Transcription
Evet, selamünaleyküm arkadaşlar. Şimdiki konumuz bizim dilimizde ibadet, yani Kur'an'a göre kelime kulluk ne anlama geliyor? Zaten bütün sıkıntı buradadır. Yani kulluk mu yapmamız gerekiyor? İbadetteki şekilleri mi var? Asıl anlamı ne ibadetin? Kur'an'a geçen ibadetin anlamı ne? Allah bizden nasıl bir ibadet yapmamızı istiyor? Şimdi onu görmek, anlatmak üzere yine Ali hocaya sözü bırakıyoruz. Buyurun Ali Hoca.
Euzu billahi mineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim.
Sayın hocam, yani geleneksel olarak son vahyin tarihinde yanlış anlaşılan kavramlardan bir tanesi de ibadettir. İbadet gerçekten çok yanlış bir şekilde tarihe sirayet etmiştir. Yani insanlar, ümmet, ibadetin hangi anlama geldiğini bilmez. İbadetten maksat bazı ritüellerin olduğunu zannediyorlar.
İbadet nedir? Çok önemli. Yani Kur'an'ın, Kur'an'ın en önemli kavramlarından bir tanesi ibadettir. Zaten ileride dersimizde gelecek. Yüce Allah buyurur ki: "İnsi ve cinni bana kulluk etsinler, ibadet etsinler diye yarattım." Yani kavram, kelime o kadar önemli bir öneme sahiptir. İnşallah bugün bu konuyu işleyeceğiz.
Yüce Allah'tan indirilen ve Resuller tarafından insanlara tebliğ edilen vahyin tek amacı ibadettir, tek amaç kulluktur. Yani sen sen olduğun için, tabii köken olarak ibadetin ne anlama geldiğini bildiğin için ibadeti kullanıyorsun. Ben olsam kulluğu kullanırım. Evet, şimdi ibadeti kullanınca farklı anlıyor. Türkçesi ibadet. Ha işte ibadetin hangi anlama geldiğini bilsinler. Hem ibadeti bilsinler.
Şimdi hocam, kulluk da kulluk da o kadar şey değil. Yani kulluğu da insanlar fazla anlayamıyorlar. Ama ibadetin hangi anlama geldiğini bildikleri zaman zaten iş çözülüyor. İbadet nedir? Önemli olan budur. Yani isterse kulluk deyin, isterse hizmet deyin, bu önemli bir şey değildir. Kelime demektir, tek kelimedir. Yani Kur'an'a göre kulluk geçer. Arapçası biz ibadet diyoruz. Kelime aslında ikisi aynı kelimedir. Yani evet, önemli değil. Önemli olan ibadetin hangi anlama geldiğidir.
İbadet kelimesini duydukları zaman insanlar, ümmet, neyi anlamaları lazım? Bazı ritüelleri mi anlamaları lazım? Yoksa başka bir şey mi var? Bunun altında nasıl bir mana var? Nasıl bir anlam var? Bunu öğrenmek önemli, bunu bilmek önemlidir. Gerçekten Yüce Allah'ın indirilen ve Resuller tarafından insanlara tebliğ edilen vahyin tek amacı kulluktur, ibadettir. Yani günümüz kullanımıyla kulluktur. Bu gerçeği onlarca ayette görmek mümkündür.
Yüce Allah der ki: "Elif, Lam, Ra. Kit bu kitap ayetleri muhkem kılınmış, sağlamlaştırılmış, sümme sonra filet tafsil edilmiş, detaylandırılmış, mün hakimin, habir hakim, her şeyi hikmetli hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafından ve her şeyden haberdar olan Allah tarafından ayetleri detaylandırılmış bir kitaptır." Peki sebep nedir? Allah bu Kur'an'ı indirip, bu kitabı indirip de neden bu şekilde ayetlerini tebyin etmiş?
[Müzik]
Detaylandırmak, kulluk yapmayasın diye. Demek ki bütün, evet, bu kelime çok önemlidir. Kastını anlatıyor. Allah, Allah'tan başkasına kulluk yapmayalım diye bu kitabı detaylandırılmış, açıklanmış olarak indirdi. Başkasına açıklamasını bırakmadı ki. Şimdi "Siz anlamazsınız, Kur'an'dan anlamazsınız vesaire o ayet yok, onu söylemedi, yok bunu söylemedi" diyerek bizi Kur'an'dan uzaklaştırdılar ve dolayısıyla kendilerine kulluk, yani ibadet yapmamızı sağladılar. Yani insanların çoğunun başkalarına ibadet yapmasını sağladılar.
Evet, Hud Suresi 1, 1 ve 2. Ayetler. Tabii buradaki "ud illallah"ın anlamı açılımı şudur: "Ud illallah" demek, rivayetlere, hadislere, mezheplere, içtihatlara, din adamlarına, Allah'ın kitabını bir kenara bırakıp da Yahudi ve Hristiyan din adamlarının yaptığı gibi, sakın Allah'ın kitabını mehcur bırakarak, terk ederek din adamlarının ortaya koymuş olduğu beşeri rivayetlere, beşeri dine gitmeyin. Oraya gittiğiniz zaman Allah'a kulluğu bırakıp onlara kulluk etmiş olursun. Onların fikirlerine, inançlarına, ortaya koymuş oldukları dine ibadet etmiş olursun. Yoksa "ud illallah"ın anlamı budur. Yoksa başka türlü insanlar başka şeye ibadet etmezler ki.
Başka bir ayet. Şimdi işi Nuh Aleyhisselam'dan alıyoruz. Elçi, elçi, resuller bazında daha sonra yani külli olarak nasıl böyle umumi hitap var Kur'an'da onu göreceğiz. "Olsun ki Nuh'u gönderdik. Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım, dedi. Sakın, sakın Allah'tan başkasına kulluk yapmayın. Eğer Allah'tan başkasına kulluk yaparsanız, sizin başınıza gelecek olan elim, acı veren bir azaptan korkuyorum." Demek ki hocam, ya sadece Allah'a kulluk edilecek, Allah tarafından indirilen din tek kaynak kabul edilecek, sadece vahye uyulacak, veyahut da insanların başına felaketler, acı azaplar gelecektir. Bu ister dünyada olur, ister ahirette.
Şimdi eski ulema, eski ulema genellikle ahireti anlamışlar. Yani dünya hayatında Kur'an'a uyulmadığı zaman, uyulmadığı zaman işte ahirette cehenneme gidersiniz. Yok, dünyada da acı bir azap çekersiniz. Böyle anlamak lazım.
Evet, sayın hocam. Şimdi, hani kalem suresinde bahse sahipleri diyor ya, "biz azaba uğradık" diyor. Gidip bahçelerini gördükleri zaman, "biz azaba uğradık" diyor. Mallarını kaybetmişler. İnfak yapmayacaklarını söylediklerinden dolayı. "Biz azaba uğradık" diyor. Yani insanlar zannediyor ki biz ahirette azaba uğrayacağız. Halbuki dünyayı azap içerisinde geçiriyorlar, farkında değiller. Dışarıdan insanlar birbirini görebiliyorlar. Yani dünyayı azap içerisinde geçiriyoruz. Dostlar, dünyayı. Yani biz şirk işlediğimiz zaman, zaten müşrik olduğumuz zaman veya sıkıntılı işler, düşüncelere sahip olduğumuz zaman dünyamız azap içerisinde geçiyor. Farkında mıyız, bilmiyoruz.
