Transcription
Efendimiz Aleyhisselam hem evlatlığım dediği hem de eski kölesi olan Zeyd Bin Harise'nin boşadığı hanımıyla neden evlendi, doğru mu? Kim o? Zeynep Binti Cahş ile neden evlendi?
Efendimiz'in altı tane halası var. O halalarından bir tanesinin ismi Ümeyye Binti Abdülmuttalip. Dedesi kim? Abdülmuttalip değil mi? Peki o kim? Zeynep Bint Cahş'ın annesi oluyor.
Bu arada Zeynep annemizin asıl ismi Berre, yani günahsız manasında bir ismi var. Efendimiz Aleyhisselam'da öyle manalarda hoşlanmadığı için Berre'yi ileride ne yapacak? Zeynep'e çevirecek.
Peki Zeynep annemizi biraz tanıyalım, kimdir Zeynep annemiz? Onu yakınlarını tanımayla tanıyabilecek birisidir, Zeynep annemiz. Onun bir kardeşi Abdullah ibni Cahş, kim oluyor? Uhut şehitlerinden birisi oluyor. Öbür kardeşi Ubeydullah İbn-i Cahş, Ubeydullah Bin Cahş'ın hanımı Ümmü Habibe ile daha sonra Efendimiz evlenecek. Kimdi Ümmü Habibe? Kimin kızıydı? Ebu Süfyan'ın kızı. Zeynep validemizin bir kız kardeşi, Musab Bin Umeyr'in eşidir. Öteki kız kardeşi, Abdurrahman Bin Avf'ın eşidir. Allah Allah ne güzel değil mi? Eve bak ya.
Efendimiz 40 yaşındadır ve peygamberlik gelir ve Hz Zeynep o dönemlerde 22 yaşındadır. İlk iman edenlerdendir ve Mekke'de çok çile çektirmişlerdir Hazreti Zeynep'e. Aradan yıllar geçer, geçer, geçer. Hz Zeynep 34 yaşına gelmiştir ama hala evlenmemiştir. Neden? Gönlünde biri vardır. Efendimiz Aleyhisselam. Ve Efendimizi bekler, Hz Zeynep 34 yaşına kadar. O dönemin Mekke şartlarında 34'e kadar evlenmemek pek normal değil, genellikle daha erken evlenilir. Ama Hz. Zeynep 34'e kadar Efendimizi bekler, hatta zaman zaman şöyle yapar Efendimizin yanına gider. "Ya Resulallah filanca bana talip oldu ne diyorsun?" der. Efendimiz Aleyhisselam sen bilirsin der. Halbuki orada Hz Zeynep'in manası başkadır değil mi? Bir işaret etmek istemektedir ama Efendimiz Aleyhisselam bu şekilde karşılık verir o dönemlerde. Mekke döneminde 13 yıl boyunca her çileyi çekmiştir. Daha sonra da hicret ediyor, 13 yıl sonra zaten Hz Zeynep.
Çektiği çilelerden biraz bahsedelim mi? Mesela Bedir'de bahsedelim. Bedirde ne çileler çekmiş acaba? Kardeşi Abdullah Bin Cahş Bedir'e katılmıştır, dayısı Hz Hamza Bedir'e katılmıştır, dayı oğlu Hz Ali, Bedir'e katılmıştır, teyze oğlu Zübeyr bin Avvam Bedir'e katılmıştır. Şimdi de biraz Uhud'u konuşalım mı? Uhud'da kimleri şehit olarak vermiştir? Kardeşi Abdullah'ı, dayısı Hz Hamza'yı, eniştesi Musab'ı Uhud'da Şehit vermiştir.
Şimdi Zeyd Bin Harise'yi konuşalım. O küçük yaştayken kabilesi saldırıya uğruyor ve köle tüccarlarının eline düşüyor. Onu köle tüccarlarının elinden Hakim İbn-i Hizam satın alıyor, Hz Hatice'ye hediye ediyor, Hz Hatice Zeyd'i Efendimiz Aleyhisselama hediye ediyor ve Efendimiz Aleyhisselam onu hürriyetine kavuşturup azad ediyor, "manevi evladımdır" diyor. Hatta Uzun bir dönem Zeyd Bin Harise, Zeyd Bin Muhammed diye hitap ediliyor. Bir insan kölelikten hürriyete azad edilse ona ne denir? Mevali denir. Peki Mevalinin Mekke'de bir geçerliliği var mı? Asla Asla o dönem Mekke mevaliye, azad edilmiş bir köleye köleden farksız davranmıyor. Asla onlarla oturamaz, onlarla konuşamaz, onlarla yan yana yürüyemez nazarıyla bakıyor. Bu biraz sonra anlatacağım hadiseler için çok önemli. Şunu da söyleyeyim Zeyd Bin Harise ordu komutanlığı yapar ve Mute'de şehit olur. İleride oğlu Usame Bin Zeyd de birçok seferde, birçok seriyede ordu komutanlığı yapacaktır.
