Transcription
[Müzik] Temmuz ayının ilk Pusula programında sevgili Kerim Rota ile birlikte baştan o zaman. Şu an aslan meselesi sinirimi bozdu. “15 dakika kucağımda oturdu,” diyor.
Herkese merhaba. Temmuz'un ilk Pusula programında sevgili Kerim Rota ile birlikteyiz. Kerim, hoş geldin.
Hoş bulduk Kemal, nasılsın?
İyiyim. Sen nasılsın?
Baştan alalım mı? İlk defa böyle bir şey oldu ya. Bugün başla, bugün bunu şeyde yapalım o zaman. Dur, arada bir konuşalım bunu yani.
Evet.
Evet. Kamera arkasında falan bu süper olur yani.
[Müzik] Herkese merhaba. Temmuz ayının ilk Pusula'sında sevgili Kerim Rota ile birlikteyiz. Kerim, hoş geldin.
Hoş bulduk Ömerciğim. Nasılsın?
İyiyim. Sen nasılsın?
İyiyim ben de, gayet iyiyim. Sağlık sıhhat iyi. Memleket kadar iyiyiz artık diyelim. Sınırlarımız o. Ben hemen sorularla başlayayım. İki hafta geçti. Gerçi bu arada korsan bir yayın da yaptık arada senin okulluluğunda. Hafta sonu gelişmeleri oldu tabii. Türkiye'de bir hafta sonu olmuyor ki yeni bir gelişme olmasın. 19 Mart kadar etkili olmadığı görünüyor piyasalarda. Eee, düşüncelerini alabilir miyim?
Eee, yani şimdi bu tutuklamaların veya gözaltıların hafta sonu yapılmasının nedenini anlayabiliyorum. E, 19 Mart hafta içine gelmişti. İnanılmaz bir döviz ezer satışı olmuştu. Hafta sonuna getirelim de bari hani bir sakinleşsin, insanlar düşünsün, pazartesi piyasalarda çok kötü açılmasın diye bir endişe var anladığım kadarıyla. Savcıları da kutluyorum bu piyasa hassasiyetleri sebebiyle. Tabii bu işin şaka tarafı, sevgili Ömer, çok etkili olmadı. Çünkü eee buradaki ana oyuncular tabii ki Ekrem İmamoğlu, tabii ki Özgür Özel, tabii ki Mansur Yavaş, diğer belediye başkanları eee maalesef hani ana oyuncu olarak görülmüyor piyasalar tarafından. Piyasalar acımasızdır. Hani eee bu tür bir hareket olmadığı sürece de önemli bir etki yaratmadı piyasalarda. Ama şunu da göz ardı etmeyelim; 19 Mart'tan sonra kaybedilen rezervin henüz daha yarısı bile yerine konmadı. Yani pozisyonun, diyeyim, rezervin demeyeyim, pozisyonun yarısı bile yerine konmadı. Orada bir eee yavaşlama, tökezleme mutlaka ki var. Hafta sonuna getirerek de bir çözüm bu tutuklamaların, gözaltıların eee bir rahatlama sağlayacağını düşünenler varsa da yanılıyorlar bence.
