Transcription
Herkese selam. Yeni bir yayınla karşınızdayım. Bugün akıllara durgunluk veren bir yolsuzluk dosyasını anlatacağım size. Daha doğrusu bir vurgun dosyasını. Bunun içerisinde AK Partili milletvekilleri var. Bunun içerisinde borsa spekülasyonlar yapan kişiler var. Ve bunun içerisinde devasa bir patron var. 6.000 konutun, bakın 6.000 konutun bir anda hüpletilmesi ve bununla bağlantılı olarak borsada büyük bir operasyon yapılması ve konkordato ilan edilmesi ile ilgili tamamen sahtekarlıktan oluşan bir olay. Ve burada bir taraftan halka, bir taraftan devlete, bir taraftan da ekonomiye yapılan devasa bir operasyon var. Akıllara durgunluk verecek şekilde bunu planlamışlar. Mağdur tarafının içerisine bile adam sokarak bunu planlamışlar. Fakat bugün bunların hepsini ifşa edeceğiz ve kayıtlara geçireceğiz. Dolayısıyla Maliye Bakanlığı, SPK ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın çok dikkatli olması gereken bir yayınla karşınızdayım.
Fakat her zaman olduğu gibi yayına başlamadan evvel hatırlatayım. Yayını beğenmeniz, paylaşmanız, yorum dahil her türlü etkileşimde bulunmanız sesimin daha geniş kitlelere duyurulması açısından son derece önemli. Lütfen kanalıma da abone olup bildirim butonunu açın.
Evet, konumuzun ana aktörleri Resul Kurt. AK Parti Adıyaman Milletvekili. AK Parti'de önemli bir isimdir. Bütün organizasyonu yapan ve bu vurgunu yapan, firmanın da yönetim kurulunun içerisinde olan bir isim. Ondan sonra Panda Ayhan denilen borsanın en büyük vurguncularından bir tanesi. Fakat bugün size onun menzilci kimliğini, bir de menzilde bunun bir tane de lakabı da varmış böyle filan. El Düzcevi Hazretleri filan. Bu menzilci kimliğini de size anlatacağım. Ayriıyeten yine tabii ki operasyonun detaylarının içerisinde mağdur tarafından dernek kurup borsada bütün bu vurgunları yapan kişiler de var. Hepsini detaylı detaylı anlatacağım. Fakat Yeşil Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Yeşil Holding bugün ana konumuz ve onun 6.000 adet, %70'i bitmiş konuta nasıl çökmekle ilgili bir plan yaptığı ve bunu borsa ayakları ile ilgili de detaylı biçimde anlatacağım.
Şimdi önce konunun bütün detaylarına gitmeden önce size figürleri tanıtayım. Tek tek figürleri tanıtayım. Şimdi birinci figürümüz renkli bir figürümüz. Panda Ayhan dediğimiz kişi Ayhan Öztürk. Panda Ayhan lakaplı bir kişi kendisi. Aynı zamanda da kendisini menzilci gösterir filan. Birazdan detaylarına geleceğiz. Panda Ayhan denmesinin sebebi de geçmişte kendisinin paylaştığı bu fotoğraf. Bu fotoğraftan sonra ismi Panda Ayhan kaldı ve bu Panda Ayhan borsadaki en büyük spekülatörlerden bir tanesidir. Telegram grubu vardır, WhatsApp grubu vardır, X hesabı vardır. YouTube üzerinden yayın yapar vesaire. Bu vurgun ana beyinlerinden bir tanesi bu Panda Ayhan.
İkincisi Resul Kurt. AK Parti milletvekili Resul Kurt'u görüyorsunuz. Adıyaman milletvekili. Bu da hem Yeşil Gayrimenkul Yatırım Ortaklığının Yönetim Kurulu üyesiydi. Sonra bağımsız denetçi oldu. SPK ayağında firmanın haksız yere konkordato almasında filan bütün ayarlamaları yapan kişi kendisi. Tabii ki bu kişiler, bu vurgunları yapanlar biliyorsunuz Gazzesiz filan olmaz. Gazze bayrağıyla kendisinin fotoğrafını görüyorsunuz.
Üçüncü kişi Kamil Engin Yeşil. Bu Yeşil Gayrimenkul Yatırım Ortaklığının sahibi ve bu Innovia konutları denen konutlar esas mevzumuz ve bu Kamil Yeşil'in geçmişte ailesiyle ilgili vesaire bazı konularla da gündeme gelmişti. Şu an kendisinin borsada halka açık üç tane firması var. Bu üç firmadan bir tanesi konkordato ilan etmiş. Diğer iki firması da SPK'dan bedelsiz sermaye arttırımı izinleri alabiliyor. Şu anda SPK'da hiç demiyor ki ya sen nasıl bedelsiz sermaye arttırımı başvurusu yapıyorsun? Senin diğer firman konkordato ilan etmiş demiyor. İzin veriyor ve topladılar halktan para. Biliyor musunuz? Böylesine bir vurgun. Bunlar figürlerimiz. Panda Ayhan, Resul Kurt ve Kamil Engin Yeşil. Bunlar figürlerimiz.
Şimdi esas vurgun döndüğü nokta yani 6.000 konutun, bakın 6.000 konutun. Bu ne demek biliyor musunuz? Dişinden tırnağından para artırıp konutların parasını ödeyen 6.000 aile demek. Devasa bir sosyal krizden bahsediyoruz şu anda. Bu ailelerin hepsinin krize girmiş durumdalar şu an yıllardır. Fakat bunların kendileri para içerisinde yüzdükleri için bu ailelerin 6.000 konutuna çökmekle ilgili süreci tam 10 yıla yaydılar. O adım adım adım o aileleri bıktırdılar ve bir noktaya getirdiler.
Şimdi bu 6.000 konut hangi konutlar? %70'i bitmiş. Innovia konutları. Esenyurt'taki konutlar. Bakın göstereyim size. Şu an böyle bu konutlar yan yana dikilmiş tabutlar görüyorsunuz Esenyurt'taki ve bu konutlar şu an bitme noktasına gelmiş. %70'i bitmiş konutlar. Şimdi bütün krizi bu konutların sahibi olan firma da borsaya açık aynı zamanda. Şimdi bütün bu krizi bu konutların bitirilemeyeceği üzerinden, bakın görüyorsunuz bu da yukarıdan çekilmiş bir fotoğraf. Bu konutların bitirilemeyeceği üzerine kurdular.