Evet. Şimdi kullukla alakalı, ibadetle alakalı hayatın amacı, insanların yaratılış, hatta göklerin ve yerin yaratılış amacı ibadet olduğundan dolayı Kur'an'da çok yoğun bir şekilde bu işleniyor. Mesela şimdi ben Yusuf Suresi 39 ve 40. ayetleri okuyorum. Yusuf Aleyhisselam zindan arkadaşlarına diyor ki: "Sahibe, ey zindan arkadaşlarım, çeşitli ilahlar, rablar edinmek mi, birkaç kulluk etmek mi, kul olmak mı daha iyidir? Yoksa tek, güçlü, tek gücüne karşı konulamaz tek Allah'a kulluk yapmak mı daha iyi, tek onu rab edinmek mi daha hayırlı, daha iyidir? Allah'ın dunda yanı sıra ibadet ettikleriniz var ya, Allah bunlar hakkında herhangi doğru yolda olduklarına dair bir delil indirmemiştir. Böyle bir şey yok. Siz ve atalarınızın boş yere takmış olduğunuz evliya, ilah, müçtehit, müfessir, sizin ve atalarınızın takmış olduğu boş isimlerden başka bir şey değildir. Hüküm yalnız Allah'ındır." Yani dini hayat, sosyal hayat, içtimai hayat sadece Allah'ındır.
Evet, hocam şeyi aldın mı? Bu Yusuf Suresi'nde devam ediyorsun herhalde. Musa, Musa Firavun'a kulluk ediyordu. O ayetleri aldın herhalde? Değil, aldım. Aldım onları. Orası çok güzel. Benim hoşuma gider. Evet. Eğer almamışsa, hocam hatırlatırız ama aldığımı zannediyorum.
"Allah'ın hükmü, emri arasında en önemli madde: Sakın, sakın ondan başkasına kulluk yapmayın." İşte bu toplumu a, zihnen, inanç bakımından, hayat bakımından, mutluluk bakımından, onur ve şeref bakımından toplumu ayağa kaldıracak din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler. Evet. Gerçekten Allah uyarıyor bizi. Yani bu din derken inanç. Zaten inanç ve Allah yarattığı kulun üzerine çok güzel bir sistemi yerleştirdi ve hangi yoldan gideceğini, ne yapacağının izahını yaparak kataloğunu gönderdi. Bunun üzerine bir yaşam sürülse, gerçekten dünyayı biz cennet yapardık. Ahirette cennete mi gideriz? Başka da bir yere gidemezdik zaten. Muhakkak dünyayı cennet yapanlar ahirete de cennete giderler. İnşallah.
Buyur hocam. Ayetin numarasını söyleyecektin herhalde. Evet, 39-40. ayet. Yusuf 39-40. Evet. Yalnız burada bir şey var. Bunu hatırlatmak isterim. "İnme illallah" ayetleri, "hüküm sadece Allah'ındır" dediğimiz zaman, yani izleyici arkadaşlar bunu siyasal anlamda anlamamaları gerekir. Asla siyasal anlamda değildir. Din bireysel yaşanan bir olgudur. Din bireyseldir. Din bireyseldir. Evet, devlet adaletle, devlet adamları adaletle hükmetmek zorundalar. Fakat din bireysel yaşanılan bir şeydir. Biz hüküm kavramını, hüküm kavramını kullandığımız zaman bu bireysel yaşamı olarak algılamamız gerekiyor. Bu şekilde algılanması lazım. Yani din ve hüküm olarak Kur'an'dan başka kaynağa iman edilmemesi, din adamlarının Kur'an'dan başka kaynağa iman etmemeleri, başka kaynakları insanlara anlatmamaları için bunu söylüyor. Çünkü hedefte devlet adamları değil, din adamları vardır. İnşallah ilerideki derslerde "tağut" kavramını işlediğimiz zaman bunu geniş bir şekilde anlatacağız.
Evet, bu görüşte. Yani bundan 15 yıl önce sabahları ettik, çalışma karşılığında. Yani bu DEAŞ görüşlü, IŞİD görüşlü arkadaşlarla, zaten bunların Türkiye'de bir kısmı, çoğunluğu oy vermiyorlar. Bu ayetleri, hüküm ayetlerini iktidara getirerek şeriat devleti, şeriatın ne olduğunu da onlar bilmiyorlar tabii. Kendilerince bir şeriat. Yani bu ayetler, bu ayetler çok şey ettik, sabahları ettik.
Evet, tağut. Onlar ayrı bir konudur zaten. Uzun bir konudur. Yani evet, biraz değe, davut maddesinde işleyeceğiz inşallah. İnşallah.
Başka bir ayet. Bu da İsra Suresi 23. ayette Yüce Allah buyurur ki: "Rabbuke, senin Rabbin şöyle hükmetmiştir. Senin Rabbin şöyle hükmetmiştir ve rabbuke i, sakın, sakın ondan başkasına kulluk yapmayın." Yani bu konuda birçok ayet vardır. Tüm resullerin kavimlerine tebliğ ettikleri ilke, ihlasla, yani yalnız Yüce Allah'a ibadet, kulluk etmek olmuştur. Kur'an'ın dininde ibadet, Kur'an'ın dininde ibadet, atalardan ezberlenmiş ve alışkanlık haline gelmiş, insanın hayatında olumlu hiçbir etkiye sahip olmayan belli bazı ritüelleri yapmak asla değildir. Yüce Allah'ın tüm nebîlere, Yüce Allah'ın tüm nebîlere vahyettiği ve resul misyonuyla ilan ettikleri ilkelerin hepsine birden ibadet, yani kulluk denilmektedir. Dolayısıyla Yüce Allah'ın emir ve yasakları arasında kulluk, tüm samel'leri içine alan çatı katını temsil etmektedir. Din olarak Kur'an'dan başka kitaba iman edilmediği sürece, din olarak yaşantı olarak, sivil hayat olarak, bireysel hayat olarak Kur'an'dan başka kitaba iman edilmediği sürece, yani ihlas, yani dini Allah'a özel kılma inancından sonra insanların yaptıkları her hayır ve güzel amel ibadettir. Sayın ibadet, yani kulluktur. Kulluktur. Biz buna tek kelimedir aslında. İşte Kur'an'da kulluk olarak geçer.
Şimdi Allah buna ne kadar dikkat çekmiş? Kur'an'da, hocam, Kur'an'da yanlış anlaşılmasın. Kur'an'da ibadet olarak geçer de Türkçe karşılığı kulluktur. Yani insanlar kulluk kelimesinden daha fazla ibadet kelimesini bilirler. Kulluk fazla bilmezler. Çünkü yani camilerde anla, yani ibadet dediğimiz zaman akla bizim özel bir şey yapmamız gerekiyor sanki gibi geliyor. Şimdi alıştığımız bu şey, ibadetin bu olmadığını anlatmaya çalışıyoruz.
Evet, ibadet özel bir şey değil. Allah'ın indirdiği ahlak üzerine, yani dediğimiz zaten fıtrat üzerine, doğru yaşam üzerine, kitaba, vahye bağlı bilgisi doğrultusundaki bağlı dediğimiz şey zaten ahlakı kapsar. Bu doğrultuda yaşayan insanlar, yeryüzünü ıslah edenler, iman edenler, irşat edenler kulluk, yani ibadet görevlerini yerine getirmiş olacaklar. Evet. Yani kulluk, ibadet dediğimiz şey güzel ahlak ve salih amellerdir. Evet. Yani bütün meşru işler, meşru işler ve salih amellerin hepsi ibadet hükmüne geçer. Kulluk hükmüne geçer. İnsan her an, işte bu çok önemli. Şimdi yani ibadetin hangi anlama geldiğini açıklama bakımından şimdi önemli bir şeye geldik. Evet.
İbadetin, insan, insan her an Rabbi olan Yüce Allah ile beraberdir. Şimdi onların yanlış algıları, belli bir zaman, belli bir coğrafyada, belli bir şeyde, insanlar bir yere gittikleri zaman, mabede gittikleri zaman bazı ritüelleri yaptıkları zaman Allah'a kulluk ettiklerini zannediyorlar. Onun haricinde kendilerini Allah'tan bağımsız, Allah'tan ayrı, Allah'tan uzak olarak hissediyorlar. Burada tehlikeli olan budur. Bu çok tehlikeli bir şeydir. Bu tehlikedir. Şimdi ayetten bunun böyle olmadığını, ibadetin bu anlama gelmediğini göreceğiz. Bütün meşru işler ve salih amellerin hepsi ibadet hükmüne geçer. İnsan her an Rabbi olan Allah, Rabbi olan Yüce Allah ile beraberdir. Dolayısıyla ibadetin tek kaynağı Kur'an'dır ve zihinsel, zihinsel bir olgu olarak insanın bütün duygularına hakim olan güzel ahlak ve inanç sistemidir. Demek ki ibadet neymiş? İbadet güzel ahlak ve inanç sistemidir. Hayat sistemidir baştan sona kadar.