Zeyd Efendimizin yanına gelir ve der ki Ya Resulallah benim Zeynep'te gönlüm var, der. Efendimiz Aleyhisselam, Uhud dönüşü halasına haber salar, sizin evinize geleceğim bir mesele konuşacağım deyince ev düğün bayram olur. Derler ki bu sefer gelecek ve Efendimiz Aleyhisselam Hz Zeynep'i isteyecek, diyecekler. Ama Efendimiz oturur ve ardından ne der? Ben Zeynep'i manevi evladım Zeyd'e istiyorum der.
Bakın bir şey dikkatinizi çekeceğim. Az önce bilgiler verdim. O dönemde Mevali kabul edilmiyor değil mi? Efendimiz Aleyhisselam ganimet olduğunda hep başkalarına dağıtmış ama sıkıntılı bir iş olduğunda hep kendisi ve en yakınlarını en başta göndermiş, Efendimiz Aleyhisselam. Buraya dikkat etmemiz lazım. Nerede sıkıntılı iş var, feda edilecek bir şey var, bir kurban lazım, hemen efendimiz Aleyhisselam ve yakınları en başta gitmiştir, o dönemin cahiliye toplumunda mevaliden olan yani köle olmuş birisiyle hür bir kadının evlendiği daha ortalıkta yok. Peki şuan biz İslam'ın ahlakını tanıyoruz, biliyoruz bu hak mıdır? Haktır. Ama bu önyargıları kırmak kime düşecektir, gene Efendimiz Aleyhisselam'a düşecektir. Yani bu evliliği yaptırmasının bir hikmeti, bu önyargıların tamamını kırmak olacaktır.
Efendimiz Aleyhisselam'ın katıldığı savaşlara gazve denir, katılmadıklarına Seriyye denir. Ne zaman gazve olsa, ki 28 Gazve olmuştur hep ordu komutanı kendisi olmuştur, başka gitmiştir. Ne zaman seriyye olsa, 55 tane seriyye olmuştur. En yakınların hep ordu komutanı yapmıştır. Niye, bir zarar gelecekse en yakınlarıma gelsin diye. Hatta Bedir'de o dönemin adeti müşriklerden üç kişi gelir, Bedir'de sahabe efendilerimizden üç kişi gelir. Efendimiz Aleyhisselam "Ey üç kişi çık" dediğinde kim çıkar? Hz Ali, Hz Hamza, bir de Ubeyde bin Haris çıkar. Kim? Bir amcası var, İki tane de amcaoğlu var. Fedakarlık yapılacaksa, birileri önden gidecekse hep kendi ailesinden gitmiş. Hatta size bir vaka daha anlatıyım. Hz Ömer döneminde, hilafetinin son dönemlerine doğru, sahabe efendilerimiz gelip, Ya Ömer senden sonra Abdullah Bin Ömer'i (çok âlim bir zattır. Hz Ömer'in oğludur.) mutlaka bize halife bırak, halife bırak, halife bırak, diye ısrar eder. Hz Ömer ne der? "Bir evden bir kurban yeter kurbanım" der. Çünkü halifelik değil mi ateşten gömlektir, kurbanlıktır. Böyle de söyleyecektir yani.
O dönem hür biriyle mevali birisi evlenebilir mi? Asla evlenemez ve halası efendimiz Aleyhisselam'a, "yani sen Zeynep'i bir köleye mi layık görüyorsun?" diyecektir. Ama Hz Zeynep yan odada Efendimiz Aleyhisselam'ın konuşmasını duyunca "Resulullah ne istiyorsa ben ona razıyım" deyip evliliği kabul edecektir. Ve Ahzab 36. Ayet inecektir. "Bir mümin erkek veya bir mümin kadının Allah ve Resulü bir emir ve hüküm verdiklerinde artık işlerinde bundan başkasını seçme hakları yoktur. Allah'ın resulünün emrine itaat etmeyenler doğru yoldan açıkça sapmışlardır." diye de ayet iniyor.
