📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

SALAT 1. DERS: SALAT NEDİR?

Şinasi Güneş1:37:45

Transcription

Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun inşallah. Yolunuz Allah'ın gösterdiği yol olsun. Onu gösterdiği yol sadece kitabıdır. Kitabı dışında bütün yollar batıldır. Şeytanların, tavutların yoludur.

Arkadaşlar beni takip edenler bilir. Yani son 2 yıldır, 3 yıldır, 3 yıla yakındır sık sık salat konularını işledim. Salat konusunda dersler yaptım, münazaralar yaptım, eleştirilere cevap videoları yaptım. Tabii bunun çok olumlu beklediğimin üstünde bir karşılığı oldu. Çok olumlu dönüşleri oldu. Ve bu dönüşlerden sonra özellikle gördüğüm bir gerçek var. Ya çok gerçek var da çok önemli bir gerçek var. Benim için çok önemli olan salatın gerçek anlamını içselleştirenlerin, bu konuda samimi olanların, hakikatin peşinde olanların, derdi sadece Allah'ın rızası olanların salatı kavradığında ve içselleştirdiğinde nasıl bir iyilik makinesine döndüğünü gördüm.

Etrafımda samimi, muhsin, muhlis, kaliteli insanlar var elbette hepsine selam olsun. Fakat bu insanlar salatı namaz biliyorlar. Ona göre amel ediyorlar. Fakat salatın namaz olmadığını fark ettiklerinde onların kimisinin pasif, kimisinin aktif yani pasif olanı aktif, aktif olanı daha da aktif duruma nasıl getirdiğini, bu salat bilincinin nasıl getirdiğini birçok kez defalarca şahit oldum. Bu da salatı namazla örtenlerin İslam'a, Müslümanlara, İslam coğrafyasına ne kadar büyük zarar verdiklerini anladım. Yani salatı kavrayan samimi bir müminin nasıl bir iyilik makinesine dönüştüğünü görmem. Defalarca buna şahit olmam. Salat'a namaz denmenin ne kadar büyük bir ihanet olduğunu bana daha net olarak gösterdi.

Benim derdim kimsenin namazıyla değildi. Değil de zaten isteyen kılabilir. Benim derdim şuydu. Salat dinin olmazsa olmaz bir kavramıdır. Ve namaz ne yapmaktadır? Bunu örtmektedir. Namaz kılarlar kılmazlar. Benim derdim o değil. Sonuçta namaz bir dua eylemidir ve onun yeri salat değil. Dua kavramının içerisidir. Araf suresi 55. ayette belirtildiği gibi yani belli bir şekli, belli bir vakti olmayan bir eylemdir. Namaz zaten farsça bir kelimedir ve anlamı da nedir? Yakarıştır, duadır. Dua asla salat değildir. Dediğim gibi salatın ne kadar önemli olduğunu çok daha iyi kavradıktan sonra ben bu kavram üzerine yoğunlaştım. Hatta bazı takipçilerim neden hep salattan bahsediyorsun diyerek benden şikayetçi oluyorlardı. Yayınlarımda bana hep salattan soruluyordu. Çoğunlukla salatı konuşuyorduk.

Tabii salat derslerime baktığım zaman şikayetler de geliyordu. Bu şikayetler tabii ben eee olumsuz eleştirileri, amacı olumlu olmayan, kötülemek olan, hakaret olan eleştirileri dikkate almıyorum. Yapıcı eleştiriler içerisinde ne vardı? Özellikle yaptığım, çektiğim videoların görüntü kalitesi ve ses kalitesi ile ilgili şikayetler geliyordu. Son günlerde özellikle eee bu teknolojik altyapı konusunda bazı yenilikler yaptım. Sağ olsunlar bazı arkadaşlarımız yardımcı oldu. İşte kamera, eee, ses sistemi, işte görüntü sistemi falan bu altyapıyı biraz yeniledikten sonra bana şu talep geldi. Bu salat videolarını yeni baştan yeniden çekmelisin ve daha net görüntü kalitesiyle konuşurken ayetleri ekrana yansıtarak yeniden çekmelisin diye ricada bulundular. Tabii benim elimden gelen bu elbette dedim yani üstüme düşen neyse ben bunu yaparım. Ve 26 dersten oluşan salat derslerimi daha iyi bir teknolojik altyapıyla ayetleri ekrana yansıtarak yeniden çekmeye karar verdim.

Tabii bu 26 ders çekmiştim ben. Bu ders sayısı değişkenlik gösterebilir. Tabii ki aradan bir yıl kadar zaman geçti. Bu bir yıl zaman zarfında ayetlerin bağlamları işte daha farklı bakış açıları. Yani bu farklı bakış açıları derken şöyle anlaşılmasın. Siyahla beyaz gibi değil. Yani bordo'nun kırmızı olması gibi, lacivertin mavi olması gibi, grenin beyaz olması gibi veya kremin beyaz olması gibi. Daha ince detaylara da değineceğim için bu dersler 26 olmayabilir, 27 olabilir, 28 olabilir, 30 olabilir veya bazı kısa derslerimi birleştiririm. 25 olabilir. Velhasılı ben bu derslerimi ne yapmaya karar verdim? Daha doğrusu karar verdik. Yeniden çekmeye karar verdik ve Allah'ın izniyle ne yapıyorum? İlk dersime başlıyorum. İlk dersim neydi? Salat nedirdi?

Tabii ki ilk dersime başlarken kendime bir reddiye yapmıştım. Ben bu reddiyeyi ne yapıyorum? Tekrarlıyorum. Hani demiştim ki 2020'lerde Kur'an'da salat geçen ayetlerin bazılarının namaz anlamına geldiğine inanarak Kur'an'da namaz diye dersler yapmıştım. Evet. Hatta bu kon bu konularda yazılar yazıyordum. O zamanki düşüncemin ana sebebi neydi? Kur'an'a uygun hadisleri alırız. Ekolünden etkileniyordum. Yani Kur'an merkezli düşünüyordum. Tek kaynak Kur'an'dır diyordum. Fakat Kur'an'a uygun hadisleri de hadisleri de itibar ederiz diyordum. İşte zul sebepleridir, tevatürdür. Bu gibi kaynaklardan ne yapıyordum? Etkileniyordum. Fakat bu beni tatmin etmiyordu. Daha sonra tabii araştırmalarıma devam ettim. Araştırmalarıma devam ettikçe bu düşünceden yavaş yavaş uzaklaştım. Ve uzaklaştıkça da hadisler, gelenek, tevatür, sünnet, siyer, nüzul sebepleri gibi içerisinde Kur'an'a uygun olanları alırız dediklerim hakkında şu soruyu sordum ben. Dedim ki, "Kur'an'a uygun diyorum da kime göre uygun? Bana göre uygun olabilir. Başka biri için uygun olmayabilir. Veya bunun referansı ne? Bunun uygunluğunu nereden anlayacağım? Kanıtım ne? Delilim ne? Yani bir kelime Kur'an'da geçiyor ve o kelime üzerinde de rivayetler var, hadisler var. Sözüm ona. E, bak bu Kur'an'da geçiyor. Bu hadisler de Kur'an'a uyuyor. E, belki o hadisler yüzünden ben Kur'an'ı Kur'an Kur'an'ın o malum ayetini yanlış anlıyorum. Bunun bir garantisi nedir? Yoktur. Evet. Yani bizim bu rivayetlerden etkilenerek yüklediğimiz anlamları Kur'an onaylıyor mu? Önemli olan bu değil mi? Yani size göre bir rivayet Kur'an'a uygun olabilir fakat bana göre uygun olmayabilir. Yani doğruyu anlamak için başvuracağımız kriter Kur'an'ın kendi içliği olması. Gerekmez mi?" dedim.

Yani örnek olarak açacak olursam bugün Kur'an'ı merkeze alıp Kur'an'a uygun rivayetlere itibar ederiz, alırız diyen hocalarımız Kur'an'a uygun diye itibar ettikleri rivayetler yüzünden ne yapmaktadır? Kur'an'daki birçok kavram ve kelimeyi yanlış yorumlamaktadır. Yani örnek verecek olursak bu ekolden hocalarımız ne yapmaktadır? Salat gibi, kıyam gibi, rüku gibi, secde gibi, kıble gibi. İşte cin, melek, ruh, Cibril, İblis, Asa, Hud, Nakatullah vesaire. Bunun gibi kavramları, sözcükleri, tanımları ne yapmaktadır? Yanlış yorumlamaktadır. Sırf niçin? Gelenekten, tevatürden etkilendikleri için Kur'an'a uygun zannettikleri rivayetlerden dolayı bu kavramları ne yapmaktadırlar? Yanlış anlamaktadırlar. Kur'an kendini bir kısmı muhkem, bir kısmı müteşabih ayetlerden oluşan bir kitap olarak tanımlamasına rağmen bu dikkate alınmamakta ve elçiler tabiri caizse ne yapılmaktadır? Sihirbaz konumuna sokulmaktadır. Daha birçok örnekle bu konu izah edilebilir. Kısacası demek istediğim bu hocalarımız Kur'an'a uygun zannettikleri rivayetler yüzünden Kur'an'ı doğru anlayamamaktadırlar.

