Transcription
Şart Ninja tekeek bilimi sunar. Teketek yeni makinemız. Böyle acayip şeylere vuracağım bunun. Böyle tuk tuk. Değerli izleyiciler, teke tek bilime hoş geldiniz. Bir kez daha Shark Ninja'nın sponsorluğuyla karşınızdayız. Zaten yakışıklı kahve makinemiz da yanımızda durduğu için sponsorumuzu anons etmeye gerek yok. Görünce anlıyoruz. Bu kadar da güzel mi olur bir kahve makinesi? Çok yakışıklı. Maşallah, benden daha yakışıklı. Senden değil.
"Estağfurullah."
Eee, bugün yapay zeka konuşacağız. İki tane çok değerli konuğum var. Profesör Doktor Altan Çakır. Yapay zeka deyince Türkiye'de akla gelen ilk eee, üç isimden eee, biri eee, diyeyim. Ve yanında da eee, bizim teknoloji grubumuz e, Ozan Sihay var. Ozancığım hoş geldin.
"Hocam, hoş geldiniz."
Evet, makinemiz yakışıklı ama Ozan'dan yakışıklı değil. Eee, ben Ozan'la bir eee, etkinlikte konuşmacıyken eee, tanıştım. Eee, ve eee, ondan sonra ben konuşacaktım. Vazgeçtim, konuşmadım zaten.
"Sizinki gayet keyifli Fatih Bey."
Nasılsınız? İyi misiniz?
"İyiyiz, teşekkürler."
"Teşekkürler."
Eee, bugün sizi çağırmamın sebebi şu. Bu yapay zekayı biraz öğrenmek istiyorum. Neden? Bir daha hapse mahapse düşersem benim yerim bir yapay zeka bu programı yapsın. Eee, bir klonumu oluşturmak için yardım ve desteğini isteyeceğim. Paramız yetmediği için böyle konuk ayağına öğrenelim, bu nasıldı falan filan deyip işi eee, öğreneceğiz. Eee, diyeyim. İnşallah kimse hapse girmesin bundan sonra. Eee, ben de girmeyeyim inşallah. Eee, ve konumuza geçelim. Alt hocam, sizle başlayacağım. Eee, siz, eee, İstanbul Teknik Üniversitesi Veri Bilimi ve Analitiği Bölümü öğretim üyesisiniz. Bu bir yeni bir bölüm mü bu?
"Evet. Evet. 3 sene oldu. Eee, bizim 2022 yılında YÖK tarafından bu yeni gelişen teknolojiler nezdinde bir makro, eee, uygulama için işte 7 başlıkta toplam 50 bölüm açıldı. Eee, açıldı. Yani 50 tane bölüm açıldı ama aslında 7 bölüm yani 50 tane fark bir bölüm mesela bu veri bilim analitinden 7 üniversitede açıldı. Eee, bunlar da biraz bu arada hepsi lisans gibi düşünmeyelim Fatih Bey. Kimisi ön lisans, kimisi lisans. Mesela bu aralar bu işte birazdan da Ozan'la da konuşuruz. Bu vibe coding artık Türkçesini hani böyle esinlenerek kod yazmak demek mi diyelim onun kısmına. Onunla ilgili de mesela ön lisans programı acaba açılması gerekli mi? Çünkü Türkiye dünyada böyle bir akım var. Biraz o kapsamda düşünülmüş bir bölüm. Eee, ana şeyde, motivasyonda aslında iş dünyasındaki yapay zeka uygulamalarını eee, merkeze alan bir bölüm. O yüzden de endüstri mühendisleri, ekonomi, işletme mühendisleriyle birlikte açtığımız böyle bir karma bölüm. Eee, onun da ana mantığını biz o zaman öyle düşünmüştük. Onun biraz sonuçlarını gelecekte göreceğiz."
Yani başka bölümlerde okuyanlar hatta belki mezunlar buraya gelip yapay zeka konusunda kendi bölümleriyle, kendi alanlarıyla yapay zekayı nasıl birbirleriyle uyumlaştırabileceklerini mi öğreniyoruz?
"Evet. Şöyle anlatayım aslında bu lisans bölümü eee, gene ilk 6.000'den alıyoruz. Yani puanı oldukça yani hiç bir reklama yapılmadan ilk eee, aşamada hani belki İstanbul Teknik Üniversitesi olduğu için çok yüksek bir puanla aldı. Biz genelde biliyorsunuz üniversitelerde mühendislikler ve bazı bölüm programlarında işte fizik, kimya, matematik gibi laboratuvarlarıyla eee, bu dersler alınıp uzmanlaşma 3. sınıftan sonra oluşur. Eee, biz burada eee, 1 ve 2. sınıfı tamamen aslında bu yapay zekanın şu anki güncel uygulamalarını bu yazılım olabilir, donanım olabilir, arkadaki algoritma olabilir, veri yapıları olabilir. Bunları anlatıp 3. sınıf itibariyle bu grubu diğer domainlere, diğer alanlara doğru dağıtacak şekilde bir tasarım kurduk. Şu anda 2. sınıflar okuyor. Önümüzdeki sene 3. sınıfa başlayacaklar. E tabii diğer bölümlerdeki öğrenciler de aradaki yapılan anlaşmalarla işte Yandal, Çap gibi programlarla birlikte bizim bölümün programlarından ders alıyorlar. Aslında bir tür böyle bir buna türey bölüm diyorlar Fatih Bey. Çünkü bir makine mühendisliği gibi, bir bilgisayar mühendisliği gibi bir alan ana bir alan değil."
"Bir meslek değil."
"Değil. Ama aslında yani belki tartışılabilir bu konu. Günümüzün dünyasında da aslında bunları çok bir arada toplayabileceğimiz böyle türe bölümlere ihtiyaç var. Biraz o şekilde kurgulanmış bir bölüm."
Zaten artık herhalde her yerde türev bölümler gerekecek. Yani çok olmazsa olmaz haline gelmeye eee, başladı. Eee, çünkü piyasanın talebi de bu yönde. Eee, anladığım kadarıyla.
"Evet. Yani tabii öğretim üyeleri arasında sorduğunuz zaman böyle bir entropik belirsizlik gibi %50'si buna evet derken %50'sine hayır diyor ama bunun sonuçlarını biz eee, belki zamanla göreceğiz ama ben bu konuda iyimserim. Yani böyle türev bölümler biliyorsunuz YÖK'ün şu anda bölümlerinin zamanını kısaltma gibi planları var. Yani eee, eskinin eee, şeylerini, yapılarını yeniyle birlikte harmanlayacak şekilde yetişmesi gereken bir grup."
Şimdi mesela bu YÖK eee, bu 3 seneye düşürme eee, üniversite eğitimini 3 seneye düşürme konusunda bir çalışma eee, yürütüyor. Bunu da açıkladıkları zaman kıyamet koptu. Ben açıkçası kıyamet koparanlardan değilim. Çünkü baktığınız zaman İngiltere'de de üniversiteler eee, 3 sene, Almanya'da da üniversiteler eee, 3 sene. Yani eee, üniversite 4 sene olur diye bir eee, kural yok. Siz nasıl buluyorsunuz bu fikri?
"Ben de aynı şekilde düşünüyorum. Eee, şimdi şöyle ben Almanya'da okudum. Eee, Almanya'da böyle eee, bir ana diploma bir de uzmanlık diploması dedikleri iki kısım vardır. İşte bir ön diploma dedikleri, for diplom sonra hub diplom dedikleri gibi. Aslında biraz sistemi ona benzettik. O zaman da bu arada çok büyük eleştiri olmuştu. 2008'de geçişi yaptılar. Şimdi eee, zaten artık bence insanların bir senede okuduğu zamanı bir senede öğrenecek kadar bir yani çok hızlı giden bir teknolojiden bahsediyoruz ve her şey etkiliyor. Demek ki o kadar zaman vermemek lazım. İlk önce bunu bir herkes bence bunda hemfikir. Geriye ne kaldı? Bir kere benim bahsettiğim gibi ana uzmanlıklara doğru bir şekilde bu kişilere dağıtırsak bu makine mühendisi olur, bilgisayar mühendisi olur, sosyal bilimci olur. Onun üzerine inşa edeceğiniz kısmı işte o ana diploma dediğiniz kısımda alana doğru yönlendirebilirsiniz. Genelde benim de gördüğüm aslında Türkiye'nin şu anki genel trendi hatta 3. sınıftan sonra bu kişileri biraz daha girişim dünyasına göre doğru sürüklemek. Tabii bunlar makro ölçekte bakmamız lazım. Yani çok herkesin bir tekil hayatında örneği var. Yani herkes biz bunu yaptık işte şöyle kötü çalıştı diye çok örnek anlatılır biliyorsunuz. Herkesin sırtını ağrması gibi. E böyle bakarsak tabii işin içinden çıkamayız ama ben makro ölçekte baktığım zaman ben doğru olduğunu düşünüyorum. Mutlaka eee, bunun negatif yanları olacaktır ama eee, bence büyük resme bakmak lazım."
Evet. Almanya'da mesela üniversite 3 sene ama eee, kimse 3 senede bitirmiyor işi. Çünkü Almanya'da hemen hemen üniversiteye gidenlerin % herhalde 50'si falan eee, sonunda doktoraya gider gider hep doktorcudur on oradaki şeyler. Eee, on biraz değişik bir örnek ama İngiltere mesela eee, net 3 senedir eee, ve açık söyleyeyim ben bizim üniversitenin eğitiminin hiç kötü olduğunu düşünmüyorum. Yani "değil uygulamada daha eee, şey olabiliriz. Daha homojen diyelim. Eee, bizim çok şeyiz. Eee, böyle bir kutuplaşmış bir yapımız var yani. Evet. İşte İstanbul, Ankara her birinde kendi uzmanlık alanını belki İzmir biraz şimdi işin içine eklediler. Antalya tarafı gibi ama biraz daha eee, ülkenin geneline bu kısmı yayabilsek buradaki yeteneği. Bu arada bununla da ilgili çalışmalar yapıldı. Yani mesela bu demin bahsettiğimiz bölüm konusunda ilk önce İTÜ koordinatör olsun yani ana bölüm olsun o beslesin ve online eğitimler yapılsın gibi yapılmıştı. Ama bazen tabii arkada ilgili üniversitelerin de kendi sorumluluk zinciri olduğu için bunu bu şekilde dağıtmak eee, yani hemen hadi yapalım deyince de olmuyor. Sistem orayı hemen hizalanmıyor ama ben de kötü olduğunu düşünmüyorum. Eee, ama tabii eleştirebileceğimiz başlıklar da var."
Çok tabi eleştirebileceğiz. O ayrı bir sayısal fazlalık var. Eee, o sayısal fazlalık eee, genel olarak bir aşağıya çekiyor. Çünkü o o kadar yetişmiş adam yok. Ama eee, bazı üniversitemiz var ki evrensel çapta başarılı. Eee,
"Biz burada şeyi konuşmuştuk. eee, Fatih Bey, Emrah Bey le yaptığımız programda da bu kadar çok üniversiteye ihtiyaç yok. Ben onu da örnek olarak şöyle vermiştim. Yani mesela ben A Üniversitesi olarak eee, üzerine yığın şeklinde yayın yapıyorum. İşte 1000 oluyor, 2000 oluyor, 3.000 oluyor. Ben onun sonra parçaları bölüyorum tekrar 500 500 hale getiriyorum. Aslında bir üniversiteden beklenen yıllara dağılmış kümülatif toplamdaki bir bilimsel niteliğin"
"Tepesi diyelim. Yani dağı diyelim. Ben sürekli dağ böyle parçalayıp böyle sürekli tepe haline dönüştürdüğümüz zaman o zaman benim bilimsel yetkinliğimin görünürlüğü çok azalıyor. Yani en büyük bence eleştiri burada. Bu kadar üniversiteyi belki oluşturmaya bu kadar gerek yoktu. Biz üniversiteler büyüdüğüm böyle amip gibi bölüyoruz. Bir yere alıyoruz belki. Yani bunun bir anlamı yok. Bunu mesleki yüksek okuluna dönüştürebilirler gibi."
O zaman size biraz daha yine bu konuyla ilgili olabilecek ama bir şey de sormak istiyorum. Eee, şahsi merak. Şimdi siz aslına bakarsanız siz fizikçisiniz değil mi hocam?
"Matematik fizik. Evet."
Matematik fizik eee, ve parçacık fiziği eee, konusunda dereceniz var. Eee, ve SNe çalıştınız.
"Hala eee, SNe görevinize devam ediyor. E sürekli SNe olmasanız da SNe çalışan başka ortak dostlarımız e da var ve siz farklı dünyanın çeşitli üniversitelerinde görev yaptınız. Türkiye'deki araştırma kültürüyle ve özellikle bu yapay zeka konusundaki araştırma kültürüyle dünyadakiler arasında bir farklılık var mı? eee, ne durumdayız yani? Evet üniversiteli bölmenin negatif tarafını biliyoruz ama eee, sizin içinde bulduğunuz üniversite Türkiye'nin en köklü, en saygın eee, ve çıktı açısından baktığınız zaman, sonuçlar açısından baktığınız zaman da verimli bir üniversite. Nasıl görüyorsunuz?"
"Şimdi ilk önce şeyi eee, yorumlamak isterim Fatih Bey. Şimdi yapay zeka başlığını eee, genel olarak bence bütün dünyada biz ne kadar böyle popüler haberleri görsek de bir soru işareti var. Bir gri bölge var orada ve bu birçok ülke için geçerli. Çünkü eğitim sisteminin eee, yani işte 1970'lerden şekillendiğini düşünürsek 60'lardan sonraki bu mühendislik yapısının eee, onun biraz son noktasında eee, bölümlerde alınan derslerle şu anda güncel uygulamalarda eee, yapılan işler arasında böyle bir farklılık var. Bana hatta eee, bu Nvidia'nın CEO'sunun şey yorumu var. Yani 70 yıllık eee, bu kuramsal eee, bilgisayar bilimlerinin artık sonuna geldik. Tamamen uygulama göreceğiz dediği kısmı aslında biraz ona refermek isterim."
Doğru değil mi o yaklaşım? Aslında
"Bence çok doğru. Eee, hani bunu yani artık herkes genelde hep böyle şöyle bir hayal vardı ya işte herkes hayatın en büyük algoritmasını yazacak gibi böyle bir şey vardır o domeni uzmanlarının da şu anda yani hayatın en iyi algoritmasını istediğiniz kadar siz düşünün. Çok hızlı bir şekilde yaz yani %92'lerden bahsediyoruz. Yani kendi algoritmasını yazıp kendini tekrar yok edip sonra başka bir şeyi optimize eden sistemlerden bahsediyoruz. Şimdi böyle bir durumda baktığımız zaman uygulamada bence çok yoğun bir ilginin olması ve bununla ilgili bir başlıktan ortaya çıkması lazım. Ben genelde bunu kendi şeyimle, bakış açımla beş parçaya bölüyorum Fatih Bey. Bir Amerikan bakış açısı. Hani belki onun detaylarına gireriz. Buna yığın stratejisi diyorlar. Yani donanımdan tutun bulut bilişime, eee, işte yapay zeka modellerinden arkada bunun servis edilmesine, ürünleşmeye gibi ya da girişim ekosistemi diyelim. Buna birbirine böyle bağımlı bir ekosistem var. Eee, bunun tam karşısı e Çin modeli dediğimiz yapı var. Eee, Çinlerin getirdiği kısım, eee, aslında ARGE ve inovasyonu daha farklı bir yere taşımak. Çünkü onlar kadar difüze eden bir yapıları yok. Eee, ama üniversitelerini, eee, Amerika'dakilere eşdeğer bir hale getirdiler. Yani burada indikatörlere baktığımız zaman"
"Hatta geçler bazı alanlarda."
"Birçok alanda da geçtiler. Şimdi eee, bu bunun detaylarına gireriz ama geriye kalan örnekler hangisi? Baktığımız zaman Avrupa Birliği var. Eee, onlar da işte bildiğiniz üzere işte regülasyon, dinleyicilerin de hani ben bir kere kendi adıma böyle bir aydınlandığım an olmuştu. Yani ben hep şey diyorum işte Amerika inovasyon şudur budur anlatırken Amerika'da kanunlar çok basit yazılmış. Yani bunu yapma diyor. Yaptığın zaman sonra işte mahkemeye gidilip sürecin artması. Sonra oradaki istatistiklere bakıyorlar. Kaç tane şey var? Eee, mesela atıyorum 10 tane olayın 8'i çok büyük olaya dönüşmüş. Avrupa'da 10 tane olayın iki tanesi eee, bir eee, incident dedikleri bir olaya dönüşmüş. Avrupa regülasyonları çok yoğun çalışıyor. Bunun iyi yanları var, kötü yanları da var. Kendi açılarında"
"Yan çok bürokrasi yok mu?"
"Evet, bürokrasisi var. Ama işte şu anda onlar mesela biz Digital Europe diye bir ekipte de çalışıyoruz Türkiye Bilişim Vakfında. Ya mesela onlar bu sene artık yönlerini değiştirdiler. Biraz daha farklı bakıyorlar. Şimdi niye bunu anlattım? Onların stratejisinde bu yapay zeka fabrikaları dedikleri eee, yanlış hatırlamıyorsam İspanya, Hollanda, işte Danimarka şeklinde böyle bir zincir kurdular. Eee, böyle bir stratejide ilerliyorlar. İki örnek kaldı. Biz varız. Biz tam bir koridoruz. Koridor mantığında hani üzerimizden böyle bir nehir geçiyormuş gibi düşünmek lazım. Eee, bir de tabii"
"Çok anlamadım nasıl koridoruz?"
"Eee, biz şöyle bir koridoruz. Yani bu Japonya Maya bölgesi yani güne güneyimizdeki kısım bu işte Suudi Arabistan, Dubai bölgeleri ve bizim Avrupa üzerinden Amerika baz aldığımız zaman genelde böyle girişimler bu trafik üzerinde mesela bizim Çin'le olan ilişkilerimiz ya da oradaki bakış açımız ya da oradan bir şey alıp buraya getirme şeyimiz ilgimiz daha yüksek."
"Daha yüksek. Bu aşağı tarafı bunu satma ilgimiz, uygulama özelliğimiz çok fazla. Son zamanlarda kurulan şirketlere bakarsak bir de bunu alıp hep bir girişime döndürme hikayemiz olduğu için İngiltere üzerinden de Amerika'ya götürmek istediğimiz için buna bir bir tür koridor gibi bakmak lazım."