Şimdi önce birinci ayak konutlarla ilgili imarda sorun çıktı. Haberinin piyasaya yayılması. Şimdi bu firma kamuoyuna da borsaya da açık olduğu için KAP'a bir açıklama yaptı Kamuoyu Aydınlatma Platformuna ve dedi ki biz Innovia 4 projesini 6.000 konuttan olan oluşan Innovia 4 projesini bitiremiyoruz. Çünkü imarında sorun çıktı. Çünkü arsa sahiplerinden iki tanesi izin vermiyor. Şimdi bakın bu Innovia konutlarının garantörü dönemin AK Partili Esenyurt Belediye Başkanı. Yani insanlar daire alırken belediye orada garantör olarak imza attı. Yani belediye arsa sahipliği, arsayla ilgili izinler alınmış mı? İmzalar toplanmış mı arsa sahiplerinden filan. Belediye bütün bu bilgilere sahip aslında. Arsa sahiplerinden iki tanesi imza vermeye dönüyor ya deniyor ya. Şimdi onların da isimlerini söyleyeyim. Mustafa Seven ve Olgun Gürsoy. Bu iki kişinin, bu iki arsa sahibinin imar sorunu çıkarttığı, imza vermediklerine ilişkin kamuoyu aydınlatma platformuna Innovia konutlarının sahibi Yeşil Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı açıklama yaptı. Fakat işin enteresan tarafı ne biliyor musunuz? Bu arsa sahiplerinden bir tanesinin arsası 0.25 m². 1 m² dahi değil. Yani arsa sahibinin arsası o kadar küçük ve aslında böyle bir şey de yok. O arsa sahiplerinin imzası alınmış. İmza kasada duruyor. Fakat böyle bir bahane uyduruyorlar. Bu bahane uydurduktan sonra ne dediler? Biz bu konutları bitiremiyoruz dediler. Kamu Aydınlatma Platformuna açıklama yaptılar. Sonra ikinci aşamaya geçtiler. Yavaş yavaş konkordato doğru gidilen aşama.
Peki bu korkuyu yayma sebepleri ne? Şimdi bu konutları satmışlar belli bir fiyattan. Parayı almışlar. Konutları %70 noktasına kadar getirmişler. Sonra Türkiye'de enflasyonist ortam olmuş filan. Konut fiyatları uçmuş filan. Aradan yıllar gitmiş. Konutları teslim etme noktasına geldiğinde konutların değeri çok artmış. Bunlar da diyorlar ki, "Şimdi biz bu korkuyu yayalım. Hem bu konutlarla ilgili borsada hisse almış olanların hisselerini çöp yapalım. Hem de bu insanlar bu konutlar bitmeyecek. Fikirtepe gibi, Esenyurt'taki başka projeler gibi bitmeyecek diye korkuya kapılsınlar. Sonra ne yapsınlar? Konutları iade edip paralarını kurtarma derdine düşsünler." Ve firma da diyor ki konutunuzu size üç çözüm yolu sunuyorum. Ya ekstra para vereceksiniz. Şu kadar ekstra para vereceksiniz. Ya gidip bizi dava edeceksiniz. Bir şey çıkmaz davadan. Konkordato ilan ettik. Diğer taraftan ya da geleceksiniz biz ödediğiniz parayı yasal faiziyle vereceğiz. Yasal faiziyle birlikte bile o para enflasyon karşısında şu an kuşa dönmüş durumda. Ve bakın bu 6.000 konuttan 640 tane hak sahibi bunu kabul ettiler. Gittiler kuşa dönmüş paralarını aldılar. Evlerini tamamını ödemişler. Bakın kuşa dönmüş paralarını aldılar. Paramızı kurtardık diye seviniyorlar. Paniğe kapıldılar. Bak 6.000 konuttan %10'unu böyle yaptılar ve hemen tekrar kamuoyu aydınlatma platformuna açıklama yaptılar. Konut sahiplerinden 640 tanesi gelip paralarını geri istedi. Biz de bu paraları ödedik diyorlar. Bu da diğer konut sahiplerini paniğe sevk ediyor ve şunu yaptılar. Ondan sonra biz Yeşil Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı olarak iki arsa sahibinin komik eee miktarlarda arsa sahipleri bunların imza vermemesi nedeniyle, bakın arsa sahipleri imza vermeden inşaata başlamışlar. %70'ini bitirmişler. Belediye ruhsat vermiş. Hikaye. Arsa sahiplerinin imza vermemesi nedeniyle inşaat durdu. İnşaat durunca da konut sahipleri paniğe kapıldı. Gelip paralarını geri istediler. Biz de paralarını geri verdik. Bu sebeple biz Yeşil Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı olarak nakit sıkışıklığına düştük. Bu sebeple biz konkordato ilan etmek istiyoruz deyip gidip mahkemeye başvurup konkordato kararı aldırdılar kendilerine. Şubat 2025'te konkordato kararı aldırdılar ve bu konkordato kararında düzenli olarak uzatmaya başladılar. Ne oldu? Hem borsada hissesi olanlar paniğe düştü. Konkordato ilan etti bu firma. Hisselerini çöp fiyatına satmaya başladılar. Diğer taraftan ev sahipleri, 6.000 konut sahibi panik halde gidip fiyat, evlerini komik fiyatlara iade etmek durumunda kaldılar. Vurgunun boyutunu görüyor musunuz? Fakat katmerli.