Tabii sonrasında ben geleneği, tevatürü, adına hadis denilen rivayetleri, elçiye nispet edilen sünneti, siyeri, nüzul sebeplerini vesaire tamamen reddedip Kur'an'ı Kur'an'la anlamaya çalıştığımda birçok ayeti yukarıda saydığım perdelerden dolayı yanlış anladığımı fark ettim. Bunun birçok örneği var tabii ki. Fakat en önemlisi nedir? Konumuz olan salattır. Daha önce Kur'an'da namaz diye dersler yapmış biri olarak diyorum bunu. Üzerinde uzun süre çalıştıktan sonra bu kavramın ve devamında kıyam, rüku, secde, kıble, tesbih, zikir kavramlarının ritüel namazda hiçbir ilgisinin olmadığını gördüm. Beni Kur'an'a uygun sandığım ve Kur'an'ın yanına diktiğim ve bugün o put dediğim dediklerim yanıltmıştı. Demek ki Kur'an'a tam teslim olmamışım. Onlardan etkilendiğim için yani adına hadis denilen rivayetler, nüzul sebepleri, siyer, tevatür gibi onlardan etkilendiğim için Kur'an'ı doğru anlayamıyor, eksik kalıyordum. Kur'an tek kaynak diyordum. Mezhep, cemaat, tarikat gibi bütün beşeri oluşumları reddediyordum. Ancak dediğim gibi tevatürden, gelenekten, adına hadis denilen rivayetlerden tam olarak arınmış değildim. Kıyam, rüku, secde, kıble, bu kavramlar hakkında ayetlerin ritüel namaza oturmaması. Salat'ı geçtim. Bu kavramlarda oturmuyor. Namaz kelimesinin Kur'an'da salat geçen ayetlerin neredeyse tamamına yakınına uymaması gibi nedenler beni düşünmeye, sorgulamaya ve araştırmaya itti. Sonrasında temiz akılla yani Kur'an'ın iç bütünlüğüne sadık kalarak kavramları Kur'an'ın açıklamasına bırakarak okuduğumda ise gördüm ki kıblenin namaz kılarken Kabe'ye dönmekle kıyam, rüku ve secdenin ritüel namazla hiçbir ilgisi yokmuş. Kur'an'da geçen mescidin bugünkü camilerle alakasının olmadığına, tesbihin, zikrin zaten farklı kavramlar olduğuna daha önce de vakıftım. Fakat ben az önce de dediğim gibi Kur'an'la namaz diye dersler yapmış biri olarak önemli bir gerçeğin üstünü örtmüştüm. Ve bu örttüğüm gerçek neydi? Salatın namaz olmadığıydı. Bakara suresi 159 ve 160 ayetler beni sarsıyordu. Çünkü bu ayetlerde Rabbimiz özet olarak buyurur ki, "Biz kitapta her şeyi açık açık ortaya koyduktan sonra onları gizleyenler, üstünü örtenler var ya Allah'ın dışlaması ve dışlayabilecek olan herkesin dışlaması onların üzerinedir. Fakat kim tövbe eder, o örttüğü, gizlediği şeyi beyan ederse, açığa çıkarırsa Allah onun tövbesini kabul eder." Dolayısıyla ben farkında olmadan salatı örtmüştüm. Evet. Ne yapmam gerekiyordu? Bunu açığa çıkarmam gerekiyordu, beyan etmem gerekiyordu. Ben de önce bu konularda yazılarımı yazdım, yazmaya başladım ve daha sonra da bu yazılarımı derslere dönüştürdüm. Tabii bu derslere, videolara dönüştürmemde, e, takipçilerimden çok fazla talep gelmesi üzerine özellikle bu yazılarımı videolara, derslere dönüştürdüm. Dediğim gibi sosyal medya hesaplarımda paylaştım. Fakat dediğim gibi teknolojik altyapısı zayıftı. Hem daha iyi bir teknolojik altyapıyla daha ikna edici, daha açıklayıcı, daha detaylara inen bir şekilde tekrar çekme talebi gelince ne yaptım? Doğrusu da buydu. Çünkü çok önemli bir kavram. Dinin direği bir kavram. Bu yüzden ne yapıyorum? Tekrar yeniden bu videoları çekmeye başlıyorum.

Tabii doğal olarak ben bu yazılarımı yazdıktan sonra, videolarımı çektikten sonra eee eleştirenler oldu. Ben bu eleştirelere özet olarak şunu söyledim. Dedim ki salat kavramını ben tanımlamayayım. Ahmet de tanımlamasın, Mehmet de tanımlamasın, Hasan da tanımlamasın, Hüseyin de tanımlamasın. Ayla da tanımlamasın, Fatma da tanımlamasın, Hatice de tanımlamasın, Zeynep de tanımlamasın. Salat'ı bırakalım. Kur'an tanımlasın. Çünkü salat bir Kur'an kavramıdır ve Kur'an'da Allah her konuyu değişik şekillerde, değişik misallerde evire çevire açıkladığını buyurmaktadır. Maide suresi 101. ayette ve Zuhruf suresi 44. ayetlerde Rabbimiz bizi bu kitaptan sorumlu tutmakta ve bu kitapta yazmayanlardan bizi sorumlu tutmamaktadır ve bizi ne yapmaktadır? Serbest bırakmaktadır. Hani diyorlar ya, "Madem Kur'an size yetiyor, bana Kur'an'da namazı göster." Bu meşhur bir slogandır. Fakat şöyle ilginç bir durum var. Zamanında ben tek kaynak Kur'an dediğim zaman madem Kur'an yetiyorsa bana Kur'an'la namazı göster diyenler, "Evet haklısınız. Kur'an'la namaz yokmuş." dediğimde bana Kur'an'dan kendilerince namazı anlatmaya başladılar. Yani bu çok benim için ilginç bir detaydı yani. Evet. Evet. İnsanlar Kur'an'a tam teslim olmadığı için eğer bir şey Kur'an'da açıklanmamışsa Allah o konuda bizi serbest bırakmıştır diyemiyor. Evet. Kendilerinin inandıkları eğer Kur'an'da yoksa Kur'an'da her şey açıklanmamıştır. Kur'an yetmez diyorlar. Diyemiyorlar ki eğer Kur'an'da bir şey açıklanmıyorsa bu Allah'ın dininde yoktur diyemiyorlar. Hele ki namaz öyle bir tabu, öyle bir tabu ki insanlar kendi ve atalarının yonttuğu bir puta tapar gibi tutunuyorlar ve ona öyle anlam yüklüyorlar. Evet. Öyle anlam yüklüyorlar ki yani Kur'an'da der ya şeytanları tanımlarken şeytan önce bir ibadet uydurur. Ondan sonra da onu süsler. Şeytan onlara amellerini çekici gösterdi. Süsledi der ya. Aynen öyle işte. Evet. Yani namaz bir dua eylemi olan namazı bir puta dönüştürdüler. Olmazsa olmaz dinin direği. Kılarsan cennete gidersin, kılmazsan cehenneme gidersin gibi bir misyon yüklediler. Putlaştırdılar namazı. İnsanlar imanlarının gereği olarak Kur'an'da bir konu açıklanmamışsa Allah o konuda bizi sorumlu tutmuyor ilkesine iman etmiyorlar. Yani Kur'an'a güvenmiyorlar. Maalesef ki salatı Allah açıklasın. Zaten Allah Kur'an'da salat kavramını değişik boyutlarda, değişik şekillerde ayrı ayrı, evire çevire, detaylı olarak açıklamaktadır. Ben bunu insanlara derken insanların çok az dışında maalesef dikkate almadılar ve tevatüre atalarına uymaya devam ettiler. Tabii ki inanç kimsenin müdahale edebileceği bir alan değildir. Kimseye inanç dayatamazsınız. İnanç insanların özgürlük alanıdır. Evet. Öyleyse ben şimdi dersime başlıyorum. Tabii ki salatı sadece ayetlerle açıklayacağım. Tabii ki Kur'an dışına çıktığım olacaktır. Bu salatı açıklamak için değil. Ama sonuçta konumuz ne? Salat ve geleneğin bu kavrama yüklediği anlam olan namaz. Elbette ki ben namazı eleştirirken yani geleneğin namaz namaza yüklediği anlamı eleştirirken salatın namaz olmadığını ifade ederken elbette ki eley kaynak olarak delil olarak değil bakın kaynak ve delil olarak değil eleştiri babında Kur'an'ın dışına elbette çıkacağım. Geleneğin verilerini elbette kullanacağım ama delil ve kaynak olarak değil. Eleştiri olarak elbette ki ne yapacağım? Kullanacağım.

