📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

Başlamak ve Cesaret Üzerine "Sonrası öncesinden daha hayırlı olacak..."

Mahra Platform19:06

Transcription

Eee, yollar her zaman koştuğumuz, yürüdüğümüz yollar değildir. Bazen tıkanırız, bazen yoruluruz, bazen dururuz, bazen nefes almak isteriz. İsmet Özel'in de yanlış hatırlamıyorsam, "Durmak da yola dahildir," diyor. E, arada duracağız, arada başaramayabileceğiz ama çok iyi hatırınızda tutun. Sonrası öncesinden daha hayırlı olacak.

Selamünaleyküm hocam. Hoş geldiniz.

Ve aleykümselam. Hoş bulduk.

İyisiniz inşallah.

Hamdu senalar olsun. Sizler de iyisiniz inşallah.

Çok şükür, bugün yeni videomuzda, gençlik serimizin yeni videosunda sizlerle birlikteyiz. Bugün elimizde değerli bir konu var. Zira başlamak konusunu ele alacağız. Aslına bakarsanız başlamak, adından anlaşılacağı üzere ilk yapmamız gereken şey gibi görünse de, işin bence ve sanıyorum toplumca ortak kanaatimiz en zor kısmı. Günümüzde insanlar bir işe başlamak için cesaretini toplamakta zorlanıyor. Peki başlamak ve cesaret arasındaki bağlantı nedir? Cesaret, başlamak ile birlikte gelen bir duygu mudur hocam?

Şimdi eee, çok güzel ve çok derin bir soru olmuş bu arada. Eee, sorunuza direkt cesaret kelimesiyle başlamak istiyorum. Cesaret, Arapça "cisr" kelimesinden, köprü demektir. Aslında her başlangıç, insanın kendi hayatında bir sonrasıyla kurduğu köprünün adıdır. Eee, köprüler yolun bittiği yerde yoldur. Umudun bittiği yerde yeniden başlama imkanıdır. Evet. Her cesaret, her kurulan köprü bir başlangıçtır. Her başlangıç için bir köprü. Yani bir sonrakine bir adım gerekir. Bu cesaret bizde daha çok böyle nasıl diyelim? Coşkun eylem hali gibi algılanır. Ama aslında köprünün kuruluşu da, köprüde yürümek de hep itidal gerektirir. Köprüyü her yere kuramazsınız. Köprüde koşamazsınız. Köprüde rastgele yürüyemezsiniz. Köprünün sınırları vardır, ölçüleri vardır, meyili vardır. Ona göre hareket etmeniz gerekir. O yüzden de her başlangıcın, her başlamanın bir metodu, bir yöntemi, bir usulü vardır. Mesele o ki, köprünün bitmediğine dair umudunu yitirmemek.

Teşekkür ederiz hocam. Peki ilk sorumuza da ve girizgahımıza da dayanarak başlamanın eee sürecin aslında en zor işi olduğundan bahsediyoruz. Başlamak konusunu zor kılan şey nedir?

