Transcription
Birgün TV'ye hoş geldiniz. Bugün Türkiye'yi dehşete düşüren bir aileyi konuşacağız. En son HBO ve Fine'ın ortak yapımıyla belgeselle gündeme gelen bir aile. Polo ailesi.
Aile aslında ilk başta 2018 yılında Mügean'nın programına çıktığında kayıp kızlarını arayan sıradan bir aileydi. Oradaki yüzlerce, onlarca aile gibi kayıp olduğunu söyledikleri kızları Meryem'i arıyorlardı. Bunun için stüdyoya geldiklerini söylemişlerdi. Ancak birkaç hafta içinde programda anlatılanlarla sadece Türkiye'nin değil, neredeyse dünyanın da gündemine oturdular. Manşet oldular. Aileyi neredeyse memleketteki herkes tanıdı.
O gün stüdyoda Havva, İsa ve Fatih Palu vardı. Öyle ki programda konuşulanlardan Emine Usel'in söylediği "ölüm süsü" anlamına gelen, yani onu kastederek söylediği "ölüm susurluğu bile" misafir >> "ya ölen insanın organı bir işe yaramaz ki." >> "Organı ölüm susurluğu vermişler. Kendi kulaklarınla duydum diyorum sana." >> "Ölüm susurluğu vermişler." ifadeleri hala insanların hafızalarına kazınmış durumda. İnsanlar belgeselle bir kez daha bu ve bunun gibi ifadeleri hatırladılar, konuştular.
21 Aralık 2018 Müge Anna'nın programına ilk çıktıkları, ekrana ilk çıktıkları gün. O gün dediğim gibi Palu ailesinden üç kişi vardı ve kayıp kızlarını aramak için stüdyoya geldiklerini söylediler. Onun ardından haftalarca stüdyoda birçok cinayet, çocuk istismarı, yağma, dolandırıcılık ve bunun gibi neredeyse Türk Ceza Kanunu'ndaki suçların birçoğunun konuşulduğu bir program oldu. Eee, bu programları gün ardı ardına izledik hep birlikte. Tabii aile suçlarını inkar etti. Ancak en azından o gün stüdyoya aramak için geldikleri Meryem'le ilgili, Meryem'i öldürmek suçlamasıyla yargılanıp ceza aldılar. Yani en azından Meryem'in eee öldürüldüğü yargıyla da kanıtlanmış oldu. Buna dair aile bir süre hapiste kaldı.
Ama bugün başa döneceğiz. Palu ailesinin hikayesine kronolojik olarak bakacağız. Kronolojik derken aslında olaylar 2006 yılında başlıyor ve 2011 yılına kadar devam ediyor. Bu süre içerisinde, bu 5 yıl içerisinde anlatacağımız birçok olay, bahsettiğimiz birçok suç ardı ardına işleniyor. Birçok olay gerçekleşiyor. Olay yeri ise İstanbul, Kocaeli ve Sakarya. Adım adım bakalım Palu ailesi ne yaşadı.
2006 yılındayız. Ahmet Tanhal. Ahmet Tanhal ailenin ilk damadı. Ailesiyle, yani Meryem ve iki çocuklarıyla birlikte aslında İstanbul'da yaşıyorlar. Meryem bir gün Kocaeli'ndeki aile evine gidiyor. Kocasından ayrılmak istediğini söylüyor ve Ahmet Tanal'ı İstanbul'da bırakıyor. İki çocuğuyla birlikte Palu ailesinin evine yerleşiyor. Palu ailesi bireylerinin iddiasına göre Ahmet karısını fuhuşa zorluyordu. Ayrıca organ mafyasıyla da işbirliği içerisindeydi. Bu gibi birçok hikayeyi program boyunca zaten sık sık duyacağız. Ancak Ahmet Tanhal'ın herhangi bir kriminal geçmişine dair hiçbir suçlama yok, polis kaydı yok, yargılandığı bir dava yok. Buna ilişkin hakkında iddia edilen bir suçlama veya eee bir itham da yok. Ailenin dedesi Mehmet Amca denilen, Türkiye'nin Mehmet amca olarak tanıdığı, sevdiği Mehmet Şipşak da Ahmet'in çok iyi bir damat olduğunu, sadece aralarında bazı anlaşmazlıklar olduğunu anlattı programda.
2006 yılı dedik. 2006 yılında Ahmet Tanhal, eşi Meryem ve çocuklarını almak üzere ailenin Kocaeli'ndeki evine gidiyor. Burada silahla, tüfekle, av tüfeğiyle vurularak öldürülüyor. Av tüfeğinde hem baba Harun Palu'nun hem de ailenin oğlu İsa Palu'nun, ki İsa'nın adını da bundan sonra sık sık birçok olayda duyacağız, ikinci başrol olarak ikisinin de parmak izi var tüfekte. Havva Apolu, yani ailenin annesi, polisin bile kendilerine damatlarını öldürmeyi telkin ettiğini ileri sürdü programda. Ailenin iddiaları muhtelif. Dediğim gibi bundan sonra da sık sık birçok olayda bu şekil iddialar ve tabiri caizse hikayeler duyacağız. O gün cinayet işlendiği gün evde tüm Palu ailesi üyeleri var. Meryem var. Çocukları var.
2006 yılında baba Harun Palu cinayetten tutuklanıyor, yargılanıyor, ceza alıyor. Zaten aslında her şey de o günden sonra başlıyor. Şöyle ki Harun Palu, belgeselde de anlatıldığı üzere şizofreni hastası. Ancak aynı zamanda ailenin tek aklı başında kişisi. Şöyle ki tüm bu olayların, biraz sonra anlatacağımız Palu ailesinin Türkiye'ye tanıtılmasında aslında rol oynayan olayların hepsini, tüm cinayetleri, çocuk istismarlarını ve diğer suçları aslında ortaya çıkaran kişi Harun Palu. Bunları polise, yargıya taşıyan kişi de o. Gerçeklerin aslında ortaya çıkmasının vesile olan, hatta ailenin Mügeanlı'ya çıkmasına da vesile olan kişi Harun Palu, ailenin babası. Havva Palo'nun eşi, çocukların diğer Palu ailesindeki çocukların da babası. Hapse giriyor ve dediğimiz gibi aslında olaylar ondan sonra tabiri caizse gelişmeye başlıyor.
Sahneye ikinci damadı, ailenin Tuncar Usta çıkıyor ki Tuncar Usta biliyorsunuz Palu ailesi hikayesi ile birlikte en çok tanınan, bilinen, suçlarla ilgili en çok ilişkilendirilen isim. Şu anda da zaten Meryem'i öldürmekten cezaevinde kalan ailenin tek üyesi aslında. Şu anda cezaevinde Tuncar.