Şimdi salat kavramına baktığımız zaman salat kavramıyla başlayalım. Salat nedir? Hangi kökten türer? Şimdi salata saleye kökünden türediğini iddia edenler var. Ben kesinlikle bu iddiaya katılmıyorum. Yani salat kavramı salve kökünden türer. Salev kökünden türeyen bir kelimedir. Ve kök anlamı omurga ve leğen kemikleridir. İnsanın ve dört ayaklı hayvanların sırtı, kalça ve diz arasını ifade eder. Tabii bizi ne ilgilendiriyor? Kur'an bu kavramı ne anlamda kullanıyor? Kur'an kavramı olarak salat kelimesi ne anlama geliyor? Çıkış noktası uyluklamak, yük altına girmek, destek olmak. Çoğulu da bildiğimiz gibi salevattır. Yani salavat, salatın çoğu çoğulu salavattır. Evet. Yani salatın çıkış noktası nedir? Budur. Bir de musalli var. Musalli. Musalla. Musalli. Tabii ki musalli nedir? Musalli de öndeki attan destek alan ikinci attır. Öndeki attan destek alan ikinci at. Tabii bizi en çok ne ilgilendiriyor? Az önce de dedim. Salatın bir Kur'an kavramı olarak bize ne anlattığı? Kur'an kavramı olarak salat bir şeyi bırakmamak ve sürekli arkasında olmak, desteklemektir. Bu anlamı, bu anlam takip ettiği, arkasından gittiği şeyle bağ kurmak, etkileşimde olmak anlamına gelir. Yani vahyi takip etmek yani musalli olmak. Vahiyle bağ kurmak, etkileşimde olmak, vahiyden destek alıp onun gösterdiği doğrultuda ilerlemek, onun misyonuna destek vermek, omuz vermek. Yani vahiye destek olmak ve vahiyden destek almak. Musalli vahiyden vahiy takip edip vahiyden destek alan yani öndeki attan destek alan ikinci at. Evet. Musalli vahiyden destek alan. Evet. Ve destek almak ve aynı zamanda da onun misyonuna destek olmak. Ona omuz vermek. Evet. Vahyin rehberliğinde eğitim, öğretim ve sosyal dayanışmayı ayağa kaldırarak, cehalet ve yoksullukla mücadele ederek vahyin ilkelerini sosyal hayata hayatına yansıtmak.

Şimdi gelelim Kur'an'ın salat tanımına. Kur'an'da kelimelerin doğru anlaşılması için birbirinin zıttıyla açıklama sistematiği vardır. Kavramlar daha iyi anlaşılsın diye. Kur'an bu kavramları, bazı kavramları birbirinin zıttıyla kullanır ki okuyucu kavramın özüne vakıf olsun. Örnek vereyim. Salata gelmeden önce örnek vereyim. Şimdi bozgunculuğun zıddı nedir? Salih ameldir. Sad suresi 28. ayete bakabilirsiniz. Aynı ayette takvanın zıttı da fücurdur. Yine Sad suresi 28. ayette birbirinin zıttıyla tanımlar. Gizlemenin zıttı beyan etmektir. Ali İmran 187. ayete bakabilirsiniz. Gafletin zıttı basirettir. Kah suresi 22. ayete bakabilirsiniz. Müşrikin zıttı hanifliktir. Hanif. Müşrik ve hanif. Hac suresi 31. ayete bakabilirsiniz. Tabii bu örnekler çoğaltılabilir. Eee, elbette ki konumuz nedir? Bu değildir. Konumuz nedir? Salat. Şimdi salat kavramını da Kur'an öncelikle çıkış noktası olarak zıttıyla tanımlamaktadır. Zıttıyla. Evet. Zıttıyla tanımlamaktadır. Salatı Kur'an nerede? Kıyamet suresi 31 ve 32. ayette. Şimdi ben size Kıyamet suresi 31 ve 32. ayeti ekrana yansıtıyorum. Evet. Kıyamet suresi 31 ve 32. ayet. Bakın. Fela saddaka ve salla. O ne tasdik etti ne de salla yaptı. Bakın o ne tasdik etti ne de salla yaptı. Bakın saddaka. Saddakanın zıttı kezzebe. Bakın saddake tasdik etti. Kezzebe yalanladı. Tam tersi salla yaptı tevella yaptı. Yani salla onaylanan ne? Ne onayladı? Neyi onaylamamış bugün? Neyi yalanlamış? Vahyi yalanlamış. Konu vahiy. Tamam mı? Konu vahiy. Vahyi saddaka yapmamış. Yani onaylamamış ve salla da yapmamış. Ne yapmış? Velakin bakın. Velakin kezzebe. Yani yalana sarılmış. Ne hakkında yalana sarılmış? Vahiy hakkında. Yalana sarılmış ve tevella yapmış. Şimdi tevella ne demek? Tevella yüz çevirmek olarak tanımlanır. Tabii bu yanlış bir tanımdır demiyorum. Yüz çevirmek olarak tanımlanır. Fakat şimdi veleye kökünden türediğini dikkate alırsak biraz şöyle bir anlam çıkıyor. Tevellada dikkate almayan, kendi bildiğini okuyan yani kendi kendini veli edinmek gibi bir anlam çıkıyor ortaya. Ne yapıyorsunuz? Size vahiy okunuyor. Tasdik etmiyorsunuz. Yalana sarılıyorsunuz. Salla yapmıyorsunuz. Tevella yapıyorsunuz. Ne yapıyorsunuz? Bildiğinizi okumaya devam ediyorsunuz. Burnunuzun dikine devam ediyorsunuz. Yüz çeviriyorsunuz. Umursamıyorsunuz. Köstekliyorsunuz. Uzaklaşıyorsunuz. Gördüğünüz gibi Kıyamet suresi 31 ve 32. ayetlerde bize ne yapıyor? Salat'ı vahye sırtını dönüp uzaklaşmanın zıttı olarak sallayı daha doğrusu tevellanın yani zırttı tevella ki benzer ifadeler Mearit suresi 17. ayette, Alak suresi 13. ayette de vahye tevella yapmak ifadesiyle geçiyor. Bakın dikkat edin. Şimdi kıyamet suresi 32. ayette vahvella yapıyor, salla yapmıyor. Tamam mı? Benzer ifade yine vahiye tevella yapma ifadesi Mealice 17 ve Alak suresi 13. ayetlerde de geçiyor. Yani eğer tevellayı izah ettik o zaman salla ne olur? Vahiye yönelmek olur. Vahyi dikkate almak olur. Vahiye bağ kurmak, vahiyle bağ kurmak, vahiyle etkileşim halinde olmak, vahiyden destek almak, misyonuna destek olmak. Az önce de musallini söyledim. Vahyi takip edip, vahiyden destek alıp onun doğrultusunda hareket eden demiştim.