Bir başka deyişle takva sahibi, takva elbisesi, takva sahibi olmak. Evet. Geleneksel dinde, geleneksel de yani Şiilikte ve Sünnilikte, onların kaynaklarında dinde ibadet denilince insanların aklına namaz kılmak, oruç tutmak, hacca ve umreye gitmek, zekat vermek, salavat çekmek ve zikir okumak gibi şeyler geliyor. Kurban kesmek, bu gibi şeyler geliyor. Bu gibi ritüeller geliyor. Halbuki, halbuki insan sürekli olarak ibadet halindedir. İbadet devamlı olan bir şeydir. Vine ne diyordu? Diyordu "daim", "onlar daima salatlar da daimdir, devamlıdır, devamlıdır." Evet. Halbuki insan sürekli olarak ibadet, kulluk halindedir. Hayatın amacı ve gayesi ibadettir. Kardeşim, siz Allah'tan korkun. Siz ne yapıyorsunuz? Belli zamanlarda, belli vakitlerde insanları sanki ibadet ediyormuş gibi bir algı, bir inanç veriyorsunuz. Daha sonra insanları Allah'tan uzaklaştırıyorsunuz. Zihinsel olarak, inanç bakımından insanlar kendilerini Allah'tan uzak görüyorlar. Allah'tan uzak gördüklerinden dolayı her türlü kötü ahlak, her türlü yolsuzluk, her türlü hırsızlık gibi yani son derece tehlikeli günahlara bulaşıyorlar. Şirke bulaşıyor, adam şirk koşuyor ama bu ritüellere durmadan yapıyor ama şirk içinde. Yani yapmış olduğu o ritüeller, o ibadetler onun inanç hayatında, ahlak hayatında, sosyal hayatında zerre kadar bir değişme kendisinde meydana getirmiyor. Böyle bir şey olabilir mi? Bir bu soru sorarak gidelim. Bu biraz önce saydığımız ibadetleri sen herhalde 40 yıl, 45 yıl yaptın, değil mi? Evet, yaptın mı? Evet, ben de 40 yıl civarında yaptığımı biliyorum. 1974'ten beri hocam. 1974'ten beri. İşte bu hayatın içindeyiz. Tarikatların, cemaatlerin, milli görüşün. Hangi bu saydığımız ibadet dediğimiz şeyleri de hep yaptık. Evet, aynen doğru mu? Doğru. Peki şimdi soralım. Bu saydığın, biraz önce tekrar sayalım onları. Kurban, namaz, hac. Bunlar kullukta Kur'an'da bahsedilir mi? Hac başka. Yani sadece hacın farklı bir manası var. Hac hariç, bahsettiğimiz diğer ritüeller Kur'an'da bahsedilir mi? Hocam, Kur'an'da bahsediliyor ama kavram olarak anlamı değiştirilmiş, anlamı buharlaştırılmış. Dolayısıyla şekil. Hayır, hayır. Bu şu an toplumun yaptığı şekilde Kur'an'ın, Kur'an'ın anlatıyor mu bize? Anlatmıyor. Evet. Hac hariç. Yani salatta dediğimiz bu namaz kılmak Kur'an'ın anlattığı bir şey değil. Kurban kesmek yılda bir sefer Kur'an'ın anlattığı bir şey değil. Hacca bu şekilde gitmek Kur'an'ın anlattığı bir şey değil. Oruç tutmak bu şekilde yaptığımız şey Kur'an'ın anlattığı bir şey değil. Onu kastettim ben. Doğru mu? Değil mi? Evet.
Şimdi hocam, bunu ilerideki derslerde inşallah üzerinde çalışacağız. Bunu geniş bir şekilde ele alacağız. Evet, bugünkü dersimizin konusu ibadettir. Onlar tabii geniş kapsamlı şeylerdir. Biz Kur'an'da kavramların hangi anlama geldiğini ortaya koyalım. İnsanlar istedikleri gibi değerlendirsin. Tabii ki. Yani tabii insanların inançlarına, fikirlerine müdahale etmek mümkün değil. Biz kavramların hangi anlama, inşallah geldiğini, inşallah yavaş yavaş işleyeceğiz. Onlar nasıl düşünürlerse, nasıl yaparlarsa kendi özgür iradelerine göre hayatlarına devam ederler. Evet. Kararları kendilerine ait olacak tabii ki. Biz kavramları işleyeceğiz. Hayatın amacı ve gayesi ibadettir. İnsan Yüce Allah'tan bir an, hatta göz açıp kapayıncaya kadar ayrı kalamaz. Bu o kadar önemli ki. Demek ki insanlar sadece günde beş sefer mabede gidip camiye gidip, yani kendi inançlarına göre namaz kıldıkları zaman Allah'ın huzuruna çıkmıyor. Böyle bir şey yok. İnsan asla akıllı, mantıklı, şuurlu, bilinçli insan her zaman, her an Allah'ın huzurunda kendisinin var olduğunu bilecektir. Allah'ın kendi üzerinde her zaman murakıp olduğunu, muhafız olduğunu, gözetleyici olarak olduğunu bilmesi gerekir. O zaman işte o zaman güzel ahlak sahibi olur. İşte o zaman insanlara yani salih ameller işler, hayırlı işler yapar. Kendisini Allah'tan bağımsız, Allah'tan uzak hissetmez.
"Kullarım seni bana sorarlarsa, yakın olduğumu söyle." Ama bu, ortaya koymuş olduğu ibadetlerde, ritüellerde uzak Allah inancı yerleştirilmiş. Belli zamanlarda günde bir saat Allah'ın huzuruna çıkıyor, öyle zannediyor, öyle inanıyor. Allah'ın huzuruna çıkıyorum, ibadet ediyorum ama 21 saat Allah'tan uzak. Allah çok uzaklarda gibi, kendisinden bağımsız, kendisini gözetlemeye, kendisini bilmeyen bir Allah inancı yerleştirildiğinden dolayı insanlar, "benim inancıma göre, ben böyle anlıyorum" diyorum, uzak Allah inancı. Bu ritüellerle, bu ibadetlerle uzak Allah inancı yerleştirildiği için insanlar çok rahat bir şekilde, çok rahat bir şekilde korkmadan, Allah'tan utanmadan bu günahları, bu şeyleri yapıyorlar, yapıyorlar ve sonra o ritüelleri yaparak günahlarının aff olacağını düşünüyorlar. Aynen. İşte bundan dolayı insanlar ibadetin hangi anlama geldiğini mutlaka bilmeleri gerekir. İbadetin hangi anlama geldiğini bilmiyorlarsa, ya hocam bir şey söyleyeceğim. İbadetin hangi anlama geldiğini bilmeyen niye ibadet etsin ki kardeşim? Ya ibadet etme. O kendi dininize göre, kendi inan, inancına göre yaptığınız şey ibadet değildir. Biraz sonra göreceğiz. Yapmayın kardeşim ya. Şuurlu olun, biraz bilinçli olun. Kur'an'ı öğrenin, Kur'an'a gidin. Yani cahilce, gafil bir şekilde anlamını, yani amacını bilmeden böyle bir şey yapmayın kardeşim ya. Her şeyi bilerek yapın.