Şimdi başlamayı zorlaştıran en büyük aslında tehditlerden bir tanesi mükemmeliyetçilik. Eee, olduğunda en iyisi olmalı. Mükemmel olmalı, eksik olmamalı, farklı olmalı. Eee, ve bu mükemmeliyetçiliğin insanın hayatında ayağına takılan en büyük engellerden biri olduğunu düşünürsek, eee, galiba başlamanın zorlaştırıcı en büyük unsur olduğunu da böylelikle altını çizmiş olacağız. Şunu unutmayacağız sevgili gençler. Hep söylerim. Dünyada mükemmel yoktur. Dünyada tekamül etmiş insan ve eylem vardır. Bu da aşama aşama olmayı ve olgunlaşmayı gerektirir. Eee, başlamak aslında eee işin başı değildir. Aslında başlamak, başlamış bir sürecin adıdır. Başlamadan önce bunun zihni hazırlığı var, kalbi hazırlığı var ki değineceğiz diye düşünüyorum. Niyetsel boyutu var. O yüzden de eee, yola çıktıktan sonra karşımıza ne çıkacağını bilememek. Endişelerimiz ikinci engel. Mükemmeliyetçilikten sonra eee, yarının sahibi Allah, bütünün sahibi Allah. Özellikle artık 50 yaşını geçmiş bir olarak gençlere galiba bunu çok daha rahat söyleyeceğim. Şu an yaşadığınız parça, bütünün o kadar küçük bir kısmı ki ve yarın neler olacağını o kadar bilmiyoruz ki. Endişelerinizi ve kaygılarınızı eee, bugünün emeğinin önüne geçirmeyin sevgili gençler. Eee, emeğiniz endişelerinizin e hep önünde olsun. Eee, çünkü başlamanın en büyük tedirginliklerinden bir tanesi. Bir üçüncüsü de beklentiler. Bu beklenti bazen ailesel, mahalle baskısı diyebileceğimiz çok daha belki evrensel bir tanım. Kimseye kendimizi şahsi olarak ispat etmek zorunda değiliz. Bunu unutmamak lazım. Hepimizin bize özel fıtratımızda, fabrika ayarlarımızda bize dair çok güzel potansiyellerimiz var. Allah o potansiyelimizi öne çıkarmak için bazılarını zamanında durdurur. Daha iyisi öne çıksın ister. O yüzden de o sürece sabretmek lazım. Yani süreci doğru yönetmek lazım. Başlamanın heyecanını, enerjisini elimizden alacak her türlü virüse karşı bağışıklık sistemimizi çok güçlü tutmak lazım. Ben hep söylerim, bugün burada da kullanacağım. Eee, Allen'ın çok güzel bir sözü var. Diyor ki, "Sonuçları değil, başlangıçları değerlendirmek lazım. Nasıl başlıyoruz? Neden başlıyoruz? Sonrası, sonrası hikayenin sahibine ait."

Teşekkür ederiz hocam. Süreçle alakalı değerli bir yorum dinledik sizden ama ben burada filmi biraz daha başa sarmak istiyorum. Şimdi insanlarda, bende de genel olarak bir düşünce vardır. Başlayacaksak o başı yakalamakla alakalı. Yılbaşında mesela, "Bu yıl farklı bir insan olarak başlayacağım," veya bir program yaptığım zaman, "Önce pazartesinin gelmesini beklerim ki yeni programıma o zaman başlayayım," diye. Ya bunlar genellikle işleyen sistemler, planlar olmaz ama sürekli bir başlamak için bir başı hedefliyorum. Bu noktada size sormak istediğim soru şu: Sizin için başlamanın doğru zamanı var mıdır?

Veya varsa?

Şu an. Şu an. Şu an. Sonra dediğimiz her şey bizi bitiriyor arkadaşlar. Erteledikçe eleniyoruz. Yani e zamandan eleniyoruz, enerjiden eleniyoruz. O yüzden şu an başlamak için ilk imkan şu an. Çünkü eee, benim çok sevdiğim bir tanımdır. Osmanlı anın, zamanın kıymetini bilenlere "ibnül vakt" dermiş. Vaktin çocuğu. Bu çok kıymetli bir tanım. Yani şu an değerlendirdiğinizde, eee, bekleme eee o tuzağına düşmediğinizde yapacağınız her şey tamam. Bismillah, "Şu an" için vaktini bulmuş demektir. Çünkü her zaman bir sonrayı beklediğinizde aslında mazeret dediğimiz eee ve hep "ama"larla, "acaba"larla geçiştirdiğimiz bir süreci başlarız. Eee, başlatmış oluruz. E, bu sorunuza tek cevap veriyorum. Bütün başlayabileceklerimiz için şu an başlamak lazım. Diyeceksiniz ki, "Hocam, her işe de bugün mü başlanır?" Şu an zihninizde başlatırsınız, niyetinizde başlatırsınız, kalbinizde başlatırsınız, hedeflerinizde başlatırsınız. Ve o gün gelecek diye beklemezsiniz. Bu sizi şimdi harekete geçirir. Çünkü eee, çok altını çizdik bugün ama niyet kelimesinin insanı o aktifleyen gücüne ciddi anlamda tarif olmamız lazım. Eee, bekleyenler hala bekliyorlar. Bunu unutmayın.

