soru? Yani bu tek de sorulabilir. Onu anlatmaya çalışıyorum. O zaman cevabım ney? Başkomutanlık meydan muharebesi. İsmet Paşa saat 18.30'da Metriste. Ha Ramazan hoca bana dedi ki İnönü savaşlarının mevkileri ağırlıklı olarak bazıları kabul etmese de birincil onun için soruyorum Metris Teped'dir. Şimdi dikkat Metriste. O zaman ben kendimce bir kodlama yapayım. Şu matrisin önü inönü perve. Doğru mu? Bu bir şarkı sözü değil mi? Söyle bakalım şarkıyı. Bütün bütün tarih tersi diyorsun gidecek. Evet. Şu metrisönü İnönü. Aklınıza böyle kalsın. Demek ki Mehmet nerede? İnönü savaşlarında. Peki Mustafa Kemal dikkat edin Dönü Savaşı'nda aslında mevkisi olan Metepe'den sonra bir tebrik telgrafı yolluyor İsmet İnönü'ye. Bu geldi bu tebrik telegrafını kime gönderdi diye sordu. İsmet İnönek çıkan bir KPSS sınav sorusu. Siz orada düşmanı değil yalnızca düşmanı değil bu milletin makus halinde yendiniz. Bunu hangisinden söyledi? İnönü savaşıdan sonra kime söyledi? İsmet İnönü'ye. Kendisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanıdır. İsmet İnönü'e tebrik telegrafı. O zaman cevabımız ne? bin Mustafa Kemal hang gelişme öncesi ordunun maddi ve manevi hazırlıklarını tamamlamasının önemine vuracağım arkadaşlar zaten biz tamamlamadan birinci ürün oldu, ikinci rün oldu, eski Kütahya oldu, Sakarya oldu. Sen öyle bir senin eksiğini tamamlaman senin taarruzunla alakalıdır. O yüzden yarım hazırlıklarla, yarım tedbirlerle alınacak önlemler yani bir taarruz taarruz etmemekten daha fenadır dedi Mustafa Kemal bunu da biliyorsunuz ki mantıken büyük taarruzdan önce söyledi. O zaman cevabım ne? Büyük taarruzun diğer adı Başkomutan Meydan Muharebesi. Heh. Hakimiyeti Milliye Gazetesi. İşte böyle geleceksin. An soruların. Hakimiyeti Milliye gazetesi. Bakın ne demiş. Mustafa Kemal Paşa 3. Yunan taarruzu. Şimdi kafamı çalıştırıyorum. Yunan bana oradaki aslanlar dumutları hadi es geçelim dört defa saldırdı. 1 İnönü 1. Yunan taarruz ikönü 2. Yunan taarruz 3. İnönü 3. Yunan taarruzu değil işte oraya geleceğim. Kütahya Eskişehir muharebeleri 3. Yunan taarruz. Sakarya meydan muharebesi 4. Yunan taarruz. Anlaşıldı mı? O zaman üçüncüsü hangisine denk geliyor? Yenildiğimiz savaş. Eski Kütah. Peki hatırla. Mustafa Kemal eski muharebelerinde Ankara'da 250 tane öğretmenle 1. Maarif kongresini yaptı. Ne demek istiyor o zaman? Mustafa Kemal savaş devam ederken bir kongre yapıyor mu Ankara'da? Yapıyor. O kongrenin adı eski şey neydi? Eee, burada da yazacak. Nerede yazacak? Nerede? Şöyle dur. Önce şunu bilmesi lazım öğrenci. Neymiş? 3. Yunan taarruzunun ne olduğunu bilmek lazım. Neymiş o da? Kütahya, Eskişehir Muharebeleri. Toplanan kongrenin adı ne? Maarif Kongresi arkadaşlar defalarca soruldu ama iki türlü. Bir Marif Kongresi aşağıda verilen hangi savaştan derken toplandı? Cevap Kütya Eskişehir. Soruyu değiştiriyorum tersten. Kütahya Eskişehir muharebeleri devam ederken toplanan kongre aşağıdakilerden hangisi? Maarif Kongresi. Hadi soruyu değiştirelim. Lozan görüşmelerine ara verildiği zaman hangi kongre toplandı? Yazar oraya da Erzurum, Sivas, Pozantı. Maarif ve