Şimdi bu birinci boyutu. Şimdi gelelim ikinci boyutuna. Bakın bunlarla ilgili size evrakları da göstereyim ben size. Eee, konkordato ilan evrağını. Şunu bulabilirsem eee, konkordato. Gördüğünüz gibi bakın şu an konkordato ilanı ile ilgili KAP'a yapılan açıklama. Bu da eee, 4 Mart'ta arkadaşlar konkordatoya uzatılmış 4 Mart'a kadar. Ondan sonra bakalım ne olacak. Fakat bu konkordato olayında ikinci aşamaya geçmeden önce eee çok önemli bir şey. Bu konkordato olayında şöyle bir şey yaptılar. Şimdi Şubat 2025'te konkordato ilan ettiler ya. Sonra insanlar işte panik halde hisselerini sattılar, evlerini iade ettiler filan. Sonra ilgili mahkeme dedi ki ya insanlar evlerini iade ediyorlar. Siz de bu evlerin paralarını ödeyebiliyorsunuz. Demek ki sizin ödeme gücünüz var. Dolayısıyla bu konkordato artık haksız. Ben bu konkordatoyu uzatmıyorum dedi mahkeme bir noktadan sonra. İşte bu noktada ne yaptılar biliyor musunuz? Sermaye Piyasası Kurulu'nun içerisinde bunlarla birlikte çalışan adamları ve AK Parti Adıyaman Milletvekili Resul Kurt bunların işlerini çözen adam yeni bir akılla geldiler. Konkordatoyu uzatmayınca ilgili mahkeme dediler ki şirket adresini değiştirelim. Dolayısıyla başka bir adliyenin alanına geçeriz ve o adliyeden yeniden konkordato başvurusu yaparız. Bu gerekçelerle yeniden konkordato alırız dediler. Şimdi bakın adres değişikliği ile ilgili eee evrağı da ben size göstereyim. Buyurun bakın. Adres değişikliği. Bu da KAP'a yapılan adres değişikliği. Eski adres Cevizli Bağ Zeytinburnu'da adres. Yeni adres Evliya Çelebi Mahallesi Tuzla'daki adres. Dolayısıyla bu adres değişikliğiyle ne yaptılar? Yeni bir adliyenin alanına geçtiler ve o yeni adliyeden yeniden aynı gerekçelerle konkordato başvurusu yaptılar. Şimdi Maliye Bakanı Mehmet Şimşek diyor ki ya bu konkordato'yu diyor suistimal ediyorlar diyor. Al sana buz gibi suistimal. Açık var. Yargı mekanizmasının içerisinde yasal açık var. Bu yasal açıktan faydalanıyorlar. Bir adliyenin içerisinden konkordato alıyorlar. Sonra şirketin adresini başka bir yere geçirip başka adliyenin alanına geçiyorlar. Oradan yeni konkordato. Onu da iki kere uzat filan. Halkı perişan ediyorlar. Şimdi ne oldu? Ev sahibi olanlar ne oldu? Hissesi olanlar filan konkordatolar peş peşe uzatılınca paniğe kapıldılar. Bunalıma girdiler. Paralarını kurtarabilmek paniğiyle 3 kuruşa muhtaç hale geldiler ve 3 kuruşa ellerindeki hisseleri çıkardılar. Şimdi burada Sermaye Piyasası Kurulu'nun devreye girmesi lazım. Ama şu anda 4 Mart'a kadar uzatıldı. Bu 4 Mart çok kritik bir tarih.
Sonra bunlar geliyorlar borsadaki vurgunlarına. Bu 3. aşama. Bu borsadaki vurgun ayağı çok sofistike bir ayak. Şimdi iki arsa sahibi imza vermiyor diye imar sorunu var diye konkordato ilan edip bunu da KAP'a bildirdikten sonra inşaat durdu. İnsanlar paralarını panik halde istiyorlar filan. Nakit sıkışıklığına düştük filan. KAP'a böyle bildirimler yapıyorlar. Böyle açıklamalar yapıyorlar. Tabii konkordato ilan edince Borsa İstanbul bunları yakaladı. Yani yakın izleme pazarına aldı. Konkordato ilan eden firmalar için oluşturulmuş yeni bir mekanizma. Şimdi bir hisse senedi YGYH değil mi? Y G Y O hisse senedi. Yeşil Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı. Şimdi bir hisse senedi yakın izleme piyasasına alınca artık o hisse senedine bir yatırımcı gelir mi? Gelmez. Hisse başladı. Aşağıya düşmeye. Düşmeye başladı aşağıya ama bunlar yeterince aşağıya düşüremediler. Sonra başka adamları devreye soktular. Birazdan detaylarıyla size anlatacağım. Başka isimleri, başka borsa spekülatörlerini devreye soktular ve hisse iyice iyice düşmeye başladı. Hisse iyice düştükten sonra ne yaptılar? Toplama zamanı geldi. İki şeyi toplamaya başladılar. Bir, paniğe kapılan ev sahiplerinden evlerini yok fiyatına geri almaya başladılar. Ta 10 yıl önce ödedikleri parayı vererek, enflasyon karşısında kuşa dönmüş parayı vererek evleri geri almaya başladılar. İkincisi panik halde hisseyi en dip noktadan satan insanların elinden hisseleri toplamaya başladılar. Dolayısıyla patron bir hiç fiyatına hisseleri toplamaya başlayıp firmanın tamamen sahibi oldu. Şimdi bu çok önemli. Niye biliyor musunuz? Çünkü daireler bitme noktasına gelmiş. Bakın size göstereyim. Görüyorsunuz bakın yukarıdan çekilmiş bir görüntüsü. Daireler bitme noktasına gelmiş zaten. 6.000 adet daire. Şimdi bunları yok fiyatından topluyor. Sonra bir de ne yapacak? Bunları yok fiyatından topladığı gibi borsadaki hisseleri de yok fiyatından alıyor. Sonra daireler satışa geçecek. Daireler teslim edilmeye başlayacak. Ondan sonra borsada ralli başlayacak. Borsada ralli başladıktan sonra ne olacak? Ralli başladıktan sonra bir daireleri güncel fiyattan satıp inanılmaz kar elde edecekler. İki daireler teslim edilmeye başlayıp bununla ilgili KAP bildirimleri başlayınca konkordato'yu da geri çekince yakın izleme piyasasından pazarından çıkartılacaklar. Hisseler bir anda tavan yapacak ve inanılmaz büyük kar elde edecekler. Sofistike planlanmış bir vurgundan söz konusu arkadaşlar.