"Biraz füzyon, biraz eee"
"Evet. Yani aslında biraz eee, tersine mühendislik, onu uygulama, uygulamada birleştirme gibi başlıklar gibi bakıyorum. Eee, en sona tabii şeye bakmak lazım. Japonya gibi bir örneğe bakmak lazım ya da o tarafa. Niye? Çünkü çok yaşlılar. Demografik bir bakış açısı. E bu fiziksel robotlar dediğimiz aslında bu önümüzdeki bir iki senin en önemli başlığı olacak. Şimdi sorunuzu böyle biraz toparlayacak olursam bence bu beş başlıkta baktığımız zaman her birinde çok farklı hakikaten yemek yeme şekli var. İşte eğitimlerini tamamen uygulamaya yönelik yapanlar var. Çinliler diyelim. Amerikalılar bu işi yaygınlaştırıp eee, mesela kendi içlerindeki her bir katmanı farklı şirketlerin entegrasyonunu içerip oraya bağlamak mı var gibi gibi. O yüzden biz"
"Bunlar doğal mı gelişmiş süreçler yoksa toplumların kendi kültürlerine bağlı olarak gelişmiş süreçler mi ya da devlet böyle bir politika mı benimsemiş?"
"Ya ben şöyle bakıyorum. Çok o işin uzmanı gibi konuşmayayım Fatih Bey ama kendi okuduklarımdan, anladıklarımdan ben bu girişim işini çok dert ettiğim için yani Amerika bu işi 1930'larda başlatmış. Baktığınız zaman şimdi o 8090 yılın deneyimini bugün biz mesela budur diye konuşmamız bence çok bir şey ifade etmiyor. Bizim çünkü deneyimimiz 10 sene yani baktığımızda. Ama onlarda zaten öyle bir kültürü oluşmuş. Aynı şekilde diğer taraflara da gidersek Çin tarafı gibi. Şimdi e Çin aslında arkada son 25 yılda sürekli böyle bir şeye eee, bir yaptırıma ya da bir engellemeye maruz kaldığı için hep aradan geçerek onun biz disruptive dediğimiz bir kas yani yıkıcı olarak gitmeye çalışıyor. Çünkü ona bunun içinden geçmeye izin vermiyorsunuz. O da yanından geçiyor. Ama o da ona uygun bir kas geliştirmiş oluyor. Aslında belki 25 de değil 40 sene diyelim ona tam baktığımız zaman. Biz de biraz gözlemci rolündeyiz. O yüzden ben onu koridordan kastettiğim kısım o. Eğitimle ilgili en son onu da söyleyeyim cümlemi tamamlayayım. Yani eğitimde tabii çok fazla model var. Eee, çeşitli modeller biliyorsunuz bir ara çok Güney Kore modeli konuşuldu. İşte Avrupa'nın bakış açısı. Ben her ülkenin kendi eğitim modelinin kendi şekillenmesini düşünüyorum. Tabii normlar var yani. Ama baktığımız zaman bizim de kendi çözümümüze ihtiyacımız olan çok fazla başlığımız var. Bu başlıkta baktığımız zaman ben Türkiye'nin çok iyi kötü gitmediğini düşünüyorum. Sadece bir bilgi dağınıklığı var. Eee, bir de lokalize olması gerekiyor bazı işlerin. Yani bir ara ihtisas üniversiteleri kuruldu mesela tarımla ilgili işte şunla mesela yapay zekada da bence belki bununla ilgili çalışma mesela"
"Beş üniversiteyi bununla ilgili belki"
"Evet. Yani bunla denediler ama bence artık o yani politik midir eee, farklı mıdır? Fonların olmamasıdır ya da fon vardır tam doğru dağıtılmıyor mudur bilmiyorum ama mesela tıp yani eee, sağlık bilimleriyle ilgili bir yapının bir kümesi olması lazım. Nasıl savunmasını ayında yaptılar. Eee, ben bunun gibi mesela belki pazarlama dünyasının da mesela İstanbul'da çok önemli üniversiteleri, bölümleri var. Yani bunları bir konsensussüs şeklinde bir araya toplayıp gerçekten buradan eee, iş dünyasına eee, uygulamalarıyla ya da atıyorum kamuya uygulamalarıyla gidebilecek bir modelin sanki daha doğru bir yapı. Yani bu isteniyor. Kimse buna hayır demiyordur ama hani niye çalışmadığı konusu bazen belki zamana ihtiyaç vardır. Bilmiyorum."
Yapay zeka konusuna birazdan daha detaylı biçimde geleceğiz. Eee, biraz eee, Ozan. Ozan yapay zekanın kullanıcı tarafında Türkiye'deki öncülerden bir tanesi. Yani eee, eee, farklı boyutlarda yani bilimsel amacın dışında kullanma konusunda öncülerden bir tanesi. Eee, doğru tanıyorum değil mi?
"Yani kendimi öncü olarak görmek istemem tabii bizim bildiğimiz ilerden bir tanesini yani bu popüler halde kullananlar genel olarak öyle diyorlar. Ben de o konuda"
"Sağ olun. Teşekkürler."
"Evet. Yani çok sağ olun hocam. Yani şöyle e hatta böyle işte titre olarak böyle bazen uzman filan diyorlar. Diyorum ben uzman değilim. Ben sadece bu konuda kafayı kırmış birisiyim. Eee, bir de işin kreatif tarafındayım. Zaten çocukluğumdan beri işte fotoğrafla büyüdüm ben. 23 yaşında işte dedem elime analog fotoğraf makinesi verip fotoğraf çektirmeye başlamıştı. Sonra işte babamın da eee, desteğiyle fotoğraf ve sinemayla dolu bir hayatım oldu aslında. Bir yandan da işte grafik tasarımla. Şu anda yapay zeka bunların hepsini kapsıyor."
"Evet. Eee, hatta işte bu şey endişeleri var ya işimizi elimizden alacak mı vesaire."
"Senin orada enteresan bir sloganın var aslında. Güzel bir sloganın var senin orada. Yapay zeka işiniz almayacak. Yapay zekayı iyi sizden iyi kullanan birisi işinize alacak."
"Evet. Bu genel olarak böyle bir kavram ve söylem var zaten. Eee, artık bu"
"Onu ilk senden duyduğum için seni zannediyorum. Kusura bakma."
"Eee, çok benzer laflar var. Evet. Onu ben de sıklıkla söylüyorum bu arada. Gerçekten de öyle bir döneme girdik zaten. Aslında burada benim yaptığım iş en böyle benim korkacağım e, şeylerden bir tanesi yapay zeka. Çünkü ilk bunları aldı neredeyse. Yani popüler kültürde kullanımda işte önce görüntü üretmeyi, eee, daha sonra video üretmeyi, ses ve müzik üretmeyi aldı. Ama aldı demek işte yanlış. Aslında ben kendi yaptığım işleri yapay zekaya entegre ettim ve tecrübelerimi eee, kullanarak bu tarz modelleri aslında belki de daha önce bu işleri hiç yapmayan birine göre belki de daha iyi kullanıyorum veya işte çok araştırıyorum. Yapay zeka olayı biraz daha araştırma aslında. Biraz değil hatta çoğu araştırma yani. Eee, işte ben eşim de biliyor bazen hiç uyumadan yapay zeka modellerini araştırıyorum. Çünkü öyle bir hızla ilerliyor ki Fatih Bey yani mesela bugün çok iyi dediğimiz bir yapay zeka aracı bir saat sonra belki eskiyebiliyor ve o eee, artık tamamen bu süreci kontrol etmeye bağlı ve bunları deneyimle deneyimlemeye bağlı."
Şimdi hep bizde eee, yapay zeka dendiği zaman aeraj insanı tabii sizin gibi eee, değil ama aeraj toplumda yapay zeka dendiği zaman herkesin aklına ilk gelen eee, eee, şey eee, nedir? Chat GPT geliyor herkesin aklına. Orada biraz da benim de kusurum var. Yıllar önce ilk chat GPT çıktığında onunla bir program yaptık ve çok kaldı o öyle chat GPT diye. Fakat işte sonrasında şimdi Xle beraber çok popüler hale gelen Grok diye bir şey var. Eee,
"Cemini var Google'ın."
"Google'ın Geminiı var. Ben mesela ben en çok Gemini'dan umutluyum. Çünkü müthiş bir büyük data var elinde. Eee, evet X'in şeyinde de Grok da bir data var ama oradaki data çok eee, sakat bir data gibi. Bilmiyorum. Ben bunları hep sallıyorum ben yani kendi izlenim. Hani o güvenilmez bir datayı kullanıyor geliyor, eee, bana. Eee, çeşitli ama aslında bu üçün dışında binlerce yapay zeka uygulaması var, değil mi?"
"Evet. Aslında bu üçünün üstünde olan var. Şu anda Cloud diye bir yapay zeka var. Antropik firmasının ve Cloud değil"
"Cloud Cloud diye Eile. Evet."
"Son eee, hatta mesela şu anda yeni bir yapay zeka eee, modeli duyurdular işte Mitos diye ve dünyayı değiştireceği iddia ediliyor gerçekten. Hatta bir kısım hacker bunu işte bir şekilde sızmış vesaire. Yani kendi kendine düşünüp, kendi kararını verip hatta böyle exploitler yazan, siber saldırılar düzenleyebilen ve gerçekten çok güvenilir alanları bile çok kısa sürede siber saldırılarla çökertebilen bir sistem olduğu söyleniyor. Ama henüz kullanımı açılmadı. Açılacak mı açılmayacak mı? Bunun da tartışmaları tabii ki sürüyor. Ama mesela diğer tarafa gelirsek chat GPD dediniz. Ben bütün böyle çıktığım konferanslarda şöyle bir işte oylama yapıyorum. İşte kaç kişi chat GPT kullanıyor diyorum. Bundan bir sene önce bütün salon mesela el kaldırıyordu. Tamam. E kaldırıyordu."
"Şu anda kaç kişi chat GBD kullanıyor dediğimde %5 civarına düştü ve %90 civarında neredeyse Gemini kullanımı ve Cloud kullanımı vesaire. Grok hala sizin dediğiniz gibi biraz böyle eee, güvensiz alan gibi geliyor ama aslına bakarsan"
"Hatta biraz aşağılık pislik bir gözle bakıyor insanlar."
"Bir arada zaten biliyorsunuz bu hani bir ağzı boy bozuk tarafı vardı. Onu bir törpülediler. Şimdilik şimdilik yok. La Trump karması bir diğer hali var. Onun"
"Grok genelde o tarz böyle sansasyonel şeyleri yaptığında hemen arkasına yeni bir versiyonunu getiriyor. Aslında biraz da reklam kampanyası gibi kullanıyorlar ama hepsinde farklı bir yeteneği var günün sonunda. Mesela ben Grok'u da çok kullanıyorum. Ne için kullanıyorum? Yani o kadar hızlı aslında bir araştırma yapıyor ki son 10 saniyedeki Türkiye'de işte yaşanan eee, siyasi gelişmeleri bana listele dediğinde bile çok hızlı bir araştırma yapabiliyor."
"E bir ara çok e epey de ilk çıktı. epey geriden geliyorlardı. Şimdi süper güncell"
"XI yani bilmiyorum Elon Musk biraz o konuda herhalde birinci olacağım kafasına girmiş gibi görünüyor ve Xi yani en son çıkmasına rağmen hem bu LLM dediğimiz işte e Grok chatbot modeli hem de görsel ve video modelinde rakiplerine nazaran çok çok hızlı bir ilerleme kaydediyor. En iyisi mi değil ama e bu hızla giderse nereye gidecek bilmiyoruz ki. Zaten İlyusk'ın da dediği işte demin hocam siz de dediniz ya artık robotların dönemine gireceğiz. Elim yani önümüzdeki bir iki sene içerisinde biraz ütopik bir yorum ama herkesin bir robotu olacağını düşünüyor. Yani bu işin aslında biraz Grok'un eee, başta olmak üzere zaten Teslalara biliyorsunuz entegre ettiler. Ve"
"Şimdi robot fabrikası açıyor bir tane."
"Evet. Şimdi işte o robotları da her insanın bir robotu olacağını ve işte çocuk bakıcılığını yapacağını alışverişi yapacağını yani insanlara pek bir"
"Ben buraya oturtacağım onu benim yere bak"
"Bakmayacağın. Evet. İşte o en başta dediğiniz şeyi birkaç sene içerisinde İlim Musk'ın söylemine göre bence biraz eee, ütopik bir yaklaşım. E o kadar kısa sürede olacağını düşünmüyorum ama olacağını düşünüyorum. Burada şeye bakıyoruz Fatih Bey. Hemen bir araya girdim kusura bakmayın ama şey e bu SQ Capital River Plate gibi çok büyük yatırım fonlarının genelde böyle 5 yıllık planlamaları açıklanır. Bunu 2 bu5 sene önce açıkladıkları zaman tamamen physical AI dedikleri yapıyı söylemişlerdi ki o zaman"
"Phical AI demek hocam."
"Physical AI aslında şöyle şimdi bir şey otonom sistem dediğimiz zaman bu illa bir araba şey robot olmak zorunda değil. Eee, ama böyle bir fiziksel bir cihaz yani elektromekanik bir sistemin bir eee, düşünür muhakeme yeteneğiyile birlikte karar verdiği şunu alıp kaldırıp bıraktığı sisteme biz aslında physical AI diyoruz. E yani robotların olduğu kavrama."
"Mesela bu bu makineda olabilir fizical AI değil mi?"
"E bu yani Evet. Bu tabii şu anki haliyle bu çok deterministik yani hani kendi kural tabanlı çalışıyor. Eee, bizim dediğimiz kısımlar daha böyle sizle iletişim halinde olan"
"Mesela şimdi ben diyelim ki burada bir yapay zeka eee, koydu Ninja içine ki koyabilirler yani. E koydular ve geldim bu makineye benim girdiğimi gördüki gözden veya telefonumdan veya benden aldığı bir şeyden. Ve ben bir bana bir kahve yap bana dedim. O bir diyecek ki ya akşam şimdi sen dün gerce iyi uymamıştın ben farkındayım. Saatindeki bilgilere ulaştım. Sen bugün kahve içme ben sana bilmem şey şunu vereyim diyebil. O mesela o mu oluyor?"
"Tam olarak değil ama onun böyle bir tür e temel giriş seviyesine düşünebil o kadar basit. Bu arada bunlar şu anda uygulanıyor. Şimdi benim de danışmanlığını yaptığım büyük birkaç holding bu tarz beyaz yeş üreten sistemler var. Yani onların çoğu entegre edilmiş durumda. Siz konuşarak zaten mesela yani kahve bir örnek, fırın bir örnek elimde şunlar var ben ne yapalım dediğiniz zaman size iletişime geç."
Hocam bir cılkı çıkmadı mı bu işin biraz dah? Yani şimdi şöyle bence
"Her yerde bir geri araç bir yapay zeka var yani olsa ne olur orada yapay zeka biraz pazarlama kampanyası olarak kullanıyorlar aslında daha önceden de vardı belki belki değil hatta vardı da şu and"
"İş piyasasını belki iyi anlamak lazım biraz önce konuştuğumuz örnekler de dahil yani ilk önce bu bu sene için çok şey konuşuyoruz Fatih Bey yani bu işin deneysel experimentation dedikleri kısım bitti artık bu plato yani iş dünyası platosuna geçtiği için artık değer yaratacak şeyler gibi bir başlıklar ortaya çıkıyor yani. Hani bu yarın bugün bu kahve makinesin satışı hani satış için kullandığınız algoritmalarla bunu müşteriye ulaştırdığınız içindeki sürecin geliştirildiğinden mesela bir insanın deneyimiyle alakalı birçok başlığa doğru gittiğiniz noktada eee, bence herkes bir deneme ve bu ürünü neyse artık onu ona entegre etme derdinde. Çünkü"
"Anladım. Herkese bir yol arıyor. Bir yol bulmaya çalışı."
"Evet. Aslında burada hep konuşulmayan ama bence çok da önemli olan bu davranış analizleri var. Biliyorsunuz bazen hep ben de şimdi çalıştığım şirketlerde görüyorum. Bazen eee, satışın %60'ı bu davranışsal analiz dedikleri kısım biliyorsunuz. Bu işte eee, yani yavaş ve hızlı düşünme sanatı dedikleri böyle bir tane Nobel alan eee, kişinin kitabı vardı ya orada hep onları anlatır. Yani insanın davranış şekilleri. Şimdi insanlar sürekli buna bir maruz kaldıkları için yapay zeka teknolojileri bunu kullanmak sonra bunun pratikliğini görmek gibi. Bunlar böyle yaş gruplarına da böldüğünüz zaman eee, işte satın alma gruplarının eee, yani işte buna ilgi duyacak grupların yavaş yavaş yaklaşmasının da bir olgunluk seviyesine geldiğimiz için talep ona yönde geliyor. Biz dün akşam konuşuyorduk mesela bir termosifon var işte içinde. Diyorum ki bu sürekli sabit sıcaklıkta işte tutarsan gün boyunca sürekli kendini sabit tutuyor. Ama aslında biz akşam 6'dan sonra eve geliyoruz. Aslında bunun kendi içinde böyle bir otonom hale yani basit bir otonomi bu arada."
Hocam onu yaparsa ben alırım bir tane. Ben çünkü şu anda en büyük takıntım evdeki termosifon yani sürekli işte atıyorum 55 derece. Ya kardeşim ben sabah yıkanıyordum niye bütün gün o 55 dere?
"Bunu da yaptılar yani yaptılar. Onur markalarını sonra söylerim size bazı şeylerini ama baktığımız zaman gerçekten artık bu bile baktığınızda işte ayda kullanıcı başına sonra da işte şehir ülke bazında baktığınız zaman işte o enerjinin çok basit bir hesap ama yani bunu yapmamışlar daha önce şu anda tam bunların hepsinin uygulanabilecek bir zamana geldiğimizi düşünüyorum."
Artık öğrenme dönemine zaten yapay zekada biraz girilmesi gerektiğini de söylüyorlar. Hatta şu ana kadar eee, İlyas Suske var. Hatta hocam işte bununla ilgili bir röportajında söylüyor. Open A'ın kurucularından hatta asıl beyniydi. Şimdi oradan ayrıldı. İşte kendi Safe Super Intelligence diye bir şirket kurdu mesela. Şunu diyor. O çok enteresan bir şey. Hani birçok kişinin öngörüleri var. İşte bu hatta AG'a geçişte genel yapay zeka yani insan gibi düşünen mantık yürütebilen yapay zekalara. Mesela İlyas Uskever işte Sam Altman Elon Musk'ın tersine aslında şöyle diyor. Artık bu scaling ölçeklendirme dönemi bitti ve artık tekrar araştırma yapılması gerekiyor. Çünkü iş sadece verilerde ya da GPU'larda değil. Yani biz ekran kartlarını doldursak da serverlara artık bilgi kalmadı. Yani dünyada yapay zekaya verebileceğimiz bir bilgi kalmadı. Her şeyi tüketti ve sömürdü yapay zeka.