Türkiye İktisat Kongresi değil mi? İktisat Kongresi. Anlaşıldı mı? O yüzden özellikle önce şunu bir bilelim. Marif Kongresi hangi savaş devam ederken? Kütahya Esir devam ederken. Hatırla. Londra Konferansına gidildi. Osmanlı Devleti adına Tevfik Paşa son sadrazam söz aldı. Bu milletin hakiki temsilcisi TBMM'dir. Diyerek bizim TBM'den gönderdiğimiz Dışişleri bakanımıza sözü bıraktı. Kimdir bu dışişleri bakanı? Bekir Sami Bey. Doğru mu? O zaman TBM'ye Dışişleri Bakanı Osmanlı Devlet adamını soruyoruz. Kimmiş Osmanlı Devlet adamı? Son sadrazam Tevitif Paşa. Bir kadın kahramanımızı tanıtıyoruz. Kadın kahraman Erzurum'da doğuyor. Subay Derviş bey leip Balkan Savaşı'na katılıyor. Bir Dünya Savaşı'a Kafkas cephesinde Ermenilerle savaşıyor. Milli mücadelede Bursa ve İzmit'in düşman işgalinden kurtulması için savaşıyor. 300 kişilik birliği komut ediyor. Büyük taarruzda esir düşüyor. O esir düştüten sonra bir şekilde kurtuluyor. 10 gün süren yolculuk sonucunda bizim tarafa doğru gelebiliyor. O yüzden kendisine üstmen rütbesi veriliyor. Bu kahraman hepimizin bildiği gibi Kara Fatma'dır. Dikkat Kara Fatma orada. Evet. Kadının adı Fatma olabilir. Gözü karalığından dolayı karma o dönemde milli mücadelede hemen hemen her kadının bir diğer lakabı da karadır. Bu kadının gerçek adı yani Kara Fatma lakap. Fatma Seher Erdemend'dir. Bir kişinin soyadı varsa demek ki 34'ten sonra da yaşamıştır. Onu da gösterir. Evet. Londra'yı niye topladılar? Çünk Dön Savaşı'nı biz kazandık. O zaman Yunanlılara bir toparlanma imkanı verebilmek için Sevde ufak tefek değişiklikler yaparak bize sunma. İtiraf devletlerinin hala Anadolu'yu paylaşımında sıkıntısı var. Doğru mu o zaman? Ya da Güneydoğu'da güneyde inanılmaz Fransızlar bir direnişle karşılaştı. Bunların hepsini topladığın zaman bakıyorum bir Osmanlı Devleti ile yapılacak olan barış antlaşmaların şartlarının belirlenmesi. Hayır bu zaten daha evvelden nerede belirlendi hatırlayalım. San Remo konferansında belirlendi. Evet devam. Hatırla Lozan'a giderken İstanbul hükümeti ile Türkiye yani aslında şöyle Osmanlı Devleti Türkiye birlikte davet edilmiştik. Hatırlayalım. Amaç ne? İkilik çıkartmak. Şimdi diyor ki biz bu ikiliği hangi inkılabı yaparak çözdük? Hatırla saltanatı kaldırdık. Böylelikle 1 Kasım 192'de saltanatı kaldırarak Osmanlı Devleti resmi olarak son verdik. Böylelikle Lozan'a tek gittik. Peki biz hatırlayalım Londra konferansına davet edildik ya elbette ki Türkiye Büyük Müclisi birçok isteği vardı. Neydi mesela? Bir kıyıları savunacak deniz kuvvetine sahip olmak istiyoruz. 2. İzmir boşaltılıp bize verilmeli. 3. Kapitülasyonlar kaldırılmalı. 4. Milli Misaki, Misak-ı iktisadi ya da milli Misak-ı Milli kabul edilmeli. 