Transcription
Sevgili dostlar, bu ara bir tane roman okuyorum. Romanda bir tane yargıç var ve bu kişi bir takım anksiyete sorunları yaşıyor. Okuduğumuz kadarıyla tabii, kurgu bir kitap. Bu kişi orta yaşlarına gelmiş, hakim olmuş, evlenmiş, çoluk çocuğa karışmış, kendince bir hayat kurmuş ve de yakın bir zamanda da rütbe atlayacak ve bir üst konumdaki mesleki statüsüne geçecek. İşte bunlar olup biterken, hayat yaşanırken, dünya akarken, yargıcı bir yandan da anksiyete sorunlarıyla uğraşmakta.
Kitabın konusu farklı konular tabii, kitap bunları anlatmıyor ama bunlarla ilgili ipuçları var satır aralarında. Ve biz kitaptan anladığımız kadarıyla yargıcı bu tarz sorunları, anksiyete problemlerini belli bir süredir de yaşamaya devam etmekte.
Sevgili dostlar, bazen böyle durumlar da ne yaşadığınızı hemen anlayamayız. Hatta bu konuları bilseniz bile biraz böyle ilk başlarda farkındalık hemen olmayabilir. Bakın, bilseniz bile diyorum, anlayamayız. Yani kafanızda bir takım düşünceler gelir, obsesyonlar gelir, ne bileyim bir şeylerden korkarsınız, kaygı duyarsınız. Kafanızdaki o düşünceleri atmaya çalışırsınız. Aslında bir tehlike yoktur ortada, hiçbir sorun yoktur ortada. Ama kafanıza aniden gelen o düşünceler sizi rahatsız etmeye başlar. O düşünceler gitsin diye birtakım kompülsif davranışlarda bulunursunuz, birtakım güvenlik tedbirleri falan almaya çalışırsınız. Bu arada korku kimi anlarda daha da yükselir, hatta somatik belirtiler başlar, panik atak belirtileri falan yaşarsınız. Olabilir yani, insan bunları yaşıyor, yaşıyor, yaşıyor. Belli bir süre sonra belki farkındalık geliyor ve diyorsunuz ki, "Ya bir dakika, ne yaşıyorum ben? Ne? Tüm bu olup bitenlerin adı falan?" diyorsunuz. Belki belli bir noktada. Hatta bu fiziksel hastalıklar için bile böyle değil mi? Yani anlayamayız, sonra bir gidiyoruz bir tanıyla karşı karşıya kalıyoruz. Hayatta kimi şeyler olup bittikten sonra ancak biz anlıyoruz.
Bazen anksiyete bozukluğunda da böyledir. Yani birkaç yıl, belki 2-3 yıl, belki 4-5 yıl kişi o anksiyetelerle uğraşır, boğuşur, önemli zanneder bunları falan. Sonra durur der ki, "Ya ben ne yaşıyorum? Bunun tıpta, psikolojide bir karşılığı yok mu?" Sonra bakar ki, "A evet, bunun bir karşılığı var. Bu bir anksiyete bozukluğu." Yani belli bir süre geçtikten sonra anlamamız normal, hemen farkına varamayız. Yargıcı da öyle. Belki o da biliyor bu konuları ama işte tam anlayamıyor. Belli bir süre hayatında bunlarla kabul ederek tedavi aşamasına geçmiş.
Tedavi dediğimiz şey nedir Sevgili dostlar? Hele de söz konusu psikolojik hastalıklar olursa, iki şeydir. Hastalığın ne olduğunu anlamak ve de hastalığı yönetmek. Söz konusu psikolojik bir hastalıksa bu ikisidir. Tedavi başka bir şey yoktur. Bugün nörobilim de öyle söylüyor. Psikolojik hastalıkların tek tedavisi içgörü kazanmaktır diyor. İçte ne olup bittiğini anlamak ve bunu yönetmektir diyor. Anlamak, yönetmek. Anlamak, yönetmek. Psikolojik hastalıkların tedavisi budur. Hayatın ilaç tedavisi eklenenler de olabilir. Budur yani, başka bir tedavisi yoktur.