Evet. Hocam, amacı ve faydası olmayan hiçbir şey Allah'ın istediği bir şey değildir. Evet, öyledir. Şimdi tabii ayetlerden devam ediyoruz. Yüce Allah buyurur ki: "Mücadele Suresi 7. ayeti okuyorum. Göklerde ve yerde olan her şeyin Allah'ın bilgisi dahilinde olduğunu görmüyor musun? Göklerde ve yerde ne var, neler oluyor? Allah'ın bilgisi dahilinde olduğunu görmüyor musun? Kişinin gizli konuştuğu bir yerde onların dördüncüsü Allah'tır. Kişinin gizli konuştuğu yerde bunların altıncısı Allah'tır. Bunlardan az olsunlar, çok olsunlar, nerede olurlarsa olsunlar Allah onlarla beraberdir." Kardeşim, Allah sürekli bizimle beraberdir. Allah sürekli bizimle beraberdir. Allah bizden ayrılmıyor. Bizden uzakta göklerde, şeylerde bir Allah yok kardeşim ya. Allah biz insana şah damarından daha yakınız. Hocam, bunların ibadetleri, bunların inancı, bunların kitapları, bunların kaynakları insandan uzak olan bir Allah inancı yerleştirmiştir. Bu bütün bu hastalıklar bundan dolayı. Biz insanın kalbiyle kendi arasına girmişiz diye de bir ayet daha var. Ezinde vardır mutlaka. Hocam, o ayeti hatırlattınız. Diyor ki Yüce Allah: "Allah kişiyle kalbi arasına girer." Enfâl Suresi 24. ayet. Evet. Kardeşim, o göğüste olanları bilir. Sürekli insan Allah'ın gözetimi altındadır, kardeşim. Allah'tan uzakta bir şey yok. Evet. Geçenleri südur'lardan, yani içsel düşüncelerimizi dahi bilir. Bilir. Aynen. Nerede olurlarsa olsunlar Allah onlarla beraberdir. Son onlara haber verecektir amellerini, haber verecektir kıyamet günü yaptıklarını onlara haber verecektir. Çünkü neden? "Alim Allah her şeyi bilendir." Burada bir not düşmek istiyorum. Bir "amel" kelimesi geldi ya orada. Bunu ileride mutlaka işleyeceğiz. Gene konulara gelecek ama bugün diyelim ki bunu seyreden bir kişi şunu unutmasın. "Ameli salih olmayan kişi cennete gitmeyeceğini bilsin." Bilsin. İnsanlar ameli salih olmayan kimse cennete gidemez. İmanı olsa bile. Bunun ayeti de var zaten. En'am Suresi 159. ayet, 149 mu, 159 mu? Neyi gözetiyor Allah'ın gelmesini mi? Meleklerin gelmesini mi? Diye ayet böyle başlıyor, hocam. Evet. "İman etmeleri fayda [Müzik] veranı." Fayda vermez. Ancak orada hocam şöyle bir ayet var. Daha önce iman etmemişse, yani kıyametin son anından bahsediyor. Yani orada bir kıyametin son anında imanın fayda vermeyecek diyor. Bir de imanlı fakat ameli salih yok. Ayeti incelemedim şimdiye kadar üzerinde. Ben bütün mealler öyle veriyor. En'am Suresi'ne baksak mı ayete? Yok hocam, o sonraki iş. Tamam. Yani bütün mealler o manayı veriyor. Yani ameli, imanı var, ameli yok. Zaten ayetlere bakarsak, mesela Asır Suresi'ne baktığımız zaman, yani amelsiz cennete gidilmeyecek düşünüyoruz. Evet. Evet, tabii ki. Buna benzer ayetler var. Yani esas olan, esas olan amelin olduğuna dair ayetler var. Şimdi bu ayetten başka birkaç tane ayet. Madem ki buraya girdik, birkaç tane ayet hatırlatayım. Mesela Yüce Allah, Taha Suresi'nde der ki: "Ve kim Allah'a mümin olarak gelirse, ameller işleyerek mümin olarak gelirse." Dolayısıyla hocam, bir şey söyleyeceğim. Kur'an'da geçen "kal" cümlesi, oradaki "ve" yani anlama geldiğinden dolayı, "onlar ki iman ettiler, iman ederler." Yani ameller işlerler. Demek ki gerçekten de amel işlemeyen, salih ameli olmayanların imanı yoktur zaten. Olmaz. Ben Kur'an'dan edindiğim bilgi, ameli, yani ameli güzel olmayanların imanı da olmadığı kanaatindeyim. İşte ehli sünnet burada, ehli sünnet burada çakmış, ehli sünnet burada duvara toslamış. Çünkü "amel imandan bir cüz değildir" derler. Çok ilginç. Ameli bir şey saymazlar. Halbuki salih ameller, mesela hocam şöyle bir ayet var, aklımıza getirmişken. Yüce Allah mesela ahirette der ki, başka bir ayette diyor ki: "Ya Rabbi, diyor, şu anda ayetin metni aklıma gelmedi. Bizi dünyaya geri döndür, salih ameller işleyelim." Bak bir ayet daha söyleyeyim sana. Bu ayet midir ki anlamını şey edemedin? Adam ah gidiyor. "Ya Rabbi, diyor, bana malım bir fayda vermedi. Beni bir an geri gönder, malımı tasadduk edip de geleyim" diyor. Demiyor. Yani "bizim uşaklar gerde kaldı" diyor. Onlar benim adama şimdi mal gönderirler, hayred ederler. Tamam mı? Onu demedi. Dedi ki: "Beni gönder geriye bir an. Tamam mı? Bu malın bana fail etmedi, fayda vermedi. Malı, yani beni bir an geri gönder, malımı tasadduk edip de geleyim" diyor. Başka ayet var. O ayeti açacağız. O ayet Münafıkın Suresi'nde ama ben okudum ayeti de buldum. Fatır Suresi. Fatır Suresi ayet kaç? Fatır Suresi ayet 36-37 der ki hocam, 36-37 ayetlerde: "Biz her nankörü böyle cezalandırırız. Onlar orada: 'Ey Rabbimiz, buradan bizi çıkar, salih ameller işleyelim, işlediğimiz o kötü amellerin yerine salih ameller işleyelim' derler." Dolayısıyla hani ameller. Şimdi de Münafıkın Suresi'nde o e söz ettiğiniz ayeti açıyorum hocam. Ayet şudur: "Diyor ki hocam, ya eyyühellezine amenu, ey iman edenler..." Ayet numarasını söyleyeyim. 9. Bu 9-10. "Mallarınız ve evlatlarınız sizi Allah'ın zikrinden, Kur'an'dan alıkoymasın. Sakın Kur'an'dan gaflet içinde olmayın. Böyle yaparsa kalanlardan olacak. Rızık olarak verdiklerimizden infak edin. Sizden birinize ölüm gelmeden önce şöyle der: 'Rabbi, Rabbim, beni yakın bir müddete, yani geciktirseydin, döndürseydin, geri gitseydim de tasadduk edenlerden, sadaka verenlerden, sadakatını yerine getirenlerden olsaydım.' diyeceği bir günden kendinizi koruyun." Evet. Biz konuyu, konuyu gene toparlarsak dönelim ibadete. Böyle sapran girdik. İbadet konusu programa az gelebilir diye sağa sola girdik. Biraz da asılı oldu. Dönelim şimdi gene ibadet konusunda. Önümüzdeki ayetlerle ilgili devam edelim hocam.