5. Boğazlar için kurulan uluslararası komisyonun kaldırması. Sizce bunların hangisi TBMM'nin istekleri arasında yer almaz? Hadi bakalım. Merve. Sence hangisidir? Bir böyle bakınca bir insan sanki hepsi var gibi geliyor değil mi? O yüzden bu soruyu öğrenciye bırakıyorum. Sizce Türkiye Büyük Meclisi'nin istekleri arasında hangisi olmayabilir? Bunu Lozan'dan da çözebilirsiniz. Yani Lozan'da da bazı şeylere biz kesinlikle şey yapalım, kesinlikle yapmayalım veya onu tartışabiliriz dediğimiz meseleler olabilir. Hadi bakalım size bırak devam. Yukarıda özellikleri verilen komutan biliyorsun 15. Kolordu Şark yani Doğu seferini yapacak olan Şark Fatih unvanı Kazım Karabekir'dir. Ülkemizde bir dönem milletvekilliği yaptı ve tabii ki Türkiye Büyük Millet Meclisi'leri başkanlığını yaptı. Kazım Karabekir Paşa. Kazım Kazım Baba yetimlerin babası kimmiş? Kazım Karabekir. Şimdi Viyana'yı hatırlayalım. 1683'te Viyana'yı kuşatmışız. Doğru mu? Şurası Viyana. Biz buradan daha öteye geçememişiz. Çünkü 1600 Karlovça'dan sonra burayı kaybettik. Şurayı kaybettik. Burayı kaybettik. Sonra İstanbul Anlaşması 1700'de Azak Kalesi'ni kaybetti. Sonra birtım gelişmeler oldu biz Balkan savaşlarında şu Balkanları tamamen kaybettik. Doğru mu? Elimizde bir nere kaldı? Bura kaldı. Değil mi? Sonra bu Yunanlılar Mondros'tan sonra burayı işgal etmedi mi? İtalyanlar burayı işgal etmedi mi? Fransızlar burayı işgal etmedi mi? Ermeniler, Gürcüler burayı işgal etmedi mi? Doğru mu? Daha arada İstanbul daha sonra işgal edecek. Zonguldak, Fransızlar işgal. Eee, e sürekli sürekli sürekli geriye doğru çekiliyoruz. Kütahya Esşehir muharebelerinden sonra Sakarya yapıldı. Sakarya'da biz bunları durdurduk zaten. Ondan sonra büyük taarruz yapıyor. O zaman 1683'ten beri topluca Türklerin geri çekilişi nerede durdurulmuştur? Sakarya Meydan Muharebesi. Doğru mu? Güzel. Bak Mustafa Kemal 1921'de yayınlıyor. Artık biraz 1921'i artık çözdük. Neydi? Bütün savaşlar bu zaman bakıyoruz. Sizin gibi komutanları, subayları, erleri olan bir millete yabancı egemenliği altında köle uymak uygun değil. Olmak bu defa Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin hakkında yeni bir rütbe. Rütbe ne olabilir? Mustafa Kemal'e verilen rütbe. Yeni bir unvan. Ne unvanı? E biz bunların hepsini nereden sonra verdik? Mustafa Kemal'e Sakarya'dan sonra. Anlaşık. Fevzi Çakma'a da büyük taarruzdan sonra. Mustafa Kemal Başkomutanlık Meydan Savaşı'ndan sonra kaçan Yunan ordusunun yeni bir savunma hattı oluşturmasını engellemek amacıyla Türk ordusuna hangi emri vermiştir? Arkadaşlar Mustafa Kemal'in nerede ne kullandığını bilmek zorundasınız. Mesela ben size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum. Bunu Mustafa Kemal nerede söylemişti? Çanakkale Cephesind'e. Hattlı müdafaa yok. Satı müdafaa var. Sakarya meydan muharebesinde. Güzel. Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir. Başkomutanlık meydan muharebesine geldikleri gibi giderler lafını. Hatırlayın İstanbul'a döndüğünde limanda demirlemiş itilaf de gemilerini görünce kesin sonuç daima taarruz alınır. Büyük bir ihtimalde onu bunu kimd büyük taarruzda öncesine söylemiştim. Ama şu mantık var. Buradaki en önemli lafı hangisidir? Ordular. İlk hedefimiz Akdeniz'in hatırlayın bir cephane baskınından bahsettim ve Ahmet Anzavur denilen ve itilaf devletleri tarafından da maddi manevi olarak desteklenen kendisi eski bir Osmanlı askeri olup daha sonra geldi değerli arkadaşlar hatırlayın. Balıkesir'e geldi. Bu