İşte yargıcı bir noktada yaşadığı psikolojik rahatsızlığın tedavisini de öğreniyor. Yani hastalığın ne olduğunu öğreniyor, anksiyetenin ne olduğunu öğreniyor ve bu anksiyeteyi de yönetmeye başlıyor. Şimdi kitap bunları anlatmıyor ama anlıyorsunuz yani. Şimdi birazdan niye bunları anladığımı daha iyi anlayacaksınız. Bunları öğrendiğini, hastalığını artık yönetmeye başladığını anlıyoruz. İçgörü kazandığını çok iyi şekilde idrak ediyoruz.
Şimdi şuraya geleceğim. Şu sahne çok güzel bir sahne. Kitabın bir yerinde böyle 2-3 sayfada bir olay var Sevgili dostlar ve bu 2-3 sayfalık olay yargıcın anksiyeteyi nasıl iyi yönettiğini bize gösteren çok güzel bir örnek. Şöyle, bu sayfada şunlar oluyor. Bir gün bir davet olacak. Davete gidiyor yargıcı eşiyle falan. İşte orada insanlar bir şeyler içiyorlar, yiyorlar, sohbet ediyorlar falan. O esnada Sevgili dostlar, panik atak belirtileri yaşıyor yargıcı. Kitapta bunlar yazıyor. İşte diyor ki, "Yine o belirtiler başlamıştı. O çok iyi bildiği belirtiler." Bir süre yaşadı. Bunların ne olduğunu biliyor artık. Bir anda olmadı bunlar. Bir böyle şaşkınlık yok. Artık çok iyi tanıyor bunların ne olduğunu, rahatsızlığını çok iyi biliyor. Artık çok iyi anlamış ve çok iyi yönetiyor. İşte diyor ki, "O çok iyi tanıdığı belirtiler başlamıştı. Birden böyle kalbinin biraz hızlandığını hissetti ve o esnada başının dönmeye başladığını da anladı." diyor kitap. Aynen böyle yazıyor.
Ve Sevgili dostlar, şuraya geleceğim. Orası çok önemli. Bu videoyu da aslında biraz burayı anlatmak için çekiyorum. Diyor ki, "İşte o anda ne yapacağını çok iyi biliyordu artık. O bunları yönetmeyi öğrenmişti." Şimdi bakın, esas şurası çok önemli. Şimdi diyor, "Yapacağı tek bir şey vardı. Bir poker face takınmak." Eğer poker face'ini takınırsa, bu belirtilerin anında geri çekileceğini çok iyi biliyordu diyor. Poker face, poker surat. Sevgili dostlar, bu o kadar önemli bir şey ki anksiyete tedavisinde en önemli adımlardan bir tanesi poker surat. Ne demek poker surat? Poker surat, bu kumarda, kumar oynayan insanların takındığı bir yüz ifadesiyle, bir yüz ifadesi. Demiş ki, "Etrafınızdaki insanlar sizin ne düşündüğünüzü ya da ne hissettiğinizi hiç anlayamıyorlarmış. Dışarıya hiçbir şekilde böyle falso vermeyen bir yüz ifadesi." Size bakan birisi, sizde her şey yolundaymış, sizde her şey normalmiş gibi hissediyor. Hiç olağan dışı, sıra dışı bir şey yokmuş gibi. İçte belki benim içim fokur fokur kaynıyor ama dışarıdan bakan biri bunu hiç anlayamıyor. Belki benim için cehennem böyle bir şey var, oralarda böyle beni kesiyorlar, doğruyorlar ama dışarıdan bakan içteki cehennemi hiç görmüyor. İçteki cehennemi dışarıya hiçbir şekilde yansıtmadığını, yüz ifadesi. İçte depremler oluyor, o depremi hiç göstermediğim bir yüz ifadesi. Buna poker face diyorlarmış, poker surat. Her şey yolunda, her şey normal. Hani öyle bir yüz ifadesi.