"Hatta eee, şöyle bir dezavantajı da var. Şimdi yapay zekaların ürettiği bilgiler var. Bunlara da sentetik bilgiler deniyor. Yani bundan ileriki yıllarda artık yapay zekalar bu sentetik verilerle gitgide daha yanlış bir çığ gibi büyüyerek yanlış öğrenmeye başlayabilir. O yüzden de İlyi Süskever şunu diyor. Artık öyle bir döneme girmeliyiz ki yapay zekayı öğrenmeyi öğretmeliyiz. Yani insan gibi öğrenebilmeli. Kendi kendine mantık yürütebilir. Kendi muhakemesine yapmalı. Aslında bu da işte hocamın dediği gibi fiziksel dünyadaki yapay zeka çok önemli. Çünkü yapay zeka daha gerçek sahaya inmedi. Yani sadece iki boyutta bilgisayarda ve kodlardan ibaret. Sanırım Meta'nın eski baş yapay zeka mühendisiydi. İsmini hatırlamıyorum şu anda. Şey diyor hatta şu anki yapay zeka bir işte kediden bile daha aptal diyor."
"Evet. Çünkü yani tamam kedi kod yazamaz vesaire yapamaz ama eee, gerçek bir dünyada muhakeme yapabiliyor. Yani nereden gideceğini hangi yoldan gırman işte o aşamaya biraz daha herhalde gelinmesi gerekiyor."
Evet. Konu sayısı çok fazla benim fikrim burada. Eee, böyle olaya çok net bakmak lazım. Bir tane yeni yayınlandı Fatih Bey. Bu EI indeks raporu dediğimiz bir kısım var. 2026 yayın yalı 2,5 hafta oldu. Bu Stanford'tan çıkıyor. Eee, bu çok da dile getirilir bu akademisyenler tarafından. Sadece vermek istediğim örnek şu. Orada bakıyoruz ki bizim bu 20125 gibi çok kırınım noktalarımız var. Yani hani bir e algoritma uygulama şekillerini değiştirdikleri sonra bunu donanımla hızlandırdıkları işte Nvidia'nın büyümesi gibi. Şimdi bu perspektifte baktığımız zaman 2014 yılından itibaren çok ilginç bir grafik var. eee, iş dünyasının buradaki konuyu fark edip çok yoğun bir bütçeleme yani fonlama kısmının olduğunu görüyoruz Amerika'da ve Çin'de. Şimdi işin arkasına bu kadar büyük fon koyduğunuz zaman tabii bir beklentiniz vardır. Hani iş dünyasında vardır ya hani bir vereyim 2 alayım gibi şeklinde mantıkta. Şimdi böyle baktığımız noktada zaten bu işin ilk önce iş dünyasında işte kurumsal büyüklerde holdinglerde işte Amerika'dan ya da girişimlerde şekillen bir fonksiyon kazanması lazım ki yatırım yatırımlar devam edebilsin.
"Evet. İşte onun biraz oturduğu bir platodayız. Eee, ve artık bu hangi hangi iş, hangi başlık, hangi uygulama dediğiniz zaman evet hepsi yani ama burada bir olgunluk seviyeleri var. Mesela bu işte cloud cloue ya da neyse artık onun mesela çok dile getirmesi"
"O biraz Fransa gibi cloud gibi aslında. Evet. Yani orada çok mesna dile getirmesinin nedeni bu işi teknik olarak uygulayan eee, işte veri bilimcilerin ya da yapay zeka mühendislerinin bunu çok hızlı kullanıp orkestrasyonu artık şirketlerin içindeki entegrasyona getirmiş durumlar olmaları. Mesela onlar gidip baktığınız zaman böyle çok aşırı grog falan kullanmazlar. Yani o çok büyük veri tabanlarının, çok büyük operasyonların olduğu yere düşünün. Eee, bunun tabii e pazarlama dünyasına gittiğiniz zaman bence Ozan'ın dediği gibi yani orada çeşitlilik önemli. Çünkü yani bir yaratıcı etki var ve o yaratıcı etkinin çeşitli versiyonları olabiliyor gibi. O yüzden her bir başlıkta böyle bazen çok dikeye girip bir bakmak gerekiyor ve diyorsunuz ki ya buymuş mesela kobyer üzerinde baktığın zaman bir tane web sayfasına ihtiyacı var adamın. Başka hiçbir şey ihtiyacı yok. Bir de diyor ki benim bu Excel dosyalarımı diyor arkada hesaplasın muhasebeci yükümü de çözeyim gibi. Hani bu açıdan baktığımız zaman bence sanki hepsi kademe kademe oturdu gibi. Sadece bu uygulamaların yani eskinin biraz yeniyle yer değiştirmesi mi ya da ben onu bazen eliptik diyorum. Yani aslında çizgi hiçbir zaman kopmayacak ama böyle bir flip atacak. O flipte işte eee, bazı geçişler oluyor. Yani işte ya üniversitede bunla yetirince kişi gelmiyor. Ozan'ın dediği gibi ben diyor çok dert ediyorum bunu diyor. İnsanlar o kadar dert etmiyor."
"Hı hı. gibi gibi böyle yaş gruplarına girip orada şeyi görebiliyoruz. Teknolojiyi. Amerika'da da böyle. E ama şu en ilginç konulardan biri. Geçen sene çıkan bir başlığı bu sene değiştirebiliyorlar. Mesela Nvidia'nın Blackwell'i mesela o kadar bahsettiler. Şimdi Wenum diye bir şey geçti mesela. Yani diyorsunuz ki bu neydi ne hocam?"
"Şöyle kullandıkları mimariler aslında. Bir örnek şöyle vereyim. Şu mesela fotoğrafa baktığımız zaman eskiden bu fotoğraf diyelim ki işte 1000'e 2000 pikseldi. İşte 2 milyon noktaydı. Bunu indirgeyerek diyelim ki işte 200.000'e indirgeyip çözüp ona tekrar oturtuyordu. Bu çok büyük iş. Bu arada baktığımız zaman şimdi mesela en son çıkarttığı mimarile dedi ki ben artık piksel piksel bakıyorum. Tek tek bakıyorum yani hepsine ve bunu diyor her bir piksel özetinde de arkada bir ajanla hesaplaşabilecek bir donanım altyapısı sana sunuyorum diyor. Aslında biraz önce bahsedilen genelleştirilmiş yapay zekanın ilk adımı gibi. Yani bir ben bir gözüm olarak benim görme boyutumun bir çözünürlüğü var. diyor ki ben o gözle görebiliyorum artık diyor. Yani bir yerden baktığım zaman ve karar verebilirim diyor. Yani buradan işte"
"Çin hocam orada biraz daha herhalde çok pardon altınızı kestim ama mesela Çin'de öğretilen şu anda işte eee, grafik kartları Huawei'in işte Nvidia karşıtı karşıtı demeyeyim de yani ambardan dolayı Evet. muadili eee, kartlarında da aslında bu teknik çokça kullanılıyor diye biliyorum değil mi?"
"Ya evet. Ya zaten herkesin dert ettiği ben o vision yani sonuçta bilgisayar mühendisliği gözünde bakacak olursak işte görüntü işleme, dil işleme, işte yazılım geliştirme gibi yani o aslında bütün bu anabilim dallarının bir araya harmanlandığı bir sistemden bahsediyoruz. Görüntü işlemi her şeyde çok önemli. Yani sağlık bilimlerinden tutun da işte diyelim ki bir mood detection diyorlar değil mi? Sizin yüzünüze baktığımız zaman mesela ne düşündüğünüzü algılayabiliyor algoritmalar. Oranını ben söyleyeyim %89. Yani %89 çok büyük bir rakam. Hı"
"Hocam. Vallah benim kullandığım otomobilde o yüz algılama şeyi eee, var. Gene de yanlış algılıyor."
"Mesela ben daha yeni binmişim otomobile. İki dakika geçmiyor. Diyor ki yorgun gördüm seni diyor. Kenara çek diyor. Yeni bindin daha bismillah dur. Veya işte diyor ki dikkatli ol diyor. Son dereye dikkatliyim anlamıyor mesela bana."
"Dikkatli ol falan" diyor. Çözemedi mesela.
Tamamen donanım gibi aslında, görüntü üzerinden, bir arabanın içerisindeki biliyorsunuz, onlar orada yani uçta işlenen sistemler. Onlar hala basit otomasyon gibi görüyoruz biz onu. İşte bunların aslında bir öncü haberleri gibi bu Nvidia ya da işte buna benzer kurumların yaptığı; onu belki daha sonra detaylandırırız. Bu sadece Nvidia değil, artık bu işin hani oyunun içinde olan, hani biz ona grafik işleme kartı dediğimiz GPU dediğimiz kısım var ama artık GPU, mesela Apple'ın yaptığı işe çok iyi bakmak lazım. NPU biliyorsunuz, bu processor unit, hani biri öğretiyor, diğeri dağıtıyor. Inference dediğimiz bağlam oluşturuyor. TPU dediğimiz bir kavram var, bu tensor processor unit. Yani Google'a çok dikkatli bakmak lazım. Google her şeyini açık kaynaklı yapar. Bir onu yapmıyor mesela. Bir de CP, yani bunların hepsinin orkestrasyonu da mesela gelecekte çok önemli bir başlık olacak.
Peki hocam, işte bütün bundan bahsederken niçin yapay zekayla ilgili böylesine bir panik var bir yandan da? Yani korkuyorlar. İşte Amerika'da biliyorsunuz, kongrede müthiş bir heing yapıldı. Herkes geldi, konuştu: "Yavaşlatalım, durduralım. Ortadan kaldıralım falan." O paniğin sebebi ne peki? Mesela baktığımız zaman, bu paniğe gerek varmış gibi durmuyor sizin söylediklerinizden.
Ya şöyle iki yönlü bakmak lazım. Bu hep şey, bu uzak doğunun yin yangı gibi bakmak lazım. Yani bunun bir, evet, bize getirileri var. Bence çok önemli getiriler. İşte bu kanser araştırmaları, sağlık bilimleri, işte bu aşı, değil mi? Baktığımız zaman, yani bizim hayatımızı kolaylaştırıp aslında birçok insanın hayatını kurtaran bir yapıya döndüğü noktada ama bir yandan da arka tarafta bir dünya var. İşte siber güvenlik olabilir, bu savunma sanayileri diyelim ona genel başlıkta. İşte en son şu anki, bizim doğumuzda olan olaylara baktığımız zaman noktada, şimdi baktığımızda böyle 20 ya da yüzlerce insanın bir haftada yapacağı işi saniyede çözebilen durumlardan bahsediyoruz. Bence burada insanoğlu ilk şeye, yani ilk önce kendi yerini sorguluyor: "Bana acaba ihtiyaç olacak mı?" Ben, yani günün sonunda aslında çok basit bir denklem var. Herkes bu hayattan, işte çoluğu çocuğu, kendisi için hayatı yaşamak, belli bir koşullarda yürütmek ve refahı devam ettirmek istiyor. İlk benim gördüğüm, gene bu benim yorumumdur Fatih Bey ama hani bu İngilizce terimiyle şey: "Redistribution of wealth" diyorlar. Yani zenginliğin tekrar dağıtılması.
Evet. Yani bu en basit ekonomi başlığı, değil mi? Yani getirsek buraya ekonomistler bence bunu çok temiz anlatırlar ama baktığımız zaman bu bence gelecekte çok net değil. Yani diyelim ki benim daha önce 10 kişiyle yaptığım işi için ben şimdi iki ajan kullandığım zaman, evet, yani bu 10 kişi ne olacak konusu bir soru işareti.
İkincisi de var olan bizim gibi insanların yaş gruplarına bakıyorlar. Şimdi bu insanların da gerçekten arada kaldığı bir dönem var. Yani karar vericilere bakıyorlar. Faruk Eczacıbaşı'nı da buradan analım. Çok ilginç bir örneği var. Diyor ki: "Dünyanın yaş ortalaması 33." Dünyada karar vericilerin yaş ortalaması 61. Yani şimdi bu gap'e baktığınız zaman, aralığa...
Hakikaten sıkıntılı bir durum. Yani karar verenlerle bunu ortalamaya gittiğiniz zaman arada bir uçurum var ve bu grup çok donanımlı geliyor. Yani baktığımda dağınık ve donanımlı diyelim. Dağınık ve donanımlı. Şimdi bu dağınıklık acaba toplumun bu tekrar zenginliğin dağıtılması ya da bu işlerin uygulamasına nereye gidecek dediğiniz zaman, bence bir panik var. Onun dışında da bence arka tarafta gerçekten bu savunma sanayi ya da işte siber güvenlik gibi konularda da beklenen riskler var. En sona tabii bu bizim etik ilkeler dediğimiz, yani işte bu kişisel verilerin korunumu diyorlar. Yani benim, evet, sizle iletişime geçmem baktığımız zaman belki çok büyük bir sorun değil. Ama sadece bir ürün satmak değil de ben sizin farklı bilgilerinizi alabiliyorum. Hep derler ya örnek olarak, mesela bu kullandığımız platformlardan birine sor: "Beni bana anlatır mısın?" diye. Nasıl bir cevap veriyor size? Hatta onu biraz zorlarsanız inanılmaz bilgiler çıkartabiliyor size. İşte karşınızdaki sistemin sizi bu kadar biliyor olması acaba ne kadar doğru sorusu belki hani bu etik hukukçuların...
Ama sonuçta kaçınılmazsa bu, yapacak bir şey yok yani.
Ya işte bu yüzden de şu anda çok şey konuşuluyor. Belki onu daha sonra konuşuruz. Bu egemen yapay zeka dedikleri, yani onu biraz daha hani acaba bu "China wall" derler bunu şirketlerde genelde, yani "Çin duvarı" derler. Hani sizin kişisel bazı işiniz, diyelim ki birçok şirketle çalışıyorsunuz, siz böyle kapatırsınız, dersiniz ki: "Benim ticari sırlarım ya da yaptığım operasyonlar yan tarafın algoritmasıyla karışmasın" gibi.
Şimdi bir şey deneysel dediğimiz zaman her şeyi böyle bir potta alıp değerlendiriyorken, şimdi biraz onları böyle ayrıştırmaya başladılar. Bu işte...
Mesela savunma sanayi diyorsunuz. Orada mesela yapay zekayı kısıtlamak lazım. Yapay zeka onun içine girdiği zaman...
Hatırlarsanız 2-3 sene önce şey derdi ya: "İşte bunun fişini ben çekmeyecek miyim?" diye, hani gibi. Şimdi bunun aynısında işte bu savunma sanayide, diğer taraflarda düşünün. Yani biri de başka şeyi fişini çekerse ne olacak? Ya da bulutunu kullanıyorsunuz. Adam dedi ki: "Ben izin vermedim, kapattım." Ya da işte biri bombaladı dronela, değil mi? İşte oradaki datalar kayboldu bu arada, ondan biliyorsunuz. Çok büyük bir kriz şu anda. Yani hani bu, bunun kaybolması şirketin bütün ticari şeylerini etkiler. Ve onun da nasıl önlemini almamışlar, o da ayrı bir tartışma konusu. Bunların aslında hepsini ayrı, aynı çorbanın içinde değerlendirmek lazım. O yüzden ben hani siyah ve beyaz tarafları var diyorum.
Bir tarafı da var. O zaman bir şey merak ediyorum şimdi. Sen hem geçmişte pek çok klasik anlamda yapılmış eserin içinde yer aldın: Skyfall, Mkyfall falan filan gibi.
Skyfold, Charlie Angeles'la rejistan yer aldım. Çok da kısa film, belgesel.
Şimdi bir yandan da senin o işini elinden alan yine senin yaptığın bir iş var: Dijital üretim. Yakaladım birbirini. Yani aradaki fark ne? Bir de bir şey daha çıkıyor ortaya. Mesela işte orada hakları kime ait abi? Sana mı ait? Yapay zekaya mı ait? Yani yarın yapay zekaya sen davalık olabilir misin? Ve bu mahkeme acaba yapay zekadan oluşan bir hakim tarafından mı görülecek yoksa bizim gibi normal bir insan zekasına bir hakim tarafından mı görülecek? Nasıl olacak o iş?
Evet. Aslında bu...
Sahiplik kimde? Mal kimin malı?
O çok gri bir alan ve bölgesel olarak da değişiyor. Yani Amerika farklı bakıyor, işte Çin bambaşka bakıyor. Avrupa zaten regülasyonlardan dolayı bambaşka bakıyor. Biz biraz daha sanırım Avrupa'ya yakın gibiyiz ama biraz daha açığız gibi. Çok gri bir alan. Yani şu anda zaten öyle bir zamandayız ki şimdi birçok büyük marka, mesela işte müzik firmaları veya yapım firmaları bu üretken yapay zeka modellerine veya firmalarına davalar açıyorlar ve bu davaların birçoğu da sonuçlanmıyor. Hala sürüyor. Hatta bununla ilgili açılan en büyük dava, yani en sansasyonel dava, 1 buçuk yıl önce New York Times'ın OpenAI'a açtığı bir davaydı: "Sen benim ücretli makalelerimden eğittin bu modeli" diye. Ve bu tarz davalar birçok artık büyük şirketler arasında açılıyor. Fakat bunlar sürüyor ve sonuçlanmıyor. Bazıları da sonuçlanıyor, şöyle sonuçlanıyor: Uzlaşmayla. Mesela, hatta en son şöyle bir kriz oldu: Warner Bros, Disney pardon, OpenAI'a 1 milyar dolar bir yatırım yapacağım dedi ve sen işte video modelinde benim 200 tane lisanslı karakterimi ürettirebilirsin dedi. Fakat insanlar bunu kötüye kullandığı için bu anlaşmayı feshettiler şu anda. Ve OpenAI bu yüzden mesela şu an bayağı büyük bir model olan Sora'yı kapattı. Yani bunun gibi çok fazla şey göreceğiz. İşte müzik platformlarında bambaşka, yine Suno diye bir yapay zeka platformu var mesela. Onun üzerine birçok dava açıldı. Birçok müzik şirketi, işte yapım şirketi dava açtı ve en sonunda uzlaşmaya gittiler. Artık biraz daha güvenli yolda. Şimdi burada özellikle Amerika'da, bizde de var da bu adil kullanım diye bir şey var ve bu yapay zeka şirketleri "Biz adil kullanım hakkıyla bunları eğittik" diyorlar. Ama burada şöyle bir tartışma oluyor: Mesela yapay zeka şirketleri görüntü ya da video modellerini üretirken bazı stok sitelerin içinden görüntüler alıyorlar ve aslında oradaki filigranları silip eğitiyorlar bunları. O yüzden bunları silinemeyeceğine dair, bunlar adil kullanıma girilemeyeceğine dair...