Ama ne olursa olmuyor, uyum sağlanamıyor, küfüvlük tam sağlanamıyor ve Zeyd, efendimizin yanında defalarca geliyor, Ya Resulallah biz uyum sağlayamıyoruz, evde uyumu bulamadık ve ben boşanmak istiyorum, diyor. Efendimiz defalarca hanımının yanına git, evliliğine sahip ol ve Allah'tan kork Zeyd, diyor. Bak defalarca. Zeyd tekrar geliyor, olmuyor, diyor. Hanım'ının yanına git, evliliğine sahip çık ve Allah'tan kork, diyor. Defalarca Zeyd'i yanından gönderiyor ama olmuyorsa olmuyor, bir yıl süren evlilik en sonunda boşanma gerçekleşiyor.
Ve ondan sonra ne oluyor? Ahzap Suresi 37.ayet geliyor. Bir zaman, Allah'ın kendisine lütufta bulunduğu, senin de lütufkar davrandığın kişiye, Kim o kişi? Hz Zeyd. "Eşinle evlilik bağını koru, Allah'tan kork" demiştin. Defalarca söylüyor Efendimiz. Bunu derken Allah'ın ileride açıklayacağı bir şeyi içinde saklıyordun. Ne o? Efendimiz Aleyhisselam, Hz Zeynep'le evlendirileceğini biliyor, yani Allah azze ve celle bildiriyor ve içinde saklıyor. Kendisinden çekinme hususunda Allah'ın önceliği bulunduğu halde sen halktan çekiniyordun. Ben rivayetlerde okudum, efendimize gelen en ağır ayet buydu, diye geçen şey var. Zeyd onunla beraber olduktan sonra müminlere, evlatlıklarının . kendileriyle beraber olup ayrıldıkları eşleriyle evlenmeleri hususunda bir sıkıntı gelmesin diye, seni O kadınla evlendirdik. Allah'ın emrettiği elbet yerine gelecektir.
Şimdi ne demek istiyor burada? Hz. Zeyd'i, Efendimiz manevi oğlum diye, tanıtıyor, değil mi? Şimdi ben burada desem ki, oğlum gibisin desem, benim gerçekte oğlum olur mu kardeşim? Olmaz. Peki onun boşandıği birine bana nikah düşer mi? Düşer. Anlatabildim mi demek istediğimi? O dönemin inanılmaz bir cahiliye ahlakını yıkıyor, Efendimiz aleyhisselam. Ve bu cahiliye ahlakı çok bilinmiyor, ne biliyor musunuz? O dönemin cahiliye ahlakı, üvey anneleriyle evleniyorlar. Ama bu benim evladım, bu benim kardeşim, bu benim oğlum dedikleri birilerinin boşandıklarıyla evlenmiyorlar. Tam tersini yapıyorlar ve Efendimiz Aleyhisselam'ın üzerinden Allah azze ve celle bu cahiliye adetini yıkıyor adeta.
Hz. Zeynep'e müjde geliyor. "Zeynep müjde böyle böyle bir durum var" diye. Zeynep validemizin de, bir gerdanlık var boynunda, gerdanlığı kopardığı gibi müjdeyi getirenin eline bırakıyor ve devamında diyor ki, zaten adağım vardı. Altmış gün boyunca da oruç tutacağım, diyor. Adak adıyor orada. Ve Ayşe validemiz şöyle bir şey naklediyor, hepimizin nikahı yerde kıyıldı, Zeynep'in nikahı semada kıyıldı, diyor. Niye Onların nikahları ayet ile Allah azze ve celle tarafından kıyılıyor çünkü. Çok ilginç bişey. Yani Zeynep Binti Cahş annemizin nikah cihetinde nelere nasip olduğuna dikkat etmek lazım.