biliyorsunuz eski Edremit kaymakamıydı. Köprülü kimdir? Hamdi Bey ve Dramalı Rıza. Fransızlara ait Çanakkale'deki Akbaş'taki cephaneliği patlatmıştı. Hatırlayın. Eee, hem patlattı hem de kurtarabildikleri cephaneyi de zaten biliyorsunuz ki Anadolu'ya sevkiyat olarak gönderdi. Kendisi daha sonra Ahmet Anzur kuvvetleri tarafından şehit edildi. Bu tarihteki biz bu baskına ne isim veriyoruz? Akbaş baskını dikkat, dramalı Rıza. Köprülü Hamde. Güzel. Hatırlayın lütfen tarihe dikkat. 611 Ocak tarihlerine. E 1. İnönü. E hocam bu 1. İnönüde hatırlayın bir adam isyan ediyor. Hatta öncesine isyan ediyor. İsyan İnönü savaşları sırasında devam ediyor. Tabii ki ve tabii ki isyan eden Çerkez Eten ve Kuvvetleri bunu 1. Yönünde yapmıştır. Yine aynı 611 Ocak. Bazen o 10 Ocakta diye de yazabilir. Çok sorun değil. Hangisi 1. Yönü Savaşı'nın sonuçlarından biri değil hatırlayalım. Bir, halkın düzenli orduyu ve Ankara hükümetine güveni arttı. Arttı. Biz kazandık. İstanbul Marşı kabul edildi mi? Edildi. Sovyet Rusya ile Moskova Anlaşması imzalandı mı? İmzalandı. Peki Ankara Hükümeti Sevre Anlaşması tekrar görüşmesi için Londra Konferansına davet edilmiş edildi. Ama şu yok. Ordunun ihtiyaçlarının giderilebilmesi amacıyla Tekalif-i Milliye emirleri Eskişehir Kütahya muharebelerinden sonra Sakarya'dan önce. O yüzden bir daha söyleyelim. Eskişehir Kütahya muharebelerinden sonra Sakarya Meydan Muharebesinden önce başkomutan Mustafa Kemal tarafından yayınlmıştır. Cevap Denizli. Bu Pontusçular vardı hatırlayın. O Erbağ'da, Ladik'te, Havzada, Kavak'ta her yerde basıyorlardı Türk köylerine. Amaç ne yapmak değerli arkadaşlarım? Amasya'dan hatta İnebolu'dan ta Artvin'e kadar ne kurmak? Bir Pontusun devleti kurmaktı ve inanılmaz çetecilik faaliyetleri yapılıyordu. Köylerimize baskın düzenleniyordu. Bunun üzerine merkezi Amasya olmak üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi bir ordu kurdu. Bu ordunun adı merkez ordusudur. Bu ordunun başına da Sakallı Nurettin Paşa geçirilmiştir değerli arkadaşlar. 192022 yıllar arasında görev yaptı. 17 Şubat 1921 Sebilürülür Reşat dergisinde. Bu arada 12 Mart'ta kabul edilmedi mi? İstal Marşı kahraman ordumuzda değil mi? Bakın daha evvelden yayınlanıyor. Fark ettiniz mi? Sebil Reşat'ta kahraman ordu, e, kahraman orduna hitap edilen şey ne olabilir? İster marşı, ister marşı. Erkan-ı Harbiye Umum Reisinin isteği Mağarif Vekaletinin
Düzenlediği bir yarışma sonucunda düzenlenmiştir. İlk başlarda Mehmet Ayk buna katılmamıştır. Daha sonra, dönemin değerli arkadaşlarım, eee o dönemin sonlarına doğru gelen İster Marşı varken de o varan Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Süphan Ö'nin ricası üzerine Ankara'da bulunan Tacettin Dergahı da bu marşı yazmıştır. Marş, kahraman ordumuza ithaf edilmiştir. Aynı gün, değerli arkadaşlar, hakimiyeti milliye ve Sebüürül Reşat'la aynı gün yayınlanmıştır ve 500 liralık para ödülünü de Darül Mesai bağışlamıştır. Kimdir bu bağışlayan? Mehmet Akif Ersoy'dur. İlk bestesi Alil Fat Çağtay, son bestesi Osman Zeki Üngör'e aittir. İlk defa 1982 anayasasında yer almıştır. Anlaştık.