Şimdi birincisi bu Yeşil Gayrimenkul konkordato ilan edemez. Niye ilan edemez biliyor musunuz? Bakın size göstereyim. Evet. Görüyor musunuz? Yeşil Gayrimenkul Ortaklığının eee bakın tekrar göstereyim size. Şöyle Yeşil Gayrimenkul Ortaklığının Yeşil Yatırım Holding, Yeşil Yapı Endüstri diye borsaya açık iki tane firması daha var. Bir fakat bu Resul, bu şirketin sahibi Engin Yeşil gördüğünüz gibi bedelli sermaye arttırımı yapıyor. Bakın diğer hisselerine. Bir hissesi konkordatoda diğer hisselerine bedelli sermaye arttırımı yapıyor ve borsadaki böyle vurgunların üzerine giden kişiler de diyor ki hayırlı işler Kamil bir kuruş kar payı vermedi. Sürekli yatırımcıdan para topluyor diye açıklamalar yapıyorlar. Şimdi bu firmanın yani konkordato ilan eden firmanın İstanbul 4. Levent'te Tower 205 isimli bir tane de kulede %25 ortaklığı var. Bakın bu Yeşil Gayrimenkul'ün arsaları var, başka mülkleri var, nakitleri var. Onların dışında bir de İstanbul Tower 205'te devasa bir kule. Çok değerli bir kule ve uluslararası bir bankada bu kuleyi satın almak için teklifte bulunmuştu. %25 hissesi var. Sadece bu %25 hissesi yani mahkeme dese ki ya senin burada %25 hissen var. Bu %25 hisseni sat. Bu daireleri tamamla. İnsanların dairelerini ver dese olay bitecek ama ne SPK bunu diyor ne mahkeme bunu diyor. Dolayısıyla aslında bu ilan edilen konkordato haksız. Çünkü şirketin elinde yeterince mal var. Bütün bu daireleri bitirecek kadar. Fakat bunlar oyunu başka taraflı, dört taraflı oynadıkları için bir de mağdur tarafları var. 6.000 konut satın almış insanlar. 6.000 kişi. Bunlar eylem yapıyorlar, mahkemelere davalar açıyorlar vesaire. Fakat bu insanların bıkması, yıldırılması gerekiyor. Ya şimdi bu mağdurların tarafında olan bir mağdurlarla ilgili platform kuruldu. Dernek platform kuruldu ve Özlem Hanelçi isimli kişi bu platformu kurdu. Şimdi size Özlem Hanelçi'nin bir tane paylaşımını göstereceğim. Şimdi Özlem Hanelçi gördüğünüz gibi bir paylaşım yapmış. Yeşil Gayrimenkul'ün eski merkezinin böyle en eski hali, tabelaları sökülmüş filan böyle halinden bir paylaşım yapmış. Ve bu paylaşım da bakın normalde ev sahiplerinden yana projedeki daire mağdurlarının derneği kendisi ama ev sahiplerine hitap etmiyor. Bakın tweet'e borsadaki yatırımcıya hitap ediyor. Borsadaki yatırımcıya diyor ki borsadaki yatırımcılara soruyorum filan diyerek bu tabelası sökülmüş şeyle. Şimdi ya Özlem Hanım sen Konut Mağdurları Derneği başkanısın. Sana ne borsadaki yatırımcılardan? Sen konutların mağdurlarının sorunlarıyla ilgilen. Konut mağdurlarıyla dikkat çek. Ama niye? Niye buradaki borsadaki yatırımcıya hitap ediyor Özlem Hanelçi? Çünkü Özlem Hanelçi bu tip paylaşımlar yaparak borsadaki yatırımcıları paniğe sokup hissenin değerinin iyice düşüp ellerindeki hisseleri çıkartmalarını istiyor. Hisselerini bu dip fiyattan satmalarını istiyor. Çünkü hisse şu an defter değerinin 0.14'üne düşmüş. Borsadaki en ucuz hisse noktasına düşmüş. Fakat insanlar zaten dibe düşmüş. Daha ne kadar dibe düşecek diye satmıyorlar. İnsanları da satmaya zorluyorlar. Çünkü diğer taraftan insanlar şunu da görüyor. Ya bu dairelerin %70'i bitmiş. Dairelerin bunlar ve bu firmanın içerisinde para var. Bu firmanın içerisinde başka gayrimenkuller var. Bunlar eninde sonunda bu daireleri bitirecekler. Bunu görüyor bazı borsa yatırımcıları satmıyorlar. Ama bunların satması için bu paniğe. Bakın az önce Özlem Hanelçi o tabelası sökülmüş bir bina resmi paylaşarak insanları bir yere doğru itiyor. Oysa bina şu anda içerisinde kiracı var. O binanın tabelaları filan da sökülmüş değil. Gayet modern bir şekilde hizmet veriyor. Ama binanın ta eski Yeşil Gayrimenkul ilk o binayı satın aldığı halden önceki o böyle en eski halindeki terk edilmiş fotoğraflarını paylaşıyor. Ne yapıyor? Borsadaki yatırımcıyı paniğe sokmak için yapılmış bir şey.
İşte burada devreye giren ikinci bir figür var. Panda Ayhan. Videomuzun başlığındaki Panda Ayhan. Şimdi bakın size Panda Ayhan'la ilgili bazı paylaşımlar yapacağım. Şimdi bu Panda Ayhan'ın YouTube kanalı. Görüyor musunuz? Borsayla ilgili paylaşımlar var. Borsayla ilgili paylaşımlarının yanına bir tane de menzil paylaşımı koyar hep. Menzil şeyhi ile ilgili paylaşımlar. Sürekli borsa yayınları filan YouTube'da borsa yayınları yapar. Arada böyle işte menzil. Bakın bu Panda Ayhan'ın ikinci hesabı. El Düzcevi kendisinin meğerse eee El Düzcevi diye isim vermiş buna. Menzil şeyhi. Niye? Kendisi Düzceliymiş. Menzil şeyhini de ziyarete gitmiş. El Düzcevi. Bakın Panda Ayhan'ın hesabı olduğu nereden belli biliyor musunuz? Bu hesabı önerince X görüyorsunuz. Yan tarafta Ayhan Öztürk'ün yani Panda Ayhan'ın borsa hesabını da öneriyor. Görüyorsunuz bakın. Sürekli menzil şeyhinden paylaşımlar. Şimdi bu niye sürekli menzil şeyhini paylaşıyor biliyor musunuz? Panda Ayhan borsa vurgunculuğundan kesinleşmiş hükmü var. Bu sebeple Gürcistan'a kaçtı. Gürcistan'da yaşıyor. Kendisini Gürcistan'dan iade ettirmesinler diye. Şu anda devlette, bakın Milliyetçi Hareket Partisi'nden de paylaşım var. Şu an devlette menzilciler filan güçlü olduğu için bu süreçte kendisini menzilci gibi gösterip AK Parti'nin şerrinden de korumak için böyle paylaşımlar yapıyor. Şimdi bakın burada da Panda Ayhan'ın kendi hesabı görüyorsunuz. Bakın Panda Ayhan dediğimiz şahıs bu. Burada da kendi hesabını görüyorsunuz. Kendi hesabından da sürekli olarak borsayla ilgili paylaşımlar yapar. Borsa ilgili Telegram grubu vardır, WhatsApp grubu vardır. Bu WhatsApp ve Telegram grubundan da borsada inanılmaz manipülasyonlar yapar Panda Ayhan. Dediğim gibi namının Panda Ayhan olmasının sebebi de kendisinin şu fotoğrafı nedeniyle arkadaşlar.