Şimdi ben size musallin kavramı üzerinden de salatı izah edeceğim. Tabii musallin Kur'an salatı tanımlarken ne yapıyor? Musallin olanlarla musallin olmayanları tanımlarken de ne yapıyor? Bize salatın anlamını veriyor. Nerede veriyor mesela? Örneğin Müzemmil suresinde veriyor. Müzemmil suresinde, özür dilerim Müddessir suresinde veriyor. Şimdi ben yine eee Müddesir suresini ekrana yansıtıyorum. Evet. Maek sear. Sizi sekara sürükleyen nedir? Kalu dediler ki lem nek minel musallin. Biz salat edenlerden olmadık dediler. Biz salat edenlerden olmadık. Şimdi bu salat edenlerden olmayanların yani musallin olmayanların vahyi vahiyden destek alıp vahyi takip etmeyenler neler yapmamışlar? Şimdi ona bakalım. Ona bakalım. Ne yapmamışlar? Lem miskin. Biz ihtiyaç sahiplerini doyuranlar olmadık. Bakın musallin olmayanlar ne yapmamışlar? İhtiyaç sahiplerini doyurmamışlar. Demek ki ihtiyaç sahiplerini doyurmak salatın musallin olmanın bir özelliğidir. Tamam mı? Eğer musallin olmayanların yapması gerekip de yapmadığı miskini ihtiyaç sahiplerini doyurmaksa öyleyse ihtiyaç sahiplerini doyurmak musallinlerin yaptığı yani salat edenlerin yaptığı bir eylemdir. Devamında ne diyor? Batıl inançlara dalardık. Evet. Batıl inançlara dalardık diyor. Tamam mı? Ki ihtiyaç sahiplerini doyurmamakla ilgili ayetler de vardır ki Maun suresi. Birazdan bu konuya değineceğiz. Maun suresi buna değin. Özellikle 3 ve 7. ayetler. Fecir suresi 18. ayetler, Kalem suresi 24, yine Hakka suresi 34. ayetlerde buna vurgu yapar. Müddessir suresi 45 ne diyordu? Dalanlarla birlikte daldık. Buradaki dalmak nedir? Vahiyle bağ kurmadık. Batıl inançlara daldık. Vahiy dışı batıl inançların peşinden gittik. Yani mezheplerin, cemaatlerin, tarikatlerin ve bunların kaynaklarının, bunların önderlerinin peşinden gittik. Vahiyle bağ kurmadık. Az önce neydi? Vahiyle bağ kurmayan, tevella yapandı. Burada nasıl ifade ediliyor bu? Dalanlarla birlikte biz de daldık. Peki bu dalma nasıl bir dalmaya dönüştü? Örneğin Enam 68, Nisa 140, Enam 91. ayet ve Tevbe 65. ayette ifade edildiği gibi Kur'an hakkında ileri geri konuşmaya daldık. Allah'a evlat isnat ettik. Zuhruf 83. ayette olduğu gibi ahirete inanmayıp dünyevileştik. Tur suresi 12. ayetteki gibi. Musallinlerden olmayıp gerçekleri örttük. Evet. Mearit suresi 42. ayette olduğu gibi kısaca ahiret hayatı için hiçbir hazırlık yapmayıp sadece dünya hayatı için çalıştık. Vahiyle ne yapmıştık? Bağımızı da kesmiştik. Evet. Devamında ne diyor bakalım? Musallil olanlar başka ne yapmamışlar? Din gününü yalanlardık. Ve bmiddin din günü hakkında ne yapardık? Yalana sarılırdık. Burada din günü hakkında yalana sarılmak ne demektir? Din gününü dikkate almadık. Hesabı verilir bir hayat yaşamadık anlamına gelir. Din gününü dikkate almadan yaşamak bu anlama gelir tabii ki de. Şimdi buna vurgu yapan ne var? İnfitar suresi 9. ayet var. Tin suresi 7. ayet var. Maun suresi. O din hakkında yalana sarılana dikkat ettin mi? Mutaffifin suresi 11. ayet var. Yani müddessir suresi 42. ayetten 46. ayete kadar baktığımızda musallin olmayanların yapması gerekip de yapmadıklarını dikkate alırsak tersini düşündüğümüzde nedir? İhtiyaç sahiplerini doyurmak. Batıl inançlara, batıla değil vahiye dalmak, vahiyle bağ kurmak. Ondan sonra hesabı verilir bir hayat yaşamak, din gününü dikkate alarak yaşamak, musallinlerin yaptığı eylemler olduğunu görürüz. Bu da bize neyi öğretir? Musallinler üzerinden üzerinden aslında salatın ne olduğunu bize gösterir. Evet. Ayetler izah etmektedir. Şimdi bu musallin olmayanlar neleri yapmamışlar görüyoruz. Ortada namaz kılmamak gibi bir durum söz konusu değil. Evet. Batıl inançlara kim dalar? Vahiyle bağı olmayan, vahiyden habersiz, vahiyle etkileşimi olmayan otomatikman batıl inançlara dalar. Zuhruf suresi 36, 37, 38 ayetlere bakabilirsiniz. Bugün toplumumuza bakın. Vahiyle bağı olmayan, vahiyden habersiz ne yapıyor insanlar? Kimi mezhepler, cemaatler, tarikatler, kimi ilmi hal kitapları, risaleler yani din adamlarının ruhban sınıfının yazdığı kitapları insanlar din ediniyor. Allah'ın yolundan sapmış durumda, batıl inançlara dalmış durumda ve kendisini doğru yolda zannediyor. Evet. Misini doyururduk. Vahiyle sıkı bağ ve etkileşim içerisindeydik. Hesap gününü, din gününü dikkate alır, hesabını verebileceğimiz bir hayat yaşardık diye zıdttından tanımladığınız zaman işte musallin olmanın ne demek olduğunu buradan görürüz. Ki musallin ne yapar? Önce vahiyle bağ kurar, sonra öğrenir ve öğretir. Sonra vahiy onu harekete geçirir. Din gününü dikkate alarak vahyin ilkelerini hayata hayatına yansıtır. Destekleşmeye, dayanışmaya başlar. Sosyal sorumluluk alır ve böylece ne olur? Musallin olur.

Yine Kur'an Mearic suresi 17 ve 21. ayetler arasını ne yapmaktadır? Musallin olmayanlar üzerinden bize yine musallin olmayı anlatmaktadır aslında. Evet. Yani yine musallin olmayanların yaptığı eylemin zıttı üzerinden bize musallin olmayı anlatmaktadır. Evet. Şimdi bir ekrana yansıtayım ben. Mearif suresi 17'yi. Bakın tedu çağırır. Men edb ve tevella. Bakın kıyamet suresinde tevella yapmıştı. Salat etmeyen değil mi? Aynı ibare burada da var. Tıpkı Alak suresinde de demiştim. Alak suresinde olduğu gibi bakın ne diyor. O çağırır kimi arkasını dönüp uzaklaşanı, burnunun dikine gideni, yüz çevireni, vahiyle bağ kurmayanı kendine çağırır. Bakın ne yapıyormuş o. Ve cema toplarmış. Onu biriktirirmiş. Malı ve biriktirir. Hümmeze suresinin 2. ayetinde olduğu gibi. Evet. Innel insana hulike hulika halu. O insan hırslı yaratılmıştır. Ona şer temas ettiğinde ne yapar? Sızlanmaya başlar. Ve ne yapar? Mal mülk sahibi olunca da ondan kimseyi yararlandırmaz. Dikkat edin. İllel musallin. Fakat musallinler bunu yapmazlar diyor. Bakın musallin olanlar bunu yapmazlar. Öyleyse musallin zıttı üzerinden okuyacak olursak ne yapmaz? Musallin olan mal biriktirme tutkusuna tutulmaz. Tamam mı? Ve ne yapar? Malı mülkü olunca da ne yapar? İnsanları yararlandırır. Zıttı üzerinden okuduğunuz zaman, evet. Zıttı üzerinden okuma yaptığınız zaman ne oluyor? Mearif suresi 17 22 ayetler arası ne oluyor? Musallin olmayanları anlatışından siz musallin olanları anlıyorsunuz. Zıttıyla okuma yaparak. Evet. Yani devamında ne diyor? Devamında da şunu söylüyor. Ancak musallin olanlar bunu yapmazlar. diyor. Peki musallin olanlar ne yaparmış? Mearit suresi devam ediyor arkadaşlar. Musallin olanlar ne yaparmış? Musallin olanlar onlar salatlarında ne yaparlarmış? Devamlı devamlıymışlar. Ne yaparlarmış? Ellezine fi envalihim hakkun malum. Onların mallarında belirli bilinen bir hak vardır. Evet. Bilinen bir hak vardır. Kimler için? Lisailin vel mahrum. İsteyenler ve mahrum bırakılanlar için. Yani hak ettiği şekilde kendisine rızkından payını alamayanlar için o musallinlerin mallarında pay varmış. Ne diyordu Müddessir suresinde? Biz miskini doyurmazdık diyordu musallar suresinde ne diyordu 2021'de? Onlar mallarını biriktirirler ve kimseyi yararlandırmazlar diyordu. Bakın musallil olanlar ne yapıyormuş? Onların mallarında belirli bilinen bir hak varmış. İsteyenler için ve mahrum bırakılanlar için. Bak din gününü onaylarmış. Yani hesabı verilir bir hayat, din gününe inanmak demek hesabı verilir bir hayat yaşamak demektir. Dolayısıyla bu insanlar ne yapıyorlar? Din gününü onaylıyorlar. Hesabı verilir bir hayat yaşıyorlar. Az önce ne demiştik? Müddessir suresinde biz din gününü de dikkate almıyoruz. İnanmıyorlardı. Din gününü hesabı verilir bir hayat yaşamıyorlardı. Müddessir suresinde okumuştuk ya. Bakın musallin olanlar ne yapıyormuş? Onlar hesap gününü, din gününü tasdik ederler. Bakın zıttı. Musallin olmayanlar din gününü dikkate almıyordu ama musallin olanlar din gününü ne yapıyor? Dikkate alıyorlar. Onlar rablerinin azabından titrerler, çekinirler. Rabbinin azabından güvende olan kimse yoktur. [Müzik] Hafizun. Onlar ırzları için koruyucudurlar. Bakın musallin olanlar illa ancak al ezim evet eşleri yani sözleşmeyile hak sahibi oldukları dışında onlar bu yüzden kınanmazlar evet bunun ilerisine geçen ne olur? İşte onlar haddi aşanlardır. Evet. Vellezine hum li emanatihim. Onlar emanetlerine ve ahdihim taahhütlerine raun riayet ederler. Ve vellezine hum bişehadetihim kaimun. Ve onlar şahitliklerini de dost doğru yaparlar. Ve son olarak ne diyor? Vellefizû ve onlar salatlarına da ne yaparlar? Koruyucudurlar. Evet. Evet arkadaşlar Mearic suresinde de 22. ayetten sonra biz ne gördük? Musallin olanları gördük. Ne yaptılar musallin olanlar? Tekrar özetleyecek olursak salatında devamlıdırlar. 23. Mallarında belirli bir hak vardır. Mearic 24 ki o hak Enam suresi 141, Zariyat suresi 19. ayette de buna vurgu vardır. İsteyenler ve mahrum bırakılanlar için. Onlar din gününü tasdik edenlerdir. Onlar rablerinin azabından titreyenlerdir. Şüphesiz rablerinin azabından güvende olan azabından güvende olan yoktur. Onlar ırslarını korurlar. Eşleri yani anlaşmalarına sahip oldukları dışında. Onlar kınananlar olmazlar. Kim bunun ötesini ararsa onlar haddi aşanlardır. Onlar emanetlerine ve taahhütlerine riayet edenlerdir. Onlar şahitliklerini ayakta tutanlardır. Onlar salatlarını koruyanlardır. Bakın musallin olanlar ve olmayanlar üzerinden ne yaptı? Kur'an bize salatı tanımladı. Yani ayetlerde Mearic 2334 ayetler arasında neyi anlıyoruz biz burada? Musallin olanları sosyal sorumluluk alan, din yönünü dikkate alarak yaşayan, ırzlarını koruyan, emanetlerini, taahhütlerine riayet eden, şahitliği dost doğru yapan. Evet. Dikkat edersek musallin olmayanlar vahiyle bağ kurmazken, Mearic suresi 17 ve Müddessir suresi 45. ayetlerde sosyal sorumluluk almazken, Mearic suresi 18 ve 21. ayetlerde ve Müddessir suresi 44. ayetlerde onlar din gününü hesaba katmazken Müddessir suresi 46. ayette musallin olanlar ne yapıyor? Bunların tam zıttını yapıyor. Biz de buradan neyi görüyoruz? Musallin olanlar ve olmayanlar üzerinden salatın anlamını görüyoruz. Evet.

