Transcription
Fight Club, eminim ki hepimizin hayatında çok özel bir yeri vardır. Bu filminin ve biliyorum ki birçoğunuz arada sırada filmi açık tekrar seyrediyoruz, kitabında baştan bir kez daha okuyoruz.
Geçtiğimiz hafta sonu filmi bir kez daha izledim, kitabında açtım, güzelce okudum, bitirdim ve detaylar doğurdun felsefelerini, şunu güzelce bir kez daha hak etmiş oldum. Saydım felsefeleri kendime güzelce bir kez daha hatırlatmış oldum ki arada sırada bu hatırlatma yapmakta fayda var. Ve dedim ki, Saydın felsefelerini ben dostlarıma da bir kez daha hatırlatma alayım. Size tayların iki şahane felsefesini aktaracağım ama öncesinde kısaca bir giriş yapalım.
Malumunuz olduğu üzere filmde bir anlatıcımız var. Anılarımız 30 yaşlarında ve dışarıdan bakıldığında her şey yolunda. Anlatıcımızın çok seyahat ettiği, güzel, gıcır gıcır bir dairesi var. O dairenin içinde gıcır gıcır eşyaları var falan feşmekan. Baktığınızda her şey yolunda gözüküyor, her şey güzelmiş, bütün müymüş gibi gözüküyor ama içte işler hiç de öyle değil. İşte mutsuzluk, işte huzursuzluk var. Anlatıcının asla yaşadığı hayattan memnun değil. Anlatacağımız asla hayatı yaşamadığı hissediyor. Anlatacağım aslında hayatının ellerinden kayıp gittiğini hissediyor ama bu durumu değiştirmek için hiçbir şey yapmıyor.
Seni dostlar, hayatta bazen bir şey yapmak istersiniz ve o yapmak istediğiniz şeyi yapmak için harekete geçmezsiniz. Şey, böyle durumlarda hayat bazen sizin işinizi kolaylaştırmak ister ve yapar biliyor musunuz? Güvenliği uzmanlarının dibine dinamit koyar, altınızdaki yatağı çeker, da yüzdeki yorganı alır ve sizi dımdızlak ortada bırakabilir ve de sizi o çok yapmak isteyip de yapmak için harekete geçme dediğiniz şeyi yapmaya mecbur bırakır. İşte bu durumu anlatıcımızın başına geliyor.
Anlatıcı bir gün evine geliyor ve bilmem kaçıncı kattaki dairesinin ve dairesindeki eşyaların alev alev yandığını görüyor. Evinin yanması olayı çok metaforik bir olay ve böyle filmde bir sürü metaforik sahne var. Evet, anlatıcının evleri patlama oluyor ve anlatıcımızın evi yanıyor ve anlatacağımız dışarıda öylece kalıyor. Ne yapayım, ne edeyim derken aklına uçakta tanıştığı adam geliyor. Onun kim olduğunu çok iyi biliyorsunuz sayılır.
Dordun ve amacımız tayları arıyor. Filmde yok, kitaptan aktaracağım. Sen aradığında şunları söylüyor anlatıcımız: "Tyler, beni kurtar sayılır. Bana yardım et. Taydır, hayatın ellerimden gidiyor. Hayatımı tekrar elime almam için bana bir şey yaptı. Aydır, beni mükemmel olmaya çalışmaktan kurtar sayılır. Kusursuz olmaktan, kusursuz görünme çabalarından kurtar verip aydır melek gibi görünme çabalarından kurtar beni sayılır. Hayatımı bana geri ver sayılır." Böyle söylüyor ve de bu imdat çağrısına, bu yardım çağrısına taydır dordun olumlu cevap veriyor ve anlatıcımız ataylar dordun buluşuyor, bir oluyor ve biz artık bu birlikteliği izlemeye başlıyoruz.
Ve detayların anlatıcının hayatına girmesiyle beraber anlatıcımızın hayatına bir enerji geliyor, bir coşku geliyor. Peki anlatıcımız Tyler doğrudan neler öğreniyor? İşte 1-2 şahane felsefesi:
1. Bırakabilmenin muhteşem gücü. Film sahne var, arabaya yolda gidiyorlar. Şoför koltuğunda taydır var, anlamıyla hemen yanında oturmuş ve tyler bir noktada böyle elim direksiyonda çekmeye başlıyor ve anladığımız hemen tabii atılıyor. "Direksiyonu bırakamazsın, Tyler direksiyonu bırakamayız, kontrol etmeyi bırakamayız. Paylaşır, kontrol bırakırsak başımıza felaketler gelebilir, geçirebiliriz. Hayır, hayır, hayır, bırakamayız sayılır, kontrol etmeyi direksiyonu bırakamayız."