İşte diyor ki roman, sevgili dostlar, o an yargıcın yapacağı tek şey o panik atak belirtileri başlamış ya davette, o an yapacağı tek şey bir poker suratı. Eğer o suratı takınabilirse ve o an akışa, yaşantısına aynen devam ederse, o belirtilerin geri çekileceğini çok iyi biliyordu. "Beden poker surat karşısında korkar ve geri çekilirdi." diyor. Bu aynen kitabın ifadesi, çok önemli bir ifade. Beden poker surat karşısında korkar ve geri çekilirdi diyor. Yani şey diyebiliriz, panik atağın korktuğu ifade poker surat. Anksiyetenin korktuğu şey, korkunun korktuğu şey, yani poker surat. İşte o an Sevgili dostlar, hiçbir şey yokmuş gibi akışı sürdürebilme becerisi. İşte bu anksiyete tedavisinin en önemli aşamalarından biridir. Birçok psikolojik hastalıkta da öyledir. Hastalığınızın ne olduğunu anlarsınız, çok iyi bir şekilde öğrenirsiniz. Yani literatürü, anksiyete bozukluğu nedir, neden ortaya çıkar, bende neden ortaya çıktı, nasıl belirtileri vardır, nasıl bir mekanizmayla çalışır, onun matematiğini çok iyi bir şekilde anlarsınız. Sonra onu yönetmeye başlarsınız ve de üçüncüsü, bir sonraki aşaması da uygulamada poker surat dediğimiz tekniği de geliştirmeye çalışırsınız. Yani bir davettesiniz, bir iki saat de orada kalacaksınız ama zihninizde bir takım obsesyonlar geliyor, hatta somatik belirtiler yaşıyorsunuz ama yine de istifinizi bozmadan bir poker surat takınıp etrafa hiç falso vermiyorsunuz. O kadar önemli bir teknik ki Sevgili dostlar, poker surat anksiyete tedavisinde çok önemli bir aşamadır.
İşte siz o an poker suratınızı takındığınızda, etraf hiçbir şey anlamadığında, kitapta öyle yazıyor, etrafındakilerin hiçbir şey anlamayacağı şekilde poker suratını hemen takınmış, asla falso vermemeli. Dostlar, siz poker suratı takındığınızda etraf hiçbir şey anlamıyor, hiçbir şey hissetmiyor. Siz de aslında kendinize, bedeninize, çünkü bedende bir takım somatik belirtiler var ya, ya da kafada düşünceler var. Hem o bedene, hem o kaygıya, hem de düşünceye o poker suratla şu mesajı veriyorsunuz. Ben buradayım, istifimi de bozmadan böyle kalmaya devam ediyorum. Benim üzerimde bir etkiniz yok. Düşünceler, kaygı ya da somatik belirtiler istediğiniz kadar artın, istediğiniz kadar beni zorlayın, ben buradayım dimdik bir şekilde. Bu poker suratı da takındım, kimse de bir şey anlamıyor. Akşamımı geçirmeye devam ediyorum. Siz bu mesajı verdiğinizde Sevgili dostlar, duyguya, düşünceye ve somatik belirtilere, işte bunlar bu poker suratın, bu duruşun, bu iradenin karşısında duramıyorlar, güçsüzleşiyor. Poker surat bedeni yener. Poker surat düşünceyi, duyguyu yener. Şunu demek istiyorum, bunlar korkar ve geri çekilir. Geri çekilir kısa bir süre içerisinde ve siz akşamınızı kaldığınız yerden devam edersiniz. Bak, kitapta aynen öyle diyor, "Poker suratın karşısında beden korkar ve geri çekilirdi." Evet, beden poker surattan korkar. Düşünceler, duygular poker surat karşısında dayanamaz. Bir süre sizi zorlar, zorlar ama hemen geri çekilirler. Sevgili dostlar, anksiyete tedavisinde, hatta diğer psikolojik rahatsızlıklarda poker surat önemli bir mesafedir. Hastalığınızı anladınız, onu nasıl yöneteceğiz biliyorsunuz. İşte üçüncüsü, uygulamada poker suratı takınmak. Okula gittiniz, öğretmenler odasından birtakım anksiyete sorunlarınız olabilir, somatik belirtileriniz de olabilir. Poker suratınızı takacaksınız, hiç kimsenin bir şey anlamayacağını, anlamayacağı bir ifadeye bürünecek, falso vermeyeceksiniz, hissetmeyecek insanlar ve siz akışı sürdüreceksiniz. Ve siz bunu yaptığınızda o belirtiler geri çekilecek.