Bir yerde gibi görüntüyü alıyor. O görüntünün üzerinde telif hakkı sahibinin filigranı var. O telif hakkını çiğniyor.
Evet. Hatta Mid Journey diye bir model var. Bu en böyle işte estetik, stilize görüntü üreten modellerden bir tanesi, ilklerden bir tanesi. Hatta ilk versiyonlarında mesela ürettiğiniz görsellerde böyle yarım yamalak işte Shutterstock filigranı görünüyordu. İşte başka bir stok görseli markasının filigranı görünüyordu. Ve bunlar gibi birçok böyle artık davalar açıldı. Açılmaya devam ediyor. Ama çok gri bir alan. Fakat bu işin korkutucu tarafı, mesela demin sizin de dediğiniz gibi siz farklı bir yönden söylediniz ama Amerika'da gerçekten Senato'da şöyle bir iki tane senatör şey açıklaması yaptı: Mesela Çin'den bir video modeli çıktı, Cedden 2.0 diye. Çok devrimsel bir yapay zeka modeli. Çünkü sadece yazarak gerçek bir oyuncunun birebir dijital ikizini oluşturuyorsunuz. Yapıyorsunuz ya, istediğinizi söyletiyorsunuz mesela. Hatta Tom Cruise'la Bradpitt'in bir işte aksiyon kavga sahnesi çok patladı o video üzerine ve onun gibi birçok video üzerine Amerika'da senatörler bununla ilgili "Bu model acilen durdurulmalı" diye açıklama yaptılar. İlk defa Hollywood'da Oyuncular Sendikası basın bildirisi yayınladı. Yapay zekaya karşı duran bir basın bildirisi. Fakat Cedens 2.0 şu an piyasaya çıktı. Ama muhtemelen Çin'le Amerika arasında bazı anlaşmalar sağlandı ve törpülenmiş bir model çıktı. Fakat bunu nereye kadar durdurabilecekler? Bu mümkün görünmüyor şu anda. Çünkü şu an bile bazı trickleri var. Yani gerçek bir realistik insan yüzünü kullanmanın yöntemleri var. Ve bu durmayacak. Daha da hızlı ilerleyecek. Çünkü şu an Cedance 2.0 neredeyse gerçek fiziksel dünya, yani sinema dünyasındaki bütün hareketleri simüle edebilen bir model.
Anlaşılmaz bir şekilde mi?
Anlaşılmıyor. Kesinlikle anlaşılmıyor.
Yakın zamandır hep anlaşılabiliyordu belli şeylerden. Artık anlaşılmıyor.
Ya şöyle, yani yanlış anlaşılmasın. Ben bile diyeceğim, çok içinde olduğum için bazen bazı videoları izliyorum ve tekrar tekrar izliyorum. Asla anlayamıyorum. Tabii ki bazı büyük yapay zeka şirketleri önlemler alıyorlar. Mesela Google'ın Sint ID diye bir teknolojisi var. Ve bu teknolojide bir görüntü, bu ses, video, herhangi bir şey olabilir. Üzerinde oynama yapsanız da, bozsanız da, kesseniz de, kırpsanız da hala piksellere gömülü olarak aslında gizli bir filigran ekliyorlar. Bunlar olası durumlarda, olası işte manipülatif veya hukuki durumlarda belli oluyor: Nereden, nasıl üretilmiş. Fakat bunun gibi çok az teknoloji firması var. Yani iki elin parmağı kadar. Onun dışında binlerce, on binlerce, hatta belki milyonlarca yapay zeka görüntü üreten, üretim modeli yapan, evet, firmalar var. O yüzden bunları tespit etmek lazım. Sırf görüntü de yani müzik, söz... Mesela benim baldızım şimdi şey oldu. Aynı zamanda hem Melih Kibar hem Çiğdem oldu. Yani yapay zekaya şiir yazdırıyor, yapay zekaya onu şarkıya çevirtiriyor ve dinletiyor. Hakikaten bayağı da iyi oluyor yani. Evet, çok iyi. Ve maalesef bunlar şu anda belirlenemiyor. Çoğu belirlenenler tabii ki var. Hatta işte yazıları, işte üniversitede neydi hocam? Turnity, Turnity diye bir sistem var işte. Yapay zekayla yazılıp yazılmadığını, yani ne kadarını yapay zeka... Evet. Şöyle, orada da yani %90 oranında bir şeyi var, doğruluk oranı var. Aslında buradaki sistemlerin mantığı, hocam daha iyi bilir ama ne kadar düzgün yazıldığına bakıyor bu sistem. Çünkü insan kusuru vardır ve hatası vardır ya. O yüzden çok düzgün, hani belli başlı kelimeler art arda geliyorsa onu yapay zeka olarak algılıyor. Bununla ilgili şöyle hatta bir haber vardı: Bir öğrenci tezini veriyor hocaya ve hoca bu sisteme sokuyor. İşte yapay zeka çıkıyor belli bir oranda ve öğrencisine diyor ki: "Sen burada yapay zeka kullanmışsın." Öğrenci diyor: "Kullanmadım. Kendim eski usul yazdım bunu." Hocanın 30 yıl önce profesör olduğu dönemdeki makalelerini bu sisteme sokuyor ve yapay zeka çıkıyor bu sistem. O yüzden de bunların da çok büyük bir güvenilirliği yok. Vallahi ben nacizane şöyle diyorum herkese: "Şu an gördüğünüz ve duyduğunuz hiçbir şeye inanmayın."
İnanmayın.
Ama edemiyorsunuz da. Bir de hocam şöyle bir şey oldu. Şimdi daha yeni başımıza geldi. Geçen gün benim bir kendi blogda yazdığım bir yazıya birkaç fotoğraf koymak istedik. Şimdi bizim de orada üç ayrı yapay zeka çalışıyor. Denetim şeyi olarak fotoğrafları koymamıza izin vermedi. Bir gün uğraştık fotoğraf. Yani bir gün demiyorum ama 8 saat falan uğraştık fotoğrafta koymak için. "Koyamazsınız" diyor. "Lan niye koymadım? Kendi kendi şeyim kardeşim, manyak mısınız?" diyor. Ve koydurmadı bizi. Uzun süre koydurmadı. Emre bayağı bir cebelleşti.
Ya aslında bu problemi de böyle genel olarak baktığımız zaman, siz gazeteciliğin duayenisiniz. Ben de uzun süre bir şeyle dijital platformda çalışmıştım gazetecilikte. Biliyorsunuz, orada bir haberi alıp ve blok halinde bir yere gömüp başka bir haber kanalları da yayınladığı zaman arkada onları takip etmeniz gerekiyor. Bu işin yayılması gibi. Bu tabii kademe kademe şu anda değişti. İşte görüntü oluyor. Sesler şu anda 5 saniyede klonlanabiliyor. En çok şirketlere gelen talep ses talebi. Mesela sizin sesinizi alıp aile karıştırıp, çünkü sizin sesinizin insanlarda yarattığı böyle bir mesaj var. Yani o mesajı alıp klonluyorlar. Ama siz de gittiğiniz zaman diyor ki: "Bak ben bunu %50 Fatih Altay'la kullandım. Geri kalan %50 sen değilsin." Dediğiniz zaman da bu sefer işte Turing koşulu gibi bir yapı oluşuyor. Benim dünyada şu anda gördüğüm %70, sanırım %75. Çünkü bunda hep büyüklerin genelde şeyine bakmak lazım. Şimdi şirketlerin ismini zikretmeyeyim ama çok büyük kurumsal şirketlerin yaptığı anlaşmalarda diyor ki: "En az %75 orijinallik olacak." diyor.
Şimdi Ozan burada tabii bu işin çok büyük bir uzmanı ama hani 5 dakikalık bir video için yaklaşık 60 ya da 70 tane ayrı prompt üzerinden üretilmiş işte 10 ay ya da 30 tanelik videolar var. Onların her birinde resim olduğunu düşünelim. Arkada oturup ne yapıyorlar? Arkada tek resim resim işte Shutterstock'a bakıyorlar, sese bakıyor gibi. Çünkü ne kadar benzerlik artarsa o kadar şey geçiyor. Sizin demin dediğiniz gibi probleme doğru gidiyor. Şimdi bunlarla ilgili çok çeşitli çözümler de çıkıyor. Buna bazen tek şey, tekrar döndürülebilir arama dedikleri bir mekanizma var. Özellikle hukukçular bunu çok çalışıyorlar şu anda. Ama konunun çözümü de çıktı aslında dünyada. Böyle bununla ilgili bir çözüm de çıktı. Akademide hiç burada durmuyor. Ona bazen ben "datah" diye birçok yerde anlatıyorum ama tabii hani mesh demek şey, böyle bir tür ağ gibi bir şey. Şimdi ben bu noktadan bu noktaya, bu pikseller olabilir, sizin resimleriniz olabilir, daha önce bu resmin bu yazıyla olan harmanlanması da olabilir. Bunları bütün dünyada artık sistem ilk önce tabii finansta ya da diğer operasyonlarda yapıyorlar. Ben bir veriyi takip edebiliyor muyum? İlk önce veriyi takip edebilmem lazım ki sonra algoritmanın içinde ne olduğuna karar verebileyim. Şimdi biz tabii öyle yapmıyoruz. Genelde bütün verileri atıyoruz. Sonra onun içinden alıyoruz. Sonra diyoruz ki bunlar birbirine benziyor mu? İlk önce teknolojik olarak bir kere bunu süper denetleyemediğimiz bir ortamdan denetleyebildiğimiz tarafa doğru geçiyoruz. Türkiye'de yeni bir kanun çıktı. Kanun diyorsam yani hukukçular bana kızmasınlar ama yani bir karar çıktı diyelim. Kademeli sorumluluk dedikleri bir şey var. Yani üretenle tüketenin aynı eşit seviyede bir sorumluluk aldığı bir yazı çıktı. Bu biraz demin dediğin gibi Avrupa kararına benziyor. Ama günün sonunda diyorlar ki: "İşin içinde eğer insan olmadan üretilmişse hiçbir şekilde telif hakkı yoktur" gibi baktığımız bir başlık var.
Bu fikri sinai haklarda işte zaten Türkiye yasalarında direkt insan üretimi olması gerekiyor.
Yani buna böyle simbiyotik bir ilişki diyorlar ya, biraz ona kurgulamış durumdalar ama yani arkada kullanılan bununla ilgili araçları da hani hep derler ya, dil modellerine de direkt güvenmeyin diye. Çünkü işte halüsinasyon vardı. Şimdi onu biraz çözdüler, biraz daha düzelmeye başladı ama...
O ne hocam? Halüsinasyon neydi?
Halüsinasyon dediğiniz zaman, yani sürekli karşınızdaki sistem size cevap vermiyor. Hep mutlu ya, baktığın zaman size sürekli cevap veriyor. Mesela siz diyorsunuz ki: "Ya ben mesela böyle bir konuyu araştırıyorum. Bu konunun ben böyle olduğunu düşünüyorum. Mesela fizikçiler buna baksaydı daha doğru olurdu. Aslında şudur mesela" dediğin zaman tamamen bu fikre doun...
Ama arkadaki makalelere baktığınız zaman o doğru değil. Yani biz Türk milletine çok benzetiyorum hocam. Bizim de "bilmiyorum"umuz yoktur ya. Bir şey sorduğunuzda mutlaka bir fikri var. Bu halüsinasyon problemini aslında biraz çözmeye başladılar ama gene dediğim gibi bizim son kullanıcı olarak deneyimimizde biz her şeyi sorabildiğimiz için o çok büyük bir havuzda dolaşıyorum ben ama çok işi daraltıp, mesela bu fotoğrafların orijinalliği ve sizin yazınızın orijinaliğini arkada doğru bir kümeye topladığımız zaman sistem onu artık daha doğru bir şekilde size... O yüzden alanlara sanki çok böyle özel bir yapıya doğru dallanmaya başladı diye düşünüyorum ben.
Peki hocam, şu anda yapay zeka kimin? Birinin elinde mi? Yani hep böyle bir korku da var ya, işte bir dev şirket bu yapay zekanın kontrolüne geçirecek ve her şeye o egemen olacak. Şu anda öyle bir şey var mı?
Bence var. Dünyadaki toplam bütçenin, yani kazanılan bütçenin %10'unun bu demin bahsettiğimiz şirketlerin kontrolü altında olduğunu biliyoruz. Pardon, %80'inin yani %10'luk bir şirket grubuna ait. Geri kalan tarafta biraz daha bunun kullanıcıları pozisyonda. Bir kere bu deminki bahsettiğimiz bu zenginliğin tekrar dağıtılma sürecine ya da bu Birleşik Kaplar teorisine çok uymuyor. Yani bir yerde kümelenmiş durumda.
Ve bu demorsun genellikle savaş sebebidir sonuçta.
Evet. Yani ve yığın yaklaşımı var. Yani sizin elinizdeki bu büyük şirketler bunu böyle büyük bir zincire oturtup sonra kendi müttefikleriyle birlikte diyor ki: "Ya benimle çalışırsın ya da ben sana bununla ilgili izin vermem." Dediğiniz noktada bu sefer sizi teknolojik olarak geriye atıyorlar. Yani bu açıdan bakacak olursanız, cevabım evet. Çin'i de şöyle bir örnek vereyim. Ben geçen gün duydum, çok şaşırdım. Biraz bu dil modellerine bakıyordum. Fonetik diller var. Çok değişik böyle hani hayatımızda görmediğimiz işte bu Hindistan dilleri gibi. Stratejik olarak mesela bütün çevre adalarının, hayatımızda bilmediğimiz dillerinin dil modellerini yapıyorlar ki orayı hakimiyet altına alabilmek için. Hani bu açıdan baktığımız zaman strateji aslında tam hakimiyet üzerine kurgulanmış gibi gözüküyor. Ve teknoloji üzerine zaten hep böyleydi diye düşünüyorum. Teknolojiye her zaman bir şeydir, kaldıraç etkisi vardır. Ama sanki bunu biraz daha şu anda artık o ülkeye gitmeden bulunduğunuz yerden yapabildiğiniz için tabii biraz endişe kaynağı olabilir.
Peki hocam, biz yakın zamana kadar sürekli olarak "General Artificial Intelligence", genel yapay zekadan bahsediyorduk.
Şimdi yeni bir kavram var ya da ben yeni duyuyorum: Egemen yapay zeka. Egemen yapay zeka nedir? Genel yapay zekayla farkı nedir?
İkisi aynı şey değil. Bu eski bizim mesela diyelim ki finans çözdüğünüz zamanki algoritmaya biz dar yapay zeka dediğimiz "neroya yay" diyorlar. Ondan sonra hemen arkasından da tabii genelleştirilmiş yapay zeka. Yani elimizde benim böyle tekil birçok çözümüm var. Neyse artık bu robot olabilir, finans sistemleri olabilir, otonomi olabilir. Bunlar aslında bir arada artık harmanlayarak karar veren ve gerçekten muhakeme yeteneği insana yakın olan sistemler. "Artificial General Intelligence" dediğimiz kısım. O ayrı bir tartışma konusu biliyorsunuz ama "Sovin AI" dediğimiz bu egemen yapay zeka biraz da aslında biraz önceki bu Amerika, Çin gibi kurumların yaptıkları çözümlerin aslında size birer bağlayıcılık etkisinin olması, bağımlı oluyorsunuz. Ve bu bağımlılığın tanımı da çok geniş. Şimdi o zaman diyorsunuz ki bir kere benim bir kendi dil modelim olması lazım. İstatistik olarak söyleyeyim: Şu anda bizim kullandığımız birçok dil modelinin içerisindeki İngilizce kaynak oranı %87-%88, Türkçe binde bir. Şimdi...
Binde bir. Yani siz şimdi soruyu sordunuz. Sistem aldı, onu İngilizceye çevirdi. Sonra İngilizce, İngiliz mantığını ya da İngilizce kaynak, Amerikan mantığına göre sorguladı. Gelen cevabı tekrar tek...
Ve o çeviriyi çok güzel yapıyor size. O muhakemeyi de onun üzerinden kurguluyor ve biz ona ikna oluyoruz. Ama aslında...
O çeviri de aslında bazen tam çok güzel yapamıyor aslında.
Yapmadığı için zaten biz mesela alan uzmanları onu hemen fark ediyor. Diyor ki: "Bu kelime burada kullanılmamalı" gibi deyip değiştiriyorsunuz. Ama aslında demek ki burada bir bağımlılığımız var. Yani bu sürekli Türkiye'de bir dil modelinin yapılması gerekliliğinin kavramı burada çıkıyor. Gerekli mi? Evet, gerekli. Yani bu bizim öncelikli başlığımız olması. Şimdi donanım olarak çok bağlıyız. Yani sizin belki yapabileceğiniz çok dramatik hesaplar var. Bu her konuda olabilir. Ozan'ın başından tutun savunma sanayine kadar. Ama hep bir bağımlılığımız var. Şu anda Türkiye'de ciddi bir şirketler üzerinde söylüyorum, diğer kurumlar da dahil, kamu da dahil. İstediğiniz GP, istediğiniz parayı verin. Yani hani böyle kara markete dönüşmüş durumda. Yani onların 14 ayla 18 ay size temin edilme zamanı ama 14 aya kadar zaten eskiyor.
Eskiyordu.
Ve bununla ilgili çok büyük olaylar çıktı yani arkadan. Yani siz bugün sipariş veriyorsunuz, 14 ay sonra geldikten sonra zaten kullanamıyorsunuz.
O da savaş yoksa, pandemi yoksa.
Pandemi yoksa. Evet. Diğer tarafta biraz önce konuştuğumuz bu hani bağlam kavramındaki NPU'lar filan diyorduk. Bunları eskiden hemen buluyordunuz. Şu anda onlar da bulunmuyor. Şimdi demek ki böyle bir bağımlılık oluşmaya başladı. Üretimi elinde bulunduranlar açısından da bu ayrıca bir güç. Yani...
Şöyle, dünyada genel bir talep olduğu için talebi tabii öncelikle ne yapıyorlar? Kendi içlerinde ve müttefik tarafta tüketiyorlar. Yani sizin aynı bu bizim işte savaş uçağı aldık, alamadık hikayesine benziyor.
