Transcription
Merhaba, iyi günler, iyi sabahlar.
Dün Özgür Özer, CHP Genel Başkanı Özgür Özel saat 12'de, yani AK Parti'nin kuruluş töreninden 2 saat önce bir basın toplantısıyla önemli bir bilgi paylaştı. Bir suç duyurusunu kamuoyuna duyurdu. Normal şartlarda Özgür Özel duyurmasaydı herhalde o suç duyurusu hiçbir şekilde işleme konmayacaktı. Bundan sonra ne olacağını bilmiyoruz ama ortalık bayağı karıştı. Aslında karışık olan ortalığı daha da karıştırdı Özgür Özel.
Rezan Epözdemir ki tutuklandı biliyorsunuz, avukat. O olayda bir kavga çıkmıştı. İktidar yanlıları arasında, değişik fraksiyonlar diyelim, arasına bir kavga çıkmıştı hatırlıyorsunuz. Medya üzerinden, sosyal medya üzerinden birtakım gazeteciler, eski milletvekilleri, şunlar bunlar birbirlerini suçladılar. Başsavcı üzerine baskı yapılma iddiası ki suçlanan kişi Cumhurbaşkanının başdanışmanı Mehmet Uçum'du. Bir kavga başlamıştı ve o zaman "parayı takip edin" demiştim. Şimdi parayı takip etmeye devam ediyoruz ve kavga devam ediyor, büyüyerek. Özgür Özer bunu daha da derinleştirdi.
Kimileri diyor ki bir itirafçı söz konusu. İtirafçının suçlamasını gündeme getirerek Özgür Özer o itirafçıyı meşrulaştırdı. Kimileri diyor ki bu avukat-müvekkil ilişkisidir. Bunlar gizlidir vesaire. Bunların hepsi açıkçası hikaye. Ortada çok somut bir şey var. Üç kere etkin pişmanlıktan yararlanmak için ifade vermiş ama tahliye edilmemiş bir iş insanı. Belediye hakkında kendisinden bir şeyler isteniyor ve eski AK Parti MKYK üyesi bir avukat Mücahit Birinci bu Kapki'nin iddiasına göre suç duyurusu böyle kendisine geliyor, ona bir liste şey veriyor, ifade veriyor. "Böyle bir ifade verirsen ve 2 milyon dolar verirsen evine gidersin" diyor. İddia bu. Bu arada Kapki kendisine birtakım isimler veriyor. "Gazeteci bunlar benimle uğraşıyor" diyor. Onun üzerine de Birinci, "Merak etme, onlar bende, ben onları hallediyorum" diyor. Böyle bir iddia. Bunların hepsini Özgür Özel söyledi. Bu zaten Tekirdağ'da yapılmış bir suç duyurusu, sisteme girmiş. Onu bize anlattı ve ondan sonra çarşı bir kez daha karıştı.
Burada şunu özellikle vurgulamak istiyorum. Daha bir iki gün önce Rezan Epözdemir olayında adı geçen isimlerin bir kısmı yine burada var ama biraz karışık bir şekilde var. Mesela orada Şamil Tayyar başsavcının yanında Mehmet Uçum'un karşısında bir çıkış yaptığı zaman Mücahit Birinci de ona destek vermişti. Bu arada kim Mehmet Uçum'a destek vermişti? Bir başka gazeteci Fuat Uğur. Bugün bakıyoruz Fuat Uğur'un adı Kapki tarafından veriliyor Mücahit Birinci'ye. O da "Ben onu hallederim" diyor. Böyle karman çorman işler.
Ama işin içine baktığımız zaman ne görüyoruz? Bir zanlılar var. İki bir borsa var. Zanlı var, avukat var, gazeteci var, siyasetçi var ve neresinde bilmiyoruz ama yargı mensupları var. Yani bir avukat "parayı verin, şunu imzalayın, ben bu işi hallederim" diyorsa yargıda da bir bağı olması gerekir ki Epözdemir olayında da benzer şeyler tartışıldı. Daha önce İBB borsası konusunda Özgür Özel'in yaptığı duyuruda da bir avukatın adı var. Şu anda ev hapsinde olması lazım ama birtakım savcılarla da yargı mensuplarıyla da ilişkisi olduğu söyleniyor ki bunu uzun zamandan beri özellikle bazı gazeteciler bununla ilgili çok ciddi haberler yaptılar. Bazı yargı mensupları üst perdeden bu konuda şikayetler dile getirdiler.