Yani senin olmadığın hafta o değerlendirmede ben piyasalarla genel ekonomik gidişatın birbirlerinden farklı olduğunu, piyasaların kısa vadeli bir takım fiyatlamaları yaptığını, pozisyonlarına göre piyasalarda belirli bir oynaklık yarattıklarını, işte bu kısa vadeli oynaklıkların genel ekonomiye tabii ki etkisi olacağını ama uzun vadeli olarak eee ekonomiye gerçekten etkisi olacak gelişmelerin şu an itibariyle yavaş yavaş oluşmaya başladığını, gelişmeye başladığını söyledim. Ben hala aynı yerdeyim; farklı bir yerde değilim. Çünkü genel ekonomiyi etkileyecek olan özellikle yaratıcılık, inovasyon, girişimcilik ve bu konuyla ilgili katma değer üretme gibi bir takım kavramların şu an itibariyle aslında gençlerin göçü, eğitimdeki ortaya çıkmış olan bu durum, bunlar da tamamen uzun vadeli olarak Türkiye'nin çok ciddi aleyhine işlediğini düşünüyorum. Kısa vadede de enflasyon kazanımı yapmaya çalışıyoruz. Birazdan konuşuruz. Bu enflasyon içinde kuru baskı altında tutmaya ve bu kurla birlikte biz enflasyonu düşürdük. Hedeflediğimiz yere getirdik. Daha doğrusu tahmin ettiğimiz yere. Çünkü Merkez Bankası'nın hedefinin %5 olduğunu, senelerdir de 5 olduğunu hatırlatalım. Bu 5'e bir ara, Mart 2012'ydi galiba, böyle bir 4.5'lara değdik. Ondan sonra o senenin sonunda çift haneli bitirdiğimizi de hatırlatalım yine. Çünkü dış taraflara oldukça ciddi bir kırılganlık gösteren ekonomimiz var bizim eee bu konuda. Eee, o nedenle hafta sonu gelişmeleri ben siyaseten şunu okuyorum; iş sadece cumhurbaşkanlığı tarafında tek bir kişiye yönelmiş değil. Aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi'ne de yönelmiş ve ülkenin uzun vadeli demokratik yapısını önemli ölçüde aksatacak, önemli ölçüde ortadan kaldıracak bir duruma gidiyor. Piyasalar bugün bunu fiyatlar, yarın diğerini fiyatlar. Ama genel ekonomiye baktığımız zaman, onu da konuşacağız, hiç iyi bir tablo görmüyorum ben ki kurda yaşanan özellikle son dönemdeki gelişmeler de bununla ilgili bir takım sinyaller veriyor. Ne dersin? Kur tarafında hala TL tutmaya devam edelim mi?
Ya şöyle, seninle beraber bir eee hesap yapmıştık burada, hani kurların eee seviyesini son bir ayda dolarda yaklaşık %2, euroda yaklaşık %5'lik bir değer kaybı olmuş. Yani ortalaması da eee hemen hemen işte 3,5 gibi bir yerlere gelmiş bu değer kaybının. Türk faizden 3,5 geçen ay kazanan var mı bilmiyorum. Yani kazanan varsa oldukça nadirdir. En iyisi 3 civarında kazanmıştır, stopaj düşüldükten sonra. Fakat şöyle bir durum eee bence önemli. Yani ekonomi yönetimine biraz şanslı da bu konuda yardım etti. Dolardaki değer kaybı euroya göre çok daha aşağıda oldu. İlk 6 aya baktığımızda dolarda %13 civarında bir değer kaybı var ama euroda %28. Ama vitrin dolar.