Başka bir ayet. Yüce Allah der ki: "O Allah'tır ki gökleri ve yeri altı devirde yarattı. Sonra güç ve kudretiyle arşa istiva etti. Yere gireni ve ondan çıkanı, yani gökten ineni ve oraya yükseleni bilendir. Ve nerede olursanız olun Allah sizinle beraber." İşte bu inanç, bu inanç yerleşmesi lazım. Şey, ehli sünnete göre, hani peygamberin yatağının altında köpek vardı ya, ölmüştü. İşte vahiy gelmedi, Cebrail gelmedi, melekler gelmezmiş köpek olan eve. Biliyorsun bunları sen hadislerden, hocam. Rivayet. Tuvalete, tuvaletlere gelmezmiş melekler falan. Tamam mı? Gibi bir dünya uydurmalar, uydurmalar, uydurmalar. Ya akıl, akıl tutulması var gerçekten. Onlara girersek var ya, zaten çıkamayız. Biz doğrular anlatalım dediği gibi. Kim ne anlarsa anlasın. Vallahi billahi Allah yaptıklarınızı, her yaptığınızı görmektedir. Şimdi hocam, şöyle bir inanç var. İyilik yaptığı zaman, camiye gittiği zaman, hac ve umreye gittiği zaman Allah görüyor kendisini. Allah görüyor, değerlendiriyor. Oradan çıktı mı? Allah artık uzak bir Allah var. Artık Allah onları görmüyor. Ya Allah? Peki görmez. Şimdi kameralarla kullara da gösteriyorlar canım. Çekim yapıp kullara da gösteriyorlar. Şimdi yediğimizi, içtiğimizi, tamam mı? Giyindiğimizi, gezdiğimizi. Artık biz de ondan kaçmış değiliz. Yani kendimi de istisna saymıyorum. Gösteriyoruz artık birbirine. Evet. Bu da Hadis Suresi 4. ayeti. Evet. Hayırlı faaliyetler, hayırlı faaliyetler, salih ameller ve infak dışında ibadet fiziksel olarak yapılan bir şey değildir. Asıl ibadet zihinsel olandır. Zihinsel, gönülde, kalpte olandır. Evet. Yani sürekli olarak Yüce Allah ile iletişim halinde olmaktır. Sürekli olarak Allah ile iletişim halinde olmaktır. Kişi iman, gönül ve zihinsel olarak Yüce Allah'a teslim olmadan ona ibadet etmiş sayılmaz.
Peki ibadet dediğimiz zaman adam dua ediyor veya bağırıyor. Toplu dua ediliyor. Buna ibadet diyor musun? Hocam, Kur'an'a göre, Kur'an'da kesin olarak bu konuda anladığım bir şeyi söyleyeyim. Bir dua asla cemaatle yapılmaz. Asla yapılamaz. Böyle bir şey yoktur. Kur'an'dan bunun delili olmaz. Birisi çıkacak orada, orada okuyacak. "Ya Rabbi şunu yap, ya Rabbi vasıl eyle, ya Rabbi bunu şöyle yap, ya Rabbi bunu şöyle yap." O tekiller de amin içinde riyakarlık gelecek, gösteriş gelecek. Diyor, böyle bir ibadet Nebi ve Resullerin hayatında, vahyin tarihinde asla böyle bir şey yoktur. Bu bir sesli olarak dua asla yapılamaz. Bu mük. Kur'an'da yok. Çünkü Kur'an bu. Kur'an asla. Bir de Allah'ı postacı yapıyorsunuz. Allah'a akıl öğretiyorsunuz. "İsrail'i kahreyle" veya "hasıl olan sevapları şuraya gönderdik, kabul eyle, buraya gönderdik, kabul eyle." Yani neyi taksimat yapıyorsunuz siz? Sanki bir şey kazandınız da, ne yaptınız? Sadece dua ediyorsunuz. Öyle bir şey mi kazandınız? Yani bir amel mi yaptınız siz? Hayır. Kuru kuruya Allah'a da postacılık yapıyorsunuz. Hiç yakışmıyor. Böyle uzatmalar, bilmem neler. Evet. Dua asla sesli yapılmaz. Asla toplu, toplumsal olarak asla yapılmaz. Dua Yüce Allah der ki: "Rabbi, gönülden yakarış, gizli olarak dua edin." Dua yakarıştır, kalple alakalıdır, gönülle alakalıdır, zihinle alakalıdır, kişiseldir. Dua kişiseldir. Yani cemaatle bir alakası yoktur. Birisi orada çıkıyor meydanda, Arafat'ta, orada bir saat dua ediyor. Yok kardeşim. Allah'tan kop. Bir saat dua olur mu? Nebi ve Resullerin, iman edenlerin, yani insanlık tarihinde müminlerin, Nebi ve Resullerin dualarını Kur'an'da görüyoruz. Bir satırı geçmez. Sen bir saat ne gösteriş yap, yapıyorsun kardeşim ya. Sen niye yakalık yapıyorsun kardeşim ya. Evet. Hem böyle bir dua şekli yok. İçsel bir, içsel düşüncedir aslında. Dua, içinden temenni geçer. Yani şöyle olsaydı, böyle olsaydı, Rabbim şöyle yapsaydı. Zaten söylemsel değil. Bu dua konusu ayrı bir konu zaten. O da yanlış anlaşılan şeylerden. Hocam, dua Allah'la irtibatı, iletişimi kesmemek, sürekli Yüce Allah'la iletişim halinde olmaktır. Dua gerekeni yapmak demektir. Evet, evet. Ayrı bir konu yani. Evet.
Gene dolayısıyla bir toplu bir şekilde dua asla yapılamaz. İkincisi, cemaatle asla öyle bir şey yoktur. Dua gizli olarak bireyseldir. İnsanın kendi hayatıyla, kendi inancıyla, kendi fikriyle, kendi yaşantısıyla kendisiyle Allah arasında olan zihinsel, gönülden işleyen bir mekanizmadır. Evet. İbadet kapsamına girdiği için girmek zorunda kalıyoruz böyle bazı kelimelere de. Asıl bu kelimelerin daha farklı manaları olduğunu ileriki zamanlarda açıklayacağız zaten. Bizim konuşacaklarımız birisi tamamını böyle analiz etse biraz şaşkın olur. Yani biz çünkü çok şaşkın olduk. Kur'an çalış çıksa hala şaşkınlığımız devam ediyor. Bu kadar değişikliğe uğramış işler. Evet. Buyur. O zaman kişi, kişi iman, gönül ve zihinsel olarak Yüce Allah'a teslim olmadan ona ibadet etmiş sayılmaz. Din olarak, din olarak Kur'an'dan başka kitaplara iman edenler, Allah'a değil, kitaplarına iman ettikleri kişilerdir. Kimin kitabına, kimin kaynağına, kimin inancına, kimin fikrine iman ediyorsan kardeşim, senin ibadetlerin onadır. Senin ibadet, mesela tarikatçıların amelleri Allah'a ibadet değildir. Süleymancıların ibadetleri Yüce Allah'a gitmez. Sürekli olarak Risale-i Nur okuyan, indirilmiş kutsal bir kitap gibi onlara iman edenler Allah'a ibadet etmez. İbadet, yani kulluk vahiy ile ilgili bir durumdur. Vahiy ile ilgili bir durumdur. Kur'an'la ilgili bir durumdur. İbadet sadece Yüce Allah'a teslim olma, yani ihlas ve takva ile ilgili bir durumdur. Yani kim kime iman ederseniz, kime iman ederseniz ona ibadet etmiş olursun. Senin imanın kime ise, senin hayatını kim yönlendiriyorsa, kimin emrinde isen kulluğun, yani ibadetin de onadır. Yani arkadaşlar bakın, ideolojik düşünceniz, hizmet ettiğiniz yer, dinsel olarak, inançsal olarak kastediyorum, maaşla çalıştığınız vesaire kastettiğimiz şeyler değil tabii ki. Yani düşünsel olarak hizmet ettiğiniz yön, yer, grup neyse, sizin kulluğunuz ve yani ibadetiniz oradadır. Yani eğer Allah'ın emirlerini yerine getiriyorsa ibadet etmiş oluyorsunuz ve kulluğunu gereğini yapmış oluyorsunuz. Eğer bir grubun, tarikatın, şahsın dediklerine doğru hizmetiniz gidiyorsa, yönünüz, ideolojiniz onun dediklerini yapıyorsanız, onun verdikleri fetva Kur'an'a uymayan fetvaları yapıyorsanız, sizin ibadetiniz ve kulluğunuz ve sırat-ı müstakim'iniz orasıdır.