Şimdi bu Panda Ayhan ne yapıyor? Telegram grubu üzerinden, WhatsApp grubu üzerinden sürekli ilk başlarda geçmişte Yeşil Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı hissesi alın filan. Bak bunlar 3-4 tane etabı teslim ettiler Esenyurt'ta 3 etabı. Şimdi bu 4 etapta 6.000 tane daire var. Bunları da teslim edince bu hisse fırlayacak filan diye zamanında millete hisse aldırttılar, aldırttılar, aldırttılar. Zamanında insanlara ev aldırttılar, aldırttılar. Sonra ne oldu? Şimdi de insanların mallarını enflasyon nedeniyle değişti ya şeyler. Çökmek için böyle borsada paniğe sevk ediyor ve bu Panda Ayhan WhatsApp grubundan, Telegram grubundan X üzerinden bu Yeşil Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı bu evleri bitiremeyecek. Ondan sonra bunların hisseleri bunlar konkordato pazarından çıkmayacak zaten. Bunlarla ilgili iflas kararı verecek mahkeme. Böyle milletin elindeki hisse senetlerini 3 kuruş defter değerinin 0.14'ünden 14'ünden toplamaları için patronun bu Panda Ayhan'da devrede.
Şimdi burada iki tane kritik konumuz var arkadaşlar. Bu iki konu çok kritik. Şimdi birincisi bakın size tekrar göstereyim onu ben. Eee, bunların evet birinci konu bu arkadaşlar. Şimdi bakın bu Kamil Engin Yeşil'in yani Yeşil Holding'in sahibinin patronunun borsada halka açık üç tane firması var. Yeşil Yatırım Holding, Yeşil Yapı Endüstri, Yeşil Gayrimenkul. En son sıradaki Yeşil Gayrimenkul'le ilgili şu an konkordato ilanı var. Fakat daha 3 ay öncesinde bu Kamil Engin Yeşil'e Yeşil Yapı firmasına bedelli sermaye arttırımına SPK onay verdi. Yani Yeşil grubuna ait bir firmada konkordato var. Diğer firmasına bedelli sermaye arttırımı altında küçük yatırımcıdan para toplamasını sağladılar. Bu konu çok önemli, çok kritik. Çünkü Yeşil Gayrimenkul forumlarında bedelli sermaye arttırımı yapılacak diye yeniden korkutma faaliyetleri devam ediyor. Yani bedelli sermaye arttırımı yapılacak. Elinizdeki bu çöp hisseyi yine satın bu fiyattan filan deniyor. Ellerinde YG olan kişiler nereden para bulacak da yani bedelli sermaye arttırımına katılacak? Eğer SPK da adamlığı bulurlarsa SPK'da tabii ki bu bedelli sermaye arttırımını yapacaklar.
Şimdi bu konu niye kritik biliyor musunuz? Şimdi bakın bir adam düşünün. Bir firmasına konkordato ilan etmiş. Bir firması 6.000 tane konutu bitiremiyorum filan gibi iflasa gidebilecek bir süreç işletiyor bir taraftan. Diğer taraftan bu adamın borsada iki tane firması var. SPK bu adama diyor ki, "Senin firmaların gayet iyi durumda. Firmalarının mali yeterliliği çok iyi. Sen bu firmalarınla ilgili bedelli sermaye arttırımı yapıp hisse sahiplerinden para toplayabilirsin" diyor diğer taraftan. Yani SPK buna bedelli sermaye arttırımı izni vererek hisse sahiplerini biraz daha yolmasına izin veriyor diğer taraftan. Diğer taraftan da borsaya açık bir firmasına konkordato ilan etmesine izin vererek orada hisseleri dip yapıp ondan sonra hisseleri toplamasını sağlıyor. Sonra ne olacak biliyor musunuz? Buradaki bu hissedeki operasyonu tamamlayacaklar. O 7.000 konutu yeni sahiplerine günlük fiyatından satacaklar. Sonra borsadaki bu diğer iki firmadan birine dönecekler. Bu sefer o firmaların işlerinin bir tanesinde bir problem çıkartacaklar. Sonra o firmayla ilgili KAP açıklama yapacaklar. O firmanın hisselerini çöp yapacaklar. Sonra çöpü fiyattan o hisseleri toplayacaklar. Sonra sorunu çözecekler. Sonra o hisseler yeniden borsada ralli yapacak. Yükselecek. Adam gördüğünüz gibi gayrimenkulden yapamadığı kadar parayı borsa üzerinden yapıyor. Zaten şu an Türkiye'de yatırım parası elinde olanlar iş yapmayı, üretim yapmayı, bilmem inşaat yapmayı filan bırakmışlar. Borsadaki insanları çırpma işi o kadar büyük ki borsadan yaptıkları parayı hiçbir yerde yapmıyorlar.
Bu arada ikinci kritik bir konu var. Bu da mahkemeyi ilgilendiriyor ve Maliye Bakanlığı'nı ilgilendiriyor. Şimdi bakın bu KAP'a açıkladıkları konkordato kararında eee altta görüyorsunuz maviyle işaretledim. 4 Mart 2026'da mahkemenin vermiş olduğu konkordato kararına ilişkin geçici mühlet bitiyor. Normal şartlarda bunun artık uzatması yok. Mahkeme eee ya da SPK'dan adam bulup bu işi 6 ay daha uzatabilirler. Adam bulurlarsa normal şartlarda uzatması yok. Ya da mahkeme diyecek ki ya sen iflas kararı veriyorum seninle ilgili diyecek. İflas kararı veremez mahkeme. Niye? Çünkü adamın dediğim gibi Tower 205'te hissesi var. Başka elinde bir sürü arsaları var. Yani firmanın içi dolu. Dolayısıyla iflas kararı veremez. Zaten iflas kararı verilmesin diye firmanın içini de dolu bırakıyorlar. Fakat nasıl konkordato kararı çıkıyor? Bu işte adamını bulup Resul Kurt AK Parti milletvekili Resul Kurt adamını bulup bunların hepsini ayarlıyor. Ya da konkordato uzatacaklar. Şimdi bakın 4 Mart çok kritik bir tarih. Burada tekrar konkordato uzatma kararı çıkarsa artık bu elindeki konut olan insanlar da pes edecekler. Elinde hissi olan insanlar da pes edecekler. Bunlar şu an hani eee son KAP'a yaptıkları açıklamada 604 kişi gelip elindeki konutları yok fiyatına bunlara teslim