📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

DERS: 07 - Olumlu, Olumsuz, Soru Cümle Alıştırmaları

Bahrom Hudayar1:24:44

Transcription

Merhaba arkadaşlar, ben İngilizce öğretmen Mahrum. Bu bölümde İngilizce'de cümle alıştırmaları yapacağız. Gündelik hayatta ihtiyaç duyabileceğiniz çok basit cümle kalıplarına beraber bakacağız, onları pekiştirmeye çalışacağız.

Şimdi, bu dersimizde yapacağımız alıştırmalar geçmişte yapmış olduğum bu videoya dayanıyor. "800 kelime ile İngilizce konuşmaya başla" adı altında yapmış olduğum bir videoya dayanıyor. Neden? Çünkü ben orada 800 kelimelik bir liste paylaşmıştım. Yani istiyoruz ki 800 kelime ile siz İngilizcenin %70'ini anlayabilirsiniz. İddiası bu. Yani siz 800 kelimeyi bildiğiniz zaman, siz bu dilin %70'ini anlayabileceksiniz. İlave olarak, eğer bu dilinin %70'ini anlayabiliyorsanız, %50'sini konuşabilmeniz gerekiyor. Yani genellikle anlamalar konuşmadan daha fazla oluyor. Yani "Hocam anlıyorum ama konuşamıyorum" modundaysanız, mesela siz de onlardan birisi olabilirsiniz.

Şimdi bu derste ben bu 800 kelime içerisinde bazı kelimelere seçtim ve beraber burada pekiştirmeye çalışacağız. 800 kelime kulağa az gelebilir, anlıyorum. 800 tane kelime ile ben bu işin nasıl %70'ini halledebilirim düşüncesine kapılabilirsiniz. Emin olun, oradaki seçilen kelimeler gündelik hayatta çok sık kullandığınız kelimeler ve çok farklı farklı yapılarda da kullanabileceğiniz kelime türleri.

İsterseniz hemen alıştırmalara geçelim. Şöyle geriye yaslanın, rahat olun, rahat olun. Yani bu işi beraber götüreceğiz. Dili sadece iletişim için kullanacağız. Bizim derdimiz ilaç iletişim, karşı tarafa mesajımızı iletebilmek. Aklımızdan geçenleri söylemek, istediğimiz şeyi karşı tarafa aktarabildikten sonra gerisi önemli değil arkadaşlar. O yüzden rahat olun, sakin olun, şöyle bir geriye yaslanın. Sohbet edasıyla biz bu işi götüreceğiz. Çünkü ortalama 500'den fazla cümle yapma ihtimalimiz var. Yani umarım ben sınırları bayağı zorlayacağım. O yüzden siz de elinizden geldiği kadar aktif bir şekilde katılmaya çalışın. Sorularıma cevap verebiliyorsanız yeterli. Eğer hızıma yetişemiyorsanız, ben soru sorduğum zaman, yani cevap verip yetişemiyorsanız, eğer duraklatın. Soru sorduğumda duraklatın videoyu, kendinize biraz zaman tanıyın. İngilizce altyapınız gayet normal, gayet doğal kabul edilebilir bir düzeyde olabilir. Sadece düşünme hızınız yavaş olabilir. O yüzden biraz daha kendinize zaman tanıyın, videoyu duraklatın, biraz düşünün, şöyle bir bakın, söylemeye çalışalım, tekrar oynatın. İsterseniz bir çay molası da verin. Yeri geldiği zaman. Yani bu videoyu bir oturduğunuz zaman bitireceksiniz diye bir kural yok.

Başta olumlu, olumsuz, bir de soru olmak üzere geniş zamanda 20 tane cümle kalıbına bakacağız. Present simple cümleleri, geniş zaman cümleleri arkadaşlar. Ben Present simple'da çok ısrarcıyım. Çünkü siz bu tense hem şu an için, hem geçmiş için, hem de gelecek için kullanabilirsiniz. Konuşma İngilizcesinde bu gayet doğal ve normal. Sıfırdan başlıyorsanız tabii ki. Yani başlangıç seviyesinde bunu yapabilirsiniz. Buna müsaade ediliyor. Present simple, yani geniş zamanı siz 3 zamana da uyarlayabilirsiniz. Türkçede de yapabiliyoruz bunu. Mesela geniş zamanda Türkçede bir örnek vereyim: "Ben okula giderim." Bu geniş zamanı söylemiş bir cümle. "Ben okula giderim." Ama "Ben yarın okula giderim" dersem, bu gelecek zaman oluyor, değil mi? "Yarın okula giderim." Geçmiş zaman içinde bir örnek vereyim. Mesela, "Öğrenci okula gider, kapıyı çat diye açar, 'Hocam' der, 'girebilir miyim?'" Mesela bakın, buradaki 3 cümle kısa bir olay, hepsi geniş zamanda ama geçmiş zamandaki bir hikaye gibi anlatıyorum. Hani Türkçe diller bunu daha iyi bilir. Yani biz Türkçede de geniş zamanı 3 zaman diliminde kullanabilirken, burada Present simple siz aynı şekilde kullanabilirsiniz, geçmiş zaman için kullanabilirsiniz. Mesela aksini iddia eden arkadaşlar varsa, şu kitabı okumalarını tavsiye ederim. "Speak English" PDF'ini indirip okuyabilirsiniz arkadaşlar.

Evet, şimdi başlayalım. İlk başta olumlu cümleler kuracağız. Devamında olumsuz, ondan sonra soru. Sırasıyla zaten bu üçü önemli arkadaşlar. Şimdi size bir şey sorulduğu zaman veya siz bir şey söylemek istediğiniz zaman, söyleyeceğiniz şey şurada tıkanıp duruyorsa sürekli, eğer İngilizce anlamanıza rağmen konuşmakta sıkıntı çekiyorsanız şurada tıkanıyorsanız eğer, bunun bir numaralı sebebi şu: Türkçe çok üst düzey bir cümle düşünüyorsunuz. Ne bileyim, ortaokul seviyesindeki İngilizceniz ile bunu ifade etmeye çalışıyorsunuz. Türkçeyi basitleştirin. Türkçeniz basitleştirin arkadaşlar. Ana dilinizde, yani ana diliniz olan Türkçe veya herhangi bir fark etmez, o düzeyde düşünerek ilkokul seviyesindeki İngilizceniz ile bir şeyleri ifade etmeye çalışmanız akıl karı değil. Yani bunu yapmayın arkadaşlar. Yani kendi toplumunuza sıkıyorsunuz. İngilizce zaten sizde var. Hani anlıyorsanız eğer, konuşamıyorsanız acaba neden? Çünkü çok üst düzey Türkçe düşünüyorsunuz. Bunu aşağıya alalım. İlkokul, hatta anaokul seviyesine indirin. Ama okul seviyesine indirirseniz, ilkokul seviyesindeki İngilizceniz ile konuşabilmeniz daha rahat, daha kolay oluyor.

Bunu nasıl yapmanız lazım? Hemen şimdi başlayalım. Şimdi cümle kurmaya çalışırken kendinize sormanız gereken sadece iki tane soru var. Bütün dersim bunun üzerine zaten. Geçmiş derslerde de o sorulardan bahsettim ben çok sık. Yani hepsinin arkasında o iki tane soru var. Cümle kurmaya başlamadan önce kendinize şu soruyu sorun: "Kim ne yapar?" Kim? Mesela ben. Ay. Ne yaparım? İsterim. Yani ben isterim. I want. Ben isterim. Yine kim? Ben. Ne yaparım? Bilirim. Yani know diye yazıyorsunuz. "Neu" diye. Yani "no" derken "neo" diyorsunuz ya, o şekilde okumanız lazım. "I know." Ben bilirim. Yine kim? Pay. Ne yaparım? Light. Severim. "I like."

Başta özne ile başlayacaksınız. Ben, sen, o, biz, siz, onlar, Ahmet, Mehmet, Ayşe, Veli, Fatma fark etmez. Buraya bir isim gelecek. Başta ondan sonra fiili gelecek. Ne yapar sorusunun cevabı. Bunlar şimdilik kelimelerin anlamlarını ezberinize tutmaya çalışmayın. Çünkü şu andaki amacımızda o değil. Birazdan bu satırı tamamladıktan sonra bu cümleleri ne kadar uzatabileceğimizi ispatını ben size göstereceğim. Bunu beraber yapacağız zaten. Orada da bu kelimelerin anlamlarında pekiştirmiş olacaksınız. Ancak şimdilik bizim temel görevimiz cümlenin başlangıcı olan "kim ne yapar?" sorusunu pekiştirmek.