O yüzden sizin kendi çözümlerinizi öncelikle burada yapmanız lazım. Ama egemen yapay zekadan kastedilen genelde şu değil: Yani biz yabancı ürünü kullanmayalım değil. Verinin ve kullandığınız yapay zeka modellerinin kontrolünün ilgili kurumda olması. Yani siz verinizin de kontrolü sizde ve bu verinin kaybolma riski ya da başka bir yere gitme riskini de siz kendiniz yönetiyorsunuz ve algoritmalarınız da kendinizi o şekilde yönetebildiğiniz sistemler. Bunun bütün yönetimini sizin kendi tek bir yapıda yönetebildiğiniz yapılar. Bunun kamunun bakış açısı farklı, iş dünyasının farklı, üniversitelerin farklı ama herkes de kendi başına bir not haline dönüşüyor ve bunu bir ülkenin işte milli refahı için ayakta tutabildiğiniz bir sistem gibi bakmak lazım. Çünkü bazen şu anlıyor. Onu o yüzden belirtmek istedim. Yani egemen yapay zeka deyince "Benim verim de dışarı çıkmasın. Dışarıdan ürün de almayayım, bulut da kullanmayayım." Böyle bir şey yok. Yani orada 1000 tane çözüm var. Bu 1000 çözümü ilk önce belki 900'ünü siz dışarıdan alıyorsunuzdur, 100'ü kendinizindir. Ama önünüzdeki 5 sene içerisinde hedefinizin belki 400'ü yurt dışından alınacak, 600'ünü kendiniz yapacak gibi böyle adım adım ilerlemesi gerek.
Peki burada hangi alanlarda en hızlı ilerliyor? Bu herkesin çok konuştuğu bir şey. Size belki basit bir soru gibi gelebilir bu bir yandan ama sıradan vatandaş açısından, bugün eğitimine başlayacak bir çocuk açısından, çocuğunun geleceğini düşünen bir anne baba açısından veyahut da kendi geleceğini düşünen bir genç açısından hangi alanlarda bu yapay zeka daha hızlı etkinleşecek veya gençler veya yaşlılar da fark etmez, hepimiz için biz kendimizi yapay zekanın gelişimine nasıl adapte edebiliriz? Yani bunu, burada bir kilit, bir anahtar bir şey var mı bildiğimiz?
Önce ben başlayayım. Çünkü şimdi tabii ki çok gördüğümüz örnekler var. Yani biz genelde toplum olarak işte haberlerde ne görüyorsak sanki sadece o varmış gibi düşünüyoruz. Öyle bir şey yok. Yani bence insanlar her zaman şöyle bakmalı: Yani üniversitedeki bütün bölümler, sözel, mühendislik, hepsi dahil, bir kere direkt etkileniyor ve direkt oradaki uygulamaların, uzmanlıkların kademe kademe değişeceği bir şeydeyiz. Platoda diyelim. Genelde konuşurlarken Fatih Bey şeyi çok anlatırlar. Mesela bir yapay zeka ürün olarak kullanmak, hani ürün kavramı var. Yani bu biz uygulama katmanı diyelim. Şimdi ben bizim üniversite öğrencilerini de çok görüyorum. Daha bugün sabah bana birkaç öğrenci geldi. İşte girişim fikirlerini anlattılar. Hep en üstteki uygulama, ya diyor ki: "Ben hocam bunu aldım, şunu harmanladım, işte bunu çözdüm" dediğiniz noktada bir girişime dönüştürmeye çalışıyorlar. Ama şimdi şeye baktığınız zaman, aynı futbol maçını oynayan diğer liglere baktığınız zaman orada çok güçlü oyuncular var yani baktığımız zaman. Ve bunlar tamamen işi süpürecek şekilde gidiyor. Yani özellikle ben pazarlama dünyasında çok büyük bir rekabet görüyorum ama orada rekabet çok, yani büyük katmanda çok hızlı ilerliyor. O yüzden katman katman aşağı inmek lazım. Yani belki bir platform mühendisliği diyorlar. Gartner'ın böyle 2021-22 yılında bir raporu vardı. Şey dediler: "Yani önümüzdeki 5 sene şeyi çok göreceğiz: Bir platform mühendisi, bir de endüstriyelleştirilmiş platformlar." Ben platformları hep böyle masa gibi anlatıyorum Fatih Bey. Yani ben kendim bazı işleri yapsam uygulamada böyle elimde iki bardak tuttum. "Şu üçüncü bardağı ver" dediğiniz zaman tutmak için uğraşırım. Ama aslında şöyle bir platform yazsam...
Üstüne ona koyarım.
Birçok kişiyi orkestre edebilirim ben. O yüzden de meta uzmanlıkların çok artacağını düşünüyorum. Yani burada biri kod geliştirecek. Burada bir alan olacak: Mali olabilir, tarihi olabilir, fizik olabilir, bilgisayar mühendisi olabilir. Bir çözümün arkasında bu teknoloji yığını oraya kümelemek lazım. Şimdi o yüzden alan uzmanlıklarının ben hala çok önemli ve çok değerli olduğunu düşünüyorum. Hani gazetecilik çok önemli bir başlık. Bu demek değil ya da hukuk çok önemli bir başlık. Hani konuşuyorlar ya: "Hukuk bitti" ama yani...
"Tıp bitecek, hukuk bitecek." En çok duyduğumuz bunlar.
Daha biraz önce konuştuk. Mesela "elemde gayri kabulü rücu" dediğiniz zaman anlamıyor yani hani. Ama bunu bir sorun, herkesin böyle gözü açılır işte şey: "İcra geliyor" gibi mantığında. Yani böyle çok küçük nüanslar var. Bence hala eğitime, bilime ve oradaki başlıklara olan ilginin aynı şekilde devam etmesi lazım. Evet, bazı bölümlerin ilgisi ya da uzmanlığı biraz içe geçebilir ama ben orada şey gözüyle bakıyorum. Bu uygulamada baktığımız zaman ilk önce bir alana odaklanmak lazım. Hemen arka tarafında da tabii bu yapay zeka teknolojilerini böyle programlarla tabii biz anlatamıyoruz. Uygulamada gerçekten biraz kendileri deneyimlemesi lazım. Son şu istatistikte belki Ozan'a bırakırım onun da yorumunu: 16-2 yaş arası tüketim oranı %84'lere ulaşmış. Şu anda son kullanıcı olabilir.
Hı hı. Uyguluyor olabilir. Fark etmez yani. Demek ki son... Evet. Ve deminki bizim hani bu 30 yaş ortalamayla 60 yaş, ben en çok bunu söylüyorum. Kendime de biraz şey iğne batırayım. Yani 42 ve 44 yaş sonrası kullanan kullanıcı, son kullanıcı olarak baktıkları zaman yaş ortalaması %7'lerde. Ama bu grup şimdi bu gruba mı anlatıyor bu konuyu? Yoksa bu grup onları dinlemeden bu tarafa doğru hizalandı mı gibi bir başlık var.
Hocam, ben telefondaki yapay zeka uygulamalarını sildim. Çünkü beni salaklaştırdığını düşünmeye başladım. Yani en abuk şeyi bile ona sormaya başlıyor insan. Yani o, ben bunu normal gidip araştırırım, bulurum ve daha da sağlıklı bulurum. Yani bir de şunu fark ettim: Yalan söylüyor.
Evet, evet. Yani sizi sürekli okşayan böyle bir yapısı var. Yani üniversitelerin ya da eğitim kurumlarının diyelim, bu bence ortaokul ya da K12'den başlayacak belki. Burada bence bu konuşulan da bir konu. Hakikaten bu işe anlatma şekillerini yapay zeka özelinde, neyse artık bunun alt başlıklarını, bu artık sadece bilgisayar mühendislerinin başlığı değildir. Bunu bence herkesin farkında. Bu ekonomi de var bunun işin içinde, diğer mühendislikler de var, sosyal bilimler de var.
Bunu doğru bir şekilde kendi artık tırnak içinde müfredatlarına mı yedirecekler? Uygulamaları değiştirecekler. Bu Roma usulü eğitim denilenmesine çok ben katılıyorum. Yani ortada biri duracak, işte herkes böyle hazır olacak. O da anlatacak, böyle bir şey yok. Yani oradan anlatabilirsiniz. Yani işte Anthropic de açıkladı: Yani bir sene içerisinde...
Matematiğin yani doktora seviyesindeki bütün hepsini çözüyor.
Anthropic kim?
Anthropic aslında bu Claude, demin onun, onun işte ana kurucusu. OpenAI, GPT gibi kurucusu, onun CEO'su Nobel ödülü alacak seviyeye geleceğini söyledi işte.
Evet. Şimdi matematiğin bir sene içerisinde doktora seviyesinde çözülmesi demek, Fatih Bey, geri kalan her şeyi çözmek demek. Çünkü zaten bir cümle de matematik. Yani hiçbir zaman onu cümle olarak anlamıyor bilgisayar sistemleri. Şimdi böyle bir durumda biz aynı usulü ders vermememiz lazım. İnsanların da aynı usulü bu dersleri kabul etmemeleri lazım. Bu değişimin bir öncüsü biliyorsunuz, bu algoritmanın ismi de "Transformer" diyorlar. Yani bence de sıradan seçilmemiş bir...
Dönüştürücü yani. Ama dönüştürürken bazen deminki o flip gibi işte böyle bir dönecek bir sistem lazım. Biz tam o döndüğü noktadayız yani. Evet. Bazıları çok ön plana çıkacak, bazı çok geri düşecek ama burada güzel bir avantaj. İnsanlar gerçekten kendileri de oturup biraz odaklandıkları noktada hızlıca onu öğrenmeye ve bununla ilgili sorgulamaya başlayabiliyorlar. Ben sorunuzu şöyle tamamlayayım: Ben temel bilimlerin tekrar çok önemli olacağını düşünüyorum. Çünkü temel bilimler hayal etmeyi size biraz veriyor. Yani evren ne kadar büyük sorusunun cevabını işte Erkçın hocayla da konuşuyordunuz. Bilmiyoruz bunun cevabını ama onun o kompleksitesinin ne olduğunun anlayabildiğimiz kadarını biliyoruz. Şimdi buradan başladığınız zaman mesela test edebilirler insanlar. Çok teknik konuların içine girdiğiniz zaman size bu sistemler öyle cevaplar vermiyor. O yüzden alan uzmanlığı artık...
Onu bir süre sonra verecek deniyor mesela.
Verecek. Evet, verecek ama gene onu sizin onu sorabilmeniz lazım. Yani...
Yani işte "cebirde ne var" dediğiniz zaman bir cümleyle "şu var" diyor size.
Peki mesela yapay zeka, iki şey soracağım size Ozan'a geçmeden önce: Yapay zeka bir hayal etmeye başladı mı? Hayal kurabiliyor mu? Çünkü icadın aslında arkasında veya bilimsel buluş, mesela işte bu Einstein mesela dünyadaki en büyük hayalperest veya felsefeciler hep bir hayalden yola çıkarak konuşmuşlar tarih boyunca. Hayal etmeyi öğrendi mi ya da ne kadar güvenilir hayal edebiliyor? Bir bunu soracağım. Bir de bir flip yapıyor dediniz. Şimdi her o dönüş aslında dönüş bir merkezkaç da oluşturur. O merkezkaçta ne dışarı fırlayacak veya ne içeride kalacak?
Evet, dışarı çıkan bence bütün toplumundan etkilenecek. Yani akademisyen de kendini şey zannetmesin. İşte aşağıdaki yani beyaz yakada, mavi yakada neyse artık bence o flip'te herkes orada bir saçılma olacak. Orada bir an önce bence insanların bunu ciddi bir şekilde aktif takip ediyor olmaları lazım. En kötü popüler okuma dahi olsa. Hayal edilme konusunu şöyle bir iki deney yaptık biz. Ben mesela çok birbirinden bağımsız, mesela atıyorum Frankenstein filmindeki şu sahnedeki şu elektrik akımını alsak, fizikteki bu problemle harmanlasak ve siber güvenlikteki şuna entegre etsek ne olur dediğimiz noktada gerçekten sizi şaşırtıcı şeyler verebiliyor cevaplar, sistemler. Çünkü onun üzerinden bir konfigürasyonu, işte "data fusion" dediğimiz kısmı çok iyi yapabiliyor. Yani hayal etmenin tanımını biz insan üzerinden mi düşünmeliyiz yoksa bir bilimsel başlıkların harmanlanması gibi mi baktığımız noktada?
Hocam, daha netleşmek gerek. Şöyle söyleyeyim: Şimdi Einstein'ın en büyük, en önemli makalesi, Einstein Einstein biliyorsunuz, sıfır atıflı bir makale.
Bir yapay zeka sıfır atıflı bir makale yazabilir mi? Tormak isim tam bu aslında.
Benim fikrimi yazabilir, Fatih Bey. Yani çünkü öyle bir bilgi dağarcığına sahip. Ama o zamanlarda şeyin, baktığımız zaman Einstein'ın mesela kendi kafasında bunu öngörmesini kimse beklemezdi ama ben şu anda bence şu anki elindeki sahip olduğu bilgilerden bunu üretebileceğini düşünmesem. Halüsinasyon da böyle bir şey. Olmayanı size önerebiliyor ama işte olmayan sıfır atıflı bir makale de çıkartabilir. Şunu yapıyoruz: Ben mesela çok diyelim ki sizin 50 tane makaleniz var. Sizin 50 makalenizi bir araya getirip mesela sonuçta bunu başka biri gibi de sorduğum zaman çok değişik fikirler aldığımızı görebiliyorum. Genele değil, çok özele sorduğum için de çok değişik cevaplar geliyor. Tabii onu gene bir harmanlayan simbiyotik bir ilişki lazım. Gene orada aslında ana faktör insan, yani onu okuduğu zaman "Ha evet, bu olabilir" dediğiniz noktada bence çok orijinal hayal etme fikirleri çıkabilir. Ama bu hayal etme kavramını tabii sadece onu koymamak lazım. Orası onun uzmanları bizi dinliyorsa hani onlara da ayıp olmasın. Ben sadece böyle konuşabilecek bir simbiyotik anlamda, gene insanın merkezde olduğu bir hayalin hızlı çıkacağını düşünüyorum.
Ben oradan pası alayım. Hayal derseniz... Çünkü şimdi biraz daha spesifik bir alan, yani kendi alanımdan yola çıkarak söylemem gerekirse, onu unut, ben bir kendime bir kahve yapacağım. Kusura bakmayın. Ağzım kurudu.
Tabii ki. Afiyet olsun. İçinden...
Şöyle, işin biraz daha işte kreatif, görsel, estetik tarafında hayal etmenin ben hala çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü biraz da şöyle diyorum: Yani biz yıllarca işte araçları kullanmaya zaman harcadık. Harcadık demek yanlış aslında. İyi ki öğrendik. İşte After Effects'e ben 20 yılımı verdim, Photoshop'a ilk çıktığından beri kullanıyorum, Premiere'i, işte Sinema Fordi vesaire. Şimdi bunları boşuna öğrendim mi demeliyim? Hayır. İyi ki öğrenmişim. Çünkü ben oradaki tecrübelerimi şu ana yansıtıyorum. Ama artık o araç öğrenme dönemi yavaş yavaş bitmek üzere. Araçlar da ortadan kalkmak üzere. Mesela ben bundan 2 yıl önceye kadar her gün Photoshop'u deli gibi kullanırken şu anda çok nadiren Photoshop'u açıyorum veya çok nadiren After Effects'le bir şeyler yapmak zorunda kalıyorum belki. Onun dışında zaten yapay zekayı yazarak bunları iletebiliyorum ve hayal ettiğimi neredeyse %80-90 oranında sonuç alabiliyorum. Ama yine de işte herkesin her şeyi yapabileceği bir döneme girdik. Artık o araçları kullanma, öğrenme devri bittiği için o yüzden burada bir fark yaratmak gerekiyor. Çünkü...
Herkes her şeyi yapabiliyorsa, her şey birbirine benzeyecektir. O yüzden de buradaki fark yine insan zekası ve insan hayaline kalacak. Artık bir de şöyle bir dönemdeyiz. Mesela bir video üretirken eskiden biraz daha prompt yazım, işte prompt engineering dediğimiz şey daha önemliydi. Çünkü ilk görüntü modelleri, işte eee, difüzörler kelimeleri baz alarak belli başlı, işte bir şeyden, bir piksel yoğunluğundan mantıklı bir şey ortaya çıkarıyorlardı. Artık bunların içerisine thinking, reasoning girdi. Yani siz tarzanca bir şey yazsanız, zaten yapay zeka sizi anlayıp sizin anladığınızın belki de daha ötesinde bir şey yapıyor. Ama yine işte burada şöyle bir fark oluyor. Hatta ben geçtiğimiz 3-4 hafta önce bir kısa film yaptım. İlk defa mesela şeyle, yapay zekayla. Tamamen yapay zeka, ilk kısa film oldu. Bundan yaklaşık bu görüntü ve video üretim modelleri 3-4 yıldır hayatımızda. Niye şimdiye kadar yapmamıştım da şimdi yapıyorum ve bütün dünya e, çok hızlandı burada. Çünkü bu modeller artık çok daha iyi anlayabiliyorlar. Yani basit komutlarla sizin istediğiniz sonuçları verebiliyorlar. Ama şöyle bir şey mesela şunu bile yazsanız, işte eee, Tom Cruise'la Brad Pitt'in bir dövüş sahnesini yap dediğinizde mükemmel şekilde yapıyor ve inanılmaz şeyler yapıyor. Ama orada işte şu soru ortaya çıkıyor. Şimdi demin hocamın dediği gibi %70-75, özellikle Amerika'da herhalde telif yasası ofisinin belirlediği bir şey var. Yani insan müdahalesi ne kadar ona bakmak gerekiyor. Şimdi herkes yazarak inanılmaz işler çıkarabilir ama sizin hayal ettiğiniz şeyi çıkarabiliyor musunuz? Biraz buna bakmak gerekiyor. Yani gerçekten sen bir işte sinemacı gözüyle veya bir görüntü yönetmeni veya bir fotoğrafçı gözüyle şu anda işte ilk 3 saniyede kamera şurada olsun. Kamera işte tilt yapsın. Daha sonra pan yapsın. Öbür oyuncuyu görsün. O oyuncu şunu söylesin, o sırada bunun amorsundan çekim olsun vesaire gibi komutlarla aslında çok daha kontrol edebiliyor.