Peki bundan sonra ne oluyor? Cinayetten sonra 2007-2008 yıllarındayız. Kocası öldürülen Meryem ve çocukları Recep'le Melike'e, cinayetin ardından Tuncar Usta'in eşi ve çocukları ile birlikte yaşadığı Başakşehir'deki eve taşınıyorlar. Tuncar Usta Başakşehir 4. etapta apartman görevlisi olarak çalışıyor. Bütün aile de o evde birlikte yaşamaya başlıyor. Hatta görgü tanıklarına göre o dönem bu Başakşehir 4. etaptaki apartmanların güvenlik görevlisi olan kişinin de, görgü tanıklığına göre İsa Palu, Tuncar'le o dönem çok yakın arkadaş oluyor. Sürekli evlerinde olduğunu, sürekli evlerine girip çıktığını, birlikte hareket ettiklerini anlatıyorlar.
Ailenin en bilinen yaşadığı olaylardan biri Eyüp Sultan Macerası. Şöyle ki Tuncar Usta ve Emine Usta'in iki tane çocuğu var. O çocuklardan biri henüz 4 yaşındaki Samet. Samet Enes, iki tane ismi var. Aile kendisinden Samet diye bahsediyor. Aile bir gün hep birlikte Palu ailesinin de diğer üyeleriyle birlikte Eyüp Sultan'a gidiyorlar. Samet burada kalabalıkta kayboluyor. 10 dakika sonra da onu bulanlar en yakındaki karakola götürüyorlar. Karakol aileyi arıyor. Yani Samet aslında en fazla yarım saat içinde bulunup aileye teslim edilmiş oluyor. Ancak karakolda Samet'in durumundan şüpheleniliyor ve Samet muayene edilmesi için hastaneye gönderiliyor. Hastanedeki muayenesinde Samet'in eee üzerinde çok fazla şırınga izi, daha doğrusu çocuğun vücudunda çok fazla işkence izi tespit ediliyor. Bulunduğunda da karakolda vücudunda iğne izleri, kırık şırıngalar var. Tuncar ve eşi Emine ise çocuklarını Meryem'in kaçırdığını, halbuki Meryem o sırada zaten onlarla birlikte Eyüp Sultan ziyaretine gitmiş durumda. Meryem yanlarında. Yani Meryem'in kaçırdığını, hatta Meryem'in maskeli adamlarınca kaçırıldığını ileri sürüyorlar. Dediğim gibi hayal güçleri çok geniş. Ailenin bundan sonra da organ mafyası ile ilgili iddialarına da tanık olacağız. Karakoldan hastaneye sevk ediliyor çocuk. Vücudundaki kırık iğneler ameliyatla alınıyor. Hatta en az iki ameliyat geçirdiğini biliyoruz hastane kayıtlarından. Mayıs 2008 tarihli Samet'in doktor raporundan. Her iki kalçasında üçer tane iğne gelişi. Kalçalarına morarmalar var. Ayrıca cinsel istismara uğradığına dair bulgular tespit ediliyor çocuk. Ayrıca bu sebeple psikiyatriye de gönderiliyor, muayene ediliyor. Buna dair raporlar alınıyor. Ama tüm bu raporlara ve tüm bu bulgulara rağmen çocuk yine ailesine teslim ediliyor. Yani Tuncar ve Emine'ye teslim ediliyor, anne ve babasına.
Bundan sonra da ailenin bir polis baskını macerası var. Meşhur polis baskını. Meşhur dememizin sebebi bütün mahalle neredeyse, yani Başakşehir'in bir mahallesi ayağa kalkıyor bu sebeple. Çünkü yine Tuncar ve Emine çocukları Zeynep ve Samet'i hem okula göndermedikleri hem de komşuların çocukları istismar edildiğine, dövüldüğüne, aç bırakıldığına dair şikayetleri sebebiyle sosyal hizmetler olaya el koyuyor. Uzun bir süre sonra çocukları alıp muayene etmek ve sosyal hizmetlere yurda yerleştirmek istiyorlar. Bu sebeple de kapılarına gidiyorlar. Usta ailesinin. Fakat Usta ailesi kapıyı açmıyor. Kapıyı açmadıkları gibi Tuncar ve Emine evdeki tüpü patlatarak bütün mahalleyi havaya uçuracaklarına dair tehditte bulundukları için olaya eee çevik kuvvet de dahil oluyor. 8 saatlik bir olay yaşanıyor. Bu 8 saatin sonunda çocuklar alınıyor. Sosyal hizmetlere veriliyorlar. Çocuklar sosyal hizmetlerde büyüyor bundan sonra. Hatta Emine Usta'el de bir süre bu olaydan sonra kadın sığınma evinde kalıyor. Hatta Emine Usta'el Mügean'nın programında yüzünde ve ellerindeki çok sayıda eee yara izi ve eee darp izi gibi morarmalar gözle görülür şekilde olduğu için soruluyor kendisine. Emine de olayın bu 2008'deki polis baskınıyla gerçekleştiğini söylüyor. Ancak arada eee bir yaklaşık 10 yıl var. Dolayısıyla hani o e polis 2018'deki programda 2008'deki polis baskınından kalan izlerin olması kimseye de çok fazla inandırıcı gelmiyor. Gelmeme sebebi tabii ki insanın e vücudunda izler kalabilir. Ancak Emine'nin daha sonra yaşadıkları ve tanık olduklarımız Emine'deki izlerin o günkü polis baskınından değil daha sonraki yaşadıklarından olabileceğine dair güçlü kanıtlar sunuyor.
Biz kronolojimize devam edelim. Emine Usta'el hatta bu polis baskını ve çocuklarının alınıp devlet yurduna yerleştirilmesinden de Tahnal ailesini, yani öldürülen ilk damattan bahsettik, Ahmet Tahnal'ın ailesini sorumlu tutuyor. Hatta emniyetin, savcılığın, sosyal hizmetlerin ve hatta mahkemelerin de Tahnal ailesine çalıştığını, Tahnal ailesinin çok güçlü bir organ mafyası olduğunu söylüyor. Bunu o dönemki ifadelerinde de belirtiyor, kayda geçmiş durumda.