Doğru. Yani herkes her şeye dolar bazında bakıyor. Eee, ülkede servetlere de öyle bakılıyor, paraya da öyle bakılıyor. Eee, böyle bakılınca dolardaki euroya karşı değer kaybı sebebiyle %13'lük bir değer kaybı ilk 6 ayda faizin oldukça altında kaldı. Buna bakanlar açısından TL oldukça iyi bir seçenek olmaya bence kesinlikle devam ediyor. Ama sepet bazında bakanlar için %20 ortalama eee değer kaybı hemen hemen faizle eee başa baş gibi görünüyor. İleri yönelik bir rehberlik vermek açısından ne olacak? Eğer dolar euro paritesi hiç oynamazsa ben eee ikinci 6 aydaki değer kaybının da eee %10 civarında olacağını düşünüyorum. Yani yine faiz daha yüksek kalmaya devam edecektir. Eee, o yüzden sepetteki bu yüksek değer kaybı ilk 6 aydakinin ben kalıcı olacağını pek düşünmüyorum. Ama yine de tabii şunu söylemekte fayda var; dövizin getirisini de ilave ettiğinizde eee ilk 6 ayda sepet bazında önemli bir getiri TL'de yok gibi görünüyor. Ama dediğim gibi ikinci 6 ayda ben eee biraz daha bu getirinin olacağını düşünenlerdenim. Ya ben bu konuyla ilgili hep şeye bakarak, riski ayarlanmış getiriye bakarak karar vermek gerektiğini düşünüyorum. O nedenledir ki 6 aylık bir perspektifte bakıyoruz ama bu 6 aylık perspektifte baktığımız şey 6 aylık faiz değil. Overnight faizin 6 aylık bileşik, bileşik haliyle karşılaştırmayla gidiyor. Nedeni de şu; ben orada özellikle 1 yıl, 6 ay, 3 aylık oynaklıklara fokus olmuş durumdayım. Odaklanmış durumdayım. Yani buralarda nasıl bir değişiklik var diye. Mesela piyasayla ilgili önemli değişikliklerden bir tanesi şu; geçen cuma günü buralarda aşağı doğru bir hareket gelmeye başlamıştı. Pazartesi günü oldu. Tekrardan yukarıya döndük. Üstüne üstlük. Şunu söylemekte fayda görüyorum; Sayın Mehmet Şimşek bu konuyla ilgili yapmış olduğu sunumlarda hep şunu söylüyor: “Türk lirasındaki oynaklıklar aşağı geldi,” diyor. Hangisi aşağı geldi? Evet. Bir haftalık ve bir aylık oynaklıklar aşağı geldi. Ama onun dışında 3 ay, 6 ay, 1 yıllık oynaklıklarda ben 2023 seçimlerinden bugüne kadar, 2023 seçimlerindeki şeyi de söylemek istemiyorum. Yani Hafize Gaye Erkan'ın döneminde söylemek istemiyorum, rasyonel politikalara dönüşümüz neredeyse Ağustos ayını bulduğu o dönemde. O Ağustos ayından itibaren bugüne kadar geldiğimiz yerde bir yıllık oynaklıklarda dolar Türk lirasının oynaklığında, 3 aylıklarda, 6 aylıklarda önemli bir değişiklik yok. Bu şunu gösteriyor; herkes uzun vadeli değil tamamen kısa vadeli para piyasası fonlarıyla burada verilmiş olan yüksek faizden nemalanmak üzere belirli bir yatırım yapıyor. Belirli bir yatırım ufku var diyelim. Bu yatırım ufku da yurt dışından gelenler dahil olmak üzere ki ilk etapta biraz böyle eee 2 yıllık, 5 yıllık kağıtlara, 10 yıllık kağıtlara gelmeye çalıştılar. Onları da gördük. 2024 sonunun özellikle faiz hareketi, onu da konuşuruz, çok daha radikaldi. Sonrasında tamamen bir haftaya döndük. Zaten yurt dışından buraya swap vasıtasıyla uzun vade gelirsen gel ama kısa vadede gelirsen tamamen sınırlamalarım onun üzerine munzam repo yaparsan şöyle şöyle bir takım eee üstüne ekstra komisyonlar veya munzam karşılıklar alırım, zorunlu karşılık alırım şeklindeki şeylerle zaten yurt dışından gelen paranın da son derece sınırlı bir hale geldiğini gördük. Sonuçta bundan sonraki dönem için eğer sepet bazında bakacaksak buralarda hala riskler var. Bir 6 