Bunların hepsi bize neyi gösteriyordu arkadaşlar? Aşağıdakilerden hangisi diye söylüyor: Mehmet Akif Ersoy'in ister marşını yazması. 9 Nisan 1921. 9 Nisan. Yani mantıken, 1 ayda 1inci önüyse 2 ay daha sayacaktık. Mart ne oluyordu? Mart'ta 2. Ünivers ama 2. Ünivers 1 Nisan'da bitiyordu. E, 1 Nisan'dan sonra kaç kaç Nisanmış? Heh, 9 Nisan. Dikkatli dinleyin. 30.000 000 ruble altın Mustafa Kemal'e şey etmiş, takdir etmişler. Kimler bu arada? Dikkat edin: Yunanlılar. Bak, bak. 19 Nisan'da Lord George avam kamerasına tarafsızlık değerine demeç vermiş. 28 Nisan'da İngilizler, Malta'daki Türklerden 40 kişiyi serbest bırakmış. 1 Haziran'da İtalyanlar, hiç baskı görmedikleri halde Anadolu'dan çekilmeye başlamış. Ardan 21 Haziran'da ise Fransızlar Zonguldak'tan çekilmiş. Peki bunların hepsi ik. İnönü savaşıın ardıyla Kütahya Eskişehir savaşlarının arasında olmuştur. Doğru mu? Yani hangi aylar olacak? 1 Nisan 1921 Dün Savaşı'ın bitiş tarihidir. Peki, eee, Kütahya Esşehir mu Arabinin tarihini bana bir verir misin? Ver bakayım şimdi. Hadi bakalım. Temmuzun kaçı? Sayıyorduk ya: 1 ay, 2 ay. Evet, söyle bak. Esse, harbiden 10 Temmuz bitişi yok mu bunun? 24. Çok güzel. 24 Temmuz. Bu neymiş? Kütahya Eskişehir Muharebeler. Şimdi lütfen dikkatli bak. Nisan, Nisan, Mayıs, Haziran, 10 Temmuz'a kadar. Yani 3,5 ay falan. Ne olmuş? Dikkat et. 19 Nisan bunun içinde midir, şu arada mıdır? 28 Nisan'da 40 tane Türk'ü Malta'da bırakmak içinde midir? Peki devam edelim: 1 Haziran içinde midir? 21 Haziran içinde midir? Bak, hepsi ikönüyle Kütahya Eskişehir arasındadır. O yüzden zaten ben bunu biliyorum. Neyi biliyorum? Malta'da 40 Türk'ü serbest bırakması, Fransa'nın Zonguldak'tan çekilmesi, İtalya'nın eee ülkemizin topraklarını işgalden vazgeçip çekilmesi, hepsi kaçıncı yönün şeyidir? İkinci yönü. Anlaştık mı?
Hatırlayalım. Milli mücadelee Ankara'da bulunan Büyük Millet Meclisi, biliyorsunuz ki Kayseri'ye taşınması gündeme gel. Şimdi bakalım, bir harita çizelim. Merve: Ankara mı? Kayseri nerede? Yakını. Peki bir tehlike olacak ki, doğru mu? Ankara'ya yönelik bir tehlike olacak ki bu tehlikeden dolayı taşınması gündeme gelecek. 1inci ikinci ünlüyü sen kazandın. Tehlike olabilir mi? Ama sen neyi kaybettin? He, Kütahya Eskişehir'i kaybedirsen adamlar Ankara'nın hangi ilçesine geldiler? Polatlı. Polatlıyla zaten Hayman arasında Sakarya Meydan Muharebesi olmadı mı? Oldu. O zaman mantıken, Kayseri'ye taşınma gündemi senin kaybettiğin bir savaşın ardından olması lazım. Çünkü olumsuz bir gelişme bu. Kim durup dururken Ankara'dan Kayseri'ye gider? TBMM'nin kürsüsü bile taşın. Devlet arşivi bile taşı. O zaman dikkat. Bu hangisinin sonucudur? Bak. Aha! Vallahi kalem de düştü. Nerede düştü? Kütahya. Eskişehir'de. Kayseri deyince zaten bir de elimiz ayağımız titredi.