Şunu söylüyor: "Bırak artık hayatı bu kadar her şeyiyle kontrol etmeye çalışmaktan vazgeç artık. Bırakmayı öğren, bırakmayı bil, bırakmayı yaşa artık bu bırakmayı öğren artık." Ve de anlatıcımız elini direksiyondan çekiyor. Ardından aynısını Taylar yapıyor. Hayır da ellerinizi direksiyondan çekiyor ve acayip bir sahne. Direksiyonun üzerinde hiçbir kontrol edici güç yok ve araba öylece gidiyor. Çok metaforik bir sahne değil mi? Çok metaforik anlamlarla dolu bir sahne değil mi? Ve siz bu metafor da çok etkilenmiyor musunuz filmi izlerken? Bu sahnesinde çok telepatik bir etki yapmıyor bu film izlerken? Bırakabilmenin gücü, akışa inanmanın gücü ve hazır olun üzerinde hiçbir gücün olmadığı direksiyon araba o şekilde gidiyor ve bir süre sonra sağ çarpıyor, sola çarpıyor, sağ çarpıyor, sola çarpıyor ve şarampole yuvarlanıyor, kaza geçiriyorlar.
Seni dostlar, bu tablo klasiği bir şey söylemek istiyorum. Pazar yapmaktan daha kötü bir şey varsa o da nedir biliyor musunuz? Sürekli kaza yapabileceği ile ilgili korkular yaşamak. Dibe vurmaktan daha beteri sürekli dibe vurmaktan korkmaktır. Düşmekten daha kötüsü acaba düşer miyim diye sürekli kaygılar yaşamaktır. Rezil olmaktan daha beteri acaba rezil olur muyum diye sürekli düşünmek, sürekli bulup hadi yaşamaktır. Rezil olmak, düşmekte, gibi görmek bunların korkularını yaşayıp durmaktan daha güzeldir. Ya bir rezil olalım, ya düşelim, ya bir görelim, ya bunlar bir yaşayalım ki bunların bizi öldürmeyeceğini görelim. Ölmek kolay mı zannediyorsunuz Sevgili dostlar? Öyle kolay kolay ölünmüyor bu dünyada. Öyle kolay kolay yolun sonuna geldi ki bu dünyada. Ben güçlüyüm, ben yolun sonunu gördüm, artık kalkamam dediğiniz her yerde bin defa hayata tekrar başladığınız görüyorsunuz. Bin defa tekrar ayağa kalktınız görüyorsunuz. Ben artık buradan toparlayamadım dediğiniz eğer yerde bin kez yeniden toparlıyoruz. Ben artık buradan çıkamam yukarı dediğiniz her yerde bin defa çıkıyorsunuz. Düştüğünüz baktığınız yerlerde hayat yeniden tomurcuklanıyor ve yeniden oradan ayak fışkırma ya başlıyor. Öyle kolay kolay ölünmüyor bu hayatta. Hayatta öyle kolay kolay vazgeçilmiyor. Yeniden başlıyoruz, yeniden yeniden yeniden her seferinde, her seferinde toparlıyoruz, her seferinde yaralarımızı sarıyor, tekrar ayağa kalkıyoruz ve hayat düştüğümüz yerlerde gibi gördüğünüz yerlerde tomurcuklanıyor ve hatta oralardan daha güçlü 3D fish kırmaya başlıyor. Bir düşelim ya, rezil olalım ya sürekli bunların korkularını yaşamaktansa bunların kendilerini yaşayalım ve görelim ki bunları yaşamak ölmek demek değil. Bunları yaşamak yolun sonunun geldiği anlamına gelmiyor ve görelim şunları yaşadığınızda hayat oralardan tekrar başlayacak.
Benim bir arkadaşım vardı, size ondan bahsetmiştim, hapse girmiş çıkmıştı. Ne öğrendim dedim, birçok şey öğrendim dedi. Sana şunu söyleyebilirim, ben artık hapishaneden korkmuyorum dedi. Siz korkarsanız dedi, girmediğiniz için hastaneye bir karabasan gibi düşünürsünüz. Ben de öyle düşünüyordum dedi ama girdim gördüm ki ben orada da yaşayabiliyorum ve çıkınca şunu dedim, artık beni hiç kimse apps atmakla tehdit edemez. Hiç kimse beni hapishaneyle korkutamaz. Ben artık oradan da korkmuyorum, orada da yaşanabildiği gördüm dedi.