etti. %70'i bitmiş ama şu anda 1000'e yakın insanın böyle teslim ettiği söyleniyor. Yani bu 1000 kişiyi ev alma vaadiyle bunlara güvenip parasını ödeyen, oradan ev satın alan, gidip o evlerin bankadaki kredilerini ödeyip tamamlayan 10 yıl geçmiş üzerinden krediler tamamlandı, insanlar ödedi, bitirdi filan. Ama bunlar şimdi bu insanların evlerine çöküyorlar. Ve Resul Kurt, bakın Resul Kurt bir açıklama yapıyor. Eee, görüyorsunuz Resul Kurt bakın şirketin yönetim kurulu üyesi. Yani bu AK Parti milletvekili olan kişi aynı zamanda da şirketin yönetim kurulu üyesi. Bu KAP'a yapılacak açıklamalar, borsayla ilgili bilançolar filan yönetim kurulu üyesiydi. CHP'liler filan bunun yönetim kurulu üyesine olmasına tepki göstermişlerdi. Şimdi geçici, bağımsız yönetim kurulu üyesi oldu. Bütün bu raporlar hazırlayan adam. Şimdi bakın Resul Kurt ne diyor? Görüyor musunuz? Mecliste bir tartışma çıkıyor. Meclisteki tartışmada diyorlar ki ya bu konutlar filan böyle bir vurgun var burada filan. Resul Kurt da diyor ki ya bu adam diyor işte 100.000 liraya filan orada bir konutlar şunlar bunlar satmış diyor. Sonra bunları bitirememiş diyor. Şimdi bu adama yolsuzluk yapıyor, vurgun yapıyor demek ahlaksızlıktır diyor. Şimdi bakın hem insanlardan paraları almışlar. Ta 10-2 yıl önceki fiyatlardan bahsediyor. İnsanlardan paraları almışlar. Sonra konutları vermemişler. Sonra da bu insanları yolsuzluk yaptınız, üzerine çöktünüz deyince de bu insanlara dönüp ahlaksız diyorlar. Bir de bunu yapanın hepsi, bütün bu ayarlamaları yapanın hepsi Resul Kurt. Hem şirketin yönetiminde hem şirketin SPK'dan ve konkordato alması için mahkemelerden işlerini ayarlıyor. Bunun karşılığında emin olun o 6.000 konut şimdi üzerine çökecekler ya. Bunun en az %20'sini Resul Kurt alır. En az %20'si. Çünkü bunların çalışma biçimi böyledir. %20. Ayrıca Resul Kurt da şu anda tıpkı Kamil Engin Yeşil gibi bu dip fiyattan bu Yeşil Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı'ndan hisse topluyor. Çünkü borsadan ne zaman ralliye geçeceklerini biliyorlar. Yeterince konutu topladıklarında, hisseyi yeterince topladıklarında bir anda konutlardaki aa o iki tane imza vermeyen kişi imzayı vermiş diyecekler. İmza verdi diyecekler. Konutlar zaten %70'i bitmiş. Gördüğünüz gibi %70'i bitmiş. Hemen konutları bitirecekler ve sonrasında borsada patlama yapacak hisse. Ondan sonra vurgun yapacaklar. Sonuçta ne olacak biliyor musunuz? 45 milyar dolarlık bir vurgundan bahsediyoruz. 45 milyar dolarlık vurgun ve bunların hepsini yapan üç kişi var. Panda Ayhan, Kamil Engin Yeşil ve Resul Kurt. Bu üçü bir araya gelmişler. 6.000 kişi sadece konutlarda. Bir de hisse sahibi olan da o kadar kişi borsada bunların hissesini alan o kadar kişi düşünün. 152.000 kişiyi soyuyorlar ya. Ve bu ülkede yargı mekanizması İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı milletin uçkurunun peşinde. Tamam, o fuhuş operasyonu, fuhuş operasyonları devam etsin. Orada küçük kızlara filan da yapılan şeyler var. Reşit olmayan kızlara bunlar devam etsin. Fakat diğer tarafta 15.000 kişiyi 3 kişi soyuyor ve buna dur diyen yok. Niye? İçerisinde AK Partili bir milletvekili var diye mi? Bu sebeple mi bu soyguna kimse dur demiyor? Şimdi burada bir Maliye Bakanı bu konkordato'yu durdurması lazım. 2. Sermaye Piyasası Kurulu burada devreye girmesi lazım. 3. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bu vurgunla ilgili derhal soruşturma başlatılması lazım. Bakın Kamil Engin Yeşil Türkiye'de de yaşamıyor adam. Amerika Birleşik Devletleri'nde hiç gelmiyor bile. Şirketi telefonla yönetiyor adam. Böyle yani işleri böyle yürütüyor adam. O kadar keyfi yerinde ki vurgunu Türkiye'de yapıyor. Kendisi Amerika Birleşik Devletleri'nde istediği gibi yaşıyor. Böylesine bir durum söz konusu. Umarım İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bununla ilgili bir adım atar.
Evet arkadaşlar bugünkü ana konumuz buydu. Eee, biraz da kalan zamanımda sorularınızı yanıtlamak istiyorum. Adıyamanlı Resul. Evet. Eee, Resul Kurt Adıyaman milletvekili. Gürcistan'da Hacılar Hud der Allah demiş. Evet arkadaş eee yani eee menzilci olmuş bir de. E çünkü şimdi şöyle düşünüyor. Menzilci görüntüsü verirsem işte AK Parti bana operasyon yapmaz zaten kamuda menzilciler güçlü filan gibi öyle düşünüyor. Yoksa kesinleşmiş hapis cezası var borsa vurgunculuğundan Panda Ayhan'ın. Yoksa Gürcistan'dan hemen getirilecek, iade edilecek Türkiye'ye. Eee Suriye'de olanlarla beraber AK Parti'nin artık seçimi kazanmasının kaçınılmaz olduğuna dair düşüncem var. Sizde de öyle mi? Yok öyle değil. Bakın, Adalet ve Kalkınma Partisi yani Suriye'de bu olan hadiseler ya da başka bir sebeple seçimi kazanabileceğini düşünseydi savaş çıkarma dahil. Yani bütün senaryoları bunlar masaya koydular. Seçim kazanmak için biliyorsunuz ekonomiyi batırmaktan tutum da savaş çıkarmaya kadar her türlü çılgınlığı yapacak kişiler bunlar. Ama bu senaryoların hiçbirisinde Tayyip Erdoğan Ekrem İmamoğlu karşısında seçimi kazanamıyor. Yani bunlar böyle Suriye'de olan hadiseler, başka