Devamındaki ayetleri ve özetle geçmek istiyorum. 38-39'da mana olarak Allah'ın kendisine mübah kıldığı şeyler Peygamber'e darlık yoktur, diyor. Kırkıncı ayette de o sizin erkeklerinizden kimsenin babası değildir, diyor ve aslında burada başka bir şeyi daha engelliyor, evlatlık meselesi. İslam müessesesinde evlatlık alma mesleği yoktur. Çok hikmetleri vardır. Peki birinin aklına gelebilir. Madem öyle yetimler ne olacak? Ah bir bilseniz İslam'ın yetimlere sunduğu ayrıcalıkları bir bilseniz, yetim hakkını savunan ayetlerin neden indiğini bir bilseniz var ya... Niye biliyor musunuz? Cahiliye döneminde bir evin reisi öldüğünde en yakın akrabadan biri geliyor, eve cübbeyi atıyor, diyor ki bu ev benim, diyor. Devamında ne oluyor, biliyor musunuz? İstediğiyle evlenir, istediğini satar, istediğini köle eder, istediğini atar biliyor musunuz? Yani yetim kalanları ne yapıyorlar cahiliye dönemlerinde? Ve yetim ile ilgili inen ayetlerde onların hakkı ve hukuku savunuluyor. Ve size daha ince bir şey söyleyeyim, birazdan biz Zeynep annemizi böyle koşturma cihetinde yetimlere ve öksüzlere sahip çıkma cihetinde bir kahraman olarak anlatacağız Zeynep annemizin ömrünü yetim ve dullara bakmakla geçmiş. Bir bilinse bu meseleler, dedim ya insanların problemi bilgi bilmeme de değil yani. Kalpte kötüye akan bir meyelan var. Maalesef her şeyi kötüde suizan suizan yoralım diye bir çaba var. Allah affetsin.
Zeynep annemiz insanlara yardım etme hususunda tam bir kahraman, çok şaşıracağınız Bir konuya geliyoruz. Zeynep annemizin eli çok mahir. Sürekli evde elişleriyle bir şeyler yapıyor. Daha sonra onları açıyor, satıyor, para eline gelmeden onları infak ediyor. Ben ne anlattım size? Kermes anlattım. Bizde de var mı bu kermesler? Var. Nereden geliyor kermesler? Zeynep annemizden geliyor, kermes. Çok ilginç bir durum değil mi? Ne zaman vefat ediyor, Ayşe Annemiz diyor ki "Medine'de bu kadar dula ve yetime baktın cenazeye geldiklerinde anladık." Bize şimdi kim bakacak diye? O kadar yardım ediyormuş ve yardım ederken çok ince bir ahlak var, birazdan ona da şahit olacağız. İnfak edeceği paraları hiç eli dokunmamış. satıyor gelmeden, eve zekat geliyor, dokunmadan, görmeden, birazdan anlatacağım çok ilginç bir Hadise. Hatta efendimiz Aleyhisselam bir gün diyor ki, sizin en hayırlınız kolu en uzun olandır, diyor. Annelerimiz duyuyor, acaba hangimiz hayırlıyız diye, hatta şöyle bir kollarını ölçüyorlar, en uzun Sevde annemiz çıkıyor. Zeynep annemiz vefat edince anlıyorlar, kolu uzundan murat ne? Daha çok yere infak eden, yardım eden, yetişen manasında. Diyorlar bak bu hadis demek ki Hz Zeynep'e bakıyormuş diye, ondan sonra anlıyorlar. Hz Zeynep bize 11 hadis nakletmiş, rivayet etmiş, aktarmış.
Çok ince bir mesele. Hicretin 20. yılında halife kim? Hz Ömer halife, Hz Zeynep annemiz evde, bir Elçi geliyor. Ona 12.000 dirhem veriyor. Tabi ganimetler var, onlara düşen ganimetten pay var. Hz Zeynep, Elçiye bana Niye vermiyorsunuz? diyor. Başka peygamber eşlerine verseydiniz, onlar bize taksim ederdi, diyor. Elçi diyor ki, bu zaten taksim edilip sana düşen pay, diyor. 12.000 dirhem düşmüş. Hz Zeynep hemen bir bez parçası alıyor, gözünü kapatıyor, onun yanında yardım eden Berze'ye sesleniyor. Berze hemen bunun üstünü ört, hemen üstünü ört, diyor. Niye hemen bir bez parçasıyla gözünü kapatıyor? 