Başka arkadaşım panik atak yaşıyordu ve panik atak yaşamamak adına gitmek istediği yerlere gitmiyordu. Bütün dedim ki ona, sen ne yapıyorsun, ne yapıyorsun böyle dedik, işe gitmiyorum. Gidelim, gitmeyince ne kazanıyorsun dedim ki, panik atak yaşamayı kazanıyorum. Ha tamam, hadi kapat yaşamayı kazanıyorsun, çok güzel anladım bebeğim. Ne kaybediyorsun? Şeye gideceğim, geldim güzelliğini kaybediyorum dedi. Dedim, sadece bunu mu kaybediyorsun, başkanı kaybediyorsun? Şimdi durdu, hayatı kaybediyorum dedi. Ya dedim, işte böyle. Sen hani kapak yaşamayı kazandığını zannediyorsun ama bir yandan da hayatı kaybediyorsun. Koy bakalım bir kefeye dedim, hangisi daha ağır basacak? Panik ataklar yaşamayı kazanmak istersin, hayatımı kazanmak istersin? Panik atakla ataklar yaşamamak adına hayatı kaybettiğinin farkında mısın dedim. Allah korkusuyla bir de açılmıyorsunuz, iyi yapıyorsunuz, iyi alıyorsunuz, açılmadığını tamam, güzel oldu ve dediğini ihtimali düşünüyoruz, rezil olmadığınız tamam, ne kazandım rezil olmamaya, kaybettim hayatı. Hangisini kazanmak isterseniz Sevgili dostlar, bunu iyi düşün, bunu iyi tartın.
İşte Taylor dordun anlatıcımıza bırakmanın gücünü gösteriyor. Kontrol edemeyeceğin şeyleri kontrol etmeyi bırak artık diyor. Kontrol edebileceklerini kontrol et, kontrol edemeyeceklerinden vazgeç artık diyor. Ve de anlatıcımız Tyler Durden darlığında mükemmel olma çabalarını bırakıyor artık. Mükemmel görülme çabalarını bırakıyor, kusursuz olmak, kusursuz görünme çabaları bırakıyor artık melek gibi görünme çabalarını bırakıyor artık.
2. Yaşamanın ve yaralar biriktirmenin gücü. Evet, anlatıcımız Iron rehberliğinde o bırakmanın gücüyle beraber yaşamaya da başlıyor. Yaşamanın gücünü de yaşamaya başlıyor, yaşıyor ve yaşayıp yaralar biriktiriyor. Yaşamak yaralanmaktır, yaralanmak yaşamaktır ve anlatıcımız yaralar biriktirmeye başlıyor. Yine çok metabolik sahneler var, hatırlayın ya anlatıcımızın böyle yüzü gözü kan içinde değil mi, dövüş kulübünden çıktığında şu gözü patlamış, çevresi patlamış, bu da patlamış, kanrevan çıkanlar, gömleğine bulaşma. Çok metaforik sahneler. Bu sahneler yaşadığımı ispatı, bu sahneler yok sahnelerde çok terapatik, u sahnelerde çok iyileştirici. Oh be diyorsunuz, işte yaşamanın güzelliği, yaşamanın gücü. Film bunu öyle o polis sahnelerde anlatıyor ki ve yaşıyor. Anlatıcımız artık yaşadıkça da yaralar biriktirmeye başlıyor ve bir yerde anlatıcımız paylaşın söylüyor: "Tyler, düşünsene ben bugün öleceğim ve öldüğümde geriye sadece gıcır gıcır bir daire ile gıcır gıcır eşyalar ve gıcır gıcır bir araba bırakacağım ve hiçbir yara izim olmadan öleceğim. Paylaş, düşünsene diyor, ben bunu istemiyorum. Ben yara izim olmadan ölmekten çok korkuyorum sayılır. Ben ya biriktirmek istiyorum, kaydır yararlanmak istiyorum, yaşamak istiyorum sayılır ve öldüğümde vücudum, ruhu, kalbim yara bere içinde olsun istiyorum. Aynur yaşadım demek istiyorum sayılır ve de ik ozkalan kankisi cümleleriyle ölüme bir avuç külden başka hiçbir şey bırakmak istemiyorum sayılır. Ben gömleğim değilim Tyler, cüzdanı iyi değilim. Hayır, ben gıcır gıcır dairemde ki gıcık gıcık alep evde değilim sayılır. Bunlar için yaşamak istemiyorum. Ben yaşamak ve yara birleştirmek istiyorum sayılır." diyor ve bolca yara biriktirmeye başlıyor anlatıcımız.
Evet, aylar doğrudan iki muazzam felsefesi tek cümleydi özetleyebilirim: Bırak ve Yaşa. Yaşa, yaşa, yaşa.
Hafta sonu dövüş kulübüne bir kez daha aşerdim ve filmi bir kez daha izledim. Belki bu anlatımlarım size aşağı girmiştir. O zaman yapacağınız şey çok basit, videodan çıkmak ve dövüş kulübüne adım atmak. Dinlediğiniz için çok teşekkür ederim, hoşça kalın.