Teşekkür ederiz hocam. Eee, altını çizdiğiniz üz niyet içinde eee, farklı bir başlıkta daha detay indiğimiz bir videomuz olur inşallah.

İnşallah.

Ben eee, verdiğiniz bu cevaptan bağımsız bir soru sormak istiyorum. Eee, bu doğaçlama bir soru olacak. Başlamakla alakalı yine. Peki hocam, başlamak için bir insanın heybesinde olmak zorunda olan şeyler var mıdır? Yoksa başladığımız noktada o heybeyi doldurmak da mümkün müdür diye bir soru yöneltmek istiyorum size.

Evet. Şimdi hep "kervan yolda düzülür" diye bir tanım vardır. Ben artık "kervan yolda düzülmesin" diyorum. Yani özellikle biz öyle olmayalım. Yani biz bir hazırlıkla çıkalım. Heybemiz tabii ki de dolu olsun. Çünkü eee, inşallah yol kavramında da konuşacağız. Yolu, yolculuğun istikameti belirler. Nereye gideceğini bilen neyle gitmesi gerektiğini de bilir. O yüzden yola çıkmadan önce heybemizde olacak en önemli noktalardan bir tanesi yine altını çiziyoruz. Niyet. Sonra hikayenin sahibine olan güven. Eee, biz buna tevekkül diyoruz ama tevekkülü tembellikle karıştırmadan, hazır emek beklemeden, hazırca olmadan eee ve nereye gideceğimizi bilerek. Bir de çok önemli bir şey daha söyleyeceğim. Eee, bu başarıda bizi yol boyunca takdir edecek, taltif edecek, yorulduğumuzda destek verecek yol arkadaşlarımızı unutmadan, eee, heybemizi böyle hazırlayarak yola çıkmak lazım. Eee, o zaman her şey, eee, Allah'ın izniyle, Allah'ın emeğe duyduğu saygıyla tahminimizin ötesine geçecek. Benim çok etkilendiğim bir ayet vardır. Eee, her yere böyle hani bir belediye başkanı olsam billboardlara yazdırırım herhalde. Talak suresinde diyor ki Allah celle celalühü, "Kim sorumluluk bilinciyle yaşarsa, Allah ona tahmin edemeyeceği çıkış kapıları yaratır." Konu kapanmıştır. Mesele sadece sorumluluk bilinciyle neyi, nerede yapacağını bilerek hareket etmek ya da buna gerçekten niyet etmek.

Sağ olun hocam. Teşekkür ediyoruz. Peki cesareti konuştuk. Akabinde başlamakla alakalı birtakım aslında harekete geçmenin aniden alınacak bir kararla başlayabileceğini, düşünmenin işi uzatabileceğini, ertelemelerin işimize engel olabileceğini konuştuk. Hepsini kendi içinde yapabilmiş bir insanın başlayamama, adım atamama durumu neyden kaynaklıdır? Bu düğüm neyden kaynaklanıyor peki?