aylık perspektiften daha ziyade ben buralarda hep yani birer haftalık, birer haftalık, birer aylık, birer aylık dönemleri karşılaştırmanın çok daha doğru olacağını düşünüyorum. Eee, sonuçta o birer haftalık veya birer aylık dönemlerde siyasi risk ortaya çıkmazsa veya herhangi yurt dışında global bir risk ortaya çıkmazsa evet sene sonuna kadar dolar TL'de %10'luk bir devalasyon veya sepet bazında %12'lik, 11'lik bir devalasyon olur ve Merkez Bankası hedeflemiş olduğu ne kadar enflasyon o kadar kur sisteminde bir takım şeyleri ortaya koymaya devam eder. Ama Türkiye'nin son derece bu konuda kırılgan olduğunu da unutmamak lazım ki önümüzdeki haftadan sonra yine bir program yapacağız. Fakat bugünden itibaren hani Merkez Bankası'nın ne yapacağı ile ilgili şeyleri bayağı bir yazan çizen olduğu, sen de düşünüyorsun o konuda ya. Ben 3 puanlık bir indirim planlanacağını düşünüyorum. Eee, yani 46'dan 43'e indirileceğini düşünüyorum. Bu işin kolay kısmı olacak diye düşünüyorum. Çünkü zaten Mart ayında 42.5'a, 3 kadar indirilmiş olan eee faizler bugün 46 seviyesinde. 4 ay geçti. 43'e indirildiğinde işte 5, 6 ay gecikmeyle faizleri aynı yere ancak getirmiş olacağız. Eee, ben asıl sorunun faizlerin böyle 40'ın altındaki seviyelerde, 36, 35'lere geldikten sonra indirmekte büyük sorunlarımız olacağını düşünüyorum ama ilk bir iki kuruşun rahatça atılacağını düşünenlerdenim. Temmuz ayında da bu nedenle 3 puanlık bir eee indirim planını düşünüyorum. Gelen enflasyon verilerini de arada konuşuruz. Ben mevsimsellikten arındırılmış aylık artışlara bakıyorum. Burada gıda dışında başka hiçbir eee birleşen manşet enflasyona bir katkıda bulunmadığı için özellikle de çekirdek enflasyon tarafındaki mevsimsellikten arındırılmış veriler eee manşet enflasyonunun da üzerinde olduğu için 2.3 civarındaydı en son baktığımızda, 2.3 yani 2.04 mevsimsellikten arındırılmış olan manşet enflasyon, 2.3 3C endeksi, konut yani barınma, kira, eee, ulaşım, eğitim. Ya bunlar insanların zaten son derece elzem olarak kullandıkları şeyler. Gıda da tabii öyle ama gıdada açıkçası ben gelen verilerle çarşıda pazarda karşılaştığım veriler arasında çok büyük farklılıklar da görüyorum. Zaten insanların geçmişe dönük bu verilerin mahkeme kararına rağmen açıklanmaması dolayısıyla oluşturmuş oldukları güvensizlik, icat safhada enflasyon bir tarafta dururken diğer tarafta da ben enflasyonun Merkez Bankası'nda eee açıkçası birinci öncelik olup olmadığı konusunda şüphelerim var. Finansal istikrar birazcık daha ön planda diye düşünüyorum. Bu finansal istikrar daha ön plandayken, bu kadar siyasi belirsizlik varken, demokrasinin kılıcı gibi sürekli olarak 8 Eylül tarihi, işte yeni bir takım ortaya çıkacak olan tarihler falan diye şeylerle birlikte Merkez Bankası'nın ben de Temmuz ayında faiz indiriminde zorlanacağını düşünüyorum. Yani seninle aynı fikirde değilim bu konuyla ilgili ama bir tarafta da şey var; sanayi üretimi var. Bir tarafta da üretim var. Eee, onlarda ciddi sekteye uğramış bir takım problemler var. O konuda ne dersin?