Bu iki soru şundan dolayı önemli arkadaşlar. Hani bir gömleğiniz olduğunu düşünün, onun ilk düğmesine ilk demeniz gerekiyor ki devamı getirebilirsiniz, değil mi? Uzun cümleler kurmaya çalışırken ilk yapmanız gereken bu şekilde start vermeniz. Çünkü ilk iki kelime zaten sizin mesajınızı barındırıyor, tabiri caizse. Mesela "Ben isterim." I want. "Ben isterim." Bu iki kelime zaten cümlenin temel mesajını kendi içerisinden barındırıyor. "I want." Ben isterim. Ne istiyorsanız devamını söyleyeceksiniz. Mesela "I want ice cream." Dondurma isterim. "I want money." Ben para isterim. Örneğin. Yani ne istiyorsanız devamını getirebilirsiniz.

Örneğin, "I know." Ben bilirim veya ben tanırım. Tanımak manasında. Yani "I know" derseniz, "Ben seni tanırım, ben seni bilirim" demiş oluyorsunuz. Devamını getirebileceğiz. Yani birazdan bunu beraber yapacağız arkadaşlar. Şimdilik biz bu satırı tamamlayalım. Şimdilik bu iki soruyla devam ediyoruz. "Kim ne yapar?" sorusuyla.

Kim? Ay. Ne yaparım? Ben nefret ederim. I hate.

Ben çalışıyorum. I work.

Ben ararım. I call.

Ben söylerim. I tell.

Ben anlatırım. I explain.

Ben uyurum. I sleep.

Ben kalırım. I stay.

Ben severim ve de aşığım. I love.

Ben yaparım. I do.

Ben anlarım. I understand.

Ben itaat ederim. I obey.

Şimdi burada 15 farklı anlama gelen cümle var. Evet, 15 farklı fiille beraber. Ama arka planda çalışan "kim ne yapar?" sorusu. "Kim ne yapar? Kim ne yapar? Kim ne yapar?" Bu şekilde 15'e kadar geldik.

Şimdi 16'da arkadaşlar "She buys" buna bakacağız. Mesela "She" yani kadın için "o satın alır" demek istediğimiz zaman, yani bir şey satın alır demek zaman "s" takısıyla beraber yazmanız gerekiyor. O şekilde kullanmanız lazım. Yani "she buy" değil de "she buys" demeniz lazım. Yani "I buy, you buy" ama "she, he, it" demeniz gerekiyor. Kişi "s" takısı var. Maalesef bu kural bu dilin kültürü arkadaşlar. Neden kullanıyorlar vallahi belli değil. Kullanıyorlar işte. Yapacak bir şey yok. Biz de kullanmak zorundayız.

"She buys." "He writes." O yazar. "He reads." O okur. "He buys." Erkek için o satın alır. Kadın için o ne yapar? "She speaks." O konuşur. "I speak." Ben konuşuyorum. "You speak." Sen konuşursun. Ve "they speak." Onlar konuşur. "We speak." Biz konuşuruz. Ama "he speaks." O konuşur. "s" takısıyla. Bu "s" takılarını şimdiden oturtalım. "He speaks." "She sings." Mesela "sing" şarkı söylemek. "She sings." O şarkı söyler.

Şimdi bu şekilde 20 tane cümle oluşturduk. Yani kabataslak bir altyapısı var en azından ve bir anlam ifade ediyor bu halde. Kendi başına bir anlam ifade ediyor. Yani noktayı koyabilirsiniz normalde. Şu anda ancak ben size bunun devamını nasıl getirmeniz gerekiyor, bunları göstereceğim. Mesela "I want." Ben isterim. "I want." Şimdi ben ne isterim? Örneğin "to know." Bilmek isterim. Ben bilmek isterim demek istiyorum. "I want to know."

Belki şu anda aklınıza şöyle bir soru gelebilir: "Bu nereden geldi?" Şimdi birazdan açıklayacağım. Birkaç örnek daha vereyim. "I want." Ben isterim. Yani "to know." Bilmek isterim. Ben bilmek isterim. Örneğin "I want to say" dersem, "söylemek isterim" demiş olurum.

Şimdi buradaki "to say" veya "to know" derken arkadaşlar, bizdeki "bilmek", "tanımak", "söylemek", "anlatmak" derken "maklar", "emekler" var ya, sonradan gelen. İşte "to" onlar "söylemek", "anlatmak" derken "mak mekler" neyi ifade ediyorsa, size buradaki "to"lar da o ifade ediyor. Bu bir. İki, "Ben isterim" diyor ya, ne istersin diye insana akla soru gelir, değil mi? Yani şunu, yani bunu istiyor. Bu bir parmak basıyor. Ben bunu istiyorum. "To." Mesela "Ben söylemek istiyorum." Mesela "Ben soru sormak istiyorum." Onu söylemek istiyorsunuz. "Ben soru sormak istiyorum." Soru sormak "ask." Nasıl söylersiniz bu cümleyi? "I want to ask."

"Ben yemek isterim." "Ben yemek isterim." Yemek "eat." Nasıl söylersiniz? "I want to eat."

Şimdi "Ben İskender yemek isterim." Lahmacun ne yemek istiyorsanız. "İçmek isterim." Nasıl söylersiniz? "Ben içmek isterim." "I want to drink." Mesela "Ben çay içmek isterim." "Çay." "Ben kahve içmek isterim." Bunu nasıl söylersiniz? "I want to drink coffee."

Şimdi "Ben gitmek isterim." Onu nasıl söylersiniz? "Ben gitmek isterim." Ya da "Ben gitmek istiyorum" olarak da çevirebilirsiniz arkadaşlar. Bu konuda kendinize yani bir çizgi koymayın. İlla "I want to" yapmak zorunda değilsiniz. "Ben gitmek istiyorum." Bunu nasıl söylersiniz? "I want to go."

"Ben eve gitmek istiyorum."

Bu arada dikkat ettiniz mi? Başta kurmuş olduğumuz iki tane bu kelime, yani bu yapı, "kim ne yapar?" sorusu hiçbir şekilde dokunulmadı, hiçbir şekilde değişmedi. Siz de değiştirmemeniz gerekiyor. O yüzden ilk iki kelime çok önemli deyip üzerinde duruyorum. Bu kadar yani. Devamında ne bilgi verirseniz verin, ilk başlangıç değişmeyecek arkadaşlar, kolay kolay değişmeyecek. Sadece olumsuzun soruları değişecek ki onlar da birazdan göstereceğim.

Mesela "Ben öğrenmek isterim." Bunu nasıl söylersiniz? "Ben öğrenmek istiyorum." "I want to learn."

"Ben de öğrenmek isterim." "I want to learn."

"Şimdi ben İngilizce öğrenmek isterim." "I want to learn English."

"Çince öğrenmek isterim." "I want to learn Chinese."

"Yolcu öğrenmek isterim." "I want to learn the way."

"Senin hakkında öğrenmek isterim" derseniz, mesela "senin hakkında öğrenmek isterim." Hakkında yani "about" olması lazım. Deneyin isterseniz. "I want to learn about you."

"Ağlamak isterim." Bunu nasıl söylersiniz? "Yani ağlamak isterim ya da ağlamak istiyorum." İkisi için de geçerli. "I want to cry."

"Ben gülmek isterim." Gülmek "laugh." [Müzik] "Gülmek isterim."

"Ben durmak isterim." Yani "durmak istiyorum." Arabadasınız ya, "bir dakika bir durmak istiyorum" falan diyorsunuz. Nasıl söylersiniz bunu? "Durmayı" biliyorsunuz. Tamam. "I want to stop."

"Ben dondurma istiyorum." Nasıl söylersiniz? "Ben dondurma isterim." Eğer "ben dondurma isterim" demeniz gerekiyor.

Neden burada "to" dedik de bundan sonraki cümlede "to" kullanmadık? Şundan dolayı arkadaşlar. Bakın burada "to eat" veya bunların tümü fiil, hareket bildiriyor. Türkçede dikkat edin, tam anlaşılacaktır. "Ben 1 milyon dolar isterim." Evet.

Şimdi "Ben seni isterim" dersiniz. Nasıl söylersiniz? "Ben seni isterim." "I want you." Sizin cevabınızda muhtemelen "Hayır, ben seninle değil, parayı isterim" demek isteseydiniz. Mesela "Ben para isterim." Nasıl söylersiniz? "Ben para isterim." "I want money." "Not you." Seni değil, parayı isterim.