İşte az önce saydığımız noktalar aslında hepsini buraya buraya tekabül ediyor. Mükemmeliyetçilik arkadaşlar. Bir şeyi istemekle, istemenin eee insanı harekete geçirecek gücü arasında o irade farkı çok farklı bir şey. Şimdi aniden değil aslında. Az önce de konuştuk. Şimdi ile ani arasında fark var. Şimdi, dünün hazırlığıdır. Yani bu bugün olmamıştır. Bugün şimdinin eee bugününde, bu anında hazırlanmıştır. Bugüne gelmiştir. O yüzden de eee aniden başlayanlar aniden de bitirir. Bence aniden başlamamak, bu işin eee zihin emeğini vermeye hep devam etmek gerekir. Tıkandığımız yerler de olacak. Yani bugün bir sonrasında yol kavramını konuşacağız tahmin ediyorum. E, yollar her zaman koştuğumuz, yürüdüğümüz yollar değildir. Bazen tıkanırız, bazen yoruluruz, bazen dururuz, bazen nefes almak isteriz. Mesele ne biliyor musunuz? Sadece nefeslenme duruşlarını, bitti duruşlarına dönüştürmemek lazım. Bazen başlayamayabiliriz. Mükemmel olmayacağız. Her zaman her şey çok iyi gitmeyecek. Yani eee bize sunulan bu polyanacılık, işte 10 kuralla 10 başarı falan böyle bir dünya yok. Hayat emek vererek, düşe kalkarak. İsmet Özel'in de yanlış hatırlamıyorsam, "Durmak da yola dahildir," diyor. E, arada duracağız, arada başaramayabileceğiz ama düştüğümüz yerden kalkmasını bileceğiz. Bir daha deneyeceğiz. Bir daha bakacağız. Eğer yanlış hatırlamıyorsam, Fatih Sultan Mehmet'in gemileri karadan yürütürken 50 küsur denemesi var. Eee, bizim bildiğimiz gibi öyle birinci denemede haydi tekerler dağlardan tıkır tıkır yürümedi. Yani böyle bir hikaye yok. O 50 küsur defaya cesaret etmek, köprü kurmak gerekiyor. Şu an olmamış olabilir. Şu an yetmemiş olabilir. Şu an bizi kaldırmamış olabilir ama bu an baki değil. Bunu unutmayacağız.

Sağ olun hocam. Böylelikle şimdi ve anidenin arasındaki farkı da anlamış

Evet.

olduk. Teşekkür ediyoruz.

Ben teşekkür ederim.

Bahsettiğiniz bu başlamak sürecinin çoğunlukla eee psikolojik olarak insana etki ettiğini öğreniyor görüyoruz. Bu noktadaki yeni sorumsa, zihinde başlayan bir şey ruhu da harekete geçirir mi?

Tabii. Eee, duygular, düşünceler ve davranışlar. Bu aslında böyle domino taşı gibi. Bir şeyi ilk önce hissedersiniz. O sizin duygunuz olur. Duygun düşüncelerinizi harekete geçirir. Düşünceleriniz davranışlarınızı harekete geçirir. O yüzden de eee galiba bizim bazen es geçtiğimiz şeyler de bu. Bu üçlüyü çok takip etmiyoruz. Yani duygusunu almadığımız bir şeyi düşünceye dönüştürmek. Düşüncesini beslemediğimiz bilgiyle, bilinçle, hedefle, amaçla beslemediğimiz bir şeyin de bizi harekete geçirmesi mümkün değil. E, galiba eee duygu, düşünce, eylem üçlüsünde bazen biz mecburiyet aşamasında kalıyoruz. Bir şeyleri mecburen yaşıyoruz. Beni çok etkiler. Bu pandemi döneminde bir karikatür vardı. E, bir beyefendi pencereyi açıyor, dışarıya bakıyor. "İşin yoksa bugün de yaşa," diyor. Şimdi böyle bir ruhun insanın eee aslında nereden beslenmediğini de ortaya koyan bir şey. Bu işin duygusu yok, düşüncesi yok, öncesi yok. Temelsiz sadece mecburiyetlerin getirdiği bir an bitirme telaşı var. Bundan uzak olduğumuzda, yani doğru duyguyla, doğru düşünceyle çıktığımız yolda bu ikisinin bizi eylemsel bir e duruma getirmesi zaten işin sonucu. Eee, süreci doğru takip etmek gerekiyor.

Sağ olun hocam. Ağzınıza sağlık. Şimdi sıradaki sorumu aslında önceki sorularda cevapladınız ama ben bu kısmı boş geçmek istemiyorum. Dolayısıyla ilk sorumu paylaşacağım. Sonra yine doğaçlama bir şekilde sürpriz sorumu patlatacağım müsaadenizle.