Yani şu anda bakıyoruz ki Türkiye'de yargı üzerinden dönen birtakım çeteleşmeler var. Bunun içerisinde avukatı, yargı mensubu, belki emniyet mensubu, siyasetçi ve medya çalışanı var. Medya çok önemli. Şöyle önemli. Daha önce bir başka hukukçu için birtakım şeyler dile getirilmişti. Her konudan anlayan bir hukukçuydu kendisi. Sürekli televizyon kanallarında. Şimdi Rezan Epözdemir rüşveti aracılıktan tutuklandı. O da hukukçu ve her konuda konuşan birisi. Mücahit Birinci hukukçu ama her konuda ekrana çıkan, sosyal medyada çok etkili olan iktidar yanlısı birisi. Yani bunun işin içerisine bir medya, sosyal medya ayağı da muhakkak oluyor. Buralardan birtakım güçler alınıyor. Buralarda birtakım popülerlikler geliştiriliyor ve bu aynı zamanda bir şekilde başka çıkarlara pekala tahvil edilebiliyor.
Bunun kimileri diyor ki bu iş büyümez. Yukarıdan müdahil olunur. Şu olur, bu olur. Ama görüyorsunuz her gün bir şey çıkıyor ve işin içerisinde hiçbir böyle ilke, siyaset şu bu yok. Tamamen çıkar var, para var. Para var. Birtakım imtiyazlar var. Bunun üzerine kurulu ve dönüp dolaşıp hepsi iktidar içerisinde yaşanıyor.
Bu arada dün Türkgün gazetesi MHP'nin yayın organı olarak biliniyor. Onun başyazarı Yıldıray Çiçek bir ilginç yazı yazdı. Çok fazla bu gürültüde öne çıkmadı belki ama o da yine birtakım sosyal medyada yazan birilerinin MHP yargı içinde MHP'li avukatlar çetesi olduğu iddialarını dile getirdiğini söyledi ve onlara meydan okudu. Buna çok belli ki MHP ve Yıldıray Çiçek, aynı zamanda Devlet Bahçeli'nin basın danışmanı. Belli ki Bahçeli de çok kızmış ama işin bir yerine MHP de katılmak isteniyor.
Yargı içerisinde geçen Epözdemir olayında dile getirmeye çalıştığım bir husus vardı. O da şu. Bu olaylar 19 Mart'la çok doğrudan ilişkili. 19 Mart'ta soruşturmayı yürütenlerin bir türlü doğru dürüst bir iddianame hazırlayamamaları ile ilgili ve MHP çevrelerinden gelen 19 Mart'la ilgili itirazlar ve uyarıların onları rahatsız ettiği de ortada. Dolayısıyla bir de olayın böyle bir partiler arası boyutu var.
Bakıyoruz Özgür Özel burada hem Özlem Çerçoğlu'nun AK Parti'ye katılmasını üzerine bir gölge düşürdü ki Özlem Çerçoğlu olayında da yine klasik "parayı takip et" ilkesinin geçerli olduğu yolunda çok güçlü iddialar var. Zamanla herhalde onlar da daha fazla detaylanır. Her neyse. AK Parti'nin kuruluşuna, kuruluş yıl dönümüne bir şekilde gölge düşürdü. Ciddi bir şekilde 19 Mart soruşturmasının üzerine çok ciddi bir şekilde zaten var olan gölgeleri iyice arttırdı ve gündemi belirledi.
Burada adı geçen kişiler hakkında soruşturma açılır mı? Birtakım yargı mensupları hakkında tahkikat yapılır mı? Bunları bilmiyoruz. Olmaya da bilir. Ama bu bize şunu gösteriyor. Artık bir şeyler arı kovanına çomak sokuldu ve bir türlü işler rayına oturmuyor.