Devam edelim. "I know." Ben bilirim. Ben tanırım. Tanımak, bilmek birden fazla anlamı var. "O know" diye yazılan, "no" diye okunan. "I know." Ben tanırım. Ben bilirim.

Şimdi "Ben seni tanırım." Yani "Ben seni bilirim" demek istediğiniz zaman nasıl söylemeniz gerekiyor? "I know you." "Ben biliyorum, ben tanıyorum seni." "Ben tanıyorum seni." Veya "Ben biliyorum seni." Her ikisi için de geçerli arkadaşlar.

Şimdi "Ben her şeyi biliyorum" demek isteseydiniz, nasıl söylersiniz? "Her şeyi biliyorum." "Everything." "Ben senin hakkında her şeyi biliyorum." Bu sırayı bozmadan söylemeniz gerekiyor. "I know everything about you." Senin hakkında. Hani "o" "every" "senin hakkında" her şeyi biliyorum.

"Ne biliyorsun?" Mesela "Ben senin adını biliyorum." "Ben senin adını biliyorum." "I know your name." Yani "Ben biliyorum senin adına."

"O çok büyük bir şey değil mi?" Her şeyi biliyorum derken bunu kastetmiş olamaz herhalde, değil mi? Mesela "I know your secret." "Sırrını biliyorum" demek isteseydiniz, nasıl söylersiniz? "Ben senin sırrını bilirim." "Secret." "I know your secret." Değil mi? "Ben senin sırrını bilirim."

"Ben onu bilirim" demek istiyorsunuz. "Yani o" derken "onu" derken kadını kastediyorum. Bir kadın var. Ben size diyorum ki: "Ben onu bilirim. Ben onu tanıyorum." Nasıl söylersiniz? "Ben tanıyorum veya ben biliyorum onu." Kadın için.

Şimdi erkek için kullanalım. "Ben onu biliyorum. Ben onu tanıyorum" demek istediğiniz zaman nasıl söylemeniz gerekiyor? "I know him." Diyeceksiniz. "Onu." "I know him." "Ben onu tanıyorum, ben onu biliyorum."

Devam edelim. "I love." Ben severim. Neyi severim? "I love horror movies." Korku filmlerini. Yani daha doğrusu korkudan ama çok geren filmler var ya. Mesela şu anda bu diziyi bitirdim. "From" dizisi. Tavsiye ederim. Eğer korkmuyorsanız, çok farklı bir şekilde ele alınmış. Tam korku denilmez bana. Bunun işin arkasında çok farklı bir şeyler var. Bilmiyorum da bayağı ikinci sezonu merakla bekliyorum. 2022'de çok severim dizilerden biri bu. Korku karışımı gerilim seviyorsanız bu diziyi tavsiye ederim. İşte "I like." Siz neyi seviyorsunuz, ona oraya yazmanız lazım. Mesela ne tür film veya dizi seyrediyorsunuz? Buraya yazın. Hala deyin falan.

Örneğin müziklerden bahsedelim. "I like rap music." Ben rap müzik seviyorum. "Ben futbol seviyorum." Bunu nasıl söylersiniz? "I like football." "Ben futbolu seviyorum." "Ben kitapları seviyorum." "I like books." Değil mi? "Ben kitaplara seviyorum." Bu "books" estakslar çoğul eki yapıyor arkadaşlar. "s" ekini eklediğiniz zaman çoğul yapar. "I like books." Ben kitapları severim. "Ben kedileri severim." Nasıl söylersiniz? "Ben kedileri severim." Kedi "cat." Çoğul yapmayı unutmayın. "Köpekleri severim." "I like dogs." Değil mi? "I like dogs." "I like fish." Balıkları seviyorsanız mesela. Dediğim gibi, neyi seviyorsanız sıralayabilirsiniz buraya.

Şimdi "I hate." Ben nefret ederim. Siz neyle nefret ediyorsunuz? Bunu hemen şunun arkasına yazdım veya söyleyin sesli bir şekilde söyleyin. Neyden nefret ediyorsanız. "I hate." Mesela ben neyden nefret ediyorum? "I hate smoking." Sigaradan nefret ediyorum. "I hate click sounds." Mesela sizde var mı bilmiyorum ama şu telefondaki bu mesajlaşırken "click sounds" dediğimiz tıklama sesi var ya, ondan nefret ediyorum. Sadece o değil. Mesela sesli sakız çiğnenmesi, şap şap şap veya suyun damlaması sürekli. Ya da arka sıradaki arkadaşın sürekli masayı böyle eliyle vurması ya da ayağıyla sürekli şey yapması. Sinemadayken arka tarafta oturan arkadaşın ayağıyla senin koltuğunu ittirmesi, sürekli böyle dürtmesi, ayağıyla vurması. Yani bir sürü şey sayılabilir. Mesela "I hate smoking." Sigaradan nefret ediyorum. "I hate click sounds." Bu tıklanma sesinden. Umarım anlaşılmıştır. "I hate click sounds." Mesela "peaches." Garip. Ben tüylü şeftalilere dokunamıyorum. Yani her yerim tüylerim diken diken oluyor. Bilmiyorum enteresan. Sizde var mı? Ben de böyle tuhaf bir şey. Tüylü şeftalilere dokunamıyorum. Yani "I hate" tadını seviyorum. Yani "peach" tadı güzeldir ama tüylü olunca olmuyor. Neyse, konu çok farklı bir yerlere gidiyor. "I hate noise." Gürültüden nefret ederim. "Noise." Gürültü. "I hate noise."

Şimdi siz bana söyleyin. "Ben herkesten nefret ediyorum." "Everyone" demek. "Every one." Şimdi siz bu cümleyi söyleyin bana. "Ben herkesten nefret ediyorum." "I hate everyone." Herkesten nefret ediyorum. Eğer böyle hissiyat taşıyorsanız, bu şekilde kullanabilirsiniz. "Kendimden nefret ediyorum." Nasıl söylersiniz? "Kendimden." "Myself." Siz cümleyi kurun. "Ben kendimden nefret ediyorum." "I hate myself." Umarım böyle bir cümle kurmak nasip olmaz. Nefret etseniz de geçici olsun. Bu dünya zaten kimseye kalmıyor. Gerek yok.

Evet, devam edelim. "I work." Ben çalışıyorum. Mesela "Ben çok çalışırım." "Çok sıkı çalışırım" demek isteseniz, "I work hard" demeniz lazım. "I work hard." Ben çok çalışırım, çok sıkı çalışırım. "Ben okulda çalışırım" demek istiyorsunuz. Okulda yani okulda mekan belirtiyorsunuz. Siz bunu "at" ile yapacaksınız. "Okulda çalışırım." "Gece çalışırım" derseniz, yine "at" kullanacaksınız. "At night." Bu "at"ler bazen kafa karışıklığı yaratabiliyor arkadaşlar. Siz "I work night" deyin, "I work school" deyin. Ya karşı taraf size anlayacaktır. Yerli halk olmadığı sürece, sizinle aynı dili paylaşan ya da aynı mekanı paylaşan insanlar olmadığı sürece, yadırgayın, yadırgamayacaktır. Yabancıların derdi sizin mesajınızı anlamak. "I work" derseniz, evet, kelimelere bakalım. Mesela "Ben çalışmak işte gece" anlaşılmıyor mu? Yani "gece çalışırım" demek istediğiniz apaçık burada net belli. O yüzden bu "at" konusunda veya buna benzer diğer "in", "on", "of" ya da fark etmez, yani 2-3 tane harften oluşan bu kelimeler sizin canınızı sıkmasın. Çünkü bunlar ileride pekişecek olan konu başlıkları. Şimdilik siz kelimelerle idare etmeye çalışın.

Şimdi "daha az çalışıyorum" demek istiyorsunuz. "Ben daha az çalışırım." Veya "en az çalışırım." Her ikisi için de "daha az" "less" demek. "Less." Dört harf. Nasıl söylersiniz? "Ben daha az çalışırım."

"Ben boş firmasında çalışırım" demek isteseydiniz, nasıl söylerdiniz? "Ben bu Alman firması olan boş firmasına çalışıyorum." Bunu şu şekilde ifade etmeniz gerekiyor. [Müzik]

"Ben özel okula çalışıyorum." "I work for a private school."

Mesela "BMW" aslında çalışıyorum demek isteseydiniz, nasıl söylerdiniz? "Ben BMW firmasına çalışırım." "Orada çalışıyorum" demek istediğinizde. "Ben CIA'ya çalışırım" demek isteseydiniz, nasıl söylerdiniz? Bu cümleyi. "I work for CIA."