konular filan bunların bunlara puan getirdiğini düşünmeyin. Bunlar azınlık iktidarı. Bunların artık iktidarda kalabilmelerinin tek yolu var. Rakiplerini belirleme. Bugüne kadar ayak oyunlarıyla rakiplerini belirlediler. Şu anda ayak oyunlarını da rakiplerini belirleyebilecek bir aşamayı geçtiler. Çünkü ayak oyunlarına gelmeyen bir rakip var karşılarında Ekrem İmamoğlu. Bu sebeple şu anki tek yolları karşılarındaki kazanacak adamları cezaevine atmak ya da onları cezaevi korkusuyla Mansur Yavaş gibi aday olamaz hale getirmek. Bunun dışında bunlar azınlığa düşmüş vaziyetteler. Bunların karşısında bu adaletsiz seçim sistemine rağmen, bu işte bütün medya ellerinde olmalarına rağmen kendi rakiplerine TRT'de bir dakika seçim propaganda fırsatı vermemelerine rağmen seçimi kaybedecekler. Ama kaybetmemek için tam diktatörlüğü seçtiler. Kazanacak rakibi cezaevine atma. Zaten bunların ayak oyunlarına, siyasi ayak oyunlarına gelmeyen iki figür vardı. Türkiye'de biri Selahattin Demirtaş, biri Ekrem İmamoğlu ikisi de bu sebeple içeride. Ayak oyunlarına gelenler, gelebilecek olan potansiyeli olan dokunmuyorlar. Yollarına devam etsinler diye. Abi eee Martı Tak ve Oğuz Alper Öktem hakkında düşüncelerin nedir? Ya aslında bu Martı Tak bir dosyası da hazırlamam lazım. Biliyorsunuz onların aynı zamanda da Tayyip Erdoğan ailesinin içerisinde de akrabalıkları filan var. O firmanın önü açık yani Tayyip Erdoğan akrabalığı nedeniyle. Abdullah Yeşilyurt'u da unutma MHP'li demiş. Abi bu eee cemaatlerden iktidar yanlısı olmayan Arif Deniz Olgun'un ölümü suikast mıydı? Ya onunla ilgili aslında o Süleyman Efendi grubunun içerisinden çok detaylı açıklamalar yapanlar oldu. Onlara bakabilirsiniz arkadaşlar. Cevher Bey, Amerika'da ICA polisi bir vatandaşı daha öldürdü. Ne düşünüyorsunuz bu konuda? Yani Minoseta valisi de artık bu polisler e ülkemizi terk etsinler filan. Eyaletimizi terk etsinler filan diye açıklama yaptılar. Hakikaten yani bu bir tamamen iç politika meselesi Amerika'da olan şeyler. Trump böyle yabancı karşıtlığını artık böyle pompalamak için işi bu noktaya kadar getirdi. Ya mesela Avrupa'da da yabancı karşıtlığını pompalayarak iktidarlarını pekiştirenler, iktidara gelen liderler var. Fakat olay Amerika boyutunda olunca iş bambaşka noktaya ya sokağa eğitimsiz şiddete meyilli böyle insanları yaydılar ve bunlar adeta bir böyle sürek avı başlattılar. Böyle hani filmlerdeki gibi. Geçtiğimiz günlerde bir bu polis biriminin bir şefinin görüntüsü vardı. Kendisine bildiğiniz Nazi üniformaları var ya Nazi filmlerinde gördüğümüz böyle yünden kalın yeşil uzun filan. O Nazi üniformalarından bir tane diktirmiş kendisine. Onunla sokaklarda böyle yanına da ICI polislerini almış. Onlarla birlikte yürüyor. Yani böyle enteresan, inanılmaz bir şey ya. Bu Amerika'da belli konular öyle üç noktalara, uç noktalara gidiyor ki insan inanamıyor hakikaten. Yani böyle hani Amerika'da nasıl oluyor bunlar filan ama oluyor gördüğünüz gibi enteresan bir şey. Sedat Şahin Bahçeli'yi ziyaret etmiş demiş arkadaş. Evet Sedat Şahin Bahçeli'ye ziyarete gitti. Vardır bir sebebi. Muhakkak Ali Uzun Tuğca Ökçesi hakkında şikayette bulunmuş. Paylaşımları kesildi. Bakış açınızı merak ediyoruz." demiş. Evet yani hem kişisel verilerle ilgili anladığım kadarıyla hem hakaret, tehdit filan onunla ilgili şikayette bulunmuş. Yani aslında bu da enteresan bir şey. Bu yeraltı dünyasının figürleri kendilerinin bir işleri olduğu zaman adam hiç mahkemeye falan dinlemezler. Adamı indirirler aşağı. Fakat böyle olunca da mahkemeye başvuruyorlar. Rakipleri bunlarla ilgili filan hani böyle mağdurlar filan mahkemeye filan başvurursa da adamı indirirler aşağı filan yani. Ama enteresan kendileriyle ilgili konular olunca bir anda hukuk sistemini hatırlayıverdiler. Yani hatırlıyorlar. Böyle oluyor bu işler hep. "Okan Buruk ne zaman tutuklanacak dem" demiş. Yani Okan Buruk'un tutuklanmasını gerektirecek bir konu var mı bilmiyorum ama geçtiğimiz günlerde bu Ali Koç'la ilgili bir tartışma yaşadıklarına ilişkin bir bilgi yayıldı biliyorsunuz. İbrahim Seten tarafından işte Ali Koç'la bu Bebek Otel'de karşılaşmışlar. Ali Koç Okan Buruk'a küfretmiş. Okan Buruk'ta işte filan gibi bir olay yani. Biraz bana ütopik geldi. Çünkü hani Ali Koç hakikaten böyle Okan Buruk yani rakip takımın teknik direktörü ya. Okan Buruk'a küfredecek kadar böyle hani Ali Koç kendisini aşağı indirmemiştir filan diye düşünüyorum. Yani bir başka rakip y kendisinin muhatabı diğer takımın başkanıdır. Yani teknik direktör kadar öyle bir şey olduğuna inanmıyorum. Ama öyleyse durum işler bambaşka bir noktaya gider. Arkadaşlar Okan Buruk'un tutuklanması ile ilgili olayın öyle o noktaya gideceğini düşünmüyorum ben. Bu İstanbul'da süren uyuşturucu fuhuş operasyonlarında filan Sergen Yalçın'ın ismi geçti biliyorsunuz. Bu hem kadın ayarlayan hem de uyuşturucu ayarlayan bir kişiyle aşırı samimiyeti nedeniyle. Fakat Sergen Yalçın açısından bile dosya durduruldu. Yani iktidar şu an böyle üç büyük kulüp takımın herhangi birisine bir