Ardından ailenin bir de halalarını darp, yağma ve e işkence hikayesi var. Olaylar aslında cinayetlere gelene kadar da dediğimiz gibi Türk Ceza Kanunu'nun eee birçok maddesi ihlal edilmiş durumda. Özellikle Tuncar Usta ve onun yanındaki İsa Palu tarafından. Olay şöyle kısaca geçelim. Cezaevindeki Harun Palu'nun kardeşi Gülbahar Sadık programda Mügean'nın programında anlattı. Aile bir gün İsa ve Tuncar'in liderliğinde Gülbahar Sadık'ın evine gidiyor. Gülbahar Sadık'a boş senet imzalatmaya çalışıyorlar. Reddedince de yüzüne biber gazı sıkıp darp ediyorlar. Tuncar Gülbahar'ı boğmaya çalışıyor. Bu sebeple eee 10 tane de açık senet imzalatıyorlar kendisine eee zorlayarak. Ardından aile evden ayrılınca Gülbahar Sadık polise gidip tabii ki şikayetçi oluyor. Boş senetlerde Gülbahar Hanım'ın imzaladığı boş senetlerde zaten Tuncar Usta'in üzerinde bulunuyor ve tüm aile üyeleri o gün orada olan apartman dairesinde bulunan İsa Palu, Ayşe Melek Palu, Ayşe Melek ailenin küçük kızı, Havva Palu anneleri ve Tuncar Usta, dördü de bu sebeple yağma, e gasp ve darp sebebiyle suçlu bulunuyor. Ceza alıyorlar bir süre. Bu sebeple zaten cezaevinde kalıyorlar. Gülbahar Sadık programda konuştu. O da "bunlar hapisten çıkınca Meryem kayboldu" dedi.
Bir de ailenin bu meşhur Tahnallar olarak adlandırılan organ mafyası olduğu iddia edilen Ordu ve İstanbul'da yaşayan bir aileden bahsediyoruz. Emine Tahnal. Emine Tahnal Havva Palu'nun kız kardeşi. Soyatların karıştığını biliyorum çünkü arada bazı akraba evlilikleri de olduğu için e iki soyadı arasında gidip geliyoruz. Emine Tahnal aileyi bir gün Kocaeli'ndeki evlerinde ziyaret ediyor ve dehşete düşüyor. Zaten kapıya gittiğinde e İsa Palu'dan içeri girmesine uzun bir süre izin vermiyor. Tuncar'ın henüz izin vermediğini söylüyor. Yaklaşık onu yarım saat beklettikten sonra Tuncar'den izin alarak Emine Tahnal'ı eve davet ediyor. Emine Tahnal evde gördüklerini de programda anlattı. Yine dehşete düştüğünden bahsediyor. Evin bütün duvarları kızılmış. Söylediklerine göre evde muska ve büyü aranmış. Birileri Palu ailesine büyü yaptığı için ondan korunmaya çalışıyorlarmış. Bu arada bütün duvarları da sirke sürülmüş. Evdeki eşyalar kullanılmaz ve oturulmayacak haldeymiş. Emine Tahnal'ın ifadesine, o gün programda Müge Anlı'da anlattığına göre Meryem'i görüyor. Meryem, Meryem henüz kaybolmamış. Yaklaşık 30-40 kiloya kadar düşmüştü, çok zayıftı ve hasta görünüyordu diyor. Melike de Meryem'in kızı, küçük kızı Melike, onun da cinayetini anlatacağız ilerleyen zamanlarda. "Beni kurtar" diye kucağına oturup "beni kurtar teyze" diye ağlamış. Eee, Emine Tan'ın en büyük pişmanlığı da keşke o gün Melike'yi alıp evden götürseydim oluyor. Zaten korkuyor aileden kadın bu, e, gördüğü, anlattığı şeylerden dolayı evden neredeyse kaçarak uzaklaşıyor ve bir daha da tabii ki Palu ailesiyle görüşmediğini söylüyor.
Recep, Meryem'in oğlu, Melike'nin kardeşi. Programa hem telefonla bağlanıyor hem de daha sonra ardından stüdyoya gelerek hem aileyle yaşadıklarını hem de en önemlisi aileden, yani Tuncar ve İsa'dan nasıl kurtulduğunu anlatıyor. Öncelikle aile Recep'in kaçırıldığını iddia ediyordu. Recep dedi ki "programa bağlandı. Ben kaçırılmadım, kaçtım." dedi. Üç kez kaçıyor. Üçüncüsünde muvaffak olabiliyor. Çünkü Recep de işkenceye maruz kalıyor. Aç bırakılıyor. Günün neredeyse 24 saati kardeşi Melike ile birlikte bir odada kapalı halde tutuluyor. Eee ve çocuk iki kez bu ortamdan kaçmayı başarıyor. Ancak götürüldüğü polislerce, karakolca her iki seferinde de götürüp yine bunları yaşadığı aileye teslim ediliyor. Üçüncüsünde eee başarılı oluyor. Hatta çok da kendisine hala pişmanlık yaşadığı çok acı bir hikayesi var. Bu arada Recep de o dönem 8 yaşında. Kız kardeşi Melike de 6 yaşında. İkisi bir odada dediğimiz gibi yaklaşık 24 saat boyunca kapalı tutuluyor. Arada bir yemek veriyorlar ama arada bir dediğim birkaç günde birden bahsediyoruz. Çok zayıf ve güçsüz kardeşler. Bu arada kaçmasınlar diye eee camın koplarını falan da çıkarıyorlar Recep'in anlattığına göre. Yani öyle bir ortamdan, öyle bir cezaevi ortamından bahsediyoruz. Recep bir gün kapı kulbunu buluyor, ulaşıyor. Bir şekilde kaloriferin üzerine basarak kaçıyor. Meryem'in kız kardeşini de çıkarıp kurtarmak istiyor. Elini uzatıyor ama yetişemiyor. Dediğimiz gibi çok küçükler yani biri 8, biri 6 yaşında zaten. Kendisi kaçıyor, yolda zaten açlıktan bayılıyor. Yolda bayılmış halde bulunup karakola götürüyor. Karakolda yaşadıklarını anlatıyor. Recep stüdyoya geldiğinde, Mügean'nın stüdyosunda bunu da söyledi aslında. Kız kardeşinin ve annesinin o evde kapalı olduğunu, aç bir şekilde ve kapalı olarak tutulduğunu, yani bir savaş eseri gibi tutulduklarını hepsini karakolda polislere de sosyal hizmetlere de anlatıyor. Ancak Recep neyse ki üçüncü kez kaçtığında aileye geri verilmiyor. Ancak evde kapalı kalan Meryem ve Melike içine başka bir girişimde kimse bulunmuyor.