Yani orada güven endekslerine, işte bu SAMEX'e falan da baktığında patinaj çok net bir şekilde görünüyor. Yani SAMEX verileri biraz karışıktı ama İstanbul Sanayi Odası, işte PMI verilerine eee baktığında talepte bir daralma, yeni siparişlerde düşme çok net bir şekilde görülüyor. Bunların ötesinde de ben bazı sıkıntılar olduğunu düşünüyorum reel sektörde. Özellikle tedarik eee zincirlerin, zincirleme halde ödeme eee problemleri, vadelerin uzaması gibi sorunlar daha anekdotal şeyler ama bunlar da sıkça artık konuşulur eee hale geldi. İhracatı ve sanayiyi biraz toparlayan şey euro dolar paritesinin işte 1.17, 1.18'lere gelmiş olmasıdır bence. Eee, hani onun bir iyiliği yaşanıyor bence son bir iki ay içerisinde. Eee, ama burası büyüme potansiyeli olarak, büyüme verileri olarak bence eee %2'lere doğru hızlı gidiyor diye düşünüyorum. Bu da hem sanayi açısından hem hizmetler açısından çok iyi haber değil. Yani ben sektörel olarak baktığım zaman daralmayan sektör, 50 eşik, 50'nin üzerinde herhangi bir sektör göremiyorum. Gıda dahil olmak üzere. Yani buna bir önceki şeye göre 48'ler civarındaydı PMI verisi, 46.7'lere düştü Haziran ayı. Korkunç, sanayi üretiminin burada daraldığını göreceğiz. Perakende tarafını da göreceğiz. Yani o timsahın ağzı hala açılmaya devam edecek mi, etmeyecek mi? Ve bunun ileriki dönemde Türkiye açısından enflasyon dahil olmak üzere, işsizlik dahil olmak üzere nasıl bir şeye evrileceğini çok merak ediyorum.
Sen ihracat iyi gidiyor dedin ama Haziran ayı verileri öyle çok dış ticarette öyle şey vermedi sanki.
Evet. Yani öncü veriler, evet. Öncü verilerde benim gördüğüm aslında sabit yani ihracat iyi gidiyor duyumu biraz anekdota. Yani, eee, euronun özellikle Haziran ayındaki artışının ileriki aylara biraz fayda, eee, sağlayacağı yönünde duyumlardan kaynaklanıyor. Ama öncü verilere baktığında hemen hemen e mayıs, haziran arasında çok önemli bir fark yok. Tek dikkatimi çeken altın ithalatının artmış olması. Uzun süredir düşerek dış ticaret açığını aşağı çeken altın ithalatı tekrar bir sanki başını kaldırmış gibi görünüyor. Bu da tabii ki hem Merkez Bankası işini zorlaştırıyor eee hem de cari dengeyi de biraz zorlaştırıyor. Ama net de baktığında hani enerji ve altın hariç baktığında ticaret verileri eee korkunç değil bence. Eee, iyi diye bakıyorum. Önümüzdeki aylarda biraz euronun etkisiyle eee ben Temmuz verileriyle beraber biraz toparlanma olacağını düşünüyorum. Yani karşılaştırmalı yaptığımız zaman geçen sene 2024 Haziranı ile bu seneki Haziran karşılaştırmasında toplam dış ticaret hacminde önemli miktarda, dış ticaret dengesinde -6 milyardan -8 milyara, 2 milyar dolarlık bir artış var ve ihracatın ithalatı karşılama oranı da 76.5'lardan 71.5'lara gerilemiş durumda. Ocak, Haziran diye baktığımız zaman 7 milyarlık bir dış ticarette bozulma var gibi gözüküyor. Tabii bunun ödemeler dengesi ve cari denge tarafında hizmet gelirleri tarafıyla birlikte nasıl kompanse edileceği önemli. Ama cari işlemler dengesinde 2024'e göre daha fazla bir cari açık verdiğimiz kesin. Yani dış ticaret dengesi tarafı bana ihracat tarafının oldukça zorlandığını gösteriyor. Ki son dönemlerde aslında bunu da konuşmak lazım diye düşünüyorum. Hep biz kurdan bahsettik. Ben bu toplantıya katılma fırsatı buldum. Hangi toplantıdan bahsediyorum? TÜSİAD'ın Maliyet Bazlı Rekabet Gücü tanıtımı. Oldukça kapsamlı oturulup çalışılmış. Birçok davet edilenler arasında sanayici de vardı. Hatta çok da sorular sordular. Özellikle bu endeksi oluşturanlar, akademisyenler hep şunu söylediler; “Biz ortalamalardan bahsediyoruz. Yani bunların alt detaylarına girildiği zaman çok farklı şeyler ortaya çıkabilir,” diye.