Poker surat niye önemli? Şimdi bazılarınız şunu diyebilirler, "Ya Ömer, biz poker suratı takındığımız bastırmak değil mi? İşte bu düşünceleri bastırmak değil mi? İşte psikolojimizi zorlamış olmuyor muyuz böyle?" Sevgili dostlar, anksiyete tedavisinde, özellikle anksiyete tedavisinde bu bir bastırma değil, bu bir teknik, bu bir tedavi. Poker surat anksiyete bozukluğunda önemli bir aşamadır, önemli bir tedavi metodudur. Duyguları bastırmak değildir yani, ya da anksiyeteden utanmak da değildir. Siz poker takındığınızda anksiyeteden falan utan falan değilsiniz. Somatik belirtileri gizlemeye çalışıyor falan değilsiniz. Bilebilirler, canım benim bir takım anksiyete sorunlarım vardır, söyleyebilirim. Başka bir yerde, başka bir konumda gizlemek değil bu, saklamak, utanmak falan değil, bastırmak değil. Bu bir tedavi. Tedavinin çok önemli bir aşaması. Neden? Çünkü siz her gelen düşüncede, her anksiyetede ya da her somatik belirtide doktora gidemezsiniz. Konumunuzu değiştiremezsiniz. Dersi bırakıp çıkacak mısınız? Davetten gidecek misiniz? İşten eve mi döneceksiniz? Bunu kaç kez yapabilirsiniz? Her bunlar yaşandığında bir reaksiyon alırsanız zaten anksiyete bozukluğu böyle bir şey. Her aldığınız reaksiyonda hastalık artıyor. Alamazsınız. Nerede ne zaman yaşayacağınızı bilemezsiniz. Bunları düzenleyerek yaşayamazsınız. Gelebilirler. Aslında bu poker şöyle bir şey var, gelebilirsiniz de var. Hani sizden korkmuyor duygusu da var ve nerede geleceğini bilemezsiniz. Gelebilir. Anksiyete tedavisinin en önemli tekniği nedir? Düşüncelere, duyguya ve somatik belirtilere duyarsız kalabilmeyi başarmak. Onlarla uğraşmamak, başarabilmek, onları kompülsif etmemek, onlara yüz vermemek ve her ne yapıyorsan onu sürdürmek. Bu anksiyete bozukluğunun tedavisi zaten. İşte bu tedavide poker suratı takınmak da Sevgili dostlar, önemli bir aşama olmuş oluyor aslında. Bu bir tedavi. Siz oradaki, işte bir yemekli ortamdı, davette panik atak belirtileri yaşıyorsunuz diyelim. Bunu söylediniz diyelim. Ya söyleyin, dünyanın sonu değil. Ne elde edeceksiniz? Söylediğinizde kim size ne merhem olacak? Siz öğrenmişsiniz bunun tedavisi akışı bozmamak, bunlarla uğraşmamak. O yüzden siz poker suratı takınıyorsunuz, her şey yolundaymış gibi bir izlenim veriyorsunuz. Bu çünkü tedavi. Bu gizlemek, bastırmak, saklamak değil. Bu tedavi. Anksiyete bozukluğunun en önemli aşamalarından bir tanesi poker surat tekniğini geliştirmeniz gerekiyor. Sevgili dostlar, nerede ne zaman anksiyete yaşayacağınızı bilemezsiniz. Nerede ne zaman obsesyon geleceğini bilemezsiniz. Gelebilir. Otobüste olur, şurada olur, burada olur. Bir düşünce gelir, biraz kaygı duyarsınız, biraz bedensel reaksiyon olabilir. Bunlar kısa bir süre sonra bitecek ve geri çekilecek. Bunu sağlayan şey sizin o an dimdik durup poker suratı takınıp akışınızı sürdürmeniz. Tabi bu seviyeye gelebilmek için Sevgili dostlar, anksiyete bozukluğunun ne olduğunu da iyi bir öğreneceksiniz. Terapiye gideceksiniz ya da bununla ilgili yardım kitapları okuyacaksınız. Bir anksiyeteyi öğreneceksiniz, teknikleri öğreneceksiniz. Bende niye anksiyete var, bunu iyi bir