Bu arada Tuncar Usta'in İstanbul'dan Kocaeli'ne, yani Palu ailesinin esas ana evine nasıl taşındığını da anlatalım. Daha sonra e esas mevzumuza geçeceğiz. Gofret yolsuzluğu. Yani şöyle ki Tuncar Usta dedi, Başakşehir'de apartman görevlisi olarak çalışıyor. Ailesi de onunla birlikte Başakşehir'deki o sitede oturuyorlar. Başakşehir'deki sitenin deposuna 4 ya da 5 kamyon gofret getiriliyor, dökülüyor. Bu tabii ki güvenlik görevlisinin de dikkatini çekiyor. Gidip bakıyorlar ve şunu fark ediyorlar. Tuncar vakti, yani daha doğrusu son kullanma tarihi geçmiş olan gofretleri yeni son kullanma tarihleriyle değiştirmek üzere gofretleri almış. Onların tarihlerini değiştirirken yakalanıyor. Tabii ki bundan sonra zaten ailenin de eee daha önce bir polis macerası vardı, onu da anlattık. İşten çıkarılıyor. İşten çıkarıldıktan sonra da Tuncar eşi ailenin koca evindeki, yani Havva Palu'nun ve diğer Palu ailesinin çocukları, Havva Palu'nun çocuklarının yaşadığı Kocaeli'ndeki apartmana gidiyorlar. Burada hep birlikte yaşamaya başlıyorlar. Olaylar daha da karanlık bir noktaya gidiyor bundan sonra.
Bu taşınmadan sonra e hem belgeselde hem de Müge Anlı'da eee konuşulanlar hep Palu ailesi ve Tuncar hep eee arabadaki yaşamlarından bahsetti. Eee arabada nasıl yaşadıklarından, Meryem'in arabada nasıl kaybolduğundan bahsetti. Neden arabada yaşıyorlar? Ona da bakalım. Şöyle ki dediğimiz gibi Kocaeli'deki apartmandaki bu dört katlı apartman Havva Palu'ya ait, Palu ailesine ait. Yani e ailenin gayet normal sıradan bir hayatı var. Refah içinde bir hayatı var. E normal işlerine gidiyorlar. Çocuklar Palu ailesinin çocukları İsa ve küçük çocuk Fatih inşaat işlerine gidiyor. Babaları da öyle. Yani çalışan, normal yaşayan Kocaeli'de çok sıradan bir aileden bahsediyoruz. Tuncar ve eşi Emine buraya taşınıyorlar ve duvarlardaki muskalar ortaya çıkmaya başlıyor. Arabaya nasıl taşınıyorlar derseniz Tuncar Havva Palu'nun hem Üsküdar'daki evinin hissesini hem de Kocaeli'ndeki dört katlı apartmanı üzerine geçirtiriyor. Eee notere gidiyor ve kendisine e satışı ve devri sağlanıyor. Çünkü Tuncar Havva'ya "Tahnalılar efsanesinin peşlerinde olduğunu ve ailenin Havva Palu'nun üzerinde bu apartmanlar ve evler olursa el koyacaklarını, o yüzden güvende olması için kendisine vermesini istiyor." Havva Palu bunu kabul ediyor. Muhtemelen eee o dönem de eee Tuncar'in kendilerini cinlerden koruduğuna inandıkları için aslında Tuncar ne derse onu yapıyorlar. Öyle bir durumdan bahsediyoruz. Tuncar hem bu dört katlı apartmanı hem de Üsküdar'daki diğer dairenin hissesini satıyor, nakte çeviriyor ve ailede muhtemelen bir süre bunla geçiniyorlar. Zaten görgü tanıkları da Tuncar'in kumar oynadığını söylüyor. Dolayısıyla ailenin hem evleri ellerinden gidiyor hem de bu nakit para ellerinden gidiyor ve aile arabada yaşamaya başlıyor. Arabada yaşamaya başlayan aile dersek çok kalabalık bir nüfustan bahsediyoruz. Arabada şu isimler var: Havva Palu, çocukları İsa, Ayşe Melek ve Fatih, ve Meryem. Meryem'in kızı Melike, Emine ve Tuncar Usta, onların çocukları Samet ve Zeynep. Kalabalık tek araba yaşam, kalabalık bir nüfusla birlikte yaşamaya başlıyorlar. Onlar [homurdanır] binayı sattıktan sonra binayı yeni alan kişiler de eve girince dehşete düştüklerini anlatıyorlar. Onlar da evin tüm duvarları sökülmüş durumda. Ayrıca 100 adet sirke bidonu buluyorlar. Evin eee çeşitli yerlerine saklanmış, hatta duvar içlerine saklanmış şekilde.
Arabada yaşan ve Meryem'in öldürülmesi. Meryem cinayeti. 2008 yılındayız. Meryem 1976 doğumlu, 32 yaşındayken öldürülüyor. Kocaeli Tütün Çiftliği sahilinde. Meryem'in aile üyelerinin iddiasına göre Meryem 20 Aralık 2008'de hep birlikte yaşadıkları arabadan çıkıyor ve bir daha geri dönmüyor. Kendisinden bir daha haber alamıyorlar. Zaten Müge Anlı'ya ilk başvurduklarında ailenin ilk iddiası, temel iddiası bu şekilde. Hatta İsa Palu, 2008'de Körfez Cumhuriyet Başsavcılığı'na kayıp başvurusunda bulunuyor. Kız kardeşinin kaybolduğunu anlatıyor ve yine Tahnal ailesinden, Tahnal efsanesinden bahsediyor. Meryem'in öldürülen kocası Ahmet'in ailesinin kendilerinin peşinde olduğunu iddia ediyor. Emine Usta kayıp ifadesinde, bu olayla ilgili ifadesinde Meryem'le ilgili çok absürt iddialarda bulunuyor. Meryem'in kendisini ve aile üyelerini diğer kadınlarını uyutup e bu şekilde fuhuşa zorladığını, kocasına da yine ilaç verip tecavüz ettiğini iddia ediyor. Programda da hatta bu ifadelerin de eee daha sonra kendisine ait olmadığını, imzanın da kendisine ait olmadığını söylüyor. Bu şekil dediğimiz gibi absürt ifadeleri savcılıkta da mahkemede de televizyon programında da çok inandırıcı bulunmuyor.