Evet. Mustafa Kemal, Kütahya Eskişehir muharebelerinden sonra, hatırlayın, başkomutan olacak ve milli yükümlülüklere adı verilen tekalifi milli emirlerini yayınlayacaktı. Tek milli emirleri, orduyu güçlendirilmesi amacıyla direkt Mustafa Kemal başkomutan sıfatıyla yapmıştır. A, Merve sensin, bak! Merve öğretmen ders sırasında diyor ki: başkomutanlık kanun teklif milliye emirleri 3. Yunan taarruz. Yani bu başlıklarla ilgili bir birleştirme var. Diyor ki: 3. Yunan taarruz. Şunu Yunan tarzuı Kütüşehir muharebeleri. Düşünüyorum: Kütah Esşehir muharebelerini kaybedince adama baş şey, adama yok, Mustafa Kemal'e yani Mustafa Kemal'e başkomutanlık verildi. Artı, Mustafa Kemal de başkomutan olduktan sonra 5 Ağustos'ta, 7 8 Ağustos'ta ne çıkarttı tekim. O zaman bunlar hangi konuyu anlatıyoruz biz? Bunu anlatmış olmayalım: Kütahçer Muharreme. Evet.
Tarihe dikkat! Tarihe dikkat! Tarihe dikkat! 13 Ekim 1921'de TBMM hükümeti ile Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan arasında dostluk antlaşması. Ya, biz bir kere Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan'da bir tane anlaşma yaptık. Bu anlaşmada üçü de böyle Kars'ın yanına dizilmiş vaziyette. O zaman yaptığımız anlaşmanın adı neydi? Diğer adı Kars. Evet.
Şevket Süreyya Aydemir tek adam diye çok güzel bir kitap var. Herkesin okumasında tavsiye ettiğim, hani hep soruyorsunuz ya "Ne okuyalım, ne okuyalım?" tek adamı okuyun arkadaşlar, Şevke Süleyya Aydemir veya Lord Kinos yabancının gözüne okumak istiyorsanız Atatürk'ü okuyabilirsiniz. Şimdi diyor ki: Bugün bile orada dolaşanlara bu çorak dağlarının havasında binlerce ve binlerce şehidin son nefesleri hala duyuluyormuş gibi gelir ve geceleri dağlarda dolaşan çobanlarla dağ yollarından geçen yolcular mesela duğepe üzerine zaman zaman gökten nur yağdığını anlatır. Doğat nerede? Sayalım. O, Sakarya Meydan Muharebesi'ndeki yerlerinde. Doğu var mı? Hani üç tanesini en azından verelim. Çal dağı var mı ya da Çalış dağı? Hangi dağ vardı bir de? Mangal dağ var mı? Alagöz var mıydı? Değil mi? Bak, ne kadar çekirdekli var, çekirdeksiz var. Her şey burada. Kavuncu köprü. Beylik köprü. E kardeşim, o zaman burada Türbedere türbetepe. Bak, Duğatepe var, Türbetepe var. Duğatepe bugün Ankara Polatlı'dadır. Tamam. Herkesin gidip şehitliği de görebilir. Orada Mustafa Kemal'i biliyorsunuz ki savaşı oradan yönetti. Kartaltepe var. El işaretinin olduğu yer. Yani biz Yunan'ı burada durdurduk denilen o kocaman asker heykelimiz var. Mehmetçik heykeli. O yüzden ben Doğuepe'yi görünce o zaman hangi meydan muharebesinden bahsettiğini görüyorum. Şevke Süley Aydemir'in Sakarya.
23 Ağustos - 13 Eylül tarihlerinde TBMM'ye bağlı düzenli ordular ile Yunanlılar arasında gerçekleşen savaş, 23 Ağustos - 13 Eylül, yani şeyin sonuna doğru, 1921'in sonuna doğru. Hadi bir daha yapalım: 1inci savaş hangi ay, hocam? İki tane daha koy. Şubat Mart'ta kaçıncı oldu? Mart'ta yani 2 ama Nisan 1'de bitti, o zaman 3 ay say. Mayıs, Haziran, Temmuz. Hangi savaş oldu? Kütçiyet. Peki Temmuz ayında olan savaşı adamlar bekler mi seni? Yenmişler. Hemen daha harekete geçtiler. Nereye geldiler? Sakarya Meydan Muharebesi. Sakarya Meydan Muharebesi tarihi kaç? 23 Ağustos - 13 Eylül. Yani 21 gün sanan bir savaş. Peki bu savaşta bizler biliyorsunuz ki 350'ye yakın subay kaybettik, şehit olduk. Bunlar işte tüm general var, Yarbay var, Albay, Binbaşı var ve arada değerli arkadaşlarım, eee, Tuğ General var. O yüzden tarihe ne olarak geçti? E, tamam. Subaylar Savaşı'nda hangi harfle başlıyor? S. O zaman ben neyi buldum burada? Sakarya meydan muharebesi.