Bekliyorum heyecanla.

Başlamak için şartlar daima olumlu olmalı mı diye bir sorumuz vardı ama bütün anlatımımızda aslında olumluluğu aramanın işi uzattığını öğrendik. Peki bu noktada sizin hayatınızdan bir örnek, bir anı, bir anekdot isteyebilir miyiz? Sizin başladığınız bir işte olumsuzluklarla mücadele edip yine de başlamayı göze aldığınız bir hikayeniz var mı diye sormak isterim.

O kadar çok ki, eğer bir gün bu hikayelerden bir seri yaparsak kısa metrajlı diziler [kahkaha] bile çıkabilir diyebiliriz hocam. Yani tabii kitapla ilgili, okul hayatımla ilgili o kadar çok örnek var ki. Mesela kitapla ilgiliyim madem onu söylediniz ve gerçekten çok doğaçlama cevap veriyorum şu anda. Eee, kitabın ilk teklifi yapıldığında zaten ben hep konuşmak ama yazmak, hayır, o benim yapacağım iş değil diye reddettiğim bir taraftı. Zihnimde böyleydi. Duygumda da böyleydi. O yüzden eyleme geçmiyordu. Sağ olsun editörlerimiz, editörüm Yasemin Hanım ikna edip mutmain kıldıktan sonra başladık. Fakat ilk bölümü yazıyoruz. Ben eee, bir cümle yazıyorum mesela. Bana göre bitti cümle yani. Tamam, gönderiyorum. Diyor ki, "Hocam, bunun biraz daha izaha ihtiyacı var." Hayır diyorum, "Çok açık, çok net. Daha ne yapabilirim ki? Bu kadar yani benim Türkçem bunu bu kadar izah ediyor." Bir hafta boyunca bir cümlenin başında böyle onun bana, benim ona baktığımız bir süreç var. Sonra bir gün dedim ki, "Hayır, yazmayacağım ya, ben konuşacağım." Yani bildiğim işi niye daha zorluyorum? E, bu çok ilginç bir anıydı. Ama sonra çok ilginç, kitabın bütün bölümünü bitirdikten sonra tekrar birinci bölüme döndüm. Sil baştan yazdım ve bana ne demek istediklerini o kadar güzel anladım ki. Eee, evet, ben orada hiçbir şey izah etmemişim. Eee, bu hayat böyle bir şey arkadaşlar. Yani olmuyor, yapamıyorum, gitmiyor, bitmiyor dediğimiz noktalarımız tabii ki de olacak. Çok daha özel bir şey anlatayım size sevgili gençler. 12-13 yıl öncesi, ben bir mide rahatsızlığı geçirdim ve bir ayda 17 kilo zayıfladım. Eee, ilginç bir dönemdi benim için. Hani böyle vücudun bütün fiziksel kabiliyetlerimi kaybettiğim bir süreçti. Eee, iyileşme sürecindeyiz. Eee, oğlumla bir yere gidiyoruz. E, ben iki adım daha atsam arabaya yetişeceğim ama atamıyorum. O adımlar gitmiyor. Aynı vücut, aynı beden, aynı Firuze. Fakat ondan işte 7-8 ay önce koşuşturan, bu hadiseden 2-3 ay sonra da koşuşturan, o aradaki duraklamanın bana kazandırdıklarını anlatamam. Mesela o an için kendimi çok aciz hissetmiştim ama acziyet insana çok iyi gelen bir şey. E, haddinizi biliyorsunuz. Nereden destek almanız gerektiğini biliyorsunuz. Sahibinizi unutmuyorsunuz. Ben demiyorsunuz. Benden demiyorsunuz. Ve o hayat duraklaması, hayat duraklarına uğramak diyorum ben. Eee, bir sonra bineceğiniz otobüse ve yapacağınız seyahate sizi o kadar güzel hazırlıyor ki. O yüzden lütfen hayat duraklarında durduğunuzda, hatta arabadan inmek zorunda kaldığınızda yeni bir vasıta sizin için hazırlanmış demektir. Pes etmeyin hemen, aman aman eee eyvah e telaşlarına düşmeyin gençler. E, bir sonra size neyin hazırlandığını hiç kimse bilmiyor ama şunu çok iyi hatırınızda tutun. Sonrası öncesinden daha hayırlı olacak.