Dede Mehmet Şipşak, Havva Palu'nun babası. Eee, dediğimiz gibi Türkiye'nin Mehmet amca olarak tanıyıp sevdiği bir isim. Aslında gerçekte ne olduğunu ve ailenin neden arabada yaşadığını en güzel o anlattı programda. Öncelikle Meryem'le ilgili ifadeleri şöyle. Programda anlattıkları şöyle: Meryem'e kocasının çalıştığı İBB'den kocasını kaybettikten sonra bir tazminat veriliyor. Tuncar bu paraya el koyuyor. "Dükkan açacağım" vaadiyle Meryem'den bu parayı alıyor. Meryem'in parasıyla o ailenin yaşamaya başladığı otomobil alınıyor zaten. Hatta ardından "bu para yetmedi" deyip Meryem'in bileziklerini, altınlarını alıyorlar. Hatta devam ediyoruz Meryem'le ilgili. O kadar planlı bir cinayetten bahsediyoruz ki, yani Meryem öldürülmeden birkaç hafta önce Meryem'le ilgili olabilecek tüm maddi kalemlerden aile faydalanıyor. Şöyle ki Meryem tam öldürülmeden önce yine annesine kocasından kalan maaşını çekebilmesi için noterden vekalet veriyor. Öldürülmeden yine tam bir gün önce bankaya gidip kendi adına kredi de çekiyor. Tüm bu nakitlerin Tuncar Usta'da toplandığını söylememize gerek yok sanırım. Tabii Meryem bir noktada parasını isteyince de Mehmet Şipşak'ın ifadesine göre istenmeyen kişi ilan ediliyor. Meryem öldürüldükten sonra banka kartı ve nüfus cüzdanı abisi İsa Palu'nun cebinden çıkıyor. Telefonunda öldürüldükten sonra Tuncar Usta kullanıyor. Bu da HTS kayıtları ve diğer kayıtlarıyla eee tespit edilmiş durumda. Bir de suç duyurusu yaptırıyorlar Meryem'i. Yine tam öldürülmeden birkaç gün önce. Meryem savcılığa gidiyor ve suç duyurusu yapıyor. Ama aslında suç duyurusunu yapan tabii ki o değil. Tuncar Usta'in el yazısıyla yazılmış bir dilekçeden bahsediyoruz. Savcılığa verilen dilekçe bu. Meryem sadece dilekçeyi imzalıyor. Dilekçede de yine Tahnalar efsanesinden bahsediliyor. Tahnal ailesinin organ ticareti yaptığını uzun uzun anlatıyorlar dilekçede. Ama sanırım organların eee ölen insanlardan alınamayacağına dair bir bilgileri olmadığı için e Tahnalı ailesinin insanları kaçırıp öldürdüğünü, ölen insanlardan organları alıp hatta kadavraları da çöpe attıklarına dair Meryem'in Meryem imzalama, daha doğrusu Tuncar'in bu şekilde bir dilekçesi var. Savcılığa veriliyor.
Ailenin Tahnallarla ilgili bu dilekçesi ve daha önceki yaptıkları eee suç duyuruları, başvurular, şikayetler ve onlarca iddianın ardından hatta Kocaeli'nde Organize Şubede bir Tahnalar soruşturması başlatılıyor. Ailenin aylarca telefonları da dinleniliyor. Çünkü çok ciddi iddialardan bahsediyoruz. E organize suç iddialarından bahsediyoruz. Ama tabii ki Tahnalar'la ilgili soruşturma takipsizlikle kapatılıyor. Buna dair bir delil bulunmuyor aileyle ilgili.
Meryem'in ölümüyle ilgili ailenin kiracıları var. Fırat. O da programa bağlandı. Aslında Meryem'in tam öldürülmeden önceki akşam yaşadıklarına birinci elden tanık olan kişi eee Fırat. "Meryem incir ağacına bağlıydı. Yüzü mosmordu. Çözdürttüm. Tepki gösterdim olaya. Sonra çözdüler. Tuncar zorla arabaya bindirdi. Arabaya bindirirken de kıza tokat attı. Aynı günün akşamı da benden kazma kürek aldılar. Sonra bu kazma küreği çok temizlenmiş, denizde temizlenmiş bir şekilde geri getirdiler" diye anlatıyor. "Tuncar'a kızı ne yaptın diye sordum" diyor. Tuncar "kaybettim" demiş. Ondan sonra e Meryem öldürülerek tütün çiftliğine gömülüyor. Hatta Havva Palu daha sonra "kızımı nereye gömdünüz?" diyor. Gömenler İsa, Palu ve Tuncar. Onlar da e Meryem'i gömdüklerini, gömdükleri yeri gösteriyorlar ya da gömdüklerini iddia ettikleri yeri gösteriyorlar. Onu bilemiyoruz. Havva Palu'nun o yerde eee dua ettiğini de biliyoruz. Bu da ifadelerinde var.
Neden ısrarla Tahnalılar suçlanıyor? Birincisi çok kolay bir hedef. Çünkü tüm eee suçlamalardan aslında orada olmayan, olaylarla da kendileriyle de ilgisi olmayan bir aileyi suçluyorlar. Böyle bir efsane yaratılmış durumda. Bir de Tuncar, az önce de anlattığımız gibi mal varlıkları, apartmanlar ve diğer daha burada sayamayacağımız kadar farklı ailenin nakitleri de olmak üzere tüm mal varlıklarını "Tahnalar peşinizde ve ben sizi cinlerden koruyorum" diyerek zaten devralıyor. Üzerine devralıyor. E Emine ve Yusuf Tahnal'ın da evlerini istiyor. Çünkü Tuncar Tahnaların da evlerini ve eee mal varlıklarını kendilerini kendi üzerine devretmelerini istiyor. Şöyle ki Emine ve Yusuf Tahnal hem Havva Palu'nun evlerini satıp Tuncar'e vermelerine karşı çıkıyorlar hem de kendi evlerini tabii ki Tuncar'in üzerine devretmeyi reddediyorlar. Bu sebeple de onlar da istenmeyen kötü kişiler olarak eee Tuncar'in listesine yazılıyorlar.
24 Aralık 2018 Tahnallar efsanesi diye bahsedilen aileden Halit Tahnal Mügean'nın programına katıldığı, kendisinin marketi olduğunu, bağkur borcunu bile ödeyemediğini, nasıl suç örgütü yönettiğini, nasıl organ mafyası olabileceğini anlamadığını söyledi. Zaten dediğim gibi aileyle ilgili bu şekilde bir isnat, suç isnadı, suçlama, soruşturma hiçbir şey yok.
Sakarya'ya geldik. Sakarya'da da Meryem'in kızı Melike Tahnal öldürülüyor ve gömülüyor. Arabada yaşam sonrası aile Sakarya'da eee bir eve taşınıyorlar. Arabada hayatları bitiyor. E Tuncar tabii ki Sakarya'da da yine e çevreye ücreti mukabilinde muska yazmaya, komşulara ve çevreye kendi adını duyanlara, aile evine gelenlere devam ediyor. Kocaeli'de de yapıyordu bunu. Yine birçok görgü tanığı programa e bağlanıp anlattı zaten. Sakarya'daki komşuları Tuncar Usta'in çocukları elinde şırıngayla korkuttuğunu ve elinde sürekli ya da aracında sürekli şırıngaya iğne bulundurduğundan da bahsediyorlar. Bu da önemli bir detay.