Yüce Allah'ın kitabı yerine Buhari'nin ve Küleyni'nin çöplükten topladıkları ile beslenenlerin amelleri Allah ibadet olarak kayda geçmez. Dolayısıyla kimin emirleri ve sözleri gönlünüzde taht kurulmuşsa, kulluğun onadır. Şeyhe iman eden Allah'a kulluk yapamaz. Mezhebe bağlı olanın ibadeti Allah'a gidemez. İsa Aleyhisselam'ın İncil'de dediği gibi, insan aynı anda hem krala hem de Allah'a hizmet edemez. Buradan anlıyoruz ki ibadet, kulluk, yani hizmet ettir. Sürekli olan, devamlı olan bir şeydir. Kur'an'dan yüz çeviren ibadet diye bir şey yapmamıştır. Ben Hristiyanım, Yahudiyim, Şiiyim, Sünniyim diyenlerin ibadeti İslam olamaz. Hayatın hepsi ibadettir. Yani hayat ibadetten, ibadetten ibarettir. Kur'an'da bulunan bütün emir ve yasakları, öğüt ve tavsiyeleri yapmak ibadettir. Hatta Kur'an'dan başka bir şeye iman etmeyen, güzel ahlak sahiplerinin uykuları bile ibadet sayılır. Evet, bunu daha önce konuştuk zaten. Evet. Hani derdi ya eski alimler, "Alimin uykusu da ibadettir." Ben buna karşı çıkardım düşünce olarak. Sonra düşündüğüm zaman doğru düşüncede bir adam varsa, günü hayırla bitirmişse, evet, gecesi bir ibadettir sayılır. Yani diyebiliriz. Evet. Hocam, bir insan Kur'an'dan başka kaynak kabul etmiyorsa, ihlasa sahipse, takvaya sahipse, yani şirke bulaşmamışsa, İsa o insanın uykusu da ibadettir, yürüyüşü de ibadettir, konuşması da ibadettir, her şey ibadettir. Evet. Her şey ibadet. Müşriklerin amelleri çölde parlayan serap gibidir, rüzgarın savurduğu kül gibidir. (Nur Suresi 39, İbrahim 18). Aslında ben bu ayetlerin metinlerini okumak isterdim fakat vaktimiz 15 dakika kaldı. Dersi bitirme açısından devam ediyorum. Sayın hocam, tam ibadet, ibadet Yüce Allah ile bağlantıyı koparmamak, her zaman çevrim içi olmak, sürekli olarak onun gözetimi altında olduğumuzun bilincinde olmaktır. Küfür de böyledir. Şirk ve küfür ehli sürekli olarak dinlerini anlatır, onun faziletini ve üstünlüğünü savunurlar. Hocam, ibadet budur zaten. Şöyle bir örnek vereceğim. Bu şimdi bir Nurcu hayatı, bir tarikatçı hayatı şöyle şekillenir. O sürekli zikirle şey yapar. Sürekli zikir çeker, şeyhin ona verdiği virdleri çeker, salavat çeker, zikir çeker, tespih çeker. Sürekli onun gönlünde şeyhi vardır, onun tarikatı vardır, yolu vardır, dini vardır. Şeyhi vardır. Sürekli onun zihninin merkezinde, kalbinin, aklının merkezinde tarikat vardır, şeyh vardır, kendi dininin tavsiyeleri vardır, öğütleri vardır, emirler vardır. İşte ibadet budur. Bir insanın zihnine, aklına, fikrine, kalbine Allah hakim olursa, Kur'an hakim olursa, Kur'an'dan başka bir şey düşünmez, sadece Allah'a rağbet ederse, sürekli Allah ile iletişim halinde olursa, işte ibadet budur. Asıl "Allah ne der" diye düşünmedin de "insanlar ne der" diye düşündün der Resulüne hitaben değil mi? Yani buyur hocam. "Resulüne hitaben, asıl Allah ne der diye düşünmedin de insanlar ne der diye düşündün." Asıl Allah ne der diye düşün. Aklıma geldi hocam. Ahzab Suresi 37. ayet. Evet. İşte bu yaşam tarzının, işte bu yaşam tarzının ve inanç sisteminin Kur'an'daki adı kulluk ve ibadet oluyor. Kulluk ve ibadet oluyor. İbadet sürekli olan, ibadet sürekli olan, kulluk sürekli olan, hiç kesilmeyen, insandan ayrılmayan, devamlı olan, gece gündüz onunla olan bir inançtır. İbadet inançtır. İbadet kabul etmektir, hakka teslim olmaktır. Biraz sonra ayetleri göreceğiz. Kulluk Yüce Allah ile ilişkileri düzene sokmak demektir. İşte bundan dolayı vahyin, bundan dolayı vahyin ve resullerin yegane gönderiliş sebebi sadece ibadettir.
Şimdi hocam, burada İsa Aleyhisselam'dan bir örnek vereceğim. İsa Aleyhisselam, Yüce Allah, İsa Aleyhisselam ki: "Ey Meryem oğlu İsa, sen mi dedin yani kavmine, beni ve anamı Allah'ın dunda iki ilah edinin diye söylediği zaman İsa Aleyhisselam'ın Yüce Allah'a vermiş olduğu bir cevap vardır. 'Ey Rabbim, senin bana emrettiklerinden bir şey söylemedim.' İbadet budur kardeşim. Allah tarafından indirileni hayata geçirmektir, tatbik etmektir, yaşamaktır. İbadet budur. İbadet belli ritüelleri yapmak, belli zamanlarda mabetlere gitmek değildir. Zaten öyle bir şey yok. Bu da Maide Suresi 116, 11'den örnekler verdi. Sadece benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin dedim." (Maide 117. ayet). "Başka bir ayet. İşte bu sizin Rabbiniz olan Allah'tır. La ilahe, ondan başka ilah yoktur. Şeyin, her şeyin yaratıcısıdır. Sadece ona kulluk edin ve o her şeyin üzerinde vekil olandır."
Şimdi birkaç tane hocam seri bir şekilde ayetler okuyacağım. Zaten yani bir, iki sayfamız kaldı. Yani burada bu ayetleri okumamın sebebi şudur. Biz belli ritüellere karşı geldiğimiz zaman, yani hiçbir şey üretemeyen, hiçbir hayır, hiçbir hizmet, hiçbir güzel ahlak üretemeyen mabetlere karşı geldiğimiz zaman, yani bizi bazı şeylerle yaftalıyorlar, karalıyorlar, iftira ediyorlar. Hayır kardeşim, hayatın amacı ibadettir. İnsanlar ibadet için yaratılmışlardır. Biz asla ibadetlere karşı gelmiyoruz ama sizin yaptığınız şeyler ibadet değildir. Yani insanı bilince yönlendirmeyi, takvaya yönlendirmeyi, Allah'ı bilmeye yönlendirmeyi. Allah hakkıyla takdir edemediler. Sizin ibadetleriniz, sizin kulluğunuz, o mabetlerde geçirdiğiniz vakitler Allah adına, vahiy adına, din adına, İslam adına, ihlas adına, takva adına, Allah Resulleri adına, İbrahim adına size ne öğretti? Bana bir cevap verin kardeşim ya. Allah'tan korkun ya. Sizin dininiz size ne öğretti? Allah'ın huzuruna neyle çıkıyorsunuz? Hangi kitabınız? Hocam, şunu şunu açıkça söyleyebilirim. Bir ayetin metnini okuyup da manasını veremeyecek binlerce imam var. Halkı, halkı hakkımız yok. Halk zaten Kur'an'dan habersizdir. Bir şey bilmiyor. Müşterileri iyi değil. İmamların, müşterileri de iyi değil. İmamların. Onu söylüyordum ben tabii zamanla gittiğim zamanlar. Hoca, yaç namazını okurdu mesela. Tabii ayetin anlamını biz anladığımız için derdim hocaya ki, çıktık bir çay, bir yere oturuyoruz. Hoca, şimdi dedim okuduğu ayetler anlamları