12 bin dirheme bakmıyor. Çünkü ihtiyaç dairesi, nazar dairesi kadardır. Göze bir kez girdikten sonra ne olur? İnsanın kalbi duyguları meyleder. Meyil ne demek? Kalbin akması demektir. Kalbin nereye akıyorsa, oraya meylediyorsun, demektir. Ve bize anamız burada da bir şey öğretiyor. Asla asla gözünle birinci iletişimi keseceksin. "Hayırda acele edin" diye bir hadis vardır. Dersiniz ki ya yarın 100 lirayı Yusuf'a götüreyim ihtiyacı vardı, 50 50 yapayım Yusuf'la ve İhsan'a bölüştüreyim, 25 25 yapayım Yusuf, İhsan, İdris, Hüseyin'e vereyim. On on yapayım 10 kişiye vereyim. Ya on lira onların ne işine yarayacak. En iyisi bende kalsın diye cayarsınız. O yüzden hayır işinde acele etmek şarttır, size her verilenin Allah'tan olduğunu bilme şarttır, zaten bunu bilen bir adam infak ederken aynı Zeynep validemiz gibi davranır, hiç hiç elini şey yapmaz, hemen örtüyle Berze'ye öttürür. Hemen der, Berze'ye elini daldır, der. Berze elini daldırır, çıkarır, hemen der bunu filana götür, bir daha daldırır çıkarır, bunu filana götür, bir daldırır çıkarır bunu filana götür, götür derken Berze en sonunda bakar 580 dirhem kalmış orada. Hz Ömer duyar, hemen gider bin dirhem daha gönderir. Ya Zeynep bu bin dirhemi sen harcayacaksın, der. Hz Ömer'in kapısı kapanır kapanmaz, o bin dirhem bu kapıdan girer, bu kapıdan hemen ihtiyacı olanlara tekrar çıkar ve Zeynep Binti Cahş elini açıp dua eder, Yâ Rab mal ile imtahan zordur, sen beni bir daha Ömer'in göndereceği hediyelerle buluşturma der, dua kabul olur. Aynı yılda vefat eder. Hediye bile istemez. Mesele çok derin değil mi? Mesele derin, yarada deride değil, derinde. O yüzden meselenin derini de makbul.
Devam edelim mi okumaya? Birincisi: "Hazret-i Peygamber aleyhissalâtü vesselâm'ın Zeynep'i tezevvücünü (evliliğini) eski zaman münafıkları gibi, yeni zamanın ehl-i dalaleti dahi medar-ı tenkit buluyorlar. Nefsani, şehvani, telakki ediyorlar, diyorsunuz. Elcevap: Yüz bin defa hâşâ ve kellâ! O damen-i muallaya.. Ne demek bu da damen-i mualla? Yüksek namus sahibi, değil mi? Evet. Şöyle pest şubehatın eli yetişmez. Evet on beş yaşından 40 yaşına kadar hararet-i gariziyenin galeyanı hengamında ve hevesatı Nefsaniye'nin iltihabı zamanında dost ve düşmanın ittifakıyla kemal-i iffet ve tamamı ismetle ile Haticetü'l Kübra (r.a.) gibi ihtiyarca bir tek kadın ile iktifa ve kanaat eden bir zatın... Arap bölgesinde gareze-i beşiriye 40'a kadar. Efendimiz Aleyhisselam 50'ye kadar Hz Hatice annemizle ve ne şartlar altında olduğunu da konuştuk hepimiz. Evet. Kırktan sonra yani hararet-i gariziye tevakkufu hengamında ve hevesat-ı nefsaniye'nin süküneti zamanında kesret-i izdivaç ve tezevvücatı, bizzarure ve bilbedahe, nefsani olmadığını ve başka ehemmiyetli hikmetlere müstenit olduğunu... Neydi o hikmetlerde İslam'ın mesajıni ulaştırmak. Bu kadar. Devam. Zerre kadar insafı olana ispat eder bir hüccettir. Abiler insaf nısıftan gelir. Nısıf ne demek? Yarı demek nısıf. O zaman insafın manası ne? Yarı yarıya manası var. Ne demek biliyor musun? Seninle bir meselem mi var? Evet. insaflı mıyım? Evet. Yarı yarıya sen haklı olabilirsin, yarı yarıya ben haklı olabilirim, demek. O yüzden bu meseleleri ancak ve ancak insaflı bir bakış açısı, insaflı bir nazar anlayabilir. İnsafsız bir nazar ne demek o zaman? Nısıf yani yarı yarıya var mı? Yok. Yüzde yüz ben haklıyım, yüzde yüz sen de haksızsın. Peki böyle bir insan karşı tarafa hiç hak vermezse, O bir şey anlayabilir mi, o insana