anlayacaksınız. Sonra uygulama aşamasında bir ileri seviyede de poker suratı takmayı öğreneceksiniz. Bence bu çok önemli, çok önemli. Ben sevgilinize bile söylemeyin diyorum bazen dostlarıma, söylemeyin diyorum. Ne yapabilir ki sevgiliniz sizin yaşadığınız bir anksiyete soruna? Ne yapabilir? Siz diyelim ki zaten psikoloğa gidiyorsunuz, zaten bunun tedavisini öğreniyorsunuz, bunun nasıl yenileceğini öğreniyorsunuz ve onun yanındayken bir böyle bir anksiyetesi bir duruma girdiniz. Bence söylemeyin sevgilinize bile söylemeyin. Ona da bir poker face takının. Sevgili dostlar, bakın çok samimi söylüyorum. Böyle hissetti diyelim. Ne oldu aşkım? Bir şey yok aşkım. Bitti gitti. Bir şey yok aşkım. Gayet iyiyim, her şey yolunda. Poker Face. Bu tedavi. Anksiyete bozukluğunda her anksiyete yaşadığında sevgiline mi söyleyeceksin? Aşkım şunu yaşıyorum, şu düş... Tamam söyle, ben söyleme demiyorum. Kimsenin hayatına karışıyor değilim ama ne kadar zaman söyleyebilirsin? Bir de söyledin diyelim, ne merhem olacak sevgilin? Anksiyete bozukluğunda. Hatta o konuşmalar daha da işi kötüye götürüyor. Belki dalga geçecek seninle. Sen düşüncelerini söyleyeceksin, o diyecek ki, "Aşkım bunlara mı üzülüyorsun?" falan diyecek. Belki de bunlara mı takılıyorsun diyecek. İş daha da karmaşıklaşan. Ben sevginizin yanında bile poker face takının diyorum. Annenizin yanındasınız, bir doğum günü partisinde siniz. Poker Face. Birtakım belirtiler olabilir, o an düşünceler olabilir zihnimde. Poker Face. O kumarda insanların takındığı suratı takınacağım. Bu bir şeyi gizlemek, saklamak, bastırmak değil. Anksiyete bozukluğunda bu tedavi. Bunu yapa yapa yapa yapa anksiyeteler yönetmeyi öğreniyorsunuz ve bunlar artık belirtiler sizin hayat akışınızı bozmamaya başlıyor. O yüzden önemli bir nokta.
Nörobilim Sevgili dostlar, bugün psikolojik hastalıklarda tek bir tedavi olduğunu söylüyor. Hastalığı anlamak ve yönetmek. Bir başka çözüm yok. Psikolojik hastalıklarda böyledir. Anksiyetede de böyledir. Anlayacak ve yönetecek. Başka çaresi yok. Nörobilim bugün tek tedavi bu diyor. Başka tedavi yok diyor. Ha, yıllar sonra ne olur bilemeyiz, neler geliştirilir bilemeyiz ama şu an için bildiğimiz tek tedavi hastalığı anlamak ve yönetmek. İşte anksiyete bozukluğunda o dediğimiz aşamada önemli bir teknik var. Poker Face tekniği. Düşünce geliyor kafama, biraz kötüyüm. Ok, devam ediyorum ders anlatmaya. Poker Face. Hiç kimse bir şey anlamıyor. Devam ediyorum yemeğimi pişirmeye. Hiç kimse bir şey anlamıyor. Ama ben biliyorum zaten. Önemli olan benim bilmem. Etraftakiler umrumda değil. Bu F Face'i ben etrafımdakiler için yapmıyorum bu arada. Kendim için yapıyorum. Tedavi için yapıyorum. Yani bunu bir an önce kontrol altına alayım da akışımı bozmasın diye yapıyorum. Önemli olan benim bilmem. Etrafımdakiler bilmesin. Bende ne olduğunu, içimde ne olup bittiği beni ilgilendirir. O an ben biliyorum. Bunun bir obsesyon olduğunu, şu an bir anksiyete yaşadığımı, bedensel somatik belirtilerin bana hiçbir zarar veremeyeceğini. Ben o an biliyorsam bunları ve ben iş yapmaya, poker face'le akışımı sürdürmeye devam edince bunlar geri