Ne demiştik? Musallin, musallinler, musallin olanlar ve olmayanlardan bahsettikten sonra tekrar salat kavramına dönelim. Uyuklamak, destek olmak demiştik. Kur'an'da destek anlamına gelen anlamında kullanılan ayetler vardır. Bütün salat ayetlerinin özünde bu anlam vardır. Tamam mı? Özünde bu anlam vardır. Farklı hiçbir anlamlara gelmez. Ama özünde anlam nedir? Destek vermektir. Destek vermek. Bu anlamda Kur'an'da hangi ayetlerde geçer ki? Şunu belirteyim. Bu ayetleri biz ilerleyen derslerde daha da açacağız. Detaylarına gireceğiz. Bu derste yapmak istediğimiz nedir? Salatın anlamını vermek. Salat ne anlama geliyor? Bunu izah etmek. O yüzden bazı ayetleri ne yapıyoruz? Yüzeysel olarak geçiyoruz. İlerleyen derslerde bunların detayına gireceğiz. Şimdi salatın destek anlamında kullanıldığı ayetlere bakalım biz. Mesela Nur suresi 41. ayet. Göklerde ve yeryüzünde olanların sıra sıra uçanların onu tespih ettiklerine yani yaratılış amacın amaçlarına göre hareket edip görevlerini yaptıklarına dikkat etmedin mi? Onlar desteğini ve görevini bilir. Allah yaptığınız şeyleri bilir. Buradaki destek nedir? Nur suresi 41. ayetteki yeryüzünde olanların sıra sıra uçanların nedir? Evrendeki ekolojik dengeye, tabiata desteği vardır. Hiçbir varlık boşuna yaratılmamıştır. Nur suresi 41. bir ayette destek anlamında kullanılmaktadır. Allah ve meleklerin nebiye desteği. Eee, Ahzap suresi 56. ayet. Allah ve meleklerin müminlere desteği. Ahzap suresi 43. ayet. Allah'ın sabredenlere, dirençli olanlara destekleri çoğul geçiyor. Salavat olarak geçiyor. Bakara 157. ayet. Nebinin münafıklara destek vermemesi durumu. Tevbe suresi 84. ayet. Eee, elçinin destekleri ifadesi. Elçinin destekleri yani eee elçinin müminlere desteği veya elçiye destek. Tevbe suresi 99 ve 103. ayetler. Bir de Musa'nın destek talebi var. Bu ayetlerde testalun diye geçer. Buradaki testalun ifadesini saleye kökünden türediğini iddia ederek ateş ateşe yaslanmak olarak anlamlandırıyorlar. Ben kesinlikle katılmıyorum. Bu ayetlerde salve kökünden türemektedir. Testalun ifadesi. Eee, burada Musa ne yapmaktadır? Destek talebinde bulunmaktadır. Nemlil suresi 7. ayet ve Kasas suresi 29. ayet. Evet.

Ne demiştik? Vahiye sırtını dönüp uzaklaşmak. Kamer suresi. Özür dilerim. Kıyamet suresi 32. ayet. Yani vahyi dikkate almamak Kur'an'da başka ayetlerde de ifade edilmektedir demiştik. Az önce ne demiştik? Mearif suresi 17. ayet demiştik. Ne demiştik? Alak suresi eee 13. ayeti demiştik. Özellikle Alak suresinde eee salatı açıklayan ayetlerden biri Alak suresinde. O ayeti de ekrana getireceğim anlaşılması açısından. Şimdi ekrana getireyim. Şimdi arkadaşlar yenha üst tarafta ereytellezi yenha o engelleyeni engelleyene dikkat ettin mi diyor. Abden salla diyor bakın. Abden iz salla salat ettiğinde kulu engelleyene dikkat ettin mi? Ne yapıyormuş? Birazdan anlatacak. Bakın o salat eden kul ne yapıyormuş? Doğru bir yol gösterici üzerindeymiş. Bakın vahiyle bağ kuran bir insan doğru bir yol gösterici üzerinde olur. Bakın vahiy takip etmek, vahiyle bağ kurmak ve doğru yol üzerinde olmak. Gördüğünüz gibi birebir anlam bağı var. Ev em takva. Takva ne demekti? Vahyin sınırlarına uyarak korunmak. Salat ederken engellenen kul ne yapıyormuş? Doğru bir yol gösterici üzerindeymiş ve vahyin sınırlarına uyup korunmayı emrediyormuş. Bakın görüyor musunuz? Vahiye davet ediyormuş aslında. Demek ki doğru yol gösterici üzerinde olmak, vahiyle bağ kurmak 11. ayet salat oluyor. Çünkü kul bunları yaparken engelleniyor. 12. ayet ne diyor? Takva vahyin sınırlarına uyup korunmayı buyuruyorsa. Demek ki insanları vahyin sınırlarına uymaya davet etmek salattır. Şimdi devamında ne diyor? Bu sefer engelleyen kula geçiyor. Dikkat ettin mi? In kezzebe ve tevella. Ya o yalana sarılıp da yüz çevirdiyse, tevella yaptıysa bakın tevella burada da Mearit suresinde de vardı. Vahiye tevella yapmak. Musallin olmayanlar ne yapıyordu? Tevella yapıyordu. Eee, Mearic suresinde bir de nerede? Kıyamet suresi 32'de de tevella eee, eee, yapıyordu. Burada da tevella yapıyor. Bakın. Kim o? Salat ederken kulu engelleyen yani kendisi salat etmeyen. Yani kendisi musallin olmayan. Yani ne demek istiyorum? Ayetlere baktığınız zaman ayetler birbirini öyle güzel bağlamlarıyla bağladığınız zaman öyle güzel detaylandırıyor ki yani Alak suresi 13. ayet kıyamet suresi 32. ayet ve aynı zamanda neresi? Mearit suresi 17. ayet. Evet. Pasajda Alak suresindeki bu okuduğumuz 9. ayetten 13. ayete kadar olan bölümde Alak suresinin salat ederken engellenen kişinin özelliklerine bakarsak biz zaten orada salat etmenin ne olduğunu da ne yapıyor? Bize öğretiyor. Vahiyle bağ Kur'an 11. ayet. Takvaya davet eden 12. ayet. Öyleyse vahiyle bağ kurarak takvaya yani Allah'ın sınırlarına uyup korunmaya davet etmek nedir? Bir salat faaliyetidir. Evet.