"I work for a living." Geçim için çalışırım dersiniz. Yani "yaşamak", "hayatta kalmak" için. "Geçim" yani "living" demeniz lazım. "I work for a living."

Devam edelim. "I drink." Ben içerim. Ne içerim? "I drink cola." Kola içerim. "I drink ayran." Ayran içerim. Nasıl söylersiniz? "I drink ayran." Şimdi buna "batırım yok" diye bir şeyler türetmeye çalışıyorlar da bence "ayran" "ayran" olarak kalması gerektiğini düşünüyorum. Biz yine de "ayran" diyelim. "I drink ayran."

"Ben çay içerim." "Kahve içerim." "I drink coffee." Peki.

"I call." Ben ararım. Şimdi "Ben seni ararım" demek istiyorsunuz. "Ben seni ararım." "I call you." "I call you." "Ben seni ararım." "Ben seni 10 kere ararım" demek isteseniz, nasıl söylersiniz? "Ben seni 10 kere ararım." "I call you ten times." 10 kere seni ararım.

"I call her." Kadın için "onu ararım" demek isterseniz, mesela "Ben onu ararım." "Ben onu ararım." "I call her." Erkek için de. "Ben onu ararım." "I call him." "Ben onu ararım." Erkek için de.

Devam edelim. "I smoke." Ben sigara içiyorum. Mesela "Ben çok sigara içerim." "I smoke a lot." "Çok fazla." Veya "I smoke too much" diyebilirsiniz. Bu da aynı kapıya çıkıyor. Yani "çok fazla sigara içiyorum."

"Sen çok sigara içiyorsun." Bunu nasıl söylersiniz? "You smoke a lot."

"Biz çok sigara içiyoruz." "Kim biz?" Yani "çok sigara içiyor veya içiyorlar."

"Ve ben balkonda sigara içerim" demek istersem, "I smoke on the balcony" demem gerekiyor. "I smoke on the balcony."

"Ben oturma odasında sigara içiyorum." Mesela "I smoke in the living room." Kullanmanız gerekiyor. Yani şu anda ben odanın içerisindeyim, değil mi? O odanın içindeyim. O yüzden "Ben oturma odasına sigara içerim" derken "I smoke in the living room."

Arkadaşlar, mesela "Ben mutfakta sigara içerim" demek isteseydiniz, nasıl söylersiniz? Mutfak için. "I smoke in the kitchen."

Devam edelim. "I tell." Ben söylerim. Diyor. "I tell." Mesela "Ben ona söylerim." Erkek için. "Ben ona söylerim." "I tell him." "Ben ona söylerim." Kadın için. "Ben ona söylerim." "I tell her."

"Yani siz bana bir şey söylüyorsunuz." Yani bir kadına bir şey söylemem lazım. Ben de diyorum ki: "Tamam, ben ona söylerim." "Ben ona söylerim."

"Ben herkese söylerim" dersem, "everyone." Siz söyleyin. "I tell everyone." Ben herkese söyleyeceğim ya da söylerim.

"I sleep." Ben uyurum. Örneğin "Ben geç uyurum." "Erken." Mesela siz söyleyin. "Ben erken uyuyorum." "I sleep early."

"Ben oturma odasında uyurum." Nasıl söylersiniz? "Ben oturma odasında uyurum." "I sleep in the living room." Oturma odasının içindeyiz, değil mi? İçinde neydi? "In the living room." Derseniz, tamam. Bu yine de kabul edilebilir. Konuşurken, konuşurken. Kağıt üzerinde bunu yapmayın. "I sleep in the living room." Tam oluyor.

Şimdi "aynı kalıptan yola çıkarak" "Ben mutfakta uyurum" demek isteseydiniz, nasıl söylersiniz? Mutfak için. "I sleep in the kitchen."

"Ben yatakhanede uyurum." Yani yatak odamda uyurum. Nasıl söylersiniz? "Ben yatakhanede uyurum." "I sleep in the bedroom." "Bed." Yatak. "Room." Oda. Yani yatak oda. Yatakhanemizdeki. "I sleep in the bedroom." Ya da "yatak odamda uyurum." Hangisi sizin için uygunsa, hepsini kullanabilirsiniz.

Şimdi "Ben orada kalmak istiyorum" derseniz, mesela "uzakta." "Orada" "there" demek. "Here" nasıl söylersiniz? "I stay there." Değil mi? "I stay here." Arada tek bir harf farkı var. O da "here."

"Ben otelde kalırım" demek isterseniz, nasıl söylersiniz? "Ben de otelde kalırım." Muhtemelen "I stay hotel" demiş olabilirsiniz. Ancak şunu demeniz gerekiyor: "I stay in a hotel" derseniz tam olur. Neden? Çünkü biz otelin yani çatısında dolaşmıyoruz. Kedi ilmi yani içindeyiz sonuçta. Bir yerin içerisindeyiz. "In" içerisinde demek. "Hotel." Şu "hotel" değil. Okurken buna dikkat edin. "Hotel" değil. "Hotel." Yazıldığı gibi. "I stay in a hotel." Ben otelde kalırım.

Ancak "Ben pansiyonda kalırım" derken "I stay in a hostel" de. Kostüm "hotel." Burada da tek bir harf farkı var. Şuradaki "s" bu otelde yok. Yani "hotel" de yok. "Hostel." Yani pansiyonda var. "I stay in a hostel" derseniz, "Ben pansiyonda kalırım."

"I stay in jail." Ben hapiste kalırım. Derseniz, "hapis" "jail." Nasıl söylersiniz? "Ben hapiste kalırım." "I stay in jail." "Hapis." "Hapishane." "I stay in prison" diyebilirsiniz. "I stay in my friend's." Kalmak istiyorsanız, siz oraya kendinizi getirebilirsiniz.

Şimdi "Ben seninle kalırım" demek istersek, nasıl söyleriz? "Ben seninle kalırım." "I stay with you." "Ben seninle kalırım."

Devam edelim. "I love." Ben severim ya da aşığım. "Ben seni seviyorum" demek istersiniz. Eğer bunu nasıl söylersiniz? Hani bunu bilmeyeniniz yoktur ama yine de teyit edeyim. "I love you." "Ben onu seviyorum." Kız için. "I love her." Onu kız için. "Erkek için." Ben onu seviyorum demek istediğiniz zaman, hanımlar, nasıl söylersiniz? "I love him." "Ben onu seviyorum." "Him."

Şimdi "Ben şahsen özgürlüğü seviyorum." "I love freedom." Değil mi? Özgürlük kadar ikinci değerli bir şey var mı bilmiyorum. Özgür olmadıktan sonra aşık olmanın ne anlamı var? "I love humanity." İnsanlık. Ben insanlığa severim. İnsanlığa aşığım. Yani aşık olunacak bir yanı var mı? Değerli insanlara var sonuçta.

"Aile." "Ben hayvanları severim" demek isterseniz, nasıl söylersiniz? "Ben hayvanları severim." "Animals." "I love animals." Değil mi? "Çoğul." "Animals." Hayvanları severim. "Ben bitkileri severim." Bitki "plants." "I love plants." Değil mi? Bitkileri severim.

"Ben senin fikirlerini seviyorum" demek istiyorsunuz. "Ben senin fikirlerini seviyorum." Fikirlerin yani "ideas." Fikirlerini seviyorum. "I love your ideas."

"I do." Ben yaparım. Şimdi "Ben ödevimi yaparım" demek istiyorsunuz. Ödev yapmak "do homework." Ödev yapmak. Siz kurun o cümleyi. "Ben ödevimi yaparım." "I do my homework."

Şimdi "Ben elimden gelenin en iyisini yaparım" demek istediğiniz zaman, "I do my best" demeniz lazım. "I do my best." "Ben elimden gelen en iyisini yaparım" demiş oluyorsunuz. Bu şekilde. "Ben doğru olanı yaparım" demek isterseniz, eğer "I do the right thing." Yani doğru olan şeyi yaparım.

Devam ediyoruz. "I understand." Anlamak. "Ben anlarım." "Ben seni anlarım" demek isterseniz, nasıl söylersiniz? "Ben seni anlıyorum." "I understand you." "Ben seni anlıyorum." "Ben seni çok iyi anlıyorum" demek isterseniz, nasıl söylersiniz? "Çok iyi." "Very well." Bir deneyin isterseniz. "I understand you very well." "Ben seni çok iyi anlıyorum."

Daha demin dedik. Şimdi "I understand you." Dikkat ederseniz, ilk iki kelimeyi yaptıktan sonra hiçbir şey yapmıyoruz, değiştirmiyoruz. Devamında istediğiniz kadar oynayabiliyorsunuz. Yani başı sabit kalmak şartıyla. "I understand everything." "Ben her şeyi anlarım." Ya da "her şeyi anlıyorum" demek istiyorsunuz. Nasıl söylersiniz? "Everything." "I understand everything."