Ne diyorsun? Bu konuyla ilgili aslında böyle bir endeks oldukça faydalı ve eee iyi bir endeks diye düşünüyorum.
Bence de eee öyle oldu. Yani aslında elimizdeki tek veri eee Merkez Bankası'nın reel efektif döviz eee kuruydu. Bir kere yani Hakan Kara hoca'nın eee sunumunu ben de seyrettim. Hatta ondan sonrasında bir birebir toplantıda da eee aynı sunumu yaptı. Orada seyretme fırsatı buldum. Şunu görüyorum; Merkez Bankası'nın hesapladığı TÜFE bazlı reel efektif döviz kuruna artık pek bakmamamız gerektiğini öğrenmiş olduk. Daha önce biz buna bakıyorduk ve kullanıyorduk da ve o veri aslında Türk lirası rekabetçiliğinin fazla aşınmadığını net bir şekilde ortaya koyuyordu ama ÜFE'ye göre baktığında öyle görünmüyordu. Bu veri de özellikle verimliliği işin içine eee kattığı zaman net bir şekilde ortaya koyuyor ki eee rekabetçilik aslında sanayicilerin şikayet ettiği kadar hızlı bozulmuş durumda. Ha bunun ama ana eee şeyi belirleyicisi de enflasyon. Yani ne kadar enflasyon o kadar rekabetçilik kaybı gibi bir sonuç çıkardım ben Hakan Hoca'nın sunumundan. Çünkü arz maliyet artışları inanılmaz yüksek. İş gücü artışları eee yüksek. Finansın payı oldukça düşük. Enerji hafif bir iyileştirme sağlıyor. Bu şunu ortaya koyuyor; yüksek enflasyon, çift haneli enflasyonla yaşayan bir ülkenin eee sanayisinin rekabetçi olma ihtimali orta vadede kesinlikle yok. Mümkün değil. Verimliliği artırmamız, verimliliği artırabilmemiz için de eee özellikle inovasyonu artırmamız ve mümkün olduğunca da beşeri sermayeye yatırım yapmamız gerektiği. Yani şunu da söyleyeyim; kurlar konusunda konuşmamızın belki 5 katını, 10 katını sanayicilerin enflasyon konusunda konuşması gerekiyor. Kendilerini korumak istiyorlarsa enflasyon konusunda biraz daha kafayı takmak istiyor. Enflasyon konusunda nasıl e yenilikçi bir takım modeller uygulayacakları, iş süreçlerini nasıl daha iyi yapabileceklerini eee söylemeleri. Benim orada ilgimi çeken ki Hakan Hoca'ya, sevgili Hakan Kara'ya orada da sordum. Daha doğrusu toplantı içerisinde değildi ama faizin payının bu kadar düşük olması ama rekabetçiliği ciddi anlamda negatif etkiliyor olması da ilginç bir durum. Özellikle Türk lirası cinsinden faizleri almışlar. Orada benim aklıma da şunu getiriyor; o zaman biz ihracatçı finansman bulamıyor, işte finansman çok pahalı vesaire diye bir takım şeylerle gittiğimiz noktada yanlış yapıyoruz. Demek ki finansmanın payının bu kadar rekabetçiliğin içerisinde çok düşük olması, ihracat yapılacak olan pazarlarda başka başka bir takım noktalara bakılmasını gerektiriyor. Ben bir taraftan da özellikle Türk lirası faizler anlamında uzun vadeli faizlerin bize ne söylediğini anlamaya çalışıyorum. O konuda ne dersin?