Yine buna benzer ifade. Takva salat ilişkisini ifade eden Kur'an'da başka ayetler de var. Tabii ki özellikle Taha suresinde bir ayet var ki salatın amaçlarından birinin de takva olduğunu ifade eder arkadaşlar. Evet. Taha suresi 132 ayet. Şimdi ben bu ayeti ekrana yansıtayım. Bakın şimdi ve umur ehlike bati ehline salatı ahaline salatı emret vesbir aleyha. Sen de üzerinde dirençli ol. Biz senden rızık istemiyoruz. Nahnzuk seni biz rızıklandırıyoruz. Velibet l takva. Akıbet sonuç takva içindir. Yani elçinin ahalisine salatı buyurmasındaki amaç neymiş? Takva imiş. Takva neymiş? Vahyin sınırlarına uyup korunmak. Alak suresinde engellenen, salat ederken engellenen kul ne yapıyordu? Takvayı emrediyordu. Taha suresi 132. ayette ahalisine salatı emreden, emretmenin amacı ne? Vel akibet takva. Akıbet takva içindir. Dolayısıyla salatın amacı vahyin sınırlarına uyup korunmayı sağlamak. Salatın amaçlarından biri. Şimdi siz bu ayeti ne yapacaksınız? Alak suresinin malum ayetiyle birleştireceksiniz. Ve ne olacak? Allah'ın sınırlarına uyup korunmak. Korunan musallindir, salat edendir. Aynı zamanda insanları takvaya davet etmek de nedir? Salat'tır. Davetin salatla geçtiği Kur'an'da tabii başka ayetler de vardır. Eee, bu ayetlere de bakalım. Yani davetin salatla birlikte zikredildiği eee ayetler de vardır. Nerede vardır? İsra suresi 110 ve 111 ayetlerde. Şimdi bu ayetleri eee farklı çevirenler var. Ben bunun detayına çok girmeyeceğim çünkü zamanımı bununla harcamak istemiyorum. Ben yüzeysel olarak eee geçeceğim. Tamam mı? Ekrana da yansıtayım bunu. Evet. İsra suresi 110. ayeti işte namazda ses tonu diye anlatıyorlar. Kesinlikle eee yanlış yanlıştır. Bu neden yanlıştır? Tabii ben bununla ilgili benim İsra 1101. ayetle ilgili oynatma listemde, salat bölümünde YouTube'da oynatma listemde 110 1111 ayetle ilgili bir videom var. Orada biraz daha detaylı izah ediyorum. Burada çok detayına girmeyeceğim. Kulahman ister Rahman'a davet et istersen Allah'a davet et. Eyyen aynıdır. Aynıdır. Mau hangisine davet edersen ethul esma hususna. En iyi isimler onundur. Arkadaşlar Kur'an'a bakın. Kur'an'a bakın. Dualar hep Rabbe özgürlenir arkadaşlar. Onu söyleyeyim. Hep rabbim, rabbim diye dua edilir. Kur'an'da bütün dualar rabe yapılır. Bir tane Allah'ım diye bir dua var. O da müşriklerin duası arkadaşlar. Enfal suresi ya 32'ydi, 33 müydü, 32 miydi tam hatırlayamadım. Enfal suresi 33. ayette var. Bir tane Allah'ım diye. Müşriklerin duası. Kur'an'da dualar hep Rabbe yapılır. Siz bu ayette sadece bunu bilen bir insan buradaki dua kelimesinin dua etmek değil davet olduğunu anlayır. Ve teher bati ve tuhafid biha. Salat'ı ne cehret ne de tuhafit yap. Burada ne diyorlar? Salat sesini ne yükselt ne de kıs diyorlar. Burada ses kelimesi geçmez. Ses kelimesini, sesini kısmayı e bilmek isteyenler varsa onun da detayına girmeyeceğim. E Lokman suresi 19. ayete, Hucurat suresi 2 ve 3. ayetlere bakabilirler. Orada sesini kısmak, sesini yükseltmek ifadesi orada geçiyor. Bu ayette ses kelimesi geçmiyor. Burada cehre ve tuhafit kelimesi Ala suresi 7. ayette de geçiyor. Oraya da bakabilirler. Orada ne diyor? Allah cehretmeyi ve tokafit yapmayı bilir. Ne demek? Allah gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilir der. Tamam mı? O zaman madem öyle burada ses, sesten bahsediyor. Sesini açığa vurmak veya sesi gizlemekten bahsediyorsa İsra 110 siz o zaman mesela Ala suresi 7. ayeti de şöyle çevirin. Allah sesini açığa vurmayı da bilir. Allah sesini gizlemeyi de bilir diye çevirmeniz lazım. Mantıksız olur. Dolayısıyla İsra 110 ne diyor? Salatını ne çok açıktan yap ne de bunu gizleyerek yap. Yani ne insanları rahatsız edecek şekilde çok açıktan ne de korku veya tehdit veya farklı sebeplerden dolayı pasif kalacak şekilde buni beyneike sebila yani bunun arasında nedir? Bir yol tut. Şimdi 111. ayette ne diyor? Bakın elçinin davette ne söylemesi gerektiği belirtiliyor. Bakın elçi davette şunları söylemesi gerekiyor. Hani bunu namaza diyorlar ya. Eğer siz İsra 110 namazdan bahsediyor diyorsanız 111. ayette bunları okumanız lazım o zaman. Çünkü ne diyor? Ve kul ve de ki ayet devam ediyor. İsra 110. ayet ne yapıyor? Devam ediyor arkadaşlar. Devam ediyor. Ne diyor? Salatında elçi şunu demesi gerekiyor. Elhamdülillahillezi her işini kusursuz yapmak ona Allah'a aittir her işini kusursuz yapmak. O Allah ki lem yettiz veleden. O evlat edinmemiştir. Ve lem yekün lehu şirk fil mülki şerikün fil mülki. Onun mülkte ortağı yoktur. Veem yekün lehu veliy minille min zülli minezzülli. Zilletten dolayı onun bir veli velisi de yoktur. O zillete düşmez. Yardımcıya, yol göstericiye, bir müttefike ihtiyacı yoktur. Ve kebbirhu tekbira ve onu bir büyüklemeyle büyükl. Elçi İsra 110'daki daveti yaparken 111. ayetteki ifadeleri söylemesi isteniyor bu daveti yaparken. Yani ne söylemesi isteniyor? Her işini kusursuz yapmak evlat edinmeyen, mülkte ortağı olmayan ve zilletten dolayı da bir veliye ihtiyacı olmayan Allah'a aittir demesi isteniyor. Yani bu elçinin davet yöntemlerinden biri. Dolayısıyla İsra suresi 110 ve 111 ayetlerde ayetlere göre nedir? Davet. Davet de bir salattır ki elçinin en baştaki görevi de zaten nedir? Davettir arkadaşlar. Evet. Evet. Tabii bu İsra 110 1111 ayetlerde ilerleyen derslerde daha detayına değineceğiz tabii ki. Şimdi yüzeysel geçiyoruz.

Bir ince detay da nedir? Salat Kur'an'da Allah'a yapılmaz. Allah için yapılır. Arkadaşlar Kur'an'da Allah'a salat etmek diye bir emir yoktur. Bugün biz mesela namaz kılanlara namazı neyi kime kılıyorsun? İşte Allah'a kılıyorum. Mesela Allah'a dua ediyorum. Allah'a tevekkül ediyorum. Allah'a tövbe ediyorum. Allah'a secde ediyorum. Tamam. Çünkü Allah'ın bana dua edin emri var. Bana tevekkül edin emri var. Bana firrar edin emri var. Bana secde edin emri var. Fakat bana salat edin diye bir emri yok arkadaşlar. Tamam mı? Dolayısıyla biz Allah'a salat edemeyiz. Allah'a salat etmek diye bir şey yoktur. Allah'a salat edilmez. Allah bizlere salat etmektedir. Bakara 157.

Ahzap 43 ve 56 ayetlerde belirtildiği üzere, dolayısıyla salat bir dua eylemi değildir. Çünkü Allah'a salat etmek diye bir şey yoktur. Dua Allah'a yapılırken, Araf suresi 55. ayette olduğu gibi Allah'a salat etmek diye bir şey yoktur.