şey yapabilecek. Biliyorsunuz Selahattin Saran'la ilgili de sadece Fenerbahçe camiasını hizaya sokmak için Selahattin Saran'a böyle bir atış yaptılar. Sonra Selahattin Saran'ı bile bıraktılar. Dolayısıyla bu üç büyük kulübü böyle karşısına alacak iktidar şu an öyle bir aşama değil. Yani iktidar şu an öyle o kadar pekişmiş değil o açıdan. Abi sence İmamoğlu seçimde aday olabilir mi? İzin verirler mi? Eee şu gidişat yani Cumhuriyet Halk Partisi'nin ve muhalefetin dozu yükseltme gidişatı bu şekilde devam ederse Ekrem İmamoğlu seçim sürecinde cezaevinde olmaya devam edecek. Yani bu şekilde Ekrem İmamoğlu cezaevinden çıkartılamaz. Şu an hani o HDP'nin ilk Selahattin Demirtaş'ın tutuklandığı sürece benziyor. Selahattin Demirtaş ilk tutuklandığında HDP bir tepki verdi. Sonra bu tepkinin dozu azaldı, azaldı azaldı. HDP kendi konularına döndü. Selahattin Demirtaş da cezaevinde olan herhangi bir HDP'liye dönüştü. Şu an Ekrem İmamoğlu da Cumhuriyet Halk Partisi açısından yavaş yavaş yavaş cezaevindeki herhangi bir CHP'liye dönüşme noktasına doğru gidiyor. Biliyorsunuz bu CHP'ye yönelik operasyonlarda da belediye çalışanları vesaire dahil toplamda bildiğim kadarıyla 600 kişiden fazla gözaltına alındı ya da tutuklandı. Abi Ali Yeşildağ tahliye olmuş." diyorlar. Ali Yeşildağ tahliye olmuşsa Yunanistan'dan ben bilmiyorum açıkçası. Bu konuda bir bilgim yok. En son cezaevinde Yunanistan'da diye biliyordum. Abi bu mafya liderleri Devlet Bahçeli'yi ziyaret eder. Birlikte resim çekilir, paylaşır. Allah Bahçeli'nin mafya liderleriyle ne alakası olabilir ki? demiş. Evet. Ne alakası olabilir ki filan. Ama bu aslında Devlet Bahçeli'den ziyade Şenkal Atasagun'un mevzusudur. Şenkal Atasagun biliyorsunuz milli milli istihbarat teşkilatında alt düzeylerde görevliyken mafya mensuplarını MİT görevlerinde kullanma fikrinin mimarıdır. Ve Alaattin Çakıcı'yı da o dönem Milli İstikrar Partisi teşkilatına angaje eden kişi Şenkal Atasagundur. Sonra Şenkal Atasagun'un adım adım adım yükselip MİT müsteşarı oldu ve onun MİT müsteşarlığı döneminde de mafya mensuplarının MİT operasyonlarında çeşitli biçimlerde kullanılmalarıyile ilgili süreç tap yapmıştı, zirve yapmıştı. Şu an Şenkal Atasagun'un Devlet Bahçeli'nin danışmanı olduğu için mafya liderleri üzerinden toplumda şekillendirme yapabiliriz diye bu şekilde Devlet Bahçeli ile bu mafya irtibatını, bağlarını güçlendiren isim yine Şenkal Atasagun oldu. Hatırlayın Alaattin Çakıcı ile Devlet Bahçeli yani kanlı bıçaklı gibilerdi. Alaattin Çakıcı Devlet Bahçeli'ye ne mektuplar yazıyordu cezaevinden. Hakaretler öyle hakaretler ediyor ki insanın duymadığı hakaretler yani böyle değişik değişik keşişler bilmem tuhaf tuhaf kelimeler ile hakaretler ediyordu. Sonra Şenkal Atasagun ikisini barıştırdı. Yani dolayısıyla oradaki esas kişi Şenkal Atasagun arkadaşlar. Selahattin Demirtaş Kürtleri bir arada tutmak için yeni bir parti kurar mı? Yok. Selahattin Demirtaş'ın yeni bir parti kuracağını da düşünmüyorum. İktidarın da böyle hani yeniden bu HDP'nin özellikle bu son süreçte büyük biçimde anlamını yitirmesi, yanlış politikalarla HDP'nin tabanından kopmaya başlaması nedeniyle yeni bir Kürt partisi ihtimali ortaya çıkarsa ben iktidarın bu yeni bir Kürt partisine e yani Kürtlerin kendisini temsil noktasında başarılı olabilecek bir partinin kurulmasına iktidarın ben izin vereceğini dahi düşünmüyorum. Niye biliyor musunuz? Hüdapar var biliyorsunuz. Bölgedeki İslamcı Kürt parti. Onun alternatifi olan bir parti kurulacaktı. Özgür bir partinin ismini unuttum şu anda hatırlamıyorum. İçişleri Bakanlığı partinin kuruluş dilekçesini almadı. Biliyorsunuz bir parti kurmak çok kolaydır. İçişleri Bakanlığı'a bu partiyi kuruyorum diye dilekçe verdiğiniz zaman parti kurulur. İçişleri Bakanlığı'nın kampüsünden içeriye sokmadılar adamları dilekçelerini almak için. Niye? O parti kurulursa İslamcı Kürt çizgide politika yapacaktı ve Hüdapar'ın altını boşaltacaktı. Buna daha izin vermediler. Şu an Türkiye'de parti kurmak da iktidarın onayı altında. Yani İçişleri Bakanlığı'nın güvenliğini geçip parti kuruyorum diye dilekçe dahi veremezsiniz. İktidarın oyununu bozacak bir parti kuruyorsanız eğer. Abi Azat Yeşil'i duydun mu? E İSka Gökdeniz'in sahibi Lucian Arkas hakkında ne düşünüyorsun abi? demiş. Vallah bu isimleri duymadım. E bana mail atabilirsen mailden konuşuruz arkadaşım.
Evet bir yayının daha sonuna geldik arkadaşlar. Bugün 6.000 konut sahibini ve bir o kadar da borsada hisse sahibi olan kişilerin üç kişi tarafından dolandırılması ile ilgili bir dosyayı gündeme getirdim. Bu dosya önemliydi. Çünkü buna benzer Türkiye'nin farklı noktalarında farklı vurgunlar yapılmaya devam ediyor. Bunların kamuoyunun gözü önünde açığa çıkartılması ve bunların oyunlarının bozulması önemli. Bugün de bu açıdan önemli bir yayın yaptığımı düşünüyorum. Lütfen kanalı beğenmeyi, yorum yapmayı, her türlü etkileşimde bulunmayı unutmayın. Eee, ve kanalıma abone olup bildirim butonunu da açarsanız çok iyi olur. Bir sonraki yayında görüşmek üzere. Hoşça kalın.