çekilecek. Bunu biliyorsam, önemli olan bu. Bunu biliyor olduğunuzda zaten o poker face'i rahat rahat yaparsınız. Ama anksiyete bozukluğunu bilmiyorsanız, yaşadığınız sorunların ne olduğunu idrak edememiş iseniz, tabii ki bunu takınamazsınız. Bunu takınabilmek için önce hastalığı anlamalı ve onu yönetebilir bir seviyeye gelmelisiniz. Mesela etrafımdakiler değil, a işte onlar görmesinler, anlamasınlar, beni zayıf bulurlar. Umrumda değil. Beni zayıf da görebilir, bilmem ne de görebilir. Onlar değil benim derdim. Bu poker Face'i ben kendim için takınıyorum. Çünkü bunun tedavisinde bu önemli bir aşama. Ben kendi içimde ne olduğumu biliyorum ve poker face'le akışımı sürdürüyorum. Onlar değil umrumda olan şey. Zaten o yüzden Sevgili dostlar, poker Face'i geliştirmek lazım. Özellikle anksiyete bozukluğu yaşıyorsanız. Arkadaşlarınıza, sevgilinize, ne bileyim çok fazla anlatmayın bu tür şeyleri. Tedavi anlamında söylüyorum. Onları korumak falan değil derdim. Beni ilgilendirmez mesele onlar değil. Mesele tedavi ve teknik. Anlatırsan herkese, her anlattığın aslında bir kompozisyon oluyor bu. Bunları önemsemek oluyor ve bunları önemsediğin daha çok canın sıkılıyor. Bir depresif mod oluşuyor. Tedavi için anlatmayın diyorum. Bir teknik olarak anlatmayın. Poker Face'ini takınıp akışınızı sürdürün diyorum. Ha, bunu yapabilmek için önce hastalığınızın ne olduğunu gidip bir terapist öğreneceksiniz. Kitaplardan da değil. Az önce kitap dedim de, kitaplardan da değil. Bir terapistten gidecek, işin uzmanı bir terapistten bunu öğreneceksiniz. Kendinizi anlayacak, hastalığı anlayacak, onun hangi tekniklerle kontrol altına alınabilirliği öğrenecek, ondan sonra da uygulamaya geçeceksiniz ve uygulamalarda poker Face tekniğini de geliştireceksiniz. Kitapta bu çok hoşuma gitti de biraz anlatayım istedim size. Yargıç o davette anksiyete belirtileri yaşadığında hiçbir şey yapmıyor. Bu belirtilerin biraz sonra gideceğini biliyor ve o an yapması gereken tek şey poker Face'de diyor. Poker suratını takınmak ve bu akşamı güzel bir şekilde geçirmeye devam etmek. Eğer poker Face'ini takınırsa, bedeni de, duyguları, düşünceleri de poker Face karşısında dayanamaz, korkar ve geri çekilirdi diyor. Bu bir irade savaşı. Sınıftasın, ders anlatıyorsun, düşünce, duygu, somatik belirtiler seni zorluyor, senin iradeni kırmaya çalışıyor. Poker Face takınmış, akışını sürdüren biri olarak da sen onu zorluyorsun, onları geri çekilmeye zorluyorsun aslında. Bu bir irade savaşı. Poker Face'ini takınıp akışınızı sürdürme becerinizi geliştirdikçe beden, duygu, düşünce daha hızlı çekilmeye başlayacak. Korku artacak onlarda, daha hızlı geri çekilmeye başlayacaklar. Sizde kaldıkları süre de azalmaya başlayacak. O yüzden bu bir irade savaşı ve poker Face aslında iradeyi de güçlendiren bir teknik. Ve siz iradenizi güçlendirdikçe, akışı sürdürdükçe bu belirtilerin daha hızlı geriye çekildiğini ve hızlı bir şekilde sizden ayrılıp gittiğini de görmenizi sağlayacak. Diyelim ve bu videoda da poker Face'i bu şekilde konuşmuş olalım. Kendinize iyi bakınız efendim. Poker Face'i takındığınız anlarda güzel akışlar dilerim. Hoşça kalın.