"Mesela hiçbir şey anlamadım" demek istiyorsunuz. "Ben hiçbir şey anlamıyorum." "Hiçbir şey." "Nothing." Cümleyi kurun. "I understand nothing." "Ben hiçbir şey anlamıyorum." "I understand not."

"Şimdi anladım sanırım" demek istiyorsunuz. "Anladım sanırım." "I guess" demek arkadaşlar. Bunu her yerde kullanabilirsiniz. "I guess." Sanırım. Yani "Ben sanıyorum" manasında. "Sanırım ben anladım."

Peki, devam edelim. "I obey." İtaat etmek. Ben itaat ederim. Kime itaat ederim? Mesela "herkese itaat ederim" demek istiyorsunuz. "Everyone." Daha demin yapmıştık. Nasıl söylersiniz? "Ben herkese itaat ederim." "Herkese boyun eğerim." "Öğretmenlere itaat ederim." Nasıl söylersiniz? "I obey teachers." "Politikacılara boyuna yerim." "Politikacılara itaat ederim." "Politicians." Nasıl söylersiniz? "Ben politikacılara itaat ederim."

"Ben sana itaat ederim" demek istiyorsunuz. "Ben ona itaat ederim." Erkek. "I obey him." "Ben ona itaat ederim."

"Ben onlara itaat ederim." [Müzik] "Kimseye itaat etmem" demiş oluyorsunuz.

Devam edelim. "She buys." O satın alır. Mesela ne satın alır? İstediğiniz buraya ekleyin. İşte şunu satın, bunları. Ayakkabı, giysi, işte tişört, çanta. Neyi koyarsanız hepsi uyar. Mesela "takı satın alır." Takı. Yani kadınların takıları. "O takı satın alır" demek istediğiniz zaman nasıl söylersiniz? "She buys jewelry."

"Elbise satın alır" demek isterseniz, nasıl söylersiniz? "She buys a dress."

"O bir araba satın alır." Dersek mesela. "O bir araba satın alır." "She buys a car."

"Yeni bir ev satın alıyor" derseniz, nasıl söylersiniz? "O yeni bir ev satın alır." "She buys a new house." "New house." O yeni ev satın alır.

"O gazete okur" demek isterseniz, nasıl söylersiniz? Erkek için. "He reads a newspaper."

"O romanı okur" demek istiyorsunuz. Roman "novel." Ne yapalım? Ne yapalım? Beş harf. "O roman okur." "He reads a novel."

"O 10 kitap okur" derseniz, mesela 10 kitap okur. Nasıl söylersiniz? "He reads ten books."

"I write." O yazar. Mesela "o mektup yazar" demek istiyorsunuz. "O mektup yazar." "Letter." Nasıl söylersiniz? "She writes a letter." Diyebilirsiniz. "He writes a letter." Diyebilirsiniz.

"O hiçbir şey yazmaz" derseniz, mesela "hiçbir şey." Nasıl denklemek? "O hiçbir şey yazmaz." "He writes nothing."

"I speak." Ben konuşuyorum. "You speak." Sen konuşursun. Ve "they speak." Onlar konuşur. "We speak." Biz konuşuruz. Ama "he speaks." O konuşur. "s" takısıyla.

"O şarkı söyler." Mesela "o iyi şarkı söyler." Nasıl söylersiniz? "She sings well."

Zaten daha demin mesela "o rock şarkısı söyler." "Rock music." Nasıl söylersiniz? "She sings rock music." Ya da "rock song" da diyebilirsin. Şarkı manasında. Müzik yani. "Rock müziği söyler."

Şimdi veya işte isteğinize. "Rap." [Müzik]

Şimdi gelelim olumsuz cümlelere arkadaşlar. Olumsuz cümleleri kurmak hiç zor değil. Eğer olumlu cümle kurmaya başarabiliyorsanız, olumsuz cümleleri kurmanız hiç zor değil. Çünkü bunun da altı yapısında "kim ne yapar?" sorusu yatıyor. Daha doğrusu "kim ne yapmaz?" sorusu yatıyor. Aynı şey. Mesela ilk başta "kim" sorusuna cevap verelim. Kim? Bütün cevabımız bu şekilde. "I, she, you, they, Ahmet, Mehmet, Ali, Veli." İsim. Yani bir şahıs ya da nesne. "Cat." Kedi. "Dog." Köpek. "House." Ev. Fark etmez. Başta bir "kim" sorusuna cevap vermeniz gerekiyor. Ondan sonra cümlenize olumsuz yapmak için "don't" kullanacaksınız. "Do not." Bakın şu "do not" var ya. "Do not." Yani olumsuz yapıyor. Yapmamak manasında. Olumsuz cümleleri siz "don't" ile yapmanız lazım. Hatta şu şekilde sıralayayım. Bütün "do not"lar burada.

Şimdi "he, she, it" takıları vardı ya. Şu "s" takıları bir yere kaybolmadı. Bunları biz "do" eklediğimiz zaman "does" elde ediyoruz. Hani "do" eklediğiniz zaman "doesn't" oluyor. "Does not." Yani "s" takısını "do" eklemiş bulunuyoruz burada. O yüzden "doesn't" olarak karşımıza çıkıyor. Cümlenizin olumsuz olduğunu en başından bu şekilde belirtiyorsunuz. İngilizce böyle. Devamında da bütün fiilleri bu şekilde sıralamanız gerekiyor.

Şimdi şu "doesn't"larla "don't"ları çıkarttığımız zaman geriye "I want", "I smoke" gibi ilk başta kurduğumuz buradaki cümleler var ya, ikili cümleler. "Kim ne yapar?" sorusuna cevap verdiğimiz kısa cümleler var ya, onlar kalıyor geriye. Yani size düşen görev araya şu "don't"ları sıkıştırabilmeyi başarmak. Bunu başardığınız zaman zaten olumsuzu elde ediyorsunuz.

Yani "I don't want." Ben istemiyorum. Ya da "Ben istemem." Ayrılmam. "I don't know." Ben bilmiyorum. Ya da "Ben bilmem." İkisine de kullanabiliyorsunuz. "I don't like." Ben sevmiyorum. Ya da "Ben sevmem." "I don't hate." Ben nefret etmiyorum. Ya da "Nefret etmem." "I don't work." Ben çalışmam. Ya da "Çalışmıyorum." "I don't drink." İçmiyorum. Ya da "Ben içmem." "I don't call." Ne demek? "I don't come." Ne demek? "Ben gelmiyorum." Ya da "Ben gelmem." "I don't smoke." Ben sigara içmem. Ya da "içmiyorum."

"I don't tell." Söylemek nasıl söylersiniz? "I don't tell." "Ben söylemem." Ya da "Ben söylemiyorum." "I don't explain." Anlatmak. "Tel." Söylemek, anlatmak birden fazla anlamı var. "I don't sleep." Ne demek? "Ben uyumuyorum." Ya da "uyumam." "I don't stay." Ben kalmam. Değil mi? "I don't love." Ben sevmem. Ya da "sevmiyorum." "I don't do." Ben yapmam. Ya da "yapmıyorum."

"I don't understand." "Get." Mesela "get it." Anlamak. "Get it." Anlamak manasında. "I don't get it." Yani "Ben onu anlamadım" demiş oluyorsunuz. Bu şekilde. "I don't get it." "Ben onu anlamadım." "Ben onu anlamıyorum." Her ikisi için de geçerli.

"I don't obey." Mesela "I don't obey." Ben boyun eğmem. Ya da "ben itaat etmem." "İtaat etmiyorum." "Boyun eğmiyorum" demek istediğim zaman bunu kullanabilirsiniz.

"She doesn't buy." O satın alma. Ya da "satın almıyor." "He doesn't read." O okumaz. Ya da "okumuyor." "She doesn't write." O yazma. Ya da "yazmıyor."

"He doesn't speak." O konuşmaz. Konuşmuyor.

Şimdi gelelim işin biraz daha zor kısmına. "I don't want." Ben istemem. Ya da "Ben istemiyorum." "Ben istemiyorum" diyelim ya. Yani en çok hangisini tercih ediyorsak onu kullanmaya bakalım. Bence "I don't want." "Ben istemiyorum." Mesela ben neyi istemiyorum? "I don't want to know." Ben bilmek istemiyorum. "I don't want to know."