bir şey anlatılabilir mi, onunla bir şey uzlaşabilir mi? Çok ince değil mi? Devam. O hikmetlerden birisi şudur ki: o evliliklerin hikmetlerine değiniyoruz. Zât-ı risaletin akvali gibi, efal ve ahvâli ve etvar ve harekatı dahi menabi-i din ve şeriattir ve ahkâmın me'hazlarıdır. Efendimiz Aleyhisselamın bütün hareket ve tavırları şeriat mıdır? Sünnet midir? Evet şeriattır, ve sünnettir. Peki evindeki mesajları bütün ümmetin öğrenmesi için, hatta kadınlara ulaştırılacak özel meselelerin öğrenilmesi için, efendimiz Aleyhisselam'a ne lazım? O evde talebe lazım, peki o talebe kim olacak eşleri olacak. Şimdi sayısının çokluğunun hikmeti de çıktımı ortaya? Efendimiz'in ev halleri var mı? Var. Gece ibadetleri var mı? Var. Bize öğretici durumu var mı? Var. Aktarması gerekiyor mu? Gerekiyor. Aile cereyanları içerisinde gerçekleşen çok haller vardır ki ancak onu nikahına muttali olmuş birisi bize bunu nakledebilir. Yani buradan ne çıkıyor? Bizi Ezvac-ı tahirat denen mübarek annelerimiz ne oluyor? Her birisi o evin bir talebesi oluyor. Peki ileride neler olacaklar? İleride de muallim olacaklar, yani nedir bu? Tabiin'in o kadar büyükleri o annelerimizden yetişmiş ki, Ayşe annemiz 2210 hadis rivayet ediyor. Ümmü seleme annemiz 378 hadis rivayet ediyor. Yani gelecek nesil kimlerle yetişiyor? Yine mübarek annelerimizle yetişiyor. Ya buyurun devam. Şıkk-ı zahirisine sahabeler hamele oldukları gibi, hususi dairesinde ki mahfi ahvalatından tezahür eden esrar-ı din ve ahkâm-ı şeriatın hamleleri ve ravileri de ezvac-ı tahirattır bilfiil o vazifeyi ifa etmişlerdir. Esrar ve ahkam-ı dinin hemen yarısı, belki onlardan geliyor. Ya değil mi o kadar rivayet ediyorlar ki dinimizin belki yarısı, ahkamın yarısı onlardan rivayet ediliyor. Devam. Demek bu azim vazifeye, birçok ve meşrep ve muhtelif ezvac-ı tahirat lazımdır.
Gelelim Hz Zeynep'in tezevvücüne: Yirmi beşinci sözün, birinci şulesinin, üçüncü şuaının misallerinden olan ayetine dair şöyle yazılmış ki, insanların tabakatına göre, Bir tek ayet müteaddit vücuhlarla, her bir tabakanın fehmine göre bir mana ifade ediyor. Doğru değil mi? İşari manası var. Bir tabaka, işari manasını anlıyor. Sarih manası var, bir tabaka onu anlıyor. Bâtınî manası var, bir tabaka onu anlıyor. O ayetin siyak sibak da başka ayetlerle ilişkisi var, bir tabaka onu anlıyor. Devam edelim mi? Bir tabakanın şu ayetten hisseyi fehmi şudur ki, resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm'ın hizmetkârı veya oğlum hitabına Mazhar olan Zeyd Radıyallahu rivayet-i sahiha ile itirafına binaen izzetli zevcesini kendine mânen küfüv bulmadığı için tatlik etmiş. Burada ince bir mana var. Biz yine günümüze bakalım, günümüzdeki evliliklerin bir kısmı neden denk gelmiyor, neden devam edemiyor? Küfüv, denk olmuyor. Şer'an koca karı ya küfüv olmalı, yani birbirine münasip olmalı. Bu küfüv ve denk olmak en mühimi Diyanet noktasındadır, diye geçiyor. Yani bir insan kendisine eş seçerken, yakışıklı, güzel ve sair gibi fâni ve sönücü kriterler daha az yer kaplaması lazım. Birisi derse ben de hiç önemi yok bunların, helal olsun, deriz. O da bir Kemalattır. Daha çok küfüvlük ne cihette olması lazım? Diyanet noktasında olması lazım. Karı veya koca eşlerden bir tanesi Allah yanında koştururken diğer eş daha böyle namazın manası mahiyetini kavrayamazsa bu küfüvlük bir yerden sonra bozulabilir ve şu bir gerçektir Allah yolunda