Ne vardır? Allah için salat etmek vardır. Allah için salat etmek nerede? Kevser suresi 2. ayette. Nerede? Taha suresi 14. ayette. Ne diyordu? Kevser 2: "Öyleyse rabbin için salat et ve zorlukları göğüsle." Rabbin için salat et ve zorlukları göğüsle. Taha suresi 14'te ne var? "Şüphesiz ki ben Allah'ın ta kendisiyim. İlah diye bir şey yoktur benden başka. Bana kulluk et ve öğretim için, zikrim için, mesajım için salatı ikame et." Evet. Yani Allah'ın mesajları için salatı ikame etmek var. Allah'a salat edilmez. Allah için salat edilir.

Evet, Maun suresine bakalım bir de. Maun suresi devamında. Çünkü bu bahsettiğim ayetlerle birbiriyle bağlantılı olduğu için ne yapacağız biz? Maun suresiyle devam edeceğiz. Çünkü konular birbiriyle bağlantılı. Maun suresi de bir salat eleştirisidir. Bu surede eleştirilen salatı tersinden okursak ne olur? Biz salatın düzünü görürüz.

Evet. Şimdi ne diyor? Maun suresi 1. ayette baktığımız zaman Maun suresi 1. ayet: "erkez biddin" diyor. Bakın "erkezibu biddin". Evet. Bakıyoruz şimdi: "O din hakkında yalana sarılana dikkat ettin mi?" Ne demiştik? Mearit suresinde ve Müddessir suresinde hesap gününü, din gününü dikkate almıyordu. Değil mi? Hesap gününü, din gününü dikkate almıyordu. Musallin olmayanlar aynı. "Din hakkında yalana sarılana dikkat ettin mi?" Ne diyor? "Yetim odur yetimi itip kakan." Meari suresinde ne diyordu? "Malı olup da kimseyi yararlandırmaz" diyordu. Evet. Hatta "engel olur" diyordu. "Miskin ihtiyaç sahibini doyurmaya teşvik etmez." Ne diyordu? Müddessir suresinde musallin olmayanlar ne yapıyordu? Miskinini doyurmuyordu. "Feylü lil musallin." İşte bunlar salat edenler. Fakat ettikleri salattan gafil olanlar. Yani salat ettiğini zannedenler. Veyl ne demektir? Yolun sonunun uçurum olması demektir. Yani yaptıklarının boşa gitmesi. Yani eyvah, yolun sonu uçurulmuş. Onlar salatlarında yanılgıdadırlar. Onlar gösteriş yapanlardır ve azıcık yardıma bile ne yaparlar bunlar? Engel olurlar. Evet.

Ne demiştik biz? Tekrar Maun suresini baştan alacak olursak: "O din hakkında yalana sarılan." Tamam mı? "Kezebe" kelimesi kumaşı orijinal renginden farklı renge boyayıp orijinal renginden farklı göstermek demektir. Yani dini yok saymak değil. Din hakkında yalan yanlış şeylere yönelmek, yalan yanlış şeyleri din edinmek, yalana sarılmak. Yani şirk dinlerinin de aslında nedir? Yaptığı budur. Yani dini kabul ederler. Dinlerini Allah'a nispet ederler. Fakat dinlerinin Allah'ın diniyle bir ilgisi yoktur. Tıpkı Yahudilerin, Hristiyanların, Sabilerin, Zerdüşlerin, Sünnilerin, Şiilerin de nedir? Yaptıkları da budur. Surenin içeriğiyle olması münasebetiyle bir örnek vermek gerekirse mesela Allah salatı emrediyor. Fakat geleneksel inanç ne yapıyor? Allah'ın bu emrini kabul etmiyor. Salatı farklı bir renge boyuyor. İçeriğini değiştiriyor. Cehalet ve yoksullukla mücadele, eğitim, öğretim ve sosyal dayanışma olan salatı ritüele dönüştürüyor. İşlediğin hakkında yalana sarılmak veya bir de olayın şu boyutu var ki az önce okuduğum ayetlerle bağlamları daha iyi oturuyor. Tek tanrıya inanan bütün dinlerde ne vardır? Yeniden diriliş ve hesap günü inancı vardır. Fakat inançları sorunludur. Şöyle ki hesap günü birilerinin şefaat edeceğine inancı, kendilerinden olanların kurtulacakları inancı, iman ve düzeltici işlerle değil birtakım ritüellerle kurtulacakları inancı veya cehenneme girseler bile günahları kadar yanıp çıkacakları ve cennete girecekleri inancı nedir? O hesap günü hakkında yalana sarılmaktır. Ayrıca bir de şu boyutu da vardır. Olayın hesap gününü dikkate almadan yaşamak. Hesabı verilir bir hayat yaşamamak. Yani ben bu hataları, bu yanlışları yaparsam Allah bana bunun hesabını soracak diyerek yaşamak. Veya imkanı varken bir ihtiyaç sahibini gördüğünde "Rabbim bana infak etmemi buyuruyor. Paylaşmamı buyuruyor. Salih amel işlememi buyuruyor. Hasenat yapmamı, hayır yapmamı buyuruyor. Ve karşılığını fazlasıyla vereceğini buyuruyor. Ahirete, ahiret gününe, hesaba imanımın gereği benim bu ihtiyaç sahibinin derdini, sıkıntısını gidermektir" diyerek bu eylemi gerçekleştiren insan da ne yapmış oluyor? Hesap gününü dikkate almış oluyor. Ama siz istediğiniz kadar hesap gününe inanın. Bu durumda imkanınız varken cimrilik yaparsanız siz istediğiniz kadar hesap gününe inanın. İnanmıyorsunuz. Hesap gününü dikkate almıyorsunuz. Kur'an'a göre siz ahirete inanmıyorsunuz anlamına gelir. Çünkü ahirete inanmak ahlaki bir kavramdır. Ahlaki, ameli bir kavramdır. Bugün içinde yaşadığımız toplum ahirete inanıyor ama hesabı verilir bir hayat yaşıyor mu? Hayır. Hesap gününü dikkate alarak yaşıyor mu? Hayır. Hesap günü hakkındaki tasavvurları yanlış. Dolayısıyla nedir? Hesap gününü aslında içinde yaşadığımız toplum inanmıyor aslında. Tıpkı Müddessir 46, Tin 7, İnfitar 9 ve Mutaffifin 11. ayetlerdeki gibi. Ne diyordu? "İşte o kimse yetimi itip kakar." "İşte o 3üncü ayet ihtiyaç sahiplerinin doyurulmasına teşvik etmez." Tıpkı az önce de dedik ya Mearit suresinde vardı. "Eline mal biriktirir. Eline malı varken kimseyi yararlandırmaz" diyordu ya benzer ifadeler. Enam 141 mesela bunu emrediyor. Mear 18, Müddessir 44, Kalem 24, Hakka 34. Evet. İşte böyle salat edenler için eyvah. Yani görünürde salat ettiğini söyleyen, salat ettiğini düşünen, salat etmek için toplanan fakat bu toplanmalarını gösterişe, eğlenceye, şova, boş ritüellere dönüştüren, ne bir yetimin ne bir ihtiyaç sahibinin derdine çare olmayan, sadece salat eder gibi gözüken ve gösteriş yapan kütleler. Maun suresi 4. ayetteki musallinler onlar salatlarında yanılgıdadırlar. Evet. Evet. Onlar gösteriş yapanlardır. Yani bugün insanlar ne yapıyor? Dayanışma günü. Cuma günü yani dayanışma demek. Toplanıyor. Kimsenin derdine çare olmadan dağılıyor ve salat ettiklerini zannediyorlar. Kur'an'ın tabiriyle aslında Allah'ı aldatmaya çalışıyorlar. Tıpkı Nisa suresi 142 ve Bakara suresi 9. ayetteki gibi akıbetleri itibariyle Kehf suresi 104. ayet aslında bunlara işaret ediyor. Evet. Bakara suresi 264 ve Nisa suresi 38. ayetleri de ne yapalım? Bunun yanına koyalım. En küçük yardımı bile ne yapıyor bunlar? Engelliyorlar. Benzer ifade nerede vardı? Mearic 21'de vardı. Evet. Mearic 21'de vardı. Kalem 12, Kaf 25 ayetlerde de buna atıf var. Fakat özellikle Mearic 21, Maun suresi 7: "Öyleyse biz Maun suresi üzerinden tersiyle düşünerek salatın ne olduğunu ortaya çıkarmak istersek o zaman şunu söyleyebiliriz: Dini, din gününü dikkate alarak yaşayan, yetimi gözeten, yoksulu doyuran, doyurmaya teşvik eden, gösteriş yapmayan, yardıma engel olmayan, hatta yardım eden işte nedir? Musallindir. İşte musallin, işte size salat."