Valla şöyle yani bence uzun vadeli faiz şunu söylüyor; bir son bir yılın eee hareketini seninle bir konuşmuştuk programdan önce. Yani şu dikkatimizi çekmişti; geçen sene enflasyon %70'lerdeyken 10 yıllık tahviller %30'un altında fiyatlanıyordu ve bu sene %35'lere inmiş enflasyona karşı 10 yıllık faizler 30'un üstünde seyrediyor. E bence geçen yıl işin kolay kısmını eee fiyatlıyordu piyasalar. Yani bu tür bir enflasyonla mücadele programının enflasyonu 70'lerden 30'lara, 40'lara çekebileceğini fiyatlıyordu. Ama orta uzun vadede Türkiye'nin enflasyonunun %20'nin ortalamada altına inmesini fiyatlamıyordu. Bugün de fiyatlamıyor. Bugün de şunu söylüyor; “Ya siz işin kolay kısmını tamamladınız,” diyor ekonomi yönetimine. Eee, ama seçime işte 2,5 sene kaldı. Bir sene sonrasında 1,5 sene kalmış olacak. Ben belki 2026 enflasyonunu %20'lere düşürmenize ikna olurum ama seçim yılı veya referandum yılı olacak. 2027-2028'den itibaren enflasyonun çok daha yukarı gideceğine dair bir inancım var diyen bir tahvil piyasası var. Öyle yani o konuştuğumuz şeyler içerisinde benim eee özellikle dikkatimi çeken enflasyonun en üst noktaya 75-45'e çıktığı Mayıs 2024 tarihinde 10 yıllık bono %27'ler civarında. 5 yıllık bono %31'ler civarında. Bugün geldiğimiz nokta eee 5 yıllık bono %35-36'larda, 10 yıllık bono bugün ihalesi var. 31,5'larda, 34'lerden geliyoruz. Demek ki bundan sonraki dönemi mevcut siyasi riskler artı ekonomik risklerle piyasa enflasyon açısından öyle çok tek haneli rakamlarda fiyatlandırmıyor. Hep birlikte yaşayıp göreceğiz ama programın en başında söylediğim gibi piyasalar kendi içerisinde bir takım şeyleri yapıyor ama uzun vadede ekonomideki gelişmeler piyasaları da bu şekliyle etkilemeye devam edecek diye düşünüyorum. Global gelişmeler tarafında eğer iç tarafta başka bir gözüne çarpan bir şey yoksa oralarda ne oluyor diye bir kısaca konuşalım isterim.
Valla Amerikalıların eee böyle çıkardıkları kanunlara değişik isimler koymasına hayranım veya şaşkınım diyeyim. Eee, büyük ve güzel yasa. Yani herhalde Big Beautiful Bill'den mi geliyor öyle bir eee şey? Büyük ve güzel yasa. İşte bu vergi indirimleri, sağlık yardımlarının eee kısılması, 12 milyon kişinin sağlık yardımlarını kaybedeceği, sağlık benefitlerini, yardımlarını kaybedeceği konuşuluyor. Yani neresi büyük olduğu kesin de güzelliği tartışılır ve bunun ABD'de aslında Trump'ın çokça eleştirdiği bütçe açıklarını daha da arttıracağı ve borç stoğunu çok daha fazla arttıracağı neredeyse eee kesin gibi. İşte Elon Musk'la beraber kamu harcamaları konusunda işte baltayla girdik, şunu yaptık, bunu yaptık dediler. Bir şey çıkmadı oradan. Şimdi trilyonlarca liralık bir eee paket Elon Musk'ın Amerika Partisi'ni kurmasıyla sonuçlandı.