koşturma niyetiyle olan birisi mümkün oldukça eşinin elini bırakmaz ama Rabbinin o Kudret elini hiç bırakmaz. Yani bugün bir şeyler kopma gerekirse, hafizanallah kopacak yer belli olur. O yüzden bunlara dikkat edip, riayet etmesi lazım. Bu şu demek değil yani, "olmuyorsa kopar." Hayır sonlara kadar sabredip, mücadele etmek, icab ediyor ama o küfüvlük ve denklik önemli. Başka nerede önemli? Cehtde, mücadelede, sabırda, sadakatte önemli yani. Bugün tatile gittiğinde, lokantaya oturduğunda herkes birbiriyle gülebilir ama kötü günlerde gülmek için ne lazım dayanıklı iki insan lazım. Demek o küfüv ve eş olma durumu oralarda da geçerli olması lazım. Başka nerede lazım? Mizaç noktalarında belki lazım. Yani bir tanesini eğlence çeşidi pasifize edilmiş bir ev hayattayken, bir tanesin ki iyice hararetlenmiş ve hareketlenmiş bir dışarı hayatıysa, bunların belki uyum soruları da olabilir ve bununla ilgili de bir örneğim var elimde, olumsuz sonlanan... Demek küfüvlük çok önemli ama şimdi konumuza dönelim En mühim nerede, diyor hadiste? Diyanet noktasında diyor, bugün evliliklerin devam edememesinin diğer bir sebebi ne olmuş oluyor küfüvlük ve denk olmama oluyor. Bugün iki boksör antreman yapacak olsa neleri küfüv olması lazım? kiloları, antrenman modelleri, birbirlerine güç mukavemetleri denk olması lazım. Bugün iki kişi masa tenisi oyuncak olsa ne küfüv olması lazım? İşte bilgi düzeyleri denk olması lazım ki birbirlerinden keyif alsınlar. İki kişi bugün pes oynayacak olsa, gene orada bu küfüvlük aranırken, sonsuz bir hayat, iki cihan yürütülecek olan, evlilikte bu küfüvlük. Sağlanmazsa benim gibi topal olur, sol ayağını hızlı gitmeye çalışırken sağ ayağı gitmez. Ameliyat oldum ya, onu anlatmaya çalışıyorum. Sol ayağınızla gitmeye çalışıyor, sağ ayağımda buna bir türlü müsaade etmiyor. Dur diyor ya, ben topalım, diyor. Ne oluyor bastonla yürüyoruz. Baston oluyor işte. O yüzden küfüvlük elzem. Devam. Yani Hz Zeynep başka yüksek bir ahlakta yaratılmış ve bir peygambere zevce olacak fıtratta olduğunu Zeyd ferasetle hissetmiş ve kendisini ona zevc olacak fıtratta kendine küfüv bulmadığından manevi imtizaçsızlığa sebebiyet verdiği için tatlik etmiştir. Üstadımın anlatımı mükemmel değil mi? Sanki Bulut dokunuyor sana ya, böyle bir üslup var mı ya? Hz Zeyd de kalben bunu aleyhissalâtü vesselâm almış, yani "Biz onu sana nikahladık. Azhap Suresi 33:37" işaretiyle o nikah bir akd-isemavi olduğuna delaletiyle harikulade ve örf ve muamelat-ı zahiriye fevkinde sırf kaderin hükmüyledir ki Resul-i Ekrem aleyhissalâtü Vesselam o hükmü kadere inkiyat göstermiştir ve mecbur olmuştur. Nefis arzusuyla değildir, şu kader hükmünde ehemmiyetli bir hükmü şer'i ve mühim bir hikmet-i ammeyi şümullü bir maslahat-ı umumiyeyi tazammun eden "Ta ki, evlatlıkların boşadığı hanımlarla evlenmekte mü'minler için günah yoktur." (Azhap Suresi 33:37 ) ayet-i kerimesinin işaretiyle büyüklerin küçüklere "oğlum" demeleri zıhar meseleleri gibi yani karısına "anam gibisin" dese haram olduğu gibi, değildir ki ahkam onunla değilsin. Hem büyüklerin raiyetlerine ve peygamberlerin ümmetlerine pederane nazar ve hitapları, vazifeyi Risalet itibariyledir Şahsiyet-i insaniye itibariyla değildir ki, onlardan zevce almak uygun düşmesin. Sübhaneke la ilmelena illa ma allemtena inneke entel alimul hakîm. ve ahıru da'vahum enil hamdulillahi rabbil alemin. El-fatiha massalavat. abone ol