Bir de şunu düşünün. Pasta küçüldü. Pastadan pay almak isteyen çok kişi var. Eskisi kadar pay alamadıkları için aralarında bir paylaşım savaşı da var. Bu arada bu süreçte iki kişinin arasında sosyal medya üzerinden geçen o atışmaları görmüşsünüzdür. Bir "benim adımı nasıl verirsin" deyip ona bir hakaret, ötekinin ona verdiği cevap ve buradaki seviye ve kalite de aslında işin ne kadar ayağa düştüğünü bize gösteriyor. Yani bir olayda 2 milyon dolar. Şimdi kimileri diyor ki ya bu nedir diyor ya yapmayın insanlar asgari ücret ya da aldıkları zamlarla ayda kaç bin lirayla nasıl geçinmeye çalışan insanlar var. 2 milyon dolar nedir ki diye küçümsemeyin. Bu çok büyük para ve bu para bizden çıkan, insanlardan çıkan para. Yani bakmayın size oradan daha çıkmış değil ama pekala çıkabilirdi. Sonuçta o iş insanı o parayı nereden nasıl buluyor? Hepsi bir şekilde çok büyük rakamların çok kolaylıkla telaffuz edildiği, kim bilir nelerin döndüğü, ne çarkların döndüğü bir yerlerdeyiz. Ama artık bir şeyler birbirine girmeye, birbirleriyle kavga etmeye başladılar. Yakında birbirlerine yönelik ihbarlar, şunlar bunlar da çıkarsa hiç şaşırmayalım. Çünkü hem pasta küçüldü, hem kavga büyüdü hem de önünü göremiyorlar. Yani bu düzenin, bu kendileri için çok yağmaya elverişli düzenin uzun vadeli olduğunu göremiyorlar ve bunun verdiği bir panik var.
Peki bu yayını kime hitap ediyorum? Dedim ya "parayı takip edin". "Parayı takip edin" lafını benim bildiğim ilk olarak "Başkanın Tüm Adamları" filminde duyduk. Bu gerçek bir olaydan hareketle Watergate skandalı Amerika Birleşik Devletleri'nde. Onu bir "derin gırtlak" adında bir muir devletin içerisinden birisi iki gazeteciye sızdırıyor bu bilgileri, bu dönem büyük olayı, entrikayı, Watergate skandalını ve onlarla gizlice buluşuyor. Bunlara birtakım belgeler veriyor, bilgiler veriyor ve bu gazeteciler bu meşhur dinleme skandalını, muhalif partinin dinlenmesi skandalını ortaya çıkardılar ve gerçekten hem gazetecilik hem de siyaset tarihinde tarihi bir olaydı. Ve orada "derin gırtlak" gazetecilere iki gazeteci var. Gazeteci oynayan iki filmde iki kişi var. Ben onlardan birisine ithaf edeceğim. Diyor ki, "Parayı takip edin. Parayı takip edin. Suçu bulursunuz." Burada da bu ilke işliyor. Ve ben oradaki Robert Redford'ı yine sona saklıyorum, ileriye saklıyorum. O da çok sevdiğim bir isim ama Dustin Hoffman'a. Evet, Dustin Hoffman. Şimdi Robert De Niro dedik, Al Pacino dedik. Onların yaşları hepsi 80'i aşmış insanlar. Ama baktım ki Dustin Hoffman hepsinden yaşlıymış. 88. Yani matematiğin fena değildir. 37 doğumlu oluyorsa 88 değil mi? Maşallah yani. Çok büyük oyuncu. Gerçekten çok büyük oyuncu. Aynı zamanda siyasi konularda da çok duyarlı bir isim. "Gece Yarısı Kovboyu", "Tootsie", neydi o? "Graduate" bir ilk filmlerinden birisidir. Orada öğrenciyi oynar. Gerçekten olağanüstü bir oyuncudur ve her zaman saygıyı hak eden birisi. Yayından önce Dustin Hoffman'la ilgili biraz okudum, hayatını falan okudum. Orada çok ilginç bir şey gördüm. Bu 60'lı yıllarda New York'a geliyor oyuncu olmak için ve orada üç kişi birlikte aynı evi paylaşıyorlar. Gene Hackman ve Robert Duvall. Robert Duvall'i de severim ama Gene Hackman benim için apayrı birisidir. Geçenlerde hayatını kaybetti. Ona da bir yayın ithaf edeceğim. Şimdiden söyleyeyim.
Bu arada bitirmeden bugün Mediaskop'un 10. yılı. Sizlerle birlikte var olduk. Sizlerin sayesinde geldik. Umarım gidebildiğimiz kadar gideceğiz ve sizlerin destekleriyle bunu yaptığımızı bir kere daha vurguluyorum. Lütfen desteklerinizi sürdürün. Varlığımızı sürdürelim. Bağımsız ve özgür gazeteciliğe. Sadece biz değiliz tabii bunu yapan ama biz de önemli bir yeriz. Bize lütfen destek olun. Söyleyeceklerim bu kadar. İyi günler.