Sağ olun hocam. Çok değerli iki hikaye dinledik, istifade ettik.

Teşekkür ediyorum.

Ve şimdi son sorumuz ve benim için çok değerli bir soru olacak bu. Çünkü bu kelime hayatımıza yerleşmiş fakat alışkanlık haline geldiğinden mütevellit değerini kaçırdığımız bir noktada olan bir kelime olduğuna inandığım bir soru geliyor. Besmele ile başlamak arasında nasıl bir ilişki var?

Besmele e, biliyorsunuz bizim hayatımızda İslami ve insani duruşumuzda bir parola cümlesidir. Aslında evrensel bir ifadedir. Nuh Aleyhisselam'ın gemisini hareket ettirirken, "Bismillahi mecraha ve mürsaha," tabiri caizse geminin kontağını çevirirken kurduğu bir cümle aslında hepimizin hayat denizinde akarken, hayat yolculuğumuzu devam ettirirken neyle başlamamız gerektiğini anlatan da evrensel bir duruştur. Besmeleli başlangıç. Şimdi besmeleyi ben şöyle biraz parola olarak ifade etmek istiyorum. Besmele, başladığımız işe Allah'ın adını vermektir. İsim, "bismi" kelimesinde de geçer. Yüceltmek demektir. Besmele ile başlayan her iş sizi yücelten, sizi daha iyiye götüren bir sürecin adıdır. Bu yüzden de besmele aslında bir niyet göstergesidir. Yani bir işe kimin adıyla başlıyorsanız, kimin adını veriyorsanız, neyle değerli kılıyorsanız sonuç size öyle gelecektir. Kararlılık ilanıdır. Çünkü bir işe Allah'ın adıyla başlıyorsunuz ya. Daha dönülür mü yani? Hani bu kadar büyük bir kapıdan eee aldık referansı ve eee bir işin besmeleyle başlayabilecek olması yapılan işin faydalı ve iyi olduğunun göstergesidir. Her işe besmele çekemezsiniz. Bir işe besmeleyle başlayabiliyorsanız bu işin garantörü Allah'tır. Yani o iş gider Allah'ın izniyle. Ve daha da özeli besmele. Besmele ile başlamak bir işe başlamanın ahlakıdır. Ahlakıdır anlamı kelimesinin altını bir çizmek istiyorum. Ahlak, anlam ve amaç ifade eder. Bir işe başlamanın anlamını ve amacını da ifade eder. Yani bir işe besmeleyle başladığınızda, e, "Şimdi ne yapacağız?" demezsiniz. Ne yapacağınız bellidir. Bellidir ve siz besmelesini çekmişsinizdir. O yüzden de eee çok daha önemli bir cümleyle bitirmek istiyorum. Besmele, değişimin ve dönüşümün rotasıdır. Bir işi dönüştürür, bir fikri dönüştürür. Bir anda hayat rotanızı değiştirir. Herkesin herkes gibi gittiği yerde, aynı yolda, aynı eee ulaşım vasıtasında siz bambaşka gidersiniz. O yüzden besmeleli hat anlamlı hayattır. Garantörü Allah olan bir hayattır. Besmele ile başlayan her iş, Allah'ın doğru söylediğine iman eden müminlerin güven güveni ve huzuruyla biter. Allah'ın izniyle.

Çok teşekkür ederiz hocam.

Ben teşekkür ediyorum. Çok güzel bir program oldu bence. İnşallah dinleyenler de aynı letafeti ve zerafeti hisseder duasıyla. Eee, bir sonraki programda görüşmek üzere.

Görüşmek üzere hocam. Kendinize iyi bakın.

Siz de Allah'a emanet olun.

Allah emanet olun.