Tabii Maun suresinde eleştirilen salatçıların benzerleri yine Kur'an'da ne yapılmaktadır? Anlatılmaktadır. Mesela Enfal suresi 30-5. ayet. Enfal suresi 35. ayet ne diyordu? "Onların salatları, beyitteki salatları arkadaşlar. Oradaki beyt bildiğimiz, oturduğumuz ev anlamına gelmez arkadaşlar. Beyt kurumdur. Kurum beytullah. Tamam mı? Kurum ne diyor? Mae salatumel beyt. Onların beytte beytte salat yapıyorlarmış. Bakın müşrikler beytte salat yapıyorlarmış. Burada müşriklerin salatı var. İlla nedir? Mükaen ve tasliye. Istık çalmak, el çırpmak. Gerçekleri örtmenizden dolayı azabı tatın." Peki bu adamlar niçin toplanıyorlarmış beytte? Bak salat etmek için toplanıyorlar, el çılpıyorlar, ıstık çalıyorlar, kuru gürültü yapıyorlar. Fakat ne yapıyorlarmış? 36. ayet ne diyor? "İnnellezine keferu. O gerçekleri örtenler var ya mallarını infak ederler. Allah'ın yolundan alıkoymak için mallarını infak ediyorlar." Yani aslında salatlarını insanlar Allah'ın yolundan alıkoymak için yapıyorlar. Beytte, beyteki salatlarını dikkat edin bakın. Beyitteki salatlarını kurumdaki eğitim kurumundaki veya sosyal dayanışma kurumundaki salatlarını ne için yapıyorlarmış? İnsanları Allah'ın yolundan alıkoymak için yapıyorlarmış. Ki salat infak ilişkisini biz ilerleyen derslerimizde de zaten anlatacağız. İnfak da bir salatın bir parçasıdır. Yani mesela aklıma geldikçe Rad 22 olabilir, Fatır 29 olabilir, İbrahim 31 olabilir. Salat infak ilişkisi, salat zekat ilişkisi. Bakın müşrikler beytte toplanıyorlar salat için. Kuru gürültü yapıyorlar. Kimseye bir faydaları yok. Kimsenin derdine çare olmuyorlar. Tıpkı Maun suresindeki gibi esas ihtiyaç sahiplerini gözetmiyorlar. Gösteriş yapıyorlar ve dağılıyorlar. Salat ettiklerini zannediyorlar. Ve burada ne diyor? El çırpmak, ıstık çalmak. Yani kuru gürültü ve insanları Allah'ın yolundan alıkoymak için infak ediyorlar. Bugün de ne yapıyorlar? İnsanları Allah'ın yolundan alıkoymak için camiler yapıyorlar. Değil mi? Bugün camilerde siz insanları Allah'ın yoluna davet edildiğini hiç şahit oldunuz mu? Ben hiç olmadım. İşte Kur'an kursları yapıyorlar. İnsanlar Allah'ın yoluna mı davet ediyorlar? Hayır. İşte bir birtakım cemaatler, tarikatler ne yapıyorlar? İnsanları Allah'ın yolundan alıkoyuyorlar ve bunun için infak ediyorlar. Yurtlar yapıyorlar, binalar yapıyorlar, dernekler yapıyorlar, vakıflar yapıyorlar. Ya insanları Allah'ın yolundan alıkoymak için ya da insanları sömürmek için. Yani Tevbe suresi 34 ve 35. ayetteki gibi mesela insanları sömürüyorlar. Dolayısıyla Enfal suresi 34 ve 35. ayete ne yaptık? Baktık. Evet. Enfal suresi 34 ve 35. ayet: "Onların beytteki salatları el çırpmak, ıstık çalmaktır. Ve sebilillah insanları Allah'ın yolundan alıkoymak için salat ediyorlar."

Tabii benzer ifade başka nerede var? Nisa suresi 142. ayette var arkadaşlar. Nisa suresi 142. ayet. Ne diyor? Nisa suresi 142. ayet: "İnnelle münafikine ve onlar Allah'ı aldatmaya çalışırlar. Fakat nedir? Allah onları aldanışa sürükler. Veati salata kalktıklarında salata doğru kalktıklarında kamu küsela üşenerek kalkarlar. Yunenase insanlara gösteriş yaparlar." Bakın Maun suresinde de aynı şeyi söylüyordu değil mi? Aslında Enfal suresi 35'te de el çırpmak, ıslık çalmak, kuru gürültü, gösteriş. Bakın salatta gösteriş yapmak veah illı dışında Allah'ın mesajlarını yerine getirmezler. Gösteriş yaparlar. Kimler? Münafıklar. Evet. Münafıkların özelliği. Evet. Münafıkların özelliği arkadaşlar. Nisa suresi 142. ayet.

Peki başka nerede var? Başka nerede var? Tevbe suresi 54. ayette. "Onlardan infaklarının kabul edilmesine Allah ve elçisi hakkındaki gerçekleri örtmeleri, eğitim, öğretim ve sosyal dayanışma faaliyetine üşenerek gelmeleri ve istemeyerek infak etmeleri dışında bir şey mani olmadı." Aynı benzer Nisa suresi 142. ayetin bahsettiği Nisa 142. ayetin yanına Bakara 264'ü, Nisa 38'i ve Maun suresi 6. ayeti de koyabiliriz arkadaşlar. Evet.

Evet arkadaşlar bu dersi burada noktalayalım. Bu dersi buradan noktalayalım. Salat nedirin bir de ikinci bölümünü önümüzdeki önümüzdeki derste devam edelim. Çünkü normal yayın süremizi çok açtık. Şimdi Şuayb'in salatına gireceğim. Ondan sonra konu Şuayb'in salatı da detaylanacak. Tamam mı? Şuayb'in salatı da detaylanacak. Bu sefer süremizi çok çok aşmış olacağız. O yüzden bu dersimizi burada bitirelim. Ne demiştim? Daha detaylı sunum yapacağım için bu 26 dersin belki 30 dersi bulabilir demiştim. Nitekim salat daha önce çektiğim salat 1 dersi bu sefer tek bir derste yapamadım. Mecburen ikiye bölmek zorunda kaldım. Öyleyse kısaca bu dersi bir özetleyelim. Salatın kök anlamını, hangi kökten türediğini söyledik. Salatın musallinin ne olduğunu izah ettik. Musallin olanlarla musallin olmayanlar üzerinden Kur'an'ın salatı nasıl tanımladığına baktık. Kur'an'daki salatın destek anlamına gelen ayetlerini izah ettik ki Kur'an salatı çıkış ayetini kıyamet suresi 31 ve 32. ayetlerde tevellanın zıttı olarak bize öğrettiğini izah ettik ve devamında ne yaptık? Tevellanın tevella yapmanın bağlamlarını anlattık. Meari suresinde ve Alak suresinde özellikle bağlantılarını anlattık. "La seddaka ve la salla velakin kezzebbe ve tevella." Tvellanın zıttı olarak anlamına geldiğini bağlamlarıyla anlattık. Daha sonra işte takvaya davetin, Allah'a davetin de salat olduğunu Alak suresi üzerinden ve Taha 132 üzerinden izah ettik. Daha sonra İsra 110 ve 111 üzerinden davet Allah'a davet Rahman'a davetin Allah'a davetin de salat içerisine olduğunu söyledik. Salatın Allah'a yapılan bir eylem olmadığı, dolayısıyla namaz veya dua olamayacağı Allah için yapılan bir eylem olduğunu söyledik. Özellikle Kevser suresi 2 ve Taha suresi 14. ayetler üzerinden. Daha sonra ne yaptık? Maun suresi üzerinden salatı anlattık. Yani eleştirilen salatı tersiyle okuduğumuz zaman doğru salat tanımını ortaya çıkardığını söyledik. Yani hesap gününü dikkate alarak yaşamak, yetimi gözetmek, yoksulu doyurmak, doyurmaya teşvik etmek, gösteriş yapmamak, yardıma engel olmamak. Bizzat bilakis yardım etmek işte bunların salat olduğunu söyledik. Maun salatına benzeşen müşriklerin salatı (Enfal 35-36), münafıkların salatı (Nisa 142 ve Tevbe suresi 54). Bu ayetler üzerinden salatı tanımlamaya çalıştık. Süremiz yetmedi tabii ki. Ne yapıyoruz? Bu dersi burada bitiriyoruz. Bir sonraki derste Şuayb'in salatı üzerinden salatı anlatmaya, salatın ne olduğunu anlatmaya kaldığımız yerden devam edeceğiz. Bir sonraki ders görüşmek üzere hoşça kalın diyorum. Yeah.