6 yaşındaki Melike Sakarya Kuzca'daki köydeki evden kayboluyor. Görgü tanıkları, komşular ailenin bir gün "biz fındık toplamaya gidiyoruz" diye evden çıktığını, dönüşte Melike'nin yanlarında olmadığını ve Melike'yi de bir daha hiç görmediklerini anlatıyorlar. Ailenin Melike ile iddiası da "Melike'yi de Tahnalar'ını alıp götürdüğü ve onların baktığı" şeklinde. Ancak e polis Tahnal ailesinde, yani Tahnal ailesinin üyelerinde de araştırma yapıyor. Eee soruşturma daha sonra açılan soruşturmayla ilgili olarak Melike orada yok. Yani Melike Tahnalarda değil ve hiçbir zaman da almamışlar zaten. İddiaları da inandırıcı bulunmuyor.
Havva Palu'nun Melike ile ilgili bir komşuları bağlanıyor, görgü tanığı. O da şunları anlatıyor: "Melike açlığını hissetmesin diye çocuğun karnına taş bağlıyorlardı. Kıza çok işkence yaptılar. Hatta Havva Palu ve Ayşe Melek'i de, ailenin en küçük kızı demiştik, onları da e birkaç haftalığına aç bırakıyorlardı. Eşim çocuklara ve onlara ekmek götürüyordu. Gizli gizli Melike'ye ekmek veriyorduk" diyor. Ayrıca Tuncar'ın elinde de iğneleri gördüğünü, çocuklara iğne batırırken de gördüğünü anlatıyor, hem kendi çocuklarına hem de Melike'ye. Eşi Emine'nin ellerini kızgın yağla yaktığını anlatıyor komşular. Görgü tanıklarının iddiası bu yönde. Sakarya'daki bu evde kaldıklarına dair birçok başka komşu da bağlanıyor telefonla programa. Özellikle Tuncar'ı görüp de arayan kişiler ve onun yaptıklarının aslında ortaya çıkmasını isteyen kişiler muhtemelen 6 yaşındaki çocuğa, yani 6 yaşındaki Melike'ye işkence ettiğini gördüğünü söyleyen birçok görgü tanığı var. Aynı zamanda aç bırakma, dövme, eve kilitleme gibi eee çeşitli eziyet şekillerine uygulandığına dair de birçok eee komşunun ifadesi var. Zaten bu ifadelerin hepsi dava daha sonra ileride açılacak davada da ortaya çıkıyor.
Ayşe Melek Palu, evin küçük kızı demiştik. 5 Nisan 2011 tarihli karakol ifadesinde Melike'nin başına ne geldiğini aslında detaylarıyla tane tane anlatıyor. Şöyle ki "yeni Melike hastalandı. E hastaydı. Sakarya'da da hastalığı tekrarladı. Hastalık diye bahsettikleri muhtemelen çocuğun aç bırakılmasıyla eee ortaya çıkmış bir durum olabilir. Eniştem birine danıştı. Eniştem dedi. Tuncar Usta çocuğun içinde cin var, ispirto içsin çıkar. Demişler dedi. Biz de evin evde hepimiz ispirto içtik" diyor. Hakikaten evin tüm üyeleri ispirto içiyor ve rahatsızlanıyorlar tabii ki bunların sonrasında ama 6 yaşında aç bir çocuktan bahsediyoruz. E Melike'ye de eniştem sirke içirdi. Eniştem dediği Tuncar karnına da bastırıyor ve daha sonra Melike bu olaydan sonra hayatını kaybediyor. Annem Havva Palu Melike'nin cesedini sabunla yıkadı, kefenledi ve enişteme verdi. Tuncar ve İsa'da götürüp Melike'yi gömüyorlar. Hatta yanlarında Ayşe Melek de var. Onlara eşlik ettiğini anlatıyor. Gölkent'e gittik. Eniştem mezarı kastı kazdı üstünü toprakla örttü. Mezarlardaki gibi tahta koymadı." Yani dediğim gibi bu ifadede çok detaylı anlatılıyor olay aslında. Ancak bu ifadeyi de tabii ki daha sonraki diğer ifadeleri gibi reddedecekler. Onun da notunu düşelim.
İsa Palu dediğimiz gibi Tuncar'in bir numaralı suç ortağı. Melike de aranmasın diye önce Tahnalara verdiklerini söylüyor aile. İsa Palu'nun da Melike'yi öldürüldükten bir yıl sonra Eyüp Sultan'da gördüğünü, rastladığını, sonra kalabalıkta kaybettiğini eee anlatan onun da absürt bir ifadesi var.
2009 yılındayız. İsa ve Tuncar cezaevinde. Çünkü az önce bahsettiğimiz Gülbahar halaya yağma ve gasp suçuyla cezaevindeler. Anne Havva ve kızı küçük kız Ayşe Melek de yine aynı suçlamayla suçlu bulunup bir süre sonra onlar da cezaevine girecekler. İsa ve Tuncar'le o dönem cezaevinde kalan aynı koğuşta kalan kişi de Müge Anlı'ya programa bağlandı. O gün e tanık olduklarını anlattılar. Şöyle ki Tuncar'in "hoca olduğunu söylediğini, hatta insanları etki altına alıp büyüleriyle etki altına alıp her istediğini yaptırabileceği şeklinde şeyler anlattığını söylediler, beyan etti." O dönem eee onlarla birlikte koğuşta kalan mahpus. Tabii onlar eee bu durumu inandırıcı bulmadıkları gibi bir de sinirleniyorlar. "Biz de ağzını burnunu kıracaktık, idare elimizden aldı" diye anlattı sonucunda. İzmit C tipi Cezaevinden bahsediyoruz. Bu olayın yaşandığı yer burası. E bu arada İsa cezaevinde kalırken savcılığa tuhaf bir mektup gönderiyor. Annesinin ve diğer aile üyelerinin fuhuş olduğu düşünülen bazı suçları işlediğini düşünüyor. Onları şikayet ediyor. Tabii İsa mektup gönderiyor derken mektup yine Tuncar'in el yazısıyla yazıldığı tespit edildi. İmza sadece İsa'ya ait. Buradan da halen İsa'nın Tuncar'nin etkisi altında olduğunu, ne derse yaptığını, aile üyelerini suçlamakta hiçbir beis görmediğini de anlamış oluyoruz. Bu da böyle bir detay.