Onu kendi kendine yapamıyor mu? Yapıyor. Ama o tesadüf. Zaten yapay zekada olay biraz şu. Tesadüfe işi bırakıyorsan aslında sen bir şey yapmıyorsun demektir. Yani işi tesadüften alıp senin kontrolüne çekebilmek mesele burada biraz.
Ha sormaya çalış. Şimdi bir yönetmen söyleyin. Ne? Akira Kurosawa. Akira Kurosawa yıllarca işte yok set işçiliği, yok ışıkçılık, mışıkçılık falan filan o binlerce sette ve sonra da kendine göre bir üslup geliştiriyor ve bir Akira Kurosawa üslubu çıkıyor ortaya ve işte orada önden çekiyor, burada pan yapıyor, orada amorsdan çekiyor falan filan. Bir yapay zeka, senin kullanmakta olduğun yapay zeka bir süre sonra yani senin işte atıyorum bu Akira Kurosawa, bu John Woo, işte bilmem Christopher Nolan bu bilmem ne falan filan. John Woo'nun bir tane dizide oynayan bir karakterin adı aklıma geldi. Şim, saçma sapan bir dizi çok hoşuma gidiyor ama orada bir polis... Neyse. Kendi mesela senin elinde bu, bu filmi en iyi bu yapay zekam çeker. Bu çünkü böyle olmaya başladı mı?
Evet ya. Tarz verebiliyorsunuz zaten. Sen vermeden kendi kendine bir tarz oluşturamıyor mu? Oluşturabiliyor ama işte yine şuna bakıyoruz yani kontrol ne kadar sizde? Yani mükemmel bir iş olabilir bu arada, milyonlar da izlenebilir ama onun gibi zaten basit komutlarla yapılan işler zaten milyonlarca olacak. Şimdi her şeyin de izleyicisi olamaz. Yani her mükemmel işi herkes izleyemez. O yüzden fark yaratacak şeyler bulmak gerekiyor.
O zaman yine insan mı lazım? Yine insan gerekecek. Yani her zaman gerekecek. Yani mesela deminki kısa film örneğinden yola çıkarak bir de aslında şunu test etmeye kendimce test ettim. 7 dakikalık bir kısa film. Şimdi bunu normal şekilde yapmaya çalışsam ne kadara mal olurdu? Bu şekilde ne kadara mal olur diye aslında kendimce bir deneme yaptım. Böyle fantastik Türk absürt komedi kaplan dayı diye bir kısa film yaptım. Normal çekim yapsaydım eğer onu ortalama maliyeti 1.800.000'e 000'e denk geliyordu. Bir kısa film maliyeti için yüksek maliyet bu arada bu. Oldukça yüksek. Ben bunu 4800'e mal ettim. Bu arada kesinlikle gerçek çekimle yapay zekayı asla aynı kefeye koymuyorum ve koymayacağım. Ama bu şunu sağlamış oldu. Mesela ben de yıllarca işte öğrencilik zamanlarımda hayal ettiğim bazı işte senaryolarım vardı. Böyle küçük küçük not alırdım ve çoğunu da şöyle yapardım Fatih Bey. Üstünü silerdim, çizerdim. Çünkü bunu çekemem derdim. Yani atıyorum İstanbul'un üzerinde bir UFO gelecek. Bilim kurgu çekmek istiyorum. Çekemem yani. Çünkü onun için ya CGI konusu lazım. Para yetmez. Param yetmez. Öğrenciyim, öyle bir şey yapamam. O yüzden böyle hep alternatif çözümler bulmaya çalışırdım ya da yapmazdın, yapamazdın ama artık işte yapabiliyorsun. Yani hayal etmen yeterli. Sadece çok cüzi maliyetlere nereden neyi kullanacağını bilirsen böylece bence şunu getirecek. Belki Yozgat'ın bir köyünden Christopher Nolan çıkacak. Bilemiyoruz. Çünkü belki o çocuğun bir hayali var ama hiçbir zaman gerçekleştiremeyecekti ama yapacak artık. Yapabilecek. O yüzden bu da rekabet artacak.
Çok büyük bir rekabet olacak. O yüzden ben gelecek yıllarda, önümüzdeki yakın gelecekte hatta çok orijinal işler izleyeceğimizi de düşünüyorum.
Tabii buradaki garip olan şeyden bir tanesi bunun hukuki atlayaması. Kim sahibi kim? Kimlik kim? Şimdi birisi bana benzeyen birini yaptı. Yapay zeka ve kullanmaya başladı. Ben ne diyeceğim buna? Veyahut da ben kendi kendimin benzeri bir yapay zeka yaptım ve bu programı ona yaptırmaya başladım. Türk hukuku kimi hapse atacak?
Şu an sonuçlanmış bir dava bununla ilgili yok. İşte yok yani. Şimdi mesela kardeşim ben, ben deim ki orada yapay zeka çalışıyor. Ne yapacak? Bizim oradaki bilgisayarı alıp götürüp sinirli mi koyacaklar? Böyle bir acayip de bir durum var ortada.
İşte bu kademeli sorumluluk dedikleri ben öyle anladım Fatih Bey. Yani diyelim ki bir bu işi üreten var, bu işi kullanan var. Bir de belki orada yani işte kullanan prensip olarak sorumluluğu devlet ona atfediyor. Diyor ki sen mesela Fatih 6 aylığına bunu kullandıysan bununla ilgili onunla anlaşman gerekliydi ya da onun ilgi kısmını bunu anlaştım. Eğer anlaşmadıysa bu itilafa düşüyor. Bu itilaf durumunda gelir gelir kime gidiyorsa ona bakıp onu sorutabilirler gibi. Yani böyle bir şey anladım ben genç en son çıkan yazı çok detaylı okumadım ama o kademeli sorumluluktan kastedilen bu biraz. Çünkü bunlar çok artmaya başladı. Görüyorsunuz. Mesela radyo programlarında ya da televizyon programlarında ya da küçük bu YouTube videolarında çok fazla kişilerin sesleri harmanlanarak kullanılıyor.
Şeyde şimdi bir sürü reklam var. İşte cumhurbaşkanı kullanıyorlar, ne bileyim damadını kullanıyorlar, beni kullanıyorlar da yani her ünlüyü toplumun tanıdığı, bildiği insanları farklı farklı alanlarda konu. Ben bazıları görüyor diyor ki ben hakikaten bu filmde oynadım mı acaba falan diye düşündüğüm oluyor. Reklam filmi yapmışlar.
Evet. Evet. Yani aslında burada büyük ihtimalle şey, deminki uygulamaların değişimi gibi arkada hukuktaki davaların da ana niteliği değişecek. Tabii burada insanların, yani yarın bugün bir davaya gitmek bile kendi içerisinde bir başlık. Bununla ilgili hangi uzmanla konuşulacak? Benim ilk fikrim şeydi. Çok hoşuma gitmişti. Facebook bunu yapmıştı galiba 3-3,5 sene önce. Mesela biz böyle fotoğraf çekip koyuyoruz ya, çok seviyor selfie'yi insanlar. İlk o zaman akademiden şey algoritması çıkmıştı. Yani şimdi hepimizi etiketliyor. Bir de biz her yerde görünüyoruz gibi. Kişi kendini etiket yani çeken kişi onu yüklediği anda bizim hepimizin yüzünü mesela buradaki hepimize karıştırıp yani silüetiniz belli ama siz değilsiniz. O değiştiriyordu. İşte %70 kuralı oradan çıkmıştı, mix ediyordu. Sonra siz kendinizi orada onaylayıp onayladığınız zaman yüzünüz düzeliyordu. İşte bu mesela şu anda birçok konuda aynı şekilde çalışıyor. Büyük ihtimalle çözümler.
Güzel yöntemmiş o yani. Çünkü mesela ne bileyim yolda birisiyle fotoğraf çektiriyoruz. Adamın ne olduğunu da bilmiyorum ben yani. Fatih abiye fotoğraf çektirelim mi? Çektirelim abi. Çekiyoruz. Koyuyor adam sosyal medyaya. Belki Elif uyuyacaksa ben ne bileyim abi sokakta fotoğraf hani ofiste çektiksek radyo vermiş oluruz da sokakta çektiğimizde ne bileceğiz abi? Geçen gün otoparkta 20 tane fotoğraf çektim. Baş hem siz sosyal medyada hem fotoğraf hem de sesiniz Fatih Bey. Yani her şeyi bir bütün olarak alabiliyorlar. Burada biraz etik kullanımın öğrenilmesi ve öğretilmesi gerekiyor sanırım. Yani önce oradan biraz başlayacak yani. O da çok o da çok zor görünüyor.
Evet. Peki hocam ben tekrar şeye dönmek istiyorum. Ya bu egemen yapay zekaya, yani souveren yapay zekaya, yapay zekanın hem kaynaklarına hem de çıktılarına sahip olmak. Yani bu bunlara sahip olabilmek bu gerçekten çok önemli bir şey baktığın zaman ulusal egemenlik gibi bir şey bu baktığınızda. Yani kendi kontrolünüzün dışında bir sürü şey olması demek. Peki bunu yapabilecek devlet uluslar var mı? Yani bu...
Tabii tabii var. Burada gemi demin baktığımız gibi bakmak lazım. Bir yere gebe değil miyiz baktığımız zaman?
Yok değiliz aslında. İşte Çinlileri bazen bu kadar çok dile getirmesinin bir nedeni bu. Yani işte bu deepfake'li, işte arkada gibi böyle çok farklı 3.000 tane dil modeli var Fatih Bey. Hani biz işte ChatGPT diyoruz, işte Gemini diyoruz. Bunlar artık ürünleşmiş modeller ve genele yayılmış ama arkada çok fazla şey küçük buna small language model demeye başladılar. Bir de işte deneysel olan dil modelleri var. Bizim Türklerin de birkaç tane çıkarttığı modelleri var. 3-4 tane oldu şu anda. Şimdi bu modeli alabiliyorsunuz. Yani şey gibi düşünün. Ben bunu kendi bilgisayarıma indirebilir miyim? İndirebilirim. Bununla ilgili bir ürün geliştirebilir miyim? Geliştirebilirim. Sonra bu ürün de kendi içerisinde bir sisteme bağlayıp mesela bütün veri akışını benim ticari sırlarımı ya da kamu sırlarımı bunun içinde yönetip bunu adım adım geliştireceğim bir katmana doğru taşıyabilir miyim? Evet. Bunu işte fine-tuning diyorlar ya da kendi bir dil modeliyle harmanlayıp farklı bir yapıya taşıyabilir miyim? Evet. Aslında bizim kastettiğimiz biraz böyle düşünmek lazım. Bu Çinliler dil modellerini açtığı için arka tarafta yani hemen hemen eşdeğer bazı noktalarda ticari ürünleri eşdeğer bir ürünün size şey olarak açık kaynaklı olarak veriliyor. Burada tabii bu açık kaynak konusunu iyi düşünmek lazım. Yani açık kaynaklı yazılım, açık kaynaklı dil modeli, işte açık kaynaklı yazılım geliştirme neyse artık bunların başlıkları genelde de önerilen o. Yani burada bir lisanslama sürecini kurumlar, devletler alıp yani kendi üretemiyorsa o dil modelini böyle açık kaynakla alıp biraz ona uygun bir şekilde yapılandırması gerekiyor. Çünkü hep şöyle düşünmek lazım. Hatırlarsınız 2-3 sene önce ChatGPT şu bu geldiği zaman bütün şirketler şey yayınladılar ya sakın bizim ticari sırlarımızın içine yüklemeyin ya da işte kodlamaları çünkü sistem karşı sunucuya gidiyor. Buradan başlamak lazım. Yani ben belki bir kod yazdırmak istiyorum. Yani artık kod yazdırmak çok kolaylaştı gerçekten ama arkada çok hata yapıyorlar. Bir yandan da mesela bizim kendi işlerimiz için çok kod yazdırıyoruz ama muhakkak bir insan müdahalesi düzeltmek gerekiyor.
Mutlaka. Ama işte bu meta uzmanlık dediğimiz kısım. Şimdi birçok şirkette de var. Böyle çok güzel ürünler var. Hakikaten çok güzel yazıyor. İşte biraz önce zikrettiğimiz isimler ama bir yandan da buna yakın ama bir yandan hala bir küçük bir uzmanın gene gözünden geçmesi gereken yapılar var. Ama onu söyleyeyim Fatih Bey. Yani açık kaynaklı olup gerçekten hemen hemen eşdeğer yazan şeyler, sistemler var. Ama bunları çalıştırabilmeniz için de bir belki bir bilgi darcına ihtiyaç var. Yani hadi ben girdim, indirdim, hadi bakayım sorayım dediğiniz zaman öyle öyle çalışmıyor. Yani orada bir uzmanlık gerektiriyor.
İşte bunları böyle bir kapsül gibi bir hale getirip aslında biraz kurumlara neyse artık bu kurumlar kamu kurumları, devlet kurumları, iş dünyası olabilir hazırlayacak bir katmana gelmesi lazım. Yani prensip olarak bu servis olarak diyorlardı ya işte yazılım olarak servis, platform olarak servis ya da altyapı servis dedikleri bu bulut bilişimcilerin bize verdiği bir üçgen var ya biliyorsunuz. Bunun en üst katmanından başlayarak aşağı doğru inmek lazım. Yani eğer bir yazılım paketi ise sizin yapmak istediğiniz. Evet. Yani bunu bir yerde geliştirip bu sistemin içine alıp burada ürünleştirebilirsiniz. Ya da açık kaynaklı alırsınız, kendinize yaparsınız. Dersiniz ki ben kapatıyorum. Ya da dersiniz ki ben geliştiriyorum. Herkesi açıyorum, herkes yapsın. Birlikte bunu Türkiye'de entegre edelim dediğiniz bir mantık gibi ben bakıyorum bu işe. Biz bunun içine çünkü biz kendimiz AR-GE'mizle, bilimizle ya da derin teknoloji dediğimiz kavramla girmezsek hep bir bağımlılık olacak. Yani bize verilen bardakta su içmek zorunda kalacağız. Ama ya ben bardak ya da işte...
Bunun önüne geçmek mümkün mü? Sanki mümkün değil gibi duruyor. Yani şimdi birincisi hardware üretiminde, işte Nvidia gibi veya işte bir iki şirket dışında, işte bir tane Çin'de karşılığı var. İki şirkete zaten mecbur değil miyiz? Big data'yı kullanabilmek için o big data'yı üreten birkaç yerle mecbur değil miyiz?
Yok. Ben ben olmadığımızı düşünüyorum yani. Evet. Bazı operasyonları biliyorsunuz iş dünyası çok hızlı yapmak ister. Yani bugünden yarına bir iş bitsin ama yani kamunun böyle bir şeyi yok baktığımız zaman yani. Ve uzun yıllara dağılmış bir şey.
Şimdi Amerika 500 milyar dolar açıkladı değil mi? Yani toplam şey yatırım bütçesini. Çin 78 milyar. Evet. 78 milyar dedi. Çin, Avrupa Birliği 100 milyar dedi. Eee, yani bizde de 10 milyar dolar açıklandı. Yani demek ki çok kötü bir bütçe ayrılmamış bu kısma. Ya evet biz bir çip geliştiremiyoruz. Bu kötü değil. Bu dünyanın genel problemi.
E o zaman demek ki o demin benim saydığım 1000 başlıktan 50'ye koyalım onu ya da ilk 100'e koyalım. Biraz orada hazır donanımları kullanmamız lazım. Şöyle yeni girişimler ben çok görüyorum. Eski donanımları toplayıp onlar üzerinden böyle bir kolektif hesaplama katmanı kuruyorlar. Fatih Bey ve bizim Türkiye'den bir iki girişimci duydum. Yani eski ekran kartlarını düşündüm. Bunları toplayıp bir farm yapıp mesela blok zinciri için çok yapıyorlardı ya. Kripto, mesela onları alıp kullanabilen sistemler var. Yani bu da bir inovasyondur. Evet. Yani gidip belki bir robotu koşturtacak kadar değil ama yani robota gelinceye kadar da çözülmesi gereken o kadar başlık var. Dil modelini yapabilmeme imkanımız var.
Orada kurumların o gerçekten o verileri bir derli toplu hale getirmesi lazım. Mesela Google'a bakın. 1510 yılında çıkmış kitaptan günümüze kadar bütün kitapları dijitalleştirmiş halleri var biliyorsunuz. Şimdi kütüphanelerde verilerin dijitalleştirilmesi konusu var. Yönetebilmesi. Buna böyle top yekün bakmak lazım. Ama benim en net gördüğüm kısım bu. İşte uygulama katmanından aşağı doğru adım adım bence burada biz neyimiz eksik neyimiz fazla şekline bakarak ilerlemek lazım. Hani bu Togg da şimdi mesela bu işlemci konusunda çok çalışıyor. Arabanınkindini bilmiyorum. Onların ilk zaman alınan ürünlerin hepsi dışarıdandı. Şimdi mesela onun kendi otomasyonunu değiştiriyorlar. Sanki bunu yapmakla hani mükellef mi, yükümlü müyüz, ne deriz bilmiyorum ama ya zaten üniversitelerin görevi de biraz böyle olmalı. Hemen arkasından da iş dünyasının da bence şey algısının da değişmesi lazım. Yani illa bunu Alman ürünü olsun gibi mantıktan da bazen hani bunu bir deneme yanılma yöntemine iyi bakmaları lazım. Mutlaka orada başarısızlıklar olacak yani.
Peki hocam iki tane iki tane kaygı verici şey diyebilirsin ki Fatih...
Estağfurullah.
...samimiyetsiz şeyler diyebilirsin ama ben şunlardan bir şey biliyorsun bu konuşuldu da yapay zeka uygulamaların kendi aralarında konuşmak için bir dil kendilerine ait bir dil oluşturduğu ve bu dili insanların anlamadığı gibi bir şey çıktı. Bu ne kadar doğruydu bilmiyorum. Peki yapay zekalar bir kendi aralarında böyle bir dil oluşturup bizi tamamen dışlayabilirler mi insanlığı? Yani o bizim dışarıdan küçük müdahalelerimizi, yaratıcı müdahalelerimizi engelleyebilirler mi? Böyle bir risk var mı? İki yapay zeka milliyetçiliği diye bir şey çıkabilir mi? Yani bu bir bildiğimiz anlamda yani Amerikalı yapay zekalar, Çinli yapay zekalar milliyetçileşip böyle bir şey yapabilir mi? Daha beteri şu yapay zekalar kendilerini bir millet olarak görüp bütün insanlığa karşı bir yapay zeka milliyetçiliği başlayabilirler mi?