Evet. Onunla, onunla sonuçlandı. Türkiye'de çok benziyor yani hani iş insanları da böyle bir parti kurup bir denemeler yapmışlardı ama Elon Musk bir değişik bir eee karakter. Eee, onun başarısız olacağını söylemek şu anda eee bence cesaret ister. Böyle bakınca da bu yasa bana e ABD enflasyonunun kalıcı bir şekilde çok aşağılara gidemeyeceğini e hissettiriyor. Bir takım yan yasalar da çıkartıyorlar bu eee büyük güzel yasanın yanında, bir tane Genius diye bir yasa. Genius yasası da eee artık her şirketin kendi içerisinde bir ekosistemle altcoinleri regüle edilmiş bir şekilde kullanabileceği, işte bundan eee ciddi bir fayda sağlayacak olan farklı farklı sektörler. Yani bunun içerisinde teknoloji sektörü var. Bunun içerisinde bankacılık sektörü var. Bunun içerisinde perakende sektörü var. Bunlar tabii kendi işleriyle ilgilendikleri için sürekli ülkenin genel gidişatı açısından makro düzeyde endişe duyanlar genelde o makro analizi yapan eee birliği büyük yatırımcılar oluyor. İşte tabii bu verilmiş olan mesajlar içerisinde gümrük vergilerinin artırılmasıyla birlikte biz bu yasadan özellikle işte 3,5, 4 trilyon açık vermeyi planlıyoruz ama şuradan da 4,5 trilyon ekstra bir vergi geliri olacak diye ama mevcut bu ezber durum devam edecek olursa ben çok şey görmüyorum. Özellikle haber okurken hep şunu görüyorum; onların uğraştıkları şeylerle bizim uğraştığımız şeyler arasında büyük farklılıklar var. Yani belki magazin olacak ama hayvanat bahçesinden kaçıp gelip şey yapan aslan. Ben yok da olabilirdim. Tamam mı? Mücadelemle kazandım ben. Gündem olan bir konu. Yani bunlar inanılır şeyler değil. Muhakkak ki yurt dışında da bunun örnekleri vardır ama bizdeki artık çok trajik komik oluyor yani. Eee, ne diyeyim? Hani risk alma konusunda neredeyse. E ve hani çok üzgünüm; 12 tane askerimiz şehit oldu. Hiçbir önlem almadan, hiçbir şey yapmadan böyle risklere açık bir şekilde maalesef gidip duruyoruz.
Evet. Yani eee karşılaştığımız riskler, sınırlarımız içinde karşılaştığımız riskleri hakikaten tanımlamak bazen eee çok zor oluyor. Yani şehirlerin içerisinde yaşarken bile eee bu risklerle, anlamsız, tanımsız risklerle karşılaşabilecek bir toplum olduk maalesef. Kurallar, eee, kurallara uymama, önlem alma, almama konusunda da çok eksiklerimiz olduğu bence kesin. Yani ABD'de de, eee, bu vergi indirimleri hemen hayata geçecek ama o tasarrufların hayata geçmeyeceği soru işareti genellikle öyle olur zaten. O yüzden de ben bunun bir enflasyon sürece yol açabileceğini düşünüyorum.
Doğru, doğru. İstersen bu haftaki programı kapatalım. Bu hafta kitap tanıtım şeyi bende eski yine bir kitabı tanıtacağım ama bu kitap bence eski olduğu kadar güncel de eee nedeni de şu; “Antikırılgan”, Nicos Nassim Taleb’in bu kitabı 2008 krizindeki o siyah kuğudan sonra yazmış eee bir yazar. Eee, bu kitabın içerisinde özellikle kırılganlığı ve dayanıklılığı ve e antikırılganlığı anlatıyor. Ne demek istiyorum? Eğer antikırılgansanız yani çeşitliliğiniz varsa, bu sadece ve sadece portföy çeşitliliği değil. Hayatınızda çeşitlilik varsa, hobileriniz varsa, siyasetinizde çeşitlilik varsa, farklı seslere eğer kulak veriyorsanız, mümkün olduğunca bağışıklık sisteminiz yukarıda duruyor ve ortaya çıkacak şoklarda kırılganlıktan daha ziyade buradan gelişerek çıkıyorsunuz. Dayanıklı bir sistemseniz belki kırılmıyorsunuz ama gelişemiyorsunuz da. Kırılgansanız zaten cam bir bardak gibi yere düştüğünüz andan itibaren patlayıp gidiyorsunuz. O nedenle “Antifragile”, bence özellikle finansa ilgi duyan, çeşitliliğe ilgi duyan, portföy çeşitliliğine ilgi duyan, sistemlerin çeşitliliğine ilgi duyan dinleyicilerimizin okuması gereken bir kitap diye düşünüyorum. İki hafta sonra görüşmek üzere. Çok teşekkürler.
Görüşmek üzere.
[Müzik]