Burada yaptığımız gibi arkadaşlar. "I want to." Bu sefer olumsuz. "Ben bilmek istemiyorum." "Ben tanımak istemiyorum." Mesela "Ben gitmek istemiyorum." Nasıl söylersiniz? "Ben gitmek istemiyorum." "I don't want to go." Gitmek yok, değil mi?

"Ben eve gitmek istemiyorum."

Sorular biraz hızlı soracağım arkadaşlar. İsterseniz videoyu duraklatarak cevap vermeye çalışın. Çünkü uzadıkça uzayacak bu ders. Öyle gözüküyor. "I don't want to." Ben gitmek istemiyorum.

"Ben kalmak istemiyorum." Kalmak "stay." "I don't want to stay."

"Ben satın almak istemiyorum." Satın almak "buy." "I don't want to buy."

"Ben bu tişörtü satın almak istemiyorum." "I don't want to buy this t-shirt."

"Ben bu arabayı satın almak istemiyorum." "I don't want to buy this car."

"Ben bu evi satın almak istemiyorum." "I don't want to buy this house."

"Ben yapmak istemiyorum." "De." Demek istersiniz. Nasıl söylersiniz? "Ben yapmak istemiyorum." "I don't want to do."

"Ben öğrenmek istemiyorum." "Öğrenmek istiyorum." "Ben öğrenmek istemiyorum." "I don't want to learn."

"Ben İngilizce öğrenmek istemiyorum." "I don't want to learn English."

"Çince öğrenmek istemiyorum." "I don't want to learn Chinese."

"Sormak istemiyorum." "Ask." "I don't want to ask."

"Dans etmek istemiyorum." Nasıl söylersiniz? Dans etmekten. Hani yurt dışında düğündeyken sürekli davet ediliyorsanız eğer. İngilizce söylemeniz gereken cümle şu anda burada. "Ben dans etmek istemiyorum." "Please leave me alone." Neden dans etmek istemiyorsun falan filan.

"Hayır, ben bunu konuşmak istemiyorum." Nasıl söylersiniz? "Ben bunu konuşmak istemiyorum." Konuşmak "talk." "I don't want to talk." Değil mi?

"Ben bilmiyorum." "Ben tanımıyorum." Mesela "Ben seni tanımıyorum" demek isterseniz. "I don't know you." Demeniz gerekiyor. "I don't know you." "Ben seni tanımıyorum." Ya da "Ben seni bilemiyorum." "Ben seni bilmiyorum."

Şimdi "Ben hiçbir şey bilmiyorum" demek istiyorsunuz. Nasıl söylersiniz? "Ben hiçbir şey bilmiyorum." "Nothing." "I know nothing."

"Mesela senin hakkında hiçbir şey bilmiyorum." "I don't know anything about you."

"Ben bunu bilmiyorum" demek istiyorsunuz. Bu "this" demek. Nasıl söylersiniz? "I don't know this."

"Ben onu bilmiyorum." Tanımak anlamında kullanalım. "Know." Burada erkek için. "Ben onu tanımıyorum." "I don't know him." Diyeceksiniz. "Him."

"Onu kadın için." "Ben onu tanımıyorum." "I don't know her." Diyeceksiniz. "Her."

"Ya da isim vereceksiniz." İşte "I don't know." "Jim." Peki.

"Ben kuralları bilmiyorum" demek istiyorsunuz. Nasıl söylersiniz? Bilmek anlamında kullanalım. Şimdi bilmek, bir de tanımak. İkisini pekiştirmeye çalışıyoruz. "Ben kuralları bilmiyorum." "Kural." "Rule." "I don't know the rules."

"Ben trafik kurallarını bilmiyorum." "I don't know the traffic rules." Çeşitlendirebilirsiniz. Mesela "I don't know." "The rules of this house." "Bu evin kurallarını bilmiyorum." Falan filan. Devamını getirebilirsiniz.

Mesela "Ben onun adını bilmiyorum." "Ben onun adını bilmiyorum." Onun erkek için. Nasıl söylersiniz? "I don't know his name."

[Müzik]

"Ben onun adını bilmiyorum." "His name."

Şimdi kadın için. Mesela "Ben onun adını bilmiyorum" demek isteseydiniz, nasıl söylersiniz? "I don't know her name." "Ben onun adını bilmiyorum."

"I don't like." Ben sevmiyorum. Mesela "Ben seni sevmiyorum" demek istiyorsunuz. Birisi nasıl söylersiniz? "Ben seni sevmiyorum." "I don't like you." Diyeceksiniz. "I don't like you."

"Ben onu sevmiyorum." Erkek için. "Ben onu sevmiyorum." "I don't like him." "Like him." Ben onu sevmiyorum. Kadın için. "Ben onu sevmiyorum." "I don't like her." Diyeceksiniz. "I don't like her."

Peki. "Ben okulu sevmiyorum" demek istersiniz. Nasıl söylersiniz? "Ben okulu sevmiyorum." "I don't like school."

"Bir ihtimal futbolu sevmiyorum" derseniz, nasıl söylersiniz? "Ben futbolu sevmem." Ya da "sevmiyorum." "I don't like football."

"Ben kedileri sevmem." "Ben kedileri sevmem." Nasıl söylersiniz? "I don't like cats."

"Köpekleri sevmem." "İngilizce öğretmenlerini sevmem" derseniz, nasıl söylersiniz? "Ben İngilizce öğretmenlerini sevmiyorum" demek istiyorsunuz. Nasıl söylersiniz bunu? Bu imkanı tanıyayım ben size. "I don't like English teachers."

Like English teachers, teachers. Peki, rap müzik sevmem. Nasıl söylersiniz? "Ben rap müzik sevmiyorum." Iron like Premier. Evet, bu kadar kolay. Normalde devamlı, mesela nefret etmiyorum, nefret etmem. Neyden nefret etmem ben? Senden nefret etmem. Ben senin nefret etmiyorum ki.

[Müzik]

Ben kendimden nefret etmiyorum. Erkeklerden nefret etmiyorum demek isterseniz, hanımlar, nasıl söylersiniz? "I don't hate" demeniz lazım. Kadınlardan nefret etmiyorum demek isterseniz, nasıl söylersiniz? Beyler, "Ben kadınlardan nefret etmem." İngilizceden nefret etmiyorum. Nasıl söylersiniz? Tabii ki "I don't hate English." İnsanlardan nefret etmiyorum. "I don't hate people." Değil mi? "I don't hate people." İnsanlardan nefret etmiyorum. "I don't hate people." "I don't."

Ben çalışma. Mesela, "Ben full time çalışmam" demek isterseniz, "I don't work full time" diyeceksiniz. "Part time çalışmam, çalışmıyorum." Ya da "Ben part time çalışmam." Her ikisi için de geçerli. Bu "Ben sana çalışmam." "Ben sana çalışmam." "Ben sana çalışmıyorum" demek isterseniz, nasıl söylersiniz? "I don't." "Ben sana çalışmam." "Çalışmıyorum." "Ben Ford firmasında çalışmam." Nasıl söylersiniz? "Ben Ford'da çalışmam."

[Müzik]

Ona çalışmam. Nasıl söylersiniz? "I don't for CY." Değil mi? Değişen sadece burası. "I don't work for." Özel okullara çalışma. Ama artık kendi adıma konuşmam gerekirse.

[Müzik]

[Müzik]

Bu kadar basit. "I don't come." Ben gelmem. "I don't come here." Burası. Ben buraya gelmem. "Here." Ben buraya gelmem. Şimdi "Ben eve gelmem" demek istiyorsunuz. Nasıl söylersiniz? "Ben eve gelmem." "I don't come." Demeniz gerekiyor. "Adam kamp." Ben eve gelmem. Ben geç gelmem. Geç gelmek kolay. "I don't come late." "I don't." Ben geç gelmem. Ben erken gelmem demek istiyorsunuz. Erken, early. Nasıl söylersiniz? "I don't come." "I don't." Yani erken gelmem ya da erken gelmiyorum. Her ikisi için de kullanabilirsiniz. "I don't smoke." Ben sigara içmem. Ya da "Ben sigara içmiyorum." "I don't." Ben burada sigara içmiyorum. Ben burada sigara içmem. "I don't smoke here." Burası. Ben oturma odasında sigara içmem. Nasıl söylersiniz? Oturma odasında sigara içmem. "I don't smoke in the living room." Ben mutfakta sigara içmem. Mutfak için aynı kalıbı kullanın. "I don't smoke in the kitchen." Yatakhanede sigara içmem.

[Müzik]

Banyoda sigara içmem. Banyo.