bize söylesin derdim. Bilmiyorum derdi. Bana Ahmet abi, gidip yarın bakayım sana söylerim derdi. Tabii mahcup oluyordu. Tabii o da. Ya şimdi adam Fatiha'nın anlamını bilmiyor. Şimdi biraz önce saydığın şeylerden dolayı bir dünya ayet geldi aklıma benim. Mesela hani onların önderleri, imamları, rahipleri, şeyleri onlara en azından doğru, doğruyu anlatsaydı, yani iyiliği anlatsaydı, emretseydi. Suresinin 63'e galiba. Şimdi bir sürü şey geliyor. İnsanlık yararına bir iş yok. Yani bu bahsettiğimiz hep insanlara hizmet, birbirinin üstüne binme oldu. Burada yani insanlık yararına hiçbir şey olmadı, ortaya çıkmadı. Çünkü doğru olmayan bir şey yapılıyor. Evet. Ayetlere değinelim. Kab, yani şu demek istiyorum hocam, şunu demek istiyorum. Sakın, sakın yani bu bu dinin sahipleri, bu cahiliyenin adamları, bu Allah'tan habersiz, dinden habersiz, Kur'an'dan habersiz olanları, bu din adamlarının bizi ibadete karşı gelmekle suçlamaları, asla kabul edecek bir şey değildir. Biz bunu reddediyoruz. Biz bunu kabul etmiyoruz kardeşim. Biz bunu kabul etmiyoruz. E bizden daha tabii mealleri olan arkadaşlarla tanışıyoruz. Dolayısıyla eski tanışmamız, şimdiki arasında farklılıklar var. Bizden de uzaklaşıyorlar. Ben de hodri meydan diyorum. Ayetlerden açıklama yapacağız. Ayetlerden delil göstereceğiz. Rivayetlerden delil göstermeyeceğiz. Delil Allah'ın ayetleridir. Zaten Zihye Suresi 6 ve Lokman Suresi 6'yı okuyan birisi ne delil olarak kabul ettiğini bilir. Zaten evet. O zaman buyur. Şimdi ayetler. Ben seri bir şekilde devam etmek istiyorum. Evet. Araf 59. ayetin metnini okuyup manasını veriyorum. "Hûd, olsun ki Nuh'u kavmine gönderdi. Kale dedi ki: 'Ey kavmim, sadece Allah'a kulluk edin. Sizin için ondan başka ilah yoktur. Sizin için ben azim bir günün azabından korkarım' demişti." "Hud kavmine de kardeşler adı gönderdik, dedi ki: [Müzik] 'Ey kendisinden başka ilah olmayan sadece Allah'a kulluk edin. Sakın Allah'tan başkasına kulluk etmeyiniz. İşte o zaman bilinç sahibi olursunuz.' Kardeşler göndermişti, 'sadece Allah'a kulluk edin. Sizin için ondan başka ilah yoktur.' (Araf 73). Medyen'de kardeşleri Şu'u gönderdik, 'sadece Allah'a kulluk edin. Sizin için ondan başka ilah yoktur.'" Hocam, bir ayete geldim enteresan. Şimdi bu ayetler tek tek, tek tek Allah'ın Resuller anlatıyor. Sonra der ki, şimdi Halbuki biz biliyoruz ki bir tane Allah'ın Resulüne bu ayetin bir tanesini anlatsa, hepsini aynı şeyleri yani söylediğini biz anlarız. Doğru mu? Evet. Bir mesela Nuh'un tebliğ metodunu anlatır. Bütün Resuller aynı metodu uyguladıklarını biz biliyoruz. Nuh'u gece anlattım, gündüz anlattım, sesli anlattım, sessiz anlattım, yalnız anlattım, kalabalıkta anlattım der. Ama kulakların kattılar. Demek ki bütün.
Resuller aynı görevi yaptılar. Hayır, tabii. Tabii, gerçekten önemli hocam. Şimdi orada Nuh Aleyhisselam böyle söylüyor. Evet, gece anlattım, gündüz anlattım. Tek. Şimdi burada fakat kulluğu hepsi için anlatıyor, farkında mısın? Evet, bütün resullerin kavimlerine ne dedikleri şeyleri ortaya koyuyor. Bir tanesini söylemiyor. Yani hepsi aynı şeyi yapıyor. Yani Allah tekrarlıyor bunları. Yani tamam mı? Burası önemliydi. Evet, şu ev, genel bir açıklama. Şimdi bu.
Şimdi Yüce Allah der ki, iki ayet okuyacağım bu [Müzik] konuda. Biz her ümmete bir Resul gönderdik, ortaya çıkardık diyelim. On, düzel çıkık, ortaya çıkardık. Her ümmete bir Resul çıkardık. Her ümmet için bir Resul çıkardık. Evet. Demek ki hocam, bütün vahiylerin, bütün vahiylerin, bütün resullerin amacı etmeleri gereken, tebliğ etmeleri gereken, duyurmaları gereken, ilan etmeleri gereken tek bir şey vardır. Sadece Allah'a hizmet, sadece Allah'a kulluk, sadece Allah'ın emrinde olmak. Kendini Allah yerine koyan, Allah'ın yerine hüküm koyan tağut kaçının onlardan uzak. Bu ayet Nahl Suresi 36. ayet. Başka bir ayet, bir ayet de ım buna benzer. Ey Resul, senden önce gönderdiğimiz bütün Resuller, gönderdiğimiz bütün elçilere ileyhi ona vahyettiğimiz tek bir gerçek vardı, tek bir gerçek vardır diyorlar. Ali Hoca, ibadetlere karşı geliyor kardeşim. Sen ibadetten maksat sadece namaz geliyorsa aklına, sadece oruç geliyorsa, sadece Hac, ümreye geliyorsa, bilinçsizce, kur'ansızca, imansızca, allahsızcasına geliyorsa, ben sana ne yapayım kardeşim? Ben sana ne yapabilirim? Ben sana hiçbir şey yapamam. Kur'an sana yapamamış. İsa ben sana bir şey yapamam kardeşim. Bak ayet ne diyor? Senden önce gönderdiğimiz bütün Resuller ileyhi ona vahyettiğimiz tek bir gerçek. İlahe benden başka ilah yok, sadece bana kulluk edin. Kardeşim, sen gidiyorsun din adamlarına kulluk ediyorsun. Sen din adamlarına kulluk ediyorsun, ibadet ediyorsun zannediyorsun. Ben Allah'a ibadet ediyordum. Sen Allah'la ne alakan var? Sen Allah'ı biliyor musun? Sen Kur'an'ı, kitabını biliyor musun?
Evet, şimdi geldik hocam, özelde. Şimdi bu okuduğum ayet Enbiya 25. ayeti. Şimdi geldim Nebi Aleyhisselam'a. Burada bir şey var. Burada bir ayetler var. Yüce Allah der ki Nebi Aleyhisselam'a, kahi, kah de ki, o müşriklere de ki, o müşriklere de ki, Allah'tan başkasına kulluk etmemi mi emrediyorsa, ey cahiller, Allah'tan başkasına kulluk etmemi mi emrediyorsa, ey res, ey Nebi, sana ve senden önce vahyedilen nebilere tek bir gerçek vah. And olsun ki eğer şirk koşarsan var ya, senin bütün amellerin boşa gider. O zaman hrand kalanlardan olsun. Sakın sadece Allah'a kulluk et, sadece Allah'a kulluk et. Yani şükredenlerden ol. İbadetin kulluk ve hizmet olduğu ile ilgili en çarpıcı ayet şudur hocam. Şimdi geldik o firavun, haz Musa'ya diyor ya. Şimdi, firavun Musa'ya diyor ki, "Sen diyor, yapacağını yaptın, en sona kafirlerden oldun, bize karşı nankör oldun." Firavun Musa'ya diyor, yani sen kafirlerden oldun diyor. Musa. Burada, burada hocam, ibadetin hizmet anlamına olduğunu, zihinsel bir şey olduğunu, yani emrinde, emrinde olduğunu, em, aynen emrinde çalışma olduğunu gösteren enteresan bir ayettir. Ayet şudur.