Sanırım buna benzer olaylar oldu. Evet. Open AI oldu. Bir kendi dinlerini yarattılar. Sonra onların kendin varsa muhakkak ki üreteceklerdir yani bunu diye düşünüyor insan.
Yani bu...
Sahibimden kurtulmak istiyorum yazanlar oldu. Kendi dillerini ama aslında hepsinin arkasında yine insan vardı. Bak...
Şimdi bunu gene iki tarafta bakmak lazım. Bir popülerlik anlamında bunlar mümkün mü? Evet mümkün. Yani bir din kuruluyor sonra onun kendini işte yok ediyor sonra diyor ki siz buna inanın gibilerden ya da işte bu Twitter olayı var ya 2018'de işte küfür etmeye başlıyor. Onu yaptığın zaman deminki veriyi ne kadar siz sisteme yani şimdi insanoğlu da çok sarkastik bir yapısı var. Biz mesela İTÜ'de bir otobüsümüz vardı bizim. Yani vandalizmle uğraştık daha çok. Yani o otobüsü şaşırtmaya çalışıyorlar ya da otonom bir araç varsa. Şimdi insan da güzel yanı bu yani şey onu böyle hep zorlayan bir yapısı var. Yani sorunuza gelecek olursa evet yapay zekanın böyle ben şeyleri yapıların olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu otonom temsilci diyorum ben buna. Agentic AI dedikleri kavrama. Şimdi orada baktığımız zaman diyelim ki 50 katman var. Sisteme siz diyorsunuz ki kod yaz. Git bunu hesapla. Git şunu sor. Mesela Fatih Altaylı'nın yazılarına bak. Buradan git bunu yap dediğiniz zaman o orada böyle bir dolaşan bir sistem var ve burada bazı kararları zamanla alabilir. Bunun ilk zaten çıktısı da geçen sene gene Anthropic'te MCP dedikleri bir başlık var. Bu Model Context Protocol diyorlar. Çok tekniğe girmeyelim ama orada arkada aslında onun bağlantı noktalarının veri bağlantı noktalarıyla arkadaki uygulayıcının arasında böyle bir risk olduğunu gördüler insanlar. Yani o riskten kastettiğimiz siz oraya başka bir veri enjekte etmeye başladığınız zaman o sistemi bias edebiliyorsunuz. Şimdi bu riskli bir durum.
Ve sistemi bias etmek demek hocam.
Yani sistemi normalde yapması gerekenin dışına doğru hızlıca yönlendirebiliyorsunuz. Ya da şöyle bir bu istem atakları diyorlar. Prompt atakları dediğiniz kısım yapabiliyorsunuz. Mesela ilgili konuyla alakalı bir bölgede diyelim ki işte Riyad olsun oraya sürekli böyle milyonlarca prompt enjekte edip sistemin onu öğrenmesini sağlayıp orada hata yapmasını ya da böyle onun o konuda etkilenmesini sağlıyor biliyorsunuz. Şimdi bunlar tabii risk. Propaganda yapıyorsunuz. Propaganda.
Bu Open AI konusu da biraz ona benziyor. Buna agent to agent economy dediler. Yani düşünsenize biz kendimiz giriyoruz, bir login oluyoruz bir sisteme. Ve işte Altan Çakır şifremi yazdım, bir yere bağlandım. O benim yani hani benim fotoğrafım şu bu. Bu kurdukları sistemde arkada tamamen ajanla oraya bağlanabiliyorsun. Sizin bir ajanız var. Onun da hesaplamasını çıkartmışlar. Daha atan varsa sen düzeltirsin. Ortalama oradaki bulunan insanların hepsinin 80-88 tane ajanı varmış. İşte biri giriş yapıyor, biri sizle konuşuyor, biri sizinle iletişime geçiyor gibi. Ve bu ajanlar kendini üretip yok. Çok kişilik yani orada.
Evet. Yani yok edebiliyor. Çünkü Anthropic'in yaptı onu. Böyle genelde bir döngü gibi gösterirler Fatih Bey. Yani bir kod üretiyor. O kod bir şey yapıyor. Sonra yok oluyor. Hani siz ona gidip aramak isterseniz nerede bu algoritma diye. O kaybolmuş durumda. Yok etmiş durumda.
Yani bunlar bu...
Hayalet algoritmaları.
Evet. Bu şekilde baktığınız zaman bu biraz endişe verici ama kurumların içine, şirketlerin içine girdiğiniz zaman şirketlerin içi de o kadar şey değil yani böyle şey 1000 benzemez 10.000 1000 tane labirentin olduğu başlık yani hangi kod nerede üretildi, nereye kayboldu dediğiniz noktada o kadar kolay olmayacaktır. Şirketler zarar görecektir bazı noktalarda ama hani dramatik bir şekilde hani toplumu etkileyen yapılar belki bu savunma sanayi gibi yapılarda ki bunlar konuşuldu geçen sene. Hani bu Trump'ın Anthropic'te olan kavgası, onların anayasası, onların bazı şeylerden değiştirmiyorum demeleri. Onların da çok bu arada reklamını yapmayalım. Onları da ayrı bir incelemek lazım. Yani o tarafı da ayrı bir...
Onlar karanlık mı onlar da?
Yani hani şu anki hangi ülke tarafından çıktığına bakacak olduğunuz zaman çok hoş. Evet. Çok hoşlarına gidecek şeyler değildir kullanıcıları ama yani evet güzel bir teknoloji sundukları için insanlar da ona çabuk tabı odaklı bakıyor. Yani bu döngüler olacak. E ama ben genel olarak kurumların bundan maddi zarar edeceklerini, günün sonunda da bunu düzelteceklerini ve uygun bir şekilde devam edeceklerini düşünüyorum. Yani ben o kadar korkmuyorum. Böyle böyle bir olaylar olmaz ama böyle inananlar olur, psikolojik olarak danışanlar olur ama bunlar hep son kullanıcı gözünde baktığımız kısım ve bunların da mağduriyetleri olabilir.
O kadar da dert değil diyorsun. Yani siz yapay zekadan korkanlardan değilsiniz.
Değilim ben. Değilim yani. Bence bu şekilde de ilerlemeli. Evet. Yani toplumda her zaman bir teknoloji geldiği zaman mağdur olanlar olmuş yani.
Ama mağduriyetin tanımı ne burada? Tabii ona da iyi bakmak lazım yani. Evet. Bir değişim var. Vallahi genelde hep şimdi örnek benim verdiğim örnekler şöyle oluyor işte ya sinema çıktığında televizyon, televizyon çıktığında sinema bitecek dediler. Aksine sinema sektörüne yaradı. İşte bu da falan diyoruz ama bazısına bakınca yapay zeka öyle olmayabilir diyoruz ama nihayetinde ben şöyle düşünüyorum en nihayetinde bir yerde insanlar yarayacak bir şey çıkacak yani bütün artı değeri yapay zekanın ürettiği bir ortamda insanlar da kebap yaparlar bütün gün yani şey.
Şimdi bu ya o kadar kötü bile ben bakmıyorum şimdi biraz önce konuşuldu ya bu sentetik veri artmış %40. Spotify'daki müzikler %42'lere ulaşmış yani. Ama bir vakitte sonra göreceğiz ki insanoğlu gerçekten gene insanın yaptığı şeyi arkada seçebilme yani biz de yani nasıl beyin kıvrımı sola dönüyorsa sağa dönmeye başlıyor gibi yani farklı yapılanıyor.
Yeni bir yeni bir yapı oluşacak. E ama...
Yani software talebi hardware'i üretiyor aslında bir ara kendi kendine.
Evet. Yani baktığımız zaman gene hani bu veriler şu anda gözüken çok sentetik veri üretim yani işte verilerin hepsini yaptılar. Sonra bununla ilgili bir teknoloji çıktı. Yoğun bir şekilde sentetik veri üretildi ama sanki onun böyle bir hype curve'ün dibine vuracağız sonra ama hiç biliyorsunuz hiçbir zaman sıfıra düşmüyor tekrar bir plato oluşuyor orada bence tekrar insanoğlu ya da insanlar tekrar şey yapmaya başlayacaklar bir veri üretmeye ve bir orijinallik katmaya başlayacak ama demin Ozan'ın dediği gibi yani ben eskiden belki Altan olarak eski işte yani 45 yaşındayım ben 20 yaşındayken onlarca kitabı bir ayda okumak zorundaydım anlamak zorundaydık belki uyumamak zorundaydık belki şu şu anda biz o yüzlerce kitabı iki dakikada hızlı bir şekilde anlayan ve ona adapte olmuş bir insan olarak çok daha farklı şeyler yapacağız. Bu uzay yolculuğu olabilir, farklı yapılar olabilir. Bunun kapısı açıldı diye düşünüyorum. Ve insanın orijinalliği orada hala devam edecek.
Ben de mesela şöyle düşünüyorum acaba insanın yavaş yavaş ne diyeyim? Bu karbon tabanlı insandan acaba silikon tabanlı insana doğru mu geç yapacağız diye düşünüyorum bazen.
Özellikle ölümsüzlüğün hatırı orada olacak yani.
Ya olabilir bu. Mavi beyin projesi diye bir şey var. Fatih Bey, insan fare beyninin %10'unu tam anlamıyla simüle edebiliyorlar. Yani manipüle edebiliyorlar. Bu da aslında sende başlayan bir proje. EPF'de 2014'te başlamıştı. Sonra üzerine Neuralink geldi. Şimdi bu yapılar hakikaten dediğiniz gibi yani insanın da artık bence kendi içerisinde böyle simbiyotik bir aile gibi yani bizim düşüncelerimizle biliyorsunuz bu EKG şeyleriyle EEG EKG diyorum EEG ile biz sinyalden direkt iletişime geçebiliyoruz. Deminki sizin sorduğunuz hani bunlar dil geliştiriyorlarmış gibi dediğiniz zaman evet yani benim şu anda sesimi sizin kulağınızda siz çözümleyerek anlayabilen bir yapıdasınız ama ben belki hiç konuşmama gerek yok. Yani ben size anlatabilirim derdimi ki bunu da yaptılar. İşte bunu biz kabul edecek miyiz kendi hayatımızda uygulamalarda yoksa biz hala konuşmak mı isteyeceğiz? Bu biraz soru işareti. Bunu davranış bilimcilerin sosyologların bize söylemesi lazım.
İstemem yani açıkçası.
Matrix şimdiki şey şahane değil hocam. Takıyor takıyor helikopteri kullanmayı öğreniyor. Takı day ama pil oluyorsunuz.
Şahane değil mi yani?
Silikon tamam.
Evet. Pil olmayı kabul ediyorsak.
Yok yok o pil olmaktan vazgeçmişler onlar ama pil olmayanlar onlar takıyor böyle helikopteri kullanıyor. Takıyor onu kullanıyor. Her şeyi öğreniyor yani. Şak o yani o tabii çok böyle güzel ütopik bir örnek. Ona daha çok biz görmeyiz. Tam pil olduğunu bilmiyorsan pil olmakta da çok büyük bir şey.
De bilip kabul edenler var orada. Cypher diye bir karakter var mesela. Ben gerçek olmadığını biliyorum ama işte bu bifteş diyeceğim filan diyor. O oradaki o cudas yani.
Aynen. Evet. Onu da şimdi yeni geliştirdiler. Reseptörlere bir küçük biliyorsunuz bu yani mikro değil. Nano mertebede küçük robotlar var. Yani insan vücuduna enjekte edilen. Onlar işte farklı bir yapıyı çözsünler de insan dinamiğini. Ama mesela dil reseptörleriyle de ilgili bir tane şey yayınlandı. Böyle bir bant gibi. Yani biz orada sizin büfte yani sürekli yeşillik yemiyorlar ya. Bizim demin kebap konuştuk ya. Biz onun sürekli Adana kebabı yiyormuş hissi veririz yani. Hani o da zayıflamaya daş şu iğneler çok popüler oldu ya. Kebap istiyor. Kebap yedi diyor. Aslında sen derece ne diyeyim şişim anlatmayan besin değeri bilmem ne falan di.
Evet. Yani bu metaverse gözlüklerle birlikte o reseptörleri...
Yani sen ot yerken kebap yiyesinli olabilirsin.
Evet. İstediği köyüne gidebilir filan.
Köyüne gidebilir. Aynen öyle. Yani böyle zaten bir sürü filmler de vardı. Mesela Ozan'ın işiyle gir benim hep düşündüğüm budur. Yani ben bakıyorum bazen kredi kartı ekstreme. Onlarca değişik platforma para ödüyorum yani. Ve işte biri 200 lira, biri 100 lira, biri 150 lira falan. Sonra bakıyorsun acayip bir para da çıkıyor. Mesela bunlar gelişince ben bunların hiçbirine ödemeyeceğim. Evde bir tane yapay zeka uygulamasıyla ben şöyle bir film seyretmek istiyorum diyeceğim. Sana çakırt diye öyle bir filmi getirecek koyacak oraya. Hatta Kı da kendimi yatacağım mesela işte oraya işte Brad Pitt'in ben Brad Pitt'i severim. Hadi Brad Pitt kalsın yine işte Angelina Jolie'yi çıkar onun yerinde bilmem kimi Cameron Diaz'ı koy falan diyebileceksin. Yavaş yavaş zaten onlar yani gidiyor hemen hemen başladı uzun metraj olmasa da kısa kısa bunlar yapılabiliyor.
Ama işte ücret vermeden bunları yapabileceğiz mi sorusu.
Belki toptan bir başta bir ücret vereceğiz falan bilmiyoruz belki belki de şu anda daha pahalı aslında yani baktığın zaman yapay zekada bir şey öğretmek de çok ucuz bir şey değil yani.
Evet. Evet zaten öyle bir algı var. Mesela hani benim bir yandan da bir ajansım var. Yapay zekayla içerik üretiyoruz. İnsanlarda şu algı var ya işte ne yapıyorsunuz? Yapay zeka yaptın 5...
Söylüyorsun zaten ucuz bu.
Evet.
Aslında yapay zeka bazı çözmek gerçi öğretme kadar pahalı bazı işler.
Bazı işleri hatta şöyle reddediyoruz biz. Yani bunu gidin gerçek çekin daha mal olur diyoruz. Çünkü mesela sadece tek bir planı veya görseli üretmek için bazen 500 tane iterasyon yaptığımız oluyor. Yani tekrar tekrar tekrar. Çünkü tamamen hakimiyet hala biz olmadığı için sonuçta %20 civarında da olsa bir tesadüf ve şans faktörü var orada. O yüzden de tamamen kontrolü ele almadığınız için pahalıya geliyor aslında.
Pahalıya geliyor. Yapay zekada bedava çalışan bir şey değil yani sonuçta baktığınız zaman.
Bu mesela finans dünyasında bu konuyu çok çalışıyorlar Fatih Bey. Şu anda hatta aktif olarak Avrupa'da da bir şeye başladılar. Bu SPA dedikleri bir yapı var mesela tek bir ödeme sistemi üzerinden yönetmek. Biliyorsunuz bir dijital cüzdanlar çıktı falan filan. Aslında demin dediğiniz gibi mesela diyorsunuz ki ya ben şu anda mesela yapay zekayla ilgili ürünlere ne kadar ücret ödüyorum dediğiniz zaman size cevap veren bir sistem var olacak. Sonra diyorsunuz ki ya ben bu ay zaten şöyle kullanıyorum sen şimdi bunları dondur. Optimize et.
Evet. Yani ben şunu yapacağım ya da işte ben bir film izleyeceğim. Sen şunun için bir lokaj tut. Atıyorum kiralama metoduna geçelim bu ay. Sonra bakarız ya da ben zaten seyahate gideceğim. İzleyemem.
Arkada siz onu konuştuğunuz zaman onun sizin ödeme metotlarınızı hani girip biz şimdi kendimiz yönetiyoruz ya tarafı olacak gibi yani hani bunu bu şu anda finans dünyasının bu önemli bir başlığı çünkü otonom temsilci dediğimiz kavram bunları çok hızlı yapabiliyor. Çünkü bunun da arkada ne yapacağı da belli. Riski de belli. Yani ne yapacağınız riski yönetebiliyorsunuz burada. Ama insana her dokunan her konu ya da yaratıcı içerikler de öyle. Bazen siz bir şeyi hayal ediyorsunuz ama gidip o toplumda farklı bir reaksiyona yol açabiliyor gibi bazı videolarda ya da seslerde. Onu böyle iyi yönetmek lazım. İşte onların eskiden tamamen yaratıcı biraz kendi gözüyleydi. Bazen şimdi onu da valide ediyorlar. Dünyada bakıyorlar böyle örnekler var mı gibi.
Peki bu buradan e siz bunu söyleyince şunu da anlıyorum. Mesela yapay zeka kültürü diye bir şey oluşacak mı yani?
Tabii tabii mutlaka oluştu diye düşünüyorum ben. Yani şu anda...
Bu toplumlara göre değişken olacak. Mesela bizim kullandığımız yapay zeka bizim kültürümüze daha kendini adapte edecek mi? Veya işte ne bileyim her toplum yani ne bileyim Hindistan yapay zekası inek kesmeyecek de bizim yapay zeka falan gibi böyle şeyler olacak mı?
Ya bence olacak. Bu aslında small language modelın dedikleri o yani yani büyük bir basa büyüklüğünde bir dil modeli vardı. Şimdi bu masayı 1000 parçaya böldüler. Onları da bin parçaya bölüyorlar. Sonra tekrar toplayacak. Çok bak katmanları var.
Evet. Onu gör onu tekrar toplayacaklar ama tekrar toplarlarken diyecekler ki ya mesela ineği kesme bizde bu şey gidecek ki ya inek güzeldir tadı iyidir yani gibi hani herkesin farklı bir bakış açısı olacak diye düşünüyorum ben. Bu kültür oluştu dünya geneli oluştu. Ama hani bu işi sanki İskandinavlar iyi yönetiyor. Onların mesela vergilendirme sistemleri değişti. Sonra buradaki teşvikleri değişti. Tabii şimdi mesela...
Yapay zekaya bağlı olarak.
Tabii. Çünkü en büyük mantık o. Yani şimdi biz şey çok dile getiriyoruz. Herkese bir endişelen yaş kaybı olacak gibi. Yani iş kaybı zaten varmış dünyada her başlıkta yani. Ama günün sonunda devletin bunu yaparken nasıl bir vergilendirme sistemi ya da bunu yönetecek bir döngüye alacak sorusunu sorduğunuz ama mesela onlar mesela kimileri artık bu ajanlardan bir vergi almaya başladı. Sonra bu vergi üzerinden sürdürebilirliği entegre etmeye başladı.
Vatandaşlık maaşı bağlamaya başları falan bir sürü.