[Müzik]

Ben söylemem. Ben anlatmam. Mesela, "Ben sana bunu söylemem." Nasıl söylersiniz? "I don't." "Ben sana bunu söylemem." "Ben sana bunu anlatmam." Veya "I don't tell." Mesela gerçeği söylemem. "I don't tell the truth." Anlatmam, söylemem yani. İlla "truth" falan yani gerisini getirmek istemeyebilirsiniz. Problem değil. Söylemem de. "I don't tell." Neyi söylemek istemiyorsanız, onunla ekleyebilirsiniz. Aynı şekilde "I don't." Mesela ben uyumam ya da uyumuyorum. Nerede uyumuyorsun? "In the living room." Ben uyumam. "I don't sleep all the time." Ben her zaman uyumam. "All the time." Her zaman. "I don't sleep." Ben uyumam. Devam edelim. "I don't stay." Ben kalmam. Mesela, "Ben burada kalmam." "I don't stay here." Ben burada kalmam. Ben burada durmam. "Stay" kalmak, durmak. "I don't stay here." "I don't stay." Mesela evde kalmam. Şimdi "Çok fazla kalmam" demek istiyorsunuz. Çok fazla uzun zaman kalmam demek istiyorsunuz. Bunu nasıl ifade etmeniz gerekiyor? "I don't stay long." Demeniz lazım. "Long." Uzun. Yani uzun zaman kalmam manasında. "I don't stay." Yani çok fazla kalmam. Çok fazla uzun süre kalmam. "Ben seninle kalmam." Nasıl söylersiniz? "Ben seninle kalmam." "I don't stay with you." Erkek için. Onunla kalmam. Kadın için. Onunla kalmam. Onlarla kalmam demiş oldum. Yani çeşitlendirebilirsiniz. Dediğin gibi devam ediyoruz. "I don't love." Ben sevmiyorum. Örneğin, "Ben seni sevmiyorum." Nasıl söylersiniz? "Ben seni sevmiyorum." "I don't love you." "Ben kimseyi sevmiyorum." Kimse, anyone. Nasıl söylersiniz? "I don't love anyone." Evcil hayvanları sevmiyorum. Evcil hayvan, pet. Nasıl söylersiniz? "I don't love pets." Ben evcil hayvanları sevmiyorum. Şimdi sıkı durun. "Ben x partisini sevmiyorum." Yani ben x partisini sevmiyorum. "I don't love." "I don't." Buraya adı neyse onu oraya koyacaksınız. "Party" diyeceksiniz. Bitti. "I don't love."

"I don't do." Ben yapmam ya da yapmıyorum. Ben hiçbir şey yapmam. Hiçbir şey yapmıyorum. Nasıl söylersiniz? Hiçbir şey, anything.

[Müzik]

"Ben hiçbir şey yapmam." "Hiçbir şey yapmıyorum." Peki bunun tam karşıda olan "Ben her şeyi yapmam" demek isterseniz, nasıl söylersiniz? "Ben her şeyi yapmam." Öyle her şey, everything. Nasıl söylersiniz? "I don't do everything." Hani bana söylenen her şeyi yapmam. Yani emredilen her şeyi. Ben iyilik yapmam. Dersinde iyilik, kindness. Ben yapayım isterseniz "I don't do a kindness." Bir iyilik. Yani bir iyilik yapmam. "I don't do a kindness." Derseniz kötülük de yapmam demiş oluyorsunuz arkadaşlar. "I don't do a kindness." Nasıl iyilik yapmam? "I don't do." Kötülük yapmam demiş oluyorsunuz.

Evet, "I don't understand." Yani ben onu anlamadım. Yani "Ben seni anlamadım" demiş oluyorsunuz. Burada hani okay. "Ben seni anlamadım." "Ben senin doğru anlamadım" demek isterseniz, "I don't understand you." Demeniz gerekiyor. "I don't understand." Ben doğru anlamadım. Hani siz "right"ı bir kenara bırakın. "I don't understand" dersiniz bile yeterli. Mevzuyu anlamakta zorluk çekiyorsanız şu anda bunu bana karşı söyleyebilirsiniz. "I don't understand, Hoca." Yani anlayamadım ne demek istediğini diyebilirsiniz ki anlamı oraya çıkıyor. Yani bir mevzuyu anlayamamak. "I don't understand." Ben boyun eğmem. Boyun eğmiyorum. Ben itaat etmem. İtaat etmiyorum. Boyun eğmem. Boyun eğmiyorum. Mesela, "Ben sana boyun eğmem." "Ben sana itaat etmem." "I don't obey you." "Ben kimseye itaat etmem." Kimse, anyone. "I don't obey anyone."

[Müzik]

Sisteme itaat etmem. Sistem nasıl söylersiniz? "I don't obey the system." Sisteme itaat etmem. Krala boyun eğmem derseniz, nasıl söylersiniz? Kral ne demek İngilizcede? King. "I don't obey the king." "I don't obey the king." Kime itaat etmek istemiyorsanız buraya yazın. Ben sadece birkaç örnek gösterdim. "She buys." Az şey satın almaz. Yani çok az satın almaz demek istediğiniz zaman "She buys little." Demeniz lazım. "Little." Az demek bu. Yani daha az satın almaz. O her zaman çok fazla satın alıyor. Çok fazla şey satın aldı anlamına geliyor neredeyse. Şimdi "O arabayı satın almadı." Yani satın almaz. Şimdi o arabayı satın almaz ya da satın almıyor. O satın almıyor arabayı. Her ikisi için de kullanabilirsiniz. Veya "She buys a car." O uçağın satın almıyor. O uçağı satın almaz. O evi satın almaz derseniz, nasıl söylersiniz? "O evin satın almaz." "O tişörtü satın almaz." "She doesn't read." O okumaz veya okumuyor. Mesela, "O çok fazla okumuyor." Demek isterseniz "She doesn't read much." Demeniz gerekiyor. Çok fazla okumuyor. Çok okumuyor. "O kitap okumaz." Demek isterseniz, nasıl söylersiniz? "She doesn't read books." "She doesn't write." O yazmaz. Mesela, "She doesn't write back." O geri yazmaz. O geri yazmaz. Yani geri cevap mahiyetinde.

[Müzik]

Yazmıyor. "She doesn't write well." O iyi yazmıyor. Yazı stili olarak iyi yazı yazma. Mesela, "O hızlı yazmaz." Dersiniz, nasıl söylersiniz? Hızlı yazmaz. Hızlı, quickly. "She doesn't write quickly." "She doesn't speak." O konuşmaz. Mesela, "O İngilizce konuşmaz." Ya da "İngilizce konuşmuyor." Demek isterseniz.

[Müzik]

"She doesn't speak Turkish." "O iyi konuşmaz." Dersiniz, nasıl söylersiniz? İyi konuşmaz. Bir sürü yerde gösterdim. Burada da iyi var. Başka bir tarz yerde daha gösterdim. İyi konuşmaz. Nasıl söylersiniz? "She doesn't speak well." Değil mi? "She doesn't speak." O iyi konuşmaz. O doğru konuşmaz. Doğru, right. Nasıl söylersiniz? "She doesn't speak right." "She doesn't speak." O doğru doğru konuşmaz. Peki "She doesn't sing." O şarkı söylemez. Mesela, "O iyi şarkı söylemez." Nasıl söylersiniz? "O iyi şarkı söylemez." "She doesn't sing well." Şimdi "O canlı şarkı söylemez." Yani şarkıyı canlı söylemez demek istiyorsunuz. Nasıl söylersiniz? Canlı, live. Hani ekranım şu köşesinde bazen yazıyor ya canlı yazıyor. Live İngilizcesi. Nasıl söylersiniz? "O canlı şarkı söylemez." "She doesn't sing live."

[Müzik]

Cümlelerimizle bu şekilde arkadaşlar. Yani şuradaki "don't"ları çıkarttığınız zaman geriye sadece olumlu cümle kalıyor. "I want" ve "I like" gibi. Sadece araya "do"yu sıkıştırıverdi. Şimdi gelelim soru cümlelerine. Burada da hemen hemen aynı işlemleri takip ediyor olacağız arkadaşlar. Çünkü hepsinde temel rol oynayan "kim ne yapar" sorusu. Kim ne yapar sorusuna cevaplar burada. Kim ne yapmaz sorusuna cevap burada. Şimdi kim ne yapar sorusuna soru cümlelerini kuracağız. İlk yapmanız gereken şey, eğer soru cümlelerini kuramıyorsanız başta olumlu cümleler kurun. Bu şekilde bakın olumlu cümlelere. Böyle sıraladım. Bunlar sizinle ben daha demin yaptığım cümleler. Bunlar yani şurada yapmış olduğumuz cümlelerin hemen hemen aynısı arkadaşlar. Sadece özneyi değiştirmişim. Burada "I want" demişim. Burada "you want" demişim. Aynı "you know." "I like." "You like." Anladınız hani dersin ilk başında gösterdiğim cümleler bunlarda. Ki dersin sonundayız şu anda yine aynı noktaya geldik. Siz bu şekilde cümle kurabiliyorsunuz. Bunu sonra yapmanız zor değil.