Evet, Musa Aleyhisselam firavuna cevabında diyor ki, "Beni İsrail, Beni İsrail, senin bana minnet ettiğin şeyin nedeni nedir biliyor musun ey Firavun? Gerçek İsrailoğullarına kendine k kuk hizmet etmendir." Demek ki kulluk neymiş? İb, ibadet ettirme, hizmet, hizmet etmekmiş. Çünkü İsrailoğulları sabahtan akşama kadar sürekli olarak firavuna hizmet ediyorlar. Bir de [Müzik] zekat. Orada da geçiyor. Geçenki programda işlemişti zaten onu da. İsrailoğullarını serbest bıraksın ki tek olan Allah'a kulluk edecekler. Demek ki özgür olmayanın kulluğu da yok. Yani tabii, aynen. Yani birinin emri altında, bir grubun şeyinde, doğrultusunda, ideolojisinde gidiyorsan, senin kulluğun bir önemi yok. Kulluğun onlardır zaten. Özgür değilsin. Özgür olmayanın kulluğunu kabul etmiyor Allah. Özgür olacaklar. Yani İsrail olar özgür değiller. Öz gürleşsin ki tek olan Allah'a kulluk edecekler diyor. Tabii hocam, bu gerçekten önemli. Yani bu sizin söylediğinizi güncelleyecek olursak, cemaate takılanlar, cemaate mahkum olanlar, o cemaatin liderine mesela itaat edenler, veut da tarikat, cemaat, hangi grup ve fırka olursa olsun, gerçekten onlar Allah'a ibadet etmiş olmazlar. Özgür olmayan, özgür olmayanın ibadeti Allah'a gitmez. Evet.
Bir de burada şimdi bu bu konular konuşuluyor. Duyanlar da atlıyor bu konuları. Bunlar ilk kafamıza takılan konulardır arkadaşlar. Şimdi Allah ne dedi biraz önce, şirk koşarsanız amelleriniz boşa gidecek dedi, değil mi? Hem de Nebiye, hem de Nebiye söyledi. Yani Nebiye söylüyor bunu. Biraz önce gene örneklerini verdin. Rüzgarlı havada küllü dışarı çıkarman ve onun savrulması gibi de o külleri toplayabilirsin. İbadetlerini de topla, amellerini de topla. Yani değil mi? Yani amellerini topla anlamına geliyor. Yani örneklerini de verdi. Yani şirk işlersek amellerimiz yazılmıyor. Dolayısıyla zaten Müslüman olmadığımız için, mümin olmadığımız için zaten amellerimiz yazılmıyor. Bu çok tehlikeli bir iş ya. Ama iyi işler yaptığımızı zannediyoruz. O en çok ziyana uğrayanları haber vereyim mi diye ayet aklıma geliyor. Tabii ki hocam, o ayeti de, o ayeti de şey yapmışım ben. Aldın mı ayeti? Aldım. Evet. Buyur. Aslında, aslında İsrailoğulları firavuna kulluk etmiyorlar, sadece ona çalışıyor ve emrinde hizmet ediyorlardır. İbadetin ritüel değil, zihinsel bir kabullenme olduğunu gösteren bir ayet de şudur. Sayın hocam, Yüce Allah der ki, bu ayette, yalnız bu ayetin Zuhruf Suresi'nin son sayfasında olduğunu biliyorum ama ayet numarasını almamışım, unutmuşum. Zuhruf Suresi'nin son sayfasındadır. Kul de ki, eğer Rahman'ın çocuğu olsaydı, o Mekke Müşrikler, Mekke, yani Allah'a çocuk izafe eden Mekke Müşrikler de ki, hocam ayeti açtım burada söyleyeyim. Ayeti, evet, 81. ayet. Zuhruf 81. Eğer Rahman'ın, Rahmana çocuk izafe eden o Mekke Müşrikler de ki, Rahman'ın çocuğu olsaydı, Abidin, ibadet edenlerin ilki ben olurdum. Burada ibadetin kabullenme, iman etme anlamına geldiğini görüyoruz. Yani iman eder, V kıız şartsız kabul ederdim ama böyle bir şey yoktur. Yüce Allah bu gibi şeylerden uzaktır demek istiyor. Evet, ibadet.
Hocam, son bir şey. İbadet bilinçsizce yapılan ritüeller değildir. Kur'an'dan haberi olmayanlar yüce Allah'a nasıl kulluk ederler? Din, iman, İslam, ihlastan haberi olmayanların ibadetlerinden söz edilemez. Yüce Allah'ın resullerin ahlakından nasibi olmayan bir toplum ibadet etmiş olmuyor. Bir papagan gibi sadece kendisine tekrar edilen şeyleri yapıp duruyor. İbadet, takva, ihlas, ihsan ile ilgili bir durumdur. Yani ibadet ve kulluk bilinç, dini Allah'a özel kılma, güzel ahlak ile ilgili bir durumdur. Sonuç olarak insan sürekli olarak ibadet halindedir. Müminin bir an bile ibadetten ayrılması mümkün değildir. İbadet her durumda güzel ahlaklı ve dürüst olmak anlamına gelmektedir. Evet, sayın, o ayeti aldım dedin ya, size en çok ziyana uğrayanlardan haber vereyim mi diye hocam? İyi ki hatırlattınız. Okuyorum. Bismillahirrahmanirrahim. Numarasını da söyle. Söylüyorum. Kehf Suresi 103, 104, 105. Kehf, Kehf Suresi, Kehf Suresi 103. Amel bakımından en çok hrand olanları size bildirelim mi? Adam kendisinin çok ameller yaptığını, çok işler başardığını zannediyor ama ahirete gittiği zaman husrana, husa kalacaktır. Peki bu onlar kimdir? Onlar ki D dünya hayatında bütün emekleri, bütün çabaları, bütün işleri boşa gitmiş. Ama onlar zannediyorlar ki, onlar büyük işler başardıklarını zannediyorlar, büyük işler yaptıkları. Peki bunun, bunun sebebi ne? Nedeni nedir? Rablerinin ayetlerini görmezden geldiler, onlara kafirlik ediyordu. Şimdi adama ön yargıyla hareket ettiler. Evet, şimdi söylesen adama diyor ki, mesela diyorsun ona ki, putlara tapmayın, şirk işlemeyin. Şk. Şimdi nerede iş? Mekke'de putlar vardı, onlara tapıyordu, on şirk işliyordu. Onlar biz onlar gibi müşrik değiliz ki diyor. Mesela kişi anlıyor musun? Evet, yani o gün oraya ole kafası çalışıyor. Yani put mu var? Biz puta mı tapıyoruz da şirk işliyoruz? İşsiz diyoruz diyor. Halbuki şirk, şirk o kadar detaylı ve incedir ki, tamam mı? İnsan evladıyla bile şirk işleyebilir, malıyla şirk işleyebilir. O kadar detayları vardır şirkin. Biz şirk işlemedik, değil mi? İşledik. Başka zaman iş. Tabii, tabii. Yani elimizden geldiği kadar şirkten uzak durmaya çalışıyoruz. Evet, şirk konusunu işlemedik. İnşallah işleriz. İşlem birkaç sene önce işlemişti onu bir WhatsApp grubunda ama böyle buraya kayıt altında değil galiba. Evet, evet. Onlar rablar ayetlerine karşı gelenler, üzerini örtenler, görmezlikten gelenler, onlara ön yargıyla yaklaşanlar var ya ve onunla karşılaşmayı da inanmayanlar, ummayanlar, uzak görenler, Allah'ı uzak bir ihtimal olarak görenler, onların bütün amelleri boşa gitmiştir. Bunlar o kadar değersizler ki, o kadar değersiz amellerle geldiler ki, onların hiçbir ameli teraziye koymaya değer değil. Böyle eften hüften ehven insanlar teraziye koy, koyacak bir şeyleri yok. Teraziye bile girememiş yani düşünelim yani teraziye zaten onlara hesap tutm ziler. Onlara terazi yok zaten. Kafir olanlara, müşrik olanlara terazi yok. Terazi müminlere var zaten. Yani evet. Bitirdin mi hocam? Bitirdim. Sayın hocam, kapatalım mı? Evet, evet. Herkese iyi günler, güzel yaşamlar diliyorum. Hayırlı gezeler [Müzik] diliyoruz. Al an.