Gibi gibi yani böyle başlıklar var. Hani bunları da iyi düşünmek, iyi kurgulamak lazım. Bu da bir kültürün bir parçası. Vallahi yıllar önce ben Çin'de yıllar önce de çok da yıllar önce değil Çin'e bir fabrikaya gittim. Fabrika tamamen otomasyon ve yapay zeka üzerine çalışıyor. Fakat her makine başında bir tane adam duruyor. Dedim ki bunlar niye duruyor burada? Makine arıza yaparsa işte bir şey olsun diye. Peki makine hiç arıza yaptı mı? Vallahi 5 yıldır hiç yapmadı. E peki buradan ne yapıyor? 5 yılda duruyorlar ve maaş alıyorlar.
O hep bir gerekecek sanki.
Evet.
Bir insan kontrolü yine bir gerekecek gibi geliyor bana her zaman.
Evet. Sonra insanı kontrol etme için onun arkası bir yapay zeka. O yapay zekayı kapattı bir insan böyle belki de...
İşte o simbiyotik ilişkiden kastedilen bu yani ya günün sonunda bir teknoloji var. Belki teknolojiden öteye geçti şu anda daha jeopolitik de bir yapı ama ve bunu kullanan bir toplum katmanları var. Yani şimdi siz bunu kullanmayabilirsiniz ya da bundan mağdur olabilirsiniz. Günün sonunda bütün sistemde insan merkezli kurulmuş bir yapı. Evet yani insanın merkezine de müdahale var. Hani bu bizim genetik araştırmalar, bu AlphaFold şeyleri gibi baktığımız zaman hep aslında amaçlanan biraz önce de konuşmuştuk mesela insan bundan 100 sene önce 40 yaşına kadar yaşıyormuş ya da attım 200 sene önce. E şimdi işte 70 olmuş belki işte ya da başka Japonya'da 90. E bu belki 120 150 olacak belki o rejenerasyon kavramları olacak ama günün sonunda hep bence insanı...
Böyle tam aksine olacak hocam.
Eee, daha geriye gidecek diyorsunuz. Yani şöyle olabilir. Yani yapay zekanın kontrol ettiği bir dünyada nede çokluk orada bokluk diye yapay zekair yani insanların sayısı azalt yani hep derler ya bu fizikle matematik yani her bir pik'in bir o kadar düşüşü lazım enerjinin korun sistemi gibi düşünelim. Öyle çıkışlar ve dişler olacak ama günün sonunda genel trende bakacak olursak sanki yukarı doğru gidecek diye düşünüyorum ben.
Güzel. Aslında biliyorsunuz ömürler çok uzamıyor. Yani sadece çocuk ürünleri azaldığı için biz zort yaşamsın uzadığını düşünüyoruz. He o o da olabilir. Evet. Yani...
Yani baktığınız zaman Mimar Sinan 90 yaşın 90 küsur yaşında ölmüş veya işte Leonardo eskiden de çok uzun ömürler var ya bir sürü krallar şunlar bunlar. Penisilin icadı ve çocuk önünün azalmasıyla beraber ortalama yaşam süresi uzuyor. Yani insanların yaşamının çok uzadığı söz konusu çok da uzamış değil ya baktığınız zaman.
Evet. Tabii bu pandemiye de yakın bakmak lazım.
Çocuk ölümü %25 olduğu zaman 0-1'de ölen çok insan olunca ortalama yaşam kısa gibi görünüyor.
Bir de tabii şey kavramı var. Belki buranın başlığı değil ama bu yaşlanıyoruz yani hani o da çok dile getirilmeye başlandı Türkiye'de. Gerçekten yaş ortalamamız yükselmeye başladı.
İşte Çin mesela nüfus kontrolünü azaltmaya başladı.
Evet. Gibi bu kavramlarda işte bu kültür değişimine acaba nasıl olacak?
Ama belki yapay zekanın faydası olacak. Yani şu anda tamamen insan açık gözlüğüne dayalı bir büyüme şeyi. Sürekli bir büyüme, sürekli bir büyüme, sürekli bir büyüme. Yani niye bu kadar büyümek zorundayız ki? Yani biz yani bakıyorsunuz insanlık binlerce yıl boyunca büyüme oranı bind bile değil. Şimdi %2 %3 büyümeleri.
beğenmiyoruz. Çünkü sürekli bir açlık sanki.
Evet. Evet. Bu sanki belki yapay zeka buna bir kontrol olabilir belki. Ya. Evet. Zaten bu işte arkadaki iş dünyasına dün 2014 yılında başlamıştık hatırlarsınız. Oraya enjekte edilen çok büyük bütçeler var. Tabii beklenti de o yönde yüksek olduğu zaman da sanki herkesi de oraya doğru hizalıyorsunuz gibi ama yani toplumlar böyle olmak zorunda değil. Yani bilgi gene bilgi, bilim gene bilim. Eee, işte dünyanın sonuçta eee, Faruk Bey'in çok güzel bir şeyi var. İşte pale blue dot diye. Yani hani böyle şey silik mavi nokta gibi. Hani şimdi bu Artemis'te geçen gün konuştunuz. Ben programı izledim. Çok da güzeldi.
Yani ona gibi bakmak lazım. Günün sonunda hepimiz yaşamak istiyoruz yani. Ve burada yapay zeka bizim yaşamımızı kolaylaştırıyorsa ne güzel ama zorlaştırıyorsa bir onun bir kere nedenini anlamamız lazım. Hani bir şeye her zaman kötü dememek lazım. Eee, ikincisi de tabii bunu anlayarak ona uygun bir şekilde toplumu ona doğru hizalamak lazım.
Hocam sağ olun. Bu arada bahsettiğiniz program eee alim eee Rüstem varsay yaptığınız eee programda benim hoşuma giden en güzel şey ne biliyor musunuz? Alim hocanın sorduğum bazı sorular bilmiyorum antren yani bu Türkiye'de çok özlem duyduğumuz bir şey. Çünkü televizyonlarda genellikle her şeyi bilenler eee var. Yani strateji biliyorlar, uluslararası ilişkileri biliyorlar. Ekonomi biliyorlar. Savunma her şeyi bilenlerin olduğu bir dünyada.
Evet. İşte yapay zeka da öyle. Yapay zeka. Evet. Yapay ne sorarsan ne sorarsa bir cevap veriyor. Öyle bir şey yok. Evet. Kesinlikle. Biz bir ara kızımda şöyle bir şey yapay zekaya özür dilettirme ç asla özür dilemiyor ve hata yapmasını o ilk zamanlarında özellikle chatt'nin eee yanlış cevap vermesini sağlaman çocuk ve sonra doğruyu buluyordu. Eee ve asla özür dilemiyordu yani.
Evet. Evet. Bir de mesela şey vardı. Hala var mı? Özür dilerim. Konudan konuya atlıyorum ama eee dolu şarap kadeyi yapamıyordu mesela böyle bir üretme modelleri yapıyor. Evet. O bir testti. Bir testti o çünkü eee asla yapamıyordu onu. Hiçbir yerde örneği olmadı. Bir de saat Akrep Yelkovan'ın hep aynı yerde olması. Artık onları biraz açtılar 10 geçe.
Evet. Evet. Bütün işte reklam saatlerinde öyle olduğu için oradan öğren. İlber Hoca'yı da analım. Yani o İlber Hoca'nın da bir tane çok güzel deneyi vardı. Yani işte bir Fransız yazarının kitabının içerisindeki şurada ne demiş misye böyle yani çok böyle çok teknik bir şey sorduğu zaman hiç yani alakası olmayan şeylerin geldiğini söyle.
İşte o böyle hakikaten o konuyu bilen bir kişinin oraya oturup bunu yüzeysel değil böyle çok derinlerine girdiğiniz zaman zaten orada bocaladığını görüyorsunuz. O da yani bence gelecek için bir umut yani. Çünkü bilgi o kadar da basit bir şey değil yani. Bak.
İşte biz zaten kızımla gengte onu yapıyorduk yani. Eee kızımın eee şeyleriydi o. O şey mesela eee bir şairin cinsel yönelimi hakkında eee soru sorduk. Hep saçmalıyordu veyahut da işte ne bileyim eee evli olup olmadığı falan gibi şeyler de soruyorduk. Saçmalıyordu. Sonra doğrusunu kaynağı gösterik. E bu kaynağa bak dediğimiz zaman bakıyordu. Eee doğruyu buluyordu ama yanlış yaptığını asla kabul etmiyordu. Yani.
Evet. Şimdi oralarda biraz daha terbiye oldu. Daha terbiye oldu oralarda. Yavaş yavaş oluyor. Tabii düzeliyor, gelişiyor o tarafta. Yani etik konularında da bence bütün şirketler bir aksiyon aldılar. Eee ama yani gene günün sonunda çok net gözüken bir alanın uzmanı olduğunuz noktada çok derinlerine girip onu demin dedik ya mesela kelimeleri yanlış çev.
Ama herhalde 5 sene içerisinde o ya belki 5 sene kalmadan kalmadan eee orayı da tamamlayacak. Genel talebe istinaden aslında siz ne kadar derine gitmek istiyorsanız bence o sistemlerde o kadar gelişecek. Siz ne kadar yüzeyde kalmak istiyorsanız o kadar yüzeyde kalacak. Yani biz şimdi mesela hep Ege Denizi'nden baz alıp okyanusu anlamaya çalışırsak yani olmaz tabii ki. Hani gidip ortalama derinliğin 4 km olduğu bir yerle gidip ortalama derine 200 metre olduğu bir yere bakmak aynı şey değil ama ikisi de deniz yani.
Fakat galiba şu mu oluyor hocam? Eee eskiden şöyle bir şey vardı. Yani insanlar açısından söylüyorum bunu. Kullanıcılar açısından eskiden şöyle bir şey vardı. Uzmanlık alanları bu konuda uzman ve 4 kilometre uzman. Şimdi galiba 200 metre derinliğinde ama çok geniş bir alanda e bilgi sahibi olmak daha mı e geçerli olmaya başladı? Ozan mesela jeolog.
Hı hı. Ne alaka değil mi? Evet. Evet. Jeoloji mühendisiyim ama. Ya ama aslında aldığı bir mühendislik eğitimi var. Bir bakış açısı var. Bir metodoloji var. Bir alan uzmanlığı var ve onu da sonuçta uygulayabiliyor ya da hatta onun belki yaratıcı. Fikirler. Evet. Orada bir derinliği var ama genel bir eee şeyi de var. Yani buralarda genel olarak görü.
Tabii tabii. E benim genel gördüğüm Fatih Bey eee çok üniversitedeki öğrencilerden en azından. Eee yani biz dediğiniz gibi daha önce bir konunun gerçekten çok derinlerine kadar giriyorduk. Belki bizim jenerasyonumuz öyle ama şu anda bunlar eee böyle aynı anda birçok konu başlığına aynı anda bakabilen böyle eee gruplar halinde. Ben bunu biraz da dil öğretmeye benzetiyorum. Eee hani diyelim ki bizim ortalama bir insan 20.000 kelime mi öğrenmiş olsun 1520 yaşına kadar? Neyse artık diyelim ki biz bunun ilk 5 yaşına kadar 1000ini öğrendik. Sonra işte 5.000 oldu, 10.000 oldu diyorsunuz ya işte bir Fransızca konuştu, bir Almanca konuştu mesela Türkçe konuştu diyorsunuz ki ama bir Fransız göre geride kaldı yani iyi gitmiyor dediğiniz noktada ama diyorsunuz ki bak 20 yaşına geldiği zaman Fransız 20.000 biliyor ama belki ilgili kişi 20.000 Türkçe 20 belki 20.000 Fransızca 10.000 de Almanca biliyor aslında baktığınız zaman 50.000 tane biliyor. Ben biraz ona benzetiyorum. Bu yapay zekanın bize getirdiği şeyler çok meta uzmanlıklar oluşturacak. Ben ona meta uzman diyorum. Yani bazı konuları 200 metre derinlik dediğiniz gibi böyle oraya kadar bilecek ama bunları birleştirdiği zaman o belki 4 km derinliği oluşacak ama böyle.
Daha doğrusu derinlik olunca müthiş bir metre³üp oluşacak. Evet metre³üp oluşacak. Aynen doğru dediğiniz gibi ve çok renk olacak. Hani buna diversity diyorlar ya Avrupa'da. Yani bu çeşitlilik bence çok önemli. Çünkü eee yani size o yaratıcılık olsun, bilimsel bakış açısı olsun birçok konuda destek olan bir yapı ve sizin kendinizin ona orkestre edebiliyor olduğunuz bir dünya bence güzel olur gibi geliyor bana.
Artık tek bir şey bilmek yetmeyen bir dönem. Ev tek uzmanlık alanının yetmediği bir şey olacak. Oradaki yarışın çok yüksek olduğu yer olduğu için. Ya da belki bir yani uzmanlık alan bilemiyoruz tabii ne göstereki durumumuz e Michael Jordan'ı draft etmeyen takım. Yani çok doğru doğru doğru diyorsunuz. Powerlyi de almamışız ya Bilik Kent.
O çok doğru değilmiş biraz hikaye o Cüneyt Gökçeler'e eee saldırmak için yaptık uydurdukları bir şey ya gelmiş de Cüneyt Gökçer bu kabilesine mi hayır geldi Türkiye'de bir süre çalıştı ama zaten geçici bir süre için geldiği Şimdi çalıştı ve gitti yani hani misafir öğretim üyesi, misafir sanatçı gibi geldiği için o ama böyle Cüneyt Gökçe'nin düşmanları onu böyle bir oraya onu popülerize eee ederler.
Hocam sağ olun. E sık sık de yani yani ne konuştunuz? Şey konuştuk. Ne konuştuk? Çok şey konuştuk. Yani tam güzel bir beyin fırtınası gibi oldu. İzleyenler de eee bizi muhakkak ki bundan aslında daha sık sık da program yapabiliriz. Eee belki beraber vaktiniz eee olursa eee tabii sizin bilimsel çalışmanızı da koparmak da istemeyiz ama çok ben çok keyif alım sizi bilmiyorum.
Çok teşekkürler biz. Sağ olun. Benim cehaletimle sizin e bildiğiniz bir araya gelince ortaya iyi bir ürün çıkıyor. Salak salak sorularla şahane bilgiler alabiliyoruz. Çok teşekkür ediyorum. E umarım kahveyi beğendiniz. Çünkü bu makine hakikaten çok havalı.
Vallahi bayılıyorum böyle. Şey kendimi şey gibi hissorum. Barista gibi girdi. Bu HiFi sistemleri vardır. Eee, Fatih Bey sizden bizden daha iyi bilirsiniz. Onlarda böyle siyah olduğu zaman değeri düşük olur. Böyle metalik olduğu zaman daha bayağı tırni içeride e var şimdi ha yok tamire gitti. Bu HFI sistemleri de hocam ne kadar komplike ki o kadar tamir istiyor yani. Ben bir şey alıyorum ben. Lambalı mambalı falan filan filan alıyorum. O lambaların bir ömrü var. Sanırsın öyle bir kulağımda var da sanki sesi ayırt edecekmişin gibi hikaye ama eee hani dedin görüntü görüntüye bakar.
Evet. Ama dikkat edin onlar 50'ler 60'ların önemli başlığı. Eee sonra tek çok enerji tükettikleri için devreden çıkmış işte CD şu bu kaset. Şimdi baktığın zaman herkes bir plakçalar ve tekrar lambalıyı dinliyor. İşte sese yakın onu lamb. Yani demek ki. Analog bir özlem var orada. Olacak yani. Gelecek. Ben zaten dijitale hiç geçemedim. Yani ben hep o müzik sistemleri konusunda genelde analogtum ama şimdi her şey analog ama cep telefonundan çalıyoruz şarkıyı. O da bir saçma sapan bir şey yani. Ama ona da bir şey buldum. Araya bir prosesör buldum mesela. O da dijitali analoğa çeviren bir prosesör buldum. Onu koyuyorum falan böyle. Hani bunları yapıyoruz anlıyor muyuz? Kati anlamıyoruz. Yani 65 yaşına gelmiş kulakla ne anlayacak zaten? Yani sizin konuştuğunuzu, duyduğuma şükretmem lazım. Gelen bir noktadayım ama eee işte öyle bir hani ne diyeyim ukalalık, zübbelik, bilmişlik falan saçma sapan bir şey yani. Eee ama bu makine güzel kahve yapıyor hakikaten. E kendimi de barista gibi hissediyorum bunda böyle zıt zıt zıt çeşitli numaralar. İyi ki geldiniz. Her zaman güzel kahvemiz var. Yazın gelirseniz dondurmamız da e olacak. Yazın tatil matil var mı?
Harika. Yani benim için çok tatil yok. Sürekli bir araştırma çalışmalar. Benim için de yok. Sürekli buradayız zaten. Eee, inşallah daha sık program yapmak, eee, dileğiyle. Çok sağ olun. Eee, kaldı mı konuşacağımız bir şey? Ya şundan da bahsetsek falan dediğimiz.
Konu çoktur ama bugün dolu dolu konuş. Evet. Eee, ilerleyen haftalarda, ilerleyen programlarda daha derin derin işlere de geliriz. Sevgili izleyiciler, eee, çok değerli iki konuğumla Profesör Doktor Altan Çakır ve Ozan senin sana ne demek lazım?
E, o yani. Yakışıklı o zaman. Evet, yakışıklı o zaman. En güzel özellik bu zaten. Diğer her şey öyle aldığım şeyden bahsedeyim. Yönetmen, fotoğrafçı, içerik üreticisi. İçerik üreticisi. Eee, Ozan Sihay. Sihay. Eee, Siha gibi. Orada da böyle bir. Orada da bir eyayinmiş. Eee, beraberdik. Eee, yapay zeka nasıl olacak, nasıl gelişecek, nereye gidiyor, nereden geldi? Eee, nerelerde ne düzeltmeler eee, yapıyor? Eee, egemen yapay zeka ne? Eee, önemi ne falan bütün bunları eee, konuştuk. Biraz beyin gıdıklamaya eee, çalıştık. Eee, açıkçası bu işin içine eee, nasıl kafa yormak gerektiğini eee, anlamaya, anlatmaya eee, çalıştık. Ben de öğrenmeye çalıştım sizle beraber. Eee, bugün de burada noktalıyoruz. Eee, bizim hem sponsorumuz hem de bu program bazında kahve tedarikçimiz Şark Ninja'ya da ayrıca teşekkür ederek noktaduz. Görüşmek üzere. Hoşça kalın. Şart Ninja tekeek bilimi sundu. Dur.