Şimdi arkadaşlar buraya çok iyi dinleyin. Hani olumsuz cümlelere cümle yaptık. Yani yapmamak fiiliyle yaptık. Mesela şuraya bakarsanız istemeyi yapmam, ben bilmeyi, tanımayı yapmam, ben sevmeyi yapmam, ben işte nefret etmeyi yapmam, ben işte yapmamakla olumsuz yapıyorsunuz. Kelimeleri tek tek aldığımız zaman böyle bir şey ortaya çıkıyor. Ama biz Türkçenin kültürüyle bunu birleştirdiğimiz zaman "Ben istemiyorum, ben bilmiyorum, ben tanımıyorum, ben sevmiyorum, sevmem, tanımam, bilmem, istemem" gibi bu şekilde tercüme ediyoruz ki sanki çok süslüymüş gibi görünüyor. İngilizcesine baktığım zaman aslında öyle değil. Hani olumsuz bir şey söylemek istediğiniz zaman "don't" ile yapmanız gerekiyor ya. Burada yani yapmam, yapmam gibisinden. Aynı şekilde soru sormaya çalışırken "yapar mısın" dercesine soru sormanız lazım. Mesela "You want." Sen istersin. "Yani istemeyen yapar mısın?" "Do you want?" Biz buna düpedüz "İster misin?" demeyi tercih ediyoruz.

[Müzik]

"Do" ile yaptığınız gibi soru cümlelerinde "do" ile yapmanız lazım. Yapmak ile yapmanız gerekiyor. Bu "İster misin?" "Do you want?" "Bilir misin?" "Tanır mısın?" "Do you know?" "Sever misin?" "Beğenir misin?" "Do you like?" Tümüne bu şekilde "do"ları eklemeniz gerekiyor arkadaşlar. Ta ki şöyle "bıyığa" kadar. "Do" ile yapacaksınız. Şimdi şeye gelelim.

[Müzik]

"Does" oluyor demiştim. Yani "do"ya "s" takısı eklendiği zaman bu "ies" takısıdır. Yani "do" değil, "does" olması gerekiyor. Dört harf. "Does she buy?" Satın alır mı? Diyerek bu şekilde soru yapmanız lazım. Siyahla yazılan bütün cümleler olumlu cümleler. Aralarını olumsuz yapanlar bu kırmızı. Sonra yapan da bu kırmızı. Yapmak var, yapmak var. Bitti. Şimdi sırasıyla gidelim. "İster misin?" Şimdi "Sen ne istersin?" demek isterseniz, eğer "What do you want?" demeniz lazım. "What." Yani ne. Ne istersin? "What do you want?" "Neden istersin?" Nasıl söylersiniz? Neden "do you want" tabii ki başa gelecek değil mi? "Why do you want?" "Neden istersin sen bunu?" "Nasıl istersin?" "How do you want?" "Nasıl istersin?" "Do you know?" Bilir misin? Tanır mısın? Demek. Şimdi "Sen ne bilirsin?" demek istiyorsunuz. Nasıl söylersiniz? "What do you know?" "Bunu nasıl biliyorsun?" Demek istiyorsunuz. "Sen bunu nasıl biliyorsun?" Ya falan bunu söylemek istediğin zaman bu kalıbı kullanmanız lazım. "Nasıl biliyorsun?" Soruyu nasıl sormanız gerekiyor?

[Müzik]

"Sen bunu nereden biliyorsun?" "Nasıl biliyorsun?" Devam edelim. "Do you like?" Sever misin? "Sen ne seversin?" "What do you like?" Değil mi? "Nefret eder misin?" "Sen neyden nefret edersin?" Bunu nasıl sorarsınız? "Sen neden yani neyden nefret edersin?"

[Müzik]

"Sen neyden nefret edersin?" "Neden niçin nefret ediyorsun?" Nasıl sorarsınız bu soruyu? "Why do you hate?" "Çalışır mısın?" "Sen nerede çalışırsın?" Nerede, where? Değil mi?

[Müzik]

"İçer misin?" "Ne içersin?" "Ne içersin?" "Do you come?" Gelir misin? "Ne zaman gelirsin?" "When do you come?" "Saat kaçta gelirsin?" "What time do you come?" "Nasıl gelirsin?" "How do you come?" Bu arada daha önce söylediğim gibi sorular esnasında durakladım. O şekilde cevap vermeye çalışın. Çünkü yetişemeyeceksiniz. Biraz hızlı gideceğim. "Sigara içer misin?" "Neden sigara içersin?" "Why do you smoke?" "Ne zaman sigara içersin?" "When do you smoke?" "Saat kaçta sigara içersin?" "What time do you smoke?" "Nerede sigara içersin?"

[Müzik]

"Anlatır mısın?" "Ne söylersin veya ne anlatırsın?" "What do you tell?" Değil mi? "Saat kaçta uyursun?" "What time do you sleep?" "What time do you sleep?" "Saat kaçta uyursun?" "Nerede uyursun?" "Neden uyursun?" "Why do you sleep?" "Nasıl uyursun?" "How do you sleep?" "Kiminle uyursun?" Çeşitlendirebilirsiniz. "Do we come?" Biz kalır mıyız? "Biz nerede kalırız?" "Ne zaman kalırız?" "When do we stay?" Evet. "Do we love?" Biz sever miyiz? "Biz aşık mıyız?" "Neden biz severiz?" "Why do we love?" Devam edelim. "Do we do?" Biz yapar mıyız? "Biz bunu nasıl yaparız?" Mesela, "Nasıl yaparız?" "Ne zaman yaparız?" "Nerede yaparız?" "Saat kaçta yaparız?" "Biz neden yaparız bunu?" "Why do we do?" Değil mi? "Biz neden yaparız?" "Do we play?" Biz oynar mıyız? "Ne zaman oynarız?" "Nerede oynarız?" "When do we play?" "Saat kaçta oynarız?" "What time do we play?" "Nasıl oynarız?" "How do we play?" "Kiminle oynarız?" "With whom do we play?" "Neden oynarız?" "Why do we play?" "Do we obey?" Biz itaat eder miyiz? Tabii ki bu soru "Biz neden itaat ederiz?" olması gerekiyor. "Biz neden itaat ederiz?" "Why do we obey?"

"Does he buy?" O satın alır mı? "Ne satın alır?" "What does he buy?" "Neden satın alır?" "Why does he buy?" "Ne zaman satın alır?" "When does he buy?" "Nerede satın alır?" "Where does he buy?"

[Müzik]

[Müzik]

"Ne sıklıkla okur?" "How often do you read?" Demeniz gerekiyor. "Does she write?" Yazar mı? "O ne yazar?" "What does she write?" "O neden yazar?" "Why does she write?" "Ne zaman yazar?" "When does she write?" "Nerede yazar?" "Where does she write?"

[Müzik]

"Nerede konuşur?" "Where does she speak?" Çeşitlendirebilirsiniz. "Does she sing?" Yani şarkı söyler mi? "O nasıl şarkı söyler?" "How does she sing?" Demeniz gerekiyor. Eğer buraya kadar geldiyseniz arkadaşlar, bilmiyorum kurduk. 500-600 artık kaç tane yaptı bu liste uzar gider. Ben 20 tane cümle üzerinden yani bu kadar cümleye çeşitli cümlelere ulaşabiliyorsam, siz daha fazlasını yapabilirsiniz. Bu mümkün. Burada yapılan, yani bu işin sırrı zaten ortada. Olumlu bir cümle kurabiliyorsanız, o olumsuz yapmak zor değil. Sonra yapmak hele hiç zor değil. Şimdi burada benimle beraber pratik yaparken bu işi yapabiliyorsanız, bunu kendi başınıza da yapabileceğiniz anlamına geliyor. Burada öğrendiklerinizi lütfen gerçek hayatta uygulamaya çalışın. Bunu yapın arkadaşlar. Özetle tavsiye etmeyi, takip etmeyi, bir de şu like butonuna basmayı unutmayın. Bu da benim ücretim olsun değil mi? Gel bakayım sen her dersin onunla geliyorsun maşallah.