2011 yılındayız. Baba Harun Palu cezaevinden çıkıyor. 4 yıl 8 ay cezaevinde kalıyor Harun Palu. Ve bu süre içerisinde neler yaşandığını, Meryem'in ve kızı Melike'nin öldürüldüğünü hepsini öğreniyor. Aslında öğreniyor değil, anlıyor. Yaşananları çözüyor ve çözer çözmez bu tüm suçları ortaya çıkaran kişi o demiştik. Özellikle Kocaeli Asayiş Cinayet Büro'ya gidip iki tane cinayetin nasıl işlendiğini, kimlerin işlendiğini teker teker anlatıyor. "Kızım Meryem'i damadım Tuncar öldürdü. Melike'yi de Tuncar öldürdü. Bu zamana kadar Meryem'in kendisinin kaçıp gittiğini söylediler. Ama Meryem'i damadım aç bırakıp dövüp öldürmüş. Tütün çiftliği sahiline İsa ile birlikte gömmüşler. Havva Palu'nun da haberi var. Torunum Melike'yi de içindeki şeytan çıksın diye ispirto ve sirke içirerek ve darp ederek öldürmüşler" şeklinde eee 2011 yılında baba Harun Palu'nun ifadesi var. Kocaeli Asayiş Cinayet Büro'da. Olayları daha sonra e Mehmet Şipşak'da anlatıyor. E Mehmet amca diye bahsettiğimiz kişi. O da diyor ki "Harun bana dedi ki Meryem bir hafta aç bırakmışlar bağlamışlar. Tuncar zulüm yaparak öldürmüş. Hatta bunu da bana gizlice söyledi" diyor. Kendisinin de Tuncar'in yapabileceklerinden korktuğuna endişeli olduğundan bahsediyor haklı olarak. Ayrıca "Tuncar malımızı mülkümüzü sattı yedi. Bizi sokakta bıraktı" şeklinde de bir beyanı var Harun Palu'nun. "Bunlar sokakta yatıyorlardı. Ben ev tutup getirdim. Ev kiraladım" şeklinde Harun Palu'nun da bir beyanı var. Yani bütün bunları 2011'de cezaevinden çıktıktan sonra anlatıyor ve yapıyor.
Bu ifadesinden sonra polis ailenin diğer eee aile bireylerinin de ifadeye çağırıyor ve ifadelerini alıyor. Şöyle ki ailenin tüm bireyleri Tuncar Usta'yı tabii ki tek ifade veriyorlar ve aslında işledikleri cinayetleri tüm detaylarıyla anlatıyorlar 2011 yılında. Eee, hatta Meryem'in nereye gömüldüğüne kadar anlatıyorlar. Bu detayları da veriyorlar. O dönem bu arada Tütün Çiftliği'nde bir kazı yapılıyor. Ancak Meryem'in cenazesi bulunamıyor. [homurdanır] Havva Palu ifadesinde "Kocam yani Harun Palu doğru söylüyor diyor. Melike'yi ben kefenledim gömdük" diyor. Diğer çocuklarda pardon İsa da "Ağzı Tuncar Ağaç" demiştim ama e İsa da anlatmıyor olup biteni. Bunları yaptıklarını her ikisi de kabul etmiyorlar. Ancak Ayşe Melek ve Fatih de yine Havva Palu gibi cinayetleri nasıl işlendiğini tüm detaylarıyla anlatıyorlar. Ancak Havva Palu 2018'de programa geldiğinde bu önemli ve detaylı ifadesini de reddediyor. Bu ifadeyi de kendisine Tahnalıların verdiğini, Tahnaların kendisini tehdit ettiği için verdiğini anlatıyor. İddiası bu yönde.
2018 Mügean'nın programı gerçeklerinin ortaya çıktığı döneme geldik. 31 Aralık 2018 tarihli programda Tuncar'in daha önce bu sosyal hizmetlerle olan çatışmalarında çocuklarının alınmasını, aileden alınmasını salık veren psikoloğa da saldırmıştı o dönem. Hem ısrarlı takip hem de bu saldırı dolayısıyla hapis cezası almıştı. Programda da ilk görüldüğünde zaten yakalaması vardı. Programa ilk çıktığında tutuklanıyor. 10 gün cezaevinde kaldıktan sonra tahliye ediliyor. Tahliye edildiği günde 31 Aralık 2018'deki programda aslında cinayette bir noktada itiraf ediyor ama cinayetleri kendilerinin işlemediğini, Tahnaların işlediğini söylüyor. Ama Meryem'i de öldürüp "Tahnal şuraya gömdü" diyerek yer gösteriyor. Hatta bu yer göstermeden sonra eee çok umutsuz bir şekilde uzun bir süre Kocaeli'nin sahilinde kazı çalışması da yapılıyor. Eee bir cesede rastlanmıyor. Bu arada kazı çalışması yapılan yerle ilgili bağlanan eee o dönemki mühendisler ve daha önceki o alanda çalışmış olan görevliler, belediye görevlileri de zaten o alanın daha önce kazıldığını, hafriyat alanına götürüldüğünü, yani kazılsa da bir şey bulunamayacağını beyan ediyorlar zaten. Bu arada aile programda da 10 yıl önce yaşadıklarının aynısını, 10 yıl önceki düşüncelerinin tamamen aynısını savunuyorlar. Tamamen Tuncar'in etkisi altındalar. Şöyle ki Tuncar tüm bu cinayetleri, tüm bu suçları Tahnaların işlediğini, Tahnaların ya da onları işlettiğini, ifadeleri onların verdirttiğini savunuyor. Ailenin e programdaki tüm üyeleri de bunu papağan gibi tekrarlıyorlar. Halen Tuncar'in onları cinlerden koruduğunu düşünüyorlar. Hatta Havva Palu babası Mehmet Şipşak'ın evine götürülüyor. Babasıyla görüşmesi, konuşması için eve korktuğu için giremiyor.
9 Ocak 2018 aile ile ilgili gözaltı kararı çıkıyor. Evlerinde arama yapılıyor. Ailenin tüm üyeleri, baba Harun Palu da dahil olmak üzere gözaltına alınıyorlar. Dört gün gözaltında kaldıktan sonra baba Harun Palu hariç, çünkü dediğimiz gibi onun hem olaylarla ilgisi yok hem de zaten olayları ortaya çıkaran kişi, diğer ailenin tüm üyeleri tutuklanıyor. İlk ifadelerinde aslında cinayetleri yine 2011'deki verdikleri detaylı ifadelerle benzer olmak üzere kabul ediyorlar. Cinayetleri işlediklerini, tabii ki İsa ve Tuncar hariç kabul ediyorlar. Yaşananları anlatıyorlar. Emine Usta eee hayatı boyunca yaptığı gibi susma hakkını kullanıyor. Diğerleri çeşitli şekillerde ifadeler veriyorlar. Tuncar ve İsa ise yine Tahnalar senaryosunu ifadelerinde de bu ilk gözaltındaki ifadelerinde de savunmaya devam ediyorlar. Havva, İsa ve Fatih ise Palu ailesi dediğimiz, hepsinin soyadı Palu. Aslında gerçeği ilk ifadelerini anlatıyorlar. Tuncar'in Meryem'i tek ayağından ağaca bağlayarak çimende yatmasına izin verdiğini, ara sıra gidip tekmeleri, aç bıraktığını ve Meryem'in bunların sonucunda bu darp ve aç bırakılma sonucunda aç ve susuz bırakılma sonucunda ağlayarak hayatının kaybettiğine tanık olduklarını anlatıyorlar. Ayşe Melek, Tuncar'in Meryem'e tecavüz ettiğini, hatta kendisine de tecavüz ettiği şeklinde beyanda eee bulunuyor. Ailenin küçük çocuğu Fatih, ki bu olaylar yaşanırken 17 yaşında, yani 18 yaşından küçük. Bunu niye belirtiyorum? İlerideki cezalarla ilgili bunun da bir etkisi olacağı için. Tuncar'in kendi aralarında konuşması, konuşmalarına bile izin vermediğini, bu şekilde bir etki altında olduklarını anlatıyor. "Bizi ayrı odalarda tutuyordu. Kendi aramızda konuşursak Tuncar bizi cezalandırıyordu" diyor. Mügean'da ifadelerle ilgili beyanında Tuncar'in ailenin tüm fertlerine ayrıca cinsel istismara bulunduğuna dair bulgular ve ifadeler olduğu bilgisini de veriyor.