Son soru 30. Mustafa Kemal, 11 Ekim 1922. Ramazan hoca bana dedi ki: 1922'de oğlum, bir tane savaş var. Neydi onun adı? Büyük taarruz. Ha, büyük taarruzla ben büyük taarruzu biliyorum. 26 Ağustos'ta başladı, 30 Ağustos Zafer Bayramını kutluyoruz. 9 Eylül'de zaten İzmir'de yaşıyorum. İzmir'in kurtuluşu. Doğru mu? E, bak, hepsi ne zamanlar fark ettiniz? Eylülün başları. Lütfen oraya dikkat edin. Ekim gelmiş. O zaman biz büyük taarruzdan sonra ittiraf türetleriyle masaya oturup Mudanya imzalım. Dikkat. Mudanya ateşkes antlaşması için Mustafa Kemal ne diyor? Kazanılan büyük zaferin, yani büyük taarruzun ilk mühüm siyasi semeresi, kazancı. Yani ilk siyasi kazancımız neydi? Mudanya Ateşkes Antlaşmasıyla Doğu Trakya'yı, hemen İstanbul ve Boğazları barış anlaşması yapılınca üzerimize alacaktık. Böylelikle üç yeri mantıken o anlaşmaya göre, eee, savaşsız kurtaracak. Doğru mu?
Şu an kaçta kaç oldu? 30. Siz kaçla kaç yaptınız? Bana göre 30. Belki birkaç soruda şeyiniz vardır. Hemen onu da söyleyelim. 30 soruda 25 ve üzeri yapan hiçbir arkadaşımızın hiçbir şey yapmasına gerek yok. Sadece soru bankalarındaki çift soru bankalarındaki soruları çözelim. Tamam. Bakalım: 2. Ama 20 ile 25 arası yapmışsan, ders notundan bir kere okuyorsun. Bak, bir kere fazla değil, abartma. Ama 20'nin altına yapmışsan, ben bu kadar anlattım, dinledin. 20'nin altına yaptın. Arkadaşlar, videoları bir kere daha izliyorsunuz. Çünkü bu konuyu esleyip geçemezsiniz. Bakın, herkes 27 sorudan zaten çağdaş gelince bazıları hiç çağdaş yapmıyor. Kendini kafadan zaten 24 sorudan soruyor. Bir de muharebeler dönümden 2 eksik olsa, 22'ye düşersin. 4 tane yanlış yapsan, 18'e düşersin. 4 yanlış bir doğruyu götürdüğü için 17'ye düşersin. Bak, birileri full yapacak. 27'ye 27 yapacak, 27'ye 26 yapacak. Sen 17 yapmak zorunda kalırsın. O zaman benim hazırlık dönemi, 1. döneme ve muharebeler dönemini iyi bilmem lazım. Çünkü kaç soru geliyor buradan toplamda? 5. Ben bunu bilirsem yaparım. İşte muharebeler bitti. Böylelikle sizi inkılap tarihinde, beni de dahil, en çok zorlayan konular sona er çünkü inanılmaz derecede yoğun bir anlatım burası. O yüzden siz ne pekiştireceksiniz? Laflarla, sözlerle, diyaloglarla. Ramazan hoca 1921'de de, lan Ramazan hocam, 1 Kasım. 1 Kasım deyip duruyordu. Baktım, 5 Kasım yazıyor, 4 Kasım yazıyor, 3 Kasım ya. He, anlayacağım. İşte bunları böyle çözeceksiniz. Çözmenin de teknikleri var. Bazen seçeneklerden gideceksiniz. Bazen lafın arasında bak, Doğe yazıyor. Hemen anlayacaksın. Anlaştık.
İnkılap tarihi, değerli arkadaşlarım, sınavda bir şanstır genel. Ona göre çizin. Atatürk'ün hayatına görüşürüz.