Bahsettiğimiz tüm aile üyeleri Kocaeli'de yargılanıyorlar. Suçlu bulunuyorlar. Karar Yargıtay'dan dönüyor. Yapılan ikinci yargılamada da yine suçlu bulunuyorlar. Aldıkları cezalar şöyle: Tuncar Usta, canavarca hisle veya eziyet çektirerek kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet. Emine Usta ile Havva, İsa ve Ayşe Palu kasten öldürmeye yardım suçlamasıyla 12,5 yıl ceza alıyorlar. Fatih Palu'su, dediğimiz gibi o dönem 18 yaşından küçük olduğu için 8 yıl 4 ay hapisle cezalandırılıyor. Mahkeme sadece Tuncar Usta'in tutukluluk hali devamına, diğer aile üyelerinin tahliyelerine hükmediyor. Aile üyeleri de ceza kesinleştikten sonra da 3-4 yıl hapishanede kalıp tahliye oluyorlar. Şu an bugün itibariyle ailenin tüm üyeleri Tuncar Usta hariç dışarıdalar. Tuncar Usta halen cezaevinde. Bu arada aile üyeleri halen Mügean'nın programında da söyledikleri gibi öldürülen Meryem'le Melike'nin geri döneceğine inanıyorlar.
Tuncar'dan çok bahsettik. Kim bu Tuncar? Palu ailesi öncesinde yaşadıklarına ve daha doğrusu yaşattıklarına dair de çok fazla görgü tanığı programa bağlanıp beyanlarda bulunuyor. Tuncar'in yaptıklarına, çocuk özellikle çocuklara dair yaptıklarına ilişkili bir seyirci arıyor. 97-98 yıllarında komşuları olan bir seyirci arıyor. "Tuncar ablasının iki kızına da sürekli tacizde bulunuyordu. Eziyette bulunuyordu. Çocuklara zorla hap içiriyordu. Tuvalete kilitliyordu. Üzerlerinde sigara izmaritleri söndürüyordu" şeklinde. Bu komşu ve dediğim gibi diğer başka komşu ve mahalleli görgü tanıklarının da bu yönde ifadeleri var. Ayrıca tabii ki yine eee Tuncar'in Kocaeli ve Sakarya'da parayla muska yazdığı kişiler de çokça bağlandılar. Eee, bu kişilerden bazıları Tuncar Usta'in kendilerine de iğne yapmak istediğini, tabii ki ondan sonra da korkup olay yerinden kaçtıklarını anlattılar. Ada Pazarları'ndan bir komşusu da yine "Tuncar'in arabasına sürekli şırınga vardı. Bu ne diye sorduğumda da çocukları korkutmak için taşıyorum" demiş şeklinde beyanı var. Bu arada Müge Anlı programından dava süresince yaşananlarda da öğreniyoruz ki Tuncar Usta iğnelerden korkuyor, enjektörlerden korkuyor. Kendisine iğne yaptırmıyor.
Harun Palu ile başladı tüm olaylar. Harun Palu'yu bitirelim. Aile programa neden çıktı? Yıllar boyunca bu soru soruldu. Aslında eee ona da vesile olan kişi Harun Palu. Hem cinayetlerin ortaya çıkarılmasında ve yargıya taşınmasında hem de ailenin aslında Mügeanlı'ya ekrana çıkarılmasında vesile olan kişi o. Harun Palu evde son yaşadıkları, son birlikte yaşadıkları evde. Bu arada o evinde elektriği ve suyu yok. Bir gece konduda yaşıyor aile. Evde bulundukları evde cezaevinden çıktıktan sonra ve tüm bu olaylar yaşandıktan sonra 2018 yılında sürekli "torunum bana bulun getirin" şeklinde bir ısrarda bulunuyor. Aile de eee İsa ve Havva Palu da "Mügeanlı'ya çıkalım, çıktık bulamadık deriz ve geri döneriz" şeklinde babamızı bu şekilde ikna ederiz şeklinde bir düşüncelerin olduklarını öğreniyoruz programdan. Çünkü eee neden böyle bir düşünceleri var? Aile daha önce de aslında ailenin kızının ve işte Meryem, Melike'nin kaybıyla ilgili ve Eyüp Sultan'daki olayla ilgili aslında başka bir sabah programına da çıkıyorlar. Eyüp Sultan'daki olayı çocuklarının maskeli kişilerce kaçırıldıklarını anlatıyorlar ve bu dönem bu anlattıkları inandırıcı bulunuyor aslında. Muhtemelen aile yine Mügeanlı'ya çıkarak beyanlarının inandırıcı bulunacağını düşünerek eee ekrana çıkmayı kabul ediyorlar. Havva Palu'nun ısrarıyla. Daha sonra Havva Palu'nun ısrarının ardından avukatları da programda anlatıyor. Eee, programa çıkmaları için kendisini de teşvik ettiğini, gerçekleri ancak dosya çok karışık olduğu için avukatları da hani bu dosya çok karışık bari çıkın anlatın da hani gerçekler belki bu şekilde ortaya çıkar şeklinde avukatların da bu anlamda bir teşviki var. Bunu da yine dava süresince katıldı. Sabah programında anlatıyor. Harun Palu da programa katılıyor. "Ben cezaevine girince ailem korku sranalına girdi. Başlarına bunlar geldi" [homurdanır] diye. Yani bazen gerçeklerin ortaya çıkması için bir kişinin doğruyu söylemesi yeterli oluyor. Ancak şu anda Palu ailesinin halen Tuncar Usta hariç diğer üyelerin tam olarak nerede yaşadığını ve ne şekilde yaşadığını, neye inandığını tam olarak bilmiyoruz. Görüşmek üzere.